Lazer göz ameliyatı nasıl çalışır? - Dan Reinstein: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
693 kelime 140 kel/dk

Video özeti: Video, Barraquer’in korneayı yeniden biçimlendiren ilk yönteminden LASIK, SMILE ve lazerle harmanlanmış görmeye uzanan görme düzeltme cerrahisi sürecini anlatıyor. Kornea eğriliğini değiştirmenin ışığın odağını retinaya nasıl taşıdığını ve hem kırma kusurlarını hem de yaşa bağlı odaklanma sorunlarını nasıl giderebildiğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. fed up with — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bu ifadeyi kelimesi kelimesine yorumlamak yerine uzun süren bir durumdan iyice bıkmayı veya usanmayı anlatan yaygın bir kalıp olarak tanıyın; birinin neden mevcut durumu değiştirmeye kararlı olduğunu açıklarken kullanın. 2. laser in situ keratomileusis, ve LASIK. — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Tam tıbbi adı kamuoyunda bilinen kısaltmasıyla ilişkilendirin ve bilimsel anlatımın önce teknik terimi tanıtıp ardından daha tanıdık kısa biçime nasıl geçtiğini anlayın. 3. aren't just ve can also restore — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bu iki parçanın düşünceyi bilinen bir işlevden ek bir yeteneğe doğru nasıl genişlettiğini fark edin; bir teknolojinin, yöntemin veya kişinin başlangıçta söylenenden daha geniş olanaklara sahip olduğunu vurgulamak için bu yapıyı kullanın.

Bu derste

In 1948,

0:06

1948'de,

Spanish ophthalmologist Jose Ignacio Barraquer Moner was fed up with glasses. Deyimler

0:08

İspanyol göz doktoru Jose Ignacio Barraquer Moner gözlüklerden bıkmıştı.

Deyimler

be fed up with: birikmiş güçlü bıkkınlık

Bu cümlede was fed up with, onun çok sinirlendiğini ve artık dayanamadığını anlatır. Rahatsızlığı zamanla birikmiştir; bu ifade onun beslendiği veya doyduğu anlamına gelmez. Kalıp be fed up with + isim veya -ing biçimidir. Burada glasses, rahatsızlığa neden olan şeyi belirtir.

Alıştırma

Cümleyi fed up with ifadesiyle tamamlayın: After months of delays, Maya is ____ waiting.

Cevabı göster

fed up with

He wanted a solution for blurry vision that fixed the eye itself

0:14

Dışarıdan gelen yardımlara bel bağlamadan

without relying on external aids. Dilbilgisi

0:18

doğrudan gözün kendisini düzelten, bulanık görmeye yönelik bir çözüm istiyordu.

Dilbilgisi

without relying on external aids: without + -ing yapısı

Without relying on external aids, çözümün nasıl çalışacağını açıklar: gözlük gibi dışarıdan kullanılan araçlara bağımlı olmadan gözün kendisini düzeltecektir. Without bir edattır. Ardından isim veya -ing biçimi gelebilir; bu nedenle kalıp without + relying şeklindedir, without + rely veya without + to rely şeklinde değildir. Bağımlı olunan kişi veya şey rely on sonrasında gelir.

Alıştırma

without + rely on yapısını doğru biçimde kullanın: Leo finished the assignment ____ anyone else's notes.

Cevabı göster

without relying on

But the surgery he eventually devised Dilbilgisi

0:21

Ancak sonunda geliştirdiği ameliyat

was not for the faint of heart. Deyimler

0:24

zayıf kalpliler için değildi.

Dilbilgisi

the surgery he eventually devised: that olmadan nesne ilgi cümleciği

the surgery he eventually devised isim öbeğinde surgery ana isimdir. he eventually devised yan cümleciği hangi ameliyattan söz edildiğini belirtir: the surgery that he eventually devised. Bu bölüm ayrı bir ana cümle değildir. That, devised fiilinin nesnesi olacağı için atılabilir; he zaten ilgi cümleciğinin öznesidir. Tüm cümlenin ana fiili was'tır. Bu tür bir atma, ilgi sözcüğü nesne olduğunda mümkündür; ilgi sözcüğü cümleciğin öznesiyse mümkün değildir.

Alıştırma

'the robot that she designed' anlamını doğal biçimde veren isim öbeği hangisidir?

  1. she designed the robot
  2. the robot that designed her
  3. the robot she designed
Cevabı göster

the robot she designed

Deyimler

not for the faint of heart: kolay korkanlar için fazla yoğun

Not for the faint of heart, kolayca korkan, sarsılan veya bunalan kişiler için uygun olmayan bir şeyi anlatan bir deyimdir. Burada ameliyatın rahatsız edici ve yüzleşmesi zor olduğunu belirterek dramatik bir gerilim yaratır. Faint of heart, cesaret veya duygusal dayanıklılık eksikliğini mecazi olarak ifade eder. Genellikle birinin kalbinin gerçekten zayıf ya da sağlıksız olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

'Kolay korkan kişiler için fazla korkutucu veya yoğun' anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: This haunted-house tour is ____.

Cevabı göster

not for the faint of heart

Barraquer began by slicing off the front of a patient's cornea Dilbilgisi

0:26

Barraquer işe hastanın korneasının ön tarafını dilimleyip

and dunking it in liquid nitrogen.

0:30

sıvı nitrojene daldırarak başladı.

Dilbilgisi

began by slicing off: ilk adımı anlatan begin by + -ing

Bu cümlede began by slicing off, korneanın ön kısmını kesip çıkarmanın işlemin ilk eylemi olduğunu anlatır. Buradaki by, başlarken yapılan eylemi tanıtır; bir yeri belirtmez. Bir sürecin ilk adımını tanıtmak için begin veya began by + fiilin -ing biçimini kullanın. Slice off, daha büyük bir şeyin bir parçasını keserek ayırmak anlamına gelir.

Alıştırma

Begin by ve slice off ifadelerini doğru biçimlerde kullanarak cümleyi tamamlayın: Yesterday, Ava ____ the leafy top of the pineapple.

Cevabı göster

began by slicing off

Using a miniature lathe, he ground the frozen cornea Notlar

0:34

Minyatür bir torna tezgahı kullanarak dondurulmuş korneayı

into the precise shape necessary to focus the patient's vision.

0:38

hastanın görüşünü odaklamak için gereken tam şekle gelene kadar taşladı.

Dilbilgisi

Using a miniature lathe: aracı ana cümleden önce belirtmek

Using a miniature lathe, cümlenin başında yer alan -ing biçimli bir ortaç öbeğidir. Ana eylemde hangi aracın kullanıldığını belirtir: he ground the frozen cornea. Bu öbek tek başına tam bir cümle değildir; ana fiil ground sözcüğüdür. Using eylemini gerçekleştiren örtük kişi, ana cümlenin öznesi he ile aynı olmalıdır. Hem tornayı kullanan hem de korneayı şekillendiren odur. Bu yapı, yöntem ve süreç açıklamalarında yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümle, Maya'nın kullandığı aracı göstermek için baştaki Using ... öbeğini açıkça ve doğru biçimde kullanır?

  1. Using a small brush, the camera lens looked clearer.
  2. Using a small brush, the dust fell from the camera lens.
  3. Using a small brush, Maya cleaned the camera lens.
Cevabı göster

Using a small brush, Maya cleaned the camera lens.

Kalıp ifadeler

ground ... into ...: aşındırarak bir şeye şekil vermek

ground the frozen cornea into the precise shape ifadesinde ground, grind fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve “bir şeyi sürterek veya üzerinden malzeme kaldırarak yeni bir şekle sokmak” anlamına gelir. Burada fiildir; “yer” veya “zemin” anlamındaki ground ismi değildir. Fiil + nesne + into + sonuç yapısı, eylemin yol açtığı değişimi gösterir: the frozen cornea nesnedir, the precise shape ise sonuçtur. into ortaya çıkan biçimi gösterdiğinde bu yapı başka işleme fiilleriyle de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi ortaya çıkan şekli tanıtan edatla tamamlayın: The artisan ground the stone ____ a smooth oval.

Cevabı göster

into

Then he thawed the disk and sewed it back on. Öbek fiiller

0:42

Ardından diski çözdü ve geri dikti.

Öbek fiiller

sewed it back on: onu yeniden yerine dikmek

Sewed it back on, “onu dikişlerle önceki yerine yeniden tutturdu” anlamına gelir. Sewed yapılan eylemi belirtir; back önceki bir duruma veya konuma dönüşü gösterir; on ise diskin yeniden bir şeye tutturulduğunu anlatır. it zamiri daha önce çıkarılmış olan diski ifade eder. back on kaldırılırsa cümle yalnızca dikme eylemini bildirir; diskin asıl yerine geri konduğu sonucu açıkça anlatılmaz.

Alıştırma

Cümleyi back ve bağlanmayı gösteren doğru edatla tamamlayın: The patch came off the backpack, so Maya sewed it ____.

Cevabı göster

back on

Barraquer called this procedure keratomileusis

0:46

Barraquer bu prosedürü keratomileusis olarak adlandırdı,

from the Greek words for carving and cornea. Kültür

0:50

bu kelime Yunanca oymak ve kornea kelimelerinden geliyordu.

Kültür

from the Greek words for ...: bir terimin kökenini açıklamak

from the Greek words for carving and cornea ifadesi, keratomileusis adının nereden geldiğini açıklar. Terimin, “oyma” ve “kornea” anlamlarıyla bağlantılı Yunanca ögelerden oluşturulduğunu belirtir. İngilizcedeki the Greek word(s) for X kalıbında for, sözcüğün X fikrini ifade etmek için kullanıldığını gösterir. Bu ifade köklerin arkasındaki anlamları özetler; modern Yunancada eksiksiz bir çeviri vermez.

Alıştırma

from the Greek words for carving and cornea, keratomileusis hakkında bize ne anlatıyor?

  1. İşlem ilk kez eksiksiz bir Yunanca cümlede açıklanmıştır.
  2. Terimin adı, oyma ve korneayla bağlantılı Yunanca ögelere dayanır.
  3. Yunanca konuşanlar işlem için İngilizce carving ve cornea sözcüklerini kullanır.
Cevabı göster

Terimin adı, oyma ve korneayla bağlantılı Yunanca ögelere dayanır.

And though it might sound grisly, Anlatım akışı

0:53

Kulağa tüyler ürpertici gelse de,

his technique produced reliable results.

0:55

bu teknik güvenilir sonuçlar üretti.

Anlatım akışı

though it might sound grisly: ana fikirden önce gelen ödünleme

though it might sound grisly, karşıtlığa rağmen bir durumu kabul eden yan cümledir. Önce olumsuz bir izlenimi kabul eder: teknik anlatıldığında kanlı veya dehşet verici görünebilir. Ana mesaj virgülden sonra gelir: teknik güvenilir sonuçlar vermiştir. Though A, B kalıbı A'yı kabul eder, fakat dikkati B'ye yöneltir. might, ilk izlenimin daha az kesin ifade edilmesini sağlar.

Alıştırma

Ödünleme bildiren giriş bölümünü tamamlamak için bu sözcükleri verilen sırayla kullanın: though, it, might, sound, strange. ____, the new design works well.

Cevabı göster

Though it might sound strange

So,

0:59

Peki,

how did Barraquer's surgery work?

1:00

Barraquer'in ameliyatı nasıl işliyordu?

Keratomileusis corrects what are called refractive errors, Dilbilgisi

1:03

Keratomileusis, kırılma kusurları olarak adlandırılan sorunları,

imperfections in the way the eye focuses incoming light. Dilbilgisi

1:07

yani gözün gelen ışığı odaklama biçimindeki kusurları düzeltir.

Dilbilgisi

what are called refractive errors: bir terimi adlandırma

what are called refractive errors ifadesinde what, “... olan şeyler” anlamına gelir ve what yan tümcesinin tamamı corrects fiilinin nesnesidir. are called, refractive errors ifadesini bu sorunların adı olarak tanıtır. Bu bir bildirme cümlesidir, what ile kurulan bir soru değildir. Yeniden kullanılabilen kalıp what is/are called + ad biçimindedir ve bir şeyi ya da bir grup şeyi kullanılan terimle eşleştirir; adlandırılan unsur tekil olarak düşünülüyorsa is, çoğul olarak düşünülüyorsa are seçilir.

Alıştırma

Hangi cümle soru sormak yerine what are called yapısıyla microcracks teknik adını tanıtır?

  1. What are microcracks called?
  2. The device detects what are called microcracks.
  3. The device asks what microcracks are called.
Cevabı göster

The device detects what are called microcracks.

Dilbilgisi

the way the eye focuses incoming light: bir şeyin nasıl çalıştığını anlatma

The way the eye focuses incoming light, “gözün gelen ışığı nasıl odakladığı” anlamına gelir. way’den sonra gelen the eye focuses incoming light yan tümcesi, anlatılan belirli süreci açıklar. Yeniden kullanılabilen kalıp the way + özne + fiil biçimindedir. way’den sonraki sözcükler, the way the wings move örneğindeki gibi bildirme cümlesi sırasını korur. Birçok cümlede that de eklenebilir: the way that the wings move.

Alıştırma

Robotun nasıl çalıştığını anlatmak için the way + yan tümce yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Engineers studied the way the robot to move across rough ground.
  2. Engineers studied the way the robot moves across rough ground.
  3. Engineers studied the way does the robot move across rough ground.
Cevabı göster

Engineers studied the way the robot moves across rough ground.

Ideally,

1:12

İdeal olarak,

the cornea and lens work together Kalıp ifadeler

1:13

kornea ve mercek birlikte çalışarak

to focus light on the surface of the retina,

1:15

ışığı retinanın yüzeyine odaklar,

Kalıp ifadeler

work together to focus light on ...: bir hedefe yönelik uyumlu çalışma

work together to focus light on ... ifadesinde work together, kornea ile göz merceğinin tek bir sistemin uyumlu parçaları olarak birlikte çalıştığını belirtir. to focus sözleri, bu ortak hareketin amacını açıklar. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp work together to + fiilin yalın hâlidir. Burada focus light on the surface of the retina, ışık ışınlarının o yüzeyde birleşmesini sağlamak demektir. Focus geçişli kullanılmıştır: focus + nesne + on + yer. Bir konuya dikkat vermeyi değil, ışığın fiziksel yolunu anlatır.

Alıştırma

Cümleyi work together to ile tamamlayın: The two pumps ____ move water through the building.

Cevabı göster

work together to

but several kinds of refractive errors can impair this delicate system. Kelime

1:18

ancak çeşitli kırılma kusurları bu hassas sistemi bozabilir.

Kelime

can impair this delicate system: işlevin azalması, tamamen yok olma değil

Can olasılık bildirir; impair ise bir yeteneğin, bedensel işlevin ya da sistemin daha kötü çalışmasına neden olmak demektir. Bu nedenle can impair this delicate system, kırma kusurlarının gözün hassas ve kolayca etkilenebilen odaklama sisteminin verimini azaltabileceğini anlatır; sistemi mutlaka tamamen yok edecekleri anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümle için en uygun resmî fiili seçin: Lack of sleep can ___ your judgment, making decisions less reliable.

  1. impair
  2. destroy
  3. improve
Cevabı göster

impair

In people with myopia or nearsightedness, Kelime

1:23

Miyop veya uzağı göremeyen kişilerde,

a steep cornea focuses light just short of the retina. Kelime

1:26

dik bir kornea ışığı retinanın hemen önüne odaklar.

Kelime

myopia or nearsightedness: teknik terim ve gündelik adı

Burada myopia ve nearsightedness aynı görme sorununu adlandırır. Myopia tıbbi terimdir; nearsightedness ise Amerikan İngilizcesindeki daha tanıdık gündelik addır. “Teknik terim or tanıdık ad” yapısında or, farklı bir seçenek sunmak yerine önceki terimi daha anlaşılır biçimde yeniden açıklar. Bu yapıyı tanımak, bilim ve sağlık içeriklerindeki açıklamaları takip etmeyi kolaylaştırır.

Alıştırma

“myopia or nearsightedness” ifadesinde or sözcüğünün işlevi nedir?

  1. Aynı durumun tanıdık bir adını tanıtır.
  2. İlgisiz ikinci bir göz hastalğini adlandırır.
  3. Konuşanın hangi durumun bulunduğundan emin olmadığını gösterir.
Cevabı göster

Aynı durumun tanıdık bir adını tanıtır.

Kelime

just short of the retina: bir noktaya tam olarak ulaşmamak

Just short of the retina, ışığın odaklandığı noktanın retinaya ulaşmadığını ve retinanın biraz önünde kaldığını ifade eder. Just, aradaki mesafenin küçük olduğunu gösterir. just short of + hedef yapısı, hedefe yakın olan fakat hâlâ onun altında veya önünde kalan bir konumu, miktarı ya da sonucu belirtir. Burada short, retinanın boyutunu tarif etmez.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “çok yakın ama ulaşmamış” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The runner stopped ____ the finish line.

Cevabı göster

just short of

Those with hyperopia or farsightedness have the opposite problem. Kelime

1:31

Hipermetrop veya yakını göremeyenlerde ise tam tersi bir sorun vardır.

Kelime

hyperopia or farsightedness: aynı durumun iki adı

Bu cümlede hyperopia ve farsightedness, ışığın retinanın arkasında odaklanma eğiliminde olduğu aynı görme durumunun iki adıdır. Hyperopia tıbbi terimdir; farsightedness ise Amerikan İngilizcesinde kullanılan yaygın addır. Buradaki or, “başka bir deyişle” veya “diğer adıyla” anlamına gelir. Teknik bir sözcüğü günlük dille yeniden ifade eder; iki ayrı durumu sıralamaz.

Alıştırma

Cümledeki hyperopia or farsightedness ifadesini hangi açıklama doğru biçimde açıklar?

  1. Hyperopia ve farsightedness birbiriyle ilgisiz iki göz durumudur.
  2. Hyperopia tıbbi terimdir, farsightedness ise yaygın bir günlük addır.
  3. Farsightedness, myopia için kullanılan başka bir addır.
Cevabı göster

Hyperopia tıbbi terimdir, farsightedness ise yaygın bir günlük addır.

Light is focused too far beyond the retina. Kelime

1:36

Işık retinanın çok ötesine odaklanır.

Kelime

too far beyond the retina: hedeflenen noktanın fazla ötesinde

too far beyond the retina ifadesinde beyond mekânsal bir anlam taşır: odak, ışığın izlediği yönde retinayı geçerek onun öte tarafında kalır. Too far, bu noktanın ötesine geçilen mesafenin aşırı olduğunu veya bir soruna yol açtığını gösterir. Yalnızca far beyond anlamına gelmez; too, konumun uygun olmadığı düşüncesini ekler.

Alıştırma

Cümleyi “sınırı aşırı bir mesafeyle geçmek” anlamına gelen üç sözcüklük yapının aynısıyla tamamlayın: The car rolled ____ the stop line.

Cevabı göster

too far beyond

And in people with astigmatism, Kelime

1:39

Ve astigmatı olan kişilerde,

the cornea has two different curvatures,

1:41

korneanın iki farklı eğriliği vardır,

which focus light at two distances and produce blurry vision.

1:44

bu da ışığı iki farklı mesafede odaklar ve bulanık bir görüş yaratır.

Kelime

astigmatism: farklı eğriliklerin neden olduğu düzensiz odaklama

Astigmatism, korneanın veya göz merceğinin eğriliğinin yöne göre değiştiği bir kırma kusurudur. Bu nedenle ışık tek ve net bir odak oluşturmaz; görüntü bulanık veya çarpık olabilir. Bu cümlede with astigmatism durumu belirtir. Ardından gelen yan cümle ise basitleştirilmiş bir neden-sonuç açıklaması verir: iki eğrilik, iki odaklama mesafesine ve bulanık görmeye yol açar.

Alıştırma

Astigmatism durumunu en iyi açıklayan ifade hangisidir?

  1. Gözler yalnızca yaşlanma nedeniyle yakına odaklanma yetisini kaybeder.
  2. Gözün eğriliği yöne göre değiştiği için ışık düzensiz biçimde odaklanır.
  3. Uzak nesnelerden gelen ışık retinanın önündeki tek bir noktada odaklanır.
Cevabı göster

Gözün eğriliği yöne göre değiştiği için ışık düzensiz biçimde odaklanır.

Even those with perfect vision

1:49

Kusursuz görüşe sahip olanlar bile

will eventually suffer from presbyopia or aging eyes. Kelime

1:51

sonunda presbiyopiden, yani yaşlanan gözlerden muzdarip olacaktır.

Kelime

presbyopia or aging eyes: ardından sade bir açıklama gelen tıbbi terim

Presbyopia, gözün yaşa bağlı olarak yakındaki nesnelere odaklanma yetisini kaybetmesinin özel adıdır. Göz merceği esnekliğini yitirdikçe küçük yazıları okumak gibi işler zorlaşır. Buradaki or ikinci bir durumu tanıtmaz. Genel izleyicinin tıbbi terimi yaşlanmayla ilişkilendirebilmesi için presbyopia ifadesini aging eyes şeklinde daha sade bir dille yeniden açıklar. Ancak aging eyes daha geniş ve daha az kesin bir ifadedir.

Alıştırma

Presbyopia or aging eyes ifadesinde or ne işe yarar?

  1. Presbyopia ifadesinin gayriresmî olduğunu gösterir.
  2. Birbiriyle ilgisiz iki göz rahatsızlığını sıralar.
  3. Tıbbi bir terimi daha tanıdık sözlerle yeniden açıklar.
Cevabı göster

Tıbbi bir terimi daha tanıdık sözlerle yeniden açıklar.

As the proteins in the lens age, Dilbilgisi

1:55

Mercekteki proteinler yaşlandıkça,

they slowly increase its size.

1:57

yavaşça boyutlarını artırırlar.

Dilbilgisi

As the proteins in the lens age: “zaman geçtikçe” anlamındaki as

Burada as, “zaman geçtikçe” veya “bir değişim ilerledikçe” anlamına gelir. As the proteins in the lens age yan cümlesi yavaş ilerleyen bir süreci ortaya koyar; ana cümle ise aynı anda gerçekleşen başka bir değişimi anlatır. As sözcüğünün bu kullanımı, zaman içinde birlikte ilerleyen iki gelişmeyi birbirine bağlar. Bağlam, yaşlanmanın sonuca katkıda bulunduğunu da düşündürebilir; ancak as, nedeni because kadar doğrudan belirtmez.

Alıştırma

Bu cümlede As the proteins in the lens age öncelikle hangi ilişkiyi gösterir?

  1. Konuşmacı kesin bir tarih veriyor.
  2. Proteinler mercekle karşılaştırılıyor.
  3. İki aşamalı değişim zaman içinde birlikte ilerliyor.
  4. Önce proteinler yaşlanıyor, mercek ise çok daha sonra değişiyor.
Cevabı göster

İki aşamalı değişim zaman içinde birlikte ilerliyor.

By an adult's mid-40s, Kelime

2:00

Bir yetişkin 40'lı yaşlarının ortalarına geldiğinde,

the lens is too large Dilbilgisi

2:02

mercek kolayca şekil değiştiremeyecek

to easily change shape and shift focus.

2:04

ve odağı kaydıramayacak kadar büyük olur.

Kelime

By an adult's mid-40s: yaklaşık 45 yaşına gelindiğinde

An adult's mid-40s, kişinin 40 ile 49 yaşları arasındaki dönemin ortasını, genellikle yaklaşık 44–46 yaşlarını ifade eder. Merkez yaklaşık 45 yaştır. An adult's iyelik yapısı, 40s ifadesinin 1940'ları değil bir yaş aralığını gösterdiğini açıklar. By, “bu yaşa gelindiğinde” anlamına gelir. Ardından belirtilen durumun o noktada zaten geçerli olduğunu söyler; durumun tam olarak kişinin 40. doğum gününde başladığı anlamına gelmez.

Alıştırma

By an adult's mid-40s burada ne anlama gelir?

  1. Yaklaşık kırk beş yaşına gelindiğinde
  2. Tam olarak yetişkinin kırkıncı doğum gününde başlayarak
  3. Yetişkin kırk yaşına girmeden önce
  4. 1940'ların ortalarında
Cevabı göster

Yaklaşık kırk beş yaşına gelindiğinde

Dilbilgisi

is too large to easily change shape: sınır bildiren too ... to yapısı

too + adjective + to + verb kalıbı, bir özelliğin uygulanabilir sınırı aştığını ve bu yüzden sonraki eylemin zor ya da imkânsız olduğunu anlatır. Burada göz merceği o kadar büyüktür ki kolayca şekil değiştiremez. to easily change shape mastar bölümü, too large tarafından kısıtlanan sonucu gösterir; amaç bildirmez. easily zarfı to ile change arasında yer alır ve şekil değiştirme eyleminin nasıl gerçekleşeceğini belirtir.

Alıştırma

Aşırı bir derecenin kısıtlama oluşturduğunu gösteren iki sözcüğü yazın: The backpack is ____ heavy ____ carry safely.

Cevabı göster

too · to

Glasses and contact lenses

2:08

Gözlükler ve kontakt lensler

bend light to compensate for these refractive errors. Kalıp ifadeler

2:10

bu kırılma kusurlarını telafi etmek için ışığı büker.

Kalıp ifadeler

compensate for these refractive errors: bir etkiyi telafi etmek

Compensate for + isim, bir sorunun, kaybın ya da eksikliğin zararlı etkisini azaltmak veya dengelemek anlamına gelir. Burada gözlükler ve kontakt lensler, kırma kusurlarının etkilerini telafi etmek için ışığı büker. Bu ifade, altta yatan nedeni iyileştirmek ya da ortadan kaldırmak anlamına gelmez. Görme üzerindeki etkileri düzeltilse bile kırma kusurları varlığını sürdürebilir.

Alıştırma

“Gecikmenin etkisini telafi etmek” anlamındaki sabit ifadeyi tamamlayın: The extra day helped compensate ____ the delay.

Cevabı göster

for

But as Barraquer's procedure shows, Anlatım akışı

2:14

Ancak Barraquer'in prosedürünün gösterdiği gibi,

we can also alter the shape of the cornea itself,

2:17

korneanın kendi şeklini de değiştirebilir,

Anlatım akışı

as Barraquer's procedure shows: sonuçtan önce kanıt sunma

Burada as Barraquer's procedure shows, “Barraquer'in yöntemi gösterdiği gibi” anlamına gelir. as ile başlayan yan cümle önce kanıtı verir, ardından ana düşünceyi sunar: korneanın şeklini değiştirebiliriz. Açıklama ve tartışmalarda as + kanıt kaynağı + shows kalıbı bir örneği, sonucu veya kaynağı desteklediği sonuca bağlar. Burada as, “-dığı zaman” anlamına gelmez.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: “As the chart shows, sales rose in June.” Baştaki yan cümle ne işe yarıyor?

  1. Grafiği ardından gelen düşüncenin kanıtı olarak sunar.
  2. Grafiğin nasıl çizileceğini açıklar.
  3. Grafiğin ne zaman hazırlandığını söyler.
  4. Konuşanın satış rakamlarından şüphe ettiğini gösterir.
Cevabı göster

Grafiği ardından gelen düşüncenin kanıtı olarak sunar.

moving the focal point backwards,

2:21

odak noktasını geriye,

forwards,

2:23

ileriye taşıyabilir

or pulling a divided image together.

2:24

veya bölünmüş bir görüntüyü bir araya getirebiliriz.

And thankfully,

2:28

Ve ne mutlu ki,

modern eye surgeons can sculpt the cornea

2:29

modern göz cerrahları çok daha az invaziv aletlerle

with far less invasive tools. Kelime

2:31

korneayı şekillendirebiliyor.

Kelime

far less invasive tools: vücuda çok daha az müdahale

Tıpta invasive, vücuda giren, dokuyu kesen veya başka bir şekilde vücuda fiziksel müdahalede bulunan bir işlemi ya da aracı tanımlar. Less invasive tools ifadesi, karşılaştırılan araçlara göre vücuda daha az giren veya dokuları daha az etkileyen araçları anlatır. Far, less invasive içindeki karşılaştırmayı güçlendirir. Far less invasive, invazivlik derecesinin biraz değil, çok daha düşük olduğu anlamına gelir; otomatik olarak non-invasive demek değildir.

Alıştırma

Bir tıp makalesindeki şu cümleyi okuyun: “This test is far less invasive than traditional surgery.” Ne anlama geliyor?

  1. Test, geleneksel ameliyata göre vücuda çok daha az girilmesini veya çok daha az zarar verilmesini içerir.
  2. Test, geleneksel ameliyattan daha az askerî araç kullanır.
  3. Test, geleneksel ameliyattan çok daha ucuzdur.
  4. Test hiçbir şekilde vücuda girmez veya vücudu etkilemez.
Cevabı göster

Test, geleneksel ameliyata göre vücuda çok daha az girilmesini veya çok daha az zarar verilmesini içerir.

In corrective laser eye surgery, Kelime

2:35

Düzeltici lazer göz cerrahisinde,

surgeons rely on excimer lasers. Kalıp ifadeler

2:37

cerrahlar excimer lazerlere güvenirler.

Kelime

corrective laser eye surgery: art arda gelen niteleyicileri çözümleme

Bu ad öbeğinde temel ad surgery'dir; öbek bir ameliyat türünü adlandırır. Eye vücut bölgesini, laser tekniği, corrective ise amacı, yani görmeyi düzeltmeyi belirtir. Uzun bir ad öbeğini çözmek için temel addan geriye doğru ilerleyin: surgery → eye surgery → laser eye surgery → corrective laser eye surgery. Laser eye bölümünü lazerden yapılmış bir göz anlamına gelecek şekilde gruplamayın.

Alıştırma

corrective laser eye surgery ifadesini doğru şekilde çözen yorum hangisidir?

  1. Göze lazer üretme yeteneği kazandıran bir ameliyat.
  2. Bir göze ait lazeri düzelten bir operasyon.
  3. Görmeyi düzeltmek için lazer kullanan bir göz ameliyatı türü.
Cevabı göster

Görmeyi düzeltmek için lazer kullanan bir göz ameliyatı türü.

Kalıp ifadeler

rely on excimer lasers: rely on + ad

Rely on, «bir şeye güvenmek» veya «bir şeyin desteğine ihtiyaç duymak» anlamına gelir. Burada excimer lasers, cerrahların ameliyatı gerçekleştirmek için dayandığı araçlardır. Destek sağlayan kişi, şey, bilgi kaynağı veya yöntemi belirtmek için rely on + ad veya zamir kullanın. Bu nesnenin neyi mümkün kıldığını da söylemek için rely on + nesne + to-infinitive yapısını kullanın; örneğin rely on imaging systems to guide the procedure.

Alıştırma

İngilizce cümleyi çoğul özneyle uyumlu rely on biçimiyle tamamlayın: Pilots ____ accurate weather reports when planning a flight.

Cevabı göster

rely on

These tools are accurate enough Dilbilgisi

2:40

Bu araçlar bir insan saç teline

to etch words into a human hair.

2:42

kelimeler kazıyacak kadar hassastır.

Dilbilgisi

are accurate enough to etch: sıfat + enough + to

Sıfat + enough + to + fiilin yalın hâli yapısı, bir niteliğin bir eylem için gereken düzeye ulaştığını belirtir. Burada are accurate enough to etch, araçların kazıma yapabilecek kadar hassas olduğu anlamına gelir. etch words into a human hair ifadesinde into, kazımanın yapıldığı nesneyi gösterir: sözcükler tek bir saç teline kazınır. Saç telinin sözcüklere dönüştüğü anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi enough to yapısıyla tamamlayın: This camera is sensitive ____ detect very faint light.

Cevabı göster

enough to

To safely accomplish these ultra-fine incisions, Dilbilgisi

2:46

Bu ultra ince kesikleri güvenli bir şekilde gerçekleştirmek için

they use a technique called photoablation. Kelime

2:50

fotoablasyon adı verilen bir teknik kullanırlar.

Dilbilgisi

To safely accomplish ...: cümle başında amaç bildiren to'lu mastar

Cümlenin başındaki To safely accomplish ..., amaç bildiren bir to'lu mastar yapısıdır. Ana eylemin hedefini açıklar: bu tekniği, son derece ince kesileri güvenli biçimde gerçekleştirebilmek için kullanırlar. Temel yapı To + fiilin yalın hâli ..., ana cümle şeklindedir. Burada safely, accomplish fiilinden önce gelir ve onu niteler. To amaç bildirir; bir varış noktası ya da zaman noktası anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi, başta amaç bildiren bir to'lu mastarla tamamlayın: ____ avoid traffic, we left home before sunrise.

Cevabı göster

To

Kelime

a technique called photoablation: teknik bir adı tanıtma

a technique called photoablation ifadesinde called photoablation, technique sözcüğünden sonra gelir ve tekniğin adını belirtir. Bu, a technique that is called photoablation anlamına gelen kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir. Photoablation, ışık enerjisiyle dokuyu ortadan kaldıran bir tekniğin adıdır. Bu terimde photo- bir fotoğrafı değil, ışığı ifade eder.

Alıştırma

Sürecin adını tanıtmak için cümleyi call fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The lab uses a process ____ freeze-drying.

Cevabı göster

called

This allows the lasers Dilbilgisi

2:53

Bu, lazerlerin

to essentially evaporate organic tissue

2:54

çevreleyen göz dokusunu aşırı ısıtmadan

without overheating surrounding eye tissue.

2:57

organik dokuyu esasen buharlaştırmasına olanak tanır.

Dilbilgisi

allow + nesne + to do: allows the lasers to evaporate tissue

Allow + nesne + to mastarı, bir şeyin bir kişi veya nesne için bir eylemi mümkün kıldığını anlatır. Burada This tekniği ifade eder, the lasers nesnedir ve to essentially evaporate organic tissue mümkün hâle gelen eylemdir. Sıralamayı allow + nesne + to do biçiminde koruyun: allows the lasers to evaporate. Bu kullanımda allow izin vermek değil, mümkün kılmak anlamındadır. Essentially, sonucun uygulamada buharlaşmaya benzediğini gösterir.

Alıştırma

Eksik sözcüğü yazarak allow + nesne + to do yapısını tamamlayın: The new battery allows the robot ____ work for six hours.

Cevabı göster

to

So,

3:00

Peki,

how does laser eye surgery actually work?

3:01

lazer göz ameliyatı aslında nasıl yapılır?

The first step is Anlatım akışı

3:04

İlk adım,

to separate a thin layer

3:05

korneanın ön kısmından

from the front of the cornea.

3:06

ince bir tabakayı ayırmaktır.

Anlatım akışı

The first step is to ... ile bir sürecin ilk eylemini tanıtmak

The first step is to ... bir süreç yönlendirme ifadesidir. Dinleyiciye konuşanın tek başına bir bilgi vermediğini, sıralı bir süreci anlatmaya başladığını gösterir. Bu cümlede ilk adım olarak sunulan eylem ince bir tabakayı ayırmaktır. İlk eylemi belirtmek için The first step is to + fiilin yalın hâli kalıbını kullanın. Bu kalıp dinleyiciyi next, then ve finally gibi sonraki sıralama işaretlerine de hazırlar.

Alıştırma

Bir sürecin ilk eylemini tanıtan kalıbı tamamlayın: The first step ____ turn off the power.

Cevabı göster

is to

This can be done

3:08

Bu,

with either a flat wide blade Dilbilgisi

3:09

düz, geniş bir bıçakla

or a femtosecond laser

3:11

veya kornea yüzeyinin altında bir düzlem oluşturmak için

Dilbilgisi

either a flat wide blade or a femtosecond laser: iki alternatif sunmak

either A or B iki alternatif sunar. Burada A ve B iki araçtır: a flat wide blade ve a femtosecond laser. Cümle, işlemin bir araçla veya diğeriyle yapılabileceğini söyler; iki aracın birlikte kullanıldığını söylemez. İlk alternatiften önce either, ikinci alternatiften önce or kullanın. Mümkün olduğunda iki alternatifi paralel yapıda tutun; bu cümlede ikisi de isim öbeğidir.

Alıştırma

Bir dosyayı göndermenin iki alternatif yolunu sunan eşli yapıyı tamamlayın: You can send the file ____ by email ____ by text message.

Cevabı göster

either · or

that produces millions of tiny plasma bubbles

3:14

milyonlarca minik plazma kabarcığı üreten

to create a plane beneath the corneal surface.

3:17

bir femtosaniye lazeriyle yapılabilir.

Surgeons then lift the flap Kalıp ifadeler

3:21

Cerrahlar daha sonra korneanın iç kısmını açığa çıkarmak için

to expose the inside of the cornea.

3:23

flebi kaldırırlar.

Kalıp ifadeler

lift the flap: cerrahi doku flebini kaldırmak

Bu işlemde lift the flap, daha önce oluşturulan ince kornea dokusu katmanını kaldırmak anlamına gelir. Burada flap, bir kenarı çevresindeki dokuya bağlı kalan ve geriye doğru katlanabilen bir doku parçasını belirten isimdir. Bu ifade, alttaki dokuyu açığa çıkarmak için flebin kaldırılmasını anlatır; flap burada çırpınma hareketi anlamına gelmez.

Alıştırma

'The surgeon lifted the skin flap to reach the injured tissue,' cümlesinde lifted the skin flap ne anlama gelir?

  1. Kısmen bağlı kalan bir deri katmanını kaldırdı
  2. Derinin ileri geri hareket etmesini sağladı
  3. Bölgedeki tüm deriyi çıkardı
  4. Deriyi kuvvetle aşağı bastırdı
Cevabı göster

Kısmen bağlı kalan bir deri katmanını kaldırdı

Guided by the refractive error and the shape of the cornea, Dilbilgisi

3:25

Kırılma kusuru ve korneanın şeklinin rehberliğinde,

Dilbilgisi

Guided by ...: bir eylemin dayanağını belirtmek

Guided by the refractive error and the shape of the cornea, cümle başında kullanılan bir geçmiş zaman ortaç öbeğidir. Ardından gelen ana cümledeki eylemin hangi bilgilere göre yapıldığını gösterir. Guided burada zaman taşıyan çekimli bir fiil olmadığı için bu öbek tek başına cümle olamaz. Ana cümlenin öznesi de mantıken bu bilgiler tarafından yönlendirilen kişi, süreç veya cihaz olmalıdır.

Alıştırma

Hangi cümle, bir eylemin dayanağını belirtmek için Guided by ... yapısını doğru kullanır?

  1. Guided by the weather report, the route changed the pilot.
  2. The pilot guided by change the route.
  3. Guided by the weather report, the pilot changed the route.
  4. Guided by the weather report.
Cevabı göster

Guided by the weather report, the pilot changed the route.

the excimer laser robotically sculpts Kalıp ifadeler

3:29

excimer lazer robotik olarak

the exposed corneal bed into the correct shape.

3:31

açıkta kalan kornea yatağını doğru şekle sokar.

Kalıp ifadeler

sculpt ... into the correct shape: doğru şekle getirmek

sculpt A into B, A'yı biçimlendirip yeniden şekillendirerek son biçiminin B olmasını sağlamak demektir. Burada A, kornea flebinin altındaki doku tabakası olan the exposed corneal bed; B ise the correct shape ifadesidir. Bu teknik bağlamda sculpt, bir sanat eseri yapmak anlamına gelmez. Lazerin dokuyu hassas biçimde kaldırıp yeniden şekillendirmesini anlatır. robotically ise sürecin otomatik bir sistem tarafından kontrol edildiğini gösterir.

Alıştırma

Ortaya çıkan biçimi gösteren edatı yazarak cümleyi tamamlayın: The machine sculpted the material ____ a smooth curve.

Cevabı göster

into

This process usually takes less than 30

3:35

Bu işlem genellikle her iki göz için de

seconds for each eye.

3:37

30 saniyeden az sürer.

Finally,

3:40

Son olarak,

the flap is closed

3:41

flep kapatılır

and its edges reseal themselves

3:42

ve kenarları sadece birkaç saat içinde

in just a few hours.

3:44

kendi kendine mühürlenir.

Because the lasering is done

3:46

Lazer işlemi

on the eyeball itself,

3:48

doğrudan göz küresinin kendisi üzerinde yapıldığı için,

it's described as in situ Kelime

3:50

buna "in situ",

or on site.

3:51

yani yerinde adı verilir.

Kelime

in situ or on site: yerinde

in situ, “yerinde” anlamına gelen Latince bir ifadedir. Burada lazer tedavisinin doku çıkarıldıktan sonra değil, dokunun bulunduğu göz küresi üzerinde doğrudan yapıldığını anlatır. Konuşmacı, anlaşılması kolay bir İngilizce açıklama olarak on site ifadesini ekler. Ancak bilimsel ve tıbbi kullanımda in situ, bir şeyin özgün veya doğal konumunda kaldığını daha belirgin biçimde vurgular.

Alıştırma

"The tissue was examined in situ" cümlesindeki in situ ne anlama gelir?

  1. İncelenmeden önce başka bir yere taşındı.
  2. Özgün konumunda incelendi.
  3. Otomatik bir makine tarafından şekillendirildi.
  4. Yalnızca bir internet sitesinde incelendi.
Cevabı göster

Özgün konumunda incelendi.

Its complete name is laser in situ keratomileusis, Kültür

3:53

Tam adı lazer in situ keratomileusis'tir,

but you probably know it as LASIK.

3:57

ama siz muhtemelen onu LASIK olarak biliyorsunuzdur.

Kültür

laser in situ keratomileusis ... LASIK: tam ad ve kısaltma

Bu cümlede laser in situ keratomileusis tam teknik addır; LASIK ise aynı göz operasyonu için kullanılan tanıdık kısaltmadır. İki farklı operasyonu ifade etmezler. Its complete name is X, but you probably know it as Y kalıbı, uzmanlık teriminden çoğu dinleyicinin tanıdığı ada geçiş yapar.

Alıştırma

Cümle, laser in situ keratomileusis ile LASIK arasında nasıl bir ilişki kuruyor?

  1. LASIK, aynı operasyonun tanıdık kısaltmasıdır.
  2. LASIK, cerrahın adıdır.
  3. İkisi farklı göz operasyonlarını ifade eder.
  4. LASIK, operasyonda kullanılan lazerin marka adıdır.
Cevabı göster

LASIK, aynı operasyonun tanıdık kısaltmasıdır.

Essentially,

4:00

Esasen,

this technique carves Deyimler

4:01

bu teknik,

a patient's contact lens prescription

4:02

bir hastanın kontakt lens reçetesini

onto their cornea.

4:05

korneasına oyar.

Deyimler

carves a patient's contact lens prescription onto their cornea: görsel bir mecaz

Buradaki carves ... onto ... görsel bir mecazdır. Korneayı yeniden şekillendirmeyi bir yüzeye desen oymaya benzetir; göze sözcük veya sayı yazılması anlamına gelmez. Contact lens prescription, hastanın daha net görebilmek için ihtiyaç duyduğu düzeltme ayarlarını ifade eder. Cümle, tekniğin bu ayarları kullanarak korneayı yeniden şekillendirdiğini ve amaçlanan görme düzeltmesini sağladığını anlatır.

Alıştırma

Burada carves a patient's contact lens prescription onto their cornea ne anlama geliyor?

  1. Kontakt lensin korneaya kalıcı olarak yapıştırılması anlamına gelir.
  2. Yazılı reçetenin korneaya oyulması anlamına gelir.
  3. Hastanın görme düzeltme ayarlarına göre korneanın yeniden şekillendirilmesini mecazi olarak ifade eder.
  4. Hastanın adının korneaya işaretlenmesi anlamına gelir.
Cevabı göster

Hastanın görme düzeltme ayarlarına göre korneanın yeniden şekillendirilmesini mecazi olarak ifade eder.

Like any surgical procedure, Anlatım akışı

4:07

Tüm cerrahi prosedürler gibi,

LASIK comes with certain risks. Kalıp ifadeler

4:08

LASIK de belirli risklerle birlikte gelir.

Anlatım akışı

Like any surgical procedure: LASIK’i bir grubun parçası olarak çerçevelemek

Like any surgical procedure, cümle başında kullanılan bir karşılaştırma öbeğidir. LASIK’i daha geniş olan cerrahi işlemler grubuna yerleştirir; böylece ana cümle bu grubun genel bir özelliğini, yani risk taşımasını, LASIK’e de uygular. Burada like, “aynı şekilde” anlamına gelen bir edattır; “hoşlanmak” anlamındaki fiil değildir. Tekrar kullanılabilen Like any + tekil sayılabilen isim, ... kalıbı önce ortak grubu, sonra belirli örneği vererek bilgiyi düzenler.

Alıştırma

Hangi cümle, bir örneği daha geniş bir kategoriye yerleştirip ortak bir özelliği belirtmek için Like any ... yapısını doğru kullanır?

  1. Like any rechargeable battery, this one loses capacity over time.
  2. Like this rechargeable battery, any battery loses capacity over time.
  3. This rechargeable battery likes any battery that loses capacity over time.
Cevabı göster

Like any rechargeable battery, this one loses capacity over time.

Kalıp ifadeler

comes with certain risks: bir işleme eşlik eden riskler

Comes with certain risks, LASIK’i seçmenin veya bu işlemi yaptırmanın bazı riskleri beraberinde getirdiği anlamına gelir. Come with genellikle bir ürün, plan veya kararla birlikte gelen bir özelliği, maliyeti, görevi ya da dezavantajı anlatır; iki şeyin fiziksel olarak birlikte gelmesi anlamına gelmez. Burada certain, “belirli ama adı verilmeyen bazı” anlamındadır; “gerçekleşmesi kesin” demek değildir. Bu ifade, her hastanın sorun yaşayacağını öne sürmeden işlemin tamamen risksiz olmadığı konusunda nesnel bir uyarı yapar.

Alıştırma

Cümleyi come with ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Every medical procedure ____ some risks.

Cevabı göster

comes with

Some patients experience slightly blurred vision

4:10

Bazı hastalar gözlükle düzeltilemeyen

that can't be corrected by glasses. Dilbilgisi

4:13

hafif bulanık görme yaşayabilir.

Dilbilgisi

can't be corrected by glasses: modal fiilli edilgen yapı

Bu ifade can't + be + geçmiş zaman ortacı biçimindeki modal fiilli edilgen yapıyı kullanır: can't be corrected. Blurred vision eylemden etkilenen ögedir; bu yüzden cümle, düzeltmeyi yapan kişiden çok duruma ve sonuca odaklanır. Buradaki by glasses, düzeltmede kullanılan araç veya yöntemi belirtir. Bu bulanık görme türünün gözlükle düzeltilemeyeceği anlamına gelir; glasses insan bir eyleyen değildir.

Alıştırma

Hangi cümle, gözlüğün durumu düzeltemeyeceğini modal edilgen yapıyla doğru biçimde ifade eder?

  1. Glasses can't be corrected by the condition.
  2. The condition can't correct by glasses.
  3. The condition can't be corrected by glasses.
Cevabı göster

The condition can't be corrected by glasses.

But the technique is currently

4:15

Ancak bu tekniğin şu anda gözlerinize zarar verme olasılığı,

about as likely to damage your eyes Dilbilgisi

4:17

1 yıl boyunca

as wearing daily disposable contact lenses

4:19

günlük kullan-at kontakt lens

for 1 year.

4:22

takmakla yaklaşık olarak aynıdır.

Dilbilgisi

about as likely to ... as ...: olasılıkları karşılaştırmak

A is about as likely to do X as B kalıbı, aynı sonucun iki durumda gerçekleşme ihtimalini karşılaştırır. Burada teknik ile bir yıl boyunca günlük tek kullanımlık kontakt lens takmanın gözlere zarar verme ihtimallerinin yaklaşık olarak aynı olduğu söylenir. Her iki as de gereklidir: ilki as likely yapısını oluşturur, ikincisi karşılaştırılan ögeyi getirir. About, eşitliğin kesin değil yaklaşık olduğunu gösterir.

Alıştırma

Her boşluğa bir sözcük yazarak about as likely ... as kalıbını tamamlayın: The bus is about ____ likely to be delayed ____ the train.

Cevabı göster

as · as

Today,

4:23

Bugün,

a technique called SMILE Kültür

4:24

SMILE adı verilen bir teknik,

enables surgeons to sculpt the cornea

4:26

cerrahların korneayı çok daha küçük kesiklerle şekillendirmesine olanak tanıyarak

Kültür

a technique called SMILE: bir tekniğin adını tanıtma

“A technique called SMILE”, adı SMILE olan bir teknik anlamına gelir. Called SMILE, which is called SMILE ilgi cümleciğinin kısaltılmış biçimidir ve technique sözcüğünü niteler. Bu kalıp bir yöntem, ürün, sistem veya başka bir şeyin adını tanıtabilir. Bu cümlede SMILE, bir göz ameliyatı tekniğinin adıdır; yüz ifadesini anlatan sıradan smile sözcüğü değildir. Cümleyi anlamak için tekniğin küçük bir kesiden korneanın şeklini değiştirdiğini bilmek yeterlidir.

Alıştırma

Hangi ifade NOVA'yı doğal biçimde bir tedavinin adı olarak tanıtır?

  1. a treatment called NOVA
  2. a treatment calling NOVA
  3. a treatment calls NOVA
Cevabı göster

a treatment called NOVA

through even smaller incisions, Kalıp ifadeler

4:28

iyileşme süresini daha da kısaltıyor.

further reducing recovery time. Dilbilgisi

4:30

Ve lazerler sadece bu

Kalıp ifadeler

through even smaller incisions: geçiş yolu ve güçlendirilmiş karşılaştırma

“Through even smaller incisions”, cerrahların korneaya hangi yoldan ulaşıp onu şekillendirdiğini anlatır: aletler daha küçük açıklıklardan geçer. Burada through, işlemde kullanılan fiziksel bir kanalı belirtir; bir zaman aralığını belirtmez. Even, karşılaştırma biçimi olan smaller sözcüğünü güçlendirir. Kesilerin, başka bir teknikte kullanılanlar gibi zaten ilgili olan bir karşılaştırma noktasından daha küçük olduğunu gösterir; karşılaştırma olmadan yalnızca “çok küçük” anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir mühendis iki tasarımı karşılaştırıyor. Hangi cümle kameranın fiziksel bir geçiş yolunu kullandığını ve ikinci açıklığın birinciden daha küçük olduğunu anlatır?

  1. The camera entered through an even smaller opening.
  2. The camera entered during an even smaller opening.
  3. The camera entered through a more smaller opening.
Cevabı göster

The camera entered through an even smaller opening.

Dilbilgisi

further reducing recovery time: -ing öbeğiyle sonuç eklemek

“further reducing recovery time” şeklindeki -ing öbeği, virgülden önceki eylemin sonucunu ekler. Daha küçük kesilerin kullanılması iyileşme süresini kısaltır; dilbilgisel olarak bu, present participle kullanılan bir sonuç öbeğidir. Burada further, mesafe bakımından “daha uzakta” değil, derece bakımından “daha da” anlamına gelir. Yan cümlecik + virgül + -ing öbeği kalıbı, bir eylemi sonucuna kısa ve net biçimde bağlar; özellikle teknik açıklamalarda yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümle, ana cümlenin sonucunu eklemek için -ing öbeğini doğru kullanır?

  1. The new process uses less energy, further to reduce costs.
  2. The new process uses less energy, further reduced costs.
  3. The new process uses less energy, further reducing costs.
Cevabı göster

The new process uses less energy, further reducing costs.

And lasers aren't just correcting Anlatım akışı

4:32

üç tip kırılma kusurunu düzeltmekle kalmıyor.

the three types of refractive errors.

4:34

Bu teknoloji yaşlanan gözleri de onarabilir.

This technology can also restore aging eyes.

4:36

Lazerle harmanlanmış görüş adı verilen bir teknikte,

Anlatım akışı

aren't just ... can also restore: yeteneklerin kapsamını genişletmek

“Aren't just ... can also ...” bilgiyi bir yetenekten başka bir yeteneğe doğru genişletir. İlk cümle, lazerlerin yalnızca kırma kusurlarını düzelttiği yönündeki sınırlı düşünceyi reddeder; ikinci cümle also kullanarak daha dikkat çekici başka bir yetenek ekler. Bu, not just ... but also ... yapısının iki cümlelik bir çeşididir. İki unsur farklı cümlelerde yer alabilir: just “yalnızca” anlamına gelirken also ikinci noktanın eklendiğini gösterir. Mesajı “yalnızca X değil, Y de” biçiminde düzenler.

Alıştırma

isn't just sonrasında başka bir fayda ekleyen kelimeyle ikinci cümleyi tamamlayın: The workshop isn't just informative. It can ____ help you meet new people.

Cevabı göster

also

In a technique called laser blended vision, Kelime

4:40

cerrahlar bir gözü

Kelime

laser blended vision: bir görme düzeltme tekniği

Laser blended vision, lazerle görme düzeltme tekniğinin adıdır. İki göze bilinçli olarak biraz farklı görevler verir: bir göz uzağı, diğeri yakını görmeye daha uygun hâle getirilir; böylece beyin iki gözden gelen görsel bilgileri birlikte kullanabilir. Burada blended, iki gözün görsel bilgilerinin koordineli biçimde kullanılmasını anlatır. Hastanın görüşünün bulanık, karışık veya kelimenin gerçek anlamıyla harmanlanmış olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu tıbbi bağlamda laser blended vision neyi ifade eder?

  1. Aynı anda herhangi iki görüntünün görülmesi için kullanılan genel bir terimdir.
  2. İki gözün farklı görüş mesafelerini tercih etmesini sağlayan bir lazer göz ameliyatı tekniğidir.
  3. Kişinin görüşünün bulanıklaşıp karışması anlamına gelir.
Cevabı göster

İki gözün farklı görüş mesafelerini tercih etmesini sağlayan bir lazer göz ameliyatı tekniğidir.

surgeons adjust one eye Dilbilgisi

4:43

uzak görüşte biraz daha iyi olacak şekilde

to be slightly better at distance vision Kelime

4:44

ve diğerini

and the other

4:47

yakın görüşte daha iyi olacak şekilde ayarlarlar.

to be better at close-range vision.

4:48

İki göz arasındaki fark

Dilbilgisi

adjust one eye ... and the other ...: paralel eksiltme

Bu cümle, adjust one eye to be X and the other to be Y paralel kalıbıyla iki göze farklı ayarlar verir. adjust fiili iki bölüm için de geçerlidir. The other, “iki gözden ikincisi” anlamına gelir; bu nedenle other sözcüğünden sonra eye sözcüğünü tekrarlamak gerekmez. Her iki bölümde de to be kullanılması, iki farklı sonucu karşılaştırmayı kolaylaştırır.

Alıştırma

Tam olarak iki ziyaretçi için kullanılan one ... the other ... kalıbını tamamlayın: The guide asked one visitor to hold the map and ____ to carry the water.

Cevabı göster

the other

Kelime

at distance vision ... at close-range vision: uzak ve yakın görüş

Distance vision, uzaktaki nesneleri net görme yetisidir; close-range vision ise yakındaki nesneleri net görme yetisidir. Bu cümlede be better at, her gözün hangi görme mesafesinde daha iyi olduğunu belirtir. Burada vision görme yetisi anlamındadır. Distance vision uzak bir plan veya hayal anlamına gelmez; close-range ise görme mesafesini tanımlar.

Alıştırma

Elde tutulan küçük bir etiketi okumak için kullanılan görme türünü hangi cümle doğru açıklar?

  1. Reading a small label mainly uses close-range vision.
  2. Reading a small label mainly uses distance vision.
Cevabı göster

Reading a small label mainly uses close-range vision.

The difference between the two eyes

4:50

çoğu hastanın vizyonlarını birleştirebileceği

is small enough Dilbilgisi

4:52

kadar küçüktür,

that most patients can merge their vision,

4:53

böylece her iki gözün

Dilbilgisi

is small enough that ...: sonuca yol açan derece

small enough that ... yapısında enough, small sıfatından sonra gelir. Bu ifade, bir şeyin sonraki sonucun gerçekleşmesine yetecek derecede küçük olduğunu anlatır. that ile başlayan yan cümle bu sonucu verir: çoğu hasta iki gözden gelen görsel bilgiyi birleştirebilir. adjective + enough + that-clause yapısını, bir dereceyi onun mümkün kıldığı sonuçla bağlamak için kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Hangi cümle bir sonucu göstermek için adjective + enough + that yapısını doğru kullanır?

  1. The backpack is light enough that Mia can carry it by herself.
  2. The backpack is enough light that Mia can carry it by herself.
  3. The backpack is light that enough Mia can carry it by herself.
Cevabı göster

The backpack is light enough that Mia can carry it by herself.

allowing both eyes Dilbilgisi

4:56

tüm mesafelerde birlikte çalışmasına izin verir.

to work together at all distances.

4:57

Lazer teknolojisindeki gelişmeler,

Dilbilgisi

allowing + nesne + to-infinitive ile sonuç belirtme

Sonuç bildiren -ing yapısı allowing both eyes to work together at all distances, hemen önce anlatılan durum sayesinde neyin mümkün hâle geldiğini gösterir: iki göz her görüş mesafesinde birlikte çalışabilir. allowing ifadesinin örtük nedeni both eyes değil, önceki durumun tamamıdır. allowing + nesne + to-infinitive yapısında both eyes nesne, to work ise mastardır. Bir olay veya durumun mümkün kıldığı sonucu eklemek için bu yapıyı onun ardından kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Sonucu göstermek için cümleyi allowing + nesne + to-infinitive yapısıyla tamamlayın. The update removed the file-size limit, ____ save larger files.

Cevabı göster

allowing users to

Advances in laser technology

5:00

görme düzeltme ameliyatını daha

continue to make vision correction surgery Dilbilgisi

5:02

etkili ve erişilebilir kılmaya devam ediyor.

more effective and accessible.

5:04

Yakın bir gelecekte,

Dilbilgisi

continue to make ... more effective and accessible: devam eden değişim

continue to make ... ifadesi, ilerlemelerin ameliyatı iki yönden değiştirmeyi sürdürdüğünü anlatır. Yapı continue to make + nesne + sıfat şeklindedir. vision correction surgery nesnedir; more effective ve accessible ise değişen durumunu paralel biçimde açıklayan sıfatlardır. Burada effective, daha iyi sonuç vermek anlamındadır. Tıbbi bir hizmet için accessible, insanların o hizmeti daha kolay alabilmesi veya kullanabilmesi demektir. Ücret erişimin bir parçası olabilir, ancak bulunabilirlik ve başka engeller de önem taşıyabilir; sözcük yalnızca bir binaya girmenin kolay olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Devam eden bir değişimi göstermek için cümleyi continue to make ile tamamlayın. Better search tools ____ online information easier to find and use.

Cevabı göster

continue to make

One day soon,

5:07

Barraquer'in gözlüksüz

Barraquer's vision of a world Deyimler

5:08

bir dünya vizyonu nihayet

without glasses may finally come true. Kalıp ifadeler

5:09

gerçeğe dönüşebilir.

Deyimler

Barraquer's vision: umut ile görme yetisi arasındaki söz oyunu

Barraquer's vision of a world without glasses ifadesindeki vision, öncelikle onun gözlüğe artık ihtiyaç duyulmayan bir geleceğe ilişkin düşüncesini veya umudunu anlatır. Vision aynı zamanda görme yetisi anlamına da gelebildiği için sözcük görme konusunu çağrıştırır. Bu çift anlam, kapanışta bir söz oyunu oluşturur: Barraquer'in hedefini ifade ederken konuyu yeniden görmeye bağlar.

Alıştırma

Barraquer's vision ifadesindeki söz oyununu en iyi açıklayan seçenek hangisidir?

  1. Vision öncelikle Barraquer'in geleceğe dair umudunu ifade ederken görme konusunu da çağrıştırır.
  2. Vision yalnızca Barraquer'in fiziksel görme yetisini ifade eder.
  3. Vision, Barraquer'in geleceği gerçekten gözleriyle gördüğü anlamına gelir.
Cevabı göster

Vision öncelikle Barraquer'in geleceğe dair umudunu ifade ederken görme konusunu da çağrıştırır.

Kalıp ifadeler

may finally come true: uzun bir bekleyişten sonra gerçekleşme olasılığı

Burada may finally come true, söz konusu hayalin sonunda gerçeğe dönüşebileceği anlamına gelir. Come true, hayal edilen, umut edilen veya öngörülen bir şey gerçek olduğunda kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir. May kesinlik değil, olasılık bildirir. Finally ise sonucun uzun bir bekleyişin veya sürekli çabanın ardından geldiğini düşündürür. Dilbilgisel özne vision, yani gerçeğe dönüşebilecek şeydir.

Alıştırma

“Gerçek oldu” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: After years of planning, their dream finally came ____.

Cevabı göster

true

Did you know

5:14

Biliyor muydunuz

that you're crying right now?

5:14

şu anda ağladığınızı?

Our eyes are constantly producing tears.

5:16

Gözlerimiz sürekli olarak gözyaşı üretiyor.

We go through 30 gallons of tears a year.

5:19

Yılda yaklaşık 113 litre gözyaşı döküyoruz.

But not all tears are the same.

5:22

Ancak tüm gözyaşları aynı değildir.

Get to know the three different types

5:24

Bu üç farklı türü

with this video.

5:26

bu videoyla tanıyın.