Ateş katı mı, sıvı mı yoksa gaz mıdır? - Elizabeth Cox: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
580 kelime 152 kel/dk

Video özeti: Bu bilimsel anlatım, alevlerin gerçekte ne olduğunu soruyor ve ateşin bir madde hâli değil, yanma tepkimesini duyularımızla deneyimleme biçimimiz olduğunu gösteriyor. Yakıtın, ısının, oksijenin, yer çekiminin ve ışık yayan moleküllerin kamp ateşinin şeklini, renklerini, seslerini ve sonunda sönmesini nasıl oluşturduğunu açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. One misconception is that fire is a plasma, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Yaygın ama yanlış bir inanışı önce ortaya koyup ardından onu düzelten kanıtları sunmaya yarayan açık bir bilimsel anlatım kalıbını öğrenin. “One misconception is that…” yapısını sunumlarda ve analitik yazılarda, karşı tarafa saldırgan görünmeden bir yanılgıyı ele almak için kullanabilirsiniz. 2. fire heats up, — Öbek fiiller: heats up ifadesinin yalnızca sıcak olma durumunu değil, burada yanma şiddetlenirken gerçekleşen giderek ısınma sürecini anlattığını fark edin. Böylece devam eden sıcaklık değişimini bir durum bildiriminden ayırabilir; ifadeyi yiyecekler, cihazlar, hava veya bilimsel süreçler için doğal biçimde kullanabilirsiniz. 3. emit the yellow-orange light we associate with a campfire. — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: emit fiilinin ışık üretimini, associate with ifadesinin ise duyusal bir özelliği tanıdık bir nesne ya da deneyimle ilişkilendirdiğini öğrenin. Bu birleşimler, belirli renklerin, seslerin veya görüntülerin neden bilimsel, kültürel ya da kişisel çağrışımlar uyandırdığını açıklamanızı sağlar.

Bu derste

Sitting around a campfire, Kalıp ifadeler

0:07

Bir kamp ateşinin etrafında otururken,

Kalıp ifadeler

Sitting around a campfire: kamp ateşinin etrafında oturmak

Bu ifadede sitting around a campfire, ateşin yanında ve genellikle insanların ateşin farklı taraflarına yerleştiği biçimde oturmak demektir. Around, kamp ateşini oturma düzeninin merkezi yapar; “çeşitli yerlerde” anlamına gelmez ve ateşin üstüne oturmayı anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümle, yürüyüşçülerin kamp ateşini grubun merkezine alarak oturduğunu anlatır?

  1. The hikers sat behind the campfire and warmed their hands.
  2. The hikers sat beside the campfire and warmed their hands.
  3. The hikers sat around the campfire and warmed their hands.
Cevabı göster

The hikers sat around the campfire and warmed their hands.

you can feel its heat, Dilbilgisi

0:08

onun sıcaklığını hissedebilir,

smell the woody smoke,

0:10

odunsu dumanın kokusunu alabilir

and hear it crackle.

0:11

ve çatırdamasını duyabilirsiniz.

Dilbilgisi

can feel ..., smell ..., and hear ...: paralel duyu fiilleri

Tek bir can, yalın hâlde üç paralel duyu fiilini başlatır: feel, smell ve hear. Özne you ve yardımcı fiil can üç fiil için de geçerli olduğundan tekrar edilmeleri gerekmez. Burada can, bunların duyularla algılanabildiğini gösterir; izin anlamı taşımaz. Hear it crackle yapısında hear fiilinden sonra nesne it ve yalın fiil crackle gelir. Bu, ateşin çıtırdama sesini algılamak anlamındadır; hear, ana paralel listenin üçüncü fiili olmaya devam eder.

Alıştırma

Hangi cümlede tek bir can ile üç paralel duyu fiili doğru biçimde kullanılmıştır?

  1. You can see the stars, to feel the cool air, and to hear the waves.
  2. You can see the stars, feeling the cool air, and hearing the waves.
  3. You can see the stars, feel the cool air, and hear the waves.
Cevabı göster

You can see the stars, feel the cool air, and hear the waves.

If you get too close, Dilbilgisi

0:13

Çok yaklaşırsanız,

it burns your eyes and stings your nostrils. Kelime

0:14

gözlerinizi yakar ve burnunuzu sızlatır.

Dilbilgisi

If you get too close: genel sonuç için if + geniş zaman

If you get too close sözleri koşul yan cümlesini oluşturur ve ana cümledeki sonuca yol açan durumu belirtir. Burada get, bir duruma veya konuma gelmek anlamındadır; bu nedenle get too close, güvenli olandan daha fazla yaklaşmak demektir. İki cümlede de geniş zaman kullanılır: If you get..., it burns... and stings.... Bu yapı, geçmişteki tek bir olayı değil, koşul her gerçekleştiğinde genellikle ortaya çıkan sonucu anlatır. Buna sıfırıncı koşul cümlesi de denir.

Alıştırma

Genel bir sonucu belirtmek için iki bölümde de if + geniş zaman kullanan cümle hangisidir?

  1. If you leave ice in the sun, it melts.
  2. If you left ice in the sun, it melted yesterday.
  3. If you leave ice in the sun, it will melt this afternoon.
Cevabı göster

If you leave ice in the sun, it melts.

Kelime

burns your eyes and stings your nostrils: tahrişi tam anlatan sözcükler

Bu cümlede burns your eyes, dumanın veya ısının gözlerde sıcak ve acı veren bir tahrişe yol açması demektir. Gözlerin gerçekten alev aldığı veya kalıcı olarak zarar gördüğü anlamına gelmez. Stings your nostrils, burnun içinde keskin ve batıcı bir tahrişi anlatır. Burn ve sting, farklı hisleri hurt sözcüğünden daha kesin anlatır: burn sıcak ve yakıcı rahatsızlığı, sting ise keskin ve batıcı hissi vurgular.

Alıştırma

Bir temizleyicinin gözlerde yakıcı tahrişe ve burunda keskin bir hisse yol açmasını en doğru anlatan cümle hangisidir?

  1. The strong cleaner burns my eyes and stings my nose.
  2. The strong cleaner hurts my eyes and nose.
  3. The strong cleaner warms my eyes and tickles my nose.
Cevabı göster

The strong cleaner burns my eyes and stings my nose.

You could stare at the bright flames forever Deyimler

0:17

Parlak alevlere sonsuza kadar bakabilirsiniz

as they twist and flicker in endless incarnations. Kelime

0:19

onlar sonsuz şekillerde kıvrılıp titrerken.

Deyimler

could stare at the bright flames forever: abartılı could ... forever kalıbı

Bu cümlede could stare ... forever, alevlerin insanın onları çok uzun süre keyifle izlemek isteyeceği kadar büyüleyici olduğu anlamına gelir. Forever bilinçli bir abartıdır; zamanın gerçekten hiç bitmeyeceğini söylemez. Buradaki could, geçmişte sahip olunan bir yeteneği değil, yaklaşık olarak “izlemeye devam edebilirmişsin gibi gelir” anlamında hayal edilen bir tepkiyi veya değerlendirmeyi belirtir. Başka durumlara da uygulanabilen could + fiil + forever kalıbı, güçlü bir keyif veya kendini kaptırma duygusu anlatır.

Alıştırma

Burada “You could stare at the bright flames forever” ne anlama geliyor?

  1. Alevler o kadar büyüleyicidir ki insan onları çok uzun süre keyifle izleyebilir.
  2. Alevler ve izleyen kişi kelimenin tam anlamıyla sonsuza dek var olacaktır.
  3. İzleyen kişi geçmişte alevlere bakmak için özel bir yeteneğe sahipti.
Cevabı göster

Alevler o kadar büyüleyicidir ki insan onları çok uzun süre keyifle izleyebilir.

Kelime

twist and flicker in endless incarnations: sürekli değişen biçimler

Twist, alevlerin hareket ederken bükülüp kıvrılmasını; flicker ise ışığın hızlı ve düzensiz biçimde değişmesini anlatır. Bu iki hareket fiili birlikte kullanıldığında alevler sürekli canlı ve hareketli görünür. Burada incarnations, farklı biçimler veya görünümler anlamına gelir. In endless incarnations, alevlerin bürünür gibi göründüğü sayısız şekli anlatan bir benzetmedir; dinî anlamda yeniden doğuşa gerçek bir gönderme değildir.

Alıştırma

“twist and flicker in endless incarnations” burada nasıl bir görüntü oluşturuyor?

  1. Alevler bükülüp titreşir ve durmadan değişen şekillere bürünür gibi görünür.
  2. Alevler sabit ve hareketsiz hâle gelerek tek bir biçimde kalır.
  3. Alevler gerçek anlamda ölür ve farklı canlılar olarak yeniden doğar.
Cevabı göster

Alevler bükülüp titreşir ve durmadan değişen şekillere bürünür gibi görünür.

But what exactly are you looking at? Anlatım akışı

0:23

Ancak tam olarak neye bakıyorsunuz?

Anlatım akışı

But what exactly are you looking at?: temel soruya geçiş

Bu cümledeki soru, izleyicinin gözlerinin hangi yöne baktığını sormaz. Az önce anlatılan duyusal ayrıntıların ötesinde, alevlerin gerçekte ne olduğunu sorar. But, tanıdık gözlemlerden temel bilimsel soruya geçişi gösterirken exactly kesin bir yanıt istendiğini belirtir. Konuşanın izleyiciden gerçekten yanıt alması gerekmez; soru merak uyandırır ve ardından gelecek açıklamaya zemin hazırlar.

Alıştırma

Bu sorunun açıklamadaki temel görevi nedir?

  1. İzleyiciye açıklamanın bittiğini söyler.
  2. İzleyiciden ateşin tam yerini belirtmesini ister.
  3. Tanıdık gözlemlerden alevlerin gerçekte ne olduğu sorusuna geçiş yapar.
Cevabı göster

Tanıdık gözlemlerden alevlerin gerçekte ne olduğu sorusuna geçiş yapar.

The flames are obviously not solid,

0:26

Alevler kesinlikle katı değildir,

nor are they liquid. Dilbilgisi

0:28

sıvı da değildir.

Dilbilgisi

nor are they liquid: nor sonrasında devrik yapı

nor are they liquid, The flames are ... not solid ifadesine ikinci bir olumsuz yargı ekler. Anlamı “ve onlar sıvı da değildir” şeklindedir. nor ikinci yan cümlenin başına geldiğinde be fiili özneden önce gelir: nor + are + they + liquid. Bu, özne-yardımcı fiil devrikliğidir; soru değildir. Başka fiillerle de nor does it bend örneğindeki gibi uygun yardımcı fiil aynı konuma getirilir.

Alıştırma

“Onarılması da kolay değil” anlamını nor devrikliğiyle ekleyin: The device is not cheap, ____.

Cevabı göster

nor is it easy to repair

Mingling with the air, Dilbilgisi

0:30

Havaya karışarak,

they're more like a gas, Kalıp ifadeler

0:31

daha çok gaza benzerler,

but more visible

0:32

ama daha görünür

and more fleeting.

0:34

ve daha uçucudurlar.

Dilbilgisi

Mingling with the air: başa alınmış -ing öbeği

Mingling with the air, cümlenin başına getirilmiş bir present participle, yani -ing öbeğidir. Ana yargının geçerli olduğu arka plan durumunu verir. Ana cümle they're ile başlar; mingling cümlenin temel fiili değildir. mingling ifadesinin söylenmeyen öznesi, ana cümlenin öznesi olan they sözcüğüdür ve burada alevleri belirtir. Bu yapı, önce arka planı kurup sonra temel bilgiyi vermeyi sağlar.

Alıştırma

Bir yunus suyun içinde ilerliyor. Onu anlatmak için başta bir -ing öbeğini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Moving through the water, the waves watched the dolphin.
  2. Moving through the water, almost no sound came from the dolphin.
  3. Moving through the water, the dolphin made almost no sound.
Cevabı göster

Moving through the water, the dolphin made almost no sound.

Kalıp ifadeler

they're more like a gas: yaklaşık sınıflandırma

Be more like + isim, “bu kategoriye benzemek veya ona daha yakın olmak” demektir; “tam olarak aynı şey olmak” anlamına gelmez. Burada they're more like a gas dikkatli bir karşılaştırma yapar: Alevler gazlara benzer bazı özellikler taşır, ancak cümlenin geri kalanı farklılıklara da işaret eder. Bu yapıda like, “benzer” anlamı veren bir edattır. “Hoşlanmak” anlamındaki like fiili değildir. More ayrıca bir düzeltme yapıldığını veya farklı tanımlar arasından daha uygun olanın seçildiğini gösterebilir: X is more like Y.

Alıştırma

Hangi cümle, malzemeyi yumuşak plastik olarak sınıflandırmadan ona benzediğini dikkatli biçimde söyler?

  1. The material isn't true leather; it's more like soft plastic.
  2. The material isn't true leather; it is definitely soft plastic.
  3. The material isn't true leather; it likes soft plastic.
Cevabı göster

The material isn't true leather; it's more like soft plastic.

And on a scientific level, Anlatım akışı

0:36

Ve bilimsel düzeyde,

fire differs from gas Kalıp ifadeler

0:37

ateş gazdan farklıdır

Anlatım akışı

on a scientific level: bakış açısını belirlemek

Burada on a scientific level, ardından gelen ifadeyi çerçeveler. Dinleyiciye konunun yalnızca nasıl göründüğüne veya hissedildiğine göre değil, bilimsel tanımlar ve analizlerle değerlendirilmesi gerektiğini bildirir. Bu ifadede level, bir katı veya fiziksel yüksekliği değil, bakış açısını ya da analiz düzeyini belirtir. on a/an ... level kalıbı, bir sonraki fikrin hangi bakış açısından düzenlendiğini gösterebilir.

Alıştırma

Bu cümlede on a scientific level ne işe yarar?

  1. Açıklamayı bilimsel tanım ve analiz düzeyine geçirir.
  2. Ateşin fiziksel yüksekliğini anlatır.
  3. Deneyin belirli bir katta yapıldığını söyler.
Cevabı göster

Açıklamayı bilimsel tanım ve analiz düzeyine geçirir.

Kalıp ifadeler

fire differs from gas: differ from kalıbı

Fire differs from gas, ateşin gazla aynı olmadığı anlamına gelir. differ fiilinden sonra doğrudan gas gelmez; karşılaştırılan şeyi from tanıtır: A differs from B. Bu kalıp biraz resmîdir ve bilimsel metinlerde ve diğer açıklamalarda yaygındır. Farklılığın hangi açıdan olduğunu belirtmek için This version differs from the old one in size. örneğindeki gibi differ from ... in ... kullanın.

Alıştırma

Cümleyi differ from ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: This model ____ the older one in two key ways.

Cevabı göster

differs from

because gases can exist in the same state indefinitely, Dilbilgisi

0:39

çünkü gazlar süresiz olarak aynı durumda var olabilirler,

while fires always burn out eventually. Öbek fiiller

0:43

oysa ateş her zaman eninde sonunda söner.

Dilbilgisi

because ... while ...: neden belirtip karşıtlık eklemek

Baştaki because, ana düşüncenin nedenini verir: gazlar aynı durumda sınırsız süre kalabilir. Bu nedenin içinde while, gazlarla ateşleri yan yana getirerek aralarındaki farkı gösterir: ateşler sonunda yanmayı bırakır. Burada while, “-dığı sırada” zaman anlamında değil, whereas ya da “buna karşılık” anlamındadır. because A, while B kalıbı, bir şeyin neden doğru olduğunu açıklarken aynı cümlede başka bir durumun nasıl farklı olduğunu göstermeyi sağlar.

Alıştırma

Önce bir neden, sonra bir karşıtlık vermek için cümleyi because ve while ile tamamlayın: Dry regions cool quickly ____ their air holds little moisture, ____ humid regions stay warmer at night.

Cevabı göster

because · while

Öbek fiiller

burn out: yakıt bitene kadar yanmak

Bu cümlede burn out, bir ateşin yakıtı tükenene kadar yanmaya devam edip sonra sönmesi anlamına gelir. Eventually, bunun eninde sonunda gerçekleşeceğini vurgular. Burn out bir phrasal verb'dür; out, burn fiilinin anlamını değiştirir. Burn tek başına bir şeyin yandığını söylerken burn out, ateşin artık devam edemediği son noktayı da içerir.

Alıştırma

“Yakıt bitene kadar yanıp sonra durmak” anlamındaki phrasal verb ile cümleyi tamamlayın: With no more wood to add, the campfire will ____ before dawn.

Cevabı göster

burn out

One misconception is that fire is a plasma, Anlatım akışı

0:47

Yaygın bir yanılgı ateşin bir plazma olduğudur,

Anlatım akışı

One misconception is that ...: düzeltmeden önce yanlış inanışı tanıtmak

One misconception is that ... konuşanın veya yazarın birazdan sorgulayacağı bir inanışı tanıtır. that ile başlayan yan cümle yanlış inanışın tamamını belirtir; burada bu, ateşin plazma olduğu iddiasıdır. Misconception, yalnızca bilgi eksikliğini değil, kişinin zaten sahip olduğu ancak yanlış olan bir düşünceyi ifade eder. Bu kalıp önce yanlış inanışı belirtip ardından düzeltme veya kanıt sunarak açıklamayı düzenler.

Alıştırma

One misconception is that ... kalıbını aynen kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ bats are blind.

Cevabı göster

One misconception is that

the fourth state of matter Kültür

0:50

yani maddenin dördüncü hali

Kültür

the fourth state of matter: plazma için kullanılan yaygın bir ad

The fourth state of matter, temel bilim anlatımlarında plasma için kullanılan yaygın bir addır. Katı, sıvı, gaz ve plazmadan oluşan temel sıralamada plazma dördüncü sıradadır. Burada state fiziksel hâl, matter ise bir durum veya sorun değil, fiziksel madde anlamına gelir. Bu adlandırma plasma için sınıflandırma bağlamı sağlar; tek başına her alevin plazma olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Temel bir bilim metninde the fourth state of matter genellikle neyi ifade eder?

  1. heat
  2. smoke
  3. plasma
Cevabı göster

plasma

in which atoms are stripped of their electrons. Dilbilgisi

0:52

ki bu halde atomlar elektronlarından yoksundur.

Dilbilgisi

Resmî bir tanımda in which ... are stripped of ...

In which, daha önce söz edilen madde hâlini, yani plazmayı açıklayan bir ilgi cümleciği başlatır. in edatı, sürecin bu durumun içinde gerçekleştiğini gösterir. İsim + in which + tam cümlecik kalıbı resmî tanımlarda yaygındır. atoms are stripped of their electrons bölümünde edilgen are stripped of, elektronların atomlardan uzaklaştırıldığı anlamına gelir. Etken kalıp strip A of B, edilgen biçim ise A is stripped of B'dir.

Alıştırma

Resmî tanımı in which kullanarak tamamlayın: A habitat is an environment ____ an organism naturally lives.

Cevabı göster

in which

Like fire and unlike the other kinds of matter, Anlatım akışı

0:56

Ateş gibi ve diğer madde türlerinden farklı olarak,

plasmas don't exist in a stable state on Earth. Kalıp ifadeler

0:59

plazmalar Dünya'da kararlı bir durumda bulunmazlar.

Anlatım akışı

Like fire and unlike ...: benzerlik ile farkı eşleştirme

Like fire ve unlike the other kinds of matter, cümlenin başına alınmış iki edat öbeğidir. İkisi de daha sonra gelen plasmas öznesini gösterir: cümle önce plazmaları ateşle aynı gruba koyar, ardından onları diğer madde türlerinden ayırır. Bu kalıp tek bir özelliği iki yönden düzenler: Like A and unlike B, X ... yapısı, X'in belirtilen özelliği A ile paylaştığını ancak aynı bakımdan B'den farklı olduğunu anlatır. Buradaki like, “hoşlanmak” fiili değil, “benzer” anlamındadır.

Alıştırma

Scooter'ın arabaya değil bisiklete benzediğini gösterin. İkili karşılaştırmayı tamamlayın: ____ a bicycle and ____ a car, this scooter is easy to park.

Cevabı göster

Like · unlike

Kalıp ifadeler

exist in a stable state on Earth: Dünya'da kararlı bir durumda var olmak

“Exist in a stable state”, bir şeyin hızla değişmeden veya yok olmadan kararlı biçimde varlığını sürdürmesi demektir. Bu ifade madde, parçacık ve sistemlerle ilgili bilimsel açıklamalarda yaygındır. “In a stable state” bir şeyin var olduğu durumu belirtirken “on Earth” bu iddiayı Dünya'daki koşullarla sınırlar. Buradaki “state” fiziksel durum anlamındadır; ülke ya da ABD'deki eyalet anlamında değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede “exist in a stable state” bilimsel bir koşulu anlatmak için doğru kullanılmıştır?

  1. The compound can exist in a stable state at low temperatures.
  2. The compound can exist on a stable state at low temperatures.
  3. The compound can exist a stable state at low temperatures.
Cevabı göster

The compound can exist in a stable state at low temperatures.

They only form when gas is exposed to an electric field Dilbilgisi

1:03

Sadece gaz bir elektrik alanına maruz kaldığında

Dilbilgisi

is exposed to an electric field: bir elektrik alanının etkisine maruz kalmak

“Gas is exposed to an electric field” cümlesi be + exposed + to + isim edilgen yapısını kullanır. Gaz, elektrik alanının etkisini alan öğedir; alanı oluşturan veya uygulayan değildir. Bilimsel yazıda “be exposed to”, bir etmenle “temas ettirilmek” veya o etmenin “etkisine maruz kalmak” anlamında tarafsız biçimde kullanılabilir. Otomatik olarak tehlike anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle numunenin morötesi ışığın etkisini aldığını doğru biçimde ifade eder?

  1. The sample changes color when it exposes to ultraviolet light.
  2. The sample changes color when it is exposed with ultraviolet light.
  3. The sample changes color when it is exposed to ultraviolet light.
Cevabı göster

The sample changes color when it is exposed to ultraviolet light.

or superheated to temperatures of thousands Kelime

1:07

ya da binlerce

or tens of thousands of degrees.

1:10

veya on binlerce derece sıcaklıklara kadar aşırı ısıtıldığında oluşurlar.

Kelime

superheated to temperatures of thousands or tens of thousands of degrees: binlerce ya da on binlerce dereceye kadar aşırı ısıtılmak

Bu teknik ifadede superheated to temperatures of ..., bir şeyin son derece yüksek sıcaklıklara kadar ısıtıldığını anlatır. Kalıp superheat something to a temperature şeklindedir; edilgen yapıda something is superheated to a temperature olur. super- ön eki, sıradan ısıtmanın çok ötesine geçildiği anlamını katar. Thousands of degrees birkaç bin derecelik değerleri, tens of thousands of degrees ise yaklaşık 20.000 veya 30.000 derece gibi on binler düzeyindeki değerleri anlatır. Bunlar kesin sıcaklıklar değil, yaklaşık büyüklüklerdir.

Alıştırma

Hangi cümle, malzemenin binlerce ya da on binlerce derece düzeyinde son derece yüksek sıcaklıklara ulaştığını anlatır?

  1. The material was warmed to a few hundred degrees.
  2. The material was superheated to temperatures of thousands or tens of thousands of degrees.
  3. The material was heated by thousands or tens of thousands of degrees.
Cevabı göster

The material was superheated to temperatures of thousands or tens of thousands of degrees.

By contrast, Anlatım akışı

1:13

Buna karşılık,

fuels like wood and paper burn at a few hundred degrees, Kalıp ifadeler

1:14

odun ve kağıt gibi yakıtlar birkaç yüz derecede yanar,

Anlatım akışı

By contrast: açıkça farklı bilgileri sunmak

By contrast, “az önce söylenenle karşılaştırıldığında” anlamına gelen bir söylem bağlacıdır. Bir sonraki bilginin önceki bilgiden açıkça farklı olduğunu gösterir. Burada daha önce söz edilen son derece yüksek sıcaklıklardan, odun ve kâğıdın yandığı çok daha düşük sıcaklıklara geçiş yapar. Bu ifade karşılaştırmayı düzenler; yakıtları tanımlayan bölümün bir parçası değildir.

Alıştırma

İlk telefon tek şarjla iki gün dayandı. Eski telefonun çok farklı sonucunu sunmak için en uygun bağlacı kullanan sonraki cümle hangisidir?

  1. By contrast, the older phone lasted only four hours.
  2. For example, the older phone lasted only four hours.
  3. In other words, the older phone lasted only four hours.
Cevabı göster

By contrast, the older phone lasted only four hours.

Kalıp ifadeler

burn at a few hundred degrees: birkaç yüz derecede yanmak

burn at a few hundred degrees ifadesinde at, yanmanın gerçekleştiği sıcaklık koşulunu belirtir. Bir şeyin belirli bir sıcaklık, hız, basınç veya başka bir ölçüm düzeyinde gerçekleştiğini anlatırken sayısal değerden önce at kullanılır. A few hundred degrees, tek ve kesin bir sıcaklığı değil, yaklaşık birkaç yüz derecelik bir miktarı ifade eder. Bu sayı yapısında a few sonrasında hundred çoğul eki almaz.

Alıştırma

Değişimin gerçekleştiği sıcaklığı belirten edatı yazın: Water freezes ____ 0 degrees Celsius.

Cevabı göster

at

far below the threshold of what's usually considered a plasma. Kalıp ifadeler

1:18

bu da genellikle plazma olarak kabul edilen eşiğin çok altındadır.

Kalıp ifadeler

far below the threshold of what's usually considered a plasma: genellikle plazma sayılan eşiğin çok altında

far below the threshold ifadesinde threshold, soyut bir sınır veya ulaşılması gereken en düşük noktadır. Below the threshold, gerekli koşula ulaşılmadığını belirtir; far ise aradaki farkın küçük değil, büyük olduğunu vurgular. What's, what is ifadesinin kısaltmasıdır. Buradaki what's usually considered a plasma, insanların normalde plazma olarak sınıflandırdığı durumu anlatır. İfadenin tamamı, sıcaklığın bu genel sınıflandırma eşiğini aşmak için fazlasıyla düşük olduğunu söyler.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “çok daha düşük” anlamına gelen iki kelimelik tam ifadeyle tamamlayın: The reading is ____ the safety threshold.

Cevabı göster

far below

So if fire isn't a solid, liquid, gas, Anlatım akışı

1:23

Peki ateş katı, sıvı, gaz

or a plasma,

1:27

ya da plazma değilse,

what does that leave?

1:28

geriye ne kalıyor?

Anlatım akışı

So if ... what does that leave? ile eleme yoluyla akıl yürütme

So if ..., what does that leave? kalıbı, az önce elenen seçenekleri bir araya getirip geriye hangi olasılığın kaldığını sorar. Bu cümlede if yan cümlesi, ateşin sıralanan dört hâlden hiçbiri olmadığını özetler; ardından gelen soru açıklamayı başka bir yanıta doğru ilerletir. Burada leave, 'ayrılmak' değil, 'geriye bırakmak veya geriye kalmasını sağlamak' anlamındadır. Soru retorik olabilir: konuşmacı sonucu açıklamadan önce dinleyicilere düşünmeleri için kısa bir süre verir.

Alıştırma

Cümleyi what does that leave kalıbıyla tamamlayın: If neither key opens the door, ____?

Cevabı göster

what does that leave

It turns out fire isn't actually matter at all. Notlar

1:30

Görünüşe göre ateş aslında bir madde bile değil.

Anlatım akışı

It turns out ile sonradan keşfedilen bir sonucu açıklama

It turns out araştırma, gözlem veya akıl yürütme sonrasında öğrenilen ya da doğrulanan bir gerçeği sunar. Burada, ateşin hiç madde olmadığı yönündeki şaşırtıcı sonucun geleceğini belirtir. Bu kalıpta it belirli bir şeyi göstermez; sonucu asıl ifade eden, ardından gelen yan cümledir. Turn out, 'durumun böyle olduğunun anlaşılması' anlamına gelir; fiziksel olarak dönmek veya dışarı çıkmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Sonradan keşfedilen bir sonucu sunmak için cümleyi It turns out ile tamamlayın: ____ the missing file was in the wrong folder.

Cevabı göster

It turns out

Dilbilgisi

isn't actually ... at all: bir beklentiyi düzeltip bütünüyle olumsuzlamak

not ... at all kalıbı tam bir olumsuzluk kurar: bir şeyin hiçbir şekilde ya da hiçbir ölçüde doğru olmadığını belirtir. Burada isn't ... matter at all, ateşin madde olduğu iddiasını bütünüyle reddeder; at all her şey anlamına gelmez. Actually bir beklentinin veya inancın düzeltildiğini gösterir. Isn't actually matter at all bir bütün olarak gerçeği şaşırtıcı biçimde sunar ve ateşin madde olduğu düşüncesini güçlü şekilde çürütür.

Alıştırma

Cümleyi isn't actually ve at all ifadelerini aynen kullanarak tamamlayın: Everyone warned me, but the trail ____ dangerous ____.

Cevabı göster

isn't actually · at all

Instead,

1:33

Bunun yerine,

it's our sensory experience of a chemical reaction called combustion. Notlar

1:34

o, yanma olarak adlandırılan kimyasal bir reaksiyonun duyusal deneyimidir.

Kalıp ifadeler

our sensory experience of ...: duyuların algıladığı şeyi adlandırmak

a sensory experience of something ad öbeği; görme, işitme, koku alma, tatma, dokunma veya diğer bedensel duyular yoluyla edinilen deneyim anlamına gelir. Of, algılanan veya deneyimlenen şeyi tanıtır. our sensory experience of a chemical reaction ifadesinde our, deneyimi yaşayan kişileri belirtir. Bu ifade, tepkimenin kendisiyle insanların onun nedeniyle gördüğü, hissettiği veya başka biçimlerde algıladığı şeyleri birbirinden ayırır.

Alıştırma

İnsanların bir odayı duyuları yoluyla algılamasını anlatmak için sensory experience of ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The designer makes a sensible decision about the room.
  2. The lighting has a sensory experience of the room.
  3. The lighting changes our sensory experience of the room.
Cevabı göster

The lighting changes our sensory experience of the room.

Kelime

chemical reaction called combustion: teknik bir terimi adlandırma

called combustion, a chemical reaction isim öbeğinden sonra gelir ve bu tepkimenin adını belirtir. “a chemical reaction that is called combustion”, yani “yanma adı verilen kimyasal bir tepkime” anlamındadır. Buradaki called, “adı verilen” demektir; bir şeyi yüksek sesle çağırma eylemini anlatmaz. İsim + called + ad yapısı, isim + that is called + ad yapısının kısaltılmış biçimidir. Tanımlarda yaygındır: önce genel kategori, ardından belirli terim verilir.

Alıştırma

combustion teknik adını tanıtmak için called kullanın: The engine releases energy through a chemical reaction ____.

Cevabı göster

called combustion

In a way, Anlatım akışı

1:39

Bir bakıma,

fire is like the leaves changing color in fall, Anlatım akışı

1:40

ateş sonbaharda renk değiştiren yapraklara,

the smell of fruit as it ripens, Dilbilgisi

1:44

olgunlaşan meyvenin kokusuna

Dilbilgisi

as it ripens: Birlikte gelişen iki değişim

as it ripens ifadesindeki as, ‘... olurken’ veya ‘süreç ilerledikçe’ anlamına gelen bir zaman bağlacıdır. Meyvenin olgunlaşmasıyla kokunun aynı süreç içinde ortaya çıkmasını ya da değişmesini birbirine bağlar. it zamiri önceki fruit sözcüğünü gösterir; ripens ise ‘olgunlaşır’ demektir. Buradaki as, work as a guide ifadesinde olduğu gibi ‘... olarak’ anlamına gelmez.

Alıştırma

Birlikte gelişen iki değişimi as ile bağlayın: ____ the morning gets warmer, the fog slowly disappears.

Cevabı göster

As

or a firefly's blinking light.

1:46

ya da ateşböceğinin yanıp sönen ışığına benzer.

Anlatım akışı

In a way: karşılaştırmanın kapsamını sınırlama

In a way, “bir bakış açısından” veya “bir yönden” anlamına gelir. Ardından gelen karşılaştırmanın her ayrıntıda değil, yalnızca belirli bir yönden doğru olduğunu gösterir. Burada dinleyiciye örnekleri anlamayı kolaylaştıran bir benzetme olarak ele almasını söyler. Cümlenin başındaki bu ifade, karşılaştırmadan önce sınırı belirterek düşünceyi düzenler.

Alıştırma

“Bir bakış açısından” anlamına gelen ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____, a library is like a shared memory for a community.

Cevabı göster

In a way

Anlatım akışı

X is like A, B, or C: Birden fazla örnekle benzetme kurmak

X is like A, B, or C, tanıdık birkaç gözlemi tek bir benzetmede düzenler. Her örnek ortak fikre başka bir yoldan ulaşmayı sağlar ve yabancı ya da soyut bir şeyi açıklamaya yardımcı olur. Bu cümlede yaprakların renk değiştirmesi, olgunlaşan meyvenin kokusu ve ateş böceğinin yanıp sönen ışığı, bir değişimin ya da tepkimenin gözlemlenebilir işaretleri veya etkileridir. Benzetme, ateşi bu ortak özellikle ilişkilendirir; ateşin bunlarla her bakımdan aynı olduğunu söylemez.

Alıştırma

Hangi cümle, tek bir benzetme kurmak için birkaç tanıdık örnek kullanır?

  1. Curiosity is like a flashlight, a map, or an open door: each one can help you discover something new.
  2. Curiosity is exactly the same object as a flashlight.
  3. Curiosity uses a flashlight, a map, and an open door.
Cevabı göster

Curiosity is like a flashlight, a map, or an open door: each one can help you discover something new.

All of these are sensory clues that a chemical reaction is taking place. Kalıp ifadeler

1:49

Bunların hepsi kimyasal bir reaksiyonun gerçekleşmekte olduğuna dair duyusal ipuçlarıdır.

Kalıp ifadeler

sensory clues that ... is taking place: bir şeyin gerçekleştiğini gösteren duyusal ipuçları

Sensory clues; görebildiğin, duyabildiğin, koklayabildiğin, tadabildiğin veya dokunarak hissedebildiğin ve kanıt görevi gören şeylerdir. that yan cümlesi, bu ipuçlarının desteklediği sonucu belirtir: bir kimyasal tepkime gerçekleşmektedir. Is taking place, is happening yani ‘gerçekleşiyor’ anlamına gelir. Şimdiki zaman yapısı, tepkimenin ilgili anda sürmekte olduğunu gösterir; take place burada kalıplaşmış bir ifadedir ve gerçek anlamda bir yere gönderme yapmaz.

Alıştırma

Cümleyi, take place ifadesinin ‘gerçekleşiyor’ anlamındaki iki sözcüklü biçimiyle tamamla: The color change is a clue that a reaction is ____.

Cevabı göster

taking place

What differs about fire is that it engages a lot of our senses at the same time, Notlar

1:54

Ateşin farklı olduğu nokta, aynı anda birçok duyumuzu harekete geçirmesi,

Dilbilgisi

What differs about fire is that ...: ateşin farklı yanı şudur...

What differs about fire, tüm cümlenin öznesi olan bir what yan cümlesidir. Burada what, farklı olan özellik veya yön anlamına gelir; dolayısıyla bu bir doğrudan soru değil, bir açıklama cümlesidir. Is that sözleri, farkın ne olduğunu belirten bir yan cümleyi başlatır. What differs about X is that Y kalıbı, X’i farklı kılan Y gerçeğini öne çıkarır.

Alıştırma

Açıklama cümlesini differ kullanarak tamamla: ____ this model is that it works without batteries.

Cevabı göster

What differs about

Kalıp ifadeler

engages a lot of our senses at the same time: birden fazla duyuyu aynı anda harekete geçirmek

Burada engages, etkin biçimde dahil etmek veya uyarmak anlamına gelir. Özne olan it; görme, işitme, koku alma ve dokunma gibi birden fazla duyunun tek bir deneyime katılmasını sağlar. At the same time, bu duyuların sırayla değil birlikte devreye girdiğini belirtir. Bu nedenle ifade, zengin ve çok duyulu bir deneyimi anlatır.

Alıştırma

Cümleyi engage fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The interactive display ____ several senses at the same time.

Cevabı göster

engages

creating the kind of vivid experience we expect to come from a physical thing. Dilbilgisi

1:59

fiziksel bir şeyden gelmesini beklediğimiz türden canlı bir deneyim yaratmasıdır.

Dilbilgisi

creating ...: sonuç bildiren -ing yan cümlesi

Creating ..., önceki yan cümleye bağlanan bir şimdiki zaman ortacı yan cümlesidir. Burada önceki durumun tamamının sonucunu sunar: birden fazla duyuyu harekete geçirmek canlı bir deneyim oluşturur. and as a result, this creates ... biçiminde yeniden ifade edilebilir. Creating ifadesini yalnızca en yakın isme bağlamayın. Nesne grubunun içinde we expect to come from a physical thing, the kind of vivid experience ifadesini niteler: insanların normalde gerçek ve somut bir şeyin üreteceğini düşündüğü deneyim türünü anlatır.

Alıştırma

Sonucu eklemek için create fiilinin -ing biçimini kullanın: The new schedule reduces delays, ____ a smoother trip for everyone.

Cevabı göster

creating

Combustion creates that sensory experience using fuel, Dilbilgisi

2:05

Yanma, bu duyusal deneyimi yakıt,

heat, and oxygen.

2:09

ısı ve oksijen kullanarak yaratır.

Dilbilgisi

using fuel, heat, and oxygen: bir sürecin nasıl çalıştığını gösterme

using fuel, heat, and oxygen şeklindeki -ing öbeği, sonucu mümkün kılan araçlar veya kaynaklar hakkında ek bilgi verir. Şu soruyu yanıtlar: Yanma bu deneyimi nasıl oluşturur? Buradaki using, bir kişinin bilinçli olarak bir aleti kullandığı anlamına gelmez. İngilizcede doğal bir süreç veya sistem de sonuç üretmek için malzeme, enerji, koşul ya da yöntem kullanıyormuş gibi anlatılabilir.

Alıştırma

Tarayıcının nasıl çalıştığını göstermek için cümleyi use fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The scanner reads the code ____ a beam of light.

Cevabı göster

using

In a campfire,

2:11

Bir kamp ateşinde,

when the logs are heated to their ignition temperature, Dilbilgisi

2:12

kütükler tutuşma sıcaklıklarına kadar ısındığında,

Dilbilgisi

when the logs are heated to their ignition temperature: edilgen yapıyla koşul belirtme

When, ardından gelen olayı başlatan zamanı veya koşulu belirtir: Odunlar belirli bir sıcaklığa ulaştığında sonraki değişim başlar. Are heated edilgen yapıdadır; çünkü ısıyı alan odunlardır ve onları kimin ya da neyin ısıttığı önemli değildir. Heat something to + temperature yapısında to, ulaşılan son noktayı gösterir. Ignition temperature, bir malzemenin tutuşabileceği sıcaklıktır; sıradan vücut sıcaklığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi heat fiilinin geçmiş zaman ortacı ve son noktayı gösteren edatla tamamlayın: When the sample is ____ 50 degrees Celsius, the warning light turns on.

Cevabı göster

heated to

the walls of their cells decompose, Kelime

2:15

hücrelerinin duvarları ayrışır,

Kelime

the walls of their cells decompose: bitki hücre duvarlarının ayrışması

the walls of their cells ifadesi, kütüklerin içindeki bitki hücrelerinin hücre duvarlarını anlatır. Their daha önce geçen logs sözcüğüne gönderme yapar; ahşap bitki hücrelerinden oluştuğu için cells biyolojik anlamıyla kullanılır. Decompose, daha basit maddelere ayrışmak demektir. Burada tek parça bir duvarın devrilmesini değil, ahşabın mikroskobik yapısının parçalanmasını anlatır.

Alıştırma

Bu bilimsel bağlamda the walls of their cells decompose ne anlama gelir?

  1. Kütüklerdeki bitki hücrelerinin hücre duvarları ayrışır.
  2. Kütüklerin dış yüzeyleri hücrelerinden uzaklaşır.
  3. Kütüklerin hücreleri bir binanın içindeki küçük odalardır.
Cevabı göster

Kütüklerdeki bitki hücrelerinin hücre duvarları ayrışır.

releasing sugars and other molecules into the air. Dilbilgisi

2:18

şekerleri ve diğer molekülleri havaya salar.

Dilbilgisi

releasing ... into the air: bir şeyi havaya salmak

Releasing sugars and other molecules into the air, önceki sürecin sonucunu gösteren bir -ing yan cümleciğidir: hücre duvarları ayrıştıkça bu maddeler havaya karışır. Bu, sugars sözcüğünün anlattığı şekerlerin kendilerini saldığı anlamına gelmez. release A into B kalıbı, A’nın kaynağından çıkıp B’ye girmesini sağlamak demektir. Burada A sugars and other molecules, B ise the air ifadesidir.

Alıştırma

Cümleyi release fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın. steam sözcüğünden önce tanımlık eklemeyin: The valve opened, ____. Sonuç, buharın havaya girdiğini anlatmalıdır.

Cevabı göster

releasing steam into the air

These molecules then react with airborne oxygen to create carbon dioxide and water. Kalıp ifadeler

2:22

Bu moleküller daha sonra karbondioksit ve su oluşturmak üzere havadaki oksijenle reaksiyona girer.

Kalıp ifadeler

react with ... to create ...: tepkime maddelerini ve ürünleri belirtme

subject + react with A to create B kalıbında özne, tepkimeye giren maddelerden birini belirtir; with A diğer tepkime maddesini, to create B ise ürünleri belirtir. Burada odun parçalanırken açığa çıkan moleküller oksijenle tepkimeye girerek karbondioksit ve su oluşturur. Airborne oxygen, kelimenin tam anlamıyla uçan oksijen değil, havada bulunan oksijen demektir. Bu kalıp, bilimsel açıklamalarda veya süreç anlatımlarında tepkime maddeleriyle ürünleri açıkça birbirine bağlar.

Alıştırma

react with A to create B kalıbını tamamlayın: Some metals react ____ acids ____ create hydrogen gas.

Cevabı göster

with · to

At the same time, Anlatım akışı

2:28

Aynı zamanda,

any trapped water in the logs vaporizes, expands, Kelime

2:29

kütüklerde hapsolmuş su buharlaşır, genişler,

Kelime

any trapped water ... vaporizes, expands: hapsolmuş su buharlaşır ve genleşir

Trapped water, kütüklerin içinde tutulduğu için serbestçe dışarı akamayan su demektir. Buradaki trapped, soyut bir sıkıntıyı değil fiziksel bir durumu anlatır. Özne any trapped water ifadesidir; vaporizes ve expands ise birbirine bağlanmış iki yüklemdir. Sıvı ısındığında buhara dönüşür ve ardından çok daha fazla yer kaplar. Bu fiil düzeni, bir maddede art arda gerçekleşen fiziksel değişimleri anlatmak için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için vaporize ve expand fiillerini doğru biçimde kullanın: When heated, water trapped inside a pipe ____ and ____.

Cevabı göster

vaporizes · expands

ruptures the wood around it, Kelime

2:34

etrafındaki odunu parçalar

and escapes with a satisfying crackle.

2:35

ve tatmin edici bir çıtırtıyla dışarı kaçar.

Anlatım akışı

At the same time: paralel bir süreç ekleme

At the same time, az önce anlatılan süreçle aynı genel zaman diliminde gerçekleşen başka bir süreci ekleyen bir bağlayıcı ifadedir. Bu cümlenin başında, dinleyiciyi daha önce açıklanan kimyasal tepkimenin yanında ilerleyen ikinci bir sürece, yani hapsolmuş suyun buharlaşıp genleşerek dışarı çıkmasına yönlendirir. Bütün eylemlerin tam olarak aynı anda gerçekleşmesini gerektirmez. Süreç açıklamalarında, zamanları örtüşen veya paralel ilerleyen iki olay akışını düzenlemek için sıkça kullanılır.

Alıştırma

Hangi devam cümlesi paralel gerçekleşen ikinci bir süreci doğru biçimde sunar?

  1. The design team prepared the slides. As a result, the speaker practiced the talk.
  2. The design team prepared the slides. At the same time, the speaker practiced the talk.
  3. The design team prepared the slides. For instance, the speaker practiced the talk.
Cevabı göster

The design team prepared the slides. At the same time, the speaker practiced the talk.

Kelime

ruptures ... and escapes with a satisfying crackle: ahşabı yarar ve hoş bir çıtırtıyla dışarı çıkar

Bu parça, önceki özne olan any trapped water ifadesini sürdürür; burada artık genleşen buhar olarak anlaşılır. Ruptures the wood, onun basıncının çevredeki ahşabı aniden yardığı anlamına gelir; around it içindeki it zamiri de bu suyu veya buharı gösterir. Escapes, buharın yeni oluşan açıklıktan dışarı çıktığı anlamına gelir; bir insanın kaçmasını anlatmaz. With a satisfying crackle, çıkışa eşlik eden sesi ekler. Crackle, küçük ve keskin seslerin hızla art arda gelmesidir; satisfying ise anlatıcının bu sesi hoş bulduğunu gösterir.

Alıştırma

Vurgulanan parçadaki süreci en iyi hangi cümle anlatır?

  1. Bir kişi tek bir yüksek patlama sesi duyduktan sonra kaçar.
  2. Ahşap, kırılmadan buharı sessizce emer.
  3. Genleşen buhar çevresindeki ahşabı yarar, dışarı çıkar ve art arda keskin sesler çıkarır.
Cevabı göster

Genleşen buhar çevresindeki ahşabı yarar, dışarı çıkar ve art arda keskin sesler çıkarır.

As the fire heats up, Öbek fiiller

2:39

Ateş ısındıkça,

Öbek fiiller

fire heats up: ısınmak

fire heats up ifadesinde heat up, “ısınmak” veya “sıcaklığı artmak” demektir. Burada geçişsizdir: sıcaklığı değişen ateşin kendisidir, bu yüzden nesne almaz. up parçacığı yukarı doğru hareketi anlatmaz. Genellikle aşamalı bir süreç olarak sıcaklık artışı anlamı katar.

Alıştırma

“Isınır” anlamını vermek için cümleyi heat up ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The engine ____ after a few minutes.

Cevabı göster

heats up

the carbon dioxide and water vapor created by combustion expand. Kelime

2:41

yanmanın yarattığı karbondioksit ve su buharı genleşir.

Kelime

yanma sonucu oluşan karbondioksit ve su buharı

carbon dioxide and water vapor ifadesi birleşik bir özne oluşturur; expand ise cümlenin ana fiilidir. Geçmiş zaman ortaç yapısı created by combustion bu isim grubunun ardından gelir ve “yanma sonucu oluşan” anlamındadır. Bu bilimsel açıklamada iki maddenin de yanma ürünü olduğunu belirtir. Water vapor, sıvı su değil, suyun gaz hâlidir. Bu gazlar ısındığında expand, daha fazla yer kaplamaları anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümle, yanmanın gazları oluşturduğunu ve ardından bu gazların daha fazla yer kapladığını doğru biçimde anlatır?

  1. Combustion created by carbon dioxide and water vapor expands.
  2. The carbon dioxide and water vapor created by combustion expand.
  3. Carbon dioxide and water vapor create combustion as they expand.
Cevabı göster

The carbon dioxide and water vapor created by combustion expand.

Now that they're less dense, Dilbilgisi

2:46

Artık yoğunlukları daha az olduğundan,

they rise in a thinning column. Kalıp ifadeler

2:47

incelen bir sütun halinde yükselirler.

Dilbilgisi

Now that they're less dense: gerçekleşmiş bir durumu neden olarak verme

Now that, artık geçerli olan bir durumu tanıtır ve bunu ardından gelen sonucun nedeni olarak kullanır. Burada gazların yoğunluğu azalmıştır, bu yüzden yükselirler. Bir bütün olarak now that, “durum artık böyle olduğuna göre” veya “bu gerçekleştiğine göre” anlamına gelir. Now ve that sözcükleri ayrı ayrı yorumlanmaz; ifade yalnızca şimdiki zamanı değil, yeni oluşmuş bir durumu da gösterebilir.

Alıştırma

Yeni durumun artık gerçek olduğunu belirten, now + that sözcüklerinden oluşan iki sözcüklü bağlayıcıyla cümleyi tamamlayın: ____ Maya has found the key, she can open the door.

Cevabı göster

Now that

Kalıp ifadeler

rise in a thinning column: yukarı doğru sütun biçiminde yükselmeyi anlatma

Rise, “yukarı doğru hareket etmek” anlamına gelir. In a thinning column ifadesi, yükselen maddenin şeklini anlatır: gazlar uzun ve sütuna benzeyen bir akış oluşturur. Thinning, column sözcüğünü niteler ve akışın yükseldikçe giderek daraldığını veya yoğunluğunun azaldığını belirtir. Burada column, sütun biçimindeki dikey bir madde kütlesidir; gazete köşesi anlamında değildir.

Alıştırma

Hangi cümle buharın dar ve sütuna benzeyen bir akış hâlinde yukarı çıkmasını doğal biçimde anlatır?

  1. The steam spread in a thin layer across the counter.
  2. The steam rose in a narrow column above the pot.
  3. The steam disappeared without forming a visible shape.
Cevabı göster

The steam rose in a narrow column above the pot.

Gravity causes this expansion and rising, Dilbilgisi

2:50

Yerçekimi bu genişlemeye ve yükselmeye neden olur,

Dilbilgisi

“causes this expansion and rising” ifadesinde cause + isim öbeği

Burada cause sözcüğünün ardından sonucu adlandıran this expansion and rising isim öbeği doğrudan gelir. Gravity nedendir; eş görevli expansion ve rising isimleri, onun ortaya çıkardığı sonucu anlatır. cause + isim öbeği yapısı, tam bir yan cümle gerektirmeden bir mekanizmayı sonucuna bağladığı için bilimsel açıklamalarda yaygındır. this, daha önce açıklanan genleşme ve yukarı doğru hareketi gösterir.

Alıştırma

Sonucu adlandırmak için cause + isim öbeği yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. High pressure causes the gas expand and move.
  2. High pressure causes expansion and movement.
  3. High pressure causes that expansion and movement happen.
Cevabı göster

High pressure causes expansion and movement.

which gives flames their characteristic taper. Kalıp ifadeler

2:53

bu da alevlere karakteristik incelen şeklini verir.

Kalıp ifadeler

“gives flames their characteristic taper” ifadesinde give + nesne + özellik

Bu cümlede give, give + nesne + isim öbeği yapısına sahiptir: flames nesnedir; their characteristic taper ise alevlerin kazandığı özelliği adlandırır. Burada give, bir şeyi fiziksel olarak teslim etmek değil, “bir şeyin bir özelliğe sahip olmasını sağlamak” anlamındadır. Taper, giderek daralan bir şekli ifade eden isimdir. Which, hemen önce anlatılan sürece gönderme yapar ve alevin tanıdık sivri hatlarını bu sürecin sonucu olarak sunar.

Alıştırma

“Bir şeyin bir özelliğe sahip olmasını sağlamak” anlamında give + nesne + özellik yapısını doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?

  1. The curved roof gives the building to have its distinctive shape.
  2. The curved roof gives the building its distinctive shape.
  3. The curved roof gives to the building its distinctive shape.
Cevabı göster

The curved roof gives the building its distinctive shape.

Without gravity, Dilbilgisi

2:57

Yerçekimi olmasaydı,

molecules don't separate by density, Kelime

2:58

moleküller yoğunluğa göre ayrılmazdı

Kelime

separate by density: ayırma ölçütünü gösteren by + ölçüt

molecules don't separate by density ifadesinde separate, farklı gruplar veya katmanlar oluşturmak anlamına gelir; by density ise bu ayrımın ölçütünü belirtir. İfade, moleküllerin nasıl ayrılacağını yoğunluğun belirlemediği anlamına gelir. Aktarılabilir kalıp, düzenleme bildiren fiil + by + ölçüttür: sort by date, group by age veya arrange by size. Burada by, “-e göre” anlamına gelir; “yakınında” ya da eylemi yapan kişi anlamında değildir.

Alıştırma

Yoğunluğun ayırma ölçütü olduğunu göstermek için by + ölçüt yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: The machine separates the samples ____.

Cevabı göster

by density

and the flames have a totally different shape.

3:00

ve alevler tamamen farklı bir şekle sahip olurdu.

Dilbilgisi

Without gravity: without + isim ile koşul belirtme

Without gravity, tüm cümlenin koşulunu belirleyen bir edat öbeğidir: yer çekiminin olmadığı bir durumu düşünmemizi sağlar. Buradaki anlamı if there is no gravity ifadesine yakındır. Aktarılabilir kalıp, without + isim veya isim öbeği ve ardından gelen sonuçtur. Bunun gibi bilimsel bir genellemede sonuç geniş zamanla verilebilir: Without X, Y happens.

Alıştırma

“Elektrik yoksa” anlamını vermek için without + isim yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: ____, the computer cannot turn on.

Cevabı göster

Without electricity

We can see all of this because combustion also generates light. Anlatım akışı

3:04

Tüm bunları görebiliyoruz çünkü yanma aynı zamanda ışık da üretir.

Anlatım akışı

We can see ... because ...: gözlemden onu açıklayan nedene

We can see all of this yan cümlesi önce gözlemlenebilen bir sonucu belirtir. Burada see, “gözlemleyebilmek” anlamındadır; all of this ise daha önce anlatılan alevin biçimine ve hareketine gönderme yapar. Because, bu gözlemin neden mümkün olduğunu açıklar: yanma ışık üretir. Önce sonuç, ardından neden veren bu düzen, bilimsel bir açıklamanın gözlemlenebilen şeyden onu açıklayan mekanizmaya geçmesini sağlar. Also, ışığın yanmanın ek bir sonucu olduğunu gösterir.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: We can see all of this because combustion also generates light. Cümle bilgiyi hangi düzende sunuyor?

  1. Birbiriyle bağlantısız iki gözlemi sıralar.
  2. Önce bir neden verir, sonra sonucu reddeder.
  3. Gözlemlenebilen bir sonucu belirtir, sonra because ile nedenini verir.
Cevabı göster

Gözlemlenebilen bir sonucu belirtir, sonra because ile nedenini verir.

Molecules emit light when heated, Dilbilgisi

3:08

Moleküller ısıtıldıklarında ışık yayarlar

Dilbilgisi

when heated: kısaltılmış edilgen when yan cümlesi

When heated, kısaltılmış bir edilgen yan cümledir. Tam biçimi when they are heated şeklindedir; burada they, molecules sözcüğüne gönderme yapar. Örtük özne ana cümlenin öznesiyle aynı olduğu ve tam yan cümle be + past participle yapısını kullandığı için özne ile be çıkarılabilir. Heated, moleküllere ne olduğunu anlatan bir past participle’dır; bir talimat değildir. Bu kısa yapı genel süreçleri açıklarken yaygın olarak kullanılır: [subject] + result + when + past participle.

Alıştırma

Cümleyi when they are heated ifadesinin kısaltılmış edilgen biçimiyle tamamlayın: Metals expand ____.

Cevabı göster

when heated

and the color of the light depends on the temperature of the molecules. Kalıp ifadeler

3:11

ve ışığın rengi moleküllerin sıcaklığına bağlıdır.

Kalıp ifadeler

depends on: sonucu belirleyen etkeni belirtmek

A depends on B yapısında A sonuç veya değişkendir; B ise A'yı belirleyen ya da değişmesine neden olan koşul veya etkendir. Bu cümlede ışığın rengi A, moleküllerin sıcaklığı ise B'dir. Buradaki depends on, değişkenler arasındaki bilimsel bir ilişkiyi anlatır. Işığın moleküllere duygusal ya da pratik anlamda bel bağladığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “tarafından belirlenir” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The amount of water a plant needs ____ its size.

Cevabı göster

depends on

The hottest flames are white or blue.

3:15

En sıcak alevler beyaz veya mavidir.

The type of molecules in a fire can also influence flame color. Kelime

3:18

Bir ateşteki moleküllerin türü de alevin rengini etkileyebilir.

Kelime

influence flame color: bir etkenin sonuç üzerinde işlemesi

Burada influence bir fiildir. Yapı factor + influence + result şeklindedir: moleküllerin türü etkendir, alev rengi ise değişebilecek sonuçtur. Influence geçişli bir fiil olduğu için flame color nesnesini arada edat olmadan doğrudan alır. Can ve also sözcükleri de önemlidir. Can, etkinin mümkün olduğunu gösterirken also, molekül türünü daha önce belirtilen etkenin yerine koymaz; ona ek bir etken olarak sunar.

Alıştırma

Hangi cümlede influence doğru biçimde fiil olarak kullanılmıştır?

  1. Room temperature can have influence how quickly the dough rises.
  2. Room temperature can influence on how quickly the dough rises.
  3. Room temperature can influence how quickly the dough rises.
Cevabı göster

Room temperature can influence how quickly the dough rises.

For instance, Anlatım akışı

3:22

Örneğin,

any unreacted carbon atoms from the logs form little clumps of soot Kelime

3:23

kütüklerden reaksiyona girmemiş karbon atomları küçük kurum kümeleri oluşturur

Kelime

unreacted carbon atoms form little clumps of soot: tepkimeye girmemiş karbon atomları küçük kurum kümeleri oluşturur

Bu bilimsel açıklamada any unreacted carbon atoms from the logs özne, form temel fiil ve little clumps of soot atomların ne oluşturduğunu belirten bölümdür. Unreacted, kimyasal tepkimeye henüz katılmamış anlamına gelir; any ise miktarla ilgili bir soru sormaz, geride kalan karbon atomlarının hangileri olursa olsun hepsini belirtir. Clump, bir araya gelmiş veya birbirine yapışmış küçük bir madde grubudur. Soot, yakıt tamamen yanmadığında oluşan siyah ve karbon bakımından zengin maddedir. Cümle, geride kalan karbonun bir araya gelerek küçük kurum parçacıkları oluşturmasını anlatır.

Alıştırma

Vurgulanan ifadedeki sözcüklerle bilimsel açıklamayı tamamlayın: Carbon atoms that have not reacted are ____ carbon atoms, and they can form small ____ of ____.

Cevabı göster

unreacted · clumps · soot

that rise into the flames and emit the yellow-orange light we associate with a campfire. Kalıp ifadeler

3:28

bunlar alevlere yükselir ve kamp ateşiyle ilişkilendirdiğimiz sarı-turuncu ışığı yayar.

Anlatım akışı

For instance: belirli bir örnek sunmak

For instance, ardından gelen ifadenin hemen önce belirtilen daha genel bir düşünceyi destekleyen veya açıklayan belirli bir örnek olduğunu gösterir. Burada genel bir açıklamadan karbon ve kurumla ilgili somut bir sürece geçiş yapar. Cümlenin başında kullanıldığında, tüm cümlenin önceki bilgilerle ilişkisini gösterir; tek bir “örneğin” bütün ayrıntılarının ele alınacağı anlamına gelmez. Temel bağlantı değişmeden genellikle for example ile değiştirilebilir.

Alıştırma

Genel ifadeyi destekleyen bir örnek vermek için For instance hangi devam cümlesinde doğru kullanılmıştır?

  1. Some compounds produce colored flames. As a result, copper compounds are always cold.
  2. Some compounds produce colored flames. For instance, copper compounds can produce blue-green light.
  3. Some compounds produce colored flames. However, copper compounds can produce blue-green light.
Cevabı göster

Some compounds produce colored flames. For instance, copper compounds can produce blue-green light.

Kalıp ifadeler

Sarı-turuncu ışığı kamp ateşiyle ilişkilendirmek

Bu cümlede emit “yaymak” anlamına gelir. associate A with B ise deneyim veya tanıdık bir özellik nedeniyle zihinde A ile B arasında bağlantı kurmak demektir. İnsanlar sarı-turuncu ışığı genellikle kamp ateşiyle ilişkilendirir. we associate with a campfire sözleri, the yellow-orange light ifadesini niteleyen bir ilgi cümleciğidir. Nesne görevindeki ilgi zamiri düşürülmüştür: the light (that) we associate with a campfire.

Alıştırma

associate A with B yapısını tamamlayın: Many people ____ this song ____ summer.

Cevabı göster

associate · with

Substances like copper, calcium chloride,

3:35

Bakır, kalsiyum klorür

and potassium chloride can add their own characteristic hues to the mix. Kalıp ifadeler

3:37

ve potasyum klorür gibi maddeler, karışıma kendilerine özgü karakteristik tonlarını katabilir.

Kalıp ifadeler

Kendilerine özgü renk tonlarını bütüne katmak

add A to the mix, A’yı zaten çeşitli parçalar veya etkiler içeren bir bütüne katmak demektir. Burada maddeler, her birinin üretebildiği ayırt edici renkler olan kendi characteristic hues özelliklerini alevin genel renklerine katar. Bu yapı mecaz anlamda da kullanılır. Ortada fiziksel bir karışım olmasa bile bir kişi, fikir, beceri veya yeni etken bütüne eklenebilir.

Alıştırma

Bu soyut örnekte add A to the mix yapısını tamamlayın: Our new coach adds fresh ideas ____.

Cevabı göster

to the mix

Besides colorful flames, Anlatım akışı

3:43

Renkli alevlerin yanı sıra,

fire also continues to generate heat as it burns. Dilbilgisi

3:45

ateş yandıkça ısı üretmeye de devam eder.

Anlatım akışı

Besides colorful flames, ... also ...: başka bir nokta eklemek

Besides colorful flames, “renkli alevlerin yanı sıra” anlamına gelir. Cümlenin başında yer alarak ilk özelliği ikinci bir noktaya bağlar: Ateş aynı zamanda ısı da üretir. Besides A, B also ... kalıbı, birbiriyle ilgili iki bilgiyi “A bir özelliktir, B de başka bir özelliktir” şeklinde düzenler. Buradaki besides fiziksel bir konumu anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi Besides ve also ile tamamlayın: ____ having a larger screen, the phone ____ has a better camera.

Cevabı göster

Besides · also

Dilbilgisi

continues to generate heat as it burns: bir süreç boyunca devam eden eylem

continues to generate heat, ısı üretiminin durmak yerine sürdüğünü göstermek için continue to + fiilin yalın hâli yapısını kullanır. as it burns zaman bağlamını verir. Buradaki as, “yanarken” anlamındadır: Yanma ve ısı üretimi aynı süreç içinde eş zamanlı gerçekleşir. Cümle esas olarak nedeni değil, eş zamanlılığı vurgular.

Alıştırma

Cümleyi continues to ve as ile tamamlayın: The fan ____ spin ____ the motor runs.

Cevabı göster

continues to · as

This heat sustains the flames by keeping the fuel at or above ignition temperature. Dilbilgisi

3:49

Bu ısı, yakıtı tutuşma sıcaklığında veya üzerinde tutarak alevleri besler.

Dilbilgisi

by keeping ... at or above ...: bir mekanizmayı açıklamak

By keeping ... ifadesi, ısının alevleri nasıl sürdürdüğünü açıklar. by + fiilin -ing biçimi, ana cümledeki sonucu ortaya çıkaran yöntemi veya mekanizmayı belirtir. Burada keep, “bir şeyi belirli bir durumda tutmak” anlamındadır. at or above ignition temperature tek bir eşik koşulunu belirtir: yakıt, tutuşma sıcaklığında ya da daha yüksek bir sıcaklıkta kalır. İki ayrı yeri anlatmaz.

Alıştırma

Bir sonucun nasıl elde edildiğini açıklamak için by + fiilin -ing biçimini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The lid keeps the food warm despite trapping heat inside.
  2. The lid keeps the food warm by trapping heat inside.
  3. The lid keeps the food warm before trapping heat inside.
Cevabı göster

The lid keeps the food warm by trapping heat inside.

Eventually, though, Anlatım akışı

3:56

Ancak eninde sonunda,

even the hottest fires run out of fuel or oxygen. Öbek fiiller

3:57

en sıcak ateşlerin bile yakıtı veya oksijeni tükenir.

Anlatım akışı

Eventually, though: karşıt bir nihai sonuca geçmek

Eventually açıklamayı nihai sonuca taşır: sonunda ateş yakıtını ya da oksijenini kaybeder. Though ise ısının ateşin yanmasını sürdürebileceği yönündeki önceki fikirle bir karşıtlık kurar. Burada though, yaklaşık olarak however anlamına gelen parantez içi bir cümle bağlayıcısıdır. Bir ödünleme yan cümlesi başlatmaz. Eventually, though, birlikte kullanıldığında bir sürecin bir süre devam edebileceğini, ancak sonunda sınırlayıcı bir sonuca ulaşacağını gösterir.

Alıştırma

Bir paragraf, bir pilin bir sensöre aylarca güç sağlayabildiğini söylüyor. Sonraki cümlelerden hangisi hem nihai zamanı hem de bu olumlu noktayla karşıtlığı belirtir?

  1. Similarly, every battery needs to be recharged.
  2. For example, every battery needs to be recharged.
  3. Eventually, though, every battery needs to be recharged.
Cevabı göster

Eventually, though, every battery needs to be recharged.

Öbek fiiller

run out of fuel or oxygen: bir kaynağın tükenmesi

run out of + kaynak öbek fiili, eldeki kaynağın sonuna gelmek anlamına gelir. Burada ateşlerin yanmaya devam edecek kadar yakıtı veya oksijeni kalmaz; ifade fiziksel olarak koşmayı anlatmaz. Özne, kaynağa ihtiyaç duyan kişi, nesne veya sistemdir; of sözcüğünden sonraki isim ise hangi kaynağın tükendiğini belirtir. Aynı yapı zaman, para, yiyecek, enerji ve sabır için de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi, «bir kaynaktan hiç kalmaması» anlamındaki üç sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: We may ____ drinking water before we reach camp.

Cevabı göster

run out of

Then those twisting flames give a final hiss and disappear with a wisp of smoke, Anlatım akışı

4:01

Sonra o kıvrılan alevler son bir tıslama sesi çıkarır ve bir tutam dumanla kaybolur,

Anlatım akışı

give a final hiss ... disappear with a wisp of smoke: duyusal ayrıntılarla bitirmek

and ile bağlanan iki fiil, bitişi kısa bir eylem dizisi olarak düzenler: alevler son bir tıslama çıkarır ve ardından kaybolur. Final bunun son ses olduğunu belirtirken a wisp of smoke küçük bir görsel iz sağlar. Sesten görüntüye geçiş, yanmanın sonunu dinleyicinin gözünde canlandırabileceği bir sahneye dönüştürür ve bilimsel açıklamayı canlı biçimde tamamlar. Give, alevlere hafif bir kişileştirme etkisi katar; ancak give a hiss, cansız bir şeyin bu sesi çıkarmasını doğal biçimde anlatabilir ve bilinçli bir eylem ifade etmez.

Alıştırma

Hangi cümle bir süreci hem ses hem de görsel bir görüntüyle bitiriyor?

  1. The water on the pan evaporated because the surface was hot.
  2. After several minutes, there was no water left on the pan.
  3. The last drop hit the hot pan, gave a sharp hiss, and vanished in steam.
Cevabı göster

The last drop hit the hot pan, gave a sharp hiss, and vanished in steam.

as if they were never there at all. Dilbilgisi

4:06

sanki hiç orada olmamışlar gibi.

Dilbilgisi

as if they were never there at all: varsayımsal bir karşılaştırma

Burada as if, hayalî bir karşılaştırma başlatır. Alevler gerçekten oradaydı, ancak öylesine tamamen kayboldular ki hiç var olmamış gibi göründüler. Yan cümle bir gerçeği değil, görünüşü anlatır. they were never there at all ifadesindeki geçmiş zaman biçimi were, karşılaştırmayı gerçeklikten uzaklaştırmaya yardımcı olur; at all ise never sözcüğünü güçlendirerek “hiçbir şekilde, asla” anlamı verir. Özne olan they çoğul olduğu için were aynı zamanda normal geçmiş zaman biçimidir. Karşılaştırmanın varsayımsal olduğunu as if ve bağlam gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle, kaybolmuş bir şey hakkında gerçek dışı bir karşılaştırma yapmak için as if kullanır?

  1. The stain was gone, as if it had never been there at all.
  2. The stain was gone because the cleaner removed it.
  3. The dark clouds looked as if rain was coming.
Cevabı göster

The stain was gone, as if it had never been there at all.

Did you know that TED-Ed has an online shop?

4:09

TED-Ed'in çevrimiçi bir mağazası olduğunu biliyor muydunuz?

Each item is inspired by a TED-Ed animation,

4:12

Her bir ürün bir TED-Ed animasyonundan esinlenmiştir

and 100% of the proceeds go towards creating our free educational videos and programs. Kalıp ifadeler

4:15

ve elde edilen gelirin %100'ü ücretsiz eğitim videolarımızı ve programlarımızı oluşturmak için kullanılmaktadır.

Kalıp ifadeler

100% of the proceeds go towards creating: satış gelirinin nereye gittiğini belirtmek

Burada proceeds, satışlardan alınan para anlamına gelen çoğul bir isimdir. 100% of the proceeds, bu satış gelirinin yalnızca bir kısmını değil, tamamını ifade eder. Go towards creating, paranın nasıl kullanılmasının amaçlandığını belirtir: Para, ücretsiz eğitim videoları ve programları oluşturmaya yönlendirilir veya bunların finansmanına katkıda bulunur. Go toward ya da go towards ifadesinden sonra bir isim veya go towards creating örneğindeki gibi -ing biçimi gelebilir.

Alıştırma

Hangi cümle, satış gelirinin tamamının yeni kitaplar almak için kullanılacağını doğal biçimde ifade eder?

  1. All profits from the sale go toward buying new books.
  2. All proceeds from the sale come from buying new books.
  3. All proceeds from the sale go toward buying new books.
Cevabı göster

All proceeds from the sale go toward buying new books.

Check it out at ed.ted.com/shop.

4:22

ed.ted.com/shop adresine bir göz atın.