Hiçbir şey yapmamanın faydaları ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: Bu bölüm, çalışkan görünen hayvanların neden uzun süre hareketsiz kaldığını, can sıkıntısı ile bilinçli dinlenmenin insanlara yarar sağlayıp sağlamayacağını inceliyor ve sonunda üç parmaklı tembel hayvanın dünyada en yavaş hareket eden hayvan olduğunu açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. as busy as a bee. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Bu yaygın benzetmenin, bir kişinin son derece meşgul olduğunu vurgulamak için çalışkan arı imgesinden nasıl yararlandığını anlayacaksınız. Sabit as...as... kalıbını tanıyabilecek ve ifadeyi sözcüğü sözcüğüne yorumlamak yerine yoğun bir programı anlatırken doğal biçimde kullanabileceksiniz. 2. to get rid of this unpleasant state of boredom is actually to allow more boredom into your life. — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: Dengeli to... is actually to... yapısının bölümün temel paradoksunu nasıl sunduğunu göreceksiniz: Can sıkıntısından kurtulmak, ona hayatta daha fazla yer açmayı gerektirebilir. Böylece sezgilere aykırı savları izleyebilir ve şaşırtıcı sonuçları açıkça ifade edebilirsiniz. 3. With a top speed of 30 cm per minute, — Kalıplaşmış Söz Öbekleri ve Eşdizimler: with a top speed of... kalıbının sayısal hız bilgisini ana cümleye arka plan oluşturacak şekilde cümle başına taşımasını öğreneceksiniz. Bu kısa kalıbı hayvanların, araçların veya spor performanslarının hızını doğal biçimde tanıtmak için kullanabilirsiniz.
Bu derste
Hello, this is Six Minute English from BBC Learning English.
0:09Merhaba, ben BBC Learning English'ten Six Minute English.
Phew, I've spent a day in meetings, then shopping, then collecting the kids from school. Kalıp ifadeler
0:15Püf, tüm günümü toplantılarda, sonra alışverişte, sonra da çocukları okuldan almakla geçirdim.
spent a day in meetings: spend + zaman + in + etkinlik
Burada spent, para ödemek değil zaman kullanmak anlamına gelir. I've spent a day in meetings ifadesinde a day sürenin uzunluğunu, in meetings ise bu zamanı dolduran etkinliği belirtir. spend + zaman dilimi + in + etkinlik veya ortam yapısını kullanın: spend the morning in class, spend the day in meetings. Ardından fiil gelirse spend + zaman + fiil-ing yapısını kullanın: spend an hour reading.
Alıştırma
Leo’nun bütün sabah eğitimde olduğunu doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- Leo used the morning in training.
- Leo paid the morning in training.
- Leo spent the morning in training.
Cevabı göster
Leo spent the morning in training.
What have you been doing today?: şimdiye kadar süren etkinlik
Bu soru present perfect continuous yapısını kullanır: have + been + fiil-ing. Bugün daha erken bir zamanda başlayan ve şimdiye uzanan dönem içindeki etkinliği sorar. Etkinlik hâlâ sürüyor, tekrarlanmış veya kısa süre önce bitip şu anda görülebilen bir sonuç bırakmış olabilir. Odak yalnızca bitmiş bir olay değil, konuşma anına kadar süren etkinlik ve süreçtir. Bu nedenle biri yorgun göründüğünde ve onu neyin meşgul ettiğini öğrenmek istediğinizde bu soru doğaldır.
Alıştırma
Konuştuğunuz kişiye sormak için present perfect continuous sorusunu tamamlayın: What ____ today?
Cevabı göster
have you been doing
sitting around: boş boş zaman geçirmek
Sit around, belirli bir amacı olan hiçbir şey yapmadan bir yerde kalmak demektir. Around burada zamanı boş boş geçirme anlamı katar; daire çizerek hareket etmek anlamına gelmez. Bu ifade, yapacak yararlı bir şey olmadan beklemeyi de anlatabilir ve kişinin her saniye oturması gerektiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede sit around, belirli bir şey yapmadan zaman geçirmek anlamında kullanılmıştır?
- We walked around the park before lunch.
- We sat around the table to eat dinner.
- We sat around all afternoon waiting for the call.
Cevabı göster
We sat around all afternoon waiting for the call.
kicking back: samimi bir şekilde rahatlamak
Kick back, rahatlamak ve işle ya da başka görevlerle uğraşmayı bırakmak demektir. Samimi bir öbek fiildir ve burada gerçekten geriye doğru tekme atmayı anlatmaz. Relaxing and kicking back, benzer iki fikri birleştirerek konuşan kişinin özellikle rahat ve telaşsız olduğunu vurgular.
Alıştırma
Hangi cümlede kick back, rahatlamak anlamında kullanılmıştır?
- After dinner, we kicked back and watched a film.
- The horse kicked back when I touched the gate.
- They offered him a kickback to approve the deal.
Cevabı göster
After dinner, we kicked back and watched a film.
Lucky you.: dostça imrenmeyi gösteren kısa bir tepki
“Lucky you.”, başka birinin iyi durumuna verilen kısa ve sözlü bir tepkidir. “You are lucky” cümlesinin eksiltili biçimidir; ancak konuşmada genellikle tarafsız bir tanımlama yapmaz. Dostça bir imrenme, karşıdaki kişi adına sevinme veya hafif bir takılma ifade eder. Tutum ses tonuna bağlıdır. Sıcak ve canlı bir ton genellikle samimi gelir; düz veya bilerek abartılı bir ton ise hafif alaycı duyulabilir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız “I have no homework this weekend.” diyor. Hangi yanıt dostça imrenmeyi doğal biçimde gösterir?
- Lucky you!
- Never mind.
- That’s too bad.
Cevabı göster
Lucky you!
Don't you have any work to do?: olumsuz soruda beklenti
“Don't you have ...?” olumsuz bir soru yapısıdır: “don't”, özne olan “you”dan önce gelir ve ardından “have” fiilinin yalın hâli kullanılır. Burada konuşan kişi, dinleyenin işi olduğunu zaten bekler. Bu yüzden soru, tarafsızca bilgi istemekten çok şaşkınlık ve hafif bir sorgulama ifade eder. “Any work”, yapılacak az da olsa iş olup olmadığını sorar. “Work” burada sayılamayan bir isimdir; bu nedenle önüne “a” veya “an” gelmez.
Alıştırma
“Don't you have any work to do?” en güçlü biçimde neyi ima eder?
- Konuşan kişi tamamen tarafsız bir soru soruyor.
- Konuşan kişi, dinleyenin yapacak işi olmasını bekliyordu.
- Konuşan kişi dinleyene iş teklif ediyor.
Cevabı göster
Konuşan kişi, dinleyenin yapacak işi olmasını bekliyordu.
It may not look it, Neil, but I'm actually as busy as a bee. Notlar
0:31Öyle görünmüyor olabilir Neil ama aslında arı gibi meşgulüm.
It may not look it, but...: görünüş ile gerçek arasındaki karşıtlık
It may not look it ifadesindeki son it belirli bir nesneyi belirtmez. Biraz sonra açıklanan, henüz söylenmemiş gerçek ya da niteliğin yerini tutar; burada çok meşgul olma durumunu anlatır. It may not look it, but... kalıbı önce görünüşün bir izlenim verdiğini kabul eder, sonra but ile bunun tersindeki gerçeği açıklar. Gerçeğin dışarıdan bakınca anlaşılmadığını söylemek için kullanışlıdır.
Alıştırma
Görünüş ile gerçek arasında karşıtlık kurmak için It may not look it, but... kalıbını doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?
- It may not look at it, but this old laptop still runs every app I need.
- It may not watch it, but this old laptop still runs every app I need.
- It may not look it, but this old laptop still runs every app I need.
Cevabı göster
It may not look it, but this old laptop still runs every app I need.
as busy as a bee: çok meşgul olmak
as busy as a bee, çok meşgul ya da sürekli hareket hâlinde olmak anlamına gelen yaygın bir benzetmedir. Arı imgesi anlatımı canlı ve güçlü kılar; iş miktarını gerçek anlamda karşılaştırmaz. Bu tür benzetme as + sıfat + as + a/an + isim biçimindedir. Cümlede ifadenin tamamı I'm ifadesinden sonra gelir ve konuşanın durumunu anlatır.
Alıştırma
“Çok meşgul” anlamındaki sabit benzetmeyi tamamlayın: Before the school play, Mia was ____ checking costumes and tickets.
Cevabı göster
as busy as a bee
If you've seen nature documentaries about worker bees flying from flower to flower, Dilbilgisi
0:35Çiçekten çiçeğe uçan işçi arılarla ilgili doğa belgesellerini izlediyseniz,
you probably think animals are always on the move. Kalıp ifadeler
0:40hayvanların her zaman hareket halinde olduğunu düşünebilirsiniz.
If you've seen ... you probably think: önceki deneyimden olası bir düşünceye
If you've seen/done ..., you probably think ... yapısı, şu anda da önem taşıyan önceki bir deneyimi dinleyicinin şu an sahip olabileceği bir düşünceyle bağlar. Örnekte belgesel görüntülerini görmek deneyimdir; hayvanlarla ilgili fikir ise bu deneyimden doğması muhtemel düşüncedir. Buradaki if, dinleyiciyi yaygın bir deneyimi hatırlamaya çağırabilir. Konuşanın bu deneyimin gerçekleştiğinden şüphe ettiği anlamına gelmek zorunda değildir. Probably, düşüncenin kesin değil ama muhtemel olduğunu gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle önceki bir deneyimi şu anki muhtemel bir düşünceyle doğru biçimde bağlar?
- If you've read the reviews, you probably think the film is frightening.
- If you read the reviews tomorrow, you probably thought the film was frightening.
- If you've reading the reviews, you probably thinking the film is frightening.
Cevabı göster
If you've read the reviews, you probably think the film is frightening.
on the move: devam eden hareket veya etkinlik durumu
on the move, be fiilinden sonra hareket etme, dolaşma veya sürekli etkin olma durumunu anlatır. Bu cümlede always on the move, hayvanları dinlenmek yerine neredeyse her zaman hareketliymiş gibi gösterir. Bu ifade, birçok ayrı hareketi devam eden tek bir durum olarak anlatır. Buradaki move, tek bir hareketi adlandırmaz.
Alıştırma
Burada öğretilen ifadeyle cümleyi tamamlayın: The wildlife photographer is constantly ____, travelling between forests.
Cevabı göster
on the move
But the surprising truth is, away from the cameras, Anlatım akışı
0:44Ancak kameraların arkasındaki şaşırtıcı gerçek şu ki,
away from the cameras: halkın görmediği taraf
Bu medya bağlamında away from the cameras, kaydedilip halka gösterilenlerin dışında kalanları ifade eder. Yalnızca bir kameradan fiziksel olarak uzakta bulunmayı değil, daha az görünür olan gerçekliği anlatır. But the surprising truth is ifadesinden sonra gelerek bir karşıtlığa hazırlık yapar: izleyicilerin gördüğü heyecan verici görüntülerin ardından sıradan yaşama ilişkin farklı bir anlatım gelir. Bu çerçeve, kamuya sunulan görüntü ile özel yaşamın gerçeği farklı olduğunda kullanılabilir.
Alıştırma
Ünlü bir sporcu hakkındaki haberde bu cümle neyi düşündürür? “Away from the cameras, she lives a very quiet life.”
- Her zaman bütün kameralardan uzakta durur.
- Özel hayatı, kamuya açık imajının düşündürebileceğinden daha sakindir.
- Kendisini çekmek için kullanılan ekipmanı kaybetmiştir.
Cevabı göster
Özel hayatı, kamuya açık imajının düşündürebileceğinden daha sakindir.
most animals spend most of their time doing absolutely nothing at all. Kalıp ifadeler
0:48çoğu hayvan zamanının çoğunu kesinlikle hiçbir şey yapmadan geçirir.
spend most of their time doing: zamanın büyük bölümünün nasıl kullanıldığını belirtmek
spend most of their time doing ... bir etkinliğin onların zamanının en büyük bölümünü aldığını anlatır. Yeniden kullanılabilen yapı spend + zaman miktarı + fiilin -ing biçimi şeklindedir; -ing öbeği etkinliğin ne olduğunu belirtir. İyelik sözcüğü normalde özneyle eşleşir: I spend most of my time ... denirken she spends most of her time ... denir. Özgün cümlede doing absolutely nothing at all etkinlik yerini doldurur ve hareketsizliği güçlü biçimde vurgular.
Alıştırma
read fiilinin doğru biçimiyle cümleyi tamamlayın: She spends most of her free time ____ before bed.
Cevabı göster
reading
In the natural world, where finding food and shelter is hard work, Dilbilgisi
0:52Yiyecek ve barınak bulmanın zorlu bir iş olduğu doğal dünyada,
why have some animals evolved to do nothing?
0:56neden bazı hayvanlar hiçbir şey yapmayacak şekilde evrimleşmiş?
where finding food and shelter is hard work: where ile arka plan bilgisi eklemek
where finding food and shelter is hard work yan cümlesi, the natural world hakkında ek bağlam bilgisi verir. Buradaki where, o ortamda anlamına gelir. Bilgiyi the natural world ifadesine bağlar; ayrı bir cümle başlatmaz. Virgüller, bu yan cümlenin ek bilgi verdiğini gösterir. Where yalnızca fiziksel bir yeri anlatmaz; bir ortamı veya durumu belirten sözcüklerden sonra da gelebilir. Örneğin: a team where everyone helps.
Alıştırma
Hangi cümlede where bir ortam veya durum hakkında bilgi eklemek için doğru kullanılmıştır?
- We joined a team where does everyone help.
- We joined a team who everyone helps.
- We joined a team where everyone helps.
Cevabı göster
We joined a team where everyone helps.
work for humans: insanlar için etkili veya uygun olmak
work for humans ifadesinde work, bir işte çalışmak değil, istenen sonucu vermek veya uygun olmak anlamına gelir. for humans, bu fikrin kimler için etkili olabileceğini belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp something works for someone şeklindedir: Bir yöntem, plan, program veya çözüm, belirli bir kişi ya da grup için etkili veya uygundur.
Alıştırma
Cümleyi uygun olmak anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: This schedule may ____ busy families, but it does not suit everyone.
Cevabı göster
work for
That's what we'll be discussing: sıradaki konuyu tanıtmak
That's what we'll be discussing, az önce sözü edilen bir soru veya düşünceye dönüp onu sıradaki konu olarak belirler. Bu cümlede That's önceki soruya işaret eder; what we'll be discussing ise “tartışacağımız şey” anlamına gelir. what ile başlayan yan cümle doğrudan bir soru değildir. That's ifadesinden sonraki bildirimi tamamlar ve konuşmacının girişi bitirip dinleyicileri ana konuya yönlendirmesine yardımcı olur.
Alıştırma
Bir sunucu az önce “Can music help us focus?” diye sordu. Hangi cümle bu soruyu doğal biçimde programın konusu yapar?
- What will we be discussing in today's show?
- That's what we discussed before today's show.
- That's what we'll be discussing in today's show.
Cevabı göster
That's what we'll be discussing in today's show.
And as usual, we'll be learning some useful new vocabulary as well.
1:07Ve her zamanki gibi, bazı yararlı yeni kelimeler de öğreneceğiz.
But first, let me work up the energy to ask you a question, Neil. Deyimler
1:12Ama önce, sana bir soru sormak için enerjimi toplayayım, Neil.
work up the energy: harekete geçecek enerjiyi yavaş yavaş toplamak
work up the energy, bir şeyi yapmak için yeterli fiziksel veya zihinsel enerjiyi ya da isteği yavaş yavaş toplamak demektir. Kalıp work up + the energy + to + fiilin yalın hâli şeklindedir; to ile başlayan bölüm, başlaması zor gelen eylemi belirtir. Bu cümlede soru sormak normalde çok az çaba gerektirir. Bu yüzden konuşmacı mizah amacıyla abartır ve sözünü tembellik temasına bağlar. Buradaki work up, “geliştirmek veya biriktirmek” anlamındadır; “çalışmak” ya da “yukarı hareket etmek” anlamında değildir.
Alıştırma
Cümleyi “yavaş yavaş yeterli enerjiyi toplamak” anlamındaki hedef ifadeyle tamamla: I need a minute to ____ to get off the sofa.
Cevabı göster
work up the energy
Of course, some animals have a reputation for lounging about. Kalıp ifadeler
1:17Elbette, bazı hayvanların etrafta yayılıp yatma gibi bir ünleri vardır.
have a reputation for lounging about: bir davranışla tanınmak
Have a reputation for + bir isim veya -ing biçimi, bir kişi ya da şeyin belirli bir özelliği veya davranışıyla yaygın olarak tanındığını anlatır. Burada for lounging about, hayvanların hangi davranışla tanındığını gösterir: çok fazla dinlenmek ve neredeyse hiçbir şey yapmamak. Reputation, birçok kişinin paylaştığı bir izlenimdir; mutlaka gerçek veya övgü olmak zorunda değildir. for sonrasındaki sözler bu ünün olumlu, olumsuz ya da tarafsız olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi have a reputation for ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The bakery ____ making delicious bread.
Cevabı göster
has a reputation for
Lions, for example, can sleep up to 20 hours a day. Kalıp ifadeler
1:21Örneğin aslanlar günde 20 saate kadar uyuyabilirler.
up to 20 hours a day: kesin miktar değil, üst sınır
Up to 20 hours a day, bir gündeki en yüksek sürenin 20 saat olduğu anlamına gelir. Gerçek süre daha kısa olabilir; cümle aslanların bu üst sınıra ulaşabildiğini söyler, her aslanın her gün tam olarak 20 saat uyuduğunu değil. Zaman, fiyat, hız veya kapasite gibi ulaşılması mümkün bir en yüksek değeri belirtmek için up to ifadesini sayı ya da miktardan önce kullanın. Buradaki a day, miktarın ölçüldüğü dönemin bir gün olduğunu gösterir.
Alıştırma
30 dakikanın olası en uzun süre olduğunu up to ile gösterin: Delivery may take ____.
Cevabı göster
up to 30 minutes
But what is the slowest moving animal on Earth?
1:26Peki dünyadaki en yavaş hareket eden hayvan hangisidir?
I'll reveal the correct answer at the end of the program.
1:43Doğru cevabı programın sonunda açıklayacağım.
Now, it's no surprise that lazy lions love relaxing, Anlatım akışı
1:46Şimdi, tembel aslanların rahatlamayı sevmesi sürpriz değil,
It's no surprise that: beklenen bir gerçeği belirtmek
It's no surprise that, konuşanın beklenen veya kolayca kabul edilebilir olarak sunduğu bir gerçeği belirtir. Burada tembel aslanların dinlenmeyi sevmesi beklenen bir durum olarak gösterilir; surprise, biri için hazırlanmış hoş bir sürprizi değil, beklenmedik bir şeyi ifade eder. That ile başlayan yan cümle, beklenen gerçeği belirtir. Bir açıklama veya tartışmada bu kalıp önce ortak bir kabul oluşturabilir, ardından karşıtlık gerçekten daha az beklenen noktayı ortaya çıkarabilir.
Alıştırma
Cümleyi no surprise içeren ve 'bu beklenen bir durum' anlamına gelen dört sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: ____ the park is crowded on a sunny Saturday.
Cevabı göster
It's no surprise that
but even animals with reputations for being busy spend time doing nothing. Anlatım akışı
1:50ancak yoğunluklarıyla bilinen hayvanlar bile hiçbir şey yapmadan zaman geçirirler.
even animals with reputations for being busy: beklenmedik örneği vurgulamak
Even, animals with reputations for being busy grubunu hiçbir şey yapmadan zaman geçirmesi en az beklenen grup olarak işaretler. Bu grubu iddiaya dahil ederken, dahil edilmesinin genel beklentiye ters düştüğünü de gösterir. with reputations for being busy ifadesi, bu hayvanların genellikle meşgul olarak tanındığı veya düşünüldüğü anlamına gelir; her an meşgul olduklarını iddia etmez. even, bu beklenmedik grubu seçerek daha geniş düşünceyi güçlendirir.
Alıştırma
Birkaç kişi toplantıyı unuttu, ancak herkes dikkatli takım kaptanının hatırlamasını bekliyordu. Hangi cümle en az beklenen kişiyi even ile vurgular?
- Even the team captain forgot the meeting.
- The team captain forgot the meeting early.
- The team captain also forgot the meeting.
Cevabı göster
Even the team captain forgot the meeting.
and you'll see around half of them just sitting there motionless. Kelime
1:59yaklaşık yarısının orada öylece hareketsiz oturduğunu göreceksiniz.
around half of them: yaklaşık yarısı
Burada around, “yaklaşık” anlamına gelir ve half sözcüğünü niteler. Around half of them, grubun tam yüzde 50’si olmak zorunda olmadan yarıya yakın bir bölümünün hareketsiz olduğu anlamına gelir. Bir sayı veya kesrin önündeki around tahmin bildirir: around 20 people, around a third of the class. Bu cümlede konum bildirmez.
Alıştırma
“Around half of the seats were empty” cümlesindeki around half of the seats ne anlama gelir?
- Odanın çevresine yerleştirilmiş koltuklar
- Koltukların yaklaşık yarısı
- Koltukların tam yarısı
Cevabı göster
Koltukların yaklaşık yarısı
Here is Professor Dan Charbonneau, an expert in insect behavior,
2:04İşte böcek davranışları uzmanı Profesör Dan Charbonneau,
discussing the lazy rock ant with Emily Knight, presenter of BBC Radio 4 program Naturebang. Kalıp ifadeler
2:08BBC Radio 4 programı Naturebang'in sunucusu Emily Knight ile tembel kaya karıncasını tartışıyor.
discussing X with Y: önce konu, with sonrasında katılımcı
discuss X with Y kalıbı, “Y kişisiyle X konusunu konuşmak” anlamına gelir. Altyazıda the lazy rock ant konudur; Emily Knight ise tartışmaya katılan diğer kişidir. Buradaki with bir araç belirtmez. Discuss fiilinden sonra konu, about olmadan doğrudan gelir: discuss the results with the team. Burada -ing biçimindeki discussing, konuşmayı kısa biçimde tanıtan yapının bir parçasıdır; yeniden kullanılabilen temel kalıp discuss X with Y biçimindedir.
Alıştırma
Cümleyi discuss X with Y kalıbıyla tamamlayın: I need to ____ the budget ____ our manager.
Cevabı göster
discuss · with
Dan's research has focused on ant colonies, Kalıp ifadeler
2:19Dan'in araştırması karınca kolonilerine odaklanmış,
has focused on: bugüne uzanan bir araştırma odağını anlatmak
Focus on, araştırmayı, dikkati veya çabayı belirli bir konuya yöneltmek anlamına gelir. Has focused on ant colonies ifadesinde on’dan sonra gelen ant colonies, Dan’in araştırma konusunu belirtir. Has focused, present perfect yapısındadır. Kesin tarihler vermeden geçmişten şu ana uzanan bir dönemdeki araştırma odağını gösterir; tek başına, Dan’in güncel bütün projelerinin hâlâ aynı konuya odaklandığını söylemez.
Alıştırma
Cümleyi focus on ifadesinin present perfect biçimiyle tamamlayın: For the past year, our study ____ how sleep affects memory.
Cevabı göster
has focused on
a species called Temnothorax or the rock ant.
2:21Temnothorax veya kaya karıncası adı verilen bir türe.
I think ants are sort of a symbol of like industriousness, you know. Ton ve niyet
2:24Bence karıncalar, bilirsiniz, çalışkanlığın bir tür sembolü.
sort of ... like: konuşurken ifadeyi yumuşatmak ve duraklamak
Sort of, karıncaların çalışkanlığın simgesi olduğu yönündeki ifadeyi yumuşatır. Fikrin kesin bir tanımdan çok yaklaşık veya temkinli bir görüş gibi duyulmasını sağlar. Burada like, industriousness sözcüğünden önce kullanılan bir dolgu sözcüğüdür. Konuşana bir sonraki sözcüğü seçmesi için kısa bir süre verir; “hoşlanmak” anlamına gelmez ve karşılaştırma başlatmaz. İki ifade birlikte doğal, anlık ve biraz tereddütlü bir konuşmayı gösterir.
Alıştırma
Cümlede sort of ve like ne işe yarıyor?
- Karıncaların çalışkanlıktan hoşlandığını gösterirler.
- İddiayı yumuşatır ve konuşana bir sözcük seçmesi için zaman verirler.
- İddiayı kesin ve resmî hâle getirirler.
Cevabı göster
İddiayı yumuşatır ve konuşana bir sözcük seçmesi için zaman verirler.
They have this whole tiny little society going on that's kind of similar to ours, Öbek fiiller
2:27Bizimkine oldukça benzer, işleyen küçücük bir toplulukları var,
going on: gerçekleşmek veya işlemek
Bu cümlede going on, “meydana gelmek, var olmak ya da işlemek” anlamındadır. Karıncaların işleyen küçük bir toplumu vardır; sosyal sistemleri etkin durumdadır ve çalışmaktadır. there is something going on veya have something going on gibi yapılarda bu ifade, devam eden bir durumu ya da etkinliği anlatır. Burada fiziksel olarak ileri gitmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede going on ne anlama gelir? There are three games going on in the park.
- Üç oyun iptal edildi.
- Üç oyun parka doğru ilerliyor.
- Parkta üç oyun oynanıyor.
Cevabı göster
Parkta üç oyun oynanıyor.
a some idealized version of what humans might be if we could only like pull it together and all work together. Notlar
2:31sadece eğer toparlanıp hep birlikte çalışabilseydik, insanların nasıl olabileceğine dair idealize edilmiş bir versiyon.
if we could only: umut edilen ama zor bir koşul
if we could only pull it together ifadesinde if varsayımsal bir koşul getirir, could ise bu beceriyi kesin olmayan bir olasılık gibi sunar. Only, eksik olan kilit adım olarak bu tek eyleme dikkat çeker: konuşan kişi, insanlar iş birliği yapmayı başarırsa nasıl olabileceklerini hayal eder. Bu ifade genellikle umutla hayal kırıklığını birlikte taşır; yaklaşık olarak “bir başarabilsek...” anlamındadır. Belirli sayıda kişinin hareket etmesine izin verildiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede if we could only ne anlatır? If we could only listen to each other, we might solve this.
- Birbirini dinlemek, umut edilen kilit koşuldur ancak bunu yapmak zor görünmektedir.
- Herkes birbirini zaten dinlemiş ve sorunu çözmüştür.
- Yalnızca bir kişinin dinlemesine izin vardır.
Cevabı göster
Birbirini dinlemek, umut edilen kilit koşuldur ancak bunu yapmak zor görünmektedir.
pull it together: kontrolü yeniden kazanıp organize olmak
Pull it together, karışıklık veya kötü performanstan sonra kontrolü, dikkati ya da düzeni yeniden kazanmak anlamına gelen bir deyimdir. Burada insanların iş birliği yapabilecek kadar iyi organize olmaları gerektiğini anlatır; fiziksel olarak bir şeyi çekmekten söz edilmez. it zamiri belirli bir nesneye değil, genel olarak bütün duruma veya ortak çabaya gönderme yapar. İfade, düzensizlikten organize ve etkili bir eyleme geçişi anlatır.
Alıştırma
Bir antrenör şöyle diyor: We are making careless mistakes, but we can still pull it together. Burada pull it together ne anlama gelir?
- Yeniden odaklanıp ekip olarak etkili çalışmak
- İş birliği yapmaya çalışmayı bırakmak
- Ekipmanları fiziksel olarak tek bir yere sürüklemek
Cevabı göster
Yeniden odaklanıp ekip olarak etkili çalışmak
We could be as industrious as the ants. Dilbilgisi
2:36Biz de karıncalar kadar çalışkan olabilirdik.
as industrious as the ants: as ... as ile eşitlik karşılaştırması
as + sıfat + as + karşılaştırma hedefi kalıbı, iki kişinin veya şeyin bir niteliğe aynı derecede sahip olduğunu gösterir. as industrious as the ants ifadesinde industrious niteliği, the ants ise karşılaştırma hedefini belirtir. İlk as sıfattan önce gelirken ikinci as karşılaştırılan şeyi tanıtır. Cümlede could kullanıldığı için insanların çalışkanlıkta karıncalarla aynı seviyeye gelebilme olasılığı anlatılır; insanların zaten karıncalara eşit olduğu söylenmez.
Alıştırma
Eşitlik karşılaştırmasını tamamlayın: This backpack is ____ heavy ____ that one.
Cevabı göster
as · as
you know, roughly about half the colony is inactive at any given time. Kalıp ifadeler
2:39bilirsiniz, herhangi bir zamanda koloninin kabaca yarısı hareketsizdir.
when you look at it: daha yakından incelemenin gösterdiği sonuç
Bu cümlede when you look at it, yalnızca “gözlerini bir nesneye çevirdiğinde” değil, “durumu daha dikkatli incelediğinde” anlamına gelir. it zamiri, konuşulan düşünceye, yani karınca kolonisinin gerçekte ne kadar etkin olduğuna gönderme yapar. Bu ifade savın akışını düzenler. But then, çalışkan karıncalara dair tanıdık görüntüden, birçoğunun etkin olmadığı yönündeki şaşırtıcı gözleme geçiş yapar. Başka bağlamlarda aynı kalıp, gerçekler değerlendirildikten sonra netleşen sonucu tanıtabilir.
Alıştırma
Hangi cümle when you look at it ifadesini, durumu daha dikkatli değerlendirdikten sonra ulaşılan bir bulguyu tanıtmak için kullanır?
- Use a magnifying glass when you look at the tiny stamp.
- Wear dark glasses when you look at the bright light.
- The timetable seems simple, but when you look at it, three classes overlap.
Cevabı göster
The timetable seems simple, but when you look at it, three classes overlap.
at any given time: seçilen herhangi bir anda
At any given time, “incelemek için seçtiğiniz herhangi bir tek anda” anlamına gelir. Belirli bir anın görüntüsünü verir: bir anda durup koloniyi kontrol ederseniz yaklaşık yarısının etkin olmadığını görürsünüz. Given burada “belirli” veya “tanımlanmış” anlamına gelen bir sıfattır; bir şeyin birine verildiğini anlatmaz. Bu ifade sayılar, sınırlar ve değişen durumlar için kullanışlıdır ve her zaman aynı karıncaların etkin olmadığını söylemez.
Alıştırma
“Belirli herhangi bir tek anda” anlamındaki dört kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The website can handle up to 5,000 visitors ____.
Cevabı göster
at any given time
We think ants are industrious or hardworking.
2:46Karıncaların çalışkan veya gayretli olduğunu düşünürüz.
Groups of ants called colonies seem tiny perfect societies where everyone works hard for the good of the group. Kalıp ifadeler
2:49Koloni adı verilen karınca grupları, herkesin grubun iyiliği için çok çalıştığı küçük, mükemmel topluluklar gibi görünür.
for the good of the group: grubun ortak yararı için hareket etmek
Burada for the good of the group, “tüm gruba fayda sağlamak amacıyla” demektir. Herkesin emeğinin yalnızca tek bir bireye değil, ortak bir çıkara hizmet ettiğini anlatır. for the good of + kişi veya grup kalıbında good, “yarar” ya da “esenlik” anlamında bir isimdir; good sıfatı değildir.
Alıştırma
Vurgulanan ifadeyi ve team ismini kullanarak cümleyi tamamla: The captain changed the plan ____.
Cevabı göster
for the good of the team
One possible answer is that they're reserve ants,
3:00Olası bir cevap, onların yedek karıncalar olmalarıdır,
ready to step in if disease or disaster strike. Öbek fiiller
3:03hastalık veya felaket vurursa devreye girmeye hazırdırlar.
step in: gerektiğinde müdahale etmek veya görevi devralmak
Burada step in, yardıma ihtiyaç olduğunda olaya dâhil olup sorumluluk almak demektir. Bu cümlede hastalık ya da felaket baş gösterdiğinde işi devralmaya hazır olmaları anlatılır; fiziksel olarak bir yere adım atmaları değil. Bu öbek fiil, birinin geçici olarak başka birinin yerini almasını veya bir sorunun kötüleşmesini önlemek için müdahale etmesini anlatabilir.
Alıştırma
Vurgulanan öbek fiille cümleyi tamamla: When the teacher had to leave, another teacher was ready to ____ and lead the class.
Cevabı göster
step in
But could it simply be that they don't work because they don't need to? Dilbilgisi
3:07Fakat bu sadece çalışmaları gerekmediği için çalışmadıkları anlamına gelebilir mi?
could it simply be that...?: basit bir olası açıklamayı temkinli biçimde sunmak
Could it simply be that...? bir durumun olası bir açıklama olup olmadığını sorar. Buradaki could, yetenek değil olasılık bildirir. Simply, açıklamanın basit olabileceği, yani “belki de yalnızca ...” düşüncesini ekler. Soru, varsayımı gerçekmiş gibi sunmak yerine nazikçe ortaya atar.
Alıştırma
Temkinli soruyu hedef kalıpla tamamlayın: ____ the dog is hiding because of the thunder?
Cevabı göster
Could it simply be that
don't need to: to sonrasında tekrarlanan fiili atmak
because they don't need to bölümünde work fiili, daha önce they don't work içinde geçtiği için düşürülmüştür. Tam biçim because they don't need to work olurdu. İngilizcede eksik eylem bağlamdan açıkça anlaşılıyorsa mastar işareti to bırakılıp tekrarlanan fiil öbeği atılabilir. Bu yüzden sondaki to yapıyı tamamlar ve burada need to work anlamına gelir.
Alıştırma
print the pass ifadesini tekrarlamamak için cevabı mastar eksiltisiyle tamamlayın: A: Do we need to print the pass? B: No, we ____.
Cevabı göster
don't need to
Would you get out of bed on Monday morning if you didn't have to? Notlar
3:12Eğer zorunda olmasaydınız Pazartesi sabahı yataktan kalkar mıydınız?
get out of bed: gerçekten yataktan çıkmak
Get out of bed, yatarken veya uyurken bulunduğun yataktan çıkmak anlamına gelir. Bu soruda yalnızca uyanmayı değil, pazartesi sabahına başlamanın ilk fiziksel adımını anlatır. Bu günlük hareket için İngilizcede doğal olarak get out of bed kullanılır. Leave the bed belirli bir yataktan uzaklaşmayı anlatabilir, ancak sabah yataktan kalkmayı ifade etmenin alışılmış yolu değildir.
Alıştırma
Cümleyi get out of bed ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: When the alarm rang, I ____ and got dressed.
Cevabı göster
got out of bed
if you didn't have to: have to sonrasında eylemin atılması
Have to, bir şeyi yapmak zorunda olmak anlamına gelir. if you didn't have to içinde mastar işareti to yerinde kalırken daha önce geçen get out of bed eylemi atılır. Dinleyen kişi önceki yan cümleden eylemi anlayabildiği için İngilizce bu tür bir eksiltmeye izin verir. Burada didn't kullanılması, if yan cümlesini hayalî bir koşula dönüştürür: yataktan kalkmak gerekli olmasaydı. Bu yapıda have to zorunluluk bildirir; sahip olmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Tekrarlanan eylemi atarak varsayımsal soruyu if you didn't have to ile tamamlayın: The trip is optional. Would you go ____?
Cevabı göster
if you didn't have to
Maybe the ants can teach us a thing or two about relaxing. Deyimler
3:16Belki de karıncalar bize rahatlamak hakkında bir iki şey öğretebilir.
teach us a thing or two: kesin bir sayı değil, yararlı bilgiler
Teach someone a thing or two about something, birine bir konu hakkında yararlı bilgiler veya dersler vermek anlamına gelir. Burada konuşmacı, insanların karıncalardan nasıl rahatlayacaklarını öğrenebileceğini söylüyor. A thing or two bilinçli olarak belirsizdir ve genellikle tam olarak bir ya da iki şey anlamına gelmez. Ayrıca ifadeye hafif ve konuşma diline özgü bir ton katar.
Alıştırma
Bize yararlı pratik bilgiler vermek anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: Rosa can ____ repairing old clocks.
Cevabı göster
teach us a thing or two about
But wouldn't it get boring just sitting around all day?
3:20Ama bütün gün öylece oturmak sıkıcı olmaz mıydı?
Not according to psychologist Dr. Sandi Mann. Anlatım akışı
3:23Psikolog Dr. Sandi Mann'e göre hayır.
Not according to...: kaynak göstererek bir iddiayı reddetmek
Not according to + kaynak, kaynağın hemen önceki ifadeyi veya beklenen cevabı desteklemediğini belirten kısa bir yanıttır. Burada psikolog, karşıt görüşün kaynağı olarak sunuluyor. Bu ifade bilgiyi iki adımda düzenler: Not önceki düşünceyi reddeder, according to ise bu reddin dayandığı kişiyi, raporu veya kanıtı belirtir. According to bir kaynak gösterir; biriyle aynı fikirde olmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir kaynak göstererek düşünceyi reddeden kısa yanıtı tamamlayın: Is the pool closed today? ____ the council website.
Cevabı göster
Not according to
She thinks being productive, working to produce a lot for the amount of resources we use,
3:27Üretken olmanın, kullandığımız kaynak miktarı karşılığında çok fazla şey üretmek için çalışmanın,
is overrated: hak ettiğinden daha fazla değer görmek
Be overrated, bir kişi ya da şeyin konuşana göre hak ettiğinden daha fazla övülmesi, değer görmesi veya önemli sayılması demektir. Eleştirel bir yargı taşır; yalnızca yüksek puan aldığını bildirmez. Bu cümlede dil bilgisel özne, being productive ifadesinin anlattığı bütün fikirdir. Is overrated, onun toplumun üretkenliğe gereğinden fazla değer verdiğini düşündüğünü gösterir. X is overrated kalıbı, X hakkındaki yaygın ve olumlu bir görüşe karşı çıkmak için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi, hak ettiğinden daha fazla övülmek anlamına gelen ders ifadesiyle tamamlayın: Everyone praises the cafe, but I think it ____.
Cevabı göster
is overrated
Boredom has its benefits: olumlu bir yönü kabul etmek
X has its benefits kalıbı, X'in bazı gerçek yararlar sunduğunu, ancak aynı zamanda dezavantajları olabileceğini veya genellikle olumsuz görülebileceğini belirtir. X'in tamamen iyi olduğunu iddia etmek yerine dengeli bir görüş sunmaya yardımcı olur. Burada its, boredom sözcüğünü gösterir; benefits ise olumlu etkiler veya yararlar anlamındadır. Too başka bir noktayı ekler: can sıkıntısı yalnızca bir sorun değildir, bazı yönlerden yararlı da olabilir.
Alıştırma
Dengeli ifadeyi dersteki kalıpla tamamlayın: Working in a small team ____, even if decisions take longer.
Cevabı göster
has its benefits
as she explains to BBC Radio 4 program Naturebang.
3:36BBC Radio 4 programı Naturebang'e açıkladığı gibi.
Would us humans have invented bread or beer or fire, Dilbilgisi
3:42Eğer canımız sıkılmasaydı ve bunu bununla karıştırırsak dünyada ne olacağını merak etmeseydik,
you know, if we hadn't been bored and were wondering what on Earth would happen if we mix this with this, you know? Ton ve niyet
3:46biz insanlar ekmeği, birayı veya ateşi icat eder miydik?
Would ... have invented ... if ... hadn't been: farklı bir geçmiş hayal etmek
Bu soru gerçekleşmemiş bir geçmişi hayal eder: İnsanların gerçekten canı sıkılmıştır, ancak konuşan kişi bunun olmadığı başka bir tarih düşünür. İcatların yine de gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini sorar. Hayal edilen geçmiş sonucu için would have + geçmiş zaman ortacı, gerçek dışı geçmiş koşulu için if + had + geçmiş zaman ortacı kullanılır: Would ... have invented ... if ... hadn't been ...? Buradaki would have invented geleceği değil, farklı bir geçmişi anlatır.
Alıştırma
Hayal edilen farklı bir geçmişle ilgili soruyu tamamlayın. find ve not look kullanın: Would Leo ____ the key if he ____ under the sofa?
Cevabı göster
have found · hadn't looked
what on Earth: soruyu güçlendirmek
what on Earth ifadesinde on Earth, what soru sözcüğünü güçlendirir. Yaklaşık olarak 'dünyada ne' veya 'acaba ne' anlamına gelir ve güçlü merak, şaşkınlık, kafa karışıklığı ya da kızgınlık gösterebilir. Burada bir şeyleri karıştırmanın sonucu hakkındaki yoğun merakı gösterir. Bu kalıpta on Earth bir yer ifadesi değildir. Aynı güçlendirici başka soru sözcüklerinden sonra da gelebilir: who on Earth, where on Earth, why on Earth ve how on Earth.
Alıştırma
Sorunun güçlü bir şaşkınlık ifade etmesini sağlayan iki sözcüklü güçlendiriciyi yazın: Where ____ did my backpack go?
Cevabı göster
on Earth
Are all these sorts of inventions the mother of boredom? Deyimler
3:52Bütün bu tür icatlar sıkıntının anası mıdır?
the mother of boredom?: bir atasözünü eğlenceli biçimde tersine çevirme
The mother of boredom, Necessity is the mother of invention, yani «İhtiyaç icadın anasıdır» şeklindeki tanınmış sözün kalıbını kullanır. Bu sözde mother of, bir şeyin kaynağı veya nedeni anlamına gelir. Burada konuşmacı, icatların bunun yerine can sıkıntısına neden olup olmadığını eğlenceli bir şekilde sorar; ilişkiyi tersine çevirerek şaşırtıcı ve mizahi bir düşünce oluşturur. Bu, bu bağlam için bir defaya özgü yapılmış bir uyarlamadır; yerleşik bir atasözü değildir. Bir ifade tanınmış bir sözü çağrıştırıyor ama önemli kelimeleri değiştiriyorsa onu aslıyla karşılaştırın ve değişikliklerin oluşturduğu yeni düşünceyi bulun.
Alıştırma
The mother of boredom ifadesi bu cümlede ne yapıyor?
- Geleneksel bir atasözünün standart biçimini verir.
- Can sıkıntısının gerçek anlamda bir ebeveyni olduğunu söyler.
- İcatların can sıkıntısına yol açabileceğini anlatmak için tanınmış bir sözü eğlenceli biçimde yeniden şekillendirir.
Cevabı göster
İcatların can sıkıntısına yol açabileceğini anlatmak için tanınmış bir sözü eğlenceli biçimde yeniden şekillendirir.
But in this world of constant stimulation, Kalıp ifadeler
3:56Ancak sürekli uyarımın olduğu bu dünyada,
constant stimulation: duyular ve zihin için kesintisiz uyarım
Constant stimulation; bildirimler, sesler, videolar ve yeni bilgiler gibi duyuları veya zihni etkin tutan şeylerin kesintisiz biçimde gelmesi anlamına gelir. Constant, neredeyse hiç ara olmadığını vurgular. Burada stimulation, tek bir uyaranı değil, genel bir durumu veya deneyimi anlatır. Bu kelime öbeği teknoloji, dikkat, yoğun ortamlar ve modern yaşamın hızı hakkında konuşurken kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi «kesintisiz duyusal veya zihinsel girdi» anlamındaki iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: Notifications and short videos can create ____ all day.
Cevabı göster
constant stimulation
switching off: zihnen uzaklaşıp rahatlamak
Burada switching off, rahatlayabilmek için endişeleri, görevleri veya sürekli gelen bilgileri bir süre düşünmeyi bırakmak anlamına gelir. Bir cihazı kapatmak anlamında değildir. Switching off, is harder ifadesinin öznesi olarak kullanılan bir -ing öbeğidir. Kişiden söz edildiğinde, nesne olarak bir cihaz bulunmadığında ve bağlam zihinsel dinlenmeyle ilgili olduğunda switch off mecaz anlam taşır.
Alıştırma
Hangi cümlede switch off ‘zihnen rahatlamak’ anlamındadır?
- After homework, I draw for ten minutes to switch off.
- Before bed, I switch off the bedroom light.
- The timer switches the heater off at nine.
Cevabı göster
After homework, I draw for ten minutes to switch off.
harder than it's ever been: geçmişteki her zamandan daha zor
Harder than it's ever been, ‘şimdi geçmişteki herhangi bir zamandan daha zor’ anlamına gelir. Ever, geçmişteki tek bir anı değil, geçmişten bugüne kadar olan dönemin tamamını kapsar. Burada it's, it is değil it has ifadesinin kısaltmasıdır. Karşılaştırmanın tam biçimi harder than it has ever been olur. ‘Karşılaştırma biçimi + than + özne + has/have ever been’ yapısı, şu anki düzeyin önceki tüm zamanlardan daha uç olduğunu anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle bir şeyin şimdi geçmişteki herhangi bir zamandan daha zor olduğunu doğru biçimde anlatır?
- Making time to read is harder than it's ever been.
- Making time to read is hardest than it's ever been.
- Making time to read is harder than it ever be.
Cevabı göster
Making time to read is harder than it's ever been.
That's why we're constantly swiping and scrolling and looking for the next big thing and the new thing Notlar
4:01Bu yüzden sürekli ekranı kaydırıyoruz, iniyoruz, bir sonraki büyük şeyi ve yeni şeyi arıyoruz
That's why: belirtilmiş bir nedenden sonuca geçmek
That's why, daha önce verilmiş bir nedene gönderme yapar ve bu nedenin sonucunu tanıtır. Burada hiçbir şey yapmadan durmanın zor gelmesiyle ilgili önceki düşünce, ifadeden sonra anlatılan tekrarlı ekran kullanımına yol açar. Bilgi sırası şöyledir: neden. That's why + sonuç. Bu bir soru değil, neden-sonuç ilişkisi kuran bir ifadedir; why daha önce belirtilen nedeni gösterir.
Alıştırma
Bu dersteki ifadeyle neden-sonuç bağlantısını tamamlayın: The roads were icy. ____ school opened late.
Cevabı göster
That's why
swiping and scrolling: iki farklı ekran hareketi
swiping and scrolling ifadesi, biri daha fazla içerik ararken ekranda tekrarladığı iki hareketi anlatır. Bu fiiller, bir yerden başka bir yere genel olarak hareket etmeyi değil, ekranla etkileşimi belirtir. İki sözcük de -ing biçimindedir ve we're constantly ifadesinden sonra and ile bağlanır. Böylece hareketler, sürekli tekrarlanan tek bir göz atma alışkanlığının parçaları olur.
Alıştırma
Cümledeki swiping and scrolling ifadesini en iyi hangi açıklama karşılar?
- Bir cihazı bir odadan başka bir odaya taşımak.
- Hızlı parmak hareketleri kullanmak ve ekrandaki daha fazla içerikte ilerlemek.
- Sözcük yazmak ve sesli mesaj kaydetmek.
Cevabı göster
Hızlı parmak hareketleri kullanmak ve ekrandaki daha fazla içerikte ilerlemek.
the next big thing: geleceğin büyük başarısı olması beklenen şey
The next big thing, çok popüler, önemli veya etkili olması beklenen bir sonraki kişiyi, ürünü, fikri ya da eğilimi ifade eder. Buradaki big fiziksel büyüklüğü değil, etkiyi ve gördüğü ilgiyi anlatır. Bu cümlede ifade, insanların bir sonraki büyük akıma dönüşebilecek yeni şeyi sürekli aradığını gösterir. İfade çoğu zaman bir tahmin veya trendleri kovalama anlamı taşır.
Alıştırma
Cümleyi “gelecekte popüler veya önemli olacak bir başarı” anlamıyla tamamlayan ifadeyi seç: Many people think this tiny robot will be ____.
- the next big thing
- the big next thing
- the next large thing
Cevabı göster
the next big thing
get bored of things: ilgiden sıkılmaya geçmek
Get bored of things ifadesinde get bored, “sıkılmaya başlamak” veya “sıkılır hâle gelmek” anlamına gelir. Get bir değişimi gösterir: kişi daha önce ilgisini çeken veya dikkatini tutan şeylere olan ilgisini kaybeder. Sıkılma duygusunu yaşayan kişi bored sözcüğünden önce gelir; of ise kişinin ilgisini kaybettiği şeyi tanıtır. Quickly bu değişimin hızlı gerçekleştiğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi get + bored + of yapısının doğru biçimiyle tamamla: I often ____ games that repeat the same level.
Cevabı göster
get bored of
a kind of paradox: bir tür paradoks
Paradox, karşıt gerçekler içeriyor gibi görünen ama yine de doğru veya anlamlı olabilen bir durum ya da fikirdir. Burada can sıkıntısının hoş olmayan etkilerinden, daha fazla can sıkıntısına izin vererek kurtulmaya çalışmak ters bir yaklaşım gibi göründüğü için konuşmacı buna paradox diyor. A kind of sınıflandırmayı daha az kesin hâle getirir. Durumun paradoksa benzediğini veya bir bakımdan paradoks olduğunu belirtir. Paradox yalnızca bir problem değildir; önemli olan, yine de birbiriyle bağdaşabilecek fikirler arasındaki görünür çatışmadır.
Alıştırma
Hangi durum en iyi a kind of paradox olarak tanımlanabilir?
- Daha fazla seçeneğe sahip olmak seçim yapmayı zorlaştırabilir.
- Kilitli bir kapı için anahtar gerekir.
- Zor bir bulmacayı çözmek zaman alır.
Cevabı göster
Daha fazla seçeneğe sahip olmak seçim yapmayı zorlaştırabilir.
to get rid of this unpleasant state of boredom is actually to allow more boredom into your life. Notlar
4:09bu hoş olmayan sıkıntı halinden kurtulmak, aslında hayatınıza daha fazla sıkıntının girmesine izin vermektir.
to ... is actually to ...: bir hedefe ulaşmanın beklenmedik yolu
İlk to mastar öbeği hedefi belirtir: hoş olmayan can sıkıntısı durumundan kurtulmak. is sonrasındaki öbek ise konuşmacının bu hedefe ulaşmanın gerçek yolu olarak sunduğu şeyi belirtir: hayata daha fazla can sıkıntısının girmesine izin vermek. Bu dengeli kalıp, cümlenin bir tanım veya ana sonuç gibi duyulmasını sağlar. Actually, iki fikir arasında normalde beklenen ilişkiyi düzeltir. Can sıkıntısına daha fazla izin vermek ondan kurtulmanın tersi gibi göründüğünden, bu sözcük görünüşte karşıt olan eylemin hedefe giden gerçek yol olarak sunulduğunu gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede to ... is actually to ... nasıl bir ilişki ifade ediyor?
- İki eylem yalnızca zaman sırasına göre listelenir.
- Konuşmacı iki eylemin de gerçekleşemeyeceğini söyler.
- İkinci eylem, birinciyi gerçekleştirmenin gerçek ama beklenmedik yolu olarak sunulur.
Cevabı göster
İkinci eylem, birinciyi gerçekleştirmenin gerçek ama beklenmedik yolu olarak sunulur.
get rid of: istenmeyen bir şeyi kaldırmak veya ondan kurtulmak
Get rid of, istenmeyen bir şeyi kaldırmak, atmak ya da artık onun etkisinde kalmamak demektir. Burada istenmeyen şey this unpleasant state of boredom olduğundan, ifade bu duygudan kurtulmak anlamına gelir. get rid of ifadesini tek bir kalıp olarak düşünün: get rid of + isim veya zamir. Nesne of'tan sonra gelir; örneğin get rid of this unpleasant state.
Alıştırma
Cümleyi hedef üç kelimelik kalıpla tamamlayın: We need to ____ these broken chairs before the room can be used.
Cevabı göster
get rid of
Dr. Mann doubts humans would have invented things without the curiosity that comes from being bored.
4:15Dr. Mann, can sıkıntısından doğan merak olmasaydı insanların bir şeyleri icat edip edemeyeceğinden şüphe duyuyor.
an idea based on the famous proverb, necessity is the mother of invention,
4:24ünlü 'ihtiyaç icadın anasıdır' atasözüne dayanan bir fikir,
Boredom is the mother of invention: bilinen bir atasözünü yeniden biçimlendirme
Boredom is the mother of invention, bilinen Necessity is the mother of invention sözünü bilinçli olarak değiştirir. X is the mother of invention kalıbını korur ancak necessity yerine boredom kullanarak can sıkıntısının yaratıcı fikirlere yol açabileceği yönünde yeni bir iddia ortaya koyar. Burada mother mecazdır; bir kaynak ya da harekete geçirici neden anlamına gelir. Etki, eski sözün tanınmasına bağlıdır. Bu yüzden Boredom is the mother of invention geleneksel sabit ifade değil, esprili bir uyarlamadır.
Alıştırma
Boredom is the mother of invention bilinen atasözünü nasıl kullanır?
- X is the mother of invention kalıbını korur ve necessity yerine boredom kullanır.
- mother kelimesini gerçek bir aile ilişkisini anlatmak için kullanır.
- Geleneksel atasözünü genellikle söylendiği biçimiyle aynen verir.
Cevabı göster
X is the mother of invention kalıbını korur ve necessity yerine boredom kullanır.
an idiom meaning that if you really need to do something, Dilbilgisi
4:30bir şeyi yapmaya gerçekten ihtiyacınız varsa,
you will think of a way of doing it.
4:33onu yapmanın bir yolunu düşüneceğiniz anlamına gelen bir deyim.
if you really need ..., you will ...: birinci koşul cümlesi
if + present simple, will + fiilin yalın hâli kalıbına birinci koşul cümlesi denir. Gerçek veya gerçekleşmesi mümkün bir koşulu ve bu koşul oluştuğunda beklenen sonucu anlatır. Burada need if cümleciğinde, will think ise sonuç cümleciğindedir. Bu tanımda will, gelecekle ilgili bağımsız bir tahmin değildir. Bir yol düşünmeyi gerçekten harekete geçme ihtiyacına bağlar: ihtiyaç ortaya çıktığında kişinin bir çözüm bulması beklenir. Bu kalıpta if cümleciğinde normalde will kullanılmaz.
Alıştırma
Birinci koşul cümlesini leave ve arrive ile tamamlayın: If we ____ now, we ____ before dark.
Cevabı göster
leave · will arrive
Instead of fearing boredom: alternatif için instead of + -ing
Instead of, seçilmeyen seçeneği tanıtır. Cümlenin başındaki bu ifadede fearing boredom, konuşanın reddettiği tepkidir; ardından gelen ana cümle bunun yerine ne yapılacağını veya düşünüleceğini söyler. Of bir edat olduğu için instead of sonrasında bir eylem normalde -ing biçimini alır. instead of fear değil, instead of fearing kullanılır. Yaygın kalıp Instead of + -ing ifade, ana cümle şeklindedir.
Alıştırma
Worry fiilini doğru biçimde kullanın: Instead of ____ about the rain, we packed umbrellas.
Cevabı göster
worrying
we can open up to its benefits by switching off. Öbek fiiller
4:37şalteri kapatarak onun faydalarına açık olabiliriz.
open up to its benefits: faydalarını kabul etmeye istekli hâle gelmek
Bu cümlede open up to its benefits, can sıkıntısının faydalarını fark edip kabul etmeye istekli hâle gelmek demektir. Open up bir şeyi fiziksel olarak açmayı değil, tutumdaki değişimi anlatır. Kalıp open up to + isim veya -ing biçimidir. Buradaki to bir edattır: open up to new ideas ya da open up to trying a different approach denebilir.
Alıştırma
Cümleyi bu derste geçen ve "değerlendirmeye istekli hâle gelmek" anlamını taşıyan üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: At first, Mia disliked the plan, but she began to ____ its possible benefits.
Cevabı göster
open up to
Stopping worrying or thinking about something and relaxing.
4:41Bir şey hakkında endişelenmeyi veya düşünmeyi bırakıp rahatlamak.
Something we can definitely learn from our animal cousins. Deyimler
4:47Hayvan kuzenlerimizden kesinlikle öğrenebileceğimiz bir şey.
learn from our animal cousins: hayvanlar için aile benzetmesi
Animal cousins ifadesindeki cousins, evrim yoluyla insanlarla bağlantılı olan veya bizimle önemli özellikler paylaşan diğer hayvanlar için kullanılan samimi bir benzetmedir. İnsan ailesinin gerçek üyeleri anlamına gelmez. Learn from our animal cousins, hayvanları gözlemlemek ve davranışlarından yararlı dersler çıkarmak demektir. Bu benzetme, bilimi daha yakın ve ilgi çekici gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede our animal cousins ne anlama geliyor?
- Bir hayvan grubunun resmî bilimsel adı.
- Samimi bir benzetmeyle evrimsel akrabalarımız olarak sunulan hayvanlar.
- Konuşanın hayvan sahibi olan insan kuzenleri.
Cevabı göster
Samimi bir benzetmeyle evrimsel akrabalarımız olarak sunulan hayvanlar.
I think now's a good time to reveal the answer to my question, Kalıp ifadeler
4:51Sanırım sorumun cevabını açıklamak için şimdi iyi bir zaman,
now's a good time to: bir sonraki adımı önermek
Now's a good time to + fiilin yalın hâli, şu anın bir eylem için uygun olduğu anlamına gelir. Good burada zamanın keyifli olmasını değil, zamanlamanın uygunluğunu anlatır. Now's, now is ifadesinin kısaltmasıdır. Örnekte bu kalıp, konuşmayı yumuşakça bir sonraki adıma, yani cevabı açıklamaya geçirir.
Alıştırma
Şu anın uygun olduğunu belirten ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ water the plants before it gets hot.
Cevabı göster
Now's a good time to
You asked me to name the world's slowest animal, Dilbilgisi
4:56Benden dünyanın en yavaş hayvanını söylememi istemiştin,
asked me to name: ask + kişi + to + fiil
Asked me to name, ask + kişi + to + fiilin yalın hâli kalıbını izler. ask sonrasındaki kişi eylemi yapması beklenen kişidir; bu nedenle me, bir şeyin adını söylemesi gereken kişidir. Burada name, bir şeyin adını söylemek veya belirlemek anlamında kullanılan bir fiildir. Geçmiş zaman biçimi asked, daha önceki bir rica ya da yönlendirmeyi aktarır.
Alıştırma
Cümleyi geçmiş zaman ask + kişi + to + name kalıbıyla tamamlayın: The quiz host ____ a country in South America.
Cevabı göster
asked me to name
and I guessed it was the three-toed sloth.
4:59ve ben de üç parmaklı tembel hayvan olduğunu tahmin etmiştim.
three-toed sloths move so slowly that algae grows on their coats. Dilbilgisi
5:10üç parmaklı tembel hayvanlar o kadar yavaş hareket ederler ki kürklerinde yosun büyür.
With a top speed of...: azami hızı cümle başında vermek
With a top speed of + sayı, “azami hızı + sayı olan” anlamına gelir. Burada with, tembel hayvanların bir özelliğini tanıtır; “birlikte” anlamında değildir. Top speed, her an korudukları hızı değil, ulaşabilecekleri en yüksek hızı belirtir. Edat öbeğinin tamamı cümlenin başına geldiğinde, ana ifadeden önce hız verisini arka plan bilgisi olarak sunar. Per minute, “dakikada” demektir.
Alıştırma
Top speed içeren hedef With öbeğiyle cümleyi tamamlayın: ____ 180 kilometres per hour, the train can cover long distances quickly.
Cevabı göster
With a top speed of
so slowly that: dereceyi sonuca bağlamak
So + zarf + that + yan cümle, yüksek bir dereceyi bunun sonucuna bağlar. Slowly, tembel hayvanların nasıl hareket ettiğini anlatır; that ise hareket çok yavaş olduğu için gerçekleşen durumu tanıtır. Buradaki so, “bu yüzden” anlamındaki bağlaç değildir. So slowly ifadesini “o kadar yavaş ki...” anlamına gelen tek bir derece öbeği olarak okuyun. Bu yapı, so tired that örneğindeki gibi sıfatla da kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, aşırı bir derecenin sonuç doğurduğunu göstermek için so + zarf + that yapısını kullanır?
- The driver moved the bus slowly so that the passengers could look outside.
- The bus moved so slowly that we missed the start.
- The bus moved slowly, so we missed the start.
Cevabı göster
The bus moved so slowly that we missed the start.
Okay, let's recap the vocabulary we've learned from this program, Anlatım akışı
5:16Pekâlâ, bu programda öğrendiğimiz kelimeleri tekrarlayalım,
Okay, let's recap: kısa bir tekrara geçmek
Okay, let's recap, ana bölümden önemli noktaların kısa bir tekrarına geçildiğini gösterir. Okay bu değişimi belirtir; let's recap ise konuşan kişiyi ve dinleyicileri önceki içeriğe birlikte dönmeye davet eder. Recap, her ayrıntıyı tekrarlamak değil, ana noktaları daha kısa biçimde yeniden anlatmak demektir. Bu ifade, bir dersin, toplantının veya programın özet bölümüne geçtiğini anlamaya yardımcı olur.
Alıştırma
Herkesi önemli noktaları gözden geçirmeye davet eden ifadeyle geçişi tamamlayın: Okay, ____ the three safety rules before we leave.
Cevabı göster
let's recap
starting with the phrase kicking back,
5:20kicking back (dinlenmek, rahatlamak) ifadesiyle başlayarak,
The adjective industrious means hardworking.
5:26Industrious (çalışkan) sıfatı, çok çalışan anlamına gelir.
A colony is the name given to a group of certain animals,
5:30Colony (koloni), belirli hayvanların bir grubuna verilen isimdir,
Someone who is productive is able to produce a lot for the amount of resources they use.
5:36Productive (üretken) olan biri, kullandığı kaynak miktarı için çok fazla şey üretebilir.
The proverb necessity is the mother of invention means that if you really need to do something,
5:43Necessity is the mother of invention (ihtiyaç icadın anasıdır) atasözü, bir şeyi yapmaya gerçekten ihtiyacınız varsa,
And finally, to switch off means to stop worrying or thinking about something and relax.
5:50Ve son olarak, to switch off (şalteri kapatmak, kafayı boşaltmak), bir şey hakkında endişelenmeyi veya düşünmeyi bırakmak ve rahatlamak anlamına gelir.
our six minutes are up: ayrılan sürenin bittiğini söylemek
Our six minutes are up, program için ayrılan altı dakikalık sürenin bittiği anlamına gelir. Buradaki up bir yön belirtmez. be up kalıbında kullanılabilir sürenin tükendiğini ifade eder. Yaygın temel biçim Time is up. şeklindedir. Asıl cümlede minutes çoğul olarak ele alındığı için konuşan kişi are kullanır: Our six minutes are up.
Alıştırma
Bu dersteki iki sözcüklü ifadeyle süre sınırı cümlesini tamamlayın: Your ten minutes ____, so please put down your pencils.
Cevabı göster
are up
It must be time to sit down, close your eyes, and just do nothing. Ton ve niyet
5:59Oturup gözlerinizi kapatmanın ve hiçbir şey yapmamanın zamanı gelmiş olmalı.
It must be time to...: sonraki adımla ilgili güçlü bir çıkarım
It must be time to + fiilin yalın hâli yapısında must, duruma dayanan güçlü bir çıkarımı gösterir: işaretler, eylemi yapmanın doğru zamanının şimdi olduğunu düşündürür. Bu, başka bir kişiye verilen doğrudan bir emir değildir. Burada yapı, bir sonraki eylemi nazik ve şakacı bir biçimde sunar. sit down, close your eyes, and do nothing bölümünü, fiilin yalın hâlini kullanan başka bir eylemle değiştirebilirsiniz.
Alıştırma
Hedef yapıyla güçlü çıkarımı tamamlayın: The café is closing. ____ leave.
Cevabı göster
It must be time to