İngilizce konuşmaktan korkuyor musunuz? ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: Bu bölüm, yabancı dil seviyesi iyi olan kişilerin bile gündelik konuşmalarda neden kaygı yaşayabildiğini inceliyor. Bir gazetecinin kahve sipariş ederken zorlanması; hata yapma ve olumsuz değerlendirilme korkusunun, ayrıca mantık dışı inançların özgüveni nasıl azaltabildiğini gösteriyor. Sonuçta hataların normal olduğu ve öğrenmeye katkı sağlayabileceği vurgulanıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. you found it stressful speaking in French, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Bir etkinliğin nasıl hissettirdiğini veya ne kadar zor olduğunu değerlendirmek için “find it + sıfat + -ing” yapısını öğrenin. Böylece konuşmayı, çalışmayı ya da bir durumla başa çıkmayı daha belirsiz yapılara başvurmadan doğal biçimde anlatabilirsiniz. 2. Your self-perception is what you think about yourself. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: self-perception sözcüğünü, kişinin yetenekleri ve özellikleri dâhil kendisini nasıl gördüğü olarak anlayın. Bu soyut psikoloji terimini tanımak, içsel inançların özgüven ve konuşma kaygısı üzerindeki etkisini açıklayan bölümleri takip etmenizi sağlar. 3. our six minutes are up. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: be up ifadesinin zaman bağlamında fiziksel bir konumu değil, ayrılan sürenin sona ermesini anlattığını fark edin. Ders, toplantı, sınav veya konuşma sırası için verilen zaman dolduğunda bu kısa ifadeyi kullanabilirsiniz.
Bu derste
Hello and welcome to Six Minute English from BBC Learning English.
0:06Merhaba, BBC Learning English'in Six Minute English programına hoş geldiniz.
Have you ever been scared of speaking in English? Dilbilgisi
0:13Hiç İngilizce konuşmaktan korktuğunuz oldu mu?
Have you ever been scared of + -ing?: geçmişte yaşanan korkuyu sorma
Have you ever been scared of + -ing? bir kişinin geçmişten şu ana kadar herhangi bir zamanda bir şeyi yapmaktan korkup korkmadığını sorar. Ever, “şimdiye kadar herhangi bir zamanda” demektir; geleceği göstermez. Been, present perfect bir soru kurmak için have ile birlikte kullanılır. Scared of korku duygusunu, -ing biçimi ise bu duyguya yol açan eylemi belirtir; scared of speaking gibi. Kısa cevaplar Yes, I have ve No, I haven't olabilir.
Alıştırma
Bu korkunun daha önce yaşanıp yaşanmadığını sormak için öğrenilen ifadeyle soruyu tamamlayın: Have you ever ____ giving a presentation?
Cevabı göster
been scared of
In this episode, we're talking about why speaking in a foreign language can be so stressful. Notlar
0:16Bu bölümde, yabancı bir dilde konuşmanın neden bu kadar stresli olabildiği hakkında konuşuyoruz.
In this episode, we're talking about ...: bölümün konusunu tanıtma
In this episode dinleyiciye konuşmacının hangi bölümü tanıttığını söyler. Ardından we're talking about konuyu belirtir; burada konu why ile başlar. Bu kalıbın tamamı açılıştaki bilgileri düzenler ve dinleyiciye sırada ne olduğunu bildirir. we're talking içindeki -ing biçimi bölümün içeriğini duyurabilir; yalnızca konuşmacıların tam o anda sohbet ettiğini ifade etmez.
Alıştırma
Öğrenilen konu tanıtma ifadesiyle podcast açılışını tamamlayın: In this episode, ____ how rainbows form.
Cevabı göster
we're talking about
why speaking ... can be: gömülü bir why yan tümcesinde düz cümle söz dizimi
Cümlenin tamamında why speaking in a foreign language can be so stressful, about sözcüğünden sonra gelen içeriği belirtir. Why ile başlayan bu yan tümce dolaylı soru görevi görür: speaking in a foreign language öznedir, can be so stressful ise yüklemdir. Why ile kurulan dolaylı soru yan tümcesi, soru anlamı taşısa da düz cümle söz dizimini kullanır. why can speaking ... be değil, why speaking ... can be denir. Aynı düzen know, explain veya discuss gibi fiillerden sonra da kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümlede discussed fiilinden sonra gömülü bir why yan tümcesi doğru kullanılmıştır?
- We discussed why can learning online be difficult.
- We discussed why learning online can be difficult.
- We discussed why can be difficult learning online.
Cevabı göster
We discussed why learning online can be difficult.
So, Pippa, do you ever get nervous speaking in a different language? Kalıp ifadeler
0:23Peki, Pippa, farklı bir dilde konuşurken hiç gergin oluyor musun?
get nervous speaking ...: gerginliğe yol açan etkinliği belirtmek
Get nervous, gerilmeye veya heyecanlanmaya başlamak anlamına gelir; günlük kullanımda o durumda gergin hissetmek anlamını da taşır. Speaking in a different language, gerginlik hissinin yaşandığı sıradaki etkinliği belirtir. get nervous + -ing kalıbı, gerginliği tetikleyen veya bu duyguya eşlik eden etkinliği belirtmek için kullanışlıdır. Örneğin get nervous taking tests veya get nervous meeting new people denebilir. -ing öbeği ayrı bir ana eylem değildir.
Alıştırma
Hangi cümle, kalabalık bir gruba konuşmanın kişiyi gerdiğini doğal biçimde ifade eder?
- I get nervous speaking to large groups.
- I get speaking nervous to large groups.
- I get nervous to speak to large groups.
Cevabı göster
I get nervous speaking to large groups.
Yes, I learned French when I was younger and I was actually quite good at it, I think. Kalıp ifadeler
0:27Evet, gençken Fransızca öğrenmiştim ve aslında bu konuda oldukça iyiydim sanırım.
actually quite good at it: aslında bu konuda oldukça iyi
Be good at something, “bir konuda becerikli veya iyi olmak” anlamına gelir. Buradaki it, daha önce geçen French sözcüğünü ifade eder. Bu yüzden I was good at it, konuşanın Fransızcada iyi olduğunu anlatır. Quite, övgüyü olumlu ama ölçülü yapar: quite good burada excellent kadar güçlü değildir. Actually ise bu yeteneği biraz şaşırtıcı veya önceki bir izlenimi düzelten bir ayrıntı olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi “aslında oldukça becerikli” anlamındaki dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: I was ____ solving puzzles.
Cevabı göster
actually quite good at
But I was really nervous when I was speaking French. Kalıp ifadeler
0:33Ancak Fransızca konuşurken gerçekten çok gergindim.
really nervous when ...: ... olduğunda çok gergin
Really, nervous sözcüğünün derecesini güçlendirir; bu nedenle really nervous, “çok gergin” anlamına gelir. When yan cümlesi, bu duygunun yaşandığı durumu belirtir. Burada when I was speaking French, gerginlik duygusunu doğrudan Fransızca konuşmaya bağlar. Yeniden kullanılabilecek yapı be veya feel + duygu sıfatı + when + tam bir yan cümledir.
Alıştırma
Hangi cümle, durumu belirtmek için bir duygu sıfatından sonra when yan cümlesini doğru kullanır?
- He really nervous when he speaks to new people.
- He feels really nervous when he speaks to new people.
- He feels when really nervous he speaks to new people.
Cevabı göster
He feels really nervous when he speaks to new people.
How about you?: aynı soruyu karşıdaki kişiye yöneltmek
How about you?, az önce konuşulan soruyu veya konuyu devralıp karşıdaki kişiye yöneltir. Eksik ayrıntılar bağlamdan anlaşılır; bu nedenle burada genel bir How are you? sorusu değil, “Aynı soruya senin cevabın ne?” anlamındadır. Ayrıca sorunun tamamını tekrarlamadan konuşma sırasını karşıdaki kişiye vermeyi sağlar.
Alıştırma
Bir arkadaşınıza 'I'm staying home this weekend.' diyorsunuz. Hangi devam cümlesi arkadaşınızın hafta sonu planlarını doğal biçimde sorar?
- How about you?
- What about it?
- How are you?
Cevabı göster
How about you?
Yeah, I've always felt like that with Spanish. Kalıp ifadeler
0:38Evet, İspanyolcada hep böyle hissetmişimdir.
I've always felt like that with ...: uzun süredir paylaşılan bir duyguyu anlatmak
I've always felt like that, konuşanın daha önce belirtilen aynı duyguyu geçmişten bugüne kadar yaşadığını anlatır. Present perfect yapıdaki I've felt geçmiş deneyimi bugüne bağlar, always uzun süredir böyle olduğunu belirtir ve like that daha önce söylenen duyguya gönderme yapar. With Spanish, “İspanyolcayla uğraşırken, onu öğrenirken veya konuşurken” demektir. Burada with, duyguyu ortaya çıkaran alanı belirtir; “İspanyol insanlarla birlikte” anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir arkadaşınız 'I get nervous before science tests.' diyor. Hedef kalıpla cevabı tamamlayın: I've ____ maths tests.
Cevabı göster
always felt like that with
make mistakes: hata yapmayı anlatan standart eşdizim
Make mistakes, birinin bir şeyi yanlış yapması veya yanılması anlamına gelen standart fiil–isim eşdizimidir. Bu cümlede to make mistakes, konuşanın yapmak istemediği eylemi belirtir; make burada fiziksel olarak bir nesne üretmek anlamına gelmez. Tek bir hata için make a mistake, genel olarak hata yapmaktan veya birden fazla hatadan söz ederken make mistakes kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: It is normal to ____ when you try something new.
Cevabı göster
make mistakes
even though I know it's okay to make mistakes. Dilbilgisi
0:44hata yapmanın sorun olmadığını bilsem de.
even though: bilinen bir gerçekle ödünleme anlatmak
Even though bir ödünleme ilişkisi kurar: normalde farklı bir sonuç bekletebilecek bir gerçeği sunar. Burada konuşan kişi hata yapmanın sorun olmadığını bilir, ancak bu gerçek hata yapmaktan kaçınma isteğini ortadan kaldırmaz. Even though ifadesinden sonra even though I know örneğindeki gibi öznesi ve fiili olan bir yan cümle gelir. Genellikle “-mesine rağmen” anlamındadır; even ise beklenmedik karşıtlığı güçlendirir.
Alıştırma
Soğuk havanın gerçek olduğunu gösteren bağlacı seçin: We played outside, ___ it was cold.
- because
- even if
- even though
Cevabı göster
even though
we'll be hearing about how to feel less nervous when you speak English. Anlatım akışı
0:50İngilizce konuşurken nasıl daha az gergin hissedebileceğimizi dinleyeceğiz.
we'll be hearing: programda sıradaki içeriği duyurmak
We'll be hearing, dinleyiciye sırada ne olduğunu bildirir. Yapısı will + be + -ing alan fiildir ve genellikle future continuous olarak adlandırılır. Burada konu, programın planlanmış bir bölümü gibi sunulur. hear about ifadesinde hear, bir konu hakkında bilgi duymak veya öğrenmek anlamındadır. Birinin fiziksel olarak işitip işitememesiyle ilgili değildir.
Alıştırma
Program duyurusunu, dersteki kısaltılmış future continuous ifadesini aynen kullanarak tamamlayın: Later, ____ from a wildlife expert.
Cevabı göster
we'll be hearing
And as usual, we'll be learning some useful new words and phrases. Kalıp ifadeler
0:54Ve her zamanki gibi, yararlı bazı yeni kelimeler ve ifadeler öğreneceğiz.
as usual: bir şeyin olağan düzene uyduğunu göstermek
As usual, “diğer çoğu seferde olduğu gibi” anlamına gelir. Bu cümlede yararlı kelime ve ifadeler öğrenmenin programın düzenli bir parçası olduğunu gösterir. Bu ifade bütün bir yan cümle hakkında yorum yapabilir. Genellikle cümlenin başında ve ardından virgül gelecek şekilde ya da cümlenin sonunda kullanılır: He arrived early, as usual.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “diğer çoğu seferde olduğu gibi” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: Nora arrived ten minutes early, ____.
Cevabı göster
as usual
You can practice these with the quiz and worksheet on our website, bbclearningenglish.com. Kalıp ifadeler
0:58Bunların pratiğini bbclearningenglish.com web sitemizdeki test ve çalışma kağıdıyla yapabilirsiniz.
You can practice these: these sözcüğünün neyi gösterdiğini bulma
You can practice these ifadesindeki these, hemen önce geçen çoğul useful new words and phrases ifadesinin yerini tutar. practice fiilinin nesnesidir: alıştırma yapılan şey bu kelime ve ifadelerdir; test, çalışma kâğıdı veya web sitesi değildir. these bu şekilde tek başına kullanıldığında, önceki bölümde anlamca uygun bir çoğul kelime grubu arayın. with sonrasındaki sözler, alıştırma için kullanılan araçları belirtir.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: “Leo learned six new words. He can practice these at home.” these neyi gösteriyor?
- altı yeni kelime
- Leo
- ev
Cevabı göster
altı yeni kelime
But first, I have a question: önce yapılacak adıma geçiş
But first ifadesi, konuşmacının sırada beklenen bölüme geçmeden önce kısa bir adım atacağını belirtir. Dinleyicilerin beklediği bölümü doğrudan başlatmak yerine konuşmanın sırasını değiştirir. I have a question, önce yapılacak adımın soru sormak olduğunu gösterir. Bir sunucu, öğretmen veya konuşmacı bu kalıpla dinleyicileri önceden duyurulan bölümden bir soruya yönlendirebilir.
Alıştırma
Oyunu açıklayacağınızı az önce söylediniz. Açıklamadan önce gruba bir şey sormak istiyorsunuz. Hangi geçiş cümlesi uygundur?
- In conclusion, I have explained the game.
- For example, the game has three rounds.
- But first, I have a question for you.
Cevabı göster
But first, I have a question for you.
how many words does a typical English speaker use in daily conversation?
1:13tipik bir İngilizce konuşuru günlük sohbette kaç kelime kullanır?
but on average: toplam sayıdan ortalamaya geçmek
but on average ifadesinde but, sorunun odağını İngilizcedeki toplam kelime sayısından tipik bir konuşurun kullandığı kelime sayısına çevirir. On average, “ilgili bütün durumlar birlikte ele alınıp ortalama hesaplandığında” anlamına gelen bir zarf ifadesidir. Ortalama, bir grubun genel sonucunu anlatır; bu yüzden her konuşurun tam olarak aynı sayıda kelime kullandığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir mağaza bazı günler diğer günlerden daha yoğundur. Günlük ortalama müşteri sayısını doğal biçimde belirten cümleyi seçin.
- The number changes by day, but in average, the shop serves 120 customers.
- The number changes by day, but on average, the shop serves 120 customers.
- The number changes by day, but at average, the shop serves 120 customers.
Cevabı göster
The number changes by day, but on average, the shop serves 120 customers.
I'm going to say: kesin olmayan bir yanıt vermek
Bir soruyu yanıtlarken I'm going to say, konuşurun seçtiği yanıtı “yanıtım ya da tahminim...” anlamıyla sunar. Genellikle seçimin o anda yapıldığını gösterir ve bir miktar belirsizlik bırakır. Burada be going to, hemen bir yanıt verme niyetini belirtir. Bir yere gitme anlamı taşımaz ve say fiilinden sonra yanıtın içeriği gelir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız yolculuk süresini tahmin etmenizi istiyor ve tam olarak emin değilsiniz. Hangi yanıt tahmininizi doğal biçimde sunar?
- I'm going to speak the trip will take about twenty minutes.
- I'm going to tell the trip will take about twenty minutes.
- I'm going to say the trip will take about twenty minutes.
Cevabı göster
I'm going to say the trip will take about twenty minutes.
Okay, well, we will find out later in the program. Öbek fiiller
1:35Pekala, cevabı programın ilerleyen kısımlarında öğreneceğiz.
find out: bir cevabı veya gerçeği öğrenmek
Find out, yeni bilgi edinerek daha önce bilinmeyen bir cevabı ya da gerçeği öğrenmek anlamına gelir. Bu cümlede cevap, programın ilerleyen bölümünde öğrenilecektir. Bu bir öbek fiildir ve ardından sık sık who, what, why veya whether ile başlayan bir soru yan cümlesi gelir; find out who won gibi.
Alıştırma
“Cevabı öğrenmek” anlamına gelen öbek fiili kullanın: Let's ____ who won the game.
Cevabı göster
find out
Now, Pippa, you said you found it stressful speaking in French, Dilbilgisi
1:39Şimdi, Pippa, Fransızcada oldukça iyi olmana rağmen,
found it stressful speaking ...: bir etkinliği değerlendirmek
find + it + sıfat + -ing yapısı, bir kişinin bir etkinliği yapmayı sıfatın belirttiği şekilde gördüğünü veya hissettiğini anlatır. Burada found, find fiilinin geçmiş zamanıdır; stressful değerlendirmeyi, speaking in French ise etkinliği belirtir. it biçimsel nesnedir: nesne konumunu doldurur fakat French sözcüğünü ya da başka bir şeyi göstermez. Ardından gelen -ing yan cümlesi asıl değerlendirilen etkinliği verir.
Alıştırma
find, it, stressful ve speaking sözcüklerini doğru sırada kullanın: Some people ____ in front of a large crowd.
Cevabı göster
find it stressful speaking
Now, someone else who has had this experience is Hanan Razek.
1:46Bu deneyimi yaşamış olan başka biri de Hanan Razek.
and also host of the podcast Beating Speaking Anxiety. Kelime
1:53ve aynı zamanda Beating Speaking Anxiety podcast'inin sunucusu.
host of the podcast: podcast'i sunan kişi
Medya bağlamında host, bir programı sunan ve yönlendiren kişiyi belirten bir isimdir. host of the podcast Beating Speaking Anxiety ifadesi, Hanan'ın hangi podcast'i sunduğunu ve yönlendirdiğini belirtir. Burada evine gelen misafirleri ağırlayan kişi anlamına gelmez. Also, gazetecilik işine ek olarak bu rolü de belirtir.
Alıştırma
Cümleyi host ve doğru edatla tamamlayın: Maya is the ____ a weekly science podcast.
Cevabı göster
host of
Here she is telling BBC Learning English presenter Georgie about speaking English. Anlatım akışı
1:58İşte kendisi BBC Learning English sunucusu Georgie'ye İngilizce konuşmaktan bahsediyor.
Here she is telling ...: sıradaki kesiti tanıtan ifade
Bu cümlede Here she is telling ... sırada gelecek kesiti tanıtır. Here, kadının fiziksel olarak bulunduğu yeri değil, sunulan içeriği gösterir. Bu ifade programın akışını düzenler: giriş sona ermektedir ve izleyici artık onun konuşmasını duyacak veya görecektir.
Alıştırma
Bir sunucu, bir kadının projenin nasıl başladığını anlattığı kesiti göstermek üzere. Kesiti en iyi hangi cümle tanıtır?
- Here is the room where she explained the project.
- She explained how the project began yesterday.
- Here she is explaining how the project began.
Cevabı göster
Here she is explaining how the project began.
pretty good: “oldukça” anlamındaki pretty
pretty good ifadesinde pretty, good sıfatını derecelendiren bir zarftır. Yaklaşık olarak “oldukça” ya da “epey” anlamına gelir; yani konuşan kişi İngilizcesini açıkça olumlu değerlendirir. Burada dış görünüşü anlatmaz. pretty good olumlu ama ölçülü bir değerlendirmedir. Tonlama ve bağlam, ifadenin içten bir övgü ya da biraz temkinli bir onay gibi duyulmasını sağlayabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede pretty “oldukça” ya da “epey” anlamındadır?
- They painted a pretty picture.
- She picked a pretty flower.
- The new game is pretty good.
Cevabı göster
The new game is pretty good.
Having conversations ..., I found it difficult: etkinliği öne alıp it ile geri gönderme yapmak
Having conversations with people, değerlendirilen etkinliği adlandırır. Buradaki -ing yan cümlesi isim gibi işlev görür; devam eden zamanın bir parçası değildir. Konuşma dilindeki bu konu-önce kalıbında etkinlik önce gelir ve I found it really difficult içindeki it zamiri bu etkinliğe geri gönderme yapar. Daha düzenli ve nötr sıralama I found having conversations with people really difficult şeklindedir. İki sürüm de aynı etkinliği değerlendirir; öne alınan sürüm etkinliği konu yapar.
Alıştırma
Hangi cümle bir etkinliği doğru biçimde önce verir ve ardından bu etkinliğe it ile geri gönderme yapar?
- Speaking to a large group, I find it really difficult.
- Speak to a large group, I find it really difficult.
- Speaking to a large group, I am finding really difficult it.
Cevabı göster
Speaking to a large group, I find it really difficult.
the Learning English team made an assessment of my English level, Kalıp ifadeler
2:12Learning English ekibi İngilizce seviyemi değerlendirdi,
make an assessment of: resmî bir değerlendirme yapmak
Make an assessment of something, bir şeyi değerlendirip dikkatli bir yargıya varmak demektir. Bu cümlede ekip, gelişigüzel bir görüş belirtmek yerine konuşanın İngilizce seviyesini resmî biçimde değerlendirmiştir. Yapı make an assessment of + isim şeklindedir. Of, değerlendirilen kişiyi, seviyeyi, durumu, riski veya başka bir unsuru belirtir.
Alıştırma
Cümleyi resmî make an assessment of eşdizimiyle tamamlayın: The trainer made ____ each employee's language needs.
Cevabı göster
an assessment of
which they used to do for all new joiners Notlar
2:15bu, yardıma veya kursa ihtiyaçları olup olmadığını görmek için
used to do: değişmiş bir geçmiş alışkanlık veya durum
Used to + fiilin yalın hâli, geçmişteki ve genellikle artık geçerli olmayan bir alışkanlığı ya da durumu anlatır. Which they used to do ifadesinde which, daha önce sözü edilen değerlendirmeye gönderme yapar; do ise tekrarlanan eylemin yerini tutar: they used to make that assessment. Bu yapıyı tekrarlanan geçmiş rutinler veya geçmiş durumlar için kullanın; yalnızca bir kez gerçekleşip tamamlanmış olaylar için kullanmayın.
Alıştırma
Değişmiş bir geçmiş rutini göstermek için cümleyi used to yapısıyla tamamlayın: They ____ hold meetings here.
Cevabı göster
used to
new joiners: bir kuruluşa yeni katılan kişiler
new joiners ifadesi, yakın zamanda bir şirkete, takıma, kulübe veya başka bir düzenli gruba katılan kişiler anlamına gelir. Bu iş yeri ifadesinde, kuruluşta yeni olan kişileri anlatır. Joiner, join fiilinden türetilmiş ve bir kişiyi belirten isimdir. İfade bir gruba katılmaya odaklanır; nesneleri birbirine bağlayan bir parça anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir iş yeri duyurusunda new joiners ne anlama gelir?
- Binadan ayrılan ziyaretçiler
- İki makineyi bağlamak için kullanılan parçalar
- Şirkete yeni katılan kişiler
Cevabı göster
Şirkete yeni katılan kişiler
to see if they need any help or courses. Kalıp ifadeler
2:18tüm yeni katılanlara yaptıkları bir şeydi.
to see if: kontrol etme amacını belirtmek
to see if they need any help or courses ifadesinde to amacı belirtir, see gözle bakmak yerine öğrenmek veya kontrol etmek anlamına gelir, if ise kontrol edilen durumu başlatır. Birinin bir şeyin doğru olup olmadığını öğrenmek amacıyla bir eylem yaptığını anlatmak için eylem + to see if + yan cümle yapısını kullanın.
Alıştırma
Cümleyi “olup olmadığını öğrenmek için” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: I'll call the clinic ____ it's open today.
Cevabı göster
to see if
but on that very same day: aynı gündeki zıtlık
but, hikâyenin sonraki bölümünün iyi sonuçların oluşturduğu olumlu izlenimle zıtlık göstereceğini belirtir. on that very same day ise bu zıt olayın az önce sözü edilen günle tam olarak aynı günde gerçekleştiğini gösterir. Burada very, same sözcüğünü güçlendirir. that very same day, belirsiz bir günü değil, “tam da aynı günü” ifade eder. İfade, birbirinden çok farklı iki gerçeği sıkıca bağlayarak zıtlığı daha çarpıcı hâle getirir.
Alıştırma
Zıtlık bildiren ve tam olarak aynı günü vurgulayan, dersteki altı kelimelik ifadeyi yazın: Maya won an award, ____, she lost her lucky pen.
Cevabı göster
but on that very same day
I couldn't really understand what the barista was saying Dilbilgisi
2:29baristanın ne dediğini gerçekten anlayamadım
what the barista was saying: dolaylı soruda sözcük sırası
what the barista was saying, understand fiilinin nesnesidir. Baristanın söylediklerinin içeriğine gönderme yapar; dolayısıyla yan cümlenin tamamı konuşanın neyi anlayamadığını belirtir. Yan cümle soru anlamı taşısa da bir bildirme cümlesinin içine yerleştirilmiştir. Bu yüzden what + özne + fiil şeklindeki düz cümle sırasını kullanır: what the barista was saying. Doğrudan soru sırası olan what was the barista saying kullanılmaz.
Alıştırma
I don't know ifadesinden sonra dolaylı soruyu doğru kullanan cümle hangisidir?
- I don't know what the customer wants.
- I don't know what does the customer want.
- I don't know what wants the customer.
Cevabı göster
I don't know what the customer wants.
and I felt pretty nervous to order coffee Dilbilgisi
2:32ve kahve sipariş ederken epey gergin hissettim,
felt pretty nervous to order coffee: sıfat + to-infinitive yapısı
felt pretty nervous to order coffee ifadesinde felt pretty nervous konuşanın duygusunu belirtirken to order coffee bu gerginliğin ilgili olduğu eylemi gösterir. Buradaki to-infinitive, nervous sıfatının anlamını tamamlar; gergin hissetmenin amacını anlatmaz. Bu “sıfat + to-infinitive” yapısı bir duygu veya tutumu bir eyleme bağlayabilir. nervous to speak, afraid to ask ve happy to help buna örnektir.
Alıştırma
'Leo felt nervous to speak first,' cümlesinde 'to speak first' neyi açıklar?
- Leo’nun gergin hissetmesinin sonucu
- Leo’yu gergin hissettiren eylem
- Leo’nun gergin hissetme amacı
Cevabı göster
Leo’yu gergin hissettiren eylem
hoping that my grammar is correct and I am pronouncing the words right.
2:38her bir kelimeyi vurgulamaya çalışıyordum.
trying to stress every single word: konuşma fiili olarak stress
Burada stress, konuşurken bir sözcüğe ek vurgu vererek onu öne çıkarmak anlamına gelen bir fiildir. Every single word hiçbir sözcüğü dışarıda bırakmadan hepsi demektir; dolayısıyla trying to stress every single word her sözcüğü bilinçli olarak önemli duyurmaya çalışmayı anlatır. Doğal İngilizcede konuşanlar genellikle yalnızca temel veya karşıtlık bildiren bilgileri taşıyan sözcükleri vurgular. Her sözcüğü vurgulamak ritmi katılaştırabilir ve asıl odağı gizleyebilir.
Alıştırma
Hangi cümlede stress, söylenen bir sözcüğü ek vurgu ile öne çıkarmak anlamındadır?
- I felt stressed before the interview.
- The long trip caused me a lot of stress.
- Please stress the final word in the question.
Cevabı göster
Please stress the final word in the question.
Yeah, I'm sure that's a situation lots of people can relate to. Kalıp ifadeler
2:42Evet, eminim ki bu, pek çok kişinin kendinden bir parça bulabileceği bir durumdur.
that's a situation lots of people can relate to: birçok kişinin kendinden bir şey bulabileceği bir durum
Buradaki that, biraz önce sözü edilen gerginlik deneyimine gönderme yapar. That's a situation lots of people can relate to, birçok kişinin benzer bir duygu yaşadığı ve bu nedenle o hissi anlayabildiği anlamına gelir. Konuşan kişi, bu deneyimin yaygın olduğunu söyleyerek karşısındakini rahatlatır. lots of people can relate to sözleri situation kelimesini açıklar. Sondaki to, relate ile birlikte kullanılır: people relate to the situation. Burada relate to, kişisel anlayışı veya ortak bir deneyimi anlatır; yalnızca iki şeyin bağlantılı olduğunu söylemez.
Alıştırma
Cümleyi, ‘benzer bir deneyim sayesinde anlamak’ anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Getting nervous before a test is a situation lots of people ____.
Cevabı göster
relate to
Hanan's results on her English assessment were pretty good,
2:46Hanan'ın İngilizce değerlendirme sonuçları oldukça iyiydi,
but she was still pretty nervous to speak in English,
2:49ancak örneğin İngilizce kahve sipariş ederken,
The modifier pretty means quite or a bit.
2:55Niteleyici (modifier) 'pretty', epey veya biraz anlamına gelir.
Georgie says that Hanan's experience is something that lots of people can relate to. Kalıp ifadeler
2:58Georgie, Hanan'ın deneyiminin pek çok kişinin bağ kurabileceği (relate to) bir şey olduğunu söylüyor.
something that lots of people can relate to: birçok kişinin kendinden bir şey bulabileceği bir şey
Something that lots of people can relate to, birçok kişinin kendi yaşamından tanıdığı bir deneyim veya duygudur. Bu cümlede Hanan'ın deneyiminin pek çok kişi tarafından anlaşılabileceğini anlatır. that lots of people can relate to bölümü something sözcüğünü açıklar. Bu bölümde that, to sonrasında yer alacak something sözcüğünü temsil eder: lots of people can relate to something. Burada relate to, kişisel bir bağ veya ortak deneyim ifade eder.
Alıştırma
Hangi cümlede relate to, bir kişinin benzer bir şey yaşamış olması nedeniyle deneyimi tanıdık bulması anlamında kullanılmıştır?
- Her story about feeling new at school is something that many people can relate to.
- The teacher relates the story to a history lesson.
- Those stories are related to the same event.
Cevabı göster
Her story about feeling new at school is something that many people can relate to.
usually because a similar thing has happened to you. Dilbilgisi
3:08genellikle benzer bir şey başınıza geldiği içindir.
A similar thing has happened to you: deneyim anlatan present perfect
“A similar thing has happened to you” present perfect kullanır: has + geçmiş zaman ortacı happened. Şu andan önce, zamanı belirtilmemiş bir noktada, konuşulan olaya benzer bir deneyim yaşadığınız anlamına gelir. Geçmişteki bu deneyim, şimdiki anlayışınızı açıklamaya yardımcı olduğu için şu anda önemlidir. something has happened to someone kalıbı, birinin başına bir olay geldiğini anlatır; tamamlanmış ve belirli bir geçmiş zaman söylenirse simple past kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi happen to fiilinin present perfect biçimiyle tamamlayın: Something similar ____ me before, so I know how you feel.
Cevabı göster
has happened to
even if they're good at it, like Hanan. Dilbilgisi
3:15pek çok kişi başka bir dili konuşurken gergin hisseder.
even if they're good at it: sonucu değiştirmeyen koşul
“Even if they're good at it” bir ödünleme koşulu getirir. Bu genel ifadede, bazı kişilerin başka bir dili iyi kullandığı durumlar da kapsanır; ancak herkesin iyi olduğu söylenmez. İyi olsalar bile gergin hissedebilirler. Buradaki it, o dili konuşmayı veya kullanmayı ifade eder. even if + cümle yapısı olası, varsayımsal ya da genel bir koşul sunar ve bu koşul doğru olsa bile ana sonucun değişmediğini belirtir.
Alıştırma
Konuşan kişi odanın gürültülü olup olmayacağından emin değildir ama yine de orada ders çalışmayı planlamaktadır. Bu anlamı en iyi hangi cümle ifade eder?
- I'll study there even if the room is noisy.
- I'll study there even though the room is noisy.
- I'll study there because the room is noisy.
Cevabı göster
I'll study there even if the room is noisy.
We can call this speaking anxiety. Kalıp ifadeler
3:18Buna konuşma kaygısı (speaking anxiety) diyebiliriz.
call this speaking anxiety: bir olguyu adlandırma
call this speaking anxiety ifadesinde call, “bir şeye ad vermek” anlamındadır; “telefon etmek” anlamında değildir. this, az önce açıklanan duyguyu gösterir; speaking anxiety ise bu duyguya verilen addır. Yapı call + nesne + ad şeklindedir: call this speaking anxiety. Bir terimi tanımlarken veya bir olguyu adlandırırken kullanışlıdır. Bu yapıda call sözcüğünden sonra as kullanılmaz.
Alıştırma
“Bu desene spiral diyoruz” anlamını verecek şekilde call + nesne + ad yapısıyla cümleyi tamamlayın: We ____ this pattern ____.
Cevabı göster
call · a spiral
or could happen in the future.
3:25veya gelecekte olabilecek bir şey hakkında endişe anlamına gelir.
Anxiety: olan veya olabilecek şeyler hakkında kaygı
Anxiety, şu anda olan veya daha sonra olabilecek bir şey hakkında hissedilen rahatsız edici bir kaygı ya da korkudur. Bu sözcük, duyguya yol açan olayı değil, duygunun kendisini adlandırır. speaking anxiety ifadesinde anxiety, kişinin konuşma konusunda hissettiği kaygı veya huzursuzluktur. Temel fikir, olan ya da olabilecek bir durum hakkında endişe duymaktır.
Alıştırma
Hangi cümlede anxiety, olabilecek bir şey hakkındaki kaygı anlamında kullanılmıştır?
- She felt stress because she had three projects due tomorrow.
- She felt anxiety about what the test results might show.
- Her nervousness grew as she stepped onto the stage.
Cevabı göster
She felt anxiety about what the test results might show.
So, why does so many people have anxiety about speaking a foreign language?
3:27Peki, neden bu kadar çok insan yabancı dil konuşma konusunda kaygı taşıyor?
Experts think it's connected to the beliefs we have about ourselves. Notlar
3:33Uzmanlar, bunun kendimiz hakkında sahip olduğumuz inançlarla bağlantılı olduğunu düşünüyor.
be connected to: bir ilişkiyi ifade etmek
it's connected to the beliefs... ifadesinde connected to, bağlantılı olmak veya ilişkili olmak anlamına gelir. Yapı be + connected + to + isim ya da isim öbeği şeklindedir. Burada to, it ile ilişkisi olan şeyi tanıtır. Bu ifade iki şey arasında bağlantı olduğunu söyler. Tek başına, birinin diğerine doğrudan neden olduğunu kanıtlamaz. to ifadenin bir parçasıdır; bu yüzden atılmamalıdır.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: Good sleep is ____ better concentration.
Cevabı göster
connected to
beliefs we have about ourselves: nesne görevindeki ilgi zamirinin düşürülmesi
beliefs we have about ourselves ifadesinde we have about ourselves, hangi beliefs ifadesinin kastedildiğini belirtir. Tam biçimi beliefs that we have about ourselves şeklindedir. That, have fiilinin nesnesidir; bu yüzden İngilizcede atılabilir: beliefs we have.... Bütün öbeğin temel ismi yine beliefs olur; we have ayrı bir ana cümle değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede ilgi zamiri atılmış bir nesne ilgi cümleciği doğru kullanılmıştır?
- The ideas we discussed them were useful.
- The ideas helped us were useful.
- The ideas we discussed were useful.
Cevabı göster
The ideas we discussed were useful.
Han Luo, professor of Chinese at Lafayette College in the United States,
3:38Amerika Birleşik Devletleri'ndeki Lafayette College'da Çince profesörü olan Han Luo,
explains more to BBC Learning English presenter Georgie.
3:43BBC Learning English sunucusu Georgie'ye daha fazlasını açıklıyor.
You know, usually the beliefs that cause anxiety,
3:47Bilirsiniz, genellikle kaygıya neden olan inançlara,
especially severe anxiety: özellikle şiddetli kaygı
Severe anxiety, çok yüksek düzeyde veya ciddi kaygı anlamına gelir. Burada severe kaygının yoğunluğunu anlatır; kaygının “katı” olduğu anlamına gelmez. Especially, severe sözcüğünü daha da vurgular. Bu nedenle especially severe anxiety, özellikle yoğun veya ciddi kaygı demektir. Bu bağlamda en ciddi durumları öne çıkarır.
Alıştırma
Hangi cümlede especially severe anxiety, özellikle ciddi düzeyde kaygı anlamında doğal biçimde kullanılmıştır?
- The guide explains how to respond to especially severe anxiety.
- The guide explains how to respond to especially strict anxiety.
- The guide explains how to respond to especially tiny anxiety.
Cevabı göster
The guide explains how to respond to especially severe anxiety.
are uh we call it irrational beliefs. Kelime
3:52biz irrasyonel inançlar (irrational beliefs) diyoruz.
irrational beliefs: akıl dışı inançlar
Irrational beliefs, gerçekler veya mantıklı bir akıl yürütme tarafından iyi desteklenmemesine rağmen kişinin doğru kabul ettiği fikirlerdir. Bu cümlede ifade, kaygıya neden olduğu belirtilen inançları adlandırır. Irrational yalnızca emotional anlamına gelmez. Bir inanç güçlü duygular içerebilir ve yine de makul olabilir; temel nokta, vardığı sonucun sağlam bir dayanağının olmamasıdır.
Alıştırma
Hangi ifade irrational belief için en açık örnektir?
- I made a mistake, so I will check my work.
- I feel nervous, so I will ask for help.
- One mistake proves that I will always fail.
Cevabı göster
One mistake proves that I will always fail.
And also like some low self-perceptions, Kelime
3:56Ve aynı zamanda kendini algılama (self-perceptions) düşüklüğü,
low self-perceptions: kişinin kendisi hakkındaki olumsuz görüşleri
Low self-perceptions, kişinin yetersiz olduğunu düşünmesi gibi, kendisi hakkında olumsuz veya düşük görüşlere sahip olmasıdır. Self-perceptions, kişinin kendisiyle ilgili düşünceleridir; başkalarının o kişi hakkındaki görüşleri değildir. Çoğul self-perceptions biçimi, kişinin kendisiyle ilgili çeşitli görüşleri veya birden fazla kişinin kendi hakkındaki görüşlerini birlikte ifade edebilir.
Alıştırma
Hangi durum low self-perceptions ifadesini en iyi gösterir?
- Gerçekte olduğundan daha az yetenekli olduğuna inanır.
- Sınıf arkadaşları ona düşük bir puan verir.
- Her sorunu çözebileceğini güvenle düşünür.
Cevabı göster
Gerçekte olduğundan daha az yetenekli olduğuna inanır.
fear of negative evaluation: başkalarının yargısıyla ilgili kaygı
Fear of negative evaluation, başkalarının sizi olumsuz değerlendireceğinden, örneğin cevabınızın, performansınızın veya yeteneğinizin kötü olduğunu düşüneceğinden kaygılanmaktır. Burada evaluation, yalnızca sınav notunu değil, bir kişi veya kişinin performansı hakkındaki bir yargıyı ifade eder. Yapı fear of + isim öbeği şeklindedir. Negative evaluation ifadesinde negative, evaluation türünü açıklar.
Alıştırma
İngilizce cümleyi, başkalarının sizi kötü değerlendirmesi korkusunu anlatan tam araştırma terimiyle tamamlayın: Mia avoided speaking because of her ____.
Cevabı göster
fear of negative evaluation
And Han says that learners worry about mistakes
4:08Ve Han, öğrencilerin hatalar konusunda endişelendiğini söylüyor
In other words, that people will judge them for their mistakes Notlar
4:14Başka bir deyişle, insanların hatalarından dolayı onları yargılayacağından
judge someone for something: birini bir nedenden dolayı yargılamak
judge them for their mistakes ifadesindeki judge, hata yaptıkları için onlar hakkında eleştirel veya olumsuz bir görüş oluşturmak anlamına gelir. Burada mahkemede bir hâkimin verdiği hukuki karardan değil, günlük sosyal değerlendirmeden söz edilir. Başka durumlarda da kullanılabilecek yapı judge + kişi + for + neden veya eylem, yani judge someone for something biçimindedir. For, değerlendirmenin nedenini belirtir.
Alıştırma
Cümleyi judge + Maya + for ile tamamlayın: It isn't fair to ____ one small mistake.
Cevabı göster
judge Maya for
In other words: aynı fikri yeniden ifade etmek
In other words, konuşanın aynı fikri daha açık veya daha doğrudan bir şekilde yeniden ifade edeceğini gösterir. Burada önceki düşüncenin sade bir açıklamasını sunar; yeni bir görüş eklemez. Genellikle yeniden ifadenin önünde yer alır ve ardından virgül gelir: In other words, + daha açık anlatım.
Alıştırma
Hangi seçenek ilk cümleyi yeniden ifade ediyor? The pool is closed today.
- For example, the pool has a diving board.
- In other words, the public cannot use the pool today.
- However, the water was warm yesterday.
Cevabı göster
In other words, the public cannot use the pool today.
think badly of someone: biri hakkında olumsuz düşünmek
think badly of someone, o kişi hakkında olumsuz bir görüşe sahip olmak demektir. Bu cümlede them, of'tan sonra gelen nesnedir. badly, değerlendirmenin olumsuz olduğunu anlatır; kişinin düşünme konusunda beceriksiz olduğunu değil. Kalıp think badly of + kişi şeklindedir. badly, think of fiil grubunu nitelediği için burada sıfat olan bad değil, zarf olan badly kullanılır.
Alıştırma
“Birisi hakkında olumsuz düşünmek” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Leo told the truth because he did not want his friends to ____ him.
Cevabı göster
think badly of
Han argues that irrational beliefs can make us anxious.
4:19Han, irrasyonel inançların bizi kaygılandırabileceğini savunuyor.
Irrational beliefs are beliefs that aren't based on things that are true. Kalıp ifadeler
4:23İrrasyonel inançlar (irrational beliefs), doğru şeylere dayanmayan inançlardır.
aren't based on: gerçeklere dayanmamak
be based on, bir fikir için bir şeyi kaynak, kanıt veya temel olarak kullanmak demektir. Bu cümlede aren't based on, inançların doğru olan şeylerden kaynaklanmadığını anlatır. Yapı A + be fiilinin uygun biçimi + based on + B şeklindedir. Örnek: The answer is based on the facts. be fiilinin biçimi değişebilir, ancak kaynak veya temelden önce on kalır.
Alıştırma
“Temel olarak kullanır” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Our answer is ____ the facts in the book.
Cevabı göster
based on
Han says some people who have speaking anxiety have low self-perceptions.
4:28Han, konuşma kaygısı olan bazı kişilerin kendilerini algılama düzeylerinin düşük olduğunu söylüyor.
Your self-perception is what you think about yourself. Kelime
4:34Kendini algılama (self-perception), kendin hakkında ne düşündüğündür.
self-perception: kendini nasıl gördüğün ve anladığın
Self-perception, kendini nasıl gördüğün ve anladığın anlamına gelir. Bu cümlede what you think about yourself ifadesi sözcüğü doğrudan açıklar. Kişinin kendine ilişkin algısı olumlu, olumsuz veya karışık olabilir. Sözcük tek başına öz güven anlamına gelmez; yalnızca kendine bakışını adlandırır.
Alıştırma
Bu cümlede self-perception ne anlama geliyor?
- Kendini görme ve anlama biçimin
- Başkalarının seni nasıl yargıladığı
- Kazanacağından ne kadar emin olduğun
Cevabı göster
Kendini görme ve anlama biçimin
Self-perception and irrational beliefs are both internal factors. Kelime
4:37Kendini algılama ve irrasyonel inançların her ikisi de içsel faktörlerdir (internal factors).
are both internal factors: kişinin içinden gelen iki etki
Internal factors; düşünceler, inançlar, duygular veya fiziksel durumlar gibi kişinin içinden gelen etkilerdir. Burada self-perception ve irrational beliefs, çevrede değil kişinin kendi zihninde bulundukları için içsel faktörler olarak tanımlanır. A and B are both C kalıbı iki şeyi aynı kategoriye yerleştirir. Both, ifadenin iki öznenin her biri için de doğru olduğunu vurgular.
Alıştırma
Cümleyi both ve be fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Worry and negative thoughts ____ internal factors.
Cevabı göster
are both
you make mistakes and feel less confident. Dilbilgisi
4:54hatalar yaparsınız ve özgüveninizin azaldığını hissedersiniz.
But when you speak in a new language: karşıt bir durumu tanıtmak
Burada But, önceki durumdan onunla karşıtlık oluşturan başka bir duruma geçildiğini gösterir. when yan cümlesi olan when you speak in a new language durumu belirler; ana cümle de bu durumda ne olduğunu anlatır. Bu yapı bir açıklamayı düzenlemeye yardımcı olur: önce bir durum verilir, ardından But when ... kullanılarak belirli bir durumda sonucun değiştiği gösterilir. But önceki düşünceyi silmez veya reddetmez; karşıtlığı belirtir.
Alıştırma
Hangi devam cümlesi önce karşıtlığı açıkça belirtir, sonra değişimin gerçekleştiği durumu söyler?
- I feel relaxed with close friends. For example, I enjoy talking to them after school.
- I feel relaxed with close friends, so I call them when I need help.
- I feel relaxed with close friends. But when I speak to a large audience, I get nervous.
Cevabı göster
I feel relaxed with close friends. But when I speak to a large audience, I get nervous.
feel less confident: less + sıfat
feel less confident, daha düşük düzeyde özgüven hissetmek demektir. feel kişiyi confident sıfatıyla ilişkilendirir, less ise bu sıfatın belirttiği dereceyi azaltır. Bir özellik veya duygu daha zayıf olduğunda less + sıfat kullanılır. Karşılaştırma less confident than before örneğindeki gibi açıkça belirtilebilir veya bağlamdan anlaşılabilir.
Alıştırma
Cümleyi daha düşük düzeyde özgüven hissetme anlamına gelen ifadeyle tamamla: Without my notes, I ____ than I do with them.
Cevabı göster
feel less confident
You can't show people what you're really like and this is frustrating. Kelime
4:57İnsanlara gerçekte nasıl biri olduğunuzu gösteremezsiniz ve bu sinir bozucudur.
what you're really like: birinin gerçek karakteri
Burada what you're really like, “gerçekte nasıl biri olduğun”, yani gerçek kişiliğin ve karakterin demektir. show people what you're really like içinde what ile başlayan yan cümlenin tamamı, diğer insanların göremediği şeyi belirtir. what + özne + be + like kalıbı birinin özelliklerini veya karakterini anlatır. Burada like, be like yapısının bir parçasıdır ve “nasıl biri olmak” anlamındadır; “sevmek” anlamındaki fiil değildir.
Alıştırma
Hangi cümle Maya'nın yeni arkadaşlarının onun gerçek kişiliğini anlamasını istediği anlamına gelir?
- Maya wants her new friends to know what she really likes.
- Maya wants her new friends to know what she's really like.
- Maya wants to know what her new friends are like.
Cevabı göster
Maya wants her new friends to know what she's really like.
But, as we tell people all the time at BBC Learning English,
5:01Ancak BBC Learning English'te insanlara her zaman söylediğimiz gibi,
You have to try to speak even though you make mistakes. Dilbilgisi
5:07Hata yapsanız bile konuşmaya çalışmalısınız.
You have to try to speak: gereklilik ve çaba
You have to try to speak, konuşmak zor olsa bile konuşmak için çaba göstermenin gerekli olduğu anlamına gelir. Have to gereklilik bildirirken try to speak bir şey söylemek için çaba göstermek demektir. Yapı have to + fiilin yalın hâlidir. Burada yalın fiil try'dır ve try ardından to + fiilin yalın hâlini alır: have to try to speak. Bu kalıpta have, “sahip olmak” anlamına gelmez.
Alıştırma
İngilizce cümleyi dinleyin ve duyduğunuz cümleyi seçin. have to ifadesine dikkat edin.
- You had to try to speak in every class.
- You have tried to speak in every class.
- You have to try to speak in every class.
Cevabı göster
You have to try to speak in every class.
And if you want more tips to improve your speaking, Kalıp ifadeler
5:13Konuşmanızı geliştirmek için daha fazla ipucu istiyorsanız,
tips to improve your speaking: konuşma becerisini geliştirmeye yönelik ipuçları
tips to improve your speaking ifadesinde tips, kısa ve pratik öneriler anlamına gelir. to improve your speaking mastar yapısı, bu önerilerin amacını, yani o beceriyi geliştirmeyi belirtir. Buradaki speaking, tek bir konuşma eylemini değil, genel konuşma becerisini ifade eder. Başka alanlarda da kullanılabilen kalıp tips to improve + beceri veya alan şeklindedir; örneğin tips to improve your writing.
Alıştırma
Cümleyi tips to improve hedef kalıbıyla tamamlayın: Our teacher shared two ____ our reading.
Cevabı göster
tips to improve
There's a link in the notes below this episode. Kültür
5:20Bu bölümün altındaki notlarda bir bağlantı var.
the notes below this episode: bölümün altındaki notlar
Podcast ve çevrim içi içerik bağlamında the notes below this episode, bölümün sayfasına eklenmiş yazılı bilgileri ifade eder. Bu kısım genellikle episode notes veya show notes olarak adlandırılır ve bağlantılar, kaynaklar ya da kısa bir özet içerebilir. Below, bu kısmın sayfa veya uygulamadaki konumunu belirtir. Cümle, dinleyicileri bağlantıyı bulmaları için o kısma yönlendirir; notes burada dinleyicinin kişisel notları veya ders notları değildir.
Alıştırma
Bir podcast'te the notes below this episode büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Ses kaydının daha sonra gelen bir kısmı
- Bölüm sayfasına eklenmiş yazılı bilgiler
- Bir dinleyicinin elle yazdığı ders notları
Cevabı göster
Bölüm sayfasına eklenmiş yazılı bilgiler
But Beth, I think it's time for the answer to your quiz question. Kalıp ifadeler
5:23Ama Beth, sanırım senin sorduğun sorunun cevabını verme zamanı geldi.
It's time for the answer: sıradaki aşamayı duyurmak
It's time for + isim öbeği yapısı, adı geçen etkinlik ya da aşamanın artık başlaması gerektiğini bildirir. Buradaki isim öbeği the answer to your quiz question olduğu için konuşmacı programı cevabın açıklandığı bölüme geçirir. answer to a question ifadesinde to, cevabı ilgili soruya bağlar. time sözcüğünden sonraki for, sıradaki ögeyi veya aşamayı tanıtır; bir varış yeri belirtmez.
Alıştırma
Öğretmenin geçiş cümlesini tamamlarken It's time for + isim öbeği kalıbını aynen kullanın: ____ the next activity.
Cevabı göster
It's time for
how many words does the average English speaker use in daily communication?
5:28ortalama bir İngilizce konuşuru günlük iletişimde kaç kelime kullanır?
That's loads: büyük bir miktara verilen gündelik İngiliz tepkisi
Burada loads, a lot anlamındadır: az önce sözü edilen sayı veya miktar çok büyüktür. That's loads, bu miktara verilen kısa ve gündelik bir tepkidir. Başka bağlamlarda loads, load sözcüğünün çoğulu olabilir ve yükleri ya da taşınan miktarları anlatabilir. Bu sözcük anlamı burada verilen cevaba uymaz.
Alıştırma
İngiliz İngilizcesi konuşan biri beş yüz kişinin geleceğini duyup “That's loads.” diyor. Ne demek istiyor?
- Sayı çok büyük.
- Mallar yüklenmiş.
- Sayı çok küçük.
Cevabı göster
Sayı çok büyük.
Okay, let's recap the vocabulary we've learned. Anlatım akışı
5:40Pekala, öğrendiğimiz kelimeleri tekrar gözden geçirelim.
Okay, let's recap: kısa bir gözden geçirmeye geçiş
Okay konuşmanın akışında bir değişiklik olduğunu gösterir; let's recap ise herkesi kısa bir gözden geçirmeye davet eder. Burada konuşmacının daha önce öğretilen kelimeleri yeniden ele alacağını bildirir. recap, ana noktaları kısaca yeniden ele almak demektir. Her şeyi baştan tekrarlamak yerine öğretim bölümünü kapatıp özeti başlatarak bilgiyi düzenler.
Alıştırma
Bir sunum yapan kişi şöyle diyor: Okay, let's recap the three main points. Bu geçiş neyi gösterir?
- Yeni ve ilgisiz bir konu başlıyor.
- Sunumun tamamı kelimesi kelimesine tekrarlanacak.
- Ana fikirlerin kısa bir tekrarı başlıyor.
Cevabı göster
Ana fikirlerin kısa bir tekrarı başlıyor.
Pretty can be used as a modifier to mean quite or a bit.
5:44Pretty, epey veya biraz anlamına gelen bir niteleyici (modifier) olarak kullanılabilir.
you understand them, usually because you've experienced something similar.
5:51genellikle benzer bir şey yaşadığınız için onları anlıyorsunuz demektir.
Anxiety is feeling uncomfortable or worried about something that is happening
5:55Kaygı (anxiety), şu anda olan veya gelecekte olabilecek
Irrational beliefs are beliefs about something that is not true.
6:02İrrasyonel inançlar (irrational beliefs), doğru olmayan bir şey hakkındaki inançlardır.
Self-perception is the way you see yourself.
6:07Kendini algılama (self-perception), kendinizi nasıl gördüğünüzdür.
And internal means inside the body or mind.
6:10İçsel (internal) ise beden veya zihnin içi anlamına gelir.
our six minutes are up: belirlenen süre sona erdi
our six minutes are up ifadesinde are up, belirlenen altı dakikalık sürenin sona erdiği anlamına gelir. up burada yukarı doğru hareketi anlatmaz. Yeniden kullanılabilen kalıp someone's time is up veya Our ten minutes are up. örneğindeki gibi ‘belirtilen süre + be up’ yapısıdır. Bir sınavın, sıranın, toplantının ya da programın sonunda planlanan sürenin kalmadığını belirtir.
Alıştırma
Bir öğretmen süreli bir sınavı bitiriyor. İzin verilen sürenin sona erdiğini doğru biçimde belirten cümle hangisidir?
- Your time is high. Please put down your pencils.
- Your time goes up. Please put down your pencils.
- Your time is up. Please put down your pencils.
Cevabı göster
Your time is up. Please put down your pencils.
But if you'd like to find out more about speaking anxiety, Ton ve niyet
6:16Ancak konuşma kaygısı hakkında daha fazla şey öğrenmek isterseniz,
if you'd like to find out more about ...: devam etmeye yönelik nazik bir davet
If you'd like to ... dinleyicinin seçebileceği bir eylemi nazikçe sunar. You'd, you would ifadesinin kısaltmasıdır; would like to, want to ya da doğrudan bir emirden daha yumuşak duyulur. Find out more about + konu, o konu hakkında daha fazla bilgi edinmek demektir. Buradaki if isteğe bağlı bir sonraki adımı kurar; tehdit veya katı koşul anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümle daha fazla bilgi sunmayı nazikçe önerirken seçimi dinleyiciye bırakır?
- Find out more. I can send you the guide.
- If you'd like finding out more, I can send you the guide.
- If you'd like to find out more, I can send you the guide.
Cevabı göster
If you'd like to find out more, I can send you the guide.
then head over to our website, bbclearningenglish.com, Öbek fiiller
6:20bbclearningenglish.com adlı web sitemize giderek
then head over to: sonraki adımı samimi biçimde göstermek
Then, önceki seçeneği sonucuna bağlar ve sıradaki eylemi gösterir. Head over to, go to veya visit demenin samimi ve konuşma diline uygun bir yoludur. Burada head, bir vücut bölümünü belirten isim değil, fiildir. head over to + hedef yapısını fiziksel bir yer veya bu cümledeki gibi bir web sitesi için kullanın.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için then, head, over ve to sözcüklerini doğru sırada kullanın: If you need more help, ____ our help page.
Cevabı göster
then head over to
There are podcasts about the things we find scary when speaking a different language Dilbilgisi
6:28Farklı bir dil konuşurken korkutucu bulduğumuz şeylerle ilgili podcastler
things we find scary: find + nesne + sıfat
Burada find, “bulmak” anlamında değil, bir şeyin belirli bir özelliğe sahip olduğunu düşünmek veya hissetmek anlamındadır. find + nesne + sıfat yapısı, konuşanın nesneyi nasıl değerlendirdiğini anlatır. we find things scary, “o şeyler bize korkutucu geliyor” demektir. things we find scary ifadesinde things nesnedir ve scary onu tanımlar. when speaking a different language ise bu duygunun ortaya çıktığı durumu belirtir.
Alıştırma
find ve long journeys ifadelerini kullanarak cümleyi tamamlayın: I ____ tiring.
Cevabı göster
find long journeys
and videos with tips to help you feel more confident with speaking. Kalıp ifadeler
6:33ve konuşurken kendinizi daha özgüvenli hissetmenize yardımcı olacak ipuçları içeren videolar var.
konuşma konusunda daha çok güven kazanmanıza yardımcı olacak ipuçları
With tips, videoların tavsiye veya ipuçları içerdiğini belirtir. to help you... mastar yapısı bu ipuçlarının amacını gösterir. help you feel ifadesinde you yardımı alan kişidir ve feel fiilin yalın hâlidir. Feel more confident, güvenin önceye göre artmasını anlatır. With speaking, bu güvenin ilgili olduğu etkinlik veya becerinin konuşma olduğunu belirtir. Böylece ifade, videoları konuşma güvenini artırmak için hazırlanmış bir kaynak olarak tanıtır.
Alıştırma
Kaynak açıklamasını üç kelimeyle tamamlayın: feel ve ardından confident sözcüğünün karşılaştırma biçimi. These short videos can help you ____ with speaking.
Cevabı göster
feel more confident