Kaçak At | At Binme Oyunu | Bluey: İngilizce çalışma notları
Bluey - Official Channel
Video Açıklaması: Atçılık oyunu sırasında Socks, Bluey’nin özel oyuncağını bırakmayı reddeder. Başarısız denemelerin ve kimin suçlu olduğuna dair tartışmanın ardından çocuklar çözüm aramaya yönelir: Sparkles ile Gallahop için bir düğün tasarlayıp Socks’u davet ederek ona daha ilgi çekici bir uğraş sunarlar. Başlıca İngilizce Öğrenme Noktaları: 1. Giddyup — Sözcük Anlamı ve Kullanım Düzeyi: Bu sözü, atı ileri gitmeye yönelten geleneksel bir komut olarak tanıyın ve çocukların ata biniyormuş gibi oynarken kullandığı eğlenceli anlamı kavrayın; onu bir selamlaşma ya da özel ad sanmayın. 2. No point playing the blame game. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: the blame game ifadesinin karşılıklı suçlamayı mecazen anlattığını, No point + -ing kalıbının ise yararsız bir davranışı caydırıp konuşmayı çözüm arayışına yönelttiğini anlayın. 3. we'd like to invite you to the wedding — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Bu nazik davet kalıbını kullanın ve hayalî oyunda bilerek seçilen resmî düğün dilini fark edin; bu dil davetin kibar ve törensel duyulmasını sağlar.
Bu derste
Giddyup: bir atı harekete geçiren komut
Giddyup, bir ata harekete geçmesini veya daha hızlı gitmesini söylemek için kullanılan kalıplaşmış bir komuttur. Burada ata binme oyunu sırasında oyuncak at Sparkles'a şakacı bir şekilde söyleniyor. Sıradan bir fiil öbeği değil, kısa bir seslenme veya ünlem gibi işlev görür. Kelimenin tamamını bir selam ya da ad olarak değil, tek bir komut olarak tanıyın.
Alıştırma
Bu cümlede “Giddyup” ne işe yarıyor?
- Ata şakacı bir şekilde ileri gitmesini söylüyor.
- Oyuncak ata ad veriyor.
- Sparkles'ı selamlıyor.
Cevabı göster
Ata şakacı bir şekilde ileri gitmesini söylüyor.
Come on: harekete geçmeye teşvik etmek
“Come on, horsies” cümlesinde Come on, “atçıkları” harekete geçmeleri için teşvik eder ve acele ettirir. Ses tonuna bağlı olarak işlevi Let’s go, Hurry up veya You can do it ifadelerine yakın olabilir. Burada onlara kelimenin gerçek anlamıyla konuşana doğru gelmelerini söylemez. Come on çoğu zaman bir eylemi ilerleten kısa bir etkileşim işareti olarak kullanılır.
Alıştırma
“Come on, horsies” ifadesinde Come on esas olarak ne yapıyor?
- Atçıkların nereden geldiğini soruyor.
- Atçıklara yalnızca konuşana yaklaşmalarını söylüyor.
- Atçıkları harekete geçmeleri için teşvik ediyor ve acele ettiriyor.
Cevabı göster
Atçıkları harekete geçmeleri için teşvik ediyor ve acele ettiriyor.
When I do this, it means ...: bir işaretin anlamını açıklamak
“When I do this, it means ...” kalıbı önce bir eylemi ya da işareti belirtir, ardından bu işaretin ne anlattığını açıklar. “This”, konuşanın o anda gösterdiği eylemi; “it” de aynı eylemi ifade eder. Buradaki “when”, “bu her olduğunda” anlamındadır; “saat kaçta” anlamında değildir. When + eylem, it means + mesaj kalıbını hareketleri, işaretleri, kodları veya kuralları açıklamak için kullanabilirsin.
Alıştırma
When I ..., it means ... kalıbını kullanarak sınıf işaretiyle ilgili cümleyi tamamla: ____ raise my hand, ____ everyone should be quiet.
Cevabı göster
When I · it means
I'll get ...: o anda verilen bir karar
“I'll get”, “I will get” ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Burada “will”, konuşma anında verilen bir kararı gösterir: konuşan kişi simi gidip getirmeyi üstlenir. Bu kullanım genellikle yeni ortaya çıkan bir ihtiyaca karşılık verilirken kullanılır. Yalnızca gelecekle ilgili tarafsız bir tahmin değildir; hemen harekete geçme isteğini de gösterir.
Alıştırma
“We need some glue. I'll get it,” cümlesinde “I'll get it” büyük olasılıkla neyi gösterir?
- Konuşan kişi yapıştırıcının dün zaten alındığını söyler.
- Konuşan kişi o anda gidip yapıştırıcıyı almaya karar verir.
- Konuşan kişi yapıştırıcı almanın günlük bir alışkanlık olduğunu söyler.
Cevabı göster
Konuşan kişi o anda gidip yapıştırıcıyı almaya karar verir.
Chill the beans: herkese şakacı biçimde sakinleşmesini söylemek
Chill the beans bu sahnede herkese sakinleşmesini söylemenin eğlenceli ve gerçek anlamlı olmayan bir yoludur. Buradaki beans gerçek bir yiyeceği anlatmaz. Beklenmedik yiyecek imgesi, sakinleşme isteğini komik ve çocuklara uygun hâle getirir. İşlevi calm down veya chill out ifadelerine benzer; ancak bu özel söyleyiş standart bir emir değil, mizahi bir ifadedir.
Alıştırma
“Chill the beans, everyone.” burada ne anlama geliyor?
- Herkese şakacı bir şekilde sakinleşmelerini söylüyor.
- Herkese yemek yapmaya başlamalarını söylüyor.
- Herkese birkaç fasulyeyi buzdolabına koymalarını söylüyor.
Cevabı göster
Herkese şakacı bir şekilde sakinleşmelerini söylüyor.
let go of: tuttuğun şeyi bırakmak
Let go of + isim veya zamir, o kişiyi ya da şeyi tutmayı, kavramayı veya engellemeyi bırakmak anlamına gelir. Burada Socks, Polly Puppy'yi tutmaya devam ediyor ve onu bırakmayı reddediyor. Nesne of'tan sonra gelir: let go of Polly Puppy, let go of the rope. Let go of ifadesini tek bir bütün olarak anlayın; let tek başına çoğu zaman “izin vermek” anlamına gelir, ancak bu yapıda görevi bu değildir.
Alıştırma
Burada öğretilen ve “kavradığın şeyi bırakmak” anlamına gelen üç kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: Please ____ my sleeve.
Cevabı göster
let go of
Let me try: denemek için sıra istemek
Let me + fiilin yalın hâli, bir şeyi bizzat yapma fırsatı istemek için kullanılan yaygın bir konuşma kalıbıdır. Let me try ifadesinde konuşan kişi sıradaki denemeyi yapmak ister veya başka bir deneme işe yaramadıktan sonra görevi devralmayı teklif eder. let sözcüğü kelime anlamıyla izinle ilgili olsa da bütün ifade genellikle karşı tarafı izin vermeye zorlayan bir emir değil, doğrudan ama dostça bir teklif ya da sıra isteği işlevi görür.
Alıştırma
Bizzat denemeyi teklif etmek için cümleyi let + nesne zamiri + try ile tamamlayın: The lid is stuck. ____.
Cevabı göster
Let me try
How about we...: ortak bir öneride bulunmak
How about we + fiilin yalın hâli, konuşan kişinin ve bir ya da daha fazla kişinin birlikte yapacağı bir eylemi önermek için kullanılır. How about we take a break? cümlesi 'Ara vermemizi öneriyorum' anlamına gelir; bu yüzden emir vermek yerine öneriyi konuşmaya açar. Altyazıda sözler we kelimesinden sonra kesilir. Üç nokta, konuşan kişinin bir öneriye başladığını ancak eylemin ne olduğunu tamamlamadığını gösterir.
Alıştırma
Ortak öneriyi How about + özne kalıbıyla tamamlayın: ____ take the earlier train?
Cevabı göster
How about we
I'm out of ideas: aklına başka fikir gelmemesi
Be out of ideas, önerecek veya deneyecek başka fikri kalmamak demektir. Bu cümlede I'm out of ideas, konuşanın başka bir plan düşünemediğini gösterir. Buradaki out of, fiziksel olarak “dışarıda olmak” değil, “hiç kalmamak” anlamındadır. Bu anlam be out of time ve be out of milk gibi kaynaklarla da kullanılır.
Alıştırma
Sabit out of ideas ifadesiyle cümleyi tamamlayın: We have tried every plan. I'm ____.
Cevabı göster
out of ideas
put all my special toys away: ayrılabilen put ... away öbek fiili
Put something away, bir şeyi ait olduğu yere koymak ya da kullanılmayacak şekilde kaldırmak demektir. Bu cümlede all my special toys ad öbeği, put ile away arasındaki nesnedir; yani kuzenler gelmeden önce bu oyuncaklar kaldırılır. Put away ayrılabilen bir öbek fiildir. İsim olan nesne iki parçanın arasına ya da away'den sonra gelebilir: put the toys away veya put away the toys. Zamir olan nesne ise mutlaka ortaya gelir: put them away; put away them değil.
Alıştırma
put away ifadesini them zamiriyle kullanın: These crayons belong in the box. Please ____.
Cevabı göster
put them away
come over: birini evinde ziyaret etmek
Bu cümlede come over, “samimi bir ziyaret yapmak veya birlikte vakit geçirmek için konuşanın evine gelmek” anlamındadır. Gidilecek yer bağlamdan anlaşıldığı için to my house çoğu zaman söylenmez. Burada come over bir phrasal verb olarak birlikte anlaşılmalıdır. Over, bir nesnenin üstünden geçmeyi veya bir taraftan diğer tarafa geçmeyi anlatmaz.
Alıştırma
Örnekteki come over ifadesine en uygun durum hangisidir?
- Biri bir duvarın üstünden geçer.
- Biri yolun bir tarafından diğer tarafına geçer.
- Bir akraba samimi bir ziyaret için evinize gelir.
Cevabı göster
Bir akraba samimi bir ziyaret için evinize gelir.
should have done: yapılmamış geçmiş bir eylemi değerlendirmek
Should have + fiilin üçüncü hâli geçmişteki bir duruma bakar ve bir eylemin doğru ya da beklenen şey olduğunu, ancak gerçekleşmediğini belirtir. Should have done yapısında done, do fiilinin üçüncü hâlidir; that ise daha önce sözü edilen bir eyleme gönderme yapar. Ton ve bağlama göre bu yapı sonradan yapılan bir değerlendirme, pişmanlık veya eleştiri ifade edebilir. Burada konuşan kişi Bluey'yi o eylemi daha önce yapmadığı için eleştirir; bu, şimdi veya gelecek için bir tavsiye değildir.
Alıştırma
Geçmişle ilgili pişmanlık ifade etmek için cümleyi should have ve bring fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: I got soaked. I ____ an umbrella.
Cevabı göster
should have brought
was going to do that: geçmişteki bir niyet
Was/were going to + fiilin yalın hâli, bir planı veya niyeti geçmiş zamana yerleştirir. I was going to do that cümlesindeki do that, daha önce sözü edilen bir eyleme gönderme yapar; yani konuşan kişi o geçmiş anda bu planın zaten var olduğunu söyler. Bu yapı, plan daha sonra kesintiye uğradığında veya değiştiğinde sık kullanılır. Burada sonraki olay, planın neden gerçekleştirilmediğini açıklar. Ancak was going to tek başına eylemin hiç gerçekleşmediğini her zaman kanıtlamaz; bunu bağlam gösterir. Şu anki bir planı anlatmaz.
Alıştırma
Planın kesintiye uğradığını göstermek için cümleyi be going to yapısının geçmiş biçimiyle tamamlayın: I ____ call you, but my phone died.
Cevabı göster
was going to
ate me like a watermelon: şakacı bir karşılaştırma
Ate me like a watermelon, gerçekten yenmiş olma iddiası değil, oyun sırasında kullanılan eğlenceli bir abartıdır. Konuşan kişi, karşısındakinin ısırma, hafifçe dişleme veya üstüne atlama hareketini birinin karpuzu iştahla yemesine benzetir. Like + isim öbeği karşılaştırmayı başlatır. Burada like a watermelon, birinin karpuzu yiyeceği şekilde anlamına gelir ve konuşan kişi kendisini karpuz olarak hayal eder. Böylece hareket canlı ve komik bir görüntüye dönüşür.
Alıştırma
Bu oyun sahnesinde ate me like a watermelon ne anlama geliyor?
- Konuşan kişi, karşısındakinin hareketini karpuz yemeye benzeterek şakacı biçimde abartıyor.
- Konuşan kişi karpuzun nasıl hazırlanacağını açıklıyor.
- Konuşan kişi, karşısındakinin onu gerçekten yiyecek olarak yediğini söylüyor.
Cevabı göster
Konuşan kişi, karşısındakinin hareketini karpuz yemeye benzeterek şakacı biçimde abartıyor.
got distracted: get durum değişimini gösterir
Got distracted, get distracted ifadesinin geçmiş zamanıdır. Burada get “bir hâle gelmek” anlamındadır; yani konuşanın dikkati yapmak istediği şeyden başka yöne kaymıştır. Got burada “elde etti” demek değildir. get + past participle yapısı çoğu zaman yeni bir duruma geçişi anlatır. Got distracted, odak kaybına yol açan olayı öne çıkarırken was distracted yalnızca dikkatin dağınık olduğu durumu anlatır.
Alıştırma
“Odaklanamaz hâle geldi” anlamındaki iki sözcüklük İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: The phone buzzed while I was studying, and I ____.
Cevabı göster
got distracted
No point playing the blame game: sonuç vermeyen karşılıklı suçlamalar
No point playing the blame game, There's no point in playing the blame game cümlesinin konuşma dilinde kısaltılmış biçimidir. no point + -ing yapısı, bir eylemin yararlı bir sonuç vermeyeceğini belirtir; bu yüzden çoğu zaman durma tavsiyesi olarak kullanılır. The blame game gerçek bir oyun değil, bir deyimdir. Play the blame game, insanların birbirini suçladığı veya kendi sorumluluğundan kaçtığı bir döngüye katılmak demektir. Cümlenin bütünü, kimin suçlu olduğunu tartışmayı bırakıp çözüme yönelmeyi söyler.
Alıştırma
Cümleyi “sonuç vermeyen karşılıklı suçlamalara katılmak” anlamındaki gayriresmî İngilizce ifadeyle tamamlayın: We need solutions, so there's no point ____.
Cevabı göster
playing the blame game
We need a solution: suçlamadan eyleme geçmek
Burada We need a solution konuşmaya yeni bir yön verir. İnsanlar suçun kimde olduğuna odaklandıktan sonra solution bir sonraki ortak hedefi belirtir: ilerlemenin bir yolunu bulmak. Bu, konuşmayı sorundan çözüme taşıyan bir söylem hamlesidir. Konuşan kişi soruna kimin yol açtığı tartışmasını kısaca kapatıp herkesin dikkatini bundan sonra ne yapılacağına yöneltebilir.
Alıştırma
İnsanlar birbirini suçladıktan sonra söylenen “We need a solution” hangi söylem hamlesini yapar?
- Gruptan suçlu olan kişiyi belirlemesini ister.
- Tartışmayı suçlamadan ilerlemenin bir yolunu bulmaya yönlendirir.
- Tartışmaya yeni bir yön vermeden onu bitirir.
Cevabı göster
Tartışmayı suçlamadan ilerlemenin bir yolunu bulmaya yönlendirir.
Something for Socks that's even more fun than Polly Puppy. Dilbilgisi
1:22Socks için Polly Puppy'den daha eğlenceli bir şey.
even more fun than: karşılaştırmayı güçlendirmek
More fun than bir karşılaştırma kurar: bir şey Polly Puppy’den daha eğlencelidir. Even, bu karşılaştırmayı güçlendirmek için more fun karşılaştırma ifadesinin hemen önüne gelir. Tekrar kullanılabilen yapı even + karşılaştırma biçimi + than + karşılaştırılan öğe şeklindedir; even better than ve even faster than buna örnektir. Burada even bütün olayı ayrı olarak nitelemek yerine karşılaştırmanın derecesini vurgular.
Alıştırma
exciting sözcüğünü kullanarak karşılaştırmayı even + more + sıfat + than yapısıyla tamamlayın: The second book is ____ the first one.
Cevabı göster
even more exciting than
What about + isim öbeği ile seçenek önermek
What about + isim öbeği? yapısı, karşıdaki kişinin değerlendirmesi için bir seçenek sunar. Burada a horsey ride önerilen etkinliktir; yani konuşmacı at gezintileri hakkında bilgi istemiyor, bu fikrin iyi olup olmadığını soruyor. Aynı yapı bir şeyi veya etkinliği önermek için kullanılabilir: What about a picnic? ya da What about taking a break? Öneriyi karşıdaki kişinin kabul etmesine, değiştirmesine veya reddetmesine açık bırakır.
Alıştırma
Öneriyi What about + isim öbeği yapısıyla tamamlayın: ____ a board game?
Cevabı göster
What about
Varsayımsal öneri olarak What if we had...?
What if we + geçmiş zaman biçimi...? yapısı, herkesin hayal edip tartışabileceği bir fikir sunabilir. Burada had a horsey wedding, atların düğününü düzenlemek veya canlandırmak anlamındadır. Geçmiş zaman biçimindeki had, fikri varsayımsal hâle getirir; geçmişte gerçekleşmiş bir düğünü bildirmez. Bu soru yalnızca bir sonucu tahmin etmeyi istemez, aynı zamanda temkinli bir öneri olarak işlev görür. Başkalarına fikri kabul etme, değiştirme veya reddetme alanı bırakır.
Alıştırma
Hangi cümle geçmişteki bir olaydan söz etmek yerine What if we + geçmiş zaman biçimini kullanarak yeni bir plan önerir?
- We made a blanket fort last Saturday.
- What if we made a blanket fort?
- When did we make the blanket fort?
Cevabı göster
What if we made a blanket fort?
we could make confetti: we could ile nazikçe öneride bulunmak
Burada we could + fiilin yalın hâli, grubun değerlendirebileceği bir fikir sunar. Could esas olarak konfeti yapma becerisine sahip olup olmadıklarını anlatmaz; planı kesinleşmiş bir karar değil, olası bir seçenek olarak gösterir. Bu yapı, diğer kişilere fikri kabul etme, reddetme veya başka bir öneri sunma alanı verir. Plan yaparken seçeneklerden birini önermek için We could + fiilin yalın hâli kullanılabilir.
Alıştırma
Nazik öneriyi could ile tamamlayın: We ____ make paper decorations for the party.
Cevabı göster
could
Oh, is that so?: ilgi veya kuşkuyla tepki vermek
Oh, is that so? yeni duyulan bir bilgiye verilen tepkidir. Oh anlık bir tepki gösterir, is that so? ise diğer kişinin söylediğini kabul eder veya kontrol eder. Çoğu zaman ciddi biçimde kanıt istemekten çok Oh, really? gibi kullanılır. Tavır büyük ölçüde tonlamaya ve bağlama bağlıdır. Sıcak ve ilgili bir söyleyiş şaşkınlık veya merak gösterebilir; düz ya da meydan okuyan bir söyleyiş ise hafif bir kuşkuya işaret edebilir.
Alıştırma
Oh, is that so? hakkındaki şu ifadeyi değerlendirin: Her zaman konuşanın diğer kişiye inanmadığı anlamına gelir.
- Doğru: her zaman inanmamayı ifade eder.
- Yanlış: yalnızca mutluluk ifade edebilir.
- Yanlış: tavrı tonlamaya ve bağlama bağlıdır.
Cevabı göster
Yanlış: tavrı tonlamaya ve bağlama bağlıdır.
we'd like to invite you to the wedding of Sparkles and Gallahop. Ton ve niyet
1:51seni Sparkles ve Gallahop'un düğününe davet etmek istiyoruz.
We'd like to invite you to...: nazik ve resmî bir davet
We'd like to invite you to... birine gerçekten davette bulunmak için kullanılan nazik bir kalıptır. Burada we'd, we would anlamına gelir; would like ise daveti We want to... ifadesine göre daha yumuşak ve saygılı yapar. Burada kullanılan yapı We'd like to invite + kişi + to + etkinlik veya yer şeklindedir. Bu cümlede tam davet kalıbı, oyun içindeki düğüne resmî ve törensel bir hava verir.
Alıştırma
Hangi cümle bir ödül törenine nazikçe resmî davette bulunur?
- We might invite you to our annual awards ceremony.
- We'd like to invite you to our annual awards ceremony.
- We want you to come to our annual awards ceremony.
Cevabı göster
We'd like to invite you to our annual awards ceremony.