Yarasalar hakkındaki gerçek - Amy Wray: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video açıklaması: Anlatıcı bir yarasa; beslenme, zararlılarla mücadele, tozlaşma ve hastalık riski hakkındaki kanıtlarla korkutucu efsaneleri çürütüyor. Ardından yarasaların yaşamını tehdit eden etkenleri ve insanların onları sorumlu biçimde nasıl koruyabileceğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. But the truth is that — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Yaygın bir inanıştan doğrulanmış bilgiye geçerken bu ifadeyi tanımayı ve kullanmayı öğrenin. Mit çürüten bir açıklamada, sıradaki kanıtların dinleyicinin doğru sandığı varsayımı düzelteceğini açıkça haber verir. 2. Without them, many of our food plants would be unable to produce — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Without + isim yapısının ardından gelen would ile varsayımsal bir sonucun ve bağımlılık ilişkisinin nasıl anlatıldığını kavrayın. Temel bir tür, kaynak veya koşul olmasaydı neyin çalışmayacağını ya da ortadan kalkacağını bu kalıpla açıklayabilirsiniz. 3. Discourage the use of pesticides, — Konuşma edimbilimi ve tutum: discourage the use of kalıbının, zararlı bir uygulamayı azaltmaya yönelik resmî ve kamusal bir öneriyi sert bir kişisel emre dönüştürmeden nasıl sunduğunu anlayın. Çevre rehberleri, politika tartışmaları ve ölçülü ama kararlı tavsiye gerektiren durumlarda kullanışlıdır.
Bu derste
Cümle başında -ing öbeği olarak Flying through the night
Flying through the night, cümle başında kullanılan -ing'li bir ortaç öbeğidir. Arka plandaki eylemi verir; I watch over this world ise tam ana cümledir. Burada uçma ve gözetme eylemleri aynı anda gerçekleşir. Öbeğin açıkça belirtilmiş bir öznesi yoktur; bu yüzden anlaşılan öznesi ana cümleden gelir: I. Ana cümleye bağlı olduğu için Flying through the night tek başına tam bir cümle değildir.
Alıştırma
Baştaki -ing öbeğinin özneyi anlatması için "Walking home in the rain, ..." ifadesini hangi ana cümle doğru biçimde tamamlar?
- The puddles covered the sidewalk.
- The streetlights came on.
- Maya opened her umbrella.
Cevabı göster
Maya opened her umbrella.
watch over: dikkatle gözetip korumak
Watch over, dikkatini sürdürerek birini veya bir şeyi güvende tutmak anlamına gelen bir öbek fiildir. Bu cümlede konuşmacı, dünyaya yalnızca bakan biri değil, dünyanın kahraman bir koruyucusu rolündedir. Watch over ifadesini tek bir anlam birimi olarak düşünün. Burada over, dünyanın üzerinde olma konumunu anlatmaz. Birinin insanları, hayvanları, yerleri veya değerli eşyaları koruma sorumluluğu olduğunda bu ifade kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle korucunun ormanı güvende tutmaktan sorumlu olduğunu açıkça belirtir?
- The ranger watches over the forest at night.
- The ranger looks at the forest from the hill.
- The ranger watches a film about the forest.
Cevabı göster
The ranger watches over the forest at night.
Batman göndermesi olarak a dark knight
The Dark Knight, Batman'ın iyi bilinen bir unvanıdır. Burada a dark knight, a silent guardian ve a watchful protector gibi kahramansı ifadelerin yanında yer alır. Bu nedenle the yerine a kullanılmasına ve küçük harfle yazılmasına rağmen Batman'ı çağrıştırır. Bu gönderme, konuşanı gizemli bir süper kahraman gibi gösterir. Aynı zamanda bir şakaya zemin hazırlar: betimleme Batman'ı işaret eder, ancak konuşan aslında gerçek bir yarasadır. Buradaki knight sözcüğünü yalnızca gerçek anlamda bir Orta Çağ savaşçısı olarak yorumlamayın.
Alıştırma
a dark knight bu cümlede temel olarak ne yapıyor?
- Konuşanın gerçek bir Orta Çağ savaşçısı olduğunu belirtir.
- Batman'a gönderme yapar ve gizemli bir süper kahraman imgesi oluşturur.
- Konuşanın geceden korktuğunu söyler.
Cevabı göster
Batman'a gönderme yapar ve gizemli bir süper kahraman imgesi oluşturur.
often misunderstood: sürekli yanlış değerlendirilen bir itibar
I'm often misunderstood cümlesinde am + misunderstood edilgen bir betimleme oluşturur: başka insanlar konuşanı tekrar tekrar yanlış anlar. Often, bunun tek seferlik bir hata değil, sürekli yaşanan bir deneyim olduğunu gösterir. Burada konuşan, insanların yarasalar ve onların davranışları hakkında yanlış bir görüş oluşturduğunu anlatır. Be misunderstood aynı şekilde karakteri, amacı veya değeri yanlış değerlendirilen bir kişiyi, grubu, hayvanı, eseri ya da fikri betimleyebilir.
Alıştırma
Often ve misunderstand fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: Bats are ____ because many people think they are dangerous.
Cevabı göster
often misunderstood
People think I'm scary, strange, and dangerous.
0:28İnsanlar korkutucu, tuhaf ve tehlikeli olduğumu düşünüyor.
If they only knew ... I'd be cheered: şimdiki zamana ait gerçek dışı koşul
If + simple past, would + fiilin yalın hâli kalıbı, şimdiki gerçeklikten farklı bir durumu hayal eder. Buradaki knew biçim olarak geçmiş zamandır; ancak bilmenin geçmişte olduğunu anlatmaz. Onların şu anda konuşanın hikâyesini bilmediğini gösterir. I'd be cheered, I would be cheered demektir. Sonuç kısmında would ile edilgen be cheered kullanılır; only ise bir bilselerdi şeklinde dilek ve hayıflanma anlamı katar.
Alıştırma
Şimdiki zamana ait gerçek dışı koşulu know ve tell fiillerinin doğru biçimleriyle tamamlayın: If Maya ____ the answer, she ____ us.
Cevabı göster
knew · would tell
many think of vampires who want to suck their blood.
0:38birçoğu kanlarını emmek isteyen vampirleri düşünür.
But the truth is that: inanıştan düzeltmeye geçiş
But bu cümleyi yarasalarla ilgili daha önceki bir inanışa bağlar. Ardından the truth is that ifadesi, düzeltme olarak tam bir yan cümle sunar. Bu çerçeve, dinleyiciye sıradaki bilginin yanlış veya eksik bir düşüncenin yerine bir gerçeği koyacağını anlatır. Bu yalnızca genel bir karşıtlık değil, bilgiyi düzenleyen bir geçiştir. Çerçeveden sonra gerçeği açıkça belirtin: But the truth is that + yan cümle.
Alıştırma
Bir söylenti, kasaba kütüphanesinin kapanacağını söylüyor. Hangi cümle söylentiden onu düzelten gerçeğe açıkça geçer?
- But first, the library is moving to a new building.
- For example, the library is moving to a new building.
- But the truth is that the library is moving to a new building.
Cevabı göster
But the truth is that the library is moving to a new building.
out of over 1,200 bat species, only three: çok küçük bir oranı göstermek
Out of + toplam sayı, sayılan grubun tamamını belirler. Burada out of over 1,200 bat species, “1.200'den fazla yarasa türü arasında” demektir; bir şeyin içinden dışarı doğru hareket etmeyi anlatmaz. Only + küçük sayı, bu grupta tanıma uyan üyelerin ne kadar az olduğunu gösterir. Toplam sayı ile küçük sayıyı birlikte vermek, çok düşük oranı yalnızca only three demekten daha açık biçimde gösterir.
Alıştırma
Cümleyi out of + toplam, only + sayı yapısının iki bölümüyle tamamlayın: ____ 300 applicants, ____ six received scholarships.
Cevabı göster
Out of · only
And even these bats mostly feed on cattle. Kalıp ifadeler
0:51Ve bu yarasalar bile çoğunlukla sığırlarla beslenir.
mostly feed on cattle: bir kaynaktan besin almak
Feed on + yiyecek veya besin kaynağı, “ondan besin almak” anlamına gelir. Beslenen hayvan öznedir; bu yüzden bats feed on cattle, yarasaların sığırlardan besin aldığı anlamına gelir, sığırlara yiyecek verdikleri anlamına gelmez. Mostly, ifadeyi çoğu durumda gerçekleşen şeyle sınırlar. Sığırların ana besin kaynağı olduğunu söyler; mümkün olan tek kaynak olduklarını söylemez.
Alıştırma
Hangi cümle kurbağaların beslenme biçimini doğal olarak anlatır?
- Farmers feed frogs.
- Frogs feed insects.
- Frogs feed on insects.
Cevabı göster
Frogs feed on insects.
but vampire bats can be a great help to humans. Kalıp ifadeler
0:56ama vampir yarasalar insanlara büyük bir yardım sağlayabilir.
Maybe ... but: Bir kaygıyı kabul edip sonra yön değiştirmek
Maybe that still doesn't seem so great, dinleyicinin gösterebileceği olumsuz tepkiyi önceden dile getirir ve bunu geçici olarak kabul eder. Buradaki maybe, durumun nasıl görünebileceğine dair tahmini yumuşatır; önceki gerçeklerden şüphe edildiğini göstermez. But daha sonra daha güçlü ve olumlu bir iddiaya geçişi işaretler. Önce taviz verip sonra yön değiştiren bu yapı, konuşmacının kaygıyı dikkate aldıktan sonra savını ilerlettiğini gösterir.
Alıştırma
Maybe that still doesn't seem so great, but ifadesinin cümledeki işlevini en iyi hangi seçenek açıklar?
- Daha olumlu bir nokta sunmadan önce olası bir itirazı kabul eder.
- Konuşmacının önceki gerçeklerin doğru olup olmadığını unuttuğunu gösterir.
- Başka bir gerekçe vermeden tartışmayı bitirir.
Cevabı göster
Daha olumlu bir nokta sunmadan önce olası bir itirazı kabul eder.
can be a great help to: help sözcüğünü isim olarak kullanmak
can be a great help to humans ifadesinde help sayılabilen bir isimdir. Yapı be + a great help + to + yardımdan yararlanan kişi veya grup şeklindedir ve birinin ya da bir şeyin önemli bir yardım veya değer sağladığını anlatır. Bu yapıda a tanımlığı gereklidir ve to humans yardımdan kimin yararlandığını belirtir. help humans fiil yapısı da kullanılabilir, ancak o yapı doğrudan yardım etme eylemini anlatır; be a great help ise özneyi değerli bir yardım kaynağı olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi be a great help to isim yapısıyla tamamlayın: This map was ____ us during the hike.
Cevabı göster
a great help to
known as desmoteplase: bir adı tanıtma
known as desmoteplase ifadesindeki known as, “adı … olan” veya “… olarak bilinen” anlamına gelir. Bu ifade kimyasalın adını belirtir; birinin onu etkin biçimde bir şey “olarak bildiği” anlamına gelmez. Known as desmoteplase, a chemical ifadesinden sonra gelen kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir. which is known as desmoteplase biçiminde açılabilir. İsim + known as + ad şeklindeki bu kısa yapı bilim, haber ve diğer açıklayıcı metinlerde yaygındır ve called ifadesinden biraz daha resmîdir.
Alıştırma
Cümleyi “adı … olan” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The condition is ____ seasonal affective disorder.
Cevabı göster
known as
found in vampire bat saliva: kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği
Found in vampire bat saliva, a chemical ifadesinden sonra gelen bir geçmiş zaman ortacı grubudur. Kimyasalın nerede bulunduğunu belirtir ve which is found in vampire bat saliva biçiminde açılabilir. Burada found, cümlenin ana fiili değildir. A chemical ifadesini niteleyen kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir; virgül bunun ek bilgi olduğunu gösterir. Bilimsel metinlerde ilgi cümlecikleri sık sık bu şekilde kısaltılır.
Alıştırma
Parantez içindeki ilgi cümleciğini kısaltarak cümleyi tamamlayın: The mineral ____ this cave is extremely rare. (which is found in)
Cevabı göster
found in
helps break down blood clots and is being tested by recovering stroke victims. Öbek fiiller
1:04kan pıhtılarını parçalamaya yardımcı olur ve iyileşme sürecindeki felçli hastalar üzerinde test edilmektedir.
break down blood clots: kan pıhtılarını parçalamak
Burada break down, bir maddenin daha küçük parçalara ayrılmasına veya yavaş yavaş çözünmesine neden olmak anlamında kullanılan geçişli bir fiil öbeğidir. Blood clots ad öbeği onun nesnesidir; bu yüzden break down blood clots, pıhtıların temizlenebilmesi için onlara etki etmeyi anlatır. Helps break down yapısında help fiilinden sonra break yalın fiil biçiminde gelir. Bu ifade sürece yardımcı olunduğunu belirtir; her pıhtının kesinlikle yok olacağını garanti etmez.
Alıştırma
Cümleyi hedef fiil öbeği break down ile tamamlayın. Helps fiilinden sonra gereken biçimi kullanın: This medicine helps ____ blood clots.
Cevabı göster
break down
Of the remaining 1,000 plus species of bats, Anlatım akışı
1:10Geriye kalan 1.000'den fazla yarasa türünün,
Of the remaining ... about 70%: yüzdenin temel alındığı grubu belirlemek
Baştaki Of the remaining 1,000 plus species of bats ifadesi, yüzdenin hesaplandığı grubu belirler. Remaining, daha önce ele alınan bir grup ayrıldıktan sonra geriye kalan türleri belirtir; about 70% ise bu küçülmüş grup içindeki oranı verir. Bu yapı bilgiyi Of + grup, yüzde veya miktar + açıklama biçiminde düzenler. Açıklamayı önceki bir kategoriden geriye kalanlarla ilgili bir istatistiğe taşır. Burada 1,000 plus, tam olarak 1.000 değil, 1.000'den fazla demektir.
Alıştırma
Cümleyi okuyun: Of the remaining 1,000 plus species of bats, about 70% feed on insects. about 70% için temel alınan grup hangisidir?
- Yalnızca daha önce ele alınan grup.
- Dünyadaki tek tek bütün yarasalar.
- Önceki grup ayrıldıktan sonra geriye kalan yarasa türleri.
Cevabı göster
Önceki grup ayrıldıktan sonra geriye kalan yarasa türleri.
mosquitoes, whose nasty bites are not just annoying, Dilbilgisi
1:18sivrisinekler; onların iğrenç ısırıkları sadece sinir bozucu olmakla kalmaz,
but spread diseases like West Nile virus.
1:22aynı zamanda Batı Nil virüsü gibi hastalıkları da yayar.
control the real vampires: sivrisinekleri vampirlere benzeten bir metafor
“the real vampires” ifadesi sivrisinekler için kullanılan bir metafordur; hemen ardından gelen “mosquitoes” sözcüğü metaforun kimi anlattığını doğrudan belirtir. Sivrisinekler kan emer ve hastalık yayabilir. Bu nedenle konuşmacı, yarasaları değil sivrisinekleri gerçekten daha tehlikeli kan emiciler olarak gösterir. “control the real vampires” ifadesindeki “control”, sivrisinek nüfusunu kontrol altında tutmak demektir. Metafor, yarasalarla vampirler arasındaki alışılmış bağlantıyı tersine çevirir ve bu yarasaları yararlı hayvanlar olarak yeniden gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede “the real vampires” ne anlama geliyor?
- Yarasalar avlanırken sivrisineğe dönüşüyor.
- Sivrisinekler, soktukları ve hastalık yaydıkları için tehlikeli kan emicilere benzetiliyor.
- Doğaüstü vampirler yarasalar tarafından kontrol ediliyor.
Cevabı göster
Sivrisinekler, soktukları ve hastalık yaydıkları için tehlikeli kan emicilere benzetiliyor.
not just annoying, but spread diseases: daha ciddi bir nokta eklemek
“not just A, but B” kalıbı A’nın doğru olduğunu ve B’nin de doğru olduğunu söyler. B çoğu zaman daha önemli, şaşırtıcı veya ciddi bir bilgi ekler. Burada rahatsız edici olmak daha küçük sorundur; hastalık yaymak ise daha güçlü uyarıdır. Özgün cümlede “bites” iki bölümün ortak öznesidir: sokmalar “are not just annoying” ve “spread diseases”. Kendi konuşmanızda veya yazınızda daha açık bir paralel yapı için “The bites are not just annoying but can also spread diseases.” diyebilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi not just ... but also kalıbıyla tamamlayın: The warning was ____ helpful ____ necessary.
Cevabı göster
not just · but also
A single little brown bat can eat a thousand insects every hour.
1:25Tek bir küçük kahverengi yarasa saatte bin böcek yiyebilir.
And a colony of Mexican free-tailed bats Kalıp ifadeler
1:29Ve bir Meksika serbest kuyruklu yarasa kolonisi
a colony of Mexican free-tailed bats: topluluk adı colony
Bu cümlede a colony of Mexican free-tailed bats, birlikte yaşayan veya aynı yerde tüneyen bu yarasaların oluşturduğu topluluk anlamına gelir. Colony burada bir topluluk adıdır; başka bir ülkenin yönettiği toprak anlamında değildir. Yapı a colony of + çoğul hayvan adı şeklindedir. Ana isim colony'dir; Mexican free-tailed ise bats sözcüğünün belirttiği yarasa türünü açıklar.
Alıştırma
Hangi cümle aynı mağarayı paylaşan yerleşik bir yarasa topluluğunu en doğal biçimde anlatır?
- A large colonial of bats lives in the cave.
- A large colony of bats lives in the cave.
- A large colony from bats lives in the cave.
Cevabı göster
A large colony of bats lives in the cave.
bats provide an estimated $3.7 billion worth of free pest control for farmers, Kalıp ifadeler
1:37yarasalar çiftçilere tahmini değeri 3.7 milyar dolar olan ücretsiz haşere kontrolü sağlar,
In the United States alone: istatistik kapsamını sınırlamak
In the United States alone, yalnızca Amerika Birleşik Devletleri'nin hesaba katıldığı anlamına gelir. Alone doğrudan yer ifadesinden sonra gelir ve tahminin kapsamını sınırlar. Bu konum aynı zamanda vurgu yapar: değer tek bir ülkede şimdiden 3,7 milyar dolardır; dolayısıyla daha geniş bir alanın toplamı daha yüksek olabilir. Burada alone, yalnız veya yardımsız anlamına gelmez.
Alıştırma
Hedef yapı olan yer + alone kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: In this city ____, volunteers planted 10,000 trees last year.
Cevabı göster
alone
an estimated ... worth of ...: bir hizmetin değerini sayısallaştırmak
“an estimated + amount + worth of + noun” kalıbı, mal veya hizmetlerin yaklaşık ekonomik değerini belirtir. Buradaki miktar, yarasaların sağladığı ücretsiz haşere kontrolü hizmetinin değerini gösterir. “Estimated”, rakamın kesin değil tahmini olduğunu belirtir. Yarasalar çiftçilere nakit para vermez; zararlıları yiyerek mücadele için gereken işi ve maliyeti azaltırlar ve bu yararın değeri söz konusu miktar olarak hesaplanır.
Alıştırma
“an estimated + amount + worth of” kalıbını ve “two million dollars” miktarını kullanarak cümleyi tamamlayın: The clinic provided ____ free dental care last year.
Cevabı göster
an estimated two million dollars' worth of
which benefits everyone who eats the foods that they grow. Dilbilgisi
1:43bu da onların yetiştirdiği gıdaları yiyen herkese fayda sağlar.
..., which benefits ...: önceki durumun tamamına gönderme yapmak
Burada virgül + “which”, önceki durumun tamamı hakkında ek bilgi veren açıklayıcı bir ilgi cümleciği başlatır: yarasalar çiftçilere ücretsiz haşere kontrolü sağlar. Bu cümlecik, söz konusu durumun sonucunu belirtir; çiftçilerin yetiştirdiği yiyecekleri tüketen herkes bundan yararlanır. “Which” yalnızca “farmers” sözcüğünü göstermez. Okurken “tam ifade, which + sonuç veya yorum” kalıbını arayın ve “which” sözcüğünü “bu durum” anlamında düşünün.
Alıştırma
“Which” sözcüğünün önceki eylemin tamamına gönderme yaptığı ve sonucunu belirttiği cümleyi seçin.
- The city planted more trees, which made the streets cooler.
- The city planted more trees, who made the streets cooler.
- The city planted more trees, which were already tall.
Cevabı göster
The city planted more trees, which made the streets cooler.
also called megabats because of their large size, Kalıp ifadeler
1:48büyük boyutları nedeniyle mega yarasalar olarak da adlandırılırlar,
also called megabats: başka bir ad sunma
also called megabats ifadesinde also called, meyve yarasaları için başka bir ad sunar. İki ad da aynı hayvanları ifade eder; bu cümlede megabats ikinci bir grup değildir. İsim + also called + ad kalıbı açıklayıcı ve bilgi veren metinlerde yaygındır. Bir nesneyi veya grubu alternatif, yaygın ya da teknik bir adla ilişkilendirir.
Alıştırma
Başka bir ad sunan, dersteki iki kelimelik İngilizce ifadeyi yazın: The mountain lion is ____ the cougar.
Cevabı göster
also called
are important for the role they play in plant pollination. Kalıp ifadeler
1:51bitki tozlaşmasında oynadıkları rol açısından önemlidirler.
the role they play in: bir katkıyı anlatma
the role they play in plant pollination, meyve yarasalarının bu süreçteki işlevini veya katkısını anlatır. Burada play, play a role kalıbının parçasıdır ve “etki ya da işlev sahibi olmak” demektir; “oynamak veya eğlenmek” anlamında değildir. Bu ifade play a role in something kalıbından gelir. the role they play in... ad öbeğinde role başa gelir ve (that) they play in... ilgi cümleciği tarafından açıklanır; that söylenmez. in sonrasında isim veya -ing biçimi kullanılır.
Alıştırma
she içeren beş kelimelik İngilizce öbeği yazarak play a role in yapısını Maya'yı anlatan bir ad öbeğine dönüştürün: Maya helps new team members feel welcome. We appreciate ____ making the team welcoming.
Cevabı göster
the role she plays in
By traveling between flowers while feeding on nectar and fruits, Dilbilgisi
1:54Nektar ve meyvelerle beslenirken çiçekler arasında seyahat ederek,
these bats transport the pollen and seeds that help plants reproduce.
1:58bu yarasalar bitkilerin üremesine yardımcı olan polen ve tohumları taşırlar.
By traveling ... while feeding: yöntem ve eş zamanlı eylem
by + -ing yapısı, ana sonuca götüren yöntemi gösterir. Burada by traveling between flowers, yarasaların polenleri ve tohumları nasıl taşıdığını açıklar; by, “son teslim tarihinden önce” anlamına gelmez. while + -ing yapısı aynı anda gerçekleşen bir eylem ekler. While feeding on nectar and fruits, yarasalar beslenirken anlamındadır. Her iki -ing yan cümlesinin anlaşılmış öznesi de ana cümlenin öznesi olan these bats ile aynıdır.
Alıştırma
check fiilini by + -ing yapısında, eş zamanlı eylem için de while sözcüğünü kullanın: ____ the route ____ hiking, Nora reached the lake without getting lost.
Cevabı göster
By checking · while
the cave nectar bat is the only pollinator of the durian fruit. Kelime
2:04mağara nektar yarasası durian meyvesinin tek tozlaştırıcısıdır.
the only pollinator of the durian fruit: pollinator ve only anlamı
Pollinator, bir bitkinin tohum ve meyve oluşturabilmesi için poleni çiçeklere veya çiçekler arasında taşıyan hayvan ya da başka bir etkendir. Bu cümlede mağara nektar yarasası, duryan için bu görevi yerine getirir. The only pollinator, bu yarasayı tek tozlaştırıcı etken olarak sunar. Of the durian fruit, bu görevi duryanın oluşumuyla ilişkilendirir; yarasanın büyümüş bir meyveyi tozlaştırdığı anlamına gelmez. Pollinator, pollinate + -or yapısından gelir ve tozlaştıran etken demektir.
Alıştırma
Bu cümlede the only pollinator ne anlama gelir?
- Meyveyi yiyen tek hayvan
- Meyveyi kirleten bir madde
- Bitki için polen taşıyan tek hayvan veya başka bir etken
Cevabı göster
Bitki için polen taşıyan tek hayvan veya başka bir etken
and the agave plants that tequila is made from. Kültür
2:11ve tekilanın yapıldığı agave bitkilerini tozlaştırırlar.
agave plants that tequila is made from: tekila yapımında kullanılan agave bitkileri
Agave, bir bitki grubunun adıdır. Tekila, belirli bir agave türü kullanılarak yapılan bir içkidir. that tequila is made from ilgi cümleciği, bu bitkileri onlardan yapılan tanıdık bir ürün üzerinden tanımlar ve ele alınan ekolojik rolü insanların tanıyabileceği bir şeyle ilişkilendirir. Burada be made from ham maddeyi belirtir. Tekilanın üretildiği yeri belirtmez.
Alıştırma
Vurgulanan ifade agave hakkında ne anlatıyor?
- Agave, tekilanın üretildiği yerdir.
- Agave, tekila yapımında kullanılan bir ham maddedir.
- Tekila, agave bitkileri üretmek için kullanılan bir ham maddedir.
Cevabı göster
Agave, tekila yapımında kullanılan bir ham maddedir.
many of our food plants would be unable to produce the tasty fruits we enjoy.
2:15gıda bitkilerimizin çoğu zevkle yediğimiz o lezzetli meyveleri üretemezdi.
Without them ... would be unable to produce: bir şey olmadığında ortaya çıkacak varsayımsal sonuç
Without + isim veya zamir, o kişi ya da şeyin bulunmadığı varsayımsal bir koşul kurar. Ardından would içeren yan cümle sonucu verir. Burada sonuç, birçok gıda bitkisinin meyve üretemeyecek olmasıdır. Them, daha önce sözü edilen ve tozlaşmaya yardımcı olan yarasaları ifade eder. Cümle bir bağımlılık ilişkisini vurgular; yarasaların geçmişte gerçekten bulunmadığını söylemez.
Alıştırma
Cümleyi dersteki kalıpla tam olarak tamamlayın: ____ a flashlight, we ____ see the path in the dark.
Cevabı göster
Without · would be unable to
bats have their own unique utility belts.
2:21yarasaların kendi benzersiz ekipman kemerleri vardır.
heroes of the ecosystem ... unique utility belts: sürdürülen bir süper kahraman benzetmesi
Cümle, iki bölüm boyunca tek bir süper kahraman benzetmesi kurar. As heroes of the ecosystem, yarasaları ekosistemde önemli görevler yapan canlılar olarak sunar; their own unique utility belts ifadesi ise yarasaların yararlı özellik ve yeteneklerini bir süper kahramanın taşıdığı özel araçlara benzetir. Utility belt, Batman gibi çok sayıda araç taşıyan kahramanlarla güçlü biçimde ilişkilendirilir. Yarasalar gerçekten kemer takmaz. Bu imge bilimsel anlatımı canlı hâle getirir ve farklı yarasa yeteneklerinin bir araç seti gibi sunulacağını haber verir.
Alıştırma
Bu cümlede unique utility belts imgesi ne işe yarıyor?
- Yarasaların gerçekten vücutlarının çevresinde ekipman taşıdığını iddia eder.
- Ekosistemlerin yarasalara kıyafet sağladığını söyler.
- Yarasaların yararlı yeteneklerini araçlar gibi göstererek süper kahraman imgesini sürdürür.
Cevabı göster
Yarasaların yararlı yeteneklerini araçlar gibi göstererek süper kahraman imgesini sürdürür.
Bats have been a source of inspiration for the design of flying robots Kalıp ifadeler
2:25Yarasalar, uçan robotların tasarımı için bir ilham kaynağı olmuştur
have been a source of inspiration for the design of flying robots: uçan robot tasarımı için ilham kaynağı olmak
Be a source of inspiration for + isim, bir tasarımı, eseri veya çalışma alanını etkileyen fikirler sağlamak anlamına gelir. Burada yarasaların özellikleri veya hareketleri, uçan robotların tasarlanması için insanlara fikir vermiştir; source fiziksel bir kaynak değil, fikirlerin soyut kaynağıdır. Have been, be fiilinin present perfect biçimidir. Bu ilham ilişkisini geçmişten bugüne uzanan bir döneme yerleştirir. For ise ilhamı alan tasarımı, yaratıcı çalışmayı veya alanı tanıtır.
Alıştırma
Cümleyi “yaratıcı fikirler sağlayan bir şey” anlamındaki hedef kalıpla tamamlayın: The night sky has been ____ many songs.
Cevabı göster
a source of inspiration for
as they are the only mammal capable of true powered flight. Kelime
2:32çünkü yarasalar gerçek anlamda güç destekli uçuş yapabilen tek memelidir.
capable of true powered flight: gerçek aktif uçuş yapabilmek
Capable of, “bir şeyi yapma yeteneğine sahip olmak” anlamına gelir. Ardından bir isim öbeği veya fiilin -ing biçimi gelir. Burada mammal sözcüğünü niteler; true powered flight ise bu memelinin sahip olduğu yetenektir. Biyolojide powered flight, hayvanın özellikle kanat çırparak kendi kas gücüyle sürdürdüğü uçuş demektir. True, bunun yalnızca süzülme değil, gerçek uçuş olduğunu vurgular. Powered burada bir makine veya motor anlamına gelmez.
Alıştırma
Capable sözcüğünü doğru edatla kullanarak cümleyi tamamlayın: This camera is ____ recording video underwater.
Cevabı göster
capable of
Echolocation, a type of biological sonar: açıklayıcı bir appozisyon
Echolocation, bir hayvanın sesler çıkarıp geri dönen yankıları kullanarak nesnelerin yerini belirlediği süreçtir. a type of biological sonar ifadesi Echolocation'ı başka bir isim öbeğiyle yeniden adlandırır ve açıklar; virgüllerle ayrılmış açıklayıcı bir appozisyondur. “Teknik terim, açıklayıcı isim öbeği” yapısı, bilimsel metinlerin bilinmeyen bir terimi hızla tanımlamasını sağlar. Burada sonar bir benzetmedir: biological, seslerin ve işitmenin insan yapımı bir cihazdan değil, canlı hayvanın kendisinden geldiğini gösterir.
Alıştırma
a type of biological sonar ifadesinin cümledeki görevi nedir?
- Teknik terim Echolocation'ın ne anlama geldiğini açıklar.
- Yarasaların yapay bir sonar makinesi taşıdığını söyler.
- Ekolokasyondan sonra gerçekleşen ikinci bir olayı anlatır.
Cevabı göster
Teknik terim Echolocation'ın ne anlama geldiğini açıklar.
is also used by bats as a way to navigate and find prey in the dark. Kalıp ifadeler
2:42yarasalar tarafından karanlıkta yollarını bulmak ve avlarını tespit etmek için de kullanılır.
as a way to navigate and find prey: işlev veya yöntem açıklama
As a way to + fiilin yalın hâli, bir şeyi bir amaca ulaşmak için kullanılan yöntem olarak gösterir. Burada ekolokasyon, yarasaların karanlıkta yön bulmak ve av bulmak için kullandığı yöntemdir. Yalın hâldeki navigate ve find fiilleri and ile bağlanır ve aynı to sözcüğünü paylaşır. Bu kalıp bir aracın, yeteneğin veya alışkanlığın ne işe yaradığını açıklayabilir.
Alıştırma
Etiketleri bir yöntem olarak sunan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: We use color labels ____ organize the files.
Cevabı göster
as a way to
Although there's a common misconception that bats are blind, Anlatım akışı
2:46Yarasaların kör olduğuna dair yaygın bir yanılgı olmasına rağmen,
Although there's a common misconception that ...: düzeltilecek bir iddiayı sunma
Although, konuşanın düzeltmek üzere olduğu yaygın bir görüşü önce sunan karşıtlık bildiren bir yan cümleyi başlatır. Burada bu yan cümle, yarasaların kör olduğu yanılgısını aktarır; bu görüşü doğru bir bilgi olarak sunmaz. in truth ile işaretlenen ana cümle temel gerçeği verir: bütün yarasa türleri görebilir. “Although + yaygın görüş, düzeltilmiş gerçek” kalıbı, önce bilinen iddiadan söz edip ardından dikkati düzeltmeye yöneltmenizi sağlar.
Alıştırma
Yaygın bir görüşü düzeltmeden önce sunmak için although sözcüğünü doğru kullanan cümle hangisidir?
- Although many people believe the myth, the evidence does not support it.
- Despite many people believe the myth, the evidence does not support it.
- Although many people believe the myth, but the evidence does not support it.
Cevabı göster
Although many people believe the myth, the evidence does not support it.
in truth: yanlış bir inanıştan gerçeklere geçmek
In truth, “gerçek durum şudur” anlamına gelir. Burada bir söylem belirleyicisi olarak çalışır ve tüm yarasa türlerinin görebildiği iddiasının az önce sözü edilen yanlış inanışı düzelttiğini gösterir. Ardından gelen ifadenin tamamını tanıtır; bir zaman ya da yer belirtmez. Konuşan veya yazan kişinin bir izlenimden, söylentiden ya da yanlış inanıştan gerçek olgulara geçmesini sağlar.
Alıştırma
Hangi cümlede in truth, bir varsayımdan gerçek olgulara geçmek için doğal biçimde kullanılmıştır?
- Many people assume the test is easy. In truth, tomorrow afternoon.
- Many people assume the test is easy. In truth, it requires careful planning.
- Many people assume the test is easy. In truth, near the library.
Cevabı göster
Many people assume the test is easy. In truth, it requires careful planning.
and some have even adapted large eyes to see better in dim lighting. Kalıp ifadeler
2:52ve bazıları loş ışıkta daha iyi görebilmek için büyük gözler bile geliştirmiştir.
have even adapted large eyes to see better: özellik ve işlev
Burada have adapted large eyes, bazı yarasa türlerinin evrimsel bir uyum olarak olağanüstü büyük gözler geliştirdiğini ve bunun loş ışıkta daha iyi görmelerine yardım ettiğini anlatır. Adapted burada bir kitabı filme uyarlamak anlamında kullanılmamıştır. To see better biçimindeki to’lu mastar, bu özelliğin işlevini belirtir. Even, yarasaların göremediği yönündeki yanlış düşünceye aykırı olduğu için bu durumu dikkat çekici bir örnek olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümlede adapted ... to ... bir biyolojik özelliği ve onun işlevini anlatmak için kullanılmıştır?
- Some desert plants have adapted to the dry climate.
- Some desert plants have adapted thick leaves to store water.
- Some desert plants have adapted a folktale into a play.
Cevabı göster
Some desert plants have adapted thick leaves to store water.
Many people worry about getting infected by bats. Dilbilgisi
2:57Birçok insan yarasalar tarafından enfekte olmaktan endişe duyar.
worry about getting infected: edilgen anlamda worry about + -ing
worry about ifadesinden sonra endişe edilen şeyi belirtmek için bir isim veya fiilin -ing biçimi kullanılır. About bir edat olduğu için burada getting gerekir: worry about getting infected denir, worry about get infected denmez. Get + geçmiş zaman ortacı, edilgen bir duruma geçişi ifade edebilir. Getting infected, enfeksiyon kapmak anlamına gelir; enfeksiyona maruz kalan insanlardır. By bats olası kaynağı belirtir; insanların yarasaları enfekte ettiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi worry about sonrasında get infected ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: During flu season, some workers worry about ____ at the office.
Cevabı göster
getting infected
bats can carry diseases like rabies. Kelime
3:01yarasalar da kuduz gibi hastalıkları taşıyabilirler.
like any other animals: bir özelliği benzersiz değil, ortak olarak sunmak
Burada like, 'aynı şekilde' anlamına gelen bir edattır; 'hoşlanmak' anlamındaki fiil değildir. Cümlenin başındaki karşılaştırma, riski belirtmeden önce yarasaları daha geniş hayvan grubunun içine yerleştirir. Bilgiyi düzenleme işlevi bakımından bu ifade, hastalık taşıma olasılığını yalnızca yarasalara özgü değil, hayvanların paylaşabileceği bir özellik olarak sunar. Böylece risk kabul edilir, ancak yarasalar olağanüstü bir tehlike gibi gösterilmez.
Alıştırma
Hastalanmanın yalnızca köpeklere özgü olmadığını doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- Like any other animals, dogs can get sick.
- Dogs like other animals because they can get sick.
- Like other animals, dogs can get sick.
Cevabı göster
Like other animals, dogs can get sick.
carry diseases like rabies: kuduz gibi hastalıkları taşımak
Burada carry diseases, hastalığa yol açan mikroorganizmaları barındırmak ve bunları başkalarına aktarabilmek anlamına gelir. Bu, carry fiilinin halk sağlığı bağlamındaki kullanımıdır; bir şeyi kelimenin gerçek anlamıyla elde taşımak değildir. Like, rabies yani kuduz hastalığını örnek olarak verir. Can olasılık bildirir; dolayısıyla cümle her yarasanın hastalık taşıdığını söylemez.
Alıştırma
'Barındırmak ve potansiyel olarak aktarmak' anlamındaki fiille halk sağlığı cümlesini tamamlayın: Some ticks can ____ diseases that affect humans.
Cevabı göster
carry
less than half of 1% of all bats carry this virus. Kalıp ifadeler
3:05tüm yarasaların %1'inin yarısından azı bu virüsü taşır.
less than half of 1%: %0,5'in altında
%1'in yarısı %0,5'tir; dolayısıyla less than half of 1% ifadesi %0,5'in altındaki bir oranı belirtir. %50'den az anlamına gelmez. Of all bats, yüzde hesabında kullanılan bütün grubun tüm yarasalar olduğunu gösterir. In reality, though bir düzeltme yapıldığını bildirir; küçük ve kesin sayı da riskin abartılı görünmesini azaltır.
Alıştırma
Bir raporda 'Less than half of 1% of the samples were contaminated.' yazıyor. Bu yüzde ne anlama gelir?
- Numunelerin %0,5'inden azı kirlenmişti.
- Numunelerin %50'sinden azı kirlenmişti.
- Numunelerin tam olarak %0,5'i kirlenmişti.
Cevabı göster
Numunelerin %0,5'inden azı kirlenmişti.
That's about the same odds as getting the same result on a coin flip eight times in a row. Anlatım akışı
3:09Bu, arka arkaya sekiz kez yazı tura atışında aynı sonucu elde etme olasılığı ile aşağı yukarı aynıdır.
the same odds as ... eight times in a row: olasılığı benzetmeyle açıklamak
“The same odds as + olay” kalıbı, iki olayın gerçekleşme olasılığını karşılaştırır. Burada “odds” bir şeyin gerçekleşme ihtimali anlamındadır; “about” ise karşılaştırmanın yaklaşık olduğunu gösterir. Konuşmacı, soyut bir yüzdeyi art arda yazı tura atma gibi tanıdık bir görüntüyle değiştirerek çok düşük bir olasılığı zihinde canlandırmayı kolaylaştırır. “Getting ...” karşılaştırılan olayı adlandırır; “eight times in a row” ise araya farklı bir sonuç girmeden art arda sekiz kez demektir.
Alıştırma
Bu cümledeki “about the same odds as ...” karşılaştırmasının temel amacı nedir?
- Soyut bir olasılığı tanıdık bir şans olayına dönüştürmek.
- Sekiz madeni paranın fiziksel konumunu açıklamak.
- Her yazı tura atışının aynı sonucu verdiğini iddia etmek.
Cevabı göster
Soyut bir olasılığı tanıdık bir şans olayına dönüştürmek.
The perception that bats are often diseased may come from the fact that sick bats, Dilbilgisi
3:18Yarasaların genellikle hastalıklı olduğuna dair algı, hasta yarasaların
emerge during the daytime or be unable to fly,
3:25gündüz vakti ortaya çıkması veya uçamaması nedeniyle
are more likely to be encountered by people. Dilbilgisi
3:28insanlar tarafından karşılaşılma ihtimalinin daha yüksek olmasından kaynaklanabilir.
may come from the fact that: olası bir neden sunmak
“May come from the fact that + yan cümle” yapısı, olası bir kaynak veya neden sunar. Bu cümlede özne “The perception that bats are often diseased” ifadesidir; ardından gelen gerçek, bu algının nasıl oluşmuş olabileceğini açıklamak için sunulur. “May” iddiayı kesinlikten uzak tutar: Bu, makul bir açıklamadır ancak kanıtlanmış veya mutlaka tek neden değildir. “The fact that”, konuşmacının doğru olarak sunduğu tam bir yan cümleyi başlatır.
Alıştırma
Cümleyi olası bir nedeni belirten altı sözcüklük tam ifadeyle tamamlayın: The confusion ____ the two files have nearly identical names.
Cevabı göster
may come from the fact that
more likely to be encountered by people: insanların karşılaşma olasılığının daha yüksek olması
more likely to, bir şeyin başka bir duruma kıyasla gerçekleşme olasılığının daha yüksek olduğunu belirtir. be more likely to be + past participle kalıbı, olasılık karşılaştırmasını edilgen bir eylemle birleştirir. Bu cümlede to be encountered edilgendir: cümlenin öznesi, insanların karşılaşabileceği şeydir. By people eylemi yapanı belirtir; bu nedenle özne insanlarla etkin biçimde karşılaşan taraf değildir.
Alıştırma
Hangi cümle, nadir tilkinin ziyaretçileri görebileceğini değil, park ziyaretçilerinin nadir tilkiyi görebileceğini söyler?
- Park visitors are more likely to be seen by the rare fox.
- The rare fox is more likely to see park visitors.
- The rare fox is more likely to be seen by park visitors.
Cevabı göster
The rare fox is more likely to be seen by park visitors.
So, a good way to protect yourself is to protect bats as well. Dilbilgisi
3:31Yani, kendinizi korumanın iyi bir yolu, yarasaları da korumaktır.
a good way to... is to... ile yöntem sunmak; as well ile “de/da” anlamı katmak
a good way to do A is to do B kalıbı, B’yi A hedefine ulaşmak için yararlı bir yöntem olarak sunar. Her iki to ifadesinden sonra da fiilin yalın biçimi gelir: to protect ... is to protect.... As well, “de/da” anlamına gelir. Burada bats, yani yarasalar, korunacak başka bir şey olarak eklenir ve yarasaları korumanın sizi korumaya da yardımcı olabileceği gösterilir.
Alıştırma
Hedef kalıpla cümleyi tamamlayın. improve, help ve as well ifadelerini bu sırayla kullanın: A good way ____ your own learning is ____ your classmates ____.
Cevabı göster
to improve · to help · as well
Keeping..., protecting... ve reducing... ile paralel bir -ing listesi
Üç bölüm de -ing biçimiyle başlar: Keeping..., protecting... ve reducing.... Bu paralel yapı, eylemleri aynı düzeye yerleştirir ve planın kolayca takip edilmesini sağlar. Burada liste, önceki cümledeki “a good way” fikrini tamamlar veya ayrıntılandırır. Üç ayrı tam cümle olarak değil, önceki ifadenin devamı olarak okunmalıdır.
Alıştırma
Hangi cümlede açık bir paralel -ing listesi kullanılmıştır?
- Planting trees, saving water, and reducing plastic use can help the environment.
- Plant trees, saving water, and to reduce plastic use can help the environment.
- Planting trees, to save water, and reduced plastic use can help the environment.
Cevabı göster
Planting trees, saving water, and reducing plastic use can help the environment.
bats are threatened by a devastating sickness called white-nose syndrome. Kelime
3:42yarasalar beyaz burun sendromu adı verilen yıkıcı bir hastalık tarafından tehdit ediliyor.
are threatened by... called...: adı belirtilen bir tehlikeyi tanımlamak
are threatened by ifadesi, bir şeyin ciddi zarar veya tehlikeyle karşı karşıya olduğunu belirtir. by sözcüğü bu tehlikenin kaynağını gösterir. Kaynak bir hastalık, çevresel değişim veya insan dışı başka bir neden olabilir; tehditte bulunan bir kişi olması gerekmez. called white-nose syndrome ifadesi a devastating sickness sözünden sonra gelir ve hastalığın adını verir. which is called white-nose syndrome yapısının kısaltılmış biçimidir; böylece tüm bölüm hem tehlikeyi hem de tehlikenin adını belirtir.
Alıştırma
threaten ve call sözcüklerinin doğru biçimlerini kullanarak tehlike ve ad yapısını tamamlayın: These trees ____ a beetle ____ the emerald ash borer.
Cevabı göster
are threatened by · called
This fungal infection causes bats to wake up while hibernating during the winter. Dilbilgisi
3:46Bu mantar enfeksiyonu, yarasaların kış aylarında kış uykusundayken uyanmalarına neden olur.
causes bats to wake up while hibernating: neden, sonuç ve arka plan
cause + nesne + to-infinitive kalıbı, bir şeyin nesnede bir eyleme veya değişime yol açtığını belirtir. Bu cümlede this fungal infection neden, bats etkilenen nesne ve to wake up sonuçtur. Yarasalar kendi istekleriyle uyanmaz. while hibernating, while they are hibernating ifadesinin kısaltılmış biçimidir. wake up eyleminin zamanını ve arka planını verir; dolayısıyla bütün ifade, enfeksiyonun yarasaları kış uykusu sırasında uyandırdığı anlamına gelir.
Alıştırma
drop fiiliyle cause yapısını tamamlayın ve while she was leaving ifadesini kısaltın: The loud bell caused Nina ____ her keys ____.
Cevabı göster
to drop · while leaving
they expend large amounts of energy and eventually starve to death. Kalıp ifadeler
3:52büyük miktarda enerji harcarlar ve sonunda açlıktan ölürler.
Unable to find food, they...: başa alınmış sıfat öbeği
Unable to find food, cümlenin başına alınmış bir sıfat öbeğidir. Ana cümledeki sonuca yol açan kısıtlayıcı durumu açıklar ve Because they are unable to find food biçiminde genişletilebilir. unable sözcüğünün örtük öznesi ana cümlenin öznesi olmalıdır. Burada bu özne yarasaları belirten they sözcüğüdür. Öbeği başa almak, sonucu vermeden önce durumu kısaca belirtmeyi sağlar.
Alıştırma
Baştaki Unable to öbeğini doğru kullanan cümle hangisidir?
- Unable opening the door, Maya called for help.
- Unable to open the door, Maya called for help.
- Unable to open the door, the key seemed broken.
Cevabı göster
Unable to open the door, Maya called for help.
starve to death: ölümle sonuçlandığını açıkça belirtmek
Burada starve to death, yeterli yiyecek olmadığı için ölmek anlamına gelir. Bu ifade yalnızca açlığı değil, açlığın nihai sonucunu da belirtir. Fiil + to death yapısında to death sonucu bildirir. Ölümün bir amaç olduğu anlamına gelmez. Starve tek başına kullanıldığında, kişinin veya hayvanın öldüğünü söylemeden ciddi yiyecek eksikliği çektiğini anlatabilir.
Alıştırma
“Yiyecek eksikliği nedeniyle ölmek” anlamına gelen ifadeyle cümleyi tamamlayın: Without emergency supplies, the stranded hikers could ____.
Cevabı göster
starve to death
White-nose syndrome has wiped out entire caves full of bats, Öbek fiiller
3:56Beyaz burun sendromu, yarasalarla dolu bütün mağaraları yok etti,
has wiped out: bugünü de etkileyen ağır yıkım
Burada wipe out, bir şeyin tamamını veya neredeyse tamamını yok etmek anlamına gelir. Beyaz burun sendromu yarasalar arasında yıkıcı kayıplara yol açmıştır; ifade fiziksel olarak bir yüzeyi silmekten söz etmez. has wiped out, present perfect biçimidir: has + wipe fiilinin geçmiş zaman ortacı wiped. Yıkımın daha önce gerçekleştiğini ve mevcut durum için hâlâ önemli olduğunu anlatır.
Alıştırma
Cümleyi wipe out ifadesinin present perfect biçimiyle tamamlayın: The wildfire ____ every house in the valley.
Cevabı göster
has wiped out
with a mortality rate that can exceed 90%: şiddet derecesini gösteren bir istatistik eklemek
Mortality rate, bir grupta ölenlerin oranıdır. a rate that can exceed 90% ifadesi, bu gruptaki her yüz üyeden doksandan fazlasının ölebileceğini belirtir; bu nedenle sayı son derece ağır bir kayba işaret eder. with ile başlayan ifade, önceki açıklamayı destekleyen bir istatistik ekler. that can exceed 90%, mortality rate ifadesini niteleyen bir ilgi cümleciğidir; exceed ise ‘daha büyük olmak, aşmak’ anlamına gelen resmî bir fiildir.
Alıştırma
Hangi cümle grubun yüzde 90'ından fazlasının ölebileceğini söylüyor?
- The mortality rate can exceed 90 percent.
- The infection rate can exceed 90 percent.
- The survival rate can exceed 90 percent.
Cevabı göster
The mortality rate can exceed 90 percent.
Climate change and habitat destruction also pose serious threats to bat populations. Kalıp ifadeler
4:04İklim değişikliği ve habitat tahribatı da yarasa popülasyonları için ciddi tehditler oluşturmaktadır.
pose serious threats to: riski resmî biçimde ifade etmek
Pose serious threats to, ‘bir şey için ciddi tehlikeler yaratmak veya oluşturmak’ anlamına gelir. Burada pose, threat ile kullanılan bir fiildir; fotoğraf için belli bir duruş almak anlamına gelmez. Bat populations, tehlikeye maruz kalan gruptur. Yapı pose + a threat/threats + to + hedef şeklindedir. Çoğul özne Climate change and habitat destruction ile pose kullanılır; çoğul threats ise birden fazla tehlikeyi anlatır. Öznenin çoğul olması threats sözcüğünün de otomatik olarak çoğul olmasını gerektirmez.
Alıştırma
‘Bir şey için ciddi tehlikeler yaratmak’ anlamındaki hedef kalıbı kullanarak cümleyi tamamlayın: Weak passwords ____ online accounts.
Cevabı göster
pose serious threats to
a record heat wave in Australia caused over 100,000 bats to die from heat exhaustion. Notlar
4:11Avustralya'daki rekor kıran bir sıcak hava dalgası 100.000'den fazla yarasanın sıcak bitkinliğinden ölmesine neden oldu.
record heat wave: isim niteleyicisi olarak record
record heat wave ifadesinde record, heat wave isim öbeğinden önce gelir ve daha önce ölçülen tüm örneklerle karşılaştırıldığında aşırı bir düzeye ulaşıldığını belirtir. Bu nedenle ifade, sıcaklığı veya şiddeti rekor düzeye ulaşmış bir sıcak hava dalgası anlamına gelir; sıcak hava dalgalarıyla ilgili bir kayıt belgesi anlamına gelmez. Record sözcüğünün bir ismi nitelediği bu kullanım haberlerde yaygındır: record temperatures, record rainfall ve record sales. record + isim yapısını “kayıtlardaki en yüksek, en düşük veya en aşırı” olarak anlayın; hangi aşırılığın kastedildiğini bağlamdan belirleyin.
Alıştırma
Haber cümlesini bu derste geçen ve “daha önce ölçülenlerin tümünden daha yüksek” anlamına gelen sözcükle tamamlayın: The region experienced ____ temperatures in July.
Cevabı göster
record
die from heat exhaustion: die from + neden
Die from + isim öbeği, bir insanın veya hayvanın ölümüne neyin neden olduğunu belirtir. Burada heat exhaustion, aşırı sıcağın yol açtığı fiziksel bir durumdur; bu yüzden die from heat exhaustion, yarasaların ölümüne bu durumun neden olduğunu söyler. From sözcüğünden sonra nedeni injuries, smoke inhalation veya heat exhaustion gibi bir isim öbeğiyle ifade edin. Because farklı çalışır: normalde die because the body could not cool down örneğindeki gibi tam bir yan cümle başlatır.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste geçen ve ölüm nedenini belirten iki sözcüklü yapıyla tamamlayın: During extreme heat, animals can ____ heat exhaustion.
Cevabı göster
die from
Some people just want to watch the world burn, Kültür
4:17Bazı insanlar sadece dünyanın yandığını izlemek ister,
Some people just want to watch the world burn: Batman ile ilgili bir gönderme
Bu cümle, Batman filmleriyle ilişkilendirilen ünlü bir düşünceyi çağrıştırır: Bazı insanlar sıradan ve pratik bir amaçtan çok kaos ve yıkımla hareket eder. Buradaki watch the world burn mecazidir; gezegenin gerçekten alev almasını izlemek değil, düzenin ve başkalarının hayatlarının çökmesini istemek anlamına gelir. Video, bu göndermeyle yarasalar ile Batman arasında bağ kurar, ardından şakadan yarasaların yuvalarını tehdit eden gerçek zarara geçer.
Alıştırma
Some people just want to watch the world burn burada neyi ima ediyor?
- Bazı insanların kaos ve yıkımdan hoşlandığını veya bunları aradığını.
- Bazı insanların gerçek bir yangını sakince izlediğini.
- Bazı insanların dünyayı zarar görmekten korumaya çalıştığını.
Cevabı göster
Bazı insanların kaos ve yıkımdan hoşlandığını veya bunları aradığını.
and bats all over the world are threatened by damage to the places that we call home, Anlatım akışı
4:20ve dünyanın dört bir yanındaki yarasalar evimiz dediğimiz yerlerin zarar görmesiyle tehdit ediliyor,
the places that we call home: yaşam alanlarını yuva olarak çerçevelemek
the places that we call home ad öbeğinde that we call home, the places ifadesini niteleyen bir ilgi cümleciğidir. Bu yerleri daha teknik olan habitats sözcüğü yerine tanıdık home fikriyle sunar. Burada we zamiri yarasaları temsil eder; dolayısıyla home, insanların evlerini değil, yarasaların bağlı olduğu yaşam alanlarını ifade eder. Bu çerçeveleme, soyut yaşam alanı zararını bir yuvaya verilen zarara dönüştürerek tehdidi daha kişisel ve acil hissettirir.
Alıştırma
Bu cümlede the places that we call home ifadesinin temel etkisi nedir?
- Yarasaların farklı yerlere İngilizce adlar verdiğini söyler.
- we sözcüğünün tüm insanları, home sözcüğünün de insanların evlerini ifade ettiğini gösterir.
- Yarasaların yaşam alanlarını yuva olarak sunarak tehdidi daha kişisel hissettirir.
Cevabı göster
Yarasaların yaşam alanlarını yuva olarak sunarak tehdidi daha kişisel hissettirir.
Ekoloji terimi olarak old-growth forests
Old-growth forests, uzun bir dönem boyunca gelişmiş, karmaşık ekolojik özelliklerini koruyan ve genellikle yakın zamanda büyük bir insan müdahalesine uğramamış olgun orman ekosistemlerini anlatan bir ekoloji ve doğa koruma terimidir. Yalnızca ağaçları yaşlı görünen ormanlar demek değildir. Bu yaşam alanları listesinde ifade, yarasaların yaşayabileceği bir çevre türünü adlandırır. Sadece ormanın yaşını değil, uzun gelişim sürecini ve ekolojik yapısını vurgular.
Alıştırma
Hangi açıklama bir old-growth forest ile en iyi eşleşir?
- büyük bir bozulma olmadan uzun süre gelişmiş bir orman ekosistemi
- yaşlı görünen birkaç ağacı bulunan herhangi bir orman
- hızlı büyüyen ağaçlarla yakın zamanda dikilmiş bir orman
Cevabı göster
büyük bir bozulma olmadan uzun süre gelişmiş bir orman ekosistemi
even though I'm the hero of the story: gerçek bir ödünleme
Even though bir ödünleme ilişkisi kurar: ardından gelen yan cümle gerçek bir olguyu belirtirken ana cümle, bu olguya rağmen geçerli kalan sonucu verir. Burada kahraman olmak, kurtarılma ihtiyacını ortadan kaldırmaz. Yapı even though + öznesi ve fiili olan tam bir yan cümle, ardından da bir ana cümle şeklindedir. İki fikir güçlü ve çoğu zaman şaşırtıcı bir karşıtlık oluşturduğunda kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi gerçek bir olgu ve güçlü bir karşıtlık belirten iki sözcüklü bağlayıcıyla tamamlayın: ____ Nina felt nervous, she gave a clear presentation.
Cevabı göster
Even though
I do need...: olumlu cümlede vurgu yapan do
Olumlu bir cümlede do güçlü bir vurgu katabilir. I do need... “gerçekten ihtiyacım var” anlamına gelir; konuşan kişi, çoğu zaman bir kuşkuyu gidermek veya karşıtlık kurmak için ihtiyacın gerçek ve acil olduğunu açıkça belirtir. Kalıp özne + do/does/did + fiilin yalın hâli şeklindedir. Buradaki do soru ya da olumsuzluk işareti değil, vurgu yardımcı fiilidir; need yalın hâlde kalır.
Alıştırma
İfadeyi güçlü biçimde doğrulayan vurgu yardımcı fiiliyle cümleyi tamamlayın: I ____ understand why you are worried.
Cevabı göster
do
And now that you know the true story about us bats, Dilbilgisi
4:35Ve artık biz yarasalar hakkındaki gerçek hikayeyi bildiğinize göre,
you can learn how to protect such heroic animals.
4:37böyle kahraman hayvanları nasıl koruyacağınızı öğrenebilirsiniz.
now that you know...: yeni bir durumu neden olarak sunma
Now that + yan cümle, bir durumun artık gerçek hâle geldiği için bir şeyin mümkün olduğunu anlatır. Yeni ortaya çıkan veya yeni önem kazanan bir gerçeği sonucuna ya da sonraki adıma bağlar. Burada gerçek hikâyeyi bilmek, dinleyenin yarasaları nasıl koruyacağını öğrenebilmesinin nedeni olarak sunulur. Now that hem zaman içinde bir değişim hem de neden-sonuç ilişkisi taşır. İfadeyi ayrı ayrı now ve that olarak değil, “bu artık doğru olduğuna göre” anlamında bir bütün olarak okuyun.
Alıştırma
Hangi cümle, yeni bir durumu sonraki eylemin nedeni yapmak için now that ifadesini doğru kullanır?
- Now the rain that has stopped, we can play outside.
- Now that the rain stop, we can play outside.
- Now that the rain has stopped, we can play outside.
Cevabı göster
Now that the rain has stopped, we can play outside.
one of the easiest ways to provide shelter for bats. Dilbilgisi
4:44yarasalara barınak sağlamanın en kolay yollarından biridir.
properly designed bat box: uygun tasarlanmış bir yarasa barınağı
Bat box, yarasaların tüneyebilmesi için özel olarak yapılmış bir barınaktır. Burada bat, hayvan olan yarasa anlamındadır; beyzbol sopası anlamında değildir. Properly designed, barınağın yarasaların ihtiyaçlarına uygun yapılması gerektiğini belirtir. İfade, dışarıya konan herhangi bir sıradan kutuyu anlatmaz.
Alıştırma
Properly designed bat box burada ne anlama geliyor?
- Yarasaları taşımak için kullanılan kapalı bir kap
- Beyzbol sopalarını saklamak için kullanılan sıradan bir kutu
- Yarasaların tüneme ihtiyaçlarına uygun olarak yapılmış yapay bir barınak
Cevabı göster
Yarasaların tüneme ihtiyaçlarına uygun olarak yapılmış yapay bir barınak
one of the easiest ways to...: birkaç seçenekten kolay olan biri
One of the easiest ways to + fiil, bir şeyin bir hedefe ulaşmak için özellikle kolay olan yöntemlerden biri olduğunu belirtir. Yapı one of + the + en üstünlük derecesindeki sıfat + çoğul isim + to-infinitive biçimindedir; bu yüzden ways çoğuldur ve to provide hedefi belirtir. Bu yapı, eylemi tek seçenek olarak değil, kolay bir seçenek olarak sunar. Önerilerde kullanıldığında tavsiye edilen eylemin daha yapılabilir görünmesini sağlayabilir.
Alıştırma
Öneriyi hedef ifade one of the easiest ways to ile tamamlayın: Walking is ____ add exercise to your day.
Cevabı göster
one of the easiest ways to
Discourage the use of pesticides: resmî bir öneri
Discourage the use of pesticides, “pestisit kullanılmamasını tavsiye etmek” veya “kullanımını azaltmaya çalışmak” demektir. Burada discourage fiilinin nesnesi the use of pesticides isim öbeğidir; yani hedef bir uygulamadır. Birinin özgüvenini azaltmak anlamına gelmez. Kullanışlı bir kalıp discourage the use of + isim şeklindedir. Tavsiyenin kime verildiğini belirtmek için discourage someone from + -ing kullanılır. Örneğin: discourage gardeners from using pesticides.
Alıştırma
Hangi cümle, bir uygulamanın yasak olduğunu söylemeden onu azaltmaya yönelik resmî bir tavsiye verir?
- The campaign prohibits the use of single-use plastics.
- The campaign discourages the use of single-use plastics.
- The campaign makes people feel discouraged about single-use plastics.
Cevabı göster
The campaign discourages the use of single-use plastics.
which can harm bats when we try to feed on the insects
4:49bu ilaçlar, sizin ilk etapta kurtulmak istediğiniz böceklerle
you want to get rid of in the first place. Notlar
4:52beslenmeye çalıştığımızda biz yarasalara zarar verebilir.
get rid of: istenmeyen bir şeyi ortadan kaldırmak
Get rid of, istenmeyen bir şeyi “ortadan kaldırmak, atmak veya ondan kurtulmak” demektir. Buradaki nesne the insects olduğundan, insanlar böceklerin yok olmasını istiyor. get rid of ifadesini tek ve eksiksiz bir kalıp olarak düşünün: get rid of + isim veya zamir. Nesne of sözcüğünden sonra gelir. Bu günlük ifadede of atılmaz ve rid tek başına kullanılmaz.
Alıştırma
Cümleyi get rid of kalıbıyla tamamlayın: We need to ____ the mold in the bathroom.
Cevabı göster
get rid of
in the first place: asıl nedene dönmek
Burada in the first place, “başlangıçta” veya “en başından beri” anlamına gelir. Eylemin asıl nedenine geri döner: bunlar insanların en başından beri ortadan kaldırmak istediği böceklerdir. Bu ifade bir çelişkiyi veya ironiyi de vurgulayabilir: yapılan bir şey, asıl sorunun çözülmesine zaten yardım eden bir canlıya zarar verebilir. Fiziksel bir “ilk yerden” veya sıralamadaki bir konumdan söz etmez.
Alıştırma
“Why did you join the club in the first place?” cümlesinde in the first place hangi anlamı ekler?
- Kulübe katılmanın ilk nedenini sorar.
- Kişinin herkesten önce katıldığını söyler.
- Kulübün ziyaret edilen ilk yer olduğunu söyler.
Cevabı göster
Kulübe katılmanın ilk nedenini sorar.
Avoid going into caves where you might disturb hibernating bats, Dilbilgisi
4:54Kış uykusundaki yarasaları rahatsız edebileceğiniz mağaralara girmekten kaçının,
Avoid going into...: avoid + -ing ve where yan cümlesi
Avoid, yapılmaması gereken bir eylemi belirtir. Avoid sözcüğünden sonra bir fiil geldiğinde -ing biçimi kullanılır: Avoid going... doğrudur; Avoid to go kullanılmaz. Where yan cümlesi caves sözcüğünü açıklar ve risk taşıyan mağara türünü belirtir: caves where you might disturb hibernating bats. Might, kesin bir sonucu değil olası bir riski gösterir. Yeniden kullanılabilecek yapı Avoid + -ing biçimindeki eylem + riskin oluşabileceği yer veya durum şeklindedir.
Alıştırma
Güvenlik uyarısını avoid ve enter fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: ____ the lab while the warning light is on.
Cevabı göster
Avoid entering
and always decontaminate your gear after visiting a cave. Kelime
4:57ve bir mağarayı ziyaret ettikten sonra ekipmanlarınızı daima dezenfekte edin.
always decontaminate your gear: düzenli bir güvenlik gerekliliği
Burada decontaminate your gear, mağarada kullanılan ekipmandan sporlar veya patojenler gibi zararlı olabilecek kirleticileri gidermek demektir. Gear burada ekipman anlamında bir topluluk adıdır; bir makinenin dişli parçalarını ifade etmez. Always, bunun düzenli bir güvenlik gerekliliği olduğunu gösterir: yalnızca ekipman kirli göründüğünde değil, her mağara ziyaretinden sonra yapılmalıdır.
Alıştırma
Bu güvenlik talimatında decontaminate your gear ne anlama gelir?
- Kullandıktan sonra ekipmanı düzenli biçimde kaldırmak.
- Ekipmandaki zararlı olabilecek kirleticileri gidermek.
- Ekipmanın içindeki dişli çarkları onarmak.
Cevabı göster
Ekipmandaki zararlı olabilecek kirleticileri gidermek.
If you have unwanted bats living in an attic or barn, Dilbilgisi
5:01Eğer çatı katınızda veya ahırınızda yaşayan istenmeyen yarasalar varsa,
have unwanted bats living...: have + nesne + -ing
have + nesne + -ing kalıbı, sahip olduğunuz, kullandığınız veya sorumluluğunu taşıdığınız bir yerde mevcut olan durumu anlatabilir. Burada unwanted bats, have fiilinin nesnesidir; living in an attic or barn ise bu yarasaların ne yaptığını açıklar. Living, bats'i açıklayan bir -ing yan cümleciğidir; kendi zamanı olan ikinci bir çekimli fiil değildir. if yan cümlesinin tamamı, yarasaların bu yerlerden birinde yaşadığı anlamına gelir.
Alıştırma
Devam eden bir durumu anlatmak için have + nesne + -ing kalıbını doğru kullanan cümle hangisidir?
- We have birds to nesting above the front door.
- We have birds are nesting above the front door.
- We have birds nesting above the front door.
Cevabı göster
We have birds nesting above the front door.
contact your local government to safely and humanely relocate us. Kelime
5:05bizi güvenli ve insani bir şekilde başka bir yere taşımak için yerel yönetiminizle iletişime geçin.
safely and humanely relocate us: hayvanları gereksiz zarar vermeden taşımak
Safely ve humanely, taşımanın nasıl yapılması gerektiğini belirtir. Bunlar relocate fiilini birlikte niteleyen eş görevli zarflardır. Burada yarasalar, insanların güvenliği korunarak ve hayvanların korkusu, acısı ya da yaralanması en aza indirilerek uygun başka bir yere taşınmalıdır. Relocate, yalnızca move veya get rid of demekten daha resmî ve amaçlıdır. Yaban hayatı yönetimi tavsiyelerinde, uygun yetkililer tarafından düzenli bir taşıma işlemi yapılacağını anlatır; hayvanları öldürmek ya da sadece kovmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle, eğitimli bir ekibin bir tilkiyi gereksiz zarar vermeden uygun başka bir yere taşıdığını en iyi anlatır?
- The wildlife team safely removed the fox from the building.
- The wildlife team safely and humanely relocated the fox.
- The wildlife team relocated the fox as quickly as humanly possible.
Cevabı göster
The wildlife team safely and humanely relocated the fox.
come across a bat: plansız bir karşılaşma
Come across a bat, planlamadan tesadüfen bir yarasayla karşılaşmak veya onu bulmak anlamına gelir. Come across burada tek bir öbek fiil olarak çalışır; bu yüzden come ve across sözcüklerinin ayrı ayrı gerçek hareket anlamlarıyla yorumlanmamalıdır. Aynı yapı, doğrudan nesne olarak bir kişiyi, hayvanı, nesneyi veya bilgiyi alabilir: come across an old friend, a photo ya da an interesting fact.
Alıştırma
Cümleyi come across ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: While looking through an old drawer, I ____ a photo I had never seen before.
Cevabı göster
came across
do not attempt to handle it: resmî bir güvenlik uyarısı
Do not attempt to + fiilin yalın hâli, resmî bir uyarı kalıbıdır. Eylemi denemeye bile kalkışılmaması gerektiğini belirtir; burada attempt fiilinden sonra to handle mastar yapısı gelir. Bu bağlamda handle it, yarasaya fiziksel olarak dokunmak, onu kaldırmak veya hareket ettirmek demektir. Soyut bir sorunla ilgilenmek anlamına gelmez.
Alıştırma
attempt kullanarak bu resmî güvenlik uyarısını tamamlayın: ____ remove the cover while the fan is running.
Cevabı göster
Do not attempt to
call animal control: doğru birimle iletişime geçmek
Animal control, başıboş, yaralı, tehlikeli veya yerleşim yerlerindeki yabani hayvanlarla ilgili sorunlara müdahale eden yerel kurum ya da hizmetler için ABD'de yaygın olarak kullanılan bir addır. Burada call animal control, bu uzman birimle iletişime geçmek demektir; hayvanı kontrol etmesi için birini çağırmak anlamına gelmez. But instead, az önce reddedilen davranışın yerine daha güvenli seçeneği getirir: yarasaya kendiniz dokunmak yerine uzmanlarla iletişime geçmek.
Alıştırma
Burada call animal control ne anlama geliyor?
- Uslu durması için hayvana komut vermek.
- Hayvan ekipmanları satan bir mağazayı aramak.
- Hayvanlarla ilgili kamu güvenliği sorunlarından sorumlu yerel hizmetle iletişime geçmek.
Cevabı göster
Hayvanlarla ilgili kamu güvenliği sorunlarından sorumlu yerel hizmetle iletişime geçmek.
Batman might want to keep his identity secret, Kalıp ifadeler
5:16Batman kimliğini gizli tutmak isteyebilir,
keep his identity secret: keep + nesne + sıfat
keep his identity secret ifadesinde keep, bir şeyin belirli bir durumda kalmasını sağlamak anlamına gelir. His identity nesnedir; secret ise bu nesnenin durumunu açıklayan sıfattır. Bu bağlamda ifade, kimliğinin halka açıklanmamasını sağlamak demektir. Yeniden kullanılabilen kalıp keep + nesne + sıfat biçimindedir. Örneğin keep the door open, keep the room clean veya keep information private denebilir. Bu yapı nesneye sahip olmayı değil, bir durumu sürdürmeyi anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle keep + nesne + sıfat yapısını doğru kullanıyor?
- Please keep the information private until Friday.
- Please keep the information to private until Friday.
- Please keep privately the information until Friday.
Cevabı göster
Please keep the information private until Friday.
but a great way to help real bats Dilbilgisi
5:19ancak gerçek yarasalara yardım etmenin harika bir yolu
and spreading the truth that they are real heroes,
5:23ve onların gerçek kahramanlar olduğu gerçeğini yaymaktır,
a great way to help... is by + -ing: bir hedefe ulaşma yöntemini açıklamak
a great way to + fiilin yalın hâli + is by + -ing yapısı önce bir hedefi belirtir, ardından bu hedefe ulaşma yöntemini verir. Burada to help real bats ulaşılmak istenen hedefi, by ise yöntemi tanıtır. By bir edat olduğu için ardından gelen fiiller -ing biçimini alır. continuing to learn about them ve spreading the truth, yöntemi belirten iki paralel ifadedir. Aynı by her ikisi için de geçerli olduğundan spreading öncesinde tekrar edilmesi gerekmez.
Alıştırma
Parantez içindeki sözcükleri doğru biçime getirerek cümleyi tamamlayın: A good way to save water is by ____. (turn off the tap)
Cevabı göster
turning off the tap
even if their good deeds are often unseen: iyi işleri çoğu zaman görülmese bile
Even if, bir koşul gerçekleşse de gerçekleşmese de ana sonucun değişmediğini gösteren bir ödünleme yapısıdır. Burada yarasaların iyi işlerinin görülmeme olasılığı, onların gerçek kahramanlar olduğu iddiasını zayıflatmaz. Unseen, “var olmayan” değil, “görülmeyen veya fark edilmeyen” demektir. Bu yapı, konuşanın olası bir sınırlamayı kabul ederken ana mesajı güçlü tutmasını sağlar.
Alıştırma
Cümleyi “bu koşul doğru olsun ya da olmasın sonuç aynı kalır” anlamındaki iki kelimelik İngilizce bağlaçla tamamlayın: ____ no one notices Mia's work, she will keep helping.
Cevabı göster
Even if