Fillere dayanıklı tarım ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
896 kelime 156 kel/dk

Video özeti: Kenya’da fillerin ekinlere girmesiyle karşı karşıya kalan çiftçiler, yiyeceklerini arı kovanlı çitler ve kaydedilmiş vızıltılarla koruyor; arılar ayrıca bitkileri tozlaştırıp bal üretiyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. increasingly being forced to — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Artan bir eğilim belirten zarfın edilgen yapı ve mastarla birleşerek dış baskıların insanlara ya da hayvanlara zaman içinde daha az seçenek bıraktığını nasıl gösterdiğini anlayın. Bu kalıbı çevresel, toplumsal veya kurumsal baskıları anlatırken kullanabilirsiniz. 2. do spell big trouble — Deyimler ve mecazlı ifadeler: spell trouble ifadesinin harf harf söylemekten değil, ileride çıkabilecek sorunlara işaret etmekten söz ettiğini ve do sözcüğünün yargıyı güçlendirdiğini fark edin. Haber yorumlarında veya gündelik konuşmalarda kesin bir risk değerlendirmesi yapmak için kullanabilirsiniz. 3. even a recording of bees angrily buzzing — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: even sözcüğünün şaşırtıcı ölçüde basit ama yine de etkili bir seçeneği nasıl sunduğunu görün: gerçek arıların yanı sıra yalnızca bir ses kaydı da filleri uzaklaştırabilir. Açıklama veya savınızda beklenmedik biçimde işe yarayan bir seçeneği vurgulamak için bu anlatım hamlesinden yararlanabilirsiniz.

Bu derste

6 Minute English from bbclearningenglish.com.

0:00

bbclearningenglish.com'dan 6 Dakika İngilizce.

Hello,

0:07

Merhaba,

this is 6 Minute English from BBC Learning English.

0:08

BBC Learning English'ten 6 Dakika İngilizce'ye hoş geldiniz.

I'm Neil.

0:11

Ben Neil.

And I'm Beth.

0:11

Ben de Beth.

Maybe the only good thing about COVID lockdowns

0:12

Belki de COVID karantinalarının tek iyi yanı

was the return of wildlife to our towns and cities. Kalıp ifadeler

0:16

yaban hayatının kasaba ve şehirlerimize geri dönmesiydi.

Kalıp ifadeler

İsim yapısı olarak the return of X to Y

Burada return, bir şeyin bir süre uzakta veya ortada olmamasından sonra bir yerde yeniden görünmesini anlatan bir isimdir. the return of X to Y yapısında of X neyin ya da kimin geri döndüğünü, to Y ise nereye döndüğünü belirtir. Bu yapı; etkinliklerin, türlerin, geleneklerin veya toplumsal eğilimlerin yeniden ortaya çıkmasını anlatmak için kullanışlıdır. Örneğin, the return of tourists to the city denebilir. Burada come back fiil öbeği değil, return ismi kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi the return of X to Y isim yapısıyla tamamlayın: After many years without them, the town celebrated ____ wolves to the area.

Cevabı göster

the return of

Birds,

0:20

Kuşlar,

foxes,

0:20

tilkiler

and deer were seen in the streets close to people's homes.

0:21

ve geyikler insanların evlerinin yakınındaki sokaklarda görüldü.

Of course,

0:24

Elbette,

rubbing shoulders with animals, Deyimler

0:25

hayvanlarla iç içe olmak,

spending time with them,

0:27

onlarla vakit geçirmek

is amazing.

0:28

harika bir şey.

Deyimler

Mecazlı bir deyim olarak rubbing shoulders with animals

Rub shoulders with, genellikle aynı yerde veya etkinlikte bulunulduğu için biriyle tanışmak, vakit geçirmek ya da sosyal olarak bir arada olmak anlamına gelen bir deyimdir. Genellikle omuzların gerçekten birbirine değmesini anlatmaz. Bu cümlede, deyimden sonra normalde gelen kişi veya grubun yerinde animals kullanılmıştır. Bu eğlenceli kullanım, insanların ve yaban hayvanlarının aynı alanı yakın mesafede paylaşması görüntüsünü canlandırır.

Alıştırma

“Tanıştı ve bir arada bulundu” anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: At the science fair, the volunteers ____ leading researchers.

Cevabı göster

rubbed shoulders with

But imagine a hungry African elephant stumbling into your garden Notlar

0:30

Ancak aç bir Afrika filinin bahçenize girdiğini

and eating your prize vegetables. Kelime

0:34

ve ödüllü sebzelerinizi yediğini hayal edin.

Anlatım akışı

But imagine: Canlı bir varsayımsal soruna geçiş

But, önceki ve daha olumlu düşünceden farklı bir yöne geçildiğini gösterir. Ardından imagine, dinleyiciyi zihninde varsayımsal bir sahne kurmaya davet eder. But imagine... birlikte kullanıldığında anlatım daha sorunlu bir olasılığa yönelir. Bu, yalnızca kelimesi kelimesine bir emir değil, söylemi düzenleyen bir giriş ifadesidir. Konuşan kişi, dinleyicilerin bir sorunu gözlerinde canlandırıp sonraki noktayı anlamaları için bunu somut bir örnekten önce kullanır.

Alıştırma

'The shortcut seems easy,' ifadesinden sonra hangi cümle canlı bir varsayımsal soruna geçişi en iyi sağlar?

  1. The shortcut is two miles long.
  2. But imagine trying to cross it after a week of heavy rain.
  3. I imagined the shortcut yesterday.
Cevabı göster

But imagine trying to cross it after a week of heavy rain.

Kalıp ifadeler

stumbling into your garden: Dengesiz veya beklenmedik bir giriş

Stumble into + yer, bir yere dengesiz, beceriksiz veya beklenmedik biçimde girmek anlamına gelir. Buradaki stumbling into your garden, filin bahçeye girişini ani ve kontrolsüz gösterir; filin mutlaka düştüğü anlamına gelmez. Into, bir alanın dışından içine doğru hareketi gösterir. Stumble tek başına dengeyi kaybetmeyi anlatırken stumble into a place hem bir yere girişi hem de hareketin nasıl gerçekleştiğini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi stumble into ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Exhausted and dizzy, the runner ____ the medical tent.

Cevabı göster

stumbled into

Kelime

prize vegetables: özellikle değer verilen sebzeler

prize vegetables ifadesinde prize isimden önce gelir ve “özellikle değerli, çok iyi veya gurur kaynağı” anlamını taşır. Sebzeler bahçıvanın özenle yetiştirdiği en iyi ürünlerden olabilir; bir yarışmada ödül olarak verilen sebzeler değildir. Bu sıfat işlevi a prize possession, prize roses ve a prize specimen gibi birleşimlerde de görülür. prize + isim yapısını, sahibinin çok değer verdiği veya olağanüstü bulduğu bir şeyi anlatan yapı olarak okuyun.

Alıştırma

“The gardener protected her prize roses during the storm,” cümlesindeki prize roses ne anlama gelir?

  1. üzerinde fiyat etiketi bulunan güller
  2. ödül olarak dağıtılacak güller
  3. özellikle değer verdiği veya sahip olduğu en iyi güllerden saydığı güller
Cevabı göster

özellikle değer verdiği veya sahip olduğu en iyi güllerden saydığı güller

How would you stop it?

0:37

Bunu nasıl durdururdunuz?

It sounds unlikely,

0:38

Kulağa pek olası gelmiyor,

but that's exactly the problem faced by farmers in Africa. Anlatım akışı

0:40

ama bu tam olarak Afrika'daki çiftçilerin karşılaştığı sorun.

Anlatım akışı

that's exactly the problem faced by...: bir durumu gerçekle ilişkilendirmek

That's, az önce anlatılan duruma geri gönderme yapar; exactly ise bu durumun yalnızca benzer olmadığını, konuşulan sorunun ta kendisi olduğunu vurgular. Faced by farmers in Africa, sorunu yaşayan grubu belirtir. Bu kalıp bir açıklamayı iki adımda düzenler: Önce varsayımsal veya şaşırtıcı gelebilecek bir durum sunar, ardından bunu doğrudan gerçek bir grupla ilişkilendirir. Yeniden kullanılabilecek çerçeve That's exactly the problem faced by + grup şeklindedir.

Alıştırma

exactly, the, problem, faced ve by sözcüklerini kullanarak hedef bağlantı kalıbını tamamlayın: “Losing internet access during an online exam may sound unusual, but that's ____ students in remote areas.”

Cevabı göster

exactly the problem faced by

Yes,

0:44

Evet,

as human populations increase, Dilbilgisi

0:44

insan nüfusu artarken,

while natural habitats decline,

0:47

doğal yaşam alanları daraldıkça,

people and animals are increasingly being forced to compete for space. Notlar

0:49

insanlar ve hayvanlar giderek daha fazla alan için rekabet etmeye zorlanıyor.

Dilbilgisi

Aynı anda gerçekleşen iki eğilim için as ... while ...

Burada as, devam eden bir değişimi anlatır ve “bir şey değiştikçe” anlamına yakındır; “olarak” anlamında değildir. Önce insan nüfusundaki yükseliş eğilimini sunar. While aynı anda gerçekleşen ikinci bir eğilim ekler ve ters yönü vurgular: doğal yaşam alanları azalmaktadır. Bu iki yan cümle, ana sonucu birbiriyle bağlantılı iki arka plan değişiminin içine yerleştirir. Bu yapı, bir eğilim yükselirken diğerinin düştüğü durumları açıklamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi as ... while ... yapısıyla tamamlayın: ____ city populations grow ____ green spaces shrink, housing pressure increases.

Cevabı göster

As · while

Dilbilgisi

increasingly being forced to: giderek artan devam eden edilgen yapı

Are being forced to, force fiilinin şimdiki zamanda devam eden edilgen yapısıdır. Gelişmekte olan bir durumda öznenin özgürce seçmesi yerine dış koşulların ona bir şey yaptırdığını anlatır. Altyazıda, alan üzerindeki baskı insanlara ve hayvanlara daha az seçenek bırakır. Increasingly, bu baskının giderek daha yaygın veya daha güçlü hâle geldiğini gösterir. Yapı özne + am/is/are + increasingly + being forced to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Burada devam eden edilgen yapıyı being kurar. Being çıkarıldığında cümle basit edilgen olarak yine dil bilgisine uygundur, ancak devam eden süreç artık öne çıkarılmaz.

Alıştırma

Cümleyi increasingly ve force fiilinin devam eden edilgen biçimiyle tamamlayın: Rising costs mean that small shops are ____ raise prices.

Cevabı göster

increasingly being forced to

Kalıp ifadeler

compete for space: sınırlı alan için rekabet etmek

Compete for space, iki veya daha fazla insanın, hayvanın ya da grubun aynı sınırlı alana ihtiyaç duyması demektir. Buradaki space, yaşamak, hareket etmek veya kaynak bulmak için gereken alandır; uzay anlamına gelmez. Kalıp compete for + sınırlı bir şey şeklindedir. Durumu rekabet olarak anlatır; tek başına fiziksel bir kavga olduğunu göstermez.

Alıştırma

Tüm takımların aynı sınırlı alanı istediğini göstermek için İngilizce cümleyi compete ve ardından gelen doğru sözcükle tamamlayın: Several teams must ____ the same training space.

Cevabı göster

compete for

Wild animals can endanger humans

0:55

Yabani hayvanlar, yiyecek veya su için çiftliklere girdiklerinde

when they break into their farms for food or water. Öbek fiiller

0:57

insanları tehlikeye atabiliyor.

Öbek fiiller

break into their farms: çiftliklerine izinsiz girmek

Break into + bir yer, o yere izinsiz, çoğu zaman zor kullanarak veya bir engeli aşarak girmek demektir. Bu cümlede hayvanlar çiftliklere müdahaleci bir şekilde girer; ifade, bir şeyin gerçekten kırılmasını gerektirmez. Break into, korunan bir hesabı veya sistemi de nesne olarak alabilir. Bu kullanımda yetkisiz erişim elde etmek anlamına gelir.

Alıştırma

İzinsiz girişi göstermek için İngilizce cümleyi break ve ardından gelen doğru sözcükle tamamlayın: A thief tried to ____ the locked office after midnight.

Cevabı göster

break into

And people might be forced to attack or even kill these animals Dilbilgisi

1:01

Ve insanlar evlerini savunmak için

to defend their homes. Kalıp ifadeler

1:05

bu hayvanlara saldırmak, hatta onları öldürmek zorunda kalabilirler.

Dilbilgisi

might be forced to: baskının doğurabileceği belirsiz bir sonuç

might be forced to + fiilin yalın hâli yapısında be forced to, dış baskının veya koşulların bir kişiyi makul bir seçeneksiz bırakabileceğini gösterir. Burada hayvanlara saldırmak, insanların kendi istekleriyle yaptığı bir şey değil, tehlike karşısında istemeden verebilecekleri bir tepki olarak sunulur. Might sonucu belirsiz bırakır: bu, kesin veya hâlihazırda gerçekleşen bir durum değil, olası bir sonuçtur. to sözcüğünden sonra fiilin yalın hâli kullanılır: might be forced to leave.

Alıştırma

Cümleyi might ve force fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: If the bridge closes, commuters ____ take a much longer route.

Cevabı göster

might be forced to

Kalıp ifadeler

to defend their homes: bir tehdide direnme amacı

To defend their homes, amaç bildiren bir to-infinitive yapısıdır ve insanların hayvanlara neden saldırabileceğini açıklar. Defend, bir saldırıya veya açık bir tehdide direnmek anlamına gelir; bu nedenle eylem, tehlikeye karşı koyarak evi koruma şeklinde sunulur. defend one's home ifadesinde home, binanın kendisini ve daha geniş anlamda onunla bağlantılı insanları ve yaşam biçimini ifade edebilir. Yaygın bir kalıp defend + kişi/yer + from/against + tehdit biçimindedir.

Alıştırma

Bir kasaba silahlı saldırı altında. Muhafızların saldırıya direnmek için kaldığını en açık biçimde ifade eden cümle hangisidir?

  1. The guards stayed at the gate to defend the town.
  2. The guards stayed at the gate to protect the town from heavy rain.
  3. The guards stayed at the gate because the town defended them.
Cevabı göster

The guards stayed at the gate to defend the town.

This situation,

1:07

İnsan-yaban hayatı çatışması olarak bilinen

known as human-wildlife conflict, Kelime

1:08

bu durum,

is becoming more frequent.

1:10

giderek daha sık yaşanıyor.

Kelime

known as human-wildlife conflict: bir terimi tanıtmak

Geçmiş zaman ortacı yapısı known as..., önceki isme kabul edilen adını veya terimini ekler. Burada this situation ifadesini açıklar ve this situation, which is known as human-wildlife conflict biçimindeki tam yapıya genişletilebilir. human-wildlife conflict, insanların ve yabani hayvanların arazi, yiyecek, su veya güvenlik konusunda karşı karşıya geldiği durumlar için kullanılan alan terimidir. Buradaki conflict doğrudan bir kavga olmasını gerektirmez.

Alıştırma

Cümleyi bu derste resmi bir terim tanıtan iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: This process is ____ photosynthesis.

Cevabı göster

known as

But in this program,

1:12

Fakat bu programda,

we'll be hearing about ingenious farmers in Kenya Anlatım akışı

1:14

yiyeceklerini aç yabani hayvanlardan koruyan

who are keeping their food safe from hungry wild animals. Kalıp ifadeler

1:17

Kenya'daki dâhi çiftçiler hakkında bir şeyler dinleyeceğiz.

Anlatım akışı

we'll be hearing about: sıradaki içeriği önceden bildirmek

Yönlendirme ifadesi we'll be hearing about..., sıradaki konuyu önceden bildirir ve dinleyicileri planlanmış bir bölüme hazırlar. Burada dinleyicilere programın sırada Kenyalı çiftçileri ve yöntemlerini sunacağını söyler. Hear about, yalnızca bir sesi fark etmek değil; bir hikâye, röportaj veya tartışma yoluyla bilgi edinmek anlamına gelir. Gelecekte devam eden zaman yapısı we'll be hearing, geçişin planlanmış bir program akışının parçası gibi duyulmasını sağlar.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki dört sözcüklü önceden bildirme ifadesiyle tamamlayın: Next, ____ a scientist who studies deep-sea animals.

Cevabı göster

we'll be hearing about

Kalıp ifadeler

keep something safe from: korunan şeyi ve tehdidi belirtme

Keep + nesne + safe from + tehlikenin kaynağı, nesneyi tehlikenin ona zarar vermemesi, onu bozmaması veya alıp götürmemesi için korumak demektir. Cümlede their food korunan nesnedir; hungry wild animals ise from ile belirtilen tehdittir. Nesne keep ile safe arasına gelir. Hem korunan şeyi hem de tehlikenin kaynağını belirtmek istediğinizde bu kalıbı kullanabilirsiniz.

Alıştırma

keep, your phone, safe ve from ifadelerini doğru sıraya koyarak cümleyi tamamlayın: A waterproof case can ____ rain.

Cevabı göster

keep your phone safe from

And as usual,

1:21

Ve her zamanki gibi,

we'll be learning some useful new vocabulary.

1:22

bazı faydalı yeni kelimeler öğreneceğiz.

But first,

1:25

Ama önce,

I have a question for you,

1:25

sana bir sorum var,

Beth.

1:27

Beth.

Weighing around 6 tons, Dilbilgisi

1:28

Yaklaşık 6 ton ağırlığındaki

a fully grown African elephant needs to eat a lot every day. Kalıp ifadeler

1:29

yetişkin bir Afrika filinin her gün çok fazla yemek yemesi gerekir.

Dilbilgisi

Weighing around 6 tons: cümle başındaki ortaç öbeği

Weighing around 6 tons, ana cümleden önce gelen bir şimdiki zaman ortaç öbeğidir. Ardından gelen a fully grown African elephant öznesi hakkında arka plan bilgisi verir. Ana fiil değildir; cümlenin ana fiili needs'tir. weighing sözcüğünün örtük öznesi, ana cümlenin öznesiyle aynı olmalıdır. Bu kısa yapı, ana düşünceyi belirtmeden önce ölçülebilir bir bilgiyi sunmanızı sağlar.

Alıştırma

Fotoğraf makinesinin bir kilogramdan hafif olduğunu söylemek istiyorsunuz. Hangi cümle başlangıçtaki ortaç öbeğini doğru kullanır?

  1. Weighing less than one kilogram, I can carry the camera easily.
  2. Weighing less than one kilogram, the camera is easy to carry.
  3. Weighing less than one kilogram, the backpack can hold the camera.
Cevabı göster

Weighing less than one kilogram, the camera is easy to carry.

Kalıp ifadeler

fully grown African elephant: tamamen büyümüş Afrika fili

fully grown African elephant ifadesinde fully grown, filin temel büyüme sürecini tamamlayıp yetişkin boyutuna ulaştığını belirtir. Fully, grown sözcüğünü niteler; burada bir şeyin miktar bakımından dolu olduğu anlamına gelmez. Bu ifade yalnızca büyüklüğü değil, gelişim aşamasını anlatır. Genç bir fil büyük olabilir ama henüz tamamen büyümemiş olabilir. Aynı yapı insanları, başka hayvanları veya bitkileri anlatmak için de kullanılabilir.

Alıştırma

Fully ile grow fiilinin geçmiş zaman ortacını kullanarak cümleyi tamamlayın: At about one year old, this dog will be ____.

Cevabı göster

fully grown

But how much exactly?

1:34

Peki ama tam olarak ne kadar?

Is it A,

1:36

A mı,

50 kg of food per day?

1:37

günde 50 kg yiyecek?

B,

1:40

B mi,

100 kg of food per day?

1:40

günde 100 kg yiyecek?

Or C,

1:42

Yoksa C mi,

150 kg of food per day?

1:43

günde 150 kg yiyecek?

Hmm,

1:46

Hmm,

I'll guess an elephant eats 150 kilos of food a day.

1:47

ben bir filin günde 150 kilo yiyecek yediğini tahmin ediyorum.

Okay,

1:52

Peki,

Beth.

1:52

Beth.

We'll find out if that's the right answer at the end of the program. Öbek fiiller

1:52

Bunun doğru cevap olup olmadığını programın sonunda öğreneceğiz.

Öbek fiiller

find out if: Bir şeyin doğru olup olmadığını öğrenmek

Find out if, cevabı henüz bilinmeyen bir soruyu ifade eder. Bilgi edinip bir şeyin doğru olup olmadığını öğrenmek anlamına gelir. Altyazıdaki cümlede program, cevabın doğru olup olmadığını daha sonra açıklayacaktır. Find out ifadesini bir öbek fiil olarak düşünün: find out if + yan cümle. İfade, bilmemekten öğrenmeye geçişe odaklanır; if ise kontrol edilmesi gereken durumu başlatır.

Alıştırma

Find out öbek fiilinin ardından if getirerek cümleyi tamamlayın: Check the website to ____ the pool is open today.

Cevabı göster

find out if

Victor Ndombi is food security officer for the wildlife charity Kelime

1:56

Victor Ndombi, vahşi yaşam yardım kuruluşu

Save the Elephants.

2:01

Save the Elephants'ta gıda güvenliği görevlisidir.

Kelime

food security officer: gıdaya düzenli erişime odaklanan görev

Food security, insanların yeterli, güvenli ve besleyici gıdaya düzenli olarak ulaşabilmesi anlamına gelir. Bir food security officer bu hedefle ilgili programlar, politikalar veya toplum destek çalışmaları yürütür. Bu cümlede officer, resmî bir mesleki sorumluluğu olan kişiyi belirtir. Security, gıdaya düzenli erişimi anlatır; gıdayı ya da bir binayı korumayı değil.

Alıştırma

Hangi sorumluluk en doğrudan bir food security officer görevine girer?

  1. Restoran mutfaklarının hijyenik olup olmadığını denetlemek
  2. Bir gıda deposunu izinsiz girenlere karşı korumak
  3. Toplumların yeterli gıdaya düzenli erişimini sürdürmesine yardımcı olmak
Cevabı göster

Toplumların yeterli gıdaya düzenli erişimini sürdürmesine yardımcı olmak

Kelime

wildlife charity: yaban hayatını koruyan yardım kuruluşu

Wildlife charity, temel işi yabani hayvanları ve onların bağlı olduğu yaşam alanlarını korumak veya desteklemek olan bir yardım kuruluşudur. Bu cümlede wildlife, Save the Elephants kuruluşunun desteklediği alanı belirtir. Burada charity, yalnızca başkalarına yardım etme fikrini değil, bir kuruluşu ifade eden sayılabilir bir isimdir. İngilizcede environmental charity veya children's charity örneklerinde olduğu gibi, kuruluşun odak alanı charity sözcüğünün önüne getirilir.

Alıştırma

Hangi grup en doğru biçimde wildlife charity olarak tanımlanır?

  1. Okul sporları için para toplayan bir kulüp
  2. Evcil hayvan ve evcil hayvan malzemeleri satan bir şirket
  3. Nesli tehlike altındaki hayvanları ve yaşam alanlarını koruyan bir kuruluş
Cevabı göster

Nesli tehlike altındaki hayvanları ve yaşam alanlarını koruyan bir kuruluş

Victor works at Tsavo National Park in Kenya, Kültür

2:03

Victor, Kenya'daki Tsavo Ulusal Parkı'nda çalışıyor;

where he's often faced with wild elephants Kalıp ifadeler

2:06

burada sık sık yiyecek ve su için

breaking into farms for food and water. Öbek fiiller

2:08

çiftliklere giren vahşi fillerle karşılaşıyor.

Kültür

Kenya'daki Tsavo Millî Parkı: koruma altındaki bir doğal alan

Tsavo Millî Parkı, Kenya'da koruma altındaki bir doğal alandır; sıradan bir şehir parkı değildir. Millî parklar doğal manzaraları, yaşam alanlarını ve yaban hayatını korur, ancak insanlar da bu alanları ziyaret edebilir. Bu yer bilgisi cümleyi anlamak için gereken temel bağlamı sağlar: vahşi filler koruma alanını çevreleyen geniş bölgede yaşar ve hareket eder; yakındaki çiftlikler de yiyecek ve su aradıkları yerler olabilir.

Alıştırma

Bu cümlede Tsavo National Park nasıl bir yerdir?

  1. Yerel halkın dinlenmesi için sıradan bir şehir bahçesi
  2. Fil yetiştiren özel bir çiftlik
  3. Doğal manzaraları ve yaban hayatını koruyan bir doğal alan
Cevabı göster

Doğal manzaraları ve yaban hayatını koruyan bir doğal alan

Kalıp ifadeler

be faced with: bir sorunla uğraşmak zorunda olmak

be faced with + isim öbeği yapısında faced with, “birinin zor bir şeyle uğraşmak zorunda olduğu bir durumda kalmak” anlamına gelir. Burada Victor, çiftliklere giren vahşi fillerin yol açtığı sorunla uğraşmak zorundadır; ifade yüzünün baktığı yönü anlatmaz. Cümlede he's, he is ifadesinin kısaltmasıdır: he is often faced with wild elephants. Aynı yapı sorunlar, zorluklar, seçimler ve tehlikelerle kullanılabilir.

Alıştırma

be faced with yapısını tamamlayın: The town is ____ a severe water shortage.

Cevabı göster

faced with

Öbek fiiller

breaking into farms: bir sınırı aşarak izinsiz girmek

breaking into farms ifadesinde break into, fillerin girmemesi gereken bir araziye, genellikle bir çiti ya da başka bir sınırı aşarak girmesi anlamına gelir. Farms burada mutlaka bir çiftlik binasını değil, çiftlik arazisini belirtir. breaking into farms şeklindeki -ing yapısı, Victor'ın karşılaştığı durumda yabani fillerin ne yaptığını açıklar. Burada break into, sıradan bir şekilde bir yere girmeyi değil, istenmeyen ya da sorun yaratan bir girişi anlatır.

Alıştırma

Fillerin bir sınırı aşıp girmemeleri gereken bir tarlaya girdiklerini en iyi anlatan cümle hangisidir?

  1. The elephants broke into the fenced field during the night.
  2. The elephants walked around the fenced field during the night.
  3. The elephants looked into the fenced field during the night.
Cevabı göster

The elephants broke into the fenced field during the night.

Here's Victor explaining more to Michael Kaloki, Anlatım akışı

2:11

İşte Victor, BBC Dünya Servisi programı People Fixing the World muhabiri

reporter for BBC World Service program People Fixing the World. Kültür

2:14

Michael Kaloki'ye daha fazlasını açıklıyor.

Anlatım akışı

Here's Victor explaining more: sıradaki konuşmacıyı tanıtmak

Here's Victor explaining more, programın bir sonraki bölümüne geçiş yapan bir ifadedir. Dinleyicinin dikkatini Victor'ın birazdan yapacağı açıklamaya yöneltir; bu nedenle here's burada bir nesneyi gösterme ya da uzatma anlamından çok “şimdi dinleyin veya izleyin” işareti gibi çalışır. Here's + kişi + -ing yapısı, birazdan konuşacak, bir şey gösterecek veya bir eylem yapacak kişiyi tanıtır. Dinleyicinin sırada kimi duyacağını ya da göreceğini ve o kişinin ne yapacağını belirterek bilgi akışını düzenler.

Alıştırma

Sunucunun geçiş cümlesini tamamlamak için Here's + Maya + show fiilinin -ing biçimi + us kullanın: ____ how the safety check works.

Cevabı göster

Here's Maya showing us

Kültür

BBC World Service program People Fixing the World: medya kaynağını ve programı belirlemek

BBC World Service, BBC’nin uluslararası yayın hizmetidir; People Fixing the World ise bu hizmetteki programlardan birinin adıdır. Program, gerçek hayattaki sorunları çözmeye çalışan insanlara ve fikirlere odaklanır. Burada program, bilgisayar yazılımı değil, yayın programı anlamındadır. Tam ad, Michael Kaloki’nin bağlı olduğu medya kuruluşunu ve programı belirtir; böylece dinleyici kaynağı ve röportaj bağlamını anlayabilir.

Alıştırma

Bu cümlede İngilizce program sözcüğü neyi ifade ediyor?

  1. People Fixing the World adlı bir BBC programı.
  2. Muhabirin kullandığı bir bilgisayar yazılımı.
  3. Victor’ın röportajı için hazırlanmış yazılı bir program.
Cevabı göster

People Fixing the World adlı bir BBC programı.

The conflict usually varies,

2:19

Çatışma genellikle farklılık gösteriyor,

uh what we experience here is uh Anlatım akışı

2:21

ıı, burada deneyimlediğimiz şey ıı

Anlatım akışı

what we experience here is...: yerel deneyimi çerçevelemek

What we experience here is... “bu yerde karşılaştığımız durum ...” anlamına gelir. Konuşan kişi ana ayrıntıyı vermeden önce cevabı yerel ya da doğrudan deneyimle sınırlar; böylece bu ayrıntının her yerde geçerli olduğunu söylemiş olmaz. Dil bilgisi bakımından what we experience here, is fiilinin öznesi olan bir yan cümleciktir. Buradaki what, “... olan şey veya durum” anlamına gelir. Bu nedenle yapı, normal düz cümle sırasına sahip bir ifadedir; soru değildir.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki çerçeveleme ifadesinin aynısıyla tamamlayın: The rest of the country has reliable electricity, but ____ a power cut almost every evening.

Cevabı göster

what we experience here is

during the crop season, Kelime

2:22

hasat mevsiminde,

the rainy season,

2:24

yağmur mevsiminde,

that's where we usually have the crop raids. Kelime

2:25

genellikle mahsul baskınlarını işte o zaman yaşıyoruz.

Kelime

during the crop season, the rainy season: ekin mevsiminde, yağmur mevsiminde

During + bir zaman dilimi, bir şeyin o dönem içinde gerçekleştiğini belirtir. Burada during the crop season, ekin baskınlarının genellikle ne zaman gerçekleştiğini açıklar. Crop season, ekinlerin büyümesi veya hasada hazır olmasıyla bağlantılı tarımsal bir dönemdir. Rainy season ise yılın yağışların yoğunlaştığı bölümüdür. Konuşmacı bu yerde iki dönem çakıştığı için iki ifadeyi yan yana kullanır. Buradaki season, bir televizyon programının sezonunu değil, her yıl tekrarlanan doğal veya tarımsal bir döngüyü belirtir.

Alıştırma

Yılın düzenli yağışlarla tanımlanan bölümünü özellikle hangi ifade adlandırır?

  1. the crop season
  2. a television season
  3. the rainy season
Cevabı göster

the rainy season

Kelime

crop raids: yaban hayvanlarının ekin baskınları

Crop raid, yaban hayvanlarının tarım arazisine girerek ekinleri yediği veya onlara zarar verdiği bir olaydır. İnsanlarla yaban hayatı arasındaki çatışmayı anlatan bu bağlamda ifade, askerî bir saldırıyı değil, filler gibi hayvanların davranışını belirtir. Raid, ani ve zarar verici bir girişi düşündürür. Crop raid sayılabilen bir addır: bir olay için one crop raid, birden fazla olay için several crop raids kullanılır. Cümledeki çoğul biçim, bu olayların tekrar tekrar yaşandığını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi tarlalara girip ekinleri yiyen veya onlara zarar veren hayvanlarla ilgili iki sözcüklü terimle tamamlayın: The village recorded two ____ by elephants last month.

Cevabı göster

crop raids

The elephants usually come here

2:27

Filler genellikle buraya gelirler

and a lot of them

2:29

ve birçoğu

and they crop raid on the crops. Kelime

2:29

mahsullere baskın yaparlar.

Kelime

crop raid on the crops: doğaçlama fiil benzeri kullanım

Crop raid genellikle hayvanların tarım arazilerine girip ürünleri yediği veya ürünlere zarar verdiği bir olayı anlatan isim öbeğidir. Burada konuşmacı, bu isim öbeğini they crop raid içinde geçici olarak fiil gibi kullanıyor ve ardından on the crops ekliyor. Kastedilen, fillerin ekili araziye girip ürünleri yemesi veya onlara zarar vermesidir. Bu, sahadaki doğaçlama konuşmada uzmanlık bağlamı sayesinde anlaşılabilen bir ifadedir; ancak crop raid on the crops özenli İngilizce için normal bir örnek değildir. Başka durumlara aktarılabilecek beceri, tanıdık bir ismin geçici olarak fiil gibi kullanıldığını fark edip kastedilen eylemi bağlamdan çıkarmaktır.

Alıştırma

Vurgulanan bölümde crop raid nasıl kullanılıyor?

  1. Hasat edilmiş bir ürün türünü adlandıran isim olarak.
  2. Ürünlerin hazır olduğunu belirten sıfat olarak.
  3. Tarlalara girip ürünleri yemek veya onlara zarar vermek anlamına gelen fiil benzeri bir ifade olarak.
Cevabı göster

Tarlalara girip ürünleri yemek veya onlara zarar vermek anlamına gelen fiil benzeri bir ifade olarak.

Can I ask you, Ton ve niyet

2:32

Sana sorabilir miyim,

Victor,

2:32

Victor,

where do these elephants come from?

2:33

bu filler nereden geliyor?

Ton ve niyet

Can I ask you...: soruya nazik bir giriş

Can I ask you, dinleyeni asıl soruya hazırlayan nazik bir giriş ifadesidir. Burada röportajı yapan kişi hemen where do these elephants come from? sorusuyla devam eder; yalnızca soru sormak için izin isteyip konuşmasını bitirmez. Bu ifade sorunun daha az ani duyulmasını sağlar ve karşı taraftan bilgi ya da açıklama istendiğini gösterir.

Alıştırma

Can I ask you ifadesini gömülü bir soruyla tek bir yazılı cümlede doğru kullanan seçenek hangisidir?

  1. Can I ask you that how this system works?
  2. Can I ask you how this system works?
  3. Can I ask you how does this system work?
Cevabı göster

Can I ask you how this system works?

So,

2:35

Yani,

they come from those private ranches, Notlar

2:35

şu özel çiftliklerden,

national parks,

2:37

ulusal parklardan geliyorlar,

and they come to this community.

2:38

ve bu topluluğa geliyorlar.

Dilbilgisi

come from ... come to ...: kaynak ve varış noktasını belirtme

come from hareketin başladığı yeri, yani kaynağı belirtir. come to ise ulaşılan yeri, yani varış noktasını belirtir. Bu cümlede hareket özel çiftlikler ve millî parklarda başlar, bu toplulukta sona erer. Tam bir güzergâh göstermek için özne + come from + kaynak ve ardından come to + varış noktası kalıbını kullanabilirsiniz. Come fiilinin tekrarlanması güzergâhın iki ucunu da açıkça gösterir. Come genellikle konuşanın bulunduğu yere veya konuşmada odak noktası olan yere doğru hareketi anlatır.

Alıştırma

Önce kaynağı, sonra varış noktasını belirten edatlarla güzergâhı tamamlayın: The cranes come ____ the northern wetlands and come ____ this lake every winter.

Cevabı göster

from · to

Kültür

private ranches, national parks: arazi türlerini ayırt etme

Private ranches, özel mülkiyette olan veya özel olarak yönetilen, genellikle hayvan otlatmak ve yetiştirmek için kullanılan geniş arazilerdir; bazıları yaban hayatını da yönetir. National parks ise doğayı ve yaban hayatını korumak için resmî olarak belirlenen ve yönetilen alanlardır. Burada bu terimler, fillerin dolaşım alanındaki iki farklı yönetim biçimine sahip arazi türünü belirtir. İnsanların çizdiği sınırlar hayvanların hareketini durdurmadığı için filler özel veya korunan arazilerden bir topluluğun bulunduğu alana geçebilir.

Alıştırma

Şu tanıma en uygun İngilizce ifade hangisidir: özel olarak yönetilen ve genellikle hayvan otlatmak için kullanılan büyük bir arazi?

  1. a community garden
  2. a private ranch
  3. a national park
Cevabı göster

a private ranch

They are looking for where there is green pasture. Kelime

2:39

Yeşil otlakların olduğu yerleri arıyorlar.

Kelime

green pasture: hayvanların beslenebileceği yeşil otlak

Bu cümlede green pasture, hayvanların yiyebileceği taze otların veya yere yakın başka bitkilerin yetiştiği arazi demektir. Green, bitkilerin sağlıklı biçimde büyüdüğünü anlatır; asıl fikir arazinin yalnızca yeşil görünmesi değil, orada yiyecek bulunmasıdır. Pasture, otlatma için kullanılan araziyi veya orada yetişen otları ifade edebilir. Hayvanların green pasture aradığını söylemek, onların beslenebilecekleri yerlere doğru hareket ettiğini açıklar.

Alıştırma

Bu cümlede green pasture ne anlama geliyor?

  1. Yalnızca mısır yetiştirmek için kullanılan tarla
  2. Yeşile boyanmış arazi
  3. Hayvanların yiyebileceği taze bitkilerin bulunduğu arazi
Cevabı göster

Hayvanların yiyebileceği taze bitkilerin bulunduğu arazi

So,

2:41

Bu yüzden,

they come to this community

2:42

bu topluluğa geliyorlar

where we have these nutritious foods.

2:43

çünkü burada bu besleyici gıdalarımız var.

You know,

2:46

Bilirsiniz,

elephants love maize, Kelime

2:46

filler mısırı,

beans,

2:48

fasulyeyi severler,

and that is the crop that farmers here usually farm.

2:48

ve bu, buradaki çiftçilerin genellikle yetiştirdiği mahsuldür.

Kelime

maize, beans: mısır ve fasulye ürünleri

Maize, mısır bitkisini veya tanelerini; beans ise fasulye bitkilerinin yenebilen tohumlarını ifade eder. Bu cümlede iki sözcük de yerel çiftçilerin yetiştirdiği ürünleri ve filleri çeken yiyecekleri adlandırır. Maize, Britanya İngilizcesinde ve uluslararası tarım alanında bu ürün için kullanılan yaygın terimdir. Günlük Amerikan İngilizcesinde ise genellikle corn kullanılır.

Alıştırma

Bu cümledeki maize ve beans sözcüklerini hangi ifade doğru açıklar?

  1. Bunlar tarım aletlerinin adlarıdır.
  2. Bunlar iki tür otlaktır.
  3. Bunlar tarım ürünleridir: maize mısırdır, beans ise fasulye bitkilerinin yenebilen tohumlarıdır.
Cevabı göster

Bunlar tarım ürünleridir: maize mısırdır, beans ise fasulye bitkilerinin yenebilen tohumlarıdır.

So,

2:52

Yani,

they come and eat those crops here

2:52

gelip buradaki o mahsulleri yiyorlar

and also looking for water.

2:54

ve ayrıca su arıyorlar.

Victor sounds very calm about this. Ton ve niyet

2:56

Victor bu konuda çok sakin görünüyor.

Ton ve niyet

sounds very calm about this: tavrı sesten değerlendirmek

Burada sounds, “duyulduğunda böyle bir izlenim verir” anlamındaki bir bağ fiilidir. Victor sounds very calm, konuşanın Victor’ın sesinden ya da konuşma biçiminden onun tavrını çok sakin bulduğunu anlatır; sesinin yüksekliğinden söz etmez. Kullanılabilir kalıp person + sound/sounds + adjective + about + topic şeklindedir. about this, onun hangi konuda sakin göründüğünü belirtir. Bu ifade bir gözlemcinin izlenimini aktarır; Victor’ın gerçekte ne hissettiğini kesin olarak kanıtlamaz.

Alıştırma

Bir kişinin tavrını sesinden değerlendirmek için sound sözcüğünü doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Leo sounds worry about the delay.
  2. Leo sounds worriedly about the delay.
  3. Leo sounds worried about the delay.
Cevabı göster

Leo sounds worried about the delay.

It's just a way of life for the people out here. Deyimler

2:58

Bu, buradaki insanlar için sadece bir yaşam tarzı.

Deyimler

a way of life: günlük yaşamın yerleşmiş bir parçası

A way of life, uzun süredir yerleşmiş ve günlük yaşamı şekillendiren bir düzeni ya da gerçeği anlatır. Bu cümlede durum olağan dışı bir olay olarak görülmez; orada yaşayan insanlar için normal hâle gelmiştir. just sözcüğü, durumu sıra dışı değil sıradan gösterir: onlar için bu yalnızca hayatın bir parçasıdır. A way of life seçilmiş bir yaşam tarzını da anlatabilir, ancak burada birlikte yaşamayı öğrendikleri ve tekrar tekrar karşılaştıkları bir gerçeği belirtir.

Alıştırma

“Günlük yaşamın yerleşmiş bir parçası” anlamındaki kalıpla cümleyi tamamlayın: For many families on the island, fishing is ____.

Cevabı göster

a way of life

But elephants do spell big trouble for farmers. Deyimler

3:01

Fakat filler gerçekten çiftçiler için büyük bir sorun teşkil ediyor.

Deyimler

do spell big trouble: Vurgulu do ve spell trouble ifadesinin anlamı

spell big trouble ifadesindeki spell, “ciddi bir sorunun ortaya çıkacağı anlamına gelmek veya bunun işareti olmak” demektir. Burada bir kelimenin harflerini tek tek söylemek anlamında değildir. Big, trouble sözcüğünü güçlendirir; bu nedenle ifade ciddi olumsuz sonuçlara işaret eder. Do, yalın fiil spell’den önce kullanılan vurgulu bir yardımcı fiildir. Bu olumlu cümlede “gerçekten” veya “hakikaten” anlamını ekler ve But’tan sonraki iddiayı güçlendirir.

Alıştırma

“Gerçekten ciddi sorunlara işaret etmek” anlamındaki vurgulu ifadeyi tamamlayın: The manager sounds relaxed, but these missing safety checks ____ for the project.

Cevabı göster

do spell big trouble

A fully grown male elephant can weigh the same as six cars Dilbilgisi

3:05

Yetişkin bir erkek fil, üst üste binmiş altı araba ile

on top of each other. Kalıp ifadeler

3:08

aynı ağırlıkta olabilir.

Dilbilgisi

can weigh the same as six cars: Eşit ağırlıkları karşılaştırma

Weigh the same as iki şeyin ağırlığını karşılaştırır: Filin ağırlığı altı otomobilin toplam ağırlığına eşit olabilir. Bu karşılaştırma, çok büyük bir ağırlığın daha kolay canlandırılmasını sağlar. Kalıp A + weigh(s) + the same as + B şeklindedir. Can, tam yetişkin bir erkek fil için mümkün olan bir ağırlığı gösterir; her filin tam olarak bu ağırlıkta olduğu anlamına gelmez. Karşılaştırılan yalnızca ağırlıktır, boyut veya biçim değildir.

Alıştırma

Cümleyi eşit ağırlık anlatan, “same” içeren üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: A large vending machine can weigh ____ a small car.

Cevabı göster

the same as

Kalıp ifadeler

on top of each other: dikey olarak üst üste

On top of each other, iki veya daha fazla nesnenin biri diğerinin üstünde ve genellikle alttakine dayanacak biçimde dikey olarak yığıldığını anlatır. Bu cümlede altı arabanın dikey biçimde üst üste konduğunu hayal etmek, filin olağanüstü ağırlığını gözde canlandırmayı kolaylaştırır. Buradaki each other, arabalar arasındaki konum ilişkisini gösterir. Arabaların etkin biçimde birbirine bir şey yaptığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Dikey bir yığını anlatan dört kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The plates were placed ____.

Cevabı göster

on top of each other

It's easy to see how they can destroy crops and livelihoods. Notlar

3:10

Mahsulleri ve geçim kaynaklarını nasıl yok edebileceklerini görmek kolay.

Anlatım akışı

It's easy to see how: kanıttan açık bir sonuca geçmek

It's easy to see how, how ile başlayan yan cümleyi daha önce verilen bilgilerden kolayca anlaşılabilecek bir sonuç veya olasılık olarak sunar. Burada filin büyük bedeni kanıttır; ekinlere ve geçim kaynaklarına verilen zarar ise şaşırtıcı olmayan olası bir sonuç olarak gösterilir. Buradaki see, gözle bakmak değil, anlamak demektir. Bu kalıp dinleyiciyi kanıttan çıkarıma taşırken how, sonucu mümkün kılan yolu veya olaylar zincirini tanıtır.

Alıştırma

Sonucun kolayca anlaşılabildiğini gösteren beş kelimelik kalıpla cümleyi tamamlayın: The bridge is closed. ____ the journey could take much longer.

Cevabı göster

It's easy to see how

Kelime

destroy crops and livelihoods: ekinlere ve insanların geçim kaynaklarına zarar vermek

Bu cümlede destroy crops and livelihoods birbiriyle bağlantılı iki zararı anlatır: Ekinler fiziksel olarak mahvolur ve insanların geçimlerini sağlama yolu ciddi biçimde zarar görür. Livelihood, birinin günlük ihtiyaçlarını karşılamasını sağlayan iş, gelir veya kaynaklardır. Burada livelihoods çiftçilerin geçim kaynakları demektir; hayatları veya canları demek değildir.

Alıştırma

destroy crops and livelihoods ifadesinin anlamını en iyi hangi cümle açıklar?

  1. Hasadı mahveder ve insanların geçimlerini sağlama yollarını ellerinden alır.
  2. Çiftlik işlerini yalnızca biraz daha zahmetli hâle getirir.
  3. Bitkilere zarar verir ama insanların gelirini etkilemez.
Cevabı göster

Hasadı mahveder ve insanların geçimlerini sağlama yollarını ellerinden alır.

Victor works in a national park, Kültür

3:15

Victor bir ulusal parkta çalışıyor,

a large area of land

3:17

hükümet tarafından

which is protected by the government Kelime

3:19

doğal güzelliği,

because of its natural beauty,

3:21

bitkileri

plants,

3:23

veya hayvanları nedeniyle

or animals.

3:23

korunan geniş bir arazi.

Kültür

national park: koruma altındaki geniş bir doğal alan

Burada national park, doğal manzarasını, bitkilerini veya hayvanlarını korumak amacıyla hükûmet tarafından koruma altına alınmış geniş bir doğal alandır. Şehirde oyun oynamak veya piknik yapmak için kullanılan küçük bir yeşil alan değildir. Virgülden sonraki a large area of land... sözleri national park ifadesini doğrudan tanımlar. Böylece cümlenin kendisi terimi anlamak için gereken bilgiyi verir.

Alıştırma

Bu cümlede national park ne anlama gelir?

  1. Ağaçları bulunan herhangi bir özel tarla.
  2. Doğal manzarası, bitkileri veya hayvanları için korunan geniş bir doğal alan.
  3. Genellikle oyun ve piknik için kullanılan küçük bir şehir bahçesi.
Cevabı göster

Doğal manzarası, bitkileri veya hayvanları için korunan geniş bir doğal alan.

Kelime

is protected by the: edilgen yapıda resmî koruma

is protected by the government ifadesinde land, korumadan yararlanan şeydir. is protected, protect fiilinin edilgen biçimidir; by the government ise korumadan sorumlu makamı belirtir. Buradaki protected, esas olarak hukuki ve idari açıdan resmî bir koruma statüsünü anlatır. Bu statü; yapılaşmayı, avlanmayı veya zarar vermeyi sınırlayan kuralları içerebilir ve yalnızca birinin araziyi fiziksel olarak gözetmesi anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi protect fiilinin uygun biçimi ve sorumlu makamı tanıtan sözcükle tamamlayın: The wildlife reserve is ____ the national government.

Cevabı göster

protected by

He explains that the elephants raid crops like maize and beans

3:25

O, fillerin parktaki çiftçilerin

from farmers in the park.

3:29

mısır ve fasulye gibi mahsullerini yağmaladığını (raid) açıklıyor.

To raid means to suddenly attack a place and steal from it. Anlatım akışı

3:31

Baskın yapmak (to raid), bir yere aniden saldırmak ve oradan bir şeyler çalmak anlamına gelir.

Anlatım akışı

To raid means to...: fiil tanımlama kalıbı

To raid means to... yapısında ilk mastar olan To raid, tanımlanan eylemdir. Means tanımı başlatır, ikinci to ise bu eylemin açıklamasını başlatır. Yeniden kullanılabilen kalıp To + fiil means to + fiil öbeği şeklindedir. Bilgiyi “önce terim, sonra tanım” düzeninde verir; buradaki ilk to, “-mek için” anlamına gelmez.

Alıştırma

To + fiil means to tanım kalıbını eksiksiz tamamlayın: ____ speak very quietly.

Cevabı göster

To whisper means to

These crop raids have become more frequent Kalıp ifadeler

3:36

Bu mahsul baskınları daha sık hale geldi

Kalıp ifadeler

have become more frequent: bugüne kadar gelişen bir değişim

Have become more frequent, ekinlere yapılan bu baskınların artık geçmişe göre daha sık gerçekleştiğini belirtir. Present perfect yapısındaki have become, bu artışı geçmişten bugüne gelişen bir değişim olarak sunar. Frequent bir sıfattır; bu nedenle become fiilinden sonra gelebilir. More frequent ise karşılaştırma biçimidir. Bu yapıda frequent yerine doğrudan often kullanmak doğal değildir. Often genellikle These raids happen often örneğindeki gibi bir eylemi niteler.

Alıştırma

Cümleyi have become ve frequent sıfatının karşılaştırma biçimiyle tamamlayın: Flash floods ____ in this region over the past decade.

Cevabı göster

have become more frequent

because elephants are desperate to find water Kalıp ifadeler

3:38

çünkü filler umutsuzca su arıyorlar

Kalıp ifadeler

desperate to find water: acil su bulma ihtiyacı

Be desperate to do something, genellikle zor bir durum nedeniyle bir şeyi yapma ihtiyacının veya isteğinin son derece güçlü ve acil olduğunu belirtir. Burada desperate to find water, su bulmanın filler için yalnızca istedikleri bir şey değil, gerekli ve acil olduğunu gösterir. Yapı be + desperate + to-infinitive şeklindedir: are desperate to find. Bu kullanımda desperate aciliyeti vurgular; birinin bütün umudunu kaybettiği anlamına gelmek zorunda değildir.

Alıştırma

Cümleyi be desperate to yapısıyla tamamlayın: After hours without water, the hikers were ____ reach the spring.

Cevabı göster

desperate to

and because the park lacks money to fix broken fences, Kalıp ifadeler

3:41

ve parkın, yabani hayvanları dışarıda tutan

Kalıp ifadeler

lacks money to fix broken fences: lack fiili + money + to mastarı

lacks money to fix broken fences ifadesinde lacks ana fiildir. Özne the park, money ise fiilin doğrudan nesnesidir; bu nedenle fiilden sonra of gelmez. Özne tekil olduğu için lack fiili -s alır. to fix broken fences mastar yapısı, paranın ne için gerektiğini belirtir. Aktarılabilir kalıp özne + lack(s) + money + to + fiilin yalın hâlidir ve maddi yetersizlik yüzünden bir işin veya projenin yapılamadığını açıklar.

Alıştırma

Onarımların neden yapılamadığını açıklarken lack fiilini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The library is lack money to replace the broken heating system.
  2. The library lacks of money to replace the broken heating system.
  3. The library lacks money to replace the broken heating system.
Cevabı göster

The library lacks money to replace the broken heating system.

which keep wild animals out. Öbek fiiller

3:45

kırık çitleri onarmak için parası yok.

Öbek fiiller

keep wild animals out: keep + nesne + out

keep wild animals out ifadesinde keep, bir şeyin belirli bir durumda veya konumda kalmasını sağlamak anlamındadır. wild animals nesnedir, out ise sonucu belirtir: hayvanlar dışarıda kalır ve korunan alana girmez. Aktarılabilir yapı keep + nesne + out şeklindedir. Genellikle bir engelin, örtünün veya kuralın neyin içeri girmesini önlediğini anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle, kapağın tozun kutuya girmesini önlediği anlamına gelir?

  1. The lid keeps dust beside the box.
  2. The lid keeps dust out of the box.
  3. The lid keeps dust in the box.
Cevabı göster

The lid keeps dust out of the box.

Victor says the raids have become a way of life,

3:47

Victor, baskınların bir yaşam tarzı (a way of life) haline geldiğini söylüyor,

an activity that has become a regular thing in people's lives,

3:51

bunun sadece ara sıra gerçekleşen bir şeyden ziyade,

rather than something that happens only occasionally. Dilbilgisi

3:54

insanların hayatında düzenli bir şey haline gelmiş bir aktivite olduğunu.

Dilbilgisi

rather than... ile daha az doğru bir tanımı elemek

Bu cümlede rather than, konuşanın reddettiği açıklamayı sunar: something that happens only occasionally. Etkinlik, ara sıra gerçekleşen bir olay değil, insanların hayatının düzenli bir parçası olarak anlatılır. Bu yapı açıklamayı “A rather than B” biçiminde düzenler. A, konuşanın daha doğru bulduğu tanımdır; B ise düzeltilen olası yanlış anlama ya da elenen alternatiftir.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: The course is a regular weekly commitment rather than a one-off event. rather than burada ne yapıyor?

  1. Kursun neden her hafta yapıldığını açıklar.
  2. İki tanımın da aynı ölçüde doğru olduğunu söyler.
  3. “a one-off event” ifadesini daha az doğru bir tanım olarak eler.
Cevabı göster

“a one-off event” ifadesini daha az doğru bir tanım olarak eler.

That's no problem if it's a fox in your rubbish bin, Ton ve niyet

3:58

Çöp kutunuzdaki bir tilki ise bu sorun değil,

Ton ve niyet

That's no problem if... ile asıl zorluktan önce koşulu sınırlamak

That's no problem if..., bir durumun yalnızca if ile belirtilen koşul altında kabul edilebilir olduğunu söyler. Burada çöp kutusundaki tilki, daha küçük ve başa çıkılabilir durum olarak ele alınır. Bu, konunun tamamı hakkında nihai bir yargı değil, sınırlı bir kabuldür. Genellikle but ile başlayan ve asıl sorun olan durumu sunan bir karşıtlığa hazırlık yapar.

Alıştırma

Hangi cümle önce sınırlı bir durumu kabul edip ardından asıl zorluğu sunuyor?

  1. That's no problem if you need one copy, but printing two hundred will take an hour.
  2. Printing two hundred copies is difficult because one copy is no problem.
  3. That's no problem, so printing any number of copies will always be quick.
Cevabı göster

That's no problem if you need one copy, but printing two hundred will take an hour.

but African elephants are as big as six cars Dilbilgisi

4:01

ancak Afrika filleri üst üste binmiş

on top of each other.

4:05

altı araba kadar büyüktür.

Dilbilgisi

are as big as six cars: as ... as eşitlik karşılaştırması

are as big as six cars, be + as + sıfat + as + karşılaştırma ölçütü yapısını kullanır. Burada as big as, filleri altı arabayla karşılaştırarak büyüklüklerini gözde canlandırmayı kolaylaştırır. Her iki as de kullanılmalıdır. Birincisi big sözcüğünden önce gelir, ikincisi ise karşılaştırma ölçütünü tanıtır. Bu yapı as tall as veya as fast as gibi başka sıfatlarla da kullanılabilir.

Alıştırma

Eşitlik karşılaştırmasını eksiksiz as ... as yapısıyla tamamlayın: The screen is ____ wide ____ the desk.

Cevabı göster

as · as

And this spells trouble for the farmers. Deyimler

4:06

Ve bu çiftçiler için dert açmak (spells trouble) anlamına gelir.

If something spells trouble,

4:09

Bir şey dert açıyorsa (spells trouble),

it suggests that there may be problems in the future.

4:11

bu, gelecekte sorunların olabileceğini gösterir.

Deyimler

spells trouble: gelecekteki sorunlara işaret eder

spells trouble, bir işaretin veya durumun gelecekte büyük olasılıkla sorunlar yaşanacağını düşündürmesi anlamına gelir. İlk cümlede this, hemen önce söz edilen duruma gönderme yapar ve ifade, çiftçilerin yaşayabileceği zorluklara karşı uyarıda bulunur. Burada spell, “bir sözcüğü harf harf söylemek” değil, “göstermek” veya “belirli bir sonuca yol açmak” anlamındadır. Yaygın bir yapı something spells trouble for someone şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi “gelecekte muhtemel sorunlara işaret eder” anlamındaki kalıp ifadeyle tamamlayın: A sudden drop in sales often ____ for a small business.

Cevabı göster

spells trouble

Fortunately,

4:14

Neyse ki,

there's an unusual solution that's got people buzzing. Deyimler

4:15

insanların ilgisini çeken (buzzing) alışılmadık bir çözüm var.

Deyimler

got people buzzing: heyecanlı konuşmalar ve arılarla ilgili kelime oyunu

got people buzzing ifadesinde get + kişi veya grup + -ing yapısı, birinin bir eyleme ya da duruma başlamasına veya bunu sürdürmesine neden olmak demektir. Burada that's got, that has got anlamındadır; dolayısıyla sıra dışı çözüm insanları heyecanlandırmış veya meraklandırmış ve onun hakkında konuşturmuştur. Buzzing aynı zamanda arıların çıkardığı vızıltının adıdır. Çözüm arılarla ilgili olduğu için cümlede bir kelime oyunu vardır: hem insanların canlı biçimde konuşması hem de arıların gerçek sesi çağrıştırılır.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için get, fans ve buzzing sözcüklerini doğru biçime getirin: Yesterday, the surprise trailer ____ online.

Cevabı göster

got fans buzzing

Bees.

4:19

Arılar.

Ancient Kenyan folklore says that elephants are scared of bees. Notlar

4:20

Eski bir Kenya efsanesi fillerin arılardan korktuğunu söyler.

Kültür

Ancient Kenyan folklore: geleneksel bir kültürel kaynak

Ancient Kenyan folklore, Kenya'da uzun zamandır kuşaktan kuşağa aktarılan geleneksel hikâyeler, inançlar, âdetler ve topluluk bilgisi demektir. Ancient geleneğin çok eski olduğunu anlatır; Kenyan ise kültürel kaynağını belirtir. Bu cümlede folklore says that..., fillerin arılardan korktuğu iddiasının geleneksel kaynağını tanıtır. Bu adlandırma iddiayı bilimsel kanıt olarak sunmaz; ancak geleneksel bilgi daha sonra gözlem veya araştırmaya yön verebilir.

Alıştırma

Cümlede Ancient Kenyan folklore neyi belirtir?

  1. Kenya hükûmetinin resmen çıkardığı bir yasa.
  2. Kenya topluluklarında kuşaktan kuşağa aktarılan geleneksel hikâyeler ve inançlar.
  3. Eski bir laboratuvarda yapılan bilimsel deney.
Cevabı göster

Kenya topluluklarında kuşaktan kuşağa aktarılan geleneksel hikâyeler ve inançlar.

Kalıp ifadeler

are scared of bees: korkulan şeyi be scared of ile belirtmek

are scared of bees ifadesinde be scared of + isim, birinin korktuğu kişiyi, hayvanı veya şeyi belirtir. Bees, of edatından sonra gelen korku nesnesidir. Bu kalıp bir korku durumunu anlatır; tek başına, belirli bir olayın filleri aniden korkuttuğunu söylemez. Korkulan şeyden önce of kullanılmalıdır.

Alıştırma

Cümleyi scared ve gerekli edatla tamamlayın: My little brother is ____ dogs.

Cevabı göster

scared of

That's right.

4:24

Bu doğru.

Elephants,

4:25

Dünyanın en büyük kara memelisi olan

the world's biggest land mammal, Kalıp ifadeler

4:26

filler,

are scared of an insect the size of your thumbnail. Kalıp ifadeler

4:28

başparmağınızın tırnağı büyüklüğündeki bir böcekten korkarlar.

Kalıp ifadeler

eşleme ifadesi olarak the world's biggest land mammal

The world's biggest land mammal, filleri bir tür olarak tanımlayan bir isim öbeğidir. Burada the world's, karşılaştırma alanını yani dünyadaki kara memelileri arasını belirler; sıradan bir sahiplik ilişkisi anlatmaz. Bu öbek Elephants sözcüğünden sonra gelir ve virgüllerle ayrılır. Yakındaki ismi yeniden adlandıran veya açıklayan bir eşleme ifadesidir. Öbek çıkarıldığında ana cümle yine anlamlıdır: Elephants are scared of an insect.

Alıştırma

Hangi cümlede the world's + en üstünlük derecesi + kategori kalıbı eşleme ifadesi olarak doğru kullanılmıştır?

  1. The blue whale, the world's animal largest, lives in the ocean.
  2. The blue whale, the world's largest animal, lives in the ocean.
  3. The blue whale the world largest animal lives in the ocean.
Cevabı göster

The blue whale, the world's largest animal, lives in the ocean.

Kalıp ifadeler

Kolay bir boyut karşılaştırması için the size of your thumbnail

the size of your thumbnail ifadesi, “başparmak tırnağınızla yaklaşık aynı büyüklükte” demektir. an insect ifadesinden sonra gelir ve o böceği tanımlar; daha uzun biçimi an insect that is the size of your thumbnail olabilir. İsim + the size of + tanıdık nesne kalıbı, kesin bir ölçü vermek yerine gözde canlandırılması kolay bir karşılaştırma yapar. Böceğin bir tırnak olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

a credit card ögesini ölçüt alarak tam olarak the size of + ölçüt nesnesi kalıbını kullanın: The pocket scanner is ____.

Cevabı göster

the size of a credit card

Victor's team install beehive fences to protect farmers' crops. Notlar

4:31

Victor'un ekibi çiftçilerin mahsullerini korumak için arı kovanı çitleri kuruyor.

Kelime

İsim + isim birleşiği olarak beehive fences

beehive fences ifadesi çoğul bir isim birleşiğidir. Temel isim fences sözcüğüdür ve bu şeylerin ne olduğunu belirtir. Beehive sözcüğü, türü belirtmek için ondan önce gelir. Burada terim, birbirine bağlı arı kovanlarını içeren ve arılar sayesinde filleri ekinlerden uzak tutmaya yardımcı olan koruyucu bir çit sistemini anlatır. İngilizcede bir alet veya tesis türünü adlandırmak için sık sık bir isim başka bir ismin önüne getirilir. Son isim ana kategoriyi belirtir, ilk isim ise onu daraltır: beehive fences birer fences türüdür ve beehives sistemin temel bir parçasıdır.

Alıştırma

Bu bağlamda beehive fences nedir?

  1. Boş arı kovanlarının yakınına yerleştirilmiş sıradan çitler.
  2. Arı kovanlarını koruyucu bir sisteme dâhil eden çitler.
  3. Arı resimleriyle süslenmiş çitler.
Cevabı göster

Arı kovanlarını koruyucu bir sisteme dâhil eden çitler.

Dilbilgisi

to protect farmers' crops: amaç bildiren to'lu mastar

to protect farmers' crops, install beehive fences eyleminin amacını belirten to'lu mastardır. “Bu çitleri neden kuruyorlar?” sorusunu yanıtlar: amaç ürünleri korumaktır. Yapı, eylem + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Burada to protect ayrı bir ana eylem sunmaz; kurulumla neyin amaçlandığını açıklar.

Alıştırma

Cümleyi protect fiilinden oluşturulan amaç yapısıyla tamamlayın: The town built a wall ____ nearby homes from flooding.

Cevabı göster

to protect

Real bees work best, Kalıp ifadeler

4:36

En iyi sonucu gerçek arılar veriyor,

Kalıp ifadeler

work best: en etkili olmak

Real bees work best cümlesinde work, “istenen sonucu vermek” ya da “etkili olmak” anlamındadır. Best, gerçek arıların karşılaştırılan seçenekler içinde en etkili olduğunu gösterir. Bu ifade, birinin ne kadar çok çalıştığını veya yaptığı işin kalitesini değil, elde edilen sonucu değerlendirir. Aynı yapı; bir yöntemin, aracın, uygulamanın veya koşulun en güçlü sonucu verdiğini anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümle bu yöntemin üçü arasında en etkili olduğunu söylüyor?

  1. Of the three methods, this one works best.
  2. Of the three methods, this one works only occasionally.
  3. Of the three methods, this one works well.
Cevabı göster

Of the three methods, this one works best.

but even a recording of bees angrily buzzing Anlatım akışı

4:38

ancak kızgınca vızıldayan arıların bir kaydı bile

is enough to keep the elephants away. Dilbilgisi

4:41

filleri uzak tutmaya yetiyor.

Anlatım akışı

even a recording of...: beklenmedik ölçüde küçük ama etkili bir yöntem

Bu cümlede even, a recording of bees angrily buzzing ifadesini özellikle öne çıkarır. Bir kayıt, gerçek arılara göre daha zayıf ve dolaylı bir önlem gibi görünür; bu yüzden işe yaraması beklenmediktir. Even'ın bu odaklayıcı kullanımı, bir ölçekte düşük veya şaşırtıcı bir noktayı gösterir: Bu sınırlı seçenek bile işe yarıyorsa daha güçlü seçeneklerin de işe yaraması beklenir. Böylece dinleyen kişi, sanılandan daha azının yeterli olduğunu anlar.

Alıştırma

Hangi cümlede even, küçük veya sınırlı bir eylemin yine de şaşırtıcı bir etkisi olabileceğini gösteriyor?

  1. Even a five-minute break can help you concentrate.
  2. Take a five-minute break and walk at an even pace.
  3. A five-minute break can also help you concentrate.
Cevabı göster

Even a five-minute break can help you concentrate.

Dilbilgisi

enough to keep...: bir sonuç için gereken düzeye ulaşmak

Buradaki is enough to keep, kaydın bir sonucu ortaya çıkarmak için gereken düzeye ulaştığını, yani filleri uzakta tutabildiğini anlatır. Yapı özne + be + enough + to + fiilin yalın hâlidir. To-infinitive, öznenin gerçekleştirebildiği eylemi veya sonucu belirtir. Fiilden önceki to'yu düşürmeyin.

Alıştırma

Cümleyi hedef yapı enough to ile tamamlayın: The backup battery is ____ power the radio for an hour.

Cevabı göster

enough to

Better yet, Anlatım akışı

4:44

Daha da iyisi,

the bees also pollinate plants Kelime

4:45

arılar aynı zamanda bitkileri tozlaştırıyor

and even produce honey.

4:47

ve hatta bal üretiyor.

Anlatım akışı

Better yet: daha güçlü bir avantaj eklemek

Better yet, genellikle cümlenin başında kullanılan ve “daha da iyisi” anlamına gelen bir bağlayıcıdır. Burada tozlaşma ve bal üretimini, daha önce belirtilen yarardan sonra fikri daha da çekici hâle getiren ek yararlar olarak sunar. Bilgiyi bir basamak yükselterek düzenler: önce olumlu bir nokta verilir, ardından Better yet ile daha güçlü veya özellikle çekici bir nokta tanıtılır. Yalnızca iki ismi karşılaştırmaz; ardından gelen düşüncenin tamamını değerlendirir.

Alıştırma

Hangi örnekte Better yet daha güçlü bir ek avantajı tanıtmak için doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The library is nearby. Better yet, it stays open until midnight.
  2. The library is nearby. Better yet, I lost my library card.
  3. The library is nearby because better yet.
Cevabı göster

The library is nearby. Better yet, it stays open until midnight.

Kelime

pollinate plants: bitkilere polen taşımak

Pollinate plants, bitkilerin tohum veya meyve üretebilmesi için çiçeklere polen taşımak anlamına gelir. Pollinate geçişli bir fiildir ve plants poleni alan nesnedir. Yeniden kullanılabilir kalıp pollinate + çiçekler, bitkiler veya tarım ürünleridir. Plant fiil olarak tohumları ya da genç bitkileri toprağa koymak anlamına da gelebilir, ancak burada bu görevde değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede pollinate doğru kullanılmıştır?

  1. Farmers pollinate seeds by putting them into the soil.
  2. Bees pollinate apple trees by carrying pollen between flowers.
  3. Bees pollinate honey before storing it in the hive.
Cevabı göster

Bees pollinate apple trees by carrying pollen between flowers.

It's good news for the farmer, Kalıp ifadeler

4:49

Bu çiftçi için iyi bir haber,

Kalıp ifadeler

good news for ...: kimin yarar gördüğünü belirtmek

Good news for someone, bir olayın, değişikliğin veya sonucun o kişinin bakış açısından olumlu olduğu anlamına gelir. Burada for the farmer, yarar gören veya sevinen kişinin çiftçi olduğunu belirtir; for, haberin amacını anlatmaz. Aynı yapı bir kişi, grup veya kuruluşla kullanılabilir: good news for local families. News İngilizcede sayılamayan bir isimdir; bu yüzden a good news değil, good news veya a piece of good news denir.

Alıştırma

Değişikliğin bir gruba yarar sağladığını veya onları sevindirdiğini belirten ifadeyi yazın: The new school meals are ____ many families.

Cevabı göster

good news for

but I have to feel a little sorry for the elephants. Ton ve niyet

4:51

ama filler için biraz üzülmeden edemiyorum.

Ton ve niyet

have to feel a little sorry for ...: onaylama ile duygudaşlığı dengelemek

Burada have to feel a little sorry for someone, duygudaşlığın doğal ve kaçınılması zor bir tepki gibi geldiğini anlatır. Have to bir emri veya dışarıdan gelen zorunluluğu belirtmez; feel sorry for ise birine duygudaşlık göstermek anlamına gelir, ondan özür dilemek anlamına gelmez. But iki değerlendirmeyi dengeler: sonuç çiftçi için iyi olsa da filler için zor olabilir. A little duygudaşlığın yoğunluğunu azaltır; böylece konuşan kişi çok güçlü bir duygu ifade etmeden fillerin durumunu da kabul eder.

Alıştırma

Bu bağlamda have to feel a little sorry for the elephants ne anlama geliyor?

  1. Konuşan kişi sonucu kabul ederken fillere karşı doğal olarak biraz duygudaşlık hissediyor.
  2. Konuşan kişi soruna fillerin yol açtığını ve duygudaşlığı hak etmediklerini düşünüyor.
  3. Birisi konuşan kişiye fillerlerden özür dilemesini emretti.
Cevabı göster

Konuşan kişi sonucu kabul ederken fillere karşı doğal olarak biraz duygudaşlık hissediyor.

Yes,

4:54

Evet,

especially because they need to eat so much.

4:55

özellikle de çok fazla yemek yemeleri gerektiği için.

I think it's time to reveal the answer to my question, Anlatım akışı

4:58

Sanırım sorumun cevabını açıklamanın zamanı geldi,

Anlatım akışı

it's time to reveal the answer: cevabın açıklanacağı aşamaya geçmek

Bu cümlede it's time to reveal the answer, tartışma ya da tahmin aşamasından cevabı verme aşamasına geçişi belirtir. Reveal, daha önce bilinmeyen veya açıklanmamış bir cevabı dinleyiciye açıklamak demektir. It's time to + fiilin yalın hâli, bir sonraki eylem için uygun zamanın geldiğini belirtir. Burada bir geçiş işaretidir: konuşmacı soru aşamasını kapatıp cevap aşamasını başlatır.

Alıştırma

Vurgulanan ifadeyle geçiş cümlesini tamamlayın: Everyone has finished guessing. Now ____ to the quiz question.

Cevabı göster

it's time to reveal the answer

Beth.

5:01

Beth.

You asked me how much food an elephant eats per day, Dilbilgisi

5:01

Bana bir filin günde ne kadar yiyecek yediğini sormuştun,

Dilbilgisi

how much food an elephant eats per day: dolaylı soruda sözcük dizilişi

How much food an elephant eats per day, birinin sorduğu şeyin içeriğini belirtir. You asked me ifadesinden sonra cümle içine gömülü olduğu için yan cümlede düz cümle dizilişi kullanılır: an elephant eats. Doğrudan soru olarak How much food does an elephant eat per day? denir. Geniş zamandaki bir soru ask, know veya wonder gibi ifadelerden sonra cümle içine yerleştirildiğinde yan cümledeki do ya da does kaldırılır ve ana fiil özneye göre çekimlenir.

Alıştırma

Dolaylı soruda doğru sözcük dizilişine sahip cümleyi seçin.

  1. Can you tell me how much does the repair cost?
  2. Can you tell me how much is the repair cost?
  3. Can you tell me how much the repair costs?
Cevabı göster

Can you tell me how much the repair costs?

and I guessed it was 150 kg.

5:05

ve ben de 150 kg olduğunu tahmin etmiştim.

And that was the correct answer.

5:08

Ve bu doğru cevaptı.

Well done.

5:10

Aferin.

A fully grown African elephant needs 150 kg of food per day.

5:11

Yetişkin bir Afrika fili günde 150 kg yiyeceğe ihtiyaç duyar.

Okay,

5:16

Peki,

let's recap the rest of the vocabulary we've learned in this program Anlatım akışı

5:17

bu programda öğrendiğimiz kelimelerin geri kalanını özetleyelim;

Anlatım akışı

let's recap: kısa bir gözden geçirmeye geçiş

Let's recap, “kısaca gözden geçirip özetleyelim” anlamına gelir. Bu cümlede yeni kelimelerin öğretiminden daha önce ele alınan önemli kelimelerin tekrarına geçildiğini gösterir. let's ifadesinden sonra recap fiilinin yalın hâli gelir. recap fiilinden sonra recap the main points örneğindeki gibi bir isim öbeği veya recap what we learned örneğindeki gibi bir yan cümle kullanılabilir.

Alıştırma

'Let's recap the main points,' cümlesindeki recap, gruptan ne yapmasını ister?

  1. Tamamen yeni bir konuya başlamak.
  2. Önemli noktaları kısaca gözden geçirip özetlemek.
  3. Her cümleyi aynen tekrar etmek.
Cevabı göster

Önemli noktaları kısaca gözden geçirip özetlemek.

about human-wildlife conflict,

5:20

insan-yaban hayatı çatışması (human-wildlife conflict),

a phrase describing harmful encounters between humans and wild animals.

5:23

insanlar ve yabani hayvanlar arasındaki zararlı karşılaşmaları anlatan bir ifade.

If you rub shoulders with someone,

5:28

Biriyle omuz omuza olursanız (rub shoulders),

you meet them and spend time together.

5:30

onlarla buluşur ve birlikte vakit geçirirsiniz.

To raid means to suddenly attack a place and steal something.

5:32

Baskın yapmak (to raid), bir yere aniden saldırmak ve bir şey çalmak anlamına gelir.

A national park is a large area of a country

5:36

Ulusal park (national park), bir ülkenin

which is protected by the government

5:39

doğal güzelliği,

because of its natural beauty,

5:41

bitkileri

plants,

5:43

veya hayvanları nedeniyle hükümet tarafından

or animals.

5:43

korunan geniş bir alanıdır.

If you describe an activity as a way of life, Dilbilgisi

5:44

Bir faaliyeti yaşam tarzı (a way of life) olarak tanımlıyorsanız,

Dilbilgisi

If you describe an activity as ...: describe A as B yapısı

'If you describe an activity as a way of life,' ifadesinde if bir koşul sunar, an activity A'dır ve a way of life B'dir. describe A as B yapısı, A'yı B olarak sunmak, adlandırmak veya sınıflandırmak anlamına gelir; as bir nedeni değil, açıklamayı getirir. Bu yapı bir sözcüğün, kategorinin veya değerlendirmenin nasıl uygulandığını açıklarken kullanışlıdır: describe the plan as risky.

Alıştırma

describe A as B yapısını tek sözcükle tamamlayın: The article describes the plan ____ unrealistic.

Cevabı göster

as

you mean that it's become a common or regular event for someone,

5:48

bunun birisi için sadece ara sıra meydana gelen bir şeyden ziyade

rather than something that happens only occasionally.

5:51

yaygın veya düzenli bir olay haline geldiğini kastediyorsunuzdur.

And finally,

5:54

Ve son olarak,

when something spells trouble,

5:55

bir şey dert açıyorsa (spells trouble),

it suggests that there may be problems coming in the future.

5:57

bu, gelecekte sorunların gelebileceğini gösterir.

Once again,

6:02

Bir kez daha,

our 6 minutes are up. Kalıp ifadeler

6:02

6 dakikamız doldu.

Kalıp ifadeler

our 6 minutes are up: ayrılan süre sona erdi

our 6 minutes are up ifadesinde be up, ayrılmış bir sürenin sonuna gelinmiş olduğunu belirtir. Programın altı dakikalık bölümü bitmiştir; up burada yukarı yönü anlatmaz. Özne genel bir zaman sözcüğü ya da belirli bir süre olabilir: Time is up ile Your ten minutes are up aynı kalıbı kullanır. is veya are özneyle uyumlu olmalıdır: time is, fakat minutes are.

Alıştırma

Ayrılan sürenin sona erdiğini belirten bu dersteki ifadeyi tamamlayın: Please put down your pencils. Your ten minutes are ____.

Cevabı göster

up

Goodbye for now.

6:04

Şimdilik hoşça kalın.

Bye.

6:05

Görüşürüz.

6 Minute English from bbclearningenglish.com.

6:06

bbclearningenglish.com'dan 6 Dakika İngilizce.