Satrancın kısa tarihi - Alex Gendler: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
663 kelime 133 kel/dk

Video açıklaması: Video, satrancın Hindistan’daki efsanevi kökenlerinden başlayarak İran, Asya ve Avrupa’ya yayılışını izliyor. Oyunun kurallarının, toplumsal rolünün ve strateji kültürünün nasıl değiştiğini, ardından bilgisayarların insan şampiyonları geçtiği döneme nasıl ulaşıldığını anlatıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. a tool of military strategy, a metaphor for human affairs, and a benchmark of genius. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Dengeli üçlü bir sıralamanın aynı konunun birden fazla yönünü nasıl birlikte tanıttığını öğrenin. Bu yapıyı sonraki anlatımın yol haritası olarak tanıyabilir; deneme, sunum veya tarihsel açıklamalarda konunun kapsamını açık biçimde belirlemek için kullanabilirsiniz. 2. began to take on its modern form. — Phrasal verb’ler: take on ifadesinin biçim, nitelik, kimlik veya önem bakımından ani bir olaydan çok aşamalı bir değişimi anlattığını kavrayın. Bu kalıbı oyunların, kurumların, geleneklerin ve fikirlerin zaman içindeki gelişimini açıklarken kullanabilirsiniz. 3. that same ingenuity will guide us out of this apparent checkmate. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: checkmate sözcüğünün satranç alanından çıkarak görünürde kaçışı olmayan gerçek bir sıkıntıyı temsil edecek biçimde genişletildiğini görün. Ana temaya geri dönen kapanış metaforunu tanıyabilir ve uzmanlık alanına ait bir terimi, durumun gerçekten bir satranç konumu olduğunu söylemeden mecaz anlamda kullanabilirsiniz.

Bu derste

The attacking infantry advances steadily.

0:07

Saldıran piyadeler istikrarlı bir şekilde ilerliyor.

Their elephants already having broken the defensive line. Dilbilgisi

0:10

Filleri savunma hattını çoktan yarmış durumda.

Dilbilgisi

already having broken the defensive line: bağımsız yapıyla tamamlanmış arka plan

Their elephants, having broken the defensive line söz öbeğinin açık öznesidir. İsim öbeği + having + geçmiş zaman ortacı kalıbı, tamamlanmış bir bağımsız yapıdır. Savunma hattını yarma eyleminin daha sonraki ana olaydan önce tamamlandığını gösterir; buradaki having, sahip olmak anlamına gelmez. Bu ifade, daha önce gerçekleşen bir durumu arka plan bilgisi olarak kısaltır ve büyük olasılıkla ardından gelen olayın nedenini verir. Altyazıda yalnızca bu bağımlı parça bulunduğundan, açıkladığı ana olay yer almamaktadır.

Alıştırma

Arka plandaki bir olayın önce tamamlandığını göstermek için isim öbeği + having + geçmiş zaman ortacı yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The road has clearing, the buses began to move.
  2. The road having been cleared, the buses began to move.
  3. The road having clear, the buses began to move.
Cevabı göster

The road having been cleared, the buses began to move.

The king tries to retreat,

0:14

Şah geri çekilmeye çalışıyor,

but enemy cavalry flanks him from the rear. Kelime

0:17

ancak düşman süvarileri onun etrafını arkadan sarıyor.

Kelime

flanks him from the rear: taktik bir fiil olarak flank

Flanks burada geçişli bir fiildir: düşman süvarileri, açıkta kalan bir yanı veya arka tarafı vurmak için rakibin çevresinden manevra yapar. Him bu manevranın hedefidir; from the rear ise baskının arkadan geldiğini belirtir. Bu taktik anlam, yan veya kanat anlamındaki flank isminden gelir; ancak burada bir konumu değil, bir eylemi anlatır. Yeniden kullanılabilecek kalıp flank + rakip şeklindedir ve from the left ya da from the rear gibi isteğe bağlı bir yön ifadesi eklenebilir.

Alıştırma

Taktik bir yorumda “The blue team flanked the defenders from the rear” ne anlama gelir?

  1. Taktik bir hamle yapmadan savunmacıların arkasında durdular.
  2. Çevrelerinden dolaşıp savunmacılara arkadan saldırdılar.
  3. Savunmacıların yan tarafını korudular.
Cevabı göster

Çevrelerinden dolaşıp savunmacılara arkadan saldırdılar.

Escape is impossible.

0:20

Kaçış imkansız.

But this isn't a real war.

0:23

Fakat bu gerçek bir savaş değil.

Nor is it just a game. Dilbilgisi

0:25

Sadece bir oyun da değil.

Dilbilgisi

Nor is it: cümle başındaki nor ile devrik yapı

Burada Nor is it, “ve o da ... değildir” anlamına gelir. Nor önceki olumsuz ifadeyi devam ettirir ve ikinci bir olumsuz nokta ekler: bunun yalnızca bir oyun olmadığını belirtir. nor yan cümlenin başında olduğu için özne ile yardımcı fiilin yeri değişir. be ile kalıp nor + be + özne şeklindedir; bu yüzden is, it'ten önce gelir: Nor is it; Nor it is değil.

Alıştırma

Cümle başında nor kullanarak resmî devam cümlesini tamamlayın: The route isn't short. ____ easy.

Cevabı göster

Nor is it

Over the roughly 1 and 1/2 millennia of its existence, Dilbilgisi

0:27

Var olduğu yaklaşık bir buçuk binyıl boyunca,

Dilbilgisi

Over the roughly 1 and 1/2 millennia: bir zaman aralığını çerçeveleme

Burada over bir zaman aralığını başlatır: söz konusu yaklaşık bir buçuk bin yıl “boyunca” veya “süresince” anlamına gelir. Fiziksel olarak “üstünde” demek değildir. Roughly sayının yaklaşık olduğunu gösterir; 1 and 1/2 millennia yaklaşık 1.500 yıl demektir. over + zaman aralığı kalıbı, uzun bir dönem boyunca görülen değişimleri, deneyimleri veya gelişmeleri çerçevelemek için sıkça kullanılır; bir şeyin her an kesintisiz gerçekleştiğini belirtmez.

Alıştırma

Hangi cümlede over, bir zaman aralığı boyunca gerçekleşen değişimi çerçeveler?

  1. A lamp hangs over the desk.
  2. We flew over the mountains.
  3. Over the past twenty years, the neighborhood has become much greener.
Cevabı göster

Over the past twenty years, the neighborhood has become much greener.

chess has been known as a tool of military strategy, Notlar

0:32

satranç askeri bir strateji aracı,

Kalıp ifadeler

has been known as: uzun süredir yerleşmiş bir kimlik veya rol

Has been known as, know as yapısının present perfect edilgen biçimidir. Bu cümlede insanların satrancı uzun zamandır askerî stratejinin bir aracı olarak gördüğünü anlatır. Bunun satrancın gerçek adı olduğu anlamına gelmez. Yapı özne + has/have been known as + isim öbeğidir. Geçmişte oluşmuş ve bugün de geçerli olan yerleşik bir kimliği, rolü, adı veya itibarı sunmak için kullanılır.

Alıştırma

Has been known as yapısında eksik olan sözcüklerle cümleyi tamamlayın: For decades, the school has ____ a center for science education.

Cevabı göster

been known as

a metaphor for human affairs,

0:35

insan işleri için bir metafor

and a benchmark of genius.

0:38

ve dehanın bir ölçütü olarak bilinmektedir.

Anlatım akışı

a tool..., a metaphor... ve a benchmark...: üç parçalı bir konu çerçevesi

Üç isim öbeği, has been known as ifadesinden sonra tek bir sıralı liste olarak çalışır. Satrancı üç açıdan sunarlar: askerî strateji için pratik bir araç, insan ilişkileri için bir metafor ve dehayı değerlendirmek için bir ölçüt. Üç öğe de a + isim + edat öbeği biçiminde paralel bir yapıya sahip olduğundan, tek ve eksiksiz bir grup olarak kolayca anlaşılır. Virgüller ilk iki öğeyi ayırır, and ise son öğeyi getirir. Bir anlatımın başında bu tür üç parçalı bir liste, ileride ele alınacak konuların kapsamını hızla belirler.

Alıştırma

Hangi cümle, tek bir konuyu üç açıdan çerçevelemek için paralel üç isim öbeği kullanıyor?

  1. The library offers books, and people can study there because it is quiet.
  2. The library serves as a study space, a community center, and a record of local history.
  3. The library is old, so the town repaired it and added a café.
Cevabı göster

The library serves as a study space, a community center, and a record of local history.

While our earliest records of chess are in the 7th century, Anlatım akışı

0:41

Satranca dair en eski kayıtlarımız 7. yüzyıla ait olsa da,

legend tells that the game's origins lie a century earlier. Kalıp ifadeler

0:45

efsaneye göre oyunun kökeni bir yüzyıl daha öncesine dayanır.

Anlatım akışı

While our earliest records... legend tells that...: kanıt ile efsanenin karşılaştırılması

Burada While, “…… olduğu sırada” anlamına gelmez. Ödünleyici bir karşıtlık kurar: günümüze ulaşan en eski kayıtlar satrancı 7. yüzyıla yerleştirirken geleneksel anlatı kökenlerini daha eski bir döneme yerleştirir. our earliest records ve legend tells that ifadeleri iki farklı bilgi kaynağını belirtir. Bu yapı, tarihî bir metnin belgelenmiş kanıtlarla doğrulanmamış geleneksel bir anlatıyı ayırmasına yardımcı olur.

Alıştırma

Bu cümlede While our earliest records..., legend tells that... ne işe yarıyor?

  1. Belgelenmiş kanıtlarla geleneksel bir anlatıyı karşılaştırır.
  2. Efsanenin kayıtlardan daha güvenilir olduğunu kanıtlar.
  3. İki eylemin aynı anda gerçekleştiğini gösterir.
Cevabı göster

Belgelenmiş kanıtlarla geleneksel bir anlatıyı karşılaştırır.

Kalıp ifadeler

game's origins lie a century earlier: kökenleri zamanda konumlandırmak

the game's origins lie a century earlier ifadesinde lie, “bulunmak” veya “yer almak” anlamına gelir. Buradaki konum bir zaman çizelgesi üzerindedir: oyunun kökenleri, daha önce sözü edilen 7. yüzyıl kayıtlarından bir yüzyıl öncesine yerleştirilir. “Uzanmak” ya da “yalan söylemek” anlamına gelmez. Bu, tarih anlatımında kullanılan resmî bir yapıdır: origins veya roots + lie + onları zaman, yer veya neden bakımından konumlandıran bir ifade. Çoğul özne origins ile lie, tekil özne origin ile lies kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi hedef kalıptaki fiille tamamlayın: The tradition's origins ____ in the early nineteenth century.

Cevabı göster

lie

Supposedly,

0:50

İddiaya göre,

when the youngest prince of the Gupta Empire was killed in battle, Kalıp ifadeler

0:51

Gupta İmparatorluğu'nun en genç prensi savaşta öldürüldüğünde,

Kalıp ifadeler

was killed in battle: savaşta öldürülmek

Was killed, kill fiilinin edilgen biçimidir ve prensin ölümüne dışarıdan bir eylemin neden olduğunu belirtir. In battle gerekli bağlamı ekler. Birlikte was killed in battle, yalnızca öldüğünü değil, çatışma sırasında öldürüldüğünü anlatır.

Alıştırma

“Çatışma sırasında dışarıdan bir eylem ölüme neden oldu” anlamına gelen tam edilgen ifadeyle cümleyi tamamlayın: The commander ____ while defending the city.

Cevabı göster

was killed in battle

his brother devised a way of representing the scene to their grieving mother. Kalıp ifadeler

0:55

kardeşi bu sahneyi kederli annelerine anlatmanın bir yolunu tasarladı.

Kalıp ifadeler

devised a way of representing the scene: sahneyi göstermenin bir yolunu tasarladı

Devised, dikkatlice düşündükten sonra bir şeyi tasarlamak veya ortaya çıkarmak anlamına gelir. devise a way of + -ing yapısı önce bir yöntemi, ardından bu yöntemin gerçekleştirmeyi amaçladığı eylemi belirtir; burada bu eylem representing the scene ifadesidir. Representing the scene, yaşananları anneye göstermek veya betimlemek anlamına gelir; olayın kendisini tekrar etmek anlamına gelmez. devise a way to + fiilin yalın hâli de kullanılabilir; örneğin devise a way to represent the scene.

Alıştırma

“Bir yöntem düşünüp geliştirdiler” anlamına gelen tam ifadeyle cümleyi tamamlayın: The engineers ____ cleaning the water without electricity.

Cevabı göster

devised a way of

Set on the 8 x 8 Ashtapada board used for other popular pastimes, Notlar

1:00

Diğer popüler eğlenceler için kullanılan 8 x 8 Ashtapada tahtasında,

Dilbilgisi

Cümle başındaki geçmiş zaman ortaç öbeği Set on ...

Set on ... edilgen anlam taşıyan ve ana cümlenin önüne getirilen bir geçmiş zaman ortaç öbeğidir. Burada oyunun Ashtapada tahtası üzerinde kurulduğunu ya da oynandığını anlatır; Set bir emir değildir. Bu öbek önce ortamı verir, ardından ana cümle asıl olayı sunar. Öbeğin örtük öznesi ana cümlenin öznesiyle aynı olmalıdır.

Alıştırma

Hangi cümle, ortamı vermek için cümle başındaki geçmiş zaman ortaç öbeğini doğru kullanır?

  1. Setting in a mountain village, the story follows a young doctor.
  2. Set in a mountain village, the story follows a young doctor.
  3. Set in a mountain village, Maya reads the story on the train.
Cevabı göster

Set in a mountain village, the story follows a young doctor.

Kültür

8 x 8 Ashtapada tahtası

8 x 8 Ashtapada board ifadesinde 8 x 8, sekiz sıra ve sekiz sütunu, yani 64 kareyi belirtir. Ashtapada eski bir Hint oyun tahtasının özel adıdır. Bu ifade, daha yeni oyunun başka eğlenceler için zaten kullanılmakta olan bir tahtayı kullandığını anlatır. Modern satranç tahtasının sıradan bir diğer adı değildir.

Alıştırma

Bu cümlede 8 x 8 Ashtapada board neyi belirtir?

  1. Sekiz kişilik bir oyun tasarlayan kişi
  2. Her modern satranç tahtasının standart İngilizce adı
  3. Sekiz sıra ve sekiz sütundan oluşan eski bir Hint oyun tahtası
Cevabı göster

Sekiz sıra ve sekiz sütundan oluşan eski bir Hint oyun tahtası

a new game emerged with two key features:

1:06

iki temel özelliğe sahip yeni bir oyun ortaya çıktı:

different rules for moving different types of pieces

1:10

farklı türdeki taşları hareket ettirmek için farklı kurallar

and a single king piece whose fate determined the outcome. Notlar

1:14

ve kaderi sonucu belirleyen tek bir şah taşı.

Dilbilgisi

whose fate: insan dışı bir öncülle aitlik

whose fate ifadesinde whose bir aitlik ilişkisi kurar: fate, tek şah taşının kaderidir. whose fate determined the outcome ilgi cümleciğinin tamamı bu taşı niteler. Whose hem insanlara hem de insan dışı isimlere gönderme yapabilir. Yeniden kullanılabilen kalıp isim + whose + isim + fiil şeklindedir ve öncülün bir parçası, özelliği veya onunla bağlantılı başka bir isim hakkında bilgi ekler.

Alıştırma

Hangi cümlede whose, insan dışı bir şeyi onun parçalarından biriyle doğru biçimde bağlıyor?

  1. The museum whose entrance is on King Street closes at six.
  2. The museum who's entrance is on King Street closes at six.
  3. The museum which entrance is on King Street closes at six.
Cevabı göster

The museum whose entrance is on King Street closes at six.

Kalıp ifadeler

fate determined the outcome: son durum sonucu belirledi

Burada fate, şah taşının sonunda başına geleni — oyunda kalmasını veya kaybedilmesini — ifade eder; mutlaka doğaüstü bir yazgı anlamına gelmez. its fate determined the outcome demek, bu son durumun sonucu doğrudan belirlediği anlamına gelir. Determine the outcome güçlü bir neden-sonuç ifadesidir. Özne, nihai sonucu kesinleştiren etkeni belirtir; of + bir olay yapısı da hangi sonuçtan söz edildiğini gösterebilir.

Alıştırma

Cümleyi, bu notta geçen ve “nihai sonucu belirledi” anlamına gelen üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: The final penalty ____ of the match.

Cevabı göster

determined the outcome

The game was originally known as Chaturanga, Notlar

1:19

Oyun başlangıçta Chaturanga olarak biliniyordu,

a Sanskrit word for four divisions.

1:23

bu dört bölüm anlamına gelen Sanskritçe bir kelimeydi.

Kalıp ifadeler

was originally known as Chaturanga: başlangıçta Chaturanga adıyla biliniyordu

was originally known as + ad kalıbı, bir şeyin daha önce sahip olduğu adı tanıtır. Burada Chaturanga, oyunun ilk dönemlerdeki adıdır. Originally, o şeyin tarihinin başlangıcına işaret eder; insanların bu adı bugün de kullandığını söylemez. Edilgen be known as kalıbı, bir şeyi ona verilen adla ilişkilendirir.

Alıştırma

İlk kullanılan adı belirten hedef kalıpla cümleyi tamamlayın: The museum ____ the City Gallery before it changed its name.

Cevabı göster

was originally known as

Kültür

Chaturanga, dört birlik anlamına gelen Sanskritçe bir sözcük

Virgülden sonraki a Sanskrit word for four divisions ifadesi bir açıklayıcı eş görevli ögedir; Chaturanga adını başka bir ifadeyle açıklar. Sanskrit dili belirtir, for four divisions ise sözcüğün anlamını verir. Bu tarihî bağlamda ad, bir ordunun geleneksel dört birliğine gönderme yapar. Bunlar ilk dönem oyununda yaya askerler, atlar, filler ve savaş arabalarıyla temsil edilmiştir. Bu kısa bilgi, oyunun neden bu adı aldığını açıklar.

Alıştırma

Cümlede a Sanskrit word for four divisions ifadesinin görevi nedir?

  1. Chaturanga'nın dört farklı adı olduğunu söyler.
  2. Chaturanga adının dilini ve anlamını açıklar.
  3. Chaturanga'yı icat eden kişinin adını verir.
Cevabı göster

Chaturanga adının dilini ve anlamını açıklar.

But with its spread to Sassanid Persia, Dilbilgisi

1:26

Ancak Sasani Pers İmparatorluğu'na yayılmasıyla,

it acquired its current name and terminology, Kelime

1:28

mevcut adını ve terminolojisini kazandı:

Dilbilgisi

with its spread to Sassanid Persia: değişen arka plan için with + ad öbeği

Bu cümlede with, «birlikte» değil, «yayıldıkça» veya «yayıldığında» anlamındadır. its spread to Sassanid Persia ad öbeği tarihsel bir değişimi belirtir; ana cümle ise bu değişime eşlik eden sonucu verir. with + ad öbeği kalıbı, değişen bir arka planı ana olaydan önce kısa biçimde sunar. Buradaki yapı As it spread to Sassanid Persia, ... şeklinde açılabilir, ancak with kullanılan biçim daha özlüdür.

Alıştırma

Değişen bir arka planı sunmak için with + ad öbeğini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. With grow online shopping, delivery services expanded rapidly.
  2. With online shopping grew, delivery services expanded rapidly.
  3. With the growth of online shopping, delivery services expanded rapidly.
Cevabı göster

With the growth of online shopping, delivery services expanded rapidly.

Kelime

acquired its current name and terminology: soyut bir adın resmî biçimde edinilmesi

Burada acquired, tarihsel gelişim sonucunda «sahip olmaya başladı» anlamına gelir. Nesneleri olan its current name and terminology soyut adlar ve sözcüklerdir; bu yüzden fiziksel bir şey satın almaktan söz edilmez. Acquire, get sözcüğüne göre daha resmîdir. Bir kişi veya şeyin zamanla kazandığı ya da geliştirdiği ad, anlam, statü, itibar, beceri, hak veya özellikleri anlatmak için sıkça kullanılır.

Alıştırma

"The festival acquired its current name over time," cümlesinde acquired en doğal biçimde ne anlama gelir?

  1. satın almak için para ödedi
  2. zamanla sahip olmaya başladı
  3. geçici olarak ödünç aldı
Cevabı göster

zamanla sahip olmaya başladı

chess, derived from shah, Kalıp ifadeler

1:31

"chess" (satranç), şah'tan,

meaning king,

1:34

yani kraldan,

Kalıp ifadeler

derived from shah, meaning king: sözcük kökenini açıklama

Bu cümlede derived from shah, chess sözcüğünün kaynağını gösterir. Derived bir geçmiş ortaçtır ve bu ifade chess hakkında kısa bir ek açıklama olarak kullanılır: “chess, which is derived from shah.” Sıradan bir nedeni değil, sözcüğün dilsel kökenini anlatır. Meaning king, shah sözcüğünün anlamını kısaca açıklar. -ing yapısı hemen yanındaki kaynak sözcüğü gösterir; dolayısıyla bütün fikir şudur: chess, shah sözcüğünden gelir ve shah kral demektir.

Alıştırma

Dilsel kökeni belirten hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The word lunar is ____ the Latin word luna, meaning moon.

Cevabı göster

derived from

and checkmate from shah mat, Kültür

1:36

"checkmate" (şah mat) ise "şah mat"tan,

or the king is helpless.

1:38

yani kral çaresizdir kelimesinden türemiştir.

Kültür

checkmate from shah mat: kısaltılmış bir köken açıklaması

Bağlamdaki sıralamada checkmate from shah mat, kökeni bildiren kısaltılmış bir ifadedir. Anlaşılan is derived sözleri eklenince checkmate is derived from shah mat olur. Ardından gelen or, konuşmacının shah mat için verdiği açıklamayı sunar: kral çaresizdir. Buradaki önemli nokta, terimin satranç söz varlığının tarihinde Farsça bir ifadeyle bağlantısıdır; modern oyunda şahı mat etme eylemi değildir.

Alıştırma

Cümlede checkmate from shah mat ifadesi temel olarak neyi anlatır?

  1. Checkmate sözcüğünün shah mat ifadesine dayandığını belirtir.
  2. Bir oyuncunun checkmate sonrasında ne yapması gerektiğini açıklar.
  3. Shah mat ifadesini özel bir satranç taşı olarak adlandırır.
Cevabı göster

Checkmate sözcüğünün shah mat ifadesine dayandığını belirtir.

After the 7th century Islamic conquest of Persia, Kültür

1:41

7. yüzyılda Perslerin İslam tarafından fethinden sonra,

Kültür

After the 7th century Islamic conquest of Persia: tarihsel arka planı kurmak

Bu tarih anlatımında After, zamanı belirleyen bir ifade başlatır. the 7th century ile Persia arasındaki sözcükler, bir olayı adlandıran tek bir isim öbeği oluşturur: 7th century fethin zamanını, of Persia ise neyin fethedildiğini belirtir. Sonraki gelişme bu olaydan sonraya yerleştirilir. Tarih yazılarında After + olay adı yapısı, daha sonraki kültürel veya siyasi değişimleri zaman çizelgesine yerleştirmek için sık kullanılır. Bu yapı kronolojik arka plan verir; After tek başına yalnızca sıralamayı gösterir, önceki olayın sonrakine doğrudan neden olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Vurgulanan After ifadesi bu tarih anlatımında ne işe yarar?

  1. Bir oyunun nasıl oynanacağını açıklar.
  2. Sonraki gelişmeyi önemli bir tarihî olaydan sonraya yerleştirir.
  3. Fethin 7. yüzyılın tamamı boyunca sürdüğünü söyler.
Cevabı göster

Sonraki gelişmeyi önemli bir tarihî olaydan sonraya yerleştirir.

chess was introduced to the Arab world. Kalıp ifadeler

1:45

satranç Arap dünyasına tanıtıldı.

Kalıp ifadeler

was introduced to the Arab world: kültürel aktarım

was introduced to, bir şeyin bir yere getirildiği ya da orada tanıtıldığı anlamına gelir. Cümle edilgen yapıdadır: chess eylemden etkilenen ögedir; odak oyunun yayılması olduğu için onu taşıyan kişiler belirtilmez. Kullanışlı kalıp thing + be introduced to + place or group şeklindedir. Oyun, yöntem, tarım ürünü veya teknoloji gibi bir şeyle kullanıldığında introduced to, onun oraya ulaşmasını ya da orada benimsenmesini anlatır; iki kişiyi tanıştırmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede introduced to, bir şeyin bir yere veya gruba yayılmasını anlatır?

  1. Marco introduced himself to the class.
  2. Lena was introduced to her new coach.
  3. The new farming method was introduced to the region.
Cevabı göster

The new farming method was introduced to the region.

Transcending its role as a tactical simulation, Anlatım akışı

1:48

Taktiksel bir simülasyon olma rolünü aşarak,

it eventually became a rich source of poetic imagery. Kalıp ifadeler

1:51

sonunda şiirsel betimlemelerin zengin bir kaynağı haline geldi.

Anlatım akışı

Transcending its role as ...: başlangıçtaki işlevin ötesine geçmek

Transcending its role as a tactical simulation, öznenin yalnızca taktikleri modelleyen bir şey olmanın ötesine geçip daha geniş bir rol kazandığını anlatır. Bu, ilk işlevini mutlaka kaybettiği anlamına gelmez. Transcending fiziksel hareketi değil, işlevin veya anlamın soyut olarak genişlemesini ifade eder. Baştaki -ing yan cümlesi önce eski ve sınırlı rolü bir çerçeve olarak sunar. Ana cümle daha sonra geniş sonucu verir: özne şiirsel imgelerin kaynağı olmuştur. Bu yapı, bilgiyi ilk işlevden daha geniş bir anlama doğru düzenler.

Alıştırma

Baştaki "Transcending its role as a tactical simulation" ifadesi cümlede ne yapıyor?

  1. Öznenin ilk işlevini aştığını ve ana cümlenin ardından daha geniş sonucu verdiğini söyler.
  2. Öznenin yalnızca bir taktik simülasyon olarak kaldığını söyler.
  3. Öznenin bir simülasyon sırasında fiziksel olarak hareket ettiğini söyler.
Cevabı göster

Öznenin ilk işlevini aştığını ve ana cümlenin ardından daha geniş sonucu verdiğini söyler.

Kalıp ifadeler

a rich source of poetic imagery: bol miktarda yaratıcı malzeme

a rich source of poetic imagery ifadesinde rich, “varlıklı” değil, “bol ve çeşitli” anlamına gelir. İfade, bir şeyin şairlerin kullanabileceği pek çok görüntü, simge veya mecazi fikir sağladığını anlatır. Tekrar kullanılabilen a rich source of + isim kalıbı; bir yerin, nesnenin veya deneyimin bilgi, ilham ya da kanıt gibi değerli bir şeyi büyük miktarda sağlamasını anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede a rich source of, bir şeyin büyük miktarda değerli malzeme sağladığı anlamında kullanılmıştır?

  1. The archive charged a high price for access.
  2. The archive is a rich source of information for historians.
  3. The wealthy historian donated money to the archive.
Cevabı göster

The archive is a rich source of information for historians.

Diplomats and courtiers used chess terms to describe political power. Anlatım akışı

1:54

Diplomatlar ve saray mensupları siyasi gücü tanımlamak için satranç terimlerini kullandılar.

Anlatım akışı

Siyasi gücü anlatmak için satranç terimleri kullanmak

used chess terms to describe political power ifadesi, satranç alanındaki sözcüklerin siyasete uygulandığını gösterir. Burada mutlaka gerçek bir maçtan söz edilmez; satranç, güç, strateji ve siyasi rolleri anlamak için mecazi bir dil sağlar. use A to describe B yapısı, A’yı B’yi açıklamak için kullanılan dil ya da araç olarak sunar. Sözcüklerin bir konu alanından başka birine taşındığını fark etmeye yardımcı olur.

Alıştırma

Cümleye göre chess terms ne amaçla kullanılmıştır?

  1. Satranç kurallarını başka bir dile çevirmek
  2. Satrançtan alınan dille siyasi gücü açıklamak
  3. Gerçek bir satranç oyununun hamlelerini kaydetmek
Cevabı göster

Satrançtan alınan dille siyasi gücü açıklamak

Ruling caliphs became avid players themselves, Notlar

2:00

Yönetici halifeler de ateşli oyuncular haline geldiler

Kültür

Ruling caliphs: o sırada iktidarda olan halifeler

Halifeler, İslam tarihinde siyasi ve dinî liderlik yetkisi taşıyan yöneticilerdi. Ruling caliphs ifadesinde ruling, o sırada iktidarda olan anlamına gelir; dolayısıyla ifade, genel bir satranç oyuncusu grubunu değil, o dönemde yönetimde bulunan halifeleri belirtir. Ruling ortacı, unvandan önce sıfat gibi kullanılır. Cümlenin hangi halifelerden söz ettiğini gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede Ruling caliphs kimleri ifade ediyor?

  1. O sırada yönetimde bulunan halifeler
  2. Satranç kurallarını yazan görevliler
  3. Satrançtan hoşlanan sıradan insanlar
Cevabı göster

O sırada yönetimde bulunan halifeler

Kalıp ifadeler

avid players: beceri değil, heves

Bu cümlede avid players, oyuna büyük ilgi duyan ve çok hevesli olan oyuncular demektir. Avid, ne kadar iyi oynadıklarını değil, ilgi ve heves düzeylerini anlatır. Avid genellikle avid reader, avid fan, avid collector ve avid player örneklerinde olduğu gibi bir isimden önce gelir.

Alıştırma

Hangi cümle Maya'nın satranca çok hevesli olduğunu, ancak çok becerikli olduğunu iddia etmeden anlatır?

  1. Maya is a casual chess player who plays once or twice a year.
  2. Maya is an avid chess player who plays whenever she can.
  3. Maya is a skilled chess player who wins most tournaments.
Cevabı göster

Maya is an avid chess player who plays whenever she can.

and historian al-Mas'udi considered the game a testament to human free will Kalıp ifadeler

2:03

ve tarihçi el-Mesûdî, şans oyunlarıyla karşılaştırıldığında

Kalıp ifadeler

a testament to human free will: resmî bir kanıt ifadesi

Bu cümlede a testament to human free will, insanın seçme özgürlüğünün güçlü bir kanıtı veya açık bir göstergesi demektir. Tarihçi, oyunun seçimlerin ve muhakemenin olacakları etkileyebildiğini gösterdiğini düşünür. be a testament to + isim yapısında testament, bir niteliği, başarıyı veya gerçeği gösteren şey anlamına gelir. Burada yasal vasiyetname anlamında değildir.

Alıştırma

Cümleyi a testament to ifadesiyle tamamlayın: Her steady recovery is ____ her determination.

Cevabı göster

a testament to

compared to games of chance. Kelime

2:09

bu oyunu insanın özgür iradesinin bir kanıtı olarak gördü.

Kelime

games of chance: şans anlamındaki chance

Game of chance, sonucu oyuncunun kararlarından veya becerisinden çok şansa ya da rastlantıya bağlı olan bir oyundur. Çoğul biçim games of chance, genel olarak bu tür oyunları ifade eder. Bu ifadede chance, bir fırsat değil, şans veya rastlantısal olaylar anlamına gelir. Karşılaştırma, şansa bağlı sonuçlarla insan seçiminin şekillendirdiği sonuçları karşı karşıya getirir.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: A raffle is a game of chance. Burada chance ne anlama geliyor?

  1. bir şey yapma fırsatı
  2. kişisel bir karar
  3. şans veya rastlantısallık
Cevabı göster

şans veya rastlantısallık

Medieval trade along the Silk Road carried the game to East and Southeast Asia, Notlar

2:11

İpek Yolu boyunca yapılan Orta Çağ ticareti, oyunu Doğu ve Güneydoğu Asya'ya taşıdı,

Kültür

Medieval trade along the Silk Road: Orta Çağ İpek Yolu ticareti

Medieval trade along the Silk Road, Orta Çağ'da İpek Yolu olarak bilinen güzergâhlar üzerinden yapılan ticaret anlamına gelir. Bu cümlede söz konusu ticaret, oyunun Doğu ve Güneydoğu Asya'ya ulaşmasını sağlayan araç olarak sunulur. İpek Yolu tek bir yol değildi. Avrasya boyunca uzanan tarihî bir ticaret yolları ağıydı ve malların, fikirlerin, oyunlar gibi kültürel uygulamaların uzak bölgeler arasında taşınmasını sağlıyordu.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: Medieval trade along the Silk Road connected distant regions. Silk Road neyi ifade ediyor?

  1. yalnızca ipek taşımak için kullanılan tek bir asfalt yol
  2. oyun tahtasındaki bir çizgi
  3. tarihî bir ticaret yolları ağı
Cevabı göster

tarihî bir ticaret yolları ağı

Anlatım akışı

carried the game to East and Southeast Asia: carry fiilinin soyut yayılma anlamı

Bu cümlede carried the game to... ifadesi, ticaretin oyunun yeni bölgelere ulaşmasını ve yayılmasını sağladığı anlamına gelir. Medieval trade, aktarımın gücü ya da kanalı olarak sunulur; ticaretin bir oyun takımını gerçekten eline alıp taşıdığı söylenmez. X carried Y to Z kalıbı, bir güzergâhın, teknolojinin, göçün ya da başka bir sürecin fikirleri, gelenekleri, bilgiyi veya etkiyi yeni bir yere nasıl yaydığını anlatabilir.

Alıştırma

“Trade routes carried new ideas across the continent” cümlesinde carried ne anlama gelir?

  1. Ticaret yolları fikirlerin yeni yerlere yayılmasına yardımcı oldu.
  2. İnsanlar fikirleri gerçekten kaldırıp taşıdı.
  3. Fikirler ticaret yollarını inşa etmek için kullanıldı.
Cevabı göster

Ticaret yolları fikirlerin yeni yerlere yayılmasına yardımcı oldu.

where many local variants developed.

2:17

burada birçok yerel varyant gelişti.

In China, chess pieces were placed at intersections of board squares Dilbilgisi

2:20

Çin'de satranç taşları, tahtadaki karelerin içine değil,

rather than inside them,

2:24

kesişim noktalarına yerleştirildi,

Dilbilgisi

at intersections of board squares rather than inside them: konumları karşılaştırma

İki yer ifadesi A rather than B karşıtlığını oluşturur. At intersections of board squares gerçek konumu belirtirken inside them dışlanan alternatifi gösterir; them, board squares ifadesine gönderme yapar. Burada rather than, “yerine” ya da “değil” anlamındadır. Kural, önce doğru seçeneği söyleyip ardından ikinci seçeneği reddederek düzenlenir. İki taraf da aynı dil bilgisel göreve sahiptir: were placed ifadesine bağlı yer öbekleridir.

Alıştırma

Hangi cümle taşların karelerin içinde değil, kesişim noktalarında olması gerektiğini söyler?

  1. Place the pieces between the intersections and the squares.
  2. Place the pieces at the intersections rather than inside the squares.
  3. Place the pieces at the intersections and inside the squares.
Cevabı göster

Place the pieces at the intersections rather than inside the squares.

as in the native strategy game Go. Kültür

2:26

tıpkı yerel strateji oyunu Go'da olduğu gibi.

Kültür

the native strategy game Go: oyun adı Go, go fiili değil

Bu cümlede Go, kökeni antik Çin’e dayanan strateji masa oyununun özel adıdır. the native strategy game ifadesi, Go’yu söz konusu ülkeyle bağlantılı bir oyun olarak tanıtır; buradaki Go, go fiili değildir. Benzetme, Go oyununun önemli bir özelliğine dayanır: oyuncular taşları tahtadaki çizgilerin kesişme noktalarına koyar. Bu bilgi, Go’nun oyun adı olma anlamını değiştirmeden neden bu karşılaştırmada kullanıldığını açıklar.

Alıştırma

the native strategy game Go ifadesinde Go nedir?

  1. “Hareket etmek veya gitmek” anlamındaki go fiili.
  2. Birine başlamasını söyleyen Go! komutu.
  3. Kökeni Çin’e dayanan bir strateji masa oyununu belirten Go adı.
Cevabı göster

Kökeni Çin’e dayanan bir strateji masa oyununu belirten Go adı.

The reign of Mongol leader Tamerlane saw an 11 x 10 board Kelime

2:29

Moğol lider Timur'un hükümdarlığı sırasında kaleler adı verilen güvenli karelere sahip

with safe squares called citadels, Kültür

2:34

11 x 10'luk bir tahta ortaya çıktı,

Kelime

The reign of ... saw ...: bir dönemde yaşanan olaylar

a time period + saw + an event or development kalıbı, bir olayın o dönemde gerçekleştiğini, ortaya çıktığını veya önem kazandığını anlatır. Burada The reign of Mongol leader Tamerlane öznedir ve saw, bu hükümdarlık dönemiyle bağlantılı bir tahta tasarımını tanıtır; gerçek anlamda gözle görmeyi anlatmaz. Dönemi cümlenin başına koymak, onu cümlenin ana konusu yapar. Bu, tarihî bilgileri kısa ve düzenli biçimde aktarmanın bir yoludur; yıl, on yıl, çağ, ülke veya şehirler de özne olabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede saw, örnektekiyle aynı mecazî tarih anlatımı anlamında kullanılmıştır?

  1. The guard saw someone enter the room.
  2. The historian saw the old board in a museum.
  3. The decade saw major advances in medicine.
Cevabı göster

The decade saw major advances in medicine.

Kültür

safe squares called citadels: citadels adı verilen güvenli kareler

Safe squares called citadels, tahtadaki bazı güvenli karelerin oyun içindeki özel adının citadels olduğunu belirtir. Burada citadels, gerçek kaleleri değil, Timur satrancı tahtasındaki özel kareleri ifade eder. Called citadels, safe squares ifadesinden sonra gelir ve bu karelerin adını verir. “That are called citadels” biçiminde anlaşılabilir. Bu kısa yapı, kurallarda ve açıklamalarda bir terimi tanıtmak için sıkça kullanılır.

Alıştırma

“safe squares called citadels” ifadesi bize ne anlatır?

  1. Citadels, tahtadaki bazı güvenli karelerin özel adıdır.
  2. Kareler gerçek kalelerin içinde bulunur.
  3. Citadels, kareleri koruyan oyunculardır.
Cevabı göster

Citadels, tahtadaki bazı güvenli karelerin özel adıdır.

and in Japanese shogi, Kültür

2:37

ve Japon shogi oyununda,

captured pieces could be used by the opposing player. Kültür

2:39

ele geçirilen taşlar karşı oyuncu tarafından kullanılabiliyordu.

Kültür

in Japanese shogi: Japon shogisinde

In Japanese shogi, ardından gelen kuralın hangi oyunla ilgili olduğunu belirler. “Shogi kurallarına göre” anlamına gelir; bu nedenle ele geçirilen taşlarla ilgili ifade bu oyun için geçerlidir. Shogi; kendine özgü tahtası, taşları ve kuralları olan bir Japon strateji oyunudur. Satrançla ilişkilidir, ancak shogi sıradan chess için kullanılan başka bir ad değildir.

Alıştırma

Bu cümlede “in Japanese shogi” neyi belirtir?

  1. Ardından gelen kural, farklı bir Japon masa oyunu olan shogi için geçerlidir.
  2. Shogi, her tür chess için kullanılan başka bir İngilizce addır.
  3. Cümle, Japonya’da oynanan sıradan bir satranç maçını anlatır.
Cevabı göster

Ardından gelen kural, farklı bir Japon masa oyunu olan shogi için geçerlidir.

Kültür

Alınan taşlar rakip oyuncu tarafından kullanılabiliyordu

Bu şogi kuralında captured pieces, oyun sırasında ele geçirilen taşlardır. Bu taşlar yalnızca oyun dışında kalmaz; onları ele geçiren rakip daha sonra kullanabilir. Edilgen could be used by yapısı taşları başa getirir ve kullanan kişiyi by sonrasında belirtir. Burada the opposing player, oyundaki rakip demektir; seyirci ya da yalnızca bir fikre karşı çıkan kişi değildir.

Alıştırma

Hangi seçenek kuralı doğru açıklar?

  1. Rakip, ele geçirilmiş taşları kullanabilir.
  2. Ele geçirilen taşlar sonsuza kadar oyun dışında kalmalıdır.
  3. Bir seyirci tahtadaki herhangi bir taşı hareket ettirebilir.
Cevabı göster

Rakip, ele geçirilmiş taşları kullanabilir.

But it was in Europe that chess began to take on its modern form. Notlar

2:43

Ancak satranç modern şeklini Avrupa'da almaya başladı.

Dilbilgisi

it was in Europe that...: yeri vurgulama

It was X that... kalıbı bir cleft, yani bölünmüş vurgu cümlesidir. Burada X, in Europe yer ifadesidir; bu nedenle cümle, satrancın modern biçimini geliştirmeye nerede başladığına güçlü bir vurgu yapar. Nötr söz dizimi Chess began to take on its modern form in Europe. şeklindedir. Cleft yapıda it belirli bir nesneye gönderme yapmaz; odaklama kalıbının bir parçasıdır.

Alıştırma

Yeri vurgulayan cleft cümleyi tamamlayın: ____ in the school garden ____ the class found the lost key.

Cevabı göster

It was · that

Öbek fiiller

began to take on its modern form: modern biçimini almaya başladı

began to take on its modern form ifadesi, satrancın insanların bugün tanıdığı biçime doğru gelişmeye başladığını anlatır. Buradaki take on, bir biçim ya da niteliği “edinmek veya geliştirmek” demektir; bir şeyi fiziksel olarak almak anlamına gelmez. began to, modern biçimin bir anda ortaya çıkmadığını, değişimin başlamış olduğunu gösterir. Bu kalıp, kademeli tarihsel değişimleri anlatmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümlede take on, “bir biçim veya nitelik geliştirmek ya da edinmek” anlamındadır?

  1. Maya took on three extra tasks before lunch.
  2. Over time, the empty warehouse took on the appearance of an art studio.
  3. The champion took on a new opponent.
Cevabı göster

Over time, the empty warehouse took on the appearance of an art studio.

By 1000 AD, the game had become part of courtly education. Notlar

2:47

MS 1000 yılına gelindiğinde, oyun saray eğitiminin bir parçası haline gelmişti.

Dilbilgisi

By 1000 AD: geçmişte bir son zaman noktası

By 1000 AD bir son zaman noktası belirler: değişim en geç o zamana kadar gerçekleşmişti. “MS 1000 civarında” anlamına gelmez. Bu son nokta geçmişte olduğu için cümle, o geçmiş noktadan önce veya en geç o noktaya kadar tamamlanmış bir değişime bakmak amacıyla geçmiş zamanın bitmiş biçimi had become yapısını kullanır. Aktarılabilir kalıp by + geçmiş zaman noktası, ... had + past participle şeklindedir.

Alıştırma

Hangi cümle öğleyi, onarımın kesin veya yaklaşık tamamlanma zamanı değil de son zaman noktası olarak sunar?

  1. The team completed the repair at noon.
  2. The team completed the repair around noon.
  3. By noon, the team had completed the repair.
Cevabı göster

By noon, the team had completed the repair.

Kültür

part of courtly education: saray eğitiminin bir parçası

Bu tarihsel bağlamda courtly education, kraliyet sarayları ve soylularla bağlantılı eğitim ve kültürel yetiştirme anlamına gelir. Oyunun bunun bir parçası hâline gelmesi, sıradan bir modern okul sistemine değil, seçkin bir eğitim ortamına girdiğini gösterir. Courtly sözcüğü, ifadeyi kraliyet sarayı anlamındaki court ile ilişkilendirir. Bu arka plan, oyunun artan toplumsal saygınlığını ve saray yaşamına hazırlıktaki yerini anlamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Bu cümlede part of courtly education ne anlama gelir?

  1. Kraliyet ve soylu saraylarındaki insanların eğitimine dâhil olmak.
  2. Herkese karşı kibar olmayı öğreten derslere dâhil olmak.
  3. Modern bir mahkemede çalışmaya yönelik eğitime dâhil olmak.
Cevabı göster

Kraliyet ve soylu saraylarındaki insanların eğitimine dâhil olmak.

Chess was used as an allegory for different social classes performing their proper roles, Kalıp ifadeler

2:52

Satranç, farklı sosyal sınıfların kendi rollerini yerine getirmesinin bir alegorisi olarak kullanıldı,

Kalıp ifadeler

was used as an allegory for: … için bir alegori olarak kullanıldı

Was used as an allegory for, bir şeyin başka bir şeyin simgesel anlatımı olarak ele alındığı anlamına gelir. Allegory, yalnızca bir örnek vermek yerine bağlantılı kişileri, nesneleri veya eylemleri kullanarak ikinci bir anlam katmanı taşır. Yapı be used as an allegory for + isim veya -ing öbeğidir. Burada farklı satranç taşları ve görevleri, toplumsal sınıfları ve toplumun bu sınıflardan yerine getirmelerini beklediği rolleri temsil eder.

Alıştırma

İngilizce cümleyi örnekteki ifadeyle tamamlayın: In class, the story ____ the loss of freedom.

Cevabı göster

was used as an allegory for

and the pieces were reinterpreted in their new context. Kalıp ifadeler

2:58

ve taşlar yeni bağlamlarında yeniden yorumlandı.

Kalıp ifadeler

pieces were reinterpreted in their new context: yeni bağlamlarında yeniden yorumlandılar

Burada pieces were reinterpreted, insanların aynı satranç taşlarını yeni bir şekilde anladığı veya onlara yeni kültürel anlamlar verdiği anlamına gelir. Edilgen yapı were reinterpreted, yorumu kimin değiştirdiğine değil, taşlara ne olduğuna odaklanır. In their new context, anlamın neden değiştiğini açıklar: farklı bir sosyal veya kültürel ortam, tanıdık bir nesnenin yeni bir şeyi temsil etmesine yol açabilir. Reinterpret yalnızca çevirmek veya yeniden adlandırmak demek değildir.

Alıştırma

Burada pieces were reinterpreted in their new context ne anlama geliyor?

  1. Taşlara yeni adlar verildi, ancak anlamları tamamen aynı kaldı.
  2. Taşlar yeni ortamları nedeniyle farklı bir şekilde anlaşıldı.
  3. Taşlar başka bir dile kelimesi kelimesine çevrildi.
Cevabı göster

Taşlar yeni ortamları nedeniyle farklı bir şekilde anlaşıldı.

At the same time, the Church remained suspicious of games. Notlar

3:02

Aynı zamanda, Kilise oyunlara karşı şüpheci yaklaşmaya devam etti.

Anlatım akışı

At the same time: eş zamanlı ve karşıt bir duruma geçiş

At the same time bu cümleyi önceki bilgiye bağlar. İki durumun da aynı dönemde geçerli olduğunu belirtir. Burada ayrıca hikâyenin farklı bir yönünü sunar: satranç eğitime girerken Kilise hâlâ oyunlara güvenmiyordu. Bu ifade, özellikle iki gerçek karşıtlık veya gerilim oluşturduğunda, bilgiyi A was happening; at the same time, B was also true biçiminde düzenleyebilir.

Alıştırma

At the same time bu parçada hangi görevi görüyor?

  1. Kilisenin kuşkusunun çok daha sonra başladığını gösterir.
  2. Aynı dönemde geçerli olan ve önceki bilgiyle karşıtlık oluşturan başka bir durumu sunar.
  3. Önceki gelişmenin Kilisenin kuşkusuna neden olduğunu gösterir.
Cevabı göster

Aynı dönemde geçerli olan ve önceki bilgiyle karşıtlık oluşturan başka bir durumu sunar.

Kalıp ifadeler

remained suspicious of: süren güvensizlik

Remain + sıfat, bir durumun veya tutumun devam ettiğini gösterir. Burada remained suspicious of games, Kilise'nin oyunlara güvenmemeye veya onlara karşı temkinli olmaya devam ettiğini; tutumunun değişmediğini anlatır. Suspicious of her zaman bir suçtan şüphelenmek anlamına gelmez. Bir etkinliğe, fikre veya değişikliğe yönelik daha genel bir güvensizliği de anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi remain suspicious of ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the meeting, the committee ____ the proposal.

Cevabı göster

remained suspicious of

Moralists cautioned against devoting too much time to them, Kalıp ifadeler

3:06

Ahlakçılar onlara çok fazla zaman ayrılmasına karşı uyarılarda bulundu,

Kalıp ifadeler

cautioned against devoting too much time to: aşırıya kaçmamak için resmî uyarı

Caution against + isim veya -ing biçimi, sorun yaratabilecek bir şeyi yapmamaları için insanları uyarmak ya da onlara öğüt vermek anlamına gelir. Burada cautioned against devoting too much time to them, ahlakçıların insanlara oyunlara aşırı zaman ayırmamalarını öğütlediğini anlatır. Against bir edattır, bu nedenle ardından devoting gibi -ing biçimi gelir. devote time to something kalıbında to, zamanın ayrıldığı etkinliği tanıtır. too much uygun sınırın aşıldığını gösterir; etkinliğe hiç zaman ayrılmaması gerektiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi devote fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The coach cautioned the runners against ____ too much energy at the start.

Cevabı göster

devoting

with chess even being briefly banned in France. Dilbilgisi

3:10

satranç Fransa'da kısa bir süreliğine yasaklandı bile.

Dilbilgisi

with chess even being briefly banned in: edilgen bir arka plan bilgisi eklemek

With + isim + being + past participle yapısı, ana cümleye ikincil bir arka plan bilgisi ekler. Burada chess eylemden etkilenen ögedir; bu nedenle being banned edilgendir. in France ise yasağın nerede gerçekleştiğini belirtir. With öbeğinin tamamı ana cümleye bağlıdır; kendi başına ana cümle değildir. even, yasaklanmayı dikkat çekici bir ek örnek olarak vurgular; briefly ise bunun yalnızca kısa bir süre devam ettiğini söyler.

Alıştırma

Arka plan öbeğini tamamlamak için cancel fiilinin edilgen -ing biçimini kullanın: The festival continued on a smaller scale, with two events ____ because of the rain.

Cevabı göster

being canceled

Yet the game proliferated, Anlatım akışı

3:14

Yine de oyun hızla yayıldı,

Anlatım akışı

Yet the game proliferated: beklenmedik bir sonucu belirtmek

Cümle başındaki Yet, yeni sonucun önceki bilginin oluşturduğu beklentiye ters düştüğünü gösterir. Direnç veya yasaktan sonra gerileme beklenirdi; Yet ise büyümenin sürmesini şaşırtıcı bir dönüş olarak sunar. Burada proliferated, hızla yayıldı veya çok daha geniş bir alana ulaştı anlamına gelen resmî bir fiildir. Dolayısıyla cümle, oyunun engele rağmen genişlediğini vurgular.

Alıştırma

Yet burada nasıl bir ilişki kuruyor? The weed was repeatedly removed. Yet it proliferated throughout the garden.

  1. Yayılmayı, otun tekrar tekrar sökülmesine rağmen ortaya çıkan beklenmedik bir sonuç olarak sunar.
  2. Otun sökülmesinin yayılmaya doğrudan neden olduğunu söyler.
  3. Otun nasıl söküldüğüne ilişkin başka bir örnek ekler.
Cevabı göster

Yayılmayı, otun tekrar tekrar sökülmesine rağmen ortaya çıkan beklenmedik bir sonuç olarak sunar.

and the 15th century saw it cohering into the form we know today. Kelime

3:16

ve 15. yüzyılda bugün bildiğimiz forma dönüştü.

Kelime

The 15th century saw it cohering into: bir dönem içinde giderek biçimlenmek

Tarih anlatımında bir zaman dilimi saw fiilinin öznesi olabilir. The 15th century saw X, X'in o yüzyılda gerçekleştiği veya geliştiği anlamına gelir; yüzyıl gerçekten bir şey görmüş değildir. Burada saw it cohering into, devam eden bir değişimi anlatır: henüz oturmamış parçalar giderek birleşip tanınabilir bir bütün oluşturmuştur. time period + saw + object + -ing kalıbı, ani bir olaydan çok o dönem içinde gelişen bir süreci sunar.

Alıştırma

Cümleyi saw ve cohere into ifadesinin -ing biçimiyle tamamlayın: The 1990s ____ several local clubs ____ a national association.

Cevabı göster

saw · cohering into

The relatively weak piece of advisor was recast as the more powerful queen, Kelime

3:21

Görece zayıf olan danışman taşı, daha güçlü olan vezir olarak yeniden şekillendirildi,

Kelime

was recast as the more powerful queen: bir rolü yeniden tanımlamak

Was recast as, recast A as B yapısının edilgen biçimidir. Bu kullanımda asıl unsura yeni bir rol, işlev, kimlik veya yorum verilir. Burada daha zayıf danışman taşı, daha güçlü vezir olarak yeniden tasarlanmıştır. Recast burada mecazidir: metali eritip yeniden dökmek gerekmez ve yalnızca farklı bir oyuncu seçmek anlamına gelmez. Ana fikir, bir şeyin ne olduğunu veya ne işe yaradığını yeniden tanımlamaktır.

Alıştırma

Bir okul programı aynı etkinlikleri korudu ancak daha geniş bir amaç kazandı. Rolünün yeniden tanımlandığını en iyi hangi cümle anlatır?

  1. The program was recast as a community project.
  2. The program was replaced by a community project.
  3. The program was renamed Community Project.
Cevabı göster

The program was recast as a community project.

perhaps inspired by the recent surge of strong female leaders. Notlar

3:27

belki de yakın zamanda güçlü kadın liderlerin ortaya çıkmasından ilham alındı.

Anlatım akışı

perhaps inspired by: olası bir etkiyi belirtmek

perhaps inspired by ifadesinde perhaps, inspired by ile belirtilen ilişkiyi belirsizleştirir. Yazar, kanıtlanmış bir neden bildirmek yerine olası bir etki kaynağı öne sürer. Bu ifade bir kişiyi, seçimi, eseri veya değişimi anlatabilir: X was perhaps inspired by Y, Y'nin X'i etkilemiş olabileceği anlamına gelir. Cümleyi yorumlarken bu belirsizliği koruyun.

Alıştırma

İfadeyi değerlendirin: perhaps inspired by kullanımında yazar, etkiyi kanıtlanmış bir gerçek olarak sunar.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

Kalıp ifadeler

a recent surge of: yakın zamandaki ani artış

Burada surge, deniz dalgası değil, ani ve dikkat çekici bir artış anlamına gelen soyut bir isimdir. The recent surge of strong female leaders, bu tür liderlerin sayısının veya görünürlüğünün yakın zamanda hızla arttığını belirtir. a/the surge of + isim kalıbı neyin arttığını gösterir: a surge of visitors veya a surge of interest. Recent artışın ne zaman olduğunu, surge ise artışın keskin olduğunu anlatır.

Alıştırma

Cümleyi a surge of ile tamamlayın. After the team won the championship, the store saw ____ orders.

Cevabı göster

a surge of

This change accelerated the game's pace, Kalıp ifadeler

3:31

Bu değişiklik oyunun hızını artırdı,

Kalıp ifadeler

accelerated the game's pace: oyunun temposunu hızlandırdı

Bu cümlede accelerated the game's pace, “oyunun daha hızlı ilerlemesini sağladı” anlamına gelir. Accelerated, geçişli accelerate fiilinin geçmiş zaman biçimidir: değişiklik, the game's pace üzerinde etkide bulunur. Buradaki pace, oyunun ilerleme hızı veya temposudur; fiziksel bir adım değildir. Başka bağlamlarda da kullanılabilen accelerate the pace of something kalıbı, bir etkinliğin, sürecin veya değişimin daha hızlı ilerlemesini sağlamak anlamına gelir.

Alıştırma

Vurgulanan ifadeyle cümleyi tamamlayın: The shorter time limit ____.

Cevabı göster

accelerated the game's pace

and as other rules were popularized, Dilbilgisi

3:34

ve diğer kurallar yaygınlaştıkça,

Dilbilgisi

and as other rules were popularized: paralel değişimler için as

Burada and as other rules were popularized, ardından gelen gelişmeyle birlikte ilerleyen bir arka plan değişikliğini tanıtır. As, “-ken” veya “bu değişim ilerledikçe” anlamına gelir; and ise yan cümleyi önceki düşünceye bağlar. Bu yapı, aynı dönemde gelişen iki değişimi düzenleyerek sunar. Edilgen were popularized, kuralları kimin yaygınlaştırdığına değil, kuralların geniş ölçüde tanınmasına veya benimsenmesine odaklanır.

Alıştırma

“As the meeting continued, Sam took notes,” cümlesinde As sözcüğünün temel görevi nedir?

  1. Sam'in notlarının toplantıya benzediğini söyler.
  2. Toplantının Sam'in not almasına doğrudan neden olduğunu söyler.
  3. Toplantının devam etmesini Sam'in not alması için zamansal arka plan olarak sunar.
Cevabı göster

Toplantının devam etmesini Sam'in not alması için zamansal arka plan olarak sunar.

treatises analyzing common openings and endgames appeared. Kültür

3:37

yaygın açılışları ve oyun sonlarını analiz eden tezler ortaya çıktı.

Kültür

common openings and endgames: satrancın başlangıç ve son aşamaları

Satrançta openings, oyunun başındaki yerleşik hamle düzenlerini ve planları ifade eder. Endgames ise çoğu zaman birçok taş değişildikten sonraki geç oyun konumlarını ve stratejilerini ifade eder. Common iki sözcüğü de niteler ve tekrar görülen, iyi bilinen türleri anlatır. Cümle, bu aşamaları inceleyen eserlerin ortaya çıkmaya başladığını ve insanların satrancı sistemli biçimde araştırdığını söylüyor.

Alıştırma

Bu cümlede openings and endgames ne anlama geliyor?

  1. Girişler ve durmuş oyunlar
  2. Bir satranç kitabının ilk ve son sayfaları
  3. Satrancın başlangıç ve son stratejik aşamaları
Cevabı göster

Satrancın başlangıç ve son stratejik aşamaları

Chess theory was born. Deyimler

3:41

Satranç teorisi doğdu.

Deyimler

Chess theory was born: mecaz olarak was born

Burada was born bir mecazdır. Satranç teorisi soyut bir kavram olduğu için cümle, satrancı inceleyen ve açıklayan tanınabilir bir sistemin oluşmaya başladığını ifade eder. Fikirler, alanlar, hareketler veya tarzlarla kullanıldığında be born, bunların başlangıcını canlı bir tarihsel an gibi sunabilir. Bu, alanın o anda zaten tamamlanmış olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

A new scientific field was born ne anlama gelir?

  1. Alan tamamlandı ve bir daha asla değişemez hâle geldi.
  2. Yeni bir alan şekillenmeye başladı.
  3. Bir bilim insanı fiziksel olarak bir alan doğurdu.
Cevabı göster

Yeni bir alan şekillenmeye başladı.

With the Enlightenment era, Kültür

3:44

Aydınlanma çağıyla birlikte,

the game moved from royal courts to coffeehouses. Anlatım akışı

3:46

oyun kraliyet saraylarından kahvehanelere taşındı.

Kültür

With the Enlightenment era: tarihsel bir arka plan

Bu cümlede the Enlightenment era, bir kişinin aniden bir şeyin farkına varmasını değil, Avrupa tarihindeki Aydınlanma Çağı'nı ifade eder. Bu dönem, akla ve kamusal tartışmaya daha fazla önem verilmesiyle ilişkilidir. Buradaki With, bu dönemi ardından gelen değişimin tarihsel arka planı olarak sunar. Anlamı, “Aydınlanma Çağı geliştikçe” veya “Aydınlanma Çağı sırasında” ifadelerine yakındır.

Alıştırma

With the Enlightenment era ifadesinin cümledeki temel işlevi nedir?

  1. Bir kraliyet sarayının içinde parlayan ışığı anlatır.
  2. Bir satranç oyuncusunun oyunu aniden anladığını söyler.
  3. Avrupa'daki Aydınlanma Çağı'nı değişimin tarihsel arka planı olarak verir.
Cevabı göster

Avrupa'daki Aydınlanma Çağı'nı değişimin tarihsel arka planı olarak verir.

Anlatım akışı

moved from royal courts to coffeehouses: bir toplumsal ortamdan diğerine

moved from A to B kalıbı, önce önceki ortamı, sonra yeni ortamı söyleyerek bir değişimi gösterir. Burada royal courts başlangıçtaki toplumsal mekânı, coffeehouses ise yeni mekânı belirtir. Moved, bir satranç taşının fiziksel hareketini değil, oyunun genellikle nerede oynanıp paylaşıldığını anlatır. Mekân değişimi, seçkinlere ait bir ortamdan daha kamusal bir sosyal ortama doğru daha geniş bir geçişi gösterir.

Alıştırma

Önceki ve sonraki ortamı gösteren iki sözcükle cümleyi tamamlayın: The discussion moved ____ private meetings ____ public forums.

Cevabı göster

from · to

Chess was now seen as an expression of creativity, Kalıp ifadeler

3:49

Satranç artık yaratıcılığın bir ifadesi olarak görülüyor,

Kalıp ifadeler

was now seen as an expression of creativity: artık yaratıcılığın bir ifadesi olarak görülmek

Bu cümlede was now seen as, “insanlar artık onu … olarak görmeye başlamıştı” demektir. Edilgen yapı, görüşü değişen kişileri belirtmek yerine odağı satrançta tutar. now, önceki bakışla bir karşıtlık olduğunu gösterir. an expression of creativity, yaratıcılığı gösteren ya da ona görünür bir biçim veren bir şey demektir. Buradaki expression “yüz ifadesi” değildir; be seen as an expression of + nitelik veya fikir kalıbı, insanların bir şeyin neyi temsil ettiğini düşündüğünü anlatır.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “... olarak görülüyordu” anlamına gelen edilgen ifadeyle tamamlayın: The mural ____ an expression of community pride.

Cevabı göster

was seen as

encouraging bold moves and dramatic plays.

3:53

cesur hamleleri ve dramatik oyunları teşvik ediyordu.

This romantic style reached its peak in the Immortal Game of 1851, Notlar

3:57

Bu romantik stil, 1851 tarihli Ölümsüz Oyun'da zirvesine ulaştı;

Kalıp ifadeler

reached its peak: en yüksek noktasına ulaştı

reached its peak, “en yüksek ya da en gelişmiş aşamasına ulaştı” demektir. Buradaki peak mecazidir; bir dağın tepesini değil, bir tarzın en yüksek dönemini anlatır. İyelik sözcüğünü özne belirler: a style reached its peak denirken çoğul özneyle sales reached their peak denir. Bu kalıp popülerliği, etkinlik düzeyini, performansı, kariyeri veya tarihî bir hareketi anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “en yüksek noktasına ulaştı” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The game's popularity ____ in July.

Cevabı göster

reached its peak

Kültür

Tarihî bir satranç oyunu adı olarak Immortal Game of 1851

Immortal Game of 1851, cesur hücumları ve taş fedalarıyla tanınan ünlü bir satranç karşılaşmasının yerleşik adıdır. Immortal burada onurlandırıcı bir unvandır: oyunun gerçek anlamda ölümsüz olduğunu değil, bir klasik olarak hatırlandığını anlatır. Bu özel ad, cümlede romantik satrancın zirvesine başlıca örnek verir. Böylece reached its peak, bu tarzın bu oyunda özellikle çarpıcı bir biçimde ortaya çıktığını ifade eder.

Alıştırma

Bu cümlede Immortal Game of 1851 neyi ifade ediyor?

  1. Kalıcı bir unvan verilmiş ünlü bir tarihî satranç oyunu
  2. 1851'de kurulan yıllık bir satranç turnuvası
  3. Hiçbir taşın oyundan alınamadığı bir satranç oyunu
Cevabı göster

Kalıcı bir unvan verilmiş ünlü bir tarihî satranç oyunu

where Adolf Anderssen managed a checkmate after sacrificing his queen and both rooks. Kelime

4:03

bu oyunda Adolf Anderssen, vezirini ve iki kalesini feda ettikten sonra şah mat yapmayı başardı.

Kelime

managed a checkmate: zor bir sonucu elde etmeyi başarmak

Managed a checkmate ifadesinde managed, “başarıyla elde etti” anlamına gelir; a checkmate ise sonucu adlandırır. Yapı manage + sonuç bildiren isim şeklindedir, dolayısıyla ifade Anderssen'in mat etmeyi başardığını anlatır. Manage çoğu zaman zorluğa rağmen başarıya ulaşmayı ima eder. Devamındaki vezirini ve iki kalesini feda etme bölümü bu zorluğu gösterir; managed burada “yönetti” anlamına gelmez.

Alıştırma

Onun mat etmeyi başardığını söylemek için manage + sonuç bildiren isim yapısını kullanın: With only seconds left, she ____.

Cevabı göster

managed a checkmate

But the emergence of formal competitive play in the late 19th century Kalıp ifadeler

4:11

Ancak 19. yüzyılın sonlarında resmi rekabetçi oyunun ortaya çıkması,

meant that strategic calculation would eventually trump dramatic flair. Kelime

4:15

stratejik hesaplamanın er ya da geç dramatik yeteneği geride bırakacağı anlamına geliyordu.

Kalıp ifadeler

resmî rekabetçi oyunun ortaya çıkması

Bu cümlede the emergence of formal competitive play, düzenli rekabetin tanınan bir etkinlik olarak ortaya çıkmaya başlaması anlamına gelir. Emergence yalnızca bir şeyin fiziksel olarak görünmesini değil, soyut bir toplumsal gelişmenin başlangıcını da anlatabilir. the emergence of + isim öbeği kalıbı, “bir şey ortaya çıktı” düşüncesini isim öbeğine dönüştürür. Burada öbeğin tamamı meant fiilinin öznesidir; böylece yazar önce yeni gelişmeyi sunar, sonra bunun sonucunu açıklar.

Alıştırma

“The emergence of electric buses changed city travel,” cümlesinde the emergence of electric buses ne anlama gelir?

  1. Elektrikli otobüsler yeni bir gelişme olarak ortaya çıkmaya başladı.
  2. Elektrikli otobüsler sudan çıktı.
  3. Elektrikli otobüsler aniden tehlikeli hâle geldi.
Cevabı göster

Elektrikli otobüsler yeni bir gelişme olarak ortaya çıkmaya başladı.

Kelime

stratejik hesaplamanın sonunda gösterişli üsluba üstün gelmesi

Burada trump, “bir şeyden daha önemli, etkili veya belirleyici olmak” anlamında bir fiildir. Yan cümle, dikkatli stratejik düşünmenin sonunda başarı üzerinde etkileyici ve dramatik bir üsluptan daha fazla etkisi olacağını söyler. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp X trumps Y şeklindedir: İkisi karşılaştırıldığında X öncelik kazanır veya Y'ye üstün gelir. Bu tarih anlatımında would eventually, geçmişteki bir noktadan bakıldığında daha sonra ortaya çıkacak sonucu gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede trump, “bir şeyden daha önemli veya belirleyici olmak” anlamında fiil olarak kullanılmıştır?

  1. Spades were trump in that round.
  2. She played her last trump card.
  3. Clear evidence should trump a clever guess.
Cevabı göster

Clear evidence should trump a clever guess.

And with the rise of international competition, Kalıp ifadeler

4:21

Uluslararası rekabetin artmasıyla birlikte,

chess took on a new geopolitical importance. Öbek fiiller

4:23

satranç yeni bir jeopolitik önem kazandı.

Kalıp ifadeler

with the rise of international competition: uluslararası rekabetin yükselişiyle birlikte

With the rise of international competition, “uluslararası rekabet büyümeye ve önem kazanmaya başladıkça” anlamına gelir. Buradaki rise, fiziksel olarak yukarı çıkmayı değil, bir eğilimin gelişmesini anlatan soyut bir isimdir. Baştaki with öbeği, ana ifadeye geçmeden önce arka planı verir. Bu yapı, geniş çaplı bir gelişmenin daha sonraki bir değişime eşlik ettiğini ve onu açıklamaya yardımcı olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi “bir şey daha yaygın hâle geldikçe” anlamındaki tam hedef ifadeyle tamamlayın: ____ electric cars, more parking lots added charging stations.

Cevabı göster

With the rise of

Öbek fiiller

took on a new geopolitical importance: yeni bir jeopolitik önem kazandı

took on a new geopolitical importance ifadesinde took on, “kazandı” veya “sahip olmaya başladı” anlamındadır. a new geopolitical importance nesnesi yeni bir önem türünü belirtir; yani satranç ülkeler arasındaki ilişkilerde ve rekabette önemli hâle geldi. take on ifadesinden sonra importance, meaning, role veya character gibi soyut bir isim geldiğinde, çoğu zaman bir şeyin neyi temsil ettiğindeki ya da nasıl işlediğindeki değişimi anlatır. Amaçlanan anlamı belirlemek için take on ifadesinden sonraki isme bakın.

Alıştırma

Hangi cümlede took on, “yeni bir nitelik veya önem kazandı” anlamında kullanılmıştır?

  1. The champion took on a younger opponent in the final.
  2. The old map took on new importance when explorers found a hidden route on it.
  3. The manager took on two new workers before the holiday rush.
Cevabı göster

The old map took on new importance when explorers found a hidden route on it.

During the Cold War, Kültür

4:27

Soğuk Savaş sırasında,

Kültür

During the Cold War: tarihsel zaman çerçevesi kurmak

During the Cold War, ifadeye tarihsel bir zaman çerçevesi kazandırır. The Cold War, İkinci Dünya Savaşı sonrasında Amerika Birleşik Devletleri ve Sovyetler Birliği merkezinde yaşanan siyasi, askerî ve ideolojik rekabet döneminin adıdır. Bu arka plan, uluslararası satrancın neden jeopolitik bir anlam taşıyabildiğini açıklar: Başarı yalnızca oyun becerisinin değil, ulusal gücün ve saygınlığın da kanıtı olarak sunulabiliyordu.

Alıştırma

During the Cold War ifadesi cümlenin başında hangi işlevi görür?

  1. Tarihsel zaman çerçevesini belirler.
  2. Bir satranç açılışının adını verir.
  3. Bir satranç maçındaki soğuk havayı anlatır.
Cevabı göster

Tarihsel zaman çerçevesini belirler.

the Soviet Union devoted great resources to cultivating chess talent, Kalıp ifadeler

4:28

Sovyetler Birliği satranç yeteneklerini yetiştirmeye büyük kaynaklar ayırdı,

Kalıp ifadeler

devoted great resources to cultivating chess talent: devote ... to + -ing yapısı

devoted great resources to cultivating chess talent, Sovyetler Birliği'nin yetenekli satranç oyuncuları yetiştirmek için önemli miktarda finansman, personel zamanı, eğitim ve başka destekleri bilinçli olarak ayırdığı anlamına gelir. Yapı devote + resources + to + isim veya -ing biçimidir. Buradaki to bir edattır; bu nedenle cultivating biçimi kullanılır. to cultivate içindeki mastar işareti değildir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için develop fiilinin doğru biçimini kullanın: The academy devoted more resources to ____ young athletes.

Cevabı göster

developing

dominating the championships for the rest of the century. Dilbilgisi

4:33

ve yüzyılın geri kalanında şampiyonalara hakim oldu.

Dilbilgisi

dominating ...: sonuç bildiren bir -ing yan cümlesi

dominating the championships for the rest of the century, önceki ana cümleye bağlı bir -ing ortaç yan cümlesidir. Örtük öznesi, önceki ana cümlenin öznesiyle aynıdır; dominating yeni bir çekimli fiil değildir. Burada bu yan cümle, önceki eylemin sonucunu verir: aynı özne daha sonra şampiyonalarda uzun yıllar üstünlük kurmuştur. Bu yapı, yeni bir tam cümle başlatmadan bir eylemi sonucuna bağlar.

Alıştırma

Büyük cümlede dominating the championships for the rest of the century nasıl bir görev üstlenir?

  1. Önceki ana cümlenin sonucunu ekler.
  2. Yalnızca championships ismini niteler.
  3. Öznesi eksik, ayrı bir bağımsız cümle başlatır.
Cevabı göster

Önceki ana cümlenin sonucunu ekler.

But the player who would truly upset Russian dominance was not a citizen of another country, Notlar

4:37

Ancak Rus egemenliğini gerçekten altüst edecek oyuncu başka bir ülkenin vatandaşı değil,

but an IBM computer called Deep Blue.

4:43

Deep Blue adında bir IBM bilgisayarıydı.

Kelime

upset Russian dominance: üstünlüğü sarsmak anlamındaki upset

upset Russian dominance ifadesinde upset, yerleşmiş bir üstünlük konumunu sarsmak veya devirmek anlamına gelen bir fiildir. Russian dominance, meydan okunan soyut rekabet üstünlüğüdür. Burada Rusları üzmek anlamına gelmez. upset fiilinin nesnesi dominance, balance, plans ya da expectations gibi soyut bir şey olduğunda, çoğu kez mevcut bir düzenin veya beklenen sonucun bozulmasını anlatır.

Alıştırma

upset Russian dominance ifadesindeki upset ne anlama gelir?

  1. bir şampiyona maçını planlamak
  2. Rusları üzmek
  3. yerleşmiş bir üstünlük konumunu sarsmak
Cevabı göster

yerleşmiş bir üstünlük konumunu sarsmak

Dilbilgisi

not A, but B: Beklentiyi reddedip gerçek cevabı vurgulamak

not A, but B kalıbı önce A’yı reddeder, sonra onun yerine B’yi koyar. Bu cümlede “a citizen of another country” beklenebilecek insan cevabıdır; “an IBM computer called Deep Blue” ise şaşırtıcı gerçek cevaptır. Ana bilgi but sözcüğünden sonra gelir. Bu kalıp yalnızca olumsuz bir ifade kurmak için değil, bir varsayımı düzeltmek ve dikkati onun yerine gelen cevaba yöneltmek için kullanılır.

Alıştırma

Düzeltme cümlesini not A, but B kalıbıyla tamamlayın: The delay was ____ caused by the driver, ____ by the weather.

Cevabı göster

not · but

Chess-playing computers had been developed for decades, Dilbilgisi

4:47

Satranç oynayan bilgisayarlar on yıllardır geliştiriliyordu,

Dilbilgisi

had been developed for decades: past perfect passive yapısı

had been developed, past perfect passive yapısıdır: had been + past participle. Edilgen yapı, işi yapan insanlara değil, geliştirme eylemine maruz kalan chess-playing computers ifadesine odaklanır. Past perfect, geçmişteki daha sonraki bir noktadan geriye bakar. for decades, geliştirme sürecini o geçmiş noktadan önceki uzun bir döneme yerleştirir; bu süre bugünden geriye doğru hesaplanmaz.

Alıştırma

Cümleyi test fiilinin past perfect passive biçimiyle tamamlayın: The medicine ____ for years before it was approved.

Cevabı göster

had been tested

but Deep Blue's triumph over Garry Kasparov in 1997 Kültür

4:50

ancak Deep Blue'nun 1997'de Garry Kasparov'a karşı kazandığı zafer,

Kültür

Deep Blue'nun 1997'de Garry Kasparov'a karşı kazandığı zafer

Deep Blue, IBM'in satranç bilgisayarıydı. 1997'de dönemin dünya satranç şampiyonu Garry Kasparov'a karşı altı partilik bir maç kazandı. Vurgulanan isim grubu, satranç ve bilgisayar tarihinde dönüm noktası olan bu olayı adlandırır. triumph over someone yapısında triumph, yalnızca genel bir başarıyı değil, söz konusu rakibe karşı kazanılan önemli bir zaferi anlatır. Bu olay, bir sonraki cümledeki “bir makinenin görevdeki şampiyonu yendiği” iddiasının dayanağıdır.

Alıştırma

Deep Blue's triumph over Garry Kasparov in 1997 hangi olayı adlandırır?

  1. Garry Kasparov, IBM'in bir satranç bilgisayarı tasarlamasına yardım etti.
  2. IBM'in satranç bilgisayarı bir maçta Garry Kasparov'u yendi.
  3. Deep Blue ile Garry Kasparov ortak şampiyon oldu.
Cevabı göster

IBM'in satranç bilgisayarı bir maçta Garry Kasparov'u yendi.

was the first time a machine had defeated a sitting champion. Notlar

4:55

bir makinenin mevcut bir şampiyonu ilk kez yenmesiydi.

Dilbilgisi

the first time ... had defeated ...: geçmişten bakılan bir ilk

Tam yapı It/This was the first time + özne + had + geçmiş zaman ortacı şeklindedir. Bir olayın geçmişteki belirli bir noktadan önce hiç gerçekleşmediğini ve o anda ilk kez yaşandığını anlatır. Burada was geçmişteki referans noktasını belirler, had defeated ise o noktadan geriye bakar. Past perfect, yenme eylemini o zamana kadar tamamlanmış ve o ana kadarki ilk örnek olarak sunar.

Alıştırma

Geçmiş referanslı standart yapıyı first time ve send kullanarak tamamlayın: It ____ a private company ____ astronauts into orbit.

Cevabı göster

was the first time · had sent

Kelime

“a sitting champion”: unvanı şu anda elinde tutan şampiyon

a sitting champion ifadesindeki sitting, “unvanı hâlen elinde tutan” demektir. Kişinin fiziksel olarak oturduğunu değil, o anda hâlâ şampiyon olduğunu anlatır. Bu anlamdaki sitting, a sitting president örneğinde olduğu gibi resmî bir makamı veya unvanı niteleyebilir. Burada makinenin yalnızca eski bir şampiyonu değil, o sırada hâlâ şampiyon olan birini yendiği vurgulanır.

Alıştırma

Bu cümlede “a sitting champion” ne anlama gelir?

  1. unvanı şu anda elinde tutan şampiyon
  2. fiziksel olarak oturan şampiyon
  3. unvanı geçmişte taşımış şampiyon
Cevabı göster

unvanı şu anda elinde tutan şampiyon

Today,

5:00

Bugün,

chess software is capable of consistently defeating the best human players. Kalıp ifadeler

5:01

satranç yazılımları en iyi insan oyuncuları sürekli olarak yenebilecek kapasitededir.

Kalıp ifadeler

“is capable of consistently defeating”: yetenek ve tekrarlanan başarı

Be capable of + isim veya fiilin -ing biçimi, “bir şeyi yapma yeteneğine sahip olmak” demektir. of bir edat olduğu için cümlede defeat veya to defeat değil, defeating kullanılır. consistently, başarının yalnızca bir kez tesadüfen değil, güvenilir biçimde tekrar tekrar gerçekleştiği anlamını ekler. Bu nedenle ifade hem yeteneği hem de istikrarlı performansı anlatır.

Alıştırma

detect fiilini doğru biçimde kullanın: This filter is capable of consistently ____ harmful links.

Cevabı göster

detecting

But just like the game they've mastered, Anlatım akışı

5:06

Ancak tıpkı ustalaştıkları oyun gibi,

these machines are products of human ingenuity. Kalıp ifadeler

5:08

bu makineler de insan zekasının ürünleridir.

Anlatım akışı

just like the game they've mastered: karşılaştırmayı önce kurmak

Cümle başındaki just like the game they've mastered ifadesi, ana cümle gelmeden önce karşılaştırmanın ilk tarafını sunar. Ardından ana cümle ikinci tarafı, yani these machines ifadesini ve ortak noktayı verir: Hem oyun hem de makineler insan yaratıcılığının ürünleridir. Başlangıç ifadesindeki they've, makinelerin oyunda ustalaştığını anlatır. they zamiri, cümlenin devamındaki these machines ifadesini gösterir. Burada mastered, oyunu oynama konusunda yüksek beceri belirtir; insan benzeri bir bilinç anlamına gelmez.

Alıştırma

Şu yeni cümleyi okuyun: Just like the map it replaces, this app helps travelers find their way. Başlangıç ifadesi ne yapıyor?

  1. Haritayı karşılaştırma ölçütü olarak sunar; ardından ana cümle ortak işlevi belirtir.
  2. Haritanın uygulamayı tasarlayıp oluşturduğunu söyler.
  3. Uygulamanın haritayı kullanmayı sevdiği anlamına gelir.
Cevabı göster

Haritayı karşılaştırma ölçütü olarak sunar; ardından ana cümle ortak işlevi belirtir.

Kalıp ifadeler

products of human ingenuity: insan yaratıcılığının ürünleri

products of human ingenuity ifadesindeki products, yalnızca mağazada satılan ürünleri değil, sonuçları veya yaratılmış şeyleri anlatır. a product of + isim kalıbı, bir şeyi ortaya çıkaran gücü, süreci ya da koşulları belirtir. Human ingenuity, insanların akıllıca ve işe yarayan çözümler üretme yeteneğidir. Bu nedenle ifade, makinelerin insan yaratıcılığı ve sorun çözme becerisi sayesinde ortaya çıktığını vurgular.

Alıştırma

Yeni cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: These low-cost tools are ____.

Cevabı göster

products of human ingenuity

And perhaps that same ingenuity will guide us out of this apparent checkmate. Deyimler

5:12

Ve belki de aynı zeka bizi bu bariz şah mattan kurtaracaktır.

Deyimler

guide us out of this apparent checkmate: umut taşıyan bir satranç metaforu

That same ingenuity, daha önce geçen human ingenuity ifadesine, yani aynı yaratıcı problem çözme yeteneğine gönderme yapar. Bu yan cümle, bu yeteneğin insanları mevcut güçlükten çıkarabileceğini söyler. Apparent checkmate, bir satranç oyununun sonunu metafora dönüştürür. Gerçek bir mat, kaçış yolu bırakmadan oyunu bitirir; ancak apparent, bir şeyin yalnızca öyle göründüğünü ve gerçekte öyle olmayabileceğini anlatır. Konuşan kişi durumu çözülemez gibi gösterirken yaratıcılığın bir çıkış yolu bulabileceği umudunu korur. Guide us out of, sıkışmış bir konumdan kurtulma imgesini sürdürür.

Alıştırma

Cümlede this apparent checkmate neyi ima ediyor?

  1. Yaratıcılığın zaten çözdüğü basit bir sorun
  2. Kesin olarak sona ermiş gerçek bir satranç oyunu
  3. İmkânsız görünen ama hâlâ bir çözümü olabilecek zor bir durum
Cevabı göster

İmkânsız görünen ama hâlâ bir çözümü olabilecek zor bir durum

Did you know that the treadmill was originally designed to be a torture device?

5:19

Koşu bandının başlangıçta bir işkence aleti olarak tasarlandığını biliyor muydunuz?

Learn more about its dark and twisted past with this video.

5:25

Karanlık ve çarpık geçmişi hakkında daha fazla bilgiyi bu videoda öğrenin.