Little Italy nedir ve nerededir? ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: Program, Buenos Aires ve New York’taki İtalyan göçmen mahallelerini ziyaret ederek ailelere ait gıda işletmelerinin bölgesel gelenekleri nasıl koruduğunu ve yeni gelenlerin daha geniş topluma katılmasına nasıl yardımcı olduğunu anlatıyor. Ayrıca Britanyalı müşterilerin en sevdiği İtalyan yiyeceğinin pizza değil, sarımsaklı ekmek olduğunu açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Little Italy — Kültür, Medya ve Gerçek Dünya Bağlamı: Bu adın, İtalyan göçmenlerin yerleşip ortak yemek kültürlerini sürdürdükleri bir kent mahallesini anlattığını kavrayabilirsiniz. Onu ayrı bir ülke ya da şehir sanmak yerine Buenos Aires’teki La Boca ve Manhattan’daki Lower East Side ile somut biçimde ilişkilendirebilirsiniz. 2. culinary traditions — Sözcük Anlamı ve Dil Düzeyi: Yemek pişirme ve gıdayla ilgili miras alınmış uygulamaları anlatan, nispeten resmî bir ifade olduğunu tanıyabilirsiniz. Göçmen ailelerin bölgesel yemek ve teknikleri yeni ülkelerine taşımasını anlatırken kullanabilir, culinary sıfatını gündelik cooking sözcüğünden ayırabilirsiniz. 3. the stepping stone — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Suyu geçmek için kullanılan fiziksel bir taşın, ilerlemeyi mümkün kılan yer, deneyim ya da fırsat mecazına nasıl dönüştüğünü anlayabilirsiniz. İfadeyi, göçmenlerin yeni hayat kurup ana akım Amerikan toplumuna geçtikleri ilk üs olarak Little Italy’ye uygulayabilirsiniz.
Bu derste
this is 6 Minute English from BBC Learning English.
0:09BBC Learning English'ten 6 Minute English programındasınız.
Now, if I told you I'd been for a walk to see Big Ben and Buckingham Palace, Notlar
0:14Şimdi, sana Big Ben'i ve Buckingham Sarayı'nı görmek için yürüyüşe çıktığımı söyleseydim,
I'd been for a walk: daha önce yapılan bir yürüyüşü anlatmak
I'd been for a walk, dışarı çıkıp yürüyüş yapmış olduğum anlamına gelir. Have, has veya had been for a walk yapısında for a walk, dışarıda yapılan etkinliği adlandırır; buradaki for amaç bildirmez. Burada I'd, I would değil I had anlamındadır çünkü ardından been gelir. Had been, yürüyüşü hayal edilen anlatıdaki daha sonraki bir geçmiş bakış noktasından önceye yerleştirir.
Alıştırma
I'd been for a walk içindeki I'd kısaltmasını açarak cümleyi tamamlayın: I was tired because I ____ before breakfast.
Cevabı göster
had been for a walk
if I told ... you'd know: hayal edilen bir koşul ve sonuç
If I told ... , you'd know ... hayal edilen bir koşulu ve bu koşulun sonucunu kurar. If yan cümlesinde told geçmiş biçimi, sonuç cümlesinde ise would + fiilin yalın hâli kullanılır. You'd know, you would know anlamına gelir. Buradaki told esas olarak anlatma eylemini geçmiş zamana yerleştirmez; koşulun varsayımsal olduğunu gösterir. Hayal edilen sözün içindeki I'd been, I had been anlamına gelir ve yürüyüşün önceden tamamlandığını gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle aynı hayalî koşul ve sonuç yapısını doğru kullanıyor?
- If I showed you the Eiffel Tower, you'd know I was in Paris.
- If I showed you the Eiffel Tower, you know I was in Paris.
- If I will show you the Eiffel Tower, you'd knew I was in Paris.
Cevabı göster
If I showed you the Eiffel Tower, you'd know I was in Paris.
straight away: “hemen” anlamı
Straight away “hemen” veya “hiç gecikmeden” demektir. Burada ipuçlarının yeri açıkça göstereceğini, bu yüzden dinleyenin düşünmek için zaman harcamadan anlayacağını belirtir. İfadenin tamamı zarf görevi görür ve know fiilini niteler. Anlamı zamanla ilgilidir; düz bir yönde ilerlemek ya da uzaklaşmakla değil.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste öğrendiğiniz ve “hemen” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: When Leo saw the answer, he knew ____ that it was correct.
Cevabı göster
straight away
where I smelled freshly made canollis and focaccia?
0:27ve taze yapılmış cannoli ve focaccia kokusu alsaydım?
went past cafes: rota üzerindeki kafelerden geçmek
went past cafes ifadesinde went, go fiilinin geçmiş zaman biçimidir; past ise yer bildiren bir edattır. Hareketin kafelerin yanından geçip öteye doğru devam ettiğini anlatır. Kafeler rota üzerindedir; mutlaka varış noktası değildir ve konuşan kişinin içeri girdiği anlamına gelmez. Burada my walk, yürüyüşün rotasını veya sürecini anlatır. go past + yer kalıbı insanlar, taşıtlar, yollar ve rotalar için de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi go past ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Our train ____ the castle on the way to the coast.
Cevabı göster
went past
what if: varsayımsal bir durum sunmak
What if hayal edilen veya gerçekleşmesi mümkün bir durumu ortaya koyar ve dinleyenden sonucunu düşünmesini ister. Burada konuşan kişi ipuçlarını değiştirerek dinleyeni farklı bir yer seçmeye yönlendirir. Kalıp what if + özne + fiil şeklindedir. Buradaki geçmiş zaman biçimi went, sahneyi varsayımsal yapar; gerçekte ne olduğunu sormaz.
Alıştırma
Soruyu, olası bir sorunu ortaya koyan ve bu derste öğrendiğiniz iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____ the shop is closed?
Cevabı göster
What if
Yes, Italy or Little Italy to be exact. Notlar
0:36Evet, İtalya veya tam olarak Little Italy (Küçük İtalya).
to be exact: daha kesin bir ayrıntı eklemek
To be exact, “tam olarak söylemek gerekirse” veya “daha doğrusu” anlamına gelir. Burada konuşan kişi önce geniş kapsamlı Italy adını kullanır, ardından bunu Little Italy olarak daraltır. Bu ifade, az önce söylenen bir bilgiyi daha kesin hâle getirmek için kullanılır. Yeni adın, sayının, saatin veya başka bir ayrıntının kesin bilgi olduğunu gösterir; başka birinden kesin konuşmasını istemez.
Alıştırma
Kesin saati belirtmek için cümleyi to be exact ile tamamlayın: The meeting starts in the afternoon—at 2:15, ____.
Cevabı göster
to be exact
The neighborhood in some cities where Italian communities settled and made their home. Kalıp ifadeler
0:40Bazı şehirlerde İtalyan topluluklarının yerleşip kendilerine yuva kurdukları mahalle.
Little Italy: İtalyan topluluğuyla bağlantılı bir semt
Little Italy, İtalyan göçmenler ve onların soyundan gelenlerle tarihsel bağı bulunan bir şehir semtinin adıdır. Bu cümlede sonraki bölüm terimi açıklar: İtalyan toplulukları oraya yerleşmiş ve orayı yurt edinmiştir. Bu ad, İtalya ülkesinin küçük bir parçası anlamına gelmez. Farklı şehirlerin kendi Little Italy semtleri olabilir; dolayısıyla tam olarak hangi yerin kastedildiği, konuşulan şehre bağlıdır.
Alıştırma
Bu bağlamda Little Italy ne anlama gelir?
- İtalyan yemeği sunan herhangi bir restoran.
- İtalya'nın içinde bulunan küçük ve bağımsız bir ülke.
- İtalyan topluluğuyla tarihsel bağı bulunan bir şehir semti.
Cevabı göster
İtalyan topluluğuyla tarihsel bağı bulunan bir şehir semti.
settled and made their home: yerleşip kök salmak
Bu cümlede settled, bölgede kalıcı olarak yaşamaya başlamak; made their home ise orayı yaşayacakları yer olarak seçmek anlamına gelir. and ile bağlanan bu iki eylem, yalnızca oraya varmayı veya ziyaret etmeyi değil, kalıp uzun süreli bir yaşam kurmayı vurgular. Make one's home fiziksel olarak bir ev inşa etmek anlamına gelmez. İyelik sözcüğü özneye göre değişir: made her home, made our home, made their home.
Alıştırma
Cümleyi make their home in ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After moving west, the family ____ Bristol.
Cevabı göster
made their home in
These Italian arrivals opened shops and cafes selling food to their own communities.
0:46Yeni gelen bu İtalyanlar kendi topluluklarına yemek satmak için dükkanlar ve kafeler açtılar.
Soon, dishes like spaghetti and meatballs attracted the attention of local people, Kalıp ifadeler
0:52Kısa süre sonra spagetti ve köfte gibi yemekler yerli halkın dikkatini çekti
attracted the attention of local people: bunu kim fark etti
Bu cümlede attracted the attention of local people, yemeklerin yerel halkın onları fark etmesini ve onlara ilgi duymasını sağladığı anlamına gelir. Burada attention dikkat veya ilgi demektir; bakım ya da yardım anlamına gelmez. Kalıp, şey veya olay + attract the attention of + kişi veya grup şeklindedir. Özne dikkati çeker; of ise dikkati çekilen kişi veya grubu belirtir. Daha kısa ve yaygın bir biçim attract someone's attention'dır.
Alıştırma
Cümleyi ‘jürinin bunu fark etmesini sağladı’ anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The robot's clever design ____ the judges.
Cevabı göster
attracted the attention of
and gradually Italian food became famous around the world. Kalıp ifadeler
0:57ve yavaş yavaş İtalyan yemekleri dünya çapında ünlendi.
became famous around the world: dünya çapında ünlü hâle gelmek
Became famous, daha az tanınan bir şeyin geniş çevrelerce tanınır hâle gelmesi demektir. Become fiilinden sonra famous sıfatı gelir; geçmiş zaman biçimi became ise bu değişimin gerçekleştiğini gösterir. Around the world, ünün ulaştığı alanı, yani birçok ülkeyi veya bütün dünyayı belirtir. Fiziksel olarak «dünyanın yanında» anlamına gelmez. Bu yapı yemekleri, insanları, kitapları, şarkıları, markaları veya yerleri anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi ‘daha sonra dünya çapında tanındı’ anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The small cartoon ____.
Cevabı göster
became famous around the world
In this program, we'll be taking a walk through two Little Italy's, Anlatım akışı
1:01Bu programda, iki farklı Küçük İtalya'da bir yürüyüş yapacağız,
taking a walk through: rehberli bir keşif olarak düzenlemek
Burada taking a walk through, programı iki topluluğu kapsayan rehberli bir yolculuk gibi sunar. İfade, farklı yerlerden geçme görüntüsünü korur; ancak asıl görevi programın bu iki yeri sırayla inceleyeceğini göstermektir. Bu, Arjantin'den New York'a gerçekten tek bir yürüyüş yapılacağı anlamına gelmez. Daha genel olarak take a walk through, yerler, fikirler veya bilgiler hakkındaki bir açıklamayı adım adım yapılan bir tur gibi düzenleyebilir.
Alıştırma
Örnekte taking a walk through ifadesinin temel işlevi nedir?
- Yürümenin programın konusu olduğunu açıklar.
- Arjantin ile New York arasında kesintisiz tek bir yürüyüş vadeder.
- Programı iki topluluğun rehberli bir keşfi olarak sunar.
Cevabı göster
Programı iki topluluğun rehberli bir keşfi olarak sunar.
And as usual, we'll be learning some useful new vocabulary as well.
1:07Ve her zamanki gibi, faydalı yeni kelimeler de öğreneceğiz.
But before that, I have a question for you, Georgie. Anlatım akışı
1:12Ama ondan önce, sana bir sorum var Georgie.
But before that: planı durdurup başka bir adımı öne almak
But before that, planlanan sırada kısa bir değişiklik olduğunu gösterir. Konuşmacı bir sonraki adımı az önce duyurmuştur; ardından bu ifadeyle o planı kısa süreliğine durdurup önce yapılması gereken başka bir şeyi tanıtır. Buradaki that, programın daha önce duyurulan bölümüne gönderme yapar. Bu nedenle before that, yalnızca “geçmişte daha erken bir zamanda” değil, “az önce sözünü ettiğim şeyi yapmadan önce” anlamına gelir.
Alıştırma
Geçişi But before that ile tamamlayın: We'll begin the tour in a moment. ____, I have one quick question.
Cevabı göster
But before that
According to a recent YouGov poll: kaynağı belirtmek
According to + bir kişi, kuruluş, rapor veya anket, dinleyiciye sonraki bilginin nereden geldiğini gösterir. Burada a recent YouGov poll bilgi kaynağıdır; bu nedenle soru, anket sonuçlarına dayanıyormuş gibi sunulur. Bu kullanımda according to, “kaynağın söylediğine veya gösterdiğine göre” anlamındadır; “aynı fikirde olmak” anlamına gelmez. YouGov kuruluşun adıdır ve poll insanların görüşlerini soran bir ankettir.
Alıştırma
Hangi cümle bir bilgi kaynağını belirtmek için according to ifadesini doğru kullanıyor?
- According to my opinion, river levels fell in June.
- According to the report says river levels fell in June.
- According to the report, river levels fell in June.
Cevabı göster
According to the report, river levels fell in June.
which Italian food is most popular with British diners? Kalıp ifadeler
1:17İngiliz restoran müşterileri arasında en popüler İtalyan yemeği hangisidir?
is most popular with: hedef kitleyi belirtmek
Be popular with + bir kişi veya grup, o kişi ya da grubun bir şeyi sevdiği, seçtiği veya desteklediği anlamına gelir. Bu soruda British diners, tercihi ölçülen hedef kitledir. Most popular en üstünlük biçimidir: Hangi İtalyan yemeğinin bu hedef kitle nezdinde diğerlerinden daha popüler olduğunu sorar.
Alıştırma
Hedef kitleyi belirten kalıbı doğru kullanan doğal cümleyi seçin.
- Which after-school club is most popular with Year 6 pupils?
- Which after-school club is most popularity with Year 6 pupils?
- Which after-school club is most popular by Year 6 pupils?
Cevabı göster
Which after-school club is most popular with Year 6 pupils?
it must be: güçlü bir çıkarım yapmak
Bu cümlede it must be, konuşanın bildiklerine dayanarak “onun bu olduğundan neredeyse eminim” anlamına gelir. Konuşan kişi cevap hakkında güçlü bir tahminde bulunur; emir vermez. Kanıtlar bir sonucu neredeyse kesin gösterdiğinde must be yapısını bir isimden, sıfattan veya yer bildiren ifadeden önce kullanabilirsin: It must be Leo; She must be tired; They must be at home.
Alıştırma
Cümleyi güçlü çıkarım bildiren iki kelimelik ifadeyle tamamla: Mia's shoes are by the door, so she ____ home.
Cevabı göster
must be
I'll reveal the answer at the end of the program. Kalıp ifadeler
1:29Cevabı programın sonunda açıklayacağım.
reveal the answer: saklı tutulan cevabı açıklamak
Reveal the answer, cevabı gizli tutulduktan, açıklanması ertelendikten veya bilinmez bırakıldıktan sonra duyurmak anlamına gelir. Bu cümlede I'll reveal, sunucunun daha sonra merakı sona erdireceğini dinleyicilere bildirir. Reveal fiili, bir bilgiyi ortaya çıkarma anlamı katar. Yalnızca bir cevabı sesli söylemekten daha özel bir ifadedir.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan üç kelimelik ifadeyle tamamla: After everyone has made a guess, I will ____.
Cevabı göster
reveal the answer
One country Italians moved to was Argentina.
1:33İtalyanların göç ettiği ülkelerden biri Arjantin'di.
Giuseppe Banchero arrived in the neighborhood of La Boca,
1:37Giuseppe Banchero La Boca mahallesine,
where many Italian immigrants started restaurants.
1:43Burada pek çok İtalyan göçmen restoran açmıştı.
the Little Italy of Buenos Aires: La Boca'nın topluluk kimliği
Bu cümlede the Little Italy of Buenos Aires ifadesi La Boca'ya başka bir ad verir. La Boca'yı, İtalyan göçmen topluluğuyla bağlantılı bir Buenos Aires semti olarak tanımlar. Ardından gelen yan cümle, birçok İtalyan göçmenin orada restoran açtığını söyleyerek bu adı destekler. Little Italy bir topluluk adıdır; yalnızca New York'ta bulunan bir yer ya da İtalya ülkesinin bir parçası değildir. Birçok şehirde İtalyan göçmenlerin tarihi ve kültürüyle tanınan bir semt bulunabilir.
Alıştırma
Bu cümlede the Little Italy of Buenos Aires, La Boca hakkında ne anlatıyor?
- New York şehrinin başka bir adıdır.
- Buenos Aires'in İtalyan göçmen semti olarak sunulur.
- İtalya ülkesinde bulunan bir semttir.
Cevabı göster
Buenos Aires'in İtalyan göçmen semti olarak sunulur.
reporter for BBC World Service program The Food Chain.
1:53Kendis, BBC Dünya Servisi programı The Food Chain'in muhabiri.
He was born in the center of Genoa and arrived here in 1898,
2:04Cenova'nın merkezinde doğmuş ve buraya 1898'de gelmiş,
at the age of: bir olay gerçekleştiğinde kişinin yaşını belirtmek
At the age of + bir yaş, bir olay gerçekleştiğinde kişinin kaç yaşında olduğunu belirtir. Bu cümlede at the age of 7 and 1/2, onun 1898'de geldiğinde yedi buçuk yaşında olduğu anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki dört sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: Maya began piano lessons ____ six.
Cevabı göster
at the age of
And this pizzeria where we are was founded on March 28, 1972. Dilbilgisi
2:13Ve şu an içinde bulunduğumuz bu pizzacı 28 Mart 1972'de kurulmuş.
was founded on + belirli bir tarih
Was founded, found fiilinin “kurmak” anlamındaki geçmiş zaman edilgen biçimidir. Pizzacı kurulan taraftır; bu yüzden cümle kuruculardan çok işletmeye ve kuruluş tarihine odaklanır. İngilizcede belirli bir tarihten önce on kullanılır: was founded on March 28, 1972. Tekrar kullanılabilecek kalıp be founded on + belirli tarih şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi found fiilinin edilgen biçimiyle ve belirli bir tarihten önce kullanılan doğru edatla tamamlayın: The museum ____ 7 July 1965.
Cevabı göster
was founded on
have been here for + bir süre
Have been here, present perfect biçimindedir: have + been geçmiş zaman ortacı. Bu yapı, burada olma durumunu geçmişte başlamış ve şimdi de devam eden ya da hâlâ geçerli olan bir durum olarak sunar. For 91 years, durumun başlangıç noktasını değil ne kadar sürdüğünü gösterir. Durum şimdi de geçerliyse present perfect ile for + süre kullanın.
Alıştırma
Cümleyi have been here ve bir süreden önce kullanılan sözcükle tamamlayın: We moved into this house ten years ago, and we ____ ten years.
Cevabı göster
have been here for
So, what culinary traditions did they bring with them? Notlar
2:24Peki, yanlarında hangi mutfak geleneklerini getirdiler?
culinary traditions: yemek ve mutfak gelenekleri
“Culinary traditions”, yiyecek hazırlama, servis etme ve yeme ile ilgili gelenek ve uygulamalar demektir. Burada culinary, traditions sözcüğünün kapsamını kültürün tüm yönleriyle değil, yemek ve mutfakla ilgili bölümüyle sınırlar. Culinary, yiyecekleri ve yemek pişirmeyi anlatan bir sıfattır. Bu ifade bir toplulukta kuşaktan kuşağa aktarılan tarifleri, teknikleri, malzemeleri ve yemek alışkanlıklarını kapsayabilir.
Alıştırma
Bu cümlede “culinary traditions” ne anlama geliyor?
- yemek pişirme ve yiyecekle ilgili gelenekler
- müşterilere hizmet vermek için resmî kurallar
- bir kültürün her yönünü kapsayan gelenekler
Cevabı göster
yemek pişirme ve yiyecekle ilgili gelenekler
bring ... with them: bir şeyle birlikte gelmek
“Bring something with them”, insanların bir yere geldiklerinde o şeyin de onlarla birlikte gelmesi demektir. Bu şey fiziksel bir nesne olabileceği gibi bir fikir, beceri, alışkanlık veya gelenek de olabilir. Bu soruda what culinary traditions, getirilen şeyi belirtir. What ile kurulan bir soru bu bölümü başa taşır: What ... did they bring with them? Anlam yine bring + those traditions + with them şeklindedir.
Alıştırma
Hangi cümle, çalışanların geldiklerinde zaten yararlı deneyime sahip olduklarını anlatır?
- The new employees brought useful experience with them.
- The new employees gained useful experience after they arrived.
- The new employees shared useful experience with one another.
Cevabı göster
The new employees brought useful experience with them.
When a business is founded, it's established. Kelime
2:46Bir iş yeri 'founded' edildiğinde, yani kurulduğunda.
is founded: bir işletmenin kuruluşunu anlatan edilgen biçim
is founded ifadesinde is, be fiilinin bir biçimidir; founded ise "bir kuruluş oluşturmak veya kurmak" anlamındaki found fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Edilgen yapı, kurucuyu değil işletmeyi cümlenin merkezine yerleştirir. Bir kuruluşu kimin oluşturduğundan çok kuruluş gerçeği veya tarihi önemli olduğunda bu yapı yaygın olarak kullanılır: The company was founded in 1998.
Alıştırma
İngilizce cümleyi dinleyin ve duyduğunuz cümleyi aynen seçin. founded sözcüğünde ek /ɪd/ hecesinin bulunup bulunmadığına odaklanın.
- The company was found in 1998.
- The company was founded in 1998.
Cevabı göster
The company was founded in 1998.
Someone starts it up or sets it up. Öbek fiiller
2:49Birisi onu başlatır ('starts it up') ya da kurar ('sets it up').
starts it up ... sets it up: anlam ve zamirin konumu
Burada it, bir işletmeyi ifade eder. Start it up işletmenin çalışmaya başlamasını sağlamak, set it up ise işletmeyi oluşturup gerekli düzenlemeleri yapmak demektir. Bu bağlamda ikisi de birinin nasıl işletme kurduğunu açıklayabilir, ancak biraz farklı aşamalara odaklanırlar. Start up ve set up ayrılabilen öbek fiillerdir. Bir isim, fiilin tamamından sonra veya iki parçasının arasında bulunabilir; ancak bir zamir mutlaka ortada olmalıdır: start it up ve set it up denir, start up it veya set up it denmez. Buradaki up bir parçacıktır, yukarı yönü göstermez.
Alıştırma
Bir arkadaşınız yeni bir kulüpten söz ediyor. Hangi cümlede it zamiri doğru konumdadır?
- They set up it last year.
- They it set up last year.
- They set it up last year.
Cevabı göster
They set it up last year.
Giuseppe brought the culinary traditions from his home in Liguria in Northern Italy,
2:52Giuseppe mutfak geleneklerini Kuzey İtalya'daki Ligurya'daki memleketinden getirdi,
including regional pizzas like fainá and furgazzetta.
2:57buna fainá ve furgazzetta gibi yöresel pizzalar da dahil.
The adjective culinary describes anything connected with cooking.
3:01'Culinary' (mutfakla ilgili/aşçılık) sıfatı yemek pişirmeyle bağlantılı her şeyi tanımlar.
But probably the best known Little Italy in the world Dilbilgisi
3:05Ancak dünyadaki muhtemelen en bilinen Küçük İtalya,
is an area of Manhattan's Lower East Side in New York.
3:08New York'ta, Manhattan'ın Lower East Side bölgesindedir.
the best known: en tanınmış
Bu cümlede the best known, “en yaygın biçimde tanınan veya en ünlü” demektir. Known, Little Italy'yi niteler; best ise well known olmanın en yüksek derecesini gösterir. İfade tek başına edilgen bir eylem anlatmaz. Bu ifade, buradaki Little Italy'yi dünyadaki diğerleriyle karşılaştırır ve onu muhtemelen en ünlü olan yer şeklinde sunar. The, bu en üstünlük seçimini belirtir.
Alıştırma
Bir müzenin şehirdeki diğer bütün müzelerden daha ünlü olduğunu doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- It is a better-known museum in the city.
- It is the most knowing museum in the city.
- It is the best-known museum in the city.
Cevabı göster
It is the best-known museum in the city.
90% of Italian immigrants who arrived in the US at the turn of the century Kalıp ifadeler
3:12Yüzyılın başında ABD'ye gelen İtalyan göçmenlerin %90'ı
at the turn of the century: yüzyılın dönümünde
At the turn of the century, bir yüzyıl sona ererken sonraki yüzyılın başladığı dönemi anlatır; tek bir kesin tarihi değil. Burada İtalyan göçü tarihi, ifadeyi yaklaşık olarak on dokuzuncu yüzyılın sonları ile yirminci yüzyılın başlarına yerleştirir. İfade tek başına hangi yüzyılların kastedildiğini belirtmez. Bunu anlamak için tarihlerden ve tarihsel bağlamdan yararlanılır.
Alıştırma
Bir tarih yazısı 1895 ile 1905 arasındaki olayları anlatıyor ve “The station opened at the turn of the century.” diyor. İstasyon ne zaman açılmıştır?
- 1950 civarında.
- 2000 civarında.
- 1900 civarında.
Cevabı göster
1900 civarında.
came through this neighborhood: izlenen güzergâhı belirtmek
Burada came through this neighborhood, göçmenlerin ABD'ye vardıklarında bu mahalleyi güzergâhlarının bir parçası olarak kullandıkları anlamına gelir. Through, mahalleyi son varış noktası olarak değil, geçtikleri bir yer olarak gösterir. Come through ayrıca bir zorluğu atlatmak ya da gerektiğinde yapılması gerekeni yapmak anlamına gelebilir; ancak burada bu anlamda değildir. Varış ve yerle ilgili sözcükler, fiziksel güzergâh anlamını açıkça gösterir.
Alıştırma
Kullanılan girişi belirtmek için cümleyi come through ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: The visitors ____ the east gate to enter the park.
Cevabı göster
came through
De Palo's, one of the original shops selling Italian food in Little Italy, Dilbilgisi
3:18Little Italy'de İtalyan yemekleri satan ilk dükkanlardan biri olan De Palo's,
one of the original shops: çoğul bir grubun bir üyesi
One of the original shops, ilk dükkânlardan oluşan grup içinden bir dükkânı belirtir. Yapı one of the + çoğul sayılabilir isim şeklindedir; bu nedenle ifade tek bir dükkânı gösterse de shops çoğul kalır. Bu tarihî anlatımda original, ilk veya en eski dükkânlardan biri anlamındadır. Dükkânın ürünlerinin yaratıcı ya da yeni icat edilmiş olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi one of the + en üstünlük derecesi + çoğul isim yapısıyla tamamlayın: This is ____ in the region. (old / bridge)
Cevabı göster
one of the oldest bridges
has been serving ... for 113 years: bugüne kadar süren bir etkinlik
Has been serving, present perfect continuous yapısındadır: has been + fiilin -ing biçimi. Müşterilere hizmet etme işinin geçmişte başladığını ve hâlâ devam ettiğini gösterir. For 113 years sürenin uzunluğunu belirtir. For, 113 years gibi bir sürenin önünde kullanılır; burada geleceğe yönelik bir amaç anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi serve fiilinin present perfect continuous biçimiyle tamamlayın: The clinic opened twenty years ago and ____ local families ever since.
Cevabı göster
has been serving
Here, Lou De Palo, co-owner and great-grandson of the original owner Salvino,
3:26Burada, ortak sahibi ve ilk sahibinin torununun çocuğu olan Lou De Palo,
explains more about his family history to BBC World Service program The Food Chain.
3:32aile tarihi hakkında BBC Dünya Servisi programı The Food Chain'e daha fazla bilgi veriyor.
1925, when my grandmother Concetta and my grandfather Luigi got married, Kalıp ifadeler
3:381925'te büyükannem Concetta ve büyükbabam Luigi evlendiklerinde,
got married: eş olma olayı
Got married, get married ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Evliliği bir olay, yani iki kişinin eş olduğu an olarak sunar. Buradaki got, bu olayı 1925 yılına yerleştirir. Get married bu cümledeki gibi tek başına kullanılabilir. Evlenilen kişiyi belirtirken get married to someone kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi get married ifadesinin doğal geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: They ____ in 2018 and opened a cafe the following year.
Cevabı göster
got married
we continue today: aile dükkânını günümüze kadar sürdürmek
we continue today ifadesinde konuşmacı continue fiilini geçişli kullanır; nesnesi daha önce geçen the shop sözüdür. Düşürülmüş ilgi sözcüğü that olarak düşünülebilir: the shop that we continue today. Burada the shop, aile işletmesini temsil eder. Aile bu işletmeyi günümüze kadar faal tutmaktadır; today yalnızca bugün başka bir işe devam edeceklerini değil, «şu anda hâlâ» ya da «bugüne kadar» anlamını verir.
Alıştırma
Hangi cümlede continue, devralınmış bir işletmeyi sürdürmek anlamında doğrudan nesneyle kullanılmıştır?
- They continue to the family business their grandparents started.
- They continue at the family business their grandparents started.
- They continue the family business their grandparents started.
Cevabı göster
They continue the family business their grandparents started.
being the fourth generation working alongside my sister Maria and my brother Sal, Kalıp ifadeler
3:48ben dördüncü nesil olarak kız kardeşim Maria ve erkek kardeşim Sal ile birlikte çalışıyorum,
working alongside: biriyle birlikte çalışmak
Work alongside someone, aynı işte, projede veya işletmede o kişiyle birlikte çalışmak demektir. Alongside sözcüğünden hemen sonra kişi gelir: working alongside my sister. Bu ifade fiziksel olarak birbirine yakın kişileri anlatabilir, ancak buradaki temel düşünce iş birliğidir. Konuşmacı ile kardeşleri aile işletmesinin yönetimine birlikte katılır.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için work alongside ifadesini doğru biçime getirin: Maya enjoys ____ her brother at the family bakery.
Cevabı göster
working alongside
expanded to represent the full food culture of the 20 regions of Italy.
3:58İtalya'nın 20 bölgesinin tam yemek kültürünü temsil edecek kadar genişledi.
has expanded ... to represent: yeni bir işleve doğru genişlemek
Has expanded, büyümenin zaman içinde gerçekleştiğini ve sonucunun şimdi de önemli olduğunu anlatmak için present perfect kullanır. Konuşmacının expanded sözcüğünü tekrarlaması, konuşma sırasında doğal bir yeniden başlangıçtır; temel yapı has expanded to represent şeklindedir. expand to + fiil yapısında mastar, büyümeden sonra oluşan yeni kapsamı veya işlevi gösterir. Burada represent, 20 bölgenin yemek kültürünü “göstermek veya yansıtmak” demektir; bu bölgeler adına siyasi olarak hareket etmek ya da konuşmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Expand fiilini present perfect biçiminde kullanın ve yeni eylemden önce to ekleyin: The library ____ offer weekend classes.
Cevabı göster
has expanded to
Little Italy is the stepping stone of the Italian immigrant. Deyimler
4:03Küçük İtalya, İtalyan göçmeninin basamak taşıdır (stepping stone).
the stepping stone: sonraki aşamaya götüren basamak
A stepping stone, gerçek anlamıyla suyu geçerken üzerine basılan bir taştır. Deyim olarak ise birinin sonraki bir aşamaya veya hedefe ilerlemesine yardımcı olan yer, deneyim, iş ya da fırsattır. Burada Little Italy, İtalyan göçmenler için bir geçiş noktası olarak anlatılır: yerleşmelerine ve daha geniş bir topluma katılmalarına yardım eder. Gerçek bir taş veya son varış noktası değildir.
Alıştırma
Cümleyi, sonraki bir hedefe doğru yararlı bir adımı anlatan deyimle tamamlayın: The volunteer role was ____ to her first paid job.
Cevabı göster
a stepping stone
This is where many of the Italians first came through Ellis Island and then settled here, Kültür
4:06Burası birçok İtalyanın önce Ellis Adası'ndan geçip sonra yerleştiği yerdir,
ABD'ye göçün giriş kapısı olarak Ellis Island
New York Limanı'ndaki Ellis Adası, 1892 ile 1954 yılları arasında ABD'nin önemli bir göçmen kabul ve denetim merkeziydi. Özellikle Avrupa'dan gelen milyonlarca göçmen, ABD'ye vardığında burada kontrolden geçti. Buradaki came through Ellis Island, bu tarihî giriş sürecini anlatır. Sıradan bir ada ziyaretinden söz etmez; birçok İtalyan göçmenin bahsedilen topluluğa yerleşmeden önce izlediği yolu açıklar.
Alıştırma
Ellis Island bu cümleye hangi bilgiyi ekliyor?
- Ülkenin farklı yerlerine taşındıktan sonra ziyaret ettikleri bir tatil adasını anlatır.
- Göçmenlerin daha önce yerleşmiş olduğu İtalyan mahallesinin adını verir.
- ABD tarihinde göçmenlerin giriş ve denetimden geçtiği bir noktayı belirtir.
Cevabı göster
ABD tarihinde göçmenlerin giriş ve denetimden geçtiği bir noktayı belirtir.
and then eventually moved into mainstream America throughout the rest of the country. Kelime
4:13ve sonrasında yavaş yavaş ülkenin geri kalanı boyunca ana akım (mainstream) Amerika'ya taşındılar.
moved into mainstream America: daha geniş Amerikan toplumuna katılmak
Buradaki moved into mainstream America, İtalyan göçmenlerin önce yoğun bir göçmen topluluğunda yaşadıktan sonra zamanla ABD'nin daha geniş sosyal ve kültürel hayatına katılması demektir. Mainstream America, toplumun baskın veya yaygın biçimde yerleşmiş kabul edilen bölümünü anlatır. Moved into mecazidir: varılan yer bir bina ya da özel isimli bir mekân değil, sosyal bir alandır. Bu cümlede ifade, ülkenin diğer bölgelerine taşınmayı ve daha geniş kurumlara ve topluluklara katılmayı da içerebilir. Tek başına, herkesin İtalyan kimliğini veya geleneklerini bıraktığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu bağlamda moved into mainstream America ifadesini en doğru biçimde hangi cümle açıklar?
- Zamanla ABD'nin daha geniş sosyal ve kültürel hayatına katıldılar.
- Bütün İtalyan geleneklerini hemen terk ettiler.
- Mainstream America adlı bir binaya girdiler.
Cevabı göster
Zamanla ABD'nin daha geniş sosyal ve kültürel hayatına katıldılar.
Lou De Palo is the fourth generation of his family to run the shop,
4:19Lou De Palo, dükkanı işleten ailenin dördüncü neslidir,
Phrases like fourth or fifth generation describe the children of people
4:24Dördüncü (fourth generation) veya beşinci nesil (fifth generation) gibi ifadeler,
whose parents immigrated to a particular country.
4:28ebeveynleri belirli bir ülkeye göç etmiş kişilerin çocuklarını tanımlar.
many Italian immigrants moved on to start successful new lives elsewhere. Öbek fiiller
4:33pek çok İtalyan göçmen başka yerlerde başarılı yeni hayatlar kurmak üzere oradan ayrıldı.
moved on: sonraki aşamaya devam etmek
Bu cümlede moved on, ilk durak olan New York’tan ayrılıp başka bir yerde yeni bir hayat kurma aşamasına geçmek anlamına gelir. Hem yer değişikliğini hem de bir aşamadan diğerine ilerlemeyi anlatır. Yaygın yapılar move on to + isim ve move on to + fiilin yalın hâlidir. move on to a new job ve move on to study medicine buna örnektir. on sözcüğü, bulunulan noktayı geride bırakıp devam etme anlamı katar.
Alıştırma
Cümleyi geçmiş zamanlı moved on to ifadesiyle tamamlayın: After learning the basic steps, Mia ____ perform the whole dance.
Cevabı göster
moved on to
That's why Lou calls Little Italy a stepping stone, Anlatım akışı
4:38Bu yüzden Lou, Küçük İtalya'yı bir 'stepping stone' (basamak taşı) olarak adlandırıyor,
an experience that helps you achieve something else,
4:41başka bir şeyi başarmaya yardımcı olan bir deneyim,
like a real stepping stone helps you cross a river.
4:45tıpkı gerçek bir basamak taşının nehri geçmeye yardım etmesi gibi.
That's why: önceki bir nedeni sonucuna bağlamak
That's why, daha önce verilen bir nedene gönderme yapar ve ardından gelen sonucu, çıkarımı veya açıklamayı tanıtır. Burada Little Italy’nin geçici bir durak olarak anlatılması, Lou’nun buraya stepping stone demesine yol açar. Yapı That's why + tam cümleciktir. Why burada soru sormaz; bilgiyi önce neden, sonra sonuç veya çıkarım gelecek şekilde düzenler.
Alıştırma
Nedeni sonuca bağlamak için cümleyi That's why ile tamamlayın: The library was closed. ____ we studied at home.
Cevabı göster
That's why
As a result, Italian newcomers became accepted in mainstream America. Notlar
4:48Sonuç olarak, yeni gelen İtalyanlar Amerika'nın ana akımında (mainstream) kabul gördüler.
As a result: neden-sonuç ilişkisini gösteren ifade
As a result, dinleyiciye sıradaki ifadenin az önce açıklanan durumdan kaynaklanan bir sonuç olduğunu gösterir. Burada önceki sürecin toplumsal sonucunu sunar; yalnızca bunun daha sonra gerçekleştiğini söylemez. Cümlenin başında önceki nedene gönderme yapar; ardından genellikle bir virgül gelir ve sonucu bildiren ifade devam eder.
Alıştırma
Dersin ifadesiyle neden-sonuç bağlantısını tamamlayın: The power went out. ____, the store had to close.
Cevabı göster
As a result
Mainstream meaning the culture and customs viewed as normal by most Americans. Dilbilgisi
4:53Mainstream, çoğu Amerikalı tarafından normal kabul edilen kültür ve gelenekler anlamına gelir.
mainstream America: geniş ölçüde kabul gören toplumsal ana akım
Bu parçada mainstream America, geniş Amerikan toplumunu ve çoğu kişinin normal ya da standart kabul ettiği kültür ile gelenekleri ifade eder. Burada America, haritadaki bir yeri değil toplumu adlandırır. Bu nedenle became accepted in mainstream America, yeni gelenlerin kendi topluluklarının dışında da kabul gördüğü anlamına gelir. Bu geniş bir toplumsal tanımdır; her Amerikalının aynı kültüre sahip olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu parçada mainstream America neyi ifade eder?
- yalnızca şu anda moda olan Amerikan müziği ve filmleri
- Amerika Birleşik Devletleri'nde çoğu insanın yaşadığı bölgeler
- çoğu Amerikalının yaygın biçimde normal kabul ettiği kültür ve toplumsal yaşam
Cevabı göster
çoğu Amerikalının yaygın biçimde normal kabul ettiği kültür ve toplumsal yaşam
viewed as normal: kısaltılmış edilgen niteleme
Viewed as normal, “normal kabul edilen” demektir. Burada view, “izlemek” değil, “bir şeyi belli bir şekilde görmek veya değerlendirmek” anlamındadır. Tam yapı view A as B biçimindedir: people view the culture and customs as normal. Asıl tanımda viewed as normal, the culture and customs ifadesini niteleyen geçmiş zaman ortacı öbeğidir; which are viewed as normal yapısının kısaltılmış hâlidir.
Alıştırma
“Normal kabul edilen” anlamındaki hedef edilgen ifadeyle cümleyi tamamlayın: In this club, asking for help is ____.
Cevabı göster
viewed as normal
It seems we owe a lot to Little Italy, Kalıp ifadeler
4:58Görünüşe göre Küçük İtalya'ya çok şey borçluyuz,
we owe a lot to: önemli bir katkıyı kabul etme
“We owe a lot to Little Italy”, bir para borcu olduğu anlamına gelmez. Little Italy'nin önemli bir katkıda bulunduğu ve konuşmacının ona büyük pay verdiği ya da minnettarlık duyduğu anlamına gelir. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı owe something to someone or something biçimindedir: We owe our success to teamwork. Owe a lot to, konuşmanın geri kalanından anlaşıldığı için sonucun tam olarak ne olduğunu söylemez.
Alıştırma
Cümleyi owe ile kurulan hedef ifadeyle tamamlayın: We ____ our coach for the team's progress.
Cevabı göster
owe a lot to
but we still don't know which food is most popular here in the UK.
5:00ama İngiltere'de en çok hangi yemeğin popüler olduğunu hala bilmiyoruz.
Isn't it time to reveal the answer to your question, Neil? Ton ve niyet
5:04Neil, sorduğun sorunun cevabını açıklamanın zamanı gelmedi mi?
Isn't it time to...: nazikçe harekete geçmeye yöneltme
Isn't it time to + fiilin yalın hâli...? genellikle “Bence bunu artık yapma zamanı geldi” anlamına gelen olumsuz bir sorudur. Bu cümlede konuşan kişi saatin kaç olduğunu sormuyor; Neil'ı cevabı açıklamaya yöneltiyor. Soru biçiminde olduğu için bir emirden daha dolaylıdır. Ancak yine de eylemin vaktinin geldiğini ima eder ve hafif bir dürtme gibi duyulabilir.
Alıştırma
İfadeyi Isn't it time to kalıbıyla tamamlayın: ____ start the film?
Cevabı göster
Isn't it time to
I asked you which Italian food is most popular in Britain,
5:07Sana İngiltere'de en popüler İtalyan yemeğinin hangisi olduğunu sordum,
and you said pizza, which would be my guess too, Ton ve niyet
5:11ve sen pizza dedin, ki benim tahminim de o olurdu,
which would be my guess too: aynı tahmini paylaşmak
Ek bilgi veren which yan cümlesi, önceki cevap olan pizza hakkında yorum yapar. Which bu cevaba gönderme yapar; too ise konuşanın da aynı tahmini yapacağını gösterir. Burada would gelecek zamandan söz etmez. “Tahmin etmem gerekseydi” anlamı verir; bu yüzden bu, kesin değil, ihtiyatlı bir katılmadır. Önce katılmak, ardından gelen düzeltmenin daha az sert duyulmasını sağlayabilir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız bir fotoğrafın Roma'da çekildiğini söylüyor. Emin değilsiniz ama siz de aynı tahmini yapardınız. Hangi cevap doğaldır?
- You said Rome, which would guess me too.
- You said Rome, which will be my future guess too.
- You said Rome, which would be my guess too.
Cevabı göster
You said Rome, which would be my guess too.
I'm afraid: kötü haberi yumuşatmak
Buradaki I'm afraid, konuşanın gerçekten korktuğu anlamına gelmez. Mesajı yumuşatan kibar bir ifadedir ve yaklaşık olarak “ne yazık ki” ya da “bunu söylediğim için üzgünüm” demektir. Kötü bir haberin veya düzeltmenin geleceğini ya da bu cümlede olduğu gibi henüz verilmiş olduğunu gösterir. Cümlenin sonunda kullanıldığında “is the wrong answer” ifadesini daha az sert hâle getirir. Aynı yapı retleri, düzeltmeleri ve bir şeyin mümkün olmadığını belirten açıklamaları da yumuşatabilir.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki kibar ifadeyle tamamlayın: The museum is closed today, ____.
Cevabı göster
I'm afraid
In fact, the top choice for Italian food fans here in the UK is garlic bread. Notlar
5:17Aslında, burada, İngiltere'de İtalyan yemeği hayranlarının ilk tercihi sarımsaklı ekmektir.
In fact: gerçek duruma geçiş
In fact, dinleyiciye kafasındaki düşünceyi güncellemesi gerektiğini söyleyen bir söylem belirtecidir. Az önce önerilenden daha doğru, daha kesin veya farklı bir bilgiyi sunar. Burada önceki tahmin reddedilmiştir ve In fact gerçek ilk tercihe geçiş yapar. Bu ifadeyi duyduğunuzda, sonraki bölümün bir varsayımı düzeltmesini, gerçek cevabı açıklamasını veya şaşırtıcı bir gerçekle önceki iddiayı güçlendirmesini bekleyebilirsiniz.
Alıştırma
Okuyun: I thought the library was closed. In fact, it is open until nine. In fact burada ne yapıyor?
- Önceki düşünceyi gerçek durumla düzeltir.
- Kapalı bir kütüphaneye örnek verir.
- Bir olayın başka bir olaydan sonra gerçekleştiğini gösterir.
Cevabı göster
Önceki düşünceyi gerçek durumla düzeltir.
the top choice for: bir grubun bir numaralı seçeneği
the top choice for + kişi, grup veya amaç, o kişi ya da grup tarafından en çok tercih edilen veya ilk sırada yer alan seçeneği anlatır. Cümledeki for Italian food fans here in the UK, hangi grubun tercihinden söz edildiğini gösterir. Buradaki top, tercih veya sıralama bakımından en üstte olmayı anlatır. Fiziksel olarak en yüksekte veya fiyat olarak en pahalı olmayı anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “bir grup için bir numaralı seçenek” anlamına gelen dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: According to the survey, this library is ____ families who need a quiet place to study.
Cevabı göster
the top choice for
Right, let's recap the vocabulary we've learned from this program on Little Italy, Anlatım akışı
5:22Pekala, Küçük İtalya ile ilgili bu programdan öğrendiğimiz kelimeleri tekrar edelim,
let's recap: kısa bir gözden geçirmeye geçmek
Let's recap, konuşmacının ana konudan daha önce ele alınan bilgilerin kısa bir tekrarına geçtiğini gösterir. Bu cümlede programı düzenler ve sondaki kelime tekrarını başlatır. Let's, let us ifadesinin kısaltmasıdır; yani konuşmacı dinleyicileri birlikte gözden geçirmeye davet eder. Recap, yeni bir konu başlatmak veya her şeyi ayrıntılı biçimde tekrarlamak yerine temel noktalara odaklanır.
Alıştırma
Cümleyi, hızlı bir gözden geçirmeyi başlatan iki kelimelik ders ifadesiyle tamamlayın: Before the quiz, ____ the three key points.
Cevabı göster
let's recap
starting with pizzeria, a restaurant that sells pizza. Kelime
5:26pizza satan bir restoran olan 'pizzeria' ile başlıyoruz.
pizzeria: pizza satan bir restoran
Pizzeria, pizza yapan veya satan bir restoranı belirten isimdir. Bir yeri ifade eder; bir pizza türünü veya pizza dilimini ifade etmez. Bu cümlede virgülden sonraki sözler pizzeria kelimesini tanımlar. İngilizcedeki yaygın çoğul biçimi pizzerias şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi pizza konusunda uzmanlaşmış restoran anlamındaki İngilizce kelimeyle tamamlayın: We ate at a family-run ____ after the game.
Cevabı göster
pizzeria
If something is founded, it's started or established.
5:31Eğer bir şey 'founded' (kuruldu) ise, başlatılmış veya tesis edilmiştir.
The adjective culinary describes anything connected with cooking.
5:34'Culinary' (aşçılıkla ilgili) sıfatı yemek pişirmeyle bağlantılı her şeyi açıklar.
whose parents immigrated to a particular country. Dilbilgisi
5:42ebeveynleri belirli bir ülkeye göç etmiş kişilerin çocuklarını tanımlar.
Göçmen bir ailede fourth or fifth generation
Göç ve aile tarihi bağlamlarında fourth or fifth generation, bir kişinin göçten sonra devam eden aile kuşakları içindeki yerini belirtir. Sayı yükseldikçe genellikle o kişiyle göç eden akrabaları arasında daha fazla kuşak bulunduğu anlaşılır. Kesin numaralandırma evrensel değildir: bazıları göç eden kişileri birinci kuşak sayarken bazıları onların çocuklarını birinci kuşak sayar. Buradaki generation, zaman içinde devam eden aile soyunu ifade eder; yaş farkını veya ayrı bir göç dalgasını ifade etmez.
Alıştırma
Göç hakkındaki bir konuşmada fourth or fifth generation neyi tanımlar?
- İki çocuk arasındaki yaş farkı.
- Bir kişinin göçten sonraki aile kuşakları içindeki yeri.
- Bir odaya giren dördüncü veya beşinci grup.
Cevabı göster
Bir kişinin göçten sonraki aile kuşakları içindeki yeri.
whose parents...: ilgi cümleciğinde aitlik
people whose parents immigrated... ifadesinde whose, people sözcüğünü açıklayan bir ilgi cümleciği başlatır. parents ile bu kişiler arasında bağ kurar ve “o kişilerin ebeveynleri” anlamına gelir. Burada whose bir soru sormaz. Yeniden kullanılabilen kalıp noun + whose + noun + verb şeklindedir. whose sözcüğünden sonra gelen isim, açıklanan isimle aitlik veya başka yakın bir ilişki içindeki kişi ya da şeyi belirtir.
Alıştırma
Cümleyi aitlik bildiren ilgi sözcüğüyle tamamlayın: I met a musician ____ songs are popular at school.
Cevabı göster
whose
A stepping stone is an event or experience that helps you advance or achieve something new. Kalıp ifadeler
5:45'Stepping stone' (basamak taşı), ilerlemenize veya yeni bir şey başarmanıza yardımcı olan bir olay veya deneyimdir.
advance or achieve something new: ilerleme ile sonuç arasındaki fark
advance or achieve something new ifadesinde or, yararlı bir deneyimin sizi etkileyebileceği iki olası yolu birbirine bağlar. Burada advance ilerlemek veya gelişmek anlamına gelir; önceden ödeme yapmak ya da bir tarihi erkene almak anlamına gelmez. Bu cümlede iki fiilin yapıları farklıdır. Advance doğrudan nesne almadan kullanılırken something new, achieve fiilinin doğrudan nesnesidir.
Alıştırma
Hangi cümlede advance ve achieve doğal biçimde kullanılmıştır?
- The training helped him achieve in his job and advance his goal.
- The training helped him advance his success and achieve forward.
- The training helped him advance in his job and achieve his goal.
Cevabı göster
The training helped him advance in his job and achieve his goal.
And finally, the adjective mainstream describes the customs and culture
5:51Ve son olarak, 'mainstream' (ana akım) sıfatı gelenekleri ve kültürü tanımlar,
which are accepted as normal by most people in a society. Kelime
5:55ki bu, bir toplumdaki çoğu insan tarafından normal olarak kabul edilen şeylerdir.
accepted as normal by most people in a society: toplumun çoğu tarafından normal kabul edilmek
accepted as normal by most people in a society ifadesi, mainstream sözcüğünün burada ne anlama geldiğini açıklar. Edilgen something is accepted as + description yapısında accepted “öyle görülmek veya öyle değerlendirilmek” anlamına gelir; by most people ise bu değerlendirmeyi yapan grubu belirtir. Bu ifade, herkesin söz konusu geleneği sevdiği veya güçlü biçimde desteklediği anlamına gelmez. Geleneğin o toplumda yaygın biçimde sıradan veya olağan görüldüğünü anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede mainstream sözcüğünü en iyi hangi seçenek açıklar?
- O toplumdaki çoğu insan tarafından sıradan görülür.
- Yalnızca birkaç kişi tarafından gizlice yapılır.
- Her alternatiften daha iyi olduğu kanıtlanmıştır.
Cevabı göster
O toplumdaki çoğu insan tarafından sıradan görülür.
our 6 minutes are up: altı dakikamız doldu
our 6 minutes are up ifadesinde be up, belirli bir sürenin sona erdiği anlamına gelir. Konuşmacı, program için ayrılan altı dakikanın bittiğini söylüyor. Zaman ifadesi öznedir, bu yüzden fiil ona uyar: one minute is up, ancak six minutes are up. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp time period + be up şeklindedir.
Alıştırma
Sürenin tamamen sona erdiğini göstermek için cümleyi be up yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: The timer rang, so our ten minutes ____.
Cevabı göster
are up