Robot Satranç Oyuncusu Dolandırıcılığı: İngilizce çalışma notları
Primal Space
Video özeti: 18. yüzyıldaki Mekanik Türk, hareketli bölmeler, mıknatıslar ve mekanik bir kol arasında operatörü gizleyerek ünlü satranç oyuncularını onlarca yıl aldattı. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “blown away,” (deyimler ve mecazi ifadeler) savrulmak değil, çok etkilenmek demektir ve güçlü bir tepkiyi anlamayı sağlar. 2. “As it turned out,” (söylem, hikâye anlatımı ve retorik) eski inancı düzelten geç bir açıklamayı tanıtır ve nihai keşfe doğal geçiş kurar. 3. “Having seen” (dil bilgisi ve cümle kalıpları) ana cümleden önce tamamlanan eylemi tanıtır ve kanıtı, tam bir zaman yan cümlesini yinelemeden sonuca bağlar.
Bu derste
a mechanical chess-playing robot from the 1700s
0:011700'lerden kalma satranç oynayan mekanik bir robottu
laughed in its opponent's face: açık ve doğrudan alay
Bu cümlede laughed in its opponent's face, rakibiyle yüz yüze açıkça alay ettiği anlamına gelir. Bu gülüş dostça bir eğlence değil, bilinçli bir küçümseme veya meydan okuma olarak sunulur. Kalıp laugh in someone's face biçimindedir. İyelik sözcüğü karşı karşıya gelinen kişiye veya şeye göre değişir: in my face, in her face ya da in their face.
Alıştırma
İngilizce cümleyi ‘benimle açıkça, yüzüme karşı alay etti’ anlamındaki deyimle tamamlayın: After I made a serious suggestion, he ____.
Cevabı göster
laughed in my face
facing some of the best chess players and historical figures,
0:15en iyi satranç oyuncuları ve tarihi figürlerle karşılaştı,
Hundreds of articles were written trying to expose its secrets,
0:20Sırlarını ortaya çıkarmaya çalışan yüzlerce makale yazıldı,
figured out: düşünüp anlayabilmek
Burada figured out, düşündükten, araştırdıktan veya denedikten sonra anlamaya ulaşmak demektir. Cümle, mekanizmayı hiç kimsenin anlayamadığını söyler. how it worked yan cümlesi figured out ifadesinin nesnesidir ve kimsenin anlayamadığı şeyi belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp figure out how/why/what + yan cümle biçimindedir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi figure out ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After testing every button, Maya finally ____ how to reset the clock.
Cevabı göster
figured out
Amazingly, the real secret behind this mysterious machine
0:28Şaşırtıcı bir şekilde, bu gizemli makinenin arkasındaki gerçek sır
We modeled the entire thing to show you how this incredible machine worked
0:39Bu inanılmaz makinenin nasıl çalıştığını size göstermek için her şeyi modelledik
and how it managed to trick the entire world for almost a century.
0:43ve neredeyse bir asır boyunca tüm dünyayı nasıl kandırmayı başardığını.
where a special event was being held by the Empress of Austria.
0:51Avusturya İmparatoriçesi tarafından özel bir etkinlik düzenleniyordu.
the audience were being treated to a show by a famous French magician Kalıp ifadeler
0:55seyirciler ünlü bir Fransız sihirbazın gösterisini izliyordu
Be treated to a show: özel bir deneyim yaşatılması
Burada be treated to something, kişiye keyifli veya özel bir deneyim sunulması anlamına gelir. Seyircilere eğlence ya da özel bir ikram olarak gösteri sunulmaktadır; treat burada tıbbi anlamda kullanılmaz. Etken yapı treat + someone + to + something şeklindedir. Örneğin: A host might treat guests to dinner. Altyazıdaki edilgen sürekli yapı were being treated to, seyirciyi öne çıkarır ve gösteriyi onlara sunulan deneyim olarak gösterir.
Alıştırma
Cümleyi “ona özel ve keyifli bir deneyim sundular” anlamına gelen treat someone to something yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: For her birthday, her friends ____ a concert.
Cevabı göster
treated her to
Be blown away: son derece etkilenmek
Blown away, son derece etkilenmiş, şaşırmış veya duygulanmış olmak anlamına gelen samimi bir deyimdir. Burada seyircilerin sihirbazın gösterisine verdiği çok güçlü tepkiyi anlatır; rüzgâr söz konusu değildir. Yaygın yapı be blown away şeklindedir ve ardından tepkinin nedenini belirten by + isim gelebilir. Örneğin: I was blown away by her voice. İfade, tepkinin insanı sürükleyip götürecek kadar güçlü olduğu imgesini taşır.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: After hearing the choir's incredible final note, Maya said she was "blown away." Maya ne demek istiyor?
- Son derece etkilenmişti.
- Sıkılmıştı ve ayrılmak istiyordu.
- Rüzgâr onu fiziksel olarak geriye itti.
Cevabı göster
Son derece etkilenmişti.
less than impressed: hafifletilmiş hoşnutsuzluk
Bu cümlede less than impressed, “hiç etkilenmemiş” hatta “oldukça hoşnutsuz” demektir. Hafifletilmiş bir olumsuz değerlendirmedir: konuşan kişi, daha güçlü bir olumsuz tepkiyi iletmek için görünüşte yumuşak sözler kullanır. less than + olumlu sıfat kalıbı, less than ideal örneğinde olduğu gibi bazen bu işlevi görebilir. Burada bir kişinin etkilenme derecesi başka birininkiyle basitçe karşılaştırılmıyor.
Alıştırma
Cümleyi “oldukça hoşnutsuz” anlamındaki üç sözcüklü hafifletilmiş ifadeyle tamamlayın: After waiting two hours for cold food, Maya was ____.
Cevabı göster
less than impressed
Kempelen revealed his creation at the next event,
1:22Kempelen bir sonraki etkinlikte icadını tanıttı
an absolute hit: büyük bir başarı
Burada a hit, çok popüler veya başarılı hâle gelen bir kişi, ürün, gösteri, etkinlik ya da fikir anlamındadır. Bir şeye vurmayı ifade etmez. Absolute anlamı güçlendirir: an absolute hit, çok açık ve tam bir başarı demektir. Tekil sayılabilen hit ismiyle birlikte an tanımlığı kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi derste geçen ve “büyük bir başarı” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The new science club filled all its places in one day; it was ____.
Cevabı göster
an absolute hit
as this mysterious-looking mannequin came to life, Deyimler
1:29bu gizemli görünümlü cansız mankenin canlanmasını,
came to life: canlanmak
Bu cümlede came to life, mankenin hareket etmeye başladığı ve canlıymış gibi göründüğü anlamına gelir. Gerçekten canlı bir varlığa dönüştüğü anlamına gelmez. Kalıp come to life şeklindedir. Hareketsiz, cansız veya çalışmayan bir durumdan hareketli, canlı ya da çalışan bir duruma geçişi anlatır. Bu nedenle bir hikâye, yer, resim veya makine için de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi come to life ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: When the lights switched on, the model city ____.
Cevabı göster
came to life
and soon hundreds of people around Europe
1:37ve çok geçmeden Avrupa'nın dört bir yanından yüzlerce kişi
take on: bir rakiple karşılaşmak
Burada take on, bir yarışmada bir kişi veya şeyle karşılaşıp onu yenmeye çalışmak anlamına gelir. Makine rakip olarak görülür. Kalıp take on + rakip şeklindedir. Genellikle bir meydan okumayı kabul etme anlamı taşır; bu nedenle oyunlar, sporlar, tartışmalar veya gruplar arasındaki rekabet için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi take on ile tamamlayın: In the final, Lena will ____ the top-ranked player.
Cevabı göster
take on
Zamanın geçişini anlatan went by
Burada went by, zamanın geçtiği anlamına gelir. Özne olan 10 years bir zaman süresidir; bu yüzden ifade, bir yerin yanından geçme hareketini anlatmaz. go by, bir hikâyeyi veya açıklamayı zamanda ileri taşımak için kullanılabilir. Yaygın kalıplar zaman dilimi + goes/went by ve as time goes/went by şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi go by ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Five quiet weeks ____ before the letter arrived.
Cevabı göster
went by
but the demand to see the Turk was higher than ever. Dilbilgisi
1:42ancak Türk'ü görme talebi her zamankinden daha yüksekti.
Eşi görülmemiş bir düzey için karşılaştırma + than ever
higher than ever ifadesinde higher karşılaştırma biçimidir; than ever ise talebi anlatının o anına kadar olan tüm önceki zamanlarla karşılaştırır. Bu nedenle talep önceki bütün düzeylerini aşmıştır. Geçmiş zamanda anlatımda ever, geleceğe değil, o geçmiş andan daha önceye bakar. Karşılaştırma + than ever kalıbı lower than ever veya more confident than ever gibi yeni bir uç düzeyi anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümle talebin o zamana kadarki bütün önceki düzeyleri aştığını belirtir?
- Demand would be higher the next year.
- Demand was higher than ever.
- Demand was higher than last year.
Cevabı göster
Demand was higher than ever.
Tipik bir gösteri genellikle böyle ilerlerdi
This is how ... would go, geçmişte tekrarlanan bir olayın olağan sırasını tanıtır. Burada how, birazdan sürecin açıklanacağını gösterir; would, genellikle olanı belirtir; go ise “gitmek” değil, “gelişmek” veya “ilerlemek” anlamındadır. Geçmişteki tipik bir etkinliğin normal düzenini adım adım anlatmadan önce This is how a typical X would go kalıbını kullanabilirsiniz. Bu cümle bir yön levhası gibi çalışır: Dinleyiciye sonraki ayrıntıların tek ve sıra dışı bir olayı değil, olağan düzeni örneklediğini bildirir.
Alıştırma
Geçmişte tekrarlanan bir gösterinin normal akışını en iyi hangi cümle tanıtır?
- This is how one particular show went.
- This is how the next show will go.
- This is how a typical show would go.
Cevabı göster
This is how a typical show would go.
and inviting people to look inside the machine,
1:58ve insanları makinenin içine bakmaya davet ederdi,
It would reveal a compartment full of complex machinery.
2:02Karmaşık makinelerle dolu bir bölmeyi ortaya çıkarırdı.
To show that there was nothing hiding behind the machinery,
2:05Makinelerin arkasında hiçbir şeyin saklanmadığını göstermek için,
so that the audience could see right through the machine.
2:10böylece seyirciler makinenin içini tamamen görebilirdi.
Kempelen pulled out a set of chess pieces from the drawer at the bottom.
2:19Kempelen alt çekmeceden bir satranç takımı çıkarırdı.
Kempelen would challenge the most intelligent member of the audience
2:25Kempelen seyircilerin en zeki üyesine meydan okurdu
and almost always the Turk would come out on top. Deyimler
2:30ve neredeyse her zaman Türk galip gelirdi.
Come out on top: rekabetten galip çıkmak
Come out on top, bir yarışma, anlaşmazlık veya zor durum sonrasında kazanan olmak ya da en güçlü konumda bitirmek anlamına gelen bir deyimdir. Belirsizlik veya mücadele sonrasındaki nihai sonuca odaklanır. Bu cümlede Türk’ün satrançta rakibini neredeyse her zaman yendiğini anlatır. Top fiziksel bir yer değildir ve come out da bir yerden çıkmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi come out on top ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After a close final, our team ____.
Cevabı göster
came out on top
Kempelen and his machine continued traveling across Europe,
2:33Kempelen ve makinesi Avrupa'yı dolaşmaya devam etti,
playing some of the most skilled chess masters of the time.
2:36dönemin en yetenekli satranç ustalarından bazılarıyla oynadı.
the Turk went up against Benjamin Franklin. Öbek fiiller
2:42Türk, Benjamin Franklin'e karşı oynadı.
went up against: Bir Rakiple Karşılaşmak
Went up against, go up against ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Bu cümlede “birine rakip olarak karşı çıktı” veya “birine karşı yarıştı” anlamına gelir; dolayısıyla Benjamin Franklin satranç karşılaşmasındaki diğer taraftır. Bu sözcükler birlikte tek bir fiil ifadesi oluşturur. Burada up yukarı doğru hareketi anlatmaz ve rakip anlamı için against gereklidir.
Alıştırma
Hangi cümlede go up against, bir rakiple karşılaşmak anlamında kullanılmıştır?
- I went against my doctor's advice and skipped the rest day.
- Our chess club will go up against the city champions on Saturday.
- We went up the hill before sunset.
Cevabı göster
Our chess club will go up against the city champions on Saturday.
speculation behind the machine's authenticity started to ramp up. Öbek fiiller
2:50makinenin gerçekliğine dair spekülasyonlar artmaya başladı.
ramp up: Faaliyeti veya Yoğunluğu Artırmak
Ramp up, “artmak” veya “daha yoğun hâle gelmek” anlamına gelir. Bu cümlede artan şey speculation olduğu için fiil geçişsizdir: speculation started to ramp up. Started to, artışı gelişmekte olan bir süreç olarak sunar. İfade fiziksel bir rampayı anlatmaz; tartışmanın veya şüphenin daha yüksek bir düzeye çıktığını gösterir.
Alıştırma
Cümleyi ramp up ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: As the launch date approached, the team ____ its safety checks.
Cevabı göster
ramped up
While many believed it really was a completely automated machine,
2:54Birçoğu onun gerçekten tamamen otomatik bir makine olduğuna inansa da,
some thought it was also being controlled by magnets,
2:58bazıları mıknatıslar tarafından da kontrol edildiğini düşünüyordu,
and some thought there was a small child operating the Turk from inside.
3:01ve bazıları içeriden Türk'ü kontrol eden küçük bir çocuk olduğunu düşündü.
But Kempelen was determined to take the secret to his grave, Deyimler
3:05Ancak Kempelen sırrı mezara götürmeye kararlıydı,
take the secret to his grave: sırrı mezara götürmek
Take a secret to one's grave, bir sırrı hiç açıklamadan ölmek demektir. Bu cümlede Kempelen, sırrı hayatının sonuna kadar saklamaya kararlıydı; mezara gerçekten bir şey taşımaktan söz edilmiyor. One's yerine kişiye uygun iyelik sözcüğünü kullanın: his grave veya her grave gibi. Bu yapı, sırrın ölüme kadar saklandığını vurgular.
Alıştırma
Cümleyi “ölmeden önce sırrı hiç açıklamadı” anlamındaki deyimle tamamlayın: She never told anyone, and she ____.
Cevabı göster
took the secret to her grave
took it back out on the road: onu yeniden turneye çıkarmak
Bu cümlede took it back out on the road, makineyi gösterilerde sergilemek için yeniden farklı yerlere götürmek demektir. On the road, yalnızca sokakta veya dışarıda bulunmayı değil, turneye çıkmayı anlatır. Back, önceki bir etkinliğe dönüldüğünü gösterir: daha önce turneye çıkılmış, sonra ara verilmiş ve şimdi turne yeniden başlamıştır. Back olmadan take something out on the road yalnızca bir şeyle turneye başlamayı ifade edebilir.
Alıştırma
Bir tiyatro topluluğu geçen yıl turneye çıktı, kış boyunca ara verdi ve şimdi yeniden farklı şehirlere gidecek. Bu durumu en iyi hangi cümle anlatır?
- The company is taking the show outside.
- The company is taking the show back out on the road.
- The company is backing out of the show.
Cevabı göster
The company is taking the show back out on the road.
that appeared to give away the Turk's secret. Öbek fiiller
3:31Türk'ün sırrını ele vermiş gibi görünen.
give away the Turk's secret: Türk'ün sırrını açığa vurmak
Give away a secret, gizli kalması gereken bir bilgiyi açığa vurmak demektir. Bu, isteyerek olabileceği gibi sözler, davranışlar veya ipuçları yoluyla farkında olmadan da olabilir. Burada makalenin Türk'ün ardındaki sırrı açığa vuruyor gibi göründüğü anlatılır. give away bir eşyanın ücretsiz verilmesini değil, sırrın ortaya çıkarılmasını ifade eder.
Alıştırma
“Açığa vurmak” anlamındaki hedef öbek fiille cümleyi tamamlayın: Please don't ____ the ending before I watch the film.
Cevabı göster
give away
Two young boys had climbed onto the Turk's storage shed
3:34İki küçük çocuk Türk'ün depo kulübesine tırmanmış
retracted the article: makaleyi resmen geri çekti
Retracted the article, daha önce yayımlanmış bir yazıyı resmî olarak geri çekmek demektir. Yayıncı artık makaleyi desteklemediğini veya güvenilir kabul etmediğini bildirir. Retract fiili çoğunlukla statement, claim, paper veya article gibi yayımlanmış ya da kamuya açıklanmış içerikleri nesne alır. Önceki desteği veya geçerliliği iptal etmeyi anlatır; bir şeyi fiziksel olarak geriye çekmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi hedef resmî ifadeyle tamamlayın: After its main claim proved false, the newspaper ____.
Cevabı göster
retracted the article
That's why we're working with Ground News again for this video.
3:49Bu yüzden bu video için Ground News ile tekrar çalışıyoruz.
Ground News is a news app and website that allows you to compare articles
3:55Ground News, çok çeşitli kaynaklardan makaleleri karşılaştırmanıza olanak tanıyan bir haber uygulaması ve web sitesidir;
from a wide range of sources to verify information and see the full picture. Deyimler
3:59böylece bilgileri doğrulayabilir ve resmin tamamını görebilirsiniz.
see the full picture: durumun tamamını anlamak
Bu cümlede see the full picture, “bir durumun yalnızca bir bölümünü değil, tamamını anlamak” anlamına gelen bir deyimdir. Picture burada fiziksel bir resim değil, ilgili gerçeklerin ve bakış açılarının tamamıdır. İfade, çeşitli kaynakları kontrol etmenin daha eksiksiz bir anlayış sağlayacağını anlatır. Bir yargıya varmadan veya karar vermeden önce daha fazla kanıt ya da bakış açısı gerektiğinde kullanılabilir.
Alıştırma
“Durumun tamamını anlamak” anlamındaki deyimle İngilizce cümleyi tamamlayın: After hearing both sides, Maya could finally see ____.
Cevabı göster
the full picture
Every story comes with a quick visual breakdown of the political bias, Kelime
4:03Her haber, siyasi eğilimin, güvenilirliğin, sahipliğin
political bias: haberlerde siyasi eğilim
Political bias, siyasi inançların veya bağlılıkların etkilediği, belirli bir yöne sürekli eğilme durumudur. Haberlerde hangi konuların seçildiğini, hangi seslerin öne çıkarıldığını ve olayların nasıl çerçevelendiğini etkileyebilir. Burada ifade, görsel dökümün göstermeyi amaçladığı eğilim türünü adlandırır. Bildirilen her gerçeğin yanlış olduğu anlamına gelmez; mesele vurgu, seçim veya sunumda görülen düzendir.
Alıştırma
Hangi cümle political bias ifadesini en doğru biçimde kullanıyor?
- Makale bir yazım hatası içerdiği için political bias taşır.
- Haber sunumu, bir partiye tekrar tekrar daha fazla yer ve daha olumlu bir dil verdiği için political bias gösterebilir.
- Political bias, bir haberdeki her olgusal ifadenin uydurma olduğu anlamına gelir.
Cevabı göster
Haber sunumu, bir partiye tekrar tekrar daha fazla yer ve daha olumlu bir dil verdiği için political bias gösterebilir.
all backed by ratings from three independent news monitoring organizations.
4:09hepsi bağımsız üç haber izleme kuruluşunun derecelendirmeleriyle desteklenmektedir.
Take this story about Boeing's Starliner.
4:14Boeing'in Starliner'ı ile ilgili bu haberi ele alalım.
You can also see a breakdown of the reliability and ownership,
4:21Ayrıca güvenilirlik ve mülkiyetin bir dökümünü görebilirsiniz,
as well as headlines to see how this bias can affect framing. Kelime
4:24ayrıca bu eğilimin çerçevelemeyi nasıl etkileyebileceğini görmek için manşetleri de görebilirsiniz.
medya haberlerinde affect framing
Burada framing, insanların belirli gerçeklere, nedenlere veya yorumlara daha fazla dikkat etmesini sağlayan haber sunma biçimidir. Manşetler, sözcük seçimi ve vurgu bu çerçevelemeye katkıda bulunur. Bir önyargı, bütün gerçekleri yanlış hâle getirmeden framing üzerinde etkili olabilir. Haberin hangi bölümlerinin öne çıkarıldığını ve okurun onları nasıl anlamaya yönlendirildiğini değiştirebilir. affect + isim kalıbı, o şeyi etkilemek veya değiştirmek anlamına gelir.
Alıştırma
Bu cümlede affect framing ne anlama gelir?
- Her manşetin uydurma olduğunu kanıtlamak
- Bir haberin sunulma ve anlaşılma biçimini etkilemek
- Bir resmin çevresindeki fiziksel çerçeveyi değiştirmek
Cevabı göster
Bir haberin sunulma ve anlaşılma biçimini etkilemek
tended to focus on the number of helium leaks and the affected valves,
4:35helyum sızıntısı sayısına ve etkilenen valflere odaklanma eğiliminde olduğunu görebiliriz,
as a crucial test for Boeing's competition with SpaceX.
4:41Boeing'in SpaceX ile rekabeti için çok önemli bir test olarak sundular.
One of our favorite features is their blind spot feed, Deyimler
4:44En sevdiğimiz özelliklerden biri kör nokta akışıdır,
farkındalık boşluğu olarak blind spot
Blind spot aslında görülemeyen bir alanın adıdır. Burada ise bir kişinin veya grubun fark etmediği bilgiler, sorunlar ya da zayıflıklar için kullanılan bir benzetmedir. Blind spot mutlaka bir şeyi bilerek görmezden gelmek anlamına gelmez. Bu bağlamda akış, medyanın bir tarafının gözden kaçırabileceği haberleri gösterir ve kullanıcıların alışılmış bakışlarındaki boşluğu fark etmesine yardımcı olur.
Alıştırma
Ekibin tekrar tekrar fark edemediği bir alanı anlatan iki kelimelik benzetmeyle cümleyi tamamlayın: The review revealed a ____ in our safety planning.
Cevabı göster
blind spot
which highlights stories underreported by one side of the political spectrum.
4:47ki bu, siyasi yelpazenin bir tarafı tarafından az bildirilen hikayeleri vurgular.
you probably missed this story on Boeing being blocked from increasing production of their airplane.
4:54büyük ihtimalle Boeing'in uçak üretimini artırmasının engellenmesiyle ilgili bu haberi kaçırdınız.
lean left: sola yönelik temkinli bir siyasi eğilim
Bu cümlede lean left, “siyasi olarak merkez sol görüşlere sahip olmaya veya bu görüşleri desteklemeye eğilimli olmak” anlamına gelir. Left burada siyasi yelpazedeki bir konumu belirtir; iki sözcük de fiziksel bir hareketi anlatmaz. Lean, tanımlamayı daha az kesin hâle getirir. Genel bir eğilimi gösterdiği için bir kişi, kendisini tamamen solcu olarak tanımlamadan da bazı sol görüşlere katılabilir.
Alıştırma
Siyasi bir tartışmada bir gazetenin leans left olduğu söylenirse bu büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Yalnızca bir yerin sol tarafında gerçekleşen olayları haber yapar.
- Merkez sol fikirleri desteklemeye eğilimlidir, ancak bu durum bütün görüşlerini tanımlamaz.
- Okurlara sola doğru hareket etmelerini söyleyen yön tarifleri verir.
Cevabı göster
Merkez sol fikirleri desteklemeye eğilimlidir, ancak bu durum bütün görüşlerini tanımlamaz.
For a more faithful and objective way to keep up with current events, Öbek fiiller
4:59Güncel olayları takip etmenin daha sadık ve objektif bir yolu için,
keep up with current events: haberler değişirken güncel kalmak
Keep up with, bir şey değişirken onu izlemeye ve hakkında bilgi sahibi kalmaya devam etmek demektir. Current events, dünyada şu anda gerçekleşen, özellikle haberlerde yer alan önemli olaylardır. Keep up with current events bir bütün olarak, gelişen haberleri sürekli takip etme alışkanlığını anlatır; tek bir haberi bir kez okumak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “haberler değiştikçe onlar hakkında bilgi sahibi olmaya devam etmek” anlamındaki beş sözcüklü tam ifadeyle tamamlayın: I check several reliable news sources each morning to ____.
Cevabı göster
keep up with current events
click the link in the video description or scan the QR code
5:03video açıklamasındaki bağlantıya tıklayın veya QR kodunu tarayın
After figuring out the secrets behind his new machine,
5:10Yeni makinesinin arkasındaki sırları çözdükten sonra,
One of his first opponents was none other than Napoleon Bonaparte, Deyimler
5:16İlk rakiplerinden biri Napolyon Bonapart'tan başkası değildi,
none other than: şaşırtıcı bir kimliği açıklamak
None other than, bir kişinin gerçek kimliği şaşırtıcı, ünlü veya önemli olduğunda bu kimliği açıklar. Burada rakibin Napolyon Bonapart olduğunun açıklanmasına dramatik bir vurgu katar. None olumsuz görünse de bütün ifade kimliği reddetmez. Kişinin tam olarak o kişi olduğunu güçlü biçimde vurgular.
Alıştırma
Şaşırtıcı bir kimliği dramatik biçimde açıklayan üç kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The mystery guest was ____ the mayor herself.
Cevabı göster
none other than
touring all the way from Boston to the Mississippi River Kalıp ifadeler
5:25Boston'dan Mississippi Nehri'ne
all the way from A to B and everywhere in between: iki uç ve aradaki geniş alan
all the way from A to B kalıbı, iki uç nokta arasındaki geniş mesafeyi belirtir. and everywhere in between eklendiğinde rota veya kapsama alanının bu noktaları birleştiren bölgeye geniş biçimde yayıldığı vurgulanır. Everywhere genellikle genel bir genişlik vurgusudur; her bir yerin gerçekten ziyaret edildiği anlamına gelen kelimesi kelimesine bir iddia değildir. Bu nedenle kalıp, geniş coğrafi kapsamı özetlemek için kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi all the way from A to B and everywhere in between kalıbının başlangıç sözleriyle tamamlayın: The train line runs ____ the northern suburbs to the southern harbor and everywhere in between.
Cevabı göster
all the way from
Famous poet Edgar Allan Poe was invited to inspect the machine
5:35Ünlü şair Edgar Allan Poe makineyi incelemeye davet edildi
and ended up writing an essay on how he thought it worked. Öbek fiiller
5:39ve sonunda nasıl çalıştığını düşündüğüne dair bir makale yazdı.
ended up writing: plansız bir nihai sonuç
ended up writing ifadesinde ended up, makale yazmayı daha önce yaşananların nihai sonucu olarak gösterir. Çoğu zaman bunun kişinin baştaki açık planı olmadığını düşündürür; böylece hem sonucu hem de sonuca giden süreci vurgular. Bir eylem için end up + -ing biçimi kullanılır: end up writing, end up waiting. Geçmiş zaman biçimi ended up sonrasında to write kullanılmaz.
Alıştırma
Cümleyi end up ifadesinin geçmiş zamanı ve walk fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: We missed the last bus and ____ home.
Cevabı göster
ended up walking
He thought that there was simply a man underneath the Turk's clothing
5:42Türk'ün kıyafetlerinin altında sadece satranç tahtasını görebilen bir adam olduğunu
Maelzel spent most of the 1830s touring America and Cuba with great success.
5:49Maelzel, 1830'ların çoğunu Amerika ve Küba'da büyük başarıyla turnede geçirdi.
were now just waiting to be uncovered once it arrived back.
6:01artık sadece karaya döndüğünde keşfedilmeyi bekliyordu.
The machine eventually fell into the hands of Edgar Allan Poe's physician, Deyimler
6:05Makine sonunda Edgar Allan Poe'nun doktorunun eline geçti,
fell into the hands of: birinin kontrolü altına girmek
fell into the hands of ifadesinde gerçek bir fiziksel düşme yoktur. Bu deyim, mülkiyet değişikliği sonucunda makinenin sonunda doktorun sahipliğine, gözetimine veya kontrolüne geçtiğini anlatır. Kalıp fall into the hands of + kişi veya grup şeklindedir. Devir tesadüfi olabilir ya da yalnızca bilinçli bir teslim olarak sunulmayabilir; ifadenin kaygı verici olup olmadığını geniş bağlam belirler.
Alıştırma
fell into the hands of Edgar Allan Poe's physician burada ne anlama geliyor?
- Doktor makinenin sahibi veya denetleyicisi oldu.
- Doktor düşerken makineyi gerçekten elleriyle yakaladı.
- Doktor makineyi Edgar Allan Poe için yaptı.
Cevabı göster
Doktor makinenin sahibi veya denetleyicisi oldu.
and without a charismatic owner to put on the show,
6:14ve şovu sahneleyecek karizmatik bir sahip olmadan,
it was eventually donated to a museum in Philadelphia.
6:16sonunda Philadelphia'daki bir müzeye bağışlandı.
a fire swept through and completely destroyed the Turk.
6:23bir yangın çıkıp Türk'ü tamamen yok edene kadar.
It was no doubt one of the best kept secrets in the world.
6:26Şüphesiz dünyanın en iyi saklanan sırlarından biriydi.
constantly under scrutiny from the world's brightest minds. Kalıp ifadeler
6:31sürekli olarak dünyanın en parlak beyinlerinin incelemesi altındaydı.
under scrutiny: dikkatle inceleniyor olmak
Under scrutiny, bir kişinin veya şeyin çok dikkatli biçimde incelendiğini anlatır; bu incelemede çoğunlukla hatalar, zayıflıklar ya da gizli gerçekler aranır. Burada makinenin son derece zeki gözlemciler tarafından sürekli sınandığını ve sorgulandığını gösterir. Yaygın kalıplar be under scrutiny ve come under scrutiny şeklindedir. Bu ifadede scrutiny sayılamayan bir isimdir ve ifade yalnızca görülmeyi veya ilgi çekmeyi değil, yakından incelenmeyi anlatır.
Alıştırma
Cümleyi scrutiny kullanan ve 'çok dikkatli, çoğunlukla eleştirel bir incelemeye tabi' anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: After several safety complaints, the factory's procedures came ____ from regulators.
Cevabı göster
under scrutiny
It seemed like the secrets behind the Turk would remain unknown forever.
6:40Türk'ün arkasındaki sırlar sonsuza dek bilinmeyecekmiş gibi görünüyordu.
the son of the Turk's last owner published an article
6:46Türk'ün son sahibinin oğlu bir makale yayınladı
As it turned out: sonradan öğrenilen gerçeği açıklamak
As it turned out, daha sonra öğrenilen bir sonucu veya gerçeği tanıtmak için cümlenin başında kullanılan bir söylem belirtecidir. Sonraki bilginin gerçek sonuç olduğunu gösterir ve çoğu zaman önceki bir beklentiyi düzeltir ya da belirsizliği giderir. Burada turn out, 'sonuçta öyle olduğu anlaşılmak' veya 'sonradan keşfedilmek' anlamındadır. Bu giriş ifadesi sonraki cümlecikten ayrı durur ve normalde ardından virgül gelir.
Alıştırma
Cümleyi turn out ile kurulan ve sonradan keşfedilen bir sonucu tanıtan dört kelimelik giriş ifadesiyle tamamlayın: ____, the package had been delivered to our neighbor.
Cevabı göster
As it turned out
and was in fact operated by a chess master hidden inside the machine at all times.
6:57ve aslında her zaman makinenin içinde saklanan bir satranç ustası tarafından çalıştırılıyordu.
for the operator to sit with his legs stretched out under a fake floor.
7:08oturması için yer vardı.
the operator would slide forward on a movable chair into the main compartment,
7:14operatör hareketli bir sandalye üzerinde ana bölmeye doğru kayar,
and show the audience that there was nothing but machinery inside. Dilbilgisi
7:24ve seyircilere içeride makineden başka bir şey olmadığını gösterirdi.
nothing but machinery: “yalnızca makineler”
nothing but + isim öbeği yapısında nothing but, “yalnızca” ya da “... dışında hiçbir şey” anlamına gelir. Burada there was nothing but machinery inside, izleyicilerin yalnızca makineleri görebildiğini ve içeride bir insan ya da başka gizli biri olmadığını anlatır. Buradaki but, karşıtlık bildiren “ama” değildir. İfadenin tamamı içeride bulunan şeyi güçlü biçimde sınırlar ve çoğu zaman vurgu katar.
Alıştırma
Cümleyi “yalnızca” veya “... dışında hiçbir şey” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: After the storm, the beach was covered with ____ seaweed.
Cevabı göster
nothing but
the operator would slide back into his original position,
7:29operatör orijinal pozisyonuna geri kayar,
closing another door behind him and in front of him.
7:32arkasında ve önünde bulunan diğer kapıları kapatırdı.
The presenter would then open up the front and rear doors
7:35Sunucu daha sonra ana bölmenin ön ve arka kapılarını açarak
Having seen: daha önce tamamlanan bir eylemi göstermek
Having + past participle yapısı, ana cümleden önce tamamlanmış bir eylemi anlatan perfect participle clause oluşturur. Having seen, görme eylemini ana cümledeki durumdan önceye yerleştirir: izleyiciler önce makineyi inceledi, sonra içeride kimsenin olamayacağına emin oldu. Bu yan cümle, sonraki inancın dayanağını da gösterir. Kendi başına bir zamanı yoktur ve örtük öznesi ana cümledeki özneyle aynı olan the audience ifadesidir.
Alıştırma
Maya'nın bir rota seçmeden önce haritayı kontrol etmeyi tamamladığını göstermek için Having + past participle yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- Having checking the map, Maya chose the safest route.
- Having checked the map, Maya chose the safest route.
- Having checked the map, the safest route was clear.
Cevabı göster
Having checked the map, Maya chose the safest route.
and open a hidden door inside the Turk's body,
7:55ve Türk'ün gövdesinin içindeki gizli bir kapıyı açardı,
The lever was in fact a clever pantograph mechanism,
8:03Bu kol aslında, Türk'ün kolunun tam hareketlerini taklit eden
using strings that would mimic the exact movements of the Turk's arm.
8:06ipler kullanan zekice bir pantograf mekanizmasıydı.
By moving the pointer over the chessboard, Dilbilgisi
8:16İşaretçiyi satranç tahtası üzerinde hareket ettirerek,
over the exact same square on the real chessboard.
8:20gerçek satranç tahtasındaki tam olarak aynı karenin üzerine taşırdı.
By moving: yöntemi anlatma
By + fiilin -ing biçimi, ana cümledeki sonucu ortaya çıkaran yöntemi belirtir. Burada işaretçiyi hareket ettirme eylemi, Türk'ün elini karşılık gelen kareye götüren yöntemdir. Bu yapıda by, “bu eylem yoluyla” anlamına gelir; “yanında” veya “en geç” anlamında değildir. Bir sürecin ya da makinenin nasıl çalıştığını açıklarken sık kullanılır.
Alıştırma
Talimatı by ve turn fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: ____ the handle, you can open the vent.
Cevabı göster
By turning
But how did the operator see the moves his opponent was making?
8:23Peki operatör rakibinin yaptığı hamleleri nasıl görüyordu?
that could be taken down to reveal the bottom of the real chessboard.
8:29bu, gerçek satranç tahtasının altını ortaya çıkarmak için indirilebilirdi.
Under each square was a small magnet dangling from a copper wire.
8:33Her karenin altında bakır bir telden sarkan küçük bir mıknatıs vardı.
The chess pieces themselves also had magnets in their base,
8:36Satranç taşlarının kendilerinin de tabanlarında mıknatıslar vardı,
and so the magnets would get pulled up wherever there was a chess piece.
8:40ve böylece nerede bir satranç taşı varsa mıknatıslar yukarı çekilirdi.
the corresponding magnet would drop and wobble for about 30 seconds,
8:46ilgili mıknatıs düşer ve yaklaşık 30 saniye boyunca sallanırdı,
allowing the operator to see what piece had moved and replicate it on his own chessboard.
8:49bu sayede operatör hangi taşın hareket ettiğini görebilir ve kendi satranç tahtasında bunu kopyalayabilirdi.
To this day: günümüze kadar devam etme
To this day, “geçmişteki bir zamandan başlayıp şimdiye kadar devam eden” anlamına gelir. Bu sürekliliğin ne kadar uzun olduğunu özellikle vurgular ve hâlâ geçerli olan bir gerçek, gizem, duygu ya da etkiyle sıkça kullanılır. Burada cümlenin başında bulunan bir zaman ifadesidir; bu yüzden virgül, dinleyiciyi ardından gelecek açıklamaya hazırlar. Yalnızca “bugün” anlamına gelmez.
Alıştırma
“Geçmişten şimdiye kadar” anlamına gelen kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: ____, nobody has found the missing key.
Cevabı göster
To this day
the machine was operated by an impressive list of chess masters,
9:00makine etkileyici bir satranç ustaları listesi tarafından çalıştırıldı,
all of whom kept their part of the secret. Dilbilgisi
9:03hepsi sırrın kendi paylarına düşen kısmını sakladı.
Açıklayıcı ilgi cümleciğinde all of whom
All of whom, daha önce sözü edilen bir gruptaki insanların tümü hakkında ek bilgi verir. Burada whom satranç ustalarına gönderme yapar; all ise her birinin sırrı sakladığını gösterir. Yapı, miktar ifadesi + of + whom + yan cümle biçimindedir. all of whom grubunun tamamı kept fiilinin öznesi olsa da whom, of edatından sonra gelir; bu yüzden standart resmî İngilizcede who değil whom kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi gruptaki her kişi anlamına gelen üç sözcüklü resmî ifadeyle tamamlayın: The club chose four captains, ____ had previous experience.
Cevabı göster
all of whom
hundreds, if not thousands, of ... ile yukarı yönlü tahmin
Bu kalıp önce daha düşük bir tahmin verir, ardından if not + daha yüksek bir tahmin ekler. Sayının yüzler düzeyinde olduğunu güvenli bir temel olarak sunar ve binlere bile ulaşmış olabileceğini belirtir; daha yüksek sayıyı reddetmez. Virgüller, if not thousands bölümünü kısa bir yukarı yönlü düzeltme olarak ayırır. Böylece konuşan kişi kesin sayıyı biliyormuş gibi davranmadan büyük ölçeği vurgular.
Alıştırma
hundreds, if not thousands, of games ifadesinin en doğal anlamı nedir?
- Sayı en az yüzler düzeyindeydi ve binlere ulaşmış olabilir.
- Sayı yüzler değil, kesin olarak binler düzeyindeydi.
- Sayı yüzden azdı.
Cevabı göster
Sayı en az yüzler düzeyindeydi ve binlere ulaşmış olabilir.
the story of these young boys seeing an operator climb out of the machine was almost certainly true.
9:14bu küçük çocukların bir operatörün makineden çıktığını gördüğü hikayesi neredeyse kesinlikle doğruydu.
But the Turk went on to keep its secret for another 30 years. Öbek fiiller
9:19Ancak Türk, sırrını 30 yıl daha saklamaya devam etti.
went on to keep: sonraki gelişmeye geçmek
Go on to + fiilin yalın hâli, anlatıyı önceki bir olayın veya aşamanın ardından gelen sonraki eyleme ya da gelişmeye taşır. went on to keep ifadesindeki sonraki gelişme, Türk'ün çalışma düzeninin 30 yıl daha gizli kalmasıdır. Bu yapı, olayların sırasını açıkça gösterdiği için biyografilerde ve tarih anlatılarında sık kullanılır: önce bir olay gerçekleşir, ardından başka bir sonuç gelir.
Alıştırma
Cümleyi “daha sonra farklı bir şey yaptı” anlamına gelen üç sözcüklü yapıyla tamamlayın: After winning the school science fair, Ben ____ compete in the national final.
Cevabı göster
went on to
we'll be giving away this awesome mechanical Turk poster.
9:31bu harika mekanik Türk posterini hediye edeceğiz.
All you need to do is sign up at the link below, Dilbilgisi
9:34Tek yapmanız gereken aşağıdaki bağlantıdan kaydolmak,
All you need to do is + fiilin yalın hâli
All you need to do is, bir eylemi gerekli olan tek adım olarak sunar; böylece yönerge basit ve yapılabilir görünür. Buradaki tek adım, aşağıdaki bağlantıdan kaydolmaktır. All you need to do is + fiilin yalın hâli yapısını kullanın. Günlük İngilizcede is sözcüğünden sonra genellikle to tekrarlanmadan doğrudan sign up gibi yalın fiil kullanılır.
Alıştırma
Yönergeyi dersteki tam yapıyla tamamlayın: ____ tap the blue button.
Cevabı göster
All you need to do is
and leave a comment saying how you thought the Turk actually worked.
9:37ve Türk'ün gerçekte nasıl çalıştığını düşündüğünüzü söyleyen bir yorum bırakmak.