Gandalf'ın Ne Olduğu Hakkında Hiçbir Fikrin Yok: İngilizce çalışma notları
CGP Grey
Video açıklaması: Istari, Ainur ve Melkor'dan halklara, canavarlara, Sauron ile hobbitlere uzanan Orta Dünya yaratılışının canlı bir özeti. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. mistake the wizards as humans - Dil bilgisi ve cümle kalıpları: standart dışı mistake A as B kullanımını fark edip yanlış tanımlama için mistake A for B kalıbını kullanın. 2. hold his ground against - Deyimler ve mecazlı ifadeler: aynı yerde durmayı değil, rakibe veya baskıya karşı geri çekilmeden direnmeyi anlattığını kavrayın. 3. what with living underground - Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: açık bir neden veya arka plan etkeni eklemek için gündelik what with + isim ya da fiilimsi yapısını kullanın.
Bu derste
The Lord of the Rings has lots of different kinds of people,
0:00Yüzüklerin Efendisi'nde birçok farklı türde insan var,
There's like a million pages of background
0:06Bu dünyayı açıklayan yaklaşık bir milyon sayfalık arka plan bilgisi var,
explaining this world that goes much deeper than the books or the movies,
0:08ki bu, kitaplardan veya filmlerden çok daha derinlere iniyor,
here's a 4-minute summary starting with wizards.
0:12işte büyücülerden başlayan 4 dakikalık bir özet.
It's easy to mistake the wizards as humans trained in magic like elsewhere, Dilbilgisi
0:15Büyücüleri başka yerlerdeki gibi sihir eğitimi almış insanlar sanmak kolaydır,
mistake the wizards as humans: mistake A for B kullanımı
Bu cümlede mistake the wizards as humans, büyücüleri yanlışlıkla insan sanmak anlamına gelir. Anlatıcı yanlış bir sınıflandırmayı düzeltiyor; büyücülerin insanmış gibi davrandığını söylemiyor. Kastedilen yapı anlaşılırdır, ancak mistake A as B birçok konuşur için standart değildir. Standart İngilizcede mistake A for B veya mistake A to be B kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle bir kişiyi başka biri sanmayı standart İngilizcedeki yaygın kalıpla ifade ediyor?
- I mistook the new coach as my uncle.
- I mistook the new coach with my uncle.
- I mistook the new coach for my uncle.
Cevabı göster
I mistook the new coach for my uncle.
but in the Lord of the Rings wizards are low-ish level angels.
0:19ama Yüzüklerin Efendisi'nde büyücüler alt seviye meleklerdir.
Their power comes mostly from being supernatural Dilbilgisi
0:30Güçleri büyük ölçüde doğaüstü olmalarından gelir
comes mostly from X and not so much from Y: çoğunlukla X'ten gelir, Y'den daha az gelir
mostly X and not so much Y kalıbı iki açıklamayı önem sırasına koyar. X'in ana kaynak olduğunu, Y'nin ise daha az katkıda bulunduğunu anlatır; genellikle Y'nin hiç katkısı olmadığı anlamına gelmez. Bu cümlede doğaüstü olmak gücün ana kaynağı olarak sunuluyor. Book learning, çalışma yoluyla edinilen bilgi demektir ve cümle bunu tamamen reddetmek yerine önemini azaltır.
Alıştırma
Cümleyi mostly ... and not so much ... karşılaştırma kalıbını kullanarak tamamlayın: Her confidence comes mostly from experience and ____ formal training.
Cevabı göster
not so much from
Gündelik by who? ve resmî by whom?
Bu cümlede by, eylemi yapan kişiyi, yani onları göndermekten sorumlu olan kişiyi sorar. Anlatıcı by who? ifadesini kısa ve kendi kendine yönelttiği bir soru olarak kullanıp merak yaratır; başka birinden cevap beklememektedir. Günlük konuşmada birçok kişi bir edattan sonra who kullanır. Özenli resmî dil bilgisi nesne biçimi olan whom sözcüğünü kullanır; bu nedenle resmî biçim by whom? olur. Konuşma dilindeki bu kullanım, who sözcüğünün her edattan sonra resmî olarak doğru olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir yazar resmî bir hukuk mektubunda “The documents were signed by who?” cümlesini kullanıyor. Bu, bağlama uygun bir üslup seçimi midir?
- Evet. by who standart resmî biçimdir.
- Hayır. Bu resmî bağlamda by whom kullanılmalı veya soru yeniden yazılmalıdır.
Cevabı göster
Hayır. Bu resmî bağlamda by whom kullanılmalı veya soru yeniden yazılmalıdır.
We'll get to that in a second ile cevabı ertelemek
We'll get to that, “o konuyu ele alacağız veya açıklayacağız” anlamına gelir. Buradaki that, az önce sorulan soruya gönderme yapar. Konuşmacı cevabı erteler, ancak konuya çok yakında döneceğine söz verir. Böylece açıklama düzenli ilerler ve merak korunur. In a second, “çok yakında” anlamına gelen gündelik bir zaman ifadesidir; mutlaka tam olarak bir saniye demek değildir.
Alıştırma
Bir sunum yapan kişi, az önce sorulan bir sorunun cevabını kısa süre erteleyip çok yakında açıklayacağına söz vermek istiyor. Bunu en iyi hangi cümle ifade eder?
- We'll ignore that from now on.
- We'll get to that in a second.
- We got to that a second ago.
Cevabı göster
We'll get to that in a second.
to help the people of the world stand against evil,
0:37dünya halklarının kötülüğe karşı durmasına yardım etmek için,
not wildly successfully either. Ton ve niyet
0:40üstelik pek de çılgınca başarılı oldukları söylenemez.
Not wildly successfully either: kuru ve olumsuz hafifletme
not wildly successfully either ifadesinde either olumsuz bir düşüncenin içinde yer alır ve “o da değil” anlamını taşır. İki şey arasında seçim sunmak yerine, hayal kırıklığı yaratan başka bir gerçeği ekler. Wildly normalde successfully sözcüğünü güçlendirir, ancak not iddiayı tersine çevirir: sonuç büyük bir başarı sayılacak gibi değildir. Abartılı ölçüt ile sakin olumsuz anlatım kuru bir hafifletme yaratır; böylece anlatıcı başarısızlığı tarafsızca aktarmak yerine onunla alay eder.
Alıştırma
Bir çaba hakkında yapılan yorumda "not wildly successfully either." ne anlatır?
- Çabanın heyecan verici ve etkileyici bir biçimde başarıya ulaştığını söyler.
- Çabanın büyük bir başarı olmadığını kuru bir hafifletmeyle ekler.
- İki olası başarı türü sunar.
Cevabı göster
Çabanın büyük bir başarı olmadığını kuru bir hafifletmeyle ekler.
Saruman, the leader of the five with a mind of metal and wheels, Deyimler
0:42Metal ve çarklardan oluşan bir zihne sahip olan ve beşlinin lideri olan Saruman,
a mind of metal and wheels mecazı
with ile başlayan ifade Saruman'a ilişkin bir karakter betimlemesi ekler: onun "a mind of metal and wheels" olarak tanımlanan bir zihni vardır. Bu, fiziksel bir betimleme değil mecazdır; metal ve tekerlekler onun düşünme biçimini bir makine görüntüsüne dönüştürür. Bu endüstriyel görüntü makinelere, katı düzene ve kontrole duyulan ilgiyi düşündürür. Daha genel olarak a mind of + somut isimler biçimindeki sıkıştırılmış yapı, bir karakterin değerlerini veya düşünme tarzını göstermek için fiziksel imgeler kullanabilir.
Alıştırma
"with a mind of metal and wheels" Saruman hakkında ne düşündürür?
- Arabaları ve metal aletleri onarmakta ustadır.
- Beyni fiziksel olarak bir makineyle değiştirilmiştir.
- Düşünce biçimi makinelere, endüstriye ve kontrole duyduğu ilgiyle şekillenmiştir.
Cevabı göster
Düşünce biçimi makinelere, endüstriye ve kontrole duyduğu ilgiyle şekillenmiştir.
Radagast gets distracted by all the pretty nature.
0:45Radagast tüm o güzel doğaya dalarak odak noktasını kaybeder.
The Blue Wizards just kind of fade into the East,
0:47Mavi Büyücüler Doğu'ya doğru kaybolup giderler,
And it's only Gandalf that stays true to the quest. Kalıp ifadeler
0:52Ve göreve sadık kalan tek kişi Gandalf'tır.
Stay true to the quest: göreve sadık kalmak
Bu cümlede stays true to, bir şeye sadık kalmak veya bağlılığını sürdürmek anlamına gelir. Gandalf görevi terk etmek ya da ona ihanet etmek yerine görevi izlemeyi sürdürür; true burada olgusal olarak doğru demek değildir. Kalıp stay true to + bir hedef, söz, kişi veya ilkedir. Özellikle insanı yolundan çıkarabilecek bir etken varken, zaman içinde süren sadakati veya tutarlılığı anlatır.
Alıştırma
Cümleyi stay true to ile tamamlayın: Even under pressure, Maya promised to ____ her principles.
Cevabı göster
stay true to
Now, where there's angels, there's a god. Dilbilgisi
0:54Meleklerin olduğu yerde bir de tanrı vardır.
Where there's X, there's Y: X'in olduğu yerde Y vardır
Bu cümle, X'in bulunduğu veya ortaya çıktığı her durumda Y'nin de beklenebileceğini söylemek için where there is X, there is Y paralel kalıbını kullanır. Where genel bir durumu tanıtır; mutlaka fiziksel bir yeri anlatmaz. There is ifadesinin tekrarı angels kavramından a god sonucuna hızlıca ulaşılmasını sağlar ve konuşanın bir fikirden diğerine geçmesine yardım eder. Özenli standart İngilizcede çoğul isimle are kullanılır: Where there are angels, there is a god.
Alıştırma
Bilinen kalıbı where there's ... there's ... ile tamamlayın: ____ smoke, ____ fire.
Cevabı göster
Where there's · there's
In the beginning, there was naught but Eru and the infinite timeless nothing, Notlar
0:59Başlangıçta Eru ve sonsuz zamansız hiçlikten başka bir şey yoktu,
Bir yaratılış anlatısının açılışı olarak “In the beginning,”
Bu yaratılış anlatısı bağlamında In the beginning, dünya henüz şekillenmeden önce varoluşun en ilk anını anlatır. Ardından gelen her şeyi kökenleri açıklayan bir anlatı olarak çerçeveler. Bu sözler, Kutsal Kitap’taki Yaratılış bölümünün ünlü açılışını çağrıştırır. Bu çağrışım anlatıma ciddi, kutsal metinleri andıran ve destansı bir ton verir; yalnızca bir olayın önce olduğunu belirtmez.
Alıştırma
Bir yaratılış hikâyesinde In the beginning en güçlü biçimde neyi ifade eder?
- Bir göreve başlamaya yönelik sıradan bir talimat
- Daha sonra gerçekleşen iki olay arasındaki karşıtlık
- Her şeyin kökenini anlatan ciddi bir açılış
Cevabı göster
Her şeyin kökenini anlatan ciddi bir açılış
“dışında hiçbir şey yok” anlamındaki “naught but”
naught but X yapısında naught “hiçbir şey”, but ise “dışında” anlamına gelir. Yapının tamamı “X dışında hiçbir şey yok” veya daha basitçe “yalnızca X” demektir. Burada Eru ile zamansız boşluğun var olan her şeyi oluşturduğu söylenir. Naught eski ve edebî bir sözcüktür; bu yüzden naught but eski bir mite yakışan yüksek bir anlatım sesi oluşturur. Tarafsız modern İngilizcede normalde nothing but kullanılır.
Alıştırma
Bir fantastik hikâyede, “dışında hiçbir şey yok” anlamındaki tam iki sözcüklük edebî ifadeyle cümleyi tamamla: After the fire died, there was ____ ash and smoke.
Cevabı göster
naught but
so he created lots of angels to keep him company. Kalıp ifadeler
1:03bu yüzden ona yoldaşlık etmeleri için bir sürü melek yarattı.
keep someone company: birine arkadaşlık etmek
Keep someone company, bir kişinin kendini yalnız hissetmemesi için onun yanında kalmak veya onunla zaman geçirmek anlamına gelir. Bu cümlede melekler ona arkadaşlık eden varlıklar olarak sunuluyor. Yapı keep + person + company şeklindedir. Buradaki company, bir şirketi değil, arkadaşlığı ve eşlik etmeyi ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi ‘birinin yalnız kalmaması için yanında olmak’ anlamına gelen kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: I'll ____ while you wait for the doctor.
Cevabı göster
keep you company
Ilúvatar's angels are called the Ainur and are divided into two groups,
1:06Ilúvatar'ın meleklerine Ainur denir ve iki gruba ayrılırlar,
of which there are 14 or 15 depending on who you want to count,
1:10kimi saymak istediğinize bağlı olarak 14 veya 15 tanedirler,
So, the wizards are the Istari, a subset of the Maiar, Kelime
1:15Yani büyücüler, Maiar'ın bir alt grubu olan Istari'dir,
a subset of the Maiar: Maiar'ın bir alt kümesi
A subset of, bütün üyeleri daha büyük bir gruba ait olan daha küçük bir grubu belirtir. Burada Istari, Maiar içinde bir kategori oluşturur: tüm Istari, Maiar grubuna dahildir; ancak cümle tüm Maiar üyelerinin Istari olduğunu söylemez. a subset of + group yapısı, tek yönlü bir sınıflandırmayı açıkça belirtmek için kullanışlıdır.
Alıştırma
Hangi cümle, iki grubun aynı olduğunu söylemeden her üçgenin daha büyük çokgenler grubuna ait olduğunu doğru biçimde ifade eder?
- Triangles are the same as polygons.
- Triangles are a subset of polygons.
- Polygons are a subset of triangles.
Cevabı göster
Triangles are a subset of polygons.
which serve the Valar, all created by Ilúvatar.
1:17Valar'a hizmet ederler ve hepsi Ilúvatar tarafından yaratılmıştır.
Ilúvatar and all his angels sang together to make the world.
1:20Ilúvatar ve tüm melekleri dünyayı yaratmak için birlikte şarkı söylediler.
The harmony started out great, but there was one Valar named Melkor, Öbek fiiller
1:23Uyum harika başlamıştı, ancak Melkor adında bir Vala vardı,
Başlangıç durumunu anlatan started out + sıfat
Burada started out, bir şeyin “başlangıçta belirli bir durumda olması” anlamına gelir. Uyum ilk başta harikaydı ve but, bu durumun daha sonra değiştiğini gösterir. Uyumun bir yerden yola çıktığı anlamına gelmez. start out + sıfat kalıbı başlangıçtaki durumu anlatır: started out great, started out small, started out quiet. Bir şeyin zaman içinde nasıl geliştiğini anlatırken kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi start out ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The shop ____ small, but it later expanded.
Cevabı göster
started out
and just from the name Melkor, you know what's going to happen
1:26ve sadece Melkor adından bile ne olacağını anlarsınız,
even before learning he's also the smartest and the most powerful of the angels,
1:30onun meleklerin en zekisi ve en güçlüsü olduğunu öğrenmeden önce bile,
a bit of a loner: yumuşatılmış bir kişilik etiketi
a bit of a loner ifadesinde a bit of a, isimle yapılan kişilik tanımını yumuşatır. Konuşan kişi, bu insanın bazı loner özellikleri taşıdığını söylüyor; mümkün olan en güçlü yargıda bulunmuyor. Loner, genellikle yalnız kalmayı tercih eden veya gruplara pek katılmayan kişidir. Buradaki ifade hafif eleştirel ya da takılma amaçlı bir tanımdır; “bir loner’ın küçük bir parçası” anlamına gelmez.
Alıştırma
Mia genellikle tek başına çalışmayı ve yemek yemeyi seçiyor; bu onun alışılmış tercihidir. Hangi cümle kişiliğini yumuşatılmış biçimde tanımlar?
- Mia feels a bit lonely today.
- Mia is a bit of a loner.
- Mia is alone at the moment.
Cevabı göster
Mia is a bit of a loner.
Melkor didn't want just to be part of the chorus
1:35Melkor sadece koronun bir parçası olmak istemedi
and so his voice became discordant from the others
1:41ve böylece sesi diğerlerinden uyumsuz hale geldi
and created all the suffering and evil in the world.
1:43ve dünyadaki tüm acıları ve kötülükleri yarattı.
But Melkor's song also attracted some Maiar to his side,
1:46Ancak Melkor'un şarkısı bazı Maiar'ı da kendi tarafına çekti,
which means the Balrog is a low-level angel,
1:50bu da Balrog'un düşük seviyeli bir melek olduğu anlamına gelir,
making him on the same level of the power org chart as Gandalf, Dilbilgisi
1:52onu güç tablosunda Gandalf ile aynı seviyeye koyar,
on the same level ... as Gandalf: Gandalf'la aynı seviyede
On the same level ... as ... bir karşılaştırma kurar: X, Y ile eşit veya benzer bir sıraya yerleştirilir. Ölçeği belirtmek için level ile as arasına sözcükler gelebilir; burada bu işi of the power org chart yapar. Bu cümlede Balrog ile Gandalf, hikâyenin güç hiyerarşisinde benzer basamaklara yerleştirilir. Bu, her bakımdan aynı oldukları veya güçlerinin tamamen eşit olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi notta geçen beş sözcüklük karşılaştırma ifadesiyle tamamlayın: After the tournament, Kai is ____ the top-ranked players.
Cevabı göster
on the same level as
which explains why an old man can hold his ground against a giant lava monster. Deyimler
1:56ki bu da yaşlı bir adamın dev bir lav canavarına karşı neden ayakta kalabildiğini açıklar.
hold his ground against: birine veya bir şeye karşı geri adım atmamak
Hold his ground against, bir rakip veya baskı karşısında geri çekilmeden ya da boyun eğmeden sağlam durmak demektir. Ground fiziksel bir konumu anlatabilir, ancak deyim çoğunlukla bir görüşü savunmayı veya baskıya direnmeyi ifade eder. İyelik sözcüğü özneye göre değişir: I hold my ground; she holds her ground. Burada yaşlı adam canavara direnebilir; ifade onu yeneceğini garanti etmez.
Alıştırma
Cümleyi okuyun: During the debate, Omar held his ground against three critics. held his ground ne anlama gelir?
- Üç eleştirmenin hepsini hiç çaba göstermeden yendi.
- Fikrini hemen değiştirdi.
- Geri adım atmadan kendi görüşünü savunmayı sürdürdü.
Cevabı göster
Geri adım atmadan kendi görüşünü savunmayı sürdürdü.
Melkor also created some of the evil creatures in the world,
2:01Melkor ayrıca dünyadaki bazı şeytani yaratıkları da yarattı,
which finally gets us to things that aren't angels.
2:05bu da bizi nihayet melek olmayan şeylere getiriyor.
Other Valar also made their own non-angelic creations,
2:08Diğer Valar da kendi melek olmayan yaratımlarını yaptı,
though in a more cooperative spirit with Ilúvatar.
2:11gerçi Ilúvatar ile daha işbirlikçi bir ruh içindeydiler.
and his wife Yavanna made all of the animals and plants in the world
2:15ve karısı Yavanna dünyadaki tüm hayvanları ve bitkileri yarattı,
before capping off that minor task with the ents, Öbek fiiller
2:20bu küçük işi entlerle taçlandırmadan önce,
capping off: son bir eylemle tamamlamak
Cap off, bir dizi işi ya da etkinliği son bir eylem ekleyerek tamamlamak demektir. Bu cümlede capping off, listedeki son maddeyi tanıtır ve “her şeyi bitirmek için son bir şey daha” hissini verir. Kalıp cap something off şeklindedir. Nesne cap the evening off örneğindeki gibi cap ile off arasına ya da cap off the evening örneğindeki gibi off sözcüğünden sonra gelebilir. Buradaki kullanım mecazidir ve şapka takmakla ilgili değildir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki iki sözcüklü phrasal verb ile tamamlayın: We plan to ____ our class trip with a picnic by the lake.
Cevabı göster
cap off
While Ilúvatar seemed happy to leave it to his Valar to make most of the stuff, Dilbilgisi
2:24Ilúvatar eşyaların çoğunun yapımını Valar'ına bırakmaktan mutlu görünse de,
Leave it to someone to do something: bir işi birine bırakmak
Leave it to someone to do something, bir işin sorumluluğunu bir kişiye vermek demektir. Bu cümlede Ilúvatar, çoğu şeyi kendisi yapmak yerine bunların yapımını Valar'a bırakır. İlk to, leave it to kalıbının parçasıdır ve sorumlu kişiyi tanıtır. İkinci to ise görevi adlandıran mastar yapısını başlatır: leave it to [person] to [do something]. Buradaki it, devredilen konu veya kararın yerini tutar; bir yerde unutulan fiziksel bir nesne değildir.
Alıştırma
leave it to [person] to [do something] kalıbını kullanın: Let's ____ Maya ____ choose the music for the party.
Cevabı göster
leave it to · to
which makes them special and kind of above all the other living creatures.
2:30bu da onları özel kılıyor ve diğer tüm canlıların bir nevi üstüne çıkarıyor.
And of these two, the men are Ilúvatar's favorite children,
2:35Ve bu ikisi arasında, insanlar Ilúvatar'ın en sevdiği çocuklarıdır,
and he shows this by giving men shorter lives than everybody else,
2:38ve bunu insanlara diğerlerinden daha kısa ömürler vererek gösterir,
Tolkien dünyasında the gift of death ifadesinin anlamı
Burada the gift of death, ölümün genel olarak iyi olduğunu söyleyen bir ifade değil, Tolkien’ın kurgusal dünyasına özgü bir kavramdır. İnsanlar sonunda Arda’dan ayrılır ve bu yüzden onun kaderine sonsuza dek bağlı kalmaz. Ölümün bir armağan olarak adlandırılması bilinçli bir paradokstur: İnsanlar ölümü kayıp veya ceza olarak yaşayabilse de ölümlülük burada bir özgürlük biçimi olarak sunulur. Bu karşıtlık, ardından gelen alaycı yanıtı anlaşılır kılar.
Alıştırma
Bu cümlede ölüm neden bir armağan olarak adlandırılıyor?
- Çünkü sıradan İngilizcede ölüm hoş bir şey olarak övülür.
- Çünkü insanlara diğer tüm varlıklardan daha uzun yaşama sözü verilmiştir.
- Çünkü ölümlülük, insanların Arda’dan ayrılmasını ve sonsuza dek onun kaderine bağlı kalmamasını sağlar.
Cevabı göster
Çünkü ölümlülük, insanların Arda’dan ayrılmasını ve sonsuza dek onun kaderine bağlı kalmamasını sağlar.
Alaycı anlamda Thanks a lot, Dad.
Bu bağlamda Thanks a lot, Dad. içten bir teşekkür değildir. Konuşan kişi ölümü, baba konumundaki bir varlığın verdiği istenmeyen bir armağan olarak görür ve rahatsızlığını ifade etmek için kibar bir teşekkür biçimi kullanır. Thanks a lot içten olabilir; ancak açıkça kötü bir sonucun ardından çoğu zaman tersini ifade eder: Memnun değilim ve seni suçluyorum. Anlamı bağlam ve ses tonu belirler.
Alıştırma
Kardeşiniz kayıtlı oyununuzu sildi ve siz “Thanks a lot, Ben.” dediniz. Ne demek istiyorsunuz?
- Ben’den başka birine teşekkür etmesini istiyorum.
- Kızgınım ve Ben’i suçluyorum.
- Ben’in yardımı için içtenlikle minnettarım.
Cevabı göster
Kızgınım ve Ben’i suçluyorum.
But their short lives set them apart from the other creatures, Öbek fiiller
2:45Ama bu kısa ömürleri onları diğer yaratıklardan ayırır,
set them apart from: onları diğerlerinden ayırmak
Set someone or something apart from others, bir kişiyi ya da şeyi diğerlerinden belirgin biçimde farklı veya ayırt edici hâle getirmek demektir. Bu cümlede onları diğer canlılardan ayıran özellik kısa ömürleridir; fiziksel olarak birbirlerinden uzaklaştırılmıyorlar. Yapı set + nesne + apart from + karşılaştırma grubudur. Özne, farkı yaratan özellik veya eylemi belirtir.
Alıştırma
Cümleyi set ... apart from ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Its unusually clear sound ____ other small speakers.
Cevabı göster
sets it apart from
and they aren't tied to the music of creation and the world like everyone else,
2:48ve diğerleri gibi yaratılışın müziğine ve dünyaya bağlı değillerdir,
and so are able to forge their own futures. Deyimler
2:52bu yüzden kendi geleceklerini şekillendirebilirler.
forge their own futures: kendi geleceklerini şekillendirmek
Forge their own futures bir mecazdır. Forge sözcüğünün gerçek anlamı, metale ısı ve güç kullanarak şekil vermektir. Burada ise gelecek, insanların çaba ve seçimleriyle etkin biçimde yarattığı bir şey olarak sunulur. İyelik sözcüğü özneye göre değişir: forge my/your/her/our/their own future. Own, başkası ya da başka bir güç tarafından belirlenen yolu izlemek yerine bağımsızlığı vurgular. Their own futures biçimindeki çoğul kullanım, farklı insanların ayrı yaşam yolları oluşturduğunu öne çıkarabilir.
Alıştırma
Cümleyi forge one's own future ifadesinin uygun biçimiyle tamamlayın: Rather than follow the career chosen for him, Leo decided to ____.
Cevabı göster
forge his own future
These qualities make them the get-stuff-done species of Middle-earth. Kelime
2:54Bu nitelikler onları Orta Dünya'nın iş bitiren türü yapar.
Gündelik birleşik sıfat get-stuff-done
Get-stuff-done, get stuff done ifadesinden oluşturulmuş, canlı ve doğaçlama bir birleşik sıfattır. Kısa çizgiler tüm ifadeyi tek bir niteleyici hâline getirir; bir türü pratik, harekete geçen ve işleri sonuçlandırabilen olarak tanımlar. Buradaki stuff, görevleri veya sorunları geniş ve gündelik bir biçimde anlatır. İfade yalnızca meşgul olmayı değil, eylemi ve sonucu över.
Alıştırma
Pratik ve işleri sonuçlandırabilen anlamındaki gündelik birleşik sıfatı tamamlayın: We need a ____ leader for this project.
Cevabı göster
get-stuff-done
Elves on the other hand are so connected to the world, Anlatım akışı
2:58Elfler ise aksine dünyaya o kadar bağlıdırlar ki,
Karşıtlık işareti olarak on the other hand
On the other hand, dinleyiciye ikinci ve karşıt bir yönün geleceğini bildirir. Burada insanlarla ilgili anlatımdan elflerin farklı bir özelliğine geçerek karşılaştırmanın kolayca izlenmesini sağlar. İfadenin bütünüyle zıt bir düşünce sunması gerekmez. İlk noktanın nasıl değerlendirildiğini değiştiren farklı bir gerçek veya bakış açısı da ekleyebilir.
Alıştırma
İlk ifadeyi reddetmeden karşıt bir avantaj sunan bağlayıcıyı seçin: The library is small. _____, it is quiet and welcoming.
- On the other hand
- For example
- On the contrary
Cevabı göster
On the other hand
These species all but follow the flow of nature, Kelime
3:06Bu türler neredeyse tamamen doğanın akışını takip eder,
neredeyse anlamındaki all but
Bu cümlede all but, neredeyse ya da tamamlanmaya çok yakın anlamına gelen bir derece ifadesidir. follow fiilini niteler: Bu türler doğanın akışını etkin biçimde değiştirmeye çalışmak yerine neredeyse onu izler. all but vanished veya all but impossible örneklerinde olduğu gibi, all but bir fiil, sıfat veya ortaçtan önce geldiğinde bu anlam yaygındır. İfadeyi otomatik olarak biri hariç herkes anlamındaki bir istisna yapısı olarak yorumlamayın.
Alıştırma
By noon, the snow had all but disappeared cümlesinde all but disappeared ne anlama gelir?
- Kar neredeyse tamamen yok olmuştu.
- Kar henüz yok olmaya başlamamıştı.
- Kar dışındaki her şey yok olmuştu.
Cevabı göster
Kar neredeyse tamamen yok olmuştu.
and it's partly why the humans have such a hard time getting them to do anything, Dilbilgisi
3:08ve bu yüzden insanların onlara bir şey yaptırmakta o kadar zorlanmalarının nedenlerinden biri de budur,
have such a hard time getting + nesne + to-infinitive yapısı
have a hard time + -ing kalıbı, bir işi yapmanın zor olduğu anlamına gelir. such, a hard time ifadesindeki zorluk derecesini güçlendirir; bu yüzden have such a hard time getting, insanların bu süreci özellikle zor bulduğunu anlatır. have a hard time ifadesinden sonra -ing biçimi gerekir; bu nedenle getting kullanılır. getting aynı zamanda get + kişi + to-infinitive yapısını başlatır: getting them to do anything, onları ikna ederek ya da harekete geçirerek bir şey yapmalarını sağlamak demektir. have a hard time to get değil, have a hard time getting denir.
Alıştırma
Cümleyi tam olarak have such a hard time + -ing kalıbıyla tamamlayın: Why do you ____ the lid to close?
Cevabı göster
have such a hard time getting
getting them to do: get someone to do something yapısı
Get someone to do something, birini ikna ederek, teşvik ederek ya da başka bir yol bularak harekete geçmesini sağlamak demektir. Bu cümlede getting them to do anything, insanların söz konusu grupları harekete geçirmekte zorlandığını gösterir. Yapı get + kişi + to-infinitive şeklindedir. Them, etkilenmeye çalışılan grubu; to do ise yapılacak eylemi gösterir. Bu ifade çoğu zaman çaba veya karşı tarafın iş birliğinin gerektiğini düşündürür.
Alıştırma
Get someone to do something yapısının geçmiş biçimini ve eylemi yapan kişi olarak Leo adını kullanarak cümleyi tamamlayın: Yesterday, after several reminders, I finally ____ send the form.
Cevabı göster
got Leo to
when faced with: kısaltılmış edilgen yan cümle
When faced with, bir kişi veya şey bir durumla karşı karşıya kaldığında anlamına gelir. Bu, kısaltılmış bir edilgen yan cümledir: when they are faced with ifadesindeki bağlamdan anlaşılan özne ve be biçimi çıkarılınca when faced with olur. Burada çıkarılan they, daha önce söz edilen grupları gösterir. Bu kısa yapı, ana ifadenin geçerli olduğu koşulu ekler. Çevredeki cümle, gizli öznenin kim olduğunu kolayca anlaşılır kılmalıdır.
Alıştırma
When they are faced with yapısının kısaltılmış edilgen biçimiyle cümleyi tamamlayın: ____ a difficult choice, the committee asked for more time.
Cevabı göster
When faced with
which brings us to: önceki konuyu yeni konuya bağlamak
Bu cümlede which, daha önce sözü edilen ork ordularına gönderme yapar. which brings us to orcs yan cümlesi, önceki bilginin konuşmacıya artık orkların kendisinden söz etmek için doğal bir neden verdiğini anlatır. Bring burada mecazidir; hiç kimse fiziksel olarak bir yere götürülmez. X, which brings us to Y kalıbı konuları yalnızca sıralamak yerine bilgileri birbirine bağlar. X, dinleyiciyi Y’ye hazırlar; böylece geçiş ani değil, gerekçeli görünür.
Alıştırma
“The museum needs more space, which brings us to the expansion plan” İngilizce cümlesinde which brings us to ne yapar?
- Önceki noktayla hiçbir bağlantı kurmadan genişleme planına geçer.
- Daha fazla alan ihtiyacının doğal olarak genişleme planına götürdüğünü gösterir.
- Birinin müzeyi fiziksel olarak plana taşıdığını söyler.
Cevabı göster
Daha fazla alan ihtiyacının doğal olarak genişleme planına götürdüğünü gösterir.
Melkor was powerful, but couldn't make his own creatures as great as the elves and men,
3:16Melkor güçlüydü, ama kendi yaratıklarını elfler ve insanlar kadar muazzam yapamıyordu,
and so cheated by corrupting some of them in the beginning
3:20bu yüzden başlangıçta onların bazılarını yozlaştırarak hile yaptı
and selectively breeding them over the generations into these creatures.
3:22ve nesiller boyunca onları seçici olarak bu yaratıklara dönüştürdü.
This business Melkor was up to of torturing elves, making monsters,
3:26Melkor'un elflere işkence etme, canavarlar yapma,
recruiting angels from the other side, eventually,
3:30sonunda karşı taraftan melekler toplama işi,
but unsurprisingly, led to a war that Melkor loses
3:32hiç de şaşırtıcı olmayan bir şekilde, Melkor'un kaybettiği
got him banished: get + nesne + geçmiş zaman ortacı
Got him banished, get + object + past participle, yani get + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısını izler. Him nesnedir; banished ise onun yaşadığı edilgen sonucu anlatır: sürgün edilen kişi odur. Burada got, bir şeyi almak ya da gidip getirmek değil, bir sonuca neden olmak anlamındadır. Bu yapı, nesnenin yaşadığı sonuca odaklanır. Bağlama göre neden kasıtlı, ayarlanmış veya tamamen beklenmedik bir sonuç olabilir; bu cümle yalnızca önceki olayın onun sürgün edilmesiyle sonuçlandığını söyler.
Alıştırma
Leo’nun eyleme maruz kaldığını göstermek için İngilizce cümleyi get + Leo + remove yapısının geçmiş biçimiyle tamamlayın: One serious complaint ____ from the team.
Cevabı göster
got Leo removed
All of the conflict in the Lord of the Rings comes long after
3:37Yüzüklerin Efendisi'ndeki tüm çatışmalar,
the epic good versus evil fight of that universe.
3:40o evrenin destansı iyilik ve kötülük savaşından çok sonra gerçekleşir.
Sauron, the big bad who caused all of the trouble in these books, Kelime
3:43Bu kitaplardaki tüm belalara neden olan büyük kötü adam Sauron,
the big bad: hikâyenin başlıca kötü karakteri
Bu cümlede the big bad, hikâyenin başlıca kötü karakteri veya en büyük tehdidi anlamına gelen gayriresmî bir isim öbeğidir. Sauron'un hikâyedeki rolünü belirtir; kelime anlamıyla iri ve kötü birini tarif etmez. Bu ifade filmler, diziler, oyunlar ve kitaplar hakkında yapılan rahat sohbetlerde yaygındır. Belirli tanımlık the, herkesin tanıması beklenen merkezî tehdidi gösterir.
Alıştırma
Gündelik bir incelemede the big bad bu cümlede ne anlama gelir? “The heroes finally discover that the mayor is the big bad.”
- kahramanın en güçlü arkadaşı
- çok iri ve kötü davranan biri
- hikâyenin başlıca kötü karakteri
Cevabı göster
hikâyenin başlıca kötü karakteri
who started his career as Melkor's lieutenant. Kalıp ifadeler
3:49ki kariyerine Melkor'un teğmeni olarak başlamıştı.
start one's career as + rol: kariyerine bir rolde başlamak
Start one's career as + rol, belirtilen rolün kişinin daha uzun bir kariyerinin veya yolculuğunun ilk görevi ya da aşaması olduğunu anlatır. Bu yan cümlede his, Sauron'a gönderme yapar ve Melkor's lieutenant onun başlangıçtaki rolünü belirtir. Kalıp start + iyelik + career + as + rol şeklindedir. Burada career, kurgusal bir kötü karakterin yükselişi için mizahi biçimde kullanılır; lieutenant ise mutlaka modern bir askerî rütbe değil, önemli bir yardımcı veya ast anlamındadır.
Alıştırma
Cümleyi start one's career as kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After college, Lena ____ a lab assistant.
Cevabı göster
started her career as
After the war, he did make a ring to focus his strength, Dilbilgisi
3:51Savaştan sonra gücünü odaklamak için gerçekten de bir yüzük yaptı,
Vurgulu geçmiş zaman did make
Buradaki did make, geçmiş zamanın vurgulu biçimidir. “Gerçekten yaptı” ya da “kesinlikle yaptı” anlamına gelir: konuşmacı yüzüğün yapıldığını doğrular veya bu noktayı kabul eder; soru ya da olumsuzluk kurmaz. Yapı did + fiilin yalın hâli şeklindedir. Geçmiş zamanı did taşıdığı için made değil, make kullanılır. he made ile karşılaştırıldığında he did make karşıtlık vurgusu ekler ve çoğu zaman önceki bir izlenimi düzeltir ya da sınırlar.
Alıştırma
Cümleyi call fiilinin vurgulu geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: “I thought Maya had forgotten, but she ____ me yesterday.”
Cevabı göster
did call
Yan konuyu kapatmak için that's a story for another time kullanımı
That’s a story for another time, yan konuyu kapatmaya yarayan bir söylem kalıbıdır. Konuşmacı yan konunun ilginç olabileceğini kabul eder ama bilinçli olarak onu şimdilik anlatmaz ve ana konuya döner. Another time gelecekteki başka bir fırsat anlamına gelir; hikâyenin farklı bir tarihsel dönemde geçtiği anlamına gelmez. Bu kalıp, bilgiye bir sınır koyarak anlatıyı düzenler: söz konusu ayrıntı daha sonraki bir konuşmaya veya açıklamaya aittir.
Alıştırma
Bir sunumda konuşmacı “How we found the missing files is a story for another time.” diyor. Konuşmacı ne yapıyor?
- Bu yan konuyu erteleyip mevcut açıklamayı ana çizgide tutmak
- Hikâyeyi belirlenmiş bir zamanda anlatacağına söz vermek
- Dosyaların farklı bir tarihsel dönemde bulunduğunu iddia etmek
Cevabı göster
Bu yan konuyu erteleyip mevcut açıklamayı ana çizgide tutmak
Last but not least: son unsuru en önemsiz olarak sıralamadan tanıtmak
“Last but not least”, bir listedeki son kişiyi veya şeyi tanıtan kalıplaşmış bir geçiş ifadesidir. “but” sözcüğünün kurduğu karşıtlık, bu unsurun en son anılmasına rağmen en önemsiz unsur olmadığını belirtir. Burada ifade, listeyi düzenler ve hobbitleri daha az önemliymiş gibi göstermeden son grup olarak tanıtır.
Alıştırma
Son konuğu tanıtırken bu kişinin hâlâ önemli olduğunu vurgulayan kalıplaşmış geçiş ifadesini tamamlayın: “____, please welcome our school librarian.”
Cevabı göster
Last but not least
what with living underground: resmî olmayan bir neden eklemek
Bir isim veya -ing biçiminin önünde kullanılan “what with”, bir durumu açıklamaya yardımcı olan bir ya da daha fazla etkeni belirtir. “what with living underground” ifadesinde “living” bir -ing biçimidir ve ifade yaklaşık olarak “yer altında yaşadıkları düşünülürse” ya da “kısmen yer altında yaşadıkları için” anlamına gelir. Bu bir soru değildir. Burada hobbitlerin neden cücelerle akraba görünebileceğine ilişkin yan bir neden ekler; ana ifade bu söz öbeğinin dışında devam eder. Bu yapı çoğu zaman konuşanın, dinleyicinin kolayca görebileceği arka plan nedenlerine işaret ettiği izlenimini verir.
Alıştırma
Cümleyi “what with” ve “walk” fiilinin -ing biçimini kullanarak tamamlayın: “The day was exhausting, ____ for hours and carrying heavy bags.”
Cevabı göster
what with walking
the vertical challenge: boyla ilgili mizahi bir kelime oyunu
Burada the vertical challenge, kısa boy veya ufak tefek olma anlamına gelen şakacı bir isim öbeğidir. Kısa birini, sanki boyu yalnızca aşılması gereken bir zorlukmuş gibi anlatan mizahi örtmece vertically challenged ifadesinin isim öbeğine dönüştürülmüş biçimidir. Bu ifade tırmanma ya da yukarı doğru hareket etme güçlüğünden bahsetmez. what with sonrasındaki nedenler listesinde ortak bir fiziksel özelliği adlandırır ve alaycı, komik bir ton katar.
Alıştırma
Bu cümlede the vertical challenge ne anlama geliyor?
- Yüksek bir şey inşa etme yarışması
- Cücelerin dik durabilme yeteneği
- Yer altından tırmanarak çıkmanın zorluğu
- Hobbitlerin kısa boyu
Cevabı göster
Hobbitlerin kısa boyu
there is little written of their origin other than the phrase related to men.
4:05kökenleri hakkında insanlarla akraba oldukları ibaresinden başka pek bir şey yazılmamıştır.
For such an important and pivotal race, there is little ...: beklenti ile gerçek arasındaki karşıtlık
Baştaki For such an important and pivotal race ifadesi, bu ırkın ne kadar önemli ve merkezi olduğu düşünüldüğünde anlamına gelir. Burada for, devamındaki bilgiyi değerlendirmek için kullanılan ölçütü belirtir; amaç ya da süre bildirmez. For such a/an + isim, + cümlecik kalıbı önce bir beklenti oluşturur, ardından şaşırtıcı bir uyumsuzluk gösterir. Önemli bir halkın kökeninin normalde iyi belgelenmiş olması beklenir; ancak there is little written çok az bilginin kaydedildiğini belirtir.
Alıştırma
Şaşırtıcı bir uyumsuzluk göstermek için For such a/an + isim kullanan cümleyi seçin.
- For such an experienced pilot, she makes a surprising number of basic mistakes.
- Because she is an experienced pilot, she handles emergencies calmly.
- To become an experienced pilot, she trained for many years.
- For three years, she has flown international routes.
Cevabı göster
For such an experienced pilot, she makes a surprising number of basic mistakes.
Turns out: sonucu ortaya koyan gündelik bir ifade
Turns out, sonucu ortaya çıkaran gündelik bir söylem belirtecidir. Konuşanın öğrendiği bir durumu tanıtır; özellikle de sonuç şaşırtıcıysa veya önceki bir beklentiden farklıysa kullanılır. Burada, bir milyon sayfanın bile sınırlı oluşunu nihai bulgu olarak sunarak cümledeki bilgiyi düzenler. It turns out that ifadesinin kısaltılmış biçimidir; Turns out sonrasında tam bir yan cümle gelebilir.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrenilen ve sonucu ortaya çıkaran iki sözcüklü gündelik belirteçle tamamlayın: ____, the museum is free on Fridays.
Cevabı göster
Turns out