Bir dolar banknotuna değerini veren nedir? - Doug Levinson: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
607 kelime 182 kel/dk

Video açıklaması: Bu video, devletin bastığı kâğıt paranın neden değer taşıdığını, Federal Rezerv’in para miktarını nasıl yönettiğini ve enflasyon ile deflasyon arasındaki dengenin hem satın alma gücünü hem de istihdamı neden etkilediğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. fiat money, — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Altın gibi bir emtia tarafından doğrudan desteklenmeyen para birimini anlatan bu temel ekonomi terimini anlayacaksınız. Değerin fiat sözcüğünün gündelik anlamından değil; devlet politikası, toplumsal güven ve denetlenen arzdan kaynaklandığı bağlamları ayırt edebileceksiniz. 2. If the total amount of currency in circulation increases / then each individual piece will be able to buy — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: If... then... yapısının para miktarındaki bir değişikliği satın alma gücü üzerindeki sonucuna nasıl bağladığını öğreneceksiniz. Böylece ekonomik mekanizmalarla ilgili kesin neden-sonuç açıklamalarını izleyebilir ve benzer açıklamaları kendiniz kurabilirsiniz. 3. Like in the story of Goldilocks, — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Goldilocks göndermesini, ne fazla ne de az olan uygun miktarın kültürel bir benzetmesi olarak tanıyacaksınız. Bu gönderme, Fed’in enflasyonu bozucu düzeye çıkarmadan büyümeyi ve istihdamı destekleme hedefinin nasıl anlatıldığını kavramanızı sağlayacak.

Bu derste

If you tried to pay for something with a piece of paper, Notlar

0:06

Eğer bir şeyin ödemesini bir kağıt parçasıyla yapmaya çalışsaydınız,

Kalıp ifadeler

pay for something with: önce ödenen şey, sonra ödeme yöntemi

pay for something with a piece of paper yapısında pay for satın alınan veya parası ödenen şeyi, with ise ödeme için kullanılan aracı belirtir. Aktarılabilir kalıp pay for + ürün ya da hizmet + with + ödeme yöntemi şeklindedir. Örneğin pay for lunch with a card ifadesinde ürün veya hizmetten önce for, ödeme yönteminden önce with gelir.

Alıştırma

Ödeme kalıbını eksik iki edatla tamamlayın: At the station, I paid ____ the ticket ____ my phone.

Cevabı göster

for · with

you might run into some trouble. Öbek fiiller

0:09

muhtemelen bazı sorunlar yaşardınız.

Dilbilgisi

If you tried ... you might ...: varsayımsal bir eylem ve olası sonuç

Burada If you tried ... şimdiki zaman ya da gelecekle ilgili varsayımsal bir durum kurar. Geçmiş biçim tried, gerçeklikten uzaklık bildirir; bu denemenin geçmişte gerçekten yapıldığını söylemez. Ana cümledeki you might run into ... olası sonuçlardan birini verir. If + geçmiş biçim, ... might + fiilin yalın hâli kalıbı, varsayımsal bir eylem ve kesin olmayan bir sonuç anlatmak için kullanılabilir.

Alıştırma

Bu cümlede If you tried ..., you might ... kalıbı ne anlama gelir?

  1. Geçmişte kesinlikle gerçekleşmiş bir ödeme girişimini bildirir.
  2. Birine ödemeyi hemen yapmasını emreder.
  3. Bir eylemi varsayar ve olası sonuçlardan birini verir.
Cevabı göster

Bir eylemi varsayar ve olası sonuçlardan birini verir.

Öbek fiiller

run into some trouble: bir sorunla karşılaşmak

Burada run into some trouble, “beklenmedik bir sorunla veya güçlükle karşılaşmak” anlamına gelir. Run into ifadesini tek bir öbek fiil olarak anlamalısın; fiziksel olarak koşup bir yere girmeyi anlatmaz. Bir plan, görev veya süreç bir güçlükle karşılaştığında, özellikle de bu güçlük beklenmedik olduğunda run into trouble kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi “run into some trouble” ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamla: We ____ when the printer suddenly stopped working.

Cevabı göster

ran into some trouble

Unless, of course, the piece of paper was a $100 bill. Anlatım akışı

0:11

Tabii ki o kağıt parçası 100 dolarlık bir banknot olmadığı sürece.

Anlatım akışı

Unless, of course, ...: açık bir istisna eklemek

Unless, önceki genel ifadenin artık geçerli olmadığı bir koşul sunar. Ardından gelen yan cümle istisnayı belirtir: kâğıt parçasının 100 dolarlık bir banknot olması. Of course, bu istisnayı söylendiğinde açıkça anlaşılır bir şey olarak sunan ara sözdür. Genel durumdan sonra Unless, of course, kullanmak, konuşmacının istisnayı kısa süreliğine saklayıp ardından dikkati özel duruma yöneltmesini sağlar.

Alıştırma

Hangi cümle “The office is closed on Sundays” kuralına açık bir istisnayı doğal biçimde ekler?

  1. The office is closed on Sundays—because, of course, there is a special event.
  2. The office is closed on Sundays—while, of course, there is a special event.
  3. The office is closed on Sundays—unless, of course, there is a special event.
Cevabı göster

The office is closed on Sundays—unless, of course, there is a special event.

But what is it that makes that bill so much more interesting and valuable Dilbilgisi

0:15

Peki o banknotu diğer kağıt parçalarından

than other pieces of paper?

0:18

çok daha ilginç ve değerli kılan şey nedir?

Dilbilgisi

what is it that makes ...?: asıl nedene odaklanma

What is it that makes ...? bir sonucun hangi neden, özellik veya etken tarafından ortaya çıkarıldığını vurgulayarak sorar. Sonuç genellikle zaten görülmektedir ya da biliniyor kabul edilir; soru, bundan tam olarak neyin sorumlu olduğuna odaklanır. Buradaki it, yapısal bir yer tutucudur; banknotu ya da başka bir nesneyi göstermez. Daha basit soru What makes that bill ...? şeklindedir. is it that makes eklendiğinde asıl nedeni arama vurgusu güçlenir.

Alıştırma

Hedef kalıpla vurgulu soruyu tamamlayın: What ____ this tiny speaker so loud?

Cevabı göster

is it that makes

Dilbilgisi

so much more ... than: karşılaştırmadaki büyük farkı vurgulama

so much more + sıfat(lar) + than, arada çok büyük bir fark bulunan bir karşılaştırmayı ifade eder. more ... than karşılaştırmayı kurar, much farkın büyüklüğünü güçlendirir, so ise ek vurgu katar. Örnekte tek bir more hem interesting hem de valuable için geçerlidir. Bu nedenle cümle, banknotun diğer kâğıt parçalarından çok daha ilginç ve çok daha değerli olduğunu söyler; İngilizcede valuable önünde more sözcüğünü tekrarlamak gerekmez.

Alıştırma

Cümleyi so much more ... than ile useful ve reliable sıfatlarını kullanarak tamamlayın: The new app is ____ the old one.

Cevabı göster

so much more useful and reliable than

After all, Anlatım akışı

0:20

Sonuçta,

there's not much you can do with it. Dilbilgisi

0:21

onunla yapabileceğiniz çok fazla şey yok.

Anlatım akışı

After all: destekleyici bir gerekçe sunmak

After all, hemen önce söylenen bir iddia veya öneriyi destekleyen bir gerekçe sunar. Burada nesneyle yapılabilecek şeylerin sınırlı olması, önceki değerlendirmenin mantıklı olmasının gerekçesi olarak gösterilir. Bu ifade, gerekçenin dinleyen kişi tarafından kolayca kabul edilebileceğini de ima eder. Bir savı düzenlemek için kullanılır; “her şeyden sonra, daha sonra” biçiminde bir zaman sırası anlatmaz.

Alıştırma

Örnekte After all hangi işlevi görüyor?

  1. Tamamen ilgisiz bir konu başlatır.
  2. Önceki bir iddiayı destekleyen neden sunar.
  3. Bir olayı diğer tüm olaylardan sonraya yerleştirir.
Cevabı göster

Önceki bir iddiayı destekleyen neden sunar.

Dilbilgisi

there's not much you can do with ...: sınırlı kullanışlılık

there's not much you can do with ... kalıbı, bir nesnenin pek az kullanım alanı olduğunu veya çok az pratik seçenek sunduğunu belirtir. With, kullanılan ya da ele alınan nesneyi tanıtır. Tam düşünce, that sözcüğünün atıldığı “there is not much that you can do with it” biçimidir. You çoğu zaman yalnızca dinleyeni değil, genel olarak insanları anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede bir nesnenin pratik kullanımının çok sınırlı olduğunu anlatmak için with kullanılmıştır?

  1. There's not much you can do with this cracked plastic lid.
  2. There's not much you can do about this cracked plastic lid.
  3. There's not much you can do without this cracked plastic lid.
Cevabı göster

There's not much you can do with this cracked plastic lid.

You can't eat it.

0:23

Onu yiyemezsiniz.

You can't build things with it,

0:24

Onunla bir şeyler inşa edemezsiniz,

and burning it is actually illegal.

0:26

ve onu yakmak aslında yasa dışıdır.

So what's the big deal? Deyimler

0:29

Peki nedir bu kadar önemli olan?

Deyimler

What's the big deal? — bir şeyin neden önemli olduğunu sormak

What's the big deal? “Bu neden önemli?” veya “Bunu özel yapan ne?” anlamına gelen gündelik bir deyimdir. Burada, birazdan açıklanacak temel nedeni tanıtır; deal sözcüğü ticari bir anlaşma anlamına gelmez. Aynı soru, ses tonuna ve bağlama göre samimi bir açıklama isteği de küçümseyici bir “Bunu kim neden önemsesin?” tepkisi de olabilir.

Alıştırma

Bu cümlede What's the big deal? sorusu neyi soruyor?

  1. Bu neden önemli veya dikkate değer?
  2. Banknotun fiyatı ne kadar?
  3. En büyük ticari anlaşma hangisi?
Cevabı göster

Bu neden önemli veya dikkate değer?

Of course, you probably know the answer.

0:30

Tabii ki, muhtemelen cevabı biliyorsunuz.

A $100 bill is printed by the government and designated as official currency, Kelime

0:32

100 dolarlık bir banknot hükümet tarafından basılır ve resmi para birimi olarak belirlenir,

Kelime

designated as official currency — resmî olarak statü vermek

Designated as official currency, “resmî olarak para birimi statüsü verilmiş” anlamına gelir. Designate A as B, A'ya tanınmış bir rol, kategori veya amaç vermek için kullanılan resmî bir yapıdır. Cümlede is hem printed hem de designated için geçerlidir: banknot hükümet tarafından basılır ve resmî para birimi olarak belirlenir. Edilgen yapı, kararı veren makamı değil banknotu merkeze alır.

Alıştırma

“Resmî olarak bir statü verilmek” anlamındaki ifadeyle şu resmî cümleyi tamamlayın: The wetland was ____ a protected area.

Cevabı göster

designated as

while other pieces of paper are not. Dilbilgisi

0:37

diğer kağıt parçaları ise öyle değildir.

Dilbilgisi

while other pieces of paper are not: iki olguyu karşılaştırma

Bu cümlede while bir karşıtlık kurar: 100 dolarlık bir banknot resmî para birimi olarak belirlenmiştir, ancak diğer kâğıt parçaları böyle değildir. Buradaki anlamı whereas ile aynıdır; during the time that anlamına gelmez. are not sözleri, daha önceki edilgen yüklemin tekrarını önler. Eksiksiz ifade other pieces of paper are not designated as official currency olur. Bu eksiltme karşılaştırmayı kısa ve öz tutar.

Alıştırma

Hangi cümlede while, eylemlerin ne zaman gerçekleştiğini göstermek yerine iki olguyu karşılaştırır?

  1. While Maya was cooking dinner, the phone rang.
  2. The first room is bright, while the second is quite dark.
  3. I read a book while I waited for the bus.
Cevabı göster

The first room is bright, while the second is quite dark.

But that's just what makes them legal.

0:40

Ancak bu sadece onları yasal yapan şeydir.

What makes a $100 bill valuable, Dilbilgisi

0:42

100 dolarlık bir banknotu değerli kılan şey,

on the other hand,

0:44

öte yandan,

is how many or few of them are around. Kelime

0:45

onlardan etrafta ne kadar çok veya ne kadar az olduğudur.

Dilbilgisi

What makes X valuable ... is Y: belirleyici etkeni belirtme

What makes X + adjective is Y kalıbı, “X’e bu niteliği kazandıran etken Y’dir” anlamına gelir. what yan cümlesinin tamamı öznedir; is ise ardından gelen etkeni veya açıklamayı tanıtır. Burada What makes a $100 bill valuable değerin kaynağını ortaya koyar, how many or few of them are around ise yanıtı verir: banknotların bol veya kıt olması. Bu yapı önce sonucu sunar, ardından dikkati belirleyici etkene yöneltir.

Alıştırma

Cümleyi What makes X + adjective is Y kalıbıyla tamamlayın: ____ this backpack comfortable ____ its padded straps.

Cevabı göster

What makes · is

Kelime

how many or few ... are around: mevcut veya erişilebilir miktar

how many or few of them are around ifadesinde how many or few, miktarın çok mu az mı olduğunu sorar. Them, daha önce söz edilen şeyleri belirtir. Burada are around, o ortamda var veya erişilebilir olmak anlamına gelir. Bu nedenle ifade, bir kişinin çevresindeki ya da daire çizerek hareket eden nesneleri değil, mevcut arz miktarını anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede how many or few of them are around ne anlama gelir?

  1. Nesnelerin daire çizerek hareket ettiğini söyler.
  2. Mevcut veya erişilebilir miktarın çok mu az mı olduğunu sorar.
  3. Nesnelerin bir kişinin çevresinde nerede durduğunu sorar.
Cevabı göster

Mevcut veya erişilebilir miktarın çok mu az mı olduğunu sorar.

Throughout history,

0:47

Tarih boyunca,

most currency, including the US dollar,

0:49

Amerikan doları da dahil olmak üzere çoğu para birimi,

was linked to valuable commodities, Kelime

0:51

değerli emtialara bağlıydı

Kelime

was linked to valuable commodities: resmî bir ekonomik bağlantı

Was linked to, link A to B yapısının geçmiş zaman edilgen biçimidir. Bir şeyin başka bir şeye bağlı veya onunla bağlantılı olduğunu anlatır. Bu cümlede paranın değeri ya da para sistemi, değerli emtialarla kurulan bir ilişkiye dayanıyordu. Commodities, piyasalarda genellikle standart miktarlarda alınıp satılan temel mallardır. Bu tarihî para bağlamında valuable commodities, mağazadaki pahalı ürünleri değil, altın veya gümüş gibi malları ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi be linked to ifadesinin eksik biçimiyle tamamlayın: The size of the bonus is ____ team performance.

Cevabı göster

linked to

and the amount of it in circulation Kelime

0:53

ve dolaşımdaki miktarı

depended on a government's gold or silver reserves.

0:55

bir hükümetin altın veya gümüş rezervlerine bağlıydı.

Kelime

in circulation: şu anda kullanımda olan para

'In circulation', paranın basılmış ve ekonomide kullanılıyor ya da el değiştiriyor olduğu anlamına gelir. 'The amount of it in circulation', bu paranın şu anda kullanımda olan miktarıdır. Buradaki 'circulation', paranın insanlar, işletmeler ve kurumlar arasında el değiştirmesini anlatır. Paranın fiziksel olarak bir daire çizerek hareket ettiği anlamına gelmez.

Alıştırma

'Para olarak kullanılmakta olan' anlamındaki, burada öğrendiğiniz iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: Most of these old coins are still ____.

Cevabı göster

in circulation

But after the US abolished this system in 1971, Kültür

0:59

Ancak ABD'nin 1971'de bu sistemi kaldırmasından sonra,

Kültür

after the US abolished this system in 1971: ABD 1971'de bu sistemi kaldırdıktan sonra

Bu cümlede 'this system', dolaşımdaki para miktarının bir hükümetin altın veya gümüş rezervlerine bağlı olduğu düzeni ifade eder. 'Abolished', değişikliği günlük küçük bir kuralın iptali olarak değil, bir para sisteminin resmen sona erdirilmesi olarak sunar. 1971 tarihi özellikle ABD'nin yabancı ülke para otoriteleri için doların altına resmî dönüştürülebilirliğini askıya almasını ifade eder. Cümle, daha uzun bir tarihsel geçişi tek bir dönüm noktasında özetleyerek itibari para anlamındaki fiat money konusuna zemin hazırlar.

Alıştırma

Cümledeki 'this system' neyi ifade ediyor?

  1. Hükümetlerin yalnızca gümüş para kullanmasını zorunlu kılan bir kural.
  2. İnsanların hangi madeni paraları biriktirebileceğine karar veren bir sistem.
  3. Dolaşımdaki para miktarını altın veya gümüş rezervlerine bağlayan düzen.
Cevabı göster

Dolaşımdaki para miktarını altın veya gümüş rezervlerine bağlayan düzen.

the dollar became what is known as fiat money, Notlar

1:02

dolar itibari para olarak bilinen şeye dönüştü,

Kalıp ifadeler

what is known as: yerleşik bir terimi tanıtmak

what is known as + isim öbeği, bir şeyin yerleşik adını tanıtır. Burada fiat money ifadesinin, doların dönüştüğü para türünün adı olduğunu gösterir. what is known as fiat money yan tümcesi, became fiilinin tümleyicisi olarak görev yapar. Bu yapıda what yaklaşık olarak “the thing that” anlamına gelir; dolayısıyla tüm ifade ortaya çıkan kategoriyi adlandırır.

Alıştırma

Cümleyi, yerleşik bir terimi tanıtan ve derste geçen dört sözcüklük ifadeyle tamamlayın: The process creates ____ a feedback loop.

Cevabı göster

what is known as

meaning not linked to any external resource,

1:05

bu da herhangi bir dış kaynağa bağlı olmadığı anlamına geliyor,

Kelime

fiat money: doğrudan emtia desteği olmayan para

Fiat money, değeri altın gibi dış bir emtianın sabit bir miktarıyla değiştirme vaadine dayanmayan paradır. Yasal olarak tanındığı, kamu kurumları ve politikalarıyla desteklendiği ve ödemelerde yaygın biçimde kabul edildiği için işlev görür. Cümledeki meaning not linked to any external resource bölümü temel karşıtlığı açıklar. Emtia destekli olmamak, değersiz veya desteksiz olmak değildir; değerin dayanağının farklı olduğu anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi ifade fiat money terimini en iyi tanımlar?

  1. Değeri, dış bir emtianın sabit miktarına doğrudan bağlı olmayan para.
  2. İnsanların biriktirdiği her türlü kâğıt nesne.
  3. Her zaman sabit miktarda altına çevrilebilen para.
Cevabı göster

Değeri, dış bir emtianın sabit miktarına doğrudan bağlı olmayan para.

but relying instead solely on government policy Kalıp ifadeler

1:08

bunun yerine ne kadar para basılacağına karar vermek için

to decide how much currency to print.

1:11

yalnızca hükümet politikasına dayanıyor.

Kalıp ifadeler

relying instead solely on ...: tek bir kaynağa geçip yalnızca ona dayanmak

relying instead solely on government policy ifadesinde rely on, “-e dayanmak” demektir. Instead, daha önce sözü edilen dayanağın bırakılıp yenisine geçildiğini; solely ise yeni dayanağın tek bir kaynakla, yani hükümet politikasıyla sınırlandığını gösterir. Bu iki zarf birlikte yalnızca “hükümete dayanmak”tan daha fazlasını anlatır. Önceki dayanak değiştirilir ve başka hiçbir dayanak kullanılmaz. Yeniden kullanılabilen kalıp rely instead solely on + isim şeklindedir.

Alıştırma

Hangi cümle ekibin eski modeli bıraktığını ve artık yalnızca resmî hava tahminine dayandığını açıkça belirtir?

  1. After abandoning the old model, the team relies instead on the official forecast.
  2. The team has always relied solely on the official forecast.
  3. After abandoning the old model, the team relies instead solely on the official forecast.
Cevabı göster

After abandoning the old model, the team relies instead solely on the official forecast.

So which branch of our government sets this policy?

1:13

Peki hükümetimizin hangi kolu bu politikayı belirliyor?

The executive, the legislative, or the judicial? Kültür

1:16

Yürütme, yasama veya yargı mı?

Kültür

The executive, the legislative, or the judicial?: ABD hükümetinin üç erki

Burada the executive, the legislative ve the judicial, ABD federal hükümetinin üç erkini ifade eder. Yürütme erki yasaları uygular, yasama erki yasaları yapar ve yargı erki yasaları yorumlar. Soruda her sıfattan sonra tekrarlanacak branch ismi çıkarılmıştır. Amaç üç ayrı kişinin adını vermek değil, söz konusu hükümet yetkisinin hangi erke ait olduğunu sormaktır.

Alıştırma

Bu bağlamda soruya hangi anlam uyar?

  1. Federal, eyalet ve yerel olmak üzere üç hükümet düzeyini sıralar.
  2. ABD federal hükümetinin üç erkini sıralar.
  3. Üç siyasi partiyi sıralar.
Cevabı göster

ABD federal hükümetinin üç erkini sıralar.

The surprising answer is none of the above. Kalıp ifadeler

1:19

Şaşırtıcı cevap, yukarıdakilerin hiçbiri.

Kalıp ifadeler

none of the above: listelenen bütün seçenekleri reddetmek

None of the above, az önce sıralanan seçenek ya da olasılıkların hiçbirinin doğru veya geçerli olmadığını belirtir. Buradaki above fiziksel bir konumu değil, daha önce verilen içeriği gösterir. Bu cümlede ifade, beklenen cevapların hepsini bir anda reddederek şaşırtıcı bir dönüş yaratır. Önceden açık bir liste verilmişse ve listedeki hiçbir madde geçerli değilse kullanılabilir.

Alıştırma

Bir ankette kırmızı, mavi ve yeşil seçenekleri var. Siz sarıyı tercih ediyorsunuz. Listelenen üç seçeneğin hepsini doğru biçimde reddeden cevap hangisidir?

  1. All of the above.
  2. Any of the above.
  3. None of the above.
Cevabı göster

None of the above.

In fact,

1:22

Aslında,

monetary policy is set by an independent Federal Reserve System, Notlar

1:22

para politikası bağımsız bir Merkez Bankası Sistemi tarafından belirlenir,

Kelime

monetary policy: merkez bankasının para ve faiz kararları

Monetary policy, yani para politikası, bir merkez bankasının faiz oranlarını, para arzını, kredi koşullarını ve genel ekonomik faaliyeti etkilemek için aldığı kararlar bütünüdür. Bu cümlede monetary policy, Federal Rezerv Sistemi tarafından set edilen şeydir; buradaki set, “kararlaştırmak” veya “belirlemek” anlamına gelir. Bu iki sözcüğü, parayla ilgili herhangi bir belirsiz politika olarak değil, tek bir ekonomi terimi olarak anlamak gerekir.

Alıştırma

Bir merkez bankasının faiz oranlarını yükseltme kararını en iyi hangi terim açıklar?

  1. foreign policy
  2. monetary policy
  3. fiscal policy
Cevabı göster

monetary policy

or the Fed,

1:26

ya da kısa adıyla Fed,

Kültür

independent Federal Reserve System: kurumsal bağımsızlık

Federal Reserve System, Amerika Birleşik Devletleri'nin merkez bankacılığı sistemidir ve genellikle the Fed olarak adlandırılır. Buradaki independent, kurumsal bir özelliği anlatır: Başkanın, Kongrenin veya mahkemelerin günlük talimatları olmadan para politikası kararları almak için önemli ölçüde hareket alanına sahiptir. Bu, Fed'in yasaların dışında olduğu veya denetlenmediği anlamına gelmez. Temel fikir, hükümetten tamamen ayrı olmak değil, kısa vadeli siyasi baskılardan uzak durmaktır.

Alıştırma

Bu cümlede independent ne anlama geliyor?

  1. Kongreyi ve bütün federal yasaları görmezden gelebilir.
  2. Yasalara ve denetime tabi olmaya devam ederken para politikası kararlarını önemli ölçüde özerk biçimde alır.
  3. Kamusal sorumluluğu olmayan özel bir şirkettir.
Cevabı göster

Yasalara ve denetime tabi olmaya devam ederken para politikası kararlarını önemli ölçüde özerk biçimde alır.

made up of 12 regional banks Öbek fiiller

1:28

ülke çapındaki büyük şehirlerdeki

in major cities around the country.

1:30

12 bölgesel bankadan oluşur.

Öbek fiiller

made up of: bir bütünü oluşturan parçalar

Be made up of, bir şeyin belirli parçalardan oluştuğunu ifade eder. Önce bütünü sunar, ardından bu bütünün içindeki kişileri veya parçaları belirtir: bütün + be + made up of + parçalar. Burada made up of 12 regional banks, the Fed'i açıklayan kısaltılmış bir niteleyicidir. which is made up of 12 regional banks biçiminde genişletilebilir.

Alıştırma

Cümleyi bu derste öğrendiğiniz ve “-den oluşmak” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The school orchestra is ____ thirty students.

Cevabı göster

made up of

Its Board of Governors, Kültür

1:32

Yönetim Kurulu,

which is appointed by the President and confirmed by the Senate, Dilbilgisi

1:33

Başkan tarafından atanır ve Senato tarafından onaylanır,

Kültür

Its Board of Governors: Federal Reserve'in merkezî yönetim organı

Board of Governors, Federal Reserve System'ın merkezî yönetim organını ifade eder. Buradaki Its, System'a geri gönderimde bulunur; dolayısıyla ifade “Sistemin Guvernörler Kurulu” anlamına gelir. Bu adı tanımak, sonraki yan cümlenin 12 bölgesel Federal Rezerv Bankasını değil, Federal Reserve'in liderlik yapısını anlattığını gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede Board of Governors neyi ifade ediyor?

  1. 12 bölgesel Federal Rezerv Bankası
  2. Federal Reserve System'ın merkezî yönetim organı
  3. ABD Senatosunun bir komitesi
Cevabı göster

Federal Reserve System'ın merkezî yönetim organı

Dilbilgisi

appointed by ... and confirmed by ...: koordineli edilgen yapılar

appointed by ... and confirmed by ..., aynı özne hakkında iki edilgen fiil öbeğini bağlar. İki geçmiş zaman ortacı da önceki is yardımcı fiilini paylaşır. Açık biçim “is appointed ... and is confirmed ...” şeklindedir; cümlede ikinci is kullanılmamıştır. by öbekleri, her adımdan sorumlu kişileri veya kurumları belirtir. Edilgen yapı, dikkati seçilen kişi ya da kuruma ve resmî sürece yöneltir; bu kullanım hükûmet ve hukuk açıklamalarında yaygındır.

Alıştırma

Koordineli edilgen yapıyı tamamlamak için appoint ve confirm fiillerinin geçmiş zaman ortaçlarını kullanın: The committee chair is ____ by the mayor and ____ by the council.

Cevabı göster

appointed · confirmed

reports to Congress, Kelime

1:36

Kongre'ye rapor verir

Kelime

reports to Congress: resmî raporlama ilişkisini belirtme

reports to Congress ifadesinde report to + kişi veya kurum, resmî raporları alan ya da bir kuruluşun resmen hesap verdiği makamı belirtir. Burada bu makam Kongre'dir.

Alıştırma

Hangi cümlede report to, bir ajansın resmî raporlarını alan kurumu belirtmek için kullanılmıştır?

  1. The agency reports on Parliament each year.
  2. The agency reports from Parliament each year.
  3. The agency reports to Parliament each year.
Cevabı göster

The agency reports to Parliament each year.

and all of the Fed's profit goes into the US Treasury.

1:37

ve Fed'in tüm kârı ABD Hazinesi'ne gider.

But to keep the Fed from being influenced by the day-to-day vicissitudes of politics, Notlar

1:41

Ancak Fed'in siyasetin günlük değişimlerinden etkilenmesini önlemek için,

Kelime

day-to-day vicissitudes of politics: siyasetin günlük iniş çıkışları

Bu cümlede day-to-day vicissitudes of politics, siyasetteki kısa vadeli ve çoğu zaman öngörülemeyen değişimleri ve baskıları ifade eder. Vicissitudes, özellikle istikrarsızlık veya zorluk getiren değişken koşulları anlatır. Bu resmî ifade, geçici siyasi iniş çıkışları istikrarlı karar alma süreciyle karşılaştırır: Fed'in politikası her yeni siyasi gelişmeyle yön değiştirmesin diye kurumun korunması amaçlanır.

Alıştırma

Bu cümlede day-to-day vicissitudes of politics ifadesinin en yakın anlamı nedir?

  1. siyasetteki kısa vadeli ve öngörülemeyen değişimler ile baskılar
  2. hükûmetin kalıcı yapısı
  3. siyasetçiler hakkında yayımlanan günlük haberler
Cevabı göster

siyasetteki kısa vadeli ve öngörülemeyen değişimler ile baskılar

it is not under the direct control of any branch of government. Kalıp ifadeler

1:45

hükümetin hiçbir kolunun doğrudan kontrolü altında değildir.

Dilbilgisi

to keep X from being influenced by Y: önleyici amaç bildirmek

Baştaki to keep ... yapısı, ana cümlede anlatılan düzenlemenin amacını belirtir: “Fed'in ... tarafından etkilenmesini önlemek için” anlamına gelir. Baştaki to'lu mastar, bu düzenlemenin neden var olduğunu açıklar. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp keep + X + from + V-ing şeklindedir. Etkilenen taraf Fed olduğu için V-ing bölümü edilgendir: being influenced. Ardından by, etkinin kaynağını belirtir.

Alıştırma

Cümleyi keep ... from being influenced by ile tamamlayın: Blind review helps ____ the judges ____ the applicants' names.

Cevabı göster

keep · from being influenced by

Kalıp ifadeler

under the direct control of: doğrudan kontrolü altında olmak

Be under the direct control of someone or an organization, o kişi ya da kuruluşun bir şeyi doğrudan yönlendirme veya yönetme yetkisine sahip olması demektir. Under burada fiziksel bir konumu değil, bir güç ilişkisini anlatır. Bu cümlede not ... any, hiçbir hükûmet organının Fed'i doğrudan kontrol etmediği anlamına gelir. Direct önemlidir: cümle, Fed'in hiçbir yasaya, denetime veya kurumsal bağlantıya sahip olmadığını söylemez.

Alıştırma

Cümleyi bu notta öğretilen beş sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The regional office is ____ the national agency.

Cevabı göster

under the direct control of

So why doesn't the Fed just decide to print infinite $100 bills Ton ve niyet

1:49

O halde Fed neden herkesi mutlu ve zengin etmek için

to make everyone happy and rich?

1:52

sonsuz sayıda 100 dolarlık banknot basmaya karar vermiyor?

Ton ve niyet

why doesn't the Fed just decide to: görünüşte basit bir çözüm sunmak

Why doesn't the Fed just decide to...? biçim olarak bir neden sorusudur; ancak burada konuşmacının neden işe yaramayacağını inceleyebilmesi için görünüşte kolay bir çözüm ortaya atar. Konuşmacı, dinleyicilerin de aklında olabilecek bir soruyu dile getirir. Bu kalıpta just, “basitçe” veya “açıkça yapılacak adım olarak” anlamına gelir. Seçimin kolay görünmesini sağlar ve soruya hafifçe meydan okuyan bir ton katar; para basmanın gerçekten kolay, mantıklı veya mümkün olduğunu göstermez.

Alıştırma

Örnekteki sorunun söylem içindeki temel amacı nedir?

  1. Konuşmacının incelemesi için görünüşte basit bir çözüm ortaya atar.
  2. Fed'in zaten verdiği bir kararı bildirir.
  3. Önerilen çözümün işe yarayacağını kanıtlar.
Cevabı göster

Konuşmacının incelemesi için görünüşte basit bir çözüm ortaya atar.

Well, because then the bills wouldn't be worth anything. Kelime

1:54

Çünkü o zaman banknotların hiçbir değeri olmazdı.

Kelime

wouldn't be worth anything: varsayımsal bir sonuçta değersizliği ifade etmek

Wouldn't be worth anything, hayal edilen durumda “hiçbir değeri olmazdı” anlamına gelir. Wouldn't sonucu varsayımsal olarak gösterir; not ... anything ise tam bir olumsuzluk kurar ve be worth nothing ile aynı anlama gelir. Burada worth, be fiilinden sonra gelir ve değeri belirtir. Kalıp, be worth + değer ifadesi şeklindedir; be worth ten dollars veya be worth a lot buna örnektir. Bu kalıpta worth tek başına ana fiil olarak kullanılmaz.

Alıştırma

“Hiçbir değeri olmazdı” anlamındaki ders ifadesiyle varsayımsal sonucu tamamlayın: If every ticket could be copied without limit, each ticket ____.

Cevabı göster

wouldn't be worth anything

Think about the purpose of currency,

1:57

Para biriminin amacını düşünün,

which is to be exchanged for goods and services. Kelime

1:59

mal ve hizmetlerle takas edilmektir.

Kelime

to be exchanged for goods and services: mal ve hizmetlerle takas edilmek

Bu cümlede to be exchanged for goods and services, paranın amacını açıklar. Edilgen mastar to be exchanged, parayı takası yapan kişi veya kurum olarak değil, insanların işlem sırasında verdiği şey olarak gösterir. exchange A for B kalıbı, “A’yı verip karşılığında B’yi almak” anlamına gelir. Burada A currency, B ise goods and services ifadesidir; goods somut ürünleri, services ise insanların ücret ödediği yararlı hizmetleri belirtir.

Alıştırma

exchange fiilinin edilgen biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: These reward points can ____ free museum tickets.

Cevabı göster

be exchanged for

If the total amount of currency in circulation Notlar

2:01

Eğer dolaşımdaki toplam para miktarı

Kelime

the total amount of currency in circulation: dolaşımdaki toplam para miktarı

Bu ifade, bir ekonomide ihraç edilmiş ve şu anda kullanılabilir olan tüm parayı anlatır. currency sayılamayan bir miktar olarak ele alındığında amount of kullanılır; total ise miktarın tamamını vurgular. in circulation, currency sözcüğünü niteler ve paranın durumunu açıklar: para ekonomiye girmiştir ve kullanılabilir. İfadenin temel ismi tekil olan amount sözcüğüdür; bu nedenle the total amount ... increases örneğinde olduğu gibi tüm isim öbeği tekil fiil alır.

Alıştırma

Bir ekonomide şu anda kullanılabilir olan parayı hangi cümle doğru biçimde ifade eder?

  1. The total amount of currency in circulation has increased.
  2. The total number of currency in circulation has increased.
  3. The total amount of currency in circulation have increased.
  4. The total amount of currency on circulation has increased.
Cevabı göster

The total amount of currency in circulation has increased.

increases faster than the total value of goods and services in the economy, Kalıp ifadeler

2:04

ekonomideki mal ve hizmetlerin toplam değerinden daha hızlı artarsa,

Kalıp ifadeler

increases faster than: değişim hızlarını karşılaştırma

increases faster than, iki miktarın belirli bir andaki büyüklüğünü değil, ne kadar hızlı değiştiklerini karşılaştırır. Burada para miktarı, mal ve hizmetlerin toplam değerinden daha hızlı artar. A increases faster than B yapısında faster, increases fiilini niteleyen karşılaştırma derecesindeki bir zarftır. Karşılaştırma genellikle A increases faster than B increases anlamına gelir; ikinci increases söylenmeden anlaşılır. A şu anda B'den küçük olsa bile bu yapı kullanılabilir.

Alıştırma

İki miktarın ne kadar hızlı büyüdüğünü karşılaştıran, vurgulanmış üç sözcüklü ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: The city's population ____ its housing supply.

Cevabı göster

increases faster than

then each individual piece will be able to buy a smaller portion of those things than before.

2:08

o zaman her bir banknot bu şeylerin eskisinden daha küçük bir kısmını satın alabilecektir.

Dilbilgisi

If ... then ... ile koşulu ve sonucunu bağlamak

if yan cümlesi bir koşul sunar: dolaşımdaki toplam para miktarı, mal ve hizmetlerin toplam değerinden daha hızlı artar. then ile başlayan ana cümle ise sonucu sunar: her bir para birimi daha az şey satın alabilir. Uzun bir açıklamada If ve then, mantığı gösteren işaretler gibi çalışır. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp If + koşul, then + sonuç biçimindedir. Böylece her iki bölümde de çok sayıda ayrıntı olsa bile dinleyici veya okuyucu mantığı takip edebilir.

Alıştırma

Koşul-sonuç yapısını If ve then ile tamamlayın: ____ the battery runs out, ____ the device will shut down.

Cevabı göster

If · then

This is called inflation. Kelime

2:13

Buna enflasyon denir.

Kelime

This is called inflation: bir süreci adlandırma

Bu cümlede This, daha önce açıklanan sürecin tamamına gönderme yapar. is called bir şeye ad verildiğini belirtir; dolayısıyla cümle bu süreci inflation olarak adlandırır. This/It + is called + ad kalıbı, bir fikir veya süreç açıklandıktan sonra terimi tanıtmanın yaygın bir yoludur. Açıklamayı teknik adıyla ilişkilendirir.

Alıştırma

Tanımı is called kalıbıyla tamamlayın: When overall prices keep rising across an economy, the process ____ inflation.

Cevabı göster

is called

On the other hand, Anlatım akışı

2:15

Öte yandan,

if the money supply remains the same Kelime

2:16

daha fazla mal ve hizmet üretilirken

Kelime

money supply: bir ekonomideki para miktarı

Money supply, belirli bir anda bir ekonomide kullanılabilir olan toplam para miktarı demektir. Enflasyon, deflasyon ve merkez bankası kararları hakkında konuşurken kullanılan, iki sözcükten oluşan standart bir ekonomi terimidir. the money supply remains the same yan cümlesinde para miktarı değişmez. Böylece mal ve hizmet miktarıyla karşılaştırılabilecek sabit bir miktar ortaya çıkar.

Alıştırma

Cümleyi iki sözcükten oluşan standart ekonomi terimiyle tamamlayın: If an economy has more money in circulation, its ____ has increased.

Cevabı göster

money supply

while more goods and services are produced, Dilbilgisi

2:18

para arzı aynı kalırsa,

each dollar's value would increase in a process known as deflation. Kalıp ifadeler

2:20

deflasyon olarak bilinen bir süreçte her bir doların değeri artacaktır.

Anlatım akışı

On the other hand: karşıt bir yönü tanıtma

On the other hand, konuşmacının aynı konunun karşıt bir yönüne geçtiğini gösterir. Dinleyiciye, sonraki bilgiyi ilgisiz yeni bir nokta olarak değil, önceki durumla karşılaştırarak anlaması gerektiğini bildirir. Burada ifade, enflasyon mekanizmasından deflasyona yol açan karşıt ekonomik duruma geçiş yapar. İki durumu düzenler; ilk durumun yanlış olduğunu söylemez.

Alıştırma

Buying a home can provide stability. Hangi cümle kiralamanın karşıt bir avantajını en doğal biçimde tanıtır?

  1. On the contrary, renting gives you more flexibility.
  2. On the other hand, renting gives you more flexibility.
  3. For example, renting gives you more flexibility.
Cevabı göster

On the other hand, renting gives you more flexibility.

Dilbilgisi

while more goods and services are produced, ... while ile karşıtlık

Burada while, önceki koşulla karşıtlık oluşturan bir koşulu başlatır: para arzı değişmeden kalır, ancak daha fazla mal ve hizmet üretilir. Whereas veya but at the same time anlamında düşünülebilir. While'ın bu kullanımı farklı yönlerde ilerleyen iki olguyu düzenler: bir miktar sabit kalırken diğeri artar. Temel görevi bir eylemin ne kadar sürdüğünü belirtmek değildir.

Alıştırma

Bu cümlede while'ın temel görevi nedir? The money supply stayed constant, while the amount of goods and services increased.

  1. Bir eylemin başka bir eylem sırasında sürdüğünü söyler.
  2. Farklı eğilimlere sahip iki olguyu karşılaştırır.
  3. Üretimin artma nedenini açıklar.
Cevabı göster

Farklı eğilimlere sahip iki olguyu karşılaştırır.

Kalıp ifadeler

in a process known as deflation: resmî bir terimi tanıtma

In a process known as deflation, sürecin resmî adını verir. Known as + ad veya terim, adlandırılan anlamına gelir ve process gibi genel bir ismi ardından gelen adla bağlar. Burada known, process sözcüğünü niteleyen bir geçmiş zaman ortacıdır. Uzun biçim a process that is known as deflation şeklindedir; ancak açıklama ve tanımlarda kısaltılmış a process known as deflation biçimi yaygındır.

Alıştırma

Sürecin resmî adını doğru biçimde tanıtan ifadeyi seçin: Water vapor becomes liquid through a process ____ condensation.

  1. knowing as
  2. known as
  3. known for
Cevabı göster

known as

So which is worse?

2:25

Peki hangisi daha kötü?

Too much inflation means that the money in your wallet today Kalıp ifadeler

2:26

Çok fazla enflasyon, cüzdanınızdaki paranın bugün

will be worth less tomorrow, Kelime

2:29

yarın daha az değerli olacağı anlamına gelir,

Kalıp ifadeler

Too much inflation means that...: bir sonucu açıklama

Too much inflation, enflasyonu aşırı olarak gösterir; means that ise sonucu açıklar. Too much olumsuz bir anlam ekler: miktar veya düzey kabul edilebilir ya da güvenli olandan daha fazladır. X means that + yan cümle kalıbı, bir durumu, işareti veya gerçeği bundan çıkan sonucun açıklamasına bağlar. that sonrasında kendi öznesi ve fiili olan tam bir yan cümle gelir; burada bu yan cümle paranın değerine ne olacağını açıklar.

Alıştırma

İşaretin ne anlattığını doğru biçimde tanıtan mean biçimini seçin: A red warning light ____ the battery is low.

  1. is meaning that
  2. means to
  3. means that
Cevabı göster

means that

Kelime

will be worth less tomorrow: yarın daha az değerli olacak

Will be worth less tomorrow, paranın gelecekteki değerinin daha düşük olacağını anlatır. Burada para miktarı azalmaz; paranın satın alma gücü düşer ve aynı miktarla daha az şey alınabilir. Be worth + bir değer tanımı yapısı, bir şeyin ne kadar değerli olduğunu belirtir. Less bir karşılaştırma kurar. Than today söylenmese bile today ile tomorrow karşılaştırılan iki zamanı açıkça gösterir.

Alıştırma

Paranın gelecek yıl daha düşük bir değere sahip olacağını anlatan doğal İngilizce cümleyi seçin.

  1. The money will be worth less next year.
  2. The money will worth fewer next year.
  3. The money will be less worth next year.
Cevabı göster

The money will be worth less next year.

making you want to spend it right away. Dilbilgisi

2:30

bu da onu hemen harcamak istemenize neden olur.

Dilbilgisi

making you want to...: sonucu gösterme

Making you want to spend it right away şeklindeki -ing yan cümlesi, önceki ifadenin sonucunu gösterir. Önceki durumun bu tepkiye yol açtığını anlatır; belirtilmemiş bir kişinin yaptığı ayrı bir eylemi anlatmaz. Bu yan cümlede make, make + kişi + fiilin yalın hâli kalıbını kullanır: making + you + want. To sözcüğü make'e değil, want to spend ifadesine aittir.

Alıştırma

Hangi cümle sonucu göstermek için -ing yapısını doğru kullanıyor?

  1. The price dropped, making more people want to buy the product.
  2. The price dropped, making more people to want to buy the product.
  3. The price dropped, made more people want to buy the product.
Cevabı göster

The price dropped, making more people want to buy the product.

So while this would stimulate business, Dilbilgisi

2:32

Yani bu iş dünyasını canlandıracak olsa da,

it would also encourage overconsumption Kelime

2:34

aynı zamanda aşırı tüketimi de teşvik edecek

Dilbilgisi

while this would ..., it would also ...: iki etkiyi dengeli biçimde sunmak

Bu cümlede while zaman ilişkisi değil, bir noktayı kabul edip başka bir noktaya geçme ilişkisi kurar. While yan cümlesi önce olası bir yararı, yani ticareti canlandırmayı kabul eder. Ana cümle ise konuşanın asıl kaygısı olan başka bir olası sonucu, aşırı tüketimi belirtir. while X would ..., Y would also ... kalıbı iki etkinin de aynı anda geçerli olabileceğini gösterirken ana cümleye daha fazla vurgu yapar. also, ikinci etkinin birinciye eklendiğini belirtir; birinciyi geçersiz kılmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede while önce bir yararı kabul etmek, ardından ek bir risk sunmak için kullanılmıştır?

  1. While the update was installing, I charged the battery.
  2. While the update makes the app faster, it could also drain the battery more quickly.
  3. Because the update makes the app faster, I decided to install it.
Cevabı göster

While the update makes the app faster, it could also drain the battery more quickly.

or hoarding commodities like food and fuel,

2:37

veya gıda ve yakıt gibi malların istiflenmesine,

Kelime

overconsumption or hoarding commodities like food and fuel: iki farklı davranış

Overconsumption, makul ölçüde gerekenden daha fazlasını satın almak veya kullanmak demektir. Hoarding commodities, çoğu zaman kıtlık ya da fiyat artışı korkusuyla alışılmadık derecede çok mal satın alıp saklamak demektir. Burada commodities, alınıp satılabilen temel malları anlatır; food ve fuel bunlara örnektir. or sözcüğü iki olası davranışı bağlar. Overconsumption çok fazla satın almaya ya da kullanmaya; hoarding ise biriktirip depolamaya odaklanır. Mal kıtlığı veya fiyat artışı olduğunda her iki davranış da baskıyı artırabilir.

Alıştırma

Bir restoran, kıtlık beklediği için ihtiyacından çok daha fazla yemeklik yağ satın alıp depoluyor. Bu davranışı en iyi hangi ifade açıklar?

  1. hoarding commodities
  2. ordinary purchasing
  3. overconsumption
Cevabı göster

hoarding commodities

raising their prices and leading to consumer shortages and even more inflation. Dilbilgisi

2:39

fiyatlarının artmasına ve tüketici kıtlığına ve hatta daha fazla enflasyona yol açacaktır.

Dilbilgisi

raising ... and leading to ...: sonuçları -ing yan cümleleriyle bağlamak

Burada raising their prices ve leading to consumer shortages, and ile bağlanan iki eş görevli -ing yan cümlesidir. İkisi de önceki cümlede anlatılan olayın sonuçlarını gösterir: sonuçlardan biri fiyatların yükselmesi, diğeri ise kıtlıktır. And, bu sonuçları kısa ve tek bir sonuç zinciri hâlinde sunar. Raise geçişli bir fiildir ve doğrudan nesne alır: raise prices. Lead to consumer shortages ifadesinde to bir ilgeçtir ve ardından sonuç gelir. Yeniden kullanılabilecek kalıp şudur: tam cümle, raising X and leading to Y.

Alıştırma

İlk boşlukta raise fiilinin, ikinci boşlukta ise lead to ifadesinin -ing biçimini kullanarak sonuç zincirini tamamlayın: The factory closure reduced supply, ____ prices and ____ longer wait times.

Cevabı göster

raising · leading to

But deflation would make people want to hold on to their money, Öbek fiiller

2:45

Ancak deflasyon, insanların paralarını elde tutmak istemesine neden olur

Öbek fiiller

hold on to their money: parayı harcamak yerine elde tutmak

Hold on to their money ifadesindeki hold on to, elde tutmak veya muhafaza etmek anlamına gelir. Burada insanlar paralarını harcamak yerine ellerinde tutmak ister; anlatılan şey banknotları fiziksel olarak kavramak değildir. Hold on to ifadesini tek bir birim olarak düşünün. Tutulan şey to sonrasında gelir: hold on to money, hold on to it. Bu bağlamda ifade, parayı şimdi elden çıkarmak istememeyi vurgular; mutlaka uzun vadeli bir tasarruf planı anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu derste geçen ve bırakmak yerine elde tutmak anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyi kullanın: Maya decided to ____ the concert ticket as a souvenir.

Cevabı göster

hold on to

and a decrease in consumer spending would reduce business profits, Kelime

2:48

ve tüketici harcamalarındaki düşüş işletme kârlarını azaltarak

Kelime

a decrease in consumer spending: resmî bir isim öbeği

a decrease in consumer spending ifadesinde decrease bir isimdir; in ise neyin azaldığını belirtir. İfadenin tamamı ekonomik bir değişimi adlandırdığı için would reduce yapısının öznesi olabilir. İsme dayalı bu anlatım ekonomi haberlerinde ve analizlerde yaygındır. Consumer spending, tüketicilerin mal ve hizmetlere harcadığı para anlamına gelir.

Alıştırma

Neyin azaldığını belirten edatla resmî isim öbeğini tamamlayın: The report showed a decrease ____ consumer spending.

Cevabı göster

in

leading to more unemployment and a further decrease in spending, Dilbilgisi

2:52

daha fazla işsizliğe ve harcamalarda daha fazla düşüşe yol açacak,

Dilbilgisi

leading to more unemployment...: sonraki bir sonucu eklemek

Leading to more unemployment and a further decrease in spending, sonuç bildiren bir -ing öbeğidir. İşletme kârlarının düşeceğine ilişkin önceki öngörüye dönerek çekimli fiil içeren yeni bir cümlecik başlatmadan sonraki sonuçları ekler. lead to yapısında to bir edattır; bu nedenle burada ardından iki isim öbeği gelir: more unemployment ve a further decrease in spending. Further, ilk düşüşten sonra harcamalardaki azalmanın devam ettiğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi lead ile kurulan -ing sonuç öbeğiyle tamamlayın: Heavy rain flooded the road, ____ long delays.

Cevabı göster

leading to

causing the economy to keep shrinking.

2:55

ekonominin küçülmeye devam etmesine neden olacaktır.

So most economists believe that while too much of either is dangerous, Dilbilgisi

2:58

Bu nedenle çoğu ekonomist, her ikisinin de fazlasının tehlikeli olduğuna inansa da,

Dilbilgisi

while too much of either is dangerous: bir sınırlamayı kabul etmek

Bu cümlede while bir ödünleme kurar: konuşmacı önce iki şeyden herhangi birinin aşırı miktarda olmasının tehlikeli olabileceğini kabul eder, ardından ana sonucu verir. Bu, görüşü kesin ve tek taraflı olmak yerine dengeli hâle getirir. Either daha önce ele alınan iki durumdan herhangi birini, burada enflasyonu veya deflasyonu belirtir. Too much of either, ikisinden herhangi birinin aşırı miktarda olması demektir; ikisinin aynı anda aşırı olması gerektiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede ilk yan cümlenin görevi nedir? While both plans involve some risk, the second plan is more affordable.

  1. Yalnızca ikinci planın risk taşıdığını söyler.
  2. Ana sonucu belirtmeden önce bir sınırlamayı kabul eder.
  3. Risklerin ikinci plan seçilirken gerçekleştiğini söyler.
Cevabı göster

Ana sonucu belirtmeden önce bir sınırlamayı kabul eder.

a small consistent amount of inflation is necessary to encourage economic growth. Anlatım akışı

3:02

ekonomik büyümeyi teşvik etmek için küçük ve tutarlı miktarda bir enflasyonun gerekli olduğunu düşünmektedir.

Anlatım akışı

a small consistent amount ... is necessary: sınırları belirlenmiş bir sonuç kurmak

Bu, paragrafın sonuç cümlesidir. a small consistent amount of inflation isim grubu sınırları en başta verir: iddia her düzeydeki enflasyonla değil, düşük ve istikrarlı enflasyonla ilgilidir. Ana yargı a small consistent amount of inflation is necessary bölümüdür. to encourage economic growth içindeki to-infinitive, bunun hangi amaç için gerekli sayıldığını belirtir. “Sınırlandırılmış özne + ana yargı + amaç” yapısı önceki karşılaştırmayı dikkatli bir sonuca dönüştürür.

Alıştırma

Hangi yorum örnek cümledeki sınırları en iyi şekilde korur?

  1. İddia her enflasyon düzeyinin ekonomik büyümeyi garanti ettiğini söyler.
  2. İddia enflasyonun mümkün olduğunca yükseltilmesini önerir.
  3. İddia özellikle düşük ve istikrarlı bir enflasyon düzeyinin belirtilen amaç için gerekli olduğunu söyler.
Cevabı göster

İddia özellikle düşük ve istikrarlı bir enflasyon düzeyinin belirtilen amaç için gerekli olduğunu söyler.

The Fed uses vast amount of economic data

3:07

Fed, dolaşımda ne kadar para olması gerektiğini belirlemek için

to determine how much currency should be in circulation, Dilbilgisi

3:10

çok büyük miktarda ekonomik veri kullanır;

Dilbilgisi

to determine how much currency should be in circulation: amaç ve dolaylı soru

to determine... biçimindeki to-infinitive yapı, ekonomik verilerin kullanılma amacını belirtir: veriler Fed’in bir karara varmasına yardımcı olur. how much currency should be in circulation yan cümlesi determine fiilinin nesnesidir ve miktar hakkında dolaylı bir sorudur. Bu yan cümlede how much currency öznedir; bu yüzden doğal sıra how much currency should be... şeklindedir, how much should currency be... şeklinde değildir. Burada karşılık gelen doğrudan soru da aynı sırayı kullanır: How much currency should be in circulation? In circulation, paranın dolaşımda ve etkin biçimde kullanımda olması demektir.

Alıştırma

Hangi cümle veri toplamanın amacını doğal biçimde belirtir ve belirlenecek miktarı dolaylı soru olarak içerir?

  1. Analysts collect data to determine how much funding should be available.
  2. Analysts collect data for determine how much funding should be available.
  3. Analysts collect data to determine how much should funding be available.
Cevabı göster

Analysts collect data to determine how much funding should be available.

including previous rates of inflation,

3:13

buna önceki enflasyon oranları,

international trends,

3:15

uluslararası trendler

and the unemployment rate. Kelime

3:16

ve işsizlik oranı da dahildir.

Kelime

the unemployment rate: yüzdeye dayalı bir ekonomik ölçüt

The unemployment rate, iş gücü içinde işi olmayan ve etkin biçimde iş arayan kişilerin yüzdesi olan işsizlik oranını ifade eder. İş gücü, çalışan veya iş arayan kişilerden oluşur; bu nedenle oran bütün nüfusun yüzdesi değildir. Burada rate, hız değil, genellikle yüzde olarak gösterilen bir oran demektir. The unemployment rate ekonomik raporlarda, haberlerde ve politika tartışmalarında kullanılan standart bir terimdir.

Alıştırma

Hangi cümle iş gücü içinde işi olmayanların yüzdesini belirten standart terimi kullanır?

  1. The report puts the unemployment rate at 4.2 percent.
  2. The report puts the unemployed amount at 4.2 percent.
  3. The report puts the unemployment speed at 4.2 percent.
Cevabı göster

The report puts the unemployment rate at 4.2 percent.

Like in the story of Goldilocks, Kültür

3:18

Tıpkı Goldilocks hikayesindeki gibi,

Kültür

Like in the story of Goldilocks: tam kararında olma göndermesi

Goldilocks, İngilizce Goldilocks and the Three Bears masalındaki kızdır. Aşırı sıcak ve aşırı soğuk gibi birbirine zıt uçlardaki şeyleri dener ve sonunda tam kararında olanı bulur. Like in the story of Goldilocks, devamında anlatılanları dengeli bir orta nokta arayışı olarak çerçeveler. Bir değer veya koşulun ne fazla ne de yetersiz olması gerektiğini belirtir; konu gerçekten bu karaktere dönmez.

Alıştırma

Buradaki Goldilocks göndermesi hangi fikri belirtir?

  1. Ulaşılabilecek en yüksek düzey
  2. Denge düşünülmeden yapılan bir seçim
  3. Uygun olmayan iki uç arasındaki bir düzey
Cevabı göster

Uygun olmayan iki uç arasındaki bir düzey

they need to get the numbers just right Deyimler

3:20

rakamları tam olarak tutturmaları gerekir

Deyimler

need to get the numbers just right: değerleri uygun düzeye ayarlamak

get the numbers just right ifadesinde get, almak değil, bir şeyi belirli bir duruma getirmek veya ayarlamak anlamına gelir. Yapı get + nesne + sıfat öbeği şeklindedir: get + the numbers + just right. Need to, bu ayarlamanın gerekli olduğu anlamını ekler. Just right, amaca tam uygun olmayı ve çoğunlukla aşırı yüksek ile aşırı düşük arasındaki düzeyi ifade eder. Cümle, değerlerin yalnızca doğru hesaplanmasını değil, uygun bir düzeye ayarlanmasını anlatır.

Alıştırma

Sıcaklığı ideal düzeye ayarlamak anlamını vermek için cümleyi get + object + just right yapısıyla tamamlayın: It took three tries to ____.

Cevabı göster

get the temperature just right

in order to stimulate growth Dilbilgisi

3:22

büyümeyi teşvik etmek

Dilbilgisi

in order to stimulate growth: amacı açıkça belirtmek

in order to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir eylemin amacını, yani neden yapıldığını gösterir. Buradaki amaç stimulate growth, yani büyümeyi teşvik etmektir. Daha basit olan to + fiil yapısı da amaç bildirebilir; ancak in order to hedefin daha kolay fark edilmesini sağlar. Birden fazla fikir içeren planları, politikaları veya adımları açıklarken özellikle yararlıdır.

Alıştırma

Cümleyi in order to ile tamamlayın: The school opened the library early ____ give students more study time.

Cevabı göster

in order to

and keep people employed without letting inflation reach disruptive levels. Dilbilgisi

3:23

ve enflasyonun yıkıcı seviyelere ulaşmasına izin vermeden insanları istihdamda tutmak için.

Dilbilgisi

without letting inflation reach disruptive levels: istenmeyen bir sonucu önlemek

without + -ing kalıbı, başka bir eylem gerçekleşirken kaçınılan istenmeyen sonucu belirtir. Burada insanlar işlerini korurken enflasyonun ciddi aksamalara yol açacak seviyelere ulaşması engellenir. without letting + nesne + fiilin yalın hâli yapısında, without sonrasında -ing gerektiği için letting kullanılır; let ise nesneden sonra fiilin yalın hâlini alır: letting inflation reach. reach önüne to getirilmez.

Alıştırma

Cümleyi without letting ile tamamlayın: Keep stirring gently ____ the sauce burn.

Cevabı göster

without letting

The Fed not only determines how much that paper in your wallet is worth, Notlar

3:27

Fed sadece cüzdanınızdaki o kağıdın ne kadar değerli olduğunu değil,

Deyimler

that paper in your wallet: paper sözcüğünün banknot anlamında kullanımı

Bu cümlede that paper in your wallet sıradan bir kâğıt yaprağını değil, bir banknotu yani parayı ifade eder. Paper malzemenin adını kullanarak o malzemeden yapılan nesnenin yerini tutar; bu tür mecazlı aktarmaya metonimi denir. Wallet ve is worth ifadeleri paranın kastedildiğini gösteren ipuçlarıdır. Bu kullanım, paranın soyut değerini gözünüzde canlandırabileceğiniz somut bir nesne hâline getirir; ancak açık bir para bağlamı olmadan paper normalde para anlamına gelmez.

Alıştırma

that paper in your wallet ifadesinde paper büyük olasılıkla neyi ifade eder?

  1. Bir banknot veya para.
  2. Yazı yazmak için sıradan bir kâğıt.
  3. Bir okul raporu.
Cevabı göster

Bir banknot veya para.

but also your chances of getting or keeping the job where you earn it. Kalıp ifadeler

3:32

aynı zamanda onu kazandığınız işi bulma veya elde tutma şansınızı da belirler.

Dilbilgisi

not only determines ... but also: iki etkiyi bağlama ve güçlendirme

Not only ... but also ... iki etkiyi birbirine bağlar ve ikinci etkiye ek vurgu yapar. Burada Fed hem paranın değerini hem de bir kişinin işe girme veya işini koruma şansını etkiler. Ortak fiil determines iki bölüm için de geçerlidir: determines how much ... is worth ve determines your chances .... İkinci determines söylenmeden bırakılmıştır. Bu yapıyı kullanırken bağlanan ögeleri dil bilgisi açısından paralel tutun.

Alıştırma

Cümleyi not only ... but also ile tamamlayın: The school club ____ cleans the park ____ plants trees.

Cevabı göster

not only · but also

Kalıp ifadeler

your chances of getting or keeping the job: olasılık bildiren chances of + -ing

your chances of getting or keeping the job ifadesi, işe girme veya o işi sürdürme olasılığınızın ne kadar yüksek olduğunu anlatır. Burada chances, birbirinden ayrı birkaç fırsatı değil, olasılığı ifade eder. Kalıp someone's chances of + -ing şeklindedir. Getting ve keeping, or ile bağlanan iki -ing biçimidir ve olasılığı değerlendirilen iki olayı belirtir.

Alıştırma

Cümleyi succeed fiili ve chances of + -ing kalıbıyla tamamlayın: Careful preparation can improve your ____.

Cevabı göster

chances of succeeding