KEDİNİZİ BİR DJ YAPIN -- ve çok daha fazlası! LÜT #18: İngilizce çalışma notları

Vsauce

Öğrenme zorluğu
619 kelime 170 kel/dk

Video özeti: LÜT tuhaf ürünleri, vsauce.com adının kökenini ve oteldeki ızgarayı gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. all it can do is call people and receive calls. - Dil bilgisi ve cümle kalıpları: aramanın tek işlev olduğunu vurgulamak ve sınırlı bir cihazı anlatmak için “all + özne + can do + is + fiil” yapısını kullanın. 2. used pets. / PET means polyethylene terephthalate, - Deyimler ve mecazlı ifadeler: pets önce ölmüş hayvanları düşündürür; PET sonra plastik kısaltması olarak açıklanır ve havaalanı kutusu şakası anlaşılır. 3. been after me - Öbek fiiller: be after someone birinin arkasında durmak değil, onu takip etmek demektir ve “kalpleri çalma” şakasını hazırlar.

Bu derste

Bake two pies at the same time and then relax on pancake pillows.

0:00

Aynı anda iki turta pişirin, sonra da pankek şeklindeki yastıklarda dinlenin.

It's episode 18 of LÜT.

0:05

LÜT'ün 18. bölümü.

You can also choose to use emoticon pillows or a True Blood necklace.

0:10

İsterseniz ifade simgeli yastıkları ya da bir True Blood kolyesini de seçebilirsiniz.

If you're a neat freak, Kelime

0:14

Eğer tam bir düzen hastasıysanız,

Kelime

Neat freak ifadesini gündelik bir etiket olarak kullanmak

Neat freak, her şeyin temiz, düzenli ve iyi organize edilmiş olmasına çok önem veren biri için kullanılan gündelik bir tanımlamadır. Bu cümlede, masayı kirlenmekten korumak isteyecek türden birini hafif şakacı bir şekilde anlatır. Buradaki freak “canavar” anlamına gelmez ve bu ifade tıbbi bir terim değildir. İfadenin tamamı şakacı bir etiket olarak kullanılır, ancak bazen eleştirel de duyulabilir.

Alıştırma

Neat freak burada uygun şekilde mi kullanılmıştır? Kendisini sık sık böyle tanımlayan yakın bir arkadaşınıza şakayla şöyle diyorsunuz: “You're such a neat freak—you even line up your pencils by color!”

  1. Evet, bu samimi ve gündelik bağlamda uygundur.
  2. Hayır, neat freak yalnızca tıbbi bir terimdir.
Cevabı göster

Evet, bu samimi ve gündelik bağlamda uygundur.

protect your tables with Portal 2 warning sign coasters

0:15

masalarınızı Portal 2 uyarı levhası şeklindeki bardak altlıklarıyla koruyun

and then store your photos on an SD card or in an SD card photo album. Kalıp ifadeler

0:19

ve fotoğraflarınızı bir SD kartta ya da SD kart şeklindeki bir fotoğraf albümünde saklayın.

Kalıp ifadeler

on an SD card ile in a photo album arasındaki fark

Dijital bir depolama ortamıyla on kullanılır: fotoğraflar veya dosyalar on an SD card, on a drive ya da on a phone şeklinde saklanabilir. Buradaki on, verilerin nereye kaydedildiğini belirtir; resimlerin kartın yüzeyine temas ettiği anlamına gelmez. Basılı fotoğraflar albüm gibi bir kabın içine yerleştirildiğinde in kullanılır. Edat, depolama türüne göre değişir: veriler bir ortamda on ile, fiziksel nesneler ise bir kabın içinde in ile anlatılır.

Alıştırma

Cümleyi depolama türlerine uygun iki edatla tamamlayın: Save the digital images ____ an SD card, and put the printed copies ____ an album.

Cevabı göster

on · in

Personally,

0:26

Şahsen,

I just stick one cool pic on my laptop lid to make it look see-through or to make myself look X-rayed or bikini clad. Dilbilgisi

0:26

ben dizüstü bilgisayarımın kapağına havalı bir fotoğraf yapıştırarak kapağı şeffafmış gibi, kendimi de röntgen çekilmiş ya da bikiniliymişim gibi gösteriyorum.

Dilbilgisi

make it look + sıfat / make myself look + sıfat

Vurgulanan iki bölüm de make + nesne + look + sıfat yapısını kullanır: make oluşturulan etkiyi, nesne görülen kişiyi ya da şeyi, look ise onun görünen hâlini belirtir. Resim yalnızca görsel bir yanılsama yaratır; dizüstü bilgisayarı gerçekten şeffaflaştırmaz veya konuşanın bedenini değiştirmez. Etkilenen şey özneden farklıysa I make it look... örneğindeki gibi normal bir nesne zamiri kullanılır. Nesne öznenin kendisine dönüyorsa I make myself look... örneğindeki gibi dönüşlü zamir kullanılır. Bu kalıp, bir şeyin bir kişiyi ya da nesneyi belirli bir şekilde gösterdiğini anlatır.

Alıştırma

it ve myself sözcüklerini birer kez kullanarak iki boşluğu tamamlayın: Maya painted the box silver to make ____ look metallic, and I adjusted the mirror to make ____ look taller.

Cevabı göster

it · myself

And these spatulas will make your cooking more superhero.

0:33

Bu spatulalar da yemek yapmayı daha süper kahramanca hâle getirecek.

Deal yourself a hand of nostalgia with these Space Invaders playing cards Deyimler

0:38

Bu Space Invaders oyun kartlarıyla kendinize nostalji dolu bir el dağıtın

Deyimler

Deal yourself a hand of nostalgia: kendinize bir el nostalji dağıtın

Kart oyunlarında deal someone a hand, bir oyuncuya bir el kart dağıtmak anlamına gelir. Ürün bir iskambil destesi olduğu için Deal yourself a hand önce kart masasındaki bu gerçek anlamı etkinleştirir. Ardından nostalgia, sanki dağıtılan elin içeriğiymiş gibi mecazi biçimde ele alınır. Space Invaders eski bir oyuna ilişkin anıları çağrıştırdığı için ifade, kartları kullanmanın nostaljik bir deneyim sunabileceğini anlatan eğlenceli bir reklam metnidir. A hand of nostalgia yaratıcı bir ifadedir; yerleşik bir kart terimi değildir.

Alıştırma

“Deal yourself a hand of nostalgia” ifadesindeki kelime oyununu en iyi hangi yorum açıklar?

  1. Eski oyunlar artık eğlenceli olmadığı için kart oynamayı bırakmak.
  2. Kendinize bir el kart dağıtmak ve aynı anda nostaljik bir deneyim yaşatmak.
  3. Kartları nostalgia adlı gerçek bir nesneyle takas etmek.
Cevabı göster

Kendinize bir el kart dağıtmak ve aynı anda nostaljik bir deneyim yaşatmak.

and graduate from Buckyballs to Buckycubes, Deyimler

0:42

ve Buckyballs'tan Buckycubes'a terfi edin,

Deyimler

graduate from X to Y: daha ileri bir düzeye geçmek

Burada graduate, okulla ilgili olmayan, eğlenceli bir anlamda fiil olarak kullanılır. Buckyballs'dan daha ileri veya bir sonraki aşamadaki ürün olan Buckycubes'a geçmek demektir. Başka durumlara da uygulanabilen graduate from X to Y kalıbı ilerlemeyi gösterir: X başlangıç düzeyi, Y ise sonraki ya da daha ileri düzeydir. Bir yükseltmeyi başarı gibi gösterebilir.

Alıştırma

Cümleyi mecaz anlamdaki graduate from X to Y kalıbıyla tamamlayın: After mastering the starter camera, Lena ____ the basic model to a professional one.

Cevabı göster

graduated from

a bunch of cube magnets only outdone by the book HTML for babies. Kalıp ifadeler

0:46

bunlar yalnızca Bebekler İçin HTML kitabının gölgede bırakabildiği bir yığın küp mıknatıs.

Kalıp ifadeler

only outdone by: yalnızca biri tarafından geçilmek

only outdone by ifadesinde outdone, aynı özellik bakımından aşılmak veya geçilmek demektir. Küp mıknatıslar etkileyici olarak sunulur, ancak bebekler için HTML kitabının daha da dikkat çekici olduğu söylenir. Only bir sıralama oluşturur: adı verilen ikinci öğe dışında neredeyse hiçbir şey ilk öğeyi geçemez. Bu sıra önce ilk öğeyi över, sonra kazananı açıklar; bu nedenle karşılaştırma dramatik veya komik gelebilir.

Alıştırma

İngilizce 'The café's desserts were only outdone by its coffee,' cümlesindeki karşılaştırma ne anlama gelir?

  1. Tatlılar sıralamada çok yüksekteydi, ancak kahve daha da yüksekteydi.
  2. Tatlılar ile kahve karşılaştırılamıyordu.
  3. Tatlılar kahvenin üstündeydi.
Cevabı göster

Tatlılar sıralamada çok yüksekteydi, ancak kahve daha da yüksekteydi.

Teach your child letters and colors while also reminding them of proper HTML markup. Kalıp ifadeler

0:51

Çocuğunuza harfleri ve renkleri öğretirken doğru HTML işaretlemesini de hatırlatın.

Kalıp ifadeler

“reminding them of” ifadesinde remind someone of something

reminding them of proper HTML markup ifadesinde remind someone of something, “birinin bir şeyi yeniden hatırlamasını veya fark etmesini sağlamak” anlamına gelir. Burada them, eğitim verilen çocuğu; proper HTML markup ise çocuğun dikkatine yeniden getirilen içeriği belirtir. Kalıp remind + kişi + of + isim veya isim öbeğidir. remind them of the rule örneğinde olduğu gibi kişi remind ile of arasına gelir. Of öbeği, hatırlanan veya yeniden dikkate alınan içeriği belirtir.

Alıştırma

Cümleyi remind me of ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The old photograph ____ our first day at school.

Cevabı göster

reminded me of

Vat19's H2O candle kit lets you create a flame that appears to sit right on top of water, Dilbilgisi

0:56

Vat19'un H2O mum kiti, suyun tam üstünde duruyormuş gibi görünen bir alev oluşturmanızı sağlar,

Dilbilgisi

“appears to sit” ifadesinde appear to + fiil

Appears to sit, “orada konumlanmış gibi görünüyor” anlamına gelir. Konuşan kişi alevin nasıl göründüğünü anlatır; fiziksel olarak nasıl desteklendiğine ilişkin doğrulanmış bir açıklama sunmaz. appear + to + fiilin yalın hâli kalıbı, gerçeğin farklı olma ihtimalini açık bırakarak bir gözlemi anlatır. Burada appear, “görünmek” anlamındadır; “görüş alanına çıkmak” anlamında değildir.

Alıştırma

Cümleyi appear to ifadesinin doğru biçimi ve float fiiliyle tamamlayın: From the valley, the clouds ____ just above the trees.

Cevabı göster

appear to float

which is the best kind of light to play by when messing around with your Fisher-Price Classic toy keychains. Notlar

1:02

bu da Fisher-Price Classic oyuncak anahtarlıklarınızla oynarken kullanabileceğiniz en iyi ışıktır.

Kelime

light to play by: aydınlatma kullanımını belirten by

“Light to play by” ifadesindeki by, “görmek için bu ışığı kullanarak” anlamına gelir. Bu ışık, kişinin oynarken etrafı görmesini sağlar; by burada “yanında” demek değildir. Yapı, isim + to’lu mastar + sonda bırakılmış edat biçimindedir: “a light [to play by ___]”. By’dan sonra söylenmeyen nesnenin light olduğu anlaşılır. Daha açık bir biçimi “play by the light”tır; “read by candlelight” ifadesinde de aynı kullanım vardır.

Alıştırma

İngilizce cümleyi “fenerin ışığını kullanarak” anlamını veren edatla tamamlayın: On the camping trip, the lantern was the only light to read ____.

Cevabı göster

by

Öbek fiiller

messing around with: gelişigüzel ve ciddi olmayan biçimde kurcalamak

Bu cümlede “messing around with”, oyuncak anahtarlıkları ciddi bir iş veya dikkatli bir plan olmadan, eğlenmek için gelişigüzel kurcalamak ve onlarla oynamak anlamına gelir. İfade gündelik ve esnektir. Nesnesi bir eşya olduğunda genellikle onu gelişigüzel denemek, ayarlamak veya onunla oynamak anlamına gelir. Tonun zararsız bir eğlenceyi mi yoksa dikkatsiz bir müdahaleyi mi anlattığını nesne ve durum belirler.

Alıştırma

“Ciddi bir amaç olmadan bir şeyle oynamak veya onu denemek” anlamındaki üç sözcüklü gündelik ifadeyi kullanarak İngilizce cümleyi tamamlayın: The children spent the afternoon ____ the old building blocks and making silly towers.

Cevabı göster

messing around with

Throw on a steampunk skeleton T-shirt and escape the stress of smartphones with John's Phone. Öbek fiiller

1:08

Steampunk iskelet baskılı bir tişört giyin ve John's Phone ile akıllı telefon stresinden kurtulun.

Öbek fiiller

Throw on: hızlı ve rahat biçimde giymek

Bu cümlede throw on, “fazla hazırlık yapmadan hızlıca giymek” anlamına gelir. Konuşmacı tişörtün rahatça giyilmesini önerir; gerçekten bir şeyi fırlatmaktan söz etmez. Kalıp throw on + giysi veya throw + giysi + on şeklinde olabilir. Nötr put on ifadesinde mutlaka bulunmayan hız ve kolaylık hissini ekler.

Alıştırma

Hangi cümle bir giysiyi hızlı ve rahat biçimde giymeyi en açık şekilde anlatır?

  1. Throw on your coat—we need to leave now.
  2. Hang your coat in the closet before we leave.
  3. Put on your coat carefully before the formal portrait.
Cevabı göster

Throw on your coat—we need to leave now.

It accepts a SIM card, Kelime

1:14

SIM kart takılabiliyor,

Kelime

Accepts a SIM Card: cihaz uyumluluğu

Burada accepts a SIM card, telefonun bir SIM kartını alıp kullanacak şekilde tasarlandığı anlamına gelir. Accept bir cihazın uyumluluğunu anlatır; bir kişinin bir şeyi almayı kabul etmesini değil. Bu kullanım cihaz veya hizmet + accepts + desteklenen öğe ya da yöntem yapısını izler. Örneğin SD kart kabul eden bir kamera veya belirli bir ödeme yöntemini kabul eden bir mağaza için kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, kartın pakete dâhil olduğunu değil, yalnızca cihazın microSD kartlarla uyumlu olduğunu söyler?

  1. The tablet accepts microSD cards.
  2. The tablet's microSD card is blue.
  3. The tablet comes with a microSD card.
Cevabı göster

The tablet accepts microSD cards.

but all it can do is call people and receive calls. Dilbilgisi

1:16

ama yapabildiği tek şey arama yapmak ve çağrı almak.

Dilbilgisi

all it can do is + fiilin yalın hâli

Bu cümlede all it can do is call people and receive calls, insanları aramanın ve aramaları yanıtlamanın telefonun sahip olduğu tek yetenek olduğunu belirtir. All, odaklama yapısının bir parçasıdır; people veya calls sözcüklerini nitelemez. Yeniden kullanılabilir kalıp all + özne + can do + is + fiilin yalın hâlidir. is sonrasındaki eylemi mevcut yetenek veya seçeneklerin tamamı, fakat oldukça sınırlı bir bütünü olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi all ... can do odaklama kalıbıyla tamamlayın: This toy robot cannot walk or speak; ____ flash its lights.

Cevabı göster

all it can do is

Due to its simplicity, Kalıp ifadeler

1:19

Sade yapısı sayesinde,

its call time lasts 6 hours and when it's not in use, Kalıp ifadeler

1:21

6 saat konuşma süresi sunuyor ve kullanılmadığında,

its battery lasts 3 weeks.

1:24

pili 3 hafta dayanıyor.

Kalıp ifadeler

Due to + isim öbeği

Due to its simplicity, cümlenin başında nedeni belirten bir ifadedir: telefonun çok basit ve sınırlı tasarımı, uzun konuşma ve bekleme süresinin nedeni olarak sunulur. Burada simplicity yalnızca kullanım kolaylığını değil, az sayıda işleve sahip olmayı anlatır. Due to sonrasında bir isim öbeği, zamir veya -ing öbeği gelir. it is simple gibi çekimli fiil içeren bir cümleciği doğrudan başlatamaz.

Alıştırma

Hangi cümle neden belirtmek için due to ifadesini doğru kullanıyor?

  1. The match was delayed due to heavy rain.
  2. The match was delayed due to it rained heavily.
  3. The match was delayed due to the rain was heavy.
Cevabı göster

The match was delayed due to heavy rain.

Kalıp ifadeler

When it's not in use: kullanılmadığında

“In use”, “şu anda kullanılmakta olan” anlamına gelen ve sıfat gibi işleyen kalıplaşmış bir ifadedir. “When it's not in use” içinde “it” cihazı belirtir; olumsuz biçim ise cihazın kullanılmadığı dönemlerdeki durumunu anlatır. “When + özne + be + not in use” yapısı bir zaman koşulu kurar: Üç haftalık pil ömrü yalnızca cihaz kullanılmadığı sürece geçerlidir. “In use”, “bir kullanımın içinde” diye kelimesi kelimesine değil, bütünüyle bir durum ifadesi olarak anlaşılmalıdır.

Alıştırma

İngilizce cümleyi “şu anda kullanılmıyor” anlamındaki kalıpla tamamlayın: When the tablet is ____, the screen turns off automatically.

Cevabı göster

not in use

I met PureKatherine in Chicago last month.

1:27

Geçen ay Chicago'da PureKatherine ile tanıştım.

Now,

1:30

Şimdi,

she will cover your shoes or anything else you'd like in glitter, Kalıp ifadeler

1:30

ayakkabılarınızı ya da istediğiniz başka herhangi bir şeyi simle kaplayacak,

Kalıp ifadeler

Cover your shoes ... in glitter: ayakkabıları simle kaplamak

“Cover + nesne + in + malzeme” kalıbı, malzemeyi nesnenin yüzeyine yaymak veya yerleştirmek anlamına gelir; çoğu zaman belirgin bir kaplama ya da süs oluşturacak miktarda kullanılır. Bu cümlede “glitter” bir yer değil, kaplama malzemesidir. “Your shoes or anything else you'd like” ifadesinin tamamı “cover” fiilinin sıralı nesnesidir. “Anything else you'd like”, kaplamasını isteyeceğin başka herhangi bir şey demektir. “In glitter” ise hem ayakkabıların hem de ek nesne için “cover” yapısını tamamlar; “like” fiilini nitelemez.

Alıştırma

İngilizce cümleyi “cover + nesne + in + malzeme” kalıbıyla tamamlayın: For the costume party, Maya ____ her boots ____ silver glitter.

Cevabı göster

covered · in

a perfectly trade secret protected coat of glitter that doesn't shed off.

1:35

üstelik dökülmeyen ve ticari sır olarak kusursuzca korunan bir sim tabakasıyla.

These Batman clothespins also keep things secure

1:40

Bu Batman mandalları da eşyaları güvenle yerinde tutuyor

and this skateboard bench is great for your bedroom.

1:43

ve bu kaykay bankı yatak odanız için harika.

Here's a robot you can control with an app on your phone. Dilbilgisi

1:46

İşte telefonunuzdaki bir uygulamayla kontrol edebileceğiniz bir robot.

Dilbilgisi

a robot you can control ifadesinde nesne ilgi zamirinin düşürülmesi

a robot you can control ifadesinde you can control, hangi robottan söz edildiğini belirtir: robot, senin kontrol edebildiğin şeydir. Bu bölüm, ismi belirleyen bir ilgi yan cümleciğidir. Nesne görevindeki that veya which ilgi zamiri düşürülmüştür: a robot (that/which) you can control. Bu mümkündür çünkü eksik zamir control fiilinin nesnesi olurdu. Zamir özne olsaydı düşürülemezdi: a robot that can move denir, a robot can move denmez.

Alıştırma

Hangi cümlede nesne görevindeki ilgi zamiri doğru biçimde düşürülmüştür?

  1. This is a book you can read it in one afternoon.
  2. This is a book can fit in your bag.
  3. This is a book you can read in one afternoon.
Cevabı göster

This is a book you can read in one afternoon.

Oh,

1:49

Aa,

look,

1:49

bakın,

cats love it.

1:49

kediler buna bayılıyor.

But if your cat loves scratching,

1:50

Ama kediniz tırmalamayı seviyorsa,

let him be a DJ and scratch on a scratching post turntable. Notlar

1:52

bırakın DJ olsun ve pikap şeklindeki tırmalama direğinde scratch yapsın.

Dilbilgisi

let him be a DJ ifadesindeki let + nesne + fiilin yalın hâli yapısı

Let him be a DJ, let + nesne zamiri + fiilin yalın hâli yapısını kullanır. Him, hareket etmesine izin verilen veya teşvik edilen kişi ya da hayvanı gösterir; be yalın hâlde kalır ve önüne to gelmez. Burada kediye gerçekten bir meslek edinme izni verilmiyor. Yapı, kedinin tırmalamasını DJ taklidi yaptığı eğlenceli bir etkinliğe dönüştürme önerisi sunuyor.

Alıştırma

Cümleyi let + him + be ile tamamlayın: He wants to dress up, so ____ a pirate for the game.

Cevabı göster

let him be

Deyimler

scratch on a scratching post turntable: scratch sözcüğünün iki anlamı

Bu cümlede scratch birbiriyle bağlantılı iki anlam taşır. Bir kedi için pençelerini bir yüzeyde sürterek tırmalamayı, bir DJ içinse ritmik bir ses çıkarmak amacıyla plağı ileri geri hareket ettirmeyi anlatır. Uydurma scratching post turntable ifadesi, kedilerin tırmalama direği olan scratching post ile DJ pikabı olan turntable sözcüklerini birleştirir. Let him be a DJ, dinleyicinin kedinin sıradan tırmalama hareketini müzik performansı olarak yeniden yorumlamasını sağlar; şakayı yaratan bu anlam değişimidir.

Alıştırma

Bu cümlede scratch on a scratching post turntable ifadesini komik yapan nedir?

  1. Kedinin pençeleriyle tırmalamasını DJ'in plak üzerinde scratch yapmasına bağlar.
  2. scratching post ifadesini bir DJ plağının standart adı olarak kullanır.
  3. Kedinin bozuk bir pikabı pençeleriyle tamir ettiğini söyler.
Cevabı göster

Kedinin pençeleriyle tırmalamasını DJ'in plak üzerinde scratch yapmasına bağlar.

But if your cat dies,

1:56

Ama kediniz ölürse,

that's okay,

1:58

sorun değil,

because the airports in Amsterdam have trash cans for your used pets. Deyimler

1:59

çünkü Amsterdam havalimanlarında kullanılmış evcil hayvanlarınız için çöp kutuları var.

Just kidding. Ton ve niyet

2:04

Şaka yapıyorum.

Ton ve niyet

Just kidding. — Ciddi görünen bir sözü şaka olarak geri almak

“Just kidding.”, konuşanın önceki sözünün şaka olduğunu ve doğru ya da ciddi bir söz gibi anlaşılmaması gerektiğini dinleyene bildirir. Hafif bir takılma, abartı veya saçma bir iddiadan sonra hızlı bir düzeltme olarak kullanılır. Önceki sözlerin nasıl anlaşılması gerektiğini değiştirir; konuşanın o anda belirli bir kişiyle uğraştığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Leo, “Your toy flew to the moon!” diyor ve sonra arkasında sakladığı oyuncağı gösteriyor. İlk sözünün şaka olduğunu göstermek için sırada hangi cümleyi söylemelidir?

  1. Just kidding.
  2. I am not sure.
  3. Please hurry.
Cevabı göster

Just kidding.

PET means polyethylene terephthalate,

2:04

PET, polietilen tereftalat anlamına gelir,

a polymer used in liquid containers.

2:07

sıvı kaplarında kullanılan bir polimerdir.

Deyimler

used pets ile PET means polyethylene terephthalate arasındaki kelime oyunu

Girişte used pets ifadesi, ölmüş ya da artık istenmeyen evcil hayvanlar anlamına geliyormuş gibi duyulur. Bu yorum bilerek saçma hâle getirilmiştir ve Just kidding sözü onu açıkça geri çeker. Açıklama büyük harflere dayanır: PET, birçok içecek kabında kullanılan bir plastik olan polyethylene terephthalate, yani polietilen tereftalatın kısaltmasıdır. Havalimanındaki kutular hayvanlar için değil, kullanılmış PET kaplar içindir. Şaka, PET'in pet gibi görünmesi ve duyulması ama bir malzemeyi belirtmesi üzerine kuruludur.

Alıştırma

Şakanın sonunda PET neyi ifade eder?

  1. Canlı evcil hayvanlar için özel bir çöp kutusu.
  2. Birçok içecek kabında kullanılan bir plastik.
  3. Ölmüş bir kedi için kullanılan resmî havalimanı terimi.
Cevabı göster

Birçok içecek kabında kullanılan bir plastik.

But if you're hungry,

2:09

Ama açsanız,

check out Exotic Meat Market.

2:10

Exotic Meat Market'a göz atın.

This service sells legal meat for you to cook and eat.

2:12

Bu hizmet, pişirip yemeniz için yasal et satıyor.

Raccoon meat,

2:17

Rakun eti,

llama,

2:18

lama,

bacon made from a black bear,

2:19

kara ayı etinden yapılmış pastırma,

crocodile,

2:21

timsah,

kangaroo,

2:22

kanguru,

and even lion meat.

2:23

ve hatta aslan eti.

That's right.

2:25

Aynen öyle.

For $100,

2:26

100 dolara,

you can buy three burgers made out of lion meat. Kalıp ifadeler

2:27

aslan etinden yapılmış üç burger satın alabilirsiniz.

Kalıp ifadeler

made out of + malzeme

“burgers made out of lion meat” ifadesinde made out of, hamburgerleri yapmak için kullanılan malzemeyi ya da yiyecek bileşenini, yani lion meat ifadesini belirtir. made out of lion meat sözleri burgers kelimesini açıklar. Bu yapı, “burgers that are made out of lion meat” ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Burada out hareket yönü göstermez ve “içinden” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle eski karton kutuların bir oyun evini yapmak için kullanılan malzeme olduğunu söylüyor?

  1. The playhouse is made out of old cardboard boxes.
  2. The playhouse is made by old cardboard boxes.
  3. The playhouse is made near old cardboard boxes.
Cevabı göster

The playhouse is made out of old cardboard boxes.

Lions are not endangered and these burgers are made from lions raised in Illinois. Kelime

2:31

Aslanların nesli tükenme tehlikesi altında değil ve bu burgerler Illinois'de yetiştirilen aslanlardan yapılıyor.

Kelime

İsimden sonra edilgen niteleyici olarak raised in Illinois

Burada raised, hayvanların büyürken insanlar tarafından bakılıp beslendiği anlamına gelir. Havaya kaldırılmış demek değildir ve aslanların Illinois'te vahşi doğada yaşadığını da anlatmaz. lions raised in Illinois ifadesinde raised in Illinois isimden sonra gelir ve lions that were raised in Illinois biçiminin kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği olarak görev yapar. Hangi aslanlardan söz edildiğini belirtir. Bu yapı, hayvanların veya insanların nerede ya da nasıl büyüdüğünü veya onlara kimin baktığını anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi Vermont'ta yetiştirilmiş anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The dairy uses milk from cows ____.

Cevabı göster

raised in Vermont

The only part that's a little bit weird is that when you eat lion, Notlar

2:36

Biraz tuhaf olan tek kısmı, aslan yediğinizde,

you're eating cat.

2:40

aslında kedi yiyor olmanız.

Dilbilgisi

Değerlendirmeyi sınırlayan The only part ... is that ... kalıbı

The only part that's a little bit weird is that ... kalıbı değerlendirmeyi tek bir yönle sınırlar. Konuşan kişi her şeyin tuhaf olduğunu söylemez; is that sonrasındaki cümlecik değerlendirilen tek noktayı açıklar. İlk that, part sözcüğünü niteleyen bir ilgi sözcüğüdür ve 's, is anlamına gelir: that's a little bit weird. İkinci that ise bir içerik cümleciğini başlatır. Bu cümlecikte when you eat lion durumu belirler, you're eating cat ise bunun neden tuhaf hissettirdiğini açıklar.

Alıştırma

Dersimizdeki değerlendirme kapsamını sınırlayan kalıbı kullanarak cümleyi tamamlayın: I liked the workshop overall. ____ was a little confusing ____ the speaker skipped the final example.

Cevabı göster

The only part that · was that

Kelime

“eat lion” ve “eating cat” ifadelerinde sıfır artikel

Eat fiilinden sonra lion sözcüğünün önünde artikel yoktur; çünkü burada “aslan eti” anlamında, yiyecek bildiren kütle adı gibi kullanılır. Bu, eat chicken ifadesindeki chicken kullanımına benzer. Cat de yiyecek ve kategori bildiren aynı artikelsiz kalıba özellikle sokulur. Aslanlar kedigiller ailesine ait olduğu için you're eating cat, aslan etini daha geniş olan kedi kategorisine yerleştirir. Yemeğin içinde ev kedisi bulunduğunu iddia etmez. Bu kasıtlı ve sert kategori değişimi rahatsızlık yaratmayı amaçlar.

Alıştırma

Rehber, yahninin aslan etiyle yapıldığını az önce açıkladı. Cümleyi artikelsiz hayvan adıyla tamamlayın: “So tonight, we're eating ____.”

Cevabı göster

lion

Okay,

2:42

Pekâlâ,

now it's time for the free thing.

2:43

şimdi sıra bedava şeyde.

I'm going to let you guys in on a little bit of a Vsauce secret, Öbek fiiller

2:44

Sizi küçük bir Vsauce sırrına ortak edeceğim,

fakenamegenerator.com.

2:48

fakenamegenerator.com.

Öbek fiiller

“let you guys in on” ile bir sır paylaşmak

Let someone in on something deyimi, özel, gizli veya yaygın olarak bilinmeyen bir bilgiyi biriyle paylaşmak ve onu içeriden bilgi alan biri gibi görmek anlamına gelir. Basitçe tell demekten daha güçlü bir “içeriden bilgi” duygusu taşır. Let you guys in on a little bit of a Vsauce secret ifadesinde you guys bilgiye erişim kazanan kişileri gösterir; bilginin kendisi ise on sözcüğünden sonra gelir. Sonda adı verilen internet sitesi açıklanan sırdır.

Alıştırma

Özel bilgi paylaşmak için kullanılan deyimi tamamlayın: “I'll let you ____ the plan, but please keep it quiet.”

Cevabı göster

in on

This website will give you a person's name,

2:51

Bu site size bir kişinin adını verir,

it'll make up their address, Öbek fiiller

2:53

adresini uydurur

it'll make up all kinds of data about them every time you refresh the page. Dilbilgisi

2:54

ve sayfayı her yenilediğinizde o kişi hakkında her türden bilgi oluşturur.

Öbek fiiller

make up their address = adresi uydurmak

make up their address ifadesinde make up, “uydurmak” veya “gerçek olmayan bir şey oluşturmak” anlamına gelir. Their address bu fiilin nesnesidir ve sonraki make up all kinds of data ifadesi de sitenin hayalî bilgiler ürettiğini doğrular. Make up ifadesinin anlamını seçmek için nesneye ve bağlama bakın. Nesne adres, ad, hikâye veya bahane gibi bir bilgiyse ifade çoğunlukla “uydurmak” anlamına gelir.

Alıştırma

"For our game, Leo made up a street address." cümlesinde made up ne anlama gelir?

  1. Gerçek olmayan bir adres uydurdu
  2. Adresin doğru olup olmadığını kontrol etti
  3. O adrese taşındı
Cevabı göster

Gerçek olmayan bir adres uydurdu

Dilbilgisi

every time + geniş zaman

Every time bir zaman yan cümlesi başlatır ve “her ... olduğunda” anlamına gelir. Sayfayı yenilemek tekrarlanan bir tetikleyicidir: sayfayı her yenilediğinizde site yeni veriler oluşturur. Ana cümle gelecek zaman anlamı taşısa bile every time sonrasındaki yan cümle normalde geniş zamanda kalır. every time you refresh denir; every time you will refresh denmez.

Alıştırma

Cümleyi "press" fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Tomorrow, every time you ____ this button, the light will flash.

Cevabı göster

press

But what's fun is that it also generates a pronounceable, Dilbilgisi

2:58

Ama işin eğlenceli yanı, telaffuz edilebilir

available .com domain name.

3:01

ve kullanılabilir bir .com alan adı da oluşturmasıdır.

Dilbilgisi

What's fun is that ...: bir odaklama yapısı

What's fun is that ... yapısında what's fun bir soru değildir. “Eğlenceli olan şey” anlamına gelir ve is fiilinin öznesi görevindedir. Ardından gelen that yan cümlesi bu şeyin ne olduğunu söyler. Bu kalıp dikkat çekici bir özelliği öne çıkarır: What's + sıfat + is that + yan cümle. Burada hizmetin ayrıca bir alan adı oluşturması sonucuna dikkat çeker.

Alıştırma

Eksik sözcükle odaklama yapısını tamamlayın: What's helpful ____ that this app works offline.

Cevabı göster

is

And it's this service, Dilbilgisi

3:04

Ben de bu hizmeti,

by sitting there and pressing refresh over and over again, Notlar

3:06

başında oturup yenile düğmesine tekrar tekrar basarak,

Dilbilgisi

By sitting ... and pressing refresh: yöntemi belirtmek

Burada by + -ing, bir sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi açıklar. “Nasıl?” sorusunu yanıtlar; “Ne zaman?” veya “Nerede?” sorularını değil. Tek bir by hem sitting hem de pressing sözcüğünü başlatır. Bunlar and ile bağlanmış paralel -ing biçimleridir, bu yüzden by sözcüğünü tekrarlamak gerekmez: by sitting ... and pressing ....

Alıştırma

İki eylemi tek bir by ile başlatın ve watch ile practice sözcüklerini doğru biçime getirin: Nina learned the dance ____ the video and ____ each step.

Cevabı göster

by watching · practicing

Kalıp ifadeler

Over and over again: çok sayıda tekrarı vurgulamak

Over and over again, aynı eylemin birçok kez yapıldığını anlatır. Burada yenile düğmesine yalnızca bir kez daha değil, tekrar tekrar basıldığını söyler. Bu ifade, tekrar eden döngüyü güçlü biçimde vurgular. Canlı ve konuşma diline yakın bir ifadedir; bağlama göre sabır, ısrar, sıkıntı veya rahatsızlık hissi verebilir.

Alıştırma

Leo'nun aynı soruyu birçok kez sorduğunu en iyi hangi cümle anlatır?

  1. Leo asked a different question.
  2. Leo asked the same question again.
  3. Leo asked the same question over and over again.
Cevabı göster

Leo asked the same question over and over again.

that I used to find vsauce.com. Dilbilgisi

3:08

vsauce.com'u bulmak için kullandım.

Dilbilgisi

It's this service ... that I used ...: bir it-cleft vurgu yapısı

It's X that ... bir it-cleft vurgu yapısıdır ve X'i güçlü biçimde odağa yerleştirir. Burada X, this service olduğundan konuşmacı vsauce.com'u bulmak için başka bir aracı değil, bu hizmeti kullandığını belirtir. by ile başlayan ifade yöntemi açıklar ve kalıbın arasına girer. Yapıyı görmek için bu ifadeyi geçici olarak çıkarın: It's this service that I used to find vsauce.com. that yan cümlesinde odaklanan service, used sözcüğünden sonra eksik olan nesne görevini doldurur.

Alıştırma

Verilen It was + X + that kalıbını tamamlayın: ____ this key ____ opened the old door.

Cevabı göster

It was · that

Dilbilgisi

used something to find ile geçmiş alışkanlık bildiren used to find

Bu yan cümlede used, use fiilinin normal geçmiş zaman biçimidir. Daha önce geçen this service, used sonrasında anlaşılmış olan nesneyi sağlar: I used the service. to find mastarı amacı belirtir; dolayısıyla bütün anlam I used the service in order to find vsauce.com şeklindedir. Görünen used to find dizisi geçmişteki alışkanlığı belirten used to + fiil yapısını da başlatabilir, ancak burada yapı bu değildir. Nesne boşluğunu dolduran önceki bir ismi arayın: service araçtır, siteyi bulmak ise amaç veya sonuçtur.

Alıştırma

“It was this service that I used to find vsauce.com” cümlesinde used to find ne anlama gelir?

  1. Konuşmacı internet sitesini bulmak için bu hizmeti kullandı.
  2. İnternet sitesini bulmak geçmişte tekrarlanan bir alışkanlıktı.
  3. Konuşmacı internet sitesini bulmaya alışmıştı.
Cevabı göster

Konuşmacı internet sitesini bulmak için bu hizmeti kullandı.

I said that's the perfect name and hence here we are today. Anlatım akışı

3:12

“Mükemmel isim bu,” dedim ve işte bugün buradayız.

Anlatım akışı

Hikâyeyi bir sonuçla bitiren hence ... here we are today

Hence, mevcut durumu az önce sözü edilen isim kararının sonucu olarak sunar. Kısa ve görece resmî bir therefore gibi çalışarak önceki gerçeğin sonrasıyla nasıl bağlantılı olduğunu dinleyiciye gösterir. Here we are today öncelikle fiziksel bir konumu belirtmez. “Şimdi ulaştığımız durum budur” anlamına gelir. Bu iki bölüm birlikte geçmişteki hikâyeyi bitirir, zaman çizgisini geçmişten bugüne taşır ve dikkati kanalın bugünkü hâline geri getirir.

Alıştırma

hence here we are today cümlede hangi söylem görevini yerine getiriyor?

  1. İsim kararıyla ilgisiz yeni bir gelecek planını duyurur.
  2. Konuşmacının şu an bulunduğu fiziksel yere nasıl gidileceğini anlatır.
  3. Önceki isim kararını bugünkü sonuca bağlar ve geçmişteki hikâyeyi bitirir.
Cevabı göster

Önceki isim kararını bugünkü sonuca bağlar ve geçmişteki hikâyeyi bitirir.

Thank you, fakenamegenerator.com,

3:17

Teşekkürler, fakenamegenerator.com,

for giving us Vsauce.

3:19

bize Vsauce'u verdiğin için.

And to all of you out there, Anlatım akışı

3:21

Ve ekran başındaki hepinize,

as always,

3:22

her zamanki gibi,

thank you for watching.

3:23

izlediğiniz için teşekkürler.

Anlatım akışı

Üç bölümlü kapanış: And to all of you out there ... as always ... thank you for watching

Bu cümle videoyu üç adımda bitirir. “And to all of you out there” sözü, konuşmayı ekranın diğer tarafındaki geniş izleyici kitlesine yöneltir; buradaki “out there” belirli bir yeri göstermez. “As always”, teşekkürün programın tanıdık ve tekrarlanan bir parçası olduğunu belirtir. Son olarak “thank you for watching” kapanış teşekkürünü verir. İzleyiciye seslenme → alışkanlığı belirtme → teşekkür etme sırası, sıcak ve tamamlanmış bir kapanış oluşturur.

Alıştırma

Hangi cümle aynı kapanış sırasını kullanır: izleyiciye seslenme, tekrarlanan bir alışkanlığı belirtme ve ardından teşekkür etme?

  1. Thank you for joining us; everyone watching from home is always out there.
  2. Everyone out there is always watching from home, so thank you for joining us.
  3. To everyone watching from home, as always, thank you for joining us.
Cevabı göster

To everyone watching from home, as always, thank you for joining us.

Vsauce, welcome to my hotel room.

3:31

Vsauce, otel odama hoş geldiniz.

As you can see,

3:33

Gördüğünüz gibi,

episode 18 of LÜT is back up. Kelime

3:34

LÜT'ün 18. bölümü tekrar yayında.

Kelime

is back up: yeniden çevrim içi ve erişilebilir

Bu cümlede “is back up”, bir şeyin yeniden çevrim içi ve erişilebilir olduğu anlamına gelir. Bölüme bir süre erişilemiyordu, ancak izleyiciler artık yeniden ulaşabiliyor. be + back up yapısı, geri kazanılmış bir durumu anlatır: “back” önceki bir duruma dönüşü, buradaki “up” ise çalışır veya erişilebilir olmayı gösterir.

Alıştırma

Hizmetin yeniden erişilebilir olduğunu göstermek için cümleyi be + back up ifadesiyle tamamlayın: The game server was unavailable for an hour, but it ____ now.

Cevabı göster

is back up

I'm not really sure what happened to it.

3:37

Ona ne olduğundan pek emin değilim.

I think it may have been the international police. Dilbilgisi

3:38

Bence uluslararası polisin işi olabilir.

Dilbilgisi

may have been: geçmiş hakkında belirsiz bir tahmin

May have been, may + have + fiilin üçüncü hâli yapısını izler. Bu modal perfect yapı geçmişe bakar ve uluslararası polisi doğrulanmış bir gerçek olarak değil, olası açıklamalardan biri olarak sunar. Buradaki been, be fiilinin üçüncü hâlidir. Konuşmacı kimliğin kesin olarak bilindiğini söylemek yerine daha önceki olayın nedeni hakkında temkinli bir tahminde bulunur.

Alıştırma

Geçmişteki bir kimlik hakkında belirsiz tahmin yapmak için cümleyi may have been ile tamamlayın: The caller knew my name; it ____ Alex.

Cevabı göster

may have been

They've been after me all weekend for stealing the hearts of women all over Madrid. Notlar

3:42

Madrid'in dört bir yanındaki kadınların kalplerini çaldığım için bütün hafta sonu peşimdeydiler.

Öbek fiiller

been after me: beni yakalamaya çalışıyorlar

Been after me, be after someone ifadesinin bir parçasıdır ve burada o kişiyi bulup yakalamaya çalışmak anlamına gelir. Özne sözde polis olduğundan, ifade bir takibi anlatır; yalnızca konuşmacıdan zaman bakımından sonra veya fiziksel olarak arkasında olmak anlamına gelmez. They've, They have ifadesinin kısaltmasıdır. Bu nedenle They've been after me, takibin bütün hafta sonu sürdüğünü gösterir. Abartılı neden cümleyi eğlenceli kılar, ancak ifadenin kendisi yine de takip anlamı taşır.

Alıştırma

The police have been after him since Monday cümlesinde after him ne anlama gelir?

  1. Tam arkasında durmak
  2. Onu bulup yakalamaya çalışmak
  3. Ondan daha sonra harekete geçmek
Cevabı göster

Onu bulup yakalamaya çalışmak

Seriously, Ton ve niyet

3:48

Cidden,

I've got like a dozen of them in this bag stuck in the mini fridge. Kelime

3:49

mini buzdolabına tıkılmış bu çantanın içinde onlardan bir düzine kadar var.

Deyimler

stealing the hearts of women ... a dozen of them in this bag: bir deyimi gerçek anlamına çevirmek

steal someone's heart ifadesi, birinin size karşı sevgi veya güçlü bir yakınlık hissetmesini sağlamak demektir. Burada stealing the hearts of women önce bu mecazi ve romantik anlamıyla anlaşılır. Sonraki cümlede them sözcüğü hearts'a gönderme yapar, fakat bu kalpler mini buzdolabındaki bir çantaya yerleştirilmiştir. Mecazi kalpleri sayılabilen fiziksel nesneler gibi ele almak, ifadeyi bilerek gerçek anlamına çevirir ve absürt espriyi yaratır; bu, gerçekçi bir suç itirafı değildir.

Alıştırma

Bu örnekte mini buzdolabıyla ilgili cümle neden komiktir?

  1. Çünkü stealing someone's heart her zaman yiyecek çalmak demektir.
  2. Çünkü konuşmacı Madrid'de işlediği gerçekçi bir suçu itiraf ediyor.
  3. Çünkü mecazi kalpleri birden fiziksel organlar gibi ele alıyor.
Cevabı göster

Çünkü mecazi kalpleri birden fiziksel organlar gibi ele alıyor.

Ton ve niyet

Seriously, sahte ciddiyet belirteci olarak

Cümle başında Seriously çoğunlukla konuşmacının samimi olduğunu veya dinleyicinin dikkat etmesini istediğini bildirir. Ancak bu cümlede ardından gelen mini buzdolabındaki kalp dolu çanta, önceki şakadan bile daha absürttür. Bu nedenle belirteç sahte bir ciddiyet yaratır: konuşmacı hikâyeyi doğruluyormuş gibi ses çıkarırken imkânsız durumu bilerek geliştirmeye devam eder. Seriously gerçek bir düzeltmeyi başlatabilir, fakat ciddi tavrın gerçek mi yoksa ironik mi olduğunu bağlam belirler.

Alıştırma

Bu örnekte Seriously, ne işlev görür?

  1. Kalp dolu çanta hakkındaki anlatının gerçek olduğunu garanti eder.
  2. Konuşmacının şakayı bitirip ilgisiz bir konuya geçtiğini bildirir.
  3. Daha da absürt bir iddiadan önce sahte bir ciddiyet yaratır.
Cevabı göster

Daha da absürt bir iddiadan önce sahte bir ciddiyet yaratır.

Kelime

like a dozen: gayriresmî bir yaklaşık miktar

Burada like, a dozen miktar ifadesinden önce gelir ve “yaklaşık” ya da “aşağı yukarı” anlamını verir. A dozen on iki demektir; dolayısıyla like a dozen tam olarak değil, yaklaşık on iki anlamına gelir. Bu, like sözcüğünün yaklaşık miktar belirteci olarak konuşma dilindeki kullanımıdır. Bu konumda “hoşlanmak” veya “benzemek” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümlede like a dozen ne ifade ediyor?

  1. On iki civarında yaklaşık bir miktar
  2. Tam olarak on ikilik kesin bir miktar
  3. On iki nesneden hoşlanma
Cevabı göster

On iki civarında yaklaşık bir miktar

It's really gross.

3:51

Gerçekten iğrenç.

But that shouldn't get in the way of a bonus item, Kalıp ifadeler

3:52

Ama bu, bir bonus ürün sunmama engel olmamalı,

Kalıp ifadeler

shouldn't get in the way of: bir şeyin engel olmaması gerektiğini söylemek

Get in the way of ifadesinden sonra bir isim, zamir veya -ing biçimi gelir ve ifade “engellemek, önlemek veya bir şeyi zorlaştırmak” anlamını taşır. Bu ifadede way gerçek bir yol değildir. Shouldn't, önceki durumun ek ürünü engellemesine izin verilmemesi ve bunun beklenmemesi gerektiği yargısını ekler. Yeniden kullanılabilir kalıp X gets in the way of Y biçimindedir; shouldn't, might veya could gibi sözcükler engelin kesinlik derecesini ya da ona yönelik tutumu değiştirir.

Alıştırma

Cümleyi “engellemek veya önlemek” anlamındaki beş sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Don't let fear ____ applying for the job.

Cevabı göster

get in the way of

I think that I just found last night,

3:55

sanırım daha dün gece bulduğum

a terracotta pot.

3:57

pişmiş toprak bir saksı.

Just kidding.

3:59

Şaka yapıyorum.

It's also a grill.

3:59

Aynı zamanda bir mangal.

And the grilling surfaces circles mean that the grill marks on your food are polka dots.

4:01

Izgara yüzeyindeki daireler sayesinde yemeğinizdeki ızgara izleri puantiyeli oluyor.

Pretty fun, right? Ton ve niyet

4:06

Oldukça eğlenceli, değil mi?

Ton ve niyet

Pretty fun, right? ile onay istemek

Burada pretty, fun sözcüğünü niteleyen bir zarftır. Oldukça veya epey anlamına gelir; dolayısıyla pretty fun, bir şeyin ne kadar eğlenceli olduğuna dair olumlu bir değerlendirmedir. Bu yapıda pretty, güzel anlamına gelmez. Right? değerlendirmeden sonra eklenen kısa bir soru ifadesidir. Dinleyiciyi onaylamaya veya doğrulamaya davet eder ve yaklaşık olarak “Sen de aynı fikirde değil misin?” anlamına gelir. Buradaki right, left sözcüğünün karşıtı olan sağ yönü değildir.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrendiğiniz sabit gündelik ekle tamamlayın: The new playground is pretty fun, ____?

Cevabı göster

right