Bu Köy Ay Yeni Yılı İçin Günde Nasıl 50.000 Tütsü Çubuğu Üretiyor | Büyük İşler: İngilizce çalışma notları

Business Insider

Öğrenme zorluğu
853 kelime 173 kel/dk

Video özeti: Hindistan'ın kısıtlamalarından sonra Thi, Quang Phu Cau tütsüsünü makineleştirip Vietnamlı alıcılar bularak Tet zanaatını korur. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. stay afloat, — Deyimler ve mecazlı ifadeler: krizde ayakta kalmayı anlatan iş benzetmesini suda yüzmekten ayırın. 2. went from being able to make 500 sticks a day by hand to 50,000 using machines. — Dilbilgisi ve cümle kalıpları: değişim öncesi ve sonrası üretim ile yöntemi karşılaştırmak için go from X to Y kullanın. 3. connect the spiritual world to this one. — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: this one ifadesinin fiziksel dünyayı, tütsü dumanının iki dünyayı bağlayan Vietnam inancını anlattığını anlayın.

Bu derste

At the beginning of the year,

0:01

Yılın başında,

this Vietnamese town turns a sea of pink. Deyimler

0:02

Vietnam'daki bu kasaba pembe bir denize dönüşüyor.

Deyimler

a sea of pink: pembe bir deniz

Burada a sea of pink, pembe nesnelerle yoğun biçimde kaplanmış çok geniş bir alanı anlatan görsel bir benzetmedir. Kasaba gerçekten denize dönüşmez; ifade, rengin görüş alanının her yanına yayılmış gibi görünmesini vurgular. Aktarılabilir kalıp a sea of + isim şeklindedir. a sea of faces veya a sea of lights örneklerinde olduğu gibi, çok sayıdaki benzer şeyi tek ve uçsuz bucaksız bir manzara olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi “görülebilen çok geniş bir kütle” anlamındaki canlı benzetmeyle tamamlayın: From the balcony, the speaker looked down at ____ smiling faces.

Cevabı göster

a sea of

About 70% of Quang Phu Cau village make incense sticks.

0:06

Quang Phu Cau köyü sakinlerinin yaklaşık %70'i tütsü çubuğu üretiyor.

That's about 3,000 households,

0:11

Bu da yaklaşık 3.000 hane demek.

all in preparation for Tet, Notlar

0:13

Hepsi Tet'e hazırlanıyor.

or Vietnamese Lunar New Year,

0:15

Vietnam Ay Takvimi Yeni Yılı olarak da bilinen Tet,

the country's most important holiday.

0:17

ülkenin en önemli bayramıdır.

Kalıp ifadeler

in preparation for Tet: Tet hazırlığı kapsamında

In preparation for Tet, “Tet’e hazırlanma sürecinin bir parçası olarak” anlamına gelir. Bu edat öbeği hanelerin faaliyetinin amacını açıklar: yaptıkları iş bayram hazırlıklarıyla bağlantılıdır. Aktarılabilir kalıp in preparation for + isim veya olay şeklindedir. Bir eylem ya da duruma eklenerek onun neden yapıldığını sık sık açıklar.

Alıştırma

Cümleyi “hazırlanma sürecinin bir parçası olarak” anlamındaki hafif resmî ifadeyle tamamlayın: The museum trained extra guides ____ the holiday crowds.

Cevabı göster

in preparation for

Kültür

Tet, or Vietnamese Lunar New Year: açıklayıcı or

Tet, or Vietnamese Lunar New Year ifadesinde or sonrasındaki bölüm, Tet için açıklayıcı bir İngilizce ad verir. İki ifade de aynı bayramı belirtir; or ikinci bir bayram sunmaz. Bu ad, or açıklama, kalıbı yazarların okura yabancı gelebilecek bir özel adı kısaca tanıtmasını sağlar. İki virgül, açıklamayı ek tanımlayıcı bilgi olarak ayırır.

Alıştırma

Açıklayıcı ikinci bir adı tanıtan kelimeyi yazın: The spring celebration is called Nowruz, ____ Persian New Year.

Cevabı göster

or

Artisans here have made these colorful incense sticks for generations. Dilbilgisi

0:24

Buradaki zanaatkârlar nesillerdir bu rengârenk tütsü çubuklarını üretiyor.

Dilbilgisi

have made ... for generations: bugüne kadar süren bir gelenek

Have made, present perfect yapısındadır: have + made geçmiş zaman ortacı. for generations ile birlikte kullanıldığında, etkinliğin geçmişte başladığını, birkaç nesil boyunca sürdüğünü ve bugüne kadar devam ettiğini anlatır. Bu birleşim, hâlâ yaşayan gelenekler, uzun süredir devam eden işler, mülkiyet veya bugün de geçerli olan ilişkiler için kullanışlıdır. Yalnızca geçmişte tamamlanmış bir olayı bildirmez.

Alıştırma

Boşluğu make fiilinin present perfect biçimiyle doldurun: The workshop is still active today, and its artisans ____ baskets here for generations.

Cevabı göster

have made

But the industry almost didn't survive. Dilbilgisi

0:28

Ancak sektör neredeyse yok oluyordu.

Dilbilgisi

almost didn't survive: olumsuz sonuç neredeyse gerçekleşti

Burada almost, didn't survive olumsuz olayının tamamını etkiler. Sektör ayakta kalamamaya çok yaklaştı, ancak sonunda ayakta kaldı. Başka durumlarda da kullanılabilen almost didn't + fiil kalıbı, olumsuz bir sonucun gerçekleşmeye çok yaklaştığını fakat gerçekleşmediğini anlatır. Olumsuzluğun konumuna dikkat edin; olumsuzluğu taşımak veya kaldırmak ima edilen sonucu tersine çevirebilir.

Alıştırma

“The industry almost didn't survive” cümlesi neyi ima eder?

  1. Uzun bir mücadelenin ardından yok oldu.
  2. Ayakta kalmaya çok yaklaştı ama sonunda yok oldu.
  3. Yok olmaya çok yaklaştı ama ayakta kaldı.
Cevabı göster

Yok olmaya çok yaklaştı ama ayakta kaldı.

Many young workers left for more lucrative jobs. Kalıp ifadeler

0:31

Birçok genç işçi daha kazançlı işler için köyden ayrıldı.

Kalıp ifadeler

left for more lucrative jobs: daha iyi ücretli işlere yönelmek

Bu cümlede left, işçilerin önceki iş alanlarını bıraktığını; for more lucrative jobs ise yöneldikleri yeni fırsatı belirtir. More lucrative, daha çok para kazandıran anlamına gelir; dolayısıyla gerekçe maddidir. Başka durumlarda da kullanılabilen leave for + hedef veya fırsat kalıbı, yolculuk kadar kariyer değişimini de anlatabilir. Ayrılınan şey bağlamdan açıksa söylenmeyebilir.

Alıştırma

Leave fiilinin geçmiş zamanını ve yeni fırsatı tanıtan edatı kullanın: Several nurses ____ higher-paying jobs at another hospital.

Cevabı göster

left for

The xưa thì gần như 100% dân làng đều làm.

0:33

Eskiden köy halkının neredeyse tamamı bu işi yapardı.

Hiện nay ở ở làng chúng tôi thì chỉ còn vài ba nhà sản xuất lớn thôi.

0:37

Bugün köyümüzde yalnızca iki üç büyük üretici kaldı.

Then in 2019,

0:42

Derken 2019'da,

India, Dilbilgisi

0:44

Hindistan,

the village's biggest customer,

0:44

köyün en büyük müşterisi olmasına rağmen,

restricted imports of Vietnamese incense sticks. Kalıp ifadeler

0:46

Vietnam tütsü çubuklarının ithalatını kısıtladı.

Dilbilgisi

India, the village's biggest customer: kısıtlayıcı olmayan açıklayıcı ad öbeği

Bu cümlede the village's biggest customer, kısıtlayıcı olmayan açıklayıcı bir ad öbeğidir: India adını başka bir ad öbeğiyle açıklar ve ek bilgi verir. İki virgül, bunun cümlenin ana yapısına ait değil, araya giren bir unsur olduğunu gösterir. Bu açıklayıcı öbek çıkarıldığında dil bilgisel çekirdek yine India restricted imports olur. Bu kısa ve yoğun yapı haber ve açıklama metinlerinde yaygındır: bir kişi, yer veya kuruluşun adı verilir, ardından ilgili kimliği ya da rolü eklenir.

Alıştırma

Parantez içindeki açıklayıcı ad öbeğiyle cümleyi tamamlayın: Maya, ____, will lead the workshop. (our most experienced trainer)

Cevabı göster

our most experienced trainer

Kalıp ifadeler

restricted imports of: tam yasak yerine sınırlama

Restricted imports of, belirli bir ürünün ülkeye getirilmesine sınırlar konduğu anlamına gelir. Burada önlemi alan taraf India, sınırlardan etkilenen ithal mallar ise Vietnam tütsü çubuklarıdır. Bu ifade tek başına bütün ithalatın durduğu anlamına gelmez. Kısıtlamalar kota, ruhsat, ek denetim, gümrük vergisi veya başka koşullar biçiminde olabilir; tam bir yasak normalde ban ile anlatılır.

Alıştırma

Cümleyi restrict sözcüğünden oluşan üç kelimelik ticaret haberi ifadesiyle tamamlayın: The government did not prohibit the product completely; it only ____ solar panels by adding a quota.

Cevabı göster

restricted imports of

So Thi had to change his production process and find buyers within Vietnam.

0:49

Bu yüzden Thi, üretim sürecini değiştirmek ve Vietnam içinde alıcı bulmak zorunda kaldı.

Through his cooperative,

0:54

Kooperatifi sayesinde

he's been able to stay afloat, Notlar

0:55

ayakta kalmayı başardı

Dilbilgisi

he's been able to: bugüne kadar süren yetenek

Bu cümlede he's, he is değil he has kısaltmasıdır. Been sözcüğü yapının present perfect olduğunu gösterir: he has been able to + fiilin yalın hâli. Bu yapı, geçmişte başlayıp şimdiye uzanan bir dönem boyunca koşulların ona bir şeyi yapma olanağı verdiğini veya bunu başardığını anlatır. Can bu zaman aralığını ya da zorluğa rağmen elde edilen sonucu açıkça göstermediğinde kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi be able to ifadesinin present perfect biçimiyle tamamlayın: Despite several setbacks, he ____ keep the workshop open for the past two years.

Cevabı göster

has been able to

Deyimler

stay afloat: mali zorlukta ayakta kalmak

Stay afloat sözcük anlamıyla batmamak demektir; ancak burada mali ve ticari bir benzetmedir. Zor bir dönemde faaliyet göstermeyi sürdürmek veya temel giderleri karşılamak anlamına gelir. Bu ifade büyük başarıyı değil, hayatta kalmayı anlatır: stay afloat olabilen bir işletme hâlâ zorlanıyor ve kâr etmiyor olabilir.

Alıştırma

Burada stay afloat ne anlama geliyor? After losing its biggest client, the small agency cut costs to stay afloat.

  1. Suyun yüzeyinde yüzmek.
  2. Büyük kâr elde etmek.
  3. Mali zorluğa rağmen faaliyet göstermeyi sürdürmek.
Cevabı göster

Mali zorluğa rağmen faaliyet göstermeyi sürdürmek.

crafting 50,000 sticks a day. Dilbilgisi

0:57

ve günde 50.000 çubuk üretmeye devam etti.

Dilbilgisi

Ek bilgi veren -ing yan cümleciği olarak crafting 50,000 sticks a day

Bu cümlede crafting 50,000 sticks a day, ek bilgi veren bir -ing yan cümleciğidir. Örtük öznesi ana cümlenin öznesi he (Thi)'dir; yeni ve bağımsız bir cümle değildir. Virgülden sonra gelen bu yan cümlecik, Thi'nin işletme durumuna eşlik eden somut bir ayrıntı ekler: mali açıdan ayakta kalırken her gün bu ölçekte üretim yapar. Aktarılabilir kalıp ana cümle + virgül + -ing yan cümleciğidir; eklenen bölüm yakından ilişkili bir eylemi, durumu veya sonucu anlatır.

Alıştırma

İkinci bölüm eşlik eden bir ayrıntı ekleyecek şekilde cümleyi produce fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The baker kept the shop profitable, ____ 800 loaves a day.

Cevabı göster

producing

We visited the village's largest factory

1:01

Köyün en büyük fabrikasını ziyaret ederek

to see how it's keeping the incense tradition alive. Kalıp ifadeler

1:03

tütsü geleneğini nasıl yaşattığını gördük.

Kalıp ifadeler

keep the incense tradition alive: tütsü geleneğini yaşatmak

keep the incense tradition alive ifadesinde keep + nesne + alive yapısı, nesnenin varlığını, uygulanmasını veya hatırlanmasını sürdürmesini sağlamak anlamına gelir. Alive, incense tradition ifadesinin korunan durumunu anlatan bir nesne tamamlayıcısıdır. Tradition soyut olduğu için alive burada mecazidir. İfade, sürekli üretimi biyolojik bir canlıyı hayatta tutmak olarak değil, yaşayan bir kültürel uygulamayı etkin biçimde korumak olarak sunar.

Alıştırma

Âdetin devam etmesini sağlamak anlamındaki ifadenin iki parçasıyla cümleyi tamamlayın: Community classes ____ the weaving tradition ____.

Cevabı göster

keep · alive

Incense sticks have two parts,

1:07

Tütsü çubukları iki bölümden oluşuyor:

the core stick and the incense powder.

1:09

iç çubuk ve tütsü tozu.

Cây chân hương thì được làm bằng cây vầu,

1:12

Tütsünün iç çubuğu vầu bambusundan yapılıyor,

cây vầu, cây nứa ở trên rừng.

1:15

vầu ve nứa bambuları dağlardaki ormanlarda yetişiyor.

Once the bark is harvested, Dilbilgisi

1:17

Kabuk hasat edildikten sonra

farmers bring the bunches here to be weighed and sold. Dilbilgisi

1:19

çiftçiler demetleri tartılıp satılmaları için buraya getiriyor.

Dilbilgisi

Tamamlanmış bir süreç adımı için Once + geniş zaman edilgeni

Burada Once bir zaman yan cümlesi başlatır ve hasadın tamamlanmasını ön koşul olarak gösterir: bu aşama tamamlanınca ana cümledeki eylem gerçekleşir. Buradaki once, “bir kez” anlamındaki sıklık zarfı değil, zaman bağlayıcısıdır. Yan cümle edilgendir: the bark, is harvested eylemine maruz kalan ögedir. Süreç anlatımlarında yeniden kullanılabilen kalıp Once + özne + be + geçmiş zaman ortacı, ana cümle şeklindedir.

Alıştırma

Once + they + seal fiilinin geniş zaman edilgen biçimini kullanarak süreç cümlesini tamamlayın: ____, the bottles move to the labeling station.

Cevabı göster

Once they are sealed

Dilbilgisi

to be weighed and sold: iki eylem için tek bir edilgen mastar

Edilgen mastar to be weighed and sold, çiftçilerin demetleri buraya getirme amacını belirtir: demetler bu işlemlere maruz kalmaları için getirilir. Tartılan ve satılan öge farmers değil, the bunches ifadesidir. Tek bir to be, bağlaçla birleştirilmiş iki geçmiş zaman ortacı weighed ve sold üzerinde etkilidir. Yeniden kullanılabilen kalıp bring, take veya send + nesne + yer + to be + geçmiş zaman ortacı (and geçmiş zaman ortacı) şeklindedir.

Alıştırma

weigh ve label kullanarak cümleyi ortak bir edilgen mastarla tamamlayın: The parcels are taken to the back room ____.

Cevabı göster

to be weighed and labeled

Just down the road,

1:24

Hemen yolun ilerisinde

villagers carefully split the bark into smaller sticks

1:25

köylüler kabukları dikkatle daha ince çubuklara ayırıyor

and lay them out to dry in giant stacks around town. Öbek fiiller

1:30

ve kasabanın dört bir yanındaki dev yığınlarda kurumaya bırakıyor.

Öbek fiiller

Lay them out: ayrılabilen söz dizimi ve anlamı

Burada lay them out, küçük çubukları kuruyacakları yerlere koyup düzenlemek anlamına gelir. Amaç, ardından gelen to dry ile belirtilir; out, çubukların yalnızca taşınmadığını, bir alana yayılarak veya düzenli biçimde yerleştirildiğini anlatır. Lay out, nesne aldığında ayrılabilen bir öbek fiildir. İsim olan nesne out sözcüğünden sonra ya da lay ile out arasına gelebilir; ancak nesne zamiri mutlaka ortaya gelmelidir: lay them out doğrudur, lay out them değildir.

Alıştırma

Lay out ve them zamirini doğru sırada kullanarak cümleyi tamamlayın: The photos are still wet, so please ____ on the table to dry.

Cevabı göster

lay them out

Next,

1:35

Ardından

they head to the chopper.

1:35

kesme makinesine götürüyorlar.

With the machine's help, Kalıp ifadeler

1:41

Makinenin yardımıyla

they can chop tens of thousands of sticks in a day. Kalıp ifadeler

1:42

bir günde on binlerce çubuk kesebiliyorlar.

Kalıp ifadeler

With the machine's help: sonucu mümkün kılan yardımı belirtmek

With the machine's help, sonucu neyin mümkün veya daha kolay hâle getirdiğini belirten ve cümlenin başına getirilmiş bir edat öbeğidir. Makineyi yalnızca yakında bulunan bir şey olarak değil, bir günde on binlerce çubuğun doğranmasını sağlayan bir araç olarak sunar. Yeniden kullanılabilen kalıp with + iyelik biçimindeki isim öbeği + help şeklindedir ve ardından sonuç cümleciği gelir. Yardımı bir kişi, araç veya başka bir kaynak sağlayabilir; makine insan olmasa da machine's iyelik biçimindedir.

Alıştırma

İyelik bildiren help kalıbını ve the new software sözcüklerini kullanarak cümleyi tamamlayın: ____, we finished the report in half the time.

Cevabı göster

With the new software's help

Kalıp ifadeler

tens of thousands of: on binler düzeyinde tahmini bir miktar

Bu cümlede tens of thousands of, kesin bir sayı vermek yerine miktarı yaklaşık 20.000 ile 90.000 arasındaki on binler düzeyine yerleştirir. Çoğul ve sayılabilen sticks ismini niteler. Yeniden kullanılabilen yapı tens of thousands of + çoğul sayılabilen isim şeklindedir. Kesin sayıdan çok miktarın ölçeği önemli olduğunda kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan dört sözcüklü miktar ifadesiyle tamamlayın: The museum stores ____ historical photographs—roughly 50,000.

Cevabı göster

tens of thousands of

Which can be up to 16 inches long. Dilbilgisi

1:53

Bu çubukların uzunluğu 16 inçe kadar çıkabiliyor.

Dilbilgisi

up to 16 inches long: azami uzunluğu belirtme

Up to 16 inches long, 16 inçlik değeri mümkün olan en fazla uzunluk olarak belirtir. Bazı çubuklar daha kısa olabilir; her çubuğun tam olarak 16 inç uzunluğunda olduğu anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen yapı up to + sayı + birim + ölçü sıfatı şeklindedir. Sondaki sıfat ölçülen boyutu belirtir; up to three meters wide veya up to two hours long örneklerinde olduğu gibi.

Alıştırma

Cümleyi, mümkün olan azami yüksekliğin 20 inç olduğunu belirten up to + ölçü + sıfat yapısıyla tamamlayın: Each box can be ____.

Cevabı göster

up to 20 inches high

Then they're trucked to Thi's incense factory.

1:56

Sonra kamyonlarla Thi'nin tütsü fabrikasına taşınıyorlar.

Here workers sort the stems into bunches. Kalıp ifadeler

1:59

Burada işçiler sapları demetler hâlinde ayırıyor.

Kalıp ifadeler

sort the stems into bunches: sapları demetlere ayırmak

sort the stems into bunches ifadesinde sort fiilini the stems nesnesi, ardından da into + ortaya çıkan gruplar izler. İşçiler sapları, sonuçta demetler oluşacak şekilde düzenler; bunches bir sınıflandırma ölçütünün adı değil, düzenleme sonucudur. Aktarılabilir sort + nesne + into + gruplar/kategoriler kalıbı, öğeleri sonunda yer alacakları gruplara göre ayırmak veya düzenlemek anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi, ortaya çıkan grupları gösteren edatla tamamlayın: The archivist sorted the records ____ three categories.

Cevabı göster

into

Then they hand-dip the ends in colorful buckets of dye.

2:01

Ardından uçlarını rengârenk boya kovalarına elle batırıyorlar.

They're dyed either pink, Dilbilgisi

2:05

Çubuklar pembe renge boyanabiliyor;

which represents the lotus, Kültür

2:06

bu renk nilüferi simgeliyor,

Vietnam's national flower,

2:07

nilüfer de Vietnam'ın ulusal çiçeği.

or red for the country's flag.

2:09

Diğer seçenekse ülke bayrağını simgeleyen kırmızı.

Dilbilgisi

either pink ... or red: ya pembe ya da kırmızı

Either ... or ... burada iki seçeneği, yani pink ve red sözcüklerini birbirine bağlayan bağlılaşık bir çifttir. which represents the lotus ilgi cümleciği ile Vietnam's national flower açıklayıcı eşlemesi, pink seçeneğinin içinde ek bilgi verir; bunlar çifti bozmaz ve or red bölümünü ilgi cümleciğinin içine sokmaz. Uzun cümlelerde either sözcüğünü ilk seçeneğin başladığını gösteren bir işaret olarak kabul edin ve eşleşen or sözcüğünü bulmak için dinlemeye veya okumaya devam edin. Bu çift tek sözcükleri, öbekleri ya da dil bilgisi bakımından dengeli başka birimleri bağlayabilir.

Alıştırma

Tam olarak iki seçenek sunan eşleşmiş sözcüklerle cümleyi tamamlayın: The room can be painted ____ pale blue ____ warm gray, but not both.

Cevabı göster

either · or

Kültür

the lotus, Vietnam's national flower: nilüfer, Vietnam'ın ulusal çiçeği

Burada pembe renk nilüferi temsil eder. Nilüfer Vietnam'ın ulusal çiçeğidir; bu nedenle renk seçimi yalnızca süsleme değil, ulusal ve kültürel bir anlam da taşır. “Vietnam's national flower” sözleri, “the lotus” ifadesini başka bir adla açıklayan eş görevli bir ara ifadedir. Pembe rengin kendisinin ulusal çiçek olduğu söylenmiyor.

Alıştırma

Cümlede “Vietnam's national flower” hangi şeyi tanımlar?

  1. nilüfer
  2. ülkenin bayrağı
  3. pembe renk
Cevabı göster

nilüfer

Carefully,

2:13

Özenle

the bunches are fanned out to dry. Öbek fiiller

2:14

yelpaze gibi açılan demetler kurumaya bırakılıyor.

Öbek fiiller

fanned out to dry: kurumak için yelpaze biçiminde açılmış

Fan out, bir şeyi açık bir yelpaze gibi dar bir noktadan dışarı doğru geniş bir şekle açmak demektir. Burada demetler bu biçimde yerleştirilir; dolayısıyla edilgen “are fanned out” biçimi, insanların demetlere yaptığı işlemi anlatır. “To dry” bu yerleştirmenin amacını belirtir: demetler kuruyabilmeleri için açılır.

Alıştırma

Cümleyi “fan out” ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: She ____ the cards on the table so every picture was visible.

Cevabı göster

fanned out

In preparation for the Tet holiday,

2:16

Tet Bayramı'na hazırlık sırasında

workers blanket the village in these pink bunches. Deyimler

2:18

işçiler köyü bu pembe demetlerle kaplıyor.

Deyimler

Geniş kaplama için blanket ... in ...

Burada blanket, gerçek anlamdaki “battaniye” nesnesi değil, bir fiildir. blanket the village in these pink bunches, “köyü bu pembe demetlerle geniş ölçüde kaplamak” anlamına gelir ve demetlerin bir battaniye gibi bütün alana yayıldığı görüntüsünü oluşturur. Aktarılabilir yapı blanket + yer veya yüzey + in/with + kaplayan madde şeklindedir. Genellikle geniş, yoğun ya da görsel olarak çok belirgin bir kaplamayı anlatır; her bölümün gerçek anlamda tamamen gizlenmesi gerekmez.

Alıştırma

Cümleyi blanket fiilinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the overnight storm, snow ____ the fields in white.

Cevabı göster

blanketed

Công nhân chỉ nhuộm buổi sáng và đến chiều là thu được.

2:21

İşçiler boyama işini yalnızca sabah yapıyor, öğleden sonra da çubukları toplayabiliyor.

Có là một nắng thôi là thu được.

2:24

Tek bir güneşli gün yetiyor.

Khô là đã khô.

2:26

O zaman tamamen kurumuş oluyorlar.

Over on the other side of the factory, Anlatım akışı

2:28

Fabrikanın diğer tarafında

workers make the incense powder.

2:30

işçiler tütsü tozunu hazırlıyor.

Anlatım akışı

Mekânsal geçiş olarak Over on the other side of ...

Açılıştaki ifade, sonraki etkinliği farklı bir konuma yerleştirir ve izleyicinin dikkatini oraya yönlendirir. Gezi veya belgesel anlatımında Over on the other side of the factory, bir işlemden diğerine geçerken mekânsal bir geçiş işlevi görür. Over, “buradan uzakta, o yönde” hissini ekler. Bu kullanımda “bitmiş” anlamına gelmez. Temel konum on the other side of the factory ile verilir; over ise geçişi daha konuşma diline özgü ve yön bildiren bir hâle getirir.

Alıştırma

Bir tur rehberi lobiyi anlatmayı bitirmiş ve şimdi dikkati binanın başka bir bölümündeki atölyeye yöneltmek istiyor. Bu mekânsal geçişi hangi cümle doğal biçimde yapar?

  1. Over on the other side of the building, artisans are restoring old chairs.
  2. At the end of the project, artisans will restore the old chairs.
  3. Over the years, artisans have restored many old chairs.
Cevabı göster

Over on the other side of the building, artisans are restoring old chairs.

In this village,

2:32

Bu köyde

locally harvested canarium sap is mixed with charcoal for the signature black color. Notlar

2:33

Canarium ağaçlarından yerel olarak toplanan öz su, kendine özgü siyah rengi vermesi için odun kömürüyle karıştırılıyor.

Dilbilgisi

is mixed with charcoal: süreç anlatımlarında edilgen be mixed with yapısı

Edilgen be + mixed + with yapısı, bir malzemenin başka bir malzemeyle birleştirilmesini anlatır. Burada canarium sap eyleme maruz kalan malzeme, charcoal ise ona eklenen ikinci malzemedir. Süreç anlatımlarında malzemeler ve sonuç daha önemli olduğu için karıştırma işlemini yapan kişi çoğunlukla belirtilmez. With diğer maddeyi gösterir; bir aracı göstermez.

Alıştırma

Süreç anlatımını mix fiilinin edilgen biçimi ve ikinci malzemeyi getiren edatla tamamlayın: The dry pigment ____ oil before it is applied.

Cevabı göster

is mixed with

Kelime

signature black color: belirleyici özellik anlamında signature

Burada signature, black color ifadesini niteleyen bir sıfattır. “Belirli bir üretici, yer, marka veya tarzla güçlü biçimde ilişkilendirilen ve ayırt edici olan” anlamına gelir. Siyah renk, elle yazılmış bir isim olarak değil, kolayca tanınan belirleyici bir özellik olarak sunulur. Bu kullanım signature dish, signature style ve signature move gibi birleşimlere doğal biçimde aktarılır. Bunların her biri, kaynağının tanınmasına yardımcı olan bir şeyi adlandırır.

Alıştırma

Bir restoran, müşterilerin kendisiyle özdeşleştirdiği belirleyici özel yemeği anlatmak istiyor. En kesin ifade hangisidir?

  1. the restaurant's typical dish
  2. the restaurant's signature dish
  3. the restaurant's distinctive dish
Cevabı göster

the restaurant's signature dish

The exact proportions are secret.

2:38

Kesin oranlarsa sır olarak saklanıyor.

Về cơ bản là công thức đã được truyền từ các cụ ngày xưa để lại.

2:41

Aslında bu tarif bize eski büyüklerimizden miras kaldı.

This mixture gives the sticks their fragrance when burned. Dilbilgisi

2:46

Bu karışım, çubuklar yakıldığında kokunun ortaya çıkmasını sağlıyor.

Dilbilgisi

when burned: klausa waktu pasif yang dipersingkat

“When burned”, kısaltılmış bir edilgen zaman yan cümlesidir. Burada “when the sticks are burned” şeklinde açılabilir: eyleme maruz kalan çubuklardır ve kokuları o sırada fark edilir hâle gelir. Karışımın başka bir şeyi etkin biçimde yaktığı anlamına gelmez. Eksik özne açık olduğunda when + geçmiş zaman ortacı yapısı, when + özne + be + geçmiş zaman ortacı yapısını kısaltabilir. Bu kısaltma, özlü talimatlarda ve süreç açıklamalarında yaygındır.

Alıştırma

“when the beans are roasted” ile eşdeğer olan kısaltılmış edilgen zaman yan cümlesini kullanın: The beans release a rich aroma ____.

Cevabı göster

when roasted

Hương về hương trầm,

2:49

Kokular arasında agar ağacı tütsüsü

hương bài.

2:50

ve hương bài tütsüsü var.

Once the pink sticks are done drying, Dilbilgisi

2:52

Pembe çubuklar kuruduktan sonra

Dilbilgisi

are done drying: pola be done + -ing

“Are done drying”, be done + -ing kalıbını kullanır. Done, “bitmiş” anlamına gelen bir tamamlayıcıdır; drying ise sona eren süreci adlandırır. Burada pembe çubukların kuruma süreci tamamlanmıştır. Bu kalıp, “I’m done eating” örneğindeki gibi bir etkinliği tamamlayan insanları veya “The paint is done drying” örneğindeki gibi süreci biten şeyleri anlatabilir. Edilgen be + geçmiş zaman ortacı yapısı değildir.

Alıştırma

“I have finished cleaning the kitchen” cümlesini be done + -ing ile yeniden yazın: I ____ the kitchen, so we can leave now.

Cevabı göster

am done cleaning

workers feed them into one of these machines. Kalıp ifadeler

2:54

işçiler onları bu makinelerden birine yerleştiriyor.

Kalıp ifadeler

feed them into one of these machines: onları bu makinelerden birine aktarmak

Burada feed them into one of these machines, kurutulmuş tütsü çubuklarını işlenmeleri için bir makinenin içine yönlendirmek veya vermek anlamına gelir. Feed burada yiyecek vermekle ilgili değildir; them nesnedir ve into malzemeyi alan makineyi belirtir. Aktarılabilir kalıp feed + nesne + into + makine/sistem şeklindedir. Genellikle malzemenin bir giriş noktasından içeri hareket ettirilmesini, bazen de sürekli veya parça parça beslenmesini anlatır.

Alıştırma

Süreç açıklamasını feed fiilinin geniş zaman biçimiyle tamamlayın: At the print shop, operators ____ sheets of cardboard into the cutting machine.

Cevabı göster

feed

It automatically coats on the incense powder.

2:56

Makine, çubukları otomatik olarak tütsü tozuyla kaplıyor.

Ngày xưa thì các cụ chủ yếu là thủ công 100% và sản lượng nó gấp hơn 10 lần so với làm tay.

2:59

Eskiden büyüklerimiz her şeyi tamamen elle yapardı; bugünse üretim miktarı elle üretimin on katından fazla.

Workers dry the sticks a second time.

3:07

İşçiler çubukları ikinci kez kurutuyor.

Chúng tôi tiến hành phơi,

3:10

Biz de kurutma işlemine geçip

phơi trên dàn phơi.

3:12

çubukları kurutma raflarında kurutuyoruz.

They need good temperature and lots of sun,

3:14

Uygun sıcaklık ve bol güneş gerekiyor,

because if the incense is wet, Dilbilgisi

3:17

çünkü tütsü nemli kalırsa

it won't burn.

3:19

yanmıyor.

Dilbilgisi

if the incense is wet, it won't burn: tütsü ıslaksa yanmaz

Bu, gerçek bir koşul cümlesidir: if yan cümlesi gerçekçi veya mümkün bir koşul verir, ana cümle de beklenen sonucu belirtir. Tütsünün ıslak olması yanmasını engeller. Gelecekteki mümkün bir koşul için İngilizcede normalde if the incense is wet örneğindeki gibi if sonrasında geniş zaman kullanılır. Sonuç cümlesinde ise it won't burn örneğindeki gibi will veya won't kullanılabilir. Koşul gelecekle ilgili diye if yan cümlesine will eklemeyin.

Alıştırma

Gerçek koşul cümlesini tamamlayın: if yan cümlesinde be fiilinin geniş zaman biçimini, sonuçta ise turn on ifadesinin will ile kısaltılmış olumsuz biçimini kullanın. If the cable ____ loose, the screen ____.

Cevabı göster

is · won't turn on

Next,

3:39

Ardından

workers package up the sticks in plastic.

3:39

işçiler çubukları plastik ambalajlara koyuyor.

Today,

3:42

Bugün

Thi sells mostly to wholesalers within Vietnam at 65 cents a bunch. Kalıp ifadeler

3:43

Thi, çoğunlukla Vietnam'daki toptancılara demet başına 65 sentten satış yapıyor.

Kalıp ifadeler

at 65 cents a bunch: birim başına fiyatlandırma

at 65 cents a bunch ifadesinde at oranı tanıtır, 65 cents fiyatı verir ve a bunch fiyatlandırılan birimi belirtir. İfade “her bir demet için 65 sent” anlamına gelir. Kalıp at + fiyat + a/an + sayılabilir birim şeklindedir. Bu oran kalıbında a/an pratik olarak “birim başına” anlamı taşır; dolayısıyla bir fiyat aralığı belirtmez.

Alıştırma

Her demetin beş dolar olduğunu söylemek için at + fiyat + a + birim yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: The florist sells roses ____.

Cevabı göster

at five dollars a bunch

But like most of this village,

3:48

Ancak köydeki çoğu kişi gibi

Thi used to sell primarily to India, Dilbilgisi

3:49

Thi de eskiden satışlarını ağırlıklı olarak Hindistan'a yapıyordu:

about 300 tons a year.

3:52

yılda yaklaşık 300 ton.

Dilbilgisi

used to sell: değişmiş bir geçmiş alışkanlık

Used to + fiilin yalın hâli, artık doğru olmayan veya şimdiki zamanla karşıtlık içinde anlaşılan, geçmişte tekrarlanan bir eylemi ya da geçmişteki bir durumu anlatır. Bu nedenle used to sell, ağırlıklı olarak Hindistan'a satış yapmanın Thi'nin eski düzenli uygulaması olduğu anlamına gelir. used to sonrasındaki fiil yalın hâlde kalır: used to sold değil, used to sell denir. Bu yapı geçmiş ile şimdi arasındaki karşıtlığı düzenlemeye yardımcı olur.

Alıştırma

Geçmiş bir alışkanlığı anlatan cümleyi used to ve travel fiiliyle tamamlayın: Before the new railway opened, we ____ by bus.

Cevabı göster

used to travel

Those sticks used in religious worship were shorter, Dilbilgisi

3:54

Dini ibadetlerde kullanılan bu çubuklar daha kısaydı

Dilbilgisi

Kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği olarak used in religious worship

Used in religious worship, those sticks ifadesini niteler. Bu, that were used in religious worship anlamına gelen kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir; tam cümle Those sticks that were used in religious worship were shorter. olurdu. Used in religious worship yalnızca bir niteleyici olduğu için ana yüklem were shorter ifadesidir. Buradaki used, sticks sözcüğünü niteleyen bir geçmiş zaman ortacıdır; geçmişteki bir durumu veya alışkanlığı anlatan used to değildir.

Alıştırma

İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve duyduğunuz cümleyi seçin. used in ile used to arasındaki farka odaklanın.

  1. The candles used to be handmade.
  2. The candles used in worship were handmade.
Cevabı göster

The candles used in worship were handmade.

and Thi added no fragrance because Indian buyers preferred to add their own. Dilbilgisi

3:57

ve Hintli alıcılar kendi esanslarını eklemeyi tercih ettiği için Thi hiçbir koku eklemiyordu.

Dilbilgisi

İsmin düşürüldüğü their own

Preferred to add their own ifadesindeki their own, their own fragrance yerine kullanılır. Cümlenin önceki kısmındaki no fragrance, kastedilen ismi bağlamdan kolayca anlamayı sağladığı için fragrance ismi düşürülmüştür. Bu kalıp tekrarı önler: Eksik öğe bağlamdan açıkça anlaşıldığında iyelik biçimi + own, ardından bir isim gelmeden kullanılabilir. Bu ifade on their own değildir; anlamı bağımsız olarak değil, onlara ait olan şeydir.

Alıştırma

Sugar sözcüğünü tekrarlamaktan kaçınan iyelik biçimi + own yapısıyla İngilizce cümleyi tamamlayın: The cafe does not add sugar; customers prefer to add ____.

Cevabı göster

their own

India was Vietnam's biggest customer.

4:02

Hindistan, Vietnam'ın en büyük müşterisiydi.

By some estimates, Anlatım akışı

4:04

Bazı tahminlere göre

90% of India's incense imports came from Vietnam.

4:05

Hindistan'ın tütsü ithalatının %90'ı Vietnam'dan geliyordu.

Anlatım akışı

By some estimates: bir istatistiği tahminlere dayandırma ve temkinli sunma

By some estimates, ana iddiadan önce istatistiğin kaynağını ve kesinlik düzeyini belirtir. Burada by, according to anlamındadır; some estimates ise %90'ın doğrulanmış kesin bir sayım değil, tahminlerden elde edilen yaklaşık bir değer olduğunu gösterir. Bu çerçeve, yararlı fakat belirsiz verilerin kesinleşmiş bir gerçek gibi sunulmadan aktarılmasını sağlar.

Alıştırma

Hangi cümle, belirli bir kaynak adı vermeden %40'ı yaklaşık bir değer olarak sorumlu biçimde sunar?

  1. By 2019, 40% of the region's food was wasted.
  2. Official records prove that exactly 40% of the region's food is wasted.
  3. By some estimates, 40% of the region's food is wasted.
Cevabı göster

By some estimates, 40% of the region's food is wasted.

But in 2019,

4:09

Ancak 2019'da

India partially banned imported Vietnamese incense sticks. Kelime

4:10

Hindistan, Vietnam tütsü çubuklarının ithalatını kısmen yasakladı.

Kelime

partially banned: kapsamı sınırlı bir yasak

Partially, banned sözcüğünün kapsamını sınırlar: yasak Vietnam'dan ithal edilen tütsü çubuklarının tamamını kapsamıyordu, dolayısıyla bir kısmına izin verilmeye devam edildi. Bu, yetkililerin tam bir yasağı isteksizce uyguladığı anlamına gelmez. Partially banned X kalıbı, bir yasağın bir etkinliğin, ürün kategorisinin, yerin veya dönemin yalnızca bir kısmına uygulandığı politika haberlerinde kullanışlıdır.

Alıştırma

Bu cümle ne anlama gelir?: The university partially banned cars from the central campus.

  1. Bazı araç girişlerine izin verilmeye devam edildi.
  2. Yasak her şeyi kapsıyordu ancak dikkatsizce uygulanıyordu.
  3. Kampüsün hiçbir yerinde araçlara izin verilmiyordu.
Cevabı göster

Bazı araç girişlerine izin verilmeye devam edildi.

Paired with younger generations leaving for other jobs,

4:20

Genç kuşakların başka işler için köyden ayrılması da eklenince

Quang Phu Cau's incense industry struggled.

4:23

Quang Phu Cau'nun tütsü sektörü zor günler yaşadı.

wanting to keep the century-old tradition alive,

4:28

Yüz yıllık geleneği yaşatmak isteyen

Thi got creative. Kalıp ifadeler

4:31

Thi yaratıcı çözümler buldu.

Kalıp ifadeler

Get creative: yaratıcı sorun çözme yaklaşımına geçmek

Get creative ifadesindeki get, “hâle gelmek” veya “olmaya başlamak” anlamındadır; dolayısıyla ifade, bir sorunu çözmek için hayal gücünü kullanmaya başlamak demektir. Burada Thi, geleneğe yönelik tehdide alışılmışın dışında ticari çözümler bularak karşılık verir; creative yalnızca sanatla ilgili değildir. Aktarılabilir kalıp get + sıfattır ve yaklaşım ya da durum değişikliğini anlatır. Get creative çoğu zaman sıradan yöntemlerin yetmediğini ve daha yaratıcı bir yaklaşım gerektiğini gösterir.

Alıştırma

“Yaratıcı çözümler bulmaya başlamak” anlamına gelen bu nottaki iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: With only two days left and almost no budget, the team had to ____.

Cevabı göster

get creative

First,

4:32

Önce

he designed the product to better reflect Vietnamese tastes. Kelime

4:33

ürünü Vietnamlıların zevkine daha uygun olacak şekilde tasarladı.

Kelime

Vietnamese tastes: bir pazardaki tüketici tercihleri

Buradaki tastes, tüketicilerin genellikle beğendiği renkler, kokular, stiller veya ürün özellikleri gibi “tercihler” anlamına gelen çoğul bir isimdir. Vietnamese, tastes sözcüğünü niteler; bu nedenle Vietnamese tastes, ürünün fiziksel tadını değil, hedeflenen Vietnam pazarıyla ilişkili tercihleri ifade eder. Ürün ve tasarım dilinde reflect local tastes, yerel müşterilerin tercihlerine yer vermek veya onlarla uyum sağlamak demektir. Suit changing tastes ve appeal to customer tastes ifadelerindeki tastes de aynı anlamdadır.

Alıştırma

“The company changed its color palette to reflect local tastes,” cümlesinde local tastes ne anlama gelir?

  1. Yerel halkın ürünleri deneme becerisi
  2. Yerel yemeklerde bulunan tatlar
  3. Yerel tüketicilerin tercihleri ve estetik seçimleri
Cevabı göster

Yerel tüketicilerin tercihleri ve estetik seçimleri

He cut the sticks longer, Dilbilgisi

4:36

Çubukları daha uzun kesti,

Dilbilgisi

cut the sticks longer: cut + nesne + sıfat

cut + nesne + sıfat yapısında sıfat, sonuç tamamlayıcısıdır: eylemden sonra nesnenin ulaştığı durumu veya ölçüyü anlatır. Burada longer, çubukların amaçlanan son uzunluğunu belirtir. Kesmek mevcut bir çubuğu fiziksel olarak uzatamayacağı için ifade, malzemenin kesilmesi veya kesim noktalarının bitmiş çubuklar önceki modelden ya da standart ölçüden daha uzun olacak şekilde seçilmesi olarak anlaşılmalıdır. Bu yapı cut it shorter veya paint it red örneklerinde olduğu gibi başka ölçülere ve sonuçlara da aktarılabilir.

Alıştırma

Cümleyi cut + nesne + karşılaştırmalı sıfat yapısını kullanarak tamamlayın: The sleeves were too long, so I ____.

Cevabı göster

cut them shorter

dyed them pink,

4:38

pembeye boyadı

and added fragrance.

4:39

ve koku ekledi.

Then he added machines to speed up production. Öbek fiiller

4:40

Ardından üretimi hızlandırmak için makineler ekledi.

Öbek fiiller

speed up production: speed up öbek fiili

Speed up, bir şeyin daha hızlı gerçekleşmesini veya gelişmesini sağlamak demektir. speed up production ifadesinde production etkilenen süreçtir; up ise yukarı yönlü hareket belirtmek yerine öbek fiili tamamlayan bir parçacıktır. Burada production nesnesi bulunduğu için fiil geçişlidir. Sürecin kendisi hızlandığında aynı öbek fiil, Production sped up örneğindeki gibi geçişsiz kullanılabilir.

Alıştırma

Yeni aracın inceleme sürecini daha hızlı hâle getireceği anlamına gelen cümle hangisidir?

  1. The new tool will grow up the review process.
  2. The new tool will speed up the review process.
  3. The new tool will lift up the review process.
Cevabı göster

The new tool will speed up the review process.

The workers went from being able to make 500 sticks a day by hand to 50,000 using machines. Dilbilgisi

4:43

İşçiler elle günde 500 çubuk üretebilirken makinelerle 50.000 çubuk üretmeye başladılar.

Dilbilgisi

elle ... üretmekten makinelerle ... üretmeye geçti

go from X to Y kalıbı bir değişimin başlangıç ve bitiş noktasını gösterir. Burada go fiilinin geçmiş zaman biçimi went, makinelerin kullanılmasından önceki ve sonraki üretimi karşılaştırır. Başlangıç noktası "being able to make 500 sticks a day by hand" bölümüdür. to sonrasında tekrar eden being able to make ve sticks a day sözleri atılmıştır. Bu nedenle "50,000 using machines", "being able to make 50,000 sticks a day using machines" anlamına gelir. Buradaki to değişimin bitiş noktasını gösterir; mastar başlatmaz.

Alıştırma

Değişimi tamamlamak için go fiilinin geçmiş zamanını ve from ... to kalıbını kullanın: The workshop ____ making 20 chairs a week ____ making 200.

Cevabı göster

went from · to

Thi also launched a cooperative with 12 other incense makers in the village. Kalıp ifadeler

4:50

Thi ayrıca köydeki 12 tütsü üreticisiyle bir kooperatif kurdu.

Kalıp ifadeler

bir kooperatif kurdu

Burada launch, bir nesneyi havaya fırlatmak değil, bir şeyi resmî olarak başlatıp faaliyete geçirmek anlamına gelir. Thi, diğer tütsü üreticileriyle birlikte resmî olarak bir kooperatif kurup çalışmalarını başlattı. Cooperative, üyelerinin ortak yararı için onlar tarafından birlikte sahip olunan veya yönetilen bir kuruluştur. Bu nedenle launch a cooperative, yalnızca bir fikir üretmeyi değil, düzenli ve resmî bir başlangıcı vurgular.

Alıştırma

Hangi cümlede launch, bir kuruluşu veya girişimi resmî olarak başlatmak anlamında kullanılmıştır?

  1. The neighbors launched a food-sharing cooperative last spring.
  2. The child launched a paper airplane across the room.
  3. The goalkeeper launched the ball toward midfield.
Cevabı göster

The neighbors launched a food-sharing cooperative last spring.

Được thành lập hợp tác xã thì có đăng ký kinh doanh,

4:55

Kooperatif kurulunca işletme kaydı yapılabiliyor,

đảm bảo

4:58

güvence de sağlanıyor.

That way he could recruit more workers outside his village. Anlatım akışı

4:59

Bu sayede köy dışından daha fazla işçi çalıştırabildi.

Anlatım akışı

That way: Önceki yönteme gönderme yapmak

That way, söylemde daha önce anlatılan şeye geri gönderme yapan bir bağlayıcıdır. Burada fiziksel bir yönü değil, “az önce anlatılan yöntemi kullanarak”, yani bir kooperatif kurup kaydettirerek anlamını taşır. Konuşanın yöntemin tamamını tekrarlamadan doğrudan sonuca geçmesini sağlar: bu yöntem onun köy dışından daha fazla işçi alabilmesini mümkün kılacaktı. Genel olarak That way, daha önceki bir eylem ya da planı onun mümkün kıldığı sonuca bağlayabilir.

Alıştırma

Örnekte That way hangi söylem işlevini yerine getiriyor?

  1. Bir sonraki olayı önceki eylemle bağlantı kurmadan sunar.
  2. Daha önce anlatılan yönteme gönderme yapar ve onun sonucunu sunar.
  3. Köyün dışına giden fiziksel bir yolu gösterir.
Cevabı göster

Daha önce anlatılan yönteme gönderme yapar ve onun sonucunu sunar.

Next,

5:03

Sonra

he set out to find new buyers inside Vietnam to replace his lost business from India. Öbek fiiller

5:04

Hindistan'da kaybettiği işin yerini doldurmak için Vietnam'da yeni alıcılar aramaya koyuldu.

Öbek fiiller

set out to find: Amaçlı bir çabaya başlamak

set out to find ifadesindeki set out to + fiilin yalın hâli, “açık bir hedef doğrultusunda bilinçli bir çabaya başlamak” demektir. find mastarı hedefi belirtir. Burada adam, Hindistan’da kaybettiği işin yerini doldurmak için Vietnam’da aktif olarak yeni alıcılar aramaya başlamıştır. Bu yapı, bir eylemi amaçlı bir girişimin başlangıcı olarak sunduğu için proje, araştırma ve sorun çözme anlatılarında özellikle kullanışlıdır. Yalnızca birinin bir yere doğru yola çıktığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle bilinçli bir arayışın başlangıcını anlatmak için set out to ifadesini doğru kullanıyor?

  1. After the first supplier failed, Maya set the tools out on the table.
  2. After the first supplier failed, Maya set out to find a more reliable one.
  3. After the first supplier failed, Maya found a more reliable one by accident.
Cevabı göster

After the first supplier failed, Maya set out to find a more reliable one.

So Thi got his product registered with the National Office of Intellectual Property. Dilbilgisi

5:11

Bu amaçla Thi, ürününü Ulusal Fikrî Mülkiyet Ofisine tescil ettirdi.

Dilbilgisi

get his product registered: get + nesne + geçmiş zaman ortacı

Bu cümlede got his product registered, Thi'nin ürününün resmî kaydının tamamlanmasını ayarladığı veya sağladığı anlamına gelir. Kayıt işlemi ilgili ofis aracılığıyla yürütülmüştür; bu ifade Thi'nin her adımı bizzat yaptığı anlamına gelmez. Yapı get + nesne + geçmiş zaman ortacıdır: his product nesnedir ve registered, ürünü etkileyen eylemin tamamlanmış sonucunu anlatır. Buradaki got, get fiilinin elde etmek veya edinmek şeklindeki sıradan anlamında değildir.

Alıştırma

repair kullanarak cümleyi get + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısıyla tamamlayın: The printer is broken, so I need to ____ before tomorrow's meeting.

Cevabı göster

get it repaired

Now his products are traceable with barcodes, Kelime

5:15

Artık ürünleri barkodlarla takip edilebiliyor,

making it easier to find domestic wholesale buyers. Dilbilgisi

5:18

bu da ülke içinde toptan alıcı bulmayı kolaylaştırıyor.

Kelime

are traceable with barcodes: tedarik zincirlerinde traceable

Buradaki are traceable, ürünlerin kökeni, kimliği veya hareketleriyle ilgili bilgilerin kayıtlar üzerinden takip edilip doğrulanabildiği anlamına gelir. Barkodlar, her ürünü bu kayıtlara bağlayan tanımlayıcılar sağlar. Tedarik zinciri dilinde traceable, yalnızca kolay bulunabilir olmaktan daha özel bir anlam taşır. Haritadaki fiziksel bir konumdan ziyade doğrulanabilir bir kayıt zincirini vurgular.

Alıştırma

Bir fabrika şöyle diyor: Every component is traceable by its serial number. Burada traceable ne anlama gelir?

  1. Parlak bir etiketi olduğu için kolayca görülebilir.
  2. Her mağazada bulunacağı garanti edilir.
  3. Kaynağı ve geçmişi kayıtlardan kontrol edilebilir.
Cevabı göster

Kaynağı ve geçmişi kayıtlardan kontrol edilebilir.

Dilbilgisi

making it easier to find: bir değişikliği sonucuna bağlamak

making it easier to find biçimindeki -ing yan cümlesi, önceki değişikliğin sonucunu gösterir: ürünler barkodlarla izlenebildiği için alıcıları bulmak daha kolay hâle gelir. Bu yapı, çekimli fiili olan yeni bir ana cümle başlatmaz. make it easier to do something yapısında it biçimsel nesnedir; to ile kurulan mastar ise zorluğu azalan asıl eylemi belirtir. Bu kalıp, bir değişikliği pratik sonucuna kısa ve etkili biçimde bağlar.

Alıştırma

Cümleyi make it easier to ve verify fiilini kullanan bir -ing sonuç yan cümlesiyle tamamlayın: The new labels reduced the time needed to check each box, ____ its contents.

Cevabı göster

making it easier to verify

Today,

5:21

Bugün

Thi sells about 80 tons domestically each year.

5:22

Thi, ülke içinde yılda yaklaşık 80 ton satış yapıyor.

That's less than a third of what he sold to India. Dilbilgisi

5:25

Bu, Hindistan'a sattığı miktarın üçte birinden bile az.

Dilbilgisi

less than a third of what he sold to India: miktarları karşılaştırmak

Less than a third of bir üst sınır belirler: söz konusu miktar, ardından gelen ifadenin belirttiği karşılaştırma miktarının üçte birinden azdır. Burada what he sold to India, the amount that he sold to India yani Hindistan'a sattığı miktar anlamına gelen birleşik bir ilgi yapısıdır. What bir soru başlatmaz; yan cümlenin tamamı karşılaştırmanın ölçütünü sağlar.

Alıştırma

Bir fabrika bu ay 30 ton, geçen ay ise 120 ton kullandı. Hangi cümle bu ayki miktarın önceki miktarın üçte birinden az olduğunu doğru biçimde ifade eder?

  1. This month we used less than a third of what we used last month.
  2. This month we used more than a third of what we used last month.
  3. This month we used a third less than we used last month.
Cevabı göster

This month we used less than a third of what we used last month.

But he has ramped up production for Vietnamese customers. Öbek fiiller

5:28

Ancak Vietnamlı müşteriler için üretimi artırdı.

Öbek fiiller

Planlı ölçek büyütme anlamında ramped up production

Bu cümlede ramped up production, genellikle artan talebe yanıt vermek için üretilen miktarın hızlı ve planlı biçimde artırıldığı anlamına gelir. Up, ramp up öbek fiilinin bir parçasıdır; buradaki ramp fiziksel bir rampayı ifade etmez. Yapı ramp up + isim şeklindedir. Artışı yalnızca sayısal bir değişiklik olarak değil, faaliyetleri daha yüksek bir düzeye taşıma süreci olarak gösterir.

Alıştırma

Cümleyi, üretimi hızlı ve bilinçli biçimde artırmak anlamına gelen üç sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: To meet the sudden demand, the factory had to ____.

Cevabı göster

ramp up production

Now his cooperative's factory is the largest in the village.

5:32

Artık kooperatifinin fabrikası köydeki en büyük fabrika.

Thi now has enough capacity to prepare for his biggest event of the year, Kelime

5:47

Thi artık yılın en büyük etkinliğine hazırlanmak için yeterli kapasiteye sahip,

Tet.

5:51

yani Tet'e.

Kelime

Operasyonel iş yükü için enough capacity

has enough capacity yapısında enough, capacity isminden önce gelir ve amaç için yeterli anlamını taşır. Buradaki capacity, ekipmanın, çalışanların veya bir sistemin kaldırabileceği en yüksek üretim ya da iş miktarıdır. Bir bina veya depodaki fiziksel alandan ziyade operasyonel işleme kapasitesini ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi, iş yükünü karşılayacak yeterli operasyonel yetenek anlamına gelen İngilizce ifadeyle tamamlayın: The support center has ____ to answer every request today.

Cevabı göster

enough capacity

Incense sticks are used in religious ceremonies in temples year-round. Kültür

5:54

Tütsü çubukları yıl boyunca tapınaklardaki dinî törenlerde kullanılıyor.

Kültür

Tütsü çubukları ... yıl boyunca kullanılır

Burada tütsü çubuklarının sürekli bir dinî işlevi vardır: tapınaklar onları yıl boyunca törenlerde kullanır. Tet talebi artırabilir, ancak cümle kullanımlarının yalnızca bu bayramla sınırlı olmadığını söyler. “Year-round” ne sıklıkta ve hangi zaman aralığında kullanıldıklarını belirtir. Tek bir törenin bir yıl boyunca sürdüğü anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi yorum cümleyle uyuşur?

  1. Her dinî tören tam bir yıl sürer.
  2. Tapınaklar tütsü çubuklarını yalnızca Tet sırasında kullanır.
  3. Tütsü çubukları yalnızca Tet sırasında değil, yıl boyunca kullanılır.
Cevabı göster

Tütsü çubukları yalnızca Tet sırasında değil, yıl boyunca kullanılır.

The line of incense smoke is said to connect the spiritual world to this one. Notlar

5:58

Yükselen tütsü dumanının ruhani dünyayla bu dünyayı birbirine bağladığı söyleniyor.

Dilbilgisi

Edilgen aktarma kalıbı is said to

“Is said to” edilgen bir aktarma yapısıdır. Belirli bir kaynak vermeden insanların bir iddiayı genel olarak söylediğini veya buna inandığını belirtir: duman çizgisinin iki dünyayı birbirine bağladığına inanılır. Kalıp özne + be + said + to'lu mastar biçimindedir. Konuşanın bir geleneği veya yaygın görüşü, doğruluğuna belli bir mesafe koyarak aktarmasını sağlar.

Alıştırma

Cümleyi edilgen aktarma kalıbı be + said + to ile tamamlayın: The old lighthouse ____ be haunted.

Cevabı göster

is said to

Kültür

Ruhani dünyayı bu dünyaya bağlamak

Tütsü dumanı çizgisi sembolik bir köprü olarak sunulur: ruhani dünyayı konuşmacı ile dinleyicilerin yaşadığı gündelik dünyaya bağlar. Is said to, anlatıcının bizzat kanıtladığını ileri sürdüğü bir gerçekten çok, aktarılan bir inancı belirtir. connect A to B yapısında A ve B birbirine bağlanan iki unsurdur. this one içindeki one, world sözcüğünün yerini alır; this ise ruhani dünyayla karşılaştırılan buradaki dünyayı belirtir. Başka bir tütsü çubuğuna veya duman çizgisine gönderme yapmaz.

Alıştırma

Cümlede this one neye gönderme yapıyor?

  1. konuşmacı ile dinleyicilerin bulunduğu fiziksel dünya
  2. ikinci bir ruhani dünya
  3. başka bir tütsü dumanı çizgisi
Cevabı göster

konuşmacı ile dinleyicilerin bulunduğu fiziksel dünya

Cầu cho một thế giới bình an.

6:02

Dünyanın huzurlu olması için dua ediyoruz.

Mọi nhà, mọi người đều an lành, mạnh khỏe, hạnh phúc,

6:05

Her haneye, herkese huzur, sağlık ve mutluluk,

an khang thịnh vượng.

6:09

esenlik ve refah diliyoruz.

By Vietnamese Lunar New Year,

6:09

Vietnam Ay Takvimi Yeni Yılı

usually in January or February,

6:11

genellikle ocak veya şubat ayına denk geliyor.

The factory runs all year,

6:29

Fabrika yıl boyunca çalışıyor,

but in the lead up to Tet, Kalıp ifadeler

6:31

ancak Tet yaklaşırken

Thi earns 40% more in revenue,

6:32

Thi'nin geliri %40 artıyor

Kalıp ifadeler

Tet'e yaklaşan hazırlık döneminde

In the lead-up to Tet, Tet'ten hemen önceki dönemde, özellikle hazırlıkların, talebin ve faaliyetlerin arttığı sırada anlamına gelir. Bu zamanı yalnızca daha erken herhangi bir tarih olarak değil, giderek yoğunlaşan bir hazırlık dönemi olarak gösterir. Burada lead-up, in the lead-up to + event kalıbındaki bir isimdir. Altyazıdaki in the lead up to Tet örneğinde olduğu gibi, kısa çizgi olmadan da sıkça yazılır. Tet, bu dönemin yaklaştığı olaydır.

Alıştırma

Raporu, bu nottaki kısa çizgili isim öbeğiyle tamamlayın: "Online orders doubled ____ the holiday."

Cevabı göster

in the lead-up to

and his team makes 200 more pounds of incense sticks daily.

6:35

ve ekibi her gün 200 libre daha fazla tütsü çubuğu üretiyor.

He also makes yellow, brown, and red sticks,

6:39

Ayrıca sarı, kahverengi ve kırmızı çubukların yanı sıra

as well as incense coils and cones.

6:41

spiral ve koni biçimli tütsüler de üretiyor.

They spread the sweet aroma of the Quang Phu Cau incense village across Vietnam. Anlatım akışı

6:59

Bunlar, Quang Phu Cau tütsü köyünün tatlı kokusunu Vietnam'ın dört bir yanına yayıyor.

Anlatım akışı

“spread the sweet aroma ... across Vietnam” ifadesinin hikâyeyi bitirme biçimi

“They”, bu cümleden hemen önce adı geçen tütsü ürünlerine gönderme yapar. Son bölüm, bu ürünlerin köyün kokusunu köyün dışına taşıdığı somut bir duyusal görüntüyle başlar. Ardından “across Vietnam”, bakış açısını tek bir yerden bütün ülkeye genişletir. “Spread the sweet aroma” ifadesi, tütsünün gerçekten koku yayabilmesi nedeniyle gerçek anlamlıdır; ancak aynı zamanda ürünlerin Quang Phu Cau’nun kimliğini ve etkisini ülke geneline taşımasını simgeler. Böylece belgesel, yalnızca satışları sıralamak yerine genişleyen etkiyi canlı bir görüntüyle anlatarak sona erer.

Alıştırma

Vurgulanan son bölümün temel anlatı işlevi nedir?

  1. Yalnızca satılan tütsü miktarının kesin ölçüsünü bildirir.
  2. Konuyu tütsü üretimine ilişkin adım adım talimatlara çevirir.
  3. Gerçek bir duyusal görüntüyü köyün Vietnam genelindeki daha geniş erişimiyle birleştirerek hikâyeyi bitirir.
Cevabı göster

Gerçek bir duyusal görüntüyü köyün Vietnam genelindeki daha geniş erişimiyle birleştirerek hikâyeyi bitirir.