İlişkide Kalmak mı, Yoksa Ayrılmak mı?: İngilizce çalışma notları
The School of Life
Video Tanıtımı: Bu deneme, ilişkide kalmakla ayrılmak arasındaki yalnız seçimi ve yakınlığın olağan zorluklarını ele alır. Başlıca İngilizce Öğrenme Noktaları: 1. "turning the issue over" — Deyimsel Fiiller: turn something over ifadesinin nesneyi çevirmek değil, konuyu dikkatle düşünmek olduğunu öğrenin. 2. "devil's advocate" — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Bir sonucu sınamak için sunulan karşı görüşü tanıyın; bunu sunan kişi görüşü desteklemek zorunda değildir. 3. "exchanging ... for ..." — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: exchange A for B ile neyin bırakıldığını ve yerine neyin geçtiğini gösterin; değişimin iyileşme mi yoksa başka bir sorun mu getirdiğini değerlendirin.
Bu derste
whether one should stay or leave: bir karardaki seçenekleri belirtmek
whether one should stay or leave yan cümlesi, kararın neyle ilgili olduğunu açıklar. Whether iki olasılıklı dolaylı bir soru başlatır; or ise kalmak ve gitmek şeklindeki iki seçeneği gösterir. Burada should, hangi davranışın doğru veya uygun olduğunu sorar. One genel olarak herhangi bir kişiyi ifade eder ve cümleye you kullanımına göre daha resmî ve kişisel olmayan bir ton verir.
Alıştırma
İki seçenek hakkındaki cümleyi whether ... or ... ile tamamlayın: The committee must decide ____ it should approve the plan ____ reject it.
Cevabı göster
whether · or
will be secretly turning the issue over in their minds Öbek fiiller
0:12zihinlerinde gizlice bu konuyu evirip çeviriyor olacak
On any given day: temsilî bir gün seçmek
On any given day, “örnek olarak seçebileceğiniz herhangi bir günde” anlamına gelir. Gün belirtilmemiştir ama temsilî bir gün olarak sunulur; dolayısıyla ifade belirli ve özel bir tarihten söz etmez. Bu ifade, durumun yaygın olduğunu veya birçok yerde gerçekleşebileceğini düşündürür. Ancak tek başına bunun istisnasız her gün gerçekleştiğini söylemez. Buradaki given, “belirli veya seçilmiş” demektir; “hediye olarak verilmiş” anlamında değildir.
Alıştırma
Günlük sıklık iddiasında bulunmadan, belirtilmemiş temsilî bir günü ifade eden yapıyla cümleyi tamamlayın: ____, a busy hospital may treat hundreds of patients.
Cevabı göster
On any given day
turning the issue over: meseleyi zihinde dikkatle tartmak
“Turn an issue over”, bir konuyu dikkatle, çoğu zaman farklı yönlerden ve bir süre boyunca düşünmek demektir. Burada fiziksel olarak bir şeyi ters çevirmekten söz edilmez. Ayrılabilen bu öbek fiil burada turn + nesne + over düzenindedir: “turning the issue over”. “In their minds”, anlamın zihinsel olduğunu açıkça gösterir ve düşünmenin gizli ve tekrarlı olduğunu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi “turn ... over” ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Before answering, Nia spent a few minutes ____ in her mind.
Cevabı göster
turning the question over
go about their daily lives: olağan günlük yaşamı sürdürmek
“Go about their daily lives”, olağan rutinleri ve etkinlikleri sürdürmek demektir. Burada go about, bir yerden başka bir yere yürümeyi anlatmaz. as yan cümlesi, bu günlük yaşamın gizli düşünmeyle aynı anda sürdüğünü gösterir. Bu karşıtlık, mesele zihinlerinde kalırken insanların dışarıdan normal yaşamlarına devam ediyor gibi görünmelerini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi “go about one’s daily life” ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Although Amir was waiting for important news, he ____ as usual.
Cevabı göster
went about his daily life
having little clue as to: neredeyse hiçbir şey bilmemek
Bu cümlede having little clue as to, bir şey hakkında neredeyse hiçbir şey bilmemek anlamına gelir. Partnerler muhtemelen değerlendirilmekte olan önemli karardan habersizdir; buradaki clue fiziksel bir kanıt değil, anlayış veya fikir demektir. Yapı, have little clue as to + isim ya da dolaylı soru şeklindedir. Little olumsuz bir anlam taşır ve kişinin neredeyse hiç bilgisi olmadığını vurgular.
Alıştırma
Örnekteki having little clue as to ne anlama geliyor?
- Partnerler kararı tamamen anlıyor.
- Partnerler muhtemelen karar hakkında neredeyse hiçbir şey bilmiyor.
- Partnerler kararla ilgili yararlı bir fiziksel kanıt bulmuş.
Cevabı göster
Partnerler muhtemelen karar hakkında neredeyse hiçbir şey bilmiyor.
weighing upon them: üzerlerinde duygusal baskı oluşturmak
Burada weighing upon them, onlarda devam eden bir endişe veya duygusal baskı yaratmak anlamına gelir. Karar, onu vermek zorunda olan insanların üzerine çöken ağır bir yük olarak düşünülür; fiziksel ağırlığı ölçmekten söz edilmez. weigh on/upon someone yapısı, yükü kişinin zihninde kalan ciddi bir kaygının metaforuna dönüştürür. Bu bağlamda them, yanlarındaki partnerleri değil, kararı değerlendiren kişileri belirtir.
Alıştırma
Cümleyi, upon içeren ve sürekli endişe yaratmak anlamına gelen iki kelimelik hedef ifadeyle tamamlayın: The responsibility of making the final choice continued to ____ her.
Cevabı göster
weigh upon
and therefore spend a good deal of time wondering Dilbilgisi
0:29ve bu nedenle bolca vaktimizi merak ederek harcarız
beset by: ciddi sorunların kuşatması altında olmak
Be beset by, çeşitli yönlerden geliyormuş gibi görünen sorunlar yüzünden tekrar tekrar veya ciddi biçimde sıkıntı çekmek anlamına gelir. Bu cümlede patolojik kalıpları, ilişkileri çevreleyen ve baskı altına alan güçler olarak sunar. Beset düzensizdir: yalın biçimi, geçmiş zamanı ve geçmiş zaman ortacı hep beset şeklindedir. are beset by içinde beset geçmiş zaman ortacıdır; by ise sıkıntının kaynağını belirtir.
Alıştırma
Hangi cümlede beset by doğal biçimde kullanılmıştır?
- I was beset by a pleasant greeting from my friend.
- The relief effort was beset by delays, shortages, and communication failures.
- The project was besetted by several delays.
Cevabı göster
The relief effort was beset by delays, shortages, and communication failures.
spend a good deal of time wondering: düşünerek çok zaman geçirmek
spend + bir zaman miktarı + -ing kalıbı, bir kişinin bir etkinliğe ne kadar zaman ayırdığını anlatır. Buradaki etkinlik wondering olduğundan ifade, düşünmeyi zaman alan ve devam eden bir süreç olarak sunar. A good deal of büyük bir miktar anlamına gelir ve sayılamayan time ismiyle kullanılır. wondering sonrasındaki whether yan cümlesi, üzerinde düşünülen sorunun ne olduğunu belirtir.
Alıştırma
wonder fiilini kullanarak cümleyi spend a good deal of time + -ing hedef kalıbıyla tamamlayın: Before making the decision, Lena ____ whether it was the right choice.
Cevabı göster
spent a good deal of time wondering
What films or novels we've been exposed to, Kalıp ifadeler
0:43Maruz kaldığımız filmler veya romanlar,
been exposed to: fikirlere, medyaya ve etkilere maruz kalmak
Burada we've been exposed to, filmleri izleyerek, romanları okuyarak ya da başka bir şekilde karşılaşarak onlarla temas etmiş olduğumuzu anlatır. Exposed, present perfect edilgen yapısının bir parçasıdır: have/has + been + exposed to + isim. Bu ifade kendiliğinden tehlike anlamına gelmez. Birinin düşünme biçimini etkileyebilecek hikâyeler, fikirler, diller veya kültürel etkiler gibi tarafsız ya da olumlu girdileri de anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve temas etmek anlamına gelen üç sözcüklü edilgen ifadeyle tamamlayın: Since moving to the city, Lena has ____ several languages through her neighbors.
Cevabı göster
been exposed to
the degree of noise surrounding new sexually driven dating apps,
0:47cinsellik odaklı yeni flört uygulamalarının etrafındaki gürültünün derecesi,
not to mention how much sleep we've had, Anlatım akışı
0:51ne kadar uyuduğumuzdan bahsetmiyorum bile,
not to mention: önemli bir nokta daha eklemek
Not to mention, daha önce verilen noktalara bir etken daha ekler. Bu cümlede how much sleep we've had son etkendir ve atlanamayacak kadar önemli ya da açık bir unsur olarak sunulur. Bu ifade, konuşanın bir şeyi anmaktan kaçınacağı anlamına gelmez. «Ayrıca önemli bir nokta da» gibi işlev görür ve cümle devam etmeden önce bir listeyi doğal biçimde tamamlayabilir.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve önemli bir dezavantaj daha ekleyen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The route is long and steep, ____ dangerous in bad weather.
Cevabı göster
not to mention
can all play humblingly large roles Kalıp ifadeler
0:53hepsi şaşırtıcı derecede büyük roller oynayabilir
play humblingly large roles in ifadesinin anlamı
To play a role in something, bir şeyin şekillenmesine yardımcı olmak veya olanları etkilemek demektir. Buradaki play, eğlenmek için oynamak ya da bir karakteri canlandırmak anlamına gelmez. Çoğul roles biçimi, öznedeki birden fazla etkene uyar. Large, etkilerinin güçlü olabileceğini belirtir; humblingly ise bu etkinin, seçimlerimizin tamamen bağımsız veya kontrolümüz altında olduğuna dair güvenimizi azaltacak kadar büyük olduğunu ekler.
Alıştırma
Örnekte play humblingly large roles in ne anlama geliyor?
- kontrol duygumuzu sorgulatacak kadar büyük etkiler yaratmak
- izleyici önünde birkaç etkileyici karakteri canlandırmak
- bir şeyin içinde eğlenceli etkinliklere katılmak
Cevabı göster
kontrol duygumuzu sorgulatacak kadar büyük etkiler yaratmak
one way or another ifadesinin anlamı
One way or another, tam olarak hangi biçimde olduğu belirtilmese de bir şekilde demektir. Bu cümlede iddiayı genişletir: Tüm etkenler bizi etkileyebilir, ancak etkinin türü veya yönü değişebilir. İki gerçek yol arasında seçim sunmaz ve olasılıkları ikiyle sınırlamaz. Konuşanın, her birini tek tek sıralamadan çeşitli olası yolları kapsamasını sağlar.
Alıştırma
İngilizce cümleyi, bu dersteki ‘belirtilmemiş bir biçimde’ anlamına gelen dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: Every new experience changes us ____.
Cevabı göster
one way or another
actually really minds what we end up doing, Öbek fiiller
1:01sonunda ne yaptığımızı gerçekten pek umursamıyor,
end up doing: sonunda yapılan eylem
end up doing yapısında end up, bir süreçten, belirsizlikten veya çeşitli olasılıklardan sonra ortaya çıkan nihai sonucu gösterir. Burada what we end up doing, sonunda seçtikleri eylemi, yani kalmayı mı ayrılmayı mı seçtiklerini anlatır. Kalıp end up + -ing biçimindedir: end up staying, end up leaving. Sonucun başlangıçta tam olarak planlanmadığını ya da belli olmadığını sıkça ima eder.
Alıştırma
end up ve stay ifadelerini doğru biçimlerde kullanın: After discussing every option, we ____ at home.
Cevabı göster
ended up staying
which gives the decision a degree of existential loneliness
1:04bu da karara varoluşsal bir yalnızlık derecesi veriyor
in a sense: bir iddiayı tek bir bakış açısıyla sınırlamak
In a sense, 'belirli bir bakış açısından' veya 'sınırlı bir anlamda' demektir. Seçimin daha kolay olduğu iddiasının kapsamını daraltır: dış kurallar kabul edilebilir seçeneklerin sayısını azaltmıştır, ancak bu, hayatın veya ilişkilerin genel olarak daha iyi olduğu anlamına gelmez. Bu ifadeyi bir iddiayı her açıdan doğruymuş gibi sunmak yerine kapsamını sınırlamak için kullanın. Başka bir bakış açısının farklı bir değerlendirmeye yol açabileceğini gösterir.
Alıştırma
Konuşan kişi değişikliğin bir bakış açısından yardımcı olduğunu ancak her açıdan yardımcı olmadığını anlatmak istiyorsa cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? The delay was, ___, useful because it gave us time to check the figures.
- in fact
- in a sense
- in every sense
Cevabı göster
in a sense
Religions would insist that God blessed unions
1:18Dinler Tanrı'nın birliktelikleri kutsadığında ısrar eder
and would be furious that they're being torn asunder. Kelime
1:21ve onların parçalanmasına öfkelenirlerdi.
torn asunder: “zorla parçalanmış” anlamında edebî bir ifade
Bu cümlede torn asunder, “şiddetle ayrılmak veya parçalanmak” anlamına gelir. Unions evlilikleri veya partnerlikleri ifade eder; dolayısıyla söz konusu bağların yok edildiği anlatılır. Tear asunder edebî ve eski tarzda bir ifadedir. Asunder, “ayrı parçalara” anlamına gelir; torn ise ifadeye güç katarak ayrılığı ciddi ve yoğun duygulu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi tear fiilinin geçmiş zaman ortacı + asunder ile kurulan edebî ifadeyle tamamlayın: The sacred alliance was ____ by years of conflict.
Cevabı göster
torn asunder
by any termination in their parents' relationship.
1:36ebeveynlerinin ilişkilerindeki herhangi bir sonlanmadan.
these objections to quitting have fallen away. Öbek fiiller
1:41ayrılmaya yönelik bu itirazlar ortadan kalktı.
one by one: ayrı nesnelerin sırayla değişmesi
One by one, ayrı kişi ya da nesnelerin hep birlikte değil, sırayla hareket ettiğini veya değiştiğini belirtir. Burada itirazlar zaman içinde ayrı ayrı ortadan kalkar. Cümlenin başına yakın konumdaki one by one, bütün sürecin nasıl ilerlediğini önceden çerçeveler. Her itirazın ayrı bir adım olarak ortadan kalkmasına dikkat çeker.
Alıştırma
Hangi cümle, ayrı nesnelerin sırayla değiştiğini açıkça belirtir?
- The warning lights went out at the same time.
- The warning lights went out one by one.
- The warning lights faded little by little.
Cevabı göster
The warning lights went out one by one.
fallen away: itirazların gücünü yitirmesi
Bu cümlede fallen away, “giderek güçlerini yitirmiş ya da ortadan kalkmış” anlamına gelir. Özne objections olduğu için bu öbek fiil fiziksel bir düşüşü değil, soyut bir değişimi anlatır. Present perfect yapısındaki have fallen away, itirazların artık etkili olmadığını gösterir. One by one ise bunun ayrı ayrı ve zaman içinde gerçekleştiğini belirtir.
Alıştırma
Cümlede the objections have fallen away ne anlama gelir?
- İtirazlar daha güçlü ve daha çok sayıda hâle gelmiştir.
- İtirazlar giderek güçlerini yitirmiş veya ortadan kalkmıştır.
- İtirazlar fiziksel olarak yere düşmüştür.
Cevabı göster
İtirazlar giderek güçlerini yitirmiş veya ortadan kalkmıştır.
Religions no longer terrify us into staying. Dilbilgisi
1:44Dinler artık bizi kalmamız için korkutmuyor.
terrify someone into staying: verb + person + into + -ing kalıbı
verb + person + into + -ing kalıbı, birinin başka bir kişiye fiilin belirttiği gücü kullanarak bir şey yaptırması anlamına gelir. Burada terrify us into staying, “bizi kalacak kadar korkutmak” demektir. Into sözcüğünden sonra fiilin yalın hâli stay değil, -ing biçimi staying gelir. No longer, korkuya dayalı bu baskının artık işe yaramadığını belirtir.
Alıştırma
Cümleyi terrify ve share sözcüklerinin doğru biçimleriyle tamamlayın: The fake warning ____ Leo ____ his password.
Cevabı göster
terrified · into sharing
that children would prefer a broken family Dilbilgisi
1:50çocukların parçalanmış bir aileyi tercih edeceğini
would prefer A to B ve tekrarlanan ismin yerine geçen one
would prefer A to B, iki seçenek arasında çocukların A seçeneğini daha çok isteyeceği anlamına gelir. Burada A, ebeveynleri ayrılmış bir aile; B ise mutsuz bir ailedir. to karşılaştırmayı gösterir ve mastar yapısının parçası değildir. an unhappy one içindeki one, tekil ve sayılabilen family isminin yerine geçer. Böylece unhappy sıfatı korunurken family tekrarlanmaz. Başka durumlara aktarılabilen kalıp would prefer + isim veya ulaç + to + isim veya ulaç şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi prefer A to B yapısının gerektirdiği karşılaştırma sözcüğüyle tamamlayın: For the school trip, Maya would prefer a morning train ____ a late one.
Cevabı göster
to
seçim yükünün doğrudan ve tamamen bize düşmesi
The burden of choice, karar verme sorumluluğunu ve baskısını mecazi bir ağırlığa dönüştürür. fall on someone, bir görev, maliyet veya zor bir sorumluluğun o kişiye kalması anlamına gelir. Squarely ifadeyi güçlendirir: sorumluluk doğrudan ve tamamen bize aittir. Therefore bunun önceki durumun sonucu olduğunu gösterir. Gerçekte hiçbir şey düşmez ve squarely bir şekli tarif etmez.
Alıştırma
fall squarely on someone hedef ifadesini tamamlayın: When the committee chair was absent, the final decision fell squarely ____ Elena.
Cevabı göster
on
work out for ourselves: kendi başımıza anlamak
Burada work out, “dikkatlice düşünerek bir sonuca ulaşmak” anlamına gelir. Çözülmesi gereken konu, gerçekte ne hissettikleri ve buna bağlı olarak kalıp kalmamalarıdır. For ourselves, kararın başkası tarafından verilmesi yerine kendi düşüncelerine dayanması gerektiğini vurgular. Başka durumlarda da kullanılabilen work something out for yourself/ourselves kalıbında dönüşlülük zamiri, kararı veren kişiye göre seçilir.
Alıştırma
“Kendi değerlendirmemizi kullanarak anlamak” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: We need to ____ whether this plan is right for us.
Cevabı göster
work out for ourselves
Our feelings having a dispirited habit of shifting
2:07Duygularımızın değişme gibi can sıkıcı bir alışkanlığı vardır
devil's advocate: karşı görüşü bilinçli olarak savunan rol
Devil's advocate, bir fikri sınamak için kasıtlı olarak karşı görüşü savunan kişidir; burada anlam genişleyerek bu işlevi gören bir soru türünü de kapsar. Konuşanın karşı görüşe gerçekten inanması gerekmez. devil's advocate in nature ifadesinde in nature, “nitelik veya tür bakımından” demektir. Bu sorular, ilk sonucu sorgulamak ve akıl yürütmeyi itirazlarla karşı karşıya getirmek için tasarlanmıştır.
Alıştırma
Bir fikri sınamak amacıyla kasıtlı olarak karşı tarafı savunma anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: Let me play ____ for a moment: what if our main assumption is wrong?
Cevabı göster
devil's advocate
fall back upon ile bir şeyi yedek olarak kullanmak
Bu cümlede fall back upon, ne yapılacağından emin olunmadığında bir şeyi yedek olarak kullanmak veya ona güvenmek anlamına gelir. Ana yaklaşım yeterli olmazsa önceden hazırlanmış sorular destek sağlayabilir. Kalıp fall back on/upon + kaynak, plan veya kişi şeklindedir. Buradaki upon fiziksel olarak geriye düşmeyi anlatmaz; on yerine kullanılan biraz daha resmî bir seçenektir.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “yedek olarak kullanmak” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: If the online map stops working, we can ____ the paper map.
Cevabı göster
fall back upon
a kind of checklist to dialogue within one's mind
2:20kişinin zihninde diyalog kurması için bir tür kontrol listesi
can be tightly attributed to this particular partner? Kalıp ifadeler
2:30sıkı bir şekilde bu özel partnere atfedilebilir?
be tightly attributed to: belirli bir nedene bağlamak
Bu soruda be attributed to, bir şeyin sonucu olarak açıklanmak veya ondan kaynaklandığının düşünülmesi anlamına gelir. İncelenen sonuç mutsuzluktur ve bu belirli partner öne sürülen nedendir. Tightly iddianın kapsamını daraltır: nedenin başka birçok etken yerine kesin ve özel olarak o tek kişiye bağlanıp bağlanamayacağını sorar. Edilgen kalıp sonuç + be attributed to + öne sürülen neden şeklindedir.
Alıştırma
“The delay cannot be tightly attributed to one person,” cümlesindeki vurgulanan ifade ne anlama gelir?
- Gecikme bir kişinin kişisel özelliği olarak tanımlanamaz.
- Gecikmenin nedeni kesin olarak tek bir kişiye bağlanamaz.
- Gecikme fiziksel olarak tek bir kişiye tutturulamaz.
Cevabı göster
Gecikmenin nedeni kesin olarak tek bir kişiye bağlanamaz.
turn out to be simply an inherent feature Öbek fiiller
2:40sadece doğuştan gelen bir özellik olduğu ortaya çıkabilir
turn out to be: gerçeğin sonradan ortaya çıkması
Turn out to be, zaman veya deneyim sonrasında bir şeyin aslında belli bir biçimde olduğunun anlaşılması ya da kanıtlanması demektir. to be'den sonraki tanım, başlangıçtaki beklentiden farklı olabilen ve sonradan ortaya çıkan gerçeği sunar. Buradaki soru, mutsuzluğun sonunda başka biriyle yakın biçimde yaşama girişiminin doğasında bulunan bir parça olarak görülüp görülmeyeceğidir. Turn burada fiziksel olarak dönmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi turn out to be ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After several tests, the new material ____ stronger than steel.
Cevabı göster
turned out to be
in close proximity to: resmî dilde yakınlık
In close proximity to, “bir şeye çok yakın” anlamına gelir. Proximity ismi yakınlığı ifade eder ve tam edat kalıbı in ... proximity to + isim şeklindedir. Bu cümlede ifade yalnızca fiziksel mesafeyi değil, başka biriyle sürekli ve yakın koşullarda yaşamayı da anlatır. Resmî ifade biçimi, yakın biçimde birlikte yaşamayı genel bir koşul olarak sunar.
Alıştırma
“Çok yakın” anlamındaki tam resmî ifadeyi kullanın: Do not store paint ____ an open flame.
Cevabı göster
in close proximity to
Though it is of course always essentially their fault, Ton ve niyet
2:47Gerçi elbette her zaman esas olarak onların suçu olsa da,
might we nevertheless be contributing to the discord? Kalıp ifadeler
2:53yine de bizim bir katkımız olabilir anlaşmazlığa?
İronik bir ödünleme olarak Though it is of course always essentially their fault
Though ile başlayan yan cümle bir ödünleme kurar: ana soru başka bir yöne dönmeden önce belirli bir tutumu ortaya koyar. Burada of course, always ve essentially gibi kesinlik bildiren sözcükler, çatışmanın “their fault” olduğu iddiasını bilerek abartılı gösterir. Konuşan kişi bütün suçu gerçekten karşı tarafa yüklememektedir. Abartılı başlangıç, kişinin kendini aklamaya çalışan düşüncesini taklit eder; ardından gelen soru ise bizim de sorunu büyütüyor olabileceğimizi sorarak bu düşünceyi boşa çıkarır. Bu ironi, başkalarını suçlamaktan öz değerlendirmeye geçiş sağlar.
Alıştırma
Konuşan kişi bu cümlede “Though it is of course always essentially their fault” ifadesiyle ne yapıyor?
- Ortak sorumluluğu sormadan önce kişinin kendini haklı çıkaran tutumunu kasıtlı bir abartıyla ortaya koymak
- Sorumluluk konusundan uzaklaşmak için konuyu değiştirmek
- Diğer insanların tamamen sorumlu olduğunu ciddi biçimde iddia etmek
Cevabı göster
Ortak sorumluluğu sormadan önce kişinin kendini haklı çıkaran tutumunu kasıtlı bir abartıyla ortaya koymak
contributing to the discord: çatışmadaki kısmi sorumluluk
Contribute to, bir sonucun ortaya çıkmasına yardımcı olmak anlamına gelir; bu sonuç olumlu da olumsuz da olabilir. Bu soruda contributing to the discord, anlaşmazlığın oluşmasında veya kötüleşmesinde bir ölçüde rol oynamak demektir. Bu ifade birden fazla neden olmasına yer bırakır. Bütün çatışmaya tek başımıza neden olduğumuzu söylemeden, olası bir sorumluluğumuzu kabul eder. Discord, insanlar veya gruplar arasındaki ciddi anlaşmazlık ya da uyumsuzluk için kullanılan oldukça resmî bir isimdir.
Alıştırma
Bu cümlede contributing to the discord ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Bütün güçlükleri tamamen ve tek başına oluşturmak
- Barışçıl bir ilişkiye olumlu katkı yapmak
- Çatışmanın oluşmasına veya kötüleşmesine yardımcı olmak
Cevabı göster
Çatışmanın oluşmasına veya kötüleşmesine yardımcı olmak
might we be a little hard to be around? Kelime
2:58biz de etrafında bulunması biraz zor biri olabiliriz?
hard to be around: yanında bulunması zor biri
Hard to be around, birinin davranışları, ruh hâli veya kişiliği yüzünden onunla zaman geçirmenin zor ya da rahatsız edici gelmesi demektir. Buradaki around yalnızca fiziksel olarak yakında olmayı değil, “o kişinin yanında bulunmayı” anlatır. Kalıp someone + be + hard to be around şeklindedir. Bu soruda a little, kişinin kendine yönelttiği eleştiriyi yumuşatır ve daha az kesin gösterir.
Alıştırma
"When Maya is very stressed, she can be hard to be around," cümlesindeki hard to be around ne anlama gelir?
- Maya gittikten sonra onu bulmak zordur.
- Maya ile zaman geçirmek zor veya rahatsız edici gelebilir.
- Fiziksel olarak Maya'nın yakınında durmak zordur.
Cevabı göster
Maya ile zaman geçirmek zor veya rahatsız edici gelebilir.
that our current partners happen not to have. Dilbilgisi
3:07şu anki partnerlerimizin tesadüfen sahip olmadığı.
happen not to have: tesadüfen sahip olmamak
Happen to + fiilin yalın hâli, bir gerçeği planlanmış bir şey olarak değil, tesadüfen gerçekleşmiş veya sonuçta öyle olmuş bir durum olarak sunar. Happen not to have, birinin tesadüfen bir şeye sahip olmaması demektir. Bu cümlede have fiilinin nesnesi sinir bozucu özelliklerdir. Olumsuzluk, mastardan önce yer alır: happen not to have. Böylece tesadüfi olan gerçek, “bu özelliklere sahip olmamak” olur.
Alıştırma
Cümleyi happen to yapısının olumsuz biçimiyle tamamlayın. Eksik sözcükler Lina'nın tesadüfen yanında şarj aleti olmadığını belirtmelidir: Lina ____ a charger with her today.
Cevabı göster
happens not to have
manage not to fight about: tartışmadan kaçınmayı başarmak
manage not to fight ifadesinde manage to, 'bir şeyi yapmayı başarmak' demektir; not ise olumsuz mastar yapısı olan not to fight'a aittir. Bu nedenle ifade, 'kavga etmeyi başaramamak' değil, 'kavga etmekten kaçınmayı başarmak' anlamına gelir. Fight about, tartışmanın konusunu belirtir. What bu konunun yerini tuttuğu için soru, konuşanların hangi konuların kavgaya dönüşmesini başarıyla engellediğini sorar.
Alıştırma
Hangi cümle, konuşanların bir tartışmadan kaçınmayı başardığı anlamına gelir?
- We managed not to fight about the decision.
- We did not manage to avoid a fight about the decision.
- We managed to have a fight about the decision.
Cevabı göster
We managed not to fight about the decision.
Start to probe at any new infatuations or crushes,
3:14Yeni bir hevesi veya aşık olma durumunu araştırmaya başlayın,
getting to know: birini zaman içinde tanımak
Get to know someone, zaman, konuşma veya ortak deneyimler yoluyla bir kişiyi giderek tanımak demektir. Burada getting to know them better, idealize edilmiş bir ilk izlenime güvenmek yerine yeni hoşlanılan kişilerin gerçekte nasıl olduğunu keşfetmenin bir yoludur. Know, birini zaten tanıyor olma durumunu anlatırken get to know, yabancılıktan tanıdıklığa doğru ilerleyen süreci vurgular. İfade by sözcüğünden sonra geldiği için get, getting biçimini alır: by getting to know.
Alıştırma
Mina bir takıma yeni katıldı ve takım arkadaşlarını zaman içinde tanımak istiyor. Bu süreci en iyi hangi cümle ifade eder?
- I know my teammates.
- I want to get to know my teammates.
- I met my teammates.
Cevabı göster
I want to get to know my teammates.
Observe closely how many sexually available
3:21Cinsel olarak ulaşılabilir ne kadar insan olduğunu yakından gözlemleyin
and intelligent people the single types around us,
3:24ve zeki insanlarla, çevremizdeki bekar tiplerin,
especially those hooked up to those new dating apps, Öbek fiiller
3:27özellikle de bu yeni flört uygulamalarına bağımlı olanların,
hooked up to: bağlı veya erişimi olan
Burada hooked up to, flört uygulamalarına bağlı olup onları kullanmak anlamına gelir. to sonrasındaki nesne bir uygulamadır; dolayısıyla ifade, bir cihazı sisteme bağlama fikrini mecazi biçimde genişletir. Biriyle cinsel ilişki yaşamak anlamına gelmez. Bir kişi ya da şeyin bağlantı aracılığıyla erişim sağladığını belirtmek için be hooked up to + cihaz, ağ, sistem veya hizmet yapısı kullanılır. Bir app için kullanıldığında mecazidir ve olası kişilerin aktığı sisteme bağlı olmayı vurgular.
Alıştırma
Hangi cümlede hooked up to, “bir sisteme bağlı ve onu kullanabilir durumda” anlamındadır?
- Once the tablet is hooked up to the classroom network, it can download the lesson.
- Leo is hooked on a new puzzle game.
- Maya hooked up with a friend after the concert.
Cevabı göster
Once the tablet is hooked up to the classroom network, it can download the lesson.
Try to have another conversation with your partner
3:33Partnerinizle başka bir konuşma yapmayı deneyin
and how sad you are about quite a few things.
3:42ve oldukça fazla şey hakkında ne kadar üzgün olduğunuzu.
accuse someone of mendacity: birini resmen yalancılıkla suçlamak
Accuse, accuse + kişi + of + isim veya -ing biçimi yapısını izler. accuse them of mendacity ifadesinde them, yanlış yapmakla suçlanan kişiyi; mendacity ise ileri sürülen yanlışı belirtir. Mendacity, kasıtlı dürüst olmama veya yalan söyleme anlamına gelir. Resmî ve ağır bir isimdir; bu nedenle ifade, birinin yalnızca yanılmış olabileceğini belirten tarafsız bir yorumdan ziyade ciddi, neredeyse hukuki veya ahlaki bir suçlama gibi duyulur.
Alıştırma
Sabit yapıyı gerekli edatla tamamlayın: In the formal complaint, the manager accused the supplier ____ mendacity.
Cevabı göster
of
and instead ... explain quite calmly: bir eylemin yerine başka bir eylem koymak
don't X and instead Y yapısında, önerilen Y eylemi X'in yerini alır. Burada and instead, partneri dürüst olmamakla suçlamaktan uzaklaşıp konuşmayı kişinin kendi duygularını açıklamasına yönlendirir. Simply yeni eylemi dolambaçsız ve doğrudan gösterirken quite calmly açıklamanın sakin biçimde yapılacağını belirtir. İfade bir bütün olarak çatışmayı azaltır: karşıdaki kişinin karakterini yargılamak yerine kendi duygularınızı anlatırsınız.
Alıştırma
and instead simply explain quite calmly ifadesi cümlede ne işe yarıyor?
- Konuşmacı, önce suçlamayı yapıp ardından duyguları açıklamayı öneriyor.
- Konuşmacı, suçlama ile açıklamanın eşit derecede yararlı iki seçenek olduğunu söylüyor.
- Konuşmacı, suçlamanın yerine kişisel duyguların sakin bir açıklamasını koymayı öneriyor.
Cevabı göster
Konuşmacı, suçlamanın yerine kişisel duyguların sakin bir açıklamasını koymayı öneriyor.
Reflect on how you'd really feel as a child.
3:46Çocuk olarak gerçekten nasıl hissedeceğinizi düşünün.
henceforth: resmî dilde “bu noktadan itibaren”
Henceforth, bu noktadan başlayarak gelecekte de devam edecek biçimde demektir. Zamanda bir sınır belirler ve sadece daha sonra gerçekleşecek tek bir olayı değil, bu sınırın ardından süren geleceği kapsar. Burada, ailedeki bir değişiklikten sonra çocuğun yaşamının nasıl devam edeceğine ilişkin hayalî bir koşul başlatır. Resmî ve ağır tonu, uzun vadeli değişikliği özellikle önemli gösterir.
Alıştırma
henceforth sözcüğünün hangi kullanımı doğaldır?
- ‘Sonra’ anlamında geçmiş olay sırası: "She henceforth opened the door."
- Resmî bir kural: "Henceforth, all applications must be submitted through the online portal."
- Daha sonrası için tek seferlik bir plan: "I'll call you henceforth after dinner."
Cevabı göster
Resmî bir kural: "Henceforth, all applications must be submitted through the online portal."
Rahatsızlık ve sürtüşme benzetmesi olarak scratchy reality
Scratchy genellikle cildi tahriş eden ya da kulağa pürüzlü gelen bir şeyi anlatır. scratchy reality ifadesinde bu fiziksel rahatsızlık mevcut duruma aktarılır: var olan düzen rahatsız, gergin ve küçük sürtüşmelerle dolu hissettirir. Bu, kalıplaşmış bir deyim değil, yaratıcı bir benzetmedir. Gerçekliğin kelimenin tam anlamıyla bir tırmalama sesi çıkardığını düşündürmek yerine durumun hoş olmayan dokusunu hissettirir.
Alıştırma
Compare with the scratchy reality of the current setup. cümlesinde scratchy reality ne anlama gelir?
- Rahatsız edici ve sürtüşmelerle dolu bir durum
- Özenle kusursuzlaştırılmış bir plan
- Kelimenin tam anlamıyla kazıma sesi çıkaran bir dünya
Cevabı göster
Rahatsız edici ve sürtüşmelerle dolu bir durum
Question how normal it is for any couple Dilbilgisi
4:01Herhangi bir çift için ne kadar normal olduğunu sorgulayın
to have great sex after 22 months together.
4:0322 ay birlikte olduktan sonra harika seks yapmanın.
how normal it is for any couple to have: cümle içine yerleşmiş bir how yan cümlesi
How + sıfat + it is yapısı, bir niteliğin derecesini sorar. Burada how normal it is, basitçe evet ya da hayır biçiminde bir yargı bildirmek yerine “ne ölçüde normal” anlamına gelir. it sözcüğü biçimsel öznedir. Asıl değerlendirilen durum daha sonra for + isim öbeği + to-infinitive kalıbında gelir: for any couple to have great sex after 22 months together. How yan cümlesinin tamamı Question fiilinin nesnesidir; bu nedenle how normal is it değil, düz cümle sırası olan how normal it is kullanılır.
Alıştırma
Consider sonrasındaki doğal tamamlamayı seçin: Consider ___ for a teenager to manage a full-time job.
- how difficult it is
- how difficult is it
- how it is difficult
Cevabı göster
how difficult it is
Ask yourself if you're ready to face the risk Kalıp ifadeler
4:06O riskle yüzleşmeye hazır olup olmadığınızı kendinize sorun
of perhaps achieving no more than exchanging Dilbilgisi
4:08belki de sadece takas etmekten öteye gidememe riskini
for a new and more complex variety of unhappiness.
4:13yeni ve daha karmaşık bir mutsuzluk çeşidiyle.
face the risk of + isim veya -ing biçimi
To face the risk of something, istenmeyen bir sonucun ortaya çıkma ihtimalini kabul edip onunla dürüstçe yüzleşmek demektir. Buradaki face mecazidir; yüzü fiziksel olarak bir şeye çevirmek değil, onunla yüzleşmek anlamına gelir. Kalıp face the risk of + isim veya -ing biçimidir. Bu cümledeki olası sonuç, alışılmış bir mutsuzluğun yerine yeni ve daha karmaşık bir mutsuzluk koymaktan fazlasını elde edememektir.
Alıştırma
Cümleyi üç sözcüklü face the risk of ifadesiyle tamamlayın: If we delay the repairs, we must ____ paying more later.
Cevabı göster
face the risk of
exchange A for B: eski A, yeni B
Exchange A for B, A'dan vazgeçmek, A'yı değiştirmek veya geride bırakmak ve onun yerine B'yi almak demektir. Sıralama önemlidir: A eski şey ya da durum, B ise yenisidir. Cümlede exchanging eski durumu, yani alışılmış bir mutsuzluk türünü; for ise yeni sonucu, yani daha karmaşık bir mutsuzluk türünü tanıtır. Burada anlatılan, mutsuzluğun ortadan kalkması değil, başka bir mutsuzlukla değiştirilmesidir.
Alıştırma
Cümleyi exchange A for B kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: To cut costs, the team ____ its large office ____ a smaller one.
Cevabı göster
exchanged · for
Wonder whether you really want to choose hope Anlatım akışı
4:18Gerçekten umudu mu seçmek istediğinizi düşünün
choose hope over experience: choose A over B tercih yapısı
choose A over B yapısında over tercih bildirir: B yerine A seçilir veya A’ya B’den daha fazla öncelik verilir. Burada A’nın fiziksel olarak B’nin üzerinde olduğu anlamına gelmez. Burada iki soyut isim, daha kapsamlı bir seçimi dengeli bir karşıtlık içinde özetler. hope daha iyi bir olasılığa güvenmeyi, experience ise bu umudu daha az kesin kılan geçmiş dersleri temsil eder. Yapı, düşünceyi iki yol gösterici arasında bilinçli bir seçim olarak düzenler.
Alıştırma
A için safety ve B için speed kullanarak cümleyi choose A over B yapısıyla tamamlayın: The engineer will ____.
Cevabı göster
choose safety over speed
Then, if you still have the impulse to leave, Kalıp ifadeler
4:23Sonra, eğer hala gitme dürtünüz varsa,
have the impulse to: karar değil, ani bir dürtü
Have the impulse to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapmak için ani ve güçlü bir dürtü hissetmek anlamına gelir. Bu cümlede to leave, dürtünün yöneldiği eylemi belirtir. Bir impulse bir histir; karar veya harekete geçme sözü değildir. still, önceki düşünme sürecinden sonra bu dürtünün devam ettiğini gösterir.
Alıştırma
Bu cümle ne anlama geliyor? Elena has the impulse to leave the meeting.
- Elena ayrılmak için kesin bir plan yaptı.
- Elena aniden ayrılma dürtüsü hissediyor ama kalabilir.
- Elena toplantıdan zaten çıkıyor.
Cevabı göster
Elena aniden ayrılma dürtüsü hissediyor ama kalabilir.
with the chances of subsequent regret lessened Dilbilgisi
4:26sonradan pişman olma ihtimali azalmış olarak
with the chances ... lessened: sonuç durumunu anlatan with yapısı
with + isim öbeği + geçmiş zaman ortacı kalıbı, ana cümleye arka plan oluşturan bir durum ekler. Burada the chances isim öbeğidir; lessened ise bu olasılıkların içinde bulunduğu durumu, yani azaltılmış olduklarını anlatır. lessened burada geçmiş zaman ortacı olduğu için ana cümlenin geçmiş zamanlı yüklemi değildir. Bu ifade ana cümleye bağımlı bir ek bilgidir ve normalde bir ana cümleyle birlikte kullanılır. İsim bir eylemden etkilendiğinde ve ortaya çıkan durum önemli olduğunda bu kısa yapı kullanışlıdır.
Alıştırma
Tamamlanmış bir sonuç durumunu anlatmak için with + isim öbeği + geçmiş zaman ortacı yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- With confirmed the final details, the team moved forward.
- With the final details confirming, the team moved forward.
- With the final details confirmed, the team moved forward.
Cevabı göster
With the final details confirmed, the team moved forward.
at least a touch: temkinli bir asgari iddia
Burada a touch “çok küçük bir miktar” demektir. lessened ifadesinin derecesini belirttiği için, pişmanlık olasılığının yalnızca biraz azaldığı söylenir. At least, bunu temkinli bir asgari iddiaya dönüştürür: iyileşme bu küçücük miktardan daha az değildir, ancak konuşan kişi büyük bir değişiklik vaat etmez. Bu ifade, yararı abartmaktan özellikle kaçınır.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrenilen ve “çok küçük bir miktarda” anlamına gelen dört sözcüklü temkinli ifadeyle tamamlayın: The second draft is ____ clearer than the first.
Cevabı göster
at least a touch
with a heavy heart and a cautious mind: duygu ile yargıyı dengelemek
“With a heavy heart”, “üzüntüyle veya istemeyerek” anlamına gelen deyimsel bir ifadedir. “A cautious mind” dikkatli bir yargı fikrini ekler. and ile bağlanan iki eş görevli isim öbeği, duyguyu ve aklı yan yana getirir. Bu dengeli with öbeğinin son fiil olan “leave”den önce gelmesi, cümlenin sonucunu sona erteler. Giriş önce konuşanın tutumunu toplar; böylece kısa bitiş ani değil, düşünülmüş ve kararlı duyulur.
Alıştırma
Hangi cümle, son kararı vermeden önce duygu ile dikkatli yargıyı dengeli bir girişte en iyi biçimde sunar?
- With a heavy heart and a cautious mind, I have decided to cancel the festival.
- Sadly, I have decided to hold the festival without reviewing the safety plan.
- I have decided to cancel the festival because a storm is approaching.
Cevabı göster
With a heavy heart and a cautious mind, I have decided to cancel the festival.