Bir dolar banknotuna değerini veren nedir? - Doug Levinson: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video açıklaması: Bu video, devletin bastığı kâğıt paranın neden değer taşıdığını, Federal Rezerv’in para miktarını nasıl yönettiğini ve enflasyon ile deflasyon arasındaki dengenin hem satın alma gücünü hem de istihdamı neden etkilediğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. fiat money, — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Altın gibi bir emtia tarafından doğrudan desteklenmeyen para birimini anlatan bu temel ekonomi terimini anlayacaksınız. Değerin fiat sözcüğünün gündelik anlamından değil; devlet politikası, toplumsal güven ve denetlenen arzdan kaynaklandığı bağlamları ayırt edebileceksiniz. 2. If the total amount of currency in circulation increases / then each individual piece will be able to buy — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: If... then... yapısının para miktarındaki bir değişikliği satın alma gücü üzerindeki sonucuna nasıl bağladığını öğreneceksiniz. Böylece ekonomik mekanizmalarla ilgili kesin neden-sonuç açıklamalarını izleyebilir ve benzer açıklamaları kendiniz kurabilirsiniz. 3. Like in the story of Goldilocks, — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Goldilocks göndermesini, ne fazla ne de az olan uygun miktarın kültürel bir benzetmesi olarak tanıyacaksınız. Bu gönderme, Fed’in enflasyonu bozucu düzeye çıkarmadan büyümeyi ve istihdamı destekleme hedefinin nasıl anlatıldığını kavramanızı sağlayacak.
Bu derste
If you tried to pay for something with a piece of paper, Notlar
0:06Eğer bir şeyin ödemesini bir kağıt parçasıyla yapmaya çalışsaydınız,
pay for something with: önce ödenen şey, sonra ödeme yöntemi
pay for something with a piece of paper yapısında pay for satın alınan veya parası ödenen şeyi, with ise ödeme için kullanılan aracı belirtir. Aktarılabilir kalıp pay for + ürün ya da hizmet + with + ödeme yöntemi şeklindedir. Örneğin pay for lunch with a card ifadesinde ürün veya hizmetten önce for, ödeme yönteminden önce with gelir.
Alıştırma
Ödeme kalıbını eksik iki edatla tamamlayın: At the station, I paid ____ the ticket ____ my phone.
Cevabı göster
for · with
If you tried ... you might ...: varsayımsal bir eylem ve olası sonuç
Burada If you tried ... şimdiki zaman ya da gelecekle ilgili varsayımsal bir durum kurar. Geçmiş biçim tried, gerçeklikten uzaklık bildirir; bu denemenin geçmişte gerçekten yapıldığını söylemez. Ana cümledeki you might run into ... olası sonuçlardan birini verir. If + geçmiş biçim, ... might + fiilin yalın hâli kalıbı, varsayımsal bir eylem ve kesin olmayan bir sonuç anlatmak için kullanılabilir.
Alıştırma
Bu cümlede If you tried ..., you might ... kalıbı ne anlama gelir?
- Geçmişte kesinlikle gerçekleşmiş bir ödeme girişimini bildirir.
- Birine ödemeyi hemen yapmasını emreder.
- Bir eylemi varsayar ve olası sonuçlardan birini verir.
Cevabı göster
Bir eylemi varsayar ve olası sonuçlardan birini verir.
run into some trouble: bir sorunla karşılaşmak
Burada run into some trouble, “beklenmedik bir sorunla veya güçlükle karşılaşmak” anlamına gelir. Run into ifadesini tek bir öbek fiil olarak anlamalısın; fiziksel olarak koşup bir yere girmeyi anlatmaz. Bir plan, görev veya süreç bir güçlükle karşılaştığında, özellikle de bu güçlük beklenmedik olduğunda run into trouble kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi “run into some trouble” ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamla: We ____ when the printer suddenly stopped working.
Cevabı göster
ran into some trouble
Unless, of course, the piece of paper was a $100 bill. Anlatım akışı
0:11Tabii ki o kağıt parçası 100 dolarlık bir banknot olmadığı sürece.
Unless, of course, ...: açık bir istisna eklemek
Unless, önceki genel ifadenin artık geçerli olmadığı bir koşul sunar. Ardından gelen yan cümle istisnayı belirtir: kâğıt parçasının 100 dolarlık bir banknot olması. Of course, bu istisnayı söylendiğinde açıkça anlaşılır bir şey olarak sunan ara sözdür. Genel durumdan sonra Unless, of course, kullanmak, konuşmacının istisnayı kısa süreliğine saklayıp ardından dikkati özel duruma yöneltmesini sağlar.
Alıştırma
Hangi cümle “The office is closed on Sundays” kuralına açık bir istisnayı doğal biçimde ekler?
- The office is closed on Sundays—because, of course, there is a special event.
- The office is closed on Sundays—while, of course, there is a special event.
- The office is closed on Sundays—unless, of course, there is a special event.
Cevabı göster
The office is closed on Sundays—unless, of course, there is a special event.
But what is it that makes that bill so much more interesting and valuable Dilbilgisi
0:15Peki o banknotu diğer kağıt parçalarından
what is it that makes ...?: asıl nedene odaklanma
What is it that makes ...? bir sonucun hangi neden, özellik veya etken tarafından ortaya çıkarıldığını vurgulayarak sorar. Sonuç genellikle zaten görülmektedir ya da biliniyor kabul edilir; soru, bundan tam olarak neyin sorumlu olduğuna odaklanır. Buradaki it, yapısal bir yer tutucudur; banknotu ya da başka bir nesneyi göstermez. Daha basit soru What makes that bill ...? şeklindedir. is it that makes eklendiğinde asıl nedeni arama vurgusu güçlenir.
Alıştırma
Hedef kalıpla vurgulu soruyu tamamlayın: What ____ this tiny speaker so loud?
Cevabı göster
is it that makes
so much more ... than: karşılaştırmadaki büyük farkı vurgulama
so much more + sıfat(lar) + than, arada çok büyük bir fark bulunan bir karşılaştırmayı ifade eder. more ... than karşılaştırmayı kurar, much farkın büyüklüğünü güçlendirir, so ise ek vurgu katar. Örnekte tek bir more hem interesting hem de valuable için geçerlidir. Bu nedenle cümle, banknotun diğer kâğıt parçalarından çok daha ilginç ve çok daha değerli olduğunu söyler; İngilizcede valuable önünde more sözcüğünü tekrarlamak gerekmez.
Alıştırma
Cümleyi so much more ... than ile useful ve reliable sıfatlarını kullanarak tamamlayın: The new app is ____ the old one.
Cevabı göster
so much more useful and reliable than
After all: destekleyici bir gerekçe sunmak
After all, hemen önce söylenen bir iddia veya öneriyi destekleyen bir gerekçe sunar. Burada nesneyle yapılabilecek şeylerin sınırlı olması, önceki değerlendirmenin mantıklı olmasının gerekçesi olarak gösterilir. Bu ifade, gerekçenin dinleyen kişi tarafından kolayca kabul edilebileceğini de ima eder. Bir savı düzenlemek için kullanılır; “her şeyden sonra, daha sonra” biçiminde bir zaman sırası anlatmaz.
Alıştırma
Örnekte After all hangi işlevi görüyor?
- Tamamen ilgisiz bir konu başlatır.
- Önceki bir iddiayı destekleyen neden sunar.
- Bir olayı diğer tüm olaylardan sonraya yerleştirir.
Cevabı göster
Önceki bir iddiayı destekleyen neden sunar.
there's not much you can do with ...: sınırlı kullanışlılık
there's not much you can do with ... kalıbı, bir nesnenin pek az kullanım alanı olduğunu veya çok az pratik seçenek sunduğunu belirtir. With, kullanılan ya da ele alınan nesneyi tanıtır. Tam düşünce, that sözcüğünün atıldığı “there is not much that you can do with it” biçimidir. You çoğu zaman yalnızca dinleyeni değil, genel olarak insanları anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede bir nesnenin pratik kullanımının çok sınırlı olduğunu anlatmak için with kullanılmıştır?
- There's not much you can do with this cracked plastic lid.
- There's not much you can do about this cracked plastic lid.
- There's not much you can do without this cracked plastic lid.
Cevabı göster
There's not much you can do with this cracked plastic lid.
What's the big deal? — bir şeyin neden önemli olduğunu sormak
What's the big deal? “Bu neden önemli?” veya “Bunu özel yapan ne?” anlamına gelen gündelik bir deyimdir. Burada, birazdan açıklanacak temel nedeni tanıtır; deal sözcüğü ticari bir anlaşma anlamına gelmez. Aynı soru, ses tonuna ve bağlama göre samimi bir açıklama isteği de küçümseyici bir “Bunu kim neden önemsesin?” tepkisi de olabilir.
Alıştırma
Bu cümlede What's the big deal? sorusu neyi soruyor?
- Bu neden önemli veya dikkate değer?
- Banknotun fiyatı ne kadar?
- En büyük ticari anlaşma hangisi?
Cevabı göster
Bu neden önemli veya dikkate değer?
A $100 bill is printed by the government and designated as official currency, Kelime
0:32100 dolarlık bir banknot hükümet tarafından basılır ve resmi para birimi olarak belirlenir,
designated as official currency — resmî olarak statü vermek
Designated as official currency, “resmî olarak para birimi statüsü verilmiş” anlamına gelir. Designate A as B, A'ya tanınmış bir rol, kategori veya amaç vermek için kullanılan resmî bir yapıdır. Cümlede is hem printed hem de designated için geçerlidir: banknot hükümet tarafından basılır ve resmî para birimi olarak belirlenir. Edilgen yapı, kararı veren makamı değil banknotu merkeze alır.
Alıştırma
“Resmî olarak bir statü verilmek” anlamındaki ifadeyle şu resmî cümleyi tamamlayın: The wetland was ____ a protected area.
Cevabı göster
designated as
while other pieces of paper are not: iki olguyu karşılaştırma
Bu cümlede while bir karşıtlık kurar: 100 dolarlık bir banknot resmî para birimi olarak belirlenmiştir, ancak diğer kâğıt parçaları böyle değildir. Buradaki anlamı whereas ile aynıdır; during the time that anlamına gelmez. are not sözleri, daha önceki edilgen yüklemin tekrarını önler. Eksiksiz ifade other pieces of paper are not designated as official currency olur. Bu eksiltme karşılaştırmayı kısa ve öz tutar.
Alıştırma
Hangi cümlede while, eylemlerin ne zaman gerçekleştiğini göstermek yerine iki olguyu karşılaştırır?
- While Maya was cooking dinner, the phone rang.
- The first room is bright, while the second is quite dark.
- I read a book while I waited for the bus.
Cevabı göster
The first room is bright, while the second is quite dark.
is how many or few of them are around. Kelime
0:45onlardan etrafta ne kadar çok veya ne kadar az olduğudur.
What makes X valuable ... is Y: belirleyici etkeni belirtme
What makes X + adjective is Y kalıbı, “X’e bu niteliği kazandıran etken Y’dir” anlamına gelir. what yan cümlesinin tamamı öznedir; is ise ardından gelen etkeni veya açıklamayı tanıtır. Burada What makes a $100 bill valuable değerin kaynağını ortaya koyar, how many or few of them are around ise yanıtı verir: banknotların bol veya kıt olması. Bu yapı önce sonucu sunar, ardından dikkati belirleyici etkene yöneltir.
Alıştırma
Cümleyi What makes X + adjective is Y kalıbıyla tamamlayın: ____ this backpack comfortable ____ its padded straps.
Cevabı göster
What makes · is
how many or few ... are around: mevcut veya erişilebilir miktar
how many or few of them are around ifadesinde how many or few, miktarın çok mu az mı olduğunu sorar. Them, daha önce söz edilen şeyleri belirtir. Burada are around, o ortamda var veya erişilebilir olmak anlamına gelir. Bu nedenle ifade, bir kişinin çevresindeki ya da daire çizerek hareket eden nesneleri değil, mevcut arz miktarını anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede how many or few of them are around ne anlama gelir?
- Nesnelerin daire çizerek hareket ettiğini söyler.
- Mevcut veya erişilebilir miktarın çok mu az mı olduğunu sorar.
- Nesnelerin bir kişinin çevresinde nerede durduğunu sorar.
Cevabı göster
Mevcut veya erişilebilir miktarın çok mu az mı olduğunu sorar.
was linked to valuable commodities: resmî bir ekonomik bağlantı
Was linked to, link A to B yapısının geçmiş zaman edilgen biçimidir. Bir şeyin başka bir şeye bağlı veya onunla bağlantılı olduğunu anlatır. Bu cümlede paranın değeri ya da para sistemi, değerli emtialarla kurulan bir ilişkiye dayanıyordu. Commodities, piyasalarda genellikle standart miktarlarda alınıp satılan temel mallardır. Bu tarihî para bağlamında valuable commodities, mağazadaki pahalı ürünleri değil, altın veya gümüş gibi malları ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi be linked to ifadesinin eksik biçimiyle tamamlayın: The size of the bonus is ____ team performance.
Cevabı göster
linked to
depended on a government's gold or silver reserves.
0:55bir hükümetin altın veya gümüş rezervlerine bağlıydı.
in circulation: şu anda kullanımda olan para
'In circulation', paranın basılmış ve ekonomide kullanılıyor ya da el değiştiriyor olduğu anlamına gelir. 'The amount of it in circulation', bu paranın şu anda kullanımda olan miktarıdır. Buradaki 'circulation', paranın insanlar, işletmeler ve kurumlar arasında el değiştirmesini anlatır. Paranın fiziksel olarak bir daire çizerek hareket ettiği anlamına gelmez.
Alıştırma
'Para olarak kullanılmakta olan' anlamındaki, burada öğrendiğiniz iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: Most of these old coins are still ____.
Cevabı göster
in circulation
But after the US abolished this system in 1971, Kültür
0:59Ancak ABD'nin 1971'de bu sistemi kaldırmasından sonra,
after the US abolished this system in 1971: ABD 1971'de bu sistemi kaldırdıktan sonra
Bu cümlede 'this system', dolaşımdaki para miktarının bir hükümetin altın veya gümüş rezervlerine bağlı olduğu düzeni ifade eder. 'Abolished', değişikliği günlük küçük bir kuralın iptali olarak değil, bir para sisteminin resmen sona erdirilmesi olarak sunar. 1971 tarihi özellikle ABD'nin yabancı ülke para otoriteleri için doların altına resmî dönüştürülebilirliğini askıya almasını ifade eder. Cümle, daha uzun bir tarihsel geçişi tek bir dönüm noktasında özetleyerek itibari para anlamındaki fiat money konusuna zemin hazırlar.
Alıştırma
Cümledeki 'this system' neyi ifade ediyor?
- Hükümetlerin yalnızca gümüş para kullanmasını zorunlu kılan bir kural.
- İnsanların hangi madeni paraları biriktirebileceğine karar veren bir sistem.
- Dolaşımdaki para miktarını altın veya gümüş rezervlerine bağlayan düzen.
Cevabı göster
Dolaşımdaki para miktarını altın veya gümüş rezervlerine bağlayan düzen.
the dollar became what is known as fiat money, Notlar
1:02dolar itibari para olarak bilinen şeye dönüştü,
what is known as: yerleşik bir terimi tanıtmak
what is known as + isim öbeği, bir şeyin yerleşik adını tanıtır. Burada fiat money ifadesinin, doların dönüştüğü para türünün adı olduğunu gösterir. what is known as fiat money yan tümcesi, became fiilinin tümleyicisi olarak görev yapar. Bu yapıda what yaklaşık olarak “the thing that” anlamına gelir; dolayısıyla tüm ifade ortaya çıkan kategoriyi adlandırır.
Alıştırma
Cümleyi, yerleşik bir terimi tanıtan ve derste geçen dört sözcüklük ifadeyle tamamlayın: The process creates ____ a feedback loop.
Cevabı göster
what is known as
meaning not linked to any external resource,
1:05bu da herhangi bir dış kaynağa bağlı olmadığı anlamına geliyor,
fiat money: doğrudan emtia desteği olmayan para
Fiat money, değeri altın gibi dış bir emtianın sabit bir miktarıyla değiştirme vaadine dayanmayan paradır. Yasal olarak tanındığı, kamu kurumları ve politikalarıyla desteklendiği ve ödemelerde yaygın biçimde kabul edildiği için işlev görür. Cümledeki meaning not linked to any external resource bölümü temel karşıtlığı açıklar. Emtia destekli olmamak, değersiz veya desteksiz olmak değildir; değerin dayanağının farklı olduğu anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi ifade fiat money terimini en iyi tanımlar?
- Değeri, dış bir emtianın sabit miktarına doğrudan bağlı olmayan para.
- İnsanların biriktirdiği her türlü kâğıt nesne.
- Her zaman sabit miktarda altına çevrilebilen para.
Cevabı göster
Değeri, dış bir emtianın sabit miktarına doğrudan bağlı olmayan para.
but relying instead solely on government policy Kalıp ifadeler
1:08bunun yerine ne kadar para basılacağına karar vermek için
relying instead solely on ...: tek bir kaynağa geçip yalnızca ona dayanmak
relying instead solely on government policy ifadesinde rely on, “-e dayanmak” demektir. Instead, daha önce sözü edilen dayanağın bırakılıp yenisine geçildiğini; solely ise yeni dayanağın tek bir kaynakla, yani hükümet politikasıyla sınırlandığını gösterir. Bu iki zarf birlikte yalnızca “hükümete dayanmak”tan daha fazlasını anlatır. Önceki dayanak değiştirilir ve başka hiçbir dayanak kullanılmaz. Yeniden kullanılabilen kalıp rely instead solely on + isim şeklindedir.
Alıştırma
Hangi cümle ekibin eski modeli bıraktığını ve artık yalnızca resmî hava tahminine dayandığını açıkça belirtir?
- After abandoning the old model, the team relies instead on the official forecast.
- The team has always relied solely on the official forecast.
- After abandoning the old model, the team relies instead solely on the official forecast.
Cevabı göster
After abandoning the old model, the team relies instead solely on the official forecast.
So which branch of our government sets this policy?
1:13Peki hükümetimizin hangi kolu bu politikayı belirliyor?
The executive, the legislative, or the judicial?: ABD hükümetinin üç erki
Burada the executive, the legislative ve the judicial, ABD federal hükümetinin üç erkini ifade eder. Yürütme erki yasaları uygular, yasama erki yasaları yapar ve yargı erki yasaları yorumlar. Soruda her sıfattan sonra tekrarlanacak branch ismi çıkarılmıştır. Amaç üç ayrı kişinin adını vermek değil, söz konusu hükümet yetkisinin hangi erke ait olduğunu sormaktır.
Alıştırma
Bu bağlamda soruya hangi anlam uyar?
- Federal, eyalet ve yerel olmak üzere üç hükümet düzeyini sıralar.
- ABD federal hükümetinin üç erkini sıralar.
- Üç siyasi partiyi sıralar.
Cevabı göster
ABD federal hükümetinin üç erkini sıralar.
The surprising answer is none of the above. Kalıp ifadeler
1:19Şaşırtıcı cevap, yukarıdakilerin hiçbiri.
none of the above: listelenen bütün seçenekleri reddetmek
None of the above, az önce sıralanan seçenek ya da olasılıkların hiçbirinin doğru veya geçerli olmadığını belirtir. Buradaki above fiziksel bir konumu değil, daha önce verilen içeriği gösterir. Bu cümlede ifade, beklenen cevapların hepsini bir anda reddederek şaşırtıcı bir dönüş yaratır. Önceden açık bir liste verilmişse ve listedeki hiçbir madde geçerli değilse kullanılabilir.
Alıştırma
Bir ankette kırmızı, mavi ve yeşil seçenekleri var. Siz sarıyı tercih ediyorsunuz. Listelenen üç seçeneğin hepsini doğru biçimde reddeden cevap hangisidir?
- All of the above.
- Any of the above.
- None of the above.
Cevabı göster
None of the above.
monetary policy is set by an independent Federal Reserve System, Notlar
1:22para politikası bağımsız bir Merkez Bankası Sistemi tarafından belirlenir,
monetary policy: merkez bankasının para ve faiz kararları
Monetary policy, yani para politikası, bir merkez bankasının faiz oranlarını, para arzını, kredi koşullarını ve genel ekonomik faaliyeti etkilemek için aldığı kararlar bütünüdür. Bu cümlede monetary policy, Federal Rezerv Sistemi tarafından set edilen şeydir; buradaki set, “kararlaştırmak” veya “belirlemek” anlamına gelir. Bu iki sözcüğü, parayla ilgili herhangi bir belirsiz politika olarak değil, tek bir ekonomi terimi olarak anlamak gerekir.
Alıştırma
Bir merkez bankasının faiz oranlarını yükseltme kararını en iyi hangi terim açıklar?
- foreign policy
- monetary policy
- fiscal policy
Cevabı göster
monetary policy
independent Federal Reserve System: kurumsal bağımsızlık
Federal Reserve System, Amerika Birleşik Devletleri'nin merkez bankacılığı sistemidir ve genellikle the Fed olarak adlandırılır. Buradaki independent, kurumsal bir özelliği anlatır: Başkanın, Kongrenin veya mahkemelerin günlük talimatları olmadan para politikası kararları almak için önemli ölçüde hareket alanına sahiptir. Bu, Fed'in yasaların dışında olduğu veya denetlenmediği anlamına gelmez. Temel fikir, hükümetten tamamen ayrı olmak değil, kısa vadeli siyasi baskılardan uzak durmaktır.
Alıştırma
Bu cümlede independent ne anlama geliyor?
- Kongreyi ve bütün federal yasaları görmezden gelebilir.
- Yasalara ve denetime tabi olmaya devam ederken para politikası kararlarını önemli ölçüde özerk biçimde alır.
- Kamusal sorumluluğu olmayan özel bir şirkettir.
Cevabı göster
Yasalara ve denetime tabi olmaya devam ederken para politikası kararlarını önemli ölçüde özerk biçimde alır.
made up of: bir bütünü oluşturan parçalar
Be made up of, bir şeyin belirli parçalardan oluştuğunu ifade eder. Önce bütünü sunar, ardından bu bütünün içindeki kişileri veya parçaları belirtir: bütün + be + made up of + parçalar. Burada made up of 12 regional banks, the Fed'i açıklayan kısaltılmış bir niteleyicidir. which is made up of 12 regional banks biçiminde genişletilebilir.
Alıştırma
Cümleyi bu derste öğrendiğiniz ve “-den oluşmak” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The school orchestra is ____ thirty students.
Cevabı göster
made up of
which is appointed by the President and confirmed by the Senate, Dilbilgisi
1:33Başkan tarafından atanır ve Senato tarafından onaylanır,
Its Board of Governors: Federal Reserve'in merkezî yönetim organı
Board of Governors, Federal Reserve System'ın merkezî yönetim organını ifade eder. Buradaki Its, System'a geri gönderimde bulunur; dolayısıyla ifade “Sistemin Guvernörler Kurulu” anlamına gelir. Bu adı tanımak, sonraki yan cümlenin 12 bölgesel Federal Rezerv Bankasını değil, Federal Reserve'in liderlik yapısını anlattığını gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede Board of Governors neyi ifade ediyor?
- 12 bölgesel Federal Rezerv Bankası
- Federal Reserve System'ın merkezî yönetim organı
- ABD Senatosunun bir komitesi
Cevabı göster
Federal Reserve System'ın merkezî yönetim organı
appointed by ... and confirmed by ...: koordineli edilgen yapılar
appointed by ... and confirmed by ..., aynı özne hakkında iki edilgen fiil öbeğini bağlar. İki geçmiş zaman ortacı da önceki is yardımcı fiilini paylaşır. Açık biçim “is appointed ... and is confirmed ...” şeklindedir; cümlede ikinci is kullanılmamıştır. by öbekleri, her adımdan sorumlu kişileri veya kurumları belirtir. Edilgen yapı, dikkati seçilen kişi ya da kuruma ve resmî sürece yöneltir; bu kullanım hükûmet ve hukuk açıklamalarında yaygındır.
Alıştırma
Koordineli edilgen yapıyı tamamlamak için appoint ve confirm fiillerinin geçmiş zaman ortaçlarını kullanın: The committee chair is ____ by the mayor and ____ by the council.
Cevabı göster
appointed · confirmed
reports to Congress: resmî raporlama ilişkisini belirtme
reports to Congress ifadesinde report to + kişi veya kurum, resmî raporları alan ya da bir kuruluşun resmen hesap verdiği makamı belirtir. Burada bu makam Kongre'dir.
Alıştırma
Hangi cümlede report to, bir ajansın resmî raporlarını alan kurumu belirtmek için kullanılmıştır?
- The agency reports on Parliament each year.
- The agency reports from Parliament each year.
- The agency reports to Parliament each year.
Cevabı göster
The agency reports to Parliament each year.
and all of the Fed's profit goes into the US Treasury.
1:37ve Fed'in tüm kârı ABD Hazinesi'ne gider.
But to keep the Fed from being influenced by the day-to-day vicissitudes of politics, Notlar
1:41Ancak Fed'in siyasetin günlük değişimlerinden etkilenmesini önlemek için,
day-to-day vicissitudes of politics: siyasetin günlük iniş çıkışları
Bu cümlede day-to-day vicissitudes of politics, siyasetteki kısa vadeli ve çoğu zaman öngörülemeyen değişimleri ve baskıları ifade eder. Vicissitudes, özellikle istikrarsızlık veya zorluk getiren değişken koşulları anlatır. Bu resmî ifade, geçici siyasi iniş çıkışları istikrarlı karar alma süreciyle karşılaştırır: Fed'in politikası her yeni siyasi gelişmeyle yön değiştirmesin diye kurumun korunması amaçlanır.
Alıştırma
Bu cümlede day-to-day vicissitudes of politics ifadesinin en yakın anlamı nedir?
- siyasetteki kısa vadeli ve öngörülemeyen değişimler ile baskılar
- hükûmetin kalıcı yapısı
- siyasetçiler hakkında yayımlanan günlük haberler
Cevabı göster
siyasetteki kısa vadeli ve öngörülemeyen değişimler ile baskılar
it is not under the direct control of any branch of government. Kalıp ifadeler
1:45hükümetin hiçbir kolunun doğrudan kontrolü altında değildir.
to keep X from being influenced by Y: önleyici amaç bildirmek
Baştaki to keep ... yapısı, ana cümlede anlatılan düzenlemenin amacını belirtir: “Fed'in ... tarafından etkilenmesini önlemek için” anlamına gelir. Baştaki to'lu mastar, bu düzenlemenin neden var olduğunu açıklar. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp keep + X + from + V-ing şeklindedir. Etkilenen taraf Fed olduğu için V-ing bölümü edilgendir: being influenced. Ardından by, etkinin kaynağını belirtir.
Alıştırma
Cümleyi keep ... from being influenced by ile tamamlayın: Blind review helps ____ the judges ____ the applicants' names.
Cevabı göster
keep · from being influenced by
under the direct control of: doğrudan kontrolü altında olmak
Be under the direct control of someone or an organization, o kişi ya da kuruluşun bir şeyi doğrudan yönlendirme veya yönetme yetkisine sahip olması demektir. Under burada fiziksel bir konumu değil, bir güç ilişkisini anlatır. Bu cümlede not ... any, hiçbir hükûmet organının Fed'i doğrudan kontrol etmediği anlamına gelir. Direct önemlidir: cümle, Fed'in hiçbir yasaya, denetime veya kurumsal bağlantıya sahip olmadığını söylemez.
Alıştırma
Cümleyi bu notta öğretilen beş sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The regional office is ____ the national agency.
Cevabı göster
under the direct control of
So why doesn't the Fed just decide to print infinite $100 bills Ton ve niyet
1:49O halde Fed neden herkesi mutlu ve zengin etmek için
why doesn't the Fed just decide to: görünüşte basit bir çözüm sunmak
Why doesn't the Fed just decide to...? biçim olarak bir neden sorusudur; ancak burada konuşmacının neden işe yaramayacağını inceleyebilmesi için görünüşte kolay bir çözüm ortaya atar. Konuşmacı, dinleyicilerin de aklında olabilecek bir soruyu dile getirir. Bu kalıpta just, “basitçe” veya “açıkça yapılacak adım olarak” anlamına gelir. Seçimin kolay görünmesini sağlar ve soruya hafifçe meydan okuyan bir ton katar; para basmanın gerçekten kolay, mantıklı veya mümkün olduğunu göstermez.
Alıştırma
Örnekteki sorunun söylem içindeki temel amacı nedir?
- Konuşmacının incelemesi için görünüşte basit bir çözüm ortaya atar.
- Fed'in zaten verdiği bir kararı bildirir.
- Önerilen çözümün işe yarayacağını kanıtlar.
Cevabı göster
Konuşmacının incelemesi için görünüşte basit bir çözüm ortaya atar.
Well, because then the bills wouldn't be worth anything. Kelime
1:54Çünkü o zaman banknotların hiçbir değeri olmazdı.
wouldn't be worth anything: varsayımsal bir sonuçta değersizliği ifade etmek
Wouldn't be worth anything, hayal edilen durumda “hiçbir değeri olmazdı” anlamına gelir. Wouldn't sonucu varsayımsal olarak gösterir; not ... anything ise tam bir olumsuzluk kurar ve be worth nothing ile aynı anlama gelir. Burada worth, be fiilinden sonra gelir ve değeri belirtir. Kalıp, be worth + değer ifadesi şeklindedir; be worth ten dollars veya be worth a lot buna örnektir. Bu kalıpta worth tek başına ana fiil olarak kullanılmaz.
Alıştırma
“Hiçbir değeri olmazdı” anlamındaki ders ifadesiyle varsayımsal sonucu tamamlayın: If every ticket could be copied without limit, each ticket ____.
Cevabı göster
wouldn't be worth anything
to be exchanged for goods and services: mal ve hizmetlerle takas edilmek
Bu cümlede to be exchanged for goods and services, paranın amacını açıklar. Edilgen mastar to be exchanged, parayı takası yapan kişi veya kurum olarak değil, insanların işlem sırasında verdiği şey olarak gösterir. exchange A for B kalıbı, “A’yı verip karşılığında B’yi almak” anlamına gelir. Burada A currency, B ise goods and services ifadesidir; goods somut ürünleri, services ise insanların ücret ödediği yararlı hizmetleri belirtir.
Alıştırma
exchange fiilinin edilgen biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: These reward points can ____ free museum tickets.
Cevabı göster
be exchanged for
the total amount of currency in circulation: dolaşımdaki toplam para miktarı
Bu ifade, bir ekonomide ihraç edilmiş ve şu anda kullanılabilir olan tüm parayı anlatır. currency sayılamayan bir miktar olarak ele alındığında amount of kullanılır; total ise miktarın tamamını vurgular. in circulation, currency sözcüğünü niteler ve paranın durumunu açıklar: para ekonomiye girmiştir ve kullanılabilir. İfadenin temel ismi tekil olan amount sözcüğüdür; bu nedenle the total amount ... increases örneğinde olduğu gibi tüm isim öbeği tekil fiil alır.
Alıştırma
Bir ekonomide şu anda kullanılabilir olan parayı hangi cümle doğru biçimde ifade eder?
- The total amount of currency in circulation has increased.
- The total number of currency in circulation has increased.
- The total amount of currency in circulation have increased.
- The total amount of currency on circulation has increased.
Cevabı göster
The total amount of currency in circulation has increased.
increases faster than the total value of goods and services in the economy, Kalıp ifadeler
2:04ekonomideki mal ve hizmetlerin toplam değerinden daha hızlı artarsa,
increases faster than: değişim hızlarını karşılaştırma
increases faster than, iki miktarın belirli bir andaki büyüklüğünü değil, ne kadar hızlı değiştiklerini karşılaştırır. Burada para miktarı, mal ve hizmetlerin toplam değerinden daha hızlı artar. A increases faster than B yapısında faster, increases fiilini niteleyen karşılaştırma derecesindeki bir zarftır. Karşılaştırma genellikle A increases faster than B increases anlamına gelir; ikinci increases söylenmeden anlaşılır. A şu anda B'den küçük olsa bile bu yapı kullanılabilir.
Alıştırma
İki miktarın ne kadar hızlı büyüdüğünü karşılaştıran, vurgulanmış üç sözcüklü ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: The city's population ____ its housing supply.
Cevabı göster
increases faster than
then each individual piece will be able to buy a smaller portion of those things than before.
2:08o zaman her bir banknot bu şeylerin eskisinden daha küçük bir kısmını satın alabilecektir.
If ... then ... ile koşulu ve sonucunu bağlamak
if yan cümlesi bir koşul sunar: dolaşımdaki toplam para miktarı, mal ve hizmetlerin toplam değerinden daha hızlı artar. then ile başlayan ana cümle ise sonucu sunar: her bir para birimi daha az şey satın alabilir. Uzun bir açıklamada If ve then, mantığı gösteren işaretler gibi çalışır. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp If + koşul, then + sonuç biçimindedir. Böylece her iki bölümde de çok sayıda ayrıntı olsa bile dinleyici veya okuyucu mantığı takip edebilir.
Alıştırma
Koşul-sonuç yapısını If ve then ile tamamlayın: ____ the battery runs out, ____ the device will shut down.
Cevabı göster
If · then
This is called inflation: bir süreci adlandırma
Bu cümlede This, daha önce açıklanan sürecin tamamına gönderme yapar. is called bir şeye ad verildiğini belirtir; dolayısıyla cümle bu süreci inflation olarak adlandırır. This/It + is called + ad kalıbı, bir fikir veya süreç açıklandıktan sonra terimi tanıtmanın yaygın bir yoludur. Açıklamayı teknik adıyla ilişkilendirir.
Alıştırma
Tanımı is called kalıbıyla tamamlayın: When overall prices keep rising across an economy, the process ____ inflation.
Cevabı göster
is called
money supply: bir ekonomideki para miktarı
Money supply, belirli bir anda bir ekonomide kullanılabilir olan toplam para miktarı demektir. Enflasyon, deflasyon ve merkez bankası kararları hakkında konuşurken kullanılan, iki sözcükten oluşan standart bir ekonomi terimidir. the money supply remains the same yan cümlesinde para miktarı değişmez. Böylece mal ve hizmet miktarıyla karşılaştırılabilecek sabit bir miktar ortaya çıkar.
Alıştırma
Cümleyi iki sözcükten oluşan standart ekonomi terimiyle tamamlayın: If an economy has more money in circulation, its ____ has increased.
Cevabı göster
money supply
each dollar's value would increase in a process known as deflation. Kalıp ifadeler
2:20deflasyon olarak bilinen bir süreçte her bir doların değeri artacaktır.
On the other hand: karşıt bir yönü tanıtma
On the other hand, konuşmacının aynı konunun karşıt bir yönüne geçtiğini gösterir. Dinleyiciye, sonraki bilgiyi ilgisiz yeni bir nokta olarak değil, önceki durumla karşılaştırarak anlaması gerektiğini bildirir. Burada ifade, enflasyon mekanizmasından deflasyona yol açan karşıt ekonomik duruma geçiş yapar. İki durumu düzenler; ilk durumun yanlış olduğunu söylemez.
Alıştırma
Buying a home can provide stability. Hangi cümle kiralamanın karşıt bir avantajını en doğal biçimde tanıtır?
- On the contrary, renting gives you more flexibility.
- On the other hand, renting gives you more flexibility.
- For example, renting gives you more flexibility.
Cevabı göster
On the other hand, renting gives you more flexibility.
while more goods and services are produced, ... while ile karşıtlık
Burada while, önceki koşulla karşıtlık oluşturan bir koşulu başlatır: para arzı değişmeden kalır, ancak daha fazla mal ve hizmet üretilir. Whereas veya but at the same time anlamında düşünülebilir. While'ın bu kullanımı farklı yönlerde ilerleyen iki olguyu düzenler: bir miktar sabit kalırken diğeri artar. Temel görevi bir eylemin ne kadar sürdüğünü belirtmek değildir.
Alıştırma
Bu cümlede while'ın temel görevi nedir? The money supply stayed constant, while the amount of goods and services increased.
- Bir eylemin başka bir eylem sırasında sürdüğünü söyler.
- Farklı eğilimlere sahip iki olguyu karşılaştırır.
- Üretimin artma nedenini açıklar.
Cevabı göster
Farklı eğilimlere sahip iki olguyu karşılaştırır.
in a process known as deflation: resmî bir terimi tanıtma
In a process known as deflation, sürecin resmî adını verir. Known as + ad veya terim, adlandırılan anlamına gelir ve process gibi genel bir ismi ardından gelen adla bağlar. Burada known, process sözcüğünü niteleyen bir geçmiş zaman ortacıdır. Uzun biçim a process that is known as deflation şeklindedir; ancak açıklama ve tanımlarda kısaltılmış a process known as deflation biçimi yaygındır.
Alıştırma
Sürecin resmî adını doğru biçimde tanıtan ifadeyi seçin: Water vapor becomes liquid through a process ____ condensation.
- knowing as
- known as
- known for
Cevabı göster
known as
Too much inflation means that the money in your wallet today Kalıp ifadeler
2:26Çok fazla enflasyon, cüzdanınızdaki paranın bugün
Too much inflation means that...: bir sonucu açıklama
Too much inflation, enflasyonu aşırı olarak gösterir; means that ise sonucu açıklar. Too much olumsuz bir anlam ekler: miktar veya düzey kabul edilebilir ya da güvenli olandan daha fazladır. X means that + yan cümle kalıbı, bir durumu, işareti veya gerçeği bundan çıkan sonucun açıklamasına bağlar. that sonrasında kendi öznesi ve fiili olan tam bir yan cümle gelir; burada bu yan cümle paranın değerine ne olacağını açıklar.
Alıştırma
İşaretin ne anlattığını doğru biçimde tanıtan mean biçimini seçin: A red warning light ____ the battery is low.
- is meaning that
- means to
- means that
Cevabı göster
means that
will be worth less tomorrow: yarın daha az değerli olacak
Will be worth less tomorrow, paranın gelecekteki değerinin daha düşük olacağını anlatır. Burada para miktarı azalmaz; paranın satın alma gücü düşer ve aynı miktarla daha az şey alınabilir. Be worth + bir değer tanımı yapısı, bir şeyin ne kadar değerli olduğunu belirtir. Less bir karşılaştırma kurar. Than today söylenmese bile today ile tomorrow karşılaştırılan iki zamanı açıkça gösterir.
Alıştırma
Paranın gelecek yıl daha düşük bir değere sahip olacağını anlatan doğal İngilizce cümleyi seçin.
- The money will be worth less next year.
- The money will worth fewer next year.
- The money will be less worth next year.
Cevabı göster
The money will be worth less next year.
making you want to spend it right away. Dilbilgisi
2:30bu da onu hemen harcamak istemenize neden olur.
making you want to...: sonucu gösterme
Making you want to spend it right away şeklindeki -ing yan cümlesi, önceki ifadenin sonucunu gösterir. Önceki durumun bu tepkiye yol açtığını anlatır; belirtilmemiş bir kişinin yaptığı ayrı bir eylemi anlatmaz. Bu yan cümlede make, make + kişi + fiilin yalın hâli kalıbını kullanır: making + you + want. To sözcüğü make'e değil, want to spend ifadesine aittir.
Alıştırma
Hangi cümle sonucu göstermek için -ing yapısını doğru kullanıyor?
- The price dropped, making more people want to buy the product.
- The price dropped, making more people to want to buy the product.
- The price dropped, made more people want to buy the product.
Cevabı göster
The price dropped, making more people want to buy the product.
while this would ..., it would also ...: iki etkiyi dengeli biçimde sunmak
Bu cümlede while zaman ilişkisi değil, bir noktayı kabul edip başka bir noktaya geçme ilişkisi kurar. While yan cümlesi önce olası bir yararı, yani ticareti canlandırmayı kabul eder. Ana cümle ise konuşanın asıl kaygısı olan başka bir olası sonucu, aşırı tüketimi belirtir. while X would ..., Y would also ... kalıbı iki etkinin de aynı anda geçerli olabileceğini gösterirken ana cümleye daha fazla vurgu yapar. also, ikinci etkinin birinciye eklendiğini belirtir; birinciyi geçersiz kılmaz.
Alıştırma
Hangi cümlede while önce bir yararı kabul etmek, ardından ek bir risk sunmak için kullanılmıştır?
- While the update was installing, I charged the battery.
- While the update makes the app faster, it could also drain the battery more quickly.
- Because the update makes the app faster, I decided to install it.
Cevabı göster
While the update makes the app faster, it could also drain the battery more quickly.
overconsumption or hoarding commodities like food and fuel: iki farklı davranış
Overconsumption, makul ölçüde gerekenden daha fazlasını satın almak veya kullanmak demektir. Hoarding commodities, çoğu zaman kıtlık ya da fiyat artışı korkusuyla alışılmadık derecede çok mal satın alıp saklamak demektir. Burada commodities, alınıp satılabilen temel malları anlatır; food ve fuel bunlara örnektir. or sözcüğü iki olası davranışı bağlar. Overconsumption çok fazla satın almaya ya da kullanmaya; hoarding ise biriktirip depolamaya odaklanır. Mal kıtlığı veya fiyat artışı olduğunda her iki davranış da baskıyı artırabilir.
Alıştırma
Bir restoran, kıtlık beklediği için ihtiyacından çok daha fazla yemeklik yağ satın alıp depoluyor. Bu davranışı en iyi hangi ifade açıklar?
- hoarding commodities
- ordinary purchasing
- overconsumption
Cevabı göster
hoarding commodities
raising their prices and leading to consumer shortages and even more inflation. Dilbilgisi
2:39fiyatlarının artmasına ve tüketici kıtlığına ve hatta daha fazla enflasyona yol açacaktır.
raising ... and leading to ...: sonuçları -ing yan cümleleriyle bağlamak
Burada raising their prices ve leading to consumer shortages, and ile bağlanan iki eş görevli -ing yan cümlesidir. İkisi de önceki cümlede anlatılan olayın sonuçlarını gösterir: sonuçlardan biri fiyatların yükselmesi, diğeri ise kıtlıktır. And, bu sonuçları kısa ve tek bir sonuç zinciri hâlinde sunar. Raise geçişli bir fiildir ve doğrudan nesne alır: raise prices. Lead to consumer shortages ifadesinde to bir ilgeçtir ve ardından sonuç gelir. Yeniden kullanılabilecek kalıp şudur: tam cümle, raising X and leading to Y.
Alıştırma
İlk boşlukta raise fiilinin, ikinci boşlukta ise lead to ifadesinin -ing biçimini kullanarak sonuç zincirini tamamlayın: The factory closure reduced supply, ____ prices and ____ longer wait times.
Cevabı göster
raising · leading to
But deflation would make people want to hold on to their money, Öbek fiiller
2:45Ancak deflasyon, insanların paralarını elde tutmak istemesine neden olur
hold on to their money: parayı harcamak yerine elde tutmak
Hold on to their money ifadesindeki hold on to, elde tutmak veya muhafaza etmek anlamına gelir. Burada insanlar paralarını harcamak yerine ellerinde tutmak ister; anlatılan şey banknotları fiziksel olarak kavramak değildir. Hold on to ifadesini tek bir birim olarak düşünün. Tutulan şey to sonrasında gelir: hold on to money, hold on to it. Bu bağlamda ifade, parayı şimdi elden çıkarmak istememeyi vurgular; mutlaka uzun vadeli bir tasarruf planı anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu derste geçen ve bırakmak yerine elde tutmak anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyi kullanın: Maya decided to ____ the concert ticket as a souvenir.
Cevabı göster
hold on to
and a decrease in consumer spending would reduce business profits, Kelime
2:48ve tüketici harcamalarındaki düşüş işletme kârlarını azaltarak
a decrease in consumer spending: resmî bir isim öbeği
a decrease in consumer spending ifadesinde decrease bir isimdir; in ise neyin azaldığını belirtir. İfadenin tamamı ekonomik bir değişimi adlandırdığı için would reduce yapısının öznesi olabilir. İsme dayalı bu anlatım ekonomi haberlerinde ve analizlerde yaygındır. Consumer spending, tüketicilerin mal ve hizmetlere harcadığı para anlamına gelir.
Alıştırma
Neyin azaldığını belirten edatla resmî isim öbeğini tamamlayın: The report showed a decrease ____ consumer spending.
Cevabı göster
in
leading to more unemployment and a further decrease in spending, Dilbilgisi
2:52daha fazla işsizliğe ve harcamalarda daha fazla düşüşe yol açacak,
leading to more unemployment...: sonraki bir sonucu eklemek
Leading to more unemployment and a further decrease in spending, sonuç bildiren bir -ing öbeğidir. İşletme kârlarının düşeceğine ilişkin önceki öngörüye dönerek çekimli fiil içeren yeni bir cümlecik başlatmadan sonraki sonuçları ekler. lead to yapısında to bir edattır; bu nedenle burada ardından iki isim öbeği gelir: more unemployment ve a further decrease in spending. Further, ilk düşüşten sonra harcamalardaki azalmanın devam ettiğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi lead ile kurulan -ing sonuç öbeğiyle tamamlayın: Heavy rain flooded the road, ____ long delays.
Cevabı göster
leading to
So most economists believe that while too much of either is dangerous, Dilbilgisi
2:58Bu nedenle çoğu ekonomist, her ikisinin de fazlasının tehlikeli olduğuna inansa da,
while too much of either is dangerous: bir sınırlamayı kabul etmek
Bu cümlede while bir ödünleme kurar: konuşmacı önce iki şeyden herhangi birinin aşırı miktarda olmasının tehlikeli olabileceğini kabul eder, ardından ana sonucu verir. Bu, görüşü kesin ve tek taraflı olmak yerine dengeli hâle getirir. Either daha önce ele alınan iki durumdan herhangi birini, burada enflasyonu veya deflasyonu belirtir. Too much of either, ikisinden herhangi birinin aşırı miktarda olması demektir; ikisinin aynı anda aşırı olması gerektiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede ilk yan cümlenin görevi nedir? While both plans involve some risk, the second plan is more affordable.
- Yalnızca ikinci planın risk taşıdığını söyler.
- Ana sonucu belirtmeden önce bir sınırlamayı kabul eder.
- Risklerin ikinci plan seçilirken gerçekleştiğini söyler.
Cevabı göster
Ana sonucu belirtmeden önce bir sınırlamayı kabul eder.
a small consistent amount of inflation is necessary to encourage economic growth. Anlatım akışı
3:02ekonomik büyümeyi teşvik etmek için küçük ve tutarlı miktarda bir enflasyonun gerekli olduğunu düşünmektedir.
a small consistent amount ... is necessary: sınırları belirlenmiş bir sonuç kurmak
Bu, paragrafın sonuç cümlesidir. a small consistent amount of inflation isim grubu sınırları en başta verir: iddia her düzeydeki enflasyonla değil, düşük ve istikrarlı enflasyonla ilgilidir. Ana yargı a small consistent amount of inflation is necessary bölümüdür. to encourage economic growth içindeki to-infinitive, bunun hangi amaç için gerekli sayıldığını belirtir. “Sınırlandırılmış özne + ana yargı + amaç” yapısı önceki karşılaştırmayı dikkatli bir sonuca dönüştürür.
Alıştırma
Hangi yorum örnek cümledeki sınırları en iyi şekilde korur?
- İddia her enflasyon düzeyinin ekonomik büyümeyi garanti ettiğini söyler.
- İddia enflasyonun mümkün olduğunca yükseltilmesini önerir.
- İddia özellikle düşük ve istikrarlı bir enflasyon düzeyinin belirtilen amaç için gerekli olduğunu söyler.
Cevabı göster
İddia özellikle düşük ve istikrarlı bir enflasyon düzeyinin belirtilen amaç için gerekli olduğunu söyler.
The Fed uses vast amount of economic data
3:07Fed, dolaşımda ne kadar para olması gerektiğini belirlemek için
to determine how much currency should be in circulation, Dilbilgisi
3:10çok büyük miktarda ekonomik veri kullanır;
to determine how much currency should be in circulation: amaç ve dolaylı soru
to determine... biçimindeki to-infinitive yapı, ekonomik verilerin kullanılma amacını belirtir: veriler Fed’in bir karara varmasına yardımcı olur. how much currency should be in circulation yan cümlesi determine fiilinin nesnesidir ve miktar hakkında dolaylı bir sorudur. Bu yan cümlede how much currency öznedir; bu yüzden doğal sıra how much currency should be... şeklindedir, how much should currency be... şeklinde değildir. Burada karşılık gelen doğrudan soru da aynı sırayı kullanır: How much currency should be in circulation? In circulation, paranın dolaşımda ve etkin biçimde kullanımda olması demektir.
Alıştırma
Hangi cümle veri toplamanın amacını doğal biçimde belirtir ve belirlenecek miktarı dolaylı soru olarak içerir?
- Analysts collect data to determine how much funding should be available.
- Analysts collect data for determine how much funding should be available.
- Analysts collect data to determine how much should funding be available.
Cevabı göster
Analysts collect data to determine how much funding should be available.
the unemployment rate: yüzdeye dayalı bir ekonomik ölçüt
The unemployment rate, iş gücü içinde işi olmayan ve etkin biçimde iş arayan kişilerin yüzdesi olan işsizlik oranını ifade eder. İş gücü, çalışan veya iş arayan kişilerden oluşur; bu nedenle oran bütün nüfusun yüzdesi değildir. Burada rate, hız değil, genellikle yüzde olarak gösterilen bir oran demektir. The unemployment rate ekonomik raporlarda, haberlerde ve politika tartışmalarında kullanılan standart bir terimdir.
Alıştırma
Hangi cümle iş gücü içinde işi olmayanların yüzdesini belirten standart terimi kullanır?
- The report puts the unemployment rate at 4.2 percent.
- The report puts the unemployed amount at 4.2 percent.
- The report puts the unemployment speed at 4.2 percent.
Cevabı göster
The report puts the unemployment rate at 4.2 percent.
Like in the story of Goldilocks: tam kararında olma göndermesi
Goldilocks, İngilizce Goldilocks and the Three Bears masalındaki kızdır. Aşırı sıcak ve aşırı soğuk gibi birbirine zıt uçlardaki şeyleri dener ve sonunda tam kararında olanı bulur. Like in the story of Goldilocks, devamında anlatılanları dengeli bir orta nokta arayışı olarak çerçeveler. Bir değer veya koşulun ne fazla ne de yetersiz olması gerektiğini belirtir; konu gerçekten bu karaktere dönmez.
Alıştırma
Buradaki Goldilocks göndermesi hangi fikri belirtir?
- Ulaşılabilecek en yüksek düzey
- Denge düşünülmeden yapılan bir seçim
- Uygun olmayan iki uç arasındaki bir düzey
Cevabı göster
Uygun olmayan iki uç arasındaki bir düzey
need to get the numbers just right: değerleri uygun düzeye ayarlamak
get the numbers just right ifadesinde get, almak değil, bir şeyi belirli bir duruma getirmek veya ayarlamak anlamına gelir. Yapı get + nesne + sıfat öbeği şeklindedir: get + the numbers + just right. Need to, bu ayarlamanın gerekli olduğu anlamını ekler. Just right, amaca tam uygun olmayı ve çoğunlukla aşırı yüksek ile aşırı düşük arasındaki düzeyi ifade eder. Cümle, değerlerin yalnızca doğru hesaplanmasını değil, uygun bir düzeye ayarlanmasını anlatır.
Alıştırma
Sıcaklığı ideal düzeye ayarlamak anlamını vermek için cümleyi get + object + just right yapısıyla tamamlayın: It took three tries to ____.
Cevabı göster
get the temperature just right
in order to stimulate growth: amacı açıkça belirtmek
in order to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir eylemin amacını, yani neden yapıldığını gösterir. Buradaki amaç stimulate growth, yani büyümeyi teşvik etmektir. Daha basit olan to + fiil yapısı da amaç bildirebilir; ancak in order to hedefin daha kolay fark edilmesini sağlar. Birden fazla fikir içeren planları, politikaları veya adımları açıklarken özellikle yararlıdır.
Alıştırma
Cümleyi in order to ile tamamlayın: The school opened the library early ____ give students more study time.
Cevabı göster
in order to
and keep people employed without letting inflation reach disruptive levels. Dilbilgisi
3:23ve enflasyonun yıkıcı seviyelere ulaşmasına izin vermeden insanları istihdamda tutmak için.
without letting inflation reach disruptive levels: istenmeyen bir sonucu önlemek
without + -ing kalıbı, başka bir eylem gerçekleşirken kaçınılan istenmeyen sonucu belirtir. Burada insanlar işlerini korurken enflasyonun ciddi aksamalara yol açacak seviyelere ulaşması engellenir. without letting + nesne + fiilin yalın hâli yapısında, without sonrasında -ing gerektiği için letting kullanılır; let ise nesneden sonra fiilin yalın hâlini alır: letting inflation reach. reach önüne to getirilmez.
Alıştırma
Cümleyi without letting ile tamamlayın: Keep stirring gently ____ the sauce burn.
Cevabı göster
without letting
The Fed not only determines how much that paper in your wallet is worth, Notlar
3:27Fed sadece cüzdanınızdaki o kağıdın ne kadar değerli olduğunu değil,
that paper in your wallet: paper sözcüğünün banknot anlamında kullanımı
Bu cümlede that paper in your wallet sıradan bir kâğıt yaprağını değil, bir banknotu yani parayı ifade eder. Paper malzemenin adını kullanarak o malzemeden yapılan nesnenin yerini tutar; bu tür mecazlı aktarmaya metonimi denir. Wallet ve is worth ifadeleri paranın kastedildiğini gösteren ipuçlarıdır. Bu kullanım, paranın soyut değerini gözünüzde canlandırabileceğiniz somut bir nesne hâline getirir; ancak açık bir para bağlamı olmadan paper normalde para anlamına gelmez.
Alıştırma
that paper in your wallet ifadesinde paper büyük olasılıkla neyi ifade eder?
- Bir banknot veya para.
- Yazı yazmak için sıradan bir kâğıt.
- Bir okul raporu.
Cevabı göster
Bir banknot veya para.
but also your chances of getting or keeping the job where you earn it. Kalıp ifadeler
3:32aynı zamanda onu kazandığınız işi bulma veya elde tutma şansınızı da belirler.
not only determines ... but also: iki etkiyi bağlama ve güçlendirme
Not only ... but also ... iki etkiyi birbirine bağlar ve ikinci etkiye ek vurgu yapar. Burada Fed hem paranın değerini hem de bir kişinin işe girme veya işini koruma şansını etkiler. Ortak fiil determines iki bölüm için de geçerlidir: determines how much ... is worth ve determines your chances .... İkinci determines söylenmeden bırakılmıştır. Bu yapıyı kullanırken bağlanan ögeleri dil bilgisi açısından paralel tutun.
Alıştırma
Cümleyi not only ... but also ile tamamlayın: The school club ____ cleans the park ____ plants trees.
Cevabı göster
not only · but also
your chances of getting or keeping the job: olasılık bildiren chances of + -ing
your chances of getting or keeping the job ifadesi, işe girme veya o işi sürdürme olasılığınızın ne kadar yüksek olduğunu anlatır. Burada chances, birbirinden ayrı birkaç fırsatı değil, olasılığı ifade eder. Kalıp someone's chances of + -ing şeklindedir. Getting ve keeping, or ile bağlanan iki -ing biçimidir ve olasılığı değerlendirilen iki olayı belirtir.
Alıştırma
Cümleyi succeed fiili ve chances of + -ing kalıbıyla tamamlayın: Careful preparation can improve your ____.
Cevabı göster
chances of succeeding