Ahşapla daha iyi bir dünya inşa etmek mi? ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
847 kelime 149 kel/dk

Video açıklaması: Program, ahşabın modern yapılarda neden yeniden kullanılmaya başladığını inceliyor. Rahatlatıcı Japon orman banyosu uygulamasına değindikten sonra doğal ortamların öğrenmeyi ve iyileşmeyi destekleyebileceğine ilişkin kanıtları aktarıyor, ahşabın karbonu nasıl depoladığını açıklıyor ve mühendislik ürünü kontrplağın binalarda ve gökdelenlerde çelik ile betonun yerini nasıl alabileceğini gösteriyor. Sonunda HMS Victory için yaklaşık 6.000 ağaç gerektiğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. there's even a word for it, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Konuşmacının Japon shinrin-yoku örneğinde olduğu gibi kültürel bir kavramı tanıtmadan önce, bir deneyim ya da olgunun kendine ait yerleşik bir adı bulunduğunu nasıl vurguladığını fark edin. 2. arguing for a return to wood — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: argue for ifadesinin tartışmak değil, bir fikri destekleyen gerekçeler sunmak anlamına geldiğini anlayın ve önerileri, politikaları ya da uygulama değişikliklerini konuşurken kullanın. 3. as strong as steel. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: İki şeyin bir niteliğe eşit derecede sahip olduğunu belirtmek için as + sıfat + as yapısını kullanın; güç, hız, maliyet veya etkililiği açık biçimde karşılaştırın.

Bu derste

Six Minute English

0:01

Six Minute English

from bbclearningenglish.com.

0:02

bbclearningenglish.com'dan.

Hello, this is Six Minute English from BBC Learning English.

0:07

Merhaba, ben BBC Learning English'ten Six Minute English.

I'm Neil.

0:10

Ben Neil.

And I'm Beth.

0:11

Ben de Beth.

Being in nature has benefits for our physical and mental health. Notlar

0:12

Doğada olmanın fiziksel ve ruhsal sağlığımız için faydaları var.

Dilbilgisi

Being in nature: özne olarak kullanılan -ing öbeği

“Being in nature”, has fiilinin öznesi olarak kullanılan -ing’li bir öbektir. Doğal bir ortamda zaman geçirme durumunu ya da etkinliğini tek bir bütün olarak adlandırır; böylece cümle bu etkinlik hakkında bir yargı bildirir. Buradaki being, sürekli zaman yapısının parçası değildir. Bir etkinlik ya da deneyim cümlenin konusu olduğunda -ing’li bir öbek isim gibi özne olabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede -ing’li bir öbek tam bir yargının öznesi olarak kullanılmıştır?

  1. Reading before bed to help me relax.
  2. Reading before bed helps me relax.
  3. Read before bed helps me relax.
Cevabı göster

Reading before bed helps me relax.

Kalıp ifadeler

physical and mental health: health ismini paylaşan iki sıfat

“Physical and mental health”, sağlığın iki yönünü bir araya getirir: bedenin durumu ve zihnin durumu. Physical ile mental eş görevli sıfatlardır ve ikisi de aynı health ismini niteler. İki sıfat aynı ismi paylaştığı için İngilizcede health sözcüğünü tekrarlamak gerekmez. Physical health and mental health, physical and mental health biçiminde birleştirilebilir.

Alıştırma

Hem bedenin hem de zihnin sağlığını anlatan dersteki dört sözcüklü ifadeyi aynen yazın: A balanced routine supports ____.

Cevabı göster

physical and mental health

So wouldn't it be good if instead of giving you a bottle of pills, Dilbilgisi

0:16

Peki, size bir şişe hap vermek yerine,

Dilbilgisi

instead of giving ...: instead of sonrasında fiilin -ing biçimi

“instead of giving you a bottle of pills” değiştirilen eylemi, yani size hap verme eylemini belirtir. Düşüncenin tamamında bunun yerine doğada zaman geçirmeniz öneriliyor. instead of edatından sonra bir fiil gelirse fiilin -ing biçimi kullanılır: instead of + fiil-ing. instead of medicine örneğindeki gibi bir isim de gelebilir.

Alıştırma

Cümleyi send fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Maya called her friend instead of ____ a message.

Cevabı göster

sending

your doctor recommended spending time in nature? Kalıp ifadeler

0:20

doktorunuzun doğada vakit geçirmenizi tavsiye etmesi iyi olmaz mıydı?

Dilbilgisi

Wouldn't it be good if ...?: hayal edilen bir iyileştirmeye onay istemek

“Wouldn't it be good if ...?” konuşanın olumlu bulduğu varsayımsal bir durumu ortaya koyan olumsuz bir sorudur. Bu cümlede konuşan bunun kötü olacağını söylemiyor; doktorun doğada zaman geçirmeyi önermesinin iyi bir fikir olabileceğine dinleyenin de katılmasını bekliyor. if yan cümlesi hayal edilen değişikliği verir. “It would be good if ...” ifadesine kıyasla soru biçimi, dinleyeni bu fikri düşünmeye ve onaylamaya doğrudan davet eder.

Alıştırma

“Wouldn't it be good if our school library stayed open later?” diyen kişi büyük olasılıkla ne demek istiyor?

  1. Konuşan, kütüphanenin daha geç kapanmasının kesinlikle zararlı olacağını düşünüyor.
  2. Konuşan, kütüphanenin zaten daha geç kapanıp kapanmadığını soruyor.
  3. Konuşan, kütüphanenin daha geç kapanmasının muhtemelen iyi bir fikir olduğunu düşünüyor.
Cevabı göster

Konuşan, kütüphanenin daha geç kapanmasının muhtemelen iyi bir fikir olduğunu düşünüyor.

Kalıp ifadeler

spending time in nature: doğal bir sözcük birleşimi

“Spending time in nature”, park veya orman gibi doğal ortamlarda bir süre bulunmak demektir. Burada vurgu belirli bir etkinlik yapmaktan çok o ortamda olmaktır. Kullanılabilir kalıp spend time + -ing biçiminde bir etkinlik ya da spend time + yer bildiren bir öbektir. Bu cümlede ulaç öbeğinin tamamı doktorun önerdiği etkinliği belirtir.

Alıştırma

En doğal İngilizce cümleyi seçin.

  1. I try to pass time inside nature every weekend.
  2. I try to spend time in nature every weekend.
  3. I try to spend time in the nature every weekend.
Cevabı göster

I try to spend time in nature every weekend.

That's an interesting idea, Neil.

0:23

Bu ilginç bir fikir, Neil.

Being outdoors always makes me feel better. Dilbilgisi

0:25

Dışarıda olmak bana her zaman daha iyi hissettirir.

Dilbilgisi

makes me feel better: make + nesne + fiilin yalın hâli

“Makes me feel better”, bir şeyin fiziksel veya duygusal durumumu iyileştirdiği anlamına gelir. Make + nesne + fiilin yalın hâli yapısında me etkilenen kişidir ve feel, to almadan yalın hâlde kalır. Better, iyileşen durumu tanımlayarak feel fiilini tamamlar. Something makes someone feel + sıfat kalıbı, duygusal veya fiziksel etkileri anlatmak için yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi tamamlayan doğru sözcükleri seçin: This music ____ calm.

  1. makes me to feel
  2. makes me feeling
  3. makes me feel
Cevabı göster

makes me feel

And in Japan, there's even a word for it, Anlatım akışı

0:28

Ve Japonya'da bunun için bir kelime bile var,

shinrin-yoku. Kültür

0:30

shinrin-yoku.

Anlatım akışı

there's even a word for it: belirli bir terimin geleceğini belirtmek

Burada there's even a word for it, dinleyiciyi belirli bir terime hazırlar. There's, there is'in kısaltmasıdır; it daha önce konuşulan fikre gönderme yapar. Even, bu fikrin özel bir adı olmasının şaşırtıcı ya da dikkat çekici olduğunu vurgular. Bu, bilgiyi düzenleyen bir işarettir: ifadeyi duyduğunuzda konuşmacının sırada adı — bu cümlede shinrin-yoku — vereceğini ve belki anlamını açıklayacağını bekleyebilirsiniz.

Alıştırma

Şu İngilizce örneği okuyun: Some people feel anxious when their phone is out of reach; there's even a word for it: nomophobia. there's even a word for it size ne anlatır?

  1. Konuşmacı bu duygunun ne anlama geldiğini hatırlamıyor.
  2. Bu duygu için belirli bir ad birazdan verilecek.
  3. Konuşmacı ilgisiz bir konuya geçecek.
Cevabı göster

Bu duygu için belirli bir ad birazdan verilecek.

Translated into English as forest bathing. Kültür

0:31

İngilizceye forest bathing (orman banyosu) olarak çevrilmiştir.

Kültür

shinrin-yoku: Japonların orman banyosu kavramı

Shinrin-yoku, İngilizceye genellikle forest bathing olarak çevrilen, Latin harfleriyle yazılmış Japonca bir terimdir. Rahatlamak ve doğayı deneyimlemek için orman ortamında dikkatli ve telaşsız biçimde zaman geçirmek anlamına gelir; ormanda yıkanmak veya yüzmek demek değildir. Bu cümlede terim bir kişinin ya da yerin değil, bir uygulamanın veya kavramın adıdır. Ardından gelen Translated into English as forest bathing sözleri, onu anlamak için gereken İngilizce adı verir.

Alıştırma

Hangi cümlede shinrin-yoku doğru kullanılmıştır?

  1. Shinrin-yoku is the name of the guide who led our forest walk.
  2. We practised shinrin-yoku by swimming laps in the hotel pool.
  3. On our wellness retreat, we practised shinrin-yoku by walking slowly and quietly among the trees.
Cevabı göster

On our wellness retreat, we practised shinrin-yoku by walking slowly and quietly among the trees.

Forest bathing is a type of relaxation

0:35

Orman banyosu bir tür rahatlamadır

that involves being calm and quiet amongst the trees Dilbilgisi

0:38

ağaçların arasında sakin ve sessiz olmayı

Dilbilgisi

involves being calm and quiet: involve + fiil-ing

Involves being calm and quiet, sakin ve sessiz kalmanın bu etkinliğin bir parçası olduğu anlamına gelir. Involve; bir etkinlik, iş ya da süreçteki önemli bir özelliği, eylemi veya gerekliliği belirtir. Involve sözcüğünden sonra bir fiille ifade edilen eylem ya da durum geldiğinde -ing biçimi kullanılır: involve + fiil-ing. Bu nedenle cümlede involves to be değil, involves being kullanılmıştır.

Alıştırma

Cümleyi work sözcüğünün doğru biçimiyle tamamlayın: This job involves ____ with young children.

Cevabı göster

working

and using all your senses to observe nature around you Kalıp ifadeler

0:41

ve derin nefes alırken

whilst breathing deeply. Kelime

0:45

etrafınızdaki doğayı gözlemlemek için tüm duyularınızı kullanmanızı içerir.

Kültür

forest bathing: yıkanmak değil, ormanda rahatlamak

Forest bathing, ağaçların arasında sakin ve sessiz zaman geçirerek doğaya duyularla dikkat etmeyi içeren bir rahatlama uygulamasının İngilizce adıdır. Buradaki bathing mecazidir: kişi kendini orman atmosferine bırakır. Bu ifade yıkanmak ya da yüzmek anlamına gelmez ve etkinlik için su gerekli değildir.

Alıştırma

Forest bathing burada ne anlama geliyor?

  1. Ormandaki bir gölde yüzmek demektir.
  2. Ormanı duyularla sessizce deneyimleyerek rahatlamak demektir.
  3. Ağaçların arasında vücudu suyla yıkamak demektir.
Cevabı göster

Ormanı duyularla sessizce deneyimleyerek rahatlamak demektir.

Kalıp ifadeler

using all your senses: birden fazla yolla algılamak

Using all your senses, görme, işitme, koklama, dokunma ve uygun olduğunda tatma yoluyla etkin biçimde fark etmek demektir. Burada doğayı gözlemlemenin yalnızca bakmaktan fazlasını içerdiğini gösterir. Aktarılabilir kalıp use your senses to + fiil şeklindedir. All, deneyime birden fazla duyunun katılmasını vurgular; her durumda bütün duyuları gerçekten kullanmak gerektiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir bahçeyi keşfederken hangi eylem using all your senses ifadesini en iyi gösterir?

  1. Yalnızca yola bakıp diğer her şeyi görmezden gelmek.
  2. Renkleri, sesleri, kokuları ve dokuları fark etmek.
  3. Bahçeyi gözlemlemeden bir bitki listesi okumak.
Cevabı göster

Renkleri, sesleri, kokuları ve dokuları fark etmek.

Kelime

whilst breathing deeply: whilst + -ing ile eş zamanlı eylem

Burada whilst, while anlamındadır. Breathing deeply eylemini, duyularınızı kullanarak doğayı gözlemleme eylemiyle aynı anda gerçekleşen bir eylem olarak bağlar. Whilst breathing deeply kısaltılmış bir yan cümledir. Örtük öznesi ana eylemi yapan kişiyle aynıdır ve whilst you are breathing deeply biçiminde açılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, iki eylemin aynı anda olduğunu göstermek için Britanya İngilizcesine özgü kısaltılmış kalıbı doğru kullanıyor?

  1. Relax your shoulders whilst breathing deeply.
  2. Relax your shoulders whilst you breathing deeply.
  3. Relax your shoulders whilst breathe deeply.
Cevabı göster

Relax your shoulders whilst breathing deeply.

It sounds wonderful, Beth.

0:46

Kulağa harika geliyor, Beth.

In this programme, we'll be hearing how one of the world's oldest building materials, Dilbilgisi

0:48

Bu programda, dünyanın en eski yapı malzemelerinden biri olan

wood, is being used in new ways to build a greener future. Notlar

0:53

ahşabın daha yeşil bir gelecek inşa etmek için nasıl yeni şekillerde kullanıldığını duyacağız.

Dilbilgisi

one of the world's oldest building materials: one of + en üstünlük derecesi + çoğul isim

One of the world's oldest building materials, ahşabın dünyanın en eski sayılan yapı malzemeleri grubunun bir üyesi olduğunu anlatır. Kalıp one of + belirleyici + en üstünlük derecesindeki sıfat + çoğul isim şeklindedir. En üstünlük derecesinden sonra material değil, çoğul materials kullanılır; çünkü bir grubun içinden bir öge seçilir. Ardından gelen wood, konuşanın hangi malzemeyi kastettiğini belirtir.

Alıştırma

Cümleyi one of + the + en üstünlük derecesindeki sıfat + çoğul isim kalıbıyla tamamlayın. old sözcüğünü en üstünlük derecesine, museum sözcüğünü çoğula getirin: The Science Museum is ____ in London.

Cevabı göster

one of the oldest museums

Dilbilgisi

is being used: şimdiki zaman edilgen yapısı

Is being used, şimdiki zamanın edilgen yapısıdır: is + being + fiilin üçüncü hâli. Wood eylemi yapan değil, eylemden etkilenen ögedir; bu nedenle edilgen yapı, ahşabı kullanan kişilere değil wood sözcüğüne odaklanır. Sürekli zaman, bu kullanımın şu anda gerçekleştiğini veya gelişmekte olduğunu gösterir. Burada ahşabın yeni kullanım biçimleri genel ve değişmez bir kullanım olarak değil, güncel bir eğilim olarak sunulur.

Alıştırma

Cümleyi repair fiilinin şimdiki zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: The bridge ____ this month.

Cevabı göster

is being repaired

Deyimler

to build a greener future: daha çevreci bir gelecek kurmak

Burada to build a greener future, 'çevre için daha iyi bir gelecek yaratmak' anlamına gelir. Build sözcüğü mecazi kullanılmıştır: Gelecek, insanların bugünkü eylemleriyle şekillendirebileceği bir şey olarak sunulur. Greener, green sözcüğünün karşılaştırma biçimidir. Çevre konularında yalnızca rengin daha yeşil olması değil, 'çevreye daha duyarlı veya daha sürdürülebilir' olması anlamına gelir. To build a greener future mastar grubu amaç bildirir ve ahşabın neden yeni yöntemlerle kullanıldığını açıklar.

Alıştırma

Bu cümlede to build a greener future ne anlama geliyor?

  1. Yeşile boyanmış bir bina inşa etmek
  2. Çevreye daha duyarlı bir gelecek yaratmak
  3. Her şeyi fiziksel olarak yeşil renge dönüştürmek
Cevabı göster

Çevreye daha duyarlı bir gelecek yaratmak

And as usual, we'll be learning some useful new vocabulary as well. Kalıp ifadeler

0:57

Ve her zamanki gibi, bazı faydalı yeni kelimeler de öğreneceğiz.

Kalıp ifadeler

as usual: her zamanki gibi

As usual, 'normalde olduğu gibi' veya 'yerleşmiş düzene uygun biçimde' anlamına gelir. Burada yeni kelimeler öğrenmenin programın düzenli bir parçası olduğunu belirtir. Bu ifade tüm yan cümle hakkında yorum yapabilir ve sık sık cümlenin başında ya da sonunda bulunur: As usual, Maya came early. Maya came early, as usual. Cümlenin başında kullanıldığında ardından genellikle virgül gelir.

Alıştırma

En uygun ifadeyi seçin: ____, Ben arrived ten minutes early, just as he does every day.

  1. By accident
  2. For the first time
  3. As usual
Cevabı göster

As usual

Great.

1:02

Harika.

But first, I have a question for you, Neil. Anlatım akışı

1:02

Ama önce sana bir sorum var, Neil.

Anlatım akışı

But first: önce yapılacak adımı gösteren ifade

“But first”, beklenen akışı kısa süreliğine durdurur ve ana konudan ya da planlanan sonraki eylemden önce yapılması gereken bir şeyi tanıtır. Burada konuşmacı devam etmeden önce araya bir soru ekler. “But” bir anlaşmazlıktan çok kısa bir yön değişikliğini gösterir; “first” ise yeni adıma sıralamada öncelik verir. Böylece dinleyenler ana akışın daha sonra devam edeceğini bekler.

Alıştırma

Ön adımı tanıtmak için “But” ile başlayan iki kelimelik geçiş ifadesini kullanın: ____, let's check the safety rules before the game starts.

Cevabı göster

But first

Britain used to be covered in trees. Dilbilgisi

1:05

Britanya eskiden ağaçlarla kaplıydı.

Dilbilgisi

used to be covered in trees: değişmiş bir geçmiş durum

“Used to + fiilin yalın hâli”, geçmişte tekrarlanan bir eylemi veya devam eden fakat artık geçerli olmayan ya da artık aynı şekilde geçerli olmayan bir durumu anlatır. Bu cümlede yalın fiil “be” olduğu için Britanya’nın ağaçlarla kaplı olması geçmişteki bir durum olarak sunulur. “Be covered in + isim”, bir yüzeyin veya bölgenin büyük kısmında o şeyin bulunması anlamına gelir. “Used to be covered in trees” bütünü, değişmiş bir geçmiş durumu “be + geçmiş zaman ortacı” yapısıyla birleştirerek geniş bir ağaç örtüsünü anlatır.

Alıştırma

Cümleyi “used to” ve edilgen “covered in” ifadesiyle tamamlayın: A century ago, this hillside ____ woodland, but today it is farmland.

Cevabı göster

used to be covered in

In Roman times, it's estimated that as much as 40% of the land was forest. Kalıp ifadeler

1:08

Roma döneminde, arazinin %40 kadarının orman olduğu tahmin edilmektedir.

Kalıp ifadeler

it's estimated that: kişisiz bir tahmin sunmak

it's estimated that ... yapısında it biçimsel öznedir ve that yan cümlesi tahmin edilen bilgiyi içerir. Edilgen yapı, tahmini yapan kişi ya da grubu belirtmez; böylece dikkat sonuç üzerinde kalır. Burada bu kalıp, tarihî oranı kesin olarak doğrulanmış bir gerçek yerine kanıtlara dayanan makul bir tahmin olarak gösterir. Tahmini yapan bilinmiyorsa veya önemli değilse, kanıtlardan hesaplanan sayıları ya da iddiaları sunmak için kullanılabilir.

Alıştırma

Dersi öğrendiğiniz kişisiz tahmin kalıbıyla raporu tamamlayın: ____ the repairs will cost about two million pounds.

Cevabı göster

It's estimated that

Kalıp ifadeler

as much as 40%: yüksek bir oranı vurgulamak

as much as 40% ifadesinde as much as, yüzde 40'ı yüksek veya şaşırtıcı olabilecek bir miktar gibi gösterir. Bu tahminde oranın yüzde 40'a ulaşmış olabileceğini belirtir ve yüzde 40'ı dikkat çekici üst değer olarak sunar. Burada much kullanılmasının nedeni, yüzdenin bir toprak miktarını ölçmesi ve land kelimesinin sayılamayan bir isim olmasıdır. İfade yüzde 40'tan fazla veya en az yüzde 40 anlamına gelmez.

Alıştırma

The discount could be as much as 50%? cümlesinde as much as hangi anlamı ekler?

  1. Her indirimin tam olarak yüzde 50 olacağını garanti eder.
  2. Yüzde 50'yi özellikle yüksek olası bir indirim olarak sunar.
  3. İndirimin yüzde 50'den fazla olması gerektiği anlamına gelir.
Cevabı göster

Yüzde 50'yi özellikle yüksek olası bir indirim olarak sunar.

Trees provided wood,

1:14

Ağaçlar odun sağladı,

the building material needed for many things,

1:16

binalar, mobilyalar ve gemiler dahil olmak üzere

including buildings, furniture, and ships.

1:19

pek çok şey için ihtiyaç duyulan yapı malzemesidir.

So, how many trees do you think were needed to build the HMS Victory, Notlar

1:22

Sence HMS Victory'yi inşa etmek için kaç ağaca ihtiyaç vardı?

Nelson's famous ship at the Battle of Trafalgar in 1805? Kültür

1:28

Nelson'ın 1805'teki Trafalgar Savaşı'ndaki ünlü gemisi?

Dilbilgisi

how many trees do you think were needed: gömülü soruda söz dizimi

Asıl sorulan bilgi ağaçların sayısıdır. do you think, başa alınmış soru öbeğiyle yan cümle arasına gelir ve cevabın yalnızca bir gerçek değil, dinleyicinin görüşü veya tahmini olduğunu gösterir. Kalıp, soru sözcüğü veya soru öbeği + do you think + gömülü yan cümlenin söz dizimidir. Bu cümlede how many trees zaten were needed ifadesinin öznesidir; bu yüzden they eklenmez ve do you think sonrasında ikinci bir soru devrikliği yapılmaz.

Alıştırma

Hangi soru dinleyiciden davetli sayısını tahmin etmesini doğru biçimde ister?

  1. How many guests do you think were invited?
  2. How many guests do you think were they invited?
  3. Do you think how many guests were invited?
Cevabı göster

How many guests do you think were invited?

Kültür

HMS Victory: bir Britanya savaş gemisinin özel adı

HMS Victory, Britanya Kraliyet Donanması'na ait bir savaş gemisinin özel adıdır. Burada Victory, sıradan victory yani “zafer” sözcüğü değil, geminin adıdır. Gemi, 1805 Trafalgar Muharebesi'nde Koramiral Horatio Nelson'ın amiral gemisiydi; bu yüzden eklenen Nelson's famous ship ifadesi de aynı gemiyi belirtir. HMS, Kraliyet Donanması gemilerinin adlarından önce kullanılan bir ön ektir. Hüküm süren hükümdara göre His Majesty's Ship veya Her Majesty's Ship anlamına gelir; 1805 bağlamında His Majesty's Ship demektir.

Alıştırma

Cümlede HMS Victory neyi ifade ediyor?

  1. Britanya'nın Trafalgar'daki zaferinin adı
  2. Gemi yapımında kullanılan bir kereste türü
  3. Victory adlı bir Britanya savaş gemisi
Cevabı göster

Victory adlı bir Britanya savaş gemisi

Kültür

the Battle of Trafalgar: 1805'teki deniz savaşı

The Battle of Trafalgar, 1805'te gerçekleşen önemli bir deniz savaşının adıdır. Cümlede bu gönderme, Nelson ile HMS Victory'yi o tarihî olayla ilişkilendirerek yalnızca bir yer adı vermek yerine geminin tarihî önemini vurgular.

Alıştırma

Cümledeki the Battle of Trafalgar neyi ifade ediyor?

  1. 1805'te gerçekleşen önemli bir deniz savaşı
  2. savaş gemisi yapımında kullanılan bir kereste türü
  3. HMS Victory'nin inşa edildiği bir tersane
Cevabı göster

1805'te gerçekleşen önemli bir deniz savaşı

Was it A, 4,000 trees?

1:33

A, 4.000 ağaç mıydı?

B, 5,000 trees?

1:36

B, 5.000 ağaç mı?

Or C, 6,000 trees?

1:38

Yoksa C, 6.000 ağaç mı?

Well, I have no idea. Ton ve niyet

1:41

Şey, hiçbir fikrim yok.

Ton ve niyet

I have no idea: hiçbir fikri olmadığını söylemek

I have no idea, bir şeyi hiç bilmediğinizi veya kabaca bile tahmin edemediğinizi söylemenin doğal ve konuşma diline özgü bir yoludur. Burada tahmini bir sayı isteyen soruya cevap verir ve konuşanın cevap vermek için hiçbir dayanağı olmadığını vurgular. Bu ifadede idea, yaratıcı bir öneri değil, cevapla ilgili bir fikir veya ipucu anlamına gelir.

Alıştırma

Biri kaç kişinin katılacağını soruyor, ancak kabaca bile tahmin edemiyorsunuz. En doğal cevabı seçin.

  1. I have a rough idea.
  2. I know the exact number.
  3. I have no idea.
Cevabı göster

I have no idea.

But I'll guess it was 5,000 trees.

1:43

Ama 5.000 ağaç olduğunu tahmin edeceğim.

Okay, Neil.

1:45

Tamam, Neil.

I'll reveal the correct answer at the end of the program. Kalıp ifadeler

1:46

Doğru cevabı programın sonunda açıklayacağım.

Kalıp ifadeler

I'll reveal the correct answer: doğru cevabı açıklayacağım

Bu cümlede I'll reveal the correct answer, konuşmacının cevabı bir süre sakladıktan sonra açıklayacağı anlamına gelir. Reveal, cevabı henüz kamuya açık olmayan bir bilgi olarak sunar. I'll ise I will ifadesinin kısaltmasıdır ve dinleyiciye açıklamanın daha sonra yapılacağını bildirir. Bu söz öbeği, cevabı yalnızca söylemekten farklı olarak planlanmış bir açıklama hissi verir. Bilginin geciktirilmesi veya merak duygusunun önemli olduğu yarışmalarda, sunumlarda ve sonuç duyurularında kullanılabilir.

Alıştırma

Bir sunucunun daha önce saklanan cevabı son turdan sonra açıklayacağını en doğal biçimde ifade eden cümle hangisidir?

  1. The host will repeat the correct answer after the final round.
  2. The host will guess the correct answer after the final round.
  3. The host will reveal the correct answer after the final round.
Cevabı göster

The host will reveal the correct answer after the final round.

Throughout history, buildings in Britain have been made of timber. Notlar

1:50

Tarih boyunca, Britanya'daki binalar keresteden (timber) yapılmıştır.

Anlatım akışı

Throughout history: uzun dönemli tarihsel çerçeve

Throughout history, ana düşünceden önce geniş bir zaman çerçevesi kurar. Bu cümlenin başında yer alıp ardından virgül geldiğinde, sonraki ifadenin belirli bir tarihteki olay değil, birçok tarihsel dönemi kapsayan bir genelleme olduğunu gösterir. Bilgiyi düzenleyen bir ifade olarak dinleyiciyi geniş bir arka plandan Britanya'daki yapı malzemeleriyle ilgili özel düşünceye taşır. Uzun süreli eğilimleri, gelenekleri veya tekrarlanan örüntüleri tanıtabilir; ancak tarihin her anında hiç istisna olmadığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi, düşünceyi birçok tarihsel döneme yayılan geniş bir örüntü olarak çerçeveleyen dersteki iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: ____, communities have adapted homes to local climates.

Cevabı göster

Throughout history

Dilbilgisi

have been made of timber: present perfect edilgen yapı

have been made, present perfect edilgen yapıdaki have/has + been + past participle kalıbını izler. Buildings öznesi eylemden etkilenen öğedir; bu nedenle cümle, binaları kimin yaptığına değil, hangi malzemenin kullanıldığına odaklanır. Throughout history ile kullanıldığında present perfect, uzun bir döneme yayılan ahşap yapı uygulamasını şu anki tartışmaya bağlar. made of timber, kullanılan malzemenin yapı için hazırlanmış ahşap, yani timber olduğunu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi make fiilinin present perfect edilgen biçimiyle tamamlayın: For centuries, many cottages in this area ____ of local stone.

Cevabı göster

have been made

Trees that are grown so their wood can be used as a building material. Dilbilgisi

1:54

Ahşapları yapı malzemesi olarak kullanılabilmesi için yetiştirilen ağaçlar.

Dilbilgisi

Trees that are grown so...: edilgen ilgi cümleciği ve amaç

Bu, tam bir cümle değil, bir isim öbeğidir. that are grown, Trees sözcüğünü niteleyen edilgen bir ilgi cümleciğidir: ağaçlar yetiştirme eyleminden etkilenir, onları yetiştiren kişiler ise belirtilmez. so their wood can be used as a building material, ağaçların yetiştirilme amacını verir. Buradaki so, therefore değil, so that veya in order that anlamındadır. noun + that is/are + past participle + so + özne + can... kalıbı, bir şeyi nasıl üretildiğine ve hangi amaçla kullanılacağına göre tanımlamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Mobilya için odun sağlamak amacıyla yetiştirilen ağaçları tanımlamak üzere edilgen bir ilgi cümleciği ve amaç bildiren so kullanan cümle hangisidir?

  1. These are trees that are grown so their wood can be used for furniture.
  2. These are trees that are grown because their wood can be used for furniture.
  3. These are trees that are grown, so their wood can be used for furniture.
Cevabı göster

These are trees that are grown so their wood can be used for furniture.

But in modern times,

1:58

Ancak modern zamanlarda,

this has mostly been done by man-made materials, Kelime

2:00

bu çoğunlukla insan yapımı malzemelerle yapılmıştır,

brick, concrete, and steel.

2:03

tuğla, beton ve çelik.

Kelime

man-made materials: insan yapımı malzemeler

Bu cümlede man-made materials, doğada bu biçimde bulunan veya yetişen malzemelerden ziyade insanlar tarafından üretilen malzemeler anlamına gelir. Tuğla, beton ve çelik burada verilen örneklerdir; ifade bunları ahşap gibi doğal bir yapı malzemesiyle karşılaştırır. Man-made, materials sözcüğünden önce tek bir birleşik sıfat olarak görev yapar. Kısa çizgi de iki sözcüğün birlikte bir bütün oluşturduğunu gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede man-made ifadesi ‘doğal olarak oluşmayıp insan faaliyetiyle yapılmış’ anlamında doğru kullanılmıştır?

  1. Concrete is a man-made material used in many modern buildings.
  2. Man-made materials are materials produced only by adult male workers.
  3. Man-made materials are materials that grow without human activity.
Cevabı göster

Concrete is a man-made material used in many modern buildings.

One of those arguing for a return to wood is architect Michael Ramage, Kalıp ifadeler

2:06

Ahşaba dönüşü savunanlardan biri de mimar Michael Ramage,

Kalıp ifadeler

arguing for a return to wood: ahşaba geri dönülmesini savunmak

Arguing for a return to wood ifadesinde argue for, bir fikri destekleyen gerekçeler sunmak anlamına gelir. Tartışıp kavga etmek anlamına gelmez. A return to wood ise başka malzemelerin baskın olduğu bir dönemden sonra ahşabı yeniden veya daha fazla kullanmak demektir. Arguing for a return to wood şeklindeki -ing grubu those sözcüğünü niteler. İnsanları destekledikleri görüşe göre tanımlar: ahşabın yeniden kullanılmasını savunanlar.

Alıştırma

Hangi cümle araştırmacıların daha sıkı güvenlik standartlarını desteklediğini ve bunun için gerekçeler sunduğunu ifade eder?

  1. The researchers argue against stricter safety standards.
  2. The researchers argue with the safety committee about stricter standards.
  3. The researchers argue for stricter safety standards.
Cevabı göster

The researchers argue for stricter safety standards.

talking here to BBC Radio 4 program Rare Earth.

2:11

burada BBC Radio 4 programı Rare Earth'e konuşuyor.

There is some compelling evidence to show Kalıp ifadeler

2:15

Göstermek için bazı ikna edici kanıtlar var

that children in schools made of wood learn better. Dilbilgisi

2:18

ahşaptan yapılmış okullardaki çocukların daha iyi öğrendiğini.

Kalıp ifadeler

some compelling evidence to show: güçlü kanıtlarla desteklenen bir iddiayı sunmak

Some compelling evidence, bir iddiayı ikna edici kılacak kadar güçlü kanıt anlamına gelir. Evidence İngilizcede normalde sayılamayan bir isimdir; bu nedenle burada some evidence kullanımı doğaldır. There is ... evidence to show that + cümlecik yapısında to show that, kanıtın desteklediği sonucu tanıtır. Bu yapı, ardından gelen iddiayı kişisel bir görüş olarak değil, kanıta dayalı bir sonuç olarak sunar.

Alıştırma

Vurgulanan ifadeyi kullanarak kanıta dayalı resmî cümleyi tamamlayın: There is ____ that getting enough sleep improves concentration.

Cevabı göster

some compelling evidence to show

Dilbilgisi

schools made of wood: kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği

schools made of wood ifadesinde made of wood, schools sözcüğünden sonra gelen bir geçmiş ortaç öbeğidir. Okulların ahşaptan yapılmış olduğunu belirtir; children sözcüğünü değil, schools sözcüğünü niteler. Bu öbek, kısaltılmış bir edilgen ilgi cümleciğidir: schools that are made of wood ifadesi that are çıkarılarak schools made of wood biçimine dönüşebilir. Bu kısa yapı genellikle bir ismin malzemesini veya durumunu anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle bir köprüyü anlatmak için kısaltılmış edilgen ilgi cümleciğini doğru kullanıyor?

  1. The bridge was built in 1920 is still in use.
  2. The bridge built in 1920 is still in use.
  3. The bridge building in 1920 is still in use.
Cevabı göster

The bridge built in 1920 is still in use.

They have greater concentration, lower stress, lower heartbeats, Anlatım akışı

2:23

Daha fazla konsantrasyona, daha az strese, daha düşük kalp atışına sahipler,

Anlatım akışı

greater concentration, lower stress, lower heartbeats: sonuçları paralel yapıyla sıralama

Üç isim öbeği aynı kalıbı kullanır: karşılaştırma sıfatı + isim: greater concentration, lower stress ve lower heartbeats. Bu paralel yapı, üç sonucu açık bir grup hâlinde toplar ve her sonuca eşit ağırlık verir. Bu bağlamda greater ve lower, karşılaştırılan şey her öbekte yeniden söylenmese de başka bir ortam veya durumla karşılaştırma yapıldığını gösterir. Aynı dil bilgisi biçimini tekrarlamak, konuşmada ve yazıda bir listeyi takip etmeyi kolaylaştırır.

Alıştırma

Hangi cümle üç sonucu da karşılaştırma sıfatı + isim biçimindeki uyumlu öbeklerle sunar?

  1. The redesign provides better lighting, lower noise, and greater comfort.
  2. The redesign provides lighting that is better, noise reduction, and more comfortable occupants.
  3. The redesign leads to better lighting, a reduction in noise, and occupants feeling more comfortable.
Cevabı göster

The redesign provides better lighting, lower noise, and greater comfort.

and there's compelling evidence to show

2:27

ve göstermek için ikna edici kanıtlar var

that patients in hospitals recover better in

2:29

hastanelerdeki hastaların

both rooms made of wood or other natural materials, Dilbilgisi

2:34

hem ahşap veya diğer doğal malzemelerden yapılmış odalarda,

and also in rooms that have views of nature out the window. Kalıp ifadeler

2:38

hem de pencereden doğa manzarası olan odalarda daha iyi iyileştiklerini.

Dilbilgisi

both rooms made of ... and also: iki paralel koşul

Bu uzun konuşma cümlesinde both, iki hastane odası koşulunun kapsandığını gösterir. Birincisi ahşap veya diğer doğal malzemelerden yapılmış odalardır; and also ise ikincisini, yani pencereden doğa manzarası görülen odaları tanıtır. Burada iki koordinasyon düzeyi vardır. İlk koşulun içinde or, wood ve other natural materials malzeme seçeneklerini bağlar. Dış düzeyde both iki öge geleceğini haber verirken and also ikinci oda koşulunu tanıtır. Daha açık bir yazılı sürüm, paralel edat öbeklerini hizalar: patients recover better both in rooms made of natural materials and in rooms with views of nature.

Alıştırma

both ... and kullan ve her oda öbeğinin önünde in sözcüğünü tekrarla: Patients felt calmer ____ rooms with wooden walls ____ rooms with garden views.

Cevabı göster

both in · and in

Kalıp ifadeler

have views of nature out the window: pencereden görülen manzarayı anlatmak

Bu cümlede rooms that have views of nature, odadaki insanların ağaç veya bahçe gibi doğal manzaraları görebildiği odalar demektir. have a view of + isim yapısı ya da çoğulu have views of + isim, bir yerden neyin görülebildiğini anlatır. out the window, bu manzarayı görmek için nereye bakıldığını belirtir: pencereden dışarıya. Tekil a view genellikle bir ana manzarayı anlatır; views ise birden fazla manzarayı veya bakış yönünü düşündürebilir.

Alıştırma

Konukların otel odalarından gölü görebildiğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The hotel room has a beautiful view of the lake.
  2. The hotel room has a beautiful view the lake.
  3. The hotel room has a beautiful view from the lake.
Cevabı göster

The hotel room has a beautiful view of the lake.

Michael believes there is compelling evidence for the health benefits of wood.

2:42

Michael, ahşabın sağlığa olan faydaları konusunda ikna edici kanıtlar olduğuna inanıyor.

If something is compelling,

2:46

Eğer bir şey ikna edici (compelling) ise,

it's so convincing that you believe it. Dilbilgisi

2:48

o kadar inandırıcıdır ki ona inanırsınız.

Dilbilgisi

so convincing that you believe it: dereceyi sonuca bağlamak

so + sıfat + that + yan cümle yapısı, güçlü bir dereceyi onun sonucuna bağlar. so convincing that you believe it ifadesinde so, convincing sözcüğünün güçlü derecesini gösterir; that ise sonucu, yani you believe it bölümünü başlatır. Bir niteliğin derecesi, sonrasında olan şeye neden olacak veya onu açıklayacak kadar güçlüyse bu yapıyı kullanın. that sonrasındaki yan cümlenin kendi öznesi ve fiili vardır.

Alıştırma

Güçlü bir dereceyi sonucuna bağlayan iki sözcükle cümleyi tamamlayın: The evidence was ____ convincing ____ everyone accepted it.

Cevabı göster

so · that

As evidence, he gives examples that wooden schools help children learn. Anlatım akışı

2:51

Kanıt olarak, ahşap okulların çocukların öğrenmesine yardımcı olduğuna dair örnekler veriyor.

Anlatım akışı

As evidence, ile bir iddiayı destekleyen kanıt sunmak

Cümlenin başında As evidence, ardından gelen bilginin daha önce ileri sürülen bir iddiayı desteklemek için verildiğini gösterir. Burada örnekler, bağlantısız yeni bir konu olarak değil, destekleyici malzeme olarak sunulur. Bu ifadede as, “çünkü” ya da “-iken” değil, “olarak” anlamındadır. Virgül, baştaki bu söylem işaretini ana cümleden ayırır.

Alıştırma

Hangi cümle, önceki bir iddiayı destekleyen bilgiyi tanıtmak için As evidence ifadesini doğru kullanıyor?

  1. The report claims the new reading program works. As evidence, it says that no results have been collected.
  2. The report claims the new reading program works. As evidence, it changes the subject to school lunches.
  3. The report claims the new reading program works. As evidence, it cites improved scores from three independent studies.
Cevabı göster

The report claims the new reading program works. As evidence, it cites improved scores from three independent studies.

But there's another compelling reason to build with wood. Anlatım akışı

2:56

Ancak ahşapla inşa etmek için başka bir ikna edici neden daha var.

Anlatım akışı

another compelling reason to build with ... ile yeni bir sav eklemek

Another, dinleyiciye en az bir nedenin daha önce verildiğini ve şimdi yeni bir nedenin eklendiğini bildirir. Compelling bu nedeni güçlü ve ikna edici olarak tanımlar; böylece ifade, ilk noktayı tekrarlamak yerine savı ileri taşır. Kalıp another compelling reason to + fiilin yalın hâli şeklindedir. to build with wood ifadesinde mastar, nedenin ilgili olduğu eylemi belirtir; with ise inşaatta kullanılan malzemeyi tanıtır.

Alıştırma

Güçlü ve yeni bir sav eklemek için cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: There is ____ expand the city library: it gives more children a quiet place to study.

Cevabı göster

another compelling reason to

The carbon which wood captures helps combat climate change. Notlar

3:00

Ahşabın tuttuğu karbon iklim değişikliğiyle mücadeleye yardımcı olur.

Dilbilgisi

carbon which wood captures: nesne ilgi zamiri olarak which

carbon which wood captures ifadesinde which wood captures ilgi cümleciği, hangi carbondan söz edildiğini belirtir. Cümlecik içinde wood öznedir, captures fiildir ve which, carbon yerine geçerek nesne görevini üstlenir: wood captures the carbon. İsim + which + özne + fiil kalıbı, bir isimden sonra o ismi belirleyen bilgi ekler. Bu sınırlayıcı ilgi cümleciğinde which nesne olduğu için atılabilir: the carbon wood captures.

Alıştırma

Sensörün bilgiyi kaydettiğini anlatmak için cümleyi which, the sensor ve records ile tamamlayın: The information ____ helps engineers spot faults.

Cevabı göster

which the sensor records

Kalıp ifadeler

helps combat climate change: help + fiilin yalın hâli

Helps combat climate change, “iklim değişikliğini azaltmaya veya sınırlamaya yararlı bir katkı sağlar” anlamına gelir. Burada combat geçişli bir fiildir ve climate change onun nesnesidir. Bu ifade, iklim değişikliğini karşı önlem alınan ciddi bir sorun olarak sunar. İngilizcede help sözcüğünden sonra fiilin yalın hâli to ile veya to olmadan kullanılabilir: helps combat ve helps to combat doğrudur. to olmadan kullanılan biçim kısa ve yaygındır.

Alıştırma

Parantez içindeki sözcüğü to kullanmadan doğru biçime getirin: Switching to clean energy can help ____ climate change. (combat)

Cevabı göster

combat

It's why many governments around the world Anlatım akışı

3:04

Bu yüzden dünya çapında birçok hükümet

want to replace the carbon-intensive production of concrete and steel Notlar

3:06

karbon yoğunluklu beton ve çelik üretimini

Kelime

carbon-intensive production: yüksek karbon emisyonlu üretim

Carbon-intensive production, üretilen miktara göre başta karbondioksit olmak üzere nispeten fazla sera gazı salan bir üretim süreci demektir. Daha temiz seçeneklerle karşılaştırıldığında emisyonu yüksek olan üretimi de anlatabilir. Bileşik sıfat carbon-intensive, production sözcüğünü niteler. Burada intensive, belirli bir etkinin yüksek düzeyde olduğunu belirtir. İfade, beton ve çelik üretimiyle bağlantılı emisyonlardan söz eder; bu malzemelerin yalnızca karbon içerdiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Carbon-intensive production ifadesine en uygun anlam hangisidir?

  1. Yalnızca karbondan yapılmış nesnelerin üretimi
  2. Nispeten yüksek karbon emisyonu salan üretim
  3. Yerin çok altında gerçekleştirilen üretim
Cevabı göster

Nispeten yüksek karbon emisyonu salan üretim

with bio-based materials like wood.

3:11

ahşap gibi biyolojik bazlı malzemelerle değiştirmek istiyor.

Anlatım akışı

It's why: önceki bir gerekçeyi sonuca bağlamak

It's why, ardından gelen sonucu ya da kararı daha önce verilmiş bir gerekçeye bağlar. Burada it, ahşabın karbon depoladığına ilişkin önceki düşüncenin tamamına gönderme yapar; belirli bir malzemeyi adlandırmaz. Bilginin sırası şöyledir: önceki gerekçe + It's why + sonuç. Böylece konuşan kişi, gerekçenin tamamını tekrarlamadan neden-sonuç açıklamasını sürdürebilir.

Alıştırma

"The path is flooded. It's why the park is closed," cümlesinde it neyi ifade eder?

  1. Fiziksel bir yer olarak park.
  2. İlk cümleyle ilgisi olmayan yeni bir soru.
  3. Az önce belirtilen durumun tamamı: yolun su altında olması.
Cevabı göster

Az önce belirtilen durumun tamamı: yolun su altında olması.

Kalıp ifadeler

replace X with Y: eski öğe önce, yeni alternatif with sözcüğünden sonra

replace X with Y, Y'nin X'in yerini alması demektir. Kaldırılan veya artık kullanılmayan X doğrudan replace sözcüğünden sonra, yeni alternatif Y ise with sözcüğünden sonra gelir. Bu cümlede X, karbon yoğun beton ve çelik üretimidir; Y ise biyolojik temelli malzemelerdir. Bu konumları doğru belirlemek, değişimin yönünü tersine çevirmeyi önler.

Alıştırma

"Eski ampuller yerine LED ampuller kullanmak" anlamını vermek için replace X with Y yapısını tamamlayın: We want to ____ the old bulbs ____ LED bulbs.

Cevabı göster

replace · with

Here's architect Michael Ramage again,

3:13

İşte mimar Michael Ramage tekrar,

describing the possibilities of wooden buildings to BBC Radio 4's Rare Earth.

3:16

BBC Radio 4'ün Rare Earth programına ahşap binaların olanaklarını anlatıyor.

We look at the possibilities of Kalıp ifadeler

3:22

Biz olasılıklara bakıyoruz

of building with wood and other materials we can grow, Dilbilgisi

3:24

ahşapla ve yetiştirebileceğimiz diğer malzemelerle inşa etmenin,

Kalıp ifadeler

look at the possibilities of: olası seçenekleri değerlendirmek

Burada look at, yalnızca gözleri bir şeye çevirmek değil; araştırmak, değerlendirmek veya incelemek demektir. Konuşmacı, yetiştirilebilen malzemelerle inşa etmenin olası yollarını değerlendiriyor. Kalıp look at the possibility/possibilities of + isim veya -ing biçimidir. Burada building, incelenen etkinliği adlandırır. Tekrarlanan of, konuşma sırasında doğal bir yeniden başlamadır; dil bilgisel kalıpta yalnızca bir of gerekir.

Alıştırma

Cümleyi “olası seçenekleri incelemek” anlamındaki vurgulanan ifadeyle tamamlayın. At tomorrow's meeting, we will ____ using the empty lot as a community garden.

Cevabı göster

look at the possibilities of

Dilbilgisi

other materials we can grow: nesne görevindeki ilgi zamirinin düşürülmesi

other materials we can grow ifadesinde we can grow yan cümleciği materials sözcüğünü niteler. Açık hâli other materials that we can grow ya da other materials which we can grow olabilir. that veya which, grow fiilinin nesnesi olduğu için İngilizcede düşürülebilir. Burada grow geçişli kullanılır: insanlar ağaç veya bambu gibi canlıları yetiştirerek bu malzemeleri biyolojik büyüme yoluyla üretir. materials sözcüğünün özne olduğu ve malzemelerin kendi kendine büyüdüğü anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi ifade materials we can grow ile aynı dil bilgisi yapısına ve anlama sahiptir?

  1. materials that grow without our help
  2. materials that we can grow
  3. materials that can help us grow
Cevabı göster

materials that we can grow

bamboo, hemp, flax,

3:28

bambu, kenevir, keten,

and how we can use them intelligently Kalıp ifadeler

3:31

ve bunları çelik ve betonun yerine

as replacements for steel and concrete Kalıp ifadeler

3:34

akıllıca nasıl kullanabileceğimizi

Kalıp ifadeler

use them intelligently: iyi bir muhakemeyle kullanmak

use them intelligently ifadesinde intelligently, malzemelerin nasıl kullanılması gerektiğini anlatan bir zarftır. Onları iyi bir muhakemeyle, yani dikkatsizce değil uygun ve etkili yollar seçerek kullanmak demektir. Bu ifade, malzemelerin zeki olduğu anlamına gelmez. Zekâ, kullanım biçimine karar veren insanların seçimlerinde görülür.

Alıştırma

use the available resources intelligently ne anlama gelir?

  1. Sonucu düşünmeden kullanmak.
  2. Onları olabildiğince hızlı kullanmak.
  3. Onları dikkatle seçilmiş ve etkili yollarla kullanmak.
Cevabı göster

Onları dikkatle seçilmiş ve etkili yollarla kullanmak.

Kalıp ifadeler

as replacements for steel and concrete: çelik ve betonun alternatifleri olarak

as replacements for steel and concrete ifadesinde as, malzemelerin üstlenebileceği rolü tanıtır. Yeni malzemeler replacements, for’dan sonra gelen steel and concrete ise onların yerini alabileceği malzemelerdir. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp use A as a replacement for B şeklindedir. A birden fazla alternatif nesne veya malzemeyi gösteriyorsa çoğul replacements kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi “yerine geçen alternatifler rolünde” anlamındaki üç sözcüklü hedef kalıpla tamamlayın: The builder uses bamboo panels ____ plastic wall panels.

Cevabı göster

as replacements for

in the world that we create around us. Anlatım akışı

3:37

etrafımızda yarattığımız dünyada.

Anlatım akışı

the world that we create around us: çevremizde oluşturduğumuz yaşam ortamı

Burada the world yeni bir gezegen anlamına gelmez. İnsanların yaşadığı, seçimlerimizle şekillenen binalardan, alanlardan ve sistemlerden oluşan insan yapımı çevreyi anlatır. that we create around us ilgi cümleciği, bu dünyayı insanların oluşmasına katkı sağladığı bir şey olarak tanımlar. Malzeme tartışmasının ardından gelen bu ifade, odağı teknik bir seçimden o seçimin daha büyük sonucuna taşır. Dinleyiciyi malzeme seçimini günlük yaşamı ve gelecekteki çevreyi şekillendirmenin bir parçası olarak görmeye yöneltir.

Alıştırma

the world that we create around us ifadesi bu savda temel olarak ne yapar?

  1. Malzeme seçimini, insanların şekillendirdiği çevreyle ilgili daha geniş bir soruya dönüştürür.
  2. İnsanların tamamen yeni bir gezegen yapabileceğini söyler.
  3. Doğal dünyanın insan kararlarından hiç etkilenmediğini söyler.
Cevabı göster

Malzeme seçimini, insanların şekillendirdiği çevreyle ilgili daha geniş bir soruya dönüştürür.

And we've we've looked at skyscrapers, Anlatım akışı

3:40

Ve biz gökdelenleri inceledik,

we've looked at housing,

3:43

konutları inceledik,

we've looked at schools,

3:44

okulları inceledik,

Anlatım akışı

Bir listeyi düzenlemek için we've looked at ... kalıbını tekrarlamak

Konuşmacı skyscrapers, housing ve schools sözcüklerinden önce we've looked at ... kalıbını tekrar ediyor. Bu paralel başlangıç üç alanı açıkça ayırır ve her birini vurgular; bu tekniğe genellikle anafora denir. Baştaki we've we've, konuşurken yapılan basit bir yeniden başlangıçtır. Anlamlı olan kalıp, yanlışlıkla iki kez söylenen we've değil, tekrarlanan tam yapı olan we've looked at + konudur.

Alıştırma

Her maddeden önce we've looked at ... ifadesini tekrarlamanın temel etkisi nedir?

  1. İfadeyi bir dizi soruya dönüştürür.
  2. Listeyi açık ve paralel alanlara ayırır ve her birini vurgular.
  3. Her bina türünün tam iki kez incelendiği anlamına gelir.
Cevabı göster

Listeyi açık ve paralel alanlara ayırır ve her birini vurgular.

and there are a whole range of buildings Kalıp ifadeler

3:45

ve eğer ahşabı iyi kullanırsak

that we can build if we use wood well. Dilbilgisi

3:47

inşa edebileceğimiz çok çeşitli binalar var.

Kalıp ifadeler

a whole range of: birçok farklı türde

A whole range of, bir şeyin birçok farklı türü veya geniş bir seçeneği olduğu anlamına gelir. Whole, range sözcüğünü güçlendirir; bu nedenle ifade yalnızca bir iki örnekten çok daha fazla çeşitlilik anlatır. a whole range of + isim kalıbını kullanın. Ardından çoğunlukla buildings, activities veya tools gibi sayılabilen çoğul bir isim gelir. Burada ahşabın birçok farklı bina türü yapmak için kullanılabileceğini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste geçen ve birçok farklı türde anlamına gelen dört sözcüklü tam ifadeyle tamamlayın: The website offers ____ learning games.

Cevabı göster

a whole range of

Dilbilgisi

if we use wood well: bir koşul belirtmek

if we use wood well yan cümlesi, daha önce belirtilen sonucun koşulunu açıklar: birçok farklı yapı türünü inşa edebilmek. Burada well, use fiilini niteler ve “etkili ve uygun bir şekilde” anlamına gelir. Gerçek ve mümkün bir koşulu anlatırken İngilizcede if ile başlayan koşul cümlesinde genellikle geniş zaman kullanılır: if we use. Sonuç cümlesinde can kullanılarak bu koşul karşılandığında neyin mümkün olduğu gösterilebilir.

Alıştırma

Malzemeleri iyi kullanmanın atıkları azaltmanın koşulu olduğunu en doğal biçimde hangi cümle ifade eder?

  1. We can reduce waste because we use the materials well.
  2. We reduce waste, so we use the materials well.
  3. We can reduce waste if we use the materials well.
Cevabı göster

We can reduce waste if we use the materials well.

Michael builds with natural materials which can be sustainably grown, Kelime

3:50

Michael sürdürülebilir bir şekilde yetiştirilebilen doğal malzemelerle inşa ediyor,

Kelime

sustainably grown: çevre uzun vadede gözetilerek yetiştirilmiş

Sustainably grown, doğal kaynaklara ve çevreye verilen zararı sınırlarken uzun süre sürdürülebilecek yetiştirme yöntemleriyle üretilmiş demektir. Bitki kökenli bir malzemenin nasıl üretildiğini açıklar; bir malzemenin doğal olması, tek başına sürdürülebilir şekilde yetiştirildiğini göstermez. can be sustainably grown yapısında yetiştirme işini malzemeler yapmaz; insanlar onları bu şekilde yetiştirebilir. can be + geçmiş zaman ortacı, kiplik fiilli bir edilgen yapıdır. sustainably zarfı ise yetiştirmenin nasıl yapıldığını belirtir.

Alıştırma

sustainably grown ifadesinin en yakın anlamı nedir?

  1. çevreye verilen zararı sınırlayarak sürdürülebilecek bir şekilde yetiştirilmiş
  2. çevresel maliyeti ne olursa olsun mümkün olduğunca hızlı yetiştirilmiş
  3. yalnızca satıldığı yere yakın bir yerde yetiştirilmiş
Cevabı göster

çevreye verilen zararı sınırlayarak sürdürülebilecek bir şekilde yetiştirilmiş

including bamboo and hemp,

3:55

bambu ve kenevir (hemp) dahil,

a family of plants which are used to make many products such as rope and cloth. Notlar

3:57

ip ve kumaş gibi pek çok ürün yapımında kullanılan bir bitki ailesi.

Kelime

a family of plants: biyolojik sınıflandırmada family

a family of plants ifadesindeki family, insan ailesi anlamına gelmez. Birbiriyle ilişkili bir bitki grubunu veya biyolojik bir sınıflandırma kategorisini belirtir. Resmî taksonomide familya, cinsin üstünde ve takımın altında yer alan bir basamaktır. Bu ifade, tanımlanan adın bitkilerden yapılmış bir ürünü değil, grup olarak bitkileri belirttiğini gösterir. Daha az teknik bilimsel metinlerde familya, yakın ilişkili canlılardan oluşan bir grup için daha geniş anlamda da kullanılabilir.

Alıştırma

Bu bilimsel bağlamda a family of plants ne anlama gelir?

  1. İlişkili bir bitki grubu veya biyolojik bir kategori
  2. Bitki liflerinden yapılmış bir ürün
  3. Aynı insan ailesine ait bitkiler
Cevabı göster

İlişkili bir bitki grubu veya biyolojik bir kategori

Kalıp ifadeler

such as: daha geniş bir kategoriden örnekler verme

Such as, daha geniş bir kategoriden bir veya daha fazla örnek verir. Burada many products geniş kategoridir; rope ve cloth ise iki örnektir. Such as ifadesinden sonra isimler veya isim öbekleri gelir. Genellikle olası listenin yalnızca bir bölümünü verir; bu nedenle cümle başka ürünlerin de bulunduğunu açık bırakır.

Alıştırma

Cümleyi such as ile tamamlayın: The park is home to birds ____ ducks and swans.

Cevabı göster

such as

He thinks these natural bio-based materials will work Dilbilgisi

4:03

Bu doğal biyo-bazlı malzemelerin

if they are used intelligently,

4:06

akıllıca (intelligently) kullanılırlarsa işe yarayacağını düşünüyor,

in a clever, intelligent way.

4:08

zeki, akıllı bir şekilde.

Dilbilgisi

will work if they are used intelligently: başarı için bir koşul

Bu cümlede will work, “bir işte çalışacak” değil, “işe yarayacak” veya “beklenen sonucu verecek” anlamındadır. Malzemeler ancak belirtilen koşul yerine getirilirse başarılı olabilir. Ana cümledeki will work beklenen sonucu verir. if yan cümlesindeki geniş zaman edilgen yapı they are used intelligently koşulu belirtir ve malzemeleri kimin kullandığına değil, nasıl kullanıldığına odaklanır. Sonuç + if + geniş zamanlı koşul kalıbı; bir planın, aracın veya yöntemin hangi durumda başarılı olabileceğini açıklamak için kullanılabilir.

Alıştırma

Bir planın dikkatle uygulanması koşuluyla başarılı olabileceğini hangi cümle doğru ifade eder?

  1. The plan works if carefully it applied.
  2. The plan will work if it is applied carefully.
  3. The plan will work if it will be applied carefully.
Cevabı göster

The plan will work if it is applied carefully.

A good example of this is plywood, Anlatım akışı

4:11

Bunun iyi bir örneği kontrplaktır (plywood),

Anlatım akışı

A good example of this is ...: somut bir örnek sunmak

A good example of this is ... açıklamanın akışını gösteren bir kalıptır. this, hemen önce sözü edilen genel fikre gönderme yapar; is sonrasındaki isim öbeği ise somut bir örnek verir. Bilgiyi genel düşünce → örnek şeklinde düzenleyerek dinleyenin açıklamayı takip etmesini kolaylaştırır. Bir fikri belirttikten sonra bu kalıbı kullanıp örneği doğrudan söyleyebilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrendiğiniz altı kelimelik yönlendirme kalıbıyla tamamlayın: City transport can reduce air pollution. ____ a city that replaces diesel buses with electric ones.

Cevabı göster

A good example of this is

the first new material in construction Dilbilgisi

4:13

yüz yıl önce betonarmenin icadından bu yana

since the invention of reinforced concrete a hundred years ago. Kelime

4:15

inşaattaki ilk yeni malzemedir.

Dilbilgisi

the first ... since ...: uzun bir arayı belirtmek

the first + isim + since + geçmişteki zaman veya olay kalıbı, geçmişteki o noktadan anlatılan şeyin ortaya çıkışına kadar aynı kategoride başka bir örnek görülmediğini belirtir. Burada since the invention of reinforced concrete, dönemin başlangıcını belirler. Onu yaklaşık bir yüzyıldır inşaat alanındaki ilk yeni malzeme olarak tanımlamak, yeniliğin ne kadar sıra dışı ve önemli olduğunu vurgular. Haberlerde bu kalıp, yeni bir gelişmeden önceki uzun arayı öne çıkarmak için sıkça kullanılır.

Alıştırma

“Uygulamanın kullanıma sunulmasından bugüne kadar” anlamını veren kelimeyle kalıbı tamamlayın: This is the first major update ____ the app was launched.

Cevabı göster

since

Kelime

reinforced concrete: yapılar için güçlendirilmiş beton

Reinforced concrete, yani betonarme, içine genellikle çelik çubuklar veya çelik ağ gibi güçlendirici malzemeler yerleştirilmiş betondur. Beton basınç kuvvetlerine iyi dayanırken donatı çekme kuvvetlerine karşı direnci artırır; bu nedenle bu birleşim yapılarda kullanışlıdır. Reinforced concrete ifadesindeki reinforced, “daha güçlü hâle getirilmiş” anlamına gelen geçmiş zaman ortacı kökenli bir sıfattır. Cümlede bu terim, daha önce ortaya çıkmış önemli bir yapı malzemesini adlandırır ve onun icadını yüz yıllık karşılaştırmanın başlangıç noktası yapar.

Alıştırma

İnşaatta reinforced concrete ne anlama gelir?

  1. Yalnızca dekoratif yüzey olarak kullanılan beton
  2. Donatı yerine tahta parçalarıyla karıştırılmış beton
  3. Çelik çubuklar gibi içine yerleştirilmiş malzemelerle güçlendirilmiş beton
Cevabı göster

Çelik çubuklar gibi içine yerleştirilmiş malzemelerle güçlendirilmiş beton

Tests prove that plywood made from layers of pine, Dilbilgisi

4:19

Testler, çapraz olarak döşenen ve daha sonra birbirine yapıştırılan

which are laid crossways and then glued together, Dilbilgisi

4:23

çam katmanlarından yapılan kontrplağın

Dilbilgisi

laid crossways and then glued together: birbirine bağlanan iki edilgen işlem adımı

Bağlamda, vurgulanan sözcüklerden önce gelen are iki geçmiş zaman ortacı için de geçerlidir: are laid crossways and then (are) glued together. Aynı katmanlar iki işleme de maruz kaldığı için ikinci are söylenmez. İfade, iki işlem adımını sırayla verir. Katmanlar önce yönleri kesişecek biçimde çapraz yerleştirilir, ardından tek parça olacak şekilde birbirine yapıştırılır. Edilgen yapı, işi kimin yaptığına değil, malzemeye ne olduğuna odaklanır.

Alıştırma

İşlem açıklamasını lay ve glue fiillerinin edilgen biçimleriyle tamamlayın: The wooden strips are ____ crossways and then ____ together.

Cevabı göster

laid · glued

is as strong as steel. Dilbilgisi

4:25

çelik kadar güçlü olduğunu kanıtlıyor.

Dilbilgisi

made from layers of pine: kısaltılmış edilgen niteleyici

made from layers of pine ifadesi plywood sözcüğünden sonra gelir ve bu ismi niteler. Bu, kısaltılmış bir edilgen ilgi cümleciğidir: plywood made from ... ile plywood that is made from ... aynı anlama gelir. that is sözcükleri çıkarılır, ancak edilgen anlam korunur. Burada made from ham maddeyi tanıtır; layers of pine ise malzemenin birden fazla çam katmanı hâlinde düzenlendiğini belirtir. Bu kısa yapı, yeni bir cümle kurmadan bir ürünün veya malzemenin neden yapıldığını açıklamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

İlgi cümleciğini kısaltarak ikinci cümleyi tamamlayın: The acoustic panels that are made from recycled fibers absorb noise. The acoustic panels ____ recycled fibers absorb noise.

Cevabı göster

made from

Dilbilgisi

as strong as steel: as + adjective + as kalıbı

as + adjective + as kalıbı, bir özelliğin derecesini karşılaştırır. as strong as steel ifadesinde strong karşılaştırılan özelliği, steel ise karşılaştırma noktasını belirtir; ifade, bir şeyin sağlamlığının çeliğinkiyle yaklaşık olarak aynı olduğu anlamına gelir. Aynı kalıbı as fast as a train veya as effective as the old method gibi başka sıfatlar ve karşılaştırma noktalarıyla da kullanabilirsin. Bu karşılaştırma, ölçümlerin tamamen aynı olduğu iddiasından çok pratik bir tahmin olabilir.

Alıştırma

“Sağlamlık bakımından eşit” anlamına gelen temel üç kelimelik kalıpla tamamla: This lightweight beam is ____ steel.

Cevabı göster

as strong as

It's already been used to build skyscrapers, Dilbilgisi

4:28

Şimdiden gökdelenler inşa etmek için kullanıldı,

Dilbilgisi

already been used to build: present perfect edilgen yapı

It's already been used ifadesinde It's, It is değil It has anlamına gelir. Has + already + been + past participle, present perfect edilgen yapısıdır. Bu yapı, malzemenin şimdiye kadar gerçekten bu amaçla kullanıldığını gösterir; yani söz konusu kullanım yalnızca mümkün değil, kanıtlanmıştır. to build mastarı amacı belirtir. Başka durumlara aktarılabilen yapı özne + has/have already been used to + fiilin yalın hâlidir.

Alıştırma

already içeren yaygın present perfect edilgen yapısıyla cümleyi tamamla: The scanner ____ detect early signs of disease.

Cevabı göster

has already been used to

the very tall modern buildings you often see in cities. Anlatım akışı

4:30

şehirlerde sıkça gördüğünüz çok yüksek modern binalar.

Anlatım akışı

the very tall modern buildings... ile skyscrapers sözcüğünü açıklama

Bağlamdaki cümlede bu isim öbeği skyscrapers sözcüğünün hemen ardından gelir ve onu daha tanıdık sözlerle yeniden açıklar. Bu, açıklayıcı bir eşlemedir: dinleyen kişi terimi betimlemeden anlayabilir. Bu yapı, kısa bir tanımı ismin yanına yerleştirir; böylece konuşan kişi ayrı bir cümleye başlamadan veya konuyu değiştirmeden sözcüğü açıklayabilir.

Alıştırma

skyscrapers, the very tall modern buildings you often see in cities ifadesinde vurgulanan isim öbeği ne yapar?

  1. Konuyu farklı bir bina türüne geçirir.
  2. Bir gökdelenin nasıl tasarlanacağını anlatır.
  3. skyscrapers sözcüğünün ne anlama geldiğini açıklar.
Cevabı göster

skyscrapers sözcüğünün ne anlama geldiğini açıklar.

An 85-m high skyscraper in Norway Kelime

4:34

Norveç'te 85 m yüksekliğinde bir gökdelen

Kelime

85-m high skyscraper: isimden önce ölçü belirten niteleyici

85-m high sözcükleri skyscraper isminden önce birlikte kullanılarak ölçü belirten tek bir niteleyici oluşturur. Gökdelenin 85 metre yüksekliğinde olduğunu anlatır; sayı yaşı veya mesafeyi değil, yüksekliği belirtir. Bu tür bir ölçü ismin önüne geldiğinde, özenli Britanya İngilizcesinde genellikle kısa çizgilerle bağlanan bir birleşik niteleyici kullanılır ve açık yazılan birim tekil kalır: an 85-metre-high skyscraper. Altyazıdaki 85-m high bu kalıbın kısa bir biçimidir.

Alıştırma

Britanya İngilizcesinde 20 sayısını koruyun, birimi açık yazın ve 20 metres high ifadesini tower önünde kullanılan birleşik bir niteleyiciye dönüştürün: They built a ____ tower.

Cevabı göster

20-metre-high

and an even taller one at 87 m, the world's tallest, Dilbilgisi

4:37

ve daha da uzunu 87 m ile, dünyanın en uzunu,

Dilbilgisi

an even taller one: ismi tekrarlamadan karşılaştırmayı güçlendirmek

Burada one, bağlamdan zaten anlaşılan tekil ve sayılabilen ismin yerini tutar. Böylece isim tekrarlanmadan aynı türden başka bir nesne anlatılır. An even taller one, aynı nesneyi değil, daha yüksek başka bir tanesini ifade eder. Even, karşılaştırma biçimi taller'dan önce gelerek karşılaştırmayı güçlendirir: yükseklik farkı belirgindir ya da şaşırtıcı olabilir. Yeniden kullanılabilir kalıp a/an + even + karşılaştırma sıfatı + one şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi ‘daha da yüksek başka bir kule’ anlamındaki vurgulanan ifadeyle tamamlayın: We saw a tall tower, then ____ across the street.

Cevabı göster

an even taller one

Dilbilgisi

the world's tallest: dünya çapında bir üstünlük derecesi

The world's tallest, ‘dünyanın en yükseği’ demektir. İyelik öbeği the world's karşılaştırma alanını belirler; tallest ise tall sıfatının üstünlük derecesidir. Yapı türünü gösteren isim, bağlamdan açıkça anlaşıldığı için söylenmez. Virgülden sonra gelen bu ifade, 87 metrelik aynı yapı hakkında bir rekor bilgisi ekler; yeni bir yapı tanıtmaz. Yeniden kullanılabilir kalıp the world's + üstünlük derecesi (+ isim) şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi ‘yükseklik açısından dünyada birinci sıradaydı’ anlamındaki vurgulanan ifadeyle tamamlayın: In 2010, the tower was ____.

Cevabı göster

the world's tallest

in Milwaukee, USA.

4:42

Milwaukee, ABD'de.

Strong, relaxing, and eco-friendly. Anlatım akışı

4:43

Güçlü, rahatlatıcı ve çevre dostu.

Anlatım akışı

Strong, relaxing, and eco-friendly: üç bölümlü bir özet

Bu ifade üç özelliği, üç ögeli kısa bir listede toplar. Özne ve bağ fiili bağlamdan anlaşıldığı için bir cümle parçası olarak kullanılmıştır; tam biçimi “It is strong, relaxing, and eco-friendly.” olabilir. Son sıfattan önceki and, listenin sona erdiğini gösterir. Üçlü yapı sonuca ritim kazandırır ve son özelliği özellikle akılda kalıcı hâle getirir.

Alıştırma

Bir açıklamanın sonundaki “Strong, relaxing, and eco-friendly.” ifadesinin temel etkisi nedir?

  1. Birbiriyle ilgisiz üç konu sunar.
  2. Yararları üç bölümlü, kısa bir özetle toplar.
  3. Dinleyenden bir yarar seçmesini ister.
Cevabı göster

Yararları üç bölümlü, kısa bir özetle toplar.

It seems that building with wood Ton ve niyet

4:46

Görünüşe göre ahşapla inşa etmek

is good for the future as well as the past. Kalıp ifadeler

4:48

geçmiş için olduğu kadar gelecek için de iyi.

Ton ve niyet

It seems that: temkinli bir sonuca varmak

“It seems that + yan cümle” mevcut bilgilere dayanan bir sonucu ifade eder. Sonuç muhtemel görünür, ancak konuşan kişi bunu tamamen kesin bir gerçek olarak sunmaz. Bu cümlede yapı, ahşapla inşa etme hakkındaki iddiayı yumuşatır. It belirli bir şeye gönderme yapmayan biçimsel öznedir; that ise asıl fikri taşıyan yan cümleyi başlatır. Bu kalıp, kanıtları değerlendirdikten sonra şüpheye veya yeni bilgilere yer bıraktığı için kullanışlıdır.

Alıştırma

Temkinli sonucu It + seems + that kalıbıyla tamamlayın: ____ the road will reopen soon.

Cevabı göster

It seems that

Kalıp ifadeler

for the future as well as the past: paralel iki düşünceyi bağlamak

A as well as B yapısında hem A hem de B kapsanır. Burada A, the future; B ise the past ögesidir. Bu nedenle ahşapla inşa etmenin hem geçmiş hem de gelecek için iyi olduğu anlatılır. the future ögesinin önce gelmesi ona biraz daha fazla vurgu verir: ahşap yalnızca geçmişe ait bir malzeme değildir; gelecekte de değer taşıyabilir. for edatı, paralel iki isim grubuyla ortak kullanılır: for the future ve for the past. Böylece ikinci for tekrarlanmaz.

Alıştırma

Her iki grubu da kapsamak ve ilk grubu biraz öne çıkarmak için öğrendiğiniz üç sözcüklü bağlayıcıyı kullanın: The workshop is useful for experienced designers ____ beginners.

Cevabı göster

as well as

Which reminds me of my question, Neil. Anlatım akışı

4:51

Bu da bana sorumu hatırlattı, Neil.

Anlatım akışı

Which reminds me of...: önceki söze bağlanıp konuyu değiştirmek

Which reminds me of... ifadesinde which, tek bir isme değil, az önce söylenen düşüncenin tamamına gönderme yapar. Önceki düşünce, konuşanın my question ifadesindeki soruyu hatırlamasını sağlar. Bu kısa konuşma devamı, anlatım akışını düzenler: önceki konuyu konuşanın yeniden gündeme getirmek istediği bir şeye bağlar. Burada konuşan, bu bağlantıyı kullanarak önceki bir soruya döner.

Alıştırma

B'nin yanıtını Which ile başlayan hedef geçiş ifadesiyle tamamlayın: A: We should check tomorrow's schedule. B: ____ the dentist appointment I need to confirm.

Cevabı göster

Which reminds me of

Yes, you asked me how many trees were used as timber Dilbilgisi

4:54

Evet, bana kereste olarak kaç ağaç kullanıldığını sormuştun

for Nelson's famous warship HMS Victory,

4:57

Nelson'ın ünlü savaş gemisi HMS Victory için,

and I guessed it was 5,000.

5:00

ve ben 5.000 olduğunu tahmin etmiştim.

Dilbilgisi

you asked me how many trees were used: aktarılmış soruda sözcük sırası

asked me ifadesinden sonra gelen how many trees were used, aktarılmış ya da başka bir cümlenin içine yerleştirilmiş bir sorudur. how many trees soru öbeği korunur, ancak yan cümlede doğrudan soru devriği yerine düz cümle söz dizimi kullanılır. Bu edilgen örnekte how many trees öbeği öznenin kendisidir. Bu nedenle doğrudan soru olan How many trees were used? daha uzun bir cümleye girince görünürde aynı sırayı korur. Kural, etkin bir özneyle daha açık görülür: How many trees did they use? ifadesi you asked me how many trees they used olur.

Alıştırma

Hangi cümle, satılan bilet sayısıyla ilgili bir soruyu doğru biçimde aktarıyor?

  1. She asked me how many tickets we had sold.
  2. She asked me how many tickets did we sell.
  3. She asked me how many tickets had we sold.
Cevabı göster

She asked me how many tickets we had sold.

Which was close, but the wrong answer, I'm afraid. Ton ve niyet

5:02

Yaklaşmıştın, ama korkarım ki yanlış cevap.

Ton ve niyet

the wrong answer, I'm afraid: bir düzeltmeyi yumuşatma

Burada I'm afraid korkuyu anlatmaz. Kötü haber olan the wrong answer ifadesinden sonra kullanılan kibar bir yumuşatıcıdır. Konuşan kişi cevabın yanlış olduğunu yine açıkça söyler, ancak daha az sert ve daha düşünceli duyulur. Bu kullanım istenmeyen bir mesajdan önce ya da sonra gelebilir: I'm afraid that's incorrect veya That's incorrect, I'm afraid. Söylenmesi gereken şey için üzüntü belirtir; doğru olup olmadığına dair şüphe belirtmez.

Alıştırma

Düzeltmeyi tamamlamak için bu dersteki iki sözcüklü kibar yumuşatıcıyı kullanın: That's not the right answer, ____.

Cevabı göster

I'm afraid

It was even more, Kalıp ifadeler

5:07

Daha da fazlasıydı,

around 6,000 trees,

5:08

yaklaşık 6.000 ağaç,

Kalıp ifadeler

even more: miktarı yukarı doğru düzeltmek

Bu cümlede more, gerçek miktarı önceki bir tahminle karşılaştırır; even ise bu karşılaştırmayı güçlendirir. Even more, miktarın beklenenden fazla olduğunu belirtir; ardından around 6,000 trees düzeltilmiş sayıyı verir. Hangi isimden söz edildiği belliyse ifade buradaki gibi tek başına kullanılabilir. Bir ismin önünde de kullanılabilir: even more trees.

Alıştırma

Gerçek sayının tahmini aştığını vurgulayarak cümleyi en iyi tamamlayan ifade hangisidir? We expected fifty guests, but there were ___—nearly eighty.

  1. even more
  2. the most
  3. more
Cevabı göster

even more

most of which were oak Dilbilgisi

5:10

bunların çoğu meşeydi

with some timbers over half a metre thick. Kelime

5:12

bazı kerestelerin kalınlığı yarım metreden fazlaydı.

Dilbilgisi

most of which were oak: niceleyici + of which

Most of which, 'bunların çoğu' anlamına gelir. Which hemen önce anılan trees sözcüğüne dönerek onları gösterir; most of ise bu grubun ne kadarından söz edildiğini belirtir. Burada were çoğuldur çünkü anlam most of the trees were oak şeklindedir. Bu, ismi belirlemek yerine ek bilgi veren açıklayıcı bir ilgi cümleciğidir. Çoğul grup + virgül + most of which + çoğul fiil kalıbı, aynı grubun çoğunluğu hakkında bilgi ekler.

Alıştırma

'Bunların çoğu' anlamına gelen ifadeyle ilgi cümleciğini tamamlayın: I visited ten houses, ____ were empty.

Cevabı göster

most of which

Kelime

over half a metre thick: bir kalınlık değerini aşmak

over half a metre thick ifadesinde over daha fazla anlamını verir, half a metre ölçüyü belirtir ve thick ölçülen boyutun kalınlık olduğunu gösterir. İngilizcede ölçü genellikle boyut sıfatından önce gelir: ölçü + long/wide/high/thick. Belirtilen değerin aşıldığını göstermek için over sözcüğünü ölçünün önüne getirin.

Alıştırma

Ölçü ifadesini over, half a metre ve thick kullanarak tamamlayın: The stone wall is ____. It is more than 50 centimetres thick.

Cevabı göster

over half a metre thick

Okay, let's recap the vocabulary we've learnt in this programme, Anlatım akışı

5:16

Pekala, bu programda öğrendiğimiz kelimeleri özetleyelim,

starting with forest bathing.

5:20

orman banyosu (forest bathing) ile başlayarak.

Anlatım akışı

let's recap: kısa bir tekrara geçmek

Let's recap, önemli bilgileri birlikte gözden geçirme davetidir. Let's, let us ifadesinin kısaltmasıdır; recap ise ana noktaları kısaca yeniden söylemek anlamına gelir. Burada içeriği düzenleyen bir işaret görevi görür: konuşmacı ana bölümü bitirip kelime tekrarına geçer. Let's recap + isim öbeği yapısı bir özet veya tekrar bölümü başlatabilir.

Alıştırma

Toplantıyı kısa bir tekrara geçiren daveti tamamlayın. Let's ve recap kullanın: ____ the key decisions before we finish.

Cevabı göster

Let's recap

Being in nature and immersing your senses in the experience Kalıp ifadeler

5:22

Doğada olmak ve fiziksel ve ruhsal sağlığa olan faydaları için

for its physical and mental health benefits.

5:26

duyularınızı deneyime daldırmak.

Kalıp ifadeler

immersing your senses in the experience: duyuları deneyime bütünüyle vermek

Burada immersing your senses in the experience, görme, işitme, koku alma ve dokunma gibi duyularla deneyime derinlemesine dikkat etmek anlamına gelir. Yalnızca orada bulunmayı değil, aktif ve tam katılımı anlatır. Kalıp immerse + nesne + in + etkinlik, yer veya deneyim şeklindedir. Nesne olarak yourself kullanılabilir; your senses kullanılması ise duyusal odağı özellikle belirginleştirir.

Alıştırma

Hangi cümlede immerse, “tüm duyuları derinlemesine dahil etmek” anlamında doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. At the sculpture garden, immerse your senses in the colours, sounds, and textures around you.
  2. At the sculpture garden, immerse the colours, sounds, and textures around you to your senses.
  3. At the sculpture garden, immerse in your senses the colours, sounds, and textures around you.
Cevabı göster

At the sculpture garden, immerse your senses in the colours, sounds, and textures around you.

Timber is trees grown so the wood can be used for building. Dilbilgisi

5:29

Kereste (timber), odunu inşaat için kullanılabilecek şekilde yetiştirilen ağaçlardır.

Dilbilgisi

grown so the wood can be used for building: odunun inşaatta kullanılabilmesi için yetiştirilen

Grown, trees sözcüğünü niteleyen bir geçmiş zaman ortacıdır. trees that are grown şeklinde açılabilir; bu da ağaçların yetiştirme eylemini gerçekleştirmediğini, bu eyleme maruz kaldığını gösterir. So, ağaçları yetiştirmenin amacını açıklar: odunun inşaatta kullanılabilmesi. Odun insanların kullandığı şey olduğu için yan cümlede edilgen kip yapısı can be used kullanılır. So that de kullanılabilir ve amacı biraz daha açık hâle getirir.

Alıştırma

Hangi cümle bitkileri ve onların yetiştirilme amacını doğru biçimde açıklamaktadır?

  1. These are plants grown so their fibres can be made into cloth.
  2. These are plants growing so their fibres can made into cloth.
  3. These are plants grown so their fibres can make into cloth.
Cevabı göster

These are plants grown so their fibres can be made into cloth.

If an argument or evidence is compelling,

5:33

Bir argüman veya kanıt ikna edici (compelling) ise,

it's strong, convincing, and believable.

5:36

güçlü, inandırıcı ve güvenilirdir.

The adverb intelligently means

5:39

Zarf olan akıllıca (intelligently) şu anlama gelir:

done in a way showing intelligence and skill.

5:41

zeka ve beceri gösteren bir şekilde yapılmış.

Hemp is a family of plants,

5:44

Kenevir (hemp) bir bitki ailesidir,

some of which are used to make rope and strong cloth. Dilbilgisi

5:46

bazıları ip ve güçlü kumaş yapımında kullanılır.

Dilbilgisi

some of which are used to make: bir grubun bir kısmını anlatmak

Some of which, “o bitkilerin bazıları” anlamına gelir. Which önceki plants sözcüğüne gönderme yapar; some of ise sonraki bilginin grubun tamamına değil, yalnızca bir kısmına ait olduğunu gösterir. Virgül, grubun bir kısmı hakkında ek bilgi veren bir ilgi yan cümleciği başlatır. Are used to make edilgen yapıdadır ve bu kısmın kullanım amacını belirtir: insanlar bu bitkileri ip ve dayanıklı kumaş üretmek için kullanır. Bu kalıp, daha önce sözü edilen bir grubun bazı üyeleri hakkında bilgi eklemek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi seçenek cümleyi tek ve doğru bir cümle olarak tamamlar? The workshop has several machines, ___ wooden toys.

  1. some of them are used to make
  2. some which are used to make
  3. some of which are used to make
Cevabı göster

some of which are used to make

And finally,

5:49

Ve son olarak,

a skyscraper is a very tall modern building,

5:50

bir gökdelen (skyscraper), çok yüksek modern bir binadır,

usually in a city. Ton ve niyet

5:53

genellikle bir şehirde.

Ton ve niyet

usually in a city: tipik ama zorunlu olmayan bir özelliği belirtmek

Usually in a city, tanıma tipik bir konum ekler. Usually, bunun normal durumların çoğunda doğru olduğunu, ancak istisnaların da mümkün olduğunu belirtir; şehirde bulunmak kesin bir zorunluluk olarak sunulmaz. Virgülden sonra gelen bu ifade, belirli bir binayı tanımlamak yerine tanımın tamamı hakkında ek bilgi verir. Usually gibi sözcükler, tanımlarda yaygın bir özellik ile gerekli bir özelliği birbirinden ayırmaya yardımcı olur.

Alıştırma

Hangi yorum usually in a city ifadesiyle uyumlu değildir?

  1. Gökdelenler genellikle şehirlerde bulunur, ancak istisnalar olabilir.
  2. Bir gökdelen her zaman bir şehirde bulunmak zorundadır.
Cevabı göster

Bir gökdelen her zaman bir şehirde bulunmak zorundadır.

Once again, our six minutes are up, Deyimler

5:55

Bir kez daha, altı dakikamız doldu,

Deyimler

our six minutes are up: süre doldu

Bu cümlede our six minutes are up, program için ayrılan altı dakikalık sürenin bittiği anlamına gelir. Burada up “yukarı” demek değildir; be up ayrılan sürenin dolduğunu belirtir. Kalıp “zaman ifadesi + be + up” şeklindedir. Çoğul bir zaman ifadesiyle are kullanılır: Your ten minutes are up. Özne time olduğunda Our time is up denir.

Alıştırma

Ayrılan sürenin bittiğini anlatmak için cümleyi be up kalıbıyla tamamlayın: Your five minutes ____.

Cevabı göster

are up

but remember to join us again next Ton ve niyet

5:57

ama bir dahaki sefere yeniden bize katılmayı unutmayın,

time for more trending topics and useful vocabulary Kelime

5:59

daha fazla güncel konu ve faydalı kelime öğrenmek için,

Kelime

trending topics: şu anda ilgi çeken konular

Trending topics, özellikle haberlerde, arama platformlarında ve sosyal medyada şu anda çok ilgi gören veya çok konuşulan konuları ifade eder. Burada trending, topics sözcüğünü niteler ve ilginin güncel ya da artmakta olduğunu gösterir. Tek başına bu konuların önemli, iyi veya uzun zamandır popüler olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle programın şu anda çok ilgi gören konuları ele aldığını söyler?

  1. The program covers subjects chosen only for their importance.
  2. The program covers topics that have stayed popular for many years.
  3. The program covers trending topics from social media.
Cevabı göster

The program covers trending topics from social media.

here at Six Minute English.

6:02

burada, Six Minute English'te.

Ton ve niyet

remember to join us again: geleceğe yönelik bir davet

Remember to join us again, kapanışta kullanılan samimi bir hatırlatma ve davettir. Bir programda join us, mutlaka bir gruba üye olmak değil, yeniden gelip dinlemek veya izlemek anlamına gelir. Remember to + fiilin yalın hâli, henüz gerçekleşmesi gereken bir eylemi anlatır. Buradaki eylem, bir dahaki sefere sunuculara yeniden katılmaktır.

Alıştırma

Sunucunun kapanış davetini remember to + join us again kullanarak tamamlayın: ____ next week.

Cevabı göster

Remember to join us again

Goodbye for now. Ton ve niyet

6:03

Şimdilik hoşça kalın.

Ton ve niyet

Goodbye for now: geçici bir veda

Goodbye for now, konuşanın şu anda vedalaştığını ancak daha sonra iletişimin devam etmesini beklediğini anlatır. for now sözleri vedayı açıkça geçici hâle getirir. Goodbye tek başına da sıradan bir veda olabilir, ancak gelecekteki iletişimi bu kadar açık biçimde belirtmez. Bu ifade; bir konuşma, mesajlaşma, bölüm veya etkinlik sona ererken ve bir sonraki görüşmenin kesin zamanı belirlenmemişken kapanış sözü olarak kullanılabilir.

Alıştırma

Haftalık bir program sona eriyor ve gelecek hafta yeni bir bölüm yayımlanacak. Hangi kapanış geçici bir vedayı en iyi ifade eder?

  1. Goodbye for now.
  2. Goodbye forever.
  3. Welcome back.
Cevabı göster

Goodbye for now.

Bye.

6:04

Hoşça kal.

Six Minute English from bbclearningenglish.com.

6:06

bbclearningenglish.com'dan Six Minute English.