Gözünüzde uçuşan o şeyler nedir? - Michael Mauser: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, gözdeki uçuşan cisimlerin neden hareketli gölgeler gibi göründüğünü, bunların mavi alan entoptik fenomenindeki parlak noktalardan nasıl ayrıldığını ve olağan dışı uçuşmaların ne zaman acil tıbbi müdahale gerektirebileceğini açıklıyor. Sonuçta görmenin göz, zihin ve dış dünyanın ortak etkisiyle biçimlendiğini gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Have you ever noticed — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bilimsel bir açıklamaya ortak bir deneyim hakkında soru sorarak başlamayı öğrenin. Bu yöntem, olgunun adı ve işleyişi açıklanmadan önce dinleyicinin tanıdık bir gözlemi hatırlamasını sağlar. 2. If you've seen … you've experienced — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Dinleyicinin geçmişte görmüş olabileceği bir şeyi, o deneyimi bugün adlandıran kavramla present perfect kullanarak ilişkilendirin. Bu kalıp, tanımları ve gösterimleri kişisel deneyime bağlamak için kullanışlıdır. 3. depends just as much on … as it does on — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: İki etkenin bir sonuca eşit ölçüde katkıda bulunduğunu ifade edin. Bu dengeli karşılaştırma, algının dış dünyaya bağlı olduğu kadar insan biyolojisine ve zihnine de bağlı olduğunu açıkça anlatmayı sağlar.
Bu derste
Have you ever noticed something swimming in your field of vision? Notlar
0:06Görüş alanınızda yüzen bir şeyler hiç dikkatinizi çekti mi?
Have you ever noticed...?: ortak bir deneyimle konu açmak
Have you ever noticed...? dinleyicinin şu ana kadar herhangi bir zamanda belirli bir şeyi fark edip etmediğini sorar. Ever zaman aralığını genişletir; gözlemin tam olarak ne zaman yapıldığını sormaz. Bir konuşmanın başında bu soru, ortak olabilecek bir deneyimi hatırlatır ve konuya doğal bir geçiş sağlar. Gerçekten yanıt bekleyen bir soru olabilir; ancak çoğu zaman dinleyicileri açıklamadan önce deneyimi düşünmeye çağıran retorik bir soru olarak kullanılır.
Alıştırma
Ortak deneyime dayalı açılışı tamamlayın: Have ____ how the room sounds different when it is empty?
Cevabı göster
you ever noticed
field of vision: gözlerin görebildiği alan
Field of vision, belirli bir anda gözlerin görebildiği alanın tamamı, yani görüş alanı demektir. Buradaki field tarla değil, kapsam veya alan anlamındadır. Bu ifade, bakılan tam noktanın dışındaki bölgeler de dâhil olmak üzere görülebilen alanın sınırlarına odaklanır. Görme, tıp, sürüş güvenliği ve görsel donanım konularında sık kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrenilen ve “bir kişinin görebildiği alanın tamamı” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The mask narrows the diver's ____.
Cevabı göster
field of vision
It may look like a tiny worm or a transparent blob. Dilbilgisi
0:10Küçük bir solucana ya da şeffaf bir lekeye benzeyebilir.
may look like: belirsiz bir görünüş karşılaştırması
may look like ifadesinde may, betimlemenin kesin değil olası olduğunu gösterir; look like ise görsel benzerliği anlatır. Nesne küçük bir solucana ya da şeffaf bir kütleye benzeyebilir, ancak konuşan kişi onun gerçekte ne olduğunu söylememektedir. Yalnızca görünüş kesin bir sonuca varmaya yetmediğinde temkinli bir gözlem yapmak için may look like + isim öbeği yapısını kullanın.
Alıştırma
Hangi cümle, şeklin gerçekte ne olduğunu ileri sürmeden görünüşünü temkinli biçimde anlatır?
- The shape looks like a fish, so it is definitely a fish.
- The shape must be a fish because it looks similar.
- The shape may look like a fish, but it could be a leaf.
Cevabı göster
The shape may look like a fish, but it could be a leaf.
And whenever you try to get a closer look, it disappears, Notlar
0:14Ve ne zaman daha yakından bakmaya çalışsanız, ortadan kaybolur,
whenever: bir şey her gerçekleştiğinde
Burada whenever, tekrar eden bir zaman koşulu başlatır: ne zaman daha yakından bakmaya çalışsan aynı sonuç ortaya çıkar; nesne kaybolur. Whenever + geniş zamanlı yan cümle, ana cümle kalıbında geniş zaman, tek bir olayı değil düzenli bir tepkiyi anlatabilir. Whenever, “her seferinde” anlamını açıkça verir.
Alıştırma
Cümleyi açıkça “her seferinde” anlamına gelen bağlaçla tamamlayın: ____ the school bell rings, everyone leaves the playground.
Cevabı göster
Whenever
get a closer look: daha yakından ve net görmek
Get a closer look, yaklaşmak ya da başka bir yolla daha net ve ayrıntılı bir görüş elde etmek demektir. Burada look bir isimdir, closer bu ismi niteler ve get net görebilmek için gereken fırsatı ya da konumu elde etmeyi anlatır. Yakınlık fiziksel olabilir veya yalnızca ayrıntılara daha fazla dikkat etmek anlamına gelebilir. Bu cümlede ifade, nesneyi daha net görme çabasını anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle, konuşanın küçük etiketi daha net görmek istediğini doğal biçimde anlatır?
- Can I get a more close look at the tiny label?
- Can I get a closer look at the tiny label?
- Can I look more close at the tiny label?
Cevabı göster
Can I get a closer look at the tiny label?
only to reappear as soon as you shift your glance. Dilbilgisi
0:17sadece bakışınızı değiştirdiğiniz anda yeniden ortaya çıkar.
only to reappear: beklenmedik bir sonuç
Only to reappear, daha sonra olanı beklenmedik, ironik veya can sıkıcı bir sonuç olarak sunar: nesne kaybolur, ancak sonuçta yeniden ortaya çıkar. Buradaki only, ilk olayın beklenebilecek yönde ilerlemediği hissini ekler. Kalıp ana cümle + only to + fiilin yalın hâlidir. Önceki eylemin amacını değil, daha sonra gerçekleşen sonucu anlatır.
Alıştırma
Cümleyi beklenmedik bir sonucu anlatan iki sözcüklü kalıpla tamamlayın: Amir opened the cookie jar, ____ find it empty.
Cevabı göster
only to
as soon as: olayları hemen gerçekleşen bir sırayla bağlamak
“As soon as”, hemen ardından gelen olay için zaman işareti görevi gören olayı tanıtır. Burada bakışın kaydırılmasının hemen ya da neredeyse hemen ardından nesne yeniden belirir. İki olayı neden ilişkisiyle değil, zaman bakımından birbirine bağlar. X happens as soon as Y happens kalıbında X, Y gerçekleştiği anda ya da hemen sonrasında olur.
Alıştırma
“Gerçekleştiği anda ya da hemen ardından” anlamındaki as ... as zaman ifadesiyle cümleyi tamamlayın: I'll call you ____ I arrive.
Cevabı göster
as soon as
don't go rinsing out: düşünmeden yapılan bir eyleme karşı uyarı
“Don't go + verb-ing”, birini bir şeye başlamaması ya da düşünmeden bir şey yapmaması için uyarmanın konuşma diline özgü bir yoludur. Bu kalıpta go bir yere gitmek anlamına gelmez; ardından gelen eylemi kişinin girişmemesi gereken bir şey olarak sunar. Rinse out, bir şeyi sıvıyla iyice yıkamak veya durulamak demektir. Burada konuşan kişi, dinleyiciyi gözlerini yıkayarak tepki vermemesi için uyarıyor.
Alıştırma
Uyarıyı tamamlamak için go ve press fiilinin -ing biçimini kullanın: Don't ____ every button on the control panel.
Cevabı göster
go pressing
What you are seeing is a common phenomenon known as a floater. Notlar
0:23Gördüğünüz şey göz uçuşması olarak bilinen yaygın bir fenomendir.
What you are seeing is ...: özne olarak kullanılan what yan tümcesi
What you are seeing is ... yapısında what you are seeing yan tümcesi “görmekte olduğunuz şey” anlamına gelir. Yan tümcenin tamamı cümlenin öznesidir; what burada soru sormaz. Bu kalıp önce gözlemlenen şeyi gösterir, ardından is ile onu tanımlar. Bir olguyu açıklarken What you are hearing is ... ve What you are feeling is ... gibi yapıları da kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Hangi cümlede what yan tümcesi özne olarak kullanılıp ardından sesin ne olduğu belirtiliyor?
- What you are hearing is an echo.
- An echo is what you might hear in a tunnel.
- Are you hearing an echo?
Cevabı göster
What you are hearing is an echo.
known as: bir ad veya terim belirtmek
Known as, “adlandırılan” veya “bu adla bilinen” anlamına gelir. Bu cümlede known as a floater, phenomenon sözcüğünü niteler ve olgunun yaygın adını verir; bir kişinin bu olguyu bildiği anlamına gelmez. Burada known as, kısaltılmış bir ilgi yan cümlesinin parçasıdır: a phenomenon known as a floater, a phenomenon that is known as a floater ile aynı anlamdadır. as sonrasında ad, unvan, kimlik veya terim gelir.
Alıştırma
Cümleyi doğru tamamlayan ifadeyi seçin: This device is commonly ____ a solar tracker.
- known for
- known by
- known as
Cevabı göster
known as
a floater: görüş alanında sürüklenen bir şekil
Burada a floater, kişinin görüş alanında sürükleniyormuş gibi görünen küçük bir nokta, iplik veya gölgeyi ifade eder. Float fiilinden türetilmiş bir isimdir ve göz sağlığı bağlamlarında özel bir anlam taşır. Bu ad, görüntünün hareket ediyormuş gibi görünmesini anlatır; bir böceğin ya da gözün dışındaki bir nesnenin gerçekten kişinin önünde yüzdüğü anlamına gelmez.
Alıştırma
Göz sağlığıyla ilgili bir yazıda a floater ne anlama gelir?
- Suyun yüzeyinde kalan bir kişi
- Kişinin gözünün içinde gerçekten uçan bir böcek
- Kişinin görüş alanında sürükleniyormuş gibi görünen küçük bir şekil
Cevabı göster
Kişinin görüş alanında sürükleniyormuş gibi görünen küçük bir şekil
muscae volitantes, Latin for flying flies: Latince bir ad ve İngilizce açıklaması
Muscae volitantes Latince bir bilimsel addır; sıradan bir İngilizce ifade değildir. Kısa X, Latin for Y kalıbı, X'in Latince olduğunu ve Y'nin bu ifadenin İngilizcedeki kelimesi kelimesine anlamını verdiğini gösterir. Burada flying flies, adın anlamını açıklar. Bu ad, gözde uçuşan cisimlerin hareket eden küçük sineklere benzeyebilmesini yansıtır; nesnelerin gerçekten böcek olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Latin for flying flies ifadesi cümlede ne işe yarar?
- Muscae volitantes ifadesinin İngilizcedeki kelimesi kelimesine anlamını verir.
- Nesneleri gerçek sinekler olarak tanımlar.
- İngilizce farklı bir tıbbi tanı sunar.
Cevabı göster
Muscae volitantes ifadesinin İngilizcedeki kelimesi kelimesine anlamını verir.
And true to their name, they can be somewhat annoying. Deyimler
0:34Ve ismine sadık kalarak, biraz sinir bozucu olabilirler.
true to their name: adın çağrıştırdığı özelliğe uygunluk
True to their name, anlatılan davranışın ya da özelliğin adın çağrıştırdığı şeyle uyuştuğunu belirtir. Adın kendisinin gerçekten doğru olduğu anlamına gelmez. Burada ad, sinekleri çağrıştırır ve biraz can sıkıcı olmak bu çağrışımla örtüşür. İfade, adı sonraki açıklamaya bağlar ve hafif bir mizah katar.
Alıştırma
Kafenin özelliğinin adının çağrıştırdığı şeyle uyuştuğunu belirten dört kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The Tiny Café has only four tables. ____, it really is tiny.
Cevabı göster
True to its name
But they're not actually bugs or any kind of external objects at all. Dilbilgisi
0:37Ama aslında onlar böcek veya herhangi bir dış nesne falan değildir.
not actually ... at all ile güçlü bir düzeltme
Not actually bir varsayımı düzeltir: doğru gibi görünebilen bir şey aslında doğru değildir. At all, olumsuzluğu “hiçbir şekilde” ya da “kesinlikle” anlamıyla güçlendirir; burada “her şey” anlamına gelmez. Bu cümlede olumsuzluk hem bugs hem de any kind of external objects ifadelerini kapsar. At all tüm reddi güçlendirir; bu nedenle düzeltme, yalnızca bunların böcek olmadığını söylemekten daha güçlüdür.
Alıştırma
Yanlış izlenimi düzeltmek için not actually ... at all kullanın: The package is ____ heavy ____; it weighs only 100 grams.
Cevabı göster
not actually · at all
Rather, they exist inside your eyeball. Anlatım akışı
0:41Aksine, göz kürenizin içinde var olurlar.
Rather, ile reddedilen bir açıklamayı değiştirmek
Cümle başındaki Rather, az önce reddedilen bir düşünceye gönderme yapar ve onun yerine daha doğru bir açıklama getirir. Burada açıklamayı dışarıdaki bir nesneden, uçuşan cisimlerin gerçek konumuna, yani göz küresinin içine taşır. Bu kullanım bilgiyi “A değil; B” biçiminde düzenler. Rather, burada bir düzeltme işaretidir; “oldukça” anlamındaki derece belirten rather değildir.
Alıştırma
Hangi cümle, reddedilen bir açıklamanın yerine daha doğru bir açıklama getirmek için cümle başında Rather, kullanıyor?
- Rather than use the map, we asked for directions.
- The map is rather detailed, so it takes time to read.
- The map is not upside down. Rather, we are looking at it from the south.
Cevabı göster
The map is not upside down. Rather, we are looking at it from the south.
Floaters may seem to be alive since they move and change shape, Dilbilgisi
0:45Uçuşan cisimler hareket edip şekil değiştirdikleri için canlıymış gibi görünebilirler,
Görünüş ile gerçeği karşılaştıran may seem to be ... but ...
may seem to be alive bir gerçeği değil, oluşabilecek bir izlenimi anlatır. may bu izlenimi belirsiz kılar, seem to be ise bunun bir görünüş olduğunu belirtir. since ile başlayan yan cümle bu izlenimin neden oluştuğunu açıklar. but they are not alive ardından izlenimi düzelten gerçeği verir. Yeniden kullanılabilen may seem to be ..., but ... kalıbı önce bir şeyin nasıl göründüğünü kabul eder, sonra gerçeğin farklı olduğunu belirtir.
Alıştırma
may seem to be ... but ... kalıbını tamamlayın: The floor ____ wet, but it is only reflecting the blue lights.
Cevabı göster
may seem to be
Floaters are tiny objects that cast shadows on the retina, Kalıp ifadeler
0:50Uçuşan cisimler, retinaya gölge düşüren minik nesnelerdir.
cast shadows on: bir yüzeye gölge düşürmek
cast shadows on ifadesindeki cast, “fırlatmak” değil, “yansıtmak” veya “ortaya çıkmasına neden olmak” anlamındadır. Bu ifade, bir nesnenin ışığı engelleyerek bir yüzeyde gölge oluşturduğunu anlatır. Kalıp şöyledir: nesne + cast/casts + a shadow/shadows + on + yüzey. Bu cümlede küçük nesneler retinanın üzerine gölge düşürür; görmeyi etkileyen şey bu gölgelerdir.
Alıştırma
Cümleyi çoğul özneye uygun cast shadows on biçimiyle tamamlayın: At sunset, the tall trees ____ the road.
Cevabı göster
cast shadows on
the light-sensitive tissue at the back of your eye. Kelime
0:54Retina, gözünüzün arkasındaki ışığa duyarlı dokudur.
light-sensitive tissue: isimden önce kullanılan birleşik sıfat
Light-sensitive, “ışığı algılayabilen veya ışığa tepki verebilen” anlamına gelir. Tissue sözcüğünü niteler; dolayısıyla light-sensitive tissue, ışığa tepki veren doku demektir. Burada sensitive, duygusal değil, fiziksel bir tepkiyi anlatır. Bir isimden önce kullanıldığında light ve sensitive kısa çizgiyle birleştirilip tek bir sıfat gibi görev yapar. Bu kısa isim + -sensitive kalıbı bilimsel açıklamalarda yaygındır; heat-sensitive material buna bir örnektir.
Alıştırma
light + sensitive sözcüklerini tek bir sıfat oluşturacak şekilde birleştirerek cümleyi tamamlayın: The lab stores the ____ film in a dark box.
Cevabı göster
light-sensitive
They might be bits of tissue, red blood cells, Kalıp ifadeler
0:57Bunlar doku parçacıkları, kırmızı kan hücreleri,
bits of tissue ... clumps of protein: doku parçacıkları ve protein kümeleri
Bits of tissue, küçük ve düzensiz doku parçalarını ya da az miktarda dokuyu ifade eder. Clumps of protein ise malzemenin bir araya gelmesi veya birbirine yapışmasıyla oluşan protein kümelerini ifade eder. Bu yapılarda bits ve clumps, parça ya da miktar bildiren isimler olarak işlev görür ve sayılamayan veya düzensiz biçimli bir maddeye sayılabilir birim kazandırır. Küçük ve ayrı parçalar önemliyse bits, bir araya gelmiş yumrulu biçim önemliyse clumps kullanılır.
Alıştırma
Islandıktan sonra birbirine yapışıp küçük yumrular oluşturan unu en iyi hangi cümle anlatır?
- The bag contained drops of damp flour.
- The bag contained clumps of damp flour.
- The bag contained bits of damp flour.
Cevabı göster
The bag contained clumps of damp flour.
the gel-like liquid that fills the inside of your eye,
1:06yani gözünüzün içini dolduran jel benzeri sıvının içinde,
suspended within the vitreous humor: vitreus içinde asılı halde
Suspended within, çok küçük nesnelerin bir yüzeye sabitlenmek veya dibe çökmek yerine bir sıvının ya da jelin içinde tutulması veya dağılmış durumda bulunması demektir. Burada suspended fiziksel bir durumu anlatır; bir etkinliğin geçici olarak durdurulduğu anlamına gelmez. Vitreous humor, gözün içindeki saydam ve jel benzeri madde, yani vitreustur. Bu anatomi teriminde humor, vücut sıvılarıyla ilgili eski bir tıbbi anlam taşır; günlük dildeki komik olma anlamını taşımaz.
Alıştırma
Hangi cümlede suspended, örnektekiyle aynı fiziksel anlamda kullanılmıştır?
- Fine particles were suspended within the solution.
- The hearing was suspended until Monday.
- The player was suspended for one game.
Cevabı göster
Fine particles were suspended within the solution.
floaters drift along with your eye movements Kalıp ifadeler
1:09uçuşan cisimler göz hareketlerinizle birlikte sürüklenir
drift along with: başka bir hareketi izleyerek yavaşça sürüklenmek
Drift along with, bir nesnenin başka bir hareket tarafından taşınarak veya yönlendirilerek, yolunu tam olarak kontrol etmeden yavaşça hareket etmesi demektir. Bu cümlede, gözler hareket ettikçe uçuşan cisimlerin konumu da değişir; hızlı hareket etmezler ve yönlerini kendileri seçmezler. drift along with + isim yapısı, akıntıyı, hava akımını, kalabalığı veya başka bir hareketi izleyen bir şeyi anlatabilir. Buradaki along with yalnızca “yanı sıra” anlamına gelmez; başka bir hareketi takip etme ilişkisini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi, akıntıyla birlikte yavaşça hareket etmek anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Without anyone steering, the small boat began to ____ the current.
Cevabı göster
drift along with
and seem to bounce a little when your eye stops.
1:11ve gözünüz durduğunda biraz zıplıyor gibi görünürler.
Floaters may be only barely distinguishable most of the time. Kelime
1:15Uçuşan cisimler çoğu zaman zar zor fark edilebilirler.
barely distinguishable: ancak güçlükle ayırt edilebilir
Barely distinguishable, bir şeyin hâlâ ayırt edilebildiğini veya fark edilebildiğini, ancak bunun çok zor ve ancak mümkün olduğunu belirtir. Barely, ayırt edilebilirlik derecesini sıfırın hemen üzerine indirir; “çok” veya “açıkça” anlamına gelmez. Distinguishable, görülen veya duyulan şeylerin yanı sıra iki nesne, sinyal ya da fikir arasındaki farklar için de kullanılabilir. Bu ifade, bir fark bulunduğunda ancak bu fark algı sınırına yakın olduğunda kullanışlıdır.
Alıştırma
İki imza arasında gözle görülebilen çok küçük bir fark vardır. Hangi cümle onları doğru şekilde tanımlar?
- They are clearly distinguishable.
- They are indistinguishable.
- They are barely distinguishable.
Cevabı göster
They are barely distinguishable.
They become more visible the closer they are to the retina, Dilbilgisi
1:19Retinaya yaklaştıkça daha görünür hale gelirler,
the closer they are to the retina: sonucun önce geldiği orantılı karşılaştırma
Burada the closer they are to the retina, “retinaya olan uzaklıkları azaldıkça” demektir. the + comparative yapısı bağlantılı iki değişimi anlatır: bir derece değiştiğinde diğeri de onunla birlikte değişir. Cümle sonucu önce verir: They become more visible the closer.... Daha tam ve yaygın sıralama The closer they are to the retina, the more visible they become. şeklindedir. İlk the, belirli bir “daha yakın şey”i göstermez; orantılı karşılaştırma kalıbının bir parçasıdır.
Alıştırma
Cümleyi “yaklaştıkça” anlamına gelen orantılı karşılaştırma ifadesiyle tamamlayın: The music sounds louder ____ we get to the stage.
Cevabı göster
the closer
just as holding your hand closer to a table with an overhead light Anlatım akışı
1:22tıpkı tepeden vuran bir ışığın altında elinizi masaya yaklaştırmanın
will result in a more sharply defined shadow. Kalıp ifadeler
1:26daha keskin hatlı bir gölgeyle sonuçlanması gibi.
just as: bir açıklamada benzetme başlatmak
Burada just as, “aynı şekilde” anlamına gelir ve bir benzetme başlatır. İlk bölüm retinaya yakınlığın görünürlüğü nasıl değiştirdiğini anlatır; el ve gölge örneği de benzer biçimde işleyen, tanıdık bir ilişki sunar. Açıklayıcı metinlerde just as, bilinmeyen bir fikri tanıdık bir durumla bağlayarak bilgiyi düzenler. Bu cümlede “tam o anda” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede just as iki durumu benzetme yoluyla birbirine bağlar?
- I reached the station just as the train left.
- A lens focuses light, just as a magnifying glass does.
- The lens was placed beside the magnifying glass.
Cevabı göster
A lens focuses light, just as a magnifying glass does.
will result in: gelecekteki bir sonucu ifade etmek
“Will result in”, “neden olacak” veya “ortaya çıkaracak” anlamına gelir. Neden ya da eylem result in ifadesinden önce, sonuç ise in’den sonra gelir. Bu cümlede eli yaklaştırmak nedendir; sınırları daha net olan gölge ise sonuçtur. Beklenen gelecekteki bir sonucu açıklamak için neden ya da eylem + will result in + sonuç yapısını kullanın.
Alıştırma
Cümleyi result ile başlayan ve “neden olmak” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: Long periods of heavy rain can ____ flooding.
Cevabı göster
result in
sharply defined shadow: kenarları net ve belirgin bir gölge
“A sharply defined shadow”, dış hatları net ve belirgin olan bir gölgedir. Sharply, defined sözcüğünü niteler ve sınırların açık olduğu anlamını güçlendirir; sivri bir nesneyi veya ani bir hareketi anlatmaz. Sharply defined + isim yapısı, gölge veya dış hat gibi görünür kenarları ve ayrıca çok belirgin bir ayrımı ya da sınırı anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümle gölgenin net ve belirgin kenarları olduğunu söyler?
- The lamp cast a very dark shadow on the wall.
- The lamp cast a sharply defined shadow on the wall.
- The lamp cast a faint shadow on the wall.
Cevabı göster
The lamp cast a sharply defined shadow on the wall.
And floaters are particularly noticeable when you are looking at a uniform bright surface, Kelime
1:29Ve uçuşan cisimler özellikle düz ve parlak bir yüzeye bakarken daha çok fark edilir,
particularly noticeable: özellikle kolay fark edilir
Noticeable, görülmesi veya algılanması kolay demektir; particularly ise dereceyi güçlendirir. Birlikte özellikle kolay fark edilir anlamına gelir. Bu cümlede ifade, gözde uçuşan cisimlerin belirtilen bakış koşulunda daha çok öne çıktığını anlatır. Ne kadar kolay algılandıklarını belirtir; önemli veya dikkate değer oldukları yönünde bir değerlendirme yapmaz.
Alıştırma
“Özellikle kolay görülen” anlamındaki iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The scratch is ____ in direct sunlight.
Cevabı göster
particularly noticeable
a uniform bright surface: uniform yüzeyin her yerinde eşit demektir
Burada uniform, a uniform bright surface isim grubunda sıfat olarak kullanılır. Yüzeyin her yerinde büyük ölçüde aynı olduğunu, özellikle parlaklık veya görünüm bakımından belirgin lekeler ya da desen farklılıkları bulunmadığını anlatır. Bright da surface sözcüğünü niteler. Uniform ayrıca a school uniform örneğinde olduğu gibi standart kıyafet anlamına gelen bir isim olabilir. Buradaki dil bilgisi yapısı bu değildir: a tüm isim grubunu başlatır, uniform ise surface sözcüğünü niteler.
Alıştırma
Hangi cümlede uniform, bir alanın her yerinde eşit ve tutarlı anlamındadır?
- The wall has a uniform gray color from edge to edge.
- Leo put on his school uniform before class.
- The band designed a new uniform for the parade.
Cevabı göster
The wall has a uniform gray color from edge to edge.
like a blank computer screen, snow, or a clear sky,
1:34boş bir bilgisayar ekranı, kar veya berrak bir gökyüzü gibi,
where the consistency of the background makes them easier to distinguish. Dilbilgisi
1:38çünkü arka planın tutarlılığı onları ayırt etmeyi kolaylaştırır.
makes them easier to distinguish: make + nesne + easier + to'lu mastar
makes them easier to distinguish ifadesinde make fiilini bir nesne (them), karşılaştırma sıfatı (easier) ve to'lu mastar (to distinguish) izler. Bu kalıp, arka planın bu nesneleri ayırt etme zorluğunu azalttığını anlatır; them ayırt edilen şeyleri gösterir, ayırt eden kişiyi değil. make + nesne + easier/harder + to'lu mastar kalıbını, bir koşulun bir eylemin zorluğunu nasıl değiştirdiğini göstermek için kullanabilirsiniz.
Alıştırma
easy sözcüğünün karşılaştırma biçimini ve follow fiilini kullanarak cümleyi hedef kalıpla tamamlayın: Clear headings make the instructions ____.
Cevabı göster
easier to follow
The brighter..., the more...: bağıntılı karşılaştırma yapısı
the + karşılaştırma..., the + karşılaştırma... yapısı, değişen iki miktarı veya dereceyi birbirine bağlar: biri değiştikçe diğeri de onunla birlikte değişir. Burada daha fazla parlaklık, göz bebeğinin daha fazla kasılmasıyla bağlantılıdır; yani ışık parlaklaştıkça göz bebeği daha çok kasılır. the sözcüğünün iki kullanımı da bu bağıntılı karşılaştırma kalıbının sabit parçalarıdır; sıradan belirli tanımlık değildir. İkinci bölümde more, your pupil öznesinden önce gelmesine rağmen göz bebeğinin ne kadar kasıldığını belirtir.
Alıştırma
Her iki bölümü tamamlamak için early ve short sözcüklerinin karşılaştırma biçimlerini kullanın: To avoid rush-hour traffic, the ____ we leave, the ____ the journey will be.
Cevabı göster
earlier · shorter
This has an effect similar to replacing a large diffuse light fixture Notlar
1:46Bu, büyük ve dağınık ışık veren bir aydınlatma armatürünü
an effect similar to: benzer sonuçları karşılaştırmak
Have an effect similar to, “başka bir şeyin sonucuna benzeyen bir sonuç üretmek” anlamına gelir. Burada ifade, This sözcüğünün belirttiği göz bebeğinin küçülmesi etkisini ışık kaynağını değiştirmenin etkisiyle ilişkilendirir. similar to ifadesinden sonra karşılaştırılan şeyi belirten bir isim, zamir veya -ing yapısı kullanılabilir. Similar, konuşulan önemli yönden benzerlik belirtir; tamamen aynı olma anlamına gelmez.
Alıştırma
Yeni bir ayar, görüntünün parlaklığı azaltılmış bir görüntüye çok benzemesini sağlıyor ama sonuç tamamen aynı değil. Bu anlamı hangi cümle ifade eder?
- This setting has an effect because of lowering the brightness.
- This setting has the same effect as lowering the brightness.
- This setting has an effect similar to lowering the brightness.
Cevabı göster
This setting has an effect similar to lowering the brightness.
with a single overhead light bulb,
1:50tek bir tepe lambası ile değiştirmeye benzer bir etki yaratır,
replace A with B: önce eski öğe, with sonrasında yeni öğe
Replace A with B, A'yı kaldırmak veya kullanmayı bırakmak ve yerine B'yi koymak anlamına gelir. Cümlede a large diffuse light fixture eski kaynak olan A, a single overhead light bulb ise yeni kaynak olan B'dir. Fiil replacing biçimindedir çünkü -ing yapısının tamamı similar to ifadesinden sonra gelir ve karşılaştırılan eylemi belirtir. Bu, değiştirme yönünü tersine çevirmez: with yine yeni öğeyi tanıtır.
Alıştırma
Cümleyi replace A with B yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Yesterday, we ____ the broken screen ____ a new one.
Cevabı göster
replaced · with
which also makes the shadow appear clearer. Dilbilgisi
1:52bu da gölgenin daha net görünmesini sağlar.
makes the shadow appear clearer: make + nesne + fiilin yalın hâli
makes the shadow appear clearer yapısında makes fiilinden sonra the shadow nesnesi ve to almayan yalın fiil appear gelir. Bu nedenle appear öncesinde to kullanılmaz. Burada appear “ortaya çıkmak” değil, “görünmek” anlamında bir bağ fiilidir; clearer ise gölgenin nasıl algılandığını anlatır. make + nesne + appear + sıfat yapısı, gözlemlenen görünüme odaklanır. Nesnenin kendisinin kalıcı olarak değiştiğini kesin olarak belirtmez.
Alıştırma
Cümleyi appear fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Bright paint makes the hallway ____ wider.
Cevabı göster
appear
There is another visual phenomenon that looks similar to floaters, Anlatım akışı
1:56Uçuşan cisimlere benzeyen başka bir görsel fenomen daha vardır,
looks similar to ..., but is in fact unrelated: benzerliğin ardından düzeltme
İlgi cümleciği önce olgunun looks similar to floaters olduğunu söyleyerek birinin bu ikisini neden karıştırabileceğini kabul eder. Ardından but temel düzeltmeye geçer ve in fact gerçeğin ilk izlenimden farklı olduğunu vurgular. Burada unrelated, iki olgunun ilgili neden veya kategori bakımından bağlantılı olmadığı anlamına gelir; görsel benzerliklerini ortadan kaldırmaz. Yüzeysel benzerliğin ardından gerçeklere dayalı bir düzeltme sunan bu yapı, açıklayıcı metinlerde kolayca karıştırılan düşünceleri ayırmaya yardımcı olur.
Alıştırma
Hangi cümle önce yüzeysel bir benzerliği kabul edip ardından iki şeyin bağlantılı olduğu düşüncesini düzeltir?
- The two symbols are related, so their similar shape is not surprising.
- The two symbols look different, but they have the same origin.
- The two symbols look similar, but they are in fact unrelated.
Cevabı göster
The two symbols look similar, but they are in fact unrelated.
If you've seen tiny dots of light darting about when looking at a bright blue sky, Notlar
2:02Parlak mavi bir gökyüzüne bakarken etrafta uçuşan minik ışık noktaları gördüyseniz,
darting about: değişen yönlerde hızlı hareket
Burada darting, dart fiilinin -ing biçimidir; sivri uçlu küçük bir nesne olan “dart” anlamındaki isim değildir. Dart fiil olarak çok hızlı ve ani hareket etmek demektir. About, farklı ve sabit olmayan yönlerde hareket etme anlamını ekler. Bu nedenle noktalar, tek bir yol boyunca yavaşça ilerlemek yerine orada burada kısa ve hızlı hareketler yapıyor gibi görünür.
Alıştırma
Hangi cümle darting about ifadesini farklı yönlerde hızlı hareketi anlatmak için kullanıyor?
- The boat was moving steadily toward the harbor.
- Tiny fish were darting about in the shallow water.
- The cat remained asleep on the sofa.
Cevabı göster
Tiny fish were darting about in the shallow water.
you've experienced what is known as the blue field entoptic phenomenon. Kelime
2:06mavi alan entoptik fenomeni olarak bilinen şeyi deneyimlemişsinizdir.
If you've seen ... you've experienced: bir deneyimi kavramla ilişkilendirmek
You've seen ve you've experienced ifadelerinin ikisi de present perfect yapıdadır: have ve past participle. Deneyimin geçmişte tam olarak ne zaman gerçekleştiğini belirtmeden, şu ana kadar yaşanıp yaşanmadığını gösterirler. If yan cümlesi tanıdık bir deneyimi anlatır, ana cümle de bu deneyimin hangi kavrama karşılık geldiğini söyler. Bu kalıbı, bir kişinin görmüş, yapmış veya hissetmiş olabileceği bir şeyi bir ad, kategori ya da açıklamayla ilişkilendirmek için kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Ana cümleyi experience fiilinin present perfect biçimiyle tamamlayın: If you've felt the plane shake in rough air, ____ turbulence.
Cevabı göster
you've experienced
the blue field entoptic phenomenon: mavi alan entoptik fenomeni
Mavi alan entoptik fenomeni, açık mavi bir gökyüzü gibi parlak mavi bir alana baktığınızda küçük parlak noktaların hızla hareket ediyor gibi göründüğü bir görsel etkidir. Bu noktalar gözün dışındaki parlak nesnelerden değil, gözün içindeki süreçlerden kaynaklanır. Bu terimde entoptik, gözün içinde ortaya çıkan anlamına gelir; mavi alan ise mavi renkli bir tarla değil, görüş alanınızdaki parlak mavi bir bölümdür. Gözde uçuşan cisimlerle tek bağlantısı, her ikisinin de göz içindeki yapılar veya süreçlerle ilgili görsel etkiler olmasıdır. Aynı fenomen değildirler ve nedenleri farklıdır.
Alıştırma
the blue field entoptic phenomenon terimi neyi anlatır?
- Bir kişinin görüşündeki bütün koyu uçuşan cisimlerin genel adı.
- İçinde çok sayıda ışık bulunduğu için mavi görünen bir tarla.
- Gözün içinde ortaya çıkan ve parlak mavi bir görüntü üzerinde küçük parlak noktalar olarak görülen görsel bir etki.
Cevabı göster
Gözün içinde ortaya çıkan ve parlak mavi bir görüntü üzerinde küçük parlak noktalar olarak görülen görsel bir etki.
In some ways: bir yargıyı belirli yönlerle sınırlamak
Bir ifadenin başında In some ways, belirli yönler ele alındığında anlamına gelir. Ardından gelen yargının kapsamını sınırlar: fikir bazı açılardan doğrudur, ancak her bakımdan doğru olmak zorunda değildir. Burada bu ifade, dinleyiciyi yalnızca kısmen doğru olan bir karşılaştırmaya hazırlar. Ways, bir eylemi gerçekleştirme yöntemlerini değil, karşılaştırmanın yönlerini belirtir. Virgül, bu ifadenin tüm cümle hakkında başlangıç yorumu olduğunu gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede In some ways, bir karşılaştırmanın yalnızca belirli açılardan doğru olduğunu belirtir?
- City life is easier in every possible way.
- In some ways, city life is easier, but it can also be more stressful.
- We traveled to the city by three different routes.
Cevabı göster
In some ways, city life is easier, but it can also be more stressful.
this is the opposite of seeing floaters. Kalıp ifadeler
2:13bu uçuşan cisimler görmenin tam tersidir.
the opposite of seeing floaters: the opposite of + -ing kalıbı
the opposite of + isim veya -ing biçimi kalıbı, başka bir şeyin ya da eylemin karşıtı olan şeyi veya eylemi anlatır. of bir edat olduğu için see fiili seeing floaters içinde -ing biçimindeki seeing olur. Bu cümlede this, açıklanmakta olan görsel etkiyi gösterir. Karşılaştırma, iki etkinin nasıl işlediğiyle ilgilidir; her yönden farklı göründüklerini iddia etmez.
Alıştırma
the opposite of + -ing hedef kalıbını tamamlayın: Staying calm is ____ panicking.
Cevabı göster
the opposite of
but little moving windows letting light through to your retina. Öbek fiiller
2:17retinanıza ışık girmesine izin veren küçük hareketli pencerelerdir.
not seeing shadows, but little moving windows: not A, but B kalıbı
not A, but B kalıbı bir düşünceyi düzeltir: A'yı reddeder ve yerine B'yi koyar. Bu cümlede seeing eylemi iki tarafta da ortaktır; shadows reddedilir ve little moving windows doğru açıklama olarak sunulur. Windows, ışığın retinaya ulaşmasını sağlayan küçük ve hareketli alanlar için kullanılan bir benzetmedir. Gözün içinde gerçekten pencereler olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Yanlış etiketi not A, but B ile düzeltin: The white material is ____ snow, ____ salt.
Cevabı göster
not · but
letting light through: let + nesne + through
Bu cümlede letting light through, “ışığın geçmesine izin vermek” anlamına gelir. Hareket eden “pencereler” geçişi mümkün kılar, light geçen nesnedir ve through bir açıklık ya da malzemenin içinden geçme hareketini gösterir. Tekrar kullanılabilen yapı let + nesne + through şeklindedir. Burada let, “izin vermek veya mümkün kılmak” anlamındadır; “kiraya vermek” anlamında değildir. to your retina ise ışığın geçtikten sonra ulaştığı yeri belirtir.
Alıştırma
let, light ve through sözcüklerini doğru sırayla kullanarak cümleyi tamamlayın: These curtains ____ but keep the room private.
Cevabı göster
let light through
The windows are actually caused by white blood cells Kalıp ifadeler
2:21Pencerelere aslında beyaz kan hücreleri neden olur
moving through the capillaries along your retina's surface. Kelime
2:24retinanızın yüzeyindeki kılcal damarlar boyunca hareket eden.
caused by: edilgen cümlede nedeni belirtmek
Be caused by, “bir şey yüzünden meydana gelmek” veya “bir şey tarafından ortaya çıkarılmak” anlamına gelir. Bu edilgen neden yapısında özne sonucu ya da gözlemlenen olayı, by sonrasındaki isim veya -ing öbeği ise nedeni belirtir. Burada The windows sonuçtur. White blood cells moving ... ise nedendir. Bir açıklama gözlemlenebilen olayla başladığında, sonucu önce veren bu sıralama yaygındır.
Alıştırma
caused ve by sözcüklerini kullanarak edilgen neden ifadesini tamamlayın: The flight delay was ____ thick fog.
Cevabı göster
caused by
capillaries along your retina's surface: retina yüzeyindeki kılcal damarlar
Capillaries, vücuttaki en küçük kan damarları olan kılcal damarları ifade eder. Bu cümledeki ifade, gözün arka kısmındaki ışığa duyarlı doku olan retinanın yüzeyi boyunca uzanan küçük kan damarlarını anlatır. Along your retina's surface, kılcal damarların nerede uzandığını ve hareketin nerede gerçekleştiğini belirtir. Burada along, bir yüzey boyunca anlamındadır; birlikte anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümlede capillaries along your retina's surface neyi ifade eder?
- retinanın yüzeyi boyunca uzanan küçük kan damarları
- retinayla birlikte hareket eden hücreler
- retinanın altındaki büyük sinirler
Cevabı göster
retinanın yüzeyi boyunca uzanan küçük kan damarları
These leukocytes can be so large that they nearly fill a capillary, Dilbilgisi
2:28Bu lökositler o kadar büyük olabilir ki bir kılcal damarı neredeyse doldururlar,
so large that: sonuca yol açan derece
so + sıfat + that yan cümlesi kalıbı, bir özelliğin belirtilen sonuca yol açacak dereceye ulaştığını anlatır. Burada so large dereceyi, that they nearly fill a capillary ise sonucu belirtir. Bu kalıpta so, bu dereceye kadar anlamındadır; bu yüzden anlamına gelmez. Kalıp, so bright that veya so tired that örneklerinde olduğu gibi başka sıfatlarla da kullanılabilir.
Alıştırma
heavy ve so + sıfat + that kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: The backpack was ____ I could barely lift it.
Cevabı göster
so heavy that
causing a plasma space to open up in front of them. Dilbilgisi
2:32bu da önlerinde bir plazma boşluğunun açılmasına neden olur.
causing a plasma space to open up: -ing’li bir sonuç öbeği
Causing a plasma space to open up, önceki cümleciğe bağlanan -ing’li bir sonuç öbeğidir. Önceki durumun bu sonucu doğurduğunu belirtir; bu nedenle it causes ile başlayan ayrı bir cümleye gerek kalmaz. Öbeğin içinde cause, cause + nesne + to-infinitive kalıbını izler: a plasma space nesnedir ve to open up ona ne olduğunu açıklar. Burada open up, bir alanın oluşması veya kullanılabilir hâle gelmesi anlamındadır.
Alıştırma
Sonuç öbeğini causing + nesne + to-infinitive ile tamamlayın: Fallen leaves blocked the drain, ____ the water level ____.
Cevabı göster
causing · to rise
than the red blood cells normally present in capillaries,
2:41normalde kılcal damarlarda bulunan kırmızı kan hücrelerinden daha şeffaf olduğu için,
more transparent to blue light than: ışık geçirgenliğini karşılaştırma
more transparent to blue light than yapısında transparent karşılaştırılan özelliği, to blue light geçirilen ışığın türünü belirtir; than ise karşılaştırılan ögeyi tanıtır. İfadenin tamamı, bir şeyin diğerinden daha fazla mavi ışık geçirdiği anlamına gelir. Burada both, boşluğu ve beyaz kan hücrelerini daha saydam olan taraftaki iki öge olarak birlikte gösterir; bunlar kırmızı kan hücreleriyle karşılaştırılır. Bu yapı, farklı maddelerin belirli bir ışık türünü ne kadar kolay geçirdiğini karşılaştırmak için kullanılabilir.
Alıştırma
Karşılaştırmayı more transparent to ... than ile tamamlayın: Clear glass is ____ visible light ____ wood.
Cevabı göster
more transparent to · than
we see a moving dot of light wherever this happens, Dilbilgisi
2:44bunun gerçekleştiği her yerde hareket eden bir ışık noktası görürüz,
wherever this happens: gerçekleştiği herhangi bir yerde
Burada wherever this happens, “bu nerede gerçekleşirse gerçekleşsin, gerçekleştiği her yerde” anlamına gelir. Bilinen tek bir yeri belirtmez; koşulu karşılayan bütün yerleri kapsar. Bu yan cümle yer bildiren bir zarf görevi görür: olay bir yerde gerçekleşirse sonuç da orada ortaya çıkar. Bu cümlede this, hemen önce anlatılan duruma gönderme yapar.
Alıştırma
Cümleyi “hangi yerde olursa olsun” anlamına gelen tek bir sözcükle tamamlayın: Wildflowers grow ____ there is enough sunlight.
Cevabı göster
wherever
following the paths of your capillaries, Kalıp ifadeler
2:47kılcal damarlarınızın yollarını takip ederek,
following the paths of: mevcut bir rota boyunca hareket etmek
following the paths of your capillaries ifadesinde following, hareket eden ışık noktasının nasıl ilerlediğini anlatan -ing biçimidir. Follow the path veya paths of something, bir şeyle aynı rota ya da biçim boyunca hareket etmek veya uzanmak anlamına gelir. Burada follow, “bir kişinin arkasından gitmek” anlamında değildir. Noktanın görünen hareketi, kılcal damarların oluşturduğu rotaları izler.
Alıştırma
Cümleyi follow the path of ifadesinin -ing biçimiyle tamamlayın: The hikers crossed the valley, ____ the old railway line.
Cevabı göster
following the path of
moving in time with your pulse: aynı ritimde hareket etmek
In time with, “... ile aynı ritimde” anlamına gelir. Burada moving in time with your pulse, hareketin nabzın her atışıyla eşleştiğini anlatır. Bu kullanımda time, “yeterince erken” anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen yapı eylem + in time with + ritim kaynağı şeklindedir; hareketleri, müziği, yanıp sönen ışıkları veya başka tekrarlanan eylemleri anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi, time sözcüğünü içeren ve “... ile aynı ritimde” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The stage lights flashed ____ the bass line.
Cevabı göster
in time with
Under ideal viewing conditions: gerekli koşulları belirtmek
Under ... conditions, “koşullar ... olduğunda” anlamına gelir. Under ideal viewing conditions ifadesinde under, ardından gelen açıklamanın geçerli olması için gereken koşulları sunar; bir şeyin fiziksel olarak başka bir şeyin altında olduğunu anlatmaz. Bu başlangıç ifadesi iddiayı sınırlar: Sonraki sonuç, gözlem koşulları ideal olduğunda mümkün olabilir, ancak diğer koşullarda mutlaka geçerli değildir. Yeniden kullanılabilen kalıp Under + sıfat + conditions, + ana cümle şeklindedir.
Alıştırma
Hangi cümle under ... conditions yapısını “koşullar kontrol altındayken” anlamında doğru kullanır?
- Under controlled conditions, the seedlings grew at the same rate.
- Below controlled conditions, the seedlings grew at the same rate.
- The seedlings grew at the same rate under the shelf.
Cevabı göster
Under controlled conditions, the seedlings grew at the same rate.
you might even see what looks like a dark tail following the dot. Dilbilgisi
2:54noktayı takip eden karanlık bir kuyruğa benzeyen bir şey bile görebilirsiniz.
might even see what looks like: olası bir görünüşü temkinli biçimde anlatmak
Might, görüntünün kesin değil olası olduğunu belirtir; even ise bunu iyi koşullarda görülebilecek ek veya şaşırtıcı bir ayrıntı olarak sunar. Bu, ayrıntının kesinlikle görüneceği anlamına gelmez. See what looks like a dark tail ifadesinde what “... olan bir şey”, looks like ise kimliği değil görünüşü anlatır. İfade bir bütün olarak, gerçek bir kuyruğun varlığını öne sürmeden belirsiz bir görsel izlenimi aktarır.
Alıştırma
Hangi cümle gerçek olmayabilecek veya her zaman görünmeyebilecek ek bir görsel ayrıntıyı en temkinli biçimde anlatır?
- You might even see what looks like a doorway in the cliff.
- You can clearly see the doorway in the cliff.
- You will definitely see a real doorway in the cliff.
Cevabı göster
You might even see what looks like a doorway in the cliff.
that have bunched up behind the leukocyte. Öbek fiiller
3:00arkasında biriken kırmızı kan hücreleridir.
bunched up behind: bir şeyin arkasında sıkışık biçimde toplanmak
Bunch up, birkaç kişi veya nesnenin birbirine yaklaşarak sıkı ve çoğu zaman düzensiz bir grup oluşturması demektir. Have bunched up yapısındaki have + geçmiş zaman ortacı, ortaya çıkan konumu anlatır: kırmızı kan hücreleri artık kümelenmiştir. Behind the leukocyte, grubun nerede oluştuğunu belirtir. Burada bunched up behind, lökositin arkasında birbirine yakın biçimde toplanmak demektir; fiziksel olarak bir demet hâlinde bağlanmak değildir.
Alıştırma
Hangi cümle birkaç aracın bir şeyin arkasında sıkışık bir grup oluşturduğunu anlatır?
- Cars bunched up behind the slow-moving tractor.
- Cars spread out in front of the slow-moving tractor.
- Cars lined up neatly behind the slow-moving tractor.
Cevabı göster
Cars bunched up behind the slow-moving tractor.
consists of: bir bütünü oluşturan parçaları belirtmek
Consists of, “-den oluşmak” anlamına gelir. Özne bütünü, of sonrasındaki isim grubu ise bütünü oluşturan bir veya daha fazla parçayı belirtir. Bu cümlede exhibit bütündür; a screen of blue light ise onun bileşenidir. Bir yapıyı anlatmak için şu kalıbı kullanın: bütün + consist(s) of + parçalar.
Alıştırma
Cümleyi consist of yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: The emergency pack ____ water, a flashlight, and a blanket.
Cevabı göster
consists of
allowing you to see these blue sky sprites much more clearly than you normally would. Notlar
3:07bu mavi gökyüzü perilerini normalde gördüğünüzden çok daha net bir şekilde görmenizi sağlar.
allowing you to see: -ing öbeğiyle sonuç eklemek
Allowing you to see, önceki fikrin sonucunu veya işlevini ekleyen bir -ing öbeğidir. Mavi ışıklı ekran, daha net görmeyi mümkün kılan koşulları oluşturur. Kalıp şöyledir: allow + kişi + to + fiilin yalın biçimi. Burada allow, “izin vermek” değil, “bir şeyin yapılmasını mümkün kılmak” anlamındadır.
Alıştırma
Sonucu allowing + you + to see ile tamamlayın: The brighter lamp lights the whole desk, ____ every label clearly.
Cevabı göster
allowing you to see
blue sky sprites: hareketli ışık noktaları için mecazi bir ad
Bu cümlede blue sky sprites, anlatılan görsel olaydaki küçük ve hareketli ışık noktalarına verilen canlı, mecazi bir addır. sprites sözcüğü küçük, hızlı ve hareketli varlıkları çağrıştırır; bu da alışılmadık görüntüyü hayal etmeyi ve hatırlamayı kolaylaştırır. Burada sprites, gerçek canlılar veya video oyunlarındaki iki boyutlu görüntüler anlamına gelmez. İfade, çevresindeki hareketli ışık noktaları açıklamasıyla birlikte anlaşılmalıdır.
Alıştırma
Bu cümlede blue sky sprites ne anlama geliyor?
- Gökyüzünde yaşayan küçük canlılar.
- Görsel olaydaki hareketli ışık noktaları için canlı bir ad.
- Bir video oyunundaki iki boyutlu görüntüler.
Cevabı göster
Görsel olaydaki hareketli ışık noktaları için canlı bir ad.
While everybody's eyes experience these sort of effects, Anlatım akışı
3:12Herkesin gözleri bu tür etkileri yaşasa da,
While ... vary greatly: ortak gerçek, büyük fark
Burada While, ‘-dığı sırada’ değil, ‘-se de’ veya ‘her ne kadar’ anlamındadır. İlk yan cümle ortak bir gerçeği kabul eder: herkes bu etkileri yaşar. Ana cümle daha sonra önemli karşıtlığı verir: etkilerin sayısı ve türü büyük ölçüde değişir. Bu kalıp bilgiyi ‘önce ortak gerçek, sonra büyük fark’ şeklinde düzenler: While + ortak gerçek, ilgili özellik veya miktar + vary ya da varies greatly.
Alıştırma
Hangi cümle while ile ortak bir gerçeği kabul ettikten sonra büyük bir farkı vurguluyor?
- While all the bags look similar, their prices vary greatly.
- While I was packing my bag, the phone rang.
- All the bags cost the same, so their prices vary greatly.
Cevabı göster
While all the bags look similar, their prices vary greatly.
In the case of: tartışmayı tek bir kategoriyle sınırlamak
In the case of, sonraki ifadenin geçerli olduğu belirli durumu veya kategoriyi tanıtır. Burada tartışmayı floaters konusuna yöneltir; case, “durum” anlamındadır, “hukuki dava” anlamında değildir. Bu ifade bilgiyi düzenleyen bir işaret görevi görür: genel bir noktadan sonra, bir grup veya durumla ilgili ayrıntı vermeden önce kapsamı daraltır.
Alıştırma
“Bu kategori hakkında konuşurken” anlamındaki ifadeyi tamamlayın: In ____ electric cars, battery weight is an important factor.
Cevabı göster
the case of
they often go unnoticed as our brain learns to ignore them. Kalıp ifadeler
3:20beynimiz onları görmezden gelmeyi öğrendiği için genellikle fark edilmezler.
go unnoticed: fark edilmemek
Go unnoticed, “fark edilmemek” anlamına gelir. Bu cümlede uçuşan cisimler, beyin onları görmezden gelmeyi öğrendiği için çoğu zaman bilinçli dikkatin dışında kalır. Burada go hareket bildirmez. Go + sıfat veya ortaç, bir duruma girmeyi ya da o durumda kalmayı anlatabilir; unnoticed ise hiç dikkat çekmeme durumunu belirtir.
Alıştırma
go kullanan ve “gözlemlenmeden kalmak” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyi yazın: Small changes can ____ for months.
Cevabı göster
go unnoticed
abnormally numerous or large floaters that interfere with vision Notlar
3:25görüşü engelleyen anormal derecede çok veya büyük uçuşan cisimler,
abnormally numerous or large floaters: sayı veya boyutun normal aralık dışında olması
Burada abnormally hem numerous hem de large sözcüğünü niteler: uçuşan cisimlerin sayısı olağandışı derecede fazla, boyutları olağandışı derecede büyük veya her ikisi birden olabilir. Karşılaştırma, konuşanın yalnızca dikkat çekici bulduğu şeylerle değil, beklenen normal aralıkla yapılır. Sağlık bilgilerinde bu ifade olası bir uyarı işaretini belirtir. Numerous, sayılabilen çoğul isimlerle kullanılan ve many yerine geçen daha resmî bir sözcüktür. Abnormally ise normal aralığın dışında olma sınırını belirtir.
Alıştırma
abnormally numerous or large ifadesinin en kesin anlamı nedir?
- Her zaman kalıcı görme kaybına yol açarlar.
- Sayıları ve boyutları normal olsa da fark edilmeleri kolaydır.
- Normal aralıkla karşılaştırıldığında sayıları olağandışı derecede fazla veya boyutları olağandışı derecede büyüktür.
Cevabı göster
Normal aralıkla karşılaştırıldığında sayıları olağandışı derecede fazla veya boyutları olağandışı derecede büyüktür.
interfere with vision: görme yetisini engellemek
Interfere with, bir etkinliğin, sürecin veya yetinin normal işleyişini zorlaştırmak anlamına gelir. interfere with vision ifadesinde etkilenen yeti vision olduğundan, uçuşan cisimler görmeyi zorlaştırır; ifade, görüşün mutlaka tamamen engellendiği anlamına gelmez. Kalıp interfere with + etkilenen şey biçimindedir. Örneğin interfere with sleep veya interfere with communication denebilir.
Alıştırma
Interfere with ve görme yetisini belirten ismi kullanarak cümleyi tamamlayın: Heavy fog can ____.
Cevabı göster
interfere with vision
may be a sign of a more serious condition Kalıp ifadeler
3:29daha ciddi bir durumun işareti olabilir
may be a sign of: tanı değil, olası bir belirti
“May be a sign of”, bir şeyin bir durumun veya sorunun göstergesi olabileceği anlamına gelir. Buradaki “sign”, fiziksel bir tabela ya da asılı ilan değil, ipucu veya belirti demektir. “May” ifadeyi belirsiz bırakır: gözlem bir olasılığı gündeme getirir, ancak tanı koymaz. Bu yapı sağlık, güvenlik ve risk konularında temkinli açıklamalar yapmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Hangi cümle, bir belirtinin altta yatan bir soruna işaret edebileceğini temkinli biçimde söyler?
- A persistent cough guarantees that an infection is present.
- A persistent cough may be a sign of an infection.
- A persistent cough cannot be related to an infection.
Cevabı göster
A persistent cough may be a sign of an infection.
requiring immediate medical treatment: aciliyet ve -ing niteleyicisi
“Requiring immediate medical treatment”, profesyonel tedaviye gecikmeden ihtiyaç duyulması anlamına gelir. “Immediate” zaman bakımından aciliyeti belirtir; “doğrudan” veya “yakından bağlantılı” demek değildir. “Requiring”, önceki isim öbeği olan “a more serious condition” hakkında ek bilgi veren bir -ing sıfat-fiilidir. Tam anlam “a more serious condition that requires immediate medical treatment” şeklindedir. Altyazıda bu bölüm önceki ifadeyi sürdürür ve tek başına tam bir cümle oluşturmaz.
Alıştırma
Hangi isim öbeği, gecikmeden tedavi edilmesi gereken bir durumu doğru biçimde anlatır?
- a condition that has already improved without treatment
- a condition needing a routine check next month
- a condition requiring immediate medical treatment
Cevabı göster
a condition requiring immediate medical treatment
the majority of the time: istisnaları olan genel durum
The majority of the time, “çoğu durumda” veya “genellikle” anlamına gelir. Genel bir sıklık değerlendirmesi yapar ancak istisnalara da yer bırakır. Burada But, anlatımı daha önce sözü edilen istisnai bir riskten normalde olan duruma geri çevirir. Bu nedenle ifade, kesin bir iddiada bulunmak yerine mesajı yumuşatıp dengeler.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “çoğu durumda” anlamına gelen beş sözcüklük ifadeyle tamamlayın: The backup works ____, although it sometimes fails.
Cevabı göster
the majority of the time
entoptic phenomena such as floaters and blue sky sprites Kelime
3:36uçuşan cisimler ve mavi gökyüzü perileri gibi entoptik fenomenler
entoptic phenomena such as: genel bir kategorinin ardından örnekler
Entoptic phenomena ifadesi, gözün içinden kaynaklanan görsel etkiler için kullanılan çoğul bir üst terimdir. Bu cümlede floaters ve blue sky sprites örneklerini içeren genel kategoriyi adlandırır. Such as bu kategorinin örneklerini tanıtır. Bu iki örnek kategoriyi açıklamaya yardımcı olur, ancak tam bir liste oluşturmaz.
Alıştırma
“entoptic phenomena such as floaters and blue sky sprites” ifadesinde such as neyi gösterir?
- Floaters ve blue sky sprites, var olan tek entoptic phenomena örnekleridir.
- Entoptic phenomena, tek bir floater için kullanılan başka bir addır.
- Floaters ve blue sky sprites, entoptic phenomena örnekleridir.
Cevabı göster
Floaters ve blue sky sprites, entoptic phenomena örnekleridir.
a gentle reminder: mecaz anlamda nazik bir hatırlatma
Bu cümlede a gentle reminder mecaz anlamda kullanılır: Görsel olaylar konuşmaz veya mesaj göndermez, fakat algıyla ilgili bir düşünceyi fark etmemizi sağlar. Gentle, hatırlatmanın gücünü ve tonunu anlatır; hafif, sakin ve azarlamayan bir ton demektir. Fiziksel olarak yumuşak bir dokuyu anlatmaz.
Alıştırma
“The old photo was a gentle reminder to call my grandparents,” cümlesinde a gentle reminder ne anlama gelir?
- Konuşan kişinin bir şeyi sessizce hatırlamasını sağlayan şey
- Yakın bir tehlikeyle ilgili acil uyarı
- Fiziksel olarak yumuşak bir dokuya sahip hatırlatma
Cevabı göster
Konuşan kişinin bir şeyi sessizce hatırlamasını sağlayan şey
what we think we see: algılanan gerçekliği anlatan isim yan cümlesi
What we think we see, “gördüğümüze inandığımız şey veya şeyler” anlamına gelir. Burada what bir soru sormaz; isim işlevli bir yan cümle başlatır ve “... olan şey veya şeyler” anlamını da içerir. We think sözleri yan cümlenin içine konuşanın yargısını ekler. Yapı what + we think + we see biçimindedir: Yan cümlenin tamamı tek bir isim birimi gibi işleyebilir; think ise algının gerçeklikle uyuşmayabileceğini gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle what we think we see yapısını bir ifadenin öznesi olarak doğru kullanır?
- What do we think we see is not always what is really there.
- What we think we see is not always what is really there.
- What we think do we see is not always what is really there.
Cevabı göster
What we think we see is not always what is really there.
depends just as much on ... as it does on ...: iki etkene eşit ölçüde bağlılık
depends just as much on A as it does on B kalıbı, aynı sonucun A ve B'ye eşit ölçüde bağlı olduğunu anlatır. Bu cümlede biyolojimiz ve zihnimiz birlikte, görsel deneyim açısından dış dünya kadar önemli bir etken olarak sunulur. just, iki derecenin eşit olduğu fikrini güçlendirir. İkinci bölümde does, depends'in yerini tutar; bu nedenle as it does on B, as it depends on B anlamına gelir. Böylece fiil tekrarlanmaz ve karşılaştırma dengeli kalır.
Alıştırma
Cümleyi depends just as much on A as it does on B hedef kalıbıyla tamamlayın: A safe trip depends ____ careful planning ____ good judgment.
Cevabı göster
just as much on · as it does on