Gülmenin bilimi - Sasha Winkler: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
679 kelime 135 kel/dk

Video özeti: Bu video güldüğümüzde vücutta neler olduğunu, kahkahanın sosyal oyun sırasında kullanılan işaretlerden nasıl evrilmiş olabileceğini ve bugün duyguları nasıl aktardığını, gruplara yayıldığını, bağları güçlendirdiğini ve sağlığı destekleyebileceğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. increasing the pressure ve pushing air out, — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Art arda gelen iki -ing öbeğinin önceki bir eylemin iki sonucunu göstererek neden-sonuç zincirini nasıl tek cümlede yoğunlaştırdığını öğrenin; bu yapı özellikle bilimsel açıklamalarda kullanışlıdır. 2. laughter is contagious. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: contagious sözcüğünü hastalığa ilişkin tıbbi anlamıyla değil, kahkahanın insanlar arasında yayılmasını anlatan bir mecaz olarak tanıyın ve başkalarının hızla benimsediği duygu ya da davranışları betimlemek için kullanın. 3. Whether it's the best medicine depends on — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Whether... depends on... kalıbıyla bir yargının geçerliliğinin koşullara bağlı olduğunu ihtiyatlı biçimde ifade edin; böylece dayanaksız ve kesin bir iddia ortaya koymaktan kaçının.

Bu derste

Isn't it odd that when something's funny, Dilbilgisi

0:07

Bir şey komik olduğunda,

you might show your teeth, change your breathing, become weak and achy in some places,

0:10

dişlerinizi göstermeniz, nefes alışınızın değişmesi, bazı yerlerinizde halsizlik ve sızı hissetmeniz

and maybe even cry?

0:15

ve hatta belki ağlamanız garip değil mi?

Dilbilgisi

Isn't it odd that...: düşünmeye çağıran olumsuz soru

Isn't it odd that...? olumsuz biçimli bir sorudur; ancak burada yalnızca tarafsız bilgi istemez. Konuşan kişi devamındaki durumu zaten tuhaf bulur ve onu dikkat edilmeye değer bir şey olarak sunar. It is odd that... düz cümlesiyle karşılaştırıldığında soru biçimi dinleyiciyi düşünme sürecine katar. Bu kalıbı şaşırtıcı bir gözlem sunmak ve dinleyiciyi düşünmeye ya da katılmaya davet etmek için kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Örnekte Isn't it odd that...? ifadesinin temel etkisi nedir?

  1. Dinleyiciden bu durumun hiç gerçekleşmediğini kanıtlamasını ister.
  2. Konuşanın bu durumu tamamen sıradan bulduğunu gösterir.
  3. Konuşanın bu durumu tuhaf bulduğunu gösterir ve dinleyiciyi düşünmeye davet eder.
Cevabı göster

Konuşanın bu durumu tuhaf bulduğunu gösterir ve dinleyiciyi düşünmeye davet eder.

In other words, Anlatım akışı

0:18

Başka bir deyişle,

why do we do this bizarre thing that is laughter?

0:19

kahkaha dediğimiz bu tuhaf şeyi neden yapıyoruz?

Anlatım akışı

In other words,: ana düşünceyi yeniden ifade etmek

In other words, konuşan kişinin aynı temel düşünceyi daha açık, kısa veya doğrudan bir biçimde yeniden ifade edeceğini gösterir. Burada daha önce sıralanan fiziksel tepkileri, insanların neden güldüğüne ilişkin tek ve odaklı bir soruya dönüştürür. Ayrıntıları ana noktaya indirerek bilgiyi düzenler; yeni bir konu başlatmaz.

Alıştırma

Örnekte In other words, ne yapıyor?

  1. Önceki ayrıntıları daha açık ve odaklı tek bir soru olarak yeniden ifade eder.
  2. Önceki ayrıntıların yanlış olduğunu gösterir.
  3. Konuyla ilgisiz bir başlık açar.
Cevabı göster

Önceki ayrıntıları daha açık ve odaklı tek bir soru olarak yeniden ifade eder.

When you laugh,

0:24

Güldüğünüzde,

your abdominal muscles contract rapidly.

0:25

karın kaslarınız hızla kasılır.

This alters your breathing patterns,

0:28

Bu, nefes alma düzeninizi değiştirir,

increasing the pressure in your chest cavity, Dilbilgisi

0:30

göğüs boşluğunuzdaki basıncı artırır

and pushing air out,

0:32

ve havayı dışarı iter,

which might audibly emerge as a snort, wheeze, or vocalization. Kalıp ifadeler

0:34

bu da duyulabilir bir şekilde bir homurtu, hırıltı veya ses çıkarma olarak ortaya çıkabilir.

Dilbilgisi

increasing the pressure ... pushing air out: sonuç bildiren -ing öbekleri

“increasing the pressure” ve “pushing air out” birbiriyle bağlanan iki -ing ortaç öbeğidir. Yeni ana cümleler başlatmazlar; “This alters your breathing patterns.” eyleminin iki sonucunu eklerler. Bu yapı, bir nedeni ve onun etkilerini tek ve kısa bir cümlede vermeyi sağlar. İki -ing eyleminin örtük öznesi veya nedeni ana cümleden anlaşılır; bu yüzden sonuçlar aynı sürecin parçaları olarak okunur.

Alıştırma

Hangi cümle, ana eylemin sonucunu göstermek için bir -ing öbeğini doğru kullanıyor?

  1. The storm blocked the road, it forcing drivers to turn back.
  2. The storm blocked the road, forcing drivers to turn back.
  3. The storm blocked the road, forced drivers to turn back.
Cevabı göster

The storm blocked the road, forcing drivers to turn back.

Kalıp ifadeler

emerge as: belirli bir biçim veya rol olarak ortaya çıkmak

“emerge as + isim öbeği”, bir şeyin belirli bir biçim veya rol olarak görünür, tanınır ya da belirgin hâle gelmesi demektir. Burada dışarı itilen hava, burundan çıkarılan bir ses, hırıltı veya başka bir ses olarak fark edilir. “As” edatı, gözlenen biçimi veya kimliği belirtir. Vurgu yalnızca bir yerden dışarı çıkmakta değil, şeyin sonunda ne olarak ortaya çıktığında veya kendini nasıl gösterdiğindedir.

Alıştırma

Cümleyi emerge ve“... biçiminde veya rolünde”anlamını veren edatla tamamlayın: After months of testing, the prototype began to ____ the team's most reliable design.

Cevabı göster

emerge as

Because you're exerting your abdominal muscles much more than you usually would while talking, Dilbilgisi

0:40

Karın kaslarınızı konuşurken normalde olduğundan çok daha fazla çalıştırdığınız için

they may start to hurt.

0:45

ağrımaya başlayabilirler.

Dilbilgisi

much more than you usually would: tekrarlanan eylemi söylemeden bırakma

Much more than, derece bakımından büyük bir fark olduğunu gösterir. Burada karın kaslarının şu anda ne kadar yoğun kullanıldığı, kişi konuşurken normalde ne kadar kullanıldığıyla karşılaştırılır. you usually would içindeki would, tekrarlanan fiil grubunun söylenmeden bırakılmasını sağlayan bir yardımcı fiildir. Açık hâli than you usually would exert your abdominal muscles while talking şeklindedir. Bu karşılaştırmada would olağan eyleme gönderme yapar; gelecek zamanı ya da ayrı bir gerçek dışı olayı anlatmaz.

Alıştırma

"Maya practiced much more than she usually would before a small concert." cümlesinde would'dan sonra hangi eylem söylenmemiştir?

  1. practice after the concert
  2. practice before a small concert
  3. only imagine practicing
Cevabı göster

practice before a small concert

Laughter also inhibits your reflexes and muscle control,

0:47

Kahkaha ayrıca reflekslerinizi ve kas kontrolünüzü engeller,

causing sensations like leg weakness.

0:51

bacaklarda zayıflık gibi hislere neden olur.

So where does this funny phenomenon come from? Anlatım akışı

0:54

Peki bu komik fenomen nereden geliyor?

Anlatım akışı

where does this funny phenomenon come from?: bir soruyla köken konusuna geçmek

Baştaki So, bu soruyu az önce verilen açıklamaya bağlar. Ardından soru yeni odağı bildirir: konuşmacı, gülmenin bedende ne yaptığı konusunu sürdürmek yerine gülmenin nereden geldiğini ve nasıl geliştiğini ele alacaktır. Buradaki come from, coğrafi bir yeri değil, bir olgunun nedenini veya tarihsel kökenini sorar. Bu tür sorular, sonraki bölümün neyi açıklayacağını açıkça belirterek dinleyicinin anlatımı takip etmesine yardımcı olur.

Alıştırma

"So where does this funny phenomenon come from?" sorusu bu açıklamada hangi görevi görür?

  1. Olgunun hangi ülkede bulunduğunu sorar.
  2. Bütün bilgileri özetler ve tartışmayı bitirir.
  3. Tartışmayı gülmenin bedensel etkilerinden kökenine taşır.
Cevabı göster

Tartışmayı gülmenin bedensel etkilerinden kökenine taşır.

Because there's no archaeological record of laughter, Kelime

0:58

Kahkahanın arkeolojik bir kaydı olmadığı için,

it's impossible to say exactly how and why it evolved, Dilbilgisi

1:01

tam olarak nasıl ve neden evrimleştiğini söylemek imkansızdır,

Kelime

there's no archaeological record of: arkeolojiden gelen maddi kanıtın bulunmaması

Arkeolojik kayıt, arkeolojinin inceleyebildiği antik yerleşimler, eserler ve insan kalıntıları gibi geçmişten kalan maddi izlerin tümüdür. Bir ses kaydı veya yalnızca yazılı bir belge değildir. There's no archaeological record of laughter, mevcut kanıtların sınırını belirtir: kahkahanın kendisi doğrudan maddi bir kanıt olarak günümüze kalmaz. Bu nedenle arkeoloji, onun ilk olarak tam nasıl veya neden evrimleştiğini gösteremez.

Alıştırma

Burada there's no archaeological record of laughter ne anlama geliyor?

  1. Bugüne kadar hiç kimse kahkahanın ses kaydını yapmamıştır.
  2. Arkeolojide kahkahaya ilişkin doğrudan maddi kanıt yoktur.
  3. Eski insanlar gülmeyi bilmiyordu.
Cevabı göster

Arkeolojide kahkahaya ilişkin doğrudan maddi kanıt yoktur.

Dilbilgisi

how and why it evolved: bağlanmış dolaylı sorular

How ve why iki soru sözcüğünü bağlar: how evrimin sürecini veya nasıl gerçekleştiğini, why ise nedenini sorar. how and why it evolved yan cümlesinin tamamı, say fiilinden sonra verilen bilgiyi oluşturur. Bu, daha büyük bir cümlenin içindeki dolaylı soru olduğu için düz cümle sırasını kullanır: it evolved. Bağımsız bir doğrudan soruda ise did özneden önce gelir: How and why did it evolve?

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için doğrudan soruyu dolaylı soruya dönüştürün. Doğrudan soru: How and why did the pattern change? Researchers want to understand ____.

Cevabı göster

how and why the pattern changed

but scientists have some theories.

1:06

ancak bilim insanlarının bazı teorileri var.

Importantly,

1:08

Daha da önemlisi,

humans are not the only animals today that do something like laughter. Dilbilgisi

1:10

bugün gülmeye benzer bir şey yapan tek hayvan insanlar değil.

Dilbilgisi

not the only animals: tek olma durumunu reddetmek

not the only animals ifadesinde not, only sözcüğünü sınırlar: insanlar gülmeye benzer bir şey yapan hayvanlar arasındadır, ancak bunu yapan tek grup değildir. Bu ifade, insanların hayvan olmadığı anlamına gelmez. X is not the only Y that... kalıbı, kapsamı gereğinden fazla daraltan bir varsayımı düzeltir ve okuyucuyu başka örneklere ya da kanıtlara hazırlar.

Alıştırma

Bu cümle gülmeye benzer davranışlar hakkında neyi ima ediyor?

  1. İnsanlar hayvan değildir.
  2. En azından bazı başka hayvanlar da gülmeye benzer davranışlar gösterir.
  3. Gülmeye benzer davranışları yalnızca insanlar gösterir.
Cevabı göster

En azından bazı başka hayvanlar da gülmeye benzer davranışlar gösterir.

Using ultrasonic recorders, Dilbilgisi

1:15

Ultrasonik kayıt cihazları kullanan

researchers in the late '90s realized that rats were basically giggling while being tickled. Kelime

1:18

araştırmacılar 90'ların sonlarında farelerin gıdıklandıklarında temelde kıkırdadıklarını fark ettiler.

Dilbilgisi

Using ultrasonic recorders: yöntemi belirten başlangıç öbeği

Baştaki -ing öbeği Using ultrasonic recorders, keşfin hangi yöntemle veya araçla yapıldığını belirtir. Anlamı By using ultrasonic recorders ifadesine yakındır. using eyleminin örtük öznesi, ana cümlenin öznesi olan researchers ile aynı olmalıdır. Kayıt cihazlarını kullananlar araştırmacılardır; sıçanlar değildir.

Alıştırma

Baştaki Using... öbeğinin mantıksal öznesinin açık olduğu cümle hangisidir?

  1. Using a telescope, the night sky became easier to study.
  2. Using a telescope, Maya studied the moon.
  3. Using a telescope, the moon looked brighter to Maya.
Cevabı göster

Using a telescope, Maya studied the moon.

Kelime

The late '90s: 1990'ların son bölümü

The late '90s, 1990'ların son bölümünü ifade eder. Kesme işareti, 1990s içindeki 19'un atıldığını gösterir. Buradaki late, bir olayı bir dönemin sonlarına yerleştirir; “geç kalmış” anlamına gelmez. Aynı kalıp the early '90s ve the mid-'90s ifadelerinde de kullanılır.

Alıştırma

“1990'ların son bölümü” anlamındaki vurgulanan kısaltılmış dönem ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The lab published its first results in ____.

Cevabı göster

the late '90s

Kelime

Were basically giggling: basitleştirilmiş ve sınırlandırılmış bir karşılaştırma

Were basically giggling, giggling sözcüğünü sıçanların davranışını günlük dille anlatan yararlı bir ifade olarak sunar. Buradaki basically, “ana hatlarıyla” veya “basitleştirilmiş ama makul bir anlatımla” demektir; “temel bir biçimde” anlamına gelmez. Basically karşılaştırmayı yumuşatır. Gıdıklanmayla bağlantılı seslerin bu açıklamada kıkırdama denebilecek kadar benzediğini, ancak sıradan ve duyulabilir insan kıkırdamalarıyla tamamen aynı olduğunun iddia edilmediğini gösterir.

Alıştırma

Özgün cümledeki were basically giggling ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Gıdıklanmayla bağlantılı sesler, insan kıkırdamalarıyla tamamen aynı olmasa da günlük dilde kıkırdama olarak tanımlanabilirdi.
  2. Basically, sıçanları gıdıklamak için kullanılan basit bir fiziksel yöntemi anlatır.
  3. Sıçanlar insanlarla tamamen aynı ve duyulabilir sesi çıkarıyordu; arada önemli hiçbir fark yoktu.
Cevabı göster

Gıdıklanmayla bağlantılı sesler, insan kıkırdamalarıyla tamamen aynı olmasa da günlük dilde kıkırdama olarak tanımlanabilirdi.

Scientists have since compiled evidence of at least 65 species, Kalıp ifadeler

1:25

Bilim insanları o zamandan beri en az 65 türün,

mostly mammals, Anlatım akışı

1:31

çoğunlukla memelilerin,

but also some birds,

1:32

ama aynı zamanda bazı kuşların da

that vocalize during social play. Kelime

1:34

sosyal oyun sırasında ses çıkardığına dair kanıtlar derlediler.

Kalıp ifadeler

have since compiled evidence: o zamandan bugüne ilerleme

Have compiled, İngilizcedeki present perfect yapısındadır ve önceki bir zamandan sonra gerçekleşen araştırma ilerlemesini bugünkü durumla ilişkilendirir. Since burada zarftır; “o zamandan sonra, bugüne kadar” anlamına gelir, daha önceki keşfe gönderme yapar ve “çünkü” anlamına gelmez. Compile evidence araştırma dilinde sık kullanılan resmî bir ifadedir. Birden çok bulgu veya kaynaktan kanıt toplayıp düzenlemek anlamına gelen bir eşdizimdir; yalnızca tek bir kanıtı fark etmek demek değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede have since... geçmişteki bir olaydan sonra ve bugünden önce gerçekleşen ilerlemeyi anlatır?

  1. The lab will compile evidence after the next study.
  2. The lab published its first result in 2018 and has since compiled evidence from five more studies.
  3. Since the equipment was ready, the lab compiled the evidence in one afternoon.
Cevabı göster

The lab published its first result in 2018 and has since compiled evidence from five more studies.

Anlatım akışı

mostly mammals, but also some birds: ana grup ve eklenen başka bir grup

Virgüller arasındaki mostly mammals, but also some birds ifadesi, at least 65 species bölümünü kısaca açıklar. Bu ara ifade, ana cümle yapısı iki yanında devam ederken büyük grubun nasıl bölündüğünü gösterir. Mostly, sayıca baskın grubu belirtir. Ardından but also, daha küçük veya daha beklenmedik bir grubu ekler; mammals grubunu reddetmez veya onun yerine geçmez. Başka durumlarda da kullanılabilecek bilgi kalıbı mostly X, but also some Y şeklindedir.

Alıştırma

Hangi cümle yerel halkı ana grup, turistleri ise eklenen daha küçük bir grup olarak sunar?

  1. The guests were mostly local residents, and no tourists attended.
  2. The guests included local residents and tourists in equal numbers.
  3. The guests were mostly local residents, but also some tourists.
Cevabı göster

The guests were mostly local residents, but also some tourists.

Kelime

vocalize during social play: hayvan seslerini anlatan resmî ifade

Vocalize, “ses organlarıyla ses çıkarmak” anlamına gelir. Çağrıları, ciyaklamaları veya gülmeye benzeyen sesleri anlatabilir; bu nedenle mutlaka “sözcüklerle konuşmak” demek değildir. During social play bunun ne zaman gerçekleştiğini belirtir: hayvanlar başkalarıyla etkileşim içinde oyun oynarken. İfade bir bütün olarak ortak oyun sırasındaki ses çıkarmayı resmî bir dille anlatır.

Alıştırma

Vocalize during social play ifadesini en iyi açıklayan seçenek hangisidir?

  1. Hayvanlar eksiksiz insan cümleleriyle birbirleriyle konuşur.
  2. Hayvanlar etkileşim içinde oyun oynarken ses çıkarır.
  3. Hayvanlar sosyal medyada oyun oynar.
Cevabı göster

Hayvanlar etkileşim içinde oyun oynarken ses çıkarır.

Some,

1:36

Bazıları,

unsurprisingly,

1:37

şaşırtıcı olmayan bir şekilde,

are our closest relatives.

1:38

en yakın akrabalarımızdır.

By recording and analyzing the sounds primates make while playing and being tickled,

1:41

Araştırmacılar, primatların oynarken ve gıdıklanırken çıkardıkları sesleri kaydedip analiz ederek,

researchers grew more convinced that the ancient ancestor of all great apes did something like laughter. Notlar

1:46

tüm büyük insansı maymunların eski atalarının da gülmeye benzer bir şey yaptıklarına daha çok ikna oldular.

Kalıp ifadeler

grew more convinced: eminliğin zamanla artması

Grew more convinced ifadesinde grow, “zamanla bir duruma gelmek” anlamında bir bağ fiilidir. Researchers öznesini convinced sıfatına bağlar; more ise eminlik düzeylerinin arttığını gösterir. That ile başlayan yan cümle, inancın içeriğini verir. Bu yapı genellikle kanıtlar biriktikçe bir görüşün zaman içinde güçlenmesini anlatır; fiziksel büyümeyi veya ani bir değişimi ifade etmez.

Alıştırma

Eminliğin zamanla arttığını göstermek için cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: As Maya reviewed more evidence, she ____ that her backpack was still on the bus.

Cevabı göster

grew more convinced

Kültür

great apes: insanları içeren biyolojik bir grup

Great apes, biyolojik Hominidae familyasının üyeleri için kullanılan yaygın addır; insanlar, şempanzeler ve bonobolar, goriller ve orangutanlar bu gruba dahildir. Bu nedenle bu cümlede all great apes, insanları ve diğer bu türleri aynı eski ortak ataya bağlar. Buradaki great, sabit bir sınıflandırma teriminin parçasıdır. Bu insansı maymunların mükemmel veya etkileyici olduğunu söyleyen bir övgü değildir.

Alıştırma

Cümlede great apes neyi ifade ediyor?

  1. İnsanları, şempanzeleri, gorilleri ve orangutanları içeren biyolojik bir grup
  2. Bütün maymun ve insansı maymun türleri
  3. Yalnızca olağanüstü büyük veya etkileyici insansı maymunlar
Cevabı göster

İnsanları, şempanzeleri, gorilleri ve orangutanları içeren biyolojik bir grup

And because other apes make laughter-like sounds during rough-and-tumble play, Kelime

1:52

Ve diğer insansı maymunlar itiş kakışlı oyunlar sırasında kahkahaya benzer sesler çıkardıkları için,

Kelime

rough-and-tumble play: hareketli fiziksel oyun

Rough-and-tumble play; kovalamaca, itişme, yuvarlanma, oyun amaçlı boğuşma veya başka fiziksel temaslar içeren hareketli oyun anlamına gelir. Genellikle çocuklar veya hayvanlar için kullanılır. Hareketler sert görünebilse de katılanlar çoğunlukla birbirlerini incitmeye çalışmıyor, oyun oynuyordur. Burada rough-and-tumble, play sözcüğünden önce gelen ve kısa çizgilerle bağlanan birleşik bir niteleyicidir. İfadeyi rough ve tumble sözcüklerinin ayrı anlamları olarak değil, tek bir oyun türü olarak anlayın.

Alıştırma

Cümleyi burada öğrendiğiniz kısa çizgili ifadeyle tamamlayın: The puppies make happy noises during ____.

Cevabı göster

rough-and-tumble play

they think laughter may have originally developed to clearly signal friendly, Notlar

1:57

gülmenin başlangıçta açıkça dostane,

non-aggressive intent.

2:02

saldırgan olmayan niyetleri belirtmek için geliştiğini düşünüyorlar.

Dilbilgisi

may have originally developed to: geçmişteki köken ve işlev hakkında temkinli bir iddia

May have developed, may + have + geçmiş zaman ortacı biçimindeki modal-perfect yapıyı izler. Gelişmeyi geçmişte gerçekleşmiş olabilecek bir olay veya süreç olarak sunar; kahkahanın sahip olabileceği bir şeyden söz etmez. Originally, konuşulan en erken aşamayı gösterir. developed to clearly signal... ifadesindeki to-mastar, önerilen işlevi belirtir. Bu parçalar birlikte evrimsel açıklamayı temkinli hâle getirir: bu, kanıtlarla desteklenen bir olasılıktır; kesin olarak belirlenmiş bir tarihsel gerçek değildir.

Alıştırma

Hangi cümle geçmişteki olası bir kökeni ve işlevini temkinli biçimde öneriyor?

  1. This warning call developed to keep the group together.
  2. This warning call may have originally developed to keep the group together.
  3. This warning call may develop further as the habitat changes.
Cevabı göster

This warning call may have originally developed to keep the group together.

Kelime

signal friendly, non-aggressive intent: geçişli fiil olarak signal

Signal burada geçişli bir fiildir ve bir ses veya davranış yoluyla bir şeyi iletmek ya da bildirmek anlamına gelir. Doğrudan nesnesi friendly, non-aggressive intent ifadesidir; iki sıfat da intent sözcüğünü niteler. Signal an intent, başkalarına o niyeti gösteren işaretler vermektir. Bu, amaçlanan eylemin gerçekleştiği ya da her gözlemcinin mesajı doğru anladığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede signal, iletmek anlamında geçişli bir fiil olarak kullanılmıştır?

  1. The hikers waited beside the signal.
  2. The receiver picked up a weak signal.
  3. A red light can signal danger to drivers.
Cevabı göster

A red light can signal danger to drivers.

But of course,

2:05

Ama elbette,

humans don't just laugh when we're wrestling, Dilbilgisi

2:06

insanlar sadece güreşirken gülmezler,

but also when we're amused and even surprised,

2:10

aynı zamanda eğlendiğimizde ve hatta şaşırdığımızda,

confused, or nervous.

2:13

kafamız karıştığında veya gergin olduğumuzda da güleriz.

Dilbilgisi

don't just ... but also: doğru olan başka bir noktayı eklemek

don't just A, but also B kalıbı, A'nın doğru olduğu ve B'nin de doğru olduğu anlamına gelir. don't, just sözcüğünün getirdiği sınırlamayı olumsuzlar; yani A'nın tek durum olduğu fikrini reddeder, A'nın kendisini değil. Cümlede insanların güreşirken güldüğü kabul edilir; but also ise eğlenme, şaşırma, kafa karışıklığı veya gerginlik gibi başka durumları ekler. A ve B aynı fiili paylaşıyorsa fiil yalnızca bir kez kullanılabilir ve iki bölüme de uygulanabilir. Burada laugh iki bölümü de kapsar.

Alıştırma

Cümleyi don't just ... but also ile tamamlayın: Good coaches ____ point out mistakes, ____ show players how to improve.

Cevabı göster

don't just · but also

Some scientists think laughter took on expanded functions after humans split from other great apes Öbek fiiller

2:16

Bazı bilim insanları, gülmenin insanların diğer insansı maymunlardan ayrıldıktan

and developed large social groups and more complex language abilities.

2:22

ve geniş sosyal gruplar ile daha karmaşık dil yetenekleri geliştirdikten sonra genişletilmiş işlevler üstlendiğini düşünüyor.

Öbek fiiller

took on expanded functions: yeni işlevler kazanmaya başlamak

took on expanded functions ifadesinde took on, sahip olmaya başladı veya edindi anlamına gelir. Gülme gerçekten bir şeyi almaz; anlatılan, kullanım alanlarının zamanla genişlemesidir. take on + isim yapısı genellikle bir rol, işlev, özellik, anlam, önem veya sorumluluk edinmeyi anlatır. Took on, simple past biçimidir ve burada insan gelişimiyle bağlantılı bir değişimi belirtir.

Alıştırma

Cümleyi take on ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: As the team grew, Maya ____ more responsibility.

Cevabı göster

took on

They hypothesize that laughter gradually became something we could use not just during play, Dilbilgisi

2:27

Kahkahanın yavaş yavaş sadece oyun sırasında kullanabileceğimiz bir şey olmaktan çıkıp,

but within speech to convey subtle meanings Kalıp ifadeler

2:33

konuşma içinde ince anlamlar aktarmak

and a range of contexts to show our emotions.

2:35

ve duygularımızı göstermek için çeşitli bağlamlarda kullanabileceğimiz bir şeye dönüştüğünü varsayıyorlar.

Dilbilgisi

not just during play, but within speech: kapsamı genişletme

not just A, but B kalıbı A'nın doğru olduğunu gösterip B'yi ekleyerek iddianın kapsamını genişletir. Burada A during play, B ise within speech ifadesidir. Kahkaha iki ortamda da kullanılabilir; sözlü iletişim daha az beklenen durum olarak eklenir. Within speech, resmî bir konuşmanın içinde değil, sözlü iletişimin bir parçası olarak anlamına gelir. A ve B, kahkahanın kullanıldığı ortamı belirten paralel edat öbekleridir. Yaygın olan daha uzun biçim not just A, but also B şeklindedir; burada also kullanılmayabilir.

Alıştırma

Hangi cümle kütüphanenin hem araştırmaya hem de iş başvurularına yardımcı olduğunu ve kapsamı ikinci alana genişlettiğini söyler?

  1. The library offers help not just with research, but with job applications.
  2. The library offers help just with research, not with job applications.
  3. The library offers help not with research, but with job applications.
Cevabı göster

The library offers help not just with research, but with job applications.

Kalıp ifadeler

convey subtle meanings: incelikli bilgileri iletme

Convey subtle meanings, hemen fark edilmeyen incelikli bilgileri iletmek anlamına gelir. Convey; meaning, message, idea veya emotion gibi soyut nesnelerle doğal biçimde kullanılır. Burada bilgiyi taşıyan şey kahkahadır. Subtle, anlamların ince ve gözden kaçırılması kolay olduğunu belirtir. Bu anlamlar yalnızca sözcüklerin gerçek anlamından değil; tonlama, zamanlama, ifade veya bağlamdan anlaşılabilir.

Alıştırma

Vurgulanan sözcük birlikteliğiyle cümleyi tamamlayın: A slight change in tone can ____ that careful listeners notice.

Cevabı göster

convey subtle meanings

This is thought to be one of the reasons that laughter is contagious. Notlar

2:41

Kahkahanın bulaşıcı olmasının nedenlerinden birinin bu olduğu düşünülüyor.

Dilbilgisi

is thought to be: bir görüşü temkinli biçimde aktarmak

Is thought to be, “genellikle ... olduğu düşünülür veya kabul edilir” anlamına gelir. subject + be + thought + to be + description biçimindeki edilgen yapıyı kullanır; böylece cümle, bu görüşü kimin savunduğunu belirtmeden görüşü aktarır. “This is one of the reasons” şeklindeki doğrudan ifadeyle karşılaştırıldığında bu yapı, iddiayla araya biraz mesafe koyar. Açıklamayı, konuşanın kesinlikle emin olduğu bir gerçek olarak değil, genel veya aktarılmış bir görüş olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi “genellikle ... olduğu düşünülür” anlamındaki edilgen ifadeyle tamamlayın: This ancient bridge ____ over eight hundred years old.

Cevabı göster

is thought to be

Deyimler

laughter is contagious: yayılan duygu ve davranışlar

“laughter is contagious” ifadesinde contagious mecaz anlamda kullanılır. Bir kişinin kahkahası diğer insanların gülümsemesine veya gülmesine yol açabilir; böylece tepki insandan insana yayılıyormuş gibi görünür. Contagious en temel anlamıyla insanlar arasında geçebilen bir hastalığı anlatır. Ayrıca başkalarını hızla etkileyen bir duygu veya davranışı da anlatabilir. Burada kahkaha bir hastalık değildir; sözcük onun yayılma etkisini vurgular.

Alıştırma

Hangi cümlede contagious, bir duygu veya davranışın diğer insanlara yayıldığını göstermek için mecaz anlamda kullanılmıştır?

  1. Her enthusiasm was contagious, and soon everyone wanted to help.
  2. Her enthusiasm was genuine, but she showed it only in private.
  3. The infection was contagious, so the patient stayed home.
Cevabı göster

Her enthusiasm was contagious, and soon everyone wanted to help.

It's like an invitation to share in someone's emotional state. Notlar

2:45

Birinin duygusal durumunu paylaşmak için bir davet gibidir.

Deyimler

It's like an invitation to...: harekete yönelten bir etkiyi anlatmak

It's like an invitation to... soyut bir etkiyi davete benzetir. Burada kahkaha kimseye gerçek bir davette bulunmaz; diğer insanların o duyguya katılabileceklerini hissetmelerini sağlar. Kalıp, bir şey + be like an invitation to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Bir işaretin, davranışın veya durumun birini nazikçe bir şey yapmaya nasıl yönelttiğini anlatmak için kullanılır.

Alıştırma

Harekete yönelten bir etkiyi anlatmak için be like an invitation to + fiilin yalın hâli kalıbını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. An open gate is like an invitation for explore the garden.
  2. An open gate is like an invitation to explore the garden.
  3. An open gate likes an invitation to explore the garden.
Cevabı göster

An open gate is like an invitation to explore the garden.

Kalıp ifadeler

share in someone's emotional state: bir duyguya ortak olmak

Share in + bir duygu, deneyim veya sonuç, ona katılmak ya da onu başka biriyle birlikte yaşamak anlamına gelir. Bu cümlede share in someone's emotional state, o kişinin duygusuna çekilip aynı duyguyu hissetmek demektir. in edatı, duygu veya deneyimi bölüştürülen bir nesne olarak değil, katılım gösterilen bir şey olarak sunar.

Alıştırma

‘Duyguyu birlikte yaşamak’ anlamını vermek için cümleyi share ve doğru edatla tamamlayın: We all wanted to ____ her excitement after she won the race.

Cevabı göster

share in

Just hearing clips of laughter can activate key regions in your brain, Dilbilgisi

2:49

Sadece kahkaha kliplerini duymak beyninizdeki önemli bölgeleri aktive edebilir,

triggering you to smile or laugh yourself.

2:54

sizi gülümsemeye veya bizzat gülmeye tetikleyebilir.

Dilbilgisi

Just hearing clips of laughter: Just + -ing grubunun özne olması

Just hearing clips of laughter ifadesinde hearing clips of laughter, -ing biçimli bir isim-fiil grubudur ve can activate ifadesinin öznesi olarak görev yapar. Just eklendiğinde anlam “yalnızca” veya “sadece” olur: bu kesitleri duymak tek başına sonucu oluşturmaya yeter. Just + -ing grubu + sonuç kalıbı, ek bir eylem ya da koşula gerek olmadığını vurgular. Buradaki just, “kısa süre önce” anlamına gelmez.

Alıştırma

Özneyi tamamlamak için Just ve read fiilinin -ing biçimini kullanın: ____ the message made Leo smile.

Cevabı göster

Just reading

And when participants in one study watched a funny video,

2:58

Ve bir çalışmadaki katılımcılar komik bir video izlediklerinde,

they laughed significantly longer and more often when another person was present, Kalıp ifadeler

3:01

aynı düzeyde eğlendiklerini bildirmelerine rağmen,

even though they reported feeling the same level of amusement. Dilbilgisi

3:07

başka bir kişi varken önemli ölçüde daha uzun ve daha sık güldüler.

Kalıp ifadeler

significantly longer and more often: iki karşılaştırmayı nitelemek

significantly longer and more often ifadesinde significantly, birbirine bağlanan iki karşılaştırmayı da niteler: longer süreyi, more often ise sıklığı anlatır. İfade, katılımcıların gülmesinin her iki açıdan da belirgin biçimde arttığını söyler. Araştırma raporlarında significantly, istatistiksel olarak test edilmiş anlamlı bir farkı gösterebilir. Çevredeki açıklama böyle bir kanıt sunmuyorsa sözcüğü “belirgin biçimde” veya “kayda değer bir miktarda” diye daha temkinli okumak gerekir; “önemli bir biçimde” anlamında değildir.

Alıştırma

Hangi cümle, iki karşılaştırmalı sonucu bildirmek için significantly sözcüğünü doğal biçimde kullanır?

  1. The second group significantly completed the task faster and more accurately.
  2. The second group completed the task important faster and more accurately.
  3. The second group completed the task significantly faster and more accurately.
Cevabı göster

The second group completed the task significantly faster and more accurately.

Dilbilgisi

even though: sonuçla karşıtlık oluşturan bir gerçeği aktarmak

even though ödünleme ilişkisi kurar: normalde farklı bir sonuç bekletecek bir gerçeği sunar. Ardından öznesi ve fiili olan tam bir yan cümle gelir. Burada aynı düzeyde eğlence hissettiklerini bildirmeleri, yanlarında başka biri varken daha çok güldüklerine ilişkin önceki sonuçla karşıtlık oluşturur. Bu ifade daha fazla gülmenin nedenini vermez; bildirilen eğlence düzeyi aynı olmasına rağmen daha çok güldüklerini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi “şu gerçeğe rağmen” anlamındaki iki sözcüklü bağlaçla tamamlayın: ____ the road was icy, the bus arrived on time.

Cevabı göster

Even though

Human laughter is also generally louder than the play vocalizations of most animals.

3:11

İnsan kahkahası ayrıca çoğu hayvanın oyun sırasında çıkardığı seslerden genellikle daha yüksektir.

Some scientists speculate that this is because our laughter functions not only as a signal between individuals, Notlar

3:18

Bazı bilim insanları bunun nedeninin kahkahamızın sadece bireyler arasında bir sinyal olarak değil,

but a broadcast to everyone around.

3:25

aynı zamanda etraftaki herkese bir yayın olarak işlev görmesi olduğunu tahmin ediyor.

Kelime

speculate that: olası ancak doğrulanmamış bir açıklamayı belirtmek

speculate that ifadesinden sonra gelen yan cümle, mümkün görünen ancak doğrulanmamış bir açıklama veya düşünceyi aktarır. Özne bir bilim insanı, yazar, araştırmacı ya da sınırlı kanıtları inceleyen başka biri olabilir. Bu cümlede bilim insanları, gülüşün neden çevreye yönelik bir yayın gibi işlev gördüğüne dair bir hipotez sunuyor. Bu sözcük seçimi, açıklamanın kanıtlanmış değil, makul bir olasılık olarak değerlendirilmesi gerektiğini gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle doğrulanmış bir sonuç yerine kanıtlara dayanan bir olasılık sunuyor?

  1. Researchers speculate that the cave was used for winter shelter.
  2. Researchers proved that the cave was used for winter shelter.
  3. Researchers know that the cave was used for winter shelter.
Cevabı göster

Researchers speculate that the cave was used for winter shelter.

Dilbilgisi

functions not only as ... but a broadcast: iki rolü paralel biçimde anlatma

Function as + bir isim, “belirli bir rol üstlenmek” anlamına gelir. Burada kahkaha, bireyler arasında bir sinyal görevi görürken yayın gibi daha geniş bir gruba da ulaşır. Not only ... but, açıklamayı bir rolden ikinci bir role genişletir. Kısa olan ikinci bölümde also as tekrarlanmayıp anlamca tamamlanır; tam ve açıkça paralel biçim functions not only as a signal but also as a broadcast şeklindedir. Buradaki broadcast mecazidir: radyo veya televizyon programı yapmak değil, bilgiyi geniş bir çevreye iletmek anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi açık paralel yapı olan not only as ... but also as ile tamamlayın: The library functions ____ a place to borrow books, ____ a community center.

Cevabı göster

not only as · but also as

Studies found that observers across the world and as young as 5 months old Dilbilgisi

3:29

Çalışmalar, dünyanın dört bir yanındaki ve sadece 5 aylık bebekler de dahil gözlemcilerin

Dilbilgisi

as young as 5 months old: çok düşük bir yaş sınırını vurgulama

As young as + bir yaş, “bu kadar küçük bir yaşta” anlamına gelir. Şaşırtıcı olabilecek kadar düşük bir yaş sınırını vurgular; iki kişinin aynı derecede genç olduğunu karşılaştırmaz. Burada gözlemci grubuna yalnızca beş aylık bebeklerin bile dahil olması, araştırmanın yaş aralığının ne kadar geniş olduğunu gösterir.

Alıştırma

Küçük yaşı vurgulamak için cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: Children ____ four can recognize the pattern.

Cevabı göster

as young as

could reliably tell the difference between close friends and acquaintances Kalıp ifadeler

3:35

yakın arkadaşlar ve tanıdıklar arasındaki farkı

just from brief clips of them laughing. Dilbilgisi

3:39

sadece onların kısa kahkaha kliplerinden güvenilir bir şekilde söyleyebileceğini buldu.

Kalıp ifadeler

tell the difference between A and B: iki şeyi ayırt etmek

Bu cümlede tell the difference between, hangi kahkahanın yakın arkadaşlardan, hangisinin tanıdıklardan geldiğini ayırt etmek anlamına gelir. Burada tell, “ayırt etmek” veya “belirlemek” demektir; “birine bir şey söylemek” anlamında değildir. Kalıp tell the difference between A and B biçimindedir. Between, karşılaştırılan iki şeyi ya da grubu tanıtır ve bunlar genellikle and ile bağlanır. Bu kalıp sesleri, görünüşleri, tatları, fikirleri veya başka kategorileri ayırt etmek için kullanılır.

Alıştırma

İngilizce cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: Can you ____ a violin and a viola by sound alone?

Cevabı göster

tell the difference between

Dilbilgisi

just from brief clips: yalnızca sınırlı kanıt kullanmak

just from brief clips ifadesinde just “yalnızca” anlamına gelir; from ise yargının kaynağını veya dayanağını gösterir. İfade, gözlemcilerin birkaç kısa kahkaha kesiti dışında başka bir kanıta ihtiyaç duymadığını anlatır. Kullanılabilir kalıp know, recognize, identify veya tell gibi bir fiil + just from + ipucu ya da bilgi kaynağı biçimindedir. Az veya sınırlı miktardaki kanıtın yeterli olduğunu vurgular. Burada just, “az önce” anlamına gelmez.

Alıştırma

İngilizce cümleyi just from ile tamamlayın: She knew who had written the note ____ the handwriting.

Cevabı göster

just from

Similarly,

3:43

Benzer şekilde,

we can tell whether a laugh is real or fake based just on the sound. Dilbilgisi

3:44

sadece sesine dayanarak bir kahkahanın gerçek mi yoksa sahte mi olduğunu anlayabiliriz.

Dilbilgisi

whether a laugh is real or fake: dolaylı bir seçim

Whether, iki olasılık arasında dolaylı bir seçim sunar: gülüş gerçek de olabilir, sahte de olabilir. whether a laugh is real or fake yan cümlesinin tamamı, anlayabildiğimiz şeyi ifade eder. Bu yapı daha büyük bir cümlenin içindeki dolaylı soru olduğu için a laugh is biçimindeki düz cümle sırasını kullanır; is a laugh denmez. Bu kalıp, olasılıklar arasında karar verirken tell, know, check ve decide gibi fiillerden sonra kullanışlıdır.

Alıştırma

tell fiilinden sonra dolaylı soru için doğru sözcük sırasını kullanan cümle hangisidir?

  1. The scanner can tell whether is the pass valid or invalid.
  2. The scanner can tell whether the pass valid is or invalid.
  3. The scanner can tell whether the pass is valid or invalid.
Cevabı göster

The scanner can tell whether the pass is valid or invalid.

Fake or volitional laughter is produced in entirely different networks in the brain, Kelime

3:49

Sahte veya iradi kahkaha beyinde tamamen farklı ağlarda üretilir

relying on speech-like pathways. Kelime

3:54

ve konuşmaya benzer yollara dayanır.

Kelime

volitional laughter: bilerek üretilen gülme

Volitional laughter, kendiliğinden ortaya çıkan gülme yerine, bilinçli kontrol altında ve kasıtlı olarak üretilen gülmedir. Volitional, seçme veya bilinçli biçimde hareket etme yetisini anlatan volition sözcüğünden gelir. Bu cümlede fake ile volitional yan yana kullanılır çünkü ikisi de bilerek üretilen gülmeyi anlatabilir. Volitional sözcüğünü tanımlayan temel fikir bilinçli kontroldür; aldatma, ses yüksekliği veya duygunun şiddeti değildir.

Alıştırma

Volitional laughter ifadesini en iyi açıklayan seçenek hangisidir?

  1. Volitional laughter, bir grubun içinde otomatik olarak yayılan gülmedir.
  2. Volitional laughter, çok güçlü duyguların neden olduğu her türlü gülmedir.
  3. Volitional laughter, bilinçli kontrol altında kasıtlı olarak üretilen gülmedir.
Cevabı göster

Volitional laughter, bilinçli kontrol altında kasıtlı olarak üretilen gülmedir.

Kelime

speech-like pathways: konuşma için kullanılanlara benzeyen yollar

Speech-like birleşik sıfatı speech + -like yapısından oluşur ve “konuşmaya benzer” ya da “konuşmanın özelliklerini taşıyan” anlamına gelir. Pathways sözcüğünü niteler; bu nedenle ifade, gerçekten konuşan yolları değil, konuşmayla ilgili yollara benzeyen yolları anlatır. Beyinle ilgili bu bağlamda pathways, birbirine bağlı sinir sistemleri içinde sinyalleri işleyen veya taşıyan yolları ifade eder; gerçek yolları veya patikaları değil. Bu ifade, istemli kahkahanın neden daha çok kontrollü bir ses çıkarma eylemi gibi işlendiğini açıklamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Bu cümlede speech-like pathways ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. İnsanların konuştuğu bir yere giden yollar.
  2. Kendi başına konuşabilen yollar.
  3. Konuşma işlemesine benzer biçimde çalışan sinirsel yollar.
Cevabı göster

Konuşma işlemesine benzer biçimde çalışan sinirsel yollar.

Meanwhile,

3:57

Bununla birlikte,

spontaneous laughter arises from older networks that other animals also use for their vocalizations. Kelime

3:58

spontane kahkaha, diğer hayvanların da ses çıkarmak için kullandığı daha eski ağlardan ortaya çıkar.

Kelime

spontaneous laughter arises from...: doğal bir tepkinin kaynağını belirtmek

Spontaneous laughter, bilerek üretilmek yerine doğal biçimde ortaya çıkan kahkaha anlamına gelir. Bu cümlede açıklanan olgu budur. Arises from, “kaynaklanır” veya “sebebi budur” anlamına gelir. Olguyu temelindeki kaynağa ya da mekanizmaya bağlar; arise burada fiziksel olarak ayağa kalkma eylemini anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi arise from ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The delay ____ a software error.

Cevabı göster

arises from

And laughter's not just socially important, Anlatım akışı

4:06

Ve kahkaha sadece sosyal olarak önemli değil,

it's also thought to be good for us.

4:09

aynı zamanda bizim için iyi olduğu düşünülüyor.

Anlatım akışı

not just socially important, it's also: savı genişletmek

Not just, socially important ifadesini ilk nokta olarak işaretlerken bunun anlatılanların tamamı olmadığını gösterir. Ardından it's also başka türden bir yarar sunar: Kahkahanın bizim için yararlı olduğu düşünülür. not just A ... also B kalıbı, yeni bir bilgi katmanı ekleyerek açıklamayı düzenler. Burada aynı nokta tekrarlanmaz; konu kahkahanın sosyal rolünden olası sağlık etkilerine taşınır.

Alıştırma

Bu cümlede not just ... it's also ne işe yarıyor?

  1. Sosyal önem noktasından sonra sağlıkla ilgili olası bir yarar ekler.
  2. Kahkahanın sosyal önemine ilişkin ikinci bir örnek verir.
  3. Kahkahanın sosyal önemi olduğu iddiasını reddeder.
Cevabı göster

Sosyal önem noktasından sonra sağlıkla ilgili olası bir yarar ekler.

When we laugh,

4:12

Güldüğümüzde,

our brains release feel-good neurotransmitters like endorphins Kelime

4:13

beynimiz endorfin gibi iyi hissettiren nörotransmitterler salgılar

and decrease levels of stress hormones like cortisol. Kalıp ifadeler

4:17

ve kortizol gibi stres hormonlarının seviyesini düşürür.

Kelime

feel-good neurotransmitters: isimden önce gelen bileşik sıfat

Feel-good, neurotransmitters sözcüğünü niteleyen bileşik bir sıfattır. Kısa çizgi, feel ile good sözcüklerini birbirine bağlayarak isimden önce tek bir niteleyici gibi çalışmalarını sağlar; anlamı “hoş duygularla ilişkili olan veya bu duyguları oluşturan”dır. Cümlenin ana fiili bu ifade değildir; ana fiil release sözcüğüdür. Popüler bilim anlatımında feel-good, teknik terimden önce veya onun yanında dinleyiciye kolay anlaşılır bir açıklama verir. Burada endorfinler, açıklanan nörotransmiterlere örnek olarak gösterilir.

Alıştırma

Cümleyi feel ve good sözcüklerinden oluşan kısa çizgili bileşik sıfatla tamamlayın: We watched a ____ movie after dinner.

Cevabı göster

feel-good

Kalıp ifadeler

decrease levels of + ölçülebilir bir madde

Decrease levels of, “bir şeyin miktarını veya yoğunluğunu azaltmak” anlamına gelir. Bu cümlede levels, bir binanın katlarını değil, vücuttaki stres hormonlarının ölçülebilir miktarını ifade eder. Yapı decrease + levels of + madde veya göstergedir. Burada decrease geçişli bir fiildir: özne, söz konusu düzeylerin düşmesine neden olur.

Alıştırma

Cümleyi decrease, levels ve of sözcüklerini bu sırayla kullanarak tamamlayın: Regular exercise may ____ stress hormones.

Cevabı göster

decrease levels of

Some research even suggests that people who laugh more can cope with stress more effectively Kalıp ifadeler

4:21

Hatta bazı araştırmalar daha fazla gülen insanların stresle daha etkili başa çıkabildiğini

and have better cardio-vascular health.

4:27

ve kardiyovasküler sağlığının daha iyi olduğunu öne sürüyor.

Kalıp ifadeler

cope with stress: devam eden baskıyla başa çıkmak

Cope with stress, “baskı devam ederken onunla başa çıkmak ve işlevini sürdürmek” anlamına gelir. Stresin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmez. Cope fiilinden sonra, zorluktan önce normalde with gelir: cope with + stres, sorun veya değişim. Bu yapı, kişinin zor bir duruma nasıl tepki verdiğine odaklanır.

Alıştırma

Cümleyi cope ve onun gerektirdiği edatı kullanarak tamamlayın: A short walk can help me ____ stress after a difficult day.

Cevabı göster

cope with

Laughter is a universal human behavior.

4:31

Gülmek evrensel bir insan davranışıdır.

Babies can laugh before they can speak.

4:34

Bebekler konuşamadan önce gülebilirler.

Whether it's the best medicine depends on your ailment, Notlar

4:37

En iyi ilaç olup olmadığı rahatsızlığınıza bağlıdır,

but as something that makes life more tolerable,

4:41

ama hayatı daha katlanılabilir kılan,

Deyimler

the best medicine: "Laughter is the best medicine" sözüne gönderme

the best medicine ifadesi, iyi bilinen "Laughter is the best medicine." sözünü hatırlatır. Bu sözde medicine mecaz anlamda kullanılır: Gülmek moralinizi yükseltebilir, stresi azaltabilir ve kendinizi daha iyi hissetmenize katkıda bulunabilir. Burada gülmenin her hastalığı iyileştirdiği veya tedavinin yerini aldığı iddia edilmez. Yakındaki depends on your ailment sözleri bu deyişi bilinçli olarak sınırlar ve ona hafif mizahi ama dikkatli bir anlam verir.

Alıştırma

Bu cümlede the best medicine için hangi yorum uygundur?

  1. Gülmekten yapılmış bir ilacın adını verir.
  2. Gülmenin bütün tıbbi tedavilerin yerini alabileceğini iddia eder.
  3. Gülmenin insanların kendilerini daha iyi hissetmesine yardımcı olabileceğini anlatan bilinen bir sözü hatırlatır.
Cevabı göster

Gülmenin insanların kendilerini daha iyi hissetmesine yardımcı olabileceğini anlatan bilinen bir sözü hatırlatır.

strengthens bonds, Kalıp ifadeler

4:44

bağları güçlendiren

Kalıp ifadeler

strengthens bonds: ilişkileri güçlendirmek

Burada strengthens bonds, “insanlar arasındaki ilişkileri güçlendirir” anlamına gelir. Bonds, finansal tahvilleri değil; duygusal bağları, güveni veya yakınlığı ifade eder. Farklı durumlarda da kullanılabilen strengthen bonds kalıbı, ortak etkinliklerin, konuşmaların veya deneyimlerin aile üyelerini, arkadaşları, takım arkadaşlarını ya da toplulukları nasıl yakınlaştırdığını anlatır.

Alıştırma

Cümleyi strengthen bonds ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Regular family dinners can ____ between parents and children.

Cevabı göster

strengthen bonds

and potentially improves aspects of your health,

4:46

ve potansiyel olarak sağlığınızın yönlerini iyileştiren bir şey olarak,

you can't go wrong with a good laugh. Deyimler

4:49

iyi bir kahkaha ile yanılmış olamazsınız.

Dilbilgisi

Whether ... depends on ... ile koşula bağlı yargılar

Whether it's the best medicine bir isim yan cümleciğidir. Yan cümleciğin tamamı depends fiilinin öznesidir ve "onun en iyi ilaç olup olmadığı sorusu" anlamına gelir. Temel kalıp Whether + yan cümlecik + depends on + belirleyici koşul biçimindedir. Bu kalıp dikkatli ve koşula bağlı bir yargı bildirir. Bir şeyin her zaman doğru olduğunu söylemek yerine, cevabın depends on sonrasında belirtilen etkene göre değiştiğini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi Whether ... depends on ... ile tamamlayın: ____ the match will happen ____ the weather.

Cevabı göster

Whether · depends on

Deyimler

can't go wrong with: güvenilir bir seçim önermek

Can't go wrong with + isim veya -ing biçimi, bir seçeneği güvenilir ve işe yarama ihtimali yüksek olarak önermenin günlük konuşmada kullanılan bir yoludur. Burada iyi bir kahkaha, kolay ve yardımcı olma ihtimali yüksek bir seçenek olarak sunulur. Go wrong burada “yanlış yola sapmak” anlamına gelmez. Kötü bir seçim yapmak veya kötü bir sonuç almak anlamına gelir. Bu nedenle tüm ifade “bu güvenilir bir seçimdir” demektir; “başarı garantidir” anlamına gelmez.

Alıştırma

“Bu güvenilir bir seçimdir” anlamındaki kalıpla öneriyi tamamlayın: For a simple gift, you ____ a box of chocolates.

Cevabı göster

can't go wrong with

Unless you have a broken rib or something. Dilbilgisi

4:52

Kırık bir kaburganız falan yoksa.

Then it's no laughing matter. Deyimler

4:54

O zaman hiç gülünecek bir durum değil.

Dilbilgisi

Unless ile istisna koşulu belirtmek

Unless, genel bir ifadenin ya da beklenen sonucun geçerli olmamasına yol açan koşulu belirtir. “... olmadıkça” veya “... durumu hariç” anlamına gelir ve çoğu zaman if ... not ile yeniden ifade edilebilir. Burada kaburganın kırık olması, iyi bir kahkahanın her zaman yararlı olduğu düşüncesinin istisnasıdır. unless yan cümlesinin burada tek başına kullanılması komik bir zamanlama yaratır; Then ise bu istisna durumunda ne olduğunu bildirir. Normal, tamamlanmış bir cümlede unless yan cümlesi genellikle bir ana cümleye bağlanır.

Alıştırma

Cümleyi “... durumu hariç” anlamındaki bağlaçla tamamlayın: We'll have the picnic ____ it rains.

Cevabı göster

unless

Deyimler

no laughing matter: ciddi bir sorun

No laughing matter, şaka ya da küçük bir sorun gibi görülmemesi gereken ciddi bir durumu anlatan bir deyimdir. İfadeyi bir bütün olarak anlayın; yalnızca “kimse gülmüyor” anlamına gelmez. Burada kırık bir kaburga gülmeyi acı verici hâle getirebilir. Bu nedenle ifade gerçek bir uyarı verirken laughing sözcüğü de konuyla esprili bir bağlantı kurar.

Alıştırma

Uyarıyı “ciddi ve şaka yapılmaması gereken bir mesele” anlamındaki deyimle tamamlayın: A gas leak is ____.

Cevabı göster

no laughing matter

Certainly nothing to crack up about. Öbek fiiller

4:56

Kesinlikle gülmekten kırılacak bir şey değil.

Öbek fiiller

crack up: çok gülmek ve kırılma çağrışımlı söz oyunu

Burada crack up, “çok gülmek” veya “kahkahayı patlatmak” anlamına gelir. nothing to crack up about kalıbı, durumun komik olmadığını ve gülmek için bir neden bulunmadığını anlatır. Daha önce broken rib, yani kırık kaburga ifadesinin geçmesi bir söz oyunu oluşturur: crack, bir şeyin çatlamasını veya kırılmasını da çağrıştırabilir. Bu çağrışım cümleyi esprili kılar; ancak crack up burada “zihinsel veya duygusal olarak çökmek” anlamına gelmez.

Alıştırma

“Certainly nothing to crack up about.” cümlesinde crack up ne anlama gelir ve daha önce broken rib denmesi nasıl ek bir etki yaratır?

  1. Çok gülmek anlamına gelir; crack aynı zamanda bir şeyin çatlaması veya kırılması fikrini çağrıştırır.
  2. Baskı nedeniyle duygusal kontrolü kaybetmek anlamına gelir.
  3. Kırık bir kaburgayı iyileşmesi için onarmak anlamına gelir.
Cevabı göster

Çok gülmek anlamına gelir; crack aynı zamanda bir şeyin çatlaması veya kırılması fikrini çağrıştırır.

Laughter is an essential part of expressing ourselves,

5:02

Gülmek kendimizi ifade etmenin temel bir parçasıdır,

but what about more advanced means of communication? Anlatım akışı

5:04

peki ya daha gelişmiş iletişim araçları?

Anlatım akışı

what about + isim öbeği ile konu geçişi

but what about more advanced means of communication? ifadesinde what about + isim öbeği, henüz ele alınmamış bağlantılı bir konuyu gündeme getirir. Dikkati gülmekten daha gelişmiş iletişim yollarına taşır. Bu soru retoriktir ve iki konu arasında köprü kurar. Konuşmacı esas olarak dinleyicilerden cevap istemez; bunun yerine sırada hangi konunun geleceğini bildirir.

Alıştırma

“Laughter is an essential part of expressing ourselves, but what about more advanced means of communication?” cümlesinde what about ifadesinin temel işlevi nedir?

  1. Konuşmacının sırada ele alacağı bağlantılı bir konuyu tanıtır.
  2. Konuşmacının önceki konuyu unuttuğunu gösterir.
  3. Dinleyicilerden laughter kelimesini tanımlamalarını ister.
Cevabı göster

Konuşmacının sırada ele alacağı bağlantılı bir konuyu tanıtır.

Students in over 130 countries are turning their ideas into TED-style talks Kalıp ifadeler

5:08

130'dan fazla ülkeden öğrenciler, fikirlerini

with the TED-Ed Student Talks program.

5:14

TED-Ed Student Talks programıyla TED tarzı konuşmalara dönüştürüyor.

Kalıp ifadeler

Fikirlerini TED tarzı konuşmalara dönüştürmek: turn A into B

Turn A into B, A'yı dönüştürerek veya geliştirerek B hâline getirmek demektir. Burada their ideas başlangıç noktası, TED-style talks ise ortaya çıkan son biçimdir. Bu yapıda turn fiziksel olarak dönmek anlamına gelmez. Bir kişi ya da süreç nedeniyle bir biçimden veya durumdan başka bir biçime ya da duruma geçişi anlatır.

Alıştırma

Cümleyi turn A into B yapısını kullanarak tamamlayın: The editor will ____ the rough notes ____ a clear article.

Cevabı göster

turn · into

They're connecting with each other while honing their public speaking skills, Kalıp ifadeler

5:16

Topluluk önünde konuşma becerilerini geliştirirken birbirleriyle bağlantı kuruyorlar

Kalıp ifadeler

Topluluk önünde konuşma becerilerini geliştirmek: hone + skill

Hone a skill, bir beceriyi tekrarlı alıştırmayla daha keskin ve etkili hâle getirmek demektir. Burada öğrenciler, topluluk önünde konuşma becerilerini kullanırken aynı zamanda bu becerileri geliştiriyor. Geniş anlamlı improve fiiline kıyasla hone, dikkatli çalışmaya ve küçük düzeltmelere daha fazla vurgu yapar. Yaygın yapı hone + a skill veya hone + skills şeklindedir.

Alıştırma

‘Yazma becerimi alıştırma yaparak geliştirmek’ anlamını vermek için cümleyi hone + skill ile tamamlayın: I keep a daily journal to ____.

Cevabı göster

hone my writing skills

and that's no laughing matter. Deyimler

5:20

ve bu hiç de hafife alınacak bir mesele değil.

Deyimler

no laughing matter: tematik bir kelime oyunuyla ciddi vurgu

Bu cümlede no laughing matter, “önemli ve ciddiye alınması gereken bir şey” anlamına gelir. Öğrenci etkinliklerinin gerçek değerini vurgular; etkinliklerin tatsız olduğu ya da kimsenin gülmemesi gerektiği anlamına gelmez. Video gülme temasını işlediği için laughing sözcüğünün tekrarı hafif bir kelime oyunu da yaratır. Mesaj, ciddi bir tanıtım noktası verirken eğlenceli tonunu korur.

Alıştırma

Bu cümlede no laughing matter nasıl bir işlev görüyor?

  1. Etkinliklerin gerçek bir değeri olduğunu vurgularken gülme temasına da gönderme yapar.
  2. Etkinliklerin eğlenceli olmadığını söyler.
  3. Katılımcılara gülmenin yasak olduğunu söyler.
Cevabı göster

Etkinliklerin gerçek bir değeri olduğunu vurgularken gülme temasına da gönderme yapar.

Learn how to bring these free activities to a classroom or after-school program near you Kalıp ifadeler

5:22

Bu ücretsiz aktiviteleri yakınınızdaki bir sınıfa veya okul sonrası programa nasıl getireceğinizi

Kalıp ifadeler

bring these free activities to: bring A to B kalıbı

Bring A to B, bir etkinliği, hizmeti, kaynağı veya programı bir yerde ya da bir grup için erişilebilir hâle getirmek anlamına gelebilir; yalnızca fiziksel bir nesneyi taşımakla sınırlı değildir. Burada A these free activities, B ise a classroom or after-school program near you ifadesidir. Cümle, yerel öğrencilerin katılabilmesi için bu etkinlikleri söz konusu yerlere getirmeye çağırır.

Alıştırma

bring A to B kalıbını tamamlayın: The library wants to ____ free science workshops ____ neighborhood schools.

Cevabı göster

bring · to

at ed.ted.com/studenttalks.

5:27

ed.ted.com/studenttalks adresinde öğrenin.