Arakne efsanesi - Iseult Gillespie: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
551 kelime 145 kel/dk

Video özeti: Mit, Athena’ya meydan okuyan ve tanrıların güçlerini kötüye kullanışını dokumasında gösteren, çok yetenekli fakat gururlu Arachne’yi anlatır. Eseri üstün olsa da Athena onu ilk örümceğe dönüştürür; böylece son, ceza ile yılmaz bir direniş arasında açık bırakılır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. From sailors who were turned into pigs, nymphs that sprouted into trees, and a gaze that converted the beholder to stone, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: From ile başlayan listenin ana yargıdan önce canlı örnekler sunarak temaya yönelik beklenti oluşturmasını öğrenin. Bu kalıbı, bir konuşma ya da öyküye soyut bir iddia yerine somut görüntülerle başlamak için kullanabilirsiniz. 2. a swan for Leda, a bull for Europa, a shower of gold for Danae. — Kültür, medya ve gerçek dünya bağlamı: Leda, Europa ve Danae’nin Zeus’un farklı biçimlere girerek yaklaştığı kadınlar olduğunu fark edin. Böylece diziyi sıradan bir hayvan ve nesne listesi değil, mitolojik suistimallerin kanıtı olarak yorumlayabilirsiniz. 3. or is it undaunted persistence, in the shadows of giants. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Sondaki retorik sorunun, bitmeyen dokuma eylemini yalnızca kefaret değil direniş olarak yeniden yorumlayıp görünürdeki dersi nasıl değiştirdiğini görün. Bu bitiriş tekniğiyle belirsizliği koruyabilir ve okuru fazla basit bir yargıyı yeniden düşünmeye yöneltebilirsiniz.

Bu derste

From sailors who were turned into pigs, Notlar

0:06

Domuzlara dönüştürülen denizcilerden,

Öbek fiiller

turned into: edilgen biçimde şekil değişimi

Turn into, bir biçimden veya durumdan başka bir biçime ya da duruma geçmek anlamına gelir. sailors who were turned into pigs ifadesinde were turned into edilgen yapıdadır: birisi veya bir şey denizcilerin domuza dönüşmesine neden olmuştur. Etken kalıp turn A into B, edilgen kalıp ise A be turned into B şeklindedir. Burada turn dönmek veya yön değiştirmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi turn into ifadesinin geçmiş zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: At midnight last night, the wooden toy ____ a real horse.

Cevabı göster

was turned into

nymphs that sprouted into trees, Kalıp ifadeler

0:09

ağaçlara dönüşen perilere,

Kalıp ifadeler

sprouted into: büyüyerek yeni bir biçime dönüşmek

Sprout sözcüğü gerçek anlamıyla bir bitkinin büyümeye başlamasını anlatır. Burada sprouted into trees, nimflerin dönüşümüne bitkisel bir görüntü katar: bir anda yalnızca biçim değiştirmek yerine, ağaç olarak filizlenip büyüyor gibi görünürler. Fiil + into + sonuç yapısında into, ulaşılan biçimi gösterir. Sprout ile kullanıldığında bu yapı aşamalı ve doğal bir gelişimi çağrıştırır ve tarafsız turned into ifadesinden daha canlıdır.

Alıştırma

Cümleyi sprout fiilinin geçmiş zaman biçimi ve ardından into kullanarak tamamlayın: A tiny idea ____ a plan for the whole class.

Cevabı göster

sprouted into

and a gaze that converted the beholder to stone, Kültür

0:11

ve bakanı taşa çeviren bir bakışa kadar,

Kültür

a gaze that converted the beholder to stone: Medusa göndermesi

Yunan mitolojisinde Medusa'nın bakışı, ona bakan kişiyi taşa çevirir. Bu betimleme o güce gönderme yapar; dolayısıyla gaze sıradan bir göz atış değil, uzun süren ve tehlikeli bir bakıştır. Beholder, gören veya bakan kişidir. Converted the beholder to stone sonucu anlatır: bakan kişi taşa dönüşmüştür. Burada convert, bir şeyi başka bir şeyle değiştirmek değil, dönüştürmek anlamına gelir.

Alıştırma

Bu mitolojik betimlemede beholder'a ne oldu?

  1. Bakan kişi taşa dönüştürüldü.
  2. Kişi bir taşı başka bir şeyle değiştirdi.
  3. Bir taş kişiyi uzaktan izledi.
Cevabı göster

Bakan kişi taşa dönüştürüldü.

Greek mythology brims with shape-shifters. Kalıp ifadeler

0:14

Yunan mitolojisi şekil değiştirenlerle dolup taşar.

Anlatım akışı

From sailors ... to stone: sonuçtan önce örnekler

Baştaki From... listesi bir çıkış yeri belirtmez. Denizciler, su perileri ve ölümcül bir bakış gibi canlı örneklerden oluşan bir yelpaze sunar. Ana cümle olan Greek mythology brims with shape-shifters, listeden sonra gelir ve örneklerin ortak fikrini söyler. Örnekleri öne koymak, konuşmacı genel sonucu vermeden önce bir görüntü ve beklenti oluşturur.

Alıştırma

Bu cümlede baştaki From... listesi ne işe yarar?

  1. Üç dönüşümü zaman sırasına koymak.
  2. Ana cümle ortak temayı belirtmeden önce birkaç somut örnek sunmak.
  3. Üç hikâyenin de aynı yerden geldiğini göstermek.
Cevabı göster

Ana cümle ortak temayı belirtmeden önce birkaç somut örnek sunmak.

Kalıp ifadeler

brims with: bir şeyle canlı biçimde dolu olmak

Brims with, “bir şeyle dolu olmak” veya “çok sayıda şey içermek” anlamına gelir. Bu cümlede Yunan mitolojisi, çok sayıda şekil değiştiren varlık içeriyormuş gibi anlatılır. Bu imge, ağzına kadar dolu bir kaptan gelir; ancak özne gerçek bir kap olmak zorunda değildir. Bir hikâye, yer veya kişi de özne olabilir. X brims with Y kalıbı bolluğu canlı biçimde vurgular ve çoğu zaman X is full of Y yapısından daha etkileyicidir.

Alıştırma

Cümleyi brim with ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The spring garden ____ color and birdsong.

Cevabı göster

brims with

The powerful gods usually changed their own forms at will, Kalıp ifadeler

0:18

Güçlü tanrılar genellikle kendi şekillerini istedikleri gibi değiştirirdi,

Kalıp ifadeler

at will: kişi ne zaman isterse özgürce

At will, “özgürce, kişi ne zaman isterse” anlamına gelir. Birinin bir eylemin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini veya ne zaman gerçekleşeceğini kontrol ettiğini gösterir. Burada tanrılar ne zaman biçim değiştireceklerini seçebilir. Bu ifadede will, “seçim” veya “istek” anlamındaki bir isimdir. Gelecek zamandan söz etmek için kullanılan yardımcı fiil will değildir.

Alıştırma

Hangi cümle oyuncunun modlar arasında ne zaman geçiş yapacağını özgürce seçebildiği anlamına gelir?

  1. The player can switch modes at will.
  2. The player switches modes willingly.
  3. The player will switch modes tomorrow.
Cevabı göster

The player can switch modes at will.

but for mortals, Anlatım akışı

0:22

ama ölümlüler için,

the mutations were often unwanted.

0:23

bu değişimler genellikle istenmeyen şeylerdi.

Anlatım akışı

but for mortals: karşıtlığı ölümlülere yöneltmek

But, tanrılardan karşıt duruma geçildiğini gösterir. For mortals, ‘ölümlüleri ele aldığımızda’ veya ‘ölümlüler söz konusu olduğunda’ anlamına gelir; bir şeyin onların yararı için yapıldığı anlamına gelmez. Mortals, tanrıların aksine ölebilen insanları ifade eder. Cümle önce tanrıların değişimlerini istedikleri gibi kontrol ettiğini, sonra da ölümlülerin çoğu zaman istemedikleri değişimlere maruz kaldığını anlatır. Bu karşıtlık, bilgiyi kontrolün kimde olduğu etrafında düzenler.

Alıştırma

Bu cümlede but for mortals ne işe yarıyor?

  1. ‘Ölümlüler var olmasaydı’ anlamına gelir.
  2. Ölümlüleri tanrılarla karşılaştırır ve ‘ölümlüler söz konusu olduğunda’ anlamına gelir.
  3. Tanrıların ölümlülerin yararı için biçim değiştirdiğini söyler.
Cevabı göster

Ölümlüleri tanrılarla karşılaştırır ve ‘ölümlüler söz konusu olduğunda’ anlamına gelir.

One such unnerving transformation befell the spinner Arachne. Kelime

0:26

Dokumacı Arakne'nin başına da işte böyle ürkütücü bir dönüşüm geldi.

Kelime

befell the spinner Arachne: olay + befall + kişi

Befell, befall fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Genellikle kötü, korkutucu veya tuhaf bir olayın birinin başına geldiğini anlatır. Burada ürkütücü dönüşüm olaydır; iplik eğiricisi Arakne ise bu olaydan etkilenen kişidir. A spinner, iplik eğiren kişi demektir. Befell, ‘düştü’ anlamına gelmez. Yaygın yapı olay + befall + kişi şeklindedir. Olay öznedir ve etkilenen kişi doğrudan fiilden sonra gelir.

Alıştırma

Cümleyi befall fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: A terrible fate ____ the young king.

Cevabı göster

befell

Arachne was the daughter of a tradesman

0:32

Arakne, günlerini kumaşları en koyu mor tonlarına boyayarak geçiren

who spent his days dyeing cloth the deepest shades of purple. Kalıp ifadeler

0:34

bir tüccarın kızıydı.

Kalıp ifadeler

spent his days dyeing: uzun süreli bir etkinlik için spend one's days doing

Spend one's days doing, bir etkinliği uzun bir dönem boyunca düzenli olarak yapmak anlamına gelir ve çoğu zaman bir işi, alışkanlığı veya temel yaşam biçimini anlatır. Buradaki spent his days dyeing, kumaş boyamanın zanaatkârın günlük işi olduğunu, tek seferlik bir eylem olmadığını gösterir. Yapı spend + his veya her gibi bir iyelik sözcüğü + days + -ing biçimidir. Bir kişinin zamanını genellikle neyle geçirdiğini vurgular; günün her dakikasında o işi yaptığı anlamına gelmek zorunda değildir.

Alıştırma

Cümleyi spend one's days doing yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After retiring, Mr. Lee ____ in his garden.

Cevabı göster

spent his days working

She had a flair for spinning the finest threads, Notlar

0:39

En ince iplikleri eğirme,

Kalıp ifadeler

had a flair for: bir etkinlikte doğal yetenek

Have a flair for something, bir konuda doğal ve fark edilir bir yeteneğe ya da özel bir sezgiye sahip olmak anlamına gelir. Buradaki had a flair for spinning, Arachne'nin ince iplik üretme konusunda özellikle yetenekli olduğunu, yalnızca bunu yapabildiğini değil, gösterir. Have, has veya had a flair for ifadesinden sonra bir isim ya da -ing biçimi gelir: a flair for design; a flair for telling stories.

Alıştırma

Cümleyi have a flair for ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Priya ____ explaining difficult ideas clearly.

Cevabı göster

has a flair for

weaving them into flowing fabric,

0:43

onları dökümlü kumaşlara dokuma,

and creating magnificent tapestries.

0:45

ve muhteşem duvar halıları yaratma konusunda bir yeteneği vardı.

Dilbilgisi

spinning..., weaving... ve creating...: paralel bir -ing dizisi

spinning, weaving ve creating şeklindeki üç -ing öbeği, had a flair for ifadesindeki for edatının birbirine paralel tümleçleridir. Onun yetenekli olduğu etkinlikleri belirtirler; weaving ve creating ayrı ana eylemler değildir. Üç ögenin de aynı -ing biçiminde tutulması paralel bir yapı oluşturur. Sıralama da iplik yapma, ipliği kumaşa dönüştürme ve dekoratif duvar halıları yapma şeklindeki beceri zincirini izler; them sözcüğü threads sözcüğünü gösterir.

Alıştırma

has a flair for ifadesinden sonra üç etkinliği de aynı paralel -ing biçiminde tutan cümle hangisidir?

  1. Maya has a flair for sketching characters, to color scenes, and the design of covers.
  2. Maya has a flair for sketching characters, coloring scenes, and designing covers.
  3. Maya has a flair for sketch characters, coloring scenes, and designed covers.
Cevabı göster

Maya has a flair for sketching characters, coloring scenes, and designing covers.

People flocked to watch her hands flying across her loom, Kalıp ifadeler

0:48

İnsanlar, ellerinin tezgahının üzerinde adeta uçmasını izlemek için akın ederdi,

Kalıp ifadeler

flocked to watch: aynı amaç için birçok kişinin toplanması

flocked to watch ifadesinde flocked, birçok kişinin izlemek istediği için büyük sayılar hâlinde geldiğini veya toplandığını belirtir. Yalnızca people went to watch demekten daha canlıdır. Bu fiil, kuşların veya hayvanların grup hâlinde hareket etmesini çağrıştırır, ancak burada insanları anlatır; insanların gerçekten kuş olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

“Bir şeyi yapmak için büyük sayılar hâlinde geldiler” anlamındaki iki sözcüklü geçmiş zaman ifadesini yazın: When the museum opened its dinosaur hall, families ____ see it.

Cevabı göster

flocked to

as if thread sprung directly from her fingertips. Deyimler

0:52

sanki iplik doğrudan parmak uçlarından çıkıyor gibiydi.

Deyimler

as if thread sprung directly from her fingertips: gerçek olmayan bir görüntü

As if hayalî bir karşılaştırma başlatır: İplik sanki doğrudan onun parmak uçlarından çıkıyormuş gibi görünür. Bu görüntü gerçek anlamlı değildir; kadının hızını ve becerisini abartarak dokuma işini neredeyse sihirli gösterir. Anlatılarda as if + yan cümle, gözlemcilerin gerçekten gördüğü bir şeyi, onun benzediği canlı ve hayalî bir görüntüyle birleştirebilir.

Alıştırma

Bu cümledeki as if yan cümlesi ne anlama geliyor?

  1. Becerisi, ipliğin doğrudan parmaklarından çıkıyormuş gibi görünmesini sağladı.
  2. İpliği insanlara göstermek için dokumayı bıraktı.
  3. İplik gerçekten parmaklarından çıktı.
Cevabı göster

Becerisi, ipliğin doğrudan parmaklarından çıkıyormuş gibi görünmesini sağladı.

But as praise for her work grew, Dilbilgisi

0:56

Ancak işine yönelik övgüler arttıkça,

so did her pride.

0:58

gururu da arttı.

Dilbilgisi

As praise for her work grew, so did her pride: devrik yapıyla paralel artış

As praise for her work grew, yaptığı işe yönelik övgülerin arttığı anlamına gelir. So did her pride devrik bir yapı kullanır: did daha önce geçen grew fiilinin yerini alır ve yardımcı fiil her pride öznesinden önce gelir. Tam anlamı her pride grew too şeklindedir. As A grew, so did B yapısının tamamı, paralel olarak artan iki değişimi gösterir. Burada ayrıca artan övgülerin onun kibrini beslediğini düşündürür; so did içindeki so, “bu nedenle” anlamına gelmez.

Alıştırma

Paralel artış yapısını tamamlayın: ____ the project's costs rose, ____ the pressure on the team.

Cevabı göster

As · so did

Arachne could often be heard boasting about her skills, Dilbilgisi

1:00

Arakne'nin sık sık becerileriyle övündüğü duyulurdu,

Dilbilgisi

could often be heard boasting: geçmiş anlatımda edilgen algı yapısı

Could be heard doing, hear someone doing yapısının edilgen biçimidir. Arachne, yaptığı şey insanlar tarafından duyulan kişidir; dinleyenlerin kim olduğu ise belirtilmez. Böylece hikâyenin odağı Arachne'de ve davranışının ne kadar dikkat çekici olduğunda kalır. Burada could often be heard, insanların geçmişte onu tekrar tekrar duyduğunu anlatır; Arachne'nin kendi yeteneğini ifade etmez. Boasting, kişinin becerilerinden aşırı gururla söz etmesi anlamına gelir. Bu nedenle ifade tarafsız değil, eleştirel bir ton taşır.

Alıştırma

İnsanların eylemi tekrar tekrar duyduğunu göstermek için cümleyi could be heard ile tamamlayın: During the summer camp, Leo ____ singing by the lake every morning.

Cevabı göster

could be heard

declaring that her talent surpassed anyone else's, Kelime

1:04

yeteneğinin herkesinkini aştığını ilan ederdi,

mortal or divine.

1:07

ölümlü ya da tanrısal.

Kelime

surpassed anyone else's, mortal or divine: ismin çıkarıldığı resmî karşılaştırma

Surpassed, bir şeyin başka bir şeyden daha üstün ya da daha iyi olduğunu anlatır ve than olmadan doğrudan nesne alır. Anyone else's iyelik bildiren bir ifadedir: talent zaten açık olduğu için çıkarılmıştır. Bu yüzden tam karşılaştırma her talent surpassed anyone else's talent şeklindedir. Mortal or divine, anyone else kapsamını hem insanları hem de tanrıları içine alacak şekilde genişletir. Bu sıkıştırılmış edebî anlatım, iddiasının aşırı ve kibirli duyulmasına yol açar.

Alıştırma

Hangi cümle surpass fiilini doğru kullanır ve else's sonrasında tekrarlanan ismi çıkarır?

  1. Her final score surpassed than everyone else's.
  2. Her final score surpassed everyone else's.
  3. Her final score surpassed everyone else.
Cevabı göster

Her final score surpassed everyone else's.

She refused to see weaving as a gift from the gods, Dilbilgisi

1:09

Dokumacılığı tanrılardan gelen bir hediye olarak görmeyi reddetti,

Dilbilgisi

refused to see weaving as a gift: X'i Y olarak görmeyi reddetmek

see X as Y yapısında see, “gözle görmek” değil, “anlamak veya kabul etmek” anlamına gelir. X yorumlanan şeydir; Y ise X'e verilen kimlik, özellik veya açıklamadır. Burada weaving X, a gift from the gods ise Y'dir. Refused to see, reddedişin bilinçli olduğunu gösterir: bu yorumu kabul etmek istememiştir. Başka durumlarda da kullanılabilen refuse to see X as Y yapısı, “X'i Y olarak görmeyi reddetmek” demektir.

Alıştırma

failure ve a lesson ifadelerini see X as Y yapısında kullanarak cümleyi tamamlayın: After the loss, the coach encouraged us to ____.

Cevabı göster

see failure as a lesson

rather, Anlatım akışı

1:13

aksine,

she flaunted it as her own personal genius. Kelime

1:14

bunu kendi kişisel dehası olarak sergiledi.

Anlatım akışı

rather, she...: reddedilen bir düşüncenin yerine yenisini koymak

Burada rather, daha önce reddedilen düşüncenin yerine geçen ifadeyi başlatır. Bilgi “A değil; onun yerine B” biçiminde düzenlenir: dokumacılığın tanrıların armağanı olduğu iddiasını reddeder ve bunun yerine bu beceriyi kendi dehasının kanıtı olarak gösterir. Buradaki rather, “onun yerine” veya “aksine” anlamına gelen düzeltici bir bağlayıcıdır. rather difficult gibi bir ifadede derece bildiren zarf değildir.

Alıştırma

rather bu cümlede nasıl bir ilişkiyi gösteriyor?

  1. İkinci ifade, daha sonra gerçekleşen ilgisiz bir olayı ekler.
  2. İkinci ifade, aynı betimlemenin derecesini belirtir.
  3. İkinci ifade, reddedilen düşüncenin yerine karşıt açıklamayı getirir.
Cevabı göster

İkinci ifade, reddedilen düşüncenin yerine karşıt açıklamayı getirir.

Kelime

flaunted it as her own personal genius: eleştirel ton taşıyan gösterişli övünme

Flaunted, “çok dikkat çekici ve övüngen bir biçimde sergiledi” anlamına gelir. Genellikle anlatıcının eleştirisini taşır; bu yüzden showed sözcüğünden daha güçlü ve daha az tarafsızdır. Burada it, onun dokuma becerisini ifade eder. as ile başlayan bölüm, bu beceriyi onun kendi olağanüstü yeteneğinin kanıtı olarak sunar: yalnızca eserini göstermekle kalmaz, bütün başarıyı kendine mal eder.

Alıştırma

Hangi cümle, gösterişli bir sergilemeyi eleştirmek için flaunt sözcüğünü en uygun biçimde kullanır?

  1. He checked the time on his watch before the meeting.
  2. He showed the repair clerk where the watch was scratched.
  3. He flaunted his expensive watch at every meeting.
Cevabı göster

He flaunted his expensive watch at every meeting.

Unfortunately,

1:18

Ne yazık ki,

the goddess of wisdom and crafts, Athena, Kültür

1:19

bilgelik ve zanaat tanrıçası Athena,

overheard Arachne making these claims.

1:22

Arakne'nin bu iddialarını kulak misafiri oldu.

Kültür

the goddess of wisdom and crafts, Athena: unvanının neden önemli olduğu

the goddess of wisdom and crafts unvanı Athena'nın tanrısal alanını belirtir. Burada crafts, dokumacılık gibi beceri gerektiren el işlerini de kapsar; dolayısıyla dokumacılık Athena ile ilişkilendirilen alana girer. Bu, Arachne'nin iddialarının Athena için neden önemli olduğunu açıklar: dokuma becerisinin bütün başarısını kendine mal etmesi, Athena'nın alanına bağlı onur ve otoriteye meydan okur. Unvan ve Athena aynı kişiyi ifade eder; unvan, çatışmayı anlamak için gerekli arka planı sağlar.

Alıştırma

Anlatıcı burada Athena'yı neden the goddess of wisdom and crafts olarak tanıtır?

  1. Bu unvan, Athena'nın dokumacılığı Arachne'den öğrendiği anlamına gelir.
  2. Athena yalnızca dedikodu dinlemekten hoşlanan ve olayla ilgisi olmayan bir yoldan geçen kişi olarak tanıtılır.
  3. Onun alanı dokumacılık gibi zanaatları içerir; bu yüzden Arachne'nin iddiası doğrudan onun otoritesiyle ilgilidir.
Cevabı göster

Onun alanı dokumacılık gibi zanaatları içerir; bu yüzden Arachne'nin iddiası doğrudan onun otoritesiyle ilgilidir.

Planning to teach the ungrateful girl a lesson, Kalıp ifadeler

1:25

Nankör kıza bir ders vermeyi planlayan Athena,

Kalıp ifadeler

teach someone a lesson: birini cezalandırarak ders vermek

teach someone a lesson ifadesindeki lesson, birinin kötü davranışından pişman olmasını amaçlayan tatsız bir deneyim ya da ceza demektir. Burada amaç nankör kızı cezalandırmaktır; ona sınıfta ders vermek değildir. Kalıp teach + kişi + a lesson şeklindedir. teach ile a lesson arasındaki kişi, sonuçlar yoluyla ders alması amaçlanan kişidir.

Alıştırma

Bu cümlede planning to teach the girl a lesson ne anlama gelir?

  1. ona sıradan bir ders vermeyi planlıyor
  2. onu cezalandırıp sonuçlardan ders almasını sağlamayı planlıyor
  3. ondan başka birine ders vermesini istemeyi planlıyor
Cevabı göster

onu cezalandırıp sonuçlardan ders almasını sağlamayı planlıyor

Athena disguised herself as an old woman and stole amongst the mortals. Notlar

1:28

yaşlı bir kadın kılığına girdi ve ölümlülerin arasına karıştı.

Kalıp ifadeler

disguise oneself as ...: sahte bir kimliğe bürünmek

Disguise oneself as + kimlik, kişinin görünüşünü değiştirerek başkalarının onu başka biri ya da belirli bir tür kişi sanmasını sağlamak demektir. Burada Athena, yaşlı bir kadın gibi görünerek gerçek kimliğini gizler. Dönüşlülük zamiri özneye geri gönderme yapar: I disguise myself, she disguises herself ve they disguise themselves. As, taklit edilen kimliği veya görünüşü tanıtır.

Alıştırma

Cümleyi disguise oneself as kalıbında eksik olan sözcüklerle tamamlayın: Daniel disguised ____ a hotel guest to enter the private event unnoticed.

Cevabı göster

himself as

Kelime

stole amongst the mortals: çalmak değil, sessizce hareket etmek

Bu cümlede stole, steal fiilinin geçmiş zaman biçimidir ancak “bir şey aldı” anlamına gelmez. Edebî anlatımda steal, “sessizce veya gizlice hareket etmek” anlamında kullanılabilir. Bu nedenle burada Athena'nın dikkat çekmeden ölümlülerin arasına karıştığı anlatılır. amongst the mortals ifadesi, onun hareket ettiği yeri veya grubu gösterir; çalınan bir nesneyi göstermez. steal fiilinden sonra çalınan bir şey yerine bir yön veya yer geldiğinde bu yapı, hareket anlamını fark etmeye yardımcı olur.

Alıştırma

Örnekteki stole amongst the mortals ne anlama gelir?

  1. Ölümlülerin arasında sessizce hareket etti.
  2. Ölümlülerden hırsızlık yapmalarını istedi.
  3. Ölümlülerin eşyalarını aldı.
Cevabı göster

Ölümlülerin arasında sessizce hareket etti.

She berated Arachne in public. Kelime

1:33

Arakne'yi herkesin içinde azarladı.

Kelime

berated Arachne in public: herkesin önünde ağır bir azarlama

Berated, “sertçe azarladı veya ağır biçimde eleştirdi” anlamına gelen güçlü ve oldukça resmî bir fiildir. Sözleri hafif bir düzeltme ya da sıradan bir şikâyet olarak değil, güçlü bir sözlü saldırı olarak sunar. Berate geçişli bir fiildir: berate someone; ayrıca sıkça berate someone for something yapısı kullanılır. In public, azarlamanın başka insanların önünde gerçekleştiğini ve bunun daha küçük düşürücü olabileceğini belirtir.

Alıştırma

She berated Arachne in public. cümlesine en uygun açıklama hangisidir?

  1. Arachne'ye sessizce küçük bir öneride bulundu.
  2. Arachne'yi başka insanların önünde sertçe azarladı.
  3. Arachne'yi seyircilerin önünde övdü.
Cevabı göster

Arachne'yi başka insanların önünde sertçe azarladı.

How dare the weaver claim herself greater than the gods? Ton ve niyet

1:36

Dokumacı kendisinin tanrılardan daha büyük olduğunu iddia etmeye nasıl cüret ederdi?

Ton ve niyet

How dare ... claim ...?: sert bir azarlama

How dare + özne + fiilin yalın hâli gerçek bir bilgi sorusu değildir. Konuşanın bir davranışı şaşırtıcı, saygısız veya kabul edilemez bulduğunu gösteren sert bir çıkıştır. Burada soru, dokumacıyı kendisinin tanrılardan daha üstün olduğunu iddia ettiği için kınar. dare sözcüğünden sonra claim yalın hâlde kalır; bütün kalıp, cesareti nereden bulduğunu sormak yerine azarlama işlevi görür.

Alıştırma

Güçlü azarlamayı How dare + özne + fiilin yalın hâli ile tamamlayın: ____ open my private letter without permission?

Cevabı göster

How dare you

But Arachne only laughed,

1:39

Ama Arakne sadece güldü,

barely looking up from her loom. Ton ve niyet

1:41

tezgahından başını zar zor kaldırdı.

Ton ve niyet

barely looking up: gözlerini neredeyse hiç kaldırmamak

Burada barely, “neredeyse hiç” veya “çok az” anlamına gelir. Barely looking up, dokumacının tezgâhta çalışmaya devam ederken gözlerini veya başını çok az kaldırması demektir. Başını kaldırmak normalde birine dikkat verildiğini gösterir. Bu yüzden bu bağlamda başını sadece biraz kaldırmak ilgisizlik, küçümseme veya meydan okuma anlamı taşıyabilir. Daha genel olarak, daha kapsamlı bir tepkinin beklendiği durumlarda küçük bir fiziksel hareket tutumu gösterebilir.

Alıştırma

"During the meeting, Leo kept drawing, barely looking up when his name was called," cümlesinde barely looking up neyi gösterir?

  1. Başını yalnızca biraz kaldırdı ve o ana çok az dikkat verdi.
  2. Korkmasına rağmen cesurca başını kaldırdı.
  3. Yanıt vermeye hevesli olduğu için başını hızla kaldırdı.
Cevabı göster

Başını yalnızca biraz kaldırdı ve o ana çok az dikkat verdi.

Provoked,

1:43

Kışkırtılan,

the old woman threw off her cloak to reveal her true form. Öbek fiiller

1:44

yaşlı kadın gerçek formunu ortaya çıkarmak için pelerinini fırlattı.

Öbek fiiller

threw off her cloak: pelerini aniden ve güçlü bir hareketle çıkarmak

Burada threw off her cloak, kadının pelerinini hızlı ve güçlü bir hareketle çıkardığı anlamına gelir. Throw off, kişinin üzerindeki bir şeyi aniden çıkarmasını anlatabilir; o şeyi mutlaka uzağa fırlatması gerekmez. Hareket ani ve güçlü duyulduğu için kılık değiştirmiş hâlden gerçek surete geçişi daha dramatik kılar.

Alıştırma

Cümleyi throw off ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The costume became too hot, so Nina ____ the heavy cape and stepped away.

Cevabı göster

threw off

If Arachne insisted on defaming the gods, Notlar

1:49

Eğer Arakne tanrıları karalamakta ısrar ederse,

Kalıp ifadeler

insisted on defaming: insist on + -ing biçimi

insisted on defaming ifadesinde insist on + -ing biçimi, karşı çıkılsa bile bir eylemi yapmaya veya sürdürmeye kararlı olmayı anlatır. On bir edattır; bu yüzden ardından defame fiilinin -ing biçimi olan defaming gelir. Birinin vazgeçmediği bir eylemi anlatmak için insist on + isim/-ing biçimi kullanılır. Bu yapı insist to + fiil ile değiştirilemez; insisted to defame burada standart bir kullanım değildir. Bu cümlede defaming, tanrılar hakkında onların itibarına zarar verecek biçimde konuşmak veya onları bu biçimde betimlemek demektir.

Alıştırma

Cümleyi on ve check fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The editor insisted ____ every source before publication.

Cevabı göster

on checking

Athena would challenge her to a contest directly.

1:52

Athena onu doğrudan bir yarışmaya davet edecekti.

Dilbilgisi

If Arachne insisted ..., Athena would challenge ...: bir koşulu sonucuna bağlamak

If yan cümlesi bir koşul ortaya koyar: Arachne'nin tanrılara hakaret etmeyi sürdürmesi. Bu koşulun kesinlikle gerçekleştiğini söylemez. Ana cümle, koşul gerçekleşirse Athena'nın hangi eylemi yapacağını belirtir. Kalıp If + simple past, ... would + fiilin yalın hâli şeklindedir: insisted ... would challenge. Geçmiş zamanda anlatılan bu hikâyede would challenge, if yan cümlesine bağlı sonuçtur; daha sonraki bir eylem hakkında koşulsuz bir ifade değildir.

Alıştırma

Hangi cümle If + simple past, ... would + fiilin yalın hâli yapısıyla bir koşulu sonucuna doğru biçimde bağlar?

  1. If Liam refused to apologize, Maya would left the meeting.
  2. If Liam would refuse to apologize, Maya left the meeting.
  3. If Liam refused to apologize, Maya would leave the meeting.
Cevabı göster

If Liam refused to apologize, Maya would leave the meeting.

Masking her shock at the appearance of the gray-eyed goddess, Dilbilgisi

1:57

Gri gözlü tanrıçanın ortaya çıkışındaki şokunu gizleyen

Dilbilgisi

Masking her shock: ana cümleyle aynı özneyi taşıyan başlangıç -ing öbeği

Masking her shock, cümle başında kullanılan bir şimdiki zaman ortacı (-ing) öbeğidir. Arka plandaki bir eylemi kısaltır: Ana cümlenin öznesi, ana eylemi yaparken şaşkınlığını gizler. Masking eylemini yaptığı anlaşılan kişi, ardından gelen ana cümlenin öznesi olmalıdır. Tam cümlede bu kişi Arachne’dir. The gray-eyed goddess, at ile başlayan edat öbeğinin içindedir ve Masking eylemini yapan kişi değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede baştaki -ing öbeği ile ana cümlenin öznesi arasında açık ve mantıklı bir eşleşme vardır?

  1. Masking his disappointment, Noah congratulated the winner.
  2. Masking his disappointment, the trophy was handed to Noah.
  3. Masking his disappointment, the ceremony ended quietly.
Cevabı göster

Masking his disappointment, Noah congratulated the winner.

Arachne accepted the challenge.

2:01

Arakne, meydan okumayı kabul etti.

Athena drew up her own glittering loom as a great crowd gathered to watch. Notlar

2:03

Büyük bir kalabalık izlemek için toplanırken Athena kendi ışıltılı dokuma tezgahını kurdu.

Kelime

drew up her own glittering loom: bağlama göre belirlenen fiziksel bir hareket

Bu sahnede drew up her own glittering loom, Athena'nın dokuma tezgâhını öne getirdiği veya kullanabileceği bir konuma yerleştirdiği anlamına gelir. Cümle somut bir hazırlık hareketi anlatır, ancak hareketin tam olarak nasıl yapıldığını belirtmez. Draw up, nesnesine ve bağlama göre anlam değiştirir. Belgelerle kullanıldığında draw up a contract örneğindeki gibi çoğu zaman “yazılı olarak hazırlamak” anlamına gelir. Burada loom fiziksel bir nesnedir, bu yüzden belge hazırlama anlamı uygun değildir.

Alıştırma

Bu cümlede drew up her own glittering loom ne anlama geliyor?

  1. Tezgâhı öne getirdi veya kullanılacak konuma yerleştirdi.
  2. Tezgâhı yapmak için resmî bir plan yazdı.
  3. Kâğıda tezgâhın resmini çizdi.
Cevabı göster

Tezgâhı öne getirdi veya kullanılacak konuma yerleştirdi.

Anlatım akışı

as a great crowd gathered to watch: eş zamanlı arka plan

Burada as bir zaman ilişkisi kurar: Athena'nın hareketi, kalabalık izlemek için toplanırken gerçekleşir. Kalabalıkla ilgili yan cümle, hareketin nedenini değil arka planını verir. Bu yapı, anlatıcının ana olayı ve gelişmekte olan bir sahneyi aynı zaman çizgisine yerleştirmesini sağlar. Bu kullanımda as, while sözcüğüne yakındır ve çoğu zaman arka plandaki durumun gelişmekte olduğunu düşündürür.

Alıştırma

Özgün cümlede as hangi ilişkiyi ifade ediyor?

  1. İki hareket aynı anda gerçekleşiyor.
  2. Athena, kalabalık toplanmaya başlamadan önce işini bitiriyor.
  3. Kalabalığın gelişi tezgâhın parlamasına neden oluyor.
Cevabı göster

İki hareket aynı anda gerçekleşiyor.

The weavers began,

2:10

Dokumacılar başladı,

eyes fixed and shuttles blurring. Dilbilgisi

2:11

gözleri sabitlendi ve mekikleri bulanıklaştı.

Dilbilgisi

eyes fixed and shuttles blurring: iki paralel durum ayrıntısı

eyes fixed and shuttles blurring, ad ve onu betimleyen öğeden oluşan iki paralel grup içerir. eyes fixed grubunda fixed, gözlerin durumunu anlatan geçmiş zaman ortacı biçimidir; shuttles blurring grubunda ise blurring, dokuma mekiklerinin hızla hareket ettiğini anlatan -ing ortacıdır. Bu sözler, çekimli fiilleri olan tam bir cümle değil, sahneye eklenen kısa bir betimlemedir. Dokumacıların dikkati ile mekiklerin hızını aynı anda gösterir; ana eylemi ise asıl anlatı taşır.

Alıştırma

Vurgulanan parça anlatıda ne işe yarar?

  1. Geçmiş zamanda iki tamamlanmış eylem bildirir.
  2. Ana eyleme aynı anda gerçekleşen iki durum ayrıntısı ekler.
  3. Dokumacılara iki emir verir.
Cevabı göster

Ana eyleme aynı anda gerçekleşen iki durum ayrıntısı ekler.

Athena conjured wisps of cloud from above and slender threads of grass from below Anlatım akışı

2:14

Athena bir güç gösterisinde

in a spectacle of strength. Kelime

2:19

yukarıdan bulut tutamlarını ve aşağıdan ince çim ipliklerini çağırdı.

Anlatım akışı

from above ... from below: zıt kaynakları paralel düzenleme

from above ve from below, aynı edatı zıt yön bildiren sözcüklerle kullanır. Her ifade, konumunu ya da kaynağını belirttiği malzemenin yanında durur: wisps of cloud from above ve slender threads of grass from below. from ... kalıbının tekrarlanması ve above ile below sözcüklerinin eşleştirilmesi, bilgiyi simetrik biçimde düzenler. Okur, malzemelerin hem gökten hem yerden getirildiğini canlandırır; bu da Athena'nın güç gösterisini geniş kapsamlı ve etkileyici hissettirir.

Alıştırma

Hangi cümle aynı yukarı-aşağı paralel düzenini en iyi korur?

  1. Lights and cool air came from somewhere nearby.
  2. The stage was bright, and the music was loud.
  3. Lights shone from above, and cool air rose from below.
Cevabı göster

Lights shone from above, and cool air rose from below.

Kelime

a spectacle of strength: görkemli bir güç gösterisi

Bu cümlede a spectacle, dikkat çeken etkileyici bir görüntü veya gösteri anlamındadır. A spectacle of strength, yalnızca birinin güçlü olduğunu söylemek yerine gücü dramatik ve gözle görülür bir sahne olarak sunar. Buradaki tekil spectacle ismi çarpıcı bir sahne demektir. “Gözlük” anlamı, özellikle Britanya İngilizcesinde genellikle çoğul spectacles biçimiyle ifade edilir.

Alıştırma

“The fireworks created a spectacle of color above the city,” cümlesinde a spectacle ne anlama gelir?

  1. bir gözlük
  2. izlenmek için sergilenen etkileyici bir görüntü
  3. sessiz ve özel bir konuşma
Cevabı göster

izlenmek için sergilenen etkileyici bir görüntü

She wove tremendous scenes that showed the power of the gods,

2:21

Tanrıların gücünü gösteren muazzam sahneler dokudu,

Poseidon riding the waves, Kültür

2:25

dalgaları süren Poseidon,

Zeus firing thunderbolts,

2:27

şimşekler fırlatan Zeus,

and Apollo hurtling across the sky.

2:29

ve gökyüzünde hızla ilerleyen Apollo.

Kültür

Poseidon riding... Zeus firing... Apollo hurtling...: mitolojik görüntü ipuçları

Üç görüntü, Yunan mitolojisinden tanıdık ipuçları kullanır. Poseidon deniz tanrısıdır, bu nedenle dalgalara biner. Zeus’un ayırt edici silahı yıldırımdır. Apollo gökyüzünü geçerken gösterilir; daha sonraki Yunan ve Roma gelenekleri onu güneş ve ışıkla da ilişkilendirir. Dil bilgisi bakımından Poseidon riding..., Zeus firing... ve Apollo hurtling..., scenes sözcüğünden sonra gelen üç paralel görüntü tasviridir. Athena’nın ne dokuduğunu anlatırlar; üç yeni ana cümle değildirler.

Alıştırma

Cümledeki üç görüntüyü doğru biçimde eşleştiren yorum hangisidir?

  1. Poseidon gökyüzünü geçerken, Zeus yer altında ve Apollo dalgalara binerken
  2. Poseidon dalgalarla, Zeus yıldırımlarla ve Apollo gökyüzünü geçerken
  3. Poseidon yıldırımlarla, Zeus dalgalarla ve Apollo yer altında
Cevabı göster

Poseidon dalgalarla, Zeus yıldırımlarla ve Apollo gökyüzünü geçerken

In Athena's splendid tapestry,

2:32

Athena'nın görkemli duvar halısında,

the glory of the gods dwarfed mortal life. Deyimler

2:34

tanrıların görkemi ölümlü yaşamı gölgede bıraktı.

Deyimler

dwarfed mortal life: bir şeyi karşılaştırıldığında küçük göstermek

Dwarf burada fiildir. A dwarfs B kalıbında A; büyüklük, güç, önem veya etki bakımından B’den o kadar üstündür ki B karşılaştırıldığında küçük ya da önemsiz görünür. Böylece tanrıların ihtişamı ölümlülerin yaşamını önemsiz gösterir. Bu fiil, aralarında büyük fark bulunan iki şeyin karşılaştırılmasının etkisini anlatır. Ölümlülerin gerçekten kısaldığı ya da cüceye dönüştüğü anlamına gelmez.

Alıştırma

“The final cost dwarfed the original estimate,” cümlesinde dwarfed ne anlama gelir?

  1. Maliyet ile tahmin neredeyse eşitti.
  2. Maliyet tahminden çok daha büyüktü ve tahmini küçük gösterdi.
  3. Maliyet, tahmini fiziksel olarak kısalttı.
Cevabı göster

Maliyet tahminden çok daha büyüktü ve tahmini küçük gösterdi.

But Arachne had no interest in boosting godly egos. Ton ve niyet

2:38

Ama Arakne'nin tanrısal egoları şişirmeye hiç niyeti yoktu.

Ton ve niyet

had no interest in boosting godly egos: kibri beslemeyi reddetmek

Had no interest in + -ing, Arakne’nin bu eylemi yapmak istemediğini ya da buna niyeti olmadığını anlatır. in bir edat olduğu için ardından burada -ing biçimindeki boosting gelir. Boost someone's ego, birini överek ya da pohpohlayarak gururunu ve kendini önemli görme duygusunu artırmak demektir. Godly egos alaycıdır: tanrıları kibirli ve övgüye hevesli gösterir. Bu yüzden cümle, Arakne’nin onları yüceltmeyi reddettiğini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi have no interest in ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Jordan ____ flattering the actress just to boost her ego.

Cevabı göster

has no interest in

Her tapestry showed the gods abusing their power, Kalıp ifadeler

2:43

Halısı tanrıların güçlerini kötüye kullandığını gösteriyordu,

Kalıp ifadeler

abusing their power: gücünü kötüye kullanmak

To abuse one's power, yetkiyi veya denetim gücünü adaletsiz, zararlı ya da uygunsuz biçimde kullanmak demektir. abusing their power ifadesinde their tanrıları belirtir; abusing ise duvar halısında gösterilen eylemi anlatır. Bu ifade mesaja eleştirel bir anlam katar: duvar halısı yalnızca tanrıların güçlü olduğunu göstermiyor, güçlerini yanlış kullandıkları için onları suçluyor. Kişiye veya gruba göre iyelik sözcüğünü değiştirin: abuse his power, abuse her power ya da abuse their power.

Alıştırma

Hangi durum someone abusing their power ifadesinin en açık örneğidir?

  1. Bir okul müdürü karar vermeden önce öğretmenlerden görüş ister.
  2. Bir okul müdürü, hiçbir kuralı çiğnememiş bir öğrenciyi kendisini eleştirdiği için cezalandırır.
  3. Bir okul müdürü okul kurallarını bütün öğrencilere açıklar.
Cevabı göster

Bir okul müdürü, hiçbir kuralı çiğnememiş bir öğrenciyi kendisini eleştirdiği için cezalandırır.

squabbling amongst themselves,

2:46

kendi aralarında didişiyorlar,

drinking and bragging,

2:48

içki içiyor, övünüyor,

and meddling in the lives of mortals. Kalıp ifadeler

2:49

ve ölümlülerin hayatlarına karışıyorlardı.

Kalıp ifadeler

meddling in the lives of mortals: ölümlülerin hayatlarına karışmak

Meddle in something, kişinin kendi sorumluluğunda olmayan bir konuya, özellikle de bu katılım istenmediğinde, karışması demektir. Yapı meddle in + konu veya alan şeklindedir; meddling in the lives of mortals bunun bir örneğidir. Burada ifade, tanrıları sınırı aşıp insanların hayatına müdahale ettikleri için eleştirir; sıradan bir yardımı anlatmaz. Mortals, ölümsüz tanrıların karşıtı olarak ölümlü insanları belirtir.

Alıştırma

Cümleyi meddle sözcüğünün doğru biçimi ve edatıyla tamamlayın: He was criticized for ____ his neighbors' private lives.

Cevabı göster

meddling in

She represented Zeus as a philanderer, Kelime

2:52

Zeus'u bir çapkın olarak resmetti,

transfiguring himself to ensnare women,

2:54

kadınları tuzağa düşürmek için şekil değiştiren,

a swan for Leda, Kültür

2:57

Leda için bir kuğu,

a bull for Europa,

2:58

Europa için bir boğa,

a shower of gold for Danae.

3:00

Danae için altın bir yağmur.

Kelime

a philanderer: kadınların tekrar tekrar peşinden koşan bir erkek

Burada a philanderer, kadınların tekrar tekrar peşinden koşan veya onlarla sorumsuz romantik ilişkiler yaşayan bir erkeği anlatır. Güçlü biçimde kınayıcıdır; yalnızca sevgili veya talip anlamına gelmez. represented Zeus as a philanderer ifadesindeki represent someone as + isim yapısı, bir kişinin nasıl betimlendiğini gösterir. Bu etiket, sonraki dönüşümleri güçlü bir tanrı hakkındaki tarafsız hikâyeler olmaktan çıkarıp Zeus'un kadınları tekrar tekrar ve aldatıcı yollarla takip ettiğinin kanıtı hâline getirir.

Alıştırma

Cümlede a philanderer ne anlama geliyor?

  1. başkalarının tanışmasına yardımcı olan bir kişi
  2. sadık bir romantik partner
  3. kadınların tekrar tekrar ve sorumsuzca peşinden koşan bir erkek
Cevabı göster

kadınların tekrar tekrar ve sorumsuzca peşinden koşan bir erkek

Kültür

a swan for Leda ... a shower of gold for Danae: üç mitolojik gönderme

Bu üç ifade, birbirinden ayrı üç Yunan mitini kısaca anlatır: Zeus, Leda'nın hikâyesinde kuğu, Europa'nınkinde boğa, Danae'ninkinde ise altın yağmuru biçimine girdi. Bunlar rastgele sıralanmış hayvanlar ve nesneler ya da üç hediye değildir. Burada for, her biçimi ait olduğu kadın ve mitle eşleştirir; kabaca “Leda'nın hikâyesindeki kuğu” demektir. Paralel liste, Zeus'un kadınlara yaklaşmak için tekrar tekrar biçim değiştirdiği ortak örüntüye gönderme yapar.

Alıştırma

Bu listenin temel işlevi nedir?

  1. Kadınların Zeus'a verdiği üç hediyeyi sıralar.
  2. Zeus'un tek bir yolculukta kullandığı üç biçimi anlatır.
  3. Zeus'un her biçimini farklı bir kadın ve mitle eşleştirir.
Cevabı göster

Zeus'un her biçimini farklı bir kadın ve mitle eşleştirir.

Arachne then turned to the misdemeanors of other gods,

3:03

Arakne daha sonra diğer tanrıların kabahatlerine döndü,

from Pluto's abduction of Persephone, Kültür

3:06

Pluto'nun Persephone'yi kaçırmasından,

to Bacchus's wild pursuit of Erigone.

3:08

Bacchus'un Erigone'yi vahşice kovalayışına kadar.

Kültür

from Pluto's abduction ... to Bacchus's wild pursuit: bir örnekler dizisi

İlk gönderme, Plüton'un Persephone'yi zorla götürmesiyle; ikincisi ise Bacchus'un Erigone'yi çılgınca kovalamasıyla ilgilidir. Arachne iki hikâyeyi de tanrıların kötü davranışlarına örnek olarak kullanır; böylece duvar halısı daha geniş bir tanrı grubunu eleştirir. Burada from ... to ... bir örnekler dizisinin kapsamını düzenler ve yaklaşık olarak “bunlar gibi örnekleri de içeren” anlamına gelir. Bir yerden başka bir yere yapılan yolculuğu anlatmaz.

Alıştırma

Bu cümlede from ... to ... ne işe yarıyor?

  1. Plüton'un Bacchus'a dönüştüğünü gösterir.
  2. Arachne'nin izlediği yolu anlatır.
  3. Tanrıların kötü davranışlarına ilişkin bir dizi örneğin kapsamını belirtir.
Cevabı göster

Tanrıların kötü davranışlarına ilişkin bir dizi örneğin kapsamını belirtir.

Even though she cast the gods in the most unflattering light, Notlar

3:12

Tanrıları en sevimsiz halleriyle tasvir etse de,

Deyimler

cast ... in the most unflattering light: en olumsuz biçimde göstermek

cast someone or something in a particular light kalıbı, “birini ya da bir şeyi başkalarının değerlendirmesini etkileyecek belirli bir biçimde sunmak” anlamına gelir. Buradaki light gerçek ışık değil, değerlendirme açısını anlatan bir benzetmedir. Bu cümlede duvar halısı tanrıları olabilecek en kötü biçimde gösterir ve onlar hakkında son derece olumsuz bir izlenim yaratır. Light sözcüğünden önceki sıfat, nasıl bir izlenim oluşturulduğunu belirtir.

Alıştırma

“The documentary cast the coach in an unflattering light” cümlesi ne anlama gelir?

  1. Belgesel antrenörü çekerken loş lambalar kullandı.
  2. Belgesel antrenörün kıyafetlerini daha parlak gösterdi.
  3. Belgesel antrenörü son derece olumsuz biçimde gösterdi.
Cevabı göster

Belgesel antrenörü son derece olumsuz biçimde gösterdi.

Arachne's work shone with her dazzling skill.

3:16

Arakne'nin eseri göz kamaştırıcı yeteneğiyle parlıyordu.

Dilbilgisi

Even though ... Arachne's work shone: ödünleme ilişkisi

Even though bir ödünleme ilişkisi kurar. İlk yan cümle olumsuz bir gerçeği kabul eder: Arachne tanrıları çok kötü bir şekilde göstermiştir. Ana cümle ise yine de geçerli olan asıl mesajı verir: Eseri, becerisi sayesinde parlamıştır. Tersini bekletebilecek bir gerçeğe rağmen bir sonuç geçerli kalıyorsa even though + tam cümlecik, ana cümle yapısını kullanın. Temel sonuç normalde even though cümleciğinde değil, ana cümlededir.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki iki sözcüklü ödünleme bağlacıyla tamamlayın: ____ the review was harsh, the film attracted a large audience.

Cevabı göster

Even though

Her tapestry was almost alive, Deyimler

3:20

Duvar halısı adeta canlıydı,

filled with movement and lustrous colors that winked triumphantly.

3:22

hareket ve zaferle göz kırpan parlak renklerle doluydu.

Deyimler

almost alive ... colors that winked triumphantly: eseri canlıymış gibi gösteren anlatım

almost alive ifadesinde almost, gerçek bir yaşamı değil, canlı bir izlenimi anlatır: duvar halısı o kadar hareketli görünür ki yaşıyormuş gibi hissedilir. Filled with movement bu izlenimin kaynağını açıklar. Colors that winked triumphantly, parlak renkleri kişileştirir. Renklerin ışıltısı, gururlu bir göz kırpma gibi parlıyor görünür. Bu imgeler birlikte, hareketsiz bir sanat eserini enerjik, parlak ve kendinden emin hissettirir.

Alıştırma

Bu betimlemede “the lustrous colors winked triumphantly” neyi düşündürür?

  1. Renkler artık görülemeyene kadar soldu.
  2. Parlak renkler gururlu bir göz kırpma gibi ışıldıyor görünüyordu.
  3. Duvar halısındaki gerçek gözler izleyiciye göz kırptı.
Cevabı göster

Parlak renkler gururlu bir göz kırpma gibi ışıldıyor görünüyordu.

When Athena saw Arachne's undeniably better and flagrantly subversive work, Kelime

3:27

Athena, Arakne'nin inkar edilemez derecede daha iyi ve bariz bir şekilde yıkıcı eserini gördüğünde,

Kelime

undeniably better and flagrantly subversive: birbirine paralel iki değerlendirme

Undeniably better and flagrantly subversive, Arachne'nin eseri hakkında birbirine paralel iki değerlendirme sunar. Undeniably better, eserin niteliğinin Athena'nın bile dürüstçe inkâr edemeyeceği kadar açık biçimde üstün olduğunu belirtir. Flagrantly subversive ise eserin mesajının yerleşik otoriteye veya düzene açık ve kışkırtıcı biçimde meydan okuduğunu belirtir. and bu iki değerlendirmeyi birbirine bağlar; neden-sonuç ilişkisi kurmaz. Eser sanatsal açıdan daha iyi olurken iktidardaki kişi için siyasi veya toplumsal bir tehdit de oluşturabilir.

Alıştırma

Cümledeki undeniably better and flagrantly subversive ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Eser, mesajı Athena'nın otoritesini desteklediği için daha iyiydi.
  2. Eser nitelik bakımından açıkça üstündü ve yerleşik otoriteye açıkça meydan okuyordu.
  3. Eser yalnızca biraz daha iyiydi ve mevcut düzene sessizce uyuyordu.
Cevabı göster

Eser nitelik bakımından açıkça üstündü ve yerleşik otoriteye açıkça meydan okuyordu.

she flew into a rage and turned on the human weaver. Notlar

3:32

öfkeden deliye döndü ve insan dokumacıya saldırdı.

Deyimler

flew into a rage: ani ve aşırı öfke

Flew into a rage, kalıplaşmış fly into a rage ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Birinin birdenbire aşırı derecede öfkelenmesi anlamına gelir. Buradaki flew mecazidir; kimse gerçekten uçmaz. became angry ile karşılaştırıldığında ifade hem hızı hem de şiddeti vurgular ve çoğu zaman patlayıcı bir tepkiyi veya kontrol kaybını ima eder.

Alıştırma

Cümleyi fly into a rage ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: When the coach saw the ruined equipment, he ____.

Cevabı göster

flew into a rage

Öbek fiiller

turned on the human weaver: aniden ona saldırdı

turn on someone yapısında on, ani bir saldırının ya da düşmanlığın hedefi hâline gelen kişiden önce gelir. Saldırı fiziksel veya sözlü olabilir; ifade çoğu zaman tavırdaki hızlı bir değişimi sezdirir. Burada turned on the human weaver, öfkeli tanrıçanın hiddetini ölümlü dokumacıya yöneltmesi demektir. Bir insanı açmak ya da çalıştırmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede turn on, “birine aniden saldırmak veya ona karşı düşmanca davranmaya başlamak” anlamında kullanılmıştır?

  1. The small stream turned into a river after the storm.
  2. When he was worried, Leo turned to his coach.
  3. Maya turned on the kitchen light.
  4. The guard dog suddenly turned on its handler.
Cevabı göster

The guard dog suddenly turned on its handler.

Arachne's glee dimmed as she felt her body shrinking and contorting. Deyimler

3:37

Arakne'nin neşesi, bedeninin küçüldüğünü ve kıvrıldığını hissettiğinde sönüverdi.

Deyimler

Arachne's glee dimmed: sevinci parlaklığını yitirdi

Glee güçlü ve canlı bir sevinç anlamına gelirken dim genellikle ışığın daha az parlak hâle gelmesini anlatır. Arachne's glee dimmed ifadesinde yazar duyguyu bir ışık gibi ele alır: Arachne'nin yoğun sevinci sönmeye başlar. Bu görüntü, bedeninin değiştiğini fark ettiğinde zafer duygusundan korkuya geçişi gösterir. Daha genel olarak bir duygu, umut veya coşku zayıfladığında dim ile anlatılabilir.

Alıştırma

Bu cümlede Arachne's glee dimmed ne anlama gelir?

  1. Odadaki ışıkları daha az parlak hâle getirdi.
  2. Yoğun sevinci sönmeye başladı.
  3. Zaferinden daha da memnun oldu.
Cevabı göster

Yoğun sevinci sönmeye başladı.

Her fingers waved wildly as her arms stuck to her sides, Kalıp ifadeler

3:42

Kolları iki yanına yapışırken parmakları çılgınca sallanıyordu,

Kalıp ifadeler

stuck to her sides: kolların fiziksel olarak yanlarına yapışması

Burada stuck, stick fiilinin geçmiş zaman biçimidir. stick to ifadesinde fiil fiziksel anlamdadır: bir şeye yapışmak ya da ona sıkıca bastırılmış durumda olmak. her sides, gövdesinin sağ ve sol yanlarını anlatır; yani kolları bedenine yapışıktır ve serbestçe hareket edemez. to'dan sonra gelen isim anlamı ayırt etmeye yardım eder. Bir yüzey ya da vücut bölümü genellikle fiziksel yapışmayı gösterirken plan, rule veya promise çoğunlukla bir şeye uymayı sürdürme şeklindeki soyut anlamı gösterir. Bu sahnede fiziksel anlam kullanılmıştır.

Alıştırma

Fiziksel yapışmayı anlatmak için stick to ifadesini geçmiş zamanda kullanın: After the rain, the wet leaves ____ my shoes.

Cevabı göster

stuck to

and black hair sprouted all over her body. Kalıp ifadeler

3:46

ve tüm vücudunda siyah kıllar çıkıyordu.

Kalıp ifadeler

sprouted all over her body: bütün vücutta büyüme

Sprout genellikle, özellikle bir tohum filiz verdiğinde, büyümeye başlamak demektir. Saçın veya kılların ortaya çıkıp büyümesini de canlı bir biçimde anlatabilir. Burada sprouted, siyah kılların aniden çıkmaya başladığını gösterir. All over her body, vücudunun her yerinde demektir. Kılların nerede çıktığını anlatır; herhangi bir şeyin vücudunun üzerinden ya da ötesine hareket ettiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Sprout all over ifadesini geçmiş zamanda kullanın: After the rain, tiny mushrooms ____ the old log.

Cevabı göster

sprouted all over

The goddess left Arachne with a single spool of thread unfurling from her belly, Notlar

3:50

Tanrıça, Arakne'ye insan yeteneğinin küçük bir hatırlatıcısı olarak,

Kelime

unfurling from her belly: toplanmış bir durumdan dışarı doğru açılmak

Unfurl, sarılmış, katlanmış ya da toplanmış bir şeyin açılması veya yayılması anlamına gelir. Burada unfurling, thread sözcüğünü niteleyen bir şimdiki zaman ortacıdır ve ipliğin Arachne'nin karnından dışarı doğru uzandığını gösterir. Bu sözcük yalnızca düşmeye değil, sıkı veya toplu bir durumdan açık ya da uzanmış bir duruma geçiş hareketine odaklanır. Bu canlı seçim, ağ ören bir örümceğin ipek çıkarması görüntüsünü oluşturur.

Alıştırma

Hangi cümle, bir şeyin katlı veya toplanmış durumdan açılmasını doğal biçimde anlatır?

  1. The flag unfurled as the wind rose.
  2. The stone unfurled to the ground.
  3. The bell unfurled at noon.
Cevabı göster

The flag unfurled as the wind rose.

a slim reminder of her human talent.

3:55

karnından açılan tek bir iplik makarası bıraktı.

Dilbilgisi

left Arachne with a single spool of thread: birinin belli bir sonuçla kalmasına neden olmak

leave + kişi + with + şey veya durum kalıbı bir sonucu anlatır: bir eylem ya da olay, kişinin sonunda bir şeye sahip olmasına veya bir şeyle uğraşmak zorunda kalmasına neden olur. Bu cümlede left, tanrıçanın yalnızca oradan ayrıldığı anlamına gelmez. Arachne'nin elinde, eski dokuma yeteneğiyle bağlantılı olan iplikten başka bir şey kalmaz. with ile başlayan bölüm, cezadan sonra geriye kalanı belirtir; bu nedenle bu kalıp sonuçları veya devam eden durumları anlatmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümlede left ... with ... ortaya çıkan bir durumu anlatır?

  1. The storm left the town with no electricity.
  2. Maya left the office with her laptop.
  3. Jon left his keys with the neighbor.
Cevabı göster

The storm left the town with no electricity.

For challenging the assumption that the gods were untouchable, Dilbilgisi

3:58

Tanrıların dokunulmaz olduğu varsayımına meydan okuduğu için,

Dilbilgisi

the assumption that the gods were untouchable: içeriği açıklayan that yan cümlesi

that the gods were untouchable yan cümlesi assumption sözcüğünün tam içeriğini, yani insanların doğru kabul ettiği şeyi açıklar. That sonrasında tam bir cümlecik vardır: the gods öznedir, were fiildir ve untouchable düşünceyi tamamlar. Buradaki that bir içerik yan cümlesi başlatır; eksik bir ismin yerine geçmez. Bu bağlamda untouchable mecazidir. Fiziksel olarak dokunmanın imkânsız olduğunu değil, birinin eleştirilemeyecek, kendisine meydan okunamayacak veya sorumlu tutulamayacak kadar güçlü ya da korunan biri sayıldığını belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede that bir varsayımın içeriğini açıklayan yan cümleyi başlatır?

  1. The assumption that the report challenged proved wrong.
  2. The assumption that prices would fall proved wrong.
  3. The assumption that caused the delay proved wrong.
Cevabı göster

The assumption that prices would fall proved wrong.

Athena had shrunk her adversary into the first spider. Kalıp ifadeler

4:01

Athena rakibini küçülterek ilk örümceğe dönüştürmüştü.

Dilbilgisi

For challenging ...: ceza nedenini başta verme

Burada cümlenin başındaki for + -ing öbeği cezanın nedenini verir: Athena rakibini küçülttü, çünkü rakibi korunan bir inanca meydan okumuştu. For, “nedeniyle” anlamındadır; “amacıyla” anlamında değildir. Nedeni başa almak, olayı önce suç sayılan davranış, sonra sonuç gelecek şekilde düzenler. Bu, because ile kurulan tam bir yan cümlenin daha kısa bir alternatifidir.

Alıştırma

Cümleyi For ve ignore fiilinin doğru -ing biçimiyle tamamlayın: ____ the safety rules, the player was removed from the game.

Cevabı göster

For ignoring

Kalıp ifadeler

shrunk her adversary into ...: shrink + nesne + into + sonuç

shrink + nesne + into + sonuç yapısında shrink ettirgen bir anlam taşır: biri nesnenin küçülmesini sağlar. into ile başlayan bölüm, nesnenin girdiği bir yeri değil, bu değişim sonucunda oluşan biçimi belirtir. Burada her adversary, Athena'nın rakibi Arachne'yi; the first spider ise Arachne'nin yeni biçimini ifade eder. Bu anlatım, boyutun küçülmesini farklı bir canlıya dönüşmeyle birleştirir.

Alıştırma

Hangi cümle hem boyutun küçülmesini hem de dönüşümü anlatmak için shrink + nesne + into + sonuç yapısını kullanıyor?

  1. The spell shrank the dragon into a tiny lizard.
  2. The dragon shrank after it walked into the cave.
  3. The lizard carried the spell into the cave.
Cevabı göster

The spell shrank the dragon into a tiny lizard.

To this day, Kalıp ifadeler

4:06

Bugüne kadar,

Kalıp ifadeler

To this day: geçmişten bugüne devam eden durum

To this day, “şimdi bile” veya “günümüze kadar” anlamına gelir. Geçmişteki bir durumun, etkinin, geleneğin, duygunun ya da sorunun bugün hâlâ geçerli veya ilgili olduğunu belirtir. Cümlenin başında kullanıldığında ardından gelen her şeyi geçmişten bugüne uzanan bir durum olarak çerçeveler. Bir mit ya da efsanede eski bir olayı bugün de gözlemlenebildiği söylenen bir durumla ilişkilendirebilir.

Alıştırma

Cümleyi bu derste geçen ve “bunca zaman sonra şimdi bile” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: ____, no one knows who sent the letter.

Cevabı göster

To this day

Arachne and her children spin out her penance, Deyimler

4:07

Arakne ve çocukları onun cezasını örüyorlar,

Deyimler

spin out her penance ifadesinin çift anlamı

spin out her penance ifadesinde spin, örümceklerin gerçek anlamda iplik üretmesini çağrıştırırken spin out aynı zamanda bir şeyi uzatmak ya da sürdürmek anlamına gelebilir. Penance, bir yanlışı telafi etmek için çekilen ceza veya yapılan kefaret eylemidir. Bu anlatım bir kelime oyunudur: Arakne'nin soyundan gelenler iplik eğirmeyi sürdürür ve aynı eylem onun cezasının kuşaklar boyunca devam ettiği izlenimini verir. İfadeyi yalnızca iplik üretmek olarak okumak, cezayı uzatma yönündeki soyut anlamı kaçırır.

Alıştırma

spin out her penance ifadesi bu cümlede nasıl bir etki yaratıyor?

  1. spin out ifadesini yalnızca kontrolü kaybedip dönmek anlamında kullanır.
  2. Örümceklerin son bir iplik üreterek Arakne'nin cezasını bitirdiğini söyler.
  3. Örümceklerin gerçek anlamda iplik eğirmesini Arakne'nin cezasının sürmesiyle ilişkilendirir.
Cevabı göster

Örümceklerin gerçek anlamda iplik eğirmesini Arakne'nin cezasının sürmesiyle ilişkilendirir.

or is it undaunted persistence, Anlatım akışı

4:10

veya bu yılmaz bir ısrar mı,

in the shadows of giants.

4:13

devlerin gölgelerinde.

Anlatım akışı

or is it undaunted persistence ... sonu nasıl yeniden yorumluyor

or is it ... kalıbı, az önce sunulan yargıyı yeniden ele alır ve ona rakip bir yorum getirir. Anlatıcı, iplik eğirmeyi yalnızca penance olarak kabul etmek yerine bunun undaunted persistence, yani korku ya da güç karşısında yenilmemiş sürekli bir çaba olup olmadığını sorar. in the shadows of giants mecazidir: giants ezici güce sahip tanrıları veya otoriteleri temsil eder; onların shadows ifadesi de bu gücün altında yaşamayı düşündürür. Soru, ceza yorumunu ortadan kaldırmaz; iki değerlendirmeyi yan yana bırakır ve sonu açık tutar.

Alıştırma

Sondaki or is it ... bilgiyi düzenleme açısından nasıl bir rol oynuyor?

  1. İkinci bir yorum sunarak cezayı daha büyük güçlerin altında gösterilen azim şeklinde yeniden değerlendirir.
  2. Konuyu gerçek devlerin fiziksel boyutlarına çevirir.
  3. Cezanın mümkün olan tek yorum olduğunu doğrular.
Cevabı göster

İkinci bir yorum sunarak cezayı daha büyük güçlerin altında gösterilen azim şeklinde yeniden değerlendirir.

If you enjoyed the myth of Arachne,

4:15

Arakne mitini beğendiyseniz,

check out this playlist for more epic tales.

4:17

daha fazla epik masal için bu oynatma listesine göz atın.