Entropi nedir? - Jeff Phillips: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
653 kelime 154 kel/dk

Video özeti: Video, entropiyi enerjinin yayılmasına yönelik istatistiksel eğilim olarak yeniden ele alıyor. Mikro durumlar ve farklı büyüklükteki sistemler üzerinden ısının neden sıcak cisimlerden soğuklara geçtiğini ve gündelik süreçlerin neden geri döndürülemez göründüğünü açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. is often described as / but it's unfortunately misleading. — Söylem, anlatı ve retorik: Önce yaygın bir açıklamayı sunup ardından onu düzelten tipik bilim anlatımı düzenini tanıyın. Bu karşıtlıkla, sezgisel bir tanımın kullanışlı olsa bile sonraki akıl yürütmeyi doğru biçimde yansıtmadığını belirtebilirsiniz. 2. because there are more ways to / than concentrated energy, / tends to spread out. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Uzun bir neden ve karşılaştırma cümlesini çözümleyin: because gerekçeyi verir, than dağılmış enerjiyle yoğunlaşmış enerjiyi karşılaştırır, tends to ise kesin bir kuralı değil istatistiksel bir eğilimi bildirir. 3. If energy has the opportunity to spread out, it will. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: it will bölümünde spread out ifadesinin tekrarlanmadığı kısa koşul cümlesini anlayın. Bu eksiltiyi kullanarak bir sonucu gereksiz tekrara düşmeden güçlü ve akıcı biçimde yeniden vurgulayabilirsiniz.

Bu derste

There's a concept that's crucial to chemistry and physics. Kalıp ifadeler

0:06

Kimya ve fizik için çok önemli olan bir kavram var.

Kalıp ifadeler

crucial to: bir alan veya hedef için vazgeçilmez

be crucial to + isim yapısı, bir şeyin belirli bir alan, hedef, süreç veya sonuç için son derece önemli olduğunu belirtir. Burada chemistry and physics, anlaşılması bu kavrama bağlı olan alanlardır; to bir yönü değil, bu bağlantıyı gösterir. Crucial, yalnızca important demekten daha güçlüdür. Bir şeyi başarının, anlamanın veya düzgün işleyişin temel bir parçası olarak sunar.

Alıştırma

Bu cümlede “son derece önemli” anlamına gelen ifadeyi seçin: Reliable evidence is ___ scientific research.

  1. crucial at
  2. crucial to
  3. crucial from
Cevabı göster

crucial to

It helps explain why physical processes go one way and not the other. Notlar

0:10

Fiziksel süreçlerin neden bir yöne gidip diğerine gitmediğini açıklamaya yardımcı olur.

Kalıp ifadeler

helps explain why: açıklanan nedeni veya düzeni sunmak

Helps explain why + yan cümle, bir şeyin bir nedeni veya düzeni anlamayı kolaylaştırdığını belirtir. Burada It, önceki concept sözcüğüne gönderme yapar; why ile başlayan yan cümle ise kavramın açıklamaya yardımcı olduğu düzeni sunar. Helps sözcüğünden sonra explain yalın fiil biçiminde kalır: helps explain denir; helps explains veya helps explaining denmez. Helps to explain de dilbilgisi açısından doğrudur, ancak to kullanılmayan biçim kısa ve çok yaygındır.

Alıştırma

Helps explain why ifadesini doğru kullanan cümleyi seçin.

  1. The data helps explains why the lake is shrinking.
  2. The data helps explain why the lake is shrinking.
  3. The data helps explaining why the lake is shrinking.
Cevabı göster

The data helps explain why the lake is shrinking.

Anlatım akışı

one way and not the other: bir yön ile tersi arasındaki karşıtlık

Bu cümlede one way and not the other, bir sürecin doğal olarak bir yönde ilerlediğini, ters yönde ilerlemediğini anlatır. and not karşıtlığı, iki yönü de açık seçenekler olarak sunmak yerine ters yönü açıkça dışlar. the other, the other way ifadesinin kısaltılmış hâlidir. Başka bir nesneyi ya da ayrı bir süreci değil, karşıt yönü belirtir. Bu kısa yapı, yönlülük veya tersinmezlik hakkındaki soyut bir düşünceyi düzenlemeye yardımcı olur.

Alıştırma

Bu cümlede vurgulanan ifade ne anlama geliyor? The reaction goes one way and not the other.

  1. Her iki yönde de aynı şekilde ilerler.
  2. İki yöntemden hangisi kullanılırsa kullanılsın, bir şekilde gerçekleşir.
  3. Bir yönde ilerler, ters yönde ilerlemez.
Cevabı göster

Bir yönde ilerler, ters yönde ilerlemez.

Why ice melts,

0:15

Buzun neden eridiği,

why cream spreads in coffee,

0:16

kremanın kahve içinde neden dağıldığı,

why air leaks out of a punctured tire.

0:19

patlak bir lastikten havanın neden sızdığı.

It's entropy,

0:22

Bu entropidir,

and it's notoriously difficult to wrap our heads around. Deyimler

0:23

ve ne yazık ki kavraması meşhur bir şekilde zordur.

Deyimler

wrap our heads around: zor bir düşünceyi anlamak

Wrap our heads around, özellikle karmaşık, şaşırtıcı veya kabullenmesi zor bir şeyi “anlamak ya da zihinde anlamlandırmak” anlamına gelen bir deyimdir. Fiziksel bir hareketi değil, zihinsel çabayı anlatır. Yaygın kalıp wrap + iyelik belirleyicisi + head(s) + around + anlaşılmaya çalışılan şey biçimindedir: I wrap my head around it; we wrap our heads around it. Örnekte zor olan şey zaten is difficult yapısının öznesidir; bu nedenle around sonda yer alabilir.

Alıştırma

“Bu karmaşık kuralı anlamak” anlamındaki deyimi tamamlayın. I ile uyumlu biçimi kullanın: I still can't ____ this complicated rule.

Cevabı göster

wrap my head around

Entropy is often described as a measurement of disorder. Anlatım akışı

0:27

Entropi genellikle düzensizliğin bir ölçüsü olarak tanımlanır.

That's a convenient image,

0:31

Bu kullanışlı bir tasvirdir,

but it's unfortunately misleading.

0:33

ama ne yazık ki yanıltıcıdır.

Anlatım akışı

is often described as ... but it's unfortunately misleading: yaygın bir görüşü sunup düzeltmek

“is often described as” ifadesi, bilinen bir açıklamayı tanıtır ancak konuşmacının onu bütünüyle desteklediği anlamına gelmez. Edilgen yapı kaynağı genel bırakır: insanların entropiden yaygın olarak bu şekilde söz ettiğini gösterir. “but it's unfortunately misleading” bölümü açıklamanın yönünü tersine çevirir. Konuşmacının asıl görüşü but sözcüğünden sonra gelir: bu benzetme kullanışlıdır, fakat yanlış bir anlayış yaratabilir. Açıklayıcı bir anlatımda bu yapı, genellikle sırada bir düzeltme veya farklı bir açıklama çerçevesi olduğunu gösterir.

Alıştırma

Vurgulanan ifadeler birlikte nasıl bir akıl yürütme adımı oluşturuyor?

  1. Konuşmacı ilk konuyu bırakıp ilgisiz bir konuya geçer.
  2. Konuşmacı yaygın bir açıklama sunar ve ardından bunun yanlış bir izlenim yaratabileceği konusunda uyarır.
  3. Konuşmacı yaygın açıklamanın kesin bir tanım olduğunu doğrular.
Cevabı göster

Konuşmacı yaygın bir açıklama sunar ve ardından bunun yanlış bir izlenim yaratabileceği konusunda uyarır.

For example,

0:35

Örneğin,

which is more disordered?

0:36

hangisi daha düzensizdir?

A cup of crushed ice

0:38

Bir fincan kırılmış buz mu

or a glass of room temperature water?

0:40

yoksa oda sıcaklığında bir bardak su mu?

Most people would say the ice,

0:43

Çoğu insan buz diyecektir,

but that actually has lower entropy.

0:45

ama aslında onun entropisi daha düşüktür.

So here's another way of thinking about it, Anlatım akışı

0:48

İşte bunun üzerine düşünmenin başka bir yolu,

through probability.

0:50

olasılıklar üzerinden düşünmek.

Anlatım akışı

here's another way of thinking about it: yeni bir anlama çerçevesine geçmek

“here's another way of thinking about it” ifadesi, konu aynı kalırken bakış açısının değişeceğini bildirir. Burada thinking about, aklına rastgele bir şey getirmek değil, bir konuyu anlamak veya belirli bir çerçevede ele almak demektir. Bu ifade dinleyiciyi önceki açıklamadan yeni bir çerçeveye yönlendirir. Bu cümlede through probability yeni bakış açısını belirtir; yani artık entropiyi olasılık açısından anlamak gerekir.

Alıştırma

Bir açıklamada “here's another way of thinking about it” genellikle neyin işaretidir?

  1. Aynı konuyu anlamak için yeni bir çerçeve
  2. Başka hiçbir açıklama yapılmayacağı mesajı
  3. Tamamen ilgisiz bir konu
Cevabı göster

Aynı konuyu anlamak için yeni bir çerçeve

This may be trickier to understand,

0:52

Bunu anlamak daha alengirli olabilir,

but take the time to internalize it, Kalıp ifadeler

0:55

ancak içselleştirmek için zaman ayırın,

and you'll have a much better understanding of entropy. Dilbilgisi

0:57

böylece entropiyi çok daha iyi anlayacaksınız.

Kalıp ifadeler

take the time to internalize it: özümsemek için zaman ayırmak

Take the time to + fiilin yalın hâli, bir işi aceleye getirmek yerine ona hak ettiği zamanı ve dikkati vermek demektir. Burada zor bir fikri öğrenmek için bilinçli biçimde çaba göstermeyi anlatır. Internalize it, fikri kendi kullanabileceğin anlayışın bir parçası olacak kadar derinden özümsemek demektir. Bu zihinsel bir süreçtir, fiziksel değildir; bir şeyi kısa süreliğine anlamaktan veya sözcükleri ezberlemekten daha fazlasını ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “derinden özümsemek için yeterli zaman ayırmak” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Before using the method on your own, ____ the main principle.

Cevabı göster

take the time to internalize

Dilbilgisi

Emir cümlesi + and you'll ...: olumlu sonuç

Bu yapıda emir cümlesi bir tavsiye veya talimat verir, and ise buna uymanın muhtemel olumlu sonucunu anlatır. Anlamı “Bunu yaparsan, o zaman...” ifadesine yakındır. Burada take the time to internalize it tavsiyedir; and you'll have a much better understanding of entropy ise vaat edilen sonuçtur. Bu nedenle and, yalnızca başka bir eylem eklemek yerine koşul-sonuç ilişkisi kurar.

Alıştırma

Tavsiyeyi ve ardından gelen olumlu sonucu göstermek için emir cümlesi + and yapısını kullanan cümleyi seçin.

  1. Check your work carefully, and you'll catch most errors.
  2. Check your work carefully, or you'll miss some errors.
  3. If you check your work carefully, you'll catch most errors.
Cevabı göster

Check your work carefully, and you'll catch most errors.

Consider two small solids,

1:01

İki küçük katı maddeyi ele alalım,

which are comprised of six atomic bonds each. Kelime

1:03

her biri altı atomik bağdan oluşsun.

Kelime

comprised of: bir bütünün nelerden oluştuğunu göstermek

Be comprised of, “...den oluşmak” anlamına gelir. Bu cümlede iki küçük katı bütündür ve her birinin parçaları olarak altı atomik bağa sahip olduğu anlatılır. Kalıp bütün + be fiilinin uygun biçimi + comprised of + parçalar şeklindedir. Önce bütünü sunar, ardından bileşenlerini adlandırır.

Alıştırma

Bir bütünün nelerden oluştuğunu göstermek için comprised of ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The robotics club is comprised of twelve members.
  2. The robotics club comprises of twelve members.
  3. Twelve members are comprised of the robotics club.
Cevabı göster

The robotics club is comprised of twelve members.

In this model,

1:07

Bu modelde,

the energy in each solid is stored in the bonds.

1:08

her katıdaki enerji bağlarda depolanır.

Those can be thought of as simple containers, Kalıp ifadeler

1:12

Bunlar, bölünemeyen enerji birimlerini,

which can hold indivisible units of energy,

1:15

yani kuantaları tutabilen

known as quanta. Kültür

1:17

basit kaplar olarak düşünülebilir.

Kalıp ifadeler

can be thought of as: yararlı bir model sunmak

Can be thought of as, “... olarak anlaşılabilir veya görülebilir” anlamına gelir. Bir şeyi daha kolay anlamayı sağlayan bir model, karşılaştırma veya kategori sunar. Burada atomik bağlar, enerji birimleri için basit kaplar olarak tasvir edilir. Can açıklamayı daha az kesin hâle getirir: karşılaştırma, konu hakkında düşünmenin yararlı bir yoludur; mutlaka eksiksiz ve gerçek anlamlı bir tanım değildir. Kalıp özne + can be thought of as + isim veya isim öbeği şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki hedef ifadeyle tamamlayın: A computer's memory ____ a set of labeled boxes.

Cevabı göster

can be thought of as

Kültür

known as quanta: bilimsel bir terimi tanıtma

Burada known as quanta, hemen öncesindeki indivisible units of energy isim öbeğine bir ad verir. X, known as Y kalıbı, “Y olarak adlandırılan X” anlamına gelir. Known as bu kullanımda “ünlü” demek değildir. Quanta, quantum kelimesinin çoğuludur. Bu cümlede daha fazla bölünemeyen ayrı enerji birimlerini belirten bilimsel terimdir.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “adı verilen” anlamına gelen iki kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: A baby frog is ____ a tadpole.

Cevabı göster

known as

The more energy a solid has,

1:19

Bir katının ne kadar çok enerjisi varsa,

the hotter it is.

1:22

o kadar sıcaktır.

It turns out that there are numerous ways that the energy can be distributed in the two solids Notlar

1:24

Görünüşe göre enerjinin iki katı arasında dağıtılmasının sayısız yolu var

and still have the same total energy in each.

1:30

ve her birindeki toplam enerji hala aynı kalabiliyor.

Anlatım akışı

It turns out that: yeni keşfedilen bir gerçeği belirtme

It turns out that + yan cümle, kontrol, hesaplama veya daha fazla düşünme sonucunda ortaya çıkan bir gerçeği tanıtır. Bu gerçek genellikle başlangıçta açık değildir ya da biraz şaşırtıcıdır. Burada açıklamadaki önemli bir adımı belirtir: aynı toplam enerji, birçok farklı dağılıma karşılık gelebilir. Turn out fiziksel olarak dönmek anlamına gelmez; ifadenin tamamı yaklaşık olarak “sonuç şu ki” veya “şunu keşfediyoruz” demektir.

Alıştırma

Cümleyi, sonradan keşfedilen bir gerçeği tanıtan dört kelimelik ders ifadesiyle tamamlayın: ____ the package was delivered to the wrong address.

Cevabı göster

It turns out that

Dilbilgisi

there are numerous ways that ... and still have ...: çok sayıda yol ve değişmeyen bir koşul

There are numerous ways that ... bir dizi farklı olasılık sunar; numerous “çok sayıda” demektir. that’ten sonraki yan cümle neyin değişebileceğini anlatır: burada enerjinin iki katı içinde nasıl dağıtıldığı değişebilir. And still have ... aynı olasılıkların açıklamasının içinde kalır; ilgisiz yeni bir eylem başlatmaz. Bütün olasılıklarda geçerli kalan bir koşul ekler: dağılımlar farklı olsa da her katıya ayrılan toplam enerji sabit kalır. Başka durumlara aktarılabilecek mantık, “çok sayıda olası yol varken bir koşulun değişmeden kalması”dır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki iki parçalı kalıbı aynen kullanarak tamamlayın: There are ____ we can organize the schedule ____ time for breaks.

Cevabı göster

numerous ways that · and still have

Each of these options is called a microstate. Kültür

1:34

Bu seçeneklerin her birine mikro durum denir.

Kültür

is called a microstate: teknik bir terimle adlandırma

Is called a microstate, X is called Y biçimindeki edilgen adlandırma kalıbını kullanır. Daha önce sözü edilen her seçeneğe microstate adını verir; dolayısıyla tanım şudur: olası her enerji dağılımı bir microstate’tir. İstatistiksel fizikte microstate, bir sistemin belirli bir mikroskobik düzeni veya yapılandırmasıdır. Burada microstate teknik bir terimdir; “küçük ülke” anlamına gelmez.

Alıştırma

Tanımı tamamlamak için call fiilinin edilgen biçimini kullanın: Each tiny picture element ____ a pixel.

Cevabı göster

is called

For six quanta of energy in solid A

1:38

Katı A'da altı,

and two in solid B,

1:41

katı B'de iki enerji kuantası için

there are 9,702 microstates.

1:43

9.702 mikro durum vardır.

Of course,

1:48

Elbette,

there are other ways our eight quanta of energy can be arranged.

1:48

sekiz enerji kuantamızın düzenlenebileceği başka yollar da var.

For example,

1:52

Örneğin,

all of the energy could be in solid A

1:53

enerjinin tamamı katı A'da olabilir

and none in B,

1:56

ve B'de hiç olmayabilir,

or half in A and half in B.

1:57

veya yarısı A'da ve yarısı B'de olabilir.

If we assume that each microstate is equally likely, Dilbilgisi

2:00

Eğer her mikro durumun gerçekleşme ihtimalinin eşit olduğunu varsayarsak,

we can see that some of the energy configurations have a higher probability of occurring than others. Kalıp ifadeler

2:04

bazı enerji dizilişlerinin diğerlerinden daha yüksek bir gerçekleşme olasılığına sahip olduğunu görebiliriz.

Dilbilgisi

If we assume that ... we can see that: öncül ve sonuç

If we assume that X, X'i akıl yürütmenin koşulu olarak belirler. Burada assume, bir şey doğruymuş gibi davranmak değil, analiz için bir öncülü geçici olarak kabul etmek demektir. We can see that Y, bu öncülün desteklediği sonucu sunar. See mutlaka gözle görmek anlamına gelmez; akıl yürütme veya kanıt yoluyla bir şeyi fark etmek anlamına gelir. Bu kalıp, başlangıç koşulu ile sonucu açıkça birbirinden ayırır.

Alıştırma

Vurgulanan iki ifadeyle akıl yürütme kalıbını tamamlayın: ____ every card in the deck is equally likely to be drawn, ____ each suit has the same overall chance.

Cevabı göster

If we assume that · we can see that

Kalıp ifadeler

have a higher probability of occurring: resmî olasılık karşılaştırması

Have a higher probability of occurring, “gerçekleşme veya ortaya çıkma olasılığı daha yüksek olmak” anlamına gelir. Bir olayın, sonucun veya durumun olasılığını başka birininkiyle karşılaştırmanın resmî bir yoludur. Kalıp have + a higher probability + of + -ing şeklindedir. Örnekte occurring, of edatından sonra gelir ve than others karşılaştırılan grubu gösterir. Özne tekil olduğunda have, has biçimine dönüşür.

Alıştırma

Cümleyi dersteki resmî olasılık ifadesiyle tamamlayın: This outcome ____ than the alternatives.

Cevabı göster

has a higher probability of occurring

That's due to their greater number of microstates. Kalıp ifadeler

2:10

Bunun nedeni mikro durum sayılarının daha fazla olmasıdır.

Kalıp ifadeler

due to + isim öbeği: neden belirtme

Due to, “-den/-dan dolayı” anlamına gelir. Bu cümlede, az önce belirtilen sonucun nedenine, yani daha fazla sayıda mikro duruma sahip olmalarına gönderme yapar. Due to sonrasında doğrudan özne ve yüklem içeren tam bir yan cümle değil; isim, zamir veya -ing biçimli bir öbek gelir. Tarafsız ve resmî açıklamalarda yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi doğru tamamlayan seçeneği seçin: The road was closed _____ flooding.

  1. due to the river was
  2. because
  3. due to
Cevabı göster

due to

Entropy is a direct measure of each energy configuration's probability.

2:13

Entropi, her bir enerji dizilişinin olasılığının doğrudan bir ölçüsüdür.

What we see is that the energy configuration in which the energy is most spread out between the solids Dilbilgisi

2:20

Gördüğümüz şey, enerjinin katılar arasında en çok dağıldığı enerji dizilişinin

has the highest entropy.

2:26

en yüksek entropiye sahip olmasıdır.

Dilbilgisi

What we see is that: kanıtlardan çıkan bir sonucu sunma

What we see is that kalıbı, gözlem çerçevesini ana sonuçtan önce verir. What we see özne görevindeki bir isim cümleciğidir; is sonrasındaki that cümleciği ise bulguyu belirtir. Buradaki see, bir modelden, verilerden veya başka kanıtlardan hareketle anlamak ya da sonuca varmak demektir; mutlaka gözle görmek anlamına gelmez. Bu kalıp, önemli bulgunun sırada olduğunu gösterir.

Alıştırma

Sonucu tanıtmak için bu dersteki beş kelimelik kalıbı kullanın: ____ the shaded plants grew more slowly.

Cevabı göster

What we see is that

Dilbilgisi

in which: soyut bir düzen için resmî ilgi yapısı

Burada in which, energy configuration ifadesini niteleyen bir ilgi yan cümlesini başlatır. Which, configuration sözcüğüne gönderme yapar; in ise “o düzenin içinde” ilişkisini belirtir. Ardından gelen yan cümle, enerjinin bu düzende nasıl yayıldığını açıklar. Ana yapıyı bulmak için ilgi yan cümlesini geçici olarak dışarıda bırakın: the energy configuration ... has the highest entropy. In which, dağılımla ilgili ayrıntıyı ana iddia yapmak yerine isim öbeğinin içine yerleştirir.

Alıştırma

Cümleyi “o sistemin içinde” anlamındaki resmî edat + ilgi zamiri birleşimiyle tamamlayın: We need a system ____ every user has a clear role.

Cevabı göster

in which

So in a general sense, Anlatım akışı

2:28

Yani genel anlamda,

entropy can be thought of as a measurement of this energy spread.

2:30

entropi bu enerji yayılımının bir ölçüsü olarak düşünülebilir.

Anlatım akışı

in a general sense: kesin değil, genel bir özeti çerçevelemek

In a general sense, dinleyiciye ardından gelen ifadeyi nasıl yorumlaması gerektiğini söyler: entropinin eksiksiz teknik tanımı olarak değil, genel bir anlama yolu olarak. Burada entropy can be thought of as a measurement of this energy spread ifadesini önceki açıklamanın sezgisel bir özeti olarak çerçeveler. Bir söylem belirleyicisi olarak iddianın kesinlik düzeyini iddia söylenmeden önce sınırlar. Böylece konuşmacı ayrıntılı akıl yürütmeden genel sonuca geçerken bazı ayrıntıların ve istisnaların hâlâ mevcut olabileceğini belirtir.

Alıştırma

Bu cümlede in a general sense neyi belirtir?

  1. Açıklama genel olarak yararlıdır ancak teknik ayrıntıları dışarıda bırakabilir.
  2. Açıklama yalnızca gündelik sağduyuya dayanır.
  3. Açıklama mümkün olan her durumda kesindir.
Cevabı göster

Açıklama genel olarak yararlıdır ancak teknik ayrıntıları dışarıda bırakabilir.

Low entropy means the energy is concentrated.

2:34

Düşük entropi, enerjinin yoğunlaştığı anlamına gelir.

High entropy means it's spread out.

2:37

Yüksek entropi, enerjinin dağıldığı anlamına gelir.

To see why entropy is useful for explaining spontaneous processes Notlar

2:41

Sıcak nesnelerin soğuması gibi,

like hot objects cooling down,

2:45

kendiliğinden gelişen süreçleri açıklamakta entropinin neden yararlı olduğunu görmek için

we need to look at a dynamic system where the energy moves.

2:47

enerjinin hareket ettiği dinamik bir sisteme bakmalıyız.

Dilbilgisi

To see why ..., we need to look at ...: bir soruyu analize bağlamak

“To see why X, we need to look at Y”, “X'in neden doğru olduğunu anlamak için Y'yi incelememiz gerekir” anlamına gelir. Bu cümlede X, entropinin kendiliğinden gerçekleşen değişimleri açıklamaya neden yardımcı olduğu; Y ise enerjinin hareket ettiği bir sistemdir. Bu kalıp açıklamayı iki adımda düzenler: önce anlaşılacak soruyu veya amacı verir, ardından incelenecek kanıtı, örneği ya da sistemi gösterir. Buradaki see “anlamak”, look at ise yalnızca gözle bakmak değil, “incelemek” demektir.

Alıştırma

Hedef açıklama kalıbını tamamlayın: ____ the bridge failed, ____ the damaged support beams.

Cevabı göster

To see why · we need to look at

Kelime

spontaneous processes: bilimsel anlamı

Bilimde spontaneous processes, belirtilen koşullar altında doğal bir ilerleme yönü olan değişimlerdir. Buradaki örnek, sıcak bir nesnenin daha soğuk bir ortamda soğumasıdır: enerji doğal olarak daha sıcak nesneden daha soğuk çevreye geçer. Bu, spontaneous kelimesinin bilimsel kullanımıdır. Bir kişinin ani veya plansız seçimini değil, bir sürecin ilerleme eğiliminde olduğu yönü anlatır.

Alıştırma

Derste geçen iki kelimelik bilimsel terimi kullanın: A change that can proceed in its natural direction under the given conditions is a ____.

Cevabı göster

spontaneous process

In reality,

2:52

Gerçekte,

energy doesn't stay put. Deyimler

2:53

enerji yerinde durmaz.

Deyimler

stay put: olduğu yerde kalmak

Stay put, “aynı yerde kalmak ve hareket etmemek” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Bu cümlede enerji için mecazlı biçimde kullanılır: enerji tek bir konumda hapsolup kalmaz. Buradaki put, ayrı bir “bir şeyi yerleştirme” eylemi değildir. Stay put ifadesini tek bir bütün olarak öğrenin; zaman stayed put örneğindeki gibi stay üzerinde gösterilir, put değişmez.

Alıştırma

“Bulunduğun yerde kal” anlamındaki iki sözcüklü kalıpla cümleyi tamamlayın: The alarm is still active, so please ____ until the guard returns.

Cevabı göster

stay put

It continuously moves between neighboring bonds.

2:54

Komşu bağlar arasında sürekli olarak hareket eder.

As the energy moves,

2:58

Enerji hareket ettikçe,

the energy configuration can change.

3:00

enerji dizilişi de değişebilir.

Because of the distribution of microstates,

3:02

Mikro durumların dağılımı nedeniyle,

there's a 21% chance that the system will later be in the configuration Dilbilgisi

3:05

sistemin daha sonra şu konfigürasyonda olma ihtimali %21'dir:

in which the energy is maximally spread out. Kalıp ifadeler

3:09

enerjinin maksimum düzeyde yayıldığı durum.

Dilbilgisi

there's a 21% chance that ...: olasılık belirtmek

there's a 21% chance that + cümlecik kalıbı, that ile başlayan cümlecikteki olayın gerçekleşme olasılığını belirtir. Burada %21, sistemin daha sonra açıklanan düzene ulaşma olasılığını gösterir. Bu kalıpta chance “fırsat” ya da “şanslı olma” değil, “olasılık” anlamındadır. %21 yerine başka bir yüzde kullanılabilir; ancak that'ten sonra kendi öznesi ve fiili olan tam bir cümlecik gelmelidir.

Alıştırma

Trenin gecikme olasılığının %30 olduğunu hangi cümle doğal biçimde ifade eder?

  1. The train has 30% luck to be delayed.
  2. There's a 30% chance that the train will be delayed.
  3. There's a 30% opportunity that the train will be delayed.
Cevabı göster

There's a 30% chance that the train will be delayed.

Kalıp ifadeler

maximally spread out: mümkün olan en yüksek derece

Burada maximally spread out, enerjinin sistemin izin verdiği ölçüde en geniş biçimde dağıldığını belirtir. Maximally, spread out ifadesini niteleyen bir derece zarfıdır; yalnızca yüksek bir dereceyi değil, mümkün olan en yüksek dereceyi gösterir. Bilimsel açıklamalarda bu kalıp, belirli bir sistem içindeki uç bir durumu anlatır. Maksimumun ne olduğu, söz konusu sistemin sınırlarına bağlıdır.

Alıştırma

Cümleyi “mümkün olan en yüksek dereceye kadar dağılmış” anlamındaki vurgulanan ifadeyle tamamlayın: In this model's highest-entropy state, the energy is ____.

Cevabı göster

maximally spread out

There's a 13% chance that it'll return to its starting point Kalıp ifadeler

3:13

Başlangıç noktasına dönme olasılığı %13'tür

and an 8% chance that A will actually gain energy.

3:17

ve A'nın aslında enerji kazanma olasılığı %8'dir.

Kalıp ifadeler

return to its starting point: ilk duruma geri dönmek

Return to its starting point, başladığı yere veya duruma geri dönmek demektir. Yapı return to + bir yer veya durum şeklindedir; its, başlangıç noktasının söz konusu sisteme ait olduğunu gösterir. Bir starting point mutlaka fiziksel bir yer olmak zorunda değildir. Burada sistemin ilk enerji düzenini ifade eder; dolayısıyla return, daha önceki bir duruma geri dönüşü anlatır.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: After checking the whole room, the robot will ____.

Cevabı göster

return to its starting point

Again,

3:22

Tekrar edecek olursak,

we see that because there are more ways to have dispersed energy and high entropy Dilbilgisi

3:23

enerjinin yayılması ve yüksek entropiye sahip olmanın,

than concentrated energy,

3:28

enerjinin yoğunlaşmasından daha fazla yolu olduğu için,

the energy tends to spread out.

3:30

enerjinin dağılma eğiliminde olduğunu görüyoruz.

Dilbilgisi

because there are more ways to ... than ... tends to spread out: neden, karşılaştırma ve eğilim

Bu cümle bir neden-sonuç zinciri kurar. because yan cümlesi nedeni verirken more ... than olası düzenlerin sayısını karşılaştırır: dağılmış ve yüksek entropili enerjinin, yoğunlaşmış enerjiye göre daha fazla olası düzeni vardır. Ana cümle sonucu verir: the energy tends to spread out. Tends to bir garantiyi değil, istatistiksel bir eğilimi belirtir. Bir sonucun gerçekleşebileceği daha fazla yol olduğu için o sonuç daha sık görülür, ancak tek bir durumda yine de bunun tersi olabilir.

Alıştırma

Hangi yorum cümledeki nedeni, karşılaştırmayı ve kesinlik derecesini en doğru biçimde korur?

  1. Yoğunlaşmış enerjinin daha fazla olası düzeni olduğu için enerji her zaman yoğunlaşmış hâlde kalmalıdır.
  2. İki durumun düzen sayısı aynı olsa da enerjinin yayılacağı kesindir.
  3. Dağılmış enerjinin yoğunlaşmış enerjiye göre daha fazla olası düzeni olduğu için enerji genellikle yayılır, ancak istisnalar olabilir.
Cevabı göster

Dağılmış enerjinin yoğunlaşmış enerjiye göre daha fazla olası düzeni olduğu için enerji genellikle yayılır, ancak istisnalar olabilir.

That's why if you put a hot object

3:32

İşte bu yüzden, eğer sıcak bir nesneyi

next to a cold one,

3:34

soğuk bir nesnenin yanına koyarsanız,

the cold one will warm up

3:35

soğuk olan ısınacak

and the hot one will cool down.

3:37

ve sıcak olan soğuyacaktır.

But even in that example, Dilbilgisi

3:40

Fakat bu örnekte bile,

there is an 8% chance that the hot object would get hotter.

3:41

sıcak nesnenin daha da ısınma olasılığı %8'dir.

Dilbilgisi

even in that example ... would get hotter: şaşırtıcı ve düşük olasılıklı varsayımsal sonuç

Even in that example, sıradaki ayrıntının daha önce konuşulan beklentiye göre şaşırtıcı olduğunu gösterir. Örneğin hâlâ düşük olasılıklı ve ters yönde bir sonuca izin verdiğini kabul eder. There is an 8% chance that ... yapısında would get hotter, bu olasılığın temsil ettiği varsayımsal sonucu belirtir. Buradaki would geçmişteki bir alışkanlığı anlatmaz. Get hotter, sıcaklığın daha da artması demektir.

Alıştırma

Burada even in that example ... would get hotter ne anlatıyor?

  1. Sıcak nesnenin geçmişte düzenli olarak daha sıcak hâle geldiğini söyler.
  2. Sıcak nesnenin kesinlikle daha sıcak hâle geleceğini söyler.
  3. Örneğin hâlâ izin verdiği şaşırtıcı ve düşük olasılıklı bir sonucu vurgular.
Cevabı göster

Örneğin hâlâ izin verdiği şaşırtıcı ve düşük olasılıklı bir sonucu vurgular.

Why doesn't this ever happen in real life?

3:46

Peki bu gerçek hayatta neden hiç olmaz?

It's all about the size of the system. Kalıp ifadeler

3:51

Her şey sistemin boyutuyla ilgilidir.

Kalıp ifadeler

It's all about ...: temel etkeni belirtmek

It's all about X yapısında X, bir sonucu veya meseleyi açıklayan ana etken olarak sunulur. Burada ifade, sistemin boyutunu en önemli değişken olarak gösterir. All sözcüğü odağı güçlü biçimde X'e yöneltir. İfade genellikle konunun her parçasının X'le ilgili olduğu anlamına gelmez; açıklamayı tek bir ana noktada toplar.

Alıştırma

Dersin “temel etken şudur” anlamındaki konuşma kalıbıyla cümleyi tamamlayın: ____ choosing the right moment.

Cevabı göster

It's all about

Our hypothetical solids only had six bonds each.

3:53

Varsayımsal katılarımızda her birinin sadece altı bağı vardı.

Let's scale the solids up to 6,000 bonds Öbek fiiller

3:58

Katıları 6.000 bağa

and 8,000 units of energy.

4:01

ve 8.000 enerji birimine kadar ölçeklendirelim.

Öbek fiiller

scale ... up to ...: hedef ölçeğe kadar büyütmek

Scale something up, bir modeli, sistemi, işlemi veya miktarı büyütmek demektir. scale up ayrılabilen bir öbek fiil olduğu için isim nesne scale ile up arasına gelebilir: scale the solids up. scale something up to + sayı yapısında to, büyütme sonunda ulaşılan ölçeği belirtir. Buradaki 6.000 bağ ve 8.000 enerji birimi üst sınır değil, hedef değerlerdir.

Alıştırma

Hangi cümle şirketin üretimi bilinçli olarak haftada 5.000 birime ulaşana kadar artırdığı anlamına gelir?

  1. The company scaled production up to 5,000 units a week.
  2. The company can produce up to 5,000 units a week.
  3. The company scaled production down to 5,000 units a week.
Cevabı göster

The company scaled production up to 5,000 units a week.

And again,

4:03

Ve yine,

start the system with three quarters of the energy in A

4:04

sistemi enerjinin dörtte üçü A'da,

and one quarter in B.

4:07

dörtte biri B'de olacak şekilde başlatalım.

Now we find that the chance of A spontaneously acquiring more energy Kelime

4:09

Şimdi A'nın kendiliğinden daha fazla enerji kazanma ihtimalinin

is this tiny number.

4:14

bu küçücük sayı olduğunu görüyoruz.

Kelime

Fizik bağlamında spontaneously acquiring more energy

the chance of A spontaneously acquiring more energy isim öbeğinde acquiring olası olayı adlandırır, spontaneously ise bu olayın nasıl gerçekleşeceğini anlatır. Burada A, sürekli bir dış etki olmadan enerji kazanır. Acquire, bilinçli bir satın alma veya öğrenmeyi değil, bir durum değişikliğini anlatır.

Alıştırma

Bu fizik cümlesinde spontaneously acquiring more energy ne anlama gelir?

  1. Alıştırma yaparak enerji üretmeyi öğrenmek
  2. Dürtüsel biçimde daha fazla enerji satın almayı seçmek
  3. Sürekli bir dış etki olmadan daha fazla enerji kazanmak
Cevabı göster

Sürekli bir dış etki olmadan daha fazla enerji kazanmak

Familiar everyday objects have many, Dilbilgisi

4:17

Aşina olduğumuz gündelik nesneler bundan çok,

many times more particles than this.

4:19

çok daha fazla parçacığa sahiptir.

Dilbilgisi

many, many times more particles than: büyük bir kat farkını vurgulayan karşılaştırma

many, many times more particles than this ifadesinde more ... than karşılaştırmayı kurar, times ise farkın büyüklüğünü bir kat olarak gösterir. Cümle, tanıdık nesnelerin referans miktardan çok daha fazla parçacık içerdiğini söyler. Many sözcüğünün tekrarı konuşmada vurgu katar: kat son derece büyüktür ama belirtilmez. Burada times, ayrı olayların sayısını değil, katları ifade eder.

Alıştırma

Hangi cümle çok büyük fakat belirtilmemiş bir katı vurgular?

  1. The new detector captures many, many times more data than the old one.
  2. The new detector captures slightly more data than the old one.
  3. The new detector captures exactly twice as much data as the old one.
Cevabı göster

The new detector captures many, many times more data than the old one.

The chance of a hot object in the real world

4:22

Gerçek dünyada sıcak bir nesnenin

getting hotter is so absurdly small, Dilbilgisi

4:24

daha da ısınma ihtimali o kadar absürt derecede küçüktür ki,

it just never happens.

4:28

bu asla gerçekleşmez.

Dilbilgisi

so absurdly small, it just never happens: derece ve sonuç

so + sıfat yapısının ardından bir sonuç cümleciği geldiğinde, derecenin belirtilen sonucu doğuracak kadar uç olduğu anlatılır. Burada olasılık so absurdly small, yani akıl almaz derecede küçüktür; bu nedenle olay gerçek dünya koşullarında gerçekleşmeyen bir şey olarak kabul edilir. Absurdly, small sözcüğünü güçlendirerek “neredeyse inanılmaz bir derecede” anlamını verir. it just never happens ifadesindeki just, “basitçe” anlamındadır veya vurgu katar; “az önce” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede so, bir sonuca yol açan aşırı bir dereceyi belirtmek için kullanılmıştır?

  1. Maya put down the backpack, so it was heavy.
  2. The backpack had just become heavy a moment ago.
  3. The backpack was so heavy that Maya had to put it down.
Cevabı göster

The backpack was so heavy that Maya had to put it down.

Ice melts, Anlatım akışı

4:30

Buz erir,

cream mixes in,

4:31

krema karışır,

and tires deflate

4:32

ve lastikler inikleşir

because these states have more dispersed energy than the originals.

4:34

çünkü bu durumlar orijinal hallerinden daha fazla dağılmış enerjiye sahiptir.

Anlatım akışı

Ice melts, cream mixes in, and tires deflate because: birden çok sonuç, tek neden

Cümle önce üç özne-fiil örneğini eş görevli olarak sıralar: Ice melts, cream mixes in ve tires deflate. Ardından because, üçünün de geçerli olduğu tek bir nedeni sunar. Böylece dinleyici farklı olayları aynı açıklama altında toplayabilir. Daha geniş açıklamada bu liste, daha önce verilen örnekleri yeniden hatırlatır ve ortak neden tartışmayı tamamlar. Benzer bilim cümlelerini okurken önce paralel örnekleri bir grup olarak ele alın, sonra because cümleciğini yalnızca son örneğe değil tüm listeye bağlayın.

Alıştırma

Vurgulanan bölüm cümledeki bilgiyi nasıl düzenliyor?

  1. Olayları, her birinin bir sonrakine neden olduğu zamansal bir sıra olarak sunar.
  2. Birden çok sonucu sıralar ve ardından because ile bunların ortak nedenini sunar.
  3. Üç tanım verir ve ardından sonuncuyu düzeltir.
Cevabı göster

Birden çok sonucu sıralar ve ardından because ile bunların ortak nedenini sunar.

There's no mysterious force nudging the system towards higher entropy. Deyimler

4:39

Sistemi daha yüksek entropiye doğru iten gizemli bir güç yoktur.

It's just that higher entropy Ton ve niyet

4:43

Sadece yüksek entropinin

is always statistically more likely.

4:45

istatistiksel olarak gerçekleşmesi her zaman daha olasıdır.

Deyimler

nudging the system towards higher entropy: bir eğilim benzetmesi

nudging the system towards higher entropy ifadesinde nudge, sistemi hafifçe itilen bir şey gibi gösteren bir benzetmedir. nudge + nesne + towards + sonuç kalıbı, bir şeyi o yönde gelişmesi için hafif ve dolaylı biçimde etkilemek anlamına gelir. Buradaki towards, uzaydaki bir hareketi değil, değişimin yönünü belirtir. Cümle, bu itmeyi gerçekten yapan gizemli bir güç olmadığını söyler. Daha yüksek entropiye yönelme eğilimi, entropinin bir fail ya da fiziksel güç gibi davranmasından değil, istatistiksel olasılıktan kaynaklanır.

Alıştırma

Hangi cümlede nudge ... towards ... gerçek bir fiziksel hareket yerine nazik ve dolaylı bir etkiyi anlatır?

  1. The bus drove towards the station before sunrise.
  2. The reminder nudged Maya towards starting her project early.
  3. The crane shoved the heavy beam into place with enormous force.
Cevabı göster

The reminder nudged Maya towards starting her project early.

Ton ve niyet

It's just that: gerçek açıklamayı sunmak

It's just that + yan cümle, önceki bir ifadenin ardından gerçek nedeni, bir sınırlamayı veya daha basit bir açıklamayı sunar. Burada gizemli güç düşüncesinin yerine istatistiksel açıklamayı getirir. Bu kalıpta just, açıklamayı daraltıp yeniden odaklar. ‘Biraz önce’ anlamına gelmez ve nedenin önemsiz olduğunu da söylemez. Bu başlangıç, düzeltmenin daha az sert duyulmasını da sağlar.

Alıştırma

Nazik açıklamayı hedef ifadeyle tamamlayın: I'm not upset. ____ I need a few minutes alone.

Cevabı göster

It's just that

That's why entropy has been called time's arrow. Deyimler

4:48

Bu nedenle entropi zamanın oku olarak adlandırılmıştır.

Deyimler

time's arrow: zamanın tek yönlü ilerleyişi

Time's arrow, zamanın görünüşte tek yönlü ilerleyişini anlatan bir benzetmedir. Bir ok tek bir yönü gösterir; bu nedenle ifade, olayların doğal biçimde tersine dönmek yerine neden geçmişten geleceğe ilerliyormuş gibi göründüğünü canlandırır. Bu cümlede entropinin artışı, bu yönün açıklaması olarak sunulur. Gerçek bir oktan söz edilmez.

Alıştırma

Bu cümlede time's arrow ne anlama gelir?

  1. Bir saatin çevresinde hareket eden ibreler.
  2. Zamanı ölçmekte kullanılan gerçek bir ok.
  3. Zamanın görünüşte tek yönlü ilerleyişi.
Cevabı göster

Zamanın görünüşte tek yönlü ilerleyişi.

If energy has the opportunity to spread out, Dilbilgisi

4:52

Eğer enerjinin dağılma fırsatı varsa,

it will.

4:55

bunu yapacaktır.

Dilbilgisi

If ..., it will: yinelenen fiil öbeğini düşürme

Bu bir koşul cümlesidir: if yan cümlesi koşulu verir, it will ise beklenen sonucu belirtir. Buradaki will genel bir eğilimi öngörür; enerjiye insana özgü bir niyet yüklemez. Will'den sonra, anlamı zaten açık olan spread out fiil öbeği düşürülür. It will, energy will spread out anlamına gelir. Bu eksiltme, anlamı tam tutarken tekrarı önler.

Alıştırma

Beklenen sonucu ifade eden ve 'rise' yerine geçen yardımcı fiille cümleyi tamamlayın: If the dough has enough time to rise, it ____.

Cevabı göster

will