Pirana kaynayan sulara düşerseniz ne olur? - Antonio Machado-Allison: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Amazon Nehri’ne düşme senaryosuyla başlayan video; piranalardaki beslenme, sürü hâlinde yaşama, sesli iletişim ve insanlarla karşılaşma konularını inceliyor. Korkutucu ünlerinin Theodore Roosevelt’in aktardığı, önceden hazırlanmış bir beslenme gösterisiyle yayılmasını açıklıyor. Sonuçta iyi beslenen kırmızı karınlı piranaların genellikle insanlardan kaçındığını ve su sıçratmadan sakince çıkmanın daha güvenli olduğunu belirtiyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. peering into — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: Suya, bir deliğe ya da çevrili başka bir alanın içine dikkatle bakmayı anlatmayı öğrenirsiniz. Bu eşdizim, genel “look into” ifadesine göre yakından, odaklanarak ve biraz çaba göstererek inceleme hissini daha canlı ve belirgin biçimde verir. 2. Despite this kind of behavior being extremely rare, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: “Despite” sözcüğünün ardından isim öbeği veya -ing biçimi getirerek kısa bir ödünleme ilişkisi kurmayı tanırsınız. Böylece kanıtlanan davranışın çok seyrek olmasıyla kamuoyundaki şaşırtıcı derecede büyük tepkiyi, “although” ile tam bir yan cümle kurmadan karşılaştırabilirsiniz. 3. But where were we? Ah, yes. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Tarihsel ya da açıklayıcı bir konu dışına çıkışı bitirip dinleyiciyi ana soruya döndürmek için bu konuşma geçişini kullanabilirsiniz. İfade, anlatının kısa süreliğine kesildiğini doğal biçimde kabul eder ve dinleyicinin önceki hikâye çizgisini kolayca yeniden izlemesini sağlar.
Bu derste
You're peering into the Amazon River when suddenly you lose your footing and fall. Notlar
0:07Amazon Nehri'ne bakarken aniden dengenizi kaybedip düşüyorsunuz.
peering into: içeri dikkatle bakmak
Bu cümlede peering into, su yüzeyinin altındaki bir şeyi seçmeye çalışır gibi nehrin içine dikkatle bakmak anlamına gelir. Burada peer bir fiildir; aynı yaşta veya düzeyde olan kişi anlamındaki isim değildir. Kalıp peer into + bir alan ya da açıklık şeklindedir. İçerisi karanlık ya da uzaktaysa, nesne küçükse veya başka bir nedenle görmek zorsa dikkatle bakma çabasını anlatır.
Alıştırma
Görmek zor olduğu için bir yerin içine dikkatle bakan birini en açık biçimde hangi cümle anlatır?
- Rina peered into the dark tunnel to see what was moving.
- Rina looked after the dark tunnel to see what was moving.
- Rina walked through the dark tunnel to see what was moving.
Cevabı göster
Rina peered into the dark tunnel to see what was moving.
lose your footing: dengeyi kaybetmek
Lose your footing, ayakların sağlam bir konumda kalmaması nedeniyle dengeyi kaybetmek ve düşebilecek duruma gelmek anlamına gelir. Bu cümlede kişinin neden düştüğünü açıklar; kelimesi kelimesine bir ayağı veya adımı kaybetmek demek değildir. İyelik sözcüğü kişiye göre değişir: lose my footing, lose your footing ve lose her footing. Lose fiilinin geçmiş biçimi lost olur; örneğin lost his footing.
Alıştırma
Cümleyi lose one's footing ifadesinin geçmiş biçimiyle ve doğru iyelik sözcüğüyle tamamlayın: On the wet steps, Leo ____ and grabbed the railing.
Cevabı göster
lost his footing
Piranhas dart about in the rapidly approaching water. Öbek fiiller
0:12Hızla yaklaşan suyun içinde piranalar sağa sola fırlıyor.
dart about: hızla farklı yönlere hareket etmek
Bu cümlede dart, “ani ve hızlı hareket etmek” anlamında bir fiildir; küçük ve sivri bir ok anlamındaki isim değildir. About, tek bir hedefe doğru ilerlemek yerine oradan oraya hareket etme anlamını ekler. Dart about canlı ve hareketli bir ifadedir. Balıkların, böceklerin, insanların veya başka şeylerin yön değiştirerek kısa ve hızlı hareketler yapmasını anlatabilir; move around ifadesinden daha belirgindir.
Alıştırma
Hangi cümlede dart about, yön değiştirerek hızla hareket etmeyi anlatır?
- Dragonflies dart about above the pond.
- Dragonflies drift slowly in one direction above the pond.
- Dragonflies remain still above the pond.
Cevabı göster
Dragonflies dart about above the pond.
Will your fall trigger a fatal feeding frenzy? Kalıp ifadeler
0:18Düşüşünüz ölümcül bir beslenme çılgınlığını tetikleyecek mi?
trigger a fatal feeding frenzy: ölümcül bir beslenme çılgınlığını tetiklemek
Trigger sözcüğünden sonra bir olayın veya tepkinin adı geldiğinde, anlam “onun başlamasına neden olmak, tetiklemek” olur. Burada olası düşüş neden, a fatal feeding frenzy ise tehlikeli tepki olarak sunulur. Feeding frenzy, gerçek anlamıyla çok sayıda hayvanın yiyeceğe hücum edip vahşi ve kontrolsüz bir enerjiyle rekabet etmesini anlatır. Yoğun medya ilgisi gibi çılgın bir grup hareketi için mecaz olarak da kullanılabilir; fatal, hayal edilen sonucun ölümcül olduğunu belirtir.
Alıştırma
Hangi cümlede trigger ve feeding frenzy, yoğun bir grup tepkisini anlatmak için doğal biçimde kullanılmıştır?
- One shark swam slowly past the fish without eating.
- The sharks shared a calm meal after smelling the fish.
- The scent of fish triggered a feeding frenzy among the sharks.
Cevabı göster
The scent of fish triggered a feeding frenzy among the sharks.
To forecast your fate: amaç bildiren mastar öbeğiyle başlama
To forecast your fate, amaç bildiren bir mastar öbeğidir. Ana cümleden önce gelerek konuşanın bir sonraki eylemi neden önerdiğini açıklar: Balıklar hakkında bilinenler, sana ne olabileceğini tahmin etmek amacıyla incelenecektir. To + fiilin yalın hâli, + ana eylem kalıbı önce hedefi, ardından kanıt toplama adımını vererek açıklamayı düzenler. Buradaki forecast, mevcut bilgilere dayanarak tahmin etmek demektir; yalnızca hava durumu için kullanılmaz.
Alıştırma
Hangi cümle, sonraki eylemin amacını belirtmek için doğal biçimde bir mastar öbeğiyle başlar?
- Because the result is surprising, let's examine the evidence.
- Before we discuss the result, let's examine the evidence.
- To understand the result, let's examine the evidence.
Cevabı göster
To understand the result, let's examine the evidence.
and have a single row of sharp interlocking teeth on each jaw.
0:31ve her bir çenelerinde tek sıra halinde, birbirine geçen keskin dişlere sahiptirler.
fresh waters: düşük tuzlulukta su kütleleri
Bu cümlede fresh waters, nehirler ve göller gibi çok az tuz içeren su kütleleri veya su alanları anlamına gelir. Buradaki fresh, suyun ne kadar yeni olduğunu ya da içilebilecek kadar temiz olup olmadığını değil, tuzluluk düzeyini anlatır. Çoğul waters, the fresh waters of South America örneğinde olduğu gibi bir bölgedeki su kütlelerini topluca anlatırken resmî coğrafya ve bilim dilinde yaygındır. Günlük dilde genel olarak su maddesinden söz ederken fresh water daha yaygındır.
Alıştırma
Bir doğa rehberinde “the fresh waters of the region” ifadesi ne anlama gelir?
- bölgenin nehirleri, gölleri ve diğer az tuzlu suları
- içilmesinin güvenli olduğu garanti edilen su
- henüz dökülmüş su
Cevabı göster
bölgenin nehirleri, gölleri ve diğer az tuzlu suları
omnivorous: bitkisel ve hayvansal maddelerle beslenme
Omnivorous, beslenmesinde hem bitkisel hem de hayvansal maddeler bulunan bir hayvanı tanımlayan sıfattır. are omnivorous yapısında sıfat, be fiilinden sonra gelir ve hayvanları yediklerine göre sınıflandırır. Bu kelime besin kaynaklarının çeşitliliğini anlatır; hayvanın her türlü yiyeceği yediği anlamına gelmez. “Yalnızca et yiyen” anlamına da gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle omnivorous sözcüğünün anlamını doğru açıklar?
- omnivorous olarak tanımlanan bir hayvan hem bitkisel hem de hayvansal maddeler yer.
- omnivorous olarak tanımlanan bir hayvan yalnızca hayvansal maddeler yer.
- omnivorous olarak tanımlanan bir hayvan yalnızca bitkisel maddeler yer.
Cevabı göster
omnivorous olarak tanımlanan bir hayvan hem bitkisel hem de hayvansal maddeler yer.
and supplement diets of things like insects, crustaceans, worms, and fish Kalıp ifadeler
0:40ve böcekler, kabuklular, solucanlar ve balıklar gibi şeylerden oluşan beslenmelerini
with fruits, seeds, and other plant matter.
0:44meyveler, tohumlar ve diğer bitkisel maddelerle tamamlarlar.
supplement X with Y: X'e Y eklemek
Supplement X with Y, X'e Y ekleyerek X'i desteklemek veya daha eksiksiz hâle getirmek anlamına gelir. supplement sözcüğünün hemen ardından gelen nesne X, with sözcüğünden sonra gelen öge ise Y'dir. Burada X; böcekler, kabuklular, solucanlar ve balıklar gibi besinlere dayalı diyettir. Y ise meyveler, tohumlar ve diğer bitkisel maddelerdir. Bitkisel besinler diyete eklenir; listelenen hayvansal besinler de diyetin bir parçası olarak kalır.
Alıştırma
Cümleyi supplement X with Y yapısının geçmiş zamanıyla tamamlayın: The clinic ____ its written guide ____ a short demonstration video.
Cevabı göster
supplemented · with
both hunt and scavenge: iki paralel eylemi bağlamak
both A and B, aynı özne için aynı ölçüde geçerli iki eylemi bağlar. Burada hunt etkin biçimde av yakalamak, scavenge ise ölü hayvanları veya yiyecek artıklarını bulup yemek anlamına gelir; bu pirana balıkları iki eylemi de yapar. Bağlanan ögeler aynı dil bilgisi biçiminde olmalıdır. both hunt and scavenge ifadesinde hunt ve scavenge, yalın hâldeki paralel fiillerdir.
Alıştırma
hunt ve scavenge fiillerini both ... and ile bağlayın: Foxes ____ for food.
Cevabı göster
both hunt and scavenge
almost exclusively going after other fish's scales. Öbek fiiller
0:56özel beslenme tercihlerine sahiptir.
dietary predilections: yiyecekle ilgili resmî tercihler
Dietary predilections, bir insanın veya hayvanın ne yediğine ilişkin tercihleri ya da güçlü eğilimleri ifade eder. Bu cümlede ifade, wimple piranalarının diğer balıkların pullarına yönelik sıra dışı tercihini anlatır. Predilection, bir şeye yönelik eğilimdir; tıbbi bir kısıtlama veya alerji değildir. İfade, neyden kaçınılması gerektiğini değil, neyin tercih edildiğini anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede dietary predilections ne anlama geliyor?
- Yiyeceklerin yol açtığı alerjik tepkiler
- Nelerin yendiğine ilişkin güçlü tercihler
- Nelerin yenebileceğine ilişkin tıbbi kurallar
Cevabı göster
Nelerin yendiğine ilişkin güçlü tercihler
go after other fish's scales: bir hedefin peşine düşmek
Go after deyimsel fiili, nesne olarak bir hedef alır ve o hedefi kovalamak, ona saldırmak ya da onu elde etmeye çalışmak anlamına gelir. Burada other fish's scales besin hedefidir; dolayısıyla bu balıklar pullarını almak için diğer balıkları kovalar. After bu deyimsel fiilin bir parçasıdır; daha sonra anlamına gelmez ve yalnızca bir şeyin arkasındaki konumu anlatmaz.
Alıştırma
“The hungry fox went after a rabbit across the field,” cümlesinde went after ne anlama gelir?
- Tavşanı hedef olarak kovaladı.
- Tavşanı kovalamadan arkasında durdu.
- Tavşandan daha sonra geldi.
Cevabı göster
Tavşanı hedef olarak kovaladı.
Species like redeye piranhas are more solitary,
1:00Kırmızı gözlü pirana gibi türler daha yalnız yaşarken,
while red-bellied piranhas form shoals of 10 to 100. Kelime
1:03kırmızı karınlı piranalar 10 ila 100 kişilik sürüler oluştururlar.
form shoals: balık sürüleri hâlinde toplanmak
Form shoals ifadesi, balıkların gruplar hâlinde toplanması anlamına gelir. Form, grubu oluşturmayı anlatan fiildir; shoals ise balık gruplarını belirten çoğul isimdir. Shoal sığ su bölgesi anlamına da gelebilir, ancak öznenin balık olması ve of 10 to 100 şeklindeki büyüklük ifadesi burada balık sürüsü anlamının kullanıldığını açıkça gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede shoals balık gruplarını ifade eder ve form shoals doğal biçimde kullanılmıştır?
- At sunset, the birds form shoals near the reef.
- At sunset, the boats cross dangerous shoals near the reef.
- At sunset, the sardines form shoals near the reef.
Cevabı göster
At sunset, the sardines form shoals near the reef.
Red-bellied piranhas are among the most popularly depicted
1:07Kırmızı karınlı piranalar en popüler olarak tasvir edilenler arasındadır
and commonly regarded as especially aggressive. Kalıp ifadeler
1:11ve genellikle özellikle agresif olarak kabul edilirler.
commonly regarded as ile yaygın bir görüşü aktarmak
Be commonly regarded as, “yaygın olarak ... şeklinde görülmek veya kabul edilmek” anlamına gelir. Bu cümlede kırmızı karınlı piranaların özellikle saldırgan olduğu yönündeki yaygın görüşü aktarır. Yapı özne + be + commonly regarded as + kimlik, kategori veya nitelik şeklindedir. Paylaşılan bir görüşü bildirir; bu görüşün doğru olduğunu tek başına kanıtlamaz.
Alıştırma
Cümleyi, yaygın bir görüşü aktaran dersteki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The scientist is ____ a pioneer in her field.
Cevabı göster
commonly regarded as
their reputation for rapacious pack hunting is misinformed. Kelime
1:15yırtıcı bir şekilde sürü halinde avlandıkları yönündeki ünleri yanlış bilgidir.
reputation for rapacious pack hunting: açgözlü sürü avcılığı konusundaki ün
Reputation for X, insanların X nedeniyle biri veya bir şey hakkında genel olarak sahip olduğu görüş ya da ün anlamına gelir. Buradaki X, rapacious pack hunting ifadesidir. Rapacious açgözlü ve acımasız bir iştahı anlatan güçlü biçimde olumsuz bir anlam taşır; pack hunting ise koordineli bir grup içinde avlanmak demektir. İsim grubunun tamamı, piranaların avlarına grup hâlinde açgözlülükle saldırdığı yönündeki imajı adlandırır. Cümledeki is misinformed, bu ünün yanlış bilgilerden kaynaklandığını söyler; balıkların kendilerine yanlış bilgi verildiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Piranalarla ilgili şu cümlenin anlamına en uygun seçenek hangisidir: “Their reputation for rapacious pack hunting is misinformed”?
- Balıklar tek başına ve dikkatli avlanmalarıyla ünlüdür.
- Balıklar nasıl avlanacakları konusunda yanlış talimat aldı.
- İnsanlar balıkların açgözlü biçimde gruplar hâlinde avlandığına yanlışlıkla inanıyor.
Cevabı göster
İnsanlar balıkların açgözlü biçimde gruplar hâlinde avlandığına yanlışlıkla inanıyor.
It's thought that the main benefit of their group living
1:19Grup halinde yaşamalarının temel faydasının
isn't X, but instead Y: bir açıklamayı düzeltmek
not X, but instead Y kalıbı bir açıklamayı reddeder ve onun yerine konuşanın daha doğru bulduğu açıklamayı koyar. Burada isn't cooperative hunting beklenen yarar olarak iş birliği içinde avlanmayı eler; but instead ise protection from predators ifadesini gerçek yarar olarak sunar. X ve Y dil bilgisi açısından paralel olmalıdır. Bu cümlede iki taraf da isim öbeğidir, bu yüzden karşıtlık kolayca anlaşılır.
Alıştırma
Düzeltme yapısını isn't ... but instead ile tamamlayın: The message ____ a complaint, ____ a request for help.
Cevabı göster
isn't · but instead
of which they have many: resmî bir ilgi cümleciği
of which they have many yapısında which, önceki çoğul predators sözcüğüne gönderme yapar. Yan cümle, onların çok sayıda yırtıcısı olduğu anlamına gelir; many miktarı belirtir, of which ise of them karşılığıdır. Daha nötr dizilimde temel fikir they have many of them şeklindedir. of öğesini which'in önüne almak, resmî ilgi cümleciği dizilimi olan of which they have many yapısını oluşturur. Bu yan cümle protection hakkında değil, predators hakkında ek bilgi verir.
Alıştırma
Hangi cümle of which kullanarak kasabada çok sayıda eski köprü olduğunu söyler?
- The town is famous for its old bridges, many of which need repair.
- The town is famous for its old bridges, which attract many visitors.
- The town is famous for its old bridges, of which it has many.
Cevabı göster
The town is famous for its old bridges, of which it has many.
Larger mature red-bellied piranhas tend to assume privileged positions at the shoal's center, Kalıp ifadeler
1:28Daha büyük, olgun kırmızı karınlı piranalar, sürünün merkezinde ayrıcalıklı pozisyonlar alma eğilimindedir,
tend to assume privileged positions: olağan bir eğilimi anlatmak
tend to assume privileged positions ifadesi “genellikle daha avantajlı konumları almak” anlamına gelir. Tend to, bunu istisnasız bir kural olarak değil, tekrar eden bir eğilim olarak sunar. Burada assume, “varsaymak” değil, “almak veya işgal etmek” anlamındadır. Privileged position avantaj sağlayan bir konumdur; bu cümlede sürünün daha güvenli olan merkezidir. Bu ifadelerin birleşimi, iddiaya dikkatli ve bilimsel bir ton kazandırır.
Alıştırma
Hangi cümle, istisnalara izin veren yaygın bir eğilimi doğal biçimde anlatır?
- Dominant animals tend to suppose privileged positions near the food source.
- Dominant animals always occupy privileged positions near the food source.
- Dominant animals tend to assume privileged positions near the food source.
Cevabı göster
Dominant animals tend to assume privileged positions near the food source.
And scientists have observed that red-bellied piranhas in smaller groups breathe faster, Kalıp ifadeler
1:35Ve bilim insanları, daha küçük gruplar halindeki kırmızı karınlı piranaların daha hızlı nefes aldığını,
scientists have observed that: araştırma kanıtını sunmak
Scientists have observed that, bilimsel gözlem yoluyla belgelenmiş bir eğilimi sunar. Burada observe, bir şeyi bir kez tesadüfen görmek değil, bir olguyu bilinçli olarak fark etmek veya kaydetmek anlamındadır. Present perfect yapıdaki have observed, önceki gözlemleri mevcut tartışmayla ilişkilendirir; that ise gözlemlenen sonucu belirten tam bir yan cümleyi başlatır. Bu kalıp bir eğilimin kanıtını bildirir, ancak önerilen nedeni tek başına kanıtlamaz.
Alıştırma
Bir araştırma bir davranışı defalarca kaydetmiş, ancak nedenini belirlememiştir. Hangi cümle kanıtı en doğru biçimde bildirir?
- Scientists have observed that urban foxes become active later on weekends.
- Scientists have proved that urban foxes become active later on weekends.
- Scientists have observed the urban foxes that become active later on weekends.
Cevabı göster
Scientists have observed that urban foxes become active later on weekends.
they also communicate by rapidly contracting specialized muscles Dilbilgisi
1:44yüzme keselerinin üzerindeki özel kasları hızla kasarak da
communicate by rapidly contracting: yöntem belirten by + -ing
communicate by rapidly contracting ifadesinde by, iletişim kurmak için kullanılan yöntemi tanıtır. Burada bu eylem yoluyla anlamındadır; yanında anlamında değildir. by bir edat olduğu için ardından gelen fiil -ing biçimini alır: contracting. Rapidly, contracting sözcüğünü niteler ve kasılmanın hızını belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp do something by + -ing şeklindedir.
Alıştırma
Hangi cümle bir yöntemi açıklamak için by + -ing yapısını doğru kullanıyor?
- The class reduced waste by reusing old containers.
- The class reduced waste by reuse old containers.
- The class reduced waste by reused old containers.
Cevabı göster
The class reduced waste by reusing old containers.
swim bladder: balığın yüzebilirliğini kontrol eden organ
Swim bladder, birçok kemikli balıkta bulunan ve yüzebilirliği kontrol etmeye yardımcı olan gaz dolu bir iç organdır. Böylece balıklar sürekli yüzmeden derinliklerini koruyabilir veya değiştirebilir. Bu cümlede, bu organların üzerindeki kaslar balığın iletişim mekanizmasının bir parçası olarak kasılır. Çoğul swim bladders, birden fazla balığın sahip olduğu organları ifade eder. Bladder sözcüğünü tek başına yorumlamak yerine swim bladder ifadesini bütün bir anatomi terimi olarak okuyun.
Alıştırma
Hangi cümle swim bladder ifadesini doğru biyolojik anlamıyla kullanıyor?
- A swim bladder is a fish's outer fin for steering.
- Many bony fish use a swim bladder to help control buoyancy.
- A swim bladder is the organ that stores urine in humans.
Cevabı göster
Many bony fish use a swim bladder to help control buoyancy.
They repeatedly bark when they're facing off with one another Öbek fiiller
1:51Birbirleriyle karşı karşıya geldiklerinde
facing off with one another: karşılıklı mücadele
face off with someone, biriyle doğrudan karşı karşıya gelmek veya yarışmak demektir. Bu cümlede facing off with one another, balıkların yalnızca birbirlerine bakmadığını, karşılıklı olarak birbirlerine meydan okuduğunu gösterir. one another karşılıklılığı belirtir: her hayvan diğerleriyle karşı karşıya gelmektedir. Kullanılabilir kalıp face off with + rakip şeklindedir. Rakip belirtilmediğinde face off tek başına da kullanılabilir: The finalists will face off.
Alıştırma
Cümleyi face off with ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: At tomorrow's debate, the two captains will ____ one another.
Cevabı göster
face off with
They make thudding noises when they're aggressively circling each other, Kalıp ifadeler
1:56Birbirlerinin etrafında agresif bir şekilde dönerken,
make thudding noises: ağır ve tok sesleri anlatmak
make + bir ses sözcüğü kalıbı, bir şeyin hangi sesi çıkardığını anlatır: make a noise tek bir sese, make noises ise tekrarlanan seslere işaret edebilir. Burada thudding, noises sözcüğünün niteliğini açıklar. Bir thudding noise, ağır bir nesnenin yere çarpması gibi pes, ağır ve tok bir darbe sesidir. Yalnızca sesin yüksekliğini değil, niteliğini anlatır. Bu nedenle make thudding noises, make loud noises ifadesinden daha kesin bir betimleme sunar.
Alıştırma
Tekrarlanan ağır ve tok darbe sesleri çıkaran bir kurutma makinesini en iyi hangi cümle anlatır?
- The dryer is making whispering noises.
- The dryer is making thudding noises.
- The dryer is making ringing noises.
Cevabı göster
The dryer is making thudding noises.
when things escalate further: daha ciddi bir aşamayı belirtmek
When things escalate further, durumun daha yoğun veya ciddi hâle geldiği koşulu ya da aşamayı belirtir. Buradaki things, fiziksel nesneleri değil, durumun tamamını ifade eder. Bu yan cümle, anlatıyı düzenleyerek önceki daha hafif davranıştan ardından gelen daha güçlü eyleme geçildiğini gösterir. when + situation + escalates further kalıbı, sonraki ve daha ciddi aşamada ne olduğunu anlatmak için kullanılabilir.
Alıştırma
Bu cümlede when things escalate further neyi belirtir?
- Fiziksel nesneler daha uzağa gider.
- Durum yeniden daha sakin bir aşamaya döner.
- Durum daha ciddi bir aşamaya geçer.
Cevabı göster
Durum daha ciddi bir aşamaya geçer.
snapping their jaws together: çeneleri aniden ve güçlü biçimde kapatmak
Snapping their jaws together, üst ve alt çeneyi aniden ve güçlü biçimde kapatmak anlamına gelir. Buradaki snap, hızlı ve keskin bir kapanma hareketini belirtir; fotoğraf çekmek ya da kırılmak anlamına gelmez. Tekrar kullanılabilen kalıp snap + iyelik belirleyicisi + jaws + together şeklindedir. İyelik belirleyicisini özneyle eşleştirin: tek bir hayvan snaps its jaws together, birden fazla hayvan ise snap their jaws together biçimini kullanır.
Alıştırma
Cümleyi snap ... together ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The crocodile ____ just inches from the camera.
Cevabı göster
snapped its jaws together
which might also have some special uses during mating.
2:12ve çiftleşme sırasında bazı özel kullanımları da olabilir.
a sampling of their overall repertoire: tüm repertuvarlarının küçük bir bölümü
Burada a sampling of, daha büyük bir bütün içinden alınmış küçük bir seçki anlamına gelir. İstatistiksel örnekleme yönteminin ayrıntılarını anlatmaz; şimdiye kadar duyulan seslerin yalnızca birkaç örnek olabileceğini belirtir. Repertoire, bir kişinin ya da canlının kullanabildiği eserlerin, becerilerin, davranışların veya seslerin tamamıdır. Bu nedenle their overall repertoire burada balıkların çıkarabileceği tüm farklı sesler demektir.
Alıştırma
Videodaki cümlede a sampling of their overall repertoire ne anlama geliyor?
- Bir albüm için kaydedilmiş şarkılardan oluşan bir grup.
- Balıkların çıkarabileceği tüm seslerden yalnızca küçük bir seçki.
- Balıkların çıkarabildiği seslerin eksiksiz tamamı.
Cevabı göster
Balıkların çıkarabileceği tüm seslerden yalnızca küçük bir seçki.
But when do red-bellied piranhas get aggressive with humans? Kalıp ifadeler
2:16Peki kırmızı karınlı piranalar insanlara karşı ne zaman agresifleşir?
get aggressive with humans: insanlara karşı saldırganlaşmak
get + sıfat yapısı genellikle bir durum değişikliğini belirtir. Burada get aggressive, sabit bir özellik olarak yalnızca 'saldırgan olmak' değil, 'saldırganlaşmak' anlamına gelir. With humans, saldırganlığın yöneldiği hedefi belirtir: balıklar insanlara karşı saldırganlaşır. Balıklarla insanların birlikte saldırganlaşması anlamına gelmez.
Alıştırma
'Birine karşı düşmanca hâle gelmek' anlamındaki, derste öğrenilen üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: A frightened cat may ____ visitors if it feels cornered.
Cevabı göster
get aggressive with
it seems to mostly happen in scenarios when they're being handled, Anlatım akışı
2:22bu durumun daha çok ellenip tutuldukları senaryolarda,
when they do bite people: vurgulu do
Olumlu yan cümle when they do bite people içinde do, vurgu eklemek için yalın fiil bite'ın önüne gelir. Isırma olayının gerçekten gerçekleştiğini belirtir; do burada soru oluşturmamaktadır. Bu vurgu, “evet, oluyor, ama...” biçiminde bir anlatım kurar: Konuşan kişi önce bir noktayı kabul eder, ardından bunu belirli koşullarla sınırlar. Özne üçüncü tekil şahıssa does + yalın fiil kullanılır; It does happen buna örnektir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız “Bees never sting.” diyor. Hangi yanıt, sokmanın gerçekten gerçekleştiğini kabul edip ardından iddiayı sınırlar?
- Bees always sting everyone nearby.
- Bees do sting, but usually only when they feel threatened.
- Bees never sting, even when they feel threatened.
Cevabı göster
Bees do sting, but usually only when they feel threatened.
it seems to mostly happen: eğilimi temkinli biçimde anlatmak
It seems to mostly happen ifadesinde seems to, iddiayı tamamen kesin bir gerçek olarak değil, eldeki kanıtların bir yorumu olarak sunar. Mostly ise istisnalara yer bırakarak olayın esas olarak anlatılan durumlarda gerçekleştiğini belirtir. Bu sözcükler birlikte bilgiyi temkinli bir eğilim olarak düzenler: “Birçok durumda kanıtlar bu yönü gösteriyor” denir, “bu her zaman olur” denmez.
Alıştırma
It seems to mostly happen in winter ifadesi kanıtlara karşı nasıl bir tutum aktarır?
- Olayın her seferinde mutlaka kışın gerçekleştiğini kanıtlar.
- Kışı ana örüntü olarak sunarken belirsizliğe ve istisnalara yer verir.
- Olayın neredeyse hiç gözlemlenmediğini söyler.
Cevabı göster
Kışı ana örüntü olarak sunarken belirsizliğe ve istisnalara yer verir.
when people are spilling food or cleaning their fishing catch in the water,
2:26insanlar yiyecek döktüğünde veya yakaladıkları balıkları suyun içinde temizlediklerinde,
or guarding their eggs during the wet season. Kültür
2:34insanların piranaları rahatsız ettiği zamanlarda gerçekleştiği görülüyor.
guarding their eggs during the wet season: üreme dönemindeki savunma davranışı
Guarding their eggs, yumurtaların yakınında durup onları olası tehditlerden korumak anlamına gelir. during the wet season bölümü üreme bağlamını verir: çiftleşme ve yumurtaları koruma bu dönemde gerçekleşebilir. Bu ayrıntı, piranaların saldırganlığını yakındaki her şeye yönelik rastgele bir saldırı olarak değil, yavruları rahatsız edildiğinde gösterdikleri savunma tepkisi olarak anlamaya yardımcı olur.
Alıştırma
guarding their eggs during the wet season bu cümlede neyi açıklamaya yardımcı olur?
- Balıklar, insanlar onlara bu görevi verdiği için yumurtaları gözetir.
- Balıklar yumurtalarını korumak için savunmacı davranabilir.
- Balıklar her mevsimde yakındaki bütün canlılara saldırır.
Cevabı göster
Balıklar yumurtalarını korumak için savunmacı davranabilir.
Starvation stress is also thought to lead red-bellied piranhas Dilbilgisi
2:37Açlık stresinin de kırmızı karınlı piranaları
to increasingly bold, aggressive behavior. Kelime
2:41giderek daha cesur ve agresif davranışlara sürüklediği düşünülmektedir.
is thought to lead X to Y: neden ve sonucu temkinli biçimde ifade etmek
is thought to lead yapısında is thought to, nedeni kanıtlanmış bir gerçek olarak değil, aktarılan veya kanıtlara dayanan bir görüş olarak sunar. Bu, bilimsel iddiaya temkinli bir ton verir. A is thought to lead X to Y kalıbı, A'nın X'in Y sonucuna ulaşmasına veya Y'yi göstermesine yol açtığına inanıldığını belirtir. Burada A starvation stress, X red-bellied piranhas, Y ise increasingly bold, aggressive behavior ifadesidir; lead fiziksel olarak yol göstermek anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi temkinli neden-sonuç kalıbı is thought to lead X to Y ile tamamlayın: Too little sleep ____ poor decisions.
Cevabı göster
is thought to lead people to
bold, aggressive behavior: övgü değil, risk alma eğilimi
Hayvan davranışlarıyla ilgili metinlerde bold, risk almaya, tehlikeye yaklaşmaya veya açıkta kalan alanlara girmeye daha istekli bir hayvanı anlatır. Bu, risk alma eğiliminin görece tarafsız bir tanımıdır; hayvanın cesaretini övmek zorunda değildir. Burada bold ve aggressive birbiriyle ilişkili ancak ayrı özelliklerdir: pirana daha çok risk alabilir ve daha saldırgan davranabilir. İfade, bu davranışın ahlaki açıdan cesur olduğunu söylemez.
Alıştırma
Bir hayvan davranışı raporunda “The animal showed bolder behavior” ifadesi büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Ahlaki açıdan takdire değer bir cesaretle davrandı.
- Vücudu daha kalın ve daha koyu hâle geldi.
- Risk almaya veya tehlikeye yaklaşmaya daha istekli hâle geldi.
Cevabı göster
Risk almaya veya tehlikeye yaklaşmaya daha istekli hâle geldi.
could theoretically result in: temkinli biçimde belirtilen olası sonuç
Result in bir sonucu ifade eder ve ardından isim, isim öbeği veya -ing biçimi gelir. Bu cümledeki sonuç feeding frenzies, yani hayvanların alışılmadık bir yoğunluk ve heyecanla birlikte beslendiği durumlardır. Could theoretically birleşimi, sonucun bir teoriye veya akıl yürütmeye göre mümkün olduğunu belirtir; kesin, yaygın ya da daha önce gözlemlenmiş olduğunu söylemez. Will result in veya will cause ifadelerinden çok daha temkinlidir.
Alıştırma
Hangi cümle veri kaybını yalnızca teorik bir olasılık olarak sunar?
- An unnoticed software bug resulted in data loss.
- An unnoticed software bug will result in data loss.
- An unnoticed software bug could theoretically result in data loss.
Cevabı göster
An unnoticed software bug could theoretically result in data loss.
where each fish tries to get some of whatever finds its way into the water. Deyimler
2:47her balığın suya düşen şeyden bir parça almaya çalıştığı beslenme çılgınlıklarına yol açabilir.
whatever finds its way into the water: sonunda suya giren her şey
Whatever burada ‘-en her şey’ anlamına gelir. Bu nedenle whatever finds its way into the water, suya giren her türlü yiyecek ya da başka maddeyi ifade eder. Find its way into, genellikle tesadüfen, doğal bir hareketle veya dolaylı bir süreç sonucunda bir yere sonunda girmek ya da ulaşmak demektir. Söz konusu şeyin bilinçli olarak yol aradığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi find its way into ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: During the storm, rainwater ____ the basement.
Cevabı göster
found its way into
Despite this kind of behavior being extremely rare, Dilbilgisi
2:52Bu tür davranışların son derece nadir olmasına rağmen,
rumors of it launched the piranha's international infamy. Kelime
2:55bununla ilgili söylentiler pirananın uluslararası alanda kötü şöhretini başlattı.
Despite ... being extremely rare: -ing yapısıyla karşıtlık
Despite, ana sonucu şaşırtıcı gösteren bir gerçeği belirtir. Burada davranış son derece nadirdi, ancak hakkındaki söylentiler yine de piranalara uluslararası bir kötü şöhret kazandırdı. Despite bir edattır; bu nedenle arkasından this kind of behavior being extremely rare örneğindeki gibi bir isim öbeği veya -ing yapısı gelir. Ardından doğrudan özne ve fiil içeren sıradan bir tam cümlecik getirmeyin. Bunun yerine although this behavior is rare veya despite the fact that this behavior is rare kullanın.
Alıştırma
Cümleyi despite sonrasında be fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Despite the road ____ icy, the bus arrived on time.
Cevabı göster
being
launched the piranha's international infamy: dünya çapında kötü şöhrete yol açmak
Bu cümlede launched, bir şeyi havaya fırlatmak anlamına gelmez. Burada bir süreci başlatmak veya harekete geçirmek demektir: söylentiler, pirananın olumsuz ününün dünya çapında yayılmaya başlamasına neden oldu. Infamy, kötü bir şey nedeniyle geniş ölçüde tanınmak anlamına gelir. Daha tarafsız olan fame sözcüğünden farklı olarak başlı başına kınama veya olumsuz değerlendirme taşır.
Alıştırma
Hangi cümle, bir skandalın şirketi kötü bir şey nedeniyle geniş çapta tanınır hâle getirdiğini söylüyor?
- The scandal kept the company completely unknown.
- The scandal launched the company into international fame.
- The scandal launched the company into international infamy.
Cevabı göster
The scandal launched the company into international infamy.
And this was in no small part thanks to former US president Theodore Roosevelt. Kalıp ifadeler
2:59Ve bu, azımsanmayacak ölçüde eski ABD başkanı Theodore Roosevelt sayesindeydi.
in no small part thanks to: önemli bir nedeni belirtmek
In no small part, büyük ölçüde demenin vurgulu bir yoludur. No sözcüğü nedeni ortadan kaldırmaz; katkının küçük olduğu düşüncesini reddeder. Thanks to, sonucun ortaya çıkmasına yardımcı olan kişi veya etkeni tanıtır. Birlikte kullanıldığında in no small part thanks to, bunun önemli bir neden olduğunu ancak mutlaka tek neden olmadığını belirtir.
Alıştırma
“The project succeeded in no small part thanks to Lina” ne anlama gelir?
- Başarının tek nedeni kesinlikle Lina'ydı.
- Lina neredeyse hiç katkıda bulunmadı.
- Lina önemli bir katkıda bulundu, ancak başka etkenler de yardımcı olmuş olabilir.
Cevabı göster
Lina önemli bir katkıda bulundu, ancak başka etkenler de yardımcı olmuş olabilir.
he published a best-selling book in which he called piranhas the most ferocious fish in the world Dilbilgisi
3:06piranaları dünyanın en vahşi balığı olarak adlandırdığı ve kan kokusunun
call X Y: piranalara dünyanın en vahşi balıkları demek
call X Y kalıbında X, adlandırılan veya değerlendirilen kişi ya da şeydir; Y ise X'e bir ad, rol veya değerlendirme veren isim ya da isim grubudur. Burada piranhas X, the most ferocious fish in the world ise Y'dir. Buradaki called, telefon etti anlamına gelmez. Yazarın piranalara verdiği etiketi veya değerlendirmeyi aktarır. En üstünlük bildiren bu ifade güçlü bir değerlendirmedir; dil bilgisi yapısı bunun gerçek olduğunu garanti etmez.
Alıştırma
Cümleyi tam olarak iki sözcükle tamamlayın. X olarak Maya'yı ve call fiilinin simple past biçimini kullanın: Yesterday, the coach ____ the team's most reliable player.
Cevabı göster
called Maya
and wrote that the scent of blood could incite them Kalıp ifadeler
3:12koca bir ineği veya canlı bir insanı hızla yemeleri için onları kışkırtabileceğini yazdığı
incite them to rapidly devour: birini güçlü biçimde eyleme kışkırtmak
incite someone to do something kalıbı, bir kişiyi, grubu veya hayvanı bir eyleme güçlü biçimde kışkırtmak ya da yöneltmek anlamına gelir. Burada them piranalara gönderme yapar; to rapidly devour ise kan kokusunun tetiklediği iddia edilen şiddetli eylemi belirtir. Incite, make veya encourage sözcüklerinden daha güçlü ve daha yüklüdür. Genellikle bir nedenin kişiyi yoğun, tehlikeli veya yanlış bir eyleme ittiğini düşündürür. Rapidly, devour fiilini niteler ve yeme hızını anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede incite doğal ve doğru yapıyla kullanılmıştır?
- The rumor incited the crowd attacking the shop.
- The waiter incited the guests to try the dessert.
- The false message could incite the crowd to attack.
Cevabı göster
The false message could incite the crowd to attack.
But Roosevelt's account is generally considered circumstantial and misleading. Kelime
3:20Ancak Roosevelt'in anlatımının genellikle tesadüfi ve yanıltıcı olduğu düşünülmektedir.
circumstantial and misleading: dolaylı destek ve yanlış izlenim
Kanıtların değerlendirildiği bu bağlamda circumstantial, anlatımın doğrudan bir kanıttan çok çevredeki olgulara veya dolaylı kanıtlara dayandığını belirtir. Bu, anlatımın otomatik olarak yanlış olduğu anlamına gelmez. Misleading, anlatımın insanlarda gerçeğe uymayan bir izlenim oluşturabileceğini belirtir. İki sıfat birlikte kullanıldığında hem anlatımı destekleyen kanıt türü hem de anlatımın yarattığı izlenim sorgulanır.
Alıştırma
Bu cümlede circumstantial and misleading, anlatım hakkında ne söylüyor?
- Eksiksiz doğrudan kanıta sahiptir ve yanlış anlaşılamaz.
- Yalnızca fiziksel çevreyi tarafsız ve çok ayrıntılı biçimde anlatır.
- Büyük ölçüde dolaylı desteğe dayanır ve yanlış bir izlenim yaratabilir.
Cevabı göster
Büyük ölçüde dolaylı desteğe dayanır ve yanlış bir izlenim yaratabilir.
The feeding frenzy he witnessed is suspected to have been the result of people purposefully starving red-bellied piranhas, Dilbilgisi
3:25Tanık olduğu beslenme çılgınlığının, insanların heyecan verici bir gösteri sunmak uğruna
then giving them the opportunity to feed on a cow carcass, Kalıp ifadeler
3:33kırmızı karınlı piranaları kasıtlı olarak aç bırakıp,
feed on a cow carcass: yiyen taraf ve besin kaynağı
Feed on + yiyecek, “o yiyeceği yemek veya ondan besin almak” anlamına gelir. Özne yiyen taraftır. Bu cümlede them piranaları belirtir; a cow carcass ise yemelerine izin verilen ölü bir ineğin bedenidir. Burada feed fiilini “birine yiyecek vermek” diye anlamayın. feed on yapısında on’dan sonra gelen öge besin kaynağıdır: hayvan + feed on + yiyecek.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste öğrendiğiniz ve “yiyecek olarak yemek” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Many bats ____ insects.
Cevabı göster
feed on
all to put on an exciting show. Öbek fiiller
3:37ardından onlara bir inek leşiyle beslenme fırsatı vermelerinin bir sonucu olduğundan şüpheleniliyor.
is suspected to have been the result of: geçmiş bir nedeni temkinli biçimde bildirme
Burada is suspected to, bir açıklamanın kesinleşmiş bir gerçek değil, doğrulanmamış bir olasılık olarak görüldüğünü belirtir. Edilgen yapı, bu değerlendirmeyi kimin yaptığını söylemez; suspected sözcüğü de yalnızca suç bağlamlarında kullanılmaz. X is suspected to have been the result of Y yapısında tamamlanmış mastar to have been, öne sürülen geçmiş ilişkiyi şimdiki değerlendirme olan is suspected ifadesinden önceye yerleştirir. The result of, Y'yi olası neden olarak tanıtır. Bu yapı geçmiş olaylarla ilgili temkinli haber ve raporlarda yaygındır.
Alıştırma
Şüphe edilen geçmiş bir nedeni anlatan hedef yapıyla cümleyi tamamlayın: The outage ____ a damaged power cable.
Cevabı göster
is suspected to have been the result of
put on an exciting show: bir gösteri sahnelemek
Put on a show, “insanların izlemesi için bir gösteri sahnelemek veya sunmak” anlamına gelir. Bu cümlede all to amacı belirtir: her şey heyecan verici bir gösteri yaratmak için yapılmıştır. Bu, sahnenin doğal biçimde gerçekleşmek yerine bilerek düzenlendiğini düşündürür. Nesne, put on ifadesinin anlamını belirlemeye yardımcı olur. Ardından show, play veya performance geldiğinde, bir şeyi giymek değil, bir gösteri sunmak anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste öğrendiğiniz ve “sahnelemek” anlamına gelen iki sözcüklü deyimsel fiille tamamlayın: The school will ____ a play tomorrow.
Cevabı göster
put on
Where were we? Ah, yes. ile konuya geri dönmek
Where were we? burada gerçek bir konumu sormaz. Konuşmanın hangi noktasında kalındığını sorar ve araya giren bir açıklamanın ya da kesintinin bittiğini gösterir. Ah, yes. konuşmacının önceki düşünce akışını hatırladığını ve devam etmeye hazır olduğunu gösterir. Bu iki kısa ifade birlikte dinleyicileri ana konuya geri götürür.
Alıştırma
But where were we? Ah, yes. bu bölümde hangi işlevi görüyor?
- Herkesin fiziksel olarak nerede olduğunu soruyor.
- Devam etmeden konuşmayı bitiriyor.
- Kesintiden önceki konuya geri dönüyor.
Cevabı göster
Kesintiden önceki konuya geri dönüyor.
piranha-infested waters: isim + -infested kalıbı
piranha-infested, waters sözcüğünü niteleyen birleşik bir sıfattır. Bu sularda çok sayıda pirana bulunduğunu ve bunların bir tehlike ya da ciddi bir sorun olarak sunulduğunu belirtir. İsim + -infested kalıbı, a rat-infested building örneğindeki gibi istenmeyen bir şeyin yoğun biçimde bulunduğu yeri anlatır. Hayvanların yalnızca orada yaşadığını söylemekten daha güçlü ve daha olumsuzdur.
Alıştırma
“Rahatsız edici sivrisineklerle dolu” anlamına gelen bir birleşik sıfatla cümleyi tamamlamak için isim + -infested kalıbını kullanın: We stayed away from the ____ swamp.
Cevabı göster
mosquito-infested
Let's assume these are red-bellied piranhas.
3:46Bunların kırmızı karınlı piranalar olduğunu varsayalım.
they should be doing all right for themselves and not starving. Deyimler
3:51halleri vakitleri yerinde olmalı ve açlıktan ölmüyor olmalılar.
This being the Amazon River: arka plan nedenini veren bağımsız yapı
"This being the Amazon River" bağımsız bir yapıdır. "This" bu yapının kendi mantıksal öznesidir; "being the Amazon River" ise arka plan koşulunu verir. Burada ifadenin tamamı yaklaşık olarak "because this is the Amazon River" anlamına gelir ve neden aç kalmamaları gerektiğini açıklar. Bu, progressive yapıdaki bir ana cümle değildir. Ana mesaj "they should be..." ile başlar; baştaki ifade, nedeni kısa bir arka plan bilgisine dönüştürür.
Alıştırma
being kullanan bağımsız bir yapıyla yeniden yazımı tamamlayın: Because the weather is clear, we will eat outside. → ____, we will eat outside.
Cevabı göster
The weather being clear
doing all right for themselves: kendi başına oldukça iyi idare etmek
"Do all right for oneself", kişinin kendi koşullarında oldukça iyi idare etmesi veya durumunun fena olmaması anlamına gelir; çoğu zaman kendi ihtiyaçlarını karşılayabildiği imasını da taşır. Burada hayvanların yeterli yiyecek bulup iyi sayılabilecek bir durumda kalmaları bekleniyor. "For themselves", kendi iyilik durumlarına ve kendi başlarına idare etme becerilerine odaklanır. Belirli bir işi tek başlarına yaptıkları anlamına gelmez. Ayrıca "all right", mükemmel değil, yeterli veya oldukça iyi demektir.
Alıştırma
Cümleyi do all right for oneself ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: After learning to hunt, the young foxes can ____ in the wild.
Cevabı göster
do all right for themselves
you're also not hitting the water alongside a bunch of fish guts.
3:55suya bir yığın balık bağırsağı ile birlikte de çarpmıyorsunuz.
you're not disrupting a piranha breeding extravaganza. Kelime
4:00bir pirana üreme çılgınlığını da bozmuyorsunuz.
breeding extravaganza: mizahi bir görkemli gösteri
Extravaganza büyük, özenli veya heyecan verici bir gösteri ya da etkinliktir. Piranaların üreme faaliyetine breeding extravaganza denmesi, bu faaliyeti görkemli bir halk gösterisi gibi sunar. Buradaki ifade biyoloji terimi değil, eğlenceli bir abartıdır. Beklenmedik ölçüde gösterişli olan bu sözcük, yine bir üreme olayını anlatırken cümleye mizah katar.
Alıştırma
breeding extravaganza bu cümlede nasıl bir etki yaratıyor?
- Olaya resmî bir bilimsel sınıflandırma verir.
- Piranaların üremeyi bıraktığını söyler.
- Üreme olayını şakacı biçimde görkemli bir gösteri gibi sunar.
Cevabı göster
Üreme olayını şakacı biçimde görkemli bir gösteri gibi sunar.
You fall in and the piranhas most likely avoid you.
4:04Suya düşüyorsunuz ve piranalar büyük olasılıkla sizden kaçınır.
is generally recommended because splashing is thought to attract piranhas.
4:11genellikle tavsiye edilir çünkü su sıçratmanın piranaları çektiği düşünülür.
swimming or wading ... is generally recommended: gerund ile genel tavsiye
Calmly, softly swimming or wading to shore cümlenin öznesidir. Swimming ve wading, eylemleri isim gibi kullanan ve gerund adı verilen -ing biçimleridir; or ise bunları alternatif eylemler olarak bağlar. Calmly ve softly hareketin nasıl yapılması gerektiğini anlatır. Tekil fiil biçimi "is" bu eylem öbeğiyle uyumludur. is generally recommended edilgen bir yapıdır: tavsiyeyi veren kişi ya da kuruluşu belirtmeden genel bir öneri sunar. Bu yapı güvenlik yönergelerinde yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi ACTION + is generally recommended kalıbıyla tamamlayın: Walking quietly to the exit ____ during a fire drill.
Cevabı göster
is generally recommended
equipped with the dentition to do damage: zarar verebilecek bir diş yapısına sahip olmak
Be equipped with, yararlı bir yetenek sağlayan bir şeye sahip olmak veya onunla donatılmış olmak anlamına gelir. Burada birinin sonradan taktığı ekipmanı değil, doğuştan gelen fiziksel bir özelliği anlatır. Dentition, dişlerin türleri ve dizilişleri de dahil olmak üzere bir hayvanın tüm diş yapısını anlatan resmî bir terimdir. to do damage mastar öbeği, bu diş yapısının ne yapabildiğini açıklar. but ile kurulan karşıtlık, yetenek ile olağan davranışı ayırır: zarar verebilirler, ancak insanlara nadiren saldırırlar.
Alıştırma
Dersteki ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The desert plant is ____ thick leaves that store water.
Cevabı göster
equipped with
have better things to eat: yiyecek daha uygun şeyleri olmak
Bu cümlede have better things to eat, başka yiyeceklerin daha uygun veya çekici olduğu ve bu nedenle insanların bu hayvanların olağan ilk tercihi olmadığı anlamına gelir. Better mevcut yiyecek seçeneklerini karşılaştırır; ahlaki bir üstünlük belirtmez ve mutlaka tadın daha iyi olduğu anlamına gelmez. Bu ifade, daha değerli uğraşları olmak anlamındaki yaygın have better things to do kalıbını şakacı biçimde uyarlar. do yerine eat kullanmak kalıbı korurken onu yiyecek bağlamına uyarlar ve anlatıma hafif, mizahi bir ton verir.
Alıştırma
Hangi cümlede have better things to eat, başka bir yiyecek seçeneğinin daha uygun olduğunu belirtir?
- The cat ignored my sandwich because it had better things to eat.
- The cat ate better after its diet changed.
- The cat had better eat before the vet visit.
Cevabı göster
The cat ignored my sandwich because it had better things to eat.
make your way onto dry land: sudan çıkıp karaya ilerlemek
Make your way, ilerleyiş sürecini öne çıkararak bir yere doğru hareket etmek veya oraya ulaşmak anlamına gelir. Yolculuğun biraz zaman ya da çaba gerektirdiğini düşündürebilir, ancak güzergâhın mutlaka zor olduğu anlamına gelmez. Burada onto, sudan kuru karanın yüzeyine doğru hareketi gösterir. İfadenin tamamı sudan çıkıp karaya ilerlediğiniz anlamına gelir; buradaki make, “yaratmak” anlamında değildir.
Alıştırma
Cümleyi make one's way ifadesinin geçmiş biçimiyle tamamlayın: After the bell rang, Mia ____ through the busy hallway to her classroom.
Cevabı göster
made her way
there's no feeding frenzy where they skeletonize your body within minutes. Kelime
4:26dakikalar içinde vücudunuzu iskelete çevirecekleri bir beslenme çılgınlığı yaşanmaz.
skeletonize your body: bedeni yalnızca iskelet kalacak hâle getirmek
Skeletonize, skeleton sözcüğüne fiil yapan -ize sonunun eklenmesiyle oluşur. Buradaki kullanımında, yalnızca veya neredeyse yalnızca iskelet kalana kadar bedenin yumuşak dokularını çıkarmak ya da yiyip bitirmek anlamına gelir. Bu nedenle skeletonize your body, sıradan bir ısırık veya yaralanmayı değil, aşırı bir sonucu anlatır. Cümle, korku filmlerini andıran bu sonucun birkaç dakika içinde gerçekleştiği düşüncesini reddeder.
Alıştırma
Bu cümlede skeletonize a body ne anlama geliyor?
- Deride küçük bir kesik veya ısırık oluşturmak.
- Neredeyse yalnızca iskelet kalana kadar yumuşak dokuyu çıkarmak veya yiyip bitirmek.
- Bedenin üzerine kemik resmi çizmek.
Cevabı göster
Neredeyse yalnızca iskelet kalana kadar yumuşak dokuyu çıkarmak veya yiyip bitirmek.
you're probably pleased to find no chunks of flesh missing. Kelime
4:32muhtemelen hiçbir et parçasının eksik olmadığını görmekten memnun olursunuz.
upon exiting the water: zamanı anlatan upon + -ing
upon exiting the water, “sudan çıktığında” ya da “sudan çıkar çıkmaz” anlamına gelir. Burada upon bir zaman ilişkisi kurar; “üstünde” veya “tepesinde” anlamına gelmez. Yapı upon + -ing şeklindedir. exiting eylemini yapan örtük kişi, ana cümledeki you ile aynıdır. Bu kısa giriş, sonraki tepkinin ne zaman gerçekleştiğini gösterir.
Alıştırma
Talimatı upon ve enter fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: ____ the building, show your pass to the guard.
Cevabı göster
Upon entering
chunks of flesh: büyük vücut dokusu parçaları
chunk, bir şeyin kalın, katı ya da düzensiz şekilli bir parçasıdır; bu yüzden chunks of flesh, bir insanın veya hayvanın vücudundaki büyük yumuşak doku parçaları anlamına gelir. Flesh, yiyecek olarak meat yerine vücudun kendisine odaklanır. Bu olumsuz cümlede no chunks of flesh missing, büyük doku parçalarının ısırılarak koparılmadığını söyler. Bilerek kullanılan bu çarpıcı görüntü, rahatlatıcı ifadeyi abartılı ve kara mizah içeriyormuş gibi gösterir.
Alıştırma
“No chunks of flesh were missing,” cümlesinde chunks of flesh ne anlama gelir?
- büyük vücut dokusu parçaları
- küçük su damlaları
- büyük pişmiş yiyecek parçaları
Cevabı göster
büyük vücut dokusu parçaları
Piranhas are far from the only animals that trouble us. Dilbilgisi
4:37Bize sorun çıkaran tek hayvan piranalar değildir.
far from the only: tek bir örnekten daha geniş bir konuya geçmek
Bu cümlede far from the only, “kesinlikle tek değil” anlamına gelir. Piranaların insanlara sorun çıkaran birçok hayvandan yalnızca biri olduğunu söyler. Buradaki far from fiziksel uzaklığı değil, dereceyi anlatır. A is far from the only B that... kalıbı bir örnekle başlar ve ardından konuyu aynı gruptaki diğer örneklere genişletir.
Alıştırma
Cümleyi far ile başlayan ve “kesinlikle tek değil” anlamına gelen üç kelimelik hedef ifadeyle tamamlayın: Bad weather is ____ reason the game was delayed.
Cevabı göster
far from the only
But how founded is our fear and loathing of cockroaches? Kelime
4:41Ancak hamamböceklerine karşı korku ve nefretimiz ne kadar haklı?
how founded is our fear and loathing: duyguların kanıta dayanıp dayanmadığını sormak
Burada founded, “olgularla veya geçerli nedenlerle desteklenen” anlamında bir sıfattır. how founded is...? soru yapısı, duygunun gerçek bir temele ne ölçüde dayandığını sorar; found burada bir şirket veya kuruluş kurmak anlamında kullanılmaz. fear and loathing iki tepkiyi birleştirir: korku ile güçlü tiksinti veya nefret. Soru bir bütün olarak hamamböceklerine yönelik bu iki tepkinin kanıtlarla desteklenip desteklenmediğini sorgular.
Alıştırma
Konuşmacı “How founded is our fear and loathing of cockroaches?” derken neyi soruyor?
- Hamamböcekleri fiziksel olarak ne kadar güçlü?
- Bu duyguları ilk kim oluşturdu?
- Bu duyguları ne kadar kanıt veya gerekçe destekliyor?
Cevabı göster
Bu duyguları ne kadar kanıt veya gerekçe destekliyor?
And is trying to rid the world of mosquitoes something we should consider? Kalıp ifadeler
4:45Peki dünyayı sivrisineklerden arındırmaya çalışmak düşünmemiz gereken bir şey mi?
rid the world of mosquitoes: rid X of Y kalıbı
Rid X of Y, “X'i Y'den kurtarmak” ya da “Y'yi X'ten çıkarmak” anlamına gelir. rid the world of mosquitoes ifadesinde the world X'tir, yani sorundan kurtarılacak yerdir; mosquitoes ise Y'dir, yani ortadan kaldırılacak şeydir. Sıra bu ilişkiyi gösterir: X doğrudan rid sözcüğünden sonra gelir, Y ise of ile tanıtılır. Burada trying to rid the world of mosquitoes, eylemi değerlendirilmesi gereken bir fikir olarak sunar; planın zaten uygulanmakta olduğunu söylemez.
Alıştırma
the drinking water ifadesini X olarak kullanıp cümleyi rid X of Y kalıbıyla tamamlayın: The new filter can ____ harmful chemicals.
Cevabı göster
rid the drinking water of