Yamyamlığın kısa tarihi - Bill Schutt: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
646 kelime 149 kel/dk

Video özeti: Video, yamyamlığı kuşkulu anlatılara dayanan sömürgeci bir yaftadan belgelenmiş tıbbi, evlada özgü, hayatta kalmaya yönelik ve cenaze pratiklerine kadar izleyerek neden tek ve bütünlüklü bir tarihinin olmadığını gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. hit upon — Deyimsel fiiller: Bu ifadenin bir tedaviyi ya da fikri sistemli araştırmayla geliştirilmiş değil, tesadüfen bulunmuş veya akla gelmiş olarak sunduğunu anlayın. Tarih anlatılarında ve beklenmedik keşifleri, çözümleri ya da esin anlarını aktarırken kullanabilirsiniz. 2. from within the cultures practicing them. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bu sözlerin, kanıtı dışarıdan gözlemcilerin suçlamalarından ayırarak uygulamaya katılan toplulukların içinden gelen bir bakış açısına bağladığını fark edin. Tarihsel veya antropolojik savlarda kaynağın bakış açısını ve güvenilirliğini değerlendirmenize yardımcı olur. 3. though these rituals honored the deceased, they also spread — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Ödünleme yan cümlesinin, Fore halkının cenaze törenlerinin ölüyü onurlandırdığını kabul ettikten sonra bunu kuru hastalığının yayılmasıyla karşılaştırmasını öğrenin. Bu kalıp, olumlu niyetlerle zararlı sonuçları dengeli ve incelikli biçimde değerlendirmeyi sağlar.

Bu derste

15th century Europeans believed they had hit upon a miracle cure, Notlar

0:06

15. yüzyılda Avrupalılar mucizevi bir tedavi bulduklarına inandılar;

Öbek fiiller

hit upon: Bir şeyi tesadüfen bulmak veya düşünmek

Hit upon, “bir şeyi tesadüfen bulmak veya birden aklına getirmek” demektir. Bu cümlede Avrupalılar bir tedavi keşfettiklerine inanıyordu; ifade, tedaviyi dikkatli ve sistemli bir süreçle geliştirdikleri anlamına gelmez. Bu öbek fiilden sonra bulunan veya düşünülen şey gelir; bu çoğu zaman bir fikir, cevap, yöntem ya da çözümdür. Hit burada gerçek anlamıyla “vurmak” değildir ve geçmiş zaman biçimi de hit olarak kalır: they hit upon an idea.

Alıştırma

Cümleyi bu nottaki “tesadüfen buldu” anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: While testing different layouts, the designers ____ a simpler solution.

Cevabı göster

hit upon

Kalıp ifadeler

miracle cure: Olağanüstü olduğu iddia edilen bir tedavi

Miracle cure, olağanüstü derecede etkili olduğu ileri sürülen veya buna inanılan, bazen birçok farklı hastalığı iyileştirdiği söylenen bir tedavidir. Burada miracle, sözde olağanüstü etkiyi vurgular; mutlaka dinî bir olayı anlatmaz. Bu ifade, tedavinin işe yaradığını kanıtlamaz; yalnızca buna inanıldığını aktarır. Günümüzde bir ürün veya yöntem ciddi ya da karmaşık bir soruna kolay çözüm olarak tanıtıldığında miracle cure çoğu zaman kuşkucu bir ton taşır.

Alıştırma

Kuşkucu miracle cure ifadesini kullanmaya en uygun durum hangisidir?

  1. Bir reklam, test edilmemiş tek bir hapın neredeyse her hastalığı iyileştirebileceğini iddia ediyor.
  2. Bir eczacı, reçeteli bir ilacın kullanımıyla ilgili standart talimatlar veriyor.
  3. Bir doktor, bir tedavinin hem kanıtlanmış yararlarını hem de sınırlarını açıklıyor.
Cevabı göster

Bir reklam, test edilmemiş tek bir hapın neredeyse her hastalığı iyileştirebileceğini iddia ediyor.

a remedy for epilepsy, hemorrhage, bruising, nausea, Kalıp ifadeler

0:10

epilepsi, kanama, morarma, mide bulantısı

and virtually any other medical ailment. Kelime

0:14

ve neredeyse diğer tüm tıbbi rahatsızlıklar için bir çare.

Kalıp ifadeler

remedy for: ele alınan sorunu belirtme

a remedy for X kalıbında for, çarenin tedavi etmeyi ya da düzeltmeyi amaçladığı hastalığı veya sorunu belirtir. Burada X, epilepsy ile başlayan tıbbi rahatsızlıklar listesidir. Bu kalıp tıp dışında da kullanılır: a remedy for inflation, enflasyon sorununu azaltmanın veya düzeltmenin bir yolu demektir. Ele alınan sorunu belirtirken standart kullanım remedy for şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi remedy ile kullanılan standart edatla tamamlayın: This cream is a common remedy ____ dry skin.

Cevabı göster

for

Kelime

virtually any other: kalan durumların neredeyse tamamı

virtually any other medical ailment ifadesinde virtually, “neredeyse” veya “hemen hemen” anlamına gelir. Bir şeyin dijital ya da sanal biçimde yapılmasını anlatmaz. Birkaç rahatsızlık sıralandıktan sonra any other, aynı grupta kalan diğer rahatsızlıklara işaret eder. virtually any other birlikte kullanıldığında iddiayı kalan vakaların neredeyse tamamına genişletir, ancak yine de istisnalara yer bırakır.

Alıştırma

Hangi cümlede virtually “neredeyse” anlamında kullanılırken nadir istisnalara da yer bırakılmıştır?

  1. This store accepts the card, but exactly one other store does too.
  2. We met virtually because the office was closed.
  3. This store does not accept the card, but it works at virtually any other store in the city.
Cevabı göster

This store does not accept the card, but it works at virtually any other store in the city.

This brown powder could be mixed into drinks,

0:17

Bu kahverengi toz içeceklere karıştırılabiliyor,

made into salves,

0:20

merhem yapılabiliyor

or eaten straight up. Kelime

0:21

veya doğrudan yenilebiliyordu.

Kelime

straight up: bir şeyi karıştırmadan tüketmek

eaten straight up ifadesinde straight up, tozu başka bir şeyle karıştırmadan veya başka bir karışıma dönüştürmeden “olduğu gibi, doğrudan” yemek demektir. İfade, tozun yenme biçimini anlatır. Bu anlamı fiil ve bağlam belirler. eat, drink, take veya swallow fiillerinden sonra straight up, bir şeyi sade ya da tek başına tüketmek anlamına gelebilir; burada yukarı yönü anlatmaz ve açık sözlü bir ifadeyi başlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede straight up, bir şeyi karıştırmadan veya daha fazla hazırlamadan tüketmek anlamında kullanılmıştır?

  1. Straight up, I did not expect the recipe to work.
  2. The roasted almonds can go into granola, or you can eat them straight up.
  3. She stood straight up when her name was called.
Cevabı göster

The roasted almonds can go into granola, or you can eat them straight up.

It was known as mumia Kalıp ifadeler

0:23

Mumia olarak biliniyordu

Kalıp ifadeler

be known as + bir ad veya kimlik

Be known as + bir ad, unvan veya kimlik, birinin ya da bir şeyin ne olarak adlandırıldığını veya tanındığını belirtir. It was known as mumia cümlesinde mumia, bu madde için kullanılan addır. Edilgen yapı be + known + as biçimindedir. “Adı nedir?” sorusunu yanıtlar; as bir karşılaştırmayı değil, adı veya etiketi getirir.

Alıştırma

Cümleyi “bu adla anılan” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The old theater is ____ the Lantern.

Cevabı göster

known as

and made by grinding up mummified human flesh. Öbek fiiller

0:25

ve mumyalanmış insan etinin öğütülmesiyle yapılıyordu.

Öbek fiiller

grinding up: bir malzemeyi küçük parçalara veya toza dönüştürmek

Grind up, katı bir malzemeyi çok küçük parçalara veya toza dönüştürmek anlamına gelir. Bu öbek fiilde up, tamamlanmış sonucu vurgular; yukarı doğru hareket anlamına gelmez. by grinding up... yapısında by, bir şeyi yapmak için kullanılan yöntemi tanıtır; grinding ise edattan sonra kullanılan -ing biçimidir.

Alıştırma

Hangi cümlede grind up, katı bir malzemeyi küçük parçalara veya toza dönüştürmek anlamında kullanılmıştır?

  1. The mill rinses the dried corn with cold water.
  2. The mill grinds up the dried corn into a fine meal.
  3. The mill stacks the dried corn in heavy bags.
Cevabı göster

The mill grinds up the dried corn into a fine meal.

The word cannibal dates from the time of Christopher Columbus. Kalıp ifadeler

0:29

Yamyam (cannibal) kelimesi Kristof Kolomb zamanına dayanmaktadır.

Kalıp ifadeler

dates from: geçmişteki bir zamanda ortaya çıkmak

Date from, geçmişte belirli bir zamanda başlamış veya ortaya çıkmış olmak anlamına gelir. Burada cannibal kelimesinin tarihinin Kristof Kolomb dönemine kadar uzandığını söyler. Bu yapıda date geçişsiz bir fiildir. Özne olan the word tekil olduğu için dates -s ile biter; from öbeği köken zamanını belirtir. Bu anlamın romantik anlamda biriyle çıkmakla ya da bir şeye tarih yazmakla ilgisi yoktur.

Alıştırma

Cümleyi date from ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: This neighborhood festival ____ the early 1900s.

Cevabı göster

dates from

In fact, Columbus may even have coined it himself. Kelime

0:32

Hatta Kolomb kelimenin kendisini bizzat icat etmiş bile olabilir.

Kelime

coined it: o kelimeyi veya ifadeyi türetmek

Burada coined, coin fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve “yeni bir kelime veya ifade yaratmak” anlamına gelir. it zamiri daha önce geçen cannibal kelimesine gönderme yapar; dolayısıyla coined it, Kolomb’un bu kelimeyi yaratmış olabileceğini belirtir. Bu fiil özellikle bir kelimenin, terimin, kalıbın, adın veya etiketin kökeninden söz ederken kullanışlıdır. Bu cümlede metal para anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede coin, “yeni bir ifade yaratmak” anlamında kullanılmıştır?

  1. The editor coined the phrase “screen fatigue” to describe exhaustion from long hours online.
  2. The machine counted each coin in the jar.
  3. The collector polished a silver coin before the exhibition.
Cevabı göster

The editor coined the phrase “screen fatigue” to describe exhaustion from long hours online.

After coming ashore on the island of Guadeloupe, Dilbilgisi

0:36

Guadeloupe adasında karaya çıktıktan sonra,

Dilbilgisi

After coming ashore: After + -ing ile zamanı belirtmek

After coming ashore, ana olayın zaman bağlamını veren bir After + -ing yan cümlesidir: ana cümledeki eylem karaya çıkıştan sonra gerçekleşir. Come ashore, bir tekneden veya sudan karaya ulaşmak anlamına gelir. Bu giriş yan cümlesi tek başına tam bir cümle değildir. Anlaşılan öznesi normalde ana cümlenin öznesiyle aynı olmalıdır: After coming ashore, the passengers... ifadesinde karaya çıkanlar yolculardır.

Alıştırma

Hangi cümle, iki eylemi de aynı kişilerin yaptığı bir yapıda After + -ing ifadesini doğru kullanır?

  1. After coming ashore, the hikers followed the path to town.
  2. After came ashore, the hikers followed the path to town.
  3. After coming ashore, the weather suddenly changed.
Cevabı göster

After coming ashore, the hikers followed the path to town.

Columbus's initial reports back to the queen of Spain Kalıp ifadeler

0:39

Kolomb'un İspanya kraliçesine gönderdiği ilk raporlar

Kalıp ifadeler

reports back to: yetkili makama geri gönderilen raporlar

Bu parçada reports çoğul bir isimdir; reports back içindeki fiil değildir. İyelik bildiren Columbus's ve initial sıfatı reports sözcüğünü niteler; devamındaki described ise cümlenin temel fiilidir. Back to the queen of Spain, bilginin yolculuğa izin veren veya haber bekleyen kişiye gönderildiğini gösterir. Back, bilginin başlangıçtaki tarafa dönmesini belirtir; raporların fiziksel olarak bir şeyin arkasında olduğu anlamına gelmez. İlgili fiil kalıbı report back to someone, o kişiye bilgi vermek üzere geri dönmek demektir.

Alıştırma

Özgün parçadaki reports back to ifadesini hangi açıklama doğru tanımlar?

  1. Reports, doğrudan kraliçe için çalışan kişiler anlamındaki çoğul bir isimdir.
  2. Reports çoğul bir isimdir ve back to the queen raporların nereye gönderildiğini gösterir.
  3. Reports temel fiildir ve back, Kolomb'un geriye doğru hareket ettiği anlamına gelir.
Cevabı göster

Reports çoğul bir isimdir ve back to the queen raporların nereye gönderildiğini gösterir.

described the indigenous people as friendly and peaceful. Kalıp ifadeler

0:42

yerli halkı dost canlısı ve barışçıl olarak tanımlıyordu.

Kalıp ifadeler

describe X as Y: X'i belirli bir şekilde nitelemek

Describe X as Y kalıbı, X'i Y'nin belirttiği niteliğe, kimliğe veya role sahipmiş gibi sunmak ya da nitelemek anlamına gelir. Burada X, the indigenous people; Y ise friendly and peaceful bölümüdür. As betimlemeyi başlatır ve bu kalıpta gereklidir. Y, buradaki gibi bir sıfat öbeği veya describe the plan as a success örneğindeki gibi bir isim öbeği olabilir. Bu ifade bir betimlemeyi aktarır; betimlemenin doğru olduğunu tek başına kanıtlamaz.

Alıştırma

Describe X as Y kalıbını tamamlayın: The report described the project ____ a success.

Cevabı göster

as

Though he did mention rumors of a group called the Caribs, Dilbilgisi

0:45

Yine de Karibler (Caribs) adı verilen bir grupla ilgili söylentilerden bahsetmişti;

Dilbilgisi

Though he did mention: ödünleme ve olumlu cümlede vurgu

Though bir ödünleme ilişkisi kurar: bir istisnayı veya karşıt olguyu kabul eder, ancak bu bilgiyi ana nokta hâline getirmez. Burada söylentinin ana anlatıma getirilen bir sınırlama olarak kabul edildiğini gösterir. Olumlu did mention ifadesinde did vurgu katar: gerçekten söz etmiştir ve bu, hiçbir şey söylemediği izlenimini düzeltebilir. Geçmiş zamanı did taşıdığı için mention yalın hâlde kalır.

Alıştırma

Cümleyi vurgulu geçmiş zaman yardımcı fiiliyle tamamlayın: Though Maya ____ warn us, we were still surprised by the delay.

Cevabı göster

did

who made violent raids and then cooked and ate their prisoners. Kalıp ifadeler

0:49

bunların şiddetli baskınlar yaptığı ve esirlerini pişirip yediği söyleniyordu.

Kalıp ifadeler

made violent raids: make raids eşdizimi

Made violent raids, “güç kullanılarak ani saldırılar düzenledi” anlamına gelir. Raid kısa ve ani bir saldırı veya akındır; çoğu zaman zarar verme, ele geçirme ya da yağmalama amacı taşır. Violent ise baskınların şiddet içeren niteliğini anlatır. Make a raid veya make raids yerleşik bir fiil–isim eşdizimidir; basit geçmiş biçimi made raids olur. Hedef çoğunlukla made raids on villages örneğindeki gibi on ile belirtilir.

Alıştırma

Haberi, dersteki üç sözcüklü ifadeyi aynen kullanarak tamamlayın: The armed group ____ on three supply camps before dawn.

Cevabı göster

made violent raids

In response, Anlatım akışı

0:54

Buna yanıt olarak,

Queen Isabella granted permission to capture and enslave Kalıp ifadeler

0:54

Kraliçe Isabella, insan eti yiyen herkesin

anyone who ate human flesh.

0:58

esir alınmasına ve köleleştirilmesine izin verdi.

Anlatım akışı

In response: sonraki eylemi bir tepki olarak sunmak

Bir cümlenin başındaki In response, ardından gelen eylemin daha önceki bir olaya, bilgiye ya da talebe tepki olduğunu gösterir. Burada kraliçenin kararı, önceki habere verilmiş bir tepki olarak sunulur; response yalnızca bir soruya cevap vermeyi değil, eylemle karşılık vermeyi anlatır. Bu bağlayıcı, bilgiyi önce tetikleyici durum, sonra tepki olacak şekilde düzenler. Bu ilişkiyi gösterir; ancak tepkinin haklı olduğunu ya da önceki olayın tek neden olduğunu kendi başına kanıtlamaz.

Alıştırma

Hangi cümle çifti, ikinci olayı birinci olaya tepki olarak sunmak için In response ifadesini doğru kullanır?

  1. The bridge was declared unsafe. In response, a triangle has three sides.
  2. The bridge was declared unsafe. In response, the city closed it to traffic.
  3. The bridge was declared unsafe. In response, the bridge had opened in 1920.
Cevabı göster

The bridge was declared unsafe. In response, the city closed it to traffic.

Kalıp ifadeler

granted permission to: eylem için resmî yetki vermek

Grant permission to do something, bir eyleme resmî olarak izin vermek anlamına gelir. Burada granted geçmiş zaman fiilidir; to capture and enslave ise izin verilen eylemleri belirtir. İzni alan kişi ya da grup açıkça söylenmemiştir. İzni alan tarafı belirtmek için grant someone permission to do something kullanılır. Grant, give sözcüğünden daha resmîdir ve özneyi eylemi onaylama yetkisine sahip bir makam olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi hedeflenen resmî ifadeyle tamamlayın: After reviewing the safety plan, the council ____ hold the festival in the park.

Cevabı göster

granted permission to

When the island failed to produce the gold Columbus was looking for, Notlar

1:01

Ada, Kolomb'un aradığı altını üretmeyince,

Kalıp ifadeler

failed to produce: beklenen sonuç gerçekleşmedi

Fail to + fiilin yalın hâli, amaçlanan ya da beklenen bir eylemin veya sonucun gerçekleşmediğini belirtir. Burada failed to produce, adanın aranan altını üretmediği veya sağlamadığı anlamına gelir. Bu bağlamda fail, sınavdan kalmak anlamına gelmez. Yapı fail + to mastarıdır; bu nedenle produce, to’dan sonra yalın hâlde kalır.

Alıştırma

Cümleyi, beklenen etkinin ortaya çıkmadığını belirten hedef ifadeyle tamamlayın: The new policy ____ any real improvement.

Cevabı göster

failed to produce

Öbek fiiller

was looking for: nesne ilgi cümleciğinde arama

Look for, bir şeyi bulmaya çalışmak anlamına gelir. Was looking for geçmişte devam eden zamandadır; bu nedenle aramayı geçmişte o sırada sürmekte olan bir eylem olarak gösterir. Aranan nesne, daha önce gelen the gold isim öbeğidir. Columbus was looking for, the gold ifadesini niteleyen nesne konumunda bir ilgi cümleciğidir. Tam biçimi the gold that Columbus was looking for şeklindedir. That nesne görevinde olduğu için atılabilir, ancak for cümleciğin sonunda kalır.

Alıştırma

Hangi cümle, şarj cihazının konuşanın bulmaya çalıştığı şey olduğunu ifade eder?

  1. This is the charger I was looking at.
  2. This is the charger I was looking for.
  3. This is the charger I was waiting for.
Cevabı göster

This is the charger I was looking for.

he began to label anyone who resisted his plundering and kidnapping Kalıp ifadeler

1:04

o, yağmalamasına ve insan kaçırmasına direnen herkesi

as a Caribe.

1:09

Caribe olarak etiketlemeye başladı.

Kalıp ifadeler

label X as Y: birini belirli bir kategoriye yerleştirmek

label X as Y yapısında X sınıflandırılan kişi ya da şey, Y ise X'e verilen ad ya da kategoridir. Burada X, anyone who resisted his plundering and kidnapping; Y ise a Caribe ifadesidir. label insanlar için kullanıldığında, onları tarafsız biçimde betimlemek yerine tek bir kategoriye indirgeme anlamı taşıyabilir. Bu cümlede adlandırma, direnen kişileri şüpheli görülen bir grubun içine yerleştirir. Bu nedenle label, fiziksel bir etiket yapıştırmayı değil, toplumsal ve siyasi bir sınıflandırmayı ifade eder.

Alıştırma

label X as Y yapısında eksik olan sözcüğü tamamlayın: The headline unfairly labeled the protesters ____ criminals.

Cevabı göster

as

Somewhere along the way, Anlatım akışı

1:11

Sürecin bir yerinde,

the word Carib became "Canibe"

1:12

Carib kelimesi "Canibe" oldu

and then cannibal.

1:15

ve daha sonra cannibal (yamyam) halini aldı.

Anlatım akışı

Somewhere along the way: sürecin belirsiz bir aşaması

Somewhere along the way, bir sürecin tam olarak belirtilmeyen bir aşamasında anlamına gelir. Burada fiziksel bir yeri göstermez; kesin zamanı ya da aşamayı belirsiz bırakır. Geçiş ifadesi olarak ara aşamaları atlayarak veya bu aşamaların belirsiz olduğunu kabul ederek önceki bir başlangıç noktasını sonraki bir sonuca bağlar. Bu cümlede, her değişimin tam olarak ne zaman gerçekleştiğini ileri sürmeden Carib sözcüğünden sonraki biçimlere geçiş yapar.

Alıştırma

Süreç içindeki tam olarak belirtilmeyen bir aşamayı anlatan dört sözcüklü geçiş ifadesini yazın: ____, our weekend hobby turned into a full-time business.

Cevabı göster

Somewhere along the way

First used by colonizers to dehumanize indigenous people, Kelime

1:17

İlk olarak sömürgeciler tarafından yerli insanları insanlıktan çıkarmak için kullanıldı,

it has since been applied to anyone who eats human flesh. Dilbilgisi

1:21

o zamandan beri insan eti yiyen herkese uygulanmaya başlandı.

Kelime

dehumanize indigenous people: bir grubun insanlığını inkâr etmek

Bu cümlede dehumanize indigenous people, yerli halkları tam anlamıyla insan değilmiş gibi göstermek ve bu nedenle onları onur, haklar veya eşit muameleye daha az layıkmış gibi sunmak anlamına gelir. Yalnızca eleştirmekten veya aşağılamaktan çok daha güçlüdür. Sömürgecilik, savaş veya propaganda dilinde bir grubu insanlıktan çıkarmak, ayrımcılığı ve şiddeti haklı göstermeyi kolaylaştırabilir. Yeniden kullanılabilir yapı dehumanize + kişi veya grup biçimindedir: İnsanların tarif edilme veya muamele görme biçimiyle onların insanlık statüsünü inkâr etmek ya da silmek.

Alıştırma

dehumanize a group ifadesinin anlamını en iyi hangi açıklama verir?

  1. Grubun düşüncelerinden birine nazikçe karşı çıkar.
  2. Gruba daha kesin bir hukuki ad verir.
  3. Grubu tam anlamıyla insan değilmiş gibi gösterir.
Cevabı göster

Grubu tam anlamıyla insan değilmiş gibi gösterir.

Dilbilgisi

has since been applied to: present perfect edilgen yapıyla sonraki kapsam genişlemesi

Has since been applied to, present perfect edilgen yapı olan has been applied ile since zarfını birleştirir. Since burada ‘daha önce belirtilen zamandan itibaren’ anlamına gelir. Adlandırılan şey eylemi aldığı için yapı edilgendir. Bir terim, etiket, kural veya yöntem bir bağlamda başlayıp daha sonra başka kişilere ya da şeylere genişletildiğinde something has since been applied to + kişi veya şey yapısını kullanın. Burada since zamanı belirtir, nedeni değil.

Alıştırma

Cümleyi since kullanan present perfect edilgen ifadeyle tamamlayın: The rule began with banks, but it ____ insurance companies.

Cevabı göster

has since been applied to

So, the term comes from an account that wasn't based on hard evidence. Kalıp ifadeler

1:25

Yani bu terim, sağlam kanıtlara dayanmayan bir anlatıdan gelmektedir.

Kalıp ifadeler

hard evidence: güvenilir ve somut kanıt

Bu cümlede hard evidence, bir iddiayı güçlü biçimde destekleyebilen veya doğrulayabilen güvenilir ve somut bilgi demektir. Hard burada fiziksel sertliği değil, dayanağın sağlamlığını anlatır. not based on hard evidence ifadesi, anlatının güvenilir kanıttan yoksun olduğunu belirtir. Bu kalıp özellikle kanıtlanmış gerçekleri aktarımlardan, varsayımlardan veya spekülasyonlardan ayırırken kullanılır.

Alıştırma

Hangi açıklama hard evidence ifadesine en uygun anlamı verir?

  1. Fiziksel olarak bükülmesi zor bir nesne
  2. İkna edici görünen herhangi bir tahmin
  3. Bir sonucu güçlü biçimde destekleyen güvenilir ve somut kanıt
Cevabı göster

Bir sonucu güçlü biçimde destekleyen güvenilir ve somut kanıt

But cannibalism does have a real and much more complex history. Dilbilgisi

1:29

Ancak yamyamlığın gerçek ve çok daha karmaşık bir tarihi vardır.

Dilbilgisi

does have: olumlu cümlede vurgu yapan do

Does have, has yapısının vurgulu olumlu biçimidir. Yardımcı fiil does zamanı ve özne uyumunu taşıdığı için ana fiil yalın biçim olan have olarak kalmalıdır. Burada “gerçekten vardır” veya “hakikaten sahiptir” anlamına gelir. Konuşmacı bir anlatının güvenilirliğini sorguladıktan sonra, daha geniş tarihsel gerçeğin hâlâ doğru olduğunu vurgulamak için does kullanır.

Alıştırma

Cümleyi have fiilinin iki sözcüklü vurgulu biçimiyle tamamlayın: Although the apartment is small, it ____ a balcony.

Cevabı göster

does have

It has taken diverse forms, Kalıp ifadeler

1:33

Çeşitli formlar almıştır;

sometimes, as with mumia, Anlatım akışı

1:35

bazen, mumia'da olduğu gibi,

it doesn't involve recognizable parts of the human body.

1:37

insan vücudunun tanınabilir parçalarını içermez.

Kalıp ifadeler

taken diverse forms: çeşitli biçimlere bürünmek

take a form veya take forms yapısında take, “bir şeyi alıp götürmek” değil, “belirli bir biçimde ortaya çıkmak veya var olmak” anlamına gelir. Burada has taken, present perfect biçimindedir; diverse forms ise birçok farklı tür veya biçim demektir. Yeniden kullanılabilecek kalıp özne + take(s)/took/has taken + sıfat + forms şeklindedir. Bir düşüncenin, uygulamanın, sorunun veya hareketin farklı biçimlerde ortaya çıkışını özetlerken sık kullanılır.

Alıştırma

Bir hareketin zaman içinde birçok farklı biçimde ortaya çıktığını doğal olarak ifade eden cümle hangisidir?

  1. The movement has taken diversely forms over time.
  2. The movement has taken diverse forms over time.
  3. The movement has carried diverse forms away over time.
Cevabı göster

The movement has taken diverse forms over time.

Anlatım akışı

as with mumia: karşılaştırılabilir bir durumu örnek göstermek

as with mumia, bir cümlenin yan bölümünü çerçeveleyen ve “mumia örneğinde de olduğu gibi” anlamına gelen bir ifadedir. Tanınabilir vücut kısımlarının bazen bulunmadığı yönündeki açıklamayı somut örnek olan mumia ile ilişkilendirir. Yeniden kullanılabilecek kalıp As with + isim öbeği, + yan cümle şeklindedir. Ardından gelen kısmın o örnek için de geçerli olan veya o örnekle gösterilen bir özelliği anlattığını belirtir. Buradaki with, mumia'yı bir araç olarak kullanmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Mevcut durumu karşılaştırma yoluyla çerçevelemek için as with ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Such as most new apps, this one may need a few updates.
  2. As for most new apps, this one may need a few updates.
  3. As with most new apps, this one may need a few updates.
Cevabı göster

As with most new apps, this one may need a few updates.

The reasons for cannibalistic practices have varied too.

1:40

Yamyamlık uygulamalarının nedenleri de çeşitlilik göstermiştir.

Across cultures and time periods, Anlatım akışı

1:44

Kültürler ve zaman dilimleri boyunca,

there's evidence of survival cannibalism, Kültür

1:46

hayatta kalma yamyamlığına dair kanıtlar vardır;

Anlatım akışı

Kapsam çerçevesi olarak Across cultures and time periods

Across cultures and time periods, cümlenin başına getirilen bir kapsam ifadesidir. Ana iddiadan önce, kanıtların yalnızca tek bir kültürden veya tek bir tarihsel dönemden gelmediğini bildirir. Buradaki across, bir taraftan diğerine fiziksel hareketi değil, “bir aralığın genelinde veya o aralıktaki çeşitli unsurlar arasında” anlamını taşır. cultures ile time periods ifadelerinin eşleştirilmesi, iddiayı hem kültürel hem de tarihsel boyutta genişletir.

Alıştırma

Cümleyi “birçok toplumda ve tarihsel dönemde” anlamına gelen hedef giriş ifadesiyle tamamlayın: ____, ideas about beauty have changed.

Cevabı göster

Across cultures and time periods

when people living through a famine, siege, or ill-fated expedition Öbek fiiller

1:49

kıtlık, kuşatma veya talihsiz bir keşif gezisi geçiren insanlar

Öbek fiiller

living through: zor bir dönemi yaşayıp ona dayanmak

Burada living through, tehlikeli ya da zor bir olay sürerken onu bizzat yaşayıp dayanmak anlamına gelir. Through, kıtlığı, kuşatmayı veya seferi insanların yaşadığı bir yer olarak değil, içinde bulundukları bir süreç olarak sunar. Living through, people sözcüğünü niteleyen -ing'li bir ortaç öbeğidir; açılmış biçimi people who are living through the event olur. Başka bağlamlarda live through tamamlanmış bir olay için kullanıldığında, o olaydan sağ çıkma anlamını da ima edebilir.

Alıştırma

Cümleyi live through ifadesinin -ing biçimiyle tamamlayın: Families ____ the long blackout needed food and warm blankets.

Cevabı göster

living through

had to either eat the bodies of the dead Dilbilgisi

1:53

ya ölülerin bedenlerini yemek

or starve to death themselves.

1:55

ya da kendileri açlıktan ölmek zorunda kalmışlardır.

Kültür

Güdüye dayalı bir sınıflandırma olarak survival cannibalism

Survival cannibalism, koşul ve güdüye dayanan bir sınıflandırmadır: aşırı gıda yoksunluğu sırasında ölmemek amacıyla insan eti tüketmek. Bu cümlede kıtlık, kuşatma ve talihsiz sefer aşırı koşulları belirtirken either ... or zorunlu seçenekleri sunar. Survival, cannibalism sözcüğünü “hayatta kalmak amacıyla yapılan” anlamıyla niteler. Daha sonra hayatta kalmış bir kişinin yer aldığı herhangi bir yamyamlık eylemini ifade etmez; bu güdüyü törensel, geleneksel veya başka güdülerden ayırır.

Alıştırma

Hangi durum survival cannibalism olarak en iyi şekilde tanımlanır?

  1. Bir topluluk sembolik bir törende ekmek paylaşır.
  2. Yiyeceksiz mahsur kalan insanlar, açlıktan ölmemek için ölen kişilerin bedenlerini yer.
  3. Kurgusal bir yaratık, bunu yapmaktan hoşlandığı için insanları avlar.
Cevabı göster

Yiyeceksiz mahsur kalan insanlar, açlıktan ölmemek için ölen kişilerin bedenlerini yer.

Dilbilgisi

had to either A or B: zorunlu bir seçim

Had to geçmişteki bir durumda zorunluluğu belirtir. Ardından either A or B iki mevcut seçeneği sunar; dolayısıyla had to either A or B, koşulların bu ikisi arasında seçim yapmaya zorladığı anlamına gelir. A ve B dil bilgisi bakımından paralel olmalıdır. Altyazıda eat the bodies of the dead ve starve to death, had to sonrasında gelen yalın biçimli fiil öbekleridir; bu da iki korkunç seçeneğin açıkça karşılaştırılmasını sağlar.

Alıştırma

Cümleyi had to either A or B yapısıyla tamamlayın: Because the bridge was closed, we ____ wait until morning ____ take a long detour.

Cevabı göster

had to either · or

But it's also been quite common for cultures to normalize some form of eating human flesh Kelime

1:58

Ancak kültürlerin, bir şekilde insan eti yeme eylemini

under ordinary circumstances.

2:03

sıradan koşullar altında normalleştirmesi de oldukça yaygındı.

Kelime

normalize some form of eating human flesh: bir uygulamayı toplumsal olarak normal görmek

Bu cümlede normalize some form of eating human flesh, bir kültürün bu uygulamanın bir biçimini normal, kabul edilebilir veya yerleşik bir geleneğin parçası olarak görmesi anlamına gelir. Buradaki normalize, bir sağlık durumunu ya da ölçümü normal düzeye döndürmek değil, toplumsal norm ve tutumlardaki değişimle ilgilidir. Bir uygulama sık gerçekleşse bile normalleştirilmiş olmayabilir. Normalize daha ileri bir anlam taşır: Uygulamanın ilgili kültür içinde sıradan veya kabul edilebilir görülmeye başladığını belirtir. Bu, toplumsal kabulü anlatır; konuşanın uygulamayı ahlaken doğru bulduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Videodaki cümlede normalize ne anlama geliyor?

  1. Uygulama kültür içinde sıradan veya kabul edilebilir görülmeye başlandı.
  2. Uygulama toplumsal onay olmadan bir kez gerçekleşti.
  3. Uygulama tıbben sağlıklı bir duruma geri döndü.
Cevabı göster

Uygulama kültür içinde sıradan veya kabul edilebilir görülmeye başlandı.

Because of false accounts like Columbus's, Anlatım akışı

2:05

Kolomb'unki gibi yanlış anlatımlar nedeniyle,

it's difficult to say exactly how common cultural cannibalism has been. Dilbilgisi

2:08

kültürel yamyamlığın tam olarak ne kadar yaygın olduğunu söylemek zordur.

Anlatım akışı

Because of false accounts like Columbus's: nedeni önce vermek

Because of false accounts like Columbus's, ana yargıdan önce nedeni veren, cümle başındaki bir edat öbeğidir. Dinleyiciye, it's difficult to say exactly ifadesini güvenilmez kanıtların yol açtığı bir sınırlama olarak yorumlaması gerektiğini gösterir. Bu, yaygın bir tartışma düzenidir: Önce kanıt sorununu sunmak, ardından temkinli bir sonuç belirtmek. Burada accounts banka hesapları değil, anlatılar, raporlar veya kayıtlar anlamındadır. Columbus's, Columbus's account veya Columbus's accounts yerine kullanılan bir iyelik biçimidir; böylece tekrarlanan isim atılır. Yapısal olarak because of bir isim ya da isim öbeği alır; because ise özne ve fiil içeren bir yan cümle başlatır.

Alıştırma

Hangi cümle, nedeni temkinli bir sonuçtan önce vermek için because of yapısını doğru kullanıyor?

  1. Because of incomplete records, the exact date remains uncertain.
  2. Because of the records are incomplete, the exact date remains uncertain.
  3. Because incomplete records, the exact date remains uncertain.
Cevabı göster

Because of incomplete records, the exact date remains uncertain.

Dilbilgisi

it's difficult to say exactly how common...: temkinli bir değerlendirme yapmak

it's difficult to say exactly how common... ifadesi, eldeki kanıtların bir şeyin sıklığı veya yaygınlığı hakkında kesin bir değerlendirme yapmaya yetmediğini gösterir. Burada say yalnızca konuşmak değil, değerlendirmek veya emin biçimde belirtmek anlamındadır. how common ifadesinden sonra gömülü bir yan cümle geldiği için bildirme cümlesi söz dizimi kullanılır: how common cultural cannibalism has been doğrudur; how common has cultural cannibalism been doğru değildir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp It is difficult to say exactly how + sıfat + özne + fiil şeklindedir.

Alıştırma

Hangi cümle temkinli bir değerlendirme yapmak için bu kalıbı doğru kullanıyor?

  1. It is difficult to say exactly the policy how effective has been.
  2. It is difficult to say exactly how effective the policy has been.
  3. It is difficult to say exactly how effective has the policy been.
Cevabı göster

It is difficult to say exactly how effective the policy has been.

But there are still some examples of accepted cannibalistic practices

2:12

Ancak yine de, bunları uygulayan kültürlerin içinden

from within the cultures practicing them. Anlatım akışı

2:16

kabul edilmiş yamyamlık uygulamalarına dair bazı örnekler bulunmaktadır.

Anlatım akışı

from within the cultures practicing them: iç kaynak belirtmek

from within the cultures practicing them, örneklerin kaynağını ve bakış açısını belirtir: örnekler yalnızca dış gözlemcilerden değil, uygulamalarla bağlantılı kültürlerin içinden gelir. Burada within, kanıtları yalnızca fiziksel konuma göre değil, kökenine göre düzenler. practicing them, cultures sözcüğünü niteleyen kısaltılmış bir ilgi cümlesidir: the cultures that practiced them. Them, cannibalistic practices ifadesine gönderme yapar; dolayısıyla bu ifade hangi kültürlerin iç kaynak sayıldığını da belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle desteğin kuruluşun içinden doğduğunu en açık biçimde ifade ediyor?

  1. The reform gained support from within the organization.
  2. The reform gained support within the organization.
  3. The reform gained support from outside the organization.
Cevabı göster

The reform gained support from within the organization.

Take the medicinal cannibalism in Europe during Columbus's time. Anlatım akışı

2:19

Kolomb döneminde Avrupa'daki tıbbi yamyamlığı ele alalım.

Anlatım akışı

Take the medicinal cannibalism: Take X ile örnek sunmak

Burada Take + isim öbeği, dinleyicinin değerlendirmesi için bir örnek sunar. Take the medicinal cannibalism, açıklamayı genel bir noktadan somut bir tarihsel örneğe taşır. Cümle biçim olarak emir cümlesine benzer, ancak bir şeyi gerçekten alma, yeme ya da taşıma talimatı değildir. Açıklayıcı anlatımda Take X, “X'i örnek olarak kullan” veya “X'i ele al” anlamına gelebilir.

Alıştırma

Hangi cümlede Take X bir örnek sunmak için kullanılmıştır?

  1. Take electric buses: they can reduce noise on busy streets.
  2. Take the bus if it starts raining.
  3. Take electric buses to the depot before noon.
Cevabı göster

Take electric buses: they can reduce noise on busy streets.

Starting in the 15th century,

2:22

15. yüzyıldan itibaren

the demand for mumia increased.

2:24

mumia'ya olan talep arttı.

At first, stolen mummies from Egypt supplied the mumia craze, Kelime

2:26

Başlangıçta Mısır'dan çalınan mumyalar mumia çılgınlığını besledi,

Kelime

the mumia craze: yoğun bir toplumsal çılgınlık anlamındaki craze

the mumia craze isim öbeğinde craze, mumia etrafında oluşan yoğun ve yaygın bir ilgi ya da talep dalgasını anlatan sayılabilen bir isimdir. Bu ilgiyi sıradan popularity durumundan çok daha güçlü gösterir. Craze çoğu zaman birçok kişinin sınırlı bir süre boyunca bir şeyi heyecanla benimsemesini veya aramasını ifade eder. Bu heyecanın aşırı ya da moda kaynaklı olduğunu düşündüren hafif eleştirel bir anlam da taşıyabilir.

Alıştırma

Hangi cümle sıradan ve kalıcı bir popülerlikten ziyade craze durumunu anlatır?

  1. The museum welcomed visitors every Saturday.
  2. Within a month, the puzzle became a worldwide craze.
  3. The singer remained popular for several decades.
Cevabı göster

Within a month, the puzzle became a worldwide craze.

but soon the demand was too great to be sustained on Egyptian mummies alone, Dilbilgisi

2:31

ancak kısa süre sonra talep, yalnızca Mısır mumyalarıyla sürdürülemeyecek kadar büyüdü

Dilbilgisi

too great to be sustained: edilgen mastarla too ... to

Bu cümlede too great to be sustained, talebin karşılanmaya devam edemeyeceği bir düzeye ulaştığını belirtir. too + sıfat + to’lu mastar kalıbı sınırlayıcı bir sonuç verir: derece aşırıdır, bu yüzden to’dan sonraki eylem mümkün değildir. to be sustained edilgen mastardır; çünkü demand sürdürülen ya da karşılanan şeydir. on Egyptian mummies alone yetersiz kaynağı belirtir; too great yalnızca “çok büyük” demek değildir.

Alıştırma

İş yükünün bu düzeyde devam edemediğini anlatan tam too ... to ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The workload was ____ for more than a month.

Cevabı göster

too great to be sustained

and opportunists stole bodies from European cemeteries to turn into mumia. Öbek fiiller

2:35

ve fırsatçılar, mumia'ya dönüştürmek için Avrupa mezarlıklarından ceset çaldılar.

Öbek fiiller

turn into mumia: turn X into Y dönüşüm yapısı

Burada turn into mumia, “çalınan cesetleri mumia hâline getirmek” anlamındadır. Başka durumlara aktarılabilen ettirgen yapı turn X into Y şeklindedir: X değiştirilen şey, Y ise ortaya çıkan madde, durum ya da kullanımdır. turn fiilinden sonraki nesne, daha önce geçen bodies ifadesinden anlaşılır; buy old clothes to turn into costumes örneğinde de böyledir. Tam ve açık biçimi turn them into mumia olurdu. Into sonucu gösterir; turn burada “dönmek” anlamına gelmez.

Alıştırma

Eksik kelimeyi yazarak turn X into Y kalıbını tamamlayın: The designers turned an old bus ____ a mobile classroom.

Cevabı göster

into

Use of mumia continued for hundreds of years.

2:41

Mumia'nın kullanımı yüzlerce yıl devam etti.

It was listed in the Merck Index, Kültür

2:44

Popüler bir tıp ansiklopedisi olan

a popular medical encyclopedia,

2:46

Merck İndeksi'nde,

into the 20th century. Kelime

2:48

20. yüzyıla kadar listelenmiştir.

Kültür

listed in the Merck Index: resmî bir başvuru kaynağına alınma

Bu cümlede was listed in the Merck Index, maddenin tanınmış bir başvuru kaynağında ayrı bir madde olarak yer aldığı anlamına gelir. Listed in, yalnızca kitabın sonundaki dizin sayfasında bulunmayı değil, bir yayına veya veri tabanına alınmayı anlatır. The Merck Index kimyasallar, ilaçlar ve ilgili maddeler hakkında bir başvuru yayınının adıdır; ardından gelen a popular medical encyclopedia ara sözü onu kısaca tanımlar. Bu kaynağın belirtilmesi, söz konusu maddenin yalnızca kayda geçmemiş halk anlatılarında kalmadığını, resmî olarak yayımlanmış tıp veya kimya kaynaklarına da girdiğini gösterir.

Alıştırma

Burada was listed in the Merck Index ifadesi temel olarak neyi anlatıyor?

  1. Bir kitabın son sayfasına yerleştirildi.
  2. Tanınmış bir başvuru kaynağında madde olarak yer aldı.
  3. Yalnızca kayda geçmemiş bir halk anlatısında anıldı.
Cevabı göster

Tanınmış bir başvuru kaynağında madde olarak yer aldı.

Kelime

into the 20th century: zaman sınırını aşarak devam etme

Into the 20th century, kayıtlarda yer alma durumunun daha önce var olduğunu ve 20. yüzyıl başladıktan sonra da bir süre devam ettiğini belirtir. Buradaki into, zaman sınırının aşılarak devam edilmesini anlatır; bir yerin içine doğru hareket anlamına gelmez. Bu yapı continued, remained, survived veya was used gibi süreklilik bildiren eylem ve durumlardan sonra sık görülür. Bir şeyin daha sonraki bir döneme, çoğu zaman beklenenden daha uzun süre devam ettiğini vurgular.

Alıştırma

Cümleyi “21. yüzyıla girildikten sonra da devam etti” anlamındaki hedef zaman ifadesiyle tamamlayın: The practice began earlier and remained common ____.

Cevabı göster

into the 21st century

And ground-up mummies were far from the only remedy made from human flesh Deyimler

2:51

Ve öğütülmüş mumyalar, insan etinden yapılan ve tüm Avrupa'da yaygın olan

that was common throughout Europe.

2:55

tek çare olmaktan çok uzaktı.

Deyimler

far from the only remedy: tek tedavi yöntemi olmaktan çok uzak

far from the only remedy, “kesinlikle tek tedavi yöntemi değil” demektir. Bu ifade, öğütülmüş mumyaların insan etinden yapılan birçok tedaviden yalnızca biri olduğunu vurgular. far from the only + tekil sayılabilen isim yapısında far from, “tek” olduğu fikrini güçlü biçimde reddeder. Fiziksel uzaklıktan söz etmez.

Alıştırma

Cümleyi far from the only + isim kalıbıyla tamamlayın: Cost is ____ issue we need to consider.

Cevabı göster

far from the only

Blood in either liquid or powdered form

2:57

Sıvı veya toz formdaki kan

was used to treat epilepsy, Dilbilgisi

3:00

epilepsiyi tedavi etmek için kullanıldı;

Dilbilgisi

was used to treat: amaç bildiren edilgen yapı

was used to treat, be used to + fiilin yalın hâli yapısının geçmiş zamandaki edilgen biçimidir. Bir amaç belirtir: sıvı ya da toz hâlindeki kan, epilepsi tedavisinde kullanılıyordu. Was, tekil özne Blood ile uyumludur ve treat, to sonrasında yalın hâlde kalır. Bu yapı, bir şeyin ne amaçla kullanıldığını anlatır; öznenin geçmişteki alışkanlığını anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümle cihazın sıcaklığı ölçme amacıyla kullanıldığını ifade eder?

  1. The device used to measure temperature.
  2. The technician was used to measuring temperature.
  3. The device was used to measure temperature.
Cevabı göster

The device was used to measure temperature.

while human liver, gallstones, Anlatım akışı

3:02

insan karaciğeri, safra taşları,

oil distilled from human brains,

3:04

insan beyninden damıtılmış yağ

and pulverized hearts were popular medical concoctions. Kelime

3:06

ve toz haline getirilmiş kalpler popüler tıbbi karışımlardı.

Anlatım akışı

while: ilgili başka bir olguya geçiş

Burada while, bu yan cümleyi kanın tedavi amacıyla kullanıldığına dair önceki ifadeye bağlar. Odağı ikinci ve bağlantılı bir olgu grubuna kaydırır: Kan bir biçimde kullanılırken diğer insan kaynaklı maddeler ilaç hâline getiriliyordu. Bu, while sözcüğünün '... olduğu sırada' biçimindeki zaman anlamı değil, söylemi bağlayan kullanımıdır. İki düşünceyi yan yana getirir ve olayların mutlaka aynı anda gerçekleştiğini söylemez.

Alıştırma

Örnekte while hangi işlevi görüyor?

  1. Odak değişikliğiyle bağlantılı başka bir olguyu tanıtır.
  2. İkinci olayın ilk olaydan sonra gerçekleştiğini gösterir.
  3. Her olayın tam olarak aynı anda gerçekleştiğini söyler.
Cevabı göster

Odak değişikliğiyle bağlantılı başka bir olguyu tanıtır.

Kelime

medical concoctions: kuşku uyandıran hazırlanmış ilaç karışımları

Bu cümlede medical concoctions, malzemelerin karıştırılması veya işlenmesiyle hazırlanan ilaçları ifade eder. Concoction, bir şeyi yalnızca medicine diye tarafsız biçimde adlandırmak yerine, onun karıştırılmış veya tasarlanmış bir ürün olduğunu vurgular. Bu sözcük, hazırlanan karışımın sıra dışı, karmaşık veya kuşkulu olduğunu düşündürebilir. Bu tarihsel listede insan bedeninden alınan malzemeler, medical concoctions ifadesini tarafsız modern ilaçlardan çok tuhaf eski tedaviler gibi gösterir.

Alıştırma

Örnekte medical concoctions ifadesinin en yakın anlamı nedir?

  1. cerrahi alanda uzmanlaşmış modern hastaneler
  2. tıbbi amaçla kullanılmayan, işlenmemiş beden parçaları
  3. tuhaf veya kuşkulu olabilecekleri izlenimini taşıyan hazırlanmış ilaçlar
Cevabı göster

tuhaf veya kuşkulu olabilecekleri izlenimini taşıyan hazırlanmış ilaçlar

In China,

3:10

Çin'de,

the written record of socially accepted cannibalism

3:11

sosyal olarak kabul gören yamyamlığın yazılı kayıtları

goes back almost 2,000 years. Öbek fiiller

3:14

neredeyse 2000 yıl öncesine dayanmaktadır.

Öbek fiiller

goes back almost 2,000 years: tarihsel geçmişin derinliğini belirtmek

Burada goes back almost 2,000 years, yazılı kayıtların yaklaşık 2.000 yıl öncesine kadar izlenebildiği anlamına gelir. Özne the written record olduğundan cümle, fiziksel olarak geriye gitmeyi değil, kanıtların ne kadar eski olduğunu anlatır. Tarihsel anlatımlarda go back + süre, bir şeyin geçmişte ne kadar geriye kadar izlenebildiğini belirtir.

Alıştırma

Cümleyi go back ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The city's oldest market ____ almost five hundred years.

Cevabı göster

goes back

One particularly common form of cannibalism appears to have been filial cannibalism, Notlar

3:16

Özellikle yaygın olan bir yamyamlık biçiminin ailesel yamyamlık olduğu görülüyor;

Dilbilgisi

appears to have been: geçmiş hakkında temkinli çıkarım yapmak

Appears to have been, “öyle olmuş gibi görünüyor” anlamına gelir. Appears, ifadenin tamamen kesin bir gerçek değil, eldeki kanıtlara dayalı bir sonuç olduğunu gösterir. Tamamlanmış mastar yapısı to have been, çıkarım yapılan kimlik ya da durumu değerlendirme anından daha önceye yerleştirir. Yeniden kullanılabilen appear to have + geçmiş zaman ortacı kalıbı, kesin olmayan geçmiş olay veya durumları anlatırken yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi, geçmişteki bir durum hakkında temkinli çıkarım yapan appear biçimiyle tamamlayın: From the old floor plan, the room ____ a kitchen.

Cevabı göster

appears to have been

Kültür

filial cannibalism: çocukların ebeveynlerine karşı görevi

Bu cümlede filial cannibalism, insan eti içeren ve yetişkin bir çocuğun annesine ya da babasına karşı görevi olarak çerçevelenen uygulamalar için kullanılan tarihsel ve kültürel bir etikettir. Filial, bir oğlun ya da kızın ebeveynlerine karşı sorumluluklarıyla, özellikle bakım, itaat veya bağlılıkla ilgili demektir. Bu terim genel olarak aile üyeleri arasındaki yamyamlık anlamına gelmez. Burada, yetişkin çocukların kendi etlerinden bir parçayı ebeveynlerine sunmasıyla ilgili bir sonraki örneğe hazırlık yapar.

Alıştırma

filial cannibalism ifadesinde filial neyi belirtir?

  1. Davranış özellikle çocukların ebeveynlerine karşı görevleriyle bağlantılıdır.
  2. Davranış aynı ailenin herhangi iki üyesi arasında gerçekleşir.
  3. Davranışta yalnızca birbiriyle akraba olmayan kişiler yer alır.
Cevabı göster

Davranış özellikle çocukların ebeveynlerine karşı görevleriyle bağlantılıdır.

where adult sons and daughters would offer a piece of their own flesh to their parents. Dilbilgisi

3:22

burada yetişkin oğullar ve kızlar, ebeveynlerine kendi etlerinden bir parça sunarlardı.

Dilbilgisi

would offer: geçmişteki tipik veya tekrarlanan bir eylem

Burada would offer, yetişkin çocukların geçmişteki bir uygulamanın parçası olarak genellikle ne yaptığını anlatır. Would, geçmiş bir ortamda tekrarlanan veya tipik olan bir eylemi belirtir; gelecekte sunacaklar anlamına gelmez ve esas olarak isteklilik de ifade etmez. Yapı would + fiilin yalın hâlidir. O dönemde tekrarlanan bir eylemi anlatmadan önce, geçmiş zaman çerçevesinin genellikle önceki bağlamda kurulmuş olmasına dayanır.

Alıştırma

Tekrarlanan bir geçmiş eylemi anlatmak için cümleyi would ve play fiilinin yalın hâliyle tamamlayın: When we were children, we ____ board games after dinner.

Cevabı göster

would play

This was typically offered as a last-ditch attempt to cure a sick parent Kelime

3:27

Bu genellikle hasta bir ebeveyni iyileştirmek için son bir çaba olarak sunulurdu

Kelime

last-ditch attempt: son ve umutsuz bir çaba

A last-ditch attempt, önceki yöntemler başarısız olduğunda veya daha iyi bir seçenek kalmadığında yapılan son ve umutsuz bir çabadır. Aciliyeti ve seçeneklerin çok sınırlı olduğunu anlatır, ancak başarıyı garanti etmez. Burada last-ditch, attempt sözcüğünü niteler; to cure a sick parent ise girişimin amacını belirtir. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp a last-ditch attempt to + fiil şeklindedir. Last-ditch ifadesini tek bir sıfat olarak düşünün; ditch burada gerçek anlamıyla “hendek” demek değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede last-ditch attempt en doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. They made a last-ditch attempt to keep the hospital open after every other plan had failed.
  2. They made a last-ditch attempt to start a project that had no deadline or risk.
  3. They made a last-ditch attempt before considering any of the available solutions.
Cevabı göster

They made a last-ditch attempt to keep the hospital open after every other plan had failed.

and wasn't fatal to their offspring. Kalıp ifadeler

3:32

ve evlatları için ölümcül değildi.

Kalıp ifadeler

fatal to: kimin veya neyin ölebileceğini belirtmek

Fatal to + isim, to sözcüğünden sonra belirtilen kişinin, hayvanın veya canlının ölümüne yol açmak ya da yol açabilecek olmak demektir. wasn't fatal to their offspring ifadesinde offspring etkilenen gruptur ve sonuç onlar için ölümcül olmamıştır. Fatal bir sıfattır. Yaygın kalıp be veya prove fatal to + etkilenen hedef şeklindedir: can be fatal to humans, proved fatal to the plant. To edatı ölümcül etkiden zarar gören hedefi belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede fatal to doğru kullanılmıştır?

  1. The untreated infection can be fatal newborn animals.
  2. The untreated infection can be fatal to newborn animals.
  3. The untreated infection can fatal to newborn animals.
Cevabı göster

The untreated infection can be fatal to newborn animals.

It usually involved flesh from the thigh,

3:34

Genellikle uyluktan et kesilirdi,

or less often,

3:36

veya daha nadiren

a finger.

3:37

bir parmak.

Cannibalistic funerary rites are another form of culturally sanctioned cannibalism. Kelime

3:39

Yamyamlık içeren cenaze törenleri, kültürel olarak onaylanmış yamyamlığın başka bir şeklidir.

Kelime

funerary rites: ölüm ve definle bağlantılı törenler

Funerary rites, ölüm, cenaze ve definle bağlantılı törenleri ya da geleneksel uygulamaları ifade eder. Funerary 'cenazeyle ilgili', rites ise gelenekle yerleşmiş törensel eylemler demektir. Bu cümlede ifade, yamyamlık eylemlerini sıradan bir beslenme veya nedensiz şiddet olarak değil, bir topluluğun cenaze geleneğinin parçası olarak çerçeveler.

Alıştırma

Ölümle bağlantılı yerleşmiş törenleri anlatan şu cümleyi en iyi tamamlayan seçeneği seçin: The exhibit documents the community's traditional ...

  1. funerary rites
  2. morning routines
  3. property rights
Cevabı göster

funerary rites

Kelime

culturally sanctioned: kültürel normlarca kabul edilen

Burada culturally sanctioned, 'belirli bir kültürün normları tarafından kabul edilen veya izin verilen' anlamına gelir. Culturally, kabulün kaynağını belirtir: Bir yasa ya da hükûmet onaylamış olsun veya olmasın, uygulama o topluluk içinde kabul edilebilir sayılır. Sanctioned, cannibalism sözcüğünü niteleyen bir geçmiş zaman ortacıdır. Bu ifadede uygulamanın kabul edilmiş durumunu anlatır; kültürün bu uygulamayı cezalandırdığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede sanction 'onaylamak veya izin vermek' anlamındadır?

  1. The country faced economic sanctions after violating the agreement.
  2. The agency imposed sanctions on the company.
  3. The parade was officially sanctioned by the city council.
Cevabı göster

The parade was officially sanctioned by the city council.

Perhaps the best-known example came from the Fore Kültür

3:44

Belki de en iyi bilinen örnek, Fore'lerden,

a people of New Guinea.

3:47

yani Yeni Gine'deki bir halktan gelmektedir.

Kültür

the Fore ... a people of New Guinea: bir adı açıklayan appozisyon

the Fore, Yeni Gine’deki bir etnik grubun adıdır. Ardından gelen a people of New Guinea ad öbeği açıklayıcı bir appozisyondur: the Fore ifadesini başka bir biçimde tanımlar ve dinleyiciye bu yabancı adın neyi belirttiğini söyler. Burada people, etnik veya kültürel grup anlamında sayılabilen bir topluluk adıdır; dolayısıyla a people tek bir kişiyi değil, bir grubu belirtir. Başka cümlelere aktarılabilen kalıp ad + açıklayıcı ad öbeğidir.

Alıştırma

Örnekte a people of New Guinea hangi işlevi görür?

  1. New Guinea adlı tek bir kişiden söz eder.
  2. Fore halkının Yeni Gine’den bir etnik grup olduğunu açıklar.
  3. Fore sözcüğünü yön belirtmek için kullanır.
Cevabı göster

Fore halkının Yeni Gine’den bir etnik grup olduğunu açıklar.

Through the mid-20th century, Kelime

3:48

20. yüzyılın ortalarına kadar

members of the community would,

3:50

topluluk üyeleri,

if possible,

3:52

mümkünse,

make their funerary preferences known in advance, Kalıp ifadeler

3:53

cenaze tercihlerini önceden bildirir,

Kelime

Through the mid-20th century: bir zaman noktasına kadar devamlılık

Burada Through the mid-20th century, uygulamanın daha önceki bir dönemden başlayıp yaklaşık 20. yüzyılın ortalarına kadar sürdüğünü ve bu dönemi de kapsadığını anlatır. Yüzyılın ortasında bir kez gerçekleşen olayı değil, devam eden bir zaman aralığını belirtir. through, bir zaman ifadesinin önünde devam eden bir durumun bitiş noktasını gösterebilir: through Friday, through the summer veya through the mid-20th century. Bitiş noktası da zaman aralığına dahildir.

Alıştırma

Örnekte Through the mid-20th century ne anlama gelir?

  1. Uygulama 20. yüzyılın ortasında yalnızca bir kez gerçekleşti.
  2. Uygulama daha önceki bir dönemden yaklaşık 20. yüzyılın ortalarına kadar devam etti.
  3. Topluluk fiziksel olarak 20. yüzyılın içinden geçti.
Cevabı göster

Uygulama daha önceki bir dönemden yaklaşık 20. yüzyılın ortalarına kadar devam etti.

Kalıp ifadeler

make their funerary preferences known: make + nesne + known yapısı

make their funerary preferences known ifadesinde make + nesne + geçmiş zaman ortacı tümleci yapısı kullanılır. Their funerary preferences nesnedir; known ise ortaya çıkan durumu belirtir: tercihler, başkalarının bunları bilmesi için açıklanır. Burada ifade, bu tercihleri önceden ve resmî biçimde bildirmek anlamına gelir. Başka durumlara da uygulanabilen make one's wishes, views, or intentions known kalıbı, kişinin isteklerini, görüşlerini veya niyetlerini çoğunlukla belirli bir muhataba açıkça ifade etmesini anlatır.

Alıştırma

Parantez içindeki sözcükleri ve resmî make + nesne + known yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: Yesterday, before the vote, Elena ____ to the committee. (make / her concerns / known)

Cevabı göster

made her concerns known

sometimes requesting that family members gather to consume the body after death. Dilbilgisi

3:56

bazen aile üyelerinin ölümden sonra bedeni tüketmek üzere toplanmasını isterdi.

Dilbilgisi

requesting that family members gather: request that + özne + fiilin yalın hâli

Requesting that family members gather, aile üyelerinin bir araya gelmesini istemek anlamına gelir. Request, istenen veya gerekli görülen bir eylemi bildirdiğinde resmî Amerikan İngilizcesinde çoğunlukla that + özne + fiilin yalın hâli kullanılır. Buna istek bildiren subjunctive yapı denir. That yan cümlesi, gerçekleşmiş bir olguyu değil, hangi eylemin talep edildiğini anlatır. Bu örnekte family members çoğul olduğu için gather sıradan geniş zaman biçimiyle aynı görünür; tekil öznede yapı daha belirgindir: request that he gather denir, gathers denmez.

Alıştırma

Resmî Amerikan İngilizcesindeki istek yapısına göre remain fiilinin doğru biçimiyle cümleyi tamamlayın: Yesterday, the doctor requested that Maya ____ in the waiting room until noon.

Cevabı göster

remain

Tragically,

4:02

Trajik bir şekilde,

though these rituals honored the deceased, Dilbilgisi

4:03

bu ritüeller ölen kişiyi onurlandırsa da,

they also spread a deadly disease known as kuru through the community. Kültür

4:05

kuru olarak bilinen ölümcül bir hastalığın da topluluk içinde yayılmasına neden oldu.

Dilbilgisi

Though these rituals honored the deceased, they also spread: bir noktayı kabul edip ana sonucu vurgulamak

Though bir ödünleme ilişkisi kurar. İlk yan cümle, ritüellerin saygılı bir amacı olduğunu, yani ölen insanları onurlandırdığını kabul eder. Daha güçlü vurgu ana cümlededir: bu olumlu anlama rağmen ritüeller ölümcül bir hastalığı da yaymıştır. Though A, B kalıbı önce A’yı kabul eder, ardından B’yi burada daha önemli olan karşıt gerçek olarak sunar.

Alıştırma

Hangi cümle önce olumlu bir gerçeği kabul edip ardından onunla çelişen olumsuz bir sonucu vurguluyor?

  1. The restaurant had excellent reviews, and our meal was excellent too.
  2. Though the restaurant had excellent reviews, our meal was disappointing.
  3. Since the restaurant had excellent reviews, we expected a good meal.
Cevabı göster

Though the restaurant had excellent reviews, our meal was disappointing.

Kültür

known as kuru: hastalığın adını belirtme

Known as kuru, a deadly disease ifadesini niteleyen kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir. “that is called kuru” anlamına gelir: known as bir ad veya etiketi belirtir; kuru ise hastalığın adıdır, sıfat değildir. Buradaki kuru, Papua Yeni Gine’deki Fore halkı arasında geçmişte ölen akrabaların bedenlerinin tüketilmesini içeren cenaze uygulamaları yoluyla yayılan ölümcül bir prion hastalığını ifade eder. Bu arka plan, ritüelin neden ölümcül bir sonuç doğurduğunu açıklar.

Alıştırma

Bozukluğun adını belirtmek için cümleyi known ve doğru edatla tamamlayın: The sleep disorder ____ narcolepsy can cause sudden sleep attacks.

Cevabı göster

known as

Between the fictionalized stories, Anlatım akışı

4:10

Kurgulanmış hikayeler,

verifiable practices,

4:12

doğrulanabilir uygulamalar

and big gaps that still exist in our knowledge,

4:14

ve bilgimizde hala var olan büyük boşluklar arasında,

there's no one history of cannibalism. Kelime

4:17

yamyamlığın tek bir tarihi yoktur.

Anlatım akışı

Between A, B, and C: bir sonucun ortak dayanağı

Burada Between A, B, and C, birbirinden farklı birkaç etkeni bir araya getirir ve bunların birleşik etkisini sonucun dayanağı olarak sunar. Liste hem kanıt hem de belirsizlik içerdiği için girişteki ifade okuyucuyu temkinli ve karmaşık bir iddiaya hazırlar. Bu kalıpta between fiziksel bir konumu anlatmaz ve mutlaka yalnızca iki şeyle sınırlı değildir. Ayrı etkenler sıralandığında “bu etkenlerin hepsini birlikte düşününce” anlamına gelebilir.

Alıştırma

Bu yeni cümlenin başındaki ifade ne anlama geliyor? Between the rain, the traffic, and the late start, we missed the beginning of the show.

  1. Gösteri fiziksel olarak üç şeyin arasında gerçekleşti.
  2. Üç etken birlikte gecikmeye neden oldu.
  3. Gecikmeye yalnızca yağmur neden oldu.
Cevabı göster

Üç etken birlikte gecikmeye neden oldu.

Kelime

no one history: tek ve birleşik bir tarih yok

no one history ifadesinde one, history sözcüğünü niteler ve “tek” ya da “birleşik tek bir sürüm” anlamına gelir. Cümle, konunun tek ve eksiksiz bir tarih anlatısına indirgenemeyeceğini söyler. Bu, hiç tarih olmadığı anlamına gelmez; buradaki no one da “hiç kimse” anlamındaki zamir değildir. one sözcüğünün hemen ardından history isminin gelmesi amaçlanan yapıyı gösterir: no + one + tekil isim.

Alıştırma

Birden fazla açıklama bulunabileceğini, ancak hiçbirinin her durum için geçerli tek açıklama olmadığını söyleyen cümle hangisidir?

  1. There is no explanation for any case.
  2. No one explains every case.
  3. There is no one explanation that fits every case.
Cevabı göster

There is no one explanation that fits every case.

But we do know that people have been eating each other, Dilbilgisi

4:20

Ancak biliyoruz ki insanlar binlerce yıldır birbirlerini yiyor,

volunteering themselves to be eaten,

4:23

yenmek için gönüllü oluyor

and accusing others of eating people for millennia.

4:25

ve başkalarını insan yemekle suçluyorlar.

Dilbilgisi

we do know: olumlu cümlede vurgulu do

Olumlu we do know yan cümlesinde do, vurgu sağlayan bir yardımcı fiildir. Yalın hâldeki know fiilinden önce gelir ve ifadeyi güçlendirir: gerçekten veya kesinlikle biliyoruz. Burada bir eylemi yapmak anlamındaki asıl fiil değildir ve cümleyi soruya dönüştürmez. But sonrasındaki bu vurgu, güvenilir bir noktayı önceki belirsizlikten ayırır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp özne + do/does/did + fiilin yalın hâlidir ve konuşan kişi olumlu bir ifadenin doğru olduğunda ısrar etmek istediğinde kullanılır.

Alıştırma

Şimdiki zamana ilişkin bu ifadeyi vurgulu yardımcı fiille tamamlayın: We ____ know that the backup system is working.

Cevabı göster

do

Dilbilgisi

have been ... for millennia: binlerce yıldır tekrarlanan bir etkinlik

Have been eating, present perfect continuous yapısındadır: have been + fiil-ing. For millennia ile birlikte kullanıldığında davranışı uzak geçmişte başlayan ve şimdiki zaman çerçevesine kadar devam eden ya da tekrarlanan bir durum olarak sunar. Bu, eylemin hiç kesilmeden gerçekleştiği anlamına gelmez. Volunteering ve accusing, eating ile aynı düzeyde sıralanır ve people have been bölümünü paylaşır: people have been eating, volunteering, and accusing. Tek süre ifadesi olan for millennia bütün sıralamaya uygulanır; burada for bir amacı değil, süre uzunluğunu belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle, geçmişten günümüze kadar tekrarlanan bir etkinliği en açık şekilde anlatır?

  1. People will be recording weather patterns for centuries.
  2. People have been recording weather patterns for centuries.
  3. People recorded weather patterns for centuries before modern instruments existed.
Cevabı göster

People have been recording weather patterns for centuries.

On a cannibalism kick? Deyimler

4:30

Yamyamlığa merak mı saldınız?

Deyimler

On a cannibalism kick? — yakın zamanda başlayan ani bir ilgi

Be on a/an X kick, sınırlı bir süre boyunca X'e büyük ilgi duymak veya X ile ilgili bir şeyi sık sık yapmak demektir. Buradaki kick, tekme atma eylemi değil, geçici olabilecek ani bir heves anlamındadır. Gündelik öneri dilinde sık görüldüğü gibi soruda Are you düşürülmüştür: On a cannibalism kick? ifadesi Are you on a cannibalism kick? anlamına gelir. Bu bağlamda cannibalism, izleyicinin izlemeye devam etmek isteyebileceği içerik temasını belirtir; bu eylemi yapmakla ilgilendiğini göstermez.

Alıştırma

Bahçıvanlığa yakın zamanda aniden ilgi duymaya başladığınızı göstermek için cümleyi vurgulanan kalıpla tamamlayın: I've been ____ lately, so I visit the garden center every weekend.

Cevabı göster

on a gardening kick

Check out this video

4:32

Bu videoya göz atın

and meet some of the animal kingdom's most conspicuous cannibals.

4:33

ve hayvanlar aleminin en dikkat çekici yamyamlarından bazılarıyla tanışın.

Or opt for something lighter with this video. Kalıp ifadeler

4:37

Veya bu video ile daha hafif bir şey seçin.

Kalıp ifadeler

opt for something lighter — daha az yoğun içerik seçmek

Opt for + isim öbeği, çoğunlukla diğer seçenekleri değerlendirdikten sonra o seçeneği tercih etmek anlamına gelir. opt for something lighter ifadesindeki something başka bir içeriğin yerini tutar. Lighter burada mecazidir; daha az ciddi, karanlık, yoğun veya duygusal açıdan yorucu demektir. Cümle, daha hafif bir nesne değil, havası daha yumuşak bir video önerir.

Alıştırma

Daha az yoğun bir içerik seçmek için cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: After two intense dramas, let's ____ tonight.

Cevabı göster

opt for something lighter