Virüs bilmecesini çözebilir misiniz? - Lisa Winer: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bir virüs kontrol acil durumu, 4 × 4’lük odalar üzerinde bir rota bulmacasına dönüşür. Video, karşılıklı köşeler arasında Hamilton yolunun neden imkânsız olduğunu açıklar; ardından kirlenmemiş giriş odasının iki kez ziyaret edilebilmesi istisnasından yararlanarak krizi çözer. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. you're just closing up the lab when a sudden earthquake hits — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Süreklilik bildiren arka plan eylemiyle when yan cümlesinin ani bir kesintiyi nasıl aktardığını fark edersiniz. Bu kalıbı bir hikâyenin sahnesini kurmak ve durumu beklenmedik biçimde değiştiren olayı tanıtmak için kullanabilirsiniz. 2. classified as NP-complete, — Kültür, medya ve gerçek dünya bağlamı: Bu hesaplama karmaşıklığı teriminin, önerilen bir rotayı doğrulamak kolayken genel bir çözüm bulmanın neden zor olduğunu açıkladığını anlarsınız. Böylece matematiksel anlatımı, ifadeyi yalnızca “çok zor” diye yorumlamadan takip edebilirsiniz. 3. unless you look at the rules carefully and notice an important exception. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: unless yapısının görünüşte umutsuz bir sonucu nasıl tersine çevirdiğini ve dikkati yeniden kurallara yönelttiğini görürsünüz. Gözden kaçan bir istisnanın çözümü mümkün kıldığı açıklamalarda bu geçişi tanıyabilir veya kendiniz kullanabilirsiniz.
Bu derste
Your research team has found a prehistoric virus preserved in the permafrost and isolated it for study. Notlar
0:07Araştırma ekibiniz donmuş topraklarda korunmuş tarih öncesi bir virüs buldu ve incelemek üzere izole etti.
İsimden sonra gelen niteleyici preserved in the permafrost
preserved in the permafrost, a prehistoric virus ifadesinin hemen ardından gelir ve bu virüsü niteler: virüs sürekli donmuş toprakta korunmuştur. Buradaki preserved edilgen anlam taşır; virüs başka bir şeyi korumuş değildir. Bu, a prehistoric virus that was preserved in the permafrost ilgi cümleciğinin kısaltılmış biçimidir. İsme bilgi ekler ve cümledeki başka bir ana eylem değildir.
Alıştırma
Bu cümlede preserved in the permafrost ne işe yarar?
- Virüsün gerçekleştirdiği ikinci bir ana eylem ekler.
- Virüsü sürekli donmuş toprakta korunmuş bir şey olarak tanımlar.
- Virüsün araştırma ekibini güvende tuttuğunu söyler.
Cevabı göster
Virüsü sürekli donmuş toprakta korunmuş bir şey olarak tanımlar.
Laboratuvar İngilizcesinde isolated it for study
Laboratuvar İngilizcesinde isolated it, araştırmacıların inceleyebilmesi için hedef virüsün çevresindeki maddeden ayrılması anlamına gelir. It, prehistoric virus ifadesine gönderme yapar; for study ise amacı belirtir. Burada isolate geçişli bir fiildir: araştırmacılar çoğu zaman bir numuneden virüs, hücre veya kimyasal madde izole eder. Bir insanın kendini yalnız hissetmesine neden olma şeklindeki sosyal anlamda kullanılmamıştır.
Alıştırma
Laboratuvar cümlesini isolate fiilinin geçmiş zamanı ve doğru zamirle tamamlayın: The team found a rare bacterium and ____ for further study.
Cevabı göster
isolated it
you're just closing up the lab when a sudden earthquake hits and knocks out the power. Notlar
0:16laboratuvarı tam kapatırken aniden bir deprem olur ve elektrikler kesilir.
be doing ... when ...: ani bir olayın sürmekte olan eylemi kesmesi
you're just closing up the lab bölümünde present continuous, zaten sürmekte olan bir eylemi arka plan olarak kurar. just, eylemin tam o anda gerçekleştiğini vurgular. when a sudden earthquake hits ise arka plandaki eylemi kesen yeni ve ani bir olayı tanıtır. Anlatıda be doing ... when ... çoğu zaman birinin bir eylemin ortasındayken beklenmedik bir şeyin gerçekleştiğini anlatır; when burada yalnızca iki olayı zaman içinde sıralamaz.
Alıştırma
Hangi cümlede be doing ... when ... yapısı, sürmekte olan bir arka plan eyleminin ani bir olayla kesildiğini gösterir?
- I was packing my bag while Mia was reading.
- I packed my bag after the fire alarm rang.
- I was packing my bag when the fire alarm rang.
Cevabı göster
I was packing my bag when the fire alarm rang.
close up the lab: günlük işi bitirip mekânı güvenli biçimde kapatmak
Closing up the lab, gün sonu işlerini tamamlamak, mekânı kapatmak veya kilitlemek ve ayrılmaya hazırlanmak anlamına gelir. Burada close up bir phrasal verb'dür; up yukarı doğru bir yön belirtmez. Close the lab ile karşılaştırıldığında close up the lab, yalnızca bir şeyi fiziksel olarak kapatmayı değil, bir iş yerinin o günkü kullanımını bitiren tüm kapanış düzenini daha açık biçimde anlatır.
Alıştırma
Cümleyi close up ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: At closing time, the manager checks the doors and ____ the café before leaving.
Cevabı göster
closes up
knocks out the power: elektrik arzını kesmek
knocks out the power ifadesinde knock out, “elektrik arzının çalışmasını durdurmak” anlamına gelir. Deprem nedendir ve bu öbek fiil, kesintiyi ani bir işlev kaybı olarak anlatır. Bu kullanım telefon hizmeti veya ekipman gibi diğer sistemler için de geçerlidir. Buradaki anlam, bir şeyi çalışamaz hâle getirmektir; boksta birini bayıltmak değildir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için knock out ifadesini doğru biçimde kullanın: The storm ____ the power for several hours.
Cevabı göster
knocked out
kick in: çalışmaya veya etkili olmaya başlamak
Burada kick in, “çalışmaya başlayıp etkili olmak” anlamına gelir. Ana elektrik kaynağı kesildikten sonra acil durum jeneratörleri elektrik sağlamaya başlar. Daha genel olarak kick in, etkin olmayan veya henüz etkisini göstermeyen bir şeyin çalışmaya ya da etki etmeye başladığı anı belirtir. Gerçek bir tekme hareketini anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için kick in ifadesini doğru biçimde kullanın: If the main heater fails, the backup heater will ____ automatically.
Cevabı göster
kick in
confirm someone's worst fears: birinin en kötü korkularını doğrulamak
Confirms your worst fears, yeni bir kanıtın en çok endişe ettiğin kötü sonucun gerçekten gerçekleştiğini gösterdiği anlamına gelir. Buradaki fears, yalnızca genel korku duygusunu değil, gerçekleşmesinden korkulan belirli olasılıkları anlatır. Kalıp confirm + iyelik belirleyicisi + worst fears şeklindedir. Özne genellikle ciddi bir endişeyi bilinen bir gerçeğe dönüştüren kanıt, haber, sonuç veya işarettir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için confirm fiilinin geçmiş zamanını ve onun en çok korktuğu kötü sonucu anlatan kalıbı kullanın: The scan results ____.
Cevabı göster
confirmed her worst fears
be contained for now: şimdilik kontrol altında tutulmak
Is contained, virüsün sınırlı bir alan içinde tutulduğu veya daha fazla yayılmasının önlendiği anlamına gelir. Güvenlik, hastalık, yangın veya tehlikeli madde bağlamlarında contain, tehlikenin mutlaka yok edilmesini değil, sınırlandırılmasını anlatır. For now yalnızca «şu an için» demektir. Is contained for now birlikte kullanıldığında tehlikenin geçici olarak kontrol altında olduğunu, ancak durumun hâlâ değişebileceğini bildirir.
Alıştırma
Contained ile kullanılan ve «geçici olarak kontrol altında» anlamına gelen tam ifadeyle cümleyi tamamlayın: The chemical leak is ____, but the building will remain closed overnight.
Cevabı göster
contained for now
the vents will soon open and unleash a deadly airborne plague. Kelime
0:34havalandırmalar yakında açılacak ve hava yoluyla bulaşan ölümcül bir veba salacaktır.
unless you can destroy it: sonucu önleyen koşul
Unless, ana cümledeki sonucun gerçekleşmesini önleyebilecek koşulu belirtir. Burada onu yok etmek, havalandırma deliklerinin açılıp salgını yaymasını engellemek için cümlede belirtilen tek yoldur. unless you can destroy it, if you cannot destroy it ifadesine yakın bir anlam taşır. Unless zaten “eğer ... değilse” mantığını içerdiği için burada ardından normalde olumlu biçim olan can destroy gelir; cannot destroy gelmez.
Alıştırma
Uyarıyı “eğer biz ... yapmazsak” anlamını veren sözcükle tamamlayın: “____ we leave now, we will miss the last bus.”
Cevabı göster
Unless
unleash a deadly airborne plague: tehlikeli bir gücü serbest bırakmak
unleash a deadly airborne plague ifadesindeki unleash, güçlü ve tehlikeli bir şeyi harekete geçmesi, yayılması veya zarar vermesi için serbest bırakmak anlamına gelir. Nötr release fiilinden daha güçlü ve dramatiktir; tehlikenin kontrol edilmesinin zor olabileceğini düşündürür. Airborne, plague sözcüğünü niteler. Hastalık bağlamında yalnızca havada bir yerde bulunmak değil, hava yoluyla taşınmak veya bulaşmak anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümlede unleash güçlü ve kontrol edilmesi zor bir sonucu belirtmek için doğal biçimde kullanılmıştır?
- The attack could unleash widespread chaos.
- The assistant unleashed one paper clip into the drawer.
- The librarian unleashed the returned book onto the shelf.
Cevabı göster
The attack could unleash widespread chaos.
you grab your hazmat suit and get ready to save the world. Kültür
0:41tehlikeli madde giysinizi kapıp dünyayı kurtarmaya hazırlanırsınız.
hazmat suit: tehlikeli maddelere karşı koruyucu giysi
Hazmat suit; zehirli kimyasallar, bulaşıcı maddeler veya radyoaktif kirlilik gibi tehlikeli maddelere maruz kalma ihtimali olduğunda giyilen koruyucu giysidir. Hazmat, hazardous materials ifadesinden gelir. Bu cümlede suit, iş ortamında giyilen takım elbiseyi değil, koruyucu ekipmanı anlatır. Bu ekipmanı almak, karakterin tehlikeli veya kirlenmiş bir alana girmeyi beklediğini gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede hazmat suit ne anlama geliyor?
- İş toplantısında giyilen resmî takım elbise
- Tehlikeli maddelerin yakınında çalışırken giyilen tam vücut koruyucu giysi
- Normal ofis işleri için hafif bir üniforma
Cevabı göster
Tehlikeli maddelerin yakınında çalışırken giyilen tam vücut koruyucu giysi
The lab is a 4 x 4 compound of 16 rooms with an entrance at the northwest corner and an exit at the southeast. Kelime
0:46Laboratuvar, kuzeybatı köşesinde bir girişi ve güneydoğuda bir çıkışı olan 16 odalı 4 x 4'lük bir yerleşkedir.
a 4 x 4 compound of 16 rooms: dörde dört bir düzen
Burada 4 x 4, odaların düzenini anlatır: dört sıra ve dört sütun, yani toplam 16 oda. Bir düzen veya ölçü anlatılırken 4 x 4, four by four diye okunur. Burada compound, laboratuvarı odaları içeren bir tesis veya çevrili alan olarak adlandırır. Kimyasal bileşik anlamına gelmez; rooms, entrance ve exit kelimeleri bunun bir yer olduğunu gösterir.
Alıştırma
A 4 x 4 compound of 16 rooms ifadesine hangi yorum uyar?
- Dört birime dört birim ölçülerinde tek bir oda
- Dört sıra ve dört sütun halinde odaları olan bir tesis
- Her katında dört oda bulunan dört katlı bir bina
Cevabı göster
Dört sıra ve dört sütun halinde odaları olan bir tesis
Each room is connected to the adjacent ones by an airlock Notlar
0:54Her oda, hava kilitleri ile bitişik olanlara bağlıdır
adjacent ones: çoğul bir adın yerine ones kullanmak
adjacent ones ifadesindeki ones, daha önce geçen çoğul rooms adının yerini tutar. Bu nedenle ifade, rooms tekrar edilmeden the adjacent rooms anlamına gelir. Buradaki ones bir adın yerine kullanılır; one sayısını belirtmez. adjacent gibi sözcükler, hangi varlık ya da varlıkların kastedildiğini göstermek için one veya ones önüne gelebilir.
Alıştırma
Tekrarlanan adjacent chairs ifadesini ones kullanılan bir ifadeyle değiştirin: This chair is damaged, but the ____ are fine.
Cevabı göster
adjacent ones
an airlock: hava akışını kontrol eden sızdırmaz bir geçit
Airlock, iki alan arasında bulunan, genellikle her iki yanında birer kapı olan küçük ve sızdırmaz bir geçit ya da bölmedir. Bir kapı açıkken diğeri kapalı kalır; böylece iki alan arasında hava serbestçe dolaşmaz. Burada bitişik odaları birbirine bağlarken her odanın havasının ayrı tutulmasına yardımcı olur. Sıradan bir kapı kilidi değildir.
Alıştırma
Bir laboratuvarda airlock nedir?
- İki alan arasındaki hava alışverişini sınırlayan sızdırmaz bir geçit
- Bir oda kapısındaki sıradan anahtarlı kilit
- Yalnızca uçak kapısını kilitlemek için kullanılan bir kilit
Cevabı göster
İki alan arasındaki hava alışverişini sınırlayan sızdırmaz bir geçit
and the virus has been released in every room except the entrance.
0:58ve virüs giriş hariç her odaya salınmıştır.
you must enter each contaminated room and pull its emergency self-destruct switch. Kalıp ifadeler
1:03kontamine olmuş her odaya girmeli ve acil durum kendini imha etme düğmesini çekmelisiniz.
pull its emergency self-destruct switch: acil durum kendini imha şalterini çekmek
Burada pull its emergency self-destruct switch, odanın acil durum şalterini çalıştırarak kendini imha sistemini başlatmak anlamına gelir. Pull, şalterin kumanda parçasını çekme hareketini anlatır; şalteri koparmak veya alıp götürmek anlamına gelmez. Self-destruct, switch sözcüğünü niteler ve şalterin amacını belirtir: şalter, bağlı olduğu odayı veya cihazı yok eden bir sistemi devreye sokar. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp, özellikle çekilerek kullanılan kumandalar için pull a switch to activate a function biçimindedir.
Alıştırma
Bu cümlede pull its emergency self-destruct switch ne anlama geliyor?
- Şalteri çalıştırarak odanın kendini imha sistemini başlatmak.
- Şalteri söküp odanın dışına taşımak.
- Sistemin çalışmaması için şalteri onarmak.
Cevabı göster
Şalteri çalıştırarak odanın kendini imha sistemini başlatmak.
there's a catch: gizli bir sınırlamayı belirtmek
There's a catch, henüz açıklanmamış bir sorun, koşul veya dezavantaj olduğu anlamına gelir. Bu cümlede, talimatların birazdan daha karmaşık hâle geleceğine işaret eder. Catch burada deyimsel bir isimdir; bir şeyi yakalama eylemi değildir. Bu ifade genellikle kolay, yararlı veya cazip görünen bir şey anlatıldıktan sonra onu sınırlayan ayrıntıyı açıklamak için kullanılır. But geçişi güçlendirir: ardından gelen bilgi, dinleyicinin önceki kısmı değerlendirme biçimini değiştirir.
Alıştırma
Gizli bir sınırlamayı tanıtan, dersteki üç sözcüklük deyimin tam biçimiyle cümleyi tamamlayın: The offer sounds perfect, but ____: it expires tonight.
Cevabı göster
there's a catch
is on lockdown: sistem genelinde kısıtlama durumu
Burada is on lockdown, güvenlik sisteminin geniş kapsamlı kısıtlamalar altında çalıştığını belirtir. Be on lockdown, bir yer ya da sistem genelinde giriş çıkışı veya hareketi sınırlayan denetimli bir durumu anlatır. Bu, yalnızca tek bir kapının kilitli olduğu anlamına gelmez. Because nedeni belirtir: uygulanmakta olan kısıtlama, normal giriş çıkışın neden sınırlandığını açıklar.
Alıştırma
Hangi cümlede on lockdown doğal biçimde kullanılmıştır?
- My backpack is on lockdown because I closed its zipper.
- This single desk drawer is on lockdown because I lost the key.
- After a security threat, the entire airport terminal is on lockdown.
Cevabı göster
After a security threat, the entire airport terminal is on lockdown.
you can't exit without activating the switch. Dilbilgisi
1:16düğmeyi etkinleştirmeden çıkamazsınız.
once you enter ...: tetikleyici bir olay belirtmek
Burada once, bir şey olur olmaz veya olduğu andan sonra anlamına gelen bir bağlaçtır. Kirlenmiş odaya girmek tetikleyici olaydır; bu gerçekleştikten sonra çıkışla ilgili kural uygulanır. Bu kullanımdaki once, bir kez anlamına gelmez. Kural ve uyarılarda once + simple present, tetikleyici olay gerçekleştiğinde bir sonucun ardından geleceğini gösterir. Gelecek anlamı için Once you enter ... denir; Once you will enter ... denmez.
Alıştırma
Hangi cümlede once, sonrasında bir kuralın yürürlüğe girdiği tetikleyici olayı belirtir?
- She read the instructions once and put them away.
- I visited that museum once last year.
- Once you submit the form, you cannot edit it again.
Cevabı göster
Once you submit the form, you cannot edit it again.
without activating the switch: without + -ing yapısı
Without activating the switch, “anahtarı etkinleştirmezsen” anlamına gelir. Ana cümlede you can't exit dendiği için without'tan sonraki eylem gerekli bir koşul olur: çıkmadan önce anahtarı etkinleştirmen gerekir. Burada without bir edattır. Bu yüzden ardından bir eylem geldiğinde -ing biçimi kullanılır: without + activating; without + activate kullanılmaz.
Alıştırma
Show fiilinin doğru biçimini kullan: You cannot enter without ____ your ID.
Cevabı göster
showing
once you've done so: önceki bir eyleme gönderme
done so içindeki so, az önce sözü edilen eylemin, yani anahtarı etkinleştirmenin yerini tutar. Bu nedenle once you've done so, “anahtarı etkinleştirdikten sonra” anlamına gelir ve fiil grubunun tamamını tekrarlamayı önler. Bu ifade talimatları sıraya koyar. Once, önceki eylemin tamamlandığını gösterir; ana cümle de ardından gelen sonucu verir.
Alıştırma
Şunu oku: Complete the payment form. Once you've done so, click Continue. done so hangi eyleme gönderme yapıyor?
- click Continue
- complete the payment form
- leave the page
Cevabı göster
complete the payment form
You start to draw out possible routes on a pad of paper, Kalıp ifadeler
1:25Bir not defterine olası rotaları çizmeye başlarsınız,
draw out possible routes: rota fikirlerini kâğıda aktarmak
Burada draw out, görülebilen bir eskiz veya şema çizmek anlamına gelir. possible routes nesnesi, kâğıda aktarılan farklı yolları belirtir. Kâğıttan söz edilmesi görsel anlamı kesinleştirir: konuşan kişi rota fikirlerini karşılaştırılabilir çizgilere dönüştürür. Burada bir şeyi uzatmak veya birini daha fazla konuşmaya teşvik etmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Örnekte draw out possible routes ne anlama geliyor?
- birinden rotalar hakkında daha uzun konuşmasını istemek
- rotaları görülebilecek şekilde kâğıda çizmek
- yolculuğun daha uzun sürmesini sağlamak
Cevabı göster
rotaları görülebilecek şekilde kâğıda çizmek
but nothing seems to get you to the exit without missing at least one room.
1:28ancak hiçbir şey sizi en azından bir odayı kaçırmadan çıkışa ulaştıracak gibi görünmüyor.
So how can you destroy the virus in every contaminated room and survive to tell the story? Deyimler
1:34Peki her kontamine odadaki virüsü nasıl yok edebilir ve hayatta kalıp hikayeyi nasıl anlatabilirsiniz?
survive to tell the story: hayatta kalmaya dramatik bir son vermek
Survive to tell the story, tehlikeli bir deneyimden sağ çıkıp sonrasında neler olduğunu anlatabilme düşüncesini canlı biçimde ifade eder. Asıl vurgu hayatta kalmaktır; hikâye anlatmak ayrı bir görev değildir. to tell the story eklendiğinde survive daha dramatik ve öyküleyici duyulur. Bu ifade olayı çoğu zaman bir macera gibi sunar; yalnızca zor hissettiren, aslında tehlikesiz bir deneyimi şakayla abartmak için de kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede survive to tell the story doğal biçimde kullanılmıştır?
- After the boat sank, Lena reached the island and survived to tell the story.
- Lena survived until the storyteller finished speaking.
- Lena told her friends a story before taking a safe boat ride.
Cevabı göster
After the boat sank, Lena reached the island and survived to tell the story.
If your first instinct is to try to graph your possible moves on a grid, Kelime
1:50İlk içgüdünüz olası hamlelerinizi bir ızgarada grafiğe dökmekse,
graph your possible moves on a grid: fiil olarak graph
Burada graph, "bir grafik üzerinde görsel olarak göstermek" anlamına gelen bir fiildir. Nesnesi your possible moves ifadesidir; on a grid ise konumları ve bağlantıları göstermek için kullanılan düzenin bir ızgara olduğunu belirtir. Bu kullanımda bilgiler, ilişkiler, konumlar veya değerler görsel bir grafiğe dönüştürülür. Buradaki graph, tamamlanmış bir grafiğin adı değildir; grafik oluşturma eylemini anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede graph your possible moves on a grid ne anlama geliyor?
- Olası hamleleri bir ızgara üzerinde görsel olarak göstermek
- Her hamlenin ne kadar hızlı yapılabileceğini hesaplamak
- Hamleleri sırasız bir liste olarak yazmak
Cevabı göster
Olası hamleleri bir ızgara üzerinde görsel olarak göstermek
you've got the right idea: yaklaşımın doğru yönde olması
You've got the right idea, dinleyenin anlayışının veya yaklaşımının doğru yönde ilerlediği anlamına gelir. Burada have got şimdiki bir durumu anlatır: dinleyen doğru fikre sahiptir veya onu anlamıştır; got fiziksel bir nesneyi almak anlamına gelmez. Bu ifade dinleyeni devam etmeye teşvik eder, ancak her ayrıntının veya son cevabın tamamen doğru olduğu anlamına gelmeyebilir.
Alıştırma
You've got the right idea ifadesinin en doğal anlamı nedir?
- Dinleyenin son cevabının tamamen doğru olduğu garantidir.
- Çalışma bitmemiş olsa bile dinleyenin yaklaşımı doğru yöndedir.
- Dinleyen fiziksel olarak bir fikir almıştır.
Cevabı göster
Çalışma bitmemiş olsa bile dinleyenin yaklaşımı doğru yöndedir.
This puzzle is related to the Hamiltonian path problem, Kültür
1:56Bu bulmaca, Hamilton yolu problemi ile ilgilidir,
Hamiltonian path problem: her köşeyi bir kez ziyaret etmek
Hamilton yolu problemi, graf teorisindeki bir problemdir: bir grafta her köşeyi tam olarak bir kez ziyaret eden bir yol bulunup bulunmadığını sorar. Yol, grafın bağlantılarını takip etmelidir. Hamiltonian, matematikçi William Rowan Hamilton'ın adından gelir. Bu cümlede ifadenin tamamı bulmacanın arkasındaki matematiksel kavramı adlandırır; Hamiltonian, özel teknik terimin bir parçasıdır ve sıradan bir niteleme sıfatı değildir.
Alıştırma
Hamiltonian path problem neyi sorar?
- Bir grafta her köşeyi tam olarak bir kez ziyaret eden bir yol olup olmadığı
- Bir grafta tüm köşeleri ziyaret etmeden başlangıca dönen bir yol olup olmadığı
- Bir graftaki her köşenin tam olarak bir bağlantısı olup olmadığı
Cevabı göster
Bir grafta her köşeyi tam olarak bir kez ziyaret eden bir yol olup olmadığı
named after the 19th century Irish mathematician William Rowan Hamilton. Kalıp ifadeler
2:00adını 19. yüzyıl İrlandalı matematikçi William Rowan Hamilton'dan alır.
named after: bir adın kaynağını göstermek
Be named after someone or something, “bir kişi veya şeye dayanarak adlandırılmak” anlamına gelir ve genellikle bir bağlantı göstermek ya da saygı sunmak için kullanılır. Burada named after William Rowan Hamilton, Hamiltonian teriminin nereden geldiğini açıklar. Altyazıda named after, Hamiltonian path problem ifadesini niteleyen kısaltılmış bir edilgen öbektir. Tam anlamı “the problem is named after William Rowan Hamilton” şeklindedir. Bu kalıp ifadede after, daha sonraki bir zamanı değil adın kaynağını gösterir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The science center was ____ Dr. Lee.
Cevabı göster
named after
The challenge of the path problem is to find whether a given graph has a Hamiltonian path.
2:05Yol probleminin zorluğu, belirli bir grafiğin bir Hamilton yoluna sahip olup olmadığını bulmaktır.
That's a route that visits every point within it exactly once. Kültür
2:11Bu, içindeki her noktayı tam olarak bir kez ziyaret eden bir rotadır.
Her noktadan tam olarak bir kez geçen rota: Hamilton yolu
that visits every point within it exactly once ilgi cümleciği, nasıl bir rotanın kastedildiğini tanımlar: bir Hamilton yolu. Burada it grafı ifade eder; visit a point ise graftaki bir düğümden geçmek anlamına gelir. Every point hiçbir noktanın atlanamayacağını, exactly once ise hiçbir noktadan yeniden geçilemeyeceğini belirtir. Rota bu iki koşulu da karşılamalıdır.
Alıştırma
Vurgulanan tanım neyi gerektiriyor?
- Bazı noktalar tekrarlansa bile her kenarı bir kez kullanır.
- Mümkün olduğunca çok noktadan geçer, ancak bazılarını atlayabilir.
- Hiçbir noktayı atlamadan veya tekrarlamadan her noktadan bir kez geçer.
Cevabı göster
Hiçbir noktayı atlamadan veya tekrarlamadan her noktadan bir kez geçer.
is notoriously difficult when the graph is sufficiently large. Kalıp ifadeler
2:19grafik yeterince büyük olduğunda oldukça zor olmasıyla bilinir.
classified as NP-complete: bir hesaplama karmaşıklığı sınıfı
Araya eklenen classified as NP-complete ifadesi, bu problem türünün hangi hesaplama karmaşıklığı sınıfına ait olduğunu belirtir. Classified as, adı olan bir kategoriye yerleştirilmiş demektir; complete ise teknik terimin bir parçasıdır ve tamamlanmış anlamına gelmez. Basitçe söylemek gerekirse, NP-tam bir problemin aday çözümü verimli biçimde kontrol edilebilir; ancak bütün durumlarda çözüm bulmayı sağlayan genel ve verimli bir yöntem bilinmemektedir. Bu, yeterince büyük grafların neden son derece zorlaşabildiğini açıklar; yine de bazı tekil ve küçük durumlar kolay olabilir.
Alıştırma
Bu cümlede classified as NP-complete neyi anlatıyor?
- Problem, hesaplama karmaşıklığındaki resmi bir sınıfa aittir.
- Graf büyüdüğünde problem her zaman hızlıca çözülebilir.
- Problem zaten tamamlanmış ve bütünüyle çözülmüştür.
Cevabı göster
Problem, hesaplama karmaşıklığındaki resmi bir sınıfa aittir.
notoriously difficult: zorluğuyla kötü bir üne sahip
Notoriously difficult, bir şeyin yalnızca very difficult olduğunu değil, zor olduğunun yaygın biçimde bilindiğini anlatır. Notoriously, birçok kişinin bildiği olumsuz bir ün anlamı katar.
Alıştırma
Notoriously hangi cümlede en doğal biçimde kullanılmıştır?
- I found this warm-up notoriously easy today.
- The winter road is notoriously dangerous after heavy snow.
- The violinist is notoriously talented and loved by everyone.
Cevabı göster
The winter road is notoriously dangerous after heavy snow.
Although any proposed solution can be easily verified, Dilbilgisi
2:23Önerilen herhangi bir çözüm kolayca doğrulanabilmesine rağmen,
we have no reliable formula or shortcut for finding one Kalıp ifadeler
2:27bir çözüm bulmak için güvenilir bir formülümüz veya kısayolumuz yok
Although any proposed solution can be easily verified: ana fikirden önce gelen ödünleme
Although bir ödünleme bildirir: yan cümle, önerilen çözümlerin kolayca doğrulanabildiğini kabul eder. Ardından ana cümle daha önemli noktayı verir: bir çözüm bulmanın güvenilir bir yolu yoktur. A doğru olduğu hâlde B'yi geçersiz kılmıyorsa Although A, B yapısını kullanın. Bu bilgi yapısında ana sonuç genellikle B'de yer alır.
Alıştırma
Hangi cümle Although A, B yapısını doğru kullanarak cevabı bulmanın zorluğunu ana fikir yapar?
- Although finding the answer may take hours, checking it is easy.
- Although the answer is easy to check, finding it may take hours.
- Although the answer is easy to check, but finding it may take hours.
Cevabı göster
Although the answer is easy to check, finding it may take hours.
reliable formula or shortcut: güvenilir formül veya kestirme yöntem
Bu cümlede reliable formula or shortcut, güvenilebilecek standart bir yöntem ya da problemi daha hızlı ve kolay çözmenin bir yolu demektir. Reliable, yöntemin tutarlı biçimde işe yaradığını vurgular; formula sistemli bir kuralı, shortcut ise birçok adımı atlamayı sağlayan bir yolu anlatır. İfadenin önünde no olduğu için konuşmacı, böyle bir yolu bulmanın veya var olup olmadığına karar vermenin güvenilir ve basit bir yöntemi olmadığını söylüyor. Bu, problemin hiçbir zaman çözülemeyeceği anlamına gelmez; tek tek örnekler adım adım incelenebilir.
Alıştırma
Cümleyi nottaki hedef ifadeyi aynen kullanarak tamamlayın. İfade, güvenilir bir kuralın veya hızlı ve kolay bir yöntemin olmadığını belirtir: There is ____ for predicting every earthquake.
Cevabı göster
no reliable formula or shortcut
And we're not even sure if it's possible for computers to reliably find such solutions either.
2:33Hatta bilgisayarların bile bu tür çözümleri güvenilir bir şekilde bulmasının mümkün olup olmadığından emin değiliz.
in that you have to start and end at specific points. Dilbilgisi
2:43çünkü belirli noktalarda başlayıp bitirmeniz gerekir.
adds a twist to: yeni bir değişiklik katmak
Add a twist to something, zaten var olan bir şeye yeni veya beklenmedik bir değişiklik katmak demektir. Buradaki ek değişiklik, belirlenmiş noktalarda başlama ve bitirme zorunluluğudur. Twist burada mecaz anlamdadır; fiziksel bir döndürme veya bükme hareketini anlatmaz. İfade çoğu zaman yeni koşulun bir hikâyeyi, oyunu, bulmacayı ya da etkinliği daha ilginç, şaşırtıcı veya zor hâle getirdiğini düşündürür.
Alıştırma
Cümleyi, ilginç ve yeni bir değişiklik katmak anlamındaki hedef ifadeyle aynen tamamlayın: The mystery ingredient ____ the cooking contest.
Cevabı göster
adds a twist to
in that: hangi bakımdan olduğunu belirtmek
In that, önceki bir ifadenin tam olarak hangi bakımdan doğru olduğunu belirten bir yan cümlecik başlatır. Burada eklenen farklılığın ne olduğunu açıklar: başlangıç ve bitiş noktaları sabittir. Bu kullanımda in that bir bağlayıcıdır; bir yerin içinde olmayı anlatmaz. İki sözcüğü birlikte, “şu belirli bakımdan” anlamına gelen tek bir kalıp olarak düşünün.
Alıştırma
“Belirli fark şudur” anlamındaki bağlayıcıyla cümleyi tamamlayın: The two versions differ ____ one includes offline access.
Cevabı göster
in that
But before you waste a ton of graph paper, Deyimler
2:47Ancak bir ton grafik kağıdını israf etmeden önce,
waste a ton of graph paper: gündelik abartı
Waste graph paper, kareli kâğıdı yararlı bir sonuç elde etmeden kullanıp boşa harcamak demektir. A ton of, “çok büyük miktarda” anlamına gelen gündelik bir abartıdır; kâğıdın gerçek ağırlığını belirtmez. But before... ifadesi, çok fazla kâğıt ve emek harcamadan önce durmayı öneren hafif bir uyarı oluşturur. Konuşmacının birazdan bu işi azaltabilecek bir bilgi vereceğini sezdirir.
Alıştırma
Derste geçen ve “çok büyük miktarda” anlamına gelen üç sözcüklü gündelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: We used ____ paper testing the design.
Cevabı göster
a ton of
you should know that a true Hamiltonian path isn't possible with these endpoints. Kelime
2:50bu bitiş noktaları ile gerçek bir Hamilton yolunun imkansız olduğunu bilmelisiniz.
with these endpoints: bir yolun belirlenmiş uç noktaları
Çizge kuramında endpoints, bir yolun iki ucundaki köşeleri, yani yolun başladığı ve bittiği köşeleri ifade eder. Burada these endpoints, önceden belirlenmiş kuzeybatı köşesindeki giriş ile güneydoğu köşesindeki çıkışı anlatır. with these endpoints ifadesi, iddiaya bir koşul ekler. Konuşmacı, bu iki belirli köşe yolun uçları olmak zorundaysa bir Hamilton yolunun mümkün olmadığını söylüyor; her olası uç noktası çiftinin başarısız olduğunu söylemiyor.
Alıştırma
Bu cümlede these endpoints neyi ifade ediyor?
- bulmacayı çözmenin son iki adımı
- yolun başladığı ve bittiği belirlenmiş iki köşe
- ızgaranın merkezindeki bütün odalar
Cevabı göster
yolun başladığı ve bittiği belirlenmiş iki köşe
That's because the rooms form a grid with an even number of rooms on each side. Kalıp ifadeler
2:55Çünkü odalar, her iki tarafında çift sayıda oda bulunan bir ızgara oluşturur.
with an even number of rooms on each side: ızgaranın boyutlarını anlatmak
with an even number of rooms on each side ifadesi, ızgaranın bir özelliğini anlatır. Çift sayı, 2, 4 veya 6 gibi 2'ye tam bölünebilen bir sayıdır; burada ızgaranın her kenarı boyunca dört oda vardır. Burada on each side, ızgaranın her bir dış kenarı boyunca demektir. Her odanın içindeki duvarları ifade etmez. with edatı, ızgaranın sahip olduğu bir özelliği ekler.
Alıştırma
Hangi ızgara with an even number of rooms on each side açıklamasına uyar?
- toplam altı odası olan ve üçerli iki sıra hâlinde düzenlenmiş bir ızgara
- her kenarı boyunca altı oda bulunan altıya altı bir ızgara
- her kenarı boyunca beş oda bulunan beşe beş bir ızgara
Cevabı göster
her kenarı boyunca altı oda bulunan altıya altı bir ızgara
a Hamiltonian path that starts and ends in opposite corners is impossible. Kalıp ifadeler
3:03zıt köşelerde başlayıp biten bir Hamilton yolu imkansızdır.
starts and ends in opposite corners: karşılıklı köşelerde başlayıp bitmek
Bu cümlede starts and ends in opposite corners, yolun iki uç noktasının yerini belirtir: yol ızgaranın bir köşesinde başlar ve çapraz karşısındaki köşede biter. Opposite corners, bir dikdörtgen veya ızgarada çapraz karşılıklı olan bir köşe çiftini anlatır; komşu köşeleri ya da yalnızca birbirinden farklı herhangi iki köşeyi anlatmaz. starts and ends in + çoğul yer biçimindeki paralel yapı, başlangıç ve bitiş yerlerini kısa ve açık biçimde birlikte verir. Opposite corners iki yerden oluşan bir çifti belirttiği için köşelerden birinin başlangıç, diğerinin bitiş olduğu anlaşılır.
Alıştırma
Yukarıda öğretilen tam uç nokta yapısıyla rota açıklamasını tamamlayın: The maze path ____ of the rectangular grid.
Cevabı göster
starts and ends in opposite corners
Here's one way of understanding why: sonuçtan açıklamaya geçmek
Here's one way of understanding why, daha önce belirtilmiş bir sonuçtan onun gerekçesine geçişi gösteren bir yönlendirme ifadesidir. Dinleyiciye, nedeni daha kolay görmeyi sağlayacak bir model, örnek ya da benzetmenin geleceğini bildirir. One way, bunun anlamaya giden olası yollardan yalnızca biri olduğunu ve tek kanıt olmak zorunda olmadığını gösterir. Why ise önceki iddianın neden doğru olduğu sorusuna geri gönderme yapar.
Alıştırma
Here's one way of understanding why. bir açıklamada ne işe yarar?
- Yalnızca bir kanıtın doğru olabileceğini iddia eder.
- Dinleyiciye fiziksel bir rota seçmesini söyler.
- Az önce belirtilen bir sonuç için olası açıklamalardan birini sunar.
Cevabı göster
Az önce belirtilen bir sonuç için olası açıklamalardan birini sunar.
Consider a checkerboard grid with an even number of squares on each side.
3:12Her iki tarafında çift sayıda kare bulunan dama tahtası ızgarasını düşünün.
Every path through it will alternate black and white. Kelime
3:17Üzerinden geçen her yol siyah ve beyaz olarak değişecektir.
alternate black and white: sırayla değişmeyi anlatan fiil
Bu cümlede alternate bir fiildir. alternate black and white, yol üzerindeki karelerin siyah-beyaz-siyah-beyaz biçiminde tekrar eden bir sırada göründüğünü ve her adımda diğer renge geçildiğini anlatır. Bu kullanım, iki şeyin bir sıra içinde dönüşümlü olarak gerçekleşmesini anlatır. İnsanların, etkinliklerin veya örüntülerin sırayla değişmesi için de kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede alternate, iki rengin sırayla değiştiğini anlatan bir fiil olarak kullanılmıştır?
- The signal alternates between red and green.
- The red and green lights stayed on together.
- We followed an alternate route to school.
Cevabı göster
The signal alternates between red and green.
These grids will all also have an even total number of squares
3:20Bu ızgaraların hepsinin toplam kare sayısı da çift olacaktır
because an even number times an even number is even.
3:25çünkü çift sayıyla çift sayının çarpımı çifttir.
So a Hamiltonian path on an even-sided grid that starts on black will have to end on white. Dilbilgisi
3:29Bu yüzden, siyah üzerinden başlayan çift taraflı bir ızgaradaki Hamilton yolu beyazda bitmek zorundadır.
will have to end on: mantıksal olarak zorunlu bir sonuç
Burada will have to, kuralların zorunlu kıldığı bir sonucu anlatır. Yol her adımda renk değiştirdiği ve ızgara belirtilen boyutta olduğu için beyazda bitmek tek olası sonuçtur. Bir kişi yola bunu yapmasını emretmemektedir. end on son konumu belirtir; yani son kare beyazdır. Daha genel olarak will have to + fiil, mantığın gerektirdiği bir sonuç da dahil olmak üzere gelecekte gerekli veya kaçınılmaz olan bir durumu anlatabilir.
Alıştırma
Bu açıklamada will have to end on white ne anlama geliyor?
- Kurallar, beyazda bitmeyi zorunlu kılar.
- Yol, istediği herhangi bir bitiş rengini özgürce seçebilir.
- Birisi yola beyazda durmasını emretmiştir.
Cevabı göster
Kurallar, beyazda bitmeyi zorunlu kılar.
And one that starts on white will have to end on black.
3:36Ve beyaz üzerinden başlayan ise siyahta bitmek zorundadır.
However, in any grid with even-numbered sides,
3:40Ancak, kenarları çift sayılı herhangi bir ızgarada,
opposite corners are the same color: çapraz köşe ilişkisini anlatmak
Opposite corners, ızgaranın merkezi arada kalacak şekilde çapraz olarak karşı karşıya bulunan iki köşeyi anlatır. Aynı kenar üzerinde yan yana bulunan köşeler değildir. Are the same color, iki köşenin aynı renge sahip olduğunu belirtir. Konum ifadesi + be + the same + özellik kalıbı, opposite sides are the same length örneğinde olduğu gibi başka görsel ilişkileri de anlatabilir.
Alıştırma
Çapraz olarak karşı karşıya bulunan iki köşenin aynı renkte olduğunu hangi cümle söyler?
- The adjacent corners are the same color.
- The opposite sides are the same color.
- The opposite corners are the same color.
Cevabı göster
The opposite corners are the same color.
So it's impossible to start and end a Hamiltonian path on opposite corners. Dilbilgisi
3:45Bu nedenle zıt köşelerde bir Hamilton yolunu başlat ve bitirmek imkansızdır.
it's impossible to ...: It + be + sıfat + to-infinitive kalıbı
It's impossible to ... ifadesi It + be + sıfat + to-infinitive kalıbını kullanır. It, özne konumunu dolduran biçimsel bir öznedir; impossible sözcüğünün değerlendirdiği şey to sonrasındaki eylemdir. Burada cümle, yolun iki ucunu karşı köşelere yerleştirmenin imkânsız olduğunu belirtir. Tek bir to, birbirine bağlanan start ve end fiillerini birlikte başlatır. Aynı kalıp, bir eylemi değerlendirmek için It's difficult to explain veya It's necessary to check örneklerindeki gibi başka sıfatlarla da kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için It's kısaltmasını ve impossible sıfatını kullanın: ____ solve this puzzle without moving any pieces.
Cevabı göster
It's impossible to
out of luck: mevcut durumda hiç şansı kalmamak
Out of luck, birinin iyi bir seçeneğinin ya da istediği sonucu elde etme şansının kalmadığını anlatan bir deyimdir. Burada bulmacanın çözülemez göründüğü anlamına gelir; luck, birinin gerçekten dışında bulunabileceği bir yer değildir. Yaygın kalıp be out of luck şeklindedir. It seems like sonucu daha yumuşak biçimde ifade eder ve ardından gelecek istisnaya yer bırakır.
Alıştırma
Cümleyi, bu durumda hiç şans kalmadığını anlatan üç sözcüklü deyimle tamamlayın: The last bus has already left, so we're ____.
Cevabı göster
out of luck
unless you look at the rules carefully and notice an important exception. Anlatım akışı
3:54kurallara dikkatlice bakıp önemli bir istisnayı fark etmezseniz.
unless you look ... and notice an important exception: sonucu değiştiren koşul
Unless, önceki sonucu değiştirebilecek koşulu belirtir: kuralları dikkatle inceleyip istisnayı bulduğun durum dışında, çözüm yokmuş gibi görünür. Çoğu zaman if ... not aracılığıyla anlaşılabilir: dikkatle bakıp istisnayı fark etmezsen, hâlâ çözümsüz kalırsın. Unless ile başlayan bölüm moral bozucu sonuçtan sonra gelir; böylece temel istisna daha sonra açıklanır. look ... and notice ... ile bağlanan eylemler, dinleyiciyi kuralları yeniden kontrol etmekten önemli istisnayı keşfetmeye yönlendirir.
Alıştırma
Cümleyi '... durumu dışında' anlamına gelen sözcükle tamamlayın: The puzzle cannot be solved ____ you notice the hidden exception.
Cevabı göster
unless
It's true that once you activate the switch in a contaminated room, Anlatım akışı
4:00Kontamine olmuş bir odadaki düğmeyi etkinleştirdiğinizde,
it's destroyed and you can never go back.
4:04o odanın yok edildiği ve asla geri dönemeyeceğiniz doğrudur.
It's true that: karşıtlıktan önce bir noktayı kabul etmek
It's true that, konuşmacının geçerli olduğunu kabul ettiği bir noktayı sunar: kirlenmiş bir odada düğmeyi etkinleştirmek o odayı yok eder ve geri dönmeyi imkânsız kılar. Burada bu ifade, düşünceyi bir kabul üzerinden düzenler. Dinleyicinin bu sınırlamayı aklında tutmasını sağlar, ama aynı zamanda But ile başlayan karşıt istisnaya zemin hazırlar; konuşmacının nihai sonucu değildir.
Alıştırma
Ardından gelen karşıt ifadeyi düşünürsek It's true that burada ne yapıyor?
- Bir istisna sunulmadan önce sınırlamayı kabul eder.
- Sınırlamayı nihai sonuç olarak sunar.
- Sınırlamayı yanlış olduğu için reddeder.
Cevabı göster
Bir istisna sunulmadan önce sınırlamayı kabul eder.
But there's one room that wasn't contaminated, Dilbilgisi
4:07Ancak kontamine olmayan bir oda vardı,
one room that wasn't contaminated, the entrance: aynı odayı önce tarif edip sonra adlandırmak
one room isim öbeğinin ardından, hangi odanın kastedildiğini açıklayan sınırlayıcı ilgi cümleciği that wasn't contaminated gelir. Virgülden sonraki the entrance bir eş açıklamadır ve aynı odanın tam olarak ne olduğunu belirtir. Dolayısıyla cümle önce tek bir yeri tarif eder, sonra adını verir; ikinci bir oda eklemez.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: There is one route that stays open, the river path. the river path neyi belirtir?
- Konuşmacının yola çıktığı yer
- Kapalı olan ikinci bir rota
- Açık kalan tek rota
Cevabı göster
Açık kalan tek rota
This means that you can leave it once without pulling the switch
4:11Bu, şalteri çekmeden bir kez oradan ayrılabileceğiniz
and return there when you've destroyed either of these two rooms. Dilbilgisi
4:14ve bu iki odadan herhangi birini yok ettiğinizde oraya dönebileceğiniz anlamına gelir.
either of these two: iki seçenekten birini seçmek
either of these two rooms ifadesinde either, iki öğeden birini, yani odalardan birini veya diğerini seçer. Cümle, iki odadan birini yok etmenin yeterli olduğunu söyler; ikisini de yok etmek gerektiği anlamına gelmez. Kalıp either of + belirleyici + çoğul isim veya zamir şeklindedir: either of the doors, either of my answers ya da either of them. İfadenin tamamı özne olduğunda standart İngilizcede genellikle tekil fiil kullanılır: Either of these rooms is safe.
Alıştırma
Cümleyi “iki otobüsten herhangi biri” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: You may take ____ buses to the museum.
Cevabı göster
either of these two
The corner room may have been contaminated from the airlock opening, Dilbilgisi
4:19Köşe odası hava kilidinin açılmasından dolayı kontamine olmuş olabilir,
may have been contaminated: geçmişte gerçekleşmiş olası bir edilgen olay
May have been contaminated, odanın daha önce başına gelmiş olabilecek bir şey hakkında belirsiz bir tahmin ifade eder. Kirlenmeyi bilinen bir gerçek olarak sunmaz. Kalıp modal may + perfect have been + geçmiş zaman ortacı contaminated şeklindedir. Have been, tahmini şimdiki referans noktasından önceye yerleştirir; edilgen yapı ise odanın kirlenmeden etkilenen taraf olduğunu gösterir. Buradaki may, “muhtemelen” anlamındadır; “izinli olmak” anlamında değildir.
Alıştırma
Geçmişteki edilgen bir olay hakkında belirsiz bir tahmin oluşturmak için may ve damage fiilini kullanarak cümleyi tamamlayın: The package ____ during delivery.
Cevabı göster
may have been damaged
but that's okay because you can destroy the entrance after your second visit. Anlatım akışı
4:23ancak bu sorun değil çünkü ikinci ziyaretinizden sonra girişi yok edebilirsiniz.
that's okay because: kaygıyı giderip nedenini açıklamak
Burada that's okay, durumun iyi olduğu anlamına gelmez. Olası bir sorunu kabul eder ve bu sorunun planı engellemeyeceğini belirtir. Because hemen ardından kaygının neden bir kenara bırakılabileceğini açıklar. that's okay because + neden kalıbı, bir açıklamayı düzenlemenin kullanışlı bir yoludur: önce bir itiraza cevap verilir, ardından çözümün neden hâlâ işe yaradığı gösterilir.
Alıştırma
Küçük bir sorun planı engellemeyecek. Hangi yanıt hem kaygıyı gideriyor hem de bir neden sunuyor?
- That's a problem, although we have a backup copy.
- That's okay because we have a backup copy.
- That's okay, but why did it happen?
Cevabı göster
That's okay because we have a backup copy.
That return trip gives you four options for a successful route Kalıp ifadeler
4:28Bu dönüş yolculuğu size başarılı bir rota için dört seçenek sunar
gives you four options for...: give someone options for kalıbı
gives you four options ifadesinde give, bir nesneyi fiziksel olarak teslim etmek değil, sağlamak veya kullanıma sunmak anlamına gelir. Kalıp something gives + kişi + options biçimindedir: dönüş yolculuğu seçenekleri oluşturur, you bu seçenekleri elde eder ve four bunların sayısını belirtir. For a successful route, seçeneklerin hangi hedef veya etkinlikle ilgili olduğunu belirtir. for sonrasında options for payment ve options for getting home örneklerinde olduğu gibi bir isim öbeği veya -ing biçimi kullanılır.
Alıştırma
give someone options for kalıbını gives ve us ile kullanarak cümleyi tamamlayın: The new timetable ____ planning the trip.
Cevabı göster
gives us more options for
and a similar set of options if you destroyed this room first.
4:32ve önce bu odayı yok ederseniz benzer bir dizi seçenek daha sunar.
you've prevented an epidemic of apocalyptic proportions. Kalıp ifadeler
4:38kıyamet boyutlarındaki bir salgını önlediniz.
prevented an epidemic of apocalyptic proportions: kıyamet boyutlarında bir salgını önlemek
Prevent an epidemic, bir salgının gelişmesini veya ortaya çıkmasını engellemek demektir. Burada prevent, engellenen olayı doğrudan nesne olarak alır: prevent an epidemic. Engellenen eylemi belirtmek için prevent + isim + from + -ing yapısı kullanılır; örneğin prevent the virus from spreading. Of apocalyptic proportions, salgının ulaşabileceği ölçeği ve ciddiyeti anlatır. Burada proportions matematiksel oranlar değil, boyut veya kapsam demektir. Apocalyptic bilinçli bir abartıdır: önlenen sonuç neredeyse dünyanın sonunu getirecek kadar ağır gösterilir.
Alıştırma
Hangi cümle, hızlı müdahalenin bir salgının son derece büyük boyutlara ulaşmasını engellediğini doğal biçimde ifade eder?
- The fast response prevented an epidemic of enormous proportions.
- The fast response prevented an epidemic from enormous proportions.
- The fast response prevented from an epidemic of enormous proportions.
Cevabı göster
The fast response prevented an epidemic of enormous proportions.
Maybe you should take up that recent job offer to become a traveling salesman. Notlar
4:45Belki de gezici satıcı olmak için son zamanlardaki o iş teklifini kabul etmelisiniz.
should take up that recent job offer: yakın zamandaki iş teklifini kabul etmelisin
should take up that recent job offer ifadesinde take up, teklifi kabul etmek ve ona göre harekete geçmek demektir. Bir şeyi fiziksel olarak kaldırmak anlamına gelmez. take up sonrasındaki isim anlamı yönlendirir: bir offer kabul edilir, bir hobby veya sport ise yapılmaya başlanır. Should tavsiye verir; Maybe ise bu tavsiyeyi yumuşatarak daha az kesin ve baskıcı hâle getirir.
Alıştırma
Cümleyi, “kabul etmek” anlamındaki iki sözcüklü hedef öbek fiille tamamlayın: After thinking for a week, Maya decided to ____ the job offer.
Cevabı göster
take up
a traveling salesman: matematiksel bir kelime oyunu
A traveling salesman, kelime anlamıyla müşterileri ziyaret etmek için bir yerden başka bir yere giden satış görevlisidir. Burada aynı zamanda her konumu bir kez ziyaret edip başlangıç noktasına dönen mümkün olan en kısa turu bulmaya yönelik klasik optimizasyon problemi Traveling Salesman Problem'a, yani Gezgin Satıcı Problemi'ne gönderme yapar. Çevredeki konuşma Hamilton yolları ve rotalarla ilgili olduğu için bu iş önerisi yalnızca bir kariyer tavsiyesi değildir. Sıradan bir mesleği başka bir ünlü matematiksel rota problemine bağlayan bir kelime oyunuyla kapanış yapılır.
Alıştırma
A traveling salesman burada neden matematiksel bir espriye dönüşüyor?
- Kişinin tatil paketleri ve seyahat ekipmanları sattığı anlamına gelir.
- Bir mesleğin adını verirken aynı zamanda klasik bir rota optimizasyonu problemine gönderme yapar.
- Yalnızca her satış görevlisinin bir Hamilton yolu izlediğini söyler.
Cevabı göster
Bir mesleğin adını verirken aynı zamanda klasik bir rota optimizasyonu problemine gönderme yapar.