İngilizce nereden geldi? - Claire Bowern: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, modern İngilizcenin tarihini Norman ve Eski Nors etkilerinden Cermen ve Hint-Avrupa kökenlerine kadar izliyor. Dil bilgisi, ses değişimleri ve temel söz varlığındaki düzenli karşılaştırmaların yazıya geçirilmemiş ata dilleri nasıl yeniden kurabildiğini ve mevcut kanıtların araştırmaya nerede sınır koyduğunu açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. While modern English shares many similar words with Latin-derived Romance languages like French and Spanish, most of those words were not originally part of it. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları. Önce görünürdeki bir benzerliği kabul eden, ardından bu benzerliğin düşündürebileceği sonucu düzelten ödünleyici karşıtlığı takip etmeyi öğrenin; bu kalıbı tarihsel veya analitik bir iddiayı daha incelikli biçimde sunmak için kullanabilirsiniz. 2. only reconstruct it by comparing its descendants, — Kalıplaşmış Söz Öbekleri ve Eşdizimler. reconstruct...by comparing... yapısının bir araştırma hedefini onu mümkün kılan yöntemle nasıl ilişkilendirdiğini anlayın ve bilinmeyen eski biçimlerin günümüze ulaşan kanıtlardan nasıl çıkarıldığını açıklamak için bu yapıyı kullanın. 3. as far back as historical and archaeological evidence will allow us to go. — Kalıplaşmış Söz Öbekleri ve Eşdizimler. Kanıtlara göre tarihsel araştırmanın ulaşabileceği en uzak sınırı belirten ifadeyi tanıyın; as far back as...will allow us to go yapısıyla kanıtlanmış bir sonucu varsayımdan ayırın.
Bu derste
When we talk about English, we often think of it as a single language. Notlar
0:06İngilizceden bahsettiğimizde, genellikle onu tek bir dil olarak düşünürüz.
When we talk about English: konuyu çerçevelemek
Burada When we talk about English, belirli bir konuşmanın ne zaman gerçekleştiğini belirtmez. Bir konu açar ve yaklaşık olarak “İngilizceden söz ettiğimizde” ya da “konu İngilizce olduğunda” anlamına gelir. Bu yan cümle, ardından gelen genel ifade için bir çerçeve oluşturur. When we talk about + konu kalıbıyla önce kapsamı belirtip ardından o konuyla ilgili bir görüş, açıklama veya soru sunabilirsin.
Alıştırma
Hangi cümle When we talk about + konu kalıbını genel bir tartışmayı çerçevelemek için kullanıyor?
- When we talked about online safety yesterday, the meeting lasted an hour.
- When we talk about online safety, privacy is an important concern.
- When will we talk about online safety?
Cevabı göster
When we talk about online safety, privacy is an important concern.
think of it as a single language: think of A as B kalıbı
think of A as B, “A’yı B olarak görmek veya sınıflandırmak” anlamına gelir. Cümlede A, English sözcüğüne gönderme yapan it; B ise a single language ifadesidir. Bu yapı İngilizceyi hatırlama eylemini değil, yaygın bir bakış açısını anlatır. Kalıp think of + nesne + as + rol, kategori veya özellik şeklindedir. Bu yapıda as atılamaz.
Alıştırma
Cümleyi think of A as B kalıbıyla tamamla: Many teachers ____ mistakes ____ chances to learn.
Cevabı göster
think of · as
But what do the dialects spoken in dozens of countries around the world have in common with each other Kalıp ifadeler
0:10Ancak dünya çapında düzinelerce ülkede konuşulan lehçelerin birbiriyle ne gibi ortak yönleri var
have in common with each other: bir grup içinde paylaşılan özellikler
Have something in common, “bir özelliği, niteliği veya deneyimi paylaşmak” anlamına gelir. What do A, B, and C have in common? soru kalıbında what, ortak olan şeyin belirtilmesini ister. With each other, karşılaştırmanın grup içinde yapıldığını gösterir: lehçeler grubun dışındaki bir şeyle değil, birbirleriyle karşılaştırılır.
Alıştırma
Grup içindeki ortak özellikleri soran tam ifadeyle soruyu tamamlayın: What do these three customs ____?
Cevabı göster
have in common with each other
the writings of Chaucer: Chaucer'ın Orta İngilizce eserleri
Chaucer, Orta İngilizce döneminin önemli bir yazarı olan Geoffrey Chaucer'ı ifade eder. The writings of Chaucer, onun yazdığı edebî eserler anlamına gelir; buradaki writings, fiziksel yazma eylemi değil, “yazılı eserler” demektir. Chaucer'ın adının verilmesi cümleye tarihsel bir referans noktası kazandırır. Modern İngilizce lehçeleri daha eski İngilizce metinlerle yan yana getirerek dinleyicinin aralarındaki bağı düşünmesini sağlar.
Alıştırma
Bu ifadede the writings of Chaucer neyi anlatır?
- El yazısını geliştirme hakkında modern kitaplar.
- Orta İngilizcenin önemli bir yazarı olan Chaucer'ın yazdığı edebî eserler.
- İngilizce lehçelerin başladığı, Chaucer adlı bir kasaba.
Cevabı göster
Orta İngilizcenin önemli bir yazarı olan Chaucer'ın yazdığı edebî eserler.
And how are any of them related to the strange words in Beowulf? Kültür
0:18Ve herhangi birinin Beowulf'taki garip kelimelerle bağlantısı nedir?
the strange words in Beowulf: modern okura yabancı gelen Eski İngilizce sözcükler
Beowulf, Eski İngilizce bir epik şiirdir; bu nedenle dili, günümüz İngilizcesinden çok daha eski bir İngilizce evresini temsil eder. İngilizcenin tarihi anlatılırken "the strange words in Beowulf" ifadesi, bu erken evrenin kanıtı olan Eski İngilizce sözcük biçimlerine işaret eder. Buradaki strange, sözcüklerin modern okura yabancı gelmesi veya tanınmasının zor olması demektir. Sözcüklerin yanlış ya da özünde tuhaf olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede "the strange words in Beowulf" ifadesi ne anlama gelir?
- Şiirde geçen ve modern okurlara yabancı gelebilecek sözcükler.
- Şairin yanlış yazdığı sözcükler.
- Tuhaf yaratıkları anlatan sözcükler.
Cevabı göster
Şiirde geçen ve modern okurlara yabancı gelebilecek sözcükler.
The answer is that: doğrudan bir yanıtı başlatma
The answer is that ... dinleyiciye ya da okuyucuya, daha önce sorulan bir soruya doğrudan yanıtın başladığını bildirir. Soruyu ardından gelen açıklamaya bağlayarak bilgi akışını netleştirir. Konuşmacı that'ten sonra yanıtı içeren bir yan cümle verir. Burada like most languages bu yan cümlenin yalnızca başlangıçtaki karşılaştırma bölümüdür; yanıtın geri kalanı bu altyazı satırından sonra devam eder.
Alıştırma
The answer ile başlayıp that ile biten standart dört sözcüklü düzenleyici ifadeyle şimdiki zaman yanıtını tamamlayın: ____ the roads are closed because of snow.
Cevabı göster
The answer is that
has evolved ... undergoing major changes over time: nesiller boyunca değişim
Has evolved, geçmişte başlayıp bugün bildiğimiz biçimi ortaya çıkaran aşamalı bir değişim sürecini anlatır. Burada evolve, “zamanla değişip başka bir biçim almak” demektir; mutlaka “iyileşmek” anlamına gelmez. Through generations of speakers ifadesi, art arda gelen birçok konuşur grubunun bu sürece katıldığını gösterir. Undergoing major changes over time ise büyük değişimlerin uzun bir süre boyunca biriktiğini vurgular.
Alıştırma
Hangi cümlede evolve, sonucun daha iyi olduğunu iddia etmeden zaman içindeki aşamalı bir değişimi anlatır?
- The writing system became perfect in a single day.
- The writing system canceled all of its earlier changes.
- The writing system has evolved over many generations.
Cevabı göster
The writing system has evolved over many generations.
we can trace the language from the present day back to its ancient roots. Kalıp ifadeler
0:33dili günümüzden alıp eski köklerine kadar takip edebiliriz.
By undoing these changes: yöntemi belirten By + -ing
By + fiilin -ing biçimi, ana cümledeki sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi belirtir. Burada By undoing these changes, “Dili köklerine kadar nasıl izleyebiliriz?” sorusunu yanıtlar. Undoing burada mecaz anlamdadır. Tarihi iptal etmek demek değildir; dilin daha eski biçimlerini bulmak için değişimleri ters yönde analiz etmek demektir.
Alıştırma
Cümleyi, compare fiilinin -ing biçimini By ile kullanarak tamamlayın: ____ the two maps, we can see how the city changed.
Cevabı göster
By comparing
trace A from B back to C: A'nın izini kökenine kadar sürmek
trace A from B back to C yapısında trace, A'nın tarihini veya gelişimini geriye doğru izlemek anlamına gelir. B daha sonraki ya da günümüzdeki başlangıç noktasıdır; C ise daha eski bir kaynak veya nedendir. Bu cümlede dil, günümüzden en eski kökenlerine kadar geriye doğru izlenir. Buradaki roots mecazidir ve bitki köklerini değil, “kökenleri” ifade eder. Bu yapı aile tarihi, gelenekler veya bir sorunun kaynağı için de kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle bir şeyi modern biçiminden eski kaynağına doğru doğru şekilde izler?
- Researchers compared modern festivals with an ancient ritual.
- Researchers followed the custom from an ancient ritual forward to modern festivals.
- Researchers traced the custom from modern festivals back to an ancient ritual.
Cevabı göster
Researchers traced the custom from modern festivals back to an ancient ritual.
While modern English shares many similar words with Latin-derived Romance languages like French and Spanish, Notlar
0:38Modern İngilizce, Fransızca ve İspanyolca gibi Latince kökenli Romen dilleriyle pek çok benzer kelime paylaşsa da,
Latin-derived Romance languages: Latinceden gelen bir dil ailesi
Romance languages, farklı Latince biçimlerinden gelişen dilleri kapsayan bir dil ailesinin adıdır. Latin-derived bu tarihsel kökeni açıkça belirtir; bu cümlede Fransızca ve İspanyolca örnek olarak verilir. Buradaki Romance, dilleri sınıflandırır. Bu dillerin romantik duyulduğu veya aşkla bağlantılı olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede Latin-derived Romance languages ne anlama gelir?
- Fransızca ve İspanyolca gibi Latinceden gelişen diller
- İngilizce ile İspanyolcanın birleştirilmesiyle oluşturulan diller
- Çoğunlukla aşk hikâyeleri anlatmak için kullanılan diller
Cevabı göster
Fransızca ve İspanyolca gibi Latinceden gelişen diller
most of those words were not originally part of it.
0:44bu kelimelerin çoğu aslında başlangıçta onun bir parçası değildi.
While ..., most ...: ana iddiadan önce ödünleme
Burada While, “-dığı sırada” değil, “-se de” veya “her ne kadar” anlamındadır. While ile başlayan yan cümle önce bir gerçeği kabul eder: modern İngilizce, Romen dilleriyle birçok benzer kelimeyi paylaşır. Virgülden sonraki ana cümle ise konuşanın vurgulamak istediği noktayı verir: bu kelimelerin çoğu başlangıçta İngilizcenin bir parçası değildi. Bu yapı bir düşünceyi While + kabul edilen gerçek, ana iddia biçiminde düzenler. Böyle uzun bir cümleyi okurken While cümleciğini arka plan olarak görün ve daha güçlü sonucu ana cümlede arayın.
Alıştırma
While'ın örnek cümlede bilgiyi nasıl düzenlediğini en iyi hangi ifade açıklar?
- Modern İngilizcenin bu kelimeleri diğer dillerle ne zaman paylaştığını söyler.
- Benzerliği, bu kelimelerin başlangıçta İngilizce olmasının nedeni olarak sunar.
- Önce benzerliği kabul eder, ardından kelimelerin kökeniyle ilgili karşıt bir gerçeği vurgular.
Cevabı göster
Önce benzerliği kabul eder, ardından kelimelerin kökeniyle ilgili karşıt bir gerçeği vurgular.
they started coming into the language with the Norman invasion of England in 1066. Notlar
0:481066'da İngiltere'nin Normanlar tarafından istilasıyla birlikte dile girmeye başladılar.
started coming into the language: benimsenmeye başlayan söz varlığı
Come into the language, bir dilin söz varlığının veya kullanımının parçası olarak benimsenmek anlamına gelir. Buradaki they daha önce belirtilen sözcüklere gönderme yapar; dolayısıyla hareket mecazidir: sözcükler İngilizcede kullanılmaya başlamıştır. Started coming, benimsenmeyi bütün sözcüklerin bir anda ortaya çıkması olarak değil, tarihsel bir olayın yaşandığı dönemde başlayan bir süreç olarak sunar.
Alıştırma
İngilizce cümleyi, benimsenmenin başladığını belirten dersteki beş sözcüklük ifadeyle tamamlayın: English kept changing, and many computer terms ____ in the 1990s.
Cevabı göster
started coming into the language
1066'da Normanların İngiltere'yi istilası
Bu ifade Norman Fethi’ni anlatır: Normandiya’dan gelen kuvvetler 1066'da İngiltere'yi fethetti. Buradaki Norman, genel olarak günümüz Fransızlarını değil, Normandiya’dan gelen tarihî halkı ifade eder. Bu fetih, Fransızca konuşan Normanları iktidara getirdi. Bu durum, kökleri en sonunda Latinceye dayanan pek çok sözcük de dâhil olmak üzere birçok Fransızca sözcüğün zamanla İngilizceye neden girdiğini açıklamaya yardımcı olur.
Alıştırma
“the Norman invasion of England in 1066” ifadesine yapılan gönderme neyi açıklamaya yardımcı olur?
- Yeni bir yönetici sınıf geldikten sonra Fransızcanın İngilizce söz varlığı üzerindeki etkisinin neden arttığını açıklar.
- İstiladan sonra İspanyolcanın neden İngilizcenin yerini aldığını açıklar.
- İngilizcenin ilk kez 1066'da neden yaratıldığını açıklar.
Cevabı göster
Yeni bir yönetici sınıf geldikten sonra Fransızcanın İngilizce söz varlığı üzerindeki etkisinin neden arttığını açıklar.
When the French-speaking Normans conquered England and became its ruling class, Notlar
0:54Fransızca konuşan Normanlar İngiltere'yi fethedip yönetici sınıf haline geldiğinde,
İngiltere'nin yeni yönetici sınıfı olarak French-speaking Normans
French-speaking Normans, Fransızcanın bir türünü kullanan tarihî Normanları ifade eder. French-speaking, Normans sözcüğünü niteleyen, kısa çizgili birleşik bir sıfattır. Bu bağlamda ifade, yalnızca bir kişinin dil becerisini anlatmaz. Fransızcanın, İngiltere'yi fethedip ülkenin yönetici sınıfı hâline gelen grubun kullandığı dil olduğunu belirtir. Bu grup siyasi ve toplumsal güce sahip olduğu için dilleri İngilizce söz varlığını güçlü biçimde etkileyebilmiştir.
Alıştırma
Bu bağlamda French-speaking Normans ifadesinin ana noktası nedir?
- Fatihleri, Fransızca kullanan ve İngiltere'nin yönetici sınıfı hâline gelen bir grup olarak tanımlar.
- Normanların Fransızca öğrendiği, ancak siyasi güçlerinin olmadığı anlamına gelir.
- Normanların İngiltere'yi ziyaret eden günümüz Fransız turistleri olduğunu söyler.
Cevabı göster
Fatihleri, Fransızca kullanan ve İngiltere'nin yönetici sınıfı hâline gelen bir grup olarak tanımlar.
ruling class: gücü elinde tutan yönetici sınıf
Ruling class, bir toplumdaki temel siyasi veya toplumsal gücü elinde tutan sosyal grup demektir. Bu cümlede Normanlar, İngiltere’yi fethettikten sonra ülkeyi kontrol eden grup hâline gelmiştir. Buradaki class, okul sınıfı değil, toplumsal sınıf demektir. İfade yalnızca zenginliğe değil, güç ve denetime odaklanır.
Alıştırma
“After taking control, the nobles became the ruling class,” cümlesinde ruling class ne anlama gelir?
- yüksek geliri olan herkes
- geleceğin hükümdarları için bir okul sınıfı
- bir toplumda büyük gücü elinde tutan grup
Cevabı göster
bir toplumda büyük gücü elinde tutan grup
brought their speech with them: dili yeni bir yere beraberinde götürmek
bring something with you/them kalıbı, bir kişi veya grup bir yere gittiğinde bir nesnenin ya da etkinin de onunla birlikte gittiğini anlatır. Burada brought their speech with them, Normanların dillerini ve konuşma biçimlerini İngiltere’ye taşıdıkları anlamına gelir. Buradaki speech, tek bir resmî konuşma değil, dil veya konuşma biçimi demektir. Aynı kalıp; geleneklerin, fikirlerin, becerilerin veya âdetlerin insanlarla birlikte taşınmasını da anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi bring ... with them kalıbının geçmiş zamanıyla tamamlayın: When the chefs moved overseas, they ____ their cooking traditions ____.
Cevabı göster
brought · with them
adding a massive amount of French and Latin vocabulary to the English language previously spoken there. Notlar
1:01ve daha önce orada konuşulan İngilizceye muazzam miktarda Fransızca ve Latince kelime eklediler.
adding a massive amount of A to B: B'ye çok büyük miktarda A eklemek
Bu ifade add A to B kalıbını izler: A yeni eklenen malzeme, B ise bunu alan sistem veya bütündür. Burada A, French and Latin vocabulary; B ise the English language ifadesidir. A massive amount of, çok büyük bir miktar anlamına gelir. Vocabulary burada sayılamayan bir topluluk adı olarak kullanıldığı için amount uygundur; massive fiziksel büyüklüğü değil, miktarı anlatır.
Alıştırma
Cümleyi “çok büyük miktarda” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The update is adding ____ new information to the database.
Cevabı göster
a massive amount of
Geçmiş zaman ortaçlı son niteleyici olarak previously spoken there
Previously spoken there, the English language ifadesinden sonra gelen bir geçmiş zaman ortaç öbeğidir. Hangi İngilizce biçiminin kastedildiğini belirtir ve the English language that was previously spoken there şeklinde açılabilir. Bu bağlamda there, İngiltere'yi ifade eder. Spoken edilgen olduğu için dil, insanların konuştuğu şeydir; konuşma eylemini yapan değildir. Bu öbek, kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir; yeni bir ana fiil değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede “the language previously spoken there” ile aynı edilgen geçmiş zaman ortaçlı son niteleyici kullanılmıştır?
- The reports published yesterday are online.
- The reports were published yesterday are online.
- The reports that published yesterday are online.
Cevabı göster
The reports published yesterday are online.
İngilizcenin tarihsel bir dönemi olarak Old English
Bu cümlede Old English, yaklaşık beşinci yüzyıldan on birinci yüzyıla kadar kullanılan İngilizcenin en eski tarihsel döneminin yerleşik adıdır. Bu, yalnızca eski görünen herhangi bir İngilizceyi anlatan genel bir ifade değil, belirli bir dönemin adıdır. Bunu sabit bir tarihsel ad olarak görmek, old sözcüğünü yalnızca “eski” şeklinde gerçek anlamıyla yorumlama hatasını önler. Bu dönemi adlandırırken hem Old hem de English büyük harfle başlar.
Alıştırma
Old English terimini doğru açıklayan ifade hangisidir?
- Bu yıldan önce yazılan bütün İngilizce Old English olur.
- Resmî sözcükler içeren her modern cümle Old English olur.
- Old English, İngilizcenin en eski tarihsel dönemidir.
Cevabı göster
Old English, İngilizcenin en eski tarihsel dönemidir.
but it might be more recognizable if you know some German. Dilbilgisi
1:15ancak biraz Almanca biliyorsanız daha kolay tanınabilir olabilir.
might be more recognizable if... ile koşula bağlı olasılık
might be more recognizable if you know some German ifadesinde sonuç bölümü, olası bir sonucu sunmak için might + be kullanır: bir şeyi tanımak daha kolay hâle gelebilir. if yan cümlesi, bu sonucu mümkün kılabilecek koşulu verir. Might, iddiayı belirsiz tutar. Almanca bilmenin kesinlikle yardımcı olacağına dair söz vermez; might yerine will kullanmak tahmini çok daha kesin hâle getirir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir koşul altında olası sonucu temkinli biçimde sunar?
- The route will definitely be easier to follow if you use a map.
- The route might be easier to follow if you use a map.
- The route was easier because you use a map.
Cevabı göster
The route might be easier to follow if you use a map.
That's because Old English belongs to the Germanic language family, Kelime
1:19Bunun nedeni, Eski İngilizcenin Cermen dil ailesine ait olmasıdır,
belongs to the Germanic language family: Cermen dil ailesine ait olmak
Belongs to the Germanic language family, “Cermen dil grubunun bir parçası olarak sınıflandırılır” anlamına gelir. belong to + grup veya kategori yapısı üyelik ya da sınıflandırma belirtir; Old English tekil bir özne olduğu için fiil belongs biçimindedir. Dilbilimde language family, ortak bir ata dilden gelişmiş diller grubudur. Buradaki family teknik bir sınıflandırma terimidir; ev halkı veya akrabalar anlamına gelmez.
Alıştırma
Galceyi Kelt dil ailesinin bir parçası olarak doğru biçimde sınıflandıran cümle hangisidir?
- Welsh belongs to the Celtic language family.
- Welsh owns the Celtic language family.
- Welsh belongs the Celtic language family.
Cevabı göster
Welsh belongs to the Celtic language family.
first brought to the British Isles in the 5th and 6th centuries by the Angles, Saxons, and Jutes. Kültür
1:23ilk olarak 5. ve 6. yüzyıllarda Angluslar, Saksonlar ve Jütler tarafından Britanya Adaları'na getirilmiştir.
Angıllar, Saksonlar ve Jütler tarafından Britanya Adaları'na ilk kez getirilen
Bu parça, Eski İngilizceye dönüşen Cermen dil çeşitlerinin tarihsel kaynağını verir. Bu çeşitlerin 5. ve 6. yüzyıllarda göç eden üç Cermen halkı olan Angıllar, Saksonlar ve Jütler tarafından Britanya Adaları'na getirildiğini söyler. Angıllar, Saksonlar ve Jütler, Eski İngilizcenin oluşmasına katkıda bulunan birbiriyle ilişkili dil çeşitleri konuşuyordu. British Isles, Büyük Britanya, İrlanda ve yakınlardaki adalar için kullanılan coğrafi bir addır; modern Birleşik Krallık ülkesinin başka bir adı değildir.
Alıştırma
Bu tarihsel arka plana göre hangi ifade doğrudur?
- Britanya Adaları'ndan insanlar İngilizceyi Almanya'daki bu halklara götürdü.
- Angıllar, Saksonlar ve Jütler, birbiriyle ilişkili Cermen dil çeşitlerini Britanya Adaları'na getirdi.
- Bu üç grup Britanya Adaları'nda Latinceyi yarattı.
Cevabı göster
Angıllar, Saksonlar ve Jütler, birbiriyle ilişkili Cermen dil çeşitlerini Britanya Adaları'na getirdi.
The Germanic dialects they spoke would become known as Anglo-Saxon. Kalıp ifadeler
1:31Konuştukları Cermen lehçeleri Anglo-Sakson olarak bilinmeye başlandı.
would become known as: geçmişten bakılan sonraki bir sonuç
Bu cümlede would become known as, “daha sonra ... olarak anılacaktı” anlamına gelir. Anlatım geçmişteki bir noktadan başlar ve o noktada henüz gelecekte olan bir sonuca bakar. Buradaki would, geçmişten bakılan geleceği gösterir; istek bildirmez. Become known as, Anglo-Saxon adının bu lehçeler için kullanılmaya başladığını gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede would become known as ne anlama gelir?
- Geçmişteki o noktadan bakıldığında, lehçeler daha sonra Anglo-Saxon olarak anıldı.
- Lehçeler Anglo-Saxon adını seçmek istiyordu.
- Lehçeler geçmişteki o noktadan önce zaten Anglo-Saxon olarak anılıyordu.
Cevabı göster
Geçmişteki o noktadan bakıldığında, lehçeler daha sonra Anglo-Saxon olarak anıldı.
Viking invaders in the 8th to 11th centuries Kültür
1:358. ve 11. yüzyıllar arasındaki Viking istilacıları
8. yüzyıldan 11. yüzyıla Viking invaders: Eski Norsça teması
Bu ifade, 8. ve 11. yüzyıllar arasında İskandinavya’dan Britanya’ya gelen Viking akıncıları ve yerleşimcileri belirtir. Onların gelişi Eski Norsçayı bölgede konuşulan İngilizce biçimleriyle temas ettirdi. Bu dil teması, İngilizcede neden Eski Norsçadan etkilenmiş sözcükler ve başka özellikler bulunduğunu açıklamaya yardımcı olur. Buradaki Viking, modern kurgu eserlerindeki genel Viking görüntüsünü değil, bu Kuzeyli grupları belirten tarihsel bir addır.
Alıştırma
Bu tarihsel ayrıntı İngilizcenin gelişimiyle neden ilgilidir?
- Eski Norsça ile Britanya’da konuşulan İngilizce biçimleri arasındaki teması açıklamaya yardımcı olur.
- Modern İsveççe yazımın İngilizce yazımın yerini aldığını gösterir.
- İngilizcenin başka dillerle temas etmeden geliştiğini gösterir.
Cevabı göster
Eski Norsça ile Britanya’da konuşulan İngilizce biçimleri arasındaki teması açıklamaya yardımcı olur.
added more borrowings from Old Norse into the mix. Notlar
1:39karışıma Eski Norsçadan daha fazla alıntı ekledi.
borrowings from Old Norse: başka bir dilden alınan sözcükler
borrowings from Old Norse ifadesindeki borrowings, bir dilin başka bir dilden aldığı sözcükler anlamına gelir. Burada from Old Norse, bu sözcüklerin kaynak dilinin Eski Norsça olduğunu gösterir. Bu, borrowing sözcüğünün dilbilimsel kullanımıdır. Sözcükler geri verilmez; bir dile alındıktan sonra o dilin söz varlığının parçası olurlar.
Alıştırma
Bu cümlede borrowings from Old Norse ne anlama geliyor?
- Eski Norsçadan alınan sözcükler
- Eski Norsçaya geçici olarak ödünç verilen sözcükler
- Daha sonra Eski Norsçaya geri verilmesi gereken sözcükler
Cevabı göster
Eski Norsçadan alınan sözcükler
into the mix: bir duruma başka bir etken eklemek
Into the mix burada mecaz anlamda kullanılır. Gerçek bir karışımın içine girmek değil, “mevcut bir birleşime veya duruma katılmak” demektir. Cümle, İngilizce söz varlığını farklı kaynaklardan gelen sözcüklerin birleşimi olarak ele alır. add something into the mix kalıbı, bir şeyi yeni bir bileşen, etken veya etki olarak sunar. Yeni eklenen şeyin bütün durumu değiştirdiğini ya da karmaşıklaştırdığını çoğu zaman ima eder.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki “başka bir etken hâline geldi” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The schedule looked manageable until a last-minute request came ____.
Cevabı göster
into the mix
underneath all the words borrowed from French, Latin, Old Norse, and other languages.
1:45Fransızca, Latince, Eski Norsça ve diğer dillerden alınan tüm kelimelerin altında.
tüm ödünç kelimelerin altındaki modern İngilizcenin kökleri
Bu metaforda roots, dilin daha eski tarihsel kökenlerini ifade eder. Underneath, sonradan alınan kelimeleri bu kökenleri gizleyebilen görünür bir üst katman olarak sunar. Cümle, İngilizcede başka dillerden alınmış o kadar çok kelime olduğunu ve bu nedenle dilin daha eski Cermen temelini fark etmenin zorlaşabileceğini anlatır. Buradaki katmanlar fiziki değil, tarihseldir.
Alıştırma
Bu cümledeki roots ... underneath metaforu ne anlama geliyor?
- Ödünç alınan her kelime, daha eski bir İngilizce kelimenin tamamen yerini alır.
- Daha sonra alınan kelimeler, bir dilin eski kökenlerinin fark edilmesini zorlaştırabilir.
- İngilizcenin yazılı kelimelerin altına gömülü gerçek kökleri vardır.
Cevabı göster
Daha sonra alınan kelimeler, bir dilin eski kökenlerinin fark edilmesini zorlaştırabilir.
karşılaştırmalı dilbilim
Comparative linguistics, dillerin birbirleriyle nasıl ilişkili olduğunu ve zaman içinde nasıl değiştiğini sistemli biçimde inceleyen alandır. Dil bilgisi, düzenli ses değişimleri ve temel söz varlığı gibi kanıtları karşılaştırır. Burada comparative, bu alanda kullanılan yöntemi anlatır; bigger veya faster gibi sıfatların karşılaştırma biçimlerini ifade etmez.
Alıştırma
Comparative linguistics burada ne anlama geliyor?
- Her metnin kelimesi kelimesine çeşitli dillere çevrilmesi.
- Dillerin ilişkilerini ve tarihsel değişimlerini incelemek için sistemli biçimde karşılaştırılması.
- Bigger ve faster gibi sıfatların nasıl oluşturulduğunun incelenmesi.
Cevabı göster
Dillerin ilişkilerini ve tarihsel değişimlerini incelemek için sistemli biçimde karşılaştırılması.
focusing on A, B, and C: paralel inceleme alanlarını sıralama
Bu cümlede focusing on, karşılaştırmalı dilbilimin incelediği alanları tanıtır. grammatical structure, patterns of sound changes ve certain core vocabulary şeklindeki üç isim öbeği, birbiriyle ilgisiz ayrıntılar değil, düzenli bir listedeki paralel öğelerdir. by focusing on A, B, and C kalıbı, dikkat edilen birden fazla alanı sıralayarak bir sonucun nasıl elde edildiğini açıklar. A, B ve C'yi aynı dil bilgisel biçimde tutmak yöntemin kolay anlaşılmasını sağlar.
Alıştırma
Hangi cümle üç paralel dikkat alanını sıralamak için by focusing on A, B, and C yapısını doğru kullanır?
- The team improved safety by focusing on training, equipment, and communication.
- The team improved safety by focusing training, equipment, and communication.
- The team improved safety by focusing on training, to improve equipment, and communication.
Cevabı göster
The team improved safety by focusing on training, equipment, and communication.
German words starting with P systematically shifted to a PF sound, Kelime
2:03P ile başlayan Almanca kelimeler sistematik olarak PF sesine dönüşürken,
after the 6th century: tarihsel bir zaman sınırı belirleme
After the 6th century, daha sonra anlatılan ses değişimi için bir zaman sınırı belirler. 6. yüzyıl içindeki tek bir anı değil, 6. yüzyılın tamamlanmasından sonraki zamanı ifade eder. after + yüzyıl, dönem veya olay yapısını cümlenin başına koymak, önce zaman çerçevesini vermeyi ve ardından daha sonra neyin değiştiğini anlatmayı sağlar.
Alıştırma
Hangi ifade bir değişimi 6. yüzyılın bitiminden sonraya yerleştirir?
- by the end of the 6th century
- in the 6th century
- after the 6th century
Cevabı göster
after the 6th century
systematically shifted to a PF sound: düzenli olarak PF sesine dönüşme
Bu cümlede shifted to, “başka bir sese dönüştü” anlamına gelir; systematically ise değişimin bir grup sözcükte düzenli bir kurala göre gerçekleştiğini belirtir. Sözcük başındaki P, PF sesine dönüşmüştür; bu, tek seferlik bir telaffuz hatası değildir. systematically shift to + ses veya biçim kalıbı, zaman içinde benzer örnekleri etkileyen düzenli bir değişimi anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi “düzenli bir örüntüye göre değişti” anlamına gelen iki sözcüklük ifadeyle tamamlayın: Across this dialect group, the vowel ____ to a higher vowel sound.
Cevabı göster
systematically shifted
while their Old English counterparts kept the P unchanged. Kalıp ifadeler
2:08Eski İngilizcedeki karşılıkları P'yi değişmeden tuttu.
Old English counterparts kept the P unchanged: Eski İngilizce karşılıkları P'yi korudu
Old English counterparts, karşılaştırılan Almanca sözcüklere karşılık gelen Eski İngilizce sözcükler anlamına gelir. Counterpart, başka bir dilde, sistemde, sürümde veya dönemde karşılık gelen öğedir; mutlaka birebir kopya olması gerekmez. Kept the P unchanged ifadesinde keep + nesne + sıfat, “nesneyi o durumda tutmak” anlamına gelir. Burada P, P olarak kalmış ve P'den PF'ye değişime katılmamıştır.
Alıştırma
Keep + nesne + unchanged kalıbını geçmiş zaman fiili ve sondaki sıfatla tamamlayın: The paper counterpart ____ the page order ____.
Cevabı göster
kept · unchanged
words that have SK sounds in Swedish developed an SH sound in English. Kelime
2:14İsveççede SK seslerine sahip kelimeler İngilizcede SH sesi geliştirdi.
In another split: yeni bir kola geçiş ifadesi
In another split, tarihsel gelişimin ikinci bir kolunu tanıtır. Buradaki split, fiziksel bir kırılmayı değil, farklı bir ses örüntüsü ortaya çıkaran ayrışmayı ifade eder. Geçiş ifadesi olarak önceki ses değişimi örneğini kapatır ve dinleyiciyi yeni bir örneğe yönlendirir. Bir açıklama ayrı kollar ya da sonuçlar üzerinden düzenlendiğinde bu kalıp kullanışlıdır.
Alıştırma
Bu açıklamada In another split ne işe yarıyor?
- Konuyu değiştirmeden aynı örneği yeniden verir.
- Farklı bir tarihsel gelişim yolunu tanıtır.
- Yazılı bir sözcüğün fiziksel olarak ikiye kesildiğini söyler.
Cevabı göster
Farklı bir tarihsel gelişim yolunu tanıtır.
developed an SH sound: zamanla gerçekleşen ses değişimi
Özne, words that have SK sounds in Swedish bölümüdür. Ana fiil öbeği olan developed an SH sound in English, buna karşılık gelen İngilizce biçimlerin tarihsel değişim sonucunda SH sesine sahip hâle geldiğini anlatır. Buradaki developed, tasarladı ya da yarattı değil, zamanla kazandı anlamındadır. develop + a sound or feature kalıbı, zaman içinde ortaya çıkan bir özelliği anlatabilir.
Alıştırma
Yavaş gerçekleşen ses değişimini anlatan cümleyi develop fiilinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: Over time, the word ____ a different vowel sound.
Cevabı göster
developed
There are still some English words with SK,
2:20İngilizcede hala SK harflerine sahip bazı kelimeler var,
direct borrowings from Old Norse: Eski Norsçadan doğrudan alıntılar
Burada direct borrowings from Old Norse, İngilizcenin başka bir aracı dil olmadan doğrudan Eski Norsçadan aldığı sözcükler demektir. Direct, kaynak dilden İngilizceye uzanan yolu anlatır; açık sözlü ya da sert bir konuşma biçimini değil. Bunlar, İngilizcenin atası olan bir dilden olağan tarihsel aktarım yoluyla geçen miras sözcükler değil, alıntı sözcüklerdir. Bu yolu belirlemek, daha eski miras söz varlığında farklı bir ses örüntüsü görülürken skirt ve skull gibi sözcüklerin neden SK'yi koruyabildiğini açıklar.
Alıştırma
Tarihsel dilbilimde bir sözcüğe direct borrowing from Old Norse denmesi ne anlama gelir?
- İngilizcenin atası olan bir dilden kesintisiz biçimde aktarıldı.
- Aracı bir dil olmadan Eski Norsçadan İngilizceye girdi.
- Önce onu alıntılayan başka bir dil üzerinden İngilizceye ulaştı.
Cevabı göster
Aracı bir dil olmadan Eski Norsçadan İngilizceye girdi.
came after the SK to SH shift: SK'den SH'ye değişimden sonra gerçekleşti
Bu cümlede came after, iki olayı tarihsel bir zaman çizelgesine yerleştirir. SK'nin SH'ye dönüşmesi önce gerçekleşmiş, Eski Norsça sözcükler ise İngilizceye daha sonra girmiştir. Burada come dile girmek anlamına gelir; after ise cümledeki konumu değil, zamanı belirtir. Alıntılama daha önceki ses değişiminden sonra gerçekleştiği için, sonradan giren sözcükler bu değişimi geçirmemiştir. Bu sıralama, neden SK'yi koruyabildiklerini açıklar.
Alıştırma
Burada came after the SK to SH shift nasıl bir zaman sırası anlatıyor?
- Sözcükler önce İngilizceye girdi ve SK'nin SH'ye dönüşmesine neden oldu.
- SK'nin SH'ye dönüşmesi önce gerçekleşti ve sözcükler İngilizceye daha sonra girdi.
- After yalnızca ifadenin cümledeki yerini belirtir.
Cevabı göster
SK'nin SH'ye dönüşmesi önce gerçekleşti ve sözcükler İngilizceye daha sonra girdi.
These examples show us that just as the various Romance languages descended from Latin, Notlar
2:32Bu örnekler bize, tıpkı çeşitli Romen dillerinin Latinceden türemesi gibi,
languages descended from Latin: dillerin tarihsel soy ilişkisi
languages descended from Latin ifadesinde descended from, “tarih içinde bir ata dilden gelişti” anlamına gelir. Daha sonra oluşan diller torun, Latince ise onların atası olarak sunulur. Buradaki anlam soy ilişkisiyle ilgilidir; fiziksel olarak aşağı hareket etmekle ilgili değildir. Aynı ifade aile soyu veya türlerin evrimsel geçmişi için de kullanılabilir, ancak burada dillerin zaman içinde nasıl değiştiğini anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede descended from, bir dilin tarihsel soy ilişkisini anlatmak için kullanılmıştır?
- Modern Spanish descended from spoken Latin.
- English borrowed many words from French.
- The hikers descended from the mountain before dark.
Cevabı göster
Modern Spanish descended from spoken Latin.
English, Swedish, German, and many other languages
2:37İngilizce, İsveççe, Almanca ve diğer birçok dilin de
descended from their own common ancestor, Kelime
2:41kendi ortak atalarından türediğini göstermektedir,
just as A, B: paralel gerçekleri karşılaştırma
Vurgulanan bölümün başındaki as, önündeki just ile birleşerek just as ifadesini ve just as A, B kalıbını oluşturur. Anlamı “A nasıl doğruysa B de aynı şekilde doğrudur” şeklindedir. Burada zaman ilişkisi değil, benzerlik kurulur. Bu cümlede A, Romen dillerinin Latinceden geldiğini; B ise İngilizce, İsveççe, Almanca ve diğer dillerin ortak bir ata dilden geldiğini söyler. İlk ilişki bilgiyi düzenler ve ona paralel olan ikinci ilişkiyi açıklamaya yardımcı olur.
Alıştırma
Hangi cümlede just as, iki olayın aynı anda olduğunu göstermek yerine iki paralel gerçeği karşılaştırır?
- Just as roots hold a tree in place, a strong foundation supports a building.
- Just as I opened the door, the phone rang.
- I opened the door just as the phone rang.
Cevabı göster
Just as roots hold a tree in place, a strong foundation supports a building.
their own common ancestor: kendilerine ait ortak ata
Bu cümlede their own common ancestor, İngilizce, İsveççe, Almanca ve diğer akraba dillerin geliştiği daha eski tek bir dili ifade eder. Ancestor burada bir kişiyi değil, dil soy ağacındaki daha eski bir dilsel kaynağı anlatır. Burada common, sıradan ya da sık görülen değil, grup tarafından paylaşılan demektir. Their own, bu belirli dil grubunun aynı tarihsel kaynağı paylaştığını vurgular.
Alıştırma
Bu cümlede their own common ancestor ifadesine en uygun anlam hangisidir?
- her dil için farklı bir insan atası
- hepsinin kullandığı sıradan bir modern dil
- akraba dillerin tamamının geliştiği daha eski tek bir dil
Cevabı göster
akraba dillerin tamamının geliştiği daha eski tek bir dil
known as Proto-Germanic: Proto-Cermence olarak bilinen
Known as Proto-Germanic, hemen önce sözü edilen ortak ata dilin adını ekleyen kısaltılmış bir edilgen ifadedir. Tam bir yan cümle olarak which is known as Proto-Germanic biçiminde yazılabilir. be known as + ad veya etiket yapısı, bir şeyi şahsen tanımak değil, «... diye adlandırılmak» ya da «o adla bilinmek» anlamına gelir. Proto-Germanic, Cermen dil ailesinin yeniden oluşturulmuş ata dili için kullanılan yerleşik addır. Proto-, daha eski bir ata evresini gösterir; buradaki adı anlamak için gereken arka plan budur.
Alıştırma
Cümleyi bir adı tanıtan iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: The reconstructed ancestral language is ____ Proto-Germanic.
Cevabı göster
known as
Because this historical language was never written down, Dilbilgisi
2:49Bu tarihi dil hiçbir zaman yazıya dökülmediği için,
was never written down: geçmişte yazılı kayıt bırakılmaması
Was never written down, simple past zamanının edilgen yapısıdır: was + never + written down. Historical language eylemden etkilenen ögedir; never ise geçmişte hiçbir zaman yazılı bir kayıt oluşturulmadığını belirtir. Edilgen yapı, kaydı kimin oluşturmadığına değil, kaydın bulunmamasına odaklanır. Write down, “bilgiyi kaydetmek veya hatırlamak üzere yazıya geçirmek” demektir. Burada down, phrasal verbün bir parçasıdır ve yön bildirmez.
Alıştırma
Cümleyi write down fiilinin simple past edilgen biçimiyle ve never ile tamamlayın: Because the agreement ____, the two sides remembered it differently.
Cevabı göster
was never written down
we can only reconstruct it by comparing its descendants, Kalıp ifadeler
2:52onu ancak torunlarını karşılaştırarak yeniden oluşturabiliriz,
which is possible thanks to the consistency of the changes. Kalıp ifadeler
2:56bu da değişimlerin tutarlılığı sayesinde mümkündür.
only reconstruct it by comparing its descendants: yöntemi by + -ing ile belirtmek
Only reconstruct it by comparing its descendants, eski dilin yalnızca ondan gelişen diller karşılaştırılarak çıkarılabileceğini belirtir. Burada it, Proto-Germen dilini ifade eder; reconstruct ise fiziksel bir nesneyi onarmak değil, sonraki dönemlere ait kanıtları kullanarak muhtemel eski bir biçimi belirlemek demektir. Yeniden kullanılabilen kalıp reconstruct A by doing B şeklindedir ve “B’yi yaparak A’yı yeniden yapılandırmak” anlamına gelir. By + -ing yöntemi belirtirken only kullanılabilecek yöntemi sınırlar: burada karşılaştırma tek yol olarak sunulur.
Alıştırma
Cümleyi compare fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The team reconstructed the lost route by ____ several old maps.
Cevabı göster
comparing
thanks to the consistency of the changes: sonucu mümkün kılan neden
Bu cümlede thanks to, yeniden oluşturmayı mümkün kılan nedeni tanıtır. Nedeniyle veya sayesinde anlamına gelir; teşekkür etme eylemi değildir. The consistency of the changes, değişikliklerin istikrarlı ve tekrarlanan örüntüler izlediğini anlatır. İfadenin bütünü, önceki dilin bu düzenlilik sayesinde yeniden oluşturulabildiğini belirtir.
Alıştırma
Cümleyi thanks to, consistency ismi ve of kullanarak tamamlayın: The experiment succeeded ____ the measurements.
Cevabı göster
thanks to the consistency of
We can even use the same process to go back one step further Kalıp ifadeler
2:59Hatta bir adım daha geriye gitmek için aynı süreci kullanabilir
same process to go back one step further: aynı yöntemi daha eski bir aşamada kullanmak
The same process, konuşmacının daha önce açıklanan karşılaştırma yöntemini yeniden kullanacağı anlamına gelir. to ile başlayan bölüm, yöntemi kullanma amacını, yani yeniden oluşturmayı sürdürmeyi gösterir. Burada go back, bir yere dönmek değil, zamanda veya akıl yürütmede daha önceki bir noktaya gitmek demektir. One step further, araştırmayı bir aşama daha genişletmek anlamına gelir. Sözcükler birlikte, aynı yöntemi kullanarak daha eski bir tarihsel düzeye ulaşmayı anlatır.
Alıştırma
Cümleyi go back ve one step further ile oluşturulan hedef ifadeyle tamamlayın: After studying the 1800s, we can use the same process to ____ and examine records from the 1700s.
Cevabı göster
go back one step further
trace the origins of ...: kanıtları izleyerek kökenlere ulaşmak
Bu cümlede trace the origins of Proto-Germanic, tarihsel ve dilbilimsel kanıtları geriye doğru takip ederek Proto-Cermen dilinin nereden geldiğini anlamak demektir. Trace yalnızca bir başlangıç noktası söylemeyi değil, adım adım araştırmayı anlatır. Kalıp trace the origins of + şey biçimindedir. Bir dil, gelenek veya düşünce çeşitli kaynaklardan ve aşamalardan geçerek gelişebildiği için origins çoğunlukla çoğul kullanılır.
Alıştırma
“Kanıtları bir şeyin başladığı yere kadar geriye doğru takip etmek” anlamındaki ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Old records may help us ____ this custom.
Cevabı göster
trace the origins of
spoken about 6,000 years ago on the Pontic steppe in modern-day Ukraine and Russia. Kültür
3:09yaklaşık 6.000 yıl önce günümüz Ukrayna ve Rusya'sındaki Pontus bozkırlarında konuşulmuştur.
a language called Proto-Indo-European: called + ad
Burada a language called Proto-Indo-European, “adı Proto-Indo-European olan bir dil” demektir. Called, language sözcüğünden sonra gelen bir geçmiş zaman ortacıdır ve a language that is called Proto-Indo-European yapısının kısaltılmış hâlidir. Dilin adını bildirir; “telefonla aranan” anlamına gelmez. Proto-Indo-European, bilim insanlarının yeniden oluşturduğu bir ata dil için kullandığı addır. Burada anlatılan dil ağacında Proto-Cermen dilinden daha eski bir aşamayı temsil eder.
Alıştırma
Adlandırma yapısını doğal biçimde tamamlayan sözcüğü seçin: Maya joined a club ____ Green Steps.
- calling
- calls
- called
Cevabı göster
called
günümüz Ukrayna ve Rusya'sındaki Pontus bozkırı
Pontus bozkırı, Karadeniz'in kuzeyindeki geniş otlak bölgesidir. Bu cümlede, Proto-Hint-Avrupa dilinin yaklaşık 6.000 yıl önce konuşulduğu düşünülen tarihî coğrafi ortamı belirtir. in modern-day Ukraine and Russia ifadesi, bu eski bölgeyi konumlandırmak için bugünkü haritadaki ülke adlarını kullanır. O dönemde aynı ülkelerin veya sınırların var olduğunu söylemez.
Alıştırma
Bu cümlede in modern-day Ukraine and Russia okuyucuya ne anlatıyor?
- Antik bölge, bugünkü ülke adları kullanılarak konumlandırılıyor.
- Bölge ancak modern dönemde bozkır hâline geldi.
- Ukrayna ve Rusya 6.000 yıl önce bugünkü sınırların tamamen aynısına sahipti.
Cevabı göster
Antik bölge, bugünkü ülke adları kullanılarak konumlandırılıyor.
that includes nearly all languages historically spoken in Europe,
3:20ki Avrupa'da tarihsel olarak konuşulan neredeyse tüm dilleri içerir,
Hint-Avrupa dil ailesinin yeniden yapılandırılmış ata dili
Hint-Avrupa dil ailesinin yeniden yapılandırılmış atası, daha sonraki Hint-Avrupa dillerinin geliştiği ortak kaynak olarak görülen Proto-Hint-Avrupa dilidir. Ancestor, diller arasındaki tarihî ilişkiyi anlatmak için soy ağacı benzetmesini kullanır. Reconstructed, dilbilimcilerin akraba dilleri ve düzenli ses örüntülerini karşılaştırarak eski dilin özelliklerini çıkarsadığı anlamına gelir. Fiziksel bir nesnenin onarıldığı veya eksiksiz bir özgün metnin bulunduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
a reconstructed ancestor of a language family ne anlama gelir?
- ailedeki tüm eski dillerin yerini alması için icat edilmiş modern bir dil
- kanıtlardan dil ailesinin ortak kaynağı olduğu çıkarılan bir dil
- ailedeki bütün dilleri içeren eksiksiz bir antik kitap
Cevabı göster
kanıtlardan dil ailesinin ortak kaynağı olduğu çıkarılan bir dil
as well as large parts of southern and western Asia. Kalıp ifadeler
3:25yanı sıra güney ve batı Asya'nın büyük bir kısmını.
as well as: ilk ögeden sonra ikinci bir öge eklemek
Bu cümlede as well as, dil ailesinin kapsadığı iki alanı birbirine bağlar: Avrupa’daki diller ile Güney ve Batı Asya’nın geniş kesimlerindeki diller. “Buna ek olarak” veya “ve ayrıca” anlamına gelir ve Asya bölgelerini ilk alandan sonra ekler. A’yı başlangıç noktası ve odak olarak tutup B’yi eklemek için A as well as B yapısını kullanın. Resmî açıklamalarda bu yapı ikinci ögeyi ek bilgi olarak düzenleyebilir; and ise iki ögeyi doğrudan birbirine bağlar.
Alıştırma
İki isim öbeğini doğru biçimde bağlayan ifadeyi seçin: The community center offers art classes ____ sports programs.
- also as
- as well
- as well as
Cevabı göster
as well as
between related words in different Indo-European branches.
3:36aynı sistematik benzerlikleri veya karşılıkları bulabiliriz.
Though it requires a bit more work: bir zorluğu kabul etmek
Though it requires a bit more work, cümlenin başında yer alan bir ödünleme yan cümlesidir. Buradaki it, farklı kollardaki ilişkili sözcükleri karşılaştırmayı ifade eder. Yan cümle karşılaştırmanın ek çaba gerektirdiğini kabul eder; ancak ana cümledeki we can find... ifadesi karşılaştırmanın mümkün olduğu iddiasını sürdürür. A bit, more work ifadesini yumuşatarak zorluğun daha hafif duyulmasını sağlar. Bu, zorluğu nazikçe küçümseyen bir anlatımdır; ek çalışmanın gerçekten az olacağını garanti etmez.
Alıştırma
Hangi cümle bir zorluğu doğru biçimde kabul ederken olumlu iddiayı da korur?
- Though it takes more time, the method still gives reliable results.
- Because it takes more time, the method still gives reliable results.
- Though it takes more time, but the method still gives reliable results.
Cevabı göster
Though it takes more time, the method still gives reliable results.
akraba sözcükler arasındaki sistematik benzerlikler veya düzenli karşılıklar
Burada systematic, örüntünün birçok sözcük grubunda tekrar ettiği ve bir kurala uyduğu anlamına gelir. Bir similarity, tek seferlik bir rastlantı olarak değerlendirilmez; kanıt, Hint-Avrupa dil ailesinin farklı kollarındaki tarihsel olarak akraba sözcük kümelerinde yinelenen bir örüntüden gelir. Bu akademik kullanımda correspondence, farklı dillerdeki biçimler veya sesler arasındaki düzenli ilişki demektir. Örneğin bir koldaki bir ses, başka bir koldaki belirli bir sesle tekrar tekrar eşleşebilir. Related words tarihsel bağı olan sözcükleri, branches ise ortak bir dil ailesinden farklı yönlerde gelişen dil gruplarını anlatır.
Alıştırma
Tarihsel dilbilimde systematic correspondence kavramının en iyi örneği hangi durumdur?
- Bir İngilizce sözcük, başka bir dildeki akraba olmayan tek bir sözcüğe rastlantıyla benzer.
- Birçok akraba sözcükte İngilizcedeki T, aynı sözcük konumunda Latincedeki D ile tekrar tekrar eşleşir.
- İki araştırmacı bir sözlük hakkında birbirine mesaj gönderir.
Cevabı göster
Birçok akraba sözcükte İngilizcedeki T, aynı sözcük konumunda Latincedeki D ile tekrar tekrar eşleşir.
we see that English has T where Latin has D Dilbilgisi
3:42kelimelerin başında Latincenin D'ye sahip olduğu yerde İngilizcenin T'ye
and F where Latin has P at the start of words.
3:45ve Latincenin P'ye sahip olduğu yerde F'ye sahip olduğunu görüyoruz.
Comparing English with Latin, ...: yöntemi önce veren cümle başlangıcı
Comparing English with Latin, cümlenin başında kullanılan -ing biçimli bir ortaç yan cümlesidir. Ana gözleme ulaşma yöntemini önce belirtir: iki dili karşılaştırırız. Tam ana cümle we see that... ile başlar. comparing eyleminin örtük yapanı, ana cümlenin öznesi olan we sözcüğüdür. Bu başlangıç, bilgiyi önce yöntem, sonra sonuç gelecek biçimde düzenler. Yeniden kullanılabilir kalıp Comparing A with B, we can see/find/notice.... şeklindedir.
Alıştırma
Ana gözlemin yöntemini göstermek için cümle başındaki Comparing... yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- Comparing the two maps, we noticed several changes.
- Comparing the two maps, there were several changes.
- Comparing the two maps, the colors were brighter.
Cevabı göster
Comparing the two maps, we noticed several changes.
A has X where B has Y: iki sistemdeki karşılık gelen konumlar
English has T where Latin has D yapısında where, fiziksel bir yeri değil, “karşılık gelen konumda ya da durumda” anlamını taşır. Karşılaştırılan iki sistemdeki değerleri hizalar: kelime başında İngilizcedeki T Latincedeki D’ye, İngilizcedeki F ise Latincedeki P’ye karşılık gelir. Tekrar kullanılabilen A has X where B has Y kalıbı, A ve B’deki aynı konumu, özelliği veya işlevi karşılaştırır ve ardından her sistemin orada kullandığı farklı biçimi belirtir.
Alıştırma
Hangi cümlede where bir yeri belirtmek yerine iki sistemdeki karşılık gelen özellikleri karşılaştırır?
- This map uses blue where the older map uses green.
- We waited where the buses stop.
- This map uses blue because the older map uses green.
Cevabı göster
This map uses blue where the older map uses green.
more distant relatives: ortak atası daha eski olan diller
Burada relatives, tarihsel olarak ilişkili dilleri anlatmak için kullanılan bir aile benzetmesidir. English's more distant relatives, İngilizceyle ortak bir atayı paylaşan fakat bu ortak geçmişi yakın akraba dillere göre dil ailesi ağacında daha eskiye uzanan dillerdir. Distant coğrafi uzaklığı değil, soy ilişkisi bakımından uzaklığı anlatır. İfade, bir dil ailesindeki dillerin ne kadar yakın ilişkili olduğunu belirtir; bu dilleri konuşanların nerede yaşadığını belirtmez.
Alıştırma
Dil aileleriyle ilgili bir konuşmada English's more distant relatives ne anlama gelir?
- Dil ailesi ağacında İngilizceyle daha eski bir ortak atayı paylaşan diller
- İngilizce konuşulan bütün ülkelerden uzaktaki ülkelerde konuşulan diller
- İngilizce konuşan bir ailenin uzak akrabalarının kullandığı diller
Cevabı göster
Dil ailesi ağacında İngilizceyle daha eski bir ortak atayı paylaşan diller
it displaced in what is now Britain. Kelime
3:55ki şu anki Britanya'da İngilizce onların yerini almıştır.
it displaced ... in what is now Britain: bugün Britanya olan bölgede yerinden etti
Bu yan cümle, “the Celtic languages that English displaced in what is now Britain” biçiminde açılabilir. İlgi zamiri that düşürülmüştür; it, English sözcüğünü gösterir ve İngilizcenin yerinden ettiği şey the Celtic languages ifadesidir. Burada displace, başka bir dil yayılırken bir dili önceki rolünün, bölgesinin veya günlük kullanımının bir bölümünden uzaklaştırmak anlamına gelir. Eski dillerin tamamen yok olması gerekmez. “What is now Britain”, tarihî bölgeyi belirtmek için günümüzdeki yer adını kullanır.
Alıştırma
Hangi cümlede displaced, bir sistemin diğer sistemin eski rolünün büyük bölümünü devraldığı anlamında kullanılmıştır?
- The flood displaced hundreds of families from their homes.
- The new payment system gradually displaced cash in many stores.
- The impact displaced a small bone in his wrist.
Cevabı göster
The new payment system gradually displaced cash in many stores.
this is as far back as historical and archaeological evidence will allow us to go. Kalıp ifadeler
4:04tarihi ve arkeolojik kanıtların gitmemize izin verdiği en uzak nokta burasıdır.
descended from an even more ancient language: daha da eski bir dilden geliyordu
Descended from an even more ancient language, Proto-Hint-Avrupa dilinin daha eski bir ata dilden geliştiği anlamına gelir. Descend from bir köken çizgisini anlatır: sonraki dil, önceki dilden gelir. Even more ancient, zaman bakımından daha da eski demektir; daha gelişmiş veya daha iyi anlamına gelmez. Bu nedenle cümle, Proto-Hint-Avrupa dilini şimdiye kadar konuşulmuş ilk dil olarak değil, daha uzun bir tarihin bir aşaması olarak gösterir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için descend fiilinin geçmiş zaman biçimini ve gerekli edatını kullanın: Modern birds ____ certain dinosaurs.
Cevabı göster
descended from
as far back as ... will allow us to go: kanıtların izin verdiği geriye gitme sınırı
Burada as far back as ... will allow us to go, güvenilir araştırmalarla ulaşılabilecek en eski noktayı belirtir. as far back as geçmişte ne kadar geriye gidildiğini gösterirken historical and archaeological evidence bu sınırı belirler. Go burada soyut anlamdadır; fiziksel olarak bir yere gitmek değil, “tarihin izini sürmek” veya “geçmişi araştırmak” demektir. This is as far back as X will allow us to go kalıbı, bir sonucun mevcut kanıtların güvenilir biçimde desteklediği sınırın ötesine taşınamayacağını anlatmak için kullanılır.
Alıştırma
Kanıtların belirlediği sınırı anlatan kalıbı tamamlayın: This is ____ the temperature records ____.
Cevabı göster
as far back as · will allow us to go
just out of reach: çok yakın ama hâlâ ulaşılamaz
Just out of reach, gerçek anlamıyla yakında bulunan ancak dokunmak için biraz fazla uzakta olan bir şeyi anlatır. Burada mecaz anlamdadır: gizemler çözülmeye yakın görünür, ancak cevaplar hâlâ elde edilemez veya doğrulanamaz. Just, “yalnızca çok az farkla” anlamını ekler. Bu ifade yakın görünen ancak henüz elde edilemeyen bilgi, hedef, fırsat veya sonuçları anlatabilir.
Alıştırma
“The scholarship remained just out of reach” cümlesine en uygun durum hangisidir?
- Bursu hiç zorluk çekmeden aldı.
- Bursa başvurmakla hiç ilgilenmiyordu.
- Koşulları neredeyse karşılıyordu, ancak son bir şartı yerine getiremedi.
Cevabı göster
Koşulları neredeyse karşılıyordu, ancak son bir şartı yerine getiremedi.
such as whether there might be a link between Indo-European and other major language families, Dilbilgisi
4:12örneğin Hint-Avrupa ve diğer büyük dil aileleri arasında bir bağlantı olup olmadığı
and the nature of the languages spoken in Europe prior to its arrival. Kelime
4:18ve bu dillerin gelişinden önce Avrupa'da konuşulan dillerin doğası gibi.
such as whether ... and the nature of ...: çözülmemiş soruları sıralama
Burada such as, çözülmemiş iki sorunun örneğini verir: dil aileleri arasında bir bağlantı olup olamayacağı ve daha eski dillerin niteliği. Bu kullanım, such as ifadesinin yalnızca kişileri veya nesneleri değil, karmaşık konuları da sıralayabildiğini gösterir. whether yan cümlesi, araştırılması gereken evet-hayır türünde bir konuyu sunar; cevabı vermez. Might, bağlantının varlığını belirsiz bırakır. And ise bu yan cümleyi ikinci araştırma sorusunu adlandıran the nature of ... ad öbeğine bağlar.
Alıştırma
Hangi cümle, çözülmemiş iki soruyu sunmak için such as ifadesini doğal biçimde kullanır?
- The review identifies two uncertainties, such as whether the treatment works and how long its effects last.
- The review identifies two uncertainties, such as the treatment works and its effects last how long.
- The review identifies two uncertainties, such as does the treatment work and how long do its effects last.
Cevabı göster
The review identifies two uncertainties, such as whether the treatment works and how long its effects last.
prior to its arrival: before demenin resmî yolu
Prior to its arrival, Hint-Avrupa dil ailesinin Avrupa'ya gelişinden önce demektir. Its, Indo-European ifadesine gönderme yapar; arrival ise tek bir fiziksel varışı değil, bölgedeki tarihsel ortaya çıkışı veya yayılışı özetler. Prior to resmî bir birleşik edattır. Ardından prior to the meeting veya prior to entering örneklerindeki gibi bir ad öbeği ya da -ing biçimi gelir. Çekimli fiil içeren bir yan cümleyi doğrudan alamaz: prior to it arrived değil, before it arrived kullanılır.
Alıştırma
Dil bilgisi bakımından doğru olan resmî cümleyi seçin.
- The laboratory checked all equipment prior the experiment.
- The laboratory checked all equipment prior to the experiment.
- The laboratory checked all equipment prior to the experiment began.
Cevabı göster
The laboratory checked all equipment prior to the experiment.
But the amazing fact remains that nearly 3 billion people around the world, Anlatım akışı
4:22Ancak dünyadaki yaklaşık 3 milyar insanın,
the amazing fact remains that: hâlâ geçerli olan bir sonuca geri dönmek
the amazing fact remains that kalıbı, ardından gelen yan cümleyi önceki belirsizliklere veya karmaşık durumlara rağmen hâlâ doğru olan şaşırtıcı bir sonuç olarak sunar. Burada remains, 'doğru olmaya devam eder' anlamındadır; that ise gerçeğin içeriğini başlatır. Bilgiyi düzenleyen bir çerçeve olarak dikkati önceki ayrıntılardan uzaklaştırıp tek bir ana iddiaya geri getirir. Amazing, konuşanın bu gerçeği şaşırtıcı bulduğu değerlendirmesini ekler; daha tarafsız biçim the fact remains that kalıbıdır.
Alıştırma
Konuşan birkaç sorundan söz ettikten sonra 'The important fact remains that the project is helping people.' diyor. Bu kalıp neyi gösterir?
- Bu sorunlara rağmen ana iddia hâlâ doğrudur.
- Konuşan yalnızca dayanaksız bir olasılık öne sürmektedir.
- Ana iddia bir zamanlar doğruydu ama artık doğru değildir.
Cevabı göster
Bu sorunlara rağmen ana iddia hâlâ doğrudur.
many of whom cannot understand each other: insanlar hakkında ek bilgi vermek
Many of whom cannot understand each other, daha önce sözü edilen insanlar hakkında ek bilgi veren açıklayıcı bir ilgi yan cümlesidir. many of whom içinde whom, people sözcüğüne geri döner ve 'o insanların arasından' anlamını verir; many ise miktarın çok olduğunu gösterir. Öncülü yakındaki world sözcüğü değil, people sözcüğüdür. Virgüller bu yan cümleyi grubu belirleyen bilgi olarak değil, ek ve sınırlayıcı olmayan bilgi olarak ayırır. Yan cümledeki each other karşılıklı bir ilişkiyi gösterir: grubun birçok üyesi birbirini anlayamaz.
Alıştırma
Cümleyi insanları belirten ilgi zamiriyle tamamlayın: The museum welcomed 60 interns, many of ____ worked on the summer exhibit.
Cevabı göster
whom
are nevertheless speaking the same words shaped by 6,000 years of history. Notlar
4:30yine de 6.000 yıllık bir tarihin şekillendirdiği aynı kelimeleri konuştuğu şeklindeki şaşırtıcı gerçek varlığını sürdürüyor.
are nevertheless speaking: karşıt duruma rağmen geçerli kalan sonuç
Nevertheless, “buna rağmen” veya “yine de” anlamına gelir. many of whom cannot understand each other ilgi cümleciği, sonucu engellemesi beklenen bir durumu ortaya koyar; are nevertheless speaking ise buna rağmen hâlâ geçerli olan sonucu verir. Nevertheless sözcüğünü fiil öbeğinin içine yerleştirmek, sonuca güçlü ve şaşırtıcı bir kapanış kazandırır. Burada are speaking ana fiil öbeğidir ve nevertheless, yardımcı fiil are ile -ing biçimindeki speaking arasında yer alır. The same words, ortak köklere sahip sözcüklerle ilgili genel bir tarihsel ifadedir; bu insanların bugün tamamen aynı modern sözcükleri kullandığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle, bir sonucun zorluğa rağmen gerçekleştiğini doğru biçimde gösterir?
- The trail was steep; nevertheless, the group reached the top before sunset.
- The trail was steep; therefore, the group reached the top before sunset.
- The trail was steep; for example, the group reached the top before sunset.
Cevabı göster
The trail was steep; nevertheless, the group reached the top before sunset.
shaped by 6,000 years of history: geçmiş zaman ortacıyla niteleme
Shaped by 6,000 years of history, the same words ifadesini niteleyen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. that have been shaped by 6,000 years of history ilgi cümleciği biçiminde genişletilebilir. words ismi tarihsel etkiden etkilenen taraftır; bu nedenle edilgen biçim shaped kullanılır. Burada shape mecaz anlamdadır: Tarih, sözcüklerin gelişimini ve aldıkları biçimleri zaman içinde etkiledi. Yeniden kullanılabilen “isim + shaped by + etkileyen unsur” kalıbı, özellikleri bu etkinin altında gelişen bir şeyi anlatır.
Alıştırma
Cümleyi shape fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: They study customs ____ by centuries of migration.
Cevabı göster
shaped