Twitter Pizza Denklemi Açıklandı: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Daire alanı formülü ve ABD'deki 74.000 pizza fiyatı, büyük pizzanın daha düşük göreli fiyat artışıyla neden daha çok yiyecek sunduğunu açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. plug in — Öbek fiiller: Formüldeki değişkenlerin yerine sayı koymayı anlatan ifadeyi öğrenin ve denklem ya da modellerde kullanın. 2. not even / let alone — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Düşük eşiği önce reddedip daha yüksek ve daha az olası eşiği dışlayan sıralamayı izleyerek kesin karşılaştırmalar kurun. 3. more bang for your buck. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Aynı parayla daha fazla değeri anlatan bu gündelik ifadeyi anlayın ve seçenekleri maliyet ile yarara göre karşılaştırın.
Bu derste
Are you bölümü düşürülmüş Hungry for some pizza?
Gündelik konuşmada Hungry for some pizza?, tam soru olan Are you hungry for some pizza? içindeki Are you bölümünü düşürür. hungry for some pizza sıfat öbeği, evet ya da hayırla cevaplanan sorunun geri kalanını oluşturur. Burada hungry for, for sözcüğünden sonra belirtilen yiyeceği istemek veya yemeye hazır olmak anlamındadır. Konuşan kişi karşısındakinin iştahını ya da ilgisini samimi biçimde kontrol eder; emir vermez.
Alıştırma
Hungry for some pizza? şeklindeki gündelik parçaya en uygun tam soru hangisidir?
- Bana pizza yapmamı mı emrediyorsun?
- Pizza acıkmış mı?
- Biraz pizza yemek ister misin?
Cevabı göster
Biraz pizza yemek ister misin?
We all like a good pizza pie to chow down on, Öbek fiiller
0:01Hepimiz güzel bir pizzayı afiyetle yemeyi severiz,
Gündelik öbek fiil chow down on
Chow down on, bir şeyi istekle, iştahla veya büyük lokmalarla yemek anlamına gelen gündelik bir öbek fiildir. Üç sözcüğü tek bir birim olarak düşünün; down ve on burada ayrı ayrı gerçek anlamlarında kullanılmaz. a good pizza pie to chow down on ifadesinde pizza pie, yenilen yiyecektir. Mastardan önce yer aldığı için gerekli edat on sonda kalır: chow down on a pizza pie, a pizza pie to chow down on biçimine dönüşür.
Alıştırma
Cümleyi ‘iştahla yedi’ anlamına gelen gündelik öbek fiille tamamlayın: After the hike, we ____ sandwiches.
Cevabı göster
chowed down on
but it turns out there's a simple scientific solution to maximize your pizza experience. Kalıp ifadeler
0:04ama pizza keyfinizi en üst düzeye çıkarmanın basit, bilimsel bir yolu olduğu ortaya çıktı.
it turns out (that) ... ile sonradan öğrenilen bir gerçeği tanıtmak
it turns out (that) + yan cümle kalıbı, araştırma veya deneyimden sonra öğrenilen bir gerçeği tanıtır. Bu gerçek çoğu zaman şaşırtıcıdır ya da insanların beklediğinden farklıdır. Burada, ardından gelen bilimsel çözümün açıklanacak sonuç olduğunu belirtir. Tam bir yan cümleden önce that kullanılmayabilir. Bu nedenle it turns out there’s ... ile it turns out that there’s ... aynı yapıya sahiptir. Buradaki turns fiziksel bir dönme hareketi anlamına gelmez.
Alıştırma
Sonradan öğrenilen bir gerçeği tanıtan ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: We thought the café was expensive, but ____ lunch is only five dollars.
Cevabı göster
it turns out
It all comes down to the area of a circle, Öbek fiiller
0:09Her şey bir dairenin alanını bulmaya dayanıyor,
all comes down to ile temel etkeni belirtmek
it all comes down to + temel etken yapısı, karmaşık bir konuyu arkasındaki tek ana unsura indirger. All bu indirgeme anlamını güçlendirir: her şey düşünüldüğünde buradaki temel nokta dairenin alanıdır. To’dan sonraki etken genellikle bir isim öbeği veya -ing biçimiyle ifade edilir. Bu ifade aşağı doğru hareketi anlatmaz. Bir analizi özetler ve dikkati sonuçta gerçekten önemli olan şeye yöneltir.
Alıştırma
Kararı tek bir temel etkene indirgeyen ifadeyle özeti tamamlayın: We compared every feature, but ____ battery life.
Cevabı göster
it all comes down to
that equation you may have heard of when you were young Dilbilgisi
0:12yani küçükken duymuş olabileceğiniz şu denkleme:
may have heard of: önceden haberdar olma ihtimalini belirtmek
may have heard of yapısında may + have + geçmiş zaman ortacı heard, geçmişteki bir deneyimi kesin değil, mümkün olarak sunar. Böylece konuşmacı, dinleyicinin ne hatırladığını bildiğini iddia etmeden muhtemel ortak bilgiye değinebilir. Hear of, bir kişinin veya şeyin varlığından haberdar olmak demektir. Buradaki nesne that equation ifadesidir; dinleyici denklemi ayrıntılı olarak anlamasa bile adını biliyor olabilir.
Alıştırma
Bir öğretmen, öğrencilerin ne bildiğini varsaymadan daha önce aşina olma ihtimalini belirtmek istiyor. En uygun cümle hangisidir?
- You have certainly mastered this rule already.
- You may have heard from the instructor before.
- You may have heard of this rule before.
Cevabı göster
You may have heard of this rule before.
is equal to: kesin matematiksel eşitlik
Is equal to, iki niceliğin tam olarak aynı değere sahip olduğunu belirtir. Bu formül açıklamasında alan bir niceliktir ve pi r squared onunla aynı olan değerdir. Equal, bağlayıcı fiil is sonrasında kullanılan bir sıfattır; to ise karşılaştırılan niceliği getirir. be equal to yapısında to zorunludur.
Alıştırma
Cümleyi sayısal eşitliği belirten üç sözcüklük tam ifadeyle tamamlayın: The total ____ twelve.
Cevabı göster
is equal to
Ek tanım olarak r being the radius
Bu cümlede r being the radius, ek bilgi veren bir bağımsız yapıdır: r sembolü belirtir, being the radius ise onun neyi temsil ettiğini açıklar. “r yarıçap olmak üzere” ya da “burada r yarıçaptır” anlamına gelir. İsim + being + tümleç kalıbı, önceki ifadeye kısa bir tanım ekler. Burada being devam eden bir eylemi anlatmaz; r ile onun görevini birbirine bağlar.
Alıştırma
“The output is ab, b being the conversion rate,” cümlesinde son ifade ne işe yarar?
- b’nin yavaş yavaş dönüşüm oranına dönüştüğünü söyler.
- b’yi dönüşüm oranı olarak tanımlar.
- Çıktının neden ab olduğuna ilişkin bir gerekçe verir.
Cevabı göster
b’yi dönüşüm oranı olarak tanımlar.
plug in: değerleri bir formülde yerine koymak
Burada plug in, bir formül veya ifadedeki değişkenlerin yerine belirli sayıları koymak anlamına gelir. Değerler nesne olduğunda hem plug in the numbers hem de plug the numbers in kullanılabilir. Anlamı bağlam belirler: burada elektrikli bir cihazı prize takmaktan söz edilmiyor. Değerler yerine konduktan sonra formül hesaplanabilir.
Alıştırma
Cümleyi “yerine koymak” anlamındaki vurgulanan öbek fiille tamamlayın: Before evaluating the expression, ____ the known values.
Cevabı göster
plug in
For example, since we measure pizza in inches in North America, Kalıp ifadeler
0:21Örneğin, Kuzey Amerika'da pizzaları inç cinsinden ölçtüğümüz için,
the area of an 8-in pizza is roughly 50 sq in.
0:248 inçlik bir pizzanın alanı yaklaşık 50 inç karedir.
measure pizza in inches: measure + nesne + in + birim
measure pizza in inches ifadesinde measure, pizzanın boyutunu belirlemek veya belirtmek anlamına gelen bir fiildir. Pizza nesnedir; in inches ise ölçümde kullanılan birimi belirtir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp measure + nesne + in + birim şeklindedir. Örneğin measure a table in centimeters denebilir. Tam cümlede ilk in birimi, daha sonraki in North America içindeki in ise yeri belirtir.
Alıştırma
Cümleyi measure + nesne + in + birim kalıbıyla tamamlayın. fabric ve meters kelimelerini kullanın: At this shop, we ____ before cutting it.
Cevabı göster
measure fabric in meters
and voila: sonucu ortaya çıkarma
And voila, henüz tamamlanan bir adımın istenen sonucu ürettiği veya ortaya çıkardığı anı belirtir. And sonucu önceki eyleme bağlar; voila ise ‘işte burada’ benzeri hafif ve gösterişli bir etki katar. Voila, İngilizcede kullanılan Fransızca kökenli bir alıntıdır; denkleme ait bir terim değildir. Dinleyicilerin süreçten tamamlanmış cevaba geçişi fark etmesine yardımcı olur ve çoğu zaman sonucu hızlı ya da tatmin edici gösterir.
Alıştırma
Tighten the last screw, and voila—the chair is ready cümlesinde and voila ne yapar?
- Önceki eylemin tamamlanmış sonucunu sunar.
- Sandalyenin herhangi bir eylemden önce hazır olduğunu söyler.
- Sonraki adımla ilgili bir uyarı sunar.
Cevabı göster
Önceki eylemin tamamlanmış sonucunu sunar.
we find that even though your intuition may say it's twice as big, Dilbilgisi
0:42sezgileriniz size onun iki kat büyük olduğunu söylese de,
two times bigger ile twice as big arasındaki fark
Bu cümlede hem two times bigger hem de twice as big, ikinci çapın birinci çapın 2 katı olduğunu anlatmak için kullanılıyor. Karşılaştırılan şey alan değil, çaptır. Twice as big, açık olan twice as + sıfat + as katlama kalıbını kullanır. Two times bigger günlük ve samimi konuşmada yaygındır; ancak toplamın 2 katı olarak da %200 daha büyük, yani toplamda 3 kat olarak da anlaşılabilir. Kesin ölçüm önemli olduğunda en net ifade twice the diameter olur.
Alıştırma
Konuşmacı bir çapın diğerinin tam 2 katı olduğunu söylemek istiyor. Vurgulanan iki ifadeden hangisi daha az belirsizdir?
- two times bigger
- twice as big
Cevabı göster
twice as big
kabul edilen bir gerçek ve beklenmedik sonuç için even though
Even though, ödünleme bildiren bir yan cümle başlatır. Bir gerçeği veya kabul edilen beklentiyi kabul eder ve ardından ana sonucun bu gerçeğin normalde düşündüreceği sonuçtan yine de farklı olduğunu gösterir. Burada önce sezgi kabul edilir, actually ise bununla çelişen sonucu işaret eder. Yeniden kullanılabilir kalıp Even though + yan cümle, ana cümle şeklindedir.
Alıştırma
Bilinen bir gerçeği kabul edip ardından beklenmedik bir sonuç vermek için cümleyi dersteki iki sözcüklü bağlaçla tamamlayın: ____ Mia was tired, she finished the book.
Cevabı göster
Even though
This is because the area of a circle increases with the square of the radius, Kalıp ifadeler
0:52Bunun nedeni, bir dairenin alanının yarıçapın karesiyle orantılı olarak artmasıdır,
increases with the square of the radius: yarıçapın karesiyle artmak
Increases with, bir miktarın başka bir miktar değiştikçe büyüdüğünü belirtir. Burada değişen miktar yarıçap, büyüyen miktar ise alandır. The square of the radius, r² yani yarıçapın karesi demektir. Bu nedenle ilişki bire bir değil, karesel bir ilişkidir: yarıçap iki katına çıkarsa alan dört katına çıkar. Bilimsel açıklamalarda increase with değişkenler arasındaki ilişkiyi belirtir; buradaki with, bir kişiyle birlikte olmak veya bir araç kullanmak anlamına gelmez.
Alıştırma
A = πr² denklemindeki alan ve yarıçap ilişkisini hangi cümle doğru açıklar?
- It increases with the square of the radius.
- It increases by the square of the radius.
- It increases to the square of the radius.
Cevabı göster
It increases with the square of the radius.
and yet most of the time the difference in price between an 8-in pizza and a 16-in pizza
0:56ama çoğu zaman 16 inçlik bir pizzanın fiyatı, 8 inçlik bir pizzanın fiyatının
not even ... let alone: önce alt eşiği, sonra daha yüksek eşiği reddetmek
Not even X, let alone Y kalıbı iki olasılığı aynı ölçek üzerine yerleştirir. Not even önce daha düşük veya daha kolay olan X eşiğini reddeder; ardından let alone daha güçlü ya da daha düşük olasılıklı Y'yi getirerek onu çok daha belirgin biçimde reddeder. Burada fiyatın iki kat olması düşük eşik, dört kat olması ise yüksek eşiktir. Bu olumsuz yapıda let alone, “kesinlikle değil” veya “hele hiç değil” gibi işlev görür; “bir şeyi yalnız bırak” şeklindeki gerçek anlamlı bir emir değildir.
Alıştırma
Cümleyi not even ... let alone hedef çiftiyle tamamlayın: The tent is ____ big enough for four people, ____ eight.
Cevabı göster
not even · let alone
In fact, NPR did a study of over 74,000 pizza prices in America Kültür
1:06Hatta NPR, Amerika'daki 74.000'den fazla pizza fiyatı üzerine bir araştırma yaptı
Araştırmanın kaynağı olarak NPR
NPR, ABD'deki bir kamu medyası kuruluşunun marka adıdır. Burada “did a study” ifadesinin öznesidir; dolayısıyla cümle pizza fiyatları araştırmasını NPR'a atfeder. Bu ad, kanıtın kaynağı olarak gösterilmektedir. Bir ölçü birimi ya da pizza markası değildir ve videodaki konuşmacının 74.000'den fazla fiyatın hepsini bizzat topladığı anlamına da gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede NPR'ın rolü nedir?
- Pizza boyutunu ölçmek için kullanılan bir birimdir.
- Araştırmanın adı belirtilen kaynağıdır.
- Fiyatları incelenen pizza markasıdır.
Cevabı göster
Araştırmanın adı belirtilen kaynağıdır.
and created an interactive graph to show exactly how the price of pizza changes with size Dilbilgisi
1:11ve pizza fiyatının boyuta göre tam olarak nasıl değiştiğini gösteren etkileşimli bir grafik hazırladı;
Dolaylı soru olarak how the price of pizza changes with size
“How the price of pizza changes with size”, show fiilinin içeriğini oluşturan dolaylı bir soru yan cümlesidir. İzleyiciye doğrudan soru sormak yerine grafiğin ortaya koyduğu ilişkiyi anlatır. Cümle içine yerleştirildiği için yan cümle düz cümle sözcük dizilişini korur: how + the price + changes; how + does + the price + change kullanılmaz. “Changes with size”, pizza boyutu değiştikçe fiyatın da değişmesi demektir; ifade tek başına değişimin kesin yönünü veya oranını belirtmez.
Alıştırma
Doğrudan soruyu dolaylı bir soru yan cümlesine dönüştürerek cümleyi tamamlayın: "How do delivery costs change with distance?" The report explains ____.
Cevabı göster
how delivery costs change with distance
and how much more pizza you get when you order a large. Kelime
1:16grafik ayrıca büyük boy sipariş ettiğinizde ne kadar daha fazla pizza aldığınızı da gösteriyor.
order a large: ürün adını söylememek
Bu pizza konuşmasında “a large”, “bir büyük boy pizza” anlamına gelir. Herkes hangi üründen söz edildiğini bildiği için pizza ismi söylenmemiştir. Ürün açıkça belliyse boyut bildiren sözcük a/an sonrasında ürünün yerine kullanılabilir: a small, a medium veya a large. Bu kullanım özellikle yiyecek ve içecek siparişlerinde yaygındır.
Alıştırma
Yanıtı bir büyük boy smoothie belirten ifadeyle tamamlayın. a/an kullanın ve smoothie sözcüğünü söylemeyin: Server: “What size smoothie would you like?” Customer: “I’ll order ____.”
Cevabı göster
a large
For example, a 20-in pizza has more area than two 14-in pizzas
1:20Örneğin, 20 inçlik bir pizzanın alanı iki tane 14 inçlik pizzanın toplam alanından
yet it's almost $9 cheaper on average than getting two 14-in pizzas Dilbilgisi
1:27yine de iki tane 14 inçlik pizza almaya kıyasla ortalama neredeyse 9 dolar daha ucuzdur
cheaper on average than getting: ortalama maliyetleri karşılaştırmak
“Cheaper ... than getting ...”, ilk seçeneğin maliyetini başka bir şey yapmanın maliyetiyle karşılaştırır. Burada getting, ikinci seçeneği adlandıran bir -ing biçimidir: iki adet 14 inçlik pizza almak. “On average”, iddiayı incelenen mağazaların veya fiyatların ortalamasıyla sınırlar. İlk seçeneğin her mağazada tam olarak 9 dolar daha ucuz olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Birçok mağazadaki fiyatlar kontrol edildi. Birkaç mağaza farklı olsa da tüm mağazalar birlikte değerlendirildiğinde bir büyük şişenin ortalama fiyatı dört küçük şişenin ortalama toplam maliyetinden düşüktür. Cümleyi hangi ifade tamamlar? “A big bottle is ____ four small bottles.”
- cheaper on average while getting
- cheaper on average than getting
- cheaper in every shop than getting
Cevabı göster
cheaper on average than getting
and over $30 cheaper on average than getting six 8-in pizzas.
1:32ve altı tane 8 inçlik pizza almaya kıyasla ortalama 30 dolardan fazla tasarruf ettirir.
The bigger ... the more ...: eşleşen karşılaştırmalı değişim
The bigger ..., the more ... birbirine bağlı iki değişimi anlatan karşılaştırmalı bir yapıdır. Bir miktar değiştikçe diğerinin de onunla birlikte değiştiğini, yani X büyüdükçe Y'nin de arttığını belirtir. Burada pizzanın çapının büyümesi, aynı para karşılığında daha fazla değer elde etmekle ilişkilendiriliyor. İki the de normal belirli tanımlık değil, yapısal işarettir. Birincisi değişen koşulu, ikincisi buna karşılık gelen sonucu tanıtır. İkinci bölümde you get bağlamdan anlaşıldığı için söylenmemiştir: the more bang for your buck you get.
Alıştırma
Cümleyi large ve easy sözcüklerinin karşılaştırma biçimleriyle, gerekli the sözcüklerini de ekleyerek tamamlayın: ____ the screen, ____ it is to read small text.
Cevabı göster
The larger · the easier
more bang for your buck: paranızın karşılığında daha fazla değer
More bang for your buck, harcanan para karşılığında daha fazla yarar, kalite, miktar veya keyif elde etmek, başka bir deyişle paranızın karşılığını daha iyi almak anlamına gelen gündelik bir deyimdir. Bu cümlede daha büyük çaplı pizzanın, fiyatına göre alıcıya daha fazla pizza sunduğu belirtiliyor. Burada bang gerçek bir sesi ya da patlamayı anlatmaz. Buck ise Amerikan İngilizcesinde bir dolar veya para için kullanılan gündelik bir sözdür. Deyim, elde ettiğiniz şeyle ödediğiniz tutarı karşılaştırır; ürünün mutlaka en ucuz olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
More bang for your buck deyiminin doğru anlamı hangisidir?
- Daha yüksek ses çıkaran bir şey alırsınız.
- Harcadığınız para karşılığında daha fazla değer elde edersiniz.
- Her zaman en düşük fiyatlı seçeneği seçersiniz.
Cevabı göster
Harcadığınız para karşılığında daha fazla değer elde edersiniz.
But why is pizza so tasty in the first place? Kalıp ifadeler
1:42Peki pizza en başta neden bu kadar lezzetli?
why sorularında in the first place
Bu why sorusunda in the first place, pizzanın lezzetli olmasının temel ya da başlangıçtaki nedenini sorar. Konuşulan olgunun ardındaki ilk nedene geri döner; place burada fiziksel bir yeri belirtmez. Daha genel olarak bu ifade, tartışmayı dayandığı öncüle geri götürebilir veya bir şeyin neden gerçekleştiğini sorgulayabilir.
Alıştırma
Kararın en başta neden alındığını soran ifadeyi seçin: The plan was clearly too expensive, so why did we approve it ___?
- first of all
- in the first place
- at first
Cevabı göster
in the first place
We actually break down the science behind why pizza is the perfect food on AsapTHOUGHT, Öbek fiiller
1:45Aslında AsapTHOUGHT'ta pizzayı mükemmel yiyecek yapan bilimi ayrıntılarıyla açıklıyoruz,
Karmaşık bir konuyu açıklayan break down
Burada break down, karmaşık bir konuyu daha küçük parçalara ayırmak ve bu parçaların nasıl işlediğini veya birbiriyle nasıl ilişkili olduğunu açıklamak anlamına gelen geçişli bir öbek fiildir. Nesnesi the science behind why pizza is the perfect food ifadesidir. Daha genel olarak bu anlam, bilgileri bileşenlere, aşamalara veya kategorilere ayırmanın açıklamayı daha anlaşılır hâle getirdiği durumlarda kullanılır.
Alıştırma
break down ifadesinin parçalara ayırarak analiz etmek ve açıklamak anlamına geldiği doğal cümleyi seçin.
- They used a hammer to break down the old door.
- The delivery truck broke down outside the office.
- Can you break down the budget for the team?
Cevabı göster
Can you break down the budget for the team?
all while making: eş zamanlı bir etkinliği vurgulama
Bu cümlede all while making, ana eylem sürerken devam eden ikinci bir etkinliği tanıtır: konuşan kişiler bilimi açıklarken aynı anda tarifler hazırlar. All, iki sürecin baştan sona çakıştığını vurgular ve aynı anda fazladan bir işin de başarıldığı hissini verir. Kalıp ana eylem + all while + -ing biçimidir. -ing yan cümlesinin örtük öznesi normalde ana cümlenin öznesiyle aynıdır; burada bilimi açıklayan kişiler tarifleri de hazırlayan kişilerdir.
Alıştırma
İki etkinliğin birlikte sürdüğünü vurgulamak için cümleyi bu dersteki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: She led the online meeting, ____ taking notes for the whole team.
Cevabı göster
all while
Check it out if your taste buds can handle it. Deyimler
1:53Tat alma duyunuz buna dayanabiliyorsa bir göz atın.
your taste buds can handle it: şakacı bir meydan okuma
Burada your taste buds can handle it, dinleyenin tat alma duyusunu bir meydan okumayı kabul edebilen ya da ona dayanabilen bir varlıkmış gibi kişileştirir. Handle, “tahammül etmek” veya “başa çıkmak” anlamındadır; bir şeye elle dokunmak ya da onu elle kullanmak anlamında değildir. It pizza konulu içeriğe gönderme yapsa da ifade, içeriği izlemeyi yoğun bir tat deneyimi gibi sunar. Sonuç, tat tomurcuklarının gerçekten karar verdiği yönünde gerçek anlamlı bir iddia değil, şakacı bir meydan okuma içeren davettir.
Alıştırma
“Try this extra-hot sauce if your taste buds can handle it,” cümlesinde konuşan kişi ne yapıyor?
- Tadın çok yoğun olabileceğini şakacı biçimde belirtmek
- Tat tomurcuklarının gerçekten karar verebildiğini iddia etmek
- Dinleyenin sosu iki eliyle dikkatlice tutması gerektiğini söylemek
Cevabı göster
Tadın çok yoğun olabileceğini şakacı biçimde belirtmek