Havayolu şirketleri neden kapasitelerinden fazla bilet satıyor? - Nina Klietsch: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
605 kelime 159 kel/dk

Video Özeti: Video, hava yollarının neden kapasitenin üzerinde rezervasyon aldığını, olasılık ve beklenen gelir hesaplarının satılacak bilet sayısını nasıl belirlediğini ve kârlı bir uygulamanın neden yine de etik kaygılar doğurabildiğini açıklıyor. Başlıca İngilizce Öğrenme Noktaları: 1. been bumped off a flight — Sözcük Anlamı ve Kullanım Düzeyi: Ücreti ödenmiş bileti bulunan bir yolcunun, genellikle fazla bilet satışı nedeniyle uçağa kabul edilmemesini anlatan havacılık ifadesini kavrayın; bump sözcüğünü yalnızca fiziksel bir çarpma olarak yorumlamayın. 2. Multiply these probabilities by / add them all up / subtract the sum from — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: Çarpma, toplama ve çıkarma işlemlerini belirgin bir sıraya koyan kısa emir fiilleriyle çok aşamalı bir hesabı takip etmeyi ve matematiksel açıklamalarda ya da işlem yönergelerinde aynı açıklıkla aktarmayı öğrenin. 3. But should they? — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: Kısa bir retorik sorunun konuyu fazla rezervasyonun geliri artırıp artıramayacağından hava yollarının bunu yapmasının doğru olup olmadığına nasıl çevirdiğini fark edin ve sunumlarda pratik sonuçlardan etik değerlendirmeye geçmek için bu tekniği kullanın.

Bu derste

Have you ever sat in a doctor's office for hours, Dilbilgisi

0:06

Hiç bir doktorun muayenehanesinde saatlerce oturduğunuz oldu mu,

despite having an appointment at a specific time? Dilbilgisi

0:08

belirli bir saatte randevunuz olmasına rağmen?

Dilbilgisi

Deneyim sormak için Have you ever + past participle

Have you ever + past participle, bir deneyimin geçmişten şu ana kadar herhangi bir zamanda yaşanıp yaşanmadığını sorar. Bu cümlede sat, sit fiilinin past participle biçimidir; ever ise zaman aralığını şu ana kadarki herhangi bir ana genişletir. Soru olayın ne zaman gerçekleştiğini söylemediği için dinleyenin benzer bir deneyimle bağlantı kurmasını sağlar ve konuyu açar. Belirli ve tamamlanmış bir geçmiş durum için simple past kullanılır.

Alıştırma

Bir kişiye şu ana kadarki herhangi bir zamanda bu deneyimi yaşayıp yaşamadığını soran present perfect sorusunu tamamlayın: ____ seen the ocean at night?

Cevabı göster

Have you ever

Dilbilgisi

despite having: despite + -ing ile karşıtlık

Despite bir edattır; bu nedenle ardından bir isim veya isim görevi gören başka bir unsur gelir. despite having an appointment ifadesinde having an appointment, isim görevi gören bir -ing grubudur. Uzun süre beklemeyi normalde daha az olası hâle getirmesi gereken randevu gerçeğini belirtir. Despite + -ing kalıbı kısa bir karşıtlık kurar: bir gerçek geçerlidir, ancak yine de beklenmedik bir şey olur. Despite ifadesinin hemen ardından özne ve fiilden oluşan tam bir cümlecik gelemez; although + cümlecik veya despite the fact that + cümlecik kullanılır.

Alıştırma

Karşıtlığı tamamlamak için have fiilinin -ing biçimini kullanın: Despite ____ a map, we got lost.

Cevabı göster

having

Has a hotel turned down your reservation because it's full? Öbek fiiller

0:11

Bir otel dolu olduğu için rezervasyonunuzu hiç reddetti mi?

Öbek fiiller

turn down a reservation: rezervasyonu reddetmek

Burada turned down, “kabul etmeyi reddetti” anlamına gelir. Otel dolu olduğu için rezervasyon talebini kabul etmedi. Bir şey fiziksel olarak aşağı çevrilmiyor veya azaltılmıyor. Turn down, reddedilen şeyi nesne olarak alır: turn down an offer, a request, an invitation, an application veya a reservation gibi.

Alıştırma

Cümleyi “reddetti” anlamındaki geçmiş zamanlı phrasal verb ile tamamlayın: Because every room was booked, the hotel ____ our reservation.

Cevabı göster

turned down

Or have you been bumped off a flight that you paid for? Kelime

0:16

Veya parasını ödediğiniz bir uçuştan çıkarıldığınız oldu mu?

Kelime

be bumped off a flight: uçuşta yer verilmemek

Hava yolculuğunda be bumped off a flight, genellikle havayolu şirketinin koltuk sayısından fazla bilet satması nedeniyle bir yolcunun koltuğundan vazgeçmek zorunda kalması ve rezervasyon yaptığı uçağa alınmaması anlamına gelir. Bu, yolcunun isteği dışında gerçekleşir; yolcunun kendisinin iptal ettiği anlamına gelmez. have you been bumped off ifadesinde have been + geçmiş zaman ortacı, edilgen present perfect yapısını oluşturur. Şimdiye kadar bunun başınıza gelip gelmediğini sorar.

Alıştırma

Cümleyi, fazla rezervasyon nedeniyle koltuk verilmemesini anlatan edilgen seyahat ifadesiyle tamamlayın: Although Maya had a confirmed ticket, she ____ the flight after the airline sold too many tickets.

Cevabı göster

was bumped off

These are all symptoms of overbooking, Kelime

0:20

Bunların hepsi çifte rezervasyonun belirtileridir,

a practice where businesses and institutions sell or book more than their full capacity. Kalıp ifadeler

0:22

işletmelerin ve kurumların tam kapasitelerinden daha fazlasını sattığı veya rezerve ettiği bir uygulama.

Kelime

overbooking: kapasitenin üzerinde rezervasyon kabul etmek

Overbooking, bir işletmenin veya kurumun gerçekte sağlayabileceği sayıdan daha fazla rezervasyon kabul etmesi ya da yer satması uygulamasıdır. over- ön eki “sınırın ötesinde” anlamına gelir; bu yüzden kelime yalnızca “çok sayıda rezervasyon” demek değildir. İşletmeler bazı müşterilerin gelmeyeceğini düşündükleri için overbooking yapabilir. Yeterli sayıda kişi iptal etse ve sonuçta hiçbir müşteri geri çevrilmese bile kelime kapasiteyi aşma kararının kendisini ifade eder.

Alıştırma

Hangi durum overbooking örneğidir?

  1. The hotel accepted exactly 80 reservations for its 80 rooms.
  2. The airline sold 110 tickets for a plane with 100 seats.
  3. The dentist scheduled two patients for the same 10:00 appointment.
Cevabı göster

The airline sold 110 tickets for a plane with 100 seats.

Kalıp ifadeler

sell or book more than their full capacity: en yüksek sınırı aşmak

sell or book more than their full capacity ifadesinde full capacity, işletmelerin sağlayabileceği en yüksek koltuk, oda, randevu veya kişi sayısını belirtir. More than, satılan ya da rezerve edilen miktarın bu sınırın üzerinde olduğunu gösterir. Buradaki full capacity, soyut anlamda “tam yetenek” değil, ölçülebilir bir üst sınırdır. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı eylem + more than + capacity biçimindedir. Açıklık gerektiğinde neyin sayıldığını belirtin: sell more tickets than capacity allows veya book more guests than the hotel can accommodate.

Alıştırma

Cümleyi dersteki iki kelimelik karşılaştırmayla tamamlayın: The hall booked 350 guests even though its full capacity is 300. The hall booked ____ its full capacity.

Cevabı göster

more than

While often infuriating for the customer, Dilbilgisi

0:28

Müşteri için genellikle çıldırtıcı olsa da,

overbooking happens because it increases profits while also letting businesses optimize their resources. Kalıp ifadeler

0:31

çifte rezervasyon, kârı artırdığı ve aynı zamanda işletmelerin kaynaklarını optimize etmelerini sağladığı için gerçekleşir.

Dilbilgisi

While often infuriating...: ödünleme bildiren giriş

Burada While, “-dığı sırada” değil, “-sa da” anlamındadır. While often infuriating for the customer önce olumsuz bir gerçeği kabul eder; ardından ana cümle, kapasite üstü rezervasyonun neden hâlâ yapıldığını açıklar. Bu, While overbooking is often infuriating for the customer cümlesinin kısaltılmış biçimidir. Ana cümlenin öznesi overbooking, aynı zamanda sinir bozan şey olduğu için özne ve be fiili çıkarılmıştır. Bu yapıyı yalnızca çıkarılan özne açıkça anlaşılabiliyorsa kullanın.

Alıştırma

“Pahalı olsa da” anlamına gelen iki sözcüklük tam ödünleme ifadesiyle cümleyi tamamlayın: ____, the new system is much more reliable.

Cevabı göster

While expensive

Kalıp ifadeler

optimize their resources: kaynakları uygulanabilir en iyi sonuç için kullanmak

Optimize their resources, işletmelerin kullanabildiği kaynakları düzenleyerek veya kullanarak uygulamada mümkün olan en yüksek verimi ya da en iyi sonucu elde etmek demektir. Buradaki resources; sınırlı sayıdaki koltukları, odaları veya randevu saatlerini içerebilir. İfade, kaynakların kendisini değiştirmekten çok dağıtım veya kullanım biçimini iyileştirmeye odaklanır. Optimize, use well ifadesinden daha belirgin ve kesindir; çünkü uygulanabilir en iyi sonuca ulaşmak için bilinçli bir ayarlama yapıldığını anlatır.

Alıştırma

“Mevcut kaynaklarını olabildiğince verimli kullanmak” anlamındaki üç sözcüklük tam kalıpla cümleyi tamamlayın: The library changed its booking system to ____.

Cevabı göster

optimize its resources

They know that not everyone will show up to their appointments, reservations, and flights, Öbek fiiller

0:37

Herkesin randevularına, rezervasyonlarına ve uçuşlarına gelmeyeceğini biliyorlar,

Öbek fiiller

show up to ...: beklendiği gibi gelmek

Bu cümlede show up, "beklendiği gibi gelmek veya görünmek" demektir. Odak, yolculukta ya da tam varış saatinde değil, kişinin planlanan hizmet için gerçekten gelip gelmediğindedir. to edatı, öbek fiili appointments, reservations, and flights sıralı listesine bağlar. Konuşmacı, bazı müşterilerin rezervasyon yaptıkları hizmetleri kullanmayacağını anlatmak için farklı plan türlerini birlikte gruplandırır.

Alıştırma

Hangi cümle Maya'nın planlanan görüşmeye gelmediğini doğal biçimde anlatır?

  1. Maya didn't show the scheduled interview up.
  2. Maya didn't show up the scheduled interview.
  3. Maya didn't show up to the scheduled interview.
Cevabı göster

Maya didn't show up to the scheduled interview.

so they make more available than they actually have to offer. Dilbilgisi

0:42

bu yüzden aslında sunabileceklerinden daha fazlasını kullanıma sunuyorlar.

Dilbilgisi

make more available than ...: sunulan miktar ile gerçek kapasite

make + miktar veya nesne + available kalıbı, "o miktarı rezervasyona, satın almaya ya da kullanıma açmak" demektir. Buradaki more, bağlamdan zaten anlaşılan daha fazla randevu, koltuk, oda veya başka birimin yerine geçer; daha fazla müşteri anlamına gelmez. Than, they actually have to offer ile karşılaştırmayı başlatır. Kullanılabilir olarak gösterilen miktar gerçek kapasiteden büyüktür. Available, müşterilerin neyi rezerve edebileceğini veya satın alabileceğini anlatır; listelenen her birimin fiziksel olarak bulunduğunu ya da sonunda sağlanabileceğini kanıtlamaz.

Alıştırma

Hangi cümle bir uygulamanın kliniğin gerçekte sağlayabileceğinden daha fazla randevu saati açtığını doğal biçimde anlatır?

  1. The app made the clinic available to more patients than before.
  2. The app made more appointment slots available than the clinic could actually provide.
  3. The app had to offer more appointment slots because the clinic had extra capacity.
Cevabı göster

The app made more appointment slots available than the clinic could actually provide.

Airlines are the classical example,

0:46

Havayolları bunun klasik bir örneğidir,

partially because it happens so often.

0:48

kısmen bu kadar sık gerçekleştiği için.

About 50,000 people get bumped off their flights each year. Dilbilgisi

0:51

Her yıl yaklaşık 50.000 kişi uçuşlarından çıkarılıyor.

Dilbilgisi

get bumped off their flights: get ile kurulan günlük dilde bir edilgen yapı

get bumped off their flights ifadesinde get + geçmiş zaman ortacı, günlük dilde kullanılan edilgen bir yapı oluşturur. People eylemi yapan değil, eylemden etkilenen taraftır: Havayolu şirketi onları rezervasyon yaptırdıkları uçuşlardan çıkarır. Bunun nedeni genellikle rezervasyonlu yolcu sayısının mevcut koltuk sayısından fazla olmasıdır. Get ile kurulan edilgen yapı, özellikle beklenmedik veya sıkıntı yaratan bir olayda, olayın kendisini ya da kişi üzerindeki etkisini öne çıkarır. Yolcuların kendi uçuşlarını iptal ettiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi bump off ifadesinin geçmiş zamandaki get edilgen biçimiyle tamamlayın: Because the flight was oversold, two travelers ____ the flight even though it still departed.

Cevabı göster

got bumped off

That figure comes at little surprise to the airlines themselves,

0:55

Bu rakam havayollarının kendisi için hiç de sürpriz değil,

which use statistics to determine exactly how many tickets to sell. Dilbilgisi

0:59

tam olarak kaç bilet satacaklarını belirlemek için istatistikleri kullanıyorlar.

Dilbilgisi

how many tickets to sell: cümle içine yerleşmiş karar içeriği

How many tickets to sell, cümle içine yerleştirilmiş bir soru sözcüğü öbeğinin ardından to-infinitive gelmesiyle oluşur. Öbeğin tamamı determine fiilinin nesnesidir ve havayollarının satması gereken bilet sayısını ifade eder. How many sonrasında çoğul ve sayılabilen tickets ismi gelir. Bu doğrudan bir soru değildir; bu yüzden soru söz dizimi veya soru işareti kullanılmaz. To sell'in örtük öznesi, cümleden zaten anlaşılan karar vericidir. Bu kalıp decide, determine, know ve work out gibi fiillerden sonra sık görülür.

Alıştırma

tables ve reserve sözcükleriyle tam olarak how many + çoğul isim + to-infinitive kalıbını kullanın: The organizer must decide ____.

Cevabı göster

how many tables to reserve

It's a delicate operation. Kelime

1:03

Bu hassas bir operasyondur.

Kelime

a delicate operation: dikkatle yürütülmesi gereken bir süreç

a delicate operation ifadesinde delicate, sürecin hassas ve kolayca yanlış yapılabilir olduğunu, bu nedenle dikkatle yürütülüp dengelenmesi gerektiğini anlatır. Küçük bir hata ciddi sonuçlara yol açabilir. Burada operation, mutlaka ameliyat değil, düzenli bir süreç veya iş anlamına gelir. İfade bir bütün olarak hata payı az olan ticari, teknik, tıbbi veya başka yüksek riskli işleri tanımlayabilir.

Alıştırma

Bu cümlede "a delicate operation" ne anlama geliyor?

  1. Narin bir malzemeden yapılmış çekici bir nesne.
  2. Bağlam ne olursa olsun tıbbi bir işlem.
  3. Hatalar sorun yaratabileceği için dikkatle yürütülmesi gereken bir süreç.
Cevabı göster

Hatalar sorun yaratabileceği için dikkatle yürütülmesi gereken bir süreç.

Sell too few, Dilbilgisi

1:05

Çok az satarsanız,

and they're wasting seats.

1:07

koltukları israf ederler.

Sell too many,

1:09

Çok fazla satarsanız,

and they pay penalties, Kalıp ifadeler

1:10

cezalar öderler,

Dilbilgisi

Sell too few, and ... / Sell too many, and ...: koşul ve sonuç

Emir cümleciği + and + sonuç cümleciği kalıbı, bir koşulu ve onun sonucunu ifade edebilir. Sell too few, and ... ifadesi If they sell too few, ... ile aynı anlama gelir; aynı kalıp Sell too many, and ... için de geçerlidir. Buradaki Sell gerçek bir emir değildir. Olası bir eylemi kısa yoldan ortaya koyar ve and sonrasındaki cümlecik bunun sonucunu belirtir. Kalıbın tekrarlanması, birbirine zıt iki riski yan yana gösterir.

Alıştırma

Cümleyi "If you skip the backup, you may lose your files" anlamına getiren bağlaçla tamamlayın: Skip the backup, ____ you may lose your files.

Cevabı göster

and

money, free flights, hotel stays, and annoyed customers.

1:12

para, ücretsiz uçuşlar, otel konaklamaları ve sinirlenmiş müşterilerle uğraşırlar.

Kalıp ifadeler

pay penalties: ihlal nedeniyle resmî bir maliyet üstlenmek

Pay penalties, bir kural, yasa veya anlaşma ihlal edildiği için para ödemek ya da resmî olarak uygulanan bir maliyeti üstlenmek demektir. Sonuç bir ücret veya maliyet olarak sunulduğunda pay, penalty ile doğal olarak kullanılan fiildir. Penalty, devlet tarafından verilen para cezasından daha geniş bir anlama sahiptir. İş dünyasında sözleşmeden doğan bir ceza bedelini veya başka bir zorunlu maliyeti ifade edebilir. Çoğul penalties, birden fazla bedeli veya farklı sonuç türlerini gösterebilir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir şirketin anlaşmayı ihlal ettiği için resmî bir maliyet üstlendiğini doğal biçimde ifade eder?

  1. The company had to pay punishments for breaking the contract.
  2. The company had to pay a fee for the regular account service.
  3. The company had to pay penalties for breaking the contract.
Cevabı göster

The company had to pay penalties for breaking the contract.

So here's a simplified version of how their calculations work. Anlatım akışı

1:17

İşte hesaplamalarının nasıl çalıştığına dair basitleştirilmiş bir sürüm.

Anlatım akışı

here's a simplified version of ...: daha basit bir açıklama sunmak

Here's a simplified version of ... bir geçiş ifadesidir: Konuşmacı, karmaşık bir fikri daha az ayrıntılı biçimde sunmak üzeredir. Here's, here is ifadesinin kısaltmasıdır ve sıradaki bilgiyi tanıtır. Bu ifade açıklamanın sınırını da belirtir. Simplified, ana süreci daha kolay göstermek için bazı ayrıntıların çıkarıldığı anlamına gelir; tek başına açıklamanın yanlış olduğunu göstermez. of sözcüğünden sonra bir isim öbeği veya how their calculations work gibi how ile başlayan bir yan cümle gelebilir.

Alıştırma

Açıklamayı bu dersteki geçiş ifadesini aynen kullanarak tamamlayın: The full process is complex. ____ how it works.

Cevabı göster

Here's a simplified version of

Airlines have collected years' worth of information about who does and doesn't show up for certain flights. Notlar

1:21

Havayolları belirli uçuşlara kimin gelip kimin gelmediği hakkında yıllar boyunca bilgi toplamıştır.

Kalıp ifadeler

years' worth of information: birikmiş miktarı zamanla ölçmek

Bu cümlede years' worth of information, birkaç yıl boyunca birikmiş bir bilgi miktarı anlamına gelir. Burada worth, bilginin değerli olup olmadığını belirtmez; miktarı bir zaman aralığıyla ölçmeye yardımcı olur. Kalıp, iyelik biçimindeki zaman ifadesi + worth of + isim şeklindedir: a day's worth of work, two weeks' worth of food veya years' worth of records. Tekil zaman biriminde 's kullanılır; düzenli çoğulda kesme işareti s harfinden sonra gelir.

Alıştırma

“Üç yıl boyunca toplanmış veri miktarı” anlamındaki time + worth of kalıbıyla cümleyi tamamlayın: The lab has ____ data to analyze.

Cevabı göster

three years' worth of

Dilbilgisi

who does and doesn't show up: tek bir ana fiili paylaşmak

Who does and doesn't show up, “kimin gelip kimin gelmediği” anlamına gelir. does ve doesn't yardımcı fiilleri ana fiil show up'ı paylaşır; böylece olumlu ve olumsuz gruplar tüm fiil öbeği tekrarlanmadan karşılaştırılır. Buradaki does, “yapmak” anlamındaki ana fiil değil, yardımcı fiildir. Bu geniş zaman kalıbında paylaşılan fiil yalın hâlde kalır: does and doesn't show up doğrudur; does and doesn't shows up değildir.

Alıştırma

and ile bağlanan geniş zaman olumlu ve olumsuz yardımcı fiillerini kullanarak kısa karşıtlığı tamamlayın: The report records who ____ attend the weekly meeting.

Cevabı göster

does and doesn't

They know, for example, Anlatım akışı

1:28

Örneğin, şunu biliyorlar,

that on a particular route,

1:29

belirli bir rotada,

the probability that each individual customer will show up on time is 90%. Dilbilgisi

1:30

her bir müşterinin zamanında gelme olasılığı %90'dır.

Anlatım akışı

Cümle ortasında kullanılan for example

Burada for example, They know ile that yan tümcesi arasına giren ara söz niteliğinde bir işaretleyicidir. Ardından gelen belirli güzergâhın ve %90 değerinin, daha genel bir açıklamayı netleştiren somut bir örnek olduğunu gösterir. Bu ifade, temel They know that + clause yapısının parçası değildir. Çıkarıldığında that yan tümcesi yine know fiilinin içeriğini tamamlar. İşaretleyiciyi cümlenin ortasına koymak, konuşanın yeni bir cümleye başlamadan örnek eklemesini sağlar.

Alıştırma

Hangi cümlede for example, cümle ortasında ara söz olarak ve doğru noktalama işaretleriyle kullanılmıştır?

  1. The app can, for example send a reminder before your appointment.
  2. The app can for example, send a reminder before your appointment.
  3. The app can, for example, send a reminder before your appointment.
Cevabı göster

The app can, for example, send a reminder before your appointment.

Dilbilgisi

Olasılık bildiren the probability that ... is ... yapısı

the probability that + clause + is + percentage kalıbı, tam bir olayın gerçekleşme olasılığını belirtir. Bu cümlede that each individual customer will show up on time olayı adlandırır, is 90% ise olayın olasılık değerini verir. Buradaki that, probability sözcüğünün içeriğini açıklar; şu ya da o anlamındaki bir işaret sözcüğü değildir. Öznenin temel ismi tekil olan probability sözcüğüdür, bu nedenle fiil is olur.

Alıştırma

Cümleyi the probability that ... is ... kalıbıyla tamamlayın: The ____ the server will fail tonight ____ 5%.

Cevabı göster

probability that · is

For the sake of simplicity, Kalıp ifadeler

1:36

Basitlik adına,

we'll assume that every customer is traveling individually,

1:38

her müşterinin bireysel olarak seyahat ettiğini varsayacağız,

rather than as families or groups. Dilbilgisi

1:41

aileler veya gruplar halinde değil.

Kalıp ifadeler

For the sake of simplicity: sadeleştirme amacını belirtmek

For the sake of simplicity, “açıklamayı, modeli veya hesaplamayı daha basit hâle getirmek için” demektir. Burada ardından gelen varsayımın nedenini açıklar: konuşan kişi aile veya grup hâlinde seyahati bilinçli olarak kapsam dışında bırakır. Yapı for the sake of + isim veya -ing biçimidir. Bu ifadede sake, maddi çıkarı değil, bir amacı veya dikkate alınan nedeni belirtir.

Alıştırma

“Açıklamayı veya hesaplamayı daha basit hâle getirmek” anlamındaki derste geçen tam ifadeyi yazın: ____, we'll use round numbers.

Cevabı göster

For the sake of simplicity

Dilbilgisi

rather than as families or groups: bir alternatifi dışlamak

Rather than, seçilmeyen veya kapsama alınmayan bir alternatifi tanıtır. Cümle traveling individually ile traveling as families or groups ifadelerini karşılaştırır; bu nedenle varsayım ilk olasılığı korur ve ikincisini dışarıda bırakır. Rather than sonrasında traveling sözcüğü anlaşılır ancak tekrarlanmaz: rather than (traveling) as families or groups. Eksik sözcükler ilk bölümden açıkça anlaşıldığında bu tür bir eksiltme, paralel alternatiflerin kısa ifade edilmesini sağlar.

Alıştırma

Seçilmeyen alternatifi tanıtan, derste geçen bağlayıcıyla cümleyi tamamlayın: Mia chose to email the form ____ mail it.

Cevabı göster

rather than

Then,

1:43

O halde,

if there are 180 seats on the plane and they sell 180 tickets,

1:44

uçakta 180 koltuk varsa ve 180 bilet satarlarsa,

the most likely result is that 162 passengers will board. Dilbilgisi

1:49

en olası sonuç 162 yolcunun uçağa binecek olmasıdır.

Dilbilgisi

the most likely result is that: en olası sonucu bildirmek

the most likely result is that + yan cümlecik, birkaç olası sonuç içinden gerçekleşme ihtimali en yüksek olanı sunar. Bu cümlede that'ten sonraki bölüm, modele göre 162 yolcunun uçağa binmesinin en olası sonuç olduğunu belirtir. Most likely, sonucun kesin veya garanti olduğu anlamına gelmez. 162, diğer seçeneklerin her birinden daha olası olsa da farklı bir sayı gerçekleşebilir.

Alıştırma

Tahmini hedef kalıpla tamamlayın: After comparing all three scenarios, the analysts say ____ demand will remain steady.

Cevabı göster

the most likely result is that

But of course,

1:54

Ama elbette,

you could also end up with more passengers or fewer. Öbek fiiller

1:55

daha fazla veya daha az yolcuya da denk gelebilirsiniz.

Öbek fiiller

end up with: sonunda belirli bir sonuçla karşılaşmak

end up with + isim öbeği, bir sürecin sonunda belirli bir sonuca sahip olmak, onu elde etmek veya onunla kalmak anlamına gelir. Burada fiziksel olarak bir yerde bitirmek değil, olası nihai yolcu sayısı anlatılır. Bu ifade çoğu zaman sonucun tamamen planlanmadığını ya da beklenenden farklı olabileceğini sezdirir. Ardından bir şey, miktar veya durum geliyorsa end up with; nihai sonuç bir eylem yapmaksa end up + -ing kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadeyi doğru zamanda kullanarak tamamlayın: The repair looked simple, but we ____ a much larger bill than expected.

Cevabı göster

ended up with

The probability for each value is given by what's called a binomial distribution, Kelime

1:59

Her değerin olasılığı binom dağılımı adı verilen bir şey tarafından verilir,

Kelime

what's called a binomial distribution: teknik bir terimi tanıtma

What's called a binomial distribution, what is called a binomial distribution ifadesinin kısaltılmış biçimidir. what is called + isim yapısı, ismi bir kavramın adı olarak tanıtır; buradaki teknik terim binomial distribution, yani binom dağılımıdır. Bu ifade nötrdür ve adın geçerli olup olmadığını sorgulamaz. Binom dağılımı, sabit sayıda bağımsız denemede farklı başarı sayılarının olasılıklarını açıklar.

Alıştırma

Cümlede what's called a binomial distribution ne işe yarıyor?

  1. Konuşanın, kavramın gerçek bir adı olduğundan şüphe ettiğini gösterir.
  2. Bir kavramın teknik adını nötr biçimde tanıtır.
  3. Dinleyiciden kavram için bir ad seçmesini ister.
Cevabı göster

Bir kavramın teknik adını nötr biçimde tanıtır.

which peaks at the most likely outcome. Kelime

2:04

ki bu, en olası sonuçta zirve yapar.

Kelime

peaks at: belirli bir değer veya konumda zirveye ulaşmak

Burada peak bir fiildir. Peaks at, belirli bir noktada en yüksek seviyeye ulaşmak anlamına gelir. Özne olasılık dağılımıdır ve at the most likely outcome, dağılım üzerinde olasılığın en yüksek olduğu konumu belirtir. Arkasından 80%, noon veya grafikteki bir konum gibi kesin bir seviye ya da nokta geldiğinde peak at kullanılır. At, maksimumun nerede oluştuğunu belirtir; bir hedefe doğru hareketi anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi peak at ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Website traffic usually ____ 8 p.m.

Cevabı göster

peaks at

Now let's look at the revenue. Anlatım akışı

2:07

Şimdi gelire bakalım.

Anlatım akışı

let's look at: sıradaki konuya geçmek

Let's look at, dinleyicilerin dikkatini sırada ele alınacak konuya veya öğeye yönelten bir geçiş ifadesidir. Burada Now, konunun revenue, yani gelire geçtiğini açıkça gösterir. Açıklamalarda look at çoğu zaman yalnızca gözle bakmak değil, “incelemek, değerlendirmek veya tartışmak” anlamına gelir. Kalıp let's look at + isim grubudur.

Alıştırma

Hangi cümle bir sunumu doğal biçimde yeni bir bölüme geçirir?

  1. I looked at the report yesterday.
  2. The next part of the report looked at us.
  3. Let's look at the next part of the report.
Cevabı göster

Let's look at the next part of the report.

The airline makes money from each ticket buyer and loses money for each person who gets bumped. Kalıp ifadeler

2:09

Havayolu, bilet alan her kişiden para kazanır ve uçuşundan çıkarılan her kişi için para kaybeder.

Kalıp ifadeler

makes money from ... loses money for: gelir kaynağı ve birim başına kayıp

Makes money from gelir kaynağını belirtir: her bilet alıcısı gelir getirir. Loses money for each... etkilenen her kişinin ayrı bir kayıp oluşturduğunu anlatır; dolayısıyla for each hesaplama birimini belirler. İki bölüm gelir ile kaybı yan yana koyarak karşılaştırır. Buradaki for, “birinin yararı için” anlamına gelmez; each person ile birlikte “sayılan her kişi için” anlamındadır.

Alıştırma

İki hedef ifadeyi kullanarak gelir ve kayıp karşılaştırmasını tamamlayın: The shop ____ online sales but ____ each returned item.

Cevabı göster

makes money from · loses money for

Let's say a ticket costs $250 and isn't exchangeable for a later flight. Notlar

2:14

Diyelim ki bir biletin maliyeti 250 dolar ve daha sonraki bir uçuş için değiştirilemez.

Anlatım akışı

Let's say: geçici bir varsayım sunmak

Let's say, konuşmacının açıklamanın sonraki adımında geçici olarak kabul edilmesini istediği bir durum, sayı veya örnek sunar. Burada 250 dolarlık fiyatı ve bilet koşulunu bir hesaplama için varsayım olarak belirler. Bu ifade kimseden konuşmasını istemez. Let's say + yan cümle yapısı, “bu örnek için … olduğunu varsayalım” anlamına gelir ve ardından gelen yan cümle geçici varsayımı içerir.

Alıştırma

'Let's say the room holds 80 people,' cümlesinde Let's say ne işe yarar?

  1. Birinden sayıyı yüksek sesle söylemesini ister.
  2. Tartışma için varsayımsal bir sayı sunar.
  3. Daha önce doğrulanmış bir sayıyı bildirir.
Cevabı göster

Tartışma için varsayımsal bir sayı sunar.

Kelime

isn't exchangeable for: karşılığında ne alınamayacağını belirtmek

A + be + exchangeable for + B yapısı, A'nın verilerek karşılığında B'nin alınabileceği anlamına gelir. Olumsuz biçim isn't exchangeable for, belirtilen değişimin izinli olmadığını gösterir. Burada biletin, yolcunun daha sonraki bir uçuşta seyahat etmesini sağlayacak şekilde değiştirilemeyeceği anlamındadır. Exchangeable, bir kişinin değiştirme eylemini değil, biletin bir kuralını veya özelliğini anlatan sıfattır.

Alıştırma

Vurgulanan olumsuz ifadeyi, kısaltılmış biçimiyle birlikte kullanarak kural cümlesini tamamlayın: The voucher ____ cash.

Cevabı göster

isn't exchangeable for

And the cost of bumping a passenger is $800. Kelime

2:20

Ve bir yolcuyu uçuştan çıkarmanın maliyeti 800 dolar.

Kelime

the cost of bumping a passenger: bir eylemi maliyet kalemi olarak ele almak

the cost of + -ing kalıbı, bir eylemi veya olayı maliyet olarak ölçülebilen bir kaleme dönüştürür. Burada bumping a passenger, 800 dolar değer biçilen olaydır. Havacılık dilinde bumping a passenger, genellikle yeterli koltuk olmadığı için biletli bir yolcunun rezervasyon yaptığı uçuşa alınmaması anlamına gelir. Yolcuya fiziksel olarak çarpmak veya vurmak anlamına gelmez. Bu maliyete tazminat ve uçağa kabul edilmeme nedeniyle oluşan diğer giderler dâhil olabilir.

Alıştırma

Maliyet ifadesini tamamlamak için replace fiilini doğru -ing biçiminde kullanın: The cost of ____ the damaged parts is $500.

Cevabı göster

replacing

These numbers are just for the sake of example.

2:24

Bu sayılar sadece örnek teşkil etmesi içindir.

Actual amounts vary considerably.

2:26

Gerçek miktarlar önemli ölçüde değişir.

So here,

2:29

Yani burada,

if you don't sell any extra tickets,

2:30

hiç fazladan bilet satmazsanız,

you make $45,000.

2:33

45.000 dolar kazanırsınız.

If you sell 15 extras and at least 15 people are no-shows, Kelime

2:35

15 ekstra bilet satarsanız ve en az 15 kişi gelmezse,

you make $48,750.

2:40

48.750 dolar kazanırsınız.

Kelime

no-shows: rezervasyon veya randevuya gelmeyen kişiler

No-show, rezervasyon, bilet, randevu, kayıt veya başka bir taahhüt nedeniyle gelmesi beklenen ancak gelmeyen kişidir. Bu cümlede no-shows çoğuldur ve bileti olduğu hâlde uçuş için gelmeyen yolcuları ifade eder. Sayılabilen bir isimdir: one no-show, several no-shows. Anlam bakımından “gelmek” anlamındaki show up ile ilişkilidir, ancak no-show “gösteri yok” anlamına gelmez.

Alıştırma

Rezervasyon yaptığı hâlde gelmeyen kişiyi anlatan birleşik isimle boşluğu doldurun: Anyone who books a table but does not arrive is a ____.

Cevabı göster

no-show

That's the best case. Anlatım akışı

2:43

Bu en iyi senaryodur.

In the worst case,

2:45

En kötü senaryoda,

everyone shows up.

2:47

herkes gelir.

Anlatım akışı

the best case ... in the worst case: iki uç sonucu belirtmek

The best case ve the worst case, olası sonuçlar aralığının iki ucunu, yani en olumlu ve en olumsuz durumu belirtir. Burada ilk cümle bir ucu adlandırır, In the worst case ise karşıt ucu tanıtarak dinleyicinin planın olası sonuçlarını karşılaştırmasını sağlar. Burada case, hukuki bir dava ya da kap değil, “durum” veya “koşullar bütünü” anlamına gelir. Bu ifadeler bir sonucun ne kadar iyi ya da kötü olabileceğini anlatır; hangi sonucun gerçekleşme olasılığının en yüksek olduğunu söylemez.

Alıştırma

İki uç durumu anlatan standart ifadelerle karşılaştırmayı tamamlayın: In ____, we finish today; in ____, we need two extra days.

Cevabı göster

the best case · the worst case

15 unlucky passengers get bumped and the revenue will only be $36,750,

2:48

15 şanssız yolcu uçuştan çıkarılır ve gelir sadece 36.750 dolar olur,

even less than if you only sold 180 tickets in the first place. Deyimler

2:55

en başta sadece 180 bilet sattığınız durumdan bile daha az.

Deyimler

in the first place: asıl seçeneğe geri dönmek

Burada in the first place, “başlangıçta” veya “en başından” anlamına gelir. Karşılaştırmayı asıl seçeneğe — herhangi bir fazla rezervasyon yapılmadan yalnızca 180 bilet satmaya — geri götürür ve sonraki sonucun bu başlangıç seçeneğinden bile daha kötü olduğunu gösterir. Bu ifade fiziksel bir “ilk yer”i değil, zamansal ya da mantıksal bir başlangıç noktasını gösterir. Başka bağlamlarda, özellikle Why...? sorularında, bir kararın ilk nedenine geri dönebilir.

Alıştırma

Hangi cümlede in the first place asıl seçeneğe geri dönmek için kullanılmıştır?

  1. We would have saved time by taking the direct train in the first place.
  2. First, check whether the direct train is running.
  3. At first, the direct train seemed too expensive.
Cevabı göster

We would have saved time by taking the direct train in the first place.

But what matters isn't just how good or bad a scenario is financially, Dilbilgisi

2:59

Ancak önemli olan bir senaryonun finansal olarak ne kadar iyi veya kötü olduğu değil,

but how likely it is to happen.

3:03

gerçekleşme olasılığının ne kadar yüksek olduğudur.

Dilbilgisi

What matters isn't just A, but B: ikinci bir ölçüt eklemek

What matters isn't just A, but B, A'nın ilgili olduğunu ancak tek başına yeterli olmadığını ve B'nin de gerekli bir ölçüt olduğunu anlatır. Bu cümlede A finansal sonuç, B ise senaryonun gerçekleşme olasılığıdır. But, ilk ölçütü geçersiz kılmak yerine ikinci ölçütü ekler. İki how yan cümlesi paraleldir: biri sonucun ne kadar iyi veya kötü olduğunu, diğeri ise gerçekleşme olasılığının ne kadar yüksek olduğunu ölçer.

Alıştırma

İki etkenin de önemli olduğunu göstermek için cümleyi hedef yapıyla tamamlayın: What matters ____ how quickly you finish, ____ how accurately you work.

Cevabı göster

isn't just · but

So,

3:06

Peki,

how likely is each scenario?

3:06

her senaryonun olasılığı nedir?

We can find out by using the binomial distribution. Kalıp ifadeler

3:09

Bunu binom dağılımını kullanarak öğrenebiliriz.

Kalıp ifadeler

find out by using...: cevabı bir yöntemle ilişkilendirmek

Find out, daha önce bilinmeyen bir bilgiyi keşfetmek veya öğrenmek demektir. Altyazıda bilinmeyen bilgi, her senaryonun gerçekleşme olasılığıdır. By using yöntemi belirtir. Bu yapıda by bir edat olduğu için ardından -ing biçimindeki using gelir. Yapının tamamı, bir soruyu cevabı sağlayan araç veya yöntemle ilişkilendirir.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: Which route is shortest? We can ____ a map.

Cevabı göster

find out by using

In this example,

3:13

Bu örnekte,

the probability of exactly 195 passengers boarding is almost 0%.

3:14

tam olarak 195 yolcunun uçağa binme olasılığı neredeyse %0'dır.

The probability of exactly 184 passengers boarding is 1.11%,

3:20

Tam olarak 184 yolcunun uçağa binme olasılığı %1,11'dir,

and so on. Kalıp ifadeler

3:26

ve bu böyle devam eder.

Kalıp ifadeler

and so on: benzer ögeleri söylemeden bırakmak

And so on, bir listenin sonunda kullanılır ve aynı türden başka ögelerin de gelebileceğini, ancak konuşanın bunları söylemeden bıraktığını gösterir. Bu ifade listeye belirli bir öge daha eklemez. Dinleyen kişi, önceki listenin düzeninden hangi tür örneklerin, adımların veya değerlerin atlandığını çıkarır.

Alıştırma

Cümleyi, burada öğretilen ve diğer benzer şeyler anlamına gelen üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: The craft box has paper, scissors, tape, ____.

Cevabı göster

and so on

Multiply these probabilities by the revenue for each case, Anlatım akışı

3:28

Bu olasılıkları her durumun geliriyle çarpın,

add them all up and subtract the sum from the earnings by 195 sold tickets,

3:32

hepsini toplayın ve toplamı satılan 195 biletin kazancından çıkarın,

and you get the expected revenue for selling 195 tickets. Kelime

3:38

195 bilet satmanın beklenen gelirini elde edersiniz.

Anlatım akışı

Multiply ... by, add ... up ve subtract ... from: hesaplamaları sıraya koymak

Yalın hâldeki Multiply, add ve subtract fiilleri emir biçiminde yönerge görevi görür. Tek bir zincirde kullanıldıklarında hesabı sıraya koyarlar: önce çarpma, ardından sonuçları toplama ve son olarak çıkarma. Sondaki and you get... bölümü, bu adımlardan sonra elde edilen sonucu belirtir. Kalıplar her değerin rolünü de belirler: multiply A by B, A × B anlamına gelir; add them all up, bütün değerleri tek bir toplamda birleştirir; subtract A from B ise B − A anlamına gelir. from sözcüğünün iki yanındaki sıra önemlidir.

Alıştırma

Hangi yönerge zinciri şu anlama gelir: her sayıyı ağırlığıyla çarp, sonuçları topla ve ardından toplam eksi ücreti hesapla?

  1. Multiply each number by its weight, add them all up, and subtract the total from the fee.
  2. Multiply each number by its weight, add them all up, and subtract the fee from the total.
  3. Subtract each number from its weight, add them all up, and multiply the fee by the total.
Cevabı göster

Multiply each number by its weight, add them all up, and subtract the fee from the total.

Kelime

expected revenue: olasılığa göre ağırlıklandırılmış beklenen gelir

Bu cümlede expected revenue, olası her gelir sonucunun gerçekleşme olasılığıyla ağırlıklandırılmasıyla hesaplanan gelirdir. Burada expected istatistiksel bir anlam taşır; birinin kişisel olarak kazanmayı umduğu miktarı anlatmaz. Bu değer, birçok olası sonuç üzerinden seçenekleri karşılaştırmaya yarar. Tek bir durumda gerçekleşen fiili gelir de değildir, elde edilmesi garanti edilen bir tutar da değildir.

Alıştırma

Bu cümlede expected revenue ne anlama geliyor?

  1. Bu durumda daha önce elde edilmiş kesin gelir.
  2. Herhangi bir olasılık hesabı olmadan hava yolunun elde etmeyi umduğu tutar.
  3. Olasılığa göre ağırlıklandırılmış bir tahmin; garanti edilen bir tutar değil.
Cevabı göster

Olasılığa göre ağırlıklandırılmış bir tahmin; garanti edilen bir tutar değil.

By repeating this calculation for various numbers of extra tickets, Dilbilgisi

3:43

Havayolu bu hesaplamayı çeşitli sayılardaki ekstra biletler için tekrarlayarak,

the airline can find the one likely to yield the highest revenue. Kelime

3:46

en yüksek geliri getirmesi muhtemel olanı bulabilir.

Dilbilgisi

By repeating this calculation: yöntem belirtmek için By + -ing kullanımı

By repeating this calculation, yöntemi belirten bir giriş ifadesidir. By + -ing kalıbı “Nasıl?” sorusunu yanıtlar: hesaplamayı farklı bilet sayıları için tekrarlamak, hava yolunun en iyi seçeneği belirlemesini sağlayan yöntemdir. Burada by, “bir son tarihten önce” değil, “bir eylemi yaparak” anlamına gelir. -ing ifadesi ana cümledeki sonucu niteler ve bu eylemin örtük öznesi normalde ana cümlenin öznesiyle aynıdır; bu cümlede hava yoludur.

Alıştırma

Cümleyi by ve check fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: ____ the records, Mia found the mistake.

Cevabı göster

By checking

Kelime

yield the highest revenue: en yüksek geliri getirmek

Burada yield, “üretmek” veya “ortaya çıkarmak” anlamına gelir. Nesnesi olan the highest revenue sonucu belirtir: seçilen seçeneğin diğer seçeneklerden daha fazla gelir getirmesi beklenir. Bir sonuç üretme anlamındaki bu kullanım, iş ve veri analizi bağlamlarında yaygındır. Trafik kuralında yield sözcüğünün “yol vermek” anlamına gelmesinden farklıdır.

Alıştırma

Hangi cümlede yield “mali bir sonuç üretmek” anlamında kullanılmıştır?

  1. The new pricing strategy could yield higher revenue.
  2. Drivers must yield to pedestrians at the crossing.
  3. After an hour, the other team refused to yield.
Cevabı göster

The new pricing strategy could yield higher revenue.

In this example,

3:50

Bu örnekte,

that's 198 tickets,

3:52

bu rakam 198 bilettir,

from which the airline will probably make $48,774. Dilbilgisi

3:54

buradan havayolu muhtemelen 48.774 dolar kazanacaktır.

Dilbilgisi

from which: bir kaynağı önceki isme bağlamak

from which, “edat + ilgi zamiri” yapısıdır. which daha önce sözü edilen biletlere gönderme yapar; from ise paranın kaynağının bu biletler olduğunu gösterir. Bu yapıyı anlamak için ilgi cümleciğinden önceki ismi bulun, ardından temel ilişkiyi yeniden kurun: the airline will make $48,774 from those tickets. from sözcüğünü which önüne koymak bağlantıyı kısa ve resmî hâle getirir.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: “The town created a solar farm from which it earns steady income.” which neye gönderme yapıyor?

  1. kasaba
  2. gelir
  3. güneş enerjisi santrali
Cevabı göster

güneş enerjisi santrali

Almost $4,000 more than without overbooking.

3:59

Çifte rezervasyon olmamasından neredeyse 4.000 dolar daha fazla.

And that's just for one flight.

4:03

Ve bu sadece bir uçuş için geçerli.

Multiply that by a million flights per airline per year, Kelime

4:05

Bunu her havayolu için yılda bir milyon uçuşla çarpın,

and overbooking adds up fast. Öbek fiiller

4:09

çifte rezervasyon hızla katlanır.

Kelime

per airline per year: iki ölçü birimi

Per, “her biri için” veya “birim başına” anlamına gelir. a million flights per airline per year ifadesinde ilk per kuruluş birimini, ikinci per ise zaman birimini belirler: sayı, her havayolu şirketi için her yıl bir milyon uçuş demektir. Per sözcüğünü tekrarlamak, birden fazla ölçü birimini kısa ve açık biçimde göstermenin yoludur. Birimleri sırayla okuyun: önce per airline, sonra per year.

Alıştırma

“Her klinik için her ay” anlamını vermek üzere per sözcüğünü iki kez kullanarak cümleyi tamamlayın: The service handles 200 appointments ____.

Cevabı göster

per clinic per month

Öbek fiiller

adds up fast: toplam hızla büyür

Burada adds up, birçok küçük miktarın veya etkinin birleşerek kayda değer bir toplam oluşturması anlamına gelir. Fast, bu toplamın hızla büyüdüğünü belirtir. İfade, birinin aritmetik işlemleri hızlı yaptığını anlatmaz. Birikme anlamında add up geçişsizdir: biriken şey, costs add up veya delays add up örneklerindeki gibi özne olur. Para, zaman, risk ve bir araya geldiğinde önem kazanan diğer etkiler için kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede add up, örnektekiyle aynı birikme anlamında kullanılmıştır?

  1. Those five-minute delays add up over a week.
  2. Add five to the total.
  3. Add up the numbers at the bottom of the page.
Cevabı göster

Those five-minute delays add up over a week.

Of course,

4:12

Elbette,

the actual calculation is much more complicated.

4:12

gerçek hesaplama çok daha karmaşıktır.

Airlines apply many factors to create even more accurate models.

4:15

Havayolları çok daha doğru modeller oluşturmak için birçok faktörü uygular.

But should they? Anlatım akışı

4:20

Ama bunu yapmalılar mı?

Anlatım akışı

But should they? ile etik değerlendirmeye geçiş

But, konuşanın daha önce sözü edilen pratik sonuçtan uzaklaşıp yeni bir yöne geçeceğini gösterir. Should, soruyu kurumların ne yapabildiği veya ne kazanabileceğinden, bunu yapmanın doğru, sorumlu ya da haklı olup olmadığına çevirir. They, stratejiyi kullanan kurumlara gönderme yapar. Bu kısa retorik soru, savı düzenler ve etik bir değerlendirme başlatır; dinleyiciden mutlaka sesli bir yanıt istemez.

Alıştırma

Bir şirket kullanıcıların konumlarını toplayabiliyor. Hangi kısa soru, tartışmayı bu eylemin etik açıdan doğru olup olmadığına taşır?

  1. But do they?
  2. But can they?
  3. But should they?
Cevabı göster

But should they?

Some argue that overbooking is unethical.

4:21

Bazıları çifte rezervasyonun etik olmadığını savunuyor.

You're charging two people for the same resource. Kelime

4:24

Aynı kaynak için iki kişiden ücret alıyorsunuz.

Kelime

charge someone for something: birinden bir şey için ücret almak

Charge someone for something, bir kişiden ürün, hizmet veya kaynak için ödeme istemek demektir. Cümlede two people ödeme yapan kişileri, the same resource ise her birinden ücret alınan şeyi belirtir. Tek bir kaynak iki kez satıldığı için bu ifade haksızlığa yönelik bir eleştiriyi de destekler. Burada charge, elektrik vermek değil, ücret almak anlamındadır.

Alıştırma

Ücret belirtirken kullanılan edatı yazarak cümleyi tamamlayın: The clinic charged me ____ the test.

Cevabı göster

for

Of course,

4:28

Elbette,

if you're 100% sure someone won't show up,

4:28

birinin gelmeyeceğinden %100 eminseniz,

it's fine to sell their seat.

4:31

koltuğunu satmakta sorun yoktur.

But what if you're only 95% sure? Ton ve niyet

4:33

Peki ya sadece %95 eminseniz?

Ton ve niyet

what if: bir kuralı varsayımsal durumla sınamak

Burada what if varsayımsal bir durum ortaya koyar: kişi tamamen değil, yalnızca %95 emindir. Konuşmacı, kesinlik azaldığında önceki kuralın hâlâ geçerli olup olmadığını sınamak için bu durumu kullanır. What if ile kurulan bir soru çoğunlukla olası bir risk, istisna veya sonuç ortaya koyar. Yalnızca bilgi istemez; dinleyiciden belirtilen koşul altında vardığı sonucu yeniden değerlendirmesini ister.

Alıştırma

Varsayımsal bir risk ortaya koymak için burada öğretilen iki sözcüklü ifadeyle soruyu tamamlayın: ____ the emergency phone has no signal?

Cevabı göster

What if

75%?

4:36

%75 ise?

Is there a number that separates being unethical from being practical? Dilbilgisi

4:38

Etik olmamak ile pratik olmayı ayıran bir rakam var mı?

Dilbilgisi

separate A from B: kategoriler arasındaki sınırı belirtmek

Separate A from B iki şey arasındaki ayırıcı çizgiyi veya ölçütü belirtir. Bu cümlede özne olan a number, iki yargı arasında bir eşik görevi görecektir: being unethical ve being practical. İki being ifadesi, sıfatlarla yapılan betimlemeleri karşılaştırılabilen soyut durumlara dönüştürür. Burada practical, alıştırmayla ilgili değil, gerçek koşullarda uygulanabilir veya mantıklı demektir.

Alıştırma

Cümleyi separate A from B yapısının gerektirdiği edatla tamamlayın: A detailed budget separates a realistic plan ____ a wishful one.

Cevabı göster

from