Sadece Gazlı İçecek İçseydiniz Ne Olurdu?: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Bu video gazlı içeceklerin etkilerini diş hasarı ve ek kaloriden iştaha, hücresel yaşlanmaya ve yıllarca aşırı tüketim sonrası görülen ciddi bir vakaya kadar ele alıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. "upwards of" (Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler): yaklaşık alt sınırı, yani o miktarı veya daha fazlasını belirtir; yukarı hareket anlamına gelmez. 2. "whether from real sugar or artificial sweeteners," (Dil bilgisi ve cümle kalıpları): iki olası kaynağı ana cümleyi tekrarlamadan aynı sonuca bağlar. 3. "it turns out that" (Öbek fiiller): sonradan öğrenilen bir bulguyu veya beklentiyi düzelten sonucu sunar; konuşanın bunu baştan bildiğini ima etmez.
Bu derste
With over 1.8 billion bottles of Coca-Cola sold a day and nearly half of Americans drinking at least one glass of soda or pop a day,
0:00Günde 1,8 milyardan fazla Coca-Cola şişesi satılırken ve Amerikalıların neredeyse yarısı her gün en az bir bardak gazlı içecek içerken,
it's safe to say that many of us love a sugary drink. Kalıp ifadeler
0:08çoğumuzun şekerli içecekleri sevdiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.
İyi desteklenen bir sonuç için “it's safe to say that”
Bu cümlede “it's safe to say that”, konuşmacının önceki kanıtlarla iyi desteklendiğini düşündüğü bir sonucu sunar. Buradaki safe, “tehlikesiz” değil, “bunu güvenle söylemek makul” anlamındadır. Bu ifade doğrudan bir iddianın gücünü yumuşatır: temkinli bir tutum gösterirken yine de oldukça güçlü bir güven aktarır. Yeniden kullanılabilir kalıp It's safe to say that + yan cümledir.
Alıştırma
Kanıtların iddiayı son derece güvenilir kıldığını belirten ifadeyle temkinli sonucu tamamlayın: After three independent tests gave the same result, ____ the method works.
Cevabı göster
it's safe to say that
But what would happen to our brains and bodies if we only drank soda? Dilbilgisi
0:11Peki yalnızca gazlı içecek içseydik beynimize ve vücudumuza ne olurdu?
Varsayımsal bir sonucu sormak için “What would happen ... if ...?”
“What would happen ... if ...?”, geçmişteki bir olayı anlatmak yerine hayal edilen bir durumun olası sonucunu sorar. if yan cümlesindeki drank geçmiş zaman biçimindedir, ancak mevcut gerçeklikten uzaklığı belirtir; yani senaryo varsayımsaldır. Yapı: What would happen (to X) if + özne + fiilin geçmiş zaman biçimi? Sonucu soran bölümde would kullanılırken if yan cümlesinde normalde would olmadan geçmiş zaman biçimi kullanılır.
Alıştırma
Happen ve lose kullanarak hayal edilen bir gelecek durumuyla ilgili soruyu tamamlayın: What ____ if the city ____ power for a week?
Cevabı göster
would happen · lost
its high acid content begins to erode the enamel on your teeth Kalıp ifadeler
0:17yüksek asit içeriği diş minenizi aşındırmaya başlar
As the drink enters: eş zamanlı süreçleri anlatan as
Burada as bir zaman yan cümlesi başlatır: “the drink enters your mouth”, ana cümledeki eylemin başladığı sırada devam eden süreçtir. “-irken” veya “-dığı sırada” anlamındadır; “çünkü” ya da “olarak” anlamında değildir. Bu kalıp süreçleri açıklarken kullanışlıdır: As + süreç yapısıyla başka bir değişimin aynı anda gerçekleştiği veya başladığı gösterilir. İki gelişmenin zaman bakımından örtüştüğünü anlatır.
Alıştırma
“As the drink enters your mouth, its high acid content begins to erode the enamel” cümlesinde as ne ifade eder?
- İçecek girerken aşınma süreci başlar.
- İçecek, içeri giren bir şey rolünü üstlenir.
- İçecek girdiği için aşınma süreci başlar.
Cevabı göster
İçecek girerken aşınma süreci başlar.
Erode the enamel: koruyucu yüzeyde kademeli hasar
“Erode the enamel”, dişlerin sert dış kaplamasını yavaş yavaş aşındırmak anlamına gelir. Erode zamanla biriken hasarı vurguladığı için ani bir kırılmayı veya maddenin hemen kaybolmasını anlatmaz. Bu, sağlık ve bilim bağlamlarında yaygın bir fiil-nesne birleşimidir: bir madde veya tekrarlanan süreç koruyucu bir yüzeyi aşındırır.
Alıştırma
Asidin dişin dış koruyucu tabakasında oluşturduğu kademeli hasarı en iyi hangi cümle ifade eder?
- Acid can erode the enamel over time.
- Acid can shatter the enamel over time.
- Acid can instantly dissolve the whole tooth.
Cevabı göster
Acid can erode the enamel over time.
and the microorganisms in your plaque start to feed off the sugar, Öbek fiiller
0:21ve diş plağınızdaki mikroorganizmalar şekerle beslenmeye koyulur,
feed off + bir kaynak
Burada feed off, “bir şeyi besin ya da enerji kaynağı olarak kullanmak” anlamına gelir. Mikroorganizmalar enerjiyi şekerden alır; şeker onları etkin biçimde besleyen taraf değildir. Yapı feed off + kaynak şeklindedir. Gerçek bir biyolojik beslenmeyi anlatabileceği gibi başka bağlamlarda bir kaynağa, duyguya veya ilgiye bağımlılığı da anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede feed off, “bir şeyi enerji veya destek kaynağı olarak kullanmak” anlamındadır?
- The tiny organisms feed nutrients to the fish.
- The caretaker feeds the tiny organisms every morning.
- The tiny organisms feed off nutrients in the water.
Cevabı göster
The tiny organisms feed off nutrients in the water.
can lead to + bir sonuç
Lead to, bir nedeni veya süreci sonucuna bağlar. Burada which önceki süreci gösterir ve can lead to, çürüklerin ortaya çıkabilecek bir sonuç olduğunu belirtir. Yapı neden + lead to + sonuç şeklindedir. Can kesinliği değil olasılığı gösterir; lead to sonrasında isim, isim öbeği veya -ing biçimi gelir.
Alıştırma
Hangi cümle poor planning ifadesini olası neden, delays ifadesini de sonuç olarak doğru biçimde gösterir?
- Poor planning can lead to delays.
- Poor planning can lead delays.
- Delays can lead to poor planning.
- Poor planning can lead from delays.
Cevabı göster
Poor planning can lead to delays.
Finish the can and you may have consumed upwards of 46 g of sugar. Notlar
0:26Kutuyu bitirdiğinizde 46 gramdan fazla şeker tüketmiş olabilirsiniz.
Finish the can and you may have consumed: eylem ve olası sonuç
Emir cümleciği + and + sonuç cümleciği kalıbı, ilk eylemi bir koşul gibi sunabilir: Bir kişi eylemi tamamlarsa ikinci cümlecikteki sonuç ortaya çıkar veya önemli hâle gelir. Burada Finish the can, izleyiciye verilen gerçek bir emir değil, “kutunun tamamını içerseniz” anlamındaki varsayımsal bir ifadedir. May have consumed, kutunun bitirildiği noktadan geriye bakar ve o zamana kadarki toplamın belirtilen miktara ulaşmış olabileceğini, ancak bunun kesin olmadığını gösterir. Cümlenin bütünü, kutunun tamamını içmenin kişinin belirtilen miktarda şeker almış olmasına yol açabileceği anlamına gelir.
Alıştırma
İkinci cümleciği ilk eylemi tamamlamanın olası sonucu yapan bağlaçla uyarıyı tamamlayın: “Drink both bottles ____ you may have consumed more caffeine than the recommended daily limit.”
Cevabı göster
and
upwards of: yaklaşık bir alt sınır
Upwards of, bir sayıdan önce kullanıldığında yaklaşık olarak o sayı veya daha fazlası anlamına gelir. Bu cümlede 46 g, bir kişinin tüketebileceği şeker miktarı için alt sınıra yakın bir tahmindir; maksimum miktar değildir. Bu ifade, kesin bir sayı bulunmadığında veya miktar belirtilen sayıyı aşabildiğinde kullanışlıdır. Yönü fiziksel değil, sayısaldır.
Alıştırma
“The repairs could cost upwards of $2,000,” cümlesinde upwards of $2,000 ne anlama gelir?
- Tam olarak 2.000 dolar
- Yaklaşık 2.000 dolar; biraz daha az veya fazla olabilir
- Yaklaşık 2.000 dolar veya daha fazla
- En fazla 2.000 dolar
Cevabı göster
Yaklaşık 2.000 dolar veya daha fazla
The receptors on your tongue sense this and send a message to your cerebral cortex,
0:31Dilinizdeki reseptörler bunu algılayıp beyin korteksinize bir mesaj gönderir
activating the reward center of the brain, Dilbilgisi
0:35ve beynin ödül merkezini harekete geçirir.
Sonuç bildiren bir -ing yan cümlesi olarak activating the reward center
Virgülden sonra gelen activating, şimdiki zaman ortacıyla kurulan ek bir yan cümle başlatır. Yeni bir öznesi olan bağımsız bir cümle başlatmaz. Burada activating the reward center, reseptörlerin uyarıyı algılayıp beyin korteksine mesaj göndermesi sonucunda ne olduğunu gösterir. Bu yapı, bilimsel ve resmî yazılarda bir süreç ile onun doğrudan sonucunu kısa ve öz biçimde bağlamayı sağlar.
Alıştırma
Cümlede activating the reward center hangi işlevi görür?
- Etkinleşmeyi, önceki algılama ve sinyal gönderme sürecinin sonucu olarak sunar.
- Kendi açık öznesi olan yeni bir eylem başlatır.
- Dilde neden reseptör bulunduğunu, yani bunların amacını belirtir.
Cevabı göster
Etkinleşmeyi, önceki algılama ve sinyal gönderme sürecinin sonucu olarak sunar.
After a week of substituting the recommended eight daily glasses of water for cola instead, Dilbilgisi
0:39Önerilen günlük sekiz bardak su yerine bir hafta boyunca kola içerseniz,
you would have consumed around 5,432 extra calories. Dilbilgisi
0:44yaklaşık 5.432 kalori fazladan almış olursunuz.
substituting water for cola: substitute A for B yapısındaki değiştirme yönü
substitute A for B yapısında A yerine kullanılan yeni öğe, B ise değiştirilen öğedir. Bu nedenle substituting the recommended eight daily glasses of water for cola ifadesi dil bilgisi bakımından kola yerine su kullanmak anlamına gelir. Bu yön, fazladan kalori tüketildiği iddiasıyla çelişir; bu sonucun çıkması için kolanın önerilen suyun yerini alması gerekir. Amaçlanan yönü ifade etmek için substituting cola for the recommended eight daily glasses of water denmelidir. Özgün vurgulanmış ifadeyi bu anlam için örnek olarak kopyalamayın.
Alıştırma
Cümleyi doğru substitute A for B ifadesiyle tamamlayın. Ekip yüz yüze toplantı yerine görüntülü görüşme kullandı: The team ____ because of the storm.
Cevabı göster
substituted a video call for an in-person meeting
Would have consumed: birikmiş varsayımsal bir sonuç
Would have consumed, would have + geçmiş zaman ortacı yapısını izler ve genellikle koşullu tamamlanmış yapı olarak adlandırılır. Burada toplam kaloriyi gerçekten gerçekleştiği ileri sürülen bir şey olarak değil, varsayımsal bir planın sonucu olarak sunar. Bakış noktası hayal edilen dönemin sonundadır: bu bitiş noktasından geriye bakıldığında tüketim tamamlanmış ve birikmiş görünür. Açıkça belirtilen veya ima edilen bir koşul gerçekleşseydi belirli bir zamana kadar birikmiş olacak sonucu, maliyeti ya da kazancı anlatmak için bu yapı kullanılabilir.
Alıştırma
Varsayımsal sonucu consume fiilinin koşullu tamamlanmış biçimiyle tamamlayın: If you had kept every light on all week, you ____ much more electricity by Sunday.
Cevabı göster
would have consumed
One of the biggest health problems: önde gelen bir grubun bir üyesi
One of the biggest health problems, one of the + en üstünlük derecesi + çoğul sayılabilir isim kalıbını kullanır. Bir öğeyi en ciddi sağlık sorunları grubuna yerleştirir; dolayısıyla o öğenin tek ve eşsiz en büyük sorun olduğunu ileri sürmez. Problems, grubu adlandırdığı için çoğuldur. İfadenin tamamı bir öğe seçer: özgün cümlede tekil özne this, is ile kullanılır; one of ... yapısının kendisi özne olduğunda da baş sözcüğü one normalde tekil fiil alır. Burada weight gain, söz konusu belirli sorunu açıklar.
Alıştırma
Artan kiranın önde gelen bir gruba ait olduğunu göstermek için one of the + en üstünlük derecesi kalıbını, big ve challenge sözcüklerini kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ facing young families in the city is rising rent.
Cevabı göster
one of the biggest challenges
linked to: bir ilişkiyi bildirmek
'Linked to', bir şeyle bağlantılı veya ilişkili olmak anlamına gelir. Bu cümlede geçmiş zaman ortacı yapısındaki 'linked to carbonated drinks', 'health problems' ifadesinden sonra gelir ve hangi sorunlardan söz edildiğini belirtir. Bu ifade bir ilişki bildirir; gazlı içeceklerin her kilo alma vakasına doğrudan neden olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
Hangi cümle, bir şeyin diğerine kesinlikle neden olduğunu iddia etmeden bir ilişki bildirir?
- Heavy backpack use has been linked to back pain.
- Heavy backpack use prevents back pain.
- Heavy backpack use has been proven to cause every case of back pain.
Cevabı göster
Heavy backpack use has been linked to back pain.
It's been estimated that 1/5 of the weight gained in the US Anlatım akışı
0:55ABD'de alınan kiloların beşte birinin
between 1977 and 2007 can be attributed to soft drinks. Kalıp ifadeler
0:581977 ile 2007 yılları arasında gazlı içeceklerden kaynaklandığı tahmin ediliyor.
It's been estimated that: bir tahmini sunmak
'It's been estimated that', 'It has been estimated that' ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Present perfect zamanda edilgen bir kalıptır: boş özne it cümleyi başlatır, that yan cümlesi ise tahmini verir. Bu yapı tahmin edilen sonucu öne çıkarır ve tahmini yapan kişiyi belirtmez ya da arka planda bırakır. Ayrıca sayının kesin bir ölçüm veya tartışmasız bir gerçek değil, bir tahmin olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki dört sözcüklü edilgen kalıpla tamamlayın: ____ nearly one in ten packages arrives late.
Cevabı göster
It's been estimated that
can be attributed to: temkinli ve resmî neden atfetme
Can be attributed to, gözlemlenen bir sonucu önerilen bir kaynağa veya açıklayıcı bir etkene bağlayan edilgen bir kalıptır. Bu cümlede, tahmin edilen kilo artışının bir bölümü alkolsüz içeceklere bağlanmaktadır. Can kip fiili bu ilişkilendirmeyi temkinli hâle getirir: etken makul bir açıklama sunar, ancak cümle bunun tek neden olduğunu kanıtlamaz. Bu kalıp, kanıtı abartmadan açıklama sunmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Sonucu bir etkene temkinli biçimde bağlayan resmî edilgen ifadeyle cümleyi tamamlayın: “Part of the reduction in errors ____ better staff training.”
Cevabı göster
can be attributed to
Yale researchers found that when people drink soft drinks,
1:04Yale araştırmacıları, insanların gazlı içecek içtiklerinde
mainly because people don't accurately account for the added calories in their beverage. Kalıp ifadeler
1:10Bunun başlıca nedeni, insanların içeceklerinden gelen ek kalorileri doğru biçimde hesaba katmaması.
Furthermore: destekleyici bilgi ekleme
Furthermore, sonraki ifadenin aynı savı destekleyen başka bir nokta eklediğini gösteren resmî bir cümle bağlayıcısıdır. Burada, kilo artışıyla ilgili önceki tahminden kalori alımıyla ilgili ek araştırma kanıtına geçiş yapar. Dinleyicilerin veya okurların fikirlerin nasıl düzenlendiğini anlamasına yardımcı olur: yeni nokta önceki ifadeyle karşıtlık kurmak veya yalnızca onu örneklendirmek yerine onu güçlendirir ya da genişletir.
Alıştırma
Savı en iyi hangi bağlayıcı tamamlar? “The new library gives students more study space. ____, it offers free evening workshops.”
- Furthermore
- For example
- However
Cevabı göster
Furthermore
account for: Bir şeyi hesaba katmak
Bu cümlede account for, ‘bir hesaplamaya veya değerlendirmeye dahil etmek’ demektir. İnsanlar ne tükettiklerini tahmin eder, ancak içeceğin ek kalorilerini doğru biçimde eklemez. Kalıp account for + isim şeklindedir. Bir toplamın, planın, tahminin veya kararın bir etkeni içermesi gerektiğinde kullanılır. Account for ‘açıklamak’ anlamına da gelebilir; ancak buradaki hesaplama bağlamı ‘hesaba katmak’ anlamını seçtirir.
Alıştırma
En uygun ifadeyi seçin: The budget needs to ___ unexpected repair costs, not explain why they happened.
- count
- account for
- explain
Cevabı göster
account for
is not metabolized in our bodies the same way other sugars are. Dilbilgisi
1:18vücudumuzda diğer şekerlerle aynı şekilde metabolize edilmez.
On top of this: İlgili başka bir nokta eklemek
On top of this, bilgi ekleyen bir geçiş ifadesidir. Daha önce belirtilen soruna geri gönderme yapar ve konuşanın tatlandırıcının vücutta nasıl işlendiğiyle ilgili başka bir noktayı eklediğini gösterir. Dinleyicinin bilgi düzenini görmesine yardımcı olur: Önce bir neden veya sorun gelir, ardından aynı açıklama çizgisini güçlendiren ek bir nokta sunulur. Burada fiziksel bir konumdan söz edilmez.
Alıştırma
İlk soruna ikinci bir sorunun eklendiğini en iyi hangi geçiş ifadesi gösterir? The rent is already high. ___, the building needs major repairs.
- As a result
- However
- On top of this
Cevabı göster
On top of this
Tek bir birleşik bileşen adı olarak high-fructose corn syrup
High-fructose corn syrup, mısırdan elde edilen belirli bir sıvı tatlandırıcıyı adlandıran tek bir birleşik isimdir. Temel isim syrup sözcüğüdür; corn kaynağı belirtir, fructose ilgili şekeri adlandırır ve high-fructose şurubun karşılaştırmalı olarak yüksek oranda fruktoz içerdiğini anlatır. İfadenin tamamını dört ayrı öğe olarak değil, tek bir bileşen adı olarak okuyun. Ardından gelen ilgi cümleciği, bunun gazlı içeceklerdeki rolünü açıklar ancak bileşen adının bir parçası değildir.
Alıştırma
Mısır şurubundaki glikozun bir bölümünün fruktoza dönüştürüldüğü özel şurubu belirten terimle cümleyi tamamlayın: The drink is sweetened with ____.
Cevabı göster
high-fructose corn syrup
the same way other sugars are: yardımcı fiil eksiltisi
The same way, bir biçim karşılaştırması başlatır: yüksek fruktozlu mısır şurubunun metabolize edilme biçimiyle diğer şekerlerin metabolize edilme biçimini karşılaştırır. other sugars are ifadesinde are, edilgen are metabolized yapısından korunan yardımcı fiildir; metabolized ise düşürülmüştür. Yardımcı fiili korumak karşılaştırmayı daha kısa hâle getirir; burada are “var olmak” anlamına gelmez. Bu yapıyı yorumlamak için eksik sözcükleri önceki cümlecikten tamamlayın.
Alıştırma
are washed tekrarlanmadığında kalan yardımcı fiille karşılaştırmayı tamamlayın: These towels are washed the same way the uniforms ____.
Cevabı göster
are
upping the risk of: up sözcüğünün gayriresmî fiil kullanımı
upping the risk of ifadesinde up, “artırmak” anlamında gayriresmî bir fiil olarak kullanılır. -ing öbeği, önceki ifadeye eşlik eden bir sonucu ekler: karaciğer yağının artması kardiyovasküler hastalık olasılığını yükseltir. up the risk of ifadesini kısa bir fiil öbeği olarak değerlendirin; up sözcüğünü “yukarı doğru” anlamındaki bir edat gibi kelimesi kelimesine yorumlamayın.
Alıştırma
Cümleyi, up sözcüğünü “olasılığını artırmak” anlamında fiil olarak kullanan ifadeyle tamamlayın: Skipping software updates can leave security holes, ____ a data breach.
Cevabı göster
upping the risk of
and don't stimulate the hormones insulin and leptin.
1:25ve insülin ile leptin hormonlarının salgılanmasını tetiklemez.
These hormones help the body signal when we're full to prevent overeating. Dilbilgisi
1:29Bu hormonlar, aşırı yemeyi önlemek için doyduğumuzu vücuda bildirmeye yardımcı olur.
help the body signal: help + nesne + fiilin yalın hâli
help the body signal ifadesinde the body isim öbeği help fiilinin nesnesi, aynı zamanda signal eyleminin örtük öznesidir. Yapı help + nesne + fiilin yalın hâli şeklindedir: bu hormonlar, vücudun tokluk sinyali göndermesine yardım eder. Etken cümlelerde help sonrasında to isteğe bağlıdır; bu yüzden help the body to signal da dil bilgisi bakımından doğrudur. To sözcüğünü atmak özellikle yaygın ve özlüdür.
Alıştırma
help + nesne + fiilin yalın hâli yapısını tamamlamak için track fiilinin doğru biçimini kullanın: This app helps users ____ their daily spending.
Cevabı göster
track
The disruption of insulin also increases the risk of diabetes.
1:32İnsülin düzeninin bozulması diyabet riskini de artırır.
research suggests that reducing the amount of sugar in drinks could prevent 1 million cases of obesity. Notlar
1:36araştırmalar, içeceklerdeki şeker miktarını azaltmanın bir milyon obezite vakasını önleyebileceğini gösteriyor.
Genel bir değerlendirmeyi başlatan Overall,
Cümlenin başındaki Overall, önceki bulguların geniş bir sonuçta bir araya getirildiğini gösterir. Ayrı noktalardan özet bir değerlendirmeye geçerek bilgiyi düzenler. Overall, sonucun her bir durumda doğru olduğu anlamına gelmez. Kanıtları bir bütün olarak değerlendirdikten sonra ana sonucu sunar ancak istisnalara veya sınırlamalara yer bırakır.
Alıştırma
Bir raporda maliyet, hız, güvenlik ve kullanıcı görüşleri ele alındı. Hangi başlangıç bütün bu unsurları birleştiren nihai değerlendirmeyi en iyi biçimde bildirir?
- Overall, the new system performed well.
- For example, the new system performed well.
- In every case, the new system performed well.
Cevabı göster
Overall, the new system performed well.
Temkinli ve kanıta dayalı iddialar için research suggests that
research suggests that, iddianın kaynağı olarak araştırmayı gösterir ve ardından gelen sonucu sunar. Buradaki suggests, birinin eylem önermesi değil, kanıtların belirli bir sonuca işaret etmesi anlamına gelir. suggests fiili iddiayı temkinli tutar: kanıtlar olasılığı destekler ancak sonucun kesin biçimde kanıtlandığını söylemez. Daha sonra kullanılan could da tahmini temkinli hâle getirir.
Alıştırma
Kanıtlar olası bir faydaya işaret ediyor ancak kesin değil. Hangi cümle bu kesinlik düzeyini bildirir?
- Research suggests that short breaks may improve concentration.
- Research proves that short breaks improve concentration in every person.
- Researchers suggest taking a short break now.
Cevabı göster
Research suggests that short breaks may improve concentration.
cases of obesity: bir durumun vakalarını saymak
cases of obesity ifadesi, normalde sayılamayan obesity durumunu sayılabilen ayrı vakalar olarak sunmak için sayılabilen cases adını kullanır. Bu nedenle one million, obesity sözcüğünü değil cases sözcüğünü niteler. Aktarılabilir kalıp sayı + cases of + hastalık veya durum şeklindedir; 300 cases of measles buna bir örnektir. Raporlarda meydana gelen veya tespit edilen vaka sayısı belirtilirken yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
Vurgulanan sayma yapısıyla cümleyi tamamlayın: The survey recorded 240 ____ diabetes in the region.
Cevabı göster
cases of
So should we swap in diet drinks instead? Öbek fiiller
1:42Öyleyse bunların yerine diyet içecekleri mi tercih etmeliyiz?
swap in: bir yedeği devreye almak
Swap in, yeni bir kişiyi, nesneyi veya seçeneği mevcut bir düzenlemeye yedek olarak katmak anlamına gelir. Burada diet drinks yeni seçenektir; yerine geçtikleri şekerli içecekler ise bağlamdan anlaşıldığı için belirtilmemiştir. Yaygın kalıp swap in + yedek şeklindedir. Ancak swap it in örneğinde olduğu gibi bir zamir veya kısa nesne in sözcüğünden önce de gelebilir. İfade, dikkati içeri alınan yeni şeye yöneltir.
Alıştırma
Cümleyi swap in ifadesinin temel biçimiyle tamamlayın: The battery is dead, so we should ____ a fully charged one.
Cevabı göster
swap in
there's still a link between artificial sweeteners and weight gain as well. Kalıp ifadeler
1:46yapay tatlandırıcılar ile kilo alımı arasında da hâlâ bir bağlantı var.
Surprisingly, beklenmedik bir sonucu bildirir
Surprisingly, ardından gelen iddianın tamamını çerçeveleyen bir cümle zarfıdır. Burada, normal gazlı içeceği yapay tatlandırıcılarla değiştirmenin kilo alma sorununu önleyeceği beklentisiyle bildirilen bağlantının çeliştiğini gösterir. Cümlenin başına gelip virgülle ayrıldığında, yeni kanıtı değerlendirmeden önce dinleyicinin önceki tahminini gözden geçirmesini sağlar. Yalnızca artificial sweeteners ifadesini değil, bulgunun tamamını değerlendirir.
Alıştırma
Bir araştırmacı uzaktan çalışanların daha az görev tamamlamasını bekliyordu, ancak veriler bunun tersini gösterdi. Beklenti ile sonuç arasındaki bu farkı hangi başlangıç doğru biçimde belirtir?
- As expected, remote workers completed more tasks.
- Surprisingly, remote workers completed more tasks.
- Fortunately, remote workers completed more tasks.
Cevabı göster
Surprisingly, remote workers completed more tasks.
Yapay tatlandırıcılar ile kilo alımı arasındaki bağlantı
a link between A and B kalıbı bir ilişki bildirir: kanıtlar iki faktörü birbirine bağlar. Bu cümlede A artificial sweeteners, B ise weight gain ifadesidir. Link sözcüğü bilinçli olarak temkinli seçilmiştir. Tek başına A'nın B'ye neden olduğunu kanıtlamaz; başka değişkenler veya açıklamalar bu ilişkiden sorumlu olabilir.
Alıştırma
Araştırma raporunu a link between A and B ile tamamlayın: The study found ____ screen time ____ poor sleep.
Cevabı göster
a link between · and
whether from real sugar or artificial sweeteners, Dilbilgisi
1:52ister gerçek şekerden ister yapay tatlandırıcılardan gelsin,
whether from A or B: iki kaynak, tek sonuç
whether from real sugar or artificial sweeteners ara sözü, tatlı tadın iki olası kaynağını verir. the sweet taste ifadesini niteler; ana cümlenin fiili enhances sözcüğüdür. Buradaki whether ... or ..., alternatifler arasındaki seçimin sonucu değiştirmediğini belirtir: tatlı tat iki durumda da iştahı artırır. Bu bir soru değildir ve deney sonucuyla ilgili kuşku bildirmez.
Alıştırma
students sözcüğünü A, teachers sözcüğünü B olarak kullanıp cümleyi whether from A or B ile tamamlayın: All applications, ____, receive the same review.
Cevabı göster
whether from students or teachers
because they believe they've already reduced their calories,
2:00çünkü zaten daha az kalori aldığını düşünüyor
Not to mention: daha güçlü bir destek noktası eklemek
Not to mention, bir nokta zaten belirtildikten sonra başka bir nokta daha ekler. Burada diyet içeceği tüketenlerin telafi edici davranışını savı destekleyen ek bir unsur olarak verir; böylece dinleyici bunu yeni bir konu değil, ilave bir neden olarak algılar. Sözcük anlamı aksini düşündürse de ifade, ardından gelen konudan gerçekten söz eder. Eklenen noktanın uzun bir giriş gerektirmeden savı güçlendirecek kadar açık veya önemli olduğunu ima eder.
Alıştırma
Başka bir sakınca ekleyen, dersteki üç sözcüklü söylem belirteciyle cümleyi tamamlayın: The trip is exhausting, ____ expensive.
Cevabı göster
not to mention
allow themselves to + fiil: kendine izin vermek
Allow themselves to eat, diyet içeceği tüketen kişilerin kendilerine daha fazla yemek için izin vermesi demektir. Dönüşlülük zamiri themselves, many diet drinkers ifadesine geri döner: izni verenlerle alanlar aynı kişilerdir. allow oneself to + fiilin yalın hâli kalıbı, çoğu zaman kişinin kendi koyduğu bir kısıtlamayı gevşettiğini veya bir seçimini haklı çıkardığını anlatır. Burada kalorileri azalttıklarına inanmaları, kendilerini daha az tutmalarının gerekçesi olur.
Alıştırma
Cümleyi allow oneself to yapısının geçmiş zamanıyla tamamlayın: After their last exam, the students ____ stay up late for one night.
Cevabı göster
allowed themselves to
so I can have a large fry with my burger." Ton ve niyet
2:05o hâlde hamburgerimin yanında büyük boy patates kızartması yiyebilirim."
so I can have: kişinin kendine izin vermesini anlatan can
“I'm having a diet soda, so I can have a large fry” düşüncesinde so, ilk seçimi ikinci seçimin gerekçesi olarak sunar. Konuşan kişi, daha düşük kalorili içeceği seçmesini daha fazla yiyecek sipariş etmek için kendine verdiği bir izin olarak görür. Bu nedenle can, “bunu fiziksel olarak yapabilirim” değil, “bunu yapmam kabul edilebilir” veya “bunu yapmakta haklıyım” anlamındadır. Bu düşünme biçimi öz telafiyi gösterebilir: iyi olduğu varsayılan bir seçim, başka bir seçime izin vermek için kullanılır.
Alıştırma
“I'm having a diet soda, so I can have a large fry” cümlesinde can esas olarak ne anlatır?
- Bir çalışan siparişi resmen onayladı.
- Konuşan kişi ilk seçimine dayanarak kendine izin veriyor.
- Konuşan kişinin patates kızartmasını yiyecek fiziksel gücü var.
Cevabı göster
Konuşan kişi ilk seçimine dayanarak kendine izin veriyor.
age us: geçişli fiil olarak age
Burada age, “birini yaşlandırmak” veya “birinin bedeninde yaşlanmaya yol açmak” anlamına gelen geçişli bir fiildir. Nesne olan us, etkilenen kişileri belirtir. Sağlık veya bilim bağlamında bu etki yalnızca görünüşle ilgili değil, biyolojik de olabilir: bir şey yaşlanmayla ilişkili süreçleri hızlandırarak age us etkisi yaratabilir. Yapı, age + etkilenen kişi veya şey biçimindedir.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Chronic stress can ____ faster by disrupting sleep and recovery.
Cevabı göster
age us
bilimsel bir benzetme olarak protective caps
Protective caps, sade dille kurulmuş bir benzetmedir. Bir cap, bir şeyin ucunu örter; bu nedenle telomerlere caps demek, kromozom uçlarında bulunan ve onları korumaya yardım eden yapılarla ilgili tanıdık bir görüntü oluşturur. Kromozomlar gerçek anlamda şapka takmaz. Gündelik nesne iki fikir sağlar: uçta bulunma ve koruma. Böylece okuyucu soyut bir biyolojik yapıyı anlayabilir.
Alıştırma
Bu cümlede protective caps, okuyucunun neyi anlamasına yardımcı olur?
- Kromozomların gerçekten küçük şapkalar taktığını söyler.
- Telomerleri, kromozomların uçlarını korumaya yardım eden örtülere benzetir.
- Kromozomların yaşını sayısal olarak verir.
Cevabı göster
Telomerleri, kromozomların uçlarını korumaya yardım eden örtülere benzetir.
in a person who drinks 600 ml of soda a day as it is in a smoker.
2:17günde 600 ml gazlı içecek içen biriyle sigara içen birinde neredeyse aynı olduğu ortaya çıktı.
it turns out that: sonradan keşfedilen bir sonucu tanıtmak
Bu cümlede it turns out that, daha sonraki gözlem veya kanıtlarla öğrenilen bir sonucu tanıtır. Çoğu zaman sonucun beklenenden farklı olduğunu ya da önceki bir beklentiyi açıklığa kavuşturduğunu gösterir. It, sonraki içeriği önceden temsil eden kişisiz bir öznedir; that ise keşfedilen gerçeği içeren yan cümleyi başlatır. İfade, gerçeği kimin keşfettiğini söylemez; sonraki açıklamayı sonunda ortaya çıkan veya yeni öğrenilen bir sonuç olarak düzenler.
Alıştırma
Cümleyi, daha sonra keşfedilen bir gerçeği tanıtan hedef ifadeyle tamamlayın: We thought the room was empty, but ____ someone had booked it.
Cevabı göster
it turns out that
nearly the same ... as it is: bir özelliği farklı bağlamlarda karşılaştırmak
X is nearly the same in A as it is in B kalıbı, belirli bir özelliği iki farklı bağlamda karşılaştırır. Burada X kısalma hızı, A günde 600 ml gazlı içecek tüketen bir kişi ve B bir sigara içicisidir; cümle bu iki insan türünün genel olarak aynı olduğunu iddia etmez. Nearly, the same ifadesini zayıflatır; dolayısıyla hızlar birbirine yakındır ancak mutlaka tamamen aynı değildir. as it is bölümünde it karşılaştırılan özelliğe geri gönderme yapar, is ise bağ fiilini tekrar ederek isim öbeğinin tamamının yinelenmesini önler.
Alıştırma
Cümleyi hedef karşılaştırma yapısıyla tamamlayın: The response time is ____ on the mobile app ____ on the website.
Cevabı göster
nearly the same · as it is
So what if you drank 2 L of pop every day?
2:22Peki her gün 2 litre gazlı içecek içseydiniz ne olurdu?
Well, one woman did just that for 16 years straight Kalıp ifadeler
2:26Bir kadın bunu tam 16 yıl boyunca aralıksız yaptı,
“did just that”: daha önce söyleneni aynen yapmak
did just that ifadesinde did geçmişteki eylemi belirtir, that ise daha önce söylenen düşüncenin tamamına, yani her gün 2 litre gazlı içecek içmeye gönderme yapar. Böylece bu uzun eylemi tekrar söylemeye gerek kalmaz. Buradaki just, “tam olarak” veya “aynen” anlamındadır. Konuşan kişi, varsayılan davranışın gerçekten gerçekleştiğini doğrular; just burada “az önce” demek değildir.
Alıştırma
Danışman, Amir’e anne babasını aramasını önerdi. Hangi cümle onun bu öneriyi aynen uyguladığını en açık biçimde belirtir?
- Amir just did that.
- Amir did that years ago.
- Amir did just that.
Cevabı göster
Amir did just that.
“for 16 years straight”: kesintisiz bir süre
Burada straight, for 16 years süre ifadesinden sonra gelir ve “sürekli olarak” ya da “düzen bozulmadan” anlamına gelir. Süreyi güçlendirir: alışkanlık on altı yıllık dönemin tamamında devam etmiştir. Her gün gazlı içecek içmek gibi tekrarlanan bir alışkanlıkta straight, onun her saniye içtiği anlamına gelmez. Günlük düzenin önemli bir kesintiye uğramadığını belirtir.
Alıştırma
“The team worked on the project for six months straight” cümlesindeki “for six months straight” ne anlama gelir?
- Çalışma altı aylık dönemin tamamında, seri bozulmadan devam etti.
- Çalışma tam olarak altı ay önce başladı.
- Ekip düz bir çizgide durarak çalıştı.
Cevabı göster
Çalışma altı aylık dönemin tamamında, seri bozulmadan devam etti.
she suffered from arrhythmia and fainting spells, Kelime
2:35ritim bozukluğu ve bayılma nöbetleri yaşıyordu,
Tıp İngilizcesinde family history of + hastalık
Tıp İngilizcesinde family history of + condition, kan bağı olan akrabaların söz konusu hastalığı veya ilişkili sağlık sorunlarını yaşamış olduğu anlamına gelir. Örnekteki no family history of heart problems, ailesinde bilinen böyle bir kalp sorunu vakası olmadığını belirtir. Bu ifade ailenin genel yaşam öyküsünü değil, tıbbi risk geçmişini anlatır ve tek başına bir hastalığın kalıtsal olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
family sözcüğünü içeren ve hastanın kan bağı olan akrabaları arasında bilinen diyabet vakası olmadığını belirten standart üç sözcüklü tıbbi ifadeyle tamamlayın: There is no ____ diabetes.
Cevabı göster
family history of
Kısa süreli bilinç kaybı olayları olarak Fainting spells
A fainting spell, kişinin kısa süreliğine bilincini kaybettiği bir bayılma olayıdır. Çoğul fainting spells, bunun birden fazla kez veya tekrarlayan olaylar hâlinde yaşandığını gösterir. Burada spell, bir belirtinin sınırlı süreli atağı veya olayı anlamındadır; sihirli söz anlamına gelmez. Örnekte ifade, hastanın aralıklı olarak yaşadığı sağlık sorunlarından birini adlandırır.
Alıştırma
Tekrarlayan kısa süreli bilinç kayıpları için spell sözcüğünü kullanan iki sözcüklü sağlık ifadesiyle tamamlayın: The patient reported several ____ during the week.
Cevabı göster
fainting spells
and tests found her severely deficient in potassium, Kalıp ifadeler
2:38testler de ciddi derecede potasyum eksikliği olduğunu gösterdi.
be deficient in + isim
Be deficient in + isim, bir madde, nitelik veya kaynağın gerekenden daha azına sahip olmak anlamına gelir. Tamamen yokluğu değil, yetersizliği anlatır; buradaki severely yetersizliğin derecesini güçlendirir. found her severely deficient in potassium yapısında her, found fiilinin nesnesidir; deficient in potassium ise testlerin ortaya çıkardığı durumu açıklayan nesne tümlecidir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için deficient sözcüğünü gerektirdiği edatla birlikte kullanın: The blood test showed that Maya was ____ vitamin D.
Cevabı göster
deficient in
as both fructose and caffeine can lead to potassium loss through urine and diarrhea.
2:41Çünkü hem fruktoz hem de kafein, idrar ve ishal yoluyla potasyum kaybına yol açabilir.
our bodies have an amazing ability to recover,
2:47vücudumuzun olağanüstü bir toparlanma yeteneği var,
her potassium levels and other complications began to rebound. Kelime
2:50potasyum seviyesi ile diğer komplikasyonlar düzelmeye başladı.
began to rebound: düşüşten sonra toparlanmaya başlamak
Burada rebound, önceki bir düşüşten sonra yükselmek veya toparlanmak anlamına gelen bir fiildir. Mecaz anlamda kullanılmıştır: sağlıkla ilgili ölçüm ya da durum fiziksel olarak sekmek yerine daha iyi bir düzeye geri döner. Began to bu tersine dönüşün başlangıcını gösterir; dolayısıyla iyileşmenin tamamlandığı anlamına gelmez.
Alıştırma
“Bir düşüşten sonra yeniden yükselmek” anlamındaki fiille cümleyi tamamlayın: After falling for three months, sales began to ____.
Cevabı göster
rebound
Here's a playlist of our latest videos that you can binge watch. Kelime
2:54İşte art arda izleyebileceğiniz en yeni videolarımızdan oluşan bir oynatma listesi.
binge watch: kısa sürede çok sayıda video izlemek
Bu cümlede binge watch, görece kısa bir süre içinde çok sayıda videoyu art arda izlemek, çoğu zaman da tek ve uzun bir izleme oturumu yapmak anlamına gelir. Oynatma listesi, tek bir video olarak değil, izleyicilerin izlemeye devam edebileceği içerik olarak sunulur. Başka medya bağlamlarına aktarılabilen bir fiil olarak binge-watch, izlenen içeriği nesne alabilir: binge-watch a series, a playlist veya a season. Yalnızca bir şeyi bir kez izlemeyi değil, yoğun ve sürekli bir izleme biçimini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi “kısa sürede çok sayıda bölüm izlemek” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: On Saturday, we plan to ____ the entire six-episode series.
Cevabı göster
binge-watch
which turns on notifications for our videos.
3:02Böylece videolarımız için bildirimleri açmış olursunuz.
hit the little bell: bildirim simgesini etkinleştirmek
Burada hit, ekrandaki bir denetime tıklamak veya dokunmak anlamına gelir; the little bell ise YouTube'un zil biçimindeki bildirim simgesidir. Bu, gerçek bir zile vurma isteği değil, gündelik bir arayüz talimatıdır. Which turns on notifications for our videos ilgi cümleciği eylemin sonucunu doğrular: simgeyi seçmek uyarıları etkinleştirir. Benzer dijital talimatlarda hit, bir düğmeyi, bağlantıyı veya simgeyi etkinleştirmek anlamına gelebilir.
Alıştırma
Bir arkadaş bir uygulamada gündelik bir talimat veriyor. Hangi cümledeki hit, örnektekiyle aynı arayüz anlamında kullanılmıştır?
- Hit the ball over the fence.
- The storm hit the coast at night.
- Hit the green button to continue.
Cevabı göster
Hit the green button to continue.
YouTube will send you a message each time we release a video.
3:05Her video yayımladığımızda YouTube size bir mesaj gönderir.
And subscribe for more weekly science videos.
3:08Her hafta daha fazla bilim videosu için kanalımıza abone olun.