Arkadaşlık beyninizi nasıl etkiler? - Shannon Odell: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
679 kelime 176 kel/dk

Video özeti: Bu video, ergenlik dönemindeki arkadaşlıkların neden özellikle ödüllendirici, samimi ve eş zamanlı hissedilebildiğini açıklıyor. Destekleyici bir arkadaşlık öyküsünü beynin ödül sistemindeki değişimlere, zihin kuramının süren gelişimine ve yakın arkadaşlar arasındaki kişilerarası eşzamanlılığa bağlıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. What I'm trying to say is — Konuşma edimbilimi ve tutum: Birkaç örneği veya henüz dağınık durumdaki düşünceyi tek ve açık bir ana mesajda toplamak için bu sözlü yönlendirmeyi kullanmayı öğrenin. Bunun yalnızca sessizliği doldurmadığını, konuşanın niyetini doğal biçimde netleştirdiğini anlayın. 2. While it may seem intuitive, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Daha karmaşık bir bilimsel açıklamaya geçmeden önce dinleyicinin ilk varsayımını kabul eden ödünleme yapısını tanıyın. Dengeli ve mantıksal açıdan ikna edici bir karşıtlık kurmak için kullanın. 3. scientifically in step. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: in step ifadesinin gerçek anlamda aynı tempoda yürümekten, eşgüdümlü davranışı anlatan mecazlı bir anlama nasıl geçtiğini kavrayın. Eklenen zarf, yakın arkadaşlara ait gündelik bir görüntüyü bilimsel kişilerarası eşzamanlılık kavramına bağlar.

Bu derste

Friendships can hold an exceptional place in our life stories. Kalıp ifadeler

0:07

Arkadaşlıklar hayat hikayelerimizde istisnai bir yere sahip olabilir.

Kalıp ifadeler

hold an exceptional place: mecazi bir önemi ifade etmek

Hold an exceptional place ifadesindeki hold, bir şeyi fiziksel olarak tutmak değil, “yer tutmak” veya “bir konuma sahip olmak” anlamındadır. Place ise bir hayatta, anıda veya hikâyede taşınan önemi gösteren mecazi bir konumdur. Exceptional, bu konumun alışılmadık derecede önemli olduğunu belirtir. Başka durumlara da aktarılabilen hold a special, important, or exceptional place in... kalıbı; bir kişinin, ilişkinin, deneyimin veya anının kalıcı önemini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi hold a special place ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: That small library ____ in our family's story.

Cevabı göster

holds a special place

What is it about these connections that make them so unique? Dilbilgisi

0:11

Bu bağları bu kadar eşsiz kılan şey nedir?

Dilbilgisi

What is it about X that...?: hangi özelliğin etki yarattığını sormak

What is it about X that...? soru kalıbı, X'in hangi niteliğinin veya özelliğinin that sonrasında verilen sonuca yol açtığını sorar. Burada odak, genel bir dış neden değil, these connections ifadesinin belirttiği bağların kendi özelliğidir. It, yapısal bir yer tutucudur ve belirli bir şeyi göstermez. Başlangıç bölümünü tek bir birim olarak okuyun: What is it about X that + sonuç?

Alıştırma

Bu melodinin hangi özelliğinin söz konusu etkiyi yarattığını sormak için What is it about X that... kalıbını kullanın: ____ makes it so calming?

Cevabı göster

What is it about this melody that

Before we dive into the science, Kalıp ifadeler

0:14

Bilime dalmadan önce,

Kalıp ifadeler

Dive into the science: derinlemesine bir açıklamaya başlamak

Bu cümlede dive into mecaz anlamda kullanılır: suya atlamak değil, bir konuyu ayrıntılı biçimde incelemeye başlamak demektir. The science, ardından gelecek bilimsel açıklamayı ifade eder. Before we dive into the science, girişten veya örnekten daha derin bir açıklamaya geçildiğini bildirir. Yalnızca start demekle karşılaştırıldığında dive into, daha odaklı ve ayrıntılı bir ilgiyi anlatır.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste geçen ve ‘ayrıntılı biçimde incelemeye başlamak’ anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: We have reviewed the summary; now let's ____ the results.

Cevabı göster

dive into

let's first observe one in action. Anlatım akışı

0:16

ilk olarak uygulamada bir örneğini gözlemleyelim.

Anlatım akışı

Observe one in action: açıklamadan önce bir örnek görmek

Burada observe one in action, daha önce sözü edilen bir arkadaşlığın veya bağın gerçek bir durumda nasıl ortaya çıktığını izlemek demektir. One, önceki fikre gönderme yapar; in action ise bir şeyin uygulamada işlemesi veya gösterilmesi anlamına gelir, aksiyon filmi ya da dramatik bir fiziksel hareket anlamına gelmez. Cümle açıklamayı “önce örnek, sonra ilke” biçiminde düzenler: izleyici bilimsel açıklamayı dinlemeden önce somut bir durum görür. Bu sıra, sonraki soyut açıklamayı gözlemlenebilir bir şeyle ilişkilendirmeyi kolaylaştırır.

Alıştırma

Cümle bilgilerin hangi sırayla verileceğini gösteriyor?

  1. Önce somut bir örnek, ardından bilimsel açıklama.
  2. Önce bilimsel açıklama, ardından somut bir örnek.
  3. Yalnızca fiziksel bir hareketin anlatımı; açıklama yok.
Cevabı göster

Önce somut bir örnek, ardından bilimsel açıklama.

If I could somehow design a best friend, Dilbilgisi

0:20

Bir şekilde en iyi bir arkadaşı tasarlayabilseydim,

you know, put together all the ideal qualities of my perfect match, Öbek fiiller

0:22

bilirsiniz, mükemmel eşleşmemin tüm ideal niteliklerini bir araya getirerek,

Dilbilgisi

If I could somehow design...: gerçek dışı bir olasılığı hayal etmek

If I could somehow design... hayalî bir koşul başlatır. Buradaki could geçmiş zamana gönderme yapmaz; bu yeteneği gerçek dışı, pek olası olmayan ya da yalnızca hayal gücünde mümkün bir şey gibi gösterir. Somehow, 'belirtilmeyen bir şekilde' anlamına gelir. Yöntemin belirsiz veya gerçekçi olmadığını düşündürürken dinleyiciyi yine de sonucu hayal etmeye çağırır. Could sözcüğünden sonra design fiilinin yalın hâli kullanılır.

Alıştırma

Hayalî koşulu hedef ifadeyle tamamlayın: ____ my dream playground, I would include a climbing wall and a quiet garden.

Cevabı göster

If I could somehow design

Öbek fiiller

put together all the ideal qualities: parçaları bir bütün hâline getirmek

Put together, ayrı parçaları bir bütün oluşturacak şekilde birleştirmek anlamına gelir. Buradaki parçalar fiziksel nesneler değil, ideal özelliklerdir; konuşan kişi bu özellikleri birleştirerek kusursuz bir arkadaş yaratmayı hayal eder. Bu öbek fiil, bilgi, fikir veya insan gibi parçaları bir araya getirerek soyut bir sonuç oluşturmayı da anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümle Nina'nın ayrı bilgi parçalarını birleştirerek tek bir tamamlanmış sonuç oluşturduğunu gösterir?

  1. Nina put away her study guide after class.
  2. Nina put off making her study guide until Friday.
  3. Nina put together a study guide from her class notes.
Cevabı göster

Nina put together a study guide from her class notes.

that person would pale in comparison to Priya. Deyimler

0:26

o kişi Priya'nın yanında sönük kalırdı.

Deyimler

pale in comparison to: karşılaştırıldığında çok daha sönük kalmak

Bu cümlede pale in comparison to, “biriyle veya bir şeyle karşılaştırıldığında çok daha az etkileyici ya da iyi görünmek” anlamına gelir. Buradaki pale mecazidir; birinin yüzünün gerçekten solduğunu anlatmaz. Yaygın yapı A pales in comparison to B şeklindedir. A daha az etkileyici olan taraftır, B ise daha üstün ölçüttür. Burada hayalî ve kusursuz bir arkadaş bile Priya ile karşılaştırıldığında yetersiz görünür.

Alıştırma

“Karşılaştırıldığında çok daha az etkileyici görünmek” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: The old laptop ____ the new model in speed and battery life.

Cevabı göster

pales in comparison to

She can turn any situation into a good time. Kalıp ifadeler

0:30

O herhangi bir durumu iyi bir zamana dönüştürebilir.

Kalıp ifadeler

turn any situation into a good time: turn X into Y yapısı

turn X into Y yapısı, X'in değişmesine ve Y olmasına neden olmak anlamına gelir. X başlangıçtaki durumu veya şeyi, Y ise sonucu belirtir. Burada any situation X, a good time ise Y'dir. A good time, saatteki kesin bir zamanı değil, keyifli bir deneyimi veya hoş vakti anlatır. Cümle, onun her durumu eğlenceli hâle getirme becerisini över.

Alıştırma

turn X into Y yapısını tamamlayın: A few decorations can ____ this empty hall ____ a party room.

Cevabı göster

turn · into

Chemistry lab, band practice.

0:32

Kimya laboratuvarı, müzik grubu provası.

What I'm trying to say is I never laugh harder than when I'm with Priya. Ton ve niyet

0:35

Söylemeye çalıştığım şey, Priya ile birlikteyken güldüğüm kadar hiçbir zaman gülmüyorum.

Ton ve niyet

What I'm trying to say is: ana fikri belirtmek

What I'm trying to say is, ayrıntılar, örnekler veya yeterince açık olmayan bir açıklamadan sonra konuşanın asıl fikrini sunar. Burada önceki ayrıntıları şu sonuçta toplar: Konuşan kişi en çok Priya'yla birlikteyken güler. Bu kalıp bir açıklamayı yeniden düzenlemek için de kullanılabilir: is sonrasında gelen bölüm, dinleyenin odaklanması gereken mesajdır. Buradaki trying, konuşanın deneyip başarısız olduğu anlamına gelmez; doğal anlamı “Asıl demek istediğim...” veya “Yani...” şeklindedir.

Alıştırma

Hangi cümle, ana fikri yeniden ifade edip açıklığa kavuşturmak için bu kalıbı doğru kullanıyor?

  1. What I'm trying to say is that we need a simpler plan.
  2. What I'm trying to say that we need a simpler plan.
  3. What I'm trying saying is that we need a simpler plan.
Cevabı göster

What I'm trying to say is that we need a simpler plan.

And she's always there for me. Kalıp ifadeler

0:39

Ve o benim için her zaman oradadır.

Kalıp ifadeler

be there for me: ihtiyaç anında güvenilir destek vermek

be there for someone kalıbında there öncelikle bir yeri göstermez. İfade, biri desteğe ihtiyaç duyduğunda onu dinlemeye, teselli etmeye veya pratik yardım sunmaya hazır olmak demektir. Cümlede always, desteğin sürekli ve güvenilir olduğunu gösterir; me ise desteği alan kişiyi belirtir. Desteği alan kişiye göre be there for you, her veya them denebilir.

Alıştırma

Hangi cümle, konuşanın kız kardeşinin duygusal destek verdiğini açıkça ifade ediyor?

  1. My sister was there for me when I felt anxious.
  2. My sister was there when I felt anxious.
  3. My sister was with me near the bus stop.
Cevabı göster

My sister was there for me when I felt anxious.

Like last year after I got dumped by Te— Kelime

0:41

Geçen yıl Te— tarafından terk edildikten sonra olduğu gibi—

Kelime

got dumped: “terk edilmek” anlamındaki gündelik ifade

Got dumped, get dumped ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Sevgilinin seninle olan ilişkiyi bitirdiğini anlatan gündelik ve edilgen bir ifadedir. Altyazıdaki after I got dumped, diğer kişinin konuşmacıdan ayrılmasından sonra anlamına gelir. Burada dump bir şeyi boşaltmak ya da çöp atmak anlamına gelmez. Bir ilişki için kullanıldığında ayrılığı reddedilen kişinin bakış açısından anlatır ve çoğu zaman incinmiş, utanmış ya da sert bir ton taşır.

Alıştırma

Alex'in erkek arkadaşı ilişkilerini bitirdi. get fiilini geçmiş zamanda kullanarak hedef gündelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: I ____ a week before the school dance.

Cevabı göster

got dumped

You know what? Ton ve niyet

0:43

Biliyor musunuz?

I don't even want to mention their name.

0:44

İsimlerini anmak bile istemiyorum.

Ton ve niyet

You know what?: konuşmanın yönünü değiştiren bir işaret

Burada You know what? gerçekten bilgi isteyen bir soru değildir. Konuşmacının önceki düşünceyi bıraktığını ve yeni verdiği bir kararı açıklamak üzere olduğunu gösterir: artık o kişinin adını anmak istemiyordur. Konuşmada bu ifade ani bir kararı, görüşü veya duygusal tepkiyi başlatabilir. Konuşmacı genellikle hemen devam eder; bu nedenle dinleyen kişi asıl mesajın ardından gelen sözler olduğunu anlar.

Alıştırma

Hangi cümlede You know what? konuşmanın yönünü değiştirerek yeni bir kararı başlatıyor?

  1. You know the answer because I told you.
  2. You know what? Let's stop here and finish tomorrow.
  3. Do you know what time the library closes?
Cevabı göster

You know what? Let's stop here and finish tomorrow.

It felt like my whole world was crashing down. Deyimler

0:45

Bütün dünyam başıma yıkılıyor gibi hissettim.

Deyimler

my whole world was crashing down: duygusal olarak tamamen yıkılmış hissetmek

“My whole world was crashing down”, ağır bir duygusal darbeden sonra hayattaki önemli ve güven veren her şeyin parçalandığını hissetmeyi anlatan güçlü bir mecazdır. Fiziksel olarak hiçbir şey yıkılmıyordur; bu görüntü büyük bir yıkım hissini ve kontrol kaybını aktarır. Geçmişte devam eden “was crashing down” yapısı, duygusal çöküşü kişinin çevresinde sürmekte olan bir süreç gibi gösterir ve deneyimi daha anlık ve ezici hissettirir.

Alıştırma

Bu bağlamda “Her whole world was crashing down” ne anlama gelir?

  1. Küçük bir gecikme yüzünden biraz canı sıkılmıştı.
  2. Hayatındaki önemli her şey parçalanıyormuş gibi hissediyordu.
  3. Çevresindeki bina fiziksel olarak yıkılıyordu.
Cevabı göster

Hayatındaki önemli her şey parçalanıyormuş gibi hissediyordu.

But as soon as I told Priya, Dilbilgisi

0:48

Ama Priya'ya söyler söylemez,

boom, she was at my door.

0:50

güm, o kapımdaydı.

Dilbilgisi

as soon as: bir olayın hemen ardından başka bir olayın gerçekleşmesi

“As soon as” bir zaman yan cümlesi başlatır ve bir olayın hemen ardından ya da çok kısa bir süre sonra başka bir olayın gerçekleştiğini belirtir. As soon as yan cümlesindeki olay önce gerçekleşir; burada konuşan kişi önce Priya’ya anlatır, ardından Priya hemen kapıya gelir. As soon as ifadesini soon sözcüğünden ayrı değil, tek bir bağlaç olarak ele alın. Başlattığı yan cümle, ana cümleden önce veya sonra gelebilir.

Alıştırma

Cümleyi as soon as kullanarak tamamlayın: ____ the bell rang, the students left the classroom.

Cevabı göster

As soon as

I was a wreck, Kelime

0:52

Perişan haldeydim,

Kelime

a wreck: duygusal veya fiziksel olarak çok kötü durumda olmak

Bir kişi I was a wreck dediğinde, a wreck duygusal, fiziksel ya da genel olarak çok kötü durumda olduğunu ve başa çıkmakta zorlandığını anlatır. Burada ayrılığın konuşanı derinden sarstığını gösterir. Wreck sözcüğü gerçek anlamda ağır hasar görmüş bir şeyi ifade edebilir; ancak bir kişi için kullanıldığında mecazidir: kişi sanki dağılıp gitmiş gibi hisseder.

Alıştırma

He was a wreck after the breakup cümlesi büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Ağır hasar görmüş bir araçtı.
  2. Duygusal olarak bunalmıştı ve durumla başa çıkmakta zorlanıyordu.
  3. Sakindi ve kendini tamamen iyi hissediyordu.
Cevabı göster

Duygusal olarak bunalmıştı ve durumla başa çıkmakta zorlanıyordu.

but she sat there with me and listened. Ton ve niyet

0:53

ama benimle orada oturdu ve beni dinledi.

Ton ve niyet

sat there with me and listened: yanında bulunarak destek olmak

Bu cümlede sat there with me and listened, birlikte duygusal destek gösteren iki basit eylemi anlatır: kadın konuşanın yanında kalmış ve ona dikkatini vermiştir. Burada sat there işe yaramaz biçimde boş oturmak anlamına gelmez. Asıl nokta, destek olmanın bazen sorunu hemen çözmeye çalışmak yerine kişinin yanında bulunup onu dinlemek olduğudur.

Alıştırma

Zor bir anda She sat there with me and listened cümlesi büyük olasılıkla neyi gösterir?

  1. Yanımda kalıp beni dinleyerek bana destek oldu.
  2. Gitmemi beklerken beni görmezden geldi.
  3. Konuşmama izin vermeden bütün sorunları çözdü.
Cevabı göster

Yanımda kalıp beni dinleyerek bana destek oldu.

We're always on the same page. Deyimler

0:56

Her zaman aynı fikirdeyiz.

Deyimler

on the same page: aynı anlayışı paylaşmak

Be on the same page, bir durum, plan veya hedef konusunda aynı anlayışı paylaşmak anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede always, iki kişinin birbirini sürekli ve kolayca anladığı fikrini güçlendirir. Gerçek bir kitabın aynı sayfasında olmak anlamına gelmez. Yaygın kalıp be on the same page şeklindedir ve ardından çoğu zaman about + konu gelir: We are on the same page about the plan.

Alıştırma

Page içeren ve ‘aynı anlayışı paylaşmak’ anlamına gelen deyimi tamamlayın: The coach explained the plan again so the whole team would be ____.

Cevabı göster

on the same page

It's as if we can read each other's minds. Notlar

0:58

Sanki birbirimizin zihnini okuyabiliyor gibiyiz.

Dilbilgisi

as if: bir izlenim veya benzetme sunmak

As if, bir şeyin nasıl göründüğünü veya hissedildiğini anlatan bir yan cümle başlatır; anlamı yaklaşık olarak as though ile aynıdır. Bu cümlede can read each other's minds ifadesini zihin okumanın gerçek olduğu iddiasına değil, canlı bir benzetmeye dönüştürür. Kalıp as if + yan cümle şeklindedir. Yan cümle mümkün bir şeyi de açıkça gerçek dışı bir şeyi de anlatabilir. Bu nedenle bunun gerçek olup olmadığına yalnızca as if ile değil, bağlama bakarak karar verilir.

Alıştırma

Hangi cümle bir izlenimi anlatmak için tam bir yan cümleden önce as if ifadesini doğru kullanır?

  1. The room looked like an old painting.
  2. The room looked as if an old painting.
  3. The room looked as if nobody had been there for years.
Cevabı göster

The room looked as if nobody had been there for years.

Deyimler

read each other's minds: konuşmadan birbirini anlamak

Burada read each other's minds, şakacı bir abartıdır. İki kişinin birbirini o kadar iyi tanıdığını anlatır ki her şey söylenmeden birbirlerinin düşüncelerini anlayabilir veya tahmin edebilirler. Gerçek bir doğaüstü gücü anlatmaz. Each other's karşılıklılık bildirir: Her kişi diğerinin aklından geçenleri anlayabilir. Buradaki mind, kişinin düşünceleri demektir; “sakıncası olmak” veya “önemsemek” anlamındaki mind fiili değildir.

Alıştırma

“Söylenmeden birbirinin düşüncelerini anlamak” anlamındaki ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The best friends often know what the other is about to say. It's as if they can ____.

Cevabı göster

read each other's minds

And we can talk for hours about anything.

1:00

Ve saatlerce her şey hakkında konuşabiliriz.

I know my mom would say she has the phone bills to prove it. Kalıp ifadeler

1:03

Annemin bunu kanıtlayacak telefon faturaları olduğunu söyleyeceğini biliyorum.

Kalıp ifadeler

to prove it: bir iddia için kanıt göstermek

have + kanıt + to prove it yapısında, to prove it mastar grubu kanıtın ne işe yaradığını açıklar: Az önce söylenen iddiayı desteklemek. it zamiri telefon faturalarını değil, o iddiayı belirtir. Burada telefon faturaları, uzun konuşmaların gerçekten gerçekleştiğine dair esprili bir somut kanıttır. Aynı yapı makbuzları, fotoğrafları, kayıtları veya sonuçları önceki bir ifadenin kanıtı olarak gösterebilir.

Alıştırma

Makbuzun iddiaya kanıt oluşturduğunu belirten, dersteki üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: Nora says she paid for the book, and she has the receipt ____.

Cevabı göster

to prove it

If it seems like friendships formed in adolescence are particularly special, Anlatım akışı

1:08

Ergenlik döneminde kurulan arkadaşlıklar özellikle özel görünüyorsa,

that's because they are.

1:12

bu gerçekten öyle oldukları içindir.

Anlatım akışı

If it seems like ... that's because they are: izlenimden açıklamaya geçiş

If it seems like... dinleyicinin zaten sahip olabileceği bir izlenimi ortaya koyar. Ardından that's because... bu izlenimi doğrular ve açıklamaya geçiş sağlar. Bu yapı bilgiyi bir gözlem veya sezgiden onun nedenine taşır; gerçek bir kararsızlık ifade etmez. that's because they are içinde they, friendships formed in adolescence ifadesine gönderme yapar; are ise are particularly special ifadesinin yerini tutar. Anlam zaten açık olduğu için İngilizcede tekrarlanan tamamlayıcı söylenmez.

Alıştırma

Örnekte If it seems like... that's because they are nasıl bir işlev görüyor?

  1. Olası bir izlenimi sunar, doğrular ve açıklamaya geçiş yapar.
  2. Konuşanın izlenimin doğru olup olmadığına karar veremediğini gösterir.
  3. İzlenimi bir hata olarak reddeder ve konuyu değiştirir.
Cevabı göster

Olası bir izlenimi sunar, doğrular ve açıklamaya geçiş yapar.

Early childhood, adolescent and adult friendships all manifest a little differently. Kelime

1:14

Erken çocukluk, ergenlik ve yetişkinlik arkadaşlıkları biraz farklı tezahür eder.

Kelime

manifest a little differently: biraz farklı biçimlerde ortaya çıkmak

Burada manifest, “belirli bir biçimde görünür veya fark edilir hâle gelmek” anlamında kullanılan bir fiildir. Özne early childhood, adolescent and adult friendships ifadesidir; all ise bu arkadaşlıklara gönderme yapan hareketli bir niceleyicidir. Manifest a little differently, bu arkadaşlıkların özelliklerinin biraz farklı biçimlerde ortaya çıkması demektir.

Alıştırma

Hangi cümlede manifest, “gözlemlenebilir hâle gelmek” anlamında bir fiil olarak kullanılmıştır?

  1. The condition can manifest differently from person to person.
  2. The clinic can manufacture different products for each person.
  3. The ship carries a different cargo manifest for each route.
Cevabı göster

The condition can manifest differently from person to person.

In part, Anlatım akışı

1:18

Kısmen,

because the brain works in different ways at those stages of life.

1:19

beyin hayatın o evrelerinde farklı şekillerde çalıştığı içindir.

Anlatım akışı

In part: nedenin yalnızca bir bölümünü sunmak

In part, ardından gelen açıklamanın kapsamını sınırlar. Because yan cümlesinin sonuca katkıda bulunan bir neden sunduğunu, ancak bunun eksiksiz ya da tek neden olmadığını belirtir. Burada because sözcüğünden önce kullanılması, başka nedenlerin de ilgili olabileceğini göstererek cevabı daha temkinli hâle getirir. Açıklayıcı ve akademik dilde iddiaları sınırlamanın yaygın bir yoludur.

Alıştırma

Gönüllülerin yardımının başarıya katkıda bulunan nedenlerden yalnızca biri olduğunu belirten iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The festival succeeded ____ because local volunteers helped.

Cevabı göster

in part

Adolescence is a unique time when peer relationships take focus. Notlar

1:23

Ergenlik, akran ilişkilerinin odak noktası olduğu eşsiz bir zamandır.

Kelime

Peer relationships: benzer yaş veya statüdeki kişiler arasındaki sosyal bağlar

Peer relationships, bir kişinin benzer yaşta, statüde veya yaşam evresinde olan peers ile kurduğu sosyal ilişkilerdir. Bu cümlede esas olarak ergenlerin kendi yaşlarındaki diğer gençlerle ilişkilerini ifade eder. Bu terim friendships ifadesinden daha geniştir: peers yakın arkadaşlar, sınıf arkadaşları, takım arkadaşları veya aynı yaş grubunun diğer üyeleri olabilir. Psikoloji, eğitim ve sosyal gelişim tartışmalarında yaygındır.

Alıştırma

Bir araştırma, gençlerin yalnızca yakın arkadaşlarıyla değil, sınıf arkadaşları ve sosyal gruplarla olan etkileşimlerini de inceliyor. En uygun terim hangisidir?

  1. friendships
  2. parent-child relationships
  3. peer relationships
Cevabı göster

peer relationships

Kalıp ifadeler

take focus: ilgi odağı hâline gelmek

Bu cümlede take focus, akran ilişkilerinin ergenlik döneminde önemli bir odak hâline geldiğini ve daha fazla ilgi gördüğünü anlatmak için kullanılmıştır. Buradaki focus, kamera netliği değil, ilginin merkezidir. İfade bağlamdan anlaşılır; ancak yeni cümleler kurarken kullanılan doğal kalıp become a focus şeklindedir.

Alıştırma

Bu cümlede take focus ne anlama geliyor?

  1. Peer relationships become a major focus during adolescence.
  2. Peer relationships become less noticeable during adolescence.
  3. Peer relationships are photographed more often during adolescence.
Cevabı göster

Peer relationships become a major focus during adolescence.

And thanks to the developing brain, Dilbilgisi

1:26

Ve gelişmekte olan beyin sayesinde,

there are changes in the way you value, Dilbilgisi

1:28

arkadaşlara değer verme,

understand, and connect to friends.

1:31

onları anlama ve onlarla bağ kurma şeklinizde değişiklikler olur.

Dilbilgisi

thanks to the developing brain: bir neden belirtmek

Thanks to + isim öbeği, bir sonucun nedenini belirtir. Burada the developing brain, hâlâ olgunlaşmakta olan beyni ifade eder ve arkadaşlara değer verme, onları anlama ve onlarla bağ kurma biçimindeki değişikliklerin nedeni olarak sunulur. İfade thanks sözcüğünü içerse de burada kelimenin gerçek anlamıyla minnettarlık bildirmez. Bu bilimsel açıklamada thanks to temelde “nedeniyle” veya “sonucunda” anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi, yararlı bir nedeni öne çıkaran dersteki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The school garden grew well ____ the students' daily care.

Cevabı göster

thanks to

Dilbilgisi

the way you value, understand, and connect to friends: the way + yan cümle yapısı

The way + özne + fiil içeren yan cümle, “bir şeyin gerçekleşme biçimi veya düzeni” anlamına gelir. Burada you value, understand, and connect to friends yan cümlesi, değişen bu biçimin neleri içerdiğini açıklar. Sıralanan üç fiil aynı you öznesini paylaşır ve arkadaşlık deneyiminin farklı yönlerini gösterir. The way ifadesinden sonra yan cümle doğrudan gelir: the way you connect. Bunu how ile birleştirerek the way how you connect demeyin. Bunun yerine how you connect denebilir, ancak bu farklı bir yapıdır.

Alıştırma

Bir iletişim biçimini anlatmak için the way + yan cümle yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. I noticed the way how people communicate online.
  2. I noticed the way people communicating online.
  3. I noticed the way people communicate online.
Cevabı göster

I noticed the way people communicate online.

Teenage friends can seem attached at the hip. Deyimler

1:34

Ergen arkadaşlar etle tırnak gibi görünebilir.

Deyimler

attached at the hip: neredeyse her zaman birlikte

Attached at the hip, iki kişinin neredeyse her zaman birlikte ve genellikle çok yakın olduğunu belirten bir deyimdir. Burada ergenlik çağındaki arkadaşların ayrılmazmış gibi görünebileceğini anlatır. Bu görüntü bilerek abartılmıştır; bedenlerin gerçekten birbirine bağlı olduğunu anlatmaz. İfadeyi genellikle be veya seem fiillerinden sonra kullanılan kalıplaşmış bir söz olarak öğrenin: They are attached at the hip.

Alıştırma

Cümleyi “neredeyse her zaman birlikte” anlamındaki dört kelimelik deyimle tamamlayın: Maya and Lena do everything as a pair; they're ____.

Cevabı göster

attached at the hip

Scientists describe adolescence as a social reorientation Notlar

1:37

Bilim insanları ergenliği sosyal bir yeniden yönelim olarak tanımlıyor

Dilbilgisi

describe adolescence as a social reorientation: describe X as Y kalıbı

describe X as Y kalıbı, “X'i Y olarak nitelemek” veya “X'i Y kategorisine koymak” anlamına gelir. Bu cümlede X adolescence, Y ise a social reorientation ifadesidir. Bu kalıpta as, X'e ilişkin tanımı ya da sınıflandırmayı getirir; “X'e benzer” anlamında sıradan bir karşılaştırma yapmaz. Bilimsel anlatımlarda bir süreç ya da evre hakkındaki uzman nitelemesini kısaca vermek için sık kullanılır.

Alıştırma

describe X as Y kalıbını tamamlayın: Scientists ____ this stage ____ a turning point.

Cevabı göster

describe · as

Kelime

social reorientation: sosyal odağın değişmesi

Social reorientation, bir kişinin sosyal yaşamının yönünde ve odağında meydana gelen değişimi anlatan gelişim alanına ait bir terimdir. Ergenlikte aile ilişkileri hâlâ önemli olsa da dikkat ve zaman çoğu kez arkadaşlara ve akranlara daha fazla yönelir. Reorientation, var olan bir odağı yeni bir yöne çevirmek demektir. Burada bir oryantasyon etkinliği ya da karşılama toplantısı anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede social reorientation ne anlama geliyor?

  1. Sosyal bir etkinliğe katılanlar için düzenlenen oryantasyon toplantısı
  2. Bir kişinin aile ilişkilerinin tamamen sona ermesi
  3. Bir kişinin sosyal yaşamının yönünde ve odağında değişiklik
Cevabı göster

Bir kişinin sosyal yaşamının yönünde ve odağında değişiklik

as teenagers begin to spend as much or more time with their friends than with their parents. Dilbilgisi

1:41

çünkü ergenler arkadaşlarıyla ebeveynleriyle geçirdikleri kadar veya daha fazla zaman geçirmeye başlarlar.

Dilbilgisi

as much or more time ... than: en az eşit miktar

Bu cümlede as much or more time ... than, “aynı miktarda ya da daha fazla zaman” anlamına gelir. Bir alt sınır koyar: arkadaşlarla geçirilen zaman, ebeveynlerle geçirilen zamana en azından eşittir. Bu söyleyiş, as much time as ve more time than adlı iki tam karşılaştırma yapısını kısaltır. İki seçenek ayrı iddialar değil, tek bir karşılaştırmanın birlikte çalışan parçalarıdır.

Alıştırma

Bu karşılaştırma, ergenlerin arkadaşlarıyla geçirdiği zaman hakkında ne söylüyor?

  1. Ebeveynleriyle geçirdikleri zamana kesinlikle tam olarak eşit olmalıdır.
  2. Ebeveynleriyle geçirdikleri zamandan kesinlikle daha az olmalıdır.
  3. Ebeveynleriyle geçirdikleri zamana eşit veya ondan daha fazla olabilir.
Cevabı göster

Ebeveynleriyle geçirdikleri zamana eşit veya ondan daha fazla olabilir.

This drive to hang with pals may be due to changes in the brain's reward center, Notlar

1:46

Arkadaşlarla takılma dürtüsü, beynin ödül merkezindeki değişikliklerden kaynaklanıyor olabilir,

Kelime

drive to hang with pals: gündelik dilde sosyal motivasyon

Burada drive, araç kullanma eylemini değil, güçlü bir iç motivasyonu veya dürtüyü ifade eden bir isimdir. drive to + fiil yapısı, bu motivasyonun kişiyi hangi eyleme ittiğini belirtir. Hang with pals, arkadaşlarla rahat bir şekilde vakit geçirmek demektir. Hang with ve pals gündelik ifadelerdir; bu nedenle tüm ifade arkadaşlarla vakit geçirmeye yönelik güçlü bir istek veya dürtü anlamına gelir.

Alıştırma

Burada drive to hang with pals ne anlama geliyor?

  1. Arkadaşlarla vakit geçirmeye yönelik güçlü bir iç motivasyon
  2. Arkadaşları arabayla bir yere götürme planı
  3. Arkadaşlar için resim asma isteği
Cevabı göster

Arkadaşlarla vakit geçirmeye yönelik güçlü bir iç motivasyon

Dilbilgisi

may be due to: olası bir neden sunmak

May be due to, bir şeyin belirli bir etkenden kaynaklanmış veya onun sonucunda ortaya çıkmış olabileceğini belirtir. may kip belirteci nedeni kesin değil, olası olarak gösterirken due to öne sürülen nedeni tanıtır. Bilimsel anlatımda bu ifade, bir açıklamayı kanıta dayalı biçimde sunar ancak onun kanıtlanmış ya da tek neden olduğunu iddia etmez. Daha kesin olan is due to gibi anlaşılmamalıdır.

Alıştırma

Cümleyi kesin olmayan olası bir nedeni belirten hedef ifadeyle tamamlayın: The headaches ____ a lack of sleep.

Cevabı göster

may be due to

known as the ventral striatum. Kültür

1:50

bu merkeze ventral striatum denir.

Kültür

known as the ventral striatum: teknik bir ad eklemek

Known as the ventral striatum, hemen önündeki the brain's reward center ad öbeğine özel bir ad ekler. Burada known as, “adı verilen” anlamındadır; yeni bir eylem anlatmaz. Virgülden sonraki ifade which is known as the ventral striatum biçiminde genişletilebilir. Bilgiyi genel bir tanımdan teknik bir ada doğru düzenler. Ventral striatum ödül işleme ile ilişkili bir beyin bölgesidir; bu cümleyi anlamak için bu bilgi yeterlidir.

Alıştırma

Örnek cümlede known as the ventral striatum ne işe yarar?

  1. Beyin bölgesinin gerçekleştirdiği ayrı bir eylemi tanıtır.
  2. Hemen önce sözü edilen beyin bölgesinin teknik adını verir.
  3. Beyin bölgesinin neden ünlü olduğunu açıklar.
Cevabı göster

Hemen önce sözü edilen beyin bölgesinin teknik adını verir.

Its activation makes hanging out with others enjoyable Notlar

1:53

Bunun etkinleşmesi başkalarıyla vakit geçirmeyi keyifli hale getirir

Dilbilgisi

makes hanging out with others enjoyable: make + nesne + sıfat

make + nesne + sıfat kalıbı, bir kişinin veya şeyin belirli bir duruma gelmesine ya da kendini belirli bir şekilde hissetmesine neden olmak demektir. Burada makes, hanging out with others isim-fiil öbeğinin tamamını nesne olarak alır ve ardından enjoyable sıfatı gelir. Yapı makes [hanging out with others] [enjoyable] şeklindedir. Enjoyable, others ile belirtilen kişileri değil, başka insanlarla vakit geçirme etkinliğini niteler.

Alıştırma

Hangi cümlede make + nesne + sıfat yapısı doğru kullanılmıştır?

  1. The music made the long trip enjoy.
  2. The music made enjoyable the long trip.
  3. The music made the long trip enjoyable.
Cevabı göster

The music made the long trip enjoyable.

Öbek fiiller

hanging out with others: samimi bir ortamda birlikte vakit geçirmek

Hang out with someone, genellikle resmî bir amaç olmadan biriyle rahat ve samimi biçimde vakit geçirmek demektir. Bu cümlede hanging isim-fiil biçimindedir; bu nedenle hanging out with others, başka insanlarla rahatça vakit geçirme etkinliğini bir bütün olarak adlandırır. Hang out burada bir öbek fiildir. Bir şeyi yüksek bir yere asmak şeklindeki gerçek anlamında kullanılmamıştır.

Alıştırma

“Biriyle rahatça sosyal vakit geçirmek” anlamındaki üç sözcüklü öbek fiille cümleyi tamamlayın: On Saturdays, I like to ____ my cousins at the park.

Cevabı göster

hang out with

and motivates you to spend more time with them.

1:56

ve onlarla daha fazla zaman geçirmeniz için sizi motive eder.

Neuroimaging studies show that this region is highly reactive during your teenage years, Anlatım akışı

1:59

Nörogörüntüleme çalışmaları, bu bölgenin ergenlik yılları boyunca oldukça tepkisel olduğunu gösteriyor,

Anlatım akışı

Neuroimaging studies show that: araştırma kanıtı sunmak

Neuroimaging studies kanıtın kaynağını belirtir, show that ise bu kanıtın desteklediği araştırma bulgusunu sunar. Burada show, insanlara bir şeyi göstermek değil, sonuçlar yoluyla ortaya koymak anlamındadır. Bilgiyi düzenleyen bir işaret olarak bu ifade, açıklamayı genel bir konudan araştırmayla desteklenen bir iddiaya taşır. that yan cümlesi daha önce sözü edilen ventral striatum hakkındaki iddiayı içerir: Bu bölge ergenlik yıllarında son derece tepkiseldir.

Alıştırma

Bu İngilizce cümleyi okuyun ve baştaki ifadenin işlevini seçin: Neuroimaging studies show that this region is highly reactive during your teenage years.

  1. Araştırma kanıtlarıyla desteklenen bir sonucu sunar.
  2. Okuyucudan bir beyin taramasına bakmasını ister.
  3. Konuşanın kişisel tahminini belirtir.
Cevabı göster

Araştırma kanıtlarıyla desteklenen bir sonucu sunar.

which may explain why adolescents seem to place a higher value on social interactions than children or adults. Notlar

2:03

bu da ergenlerin neden sosyal etkileşimlere çocuklardan veya yetişkinlerden daha fazla değer verdiğini açıklayabilir.

Anlatım akışı

may explain why: kanıtı olası bir açıklamaya bağlamak

May explain why, daha önce belirtilen bir olgu veya bulguyu, onun açıklayabileceği sonraki bir durumla ilişkilendirir. Bu cümlede beyin bölgesinin yüksek tepkiselliği, ergenlerin sosyal etkileşimlere daha çok değer veriyor gibi görünmesinin olası bir nedeni olarak sunulur. May iddiayı temkinli tutar: Bulgular bu örüntüyü açıklayabilir, ancak nedeni kanıtlamaz. why sonrasında soru dizilişi değil, why adolescents seem örneğindeki gibi normal bildirme cümlesi dizilişi kullanılır.

Alıştırma

Açıklamayı temkinli yapan, yukarıda vurgulanan ifadeyi aynen kullanarak cümleyi tamamlayın: The broken seal ____ the food spoiled.

Cevabı göster

may explain why

Kalıp ifadeler

place a higher value on: bir şeyi daha önemli görmek

Place value on something, bir şeyi önemli veya değerli görmek demektir. Place a higher value on something ise bir karşılaştırmada o şeye daha fazla önem vermek anlamına gelir. Bu cümlede social interactions, ergenlerin değer verdiği şeydir; than children or adults ise bu değerlendirmeyi yapan grupları karşılaştırır. Place bu eşdizimin bir parçasıdır; bir şeyi fiziksel olarak bir yere koymak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “daha önemli görmek” anlamına gelen beş sözcüklük ifadeyle tamamlayın: In choosing a captain, the coach may ____ teamwork than on individual fame.

Cevabı göster

place a higher value on

Teenage friendships can also feel more intimate than

2:11

Ergenlik arkadaşlıkları aynı zamanda

the friendships of your childhood.

2:14

çocukluğunuzdaki arkadaşlıklardan daha samimi hissedilebilir.

This deeper connection is possible

2:15

Bu daha derin bağlantı

thanks to improvements in what scientists call theory of mind. Kültür

2:18

bilim insanlarının zihin kuramı dedikleri şeydeki gelişmeler sayesinde mümkündür.

Kültür

what scientists call theory of mind: teknik bir terimi tanıtmak

What scientists call X, “bilim insanlarının X adını verdiği şey veya kavram” demektir. Burada what scientists call theory of mind yan cümlesinin tamamı in edatının nesnesidir ve söz konusu becerinin bilimsel adını tanıtır. Theory of mind, diğer insanların kişinin kendisinden farklı düşüncelere, duygulara, güdülere, bilgilere ve bakış açılarına sahip olabileceğini anlama becerisini ifade eden bir psikoloji terimidir. Bir kişinin zihin hakkındaki özel teorisi değildir.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: The child is developing what psychologists call theory of mind. What psychologists call theory of mind ne işe yarıyor?

  1. Psikologların başka zihinleri anlama becerisi için kullandıkları adı tanıtır.
  2. Bir psikoloğun zihin hakkındaki kişisel görüşünü sunar.
  3. Psikologların bir teoriyi telefonla aradığını söyler.
Cevabı göster

Psikologların başka zihinleri anlama becerisi için kullandıkları adı tanıtır.

Theory of mind is the ability to understand others' Dilbilgisi

2:22

Zihin kuramı, başkalarının

emotions, thoughts, motivations,

2:25

duygularını, düşüncelerini, motivasyonlarını

and points of view, Kelime

2:27

ve bakış açılarını anlama yeteneğidir,

and to realize that they may be different from your own. Dilbilgisi

2:28

ve bunların kendinizinkinden farklı olabileceğini fark etme yeteneğidir.

Dilbilgisi

the ability to understand others': the ability to + fiilin yalın hâli

Vurgulanan sözler bir becerinin tanımını başlatır: başka insanlara ait şeyleri anlama kapasitesi. Ability sözcüğünden sonra gelen to understand mastar yapısı, bu becerinin ne olduğunu belirtir. Others', çoğul others sözcüğünün iyelik biçimidir. Burada ardından gelen listenin tamamını, yani diğer insanların duygularını, düşüncelerini, motivasyonlarını ve bakış açılarını kapsar. Tekrar kullanılabilen kalıp the ability to + fiilin yalın hâli şeklindedir; örneğin the ability to solve problems.

Alıştırma

Cümleyi the ability to yapısı ve understand fiiliyle tamamlayın: Empathy includes ____ how other people feel.

Cevabı göster

the ability to understand

Kelime

points of view: bir şeyi görme veya anlama biçimleri

Bu cümlede points of view, diğer insanların şeyleri görme ya da anlama biçimleri demektir. Emotions, thoughts ve motivations ile aynı listede yer alır; bu dört ögenin tümü, kişinin başkaları hakkında anlamaya çalışabileceği şeylerdir. İnsanların bakmak için durduğu fiziksel yerler anlamına gelmez. Points of view, point of view ifadesinin çoğuludur; yalnızca point çoğul olur. Odak, birinin bir konuyu hangi açıdan anladığı olduğunda point of view kullanılır.

Alıştırma

"The group considered several points of view before deciding," cümlesinde points of view ne anlama gelir?

  1. konuyu görmenin veya anlamanın farklı yolları
  2. insanların izlemek için durduğu fiziksel yerler
  3. nereye bakılacağını gösteren küçük noktalar
Cevabı göster

konuyu görmenin veya anlamanın farklı yolları

Dilbilgisi

may be different from your own: tekrarlanan isimleri söylememe

"may be different from your own" ifadesindeki your own, "kendi duygularınız, düşünceleriniz, motivasyonlarınız ve bakış açılarınız" anlamına gelir. Aynı isim listesi daha önce others' ifadesinden sonra yer aldığı için burada çıkarılmıştır. İngilizcede bağlam açık olduğunda, own içeren bir iyelik yapısından sonra tekrarlanacak isim sık sık söylenmez. Örneğin "Their priorities differ from your own", "Their priorities differ from your own priorities" anlamına gelir. Burada aynı türden iki grup karşılaştırılır; başkalarının fikirleriyle sizin eşyalarınız karşılaştırılmaz.

Alıştırma

"The team's priorities may be different from your own" cümlesinde your own ne anlama gelir?

  1. Hitap edilen kişinin takım arkadaşları
  2. Hitap edilen kişinin eşyaları
  3. Hitap edilen kişinin öncelikleri
Cevabı göster

Hitap edilen kişinin öncelikleri

While it may seem intuitive, Anlatım akışı

2:32

Sezgisel gibi görünse de,

this ability hinges on the careful coordination of various brain regions, Kalıp ifadeler

2:33

bu yetenek bazen sosyal beyin olarak da adlandırılan

Anlatım akışı

While it may seem ...: karşıtlık kurmadan önce kabul etme

Burada while, "... sırasında" değil, "... olsa da" anlamına gelir. Açılış yan cümlesi olası bir ilk izlenimi kısaca kabul eder: Bu beceri sezgisel görünebilir. Ardından ana cümle daha karmaşık bir noktayı sunar: Bu beceri, beynin çeşitli bölgelerindeki eşgüdümlü etkinliğe bağlıdır. "While X may seem Y, ..." kalıbı önce bir görünüşü kabul eder, ardından onu sınırlandıran veya daha karmaşık hâle getiren bilgiyi vererek düşünceyi düzenler.

Alıştırma

"While the design may seem simple, it took months of careful testing" cümlesinde while nasıl bir ilişki ifade eder?

  1. Testlerin, tasarımın basit göründüğü sırada yapıldığını söyler.
  2. Tasarımın basit göründüğünü kabul ettikten sonra buna karşıt bir gerçek verir.
  3. Basit görünüşün testlerin aylar sürmesine neden olduğunu söyler.
Cevabı göster

Tasarımın basit göründüğünü kabul ettikten sonra buna karşıt bir gerçek verir.

Kalıp ifadeler

hinges on: temel bir koşula bağlı olmak

Hinges on, “büyük ölçüde bağlı olmak” veya “tarafından belirlenmek” anlamına gelir. Burada bu yetenek, farklı beyin bölgelerinin dikkatli koordinasyonuna dayanır; bu koordinasyon temel bir koşul olarak sunulur. İfade mecazidir. Gerçek bir hinge, yani menteşe, bir nesnenin sabit bir nokta çevresinde hareket etmesini sağlar. İfade bu görüntüyü, tek bir kritik etkene bağlı olan bir sonuca aktarır.

Alıştırma

Cümleyi hinge on ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The team's success ____ clear communication.

Cevabı göster

hinges on

sometimes referred to as the social brain. Kalıp ifadeler

2:38

çeşitli beyin bölgelerinin dikkatli koordinasyonuna bağlıdır.

Kalıp ifadeler

referred to as: bir isim veya etiket tanıtmak

Be referred to as, “olarak adlandırılmak” veya “belirli bir isimle tanımlanmak” anlamına gelir. Burada az önce sözü edilen beyin bölgelerine veya ağa topluca “sosyal beyin” adı verilir. Etken yapı refer to A as B, edilgen yapı ise A is referred to as B biçimindedir. Bu kısaltılmış yan cümlede, ifade önceki isme bilgi eklediği için bağlamdan anlaşılan be biçimi atılır. Adlandırma yapısında hem to hem de as korunmalıdır.

Alıştırma

Cümleyi refer to as edilgen adlandırma yapısıyla tamamlayın: A short phrase used in advertising ____ a slogan.

Cevabı göster

is referred to as

Babies begin to develop theory of mind around 18 months or so. Kalıp ifadeler

2:42

Bebekler 18 aylık civarında zihin kuramını geliştirmeye başlar.

Kalıp ifadeler

around 18 months or so: yaklaşık bir yaş

Bir sayının önündeki around da, sonundaki or so da sayının tahmini olduğunu gösterir. Burada around 18 months or so, “yaklaşık 18 aylıkken” demektir; kesin bir yaş sınırı belirtmez. İki işaretin birlikte kullanılması tahmini özellikle esnek ve konuşma diline özgü hâle getirir. Or so ikinci bir seçenek sunmaz; sayının kesinliğini biraz daha azaltır.

Alıştırma

Bu tahmin ne anlama geliyor? The repair should take around two hours or so.

  1. Yaklaşık iki saat sürecek.
  2. Tam olarak iki saat sürecek.
  3. Ya iki saat sürecek ya da hiç zaman almayacak.
Cevabı göster

Yaklaşık iki saat sürecek.

Before that,

2:46

Ondan önce,

it's thought they believe that everyone perceives and knows exactly what they know. Notlar

2:46

herkesin tam olarak kendi bildiklerini algıladığına ve bildiğine inandıkları düşünülmektedir.

Dilbilgisi

it's thought: kişisiz bir aktarma yapısı

it's thought ifadesindeki it's, it is ifadesinin kısaltmasıdır. it's thought (that) + yan cümle yapısında it, belirli bir şeyi göstermeyen biçimsel öznedir. Ardından gelen yan cümle inanılan düşüncenin içeriğini verir. Bu edilgen aktarma yapısı, görüşü kimin taşıdığını belirtmez ve iddiayı temkinli biçimde sunar. “İnsanlar veya uzmanlar genel olarak böyle düşünüyor” demektir; “bu kanıtlandı” anlamına gelmez.

Alıştırma

“İnsanlar genel olarak böyle düşünüyor” anlamındaki hedef kişisiz aktarma yapısıyla İngilizce cümleyi tamamlayın: ____ the cave was used as a shelter.

Cevabı göster

It's thought that

Kelime

perceives and knows: bilgiyi algılamak ve bilgiye sahip olmak

Perceive, bilgiyi duyular veya zihin yoluyla almak ya da fark etmek demektir. Know, bir bilgiye veya anlayışa zaten sahip olmak demektir. Perceives and knows ifadesindeki iki fiil, birinin deneyimlediği ya da fark ettiği şey ile gerçek olarak bildiği şeyi ayırır. Perceive yalnızca görmeyle sınırlı değildir; psikolojide işitme, hissetme ve bilgiyi zihinde yorumlamayı da kapsayabilir.

Alıştırma

Cümleyi en iyi tamamlayan fiilleri seçin: Researchers are studying how infants ___ faces and what they ___ about familiar people.

  1. perceive; know
  2. watch; perceive
  3. know; see
Cevabı göster

perceive; know

It was once considered to be fully developed by age five, Dilbilgisi

2:52

Bir zamanlar beş yaşında tam olarak geliştiği kabul edilirdi,

Dilbilgisi

was once considered to be: geçmişteki bir görüşü aktarmak

Was considered to be, insanların öznenin belirli bir durumda veya niteliğe sahip olduğuna inandığını anlatan edilgen bir aktarma yapısıdır. Buradaki once, eskiden veya geçmişte bir zaman anlamına gelir; bir kez anlamına gelmez. Was once considered to be çoğunlukla yeni kanıtlar veya güncel görüş sunulmadan önce eski bir görüşü tanıtır. Cümledeki to be fully developed, insanların zihin kuramının beş yaşına kadar ulaştığını düşündüğü durumu belirtir. Bu ifade görüşün sonradan değiştirilmiş olabileceğini düşündürebilir, ancak tek başına eski görüşün artık yanlış olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Cümleyi, nottaki ‘insanlar eskiden onun böyle olduğuna inanıyordu’ anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The medicine ____ harmless.

Cevabı göster

was once considered to be

but scientists now know that theory of mind

2:55

ancak bilim insanları artık zihin kuramının

continues to improve and mature well into your teenage years and beyond. Kalıp ifadeler

2:58

ergenlik yıllarınıza ve sonrasına kadar gelişmeye ve olgunlaşmaya devam ettiğini biliyorlar.

Kalıp ifadeler

well into ... and beyond: bir dönemin ilerleyen kısmına ve sonrasına kadar sürmek

Burada well into your teenage years, gelişimin ergenlik başladığında durmadığını ve bu dönemin oldukça ilerlemiş bir noktasına kadar sürdüğünü belirtir. Well, zamansal derinlik göstererek into sözcüğünü güçlendirir; bir şeyin iyi yapıldığı anlamına gelmez. and beyond, zaman aralığını ergenlik yıllarının sonrasına taşır. well into ... and beyond bir arada, yalnızca o aşamaya ulaşmayı değil, çok daha uzun süre devam etmeyi vurgular.

Alıştırma

Bu cümle ne anlama gelir: The repairs continued well into the winter and beyond?

  1. Onarımlar kış başlamadan hemen önce sona erdi.
  2. Onarımlar kış boyunca özellikle iyi yapıldı.
  3. Onarımlar kışın ilerleyen bir dönemine kadar ve ardından daha da uzun süre devam etti.
Cevabı göster

Onarımlar kışın ilerleyen bir dönemine kadar ve ardından daha da uzun süre devam etti.

Likewise, regions within the social brain show increased connectivity during adolescence compared with childhood. Notlar

3:02

Aynı şekilde, sosyal beyin içindeki bölgeler çocukluğa kıyasla ergenlik döneminde artan bağlantısallık gösterir.

Anlatım akışı

Likewise: aynı yönde paralel kanıt eklemek

Likewise, “aynı şekilde” veya “benzer biçimde” anlamına gelen bir cümle bağlacıdır. Bu cümlenin başında, yeni bulgunun az önce belirtilen düşünceyle aynı yönde olduğunu gösterir. Paralel bir kanıt ekleyerek savı düzenler. Karşıtlık göstermez ve ilk gerçeğin ikinciye neden olduğunu ileri sürmez.

Alıştırma

Cümleyi en iyi tamamlayan bağlacı seçin: Exercise can improve sleep. ____, a balanced diet can support better rest.

  1. Likewise
  2. However
  3. As a result
Cevabı göster

Likewise

Dilbilgisi

compared with childhood: karşılaştırma ölçütünü belirlemek

compared with childhood ifadesi, childhood sözcüğünü karşılaştırma ölçütü olarak sunar. Cümle, ergenlikteki bağlantısallığı çocukluktaki bağlantısallıkla karşılaştırır; increased, bağlantısallığın ergenlikte daha yüksek olduğunu belirtir. Burada with, bir şeyin çocuklukla birlikte gerçekleştiği anlamına gelmez. Bir araştırma karşılaştırmasını okurken compared with ifadesinden sonraki ölçütü bulun, ardından cümlenin başka bir yerinde ölçülen özelliği belirleyin.

Alıştırma

Bu cümlede compared with the countryside ne işe yarar? Air quality improved in the city compared with the countryside.

  1. Şehirdeki hava kalitesinin neden iyileştiğini açıklar.
  2. Kırsal bölgeyi karşılaştırma ölçütü olarak belirler.
  3. Şehir ile kırsal bölgenin birlikte iyileştiğini söyler.
Cevabı göster

Kırsal bölgeyi karşılaştırma ölçütü olarak belirler.

As a result, Anlatım akışı

3:09

Sonuç olarak,

teens can better understand their friend's perspectives,

3:09

gençler arkadaşlarının perspektiflerini daha iyi anlayabilir,

allowing for deeper connections to flourish. Dilbilgisi

3:12

bu da daha derin bağlantıların gelişmesine olanak tanır.

Anlatım akışı

As a result: sonucu belirtmek

As a result, bu nedenle veya az önce belirtilen durum yüzünden anlamına gelen bir sonuç bağlayıcısıdır. Burada, daha önce sözü edilen beyin gelişimini neden olarak gösterir ve gençlerin daha iyi anlamasını sonuç olarak sunar. Düşünceyi nedenden sonuca doğru düzenler: ifadenin önünde nedeni, arkasında sonucu arayın. Cümlenin başında kullanıldığında genellikle ardından virgül gelir.

Alıştırma

İkinci düşüncenin birinci düşüncenin sonucu olduğunu en iyi hangi bağlayıcı gösterir? Maya practiced every day. Her piano playing improved.

  1. However
  2. As a result
  3. Likewise
Cevabı göster

As a result

Dilbilgisi

allowing for deeper connections to flourish: olası bir sonuç

Virgülden sonraki -ing yan cümlesi allowing for..., önceki düşüncenin tamamının oluşturduğu bir sonucu veya olasılığı gösterir. Bir arkadaşın bakış açısını daha iyi anlamak, daha derin bağların kurulması için gerekli koşulları oluşturur; ancak bunu garanti etmez. Burada allow for, 'mümkün kılmak' veya 'yer açmak' anlamındadır. Flourish mecazidir: bağların güçlenip iyi gelişmesini anlatır, gerçekten çiçek açmayı değil.

Alıştırma

'Careful planning left more time, allowing for the discussion to flourish,' cümlesindeki sonuç yan cümlesi ne anlama gelir?

  1. Dikkatli planlama, tartışmanın iyi bir şekilde gelişmesini mümkün kıldı.
  2. Dikkatli planlama, herkesin aynı fikirde olacağını garanti etti.
  3. Tartışma gerçekten bir bitki gibi büyüdü.
Cevabı göster

Dikkatli planlama, tartışmanın iyi bir şekilde gelişmesini mümkün kıldı.

In the closest friendships,

3:16

En yakın arkadaşlıklarda,

it can almost feel as if you're metaphysically connected, Notlar

3:17

neredeyse metafiziksel olarak bağlıymışsınız gibi hissedilebilir,

Dilbilgisi

it can almost feel as if: yumuşatılmış öznel bir izlenim

It can feel as if..., ardından gelen içeriği nesnel bir iddia olarak değil, kişinin izlenimi olarak çerçeveler. It zamiri genel bir yapı kurar; as if yan cümlesi ise hayal edilen karşılaştırmayı verir. Almost bu yapıyı daha da yumuşatır. Bu cümlede arkadaşlık, insanların sıradan fiziksel açıklamaların ötesinde birbirine bağlı olduğunu düşündürecek kadar yakın görünebilir; ancak konuşan kişi kanıtlanmış bir gerçeği belirtmek yerine yaklaşık ve biraz abartılı bir betimleme kullanır.

Alıştırma

Bir gerçeği değil izlenimi belirtmek için cümleyi dersteki tam kalıpla tamamlayın: Inside the planetarium, ____ we are traveling through space.

Cevabı göster

it can almost feel as if

two bodies and minds perfectly in sync. Kalıp ifadeler

3:20

iki beden ve zihin mükemmel bir uyum içindedir.

Kelime

metaphysically connected: fiziksel olanın ötesinde soyut bir bağ

Bu cümlede metaphysically connected, sıradan bir fiziksel ilişkinin ötesine geçiyormuş gibi görünen bir bağlılığı ifade eder. Metaphysically zarfı bu bağa felsefi, neredeyse gerçek dünyanın ötesindeymiş gibi bir nitelik katar. İfade almost feel as if yapısından sonra geldiği için kanıtlanmış doğaüstü ya da bilimsel bir gerçeği değil, güçlü ve öznel bir izlenimi anlatır. Başka cümlelerde de feel as if veya seem, güçlü bir betimlemenin mecazi ya da belirsiz olduğunu gösterebilir.

Alıştırma

Örnekteki metaphysically connected neyi ifade ediyor?

  1. Başka birinin zihnini okumaya yarayan bilimsel olarak kanıtlanmış bir yetenek
  2. Fiziksel olanın ötesine geçiyormuş gibi hissedilen güçlü bir bağ
  3. Fiziksel bir kabloyla kurulmuş bağlantı
Cevabı göster

Fiziksel olanın ötesine geçiyormuş gibi hissedilen güçlü bir bağ

Kalıp ifadeler

in sync: zamanlama, eylem veya düşüncede uyumlu

In sync, eylemlerin, zamanlamanın, düşüncelerin veya sistemlerin birbiriyle eşleşip uyumlu çalışması anlamına gelir. Burada iki kişinin bedenlerinin ve zihinlerinin kusursuz biçimde aynı doğrultuda olmasını anlatır. Sync, synchronization kelimesinin kısaltılmış biçimidir; ancak in sync yaygın bir kalıplaşmış ifadedir. Bir kişi veya nesneyle birlikte in sync with de denebilir: Our schedule is in sync with yours.

Alıştırma

“Uyumlu” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: The swimmers stayed ____ throughout the routine.

Cevabı göster

in sync

And there is science to this. Anlatım akışı

3:23

Ve bunun bir bilimi var.

Anlatım akışı

there is science to this: bilimsel dayanağa geçiş

Burada there is science to this, “bu düşünce ya da deneyimin bilimsel bir dayanağı var” demektir. this az önce anlatılan hissi gösterir; to this ise science sözcüğünü o iddiayla ilişkilendirir ve fiziksel yön bildirmez. Cümle bir köprü görevi görür: sezgisel bir betimlemeden mekanizmanın açıklamasına geçer. Araştırmaların bu gözlemi açıklamaya yardımcı olabileceğini belirtir; önceki ifadenin her ayrıntısının kanıtlandığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: Many people focus better after a short walk, and there is science to this. there is science to this ne anlama gelir?

  1. Bilim fiziksel olarak gözleme doğru hareket ediyor.
  2. Gözlem doğaüstüdür ve incelenemez.
  3. Gözlemin bilimsel bir dayanağı veya açıklaması var.
Cevabı göster

Gözlemin bilimsel bir dayanağı veya açıklaması var.

Your ability to connect with others

3:25

Başkalarıyla bağlantı kurma yeteneğiniz

somewhat depends on the coordination of actions, Kalıp ifadeler

3:26

bir ölçüde eylemlerin,

Kalıp ifadeler

depends on the coordination of: çeşitli parçaların birlikte çalışmasına bağlı olmak

depends on the coordination of, bir sonucun ortaya çıkması için gereken koşulu belirtir: sonuç, çeşitli eylemlerin, süreçlerin veya sistemlerin ne kadar iyi birlikte çalıştığından etkilenir. depend on bağımlılık ilişkisini, the coordination of ise bu parçaların ortak düzenini, zamanlamasını veya işleyişini anlatır. Bu cümlede coordination, bir etkinlik düzenlemekten daha geniş bir anlama gelir; eylemlerin duygular, fizyoloji ve düşüncelerle uyum içinde çalışmasını kapsar. somewhat iddiayı sınırlar: bu koordinasyon etkenlerden biridir, tek neden değildir.

Alıştırma

Cümleyi “çeşitli parçaların birlikte çalışmasını gerektirir” anlamındaki beş sözcüklük yapıyla tamamlayın: Safe air travel ____ pilots, controllers, and ground crews.

Cevabı göster

depends on the coordination of

emotions, physiology,

3:29

duyguların, fizyolojinin

and thoughts.

3:30

ve düşüncelerin koordinasyonuna bağlıdır.

This is what psychologists call interpersonal synchrony. Kültür

3:32

Psikologların kişilerarası senkronizasyon dedikleri şey budur.

Kültür

what psychologists call interpersonal synchrony: bir kavramı adlandırma

This is what psychologists call interpersonal synchrony cümlesinde what ile kurulan yan cümle, psikologların daha önce anlatılan olguya verdiği adı belirtir. “Psikologların interpersonal synchrony dediği şey” gibi çalışır; what burada soru başlatmaz. Interpersonal synchrony, insanların hareketlerinin, duygularının, bedensel tepkilerinin veya düşüncelerinin zaman içinde birbirine uyması gibi kişiler arasındaki eşgüdümü ifade eder. Interpersonal, “insanlar arasında” demektir; “tek bir kişinin içinde” demek değildir.

Alıştırma

Bu cümlede what psychologists call interpersonal synchrony ne işe yarar?

  1. Psikologların birbirlerini telefonla aradığını söyler.
  2. Az önce anlatılan olguya psikolojide kullanılan bir ad verir.
  3. Psikologlara bilinmeyen bir olgunun adını sorar.
Cevabı göster

Az önce anlatılan olguya psikolojide kullanılan bir ad verir.

You first show signs of the ability to sync with others as infants, Kalıp ifadeler

3:36

Bebekler olarak ebeveynlerinizle hareketleri ve agulamaları senkronize ederek

synchronizing movements and babbling with your parents. Kelime

3:40

başkalarıyla senkronize olma yeteneğinin belirtilerini ilk olarak gösterirsiniz.

Kalıp ifadeler

show signs of the ability to: gelişmekte olan bir becerinin belirtileri

Show signs of the ability to + fiilin yalın hâli, “bir şeyi yapabildiğine dair gözlemlenebilir belirtiler göstermek” anlamına gelir. Bu cümlede bebeklerin hareketlerini ve mırıldanmalarını ebeveynleriyle eşleştirmesi, başka insanlarla uyumlanabildiklerine dair erken bir belirtidir. Bu ifade, becerinin tamamen geliştiğini veya her zaman başarıyla kullanıldığını iddia etmez. Signs burada “belirtiler” veya “kanıtlar” demektir; asılı levhalar ya da trafik işaretleri değildir.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “bir şeyi yapabildiğine dair erken belirtiler göstermek” anlamına gelen yapıyla tamamlayın: At around age four, some children ____ understand simple wordplay.

Cevabı göster

show signs of the ability to

Kelime

synchronizing movements and babbling: hareketleri ve agulama seslerini eş zamanlama

“Synchronizing movements and babbling”, hem beden hareketlerini hem de ilk sesleri zamanlama veya ritim bakımından başka bir kişiyle uyumlu hâle getirmek demektir. Bu cümlede diğer kişiler bebeğin ebeveynleridir. “Babbling”, bebeklerin anlamlı sözcükleri düzenli biçimde kullanabilmeden önce çıkardıkları, konuşmaya benzeyen oyunlu seslerdir. -ing yapısı, bebeklerin başkalarıyla uyum sağlama yeteneğini nasıl gösterdiğine ilişkin somut örnekler verir.

Alıştırma

Bu cümlede “synchronizing movements and babbling” neyi anlatıyor?

  1. Bir bebeğin beden hareketlerini ve ilk seslerini ebeveynlerinden biriyle uyumlu hâle getirmesi.
  2. Bir bebeğin ebeveynine konuşmayı öğretmek için eksiksiz cümleler kullanması.
  3. Bir bebeğin kimseyle etkileşim kurmadan rastgele hareket etmesi.
Cevabı göster

Bir bebeğin beden hareketlerini ve ilk seslerini ebeveynlerinden biriyle uyumlu hâle getirmesi.

As you get older and spend more time outside the home, Dilbilgisi

3:43

Büyüdükçe ve ev dışında daha fazla zaman geçirdikçe,

Dilbilgisi

As you get older: kademeli değişim bildiren as

“As you get older” ifadesinde as, “yaşın ilerlemesi sürecinde” anlamına gelir. Yaşın ilerlemesini kademeli bir değişim olarak sunar ve başka bir değişim için zaman çerçevesi oluşturur. As + özne + değişim bildiren fiil yapısı, çoğunlukla birlikte ilerleyen iki gelişimi birbirine bağlar. Buradaki as, “çünkü” veya “... sıfatıyla” anlamına gelmez.

Alıştırma

Kademeli değişimi göstermek için cümleyi tam olarak As + you + get older yapısıyla tamamlayın: ____, you may want more independence.

Cevabı göster

As you get older

you increasingly show this synchrony with your peers. Anlatım akışı

3:46

akranlarınızla bu senkronizasyonu giderek daha fazla gösterirsiniz.

Anlatım akışı

akranlarınızla bu eşzamanlılığı giderek daha fazla göstermek

Bu cümlede increasingly, show fiilini niteler. Akranlarla bu eşzamanlılığı gösterme sıklığının veya derecesinin zamanla arttığını anlatır; peers sözcüğünü nitelemez. This synchrony, daha önce sözü edilen diğer insanlarla uyum sağlama becerisine geri gönderme yapar. Zarf ile bu gönderim ifadesi, önceki fikri gelişimdeki kademeli bir değişime bağlar.

Alıştırma

Burada “you increasingly show this synchrony with your peers” ne anlama gelir?

  1. Yaşınız ilerledikçe yalnızca akranlarınızın sayısı artar.
  2. Bu eşzamanlılığı aniden bir kez gösterir, sonra bırakırsınız.
  3. Yaşınız ilerledikçe, akranlarınızla bu eşzamanlılığı giderek daha fazla gösterirsiniz.
Cevabı göster

Yaşınız ilerledikçe, akranlarınızla bu eşzamanlılığı giderek daha fazla gösterirsiniz.

For example,

3:48

Örneğin,

imagine walking down the street with a friend. Anlatım akışı

3:49

bir arkadaşınızla sokakta yürüdüğünüzü hayal edin.

Anlatım akışı

imagine walking down the street: imagine + -ing ile bir sahne kurmak

Imagine + -ing yapısı, dinleyiciyi zihninde bir sahne kurmaya davet eder. Burada imagine walking down the street, yürüme eylemini zihinde canlandırmak demektir; imagine, tam bir that cümleciği olmadan doğrudan walking alabilir. Bir açıklamanın başında bu emir biçimi yönlendirici bir işaret görevi görür: dinleyiciyi soyut bir fikirden gözünde canlandırabileceği somut bir duruma taşır.

Alıştırma

Parantez içindeki sözcüğü imagine sonrasında doğru biçimde kullanın: Imagine ____ through a quiet forest at night. (walk)

Cevabı göster

walking

Often without consciously thinking, Dilbilgisi

3:51

Genellikle bilinçli olarak düşünmeden,

Dilbilgisi

without consciously thinking: without + -ing yapısı

Without + -ing biçimi, bir eylemin veya sürecin gerçekleşmediğini anlatır. Burada without consciously thinking, “bilinçli bir zihinsel karar vermeden” anlamına gelir. Without bir edat olduğu için onun tamamlayıcısı olan thinking, yalın fiil think yerine -ing biçiminde kullanılır. Consciously, thinking sözcüğünü niteler ve sonraki davranışın planla değil, otomatik olarak gerçekleştiğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi “bilinçli bir zihinsel karar vermeden” anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: Maya followed her usual route ____.

Cevabı göster

without consciously thinking

you stroll at the same pace and follow the same path. Kalıp ifadeler

3:53

aynı tempoda yürürsünüz ve aynı yolu izlersiniz.

Kalıp ifadeler

at the same pace: aynı hız veya ilerleme temposu

At the same pace, “aynı hızda veya tempoda” anlamına gelir. Bu cümlede yürüyen kişiler aynı hızda hareket eder. Pace, çalışma, öğrenme veya değişim hızını da anlatabilir. Bu nedenle ifade, fiziksel hareketin yanı sıra ilerleme hızını karşılaştırmak için de kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle iki sınıfın aynı hızda ilerlediğini anlatır?

  1. The two classes are learning at the same pace.
  2. The two classes are learning in the same place.
  3. The two classes are following the same path.
Cevabı göster

The two classes are learning at the same pace.

You and your best friend may not be only on the same page, Dilbilgisi

3:56

Siz ve en iyi arkadaşınız sadece aynı kafada olmayıp,

but also scientifically in step. Deyimler

4:00

aynı zamanda bilimsel olarak da aynı adımda olabilirsiniz.

Dilbilgisi

not be only ... but also: daha güçlü ikinci bir nokta eklemek

not only X but also Y kalıbı, dil bilgisi bakımından paralel iki fikri bağlar ve Y'yi ek, çoğu zaman daha şaşırtıcı bir bilgi olarak sunar. Burada X on the same page, Y ise scientifically in step ifadesidir; böylece cümle ortak anlayıştan bilimsel eş zamanlılığa geçer. Altyazıda only, be fiilinden sonra gelir: may not be only X, but also Y. But also, ekleme anlamını açıkça gösterir. Özenli yazıda may be not only X but also Y daha dengeli bir sıralamadır ve may not be ifadesinin kısa süreliğine sıradan bir olumsuzluk olarak okunmasını önler.

Alıştırma

not only ... but also ile eşli yapıyı tamamlayın: The solar lamp is ____ cheap ____ easy to use.

Cevabı göster

not only · but also

Deyimler

scientifically in step: araştırmaya dayalı anlamda uyumlu

In step, gerçek anlamda insanların ayaklarını birlikte hareket ettirmesini anlatabilir. Mecaz anlamda ise hareket, zamanlama veya ilerleyiş bakımından uyumlu olmak demektir. Burada scientifically ifadenin anlamını daraltır: Bu eş zamanlılık, yakın bir arkadaşlığa yönelik övgüden ibaret değil, araştırmanın gözlemleyebileceği bir olgu olarak sunulur. Böylece on the same page ifadesinden bilinçli olarak bir adım ileri gidilir. On the same page ortak anlayışla ilgilidir; scientifically in step ise uyumlu örüntülere veya tepkilere işaret eder.

Alıştırma

İki ekip zamanlamalarını eşleştirdi ve çalışmalarını birlikte ayarladı. Hangi cümle onları en iyi anlatır?

  1. They stayed in step.
  2. They were on the same page.
  3. They were out of step.
Cevabı göster

They stayed in step.

So are these same processes at play when you fall in love? Kalıp ifadeler

4:05

Peki aşık olduğunuzda da aynı süreçler mi devrede oluyor?

Kalıp ifadeler

at play: devrede olan süreçler

Bu soruda at play, “işler durumda olmak veya etkide bulunmak” anlamına gelir. Konuşmacı, bir insan âşık olduğunda aynı süreçlerin yaşananları şekillendirip şekillendirmediğini soruyor. Burada play, “eğlenmek” anlamında değil, deyimsel olarak kullanılmıştır. Be fiilinden sonra gelen at play, çoğunlukla bir durumda etkin olan soyut etkenleri, güçleri veya süreçleri anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede at play, “işler durumda olmak veya etkide bulunmak” anlamındadır?

  1. The final score is still in play.
  2. The children are at play in the yard.
  3. Several hidden factors are at play in the team's decision.
Cevabı göster

Several hidden factors are at play in the team's decision.

Kalıp ifadeler

fall in love: romantik bir duruma geçmek

Fall in love, “birine romantik anlamda sevgi duymaya başlamak” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Burada fall fiziksel olarak aşağı düşmeyi anlatmaz; kişinin âşık olma durumuna geçişini belirtir. Kime âşık olunduğunu söylemek için fall in love with someone kullanılır. Sorudaki gibi with ile başlayan bir ifade yoksa kalıp yalnızca bu romantik duruma girmeyi anlatır.

Alıştırma

“Birine romantik anlamda sevgi duymaya başlamak” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: Maya and Leo spent months together and slowly began to ____.

Cevabı göster

fall in love

Take a whirlwind tour of the Deyimler

4:09

Bu videoyla ilk kıvılcımdan son gözyaşına kadar

brain from first spark to last tear with this video. Deyimler

4:10

beyinde baş döndürücü bir tura çıkın.

Deyimler

a whirlwind tour: hızlı ve geniş kapsamlı bir genel bakış

Burada a whirlwind tour, bir konunun birçok bölümünü kısa sürede ele alan hızlı ve yoğun bir tanıtım anlamına gelir. Whirlwind mecazidir; tur gerçekten bir fırtınanın içinde gerçekleşmez. Bu ifade genellikle derinlikten çok kapsam genişliğini vurgular. Bu cümlede videoyu enerjik gösterir ve bir ilişkinin tüm hikâyesi boyunca beyne hızlı bir genel bakış sunacağını anlatır.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste geçen ve hızlı, geniş kapsamlı bir genel bakış anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: In twenty minutes, the guide gave us ____ of ancient Rome.

Cevabı göster

a whirlwind tour

Deyimler

from first spark to last tear: tüm duygusal yolculuğu belirtmek

from X to Y kalıbı, bir aralığın veya hikâyenin başlangıç ve bitiş noktalarını belirtir. Burada first spark ilk çekim ve heyecan duygusunu, last tear ise sondaki üzüntüyü temsil eder. Bu iki imge birlikte, tüm duygusal yolculuğu akılda kalıcı iki uç noktaya sıkıştırır. Bunlar şiirsel anlatımlardır; resmî bilimsel aşamalar değildir.

Alıştırma

from first spark to last tear özgün cümlede ne işe yarıyor?

  1. Bir ilişkinin ortasındaki tek bir mutlu ana işaret eder.
  2. İlk çekimden son üzüntüye kadar tüm duygusal yolculuğu özetler.
  3. Bilimsel aşamalardan oluşan gerçek bir diziyi adlandırır.
Cevabı göster

İlk çekimden son üzüntüye kadar tüm duygusal yolculuğu özetler.

Or watch this video to learn why boredom can be a crucial part of your development. Kalıp ifadeler

4:13

Ya da can sıkıntısının neden gelişiminizin çok önemli bir parçası olabileceğini öğrenmek için bu videoyu izleyin.

Kalıp ifadeler

a crucial part of your development: gelişiminin çok önemli bir parçası

a crucial part of your development ifadesinde crucial, süreç veya sonuç için son derece önemli demektir. a crucial part of X kalıbı, bir şeyin daha büyük olan X’in içindeki temel ögelerden biri olduğunu anlatır. Burada your development, yeteneklerinin, düşünme biçiminin ve olgunluğunun gelişmesini ifade eder. Cümle, can sıkıntısının bu gelişimde önemli bir rol oynayabileceğini öne sürer; can be bunun kesinlik değil, olasılık olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi “bir şeyin kilit bileşeni” anlamındaki hedef ifadeyle tamamla: Regular practice is ____ improving your skills.

Cevabı göster

a crucial part of