NEDEN BİR AY VAR? .... ve dahası!: İngilizce çalışma notları

Vsauce

Öğrenme zorluğu
921 kelime 182 kel/dk

Video özeti: Güneş Sistemi, Ay ve kıtaların oluşumu; İngiltere, Büyük Britanya, Birleşik Krallık ve İrlanda farklarına bağlanır. İngilizce noktaları: 1. “before we get ahead of ourselves,” deyimi, erken bir sonucu önleyip eksik öncüle döner; açıklamanın hızını ayarlamak için kullanılır. 2. “it took only about a week for” + “to coalesce” dilbilgisi kalıbı süreyi, eylemi yapanı ve eylemi ayırır; bir sürecin ne kadar sürdüğünü anlatır. 3. “the United Kingdom or the UK.” kültür ve gerçek yaşam bağlamı, UK'nin Great Britain ile Northern Ireland'dan oluştuğunu gösterir; öğrenci UK'yi England ve bağımsız Republic of Ireland'dan ayırabilir.

Bu derste

Hey, Vsauce.

0:00

Selam, Vsauce.

Michael here and I am in Regent's Park in London

0:01

Ben Michael, şu anda Londra'daki Regent's Park'tayım,

joined by Tom from SlashTom. Dilbilgisi

0:04

yanımda da SlashTom'dan Tom var.

Dilbilgisi

joined by: yanınızdaki kişiyi tanıtmak

Burada joined by Tom, I hakkında ek bilgi veren geçmiş zaman ortacı yapısındaki bir ifadedir: Tom konuşmacının yanında bir eşlikçi veya konuk olarak bulunur. İfade London'ı nitelemez. Yapı, who is joined by Tom ifadesinin kısaltılmış biçimi olarak anlaşılabilir. Edilgen biçim Tom'u konuşmacının yanına gelen kişi olarak sunar ve bir konuğu kısa şekilde tanıtmayı sağlar.

Alıştırma

Cümlede "I am joined by Tom" ne anlama gelir?

  1. Konuşmacı başka bir yerde Tom'a katılmak üzere yolculuk ediyor.
  2. London'a Tom eşlik ediyor.
  3. Tom konuşmacının yanında bir eşlikçi veya konuk olarak bulunuyor.
Cevabı göster

Tom konuşmacının yanında bir eşlikçi veya konuk olarak bulunuyor.

Awesome channel, check it out. Öbek fiiller

0:06

Harika bir kanal, mutlaka göz atın.

Öbek fiiller

check it out: zamirle kullanılan samimi bir tavsiye

Burada check it out, kanala gidip bakmak veya kanal hakkında daha fazla bilgi edinmek anlamına gelir. Bir şeyi doğrulama ya da hesap ödeme isteği değil, samimi bir tavsiyedir. Check ... out ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne it zamiri olduğunda onu fiil ile parçacığın arasına koyun: check it out denir, check out it denmez.

Alıştırma

Cümleyi check ... out ve it zamirini kullanarak tamamlayın: This website looks fun. I'll ____ after dinner.

Cevabı göster

check it out

This camera belongs to Tom and Hazel is operating it right now. Kalıp ifadeler

0:08

Bu kamera Tom'a ait ve şu anda onu Hazel kullanıyor.

Kalıp ifadeler

Sahiplik bildiren belongs to

Bu cümlede belongs to, kamerayı sahibi Tom ile ilişkilendirir. Özne sahip olunan şeydir; to’dan sonra gelen kişi ise sahibidir: bir şey birine belongs to. Bu anlamda belong bir durum fiilidir, bu yüzden normalde süreklilik bildiren yapıda değil, basit zamanlarda kullanılır. Ayrıca bir gruba üyeliği veya bir kategoriye ait olmayı da anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi sahiplik bildiren iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: This blue backpack ____ Nina.

Cevabı göster

belongs to

Yeah, that's her giving a thumbs up, which I'm sure just looked like a blur. Kalıp ifadeler

0:12

Evet, başparmağını kaldıran kişi oydu; gerçi eminim görüntüde sadece bulanık bir şey gibi görünmüştür.

Kalıp ifadeler

giving a thumbs up: hareket ve onay

Bu cümlede giving a thumbs up, Hazel’ın yaptığı hareketi, yani başparmağı yukarı kaldırma şeklindeki tanıdık işareti anlatır. that's her ifadesinden sonraki -ing grubu, onun ne yaptığını belirtir. Görünür bir el hareketinin ötesinde, a thumbs up onay veya izin anlamına da gelebilir. Hareket tek elle yapılsa bile yerleşik kalıp thumbs up biçimindedir.

Alıştırma

Cümleyi onay bildiren yerleşik iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The coach smiled and gave our idea a ____.

Cevabı göster

thumbs up

But the point is we're going to do information today. Anlatım akışı

0:14

Ama asıl mesele, bugün biraz bilgi paylaşacak olmamız.

Anlatım akışı

The point is: ana mesajı belirtmek

Bu cümlede the point is, dinleyenlere yan yorumları bir kenara bırakıp konuşanın asıl mesajına odaklanmalarını söyler: bugün bilgi sunulacaktır. Özellikle ayrıntılardan, konu dışına çıkılan bir bölümden veya bir yanlış anlaşılmadan sonra ana fikri belirtmek için the point is (that) + yan cümle kalıbı kullanılabilir. Konuşma dilinde that çoğu zaman bu örnekteki gibi atılır.

Alıştırma

Örnekte the point is ne işe yarıyor?

  1. Dikkati konuşanın ana mesajına yöneltir.
  2. Önemsiz bir yan ayrıntıyı tanıtır.
  3. Haritadaki bir konumu belirtir.
Cevabı göster

Dikkati konuşanın ana mesajına yöneltir.

Right now, Tom, I am in London,

0:16

Şu anda, Tom, Londra'dayım,

which is in England,

0:18

Londra İngiltere'de,

and it's also the United Kingdom,

0:19

aynı zamanda Birleşik Krallık'ta,

which is in Europe.

0:22

o da Avrupa'da.

Okay, and we've also got another term, Great Britain.

0:23

Tamam, bir de Büyük Britanya diye başka bir terimimiz var.

Well, let's unpack all these terms and today learn about geography. Deyimler

0:25

Gelin tüm bu terimleri açıklığa kavuşturalım ve bugün biraz coğrafya öğrenelim.

Deyimler

Unpack all these terms: terimleri parça parça açıklamak

Burada unpack mecaz anlamda kullanılır. Karmaşık bir terim grubunu parçalara ayırıp her birini dikkatle açıklamak demektir; herhangi bir çanta veya paket açılmamaktadır. All these terms nesnesi, hemen önce sözü edilen adlara gönderme yapar. Başka durumlarda da kullanılabilen unpack + konu/fikir/terim kalıbı, bir şeyin neler içerdiğini, parçalarının nasıl ayrıldığını veya ne gibi anlamlar taşıdığını incelemek demektir.

Alıştırma

Bir öğretmen birkaç zor adı tek tek incelemek istiyor. Hangi cümle en doğaldır?

  1. Let's ignore these terms.
  2. Let's list these terms.
  3. Let's unpack these terms.
Cevabı göster

Let's unpack these terms.

I may have failed geography. Dilbilgisi

0:30

Coğrafyadan kalmış olabilirim.

Dilbilgisi

may have failed: geçmişteki belirsiz bir olasılık

May have + geçmiş zaman ortacı, geçmişte bir şeyin gerçekleşmiş olabileceğini anlatır ancak kesinlikle gerçekleştiğini söylemez. may have failed ifadesinde failed, fail fiilinin geçmiş zaman ortacıdır; have ise modal perfect yapısının bir parçasıdır ve sahiplik anlamına gelmez. Burada I may have failed geography, şakacı bir öz eleştiridir: Konuşmacı, geçmişteki olası bir başarısızlığı açıklama olarak mizahi biçimde sunar. Geçmişe bakıp temkinli bir tahminde bulunurken ve geçmişteki bir olayı kesin gerçek olarak belirtmek istemediğinizde bu yapıyı kullanın.

Alıştırma

Cümleyi may have ve miss fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: Looking back, Leo ____ the last bus, but we are not sure.

Cevabı göster

may have missed

Can I find someone else?

0:34

Başka birini bulabilir miyim?

Now, if we're going to talk about geography,

0:37

Şimdi, coğrafyadan söz edeceksek,

I think we should go all the way back to a time when there was no geography. Öbek fiiller

0:39

bence coğrafyanın hiç olmadığı bir zamana kadar geri gitmeliyiz.

Öbek fiiller

go all the way back to: anlatıyı uzak geçmişe taşımak

Bu cümlede go back to, açıklamayı zaman çizelgesi üzerinde daha eski bir döneme götürür; fiziksel bir yolculuğu anlatmaz. to sözcüğünden sonraki isim öbeği, konuşmacının hikâyeyi başlatmak istediği geçmiş zaman noktasını veya dönemi belirtir. All the way güçlü bir vurgu ekler: Konuşmacı zamanda çok geriye, coğrafyanın var olmadığı bir döneme gider. Daha sonraki olayları açıklamadan önce uzak geçmişe ait bir arka plan sunmak için bu yapıyı kullanın.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: To understand this custom, let's ____ the first settlers.

Cevabı göster

go all the way back to

That's right.

0:43

Aynen öyle.

Way before YouTube existed,

0:44

YouTube daha ortaya çıkmadan çok önce,

our solar system was nothing but a mist of dust and gases, Kalıp ifadeler

0:46

Güneş sistemimiz yalnızca bir toz ve gaz bulutundan ibaretti;

Kalıp ifadeler

nothing but = yalnızca

Bu cümlede nothing but, “yalnızca” veya “başka bir şey değil” anlamına gelir. İlk dönem Güneş sisteminin sadece bir toz ve gaz sisinden oluştuğunu söyler; hiçbir şeyin var olmadığı anlamına gelmez. nothing but + isim öbeği yapısı diğer bütün olasılıkları dışlar ve bir şeyin ne kadar basit, sınırlı veya tek tür olduğunu vurgular.

Alıştırma

Cümleyi “yalnızca” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: After the move, the room contained ____ empty boxes.

Cevabı göster

nothing but

what is known as a solar nebula. Kalıp ifadeler

0:50

buna Güneş bulutsusu denir.

Kalıp ifadeler

what is known as + ad

Burada what is known as, önceki açıklamanın yerleşik adını tanıtır: toz ve gaz sisine güneş bulutsusu denir. Buradaki what, “... olan şey” anlamındadır; dolayısıyla bu, doğrudan soru değil, cümlenin içine yerleştirilmiş bir adlandırma ifadesidir. Özellikle açıklamalarda, bir tanımı insanların yaygın olarak bildiği bir terimle bağlamak için what is known as + isim veya ad yapısını kullanın.

Alıştırma

Cümleyi yerleşik bir adı tanıtan dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The hikers crossed ____ the Devil's Bridge.

Cevabı göster

what is known as

But then, about 4.6 billion years ago,

0:52

Ancak yaklaşık 4,6 milyar yıl önce

something majestic happened.

0:56

muhteşem bir şey oldu.

We don't know exactly what caused it,

0:58

Buna tam olarak neyin yol açtığını bilmiyoruz,

but some scientists believe that the shock wave of a nearby supernova

1:00

ama bazı bilim insanları yakındaki bir süpernovanın şok dalgasının

hit our nebula, causing it to start spinning and contracting. Dilbilgisi

1:04

bulutsumuza çarparak onun dönmeye ve büzülmeye başlamasına neden olduğuna inanıyor.

Dilbilgisi

causing it to start spinning and contracting: onun dönmeye ve büzülmeye başlamasına neden olmak

Causing, süpernovanın şok dalgasının bulutsuya çarpmasının sonucunu tanıtır. Bu, sonucu belirten bir -ing yan cümlesidir; hit ile yan yana gelen ikinci bir geçmiş zaman eylemi değildir. Kalıp cause + nesne + to-infinitive biçimindedir; burada causing it to start olarak görülür. Bu mastar yapısında start, spinning ve contracting adlı iki paralel -ing eylemiyle devam eder. Bu kısa yapı, bir olayın neyin gerçekleşmesine yol açtığını gösterir.

Alıştırma

Sonuç yapısını tamamlamak için cause fiilinin -ing biçimini kullanın: The strong wind pushed the gate, ____ it to swing open.

Cevabı göster

causing

Now, as things collected together,

1:08

Maddeler bir araya toplanmaya başlayınca

their overall gravity got stronger and they pulled more stuff in

1:10

toplam kütle çekimi güçlendi ve daha fazla maddeyi kendine çekti;

and then boom, we've got a sun.

1:12

sonra da bum, işte Güneş.

A half billion years later,

1:14

Yarım milyar yıl sonra,

and the disc of junk circling around the sun starts coming together in its own way

1:17

Güneş'in çevresinde dönen enkaz diski de kendi içinde birleşmeye başladı

into what we now call the planets.

1:21

ve bugün gezegen dediğimiz şeyleri oluşturdu.

One of these planets I've actually visited

1:23

Bu gezegenlerden birini bizzat ziyaret ettim

and it's called Earth.

1:25

ve adı Dünya.

But before we get ahead of ourselves, Deyimler

1:27

Ama fazla ileri gitmeden önce,

what the heck is the moon doing there? Ton ve niyet

1:29

Ay'ın orada ne işi var?

Deyimler

before we get ahead of ourselves: fazla ileri gitmeden önce

Before we get ahead of ourselves, “düşüncemizde ya da anlatımızda gereğinden fazla ileri gitmeden önce” demektir. Konuşmacı devam etmeden önce durup daha önceki bir soruyu açıklar. Get ahead of + dönüşlülük zamiri, fiziksel konumu değil düşüncenin veya konuşmanın ilerleyişini anlatan bir deyimdir. Dönüşlülük zamiri özneyle uyumlu olur: we ... ourselves.

Alıştırma

“Düşüncelerimizde veya planlarımızda gereğinden hızlı ilerlemek” anlamındaki deyimi tamamlayın: Before we ____, let's check the first step.

Cevabı göster

get ahead of ourselves

Ton ve niyet

Vurgulu bir soruda what the heck

Bu soruda what the heck, what sözcüğünü güçlendirir. Konuşanın tarafsız bir soru sormak yerine Ay'ın orada olmasına şaşırdığını, kafasının karıştığını veya abartılı biçimde sabırsızlandığını gösterir. Heck, hell sözcüğünün daha yumuşak bir alternatifidir; bu nedenle ifade, what the hell kadar sert olmadan duygu katar. Başka durumlara aktarılabilen kalıp, duygusal açıdan vurgulu bir soru kurmak için kullanılan what/who/where/why/how + the heck biçimidir.

Alıştırma

Bir öğrenci resmî bir bilimsel rapora What the heck is causing this result? yazmak istiyor. Bu uygun bir seçim midir?

  1. Hayır, çünkü samimi ve duygusal bir güç katar.
  2. Evet, çünkü tarafsız bir bilimsel sorudur.
Cevabı göster

Hayır, çünkü samimi ve duygusal bir güç katar.

I mean, here's the problem.

1:31

Yani, sorun şu.

When you look at all the terrestrial planets,

1:32

Tüm karasal gezegenlere,

all the planets near us, near the sun,

1:34

yani bize ve Güneş'e yakın tüm gezegenlere baktığınızda,

they all have very similar structure,

1:37

hepsinin yapısının birbirine çok benzediğini,

and they all have the same big metal core,

1:39

hepsinde aynı büyük metal çekirdeğin bulunduğunu

and they all have very similar densities.

1:41

ve yoğunluklarının da birbirine çok benzediğini görürsünüz.

But the moon is very not dense,

1:44

Ama Ay'ın yoğunluğu çok düşüktür

and it doesn't have a similar structure.

1:47

ve benzer bir yapıya sahip değildir.

It doesn't have a huge dense metal core.

1:49

Devasa, yoğun bir metal çekirdeği yoktur.

In fact, when we visited the moon and brought back dust and rocks

1:52

Aslında Ay'a gidip oradan toz ve kaya parçaları getirdiğimizde,

to analyze what the moon was made out of, Öbek fiiller

1:55

Ay'ın neyden oluştuğunu görmek için bunları analiz ettik

we found that the moon was made out of the same stuff

1:57

ve Ay'ın aynı maddelerden oluştuğunu keşfettik;

that you find in Earth's crust and mantle,

1:59

bunlar Dünya'nın kabuğunda ve mantosunda bulunan maddelerdi,

but not Earth's core.

2:02

ama çekirdeğinde bulunanlar değildi.

Öbek fiiller

be made out of + malzeme

Burada was made out of, analiz sonucunda bulunan maddi bileşimi belirtir: Ay, Dünya'nın kabuğunda ve mantosunda bulunanlarla aynı tür maddelerden oluşuyordu. Be, özneye ve zamana göre değişirken made out of birlikte kalır: be + made out of + material. Bunu ayırt etmek veya anlamak anlamındaki make out öbek fiili olarak çözümlemeyin. Made sözcüğünü out of ve ardından bir malzeme izlediğinde ifade, bir şeyin neyden oluştuğunu anlatır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki üç sözcüklü İngilizce malzeme ifadesiyle tamamlayın: The costume was ____ recycled paper.

Cevabı göster

made out of

This discovery gave rise to a pretty awesome idea Kalıp ifadeler

2:04

Bu keşif oldukça harika bir fikrin doğmasına yol açtı:

that the moon is actually made out of what used to be on Earth.

2:07

Ay aslında bir zamanlar Dünya'da bulunan maddelerden oluşmuştu.

Kalıp ifadeler

gave rise to: yeni bir sonuca yol açmak

Bu cümlede gave rise to, “bir fikrin ortaya çıkmasına ya da gelişmesine neden oldu” demektir. Keşif herhangi bir şeyi fiziksel olarak yukarı kaldırmadı; insanların Ay hakkındaki bu fikri oluşturmasına yol açtı. Kalıp give/gave rise to + isim öbeğidir. Bir eylem, olay veya gerçek; bir fikir, soru, sorun ya da başka yeni bir sonuç doğurduğunda kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi “başlamasına neden oldu” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The new evidence ____ several important questions.

Cevabı göster

gave rise to

About 4.52 billion years ago,

2:12

Yaklaşık 4,52 milyar yıl önce

there used to be another planet called Theia. Dilbilgisi

2:15

Theia adlı başka bir gezegen vardı.

Dilbilgisi

there used to be: sona ermiş geçmiş varlık

there used to be, bir kişinin veya şeyin geçmişte bir yerde ya da durumda var olduğunu ve genellikle artık var olmadığını anlatır. Burada Theia adlı başka bir gezegenin geçmişteki varlığını tanıtır. Kalıp there used to be + isim öbeğidir. Used to sonrasında fiilin yalın biçimi olan be gelir; bu nedenle sonraki isim tekil veya çoğul olsa da be, is ya da are biçimine dönüşmez.

Alıştırma

Cümleyi bir şeyin geçmişte var olduğunu ancak artık var olmadığını anlatan yapıyla tamamlayın: ____ a movie theater on this street, but it closed years ago.

Cevabı göster

There used to be

It was a little bit smaller than Mars, Dilbilgisi

2:19

Mars'tan biraz daha küçüktü

but it had an unfortunate orbit.

2:20

ama talihsiz bir yörüngesi vardı.

Dilbilgisi

Küçük bir fark için a little bit smaller than

Burada a little bit, karşılaştırma sıfatı smaller'ı niteler. Farkın küçük olduğunu gösterir: Theia, Mars'tan yalnızca biraz daha küçüktü; çok daha küçük değildi. Kalıp a little bit + karşılaştırma biçimi + than + karşılaştırılan öge şeklindedir. Karşılaştırma biçimi ve than korunmalıdır; a little bit, smaller than yerine tek başına kullanılamaz.

Alıştırma

a little bit, smaller ve than ifadelerini doğru sırada kullanarak cümleyi tamamlayın: The blue box is ____ the red one.

Cevabı göster

a little bit smaller than

It was fine for millions of years,

2:23

Milyonlarca yıl boyunca sorun yaşamadı,

but eventually and what did happen to it was that it collided with Earth.

2:24

ama sonunda Dünya'yla çarpıştı.

Now, it's believed that the collision happened quite slowly, Dilbilgisi

2:29

Bu çarpışmanın oldukça yavaş gerçekleştiğine

Dilbilgisi

Kaynağı belirtmeden it's believed that kullanımı

it's believed that yapısında it biçimsel öznedir; Theia, Dünya veya başka bir nesneyi göstermez. Asıl iddia that yan cümlesinde yer alır. Bu kişisiz edilgen yapı, görüşü kimin taşıdığını belirtmeden aktarır. Bilimsel ve diğer açıklayıcı metinlerde dikkati iddia üzerinde tutar ve onu konuşanın doğrudan gözlemi yerine aktarılmış ya da çıkarılmış bir görüş olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi believe fiilinin kişisiz edilgen biçimiyle tamamlayın: ____ the cave formed thousands of years ago.

Cevabı göster

It's believed that

and the centers, the cores of both Theia and Earth fused into one, Kalıp ifadeler

2:32

ve Theia ile Dünya'nın merkezlerinin, yani çekirdeklerinin tek bir bütün hâlinde birleştiğine inanılıyor.

Kalıp ifadeler

fused into one: birleşip tek bir bütün olmak

Burada fused into one, iki çekirdeğin fiziksel olarak birleşerek tek bir ortak çekirdek hâline geldiğini belirtir. Into one, iki nesnenin yalnızca temas etmesini değil, değişimin sonucunu ifade eder. Başka durumlara aktarılabilen kalıp X and Y fuse into one şeklindedir. Maddelerin fiziksel olarak kaynaşmasını veya mecazi olarak fikirlerin, grupların ya da sistemlerin tek bir birim hâline gelmesini anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: Under enough heat, the two pieces of glass ____, forming a single sheet.

Cevabı göster

fused into one

and material from the mantle and crust of Earth wasn't just scattered, Dilbilgisi

2:36

Dünya'nın mantosundan ve kabuğundan gelen maddeler ise yalnızca etrafa saçılmakla kalmadı,

but it was forcefully ejected,

2:40

büyük bir kuvvetle dışarı fırlatıldı,

Dilbilgisi

wasn't just ... but it was ...: yalnızca ... değildi, ... idi

Wasn't just A, but it was B kalıbı önce A'yı daha zayıf bir açıklama olarak sunar, ardından onu daha güçlü veya daha kesin olan B açıklamasıyla ileri taşır. Burada maddenin saçılması doğrudur, ancak forcefully ejected kuvveti ve dışarı doğru hareketi daha iyi anlatır. Not A but B kalıbından farklı olarak not just A but B genellikle A'yı reddetmez: A doğru kalır, B ise daha önemli noktayı ekler. But sonrasında it was ifadesinin tekrarlanması konuşmadaki karşıtlığı belirginleştirir; dil bilgisel yapı paralel kaldığında bu bölüm kısaltılabilir.

Alıştırma

İki boşluğu hedef karşıtlık kalıbıyla tamamlayın: The app ____ updated, ____ rebuilt from the ground up.

Cevabı göster

wasn't just · but it was

literally launched into outer space.

2:42

kelimenin tam anlamıyla uzaya savruldu.

It circled around Earth,

2:45

Bu maddeler Dünya'nın etrafında dönmeye başladı

and scientists believe that it took only about a week Dilbilgisi

2:46

ve bilim insanları yalnızca yaklaşık bir haftada

for all that Earth material out in space

2:49

uzaydaki tüm o Dünya maddesinin

to coalesce into what we now call the Moon.

2:52

birleşerek bugün Ay dediğimiz şeyi oluşturduğuna inanıyor.

Dilbilgisi

it took only about a week for ... to coalesce ile süre belirtme

Buradaki it, belirli bir nesneyi göstermeyen biçimsel bir öznedir. Kalıp it took + süre + for + kişi veya şey + to + fiil şeklindedir. For bölümü süreci yaşayan kişi ya da şeyi, to-mastar ise eylemi belirtir; bu cümlede birleşen, Dünya kökenli maddedir. Only süreyi dikkat çekici derecede kısa gösterirken about bunun bir tahmin olduğunu belirtir. Bu nedenle only about a week, tam olarak yedi gün değil, yaklaşık bir hafta anlamına gelir ve sürecin ne kadar az zaman gerektirdiğini vurgular.

Alıştırma

Cümleyi it took ... for ... to kalıbıyla tamamlayın: It ____ three days ____ the repair crew ____ reopen the bridge.

Cevabı göster

took · for · to

Oh, and by the way, Anlatım akışı

2:55

Ha, bu arada,

if that's how the Moon formed,

2:56

Ay gerçekten böyle oluştuysa,

it was such a strong collision. Dilbilgisi

2:58

bu inanılmaz derecede güçlü bir çarpışmaydı.

Anlatım akışı

Konuşmada yan bilgiyi belirten by the way

By the way, konuyla bağlantılı bir yan bilgiyi haber veren bir söylem belirtecidir. Konuşanın ana bilgi akışından kısa süreliğine ayrıldığını gösterir; böylece dinleyen kişi yeni cümleyi savın zorunlu bir sonraki adımı olarak değerlendirmez. Burada Oh, and geçişi özellikle konuşma diline özgü kılar. By the way bilgiyi düzenler; sözcüğü sözcüğüne bir yol, tarz veya yöntem anlamına gelmez.

Alıştırma

Yarınki toplantıyı konuşurken bağlantılı bir yan bilgi ekliyorsunuz: “____, I left the agenda on your desk.” Cümlenin bir yan not olduğunu en iyi belirten başlangıç hangisidir?

  1. By the way
  2. Therefore
  3. Anyway
Cevabı göster

By the way

Dilbilgisi

such a strong collision: such a + sıfat + isim kalıbı

such a + sıfat + tekil sayılabilen isim kalıbında such, isim öbeğinin tamamını güçlendirir. Burada such a strong collision, son derece şiddetli tek bir çarpışma anlamına gelir. collision tekil ve sayılabilen bir isim olduğu için a artikeli gereklidir. Yeniden kullanılabilecek kalıp such a/an + sıfat + tekil sayılabilen isim biçimindedir; ardından ünlü sesi geliyorsa an kullanılır.

Alıştırma

Tekil isim öbeğinin tamamını güçlendiren iki sözcüklü kalıpla İngilizce cümleyi tamamlayın: It was ____ difficult test that several students needed extra time.

Cevabı göster

such a

The actual axis that the Earth spun on was tilted 23.5 degrees,

3:00

Dünya'nın kendi etrafında döndüğü eksen 23,5 derece eğildi

which to this day is why we have seasons. Kalıp ifadeler

3:05

ve bugün hâlâ mevsimlerin olmasının nedeni de bu.

Kalıp ifadeler

to this day: geçmişten bugüne süreklilik

To this day, bir durumun, gerçeğin veya etkinin geçmişteki bir noktadan bugüne kadar sürdüğünü belirtir. Bu cümlede yalnızca takvimdeki bugünü değil, Dünya'nın eğik ekseninin günümüzde de süren etkisini gösterir. Geçmişe dönüp bakan bir zaman ifadesidir. remains unknown to this day örneğindeki gibi cümleciğin sonunda ya da buradaki gibi vurgu amacıyla cümleciğin içinde kullanılabilir.

Alıştırma

Geçmişten bugüne süren çözülmemiş bir durumu vurgulayan üç sözcüklü ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: The painting disappeared in 1920, and its location remains unknown ____.

Cevabı göster

to this day

Wow.

3:11

Vay canına.

All right,

3:13

Pekâlâ,

so 4 billion years ago,

3:13

yaklaşık 4 milyar yıl önce

the continents as we know them began to emerge. Kalıp ifadeler

3:14

bugün bildiğimiz kıtalar ortaya çıkmaya başladı.

Kalıp ifadeler

“as we know them”: bugün bildiğimiz biçim

the continents as we know them ifadesinde as we know them, continents sözcüğünü bugün insanların bildiği biçimle sınırlar. Yalnızca “tanıdığımız kıtalar” anlamına gelmez. Bir şeyin zaman içinde nasıl değiştiğini anlatırken as we know + nesne kullanılabilir. Nesne zamiri önceki isme gönderme yapar: them, çoğul continents sözcüğünü gösterir; tekil bir isimle the city as we know it örneğindeki gibi it kullanılır.

Alıştırma

Örnekte "the continents as we know them" ne anlama gelir?

  1. insanların bizzat tanıştığı kıtalar
  2. bugün bildiğimiz biçimdeki kıtalar
  3. kıtaların geçmişte sahip olduğu bütün biçimler
Cevabı göster

bugün bildiğimiz biçimdeki kıtalar

You know, these pieces of the Earth's crust that have cooled down

3:17

Yani, Dünya'nın soğuyup katılaşan bu kabuk parçaları

and are floating around on Earth's molten liquid insides.

3:20

onun erimiş, sıvı iç kısmının üzerinde yüzüyor.

Now, they move and they've been in constant motion since they began, Dilbilgisi

3:24

Hareket ediyorlar ve oluştukları günden beri sürekli hareket hâlindeler,

but they move very, very slowly.

3:27

ama çok, çok yavaş ilerliyorlar.

Dilbilgisi

“they've been ... since”: geçmişten bugüne devam etme

they've been, they have been ifadesinin kısaltmasıdır. Have/has been + durum yapısını izleyen since + başlangıç noktası, durumun geçmişte başladığını ve şimdi de sürdüğünü anlatır. Burada kıtaların hareketi, kıtalar oluşmaya başladığında başlamış ve günümüze kadar devam etmiştir. Since they began, “ne zamandan beri?” sorusunu yanıtlar. Başlangıç noktasını gösterir; “başladıkları için” anlamına gelmez ve sürenin uzunluğunu belirtmez.

Alıştırma

Cümleyi be fiilinin present perfect biçimi ve başlangıç noktasını bildiren sözcükle tamamlayın: The machine ____ in constant operation ____ it was installed.

Cevabı göster

has been · since

Every 300 to 500 million years,

3:29

Her 300 ila 500 milyon yılda bir

the continents all converge into what's called one big supercontinent. Kelime

3:32

tüm kıtalar birleşerek tek bir büyük süperkıta oluşturur.

Kelime

converge into: bir araya gelip tek bir bütün oluşturmak

Converge fiili, birbirinden ayrı şeylerin aynı noktaya veya ortak bir sonuca doğru hareket etmesini anlatır. Bu cümlede kıtalar yalnızca birbirine yaklaşmaz; bir araya gelir. Into edatı, bu sürecin sonucunu, yani tek bir büyük süperkıtayı belirtir. multiple things converge into + resulting whole kalıbı, ayrı yolların, grupların veya eğilimlerin sonunda tek bir bütün hâline gelmesini anlatmak için kullanılabilir.

Alıştırma

Converge ve oluşan bütünü tanıtan edatı kullanarak cümleyi tamamlayın: Several lanes ____ one road after the bridge.

Cevabı göster

converge into

All the land in the entire Earth all together

3:38

Dünya'daki tüm karalar bir araya gelir

and the rest of it covered in ocean.

3:41

ve geri kalan her yer okyanusla kaplanır.

The most recent supercontinent is kind of famous. Ton ve niyet

3:42

En yakın tarihli süperkıta epey ünlüdür.

It's called Pangaea.

3:44

Adı Pangea.

Ton ve niyet

kind of famous: bir değerlendirmeyi yumuşatmak

Burada kind of, famous sıfatından önce gelir ve biraz ya da bir ölçüde anlamını taşır. İddiayı daha az kesin hâle getirir; bir ün türünü anlatmaz. Bu yumuşatma ifadesi yoruma rahat ve hafif mizahi bir ton da verir. kind of + adjective kalıbı, bir görüşün fazla keskin veya aşırı kesin duyulmasını önlemenin yaygın bir yoludur.

Alıştırma

'The restaurant is kind of famous' cümlesinde kind of ne işe yarar?

  1. Özel bir ün türünü belirtir.
  2. İddiayı güçlendirerek son derece ünlü olduğunu belirtir.
  3. İddiayı yumuşatarak bir ölçüde ünlü olduğunu belirtir.
Cevabı göster

İddiayı yumuşatarak bir ölçüde ünlü olduğunu belirtir.

But scientists believe that there may have been four, five, six

3:46

Ancak bilim insanları Pangea'dan önce dört, beş, altı

or even more supercontinents that existed before Pangaea.

3:49

hatta daha fazla süperkıtanın var olmuş olabileceğine inanıyor.

What's really mind-blowing is the fact that eventually there's going to be another Pangaea, Anlatım akışı

3:53

Asıl akıl almaz olan, eninde sonunda yeni bir Pangea'nın,

another supercontinent.

3:58

yani başka bir süperkıtanın oluşacak olması.

Anlatım akışı

What's really mind-blowing is the fact that: değerlendirmeyi vurgulanan gerçekten önce sunmak

Bu cümlede What's really mind-blowing is biçimindeki what yan tümcesi özne görevindedir; bir soru değildir. Önce güçlü bir değerlendirme sunar, the fact that ise vurgulanan somut iddiayı getirir. What's + değerlendirme + is the fact that + yan tümce kalıbı önemli bilgiyi geciktirerek beklenti oluşturur ve dinleyicinin dikkatini sonuca yöneltir. Gerçeği önce veren daha düz bir ifade, bu yönlendirilmiş vurgunun bir kısmını kaybeder.

Alıştırma

Cümleyi dersteki odaklama kalıbının aynısıyla tamamlayın: ____ ocean currents can carry heat across the globe.

Cevabı göster

What's really mind-blowing is the fact that

And based on calculations, Kalıp ifadeler

3:59

Hesaplamalara göre de

the Earth at that time will look like this.

4:01

Dünya o zaman böyle görünecek.

Kalıp ifadeler

based on calculations: bir sonucun arkasındaki kanıtı belirtmek

Based on calculations, kanıtın kaynağını belirten bir giriş ifadesidir. Dünya'nın nasıl görüneceğine ilişkin tahminin dayanaksız bir varsayımdan değil, hesaplama sonuçlarından geldiğini dinleyiciye bildirir. Burada bu ifade, ardından gelen yargının tamamı için geçerlidir; daha açık biçimi Based on calculations, we predict that the Earth will look like this. olabilir. Dünya'nın kendisinin hesaplamalara dayandığı anlamına gelmez. based on + kaynak kalıbı, bir sonucu destekleyen kanıtı belirtmek için de kullanılabilir.

Alıştırma

Raporu dersteki kanıt kaynağı ifadesinin aynısıyla tamamlayın: ____, we expect the bridge to carry daily traffic safely.

Cevabı göster

Based on calculations

But like I said,

4:05

Ama dediğim gibi,

these landmasses are moving very, very slowly.

4:06

bu kara kütleleri çok, çok yavaş hareket ediyor.

And so for that reason, Anlatım akışı

4:08

İşte bu nedenle

it is worth learning their names as they are now, Dilbilgisi

4:10

şu anki adlarını öğrenmeye değer.

Anlatım akışı

for that reason: önceki bir nedenden sonuca geçiş

“For that reason” daha önce verilmiş bir nedene geri gönderme yapar ve sonraki ifadenin bu nedenden çıktığını gösterir. Burada daha önce belirtilen neden, mevcut adları öğrenmenin değerli olduğu sonucunu destekler. Mantıksal akış neden → for that reason → sonuç, çıkarım veya önerilen eylem şeklindedir. Bu ifade, düşüncenin hangi yönde ilerlediğini açıkça gösterir.

Alıştırma

Belirtilen nedeni sonucuna doğru biçimde bağlayan ifadeyi seçin: The roads are icy. ___, the school will open two hours late.

  1. Because
  2. Even though
  3. For that reason
Cevabı göster

For that reason

Dilbilgisi

it is worth learning: worth + -ing yapısı

“It is worth learning”, bir şeyi öğrenmenin harcanan zamanı veya çabayı hak edecek kadar değerli olduğunu anlatır. “It” biçimsel öznedir; değerlendirilen asıl etkinlik “learning their names” ifadesidir. worth sonrasında -ing biçimi kullanılır: worth learning, worth trying, worth waiting for. Bu yapıda worth to learn kullanılmaz.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için learn sözcüğünün doğru biçimini kullanın: These safety rules are worth ____ before the trip.

Cevabı göster

learning

which brings us back to the question of England, Anlatım akışı

4:13

Bu da bizi yeniden İngiltere,

United Kingdom,

4:16

Birleşik Krallık,

Great Britain,

4:17

Büyük Britanya,

British Isles,

4:18

Britanya Adaları,

and what all these terms mean. Dilbilgisi

4:19

ve tüm bu terimlerin ne anlama geldiği sorusuna getiriyor.

Anlatım akışı

which brings us back to: Önceki konuya dönmek

“which brings us back to”, anlatımı daha önce sözü edilen bir soruya ya da ana konuya döndüren bir geçiş ifadesidir. Burada “which”, önceki açıklamanın tamamına gönderme yapar: bu açıklama konuşmacıyı yeniden yer adları listesine götürür. “Bring us back” burada insanları ya da nesneleri fiziksel olarak geri getirmek değil, konuşmanın yönünü önceki konuya çevirmek demektir. Bir ara açıklamanın ana konuya nasıl yeniden bağlandığını göstermek için “which brings us back to + önceki konu veya soru” kalıbını kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi “which brings us back to” geçiş ifadesiyle tamamlayın: We now understand the background, ____ our main question.

Cevabı göster

which brings us back to

Dilbilgisi

what all these terms mean: Dolaylı soruda sözcük dizilişi

“what all these terms mean” bir dolaylı soru yan cümlesidir. Dinleyiciye yöneltilen doğrudan bir soru değil, daha büyük olan “the question of ...” ifadesinin bir parçasıdır. Açıklanacak bilginin ne olduğunu belirtir. Dolaylı soruda düz cümle sözcük dizilişi kullanılır. Özne olan “all these terms”, “mean” fiilinden önce gelir; yan cümlenin içinde “do” eklenmez ve özneyle fiilin yeri değiştirilmez.

Alıştırma

“Can you explain ...?” için doğal tamamlamayı seçin.

  1. what mean all these terms
  2. what do all these terms mean
  3. what all these terms mean
Cevabı göster

what all these terms mean

Let's begin zoomed out. Anlatım akışı

4:20

Önce biraz uzaktan bakalım.

Anlatım akışı

begin zoomed out: büyük resimle başlamak

Begin, açıklamanın nasıl düzenleneceğindeki ilk adımı gösterir. Dinleyicilere önce hangi bakış açısının ele alınacağını bildirir. Buradaki zoomed out görsel bir benzetmedir; kamerayı hareket ettirme talimatı değildir. Küçük ayrıntılara geçmeden önce en geniş ve en üst düzey bakışla, yani büyük resimle başlamak anlamına gelir.

Alıştırma

Bir sunumda “Let's begin zoomed out” dinleyicilere ne anlatır?

  1. Ayrıntılara geçmeden önce büyük resimle başlamak.
  2. Ekrandaki yazıyı küçülterek başlamak.
  3. Genel bakışı atlayıp yalnızca küçük bir ayrıntıyı ele almak.
Cevabı göster

Ayrıntılara geçmeden önce büyük resimle başlamak.

The British Isles and Ireland are a collection of 6,000 islands

4:23

Britanya Adaları ve İrlanda, 6.000 adadan oluşan bir ada grubudur

off the coast of Europe. Kalıp ifadeler

4:27

ve Avrupa kıyılarının açıklarında yer alır.

Kalıp ifadeler

off the coast of Europe: kıyı çizgisinin ötesinde

Off the coast of Europe, Avrupa'nın kıyıdaki kara parçasında değil, kıyı çizgisinin ötesindeki ve genellikle kıyıya yakın denizde demektir. off the coast of + place yapısı, bir adanın, geminin veya başka bir unsurun bir yerin kıyı açığında bulunduğunu belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle deniz fenerini Fransa'nın kıyı toprağında değil, Fransa yakınındaki denizde konumlandırır?

  1. The lighthouse stands off the coast of France.
  2. The lighthouse stands along the coast of France.
  3. The lighthouse stands on the coast of France.
Cevabı göster

The lighthouse stands off the coast of France.

The term Great Britain refers to the largest of these islands. Kelime

4:28

Büyük Britanya terimi, bu adaların en büyüğünü ifade eder.

Kelime

Bir terimin neyi belirttiğini gösteren “refers to”

Bu tanımda refers to, bir adı o adın belirttiği şeyle ilişkilendirir. Great Britain terimdir; en büyük ada ise bu terimin belirttiği şeydir. Bir adın tam olarak neyi belirttiğini veya kapsamını açıklamak istediğinizde X refers to Y kalıbını kullanabilirsiniz. Burada refers to, “bahseder” veya “bilgi için başvurur” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede refers to tanım yapma anlamında kullanılmıştır?

  1. She referred to the problem during the meeting.
  2. Please refer to page ten for the schedule.
  3. Here, “the coast” refers to the land beside the sea.
Cevabı göster

Here, “the coast” refers to the land beside the sea.

Now, Great Britain contains three separate countries, Kültür

4:32

Büyük Britanya üç ayrı ülkeyi kapsar:

England, Wales, and Scotland.

4:35

İngiltere, Galler ve İskoçya.

Kültür

“Great Britain”: İngiltere, Galler ve İskoçya

Great Britain, İngiltere, Galler ve İskoçya’nın bulunduğu büyük adanın coğrafi adıdır. Bu cümlede İngiltere’nin başka bir adı değildir. Kuzey İrlanda, Büyük Britanya adasının bir parçası değildir. Birleşik Krallık, Büyük Britanya ile Kuzey İrlanda’yı içerir; bu nedenle Great Britain ve the United Kingdom tam eş anlamlı değildir.

Alıştırma

Hangi ifade coğrafi olarak doğrudur?

  1. Great Britain contains England, Wales, and Scotland.
  2. Great Britain contains England, Wales, Scotland, and Northern Ireland.
  3. Great Britain is another name for England.
Cevabı göster

Great Britain contains England, Wales, and Scotland.

If we add Northern Ireland into the mix, Deyimler

4:37

Bunlara Kuzey İrlanda'yı da eklersek,

we're now looking at what is known as the United Kingdom or the UK. Kültür

4:39

karşımıza Birleşik Krallık ya da kısaca UK çıkar.

Deyimler

add ... into the mix ifadesinin anlamı ve kullanımı

add Northern Ireland into the mix ifadesinde into the mix, Kuzey İrlanda'nın değerlendirilen bütüne dâhil edildiği anlamına gelir. Fiziksel olarak hiçbir şey karıştırılmaz; yeni bir üye veya etken eklemeyi anlatan bir mecazdır. Aktarılabilir add X into the mix kalıbı, X'in eklenmesinin genel bileşimi, durumu veya sonucu değiştirdiğini vurgular.

Alıştırma

add X into the mix kalıbını tamamlayın: We have compared the prices. Now let's add delivery time ____.

Cevabı göster

into the mix

Kültür

Birleşik Krallık (UK): Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda

Genellikle UK olarak kısaltılan Birleşik Krallık; İngiltere, İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda'dan oluşan ülkedir. Büyük Britanya; İngiltere, İskoçya ve Galler'i kapsar. Kuzey İrlanda da eklendiğinde UK denilen daha geniş birim oluşur. İrlanda Cumhuriyeti bağımsız bir ülkedir ve UK'nin parçası değildir. Bu nedenle UK, Büyük Britanya ve İngiltere aynı bölgeyi adlandırmaz.

Alıştırma

Hangi tanım United Kingdom ile eşleşir?

  1. Yalnızca İngiltere
  2. İngiltere, İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda
  3. Yalnızca İngiltere, İskoçya ve Galler
  4. İrlanda Cumhuriyeti ve Kuzey İrlanda
Cevabı göster

İngiltere, İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda

The Republic of Ireland is a separate country Kültür

4:43

İrlanda Cumhuriyeti ayrı bir ülkedir

that is not part of the United Kingdom.

4:46

ve Birleşik Krallık'ın bir parçası değildir.

Kültür

The Republic of Ireland ile Northern Ireland

The Republic of Ireland, İrlanda adasının büyük bölümünü kaplayan bağımsız ülkedir. Bu cümlede tam adın kullanılması, ülkenin Birleşik Krallık'ın parçası olmadığını açıkça gösterir. Bu ülkeyi Birleşik Krallık'ın parçası olan Northern Ireland ile karıştırmayın. Kısa ad olan Ireland, ülke adı olarak çoğunlukla İrlanda Cumhuriyeti'ni belirtirken the island of Ireland iki bölgeyi de kapsayan coğrafi bir terimdir.

Alıştırma

The Republic of Ireland hakkında hangi ifade doğrudur?

  1. The Republic of Ireland, Birleşik Krallık'ın dışında kalan bağımsız bir ülkedir.
  2. The Republic of Ireland, Northern Ireland için kullanılan başka bir addır.
  3. The Republic of Ireland, Birleşik Krallık'ın dört bölümünden biridir.
Cevabı göster

The Republic of Ireland, Birleşik Krallık'ın dışında kalan bağımsız bir ülkedir.

And by the way,

4:48

Bu arada,

England is where London is,

4:48

Londra İngiltere'dedir

which is where Summer in the City was.

4:50

ve Summer in the City de orada düzenlendi.

Which brings us back to Regent's Park

4:52

Böylece yeniden Regent's Park'a dönüyoruz

and as always,

4:55

ve her zamanki gibi,

thanks for watching!

4:58

izlediğiniz için teşekkürler!

Could you guys stand still for a second? Kalıp ifadeler

5:10

Bir saniyeliğine kıpırdamadan durabilir misiniz?

Kalıp ifadeler

stand still: ayakta ve hareketsiz durmak

Stand still, “ayakta ve hareket etmeden durmak” anlamına gelir. Burada still hareketsiz bir durumu anlatır; “şimdiye kadar devam etmek” anlamında değildir. Bu ifade, fotoğraf çekimi, kıyafet provası veya güvenlik kontrolü gibi durumlarda birinin kısa süreliğine hareket etmemesi istendiğinde yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

“Ayakta ve hareket etmeden durmak” anlamındaki iki sözcüklü İngilizce ifadeyle ricayı tamamlayın: Please ____ while I take the picture.

Cevabı göster

stand still

Is that good enough for you, Hazel?

5:19

Bu senin için yeterince iyi mi, Hazel?

To learn more about Great Britain,

5:22

Büyük Britanya,

Ireland, overseas territories,

5:24

İrlanda, denizaşırı topraklar

and even Canada,

5:26

ve hatta Kanada hakkında daha fazla bilgi edinmek için

you really must check out CGP Grey's explanation video,

5:27

CGP Grey'in açıklama videosuna mutlaka göz atmalısınız,

if you haven't seen it already.

5:31

tabii hâlâ izlemediyseniz.

This guy is incredible.

5:32

Bu adam inanılmaz.

You can also check out the channels belonging to the people

5:33

Ayrıca bu kişilere ait kanallara da göz atabilirsiniz.

who helped me with the intro and outro for this video. Kelime

5:36

Bu kişiler videonun giriş ve kapanışında bana yardım etti.

Kelime

intro and outro: medyanın açılış ve kapanış bölümleri

Intro, introduction sözcüğünün gündelik ve kısaltılmış biçimidir. Bir video, podcast, şarkı veya benzer bir yapımda içeriği tanıtan ya da yapımın kimliğini oluşturan açılış bölümünü adlandırır. Outro ise intro örnek alınarak oluşturulmuş bir medya prodüksiyonu terimidir ve yapımın sonundaki kapanış bölümünü adlandırır. intro and outro ifadesinde and, yapımın birbiriyle eşleşen iki bölümünü bağlar. Burada konuşan kişi, başkalarının yalnızca bir sohbeti başlatıp bitirmesine değil, videonun hem açılış hem de kapanış bölümlerini oluşturmasına yardım ettiğini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi açılış ve kapanış bölümlerini ifade eden gündelik medya prodüksiyonu terimleriyle tamamlayın: The ____ welcomes viewers, and the ____ plays as the video ends.

Cevabı göster

intro · outro

We've got Tom

5:39

Tom var

and Dude, where's my challenge?

5:40

bir de Dude, Where's My Challenge?