Sadece Gazlı İçecek İçseydiniz Ne Olurdu?: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
546 kelime 181 kel/dk

Video özeti: Bu video gazlı içeceklerin etkilerini diş hasarı ve ek kaloriden iştaha, hücresel yaşlanmaya ve yıllarca aşırı tüketim sonrası görülen ciddi bir vakaya kadar ele alıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. "upwards of" (Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler): yaklaşık alt sınırı, yani o miktarı veya daha fazlasını belirtir; yukarı hareket anlamına gelmez. 2. "whether from real sugar or artificial sweeteners," (Dil bilgisi ve cümle kalıpları): iki olası kaynağı ana cümleyi tekrarlamadan aynı sonuca bağlar. 3. "it turns out that" (Öbek fiiller): sonradan öğrenilen bir bulguyu veya beklentiyi düzelten sonucu sunar; konuşanın bunu baştan bildiğini ima etmez.

Bu derste

With over 1.8 billion bottles of Coca-Cola sold a day and nearly half of Americans drinking at least one glass of soda or pop a day,

0:00

Günde 1,8 milyardan fazla Coca-Cola şişesi satılırken ve Amerikalıların neredeyse yarısı her gün en az bir bardak gazlı içecek içerken,

it's safe to say that many of us love a sugary drink. Kalıp ifadeler

0:08

çoğumuzun şekerli içecekleri sevdiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

Kalıp ifadeler

İyi desteklenen bir sonuç için “it's safe to say that”

Bu cümlede “it's safe to say that”, konuşmacının önceki kanıtlarla iyi desteklendiğini düşündüğü bir sonucu sunar. Buradaki safe, “tehlikesiz” değil, “bunu güvenle söylemek makul” anlamındadır. Bu ifade doğrudan bir iddianın gücünü yumuşatır: temkinli bir tutum gösterirken yine de oldukça güçlü bir güven aktarır. Yeniden kullanılabilir kalıp It's safe to say that + yan cümledir.

Alıştırma

Kanıtların iddiayı son derece güvenilir kıldığını belirten ifadeyle temkinli sonucu tamamlayın: After three independent tests gave the same result, ____ the method works.

Cevabı göster

it's safe to say that

But what would happen to our brains and bodies if we only drank soda? Dilbilgisi

0:11

Peki yalnızca gazlı içecek içseydik beynimize ve vücudumuza ne olurdu?

Dilbilgisi

Varsayımsal bir sonucu sormak için “What would happen ... if ...?”

“What would happen ... if ...?”, geçmişteki bir olayı anlatmak yerine hayal edilen bir durumun olası sonucunu sorar. if yan cümlesindeki drank geçmiş zaman biçimindedir, ancak mevcut gerçeklikten uzaklığı belirtir; yani senaryo varsayımsaldır. Yapı: What would happen (to X) if + özne + fiilin geçmiş zaman biçimi? Sonucu soran bölümde would kullanılırken if yan cümlesinde normalde would olmadan geçmiş zaman biçimi kullanılır.

Alıştırma

Happen ve lose kullanarak hayal edilen bir gelecek durumuyla ilgili soruyu tamamlayın: What ____ if the city ____ power for a week?

Cevabı göster

would happen · lost

As the drink enters your mouth, Dilbilgisi

0:16

İçecek ağzınıza girdiği anda,

its high acid content begins to erode the enamel on your teeth Kalıp ifadeler

0:17

yüksek asit içeriği diş minenizi aşındırmaya başlar

Dilbilgisi

As the drink enters: eş zamanlı süreçleri anlatan as

Burada as bir zaman yan cümlesi başlatır: “the drink enters your mouth”, ana cümledeki eylemin başladığı sırada devam eden süreçtir. “-irken” veya “-dığı sırada” anlamındadır; “çünkü” ya da “olarak” anlamında değildir. Bu kalıp süreçleri açıklarken kullanışlıdır: As + süreç yapısıyla başka bir değişimin aynı anda gerçekleştiği veya başladığı gösterilir. İki gelişmenin zaman bakımından örtüştüğünü anlatır.

Alıştırma

“As the drink enters your mouth, its high acid content begins to erode the enamel” cümlesinde as ne ifade eder?

  1. İçecek girerken aşınma süreci başlar.
  2. İçecek, içeri giren bir şey rolünü üstlenir.
  3. İçecek girdiği için aşınma süreci başlar.
Cevabı göster

İçecek girerken aşınma süreci başlar.

Kalıp ifadeler

Erode the enamel: koruyucu yüzeyde kademeli hasar

“Erode the enamel”, dişlerin sert dış kaplamasını yavaş yavaş aşındırmak anlamına gelir. Erode zamanla biriken hasarı vurguladığı için ani bir kırılmayı veya maddenin hemen kaybolmasını anlatmaz. Bu, sağlık ve bilim bağlamlarında yaygın bir fiil-nesne birleşimidir: bir madde veya tekrarlanan süreç koruyucu bir yüzeyi aşındırır.

Alıştırma

Asidin dişin dış koruyucu tabakasında oluşturduğu kademeli hasarı en iyi hangi cümle ifade eder?

  1. Acid can erode the enamel over time.
  2. Acid can shatter the enamel over time.
  3. Acid can instantly dissolve the whole tooth.
Cevabı göster

Acid can erode the enamel over time.

and the microorganisms in your plaque start to feed off the sugar, Öbek fiiller

0:21

ve diş plağınızdaki mikroorganizmalar şekerle beslenmeye koyulur,

Öbek fiiller

feed off + bir kaynak

Burada feed off, “bir şeyi besin ya da enerji kaynağı olarak kullanmak” anlamına gelir. Mikroorganizmalar enerjiyi şekerden alır; şeker onları etkin biçimde besleyen taraf değildir. Yapı feed off + kaynak şeklindedir. Gerçek bir biyolojik beslenmeyi anlatabileceği gibi başka bağlamlarda bir kaynağa, duyguya veya ilgiye bağımlılığı da anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede feed off, “bir şeyi enerji veya destek kaynağı olarak kullanmak” anlamındadır?

  1. The tiny organisms feed nutrients to the fish.
  2. The caretaker feeds the tiny organisms every morning.
  3. The tiny organisms feed off nutrients in the water.
Cevabı göster

The tiny organisms feed off nutrients in the water.

which can lead to cavities. Kalıp ifadeler

0:24

bu da diş çürüklerine yol açabilir.

Kalıp ifadeler

can lead to + bir sonuç

Lead to, bir nedeni veya süreci sonucuna bağlar. Burada which önceki süreci gösterir ve can lead to, çürüklerin ortaya çıkabilecek bir sonuç olduğunu belirtir. Yapı neden + lead to + sonuç şeklindedir. Can kesinliği değil olasılığı gösterir; lead to sonrasında isim, isim öbeği veya -ing biçimi gelir.

Alıştırma

Hangi cümle poor planning ifadesini olası neden, delays ifadesini de sonuç olarak doğru biçimde gösterir?

  1. Poor planning can lead to delays.
  2. Poor planning can lead delays.
  3. Delays can lead to poor planning.
  4. Poor planning can lead from delays.
Cevabı göster

Poor planning can lead to delays.

Finish the can and you may have consumed upwards of 46 g of sugar. Notlar

0:26

Kutuyu bitirdiğinizde 46 gramdan fazla şeker tüketmiş olabilirsiniz.

Dilbilgisi

Finish the can and you may have consumed: eylem ve olası sonuç

Emir cümleciği + and + sonuç cümleciği kalıbı, ilk eylemi bir koşul gibi sunabilir: Bir kişi eylemi tamamlarsa ikinci cümlecikteki sonuç ortaya çıkar veya önemli hâle gelir. Burada Finish the can, izleyiciye verilen gerçek bir emir değil, “kutunun tamamını içerseniz” anlamındaki varsayımsal bir ifadedir. May have consumed, kutunun bitirildiği noktadan geriye bakar ve o zamana kadarki toplamın belirtilen miktara ulaşmış olabileceğini, ancak bunun kesin olmadığını gösterir. Cümlenin bütünü, kutunun tamamını içmenin kişinin belirtilen miktarda şeker almış olmasına yol açabileceği anlamına gelir.

Alıştırma

İkinci cümleciği ilk eylemi tamamlamanın olası sonucu yapan bağlaçla uyarıyı tamamlayın: “Drink both bottles ____ you may have consumed more caffeine than the recommended daily limit.”

Cevabı göster

and

Kalıp ifadeler

upwards of: yaklaşık bir alt sınır

Upwards of, bir sayıdan önce kullanıldığında yaklaşık olarak o sayı veya daha fazlası anlamına gelir. Bu cümlede 46 g, bir kişinin tüketebileceği şeker miktarı için alt sınıra yakın bir tahmindir; maksimum miktar değildir. Bu ifade, kesin bir sayı bulunmadığında veya miktar belirtilen sayıyı aşabildiğinde kullanışlıdır. Yönü fiziksel değil, sayısaldır.

Alıştırma

“The repairs could cost upwards of $2,000,” cümlesinde upwards of $2,000 ne anlama gelir?

  1. Tam olarak 2.000 dolar
  2. Yaklaşık 2.000 dolar; biraz daha az veya fazla olabilir
  3. Yaklaşık 2.000 dolar veya daha fazla
  4. En fazla 2.000 dolar
Cevabı göster

Yaklaşık 2.000 dolar veya daha fazla

The receptors on your tongue sense this and send a message to your cerebral cortex,

0:31

Dilinizdeki reseptörler bunu algılayıp beyin korteksinize bir mesaj gönderir

activating the reward center of the brain, Dilbilgisi

0:35

ve beynin ödül merkezini harekete geçirir.

Dilbilgisi

Sonuç bildiren bir -ing yan cümlesi olarak activating the reward center

Virgülden sonra gelen activating, şimdiki zaman ortacıyla kurulan ek bir yan cümle başlatır. Yeni bir öznesi olan bağımsız bir cümle başlatmaz. Burada activating the reward center, reseptörlerin uyarıyı algılayıp beyin korteksine mesaj göndermesi sonucunda ne olduğunu gösterir. Bu yapı, bilimsel ve resmî yazılarda bir süreç ile onun doğrudan sonucunu kısa ve öz biçimde bağlamayı sağlar.

Alıştırma

Cümlede activating the reward center hangi işlevi görür?

  1. Etkinleşmeyi, önceki algılama ve sinyal gönderme sürecinin sonucu olarak sunar.
  2. Kendi açık öznesi olan yeni bir eylem başlatır.
  3. Dilde neden reseptör bulunduğunu, yani bunların amacını belirtir.
Cevabı göster

Etkinleşmeyi, önceki algılama ve sinyal gönderme sürecinin sonucu olarak sunar.

which says, "More please."

0:37

Bu merkez de "Biraz daha, lütfen." der.

After a week of substituting the recommended eight daily glasses of water for cola instead, Dilbilgisi

0:39

Önerilen günlük sekiz bardak su yerine bir hafta boyunca kola içerseniz,

you would have consumed around 5,432 extra calories. Dilbilgisi

0:44

yaklaşık 5.432 kalori fazladan almış olursunuz.

Dilbilgisi

substituting water for cola: substitute A for B yapısındaki değiştirme yönü

substitute A for B yapısında A yerine kullanılan yeni öğe, B ise değiştirilen öğedir. Bu nedenle substituting the recommended eight daily glasses of water for cola ifadesi dil bilgisi bakımından kola yerine su kullanmak anlamına gelir. Bu yön, fazladan kalori tüketildiği iddiasıyla çelişir; bu sonucun çıkması için kolanın önerilen suyun yerini alması gerekir. Amaçlanan yönü ifade etmek için substituting cola for the recommended eight daily glasses of water denmelidir. Özgün vurgulanmış ifadeyi bu anlam için örnek olarak kopyalamayın.

Alıştırma

Cümleyi doğru substitute A for B ifadesiyle tamamlayın. Ekip yüz yüze toplantı yerine görüntülü görüşme kullandı: The team ____ because of the storm.

Cevabı göster

substituted a video call for an in-person meeting

Dilbilgisi

Would have consumed: birikmiş varsayımsal bir sonuç

Would have consumed, would have + geçmiş zaman ortacı yapısını izler ve genellikle koşullu tamamlanmış yapı olarak adlandırılır. Burada toplam kaloriyi gerçekten gerçekleştiği ileri sürülen bir şey olarak değil, varsayımsal bir planın sonucu olarak sunar. Bakış noktası hayal edilen dönemin sonundadır: bu bitiş noktasından geriye bakıldığında tüketim tamamlanmış ve birikmiş görünür. Açıkça belirtilen veya ima edilen bir koşul gerçekleşseydi belirli bir zamana kadar birikmiş olacak sonucu, maliyeti ya da kazancı anlatmak için bu yapı kullanılabilir.

Alıştırma

Varsayımsal sonucu consume fiilinin koşullu tamamlanmış biçimiyle tamamlayın: If you had kept every light on all week, you ____ much more electricity by Sunday.

Cevabı göster

would have consumed

And this is one of the biggest health problems linked to carbonated drinks, Notlar

0:50

Bu da gazlı içeceklerle bağlantılı en büyük sağlık sorunlarından biridir:

weight gain.

0:54

kilo alımı.

Dilbilgisi

One of the biggest health problems: önde gelen bir grubun bir üyesi

One of the biggest health problems, one of the + en üstünlük derecesi + çoğul sayılabilir isim kalıbını kullanır. Bir öğeyi en ciddi sağlık sorunları grubuna yerleştirir; dolayısıyla o öğenin tek ve eşsiz en büyük sorun olduğunu ileri sürmez. Problems, grubu adlandırdığı için çoğuldur. İfadenin tamamı bir öğe seçer: özgün cümlede tekil özne this, is ile kullanılır; one of ... yapısının kendisi özne olduğunda da baş sözcüğü one normalde tekil fiil alır. Burada weight gain, söz konusu belirli sorunu açıklar.

Alıştırma

Artan kiranın önde gelen bir gruba ait olduğunu göstermek için one of the + en üstünlük derecesi kalıbını, big ve challenge sözcüklerini kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ facing young families in the city is rising rent.

Cevabı göster

one of the biggest challenges

Kalıp ifadeler

linked to: bir ilişkiyi bildirmek

'Linked to', bir şeyle bağlantılı veya ilişkili olmak anlamına gelir. Bu cümlede geçmiş zaman ortacı yapısındaki 'linked to carbonated drinks', 'health problems' ifadesinden sonra gelir ve hangi sorunlardan söz edildiğini belirtir. Bu ifade bir ilişki bildirir; gazlı içeceklerin her kilo alma vakasına doğrudan neden olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Hangi cümle, bir şeyin diğerine kesinlikle neden olduğunu iddia etmeden bir ilişki bildirir?

  1. Heavy backpack use has been linked to back pain.
  2. Heavy backpack use prevents back pain.
  3. Heavy backpack use has been proven to cause every case of back pain.
Cevabı göster

Heavy backpack use has been linked to back pain.

It's been estimated that 1/5 of the weight gained in the US Anlatım akışı

0:55

ABD'de alınan kiloların beşte birinin

between 1977 and 2007 can be attributed to soft drinks. Kalıp ifadeler

0:58

1977 ile 2007 yılları arasında gazlı içeceklerden kaynaklandığı tahmin ediliyor.

Anlatım akışı

It's been estimated that: bir tahmini sunmak

'It's been estimated that', 'It has been estimated that' ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Present perfect zamanda edilgen bir kalıptır: boş özne it cümleyi başlatır, that yan cümlesi ise tahmini verir. Bu yapı tahmin edilen sonucu öne çıkarır ve tahmini yapan kişiyi belirtmez ya da arka planda bırakır. Ayrıca sayının kesin bir ölçüm veya tartışmasız bir gerçek değil, bir tahmin olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki dört sözcüklü edilgen kalıpla tamamlayın: ____ nearly one in ten packages arrives late.

Cevabı göster

It's been estimated that

Kalıp ifadeler

can be attributed to: temkinli ve resmî neden atfetme

Can be attributed to, gözlemlenen bir sonucu önerilen bir kaynağa veya açıklayıcı bir etkene bağlayan edilgen bir kalıptır. Bu cümlede, tahmin edilen kilo artışının bir bölümü alkolsüz içeceklere bağlanmaktadır. Can kip fiili bu ilişkilendirmeyi temkinli hâle getirir: etken makul bir açıklama sunar, ancak cümle bunun tek neden olduğunu kanıtlamaz. Bu kalıp, kanıtı abartmadan açıklama sunmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Sonucu bir etkene temkinli biçimde bağlayan resmî edilgen ifadeyle cümleyi tamamlayın: “Part of the reduction in errors ____ better staff training.”

Cevabı göster

can be attributed to

Furthermore, Anlatım akışı

1:04

Dahası,

Yale researchers found that when people drink soft drinks,

1:04

Yale araştırmacıları, insanların gazlı içecek içtiklerinde

they also consume more calories,

1:07

daha fazla kalori de aldıklarını tespit etti.

mainly because people don't accurately account for the added calories in their beverage. Kalıp ifadeler

1:10

Bunun başlıca nedeni, insanların içeceklerinden gelen ek kalorileri doğru biçimde hesaba katmaması.

Anlatım akışı

Furthermore: destekleyici bilgi ekleme

Furthermore, sonraki ifadenin aynı savı destekleyen başka bir nokta eklediğini gösteren resmî bir cümle bağlayıcısıdır. Burada, kilo artışıyla ilgili önceki tahminden kalori alımıyla ilgili ek araştırma kanıtına geçiş yapar. Dinleyicilerin veya okurların fikirlerin nasıl düzenlendiğini anlamasına yardımcı olur: yeni nokta önceki ifadeyle karşıtlık kurmak veya yalnızca onu örneklendirmek yerine onu güçlendirir ya da genişletir.

Alıştırma

Savı en iyi hangi bağlayıcı tamamlar? “The new library gives students more study space. ____, it offers free evening workshops.”

  1. Furthermore
  2. For example
  3. However
Cevabı göster

Furthermore

Kalıp ifadeler

account for: Bir şeyi hesaba katmak

Bu cümlede account for, ‘bir hesaplamaya veya değerlendirmeye dahil etmek’ demektir. İnsanlar ne tükettiklerini tahmin eder, ancak içeceğin ek kalorilerini doğru biçimde eklemez. Kalıp account for + isim şeklindedir. Bir toplamın, planın, tahminin veya kararın bir etkeni içermesi gerektiğinde kullanılır. Account for ‘açıklamak’ anlamına da gelebilir; ancak buradaki hesaplama bağlamı ‘hesaba katmak’ anlamını seçtirir.

Alıştırma

En uygun ifadeyi seçin: The budget needs to ___ unexpected repair costs, not explain why they happened.

  1. count
  2. account for
  3. explain
Cevabı göster

account for

On top of this, Anlatım akışı

1:14

Üstelik,

the high-fructose corn syrup, Kelime

1:14

yüksek fruktozlu mısır şurubu,

which is the primary soda sweetener,

1:16

yani gazlı içeceklerde kullanılan başlıca tatlandırıcı,

is not metabolized in our bodies the same way other sugars are. Dilbilgisi

1:18

vücudumuzda diğer şekerlerle aynı şekilde metabolize edilmez.

Anlatım akışı

On top of this: İlgili başka bir nokta eklemek

On top of this, bilgi ekleyen bir geçiş ifadesidir. Daha önce belirtilen soruna geri gönderme yapar ve konuşanın tatlandırıcının vücutta nasıl işlendiğiyle ilgili başka bir noktayı eklediğini gösterir. Dinleyicinin bilgi düzenini görmesine yardımcı olur: Önce bir neden veya sorun gelir, ardından aynı açıklama çizgisini güçlendiren ek bir nokta sunulur. Burada fiziksel bir konumdan söz edilmez.

Alıştırma

İlk soruna ikinci bir sorunun eklendiğini en iyi hangi geçiş ifadesi gösterir? The rent is already high. ___, the building needs major repairs.

  1. As a result
  2. However
  3. On top of this
Cevabı göster

On top of this

Kelime

Tek bir birleşik bileşen adı olarak high-fructose corn syrup

High-fructose corn syrup, mısırdan elde edilen belirli bir sıvı tatlandırıcıyı adlandıran tek bir birleşik isimdir. Temel isim syrup sözcüğüdür; corn kaynağı belirtir, fructose ilgili şekeri adlandırır ve high-fructose şurubun karşılaştırmalı olarak yüksek oranda fruktoz içerdiğini anlatır. İfadenin tamamını dört ayrı öğe olarak değil, tek bir bileşen adı olarak okuyun. Ardından gelen ilgi cümleciği, bunun gazlı içeceklerdeki rolünü açıklar ancak bileşen adının bir parçası değildir.

Alıştırma

Mısır şurubundaki glikozun bir bölümünün fruktoza dönüştürüldüğü özel şurubu belirten terimle cümleyi tamamlayın: The drink is sweetened with ____.

Cevabı göster

high-fructose corn syrup

Dilbilgisi

the same way other sugars are: yardımcı fiil eksiltisi

The same way, bir biçim karşılaştırması başlatır: yüksek fruktozlu mısır şurubunun metabolize edilme biçimiyle diğer şekerlerin metabolize edilme biçimini karşılaştırır. other sugars are ifadesinde are, edilgen are metabolized yapısından korunan yardımcı fiildir; metabolized ise düşürülmüştür. Yardımcı fiili korumak karşılaştırmayı daha kısa hâle getirir; burada are “var olmak” anlamına gelmez. Bu yapıyı yorumlamak için eksik sözcükleri önceki cümlecikten tamamlayın.

Alıştırma

are washed tekrarlanmadığında kalan yardımcı fiille karşılaştırmayı tamamlayın: These towels are washed the same way the uniforms ____.

Cevabı göster

are

They increase liver fat,

1:22

Karaciğerdeki yağ miktarını artırır,

upping the risk of cardiovascular disease, Kelime

1:23

kalp ve damar hastalığı riskini yükseltir

Kelime

upping the risk of: up sözcüğünün gayriresmî fiil kullanımı

upping the risk of ifadesinde up, “artırmak” anlamında gayriresmî bir fiil olarak kullanılır. -ing öbeği, önceki ifadeye eşlik eden bir sonucu ekler: karaciğer yağının artması kardiyovasküler hastalık olasılığını yükseltir. up the risk of ifadesini kısa bir fiil öbeği olarak değerlendirin; up sözcüğünü “yukarı doğru” anlamındaki bir edat gibi kelimesi kelimesine yorumlamayın.

Alıştırma

Cümleyi, up sözcüğünü “olasılığını artırmak” anlamında fiil olarak kullanan ifadeyle tamamlayın: Skipping software updates can leave security holes, ____ a data breach.

Cevabı göster

upping the risk of

and don't stimulate the hormones insulin and leptin.

1:25

ve insülin ile leptin hormonlarının salgılanmasını tetiklemez.

These hormones help the body signal when we're full to prevent overeating. Dilbilgisi

1:29

Bu hormonlar, aşırı yemeyi önlemek için doyduğumuzu vücuda bildirmeye yardımcı olur.

Dilbilgisi

help the body signal: help + nesne + fiilin yalın hâli

help the body signal ifadesinde the body isim öbeği help fiilinin nesnesi, aynı zamanda signal eyleminin örtük öznesidir. Yapı help + nesne + fiilin yalın hâli şeklindedir: bu hormonlar, vücudun tokluk sinyali göndermesine yardım eder. Etken cümlelerde help sonrasında to isteğe bağlıdır; bu yüzden help the body to signal da dil bilgisi bakımından doğrudur. To sözcüğünü atmak özellikle yaygın ve özlüdür.

Alıştırma

help + nesne + fiilin yalın hâli yapısını tamamlamak için track fiilinin doğru biçimini kullanın: This app helps users ____ their daily spending.

Cevabı göster

track

The disruption of insulin also increases the risk of diabetes.

1:32

İnsülin düzeninin bozulması diyabet riskini de artırır.

Overall, Anlatım akışı

1:36

Genel olarak,

research suggests that reducing the amount of sugar in drinks could prevent 1 million cases of obesity. Notlar

1:36

araştırmalar, içeceklerdeki şeker miktarını azaltmanın bir milyon obezite vakasını önleyebileceğini gösteriyor.

Anlatım akışı

Genel bir değerlendirmeyi başlatan Overall,

Cümlenin başındaki Overall, önceki bulguların geniş bir sonuçta bir araya getirildiğini gösterir. Ayrı noktalardan özet bir değerlendirmeye geçerek bilgiyi düzenler. Overall, sonucun her bir durumda doğru olduğu anlamına gelmez. Kanıtları bir bütün olarak değerlendirdikten sonra ana sonucu sunar ancak istisnalara veya sınırlamalara yer bırakır.

Alıştırma

Bir raporda maliyet, hız, güvenlik ve kullanıcı görüşleri ele alındı. Hangi başlangıç bütün bu unsurları birleştiren nihai değerlendirmeyi en iyi biçimde bildirir?

  1. Overall, the new system performed well.
  2. For example, the new system performed well.
  3. In every case, the new system performed well.
Cevabı göster

Overall, the new system performed well.

Anlatım akışı

Temkinli ve kanıta dayalı iddialar için research suggests that

research suggests that, iddianın kaynağı olarak araştırmayı gösterir ve ardından gelen sonucu sunar. Buradaki suggests, birinin eylem önermesi değil, kanıtların belirli bir sonuca işaret etmesi anlamına gelir. suggests fiili iddiayı temkinli tutar: kanıtlar olasılığı destekler ancak sonucun kesin biçimde kanıtlandığını söylemez. Daha sonra kullanılan could da tahmini temkinli hâle getirir.

Alıştırma

Kanıtlar olası bir faydaya işaret ediyor ancak kesin değil. Hangi cümle bu kesinlik düzeyini bildirir?

  1. Research suggests that short breaks may improve concentration.
  2. Research proves that short breaks improve concentration in every person.
  3. Researchers suggest taking a short break now.
Cevabı göster

Research suggests that short breaks may improve concentration.

Kelime

cases of obesity: bir durumun vakalarını saymak

cases of obesity ifadesi, normalde sayılamayan obesity durumunu sayılabilen ayrı vakalar olarak sunmak için sayılabilen cases adını kullanır. Bu nedenle one million, obesity sözcüğünü değil cases sözcüğünü niteler. Aktarılabilir kalıp sayı + cases of + hastalık veya durum şeklindedir; 300 cases of measles buna bir örnektir. Raporlarda meydana gelen veya tespit edilen vaka sayısı belirtilirken yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

Vurgulanan sayma yapısıyla cümleyi tamamlayın: The survey recorded 240 ____ diabetes in the region.

Cevabı göster

cases of

So should we swap in diet drinks instead? Öbek fiiller

1:42

Öyleyse bunların yerine diyet içecekleri mi tercih etmeliyiz?

Öbek fiiller

swap in: bir yedeği devreye almak

Swap in, yeni bir kişiyi, nesneyi veya seçeneği mevcut bir düzenlemeye yedek olarak katmak anlamına gelir. Burada diet drinks yeni seçenektir; yerine geçtikleri şekerli içecekler ise bağlamdan anlaşıldığı için belirtilmemiştir. Yaygın kalıp swap in + yedek şeklindedir. Ancak swap it in örneğinde olduğu gibi bir zamir veya kısa nesne in sözcüğünden önce de gelebilir. İfade, dikkati içeri alınan yeni şeye yöneltir.

Alıştırma

Cümleyi swap in ifadesinin temel biçimiyle tamamlayın: The battery is dead, so we should ____ a fully charged one.

Cevabı göster

swap in

Surprisingly, Anlatım akışı

1:45

Şaşırtıcı bir şekilde,

there's still a link between artificial sweeteners and weight gain as well. Kalıp ifadeler

1:46

yapay tatlandırıcılar ile kilo alımı arasında da hâlâ bir bağlantı var.

Anlatım akışı

Surprisingly, beklenmedik bir sonucu bildirir

Surprisingly, ardından gelen iddianın tamamını çerçeveleyen bir cümle zarfıdır. Burada, normal gazlı içeceği yapay tatlandırıcılarla değiştirmenin kilo alma sorununu önleyeceği beklentisiyle bildirilen bağlantının çeliştiğini gösterir. Cümlenin başına gelip virgülle ayrıldığında, yeni kanıtı değerlendirmeden önce dinleyicinin önceki tahminini gözden geçirmesini sağlar. Yalnızca artificial sweeteners ifadesini değil, bulgunun tamamını değerlendirir.

Alıştırma

Bir araştırmacı uzaktan çalışanların daha az görev tamamlamasını bekliyordu, ancak veriler bunun tersini gösterdi. Beklenti ile sonuç arasındaki bu farkı hangi başlangıç doğru biçimde belirtir?

  1. As expected, remote workers completed more tasks.
  2. Surprisingly, remote workers completed more tasks.
  3. Fortunately, remote workers completed more tasks.
Cevabı göster

Surprisingly, remote workers completed more tasks.

Kalıp ifadeler

Yapay tatlandırıcılar ile kilo alımı arasındaki bağlantı

a link between A and B kalıbı bir ilişki bildirir: kanıtlar iki faktörü birbirine bağlar. Bu cümlede A artificial sweeteners, B ise weight gain ifadesidir. Link sözcüğü bilinçli olarak temkinli seçilmiştir. Tek başına A'nın B'ye neden olduğunu kanıtlamaz; başka değişkenler veya açıklamalar bu ilişkiden sorumlu olabilir.

Alıştırma

Araştırma raporunu a link between A and B ile tamamlayın: The study found ____ screen time ____ poor sleep.

Cevabı göster

a link between · and

Experiments have found that the sweet taste,

1:50

Deneyler, tatlı tadın

whether from real sugar or artificial sweeteners, Dilbilgisi

1:52

ister gerçek şekerden ister yapay tatlandırıcılardan gelsin,

enhances our appetite.

1:55

iştahımızı artırdığını ortaya koydu.

Dilbilgisi

whether from A or B: iki kaynak, tek sonuç

whether from real sugar or artificial sweeteners ara sözü, tatlı tadın iki olası kaynağını verir. the sweet taste ifadesini niteler; ana cümlenin fiili enhances sözcüğüdür. Buradaki whether ... or ..., alternatifler arasındaki seçimin sonucu değiştirmediğini belirtir: tatlı tat iki durumda da iştahı artırır. Bu bir soru değildir ve deney sonucuyla ilgili kuşku bildirmez.

Alıştırma

students sözcüğünü A, teachers sözcüğünü B olarak kullanıp cümleyi whether from A or B ile tamamlayın: All applications, ____, receive the same review.

Cevabı göster

whether from students or teachers

Not to mention many diet drinkers allow themselves to eat more Notlar

1:57

Üstelik diyet içecekleri tüketen birçok kişi kendine daha fazla yeme izni veriyor

because they believe they've already reduced their calories,

2:00

çünkü zaten daha az kalori aldığını düşünüyor

Anlatım akışı

Not to mention: daha güçlü bir destek noktası eklemek

Not to mention, bir nokta zaten belirtildikten sonra başka bir nokta daha ekler. Burada diyet içeceği tüketenlerin telafi edici davranışını savı destekleyen ek bir unsur olarak verir; böylece dinleyici bunu yeni bir konu değil, ilave bir neden olarak algılar. Sözcük anlamı aksini düşündürse de ifade, ardından gelen konudan gerçekten söz eder. Eklenen noktanın uzun bir giriş gerektirmeden savı güçlendirecek kadar açık veya önemli olduğunu ima eder.

Alıştırma

Başka bir sakınca ekleyen, dersteki üç sözcüklü söylem belirteciyle cümleyi tamamlayın: The trip is exhausting, ____ expensive.

Cevabı göster

not to mention

Dilbilgisi

allow themselves to + fiil: kendine izin vermek

Allow themselves to eat, diyet içeceği tüketen kişilerin kendilerine daha fazla yemek için izin vermesi demektir. Dönüşlülük zamiri themselves, many diet drinkers ifadesine geri döner: izni verenlerle alanlar aynı kişilerdir. allow oneself to + fiilin yalın hâli kalıbı, çoğu zaman kişinin kendi koyduğu bir kısıtlamayı gevşettiğini veya bir seçimini haklı çıkardığını anlatır. Burada kalorileri azalttıklarına inanmaları, kendilerini daha az tutmalarının gerekçesi olur.

Alıştırma

Cümleyi allow oneself to yapısının geçmiş zamanıyla tamamlayın: After their last exam, the students ____ stay up late for one night.

Cevabı göster

allowed themselves to

thinking, "I'm having a diet soda,

2:03

ve şöyle düşünüyor: "Diyet gazoz içiyorum,

so I can have a large fry with my burger." Ton ve niyet

2:05

o hâlde hamburgerimin yanında büyük boy patates kızartması yiyebilirim."

Ton ve niyet

so I can have: kişinin kendine izin vermesini anlatan can

“I'm having a diet soda, so I can have a large fry” düşüncesinde so, ilk seçimi ikinci seçimin gerekçesi olarak sunar. Konuşan kişi, daha düşük kalorili içeceği seçmesini daha fazla yiyecek sipariş etmek için kendine verdiği bir izin olarak görür. Bu nedenle can, “bunu fiziksel olarak yapabilirim” değil, “bunu yapmam kabul edilebilir” veya “bunu yapmakta haklıyım” anlamındadır. Bu düşünme biçimi öz telafiyi gösterebilir: iyi olduğu varsayılan bir seçim, başka bir seçime izin vermek için kullanılır.

Alıştırma

“I'm having a diet soda, so I can have a large fry” cümlesinde can esas olarak ne anlatır?

  1. Bir çalışan siparişi resmen onayladı.
  2. Konuşan kişi ilk seçimine dayanarak kendine izin veriyor.
  3. Konuşan kişinin patates kızartmasını yiyecek fiziksel gücü var.
Cevabı göster

Konuşan kişi ilk seçimine dayanarak kendine izin veriyor.

But soft drinks can also age us. Kelime

2:07

Ancak gazlı içecekler bizi yaşlandırabilir de.

Kelime

age us: geçişli fiil olarak age

Burada age, “birini yaşlandırmak” veya “birinin bedeninde yaşlanmaya yol açmak” anlamına gelen geçişli bir fiildir. Nesne olan us, etkilenen kişileri belirtir. Sağlık veya bilim bağlamında bu etki yalnızca görünüşle ilgili değil, biyolojik de olabilir: bir şey yaşlanmayla ilişkili süreçleri hızlandırarak age us etkisi yaratabilir. Yapı, age + etkilenen kişi veya şey biçimindedir.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Chronic stress can ____ faster by disrupting sleep and recovery.

Cevabı göster

age us

Telomeres are protective caps on the end of our chromosomes, Deyimler

2:10

Telomerler, kromozomlarımızın uçlarındaki koruyucu başlıklardır

which shorten over time.

2:13

ve zamanla kısalırlar.

Deyimler

bilimsel bir benzetme olarak protective caps

Protective caps, sade dille kurulmuş bir benzetmedir. Bir cap, bir şeyin ucunu örter; bu nedenle telomerlere caps demek, kromozom uçlarında bulunan ve onları korumaya yardım eden yapılarla ilgili tanıdık bir görüntü oluşturur. Kromozomlar gerçek anlamda şapka takmaz. Gündelik nesne iki fikir sağlar: uçta bulunma ve koruma. Böylece okuyucu soyut bir biyolojik yapıyı anlayabilir.

Alıştırma

Bu cümlede protective caps, okuyucunun neyi anlamasına yardımcı olur?

  1. Kromozomların gerçekten küçük şapkalar taktığını söyler.
  2. Telomerleri, kromozomların uçlarını korumaya yardım eden örtülere benzetir.
  3. Kromozomların yaşını sayısal olarak verir.
Cevabı göster

Telomerleri, kromozomların uçlarını korumaya yardım eden örtülere benzetir.

And it turns out that their rate of shortening is nearly the same Notlar

2:14

Üstelik kısalma hızlarının

in a person who drinks 600 ml of soda a day as it is in a smoker.

2:17

günde 600 ml gazlı içecek içen biriyle sigara içen birinde neredeyse aynı olduğu ortaya çıktı.

Öbek fiiller

it turns out that: sonradan keşfedilen bir sonucu tanıtmak

Bu cümlede it turns out that, daha sonraki gözlem veya kanıtlarla öğrenilen bir sonucu tanıtır. Çoğu zaman sonucun beklenenden farklı olduğunu ya da önceki bir beklentiyi açıklığa kavuşturduğunu gösterir. It, sonraki içeriği önceden temsil eden kişisiz bir öznedir; that ise keşfedilen gerçeği içeren yan cümleyi başlatır. İfade, gerçeği kimin keşfettiğini söylemez; sonraki açıklamayı sonunda ortaya çıkan veya yeni öğrenilen bir sonuç olarak düzenler.

Alıştırma

Cümleyi, daha sonra keşfedilen bir gerçeği tanıtan hedef ifadeyle tamamlayın: We thought the room was empty, but ____ someone had booked it.

Cevabı göster

it turns out that

Dilbilgisi

nearly the same ... as it is: bir özelliği farklı bağlamlarda karşılaştırmak

X is nearly the same in A as it is in B kalıbı, belirli bir özelliği iki farklı bağlamda karşılaştırır. Burada X kısalma hızı, A günde 600 ml gazlı içecek tüketen bir kişi ve B bir sigara içicisidir; cümle bu iki insan türünün genel olarak aynı olduğunu iddia etmez. Nearly, the same ifadesini zayıflatır; dolayısıyla hızlar birbirine yakındır ancak mutlaka tamamen aynı değildir. as it is bölümünde it karşılaştırılan özelliğe geri gönderme yapar, is ise bağ fiilini tekrar ederek isim öbeğinin tamamının yinelenmesini önler.

Alıştırma

Cümleyi hedef karşılaştırma yapısıyla tamamlayın: The response time is ____ on the mobile app ____ on the website.

Cevabı göster

nearly the same · as it is

So what if you drank 2 L of pop every day?

2:22

Peki her gün 2 litre gazlı içecek içseydiniz ne olurdu?

Well, one woman did just that for 16 years straight Kalıp ifadeler

2:26

Bir kadın bunu tam 16 yıl boyunca aralıksız yaptı,

until she was hospitalized at age 31.

2:30

ta ki 31 yaşında hastaneye kaldırılana dek.

Kalıp ifadeler

“did just that”: daha önce söyleneni aynen yapmak

did just that ifadesinde did geçmişteki eylemi belirtir, that ise daha önce söylenen düşüncenin tamamına, yani her gün 2 litre gazlı içecek içmeye gönderme yapar. Böylece bu uzun eylemi tekrar söylemeye gerek kalmaz. Buradaki just, “tam olarak” veya “aynen” anlamındadır. Konuşan kişi, varsayılan davranışın gerçekten gerçekleştiğini doğrular; just burada “az önce” demek değildir.

Alıştırma

Danışman, Amir’e anne babasını aramasını önerdi. Hangi cümle onun bu öneriyi aynen uyguladığını en açık biçimde belirtir?

  1. Amir just did that.
  2. Amir did that years ago.
  3. Amir did just that.
Cevabı göster

Amir did just that.

Kalıp ifadeler

“for 16 years straight”: kesintisiz bir süre

Burada straight, for 16 years süre ifadesinden sonra gelir ve “sürekli olarak” ya da “düzen bozulmadan” anlamına gelir. Süreyi güçlendirir: alışkanlık on altı yıllık dönemin tamamında devam etmiştir. Her gün gazlı içecek içmek gibi tekrarlanan bir alışkanlıkta straight, onun her saniye içtiği anlamına gelmez. Günlük düzenin önemli bir kesintiye uğramadığını belirtir.

Alıştırma

“The team worked on the project for six months straight” cümlesindeki “for six months straight” ne anlama gelir?

  1. Çalışma altı aylık dönemin tamamında, seri bozulmadan devam etti.
  2. Çalışma tam olarak altı ay önce başladı.
  3. Ekip düz bir çizgide durarak çalıştı.
Cevabı göster

Çalışma altı aylık dönemin tamamında, seri bozulmadan devam etti.

With no family history of heart problems, Kelime

2:33

Ailesinde kalp sorunu geçmişi olmamasına rağmen,

she suffered from arrhythmia and fainting spells, Kelime

2:35

ritim bozukluğu ve bayılma nöbetleri yaşıyordu,

Kelime

Tıp İngilizcesinde family history of + hastalık

Tıp İngilizcesinde family history of + condition, kan bağı olan akrabaların söz konusu hastalığı veya ilişkili sağlık sorunlarını yaşamış olduğu anlamına gelir. Örnekteki no family history of heart problems, ailesinde bilinen böyle bir kalp sorunu vakası olmadığını belirtir. Bu ifade ailenin genel yaşam öyküsünü değil, tıbbi risk geçmişini anlatır ve tek başına bir hastalığın kalıtsal olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

family sözcüğünü içeren ve hastanın kan bağı olan akrabaları arasında bilinen diyabet vakası olmadığını belirten standart üç sözcüklü tıbbi ifadeyle tamamlayın: There is no ____ diabetes.

Cevabı göster

family history of

Kelime

Kısa süreli bilinç kaybı olayları olarak Fainting spells

A fainting spell, kişinin kısa süreliğine bilincini kaybettiği bir bayılma olayıdır. Çoğul fainting spells, bunun birden fazla kez veya tekrarlayan olaylar hâlinde yaşandığını gösterir. Burada spell, bir belirtinin sınırlı süreli atağı veya olayı anlamındadır; sihirli söz anlamına gelmez. Örnekte ifade, hastanın aralıklı olarak yaşadığı sağlık sorunlarından birini adlandırır.

Alıştırma

Tekrarlayan kısa süreli bilinç kayıpları için spell sözcüğünü kullanan iki sözcüklü sağlık ifadesiyle tamamlayın: The patient reported several ____ during the week.

Cevabı göster

fainting spells

and tests found her severely deficient in potassium, Kalıp ifadeler

2:38

testler de ciddi derecede potasyum eksikliği olduğunu gösterdi.

Kalıp ifadeler

be deficient in + isim

Be deficient in + isim, bir madde, nitelik veya kaynağın gerekenden daha azına sahip olmak anlamına gelir. Tamamen yokluğu değil, yetersizliği anlatır; buradaki severely yetersizliğin derecesini güçlendirir. found her severely deficient in potassium yapısında her, found fiilinin nesnesidir; deficient in potassium ise testlerin ortaya çıkardığı durumu açıklayan nesne tümlecidir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için deficient sözcüğünü gerektirdiği edatla birlikte kullanın: The blood test showed that Maya was ____ vitamin D.

Cevabı göster

deficient in

as both fructose and caffeine can lead to potassium loss through urine and diarrhea.

2:41

Çünkü hem fruktoz hem de kafein, idrar ve ishal yoluyla potasyum kaybına yol açabilir.

Luckily,

2:46

Neyse ki,

our bodies have an amazing ability to recover,

2:47

vücudumuzun olağanüstü bir toparlanma yeteneği var,

and once she quit,

2:49

ve kadın gazlı içeceği bırakınca,

her potassium levels and other complications began to rebound. Kelime

2:50

potasyum seviyesi ile diğer komplikasyonlar düzelmeye başladı.

Kelime

began to rebound: düşüşten sonra toparlanmaya başlamak

Burada rebound, önceki bir düşüşten sonra yükselmek veya toparlanmak anlamına gelen bir fiildir. Mecaz anlamda kullanılmıştır: sağlıkla ilgili ölçüm ya da durum fiziksel olarak sekmek yerine daha iyi bir düzeye geri döner. Began to bu tersine dönüşün başlangıcını gösterir; dolayısıyla iyileşmenin tamamlandığı anlamına gelmez.

Alıştırma

“Bir düşüşten sonra yeniden yükselmek” anlamındaki fiille cümleyi tamamlayın: After falling for three months, sales began to ____.

Cevabı göster

rebound

Need more science?

2:53

Biraz daha bilim ister misiniz?

Here's a playlist of our latest videos that you can binge watch. Kelime

2:54

İşte art arda izleyebileceğiniz en yeni videolarımızdan oluşan bir oynatma listesi.

Kelime

binge watch: kısa sürede çok sayıda video izlemek

Bu cümlede binge watch, görece kısa bir süre içinde çok sayıda videoyu art arda izlemek, çoğu zaman da tek ve uzun bir izleme oturumu yapmak anlamına gelir. Oynatma listesi, tek bir video olarak değil, izleyicilerin izlemeye devam edebileceği içerik olarak sunulur. Başka medya bağlamlarına aktarılabilen bir fiil olarak binge-watch, izlenen içeriği nesne alabilir: binge-watch a series, a playlist veya a season. Yalnızca bir şeyi bir kez izlemeyi değil, yoğun ve sürekli bir izleme biçimini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi “kısa sürede çok sayıda bölüm izlemek” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: On Saturday, we plan to ____ the entire six-episode series.

Cevabı göster

binge-watch

And if you never want to miss our videos,

2:57

Videolarımızı bir daha hiç kaçırmak istemiyorsanız,

simply go to our channel on your device's YouTube app and hit the little bell, Kültür

2:59

cihazınızdaki YouTube uygulamasında kanalımıza gidip küçük zil simgesine dokunmanız yeterli.

which turns on notifications for our videos.

3:02

Böylece videolarımız için bildirimleri açmış olursunuz.

Kültür

hit the little bell: bildirim simgesini etkinleştirmek

Burada hit, ekrandaki bir denetime tıklamak veya dokunmak anlamına gelir; the little bell ise YouTube'un zil biçimindeki bildirim simgesidir. Bu, gerçek bir zile vurma isteği değil, gündelik bir arayüz talimatıdır. Which turns on notifications for our videos ilgi cümleciği eylemin sonucunu doğrular: simgeyi seçmek uyarıları etkinleştirir. Benzer dijital talimatlarda hit, bir düğmeyi, bağlantıyı veya simgeyi etkinleştirmek anlamına gelebilir.

Alıştırma

Bir arkadaş bir uygulamada gündelik bir talimat veriyor. Hangi cümledeki hit, örnektekiyle aynı arayüz anlamında kullanılmıştır?

  1. Hit the ball over the fence.
  2. The storm hit the coast at night.
  3. Hit the green button to continue.
Cevabı göster

Hit the green button to continue.

YouTube will send you a message each time we release a video.

3:05

Her video yayımladığımızda YouTube size bir mesaj gönderir.

And subscribe for more weekly science videos.

3:08

Her hafta daha fazla bilim videosu için kanalımıza abone olun.