Deniz canavarı bilmecesini çözebilir misiniz? - Dan Finkel: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
663 kelime 140 kel/dk

Video açıklaması: Bir hükümdar, incileri üç kademedeki deniz canavarları arasında kalansız ve eşit biçimde paylaştırılabilecek tek sandığı bulmalıdır. Eski rakamlar okunamadığından çözüm, 7, 11 ve 13’e bölünebilme koşuluna ve 1.001’in katlarında oluşan tekrarlı rakam örüntüsüne dayanır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. According to legend, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bu kalıbı, ardından gelenleri doğrulanmış bir gerçek değil, aktarılagelen bir anlatı olarak sunan hikâye başlangıcı şeklinde tanıyın; efsane, söylenti veya kurmaca bir ortamı açıkça tanıtmak için kullanın. 2. divisible by — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Bir sayının başka bir sayıya kalansız bölünebildiğini belirten standart matematik terimini anlayıp kullanın; böylece çarpanlar, katlar ve eşit paylaşım koşullarıyla ilgili açıklamaları takip edin. 3. get a feel for — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: Birkaç örnek denemenin, resmî açıklamaya ya da genel sonuca geçmeden önce bir konunun işleyişine ilişkin ilk sezgiyi kazandırdığını anlatırken bu doğal ifadeyi kullanın.

Bu derste

According to legend, Anlatım akışı

0:06

Efsaneye göre,

Anlatım akışı

According to legend: bilgiyi geleneksel bir hikâye olarak çerçevelemek

According to legend, doğrulanmış kanıtlara değil, geleneksel bir hikâyeye dayandığı söylenen bilgiyi tanıtır. Burada devamındaki içeriğin efsanevi bir hikâye dünyasına ait olduğunu belirtir. Giriş çerçevesi olarak kullanıldığında, sonraki iddia gelmeden önce dinleyiciye onu nasıl yorumlaması gerektiğini söyler. Bu ifadede legend, geleneksel bir hikâye anlamındadır; harita veya grafikteki simgeleri açıklayan anahtar değildir.

Alıştırma

According to legend hangi durumda en uygun giriş ifadesidir?

  1. Doğruluğu kanıtlanmamış geleneksel bir hikâyeyi anlatmadan önce
  2. Bir deneyle doğrulanmış sonucu bildirmeden önce
  3. Resmî bir tarifeden kalkış saati vermeden önce
Cevabı göster

Doğruluğu kanıtlanmamış geleneksel bir hikâyeyi anlatmadan önce

once every thousand years Kalıp ifadeler

0:08

bin yılda bir

a host of sea monsters Kalıp ifadeler

0:10

bir grup deniz canavarı

emerges from the depths

0:12

derinliklerden ortaya çıkar

to demand tribute Kelime

0:13

haraç talep etmek için

Kalıp ifadeler

once every thousand years: her döngüde bir kez

once every thousand years, her bin yıllık dönemde bir kez anlamına gelir. Yeniden kullanılabilen kalıp once every + zaman uzunluğudur: once every two weeks, her iki haftalık dönemde bir kez demektir. Burada once olayın kaç kez gerçekleştiğini sayar, dolayısıyla “bir kez” anlamındadır. I once lived there. cümlesindeki gibi “geçmişte bir zaman” anlamına gelmez.

Alıştırma

“Her dört yıllık dönemde bir kez” anlamını vermek için once every + a time period kalıbını kullanın: The international tournament is held ____.

Cevabı göster

once every four years

Kalıp ifadeler

a host of sea monsters: büyük bir deniz canavarı grubu

a host of sea monsters ifadesinde a host of, çok sayıda veya büyük bir grup anlamına gelir. İfadenin tamamı birçok deniz canavarını birlikte anlatır. Buradaki host bir miktar ifadesinin parçasıdır; konuk ağırlayan kişi ya da program sunucusu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi okuyun: A host of volunteers arrived before sunrise. a host of volunteers ne anlama gelir?

  1. Konukları karşılayan tek bir gönüllü
  2. Etkinliği sunan kişi
  3. Çok sayıda gönüllü
Cevabı göster

Çok sayıda gönüllü

Kelime

to demand tribute: zorla haraç istemek

to demand tribute ifadesinde to, eylemin amacını gösterir: yaratıklar haraç talep etmek için ortaya çıkar. Demand, kibarca rica etmek değil, güçlü biçimde istemek demektir. Tribute, daha zayıf bir halkın ya da yerin boyun eğdiğini göstermek veya güvenlik elde etmek için bir hükümdara, fatihe ya da tehdit oluşturan bir güce verdiği para veya değerli mallardır. Bu nedenle ifade, sıradan bir hediyeyi değil, eşit olmayan güç ilişkisindeki zorunlu ödemeyi anlatır.

Alıştırma

Hangi durum demand tribute ifadesinin anlamına en uygundur?

  1. Bir devlet düzenli yıllık vergilerini toplar.
  2. Bir arkadaş kibarca doğum günü hediyesi ister.
  3. Fatih bir hükümdar, yenilmiş her köye korunma karşılığında altın vermesini emreder.
Cevabı göster

Fatih bir hükümdar, yenilmiş her köye korunma karşılığında altın vermesini emreder.

from the floating city of Atlantartica.

0:15

Atlantartika'nın yüzen şehrinden.

As the ruler of the city, Dilbilgisi

0:19

Şehrin yöneticisi olarak,

you'd always dismissed the stories Dilbilgisi

0:20

bu hikayeleri her zaman reddetmiştiniz

until today,

0:22

bugüne kadar,

Dilbilgisi

As the ruler of the city: As + rol

Burada As, “... sıfatıyla” anlamına gelir. Bu öbek, ana cümlenin öznesi olan you'nun rolünü belirtir ve bu role bağlı bakış açısını ya da sorumluluğu gösterir. Kullanılabilir kalıp As + rol bildiren isim öbeği, + ana cümledir. Rol ile ana cümlenin öznesi normalde aynı kişiyi gösterir; burada you yöneticidir.

Alıştırma

Hangi cümlede as, konuşanın rolünü belirtmek için kullanılmıştır?

  1. I can run as quickly as your captain.
  2. As your captain, I am responsible for the team's safety.
  3. As your captain arrived, the meeting began.
Cevabı göster

As your captain, I am responsible for the team's safety.

Dilbilgisi

you'd always dismissed ... until today: geçmişteki tutum ve dönüm noktası

Buradaki You'd, you had'in kısaltmasıdır. Had always dismissed past perfect yapısındadır: Hikâyenin daha sonraki bir noktasından geçmişe bakar ve hikâyeleri önemsememe tutumunun o noktadan önce devam ettiğini gösterir. Until today, bugünkü olayları sınır olarak belirler. Yalnızca bir tarih vermekle kalmaz; bugün bir şeyin gerçekleşip önceki tutumu değiştirdiğini güçlü biçimde ima eder. Kullanılabilir anlatı kalıbı had always + geçmiş ortaç + until + dönüm noktasıdır.

Alıştırma

Cümleyi dismiss fiilinin past perfect biçimi ve always ile tamamlayın: The board ____ the warnings until the audit revealed the fraud.

Cevabı göster

had always dismissed

when seven leviathan lords

0:23

yedi leviathan lordu

rose out of the roiling waters

0:26

dalgalı sulardan yükselip

and surrounded your city.

0:28

şehrinizi kuşattığında.

Each commands 10 giant kraken, Kelime

0:30

Her biri 10 dev krakene komuta ediyor

Kelime

commands 10 giant kraken: command sözcüğünün “komuta etmek” anlamı

Burada commands, “on emir vermek” değil, “üzerinde yetki sahibi olup yönetmek” anlamına gelir. Command geçişli bir fiildir ve 10 giant kraken onun doğrudan nesnesidir; yani bu yaratıklar öznenin kontrolü altındadır. Bu anlam, tek seferlik bir emirden çok kalıcı bir komuta zincirini gösterir. Bir birliği, mürettebatı, gemiyi veya fantastik gücü kimin yönettiğini anlatan ifadeleri anlamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Command fiilini “bir grubun komutasında olmak ve onu yönetmek” anlamında kullanan cümle hangisidir?

  1. The general gives a command over the radio.
  2. The general commands a unit of five hundred soldiers.
  3. The general commands the soldiers to wait.
Cevabı göster

The general commands a unit of five hundred soldiers.

and each kraken is accompanied by 12 mermites. Kalıp ifadeler

0:33

ve her krakene 12 mermit eşlik ediyor.

Kalıp ifadeler

is accompanied by: edilgen be accompanied by yapısı

Is accompanied by, accompany fiilinin edilgen biçimidir. Özne, yanında biri veya bir şey bulunan kişi ya da varlıktır; by sonrasındaki isim de eşlik eden kişiyi veya şeyi belirtir. Bu cümlede anlatımın merkezinde her bir kraken vardır ve 12 mermites onunla birliktedir. İfade, krakene uygulanan önemli bir eylemi değil, devam eden bir eşlik düzenini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi be ve accompany ile kurulan üç sözcüklü geniş zaman edilgen yapısıyla tamamlayın: On every school trip, the young actor ____ a parent.

Cevabı göster

is accompanied by

Your city's puny army

0:37

Şehrinizin cılız ordusu

is hopelessly outmatched. Kelime

0:39

umutsuz derecede yetersiz.

Kelime

hopelessly outmatched: kazanmanın neredeyse imkânsız olduğu bir dezavantaj

Bu cümlede hopelessly outmatched, şehrin ordusunun güç veya sayı bakımından rakiplerinden o kadar geri olduğunu ve neredeyse hiç kazanma şansı olmadığını anlatır. Outmatched, is fiilinden sonra kullanılan bir geçmiş zaman ortacıdır: ordu, rakibin üstün geldiği taraftır. Hopelessly, outmatched ifadesinin derecesini güçlendirir. Biraz daha zayıf olmayı değil, aşılması neredeyse imkânsız olan ciddi bir dezavantajı anlatır; outmatched, “başarıyla eşleştirilmiş” demek değildir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir tarafın neredeyse hiç kazanma şansı olmayacak kadar ciddi bir dezavantajda olduğunu gösterir?

  1. The two chess players are evenly matched.
  2. The school team is hopelessly outmatched by the national champions.
  3. The coach matched each player with a training partner.
Cevabı göster

The school team is hopelessly outmatched by the national champions.

You think back to the legends. Öbek fiiller

0:41

Efsaneleri hatırlıyorsunuz.

Öbek fiiller

think back to: geçmişteki bir zamanı veya deneyimi hatırlamak

Think back to, zihni geçmişteki bir şeye yöneltip onu hatırlamak demektir. Back, fiziksel bir hareketi değil, düşüncede zamanda geriye gitmeyi gösterir; to ise hatırlanan zamanı, olayı, deneyimi veya kişiyi tanıtır. You think back to the legends. cümlesinde efsaneler, şimdi önemli olabileceği için yeniden hatırlanan eski bilgilerdir. Yeniden kullanılabilen kalıp think back to + isim veya -ing biçimidir; think back to childhood ve think back to meeting her buna örnektir.

Alıştırma

Think ile başlayıp to ile biten ve “geçmişteki bir zamanı hatırlamak” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: When I see this photo, I ____ my first day at school.

Cevabı göster

think back to

In the stories,

0:43

Hikayelerde,

the ruler of the city saved his people

0:44

şehrin yöneticisi halkını kurtardı

by feeding the creatures a ransom of pearls. Kalıp ifadeler

0:47

yaratıklara fidye olarak inci yedirerek.

Kalıp ifadeler

by feeding the creatures ...: by + -ing ile yöntem belirtme

By + -ing, bir sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi gösterir. Burada by feeding the creatures a ransom of pearls, hükümdarın halkını nasıl kurtardığını açıklar: incileri yaratıklara fidye olarak vermiştir. Feed, feed + alan kişi veya varlık + verilen şey biçimindeki çift nesneli kalıpla kullanılabilir. Feed the creatures a ransom of pearls bunun bir örneğidir. Feed normalde yiyecek vermekle ilgilidir; ancak bu fantastik kullanımda inciler, yaratıkların talebini karşılamak için verilen şeydir ve sıradan bir yemek değildir.

Alıştırma

Cümleyi by ve give fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The guide helped the visitors ____ each person a map.

Cevabı göster

by giving

The pearls would be split equally Kalıp ifadeler

0:50

İnciler eşit olarak bölünürdü

between the leviathan lords.

0:52

leviathan lordları arasında.

Kalıp ifadeler

would be split equally between: belirli katılımcılar arasında eşit paylaşım

Would be split edilgen bir fiil öbeğidir; bölme eyleminden etkilenen şey incilerdir. Bu anlatıda would, bölüşümün hikâyedeki geçmiş bir noktadan daha sonra gerçekleştiğini gösterir. Equally her efendinin aynı payı alması demektir; between ise bu payları alacak tarafları tanıtır. Between yalnızca tam olarak iki tarafla sınırlı değildir. Buradaki leviathan efendileri gibi açıkça belirlenmiş ve birbirinden ayrı üç veya daha fazla katılımcıyla da kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle dört finalistin ödül parasından eşit pay alacağını doğal biçimde ifade eder?

  1. The prize money will split equally between the four finalists.
  2. The prize money will be split equally between the four finalists.
  3. The prize money will be split equal to the four finalists.
Cevabı göster

The prize money will be split equally between the four finalists.

Each leviathan would then divide its share Kalıp ifadeler

0:55

Daha sonra her leviathan payını bölerdi

into 11 equal piles,

0:57

11 eşit yığına,

Kalıp ifadeler

divide its share into 11 equal piles: divide A into B kalıbı

divide A into B kalıbı, A’yı ayırarak B ile belirtilen parça ya da gruplara dönüştürmek demektir. Burada its share, her leviathan’ın aldığı payı; 11 equal piles ise bölme işleminin sonucunu belirtir. Equal, her yığında aynı miktar olduğunu gösterir. Bu cümlede share, “pay” anlamında bir isimdir; “bir kısmını başkasına vermek” anlamındaki fiil değildir.

Alıştırma

Cümleyi divide A into B kalıbıyla tamamlayın: ____ the dough ____ six equal pieces.

Cevabı göster

Divide · into

keeping one and giving the other 10 Dilbilgisi

0:59

birini saklayıp diğer 10'unu vererek

to their kraken commanders.

1:02

kraken komutanlarına.

Dilbilgisi

keeping one and giving the other 10: paralel -ing öbekleri

Keeping one ve giving the other 10, birbirine paralel iki -ing öbeğidir. Bölünmüş yığınların nasıl kullanıldığını açıklayan iki eş görevli eylem ekler: biri tutulur, kalan on tanesi ise komutanlara verilir. Bu -ing öbekleri önceki ana cümleye bağlıdır. İki eylemi de o cümlenin öznesi yaptığı için keeping ve giving yeni ana fiiller değildir. The other 10, “on bir parçadan oluştuğu bilinen kümede kalan on parça” demektir.

Alıştırma

Cümleyi keep ve give fiillerinin -ing biçimleriyle tamamlayın: She divided the twelve tickets into two groups, ____ two and ____ the other ten to her friends.

Cevabı göster

keeping · giving

Each kraken would then divide its share

1:04

Her kraken daha sonra payını bölerdi

into 13 equal piles,

1:07

13 eşit yığına,

keeping one and distributing the other 12

1:09

birini saklayıp diğer 12'sini dağıtarak

to their mermite minions.

1:12

mermit minyonlarına.

If any one of these divisions Dilbilgisi

1:15

Eğer bu bölmelerden herhangi biri

left an unequal pile or leftover pearl, Kelime

1:16

eşitsiz bir yığın veya artan bir inci bıraksaydı,

Kelime

left ... veya leftover ...: kalan bir sonucu anlatmak

Burada left, leave fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Özne bölme işlemidir ve left, işlemin sonucunu nesne olarak alır: işlem eşit olmayan bir yığın oluşturmuş ya da bir incinin artmasına neden olmuştur. Bölme işleminin bir yerden ayrıldığı anlamına gelmez. Leftover pearl ifadesinde leftover, pearl sözcüğünü niteleyen tek kelimelik bir sıfattır ve “bölme işleminden sonra kalan” anlamına gelir. Bu nedenle left ve leftover, ikisi de kalan bir şeyle ilgili olsa da farklı dil bilgisi görevlerine sahiptir.

Alıştırma

Dersteki iki İngilizce kelimeyle tamamlayın: önce leave fiilinin geçmiş zamanını, ardından “kalan” anlamındaki tek kelimelik sıfatı yazın: The card-dealing process ____ two uneven piles and one ____ card.

Cevabı göster

left · leftover

the monsters would pull everyone

1:20

canavarlar herkesi

Dilbilgisi

If any one of ...: tek bir üye sonucu tetikleyebilir

If yan cümlesi bir koşul kurar: bölme işlemlerinden yalnızca birinde bile kötü bir sonuç çıkması, ana cümledeki sonucun gerçekleşmesi için yeterlidir. Bu nedenle bütün bölme işlemlerinin tam sonuç vermesi gerekir. Any one of + çoğul bir grup, “o gruptaki tek tek üyelerden herhangi biri” anlamına gelir. Her üyenin sonucu tetikleyebileceğini vurgular; tam olarak yalnızca bir üyenin başarısız olacağı anlamına gelmez.

Alıştırma

Çoğul bir gruptan önce kullanılan ve “gruptaki tek tek üyelerden herhangi biri” anlamına gelen üç sözcüklü İngilizce ifadeyi yazın: If ____ these sensors detects smoke, the alarm will sound.

Cevabı göster

any one of

to the bottom of the sea.

1:22

denizin dibine çekerdi.

Such was the fate Dilbilgisi

1:24

Böyleydi kaderi

of your fabled sister city.

1:25

efsanevi kardeş şehrinizin.

Dilbilgisi

Such was the fate: resmî bir özet için öne alınmış devrik yapı

Such was the fate of ... yapısında such, az önce anlatılan sonucun tamamına gönderme yapar ve “...’nın kaderi buydu” anlamını verir. Burada such sözcüğünden sonra eksiltilmiş bir isim yoktur. Tamamlayıcı olan such başa alınır, bağ fiili was ise özne olan the fate ifadesinden önce gelir. Bu devrik yapı, önceki anlatımı güçlü ve resmî bir biçimde özetler.

Alıştırma

Hedef devrik yapıyı kullanarak resmî anlatımı tamamlayın: The mine closed, and the town was soon deserted. ____ of many nearby communities.

Cevabı göster

Such was the fate

You rush to the ancient treasure room

1:28

Eski hazine odasına koşuyorsunuz

and find five chests,

1:30

ve beş sandık buluyorsunuz,

each containing a precisely counted number of pearls

1:32

her biri hassas bir şekilde sayılmış inci içeriyor

prepared by your ancestors

1:35

atalarınız tarafından hazırlanan

for exactly this purpose. Kalıp ifadeler

1:37

tam olarak bu amaç için.

Kalıp ifadeler

for exactly this purpose: hazırlığı belirli bir ihtiyaçla tam olarak eşleştirmek

For exactly this purpose, “tam da bu belirli kullanım veya amaç için” demektir. For amacı gösterir; exactly ise yapılan hazırlığın mevcut ihtiyaca tam olarak uyduğunu vurgular. This purpose, bağlamda zaten açık olan bir amaca gönderme yapar. Bu cümlede incilerin, şu anda karşılaşılan krizin ta kendisi için atalar tarafından önceden hazırlandığını gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle, yedek anahtarın şimdi ortaya çıkan belirli ihtiyaç için hazırlandığı anlamına gelir?

  1. The backup key was kept for some purpose.
  2. The backup key was kept for exactly this purpose.
  3. The backup key was kept on purpose.
Cevabı göster

The backup key was kept for exactly this purpose.

Each of the chests bears a number Kelime

1:40

Sandıkların her birinde bir numara var

Kelime

bears a number: üzerinde bir numara bulunur

Burada bears, bear fiilinin üçüncü tekil şahıs biçimidir ve “üzerinde bulundurmak veya göstermek” anlamına gelir. Her sandığın üzerinde yazılmış, oyulmuş ya da başka bir biçimde işaretlenmiş bir numara vardır. bear fiilinin bu kullanımı, bir nesnenin üzerinde görünür bir ad, numara, sembol, yazıt veya benzer bir işaret bulunduğunu anlatır. Bu cümlede hayvan olan “ayı” ya da “katlanmak” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede bears, “üzerinde görünür bir işaret bulundurmak veya göstermek” anlamındadır?

  1. The old coin bears the image of a bird.
  2. Two bears are standing near the river.
  3. She bears the pain without complaining.
Cevabı göster

The old coin bears the image of a bird.

telling how many pearls it contains.

1:42

içinde ne kadar inci olduğunu söyleyen.

Unfortunately,

1:45

Ne yazık ki,

the symbols they used to write digits

1:46

rakamları yazmak için kullandıkları semboller

1,000 years ago have changed with time, Kalıp ifadeler

1:48

1.000 yıl öncesinden bu yana zamanla değişti

and you don't know how to read the ancient numbers.

1:51

ve siz eski sayıları nasıl okuyacağınızı bilmiyorsunuz.

Kalıp ifadeler

changed with time: zamanla değişti

changed with time ifadesinde with time, “zaman geçtikçe” anlamına gelir. Semboller aynı kalmamış, yavaş yavaş farklı biçimlere dönüşmüştür. Tam fiil öbeği have changed, geçmişteki gelişimi bugünkü sonucuna bağlar: eski semboller günümüzde kullanılanlardan farklıdır. Aynı kalıp dil, gelenekler, teknoloji veya görüşlerdeki değişimleri de anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümle dillerin zaman geçtikçe yavaş yavaş farklılaştığını söyler?

  1. Languages take time to learn.
  2. Languages change with time.
  3. Language classes begin on time.
Cevabı göster

Languages change with time.

With hundreds of thousands of pearls in each chest,

1:54

Her sandıkta yüz binlerce inci olduğu için,

there's no time to recount. Kalıp ifadeler

1:57

yeniden saymak için zaman yok.

Kalıp ifadeler

there's no time to recount: yeniden saymaya zaman yok

There's no time to + fiilin yalın hâli, bir eylemi yapmak için mevcut zamanın çok kısa olduğunu belirtir. Çoğu zaman başka bir şeyin hemen yapılması gerektiğini de anlatır. Burada recount yeniden saymak demektir: toplamı tekrar kontrol etmek için çok fazla inci vardır. Bu cümlede bir hikâyeyi anlatmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi tamamlarken There's no time to + verb kalıbını aynen kullanın: The bus is leaving now. ____ look for the missing glove.

Cevabı göster

There's no time to

One of these chests will save your city,

2:00

Bu sandıklardan biri şehrinizi kurtaracak,

and the rest will lead to its certain doom. Kalıp ifadeler

2:03

ve geri kalanı onu kesin bir felakete sürükleyecek.

Kalıp ifadeler

lead to its certain doom: kesin bir yıkıma yol açmak

Lead to + isim öbeği, bir şeyin belirtilen sonuca neden olduğunu anlatır. Buradaki its şehri gösterir; bu nedenle lead to its certain doom, şehrin yıkımına neden olmak demektir. certain doom ifadesindeki certain, belirli ama açıklanmamış bir şey değil, kesinlikle gerçekleşecek veya kaçınılmaz anlamındadır. Cümle, kötü sonucu yalnızca olası değil, kesin olarak sunar.

Alıştırma

Hangi seçenek lead to its certain doom ifadesinin anlamını en iyi karşılar?

  1. şehrin kaçınılmaz yıkımına neden olmak
  2. şehre küçük bir sorun olasılığı vermek
  3. şehri tehlikeli bir sonuçtan korumak
Cevabı göster

şehrin kaçınılmaz yıkımına neden olmak

Which do you choose?

2:06

Hangisini seçiyorsunuz?

There isn't enough information Dilbilgisi

2:15

Yeterli bilgi yok

to decode the ancient Atlantartican numeral system,

2:16

eski Atlantartika sayı sistemini çözmek için,

Dilbilgisi

There isn't enough information to decode the ...: bir görev için yetersiz bilgi

Bu cümlede There isn't enough information to decode the ... ifadesi, eldeki bilginin çözme işi için yetersiz olduğu anlamına gelir. Hiç bilgi olmadığını ya da çözmenin sonsuza kadar imkânsız kalacağını söylemez. İngilizcede information normalde sayılamayan bir isimdir; bu yüzden There isn't enough information denir. Buradaki to decode gibi to + fiilin yalın hâli, bilginin hangi görev için gerektiğini belirtir; ayrı bir cümle değildir.

Alıştırma

Eldeki bilginin yetersiz olduğunu belirten örnekteki beş kelimelik yapıyla cümleyi tamamlayın: ____ determine who sent the message.

Cevabı göster

There isn't enough information to

but all hope is not lost Deyimler

2:20

ama tüm umutlar kaybolmadı

Deyimler

all hope is not lost: hâlâ umut var

All hope is not lost, biraz umudun hâlâ kaldığını veya durumun tamamen umutsuz olmadığını anlatan kalıplaşmış bir teselli ifadesidir. Lost burada kayıp bir nesneyi değil, umudun yok olmasını anlatır. Bu ifade genellikle kötü bir haberden sonra gelir ve sözü olası bir çözüme yöneltir. Alışılmadık kelime sırasını zihninizde not all hope is lost şeklinde yeniden kurarsanız anlamı daha açık olur.

Alıştırma

All ile başlayan ve "biraz umut hâlâ var" anlamına gelen beş kelimelik kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: The team is behind, but ____.

Cevabı göster

all hope is not lost

because there's another piece of information Kalıp ifadeler

2:22

çünkü başka bir bilgi parçası daha var

those symbols contain, patterns.

2:24

o sembollerin içerdiği: desenler.

Kalıp ifadeler

another piece of information: sayılamayan information ismini sayılabilir hâle getirmek

there's another piece of information ifadesinde information sayılamayan bir isimdir; bu yüzden piece sayılabilir bir birim sağlar. A piece of information bir bilgi parçası, another piece of information ise ek bir bilgi parçası anlamına gelir. Buradaki another, sembollerin başka bir bilgi türü daha içerdiğini, yani desenleri gösterir. Standart İngilizcede bu anlamda another information kullanılmaz.

Alıştırma

Hangi ifade doğal olarak ek bir bilgi öğesi anlamına gelir?

  1. another piece of information
  2. an information
  3. another information
Cevabı göster

another piece of information

If we can find a matching pattern Dilbilgisi

2:27

Eğer eşleşen bir desen bulabilirsek

in Arabic numerals,

2:29

Arap rakamlarında,

we can still pick the right chest.

2:31

hâlâ doğru sandığı seçebiliriz.

Dilbilgisi

If we can ... we can still ...: bir çözümü mümkün tutan koşul

If we can find a matching pattern biçimindeki if yan cümlesi, planın işlemesini sağlayacak koşulu verir. we can still pick the right chest ana cümlesi ise mümkün olan sonucu verir. Still, daha önceki bir soruna veya sınırlamaya rağmen yeteneğin devam ettiğini belirtir. Yeniden kullanılabilecek kalıp şöyledir: If + özne + can + fiilin yalın hâli, özne + can still + fiilin yalın hâli.

Alıştırma

If ... can still ... kalıbını tamamlayın: ____ we can get a taxi, we can ____ catch the last train.

Cevabı göster

If · still

Let's take stock of what we know. Kalıp ifadeler

2:34

Bildiğimiz şeyleri gözden geçirelim.

Kalıp ifadeler

take stock of: durup mevcut durumu değerlendirmek

Take stock of, o anda mevcut olan bilgileri, kaynakları veya ilerlemeyi gözden geçirip değerlendirmek için durmak anlamına gelir. Bu cümlede konuşanlar, probleme devam etmeden önce zaten bildiklerini düzenliyor. Bu ifade genellikle bilgi toplama aşamasından bilgiyi değerlendirme ve sonraki adımı seçme aşamasına geçişi belirtir. Buradaki stock, kalıplaşmış ifadenin bir parçasıdır; şirket hisseleri veya fiziksel stok anlamına gelmez.

Alıştırma

Burada take stock of what we know ne anlama geliyor?

  1. Yalnızca depoda tutulan fiziksel nesneleri saymak
  2. Durup elimizdeki bilgileri gözden geçirmek ve değerlendirmek
  3. Elimizdeki bilgileri kullanarak şirket hissesi satın almak
Cevabı göster

Durup elimizdeki bilgileri gözden geçirmek ve değerlendirmek

A quantity of pearls

2:36

Bir miktar inci

that can appease the sea monsters Kelime

2:37

deniz canavarlarını yatıştırabilecek olan

must be divisible by 7, 11, and 13. Kelime

2:39

7, 11 ve 13'e tam olarak bölünebilmelidir.

Kelime

appease the sea monsters: sorun çıkmasını önlemek için onları yatıştırmak

Appease someone, birine bir şey vererek, bir talebi karşılayarak veya taviz vererek onun öfkesini yatıştırmak ya da oluşturduğu tehdidi azaltmak anlamına gelir. Bu cümlede incilerin, deniz canavarlarını zarar vermeyecek kadar memnun etmesi amaçlanıyor. Bu fiil genellikle gerilim, baskı veya olası sonuçlardan korkma durumunu içerir. Amaç yalnızca hoş bir duygu yaratmak değil, sorun çıkmasını önlemektir.

Alıştırma

Appease hangi cümlede en doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The manager offered a refund to appease the angry customer.
  2. The musician played a cheerful tune to appease the guests who were already delighted.
  3. The decorator added flowers to appease the empty hallway.
Cevabı göster

The manager offered a refund to appease the angry customer.

Kelime

divisible by: kalansız bölünme

A is divisible by B yapısında A, B'ye kalansız bölünebilir; sonuç bir tam sayıdır. Burada bilinmeyen sayı 7, 11 ve 13 için bu koşulu sağlamalıdır. Bölen, by sözcüğünden sonra gelir. Buradaki by, eylemi yapan kişiyi veya şeyi belirtmez.

Alıştırma

“48, 6'ya kalansız bölünebilir” anlamındaki standart matematik ifadesini tamamlayın: Forty-eight is ____ six.

Cevabı göster

divisible by

Rather than trying out numbers at random, Dilbilgisi

2:43

Rastgele sayılar denemek yerine,

Dilbilgisi

Rather than trying out ...: bir yöntemi reddetmek

Rather than trying out ... konuşanın kullanmamayı seçtiği bir yöntemi tanıtır. Ardından ana cümle tercih edilen yöntemi verir. Burada try out numbers, hangisinin işe yaradığını görmek için farklı sayıları denemek anlamına gelir. Rather than etkinlikleri karşılaştırdığında ardından genellikle -ing biçimi gelir. Bu yüzden ifadede trying kullanılır: Rather than guessing, we looked for a pattern.

Alıştırma

Hangi cümle rastgele tahmin etmeyi doğru biçimde reddedip ardından gerçekten seçilen yöntemi veriyor?

  1. Rather than to guess at random, Maya looked for a pattern.
  2. Rather than guessed at random, Maya looked for a pattern.
  3. Rather than guessing at random, Maya looked for a pattern.
Cevabı göster

Rather than guessing at random, Maya looked for a pattern.

let's examine ones that have this property

2:45

bu özelliğe sahip olanları inceleyelim

and see if there are any patterns that unite them.

2:48

ve onları birleştiren herhangi bir desen var mı görelim.

Being divisible by 7, 11, and 13 Dilbilgisi

2:51

7, 11 ve 13'e bölünebilir olmak

means that our number must be a multiple of 7, 11, and 13.

2:54

sayımızın 7, 11 ve 13'ün bir katı olması gerektiği anlamına gelir.

Dilbilgisi

Being divisible by ... means that ...: bir özellikten sonuç çıkarma yapısı

Being divisible by 7, 11, and 13, means fiilinin öznesi olarak kullanılan bir isim-fiil yan cümlesidir. is divisible by ... özelliğini cümlede konuşulan şey hâline getirir. Buradaki Being, devam eden bir eylemi anlatmaz. Being + tümleç + means that + yan cümle kalıbı, bir özellik veya koşulu onun tanımına ya da mantıksal sonucuna bağlar. Bu cümlede bölünebilme koşulu, sayının 7, 11 ve 13'ün ortak katı olduğunu gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle, isim-fiil yan cümlesini özne olarak ve means that yapısını matematiksel bir sonucu belirtmek için doğru kullanır?

  1. Being divide by 6 means that an integer is even and divisible by 3.
  2. Being divisible by 6 mean that an integer is even and divisible by 3.
  3. Being divisible by 6 means that an integer is even and divisible by 3.
Cevabı göster

Being divisible by 6 means that an integer is even and divisible by 3.

Those three numbers are all prime,

2:59

Bu üç sayının hepsi asaldır,

so multiplying them together

3:02

bu yüzden onları birbirleriyle çarpmak

will give us their least common multiple, 1,001. Kelime

3:04

bize onların en küçük ortak katı olan 1.001'i verecektir.

Kelime

least common multiple (LCM): en küçük ortak kat

least common multiple, İngilizcede sıkça LCM diye kısaltılır ve verilen bir kümedeki her sayının katı olan en küçük pozitif tam sayıdır. Burada least sayısal olarak en küçük, common tüm sayılar için ortak, multiple ise matematikte kat anlamına gelir. 7, 11 ve 13 birbirinden farklı asal sayılar olduğundan hiçbir sayı çifti ortak bir asal çarpana sahip değildir. Bu nedenle en küçük ortak katları, çarpımları olan 1.001'dir. Çarpma işlemi en küçük ortak katı yalnızca sayılar ikişer ikişer aralarında asal olduğunda doğrudan verir.

Alıştırma

Hangi tanım least common multiple ifadesine karşılık gelir?

  1. kümedeki her sayıyı bölen en büyük pozitif tam sayı
  2. kümede listelenen en büyük sayı
  3. kümedeki her sayıya tam bölünen en küçük pozitif tam sayı
Cevabı göster

kümedeki her sayıya tam bölünen en küçük pozitif tam sayı

That's a useful starting place Kalıp ifadeler

3:08

Bu yararlı bir başlangıç noktasıdır

because we now know

3:10

çünkü artık biliyoruz ki

Kalıp ifadeler

a useful starting place: sonraki adım için bir temel

a useful starting place ifadesindeki place sözcüğü mecaz anlamdadır. Fiziksel bir yeri değil, düşünmeye veya harekete geçmeye başlamayı sağlayan bir bilgiyi, fikri, listeyi ya da sonucu anlatır. Bir şeyi a useful starting place olarak tanımlamak, onun nihai cevap olmadığını da gösterir. Analizin sonraki adımı için bir temel sağlar.

Alıştırma

Hangi cümlede a useful starting place, bir süreci başlatmaya yardımcı olan bir şey anlamında kullanılmıştır?

  1. The checklist is the final result of planning the event.
  2. The checklist is a useful place to park before the event.
  3. The checklist is a useful starting place for planning the event.
Cevabı göster

The checklist is a useful starting place for planning the event.

that any viable offering to the sea monsters Kelime

3:11

deniz canavarlarına sunulabilecek herhangi bir geçerli adak

must be a multiple of 1,001.

3:14

1.001'in bir katı olmalıdır.

Kelime

that any viable ...: uygulanabilir her sunu

that any viable offering ... yan cümlesi, we now know ifadesinde artık bilinen içeriği açıklar. any viable offering içinde viable, “işe yarayacak veya koşulları karşılayacak kadar uygulanabilir” demektir; any ise “bu niteliğe uyan her sunu” anlamına gelir. Burada viable bir öneriyi değerlendirir; canlı bir varlığın hayatta kalıp kalamayacağını anlatmaz. any viable + isim kalıbı, gerçekçi biçimde başarılı olabilecek her planı, seçeneği veya çözümü ifade edebilir.

Alıştırma

Hangi cümle, gerçekçi biçimde uygulanabilecek her planın bütçe koşulunu karşılaması gerektiği anlamına gelir?

  1. Any plan, even an impractical one, must fit the budget.
  2. Any viable plan must fit the budget.
  3. Only the plan already in use must fit the budget.
Cevabı göster

Any viable plan must fit the budget.

Let's try multiplying it by a three-digit number, Kalıp ifadeler

3:17

Onu üç basamaklı bir sayıyla çarpmayı deneyelim,

Kalıp ifadeler

multiplying it by: multiply A by B yapısı

Standart yapı multiply A by B'dir ve “A × B'yi hesaplamak” anlamına gelir. Burada A, 1.001'e gönderme yapan it; B ise a three-digit number ifadesidir. Bu matematik yapısında by, B çarpanını getirir; “bir yöntem aracılığıyla” anlamına gelmez. Try sözcüğünden sonra multiply, -ing biçiminde kullanılır: Let's try multiplying... bu işlemi deneyip sonucu gözlemlemek anlamına gelir.

Alıştırma

7 × 8 işlemini anlatan yönergeyi tamamlayın: Multiply seven ____ eight.

Cevabı göster

by

just to get a feel for what we might get. Kalıp ifadeler

3:20

sadece ne elde edebileceğimize dair bir his edinmek için.

Kalıp ifadeler

get a feel for: ilk sezgisel anlayışı geliştirmek

Get a feel for something, bir şeyi deneyerek, gözlemleyerek veya pratik yaparak ona ilişkin ilk ve sezgisel bir anlayış kazanmak anlamına gelir. Feel burada gerçek dokunma duyusunu değil, mecazî bir anlamı ifade eder. Bu cümlede, ne tür bir sonuç çıkabileceğini araştırmak için bir deneme hesabı yapılır. İfade, bu denemeyi sezgi geliştirmenin bir yolu olarak sunar.

Alıştırma

Vurgulanan ifadeyle cümleyi tamamlayın: Try the new keyboard for a few minutes to ____ the key spacing.

Cevabı göster

get a feel for

If we try 861 * 1,001,

3:22

Eğer 861 * 1.001'i denersek,

we get 861,861,

3:26

861.861 elde ederiz

and we see something similar with other examples.

3:30

ve diğer örneklerde de benzer bir şey görürüz.

It's a peculiar pattern.

3:33

Bu tuhaf bir desen.

Why would multiplying a three-digit number by 1,001

3:35

Neden üç basamaklı bir sayıyı 1.001 ile çarpmak

end up giving you two copies of that number Öbek fiiller

3:39

sonuçta o sayının iki kopyasını

Öbek fiiller

end up giving you: nihai sonuç

Bu soruda end up giving you two copies, çarpma işleminin sonucunu anlatır: hesaplamadan sonra özgün üç basamaklı sayının iki kopyasını elde edersin. Buradaki give you, bir şeyi fiziksel olarak eline vermek değil, sonuç olarak üretmek anlamındadır. Kalıp end up + -ing şeklindedir. Bir sürecin sonunda ortaya çıkan, çoğu zaman başta açık olmayan veya beklenmeyen sonuca odaklanır. Bu yüzden end up sonrasında give ya da to give değil, giving kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi ended up ve take fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The simple repair ____ all afternoon.

Cevabı göster

ended up taking

written one after the other? Kalıp ifadeler

3:42

birbiri ardına yazılmış olarak versin ki?

Kalıp ifadeler

written one after the other: art arda sıralama

Written, iki kopyanın nasıl göründüğünü anlatan bir geçmiş zaman ortacıdır: ilk kopya yazılır ve ikincisi hemen arkasına yerleştirilir. Bu matematik bağlamında, kesintisiz tek bir rakam dizisi oluştururlar. One after the other, sırayla demektir: önce biri, ardından diğeri gelir. İfade sıralamayı anlatır; bir şeyin diğerini kovaladığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “önce biri, sonra ikincisi” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The two speakers went onstage ____.

Cevabı göster

one after the other

Breaking down the multiplication problem Öbek fiiller

3:44

Çarpma problemini parçalara ayırmak

can give us the answer.

3:45

bize cevabı verebilir.

Öbek fiiller

Breaking down: bir problemi daha küçük parçalara ayırmak

Break down a problem, bir problemi anlamayı ya da çözmeyi kolaylaştırmak için daha küçük parçalara ayırmak demektir. Burada Breaking down bu yöntemi tanıtır; herhangi bir şeyin bozulduğu anlamına gelmez. Breaking down the multiplication problem biçimindeki -ing öbeğinin tamamı can give fiil grubunun öznesidir. Bu kalıp, bir eylemi cümlenin konusu yapar: Doing X can produce Y.

Alıştırma

Cümleyi break down ifadesinin -ing biçimiyle tamamlayın: ____ a long assignment into smaller tasks makes it easier to start.

Cevabı göster

Breaking down

1,001 * any number x

3:47

1.001 * herhangi bir x sayısı

is equal to 1,000x + x. Kalıp ifadeler

3:50

1.000x + x'e eşittir.

Kalıp ifadeler

is equal to ile kesin eşitlik belirtme

A is equal to B, A ve B'nin tam olarak aynı değere sahip olduğunu belirtir. Bu cümlede 1,001x ve 1,000x + x aynı niceliğin iki farklı yazımıdır. is equal to yapısında equal bir sıfattır; bu nedenle to diğer taraftaki değeri tanıtır. Fiil biçimi farklıdır: A equals B.

Alıştırma

Cümleyi kesin eşitlik belirten equal sözcüğünün üç kelimelik biçimiyle tamamlayın: Six plus two ____ eight.

Cevabı göster

is equal to

For example,

3:53

Örneğin,

725 * 1,000 is 725,000,

3:54

725 * 1.000, 725.000'dir

and 725 * 1 is 725.

3:59

ve 725 * 1, 725'tir.

So, 725 * 1,001

4:03

Yani, 725 * 1.001

will be the sum of those two numbers, Kelime

4:06

bu iki sayının toplamı olacaktır,

725,725.

4:09

725.725.

Kelime

sum of those two numbers: toplama işleminin sonucu

sum of those two numbers ifadesi, hemen önce sözü edilen 725.000 ve 725 sayılarının toplanmasıyla elde edilen sonucu belirtir. Bu sayıların toplamı 725.725’tir. Matematik İngilizcesinde sum, toplama işleminin sonucunu adlandıran bir isimdir. the sum of A and B kalıbı A + B anlamına gelir; burada bilgilerin özeti anlamında değildir.

Alıştırma

Bu matematik bağlamında the sum of those two numbers ne anlama gelir?

  1. Hesaplamanın kısa bir özeti
  2. İki sayının çarpılmasıyla elde edilen sonuç
  3. İki sayının toplanmasıyla elde edilen sonuç
Cevabı göster

İki sayının toplanmasıyla elde edilen sonuç

And there's nothing special about 725. Anlatım akışı

4:13

Ve 725 hakkında özel bir şey yoktur.

Anlatım akışı

there's nothing special about 725: örnekten genel kurala geçiş

Burada there's nothing special about 725, 725’in özel bir durum olmadığı anlamına gelir. Kural, özellikle bu sayının seçilmiş olmasına bağlı değildir. Bu cümle, açıklamayı somut bir örnekten daha genel bir sonuca taşır: aynı akıl yürütme yalnızca 725’e değil, diğer üç basamaklı sayılara da uygulanabilir.

Alıştırma

Konuşmacı there's nothing special about 725 diyerek ne yapıyor?

  1. 725 ile hesaplama yapmanın zor olduğunu söylemek
  2. 725’in yalnızca bir örnek olduğunu ve aynı akıl yürütmenin daha genel biçimde uygulanabileceğini göstermek
  3. Kuralın yalnızca 725 sayısı için geçerli olduğunu iddia etmek
Cevabı göster

725’in yalnızca bir örnek olduğunu ve aynı akıl yürütmenin daha genel biçimde uygulanabileceğini göstermek

Pick any three-digit number, Dilbilgisi

4:16

Herhangi bir üç basamaklı sayıyı seçin,

Dilbilgisi

Pick any three-digit number: any ile serbest seçim

Pick burada emir kipindedir ve dinleyiciye doğrudan bir seçim yapmasını söyler. Any three-digit number, belirli bir sayı şartı olmadan üç basamaklı sayıların tamamı içinden bir sayı seçmek demektir. Burada any, “hangisi olursa olsun” anlamı verir. Bu, sonraki kuralın bu kümedeki her seçim için geçerli olduğunu gösterir. Three-digit, number sözcüğünden önce tek bir sıfat gibi görev yaptığı için kısa çizgiyle yazılır.

Alıştırma

Hangi yönerge, bütün üç basamaklı sayıların seçilebileceğini söylüyor?

  1. Pick any three-digit number.
  2. Pick any two-digit number.
  3. Pick the three-digit number 418.
Cevabı göster

Pick any three-digit number.

and your final product will have that many thousands, Dilbilgisi

4:17

ve son çarpımınız o kadar binlik,

plus one more.

4:21

artı o sayıdan bir tane daha içerecektir.

Dilbilgisi

have that many: daha önceki miktara gönderme

have that many ifadesinde have, “içermek” veya “bulundurmak”; that many ise “az önce söylenen ya da belirlenen sayıyla aynı miktar” anlamına gelir. Burada that, seçilen üç basamaklı sayıya gönderme yapar. Bu yüzden that many thousands, o sayı kadar binlik birim demektir. Bu kullanımdaki that, uzaktaki bir nesneyi göstermez. that many + çoğul sayılabilen isim kalıbı, sayıyı tekrarlamadan bilinen bir miktarı yeniden belirtmenizi sağlar.

Alıştırma

“Mia packed eight lunches, so we need that many bags,” cümlesinde that many ne anlama gelir?

  1. Uzakta duran bir çanta
  2. Sekiz, yani az önce söylenen sayı
  3. Herhangi bir sayıda çanta
Cevabı göster

Sekiz, yani az önce söylenen sayı

Even though you don't know how to read the numbers on the chests, Dilbilgisi

4:22

Sandıkların üzerindeki sayıları nasıl okuyacağınızı bilmeseniz bile,

Dilbilgisi

Even though ...: sonucu değiştirmeyen gerçek bir engel

Even though bir ödünleme ilişkisi kurar: you don't know... yan cümlesinin tamamını gerçek bir sınırlama olarak sunar ve ardından bu sınırlamaya rağmen sonucu hâlâ mümkün olan bir ana cümleye zemin hazırlar. Buradaki anlamı çünkü değil, rağmen veya her ne kadar şeklindedir. Yapı Even though + özne + fiil biçimindedir ve ardından ana cümle gelir. Even though X, Y kalıbı, X'in doğru olduğunu ama Y'yi engellemediğini anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle yağmurun gerçek bir durum olduğunu ancak oyunun devam etmesini engellemediğini anlatır?

  1. Even if it rains tomorrow, the game will continue.
  2. Even though it was raining, the game continued.
  3. Because it was raining, the game continued.
Cevabı göster

Even though it was raining, the game continued.

you can read which pattern Dilbilgisi

4:26

rakamların hangi deseninin

of digits represents a number divisible by 1,001.

4:27

1.001'e bölünebilen bir sayıyı temsil ettiğini okuyabilirsiniz.

Dilbilgisi

read which pattern of digits represents a ...: iç içe geçmiş bir soru

which pattern of digits represents a... sözleri, read fiilinin nesnesi olarak çalışan iç içe geçmiş bir soru yapısı oluşturur. Burada read, rakamları yalnızca sesli söylemek değil, yorumlamak veya tanımak anlamındadır; belirlenen bilgi, hangi desenin sözü edilen özelliğe sahip olduğudur. Bu iç içe soru yapısında which pattern of digits, represents fiilinin öznesidir. Tarafsız bir cümlede doğrudan which pattern ... represents kullanılır; does eklenmez ve özne-fiil sırası değiştirilmez.

Alıştırma

İç içe soru yapısı doğru olan cümleyi seçin.

  1. Can you tell which pattern represents the answer?
  2. Can you tell which does pattern represent the answer?
  3. Can you tell which pattern does represent the answer?
Cevabı göster

Can you tell which pattern represents the answer?

As with many problems, Anlatım akışı

4:32

Birçok problemde olduğu gibi,

Anlatım akışı

As with many problems: bir durumu genel bir örüntüyle ilişkilendirmek

As with many problems, “pek çok problem için de geçerli olduğu gibi” anlamına gelir. Cümlenin başında kullanıldığında konuşmacı genel bir yöntem veya ders sunmadan önce mevcut örneği daha geniş bir sınıfa yerleştirir. Kalıp As with + isim öbeği biçimindedir; ardından virgül ve ana cümle gelir. Buradaki with, varlıkların birlikte hareket ettiği anlamına gelmez. İfadenin tamamı durumlar arasındaki benzerliği gösterir.

Alıştırma

As with many problems bir açıklamanın başında ne işe yarar?

  1. Konuşmacının aynı anda birçok problemi çözeceğini söyler.
  2. Mevcut durumu diğer birçok probleme benzer olarak sunar.
  3. Konuyu ilgisiz bir problem grubuna değiştirir.
Cevabı göster

Mevcut durumu diğer birçok probleme benzer olarak sunar.

trying concrete examples can give you an intuition Kalıp ifadeler

4:34

somut örnekler denemek size bir sezgi kazandırabilir

for behavior that may at first look abstract and mysterious.

4:37

ilk başta soyut ve gizemli görünebilecek bir davranış için.

Kalıp ifadeler

give you an intuition for ...: sezgisel bir anlayış kazandırmak

give you an intuition for behavior that ... ifadesinde somut örnekler denemek, bir şeyin nasıl davrandığına ilişkin sezgisel bir anlayış geliştirmenize yardımcı olur. Kalıp give someone an intuition for + konu biçimindedir. Burada behavior, bir sistemin, sayının veya örüntünün nasıl işlediğini belirtir; that ise bu davranışı açıklayan yan cümleyi başlatır. Intuition, bir örüntüyü fark etmeye veya tahmin etmeye yardımcı olan yararlı fakat gayriresmî bir anlayıştır. Resmî bir kanıtla aynı şey değildir.

Alıştırma

Cümleyi give someone an intuition for ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: These diagrams can ____ how the machine works.

Cevabı göster

give you an intuition for

The monsters accept your ransom

4:42

Canavarlar fidyenizi kabul ediyor

and swim back down to the depths

4:44

ve derinliklere geri yüzüyorlar

for another thousand years.

4:46

bir bin yıl daha.

With the proper planning, Dilbilgisi

4:48

Uygun planlama ile,

that should give you plenty of time Kalıp ifadeler

4:49

bu size bolca zaman vermelidir

to prepare for their inevitable return.

4:51

kaçınılmaz dönüşlerine hazırlanmak için.

Dilbilgisi

With the proper planning: with + isim öbeğiyle koşul belirtme

Burada With the proper planning, bir koşul belirleyen with + isim öbeği yapısıdır: doğru planlama mevcutsa. Ana cümledeki sonucun gerçekleşmesinin olası olması için hangi koşulun sağlanması gerektiğini gösterir. Bu kullanımda with, “ile birlikte” anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilir kalıp With + isim öbeği, ana cümle şeklindedir. İsim öbeği koşulu, ana cümle ise sonucu belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir koşul sunmak için with + isim öbeği yapısını doğru kullanıyor?

  1. If careful preparation, the event should run smoothly.
  2. With careful preparation, the event should run smoothly.
  3. With prepare carefully, the event should run smoothly.
Cevabı göster

With careful preparation, the event should run smoothly.

Kalıp ifadeler

give you plenty of time: give + kişi + zaman miktarı

give you plenty of time ifadesinde give, give + kişi + sağlanan şey kalıbını izler. you yararı alan kişiyi, plenty of time ise durumun sağladığı şeyi belirtir. Plenty of time kesin bir süreyi değil, rahatça yetecek kadar zamanı ifade eder. Ardından gelen to prepare, bu zamanın ne için kullanılabileceğini açıklar. Yapının tamamı give someone plenty of time to do something biçiminde başka durumlarda da kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “rahatça yetecek kadar zaman” anlamına gelen üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: Leaving at eight will give us ____ to catch the train.

Cevabı göster

plenty of time

And if you'd like to hone your problem solving Kalıp ifadeler

4:54

Ve eğer problem çözme yeteneklerinizi geliştirmek isterseniz

Kalıp ifadeler

to hone your problem solving: pratik yaparak problem çözme becerisini geliştirmek

Hone fiili, bir beceriyi tekrar tekrar çalışarak geliştirmek ve keskinleştirmek anlamına gelir. Bu cümlede to hone your problem solving, problemleri ele alma ve çözme becerinizi geliştirmek demektir. Burada problem solving bir beceriyi veya etkinliği adlandırır. Daha açık ya da özenli bir anlatımda hone your problem-solving skills özellikle yaygındır; hone ayrıca skills, abilities ve techniques sözcükleriyle doğal biçimde kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümlede hone, ‘pratik yaparak geliştirmek’ anlamında doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. Regular logic puzzles can help you hone your problem-solving skills.
  2. Regular logic puzzles can help you show your problem-solving skills.
  3. Regular logic puzzles can help you use your problem-solving skills.
Cevabı göster

Regular logic puzzles can help you hone your problem-solving skills.

in the meantime, check out Brilliant. Notlar

4:56

bu arada, Brilliant'a göz atın.

Kalıp ifadeler

in the meantime: bekleme süresi içinde

In the meantime, ‘beklenen başka bir olay gerçekleşmeden önceki süre içinde’ anlamına gelir. Burada dikkati beklenen olaydan, aradaki sürede yapılabilecek başka bir şeye yöneltir. Bu ifade, örnekte olduğu gibi, sıkça cümlenin başında yer alır ve ardından virgül gelir. Meantime olaylar arasındaki süreyi belirtir; ‘anlamına gelmek’ anlamındaki mean fiiliyle ilişkili değildir.

Alıştırma

Cümleyi ‘bekleme süresi içinde’ anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The bus will arrive in ten minutes. ____, let's wait inside.

Cevabı göster

In the meantime

Öbek fiiller

check out Brilliant: platformu ziyaret etmek veya incelemek

Burada check out Brilliant, Brilliant platformunu ziyaret etmek veya incelemek, belki de denemek anlamına gelir. Check out bir öbek fiildir; Brilliant ise bu fiilin nesnesidir. Check out fiilinin nesnesi bir internet sitesi, ürün, yer veya içerik olduğunda, genellikle ona bakmayı ya da onu deneyimlemeyi samimi bir şekilde önerir.

Alıştırma

Öneriyi dersteki öbek fiille tamamlayın: If you enjoy space, ____ this new astronomy podcast.

Cevabı göster

check out

Brilliant's website and app

4:59

Brilliant'ın web sitesi ve uygulaması

have more than 60 courses

5:01

60'tan fazla kursa sahip

in math, logic, science, and computer science.

5:02

matematik, mantık, bilim ve bilgisayar bilimlerinde.

They feature storytelling, code writing,

5:06

Hikaye anlatımı, kod yazımı,

interactive challenges,

5:08

etkileşimli zorluklar

and plenty of puzzles for you to solve.

5:10

ve çözeceğiniz birçok bulmaca içeriyorlar.

Visit brilliant.org/teded

5:13

brilliant.org/teded adresini ziyaret edin

to check it out.

5:15

göz atmak için.

And as an added bonus, Kalıp ifadeler

5:16

Ve ek bir bonus olarak,

Kalıp ifadeler

as an added bonus: ek bir faydayı tanıtmak

As an added bonus, ana teklif ya da avantajın ötesindeki bir ek faydayı tanıtır. Dinleyiciye sıradaki ayrıntının ana özellik değil, fazladan sunulan bir şey olduğunu bildirir. Bu ifade, olumlu bir ekleme geleceğini göstererek bilgiyi de düzenler. Burada bonus yalnızca para değil; indirim, hediye veya ek özellik gibi memnuniyet verici herhangi bir fayda olabilir.

Alıştırma

Cümleyi, ek bir faydayı belirten ders ifadesiyle tamamlayın: The hotel includes breakfast and, ____, offers free parking.

Cevabı göster

as an added bonus

the first 833 of you to use that link

5:18

o bağlantıyı kullanacak ilk 833 kişi

will receive 20% off the annual premium subscription fee. Kalıp ifadeler

5:21

yıllık premium abonelik ücretinde %20 indirim alacak.

Kalıp ifadeler

20% off: fiyattan yüzde yirmi düşmek

20% off, ilk fiyatın %20'sinin çıkarılması demektir; dolayısıyla müşteri fiyatın %80'ini öder. Bu cümlede indirim yıllık premium abonelik ücretine uygulanır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp percentage + off + ürün veya ücrettir: 20% off the fee. Bu fiyat ifadesinde off, “fiyattan düşülmüş” demektir; “uzakta” ya da “kapalı” anlamında değildir.

Alıştırma

Bir kulüp 100 dolarlık üyelik ücretini 80 dolara indiriyor. Cümleyi percentage + off kalıbıyla tamamlayın: Members receive ____ the membership fee.

Cevabı göster

20 percent off