Hangi Diyetler Gerçekten İşe Yarıyor?: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
1.207 kelime 188 kel/dk

Video özeti: Bu bilimsel video popüler ve aşırı diyetleri karşılaştırıyor; hızlı kilo kaybını beslenme, yan etkiler ve geri alınan kiloyla karşılaştırıp sürdürülebilir kişisel değişiklikleri öne çıkarıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. scientifically sound — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: sound burada ses ya da yalnızca sağlıklı değil, güvenilir bilimsel kanıtlarla desteklenmiş demektir. 2. cuts out — Deyimsel fiiller: cut out bir yiyeceği, alışkanlığı, etkinliği veya adımı tamamen çıkarmak demektir. 3. The hard truth is that — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: bu açık sözlü çerçeve önceki kanıtları kabul edilmesi zor bir sonuca dönüştürür; hard fiziksel sertlik değildir.

Bu derste

There are a lot of popular diets out there, Deyimler

0:00

Piyasada pek çok popüler diyet var,

Deyimler

“var olan veya erişilebilir olan” anlamında out there

Bu cümlede out there, özellikle insanların bulabileceği seçeneklerden söz ederken “genel olarak dünyada var olan veya erişilebilir olan” anlamına gelir. Zaten var olan birçok popüler diyeti ifade eder; fiziksel olarak dışarıdaki bir yeri anlatmaz. a lot of popular diets gibi bir isim öbeğinden sonra kullanılan out there, kapsamı bilinen tek bir örnekten daha geniş pazara, topluma veya dünyaya taşır.

Alıştırma

“There are many affordable apps out there.” cümlesinde out there ne anlama gelir?

  1. Daha geniş dünyada var olan veya erişilebilir olan
  2. Binanın dışında olan
  3. Konuşan kişiden uzakta olan
Cevabı göster

Daha geniş dünyada var olan veya erişilebilir olan

so we thought we'd create a simple video

0:03

bu yüzden basit bir video hazırlayıp

investigating which ones are scientifically sound and actually work. Kalıp ifadeler

0:04

hangilerinin bilimsel temele dayandığını ve gerçekten işe yaradığını inceleyelim dedik.

Kalıp ifadeler

scientifically sound: güvenilir bilimsel kanıt ve yöntemlerle desteklenen

Burada sound, “sağlam temellere dayanan, güvenilir veya iyi ilkelere dayalı” anlamında bir sıfattır. Bu nedenle scientifically sound, iddiaları veya tasarımı güvenilir bilimsel kanıt ve yöntemlerle desteklenebilen bir diyeti tanımlar. “İşitmesi hoş” anlamına gelmez ve yalnızca “sağlıklı” demek değildir. Ardından gelen and actually work ayrı bir ölçüt ekler: bilimsel bir temele sahip olmak ile gerçekten etkili olmak birbiriyle ilişkili olsa da aynı şey değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede scientifically sound doğru kullanılmıştır?

  1. The speaker is scientifically sound, so the music is loud.
  2. The review asks whether the study's methods are scientifically sound.
  3. This salad tastes scientifically sound because it is fresh.
Cevabı göster

The review asks whether the study's methods are scientifically sound.

From the outside, Deyimler

0:08

Dışarıdan bakınca,

Deyimler

From the outside: görünüşe dayalı bir bakış açısı

Burada from the outside, bakış açısı bildiren mecazi bir ifadedir. Fiziksel olarak bir yerin dışında durmayı değil, yalnızca görünenlere göre ya da duruma tam olarak dahil olmayan birinin bakış açısından değerlendirme yapmayı anlatır. Ana yargıdan önce kullanılarak sonraki yargıyı sınırlar: Bir şey ilk bakışta basit görünebilir, ancak daha yakından tanındığında gerçeğin daha karmaşık olduğu anlaşılabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede from the outside, görünüşe göre veya dışarıdan birinin bakış açısından değerlendirme anlamında kullanılmıştır?

  1. The handle is on the outside of the box.
  2. We opened the window from the outside.
  3. From the outside, the plan looks easy, but the team knows it is risky.
Cevabı göster

From the outside, the plan looks easy, but the team knows it is risky.

it seems like a simple equation.

0:09

bu basit bir denklem gibi görünüyor.

Your weight is determined by the balance between the calories you take in and the calories you burn.

0:11

Kilonuzu, aldığınız kalorilerle yaktığınız kaloriler arasındaki denge belirler.

By changing what you eat or your activity level,

0:15

Yediklerinizi ya da aktivite düzeyinizi değiştirerek

you can tip this equation towards weight gain or loss, Deyimler

0:17

bu denklemi kilo alma veya verme yönüne çevirebilirsiniz;

Deyimler

tip this equation towards: dengeyi bir sonuca doğru kaydırmak

tip this equation towards... yapısında tip, bir dengeyi ya da durumu bir tarafın lehine eğmek anlamına gelen bir fiildir. this equation kavramsal olarak alınan enerji ile kullanılan enerji arasındaki dengeyi ifade eder; towards ise kilo alma veya verme şeklindeki olası sonucu tanıtır. Buradaki imge, bir terazinin eğilmesidir. İfade, bir etkenin sonucun yönünü veya olasılığını değiştirdiğini anlatır; sonucun kesin olduğunu ya da matematiksel bir denklemin fiziksel olarak hareket ettirildiğini söylemez.

Alıştırma

Cümleyi tip ... towards yapısıyla tamamlayın. Komite eşit biçimde ikiye bölünmüş durumda: One persuasive speech could ____ approval.

Cevabı göster

tip the balance towards

which brings us to our first category of diets,

0:20

bu da bizi ilk diyet kategorimize getiriyor:

calorie restriction.

0:23

kalori kısıtlaması.

Companies like Weight Watchers claim you can eat whatever you want

0:24

Weight Watchers gibi şirketler, istediğiniz her şeyi yiyebileceğinizi öne sürüyor,

as long as you stay below a prescribed number of daily calories. Dilbilgisi

0:27

yeter ki günlük olarak belirlenen kalori miktarının altında kalın.

Dilbilgisi

Koşul bildiren as long as

Bu cümlede as long as, izni geçerli kılan koşulu belirtir: ancak belirlenen günlük kalori sınırının altında kalırsanız istediğiniz her şeyi yiyebilirsiniz. as long as + yan cümle yapısını “yeter ki” veya “şu koşulla” anlamında kullanın. Burada uzunluk ya da süre anlatılmaz.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrendiğiniz ve “yeter ki” anlamına gelen üç kelimelik koşul ifadesiyle tamamlayın: You can borrow my bike ____ you wear a helmet.

Cevabı göster

as long as

Getting all your calories from junk food is technically allowed,

0:31

Teknik olarak tüm kalorilerinizi abur cuburdan alabilirsiniz,

but from a health perspective, Kalıp ifadeler

0:34

ama sağlık açısından

it's important to think about the nutritional value of the foods too.

0:35

yiyeceklerin besin değerini de düşünmek önemlidir.

Kalıp ifadeler

From a health perspective: değerlendirme açısını belirtmek

Bu cümlede from a health perspective, durumu değerlendirmek için kullanılan ölçütü belirtir. Kalorileri abur cuburdan almak kalori kuralına uyabilir, ancak sağlık farklı bir değerlendirme açısıdır; bu nedenle besin değeri de önemlidir. Bir değerlendirme temelini diğerinden ayırmak için from + bakış açısı ifadesi + perspective yapısını kullanın. Cümlenin başına geldiğinde, ardından gelen ifadenin tamamına bir değerlendirme çerçevesi kazandırır.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “sağlıkla ilişkili olarak değerlendirildiğinde” anlamına gelen dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: ____, regular exercise has clear benefits.

Cevabı göster

From a health perspective

If you don't,

0:39

Bunu yapmazsanız

you risk heart problems,

0:39

kalp sorunları,

nutrient deficiencies,

0:40

besin eksiklikleri

and chronic health issues.

0:42

ve kronik sağlık sorunları riskiyle karşı karşıya kalırsınız.

Calorie restriction with optimal nutrition or CRON diets

0:43

Optimal beslenmeyle kalori kısıtlaması, yani CRON diyetleri,

generally reduce their caloric intake by 20% while still meeting the daily nutritional requirements.

0:46

günlük besin gereksinimlerini karşılamaya devam ederken kalori alımını genellikle %20 azaltır.

For example,

0:52

Örneğin,

instead of having a whole apple,

0:52

bir elmanın tamamını yemek yerine,

a CRON dieter might just have the apple skin,

0:54

CRON diyeti yapan biri yalnızca elmanın kabuğunu yiyebilir;

which contains most of the nutrients.

0:57

çünkü besin öğelerinin çoğu kabuktadır.

If used properly and not excessively, Dilbilgisi

0:59

Doğru şekilde ve aşırıya kaçmadan uygulanırsa

calorie restriction can be a safe and effective tool for weight loss.

1:01

kalori kısıtlaması, kilo vermek için güvenli ve etkili bir araç olabilir.

Dilbilgisi

Kısaltılmış edilgen koşul“If used properly and not excessively”

“If used properly and not excessively”, if ile kurulan edilgen koşul yan tümcesinin kısaltılmış biçimidir. Tam biçimi“If it is used properly and not excessively,” şeklindedir ve buradaki it, calorie restriction ifadesine gönderme yapar. Used, edilgen anlam taşıyan bir geçmiş zaman ortacıdır; etken basit geçmiş zaman fiili değildir. Kısaltılmış yan tümce, ana yargının hangi koşullarda geçerli olduğunu sınırlar: kalori kısıtlaması ancak bu koşullar altında güvenli ve etkili olabilir. Bu yapıda atılan öznenin ana cümleden açıkça anlaşılması gerekir.

Alıştırma

Hangi seçenek örnekteki kısaltılmış koşulun tam biçimini verir?

  1. If it is using properly and not excessively, calorie restriction can be a safe and effective tool for weight loss.
  2. If it used properly and not excessively, calorie restriction can be a safe and effective tool for weight loss.
  3. If it is used properly and not excessively, calorie restriction can be a safe and effective tool for weight loss.
Cevabı göster

If it is used properly and not excessively, calorie restriction can be a safe and effective tool for weight loss.

Next up is carb restriction. Anlatım akışı

1:04

Sırada karbonhidrat kısıtlaması var.

Anlatım akışı

Sonraki konuyu“Next up is” ile sunmak

“Next up is”, sıralı bir konuşma, liste veya programdaki bir sonraki öğeyi sunan geçiş ifadesidir. Burada bir yöntemle ilgili bölümü kapatır ve dikkati karbonhidrat kısıtlamasına yöneltir. Up yukarı doğru bir hareket anlatmaz; next up, “sıradaki” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Kalıp“Next up is + tekil veya sayılamayan konu” şeklindedir. Dinleyicinin bir bölümün bittiğini ve yenisinin başladığını anlamasına yardımcı olur.

Alıştırma

Bir sunucu“Next up is the budget” dediğinde neyi belirtir?

  1. Bütçe arttı.
  2. Bütçe sıradaki konudur.
  3. Bütçe hakkındaki konuşma bitti.
Cevabı göster

Bütçe sıradaki konudur.

Many diets like the South Beach,

1:06

South Beach,

Atkins,

1:07

Atkins

or Zone diets

1:08

veya Zone gibi birçok diyet,

suggest that carbs are the enemy of the fit body you've always dreamed of. Deyimler

1:09

hep hayalini kurduğunuz fit vücudun düşmanının karbonhidratlar olduğunu öne sürer.

Deyimler

the enemy of: bir şeyi rakip olarak çerçevelemek

Bu cümlede the enemy of, karbonhidratları insanlarla fit bir vücut arasında duran bir rakipmiş gibi gösterir. Enemy gerçek anlamda kullanılmaz; ifade, arzu edilen bir sonucu büyük ölçüde engelleyen veya ona zarar veren bir şey anlamına gelir. Bu kişileştirme, biz ve onlar karşıtlığı kurar ve karmaşık bir beslenme iddiasını basit ve acil gösterir. Söz konusu diyetlerin savunduğu tutumu aktarır; konuşanın onayladığı tarafsız bir bilimsel gerçek olarak okunmamalıdır.

Alıştırma

Cümlede carbs are the enemy of the fit body ifadesinin temel işlevi nedir?

  1. Karbonhidratları fit bir vücuda ulaşmanın önündeki güçlü bir engel olarak gösterir.
  2. Karbonhidratların sporcularla yarışan insanlar olduğunu söyler.
  3. Her karbonhidratın tarafsız biçimde kanıtlanmış olarak vücut yağına dönüştüğünü söyler.
Cevabı göster

Karbonhidratları fit bir vücuda ulaşmanın önündeki güçlü bir engel olarak gösterir.

The ideology claims that when more carbs are taken in than burned off, Öbek fiiller

1:13

Bu görüşe göre, yakılandan daha fazla karbonhidrat alındığında

the liver converts them into fats.

1:16

karaciğer bunları yağa dönüştürür.

Öbek fiiller

taken in: tüketilerek alınmış veya emilmiş

Burada taken in, take in fiilinin edilgen biçimidir. Etkilenen şey carbs, calories, food veya nutrients olduğunda take in, vücuda tüketerek almak veya emmek anlamına gelir. Dolayısıyla more carbs are taken in, vücudun yaktığından daha fazla karbonhidratı beslenme yoluyla alması demektir. Take in birden fazla anlama geldiği için amaçlanan anlamı nesne ve bağlama bakarak belirleyin. Burada burned off ile yapılan karşılaştırma, bir şeyi bir yere taşıma anlamını değil, vücuda alma anlamını seçtirir.

Alıştırma

when more carbs are taken in than burned off ifadesinde taken in ne anlama gelir?

  1. başka bir odaya taşınmış
  2. vücut tarafından tüketilerek alınmış veya emilmiş
  3. yanıltıcı bir iddia tarafından aldatılmış
Cevabı göster

vücut tarafından tüketilerek alınmış veya emilmiş

Öbek fiiller

burned off: enerji tüketmek

Burada burned off, 'fiziksel etkinlik veya vücudun metabolizması yoluyla enerji olarak tüketilmek' anlamına gelir. Bir şeyi gerçekten ateşle yakmak anlamında değildir. Dil bilgisi açısından karşılaştırma more carbs are taken in than are burned off anlamındadır. Tekrarlanan özne bağlamdan anlaşılır ve than sonrasındaki ikinci are kullanılmayabilir. Beslenme bağlamında carbs, karbonhidratların sağladığı enerjiyi kısaca ifade eder.

Alıştırma

'Etkinlik veya metabolizma yoluyla enerji tüketmek' anlamındaki öbek fiille cümleyi tamamlayın: A long bike ride can help you ____ extra calories.

Cevabı göster

burn off

But for most healthy,

1:18

Ancak sağlıklı

reasonably active people,

1:20

ve makul ölçüde aktif insanların çoğunda

carbs are broken down to glucose and transported to the cells for energy. Öbek fiiller

1:21

karbonhidratlar glikoza parçalanır ve enerji sağlamak üzere hücrelere taşınır.

Öbek fiiller

broken down: daha basit maddelere ayrıştırılmak

Bu cümlede are broken down, 'daha basit maddelere ayrıştırılır' anlamına gelir. Sindirim karbonhidratları glikoza dönüştürdüğü için ifade, bir makinenin bozulmasını veya duygusal bir çöküşü değil, biyolojik bir süreci anlatır. Edilgen yapı be + broken down biçimindedir: carbs eylemden etkilenir, ancak ayrıştırmayı yapan enzimler veya süreçler belirtilmez. Yaygın bir etken yapı enzymes break carbs down şeklindedir.

Alıştırma

'During digestion, proteins are broken down into amino acids,' cümlesinde broken down ne anlama gelir?

  1. Çalışmayı durdurmak
  2. Duygusal kontrolünü kaybetmek
  3. Daha basit maddelere dönüşmek
Cevabı göster

Daha basit maddelere dönüşmek

Very little is actually turned into fat.

1:25

Aslında çok azı yağa dönüşür.

In response to excessive glucose, Kalıp ifadeler

1:27

Glikoz fazlalığına karşılık

the body uses insulin to turn it into glycogen,

1:29

vücut, insülin yardımıyla glikozu glikojene dönüştürür;

which is stored in the liver and muscles.

1:31

bu glikojen karaciğer ve kaslarda depolanır.

Kalıp ifadeler

Neden-tepki ilişkisi için in response to

In response to, bir tepkiyi harekete geçiren durumu tanıtır. Burada aşırı glikoz, vücudun tepki verdiği durumdur; insülin süreci de bu tepki olarak sunulur. Bu ifade neden-tepki ilişkisini düzenler ancak yalnızca bir olayın diğerine neden olduğunu söylemez. Sonraki eylem veya değişimi önceki duruma verilen tepki olarak çerçeveler.

Alıştırma

Cümleyi “bir şeye tepki olarak” anlamındaki resmî ifadeyle tamamlayın: The company changed its schedule ____ customer feedback.

Cevabı göster

in response to

This glycogen may later be broken down in times of low glucose to refuel the body.

1:34

Glikozun azaldığı zamanlarda bu glikojen parçalanarak vücuda yeniden enerji sağlayabilir.

But the type of carbs you eat do matter.

1:38

Ancak yediğiniz karbonhidratın türü önemlidir.

Those from simple sugars like honey,

1:41

Bal,

fruit,

1:43

meyve

or sugar are more readily turned into triglycerides or fat

1:43

ya da sofra şekeri gibi basit şekerlerden gelen karbonhidratlar, trigliseride veya yağa

than complex carbs like whole grains and veggies.

1:47

tam tahıl ve sebze gibi kompleks karbonhidratlardan daha kolay dönüşür.

If you consistently eat way more than necessary Kelime

1:50

Sürekli olarak ihtiyacınızdan çok daha fazlasını yerseniz

and most calories are from simple carbs,

1:53

ve kalorilerin çoğu basit karbonhidratlardan gelirse,

then these will be converted to fat.

1:55

bunlar yağa dönüştürülür.

Kelime

Gündelik bir pekiştirici olarak way more than necessary

Way more than necessary ifadesinde way, “yol” veya “yöntem” anlamındaki isim değildir. More sözcüğünü güçlendiren, gündelik bir derece zarfıdır; bu nedenle ifade gerekli miktardan çok daha fazlası anlamına gelir. Daha geniş yapı, güçlü vurgu eklemek için way sözcüğünü karşılaştırmalı bir yapının ya da too + sıfat/zarf yapısının önüne getirir: way more, way less, way better veya way too expensive. Burada fazlalığın gerekli miktarın yalnızca biraz üzerinde değil, büyük olduğunu vurgular.

Alıştırma

Cümleyi “gerekenden çok daha fazla” anlamındaki gündelik ifadeyle tamamlayın: We packed ____ for a one-day trip.

Cevabı göster

way more than necessary

Low-carb diets often have extreme restriction at first.

1:57

Düşük karbonhidratlı diyetlerde başlangıçta genellikle aşırı kısıtlamalar vardır.

No starches like bread or pasta

2:00

Ekmek ya da makarna gibi nişastalı gıdalar yoktur;

and no sugars including from fruits or even alcohol.

2:02

meyvelerden, hatta alkolden gelenler dâhil hiçbir şekere de izin verilmez.

This can lead to some intense side effects including constipation,

2:06

Bu durum kabızlık,

dry mouth,

2:09

ağız kuruluğu,

bad breath,

2:10

ağız kokusu,

fatigue,

2:10

yorgunluk,

dizziness,

2:11

baş dönmesi

and nausea.

2:11

ve mide bulantısı gibi ciddi yan etkilere yol açabilir.

In studies,

2:13

Araştırmalarda,

carb restriction dieters tend to lose weight faster initially Dilbilgisi

2:13

karbonhidratı kısıtlayan diyetleri uygulayanların başlangıçta

compared to those simply using calorie restriction,

2:17

yalnızca kalori kısıtlaması yapanlara kıyasla daha hızlı kilo verdiği görülür,

but this is likely due to water loss,

2:19

ancak bunun nedeni büyük olasılıkla su kaybıdır;

which returns in later phases when you're encouraged to eat normally again.

2:21

normal beslenmeye yeniden teşvik edildiğiniz sonraki aşamalarda verilen su ağırlığı geri gelir.

Dilbilgisi

tend to: kesinlik bildirmeden tipik bir eğilimi anlatmak

Bu cümlede tend to genel bir eğilimi belirtir: karbonhidratı kısıtlayan diyetleri uygulayan kişiler başlangıçta genellikle daha hızlı kilo verir. Her kişinin mutlaka böyle bir sonuç yaşayacağını iddia etmez. tend to + fiilin yalın hâli yapısı, istisnalara yer bırakarak bir davranışı veya sonucu tipik olarak sunar. Kanıtlar kesin bir tahmini değil, yalnızca bir eğilimi desteklediğinde kullanılır.

Alıştırma

Kesin bir sonuç yerine yaygın bir eğilimi anlatmak için cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: On very hot days, commuters ____ carry extra water.

Cevabı göster

tend to

On top of this,

2:24

Üstelik,

the Atkins diet,

2:25

Atkins diyeti,

for example,

2:26

örneğin,

promotes caloric intake from high-fat and high-protein sources,

2:27

kalorilerin yüksek yağlı ve yüksek proteinli kaynaklardan alınmasını teşvik eder;

which means meats,

2:31

bu da et,

cheeses,

2:32

peynir,

cream,

2:32

krema,

butter,

2:33

tereyağı yiyerek

and losing weight.

2:33

kilo vermek demektir.

Sounds pretty good, right? Ton ve niyet

2:35

Kulağa oldukça hoş geliyor, değil mi?

Ton ve niyet

Sounds pretty good, right?: geçici bir onaya davet etmek

Sounds pretty good, bir şeyin oldukça çekici göründüğü anlamına gelir. Burada sounds, bir fikrin yarattığı izlenimi anlatan bir bağ fiilidir; pretty ise “oldukça” anlamına gelen gündelik bir derece zarfıdır. Sondaki right?, dinleyiciyi bu geçici izlenime katılmaya davet eder. Bu bağlamda konuşmacı bir karşıtlığa hazırlık yapmaktadır; bu nedenle soru retorik olabilir. Nihai bir onay belirtmek yerine, bir sorunu sunmadan önce görünürde kısa bir uzlaşma anı yaratır.

Alıştırma

Bir sunumda konuşmacı “Sounds pretty good, right?” diyor ve hemen ardından “But there is one major drawback.” diye ekliyor. En iyi yorum hangisidir?

  1. Konuşmacı dinleyicilerin doğru yöne bakıp bakmadığını sorar.
  2. Konuşmacı nihai ve koşulsuz bir onay verir.
  3. Konuşmacı bir karşıtlık sunmadan önce geçici bir onay ister.
Cevabı göster

Konuşmacı bir karşıtlık sunmadan önce geçici bir onay ister.

But many doctors show concerns over the high intake of saturated fat

2:36

Ancak birçok doktor, yüksek miktarda doymuş yağ tüketilmesinden endişe duyuyor;

that it may lead to more bad cholesterol and therefore an increased risk of heart disease.

2:40

çünkü bu, kötü kolesterolü artırarak kalp hastalığı riskinin yükselmesine yol açabilir.

Some claim these diets are dangerous and unhealthy

2:45

Bazıları bu diyetlerin tehlikeli ve sağlıksız olduğunu söylüyor;

given that they promote the limitation of foods like carrots, Dilbilgisi

2:47

çünkü havuç,

sweet potatoes,

2:50

tatlı patates

or apples

2:51

ya da elma gibi gıdaların kısıtlanmasını savunuyorlar;

that provide the body with important micronutrients and vitamins.

2:52

oysa bunlar vücuda önemli mikro besinler ve vitaminler sağlar.

Dilbilgisi

given that: bilinen bir gerekçeyi sunmak

Given that, yazarın bir iddianın dayanağı olarak ele aldığı gerçeği belirtir. Burada bu beslenme biçimleri, önemli besinler sağlayan yiyecekleri sınırladıkları için tehlikeli ve sağlıksız olarak tanımlanıyor. Bu ifade verilmiş olmak değil, şu gerçek göz önüne alındığında anlamına gelir. Destekleyici öncülü ana iddiadan önce veya sonra yerleştirerek gerekçeli bir savın düzenlenmesine yardımcı olur.

Alıştırma

Kabul edilmiş bir gerçeği kararın dayanağı olarak sunan bağlaçla cümleyi tamamlayın: ____ the roads are icy, the school will open late.

Cevabı göster

Given that

Instead,

2:55

Bunun yerine

people require supplements,

2:55

insanlar takviyelere ihtiyaç duyuyor,

which the body is not able to absorb as effectively as vitamins, Dilbilgisi

2:57

fakat vücut takviyeleri, doğal gıdalarda bulunan vitaminler,

minerals,

3:00

mineraller

and micronutrients in whole foods.

3:00

ve mikro besinler kadar etkili biçimde ememez.

Dilbilgisi

not able to ... as effectively as: daha düşük etkililik derecesini karşılaştırmak

Not able to + fiil + as effectively as kalıbı, olumsuz bir eşitlik karşılaştırması yapar. İlk öznenin eylemi karşılaştırma hedefiyle aynı etkililik derecesinde gerçekleştiremediğini belirtir; tek başına eylemin hiç gerçekleşmediği anlamına gelmez. Burada vücut, takviyelerdeki besinleri tam gıdalardaki vitamin, mineral ve mikro besinlerden daha az etkili biçimde emer. İlk as, derece bildiren effectively sözcüğünü; ikinci as ise karşılaştırma hedefini belirtir.

Alıştırma

Uygulamanın eşitleme yapabildiğini ancak karşılaştırılan öğeyle aynı etkililik derecesine ulaşamadığını belirten kalıpla cümleyi tamamlayın: This app is ____ the desktop version.

Cevabı göster

not able to sync as effectively as

Then there are high-protein diets.

3:02

Bir de yüksek proteinli diyetler var.

The main principle is that protein-rich foods are not as easily broken down by the body

3:04

Temel ilke, protein açısından zengin gıdaların vücut tarafından kolayca parçalanmaması

and take more energy to digest than carb-rich food.

3:09

ve sindirilmelerinin karbonhidratça zengin gıdalara kıyasla daha fazla enerji gerektirmesidir.

This means you won't feel hungry again as quickly

3:12

Bu, tekrar acıkmanızın daha uzun süreceği

and you're more likely to run a caloric deficit than if you ate the same number of calories from carbs. Notlar

3:14

ve aynı miktarda kaloriyi karbonhidratlardan aldığınız duruma göre kalori açığı oluşturma ihtimalinizin daha yüksek olduğu anlamına gelir.

Dilbilgisi

more likely to ... than if: sonuçları karşılaştırma

More likely to + fiil, bir sonucun gerçekleşme olasılığının daha yüksek olduğunu belirtir. Burada to run, sonucu yani kalori açığında olmayı ifade eder. Than if + yan cümle karşılaştırma koşulunu verir. Cümle, belirtilen durumu aynı miktarda kaloriyi karbonhidratlardan tüketme şeklindeki varsayımsal alternatifle karşılaştırır; if zamanı değil, koşulu belirtir.

Alıştırma

Karşılaştırmayı varsayımsal bir alternatif sunan iki sözcüklü bağlayıcıyla tamamlayın: With automatic updates, your phone is more likely to stay secure ____ you installed every patch manually.

Cevabı göster

than if

Kalıp ifadeler

run a caloric deficit: devam eden enerji açığı

Run a caloric deficit, vücudun aldığı enerjiden daha fazlasını kullandığı bir durumda kalmak anlamına gelen bir beslenme terimidir. Burada run, hızlıca yürüyerek ilerlemek değil, bir durumu sürdürmek veya o durumla işlemek anlamına gelir. Deficit belirli bir zaman aralığındaki dengeyi tanımlar; bu nedenle ifade yalnızca tek bir öğünde olağan dışı derecede az yemek anlamına gelmez. Daha genel olan run a deficit kalıbı bütçe ve finans bağlamlarında da kullanılır.

Alıştırma

run a caloric deficit ifadesinde run anlama ne katar?

  1. Açığı, kişinin sürdürdüğü veya içinde işlediği devam eden bir durum olarak sunar.
  2. Yalnızca belirli bir öğünde daha az kalori tüketmeyi ifade eder.
  3. Kişinin belirli miktarda kalori yakmak için koşu egzersizi yaptığını söyler.
Cevabı göster

Açığı, kişinin sürdürdüğü veya içinde işlediği devam eden bir durum olarak sunar.

The Paleo diet,

3:20

Paleo diyeti,

for example,

3:20

örneğin,

suggests that 10,000 years ago agriculture was introduced

3:21

tarımın 10.000 yıl önce ortaya çıktığını

and the human diet changed from hunter-gatherers eating primarily meat,

3:25

ve insan beslenmesinin, ağırlıklı olarak et,

wild fruits,

3:28

yabani meyveler,

veggies,

3:29

sebzeler

and nuts

3:29

ve kuruyemişler tüketen avcı-toplayıcı düzeninden

to diets containing more grains.

3:30

daha fazla tahıl içeren diyetlere geçtiğini öne sürer.

And as a result,

3:32

Bunun sonucunda

some believe the human body isn't designed to digest these processed foods like grains,

3:33

bazıları, insan vücudunun tahıl gibi işlenmiş gıdaları,

dairy,

3:37

süt ürünlerini

and breads.

3:38

ve ekmekleri sindirmeye uygun olmadığına inanır.

Some also believe that grains lead to inflammation-related health problems,

3:39

Bazıları ayrıca tahılların iltihaplanmayla ilişkili sağlık sorunlarına yol açtığına inanır,

but this is largely untrue except in the case of people with celiac disease. Anlatım akışı

3:42

ancak çölyak hastaları dışında bu büyük ölçüde doğru değildir.

Anlatım akışı

largely untrue except in the case of: genel ret ve belirli bir istisna

“Largely untrue”, genel iddiayı reddeder ancak bunu mutlak bir inkâra dönüştürmez; largely, “büyük ölçüde” veya “çoğu durumda” anlamına gelir. Ardından “except in the case of”, iddianın geçerli olabileceği sınırlı grubu belirtir. Bu ifadeler birlikte, savı önce genel sonuç, sonra da sınırları açıkça belirtilen istisna gelecek şekilde düzenler.

Alıştırma

Cümleyi dersteki kalıbın aynısıyla tamamlayın: The claim that all refunds take a month is ____ international bank transfers.

Cevabı göster

largely untrue except in the case of

But because of its straightforward guidelines,

3:47

Ancak Paleo'nun basit ve net kuralları sayesinde

many find it easy to follow Kalıp ifadeler

3:49

birçok kişi bu diyeti kolayca uygulayabilir

and it does promote more nutrient absorption.

3:50

ve diyet, besin emilimini artırır.

Kalıp ifadeler

easy to follow: anlaşılması ve uygulanması kolay

Bu cümlede easy to follow, kolay anlaşılabilen ve doğru şekilde uygulanmaya devam edilebilen anlamına gelir. Follow, birinin arkasından yürümek değil, diyetin yönergelerine uymak veya bağlı kalmak demektir. Yapı find + nesne + sıfat + to mastarı şeklindedir: many find it easy to follow, birçok kişinin planı uygulamayı kolay bulduğu anlamına gelir. Daha genel olarak bu ifade, adımları veya mantığı kolay anlaşılan ya da uygulanabilen yönergeleri, planları, tarifleri ve açıklamaları niteler.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: The recipe gives clear numbered steps, so it is ____ even for a first-time cook.

Cevabı göster

easy to follow

However,

3:53

Ne var ki

as Paleo cuts out all grains and legumes, Öbek fiiller

3:53

Paleo tüm tahılları ve baklagilleri beslenmeden çıkardığı için

we lose an important source of dietary fiber necessary to keep our bowels running smoothly. Dilbilgisi

3:56

bağırsaklarımızın düzgün çalışması için gerekli olan önemli bir lif kaynağını kaybederiz.

Öbek fiiller

cuts out: tamamen çıkarmak

Bu beslenme bağlamında cuts out, tamamen çıkarır veya tüketilmesine izin vermez anlamına gelir. Paleo tekil bir öznedir; bu nedenle cut, cuts biçimine dönüşür. all grains and legumes ise diyetin dışarıda bıraktığı yiyeceklerdir. Cut out, anlamı bağlama göre değişen bir öbek fiildir. Burada bir şeyi gerçekten kesmek veya telefon bağlantısının kesilmesi anlamında kullanılmaz. Başka durumlara aktarılabilecek temel fikir, bir şeyi beslenme düzeninden, alışkanlıktan, belgeden veya süreçten tamamen çıkarmaktır.

Alıştırma

“Tamamen çıkarmak” anlamını vermek için cut sözcüğünü doğru parçacıkla tamamlayın: The dentist said, “You should ____ sugary drinks.”

Cevabı göster

cut out

Dilbilgisi

keep our bowels running smoothly: keep + nesne + fiilin -ing biçimi

keep + nesne + fiilin -ing biçimi, bir kişinin veya şeyin bir eylem ya da sürecin devam etmesini sağladığını anlatır. Burada our bowels nesnedir, running fiilin -ing biçimidir ve smoothly sürecin nasıl devam ettiğini açıklar. Running burada mecazidir: bağırsaklar bacaklarıyla koşmaz, çalışır. Cümle, lifin bağırsakların normal ve rahat biçimde çalışmaya devam etmesine yardımcı olduğunu söyler.

Alıştırma

the system ve run sözcüklerini keep + nesne + fiilin -ing biçimi yapısında kullanın: Regular maintenance helps ____ smoothly.

Cevabı göster

keep the system running

Not to mention the high protein leads to nitrogen production, Anlatım akışı

4:01

Yüksek protein tüketiminin azot üretimine yol açtığını da unutmamak gerek;

meaning stinky farts.

4:04

bu da kötü kokulu osuruklar demek.

Anlatım akışı

Vurgulu bir ekleme olarak Not to mention

Not to mention, aynı savı güçlendiren ek bir noktayı gündeme getirir. Burada bir dezavantaj zaten ele alındıktan sonra koku sorunu başka bir dezavantaj olarak eklenir. Sözcüklerine bakıldığında bir konudan söz etmemeyi isteyen bir ifade gibi görünse de bu yapıda tersini yapar: bilgiyi tartışmaya dahil eder ve ek bir ikna desteği olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi nottaki üç sözcüklü vurgulu bağlayıcıyla tamamlayın: “The hotel was expensive and far from downtown, ____ noisy at night.”

Cevabı göster

not to mention

Add to that constipation,

4:06

Bir de kabızlığı ekleyin;

which allows your digested material to sit longer in the large intestine

4:07

kabızlık, sindirilmiş maddelerin kalın bağırsakta daha uzun süre kalmasına

and continuing to decompose and

4:11

ve ayrışmaya devam etmesine yol açar ve...

yep,

4:14

aynen,

even smellier farts.

4:14

osuruklarınız daha da kötü kokar.

There's another class of diets we might call the just-stop-eating diets. Anlatım akışı

4:16

Bir de “yemeyi bırak” diyetleri diyebileceğimiz başka bir diyet sınıfı var.

Anlatım akışı

Geçici bir etiket önermek için We might call

we might call X Y yapısında call, “X'e Y etiketini vermek” anlamına gelir. we öznesi, dinleyiciyi kategori hakkında ortak bir adlandırma biçimini benimsemeye davet eder. Might adlandırmayı ihtiyatlı hâle getirir: konuşmacı bu tartışma için kullanışlı bir etiket önerir; Y'nin resmî veya herkesçe kabul edilmiş ad olduğunu iddia etmez.

Alıştırma

“For convenience, we might call these recurring small expenses ‘budget leaks,’” cümlesinde we might call neyi gösterir?

  1. Konuşmacı tartışma için geçici bir etiket öneriyor.
  2. Konuşmacı kategorinin resmî adını aktarıyor.
  3. Konuşmacı herhangi birinin etiketi telaffuz edip edemeyeceğinden emin değil.
Cevabı göster

Konuşmacı tartışma için geçici bir etiket öneriyor.

Those looking to get slim quick might be tempted to only eat cabbage soup for 7 days Notlar

4:20

Hızla zayıflamak isteyenler, 7 gün boyunca yalnızca lahana çorbası yemeyi

Dilbilgisi

Those looking to...: kısaltılmış ilgi cümleciği

Burada Those, “o kişiler” anlamına gelir. looking to get slim quick, cümlenin hangi kişilerden söz ettiğini belirtir. Those looking to... ifadesi, those who are looking to... yapısının kısaltılmış hâlidir. who are çıkarılınca isim öbeği daha kısa olur; bu kalıp bilgilendirici metinlerde ve haber dilinde yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki kısa ilgi cümleciği kalıbıyla tamamlayın: ____ buy a used bike can check local listings.

Cevabı göster

Those looking to

Kalıp ifadeler

might be tempted to: olası çekim, eylem değil

might be tempted to, bir eylem çekici göründüğü için kişinin onu yapmaya yönelebileceği anlamına gelir. Might bu hissi belirsiz kılar; tempted ise seçimin pek akıllıca olmayabileceği düşüncesini ekler. Bu ifade olası bir isteği anlatır; karar verildiğini veya eylemin tamamlandığını göstermez. Bu cümlede diyet çekici görünebilir, ancak konuşan kişi kimsenin bunu gerçekten uyguladığını söylemez.

Alıştırma

Hangi cümle, kişinin eylemi yapacağını söylemeden bir seçeneğin çekici gelebileceği konusunda en uygun uyarıyı yapar?

  1. You tried to skip the safety check.
  2. You decided to skip the safety check.
  3. You might be tempted to skip the safety check.
Cevabı göster

You might be tempted to skip the safety check.

or do the Master Cleanse diet,

4:24

ya da Master Cleanse diyetini yapmayı cazip bulabilir.

which only allows salt water in the morning

4:26

Bu diyette sabahları yalnızca tuzlu suya,

and a concoction of water,

4:28

gün boyunca su,

maple syrup,

4:30

akçaağaç şurubu,

lemon,

4:30

limon

and cayenne pepper through the day,

4:31

ve kırmızı acı biber karışımına,

and a laxative tea at night.

4:32

geceleri ise müshil etkili bir çaya izin verilir.

But these diets are exceptionally unhealthy.

4:34

Ancak bu diyetler son derece sağlıksızdır.

Not only is most of your weight loss from water weight,

4:37

Verdiğiniz kilonun büyük kısmı yalnızca su kaybından ibaret olmakla kalmaz,

but there are many side effects such as dizziness,

4:40

baş dönmesi,

fatigue,

4:42

yorgunluk,

dehydration,

4:42

susuz kalma

and nausea.

4:43

ve mide bulantısı gibi pek çok yan etki de görülür.

The Master Cleanse can even lead to a white tongue,

4:44

Master Cleanse dilin beyazlamasına bile yol açabilir;

which some claim is the toxins leaving your body,

4:47

bazıları bunun toksinlerin vücuttan atılması olduğunu iddia eder,

but it's actually due to swelling and a yeast infection of the mouth.

4:50

ama aslında nedeni ağızda şişlik ve mantar enfeksiyonudur.

And after going through all that, Öbek fiiller

4:53

Üstelik tüm bunlara katlandıktan sonra

you're likely to gain any weight lost after stopping.

4:54

diyeti bıraktığınızda verdiğiniz kiloları büyük olasılıkla geri alırsınız.

Öbek fiiller

going through all that: zor bir süreci yaşamak ve buna dayanmak

Burada going through, rahatsız edici etkileri de dâhil olmak üzere zor bir süreci yaşamak ve bu sürece dayanmak anlamına gelir. Deneyimi tek bir olay olarak değil, zaman içinde ilerleyen bir süreç olarak gösterir. All that, daha önce sözü edilen bütün zorluklara gönderme yapar ve onları tek bir sıkıntılı deneyim olarak toplar. Go through başka bağlamlarda bir yerden geçmek veya bir şeyi incelemek anlamına gelebilir, ancak bu anlamlar bu cümleye uymaz.

Alıştırma

Cümleyi go through ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın. After ____ months of painful treatment, Mia finally returned to school.

Cevabı göster

going through

Then,

4:57

Bir de

of course,

4:57

elbette,

there are straight-up crazy diets like eating cotton balls dipped in soup or juice Kelime

4:58

çorbaya ya da meyve suyuna batırılmış pamuk topları yediğiniz düpedüz çılgın diyetler var;

Kelime

gayriresmî bir pekiştirici olarak straight-up

Burada straight-up, crazy sözcüğünden önce kullanılan gayriresmî bir pekiştiricidir. Tamamen veya düpedüz anlamına gelir ve konuşanın olumsuz değerlendirmesini güçlü ve açık sözlü hâle getirir. Yukarı doğru bir yönü anlatmaz. Konuşan yalnızca bu diyetlerin sıra dışı olduğunu söylemez; pekiştirici, onları açıkça ve son derece mantıksız olarak gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede straight-up, “tamamen” anlamında gayriresmî bir pekiştirici olarak kullanılmıştır?

  1. That rule is straight-up unfair.
  2. Walk straight up the stairs.
  3. The arrow points straight up.
Cevabı göster

That rule is straight-up unfair.

so that you feel full,

5:02

böylece kendinizi tok hissediyorsunuz.

which,

5:03

Bu yöntem

of course,

5:03

elbette

provides hardly any nutritional content Dilbilgisi

5:04

neredeyse hiçbir besin değeri sağlamaz

Dilbilgisi

hardly any: sıfıra yakın bir miktar

Bu cümlede hardly any nutritional content, neredeyse hiç besin içeriği olmaması anlamına gelir. Yan cümlede not bulunmasa da hardly miktara güçlü bir olumsuzluk katar; yine de çok küçük bir miktarın bulunma ihtimalini açık bırakır. Kalıp, hardly any + çoğul sayılabilen isim veya sayılamayan isim şeklindedir: hardly any vitamins, hardly any water. Miktarı tam olarak sıfır ilan etmeden sıfıra yakın olarak anlatır.

Alıştırma

Cümleyi hardly ile başlayan iki sözcüklü miktar ifadesiyle tamamlayın: After the long trip, we had ____ fuel left.

Cevabı göster

hardly any

and can cause intestinal blockages,

5:06

ve bağırsak tıkanıklıklarına yol açabilir;

which require surgical intervention. Kelime

5:08

bu da cerrahi müdahale gerektirir.

Kelime

surgical intervention: resmî bir tıbbi eşdizim

Bu cümlede surgical intervention, bir ameliyat yoluyla gerçekleştirilen tıbbi tedavi anlamına gelir. Bağırsak tıkanıklıklarının, doktorların ameliyatla tedavi etmesini gerektirecek kadar ciddi olabileceğini belirtir. Bu eşdizim, gündelik olarak ameliyat olma deneyimine odaklanmak yerine ameliyatı klinik bir tedavi önlemi olarak sunar. Require surgical intervention ifadesindeki require, bu önlemin tıbben gerekli olduğunu gösterir.

Alıştırma

Resmî bir tıbbi raporda bu cümleyi en iyi hangi seçenek tamamlar? The severe blockage may require ___.

  1. a quick fix
  2. surgical intervention
  3. someone stepping in
Cevabı göster

surgical intervention

Or how about the Sleeping Beauty diet where you just sleep? Ton ve niyet

5:10

Peki ya sadece uyuduğunuz Uyuyan Güzel diyeti?

Ton ve niyet

Başka bir seçenek eklemek için “Or how about”

“Or how about”, başka olasılıklar daha önce dile getirildikten sonra bir seçenek veya örnek daha sunar. “Or” listenin devam ettiğini gösterirken “how about” yeni fikri değerlendirmeye sunar. Bu cümlede soru biçimi gerçek bir tavsiye değildir. Önerilen diyet yalnızca uyumaktan ibaret olduğu için ifade, başka bir saçma uç örneği alaycı ve retorik biçimde sunar. Başka bağlamlarda aynı kalıp samimi bir öneride bulunabilir; niyeti ses tonu ve fikrin makul olup olmaması gösterir.

Alıştırma

“Or how about” hangi durumda samimi bir öneri yerine alaycı bir örnek sunar?

  1. Birisi arkadaşına pazartesinin buluşmak için uygun olup olmadığını sorar.
  2. Bir misafir kahveyi reddettikten sonra birisi çay ikram eder.
  3. Birisi bütün gün uyumayı gülünç bir kilo verme yöntemi olarak önerir.
Cevabı göster

Birisi bütün gün uyumayı gülünç bir kilo verme yöntemi olarak önerir.

You can't eat if you're always asleep.

5:14

Sürekli uyursanız yemek yiyemezsiniz.

The truth is

5:16

Gerçek şu ki,

most diets focusing on quick,

5:16

hızlı ve

dramatic results

5:18

çarpıcı sonuçlara odaklanan çoğu diyetin

also have a yo-yo effect where you lose initial weight, Deyimler

5:19

bir de başlangıçta kilo verdiğiniz bir yo-yo etkisi vardır,

but slow down your metabolic rate,

5:23

ancak metabolizma hızınız yavaşlar

so your body starts burning less calories.

5:25

ve vücudunuz daha az kalori yakmaya başlar.

Deyimler

Tekrarlanan kilo kaybı ve geri alım için “yo-yo effect”

“Yo-yo effect”, bir sonucun yo-yo gibi tekrar tekrar aşağı inip yukarı çıkmasını anlatan bir benzetmedir. Diyet bağlamında genellikle kilo vermek, verilen kiloyu geri almak ve bu döngüyü sık sık tekrarlamak anlamına gelir; tek bir küçük dalgalanmayı ifade etmez. Burada başlangıçtaki hızlı kilo kaybını metabolizma hızının yavaşlaması izler ve bu da kilonun geri alınmasını daha olası hâle getirir. Bu nedenle ifade, hızlı sonuç vadeden diyetleri istikrarsız oldukları için eleştirir; oyuncağın kendisinden söz etmez.

Alıştırma

Tekrarlanan kilo kaybı ve geri almayı anlatan hedef benzetmeyle cümleyi tamamlayın: After several crash diets, she experienced a ____.

Cevabı göster

yo-yo effect

And then when you start eating again,

5:27

Sonra yeniden yemeye başladığınızda

there is all the weight back and often more.

5:28

verdiğiniz kiloların hepsi, hatta çoğu zaman daha fazlası geri gelir.

After following contestants from the show The Biggest Loser for 6 years,

5:31

The Biggest Loser programının yarışmacılarını 6 yıl boyunca takip ettikten sonra

some of which who had lost hundreds of pounds in those 7 months,

5:34

—ki bazıları o 7 ayda yüzlerce pound vermişti—

scientists noticed something interesting.

5:38

bilim insanları ilginç bir şey fark etti.

Not only did most of the participants in the study regain their weight, Dilbilgisi

5:40

Araştırmaya katılanların çoğu verdikleri kiloları geri almakla kalmamış,

but their metabolic rates changed.

5:43

metabolizma hızları da değişmişti.

Dilbilgisi

Cümle başındaki Not only did ... but ... yapısı

Not only ilk yan cümlenin başına geldiğinde İngilizce bunu olumsuz nitelikte bir başlangıç gibi ele alır ve yardımcı fiil ile özneyi ters çevirir: did, most of the participants ifadesinden önce gelir. Geçmiş zamanı did zaten gösterdiği için regain yalın fiil biçiminde kalır. But, ilkine eklenen ikinci bir sonucu tanıtır. But sonrasında also kullanmak isteğe bağlıdır; yapının temel işlevi iki olguyu vurgulu bir çift olarak düzenlemektir ve ikinci olgu çoğu zaman en az ilki kadar, hatta daha önemli hissedilir.

Alıştırma

İki geçmiş eylemi vurgulamak için cümleyi Not only ... but kalıbıyla tamamlayın: ____ Maya finish the project early, ____ she also helped another team.

Cevabı göster

Not only did · but

One man in particular now burns 800 fewer calories a day Dilbilgisi

5:46

Özellikle bir adam artık günde 800 kalori daha az yakıyor,

than would be expected for a man his size.

5:49

kendi cüssesindeki bir erkeğin yakması beklenen miktara kıyasla.

Dilbilgisi

800 fewer calories ... than would be expected: beklenenden tam eksik miktar

800 fewer calories ifadesinde 800 farkın büyüklüğünü gösterir: günlük gerçek yakımı beklenen miktardan 800 kalori daha azdır. Bu, günde yalnızca 800 kalori yaktığı anlamına gelmez. Calories sayılabilen çoğul birim olduğu için fewer kullanılır. Than would be expected, beklenen sayıyı veya he would be expected to burn gibi daha uzun bir yan cümleyi tekrarlamadan karşılaştırma ölçütünü tanıtır. Bu sıkıştırılmış edilgen anlatım veri raporlarında yaygındır.

Alıştırma

"The clinic saw 25 fewer patients than expected" ne anlama gelir?

  1. Klinik toplamda 25’ten az hasta gördü.
  2. Klinik beklenen sayıdan 25 daha az hasta gördü.
  3. Klinik tam olarak 25 hasta gördü.
Cevabı göster

Klinik beklenen sayıdan 25 daha az hasta gördü.

This is 6 years after leaving the show,

5:52

Bu, programdan ayrılmasından 6 yıl sonraki durum;

showing how extreme measures to lose weight, Anlatım akışı

5:55

bu da kilo vermek için alınan aşırı önlemlerin,

while they may be successful at the time, Dilbilgisi

5:57

o anda başarılı olsalar bile,

have long-lasting impacts on your metabolism, Kalıp ifadeler

5:59

metabolizmanız üzerinde uzun süreli etkiler bıraktığını

Dilbilgisi

while they may be successful...: sınırlı bir noktayı kabul etme

Burada while zaman değil, ödünleme bildirir. Yan cümle sınırlı bir noktayı kabul eder: aşırı yöntemler kısa vadede işe yarayabilir. Ardından ana cümle daha önemli karşıtlığı verir: bu yöntemler metabolizmaya uzun süre zarar verebilir. They, extreme measures ifadesine gönderme yapar; may be successful ise kesinlik değil, temkinli bir olasılık belirtir. while X may..., Y... kalıbı, bir konuşmacının olası bir yararı kabul ettikten sonra bir sınırlama veya daha güçlü bir sonuç sunmasını sağlar.

Alıştırma

Bu cümlede while ne işe yarar? “While the repair may work for a week, it will not solve the underlying problem.”

  1. Onarımın başarılı olma nedenini açıklar.
  2. Her iki olayın da tam olarak aynı anda gerçekleştiğini söyler.
  3. Daha önemli bir sınırlamayı belirtmeden önce kısa vadeli bir yararı kabul eder.
Cevabı göster

Daha önemli bir sınırlamayı belirtmeden önce kısa vadeli bir yararı kabul eder.

Kalıp ifadeler

have long-lasting impacts on: üzerinde uzun süreli etkileri olmak

Have long-lasting impacts on, bir kişi veya şey üzerinde uzun süre devam eden etkiler yaratmak anlamına gelir. Bu cümlede aşırı yöntemler nedendir ve etkilenen şey metabolizmanızdır. İfade, have + niteleyici + impact(s) + on + etkilenen hedef kalıbını izler. Çoğul impacts, sonuçları birden fazla veya çeşitli etkiler olarak sunar; long-lasting ise impacts sözcüğünü niteler. Bu, etkilerin kalıcı olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: These funding cuts may ____ rural schools for years.

Cevabı göster

have long-lasting impacts on

making it harder to keep off weight in the future. Notlar

6:02

ve gelecekte verdiğiniz kiloları geri almamanızı zorlaştırdığını gösteriyor.

Anlatım akışı

showing how: kanıtı yoruma bağlamak

showing how ile başlayan -ing yan cümlesi, önceki bulgunun tamamı hakkında yorum yapar. Altı yıl sonraki sonucun, aşırı kilo verme yöntemlerinin metabolizma üzerinde uzun süreli etkileri olabileceği sonucuna kanıt oluşturduğunu anlatır. Burada showing, bir kişinin bir şeyi sergilemesi anlamına gelmez. Bir gözlemi, o gözlemin ortaya çıkardığı anlamla bağlar. Bu, rapor ve açıklamalarda kanıttan yoruma geçmenin yaygın bir yoludur.

Alıştırma

Hangi cümlede showing how, bir kanıtı yoruma bağlamak için kullanılmıştır?

  1. Attendance increased after reminders were added, showing how a small prompt can change behavior.
  2. The chart is showing how many tickets were sold each day.
  3. Maya is showing how to fold the paper, so copy each step.
Cevabı göster

Attendance increased after reminders were added, showing how a small prompt can change behavior.

Dilbilgisi

making it harder to: make + it + karşılaştırmalı sıfat + to-infinitive

Making it harder to, önceki durumun sonucunu belirtir: söz konusu durum, ardından gelen to-infinitive yapısının adlandırdığı eylemin zorluğunu artırır. Böylece -ing yan cümlesi bir nedeni onun sonucuna bağlar. make + it + karşılaştırmalı sıfat + to-infinitive yapısında it, belirli bir şeye gönderme yapmak yerine biçimsel nesne görevindedir. to-infinitive değerlendirilen etkinliği belirtir; harder ise başka bir koşula veya zamana kıyasla zorluğun arttığını ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi hedef yapıyla tamamlayın: Poor lighting is ____ read the instructions.

Cevabı göster

making it harder to

Öbek fiiller

Keep off: verilen kiloyu korumak

Kilo bağlamında keep off weight, daha önce verilmiş kiloların geri alınmasını önlemek anlamına gelir. İlk kilo verme eylemini değil, sonucu zaman içinde korumayı anlatır. Nesne bir isim olduğunda, altyazıdaki gibi off'tan sonra veya keep ile off arasında bulunabilir; keep the weight off özellikle yaygındır. Zamir mutlaka ortaya gelmelidir: keep it off denir, keep off it denmez.

Alıştırma

Verilen kiloların geri alınmasını önlemek anlamındaki phrasal verb ile cümleyi tamamlayın: After losing ten kilos, Maya wants to ____ the weight for good.

Cevabı göster

keep off

The hard truth is Anlatım akışı

6:04

Acı gerçek şu ki,

that even using many of the principal diets,

6:05

başlıca diyetlerin birçoğu uygulansa bile

about 97% of people regain everything lost

6:07

insanların yaklaşık %97'si verdiği kiloların tamamını

and sometimes more within 3 years.

6:11

ve bazen daha fazlasını 3 yıl içinde geri alıyor.

Anlatım akışı

The hard truth is that: hoş olmayan bir sonucu sunmak

The hard truth is that, that'ten sonraki yan cümleyi konuşanın temel sonucu olarak sunar ve bu sonucun hoş olmayan ya da kabul edilmesi zor olabileceğini belirtir. Burada kilo geri alma istatistiğini önceki tartışmanın rahatsız edici sonucu olarak çerçeveler. Yapı, The hard truth is that + tam bir yan cümledir. Hard, gerçeği kabul etmenin duygusal veya pratik zorluğunu anlatır; fiziksel sertliği ya da gerçeği kanıtlamanın zor olduğunu anlatmaz.

Alıştırma

Bir yönetici 'The hard truth is that we cannot finish by Friday.' diyor. Bu giriş neyin işaretidir?

  1. Sıradaki sonuç hoş değildir ancak onunla yüzleşmek gerekir.
  2. Sıradaki görev fiziksel olarak zordur.
  3. Konuşan, sonucun doğru olup olmadığından emin değildir.
Cevabı göster

Sıradaki sonuç hoş değildir ancak onunla yüzleşmek gerekir.

If you want to lose weight,

6:13

Kilo vermek istiyorsanız,

finding a diet that works for you Notlar

6:14

size uygun olan

Kelime

Works for you: size uygun, mutlaka bir iş ilişkisi değil

works for you ifadesindeki work, birinin ihtiyaçlarına ve koşullarına uygun, pratik veya etkili olmak anlamına gelir. Burada beslenme düzeni, kişinin yaşamına uygulanabilir bir seçenek olacak kadar iyi uyar. Yaygın kalıp nesne, plan, zaman veya yöntem + work for + kişi biçimindedir. Bu kalıp kendiliğinden bir iş ilişkisini anlatmaz; work sözcüğünün uygun olmak mı yoksa birinin yanında çalışmak mı anlamına geldiğini özne ve bağlam gösterir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız buluşma saati öneriyor ve siz 6:30 works for me diye yanıtlıyorsunuz. Ne demek istiyorsunuz?

  1. 6:30 beni çalıştırıyor.
  2. 6:30 benim için uygun ve elverişli bir saattir.
  3. 6:30 ile işbirliği yapacağım.
Cevabı göster

6:30 benim için uygun ve elverişli bir saattir.

and keeps you motivated with small incremental changes is important. Kalıp ifadeler

6:16

ve küçük, kademeli değişikliklerle motivasyonunuzu koruyan bir diyet bulmak önemlidir.

Dilbilgisi

Finding a diet that works for you ... is important: -ing biçimindeki tam özne

finding sözcüğünden changes sözcüğüne kadar uzanan -ing yan cümlesinin tamamı dilbilgisel öznedir. Bu yapının merkezinde finding bulunur; a diet, finding fiilinin nesnesidir ve that works for you and keeps you motivated with small incremental changes bölümü öznenin içinde diet sözcüğünü niteler. Ana yüklem is important bölümüne kadar başlamaz. Bir -ing yan cümlesi bir eylemi veya süreci tek bir fikir olarak adlandırdığında genellikle tekil fiil alır. Daha yakındaki works ve keeps fiilleri ilgi cümlesine aittir; bu nedenle ana fiil değildir.

Alıştırma

Örnek cümlede ana özne ile yüklemi doğru belirleyen çözümleme hangisidir?

  1. finding ile changes arasındaki ifadenin tamamı öznedir ve is important ana yüklemdir.
  2. works ana yüklemdir ve finding yalnızca arka plan bilgisi verir.
  3. keeps ana yüklemdir ve a diet ana öznedir.
Cevabı göster

finding ile changes arasındaki ifadenin tamamı öznedir ve is important ana yüklemdir.

Kalıp ifadeler

keeps you motivated: motivasyonu sürdürmek

Bu cümlede keeps you motivated, “beslenme düzenini sürdürmeye istekli ve hazır kalmanıza yardımcı olur” anlamına gelir. Odak noktası tek seferlik bir teşvik değil, motive olma durumunun devam etmesidir. Kalıp keep + kişi + sıfat/geçmiş zaman ortacıdır: keep, durumu devam eden kişiyi belirtir; motivated ise bu durumu adlandırır. Bu yapı öğrenme, egzersiz ve uzun vadeli çalışmalara doğal biçimde aktarılabilir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki üç sözcüklük ifadeyle tamamlayın: During marathon training, noticing small improvements ____ even on difficult days.

Cevabı göster

keeps you motivated

Of course,

6:20

Elbette,

a number on a scale doesn't measure how healthy a person is, Dilbilgisi

6:21

tartıdaki bir sayı insanın ne kadar sağlıklı olduğunu göstermez,

Dilbilgisi

Dolaylı how yan cümlesi: how healthy a person is

Burada how healthy a person is, measure fiilinin nesnesi olarak kullanılan dolaylı soru yan cümlesidir. How dereceyi sorar, ancak yan cümlenin tamamı doğrudan soru olmak yerine bir bildirme cümlesinin içinde yer alır. Dolaylı sorularda özne + fiil şeklindeki bildirme cümlesi dizilişi kullanılır; bu nedenle a person, is sözcüğünden önce gelir. Doğrudan soru dizilişi olan how healthy is a person bu cümlede measure fiilinden sonra kullanılmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede shows fiilinden sonra dolaylı how yan cümlesi doğru kullanılmıştır?

  1. The survey shows how satisfied are customers.
  2. The survey shows how satisfied customers are.
Cevabı göster

The survey shows how satisfied customers are.

though many struggle with this perception.

6:24

ancak pek çok kişi bu algıyı aşmakta zorlanıyor.

If food and weight preoccupations are a problem for you or someone you know, Kelime

6:26

Yemek ve kilo konusundaki takıntılar sizin ya da tanıdığınız birinin hayatında sorun yaratıyorsa

Kelime

food and weight preoccupations: kalıcı ve sıkıntı verici zihinsel odaklanma

Burada food and weight preoccupations, yemek ve vücut ağırlığı hakkındaki kalıcı düşünceler veya bunlara yönelik aşırı zihinsel odaklanma anlamına gelir; bu düşünceler tekrar tekrar dikkati işgal eder ve sıkıntıya yol açabilir. Çoğul isim preoccupations, sıradan bir ilgiyi değil, zihnin tekrar tekrar odaklandığı konuları belirtir. Bu ifade, sağlıkla ilgili bilgilerin belirli bir teşhis koymadan, potansiyel olarak ciddi bir örüntüyü resmî ve nispeten yargılayıcı olmayan bir dille adlandırmasını sağlar. Daha genel olarak a preoccupation with X, bir kişinin zihnini tekrar tekrar meşgul eden bir şeydir.

Alıştırma

Bu sağlık bilgisi cümlesinde food and weight preoccupations ifadesinin en yakın anlamı nedir?

  1. Yemek tariflerine ve egzersize yönelik normal ve geçici bir ilgi
  2. Yemek ve vücut ağırlığına yönelik kalıcı ve sıkıntı verici odaklanma
  3. Öğün planlama veya vücut ağırlığı hakkındaki herhangi bir pratik soru
Cevabı göster

Yemek ve vücut ağırlığına yönelik kalıcı ve sıkıntı verici odaklanma

check out the description of this video for links with more information.

6:30

daha fazla bilgi içeren bağlantılar için bu videonun açıklamasına göz atın.

And subscribe for more weekly science videos.

6:33

Her hafta yeni bilim videoları için abone olun.