Dünyanın 'Dokunulmamış' Son Kabilesi Son Derece Şiddet Eğilimli - Kuzey Sentinel Adası: İngilizce çalışma notları

The Infographics Show

Öğrenme zorluğu
829 kelime 179 kel/dk

Video özeti: Sentinel yalıtılmışlığı, tehlikeli temaslar, hastalık riski ve Hindistan'ın kapalı bölgesi. İngilizce öğrenme noktaları: 1. so long that — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: aşırı uzun bir süreyi sonucuna bağlar; yalıtılmışlık ile bir dilin unutulması arasındaki ilişkiyi ve başka neden-sonuç bağlarını kurmayı sağlar. 2. a customary hail of arrows. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: hail sözcüğünü dolu gibi yoğun gelen okların mecazı, customary sözcüğünü ise tepkinin alışılmış olduğunu belirten unsur olarak açıklar. 3. under the jurisdiction of — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: hukuki veya idari yetkiyi anlatır ve resmî yargı yetkisini günlük doğrudan denetimden ayırır.

Bu derste

North Sentinel Island lies to the west of the other Andaman Islands in the Bay of Bengal.

0:00

Kuzey Sentinel Adası, Bengal Körfezi'ndeki diğer Andaman Adaları'nın batısında yer almaktadır.

It's a small island with an area of only about 23 square miles.

0:05

Yalnızca yaklaşık 23 milkarelik (yaklaşık 60 km2) bir alana sahip küçük bir adadır.

It's mostly covered by a forest that gives way to a narrow beach that encircles the island. Öbek fiiller

0:09

Çoğunlukla ormanlarla kaplıdır ve bu ormanlar adayı çevreleyen dar bir plaja açılır.

Öbek fiiller

Kademeli geçiş için gives way to

Bu cümlede gives way to, bir şeyin bir sınırda yavaş yavaş sona ermesi ya da değişmesi ve ardından başka bir şeyin başlaması anlamına gelir. Orman giderek azalır ve dar kumsal başlar. Bu kullanım yerler, malzemeler, durumlar, eğilimler veya aşamalar arasındaki geçişi anlatır. Sözcüğü sözcüğüne kenara çekilme eylemini anlatmaz; başka bağlamlarda görülen “boyun eğmek ya da çökmek” anlamı da burada geçerli değildir.

Alıştırma

En uygun ifadeyi seçin: As the train leaves the city, apartment blocks gradually ___ open fields.

  1. lead to
  2. give way to
  3. make way for
Cevabı göster

give way to

The island is also surrounded by coral reefs and dark blue water rich with fish and other sea life.

0:14

Ada ayrıca mercan resifleri ile balık ve diğer deniz canlıları açısından zengin lacivert sularla çevrilidir.

What makes North Sentinel Island different from other tropical islands is its unusual inhabitants, Dilbilgisi

0:20

Kuzey Sentinel Adası'nı diğer tropik adalardan farklı kılan şey, alışılmadık sakinleridir;

Dilbilgisi

Odak yapısı olarak What makes A different from B is C

What makes A different from B is C kalıbı odağı C’ye yerleştirir. What makes A different from B yan cümlesinin tamamı “A’yı B’den ayıran şey” anlamında bir isim öbeği gibi görev yapar. Bağlayıcı fiil bu yan cümleyi C’ye bağlar ve temel farkın C olduğunu belirtir. Burada What doğrudan bir soru başlatmaz. Cümle bir bildirimde bulunur ve asıl yanıtı is sözcüğünden sonraya bırakarak C’yi güçlü biçimde vurgular. C, its battery life gibi bir isim öbeği veya that ile başlayan bir yan cümle olabilir.

Alıştırma

Odak yapısını tamamlayın: ____ this library ____ the others ____ its free recording studio.

Cevabı göster

What makes · different from · is

who we'll discuss in this episode of the Infographic Show.

0:26

ki biz de The Infographic Show'un bu bölümünde onları tartışacağız.

The Untouched Tribe,

0:29

Dokunulmamış Kabile,

North Sentinel Island.

0:31

Kuzey Sentinel Adası.

Walking around naked except for some leaves, Dilbilgisi

0:33

Birkaç yaprak,

string fibers,

0:35

ip lifleri,

and other decorations,

0:36

ve diğer süslemeler dışında tamamen çıplak dolaşan

the indigenous people of North Sentinel Island, Kelime

0:38

Kuzey Sentinel Adası'nın yerli halkı,

the Sentinelese,

0:40

Sentinel kabilesi,

have lived in almost complete isolation from the rest of the world for nearly 60,000 years. Dilbilgisi

0:41

yaklaşık 60.000 yıldır dünyanın geri kalanından neredeyse tamamen izole bir şekilde yaşamıştır.

Dilbilgisi

Walking around ...: giriş niteliğindeki -ing öbeğinin başlangıcı

Walking around naked except for some leaves, other decorations bölümüne kadar devam eden giriş niteliğindeki bir -ing ortaç öbeğini başlatır. Bu girişin tamamı, ardından gelen the indigenous people öznesinin ne yaptığını veya nasıl göründüğünü arka plan bilgisi olarak verir; walking cümlenin çekimli ana fiili değildir. Ana cümle the indigenous people ile başlar ve çekimli fiili have lived ifadesidir. İngilizce, temel olguyu belirtmeden önce eş zamanlı arka plan bilgisini sıkıştırmak için cümle başında sık sık -ing öbeği kullanır. Sonraki özne normalde -ing eylemini mantıksal olarak yapan kişi veya grup olmalıdır.

Alıştırma

Özgün cümlede Walking around naked except for some leaves hangi dil bilgisi görevini üstleniyor?

  1. Cümlenin tamamının zamanını taşıyan çekimli ana fiildir.
  2. Ardından gelen özneyi anlatan giriş niteliğinde bir -ing öbeğini başlatır; have lived çekimli ana fiildir.
  3. Kendine ait, söylenmemiş bir öznesi bulunan ayrı ve tam bir cümledir.
Cevabı göster

Ardından gelen özneyi anlatan giriş niteliğinde bir -ing öbeğini başlatır; have lived çekimli ana fiildir.

Kelime

indigenous people: kimlik ve tarihsel bağ

Bu cümlede indigenous people, belirli bir yerle uzun süreli tarihsel, kültürel ve atalara dayalı bağı bulunan ayrı bir halkı ifade eder. Yalnızca bugün orada yaşayan veya yakınlarda doğmuş herhangi biri anlamına gelmez. Bu ifade tarih, haklar, politika ve antropolojiyle ilgili resmî tartışmalarda yaygındır. Burada özellikle Sentinellileri tanımlar; bu nedenle grubun adı ve kendi kimliği, indigenous sözcüğünü local sözcüğünün genel bir eş anlamlısı saymaktan daha kesindir.

Alıştırma

Hangi cümle indigenous people ifadesini yalnızca sakinler için değil, tarihsel ve kültürel bağları olan bir grup için kullanıyor?

  1. Anyone who rents an apartment in the town is automatically one of its indigenous people.
  2. The council consulted the Indigenous people of the region about protecting their ancestral lands.
  3. The visiting athletes became indigenous people after living there for six months.
Cevabı göster

The council consulted the Indigenous people of the region about protecting their ancestral lands.

Dilbilgisi

have lived ... for nearly 60,000 years: günümüze kadar süren bir durum

Have lived, have + lived geçmiş zaman ortacıyla kurulan present perfect yapısıdır. Bu cümlede yalıtılmış yaşamı uzak geçmişte başlayan ve söz konusu edilen ana kadar devam eden bir durum olarak sunar. For nearly 60,000 years, devam eden bu durumun süresini belirtir. For bir zaman süresi getirirken nearly, gerçek sürenin söylenen sayıdan biraz daha az olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi live fiilinin present perfect biçimiyle tamamlayın: The researchers moved into the station twelve years ago and are still there. They ____ in the station for twelve years.

Cevabı göster

have lived

According to a documentary about North Sentinel Island, Anlatım akışı

0:47

Kuzey Sentinel Adası ile ilgili bir belgesele göre,

they are thought to be direct descendants of the first humans who emerged from Africa. Notlar

0:50

onların Afrika'dan çıkan ilk insanların doğrudan soyundan geldiği düşünülmektedir.

Anlatım akışı

According to a documentary ...: bilgiyi bir kaynağa atfetmek

According to a documentary about North Sentinel Island, bilgi kaynağını belirten bir çerçevedir. Bu yapı cümlenin başına getirildiğinde konuşan kişi, iddiayı sunmadan önce dinleyiciye iddianın nereden geldiğini bildirir. Bu ifade, iddiayı konuşanın doğrudan gözlemi veya kişisel yargısı hâline getirmez. Başka durumlara aktarılabilen kalıp according to + adı belirtilen kaynak biçimindedir; ardından bu kaynağa atfedilen bilgi gelir.

Alıştırma

Dersteki kaynak belirtme ifadesini kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ the city report, bus ridership increased last year.

Cevabı göster

According to

Dilbilgisi

are thought to be: kişisiz bir aktarma yapısı

Are thought to be, özne + be + thought + to mastarı biçimindeki edilgen bir aktarma yapısıdır. Burada insanların veya mevcut kanıtların, onların doğrudan torunlar olduğu görüşünü genel olarak desteklediğini belirtir; torunların kendilerinin düşündüğü anlamına gelmez. Bu yapı, konuşanın bir iddiayı tartışmasız gerçek olarak sunmak yerine ona mesafeli biçimde aktarmasını sağlar. Temel anlamı People think that they are ... ile aynıdır, ancak daha kişisiz duyulur ve belgesellerde, haberlerde ve akademik metinlerde yaygındır.

Alıştırma

İnsanların bunu genel olarak doğru kabul ettiğini belirten tam aktarma yapısıyla cümleyi tamamlayın: These manuscripts ____ copies of a lost original.

Cevabı göster

are thought to be

Kalıp ifadeler

direct descendants of: soy çizgisinin yönü

Direct descendants of, belirli bir atadan veya atasal topluluktan gelen soy çizgisinde daha sonraki kişileri adlandırır. X are direct descendants of Y yapısında X daha sonraki kişilerdir, Y ise daha eski kaynaktır. Direct, fiziksel anlamda doğrudanlığı ya da yalnızca güçlü kültürel benzerliği değil, kesintisiz bir soy çizgisini vurgular. Bu nedenle ifade, bir grubun başka bir gruptan etkilendiğini söylemekten daha güçlü bir soy bağı iddiası taşır.

Alıştırma

Bir kişinin doğrudan soy çizgisinden gelen sonraki aile üyeleri anlamındaki tam ifadeyle cümleyi tamamlayın: Maya and Leo are ____ the town's founder.

Cevabı göster

direct descendants of

They have been isolated for so long that the language they speak has been forgotten by the rest of the world. Dilbilgisi

0:55

O kadar uzun süredir izoledirler ki, konuştukları dil dünyanın geri kalanı tarafından unutulmuştur.

Dilbilgisi

so long that: sonuca yol açan süre

Bu cümlede so, long sözcüğünü derecelendirir ve that sonucu başlatır: tecrit o kadar uzun sürmüştür ki dış dünya dili unutmuştur. Long burada fiziksel uzunluğu değil, süreyi belirtir. Aktarılabilir kalıp so + sıfat/zarf + that + sonuç şeklindedir. Bir dereceyi veya süreyi, that yan cümlesindeki sonucu doğuracak kadar yüksek gösterir.

Alıştırma

Cümleyi so + süre + that sonuç kalıbıyla tamamlayın: The review lasted ____ the deadline passed before a decision was made.

Cevabı göster

so long that

Another concern is that their extreme isolation has made them vulnerable to modern day diseases. Dilbilgisi

1:01

Bir diğer endişe kaynağı ise bu aşırı izolasyonun onları modern gün hastalıklarına karşı savunmasız hale getirmiş olmasıdır.

Dilbilgisi

made them vulnerable to: make + nesne + sıfat

Burada made ettirgen anlamdadır: them nesnedir, vulnerable ortaya çıkan durumu betimleyen bir sıfattır ve to modern day diseases olası zarar kaynağını belirtir. İfade, tecridin bu insanların söz konusu hastalıklardan daha kolay zarar görebileceği bir duruma yol açtığını anlatır. Aktarılabilir kalıp make + nesne + sıfat şeklindedir. Vulnerable to, etkilenme yatkınlığının arttığını gösterir; enfeksiyonun zaten gerçekleştiği veya kesin olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Made, them ve vulnerable to kullanarak tamamlayın: The villagers had no immunity to the new virus. This ____ infection.

Cevabı göster

made them vulnerable to

They do not have immunity to them and could become seriously ill or even die as a result of being exposed to them. Kalıp ifadeler

1:06

Bu hastalıklara karşı bağışıklıkları yoktur ve bunlara maruz kalmaları sonucunda ağır hastalanabilir, hatta ölebilirler.

Kalıp ifadeler

immunity to + bir hastalık veya patojen

Immunity to + bir hastalık, virüs veya başka bir tehdit, ona karşı biyolojik korumayı ifade eden bir isim öbeğidir. Bu cümlede them, modern hastalıkları belirtir; dolayısıyla do not have immunity to them, bu insanların söz konusu korumaya sahip olmadığı anlamına gelir. Edat olan to, korumanın hangi şeye karşı geçerli olduğunu belirtir. Buradaki to mastar işareti değildir; bu nedenle ardından fiilin yalın hâli değil, bir isim öbeği veya zamir gelir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki isim öbeğiyle tamamlayın: A blood test showed that he had ____ the virus.

Cevabı göster

immunity to

Kalıp ifadeler

as a result of + being exposed yapısı

As a result of, bir sonucun nedenini belirtir ve ardından bir isim öbeği veya -ing biçimi gelmelidir. Burada insanların neden hastalanabileceğini veya ölebileceğini açıklar. Being exposed edilgen bir ulaçtır: insanlar bir şeyi kendileri maruz bırakmak yerine maruz kalan taraftır. Them, modern hastalıkları belirtir; dolayısıyla ifade, bu hastalıklarla temasın tehlikeye yol açtığı anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki dört sözcüklü neden ifadesiyle tamamlayın: The sensor stopped working ____ being exposed to water.

Cevabı göster

as a result of

Although modern civilization is only about 31 miles away at the city of Port Blair,

1:13

Modern medeniyet, Port Blair şehrinde sadece 31 mil (yaklaşık 50 km) uzaklıkta olmasına rağmen,

the Sentinelese lag far behind modern times. Kalıp ifadeler

1:18

Sentinel halkı modern zamanların çok gerisindedir.

Kalıp ifadeler

lag far behind: ilerlemede büyük bir fark

Burada lag far behind, modern times ifadesiyle belirtilen ölçüte göre çok daha az gelişmiş olmak anlamına gelir. Lag behind fiziksel bir konumu değil, ilerleme veya düzey farkını anlatır; far ise bu farkın büyüklüğünü güçlü biçimde artırır. X lags far behind Y kalıbı teknoloji, performans, takvim ilerlemesi veya toplumsal gelişimi karşılaştırabilir. Although, kısa coğrafi mesafe ile yaşam biçimindeki büyük farkı karşı karşıya getirir.

Alıştırma

Bir klinik hâlâ eski kâğıt dosyaları kullanırken benzer hastaneler modern dijital kayıtlar kullanıyor. Teknolojik ilerlemedeki büyük farkı doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The clinic's record system lags far behind those used by comparable hospitals.
  2. The clinic's record system delays the comparable hospitals.
  3. The clinic's record system is far behind the reception desk.
Cevabı göster

The clinic's record system lags far behind those used by comparable hospitals.

They do not even know how to make fire.

1:21

Ateş yakmayı bile bilmemektedirler.

The only time that they have fire is when it's produced spontaneously,

1:24

Bir makaleye göre, ateşe sahip oldukları tek zaman kendiliğinden oluştuğu durumlardır,

according to one article,

1:27

bir makaleye göre,

such as when lightning strikes a tree.

1:29

örneğin bir ağaca yıldırım düştüğünde olduğu gibi.

The Sentinelese have no knowledge of agriculture.

1:31

Sentinel halkının tarım hakkında hiçbir bilgisi yoktur.

They live off the land and the sea, Öbek fiiller

1:34

Karadan ve denizden geçimlerini sağlarlar,

hunting, fishing, and collecting wild plants.

1:35

avlanarak, balık tutarak ve yabani bitkiler toplayarak yaşarlar.

Öbek fiiller

live off the land and the sea: hayatta kalmak için kaynaklara dayanmak

Live off the land and the sea, hayatta kalmak için gereken yiyecek ve diğer temel ihtiyaçları karadaki ve denizdeki doğal kaynaklardan elde etmek anlamına gelir. Off, geçim kaynağını belirtir; kişinin nerede yaşadığını anlatmaz. Ardından gelen hunting, fishing ve collecting wild plants etkinlikleri bu bağımlılığın nasıl işlediğini açıklar. Daha genel olarak live off + kaynak, yiyecek, para veya temel geçim için o kaynağa dayanmak demektir.

Alıştırma

Leo'nun bu ay geliri yok ve yiyecek ile kira giderlerini biriktirdiği parayla ödüyor. Hangi cümle birikimlerini en doğrudan geçim kaynağı olarak sunar?

  1. Leo is living near the bank that holds his savings.
  2. Leo is taking this month off to review his savings.
  3. Leo is living off his savings this month.
Cevabı göster

Leo is living off his savings this month.

They also eat coconuts that wash up on the shore. Öbek fiiller

1:38

Ayrıca kıyıya vuran hindistan cevizlerini de yerler.

Öbek fiiller

wash up on the shore: suyla kıyıya taşınmak

Bu cümlede wash up, su tarafından taşınıp karada bırakılmak anlamına gelir. Hindistan cevizleri bir şeyi yıkamaz veya bilinçli biçimde hareket etmez; onları oraya dalgalar ya da akıntılar getirir. up, öbek fiilin bir parçasıdır; on the shore ise sonunda ulaşılan yeri belirtir. Bu kullanım deniz veya nehir kıyısında bulunan nesneler, enkaz parçaları, tekneler ve bazen cesetler için yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi wash up on ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the storm, a sealed bottle ____ the shore.

Cevabı göster

washed up on

They use simple tools such as harpoons, flat bows and arrows,

1:41

Zıpkın, yassı yay ve ok gibi basit aletler kullanırlar;

not only to hunt for food, Dilbilgisi

1:44

bunları sadece yiyecek avlamak için değil,

but also to safeguard their isolation.

1:46

aynı zamanda izolasyonlarını korumak için de kullanırlar.

Dilbilgisi

not only to ... but also to: paralel amaçlar

Not only to ... but also to ... yapısı, use simple tools ifadesinin iki amacını birbirine bağlar. İlk to mastarı bir amacı verir, ikincisi ise daha fazla vurguyla başka bir amaç ekler; iki amaç da gerçektir. to sözcüğünün tekrarı, not only to hunt ... but also to safeguard ... biçiminde açık bir paralel yapı oluşturur. Bu kalıp amaçları bağladığında iki taraftaki dil bilgisi biçimini aynı tutun.

Alıştırma

Cümleyi not only ... but also kullanarak ve iki amacı paralel tutarak tamamlayın: We installed the lights ____ improve safety ____ make the room more welcoming.

Cevabı göster

not only to · but also to

The Sentinelese isolate themselves by choice. Kalıp ifadeler

1:48

Sentinel halkı kendi tercihleriyle izole kalmaktadır.

Kalıp ifadeler

by choice: gönüllü seçim

By choice, bir kişinin bir şeyi yapmak veya bir durumu sürdürmek için zorlanmadan ve alternatifsiz kalmadan özgürce karar verdiğini belirtir. Burada, bu yalıtılmışlığın bilinçli olduğunu gösterir. Bu ifade genellikle do something by choice veya be something by choice örneklerinde olduğu gibi bir eylem ya da durum tanımından sonra gelir. Bu kullanımda by bir yeri değil, durumun dayandığı nedeni belirtir.

Alıştırma

Cümleyi gönüllü bir karar olarak anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Leo left the team ____, not because anyone forced him.

Cevabı göster

by choice

They have a long history of using violence to drive outsiders away from their island home. Notlar

1:51

Yabancıları ada evlerinden uzaklaştırmak için şiddet kullanma konusunda uzun bir geçmişe sahiptirler.

Kalıp ifadeler

have a long history of: uzun süredir yerleşmiş bir örüntü

Have a long history of, bir faaliyetin, durumun veya örüntünün uzun süredir var olduğunu ya da tekrarlandığını belirtir. Bu cümlede yazılı bir tarih anlatısını değil, uzun süredir devam eden şiddet kullanma geçmişini anlatır. Yapı have/has a long history of + isim veya -ing biçimidir: a long history of conflict; has a long history of supporting local artists. Bu yapı olumlu, tarafsız veya olumsuz davranışları anlatabilir.

Alıştırma

Bir şeyin uzun yıllar boyunca tekrar tekrar gerçekleştiğini belirten kalıbı tamamlayın: This town has ____ welcoming travelers from many countries.

Cevabı göster

a long history of

Öbek fiiller

drive outsiders away: insanların gitmesine neden olmak

drive outsiders away ifadesinde drive, “birinin gitmesine neden olmak veya onu gitmeye zorlamak” anlamına gelir; away ise sonucu, yani yabancıların o yerden uzaklaşmasını belirtir. Şiddet bu sonucu doğurmak için kullanılan araçtır; burada araç sürmek söz konusu değildir. Aktarılabilir kalıp drive + kişi veya grup + away şeklindedir. Hem kasıtlı zorlamayı hem de istenmeden oluşan bir etkiyi anlatabilir: tehditler, düşmanlık, yüksek fiyatlar veya kötü koşullar insanların drive people away olmasına yol açabilir.

Alıştırma

drive ... away ifadesini doğru sıraya koyarak cümleyi tamamlayın: The repeated threats began to ____.

Cevabı göster

drive the neighbors away

Over the years,

1:56

Yıllar boyunca,

nearly everyone who has been your too close or landed on North Sentinel Island has been attacked or killed by the Sentinelese.

1:57

Kuzey Sentinel Adası'na çok yaklaşan veya ayak basan neredeyse herkes Sentinel halkı tarafından saldırıya uğramış veya öldürülmüştür.

Most of them suffered these negative outcomes whether their visits to the island were accidental or intentional. Dilbilgisi

2:04

Adaya yaptıkları ziyaretler ister kazara ister kasıtlı olsun, çoğu kişi bu olumsuz sonuçlara maruz kalmıştır.

Dilbilgisi

whether ... or ...: her iki durumda da aynı sonuç

Whether ... or ... iki alternatifi ortaya koyar: ziyaretler kazara ya da kasıtlı olmuş olabilir. Ana cümle, olumsuz sonuçların her iki durumda da geçerli olduğunu söyler; dolayısıyla bu karşıtlık sonucu değiştirmez. İki olasılığı da kapsadıktan sonra ortak bir sonuç vermek istediğinizde whether + alternatif A + or + alternatif B yapısını kullanın. Bu ödünleyici kullanımda yapı, “hangisi doğru olursa olsun” anlamına yakındır; birini seçme talimatı değildir.

Alıştırma

Kuralın her iki durumda da geçerli olduğunu gösteren iki parçalı yapıyla cümleyi tamamlayın: The rule applies ____ you agree ____ disagree.

Cevabı göster

whether · or

For instance, in 1896

2:10

Örneğin, 1896'da

one unlucky Indian convict survived a dangerous prison escape from Port Blair,

2:12

şanssız bir Hintli mahkum, Port Blair hapishanesinden tehlikeli bir kaçıştan sağ kurtuldu,

only to be killed by the Sentinelese shortly after landing on their beach. Dilbilgisi

2:16

fakat plajlarına ayak bastıktan kısa bir süre sonra Sentinel halkı tarafından öldürüldü.

Dilbilgisi

only to be killed: beklenmedik bir sonraki sonuç

Burada only to be killed, mahkûmun kaçıştan sağ çıkmasından sonra olanları anlatır. To ile kurulan mastar onun amacını belirtmez; survived sözcüğünün yarattığı umutlu beklentiyi keskin biçimde tersine çeviren sonraki bir sonucu sunar. Eylem, only to + fiil kalıbı, ikinci olay şaşırtıcı, hayal kırıklığı yaratıcı veya trajik olduğunda anlatılarda yaygındır. Only, ilk başarının hemen ardından boşa çıktığına ilişkin konuşmacı değerlendirmesini ekler.

Alıştırma

Hangi cümle only to yapısını beklenmedik ve hayal kırıklığı yaratan bir sonucu anlatmak için kullanıyor?

  1. Rina hurried to the station, only to discover that the last train had left.
  2. Rina hurried to the station so that she could catch the last train.
  3. Rina hurried to the station, and the last train arrived on time.
Cevabı göster

Rina hurried to the station, only to discover that the last train had left.

According to one source,

2:21

Bir kaynağa göre,

a British party recovered his body and found that the convict was pierced in several places by arrows and his throat was cut.

2:22

İngiliz bir ekip onun cesedini buldu ve mahkumun birkaç yerinden oklarla delindiğini ve boğazının kesildiğini gördü.

In 1974,

2:29

1974'te,

a team of anthropologists trying to film a documentary,

2:30

bir belgesel çekmeye çalışan bir grup antropolog,

a National Geographic photographer,

2:33

bir National Geographic fotoğrafçısı,

and some police officers were greeted by a shower of arrows from the Sentinelese. Deyimler

2:35

ve birkaç polis memuru Sentinel halkı tarafından bir ok yağmuruyla karşılandı.

Deyimler

were greeted by a shower of arrows: ironik ve düşmanca bir karşılama

Edilgen were greeted by ifadesi, ziyaretçilerin vardıklarında neyle karşılaştığını anlatır. A shower of arrows bir saldırı olduğundan greeted sözcüğü bilinçli bir ironi taşır: toplumsal karşılamayla ilişkilendirilen bir sözcük düşmanlığa uygulanmıştır. A shower of, yukarıdan hızla veya kısa aralıklarla art arda gelen çok sayıda şeyi belirtir. Sözcükler birlikte dostça bir karşılamayı ya da yıkanmayı değil, yoğun biçimde gelen okları canlı şekilde betimler.

Alıştırma

Hangi cümle be greeted by ifadesini dostça bir karşılamadan ziyade canlı ve rahatsız edici bir karşılaşmayı anlatmak için en uygun biçimde kullanıyor?

  1. The hikers were welcomed with hot drinks by the hosts.
  2. The hikers opened the cabin door and were greeted by a cloud of mosquitoes.
  3. The hosts greeted the hikers warmly at the cabin door.
Cevabı göster

The hikers opened the cabin door and were greeted by a cloud of mosquitoes.

One of the arrows hit the director of the documentary in the left thigh.

2:40

Oklardan biri belgeselin yönetmeninin sol uyluğuna isabet etti.

In 1981,

2:44

1981'de,

crew members of the cargo ship MV Primrose were attacked by the Sentinelese after their ship became stranded on the reef surrounding the island. Kalıp ifadeler

2:45

MV Primrose adlı kargo gemisinin mürettebatı, gemileri adayı çevreleyen resifte mahsur kaldıktan sonra Sentinel halkının saldırısına uğradı.

Kalıp ifadeler

became stranded on the reef: resifte mahsur kalmak

Became stranded ifadesinde became bir durum değişikliğini gösterir: gemi normal biçimde ilerlerken yoluna devam edemediği veya bulunduğu yerden ayrılamadığı bir duruma geçti. Stranded, yalnızca geçici olarak durmayı değil, kurtulmak için uygulanabilir bir yolun bulunmamasını vurgular. On the reef, geminin sıkıştığı yüzeyi veya yeri belirtir. Bir gemi için bu ifade genellikle teknenin sığ sudaki kaya ya da mercanların üzerine oturduğunu ve yeniden hareket edemediğini anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede become stranded, bir yolculuğa devam etmenin imkânsız hâle gelmesi anlamında kullanılmıştır?

  1. The ferry became scheduled for a stop at the harbor.
  2. The ferry became visible from the beach.
  3. The ferry became stranded on a sandbar after its engine failed.
Cevabı göster

The ferry became stranded on a sandbar after its engine failed.

They had to fight the Sentinelese with flare guns,

2:53

Bir hafta sonra kurtarılana kadar hayatta kalabilmek için işaret fişeği tabancaları,

axes, and lengths of pipe in order to live long enough to be rescued a week later. Dilbilgisi

2:55

baltalar ve boru parçalarıyla Sentinel halkıyla savaşmak zorunda kaldılar.

Dilbilgisi

in order to ile amacı açıkça belirtmek

In order to bir eylemin amacını belirtir. Bu cümlede savaşmak araçtır; kurtarılabilecek kadar uzun süre hayatta kalmak ise amaçtır. Kalıp in order to + fiilin yalın hâlidir. Amaç ilişkisini açıkça gösterir; bu özellik özellikle cümle uzun olduğunda veya amaç başka türlü belirsiz kalabileceğinde yararlıdır. Order burada sabit bağlayıcının bir parçasıdır; emir veya sıra anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrenilen açık amaç bağlayıcısıyla tamamlayın: The team rehearsed the route ____ avoid delays on opening day.

Cevabı göster

in order to

Dilbilgisi

live long enough to be rescued: enough + edilgen mastar

live long enough to be rescued ifadesinde long enough, “yeterli bir süre boyunca” anlamına gelir. Sıfat/zarf + enough + to-mastar yapısı, bir nitelik, derece veya sürenin sonraki eylem ya da sonuç için gereken düzeye ulaştığını gösterir. Mastar edilgendir: to be rescued. İnsanların hayatta kalması gerekir, ancak onları başka biri kurtaracaktır. Yalnızca özne kurtarma eylemini yapıyorsa to rescue kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi long enough ve rescue fiilinin edilgen mastarıyla tamamlayın: The hikers had to stay warm ____ by the search team.

Cevabı göster

long enough to be rescued

The only friendly encounter outsiders had with the Sentinelese occurred in January 1991, Dilbilgisi

3:00

Yabancıların Sentinel halkıyla yaşadığı tek dostane karşılaşma Ocak 1991'de gerçekleşti;

when an Indian contact expedition visited the island. Kültür

3:06

Hindistan'dan bir temas ekibi adayı ziyaret ettiğinde.

Dilbilgisi

friendly encounter outsiders had with the Sentinelese: düşürülmüş nesne ilgi zamiri

friendly encounter outsiders had with the Sentinelese ifadesinde encounter isminden sonra sınırlayıcı bir ilgi cümleciği gelir: (that/which) outsiders had with the Sentinelese. encounter, had fiilinin nesnesi olduğu için nesne görevindeki ilgi zamiri düşürülebilir. Outsiders, ilgi cümleciğinin öznesidir; encounter için kullanılan başka bir ad değildir. Bu tür sıkıştırılmış isim öbeklerini okurken yapıyı görmek için outsiders önüne zihinsel olarak that veya which ekleyin.

Alıştırma

Hangi cümlede report ismini niteleyen nesne ilgi zamiri doğru biçimde düşürülmüştür?

  1. The report that impressed the editor was published.
  2. The report the editor approved was published.
  3. The report that the editor approved was published.
Cevabı göster

The report the editor approved was published.

Kültür

Indian contact expedition: temas kurmak için düzenlenen organize görev

Burada Indian contact expedition, izole yaşayan Sentinel halkına yaklaşmak ve doğrudan temas kurmayı denemek amacıyla Hindistan tarafından düzenlenen bir görev anlamına gelir. Contact, seferin amacını belirtir; adres defterindeki bir kişi ya da iletişim bilgisi anlamına gelmez. Expedition, organize bir grubun planlı yolculuğunu ifade ettiği için bu söz öbeği 1991'deki karşılaşmayı sıradan bir yolculuk sırasında gerçekleşen tesadüfi bir buluşma değil, bilinçli olarak düzenlenmiş bir görev şeklinde çerçeveler.

Alıştırma

Bu cümlede Indian contact expedition ne anlama geliyor?

  1. İzole toplulukla doğrudan temas kurmayı amaçlayan, Hindistan tarafından organize edilmiş bir görev
  2. Hintli turistlerin tatil sırasında toplulukla tesadüfen karşılaştığı sıradan bir gezi
  3. Ada hakkında iletişim kurulabilecek Hint kişilerin listesi
Cevabı göster

İzole toplulukla doğrudan temas kurmayı amaçlayan, Hindistan tarafından organize edilmiş bir görev

There's some video footage of members of the expedition presenting the Sentinelese with gifts of coconuts thrown into the water, Dilbilgisi

3:09

Keşif ekibi üyelerinin Sentinel halkına suya fırlatılan hindistan cevizlerini hediye olarak sunduğu,

which the tribespeople quickly gathered.

3:15

ve kabile üyelerinin de bunları hızla topladığı bazı video kayıtları bulunmaktadır.

Dilbilgisi

video footage of members ... presenting: footage of + kişi + -ing

footage of + person or group + -ing verb kalıbında of, kayıtlı görüntülerde görülen kişileri tanıtır; -ing yan cümlesi ise bu kişilerin ne yaparken görüldüğünü anlatır. Burada hediyeleri sunanlar keşif heyetinin üyeleridir. Bu yapı görüntülerin içeriğini açıklar. Keşif üyelerinin görüntüleri oluşturduğu, onlara sahip olduğu veya görüntüleri sunduğu anlamına gelmez. Daha uzun olan presenting someone with something yapısında present, bir kişiye bir şeyi vermek veya resmî biçimde sunmak anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın. The news report included ____ firefighters carrying residents to safety.

Cevabı göster

video footage of

There's also video footage showing some smiling Sentinelese interacting with members of the expedition and even touching them out of curiosity. Kalıp ifadeler

3:17

Ayrıca, gülümseyen bazı kabile üyelerinin keşif ekibiyle etkileşime girdiğini ve hatta meraktan onlara dokunduğunu gösteren video kayıtları da vardır.

Kalıp ifadeler

out of curiosity: eylemin nedenini belirtmek

Bu cümlede out of curiosity, keşif ekibi üyelerine dokunmanın nedenini açıklar: eylemi merak duygusu harekete geçirmiştir. Böylece temasın mutlaka düşmanca olduğu yorumu dışlanır. out of + soyut isim yapısı, out of fear veya out of respect örneklerinde olduğu gibi, bir duygu ya da ilke nedeniyle hareket etmeyi anlatabilir. Buradaki out of, bir yerin içinden dışarı doğru hareket etmeyi ifade etmez.

Alıştırma

Cümleyi “bilmek istediği için” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Lena looked inside the unfamiliar box ____.

Cevabı göster

out of curiosity

Unfortunately,

3:24

Ne yazık ki,

this one encounter turned out to be more like a truce rather than an end to the isolated tribe's war with outsiders. Notlar

3:25

bu tek karşılaşma, izole kabilenin yabancılarla olan savaşının bir sonu olmaktan ziyade bir ateşkes gibi oldu.

Öbek fiiller

turned out to be: gerçek sonucu ortaya koymak

Turned out to be, olaylar geliştikten veya daha fazla bilgi edinildikten sonra sonunda keşfedilen ya da anlaşılan durumu belirtir. Bu karşılaşma ilk başta çatışmanın sona erebileceğini düşündürmüş, ancak daha sonra yalnızca bir ateşkes olduğu değerlendirilmiştir. Nihai gerçek önceki beklentiden farklı olduğunda ya da daha açık hâle geldiğinde turn out to be + isim öbeği, sıfat veya başka bir tümleç kullanılır. Bu ifade fiziksel olarak dönüp dışarı çıkmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi, nihai sonucun ilk izlenimden farklı olduğunu gösteren hedef ifadeyle tamamlayın: The apartment looked tiny online, but it ____ much larger in person.

Cevabı göster

turned out to be

Anlatım akışı

more like A rather than B: B'den çok A'ya yakın

more like A rather than B kalıbında A daha doğru sınıflandırma olarak sunulur, B ise düzeltilen, gereğinden güçlü yorumdur. Buradaki more like, “özellik bakımından daha yakın” anlamına gelir; “tercih etmek” demek değildir. Bu cümlede truce yalnızca çatışmanın duraklamasını anlatırken an end çatışmanın sona erdiği anlamına gelir. Dolayısıyla ifade, hiçbir temas veya değişim olmadığını söylemeden fazla kesin bir sonucu düzeltir.

Alıştırma

Düzeltmeyi more like ... rather than ... kullanarak tamamlayın: The conversation ended calmly, but nothing was settled. It was ____ a pause ____ a resolution.

Cevabı göster

more like · rather than

Later visits to the island were met with the usual hostile greetings of weapons drawn or arrows fired. Kalıp ifadeler

3:32

Adaya daha sonra yapılan ziyaretler silahların çekilmesi veya okların fırlatılması gibi alıştığımız düşmanca selamlamalarla karşılandı.

Kalıp ifadeler

be met with + tepki

Be met with + isim öbeği, “belirli bir tepki almak veya bu tepkiyle karşılaşmak” anlamına gelir. Dil bilgisel özne, tepkiyi doğuran eylem, mesaj, öneri veya olaydır; tepki veren kişiler ise belirtilmeyebilir. Bu cümlede later visits özne, hostile greetings ise tepkidir. Edilgen anlatım, kimin tepki verdiğine değil, ziyaretlerin neyle karşılaştığına odaklanır.

Alıştırma

Cümleyi edilgen be met with ifadesiyle tamamlayın: The new safety proposal ____ strong resistance from several departments.

Cevabı göster

was met with

The last encounter occurred in 2006.

3:38

Son karşılaşma 2006'da gerçekleşti.

Two fishermen drifted too close to the island and the Sentinelese killed them and buried them in shallow graves. Kalıp ifadeler

3:41

İki balıkçı adaya çok yaklaştı ve Sentinel halkı onları öldürüp sığ mezarlara gömdü.

Kalıp ifadeler

drifted too close to: güvenli mesafenin ötesine kontrolsüzce sürüklenmek

Bu cümlede drifted, balıkçıların teknesinin adaya bilinçli olarak yönlendirilmek yerine suyla birlikte hareket ettiğini gösterir. Too close to, mesafenin güvenli veya kabul edilebilir olandan daha kısa hâle geldiğini belirtir ve zararlı sonucu açıklamaya yardımcı olur. Aktarılabilir kalıp drift + too close to + yer, nesne veya sınır şeklindedir. Hem gerçek anlamda kontrolsüz hareketi hem de mecazi bir sınıra doğru yavaş ve istemsiz yaklaşmayı anlatabilir.

Alıştırma

Akıntı, içinde kimse olmayan bir kanoyu barajın yakınındaki tehlikeli bir konuma taşıyor. Cümleyi tamamlayan ifadeyi seçin: The canoe ... the dam.

  1. stayed far from
  2. drifted too close to
  3. sailed too close to
Cevabı göster

drifted too close to

Authorities attempted to recover the bodies of the fishermen,

3:47

Yetkililer balıkçıların cesetlerini almaya çalıştılar,

but were unsuccessful because of what one source calls a customary hail of arrows. Notlar

3:50

ancak bir kaynağın geleneksel ok yağmuru olarak adlandırdığı durum nedeniyle başarısız oldular.

Dilbilgisi

because of what one source calls ...: kaynağa atfedilen etiketi neden olarak yerleştirmek

Because of bir edattır; bu nedenle isim veya isim işlevli bir tümleç ister. Burada what one source calls a customary hail of arrows, bu görevi üstlenen kaynaşmış bir ilgi tümcesidir. What kabaca olan şey veya olay anlamına gelir ve aynı zamanda calls fiilinin nesnesidir: bir kaynak o şeye a customary hail of arrows adını verir. Bu yapı, yazarın bir nedeni belirtirken kullanılan etiketi belirli bir kaynağa atfetmesini sağlar. Böylece bütün yetkililerin aynı tanımı kullandığı veya doğruladığı izlenimini vermeden kaynağın ifadesini aktarır.

Alıştırma

Kaynağa atfedilen nedeni tamamlamak için because of, what, one inspector ve call fiilinin geçmiş biçimini kullanın: The building was evacuated ____ a serious gas leak.

Cevabı göster

because of what one inspector called

Deyimler

a customary hail of arrows: olağan ve yoğun bir ok yağmuru

Bu cümlede a hail of arrows, çok sayıda okun hızlı ve yoğun bir şekilde birine doğru uçması anlamına gelir. Hail burada bir benzetmedir: oklar şiddetli bir dolu fırtınasındaki buz taneleri gibi gelir; gerçek bir hava olayından söz edilmez. Customary, bu tepkinin benzer yaklaşma girişimlerinde olağan ya da tekrar tekrar görülen bir durum olarak anlatıldığını belirtir. Tepkinin onaylandığı, kibar olduğu veya yasal olarak kabul edildiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Örnekte “a customary hail of arrows” ne anlama geliyor?

  1. Okların kullanıldığı, toplum tarafından onaylanmış bir tören
  2. Çok sayıda okun olağan biçimde aniden ve yoğun olarak uçması
  3. Okları buzun içinde donduran bir fırtına
Cevabı göster

Çok sayıda okun olağan biçimde aniden ve yoğun olarak uçması

They ended up leaving the bodies there and leaving the Sentinelese to live in peace. Notlar

3:55

Sonunda cesetleri orada bıraktılar ve Sentinel halkını barış içinde yaşamaya terk ettiler.

Öbek fiiller

ended up leaving: genellikle plansız olan nihai sonuç

End up + -ing, bir dizi olaydan sonraki nihai sonucu anlatır; özellikle de bu sonuç ilk plan veya beklenti değilse kullanılır. Burada ended up leaving, yetkililerin cesetleri geri almaya çalıştıktan sonra onları sonunda orada bıraktığı anlamına gelir. End up sonrasında -ing biçimi kullanılır: ended up leaving denir, ended up to leave denmez. Bu ifade bir şeyin o anda kelimenin gerçek anlamıyla sona ermesine değil, sonuca odaklanır.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için end up ifadesinin geçmiş zamanını ve order fiilini kullanın: We planned to cook at home, but the kitchen was closed, so we ____ pizza.

Cevabı göster

ended up ordering

Dilbilgisi

leaving the Sentinelese to live içindeki leave someone to do something

leaving the Sentinelese to live ifadesindeki leaving, müdahaleyi bırakmak ve Sentinel halkının kendi başına yaşamaya devam etmesine izin vermek anlamına gelir. Yapı leave + kişi + to mastarı şeklindedir ve çoğunlukla kişinin bir eylemi bağımsız biçimde sürdürdüğünü veya gerçekleştirdiğini gösterir. Önceki leaving the bodies there ise farklı bir yapıya sahiptir: leave + nesne + yer ifadesi. Buradaki anlam, nesneleri kaldırmamaktır. Dolayısıyla tekrarlanan leaving sözcüğü iki farklı dilbilgisel görev üstlenir.

Alıştırma

Cümleyi finish fiilinin doğru mastar biçimiyle tamamlayın: After giving her the basic instructions, the trainer left her ____ the task on her own.

Cevabı göster

to finish

Like the other Andaman Islands,

3:59

Diğer Andaman Adaları gibi,

North Sentinel Island is under the jurisdiction of the Indian government. Kalıp ifadeler

4:01

Kuzey Sentinel Adası da Hindistan hükümetinin yetki alanındadır.

Kalıp ifadeler

under the jurisdiction of

Under the jurisdiction of, bir hükümetin, mahkemenin, kurumun veya yetkili başka bir organın hukuki ya da idari yetkisine tabi olmak anlamına gelen resmî bir ifadedir. Bu cümlede Kuzey Sentinel Adası hukuken Hindistan hükümetinin yetki alanındadır. İfade, yetkinin kimde olduğunu belirtir; tek başına sürekli fiziksel varlığı, etkin günlük yönetimi veya eksiksiz fiilî denetimi kanıtlamaz.

Alıştırma

Örnek cümledeki under the jurisdiction of ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Hindistan hükümeti adayı yasal yetkisi olmadan geçici olarak işgal etmektedir.
  2. Ada sakinleri Hindistan hükümetinin çalışanlarıdır.
  3. Hindistan hükümeti ada üzerinde hukuki veya idari yetkiye sahiptir.
Cevabı göster

Hindistan hükümeti ada üzerinde hukuki veya idari yetkiye sahiptir.

Over the years,

4:05

Yıllar boyunca,

India has allowed the Sentinelese to manage their own affairs with minimal government intrusion. Notlar

4:06

Hindistan, minimum hükümet müdahalesiyle Sentinel halkının kendi işlerini yönetmesine izin vermiştir.

Kalıp ifadeler

manage their own affairs: kendi işlerini bağımsız biçimde yönetmek

Burada manage their own affairs, dışarıdan bir otoritenin yönlendirmesi yerine kendi topluluklarına ait kararları ve pratik işleri kendilerinin yürütmesi anlamına gelir. Own, kontrolün kimde olduğunu, yani Sentinel halkının kendisinde bulunduğunu vurgular. Affairs; iç kararlar, mali konular veya yönetim gibi bir kişi ya da gruba ait meseleleri geniş anlamda ifade eder. Bu bağlamda romantik bir ilişki anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi manage, own ve affairs sözcüklerini doğru biçim ve sırada kullanarak tamamlayın: After becoming independent from the parent company, the regional office was free to ____.

Cevabı göster

manage its own affairs

Kelime

minimal government intrusion: sınırlı fakat istenmeyen hükümet müdahalesi

Minimal government intrusion, hükümet müdahalesinin çok düşük bir düzeyde tutulduğu anlamına gelir. Minimal, intrusion miktarını veya derecesini niteler; hükümetle hiçbir temas ya da hükümet eylemi olmadığı anlamına gelmez. Intrusion, bu katılımı istenmeyen, aşırı veya sınır aşan bir şey olarak sunar. Yalnızca bir yere fiziksel olarak girmeyi değil, kuralları, gözetimi veya kurumsal müdahaleyi de anlatabilir.

Alıştırma

Hangi durum minimal government intrusion ifadesine en uygun örnektir?

  1. Bölgede hiçbir devlet otoritesi veya herhangi bir resmî temas yoktur.
  2. Bir topluluk kendi iç kararlarını alır ve yetkililer yalnızca nadir ve gerekli durumlarda müdahale eder.
  3. Devlet kurumları ile topluluk liderleri tüm yerel programları birlikte yürütür.
Cevabı göster

Bir topluluk kendi iç kararlarını alır ve yetkililer yalnızca nadir ve gerekli durumlarda müdahale eder.

In 1991,

4:11

1991'de,

it placed a 3-mile exclusion zone around North Sentinel Island to keep outsiders such as tourists and poachers away from it. Kelime

4:12

turistler ve kaçak avcılar gibi yabancıları uzak tutmak için Kuzey Sentinel Adası'nın etrafına 3 millik bir dışlama bölgesi yerleştirdi.

Kelime

a 3-mile exclusion zone: 3 millik bir giriş yasağı bölgesi

Exclusion zone, insanların girmesinin yasaklandığı ya da giriş ve faaliyetlerin sıkı biçimde kısıtlandığı, resmî olarak belirlenmiş bir alandır. Politika, güvenlik, askerî konular, halk sağlığı ve çevre koruma bağlamlarında bu terim, sıradan bir tavsiyeden ziyade uygulanabilir bir kısıtlamaya işaret eder. Bir adanın çevresindeki a 3-mile exclusion zone ifadesinde 3-mile, adanın büyüklüğünü değil, kısıtlı alanın kapsamını belirtir. Sayı ve ölçü birimi bir isimden önce birleşik niteleyici olarak kullanıldığında genellikle kısa çizgiyle bağlanır ve birim tekil kalır: 3-mile zone.

Alıştırma

Bir adanın çevresindeki a 3-mile exclusion zone büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Adanın kendisi tam olarak üç mil uzunluğundadır.
  2. Herhangi bir resmî kural olmadan ziyaretçilere gayriresmî olarak üç mil uzakta durmaları tavsiye edilir.
  3. Resmî olarak kısıtlanmış bir alan adanın çevresinde üç mil boyunca uzanır.
Cevabı göster

Resmî olarak kısıtlanmış bir alan adanın çevresinde üç mil boyunca uzanır.

Will these isolated tribespeople, whose estimated population ranges from 15 to 500, Kalıp ifadeler

4:19

Nüfusu 15 ila 500 arasında olduğu tahmin edilen bu izole kabile üyeleri,

be wiped out because tourists will expose them to diseases that they have no immunity to? Notlar

4:24

turistlerin onları bağışıklıkları olmayan hastalıklara maruz bırakması nedeniyle yok mu olacaklar?

Kalıp ifadeler

ranges from 15 to 500: 15 ile 500 arasında değişir

Range from A to B, bir kümenin, tahminin veya olası değişimin alt ve üst sınırlarını gösteren bir fiil yapısıdır. Burada tahminî nüfus 15 ile 500 arasındaki herhangi bir değer olabilir; sayılar iki ayrı grubun nüfusunu göstermez. From, to ile eşleştirilmelidir. Fiil öznesiyle uyum sağlar: a population ranges, ancak prices range. Bu yapı yaş, fiyat, sıcaklık ve ölçüm gibi nicelikleri bildirmek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi range from A to B yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: The monthly fee ____ $25 to $60, depending on the plan.

Cevabı göster

ranges from

Öbek fiiller

be wiped out: tamamen yok edilme veya ortadan kalkma

Bu soruda be wiped out, “tamamen yok edilmek veya ortadan kaldırılmak” anlamına gelir. Edilgen yapı, dikkati risk altındaki grup olan kabile halkına yöneltir; turistler ve hastalıklar olası nedenler olarak sunulur. Nüfuslar, türler, topluluklar, işletmeler veya kazanımlar için kullanıldığında wipe out yalnızca zarar, hastalık ya da geçici bir gerileme değil, aşırı bir sonuç bildirir. Out, bütünlük ve tamlık anlamını güçlendirir.

Alıştırma

“Tamamen yok edilmek” anlamına gelen öbek fiilin edilgen biçimiyle cümleyi tamamlayın: Without urgent protection, the entire species could ____ by the new disease.

Cevabı göster

be wiped out

Kalıp ifadeler

expose someone to something: birini bir şeyle temas ettirmek

Expose them to diseases, expose + person + to + thing kalıbını izler. İnsanların hastalıklarla temas etmesine neden olmak veya buna izin vermek anlamına gelir; them nesnedir, diseases ise to ile getirilen risktir. Fiil, temasın veya riskin kendisini anlatır. Maruz bırakmanın kasıtlı olduğunu, enfeksiyonun kesinlikle gerçekleştiğini ya da insanların tedavi gördüğünü söylemez.

Alıştırma

Expose someone to something kalıbını tamamlayın: Poor ventilation can ____ workers ____ harmful fumes.

Cevabı göster

expose · to

Only time will tell. Deyimler

4:29

Bunu sadece zaman gösterecek.

Deyimler

Only time will tell: cevabı geleceğin göstermesi

Only time will tell, cevabın şu anda bilinmediğini ve gelecekteki gelişmelerin sonunda sonucu ortaya çıkaracağını anlatan kalıplaşmış bir deyimdir. Tell burada zamanın gerçekten “konuşması” değil, “cevabı göstermesi veya ortaya çıkarması” anlamına gelir. Bu ifade belirsizliği kabul eder ve gelecekteki bir sonuç hakkındaki tahmini doğal biçimde sonlandırır.

Alıştırma

Geleceğin cevabı ortaya çıkaracağını belirten kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: “The plan might work, but only ____.”

Cevabı göster

time will tell

If someone gave you a free trip to North Sentinel Island, Dilbilgisi

4:31

Birisi size Kuzey Sentinel Adası'na ücretsiz bir gezi hediye etse,

would you go there?

4:34

oraya gider miydiniz?

Dilbilgisi

If someone gave you ..., would you ...? ile varsayımsal seçimler sormak

Bu, second conditional yani ikinci koşul yapısıdır: if + simple past (gave) şimdiki zamana veya geleceğe ait hayalî bir durum kurar; would + fiilin yalın hâli (would ... go) ise sonucu veya seçimi sorar. gave biçiminin geçmiş zamanda olması, birinin geziyi daha önce teklif ettiği anlamına gelmez. Bu biçim varsayımsal bir mesafe yaratır: durum mevcut bir plan değil, hayalîdir; düşük olasılıklı olabilir ama imkânsız olmak zorunda değildir.

Alıştırma

İkinci koşul cümlesini tamamlayın. Önce have fiilinin doğru biçimini, ardından would sözcüğünü kullanın: “If I ____ more free time, I ____ learn Japanese.”

Cevabı göster

had · would

Why or why not?

4:35

Neden evet veya neden hayır?

Let us know in the comments.

4:36

Yorumlarda bize bildirin.

Also,

4:37

Ayrıca,

be sure to check out our other video called What If Animals Went to World War with Humans.

4:38

Hayvanlar İnsanlarla Dünya Savaşına Girseydi Ne Olurdu adlı diğer videomuza da mutlaka göz atın.

Thanks for watching,

4:43

İzlediğiniz için teşekkürler,

and as always,

4:44

ve her zaman olduğu gibi,

don't forget to like, share, and subscribe.

4:44

beğenmeyi, paylaşmayı ve abone olmayı unutmayın.

We'll see you next time.

4:47

Bir dahaki sefere görüşmek üzere.