Acısız bir hayatı seçer miydiniz? - Hayley Levitt ve Bethany Rickwald: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
598 kelime 167 kel/dk

Video Özeti: Robert Nozick’in deneyim makinesi, garantili yapay hazzı gerçeklik, hakikat ve sahici insan ilişkileriyle karşılaştırarak hazcılığı sorgular. Gizlenen bir sadakatsizlik öyküsü temel soruyu somutlaştırır: Kusurlu gerçek yaşam, insana verdiği hoş duygunun ötesinde başlı başına bir değer taşıyabilir mi? Başlıca İngilizce Öğrenme Noktaları: 1. thought experiment — Kültür, Medya ve Gerçek Dünya Bağlamı: Felsefe ve bilimde kullanılan bu terimi, fiziksel bir deney değil, bir fikri sınamaya yarayan varsayımsal bir senaryo olarak tanıyın. Böylece deneyim makinesinin hazcılığın iddialarını nasıl test ettiğini izleyebilirsiniz. 2. in blissful ignorance — Deyimler ve Mecazi İfadeler: Bu deyimdeki değerlendirme tonunu anlayın: Kişi acı verici bir gerçeği bilmediği için mutlu kalır. İfadeyi, bilgisizliğin sağladığı rahatlığın kabul edilmesi zor bir hakikate tercih edilip edilemeyeceğini tartışırken kullanabilirsiniz. 3. may not provide all the answers, but it forces us to consider — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: Bir savın eksiksiz çözüm sunmadığını kabul ettikten sonra gündeme getirdiği önemli soruyu vurgulamak için bu ödünleyici sonuç kalıbını kullanın. Böylece kesin bir iddia yerine dengeli bir değerlendirme kurabilirsiniz.

Bu derste

Imagine if you could plug your brain into a machine Notlar

0:06

Beyninizi bir makineye bağlayabildiğinizi hayal edin,

Kalıp ifadeler

plug your brain into a machine: plug A into B kalıbı

Plug A into B, genellikle elektrik veya veri aktarılabilmesi için A'yı B'ye takmak ya da bağlamak anlamına gelir. Burada A your brain, B ise a machine ögesidir ve bu kullanım beyin ile makine arasında doğrudan teknolojik bağlantı görüntüsü oluşturur. Into edatı bu kalıbın bir parçasıdır: plug your brain into a machine. Into sözcüğünü çıkarmayın ve plug A B şeklinde iki doğrudan nesneli bir yapı kullanmayın.

Alıştırma

Yönergeyi plug A into B ile tamamlayın: Please ____ the HDMI cable ____ the projector.

Cevabı göster

plug · into

that would bring you ultimate pleasure for the rest of your life.

0:09

hayatınızın geri kalanı boyunca size en üst düzeyde zevk getirecek bir makine.

Dilbilgisi

Imagine if you could: varsayımsal bir durum başlatmak

Imagine if you could + fiilin yalın hâli, dinleyiciyi varsayımsal bir durumu zihninde canlandırmaya davet eder. Bu cümlede, ana soru veya sav geliştirilmeden önce dinleyiciyi bir düşünce deneyinin içine yerleştirir. Buradaki could geçmişteki bir beceriyi değil, hayal edilen bir olasılığı ifade eder. Bu kalıp, imkânsız olabilecek veya şu anda gerçek olmayan bir durumla açıklama, konuşma ya da tartışma başlatmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Imagine if you could bu cümlede ne işe yarar?

  1. Dinleyicinin geçmişte bu beceriye sahip olduğunu doğrular.
  2. Dinleyiciye beynini hemen bir makineye bağlamasını emreder.
  3. Dinleyiciyi varsayımsal bir durumu hayal etmeye davet eder.
Cevabı göster

Dinleyiciyi varsayımsal bir durumu hayal etmeye davet eder.

If you were given the choice to sign up for that kind of existence, Notlar

0:13

Böyle bir varoluşa kaydolma seçeneği size verilseydi,

Öbek fiiller

sign up for: kaydolmak veya katılmayı kabul etmek

Sign up for + isim, bir şeye kaydolmak, yazılmak veya katılmayı kabul etmek anlamına gelir. İsim; bir dersi, etkinliği, hizmeti, planı ya da başka bir düzenlemeyi belirtebilir. Bu cümlede gerçekten imza atmak gerekmez. Sign up for burada, böyle bir yaşam biçimine katılmayı veya onu kabul etmeyi seçmek anlamında genişletilerek kullanılmıştır.

Alıştırma

‘Katılmak için kaydolmak’ anlamındaki öbek fiille tamamlayın: Lena wants to ____ the school debate club.

Cevabı göster

sign up for

would you?

0:16

kabul eder miydiniz?

Dilbilgisi

If you were given the choice: hayalî bir seçim kurmak

If you were given the choice, başka bir kişinin veya koşulların size karar verme olanağı sunduğu hayalî bir seçim kurar. Were given edilgen yapıdadır; bu nedenle odak, seçeneği kimin sunduğunda değil, sizin seçim hakkını elde etmenizde olur. Buradaki were, geçmişte yaşanmış bir olayı anlatmaz; varsayımsal geçmiş biçimidir. Ana cümledeki would, bu hayalî durumda ne yapacağınızı sorar. Kullanılabilir kalıp şöyledir: If + özne + were given the choice to + fiil, ... would ...?

Alıştırma

Varsayımsal edilgen seçim kalıbını tamamlayın: If you ____ to work anywhere, which city would you choose?

Cevabı göster

were given the choice

That's the question philosopher Robert Nozick posed

0:17

İşte filozof Robert Nozick'in,

through a thought experiment he called the experience machine. Kültür

0:20

deneyim makinesi adını verdiği bir düşünce deneyi ile ortaya attığı soru budur.

Kültür

thought experiment: hayali bir durumla fikri sınamak

Thought experiment, yani düşünce deneyi, bir fikri, sezgiyi veya kuramı sınamak için dikkatle tasarlanan hayali bir durumdur. Yöntem, bu durumda neler olacağını akıl yürüterek incelemektir. Nozick burada bir laboratuvar araştırmasını veya psikolojik testi anlatmıyor. Felsefi bir soruyu incelemek için deneyim makinesi adlı varsayımsal bir durum ortaya koyuyor.

Alıştırma

Bir fikri sınamak için kullanılan hayali bir durumu belirten iki sözcüklü İngilizce terimle cümleyi tamamlayın: The trolley problem is a ____, not a laboratory study.

Cevabı göster

thought experiment

Kültür

experience machine: Nozick'in varsayımsal cihazı

Experience machine, Robert Nozick'in düşünce deneyindeki varsayımsal cihazın adıdır. Bir kişiye gerçekmiş gibi hissettiren yapay deneyimler sunar ve böylece hoş deneyimlerin hayatta önemli olan tek şey olup olmadığı sorusunu ortaya çıkarır. Experience machine birleşik adında experience, makinenin ne sunduğunu belirtir. “Deneyimli bir makine” anlamına gelmez; bu anlam için experienced sıfatı gerekir.

Alıştırma

Nozick'in düşünce deneyi hakkında konuşulurken the experience machine ne anlama gelir?

  1. Yıllarca çalışarak beceri kazanmış bir makine.
  2. Gerçekmiş gibi hissettiren yapay deneyimler sunan varsayımsal bir cihaz.
  3. Deneyimi ölçmek için kullanılan sıradan bir laboratuvar aleti.
Cevabı göster

Gerçekmiş gibi hissettiren yapay deneyimler sunan varsayımsal bir cihaz.

The experiment asks us to consider a world

0:23

Deney, bizden şöyle bir dünyayı düşünmemizi istiyor:

in which scientists have developed a machine

0:26

Bilim insanları bir makine geliştirmiş olsun;

that would simulate real life

0:28

bu makine gerçek hayatı simüle ederken,

while guaranteeing experiences of only pleasure and never pain. Dilbilgisi

0:30

yalnızca zevk deneyimlerini garanti edip acıyı asla yaşatmasın.

Dilbilgisi

only pleasure and never pain: kesin karşıtlık

only pleasure and never pain ifadesinde only, deneyimi pleasure ile sınırlar; never ise pain olasılığını tamamen dışlar. Bu iki bölüm birlikte kesin bir sınır kurar: A vardır ve B gerçekleşmez. and sonrasındaki ifade kısaltılmıştır: never pain, only pleasure ile paraleldir ve dıştaki experiences of çerçevesini ve deneyimleme düşüncesini paylaşır. Bağımsız bir cümle değildir. İngilizce, dahil edilen şeyle tamamen dışlanan şeyi karşılaştırmak için bu kısa kalıbı sıkça kullanır.

Alıştırma

Bir oyunun yalnızca ödül verdiğini ve cezaları tamamen dışladığını aynı kalıpla anlatan cümle hangisidir?

  1. The game offers rewards and sometimes penalties.
  2. The game offers neither rewards nor penalties.
  3. The game offers only rewards and never penalties.
Cevabı göster

The game offers only rewards and never penalties.

The catch? Anlatım akışı

0:35

Buradaki pürüz ne mi?

You have to permanently leave reality behind. Öbek fiiller

0:36

Gerçekliği kalıcı olarak arkanızda bırakmak zorundasınız.

Anlatım akışı

The catch?: gizli dezavantajı açıklayan geçiş

The catch?, Gizli sorun, koşul ya da bedel ne? anlamına gelir. Burada catch, cazip bir teklifin ilk göründüğü kadar basit olmadığını gösteren bir dezavantajı anlatan isimdir; bir şeyi yakalama eylemi anlamında değildir. Bu çok kısa soru, açıklamadaki bilgileri düzenler: konuşmacı önce cazip bir fikir sunar, ardından The catch? ile duraklar ve sonraki cümlede bedeli ya da sınırlamayı açıklar. Böylece merak yaratır ve anlatımın avantajdan dezavantaja döndüğünü gösterir.

Alıştırma

Gizli dezavantajı tanıtan iki sözcüklü soruyu tamamlayın: The apartment is cheap and close to work. ____? It has no windows.

Cevabı göster

The catch

Öbek fiiller

permanently leave reality behind: bir şeyi kalıcı olarak geride bırakmak

Bu cümlede leave reality behind, gündelik gerçeklikten tamamen ayrılmak ve gerçeklik artık deneyiminin bir parçası değilmiş gibi yaşamak anlamına gelir. Behind, leave something behind kalıbının bir parçasıdır; gerçek anlamda bir konum belirtmez. Permanently, bu ayrılığın geçici değil kalıcı olduğunu vurgular. Aynı kalıp soyut bir şeyi geride bırakıp ilerlemeyi de anlatabilir. Leave the past behind, geçmişin bundan sonra olacakları kontrol etmesine izin vermemek demektir. Nesne bir zamirse fiil ile behind arasına gelir: leave it behind.

Alıştırma

Geçmişi geride bırakıp ilerleme anlamını veren parçacıkla cümleyi tamamlayın: She decided to leave the past ____ and start again.

Cevabı göster

behind

But you'll hardly know the difference.

0:38

Ama aradaki farkı neredeyse hiç anlamayacaksınız.

Your experiences will be indistinguishable from reality. Kelime

0:40

Deneyimleriniz gerçeklikten ayırt edilemez olacak.

Kelime

indistinguishable from reality: gerçeklikten ayırt edilemez

Indistinguishable from reality, bir şeyin gerçekliğe o kadar benzediğini ve kişinin ikisini birbirinden ayıramadığını ifade eder. Yapı be + indistinguishable + from + karşılaştırma hedefi şeklindedir. In- ön eki burada distinguishable sözcüğünü olumsuz yapar: distinguishable ayırt edilebilir, indistinguishable ise ayırt edilemez demektir. Bu ifade, bir gözlemcinin algılayabileceği farkların sınırını anlatır; iki şeyin gerçekten tamamen aynı olduğunu zorunlu olarak iddia etmez.

Alıştırma

Ayırt edilmesi imkânsız anlamındaki resmî ifadeyle karşılaştırmayı tamamlayın: Under the museum lights, the replica looked ____ the original.

Cevabı göster

indistinguishable from

Life's natural ups and downs Deyimler

0:44

Hayatın doğal iniş çıkışları,

will just be replaced with an endless series of ups. Deyimler

0:45

sonsuz bir çıkışlar serisiyle değiştirilecek.

Deyimler

ups and downs: iyi ve zor dönemler

“Ups and downs”, bir yaşamın, ilişkinin, projenin veya başka bir sürecin iyi ve zor dönemlerini anlatan kalıplaşmış bir deyimdir. Bu cümlede “Life's natural ups and downs”, olumlu ve zor deneyimler arasındaki normal değişimleri ifade eder; fiziksel olarak yukarı ve aşağı hareket etmeyi anlatmaz.

Alıştırma

Hedef deyim “ups and downs” ile cümleyi tamamlayın: Every long friendship has its ____.

Cevabı göster

ups and downs

Deyimler

endless series of ups: ups and downs üzerine sözcük oyunu

“An endless series of ups”, daha önceki “ups and downs” deyimini bilinçli olarak çağrıştırır. Burada “ups”, deyimin olumlu yarısını, yani iyi dönemleri veya keyifli deneyimleri korurken “downs” ortadan kalkar. Bu değişiklik bir sözcük oyunu yaratır: sıradan hayatta hem iyi hem kötü dönemler vardır, ancak bu iddia yalnızca olumlu deneyimlerden oluşan kesintisiz bir dizi hayal eder.

Alıştırma

“An endless series of ups” bu cümlede neden bir sözcük oyunu oluşturur?

  1. “Ups” sözcüğünü bir makinenin düğmeleri için kullanılan standart bir kelime olarak kullanır.
  2. “Ups and downs” ifadesinin olumlu yarısını korur ve olumsuz yarısını çıkarır.
  3. Bir şeyin tekrar tekrar yukarı doğru hareket ettiğini söyler.
Cevabı göster

“Ups and downs” ifadesinin olumlu yarısını korur ve olumsuz yarısını çıkarır.

Sounds great, right? Ton ve niyet

0:49

Kulağa harika geliyor, değil mi?

Ton ve niyet

Sounds great, right? — dinleyiciyi aynı fikirde olmaya davet etmek

Sounds great olumlu bir değerlendirme sunar. Sondaki kısa right? ifadesi dinleyiciyi bu değerlendirmeye katılmaya davet eder; burada asıl amaç bir bilginin doğru olup olmadığını kontrol etmek değildir. Bu kalıp, dinleyiciyi konuşanın beklediği cevaba yönlendirebilir. Ayrıca bir karşıtlıktan önce de kullanılabilir: Konuşan önce bir fikri çekici gösterir, ardından bir sorunu ortaya çıkarır.

Alıştırma

"Sounds great, right?" cümlesindeki right? ifadesinin temel amacı nedir?

  1. great sözcüğünün dil bilgisi açısından doğru olup olmadığını sormak.
  2. Dinleyiciyi olumlu bir değerlendirmeye katılmaya davet etmek.
  3. Bir değerlendirme yapmadan önce kesin olgusal kanıt istemek.
Cevabı göster

Dinleyiciyi olumlu bir değerlendirmeye katılmaya davet etmek.

It may seem like a tempting offer,

0:51

Cazip bir teklif gibi görünebilir,

but perhaps it's not as ideal as it sounds.

0:52

ancak belki de kulağa geldiği kadar ideal değildir.

The experiment was actually designed to refute a philosophical notion called hedonism. Notlar

0:55

Deney aslında hedonizm adı verilen felsefi bir kavramı çürütmek için tasarlanmıştı.

Kelime

refute a philosophical notion — kanıta dayalı resmî çürütme

refute a philosophical notion, bir felsefi düşüncenin yanlış veya savunulamaz olduğunu gerekçeler ya da kanıtlarla ileri sürmek anlamına gelir. Bu cümlede deney, yalnızca farklı bir görüş bildirmek için değil, hazcılığa karşı çıkmak için tasarlanmıştır. Refute; akademik yazılarda, tartışmalarda, gazetecilikte ve analitik açıklamalarda yaygın olan resmî bir fiildir. Nesnesi genellikle bir iddia, argüman, teori, suçlama veya görüş olur.

Alıştırma

Bir iddianın yanlış olduğunu kanıtlarla göstermek anlamına gelen bu dersteki resmî fiili kullanın: The new evidence may ____ the claim that the treatment works for everyone.

Cevabı göster

refute

Kültür

hedonism: en yüce iyi olarak haz

Burada hedonism (hazcılık), hazzı en yüce iyi olarak gören ya da bir hayatı iyi yapan şeyi değerlendirmede temel ölçüt sayan felsefi bir görüştür. Bu cümlede, deneyin çürütmek üzere tasarlandığı görüşün adıdır. Yalnızca eğlenceyi, rahatlığı veya hoş vakit geçirmeyi sevmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede hedonism ne anlama geliyor?

  1. Hazzı en yüce iyi olarak gören felsefi bir görüş
  2. Makinelerin insan düşüncesini nasıl taklit ettiğine ilişkin bir teori
  3. Partilerden ve eğlenceden hoşlanmaya dayalı gündelik bir alışkanlık
Cevabı göster

Hazzı en yüce iyi olarak gören felsefi bir görüş

According to hedonists,

1:01

Hedonistlere göre,

maximizing net pleasure is the most important thing in life Kültür

1:03

net zevki en üst düzeye çıkarmak hayattaki en önemli şeydir

because pleasure is the greatest good

1:06

çünkü zevk, hayatın sunabileceği

that life has to offer.

1:08

en büyük iyiliktir.

Kültür

maximizing net pleasure: acı çıkarıldıktan sonra hazzı en üst düzeye çıkarmak

maximizing net pleasure ifadesinde net, hazdan acı veya diğer olumsuz deneyimler çıkarıldıktan sonra kalan bakiyeyi belirtir. Bu bakiyeyi en üst düzeye çıkarmak, “haz eksi acı” sonucunu olabildiğince büyütmek demektir. maximizing net pleasure şeklindeki -ing öbeği, is fiilinin öznesi işlevindedir. Bu cümledeki hazcıların hayattaki en önemli şey saydığı hedefi adlandırır.

Alıştırma

Hangi seçenek maximizing net pleasure ifadesini en iyi açıklıyor?

  1. Acıyı hesaba katmadan keyifli anları saymak
  2. Her keyifli deneyimin tam olarak aynı süre devam etmesini sağlamak
  3. Acı çıkarıldıktan sonra hazzı olabildiğince artırmak
Cevabı göster

Acı çıkarıldıktan sonra hazzı olabildiğince artırmak

For hedonists,

1:10

Hedonistler için,

the best choice that a person could make for himself

1:11

bir kişinin kendisi için yapabileceği en iyi seçim,

is one that brings him the greatest possible amount of pleasure

1:13

ona hiçbir acı getirmezken,

while bringing him no pain.

1:17

mümkün olan en yüksek miktarda zevki getiren seçimdir.

Limitless pleasure minus zero pain equals maximum net pleasure,

1:19

Sınırsız zevk eksi sıfır acı eşittir maksimum net zevk,

or in other words, Anlatım akışı

1:23

ya da başka bir deyişle,

the exact scenario the experience machine offers.

1:24

tam olarak deneyim makinesinin sunduğu senaryo.

Anlatım akışı

or in other words: aynı düşünceyi başka sözlerle anlatmak

“Or in other words”, ardından gelen kısmın önceki düşünceyi daha açık veya daha somut bir biçimde yeniden ifade ettiğini gösterir. Bu cümlede “deneyim makinesinin sunduğu senaryonun tam kendisi”, sınırsız haz ve sıfır acıyla ilgili denklemi yeniden ifade eder. Bu bağlayıcı, iki bölüm arasındaki ilişkiyi düzenler; yeni bir sav eklemez. “Or” alternatif bir anlatım sunarken “in other words” temel anlamın aynı kaldığını dinleyiciye bildirir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki yeniden ifade etme bağlayıcısının aynısıyla tamamlayın: The two routes take the same amount of time, ____, neither route is faster.

Cevabı göster

or in other words

Therefore,

1:28

Bu nedenle,

if hedonism is your philosophy of choice,

1:28

tercih ettiğiniz felsefe hedonizm ise,

plugging in would be a no-brainer. Notlar

1:31

makineye bağlanmak hiç düşünmeden alınacak bir karar olurdu.

Öbek fiiller

plugging in: deneyim makinesine bağlanmak

“Plugging in”, bir güç kaynağına veya elektronik sisteme bağlanmak anlamındaki “plug in” öbek fiilinin -ing biçimidir. Bu cümlede neye bağlanıldığı belirtilmemiştir; çünkü önceki anlatım deneyim makinesini zaten tanıtmıştır. -ing öbeğinin tamamı “would be” yapısının öznesidir. Sav içinde bu ifade yalnızca bir kabloyla uğraşmayı değil, makinenin sunduğu haz dolu simülasyon yaşamına girmeyi seçmeyi anlatan kısa bir ifade olarak kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki -ing biçimindeki öbek fiilin aynısıyla tamamlayın: The scooter is beside the charger, so ____ takes only a few seconds.

Cevabı göster

plugging in

Deyimler

a no-brainer: düşünmeye gerek olmayan karar

A no-brainer, çok açık veya kolay olduğu için neredeyse hiç düşünmeyi gerektirmeyen bir karar ya da yanıtı anlatan gündelik bir deyimdir. Burada, hedonizme bağlı olan biri için bağlanma seçiminin bu görüşten doğal olarak çıkacağı belirtiliyor. Bu deyim kişinin zekâsını değil, seçimi tanımlar; kelimenin tam anlamıyla beyni olmayan biri demek değildir.

Alıştırma

Cümleyi ‘açık ve kolay bir karar’ anlamındaki gündelik deyimle tamamlayın: With no fee and twice the storage, choosing the new plan was ____.

Cevabı göster

a no-brainer

But what if there's more to life than just pleasure? Dilbilgisi

1:34

Peki ya hayatta sadece zevkten daha fazlası varsa?

Dilbilgisi

There is more to X than Y: X yalnızca Y değildir

there is more to X than Y kalıbı, X'in Y'nin ötesinde önemli yönleri, değeri veya karmaşıklığı olduğunu anlatır. Bu sorudaki more to life than just pleasure, hayata değer veren tek şeyin haz olmayabileceğini düşündürür. Burada more miktarları karşılaştırmaz. Bu kalıp, X'in yalnızca Y olmadığını söyleyerek aşırı basitleştirilmiş bir görüşü sorgular.

Alıştırma

Cümleyi There is more to X than Y kalıbını kullanarak tamamlayın: There is ____ learning a language ____ memorizing words.

Cevabı göster

more to · than

That's what Nozick believed he was demonstrating

1:37

Nozick'in inancına göre gösterdiği şey de buydu,

through his experience machine thought experiment.

1:39

deneyim makinesi düşünce deneyi aracılığıyla.

Despite the machine's promise of maximum net pleasure, Dilbilgisi

1:42

Makinenin maksimum net zevk vaadine rağmen,

he still found reason not to plug in,

1:45

o yine de bağlanmamak için nedenler buldu,

Dilbilgisi

Despite + isim öbeği: ödünleme ilişkisi kurma

Despite bir ödünleme ilişkisi kurar: makinenin vaadi bağlanmak için güçlü bir neden gibi görünür, ancak ardından gelen sonucu değiştirmez. Burada despite bir edattır ve ardından the machine's promise of maximum net pleasure isim öbeği gelir. Despite sonrasında isim öbeği veya -ing biçimi kullanılır; özne ve fiili olan tam bir cümlecik doğrudan getirilemez.

Alıştırma

Hangi cümlede despite ödünleme ilişkisi kurmak için doğru kullanılmıştır?

  1. Despite the rain was heavy, the match continued.
  2. Despite it was raining heavily, the match continued.
  3. Despite the heavy rain, the match continued.
Cevabı göster

Despite the heavy rain, the match continued.

as do many other experimenters who consider the proposition. Dilbilgisi

1:47

tıpkı bu önermeyi değerlendiren diğer birçok deneyci gibi.

Dilbilgisi

as do many other experimenters: yardımcı fiille devrik yapı

As do many other experimenters, diğer birçok deney katılımcısının da makineye bağlanmamak için neden bulduğu anlamına gelir. Do, önceki find reason not to plug in anlamının yerini tutan bir yardımcı fiildir; yeni bir eylem belirtmez. As “aynı şekilde” anlamındayken resmî İngilizcede yardımcı fiil + özne sırası kullanılabilir. Burada geniş zamandaki do, çoğul özne many other experimenters ile uyumludur ve ilk cümlecikte geçmiş zamandaki found kullanılsa da onların tepkisini güncel, genel bir örüntü olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi dersteki resmî as + yardımcı fiil devrik yapısıyla tamamlayın: Nora enjoys early walks, ____ many of her neighbors.

Cevabı göster

as do

But what could possibly dissuade us from choosing a future of ultimate pleasure? Kelime

1:51

Peki bizi nihai bir zevk geleceğini seçmekten ne vazgeçirebilir?

Kelime

dissuade someone from doing something: birini bir şey yapmaktan caydırmak

Bu cümlede dissuade us from choosing, seçmemeye karar vermemizi sağlamak veya bizi seçmekten vazgeçirmek anlamına gelir. Us, kararı değişebilecek kişileri; choosing ise vazgeçilebilecek eylemi gösterir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp dissuade + kişi + from + fiilin -ing hâlidir. Etki, bir kişinin tavsiyesinden gelebileceği gibi risk veya maliyet gibi bir gerçekten de gelebilir; doğrudan sözlü ikna gerekmez.

Alıştırma

Cümleyi dissuaded sonrasında gereken edatla tamamlayın: The safety report dissuaded the team ____ launching the product too soon.

Cevabı göster

from

Consider this scenario.

1:56

Şu senaryoyu düşünün.

Betsy and Xander are in a loving committed relationship.

1:57

Betsy ve Xander sevgi dolu, bağlılık içeren bir ilişki içindedirler.

Betsy is head over heels and has never felt happier. Deyimler

2:01

Betsy sırılsıklam aşıktır ve kendini hiç bu kadar mutlu hissetmemiştir.

Deyimler

head over heels: sırılsıklam âşık

Head over heels, tamamen veya derinden âşık olmak anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede Betsy'nin mutluluğu romantik anlamı açıkça gösterir; deyim fiziksel bir duruşu anlatmaz. Deyim sık sık be head over heels veya fall head over heels şeklinde kullanılır. Sevilen kişiyi belirtmek için in love with someone eklenebilir.

Alıştırma

Cümleyi derinden âşık olmak anlamına gelen üç sözcüklü deyimle tamamlayın: By the end of the summer, Priya was ____ in love with Jordan.

Cevabı göster

head over heels

However, unbeknownst to Betsy, Kelime

2:04

Ancak, Betsy'nin haberi olmadan,

Kelime

However, unbeknownst to Betsy: bilgi farkı yaratmak

Unbeknownst to Betsy, “Betsy bilmeden” veya “Betsy'nin haberi yoktu” anlamına gelir. Burada unbeknownst ana fiil değildir; kalıp unbeknownst to + kişi şeklindedir ve baştaki bu ifade ardından gelen cümleciğe arka plan bilgisi ekler. However önceki bilgiyle karşıtlık kurar. Bu giriş, izleyiciye gizli bir gerçek bulunduğunu ama Betsy'nin bunu bilmediğini söyler; bu, anlatıda bilgi farkı yaratmanın yaygın bir yoludur.

Alıştırma

Cümleyi “Leo'nun haberi olmadan” anlamındaki resmî anlatı ifadesiyle tamamlayın: ____ Leo, his friends had already planned a surprise party.

Cevabı göster

Unbeknownst to

Xander has been romancing her sister Angelica

2:06

Xander kız kardeşi Angelica ile romantik bir ilişki yaşamaktadır,

with love letters and secret rendezvous Kelime

2:09

aşk mektupları ve gizli buluşmalarla,

Kelime

secret rendezvous: dramatik, önceden ayarlanmış bir buluşma

A secret rendezvous, gizlice ayarlanmış bir buluşmadır. Bu bağlamda love letters ile birlikte kullanılması, sıradan randevular yerine gizli romantik buluşmaları düşündürür. Rendezvous, insanların belirli bir zamanda veya yerde buluşmak üzere anlaştığını vurgular ve sahneye çoğu zaman edebî, dramatik, romantik ya da casusluk öykülerini andıran bir hava katar.

Alıştırma

Cümleyi dramatik veya gizli bir havası olan, önceden ayarlanmış bir buluşmayı belirten vurgulanan isimle tamamlayın: The two agents arranged a secret ____ before dawn.

Cevabı göster

rendezvous

for the duration of their relationship. Kalıp ifadeler

2:11

ilişkileri boyunca bu devam etmiştir.

Kalıp ifadeler

for the duration of: tüm süre boyunca

for the duration of their relationship ifadesindeki for the duration of, “ilişkinin devam ettiği sürenin tamamı boyunca” anlamına gelir. Belirli bir anı değil, başlangıçtan sona kadar bütün zaman aralığını kapsar. Yapı for the duration of + isim öbeği şeklindedir. İsim öbeği, başlangıcı ve sonu olan bir etkinliği, düzenlemeyi veya durumu belirtir.

Alıştırma

Hedef ifadeyi tamamlamak için for, duration ve of sözcüklerini kullanın: Your access badge must remain visible ____ the conference.

Cevabı göster

for the duration of

If Betsy found out, Dilbilgisi

2:14

Betsy öğrenseydi,

it would destroy her relationships with both Xander and Angelica,

2:15

bu, hem Xander hem de Angelica ile olan ilişkilerini mahvederdi,

Dilbilgisi

If ... found out, ... would destroy: varsayımsal bir sonuç

If Betsy found out, it would destroy... ikinci tip koşul yapısını kullanır: if + geçmiş zaman found out, ardından would + fiilin yalın hâli destroy gelir. Konuşmacı, Betsy’nin bilgiyi öğrenmesini varsayımsal veya psikolojik olarak uzak bir olasılık şeklinde ele alır ve sonucunu hayal eder. Buradaki geçmiş zaman biçimi found out varsayımsal uzaklığı gösterir; Betsy’nin bunu zaten öğrendiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, dosyanın kaybedilmesini varsayımsal bir durum olarak sunmak için ikinci tip koşulu kullanıyor?

  1. If Maya lost the file, it would cause serious problems.
  2. If Maya had lost the file, it would have caused serious problems.
  3. If Maya loses the file, it will cause serious problems.
  4. If Maya lost the file, it caused serious problems.
Cevabı göster

If Maya lost the file, it would cause serious problems.

and the experience would be so traumatic,

2:19

ve deneyim o kadar travmatik olurdu ki,

she would never love again.

2:21

bir daha asla sevemezdi.

Since Betsy is in blissful ignorance about Xander's infidelity, Deyimler

2:23

Betsy, Xander'ın sadakatsizliği hakkında mutlu bir cehalet içinde olduğundan,

Deyimler

in blissful ignorance: gerçeği bilmediği için mutlu

In blissful ignorance, hoş olmayan veya önemli bir gerçeği bilmediği için mutlu ya da kaygısız olmayı anlatır. Bu cümlede Betsy'nin mutluluğu sadakatsizliği bilmemesine bağlıdır. Bu nedenle blissful yalnızca olumlu bir övgü değildir; ifade ironik veya eleştirel bir ton taşır. Yaygın kalıp be, live veya remain in blissful ignorance of/about something şeklindedir. Birinin rahatlığını anlatırken o kişinin sahip olmadığı önemli bilgiye de dikkat çeker.

Alıştırma

Cümleyi, hoş olmayan bir gerçeği bilmemeye dayanan mutluluğu anlatan hedef ifadeyle tamamlayın: The family enjoyed the picnic ____, unaware that a storm warning had just been issued.

Cevabı göster

in blissful ignorance

hedonists would say she's better off remaining in the dark Notlar

2:26

hedonistler onun karanlıkta kalmasının daha iyi olduğunu

Kalıp ifadeler

she's better off: daha avantajlı bir durumda olmak

She's better off, onun daha iyi veya daha avantajlı bir durumda olduğu anlamına gelir. Off uzaklaşma hareketini anlatmaz; kalıplaşmış be better off ifadesinin bir parçasıdır. Cümlenin tamamında better off ifadesinden sonra remaining gelir. Be better off doing something, o eylemi yapmanın muhtemelen daha iyi bir sonuç doğuracağını belirtir. Karşılaştırılan diğer seçenek açıkça söylenmese de bir karşılaştırma bulunabilir.

Alıştırma

Cümleyi hedef yapı ve wait fiiliyle tamamlayın: The clinic opens at eight, so we'd ____ until then.

Cevabı göster

be better off waiting

Deyimler

remaining in the dark: bilgisiz kalmaya devam etmek

Bu cümlede remaining in the dark, gerçeği ya da önemli bilgileri öğrenmeden kalmaya devam etmek demektir. Dark burada mecazidir; ışıksız bir yeri değil, bilgi eksikliğini anlatır. Remain, bu durumun sürmesine odaklanır. İfade tek başına bilgiyi kimin sakladığını veya gizliliğin kasıtlı olup olmadığını söylemez.

Alıştırma

Bilgisiz kalmaya devam etmeyi anlatan hedef deyimle cümleyi tamamlayın: The residents remained ____ about the sudden road closure.

Cevabı göster

in the dark

and maintaining her high level of net pleasure.

2:29

ve yüksek net zevk seviyesini koruması gerektiğini söylerlerdi.

As long as Betsy never finds out about the relationship, Dilbilgisi

2:33

Betsy bu ilişkiyi asla öğrenmediği sürece,

her life is guaranteed to go on as happily as it is right now. Dilbilgisi

2:36

hayatının şu anki kadar mutlu devam etmesi garantidir.

Dilbilgisi

As long as: koşul belirtmek

Burada As long as, sonucun gerçekleşmesi için yerine getirilmesi gereken koşulu belirtir: Betsy ilişkiyi hiçbir zaman öğrenmemelidir. Provided that veya on condition that ile aynı anlama gelir; uzunluk karşılaştırması değildir. Bu bağlaç genellikle koşulu bir söz, izin veya beklenen sonuç için temel gereklilik olarak sunar. Bu cümlede koşul süreklidir çünkü never finds out belirsiz bir geleceğe uzanır; as long as her zaman devam eden bir durum gerektirmez.

Alıştırma

Bu koşulu ifade eden hedef bağlaçla cümleyi tamamlayın: ____ you wear a helmet, you may borrow my scooter.

Cevabı göster

As long as

Dilbilgisi

as happily as it is right now: as + zarf + as ile eşitlik karşılaştırması

as + zarf + as kalıbı, bir eylemin ardından gelen karşılaştırma ölçütüyle aynı derecede gerçekleştiğini gösterir. Burada happily, go on fiilini niteler; bu nedenle as happily as aynı derecede mutlu bir şekilde demektir. İkinci as, karşılaştırma ölçütü olarak it is right now bölümünü getirir. Tam anlam as it is going on right now şeklinde düşünülebilir; tekrarlanan going on çıkarılmıştır.

Alıştırma

as + zarf + as kalıbına göre tam üç kelimeyle tamamlayın: The new assistant completed the task ____ the experienced employee did.

Cevabı göster

as carefully as

So, is there value in Betsy knowing the truth of her situation? Dilbilgisi

2:41

O halde, Betsy'nin durumunun gerçeğini bilmesinin bir değeri var mıdır?

Dilbilgisi

value in ... knowing the truth: value in + -ing yapısı

Is there value in ...? soru kalıbı, bir eylemin veya durumun faydası, amacı ya da önemi olup olmadığını sorar. in bir edat olduğu için ardından gelen eylem -ing biçimini alır: knowing the truth. Betsy knowing the truth ifadesinde knowing eylemini gerçekleştiren kişi Betsy'dir. İfadenin tamamı değerlendirilen durumu adlandırır; knowing burada ulaç işlevindedir, şimdiki zamanın sürekli hâlinin bir parçası değildir.

Alıştırma

Soruyu Is there value in ...? kalıbındaki tam dört kelimeyle tamamlayın: ____ reviewing the safety plan before the meeting?

Cevabı göster

Is there value in

Imagine if you were Betsy.

2:45

Betsy olduğunuzu hayal edin.

Would you prefer to know the truth?

2:47

Gerçeği bilmeyi tercih eder miydiniz?

If the answer is yes,

2:49

Cevabınız evet ise,

you'd be choosing an option that sharply decreases your net pleasure. Kalıp ifadeler

2:51

net zevkinizi keskin bir şekilde azaltan bir seçenek seçiyor olurdunuz.

Kalıp ifadeler

sharply decreases: büyük ölçüde azaltır

sharply decreases ifadesinde sharply, decreases fiilini niteleyen bir zarftır. Burada “büyük ölçüde” veya “çok belirgin biçimde” anlamına gelir; “sivri ya da kesici bir biçimde” demek değildir. İfade, olumlu ve olumsuz etkiler hesaba katıldıktan sonra geriye kalan toplam hazzı bu seçeneğin büyük ölçüde azaltacağını anlatır. Bu kalıp başka bağlamlara da aktarılabilir: sharply; decrease, increase, rise ve fall gibi değişim fiillerini niteleyerek çoğu zaman kısa sürede gerçekleşen büyük ve belirgin bir değişimi anlatır.

Alıştırma

Cümleyi sharply ve decrease fiilinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: The outage ____ website traffic.

Cevabı göster

sharply decreased

Perhaps then you believe that there are things in life

2:55

Belki de o zaman hayatta zevkten daha büyük

with greater intrinsic value than pleasure. Kelime

2:57

içsel değere sahip şeyler olduğuna inanıyorsunuzdur.

Kelime

greater intrinsic value: daha büyük içsel değer

Intrinsic value, bir şeyin sağlayabileceği para, haz, yarar veya diğer sonuçlardan bağımsız olarak kendi içinde taşıdığı değerdir. Greater intrinsic value, bu tür değerin daha yüksek derecede olması demektir. greater ... than kalıbı iki şeyi aynı ölçekte karşılaştırır. Burada bazı şeylerin sırf kendileri için peşinden gidilmeye değer olabileceği ve bu değerin hazdan daha büyük olabileceği ihtimali sunulur.

Alıştırma

Hangi cümle arkadaşlığın yalnızca sonuçları nedeniyle değil, kendi başına değerli olduğunu söylüyor?

  1. Friendship is valuable only when it leads to financial success.
  2. Friendship has intrinsic value, even when it brings no practical benefit.
  3. Friendship has instrumental value when it helps people build useful connections.
Cevabı göster

Friendship has intrinsic value, even when it brings no practical benefit.

Truth, knowledge, authentic connection with other human beings,

3:00

Gerçek, bilgi, diğer insanlarla otantik bağlantı,

these are all things that might make the list.

3:04

bunlar listeye girebilecek şeylerden bazılarıdır.

By never learning the truth, Dilbilgisi

3:07

Gerçeği asla öğrenmemekle,

Dilbilgisi

By never learning the truth: sonuca giden yolu gösteren by + gerund

Burada by, “yoluyla” veya “sonucunda” anlamına gelen bir edattır; “yanında” anlamında değildir. Ardından learning gerund biçimi gelir. Never, learning sözcüğünden önce gelerek tüm eylemi olumsuz yapar: gerçek hiçbir zaman öğrenilmez. Baştaki by öbeği, bu eylemin gerçekleşmemesini ana cümledeki sonuca bağlar. Gerçeği hiç öğrenmemeyi, sonraki durumun devam etmesini sağlayan yol veya koşul olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için check fiilini by + gerund yapısında kullanın: By ____ the figures twice, Maya caught the mistake.

Cevabı göster

checking

Betsy is essentially living life in her own personal experience machine, Kültür

3:08

Betsy aslında hayatını kendi kişisel deneyim makinesinde yaşıyor,

a world of happiness that's not based in reality.

3:13

gerçekliğe dayanmayan bir mutluluk dünyasında.

Kültür

personal experience machine: gerçek bir makine değil, kavramsal bir benzetme

Personal experience machine, felsefedeki “deneyim makinesi” düşünce deneyine yapılan kavramsal bir benzetmedir. Bu düşünce deneyinde hoş deneyimler, gerçekten yaşanmış olaylara dayanmasa bile gerçekmiş gibi hissedilebilir. Betsy gerçeği bilmediği hâlde mutlu kalır; bu nedenle konuşmacı onun durumunu bu makinenin kendine ait özel bir sürümüne sahip olmaya benzetir. Vurgulanan nokta, gerçek mutluluk duyguları ile gerçekliğin yanlış bir resmi arasındaki farktır; hikâyede fiziksel bir makine yoktur.

Alıştırma

Bu cümlede personal experience machine ne anlama geliyor?

  1. Betsy nesneler üreten fiziksel bir makine kullanıyor.
  2. Betsy gerçeği biliyor ve onu görmezden gelmeyi seçmiş.
  3. Betsy'nin mutluluğu ona gerçek geliyor, ancak gerçekliğin yanlış bir resmine dayanıyor.
Cevabı göster

Betsy'nin mutluluğu ona gerçek geliyor, ancak gerçekliğin yanlış bir resmine dayanıyor.

This love triangle is an extreme example, Kelime

3:16

Bu aşk üçgeni aşırı bir örnektir,

Kelime

love triangle: üç kişilik romantik bir çatışma

Love triangle, üç kişinin duygularının veya romantik ilişkilerinin çatıştığı ya da birbiriyle kesiştiği bir durumdur. Örneğin iki kişi aynı kişiye ilgi duyabilir veya bir kişi iki partner arasında kalabilir. Triangle sözcüğü geometrik bir şekli değil, üç kişilik ilişki düzenini anlatır. Üç kişinin de birbirine âşık olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Üç kişilik romantik bir çatışmayı anlatan kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: The novel centers on a complicated ____.

Cevabı göster

love triangle

but it mirrors many of the decisions we make in day-to-day life. Anlatım akışı

3:19

ancak günlük hayatta aldığımız birçok kararı yansıtır.

Anlatım akışı

mirrors ... in day-to-day life: bir olayı genel bir örüntüye bağlamak

Burada mirrors, “aynı önemli örüntüyü göstermek” veya “yakından karşılık gelmek” anlamındaki bir fiildir. Uç örnek, ayrıntılarda sıradan kararlardan farklıdır; ancak altında yatan seçim, insanların sık sık yaptığı seçimlere benzer. but it mirrors... yan cümlesi, tek bir sıra dışı olaydan günlük hayata ilişkin daha geniş bir noktaya geçerek savı düzenler. But karşıtlığı işaret eder: örnek uçtur, ancak örüntü tanıdıktır.

Alıştırma

“The fictional conflict mirrors choices people face at work” cümlesi ne yapar?

  1. Karakterlerin işte fiziksel bir ayna kullandığını söyler.
  2. Kurmaca olayın iş yerindeki her kararla tamamen aynı olduğunu iddia eder.
  3. Tek bir kurmaca olayı günlük kararlardaki benzer bir örüntüye bağlar.
Cevabı göster

Tek bir kurmaca olayı günlük kararlardaki benzer bir örüntüye bağlar.

So, whether you're making a choice for Betsy or for yourself,

3:23

Yani, ister Betsy için ister kendiniz için bir seçim yapıyor olun,

why might you feel reality should be a factor?

3:26

neden gerçekliğin bir faktör olması gerektiğini hissedebilirsiniz?

Is there inherent value in real experiences,

3:29

Zevkli veya acı verici olsun,

whether pleasurable or painful? Dilbilgisi

3:33

gerçek deneyimlerin doğasında bir değer var mıdır?

Dilbilgisi

whether pleasurable or painful: iki olasılığı da kapsamak

whether A or B kalıbı iki seçeneği de ana ifadenin kapsamına alır. Burada real experiences hem keyifli hem de acı verici deneyimleri içerir; soru, hangi türden olursa olsun bu deneyimlerin özünde bir değer bulunup bulunmadığını sorar. Bu kullanımda whether, dinleyiciden A ile B arasında seçim yapmasını istemez. Ana fikrin her iki durumda da geçerli olduğunu belirtir.

Alıştırma

Kuralın her iki durumda da geçerli olduğunu göstermek için cümleyi whether...or... ile tamamlayın: The rule applies ____ you agree ____ not.

Cevabı göster

whether · or

Do you yourself have more value

3:35

Gerçek hayatın zevklerini ve acılarını yaşarken

when you're experiencing real life's pleasures and pains?

3:37

bizzat kendiniz daha mı değerli olursunuz?

Nozick's experiment may not provide all the answers, Anlatım akışı

3:41

Nozick'in deneyi tüm cevapları vermeyebilir,

but it forces us to consider whether real life,

3:44

ancak bizi gerçek hayatın,

Anlatım akışı

may not provide all the answers, but it forces us to consider: bir sınırlılığı kabul edip katkıyı vurgulamak

May not provide all the answers, bir sınırlılığı kabul ederek iddianın kapsamını daraltır. Ardından but, dikkati deneyin gerçekten başardığı şeye yöneltir. Ana vurgu but sonrasındaki yan cümlededir: deneyin değeri, önemli bir soruyu düşünmemizi sağlamasındadır. Bu, başka durumlarda da kullanılabilen bir bilgi düzenidir: may not X, but Y. Bir şeyin tam olarak yapamadığı noktayı kabul ettikten sonra daha sınırlı ama anlamlı bir katkıyı öne çıkararak dengeli bir değerlendirme sunar. Burada forces us to consider, soruyu görmezden gelmenin zor olduğu anlamına gelir; deneyin yanıtı zaten verdiğini iddia etmez.

Alıştırma

Hangi cümle aynı düzeni kullanır: önce bir sınırlılığı kabul edip ardından yararlı bir katkıyı vurgular?

  1. It may solve the problem, or it may create another one.
  2. It solves every problem because it asks the right questions.
  3. It may not solve every problem, but it helps us ask the right questions.
Cevabı göster

It may not solve every problem, but it helps us ask the right questions.

though imperfect,

3:47

kusurlu da olsa,

holds some intrinsic value Kelime

3:48

makineye bağlanmanın zevkinin ötesinde

beyond the pleasure of plugging in.

3:50

bazı içsel değerler taşıyıp taşımadığını düşünmeye zorlar.

Kelime

holds some intrinsic value beyond the pleasure of plugging in: bağlanma hazzının ötesinde bir içsel değer taşımak

Bu cümlede holds “sahip olmak” ya da “taşımak”, intrinsic value ise gerçek hayatın arzu edilen bir sonuç ürettiği için değil, kendi başına sahip olabileceği değer demektir. Beyond the pleasure of plugging in, “deneyim makinesine bağlanmaktan elde edilen hazdan daha fazlası” anlamındadır. Burada beyond fiziksel konumu değil, değerin yalnızca tek bir sonuca dayanmadığını gösterir. Cümle, kusurlu gerçek hayatın ne kadar haz verdiğinden başka nedenlerle de önemli olup olmadığını sorar.

Alıştırma

Burada “holds some intrinsic value beyond the pleasure of plugging in” ne anlama geliyor?

  1. Gerçek hayatın yalnızca mümkün olduğunca çok haz ürettiğinde önemli olduğunu söyler.
  2. Gerçek hayatın makinenin dışındaki fiziksel bir yerde bulunduğunu söyler.
  3. Gerçek hayatın yalnızca hoş hissettirdiği için değil, kendi başına da önemli olabileceğini öne sürer.
Cevabı göster

Gerçek hayatın yalnızca hoş hissettirdiği için değil, kendi başına da önemli olabileceğini öne sürer.