Hangi Diyetler Gerçekten İşe Yarıyor?: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Bu bilimsel video popüler ve aşırı diyetleri karşılaştırıyor; hızlı kilo kaybını beslenme, yan etkiler ve geri alınan kiloyla karşılaştırıp sürdürülebilir kişisel değişiklikleri öne çıkarıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. scientifically sound — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: sound burada ses ya da yalnızca sağlıklı değil, güvenilir bilimsel kanıtlarla desteklenmiş demektir. 2. cuts out — Deyimsel fiiller: cut out bir yiyeceği, alışkanlığı, etkinliği veya adımı tamamen çıkarmak demektir. 3. The hard truth is that — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: bu açık sözlü çerçeve önceki kanıtları kabul edilmesi zor bir sonuca dönüştürür; hard fiziksel sertlik değildir.
Bu derste
“var olan veya erişilebilir olan” anlamında out there
Bu cümlede out there, özellikle insanların bulabileceği seçeneklerden söz ederken “genel olarak dünyada var olan veya erişilebilir olan” anlamına gelir. Zaten var olan birçok popüler diyeti ifade eder; fiziksel olarak dışarıdaki bir yeri anlatmaz. a lot of popular diets gibi bir isim öbeğinden sonra kullanılan out there, kapsamı bilinen tek bir örnekten daha geniş pazara, topluma veya dünyaya taşır.
Alıştırma
“There are many affordable apps out there.” cümlesinde out there ne anlama gelir?
- Daha geniş dünyada var olan veya erişilebilir olan
- Binanın dışında olan
- Konuşan kişiden uzakta olan
Cevabı göster
Daha geniş dünyada var olan veya erişilebilir olan
investigating which ones are scientifically sound and actually work. Kalıp ifadeler
0:04hangilerinin bilimsel temele dayandığını ve gerçekten işe yaradığını inceleyelim dedik.
scientifically sound: güvenilir bilimsel kanıt ve yöntemlerle desteklenen
Burada sound, “sağlam temellere dayanan, güvenilir veya iyi ilkelere dayalı” anlamında bir sıfattır. Bu nedenle scientifically sound, iddiaları veya tasarımı güvenilir bilimsel kanıt ve yöntemlerle desteklenebilen bir diyeti tanımlar. “İşitmesi hoş” anlamına gelmez ve yalnızca “sağlıklı” demek değildir. Ardından gelen and actually work ayrı bir ölçüt ekler: bilimsel bir temele sahip olmak ile gerçekten etkili olmak birbiriyle ilişkili olsa da aynı şey değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede scientifically sound doğru kullanılmıştır?
- The speaker is scientifically sound, so the music is loud.
- The review asks whether the study's methods are scientifically sound.
- This salad tastes scientifically sound because it is fresh.
Cevabı göster
The review asks whether the study's methods are scientifically sound.
From the outside: görünüşe dayalı bir bakış açısı
Burada from the outside, bakış açısı bildiren mecazi bir ifadedir. Fiziksel olarak bir yerin dışında durmayı değil, yalnızca görünenlere göre ya da duruma tam olarak dahil olmayan birinin bakış açısından değerlendirme yapmayı anlatır. Ana yargıdan önce kullanılarak sonraki yargıyı sınırlar: Bir şey ilk bakışta basit görünebilir, ancak daha yakından tanındığında gerçeğin daha karmaşık olduğu anlaşılabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede from the outside, görünüşe göre veya dışarıdan birinin bakış açısından değerlendirme anlamında kullanılmıştır?
- The handle is on the outside of the box.
- We opened the window from the outside.
- From the outside, the plan looks easy, but the team knows it is risky.
Cevabı göster
From the outside, the plan looks easy, but the team knows it is risky.
Your weight is determined by the balance between the calories you take in and the calories you burn.
0:11Kilonuzu, aldığınız kalorilerle yaktığınız kaloriler arasındaki denge belirler.
By changing what you eat or your activity level,
0:15Yediklerinizi ya da aktivite düzeyinizi değiştirerek
you can tip this equation towards weight gain or loss, Deyimler
0:17bu denklemi kilo alma veya verme yönüne çevirebilirsiniz;
tip this equation towards: dengeyi bir sonuca doğru kaydırmak
tip this equation towards... yapısında tip, bir dengeyi ya da durumu bir tarafın lehine eğmek anlamına gelen bir fiildir. this equation kavramsal olarak alınan enerji ile kullanılan enerji arasındaki dengeyi ifade eder; towards ise kilo alma veya verme şeklindeki olası sonucu tanıtır. Buradaki imge, bir terazinin eğilmesidir. İfade, bir etkenin sonucun yönünü veya olasılığını değiştirdiğini anlatır; sonucun kesin olduğunu ya da matematiksel bir denklemin fiziksel olarak hareket ettirildiğini söylemez.
Alıştırma
Cümleyi tip ... towards yapısıyla tamamlayın. Komite eşit biçimde ikiye bölünmüş durumda: One persuasive speech could ____ approval.
Cevabı göster
tip the balance towards
Companies like Weight Watchers claim you can eat whatever you want
0:24Weight Watchers gibi şirketler, istediğiniz her şeyi yiyebileceğinizi öne sürüyor,
as long as you stay below a prescribed number of daily calories. Dilbilgisi
0:27yeter ki günlük olarak belirlenen kalori miktarının altında kalın.
Koşul bildiren as long as
Bu cümlede as long as, izni geçerli kılan koşulu belirtir: ancak belirlenen günlük kalori sınırının altında kalırsanız istediğiniz her şeyi yiyebilirsiniz. as long as + yan cümle yapısını “yeter ki” veya “şu koşulla” anlamında kullanın. Burada uzunluk ya da süre anlatılmaz.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz ve “yeter ki” anlamına gelen üç kelimelik koşul ifadesiyle tamamlayın: You can borrow my bike ____ you wear a helmet.
Cevabı göster
as long as
Getting all your calories from junk food is technically allowed,
0:31Teknik olarak tüm kalorilerinizi abur cuburdan alabilirsiniz,
it's important to think about the nutritional value of the foods too.
0:35yiyeceklerin besin değerini de düşünmek önemlidir.
From a health perspective: değerlendirme açısını belirtmek
Bu cümlede from a health perspective, durumu değerlendirmek için kullanılan ölçütü belirtir. Kalorileri abur cuburdan almak kalori kuralına uyabilir, ancak sağlık farklı bir değerlendirme açısıdır; bu nedenle besin değeri de önemlidir. Bir değerlendirme temelini diğerinden ayırmak için from + bakış açısı ifadesi + perspective yapısını kullanın. Cümlenin başına geldiğinde, ardından gelen ifadenin tamamına bir değerlendirme çerçevesi kazandırır.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “sağlıkla ilişkili olarak değerlendirildiğinde” anlamına gelen dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: ____, regular exercise has clear benefits.
Cevabı göster
From a health perspective
Calorie restriction with optimal nutrition or CRON diets
0:43Optimal beslenmeyle kalori kısıtlaması, yani CRON diyetleri,
generally reduce their caloric intake by 20% while still meeting the daily nutritional requirements.
0:46günlük besin gereksinimlerini karşılamaya devam ederken kalori alımını genellikle %20 azaltır.
a CRON dieter might just have the apple skin,
0:54CRON diyeti yapan biri yalnızca elmanın kabuğunu yiyebilir;
calorie restriction can be a safe and effective tool for weight loss.
1:01kalori kısıtlaması, kilo vermek için güvenli ve etkili bir araç olabilir.
Kısaltılmış edilgen koşul“If used properly and not excessively”
“If used properly and not excessively”, if ile kurulan edilgen koşul yan tümcesinin kısaltılmış biçimidir. Tam biçimi“If it is used properly and not excessively,” şeklindedir ve buradaki it, calorie restriction ifadesine gönderme yapar. Used, edilgen anlam taşıyan bir geçmiş zaman ortacıdır; etken basit geçmiş zaman fiili değildir. Kısaltılmış yan tümce, ana yargının hangi koşullarda geçerli olduğunu sınırlar: kalori kısıtlaması ancak bu koşullar altında güvenli ve etkili olabilir. Bu yapıda atılan öznenin ana cümleden açıkça anlaşılması gerekir.
Alıştırma
Hangi seçenek örnekteki kısaltılmış koşulun tam biçimini verir?
- If it is using properly and not excessively, calorie restriction can be a safe and effective tool for weight loss.
- If it used properly and not excessively, calorie restriction can be a safe and effective tool for weight loss.
- If it is used properly and not excessively, calorie restriction can be a safe and effective tool for weight loss.
Cevabı göster
If it is used properly and not excessively, calorie restriction can be a safe and effective tool for weight loss.
Sonraki konuyu“Next up is” ile sunmak
“Next up is”, sıralı bir konuşma, liste veya programdaki bir sonraki öğeyi sunan geçiş ifadesidir. Burada bir yöntemle ilgili bölümü kapatır ve dikkati karbonhidrat kısıtlamasına yöneltir. Up yukarı doğru bir hareket anlatmaz; next up, “sıradaki” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Kalıp“Next up is + tekil veya sayılamayan konu” şeklindedir. Dinleyicinin bir bölümün bittiğini ve yenisinin başladığını anlamasına yardımcı olur.
Alıştırma
Bir sunucu“Next up is the budget” dediğinde neyi belirtir?
- Bütçe arttı.
- Bütçe sıradaki konudur.
- Bütçe hakkındaki konuşma bitti.
Cevabı göster
Bütçe sıradaki konudur.
suggest that carbs are the enemy of the fit body you've always dreamed of. Deyimler
1:09hep hayalini kurduğunuz fit vücudun düşmanının karbonhidratlar olduğunu öne sürer.
the enemy of: bir şeyi rakip olarak çerçevelemek
Bu cümlede the enemy of, karbonhidratları insanlarla fit bir vücut arasında duran bir rakipmiş gibi gösterir. Enemy gerçek anlamda kullanılmaz; ifade, arzu edilen bir sonucu büyük ölçüde engelleyen veya ona zarar veren bir şey anlamına gelir. Bu kişileştirme, biz ve onlar karşıtlığı kurar ve karmaşık bir beslenme iddiasını basit ve acil gösterir. Söz konusu diyetlerin savunduğu tutumu aktarır; konuşanın onayladığı tarafsız bir bilimsel gerçek olarak okunmamalıdır.
Alıştırma
Cümlede carbs are the enemy of the fit body ifadesinin temel işlevi nedir?
- Karbonhidratları fit bir vücuda ulaşmanın önündeki güçlü bir engel olarak gösterir.
- Karbonhidratların sporcularla yarışan insanlar olduğunu söyler.
- Her karbonhidratın tarafsız biçimde kanıtlanmış olarak vücut yağına dönüştüğünü söyler.
Cevabı göster
Karbonhidratları fit bir vücuda ulaşmanın önündeki güçlü bir engel olarak gösterir.
The ideology claims that when more carbs are taken in than burned off, Öbek fiiller
1:13Bu görüşe göre, yakılandan daha fazla karbonhidrat alındığında
taken in: tüketilerek alınmış veya emilmiş
Burada taken in, take in fiilinin edilgen biçimidir. Etkilenen şey carbs, calories, food veya nutrients olduğunda take in, vücuda tüketerek almak veya emmek anlamına gelir. Dolayısıyla more carbs are taken in, vücudun yaktığından daha fazla karbonhidratı beslenme yoluyla alması demektir. Take in birden fazla anlama geldiği için amaçlanan anlamı nesne ve bağlama bakarak belirleyin. Burada burned off ile yapılan karşılaştırma, bir şeyi bir yere taşıma anlamını değil, vücuda alma anlamını seçtirir.
Alıştırma
when more carbs are taken in than burned off ifadesinde taken in ne anlama gelir?
- başka bir odaya taşınmış
- vücut tarafından tüketilerek alınmış veya emilmiş
- yanıltıcı bir iddia tarafından aldatılmış
Cevabı göster
vücut tarafından tüketilerek alınmış veya emilmiş
burned off: enerji tüketmek
Burada burned off, 'fiziksel etkinlik veya vücudun metabolizması yoluyla enerji olarak tüketilmek' anlamına gelir. Bir şeyi gerçekten ateşle yakmak anlamında değildir. Dil bilgisi açısından karşılaştırma more carbs are taken in than are burned off anlamındadır. Tekrarlanan özne bağlamdan anlaşılır ve than sonrasındaki ikinci are kullanılmayabilir. Beslenme bağlamında carbs, karbonhidratların sağladığı enerjiyi kısaca ifade eder.
Alıştırma
'Etkinlik veya metabolizma yoluyla enerji tüketmek' anlamındaki öbek fiille cümleyi tamamlayın: A long bike ride can help you ____ extra calories.
Cevabı göster
burn off
carbs are broken down to glucose and transported to the cells for energy. Öbek fiiller
1:21karbonhidratlar glikoza parçalanır ve enerji sağlamak üzere hücrelere taşınır.
broken down: daha basit maddelere ayrıştırılmak
Bu cümlede are broken down, 'daha basit maddelere ayrıştırılır' anlamına gelir. Sindirim karbonhidratları glikoza dönüştürdüğü için ifade, bir makinenin bozulmasını veya duygusal bir çöküşü değil, biyolojik bir süreci anlatır. Edilgen yapı be + broken down biçimindedir: carbs eylemden etkilenir, ancak ayrıştırmayı yapan enzimler veya süreçler belirtilmez. Yaygın bir etken yapı enzymes break carbs down şeklindedir.
Alıştırma
'During digestion, proteins are broken down into amino acids,' cümlesinde broken down ne anlama gelir?
- Çalışmayı durdurmak
- Duygusal kontrolünü kaybetmek
- Daha basit maddelere dönüşmek
Cevabı göster
Daha basit maddelere dönüşmek
the body uses insulin to turn it into glycogen,
1:29vücut, insülin yardımıyla glikozu glikojene dönüştürür;
Neden-tepki ilişkisi için in response to
In response to, bir tepkiyi harekete geçiren durumu tanıtır. Burada aşırı glikoz, vücudun tepki verdiği durumdur; insülin süreci de bu tepki olarak sunulur. Bu ifade neden-tepki ilişkisini düzenler ancak yalnızca bir olayın diğerine neden olduğunu söylemez. Sonraki eylem veya değişimi önceki duruma verilen tepki olarak çerçeveler.
Alıştırma
Cümleyi “bir şeye tepki olarak” anlamındaki resmî ifadeyle tamamlayın: The company changed its schedule ____ customer feedback.
Cevabı göster
in response to
This glycogen may later be broken down in times of low glucose to refuel the body.
1:34Glikozun azaldığı zamanlarda bu glikojen parçalanarak vücuda yeniden enerji sağlayabilir.
or sugar are more readily turned into triglycerides or fat
1:43ya da sofra şekeri gibi basit şekerlerden gelen karbonhidratlar, trigliseride veya yağa
than complex carbs like whole grains and veggies.
1:47tam tahıl ve sebze gibi kompleks karbonhidratlardan daha kolay dönüşür.
Gündelik bir pekiştirici olarak way more than necessary
Way more than necessary ifadesinde way, “yol” veya “yöntem” anlamındaki isim değildir. More sözcüğünü güçlendiren, gündelik bir derece zarfıdır; bu nedenle ifade gerekli miktardan çok daha fazlası anlamına gelir. Daha geniş yapı, güçlü vurgu eklemek için way sözcüğünü karşılaştırmalı bir yapının ya da too + sıfat/zarf yapısının önüne getirir: way more, way less, way better veya way too expensive. Burada fazlalığın gerekli miktarın yalnızca biraz üzerinde değil, büyük olduğunu vurgular.
Alıştırma
Cümleyi “gerekenden çok daha fazla” anlamındaki gündelik ifadeyle tamamlayın: We packed ____ for a one-day trip.
Cevabı göster
way more than necessary
Low-carb diets often have extreme restriction at first.
1:57Düşük karbonhidratlı diyetlerde başlangıçta genellikle aşırı kısıtlamalar vardır.
and no sugars including from fruits or even alcohol.
2:02meyvelerden, hatta alkolden gelenler dâhil hiçbir şekere de izin verilmez.
carb restriction dieters tend to lose weight faster initially Dilbilgisi
2:13karbonhidratı kısıtlayan diyetleri uygulayanların başlangıçta
compared to those simply using calorie restriction,
2:17yalnızca kalori kısıtlaması yapanlara kıyasla daha hızlı kilo verdiği görülür,
which returns in later phases when you're encouraged to eat normally again.
2:21normal beslenmeye yeniden teşvik edildiğiniz sonraki aşamalarda verilen su ağırlığı geri gelir.
tend to: kesinlik bildirmeden tipik bir eğilimi anlatmak
Bu cümlede tend to genel bir eğilimi belirtir: karbonhidratı kısıtlayan diyetleri uygulayan kişiler başlangıçta genellikle daha hızlı kilo verir. Her kişinin mutlaka böyle bir sonuç yaşayacağını iddia etmez. tend to + fiilin yalın hâli yapısı, istisnalara yer bırakarak bir davranışı veya sonucu tipik olarak sunar. Kanıtlar kesin bir tahmini değil, yalnızca bir eğilimi desteklediğinde kullanılır.
Alıştırma
Kesin bir sonuç yerine yaygın bir eğilimi anlatmak için cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: On very hot days, commuters ____ carry extra water.
Cevabı göster
tend to
promotes caloric intake from high-fat and high-protein sources,
2:27kalorilerin yüksek yağlı ve yüksek proteinli kaynaklardan alınmasını teşvik eder;
Sounds pretty good, right?: geçici bir onaya davet etmek
Sounds pretty good, bir şeyin oldukça çekici göründüğü anlamına gelir. Burada sounds, bir fikrin yarattığı izlenimi anlatan bir bağ fiilidir; pretty ise “oldukça” anlamına gelen gündelik bir derece zarfıdır. Sondaki right?, dinleyiciyi bu geçici izlenime katılmaya davet eder. Bu bağlamda konuşmacı bir karşıtlığa hazırlık yapmaktadır; bu nedenle soru retorik olabilir. Nihai bir onay belirtmek yerine, bir sorunu sunmadan önce görünürde kısa bir uzlaşma anı yaratır.
Alıştırma
Bir sunumda konuşmacı “Sounds pretty good, right?” diyor ve hemen ardından “But there is one major drawback.” diye ekliyor. En iyi yorum hangisidir?
- Konuşmacı dinleyicilerin doğru yöne bakıp bakmadığını sorar.
- Konuşmacı nihai ve koşulsuz bir onay verir.
- Konuşmacı bir karşıtlık sunmadan önce geçici bir onay ister.
Cevabı göster
Konuşmacı bir karşıtlık sunmadan önce geçici bir onay ister.
But many doctors show concerns over the high intake of saturated fat
2:36Ancak birçok doktor, yüksek miktarda doymuş yağ tüketilmesinden endişe duyuyor;
that it may lead to more bad cholesterol and therefore an increased risk of heart disease.
2:40çünkü bu, kötü kolesterolü artırarak kalp hastalığı riskinin yükselmesine yol açabilir.
Some claim these diets are dangerous and unhealthy
2:45Bazıları bu diyetlerin tehlikeli ve sağlıksız olduğunu söylüyor;
that provide the body with important micronutrients and vitamins.
2:52oysa bunlar vücuda önemli mikro besinler ve vitaminler sağlar.
given that: bilinen bir gerekçeyi sunmak
Given that, yazarın bir iddianın dayanağı olarak ele aldığı gerçeği belirtir. Burada bu beslenme biçimleri, önemli besinler sağlayan yiyecekleri sınırladıkları için tehlikeli ve sağlıksız olarak tanımlanıyor. Bu ifade verilmiş olmak değil, şu gerçek göz önüne alındığında anlamına gelir. Destekleyici öncülü ana iddiadan önce veya sonra yerleştirerek gerekçeli bir savın düzenlenmesine yardımcı olur.
Alıştırma
Kabul edilmiş bir gerçeği kararın dayanağı olarak sunan bağlaçla cümleyi tamamlayın: ____ the roads are icy, the school will open late.
Cevabı göster
Given that
which the body is not able to absorb as effectively as vitamins, Dilbilgisi
2:57fakat vücut takviyeleri, doğal gıdalarda bulunan vitaminler,
not able to ... as effectively as: daha düşük etkililik derecesini karşılaştırmak
Not able to + fiil + as effectively as kalıbı, olumsuz bir eşitlik karşılaştırması yapar. İlk öznenin eylemi karşılaştırma hedefiyle aynı etkililik derecesinde gerçekleştiremediğini belirtir; tek başına eylemin hiç gerçekleşmediği anlamına gelmez. Burada vücut, takviyelerdeki besinleri tam gıdalardaki vitamin, mineral ve mikro besinlerden daha az etkili biçimde emer. İlk as, derece bildiren effectively sözcüğünü; ikinci as ise karşılaştırma hedefini belirtir.
Alıştırma
Uygulamanın eşitleme yapabildiğini ancak karşılaştırılan öğeyle aynı etkililik derecesine ulaşamadığını belirten kalıpla cümleyi tamamlayın: This app is ____ the desktop version.
Cevabı göster
not able to sync as effectively as
The main principle is that protein-rich foods are not as easily broken down by the body
3:04Temel ilke, protein açısından zengin gıdaların vücut tarafından kolayca parçalanmaması
and take more energy to digest than carb-rich food.
3:09ve sindirilmelerinin karbonhidratça zengin gıdalara kıyasla daha fazla enerji gerektirmesidir.
and you're more likely to run a caloric deficit than if you ate the same number of calories from carbs. Notlar
3:14ve aynı miktarda kaloriyi karbonhidratlardan aldığınız duruma göre kalori açığı oluşturma ihtimalinizin daha yüksek olduğu anlamına gelir.
more likely to ... than if: sonuçları karşılaştırma
More likely to + fiil, bir sonucun gerçekleşme olasılığının daha yüksek olduğunu belirtir. Burada to run, sonucu yani kalori açığında olmayı ifade eder. Than if + yan cümle karşılaştırma koşulunu verir. Cümle, belirtilen durumu aynı miktarda kaloriyi karbonhidratlardan tüketme şeklindeki varsayımsal alternatifle karşılaştırır; if zamanı değil, koşulu belirtir.
Alıştırma
Karşılaştırmayı varsayımsal bir alternatif sunan iki sözcüklü bağlayıcıyla tamamlayın: With automatic updates, your phone is more likely to stay secure ____ you installed every patch manually.
Cevabı göster
than if
run a caloric deficit: devam eden enerji açığı
Run a caloric deficit, vücudun aldığı enerjiden daha fazlasını kullandığı bir durumda kalmak anlamına gelen bir beslenme terimidir. Burada run, hızlıca yürüyerek ilerlemek değil, bir durumu sürdürmek veya o durumla işlemek anlamına gelir. Deficit belirli bir zaman aralığındaki dengeyi tanımlar; bu nedenle ifade yalnızca tek bir öğünde olağan dışı derecede az yemek anlamına gelmez. Daha genel olan run a deficit kalıbı bütçe ve finans bağlamlarında da kullanılır.
Alıştırma
run a caloric deficit ifadesinde run anlama ne katar?
- Açığı, kişinin sürdürdüğü veya içinde işlediği devam eden bir durum olarak sunar.
- Yalnızca belirli bir öğünde daha az kalori tüketmeyi ifade eder.
- Kişinin belirli miktarda kalori yakmak için koşu egzersizi yaptığını söyler.
Cevabı göster
Açığı, kişinin sürdürdüğü veya içinde işlediği devam eden bir durum olarak sunar.
suggests that 10,000 years ago agriculture was introduced
3:21tarımın 10.000 yıl önce ortaya çıktığını
and the human diet changed from hunter-gatherers eating primarily meat,
3:25ve insan beslenmesinin, ağırlıklı olarak et,
some believe the human body isn't designed to digest these processed foods like grains,
3:33bazıları, insan vücudunun tahıl gibi işlenmiş gıdaları,
Some also believe that grains lead to inflammation-related health problems,
3:39Bazıları ayrıca tahılların iltihaplanmayla ilişkili sağlık sorunlarına yol açtığına inanır,
but this is largely untrue except in the case of people with celiac disease. Anlatım akışı
3:42ancak çölyak hastaları dışında bu büyük ölçüde doğru değildir.
largely untrue except in the case of: genel ret ve belirli bir istisna
“Largely untrue”, genel iddiayı reddeder ancak bunu mutlak bir inkâra dönüştürmez; largely, “büyük ölçüde” veya “çoğu durumda” anlamına gelir. Ardından “except in the case of”, iddianın geçerli olabileceği sınırlı grubu belirtir. Bu ifadeler birlikte, savı önce genel sonuç, sonra da sınırları açıkça belirtilen istisna gelecek şekilde düzenler.
Alıştırma
Cümleyi dersteki kalıbın aynısıyla tamamlayın: The claim that all refunds take a month is ____ international bank transfers.
Cevabı göster
largely untrue except in the case of
But because of its straightforward guidelines,
3:47Ancak Paleo'nun basit ve net kuralları sayesinde
easy to follow: anlaşılması ve uygulanması kolay
Bu cümlede easy to follow, kolay anlaşılabilen ve doğru şekilde uygulanmaya devam edilebilen anlamına gelir. Follow, birinin arkasından yürümek değil, diyetin yönergelerine uymak veya bağlı kalmak demektir. Yapı find + nesne + sıfat + to mastarı şeklindedir: many find it easy to follow, birçok kişinin planı uygulamayı kolay bulduğu anlamına gelir. Daha genel olarak bu ifade, adımları veya mantığı kolay anlaşılan ya da uygulanabilen yönergeleri, planları, tarifleri ve açıklamaları niteler.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: The recipe gives clear numbered steps, so it is ____ even for a first-time cook.
Cevabı göster
easy to follow
as Paleo cuts out all grains and legumes, Öbek fiiller
3:53Paleo tüm tahılları ve baklagilleri beslenmeden çıkardığı için
we lose an important source of dietary fiber necessary to keep our bowels running smoothly. Dilbilgisi
3:56bağırsaklarımızın düzgün çalışması için gerekli olan önemli bir lif kaynağını kaybederiz.
cuts out: tamamen çıkarmak
Bu beslenme bağlamında cuts out, tamamen çıkarır veya tüketilmesine izin vermez anlamına gelir. Paleo tekil bir öznedir; bu nedenle cut, cuts biçimine dönüşür. all grains and legumes ise diyetin dışarıda bıraktığı yiyeceklerdir. Cut out, anlamı bağlama göre değişen bir öbek fiildir. Burada bir şeyi gerçekten kesmek veya telefon bağlantısının kesilmesi anlamında kullanılmaz. Başka durumlara aktarılabilecek temel fikir, bir şeyi beslenme düzeninden, alışkanlıktan, belgeden veya süreçten tamamen çıkarmaktır.
Alıştırma
“Tamamen çıkarmak” anlamını vermek için cut sözcüğünü doğru parçacıkla tamamlayın: The dentist said, “You should ____ sugary drinks.”
Cevabı göster
cut out
keep our bowels running smoothly: keep + nesne + fiilin -ing biçimi
keep + nesne + fiilin -ing biçimi, bir kişinin veya şeyin bir eylem ya da sürecin devam etmesini sağladığını anlatır. Burada our bowels nesnedir, running fiilin -ing biçimidir ve smoothly sürecin nasıl devam ettiğini açıklar. Running burada mecazidir: bağırsaklar bacaklarıyla koşmaz, çalışır. Cümle, lifin bağırsakların normal ve rahat biçimde çalışmaya devam etmesine yardımcı olduğunu söyler.
Alıştırma
the system ve run sözcüklerini keep + nesne + fiilin -ing biçimi yapısında kullanın: Regular maintenance helps ____ smoothly.
Cevabı göster
keep the system running
Not to mention the high protein leads to nitrogen production, Anlatım akışı
4:01Yüksek protein tüketiminin azot üretimine yol açtığını da unutmamak gerek;
Vurgulu bir ekleme olarak Not to mention
Not to mention, aynı savı güçlendiren ek bir noktayı gündeme getirir. Burada bir dezavantaj zaten ele alındıktan sonra koku sorunu başka bir dezavantaj olarak eklenir. Sözcüklerine bakıldığında bir konudan söz etmemeyi isteyen bir ifade gibi görünse de bu yapıda tersini yapar: bilgiyi tartışmaya dahil eder ve ek bir ikna desteği olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi nottaki üç sözcüklü vurgulu bağlayıcıyla tamamlayın: “The hotel was expensive and far from downtown, ____ noisy at night.”
Cevabı göster
not to mention
which allows your digested material to sit longer in the large intestine
4:07kabızlık, sindirilmiş maddelerin kalın bağırsakta daha uzun süre kalmasına
There's another class of diets we might call the just-stop-eating diets. Anlatım akışı
4:16Bir de “yemeyi bırak” diyetleri diyebileceğimiz başka bir diyet sınıfı var.
Geçici bir etiket önermek için We might call
we might call X Y yapısında call, “X'e Y etiketini vermek” anlamına gelir. we öznesi, dinleyiciyi kategori hakkında ortak bir adlandırma biçimini benimsemeye davet eder. Might adlandırmayı ihtiyatlı hâle getirir: konuşmacı bu tartışma için kullanışlı bir etiket önerir; Y'nin resmî veya herkesçe kabul edilmiş ad olduğunu iddia etmez.
Alıştırma
“For convenience, we might call these recurring small expenses ‘budget leaks,’” cümlesinde we might call neyi gösterir?
- Konuşmacı tartışma için geçici bir etiket öneriyor.
- Konuşmacı kategorinin resmî adını aktarıyor.
- Konuşmacı herhangi birinin etiketi telaffuz edip edemeyeceğinden emin değil.
Cevabı göster
Konuşmacı tartışma için geçici bir etiket öneriyor.
Those looking to get slim quick might be tempted to only eat cabbage soup for 7 days Notlar
4:20Hızla zayıflamak isteyenler, 7 gün boyunca yalnızca lahana çorbası yemeyi
Those looking to...: kısaltılmış ilgi cümleciği
Burada Those, “o kişiler” anlamına gelir. looking to get slim quick, cümlenin hangi kişilerden söz ettiğini belirtir. Those looking to... ifadesi, those who are looking to... yapısının kısaltılmış hâlidir. who are çıkarılınca isim öbeği daha kısa olur; bu kalıp bilgilendirici metinlerde ve haber dilinde yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki kısa ilgi cümleciği kalıbıyla tamamlayın: ____ buy a used bike can check local listings.
Cevabı göster
Those looking to
might be tempted to: olası çekim, eylem değil
might be tempted to, bir eylem çekici göründüğü için kişinin onu yapmaya yönelebileceği anlamına gelir. Might bu hissi belirsiz kılar; tempted ise seçimin pek akıllıca olmayabileceği düşüncesini ekler. Bu ifade olası bir isteği anlatır; karar verildiğini veya eylemin tamamlandığını göstermez. Bu cümlede diyet çekici görünebilir, ancak konuşan kişi kimsenin bunu gerçekten uyguladığını söylemez.
Alıştırma
Hangi cümle, kişinin eylemi yapacağını söylemeden bir seçeneğin çekici gelebileceği konusunda en uygun uyarıyı yapar?
- You tried to skip the safety check.
- You decided to skip the safety check.
- You might be tempted to skip the safety check.
Cevabı göster
You might be tempted to skip the safety check.
Not only is most of your weight loss from water weight,
4:37Verdiğiniz kilonun büyük kısmı yalnızca su kaybından ibaret olmakla kalmaz,
The Master Cleanse can even lead to a white tongue,
4:44Master Cleanse dilin beyazlamasına bile yol açabilir;
which some claim is the toxins leaving your body,
4:47bazıları bunun toksinlerin vücuttan atılması olduğunu iddia eder,
but it's actually due to swelling and a yeast infection of the mouth.
4:50ama aslında nedeni ağızda şişlik ve mantar enfeksiyonudur.
you're likely to gain any weight lost after stopping.
4:54diyeti bıraktığınızda verdiğiniz kiloları büyük olasılıkla geri alırsınız.
going through all that: zor bir süreci yaşamak ve buna dayanmak
Burada going through, rahatsız edici etkileri de dâhil olmak üzere zor bir süreci yaşamak ve bu sürece dayanmak anlamına gelir. Deneyimi tek bir olay olarak değil, zaman içinde ilerleyen bir süreç olarak gösterir. All that, daha önce sözü edilen bütün zorluklara gönderme yapar ve onları tek bir sıkıntılı deneyim olarak toplar. Go through başka bağlamlarda bir yerden geçmek veya bir şeyi incelemek anlamına gelebilir, ancak bu anlamlar bu cümleye uymaz.
Alıştırma
Cümleyi go through ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın. After ____ months of painful treatment, Mia finally returned to school.
Cevabı göster
going through
there are straight-up crazy diets like eating cotton balls dipped in soup or juice Kelime
4:58çorbaya ya da meyve suyuna batırılmış pamuk topları yediğiniz düpedüz çılgın diyetler var;
gayriresmî bir pekiştirici olarak straight-up
Burada straight-up, crazy sözcüğünden önce kullanılan gayriresmî bir pekiştiricidir. Tamamen veya düpedüz anlamına gelir ve konuşanın olumsuz değerlendirmesini güçlü ve açık sözlü hâle getirir. Yukarı doğru bir yönü anlatmaz. Konuşan yalnızca bu diyetlerin sıra dışı olduğunu söylemez; pekiştirici, onları açıkça ve son derece mantıksız olarak gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede straight-up, “tamamen” anlamında gayriresmî bir pekiştirici olarak kullanılmıştır?
- That rule is straight-up unfair.
- Walk straight up the stairs.
- The arrow points straight up.
Cevabı göster
That rule is straight-up unfair.
hardly any: sıfıra yakın bir miktar
Bu cümlede hardly any nutritional content, neredeyse hiç besin içeriği olmaması anlamına gelir. Yan cümlede not bulunmasa da hardly miktara güçlü bir olumsuzluk katar; yine de çok küçük bir miktarın bulunma ihtimalini açık bırakır. Kalıp, hardly any + çoğul sayılabilen isim veya sayılamayan isim şeklindedir: hardly any vitamins, hardly any water. Miktarı tam olarak sıfır ilan etmeden sıfıra yakın olarak anlatır.
Alıştırma
Cümleyi hardly ile başlayan iki sözcüklü miktar ifadesiyle tamamlayın: After the long trip, we had ____ fuel left.
Cevabı göster
hardly any
surgical intervention: resmî bir tıbbi eşdizim
Bu cümlede surgical intervention, bir ameliyat yoluyla gerçekleştirilen tıbbi tedavi anlamına gelir. Bağırsak tıkanıklıklarının, doktorların ameliyatla tedavi etmesini gerektirecek kadar ciddi olabileceğini belirtir. Bu eşdizim, gündelik olarak ameliyat olma deneyimine odaklanmak yerine ameliyatı klinik bir tedavi önlemi olarak sunar. Require surgical intervention ifadesindeki require, bu önlemin tıbben gerekli olduğunu gösterir.
Alıştırma
Resmî bir tıbbi raporda bu cümleyi en iyi hangi seçenek tamamlar? The severe blockage may require ___.
- a quick fix
- surgical intervention
- someone stepping in
Cevabı göster
surgical intervention
Or how about the Sleeping Beauty diet where you just sleep? Ton ve niyet
5:10Peki ya sadece uyuduğunuz Uyuyan Güzel diyeti?
Başka bir seçenek eklemek için “Or how about”
“Or how about”, başka olasılıklar daha önce dile getirildikten sonra bir seçenek veya örnek daha sunar. “Or” listenin devam ettiğini gösterirken “how about” yeni fikri değerlendirmeye sunar. Bu cümlede soru biçimi gerçek bir tavsiye değildir. Önerilen diyet yalnızca uyumaktan ibaret olduğu için ifade, başka bir saçma uç örneği alaycı ve retorik biçimde sunar. Başka bağlamlarda aynı kalıp samimi bir öneride bulunabilir; niyeti ses tonu ve fikrin makul olup olmaması gösterir.
Alıştırma
“Or how about” hangi durumda samimi bir öneri yerine alaycı bir örnek sunar?
- Birisi arkadaşına pazartesinin buluşmak için uygun olup olmadığını sorar.
- Bir misafir kahveyi reddettikten sonra birisi çay ikram eder.
- Birisi bütün gün uyumayı gülünç bir kilo verme yöntemi olarak önerir.
Cevabı göster
Birisi bütün gün uyumayı gülünç bir kilo verme yöntemi olarak önerir.
Tekrarlanan kilo kaybı ve geri alım için “yo-yo effect”
“Yo-yo effect”, bir sonucun yo-yo gibi tekrar tekrar aşağı inip yukarı çıkmasını anlatan bir benzetmedir. Diyet bağlamında genellikle kilo vermek, verilen kiloyu geri almak ve bu döngüyü sık sık tekrarlamak anlamına gelir; tek bir küçük dalgalanmayı ifade etmez. Burada başlangıçtaki hızlı kilo kaybını metabolizma hızının yavaşlaması izler ve bu da kilonun geri alınmasını daha olası hâle getirir. Bu nedenle ifade, hızlı sonuç vadeden diyetleri istikrarsız oldukları için eleştirir; oyuncağın kendisinden söz etmez.
Alıştırma
Tekrarlanan kilo kaybı ve geri almayı anlatan hedef benzetmeyle cümleyi tamamlayın: After several crash diets, she experienced a ____.
Cevabı göster
yo-yo effect
there is all the weight back and often more.
5:28verdiğiniz kiloların hepsi, hatta çoğu zaman daha fazlası geri gelir.
After following contestants from the show The Biggest Loser for 6 years,
5:31The Biggest Loser programının yarışmacılarını 6 yıl boyunca takip ettikten sonra
some of which who had lost hundreds of pounds in those 7 months,
5:34—ki bazıları o 7 ayda yüzlerce pound vermişti—
Not only did most of the participants in the study regain their weight, Dilbilgisi
5:40Araştırmaya katılanların çoğu verdikleri kiloları geri almakla kalmamış,
Cümle başındaki Not only did ... but ... yapısı
Not only ilk yan cümlenin başına geldiğinde İngilizce bunu olumsuz nitelikte bir başlangıç gibi ele alır ve yardımcı fiil ile özneyi ters çevirir: did, most of the participants ifadesinden önce gelir. Geçmiş zamanı did zaten gösterdiği için regain yalın fiil biçiminde kalır. But, ilkine eklenen ikinci bir sonucu tanıtır. But sonrasında also kullanmak isteğe bağlıdır; yapının temel işlevi iki olguyu vurgulu bir çift olarak düzenlemektir ve ikinci olgu çoğu zaman en az ilki kadar, hatta daha önemli hissedilir.
Alıştırma
İki geçmiş eylemi vurgulamak için cümleyi Not only ... but kalıbıyla tamamlayın: ____ Maya finish the project early, ____ she also helped another team.
Cevabı göster
Not only did · but
One man in particular now burns 800 fewer calories a day Dilbilgisi
5:46Özellikle bir adam artık günde 800 kalori daha az yakıyor,
than would be expected for a man his size.
5:49kendi cüssesindeki bir erkeğin yakması beklenen miktara kıyasla.
800 fewer calories ... than would be expected: beklenenden tam eksik miktar
800 fewer calories ifadesinde 800 farkın büyüklüğünü gösterir: günlük gerçek yakımı beklenen miktardan 800 kalori daha azdır. Bu, günde yalnızca 800 kalori yaktığı anlamına gelmez. Calories sayılabilen çoğul birim olduğu için fewer kullanılır. Than would be expected, beklenen sayıyı veya he would be expected to burn gibi daha uzun bir yan cümleyi tekrarlamadan karşılaştırma ölçütünü tanıtır. Bu sıkıştırılmış edilgen anlatım veri raporlarında yaygındır.
Alıştırma
"The clinic saw 25 fewer patients than expected" ne anlama gelir?
- Klinik toplamda 25’ten az hasta gördü.
- Klinik beklenen sayıdan 25 daha az hasta gördü.
- Klinik tam olarak 25 hasta gördü.
Cevabı göster
Klinik beklenen sayıdan 25 daha az hasta gördü.
showing how extreme measures to lose weight, Anlatım akışı
5:55bu da kilo vermek için alınan aşırı önlemlerin,
have long-lasting impacts on your metabolism, Kalıp ifadeler
5:59metabolizmanız üzerinde uzun süreli etkiler bıraktığını
while they may be successful...: sınırlı bir noktayı kabul etme
Burada while zaman değil, ödünleme bildirir. Yan cümle sınırlı bir noktayı kabul eder: aşırı yöntemler kısa vadede işe yarayabilir. Ardından ana cümle daha önemli karşıtlığı verir: bu yöntemler metabolizmaya uzun süre zarar verebilir. They, extreme measures ifadesine gönderme yapar; may be successful ise kesinlik değil, temkinli bir olasılık belirtir. while X may..., Y... kalıbı, bir konuşmacının olası bir yararı kabul ettikten sonra bir sınırlama veya daha güçlü bir sonuç sunmasını sağlar.
Alıştırma
Bu cümlede while ne işe yarar? “While the repair may work for a week, it will not solve the underlying problem.”
- Onarımın başarılı olma nedenini açıklar.
- Her iki olayın da tam olarak aynı anda gerçekleştiğini söyler.
- Daha önemli bir sınırlamayı belirtmeden önce kısa vadeli bir yararı kabul eder.
Cevabı göster
Daha önemli bir sınırlamayı belirtmeden önce kısa vadeli bir yararı kabul eder.
have long-lasting impacts on: üzerinde uzun süreli etkileri olmak
Have long-lasting impacts on, bir kişi veya şey üzerinde uzun süre devam eden etkiler yaratmak anlamına gelir. Bu cümlede aşırı yöntemler nedendir ve etkilenen şey metabolizmanızdır. İfade, have + niteleyici + impact(s) + on + etkilenen hedef kalıbını izler. Çoğul impacts, sonuçları birden fazla veya çeşitli etkiler olarak sunar; long-lasting ise impacts sözcüğünü niteler. Bu, etkilerin kalıcı olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: These funding cuts may ____ rural schools for years.
Cevabı göster
have long-lasting impacts on
making it harder to keep off weight in the future. Notlar
6:02ve gelecekte verdiğiniz kiloları geri almamanızı zorlaştırdığını gösteriyor.
showing how: kanıtı yoruma bağlamak
showing how ile başlayan -ing yan cümlesi, önceki bulgunun tamamı hakkında yorum yapar. Altı yıl sonraki sonucun, aşırı kilo verme yöntemlerinin metabolizma üzerinde uzun süreli etkileri olabileceği sonucuna kanıt oluşturduğunu anlatır. Burada showing, bir kişinin bir şeyi sergilemesi anlamına gelmez. Bir gözlemi, o gözlemin ortaya çıkardığı anlamla bağlar. Bu, rapor ve açıklamalarda kanıttan yoruma geçmenin yaygın bir yoludur.
Alıştırma
Hangi cümlede showing how, bir kanıtı yoruma bağlamak için kullanılmıştır?
- Attendance increased after reminders were added, showing how a small prompt can change behavior.
- The chart is showing how many tickets were sold each day.
- Maya is showing how to fold the paper, so copy each step.
Cevabı göster
Attendance increased after reminders were added, showing how a small prompt can change behavior.
making it harder to: make + it + karşılaştırmalı sıfat + to-infinitive
Making it harder to, önceki durumun sonucunu belirtir: söz konusu durum, ardından gelen to-infinitive yapısının adlandırdığı eylemin zorluğunu artırır. Böylece -ing yan cümlesi bir nedeni onun sonucuna bağlar. make + it + karşılaştırmalı sıfat + to-infinitive yapısında it, belirli bir şeye gönderme yapmak yerine biçimsel nesne görevindedir. to-infinitive değerlendirilen etkinliği belirtir; harder ise başka bir koşula veya zamana kıyasla zorluğun arttığını ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi hedef yapıyla tamamlayın: Poor lighting is ____ read the instructions.
Cevabı göster
making it harder to
Keep off: verilen kiloyu korumak
Kilo bağlamında keep off weight, daha önce verilmiş kiloların geri alınmasını önlemek anlamına gelir. İlk kilo verme eylemini değil, sonucu zaman içinde korumayı anlatır. Nesne bir isim olduğunda, altyazıdaki gibi off'tan sonra veya keep ile off arasında bulunabilir; keep the weight off özellikle yaygındır. Zamir mutlaka ortaya gelmelidir: keep it off denir, keep off it denmez.
Alıştırma
Verilen kiloların geri alınmasını önlemek anlamındaki phrasal verb ile cümleyi tamamlayın: After losing ten kilos, Maya wants to ____ the weight for good.
Cevabı göster
keep off
about 97% of people regain everything lost
6:07insanların yaklaşık %97'si verdiği kiloların tamamını
The hard truth is that: hoş olmayan bir sonucu sunmak
The hard truth is that, that'ten sonraki yan cümleyi konuşanın temel sonucu olarak sunar ve bu sonucun hoş olmayan ya da kabul edilmesi zor olabileceğini belirtir. Burada kilo geri alma istatistiğini önceki tartışmanın rahatsız edici sonucu olarak çerçeveler. Yapı, The hard truth is that + tam bir yan cümledir. Hard, gerçeği kabul etmenin duygusal veya pratik zorluğunu anlatır; fiziksel sertliği ya da gerçeği kanıtlamanın zor olduğunu anlatmaz.
Alıştırma
Bir yönetici 'The hard truth is that we cannot finish by Friday.' diyor. Bu giriş neyin işaretidir?
- Sıradaki sonuç hoş değildir ancak onunla yüzleşmek gerekir.
- Sıradaki görev fiziksel olarak zordur.
- Konuşan, sonucun doğru olup olmadığından emin değildir.
Cevabı göster
Sıradaki sonuç hoş değildir ancak onunla yüzleşmek gerekir.
Works for you: size uygun, mutlaka bir iş ilişkisi değil
works for you ifadesindeki work, birinin ihtiyaçlarına ve koşullarına uygun, pratik veya etkili olmak anlamına gelir. Burada beslenme düzeni, kişinin yaşamına uygulanabilir bir seçenek olacak kadar iyi uyar. Yaygın kalıp nesne, plan, zaman veya yöntem + work for + kişi biçimindedir. Bu kalıp kendiliğinden bir iş ilişkisini anlatmaz; work sözcüğünün uygun olmak mı yoksa birinin yanında çalışmak mı anlamına geldiğini özne ve bağlam gösterir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız buluşma saati öneriyor ve siz 6:30 works for me diye yanıtlıyorsunuz. Ne demek istiyorsunuz?
- 6:30 beni çalıştırıyor.
- 6:30 benim için uygun ve elverişli bir saattir.
- 6:30 ile işbirliği yapacağım.
Cevabı göster
6:30 benim için uygun ve elverişli bir saattir.
and keeps you motivated with small incremental changes is important. Kalıp ifadeler
6:16ve küçük, kademeli değişikliklerle motivasyonunuzu koruyan bir diyet bulmak önemlidir.
Finding a diet that works for you ... is important: -ing biçimindeki tam özne
finding sözcüğünden changes sözcüğüne kadar uzanan -ing yan cümlesinin tamamı dilbilgisel öznedir. Bu yapının merkezinde finding bulunur; a diet, finding fiilinin nesnesidir ve that works for you and keeps you motivated with small incremental changes bölümü öznenin içinde diet sözcüğünü niteler. Ana yüklem is important bölümüne kadar başlamaz. Bir -ing yan cümlesi bir eylemi veya süreci tek bir fikir olarak adlandırdığında genellikle tekil fiil alır. Daha yakındaki works ve keeps fiilleri ilgi cümlesine aittir; bu nedenle ana fiil değildir.
Alıştırma
Örnek cümlede ana özne ile yüklemi doğru belirleyen çözümleme hangisidir?
- finding ile changes arasındaki ifadenin tamamı öznedir ve is important ana yüklemdir.
- works ana yüklemdir ve finding yalnızca arka plan bilgisi verir.
- keeps ana yüklemdir ve a diet ana öznedir.
Cevabı göster
finding ile changes arasındaki ifadenin tamamı öznedir ve is important ana yüklemdir.
keeps you motivated: motivasyonu sürdürmek
Bu cümlede keeps you motivated, “beslenme düzenini sürdürmeye istekli ve hazır kalmanıza yardımcı olur” anlamına gelir. Odak noktası tek seferlik bir teşvik değil, motive olma durumunun devam etmesidir. Kalıp keep + kişi + sıfat/geçmiş zaman ortacıdır: keep, durumu devam eden kişiyi belirtir; motivated ise bu durumu adlandırır. Bu yapı öğrenme, egzersiz ve uzun vadeli çalışmalara doğal biçimde aktarılabilir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki üç sözcüklük ifadeyle tamamlayın: During marathon training, noticing small improvements ____ even on difficult days.
Cevabı göster
keeps you motivated
a number on a scale doesn't measure how healthy a person is, Dilbilgisi
6:21tartıdaki bir sayı insanın ne kadar sağlıklı olduğunu göstermez,
Dolaylı how yan cümlesi: how healthy a person is
Burada how healthy a person is, measure fiilinin nesnesi olarak kullanılan dolaylı soru yan cümlesidir. How dereceyi sorar, ancak yan cümlenin tamamı doğrudan soru olmak yerine bir bildirme cümlesinin içinde yer alır. Dolaylı sorularda özne + fiil şeklindeki bildirme cümlesi dizilişi kullanılır; bu nedenle a person, is sözcüğünden önce gelir. Doğrudan soru dizilişi olan how healthy is a person bu cümlede measure fiilinden sonra kullanılmaz.
Alıştırma
Hangi cümlede shows fiilinden sonra dolaylı how yan cümlesi doğru kullanılmıştır?
- The survey shows how satisfied are customers.
- The survey shows how satisfied customers are.
Cevabı göster
The survey shows how satisfied customers are.
If food and weight preoccupations are a problem for you or someone you know, Kelime
6:26Yemek ve kilo konusundaki takıntılar sizin ya da tanıdığınız birinin hayatında sorun yaratıyorsa
food and weight preoccupations: kalıcı ve sıkıntı verici zihinsel odaklanma
Burada food and weight preoccupations, yemek ve vücut ağırlığı hakkındaki kalıcı düşünceler veya bunlara yönelik aşırı zihinsel odaklanma anlamına gelir; bu düşünceler tekrar tekrar dikkati işgal eder ve sıkıntıya yol açabilir. Çoğul isim preoccupations, sıradan bir ilgiyi değil, zihnin tekrar tekrar odaklandığı konuları belirtir. Bu ifade, sağlıkla ilgili bilgilerin belirli bir teşhis koymadan, potansiyel olarak ciddi bir örüntüyü resmî ve nispeten yargılayıcı olmayan bir dille adlandırmasını sağlar. Daha genel olarak a preoccupation with X, bir kişinin zihnini tekrar tekrar meşgul eden bir şeydir.
Alıştırma
Bu sağlık bilgisi cümlesinde food and weight preoccupations ifadesinin en yakın anlamı nedir?
- Yemek tariflerine ve egzersize yönelik normal ve geçici bir ilgi
- Yemek ve vücut ağırlığına yönelik kalıcı ve sıkıntı verici odaklanma
- Öğün planlama veya vücut ağırlığı hakkındaki herhangi bir pratik soru
Cevabı göster
Yemek ve vücut ağırlığına yönelik kalıcı ve sıkıntı verici odaklanma
check out the description of this video for links with more information.
6:30daha fazla bilgi içeren bağlantılar için bu videonun açıklamasına göz atın.