İnsanlık tarihi anlayışımızı değiştiren makine - Max G. Levy: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
693 kelime 123 kel/dk

Video özeti: Video, Antikythera Mekanizması’nın antik bir gemi enkazında bulunmasından gök cisimlerinin hareketlerini modelleyen analog bir bilgisayar olarak anlaşılmasına uzanan süreci anlatıyor. Ardından sürekli analog hesaplamayı ikili dijital sistemlerle karşılaştırıyor ve analog yöntemlerin gelecekteki teknolojileri neden daha verimli hâle getirebileceğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. stumbled upon — Öbek fiiller: Bu ifadenin kelimesi kelimesine tökezlemek değil, bir şeyi tesadüfen bulmak anlamına geldiğini kavrayabilirsiniz. Arkeoloji, seyahat, araştırma veya gündelik yaşamda gerçekleşen beklenmedik keşifleri anlatırken kullanabilirsiniz. 2. not just one, but many of these rules simultaneously — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: not just..., but... yapısının bir iddiayı nasıl genişletip vurguladığını fark edebilirsiniz. Burada dişlilerin aynı anda birden fazla astronomi kuralını modellemesi öne çıkarılır; yapı, kesin karşılaştırmalar ve güçlü savlar kurmak için de kullanılabilir. 3. by acting continuously rather than discretely, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: by ile başlayan -ing yapısının yöntem veya neden açıkladığını, rather than ifadesinin ise temel teknik karşıtlığı kurduğunu görebilirsiniz. Böylece bir sürecin diğerinden neden farklı işlediğini açıkça anlatabilirsiniz.

Bu derste

In 1900,

0:06

1900 yılında,

Greek divers stumbled upon a 2,000 year old shipwreck Notlar

0:08

Yunan dalgıçlar tesadüfen 2.000 yıllık bir gemi enkazına rastladı

Öbek fiiller

stumbled upon: bir şeyi tesadüfen bulmak

Burada stumbled upon, tesadüfen buldu anlamına gelir. Dalgıçların özellikle bu gemi enkazını aramayı planlamış olması gerekmez. Stumble upon, ardından tesadüfen bulunan kişi, yer, nesne veya bilginin geldiği bir öbek fiildir. Bu anlamda stumble, birinin gerçekten tökezlemesini veya düşmesini anlatmaz.

Alıştırma

Maya mektupları aramıyordu. Cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? While cleaning her desk, she ___ some old letters.

  1. tripped over
  2. searched for
  3. stumbled upon
Cevabı göster

stumbled upon

Dilbilgisi

a 2,000-year-old shipwreck: isimden önce yaş belirtme

Vurgulanan ifadede 2,000 year old, shipwreck sözcüğünden önce gelir ve yaşı belirten tek bir niteleyici olarak çalışır. Bu, gemi enkazının iki bin yıllık olduğu anlamına gelir; 2000 yılına ait olduğu anlamına gelmez. Özenli standart yazıda a 2,000-year-old shipwreck yazılır. Bir isimden önce kullanılan number + time unit + old yapısında zaman birimi tekil kalır ve bölümler genellikle kısa çizgilerle birleştirilir.

Alıştırma

Yaşı ismin önünde kullanılan bir niteleyiciye dönüştürün: They visited a ____ temple. (The temple is 500 years old.)

Cevabı göster

500-year-old

whose contents would shake our understanding of the ancient world. Deyimler

0:13

ve bu enkazın içindekiler antik dünyaya dair anlayışımızı sarsacaktı.

Deyimler

would shake our understanding: geçmişten bakarak sonraki düşünsel sarsıntıyı haber verme

Would shake, anlatıdaki geçmiş bir noktadan ileriye bakar. O bakış noktasında keşfin etkisi henüz gelecektedir; bu yüzden would, şimdiki zamanda yapılan bir tahminden çok “daha sonra …-ecekti” anlamına gelir. Shake our understanding mecazidir. İçindekilerin antik dünya hakkındaki kabul görmüş fikirleri ciddi biçimde sorgulatacağı ve belki değiştireceği anlamına gelir. Tarih anlatılarında bu birleşim, daha sonra ortaya çıkacak büyük bir etkiyi önceden haber vermek ve merak uyandırmak için sıkça kullanılır.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: “In 1998, researchers uncovered a fossil that would shake our understanding of early migration.” Hangi seçenek would shake our understanding ifadesini en doğru açıklar?

  1. Fosil daha sonra erken dönem göçüne ilişkin kabul edilmiş fikirleri ciddi biçimde sarstı.
  2. Fosil, araştırmacılar çalışırken onları fiziksel olarak sarstı.
  3. 1998 yılına gelindiğinde fosil kabul edilmiş bütün fikirleri zaten doğrulamıştı.
Cevabı göster

Fosil daha sonra erken dönem göçüne ilişkin kabul edilmiş fikirleri ciddi biçimde sarstı.

Among the remains were fragments of mangled wood and corroded metal, Notlar

0:18

Kalıntılar arasında ezilmiş ahşap ve paslanmış metal parçaları vardı,

Dilbilgisi

Among the remains were: başa alınmış kapsam ifadesinden sonra devrik yapı

Among the remains, ortamı önce kurmak için cümlenin başına alınmış bir edat öbeğidir. Bu devrik yapıda were, gerçek özne olan fragments of mangled wood and corroded metal ifadesinden önce gelir. Normal dizilişte temel yapı şöyledir: Fragments of mangled wood and corroded metal were among the remains. Bu kalıp, bilgiyi bilinen bir yerden veya gruptan başlayarak orada bulunan yeni nesnelere doğru düzenler. Yazarın önce ortamı, ardından yeni özneyi sunmak istediği resmî betimlemelerde ve anlatılarda yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümle “Among the exhibits were several old photographs” ile aynı anlamı normal özne–fiil dizilişiyle verir?

  1. Several old photographs were among the exhibits.
  2. Several exhibits were among the old photographs.
  3. The exhibits were among several old photographs.
Cevabı göster

Several old photographs were among the exhibits.

Kelime

corroded metal: korozyon nedeniyle zarar görmüş metal

Bu cümlede corroded metal, korozyon nedeniyle zamanla aşınmış ya da zayıflamış metal anlamına gelir. Korozyon genellikle su, oksijen, tuzlar veya başka maddelerle gerçekleşen kimyasal tepkimelerden kaynaklanır. Corroded, old veya damaged sözcüklerinden daha kesindir: metal eski ya da hasarlı olabilir ama korozyona uğramış olmayabilir.

Alıştırma

Corroded metal ifadesine en uygun açıklama hangisidir?

  1. Yalnızca eski ama hâlâ değişmemiş metal
  2. Kimyasal tepkimeler nedeniyle zamanla zarar görmüş metal
  3. Özenle tasarlanmış bir biçimde kesilmiş metal
Cevabı göster

Kimyasal tepkimeler nedeniyle zamanla zarar görmüş metal

which archaeologists soon realized contained an intricate series of gears Kalıp ifadeler

0:23

ve arkeologlar kısa süre sonra bunların karmaşık bir dişli dizisi içerdiğini,

Kalıp ifadeler

an intricate series of gears: birlikte çalışan karmaşık bir parça takımı

Bu cümlede an intricate series of gears, birlikte çalışacak biçimde düzenlenmiş karmaşık bir dişli takımı anlamına gelir. Intricate, yalnızca çok sayıda dişli olduğunu değil, parçaların ayrıntılı ve karmaşık biçimde düzenlendiğini anlatır. Burada a series of, birbiriyle bağlantılı bir grup ya da dizi demektir. İfade tekil kabul edilir: an, birden çok dişliden oluşan tek bir series'e işaret eder.

Alıştırma

An intricate series of gears ifadesine en uygun anlam hangisidir?

  1. Makineler hakkında bir televizyon dizisi
  2. Basit tasarımlı tek bir büyük dişli
  3. Birlikte çalışacak biçimde düzenlenmiş karmaşık bir dişli takımı
Cevabı göster

Birlikte çalışacak biçimde düzenlenmiş karmaşık bir dişli takımı

resembling technology not believed to exist until centuries later. Dilbilgisi

0:29

ve yüzyıllar sonrasına kadar var olmadığı düşünülen bir teknolojiye benzediğini fark ettiler.

Dilbilgisi

resembling technology not believed to exist: iki kısaltılmış niteleyici yapı

resembling technology, daha önce sözü edilen nesneyi o teknolojiye benziyor veya onun gibi görünüyordu diyerek tanımlayan -ing'li bir ortaç öbeğidir. resemble geçişli bir fiil olduğundan technology nesnesini to olmadan doğrudan alır. İsim öbeğinin içindeki technology not believed to exist, technology that was not believed to exist yapısının kısaltılmış biçimidir. Edilgen not believed, insanların teknolojinin var olduğunu düşünmediğini anlatır; inanma eylemini yapan teknoloji değildir.

Alıştırma

technology not believed to exist ifadesini doğru biçimde açan tam ilgi cümleciği hangisidir?

  1. technology that people believed already existed
  2. technology that did not believe it existed
  3. technology that was not believed to exist
Cevabı göster

technology that was not believed to exist

By the 1950s,

0:35

1950'lere gelindiğinde,

scientists began to understand what they'd found.

0:37

bilim insanları ne bulduklarını anlamaya başladılar.

These fragments were part of a device

0:40

Bu parçalar, Güneş'in,

that could calculate the movements of the sun, Kalıp ifadeler

0:43

Ay'ın ve gezegenlerin hareketlerini

moon, and planets,

0:46

hesaplayabilen bir cihazın parçasıydı

now known as the Antikythera Mechanism. Kalıp ifadeler

0:48

ve günümüzde Antikythera Düzeneği olarak biliniyor.

Kalıp ifadeler

could calculate the movements: gök cisimlerinin hareketini hesaplamak

could calculate the movements ifadesinde could, aygıtın Güneş'in, Ay'ın ve gezegenlerin konumlarının nasıl değiştiğini hesaplama yeteneğine sahip olduğunu gösterir. Burada could belirsizlik değil, yetenek anlatır. Calculate fiili nesne olarak yalnızca sayı almaz. Teknik bağlamlarda calculate a movement veya movements, ölçümler ya da bir model kullanarak hareketi belirlemek veya tahmin etmek anlamına gelir. Buradaki movements insan hareketleri değil, gök cisimlerinin hareketleridir.

Alıştırma

The device could calculate the movements of the planets cümlesi burada ne anlama gelir?

  1. It could copy people's body movements.
  2. It could use information to work out how the planets move.
  3. It could make the planets move to new positions.
Cevabı göster

It could use information to work out how the planets move.

Kalıp ifadeler

now known as ...: güncel bir adı tanıtmak

now known as the Antikythera Mechanism, aygıtın ne yapabildiği anlatıldıktan sonra onun günümüzde yaygın olarak kullanılan adını ekler. be known as + ad, unvan veya kimlik kalıbı, “olarak adlandırılmak” ya da “o adla tanınmak” anlamına gelir. Buradaki now, bu adın bugün kullanıldığını gösterir. İnsanların aygıtın ne olduğunu daha yeni keşfettiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede güncel bir adı tanıtmak için now known as doğru kullanılmıştır?

  1. The research station is now known as Aurora Base.
  2. The research station is now known for Aurora Base.
  3. The research station is now known to Aurora Base.
Cevabı göster

The research station is now known as Aurora Base.

This instrument appears to be the oldest geared device ever discovered Notlar

0:52

Bu alet, şimdiye kadar keşfedilen en eski dişli cihaz

Ton ve niyet

appears to be: kanıta dayalı temkinli bir değerlendirme yapmak

Appears to be, ifadeyi mutlak bir gerçek olarak değil, mevcut kanıtların desteklediği bir sonuç olarak sunar. Bu cümlede kanıtlar, aletin şimdiye kadar keşfedilmiş en eski dişli düzenek olduğunu gösterir; ancak sonucun düzeltilmesi için de pay bırakılır. Burada appear yalnızca “gözle öyle görünmek” değil, “öyle gibi olmak” anlamındadır. Bu değerlendirme araştırmalara, ölçümlere veya başka kanıtlara dayanabilir.

Alıştırma

The object appears to be more than 2,000 years old? cümlesinde appears to be ne anlatır?

  1. Yaş, mutlak kesinlikle kanıtlanmıştır.
  2. Yalnızca nesnenin gözle görülen biçimi anlatılmaktadır.
  3. Kanıtlar tahmini destekliyor, ancak tahmin tamamen kesin olarak sunulmuyor.
Cevabı göster

Kanıtlar tahmini destekliyor, ancak tahmin tamamen kesin olarak sunulmuyor.

Dilbilgisi

the oldest geared device ever discovered: şimdiye kadar keşfedilmiş en eski dişli düzenek

The oldest geared device, üstünlük derecesi içeren bir isim öbeğidir; bir dişli düzeneğin karşılaştırılabilir diğer tüm düzeneklerden daha eski olduğunu belirtir. Ever discovered, that has ever been discovered ile eşdeğer olan kısaltılmış bir edilgen ilgi tümceciğidir. Karşılaştırmayı bugüne kadar bulunan bu türdeki tüm düzeneklerle sınırlar; düzenek keşfedilendir, keşfi yapan değildir.

Alıştırma

Burada "the oldest geared device ever discovered" ne anlama geliyor?

  1. Şimdiye kadar bulunan diğer tüm dişli düzeneklerden daha eskidir.
  2. Bir şeyi keşfeden ilk dişli düzenektir.
  3. Diğer tüm dişli düzeneklerden daha yakın zamanda keşfedilmiştir.
Cevabı göster

Şimdiye kadar bulunan diğer tüm dişli düzeneklerden daha eskidir.

and humankind's first computer. Kültür

0:57

ve insanlığın ilk bilgisayarı gibi görünüyor.

Kültür

humankind's first computer: insanlığın ilk bilgisayarı

Humankind's first computer ifadesinde humankind's, 'insanlığa ait' ya da 'insanlık tarihinde' anlamına gelir; first ise aleti bu kategorinin en eski örneği olarak sunar. Computer burada işleve dayalı geniş bir anlamda kullanılır. Bu eski dişli alete computer denmesinin nedeni hesaplamaları mekanik olarak yapmasıdır; elektronik ve dijital bir makine olması değildir.

Alıştırma

Eski bir dişli alet burada neden "humankind's first computer" olarak adlandırılabilir?

  1. Hesaplama yapmak için mekanik parçalar kullandığı için.
  2. Ekranı, klavyesi ve internet erişimi olduğu için.
  3. Computer yalnızca modern bir elektronik aygıt anlamına geldiği için.
Cevabı göster

Hesaplama yapmak için mekanik parçalar kullandığı için.

Most modern devices, like your phone or laptop,

1:01

Telefonunuz veya dizüstü bilgisayarınız gibi modern cihazların çoğu,

are examples of digital computers.

1:05

dijital bilgisayarlara örnektir.

These systems store information in strings of zeros and ones Kelime

1:07

Bu sistemler, bilgileri sıfırlar ve birlerden oluşan diziler halinde depolar

Kelime

in strings of zeros and ones: sembol dizileri anlamındaki strings

Bu teknik bağlamda strings, sıralı sembol dizileridir. Strings of zeros and ones, ikili veride kullanılan iki rakam olan 0 ve 1’den oluşan dizilerdir. In edatı, bilginin hangi biçimde depolandığını gösterir: sistemler bilgiyi bu diziler biçiminde saklar. Strings burada fiziksel ip parçaları anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede “strings of zeros and ones” ne anlama gelir?

  1. yalnızca 0 ve 1’den oluşan sıralı diziler
  2. üzerinde 0 ve 1 işaretleri bulunan fiziksel ipler
  3. iki bilgisayar dosyasının söylenen adları
Cevabı göster

yalnızca 0 ve 1’den oluşan sıralı diziler

that they can then convert into images on a screen Kalıp ifadeler

1:12

ve ardından bunları bir ekranda görüntülere

or sounds in a speaker.

1:15

veya hoparlörde seslere dönüştürebilir.

Kalıp ifadeler

convert ... into images or sounds: görüntülere veya seslere dönüştürmek

Convert A into B, A’yı B olacak veya B biçimini alacak şekilde değiştirmek demektir. Into, değişimin sonucunu belirtir. Bu cümlede A nesnesi daha önce that olarak yer alır ve depolanan ikili bilgiyi ifade eder. Images on a screen ve sounds in a speaker, birbirine bağlanan iki B sonucudur.

Alıştırma

Eksik edatı yazarak convert A into B yapısını tamamlayın: The tool can convert the data ____ a graph.

Cevabı göster

into

But more generally, Anlatım akışı

1:17

Ancak daha genel anlamda,

Anlatım akışı

But more generally: belirli bir durumdan daha geniş bir tanıma geçmek

“But more generally,”, konuşmayı daha dar bir örnek veya açıklamadan daha geniş bir ifadeye taşıyan bir söylem belirtecidir. Burada dinleyiciyi başka bir örneğe değil, daha genel bir tanıma hazırlar. “But”, daha geniş bakışın önceki ifadenin sınırlarını yeniden ayarladığını gösterir; yalnızca bir karşıtlık belirtmez. “More generally”, ardından gelen düşüncenin kapsamını genişletmeniz gerektiğini bildirir.

Alıştırma

Bu bağlamda “But more generally,” neyi bildirir?

  1. Konuşmacı aynı dar düzeyde başka bir örnek veriyor.
  2. Konuşmacı belirli bir durumdan daha geniş bir tanıma geçiyor.
  3. Konuşmacı ilgisiz bir konuya geçiyor.
Cevabı göster

Konuşmacı belirli bir durumdan daha geniş bir tanıma geçiyor.

a computer refers to any device that stores information Kalıp ifadeler

1:18

bilgisayar, bilgi depolayan

and can convert it from one format into another. Kalıp ifadeler

1:23

ve onu bir formattan diğerine dönüştürebilen herhangi bir cihazı ifade eder.

Kalıp ifadeler

computer refers to ...: tanım kuran X refers to Y kalıbı

Bu cümlede computer bir kategorinin adı olarak ele alınıyor. “Refers to”, “ifade eder” veya “anlamına gelir” demektir; to sonrasındaki isim öbeği de bu kategoriye nelerin girdiğini belirtir. “Refer to” ayrıca “bahsetmek” anlamına gelebilir, ancak burada tanım kalıbı açıktır: özne bir terim ya da kavramdır ve onun anlamı veya işaret ettiği şey to sonrasında gelir.

Alıştırma

Tanımı tamamlamak için refer fiilini doğru biçimde kullanın: The term orbit ____ the curved path of one object around another.

Cevabı göster

refers to

Kalıp ifadeler

convert it from one format into another: convert + nesne + from A into B

Burada convert it from one format into another, bilginin saklandığı veya temsil edildiği biçimi değiştirmek anlamına gelir. it zamiri information sözcüğüne gönderme yapar; from one format başlangıç biçimini, into another ise sonuç biçimini belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp convert + nesne + from A into B şeklindedir. another, another format yerine kullanıldığı için format sözcüğünün tekrarlanmasını önler.

Alıştırma

PNG'yi başlangıç biçimi, JPEG'i de sonuç olarak belirtecek şekilde vurgulanan kalıpla cümleyi tamamlayın: The tool converts the image ____.

Cevabı göster

from PNG into JPEG

And long before the rise of digital computing, Kalıp ifadeler

1:27

Dijital hesaplamanın yükselişinden çok önce,

human technology was dominated by analog computers. Kalıp ifadeler

1:30

insan teknolojisine analog bilgisayarlar hakimdi.

Kalıp ifadeler

long before the rise of digital computing: çok daha eski bir zamanı belirlemek

long before, daha sonraki bir olaydan çok uzun zaman önce anlamına gelir. Cümlenin başındaki long before the rise of digital computing, ana ifade için tarihsel zaman çerçevesini kurar; And bu arka planı önceki düşünceye bağlar. the rise of digital computing, dijital bilişimin yayılmaya ve önem kazanmaya başladığı dönemi ifade eder. Buradaki rise mecazidir; fiziksel olarak yukarı doğru hareket etmeyi anlatmaz.

Alıştırma

“Bir şey önem kazanmadan çok uzun zaman önce” anlamındaki vurgulanan kalıpla cümleyi tamamlayın: ____ smartphones, people carried paper maps.

Cevabı göster

Long before the rise of

Kalıp ifadeler

was dominated by analog computers: lider teknolojiyi belirtmek

Was dominated by edilgen bir yapıdır: be + dominated + by + baskın güç. Bu cümlede analog bilgisayarların o dönemdeki başlıca veya en etkili teknoloji türü olduğunu belirtir. Burada dominate, bir alandaki kontrolü, yaygınlığı veya etkiyi anlatır. Bilgisayarların birine zorbalık yaptığı anlamına gelmez.

Alıştırma

“The market was dominated by a few large companies” cümlesi ne anlama gelir?

  1. Birkaç büyük şirket pazardaki en güçlü etkiye sahipti.
  2. Birkaç büyük şirket pazara fiziksel olarak saldırdı.
  3. Pazarda hiç büyük şirket yoktu.
Cevabı göster

Birkaç büyük şirket pazardaki en güçlü etkiye sahipti.

Rather than using binary bits, Anlatım akışı

1:36

Analog bilgisayarlar, ikili bitleri kullanmak yerine,

analog computers receive and store signals from the real world, Kalıp ifadeler

1:38

ışık veya mekanik hareket gibi

Kalıp ifadeler

receive and store signals from the real world: gerçek dünyadan gelen sinyalleri almak ve depolamak

receive and store signals ifadesinde, eş görevli receive ve store fiilleri signals nesnesini ortak kullanır. Sistem fiziksel ya da elektronik girdiyi alır ve daha sonra kullanmak üzere saklar. from the real world sinyallerin kaynağını belirtir. Buradaki signals, yalnızca bir kişinin bilerek gönderdiği iletiler değil, ışık veya hareket gibi ölçülebilir girdiler de olabilir.

Alıştırma

Hangi cümle bir izleme cihazının sensör girdisini alıp sakladığını doğal biçimde anlatır?

  1. The monitor receives and stores from the sensors.
  2. The monitor receives and stores signals from the sensors.
  3. The monitor receives signals and stores from the sensors.
Cevabı göster

The monitor receives and stores signals from the sensors.

such as light or mechanical motion, Anlatım akışı

1:43

gerçek dünyadan gelen sinyalleri alır ve depolar,

Anlatım akışı

such as light or mechanical motion: such as ile örnek vermek

such as ifadesi, daha önce belirtilen geniş bir kavramın bir veya daha fazla örneğini tanıtır. Burada light ve mechanical motion, gerçek dünya sinyalleri şeklindeki geniş kavramı daha somut hâle getirir. Bu örnekler tam bir liste veya tanım değildir. Aynı gruba başka türler de girebilir.

Alıştırma

Cümleyi örnekleri tanıtan iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Many sensors detect physical changes, ____ light and motion.

Cevabı göster

such as

and convert that information into something readable. Kalıp ifadeler

1:46

ardından bu bilgiyi okunabilir bir şeye dönüştürür.

Anlatım akışı

Rather than using binary bits: önce elenen yöntemi belirtmek

Rather than using binary bits, kullanılmayan yöntemi adlandırmak için cümlenin başına yerleştirilmiştir. Ana cümle daha sonra gerçek yöntemi verir: analog bilgisayarlar gerçek dünyadan gelen sinyalleri alır ve depolar. Bu sıra, okuyucunun yeni bilgiden önce karşıtlığı anlamasını sağlar. Bu yapıda rather than bir eylemi başlattığı için ardından -ing biçimindeki using gelir. Yeniden kullanılabilecek kalıp Rather than doing A, the subject does B. şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi rather than ve use fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: ____ plastic packaging, the company chose recycled paper.

Cevabı göster

Rather than using

Kalıp ifadeler

convert A into something readable: A'yı okunabilir bir biçime dönüştürmek

Convert A into B, A'yı değiştirip B hâline getirmek demektir. Burada that information girdi olan bilgidir; something readable ise ortaya çıkan biçimdir. Bu teknik bağlamda readable, bilginin bir insanın inceleyip anlayabileceği biçimde sunulması demektir. Bunun bir makale veya kesintisiz bir metin olması gerekmez; bir grafik, semboller ya da başka açık bir gösterim olabilir.

Alıştırma

Hangi cümle uygulamanın ham verileri bir insanın okuyup anlayabileceği bir biçime dönüştürdüğünü ifade eder?

  1. The app compares the raw data with a readable chart.
  2. The app converts the raw data into a readable chart.
  3. The app converts a readable chart into raw data.
Cevabı göster

The app converts the raw data into a readable chart.

Think of how a vinyl record stores impressions of sound. Notlar

1:50

Plakların ses izlerini nasıl depoladığını düşünün.

Anlatım akışı

Think of how + yan cümle: benzetme sunmak

Think of how + özne + fiil, dinleyiciyi tanıdık bir sürecin nasıl işlediğini düşünmeye davet eder. how yan cümlesi odaklanılacak süreci verir; burada bu süreç, bir plağın ses izlerini saklama biçimidir. Bir açıklamada bu ifade, daha soyut bir fikirle benzetme kurulabilmesi için tanıdık bir örneği akla getirir. Dinleyiciden bir yöntem icat etmesini istemez.

Alıştırma

Örnek cümlede Think of how ifadesinin temel görevi nedir?

  1. Dinleyiciyi tanıdık bir süreci benzetme olarak kullanmaya davet eder.
  2. Dinleyicinin pikap kullanmayı hatırlayıp hatırlamadığını kontrol eder.
  3. Dinleyiciden sesi kaydetmenin yeni bir yolunu bulmasını ister.
Cevabı göster

Dinleyiciyi tanıdık bir süreci benzetme olarak kullanmaya davet eder.

Kelime

stores impressions of sound: sesin fiziksel izleri

Burada impressions, düşünce ya da görüş değil, fiziksel iz veya baskı anlamına gelir. Plak, sesi oluğundaki çok küçük değişimlerle saklar; bu yüzden impressions of sound, ses bilgisini taşıyan izlerdir. Bu fiziksel anlam, kil ya da mum üzerindeki baskı gibi bir malzeme bir şekli aldığında veya koruduğunda görülür. Yüzey, basınç, kayıt veya depolamayla ilgili bağlam bu anlamı fark etmeye yardımcı olur.

Alıştırma

Plakla ilgili bu cümlede impressions ne anlama geliyor?

  1. Dinleyicilerin bir ses hakkındaki görüşleri
  2. Bir şarkıyı dinleme anıları
  3. Ses bilgisini taşıyan fiziksel izler
Cevabı göster

Ses bilgisini taşıyan fiziksel izler

The recording device, a vinyl cutting system,

1:54

Kayıt cihazı, yani bir plak kesme sistemi,

writes mechanical analogs of the world. Kelime

1:58

dünyanın mekanik analoglarını yazar.

Kelime

writes mechanical analogs of the world: sinyallerin fiziksel karşılıklarını kaydetmek

Burada analogs çoğul bir isimdir. mechanical analog, özgün sinyalle birlikte değişen fiziksel bir temsildir. Plak kesme sisteminde sesteki değişimler, oluğun değişen şekillerine dönüşür. Writes burada kalemle harf yazmak değil, bilgiyi bir malzemenin üzerine kaydetmek veya işlemek anlamına gelir. Bu ifade, aygıtın dünyadaki olayları—bu bağlamda özellikle sesi—mekanik biçime dönüştürdüğünü anlatır.

Alıştırma

Cümleyi “değişen bir sinyalin fiziksel temsili” teknik anlamıyla tamamlayan sözcüğü seç: A moving pen creates an ___ of the pressure changes.

  1. analog
  2. impression
  3. analogy
Cevabı göster

analog

The physical force of sound waves carves grooves into a disc, Kalıp ifadeler

2:02

Ses dalgalarının fiziksel kuvveti diske oluklar açar,

Kalıp ifadeler

carves grooves into a disc: bir diske oluklar oymak

Burada carves grooves into a disc, fiziksel kuvvetle bir diskin yüzeyinde dar oluklar oluşturmak demektir. Grooves, plakta ses bilgisini taşıyan olukları ifade eder; süs amaçlı çizgiler değildir. Bu kullanımda oluşturulan şey carve fiilinden sonra, izi alan malzeme veya yüzey ise into sözcüğünden sonra gelir: carve a message into wood.

Alıştırma

Cümleyi carve fiilinin geçmiş zaman biçimiyle ve carve A into B kalıbındaki edatla tamamlayın: The artist ____ a star ____ the wooden door.

Cevabı göster

carved · into

which a record player then reads back into sound. Öbek fiiller

2:07

ve daha sonra bir plak çalar bunları sese dönüştürür.

Öbek fiiller

reads back into sound: okuyup yeniden sese dönüştürmek

Buradaki reads, yazılı sözcükleri okumak anlamına gelmez. Pikap, plak oluklarındaki fiziksel deseni algılar ve bunu depolanmış bilgi olarak yorumlar. Back into sound, bu işlemi bir geri dönüş olarak anlatır: Ses fiziksel bir desen olarak depolanmıştır ve çalar bu deseni yeniden duyulabilir sese dönüştürür. Benzer teknik açıklamalarda read, kodlanmış bilgiyi algılayıp yorumlamak anlamına gelebilir.

Alıştırma

Burada reads back into sound hangi süreci anlatıyor?

  1. Ses hakkında yazılmış sözcükleri yüksek sesle okur.
  2. Yeni bir oluk açarken plağı geriye doğru hareket ettirir.
  3. Depolanmış fiziksel bilgiyi yorumlar ve yeniden duyulabilir sese dönüştürür.
Cevabı göster

Depolanmış fiziksel bilgiyi yorumlar ve yeniden duyulabilir sese dönüştürür.

The Antikythera is the first known example of analog computing. Kalıp ifadeler

2:11

Antikythera, analog hesaplamanın bilinen ilk örneğidir.

Kalıp ifadeler

the first known example of analog computing: analog hesaplamanın bilinen ilk örneği

the first known example of analog computing ifadesi, bugüne kadar keşfedilmiş veya belgelenmiş en eski analog hesaplama örneği anlamına gelir. Known, iddiayı mevcut kanıtlarla sınırlar. Bu ifade, daha eski hiçbir örneğin var olmadığını kanıtlamaz. Yeni kanıtlar, hangi örneğin bilinen ilk örnek sayıldığını değiştirebilir. the first known example of + isim kalıbı, bir kategorinin şu anda belgelenmiş en eski örneğini belirtir.

Alıştırma

Bu cümlede the first known example en doğru biçimde ne anlama gelir?

  1. İnsanların kullanmayı öğrendiği ilk örnektir.
  2. Daha eski hiçbir örneğin var olmadığı kanıtlanmıştır.
  3. Bugüne kadar keşfedilmiş veya belgelenmiş en eski örnektir.
Cevabı göster

Bugüne kadar keşfedilmiş veya belgelenmiş en eski örnektir.

So, how did it work? Anlatım akışı

2:16

Peki nasıl çalışıyordu?

Anlatım akışı

So, how did it work?: geçiş sorusu olarak kullanımı

Burada So, yeni soruyu az önce verilen bilgilere bağlar. Boş bir dolgu sözcüğü olmak yerine yaklaşık olarak “bu arka planı göz önüne alırsak sırada sorulması gereken şey...” anlamına gelir. how did it work? sorusu bir sonraki bölümü, yani düzeneğin çalışma mekanizmasının açıklanacağını duyurur. So, + soru geçiş kalıbı, konuşmacının arka plandan veya bir tanımdan açıklamanın bir sonraki mantıksal bölümüne geçmesine yardımcı olur.

Alıştırma

So, how did it work? sorusunun temel söylem işlevi nedir?

  1. Arka plan bilgisinden mekanizmanın açıklamasına geçmek.
  2. Dinleyicilerden düzeneği hemen onarmalarını istemek.
  3. Bir açıklama bulunmadığı için konuyu bitirmek.
Cevabı göster

Arka plan bilgisinden mekanizmanın açıklamasına geçmek.

Ancient Greek astronomers knew that celestial bodies zoom predictably Kelime

2:19

Antik Yunan astronomları gök cisimlerinin Güneş sistemi etrafında

around the solar system.

2:24

öngörülebilir şekilde hareket ettiğini biliyorlardı.

Kelime

celestial bodies: uzaydaki doğal gök cisimleri

Celestial bodies, celestial body ifadesinin çoğuludur. Yıldızlar, gezegenler, uydular, asteroitler ve kuyruklu yıldızlar gibi uzayda doğal olarak bulunan nesneleri belirtir. Resmî bir astronomi terimidir. Bu ifadede bodies, insan ya da hayvan bedeni değil, “fiziksel nesneler” veya “varlıklar” anlamına gelir. Celestial bunları gökyüzü ya da uzayla ilişkilendirir; bütün ifade “uzaydaki doğal gök cisimleri” demektir.

Alıştırma

Bu cümlede “celestial bodies” ne anlama geliyor?

  1. Yıldızlar ve gezegenler gibi uzaydaki doğal nesneler
  2. Antik astronomların fiziksel bedenleri
  3. Gökyüzünü inceleyen kuruluşlar
Cevabı göster

Yıldızlar ve gezegenler gibi uzaydaki doğal nesneler

But to forecast events like solar eclipses, Kalıp ifadeler

2:26

Ancak Güneş tutulması gibi olayları tahmin etmek için

they'd need to perform calculations by hand. Kalıp ifadeler

2:29

hesaplamaları elle yapmaları gerekiyordu.

Kalıp ifadeler

to forecast events like solar eclipses: amaç ve olayların tahmini

Cümlenin başındaki to forecast... mastar ifadesi bir amaç belirtir ve in order to forecast... ile aynı anlama gelir. Burada forecast, veri, hesaplama veya bilinen örüntülerden yararlanarak gelecekteki bir olayı tahmin etmek anlamındaki bir fiildir. events like solar eclipses ifadesinde like bir örnek verir. Events, planlanmış sosyal etkinlikleri değil, gerçekleşen olguları belirtir; güneş tutulmaları da tahmin edilmek istenen olaylardan biridir.

Alıştırma

“to forecast events like solar eclipses” ifadesinin işlevini ve anlamını en iyi hangi seçenek açıklar?

  1. Amacı belirtir: güneş tutulmaları gibi olayları tahmin etmek.
  2. Güneş tutulmalarının hesaplamaları yaptığını söyler.
  3. Güneş tutulmaları sırasında yapılan sosyal etkinlikleri belirtir.
Cevabı göster

Amacı belirtir: güneş tutulmaları gibi olayları tahmin etmek.

Kalıp ifadeler

perform calculations by hand: hesaplamaları elle yapmak

Burada perform calculations, “matematiksel hesaplamalar yapmak” demektir. Perform, “sahnede gösteri yapmak” değil, “gerçekleştirmek” anlamındadır. By hand, hesaplamaların bilgisayara veya otomatik bir makineye yaptırılmayıp insanlar tarafından yapılması demektir. Yine de kâğıt, kalem veya basit araçlar kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifade perform calculations by hand ile tamamlayın: Before electronic calculators, engineers often had to ____.

Cevabı göster

perform calculations by hand

This device likely made that process much easier. Dilbilgisi

2:33

Bu cihaz muhtemelen bu süreci çok daha kolaylaştırdı.

Dilbilgisi

made that process much easier: make + nesne + sıfat

Made that process much easier, make + nesne + sıfat kalıbını izler: made, make fiilinin geçmiş zaman biçimidir; that process nesnedir; easier ise ortaya çıkan durumu anlatır. Bu ifade, cihazın süreci daha kolay hâle getirdiğini söyler; made burada “üretti” anlamına gelmez. Much, karşılaştırma sıfatı easier'ı güçlendirir. Much easier, yalnızca “çok kolay” değil, “çok daha kolay” demektir.

Alıştırma

made, the task, much ve easier ifadelerini doğru sıraya koyun: The clear instructions ____.

Cevabı göster

made the task much easier

Setting the dial to a specific day Dilbilgisi

2:37

Kadranı belirli bir güne ayarlamak,

Dilbilgisi

Özne olarak Setting the dial to a specific day

Setting the dial to a specific day, isim işlevi gören bir -ing öbeğidir. Setting biçimi, tüm eylemi cümlenin öznesi olarak ele alınabilecek bir şeye dönüştürür. Bu, şimdiki zamanın süreklilik yapısı değildir; çünkü setting sözcüğünden önce bir be biçimi yoktur. Yönergelerde ve açıklamalarda -ing öbeği çoğu zaman bir eylemi adlandırır, ardından bu eylemin ne yaptığı veya neye yol açtığı anlatılır.

Alıştırma

Eylemi özne yapmak için set fiilinin -ing biçimini kullanın: ____ the timer correctly prevents mistakes.

Cevabı göster

Setting

drove a series of gears Kelime

2:40

o günün astronomik özelliklerini hesaplamak için

to calculate that day's astronomical personality. Deyimler

2:42

bir dizi dişliyi harekete geçiriyordu.

Kelime

drove a series of gears to calculate: mekanik anlamda drive

Burada drove, drive fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve “bir mekanizmayı hareket ettirmek” anlamına gelir. Hareket ettirilen şey a series of gears olduğundan burada bir aracı sürmek değil, mekanik olarak dişlileri çalıştırmak anlatılır. to calculate mastarı, dişli hareketinin amacını veya işlevini belirtir: aygıtın hesaplama yapabilmesi için dişliler harekete geçirilmiştir. Teknik açıklamalarda drive çoğu zaman bir parçayı veya sistemi hareket ettiren kuvveti sağlamak anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümlede drive, örnekteki drove gibi mekanik anlamda kullanılmıştır?

  1. The motor drives a set of gears inside the clock.
  2. Competition drives the team to improve.
  3. Leo drives a bus across town.
Cevabı göster

The motor drives a set of gears inside the clock.

Deyimler

that day's astronomical personality: astronomik bir düzeni kişileştirme

Bu cümlede that day's astronomical personality, o gün Güneş'in, Ay'ın, gezegenlerin ve takımyıldızların oluşturduğu kendine özgü düzeni anlatan kişileştirme içeren bir mecazdır. Personality normalde bir insanı tanımlar; burada ise soyut bir astronomik düzenin sanki o güne özgü bir karakteri varmış gibi görünmesini sağlar. İfade bir insan özelliğini, burç yorumunu veya personality adlı teknik bir ölçümü belirtmez. “O günün kendine özgü astronomik düzeni” demenin canlı ve mecazlı bir yolu olarak anlaşılmalıdır.

Alıştırma

Cümlede that day's astronomical personality ne anlama geliyor?

  1. Birinin nasıl davranacağını öngören burç yorumu
  2. Bir bilim insanının kişisel karakteri
  3. O gün gök cisimlerinin oluşturduğu kendine özgü düzen
Cevabı göster

O gün gök cisimlerinin oluşturduğu kendine özgü düzen

Metallic hands pointed to the positions of the sun, moon, Kelime

2:46

Metal akrepler Güneş'in, Ay'ın

and what seemed to be the five then known planets Dilbilgisi

2:51

ve zodyağın 12 takımyıldızına göre

Dilbilgisi

what seemed to be ... the five then known planets: öyle görünen şey ... o zaman bilinen beş gezegen

What seemed to be ... kaynaşmış bir ilgi yan cümlesidir: what, “... olan şey ya da şeyler” anlamını tek başına taşır; bu nedenle yan cümlenin tamamı tanımlanan nesneyi adlandırır. Seemed to be, bu tanımlamayı kesin değil, temkinli gösterir. the five then known planets ifadesinde then, “o zaman” demektir ve known sözcüğünü niteler. İfade, bugün bilinen bütün gezegenleri değil, o tarihsel dönemde tanınan beş gezegeni anlatır.

Alıştırma

Hangi yeniden ifade hem temkinli tanımlamayı hem de tarihsel zaman göndermesini en iyi korur?

  1. o zaman tanınan beş gezegen gibi görünen şey
  2. bugün kesin olarak bilinen bütün gezegenler
  3. hemen ardından keşfedilen beş gezegen
Cevabı göster

o zaman tanınan beş gezegen gibi görünen şey

relative to the 12 constellations of the zodiac. Kültür

2:54

o dönem bilinen beş gezegen olduğu düşünülen gök cisimlerinin konumlarını gösteriyordu.

Kelime

Metallic hands: analog göstergedeki metal ibreler

Burada hands, saate benzeyen veya kadranlı bir cihazdaki hareketli ibreleri ifade eder. Metallic, ibrelerin metalden yapıldığını ya da metal gibi göründüğünü belirtir; insan ellerini anlatmaz. Pointed to fiil grubu da bu anlamı doğrular: Saat ibrelerinin zamanı göstermesi gibi, buradaki hands de ekran üzerindeki konumları gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede hands, bir göstergedeki hareketli ibreler anlamında kullanılmıştır?

  1. The mechanic washed his hands after work.
  2. Two workers carried the metal plate by hand.
  3. The clock's hands moved slowly around the dial.
Cevabı göster

The clock's hands moved slowly around the dial.

Kültür

relative to the 12 constellations of the zodiac: zodyağın 12 takımyıldızına göre

Relative to, “... ile ilişkili olarak” ya da “... referans alınarak” anlamına gelir. Burada on iki zodyak takımyıldızı, gök cisimlerinin gökyüzünde nerede göründüğünü anlatmak için arka plan referansı sağlar. Zodyak, Güneş'in, Ay'ın ve gezegenlerin hareket ediyor gibi göründüğü gökyüzü kuşağıdır; geleneksel on iki takımyıldızı burada bilinen bir konum sistemi oluşturur. Bu cümlenin anlamı astronomiktir; aile bağlarıyla veya kişilik tahminleriyle ilgili değildir.

Alıştırma

Burada relative to the 12 constellations of the zodiac ne anlama geliyor?

  1. Takımyıldızlar gezegenlerin akrabalarıdır.
  2. Takımyıldızlar her gezegenin kişiliğini tahmin eder.
  3. Takımyıldızlar gök cisimlerinin konumlarını anlatmak için referans olarak kullanılıyor.
Cevabı göster

Takımyıldızlar gök cisimlerinin konumlarını anlatmak için referans olarak kullanılıyor.

And the Antikythera's features didn't end there. Deyimler

2:58

Ancak Antikythera'nın özellikleri bununla sınırlı değildi.

Deyimler

didn't end there: daha fazlasının geleceğini belirtmek

Burada didn't end there, az önce söylenenlerden daha fazlasının bulunduğu anlamına gelir. There gerçek bir yeri göstermez; cümle, sıralanan özelliklerin hikâyenin tamamı olmadığını anlatır. Bu ifade bir köprü görevi görür: daha önce verilen bilgiye dönüp bakar ve sırada başka bir özellik ya da sonuç olduğunu bildirir. Yaygın kalıp X didn't end there biçimindedir ve ardından ek bilgi gelir.

Alıştırma

Hangi cümlede didn't end there, daha fazla bilginin geleceğini belirtmek için kullanılmıştır?

  1. We ended the discussion there and went home.
  2. The footpath ended at the river.
  3. The museum's surprises didn't end there; the next room held a giant fossil.
Cevabı göster

The museum's surprises didn't end there; the next room held a giant fossil.

Another gear system likely spun a colored sphere

3:02

Başka bir dişli sistemi muhtemelen ayın evrelerini temsil eden

representing the lunar phase. Kelime

3:06

renkli bir küreyi döndürüyordu.

Kelime

representing the lunar phase: kürenin neyi gösterdiğini anlatmak

-ing yapısındaki representing the lunar phase, a colored sphere ifadesini niteler. Kürenin neyi betimlediğini veya gösterdiğini anlatır; represent burada bir kişi adına hareket etmek anlamına gelmez. Lunar phase, aydınlık bölümü değişiyormuş gibi görünürken Ay'ın Dünya'dan görülen biçimidir; hilal, yarım ay veya dolunay buna örnektir. Bu astronomi teriminde phase belirli bir anlama sahiptir ve yalnızca bir süreçteki genel aşama demek değildir.

Alıştırma

"The app uses an icon representing the lunar phase," cümlesinde representing the lunar phase bize ne anlatır?

  1. Simgenin Ay'ın görünen evresini gösterdiğini anlatır.
  2. Simgenin bir proje aşamasından geçtiğini anlatır.
  3. Simgenin bir astronom adına konuştuğunu anlatır.
Cevabı göster

Simgenin Ay'ın görünen evresini gösterdiğini anlatır.

On another face, Kelime

3:09

Başka bir yüzeyde ise,

one of the five dials revolved according to the Saros cycle, Kültür

3:10

beş kadrandan biri, Güneş, Ay ve Dünya'nın

Kelime

On another face: cihaz yüzeyi anlamındaki face

On another face ifadesindeki face, bir insanın yüzünü değil, cihazın düz bir tarafını veya gösterge yüzeyini anlatır. Saat, gösterge veya çok yüzlü bir aygıtta işaretleri, ibreleri ya da kadranları taşıyan yüzey face olarak adlandırılabilir. Another, anlatımın cihazın bir yüzeyinden başka bir yüzeyine geçtiğini gösterir. Burada beş kadrandan biri bu diğer yüzeyde bulunur.

Alıştırma

On another face ifadesinde face ne anlama gelir?

  1. cihazı kullanan kişi
  2. cihazın göstergelerini taşıyan bir yüzeyi
  3. bir insanın yüz ifadesi
Cevabı göster

cihazın göstergelerini taşıyan bir yüzeyi

the approximately 6,585.3 days

3:15

tam olarak eski göreli konumlarına dönmesi için gereken

it takes for the sun, moon, and Earth Dilbilgisi

3:20

yaklaşık 6.585,3 günlük süre olan

to return to their exact relative positions.

3:23

Saros döngüsüne göre dönüyordu.

Kültür

revolved according to the Saros cycle: astronomik bir düzene uyan hareket

revolved according to the Saros cycle ifadesinde revolved dönmek, according to ise bir şeyin belirlediği zamanlamaya veya düzene uymak anlamına gelir. Dolayısıyla kadran rastgele değil, bu astronomik döngünün yönettiği düzenli bir biçimde hareket ediyordu. Saros döngüsü yaklaşık 6.585,3 gün sürer. Yaklaşık bu süre geçince Güneş, Ay ve Dünya neredeyse aynı göreli dizilime geri döner ve benzer tutulmalar yeniden meydana gelebilir. Bu nedenle döngü bir kadranla gösterilebilir.

Alıştırma

revolved according to the Saros cycle burada ne anlama gelir?

  1. hiçbir düzenli kalıp olmadan dönüyordu
  2. o astronomik döngüye göre zamanlanmış bir düzende dönüyordu
  3. her gün bir tam tur atıyordu
Cevabı göster

o astronomik döngüye göre zamanlanmış bir düzende dönüyordu

Dilbilgisi

the time it takes for ... to ...: bir sürecin ne kadar sürdüğünü anlatmak

Tam yapı It takes + süre + for + isim + to + fiil biçimindedir. Bir sürecin ne kadar zaman gerektirdiğini anlatır. Burada for the sun, moon, and Earth to return... süreci, approximately 6,585.3 days ise süreyi belirtir. Bu isim öbeğinde süre, the approximately 6,585.3 days that it takes for the bodies to return örneğindeki gibi önce gelir. Özgün cümlede that kullanılmamıştır. It biçimsel bir öznedir ve fiziksel bir nesneyi göstermez; takes fiilinden sonra anlamca gereken süre öndeki days sözcüğüne döner.

Alıştırma

It takes + süre + for...to... yapısını, süre olarak twelve minutes kullanarak tamamlayın: It ____ for the signal to reach the spacecraft.

Cevabı göster

takes twelve minutes

There was even a dial

3:27

Hatta antik Yunan festivallerinin zamanlamasını

that indicated the timing of ancient Greek festivals. Kültür

3:28

gösteren bir kadran bile vardı.

Kültür

indicated the timing of ...: etkinliklerin ne zaman olduğunu göstermek

Indicated, bir bilginin gösterildiği veya belirtildiği anlamına gelir. Kadran indicated the timing of the festivals, yani festivallerin ne zaman planlandığını veya yapıldığını gösteriyordu. Burada timing, tarihlerini ya da takvimdeki yerlerini ifade eder. Ancient Greek festivals, Antik Yunan toplumuna ait ve çoğu zaman dinî nitelik taşıyan kutlamalardı. Bu ifade özellikle modern müzik festivallerini anlatmaz; mekanizmanın takvim bilgilerini önemli toplumsal etkinliklerle ilişkilendirdiğini gösterir.

Alıştırma

Çizelgenin her aşamanın ne zaman planlandığını gösterdiğini anlatan cümle hangisidir?

  1. The chart indicates the cost of each stage.
  2. The chart indicates the duration of each stage.
  3. The chart indicates the timing of each stage.
Cevabı göster

The chart indicates the timing of each stage.

For the Antikythera,

3:32

Antikythera için

computation lived in the connections between gears. Deyimler

3:34

hesaplama, dişliler arasındaki bağlantılarda hayat buluyordu.

Deyimler

computation lived in the connections between gears: hesaplama dişli bağlantılarında hayat buluyordu

Bu cümlede lived in mecaz anlamda kullanılmıştır. Hesaplama gerçek anlamda bir yerde yaşamıyordu; ifade, makinenin hesaplama yeteneğinin dişlilerin bağlanma biçiminde somutlaştığını veya bu bağlantılar tarafından üretildiğini anlatır. Daha genel olarak, soyut bir nitelik ya da işlevin bir yapıda lives in olduğunu söylemek, o niteliği veya işlevi gerçekleştiren şeyin söz konusu yapı olduğunu belirtir.

Alıştırma

Bu cümlede vurgulanan ifade ne anlama geliyor?

  1. Hesaplama, dişlilerin yanındaki gerçek bir evde yaşıyordu.
  2. Dişliler arasındaki bağlantılar hesaplamayı doğrudan gerçekleştiriyordu.
  3. Her dişlinin içinde küçük, canlı bir hesap makinesi vardı.
Cevabı göster

Dişliler arasındaki bağlantılar hesaplamayı doğrudan gerçekleştiriyordu.

Each celestial body follows specific rules Kalıp ifadeler

3:38

Her gök cismi, değişen hızlar ve Ay'ın yalpalayan yörüngesi gibi,

that govern its motion, positions, and quirks,

3:41

kendi hareketini, konumlarını ve garipliklerini

Kalıp ifadeler

follows specific rules that govern...: hareketi belirleyen kurallara uymak

Each celestial body, follows fiilinin öznesidir: gök cismi belirli kurallara göre hareket eder. that govern... ilgi cümleciği bu kuralları açıklar. Burada govern, bir ülkeyi yönetmek değil; hareketi, konumları ve sıra dışı özellikleri belirlemek veya kontrol etmek anlamına gelir. Quirks, ayırt edici, düzensiz ya da beklenmedik özellikler demektir. Yalnızca insanların tuhaf alışkanlıklarını değil, sistemleri ve nesneleri de betimleyebilir.

Alıştırma

Cümleyi follow ve govern fiillerinin doğru biçimleriyle tamamla: This planet ____ physical laws that ____ its motion.

Cevabı göster

follows · govern

like changing speeds and the moon's wobbly orbit. Kelime

3:45

yöneten belirli kurallara uyar.

Kelime

like changing speeds ... the moon's wobbly orbit: düzensizlik örnekleri

Burada like, daha önce sözü edilen quirks için somut örnekler verir: değişen hızlar ve Ay'ın wobbly diye nitelenen yörüngesi. Bu kullanımda like, “örneğin” anlamındadır; “benzer” anlamında değildir. Bir yörüngeyi wobbly diye nitelemek gündelik ve betimleyici bir anlatımdır. Ay gözle görülür biçimde titrememektedir; hareketi ve izlediği yol, kusursuz şekilde tekdüze kalmak yerine değişir. Bu gündelik sıfat, teknik bir düzensizliği zihinde canlandırmayı kolaylaştırır.

Alıştırma

Bu bağlamda “the moon's wobbly orbit” ifadesini en iyi hangi cümle açıklar?

  1. Ay'ın yörüngesi yumuşak ve esnek bir malzemeden yapılmıştır.
  2. Ay'ın kendisi gökyüzünde gözle görülür biçimde titriyor.
  3. Ay'ın yolu ve hareketi kusursuz biçimde tekdüze değildir.
Cevabı göster

Ay'ın yolu ve hareketi kusursuz biçimde tekdüze değildir.

The fact that these ancient gears were precisely designed to compute Dilbilgisi

3:49

Bu antik dişlilerin, bu kuralların sadece birini değil,

not just one, but many of these rules Dilbilgisi

3:53

birçoğunu aynı anda hesaplamak üzere kesin bir şekilde tasarlanmış olması

simultaneously has astounded researchers.

3:56

araştırmacıları hayrete düşürmüştür.

Dilbilgisi

The fact that ...: bir yan cümleyi özneye dönüştürmek

The fact that + yan cümle, ardından gelen bütün ifadeyi “…… gerçeği” veya “…… durumu” anlamına gelen, isim gibi işleyen bir birime dönüştürür. Bu birimin tamamı cümlenin öznesi olabilir ve ardından bu durum hakkında değerlendirme veya yorum yapılabilir. Bu cümlede özne The fact that ile başlar ve simultaneously sözcüğüne kadar devam eder. Ana yüklem has astounded ifadesidir. These ancient gears yalnızca that yan cümlesinin içindeki öznedir; has astounded ifadesinin öznesi değildir.

Alıştırma

Özneyi tamamlamak için “…… gerçeği” anlamındaki üç sözcüklü hedef yapıyı kullanın: ____ the museum opens at night attracts many visitors.

Cevabı göster

The fact that

Dilbilgisi

not just one, but many ... simultaneously: yalnızca biri değil, birçoğu aynı anda

not just A, but B yapısı önce A’yı fazla sınırlı bir bilgi olarak sunar, ardından odağı bu bilgiyi genişleten veya güçlendiren B’ye kaydırır. Bu cümlede karşıtlık bir kuraldan birçok kurala doğru ilerler. simultaneously, compute fiilini niteler ve “aynı anda” anlamına gelir. Şaşırtıcı olan hem birçok kuralın hesaplanması hem de bu hesapların sırayla değil, birlikte yapılmasıdır.

Alıştırma

Hangi cümle hem tek bir unsurdan birkaç unsura genişlemeyi hem de eylemlerin aynı anda gerçekleşmesini açıkça ifade eder?

  1. The sensor measures only temperature, although it can store many readings.
  2. The sensor measures not just temperature, but pressure and humidity simultaneously.
  3. The sensor measures temperature first and pressure several minutes later.
Cevabı göster

The sensor measures not just temperature, but pressure and humidity simultaneously.

For example,

4:00

Örneğin,

the handshake between 13 gears automatically Deyimler

4:01

Ay'ımızın yörüngesini yeniden yaratan

that recreated our moon's orbit

4:05

13 dişli arasındaki otomatik etkileşim,

was only seconds off from reality. Kelime

4:07

gerçeklikten sadece saniyeler kadar sapıyordu.

Deyimler

the handshake between 13 gears: 13 dişli arasındaki koordineli etkileşim

the handshake between 13 gears ifadesinde handshake, dişlilerin birbirine geçme, hareketi aktarma ve uyum içinde çalışma biçimini anlatan bir benzetmedir. Burada gerçek anlamda el sıkışma yoktur. El sıkışma görüntüsü, ayrı parçaların başarılı bir bağlantı kurup birlikte çalıştığını düşündürür. Bu cümlede söz konusu uyum, dişli sisteminin Ay’ın yörüngesini nasıl bu kadar doğru biçimde yeniden oluşturabildiğini açıklamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Burada the handshake between 13 gears ne anlama gelir?

  1. Dişlilerin aralarında hareket aktarmasını sağlayan koordineli etkileşim
  2. On üç makine üreticisinin imzaladığı bir anlaşma
  3. Dişlilerin yaptığı fiziksel bir selamlaşma
Cevabı göster

Dişlilerin aralarında hareket aktarmasını sağlayan koordineli etkileşim

Kelime

was only seconds off from reality: yalnızca birkaç saniyelik hata

Burada off, kapalı anlamına değil, hatalı ya da bir referans noktasından sapmış anlamına gelir. Reality referans noktasıdır: gerçekte olan şeydir. Only seconds, farkın yalnızca birkaç saniye olduğunu gösterir; only ise hatanın küçük olduğunu vurgular. be + miktar + off from + referans yapısı, bir sonucun belirli bir ölçütten ne kadar saptığını gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede was only seconds off from reality ne anlama gelir?

  1. Sonuç yalnızca birkaç saniyeliğine gerçek oldu.
  2. Sonuç birkaç saniye sonra kapatıldı.
  3. Sonuç, gerçekte olandan yalnızca birkaç saniye farklıydı.
Cevabı göster

Sonuç, gerçekte olandan yalnızca birkaç saniye farklıydı.

Analog computers like the Antikythera are,

4:11

Aslında Antikythera gibi analog bilgisayarlar,

in fact, more efficient than digital computers. Dilbilgisi

4:14

dijital bilgisayarlardan daha verimlidir.

Dilbilgisi

more efficient than: kaynak kullanımını karşılaştırma

More efficient than, verimliliği karşılaştırmak için kullanılan karşılaştırma biçimidir. Yapı A + be + more efficient than + B şeklindedir. Efficient, daha az zaman, enerji, para, malzeme veya işlem gücü kullanarak sonuç elde etmek anlamına gelir. Karşılaştırma yalnızca ilgili koşullardaki verimlilikle sınırlıdır. A'nın her açıdan B'den daha iyi olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi efficient sözcüğünün karşılaştırma biçimiyle tamamlayın: This new motor uses less energy, so it is ____ the old motor.

Cevabı göster

more efficient than

For example,

4:18

Örneğin,

take a digital 4K movie Anlatım akışı

4:19

100 milyar ikili rakamla temsil edilen

represented by 100 billion binary digits. Dilbilgisi

4:22

dijital bir 4K filmi ele alalım.

Anlatım akışı

take a digital 4K movie: take ile örnek sunma

Bu cümlede take a digital 4K movie, “dijital bir 4K filmi üzerinde düşünülecek örnek olarak kullanmak” anlamına gelir. Take burada filmi fiziksel olarak kaldırma veya bir yerden götürme eylemini anlatmaz. For example bir örnek verileceğini gösterir; take + isim öbeği ise dinleyicinin ele alması gereken durumu belirtir. Bu yapı, konuşmacının genel bir düşünceden somut bir örneğe geçmesine yardımcı olur: Take a small school with only one computer.

Alıştırma

Hangi cümlede take, incelenecek bir durumu örnek olarak sunmak için doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. For example, take a small town with one hospital.
  2. Please take this package to the front desk.
  3. Someone took my umbrella by mistake.
Cevabı göster

For example, take a small town with one hospital.

Dilbilgisi

represented by...: isimden sonra gelen geçmiş zaman ortacı

Represented by 100 billion binary digits, a digital 4K movie ifadesinden sonra gelen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. movie sözcüğünü niteleyerek filmin bilgilerinin hangi biçimde kodlandığını açıklar. Eksiksiz yapı a digital 4K movie that is represented by 100 billion binary digits şeklindedir. that is bölümünün çıkarılması açıklamayı daha kısa hâle getirir. Buradaki represented by, “kullanılarak ifade edilmiş veya kodlanmış” anlamındadır; “birinin temsilci olarak görev yapması” anlamında değildir.

Alıştırma

Hangi isim öbeğinde represented by, mesajın ikili basamaklar kullanılarak kodlandığını belirten ve isimden sonra gelen bir geçmiş zaman ortacı olarak kullanılmıştır?

  1. eight binary digits represented by a message
  2. a message that represents eight binary digits
  3. a message represented by eight binary digits
Cevabı göster

a message represented by eight binary digits

These bits are fundamentally devoid of an identity. Kelime

4:25

Bu bitler temelde bir kimlikten yoksundur.

Kelime

fundamentally devoid of an identity: temelde kendine ait bir kimlikten yoksun olmak

Be devoid of, “bir şeyden tamamen yoksun olmak” anlamına gelir. Fundamentally, bu eksikliğin geçici bir durum değil, bitlerin temel doğasının bir parçası olduğunu belirtir. Buradaki an identity, kişisel kimlik değil, tanınabilir bir içerik türü veya anlam demektir. Tek bir bit kendi başına görüntü, renk ya da ses değildir; bu rolü kazanması için yazılımın bitleri birleştirip yorumlaması gerekir.

Alıştırma

Bu derste geçen ve “tamamen yoksun” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The report was ____ useful details.

Cevabı göster

devoid of

They must be assembled by software on your TV or laptop Dilbilgisi

4:29

Televizyonunuzdaki veya dizüstü bilgisayarınızdaki yazılımlar tarafından birleştirilmeleri

Dilbilgisi

must be assembled by software: yazılım tarafından birleştirilmesi gerekir

Must be assembled, must + be + fiilin geçmiş zaman ortacı biçimindeki modal edilgen yapıdır. Must bu adımın gerekli olduğunu belirtirken edilgen yapı, They ile anlatılan bitleri eylemden etkilenen ögeler yapar. By software, birleştirme işlemini gerçekleştiren unsurun yazılım olduğunu belirtir. On your TV or laptop ise bu yazılımın nerede çalıştığını açıklar. Gerekli sonuç veya süreç ön plandaysa ve bunu kimin ya da neyin gerçekleştirdiğini de belirtmeniz gerekiyorsa must be + geçmiş zaman ortacı + by... yapısını kullanın.

Alıştırma

Must + be + inspect fiilinin geçmiş zaman ortacını kullanarak gereklilik cümlesini tamamlayın: Before use, the equipment ____ by a technician.

Cevabı göster

must be inspected

and converted into the colors, motion, and sound Kalıp ifadeler

4:34

ve gerçek dünyayı simüle eden

that simulate the real world.

4:37

renklere, hareketlere ve seslere dönüştürülmeleri gerekir.

Kalıp ifadeler

converted into the colors, motion, and sound: dönüşüm sonucunu belirtmek

Edilgen be converted into + sonuç yapısında özne, değişen şeyi; into sonrasındaki isim öbeği ise onun neye dönüştüğünü belirtir. Burada veriler renklere, harekete ve sese dönüştürülür. Bunlar dönüşümü gerçekleştiren araçlar değil, ortaya çıkan sonuçlardır. Bir biçimden başka bir biçime geçişi anlatmak için etken yapıda convert A into B, edilgen yapıda ise A is converted into B kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle verilerin görsel bir sonuca dönüştüğünü doğru biçimde anlatır?

  1. The software converts the measurements into a graph.
  2. The software converts into the measurements a graph.
  3. The graph converts the software from the measurements.
Cevabı göster

The software converts the measurements into a graph.

While the exactness of binary code makes it reliable, Dilbilgisi

4:40

İkili kodun kesinliği onu güvenilir kılarken,

Dilbilgisi

While ... makes it reliable: ödünleme ve make + nesne + sıfat

Burada while, during the time that değil although anlamındadır. Açılış yan cümlesi ikili kodun kesinliğinin bir avantaj olduğunu kabul eder ve dinleyiciyi ardından gelen ana cümledeki karşıt bir sınırlamaya ya da soruna hazırlar. makes it reliable ifadesinde make + nesne + sıfat kalıbı kullanılır: it, binary code ifadesine gönderme yapar; reliable ise ortaya çıkan niteliği açıklar. Bu niteliğin nedeni exactness özelliğidir.

Alıştırma

Hangi cümlede while, although anlamında kullanılmış ve aynı zamanda make + nesne + sıfat kalıbına yer verilmiştir?

  1. While the table was being repaired, the carpenter made the rough edge smooth.
  2. While the lock is simple, its solid steel construction provides reliability.
  3. While the lock is simple, its solid steel construction makes it reliable.
Cevabı göster

While the lock is simple, its solid steel construction makes it reliable.

digital logic requires abundance at the expense of efficiency, Kalıp ifadeler

4:44

dijital mantık verimlilik pahasına bolluk gerektirir,

Kalıp ifadeler

at the expense of efficiency: verimliliği bedel olarak kabul etmek

Bu cümlede requires abundance at the expense of efficiency, dijital mantığın çok miktarda kaynağa veya kapasiteye ihtiyaç duyduğunu ve bunun karşılığında verimliliğin düştüğünü anlatır. Buradaki expense, fatura veya ödeme değil, kayıp ya da fedakârlık anlamındadır. Başka durumlarda da kullanılabilen A at the expense of B kalıbı, A’yı elde etmenin, korumanın veya ona öncelik vermenin B’ye zarar verdiğini belirtir. Bir ödünleşmenin olumsuz tarafını vurgular.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste geçen ve “fedakârlık yaparak” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The app became simpler ____ useful features.

Cevabı göster

at the expense of

and the output is always just an approximation of reality. Kelime

4:49

ve sonuç her zaman gerçekliğin sadece bir yaklaşımıdır.

Kelime

an approximation of reality: gerçeğe yakın ama kesin değil

An approximation of reality, gerçek dünyaya yakın olan ancak onunla tamamen aynı olmayan bir sonuç veya temsil demektir. Teknik ve matematiksel bağlamlarda approximation, kusursuz biçimde temsil edilemeyen bir şeyi basitleştirme, ölçme veya hesaplama sonucunda ortaya çıkar. Just bu sınırlamayı vurgular: çıktı her zaman yalnızca bir yaklaşımdır, gerçeğin kendisi değildir. Burada just, “yalnızca” anlamındadır; “adil” veya “az önce” anlamında değildir.

Alıştırma

“the output is just an approximation of reality” ne anlama gelir?

  1. Çıktı hiçbir basitleştirme içermeyen gerçeğin kendisidir.
  2. Çıktı daha sonra gerçeğe dönüşecek bir tahmindir.
  3. Çıktı gerçeğe yakındır ancak onu tam olarak yeniden oluşturmaz.
Cevabı göster

Çıktı gerçeğe yakındır ancak onu tam olarak yeniden oluşturmaz.

In contrast, Anlatım akışı

4:54

Buna karşılık,

Anlatım akışı

In contrast: farklı bir duruma geçiş

In contrast, dinleyiciye sıradaki sistemin veya durumun az önce ele alınandan önemli bir yönden farklı olacağını bildirir. Karşılaştırmanın diğer tarafına açık bir geçiş yapan söylem bağlacıdır. Cümle başında bir yer anlatmaz; karşılaştırmayı düzenler. Ardından gelen cümlecik karşıt bilgiyi verir ve bu bağlaçtan sonra genellikle virgül gelir.

Alıştırma

Hangi cümle açık bir karşılaştırma belirtmek için In contrast ifadesini en doğal biçimde kullanıyor?

  1. The morning train was crowded. In contrast, it arrived at eight.
  2. The morning train was crowded. In contrast, the evening train had plenty of empty seats.
  3. The morning train was crowded. In contrast, it was full of passengers.
Cevabı göster

The morning train was crowded. In contrast, the evening train had plenty of empty seats.

consider an analog scale.

4:56

analog bir tartıyı düşünün.

When you step on this device, Öbek fiiller

4:58

Bu cihaza bastığınızda,

Öbek fiiller

step on this device: bir yüzeyin üzerine çıkmak

step on this device, ayağınızı cihazın üstüne koymak ve genellikle ağırlığınızın bir kısmını ona vermek demektir. on edatı cihazın yüzeyiyle teması gösterir; this device ise adımın temas ettiği nesnedir. Tartı veya platform gibi üzerinde durmak için tasarlanmış bir cihazla step on genellikle onun üzerine çıkmak anlamına gelir. Küçük bir nesneyle kullanıldığında ise aynı ifade, çoğu zaman yanlışlıkla o nesneye basmak anlamına gelebilir.

Alıştırma

Bir yüzeye ayak koymak anlamına gelen ders ifadesiyle yönergeyi tamamlayın: Please ____ the scale and stand still.

Cevabı göster

step on

the force of your body weight presses down on a spring, Öbek fiiller

5:00

vücut ağırlığınızın kuvveti bir yaya baskı yapar

Öbek fiiller

presses down on a spring: basıncın yönü ve uygulandığı nesne

presses down on a spring ifadesinde press kuvvet uygulamayı, down bu kuvvetin yönünü, on ise kuvveti alan şeyi, yani a spring ifadesini belirtir. Yeniden kullanılabilir kalıp press down on + nesne biçimindedir. Eller, vücut ağırlığı, kapaklar, düğmeler ve aşağı doğru basınç uygulayan makine parçaları için kullanılabilir.

Alıştırma

Aşağı doğru basıncı alan nesneyi belirtmek için press down on ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Press down on the lid until it clicks.
  2. Press on down the lid until it clicks.
  3. Press down the lid on until it clicks.
Cevabı göster

Press down on the lid until it clicks.

which rotates a dial to reveal a number. Dilbilgisi

5:04

ve bu yay bir sayıyı ortaya çıkarmak için bir kadranı döndürür.

Dilbilgisi

rotates a dial to reveal a number: işlevi to ile açıklamak

rotates a dial to reveal a number ifadesinde rotates a dial mekanik hareketi belirtir. to reveal a number mastar öbeği, bu hareketin işlevini veya amaçlanan sonucunu açıklar: sayının görünür hâle gelmesini sağlar. Burada reveal, “bir sırrı açığa çıkarmak” değil, “gizli veya görünmeyen bir şeyi görünür hâle getirmek” anlamındadır. Bir cihazın amacını veya işlevini açıklarken hareket + to + fiilin yalın hâli kalıbı sık kullanılır.

Alıştırma

Bir hareketin işlevini açıklamak için to + fiilin yalın hâli yapısını kullanan cümle hangisidir?

  1. The screen lights up when the game begins.
  2. The screen lights up with a blue glow.
  3. The screen lights up to reveal the final score.
Cevabı göster

The screen lights up to reveal the final score.

This computer converts mechanical force directly Kalıp ifadeler

5:07

Bu bilgisayar mekanik gücü doğrudan

into numbers we can read.

5:11

okuyabileceğimiz sayılara dönüştürür.

Kalıp ifadeler

convert A directly into B: girdiyi ve çıktıyı belirlemek

convert A into B kalıbı, “A’yı değiştirip B yapmak” veya “A’yı B biçimine dönüştürmek” anlamına gelir. Bu cümlede mechanical force girdiyi, numbers we can read ise çıktıyı gösterir. directly, converts fiilini niteler ve girdiden çıktıya doğrudan ilişkiyi vurgular. numbers we can read içinde we can read, numbers sözcüğünü açıklayan bir ilgi cümleciğidir; nesne görevindeki that ilgi zamiri düşürülmüştür.

Alıştırma

Cümleyi convert A into B kalıbının doğru biçimiyle tamamlayın: The scanner ____ a paper document ____ a digital file.

Cevabı göster

converts · into

It's a continuous input. Kelime

5:13

Bu sürekli bir girdidir.

Kelime

continuous input: kesintisiz değişen değerler

Bu teknik kullanımda continuous input, ara değerler de dahil olmak üzere bir aralık boyunca değeri kesintisiz biçimde değişebilen girdidir. Basınç, konum veya kuvvet sürekli girdi olabilir. Burada continuous, girdinin ne kadar uzun sürdüğünü değil, değerin nasıl değiştiğini anlatır. Yalnızca ayrı basamaklar ya da durumlarla sınırlı bir girdinin karşıtıdır.

Alıştırma

Hangi durum continuous input için en açık örnektir?

  1. Bir sensör üzerindeki basınç birçok ara değerden geçerek kesintisiz biçimde değişebilir.
  2. Bir anahtar yalnızca açık veya kapalı olabilir.
  3. Bir sayı tuş takımı yalnızca 0 ile 9 arasındaki rakamları kabul eder.
Cevabı göster

Bir sensör üzerindeki basınç birçok ara değerden geçerek kesintisiz biçimde değişebilir.

Weighing 150 lb moves the spring Dilbilgisi

5:15

150 libre tartmak, yayı

more than weighing 149 lb

5:18

149 libre tartmaktan

does. And by acting continuously rather than discretely, Anlatım akışı

5:20

daha fazla hareket ettirir. Ve ayrık değil sürekli çalışarak,

Dilbilgisi

Weighing ... more than ... does: -ing özneleri ve does ile tekrarın önlenmesi

Weighing 150 lb ve weighing 149 lb, isim gibi özne olarak kullanılan -ing yan cümleleridir; her biri karşılaştırılan bir ağırlık durumunu belirtir. Temel yapı A moves the spring more than B does şeklindedir. Karşılaştırma yan cümlesinde does geniş zamanı taşır ve tekrarlanacak moves the spring fiil grubunun yerine geçer. Ağırlığın belirsiz bir eylem yaptığı anlamına gelmez; moves the spring ifadesinin yeniden söylenmesini önler.

Alıştırma

uses more energy ifadesinin tekrarını önleyen yardımcı fiille karşılaştırmayı tamamlayın: Heating a large room uses more energy than heating a small room ____.

Cevabı göster

does

Anlatım akışı

by acting continuously rather than discretely: sonuçtan önce yöntemi belirtme

by + -ing yapısı, ana cümledeki sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi tanıtır. Burada by acting continuously, öznenin virgülden sonra gelen sonucu nasıl oluşturduğunu önceden açıklar. Baştaki And, bu yöntemi önceki düşünceye bağlar. rather than aynı dil bilgisel konumda reddedilen seçeneği ekler: discretely değil, continuously. Bu teknik kullanımda discretely, ayrı adımlar, birimler veya değerler hâlinde demektir. Yöntem ifadesinin başa getirilmesi, dinleyiciye ana sonuçtan önce nasıl sorusunun yanıtını ve temel karşıtlığı verir.

Alıştırma

Hangi cümle sensörün ayrı adımlar hâlinde değil, sürekli biçimde çalıştığını doğru ifade eder?

  1. The sensor operates continuously rather than discreetly.
  2. The sensor operates continuous rather than discrete.
  3. The sensor operates continuously rather than discretely.
Cevabı göster

The sensor operates continuously rather than discretely.

many experts argue that analog computers Anlatım akışı

5:25

birçok uzman analog bilgisayarların

are more real than digital ones. Dilbilgisi

5:29

dijitallerden daha gerçek olduğunu savunuyor.

Anlatım akışı

many experts argue that: tartışılabilir bir iddianın kaynağını belirtme

many experts argue that, ardından gelen iddiayı tanıtır ve bu görüşün kaynağının birçok uzman olduğunu belirtir. Yazar, bu düşünceyi tartışılmaz bir gerçek olarak değil, uzmanların görüşü olarak sunar. Burada argue “kavga etmek” değil, “bir görüş belirtmek ve onu gerekçelerle desteklemek” demektir. Bu kalıp, sıradaki görüşün kime ait olduğunu göstererek metni düzenler ve farklı görüşlere yer bırakır.

Alıştırma

Hangi cümlede bir anlaşmazlığı anlatmak yerine gerekçeli bir iddiayı bir kaynağa bağlamak için argue that kullanılmıştır?

  1. The researchers argued about the budget for an hour.
  2. The researchers argued with each other after the meeting.
  3. Researchers argue that the policy could reduce waste.
Cevabı göster

Researchers argue that the policy could reduce waste.

Dilbilgisi

digital ones: çoğul computers adının yerine kullanma

are more real than digital ones karşılaştırmasında ones, çoğul ve sayılabilen computers adının yerine geçer. Bu nedenle digital ones, digital computers anlamına gelir ve aynı adın tekrarlanmasını önler. Tek bir şey için one, birden fazla şey için ones kullanın: the digital one ve the digital ones. Buradaki ones, adın yerine geçen bir sözcüktür; 1 sayısı değildir.

Alıştırma

cups sözcüğünü tekrarlamamak için cümleyi one sözcüğünün çoğul biçimiyle tamamlayın: The small cups are cheaper than the large ____.

Cevabı göster

ones

This elegance of faithfully representing real information Dilbilgisi

5:32

Gerçek bilginin aslına sadık kalarak temsil edilmesindeki bu zarafet,

Dilbilgisi

This elegance of faithfully representing real information: bilgiyi aslına uygun temsil etmenin inceliği

Burada elegance, teknik bir yöntemin dış görünüşünü değil; basit, iyi tasarlanmış ve etkili oluşunu anlatır. This, analog bilgisayarların gerçek bilgiyi sürekli ve doğrudan temsil edebilme özelliğine gönderme yapar. “Soyut isim + of + -ing” kalıbı, bir eylemi hakkında konuşulabilecek bir şey hâline getirir. Of faithfully representing real information, bu inceliğin tam olarak nerede bulunduğunu açıklar; faithfully, kaynak bilgiyle doğru biçimde eşleşmek demektir. Böylece ifadenin tamamı sonraki fiilin öznesi olabilir.

Alıştırma

Bir yöntemi basit ve etkili olduğu için övmek amacıyla the elegance of + -ing yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The elegance to use one clear rule lies in how easy the system is to explain.
  2. The elegance of using one clear rule lies in how easy the system is to explain.
  3. The elegance of use one clear rule lies in how easy the system is to explain.
Cevabı göster

The elegance of using one clear rule lies in how easy the system is to explain.

has renewed interest in analog tech Kalıp ifadeler

5:36

analog teknolojiye olan ilgiyi yeniledi

Kalıp ifadeler

has renewed interest in analog tech: analog teknolojiye ilgiyi yeniden canlandırdı

Has renewed interest in analog tech, “insanların analog teknolojiyle yeniden ilgilenmesini sağladı” anlamına gelir. Renew fiilinin etkilediği sözcük interest olduğundan yeniden canlanan şey ilgidir; in ise bu ilginin konusunu belirtir. Present perfect yapısındaki has renewed, ilginin canlanmasını zaten gerçekleşmiş ve hâlâ önemli olan bir değişim olarak sunar. Renewed ayrıca bu ilginin önceden var olduğunu, sonra azaldığını veya kaybolduğunu düşündürür.

Alıştırma

Cümleyi hedef eşdizimle tamamlayın: The discovery has ____ the ancient settlement.

Cevabı göster

renewed interest in

and is even inspiring new technologies. Anlatım akışı

5:39

ve hatta yeni teknolojilere ilham veriyor.

Anlatım akışı

is even inspiring new technologies: even ile daha güçlü bir bilgi eklemek

Bu cümlede even, inspiring new technologies ifadesini daha önce söylenenlerden daha güçlü veya daha şaşırtıcı bir ek bilgi olarak gösterir. “Yalnızca bununla kalmıyor, bu noktaya kadar gidiyor” biçiminde bir ilerleme oluşturur. even çıkarıldığında temel iddia kalır, ancak sonucun beklentileri aştığı vurgusu kaybolur. Buradaki inspire, bir teknolojiye duygu kazandırmak değil, “bir şeyin gelişmesine yardımcı olmak veya gelişimi teşvik etmek” anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümlede even daha güçlü ve şaşırtıcı bir etki eklemek için kullanılmıştır?

  1. The new coating is light because it repairs small scratches.
  2. The new coating is light, but it cannot repair small scratches.
  3. The new coating is light and even repairs small scratches.
Cevabı göster

The new coating is light and even repairs small scratches.

In the future,

5:42

Gelecekte,

analog computing may improve the efficiency of digital systems, Ton ve niyet

5:43

analog hesaplama, dijital sistemlerin verimliliğini artırabilir

Ton ve niyet

may improve: temkinli bir tahminde bulunmak

May + fiilin yalın biçimi, bir sonucu kesin değil, olası olarak sunar. Burada may improve, analog hesaplamanın gelecekte dijital sistemleri daha verimli hâle getirebileceğini belirtir; ancak konuşan kişi bunun zaten gerçekleştiğini veya kesinlikle gerçekleşeceğini iddia etmez. Bu temkinli kiplik ifadesi, teknoloji tahminini doğrulanmış bir olgudan veya vaatten ayırmaya yardımcı olur.

Alıştırma

Hangi cümle bir olguyu veya garantiyi belirtmek yerine temkinli bir tahmin yapıyor?

  1. The new material will definitely reduce energy use.
  2. The new material may reduce energy use.
  3. The new material has already reduced energy use.
Cevabı göster

The new material may reduce energy use.

proving what's old can be new again. Deyimler

5:48

ve eski olanın yeniden yeni olabileceğini kanıtlayabilir.

Deyimler

proving what's old can be new again: eski olan yeniden yeni olabilir

what's old can be new again ifadesinde what's old, eski ya da modası geçmiş kabul edilen nesneleri, fikirleri veya yöntemleri anlatır. Can be new again ise bunların yeniden kullanıldığında veya tasarlandığında tekrar taze, yararlı ya da güncel görünebileceğini belirtir. Burada old ve new yalnızca yaşı değil, değer ve geçerlilikteki değişimi anlatır. Bu karşıtlık, cümleye kısa ve akılda kalıcı bir özdeyiş havası verir. Baştaki proving, sonucu belirten bir -ing yapısıdır. Daha önce anlatılan gelişmeye gönderme yapar ve onun bu daha genel düşünceye kanıt oluşturduğunu söyler.

Alıştırma

what's old can be new again ifadesine en uygun anlam hangisidir?

  1. Yalnızca tamamen yeni fikirler değerlidir.
  2. Eski olan her şey zamanla kendiliğinden modernleşir.
  3. Eski bir fikir yeniden yararlı hâle gelip yenilikçi görünebilir.
Cevabı göster

Eski bir fikir yeniden yararlı hâle gelip yenilikçi görünebilir.

Get ready for what the future of computing holds Deyimler

5:58

Hesaplamanın geleceğinde nelerin olduğuna hazırlanmak için

with Brilliant.

6:00

Brilliant'ı keşfedin.

Deyimler

what the future of computing holds: bilişimin geleceğinin getirecekleri

What the future of computing holds, bilişimin gelecekte getireceği gelişmeleri, fırsatları veya değişiklikleri anlatır. Burada holds, bir şeyi fiziksel olarak elde tutmak değil, geleceğin bir şeyi barındırması ya da getirmesi anlamındadır. What ile başlayan yan cümlenin tamamı Get ready for ... içinde for edatından sonra gelir. Yeniden kullanılabilen temel kalıp what the future holds biçimindedir; of computing eklendiğinde konu bilişim alanıyla sınırlandırılır.

Alıştırma

Bilişimin gelecekteki gelişmelerini anlatan what ... holds kalıbıyla cümleyi tamamlayın: Get ready for ____.

Cevabı göster

what the future of computing holds

Brilliant will help you master the fundamentals

6:01

Brilliant, bilgisayar bilimi ve programlama üzerine

of this ever-evolving technology

6:04

görsel, etkileşimli kurslarla

with visual, interactive courses on computer science and programming.

6:06

bu sürekli gelişen teknolojinin temellerini

Visit brilliant.org/teded

6:10

öğrenmenize yardımcı olacak.

for a free 30-day trial

6:12

30 günlük ücretsiz deneme

and 20% off

6:14

ve yıllık premium abonelikte

an annual premium subscription.

6:16

%20 indirim için brilliant.org/teded'i ziyaret edin.