Kuzey Kutbu Güney Kutbu'na Karşı - Camille Seaman: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
617 kelime 165 kel/dk

Video özeti: Arktik ile Antarktika’nın coğrafyası, iklimi, canlıları ve insan varlığı karşılaştırılıyor. Ardından Antarktika’nın neden daha soğuk olduğuna ilişkin üç neden veriliyor ve kutup buzlarının dünya hava düzenini nasıl dengelediği açıklanıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. If you were to / would be — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Bu iki parçanın uzak olasılıklı ya da hayalî bir koşul ile onun sonucunu nasıl kurduğunu anlayın. Dinleyiciyi bir düşünce deneyine, varsayımsal bir konuma ve bunun sonuçlarına yönlendirirken durumu sıradan bir gerçek gibi sunmadan bu kalıbı kullanabilirsiniz. 2. the seasons are conspiring against the Antarctic. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: conspiring against ifadesinin mevsimleri, Antarktika’daki soğuğu artırmak için birlikte çalışan kişiler gibi gösterdiğini fark edin. Böylece canlı bir neden-sonuç açıklamasını anlayabilir ve sözde komployu gerçek anlamda yorumlamazsınız. 3. As sea ice in the Arctic declines — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: As ile gelişmekte olan bir eğilimin başka bir eğilimle birlikte sunulduğunu; Arktik deniz buzunun azalmasıyla havanın giderek istikrarsızlaşmasının bağlandığını öğrenin. Bu yapıyı bilimsel anlatımlarda ve haberlerde bağlantılı değişimleri ve neden-sonuç süreçlerini açıklamak için kullanabilirsiniz.

Bu derste

On our planet, we have two polar regions,

0:07

Gezegenimizde iki kutup bölgesi var,

the Arctic,

0:09

Kuzey Kutbu (Arktik),

whose name comes from the Greek Arktikos, Dilbilgisi

0:10

ki adını Yunanca Arktikos kelimesinden alır,

Dilbilgisi

whose name comes from: nesnelerle kullanılan whose

whose name comes from ... yapısında whose, ek bilgi veren ilgi cümleciğini the Arctic'e bağlar. Whose name, “the Arctic's name” ile aynı anlama gelir; comes from ise adın kaynağını belirtir. Virgüller bunun bir soru değil, ek bilgi olduğunu gösterir. Whose yalnızca kişilerle değil, nesnelerle de aitlik veya bağlantı gösterebilir. İsim + whose + isim + fiil kalıbı bir şeyin adını, parçalarını, özelliklerini ya da geçmişini anlatmak için kullanılır.

Alıştırma

Kasabanın adını anlatan ilgi cümleciğini whose ile tamamlayın: We visited a town ____ an old word for river.

Cevabı göster

whose name comes from

of the north,

0:13

kuzeye ait olan,

and the Antarctic, from Antarktikos,

0:14

ve Güney Kutbu (Antarktika), Antarktikos'tan,

opposite of the north.

0:16

kuzeyin karşısında olan.

But there is an easier way to remember them if you just remember what surrounds them. Dilbilgisi

0:18

Ancak sadece etraflarını neyin çevrelediğini hatırlarsanız, onları hatırlamanın daha kolay bir yolu var.

Dilbilgisi

if you just remember what surrounds them: koşul ve what cümleciği

If you just remember... daha kolay yöntemi kullanmanın koşulunu verir. Burada just, tek bir eylemin yeterli olduğunu anlatır: çevrede olanları hatırlamak. Them, Arktik ve Antarktik'i ifade eder. What surrounds them, remember fiilinin nesnesidir ve “onları çevreleyen şeyler” anlamına gelir. What, surrounds fiilinin öznesidir. Bu yan cümle ifadenin bir parçasıdır; ayrı bir soru değildir.

Alıştırma

Hangi cümle, koşul vermek için if yapısını ve remember fiilinin nesnesi olarak bir what cümleciğini doğal biçimde kullanır?

  1. You can identify the bird if you just remember what does its call sound like.
  2. You can identify the bird if you just remember what its call sounds like.
  3. You can identify the bird if do you just remember what its call sounds like.
Cevabı göster

You can identify the bird if you just remember what its call sounds like.

The Arctic, situated in the northern hemisphere of our planet, Kalıp ifadeler

0:22

Gezegenimizin kuzey yarımküresinde yer alan Kuzey Kutbu,

is an ocean entirely surrounded by land. Kalıp ifadeler

0:26

tamamen karalarla çevrili bir okyanustur.

Kalıp ifadeler

situated in the northern hemisphere: konum bilgisini resmî biçimde eklemek

Situated in ... resmî bir betimlemede “... konumunda bulunan” anlamına gelir. Burada situated in the northern hemisphere, Arktik’in sabit coğrafi konumu hakkında ek bilgi veren bir geçmiş zaman ortaç öbeğidir. Virgüllerle ayrılan bu ifade, which is situated in the northern hemisphere ilgi cümleciğinin kısaltılmış hâlidir. Bu kısa yapı, konum bilgisini cümlenin ana yargısı yapmadan ekler.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: The observatory, ____ northern Chile, studies distant galaxies.

Cevabı göster

situated in

Kalıp ifadeler

entirely surrounded by: edilgen yapıyla tamamen çevrelenmeyi anlatmak

Surrounded by ... edilgen bir yapıdır: özne içeride ya da ortadadır ve by sonrasındaki isim, çevresindeki sınırı oluşturan şeyi belirtir. Bu cümlede karalar okyanusun çevresindedir; okyanus karaların çevresinde değildir. Entirely, surrounded by ifadesini güçlendirerek çevrelenmenin yalnızca bir kenarda değil, her tarafta tam olduğunu belirtir. Aynı yapı yerleri, binaları ve hatta sosyal bir ortam içindeki kişiyi anlatabilir.

Alıştırma

Dağların köyü her taraftan çevrelediğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The village entirely surrounds by mountains.
  2. The village is entirely surrounded by mountains.
  3. The village is entirely surrounding by mountains.
Cevabı göster

The village is entirely surrounded by mountains.

On the other side of the world, Anlatım akışı

0:29

Dünyanın diğer tarafında,

Anlatım akışı

On the other side of the world: çok uzak bir yere geçiş ifadesi

Burada On the other side of the world, dinleyicinin dikkatini az önce sözü edilen bölgeden çok uzakta olduğu düşünülen başka bir bölgeye taşır. Yalnızca bir yer belirtmez; önceki bölümle karşılaştırılacak yeni bir bölüme geçildiğini de gösterir. Bu ifade genellikle coğrafi açıdan kesin değil, genel bir anlatımdır. Açıklamalarda ve hikâyelerde, söz konusu yer Dünya'nın tam karşı noktasında olmasa bile çok uzak bir yerde anlamına gelebilir.

Alıştırma

Hangi cümlede On the other side of the world çok uzak bir yere geçiş sağlayan genel bir ifade olarak kullanılmıştır?

  1. On the other side of the page, write your name.
  2. On the other side of the world, families are waking up as we go to sleep.
  3. On the other side of the room, a lamp stands by the sofa.
Cevabı göster

On the other side of the world, families are waking up as we go to sleep.

the Antarctic is a continent entirely surrounded by ocean.

0:30

Antarktika ise tamamen okyanusla çevrili bir kıtadır.

So the Arctic has polar bears but no penguins, Dilbilgisi

0:35

Yani Kuzey Kutbu'nda kutup ayıları vardır ama penguen yoktur,

and the Antarctic has penguins but no polar bears.

0:37

Antarktika'da ise penguen vardır ama kutup ayısı yoktur.

Dilbilgisi

has ... but no ...: paralel yapıyla ters karşıtlık

Cümle, has + isim + but no + isim kalıbını iki paralel yan cümlede tekrarlar. İkinci yan cümlede iki hayvanın yeri değiştirilir; böylece aynı dil bilgisi yapısı, karşıt dağılımları karşılaştırmayı kolaylaştırır. no penguins ve no polar bears ifadelerinde no, çoğul sayılabilen isimlerin hemen önüne gelir ve o türden az sayıda değil, hiç bulunmadığını belirtir. but sözcüğü her bölgede bulunanlarla bulunmayanları karşılaştırır.

Alıştırma

Parantez içindeki bilgilere göre paralel ve ters karşıtlığı tamamlayın: The red box ____, and the blue box ____. (red box: crayons, no markers; blue box: markers, no crayons)

Cevabı göster

has crayons but no markers · has markers but no crayons

Let's talk about the Arctic first. Anlatım akışı

0:41

Önce Kuzey Kutbu hakkında konuşalım.

Anlatım akışı

Let's talk about ... first: konu sırasını belirtmek

Let's talk about the Arctic first, konuşmanın düzenini gösteren bir yönlendirme ifadesidir: Arktik bölgesinin ilk konu olduğunu belirtir. first açıklamanın sırasını düzenler ve genellikle daha sonra başka bir konunun geleceğini düşündürür. Bir derste, sunumda veya videoda konuşmanın çoğunu tek kişi yapsa bile Let's talk about yeni bir bölümü tanıtabilir. Bu ifade her zaman açık bir sohbete davet anlamına gelmez.

Alıştırma

Let's talk about ... first yönlendirmesini kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ online safety first.

Cevabı göster

Let's talk about

The Arctic region consists of a vast ice-covered ocean Notlar

0:43

Kuzey Kutbu bölgesi, buzla kaplı geniş bir okyanustan

Kelime

ice-covered ocean: kısa çizgili birleşik sıfat

ice-covered ocean ifadesinde ice-covered, ocean sözcüğünden önce tek bir birim olarak çalışan birleşik bir sıfattır. “Buzla kaplı” anlamına gelir: ice kaplayan maddenin buz olduğunu belirtir, covered ise geçmiş zaman ortacıdır. Kısa çizgi, iki sözcüğün tek bir niteleyici olarak okunmasına yardımcı olur. Bu kısa yapı, an ocean that is covered with ice ifadesini an ice-covered ocean biçimine dönüştürür.

Alıştırma

Cümleyi snow ve cover fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: After the storm, we walked across a ____ field.

Cevabı göster

snow-covered

surrounded by treeless permafrost.

0:47

ve etrafındaki ağaçsız donmuş topraklardan (permafrost) oluşur.

Kalıp ifadeler

consists of: bir bütünün parçalarını sıralamak

Bu cümlede consists of, bütün olan The Arctic region ifadesini onu oluşturan buzla kaplı geniş okyanusa ve çevresindeki permafrosta bağlar. Kalıp, bütün + consist(s) of + parçalar şeklindedir. consist of, be made up of ifadesine yakın bir anlam taşısa da etken biçimde kalır: The course consists of six lessons denir, The course is consisted of six lessons denmez. Tanımlarda ve nesnel açıklamalarda yaygındır.

Alıştırma

consist of ifadesinin doğru geniş zaman biçimini kullanın: The science club ____ twelve students and two teachers.

Cevabı göster

consists of

The area can be defined as the region between the Arctic Circle and the North Pole. Notlar

0:50

Bölge, Kuzey Kutup Dairesi ile Kuzey Kutbu arasındaki alan olarak tanımlanabilir.

Kalıp ifadeler

can be defined as: resmî bir tanımı sunmak

can be defined as yapısında edilgen ifade, tanımın içeriğini sunar. as sözcüğünden sonra gelen bölüm, öznenin ne anlama geldiğini veya sınırlarının nerede olduğunu belirtir; burada alanın coğrafi sınırlarını verir. Edilgen yapı, dikkati tanımı yapan kişiye değil, tanımlanan şeye yöneltir. Can, bunun geçerli bir tanımlama yolu olduğunu gösterir ancak tek olası tanım olduğunu ileri sürmez.

Alıştırma

Hangi cümle tanımın kendisini doğru biçimde sunuyor?

  1. A habitat can be defined by the natural home of a plant or animal.
  2. A habitat can be defined as the natural home of a plant or animal.
  3. A habitat can be defined because it is home to plants and animals.
Cevabı göster

A habitat can be defined as the natural home of a plant or animal.

Kültür

between the Arctic Circle and the North Pole: Kuzey Kutup Dairesi ile Kuzey Kutbu arasında

The Arctic Circle, Dünya'nın çevresindeki hayali bir enlem çizgisi olan Kuzey Kutup Dairesi'ni; the North Pole ise Dünya'nın en kuzeyindeki nokta olan Kuzey Kutbu'nu belirtir. Bunlar farklı türde coğrafi işaretlerdir: biri çizgi, diğeri noktadır. Bu cümlede between the Arctic Circle and the North Pole, anlatılan bölgenin sınırlarını göstermek için bu iki coğrafi işareti kullanır. Buradaki Circle, coğrafi bir adın parçasıdır; sıradan, yuvarlak bir nesneyi belirtmez.

Alıştırma

Cümlede the Arctic Circle ve the North Pole nasıl bir işlev görüyor?

  1. Bölgeyi anlatmak için kullanılan iki coğrafi sınırdır.
  2. Bölgede bulunan sıradan yuvarlak nesnelerdir.
  3. Dünya üzerindeki aynı noktanın iki farklı adıdır.
Cevabı göster

Bölgeyi anlatmak için kullanılan iki coğrafi sınırdır.

If you were to stand at the North Pole, Dilbilgisi

0:54

Eğer Kuzey Kutbu'nda dursaydınız,

everywhere you looked, in all directions,

0:56

baktığınız her yer, her yönde,

would be south.

0:59

güney olurdu.

Dilbilgisi

If you were to ... would be: varsayımsal koşul ve sonuç

If you were to ... would ... önce hayali bir koşul kurar, ardından bu koşulun sonucunu verir. Burada were to stand, dinleyiciden Kuzey Kutbu'nda durduğunu hayal etmesini ister; would be ise bu hayali durumda ortaya çıkacak sonucu belirtir. Kalıp If + özne + were to + fiilin yalın hâli, ... would + fiilin yalın hâli şeklindedir. Were burada geçmişte yaşanmış bir olayı göstermez. Sade bir if cümlesine göre were to, durumu daha belirgin biçimde varsayımsal ve biraz daha resmî gösterir.

Alıştırma

Cümleyi were to ... would ... kalıbıyla tamamlayın: If you ____ open a café on the Moon, what would you serve?

Cevabı göster

were to

But standing at the North Pole is difficult to do for very long

1:00

Ancak Kuzey Kutbu'nda çok uzun süre durmak zordur

because it's in the middle of an ocean covered by constantly shifting frozen sea ice. Kalıp ifadeler

1:03

çünkü orası sürekli hareket eden donmuş deniz buzuyla kaplı bir okyanusun ortasıdır.

Kalıp ifadeler

in the middle of: bir şeyin daha büyük bir alanın orta kısmında olduğunu belirtme

Bu cümlede in the middle of, Kuzey Kutbu’nun daha büyük bir alanın, yani okyanusun orta bölümünde bulunduğunu gösterir. of’tan sonra gelen isim, konumu içine alan bölgeyi belirtir. Bu ifade, in the middle of a meeting örneğindeki gibi bir etkinliğin veya durumun ortasında olmayı da anlatabilir. Konum tariflerinde middle, her zaman matematiksel olarak tam bir merkez noktayı değil, daha geniş bir merkezi bölgeyi ifade edebilir.

Alıştırma

Hangi cümle çeşmenin meydanın orta kısmında olduğunu söyler?

  1. The fountain is moving toward the square.
  2. The fountain is outside the square.
  3. The fountain is in the middle of the square.
Cevabı göster

The fountain is in the middle of the square.

If you were to fall into the water at the North Pole,

1:08

Eğer Kuzey Kutbu'nda suya düşseydiniz,

you'd fall into water that's 13,980 ft deep.

1:11

13.980 fit derinliğindeki bir suya düşmüş olurdunuz.

Above the water,

1:16

Suyun üstünde,

average winter temperatures can be as low as -40° C, Kalıp ifadeler

1:17

ortalama kış sıcaklıkları -40° C'ye kadar düşebilir

Kalıp ifadeler

as low as: olası düşük bir değeri vurgulamak

Bu cümlede as low as + sayı, bir aralığın düşük ucundaki olası bir değeri vurgular: ortalama kış sıcaklıkları -40 °C’ye ulaşabilir. İfade, bu değerin ne kadar aşırı düşük olduğuna dikkat çeker. Bu kullanım, iki ayrı şeyi eşit derecede düşük olarak karşılaştırmaz. Bu yapı sıcaklık, fiyat, oran, yüzde ve seviye gibi ölçülebilir değerlerle yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle, olası düşük bir oda fiyatını vurgulamak için as low as ifadesini doğru kullanır?

  1. Room rates can be as low as sixty dollars a night in winter.
  2. Every room always costs exactly sixty dollars a night in winter.
  3. Room rates cannot go below sixty dollars a night in winter.
Cevabı göster

Room rates can be as low as sixty dollars a night in winter.

and the coldest recorded temperature is approximately -68° C.

1:21

ve kaydedilen en soğuk sıcaklık yaklaşık -68° C'dir.

Despite these incredibly harsh conditions, Anlatım akışı

1:27

Bu inanılmaz derecede zorlu koşullara rağmen,

humans have populated areas in the Arctic for thousands of years. Dilbilgisi

1:29

insanlar binlerce yıldır Kuzey Kutbu'ndaki bölgelerde yaşamışlardır.

Anlatım akışı

Despite these incredibly harsh conditions: karşıtlığı vurgulayan bir ödün ifadesi kurmak

Despite these incredibly harsh conditions, cümlenin başında yer alan bir ödün ifadesidir. Önce, normalde ana gerçeği beklenmedik kılacak bir engeli kabul eder; ardından ana cümle, insanların Kuzey Kutbu’nun bazı bölgelerinde çok uzun süredir yaşadığı karşıt gerçeği verir. Ödün bilgisini öne koymak bu gerçeği daha çarpıcı hâle getirir. Despite bir edattır; bu nedenle burada tam bir özne-fiil cümleciği değil, these incredibly harsh conditions isim grubu gelir. these conditions ifadesi aşırı soğuk ve deniz buzu ortamına gönderme yapar. Despite + isim grubu, ana cümle kalıbını başka durumlarda da kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Hangi cümlede despite, ana cümleden önce bir isim grubunu doğru biçimde başlatıyor?

  1. Despite it rained heavily, the game continued.
  2. Although the heavy rain, the game continued.
  3. Despite the heavy rain, the game continued.
Cevabı göster

Despite the heavy rain, the game continued.

Dilbilgisi

have populated ... for thousands of years: günümüze kadar süren durum

Present perfect yapısındaki have populated, for thousands of years ile birleşerek uzun zaman önce başlayıp günümüze kadar süren bir durumu anlatır. Burada populate, tek bir ziyaret yapmak veya tamamlanmış tek bir eylem değil, bir bölgede yaşamak ve topluluklar kurmak anlamındadır. Kalıp have/has + past participle + for + süre şeklindedir. for thousands of years ne kadar süreyle sorusunu yanıtlar; bu nedenle cümle, Kuzey Kutbu’ndaki yerleşimi bitmiş bir geçmiş dönem olarak değil, devam eden bir tarih olarak sunar.

Alıştırma

Hangi cümle, insanların adada uzun zaman önce yaşamaya başladığını ve bugün de orada yaşadığını anlatıyor?

  1. People live on the island for hundreds of years.
  2. People have lived on the island for hundreds of years.
  3. People lived on the island for hundreds of years, but the last residents left in 1950.
Cevabı göster

People have lived on the island for hundreds of years.

Life in the Arctic includes organisms living in the ice, Dilbilgisi

1:34

Kuzey Kutbu'ndaki yaşam; buzun içinde yaşayan organizmaları,

Dilbilgisi

organisms living in the ice: organisms sözcüğünü niteleyen bir -ing öbeği

organisms living in the ice ifadesinde living in the ice, organisms sözcüğünden sonra gelir ve hangi organizmaların kastedildiğini açıklar. organisms that live in the ice ilgi cümleciğinin kısaltılmış biçimidir. Cümlenin temel yüklemi includes fiilidir. Living ikinci bir temel fiil değildir; isimden sonra betimleyici bilgi veren bir ortaç öbeğini başlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede bacteria sözcüğünden sonra gelen bir -ing öbeği bakterileri doğru biçimde niteliyor?

  1. The scientists studied bacteria living deep underground.
  2. The scientists studied living bacteria deep underground.
  3. The scientists living deep underground studied the bacteria.
Cevabı göster

The scientists studied bacteria living deep underground.

zooplankton and phytoplankton, fish and marine mammals,

1:37

zooplankton ve fitoplanktonları, balıkları ve deniz memelilerini,

birds, land animals, plants, and human societies.

1:41

kuşları, kara hayvanlarını, bitkileri ve insan topluluklarını içerir.

Okay, what about Antarctica? Anlatım akışı

1:45

Peki, ya Antarktika?

Anlatım akışı

Okay, what about Antarctica?: sonraki konuya geçmek

Okay, önceki bölümün sona erdiğini belirtir. Ardından What about Antarctica? dikkati bir sonraki karşılaştırma konusu olan Antarktika’ya yöneltir. Burada What about + isim öbeği, konuşmada kullanılan bir geçiştir; Antarktika’nın unutulmuş olmasına yönelik bir yakınma değildir. Sunumu yapan kişi bu soruyu sorup ardından cevabı kendisi verebilir.

Alıştırma

İlk seçeneği tartışmayı bitirdiniz. Hangi cümle ikinci seçeneği sıradaki konu olarak en doğal biçimde tanıtır?

  1. Okay, I chose the second option yesterday.
  2. Okay, the second option caused a delay.
  3. Okay, what about the second option?
Cevabı göster

Okay, what about the second option?

Antarctica is Earth's southernmost continent, Kelime

1:47

Antarktika, Dünya'nın en güneyindeki kıtadır

Kelime

Earth's southernmost continent: southernmost “en güneydeki” demektir

Southernmost, “bir grubun diğer bütün üyelerinden daha güneyde bulunan” demektir. Earth's southernmost continent ifadesinde Earth's karşılaştırma grubunu belirler: Dünya'daki tüm kıtalar. İfade, en güneyde bulunan kıtayı belirtir. -most eki, northernmost, easternmost ve westernmost gibi benzer üstünlük bildiren yön sözcükleri oluşturur. Karşılaştırma grubu Earth's örneğindeki gibi iyelik yapısıyla ya da the southernmost town in the country örneğindeki gibi in öbeğiyle gösterilebilir.

Alıştırma

“Diğer bütün kasabalardan daha güneyde” anlamına gelen -most ekli yön sözcüğüyle cümleyi tamamlayın: This is the country's ____ town.

Cevabı göster

southernmost

and it contains the geographic South Pole.

1:50

ve coğrafi Güney Kutbu'nu içerir.

It's the fifth largest continent on the planet at nearly twice the size of Australia. Dilbilgisi

1:53

Avustralya'nın neredeyse iki katı büyüklüğünde olup gezegendeki beşinci büyük kıtadır.

Dilbilgisi

nearly twice the size of: iki katından biraz daha az büyüklükte

nearly twice the size of + isim veya zamir yapısı, “karşılaştırma temelinin büyüklüğünün neredeyse iki katı” anlamına gelir. Cümlede karşılaştırma temeli Australia olduğundan, Antarktika'nın büyüklüğü Avustralya'nın büyüklüğünün iki katından biraz azdır. Nearly, twice'ı niteler: miktar iki kata yakındır ancak iki kata ulaşmamıştır. Nearly olmadan twice the size of, ikiye bir büyüklük ilişkisini ifade eder.

Alıştırma

Hangi cümle yeni salonun eski salonun iki katından biraz daha küçük olduğunu anlatır?

  1. The new hall is nearly the same size as the old hall.
  2. The new hall is nearly twice the size of the old hall.
  3. The new hall is more than twice the size of the old hall.
Cevabı göster

The new hall is nearly twice the size of the old hall.

Almost 98% of Antarctica is covered by ice at least 1 mi in thickness. Kalıp ifadeler

1:58

Antarktika'nın neredeyse %98'i en az 1 mil kalınlığında buzla kaplıdır.

Kalıp ifadeler

at least 1 mi in thickness: asgari kalınlığı belirtmek

At least + ölçüm bir alt sınır belirtir: gerçek değer bu sayıya eşit veya daha büyük olabilir. Burada at least 1 mi, bir mil ya da daha fazlası demektir; mi, mile sözcüğünün yazılı kısaltmasıdır. In thickness hangi boyutun ölçüldüğünü belirtir. Bu nedenle ifade, buzun ne kadar kalın olduğunu anlatır; ne kadar kara alanını kapladığını değil. Yeniden kullanılabilir kalıp at least + ölçüm + in thickness şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi at least ... in thickness ve tam ölçüm olan 10 centimeters ile tamamlayın: The steel door is ____.

Cevabı göster

at least 10 centimeters in thickness

Conditions in Antarctica are some of the most extreme in the entire world. Dilbilgisi

2:04

Antarktika'daki koşullar tüm dünyadaki en aşırı koşullardan bazılarıdır.

Dilbilgisi

some of the most extreme: en üst gruba dahil olmak

Some of the most + sıfat, özneyi bir ölçeğin en üst ucundaki gruba yerleştirir. Burada Antarktika’nın koşulları dünyanın en zorlu koşulları arasındadır; cümle, başka hiçbir yerin aynı derecede zorlu olamayacağını iddia etmez. Extreme sözcüğünden sonra tekrarlanan conditions ismi anlaşılır: some of the most extreme conditions. Bu kalıp güçlü bir karşılaştırma yaparken aynı üst gruptaki diğer üyelere de yer bırakır.

Alıştırma

Hangi cümle üç kasırganın en üst gruba ait olduğunu, ancak yalnızca onların en güçlü olduğunu iddia etmeden anlatır?

  1. The three hurricanes were less powerful than most storms on record.
  2. The three hurricanes were the only powerful storms on record.
  3. The three hurricanes were some of the most powerful storms on record.
Cevabı göster

The three hurricanes were some of the most powerful storms on record.

On average,

2:08

Ortalama olarak,

it's the coldest, windiest, driest continent,

2:09

en soğuk, en rüzgarlı, en kurak kıtadır

and has the highest average elevation of all the continents.

2:12

ve tüm kıtalar arasında en yüksek ortalama rakıma sahiptir.

You might think that it snows all the time at the poles, Anlatım akışı

2:15

Kutuplarda her zaman kar yağdığını düşünebilirsiniz,

but Antarctica is so dry, Dilbilgisi

2:18

ama Antarktika o kadar kuraktır ki,

it's considered a desert

2:20

bir çöl olarak kabul edilir

Anlatım akışı

You might think that ... but ...: bir varsayımı sunup düzeltmek

“You might think that ...”, dinleyicinin makul biçimde sahip olabileceği bir düşünceyi ortaya koyar. Buradaki might, düşüncenin yalnızca olası olduğunu gösterir; konuşan kişi dinleyicinin buna kesinlikle inandığını iddia etmez. Ardından gelen but, bir düzeltme veya şaşırtıcı bilgi geleceğini gösterir. Böylece “varsayım–düzeltme” düzeni oluşur: önce olası beklenti söylenir, sonra daha az açık olan gerçekle değiştirilir.

Alıştırma

Hangi cümle önce olası bir varsayım sunup sonra onu düzeltiyor?

  1. Bats are active at night, and they live in many places.
  2. You must think that bats are blind, so I will not explain further.
  3. You might think that bats are blind, but they can see.
Cevabı göster

You might think that bats are blind, but they can see.

Dilbilgisi

so dry, it's considered a desert: sonuca yol açan derece

“so dry, it's considered a desert” ifadesinde so, kuruluğun yüksek derecesini belirtir; sonraki yan cümle ise sonucu verir. Daha açık biçimi “so dry that it's considered a desert” şeklindedir. Bu konuşma dilindeki cümlede that atılmıştır, ancak derece ile sonuç arasındaki bağlantı hâlâ anlaşılır. Considered, “olarak görülmek” veya “sınıflandırılmak” anlamına gelir. Çöl, sıcaklık ya da kumdan çok yağışın çok az olmasıyla tanımlanır; bu nedenle soğuk ve buzlu bir yer de çöl olarak kabul edilebilir.

Alıştırma

Hangi cümle yüksek bir derecenin sonuca yol açtığını göstermek için so + sıfat + that yapısını kullanıyor?

  1. The road was so icy that the school bus turned back.
  2. The road was icy because the bus turned back.
  3. The road was very icy, but the bus arrived safely.
Cevabı göster

The road was so icy that the school bus turned back.

with annual precipitation of only 200 mm along the coast and far less inland. Kelime

2:22

ve kıyılar boyunca yıllık sadece 200 mm, iç kesimlerde ise çok daha az yağış alır.

Kelime

annual precipitation: bir yıllık toplam yağış

İklim ve hava durumu açıklamalarında annual precipitation, bir yerin bir yıl boyunca yağmur, kar ve diğer yağış biçimleriyle aldığı toplam su miktarıdır. Genellikle milimetre gibi su derinliği bildiren bir birimle verilir. Buradaki 200 mm, kıyı boyunca koşulların çok kuru olduğunu ve iç kesimlerde yağışın daha da azaldığını gösterir. Bu ifade sıcaklığı değil nem miktarını ölçer; precipitation burada kimyasal çökeltiyi değil, hava olaylarıyla gelen yağışı ifade eder.

Alıştırma

Bir iklim raporunda annual precipitation neyi ölçer?

  1. bir yıl boyunca yağmur, kar ve benzeri biçimlerde düşen toplam su miktarı
  2. yer altında depolanan su miktarı
  3. bir yıl içinde kaydedilen en yüksek sıcaklık
Cevabı göster

bir yıl boyunca yağmur, kar ve benzeri biçimlerde düşen toplam su miktarı

The temperature in Antarctica has reached -89° C.

2:27

Antarktika'daki sıcaklık -89° C'ye ulaşmıştır.

Because it's so harsh and hard to get to, Kalıp ifadeler

2:32

O kadar sert ve ulaşması zor olduğu için,

Kalıp ifadeler

hard to get to: ulaşması zor

Hard to get to, “ulaşması zor” anlamına gelir. Burada özne olan it, Antarktika’yı belirtir ve get to bir yere varmak demektir; bir şeyi elde etmek veya bir şey yapma fırsatı bulmak anlamına gelmez. Tekrar kullanılabilecek yapı place + be + hard to get to şeklindedir. Cümlenin başındaki yer, get to ifadesinin anlaşılan hedefidir. Bu nedenle ardından bir hedef gelmese bile sondaki to korunur: The island is hard to get to.

Alıştırma

Cümleyi get kullanan iki sözcüklü “varmak” ifadesiyle tamamlayın: The mountain cabin is hard to ____ in winter.

Cevabı göster

get to

there are no permanent human residents on Antarctica,

2:35

Antarktika'da kalıcı bir insan nüfusu yoktur,

but anywhere from 1,000 to 5,000 people reside throughout the year Kalıp ifadeler

2:38

ancak yıl boyunca 1.000 ila 5.000 arasında insan

Kalıp ifadeler

anywhere from 1,000 to 5,000: yaklaşık bir aralık

Anywhere from A to B geniş ve yaklaşık bir aralık verir. Bu cümlede insan sayısı tek bir kesin değerde kalmak yerine 1.000 ile 5.000 arasında değişebilir. Buradaki anywhere bir yeri ifade etmez. anywhere from ... to ... kalıbı kişi sayısı, fiyat, süre veya mesafe gibi değişken miktarları anlatabilir.

Alıştırma

anywhere from ... to ... kalıbını tamamlayın: Delivery can take ____ two ____ seven days.

Cevabı göster

anywhere from · to

at the research stations scattered across the continent. Kalıp ifadeler

2:42

kıtaya dağılmış araştırma istasyonlarında ikamet etmektedir.

Kalıp ifadeler

scattered across the continent: geniş bir alana dağılmış

Scattered across the continent, araştırma istasyonlarının tek bir yerde toplanmadığını, çok geniş bir alanın birbirinden ayrı noktalarında bulunduğunu anlatır. Scattered burada onları kelimenin gerçek anlamıyla fırlatma eylemini değil, ortaya çıkan dağılım durumunu belirtir. Bu ifade, research stations ifadesini niteleyen kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir. Tam biçimi research stations that are scattered across the continent şeklindedir. Across, konumların bölgenin birçok kısmına yayıldığını vurgular.

Alıştırma

Cümleyi scattered across ile tamamlayın: Small farms are ____ the valley.

Cevabı göster

scattered across

Even the most extreme animals fight for survival, Kalıp ifadeler

2:45

En dayanıklı hayvanlar bile hayatta kalmak için savaşır

Kalıp ifadeler

fight for survival: varlığını sürdürmek için mücadele etmek

Fight for survival ifadesinde fight, tehlike veya zorluk karşısında kararlı bir çaba göstermek anlamına gelir. Mutlaka fiziksel bir kavga anlamına gelmez. Bu ifade, hayatta kalmanın kesin olmadığını anlatır: hayvanlar yaşamlarını sürdürmek için aşırı koşulların üstesinden gelmelidir. Aynı ifade, ağır baskı altında varlığını sürdürmeye çalışan bir kuruluşu veya topluluğu da anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi “hayatta kalmak için mücadele etmek” anlamındaki kalıpla tamamlayın: During the severe drought, the herd had to ____.

Cevabı göster

fight for survival

and only cold-adapted organisms survive there, Kelime

2:48

ve orada yalnızca soğuğa adapte olmuş organizmalar yaşayabilir;

Kelime

cold-adapted organisms: kısa çizgili birleşik sıfat

Cold-adapted, soğuk koşullarda hayatta kalmayı mümkün kılan özelliklere sahip olmak anlamına gelir. Burada organisms sözcüğünden önce gelen tek bir birleşik sıfat oluşturur; cold ve adapted birlikte organizmaların türünü açıklar. Adapted, yerleşmiş bir uyum durumunu anlatır; bir şeyi düzenleme eylemini veya mutlaka şu anda gerçekleşen bir değişimi anlatmaz. Çevre + adapted kalıbı bilimsel metinlerde yaygındır; heat-adapted species buna bir örnektir.

Alıştırma

Cümleyi “soğuk koşullara uyum sağlamış” anlamındaki kısa çizgili sıfatla tamamlayın: Scientists found several ____ species near the glacier.

Cevabı göster

cold-adapted

including many types of algae,

2:51

bunlara birçok alg türü,

animals, bacteria, fungi, plants, and protista.

2:53

hayvanlar, bakteriler, mantarlar, bitkiler ve protistalar dahildir.

But why is Antarctica colder than its northern cousin? Deyimler

2:59

Peki neden Antarktika kuzeydeki kuzeninden daha soğuk?

Deyimler

its northern cousin: mecazi bir karşılık

Bu cümlede its, Antarctica'yı; its northern cousin ise the Arctic'i, yani Kuzey Kutbu bölgesini ifade eder. Cousin burada bir benzetmedir: İki kutup bölgesi gerçek akraba değildir, ancak Dünya'nın karşıt uçlarında bulunan, benzer ve karşılaştırılabilir yerlerdir. Bir şeye başka bir şeyin cousin'ı demek, onu aynı geniş gruptaki ilişkili veya karşılaştırılabilir bir üye olarak gösterir. Bu ifade, tarafsız counterpart sözcüğüne göre anlatımı çoğu zaman daha canlı yapar.

Alıştırma

“But why is Antarctica colder than its northern cousin?” cümlesinde its northern cousin ne anlama gelir?

  1. Antarktika'nın karşılaştırılabilir kuzey bölgesi olarak sunulan Arktik
  2. Antarktika'nın kuzeyinde yaşayan bir insan akraba
  3. Antarktika'ya ait bir ülke
Cevabı göster

Antarktika'nın karşılaştırılabilir kuzey bölgesi olarak sunulan Arktik

Well, first, much of the continent is more than 3 km above sea level, Kelime

3:03

İlk olarak, kıtanın büyük bir kısmı deniz seviyesinden 3 km daha yüksektedir

Kelime

above sea level: rakım ölçme

Above sea level, yüksekliği ölçmek için ortak referans noktası olarak kullanılan ortalama okyanus yüzeyi seviyesinden daha yukarıda demektir. More than 3 km above sea level, kıtanın büyük bir bölümünün üç kilometreden daha yüksek bir rakıma sahip olduğunu belirtir. Buradaki level, sabit bir terim olan sea level'ın parçasıdır. Beceri seviyesi veya genel bir derece anlamına gelmez.

Alıştırma

Rakım cümlesini “okyanusun referans seviyesinden daha yüksek” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The mountain lodge is 2,400 meters ____.

Cevabı göster

above sea level

and temperature decreases with elevation.

3:07

ve sıcaklık rakımla birlikte düşer.

That's why mountaintops have snow on them.

3:09

Dağların zirvelerinde kar olmasının nedeni budur.

Second, remember that the Arctic is really a frozen ocean. Anlatım akışı

3:12

İkinci olarak, Kuzey Kutbu'nun aslında donmuş bir okyanus olduğunu unutmayın.

Anlatım akışı

is really a frozen ocean: really, «aslında» anlamında

Burada is really a frozen ocean, aslında donmuş bir okyanustur anlamına gelir. Really, dinleyiciden yüzeydeki izlenimi daha doğru bir sınıflandırmayla değiştirmesini ister: Arktik, buzla kaplı bir okyanustur; buzla kaplı bir kıta değildir. Really, a frozen ocean gibi bir isim grubundan önce geldiğinde bir şeyin gerçekte ne olduğunu gösterebilir. Burada frozen sözcüğünü aşırı derecede donmuş anlamında güçlendirmez.

Alıştırma

the Arctic is really a frozen ocean yan cümlesinde really ne işe yarar?

  1. Konuşmacının Arktik'in varlığından şüphe ettiğini gösterir.
  2. Arktik'i gerçekte olduğu şey, yani buzla kaplı bir okyanus olarak yeniden tanımlar.
  3. Yalnızca frozen sözcüğünü aşırı derecede donmuş anlamına gelecek şekilde güçlendirir.
Cevabı göster

Arktik'i gerçekte olduğu şey, yani buzla kaplı bir okyanus olarak yeniden tanımlar.

The water in the ocean beneath it is warmer than the frozen ground in the Antarctic,

3:16

Altındaki okyanusta bulunan su, Antarktika'nın donmuş toprağından daha sıcaktır

and that warmth is transferred through the ice pack. Kalıp ifadeler

3:21

ve bu ısı buz kütlesinden geçerek aktarılır.

Kalıp ifadeler

is transferred through: bir ortam üzerinden edilgen aktarım

Is transferred edilgen bir fiil öbeğidir: warmth eylemden etkilenir, kaynak veya neden ise belirtilmeden bırakılabilir. Through, ısının içinden geçtiği malzemeyi ya da ortamı tanıtır; bu cümlede bu ortam the ice pack'tir. Yeniden kullanılabilen kalıp thing + be transferred through + medium biçimindedir. Isının, enerjinin, sinyallerin veya bilginin nasıl hareket ettiğini açıklarken yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi transfer fiilinin geniş zamandaki edilgen biçimi ve ortam belirten edatla tamamlayın: Heat ____ the metal wall.

Cevabı göster

is transferred through

This prevents temperatures in the Arctic regions Dilbilgisi

3:24

Bu durum, Kuzey Kutbu bölgelerindeki sıcaklıkların

from reaching the extremes typical of the land surface of Antarctica.

3:26

Antarktika'nın kara yüzeyine özgü aşırı uçlara ulaşmasını engeller.

Dilbilgisi

prevent ... from reaching: bir sonuca ulaşılmasını engellemek

prevent + nesne + from + fiilin -ing biçimi kalıbı, nesnenin bir şey yapmasını ya da bir sonucun ortaya çıkmasını engellemek anlamına gelir. Bu cümlede nesne temperatures in the Arctic regions ifadesidir; from reaching ise bu sıcaklıkların ulaşmadığı uç düzeyi belirtir. Bu standart kalıpta -ing biçiminden önce from kullanılır: prevent temperatures from reaching denir, prevent temperatures to reach denmez. Bu kalıp nedenleri, koruyucu önlemleri ve politikaların etkilerini açıklamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi enter fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: A locked gate prevents visitors ____ the unsafe area.

Cevabı göster

from entering

Third, the seasons are conspiring against the Antarctic. Deyimler

3:30

Üçüncü olarak, mevsimler Antarktika'ya karşı işbirliği içindedir.

Deyimler

the seasons are conspiring against ...: olumsuz koşulları kişileştirmek

Conspire against normalde birine veya bir şeye zarar vermek için başkalarıyla gizlice plan yapmak anlamına gelir. Burada mevsimler kişileştirilir ve Antarktika'ya karşı güçlerini birleştirebilen varlıklarmış gibi anlatılır. Asıl anlatılmak istenen, mevsimlerle ilgili çeşitli koşulların aynı zamana denk gelerek Antarktika için olumsuz bir sonuç oluşturmasıdır. Bu ifade bilimsel açıklamaya dramatik bir hava katar; gerçek bir komployu anlatmaz.

Alıştırma

Cümledeki kişileştirmenin gerçek anlamı nedir?

  1. Mevsimlerle ilgili çeşitli koşullar birleşerek zararlı bir sonuç oluşturuyor.
  2. Mevsimler bilinçli bir planı gizlice hazırlıyor.
  3. Antarktika mevsimleri bilerek değiştiriyor.
Cevabı göster

Mevsimlerle ilgili çeşitli koşullar birleşerek zararlı bir sonuç oluşturuyor.

During the aphelion in July, Kültür

3:35

Temmuz ayındaki günöte sırasında,

Kültür

the aphelion: Dünya'nın Güneş'e en uzak noktası

Aphelion, bir cismin yörüngesinde Güneş'e en uzak olduğu noktadır; cismin bu noktaya ulaştığı zamanı da ifade edebilir. Buradaki cisim, temmuz başında günöteye ulaşan Dünya'dır. Bu yörünge olayı Güney Yarım Küre'deki kışla aynı zamana denk gelir ve bu nedenle Güney Kutbu'ndaki birleşik soğuk etkisinin açıklamasının bir parçasıdır. Aphelion bir yörünge terimidir, mevsim adı değildir.

Alıştırma

Bu cümlede aphelion ne anlama geliyor?

  1. Dünya'nın Güneş'e en uzak olduğu nokta veya zaman
  2. Dünya'nın Güneş'e en yakın olduğu nokta veya zaman
  3. Güney Yarım Küre'deki kışın adı
Cevabı göster

Dünya'nın Güneş'e en uzak olduğu nokta veya zaman

when the Earth is the farthest away from the sun,

3:36

yani Dünya güneşe en uzak konumdayken,

it also happens to be winter in the Antarctic,

3:39

Antarktika'da tesadüfen kış yaşanmaktadır,

which creates a double-whammy of cold for the southern pole. Deyimler

3:41

bu da güney kutbu için çifte bir soğuk etkisi yaratır.

Deyimler

a double-whammy of cold: iki olumsuz etkenin birleşmesi

A double-whammy, iki zararlı etkenin veya aksiliğin aynı anda ortaya çıkmasını anlatan gündelik ve gerçek anlamlı olmayan bir ifadedir. Bu cümlede Güney Yarım Küre'deki kış ile Dünya'nın günötesi birleşerek Güney Kutbu'ndaki soğuğu şiddetlendirir. Of cold, iki etkenin ortak sonucunun daha fazla soğuk olduğunu belirtir. İfade, fiziksel olarak iki kez vurulmayı anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki gündelik deyimle tamamlayın: A broken heater and a power outage were ____ for the family.

Cevabı göster

a double-whammy

But despite being inhospitable, Anlatım akışı

3:45

Ancak yaşanamaz olmalarına rağmen,

Anlatım akışı

despite being inhospitable: karşıtlıktan önce ödünleme

Despite being inhospitable bir ödünleme anlatır: önce kutup bölgelerinin zorlu ve insan yaşamına uygun olmadığını kabul eder, ardından dinleyiciyi karşıt bir noktaya hazırlar — bu bölgeler yine de önemli bir rol oynar. Burada despite sözcüğünden sonra, özne ve fiil içeren tam bir cümlecik değil, -ing biçimindeki being gelir. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp despite being + adjective şeklindedir: önce bir olumsuzluğu kabul edin, sonra yine de geçerli olan sonucu veya önemi belirtin.

Alıştırma

Ödünlemeyi hedef kalıpla tamamlayın: ____ remote, the village has a busy medical clinic.

Cevabı göster

Despite being

the north and south pole are a big reason why our planet is the way it is. Dilbilgisi

3:47

kuzey ve güney kutbu gezegenimizin bugünkü halinde olmasının büyük bir nedenidir.

Dilbilgisi

a big reason why ... is the way it is: mevcut bir durumu açıklamak

A big reason why our planet is the way it is bir nedeni gezegenin bugünkü durumuna bağlar. Buradaki the way it is, bağlamda anlatılan özellikle iklim ve hava koşulları olmak üzere gezegenin mevcut genel durumunu belirtir; bir güzergâhı veya hareket etme biçimini anlatmaz. Başka durumlarda da kullanılabilecek A is a reason why B is the way it is kalıbı, B’nin neden bugünkü özelliklere sahip olduğunu açıklar. A big reason önemli bir neden demektir; bunun tek neden olduğunu söylemez.

Alıştırma

Hangi cümle, bir şeyin bugünkü özelliklerine neden sahip olduğunu açıklamak için bu kalıbı kullanıyor?

  1. Patient coaching is the way the team travels to games.
  2. The team is a big reason why patient coaching began.
  3. Patient coaching is a big reason why the team is the way it is.
Cevabı göster

Patient coaching is a big reason why the team is the way it is.

Both of our polar regions are very important climate controllers. Kelime

3:51

Her iki kutup bölgemiz de çok önemli iklim kontrolörleridir.

Kelime

climate controllers: iklimi düzenleyen doğal etkenler

Buradaki climate controllers, iklimi yöneten insanlar veya onu kontrol eden makineler anlamına gelmez. Kutup bölgelerini iklim sistemi üzerinde büyük etkisi olan doğal etkenler olarak anlatır. Controller sözcüğü yalnızca bir kişiyi veya cihazı belirtmez. Bilimsel konuları genel kitleye anlatırken bir sistemin işleyişini güçlü biçimde düzenleyen veya etkileyen bir şeyi özetleyen bir benzetme olarak da kullanılabilir.

Alıştırma

Bu cümlede climate controllers ne anlama geliyor?

  1. Hava durumu üreten makineleri kullanan insanlar.
  2. İklimin düzenlenmesine büyük ölçüde yardımcı olan doğal etkenler.
  3. Yalnızca sıcaklıkları kaydetmek için kullanılan cihazlar.
Cevabı göster

İklimin düzenlenmesine büyük ölçüde yardımcı olan doğal etkenler.

They help moderate the temperature in our temperate zones Kalıp ifadeler

3:55

Ilıman bölgelerimizdeki sıcaklığı dengelemeye yardımcı olurlar

Kalıp ifadeler

help moderate the temperature: moderate fiilinin kullanımı

Help moderate the temperature ifadesinde moderate, sıcaklığı aşırı uçlara gitmeyecek şekilde düzenlemek anlamına gelen bir fiildir. Yalnızca sıcaklığı düşürmek demek değildir; çok yüksek veya çok düşük sıcaklıkları sınırlayabilir. İngilizcede help sözcüğünden sonra fiilin yalın hâli kullanılabilir: help moderate. Help to moderate da dil bilgisi açısından doğrudur, ancak buradaki to kullanılmayan biçim yaygın ve doğaldır.

Alıştırma

Hangi cümle, yalıtımın iç mekân sıcaklığını yalnızca düşürmek yerine sıcaklık dalgalanmalarını daha az aşırı hâle getirdiğini ifade eder?

  1. Insulation helps measure the indoor temperature.
  2. Insulation helps moderate the indoor temperature.
  3. Insulation helps reduce the indoor temperature.
Cevabı göster

Insulation helps moderate the indoor temperature.

and give us stable weather. As sea ice in the Arctic declines due to climate change and global warming, Notlar

3:58

ve bize istikrarlı bir hava sağlarlar. İklim değişikliği ve küresel ısınma nedeniyle Kuzey Kutbu'ndaki deniz buzu azaldıkça,

Kalıp ifadeler

due to climate change and global warming: nedeni belirtmek

due to climate change and global warming, Kuzey Kutbu'ndaki deniz buzunun neden azaldığını açıklar: iklim değişikliği ve küresel ısınma bu azalmaya yol açar. due to, ardından bir isim veya isim öbeği gelen bir edat öbeğidir. Burada climate change ve global warming, and ile bağlanan iki isim öbeğidir. Kendi öznesi ve fiili olan tam bir cümlecik getirmek için bunun yerine because kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümlede due to doğru kullanılmıştır?

  1. The flight was delayed due to it was snowing heavily.
  2. The flight was delayed due to heavy snow.
  3. The flight was delayed due to the snow was heavy.
Cevabı göster

The flight was delayed due to heavy snow.

weather around the globe becomes increasingly more unstable. Kalıp ifadeler

4:04

dünya genelindeki hava durumu giderek daha da istikrarsız hale gelmektedir.

Dilbilgisi

As sea ice in the Arctic declines: bağlantılı değişimleri anlatan as

As sea ice in the Arctic declines, Kuzey Kutbu'ndaki deniz buzu miktarının yavaş yavaş azaldığı anlamına gelir. Buradaki as, “bu değişim geliştikçe” veya “bu olurken” anlamındaki bir bağlaçtır; “olarak” anlamında değildir. As + özne + değişim bildiren fiil, ana cümle yapısı gelişmekte olan iki durumu birbirine bağlar. Bu cümlede deniz buzunun azalması, havanın daha istikrarsız hâle gelmesinin değişen arka planı olarak sunulur. Yapı, iki değişimin bağlantılı olduğunu düşündürebilir ancak nedeni because kadar doğrudan belirtmez.

Alıştırma

“As the nights get colder, the lake begins to freeze,” cümlesinde as nasıl bir ilişki ifade eder?

  1. Geceler soğurken aynı gelişim sürecinin bir parçası olarak göl donmaya başlar.
  2. Geceler soğusa da gölde hiçbir değişiklik olmaz.
  3. Göl zaten donmuştur ve bu durum gecelerin soğumasına neden olur.
Cevabı göster

Geceler soğurken aynı gelişim sürecinin bir parçası olarak göl donmaya başlar.

Kalıp ifadeler

becomes increasingly more unstable: giderek kötüleşen bir eğilim

become + adjective yapısı bir durum değişikliğini anlatır. Burada becomes ... unstable, havanın daha az istikrarlı ve daha az öngörülebilir bir duruma ilerlediğini belirtir; yalnızca havanın istikrarsız olduğunu söylemez. Increasingly, derecenin zamanla arttığını gösterirken more unstable karşılaştırma fikrini verir. İfade bütünüyle, iki yer ya da şey arasında tek seferlik ve sabit bir karşılaştırmayı değil, sürmekte olan bir kötüleşme eğilimini anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede becomes increasingly more unstable neyi ifade ediyor?

  1. Hava sabit bir istikrarsızlık düzeyinde kaldı.
  2. Hava zaman içinde giderek daha az istikrarlı hâle geliyor.
  3. Bir yerdeki hava başka bir yerdekinden biraz daha az istikrarlıdır.
Cevabı göster

Hava zaman içinde giderek daha az istikrarlı hâle geliyor.