Neden Vivaldi'nin "Dört Mevsim"ini dinlemelisiniz? - Betsy Schwarm: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
500 kelime 176 kel/dk

Video özeti: Vivaldi’nin Dört Mevsim’inin şiirleri ve mevsim sahnelerini nasıl canlı bir çalgısal anlatıya dönüştürdüğünü, bunu küçük bir topluluk ve geri dönen ezgilerle nasıl başardığını ve anlaşılır üslubunu dinleyicileriyle ve Venedik’teki bir kız okuluyla nasıl ilişkilendirdiğini ele alır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Light, bright, and cheerful. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Kısa ve paralel bir sıfat dizisinin müzik, görüntü veya sahnenin havasını ayrıntılı açıklama başlamadan hemen belirleyebildiğini öğrenin; böylece yorumlara özlü fakat etkileyici bir giriş yapabilirsiniz. 2. expressive instrumental program music, — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Belirli bir hikâyeyi, sahneyi veya düşünceyi canlandıran çalgı müziğine verilen müzik tarihi terimini tanıyın ve Vivaldi’nin mevsimleri ayrıntılı biçimde sesle betimlemesinin neden çağının ötesinde görüldüğünü anlayın. 3. was intended not only as / but also as — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: İki amaç veya işlevi dengeli biçimde açıklamak için not only…but also yapısını as ve isim öbekleriyle kullanın; örneğin Pietà öğrencilerinin müzik eğitimini hem toplumsal bir beceri hem de olası bir meslek olarak sunabilirsiniz.

Bu derste

Light, bright, and cheerful. Anlatım akışı

0:10

Hafif, parlak ve neşeli.

Anlatım akışı

Light, bright, and cheerful: kısa ve yoğun bir sıfat dizisi

Birbirine bağlanan bu üç sıfat, tam bir cümlecik değil, kısa ve yoğun bir betimleme görevi görür. Birlikte havayı hemen belirler: light, hissin hafif ve ağır olmamasını; bright, açık ve canlı bir niteliği; cheerful ise neşeli bir duygu tonunu anlatır. Bu tür bir sıfat dizisi, anlatımda veya açıklama yazısında genel izlenimi en başta verir. Eksik özne ve fiil bağlamdan anlaşılır; sanki konuşan The music is light, bright, and cheerful. demiş gibidir.

Alıştırma

Hangi açıklama aynı kısa sıfat dizisi kalıbıyla bir atmosfer oluşturur?

  1. Peacefully, the room became cooler.
  2. The room has three windows.
  3. Quiet, cool, and peaceful.
Cevabı göster

Quiet, cool, and peaceful.

It's some of the most familiar of all early 18th century music. Dilbilgisi

0:13

Tüm 18. yüzyılın başlarındaki müzikler arasında en çok bilinenlerden biridir.

Dilbilgisi

some of the most familiar of all: en üst grupta yer almak

some of the most familiar of all ifadesi, bu müziği en tanıdık olanlar grubuna yerleştirir; ancak onun tek ve en tanıdık örnek olduğunu iddia etmez. Buradaki some of, konuşanın kararsızlığını değil, daha büyük bir kümenin bir bölümünü belirtir. Yaygın ve başka durumlara aktarılabilen kalıp some of the + üstünlük derecesindeki sıfat + çoğul veya sayılamayan isim biçimindedir. Ardından karşılaştırma kümesini belirten bir in/of öbeği gelebilir. Bu cümlede most familiar ifadesinin anlaşılan merkez sözcüğü music'tir; of all early 18th century music ise bütün karşılaştırma kümesini verir. Yani bu müzik, insanların en iyi bildiği 18. yüzyıl başı müzikleri arasındadır.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için some of the ifadesinden sonra popular sözcüğünün üstünlük derecesini kullanın: These are ____ science books in the library.

Cevabı göster

some of the most popular

It's been featured in uncounted films and television commercials. Kalıp ifadeler

0:17

Sayısız filmde ve televizyon reklamında yer almıştır.

Kalıp ifadeler

been featured in: medya yapımlarında yer almak

Burada been featured in, bir şeyin filmlerde veya reklamlarda “yer aldığı” ya da “kullanıldığı” anlamına gelir. Özne müziktir; dolayısıyla filmler ve reklamlar, insanların bu müziği duyduğu medya yapımlarıdır. Tam yapı has + been + featured + in şeklindedir. Has been featured, present perfect edilgen yapıdır: müzik eylemden etkilenir ve in, onu içeren filmleri ya da reklamları tanıtır. Buradaki featured, feature fiilinden gelir; “ayırt edici” anlamında değildir.

Alıştırma

Cümleyi be featured in ifadesinin present perfect edilgen biçimiyle tamamlayın: The museum's new exhibit has ____ several travel programs.

Cevabı göster

been featured in

But what is it and why does it sound that way? Anlatım akışı

0:21

Peki ama bu nedir ve neden böyle bir sese sahiptir?

Anlatım akışı

What is it ... why does it sound that way?: iki sorulu bir giriş

Konuşmacı But ile önceki bir gözlemden birbiriyle bağlantılı iki soruya geçer. What is it? konunun ne olduğunu sorarken why does it sound that way? bu sesin nedenini sorar. Bu iki soru birlikte, bir sonraki açıklamanın neleri ele alacağını dinleyiciye gösterir. That way, daha önce tarif edilen ses niteliğine gönderme yapar; fiziksel bir yönü veya somut bir eylem biçimini belirtmez. Bu soru çifti hem ilgi çekici bir giriş hem de yol haritası olarak çalışır: merak uyandırırken gelecek bilgileri düzenler.

Alıştırma

Bu cümlenin bir açıklamadaki temel söylem işlevi nedir?

  1. Önceki bir gözlemi, gelecek açıklamayı haber veren iki soruya dönüştürür.
  2. Herhangi bir açıklama başlamadan nihai cevabı verir.
  3. Konuyu birbiriyle ilgisiz iki soruyla keser.
Cevabı göster

Önceki bir gözlemi, gelecek açıklamayı haber veren iki soruya dönüştürür.

This is the opening of Spring from The Four Seasons by Italian composer Antonio Vivaldi. Kültür

0:24

Bu, İtalyan besteci Antonio Vivaldi'nin Dört Mevsim adlı eserinden İlkbahar'ın açılışıdır.

Kültür

Spring from The Four Seasons: A from B yapısındaki parça-bütün ilişkisi

Burada Spring, daha büyük bir eser grubu olan The Four Seasons içindeki konçertolardan birinin adıdır. Bu yüzden Spring from The Four Seasons, “The Four Seasons'dan alınan Spring” anlamına gelir; bunlar birbirinden bağımsız ve ilgisiz iki eser değildir. Müzik, kitap, film ya da gösteri tanıtırken A from B, küçük eser ya da bölüm A'nın daha büyük eser B'ye ait olduğunu gösterebilir. From bu parça-bütün ilişkisini belirtir.

Alıştırma

Tanıtımı A from B kalıbıyla tamamlayın: “Hallelujah” is a chorus ____ Handel's Messiah.

Cevabı göster

from

The Four Seasons are famous in part because they're a delight to the ear. Notlar

0:30

Dört Mevsim kısmen kulağa hoş gelmesiyle ünlüdür.

Kalıp ifadeler

famous in part because: nedenin yalnızca bir bölümünü sunmak

famous in part because ifadesinde in part, because ile sunulan nedeni sınırlar. Yani kulağa hoş gelmesi, The Four Seasons'ın ünlü olmasının nedenlerinden biridir; ancak tek neden olmak zorunda değildir. Yeniden kullanılabilir kalıp sonuç + in part because + yan cümle şeklindedir. Sonuca katkıda bulunan bir nedeni, bütün açıklama oymuş gibi göstermeden sunmayı sağlar.

Alıştırma

Kötü havanın nedenlerden yalnızca biri olduğunu göstermek için cümleyi dersteki üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: The event was delayed ____ the roads were icy.

Cevabı göster

in part because

Deyimler

a delight to the ear: dinlemesi çok hoş

Burada a delight to the ear, bir şeyin dinlemesinin çok hoş olduğu anlamına gelir. Bu mecazlı bir isim öbeğidir: müzik dinleyene keyifli bir deneyim sunar; kulağa gerçekten verilen bir nesne değildir. a delight to the + duyu organı kalıbı, duyusal zevki anlatabilir. Örneğin a delight to the eye, bir şeye bakmanın çok hoş olduğunu belirtir.

Alıştırma

Çok hoş bir sesi anlatan ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The violin solo was ____.

Cevabı göster

a delight to the ear

However, even more notable is the fact that they have stories to tell. Notlar

0:34

Ancak asıl dikkat çeken, onların anlatacak hikayelerinin olmasıdır.

Anlatım akışı

even more notable is the fact that: sonraki noktayı daha önemli kılmak

Even more notable is the fact that, yeni bir olguyu sunar ve onu önceki noktadan daha dikkate değer olarak işaretler. Even more önem derecesini yükseltir, the fact that ise yeni noktanın içeriğini sunar. Cümle, even more notable değerlendirmesini olgunun kendisinden önce yerleştirir. Bu öne alınmış kalıp, dinleyiciye daha güçlü bir noktanın gelmekte olduğunu bildirir; bu nedenle açıklamalarda, raporlarda ve sunumlarda kullanışlıdır.

Alıştırma

İkinci olguyu birinciden daha önemli yapan resmî yapıyla ikinci cümleyi tamamlayın: The update made the app faster. ____ the error rate fell to zero.

Cevabı göster

Even more notable is the fact that

Deyimler

they have stories to tell: müziği kişileştirmek

Burada they müzik parçalarını ifade eder. they have stories to tell demek, bu parçaları kişileştirir: müzik gerçek anlamda konuşmaz; ses yoluyla sahneleri, eylemleri veya bir olay dizisini çağrıştırır. Sanatla ilgili yorumlarda have a story/stories to tell, bir eserin deneyimleri, tarihi veya bir anlatıyı aktardığı anlamına gelebilir. Dinleyen ya da bakan kişi, eseri deneyimlerken bu hikâyeyi keşfeder.

Alıştırma

Bu cümlede they have stories to tell ne anlama geliyor?

  1. Her parçada yazılı bir hikâye okuyan biri vardır.
  2. Enstrümanlar insan sesiyle konuşur.
  3. Müzik parçaları ses yoluyla sahneleri ve olayları çağrıştırır.
Cevabı göster

Müzik parçaları ses yoluyla sahneleri ve olayları çağrıştırır.

At the time of their publication in Amsterdam in 1725, Dilbilgisi

0:39

1725'te Amsterdam'da yayımlandıkları sırada,

Dilbilgisi

At the time of their publication: tarihsel zaman çerçevesi kurmak

At the time of + isim öbeği, “o olay gerçekleştiğinde” anlamına gelir. Burada their publication olayı adlandırırken in Amsterdam ve in 1725 olayın yerini ve yılını ekler. Bu ifade, ana bilgiden önce tarihsel arka planı kurmak için cümlenin başına gelir. Olay adı olan publication kullanıldığı için bu yapı when they were published ifadesinden daha kısa ve resmîdir; bu nedenle tarihsel ve bilgilendirici metinlerde yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi bu notta öğretilen dört sözcüklü resmî zaman ifadesiyle tamamlayın: ____ its launch, the app was free.

Cevabı göster

At the time of

they were accompanied by poems describing exactly what feature of that season Kalıp ifadeler

0:43

o mevsimin tam olarak hangi özelliğini yansıtmayı amaçladığını açıklayan

Kalıp ifadeler

were accompanied by poems: bir eserle birlikte sunulan destekleyici malzeme

Bu cümlede were accompanied by poems, müzik eserlerinin yanında şiirlerin de sunulduğu anlamına gelir. Şiirler eserlerle bağlantılı ek malzemedir; bir insanın başka bir insana eşlik etmesi söz konusu değildir. Yapı, özne + be accompanied by + özneyle birlikte gelen malzeme, kişi veya olay biçimindedir. Özneyi ana unsur olarak, by bölümünü de onunla birlikte görünen şey olarak sunar.

Alıştırma

“Yanlarında kısa notlar sağlanmıştı” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The photographs ____ short notes about each location.

Cevabı göster

were accompanied by

Vivaldi intended to capture in musical terms. Kalıp ifadeler

0:47

ve Vivaldi'nin bunu müzikal terimlerle nasıl ifade ettiğini anlatan şiirlerle birlikte geldiler.

Kalıp ifadeler

intended to capture ... in musical terms: bir fikri müzik yoluyla ifade etmek

Intended to capture, “yansıtmayı planladı veya amaçladı” anlamına gelir. Capture burada mecazidir: besteci fiziksel bir nesneyi yakalamak değil, dinleyicilerin bir mevsimin özelliğini müzikte duymasını istiyordu. In musical terms, anlatım aracını belirtir. Burada “melodi, ritim veya ses gibi müzikal özellikler aracılığıyla” demektir. Bu nedenle yeniden kullanılabilecek kalıp intend to capture + fikir veya nitelik + in musical terms biçimindedir.

Alıştırma

Hedef yapının iki bölümünü kullanarak cümleyi tamamlayın: The composer ____ the energy of the city ____.

Cevabı göster

intended to capture · in musical terms

In providing specific plot content for instrumental music, Notlar

0:50

Enstrümantal müzik için spesifik bir kurgu içeriği sağlayarak,

Dilbilgisi

In providing...: In + V-ing değerlendirmenin dayanağını çerçeveler

Burada In providing... bir edat öbeğidir: in edatını, isim-fiil görevindeki providing izler. Sonraki yargının hangi belirli eylem veya açıdan geçerli olduğunu gösterir; yaklaşık olarak “sağlama eylemi veya alanı bakımından...” demektir. Providing öncesinde be fiilinin bir biçimi bulunmadığı için bu bir sürekli zaman yapısı değildir. Bu giriş öbeği tek başına tam bir cümle oluşturmaz; ardından gelen ana cümle değerlendirilen kişiyi veya şeyi ve temel yargıyı verir.

Alıştırma

Analitik cümleyi In + improve fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: “____ access to clean water, the project has made the town healthier.”

Cevabı göster

In improving

Kelime

instrumental music: çalgıları merkeze alan müzik

Instrumental music, söylenen sözler yerine öncelikle çalgılarla yapılan müziktir. Şarkı söyleme ve şarkı sözleri bu müziğin temel ifade aracı değildir. Burada bu terim önemlidir çünkü olay örgüsü içeriği sözler olmadan aktarılmaktadır. Bu müzik teriminde instrumental, “çalgılarla ilgili” anlamına gelir. Başka bağlamlarda instrumental in, “bir şeyin gerçekleşmesinde önemli” anlamına gelebilir; ancak burada bu anlam kullanılmaz.

Alıştırma

Hangi açıklama instrumental music ifadesine en uygundur?

  1. Söylenen sözler yerine çalgıları merkeze alan müzik
  2. Şarkı söyleme ve sözleri merkeze alan müzik
  3. Bir kişinin başarısında önemli rol oynayan müzik
Cevabı göster

Söylenen sözler yerine çalgıları merkeze alan müzik

Vivaldi was generations ahead of his time. Deyimler

0:54

Vivaldi kendi döneminden nesillerce öndeydi.

Deyimler

generations ahead of his time: çağının birkaç nesil ilerisinde

ahead of his time deyimi, Vivaldi'nin fikirlerinin veya müziğinin yaşadığı çağda normal kabul edilenden daha ileri olduğunu anlatır. His, anlatılan kişiye veya nesneye göre değişir: ahead of her time, ahead of their time ya da ahead of its time. Generations övgüyü çok daha güçlü hâle getirir. Eserlerinin birkaç nesil ileride göründüğünü anlatır; gerçek anlamda zamanda yolculuk ettiğini değil.

Alıştırma

“Kendi çağından daha ileri” anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: The early computer was decades ____.

Cevabı göster

ahead of its time

If one were to read the poems simultaneously to hearing the music, Dilbilgisi

0:57

Biri şiirleri müzik dinlemekle eşzamanlı olarak okuyacak olsaydı,

one would find the poetic scenes synchronizing nicely with the musical imagery. Kalıp ifadeler

1:01

şiirsel sahnelerin müzikal imgelerle harika bir şekilde senkronize olduğunu fark ederdi.

Dilbilgisi

If one were to... one would...: resmî varsayım yapısı

If one were to read... hayal edilen bir eylemi koşul olarak ortaya koyar. Were to + fiilin yalın hâli, koşulu varsayımsal ve resmî gösterir. One would find... ise would + fiilin yalın hâliyle beklenen sonucu verir. Buradaki one, 1 sayısı değil, “herhangi bir kişi” anlamındaki genel bir zamirdir. One sözcüğünü tekrarlamak resmî üslubu tutarlı tutar; günlük konuşmada bunun yerine genellikle you kullanılır.

Alıştırma

Resmî varsayım kalıbını tamamlayın: If one ____ compare the two maps, one ____ notice several changes.

Cevabı göster

were to · would

Kalıp ifadeler

synchronizing nicely with the musical imagery: müziğin çağrıştırdığı imgelerle eşgüdüm

Synchronizing with, iki şeyin zamanlama, ritim veya ilerleme düzeni bakımından eşgüdümlü biçimde hareket etmesi, değişmesi ya da gelişmesi demektir. Burada şiirsel sahneler ile müziğin oluşturduğu izlenimler birbirine uyacak biçimde gelişir; nicely ise bu uyumun akıcı ve etkili olduğunu belirtir. Musical imagery, ekrandaki gerçek görüntüler değil, müziğin zihinde canlandırdığı imgeler veya duyusal izlenimlerdir. Yapı, synchronize with + eşgüdüm için referans alınan şey biçimindedir.

Alıştırma

Sahne ışıklarının müzikle aynı anlarda değiştiğini en iyi hangi cümle anlatır?

  1. The stage lights resemble the music.
  2. The stage lights synchronize with the music.
  3. The stage lights belong to the music.
Cevabı göster

The stage lights synchronize with the music.

We are told that the birds welcome Spring with happy song, Deyimler

1:07

Bize kuşların İlkbaharı mutlu şarkılarla karşıladıkları söylenir,

Deyimler

birds welcome Spring with happy song: kuşların şarkıyla baharı karşılaması

Birds welcome Spring with happy song, kuşları kişileştirir: kuşların ötüşünü, sanki bir ziyaretçiyi bilinçli olarak karşılıyorlarmış gibi anlatır. Bu bağlamda welcome, kuşların bir insan geleneğini gerçekten yerine getirmesi değil, kuş seslerinin baharın gelişini şiirsel biçimde haber vermesi ve kutlamasıdır. With happy song, baharı nasıl “karşıladıklarını” açıklar. “Bir doğa unsuru + insana özgü bir eylem” kalıbı, mevsim sahnesini canlı ve etkileyici gösterir.

Alıştırma

Bu şiirsel cümlede birds welcome Spring with happy song ne anlama gelir?

  1. Kuşların ötüşü, bahara yönelik neşeli bir selamlama olarak sunulur.
  2. Kuşlar bir insan ziyaretçiyi bir binaya davet eder.
  3. Bahar başladığında kuşlar ötmeyi bırakır.
Cevabı göster

Kuşların ötüşü, bahara yönelik neşeli bir selamlama olarak sunulur.

and here they are doing exactly that. Anlatım akışı

1:10

ve burada tam olarak bunu yapıyorlar.

Anlatım akışı

here they are doing exactly that: önceki açıklamayı mevcut kanıta bağlamak

Bu anlatımda here yalnızca fiziksel bir yer değil, “şu anda dinlediğimiz müziğin içinde” anlamına gelir. Dikkati o anda sunulan kanıta yöneltir. that, az önce anlatılan eylemin yerine geçer: kuşların neşeli şarkılarla baharı karşılaması. doing exactly that, mevcut müzik bölümünün bu anlatımla tam olarak örtüştüğünü, açıklamayı tekrarlamadan söyler. İfadenin tamamı önceki açıklamayı şimdi duyulan örneğe bağlar.

Alıştırma

Bu anlatımda here they are doing exactly that ne işe yarar?

  1. Önceki açıklamayla ilgisi olmayan yeni bir eylem başlatır.
  2. Mevcut örneği gösterir ve bunun az önce anlatılan eylemle örtüştüğünü söyler.
  3. Yalnızca kuşların fiziksel konumunu bildirir.
Cevabı göster

Mevcut örneği gösterir ve bunun az önce anlatılan eylemle örtüştüğünü söyler.

Soon, however, a thunderstorm breaks out. Notlar

1:15

Ancak çok geçmeden bir fırtına kopar.

Anlatım akışı

Soon, however: zamanı ilerletmek ve karşıtlık belirtmek

Soon anlatının zamanını ileri taşır: gök gürültülü fırtına kısa bir süre sonra başlar. however, bu gelişmenin önceki bahar kuşlarının neşeli ötüşüyle karşıtlık oluşturduğunu belirtir. İki sözcük birlikte hem değişimin ne zaman olduğunu hem de sahnenin nasıl değiştiğini gösterir. Burada however iki virgülün arasına yerleştirilmiştir. Bir görüşe karşı çıkmaz; olaylardaki ve atmosferdeki değişimi belirtir.

Alıştırma

The morning began sunny. Hangi başlangıç, kara bulutların kısa süre sonra geldiğini söylerken aynı zamanda karşıtlığı da en iyi biçimde belirtir?

  1. However,
  2. Soon,
  3. Soon, however,
Cevabı göster

Soon, however,

Öbek fiiller

breaks out: bir fırtınanın aniden başlaması

Bu cümlede breaks out, «aniden başlar» anlamına gelir. Break out; fırtına, yangın, savaş, hastalık veya çatışma gibi bir olay beklenmedik biçimde başladığında sık kullanılan, nesne almayan bir deyimsel fiildir. Bir şeyi kırıp dışarı çıkmak anlamına gelmez. Özne olan a thunderstorm tekil olduğu için geniş zaman biçimi breaks out olur.

Alıştırma

Cümleyi break out ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: A fire ____ in the empty warehouse last night.

Cevabı göster

broke out

Not only is there musical thunder and lightning, Notlar

1:20

Yalnızca müzikal gök gürültüsü ve şimşekler olmakla kalmaz,

Deyimler

Bir metafor olarak musical thunder and lightning

Burada musical thunder and lightning ifadesi, müziğin yarattığı fırtına etkileri için kullanılan bir metafordur. Dinleyicinin gök gürültüsünü, çakan ışıkları ve fırtınanın gücünü hayal etmesi amaçlanır; gerçek hava durumu anlatılmaz. musical sıfatı, gök gürültüsü ve şimşeğin müziğin tasvir ettiği şeyin bir parçası olduğunu gösterir. Sanat yorumlarında somut bir sahne hem sesi hem de o sesin oluşturduğu görüntüyü veya hissi anlatabilir.

Alıştırma

Bu cümlede musical thunder and lightning ne anlama geliyor?

  1. Müzik bir fırtınanın sesini ve görüntüsünü yaratıyor.
  2. Gerçek gök gürültüsü ve şimşek gösteriyi yarıda kesiyor.
  3. Gök gürültüsü ve şimşek müzik aletleri çalıyor.
Cevabı göster

Müzik bir fırtınanın sesini ve görüntüsünü yaratıyor.

there are also more birds, wet, frightened, and unhappy.

1:23

aynı zamanda ıslanmış, korkmuş ve mutsuz daha fazla kuş ortaya çıkar.

Dilbilgisi

Not only is there ... there are also: ekleme ve devrik yapı

Not only ... also ... birbiriyle ilgili iki olguyu bağlar ve ikinci olguyu ek, genellikle de daha dikkat çekici bir bilgi olarak sunar. Burada ilk olgu müzikle anlatılan gök gürültüsü ve şimşeklerin olması, ikinci olgu ise ıslanmış, korkmuş ve mutsuz daha fazla kuşun bulunmasıdır. Not only ilk tümceciğin başına geldiğinde normal there is sırası is there olarak değişir. Buna devrik yapı denir: Not only is there ... kullanılır, Not only there is ... kullanılmaz. Sonraki tümcecik normal there are also ... sırasına döner. Özenli ve tam bir cümlede tümcecikler genellikle but ile bağlanır: Not only is there X, but there are also Y.

Alıştırma

Cümle başındaki Not only ifadesinden sonra doğru sözcük sırasına sahip cümleyi seçin.

  1. Not only there is a pool, but there are also two tennis courts.
  2. Not only is there a pool, but are there also two tennis courts.
  3. Not only is there a pool, but there are also two tennis courts.
Cevabı göster

Not only is there a pool, but there are also two tennis courts.

In summer, the turtledove sings her name, Deyimler

1:30

Yazın, üveyik kuşu kendi adını,

Deyimler

the turtledove sings her name: ötüş taklidi ve kişileştirme

the turtledove sings her name ifadesinde, kuşun ötüşünün o kuş türüne verilen ada benzediği hayal edilir. Kuş gerçekten konuşmaz; dize, doğal bir sesi anlamlı bir dile dönüştürür. sings her name eyleminin bütünü kuşu, sanki kim olduğunu bilerek ilan ediyormuş gibi kişileştirir. Bu anlatım ötüşün ses taklidini kişileştirmeyle birleştirir; her name bir insanın adını değil, kuşun adını belirtir.

Alıştırma

the turtledove sings her name ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Kuş bir insanın adını söylemeyi öğrenmiştir.
  2. Birisi kuşu tanıtmak için şarkı söylemektedir.
  3. Kuşun ötüşünün o kuş türüne verilen ada benzediği hayal edilir.
Cevabı göster

Kuşun ötüşünün o kuş türüne verilen ada benzediği hayal edilir.

"tortorella" in Italian, Kültür

1:32

İtalyanca'da "tortorella" diye şakır,

Kültür

"tortorella" in Italian: alıntılanan sözcüğün dilini belirtme

Burada in Italian, alıntılanan tortorella sözcüğünün dilini gösteren bir etikettir. tortorella sözcüğünün yaygın bir İngilizce sözcük ya da yer bildiren bir ifade değil, İtalyanca bir sözcük olarak sunulduğunu anlatır. Çevirilerden, adlardan veya özgün ifadelerden söz ederken “sözcük ya da ifade + in + dil adı” kalıbı yaygındır. Burada Vivaldi ile ilgili terimler açıklandığı için İtalyanca sözcük korunmuştur.

Alıştırma

Bu örnekte in Italian okuyucuya ne anlatıyor?

  1. Kuş fiziksel olarak İtalya'dadır.
  2. Alıntılanan "tortorella" sözcüğü İtalyancadır.
  3. İngilizce cümlenin tamamı bir İtalyan müzik eseridir.
Cevabı göster

Alıntılanan "tortorella" sözcüğü İtalyancadır.

before a hailstorm flattens the fields.

1:39

ardından bir dolu fırtınası tarlaları yerle bir etmeden önce.

Autumn brings eager hunters dashing out in pursuit of their prey. Notlar

1:45

Sonbahar, avlarının peşinden atılan hevesli avcıları beraberinde getirir.

Deyimler

Autumn brings ...: olanları bir mevsim üzerinden anlatma

Autumn brings ... ifadesinde sonbahar, sahnedeki insanları ve eylemi ortaya çıkaran bir aktör gibi gösterilir. Mevsim avcıları gerçekten taşıyıp getirmez; cümle, sonbahar gelince av sahnesinin başladığını anlatır. Bu kalıp, bir mevsimi, hava durumunu veya başka bir koşulu bring fiilinin öznesi yaparak bilgiyi düzenler. Sonuç nesne olarak gelir; böylece bir neden veya düzenli olarak onunla birlikte görülen bir durum canlı ve özlü biçimde ifade edilir.

Alıştırma

Cümleyi bring fiilinin doğru biçimiyle tamamla: Winter ____ shorter days.

Cevabı göster

brings

Öbek fiiller

dashing out: aniden ve hızla dışarı çıkmak

Dash out, “bir yerden aniden ve çok hızlı biçimde dışarı çıkmak” anlamına gelir. Bu cümlede dashing out, avcıların hareketini hızlı ve hevesli gösterir; go out ise yalnızca dışarı çıktıklarını belirtirdi. Dashing, dash fiilinin -ing biçimidir. Burada sonbaharın gelişiyle harekete geçen avcıların ne yaptığını anlatır.

Alıştırma

Cümleyi dash out ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: When the fire alarm rang, everyone ____ of the building.

Cevabı göster

dashed out

Kalıp ifadeler

in pursuit of their prey: gerçek bir hedefi kovalamak

In pursuit of, “birini ya da bir şeyi yakalamaya, ona ulaşmaya veya onu elde etmeye çalışmak” anlamına gelir. Buradaki nesnesi their prey olduğu için gerçek ve fiziksel bir kovalamacayı anlatır: Avcılar, avladıkları hayvanların peşinden gitmektedir. Kalıp in pursuit of + isim veya isim öbeği şeklindedir. in pursuit of knowledge örneğindeki gibi soyut bir hedefi de tanıtabilir ve çoğu zaman bir eylemin amacını açıklar.

Alıştırma

Cümleyi bu derste öğrendiğiniz resmî ifadeyle tamamlayın: The officers drove north ____ the fleeing suspect.

Cevabı göster

in pursuit of

The Winter Concerto begins with teeth chattering in the cold. Kalıp ifadeler

1:53

Kış Konçertosu, soğuktan birbirine vuran dişlerin takırtısıyla başlar.

Kalıp ifadeler

teeth chattering: soğuktan dişlerin takırdaması

Bu cümlede teeth chattering, dişlerin soğuk yüzünden hızla birbirine vurması anlamına gelir. Chattering bu tekrarlanan hareketi ve çıkan tıkırtıyı anlatır; dişlerin sohbet ettiği anlamına gelmez. İngilizcede someone's teeth are chattering kalıbı yaygındır. with teeth chattering yapısında teeth eylemi yapan ögedir, chattering ise devam eden eylemi belirtir. Chattering teeth de doğal bir kullanımdır.

Alıştırma

Cümleyi teeth chatter ifadesinin geçmişte devam eden biçimiyle tamamlayın: After ten minutes in the freezing wind, her ____.

Cevabı göster

teeth were chattering

Before one takes refuge by a crackling fire. Kalıp ifadeler

2:00

Biri çıtırdayan bir ateşin yanına sığınmadan önce.

Kalıp ifadeler

takes refuge by a crackling fire: soğuktan kaçıp çıtırdayan ateşin yanına sığınmak

Bu cümlede takes refuge, soğuktan kaçmak için daha güvenli ve korunaklı bir yere gitmek anlamına gelir. Refuge sert veya tehdit edici bir şeyden korunma fikri taşır; dolayısıyla bu, ateşin yanında sadece dinlenmekten daha fazlasıdır. By a crackling fire kişinin nerede sığındığını belirtir: by «yanında» demektir, crackling ise ateş yanarken çıkan küçük ve keskin çıtırtıları anlatır.

Alıştırma

Cümleyi take refuge ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: During the wildfire, the family ____ at a community center.

Cevabı göster

took refuge

Then it's back out into the storm, Kalıp ifadeler

2:07

Sonra fırtınanın içine geri dönülür,

Kalıp ifadeler

it's back out into: dışarıdaki sahneye geri dönmek

Bu cümlede it's back out into the storm, anlatının bir süre sığınakta kaldıktan sonra yeniden dışarıdaki fırtınaya döndüğünü anlatır. Back, ‘yeniden’ veya ‘önceki duruma dönmek’ anlamındadır; ‘geriye doğru hareket etmek’ anlamına gelmez. Out içeriden dışarıya doğru hareketi gösterir, into ise girilen ortamı belirtir. Kısa Then it's back... kalıbı hızlı bir sahne geçişi gibi çalışır. Daha açık bir biçimde kişi belirtilebilir: Then they go back out into the storm.

Alıştırma

Hangi cümle anlatıyı bir sığınaktan yeniden dışarıdaki karlı ortama doğal biçimde taşır?

  1. Then it was time to stay beside the fire.
  2. Then the storm finally moved away.
  3. Then it was back out into the snow.
Cevabı göster

Then it was back out into the snow.

where there'll be slips and falls on the ice.

2:09

burada buzun üzerinde kaymalar ve düşmeler olacaktır.

In these first weeks of Winter,

2:14

Kışın bu ilk haftalarında,

the old year is coming to a close, Deyimler

2:15

eski yıl sona ermek üzeredir,

Deyimler

coming to a close: sona yaklaşmak

Come to a close, ‘sona ermek’ veya ‘son aşamaya ulaşmak’ anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Buradaki is coming to a close, eski yılın çoktan bittiğini değil, bitme sürecinde olduğunu gösterir. A close ifadesindeki close bir isimdir. Bu ifade cümleye çoğu zaman yumuşak bir sonuçlanma hissi verir.

Alıştırma

‘Sonuna yaklaşıyor’ anlamındaki kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: The school year is ____.

Cevabı göster

coming to a close

and so does Vivaldi's musical exploration of the seasons. Dilbilgisi

2:18

ve Vivaldi'nin mevsimlere yönelik müzikal keşfi de öyle.

Dilbilgisi

and so does: aynı eylemin ikinci bir özne için de geçerli olması

and so does + ad öbeği yapısında so önceki yükleme gönderme yapar; yardımcı fiil ile öznenin devrik sırası, aynı eylemin ikinci bir özne için de geçerli olduğunu gösterir. Burada Vivaldi'nin mevsimlere yönelik müzikal keşfi de sona ermektedir. Buradaki does bir yardımcı fiildir; bir eylemi gerçekleştirmek anlamındaki asıl fiil değildir. Anlaşılan come to a close yüklemini tekrar etmeyi önler ve cümleye dengeli bir kapanış verir.

Alıştırma

Fiil öbeğini tekrarlamamak için so + yardımcı fiil + özne yapısını kullanın: The first lesson ends at noon, and ____ the second.

Cevabı göster

so does

Not until the early 19th century would such expressive instrumental program music, Notlar

2:22

Böylesine ifade gücü yüksek enstrümantal program müziğinin

as it was known, Kalıp ifadeler

2:27

(o zamanlar bilindiği haliyle)

Kalıp ifadeler

as it was known: tarihsel bir adlandırmayı açıklama

Burada as it was known, önceki program music adlandırmasına ilişkin bir ara açıklamadır. Yaklaşık olarak “o dönemde insanların ona verdiği adla” anlamına gelir. it zamiri bu tür çalgı müziğine gönderme yapar. Bu yan cümlecik adlandırma bilgisi ekler; bir neden bildirmez. Virgüllerle ayrıldığı için çıkarıldığında ana cümle yine de işler.

Alıştırma

Bu cümlede as it was known ne işe yarar?

  1. Müzik biçimi için kullanılan ad hakkında bilgi ekler.
  2. Müzik biçiminin neden yaygınlaştığını açıklar.
  3. Müzik biçiminin bilinmediğini söyler.
Cevabı göster

Müzik biçimi için kullanılan ad hakkında bilgi ekler.

become popular.

2:28

popüler olması ancak 19. yüzyılın başlarında gerçekleşti.

Dilbilgisi

Not until ... would ... become popular: vurgu için devrik yapı

Cümle başındaki Not until + zaman ifadesi, bir olayın o noktadan önce gerçekleşmediğini ve ancak o zaman ya da daha sonra gerçekleştiğini belirtir. Olumsuz anlam taşıyan bu zaman ifadesini başa almak, olayın ne kadar geç gerçekleştiğini güçlü biçimde vurgular. Not until başa alındığında ana cümlede özne ile yardımcı fiil yer değiştirir: would + özne + yalın fiil become. Normal sıra Such expressive instrumental program music would not become popular until the early 19th century. şeklindedir. Buradaki would, geçmişteki tarihsel bir bakış açısından daha sonraki bir gelişmeye bakar.

Alıştırma

Başa alınmış Not until ve gerekli devrik yapıyı kullanın: ____ the final bell rang ____ the students leave the hall.

Cevabı göster

Not until · did

Kültür

expressive instrumental program music: bir müzik tarihi terimi

Program music (program müziği), belirli bir öykü, sahne, görüntü ya da müziğin dışındaki başka bir düşünceyle bağlantılı çalgı müziğini anlatan bir müzik tarihi terimidir. Instrumental, müzikal betimlemeyi söylenen sözler yerine çalgıların taşıdığını; expressive ise canlı anlatım etkisini vurgular. Buradaki program, televizyon programı, etkinlik takvimi veya bilgisayar yazılımı anlamına gelmez. Eserin çağrıştırmayı amaçladığı müzik dışı konuyu ya da tasarıyı ifade eder.

Alıştırma

Müzik tarihinde program music ne anlama gelir?

  1. Belirli bir öykü, sahne veya görüntüyle bağlantılı çalgı müziği
  2. Müzik yazmak için kullanılan bilgisayar yazılımı
  3. Televizyon yayını için seçilmiş müzik
Cevabı göster

Belirli bir öykü, sahne veya görüntüyle bağlantılı çalgı müziği

By then, larger more varied ensembles were the rule, Deyimler

2:30

O zamana kadar, hikayeyi anlatmaya yardımcı olan nefesliler, bakır üflemeliler ve vurmalı çalgılarla,

Deyimler

were the rule: olağan düzen hâline gelmişti

Burada were the rule, “olağan ya da standart düzen buydu” anlamına gelir. O zamana gelindiğinde daha büyük ve daha çeşitli topluluklar normal hâle gelmişti; rule yazılı bir kural anlamına gelmez. be the rule, bir şeyi istisna değil norm olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi be the rule ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: By the end of the decade, online applications ____ for most jobs.

Cevabı göster

were the rule

with woodwinds, brass, and percussion to help tell the tale. Notlar

2:33

daha büyük ve daha çeşitli topluluklar kural haline gelmişti.

Kültür

woodwinds, brass ve percussion: orkestra bölümleri

Woodwinds, brass ve percussion, bir orkestradaki çalgı gruplarının adlarıdır. Tahta üflemeliler flüt, obua ve klarnet gibi çalgıları; bakır üflemeliler trompet ve kornoları; vurmalı çalgılar ise timpani, davul ve zilleri içerir. Burada her sözcük topluluktaki bütün bir bölümü ifade eder. Brass, metalin kendisini değil, bakır üflemeli çalgıları belirtir.

Alıştırma

Bu cümlede woodwinds, brass ve percussion nedir?

  1. Çalgı yapımında kullanılan üç malzeme.
  2. Bir orkestradaki üç çalgı bölümü.
  3. Üç şarkı söyleme tarzı.
Cevabı göster

Bir orkestradaki üç çalgı bölümü.

Deyimler

tell the tale: sanat yoluyla bir hikâyeyi aktarmak

Burada tell the tale mecaz anlamda kullanılır. Tahta üflemeli, bakır üflemeli ve vurmalı çalgılar konuşmaz; çıkardıkları sesler dinleyicinin bir hikâyeyi, sahneyi veya olaylar dizisini takip etmesine yardımcı olur. Sanatla ilgili yorumlarda tell a story veya tell the tale, “sanatsal ayrıntılar aracılığıyla bir anlatıyı aktarmak” anlamına gelir. Özne müzik, görüntüler, hareketler veya bir eserin içindeki unsurlar olabilir.

Alıştırma

Bu cümleyi okuyun: The photographs tell the tale of the family's journey. Burada tell the tale ne anlama geliyor?

  1. Fotoğraflar her kelimeyi yüksek sesle söyler.
  2. Fotoğraflar yolculuğu bir hikâye olarak aktarır.
  3. Fotoğraflar aileden bir hikâye yazmasını ister.
Cevabı göster

Fotoğraflar yolculuğu bir hikâye olarak aktarır.

But Vivaldi pulled it off with just one violin, strings, and a harpsichord. Öbek fiiller

2:36

Fakat Vivaldi bunu sadece bir keman, yaylılar ve bir klavsenle başardı.

Öbek fiiller

pulled it off: zor bir şeyi başarmak

Pull something off, “zor, pek mümkün görünmeyen veya riskli bir şeyi başarmak” anlamına gelir. Burada it, daha önce anlatılan müzikle hikâye aktarma etkisine gönderme yapar. Bu nedenle cümle, Vivaldi'yi bu etkiyi küçük bir çalgı grubuyla başardığı için över. Bu öbeksi fiil ayrılabilir. Nesne bir zamirse zamiri pull ile off arasına yerleştirin: pull it off denir, pull off it denmez.

Alıştırma

Cümleyi “zor bir şeyi başardı” anlamındaki deyimle tamamlayın: The rescue looked impossible, but the crew ____.

Cevabı göster

pulled it off

Unlike his contemporary Bach, Anlatım akışı

2:42

Çağdaşı Bach'tan farklı olarak,

Anlatım akışı

Unlike his contemporary Bach: karşıtlığı baştan kurmak

Unlike + isim öbeği, ana cümleden önce bir karşılaştırma çerçevesi kurar. Ardından gelen cümlenin öznesinin unlike sonrasındaki kişi veya şeyden farklı olduğunu gösterir. Burada Bach, Vivaldi hakkında daha sonra söylenecek bir ifade için karşılaştırma noktası olarak tanıtılır. his contemporary Bach ifadesindeki contemporary, “onunla aynı dönemde yaşamış kişi” anlamında bir isimdir. Bach ve Vivaldi aynı tarihsel döneme aitti; contemporary burada “günümüzden” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, Mia'yı ağabeyiyle karşılaştırmak için cümle başındaki Unlike öbeğini doğru kullanır?

  1. Unlike her older brother, Mia enjoys speaking in public.
  2. Unlike her older brother, public speaking is enjoyable for Mia.
  3. Like her older brother, Mia enjoys speaking in public.
Cevabı göster

Unlike her older brother, Mia enjoys speaking in public.

Vivaldi wasn't much interested in complicated fugues. Kalıp ifadeler

2:44

Vivaldi karmaşık füglerle pek ilgilenmiyordu.

Kalıp ifadeler

wasn't much interested in: sınırlı ilgi belirtmek

wasn't much interested in, Vivaldi'nin karmaşık füglere çok az veya sınırlı ilgi duyduğu anlamına gelir. Much ilginin derecesini belirtir; füglerin sayısını anlatmaz. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp be + not much interested in + isim veya -ing biçimidir. be not interested in ile karşılaştırıldığında much içeren biçim genellikle daha az kesin görünür ve bir miktar ilgi olabileceğine yer bırakır.

Alıştırma

Cümleyi “sınırlı ilgisi vardı” anlamındaki derste geçen tam kısaltılmış ifadeyle tamamlayın: Lena ____ joining the chess club, but she agreed to visit one meeting.

Cevabı göster

wasn't much interested in

He preferred to offer readily accessible entertainment to his listeners, Kalıp ifadeler

2:47

Dinleyicilerine kolayca erişilebilecek bir eğlence sunmayı tercih etti,

Kalıp ifadeler

preferred to offer ... to ...: içerik ile hedef kitleyi bağlamak

preferred to offer ... to ... öznenin tercih ettiği seçimi gösterir ve sunulan şeyi hedeflenen kitleyle bağlar. Kalıp prefer to offer + içerik + to + alıcı şeklindedir. Burada readily accessible entertainment içerik, his listeners ise alıcılardır. Bu sanat bağlamında readily accessible, dinleyicilerin kolayca anlayabileceği veya keyif alabileceği anlamına gelir. Ulaşılması kolay bir yeri anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi prefer to offer + içerik + to + hedef kitle kalıbıyla tamamlayın: The library prefers ____ simple guides ____ first-time visitors.

Cevabı göster

to offer · to

with melodies that pop back up later in a piece Öbek fiiller

2:51

bir eserin ilerleyen bölümlerinde yeniden ortaya çıkan

to remind us of where we've been. Anlatım akışı

2:54

ve daha önce nerede olduğumuzu bize hatırlatan melodilerle.

Öbek fiiller

pop back up: bir süre sonra yeniden ortaya çıkmak

pop back up, bir süre ortada olmayan veya dikkat dışında kalan bir şeyin yeniden ortaya çıkması anlamına gelir. Burada, daha önce duyulan melodiler eserin ilerleyen bölümünde geri döner. Pop sözcüğü hızlı ve fark edilir bir ortaya çıkış hissi katar; burada patlamak anlamına gelmez. Phrasal verb'ün tamamı gündelik bir ifadedir ve yeniden ortaya çıkan konuları, isimleri, görüntüleri, hatırlatmaları veya sorunları anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi pop back up kullanarak tamamlayın: The same question may ____ later in the meeting.

Cevabı göster

pop back up

Anlatım akışı

to remind us of where we've been: önceki içeriğe geri gönderme yapmak

to remind us of ... biçimindeki mastar öbeği, melodilerin geri dönme amacını belirtir: dinleyicilerin daha önce duydukları malzemeyi hatırlamasına yardımcı olmak. remind someone of something yapısında of, yeniden akla getirilen şeyi tanıtır. Burada where we've been mecazidir. Fiziksel bir yeri değil, müziğin daha önce izlediği yolu anlatır. Aynı ifade, bir konuşmanın, hikâyenin veya metnin sonraki bir bölümünün önceki içeriğe nasıl geri gönderme yaptığını açıklayabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir sonucun önceki içeriğe nasıl geri döndüğünü hedef ifadeyle açıklar?

  1. The final slide introduces a completely new question with no link to the opening.
  2. The final slide shows a street map to remind us of where we've been.
  3. The final slide repeats the opening question to remind us of where we've been.
Cevabı göster

The final slide repeats the opening question to remind us of where we've been.

So the first movement of the Spring Concerto begins with a theme for Spring, Anlatım akışı

2:57

Bu yüzden İlkbahar Konçertosu'nun ilk bölümü bir İlkbahar temasıyla başlar

and it ends with it, too,

3:01

ve yine onunla biter,

Anlatım akışı

begins with ... and ends with it, too: aynı öğeyi başta ve sonda kullanmak

begins with X ile ends with it, too birlikte kullanıldığında, aynı X öğesinin hem başlangıçta hem bitişte yer aldığını ve sonun başlangıçtaki malzemeye döndüğünü gösterir. it ends with it, too içinde ilk it birinci bölüme, ikinci it ise a theme for Spring ifadesine gönderme yapar. Başlangıçta veya bitişte yer alan içeriği belirtmek için begin with ve end with kullanıldığından with gereklidir.

Alıştırma

Hangi cümle aynı görüntünün bir filmin hem başında hem sonunda yer aldığını söyler?

  1. The film begins with a red kite but ends with a blue boat.
  2. The film shows a red kite only in the middle.
  3. The film begins with a red kite and ends with it, too.
Cevabı göster

The film begins with a red kite and ends with it, too.

slightly varied from when it was last heard. Kalıp ifadeler

3:03

ancak son duyulduğu andan biraz farklılaşmıştır.

Kalıp ifadeler

slightly varied from ...: önceki bir sürüme göre küçük bir değişiklik

Burada slightly varied, “biraz değiştirilmiş” demektir. Varied, daha önce duyulmuş bir şeyde yapılan küçük değişikliğin sonucunu anlatır; slightly ise değişikliğin derecesini sınırlar. From, önceki sürümü karşılaştırma noktası olarak gösterir. From when it was last heard, bağlamdan how it was ifadesi tamamlanarak “en son duyulduğu zamanki hâlinden” anlamına gelir. Bu yüzden ifade, birçok farklı türü değil, küçük değişikliklerle yeniden gelen ve hâlâ tanınabilen aynı şeyi anlatır.

Alıştırma

Aynı melodinin küçük değişikliklerle geri geldiğini söyleyen cümle hangisidir?

  1. Various melodies appear only once in the album.
  2. The melody returns, slightly varied from its earlier version.
  3. The album offers a varied selection of melodies.
Cevabı göster

The melody returns, slightly varied from its earlier version.

It was an inspired way to attract listeners, Kalıp ifadeler

3:12

Bu, dinleyicileri çekmek için ilham verici bir yoldu,

Kalıp ifadeler

an inspired way to ...: zekice bir yöntemi övmek

An inspired way to attract listeners, yöntemi yaratıcı, zekice ve özellikle iyi seçilmiş olarak güçlü biçimde över. Burada inspired, fikrin niteliğini anlatır; yöntemin kendisinin cesaretlendirildiği anlamına gelmez. Kalıp an inspired way to + fiilin yalın hâlidir. Mastar, yöntemin amacını belirtir; bu nedenle to attract listeners bu zekice yöntemin neyi başarmayı hedeflediğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi an inspired way to ve attract fiiliyle tamamlayın: Using a mystery on the cover was ____ young readers.

Cevabı göster

an inspired way to attract

and Vivaldi, considered one of the most electrifying violinists of the early 18th century, Dilbilgisi

3:15

ve 18. yüzyılın başlarındaki en heyecan verici kemancılardan biri olarak kabul edilen Vivaldi,

understood the value of attracting audiences. Kalıp ifadeler

3:20

izleyicileri cezbetmenin değerini anlıyordu.

Dilbilgisi

considered one of the most ...: kısaltılmış edilgen ortaç öbeği

Burada considered one of the most electrifying violinists of the early 18th century, Vivaldi hakkında bir değerlendirme ekleyen edilgen bir ortaç öbeğidir. who was considered one of the most electrifying violinists of the early 18th century biçiminde açılabilir. Değerlendirilen kişi Vivaldi olduğu için considered, “üzerinde düşündü” değil, “kabul edildi” anlamındadır. Virgüller bunun ek arka plan bilgisi olduğunu gösterirken ana cümle understood ile devam eder.

Alıştırma

Takımın Lena hakkındaki değerlendirmesini kısaltılmış edilgen bir öbekle doğru biçimde ekleyen cümleyi seçin.

  1. Lena, considering one of the team's strongest players, scored the winning goal.
  2. Lena, considered one of the team's strongest players, scored the winning goal.
  3. Lena, was considered one of the team's strongest players, scored the winning goal.
Cevabı göster

Lena, considered one of the team's strongest players, scored the winning goal.

Kalıp ifadeler

understand the value of + -ing: bir şeyin önemini anlamak

understood the value of attracting audiences ifadesinde understand the value of, bir şeyin neden önemli veya yararlı olduğunu anlamak demektir. Buradaki value, fiyat değil, önem veya yarar anlamındadır. Of bir edattır; bu nedenle ardından bir eylem geldiğinde fiil -ing biçimini alır: the value of attracting. Yeniden kullanılabilen kalıp understand the value of + isim veya -ing biçimidir.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: A good leader ____ listening carefully to the team.

Cevabı göster

understands the value of

Such concerts might feature himself as the star violinist. Kalıp ifadeler

3:23

Bu tür konserlerde yıldız kemancı olarak kendisi ön plana çıkabilirdi.

Kalıp ifadeler

feature someone as ...: birini öne çıkan bir rolde sunmak

feature someone as + rol kalıbında feature, o kişiyi belirtilen rolde öne çıkan biri olarak sunmak demektir. Burada konserler, Vivaldi'yi yalnızca programa dahil etmek yerine bizzat kendisini yıldız kemancı olarak ön plana çıkarabilir. Kişi veya şey doğrudan feature sözcüğünden sonra gelir; as ise rolü tanıtır: feature Maya as the soloist. Orijinal cümlede himself, Vivaldi'nin şahsen sahneye çıkacağını vurgular. Himself sözcüğünü kalıbın değişmez bir parçası olarak görmeyin.

Alıştırma

feature + kişi + as + rol kalıbını tamamlayın: The school play will ____ Maya ____ the lead detective.

Cevabı göster

feature · as

Others presented the young musicians of the Pietà, Kültür

3:27

Diğerlerinde ise Pietà'nın genç müzisyenleri sunulurdu;

a Venetian girls' school where Vivaldi was director of music.

3:30

Vivaldi'nin müzik yönetmeni olduğu Venedikli bir kız okulu.

Kültür

the Pietà, a Venetian girls' school: özel bir adı açıklama

Burada the Pietà, Vivaldi'nin müzik direktörü olarak görev yaptığı Venedik kurumunun özel adıdır. Tarihsel olarak kız çocuklarına eğitim veren bir hayır kurumuydu ve müzik eğitimiyle tanındı. a Venetian girls' school ifadesi açıklayıcı bir eşlemedir: virgülden sonra gelir ve the Pietà adının neyi belirttiğini doğrudan açıklar. Bu nedenle genç müzisyenler o kurumdan gelmektedir; Pietà adlı bir eserin icracıları değildir.

Alıştırma

Bu cümlede a Venetian girls' school ifadesinin görevi nedir?

  1. Pietà'nın bir kurum olduğunu belirtir.
  2. Pietà'nın bir konçerto adı olduğunu söyler.
  3. Konserleri yalnızca kızlara yönelik etkinlikler olarak tanımlar.
Cevabı göster

Pietà'nın bir kurum olduğunu belirtir.

Most of the students were orphans.

3:34

Öğrencilerin çoğu yetimdi.

Music training was intended not only as social skills suitable for young ladies, Notlar

3:36

Müzik eğitimi sadece genç hanımlar için uygun sosyal beceriler olarak değil,

Kültür

social skills suitable for young ladies: tarihsel sosyal beklentiler

Bu tarihsel anlatımda social skills, müzik gibi genç kadınların kibar toplumda kabul edilebilir biçimde davranmasına ve sosyal hayata katılmasına yardımcı olduğuna inanılan beceri ve hünerleri anlatır. suitable for young ladies, bu inancı onlardan beklenen eğitimin bir parçası olarak sunar. young ladies burada tamamen tarafsız değildir. Dönemin toplumsal cinsiyet ve sınıf beklentilerini taşır; tüm genç kadınların ne öğrenmesi gerektiğine dair zamandan bağımsız bir iddia yerine, saygın kadınlık hakkındaki fikirleri yansıtır.

Alıştırma

İfadeyi değerlendirin: Bu cümlede suitable for young ladies, genç kadınların ne öğrenmesi gerektiği hakkında tarafsız ve modern bir öneridir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

but also as potential careers for those who might fail to make good marriages. Kültür

3:40

aynı zamanda iyi evlilikler yapamayanlar için potansiyel bir kariyer olarak da tasarlanmıştı.

Dilbilgisi

was intended not only as ... but also as: paralel yapıdaki iki amaç

was intended as, “bir şey olarak işlev görmesi amaçlandı veya beklendi” anlamına gelir. Cümle, müzik eğitiminin not only ... but also ile bağlanan iki olası amacı olduğunu söylüyor. İki taraf paraleldir: not only as + isim öbeği ve but also as + isim öbeği. Burada as social skills ile as potential careers birbiriyle eşleşir. İki rolü veya amacı bağlarken her iki tarafta da aynı dil bilgisi biçimini kullanın.

Alıştırma

Cümleyi örnekteki eşleşen yapıyla tamamlayın: The building was intended ____ a library ____ a community center.

Cevabı göster

not only as · but also as

Kültür

fail to make good marriages: tarihsel bir toplumsal anlam

Bu tarihsel toplumsal bağlamda to make a good marriage, çoğu zaman ekonomik güvence, toplumsal konum veya istikrarlı bir gelecek sağladığı için avantajlı ya da uygun sayılan bir evlilik yapmak demektir. Good yalnızca sevgi veya kişisel mutluluğu anlatmaz. Bu nedenle fail to make good marriages, toplumun beklediği bu yolu güvence altına alamamak anlamına gelir. İfade, meslek eğitiminin neden alternatif bir geçim kaynağı olarak görülebildiğini de açıklar.

Alıştırma

Cümleyle ilgili şu ifadeyi değerlendir: “Good marriages” yalnızca sevgi dolu ve duygusal açıdan mutlu ilişkileri anlatır.

  1. Doğru
  2. Doğru değil
Cevabı göster

Doğru değil

Even in the composer's own time, Anlatım akışı

3:46

Bestecinin kendi zamanında bile,

Anlatım akışı

Even in the composer's own time: beklenmedik bir zamanı vurgulamak

Even in the composer's own time, sonraki yan cümlede anlatılan durumun besteci hayattayken bile zaten geçerli olduğunu vurgular. Even, bu zamanı dinleyicinin bekleyebileceğinden daha erken ya da daha şaşırtıcı gösterir. Cümle başında Even in + zaman dilimi, ana iddianın arka planını kurar. Yalnızca bir şeyin ne zaman olduğunu söylemez; dinleyicinin, iddianın beklenmedik derecede erken olan o dönemde bile geçerli olduğuna dikkat etmesini sağlar.

Alıştırma

Even in ... own time kalıbını ve scientist ismini kullanarak cümleyi tamamla: ____, people were already discussing her discoveries.

Cevabı göster

Even in the scientist's own time

Vivaldi's music served as diversion for all, Kalıp ifadeler

3:48

Vivaldi'nin müziği sadece zengin aristokratlar için değil,

Kalıp ifadeler

served as diversion for all: bir işlevi anlatma

Served as + bir isim öbeği, bir şeyin üstlendiği işlevi anlatır. Burada müzik diversion, yani eğlence veya hoş bir mola işlevi görüyordu. For all, bu yararın geniş bir kitleye ulaştığını gösterir. Bu yapıda serve, birine gerçekten hizmet sunmak anlamına gelmez. Diversion sözcüğünün anlamı bağlama bağlıdır; burada eğlence demektir, güzergâh değişikliği değil.

Alıştırma

Cümleyi serve as ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: During the blackout, candles ____ our only source of light.

Cevabı göster

served as

not just for the wealthy aristocrats. Anlatım akışı

3:50

herkes için bir eğlence işlevi görüyordu.

Anlatım akışı

not just for ...: hedef kitleyi genişletme

Not just for the wealthy aristocrats, önceki düşünceye bir düzeltme ekler. “Yalnızca varlıklı aristokratlar için” şeklindeki dar sınırı reddeder ve dinleyici kitlesini başka insanlara da açar. Aristokratlar yine de bu gruba dâhildir. not just for X yapısında just, “yalnızca” anlamına gelir ve kapsamı for X ile sınırlar; not ise X'i dışlamak yerine bu sınırı kaldırır.

Alıştırma

Bu cümle ne anlama geliyor? The science club is for everyone, not just for top students.

  1. En başarılı öğrencilerin katılmasına izin verilmez.
  2. En başarılı öğrenciler dâhildir ve diğer öğrenciler de dâhildir.
  3. Yalnızca en başarılı öğrenciler katılabilir.
Cevabı göster

En başarılı öğrenciler dâhildir ve diğer öğrenciler de dâhildir.

300 years later,

3:53

300 yıl sonra,

it's an approach that still works,

3:54

bu hala işe yarayan bir yaklaşımdır,

and Vivaldi's music still sounds like trotting horses on the move. Deyimler

3:56

ve Vivaldi'nin müziği hala hareket halindeki tırıs giden atlar gibi duyulmaktadır.

Deyimler

sounds like trotting horses on the move: canlı bir ses benzetmesi

Sound like + isim öbeği, bir sesi tanıdık bir ses kaynağına ya da sahneye benzetir. Burada müziğin tekrarlanan ritmi ve ileri doğru giden enerjisi, tırısla ilerleyen atları çağrıştırır. Bu mecazi bir benzetmedir; gerçek atların veya kaydedilmiş at seslerinin bulunduğunu ya da müziğin sözlerinde atlardan bahsedildiğini anlatmaz. Trotting, düzenli ve hızlı adımlarla ilerlemek demektir. Atın normal yürüyüşünden hızlı, dörtnal koşusundan ise genellikle yavaştır. On the move, sürekli ileri gitme görüntüsünü ekler; böylece müzik canlı ve hareket dolu hissedilir.

Alıştırma

Ses benzetmesini sounds like ile tamamlayın: The rapid tapping ____ rain on a metal roof.

Cevabı göster

sounds like