/p/ ve /b/ seslerini her zaman doğru telaffuz etme - Mini İngilizce Dersi: İngilizce çalışma notları

British Council | English

Öğrenme zorluğu
247 kelime 157 kel/dk

Video açıklaması: Bu telaffuz dersi İngilizcedeki /p/ ve /b/ seslerini karşılaştırıyor. İki sesin aynı dudak konumuyla çıkarıldığını gösterdikten sonra, ağzın önündeki bir kâğıt ve boğaza yerleştirilen parmaklar aracılığıyla /p/ sesindeki hava patlaması ile /b/ sesindeki ses teli titreşimi arasındaki farkı görünür ve hissedilir hâle getiriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. I challenge you to say — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Bu kalıbı sert bir emir olarak değil, oyun havasında yapılan bir meydan okuma ve davet olarak tanıyın; konuşma alıştırması, görev veya oyun başlatırken karşınızdakini katılmaya teşvik etmek için doğal biçimde kullanın. 2. not only let you make and hear the difference, but also see it. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: not only...but also... yapısının iki yararı bağlayıp ikinci yarara ek vurgu yaptığını anlayın; bir tekniğin, fikrin veya gösterimin birden fazla düzeyde değer sağladığını açıklamak için bu yapıyı kullanın. 3. shouldn't be moving at all. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: shouldn't be + -ing at all yapısıyla sürmekte olan bir durumun beklenen sonuçla bütünüyle çeliştiğini anlatmayı öğrenin; özellikle test, gösterim veya işlem kontrolü sırasında gözlenmesi gereken sonucu bildirirken kullanın.

Bu derste

I challenge you to say puff out the candle on the pretty pink cake. Notlar

0:00

Sana "puff out the candle on the pretty pink cake" demen için meydan okuyorum.

Ton ve niyet

I challenge you to say: eğlenceli bir meydan okuma yapmak

Burada I challenge you to say... “Yapabiliyorsan bunu söylemeyi dene” anlamına gelir. Kalıp challenge + kişi + to + fiilin yalın hâli şeklindedir; to say yapılacak görevi belirtir. Derste veya oyunda bu ifade, bir talimatı eğlenceli bir beceri sınamasına dönüştürür. Katılımı teşvik eder; ciddi bir suçlama veya eleştiri değildir.

Alıştırma

challenge + kişi + to kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: I ____ say this tongue twister twice without stopping.

Cevabı göster

challenge you to

Öbek fiiller

puff out the candle: kısa bir üfleyişle söndürmek

Burada puff out the candle, kısa bir nefes üfleyerek mumun alevini söndürmek anlamına gelir. Puff kısa üfleyişi anlatırken out sonucu, yani alevin sönmesini belirtir. Bu ifade, konuşma alıştırmasına birkaç /p/ sesi de ekler. Günlük konuşmada olağan ifade blow out the candle şeklindedir; burada kısa üfleyişi anlatmak ve ses çalışmasını desteklemek için puff out seçilmiştir.

Alıştırma

Cümlede puff out the candle ne anlama geliyor?

  1. Kısa bir nefes üfleyerek mumun alevini söndürmek.
  2. Mumu pastadan uzaklaştırmak.
  3. Mumu şişirip büyütmek.
Cevabı göster

Kısa bir nefes üfleyerek mumun alevini söndürmek.

Go.

0:05

Başla.

Did you have any issues? Ton ve niyet

0:09

Herhangi bir sorun yaşadın mı?

Any problems?

0:11

Bir sıkıntı oldu mu?

Ton ve niyet

have any issues? Any problems?: zorluk yaşanıp yaşanmadığını sormak

Did you have any issues? dinleyicinin bir işi yaparken zorluk yaşayıp yaşamadığını sorar. Any problems? bağlamdan anlaşılan özne ile yardımcı fiilin çıkarıldığı eksiltili bir takip sorusudur. Tam anlamı Did you have any problems? sorusuna yakındır. Burada issues ve problems, ciddi olayları değil, etkinlik sırasında karşılaşılan engelleri veya sıkıntıları ifade eder. Soruyu daha tanıdık olan problems sözcüğüyle tekrarlamak, dinleyiciyi yaşadığı herhangi bir zorluğu anlatmaya davet eder.

Alıştırma

Bir iş arkadaşınız yeni bir dosya yükleme aracını denedi. Zorluk yaşayıp yaşamadığını tarafsız biçimde soran seçenek hangisidir?

  1. What was wrong with your upload?
  2. Did you have any issues uploading the file?
  3. Why did you upload the file incorrectly?
Cevabı göster

Did you have any issues uploading the file?

Today's mini English lesson is all about Anlatım akışı

0:20

Bugünkü mini İngilizce dersimizin konusu

how to pronounce p and b sounds correctly every single time. Kalıp ifadeler

0:22

p ve b seslerini her seferinde doğru şekilde nasıl telaffuz edeceğiniz.

Anlatım akışı

all about how to pronounce: ana odağı belirtmek

be all about + konu yapısında all about, “esas olarak odaklanmak” anlamına gelir. Burada is all about how to pronounce... dinleyiciye dersin tam olarak ne öğreteceğini bildirir; telaffuzla ilgili mümkün olan her ayrıntının ele alınacağını söylemez. Kalıp be all about + how to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Bir dersin, konuşmanın veya rehberin başlangıcında kullanıldığında genel bir konuyu açık bir öğrenme hedefine dönüştürür.

Alıştırma

Hedef kalıbı kullanarak ders tanıtımını tamamlayın: Today's lesson ____ organize your notes clearly.

Cevabı göster

is all about how to

Kalıp ifadeler

every single time: istisnasız her seferinde

Every single time, “her seferinde, hiç istisnasız” anlamına gelir. Single, every sözcüğünü güçlendirir; burada “bekâr” anlamına gelmez. Bu ifade “Ne sıklıkla?” sorusunu yanıtlar. Bu cümlede, doğru telaffuzun her seferinde tutarlı biçimde yapılabileceğine dair güçlü bir güvence verir.

Alıştırma

Cümleyi “her seferinde, istisnasız” anlamındaki üç sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: This simple check works ____.

Cevabı göster

every single time

Some languages like Japanese, Korean, or Arabic

0:28

Japonca, Korece veya Arapça gibi bazı diller

find it really difficult when words have p and b sounds Dilbilgisi

0:31

kelimelerde p ve b sesleri olduğunda oldukça zorlanıyorlar

Dilbilgisi

find it really difficult when...: zor durumu belirtmek

Bir kişinin bir durumu nasıl deneyimlediğini anlatmak için find + it + sıfat + when + yan cümle yapısını kullanın. find it really difficult when... yapısında it yer tutar, really difficult sözcüğünü güçlendirir ve when yan cümlesi sorunun hangi durumda ortaya çıktığını açıklar. Altyazıdaki Some languages, bu dilleri konuşan insanları temsil eder. Kendi cümlelerinizde özne olarak bir kişi veya grup kullanmak genellikle daha açıktır: Speakers find it difficult when two sounds are similar.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan beş sözcüklü yapıyla tamamlayın: Many children ____ instructions are unclear.

Cevabı göster

find it really difficult when

because they either have a very subtle, small difference between them, Notlar

0:35

çünkü aralarındaki fark ya çok ince ve küçüktür,

Kalıp ifadeler

a subtle difference between ...: fark edilmesi zor ince bir ayrım

A subtle difference gerçek olan ancak fark edilmesi zor bir ayrımdır. Burada very, subtle sözcüğünü güçlendirirken small da farkın boyutunun sınırlı olduğunu belirtir. Bu ifade iki ses arasındaki ince ayrımı anlatır. Karşılaştırılan iki şeyi belirtmek için a subtle difference between A and B yapısını kullanın. Altyazıdaki them, söz konusu iki sesi ifade eder.

Alıştırma

Mavinin iki tonu neredeyse aynı görünüyor. Aralarındaki farkın zor fark edildiğini özellikle vurgulayan ifade hangisidir?

  1. a small difference
  2. a major difference
  3. a subtle difference
Cevabı göster

a subtle difference

or they don't have the p sound at all, Kalıp ifadeler

0:40

ya da dillerinde p sesi hiç yoktur,

Dilbilgisi

İki olası açıklama için either ... or ...

Either ... or ... iki alternatifi ya da iki olası açıklamayı birbirine bağlar. Buradaki ilk olasılık, iki ses arasındaki farkın çok küçük olmasıdır; ikinci olasılık ise dilde p sesinin bulunmamasıdır. Either'ı ilk alternatifin, or'u ise ikinci alternatifin önüne getirin. İki tarafın yapısını olabildiğince paralel tutun: they have ... / they don't have .... Burada either “ayrıca” anlamına gelmez; iki olasılığı göstermek için or ile birlikte kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi either ... or ... ile tamamlayın: We can ____ walk to the library ____ take the bus.

Cevabı göster

either · or

Kalıp ifadeler

Olumsuzluğu güçlendiren at all

don't have the p sound at all ifadesinde at all olumsuzluğu güçlendirir. Sesin yalnızca seyrek veya zor duyulur olmadığını, tamamen bulunmadığını anlatır. Burada at all derece bildirir. Bir yeri veya zamanı anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede at all olumsuzluğu güçlendirmek için doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The room at all sounds noisy.
  2. The room isn't noisy at all.
  3. The room is noisy at all.
Cevabı göster

The room isn't noisy at all.

which makes it really difficult. Dilbilgisi

0:44

bu da işi gerçekten zorlaştırır.

Dilbilgisi

which makes it really difficult: bir sonuç eklemek

which makes it really difficult yan cümlesi, önceki durumun tamamının sonucunu ekler: iki ses ya yalnızca çok az farklıdır ya da seslerden biri yoktur. Which yalnızca yakındaki the p sound sözlerine gönderme yapmaz. Kalıp şöyledir: ifade, which makes + nesne + sıfat. Bir gerçeğin veya durumun etkisini eklemek için kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümlede which önceki durumun tamamının sonucunu göstermek için kullanılmıştır?

  1. The map is missing a page, which makes it difficult to find the museum.
  2. The map is missing a page, that makes it difficult to find the museum.
  3. The map is missing a page, which make it difficult to find the museum.
Cevabı göster

The map is missing a page, which makes it difficult to find the museum.

Even I find it tricky sometimes. Ton ve niyet

0:46

Benim bile bazen zorlandığım oluyor.

Ton ve niyet

Even I: aynı zorluğu paylaşarak karşı tarafı rahatlatmak

Even I, konuşanı beklenmedik bir örnek olarak gösterir. Verilen mesaj şudur: Bunu zor bulmayacağımı düşünebilirsin, ama ben de bazen zor bulurum. Burada öğretmen, öğrencileri rahatlatmak için kendisinin de aynı zorluğu yaşadığını kabul eder. Böylece bir şeyi zor bulmanın normal olduğunu gösterir ve baskıyı azaltır.

Alıştırma

Kendine güvenen bir antrenör, yarıştan önce gerilen bir çocuğu rahatlatmak istiyor. Aynı zorluğu kendisinin de yaşadığını Even I ile en iyi gösteren cümle hangisidir?

  1. Even I get nervous before a big race.
  2. You get nervous before a big race.
  3. I never get nervous before a big race.
Cevabı göster

Even I get nervous before a big race.

So,

0:48

Peki,

how do you say them? Anlatım akışı

0:49

bu sesleri nasıl telaffuz edersiniz?

Anlatım akışı

“how do you say them?”: zorluktan yönteme geçiş

Burada them, daha önce sözü edilen /p/ ve /b/ seslerine gönderme yapar. Say, bir dizi kelimeyi söylemek değil, bu sesleri çıkarmak ya da telaffuz etmek demektir. Bu soru aynı zamanda dersi düzenler. Neyin zor olduğunu açıklama aşamasından sonraki adıma, yani seslerin nasıl çıkarılacağını göstermeye geçer. Öğretmen How do you...? diye sorup ardından yöntemi açıklayabilir veya gösterebilir.

Alıştırma

Bir telaffuz dersinde öğretmen “The two sounds can be confusing. How do you say them?” diyor. Bu soru derste hangi işlevi görür?

  1. Öğretmenin birazdan göstereceği yöntemi tanıtır.
  2. Seslerin yazım geçmişini sorar.
  3. Sesleri açıklamadan dersi bitirir.
Cevabı göster

Öğretmenin birazdan göstereceği yöntemi tanıtır.

First, Anlatım akışı

0:51

İlk olarak,

put your lips together. Kalıp ifadeler

0:52

dudaklarınızı birleştirin.

Kalıp ifadeler

put your lips together: vücut bölümlerini birleştirmek

Put your lips together, üst ve alt dudağınızı birbirine değene kadar hareket ettirmek anlamına gelir. Buradaki together iki dudağın son konumunu anlatır; eylemi başka biriyle birlikte yapmak anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen kalıp put + body part + together şeklindedir. Birbiriyle eşleşen veya ayrı duran iki vücut bölümünü yaklaştıran doğrudan bir hareket yönergesi verir.

Alıştırma

“İki eli birbirine değene kadar hareket ettirmek” anlamındaki yönergeyi put + body part + together ile tamamlayın: To make a roof shape, ____ above your head.

Cevabı göster

put your hands together

Next,

0:54

Ardından,

block the air out for a moment Kalıp ifadeler

0:55

havayı bir anlığına tutun

Kalıp ifadeler

block the air out for a moment: hava akışını kısa süreliğine durdurmak

Bu telaffuz yönergesinde block the air out for a moment, havanın dışarı çıkmaması için hava akışını kısa süreliğine durdurmak anlamına gelir. For a moment, hareketin yalnızca çok kısa bir süre devam ettiğini belirtir. Burada out sözcüğünü havayı dışarı doğru itme talimatı olarak anlamayın. Bir eylemi kısa süre yapıp sonra devam etmeyi anlatmak için eylem + for a moment kalıbını kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Block the air out for a moment burada ne anlama geliyor?

  1. Havayı serbest bırakmadan önce hava akışını kısa süreliğine durdurmak.
  2. Havayı uzun süre dışarı doğru itmek.
  3. Havayı engellemeden sürekli akmasına izin vermek.
Cevabı göster

Havayı serbest bırakmadan önce hava akışını kısa süreliğine durdurmak.

and then suddenly release it like a little explosion. Deyimler

0:57

ve sonra küçük bir patlama gibi aniden bırakın.

Anlatım akışı

First, ... Next, ... and then: adımları sıralama

First başlangıç eylemini gösterir, Next sonraki ana adıma geçer ve and then hava tutulduktan sonra gerçekleşen başka bir eylemi bağlar. Bu işaretleyiciler yönergeleri düzenler; eylemlere fiziksel bir anlam katmaz. Gösterilerde, tariflerde, yönlendirmelerde ve diğer işlemlerde sırayı kolayca takip ettirmek için First, ... Next, ... and then ... kalıbını kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Yönergeleri tamamlamak için First, Next ve and then ifadelerinin her birini bir kez kullanın: ____, rinse the brush. ____, add soap, ____ scrub the cup.

Cevabı göster

First · Next · and then

Deyimler

release it like a little explosion: hızlı bir çıkışı anlatan benzetme

Bu cümlede it, kısa süreliğine engellenmiş olan havayı belirtir. Release it, bu havanın dışarı çıkmasına izin vermek anlamına gelir; suddenly ise bırakma hareketinin hızlı olduğunu gösterir. Like a little explosion bir benzetmedir: küçük, keskin ve ani bir çıkışı hayal etmenizi ister. Gerçek bir patlama olmaz. Kullanılabilir like + isim öbeği kalıbı, bir eylemi veya duyguyu tanıdık bir görüntüyle karşılaştırır.

Alıştırma

Like a little explosion bu cümlede neyi hayal etmenizi istiyor?

  1. Gerçek ve tehlikeli bir patlama.
  2. Yavaş ve düzenli bir hava akışı.
  3. Hızlıca serbest bırakılan küçük bir hava çıkışı.
Cevabı göster

Hızlıca serbest bırakılan küçük bir hava çıkışı.

/p/ /p/

1:01

/p/ /p/

But,

1:05

Ancak,

there's a key difference. Anlatım akışı

1:05

önemli bir fark var.

Anlatım akışı

there's a key difference: önemli bir farka işaret etmek

“There's a key difference.” bir açıklamada yol gösterici bir ifade gibi kullanılır. Dinleyiciye sırada en önemli farkın olduğunu ve özellikle dikkat etmesi gerektiğini bildirir. Buradaki key, “en önemli” ya da “temel” anlamında bir sıfattır; kilit açan “anahtar” anlamındaki isim değildir. Farkı açıklamadan önce bu cümleyi söyleyebilir veya karşılaştırılan iki şeyi belirtirken between A and B ekleyebilirsiniz.

Alıştırma

Hangi cümle önemli bir farkın açıklanmak üzere olduğunu en iyi şekilde belirtir?

  1. The two routes look similar, and here is a picture of them.
  2. The two routes look similar, but there's a key difference: one is much safer.
  3. The two routes look similar, so I will repeat their names.
Cevabı göster

The two routes look similar, but there's a key difference: one is much safer.

I will tell you a little trick Kalıp ifadeler

1:07

Size küçük bir numara göstereceğim;

Kalıp ifadeler

tell you a little trick: kullanışlı bir ipucunu tanıtmak

tell you a little trick ifadesinde tell, tell + kişi + şey kalıbını kullanır. You bilgiyi alan kişidir; a little trick ise paylaşılan şeydir. Öğretim veya tavsiye bağlamında trick, birini kandırmak değil, bir işi kolaylaştıran yararlı bir yöntem anlamına gelir. Little ifadeye samimi bir ton katar ve yöntemin kolayca denenebileceğini düşündürür; asıl olarak fiziksel boyutu anlatmaz.

Alıştırma

Basit ve yararlı bir ipucunu tanıtan, dersteki beş sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: Let me ____ for opening a tight jar.

Cevabı göster

tell you a little trick

that will not only let you make and hear the difference, Dilbilgisi

1:09

bu sadece aradaki farkı yaratıp duymanızı sağlamakla kalmayacak,

but also see it.

1:13

aynı zamanda görmenizi de sağlayacak.

Dilbilgisi

İki yararı bağlayan not only ... but also ... yapısı

Not only ... but also ... paralel iki düşünceyi bağlar ve ikinci düşünceye ek vurgu yapar. Burada küçük yöntem önce farkı oluşturmanızı ve duymanızı sağlar; ek bir yarar olarak farkı görmenizi de sağlar. Eksik bırakılan bölüm açıkça söylendiğinde yapı will not only let you make and hear the difference but also let you see it olur. İkinci let you söylenmemiştir; bu nedenle will ve let you, make, hear ve see fiillerinin hepsi için geçerlidir. But also see it aynı ilgi cümleciğinin parçasıdır, yeni bir cümle değildir.

Alıştırma

Cümleyi not only ... but also ile tamamlayın: The new robot will ____ carry the boxes ____ sort them.

Cevabı göster

not only · but also

Ready? Ton ve niyet

1:14

Hazır mısınız?

Let's go.

1:16

Hadi başlayalım.

Ton ve niyet

Başlangıç işareti olarak Ready? Let's go.

Ready?, Are you ready? sorusunun konuşma dilindeki kısa biçimidir. Karşınızdaki kişinin başlayabilecek durumda olup olmadığını hızlıca kontrol eder; uzun bir görüş istemez. Ardından Let's go bu kontrolü eyleme dönüştürür. Burada mutlaka başka bir yere gitmek değil, Let's start anlamında başlamak kastedilir. İki kısa cümle birlikte, sonraki adıma geçmek için enerjik bir başlangıç işareti oluşturur.

Alıştırma

Bir antrenör ısınmayı başlatmak üzere. Hangi ifade herkesin hazır olduğunu en doğal biçimde kontrol edip ardından etkinliği başlatır?

  1. Ready? Take your time.
  2. Ready? Let's go.
  3. Ready? Maybe later.
Cevabı göster

Ready? Let's go.

Put your lips together.

1:17

Dudaklarınızı birleştirin.

Release the air. /p/ Kalıp ifadeler

1:19

Havayı serbest bırakın. /p/

Kalıp ifadeler

Release the air: havayı dışarı bırakmak

Burada release the air, “havanın ya da hava akımının dışarı çıkmasına izin vermek” demektir. Release fiili, havayı önce tutulmuş veya kontrol altında, ardından da dışarı çıkmasına izin verilmiş bir şey olarak gösterir. Bir telaffuz yönergesinde, /p/ için dudaklar açıldığında oluşan kısa hava patlamasını anlatır. Aynı ifade bir balondan, vanadan veya başka bir kapalı alandan çıkan hava için de kullanılabilir; bu cümlede bir şeyi yayımlamak ya da bir kişiyi serbest bırakmak anlamına gelmez.

Alıştırma

“İçeride sıkışmış havayı dışarı bırakmak” anlamındaki hedef ifadeyle yönergeyi tamamlayın: Open the valve to ____.

Cevabı göster

release the air

And put a paper in front of your mouth. Kalıp ifadeler

1:21

Ve ağzınızın önüne bir parça kağıt koyun.

Kalıp ifadeler

put a paper in front of your mouth: bir nesneyi referans noktasının önüne koymak

Put + object + in front of + reference point, bir şeyi başka bir şeyin önündeki konuma taşımaya yönelik bir yönerge kalıbıdır. Burada a paper nesne, your mouth ise konumun referans noktasıdır. In front of, referans noktasının önündeki alanı belirtir; on ifadesinin aksine iki şeyin birbirine değdiğini söylemez. Bu yönergede hareket eden havanın kâğıda ulaşabilmesi için kâğıt ağza değmeden, ağzın yakınında ve önünde olmalıdır.

Alıştırma

Yönergeyi hedef kalıp put + object + in front of + reference point ile tamamlayın: ____ a piece of paper ____ the fan.

Cevabı göster

Put · in front of

Have your fingers right here on your throat Dilbilgisi

1:25

Parmaklarınızı tam buraya, boğazınıza koyun

and say it again.

1:28

ve tekrar söyleyin.

Dilbilgisi

Have your fingers ... on your throat: have + nesne + yer

Bu yönergede have, “sahip olmak” değil, “yerleştirmek veya o konumda tutmak” anlamına gelir. Have your fingers right here on your throat, dinleyene parmaklarını boğazındaki o noktaya koyup orada tutmasını söyler. Yapı, emir biçimindeki have + nesne + yer veya durum şeklindedir. Önce konumlandırılacak şey söylenir, ardından istenen konum ya da durum açıklanır.

Alıştırma

Bir antrenör, bir çocuğun iki ayağını da yere düz basılı tutmasını istiyor. Hangi yönerge hedef have + nesne + konum yapısını kullanıyor?

  1. Put both feet flat on the floor.
  2. Both feet have flat on the floor.
  3. Have both feet flat on the floor.
Cevabı göster

Have both feet flat on the floor.

The paper should be moving. Dilbilgisi

1:32

Kağıt hareket etmeli.

Dilbilgisi

should be moving: şu anda sürmesi beklenen bir eylem

Should be moving, should ile sürekli biçim olan be moving yapısını birleştirir. Burada should, adımlar doğru yapıldıysa makul olarak beklenen bir sonucu; be moving ise hareketin şu anda sürüyor olmasının beklendiğini gösterir. Ahlaki bir yükümlülük belirtmez ve kâğıda emir vermez. İşlemi kontrol etmeye yardımcı olur: hareket görmek beklenen işarettir.

Alıştırma

Şu anda gerçekleşmesi beklenen bir eylemi göstermek için cümleyi should be ve move fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: If the fan is on, the curtain ____.

Cevabı göster

should be moving

Well done. Ton ve niyet

1:34

Tebrikler.

Ton ve niyet

Well done: bir görevi tamamladıktan sonra övgü

Well done. kısa ve kalıplaşmış bir övgü ifadesidir. Burada yalnızca “Bir şey bitti” değil, “Bunu başarıyla yaptın” anlamına gelir. Dinleyenin az önce elde ettiği sonuca karşılık verir ve hemen olumlu geri bildirim sunar.

Alıştırma

Bir çocuk bütün adımları az önce doğru biçimde tamamladı. Hangi yanıt doğal bir övgüdür?

  1. Well done! You completed every step correctly.
  2. Good luck! You completed every step correctly.
  3. Never mind! You completed every step correctly.
Cevabı göster

Well done! You completed every step correctly.

You just made /p/ sound.

1:35

Az önce /p/ sesini çıkardınız.

Now we're going to make the /b/ sound. Anlatım akışı

1:39

Şimdi de /b/ sesini çıkaracağız.

Anlatım akışı

Now we're going to make ...: sonraki adımı tanıtmak

Now we're going to make ... dersi bir sonraki adıma taşır. Now değişimi belirtir, we're going to + fiilin yalın hâli ise gruptakilerin sırada ne yapacağını dinleyicilere bildirir. Burada going to bir yere doğru hareketi değil, hemen uygulanacak bir planı ifade eder. Dinleyiciyi de kapsayan we, sunucu ile izleyicinin etkinliği birlikte yaptığı hissini verir.

Alıştırma

Eğitim anlatımındaki geçişi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: '____ a paper airplane.'

Cevabı göster

Now we're going to make

Keep the same movement and position of your lips and the air. Kalıp ifadeler

1:41

Dudaklarınızın ve havanın hareketini ve konumunu aynı tutun.

Kalıp ifadeler

Keep the same movement and position: hareketi ve konumu aynı tutmak

Keep the same movement and position, hareketi ve konumu değiştirmeden sürdürmek demektir. keep the same + isim yapısında the same, and ile bağlanan movement ve position sözcüklerinin ikisini de niteler; bu nedenle iki koşul da önceki hâliyle kalır. Bu talimat kalıbı iki adımı karşılaştırırken kullanışlıdır: başka bir şeyi değiştirirken veya gözlemlerken belirtilen koşullar sabit tutulur.

Alıştırma

İki koşulun da değişmeden kalmasını söylemek için keep the same + isim yapısını doğru kullanan talimat hangisidir?

  1. Keep moving in the same direction.
  2. Keep the speed but change direction.
  3. Keep the same speed and direction.
Cevabı göster

Keep the same speed and direction.

b

1:46

b

This time, when you put your hands on your throat, Notlar

1:47

Bu kez, ellerinizi boğazınıza koyduğunuzda,

Kalıp ifadeler

put your hands on your throat: vücut yüzeyine temas

put your hands on your throat ifadesinde put, ellerin belirli bir konuma götürülmesini; on ise ellerin boğazın dış yüzeyine temas etmesini anlatır. Hands çoğuldur, bu nedenle talimat normalde iki eli de ifade eder. Tek el için hand kullanılır. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı put + nesne + on + vücut bölümü veya yüzey şeklindedir: Put your hand on your chest. İngilizcede vücut bölümleriyle genellikle your gibi bir iyelik sözcüğü kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle birine tek elini göğsünün yüzeyine değecek şekilde koymasını doğal biçimde söyler?

  1. Put your hand in your chest and take a slow breath.
  2. Put your hand beside your chest and take a slow breath.
  3. Put your hand on your chest and take a slow breath.
Cevabı göster

Put your hand on your chest and take a slow breath.

right here,

1:50

tam buraya,

you should be making a vibration Dilbilgisi

1:51

bir titreşim yaratıyor olmalısınız.

Anlatım akışı

This time: mevcut turu belirten ifade

This time cümlenin başında mevcut denemeyi veya turu belirtir ve bunu önceki bir denemeyle karşılaştırır. Dinleyiciye, ardından gelen talimatın ya da sonucun şimdi yapılan tura ait olduğunu gösterir. Burada temel hareket tekrarlanır, ancak dikkat edilecek yeni şey boğazdaki titreşimdir. Bu nedenle ifade yalnızca zamanı belirtmez; açıklamadaki bilgileri de düzenler.

Alıştırma

Bir kişi şimdi ikinci denemesine başlıyor. Hangi cümle mevcut denemeyi belirtip yeni bir dinleme odağı verir?

  1. Last time, you listened for the final sound.
  2. This time, listen for the final sound.
  3. Next time, listen for the final sound.
Cevabı göster

This time, listen for the final sound.

Dilbilgisi

should be making a vibration: devam etmesi beklenen bir sonuç

Should be making a vibration, hareket doğru yapılıyorsa şu anda bir titreşim oluşmasının beklendiğini anlatır. Should beklenen sonucu belirtir, be making ise bunu devam eden bir süreç olarak sunar. Burada make a vibration, elle bir şey inşa etmek değil, “titreşim üretmek veya titreşime neden olmak” anlamına gelir. Başka birçok bağlamda özne bir vücut bölümü veya makine de olabilir: Your throat should be vibrating.

Alıştırma

Hangi cümle motorun tam şu anda titreşim üretiyor olmasının beklendiğini anlatır?

  1. The motor should be making a slight vibration right now.
  2. The motor should make a slight vibration whenever it starts.
  3. The motor should have made a slight vibration before it stopped.
Cevabı göster

The motor should be making a slight vibration right now.

/b/

1:53

/b/

/b/

1:54

/b/

When you put your paper again in front of your mouth,

1:55

Kağıdınızı ağzınızın önüne tekrar koyduğunuzda,

it shouldn't be moving at all. Dilbilgisi

1:58

hiç hareket etmiyor olması gerekir.

Dilbilgisi

shouldn't be moving at all: hiçbir hareketin beklenmediği sonuç

shouldn't be + fiil-ing kalıbı, beklenen koşullarda bir hareketin o anda gerçekleşiyor olmaması gerektiğini anlatır. At all olumsuzluğu güçlendirir: en küçük bir miktarda bile değil. Burada kâğıdın sabit kalması, kontrolde beklenen sonuçtur. Bu bir emir ya da azarlama değildir; kâğıdın hareket etmesi, gerçek sonucun beklentiyle uyuşmadığını gösterir.

Alıştırma

Beklenen sonucu tamamlamak için turn sözcüğünü ve shouldn't be + fiil-ing + at all yapısını kullanın: If the machine is switched off, its wheel ____.

Cevabı göster

shouldn't be turning at all

/b/

2:00

/b/

/b/

2:01

/b/

Can you feel that? Ton ve niyet

2:02

Bunu hissedebiliyor musunuz?

Ton ve niyet

Can you feel that?: fiziksel bir duyumu kontrol etmek

Can you feel that? birinden, az önce gösterilen veya oluşturulan fiziksel bir duyumu fark edip etmediğini kontrol etmesini ister. Burada feel bedenle algılamak anlamındadır; that ise iki kişinin de odaklandığı duyumu gösterir. Bu soru, bir açıklamayı kısa ve etkileşimli bir kontrole dönüştürür. Durumda neyin kastedildiği açıksa duyum titreşim, basınç, sıcaklık veya gerilme olabilir.

Alıştırma

Bir antrenör, birinin esneme sırasında fiziksel bir duyum fark edip etmediğini kontrol etmek istiyor. Hangi soru uygundur?

  1. Can you feel that gentle pull in your leg?
  2. Do you enjoy stretching after school?
  3. Can you see the clock on the wall?
Cevabı göster

Can you feel that gentle pull in your leg?

Keep practicing,

2:03

Pratik yapmaya devam edin,

so next time you're ordering pink bananas and blue peppers for breakfast, Dilbilgisi

2:04

böylece bir dahaki sefere kahvaltı için pembe muzlar ve mavi biberler sipariş ederken,

you'll smash your order. Deyimler

2:09

siparişinizin hakkını vereceksiniz.

Dilbilgisi

next time you're ordering: Gelecekteki bir durumu kurmak

Next time you're ordering, sonucun gerçekleşeceği gelecekteki durumu tanıtır. Burada next time bir zaman bağlayıcısı gibi çalışır; bu yüzden you're ordering yan cümlesinden önce bir edat gerekmez. Gelecekten söz edilse de İngilizcede bu tür zaman yan cümlelerinde genellikle şimdiki zaman biçimi kullanılır. Şimdiki zamanın devam eden biçimi olan you're ordering, eylemi devam ederken gösterir; ana cümledeki you'll smash your order ise gelecekteki sonucu will ile ifade eder.

Alıştırma

Hangi cümle next time ifadesini gelecekteki bir durumu tanıtmak için doğal biçimde kullanır?

  1. Next time you were ordering lunch, you'll know what to ask for.
  2. Next time you'll be ordering lunch, you'll know what to ask for.
  3. Next time you're ordering lunch, you'll know what to ask for.
Cevabı göster

Next time you're ordering lunch, you'll know what to ask for.

Deyimler

smash your order: Kırmak değil, samimi biçimde başarıyı anlatmak

Bu teşvik cümlesinde smash, bir şeyi son derece iyi yapmak veya başarıyla halletmek anlamına gelir. You'll smash your order, dinleyenin sipariş verme işini güvenli ve başarılı bir şekilde yapacağı anlamındadır. Buradaki anlam fiziksel değil, mecazidir: kimse siparişi kırmıyor veya mahvetmiyor. Olumlu teşvik bağlamı hangi anlamın kastedildiğini gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede smash çok iyi performans göstermek anlamında kullanılmıştır?

  1. The chef smashed the garlic with a knife.
  2. The falling box smashed the glass door.
  3. After weeks of rehearsal, Maya smashed her audition.
Cevabı göster

After weeks of rehearsal, Maya smashed her audition.