İnsanlık tarihi anlayışımızı değiştiren makine - Max G. Levy: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, Antikythera Mekanizması’nın antik bir gemi enkazında bulunmasından gök cisimlerinin hareketlerini modelleyen analog bir bilgisayar olarak anlaşılmasına uzanan süreci anlatıyor. Ardından sürekli analog hesaplamayı ikili dijital sistemlerle karşılaştırıyor ve analog yöntemlerin gelecekteki teknolojileri neden daha verimli hâle getirebileceğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. stumbled upon — Öbek fiiller: Bu ifadenin kelimesi kelimesine tökezlemek değil, bir şeyi tesadüfen bulmak anlamına geldiğini kavrayabilirsiniz. Arkeoloji, seyahat, araştırma veya gündelik yaşamda gerçekleşen beklenmedik keşifleri anlatırken kullanabilirsiniz. 2. not just one, but many of these rules simultaneously — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: not just..., but... yapısının bir iddiayı nasıl genişletip vurguladığını fark edebilirsiniz. Burada dişlilerin aynı anda birden fazla astronomi kuralını modellemesi öne çıkarılır; yapı, kesin karşılaştırmalar ve güçlü savlar kurmak için de kullanılabilir. 3. by acting continuously rather than discretely, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: by ile başlayan -ing yapısının yöntem veya neden açıkladığını, rather than ifadesinin ise temel teknik karşıtlığı kurduğunu görebilirsiniz. Böylece bir sürecin diğerinden neden farklı işlediğini açıkça anlatabilirsiniz.
Bu derste
Greek divers stumbled upon a 2,000 year old shipwreck Notlar
0:08Yunan dalgıçlar tesadüfen 2.000 yıllık bir gemi enkazına rastladı
stumbled upon: bir şeyi tesadüfen bulmak
Burada stumbled upon, tesadüfen buldu anlamına gelir. Dalgıçların özellikle bu gemi enkazını aramayı planlamış olması gerekmez. Stumble upon, ardından tesadüfen bulunan kişi, yer, nesne veya bilginin geldiği bir öbek fiildir. Bu anlamda stumble, birinin gerçekten tökezlemesini veya düşmesini anlatmaz.
Alıştırma
Maya mektupları aramıyordu. Cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? While cleaning her desk, she ___ some old letters.
- tripped over
- searched for
- stumbled upon
Cevabı göster
stumbled upon
a 2,000-year-old shipwreck: isimden önce yaş belirtme
Vurgulanan ifadede 2,000 year old, shipwreck sözcüğünden önce gelir ve yaşı belirten tek bir niteleyici olarak çalışır. Bu, gemi enkazının iki bin yıllık olduğu anlamına gelir; 2000 yılına ait olduğu anlamına gelmez. Özenli standart yazıda a 2,000-year-old shipwreck yazılır. Bir isimden önce kullanılan number + time unit + old yapısında zaman birimi tekil kalır ve bölümler genellikle kısa çizgilerle birleştirilir.
Alıştırma
Yaşı ismin önünde kullanılan bir niteleyiciye dönüştürün: They visited a ____ temple. (The temple is 500 years old.)
Cevabı göster
500-year-old
whose contents would shake our understanding of the ancient world. Deyimler
0:13ve bu enkazın içindekiler antik dünyaya dair anlayışımızı sarsacaktı.
would shake our understanding: geçmişten bakarak sonraki düşünsel sarsıntıyı haber verme
Would shake, anlatıdaki geçmiş bir noktadan ileriye bakar. O bakış noktasında keşfin etkisi henüz gelecektedir; bu yüzden would, şimdiki zamanda yapılan bir tahminden çok “daha sonra …-ecekti” anlamına gelir. Shake our understanding mecazidir. İçindekilerin antik dünya hakkındaki kabul görmüş fikirleri ciddi biçimde sorgulatacağı ve belki değiştireceği anlamına gelir. Tarih anlatılarında bu birleşim, daha sonra ortaya çıkacak büyük bir etkiyi önceden haber vermek ve merak uyandırmak için sıkça kullanılır.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: “In 1998, researchers uncovered a fossil that would shake our understanding of early migration.” Hangi seçenek would shake our understanding ifadesini en doğru açıklar?
- Fosil daha sonra erken dönem göçüne ilişkin kabul edilmiş fikirleri ciddi biçimde sarstı.
- Fosil, araştırmacılar çalışırken onları fiziksel olarak sarstı.
- 1998 yılına gelindiğinde fosil kabul edilmiş bütün fikirleri zaten doğrulamıştı.
Cevabı göster
Fosil daha sonra erken dönem göçüne ilişkin kabul edilmiş fikirleri ciddi biçimde sarstı.
Among the remains were fragments of mangled wood and corroded metal, Notlar
0:18Kalıntılar arasında ezilmiş ahşap ve paslanmış metal parçaları vardı,
Among the remains were: başa alınmış kapsam ifadesinden sonra devrik yapı
Among the remains, ortamı önce kurmak için cümlenin başına alınmış bir edat öbeğidir. Bu devrik yapıda were, gerçek özne olan fragments of mangled wood and corroded metal ifadesinden önce gelir. Normal dizilişte temel yapı şöyledir: Fragments of mangled wood and corroded metal were among the remains. Bu kalıp, bilgiyi bilinen bir yerden veya gruptan başlayarak orada bulunan yeni nesnelere doğru düzenler. Yazarın önce ortamı, ardından yeni özneyi sunmak istediği resmî betimlemelerde ve anlatılarda yaygındır.
Alıştırma
Hangi cümle “Among the exhibits were several old photographs” ile aynı anlamı normal özne–fiil dizilişiyle verir?
- Several old photographs were among the exhibits.
- Several exhibits were among the old photographs.
- The exhibits were among several old photographs.
Cevabı göster
Several old photographs were among the exhibits.
corroded metal: korozyon nedeniyle zarar görmüş metal
Bu cümlede corroded metal, korozyon nedeniyle zamanla aşınmış ya da zayıflamış metal anlamına gelir. Korozyon genellikle su, oksijen, tuzlar veya başka maddelerle gerçekleşen kimyasal tepkimelerden kaynaklanır. Corroded, old veya damaged sözcüklerinden daha kesindir: metal eski ya da hasarlı olabilir ama korozyona uğramış olmayabilir.
Alıştırma
Corroded metal ifadesine en uygun açıklama hangisidir?
- Yalnızca eski ama hâlâ değişmemiş metal
- Kimyasal tepkimeler nedeniyle zamanla zarar görmüş metal
- Özenle tasarlanmış bir biçimde kesilmiş metal
Cevabı göster
Kimyasal tepkimeler nedeniyle zamanla zarar görmüş metal
which archaeologists soon realized contained an intricate series of gears Kalıp ifadeler
0:23ve arkeologlar kısa süre sonra bunların karmaşık bir dişli dizisi içerdiğini,
an intricate series of gears: birlikte çalışan karmaşık bir parça takımı
Bu cümlede an intricate series of gears, birlikte çalışacak biçimde düzenlenmiş karmaşık bir dişli takımı anlamına gelir. Intricate, yalnızca çok sayıda dişli olduğunu değil, parçaların ayrıntılı ve karmaşık biçimde düzenlendiğini anlatır. Burada a series of, birbiriyle bağlantılı bir grup ya da dizi demektir. İfade tekil kabul edilir: an, birden çok dişliden oluşan tek bir series'e işaret eder.
Alıştırma
An intricate series of gears ifadesine en uygun anlam hangisidir?
- Makineler hakkında bir televizyon dizisi
- Basit tasarımlı tek bir büyük dişli
- Birlikte çalışacak biçimde düzenlenmiş karmaşık bir dişli takımı
Cevabı göster
Birlikte çalışacak biçimde düzenlenmiş karmaşık bir dişli takımı
resembling technology not believed to exist until centuries later. Dilbilgisi
0:29ve yüzyıllar sonrasına kadar var olmadığı düşünülen bir teknolojiye benzediğini fark ettiler.
resembling technology not believed to exist: iki kısaltılmış niteleyici yapı
resembling technology, daha önce sözü edilen nesneyi o teknolojiye benziyor veya onun gibi görünüyordu diyerek tanımlayan -ing'li bir ortaç öbeğidir. resemble geçişli bir fiil olduğundan technology nesnesini to olmadan doğrudan alır. İsim öbeğinin içindeki technology not believed to exist, technology that was not believed to exist yapısının kısaltılmış biçimidir. Edilgen not believed, insanların teknolojinin var olduğunu düşünmediğini anlatır; inanma eylemini yapan teknoloji değildir.
Alıştırma
technology not believed to exist ifadesini doğru biçimde açan tam ilgi cümleciği hangisidir?
- technology that people believed already existed
- technology that did not believe it existed
- technology that was not believed to exist
Cevabı göster
technology that was not believed to exist
scientists began to understand what they'd found.
0:37bilim insanları ne bulduklarını anlamaya başladılar.
that could calculate the movements of the sun, Kalıp ifadeler
0:43Ay'ın ve gezegenlerin hareketlerini
now known as the Antikythera Mechanism. Kalıp ifadeler
0:48ve günümüzde Antikythera Düzeneği olarak biliniyor.
could calculate the movements: gök cisimlerinin hareketini hesaplamak
could calculate the movements ifadesinde could, aygıtın Güneş'in, Ay'ın ve gezegenlerin konumlarının nasıl değiştiğini hesaplama yeteneğine sahip olduğunu gösterir. Burada could belirsizlik değil, yetenek anlatır. Calculate fiili nesne olarak yalnızca sayı almaz. Teknik bağlamlarda calculate a movement veya movements, ölçümler ya da bir model kullanarak hareketi belirlemek veya tahmin etmek anlamına gelir. Buradaki movements insan hareketleri değil, gök cisimlerinin hareketleridir.
Alıştırma
The device could calculate the movements of the planets cümlesi burada ne anlama gelir?
- It could copy people's body movements.
- It could use information to work out how the planets move.
- It could make the planets move to new positions.
Cevabı göster
It could use information to work out how the planets move.
now known as ...: güncel bir adı tanıtmak
now known as the Antikythera Mechanism, aygıtın ne yapabildiği anlatıldıktan sonra onun günümüzde yaygın olarak kullanılan adını ekler. be known as + ad, unvan veya kimlik kalıbı, “olarak adlandırılmak” ya da “o adla tanınmak” anlamına gelir. Buradaki now, bu adın bugün kullanıldığını gösterir. İnsanların aygıtın ne olduğunu daha yeni keşfettiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede güncel bir adı tanıtmak için now known as doğru kullanılmıştır?
- The research station is now known as Aurora Base.
- The research station is now known for Aurora Base.
- The research station is now known to Aurora Base.
Cevabı göster
The research station is now known as Aurora Base.
This instrument appears to be the oldest geared device ever discovered Notlar
0:52Bu alet, şimdiye kadar keşfedilen en eski dişli cihaz
appears to be: kanıta dayalı temkinli bir değerlendirme yapmak
Appears to be, ifadeyi mutlak bir gerçek olarak değil, mevcut kanıtların desteklediği bir sonuç olarak sunar. Bu cümlede kanıtlar, aletin şimdiye kadar keşfedilmiş en eski dişli düzenek olduğunu gösterir; ancak sonucun düzeltilmesi için de pay bırakılır. Burada appear yalnızca “gözle öyle görünmek” değil, “öyle gibi olmak” anlamındadır. Bu değerlendirme araştırmalara, ölçümlere veya başka kanıtlara dayanabilir.
Alıştırma
The object appears to be more than 2,000 years old? cümlesinde appears to be ne anlatır?
- Yaş, mutlak kesinlikle kanıtlanmıştır.
- Yalnızca nesnenin gözle görülen biçimi anlatılmaktadır.
- Kanıtlar tahmini destekliyor, ancak tahmin tamamen kesin olarak sunulmuyor.
Cevabı göster
Kanıtlar tahmini destekliyor, ancak tahmin tamamen kesin olarak sunulmuyor.
the oldest geared device ever discovered: şimdiye kadar keşfedilmiş en eski dişli düzenek
The oldest geared device, üstünlük derecesi içeren bir isim öbeğidir; bir dişli düzeneğin karşılaştırılabilir diğer tüm düzeneklerden daha eski olduğunu belirtir. Ever discovered, that has ever been discovered ile eşdeğer olan kısaltılmış bir edilgen ilgi tümceciğidir. Karşılaştırmayı bugüne kadar bulunan bu türdeki tüm düzeneklerle sınırlar; düzenek keşfedilendir, keşfi yapan değildir.
Alıştırma
Burada "the oldest geared device ever discovered" ne anlama geliyor?
- Şimdiye kadar bulunan diğer tüm dişli düzeneklerden daha eskidir.
- Bir şeyi keşfeden ilk dişli düzenektir.
- Diğer tüm dişli düzeneklerden daha yakın zamanda keşfedilmiştir.
Cevabı göster
Şimdiye kadar bulunan diğer tüm dişli düzeneklerden daha eskidir.
humankind's first computer: insanlığın ilk bilgisayarı
Humankind's first computer ifadesinde humankind's, 'insanlığa ait' ya da 'insanlık tarihinde' anlamına gelir; first ise aleti bu kategorinin en eski örneği olarak sunar. Computer burada işleve dayalı geniş bir anlamda kullanılır. Bu eski dişli alete computer denmesinin nedeni hesaplamaları mekanik olarak yapmasıdır; elektronik ve dijital bir makine olması değildir.
Alıştırma
Eski bir dişli alet burada neden "humankind's first computer" olarak adlandırılabilir?
- Hesaplama yapmak için mekanik parçalar kullandığı için.
- Ekranı, klavyesi ve internet erişimi olduğu için.
- Computer yalnızca modern bir elektronik aygıt anlamına geldiği için.
Cevabı göster
Hesaplama yapmak için mekanik parçalar kullandığı için.
Most modern devices, like your phone or laptop,
1:01Telefonunuz veya dizüstü bilgisayarınız gibi modern cihazların çoğu,
These systems store information in strings of zeros and ones Kelime
1:07Bu sistemler, bilgileri sıfırlar ve birlerden oluşan diziler halinde depolar
in strings of zeros and ones: sembol dizileri anlamındaki strings
Bu teknik bağlamda strings, sıralı sembol dizileridir. Strings of zeros and ones, ikili veride kullanılan iki rakam olan 0 ve 1’den oluşan dizilerdir. In edatı, bilginin hangi biçimde depolandığını gösterir: sistemler bilgiyi bu diziler biçiminde saklar. Strings burada fiziksel ip parçaları anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede “strings of zeros and ones” ne anlama gelir?
- yalnızca 0 ve 1’den oluşan sıralı diziler
- üzerinde 0 ve 1 işaretleri bulunan fiziksel ipler
- iki bilgisayar dosyasının söylenen adları
Cevabı göster
yalnızca 0 ve 1’den oluşan sıralı diziler
that they can then convert into images on a screen Kalıp ifadeler
1:12ve ardından bunları bir ekranda görüntülere
convert ... into images or sounds: görüntülere veya seslere dönüştürmek
Convert A into B, A’yı B olacak veya B biçimini alacak şekilde değiştirmek demektir. Into, değişimin sonucunu belirtir. Bu cümlede A nesnesi daha önce that olarak yer alır ve depolanan ikili bilgiyi ifade eder. Images on a screen ve sounds in a speaker, birbirine bağlanan iki B sonucudur.
Alıştırma
Eksik edatı yazarak convert A into B yapısını tamamlayın: The tool can convert the data ____ a graph.
Cevabı göster
into
But more generally: belirli bir durumdan daha geniş bir tanıma geçmek
“But more generally,”, konuşmayı daha dar bir örnek veya açıklamadan daha geniş bir ifadeye taşıyan bir söylem belirtecidir. Burada dinleyiciyi başka bir örneğe değil, daha genel bir tanıma hazırlar. “But”, daha geniş bakışın önceki ifadenin sınırlarını yeniden ayarladığını gösterir; yalnızca bir karşıtlık belirtmez. “More generally”, ardından gelen düşüncenin kapsamını genişletmeniz gerektiğini bildirir.
Alıştırma
Bu bağlamda “But more generally,” neyi bildirir?
- Konuşmacı aynı dar düzeyde başka bir örnek veriyor.
- Konuşmacı belirli bir durumdan daha geniş bir tanıma geçiyor.
- Konuşmacı ilgisiz bir konuya geçiyor.
Cevabı göster
Konuşmacı belirli bir durumdan daha geniş bir tanıma geçiyor.
a computer refers to any device that stores information Kalıp ifadeler
1:18bilgisayar, bilgi depolayan
and can convert it from one format into another. Kalıp ifadeler
1:23ve onu bir formattan diğerine dönüştürebilen herhangi bir cihazı ifade eder.
computer refers to ...: tanım kuran X refers to Y kalıbı
Bu cümlede computer bir kategorinin adı olarak ele alınıyor. “Refers to”, “ifade eder” veya “anlamına gelir” demektir; to sonrasındaki isim öbeği de bu kategoriye nelerin girdiğini belirtir. “Refer to” ayrıca “bahsetmek” anlamına gelebilir, ancak burada tanım kalıbı açıktır: özne bir terim ya da kavramdır ve onun anlamı veya işaret ettiği şey to sonrasında gelir.
Alıştırma
Tanımı tamamlamak için refer fiilini doğru biçimde kullanın: The term orbit ____ the curved path of one object around another.
Cevabı göster
refers to
convert it from one format into another: convert + nesne + from A into B
Burada convert it from one format into another, bilginin saklandığı veya temsil edildiği biçimi değiştirmek anlamına gelir. it zamiri information sözcüğüne gönderme yapar; from one format başlangıç biçimini, into another ise sonuç biçimini belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp convert + nesne + from A into B şeklindedir. another, another format yerine kullanıldığı için format sözcüğünün tekrarlanmasını önler.
Alıştırma
PNG'yi başlangıç biçimi, JPEG'i de sonuç olarak belirtecek şekilde vurgulanan kalıpla cümleyi tamamlayın: The tool converts the image ____.
Cevabı göster
from PNG into JPEG
And long before the rise of digital computing, Kalıp ifadeler
1:27Dijital hesaplamanın yükselişinden çok önce,
human technology was dominated by analog computers. Kalıp ifadeler
1:30insan teknolojisine analog bilgisayarlar hakimdi.
long before the rise of digital computing: çok daha eski bir zamanı belirlemek
long before, daha sonraki bir olaydan çok uzun zaman önce anlamına gelir. Cümlenin başındaki long before the rise of digital computing, ana ifade için tarihsel zaman çerçevesini kurar; And bu arka planı önceki düşünceye bağlar. the rise of digital computing, dijital bilişimin yayılmaya ve önem kazanmaya başladığı dönemi ifade eder. Buradaki rise mecazidir; fiziksel olarak yukarı doğru hareket etmeyi anlatmaz.
Alıştırma
“Bir şey önem kazanmadan çok uzun zaman önce” anlamındaki vurgulanan kalıpla cümleyi tamamlayın: ____ smartphones, people carried paper maps.
Cevabı göster
Long before the rise of
was dominated by analog computers: lider teknolojiyi belirtmek
Was dominated by edilgen bir yapıdır: be + dominated + by + baskın güç. Bu cümlede analog bilgisayarların o dönemdeki başlıca veya en etkili teknoloji türü olduğunu belirtir. Burada dominate, bir alandaki kontrolü, yaygınlığı veya etkiyi anlatır. Bilgisayarların birine zorbalık yaptığı anlamına gelmez.
Alıştırma
“The market was dominated by a few large companies” cümlesi ne anlama gelir?
- Birkaç büyük şirket pazardaki en güçlü etkiye sahipti.
- Birkaç büyük şirket pazara fiziksel olarak saldırdı.
- Pazarda hiç büyük şirket yoktu.
Cevabı göster
Birkaç büyük şirket pazardaki en güçlü etkiye sahipti.
Rather than using binary bits, Anlatım akışı
1:36Analog bilgisayarlar, ikili bitleri kullanmak yerine,
analog computers receive and store signals from the real world, Kalıp ifadeler
1:38ışık veya mekanik hareket gibi
receive and store signals from the real world: gerçek dünyadan gelen sinyalleri almak ve depolamak
receive and store signals ifadesinde, eş görevli receive ve store fiilleri signals nesnesini ortak kullanır. Sistem fiziksel ya da elektronik girdiyi alır ve daha sonra kullanmak üzere saklar. from the real world sinyallerin kaynağını belirtir. Buradaki signals, yalnızca bir kişinin bilerek gönderdiği iletiler değil, ışık veya hareket gibi ölçülebilir girdiler de olabilir.
Alıştırma
Hangi cümle bir izleme cihazının sensör girdisini alıp sakladığını doğal biçimde anlatır?
- The monitor receives and stores from the sensors.
- The monitor receives and stores signals from the sensors.
- The monitor receives signals and stores from the sensors.
Cevabı göster
The monitor receives and stores signals from the sensors.
such as light or mechanical motion, Anlatım akışı
1:43gerçek dünyadan gelen sinyalleri alır ve depolar,
such as light or mechanical motion: such as ile örnek vermek
such as ifadesi, daha önce belirtilen geniş bir kavramın bir veya daha fazla örneğini tanıtır. Burada light ve mechanical motion, gerçek dünya sinyalleri şeklindeki geniş kavramı daha somut hâle getirir. Bu örnekler tam bir liste veya tanım değildir. Aynı gruba başka türler de girebilir.
Alıştırma
Cümleyi örnekleri tanıtan iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Many sensors detect physical changes, ____ light and motion.
Cevabı göster
such as
and convert that information into something readable. Kalıp ifadeler
1:46ardından bu bilgiyi okunabilir bir şeye dönüştürür.
Rather than using binary bits: önce elenen yöntemi belirtmek
Rather than using binary bits, kullanılmayan yöntemi adlandırmak için cümlenin başına yerleştirilmiştir. Ana cümle daha sonra gerçek yöntemi verir: analog bilgisayarlar gerçek dünyadan gelen sinyalleri alır ve depolar. Bu sıra, okuyucunun yeni bilgiden önce karşıtlığı anlamasını sağlar. Bu yapıda rather than bir eylemi başlattığı için ardından -ing biçimindeki using gelir. Yeniden kullanılabilecek kalıp Rather than doing A, the subject does B. şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi rather than ve use fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: ____ plastic packaging, the company chose recycled paper.
Cevabı göster
Rather than using
convert A into something readable: A'yı okunabilir bir biçime dönüştürmek
Convert A into B, A'yı değiştirip B hâline getirmek demektir. Burada that information girdi olan bilgidir; something readable ise ortaya çıkan biçimdir. Bu teknik bağlamda readable, bilginin bir insanın inceleyip anlayabileceği biçimde sunulması demektir. Bunun bir makale veya kesintisiz bir metin olması gerekmez; bir grafik, semboller ya da başka açık bir gösterim olabilir.
Alıştırma
Hangi cümle uygulamanın ham verileri bir insanın okuyup anlayabileceği bir biçime dönüştürdüğünü ifade eder?
- The app compares the raw data with a readable chart.
- The app converts the raw data into a readable chart.
- The app converts a readable chart into raw data.
Cevabı göster
The app converts the raw data into a readable chart.
Think of how a vinyl record stores impressions of sound. Notlar
1:50Plakların ses izlerini nasıl depoladığını düşünün.
Think of how + yan cümle: benzetme sunmak
Think of how + özne + fiil, dinleyiciyi tanıdık bir sürecin nasıl işlediğini düşünmeye davet eder. how yan cümlesi odaklanılacak süreci verir; burada bu süreç, bir plağın ses izlerini saklama biçimidir. Bir açıklamada bu ifade, daha soyut bir fikirle benzetme kurulabilmesi için tanıdık bir örneği akla getirir. Dinleyiciden bir yöntem icat etmesini istemez.
Alıştırma
Örnek cümlede Think of how ifadesinin temel görevi nedir?
- Dinleyiciyi tanıdık bir süreci benzetme olarak kullanmaya davet eder.
- Dinleyicinin pikap kullanmayı hatırlayıp hatırlamadığını kontrol eder.
- Dinleyiciden sesi kaydetmenin yeni bir yolunu bulmasını ister.
Cevabı göster
Dinleyiciyi tanıdık bir süreci benzetme olarak kullanmaya davet eder.
stores impressions of sound: sesin fiziksel izleri
Burada impressions, düşünce ya da görüş değil, fiziksel iz veya baskı anlamına gelir. Plak, sesi oluğundaki çok küçük değişimlerle saklar; bu yüzden impressions of sound, ses bilgisini taşıyan izlerdir. Bu fiziksel anlam, kil ya da mum üzerindeki baskı gibi bir malzeme bir şekli aldığında veya koruduğunda görülür. Yüzey, basınç, kayıt veya depolamayla ilgili bağlam bu anlamı fark etmeye yardımcı olur.
Alıştırma
Plakla ilgili bu cümlede impressions ne anlama geliyor?
- Dinleyicilerin bir ses hakkındaki görüşleri
- Bir şarkıyı dinleme anıları
- Ses bilgisini taşıyan fiziksel izler
Cevabı göster
Ses bilgisini taşıyan fiziksel izler
writes mechanical analogs of the world: sinyallerin fiziksel karşılıklarını kaydetmek
Burada analogs çoğul bir isimdir. mechanical analog, özgün sinyalle birlikte değişen fiziksel bir temsildir. Plak kesme sisteminde sesteki değişimler, oluğun değişen şekillerine dönüşür. Writes burada kalemle harf yazmak değil, bilgiyi bir malzemenin üzerine kaydetmek veya işlemek anlamına gelir. Bu ifade, aygıtın dünyadaki olayları—bu bağlamda özellikle sesi—mekanik biçime dönüştürdüğünü anlatır.
Alıştırma
Cümleyi “değişen bir sinyalin fiziksel temsili” teknik anlamıyla tamamlayan sözcüğü seç: A moving pen creates an ___ of the pressure changes.
- analog
- impression
- analogy
Cevabı göster
analog
The physical force of sound waves carves grooves into a disc, Kalıp ifadeler
2:02Ses dalgalarının fiziksel kuvveti diske oluklar açar,
carves grooves into a disc: bir diske oluklar oymak
Burada carves grooves into a disc, fiziksel kuvvetle bir diskin yüzeyinde dar oluklar oluşturmak demektir. Grooves, plakta ses bilgisini taşıyan olukları ifade eder; süs amaçlı çizgiler değildir. Bu kullanımda oluşturulan şey carve fiilinden sonra, izi alan malzeme veya yüzey ise into sözcüğünden sonra gelir: carve a message into wood.
Alıştırma
Cümleyi carve fiilinin geçmiş zaman biçimiyle ve carve A into B kalıbındaki edatla tamamlayın: The artist ____ a star ____ the wooden door.
Cevabı göster
carved · into
which a record player then reads back into sound. Öbek fiiller
2:07ve daha sonra bir plak çalar bunları sese dönüştürür.
reads back into sound: okuyup yeniden sese dönüştürmek
Buradaki reads, yazılı sözcükleri okumak anlamına gelmez. Pikap, plak oluklarındaki fiziksel deseni algılar ve bunu depolanmış bilgi olarak yorumlar. Back into sound, bu işlemi bir geri dönüş olarak anlatır: Ses fiziksel bir desen olarak depolanmıştır ve çalar bu deseni yeniden duyulabilir sese dönüştürür. Benzer teknik açıklamalarda read, kodlanmış bilgiyi algılayıp yorumlamak anlamına gelebilir.
Alıştırma
Burada reads back into sound hangi süreci anlatıyor?
- Ses hakkında yazılmış sözcükleri yüksek sesle okur.
- Yeni bir oluk açarken plağı geriye doğru hareket ettirir.
- Depolanmış fiziksel bilgiyi yorumlar ve yeniden duyulabilir sese dönüştürür.
Cevabı göster
Depolanmış fiziksel bilgiyi yorumlar ve yeniden duyulabilir sese dönüştürür.
The Antikythera is the first known example of analog computing. Kalıp ifadeler
2:11Antikythera, analog hesaplamanın bilinen ilk örneğidir.
the first known example of analog computing: analog hesaplamanın bilinen ilk örneği
the first known example of analog computing ifadesi, bugüne kadar keşfedilmiş veya belgelenmiş en eski analog hesaplama örneği anlamına gelir. Known, iddiayı mevcut kanıtlarla sınırlar. Bu ifade, daha eski hiçbir örneğin var olmadığını kanıtlamaz. Yeni kanıtlar, hangi örneğin bilinen ilk örnek sayıldığını değiştirebilir. the first known example of + isim kalıbı, bir kategorinin şu anda belgelenmiş en eski örneğini belirtir.
Alıştırma
Bu cümlede the first known example en doğru biçimde ne anlama gelir?
- İnsanların kullanmayı öğrendiği ilk örnektir.
- Daha eski hiçbir örneğin var olmadığı kanıtlanmıştır.
- Bugüne kadar keşfedilmiş veya belgelenmiş en eski örnektir.
Cevabı göster
Bugüne kadar keşfedilmiş veya belgelenmiş en eski örnektir.
So, how did it work?: geçiş sorusu olarak kullanımı
Burada So, yeni soruyu az önce verilen bilgilere bağlar. Boş bir dolgu sözcüğü olmak yerine yaklaşık olarak “bu arka planı göz önüne alırsak sırada sorulması gereken şey...” anlamına gelir. how did it work? sorusu bir sonraki bölümü, yani düzeneğin çalışma mekanizmasının açıklanacağını duyurur. So, + soru geçiş kalıbı, konuşmacının arka plandan veya bir tanımdan açıklamanın bir sonraki mantıksal bölümüne geçmesine yardımcı olur.
Alıştırma
So, how did it work? sorusunun temel söylem işlevi nedir?
- Arka plan bilgisinden mekanizmanın açıklamasına geçmek.
- Dinleyicilerden düzeneği hemen onarmalarını istemek.
- Bir açıklama bulunmadığı için konuyu bitirmek.
Cevabı göster
Arka plan bilgisinden mekanizmanın açıklamasına geçmek.
celestial bodies: uzaydaki doğal gök cisimleri
Celestial bodies, celestial body ifadesinin çoğuludur. Yıldızlar, gezegenler, uydular, asteroitler ve kuyruklu yıldızlar gibi uzayda doğal olarak bulunan nesneleri belirtir. Resmî bir astronomi terimidir. Bu ifadede bodies, insan ya da hayvan bedeni değil, “fiziksel nesneler” veya “varlıklar” anlamına gelir. Celestial bunları gökyüzü ya da uzayla ilişkilendirir; bütün ifade “uzaydaki doğal gök cisimleri” demektir.
Alıştırma
Bu cümlede “celestial bodies” ne anlama geliyor?
- Yıldızlar ve gezegenler gibi uzaydaki doğal nesneler
- Antik astronomların fiziksel bedenleri
- Gökyüzünü inceleyen kuruluşlar
Cevabı göster
Yıldızlar ve gezegenler gibi uzaydaki doğal nesneler
But to forecast events like solar eclipses, Kalıp ifadeler
2:26Ancak Güneş tutulması gibi olayları tahmin etmek için
they'd need to perform calculations by hand. Kalıp ifadeler
2:29hesaplamaları elle yapmaları gerekiyordu.
to forecast events like solar eclipses: amaç ve olayların tahmini
Cümlenin başındaki to forecast... mastar ifadesi bir amaç belirtir ve in order to forecast... ile aynı anlama gelir. Burada forecast, veri, hesaplama veya bilinen örüntülerden yararlanarak gelecekteki bir olayı tahmin etmek anlamındaki bir fiildir. events like solar eclipses ifadesinde like bir örnek verir. Events, planlanmış sosyal etkinlikleri değil, gerçekleşen olguları belirtir; güneş tutulmaları da tahmin edilmek istenen olaylardan biridir.
Alıştırma
“to forecast events like solar eclipses” ifadesinin işlevini ve anlamını en iyi hangi seçenek açıklar?
- Amacı belirtir: güneş tutulmaları gibi olayları tahmin etmek.
- Güneş tutulmalarının hesaplamaları yaptığını söyler.
- Güneş tutulmaları sırasında yapılan sosyal etkinlikleri belirtir.
Cevabı göster
Amacı belirtir: güneş tutulmaları gibi olayları tahmin etmek.
perform calculations by hand: hesaplamaları elle yapmak
Burada perform calculations, “matematiksel hesaplamalar yapmak” demektir. Perform, “sahnede gösteri yapmak” değil, “gerçekleştirmek” anlamındadır. By hand, hesaplamaların bilgisayara veya otomatik bir makineye yaptırılmayıp insanlar tarafından yapılması demektir. Yine de kâğıt, kalem veya basit araçlar kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifade perform calculations by hand ile tamamlayın: Before electronic calculators, engineers often had to ____.
Cevabı göster
perform calculations by hand
This device likely made that process much easier. Dilbilgisi
2:33Bu cihaz muhtemelen bu süreci çok daha kolaylaştırdı.
made that process much easier: make + nesne + sıfat
Made that process much easier, make + nesne + sıfat kalıbını izler: made, make fiilinin geçmiş zaman biçimidir; that process nesnedir; easier ise ortaya çıkan durumu anlatır. Bu ifade, cihazın süreci daha kolay hâle getirdiğini söyler; made burada “üretti” anlamına gelmez. Much, karşılaştırma sıfatı easier'ı güçlendirir. Much easier, yalnızca “çok kolay” değil, “çok daha kolay” demektir.
Alıştırma
made, the task, much ve easier ifadelerini doğru sıraya koyun: The clear instructions ____.
Cevabı göster
made the task much easier
Özne olarak Setting the dial to a specific day
Setting the dial to a specific day, isim işlevi gören bir -ing öbeğidir. Setting biçimi, tüm eylemi cümlenin öznesi olarak ele alınabilecek bir şeye dönüştürür. Bu, şimdiki zamanın süreklilik yapısı değildir; çünkü setting sözcüğünden önce bir be biçimi yoktur. Yönergelerde ve açıklamalarda -ing öbeği çoğu zaman bir eylemi adlandırır, ardından bu eylemin ne yaptığı veya neye yol açtığı anlatılır.
Alıştırma
Eylemi özne yapmak için set fiilinin -ing biçimini kullanın: ____ the timer correctly prevents mistakes.
Cevabı göster
Setting
to calculate that day's astronomical personality. Deyimler
2:42bir dizi dişliyi harekete geçiriyordu.
drove a series of gears to calculate: mekanik anlamda drive
Burada drove, drive fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve “bir mekanizmayı hareket ettirmek” anlamına gelir. Hareket ettirilen şey a series of gears olduğundan burada bir aracı sürmek değil, mekanik olarak dişlileri çalıştırmak anlatılır. to calculate mastarı, dişli hareketinin amacını veya işlevini belirtir: aygıtın hesaplama yapabilmesi için dişliler harekete geçirilmiştir. Teknik açıklamalarda drive çoğu zaman bir parçayı veya sistemi hareket ettiren kuvveti sağlamak anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümlede drive, örnekteki drove gibi mekanik anlamda kullanılmıştır?
- The motor drives a set of gears inside the clock.
- Competition drives the team to improve.
- Leo drives a bus across town.
Cevabı göster
The motor drives a set of gears inside the clock.
that day's astronomical personality: astronomik bir düzeni kişileştirme
Bu cümlede that day's astronomical personality, o gün Güneş'in, Ay'ın, gezegenlerin ve takımyıldızların oluşturduğu kendine özgü düzeni anlatan kişileştirme içeren bir mecazdır. Personality normalde bir insanı tanımlar; burada ise soyut bir astronomik düzenin sanki o güne özgü bir karakteri varmış gibi görünmesini sağlar. İfade bir insan özelliğini, burç yorumunu veya personality adlı teknik bir ölçümü belirtmez. “O günün kendine özgü astronomik düzeni” demenin canlı ve mecazlı bir yolu olarak anlaşılmalıdır.
Alıştırma
Cümlede that day's astronomical personality ne anlama geliyor?
- Birinin nasıl davranacağını öngören burç yorumu
- Bir bilim insanının kişisel karakteri
- O gün gök cisimlerinin oluşturduğu kendine özgü düzen
Cevabı göster
O gün gök cisimlerinin oluşturduğu kendine özgü düzen
and what seemed to be the five then known planets Dilbilgisi
2:51ve zodyağın 12 takımyıldızına göre
what seemed to be ... the five then known planets: öyle görünen şey ... o zaman bilinen beş gezegen
What seemed to be ... kaynaşmış bir ilgi yan cümlesidir: what, “... olan şey ya da şeyler” anlamını tek başına taşır; bu nedenle yan cümlenin tamamı tanımlanan nesneyi adlandırır. Seemed to be, bu tanımlamayı kesin değil, temkinli gösterir. the five then known planets ifadesinde then, “o zaman” demektir ve known sözcüğünü niteler. İfade, bugün bilinen bütün gezegenleri değil, o tarihsel dönemde tanınan beş gezegeni anlatır.
Alıştırma
Hangi yeniden ifade hem temkinli tanımlamayı hem de tarihsel zaman göndermesini en iyi korur?
- o zaman tanınan beş gezegen gibi görünen şey
- bugün kesin olarak bilinen bütün gezegenler
- hemen ardından keşfedilen beş gezegen
Cevabı göster
o zaman tanınan beş gezegen gibi görünen şey
relative to the 12 constellations of the zodiac. Kültür
2:54o dönem bilinen beş gezegen olduğu düşünülen gök cisimlerinin konumlarını gösteriyordu.
Metallic hands: analog göstergedeki metal ibreler
Burada hands, saate benzeyen veya kadranlı bir cihazdaki hareketli ibreleri ifade eder. Metallic, ibrelerin metalden yapıldığını ya da metal gibi göründüğünü belirtir; insan ellerini anlatmaz. Pointed to fiil grubu da bu anlamı doğrular: Saat ibrelerinin zamanı göstermesi gibi, buradaki hands de ekran üzerindeki konumları gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede hands, bir göstergedeki hareketli ibreler anlamında kullanılmıştır?
- The mechanic washed his hands after work.
- Two workers carried the metal plate by hand.
- The clock's hands moved slowly around the dial.
Cevabı göster
The clock's hands moved slowly around the dial.
relative to the 12 constellations of the zodiac: zodyağın 12 takımyıldızına göre
Relative to, “... ile ilişkili olarak” ya da “... referans alınarak” anlamına gelir. Burada on iki zodyak takımyıldızı, gök cisimlerinin gökyüzünde nerede göründüğünü anlatmak için arka plan referansı sağlar. Zodyak, Güneş'in, Ay'ın ve gezegenlerin hareket ediyor gibi göründüğü gökyüzü kuşağıdır; geleneksel on iki takımyıldızı burada bilinen bir konum sistemi oluşturur. Bu cümlenin anlamı astronomiktir; aile bağlarıyla veya kişilik tahminleriyle ilgili değildir.
Alıştırma
Burada relative to the 12 constellations of the zodiac ne anlama geliyor?
- Takımyıldızlar gezegenlerin akrabalarıdır.
- Takımyıldızlar her gezegenin kişiliğini tahmin eder.
- Takımyıldızlar gök cisimlerinin konumlarını anlatmak için referans olarak kullanılıyor.
Cevabı göster
Takımyıldızlar gök cisimlerinin konumlarını anlatmak için referans olarak kullanılıyor.
And the Antikythera's features didn't end there. Deyimler
2:58Ancak Antikythera'nın özellikleri bununla sınırlı değildi.
didn't end there: daha fazlasının geleceğini belirtmek
Burada didn't end there, az önce söylenenlerden daha fazlasının bulunduğu anlamına gelir. There gerçek bir yeri göstermez; cümle, sıralanan özelliklerin hikâyenin tamamı olmadığını anlatır. Bu ifade bir köprü görevi görür: daha önce verilen bilgiye dönüp bakar ve sırada başka bir özellik ya da sonuç olduğunu bildirir. Yaygın kalıp X didn't end there biçimindedir ve ardından ek bilgi gelir.
Alıştırma
Hangi cümlede didn't end there, daha fazla bilginin geleceğini belirtmek için kullanılmıştır?
- We ended the discussion there and went home.
- The footpath ended at the river.
- The museum's surprises didn't end there; the next room held a giant fossil.
Cevabı göster
The museum's surprises didn't end there; the next room held a giant fossil.
Another gear system likely spun a colored sphere
3:02Başka bir dişli sistemi muhtemelen ayın evrelerini temsil eden
representing the lunar phase: kürenin neyi gösterdiğini anlatmak
-ing yapısındaki representing the lunar phase, a colored sphere ifadesini niteler. Kürenin neyi betimlediğini veya gösterdiğini anlatır; represent burada bir kişi adına hareket etmek anlamına gelmez. Lunar phase, aydınlık bölümü değişiyormuş gibi görünürken Ay'ın Dünya'dan görülen biçimidir; hilal, yarım ay veya dolunay buna örnektir. Bu astronomi teriminde phase belirli bir anlama sahiptir ve yalnızca bir süreçteki genel aşama demek değildir.
Alıştırma
"The app uses an icon representing the lunar phase," cümlesinde representing the lunar phase bize ne anlatır?
- Simgenin Ay'ın görünen evresini gösterdiğini anlatır.
- Simgenin bir proje aşamasından geçtiğini anlatır.
- Simgenin bir astronom adına konuştuğunu anlatır.
Cevabı göster
Simgenin Ay'ın görünen evresini gösterdiğini anlatır.
one of the five dials revolved according to the Saros cycle, Kültür
3:10beş kadrandan biri, Güneş, Ay ve Dünya'nın
On another face: cihaz yüzeyi anlamındaki face
On another face ifadesindeki face, bir insanın yüzünü değil, cihazın düz bir tarafını veya gösterge yüzeyini anlatır. Saat, gösterge veya çok yüzlü bir aygıtta işaretleri, ibreleri ya da kadranları taşıyan yüzey face olarak adlandırılabilir. Another, anlatımın cihazın bir yüzeyinden başka bir yüzeyine geçtiğini gösterir. Burada beş kadrandan biri bu diğer yüzeyde bulunur.
Alıştırma
On another face ifadesinde face ne anlama gelir?
- cihazı kullanan kişi
- cihazın göstergelerini taşıyan bir yüzeyi
- bir insanın yüz ifadesi
Cevabı göster
cihazın göstergelerini taşıyan bir yüzeyi
revolved according to the Saros cycle: astronomik bir düzene uyan hareket
revolved according to the Saros cycle ifadesinde revolved dönmek, according to ise bir şeyin belirlediği zamanlamaya veya düzene uymak anlamına gelir. Dolayısıyla kadran rastgele değil, bu astronomik döngünün yönettiği düzenli bir biçimde hareket ediyordu. Saros döngüsü yaklaşık 6.585,3 gün sürer. Yaklaşık bu süre geçince Güneş, Ay ve Dünya neredeyse aynı göreli dizilime geri döner ve benzer tutulmalar yeniden meydana gelebilir. Bu nedenle döngü bir kadranla gösterilebilir.
Alıştırma
revolved according to the Saros cycle burada ne anlama gelir?
- hiçbir düzenli kalıp olmadan dönüyordu
- o astronomik döngüye göre zamanlanmış bir düzende dönüyordu
- her gün bir tam tur atıyordu
Cevabı göster
o astronomik döngüye göre zamanlanmış bir düzende dönüyordu
the time it takes for ... to ...: bir sürecin ne kadar sürdüğünü anlatmak
Tam yapı It takes + süre + for + isim + to + fiil biçimindedir. Bir sürecin ne kadar zaman gerektirdiğini anlatır. Burada for the sun, moon, and Earth to return... süreci, approximately 6,585.3 days ise süreyi belirtir. Bu isim öbeğinde süre, the approximately 6,585.3 days that it takes for the bodies to return örneğindeki gibi önce gelir. Özgün cümlede that kullanılmamıştır. It biçimsel bir öznedir ve fiziksel bir nesneyi göstermez; takes fiilinden sonra anlamca gereken süre öndeki days sözcüğüne döner.
Alıştırma
It takes + süre + for...to... yapısını, süre olarak twelve minutes kullanarak tamamlayın: It ____ for the signal to reach the spacecraft.
Cevabı göster
takes twelve minutes
indicated the timing of ...: etkinliklerin ne zaman olduğunu göstermek
Indicated, bir bilginin gösterildiği veya belirtildiği anlamına gelir. Kadran indicated the timing of the festivals, yani festivallerin ne zaman planlandığını veya yapıldığını gösteriyordu. Burada timing, tarihlerini ya da takvimdeki yerlerini ifade eder. Ancient Greek festivals, Antik Yunan toplumuna ait ve çoğu zaman dinî nitelik taşıyan kutlamalardı. Bu ifade özellikle modern müzik festivallerini anlatmaz; mekanizmanın takvim bilgilerini önemli toplumsal etkinliklerle ilişkilendirdiğini gösterir.
Alıştırma
Çizelgenin her aşamanın ne zaman planlandığını gösterdiğini anlatan cümle hangisidir?
- The chart indicates the cost of each stage.
- The chart indicates the duration of each stage.
- The chart indicates the timing of each stage.
Cevabı göster
The chart indicates the timing of each stage.
computation lived in the connections between gears. Deyimler
3:34hesaplama, dişliler arasındaki bağlantılarda hayat buluyordu.
computation lived in the connections between gears: hesaplama dişli bağlantılarında hayat buluyordu
Bu cümlede lived in mecaz anlamda kullanılmıştır. Hesaplama gerçek anlamda bir yerde yaşamıyordu; ifade, makinenin hesaplama yeteneğinin dişlilerin bağlanma biçiminde somutlaştığını veya bu bağlantılar tarafından üretildiğini anlatır. Daha genel olarak, soyut bir nitelik ya da işlevin bir yapıda lives in olduğunu söylemek, o niteliği veya işlevi gerçekleştiren şeyin söz konusu yapı olduğunu belirtir.
Alıştırma
Bu cümlede vurgulanan ifade ne anlama geliyor?
- Hesaplama, dişlilerin yanındaki gerçek bir evde yaşıyordu.
- Dişliler arasındaki bağlantılar hesaplamayı doğrudan gerçekleştiriyordu.
- Her dişlinin içinde küçük, canlı bir hesap makinesi vardı.
Cevabı göster
Dişliler arasındaki bağlantılar hesaplamayı doğrudan gerçekleştiriyordu.
Each celestial body follows specific rules Kalıp ifadeler
3:38Her gök cismi, değişen hızlar ve Ay'ın yalpalayan yörüngesi gibi,
follows specific rules that govern...: hareketi belirleyen kurallara uymak
Each celestial body, follows fiilinin öznesidir: gök cismi belirli kurallara göre hareket eder. that govern... ilgi cümleciği bu kuralları açıklar. Burada govern, bir ülkeyi yönetmek değil; hareketi, konumları ve sıra dışı özellikleri belirlemek veya kontrol etmek anlamına gelir. Quirks, ayırt edici, düzensiz ya da beklenmedik özellikler demektir. Yalnızca insanların tuhaf alışkanlıklarını değil, sistemleri ve nesneleri de betimleyebilir.
Alıştırma
Cümleyi follow ve govern fiillerinin doğru biçimleriyle tamamla: This planet ____ physical laws that ____ its motion.
Cevabı göster
follows · govern
like changing speeds ... the moon's wobbly orbit: düzensizlik örnekleri
Burada like, daha önce sözü edilen quirks için somut örnekler verir: değişen hızlar ve Ay'ın wobbly diye nitelenen yörüngesi. Bu kullanımda like, “örneğin” anlamındadır; “benzer” anlamında değildir. Bir yörüngeyi wobbly diye nitelemek gündelik ve betimleyici bir anlatımdır. Ay gözle görülür biçimde titrememektedir; hareketi ve izlediği yol, kusursuz şekilde tekdüze kalmak yerine değişir. Bu gündelik sıfat, teknik bir düzensizliği zihinde canlandırmayı kolaylaştırır.
Alıştırma
Bu bağlamda “the moon's wobbly orbit” ifadesini en iyi hangi cümle açıklar?
- Ay'ın yörüngesi yumuşak ve esnek bir malzemeden yapılmıştır.
- Ay'ın kendisi gökyüzünde gözle görülür biçimde titriyor.
- Ay'ın yolu ve hareketi kusursuz biçimde tekdüze değildir.
Cevabı göster
Ay'ın yolu ve hareketi kusursuz biçimde tekdüze değildir.
The fact that these ancient gears were precisely designed to compute Dilbilgisi
3:49Bu antik dişlilerin, bu kuralların sadece birini değil,
not just one, but many of these rules Dilbilgisi
3:53birçoğunu aynı anda hesaplamak üzere kesin bir şekilde tasarlanmış olması
The fact that ...: bir yan cümleyi özneye dönüştürmek
The fact that + yan cümle, ardından gelen bütün ifadeyi “…… gerçeği” veya “…… durumu” anlamına gelen, isim gibi işleyen bir birime dönüştürür. Bu birimin tamamı cümlenin öznesi olabilir ve ardından bu durum hakkında değerlendirme veya yorum yapılabilir. Bu cümlede özne The fact that ile başlar ve simultaneously sözcüğüne kadar devam eder. Ana yüklem has astounded ifadesidir. These ancient gears yalnızca that yan cümlesinin içindeki öznedir; has astounded ifadesinin öznesi değildir.
Alıştırma
Özneyi tamamlamak için “…… gerçeği” anlamındaki üç sözcüklü hedef yapıyı kullanın: ____ the museum opens at night attracts many visitors.
Cevabı göster
The fact that
not just one, but many ... simultaneously: yalnızca biri değil, birçoğu aynı anda
not just A, but B yapısı önce A’yı fazla sınırlı bir bilgi olarak sunar, ardından odağı bu bilgiyi genişleten veya güçlendiren B’ye kaydırır. Bu cümlede karşıtlık bir kuraldan birçok kurala doğru ilerler. simultaneously, compute fiilini niteler ve “aynı anda” anlamına gelir. Şaşırtıcı olan hem birçok kuralın hesaplanması hem de bu hesapların sırayla değil, birlikte yapılmasıdır.
Alıştırma
Hangi cümle hem tek bir unsurdan birkaç unsura genişlemeyi hem de eylemlerin aynı anda gerçekleşmesini açıkça ifade eder?
- The sensor measures only temperature, although it can store many readings.
- The sensor measures not just temperature, but pressure and humidity simultaneously.
- The sensor measures temperature first and pressure several minutes later.
Cevabı göster
The sensor measures not just temperature, but pressure and humidity simultaneously.
the handshake between 13 gears: 13 dişli arasındaki koordineli etkileşim
the handshake between 13 gears ifadesinde handshake, dişlilerin birbirine geçme, hareketi aktarma ve uyum içinde çalışma biçimini anlatan bir benzetmedir. Burada gerçek anlamda el sıkışma yoktur. El sıkışma görüntüsü, ayrı parçaların başarılı bir bağlantı kurup birlikte çalıştığını düşündürür. Bu cümlede söz konusu uyum, dişli sisteminin Ay’ın yörüngesini nasıl bu kadar doğru biçimde yeniden oluşturabildiğini açıklamaya yardımcı olur.
Alıştırma
Burada the handshake between 13 gears ne anlama gelir?
- Dişlilerin aralarında hareket aktarmasını sağlayan koordineli etkileşim
- On üç makine üreticisinin imzaladığı bir anlaşma
- Dişlilerin yaptığı fiziksel bir selamlaşma
Cevabı göster
Dişlilerin aralarında hareket aktarmasını sağlayan koordineli etkileşim
was only seconds off from reality: yalnızca birkaç saniyelik hata
Burada off, kapalı anlamına değil, hatalı ya da bir referans noktasından sapmış anlamına gelir. Reality referans noktasıdır: gerçekte olan şeydir. Only seconds, farkın yalnızca birkaç saniye olduğunu gösterir; only ise hatanın küçük olduğunu vurgular. be + miktar + off from + referans yapısı, bir sonucun belirli bir ölçütten ne kadar saptığını gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede was only seconds off from reality ne anlama gelir?
- Sonuç yalnızca birkaç saniyeliğine gerçek oldu.
- Sonuç birkaç saniye sonra kapatıldı.
- Sonuç, gerçekte olandan yalnızca birkaç saniye farklıydı.
Cevabı göster
Sonuç, gerçekte olandan yalnızca birkaç saniye farklıydı.
in fact, more efficient than digital computers. Dilbilgisi
4:14dijital bilgisayarlardan daha verimlidir.
more efficient than: kaynak kullanımını karşılaştırma
More efficient than, verimliliği karşılaştırmak için kullanılan karşılaştırma biçimidir. Yapı A + be + more efficient than + B şeklindedir. Efficient, daha az zaman, enerji, para, malzeme veya işlem gücü kullanarak sonuç elde etmek anlamına gelir. Karşılaştırma yalnızca ilgili koşullardaki verimlilikle sınırlıdır. A'nın her açıdan B'den daha iyi olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi efficient sözcüğünün karşılaştırma biçimiyle tamamlayın: This new motor uses less energy, so it is ____ the old motor.
Cevabı göster
more efficient than
take a digital 4K movie: take ile örnek sunma
Bu cümlede take a digital 4K movie, “dijital bir 4K filmi üzerinde düşünülecek örnek olarak kullanmak” anlamına gelir. Take burada filmi fiziksel olarak kaldırma veya bir yerden götürme eylemini anlatmaz. For example bir örnek verileceğini gösterir; take + isim öbeği ise dinleyicinin ele alması gereken durumu belirtir. Bu yapı, konuşmacının genel bir düşünceden somut bir örneğe geçmesine yardımcı olur: Take a small school with only one computer.
Alıştırma
Hangi cümlede take, incelenecek bir durumu örnek olarak sunmak için doğal biçimde kullanılmıştır?
- For example, take a small town with one hospital.
- Please take this package to the front desk.
- Someone took my umbrella by mistake.
Cevabı göster
For example, take a small town with one hospital.
represented by...: isimden sonra gelen geçmiş zaman ortacı
Represented by 100 billion binary digits, a digital 4K movie ifadesinden sonra gelen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. movie sözcüğünü niteleyerek filmin bilgilerinin hangi biçimde kodlandığını açıklar. Eksiksiz yapı a digital 4K movie that is represented by 100 billion binary digits şeklindedir. that is bölümünün çıkarılması açıklamayı daha kısa hâle getirir. Buradaki represented by, “kullanılarak ifade edilmiş veya kodlanmış” anlamındadır; “birinin temsilci olarak görev yapması” anlamında değildir.
Alıştırma
Hangi isim öbeğinde represented by, mesajın ikili basamaklar kullanılarak kodlandığını belirten ve isimden sonra gelen bir geçmiş zaman ortacı olarak kullanılmıştır?
- eight binary digits represented by a message
- a message that represents eight binary digits
- a message represented by eight binary digits
Cevabı göster
a message represented by eight binary digits
These bits are fundamentally devoid of an identity. Kelime
4:25Bu bitler temelde bir kimlikten yoksundur.
fundamentally devoid of an identity: temelde kendine ait bir kimlikten yoksun olmak
Be devoid of, “bir şeyden tamamen yoksun olmak” anlamına gelir. Fundamentally, bu eksikliğin geçici bir durum değil, bitlerin temel doğasının bir parçası olduğunu belirtir. Buradaki an identity, kişisel kimlik değil, tanınabilir bir içerik türü veya anlam demektir. Tek bir bit kendi başına görüntü, renk ya da ses değildir; bu rolü kazanması için yazılımın bitleri birleştirip yorumlaması gerekir.
Alıştırma
Bu derste geçen ve “tamamen yoksun” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The report was ____ useful details.
Cevabı göster
devoid of
They must be assembled by software on your TV or laptop Dilbilgisi
4:29Televizyonunuzdaki veya dizüstü bilgisayarınızdaki yazılımlar tarafından birleştirilmeleri
must be assembled by software: yazılım tarafından birleştirilmesi gerekir
Must be assembled, must + be + fiilin geçmiş zaman ortacı biçimindeki modal edilgen yapıdır. Must bu adımın gerekli olduğunu belirtirken edilgen yapı, They ile anlatılan bitleri eylemden etkilenen ögeler yapar. By software, birleştirme işlemini gerçekleştiren unsurun yazılım olduğunu belirtir. On your TV or laptop ise bu yazılımın nerede çalıştığını açıklar. Gerekli sonuç veya süreç ön plandaysa ve bunu kimin ya da neyin gerçekleştirdiğini de belirtmeniz gerekiyorsa must be + geçmiş zaman ortacı + by... yapısını kullanın.
Alıştırma
Must + be + inspect fiilinin geçmiş zaman ortacını kullanarak gereklilik cümlesini tamamlayın: Before use, the equipment ____ by a technician.
Cevabı göster
must be inspected
converted into the colors, motion, and sound: dönüşüm sonucunu belirtmek
Edilgen be converted into + sonuç yapısında özne, değişen şeyi; into sonrasındaki isim öbeği ise onun neye dönüştüğünü belirtir. Burada veriler renklere, harekete ve sese dönüştürülür. Bunlar dönüşümü gerçekleştiren araçlar değil, ortaya çıkan sonuçlardır. Bir biçimden başka bir biçime geçişi anlatmak için etken yapıda convert A into B, edilgen yapıda ise A is converted into B kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle verilerin görsel bir sonuca dönüştüğünü doğru biçimde anlatır?
- The software converts the measurements into a graph.
- The software converts into the measurements a graph.
- The graph converts the software from the measurements.
Cevabı göster
The software converts the measurements into a graph.
While the exactness of binary code makes it reliable, Dilbilgisi
4:40İkili kodun kesinliği onu güvenilir kılarken,
While ... makes it reliable: ödünleme ve make + nesne + sıfat
Burada while, during the time that değil although anlamındadır. Açılış yan cümlesi ikili kodun kesinliğinin bir avantaj olduğunu kabul eder ve dinleyiciyi ardından gelen ana cümledeki karşıt bir sınırlamaya ya da soruna hazırlar. makes it reliable ifadesinde make + nesne + sıfat kalıbı kullanılır: it, binary code ifadesine gönderme yapar; reliable ise ortaya çıkan niteliği açıklar. Bu niteliğin nedeni exactness özelliğidir.
Alıştırma
Hangi cümlede while, although anlamında kullanılmış ve aynı zamanda make + nesne + sıfat kalıbına yer verilmiştir?
- While the table was being repaired, the carpenter made the rough edge smooth.
- While the lock is simple, its solid steel construction provides reliability.
- While the lock is simple, its solid steel construction makes it reliable.
Cevabı göster
While the lock is simple, its solid steel construction makes it reliable.
digital logic requires abundance at the expense of efficiency, Kalıp ifadeler
4:44dijital mantık verimlilik pahasına bolluk gerektirir,
at the expense of efficiency: verimliliği bedel olarak kabul etmek
Bu cümlede requires abundance at the expense of efficiency, dijital mantığın çok miktarda kaynağa veya kapasiteye ihtiyaç duyduğunu ve bunun karşılığında verimliliğin düştüğünü anlatır. Buradaki expense, fatura veya ödeme değil, kayıp ya da fedakârlık anlamındadır. Başka durumlarda da kullanılabilen A at the expense of B kalıbı, A’yı elde etmenin, korumanın veya ona öncelik vermenin B’ye zarar verdiğini belirtir. Bir ödünleşmenin olumsuz tarafını vurgular.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste geçen ve “fedakârlık yaparak” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The app became simpler ____ useful features.
Cevabı göster
at the expense of
and the output is always just an approximation of reality. Kelime
4:49ve sonuç her zaman gerçekliğin sadece bir yaklaşımıdır.
an approximation of reality: gerçeğe yakın ama kesin değil
An approximation of reality, gerçek dünyaya yakın olan ancak onunla tamamen aynı olmayan bir sonuç veya temsil demektir. Teknik ve matematiksel bağlamlarda approximation, kusursuz biçimde temsil edilemeyen bir şeyi basitleştirme, ölçme veya hesaplama sonucunda ortaya çıkar. Just bu sınırlamayı vurgular: çıktı her zaman yalnızca bir yaklaşımdır, gerçeğin kendisi değildir. Burada just, “yalnızca” anlamındadır; “adil” veya “az önce” anlamında değildir.
Alıştırma
“the output is just an approximation of reality” ne anlama gelir?
- Çıktı hiçbir basitleştirme içermeyen gerçeğin kendisidir.
- Çıktı daha sonra gerçeğe dönüşecek bir tahmindir.
- Çıktı gerçeğe yakındır ancak onu tam olarak yeniden oluşturmaz.
Cevabı göster
Çıktı gerçeğe yakındır ancak onu tam olarak yeniden oluşturmaz.
In contrast: farklı bir duruma geçiş
In contrast, dinleyiciye sıradaki sistemin veya durumun az önce ele alınandan önemli bir yönden farklı olacağını bildirir. Karşılaştırmanın diğer tarafına açık bir geçiş yapan söylem bağlacıdır. Cümle başında bir yer anlatmaz; karşılaştırmayı düzenler. Ardından gelen cümlecik karşıt bilgiyi verir ve bu bağlaçtan sonra genellikle virgül gelir.
Alıştırma
Hangi cümle açık bir karşılaştırma belirtmek için In contrast ifadesini en doğal biçimde kullanıyor?
- The morning train was crowded. In contrast, it arrived at eight.
- The morning train was crowded. In contrast, the evening train had plenty of empty seats.
- The morning train was crowded. In contrast, it was full of passengers.
Cevabı göster
The morning train was crowded. In contrast, the evening train had plenty of empty seats.
step on this device: bir yüzeyin üzerine çıkmak
step on this device, ayağınızı cihazın üstüne koymak ve genellikle ağırlığınızın bir kısmını ona vermek demektir. on edatı cihazın yüzeyiyle teması gösterir; this device ise adımın temas ettiği nesnedir. Tartı veya platform gibi üzerinde durmak için tasarlanmış bir cihazla step on genellikle onun üzerine çıkmak anlamına gelir. Küçük bir nesneyle kullanıldığında ise aynı ifade, çoğu zaman yanlışlıkla o nesneye basmak anlamına gelebilir.
Alıştırma
Bir yüzeye ayak koymak anlamına gelen ders ifadesiyle yönergeyi tamamlayın: Please ____ the scale and stand still.
Cevabı göster
step on
the force of your body weight presses down on a spring, Öbek fiiller
5:00vücut ağırlığınızın kuvveti bir yaya baskı yapar
presses down on a spring: basıncın yönü ve uygulandığı nesne
presses down on a spring ifadesinde press kuvvet uygulamayı, down bu kuvvetin yönünü, on ise kuvveti alan şeyi, yani a spring ifadesini belirtir. Yeniden kullanılabilir kalıp press down on + nesne biçimindedir. Eller, vücut ağırlığı, kapaklar, düğmeler ve aşağı doğru basınç uygulayan makine parçaları için kullanılabilir.
Alıştırma
Aşağı doğru basıncı alan nesneyi belirtmek için press down on ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- Press down on the lid until it clicks.
- Press on down the lid until it clicks.
- Press down the lid on until it clicks.
Cevabı göster
Press down on the lid until it clicks.
which rotates a dial to reveal a number. Dilbilgisi
5:04ve bu yay bir sayıyı ortaya çıkarmak için bir kadranı döndürür.
rotates a dial to reveal a number: işlevi to ile açıklamak
rotates a dial to reveal a number ifadesinde rotates a dial mekanik hareketi belirtir. to reveal a number mastar öbeği, bu hareketin işlevini veya amaçlanan sonucunu açıklar: sayının görünür hâle gelmesini sağlar. Burada reveal, “bir sırrı açığa çıkarmak” değil, “gizli veya görünmeyen bir şeyi görünür hâle getirmek” anlamındadır. Bir cihazın amacını veya işlevini açıklarken hareket + to + fiilin yalın hâli kalıbı sık kullanılır.
Alıştırma
Bir hareketin işlevini açıklamak için to + fiilin yalın hâli yapısını kullanan cümle hangisidir?
- The screen lights up when the game begins.
- The screen lights up with a blue glow.
- The screen lights up to reveal the final score.
Cevabı göster
The screen lights up to reveal the final score.
This computer converts mechanical force directly Kalıp ifadeler
5:07Bu bilgisayar mekanik gücü doğrudan
convert A directly into B: girdiyi ve çıktıyı belirlemek
convert A into B kalıbı, “A’yı değiştirip B yapmak” veya “A’yı B biçimine dönüştürmek” anlamına gelir. Bu cümlede mechanical force girdiyi, numbers we can read ise çıktıyı gösterir. directly, converts fiilini niteler ve girdiden çıktıya doğrudan ilişkiyi vurgular. numbers we can read içinde we can read, numbers sözcüğünü açıklayan bir ilgi cümleciğidir; nesne görevindeki that ilgi zamiri düşürülmüştür.
Alıştırma
Cümleyi convert A into B kalıbının doğru biçimiyle tamamlayın: The scanner ____ a paper document ____ a digital file.
Cevabı göster
converts · into
continuous input: kesintisiz değişen değerler
Bu teknik kullanımda continuous input, ara değerler de dahil olmak üzere bir aralık boyunca değeri kesintisiz biçimde değişebilen girdidir. Basınç, konum veya kuvvet sürekli girdi olabilir. Burada continuous, girdinin ne kadar uzun sürdüğünü değil, değerin nasıl değiştiğini anlatır. Yalnızca ayrı basamaklar ya da durumlarla sınırlı bir girdinin karşıtıdır.
Alıştırma
Hangi durum continuous input için en açık örnektir?
- Bir sensör üzerindeki basınç birçok ara değerden geçerek kesintisiz biçimde değişebilir.
- Bir anahtar yalnızca açık veya kapalı olabilir.
- Bir sayı tuş takımı yalnızca 0 ile 9 arasındaki rakamları kabul eder.
Cevabı göster
Bir sensör üzerindeki basınç birçok ara değerden geçerek kesintisiz biçimde değişebilir.
does. And by acting continuously rather than discretely, Anlatım akışı
5:20daha fazla hareket ettirir. Ve ayrık değil sürekli çalışarak,
Weighing ... more than ... does: -ing özneleri ve does ile tekrarın önlenmesi
Weighing 150 lb ve weighing 149 lb, isim gibi özne olarak kullanılan -ing yan cümleleridir; her biri karşılaştırılan bir ağırlık durumunu belirtir. Temel yapı A moves the spring more than B does şeklindedir. Karşılaştırma yan cümlesinde does geniş zamanı taşır ve tekrarlanacak moves the spring fiil grubunun yerine geçer. Ağırlığın belirsiz bir eylem yaptığı anlamına gelmez; moves the spring ifadesinin yeniden söylenmesini önler.
Alıştırma
uses more energy ifadesinin tekrarını önleyen yardımcı fiille karşılaştırmayı tamamlayın: Heating a large room uses more energy than heating a small room ____.
Cevabı göster
does
by acting continuously rather than discretely: sonuçtan önce yöntemi belirtme
by + -ing yapısı, ana cümledeki sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi tanıtır. Burada by acting continuously, öznenin virgülden sonra gelen sonucu nasıl oluşturduğunu önceden açıklar. Baştaki And, bu yöntemi önceki düşünceye bağlar. rather than aynı dil bilgisel konumda reddedilen seçeneği ekler: discretely değil, continuously. Bu teknik kullanımda discretely, ayrı adımlar, birimler veya değerler hâlinde demektir. Yöntem ifadesinin başa getirilmesi, dinleyiciye ana sonuçtan önce nasıl sorusunun yanıtını ve temel karşıtlığı verir.
Alıştırma
Hangi cümle sensörün ayrı adımlar hâlinde değil, sürekli biçimde çalıştığını doğru ifade eder?
- The sensor operates continuously rather than discreetly.
- The sensor operates continuous rather than discrete.
- The sensor operates continuously rather than discretely.
Cevabı göster
The sensor operates continuously rather than discretely.
many experts argue that: tartışılabilir bir iddianın kaynağını belirtme
many experts argue that, ardından gelen iddiayı tanıtır ve bu görüşün kaynağının birçok uzman olduğunu belirtir. Yazar, bu düşünceyi tartışılmaz bir gerçek olarak değil, uzmanların görüşü olarak sunar. Burada argue “kavga etmek” değil, “bir görüş belirtmek ve onu gerekçelerle desteklemek” demektir. Bu kalıp, sıradaki görüşün kime ait olduğunu göstererek metni düzenler ve farklı görüşlere yer bırakır.
Alıştırma
Hangi cümlede bir anlaşmazlığı anlatmak yerine gerekçeli bir iddiayı bir kaynağa bağlamak için argue that kullanılmıştır?
- The researchers argued about the budget for an hour.
- The researchers argued with each other after the meeting.
- Researchers argue that the policy could reduce waste.
Cevabı göster
Researchers argue that the policy could reduce waste.
digital ones: çoğul computers adının yerine kullanma
are more real than digital ones karşılaştırmasında ones, çoğul ve sayılabilen computers adının yerine geçer. Bu nedenle digital ones, digital computers anlamına gelir ve aynı adın tekrarlanmasını önler. Tek bir şey için one, birden fazla şey için ones kullanın: the digital one ve the digital ones. Buradaki ones, adın yerine geçen bir sözcüktür; 1 sayısı değildir.
Alıştırma
cups sözcüğünü tekrarlamamak için cümleyi one sözcüğünün çoğul biçimiyle tamamlayın: The small cups are cheaper than the large ____.
Cevabı göster
ones
This elegance of faithfully representing real information Dilbilgisi
5:32Gerçek bilginin aslına sadık kalarak temsil edilmesindeki bu zarafet,
This elegance of faithfully representing real information: bilgiyi aslına uygun temsil etmenin inceliği
Burada elegance, teknik bir yöntemin dış görünüşünü değil; basit, iyi tasarlanmış ve etkili oluşunu anlatır. This, analog bilgisayarların gerçek bilgiyi sürekli ve doğrudan temsil edebilme özelliğine gönderme yapar. “Soyut isim + of + -ing” kalıbı, bir eylemi hakkında konuşulabilecek bir şey hâline getirir. Of faithfully representing real information, bu inceliğin tam olarak nerede bulunduğunu açıklar; faithfully, kaynak bilgiyle doğru biçimde eşleşmek demektir. Böylece ifadenin tamamı sonraki fiilin öznesi olabilir.
Alıştırma
Bir yöntemi basit ve etkili olduğu için övmek amacıyla the elegance of + -ing yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- The elegance to use one clear rule lies in how easy the system is to explain.
- The elegance of using one clear rule lies in how easy the system is to explain.
- The elegance of use one clear rule lies in how easy the system is to explain.
Cevabı göster
The elegance of using one clear rule lies in how easy the system is to explain.
has renewed interest in analog tech: analog teknolojiye ilgiyi yeniden canlandırdı
Has renewed interest in analog tech, “insanların analog teknolojiyle yeniden ilgilenmesini sağladı” anlamına gelir. Renew fiilinin etkilediği sözcük interest olduğundan yeniden canlanan şey ilgidir; in ise bu ilginin konusunu belirtir. Present perfect yapısındaki has renewed, ilginin canlanmasını zaten gerçekleşmiş ve hâlâ önemli olan bir değişim olarak sunar. Renewed ayrıca bu ilginin önceden var olduğunu, sonra azaldığını veya kaybolduğunu düşündürür.
Alıştırma
Cümleyi hedef eşdizimle tamamlayın: The discovery has ____ the ancient settlement.
Cevabı göster
renewed interest in
and is even inspiring new technologies. Anlatım akışı
5:39ve hatta yeni teknolojilere ilham veriyor.
is even inspiring new technologies: even ile daha güçlü bir bilgi eklemek
Bu cümlede even, inspiring new technologies ifadesini daha önce söylenenlerden daha güçlü veya daha şaşırtıcı bir ek bilgi olarak gösterir. “Yalnızca bununla kalmıyor, bu noktaya kadar gidiyor” biçiminde bir ilerleme oluşturur. even çıkarıldığında temel iddia kalır, ancak sonucun beklentileri aştığı vurgusu kaybolur. Buradaki inspire, bir teknolojiye duygu kazandırmak değil, “bir şeyin gelişmesine yardımcı olmak veya gelişimi teşvik etmek” anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümlede even daha güçlü ve şaşırtıcı bir etki eklemek için kullanılmıştır?
- The new coating is light because it repairs small scratches.
- The new coating is light, but it cannot repair small scratches.
- The new coating is light and even repairs small scratches.
Cevabı göster
The new coating is light and even repairs small scratches.
analog computing may improve the efficiency of digital systems, Ton ve niyet
5:43analog hesaplama, dijital sistemlerin verimliliğini artırabilir
may improve: temkinli bir tahminde bulunmak
May + fiilin yalın biçimi, bir sonucu kesin değil, olası olarak sunar. Burada may improve, analog hesaplamanın gelecekte dijital sistemleri daha verimli hâle getirebileceğini belirtir; ancak konuşan kişi bunun zaten gerçekleştiğini veya kesinlikle gerçekleşeceğini iddia etmez. Bu temkinli kiplik ifadesi, teknoloji tahminini doğrulanmış bir olgudan veya vaatten ayırmaya yardımcı olur.
Alıştırma
Hangi cümle bir olguyu veya garantiyi belirtmek yerine temkinli bir tahmin yapıyor?
- The new material will definitely reduce energy use.
- The new material may reduce energy use.
- The new material has already reduced energy use.
Cevabı göster
The new material may reduce energy use.
proving what's old can be new again. Deyimler
5:48ve eski olanın yeniden yeni olabileceğini kanıtlayabilir.
proving what's old can be new again: eski olan yeniden yeni olabilir
what's old can be new again ifadesinde what's old, eski ya da modası geçmiş kabul edilen nesneleri, fikirleri veya yöntemleri anlatır. Can be new again ise bunların yeniden kullanıldığında veya tasarlandığında tekrar taze, yararlı ya da güncel görünebileceğini belirtir. Burada old ve new yalnızca yaşı değil, değer ve geçerlilikteki değişimi anlatır. Bu karşıtlık, cümleye kısa ve akılda kalıcı bir özdeyiş havası verir. Baştaki proving, sonucu belirten bir -ing yapısıdır. Daha önce anlatılan gelişmeye gönderme yapar ve onun bu daha genel düşünceye kanıt oluşturduğunu söyler.
Alıştırma
what's old can be new again ifadesine en uygun anlam hangisidir?
- Yalnızca tamamen yeni fikirler değerlidir.
- Eski olan her şey zamanla kendiliğinden modernleşir.
- Eski bir fikir yeniden yararlı hâle gelip yenilikçi görünebilir.
Cevabı göster
Eski bir fikir yeniden yararlı hâle gelip yenilikçi görünebilir.
what the future of computing holds: bilişimin geleceğinin getirecekleri
What the future of computing holds, bilişimin gelecekte getireceği gelişmeleri, fırsatları veya değişiklikleri anlatır. Burada holds, bir şeyi fiziksel olarak elde tutmak değil, geleceğin bir şeyi barındırması ya da getirmesi anlamındadır. What ile başlayan yan cümlenin tamamı Get ready for ... içinde for edatından sonra gelir. Yeniden kullanılabilen temel kalıp what the future holds biçimindedir; of computing eklendiğinde konu bilişim alanıyla sınırlandırılır.
Alıştırma
Bilişimin gelecekteki gelişmelerini anlatan what ... holds kalıbıyla cümleyi tamamlayın: Get ready for ____.
Cevabı göster
what the future of computing holds
Brilliant will help you master the fundamentals
6:01Brilliant, bilgisayar bilimi ve programlama üzerine
with visual, interactive courses on computer science and programming.
6:06bu sürekli gelişen teknolojinin temellerini