İngilizce "Para" hakkında konuşalım: İngilizce çalışma notları
Ariannita la Gringa
Video özeti: ABD'de paranın kullanımını anlatan bu gezi; ATM'leri, banknotları, madeni paraları, para birimlerini, ödeme yollarını, satış vergisini ve nakit yatırmayı gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. "take out cash" (Deyimsel fiiller): Nakit çekmeyi anlatan bu doğal ifadeyi öğrenin ve resmi bankacılık fiili "withdraw." ile ilişkilendirin. 2. "a single" / "a buck." (Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi): Bir doların iki Amerikan adını tanıyın ve gündelik "buck" sözcüğünün uygun olduğu konuşmaları ayırt edin. 3. "sales tax." (Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı): ABD'de kasa toplamının etiket fiyatını neden aşabildiğini ve verginin neden eyalete göre değiştiğini anlayın.
Bu derste
Money is what people use to buy things or services.
0:11Para, insanların bir şeyler veya hizmetler satın almak için kullandığı şeydir.
you can use money to buy food or many more things.
0:19yiyecek veya daha birçok şey almak için parayı kullanabilirsiniz.
This is cash and cash is the physical form of money. Kelime
0:29Bu nakittir ve nakit, paranın fiziksel biçimidir.
cash ve money: paranın fiziksel biçimi
Burada cash, elde tutulabilen ve birine verilebilen banknot ve madeni paralar gibi fiziksel biçimdeki para anlamına gelir. Money daha geniş bir kategoridir. Banka hesabındaki parayı ve kart ya da dijital ödemelerle kullanılan parayı da içerir; bu yüzden her money, cash değildir.
Alıştırma
Banka hesabınızda para var, ancak bir mağaza yalnızca banknot ve madeni para kabul ediyor. İhtiyacınız olan şeyi hangi İngilizce ifade belirtir?
- cash
- money in any form
- a bank balance
Cevabı göster
cash
And how do you get some more cash or a physical form of money?
0:47Peki daha fazla nakdi veya paranın fiziksel bir formunu nasıl elde edersiniz?
money doesn't grow on trees: para ağaçta yetişmez
Money doesn't grow on trees bir deyimdir. Paranın sınırlı olduğunu ve kazanmak için emek gerektiğini, bu nedenle dikkatsizce harcanmaması gerektiğini anlatır. Gereksiz bir alışverişi reddetmek veya birine parasını dikkatli harcamasını hatırlatmak için sıkça söylenir. Ağaçlarla ilgili gerçek anlamlı bir ifade değildir.
Alıştırma
Birine parayı boşa harcamamasını hatırlatan yaygın deyimi tamamlayın: "We cannot buy every toy you see. Money ____."
Cevabı göster
doesn't grow on trees
take out cash: nakit çekmek
Bu banka bağlamında take out cash, banka hesabından para çekip fiziksel nakit almak demektir; işlem genellikle ATM'den yapılır. Günlük İngilizcede yaygın bir öbek fiil ifadesidir. Kaynağı veya kullanılan cihazı belirtmek için from kullanılır: take out cash from an ATM ya da take out cash from an account. Buradaki take out, bir şeyi dışarı taşımak veya birini buluşmaya çıkarmak anlamına gelmez.
Alıştırma
“Para çekmek” anlamındaki üç sözcüklü günlük ifadeyle cümleyi tamamlayın: Before the trip, I need to ____ from the ATM.
Cevabı göster
take out cash
and that stands for automated teller machine. Öbek fiiller
1:00ve bu, automated teller machine (otomatik vezne makinesi) anlamına gelir.
stands for: bir kısaltmanın açılımını belirtmek
Bu cümlede stands for, ATM kısaltmasını tam adı olan automated teller machine ile bağlar. Temel yapı “kısaltma + stands for + tam ad” şeklindedir. Buradaki that, daha önce söylenen ATM'yi gösterir. Stands for ifadesini tek bir kalıp olarak okuyun; stands burada birinin ayakta durduğunu anlatmaz. Başka bir bağlamda stand for bir düşünceyi desteklemek anlamına gelebilir, ancak burada o anlamda değildir.
Alıştırma
Kısaltmanın tam adını tanıtan iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: In web addresses, “www” ____ “World Wide Web.”
Cevabı göster
stands for
It's a machine that lets you take out money or cash from your bank account
1:05Banka hesabınızdan para veya nakit çekmenizi sağlayan bir makinedir
you can take out money or have a physical copy of cash.
1:22para çıkarabilir veya paranın fiziksel bir kopyasına sahip olabilirsiniz.
inside shopping malls, stores or even restaurants.
1:33alışveriş merkezlerinin, mağazaların ve hatta restoranların içinde.
A bank is a safe place where people can keep their money
1:46Banka, insanların paralarını saklayabileceği güvenli bir yerdir
or you can ask the bank to lend you money.
1:52veya bankadan size para ödünç vermesini isteyebilirsiniz.
borrow money from the bank ile lend you money: borç almak ve vermek
Borrow ve lend aynı para aktarımını karşıt iki taraftan anlatır. Parayı alan kişi borrow, parayı sağlayan banka ise lend eylemini yapar. Bir kaynaktan para almak için borrow money from ...; birine para vermek için lend someone money veya lend money to someone kullanılır. Bu cümlede siz borrow money from the bank yaparken banka lend you money yapabilir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi borrow ve lend fiillerinin doğru biçimleriyle tamamlayın: When Nina gets a loan, she ____ money from the bank, and the bank ____ her money.
Cevabı göster
borrows · lends
but I do have a bank account with Bank of America.
1:57ama Bank of America'da bir banka hesabım var.
head over to: bir hedefe doğru gitmek
Burada head, gitmek veya yönelmek anlamına gelen bir fiildir. Head over to bir yere gitmek anlamına gelir ve çoğu zaman şimdi ya da kısa süre içinde yola çıkmayı anlatır. Gidilecek yer to sözcüğünden sonra gelir: head over to the ATM. Sade go to ifadesine göre daha konuşma diline özgüdür ve genellikle o yöne doğru yola çıkma hissi verir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi "go to" anlamına gelen konuşma dili ifadesiyle tamamlayın: I'm finished here, so I'll ____ the library and meet you there.
Cevabı göster
head over to
That's a lot of banks to be in this small area.
2:30Bu küçük bölgede bu kadar banka olması bayağı çok.
It is one of the most common banks with over 80 million customers.
2:3880 milyondan fazla müşterisiyle en yaygın bankalardan biridir.
I enjoy spending my money on new activities
2:50Paramı yeni aktivitelere harcamaktan keyif alıyorum
And the best app to learn a new language is today's sponsor,
2:55Ve yeni bir dil öğrenmek için en iyi uygulama bugünkü sponsorumuz,
Preply is a language learning platform that has thousands of native tutors.
2:59Preply, binlerce anadili olan eğitmeni olan bir dil öğrenme platformudur.
and schedule a lesson that fits your budget and busy schedule. Kalıp ifadeler
3:06ve bütçenize ve yoğun programınıza uygun bir ders planlayabilirsiniz.
fits your budget: karşılayabileceğiniz miktarın içinde
fits your budget ifadesinde fit, “uygun olmak” veya “sınır içinde kalmak” anlamına gelir. A lesson that fits your budget, dersin makul olarak harcayabileceğiniz miktardan daha pahalı olmaması demektir. Yapı, şey veya plan + fits + your budget şeklindedir. Burada anlatılan, fiyatın karşılanabilir olmasıdır; kıyafetin bedene uyması değildir.
Alıştırma
“This plan fits your budget” cümlesinde fits your budget ne anlama gelir?
- Fiyat, karşılayabileceğiniz kadar düşüktür.
- Saat, uygun olduğunuz zamanla eşleşir.
- Beden, vücudunuza uygundur.
Cevabı göster
Fiyat, karşılayabileceğiniz kadar düşüktür.
busy schedule: çok sayıda plan ve az boş zaman
A busy schedule, önceden planlanmış çok sayıda işi olan ve bu nedenle kişiye az boş zaman bırakan bir programdır. Busy, programın ne kadar dolu ve yorucu olduğunu anlatır; programın kendisinin etkinlik yaptığı anlamına gelmez. Bu cümlede a lesson that fits your busy schedule, uygun olduğunuz bir zamana yerleştirilebilen ders demektir. Yeniden kullanılabilen yapı fit + someone's schedule şeklindedir.
Alıştırma
Bu cümleyi hangi ifade doğal biçimde tamamlar? “Nora has many classes and appointments, so she has a very ___.”
- busy schedule
- large schedule
- quick schedule
Cevabı göster
busy schedule
You can also use filters to narrow your search Kalıp ifadeler
3:09Ayrıca aramanızı daraltmak için filtreleri kullanabilir
narrow your search: sonuçların kapsamını azaltmak
Burada narrow, olasılıkların sayısını veya kapsamını azaltmak anlamına gelen bir fiildir. Konum ya da fiyat gibi filtreler uygun olmayan sonuçları çıkarır ve aramayı daha odaklı hâle getirir. Yeniden kullanılabilen yapı narrow + isim şeklindedir: narrow your search, narrow the list veya narrow your choices. Bu yapı bir kümeyi küçültme eylemini anlatır; dar genişlik bildiren sıfat anlamında değildir.
Alıştırma
Vurgulanan ifadeyle cümleyi tamamla: Use the price and size filters to ____ before choosing a laptop.
Cevabı göster
narrow your search
Preply is the best way to practice with a teacher who will actually motivate you
3:14Preply, sizi gerçekten motive edecek bir öğretmenle pratik yapmanın
and will make your language learning easier.
3:18ve dil öğrenmenizi kolaylaştırmanın en iyi yoludur.
Use my code ARIANNITA50 for a 50% discount on your first trial.
3:21İlk deneme dersinizde %50 indirim için ARIANNITA50 kodumu kullanın.
Thanks to Preply for sponsoring this portion of this video.
3:25Bu videonun bu bölümüne sponsor olduğu için Preply'ye teşekkürler.
geçiş ifadesi olarak get back to the video
Burada get back to, bir kesintiden sonra bir konuya veya etkinliğe dönmek anlamına gelir. Konuşan kişi araya giren ayrı bir mesajı bitirmiştir ve bu cümleyle ana videonun yeniden başladığını gösterir. Let's get back to + konu veya etkinlik yapısı, konuşmada açık bir geçiş ifadesidir: Let's get back to the lesson, the meeting, or the game. Bir yere geri gitmeyi anlatmak yerine dinleyicinin dikkatini ana konuya yönlendirir.
Alıştırma
Sunucunun geçiş cümlesini vurgulanan ifadeyle tamamla: The announcement is over. Let's ____.
Cevabı göster
get back to the video
And in order for me to be part of the bank,
3:33Ve benim bu bankanın bir parçası (müşterisi) olmam için,
And that's a safe place where I can keep my money in the bank.
3:38Ve orası paramı bankada saklayabileceğim güvenli bir yer.
You can have a checking account or a savings account. Kültür
3:43Bir vadesiz hesabınız (checking account) veya bir tasarruf hesabınız (savings account) olabilir.
checking account ile savings account arasındaki fark
Checking account; maaş almak, faturaları ödemek ve banka kartı kullanmak gibi günlük para işlemleri için tasarlanmış bir hesaptır. Burada checking bir hesap türünün adıdır; “kontrol etme” anlamına gelmez. Savings account, yakın zamanda harcamayı düşünmediğiniz parayı tutmak için kullanılan bir hesaptır. ABD’deki yaygın bankacılık dilinde bu adlar, sık yapılan işlemler ile para biriktirmeyi birbirinden ayırmaya yardımcı olur.
Alıştırma
Maaş almak ve günlük faturaları ödemek için genellikle hangi hesap daha uygundur?
- checking account
- savings account
Cevabı göster
checking account
“gidip bakmak” anlamındaki check out
Bu cümlede check out, “gidip bakmak, incelemek veya denemek” anlamına gelir. Konuşan kişi, nasıl para çekildiğini gösterirken ATM’ye bakmayı planlıyor. Nesne, öbek fiilden sonra gelir: check out the ATM. Bu anlam bağlama göre belirlenir; check out otellerde ve mağazalarda başka anlamlara da gelebilir.
Alıştırma
Cümleyi “gidip bakmak” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: Let's ____ the new science exhibit after lunch.
Cevabı göster
check out
and show you guys the different bills we use in America.
3:53ve sizlere Amerika'da kullandığımız farklı banknotları göstermek istiyorum.
Amaç bildiren in order to + fiilin yalın hâli
in order to + fiilin yalın hâli, bir eylem veya gereklilikle bağlantılı amacı belirtir. Burada in order to enter the bank, “bankaya girmek amacıyla” demektir. Gereklilik ayrı olarak you need to be a client ile ifade edilir. in order to, if gibi bir koşul sözü değildir; hedefi tanıtır, need to ise bu hedefe ulaşmak için gerekeni belirtir.
Alıştırma
Cümleyi in ile başlayan üç sözcüklü amaç ifadesiyle tamamlayın: I wrote down the address ____ find the building.
Cevabı göster
in order to
so I can just scan it right here and walk inside.
4:19bu yüzden onu şurada okutup içeriye girebilirim.
So, in order to take out money from your bank account,
4:34Yani, banka hesabınızdan para çekmek için,
ATM yönergesi olarak enter your PIN
Bir ATM'de veya ödeme terminalinde enter your PIN, tuş takımını ya da ekranı kullanarak gizli kodunuzu yazmanız anlamına gelir. Enter, arayüzlerde istenen bilgiyi sağlamak için kullanılan standart bir fiildir. PIN, personal identification number ifadesinin kısaltmasıdır ve normalde kodun tam adı olarak kabul edilir. Bu nedenle özenli bir yönergede PIN denir; gereksiz tekrarlı PIN number kullanılmaz.
Alıştırma
Bir ATM kodunuzu yazmanızı istediğinde doğal olarak hangi yönergeyi gösterir?
- Insert your PIN.
- Enter your PIN number.
- Enter your PIN.
Cevabı göster
Enter your PIN.
ATM etiketleri: get cash, make deposit, check balance ... view more
Bunlar kısa ATM menü etiketleridir. get cash nakit çekmek, make deposit bir hesaba para yatırmak, check balance hesapta ne kadar para olduğunu görmek ve view more ek seçenekleri göstermek anlamına gelir. Arayüz etiketleri, yer sınırlı olduğu için özneyi ve bazı kısa dil bilgisi sözcüklerini sıkça atlar. Tam bir cümlede make deposit normalde make a deposit olur; check balance ise çoğunlukla check your balance veya check the balance olur.
Alıştırma
Hangi kısa ATM etiketi “hesapta ne kadar para olduğunu görmek” anlamına gelir?
- make deposit
- check balance
- view more
Cevabı göster
check balance
or you can withdraw money or take money out of your bank account.
5:05veya para çekebilirsiniz veya banka hesabınızdan para çıkarabilirsiniz.
deposit money ile withdraw money arasındaki fark
Deposit money, bir banka hesabına para koymak anlamına gelir. Withdraw money, bir banka hesabından para çıkarmak anlamına gelir; cümle withdraw sözcüğünü hemen ardından take money out of ile yeniden açıklar. Her iki fiil de hareket eden parayı nesne olarak alır. Yönü açıkça belirtmek için deposit money into an account ve withdraw money from an account kullanın.
Alıştırma
Nora'nın nakde ihtiyacı var ve hesabından 20 dolar çıkarmak istiyor. Hangi cümle onun amacına uygundur?
- Nora wants to check how much money is in her account.
- Nora wants to deposit money into her account.
- Nora wants to withdraw money from her account.
Cevabı göster
Nora wants to withdraw money from her account.
because I want to withdraw money from my bank account.
5:10çünkü banka hesabımdan para çekmek istiyorum.
How much cash: sayılamayan bir miktarı sormak
Burada cash, madeni para veya banknot biçimindeki parayı ifade eder ve sayılamayan bir isim olarak kullanılır. Sayılamayan bir ismin miktarını sormak için önüne how much getirilir. Kalıp how much + isim + soru yapısı şeklindedir: How much cash do you want? Bu anlamda cash sözcüğüne -s eklemeyin.
Alıştırma
Sayılamayan cash ismine uygun miktar sözcüğünü how ile kullanarak soruyu tamamlayın: ____ cash do you need?
Cevabı göster
How much
You can get $20, $40, $60 or up to $300. Dilbilgisi
5:1720$, 40$, 60$ veya 300$'a kadar alabilirsiniz.
Up to $300: bir üst sınır belirtmek
Up to + sayı, izin verilen veya mümkün olan en yüksek miktarı belirtir. Burada up to $300, miktarın 300 dolar veya daha az olabileceği anlamına gelir. Bu ifade miktarın kesinlikle veya tam olarak 300 dolar olacağını belirtmez. Sabit bir değer değil, üst sınır olarak anlaşılmalıdır.
Alıştırma
Bir tabelada "The room can hold up to 50 people." yazıyor. Bu sınır ne anlama gelir?
- Oda tam olarak 50 kişi almak zorundadır.
- Oda 50 veya daha fazla kişi alabilir.
- Oda en fazla 50 kişi alabilir.
Cevabı göster
Oda en fazla 50 kişi alabilir.
because I want to show you guys the different bills.
5:27çünkü sizlere farklı banknotları göstermek istiyorum.
You can have it in 10s, 20s or 100s. Kelime
5:3410'luk, 20'lik veya 100'lük banknotlar halinde alabilirsiniz.
200 dolarınızı nasıl almak istersiniz?
How would you like + isim? hizmet ortamında kişinin hangi biçimi, hazırlanış şeklini veya seçeneği tercih ettiğini soran nazik bir sorudur. Burada how, 200 doların nasıl verileceğini, örneğin hangi banknot kupürlerinin kullanılacağını sorar. Kişinin parayı isteyip istemediğini veya parayı ne kadar sevdiğini sormaz.
Alıştırma
Dersteki nazik hizmet sorusunu kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ your steak?
Cevabı göster
How would you like
10, 20 veya 100 dolarlık banknotlar hâlinde
In + çoğul kupür yapısı, toplam tutarın hangi banknotlarla oluşturulacağını belirtir. Burada in 10s, 20s or 100s, on, yirmi veya yüz dolarlık banknotlar hâlinde demektir. 10s, 20s ve 100s çoğul biçimleri bu değerlerdeki banknotları temsil eder. Banknot sayısını değil, her banknotun değerini belirtir.
Alıştırma
Bir bankada biri “Please give me the $200 in 20s.” diyor. Bu kişi ne istiyor?
- On adet $20'lık banknot
- Yirmi adet $10'lık banknot
- $200 artı $20 daha
Cevabı göster
On adet $20'lık banknot
and I wouldn't want anyone stealing that money from me. Dilbilgisi
5:47ve kimsenin o parayı benden çalmasını istemem.
wouldn't want anyone stealing ifadesinin anlamı
wouldn't want anyone stealing, “birinin çalmasını istemem” anlamına gelir. would(n't) want + kişi + -ing fiili yapısı, başka bir kişinin eylemini istenmeyen bir olasılık veya sonuç olarak sunar: anyone eylemi yapabilecek kişidir, stealing ise olası eylemdir. Burada konuşan kişi gerçekleşmekte olan bir hırsızlığı gördüğünü söylemiyor; olası bir hırsızlıktan endişe ediyor. Bu ifade doğrudan bir emirden daha temkinli ve kişiseldir; bir kaygıyı veya sınırı doğal biçimde belirtir.
Alıştırma
İstenmeyen olası bir eylemi anlatmak için wouldn't want + someone + fiil-ing yapısını kullanan cümle hangisidir?
- I wouldn't want to steal anyone's bike.
- I wouldn't want anyone stealing my bike.
- I wouldn't want anyone to steal my bike.
Cevabı göster
I wouldn't want anyone stealing my bike.
my purse ... my wallet: iki farklı kap
Bu bağlamda purse, yanınızda taşıdığınız daha büyük kişisel çantadır; wallet ise para, kart ve kimlikleri koyduğunuz daha küçük kılıftır. Bir wallet purse’un içinde bulunabilir. Bu nedenle bu iki kelime aynı şeyin iki adı değil, farklı kapları belirtir. Amerikan İngilizcesinde purse genellikle el çantası anlamına gelir. Cümle, paranın konulabileceği iki yeri karşılaştırır: daha büyük çanta ve daha küçük para cüzdanı.
Alıştırma
Walletın daha küçük para kabı, purse’ün ise daha büyük çanta olduğunu doğru gösteren cümle hangisidir?
- My purse holds my cards and fits inside my wallet.
- My wallet holds my cards and fits inside my purse.
- My wallet is the large bag I carry on my shoulder.
Cevabı göster
My wallet holds my cards and fits inside my purse.
These are both safe places to put my money.
5:56Bunların her ikisi de paramı koymak için güvenli yerlerdir.
I want to show you guys the different types of bills we use in the United States.
6:04Sizlere Amerika Birleşik Devletleri'nde kullandığımız farklı türdeki banknotları göstermek istiyorum.
start off with: bir öğeyle başlamak
Start off with, belirli bir öğe veya adımla başlamak demektir. Burada bir dizideki ilk banknotu tanıtır. Yapı start off with + bir şey veya adım şeklindedir. Önce neyin ele alınacağını söyleyerek açıklamayı düzenler. Off, öbek fiilin bir parçasıdır; uzaklaşmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “bir şeyle başlamak” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: Let's ____ the easiest question.
Cevabı göster
start off with
You can call it a single or a buck. Kelime
6:13Buna bir tek'lik (single) ya da bir papel (buck) diyebilirsiniz.
a single ve a buck: bir dolardan söz etmek
Nakit paradan söz edilen bu bağlamda a single, bir dolarlık banknot anlamına gelir. Single sözcüğünün başka birçok anlamı vardır; bu nedenle para anlamı, konuşmanın açıkça nakit veya banknotlarla ilgili olmasına bağlıdır. A buck, bir dolar için kullanılan gündelik bir Amerikan İngilizcesi sözcüğüdür. Burada gösterilen 1 dolarlık banknotu da belirtir, ancak başka cümlelerde five bucks örneğindeki gibi yalnızca bir miktarı ifade edebilir.
Alıştırma
Nakit parayla ilgili gündelik bir Amerikan İngilizcesi konuşmasında hangi açıklama doğrudur?
- Bu bağlamda iki ifade de her türlü banknotun resmî adıdır.
- Bu bağlamda 'a single' bir dolarlık banknot, 'a buck' ise bir dolar anlamına gelir.
- Bu bağlamda 'a single' bir madeni para, 'a buck' ise yüz dolar anlamına gelir.
Cevabı göster
Bu bağlamda 'a single' bir dolarlık banknot, 'a buck' ise bir dolar anlamına gelir.
It's very hard to find and sometimes banks won't even have it.
6:18Bulması çok zordur ve bazen bankalarda bile bulunmaz.
nor did he ever run for president. İkinci bir olumsuzluk eklemek
İlk bölüm zaten olumsuz bir durumu bildiriyor. Nor, buna ikinci bir olumsuz bilgi ekler; burada “o da hiç başkanlığa aday olmadı” anlamını verir. Nor yeni cümlenin başına geldiğinde yardımcı fiil özneden önce gelir: nor did he ever run. Did geçmiş zamanı taşıdığı için ana fiil run yalın hâlde kalır.
Alıştırma
Eksik yardımcı fiili ekleyerek cümleyi tamamlayın. The team never scored, nor ____ it create a clear chance.
Cevabı göster
did
He was one of the founding fathers of the United States. Kültür
6:50O, ABD'nin kurucu babalarından biriydi.
founding fathers of the United States. Tarihî bir grup adı
Founding Fathers, Amerika Birleşik Devletleri'nin kurulmasına katkıda bulunan etkili kişileri topluca ifade eden tarihî bir addır. Özellikle bağımsızlık ve ilk hükûmetin kurulması dönemindeki kişileri anlatır. Bu bir aile terimi değildir ve “başkanlar” anlamına gelmez. one of the + çoğul isim yapısı, Hamilton'ın bu grubun üyelerinden biri olduğunu gösterir. Bu cümlede ifade, hiç başkan olmamış olsa da Hamilton'ın Amerikan tarihindeki önemini açıklar.
Alıştırma
Bu cümlede founding fathers of the United States ne anlama geliyor?
- Amerika Birleşik Devletleri'nin ilk başkanları
- Amerika Birleşik Devletleri'nin kurulmasına katkıda bulunan önemli kişiler
- Amerika Birleşik Devletleri'ndeki insanların biyolojik babaları
Cevabı göster
Amerika Birleşik Devletleri'nin kurulmasına katkıda bulunan önemli kişiler
So far ile şu ana kadarki ilerlemeyi özetlemek
Bu cümlede So far, başlangıçtan şu ana kadar anlamına gelir. I have shown ifadesinin zaman aralığını belirler ve konuşanın daha önce olanları gözden geçirdiğini anlatır. Bilgiyi düzenlemek için kullanılır: önce şu ana kadarki ilerlemeyi özetleyin, sonra bir sonraki bölüme geçin. Burada fiziksel mesafeyi değil, zamanı anlatır.
Alıştırma
Cümleyi “şu ana kadar” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: ____, the project has stayed on schedule.
Cevabı göster
So far
and he was the 18th president of the United States.
7:26ve o, Amerika Birleşik Devletleri'nin 18. başkanıydı.
And the last bill and the most common bill in the US is the $100 bill.
7:32Ve son banknot, ABD'deki en yaygın banknot olan 100 dolarlık banknottur.
and he was one of the founding fathers of the United States.
7:45ve Amerika Birleşik Devletleri'nin kurucu babalarından biriydi.
And one of the least common bills is the $2 bill.
7:54Ve en az yaygın olan banknotlardan biri 2 dolarlık banknottur.
The most circulated bill or the most common bill in the US is the $100 bill.
7:58ABD'de en çok dolaşımda olan banknot veya en yaygın banknot 100 dolarlık banknottur.
So, that's why it's one of the least common bills in the US.
8:14İşte bu yüzden ABD'deki en az yaygın banknotlardan biridir.
Another form of cash or physical money is coins.
8:18Nakdin veya fiziksel paranın bir başka biçimi madeni paralardır.
a penny, a nickel, a dime dan a quarter: nilai koin Amerika Serikat
ABD parasında yaygın madeni para adları belirli değerlere karşılık gelir: a penny 1 sent, a nickel 5 sent, a dime 10 sent ve a quarter 25 sent değerindedir. Bir dolar 100 sente eşittir. Sözcüklerin hepsi sayıyı göstermediği için her adı değeriyle birlikte öğrenin. Quarter, bir doların dörtte biriyle bağlantılıdır. Nickel ise nikel metalini de ifade edebilir; bu cümlede beş sentlik madeni paranın adıdır.
Alıştırma
Hangi cümle 25 sent değerindeki bir ABD madeni parasını doğru adlandırır?
- It is a nickel.
- It is a dime.
- It is a quarter.
Cevabı göster
It is a quarter.
Four quarters makes ... 100 pennies makes: çoğul öznelerle make kullanımı
Konuşulan cümlede, vurgulanan iki ifadede de makes kullanımı özne-yüklem uyumu açısından hatalıdır. Standart biçim Four quarters make $1 and 100 pennies make $1 too. şeklindedir. Quarters ve pennies çoğul öznelerdir; bu nedenle geniş zamanda makes değil, make kullanılır. Fiilden sonra gelen tekil sonuç $1, fiilin biçimini belirlemez.
Alıştırma
Standart özne-yüklem uyumuna göre cümleyi tamamlayın: Four quarters ____ one dollar, and one hundred pennies ____ one dollar too.
Cevabı göster
make · make
So, you have to use their type of currency.
9:09Bu yüzden onların kendi para birimini kullanmanız gerekir.
To give you some examples of different types of currencies,
9:11Size farklı türdeki para birimlerinden bazı örnekler vermek için,
I have different types of currencies or cash in my hand.
9:15elimde farklı türde para birimleri veya nakit var.
the equivalent to $3: para birimleri arasında karşılık gelen değer
Burada the equivalent, aynı ya da çok yakın değere sahip bir şeyi ifade eder. to $3 ifadesi $3'ü karşılaştırma noktası yapar; yani konuşmacı, o anda 50 pesonun yaklaşık üç Amerikan doları değerinde olduğunu söyler. Equivalent, farklı sistemlerdeki işlev, miktar veya etkiyi karşılaştırmak için de kullanılabilir. Yalnızca karşılaştırılan özellikte bir eşleşme belirtir; iki şeyin her ayrıntıda aynı olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
'This is the equivalent to $3,' cümlesinde 'the equivalent to $3' ne anlama gelir?
- Üç adet bir dolarlık madeni paradan yapılmıştır.
- Yaklaşık olarak 3 dolarla aynı değerdedir.
- Her zaman tam olarak 3 dolar değerindedir.
Cevabı göster
Yaklaşık olarak 3 dolarla aynı değerdedir.
just in case if kullanımından kaçınmak
Standart İngilizcede, daha sonra bir şey olabileceği için şimdi önlem aldığınızı göstermek amacıyla just in case ifadesinden sonra bir yan cümle kullanılır: just in case I travel to Mexico. just vurgu katar; in case zaten olası durumu belirtir. in case ifadesinin hemen ardından if kullanmak aynı koşul görevini tekrarlar. Özenli konuşma ve yazıda, önlem anlamı için just in case I travel to Mexico ya da koşul anlamı için if I travel to Mexico seçeneklerinden birini kullanın.
Alıştırma
Hangi cümle, koşul belirtecini tekrarlamadan önlem anlamını doğal biçimde ifade eder?
- I'll bring some cash just in case if the card machine is down.
- I'll bring some cash just in case the card machine is down.
- I'll bring some cash if just in case the card machine is down.
Cevabı göster
I'll bring some cash just in case the card machine is down.
Karşıt olguları whereas ile bağlamak
Whereas, kendisinden önceki yan cümleyle karşıtlık kuran bir yan cümleyi başlatır. Burada dolar kullanan bölgeler ile peso kullanan bölgeleri karşılaştırarak karşıtlığı açıkça gösterir. Normalde yan cümle düzeyindeki iki olguyu birbirine bağlar: A happens, whereas B happens. Özenli yazıda, ikinci bölüm tekrarlanan they zamiri olmadan whereas some parts of Latin America use pesos biçiminde daha akıcıdır.
Alıştırma
Bu notta öğretilen, iki tam olguyu açıkça karşılaştıran ve but sözcüğünden daha resmî olan bağlacı kullanın: The library closes at 6 p.m., ____ the cafe stays open until 9.
Cevabı göster
whereas
because of inflation: ekonomik bir nedeni belirtmek
Burada inflation, fiyatların zaman içinde genel olarak yükselmesi ve böylece bir birim parayla daha az şey alınabilmesi anlamına gelir. Bu, inflation sözcüğünün ekonomik anlamıdır; bir şeyi havayla doldurma anlamı değildir. Because of, para birimindeki değişimin nedeni olarak inflation sözcüğünü gösterir. Kalıp because of + isim öbeği biçimindedir; yani inflation nedeni adlandırır, tam bir yan cümle oluşturmaz.
Alıştırma
Enflasyonu neden olarak belirtmek için because of ifadesini doğru kullanan cümleyi seçin.
- Prices rose because of inflation.
- Prices rose because of inflation was high.
- Prices rose because inflation.
Cevabı göster
Prices rose because of inflation.
does have value: vurgulu does
Olumlu bir cümlede, temel fiilden önce kullanılan does vurgu ekler: does have, “gerçekten var” veya “aslında var” anlamına gelir. No value ifadesinin oluşturduğu beklentiyi düzeltir ve banknotun antikacılarda farklı bir tür değeri olduğunu vurgular. Geniş zamanda üçüncü tekil şahıs özneyle kalıp does + fiilin yalın hâlidir. Bu yüzden does has değil, does have kullanılır.
Alıştırma
Yanlış beklentiyi düzelten vurgulu yardımcı fiille cümleyi tamamlayın: Some people think the old camera is worthless, but it ____ have value to collectors.
Cevabı göster
does
and I can collect it for the future.
10:55ve gelecekte saklamak üzere onu koleksiyonuma katabilirim.
rich, wealthy, broke ve poor arasında seçim
Burada rich ya da wealthy çok parası olan birini, broke ya da poor ise bunun tersi olan maddi durumu anlatır. Bu iki sözcük çifti karşıtlığı açıkça gösterir. Bu kullanımda broke, şu anda harcayacak parası olmamak anlamına gelen bir sıfattır. Bir şeyin fiziksel olarak hasarlı olduğu anlamına gelmez ve I broke the cup cümlesindeki geçmiş zaman fiili değildir. Poor daha geniş anlamlıdır ve uzun süre çok az paraya sahip olmayı anlatabilir.
Alıştırma
Geçici ve samimi bir şekilde parasızlığı anlatan en uygun sözcüğü seç: I can't go to the movie tonight because I'm ___.
- poor
- broke
- wealthy
Cevabı göster
broke
after + -ing yapısı: After earning money
After earning money, after + fiilin -ing biçimiyle kurulan kısa bir zaman ifadesidir. after you earn money anlamına gelir ve para kazanma eylemini ana cümledeki eylemden önceye yerleştirir. Parayı kazanan kişinin ana cümlenin öznesi olan you olduğu anlaşılır. Bu kısa yapı, özneyi tekrarlamadan iki eylemi zaman sırasına koyar.
Alıştırma
Cümleyi iki sözcüklü bir zaman ifadesiyle tamamla. after + finish fiilinin -ing biçimini kullan: ____, Leo packed his schoolbag.
Cevabı göster
After finishing
save your money (paranı biriktirmek) ... spend it on something (onu bir şeye harcamak)
Save your money, paranı şimdi kullanmak yerine saklamak veya biriktirmek demektir. Bu ifadede your money, neyi biriktirdiğini gösterir. Spend it on something, o parayı bir şey almak veya yapmak için kullanmak demektir. It, money sözcüğüne gönderme yapar; on ise paranın neye harcandığını belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle Leo'nun parasının bir kısmını biriktirdiğini ve kalanıyla bir kitap aldığını doğru biçimde anlatır?
- Leo saves some money and spends the rest for a book.
- Leo spends some money and saves the rest for a book.
- Leo saves some money and spends the rest on a book.
Cevabı göster
Leo saves some money and spends the rest on a book.
What are some ways I can pay for my ice cream? Kalıp ifadeler
11:40Dondurmamı ödeyebileceğim bazı yollar nelerdir?
pay for my ice cream (dondurmamın parasını ödemek) ... pay for it with bills (banknotla ödemek)
Pay for my ice cream, dondurmanın ücretini karşılamak için para vermek demektir. For, satın alınan şeyi belirtir. Pay for it with bills ifadesi ödeme yöntemini de ekler. It, ice cream ifadesine gönderme yapar; with ödeme için neyin kullanıldığını belirtir. Buradaki bills, Amerikan İngilizcesinde kâğıt para veya banknot demektir.
Alıştırma
Önce satın alınan şeyi, sonra ödeme yöntemini belirten iki edatı tamamla: Can I pay ____ the ticket ____ cash?
Cevabı göster
for · with
bir kredi kartı, bir banka kartı ve bir çek
Üç ifade, use fiilinden sonra paralel olarak kullanılan ad öbekleridir: use a credit card, use a debit card veya use a check. Bunlar üç eylemi değil, üç ödeme aracını adlandırır. Bu bağlamda kartın türü, ödeme parasının nereden geldiğini değiştirir; check ise bankaya verilen yazılı bir ödeme talimatıdır. Burada check bir addır; kontrol etmek anlamındaki fiil veya restoran hesabı değildir.
Alıştırma
Üç ödeme yöntemini doğru açıklayan seçenek hangisidir?
- credit card kredi kullanır, debit card genellikle banka hesabından para çeker ve check yazılı ödeme talimatıdır.
- debit card kâğıt bir ödeme aracıdır ve check bir credit card türüdür.
- credit card ve debit card her zaman borç para kullanır; check ise fiyatı kontrol etmek demektir.
Cevabı göster
credit card kredi kullanır, debit card genellikle banka hesabından para çeker ve check yazılı ödeme talimatıdır.
This is one of the least common ways to pay for things,
11:55Bu, bir şeyler ödemek için en az yaygın olan yollardan biridir,
I don't want to wait in line inside Kalıp ifadeler
12:02dondurmacının içinde sırada beklemek istemiyorum
the ice cream shop waiting for you to sign your check Kalıp ifadeler
12:04sizin çekinizi imzalamanızı beklerken
wait in line: sırada beklemek
Wait in line, sıranız gelene kadar kuyrukta beklemek demektir. Bu cümlede konuşan kişi, başka biri ödemeyi tamamlarken diğer müşterilerin arkasında beklemek istemiyor. wait in line for + ad yapısı neyi beklediğinizi, wait in line to + fiil yapısı ise sıradaki eylemi belirtir: wait in line for tickets; wait in line to enter.
Alıştırma
Hangi cümle Maya'nın sırası gelene kadar kuyrukta beklediğini doğal biçimde anlatır?
- Maya drew a line at the ticket counter.
- Maya waited in line at the ticket counter.
- Maya waited for the ticket counter.
Cevabı göster
Maya waited in line at the ticket counter.
sign your check: ödemeyi onaylamak için çeki imzalamak
Bu cümlede sign your check, ödemenin onaylanabilmesi için kâğıt çekin üzerine imzanı yazmak anlamına gelir. Burada sign bir eylem bildiren fiildir; “işaret” veya “sembol” anlamında değildir. Yapı, sign + çekin kime ait olduğunu gösteren sözcük biçimindedir: sign your check, sign my check veya sign the check. Çekle ödeme yapmanın bir adımını belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle, birinden kâğıt çeki imzalayarak ödemeyi onaylamasını doğru biçimde ister?
- Please sign your check before you hand it to the cashier.
- Please write your receipt before you pay.
- Please show the sign near the cashier.
Cevabı göster
Please sign your check before you hand it to the cashier.
speed up: bir süreci hızlandırmak
Speed up, bir şeyin daha hızlı gerçekleşmesini sağlamak demektir. Burada farklı bir ödeme yöntemi kullanmak, ödeme işleminin daha kısa sürmesini sağlayabilir. speed up the process ifadesinde daha hızlı hâle getirilen şey the process'tir. Speed up, bir şeyin kendiliğinden hızlanmasını da anlatabilir: The process is speeding up.
Alıştırma
Cümleyi “daha hızlı hâle getirmek” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: The new scanner will ____ the checkout process.
Cevabı göster
speed up
I just spent $4.50 for one scoop of ice cream Kalıp ifadeler
12:14Bir top dondurma için az önce 4.50$ harcadım
bir top dondurma
Burada one scoop of ice cream, dondurma kaşığıyla alınmış yuvarlak bir porsiyon dondurma demektir. Bu ifadede scoop sayılabilen bir isimdir; dondurmayı kaşıkla alma eylemi değildir. İstediğiniz miktarı sayı + scoop/scoops + of ice cream kalıbıyla söyleyebilirsiniz: one scoop, two scoops.
Alıştırma
Cümleyi, yuvarlak bir porsiyon anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: “For dessert, Maya ordered ____.”
Cevabı göster
one scoop of ice cream
Also, when you pay for things in different states,
12:26Ayrıca, farklı eyaletlerde bir şeyler ödediğinizde,
satış vergisi
Sales tax, eyalet veya yerel yönetim tarafından bazı alışverişlerin fiyatına eklenen paradır. ABD'deki bu alışveriş bağlamında, kasada ödenen tutarın ürünün üzerinde yazan fiyattan neden daha yüksek olabildiğini açıklar. Vergi kuralları ve oranları eyalete göre değişebilir. Burada you'll get a sales tax, alışverişinize satış vergisi ekleneceği anlamına gelir; para alacağınız anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir oyuncağın etiket fiyatı 10 dolardır, ancak sales tax nedeniyle kasadaki toplam daha yüksektir. Burada sales tax ne anlama gelir?
- Alışveriş fiyatına vergi olarak eklenen para
- Müşterinin ödeme yaptıktan sonra aldığı para
- Fiyatı düşüren bir indirim
Cevabı göster
Alışveriş fiyatına vergi olarak eklenen para
but now I want to put that money back into my bank account.
12:45ama şimdi o parayı banka hesabıma geri yatırmak istiyorum.
I just deposited money back into a different bank account
13:34Farklı bir banka hesabına parayı geri yatırdım az önce
and they gave me a receipt with my account balance Kalıp ifadeler
13:38ve bana hesap bakiyem olan bir makbuz verdiler
Bankacılık ifadesi “account balance”
Account balance, bir banka hesabında belirli bir anda kayıtlı olan para miktarıdır. Burada balance, vücudunu dengede tutabilme yeteneğini değil, bu para miktarını ifade eder. Bu iki isim, yaygın bir bankacılık ifadesi oluşturur: account, bunun ne tür bir balance olduğunu gösterir. Bu ifadeyi ATM makbuzlarında, bankacılık uygulamalarında ve hesap ekstrelerinde sıkça görürsün.
Alıştırma
Standart bankacılık ifadesini tamamlamak için account ve balance sözcüklerini doğru sıraya koyun: The receipt shows my ____.
Cevabı göster
account balance