Güneş'in Ölümünden Sağ Çıkabilir Miyiz?: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Video, asteroitlerin Güneş gezegeni yaşanmaz kılmadan önce Dünya'nın yörüngesini kaydırıp kaydıramayacağını soruyor; Ay, iklim, gezegenler ve Dünya için riskleri tartıyor. Başlıca İngilizce noktaları: 1. will have expanded - Dil bilgisi ve cümle kalıpları: gelecek tamamlanmış zamanı, gelecekteki bir noktaya dek bitmiş değişim olarak tanıyın. 2. use Earth's gravity as a slingshot - Deyimler ve mecazlı ifadeler: sapan benzetmesinin yörünge enerjisi alışverişini gerçek anlam taşımadan nasıl açıkladığını anlayın. 3. doesn't come without risks. - Kalıplaşmış öbekler ve eşdizimler: çift olumsuzluğu, uygulanabilir bir planın ciddi riskler taşıdığına dair ölçülü uyarı olarak okuyun.
Bu derste
just like: güçlü bir benzerliği vurgulamak
just like ifadesinde just, like sözcüğünü güçlendirir: “tamamen veya neredeyse aynı şekilde” anlamına gelir; “yalnızca” anlamında değildir. İfade, Güneş ile insanlar arasında güçlü bir benzerlik kurar. Konuşmacı, Güneş'in insanlar gibi yaşlandığını söyleyerek onu kişileştirir ve çok uzun bir astronomik süreci anlamayı kolaylaştırır. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp X does/is something just like Y şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki iki sözcüklü vurgulu karşılaştırma ifadesiyle tamamlayın: This battery loses capacity as it gets older, ____ a phone battery.
Cevabı göster
just like
will have expanded: gelecekteki bir zamana kadar ulaşılmış sonuç
Will have expanded gelecek zamanda tamamlanmışlık yapısıdır: will + have + geçmiş zaman ortacı. Genişlemenin gelecekteki bir referans noktasına kadar belirli bir sonuca zaten ulaşmış olacağını gösterir. Burada In just over a billion years gelecekteki bakış noktasını sağlar. Cümle, o zamandan geriye doğru Güneş'in birikimli genişlemesine bakar; bu genişleme o noktada belirtilen sonucu doğuracak kadar büyük olacaktır. Belirli bir gelecek zamana kadar tamamlanacak veya birikecek sonuçlar için bu yapıyı kullanın.
Alıştırma
Cümleyi install fiilinin gelecekte tamamlanmış biçimiyle tamamlayın: By 6 p.m., the crew ____ all twelve windows, so the building will be secure.
Cevabı göster
will have installed
so much that: sonuca yol açan derece
so much that kalıbı, çok büyük bir dereceyi veya miktarı onun sonucuna bağlar. Burada much, Güneş'in ne ölçüde genişlemiş olacağını belirtir; that ile başlayan yan cümle ise sonucu verir: ısı, Dünya'nın yüzeyini eritmeye başlayacaktır. Bu kalıpta that bir sonuç cümlesi başlatır; bir şeyi işaret etmez.
Alıştırma
Nehrin çok yükselmesinin sonraki sonuca yol açtığını göstermek için cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? The river rose ___ several roads flooded.
- such that
- so that
- so much that
Cevabı göster
so much that
Is there any way + yan cümle: bir çözüm olup olmadığını sormak
Is there any way + yan cümle, en az bir olası yöntem veya çözüm bulunup bulunmadığını sorar. Way sözcüğünden sonraki yan cümle, kimin harekete geçeceğini ve neyi başarmak istediğini belirtir: us Earthlings can avoid this detrimental event. Bu soru, bir çözümün var olduğunu iddia etmek yerine olasılıkları araştırır. Way sözcüğünün ardından bu yan cümle doğrudan gelebilir; how eklemek gerekmez.
Alıştırma
Hangi soru, bir çözüm bulunup bulunmadığını nazikçe sorar?
- We reached the station before noon, didn't we?
- Why did we reach the station before noon?
- Is there any way we can reach the station before noon?
Cevabı göster
Is there any way we can reach the station before noon?
save ourselves from: kendimizi bir tehlikeden kurtarmak
save ourselves from ... ifadesinde save, bir şeyi saklamak veya daha az kullanmak değil, korumak ya da kurtarmak anlamına gelir. Ourselves, we öznesine geri döner; dolayısıyla kurtarma eylemini yapanlarla korunan kişiler aynı gruptur. save + dönüşlülük zamiri + from + tehlike veya sonuç yapısı, söz konusu tehlikenin aynı kişiye ya da gruba zarar vermesini önlemek anlamına gelir. Buradaki örtük tehdit, insanların gerçekten durdurabileceği bir olay değil, Güneş'in nihai ölümünün yaşam üzerindeki sonuçlarıdır.
Alıştırma
Cümleyi save ve doğru dönüşlülük zamiriyle tamamlayın: The hikers need to ____ the freezing wind.
Cevabı göster
save themselves from
bir sonucun koşulu olarak assuming
Assuming, konuşanın bir tahminde bulunmak veya sonuca ulaşmak için geçici olarak kabul ettiği bir koşulu belirtir. Burada none of us will be here, ebedî yaşamı keşfetmememiz koşuluyla doğru sayılır ve yaklaşık olarak if we assume that ile aynı anlamdadır. Bu ifade, koşulun kanıtlanmış olduğunu ileri sürmez. Bu cümlede ebedî yaşamın keşfedilmesi gibi kasıtlı olarak düşük olasılıklı bir istisna, tahminin sınırını belirlerken kuru bir mizah da oluşturur.
Alıştırma
Hangi cümle açık havayı doğrulanmış bir gerçek yerine geçici bir varsayım olarak sunar?
- Given that the weather is clear, we'll leave at dawn.
- Because the forecast confirms clear weather, we'll leave at dawn.
- Assuming the weather stays clear, we'll leave at dawn.
Cevabı göster
Assuming the weather stays clear, we'll leave at dawn.
Used up: bir kaynağı tamamen tüketmek
Use up, sınırlı bir kaynağın tamamını tüketip geriye hiçbir şey bırakmamak anlamına gelir. Will have used up içinde gelecek zamanın bitmişlik yapısı, belirtilen gelecekteki dönüm noktasına kadar hidrojenin tamamen tükeneceğini gösterir; up, yukarı yön değil, tamamlanma sonucu ekler. Use up ayrılabilen bir öbek fiildir: use up the fuel ve use the fuel up mümkündür. Nesne bir zamir olduğunda mutlaka ayrılır: use it up denir, use up it denmez.
Alıştırma
Bütçenin tamamının tükendiğini göstermek için cümleyi use up fiilinin geçmiş biçimiyle tamamlayın: By Friday, the team had ____ its entire travel budget.
Cevabı göster
used up
At the ... mark: bir aşamanın noktasını belirtmek
At the ... mark, bir zaman çizelgesi veya ölçek üzerindeki belirli bir noktayı gösterir. Bu cümlede at the billion year mark, Güneş'in yaşamında bir milyar yıllık noktaya ulaşıldığında anlamına gelir; bir eylemin bir milyar yıl sürdüğünü anlatmaz. Kalıp at the + ölçü + mark biçimindedir. Ölçü, dönüm noktasını adlandırır; at ise olayı o noktaya yerleştirir. Bir zaman birimi mark önünde birleşik niteleyici olduğunda genellikle tekil kalır; özellikle düzenlenmiş yazıda at the one-billion-year mark gibi kısa çizgilerle yazılır.
Alıştırma
at the ... mark kalıbını ve parantezdeki süreyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The first results appeared ____. (three months)
Cevabı göster
at the three-month mark
forcing it to burn: sonuç yan cümlesi ve force + nesne + to-infinitive
Virgülden sonraki forcing it to burn, sonucu ifade eden bir -ing yan cümlesidir. Önceki olayın tamamının sonucunu gösterir: Güneş çekirdeğindeki hidrojeni tüketir ve bu durum sonraki süreci zorunlu hâle getirir. Forcing, hidrojen yakıtının bilinçli olarak kuvvet uyguladığı anlamına gelmez. Yan cümlenin içinde force + nesne + to-infinitive kalıbı kullanılır: force it to burn. It, Güneş'i ifade eder. Bu kalıp, bir nedenin veya baskının bir kişi ya da şeyi, çoğu zaman özgür seçim bırakmadan, bir şey yapmaya zorladığını anlatır.
Alıştırma
Sonucu ifade etmek için cümleyi force fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The blocked pipe raised the pressure, ____ the safety valve to open.
Cevabı göster
forcing
boil away: kaynayarak yok olmak
Boil away, bir sıvının kaynama veya yoğun ısı nedeniyle yavaş yavaş yok olması anlamına gelir. Burada away sonuç bildiren bir parçacıktır: sıvının hiç ya da neredeyse hiç kalmayana kadar azalmasını ifade eder; uzak bir yere hareket anlamına gelmez. Bu öbek fiil, The water boiled away örneğindeki gibi geçişsiz veya The heat boiled away the water örneğindeki gibi geçişli kullanılabilir. Altyazıda radiation neden, all of the water ise yok olan şeydir.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki öbek fiilin doğru biçimiyle tamamlayın: The water in the hot pan kept boiling until it had completely ____.
Cevabı göster
boiled away
with most, if not all life on Earth, Kalıp ifadeler
0:37o zamana kadar Dünya'daki yaşamın çoğu, belki de tamamı,
Anlatıda zaman atlaması olarak Flash forward
Bu cümlede Flash forward, anlatıda zamanın değiştiğini gösteren bir işarettir. Dinleyiciyi zaman çizelgesindeki mevcut noktadan yaklaşık beş milyar yıl sonraki bir noktaya hemen götürür; fiziksel bir hareketi veya görüntülerin hızlanmasını anlatmaz. Yapı flash forward + zaman miktarı ya da flash forward to + daha sonraki bir nokta biçiminde olabilir. Konuşanın aradaki olayları atlamasını ve yeni zaman çerçevesini açıkça kurmasını sağlar.
Alıştırma
Burada öğretilen iki kelimelik tam anlatı işaretini kullanarak cümleyi tamamlayın: “____ two hundred years, and coastal cities look completely different.”
Cevabı göster
Flash forward
most, if not all: most ifadesinden all ifadesine temkinli genişleme
Most, if not all önce güçlü biçimde desteklenen most iddiasını verir, ardından daha güçlü bir iddia olan all seçeneğini olasılık olarak ekler. Burada Dünya’daki yaşamın çoğunun, belki de her tür yaşamın yok olacağı anlamına gelir. most, if not all, + çoğul veya sayılamayan isim yapısında if not, most ifadesini geçersiz kılmaz. all kesinmiş gibi söylemeden tahminin kapsamını dikkatlice genişletir ve neredeyse bütünü vurgular.
Alıştırma
“Açık bir çoğunluk ve muhtemelen herkes” anlamındaki temkinli kalıbı tamamlayın: “____, if not ____, students submitted the form before Friday.”
Cevabı göster
Most · all
red giant (kırmızı dev): Güneş’in genişlemiş yıldız evresi
Red giant, bir yıldızın dış katmanlarının çok büyük ölçüde genişlediği ve yüzeyinin kırmızımsı göründüğü yıldız evrimi aşamasını belirten bir astronomi terimidir. Bu genişleme, gelecekte Güneş’in neden Dünya’yı yutacak kadar büyüyebileceğini açıklar; ifade yalnızca kırmızı ve büyük bir şeyi betimlemez. Cümlede now a red giant, gelecekteki Güneş’i başka bir adla açıklayan parantez niteliğinde bir eşleme ifadesidir. Now günümüzdeki Güneş’i değil, sözü edilen gelecek anı gösterir; giant da mitolojik bir yaratık anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede red giant neyi belirtir?
- Mitolojideki kırmızı renkli bir dev
- Bir yıldızın çok büyük ölçüde genişlediği evrim aşaması
- Güneş’in çevresinde dönen bir gezegen
Cevabı göster
Bir yıldızın çok büyük ölçüde genişlediği evrim aşaması
Sounds bleak: Umutsuz bir geleceğe kısa değerlendirme
Sounds bleak, That sounds bleak veya It sounds bleak ifadelerinin konuşma dilinde kısaltılmış biçimidir. Atılan özne, biraz önce anlatılan duruma ya da geleceğe ilişkin beklentiye gönderme yapar; sounds ise yalnızca “ses çıkarır” değil, “duyduklarıma bakılırsa öyle görünüyor” anlamındadır. Burada bleak, çok az umut barındıran bir geleceği anlatır. Konuşan kişi soğuk ve boş bir manzarayı betimlemek yerine önceki bilgiye kısa ve olumsuz bir değerlendirme getirir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız “The project may lose all its funding.” diyor. Geleceğin çok moral bozucu göründüğünü doğal biçimde anlatan kısa yanıt hangisidir?
- Sounds bleak.
- Sounds unrelated.
- Sounds promising.
Cevabı göster
Sounds bleak.
hot mess: karmaşık bir durum ve sıcaklık kelime oyunu
Burada hot mess, son derece karmaşık veya felaket hâlindeki bir durumu, yani Güneş’in gelecekte yol açacağı krizi gayriresmî biçimde anlatır. Konuşmacı fiziksel olarak sıcak bir nesnenin toparlanıp toparlanamayacağını değil, bu sonucun önlenip önlenemeyeceğini sorar. İfade aynı zamanda bir kelime oyunu yaratır: hot mess yerleşik bir deyimdir, fakat tehlikeye Güneş’in ısısı yol açtığı için hot sözcüğü burada gerçek anlamıyla da ilgilidir. Başka bağlamlarda aynı ifade, gerçek bir sıcaklık olmadan düzensiz bir durumu veya kişiyi anlatabilir.
Alıştırma
“So, can we avoid this hot mess?” cümlesinde hot mess ne işlev görür?
- Felaket hâlindeki bir durumu gayriresmî biçimde anlatır ve gerçek sıcaklıkla da kelime oyunu yapar.
- Güneş’in küçük bir sıcak madde yığını ürettiği anlamına gelir.
- Özenle düzenlenmiş bir çözümü nazikçe anlatır.
Cevabı göster
Felaket hâlindeki bir durumu gayriresmî biçimde anlatır ve gerçek sıcaklıkla da kelime oyunu yapar.
Sonucu ortaya çıkaran söylem işaretleyicisi It turns out
It turns out, açıklamayı önceki sorudan akıl yürütme veya kanıt yoluyla keşfedilen bir sonuca taşıyarak düzenler. Burada ortaya çıkan cevap olarak gravity assist kavramını tanıtır. Yapı It turns out (that) + yan cümle şeklindedir. Bu cümlede olduğu gibi sonraki sözler sonucu doğrudan belirttiğinde that çoğu zaman atılır. İfade, sonucun önceden açık olmadığını düşündürür; buradaki turn fiziksel olarak dönmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Dersin, sonucu ortaya çıkaran şimdiki zaman ifadesiyle cümleyi tamamlayın: After reviewing the records, ____ that the payment was sent twice.
Cevabı göster
it turns out
best bet: en umut verici seçenek
Bu cümlede best bet, işe yarama olasılığı en yüksek seçenek veya plan anlamına gelir. Konuşan kişi gravity assist yöntemini mevcut seçenekler içinde en umut verici olanı olarak öneriyor; kumardan söz etmiyor. bet sözcüğü yine de belirsizlik taşır: best bet diğer seçeneklerden daha umut vericidir, ancak başarılı olacağı garanti değildir.
Alıştırma
Given the storm, our best bet is to wait until morning. cümlesinde best bet ne anlama gelir?
- Başarılı olacağı kesin olan seçenek
- Para içeren bir kumar
- İşe yarama olasılığı en yüksek, ancak garanti olmayan seçenek
Cevabı göster
İşe yarama olasılığı en yüksek, ancak garanti olmayan seçenek
we've been using for years: bugüne kadar süren bir etkinlik
We've been using, present perfect continuous yapısıdır: have + been + fiil-ing. Nesnesi olan the technique, vurgulanan ilgi cümleciğinden önce gelir: a technique we've been using for years. For years süreyi belirtir. Yapı bir bütün olarak bu kullanımı geçmişte başlayıp bugüne kadar devam eden bir uygulama şeklinde sunar; geçmişte bir kez gerçekleşmiş bir olay olarak değil.
Alıştırma
Cümleyi work fiilinin present perfect continuous biçimiyle tamamlayın: We ____ on this project for three months, and the work is still continuing.
Cevabı göster
have been working
in close proximity to: resmî dilde yakınlık
In close proximity to, bir şeye çok yakın olmak anlamına gelir. Burada uzay aracının veya uydunun bir gezegene kısa bir mesafede olduğunu belirtir. Yapı in close proximity to + isim şeklindedir. Proximity zaten yakınlığı ifade eder; close mesafenin kısalığını vurgular ve to referans alınan nesneyi tanıtır.
Alıştırma
“Çok yakın” anlamındaki resmî ifadeyle cümleyi tamamlayın: The probe will pass ____ the asteroid.
Cevabı göster
in close proximity to
gravity grabs hold: bir kuvveti kişileştirmek
Gravity grabs hold, yerçekimini uzanıp uzay aracını yakalayabilirmiş gibi kişileştirir. Bu bağlamda gezegenin yerçekiminin uzay aracı üzerinde güçlü ve fark edilir bir etki göstermeye başladığı anlamına gelir. Popüler bilim açıklamaları, görünmez bir fiziksel kuvveti zihinde canlandırmayı kolaylaştırmak için sık sık somut eylem fiilleri kullanır. Bunu gerçek bir kavrama eylemi olarak değil, canlı bir neden-sonuç açıklaması olarak yorumlayın.
Alıştırma
Bu cümlede “gravity grabs hold” ne anlama gelir?
- Mekanik bir kol uzay aracını fiziksel olarak yakalar.
- Gezegenin yerçekimi uzay aracı üzerinde güçlü bir etki göstermeye başlar.
- Uzay aracı gezegenin yerçekiminden tamamen kurtulur.
Cevabı göster
Gezegenin yerçekimi uzay aracı üzerinde güçlü bir etki göstermeye başlar.
catapult it further into space: ani ve güçlü biçimde ileri itme
Bu cümlede catapult fiili mecaz anlamda kullanılmıştır. Uzay aracını aniden ve güçlü bir biçimde ileri göndermek veya itmek anlamına gelir; ortada gerçek bir mancınık yoktur. it zamiri uzay aracını belirtir. catapult + nesne + yön veya sonuç kalıbı, değişimi hızlı ve güçlü bir süreç olarak gösterir. Burada further into space, uzay aracının hareket yönünü ve sonucunu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “aniden, güçlü bir biçimde itmek” anlamına gelen fiille tamamlayın: The surprise victory could ____ the team into the national spotlight.
Cevabı göster
catapult
to every action, there is an equal and opposite reaction: Newton'ın üçüncü hareket yasası
Bu, Newton'ın üçüncü hareket yasasının bilinen bir ifadesidir: Bir cisim başka bir cisme kuvvet uyguladığında, ikinci cisim de birinciye eşit büyüklükte ve zıt yönde bir kuvvet uygular. Açıklamada bu alıntı, gezegenin de neden etkilendiğini gösteren neden-sonuç ilkesini sunar. Equal, kuvvet çiftinin büyüklüklerinin eşit olduğunu belirtir; eşit mesafe, hız veya görünür değişim anlamına gelmez. Kütleleri çok farklı cisimler çok farklı biçimlerde tepki verebilir.
Alıştırma
'equal and opposite reaction' ifadesinde 'equal and opposite' neyi tanımlar?
- Kuvvet çiftinin büyüklükleri eşit, yönleri zıttır.
- Uzay aracı ve gezegen zıt yönlerde eşit mesafeler alır.
- İki cisim zıt yönlerde eşit hızlara ulaşır.
Cevabı göster
Kuvvet çiftinin büyüklükleri eşit, yönleri zıttır.
Ever so slightly: son derece küçük bir miktar
Ever so slightly, “son derece küçük bir miktarda” demektir. Burada ever, “herhangi bir zamanda” anlamına gelmez; so sözcüğünü güçlendirerek slightly ile anlatılan derecenin daha da küçük olduğunu vurgular. Bu ifade, Dünya'nın hızındaki ve konumundaki değişimin gerçek fakat neredeyse fark edilemez olduğunu belirtir. ever so + sıfat veya zarf kalıbı, ever so carefully örneğinde olduğu gibi yumuşak bir vurgu katar. Bu cümlede ever so slightly, slow down ve move towards ifadelerini niteleyerek iki değişimin derecesini gösterir.
Alıştırma
“Son derece küçük bir miktarda” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: Turn the dial ____ to the left.
Cevabı göster
ever so slightly
If we were to ... we could potentially ...: temkinli bir varsayım
If we were to increase ... yapısı, hayal edilen gelecekteki bir değişikliği belirsiz veya uzak bir olasılık olarak sunmak için if + özne + were to + fiilin yalın hâli kalıbını kullanır. Were, eylemi geçmiş zamana yerleştirmez; varsayımsal bir uzaklık belirtir. We could potentially move ... olası sonucu verir. Could ve potentially kesinlik derecesini düşürür; dolayısıyla cümle, yörüngenin kesinlikle değişeceğini vadetmek yerine nelerin başarılabileceğini araştırır.
Alıştırma
Temkinli varsayımı ders kalıbının iki parçasıyla tamamlayın: If we ____ add a second delivery van, we ____ shorten wait times.
Cevabı göster
were to · could potentially
just close enough to not collide: adjective + enough + to
Adjective + enough + to + fiil yapısı, bir niteliğin mastarın belirttiği sonuç için gereken dereceye ulaştığını anlatır. Burada close enough gerekli yakınlık derecesini belirler; to not collide ise istenmeyen sonucu mastar yapısının içinde olumsuz tutar. Just payı daraltır: cisimler ilgili sınıra çok yaklaşır, ancak güvenli sınırı aşmaz. Sınır bildiren bağlamlarda just enough, “yalnızca gereken miktar” demektir; “mümkün olan en büyük miktar” demek değildir.
Alıştırma
High ve hit sözcüklerini adjective + enough + to not + fiil kalıbıyla kullanarak cümleyi tamamlayın: The drone stayed ____ the trees.
Cevabı göster
high enough to not hit
a head start: erken başlamaktan doğan avantaj
A head start, daha erken başlayarak veya harekete geçmek gerekmeden önce ek hazırlık süresine sahip olarak kazanılan avantajdır. Cümlede bir milyar yıl, elde bulunan son derece uzun ön hazırlık süresidir. Bu ifade bir deyimdir: head bir vücut bölümünü anlatmaz ve bu avantaj için belirli bir rakibin bulunması gerekmez. Konuşmacı, çok yavaş ilerleyecek bir planı daha yönetilebilir göstermek için abartılı zaman ölçeğini kullanır.
Alıştırma
Cümleyi, daha erken başlayarak elde edilen avantaj anlamındaki bu derste geçen iki sözcüklü deyimle tamamlayın: Starting the assignment today will give us ____ over the other teams.
Cevabı göster
a head start
far-fetched: inanılması zor
Far-fetched, bir fikrin, iddianın veya açıklamanın çok düşük ihtimalli görünmesi nedeniyle inanılması zor olduğunu belirtir. Mutlaka imkânsız olduğu anlamına gelmez. Burada It may seem far-fetched, dinleyicinin muhtemel itirazını önceden kabul eder; ardından but, kanıtlara doğru bir geçiş hazırlar. Bu yapı, konuşmacının bir şüpheyi kabul ettikten sonra ona karşı çıkmasını sağlar.
Alıştırma
“It may seem far-fetched, but the data supports it,” cümlesinde far-fetched neyi ifade eder?
- Fikir fiziksel olarak çok uzaktadır.
- Fikre ilk başta inanmak zor görünür.
- Fikrin imkânsız olduğu kanıtlanmıştır.
Cevabı göster
Fikre ilk başta inanmak zor görünür.
gravity assist: yakın geçiş sırasında hareketi değiştirme
Gravity assist, yani yerçekimi destek manevrası, bir uzay aracının hareket hâlindeki bir gezegenin, uydunun veya başka bir gök cisminin yakınından geçerek cismin yerçekimini ve yörünge hareketini hızını, yönünü ya da ikisini birden değiştirmek için kullandığı uzay uçuşu manevrasıdır. Buna gravitational slingshot, yani yerçekimi sapanı da denir. will be used to gravity assist a spacecraft ifadesinde gravity assist, amaç belirten to’dan sonra fiil görevi görür: Dünya, Juno için bu manevrayı sağlayacaktır. Gezegen ek bir itki sistemini açmaz; değişim planlanmış yakın geçişten ve yörünge enerjisi ile momentum alışverişinden kaynaklanır.
Alıştırma
Bir gravity assist sırasında ne olur?
- Uzay aracı devam etmeden önce gezegene inmek zorundadır.
- Uzay aracı, hızını veya yönünü değiştirmek için hareket hâlindeki bir gök cisminin yakınından geçer.
- Gezegen ek bir motoru çalıştırır ve uzay aracına yakıt verir.
Cevabı göster
Uzay aracı, hızını veya yönünü değiştirmek için hareket hâlindeki bir gök cisminin yakınından geçer.
“on its way to”:başlamış bir yolculuğu anlatmak
Bu cümlede is on its way to Jupiter, Juno’nun yolculuğa çoktan başladığını ve Jüpiter’e doğru ilerlediğini ifade eder. Its, Juno uzay aracını belirtir; Juno’nun bir yola sahip olduğu anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilir kalıp be on one's way to + varış noktasıdır. İyelik sözcüğü özneye göre değişir: I am on my way, she is on her way ve the probe is on its way.
Alıştırma
Vurgulanan ifadeyi kullanarak ve iyelik sözcüğünü özneyle eşleştirerek cümleyi tamamlayın: The ambulance is ____ the hospital and should arrive soon.
Cevabı göster
on its way to
“use Earth's gravity as a slingshot”:işlevsel bir benzetme
Bu ifade, Dünya’nın kütle çekimini bir sapanın işlevini yerine getiriyormuş gibi sunar. Ortada fiziksel bir sapan yoktur: Juno Dünya’nın yanından geçer ve kütle çekimi karşılaşmasını hızını değiştirmek ve artırmak için kullanır. Yeniden kullanılabilir use A as B kalıbı, A’ya B’nin rolünü veya işlevini verir. Açıklamalarda B, bilinmeyen bir mekanizmayı gözde canlandırmayı kolaylaştıran tanıdık bir nesne olabilir.
Alıştırma
Ay’ın kütle çekimine fren işlevini veren sözcükle cümleyi tamamlayın: The probe used the moon's gravity ____ a brake.
Cevabı göster
as
boost its velocity by + miktar
Burada boost its velocity, onun hızını artırmak anlamına gelir. İyelik belirleyicisi its, hangi nesnenin hızının değiştiğini gösterirken boost artışı ifade eder. By 7.3 km per second, sonradan ulaşılan hızı değil, artışın miktarını verir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp boost + bir kişinin veya şeyin velocity değeri + by + miktar şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan kalıpla tamamlayın: During the test, the drone will activate an extra motor to ____ 5 meters per second.
Cevabı göster
boost its velocity by
Earth will have been moved by a fraction. Dilbilgisi
2:07Dünya da çok küçük bir miktar yer değiştirmiş olacak.
will have been moved: gelecekte tamamlanmış edilgen yapı
Will have been moved, will + have + been + geçmiş zaman ortacı moved bileşimidir. Will have, hareketi gelecekteki bir referans noktasına kadar tamamlanmış olarak sunar; been moved ise yapıyı edilgen yapar: Dünya hareket ettiren değil, hareket ettirilen taraftır. Referans noktası, anlatılan yakın geçişten anlaşılır. Daha genel olarak bir şey gelecekteki bir zamana kadar bir eyleme uğramış olacaksa will have been + geçmiş zaman ortacı kullanılır. Tam cümlede by a fraction, hareketin çok küçük miktarını anlatır; Dünya'yı hareket ettiren faili belirtmez.
Alıştırma
Cümleyi move fiilinin gelecekte tamamlanmış edilgen biçimiyle tamamlayın: By the time the inspection begins tomorrow, the damaged satellite ____ to a safer orbit by the recovery team.
Cevabı göster
will have been moved
we would need approximately one encounter Dilbilgisi
2:21yaklaşık bir yakın geçişe ihtiyacımız olurdu
Amacı açıkça belirtmek için In order to
In order to bir eylemin amacını belirtir. Buradaki amaç, Dünya'yı belirtilen süre içinde hareket ettirmektir; ana cümle ise bunu gerçekleştirmek için neyin gerekli olacağını açıklar. Mastardaki örtük özne ana cümlenin öznesiyle aynıdır: Dünya'yı hareket ettirecek olan da karşılaşmalara ihtiyaç duyacak olan da we'dir. Bu yapıda order, emir veya sıra anlamına gelmez; in order to bütünüyle amaç bildiren bir bağlayıcı olarak işlev görür.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz üç kelimelik amaç bağlayıcısıyla tamamlayın: ____ protect the equipment, the team covered it before the storm.
Cevabı göster
In order to
Sıklık kalıbı olarak one encounter every 6,000 years
one + sayılabilir olay + every + zaman aralığı kalıbı, ortalama tekrarlanma sıklığını belirtir. One encounter every 6,000 years, her 6.000 yıllık aralıkta bir karşılaşmanın gerekli olduğu anlamına gelir; bir karşılaşmanın 6.000 yıl sürdüğü anlamına gelmez. Bu bağlamda encounter, gerekli kütle çekimi etkisini oluşturan tek bir yakınlaşmayı adlandırır. Aynı sıklık kalıbı başka sayılabilir olaylarla da kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle tekrarlanan sıklığı belirtmek için one + olay + every + zaman aralığı kalıbını kullanır?
- The clinic schedules one safety drill every three months.
- The clinic schedules a safety drill lasting three months.
- The clinic scheduled one safety drill during the first three months.
Cevabı göster
The clinic schedules one safety drill every three months.
Üslü ifade olarak 10 to the 19 kg
Bu cümlede “10 to the 19 kg” bir üslü sayıyı, yani 10^19 kilogramı ifade eder; 10 ile 19’un toplamı değildir. 19 üssü, sayının 1’in ardından 19 sıfır gelecek şekilde yazıldığını gösterir. Bu söyleyiş, “ten to the nineteenth power” ifadesinin kısaltılmış konuşma biçimidir. Bilimsel anlatımlarda “ten to the…” dinleyiciye büyüklük mertebesini bildirir ve ardından gelen birim sayının tamamına uygulanır.
Alıştırma
Bu cümlede “10 to the 19 kg” ne anlama geliyor?
- Yaklaşık 10^19 kilogram
- Yaklaşık 190 kilogram
- Yaklaşık 29 kilogram
Cevabı göster
Yaklaşık 10^19 kilogram
Yaklaşık karşılaştırma için somewhere around the size of
“Somewhere around the size of” bilinçli olarak yaklaşık bir karşılaştırma yapar. Burada “somewhere” bir yeri ifade etmez; “around” ile birlikte tahminin geniş ve yaklaşık bir aralığa düştüğünü gösterir. “The size of” karşılaştırma için kullanılan nesneyi tanıtır. İfadenin tamamı “yaklaşık olarak aynı büyüklükte” anlamına gelir, ancak iki nesnenin boyutlarının tamamen eşit olduğunu ileri sürmez.
Alıştırma
Örnekte “somewhere around the size of” ne anlatıyor?
- Asteroitin yakınındaki fiziksel bir yer
- Büyüklük bakımından yaklaşık benzerlik
- Her boyutta tam eşitlik
- Asteroitten daha küçük olduğuna dair bir tahmin
Cevabı göster
Büyüklük bakımından yaklaşık benzerlik
the asteroid would slingshot around the Sun,
2:34asteroit Güneş'in çevresinde sapan manevrası yapardı,
and then be gravity assisted back to Earth,
2:38ve ardından kütle çekim desteğiyle Dünya'ya geri dönerdi;
Açıklayıcı benzetme olarak like one long version of catch between planets
like one long version of catch between planets ifadesi açıklayıcı bir benzetmedir. Like, asteroitin büyük gök cisimleri arasında tekrar tekrar hareket etmesinin, insanların birbirine top atıp tuttuğu tanıdık bir oyuna benzetildiğini gösterir. Bu benzetme, karmaşık bir rotayı zihinde canlandırılması kolay bir görüntüye dönüştürür. Gezegenlerin gerçekten oyun oynadığı ya da yörünge hareketinin bu oyunun kurallarına uyduğu söylenmemektedir. Buradaki catch, karşılıklı top atıp tutma etkinliğini adlandıran bir isimdir.
Alıştırma
Vurgulanan ifade cümlede ne işlev görüyor?
- Gezegenlerin bir oyunun parçası olarak asteroiti gerçekten birbirlerine attığını söyler.
- Asteroit Dünya'ya döndükten sonra gerçekleşen ayrı bir olayı tanıtır.
- Asteroitin karmaşık rotasını gözde canlandırmayı kolaylaştıran tanıdık bir benzetme sunar.
Cevabı göster
Asteroitin karmaşık rotasını gözde canlandırmayı kolaylaştıran tanıdık bir benzetme sunar.
while it is feasible: ödünleyici while
while it is feasible ifadesinde while zaman ilişkisi değil, ödünleme ve karşıtlık bildirir. Konuşmacı önce önerinin günümüz teknolojisiyle bile uygulanabilir olduğu yönündeki olumlu noktayı kabul eder, ardından yine de risk taşıdığı yönündeki karşıt noktayı sunar. Bu ödünleyici while + yan cümle kalıbı dengeli bir sav kurmaya yardımcı olur: önce bir gerçek kabul edilir, ardından ana cümlede bir sınırlama ya da karşı görüş belirtilir. Bu kullanımda while, although anlamına yakındır.
Alıştırma
Hangi cümlede while, önce bir noktayı kabul edip ardından bir karşıtlık sunmak için kullanılmıştır?
- While Maya worked in Paris, she visited the Louvre every month.
- While I was cooking dinner, the phone rang.
- While the apartment is small, it is close to the station.
Cevabı göster
While the apartment is small, it is close to the station.
“doesn't come without risks” ifadesindeki ölçülü çift olumsuzluk
“Doesn't come without risks”, bir şeyin gerçekten riskler içerdiğini ölçülü biçimde söylemenin bir yoludur. “Doesn't” olumsuzluğu “come without risks” ifadesinin tamamına etki eder; bu yüzden iki olumsuz unsur “risk yok” anlamına gelmez. Birlikte, risklerin hâlâ var olduğunu doğrularlar. Burada ifade, planın uygulanabilir olduğuna dair önceki kabulü sınırlar. Yeniden kullanılabilir “X doesn't come without Y” kalıbı bir olasılığı ya da faydayı kabul ederken gerçek bir maliyet, sınırlama veya tehlike ekler; ancak X'in doğrudan tehlikeli olduğu yönündeki daha güçlü iddiada bulunmaz.
Alıştırma
Dersin temkinli ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The upgrade is feasible, but it ____.
Cevabı göster
doesn't come without risks
Destekleyici bir noktayı sunmak için “For one”
“For one,” ifadesindeki “one”, bir kişiyi veya nesneyi değil, bir nedeni ya da örneği belirtir. İfade, dinleyiciye konuşmacının destekleyici noktalardan biriyle başladığını gösterir. “First”ten farklı olarak konuşmacının numaralı veya eksiksiz bir liste sunacağını taahhüt etmez. Başka noktalar eklemek için alan bırakır ve sözlü akıl yürütmeye konuşma havası kazandırır; sonraki bir nokta “for another”, “also” veya “not to mention” ile eklenebilir.
Alıştırma
Hangi cümle, eksiksiz ve numaralı bir liste vaat etmeden bir nedeni en doğal biçimde sunar?
- First, turn off the power before opening the panel.
- For one, the train is cheaper than flying.
- For example, Paris has an extensive metro system.
Cevabı göster
For one, the train is cheaper than flying.
Not to mention ile daha güçlü bir nokta eklemek
Not to mention, başka nedenler veya sonuçlar daha önce belirtilmiş ya da bağlamdan anlaşılmışken bunlara ek bir nokta getirir. Burada Dünya'nın dönüşünün hızlanma olasılığı başka bir ciddi sonuç olarak eklenmektedir. İçinde not sözcüğü bulunmasına rağmen bu ifade, ardından gelen düşünceyi olumsuzlamaz veya söylemekten kaçınmaz. Tam tersine, o düşünceyi açıkça gündeme getirir ve çoğu zaman konuşanın savını daha da güçlendirdiğini belirtir.
Alıştırma
Özgün cümlede Not to mention hangi söylem işlevini yerine getiriyor?
- Tartışmadaki tek nedeni belirtir.
- Dünya'nın dönüşünün değişebileceğini inkâr eder.
- Önceki noktaları güçlendiren başka bir önemli sonuç ekler.
Cevabı göster
Önceki noktaları güçlendiren başka bir önemli sonuç ekler.
Sonuç bildiren making + nesne + tamamlayıcı yapısı
Virgülden sonraki making yan cümleciği, önceki durumun sonucunu sunar: Dünya'nın dönüşündeki bir artış, günlerin yalnızca birkaç saat sürmesine yol açabilir. Bu cümlecikte making ettirgen make fiilidir, days onun nesnesidir ve only hours long, bu günlerin süresini açıklayan nesne tamamlayıcısıdır. Yeniden kullanılabilir kalıp şöyledir: neden veya olay, making + nesne + tamamlayıcı.
Alıştırma
Make fiilinin sonuç bildiren biçimini ve "the process / much faster" sözcüklerini kullanarak cümleyi tamamlayın: The software update removed several steps, ____.
Cevabı göster
making the process much faster
would likely have their own orbits destabilized. Dilbilgisi
3:05yörüngeleri de muhtemelen istikrarsızlaşırdı.
have their own orbits destabilized: yaşanan bir sonuç
have + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısı, nesnenin ortaçla belirtilen durumun içine girmesini anlatır. Burada özne çevredeki gezegenleri, nesne their own orbits ifadesini belirtir; destabilized ise bu yörüngelerin başına gelebilecek değişimi anlatır. Bu yapı, have a bike repaired örneğindeki gibi her zaman bir hizmetin bilerek ayarlanması anlamına gelmez. Öznenin, çoğu zaman istenmeyen bir sonucu yaşadığını da gösterebilir. Bu cümlede yer çekimi etkileri yörüngeleri kararsızlaştırır; gezegenler bunu seçmez ya da ayarlamaz.
Alıştırma
"After the storm, many families had their homes damaged by falling trees" İngilizce cümlesi ne anlama gelir?
- Aileler, işçilerin evlerine zarar vermesini ayarladı.
- Aileler evlerinin yakınındaki ağaçlara zarar verdi.
- Düşen ağaçlar ailelerin evlerine zarar verdi.
Cevabı göster
Düşen ağaçlar ailelerin evlerine zarar verdi.
konuşma belirteci olarak you know
Bu cümlede you know, dinleyicinin bilgisini gerçekten sorgulayan bir soru değil, bir söylem belirtecidir. Cümlede kısa bir duraklama yaratır ve sonraki düşünceyi dinleyicinin takip edebileceği ya da kabul edebileceği bir şey olarak sunar. Korkunç bir olasılık çok rahat bir şekilde sunulduğu için bu ifade anlatımı umursamazmış gibi de gösterir. Dinleyicinin yes ya da no diye cevap vermesi beklenmez.
Alıştırma
"We should leave now because, you know, the buses stop early," cümlesinde you know ifadesinin temel işlevi nedir?
- Konuşanın neden ayrılmaları gerektiğini unuttuğu anlamına gelir.
- Nedeni tanıdık bir şey olarak sunar ve konuşma havasını korur.
- Dinleyicinin otobüs saatlerini bilip bilmediğini sorar.
Cevabı göster
Nedeni tanıdık bir şey olarak sunar ve konuşma havasını korur.
come plummeting into Earth: come + -ing ile canlı hareket anlatımı
come plummeting into Earth ifadesinde come, asteroidi hedefe veya mevcut sahneye doğru hareket ederken gösterir; plummeting ise nasıl hareket ettiğini, yani çok hızlı, dik ve neredeyse kontrolsüz biçimde düştüğünü anlatır. Into Earth, hareketi Dünya’yla çarpışma rotasına yerleştirir. come + -ing kalıbı, varış veya yön anlamını sürmekte olan hareketin canlı bir tasviriyle birleştirir. Ani hareketler için özellikle kullanışlıdır: bir kişi come rushing in, bir nesne ise come crashing down yapabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, sahneye doğru ani hareketi göstermek için come + -ing yapısını doğal biçimde kullanır?
- The motorcycle came to skid into the yard.
- The motorcycle came skidded into the yard.
- The motorcycle came skidding into the yard.
Cevabı göster
The motorcycle came skidding into the yard.
But perhaps these are the risks we need to take: tehlikeyi olası bir gerekli bedel olarak yeniden çerçevelemek
But, anlatımı az önce belirtilen tehlikelerden olası bir sonuca yöneltir: aynı tehlikeler, çok daha büyük ve uzun vadeli bir yarar uğruna kabul edilmesi gereken bedeller olabilir. These daha önce sıralanan tehlikelere geri gönderme yaparken to give ... onları kabul etmeyi haklı gösteren amacı belirtir. Perhaps sonucu kesin değil, temkinli tutar. The risks we need to take, savı bir çıkar-bedel dengesi olarak çerçeveler; risklerin küçük, zararsız veya istenen sonucu kesinlikle doğuracak olduğunu ileri sürmez.
Alıştırma
But perhaps these are the risks we need to take burada nasıl bir tutum ifade ediyor?
- Risklerin hiçbir zarara yol açmayacağını garanti ediyorlar.
- Daha büyük bir yarar için risklerin gerekli olabileceğini temkinli biçimde öne sürüyorlar.
- Olası her riskin reddedilmesi gerektiğini savunuyorlar.
Cevabı göster
Daha büyük bir yarar için risklerin gerekli olabileceğini temkinli biçimde öne sürüyorlar.
Got a burning question you want answered? Deyimler
3:20Yanıtını çok merak ettiğiniz bir soru mu var?
burning question: acil yanıt bekleyen önemli bir soru
Bu cümlede a burning question, birinin yanıtını öğrenmeye özellikle istekli olduğu önemli bir soru demektir. Burning sözcüğü aciliyet hissini güçlendirir; sorunun gerçekten yandığı veya konuşanın öfkeli olduğu anlamına gelmez. Video Güneş, ısı ve küresel ısınmadan söz ettiği için burning aynı zamanda konuyla bağlantılı eğlenceli bir kelime oyunu oluşturur. Sunucu, izleyicileri soru sormaya çekici bir şekilde davet etmek için bu ifadeyi kullanır.
Alıştırma
“Yanıtını acilen öğrenmek istediğiniz önemli bir soru” anlamındaki iki sözcüklü deyimle cümleyi tamamlayın: “I have one ____: who made the final decision?”
Cevabı göster
burning question