Kaçak At | At Binme Oyunu | Bluey: İngilizce çalışma notları

Bluey - Official Channel

Öğrenme zorluğu
177 kelime 141 kel/dk

Video Açıklaması: Atçılık oyunu sırasında Socks, Bluey’nin özel oyuncağını bırakmayı reddeder. Başarısız denemelerin ve kimin suçlu olduğuna dair tartışmanın ardından çocuklar çözüm aramaya yönelir: Sparkles ile Gallahop için bir düğün tasarlayıp Socks’u davet ederek ona daha ilgi çekici bir uğraş sunarlar. Başlıca İngilizce Öğrenme Noktaları: 1. Giddyup — Sözcük Anlamı ve Kullanım Düzeyi: Bu sözü, atı ileri gitmeye yönelten geleneksel bir komut olarak tanıyın ve çocukların ata biniyormuş gibi oynarken kullandığı eğlenceli anlamı kavrayın; onu bir selamlaşma ya da özel ad sanmayın. 2. No point playing the blame game. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: the blame game ifadesinin karşılıklı suçlamayı mecazen anlattığını, No point + -ing kalıbının ise yararsız bir davranışı caydırıp konuşmayı çözüm arayışına yönelttiğini anlayın. 3. we'd like to invite you to the wedding — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Bu nazik davet kalıbını kullanın ve hayalî oyunda bilerek seçilen resmî düğün dilini fark edin; bu dil davetin kibar ve törensel duyulmasını sağlar.

Bu derste

Giddyup Sparkles. Kelime

0:02

Deh, Sparkles.

Kelime

Giddyup: bir atı harekete geçiren komut

Giddyup, bir ata harekete geçmesini veya daha hızlı gitmesini söylemek için kullanılan kalıplaşmış bir komuttur. Burada ata binme oyunu sırasında oyuncak at Sparkles'a şakacı bir şekilde söyleniyor. Sıradan bir fiil öbeği değil, kısa bir seslenme veya ünlem gibi işlev görür. Kelimenin tamamını bir selam ya da ad olarak değil, tek bir komut olarak tanıyın.

Alıştırma

Bu cümlede “Giddyup” ne işe yarıyor?

  1. Ata şakacı bir şekilde ileri gitmesini söylüyor.
  2. Oyuncak ata ad veriyor.
  3. Sparkles'ı selamlıyor.
Cevabı göster

Ata şakacı bir şekilde ileri gitmesini söylüyor.

Giddyup Gallahop.

0:05

Deh, Gallahop.

Come on, horsies. Ton ve niyet

0:10

Hadi, atlar.

Ton ve niyet

Come on: harekete geçmeye teşvik etmek

“Come on, horsies” cümlesinde Come on, “atçıkları” harekete geçmeleri için teşvik eder ve acele ettirir. Ses tonuna bağlı olarak işlevi Let’s go, Hurry up veya You can do it ifadelerine yakın olabilir. Burada onlara kelimenin gerçek anlamıyla konuşana doğru gelmelerini söylemez. Come on çoğu zaman bir eylemi ilerleten kısa bir etkileşim işareti olarak kullanılır.

Alıştırma

“Come on, horsies” ifadesinde Come on esas olarak ne yapıyor?

  1. Atçıkların nereden geldiğini soruyor.
  2. Atçıklara yalnızca konuşana yaklaşmalarını söylüyor.
  3. Atçıkları harekete geçmeleri için teşvik ediyor ve acele ettiriyor.
Cevabı göster

Atçıkları harekete geçmeleri için teşvik ediyor ve acele ettiriyor.

Giddyup.

0:12

Deh.

When I do this, Dilbilgisi

0:14

Bunu yaptığımda,

it means giddyup!

0:16

Yani “deh!” demek!

Dilbilgisi

When I do this, it means ...: bir işaretin anlamını açıklamak

“When I do this, it means ...” kalıbı önce bir eylemi ya da işareti belirtir, ardından bu işaretin ne anlattığını açıklar. “This”, konuşanın o anda gösterdiği eylemi; “it” de aynı eylemi ifade eder. Buradaki “when”, “bu her olduğunda” anlamındadır; “saat kaçta” anlamında değildir. When + eylem, it means + mesaj kalıbını hareketleri, işaretleri, kodları veya kuralları açıklamak için kullanabilirsin.

Alıştırma

When I ..., it means ... kalıbını kullanarak sınıf işaretiyle ilgili cümleyi tamamla: ____ raise my hand, ____ everyone should be quiet.

Cevabı göster

When I · it means

Giddyup.

0:17

Deh.

Horses love tiles.

0:23

Atlar fayanslara bayılır.

Sparkles needs more sparkles on her.

0:25

Sparkles'ın üstünde daha çok parıltı olmalı.

I'll get some glitter. Dilbilgisi

0:29

Biraz sim getireceğim.

Dilbilgisi

I'll get ...: o anda verilen bir karar

“I'll get”, “I will get” ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Burada “will”, konuşma anında verilen bir kararı gösterir: konuşan kişi simi gidip getirmeyi üstlenir. Bu kullanım genellikle yeni ortaya çıkan bir ihtiyaca karşılık verilirken kullanılır. Yalnızca gelecekle ilgili tarafsız bir tahmin değildir; hemen harekete geçme isteğini de gösterir.

Alıştırma

“We need some glue. I'll get it,” cümlesinde “I'll get it” büyük olasılıkla neyi gösterir?

  1. Konuşan kişi yapıştırıcının dün zaten alındığını söyler.
  2. Konuşan kişi o anda gidip yapıştırıcıyı almaya karar verir.
  3. Konuşan kişi yapıştırıcı almanın günlük bir alışkanlık olduğunu söyler.
Cevabı göster

Konuşan kişi o anda gidip yapıştırıcıyı almaya karar verir.

Polly Puppy.

0:35

Polly Puppy.

Dad!

0:39

Baba!

Let go, Socks!

0:41

Socks bırakmıyor.

Hey, hey.

0:43

Hey, hey.

Okay.

0:43

Tamam.

Chill the beans, Deyimler

0:44

Biraz sakinleşin,

everyone.

0:45

millet.

Deyimler

Chill the beans: herkese şakacı biçimde sakinleşmesini söylemek

Chill the beans bu sahnede herkese sakinleşmesini söylemenin eğlenceli ve gerçek anlamlı olmayan bir yoludur. Buradaki beans gerçek bir yiyeceği anlatmaz. Beklenmedik yiyecek imgesi, sakinleşme isteğini komik ve çocuklara uygun hâle getirir. İşlevi calm down veya chill out ifadelerine benzer; ancak bu özel söyleyiş standart bir emir değil, mizahi bir ifadedir.

Alıştırma

“Chill the beans, everyone.” burada ne anlama geliyor?

  1. Herkese şakacı bir şekilde sakinleşmelerini söylüyor.
  2. Herkese yemek yapmaya başlamalarını söylüyor.
  3. Herkese birkaç fasulyeyi buzdolabına koymalarını söylüyor.
Cevabı göster

Herkese şakacı bir şekilde sakinleşmelerini söylüyor.

Socks won't let go Öbek fiiller

0:46

Socks bırakmıyor,

of Polly Puppy.

0:48

Polly Puppy'yi.

Öbek fiiller

let go of: tuttuğun şeyi bırakmak

Let go of + isim veya zamir, o kişiyi ya da şeyi tutmayı, kavramayı veya engellemeyi bırakmak anlamına gelir. Burada Socks, Polly Puppy'yi tutmaya devam ediyor ve onu bırakmayı reddediyor. Nesne of'tan sonra gelir: let go of Polly Puppy, let go of the rope. Let go of ifadesini tek bir bütün olarak anlayın; let tek başına çoğu zaman “izin vermek” anlamına gelir, ancak bu yapıda görevi bu değildir.

Alıştırma

Burada öğretilen ve “kavradığın şeyi bırakmak” anlamına gelen üç kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: Please ____ my sleeve.

Cevabı göster

let go of

Socks,

0:49

Socks,

let Polly go.

0:50

Polly'yi bırak.

It's Bluey's special toy.

0:52

O Bluey'nin özel oyuncağı.

Let me try. Ton ve niyet

0:55

Bir de ben deneyeyim.

Ton ve niyet

Let me try: denemek için sıra istemek

Let me + fiilin yalın hâli, bir şeyi bizzat yapma fırsatı istemek için kullanılan yaygın bir konuşma kalıbıdır. Let me try ifadesinde konuşan kişi sıradaki denemeyi yapmak ister veya başka bir deneme işe yaramadıktan sonra görevi devralmayı teklif eder. let sözcüğü kelime anlamıyla izinle ilgili olsa da bütün ifade genellikle karşı tarafı izin vermeye zorlayan bir emir değil, doğrudan ama dostça bir teklif ya da sıra isteği işlevi görür.

Alıştırma

Bizzat denemeyi teklif etmek için cümleyi let + nesne zamiri + try ile tamamlayın: The lid is stuck. ____.

Cevabı göster

Let me try

Hey there, Rock Socks.

0:57

Merhaba, Rock Socks.

How about we... Ton ve niyet

0:58

Acaba şöyle mi yapsak...

Ton ve niyet

How about we...: ortak bir öneride bulunmak

How about we + fiilin yalın hâli, konuşan kişinin ve bir ya da daha fazla kişinin birlikte yapacağı bir eylemi önermek için kullanılır. How about we take a break? cümlesi 'Ara vermemizi öneriyorum' anlamına gelir; bu yüzden emir vermek yerine öneriyi konuşmaya açar. Altyazıda sözler we kelimesinden sonra kesilir. Üç nokta, konuşan kişinin bir öneriye başladığını ancak eylemin ne olduğunu tamamlamadığını gösterir.

Alıştırma

Ortak öneriyi How about + özne kalıbıyla tamamlayın: ____ take the earlier train?

Cevabı göster

How about we

Well, I'm out of ideas. Kalıp ifadeler

1:00

Şey, fikirlerim tükendi.

Kalıp ifadeler

I'm out of ideas: aklına başka fikir gelmemesi

Be out of ideas, önerecek veya deneyecek başka fikri kalmamak demektir. Bu cümlede I'm out of ideas, konuşanın başka bir plan düşünemediğini gösterir. Buradaki out of, fiziksel olarak “dışarıda olmak” değil, “hiç kalmamak” anlamındadır. Bu anlam be out of time ve be out of milk gibi kaynaklarla da kullanılır.

Alıştırma

Sabit out of ideas ifadesiyle cümleyi tamamlayın: We have tried every plan. I'm ____.

Cevabı göster

out of ideas

I put all my special toys away Öbek fiiller

1:02

Ben kuzenlerim geldiğinde

when my cousins come over. Öbek fiiller

1:05

tüm özel oyuncaklarımı saklarım.

Öbek fiiller

put all my special toys away: ayrılabilen put ... away öbek fiili

Put something away, bir şeyi ait olduğu yere koymak ya da kullanılmayacak şekilde kaldırmak demektir. Bu cümlede all my special toys ad öbeği, put ile away arasındaki nesnedir; yani kuzenler gelmeden önce bu oyuncaklar kaldırılır. Put away ayrılabilen bir öbek fiildir. İsim olan nesne iki parçanın arasına ya da away'den sonra gelebilir: put the toys away veya put away the toys. Zamir olan nesne ise mutlaka ortaya gelir: put them away; put away them değil.

Alıştırma

put away ifadesini them zamiriyle kullanın: These crayons belong in the box. Please ____.

Cevabı göster

put them away

Öbek fiiller

come over: birini evinde ziyaret etmek

Bu cümlede come over, “samimi bir ziyaret yapmak veya birlikte vakit geçirmek için konuşanın evine gelmek” anlamındadır. Gidilecek yer bağlamdan anlaşıldığı için to my house çoğu zaman söylenmez. Burada come over bir phrasal verb olarak birlikte anlaşılmalıdır. Over, bir nesnenin üstünden geçmeyi veya bir taraftan diğer tarafa geçmeyi anlatmaz.

Alıştırma

Örnekteki come over ifadesine en uygun durum hangisidir?

  1. Biri bir duvarın üstünden geçer.
  2. Biri yolun bir tarafından diğer tarafına geçer.
  3. Bir akraba samimi bir ziyaret için evinize gelir.
Cevabı göster

Bir akraba samimi bir ziyaret için evinize gelir.

You should have done that, Bluey. Dilbilgisi

1:07

Sen de öyle yapmalıydın, Bluey.

Dilbilgisi

should have done: yapılmamış geçmiş bir eylemi değerlendirmek

Should have + fiilin üçüncü hâli geçmişteki bir duruma bakar ve bir eylemin doğru ya da beklenen şey olduğunu, ancak gerçekleşmediğini belirtir. Should have done yapısında done, do fiilinin üçüncü hâlidir; that ise daha önce sözü edilen bir eyleme gönderme yapar. Ton ve bağlama göre bu yapı sonradan yapılan bir değerlendirme, pişmanlık veya eleştiri ifade edebilir. Burada konuşan kişi Bluey'yi o eylemi daha önce yapmadığı için eleştirir; bu, şimdi veya gelecek için bir tavsiye değildir.

Alıştırma

Geçmişle ilgili pişmanlık ifade etmek için cümleyi should have ve bring fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: I got soaked. I ____ an umbrella.

Cevabı göster

should have brought

Good idea, Muffin.

1:09

İyi fikir, Muffin.

I was going to do that. Dilbilgisi

1:12

Ben de öyle yapacaktım.

Dilbilgisi

was going to do that: geçmişteki bir niyet

Was/were going to + fiilin yalın hâli, bir planı veya niyeti geçmiş zamana yerleştirir. I was going to do that cümlesindeki do that, daha önce sözü edilen bir eyleme gönderme yapar; yani konuşan kişi o geçmiş anda bu planın zaten var olduğunu söyler. Bu yapı, plan daha sonra kesintiye uğradığında veya değiştiğinde sık kullanılır. Burada sonraki olay, planın neden gerçekleştirilmediğini açıklar. Ancak was going to tek başına eylemin hiç gerçekleşmediğini her zaman kanıtlamaz; bunu bağlam gösterir. Şu anki bir planı anlatmaz.

Alıştırma

Planın kesintiye uğradığını göstermek için cümleyi be going to yapısının geçmiş biçimiyle tamamlayın: I ____ call you, but my phone died.

Cevabı göster

was going to

But then you ate me like a watermelon, Deyimler

1:13

Sonra beni bir karpuz gibi yedin,

and I got distracted. Kalıp ifadeler

1:15

ve dikkatim dağıldı.

Deyimler

ate me like a watermelon: şakacı bir karşılaştırma

Ate me like a watermelon, gerçekten yenmiş olma iddiası değil, oyun sırasında kullanılan eğlenceli bir abartıdır. Konuşan kişi, karşısındakinin ısırma, hafifçe dişleme veya üstüne atlama hareketini birinin karpuzu iştahla yemesine benzetir. Like + isim öbeği karşılaştırmayı başlatır. Burada like a watermelon, birinin karpuzu yiyeceği şekilde anlamına gelir ve konuşan kişi kendisini karpuz olarak hayal eder. Böylece hareket canlı ve komik bir görüntüye dönüşür.

Alıştırma

Bu oyun sahnesinde ate me like a watermelon ne anlama geliyor?

  1. Konuşan kişi, karşısındakinin hareketini karpuz yemeye benzeterek şakacı biçimde abartıyor.
  2. Konuşan kişi karpuzun nasıl hazırlanacağını açıklıyor.
  3. Konuşan kişi, karşısındakinin onu gerçekten yiyecek olarak yediğini söylüyor.
Cevabı göster

Konuşan kişi, karşısındakinin hareketini karpuz yemeye benzeterek şakacı biçimde abartıyor.

Kalıp ifadeler

got distracted: get durum değişimini gösterir

Got distracted, get distracted ifadesinin geçmiş zamanıdır. Burada get “bir hâle gelmek” anlamındadır; yani konuşanın dikkati yapmak istediği şeyden başka yöne kaymıştır. Got burada “elde etti” demek değildir. get + past participle yapısı çoğu zaman yeni bir duruma geçişi anlatır. Got distracted, odak kaybına yol açan olayı öne çıkarırken was distracted yalnızca dikkatin dağınık olduğu durumu anlatır.

Alıştırma

“Odaklanamaz hâle geldi” anlamındaki iki sözcüklük İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: The phone buzzed while I was studying, and I ____.

Cevabı göster

got distracted

No point playing the blame game. Deyimler

1:18

Suçlama oyunu oynamanın bir anlamı yok.

Deyimler

No point playing the blame game: sonuç vermeyen karşılıklı suçlamalar

No point playing the blame game, There's no point in playing the blame game cümlesinin konuşma dilinde kısaltılmış biçimidir. no point + -ing yapısı, bir eylemin yararlı bir sonuç vermeyeceğini belirtir; bu yüzden çoğu zaman durma tavsiyesi olarak kullanılır. The blame game gerçek bir oyun değil, bir deyimdir. Play the blame game, insanların birbirini suçladığı veya kendi sorumluluğundan kaçtığı bir döngüye katılmak demektir. Cümlenin bütünü, kimin suçlu olduğunu tartışmayı bırakıp çözüme yönelmeyi söyler.

Alıştırma

Cümleyi “sonuç vermeyen karşılıklı suçlamalara katılmak” anlamındaki gayriresmî İngilizce ifadeyle tamamlayın: We need solutions, so there's no point ____.

Cevabı göster

playing the blame game

We need a solution. Anlatım akışı

1:20

Bize bir çözüm lazım.

Anlatım akışı

We need a solution: suçlamadan eyleme geçmek

Burada We need a solution konuşmaya yeni bir yön verir. İnsanlar suçun kimde olduğuna odaklandıktan sonra solution bir sonraki ortak hedefi belirtir: ilerlemenin bir yolunu bulmak. Bu, konuşmayı sorundan çözüme taşıyan bir söylem hamlesidir. Konuşan kişi soruna kimin yol açtığı tartışmasını kısaca kapatıp herkesin dikkatini bundan sonra ne yapılacağına yöneltebilir.

Alıştırma

İnsanlar birbirini suçladıktan sonra söylenen “We need a solution” hangi söylem hamlesini yapar?

  1. Gruptan suçlu olan kişiyi belirlemesini ister.
  2. Tartışmayı suçlamadan ilerlemenin bir yolunu bulmaya yönlendirir.
  3. Tartışmaya yeni bir yön vermeden onu bitirir.
Cevabı göster

Tartışmayı suçlamadan ilerlemenin bir yolunu bulmaya yönlendirir.

Something for Socks that's even more fun than Polly Puppy. Dilbilgisi

1:22

Socks için Polly Puppy'den daha eğlenceli bir şey.

Dilbilgisi

even more fun than: karşılaştırmayı güçlendirmek

More fun than bir karşılaştırma kurar: bir şey Polly Puppy’den daha eğlencelidir. Even, bu karşılaştırmayı güçlendirmek için more fun karşılaştırma ifadesinin hemen önüne gelir. Tekrar kullanılabilen yapı even + karşılaştırma biçimi + than + karşılaştırılan öğe şeklindedir; even better than ve even faster than buna örnektir. Burada even bütün olayı ayrı olarak nitelemek yerine karşılaştırmanın derecesini vurgular.

Alıştırma

exciting sözcüğünü kullanarak karşılaştırmayı even + more + sıfat + than yapısıyla tamamlayın: The second book is ____ the first one.

Cevabı göster

even more exciting than

What about a horsey ride? Ton ve niyet

1:25

Ata binmeye ne dersiniz?

Ton ve niyet

What about + isim öbeği ile seçenek önermek

What about + isim öbeği? yapısı, karşıdaki kişinin değerlendirmesi için bir seçenek sunar. Burada a horsey ride önerilen etkinliktir; yani konuşmacı at gezintileri hakkında bilgi istemiyor, bu fikrin iyi olup olmadığını soruyor. Aynı yapı bir şeyi veya etkinliği önermek için kullanılabilir: What about a picnic? ya da What about taking a break? Öneriyi karşıdaki kişinin kabul etmesine, değiştirmesine veya reddetmesine açık bırakır.

Alıştırma

Öneriyi What about + isim öbeği yapısıyla tamamlayın: ____ a board game?

Cevabı göster

What about

Or two horsey rides.

1:27

Veya iki kez ata binmeye.

What if we had a horsey wedding? Ton ve niyet

1:29

Ya bir at düğünü yapsaydık?

Ton ve niyet

Varsayımsal öneri olarak What if we had...?

What if we + geçmiş zaman biçimi...? yapısı, herkesin hayal edip tartışabileceği bir fikir sunabilir. Burada had a horsey wedding, atların düğününü düzenlemek veya canlandırmak anlamındadır. Geçmiş zaman biçimindeki had, fikri varsayımsal hâle getirir; geçmişte gerçekleşmiş bir düğünü bildirmez. Bu soru yalnızca bir sonucu tahmin etmeyi istemez, aynı zamanda temkinli bir öneri olarak işlev görür. Başkalarına fikri kabul etme, değiştirme veya reddetme alanı bırakır.

Alıştırma

Hangi cümle geçmişteki bir olaydan söz etmek yerine What if we + geçmiş zaman biçimini kullanarak yeni bir plan önerir?

  1. We made a blanket fort last Saturday.
  2. What if we made a blanket fort?
  3. When did we make the blanket fort?
Cevabı göster

What if we made a blanket fort?

Sparkles can marry Gallahop.

1:33

Sparkles, Gallahop ile evlenebilir.

And we could make confetti. Ton ve niyet

1:35

Ve konfeti yapabilirdik.

and invite Socks.

1:37

ve Socks'ı da davet ederdik.

Ton ve niyet

we could make confetti: we could ile nazikçe öneride bulunmak

Burada we could + fiilin yalın hâli, grubun değerlendirebileceği bir fikir sunar. Could esas olarak konfeti yapma becerisine sahip olup olmadıklarını anlatmaz; planı kesinleşmiş bir karar değil, olası bir seçenek olarak gösterir. Bu yapı, diğer kişilere fikri kabul etme, reddetme veya başka bir öneri sunma alanı verir. Plan yaparken seçeneklerden birini önermek için We could + fiilin yalın hâli kullanılabilir.

Alıştırma

Nazik öneriyi could ile tamamlayın: We ____ make paper decorations for the party.

Cevabı göster

could

Oh, is that so? Ton ve niyet

1:39

Oh, öyle mi?

Ton ve niyet

Oh, is that so?: ilgi veya kuşkuyla tepki vermek

Oh, is that so? yeni duyulan bir bilgiye verilen tepkidir. Oh anlık bir tepki gösterir, is that so? ise diğer kişinin söylediğini kabul eder veya kontrol eder. Çoğu zaman ciddi biçimde kanıt istemekten çok Oh, really? gibi kullanılır. Tavır büyük ölçüde tonlamaya ve bağlama bağlıdır. Sıcak ve ilgili bir söyleyiş şaşkınlık veya merak gösterebilir; düz ya da meydan okuyan bir söyleyiş ise hafif bir kuşkuya işaret edebilir.

Alıştırma

Oh, is that so? hakkındaki şu ifadeyi değerlendirin: Her zaman konuşanın diğer kişiye inanmadığı anlamına gelir.

  1. Doğru: her zaman inanmamayı ifade eder.
  2. Yanlış: yalnızca mutluluk ifade edebilir.
  3. Yanlış: tavrı tonlamaya ve bağlama bağlıdır.
Cevabı göster

Yanlış: tavrı tonlamaya ve bağlama bağlıdır.

Horsey wedding.

1:41

At düğünü.

Horsey wedding.

1:42

At düğünü.

Oh, man.

1:43

Oh, dostum.

Socks,

1:49

Socks,

we'd like to invite you to the wedding of Sparkles and Gallahop. Ton ve niyet

1:51

seni Sparkles ve Gallahop'un düğününe davet etmek istiyoruz.

Ton ve niyet

We'd like to invite you to...: nazik ve resmî bir davet

We'd like to invite you to... birine gerçekten davette bulunmak için kullanılan nazik bir kalıptır. Burada we'd, we would anlamına gelir; would like ise daveti We want to... ifadesine göre daha yumuşak ve saygılı yapar. Burada kullanılan yapı We'd like to invite + kişi + to + etkinlik veya yer şeklindedir. Bu cümlede tam davet kalıbı, oyun içindeki düğüne resmî ve törensel bir hava verir.

Alıştırma

Hangi cümle bir ödül törenine nazikçe resmî davette bulunur?

  1. We might invite you to our annual awards ceremony.
  2. We'd like to invite you to our annual awards ceremony.
  3. We want you to come to our annual awards ceremony.
Cevabı göster

We'd like to invite you to our annual awards ceremony.

Giddy up, Sparkles.

1:56

Deh, Sparkles.