Matsutake Mantarları Neden Bu Kadar Pahalı | So Expensive: İngilizce çalışma notları
Business Insider
Video özeti: Video, Gihei Fujiwara'yı izleyerek az hasadın, kırılgan çamların ve elle toplamanın matsutake mantarını neden pahalı yaptığını açıklar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. what makes these mushrooms so expensive? — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: what + make + nesne + sıfat ile yüksek fiyat gibi bir niteliğin nedenini sorun. 2. create a delicate balance — Deyimler ve mecazlı ifadeler: balance sözcüğünü hassas bir ekosistem olarak anlayın ve bir değişikliğin sonucu nasıl bozduğunu anlatın. 3. were listed as vulnerable — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: resmi koruma statüsünü bildiren edilgen yapıyı tanıyın ve vulnerable durumunu yok oluştan ayırın.
Bu derste
Every year, Gihei Fujiwara goes into the mountains hunting for this.
0:00Gihei Fujiwara her yıl bunu aramak için dağlara gider.
wholesale matsutake can cost over $500 per kilogram.
0:09matsutake mantarının toptan fiyatı kilogram başına 500 doları aşabilir.
If the harvest is low, ... can cost over $500 per kilogram: koşul ve olası sonuç
if yan tümcesi bir koşul belirler: mevsimlik hasat miktarı düşüktür. Gerçeklere veya gerçekçi olasılıklara dayanan koşul cümlelerinde İngilizce, if sonrasında normalde geniş zaman kullanır; bu nedenle will be değil, is kullanılmıştır. Ana cümledeki can, bu koşul altında ortaya çıkabilecek bir sonucu ifade eder: matsutakenin toptan fiyatı kilogram başına 500 doları aşabilir. Burada yetenek değil olasılık anlatılır ve sonuç garanti edilmez.
Alıştırma
Hangi cümle bir tahmin veya varsayımsal sonuç yerine, gerçek bir koşul altında tekrarlanabilen bir olasılığı ifade eder?
- If supplies were limited, prices would rise sharply.
- If supplies are limited, prices can rise sharply.
- If supplies are limited, prices will rise sharply.
Cevabı göster
If supplies are limited, prices can rise sharply.
Japan's harvest has declined by over 95%. Kalıp ifadeler
0:15Japonya'daki hasat miktarı %95'ten fazla azaldı.
over the past 70 years ... has declined: bugüne kadarki birikmiş değişim
Over the past 70 years, 70 yıl önce başlayıp bugüne kadar uzanan bir dönemi belirtir. Dönem şimdiki zamanı da içerdiği için present perfect biçimi has declined ile doğal olarak kullanılır. Has declined, %95'lik düşüşü geçmişteki başlangıç noktasıyla bugün arasında birikmiş bir değişim olarak sunar. declined gibi simple past biçimi ise normalde between 1950 and 2020 gibi tamamlanmış bir zaman aralığı gerektirir.
Alıştırma
Raporu increase fiilinin present perfect biçimiyle tamamlayın: Over the past decade, online sales ____ by 40%.
Cevabı göster
have increased
declined by over 95%: düşüşün büyüklüğünü belirtme
Decline by + miktar, düşüşün ne kadar büyük olduğunu belirtir. Buradaki by over 95%, hasadın önceki miktarının %95'inden fazlasını kaybettiğini ve %5'ten azının kaldığını anlatır. Over, 95% ifadesini niteler ve daha fazla anlamına gelir.
Alıştırma
Düşüşün büyüklüğünü belirten edatla cümleyi tamamlayın: The number of visitors declined ____ 20% last year.
Cevabı göster
by
So what makes these mushrooms so expensive? Dilbilgisi
0:23Peki bu mantarları bu kadar pahalı yapan ne?
What makes ... so expensive?: nedeni sormak
What makes + nesne + sıfat? kalıbı, nesneye bu özelliği kazandıran nedenin ne olduğunu sorar. Bu cümlede what, makes fiilinin öznesi; these mushrooms nesnesi; so expensive ise ortaya çıkan durumu anlatan bölümdür. Burada make, “üretmek” değil, “bir durumda olmasına neden olmak” anlamındadır. Bu kalıp bir fiyatın, zorluğun, sonucun veya başka bir durumun nedenini sormak için kullanılabilir.
Alıştırma
Soruyu ettirgen fiille tamamlayın: What ____ this puzzle so difficult?
Cevabı göster
makes
Why have they almost disappeared?: present perfect ve almost
Why have they almost disappeared? geçmişte başlayıp şimdiye kadar gelişen ve sonucu şu anda önem taşıyan bir değişimin nedenini sormak için why + have + özne + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanır. Burada have disappeared, İngilizcedeki present perfect yapısıdır ve they öznedir. Almost, disappeared sözcüğünü niteler: yok olma tamamlanmaya çok yaklaşmıştır, ancak hâlâ bazıları kalmıştır. Bu, tamamen yok oldukları anlamına gelmez.
Alıştırma
Present perfect sorusunu doğru yardımcı fiil ve disappear fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: Why ____ family-owned shops almost ____ from the town center?
Cevabı göster
have · disappeared
Matsutake can't exist without trees. Dilbilgisi
0:29Matsutake mantarları ağaçlar olmadan var olamaz.
Zorunlu bağımlılık için can't exist without ...
Can't exist without trees zorunlu bir bağımlılığı belirtir: ağaçlar yoksa matsutake var olamaz. Bu bağlamda ağaçlar, matsutakenin yalnızca tesadüfen yetiştiği yer değil, hayatta kalma koşuludur. Yeniden kullanılabilir yapı özne + can't/cannot + fiil + without + isim, zamir veya -ing biçimidir. without sonrasındaki öğenin eylem ya da durum için vazgeçilmez olduğunu belirtir.
Alıştırma
Zorunlu bağımlılık yapısını tamamlamak için can't, work ve without kullanın: The app ____ a network connection.
Cevabı göster
can't work without
They grow connected to the roots of red pine trees in a symbiotic relationship. Kelime
0:33Kızılçamların köklerine bağlanarak simbiyotik bir ilişki içinde büyürler.
a symbiotic relationship: simbiyotik bir ilişki
Bu cümlede a symbiotic relationship, iki farklı canlı olan matsutake mantarları ile kızıl çamlar arasındaki yakın biyolojik birlikteliği ifade eder. Bu ifade, onların yalnızca birbirine yakın konumda olduğunu değil, yaşamlarının ve büyümelerinin bağlantılı olduğunu anlatır. Symbiotic, relationship sözcüğünü niteleyen bilimsel bir sıfattır. Günlük bağlamlarda symbiotic bazen yakın ve karşılıklı bağımlı bir bağlantı için daha geniş anlamda kullanılır; ancak burada biyolojik anlamındadır. Terim tek başına iki canlının eşit ölçüde yarar gördüğünü her zaman göstermez; kesin etkiler bağlamdan anlaşılmalıdır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki üç sözcüklü biyolojik ifadeyle tam olarak tamamlayın: The fungus and the tree roots exist in ____.
Cevabı göster
a symbiotic relationship
including China and South Korea: Çin ve Güney Kore dâhil
Burada including China and South Korea, several countries adlı daha geniş kümeye örnekler ekler. Çin ve Güney Kore bu kümenin üyeleridir, ancak ifade eksiksiz bir liste sunmaz. Yeniden kullanılabilir kalıp daha geniş grup + including + örnekler biçimindedir. Genel bir ifadeden onu destekleyen belirli ayrıntılara geçmeyi sağlarken gruptaki diğer üyelere de yer bırakır.
Alıştırma
Cümleyi, eksiksiz olmayan örnekler sunan dersteki sözcükle tam olarak tamamlayın: The museum displays art from several countries, ____ Mexico and Brazil.
Cevabı göster
including
But Japan's fetch the highest price. Kelime
0:42Ancak Japonya'da yetişenler en yüksek fiyata alıcı bulur.
fetch the highest price: en yüksek fiyata satılmak
Bu cümlede fetch, belirli bir fiyata “satılmak” veya o fiyatı “getirmek” anlamına gelir. Ürün cümlenin öznesidir: Bir şey fetches the highest price ise karşılaştırılan ürünler arasında en yüksek satış fiyatına ulaşır. Japan's, önceki bağlamda geçen Japonya'nın matsutake mantarlarını belirten kısaltılmış bir iyelik yapısıdır. Dolayısıyla cümle, farklı kökenlerden gelen ürünlerin fiyatlarını karşılaştırır.
Alıştırma
The rare coin fetched $2,000 at auction. cümlesinde fetch ne anlama gelir?
- bir satış fiyatına ulaştı
- güvenli bir şekilde saklandı
- ziyaretçiler için sergilendi
Cevabı göster
bir satış fiyatına ulaştı
the season's first matsutake were auctioned off for over $7,000. Öbek fiiller
0:46sezonun ilk matsutake mantarları açık artırmada 7.000 doları aşan bir fiyata satıldı.
auctioned off: açık artırmayla satıldı
Auction off, bir şeyi açık artırma yoluyla satmak anlamına gelen bir öbek fiildir. Edilgen yapıdaki were auctioned off, matsutake mantarlarının bu yöntemle satıldığını söyler; off, tamamlanmış satış eyleminin parçasıdır, yer bildiren bir sözcük veya bir şeyin kapatıldığına dair bir işaret değildir. for over $7,000 ifadesi satıştan elde edilen fiyatı belirtir. Edilgen yapı, dikkati ürünü kimin sattığına değil, mantarlara ve olağan dışı derecede yüksek fiyata yöneltir.
Alıştırma
Cümleyi “açık artırma yoluyla satmak” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: The charity ____ a signed guitar to raise funds.
Cevabı göster
auctioned off
They're harvested once a year from around September to November. Kalıp ifadeler
0:52Her yıl genellikle eylül ile kasım ayları arasında bir kez toplanırlar.
yaklaşık eylülden kasıma kadar
from around September to November bir zaman aralığı belirtir: yaklaşık eylülde başlar ve kasıma kadar sürer. Around doğrudan September'ı niteler; bu yüzden başlangıç zamanını yaklaşık yapar ve kesin bir tarih vermez. Bu ifade mevsimleri veya bir dönemi, başlangıç gününü kesin olarak söylemeden anlatmanın doğal bir yoludur.
Alıştırma
Yaklaşık haziran ayında başlayıp ağustosta bittiğini doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?
- The festival runs from around June to August.
- The festival runs from June through August.
- The festival runs from June to around August.
Cevabı göster
The festival runs from around June to August.
But because the domestic harvest in Japan has plummeted, Kelime
0:56Ancak Japonya'daki yerli hasat büyük ölçüde düştüğü için,
has plummeted: ani ve büyük bir düşüş yaşadı
has plummeted, has + plummeted geçmiş zaman ortacından oluşan present perfect yapısıdır. Burada Japonya'nın iç üretiminin aniden ve çok büyük ölçüde düştüğünü, bu sonucun da şimdiyle ilgili olduğunu anlatır. Plummet, nötr bir kelime olan decrease'ten daha güçlüdür. Haberlerde ve raporlarda küçük ya da yavaş bir değişimi değil, ani ve çarpıcı bir düşüşü belirtir.
Alıştırma
Ölçülebilir bir miktardaki ani ve çok büyük düşüşü en iyi anlatan cümle hangisidir?
- The price of rice has stayed nearly the same since the new crop arrived.
- The price of rice has decreased slightly since the new crop arrived.
- The price of rice has plummeted since the new crop arrived.
Cevabı göster
The price of rice has plummeted since the new crop arrived.
Fiyat dalgalıdır: fiyat seviyesi değil, istikrarsızlık
Burada volatile, fiyatın hızlı ve çoğu zaman büyük miktarlarda değişebildiğini ve tahmin edilmesinin zor olduğunu belirtir. Belirli bir fiyat seviyesini değil, istikrarsızlığı anlatır. Volatile bir fiyat yükselebilir de düşebilir de. Cümle, ürünün mutlaka pahalı olduğu veya fiyatının sürekli arttığı anlamına gelmez.
Alıştırma
The price is volatile. cümlesinde volatile neyi belirtir?
- Fiyat her zaman yüksek.
- Fiyat düzenli biçimde yükseliyor.
- Fiyat keskin ve öngörülemez biçimde değişiyor.
Cevabı göster
Fiyat keskin ve öngörülemez biçimde değişiyor.
Sorun X değil, Y'dir
Bu iki cümle önce aşırı hasat açıklamasını reddeder, ardından onun yerine konuşmacının dinleyicilerin odaklanmasını istediği açıklamayı, yani yaşam alanının değişmesini koyar. It's a problem of ifadesinin tekrarlanması düzeltmeyi doğrudan ve kolay anlaşılır hâle getirir. Bu not X; Y kalıbı bilgiyi yeniden düzenler: X beklenen ya da yanlış açıklama olarak sunulurken asıl vurgu Y'ye verilir. Burada filmin temel teşhisini belirtir; X'in hiçbir etkisi olmadığını kanıtlamaz.
Alıştırma
Düzeltme kalıbını dersteki tam ifadelerle tamamlayın: The delay is ____ effort. It's ____ scheduling.
Cevabı göster
not a problem of · a problem of
Matsutake can't be grown on farms. Dilbilgisi
1:09Matsutake mantarları çiftliklerde yetiştirilemez.
can't be grown: edilgen yapıyla imkânsızlık
can't be grown ifadesinde can't, cannot kiplik fiilidir; be grown ise yetiştirmek anlamındaki geçişli grow fiilinin edilgen biçimidir. Matsutake eylemden etkilenendir: insanlar onu çiftliklerde başarıyla yetiştiremez. modal + be + past participle kalıbı, eylemi yapmaya çalışan kişi genel, bilinmeyen veya önemsiz olduğunda eylemden etkilenen şeye odaklanmayı sağlar.
Alıştırma
Cümleyi can't ve grow fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: These medicinal plants require wild mountain soil, so they ____ on farms.
Cevabı göster
can't be grown
have to be foraged by hand: edilgen yapıda gerekli el işi
have to be foraged ifadesinde have to uygulamadan kaynaklanan bir zorunluluğu belirtir; be foraged ise edilgendir: mantarlar eylemden etkilenir. Yapı have to + be + past participle şeklindedir. Burada forage, yeri zaten bilinen bir şeyi yalnızca koparmak değil, yabani yiyecek arayıp toplamak anlamına gelir. By hand, işin makine yerine insanlar tarafından elle yapıldığını belirtir.
Alıştırma
Cümleyi has to, check fiilinin edilgen biçimi ve by hand kullanarak tamamlayın: Because the scanner misses tiny cracks, every glass bottle ____.
Cevabı göster
has to be checked by hand
“no easy task.”: hiç de kolay bir iş değil
no easy task bir şeyi değerlendiren kalıplaşmış bir ifadedir ve “çok zor bir şey” ya da “hiç de kolay değil” anlamına gelir. Buradaki no, kolay işlerin hiç var olmadığını söylemez; söz konusu etkinliğin zor olduğunu değerlendirir. İfade, etkinliğin tamamını zahmetli olarak gösterir ve yalnızca zor olduğunu söylemekten daha vurguludur. Buradaki task, mutlaka resmen verilmiş bir görev değil, yapılması gereken işi genel olarak anlatır.
Alıştırma
Bulmacayı çözmenin zor olacağını doğal biçimde vurgulayan cümle hangisidir?
- Solving this puzzle is an easy task.
- Solving this puzzle is no easy task.
- Solving this puzzle is a simple task.
Cevabı göster
Solving this puzzle is no easy task.
Gihei Fujiwara has been foraging matsutake for over 60 years. Dilbilgisi
1:18Gihei Fujiwara, 60 yılı aşkın süredir matsutake topluyor.
“has been foraging matsutake for over 60 years.”: 60 yılı aşkın süredir matsutake toplamak
Has been foraging ... for over 60 years, has + been + -ing yapısıyla kurulan present perfect continuous zamanıdır. Etkinliğin geçmişte başladığını ve şimdiye kadar sürdüğünü gösterir; for over 60 years ise süresini belirtir. Burada vurgu, tamamlanmış tek bir toplama işinde değil, uzun süredir devam eden etkinliktedir. Gihei Fujiwara gibi üçüncü tekil şahıs özneleriyle has, I, you, we veya they ile have kullanılır. Bu yapı, odak etkinliğin kendisindeyken devam eden bir işi, alışkanlığı veya deneyimi anlatabilir.
Alıştırma
Etkinliğin geçmişte başlayıp hâlâ sürdüğünü ve devam eden bir süreç olarak anlatıldığını en iyi gösteren cümle hangisidir?
- Leo has been volunteering at the community center for five years.
- Leo volunteered at the community center for five years.
- Leo has volunteered at the community center for five years.
Cevabı göster
Leo has been volunteering at the community center for five years.
There's a lot of anticipation leading up to each harvest season. Öbek fiiller
1:23Her hasat mevsimi yaklaşırken büyük bir beklenti oluşuyor.
leading up to + bir olay
Bu cümlede leading up to, her hasat mevsiminden önceki ve o zamana doğru ilerleyen dönem anlamına gelir. Mevsim gelmeden önce beklentinin artmasını anlatır; fiziksel olarak yukarı doğru hareket etmeyi anlatmaz. leading up to + olay veya zaman noktası kalıbı; hazırlıkları, duyguları ya da gelişmeleri o olaya giden sürecin parçaları olarak gösterir.
Alıştırma
Cümleyi bir olaydan önceki dönemi anlatan üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: The weeks ____ the product launch were hectic.
Cevabı göster
leading up to
Gihei forages from dawn till dusk, Kalıp ifadeler
1:48Gihei, şafaktan gün batımına kadar mantar arıyor,
from dawn till dusk: şafaktan akşama kadar
From dawn till dusk, başlangıç noktası olarak şafağı ve bitiş noktası olarak akşam alacakaranlığını belirler. Bu cümlede Gihei'nin gün ışığı olan sürenin neredeyse tamamında yiyecek topladığını vurgular. from X till Y kalıbı kesintisiz bir zaman aralığını gösterir. Burada till, until ile aynı zaman sınırı işlevine sahiptir; dawn ve dusk ikilisi ise yalnızca all day demekten daha canlı bir anlatım sağlar.
Alıştırma
Cümleyi gün ışığı olan sürenin tamamını anlatan dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: During the rescue effort, crews searched the shoreline ____.
Cevabı göster
from dawn till dusk
returning home around midday to empty out his baskets. Öbek fiiller
1:51sepetlerini boşaltmak için öğle saatlerinde eve dönüyor.
empty out: bir kabın içindekilerin tamamını çıkarmak
Empty out, bir kabın veya kapalı alanın içindekilerin tamamını çıkarmak anlamına gelen ayrılabilir bir öbek fiildir. Bu cümlede Gihei, topladığı her şeyi sepetlerinden çıkarıp sepetleri boş bırakır; out dışarıya doğru hareketi değil, tamamlanmış boşaltma sonucunu belirtir. Yaygın kalıplar empty out + kap ve empty + kap + out şeklindedir. Nesne bir zamirse ortaya gelir: empty it out denir, empty out it denmez.
Alıştırma
empty out ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle cümleyi tamamlayın ve zamiri doğru yere koyun: Before washing the cooler, Ben ____.
Cevabı göster
emptied it out
it can be hard to predict the quality of a harvest.
1:57hasadın kalitesini tahmin etmek zor olabilir.
Even for someone with his experience: ödünleme çerçevesi
Even for someone with his experience, ödünleme bildiren bir çerçeve kurar. for öbeği değerlendirilen kişiyi belirtir; even ise sonraki yargının en az bekleyeceğimiz durumda bile geçerli olduğunu gösterir: çok deneyimli bir toplayıcı da tahminde zorlanabilir. Aktarılabilir kalıp Even for + görünür bir avantaja sahip kişi veya grup, + şaşırtıcı ifade şeklindedir. Önce bir beklenti kurar, sonra bu beklentiyi tersine çevirir; avantajın zorluğa neden olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle, Maya'nın eğitimine rağmen görevin şaşırtıcı derecede zor olduğu anlamına gelir?
- For someone without Maya's training, the task is difficult.
- Especially for someone with Maya's training, the task is difficult.
- Even for someone with Maya's training, the task is difficult.
Cevabı göster
Even for someone with Maya's training, the task is difficult.
blend in with: çevreyle kaynaşmak
Bu cümlede blend in with, mantarların görünüşünün orman zeminine çok benzediğini ve bu yüzden fark edilmelerinin zor olduğunu anlatır. Malzemelerin fiziksel olarak karıştırılmasını değil, görsel kamuflajı ifade eder. Kalıp blend in with + arka plan, ortam veya grup şeklindedir. Daha geniş anlamda, bir kişinin ya da nesnenin bulunduğu ortamda göze çarpmamasını da anlatabilir.
Alıştırma
“Arka planla uyum sağlayıp fark edilmesi zorlaşmak” anlamındaki vurgulanmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: "The moth's wings help it ____ the tree bark."
Cevabı göster
blend in with
Knowing where to look is a result of decades of foraging on this mountain. Notlar
2:27Nereye bakılması gerektiğini bilmek, bu dağda onlarca yıllık mantar toplama deneyiminin sonucudur.
Knowing where to look: özne olan bir ulaç öbeği
Knowing where to look, is fiilinin öznesi olarak işlev gören bir ulaç öbeğidir. Doğru arama yerini bilme becerisinin veya bilgisinin tamamını tek bir konu olarak ele alır. İçindeki where to look, soru sözcüğü + to-infinitive yapısında bir yan cümledir. “Bakılması gereken yer veya yerler” anlamına gelir; ancak doğrudan soru olmadığı için do kullanmaz ve soru cümlesi dizilişine girmez.
Alıştırma
Bilginin kendisi dilbilgisel özne olacak şekilde cümleyi vurgulanan yapıyla tamamlayın: "____ saves us time during every inspection."
Cevabı göster
Knowing where to look
is a result of decades of foraging: uzun vadeli bir nedenden doğan sonuç
Bu cümlede Knowing where to look sonuç, decades of foraging ise nedendir. be a result of + neden kalıbı, bir şeyin o neden yüzünden gerçekleştiğini veya var olduğunu belirtir. Decades of, onlarca yıla yayılan bir süreyi anlatır. İfade bir bütün olarak nereye bakılacağını bilmenin çok uzun süre boyunca biriken deneyimden geldiğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi be a result of ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Her skill ____ decades of careful practice.
Cevabı göster
is a result of
filling several baskets each trip: sonuç ekleyen bir -ing öbeği
Virgülden sonraki filling öbeği, alınan karşılığı somut bir sonuçla açıklar: Gihei her seferinde birkaç sepet doldurur. Yeni bir ana cümle başlatmak yerine ana cümleye bilgi ekler. filling eylemini yaptığı anlaşılan kişi, ana cümlenin öznesi Gihei'dir. Ana cümle + virgül + -ing öbeği kalıbı, aynı öznenin yakından bağlantılı bir eylemini veya sonucunu kısa biçimde gösterebilir.
Alıştırma
Bir sonuç eklemek için fill fiilinin -ing biçimini kullanın: The volunteers collected food all weekend, ____ three trucks with donations.
Cevabı göster
filling
But his work isn't over when the harvest ends. Anlatım akışı
3:20Ancak hasat bittiğinde onun işi bitmiyor.
Ama hasat bittiğinde onun işi bitmiş olmuyor
But, işin hasattan sonra durduğu yönündeki beklentiyi reddeder. Isn't over, bitmemiş anlamına gelir; burada over, bir şeyin üstünde olmayı değil, tamamlanmayı anlatır. When ile başlayan bölüm zaman sınırını belirler: hasat bitse bile onun işi devam eder. Bu olumsuz beklenti, anlatımı hasat döneminden sonra gelen ve daha az görünen işlere taşır.
Alıştırma
Cümle “his work isn't over when the harvest ends” diyerek ne yapıyor?
- İşinin hasattan sonra da devam ettiğini söyler.
- İşinin yalnızca hasat yapmak olduğunu söyler.
- Hasadın henüz başlamadığını söyler.
- İşinin hasadın üstünde yapıldığını söyler.
Cevabı göster
İşinin hasattan sonra da devam ettiğini söyler.
Sezon dışında: en yoğun sezonun dışındaki dönemi belirtmek
In the off-season, bir eylemi zamana yerleştiren bir ifadedir. Hasatlar arasındaki dönem veya spor sezonunun dışı gibi, bir etkinliğin normal ya da en yoğun sezonunun dışındaki dönemde anlamına gelir. Cümlenin başında kullanıldığında bir sonraki eylemin ne zaman gerçekleştiğini bildirir ve daha sakin bir dönemdeki işlere ya da olaylara hazırlar. Off-season tatil demek değildir: insanlar bu dönemde bakım yapmaya, hazırlanmaya veya çalışmaya devam edebilir.
Alıştırma
Bir işletmenin ana sezonunun dışındaki daha sakin dönemi belirtmek için in the off-season ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- The hotel repairs its rooms above the season.
- The hotel repairs its rooms on the off-season.
- The hotel repairs its rooms in the vacation.
- The hotel repairs its rooms in the off-season.
Cevabı göster
The hotel repairs its rooms in the off-season.
Gihei goes back to the mountain and tries to cultivate matsutake. Kelime
3:25Gihei tekrar dağa çıkıp matsutake yetiştirmeye çalışıyor.
cultivate matsutake: matsutake yetiştirmek
Burada cultivate, yetişme koşullarını yöneterek veya iyileştirerek matsutake mantarlarının büyümesine bilinçli biçimde yardım etmek demektir. Mantarlar sıradan bir tarla ürünü gibi çiftlikte yetişmek yerine dağ ormanında büyüse bile insan müdahalesini anlatır. Kalıp cultivate + bir bitki, mantar veya başka bir canlı şeklindedir. Bu cümlede ilişki, özellik veya alışkanlık geliştirmek anlamındaki mecazi kullanım değil, biyolojik ve gerçek anlam vardır.
Alıştırma
Biyolojik büyümeye bilinçli olarak yardım etme anlamında cultivate sözcüğünü en iyi kullanan cümle hangisidir?
- Rare mushrooms grew after several days of rain.
- The team adjusted the soil and shade to cultivate rare mushrooms.
- The hikers foraged for rare mushrooms along the trail.
Cevabı göster
The team adjusted the soil and shade to cultivate rare mushrooms.
Gihei also tries to spread the spores of matsutake to help them grow. Notlar
3:47Gihei ayrıca büyümelerine yardımcı olmak için matsutake sporlarını yaymaya çalışıyor.
spread the spores of matsutake: matsutake sporlarını yaymak
Sporlar, mantarlar ve bazı başka canlılar tarafından üretilen çok küçük üreme birimleridir. Matsutake bir mantardır; bu nedenle doğru biyolojik sözcük seeds değil, spores olur. spread the spores ifadesinde spread, sporları daha geniş bir alana saçmak veya dağıtmak anlamına gelen geçişli bir fiildir. İfade, mantarın büyüme olasılığını artırmak için sporların yeni yerlere taşınmasını anlatır.
Alıştırma
Mantarların üremesi için doğru sözcüğü kullanan cümle hangisidir?
- Workers spread the seeds of the mushrooms across the damp forest floor.
- Workers spread the spores of the mushrooms across the damp forest floor.
- Workers spread the roots of the mushrooms across the damp forest floor.
Cevabı göster
Workers spread the spores of the mushrooms across the damp forest floor.
to help them grow: amaç ve help + nesne + fiilin yalın hâli
Sondaki to help them grow mastarı, sporları yaymanın amacını belirtir: amaçlanan sonuç matsutakelerin büyümesidir. Buradaki them, sporları değil matsutakeleri ifade eder. Amaç bildiren bu ifadede help fiilinden sonra bir nesne ve fiilin yalın hâli gelir: help + them + grow. İngilizcede help sonrasındaki to sıkça atılır; ancak help them to grow da dilbilgisi açısından doğrudur. Bu kalıp, birinin bir eylemi neden yaptığını açıklamak için kullanılabilir: do X to help someone or something do Y.
Alıştırma
Cümleyi help + nesne + fiilin yalın hâli yapısıyla bir amaç ifadesi kullanarak tamamlayın: Maya moved the seedling near the window ____.
Cevabı göster
to help it grow
But cultivating matsutake this way takes around 5 years, Dilbilgisi
3:51Ancak matsutake mantarlarını bu şekilde yetiştirmek yaklaşık beş yıl sürüyor
Cultivating matsutake this way takes around 5 years: etkinlik + takes + süre
-ing ifadesi cultivating matsutake this way cümlenin öznesi olarak görev yapar. Bütün yetiştirme etkinliğini tek bir şey olarak adlandırdığı için fiil tekildir: take değil takes kullanılır. doing something takes + süre kalıbı, etkinliğin tamamlanması veya sonuca ulaşması için belirtilen sürenin gerektiğini anlatır. Around, 5 years ifadesini kesin değil yaklaşık bir süre yapar.
Alıştırma
Cümleyi train for a marathon ifadesinin -ing biçimiyle tamamlayın: ____ takes months of preparation.
Cevabı göster
Training for a marathon
success isn't guaranteed: belirsiz sonuçları ifade etmek
Success isn't guaranteed, başarılı bir sonucun mümkün olduğunu ancak bunun vaat edilemeyeceğini veya kesin kabul edilemeyeceğini belirtir. Olumsuzluk success sözcüğüne değil guaranteed sözcüğüne yöneliktir; dolayısıyla cümle başarısızlığın kesin olduğunu söylemez. Bu ifade sonucu tahmin etmeden gerçekçi bir risk sınırı çizer. Çaba, zaman veya olumlu işaretler hâlâ sonucu güvence altına almaya yetmediğinde kullanılabilir.
Alıştırma
Success isn't guaranteed ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Başarı mümkündür, ancak kimse bunu vaat edemez.
- Başarı kesinlikle gerçekleşmeyecek.
- Başarı zaten gerçekleşti.
Cevabı göster
Başarı mümkündür, ancak kimse bunu vaat edemez.
Even though: vurgulu bir karşıtlık ilişkisi kurmak
Even though, karşıtlık içeren bir yan cümle başlatır: normalde ana cümledeki düşünceyi daha az olası gösterecek gerçek bir bilgiyi sunar. Burada bu yılki büyük hasat iyi bir haber gibi görünür, ancak uzun vadeli eğilimin aşağı yönlü olduğu sonucunu değiştirmez. even though + özne + fiil, ana cümle yapısını kullanın. Even, beklenmedik karşıtlığı vurgulayarak kısa vadeli bir istisnayı genel eğilimden ayırmaya yardımcı olur.
Alıştırma
Cümleyi bu nottaki iki sözcüklü karşıtlık bağlacıyla tamamlayın: ____ the first test went well, the project still faces serious risks.
Cevabı göster
Even though
long-term trend is in decline: sürekli bir uzun vadeli düşüş örüntüsü
Long-term trend, uzun bir dönem boyunca görülen genel yönü ifade eder. Tek bir yılın sonucundan çok, yıllara yayılan örüntüye ağırlık verir. Is in decline, bu genel yönü devam eden bir zayıflama ya da azalma durumu olarak sunar. Tek seferlik bir düşüşü anlatmaz ve her yılın bir öncekinden daha düşük olmasını gerektirmez.
Alıştırma
Bir şehrin otobüs yolcu sayısı bu yıl arttı, ancak on beş yıllık dönemin genelinde düştü. Veriyi en iyi hangi cümle açıklar?
- The city's bus ridership is in long-term decline.
- The city's bus ridership changes every day.
- The city's bus ridership declined only this year.
Cevabı göster
The city's bus ridership is in long-term decline.
Japan harvested around 6,400 metric tons of matsutake.
4:05Japonya'da yaklaşık 6.400 metrik ton matsutake toplandı.
In 1953, ... But in 2019: veri karşıtlığını zamanla çerçevelemek
Cümle başındaki In 1953 ve But in 2019 ifadeleri zaman çıpası görevi görür: her rakam verilmeden önce okuyucuya o rakamın hangi yıla ait olduğunu söyler. Bu konumu tekrarlamak, geçmiş ile bugünü karşılaştıran paralel bir çerçeve oluşturur. But, ikinci zaman çıpasını karşıt hâle getirir; böylece sonraki rakam ilgisiz bir bilgi olarak değil, önceki ve çok daha büyük rakamla karşılaştırılarak okunur. Tarihler arasındaki fark ana mesaj olduğunda bu yapı verileri düzenlemek için kullanışlıdır.
Alıştırma
Ders kalıbıyla veri karşıtlığını tamamlayın: ilk zaman çıpası için In + year, karşıtlık bildiren zaman çıpası için But in + year kullanın. ____ 2005, the museum welcomed 900,000 visitors. ____ 2023, it welcomed only 120,000.
Cevabı göster
In · But in
One of the biggest reasons for X is Y: birkaç önemli nedenden biri
One of the biggest reasons for X is Y, Y'yi X'in önemli nedenlerinden biri olarak belirtir ancak tek nedenin Y olduğunu iddia etmez. Bu cümlede X, this decline; Y ise a change in how forests are maintained bölümüdür. Öznenin temel sözcüğü tekil olan One'dır. Reasons, one of the yapısından sonra geldiği için çoğuldur; ancak ana fiil One ile uyum gösterir: One ... is kullanılır, One ... are kullanılmaz. Yeniden kullanılabilecek kalıp One of the + en üstünlük bildiren sıfat + çoğul isim + for X + is Y şeklindedir.
Alıştırma
Öznenin gerçek temel sözcüğüyle uyumlu fiili kullanarak cümleyi tamamlayın: One of the main reasons for the delay ____ a shortage of trained staff.
Cevabı göster
is
how forests are maintained: gömülü söz dizimi ve edilgen yapı
how forests are maintained ifadesi, in edatından sonra gelen gömülü bir how yan cümlesidir. Orman yönetiminin değişen yönünü, yani ormanların bakımının yapılma biçimini belirtir. Gömülü bir how yan cümlesi düz cümle sırasını kullanır: how + özne + fiil. Bu nedenle doğru sıra how forests are maintained şeklindedir. Are maintained geniş zamanda edilgen yapıdır; eylemi alan forests sözcüğünü öne çıkarır ve bakımı yapan kişileri belirtmez.
Alıştırma
Hangi tamamlama gömülü bir how yan cümlesini ve edilgen yapıyı doğru kullanır? The report examines ____.
- how coastal wetlands are protected
- how coastal wetlands protect
- how are coastal wetlands protected
Cevabı göster
how coastal wetlands are protected
Matsutake also grows best with red pine trees
4:52Matsutake mantarı da en iyi kızılçam ağaçlarıyla birlikte yetişir,
a few decades old: yaşı on yıllar üzerinden anlatmak
Bu cümlede a few decades old, kızılçamların yaşını anlatır. Bir decade on yıldır; dolayısıyla ifade, ağaçların birkaç on yıldır büyüdüğünü belirtir ancak kesin bir yaş vermez. be + a few decades old kalıbı, birkaç on yıldır var olan ağaçları, binaları, kurumları veya başka şeyleri anlatabilir. Buradaki a few, neredeyse hiç anlamında değil, bazı ya da birkaç anlamında nötr veya olumlu bir kullanım taşır.
Alıştırma
İngilizce cümleyi birkaç on yıllık anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın: The community theater is ____.
Cevabı göster
a few decades old
has been hurting the growth of red pine trees throughout Japan. Kelime
5:01Japonya genelinde kızılçamların büyümesine zarar verdi.
an invasive pest called ...: bir organizmayı sınıflandırıp adlandırmak
Temel isim pest, pinewood nematode adlı canlıyı zarar veren bir organizma olarak sınıflandırır. Invasive, onun bir ortama sonradan giren, yayılan ve zarar veren yerli olmayan bir organizma olduğu yönündeki ekolojik anlamı katar; burada birinin özel hayatına müdahale etme şeklindeki gündelik anlamda kullanılmaz. Called pinewood nematode, that is called pinewood nematode anlamındaki kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir. a/an + sınıflandırma + called + ad kalıbı, resmî anlatımda bir şeyin ne olduğunu ve adını tek bir isim öbeği içinde vermeyi sağlar.
Alıştırma
İngilizce cümleyi, organizmayı zararlı bir istilacı olarak sınıflandıran ve adını tanıtan tam ifadeyle tamamlayın: Officials are tracking ____ the emerald ash borer.
Cevabı göster
an invasive pest called
hurt the growth of: fiziksel acı değil, soyut zarar
Bu cümlede hurting the growth of, ağaçların büyümesini olumsuz etkilemek veya yavaşlatmak anlamına gelir. Hurt burada soyut anlamdadır: ağaçların fiziksel acı hissetmesini değil, bir sürecin zarar görmesini anlatır. hurt the growth of + isim kalıbı, bir koşulun normal gelişimi zorlaştırdığını anlatmak için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi “büyümeye zarar vermek veya büyümeyi yavaşlatmak” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Air pollution is ____ young trees near the highway.
Cevabı göster
hurting the growth of
The mushrooms also need ample rainfall and cool temperatures Kalıp ifadeler
5:09Mantarların ayrıca bol yağışa ve serin havaya ihtiyacı vardır,
ample rainfall and cool temperatures: iki uygun koşul
ample rainfall and cool temperatures ifadesi, and ile bağlanan iki koşulu belirtir. Ample rainfall bol ve yeterli yağış anlamına gelir; aşırı miktarda yağış demek değildir. Cool temperatures hafif düşük ve serin sıcaklıkları anlatır; mutlaka soğuk veya dondurucu sıcaklıklar anlamına gelmez. İfade bir bütün olarak iyi büyüme için gereken dengeli iki koşulu sunar.
Alıştırma
Cümleyi “bol yağış ve hafif düşük, serin hava” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The young tea plants need ____ early in the season.
Cevabı göster
ample rainfall and cool temperatures
All of these factors create a delicate balance for matsutake. Deyimler
5:14Tüm bu etkenler matsutake için hassas bir denge oluşturur.
Create a delicate balance: hassas bir denge oluşturmak
Create a delicate balance ifadesinde create, ‘meydana getirmek’ veya ‘oluşturmak’ anlamına gelir; delicate balance ise birkaç güç ya da koşul arasındaki, kolayca bozulabilen istikrarlı bir ilişkiyi anlatır. Etkenlerin birbirine eşit olması gerekmez. Burada ifade, yetişme koşullarını birbirine bağımlı olarak gösterir: bir etkendeki değişiklik bütün sistemin dengesini bozabilir. X creates a delicate balance kalıbı, birkaç etkinin birlikte hassas bir denge oluşturduğu durumlara aktarılabilir.
Alıştırma
Cümleyi create ile başlayan ve ‘birlikte hassas bir denge oluşturmak’ anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Strict deadlines, staff well-being, and client expectations ____ in this project.
Cevabı göster
create a delicate balance
Harvests vary widely each year, Kalıp ifadeler
5:19Hasat miktarı yıldan yıla büyük farklılık gösterir,
Vary widely: büyük farklılık göstermek
Vary widely, ‘durumlar veya zamanlar arasında büyük farklılık göstermek’ anlamına gelir. Vary değişimi ya da farklılığı belirtirken widely olası değerlerin geniş bir aralığa yayıldığını anlatır; burada coğrafi yayılma anlamına gelmez. Cümlede each year karşılaştırmanın boyutunu belirler: bir yılın hasadı başka bir yılınkinden çok farklı olabilir. X varies widely by/across/between Y kalıbı, verileri veya eşit olmayan sonuçları özetlemek için kullanışlıdır.
Alıştırma
Yanıt sürelerinin departmanlar arasında büyük farklılık gösterdiği anlatılmak isteniyorsa cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? Response times ____ across departments, from a few minutes to several days.
- vary widely
- spread widely
- travel widely
Cevabı göster
vary widely
which causes big changes in price: önceki yan cümlenin tamamına gönderme yapan which
Virgülle ayrılan bu yan cümlede which, yakındaki year sözcüğüne değil, hasat miktarlarının her yıl büyük ölçüde değiştiği düşüncesinin tamamına gönderme yapar. Yan cümle bu durumun sonucunu ekler: durum, fiyatlarda büyük değişikliklere neden olur. Önceki durum tek bir olgu olarak ele alındığı için which ile tekil causes fiili kullanılır. İfade, which + fiil kalıbı bir olguyu sonucuna kısa ve etkili biçimde bağlar.
Alıştırma
Örnekte which neye gönderme yapıyor?
- year sözcüğü
- Hasat miktarlarının her yıl büyük ölçüde değişmesi olgusunun tamamı
- Yalnızca fiyat
Cevabı göster
Hasat miktarlarının her yıl büyük ölçüde değişmesi olgusunun tamamı
prices were 20 to 50% lower than the year before Dilbilgisi
5:24fiyatlar bir önceki yıla göre %20 ila %50 daha düşüktü,
20 to 50% lower than: bir ölçütün altındaki aralığı ifade etme
20 to 50% düşüş aralığını verir, lower than ise karşılaştırma ölçütünü belirtir. Burada 2018 fiyatlarının, önceki yılın karşılık gelen fiyatlarından %20 ile %50 arasında daha düşük olduğu anlatılır. Yüzdeler, ölçüt alınan değerden ne kadar çıkarıldığını gösterir; son fiyatın kendisini göstermez. $100'dan %20 düşük bir fiyat $80, %50 düşük bir fiyat ise $50'dır.
Alıştırma
Geçen yılın fiyatı $100 ise 20 to 50% lower than last year hangi fiyat aralığını anlatır?
- $120 ile $150 arası
- $50 ile $80 arası
- $20 ile $50 arası
Cevabı göster
$50 ile $80 arası
when there was ...: geçmişteki arka plan koşulunu belirtmek
“when there was a period of dry weather” ifadesinde when, ana olay olan “prices almost doubled” için geçmişteki zamanı ve arka plan durumunu belirtir. Burada soru sormaz. “when there was + isim öbeği” kalıbı, önce geçmişteki bir dönemi ya da koşulu belirtip sonra o sırada ne olduğunu anlatmayı sağlar. “There was”, kurak hava dönemini cümleye dahil eder.
Alıştırma
“when there was a period of dry weather” ifadesinin cümledeki görevi nedir?
- Fiyatların saat kaçta değiştiğini sorar.
- Kurak havanın fiyatlar yükseldiği için oluştuğunu söyler.
- Ana sonuçtan önce geçmişe ait bir arka plan sunar.
Cevabı göster
Ana sonuçtan önce geçmişe ait bir arka plan sunar.
almost doubled, reaching ...: ulaşılan sonuç değerini eklemek
“prices almost doubled, reaching over $800 per kilogram” ifadesinde almost doubled, artışın büyüklüğünü anlatır: fiyatlar önceki seviyesinin iki katına yaklaştı, ancak tam olarak iki katına çıkmadı. Virgülden sonraki reaching öbeği, değişimin sonucunda ulaşılan seviyeyi ekler. Bu öbeğin örtük öznesi, ana cümlenin öznesi olan prices sözcüğüdür. Sonuç bildiren bu -ing öbeği, bir değişimi ortaya çıkan sayısal değerle kısa biçimde bağlar.
Alıştırma
“The temperature rose quickly, reaching 30°C by noon” cümlesinde “reaching 30°C” neyi belirtir?
- Yükselmeye başlamadan önceki sıcaklık
- Öğle saatindeki son sıcaklık
- Önceki sıcaklığa eklenen derece miktarı
Cevabı göster
Öğle saatindeki son sıcaklık
only around 14 of the 1,000 metric tons Dilbilgisi
6:02tüketilen 1.000 metrik tonun yalnızca yaklaşık 14 metrik tonu
14 of the 1,000 metric tons consumed were harvested domestically yapısının çözümlemesi
14 of the 1,000 metric tons ifadesi, toplam 1.000 metrik ton içinden yaklaşık 14 metrik tonluk bir miktarı seçip gösterir. Çoğul edilgen yapı were harvested bu seçilen miktarla uyumludur. consumed ana fiil değildir. the 1,000 metric tons ifadesini niteleyen ve that were consumed yapısının kısaltılmış hâli olan bir geçmiş zaman ortacıdır. Ana fiil öbeği were harvested domestically olup toplamın yaklaşık 14 metrik tonunun Japonya'da hasat edildiğini belirtir.
Alıştırma
Cümlenin doğru çözümlemesi hangisidir?
- were harvested domestically, ana yüklem olmak yerine consumed sözcüğünü niteler.
- consumed were, 1,000 metric tons miktarının tamamını anlatan tek ve kesintisiz bir fiil öbeğidir.
- consumed, the 1,000 metric tons ifadesini niteler ve were harvested ana fiil öbeğidir.
Cevabı göster
consumed, the 1,000 metric tons ifadesini niteler ve were harvested ana fiil öbeğidir.
the ones grown in Japan: isim yerine kullanım ve kısaltılmış ilgi cümleciği
the ones öbeği çoğul matsutake adının yerine geçer; böylece cümle adı tekrarlamadan ithal matsutake mantarlarını Japonya'dakilerle karşılaştırır. Buradaki ones çoğul bir ad yerine kullanılan sözcüktür, one sayısı değildir. Grown in Japan, ones sözcüğünü niteler. Bu, that are grown in Japan yapısına denk olan kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir. the ones grown in Japan bir bütün olarak Japonya'da üretilen matsutake mantarlarını ifade eder.
Alıştırma
Çoğul jackets adının yerine geçen ve elde yapılmış ceketleri ifade eden tamamlamayı seçin: These jackets are cheaper than ___.
- one's made by hand
- the ones made by hand
- the one made by hand
Cevabı göster
the ones made by hand
consider + nesne + to be + karşılaştırmalı tümleçler
consider + nesne + to be + tümleç kalıbı, birinin nesnenin belirli bir niteliğe sahip olduğuna hükmettiğini veya inandığını belirtir. Bu cümlede some people değerlendirmeyi yapan kişileri, these mushrooms nesneyi, less fresh ve not as flavorful ise birbirine bağlanmış iki tümleci gösterir. Bu yapıda consider, bir şeyi yapmayı düşünmek anlamına gelmez. İki tümleç de olumsuz bir karşılaştırma yapar. Less fresh, less + sıfat yapısını; not as flavorful ise not as + sıfat yapısını kullanır. Karşılaştırma ölçütü söylenmez, çünkü bağlam karşılaştırılan Japon matsutakelerini belirtir. Yargıyı some people grubuna bağlayan cümle, tartışmasız bir gerçek yerine bir görüş sunar.
Alıştırma
Cümleyi consider + nesne + to be kalıbıyla tamamlayın: Reviewers ____ the lighter model ____ less durable and not as powerful.
Cevabı göster
consider · to be
are often considered to be the most valuable.
6:20genellikle en değerli olanlar olarak kabul edilir.
mantar sınıflandırmasında a closed cap
Mantar anatomisinde cap, mantarın geniş üst kısmı olan şapkayı ifade eder. A closed cap, mantar olgunlaşırken henüz tamamen genişlememiş veya açılmamış bir şapkadır. Closed, gelişim aşamasını ve şeklini belirtir; üzerine ayrı bir kapak konduğu anlamına gelmez. with a closed cap ifadesi belirli bir matsutake grubunu tanımlar. Bu sınıflandırma bağlamında gözle görülen bu gelişim aşaması daha yüksek değerle ilişkilendirilir; bu nedenle bu grup çoğu zaman en değerli grup kabul edilir.
Alıştırma
Bir mantar sınıflandırma açıklamasında a closed cap ne anlama gelir?
- Mantarın üst kısmındaki şapka henüz tamamen açılmamıştır.
- Sap kesilmiş ve üzeri örtülmüştür.
- Mantar bir kabın içinde mühürlenmiştir.
Cevabı göster
Mantarın üst kısmındaki şapka henüz tamamen açılmamıştır.
full course meal: birkaç servis hâlinde sunulan eksiksiz bir öğün
Yemek bağlamında course; başlangıç, ana yemek veya tatlı gibi bir öğünün bir aşamasını ya da bir servisini belirtir. A full course meal, tek bir yemek veya eğitim kursu değil, sırayla sunulan servislerin tamamıdır. Burada fiyat, konaklama yerinin sunduğu çok servisli öğünün tamamını kapsar. Bu ifadeyi bir restoran veya otelin yemek paketini anlatırken ya da paket hakkında soru sorarken kullanabilirsin.
Alıştırma
Hangi açıklama full course meal ifadesine en uygundur?
- birkaç servis hâlinde sunulan eksiksiz bir öğün
- bir öğündeki yalnızca ana yemek
- tek bir ücretle yenebildiği kadar yemek
Cevabı göster
birkaç servis hâlinde sunulan eksiksiz bir öğün
matsutake mushrooms were listed as vulnerable in 2020. Kelime
7:19matsutake mantarı 2020'de hassas tür olarak listeye alındı.
Neden belirtmek için Due to + isim öbeği
Due to bir durumun nedenini belirtir ve ardından bir isim öbeği gelir. Due to the declining harvests ifadesinde the declining harvests isim öbeği, sonraki açıklamanın nedenini verir. İfade cümlenin başına geldiğinde ana sonuçtan önce nedeni sunar. Neden-sonuç bilgisini kısa ve düzenli biçimde aktarmanın bir yoludur.
Alıştırma
Duyuruyu dersteki resmî neden ifadesiyle tamamla: ____ a staff meeting, the office will close at 3 p.m.
Cevabı göster
Due to
were listed as vulnerable: resmî bir koruma statüsü
“Were listed as vulnerable” resmî bir edilgen yapıdır: were listed resmî bir sınıflandırmayı belirtir, as ise mantarlara verilen kategoriyi tanıtır. Odak, değerlendirmeyi kimin yaptığı değil, verilen statüdür. Koruma haberlerinde vulnerable, bir türün doğada yüksek yok olma riskiyle karşı karşıya olduğunu belirten “hassas” statüsüdür. Duygusal açıdan kırılgan olmak ya da türün çoktan yok olması anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede were listed as vulnerable ne anlama geliyor?
- Doğada yüksek yok olma riskiyle karşı karşıya olduklarını belirten bir koruma kategorisine resmî olarak yerleştirildiler.
- 2020'de soylarının tükendiği ilan edildi.
- Duygusal açıdan kırılgan olarak tanımlandılar.
Cevabı göster
Doğada yüksek yok olma riskiyle karşı karşıya olduklarını belirten bir koruma kategorisine resmî olarak yerleştirildiler.
But if its growth and environment aren't sustained, Dilbilgisi
7:41Fakat büyümesi ve yaşam alanı korunmazsa,
this legendary mushroom likely won't get cheaper anytime soon. Kalıp ifadeler
7:43bu efsanevi mantarın yakın zamanda ucuzlaması pek olası değil.
if ... aren't sustained, ... likely won't get cheaper: koşul ve temkinli tahmin
if yan cümlesi bir koşul belirler: mantarın büyümesi ve onu destekleyen çevre devam ettirilmez. Aren't sustained edilgen yapıdadır; bu nedenle odak, bunları kimin sürdürdüğü değil, koşulların devam edip etmediğidir. Ana cümle gelecek hakkında temkinli bir tahmin verir. Likely, won't get cheaper olumsuz yargısının tamamını niteler: bu koşul altında konuşan kişi fiyatların muhtemelen düşmeyeceğini düşünür. Bu, kanıtlara dayalı bir tahmindir; garanti değildir.
Alıştırma
Tahmini likely, won't, get ve cheaper sözcüklerini doğal sırada kullanarak tamamlayın: If supply stays limited, tickets ____ anytime soon.
Cevabı göster
likely won't get cheaper
Olumsuz bir tahminde anytime soon
Bu olumsuz tahminde anytime soon, öngörülebilir yakın gelecek içinde anlamına gelir. Cümle, mantarın kısa vadede ucuzlamasının beklenmediğini söyler; hiçbir zaman ucuzlamayacağını söylemez. Anytime soon, konuşan kişi bir değişikliğin yakın gelecekte beklenip beklenmediğini değerlendirirken çoğu zaman olumsuz bir fiilden sonra veya bir soru içinde kullanılır. Zaman aralığını kesinleştirmeden nispeten yakın tutar ve olumsuz bir ifadeye çoğu zaman şüpheci bir ton katar.
Alıştırma
Öngörülebilir yakın gelecekte bir değişiklik beklenmediğini göstermek için cümleyi en iyi tamamlayan ifadeyi seçin. The rent probably won't fall ____.
- sooner or later
- anytime soon
- at any time
- right away
Cevabı göster
anytime soon