Hiçbir şey yapmamanın faydaları ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
916 kelime 164 kel/dk

Video özeti: Bu bölüm, çalışkan görünen hayvanların neden uzun süre hareketsiz kaldığını, can sıkıntısı ile bilinçli dinlenmenin insanlara yarar sağlayıp sağlamayacağını inceliyor ve sonunda üç parmaklı tembel hayvanın dünyada en yavaş hareket eden hayvan olduğunu açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. as busy as a bee. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Bu yaygın benzetmenin, bir kişinin son derece meşgul olduğunu vurgulamak için çalışkan arı imgesinden nasıl yararlandığını anlayacaksınız. Sabit as...as... kalıbını tanıyabilecek ve ifadeyi sözcüğü sözcüğüne yorumlamak yerine yoğun bir programı anlatırken doğal biçimde kullanabileceksiniz. 2. to get rid of this unpleasant state of boredom is actually to allow more boredom into your life. — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: Dengeli to... is actually to... yapısının bölümün temel paradoksunu nasıl sunduğunu göreceksiniz: Can sıkıntısından kurtulmak, ona hayatta daha fazla yer açmayı gerektirebilir. Böylece sezgilere aykırı savları izleyebilir ve şaşırtıcı sonuçları açıkça ifade edebilirsiniz. 3. With a top speed of 30 cm per minute, — Kalıplaşmış Söz Öbekleri ve Eşdizimler: with a top speed of... kalıbının sayısal hız bilgisini ana cümleye arka plan oluşturacak şekilde cümle başına taşımasını öğreneceksiniz. Bu kısa kalıbı hayvanların, araçların veya spor performanslarının hızını doğal biçimde tanıtmak için kullanabilirsiniz.

Bu derste

Six Minute English from BBCLearningEnglish.com.

0:02

BBCLearningEnglish.com'dan Six Minute English.

Hello, this is Six Minute English from BBC Learning English.

0:09

Merhaba, ben BBC Learning English'ten Six Minute English.

I'm Beth.

0:13

Ben Beth.

And I'm Neil.

0:13

Ben de Neil.

Phew, I've spent a day in meetings, then shopping, then collecting the kids from school. Kalıp ifadeler

0:15

Püf, tüm günümü toplantılarda, sonra alışverişte, sonra da çocukları okuldan almakla geçirdim.

Kalıp ifadeler

spent a day in meetings: spend + zaman + in + etkinlik

Burada spent, para ödemek değil zaman kullanmak anlamına gelir. I've spent a day in meetings ifadesinde a day sürenin uzunluğunu, in meetings ise bu zamanı dolduran etkinliği belirtir. spend + zaman dilimi + in + etkinlik veya ortam yapısını kullanın: spend the morning in class, spend the day in meetings. Ardından fiil gelirse spend + zaman + fiil-ing yapısını kullanın: spend an hour reading.

Alıştırma

Leo’nun bütün sabah eğitimde olduğunu doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. Leo used the morning in training.
  2. Leo paid the morning in training.
  3. Leo spent the morning in training.
Cevabı göster

Leo spent the morning in training.

I'm exhausted, Beth.

0:20

Tükendim, Beth.

What have you been doing today? Dilbilgisi

0:22

Sen bugün neler yaptın?

Dilbilgisi

What have you been doing today?: şimdiye kadar süren etkinlik

Bu soru present perfect continuous yapısını kullanır: have + been + fiil-ing. Bugün daha erken bir zamanda başlayan ve şimdiye uzanan dönem içindeki etkinliği sorar. Etkinlik hâlâ sürüyor, tekrarlanmış veya kısa süre önce bitip şu anda görülebilen bir sonuç bırakmış olabilir. Odak yalnızca bitmiş bir olay değil, konuşma anına kadar süren etkinlik ve süreçtir. Bu nedenle biri yorgun göründüğünde ve onu neyin meşgul ettiğini öğrenmek istediğinizde bu soru doğaldır.

Alıştırma

Konuştuğunuz kişiye sormak için present perfect continuous sorusunu tamamlayın: What ____ today?

Cevabı göster

have you been doing

Uh, not much.

0:24

Eh, pek bir şey değil.

Just sitting around, doing nothing. Öbek fiiller

0:25

Sadece oturdum, hiçbir şey yapmadım.

Öbek fiiller

sitting around: boş boş zaman geçirmek

Sit around, belirli bir amacı olan hiçbir şey yapmadan bir yerde kalmak demektir. Around burada zamanı boş boş geçirme anlamı katar; daire çizerek hareket etmek anlamına gelmez. Bu ifade, yapacak yararlı bir şey olmadan beklemeyi de anlatabilir ve kişinin her saniye oturması gerektiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede sit around, belirli bir şey yapmadan zaman geçirmek anlamında kullanılmıştır?

  1. We walked around the park before lunch.
  2. We sat around the table to eat dinner.
  3. We sat around all afternoon waiting for the call.
Cevabı göster

We sat around all afternoon waiting for the call.

Relaxing and kicking back. Öbek fiiller

0:27

Rahatladım ve dinlendim.

Öbek fiiller

kicking back: samimi bir şekilde rahatlamak

Kick back, rahatlamak ve işle ya da başka görevlerle uğraşmayı bırakmak demektir. Samimi bir öbek fiildir ve burada gerçekten geriye doğru tekme atmayı anlatmaz. Relaxing and kicking back, benzer iki fikri birleştirerek konuşan kişinin özellikle rahat ve telaşsız olduğunu vurgular.

Alıştırma

Hangi cümlede kick back, rahatlamak anlamında kullanılmıştır?

  1. After dinner, we kicked back and watched a film.
  2. The horse kicked back when I touched the gate.
  3. They offered him a kickback to approve the deal.
Cevabı göster

After dinner, we kicked back and watched a film.

Lucky you. Ton ve niyet

0:29

Ne şanslısın.

Ton ve niyet

Lucky you.: dostça imrenmeyi gösteren kısa bir tepki

“Lucky you.”, başka birinin iyi durumuna verilen kısa ve sözlü bir tepkidir. “You are lucky” cümlesinin eksiltili biçimidir; ancak konuşmada genellikle tarafsız bir tanımlama yapmaz. Dostça bir imrenme, karşıdaki kişi adına sevinme veya hafif bir takılma ifade eder. Tutum ses tonuna bağlıdır. Sıcak ve canlı bir ton genellikle samimi gelir; düz veya bilerek abartılı bir ton ise hafif alaycı duyulabilir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız “I have no homework this weekend.” diyor. Hangi yanıt dostça imrenmeyi doğal biçimde gösterir?

  1. Lucky you!
  2. Never mind.
  3. That’s too bad.
Cevabı göster

Lucky you!

Don't you have any work to do? Ton ve niyet

0:30

Yapacak hiç işin yok mu?

Ton ve niyet

Don't you have any work to do?: olumsuz soruda beklenti

“Don't you have ...?” olumsuz bir soru yapısıdır: “don't”, özne olan “you”dan önce gelir ve ardından “have” fiilinin yalın hâli kullanılır. Burada konuşan kişi, dinleyenin işi olduğunu zaten bekler. Bu yüzden soru, tarafsızca bilgi istemekten çok şaşkınlık ve hafif bir sorgulama ifade eder. “Any work”, yapılacak az da olsa iş olup olmadığını sorar. “Work” burada sayılamayan bir isimdir; bu nedenle önüne “a” veya “an” gelmez.

Alıştırma

“Don't you have any work to do?” en güçlü biçimde neyi ima eder?

  1. Konuşan kişi tamamen tarafsız bir soru soruyor.
  2. Konuşan kişi, dinleyenin yapacak işi olmasını bekliyordu.
  3. Konuşan kişi dinleyene iş teklif ediyor.
Cevabı göster

Konuşan kişi, dinleyenin yapacak işi olmasını bekliyordu.

It may not look it, Neil, but I'm actually as busy as a bee. Notlar

0:31

Öyle görünmüyor olabilir Neil ama aslında arı gibi meşgulüm.

Kalıp ifadeler

It may not look it, but...: görünüş ile gerçek arasındaki karşıtlık

It may not look it ifadesindeki son it belirli bir nesneyi belirtmez. Biraz sonra açıklanan, henüz söylenmemiş gerçek ya da niteliğin yerini tutar; burada çok meşgul olma durumunu anlatır. It may not look it, but... kalıbı önce görünüşün bir izlenim verdiğini kabul eder, sonra but ile bunun tersindeki gerçeği açıklar. Gerçeğin dışarıdan bakınca anlaşılmadığını söylemek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Görünüş ile gerçek arasında karşıtlık kurmak için It may not look it, but... kalıbını doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?

  1. It may not look at it, but this old laptop still runs every app I need.
  2. It may not watch it, but this old laptop still runs every app I need.
  3. It may not look it, but this old laptop still runs every app I need.
Cevabı göster

It may not look it, but this old laptop still runs every app I need.

Deyimler

as busy as a bee: çok meşgul olmak

as busy as a bee, çok meşgul ya da sürekli hareket hâlinde olmak anlamına gelen yaygın bir benzetmedir. Arı imgesi anlatımı canlı ve güçlü kılar; iş miktarını gerçek anlamda karşılaştırmaz. Bu tür benzetme as + sıfat + as + a/an + isim biçimindedir. Cümlede ifadenin tamamı I'm ifadesinden sonra gelir ve konuşanın durumunu anlatır.

Alıştırma

“Çok meşgul” anlamındaki sabit benzetmeyi tamamlayın: Before the school play, Mia was ____ checking costumes and tickets.

Cevabı göster

as busy as a bee

If you've seen nature documentaries about worker bees flying from flower to flower, Dilbilgisi

0:35

Çiçekten çiçeğe uçan işçi arılarla ilgili doğa belgesellerini izlediyseniz,

you probably think animals are always on the move. Kalıp ifadeler

0:40

hayvanların her zaman hareket halinde olduğunu düşünebilirsiniz.

Dilbilgisi

If you've seen ... you probably think: önceki deneyimden olası bir düşünceye

If you've seen/done ..., you probably think ... yapısı, şu anda da önem taşıyan önceki bir deneyimi dinleyicinin şu an sahip olabileceği bir düşünceyle bağlar. Örnekte belgesel görüntülerini görmek deneyimdir; hayvanlarla ilgili fikir ise bu deneyimden doğması muhtemel düşüncedir. Buradaki if, dinleyiciyi yaygın bir deneyimi hatırlamaya çağırabilir. Konuşanın bu deneyimin gerçekleştiğinden şüphe ettiği anlamına gelmek zorunda değildir. Probably, düşüncenin kesin değil ama muhtemel olduğunu gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle önceki bir deneyimi şu anki muhtemel bir düşünceyle doğru biçimde bağlar?

  1. If you've read the reviews, you probably think the film is frightening.
  2. If you read the reviews tomorrow, you probably thought the film was frightening.
  3. If you've reading the reviews, you probably thinking the film is frightening.
Cevabı göster

If you've read the reviews, you probably think the film is frightening.

Kalıp ifadeler

on the move: devam eden hareket veya etkinlik durumu

on the move, be fiilinden sonra hareket etme, dolaşma veya sürekli etkin olma durumunu anlatır. Bu cümlede always on the move, hayvanları dinlenmek yerine neredeyse her zaman hareketliymiş gibi gösterir. Bu ifade, birçok ayrı hareketi devam eden tek bir durum olarak anlatır. Buradaki move, tek bir hareketi adlandırmaz.

Alıştırma

Burada öğretilen ifadeyle cümleyi tamamlayın: The wildlife photographer is constantly ____, travelling between forests.

Cevabı göster

on the move

But the surprising truth is, away from the cameras, Anlatım akışı

0:44

Ancak kameraların arkasındaki şaşırtıcı gerçek şu ki,

Anlatım akışı

away from the cameras: halkın görmediği taraf

Bu medya bağlamında away from the cameras, kaydedilip halka gösterilenlerin dışında kalanları ifade eder. Yalnızca bir kameradan fiziksel olarak uzakta bulunmayı değil, daha az görünür olan gerçekliği anlatır. But the surprising truth is ifadesinden sonra gelerek bir karşıtlığa hazırlık yapar: izleyicilerin gördüğü heyecan verici görüntülerin ardından sıradan yaşama ilişkin farklı bir anlatım gelir. Bu çerçeve, kamuya sunulan görüntü ile özel yaşamın gerçeği farklı olduğunda kullanılabilir.

Alıştırma

Ünlü bir sporcu hakkındaki haberde bu cümle neyi düşündürür? “Away from the cameras, she lives a very quiet life.”

  1. Her zaman bütün kameralardan uzakta durur.
  2. Özel hayatı, kamuya açık imajının düşündürebileceğinden daha sakindir.
  3. Kendisini çekmek için kullanılan ekipmanı kaybetmiştir.
Cevabı göster

Özel hayatı, kamuya açık imajının düşündürebileceğinden daha sakindir.

most animals spend most of their time doing absolutely nothing at all. Kalıp ifadeler

0:48

çoğu hayvan zamanının çoğunu kesinlikle hiçbir şey yapmadan geçirir.

Kalıp ifadeler

spend most of their time doing: zamanın büyük bölümünün nasıl kullanıldığını belirtmek

spend most of their time doing ... bir etkinliğin onların zamanının en büyük bölümünü aldığını anlatır. Yeniden kullanılabilen yapı spend + zaman miktarı + fiilin -ing biçimi şeklindedir; -ing öbeği etkinliğin ne olduğunu belirtir. İyelik sözcüğü normalde özneyle eşleşir: I spend most of my time ... denirken she spends most of her time ... denir. Özgün cümlede doing absolutely nothing at all etkinlik yerini doldurur ve hareketsizliği güçlü biçimde vurgular.

Alıştırma

read fiilinin doğru biçimiyle cümleyi tamamlayın: She spends most of her free time ____ before bed.

Cevabı göster

reading

In the natural world, where finding food and shelter is hard work, Dilbilgisi

0:52

Yiyecek ve barınak bulmanın zorlu bir iş olduğu doğal dünyada,

why have some animals evolved to do nothing?

0:56

neden bazı hayvanlar hiçbir şey yapmayacak şekilde evrimleşmiş?

Dilbilgisi

where finding food and shelter is hard work: where ile arka plan bilgisi eklemek

where finding food and shelter is hard work yan cümlesi, the natural world hakkında ek bağlam bilgisi verir. Buradaki where, o ortamda anlamına gelir. Bilgiyi the natural world ifadesine bağlar; ayrı bir cümle başlatmaz. Virgüller, bu yan cümlenin ek bilgi verdiğini gösterir. Where yalnızca fiziksel bir yeri anlatmaz; bir ortamı veya durumu belirten sözcüklerden sonra da gelebilir. Örneğin: a team where everyone helps.

Alıştırma

Hangi cümlede where bir ortam veya durum hakkında bilgi eklemek için doğru kullanılmıştır?

  1. We joined a team where does everyone help.
  2. We joined a team who everyone helps.
  3. We joined a team where everyone helps.
Cevabı göster

We joined a team where everyone helps.

And if it's good enough for animals,

1:00

Ve eğer bu hayvanlar için yeterince iyiyse,

would being lazy work for humans too? Kelime

1:02

tembel olmak insanlar için de işe yarar mı?

Kelime

work for humans: insanlar için etkili veya uygun olmak

work for humans ifadesinde work, bir işte çalışmak değil, istenen sonucu vermek veya uygun olmak anlamına gelir. for humans, bu fikrin kimler için etkili olabileceğini belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp something works for someone şeklindedir: Bir yöntem, plan, program veya çözüm, belirli bir kişi ya da grup için etkili veya uygundur.

Alıştırma

Cümleyi uygun olmak anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: This schedule may ____ busy families, but it does not suit everyone.

Cevabı göster

work for

That's what we'll be discussing in this program. Anlatım akışı

1:05

Bu programda bunu tartışacağız.

Anlatım akışı

That's what we'll be discussing: sıradaki konuyu tanıtmak

That's what we'll be discussing, az önce sözü edilen bir soru veya düşünceye dönüp onu sıradaki konu olarak belirler. Bu cümlede That's önceki soruya işaret eder; what we'll be discussing ise “tartışacağımız şey” anlamına gelir. what ile başlayan yan cümle doğrudan bir soru değildir. That's ifadesinden sonraki bildirimi tamamlar ve konuşmacının girişi bitirip dinleyicileri ana konuya yönlendirmesine yardımcı olur.

Alıştırma

Bir sunucu az önce “Can music help us focus?” diye sordu. Hangi cümle bu soruyu doğal biçimde programın konusu yapar?

  1. What will we be discussing in today's show?
  2. That's what we discussed before today's show.
  3. That's what we'll be discussing in today's show.
Cevabı göster

That's what we'll be discussing in today's show.

And as usual, we'll be learning some useful new vocabulary as well.

1:07

Ve her zamanki gibi, bazı yararlı yeni kelimeler de öğreneceğiz.

But first, let me work up the energy to ask you a question, Neil. Deyimler

1:12

Ama önce, sana bir soru sormak için enerjimi toplayayım, Neil.

Deyimler

work up the energy: harekete geçecek enerjiyi yavaş yavaş toplamak

work up the energy, bir şeyi yapmak için yeterli fiziksel veya zihinsel enerjiyi ya da isteği yavaş yavaş toplamak demektir. Kalıp work up + the energy + to + fiilin yalın hâli şeklindedir; to ile başlayan bölüm, başlaması zor gelen eylemi belirtir. Bu cümlede soru sormak normalde çok az çaba gerektirir. Bu yüzden konuşmacı mizah amacıyla abartır ve sözünü tembellik temasına bağlar. Buradaki work up, “geliştirmek veya biriktirmek” anlamındadır; “çalışmak” ya da “yukarı hareket etmek” anlamında değildir.

Alıştırma

Cümleyi “yavaş yavaş yeterli enerjiyi toplamak” anlamındaki hedef ifadeyle tamamla: I need a minute to ____ to get off the sofa.

Cevabı göster

work up the energy

Of course, some animals have a reputation for lounging about. Kalıp ifadeler

1:17

Elbette, bazı hayvanların etrafta yayılıp yatma gibi bir ünleri vardır.

Kalıp ifadeler

have a reputation for lounging about: bir davranışla tanınmak

Have a reputation for + bir isim veya -ing biçimi, bir kişi ya da şeyin belirli bir özelliği veya davranışıyla yaygın olarak tanındığını anlatır. Burada for lounging about, hayvanların hangi davranışla tanındığını gösterir: çok fazla dinlenmek ve neredeyse hiçbir şey yapmamak. Reputation, birçok kişinin paylaştığı bir izlenimdir; mutlaka gerçek veya övgü olmak zorunda değildir. for sonrasındaki sözler bu ünün olumlu, olumsuz ya da tarafsız olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi have a reputation for ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The bakery ____ making delicious bread.

Cevabı göster

has a reputation for

Lions, for example, can sleep up to 20 hours a day. Kalıp ifadeler

1:21

Örneğin aslanlar günde 20 saate kadar uyuyabilirler.

Kalıp ifadeler

up to 20 hours a day: kesin miktar değil, üst sınır

Up to 20 hours a day, bir gündeki en yüksek sürenin 20 saat olduğu anlamına gelir. Gerçek süre daha kısa olabilir; cümle aslanların bu üst sınıra ulaşabildiğini söyler, her aslanın her gün tam olarak 20 saat uyuduğunu değil. Zaman, fiyat, hız veya kapasite gibi ulaşılması mümkün bir en yüksek değeri belirtmek için up to ifadesini sayı ya da miktardan önce kullanın. Buradaki a day, miktarın ölçüldüğü dönemin bir gün olduğunu gösterir.

Alıştırma

30 dakikanın olası en uzun süre olduğunu up to ile gösterin: Delivery may take ____.

Cevabı göster

up to 30 minutes

But what is the slowest moving animal on Earth?

1:26

Peki dünyadaki en yavaş hareket eden hayvan hangisidir?

Is it A, the giant tortoise?

1:30

A, dev kaplumbağa mı?

B, the three-toed sloth?

1:33

B, üç parmaklı tembel hayvan mı?

Or C, the koala?

1:36

Yoksa C, koala mı?

Well, I think it's the three-toed sloth.

1:38

Bence cevap üç parmaklı tembel hayvan.

Okay, Neil.

1:42

Tamam, Neil.

I'll reveal the correct answer at the end of the program.

1:43

Doğru cevabı programın sonunda açıklayacağım.

Now, it's no surprise that lazy lions love relaxing, Anlatım akışı

1:46

Şimdi, tembel aslanların rahatlamayı sevmesi sürpriz değil,

Anlatım akışı

It's no surprise that: beklenen bir gerçeği belirtmek

It's no surprise that, konuşanın beklenen veya kolayca kabul edilebilir olarak sunduğu bir gerçeği belirtir. Burada tembel aslanların dinlenmeyi sevmesi beklenen bir durum olarak gösterilir; surprise, biri için hazırlanmış hoş bir sürprizi değil, beklenmedik bir şeyi ifade eder. That ile başlayan yan cümle, beklenen gerçeği belirtir. Bir açıklama veya tartışmada bu kalıp önce ortak bir kabul oluşturabilir, ardından karşıtlık gerçekten daha az beklenen noktayı ortaya çıkarabilir.

Alıştırma

Cümleyi no surprise içeren ve 'bu beklenen bir durum' anlamına gelen dört sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: ____ the park is crowded on a sunny Saturday.

Cevabı göster

It's no surprise that

but even animals with reputations for being busy spend time doing nothing. Anlatım akışı

1:50

ancak yoğunluklarıyla bilinen hayvanlar bile hiçbir şey yapmadan zaman geçirirler.

Anlatım akışı

even animals with reputations for being busy: beklenmedik örneği vurgulamak

Even, animals with reputations for being busy grubunu hiçbir şey yapmadan zaman geçirmesi en az beklenen grup olarak işaretler. Bu grubu iddiaya dahil ederken, dahil edilmesinin genel beklentiye ters düştüğünü de gösterir. with reputations for being busy ifadesi, bu hayvanların genellikle meşgul olarak tanındığı veya düşünüldüğü anlamına gelir; her an meşgul olduklarını iddia etmez. even, bu beklenmedik grubu seçerek daha geniş düşünceyi güçlendirir.

Alıştırma

Birkaç kişi toplantıyı unuttu, ancak herkes dikkatli takım kaptanının hatırlamasını bekliyordu. Hangi cümle en az beklenen kişiyi even ile vurgular?

  1. Even the team captain forgot the meeting.
  2. The team captain forgot the meeting early.
  3. The team captain also forgot the meeting.
Cevabı göster

Even the team captain forgot the meeting.

Look carefully into an ant's nest,

1:57

Bir karınca yuvasına dikkatlice bakın,

and you'll see around half of them just sitting there motionless. Kelime

1:59

yaklaşık yarısının orada öylece hareketsiz oturduğunu göreceksiniz.

Kelime

around half of them: yaklaşık yarısı

Burada around, “yaklaşık” anlamına gelir ve half sözcüğünü niteler. Around half of them, grubun tam yüzde 50’si olmak zorunda olmadan yarıya yakın bir bölümünün hareketsiz olduğu anlamına gelir. Bir sayı veya kesrin önündeki around tahmin bildirir: around 20 people, around a third of the class. Bu cümlede konum bildirmez.

Alıştırma

“Around half of the seats were empty” cümlesindeki around half of the seats ne anlama gelir?

  1. Odanın çevresine yerleştirilmiş koltuklar
  2. Koltukların yaklaşık yarısı
  3. Koltukların tam yarısı
Cevabı göster

Koltukların yaklaşık yarısı

Here is Professor Dan Charbonneau, an expert in insect behavior,

2:04

İşte böcek davranışları uzmanı Profesör Dan Charbonneau,

discussing the lazy rock ant with Emily Knight, presenter of BBC Radio 4 program Naturebang. Kalıp ifadeler

2:08

BBC Radio 4 programı Naturebang'in sunucusu Emily Knight ile tembel kaya karıncasını tartışıyor.

Kalıp ifadeler

discussing X with Y: önce konu, with sonrasında katılımcı

discuss X with Y kalıbı, “Y kişisiyle X konusunu konuşmak” anlamına gelir. Altyazıda the lazy rock ant konudur; Emily Knight ise tartışmaya katılan diğer kişidir. Buradaki with bir araç belirtmez. Discuss fiilinden sonra konu, about olmadan doğrudan gelir: discuss the results with the team. Burada -ing biçimindeki discussing, konuşmayı kısa biçimde tanıtan yapının bir parçasıdır; yeniden kullanılabilen temel kalıp discuss X with Y biçimindedir.

Alıştırma

Cümleyi discuss X with Y kalıbıyla tamamlayın: I need to ____ the budget ____ our manager.

Cevabı göster

discuss · with

Dan's research has focused on ant colonies, Kalıp ifadeler

2:19

Dan'in araştırması karınca kolonilerine odaklanmış,

Kalıp ifadeler

has focused on: bugüne uzanan bir araştırma odağını anlatmak

Focus on, araştırmayı, dikkati veya çabayı belirli bir konuya yöneltmek anlamına gelir. Has focused on ant colonies ifadesinde on’dan sonra gelen ant colonies, Dan’in araştırma konusunu belirtir. Has focused, present perfect yapısındadır. Kesin tarihler vermeden geçmişten şu ana uzanan bir dönemdeki araştırma odağını gösterir; tek başına, Dan’in güncel bütün projelerinin hâlâ aynı konuya odaklandığını söylemez.

Alıştırma

Cümleyi focus on ifadesinin present perfect biçimiyle tamamlayın: For the past year, our study ____ how sleep affects memory.

Cevabı göster

has focused on

a species called Temnothorax or the rock ant.

2:21

Temnothorax veya kaya karıncası adı verilen bir türe.

I think ants are sort of a symbol of like industriousness, you know. Ton ve niyet

2:24

Bence karıncalar, bilirsiniz, çalışkanlığın bir tür sembolü.

Ton ve niyet

sort of ... like: konuşurken ifadeyi yumuşatmak ve duraklamak

Sort of, karıncaların çalışkanlığın simgesi olduğu yönündeki ifadeyi yumuşatır. Fikrin kesin bir tanımdan çok yaklaşık veya temkinli bir görüş gibi duyulmasını sağlar. Burada like, industriousness sözcüğünden önce kullanılan bir dolgu sözcüğüdür. Konuşana bir sonraki sözcüğü seçmesi için kısa bir süre verir; “hoşlanmak” anlamına gelmez ve karşılaştırma başlatmaz. İki ifade birlikte doğal, anlık ve biraz tereddütlü bir konuşmayı gösterir.

Alıştırma

Cümlede sort of ve like ne işe yarıyor?

  1. Karıncaların çalışkanlıktan hoşlandığını gösterirler.
  2. İddiayı yumuşatır ve konuşana bir sözcük seçmesi için zaman verirler.
  3. İddiayı kesin ve resmî hâle getirirler.
Cevabı göster

İddiayı yumuşatır ve konuşana bir sözcük seçmesi için zaman verirler.

They have this whole tiny little society going on that's kind of similar to ours, Öbek fiiller

2:27

Bizimkine oldukça benzer, işleyen küçücük bir toplulukları var,

Öbek fiiller

going on: gerçekleşmek veya işlemek

Bu cümlede going on, “meydana gelmek, var olmak ya da işlemek” anlamındadır. Karıncaların işleyen küçük bir toplumu vardır; sosyal sistemleri etkin durumdadır ve çalışmaktadır. there is something going on veya have something going on gibi yapılarda bu ifade, devam eden bir durumu ya da etkinliği anlatır. Burada fiziksel olarak ileri gitmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede going on ne anlama gelir? There are three games going on in the park.

  1. Üç oyun iptal edildi.
  2. Üç oyun parka doğru ilerliyor.
  3. Parkta üç oyun oynanıyor.
Cevabı göster

Parkta üç oyun oynanıyor.

a some idealized version of what humans might be if we could only like pull it together and all work together. Notlar

2:31

sadece eğer toparlanıp hep birlikte çalışabilseydik, insanların nasıl olabileceğine dair idealize edilmiş bir versiyon.

Dilbilgisi

if we could only: umut edilen ama zor bir koşul

if we could only pull it together ifadesinde if varsayımsal bir koşul getirir, could ise bu beceriyi kesin olmayan bir olasılık gibi sunar. Only, eksik olan kilit adım olarak bu tek eyleme dikkat çeker: konuşan kişi, insanlar iş birliği yapmayı başarırsa nasıl olabileceklerini hayal eder. Bu ifade genellikle umutla hayal kırıklığını birlikte taşır; yaklaşık olarak “bir başarabilsek...” anlamındadır. Belirli sayıda kişinin hareket etmesine izin verildiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede if we could only ne anlatır? If we could only listen to each other, we might solve this.

  1. Birbirini dinlemek, umut edilen kilit koşuldur ancak bunu yapmak zor görünmektedir.
  2. Herkes birbirini zaten dinlemiş ve sorunu çözmüştür.
  3. Yalnızca bir kişinin dinlemesine izin vardır.
Cevabı göster

Birbirini dinlemek, umut edilen kilit koşuldur ancak bunu yapmak zor görünmektedir.

Deyimler

pull it together: kontrolü yeniden kazanıp organize olmak

Pull it together, karışıklık veya kötü performanstan sonra kontrolü, dikkati ya da düzeni yeniden kazanmak anlamına gelen bir deyimdir. Burada insanların iş birliği yapabilecek kadar iyi organize olmaları gerektiğini anlatır; fiziksel olarak bir şeyi çekmekten söz edilmez. it zamiri belirli bir nesneye değil, genel olarak bütün duruma veya ortak çabaya gönderme yapar. İfade, düzensizlikten organize ve etkili bir eyleme geçişi anlatır.

Alıştırma

Bir antrenör şöyle diyor: We are making careless mistakes, but we can still pull it together. Burada pull it together ne anlama gelir?

  1. Yeniden odaklanıp ekip olarak etkili çalışmak
  2. İş birliği yapmaya çalışmayı bırakmak
  3. Ekipmanları fiziksel olarak tek bir yere sürüklemek
Cevabı göster

Yeniden odaklanıp ekip olarak etkili çalışmak

We could be as industrious as the ants. Dilbilgisi

2:36

Biz de karıncalar kadar çalışkan olabilirdik.

Dilbilgisi

as industrious as the ants: as ... as ile eşitlik karşılaştırması

as + sıfat + as + karşılaştırma hedefi kalıbı, iki kişinin veya şeyin bir niteliğe aynı derecede sahip olduğunu gösterir. as industrious as the ants ifadesinde industrious niteliği, the ants ise karşılaştırma hedefini belirtir. İlk as sıfattan önce gelirken ikinci as karşılaştırılan şeyi tanıtır. Cümlede could kullanıldığı için insanların çalışkanlıkta karıncalarla aynı seviyeye gelebilme olasılığı anlatılır; insanların zaten karıncalara eşit olduğu söylenmez.

Alıştırma

Eşitlik karşılaştırmasını tamamlayın: This backpack is ____ heavy ____ that one.

Cevabı göster

as · as

But then when you look at it, Anlatım akışı

2:38

Ama sonra onlara baktığınızda,

you know, roughly about half the colony is inactive at any given time. Kalıp ifadeler

2:39

bilirsiniz, herhangi bir zamanda koloninin kabaca yarısı hareketsizdir.

Anlatım akışı

when you look at it: daha yakından incelemenin gösterdiği sonuç

Bu cümlede when you look at it, yalnızca “gözlerini bir nesneye çevirdiğinde” değil, “durumu daha dikkatli incelediğinde” anlamına gelir. it zamiri, konuşulan düşünceye, yani karınca kolonisinin gerçekte ne kadar etkin olduğuna gönderme yapar. Bu ifade savın akışını düzenler. But then, çalışkan karıncalara dair tanıdık görüntüden, birçoğunun etkin olmadığı yönündeki şaşırtıcı gözleme geçiş yapar. Başka bağlamlarda aynı kalıp, gerçekler değerlendirildikten sonra netleşen sonucu tanıtabilir.

Alıştırma

Hangi cümle when you look at it ifadesini, durumu daha dikkatli değerlendirdikten sonra ulaşılan bir bulguyu tanıtmak için kullanır?

  1. Use a magnifying glass when you look at the tiny stamp.
  2. Wear dark glasses when you look at the bright light.
  3. The timetable seems simple, but when you look at it, three classes overlap.
Cevabı göster

The timetable seems simple, but when you look at it, three classes overlap.

Kalıp ifadeler

at any given time: seçilen herhangi bir anda

At any given time, “incelemek için seçtiğiniz herhangi bir tek anda” anlamına gelir. Belirli bir anın görüntüsünü verir: bir anda durup koloniyi kontrol ederseniz yaklaşık yarısının etkin olmadığını görürsünüz. Given burada “belirli” veya “tanımlanmış” anlamına gelen bir sıfattır; bir şeyin birine verildiğini anlatmaz. Bu ifade sayılar, sınırlar ve değişen durumlar için kullanışlıdır ve her zaman aynı karıncaların etkin olmadığını söylemez.

Alıştırma

“Belirli herhangi bir tek anda” anlamındaki dört kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The website can handle up to 5,000 visitors ____.

Cevabı göster

at any given time

We think ants are industrious or hardworking.

2:46

Karıncaların çalışkan veya gayretli olduğunu düşünürüz.

Groups of ants called colonies seem tiny perfect societies where everyone works hard for the good of the group. Kalıp ifadeler

2:49

Koloni adı verilen karınca grupları, herkesin grubun iyiliği için çok çalıştığı küçük, mükemmel topluluklar gibi görünür.

Kalıp ifadeler

for the good of the group: grubun ortak yararı için hareket etmek

Burada for the good of the group, “tüm gruba fayda sağlamak amacıyla” demektir. Herkesin emeğinin yalnızca tek bir bireye değil, ortak bir çıkara hizmet ettiğini anlatır. for the good of + kişi veya grup kalıbında good, “yarar” ya da “esenlik” anlamında bir isimdir; good sıfatı değildir.

Alıştırma

Vurgulanan ifadeyi ve team ismini kullanarak cümleyi tamamla: The captain changed the plan ____.

Cevabı göster

for the good of the team

Then why are so many of them inactive?

2:57

O zaman neden bu kadar çoğu hareketsiz?

One possible answer is that they're reserve ants,

3:00

Olası bir cevap, onların yedek karıncalar olmalarıdır,

ready to step in if disease or disaster strike. Öbek fiiller

3:03

hastalık veya felaket vurursa devreye girmeye hazırdırlar.

Öbek fiiller

step in: gerektiğinde müdahale etmek veya görevi devralmak

Burada step in, yardıma ihtiyaç olduğunda olaya dâhil olup sorumluluk almak demektir. Bu cümlede hastalık ya da felaket baş gösterdiğinde işi devralmaya hazır olmaları anlatılır; fiziksel olarak bir yere adım atmaları değil. Bu öbek fiil, birinin geçici olarak başka birinin yerini almasını veya bir sorunun kötüleşmesini önlemek için müdahale etmesini anlatabilir.

Alıştırma

Vurgulanan öbek fiille cümleyi tamamla: When the teacher had to leave, another teacher was ready to ____ and lead the class.

Cevabı göster

step in

But could it simply be that they don't work because they don't need to? Dilbilgisi

3:07

Fakat bu sadece çalışmaları gerekmediği için çalışmadıkları anlamına gelebilir mi?

Dilbilgisi

could it simply be that...?: basit bir olası açıklamayı temkinli biçimde sunmak

Could it simply be that...? bir durumun olası bir açıklama olup olmadığını sorar. Buradaki could, yetenek değil olasılık bildirir. Simply, açıklamanın basit olabileceği, yani “belki de yalnızca ...” düşüncesini ekler. Soru, varsayımı gerçekmiş gibi sunmak yerine nazikçe ortaya atar.

Alıştırma

Temkinli soruyu hedef kalıpla tamamlayın: ____ the dog is hiding because of the thunder?

Cevabı göster

Could it simply be that

Dilbilgisi

don't need to: to sonrasında tekrarlanan fiili atmak

because they don't need to bölümünde work fiili, daha önce they don't work içinde geçtiği için düşürülmüştür. Tam biçim because they don't need to work olurdu. İngilizcede eksik eylem bağlamdan açıkça anlaşılıyorsa mastar işareti to bırakılıp tekrarlanan fiil öbeği atılabilir. Bu yüzden sondaki to yapıyı tamamlar ve burada need to work anlamına gelir.

Alıştırma

print the pass ifadesini tekrarlamamak için cevabı mastar eksiltisiyle tamamlayın: A: Do we need to print the pass? B: No, we ____.

Cevabı göster

don't need to

Would you get out of bed on Monday morning if you didn't have to? Notlar

3:12

Eğer zorunda olmasaydınız Pazartesi sabahı yataktan kalkar mıydınız?

Kalıp ifadeler

get out of bed: gerçekten yataktan çıkmak

Get out of bed, yatarken veya uyurken bulunduğun yataktan çıkmak anlamına gelir. Bu soruda yalnızca uyanmayı değil, pazartesi sabahına başlamanın ilk fiziksel adımını anlatır. Bu günlük hareket için İngilizcede doğal olarak get out of bed kullanılır. Leave the bed belirli bir yataktan uzaklaşmayı anlatabilir, ancak sabah yataktan kalkmayı ifade etmenin alışılmış yolu değildir.

Alıştırma

Cümleyi get out of bed ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: When the alarm rang, I ____ and got dressed.

Cevabı göster

got out of bed

Dilbilgisi

if you didn't have to: have to sonrasında eylemin atılması

Have to, bir şeyi yapmak zorunda olmak anlamına gelir. if you didn't have to içinde mastar işareti to yerinde kalırken daha önce geçen get out of bed eylemi atılır. Dinleyen kişi önceki yan cümleden eylemi anlayabildiği için İngilizce bu tür bir eksiltmeye izin verir. Burada didn't kullanılması, if yan cümlesini hayalî bir koşula dönüştürür: yataktan kalkmak gerekli olmasaydı. Bu yapıda have to zorunluluk bildirir; sahip olmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Tekrarlanan eylemi atarak varsayımsal soruyu if you didn't have to ile tamamlayın: The trip is optional. Would you go ____?

Cevabı göster

if you didn't have to

Maybe the ants can teach us a thing or two about relaxing. Deyimler

3:16

Belki de karıncalar bize rahatlamak hakkında bir iki şey öğretebilir.

Deyimler

teach us a thing or two: kesin bir sayı değil, yararlı bilgiler

Teach someone a thing or two about something, birine bir konu hakkında yararlı bilgiler veya dersler vermek anlamına gelir. Burada konuşmacı, insanların karıncalardan nasıl rahatlayacaklarını öğrenebileceğini söylüyor. A thing or two bilinçli olarak belirsizdir ve genellikle tam olarak bir ya da iki şey anlamına gelmez. Ayrıca ifadeye hafif ve konuşma diline özgü bir ton katar.

Alıştırma

Bize yararlı pratik bilgiler vermek anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: Rosa can ____ repairing old clocks.

Cevabı göster

teach us a thing or two about

But wouldn't it get boring just sitting around all day?

3:20

Ama bütün gün öylece oturmak sıkıcı olmaz mıydı?

Not according to psychologist Dr. Sandi Mann. Anlatım akışı

3:23

Psikolog Dr. Sandi Mann'e göre hayır.

Anlatım akışı

Not according to...: kaynak göstererek bir iddiayı reddetmek

Not according to + kaynak, kaynağın hemen önceki ifadeyi veya beklenen cevabı desteklemediğini belirten kısa bir yanıttır. Burada psikolog, karşıt görüşün kaynağı olarak sunuluyor. Bu ifade bilgiyi iki adımda düzenler: Not önceki düşünceyi reddeder, according to ise bu reddin dayandığı kişiyi, raporu veya kanıtı belirtir. According to bir kaynak gösterir; biriyle aynı fikirde olmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir kaynak göstererek düşünceyi reddeden kısa yanıtı tamamlayın: Is the pool closed today? ____ the council website.

Cevabı göster

Not according to

She thinks being productive, working to produce a lot for the amount of resources we use,

3:27

Üretken olmanın, kullandığımız kaynak miktarı karşılığında çok fazla şey üretmek için çalışmanın,

is overrated. Kelime

3:32

abartıldığını düşünüyor.

Kelime

is overrated: hak ettiğinden daha fazla değer görmek

Be overrated, bir kişi ya da şeyin konuşana göre hak ettiğinden daha fazla övülmesi, değer görmesi veya önemli sayılması demektir. Eleştirel bir yargı taşır; yalnızca yüksek puan aldığını bildirmez. Bu cümlede dil bilgisel özne, being productive ifadesinin anlattığı bütün fikirdir. Is overrated, onun toplumun üretkenliğe gereğinden fazla değer verdiğini düşündüğünü gösterir. X is overrated kalıbı, X hakkındaki yaygın ve olumlu bir görüşe karşı çıkmak için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi, hak ettiğinden daha fazla övülmek anlamına gelen ders ifadesiyle tamamlayın: Everyone praises the cafe, but I think it ____.

Cevabı göster

is overrated

Boredom has its benefits too, Kalıp ifadeler

3:34

Sıkıntının da faydaları var,

Kalıp ifadeler

Boredom has its benefits: olumlu bir yönü kabul etmek

X has its benefits kalıbı, X'in bazı gerçek yararlar sunduğunu, ancak aynı zamanda dezavantajları olabileceğini veya genellikle olumsuz görülebileceğini belirtir. X'in tamamen iyi olduğunu iddia etmek yerine dengeli bir görüş sunmaya yardımcı olur. Burada its, boredom sözcüğünü gösterir; benefits ise olumlu etkiler veya yararlar anlamındadır. Too başka bir noktayı ekler: can sıkıntısı yalnızca bir sorun değildir, bazı yönlerden yararlı da olabilir.

Alıştırma

Dengeli ifadeyi dersteki kalıpla tamamlayın: Working in a small team ____, even if decisions take longer.

Cevabı göster

has its benefits

as she explains to BBC Radio 4 program Naturebang.

3:36

BBC Radio 4 programı Naturebang'e açıkladığı gibi.

Would us humans have invented bread or beer or fire, Dilbilgisi

3:42

Eğer canımız sıkılmasaydı ve bunu bununla karıştırırsak dünyada ne olacağını merak etmeseydik,

you know, if we hadn't been bored and were wondering what on Earth would happen if we mix this with this, you know? Ton ve niyet

3:46

biz insanlar ekmeği, birayı veya ateşi icat eder miydik?

Dilbilgisi

Would ... have invented ... if ... hadn't been: farklı bir geçmiş hayal etmek

Bu soru gerçekleşmemiş bir geçmişi hayal eder: İnsanların gerçekten canı sıkılmıştır, ancak konuşan kişi bunun olmadığı başka bir tarih düşünür. İcatların yine de gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini sorar. Hayal edilen geçmiş sonucu için would have + geçmiş zaman ortacı, gerçek dışı geçmiş koşulu için if + had + geçmiş zaman ortacı kullanılır: Would ... have invented ... if ... hadn't been ...? Buradaki would have invented geleceği değil, farklı bir geçmişi anlatır.

Alıştırma

Hayal edilen farklı bir geçmişle ilgili soruyu tamamlayın. find ve not look kullanın: Would Leo ____ the key if he ____ under the sofa?

Cevabı göster

have found · hadn't looked

Ton ve niyet

what on Earth: soruyu güçlendirmek

what on Earth ifadesinde on Earth, what soru sözcüğünü güçlendirir. Yaklaşık olarak 'dünyada ne' veya 'acaba ne' anlamına gelir ve güçlü merak, şaşkınlık, kafa karışıklığı ya da kızgınlık gösterebilir. Burada bir şeyleri karıştırmanın sonucu hakkındaki yoğun merakı gösterir. Bu kalıpta on Earth bir yer ifadesi değildir. Aynı güçlendirici başka soru sözcüklerinden sonra da gelebilir: who on Earth, where on Earth, why on Earth ve how on Earth.

Alıştırma

Sorunun güçlü bir şaşkınlık ifade etmesini sağlayan iki sözcüklü güçlendiriciyi yazın: Where ____ did my backpack go?

Cevabı göster

on Earth

Are all these sorts of inventions the mother of boredom? Deyimler

3:52

Bütün bu tür icatlar sıkıntının anası mıdır?

Deyimler

the mother of boredom?: bir atasözünü eğlenceli biçimde tersine çevirme

The mother of boredom, Necessity is the mother of invention, yani «İhtiyaç icadın anasıdır» şeklindeki tanınmış sözün kalıbını kullanır. Bu sözde mother of, bir şeyin kaynağı veya nedeni anlamına gelir. Burada konuşmacı, icatların bunun yerine can sıkıntısına neden olup olmadığını eğlenceli bir şekilde sorar; ilişkiyi tersine çevirerek şaşırtıcı ve mizahi bir düşünce oluşturur. Bu, bu bağlam için bir defaya özgü yapılmış bir uyarlamadır; yerleşik bir atasözü değildir. Bir ifade tanınmış bir sözü çağrıştırıyor ama önemli kelimeleri değiştiriyorsa onu aslıyla karşılaştırın ve değişikliklerin oluşturduğu yeni düşünceyi bulun.

Alıştırma

The mother of boredom ifadesi bu cümlede ne yapıyor?

  1. Geleneksel bir atasözünün standart biçimini verir.
  2. Can sıkıntısının gerçek anlamda bir ebeveyni olduğunu söyler.
  3. İcatların can sıkıntısına yol açabileceğini anlatmak için tanınmış bir sözü eğlenceli biçimde yeniden şekillendirir.
Cevabı göster

İcatların can sıkıntısına yol açabileceğini anlatmak için tanınmış bir sözü eğlenceli biçimde yeniden şekillendirir.

But in this world of constant stimulation, Kalıp ifadeler

3:56

Ancak sürekli uyarımın olduğu bu dünyada,

Kalıp ifadeler

constant stimulation: duyular ve zihin için kesintisiz uyarım

Constant stimulation; bildirimler, sesler, videolar ve yeni bilgiler gibi duyuları veya zihni etkin tutan şeylerin kesintisiz biçimde gelmesi anlamına gelir. Constant, neredeyse hiç ara olmadığını vurgular. Burada stimulation, tek bir uyaranı değil, genel bir durumu veya deneyimi anlatır. Bu kelime öbeği teknoloji, dikkat, yoğun ortamlar ve modern yaşamın hızı hakkında konuşurken kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi «kesintisiz duyusal veya zihinsel girdi» anlamındaki iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: Notifications and short videos can create ____ all day.

Cevabı göster

constant stimulation

switching off is harder than it's ever been. Notlar

3:59

şalteri kapatmak her zamankinden daha zor.

Öbek fiiller

switching off: zihnen uzaklaşıp rahatlamak

Burada switching off, rahatlayabilmek için endişeleri, görevleri veya sürekli gelen bilgileri bir süre düşünmeyi bırakmak anlamına gelir. Bir cihazı kapatmak anlamında değildir. Switching off, is harder ifadesinin öznesi olarak kullanılan bir -ing öbeğidir. Kişiden söz edildiğinde, nesne olarak bir cihaz bulunmadığında ve bağlam zihinsel dinlenmeyle ilgili olduğunda switch off mecaz anlam taşır.

Alıştırma

Hangi cümlede switch off ‘zihnen rahatlamak’ anlamındadır?

  1. After homework, I draw for ten minutes to switch off.
  2. Before bed, I switch off the bedroom light.
  3. The timer switches the heater off at nine.
Cevabı göster

After homework, I draw for ten minutes to switch off.

Dilbilgisi

harder than it's ever been: geçmişteki her zamandan daha zor

Harder than it's ever been, ‘şimdi geçmişteki herhangi bir zamandan daha zor’ anlamına gelir. Ever, geçmişteki tek bir anı değil, geçmişten bugüne kadar olan dönemin tamamını kapsar. Burada it's, it is değil it has ifadesinin kısaltmasıdır. Karşılaştırmanın tam biçimi harder than it has ever been olur. ‘Karşılaştırma biçimi + than + özne + has/have ever been’ yapısı, şu anki düzeyin önceki tüm zamanlardan daha uç olduğunu anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle bir şeyin şimdi geçmişteki herhangi bir zamandan daha zor olduğunu doğru biçimde anlatır?

  1. Making time to read is harder than it's ever been.
  2. Making time to read is hardest than it's ever been.
  3. Making time to read is harder than it ever be.
Cevabı göster

Making time to read is harder than it's ever been.

That's why we're constantly swiping and scrolling and looking for the next big thing and the new thing Notlar

4:01

Bu yüzden sürekli ekranı kaydırıyoruz, iniyoruz, bir sonraki büyük şeyi ve yeni şeyi arıyoruz

Anlatım akışı

That's why: belirtilmiş bir nedenden sonuca geçmek

That's why, daha önce verilmiş bir nedene gönderme yapar ve bu nedenin sonucunu tanıtır. Burada hiçbir şey yapmadan durmanın zor gelmesiyle ilgili önceki düşünce, ifadeden sonra anlatılan tekrarlı ekran kullanımına yol açar. Bilgi sırası şöyledir: neden. That's why + sonuç. Bu bir soru değil, neden-sonuç ilişkisi kuran bir ifadedir; why daha önce belirtilen nedeni gösterir.

Alıştırma

Bu dersteki ifadeyle neden-sonuç bağlantısını tamamlayın: The roads were icy. ____ school opened late.

Cevabı göster

That's why

Kalıp ifadeler

swiping and scrolling: iki farklı ekran hareketi

swiping and scrolling ifadesi, biri daha fazla içerik ararken ekranda tekrarladığı iki hareketi anlatır. Bu fiiller, bir yerden başka bir yere genel olarak hareket etmeyi değil, ekranla etkileşimi belirtir. İki sözcük de -ing biçimindedir ve we're constantly ifadesinden sonra and ile bağlanır. Böylece hareketler, sürekli tekrarlanan tek bir göz atma alışkanlığının parçaları olur.

Alıştırma

Cümledeki swiping and scrolling ifadesini en iyi hangi açıklama karşılar?

  1. Bir cihazı bir odadan başka bir odaya taşımak.
  2. Hızlı parmak hareketleri kullanmak ve ekrandaki daha fazla içerikte ilerlemek.
  3. Sözcük yazmak ve sesli mesaj kaydetmek.
Cevabı göster

Hızlı parmak hareketleri kullanmak ve ekrandaki daha fazla içerikte ilerlemek.

Deyimler

the next big thing: geleceğin büyük başarısı olması beklenen şey

The next big thing, çok popüler, önemli veya etkili olması beklenen bir sonraki kişiyi, ürünü, fikri ya da eğilimi ifade eder. Buradaki big fiziksel büyüklüğü değil, etkiyi ve gördüğü ilgiyi anlatır. Bu cümlede ifade, insanların bir sonraki büyük akıma dönüşebilecek yeni şeyi sürekli aradığını gösterir. İfade çoğu zaman bir tahmin veya trendleri kovalama anlamı taşır.

Alıştırma

Cümleyi “gelecekte popüler veya önemli olacak bir başarı” anlamıyla tamamlayan ifadeyi seç: Many people think this tiny robot will be ____.

  1. the next big thing
  2. the big next thing
  3. the next large thing
Cevabı göster

the next big thing

and we get bored of things very quickly. Kalıp ifadeler

4:05

ve şeylerden çok çabuk sıkılıyoruz.

Kalıp ifadeler

get bored of things: ilgiden sıkılmaya geçmek

Get bored of things ifadesinde get bored, “sıkılmaya başlamak” veya “sıkılır hâle gelmek” anlamına gelir. Get bir değişimi gösterir: kişi daha önce ilgisini çeken veya dikkatini tutan şeylere olan ilgisini kaybeder. Sıkılma duygusunu yaşayan kişi bored sözcüğünden önce gelir; of ise kişinin ilgisini kaybettiği şeyi tanıtır. Quickly bu değişimin hızlı gerçekleştiğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi get + bored + of yapısının doğru biçimiyle tamamla: I often ____ games that repeat the same level.

Cevabı göster

get bored of

So it's a kind of paradox Kelime

4:07

Yani bu bir nevi paradoks,

Kelime

a kind of paradox: bir tür paradoks

Paradox, karşıt gerçekler içeriyor gibi görünen ama yine de doğru veya anlamlı olabilen bir durum ya da fikirdir. Burada can sıkıntısının hoş olmayan etkilerinden, daha fazla can sıkıntısına izin vererek kurtulmaya çalışmak ters bir yaklaşım gibi göründüğü için konuşmacı buna paradox diyor. A kind of sınıflandırmayı daha az kesin hâle getirir. Durumun paradoksa benzediğini veya bir bakımdan paradoks olduğunu belirtir. Paradox yalnızca bir problem değildir; önemli olan, yine de birbiriyle bağdaşabilecek fikirler arasındaki görünür çatışmadır.

Alıştırma

Hangi durum en iyi a kind of paradox olarak tanımlanabilir?

  1. Daha fazla seçeneğe sahip olmak seçim yapmayı zorlaştırabilir.
  2. Kilitli bir kapı için anahtar gerekir.
  3. Zor bir bulmacayı çözmek zaman alır.
Cevabı göster

Daha fazla seçeneğe sahip olmak seçim yapmayı zorlaştırabilir.

to get rid of this unpleasant state of boredom is actually to allow more boredom into your life. Notlar

4:09

bu hoş olmayan sıkıntı halinden kurtulmak, aslında hayatınıza daha fazla sıkıntının girmesine izin vermektir.

Anlatım akışı

to ... is actually to ...: bir hedefe ulaşmanın beklenmedik yolu

İlk to mastar öbeği hedefi belirtir: hoş olmayan can sıkıntısı durumundan kurtulmak. is sonrasındaki öbek ise konuşmacının bu hedefe ulaşmanın gerçek yolu olarak sunduğu şeyi belirtir: hayata daha fazla can sıkıntısının girmesine izin vermek. Bu dengeli kalıp, cümlenin bir tanım veya ana sonuç gibi duyulmasını sağlar. Actually, iki fikir arasında normalde beklenen ilişkiyi düzeltir. Can sıkıntısına daha fazla izin vermek ondan kurtulmanın tersi gibi göründüğünden, bu sözcük görünüşte karşıt olan eylemin hedefe giden gerçek yol olarak sunulduğunu gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede to ... is actually to ... nasıl bir ilişki ifade ediyor?

  1. İki eylem yalnızca zaman sırasına göre listelenir.
  2. Konuşmacı iki eylemin de gerçekleşemeyeceğini söyler.
  3. İkinci eylem, birinciyi gerçekleştirmenin gerçek ama beklenmedik yolu olarak sunulur.
Cevabı göster

İkinci eylem, birinciyi gerçekleştirmenin gerçek ama beklenmedik yolu olarak sunulur.

Öbek fiiller

get rid of: istenmeyen bir şeyi kaldırmak veya ondan kurtulmak

Get rid of, istenmeyen bir şeyi kaldırmak, atmak ya da artık onun etkisinde kalmamak demektir. Burada istenmeyen şey this unpleasant state of boredom olduğundan, ifade bu duygudan kurtulmak anlamına gelir. get rid of ifadesini tek bir kalıp olarak düşünün: get rid of + isim veya zamir. Nesne of'tan sonra gelir; örneğin get rid of this unpleasant state.

Alıştırma

Cümleyi hedef üç kelimelik kalıpla tamamlayın: We need to ____ these broken chairs before the room can be used.

Cevabı göster

get rid of

Dr. Mann doubts humans would have invented things without the curiosity that comes from being bored.

4:15

Dr. Mann, can sıkıntısından doğan merak olmasaydı insanların bir şeyleri icat edip edemeyeceğinden şüphe duyuyor.

Boredom is the mother of invention, Deyimler

4:22

Can sıkıntısı icadın anasıdır,

an idea based on the famous proverb, necessity is the mother of invention,

4:24

ünlü 'ihtiyaç icadın anasıdır' atasözüne dayanan bir fikir,

Deyimler

Boredom is the mother of invention: bilinen bir atasözünü yeniden biçimlendirme

Boredom is the mother of invention, bilinen Necessity is the mother of invention sözünü bilinçli olarak değiştirir. X is the mother of invention kalıbını korur ancak necessity yerine boredom kullanarak can sıkıntısının yaratıcı fikirlere yol açabileceği yönünde yeni bir iddia ortaya koyar. Burada mother mecazdır; bir kaynak ya da harekete geçirici neden anlamına gelir. Etki, eski sözün tanınmasına bağlıdır. Bu yüzden Boredom is the mother of invention geleneksel sabit ifade değil, esprili bir uyarlamadır.

Alıştırma

Boredom is the mother of invention bilinen atasözünü nasıl kullanır?

  1. X is the mother of invention kalıbını korur ve necessity yerine boredom kullanır.
  2. mother kelimesini gerçek bir aile ilişkisini anlatmak için kullanır.
  3. Geleneksel atasözünü genellikle söylendiği biçimiyle aynen verir.
Cevabı göster

X is the mother of invention kalıbını korur ve necessity yerine boredom kullanır.

an idiom meaning that if you really need to do something, Dilbilgisi

4:30

bir şeyi yapmaya gerçekten ihtiyacınız varsa,

you will think of a way of doing it.

4:33

onu yapmanın bir yolunu düşüneceğiniz anlamına gelen bir deyim.

Dilbilgisi

if you really need ..., you will ...: birinci koşul cümlesi

if + present simple, will + fiilin yalın hâli kalıbına birinci koşul cümlesi denir. Gerçek veya gerçekleşmesi mümkün bir koşulu ve bu koşul oluştuğunda beklenen sonucu anlatır. Burada need if cümleciğinde, will think ise sonuç cümleciğindedir. Bu tanımda will, gelecekle ilgili bağımsız bir tahmin değildir. Bir yol düşünmeyi gerçekten harekete geçme ihtiyacına bağlar: ihtiyaç ortaya çıktığında kişinin bir çözüm bulması beklenir. Bu kalıpta if cümleciğinde normalde will kullanılmaz.

Alıştırma

Birinci koşul cümlesini leave ve arrive ile tamamlayın: If we ____ now, we ____ before dark.

Cevabı göster

leave · will arrive

Instead of fearing boredom, Dilbilgisi

4:35

Sıkıntıdan korkmak yerine,

Dilbilgisi

Instead of fearing boredom: alternatif için instead of + -ing

Instead of, seçilmeyen seçeneği tanıtır. Cümlenin başındaki bu ifadede fearing boredom, konuşanın reddettiği tepkidir; ardından gelen ana cümle bunun yerine ne yapılacağını veya düşünüleceğini söyler. Of bir edat olduğu için instead of sonrasında bir eylem normalde -ing biçimini alır. instead of fear değil, instead of fearing kullanılır. Yaygın kalıp Instead of + -ing ifade, ana cümle şeklindedir.

Alıştırma

Worry fiilini doğru biçimde kullanın: Instead of ____ about the rain, we packed umbrellas.

Cevabı göster

worrying

we can open up to its benefits by switching off. Öbek fiiller

4:37

şalteri kapatarak onun faydalarına açık olabiliriz.

Öbek fiiller

open up to its benefits: faydalarını kabul etmeye istekli hâle gelmek

Bu cümlede open up to its benefits, can sıkıntısının faydalarını fark edip kabul etmeye istekli hâle gelmek demektir. Open up bir şeyi fiziksel olarak açmayı değil, tutumdaki değişimi anlatır. Kalıp open up to + isim veya -ing biçimidir. Buradaki to bir edattır: open up to new ideas ya da open up to trying a different approach denebilir.

Alıştırma

Cümleyi bu derste geçen ve "değerlendirmeye istekli hâle gelmek" anlamını taşıyan üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: At first, Mia disliked the plan, but she began to ____ its possible benefits.

Cevabı göster

open up to

Stopping worrying or thinking about something and relaxing.

4:41

Bir şey hakkında endişelenmeyi veya düşünmeyi bırakıp rahatlamak.

Slowing down helps too.

4:45

Yavaşlamak da yardımcı olur.

Something we can definitely learn from our animal cousins. Deyimler

4:47

Hayvan kuzenlerimizden kesinlikle öğrenebileceğimiz bir şey.

Deyimler

learn from our animal cousins: hayvanlar için aile benzetmesi

Animal cousins ifadesindeki cousins, evrim yoluyla insanlarla bağlantılı olan veya bizimle önemli özellikler paylaşan diğer hayvanlar için kullanılan samimi bir benzetmedir. İnsan ailesinin gerçek üyeleri anlamına gelmez. Learn from our animal cousins, hayvanları gözlemlemek ve davranışlarından yararlı dersler çıkarmak demektir. Bu benzetme, bilimi daha yakın ve ilgi çekici gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede our animal cousins ne anlama geliyor?

  1. Bir hayvan grubunun resmî bilimsel adı.
  2. Samimi bir benzetmeyle evrimsel akrabalarımız olarak sunulan hayvanlar.
  3. Konuşanın hayvan sahibi olan insan kuzenleri.
Cevabı göster

Samimi bir benzetmeyle evrimsel akrabalarımız olarak sunulan hayvanlar.

I think now's a good time to reveal the answer to my question, Kalıp ifadeler

4:51

Sanırım sorumun cevabını açıklamak için şimdi iyi bir zaman,

since we have nothing else to do.

4:54

madem yapacak başka bir şeyimiz yok.

Kalıp ifadeler

now's a good time to: bir sonraki adımı önermek

Now's a good time to + fiilin yalın hâli, şu anın bir eylem için uygun olduğu anlamına gelir. Good burada zamanın keyifli olmasını değil, zamanlamanın uygunluğunu anlatır. Now's, now is ifadesinin kısaltmasıdır. Örnekte bu kalıp, konuşmayı yumuşakça bir sonraki adıma, yani cevabı açıklamaya geçirir.

Alıştırma

Şu anın uygun olduğunu belirten ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ water the plants before it gets hot.

Cevabı göster

Now's a good time to

You asked me to name the world's slowest animal, Dilbilgisi

4:56

Benden dünyanın en yavaş hayvanını söylememi istemiştin,

Dilbilgisi

asked me to name: ask + kişi + to + fiil

Asked me to name, ask + kişi + to + fiilin yalın hâli kalıbını izler. ask sonrasındaki kişi eylemi yapması beklenen kişidir; bu nedenle me, bir şeyin adını söylemesi gereken kişidir. Burada name, bir şeyin adını söylemek veya belirlemek anlamında kullanılan bir fiildir. Geçmiş zaman biçimi asked, daha önceki bir rica ya da yönlendirmeyi aktarır.

Alıştırma

Cümleyi geçmiş zaman ask + kişi + to + name kalıbıyla tamamlayın: The quiz host ____ a country in South America.

Cevabı göster

asked me to name

and I guessed it was the three-toed sloth.

4:59

ve ben de üç parmaklı tembel hayvan olduğunu tahmin etmiştim.

Was I right?

5:02

Haklı mıydım?

That was the correct answer.

5:03

Doğru cevap buydu.

With a top speed of 30 cm per minute, Kalıp ifadeler

5:05

Dakikada 30 cm'lik en yüksek hızla,

three-toed sloths move so slowly that algae grows on their coats. Dilbilgisi

5:10

üç parmaklı tembel hayvanlar o kadar yavaş hareket ederler ki kürklerinde yosun büyür.

Kalıp ifadeler

With a top speed of...: azami hızı cümle başında vermek

With a top speed of + sayı, “azami hızı + sayı olan” anlamına gelir. Burada with, tembel hayvanların bir özelliğini tanıtır; “birlikte” anlamında değildir. Top speed, her an korudukları hızı değil, ulaşabilecekleri en yüksek hızı belirtir. Edat öbeğinin tamamı cümlenin başına geldiğinde, ana ifadeden önce hız verisini arka plan bilgisi olarak sunar. Per minute, “dakikada” demektir.

Alıştırma

Top speed içeren hedef With öbeğiyle cümleyi tamamlayın: ____ 180 kilometres per hour, the train can cover long distances quickly.

Cevabı göster

With a top speed of

Dilbilgisi

so slowly that: dereceyi sonuca bağlamak

So + zarf + that + yan cümle, yüksek bir dereceyi bunun sonucuna bağlar. Slowly, tembel hayvanların nasıl hareket ettiğini anlatır; that ise hareket çok yavaş olduğu için gerçekleşen durumu tanıtır. Buradaki so, “bu yüzden” anlamındaki bağlaç değildir. So slowly ifadesini “o kadar yavaş ki...” anlamına gelen tek bir derece öbeği olarak okuyun. Bu yapı, so tired that örneğindeki gibi sıfatla da kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, aşırı bir derecenin sonuç doğurduğunu göstermek için so + zarf + that yapısını kullanır?

  1. The driver moved the bus slowly so that the passengers could look outside.
  2. The bus moved so slowly that we missed the start.
  3. The bus moved slowly, so we missed the start.
Cevabı göster

The bus moved so slowly that we missed the start.

Okay, let's recap the vocabulary we've learned from this program, Anlatım akışı

5:16

Pekâlâ, bu programda öğrendiğimiz kelimeleri tekrarlayalım,

Anlatım akışı

Okay, let's recap: kısa bir tekrara geçmek

Okay, let's recap, ana bölümden önemli noktaların kısa bir tekrarına geçildiğini gösterir. Okay bu değişimi belirtir; let's recap ise konuşan kişiyi ve dinleyicileri önceki içeriğe birlikte dönmeye davet eder. Recap, her ayrıntıyı tekrarlamak değil, ana noktaları daha kısa biçimde yeniden anlatmak demektir. Bu ifade, bir dersin, toplantının veya programın özet bölümüne geçtiğini anlamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Herkesi önemli noktaları gözden geçirmeye davet eden ifadeyle geçişi tamamlayın: Okay, ____ the three safety rules before we leave.

Cevabı göster

let's recap

starting with the phrase kicking back,

5:20

kicking back (dinlenmek, rahatlamak) ifadesiyle başlayarak,

to stop doing things and relax completely.

5:22

bir şeyler yapmayı bırakmak ve tamamen rahatlamak.

The adjective industrious means hardworking.

5:26

Industrious (çalışkan) sıfatı, çok çalışan anlamına gelir.

A colony is the name given to a group of certain animals,

5:30

Colony (koloni), belirli hayvanların bir grubuna verilen isimdir,

including ants and some seabirds.

5:33

karıncalar ve bazı deniz kuşları dahil.

Someone who is productive is able to produce a lot for the amount of resources they use.

5:36

Productive (üretken) olan biri, kullandığı kaynak miktarı için çok fazla şey üretebilir.

The proverb necessity is the mother of invention means that if you really need to do something,

5:43

Necessity is the mother of invention (ihtiyaç icadın anasıdır) atasözü, bir şeyi yapmaya gerçekten ihtiyacınız varsa,

you will think of a way of doing it.

5:48

onu yapmanın bir yolunu düşüneceğiniz anlamına gelir.

And finally, to switch off means to stop worrying or thinking about something and relax.

5:50

Ve son olarak, to switch off (şalteri kapatmak, kafayı boşaltmak), bir şey hakkında endişelenmeyi veya düşünmeyi bırakmak ve rahatlamak anlamına gelir.

Once again,

5:57

Bir kez daha,

our six minutes are up. Kalıp ifadeler

5:58

altı dakikamız doldu.

Kalıp ifadeler

our six minutes are up: ayrılan sürenin bittiğini söylemek

Our six minutes are up, program için ayrılan altı dakikalık sürenin bittiği anlamına gelir. Buradaki up bir yön belirtmez. be up kalıbında kullanılabilir sürenin tükendiğini ifade eder. Yaygın temel biçim Time is up. şeklindedir. Asıl cümlede minutes çoğul olarak ele alındığı için konuşan kişi are kullanır: Our six minutes are up.

Alıştırma

Bu dersteki iki sözcüklü ifadeyle süre sınırı cümlesini tamamlayın: Your ten minutes ____, so please put down your pencils.

Cevabı göster

are up

It must be time to sit down, close your eyes, and just do nothing. Ton ve niyet

5:59

Oturup gözlerinizi kapatmanın ve hiçbir şey yapmamanın zamanı gelmiş olmalı.

Ton ve niyet

It must be time to...: sonraki adımla ilgili güçlü bir çıkarım

It must be time to + fiilin yalın hâli yapısında must, duruma dayanan güçlü bir çıkarımı gösterir: işaretler, eylemi yapmanın doğru zamanının şimdi olduğunu düşündürür. Bu, başka bir kişiye verilen doğrudan bir emir değildir. Burada yapı, bir sonraki eylemi nazik ve şakacı bir biçimde sunar. sit down, close your eyes, and do nothing bölümünü, fiilin yalın hâlini kullanan başka bir eylemle değiştirebilirsiniz.

Alıştırma

Hedef yapıyla güçlü çıkarımı tamamlayın: The café is closing. ____ leave.

Cevabı göster

It must be time to

Goodbye for now.

6:04

Şimdilik hoşça kalın.

Bye.

6:05

Hoşça kalın.

Six Minute English from the BBC.

6:07

BBC'den Six Minute English.