Elon Musk Neden 50.000 Dolarlık Bir Evde Yaşıyor?: İngilizce çalışma notları
Newsthink
Video özeti: Haberlere göre Elon Musk California'daki mülklerden vazgeçip Teksas'ta SpaceX yakınında küçük bir eve geçti. Haber bu seçimi sahada çalışma, Boca Chica ve roketlerle ilişkilendiriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. parting ways with (deyimler ve mecazi dil): insan ayrılığını anlatan sözün, gerçek bir veda olmadan eşyaları satmak anlamına gelebildiğini kavrayın. 2. light enough to be towed (dil bilgisi ve kalıplar): sıfat + enough to + edilgen mastar ile bir niteliğin nesne üzerinde eyleme olanak verdiğini ifade edin. 3. Lone Star State. (kültür ve bağlam): bunun Texas için yerleşik bir lakap olduğunu tanıyın ve Amerikan haberlerinde doğru eyaletle eşleştirin.
Bu derste
Yeah. Elon Musk used to own plenty of real estate in California, Dilbilgisi
0:00Evet. Elon Musk eskiden Kaliforniya'da pek çok gayrimenkule sahipti,
used to own: Artık Değişmiş Bir Geçmiş Durum
Used to + fiilin yalın hâli, geçmişte tekrarlanan bir alışkanlığı veya bir süre devam etmiş geçmiş bir durumu anlatır. Bu cümlede used to own, mülk sahibi olma durumunun geçmişte geçerli olduğunu belirtir. Genellikle bugünle bir karşıtlık kurar: artık o gayrimenkullere sahip değildir veya eski durum başka bir şekilde değişmiştir. Herhangi bir eylemi yalnızca geçmiş zamana taşımak için kullanılmaz.
Alıştırma
Cümleyi used to ve own fiiliyle tamamlayın: Leo no longer has a cabin, but he ____ one.
Cevabı göster
used to own
but in 2020, he went on a huge selling spree, Kalıp ifadeler
0:04ancak 2020 yılında büyük bir satış çılgınlığına başladı
went on a huge selling spree: Kısa Sürede Art Arda Yapılan Büyük Satışlar
Go on a ... spree, belirtilen etkinliği oldukça kısa bir süre içinde birçok kez veya büyük ölçekte yapmak anlamına gelir. Selling, spree sözcüğünü niteler; bu nedenle went on a huge selling spree, kısa ve yoğun bir dönemde çok sayıda gayrimenkul sattığını anlatır. Spree, yoğunluk veya aşırılık hissi ekler. Huge ölçeği daha da büyütür; ifade, yalnızca birkaç gayrimenkul sattığını söylemekten daha canlıdır.
Alıştırma
Rina bir öğleden sonra on beş eski oyuncağı internette satışa koydu. Kısa sürede tekrarlanan bu satış davranışını en iyi hangi cümle anlatır?
- She went on a huge selling spree.
- She made one sale.
- She sold toys regularly for ten years.
Cevabı göster
She went on a huge selling spree.
parting ways with his multi-million dollar properties one by one by one by one. Notlar
0:07ve milyon dolarlık mülkleriyle birer birer yollarını ayırdı.
Mülkler için kullanılan parting ways with
Bu cümlede parting ways with, iki kişinin fiziksel olarak farklı yönlere yürümesini anlatmaz. Nesnesi properties olduğu için mülklerin satılmasını veya mülkiyetten vazgeçilmesini, sahibinin onlara veda etmesi gibi sunar. part ways with + kişi, kuruluş veya şey kalıbı, bir bağı sona erdirmek anlamına gelir. Bu bağı gerçekte hangi eylemin sona erdirdiğini bağlam gösterir; burada en olası eylem mülklerin satılmasıdır.
Alıştırma
Mülkiyetin sona erdiğini canlı ve gazetecilik tarzında anlatan, derste öğrenilen üç kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The company is ____ three unused offices.
Cevabı göster
parting ways with
one by one by one by one ifadesinde vurgulu tekrar
One by one, öğelerin sırayla ve ayrı ayrı ele alındığını zaten belirtir. Daha fazla by one eklemek isteğe bağlıdır ve ifadeyi daha uzun bir söz zincirine dönüştürür. Burada uzatılmış tekrar, bilgiyi uzun süren bir satış dizisi olarak düzenler. Ritmi, ayrı eylemlerin sayısını daha fazla ve durumu daha dramatik hissettirir; bu bir vurgu yöntemidir, dil bilgisi gereği değildir.
Alıştırma
The files disappeared one by one by one by one cümlesinde uzatılmış tekrarın temel etkisi nedir?
- Anlamı «hepsi aynı anda» olacak şekilde değiştirir.
- Sıralamanın daha uzun ve dramatik hissedilmesini sağlar.
- Dil bilgisi açısından doğru olan tek biçimdir.
Cevabı göster
Sıralamanın daha uzun ve dramatik hissedilmesini sağlar.
a beautiful Bay Area estate that he describes as a special place,
0:17özel bir yer olarak tanımladığı güzel bir Bay Area malikanesi,
hit the market: satışa sunulmak
Bu cümlede hit the market, “satışa sunuldu” veya “satılık olarak listelendi” anlamına gelir. Emlak bağlamında ev, haziran ayında alıcıların değerlendirebileceği mülkler arasına girmiştir. Özne + hit/hits/will hit the market kalıbı, bir şeyin halka açık biçimde satışa veya erişime sunulduğu anı gösterir. Buradaki hit fiziksel bir çarpma anlamında değildir ve ifade, bir alıcının onu zaten satın aldığını söylemez.
Alıştırma
Cümleyi bu derste öğrendiğiniz ve “satışa sunulmak” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The new phone will ____ next month.
Cevabı göster
hit the market
Not long ago, Musk packed his bags and moved to Texas, Deyimler
0:25Kısa süre önce Musk eşyalarını topladı ve Teksas'a taşındı,
packed his bags: ayrılmaya hazırlanmak
Packed his bags, sözcük anlamıyla eşyaları valize koymayı anlatır. Burada ardından gelen moved to Texas sözleri, Musk'ın eski evinden ayrılmaya hazırlandığını da gösterir; böylece anlatı hazırlıktan ayrılışa hızla geçer. Yeniden kullanılabilir kalıp pack + iyelik belirleyicisi + bags biçimindedir: I packed my bags; she packed her bags. Planlı bir yolculuğu, taşınmayı veya başka bir ayrılışı anlatmaya başlayabilir.
Alıştırma
Cümleyi pack one's bags ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: After accepting the job overseas, Lena ____ and left for Madrid.
Cevabı göster
packed her bags
which by the way has no personal income tax, Anlatım akışı
0:28bu arada burada kişisel gelir vergisi yok,
yan bilgi belirteci olarak by the way
By the way, vergi bilgisinin Teksas hakkındaki cümleye eklenmiş yan bilgi olduğunu gösterir. Bu ayrıntıyı yeni ana konu yapmak yerine arka planda tutar. By the way ifadesini duyduğunuzda, konuşanın yararlı veya ilginç bulduğu kısa bir ek yorum bekleyin.
Alıştırma
Cümleyi yan yorum ekleyen üç kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: We need to leave by five. ____, did you bring your umbrella?
Cevabı göster
By the way
whereas the Golden State imposes the highest level of income tax on its residents. Dilbilgisi
0:30Altın Eyalet (Kaliforniya) ise sakinlerine en yüksek seviyede gelir vergisi uyguluyor.
doğrudan karşıtlık kuran whereas
Whereas, başka bir olguyla doğrudan karşıtlık oluşturan bir olguyu tanıtır. Burada Kaliforniya’nın yüksek gelir vergisi, Teksas’ta kişisel gelir vergisi olmamasıyla karşılaştırılır. Cümlecik düzeyindeki iki fikri birbirine bağlar ve bunları karşılaştırmanız gerektiğini gösterir; bir olayın diğeri sırasında gerçekleştiğini anlatmaz.
Alıştırma
Karşıtlığı açıkça belirten ve zaman anlamı olmayan bağlacı seçin: The old library is quiet, ___ the new study center stays busy all evening.
- when
- whereas
- while
Cevabı göster
whereas
a half hour's drive from Boca Chica, Kalıp ifadeler
0:37Boca Chica'dan arabayla yarım saat uzaklıkta,
a half hour's drive from: bir yeri sürüş süresiyle belirtmek
“A half hour's drive from Boca Chica” bir yerin konumunu arabayla ulaşmak için gereken süreyle belirtir. Yolculuğun arabayla yaklaşık otuz dakika sürdüğü anlamına gelir; mil veya kilometre cinsinden mesafe vermez. Yaygın bir kalıp “a/an + tekil zaman süresinin iyelik biçimi + drive from + yer” şeklindedir. Burada “half hour's” iyelik biçimindedir ve “drive” sözcüğünü niteler. Zaman süresi çoğulsa tanımlık kullanılmaz ve kesme işareti çoğul biçimden sonra gelir: “two hours' drive from”.
Alıştırma
Araba yolculuğu yaklaşık bir saat sürüyor. “an hour” ve vurgulanan kalıpla cümleyi tamamlayın: The campsite is ____ the city.
Cevabı göster
an hour's drive from
where SpaceX built its rocket facility for Starship.
0:39SpaceX'in Starship için roket tesisini inşa ettiği yerde.
But the second richest person in the world says instead,
0:42Ancak dünyanın en zengin ikinci kişisi bunun yerine,
he's chosen to rent a small home from his company located by the production site
0:45üretim sahasının yanında yer alan şirketinden küçük bir ev kiralamayı seçtiğini söylüyor,
a mere: bir miktarı şaşırtıcı derecede küçük göstermek
“A mere 50,000” ifadesinde “mere”, 50,000 sayısını konuşanın gözünde şaşırtıcı derecede küçük veya önemsiz gösterir. Sayı değişmez; ifade tarafsız bilgi vermek yerine bir değerlendirme ekler. “A mere + miktar/sayı” kalıbı çoğu zaman dinleyiciyi bu miktarı çok daha büyük, pahalı veya önemli bir şeyle karşılaştırmaya yönlendirir.
Alıştırma
On dakikayı şaşırtıcı derecede az gösteren, vurgulanan iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The repair was finished in ____ ten minutes—far faster than expected.
Cevabı göster
a mere
He reportedly lives in a foldable house in a box like this,
0:52Bildirildiğine göre, bunun gibi bir kutu şeklindeki katlanabilir evde yaşıyor,
The windows and walls unfold into a 400 square foot space
0:56Pencereler ve duvarlar açılarak 400 metrekarelik (feet kare) bir alana dönüşüyor,
complete with a kitchen, bathroom, bedroom, and living room. Kalıp ifadeler
1:00mutfak, banyo, yatak odası ve oturma odasıyla eksiksiz.
complete with: dahil olan özellikleri vurgulamak
Bu cümlede complete with, 400 fit karelik alana dahil olan odaları ve olanakları tanıtır. Buradaki complete, belirtilen özelliklerin tümünün dahil olduğunu anlatan bir sıfattır; bitirmek anlamındaki bir fiil değildir. Yapı, “isim veya be + complete with + özellik” şeklindedir. Yalnızca içeriği sıralamaz; bu özelliklerin bütünü iyi donanımlı ya da beklenmedik ölçüde kapsamlı gösterdiğini vurgular.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz iki sözcüklük ifadenin aynısıyla tamamlayın: The small studio is ____ a kitchen and a washing machine.
Cevabı göster
complete with
They're built by a startup called Boxabl, which had no comment about Musk's living situation when I reached out to them. Notlar
1:03Boxabl adlı bir girişim tarafından inşa ediliyorlar, onlara ulaştığımda Musk'ın yaşam durumu hakkında yorum yapmadılar.
had no comment: kamuya açık yanıt verilmediğini bildirmek
Had no comment, have no comment ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Haber dilinde, gazeteci şirketle iletişim kurduğunda Boxabl'ın soruyla ilgili kamuya açık bir açıklama yapmadığı anlamına gelir. Bu ifade şirketin ne bildiğini değil, verdiği yanıtın durumunu bildirir. Genellikle bir kişinin veya kuruluşun konuyu konuşmamayı seçtiğine işaret eder; dolayısıyla gazetecinin soru sormadığı ya da şirketin hiçbir şey bilmediği anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir haberde The company had no comment ifadesi büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Şirketin konu hakkında bilgisi yoktu.
- Gazeteci şirketle hiç iletişim kurmadı.
- Şirket kamuya açık bir yanıt vermedi.
Cevabı göster
Şirket kamuya açık bir yanıt vermedi.
reached out to: biriyle iletişimi aktif olarak başlatmak
Burada reached out to, “iletişime geçti” anlamındadır. Muhabir bilgi istemek için Boxabl ile iletişimi kendisi başlatmıştır; ifade fiziksel olarak elini uzatmayı anlatmaz. Reach out to + kişi veya kuruluş yapısı, iletişimi başlatmak için etkin bir girişimde bulunulduğunu gösterir. Soru sormak, yardım önermek veya birinin durumunu öğrenmek gibi belirli amaçlar bağlamdan anlaşılır.
Alıştırma
Cümleyi reach out to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The reporter ____ the library to confirm the event date.
Cevabı göster
reached out to
But the company has certainly been dropping hints about a new customer. Kalıp ifadeler
1:09Ancak şirket kesinlikle yeni bir müşteri hakkında ipuçları veriyordu.
dropping hints: doğrudan söylemeden ima etmek
Burada dropping hints, yeni müşterinin kim olduğunu doğrudan söylemek yerine dolaylı ipuçları vermek anlamındadır. Şirket bir olasılığı düşündürür, ancak bunu resmen doğrulamaz. Tek bir ipucu için drop a hint, birden fazla ipucu için drop hints kullanılır. Dropping hints gibi devam eden bir biçimde ipuçları zamanla birikebilir.
Alıştırma
Cümleyi drop hints ifadesinin -ing biçimiyle tamamlayın: The host never names the singer, but she keeps ____ about who will perform.
Cevabı göster
dropping hints
Boxabl showed off one of its units with a photo of SpaceX's Falcon 9 and had this to say about a special delivery. Notlar
1:15Boxabl, SpaceX'in Falcon 9'unun fotoğrafıyla birlikte birimlerinden birini sergiledi ve özel bir teslimat hakkında şunları söyledi.
showed off: etkilemek için sergilemek
Bu cümlede showed off, “insanların dikkatini çekmek ve onları etkilemek için gururla sergiledi” anlamındadır. Boxabl, ünitelerinden birini yalnızca göstermekle kalmayıp tanıtım amacıyla dikkat çekici biçimde sunuyordu. Show off ayrılabilen bir öbek fiildir: show something off veya show off something denebilir. Burada one of its units öbek fiilden sonra gelir. Off ifadenin bir parçasıdır; ünitenin kapatıldığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle bir şirketin dikkat çekmek ve insanları etkilemek için yeni bir ürünü sunduğunu doğal biçimde anlatır?
- The company showed off its new electric bike at the expo.
- The company showed its new electric bike to the repair technician.
- The company turned off its new electric bike at the expo.
Cevabı göster
The company showed off its new electric bike at the expo.
had this to say: ardından gelecek alıntıyı bildirmek
Had this to say ifadesindeki raporlama kalıbının tamamı, konuşanın tam veya önemli sözlerinin birazdan geleceğini dinleyiciye bildirir. Buradaki this, ardından gelen açıklama ya da alıntıya işaret eder; daha önce sözü edilen belirli bir nesneyi göstermez. Yaygın kalıp şöyledir: kişi veya kuruluş + had this to say about + konu + alıntı. Kaynağı ve konuyu, kaynağın sözlerinden önce belirterek bilgiyi düzenler.
Alıştırma
Cümleyi, ardından bir alıntı geleceğini bildiren dört kelimelik raporlama kalıbıyla tamamlayın: The scientist ____ about the discovery: “We found the answer in the oldest sample.”
Cevabı göster
had this to say
The portable homes have a starting price of 49,500 and are light enough to be towed by a Model X, Dilbilgisi
1:27Taşınabilir evlerin başlangıç fiyatı 49.500 ve bir Model X tarafından çekilebilecek kadar hafifler,
light enough to be towed: sıfat + enough + edilgen mastar
Sıfat + enough + to’lu mastar yapısında enough sıfattan sonra gelir. Light enough, evlerin sonraki eylemi mümkün kılacak hafiflik düzeyine ulaştığını anlatır. Edilgen mastar to be towed, evlerin eylemi yapan değil, eylemden etkilenen taraf olduğunu gösterir: Model X onları çekebilir. be olmadan to tow, evlerin başka bir şeyi çektiği anlamını verir.
Alıştırma
Cümleyi light + enough ve tow fiilinin edilgen mastarıyla tamamlayın: The small trailer is ____ by a family car.
Cevabı göster
light enough to be towed
twice as much: karşılaştırmanın çıkarılması
Twice as much, bir miktarın başka bir miktarın iki katı olduğu anlamına gelir. Burada Model X’in toplam fiyatı, evlerin başlangıç fiyatının iki katıdır; başlangıç miktarına ayrıca %200 eklemek anlamına gelmez. Tam yapı twice as much as the homes şeklindedir, ancak karşılaştırılan nokta açıksa as grubu çıkarılabilir. Much; para veya maliyet gibi bir miktar için uygundur.
Alıştırma
Bağlam: A small room costs $60, and a large room costs $120. İkinci cümleyi, toplam fiyatın ilk fiyatın iki katı olduğunu belirten karşılaştırma ifadesiyle tamamlayın ve zaten açık olan karşılaştırmayı yazmayın: The large room costs ____.
Cevabı göster
twice as much
By living: yöntem gösteren by + -ing
by + fiilin -ing biçimi, bir sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi belirtir. Burada By living, “yaşama eylemi yoluyla” anlamındadır; sonuç veya yarar sonraki yan cümlede gelir. Bir eylemi sonucuna bağlamak için by + verb-ing kullanılır: kişi bir eylemi yaparak sonuca ulaşır. Bu kullanımda by, “yanında” ya da “en geç” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi by + check fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: You can avoid mistakes ____ your work twice.
Cevabı göster
by checking
Musk has 24/7 access to all of SpaceX's developments
1:36SpaceX'in tüm geliştirmelerine 7/24 erişim sağlıyor,
as it powers full steam ahead in the hopes of sending humans to Mars. Notlar
1:40şirket insanları Mars'a gönderme umuduyla tam gaz ilerlerken.
Full steam ahead: en yüksek çabayla ilerlemek
Full steam ahead, “mümkün olan en yüksek hız, enerji ve kararlılıkla ilerlemek” anlamına gelen bir deyimdir. Buradaki powers full steam ahead, SpaceX’in çalışmalarını hedefe doğru hızlı ve kararlı biçimde ilerlettiğini anlatır. Bu imge buhar gücüyle çalışan ulaşım araçlarından gelir, ancak modern kullanımlar genellikle mecazidir. Hızlı ve kararlı ilerleme kaydeden bir projeyi, planı veya kuruluşu anlatabilir; gerçek buhar ya da fiziksel olarak ileri hareket gerekmez.
Alıştırma
Güncellemeyi steam içeren ve “en yüksek hız ve çabayla” anlamına gelen üç sözcüklü deyimle tamamlayın: Once the permit arrived, the building project moved ____.
Cevabı göster
full steam ahead
in the hopes of + -ing yapısı
In the hopes of + -ing, bir eylemi motive eden ve gerçekleşmesi umulan sonucu belirtir. Burada SpaceX'in, bir gün insanları Mars'a göndermeyi umduğu için ilerlemeye devam ettiği anlamına gelir. Bu ifade hedefi istenen fakat garanti edilmeyen bir sonuç olarak sunar. of bir edat olduğu için ardından gelen fiil send değil, sending gibi -ing biçiminde olur.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki dört sözcüklük İngilizce ifadeyi aynen kullanarak tamamlayın: The hikers started early ____ reaching the shelter before the storm.
Cevabı göster
in the hopes of
Musk has famously signaled his commitment to his companies by placing himself right in the center of the action, Deyimler
1:44Musk, kendisini tam da aksiyonun merkezine yerleştirerek şirketlerine olan bağlılığının sinyalini vermesiyle meşhurdur,
right in the center of the action: olayların tam merkezinde
The center of the action, önemli ve en yoğun faaliyetlerin gerçekleştiği yeri veya durumu anlatan bir deyimdir. Orada olmak, yalnızca geometrik bir merkezde durmak değil, doğrudan bulunmak ve sürece katılmak demektir. Burada Musk'ın şirketlerinin çalışmalarına bizzat katıldığını gösterir. Right ifadeyi güçlendirir; doğrudan veya tam olarak o hareketli noktada bulunmak anlamına gelir. left sözcüğünün karşıtı olan yönü belirtmez.
Alıştırma
İngilizce "During the launch, Priya stayed right in the center of the action," cümlesinde right in the center of the action ne anlama gelir?
- Herkesin izlediği kişi oldu.
- Önemli faaliyetin gerçekleştiği yerde doğrudan yer alıyordu.
- Odanın tam geometrik merkezinde duruyordu.
Cevabı göster
Önemli faaliyetin gerçekleştiği yerde doğrudan yer alıyordu.
like the times he sleeps at Tesla's factories,
1:49tıpkı Tesla'nın fabrikalarında uyuduğu zamanlar gibi,
when he and his brother started their first company,
1:54erkek kardeşiyle ilk şirketlerini kurduklarında,
his vision of a factory line of fully reusable launch vehicles supersedes any desire for luxurious living.
2:00tamamen yeniden kullanılabilir fırlatma araçlarından oluşan bir fabrika hattı vizyonu, lüks bir yaşam arzusunun önüne geçiyor.
Downsizing his house is a metaphor for downsizing his life in order to focus on his ambitions.
2:07Evini küçültmesi, hırslarına odaklanmak için hayatını küçültmesinin bir metaforudur.
And if making life multi-planetary weren't enough, Dilbilgisi
2:12Hayatı çok gezegenli hale getirmek yetmiyormuş gibi,
if ... weren't enough: eğer ... yetmeseydi
if X weren't enough kalıbında X, zaten olağanüstü derecede büyük, etkileyici veya şaşırtıcı bir şey olarak sunulur. Geçmiş biçim olan weren't varsayımsal bir bakış açısını gösterir; X'in gerçekten yeterli olup olmadığını sınamaz. Burada konuşmacı, giderek güçlenen bir anlatım oluşturmak için bu kalıbı kullanır: hayatı çok gezegenli hâle getirmek zaten devasa bir hedef olurdu ve cümle dinleyiciyi ek girişimlere hazırlar. Sonraki yan cümle ek noktayı çoğu zaman also, there's more veya benzer bir devam ifadesiyle tanıtır.
Alıştırma
Bu cümlede if making life multi-planetary weren't enough neyi gösterir?
- Bu hedef zaten son derece iddialıdır ve konuşmacı birazdan daha fazlasını ekleyecektir.
- Konuşmacı hedefin yeterince insanı destekleyip destekleyemeyeceğinden emin değildir.
- Hedef başarısız olmuştur, bu yüzden değiştirilmelidir.
Cevabı göster
Bu hedef zaten son derece iddialıdır ve konuşmacı birazdan daha fazlasını ekleyecektir.
he's trying to solve traffic congestion with the Boring Company,
2:15Boring Company ile trafik sıkışıklığını çözmeye çalışıyor,
wants to make humans smarter by implanting tiny wires with Neuralink.
2:18ve Neuralink ile küçük telleri implante ederek insanları daha zeki hale getirmek istiyor.
which has a gigafactory under construction in Austin. Kalıp ifadeler
2:24Austin'de inşaat halinde olan bir gigafabrikası var.
under construction: yapım aşamasında
Under construction, bir binanın, yolun, tesisin veya başka bir projenin şu anda yapıldığını ve henüz tamamlanmadığını belirtir. Buradaki under, sabit bir durum ifadesinin parçasıdır; bir şeyin fiziksel olarak başka bir şeyin altında olduğu anlamına gelmez. Bu cümlede ilgi yan cümlesi, Austin'deki gigafabrikanın hâlâ yapım aşamasında olduğunu söyler. Kalıp be + under construction şeklindedir: is under construction, was under construction veya will remain under construction.
Alıştırma
'Şu anda inşa ediliyor' anlamındaki iki kelimelik sabit ifadeyle cümleyi tamamlayın: The new bridge is still ____, so drivers cannot use it yet.
Cevabı göster
under construction
His girlfriend Grimes confirmed she has also moved to the Texas capital.
2:27Kız arkadaşı Grimes da Teksas'ın başkentine taşındığını doğruladı.
Musk is not the only billionaire to live frugally. Kalıp ifadeler
2:31Musk, tutumlu yaşayan tek milyarder değil.
live frugally: dikkatli harcamayı yaşam biçimi yapmak
live frugally ifadesinde live gündelik yaşamını sürdürmek anlamına gelir; frugally ise nasıl yaşandığını anlatan bir zarftır. İfade bir bütün olarak parayı dikkatli harcamayı ve gereksiz masraflardan kaçınmayı sürekli bir yaşam biçimi hâline getirmek demektir. Bu, kişinin yoksul olduğu veya her türlü rahatlıktan vazgeçtiği anlamına gelmez. Kişi daha fazlasını harcayabilecek durumda olsa bile vurgu harcamaları kontrol etmesindedir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Even after her salary increased, Maya chose to ____ and save for emergencies.
Cevabı göster
live frugally
Facebook's Mark Zuckerberg famously has a wardrobe of simple gray shirts.
2:33Facebook'tan Mark Zuckerberg, meşhur, sade gri tişörtlerden oluşan bir gardıroba sahip.
One of the most successful investors of all time,
2:38Tüm zamanların en başarılı yatırımcılarından biri olan,
often eats breakfast at McDonald's and still lives in the same house in Omaha that he purchased in 1958 for 31,500.
2:41sık sık McDonald's'ta kahvaltı yapıyor ve hala Omaha'da 1958'de 31.500'e satın aldığı evde yaşıyor.
Still, it's nothing like a tiny home in a box.
2:50Yine de, bir kutunun içindeki minik bir ev gibi değil.
Musk has also been seen at another property in Boca Chica Village,
2:53Musk, Boca Chica Village'da başka bir mülkte de görüldü,
The CEO has been spotted staying at this house that SpaceX remodeled and is said to be one of the nicest in the neighborhood. Dilbilgisi
2:58CEO, SpaceX'in yeniden modellediği ve mahalledeki en iyilerden biri olduğu söylenen bu evde kalırken görüldü.
Edilgen aktarımlar: has been spotted staying ... is said to be
Has been spotted staying, present perfect zamanda edilgen bir aktarım kalıbıdır. The CEO dilbilgisel öznedir, ancak CEO'yu gören kişilerin kim olduğu belirtilmez. Spotted sözcüğünden sonra, gözlemlenen eylemi sunmak için -ing biçimindeki staying gelir. Is said to be başka bir edilgen aktarım kalıbıdır, ancak bir görgü bilgisinden çok bir iddiayı aktarır. Burada özne this house ifadesidir: Evin en güzel evlerden biri olduğu söylenir. Her iki kalıp da belirli bir kaynak vermeyerek aktarımın ihtiyatlı duyulmasını sağlar, ancak farklı kanıt türlerine işaret eder.
Alıştırma
İki aktarımı dersteki kalıplarla tamamlayın. İlki doğrudan görgüyü, ikincisi doğrulanmamış bir iddiayı anlatıyor: The actor ____ leaving the clinic, and the building ____ over a century old.
Cevabı göster
has been spotted · is said to be
It was appraised at $47,000 in 2020 and is now worth more than three times that, Kelime
3:042020'de 47.000 dolar değer biçilmişti ve şimdi bunun üç katından daha fazla değerde,
appraised at + tutar: profesyonel değerleme
Gayrimenkul ve sigorta bağlamlarında, be appraised at + tutar, yetkili bir değerleme uzmanının bir varlığın değerini resmî olarak bu tutarda belirlediği anlamına gelir. Buradaki was appraised at $47,000, 2020'de yapılan profesyonel değerlemeyi bildirir. Değerleme, belirli bir zamandaki tahmini değerdir. Tek başına ilan fiyatını, satışta ödenen fiyatı veya bugünkü değeri göstermez.
Alıştırma
Hangi cümle, bunun ilan veya satış fiyatı olduğunu söylemeden bir uzmanın değeri tahmin ettiğini belirtir?
- The house sold for $350,000.
- The house was appraised at $350,000.
- The house was listed at $350,000.
Cevabı göster
The house was appraised at $350,000.
Real estate in Boca Chica has soared in value since Musk appealed for people to move to the area and said SpaceX would have thousands of job openings in the next few years. Kalıp ifadeler
3:11Musk'ın insanlara bölgeye taşınma çağrısı yapması ve SpaceX'in önümüzdeki birkaç yıl içinde binlerce iş açığı olacağını söylemesinden bu yana Boca Chica'daki gayrimenkul değerleri fırladı.
soared in value: hızlı ve büyük bir artış
Burada soared mecazi anlamdadır: çok hızlı ve büyük ölçüde yükselmek demektir. soared in value ifadesinde in value, neyin yükseldiğini belirtir; dolayısıyla ifade çok daha değerli hâle gelmek anlamına gelir. İfade, değişimi çarpıcı gösterir. Yalnızca rose in value demekten daha güçlüdür ve gerçek anlamda uçmayı anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümle bir eşyanın değerinde hızlı ve büyük bir artış bildirir?
- Vintage watches kept the same value after the discovery.
- Vintage watches soared in value after the discovery.
- Vintage watches rose slightly in value after the discovery.
Cevabı göster
Vintage watches soared in value after the discovery.
Water is trucked in: fiil olarak truck
Burada truck, “kamyonla taşımak” anlamında bir fiildir. Water eylemden etkilenen öge olduğu için cümlede edilgen is trucked yapısı kullanılır. Böylece cümle, suyu kimin getirdiğine değil suyun nasıl sağlandığına odaklanır. In yön bildirir: su başka bir yerden söz konusu yerin içine gelir. Bu, suyun yalnızca bir kamyonun içinde durduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “adaya kamyonla taşınan” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Because there is no local supply, drinking water is ____.
Cevabı göster
trucked in
The people who live here are mostly retired and come to spend the winters.
3:28Burada yaşayan insanlar çoğunlukla kışları geçirmeye gelen emeklilerden oluşuyor.
while others have refused and have complained of bullying by SpaceX to try and get them to sell. Notlar
3:35diğerleri reddetti ve satmalarını sağlamak için SpaceX'in zorbalık yapmasından şikayet ettiler.
complained of bullying: resmî anlatımda complain of
Complain of + isim, kişinin bir sorun, belirti veya zarar verici muamele yaşadığını bildirmesi anlamına gelir. Burada complained of bullying, bölge sakinlerinin zorbalığa ya da baskıya uğradıklarını söylediklerini belirtir. Bu yapı oldukça resmîdir ve haberlerde, resmî şikâyetlerde ve tıbbi raporlarda yaygındır. Bir haberde bölge sakinlerinin iddiasını aktarır; ifadenin kendisi zorbalığın gerçekten yaşandığını kanıtlamaz.
Alıştırma
Cümleyi “yaşadıklarını söylediler” anlamındaki iki sözcüklü resmî bildirim ifadesiyle tamamlayın: In the report, several workers ____ unfair treatment.
Cevabı göster
complained of
get them to sell: get + kişi + to-infinitive
get + kişi + to + fiil yapısında get, çoğu zaman çaba, etki, ikna veya baskı yoluyla birinin harekete geçmesini sağlamak anlamına gelir. Kişi get sözcüğünden, eylem ise to sözcüğünden sonra gelir. Burada them, teklifi kabul etmek istemeyen bölge sakinlerini; sell ise evlerini satmayı ifade eder. SpaceX onları satmaya ikna etmeye veya bunun için baskı yapmaya çalışmaktadır; get burada elde etmek anlamına gelmez. got them to sell gibi bir ifade normalde satışın gerçekleştiğini belirtir, ancak try and get them to sell yalnızca bir girişimi anlatır.
Alıştırma
Cümleyi get ve try sözcüklerinin doğru biçimleriyle tamamlayın: The coach used a simple example to ____ the players ____ the new drill.
Cevabı göster
get · to try
South Texas is precious to SpaceX because of its proximity to the equator, Kelime
3:40Güney Teksas, ekvatora yakınlığı nedeniyle SpaceX için çok değerli,
proximity to: yakınlık bildiren resmî isim öbeği
Proximity to, bir yere veya şeye yakınlık anlamına gelen resmî bir isim öbeğidir. Proximity zaten mesafenin kısa olduğunu belirtir; to ise referans olarak kullanılan yeri veya şeyi tanıtır. Bu cümlede Güney Teksas, ekvatora yakın olduğu için değerlidir. Bu öbek yalnızca genel bir konumu veya ölçülebilen herhangi bir mesafeyi değil, yakınlığı anlatır.
Alıştırma
Resmî isim öbeğini tek sözcükle tamamlayın: The clinic was chosen because of its proximity ____ the train station.
Cevabı göster
to
which gives rockets a boost in speed due to the rotation of the Earth. Kalıp ifadeler
3:44bu da dünyanın dönüşü sayesinde roketlere hız kazandırıyor.
give ... a boost in speed: ek hız kazandırmak
give X a boost in speed yapısında X'in hareket hızı ekstra artar. Bu cümlede Dünya'nın dönüşü roketlere bir miktar hız ekler; ancak hızlarının tek kaynağı bu değildir. give + nesne + a boost yapısı, bir şeyin yararlı bir ek gelişme sağladığını belirtir. a boost in + alan ifadesi performans, satış veya öz güven gibi alanlardaki ek artışları da anlatabilir.
Alıştırma
“The lighter battery gives the scooter a boost in speed,” cümlesinde “a boost in speed” ne anlama gelir?
- scooterın tüm güç kaynağı
- hareket hızında bir azalma
- hareket hızında ek bir artış
Cevabı göster
hareket hızında ek bir artış
The company also has a long history in the Lone Star State. Kültür
3:47Şirketin Yalnız Yıldız Eyaleti'nde (Teksas) uzun bir geçmişi var.
the Lone Star State: Teksas'ın lakabı
The Lone Star State, Teksas'ın yaygın olarak bilinen lakabıdır. Yalnız yıldız, Teksas bayrağındaki tek yıldızdan gelir ve eyaletin bağımsız bir cumhuriyet olduğu tarihle ilişkilidir. Bu cümlede Texas yerine bu lakabın kullanılması, ifadeye tanıdık ve biraz renkli bir medya üslubu katar. Ayrı bir yer olarak değil, doğrudan Teksas olarak anlaşılmalıdır.
Alıştırma
“Our team will play three games in the Lone Star State,” cümlesinde “the Lone Star State” hangi yeri ifade eder?
- Kaliforniya
- Florida
- Teksas
Cevabı göster
Teksas
It's had a rocket engine testing site north of Austin for two decades.
3:50Yirmi yıldır Austin'in kuzeyinde bir roket motoru test sahasına sahipler.
SpaceX has hinted that it wants to develop the Boca Chica area into a resort. Kalıp ifadeler
3:54SpaceX, Boca Chica bölgesini bir tatil beldesi olarak geliştirmek istediğini ima etti.
develop a place into a new use: bir yeri yeni bir kullanıma dönüştürmek
Bu cümlede develop fiilinin nesnesi the Boca Chica area, into a resort ise amaçlanan sonuçtur. Yapı develop + yer veya mülk + into + yeni biçim ya da kullanım şeklindedir: Birisi o yeri planlar, inşa eder veya değiştirir ve into sonrasında belirtilen şeye dönüştürür. Burada develop yalnızca “iyileştirmek” veya “üzerinde çalışmak” anlamına gelmez. Into öbeği planlanan dönüşümün sonucunu açıkça belirtir.
Alıştırma
Mülkün planlanan yeni kullanımını tanıtan edatla cümleyi tamamlayın: The company wants to develop the old factory ____ an arts center.
Cevabı göster
into
It posted a job for a resort development manager in 2020.
3:582020'de bir tatil köyü geliştirme müdürü için bir iş ilanı yayınladı.
Musk envisions a city called Starbase that would incorporate the small community.
4:02Musk, bu küçük topluluğu da içine alacak Starbase adında bir şehir hayal ediyor.
Boxabl has even pitched the idea of more housing units for the expansion of Starbase. Kalıp ifadeler
4:06Boxabl, Starbase'in genişlemesi için daha fazla konut ünitesi fikrini bile öne sürdü.
pitch the idea of: bir öneriyi ikna edici biçimde sunmak
Pitch the idea of, bir öneriyi başka bir kişi veya grubun desteklemesi, finanse etmesi ya da benimsemesi için sunmak ve tanıtmak anlamına gelir. Cümlede Boxabl daha fazla konut konusunu yalnızca gündeme getirmiyor; bu öneriyi Starbase’in genişletilmesinin bir parçası olarak aktif biçimde pazarlıyor. Yeniden kullanılabilen yapı pitch the idea of + isim veya -ing biçimi şeklindedir ve çoğu zaman hedef kitleyi belirten to + dinleyici ile devam eder: They pitched the idea of shared offices to the board.
Alıştırma
Hangi cümle, Maya’nın bir öneri için yatırımcıların desteğini kazanmaya aktif biçimde çalıştığı anlamına gelir?
- Maya pitched the idea of a neighborhood bakery to the investors.
- Maya heard the idea of a neighborhood bakery from the investors.
- Maya mentioned the idea of a neighborhood bakery to the investors.
Cevabı göster
Maya pitched the idea of a neighborhood bakery to the investors.
Konuyu değiştirmek veya yeniden ele almak için As for
As for, 50.000 dolarlık bu mütevazı meskeni konuşmacının şimdi ele alacağı konu olarak öne çıkarır. Burada dikkat başka bir yere kaydıktan sonra konuşmayı yeniden eve getirir. Kalıp As for + isim öbeği şeklindedir. Bir neden bildirmez; bilgiyi düzenler ve yaklaşık olarak “...e gelince” ya da “...konusunda” anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi bu derste öğrendiğiniz iki sözcüklü konu belirteciyle tamamlayın: We've agreed on the dates. ____ the hotel, I'll compare a few options tonight.
Cevabı göster
As for
humble abode: kişinin evine verdiği şakacı ve resmî tınlayan ad
Humble abode, mütevazı bir ev anlamına gelir; ancak sözcük seçimi anlamın yanında bir ton da taşır. Abode, home sözcüğünden daha resmî ve eski tarzdadır; humble ise yeri alçakgönüllü biçimde tanımlar. Bu uyumsuzluk ifadeyi çoğu zaman şakacı veya hafifçe kendini küçümseyen bir hâle getirir. Evin yoksul olduğunu ya da konuşmacının evinden utandığını kendiliğinden göstermez.
Alıştırma
Bir arkadaş küçük bir dairenin kapısını açıp “Welcome to my humble abode.” diyor. En olası ton hangisidir?
- Dairenin güvenli olmadığına dair resmî bir uyarı
- Dairenin fiyatı hakkında öfkeli bir şikâyet
- Konuşmacının kendi evinden şakacı ve hafifçe kendini küçümseyen biçimde söz etmesi
Cevabı göster
Konuşmacının kendi evinden şakacı ve hafifçe kendini küçümseyen biçimde söz etmesi
Musk is unlikely to buy million dollar digs in the future. Kelime
4:13Musk'ın gelecekte milyonlarca dolarlık malikaneler alması pek olası değil.
million dollar digs: pahalı bir ev
Burada digs, 'bir kişinin evi veya kaldığı yer' anlamına gelen, çoğul biçimli ve gündelik bir isimdir. million dollar digs ifadesinin tamamı yaklaşık bir milyon dolar değerindeki bir evi anlatır ve pahalı ya da lüks bir yer çağrışımı yapar. Kazı yapma eylemini anlatmaz. Million dollar, digs sözcüğünden önce birleşik bir niteleyici olarak kullanılır. Özenle düzenlenmiş yazılarda genellikle kısa çizgiyle million-dollar digs biçiminde yazılır.
Alıştırma
“Musk is unlikely to buy million dollar digs in the future,” cümlesinde million dollar digs ne anlama gelir?
- maliyetli bir kazı projesi
- pahalı bir ev
- Mars'ta kazı yapmak için kullanılan aletler
Cevabı göster
pahalı bir ev
Who needs one when Mars is calling? Anlatım akışı
4:19Mars çağırırken kimin bir eve ihtiyacı olur ki?
Who needs one when Mars is calling?: retorik bir kapanış
Bu cümlede one, daha önce geçen home sözcüğüne gönderme yapar. Who needs one ...? retorik bir sorudur: konuşan kişi gerçekten hangi insanların eve ihtiyacı olduğunu sormaz. Mars'a gitmekle karşılaştırıldığında ev sahibi olmanın önemsiz göründüğünü ima eder. Mars is calling, Mars'ı birini davet edebiliyormuş gibi kişileştirir. Retorik soru ve kişileştirme birlikte, konutla ilgili bir gerçeği canlı bir kapanış yorumuna dönüştürür: daha büyük bir görev, evi önemsememenin nedeni olarak sunulur.
Alıştırma
Konuşan kişi “Who needs one when Mars is calling?” ifadesiyle nasıl bir etki yaratıyor?
- Konuşan kişi, Mars'ı ev sahibi olmaktan daha büyük bir hedef olarak şakacı biçimde sunar.
- Konuşan kişi, Mars'ta evler bulunduğu için kimsenin eve ihtiyacı olmadığını söyler.
- Konuşan kişi, Mars'tan gelen telefonu kimin yanıtlaması gerektiğini sorar.
Cevabı göster
Konuşan kişi, Mars'ı ev sahibi olmaktan daha büyük bir hedef olarak şakacı biçimde sunar.
To call Musk a busy man is an understatement. Deyimler
4:22Musk'a meşgul bir adam demek hafif kalır.
To call X Y is an understatement: Y, X’i anlatmak için fazla hafif kalır
To call X Y is an understatement kalıbı, Y’nin X için doğru olduğunu ancak gerçeği fazlasıyla hafif anlattığını belirtir. Burada Musk’ın meşgul olduğu kesindir, fakat busy onun yönettiği çok sayıdaki zorlu projeyi tam olarak yansıtmaz. Bu, kasıtlı olarak hafif söylemektir; açıklamanın yanlış olduğu iddiası değildir. Konuşan kişi, güçlü bir yargıyı ölçülü görünen bir ifadeyle aktarır.
Alıştırma
Açıklamanın fazlasıyla hafif kaldığını gösteren tam ifadeyle cümleyi tamamlayın: After she led three emergency teams in one night, to call her busy ____.
Cevabı göster
is an understatement
He reportedly plans his day in 5 minute slots in order to make the best use of his time. Kalıp ifadeler
4:25Zamanını en iyi şekilde kullanmak için gününü 5 dakikalık dilimler halinde planladığı bildiriliyor.
make the best use of: en iyi şekilde değerlendirmek
Make the best use of something, sınırlı bir kaynağı olabildiğince etkili kullanmak anlamına gelir. Cümlede dikkatli planlama, onun zamanından olabildiğince fazla yarar elde etmesini sağlar. Kalıp make the best use of + isim veya zamir şeklindedir. Best, kaynağın ne kadar iyi kullanıldığını anlatır; kaynağın kendisinin en iyisi olduğunu söylemez.
Alıştırma
“Olabildiğince etkili kullanmak” anlamındaki dört sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: We have only one hour, so let's ____ our time.
Cevabı göster
make the best use of
If you'd like to learn how to be more productive,
4:30Eğer nasıl daha üretken olabileceğinizi öğrenmek isterseniz,
on the scale of: büyüklük veya dereceyi karşılaştırma
Burada on the scale of Musk, “Musk’ınkiyle karşılaştırılabilecek bir büyüklük veya derecede” demektir. maybe not karşılaştırmayı yumuşatır: verimliliği artırmak, Musk’la ilişkilendirilen alışılmadık derecede yüksek seviyeye ulaşmayı gerektirmez. Bir şeyin genel büyüklüğünü, kapsamını, maliyetini, yoğunluğunu veya derecesini başka bir şeyle karşılaştırmak için on the scale of + bilinen bir ölçüt kullanılır. Bu, genel bir seviye karşılaştırmasıdır; iki şeyin tamamen aynı olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede on the scale of ne anlama geliyor? “The science fair was exciting, but it was not on the scale of a national competition.”
- Bilim fuarı heyecan vericiydi ancak ulusal bir yarışmadan daha küçük veya daha dar kapsamlıydı.
- Bilim fuarı, ulusal bir yarışmanın kullandığı sayısal ölçekle puanlandı.
- Bilim fuarında ulusal bir yarışmayla tamamen aynı kurallar kullanıldı.
Cevabı göster
Bilim fuarı heyecan vericiydi ancak ulusal bir yarışmadan daha küçük veya daha dar kapsamlıydı.
try it out: bir şeyi kullanarak test etmek
Try it out, bir şeyin nasıl çalıştığını veya hoşunuza gidip gitmediğini görmek için onu kısa süre kullanmak ya da deneyimlemek demektir. Bu cümlede it hizmeti belirtir; out ise yalnızca düşünmek yerine gerçekten deneme anlamı katar. Try out ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir isimse hem try out the app hem de try the app out kullanılabilir. Nesne bir zamirse fiil ile parçacığın arasına gelmelidir: try it out denir, try out it denmez.
Alıştırma
Cümleyi try out ifadesini doğru sırayla kullanarak tamamlayın: “The board game is new, so let’s ____ before we decide whether to buy it.”
Cevabı göster
try it out
Author and video creator Thomas Frank helps me organize and improve my workflow as I craft my stories.
4:41Yazar ve video yaratıcısı Thomas Frank, hikayelerimi oluştururken iş akışımı düzenlememe ve geliştirmeme yardımcı oluyor.
Skillshare can also help you get better at making videos with classes on editing,
4:46Skillshare ayrıca kurgu,
and designing stand out YouTube thumbnails.
4:51ve öne çıkan YouTube küçük resimleri tasarlama dersleriyle video yapma konusunda daha iyi olmanıza da yardımcı olabilir.
There are thousands of inspiring classes broken up into short lessons. Öbek fiiller
4:54Kısa derslere bölünmüş binlerce ilham verici kurs var.
broken up into: küçük parçalara ayrılarak düzenlenen bir bütün
Bu cümlede broken up into, “daha küçük parçalara ayrılmış ve düzenlenmiş” anlamına gelir. classes daha büyük bütündür; short lessons ise bölme sonucunda oluşan birimlerdir. Edilgen be broken up into + parçalar kalıbı, bölme işini kimin yaptığından çok ortaya çıkan düzene odaklanır. Aynı kalıp; içerik, iş, zaman veya grupların daha küçük birimler hâlinde düzenlenmesini anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi bu derste öğrendiğiniz ve “bölünüp düzenlenmiş” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The online guide is ____ eight short sections.
Cevabı göster
broken up into
The first 1,000 people who use the link in my description will receive a 1 month free trial of Skillshare Premium.
5:00Açıklamamdaki bağlantıyı kullanan ilk 1.000 kişi 1 aylık ücretsiz Skillshare Premium denemesi alacak.