Notalar nasıl okunur - Tim Hansen: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
866 kelime 212 kel/dk

Video özeti: Bu ders, Batı müziği notasının bir senaryo gibi nasıl işlediğini açıklar: porte, ses perdesini dikey ve ritmi yatay olarak gösterirken anahtarlar, nota değerleri, ölçüler ve ölçü işaretleri bu bilgileri çalınabilir müziğe dönüştürür. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. operates on exactly the same principle. — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Görünüşte farklı iki sistemi, temelde bütünüyle aynı ilkeye göre çalıştıklarını belirterek karşılaştırmayı öğrenin. Bu kalıp mekanizmaları, yöntemleri ve süreçleri açıklarken kullanılabilir. 2. just like the secondhand on a clock divides 1 minute into 60 seconds, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Tanıdık saat benzetmesinin sabit müzik vuruşu gibi soyut bir fikri nasıl somutlaştırdığını fark edin; yeni kavramları gündelik deneyimlerle ilişkilendirmek için just like yapısını kullanın. 3. even though the number of notes in each bar has changed, the total number of beats in each bar hasn't. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Görünür bir değişikliği değişmeden kalan bir koşulla karşılaştırmak için even though kullanın; farklı ritim birleşimlerinin aynı toplam vuruş sayısını koruyabileceğini açıkça anlatın.

Bu derste

When we watch a film or a play,

0:06

Bir film veya tiyatro oyunu izlediğimizde,

we know that the actors probably learned their lines from a script, Kalıp ifadeler

0:08

oyuncuların repliklerini muhtemelen bir senaryodan öğrendiklerini biliriz,

Kalıp ifadeler

learned their lines: senaryodaki repliklerini ezberlediler

learn one's lines ifadesinde lines, bir oyuncunun söylemesi gereken repliklerdir. Bu nedenle learned their lines, senaryodaki repliklerini sahneleyebilecek kadar iyi ezberledikleri anlamına gelir. İyelik sözcüğü oyuncuya göre değişir: I learn my lines, you learn your lines ve actors learn their lines. Bu ifade tiyatro, film ve seçme gibi senaryolu performanslarda kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi learn one's lines ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Before the school play, I need to ____.

Cevabı göster

learn my lines

which essentially tells them what to say and when to say it. Dilbilgisi

0:11

ki bu da temel olarak onlara neyi ne zaman söyleyeceklerini anlatır.

Dilbilgisi

what to say and when to say it: paralel soru sözcüğü + to-infinitive ifadeleri

What to say ve when to say it, “soru sözcüğü + to-infinitive” yapısındaki paralel ifadelerdir. Senaryonun oyunculara verdiği sözleri ve zamanlama bilgisini belirtirler. Bu iki ifade tells them sonrasında verilen bilginin ne olduğunu gösterir; doğrudan soru sormazlar. Aynı kısa yapı what to do, where to go ve how to begin örneklerinde olduğu gibi talimatları veya kararları da ifade edebilir.

Alıştırma

Hangi cümle tells us sonrasında iki “soru sözcüğü + to-infinitive” ifadesini doğru kullanıyor?

  1. The guide tells us where do we meet and when do we return.
  2. The guide tells us where meeting and when returning.
  3. The guide tells us where to meet and when to return.
Cevabı göster

The guide tells us where to meet and when to return.

A piece of written music operates on exactly the same principle. Kalıp ifadeler

0:15

Yazılı bir müzik eseri de tam olarak aynı prensiple çalışır.

Kalıp ifadeler

operate on exactly the same principle: tam olarak aynı ilkeye göre işlemek

Operate on a principle, “temeldeki bir kurala veya yönteme göre işlemek” demektir. Burada operates, bir müzik partisyonunun sistem olarak nasıl işlediğini anlatır; birinin makine kullandığı anlamına gelmez. Exactly the same karşılaştırmayı güçlendirir: Partisyon ile daha önce sözü edilen sistem farklı görünebilir, ancak arkalarındaki mantık aynıdır. Başka durumlarda da kullanılabilecek karşılaştırma yapısı X operates on the same principle as Y şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi “temeldeki aynı kurala tam olarak uyar” anlamına gelen vurgulanmış ifadeyle tamamlayın: The new filter ____ as the old one.

Cevabı göster

operates on exactly the same principle

In a very basic sense, Anlatım akışı

0:18

Çok temel anlamda,

Anlatım akışı

In a very basic sense: basitleştirilmiş bir açıklamayı bildirmek

In a very basic sense, dinleyiciye sırada bütün ayrıntıları içeren eksiksiz bir açıklama değil, basit bir ana fikir olduğunu bildirir. Daha karmaşık bilgiler eklenmeden önce kolay bir başlangıç noktası sunarak bilgiyi düzenler. Burada sense, bedensel duyulardan biri değil, “anlama biçimi” veya “anlam düzeyi” demektir. Bu ifade çoğunlukla cümlenin başında, kabaca yapılan bir tanımdan veya benzetmeden önce gelir.

Alıştırma

Cümleyi basitleştirilmiş bir açıklamanın geleceğini bildiren vurgulanmış girişle tamamlayın: In ____, a budget is a plan for your money.

Cevabı göster

a very basic sense

it tells a performer what to play and when to play it.

0:20

icracıya neyi ne zaman çalacağını söyler.

Aesthetically speaking, Anlatım akışı

0:24

Estetik açıdan konuşursak,

there's a world of difference between, say, Deyimler

0:25

diyelim ki ikisi arasında dağlar kadar fark vardır:

Beethoven and Justin Bieber,

0:27

Beethoven ve Justin Bieber,

Anlatım akışı

Aesthetically speaking: estetik bakış açısını belirtmek

Aesthetically speaking, güzellik, görünüş veya sanatsal üslup açısından demektir. Cümlenin başında kullanıldığında, dinleyiciye ardından gelecek karşılaştırmanın hangi bakış açısından yapıldığını gösterir. Buradaki speaking, konuşma eylemini anlatmaz. Tüm ifade bir bakış açısı belirleyicisi olarak çalışır. technically speaking ve generally speaking de benzer kalıplardır, ancak her biri farklı bir bakış açısı seçer.

Alıştırma

Görüşü güzellik ve üslupla sınırlayan, dersteki iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____, the hand-drawn logo looks warmer.

Cevabı göster

Aesthetically speaking

Deyimler

a world of difference: çok büyük bir karşıtlığı vurgulamak

A world of difference, son derece büyük bir fark anlamına gelen bir deyimdir. World sözcüğü güçlü bir vurgu katar; gerçek bir dünyayı veya fiziksel uzaklığı anlatmaz. Yaygın karşılaştırma kalıbı There is a world of difference between A and B. şeklindedir. Bu kalıp, iki şeyin kalite, üslup, deneyim veya ilgili başka bir açıdan birbirinden çok uzak olduğunu anlatır.

Alıştırma

Son derece büyük bir fark anlamına gelen, dersteki dört sözcüklü deyimle cümleyi tamamlayın: There's ____ between seeing a photo of the ocean and standing beside it.

Cevabı göster

a world of difference

but both artists have used the same building blocks to create their music, Deyimler

0:29

ancak her iki sanatçı da müziklerini yaratmak için aynı yapı taşlarını kullanmıştır:

notes.

0:33

notalar.

Deyimler

the same building blocks: ortak temel unsurlar

Burada the same building blocks ifadesi, daha karmaşık bir şeyi oluşturmak için kullanılan aynı temel parçaları anlatan bir mecazdır. Bu parçalar, iki sanatçının da müzik oluşturmak için bir araya getirdiği notalardır. Bu mecaz, daha büyük bir sistemi, beceriyi veya eseri oluşturan basit parçaları anlatabilir. Oyuncak blokları ya da gerçek yapı malzemelerini ifade etmez.

Alıştırma

Hangi cümlede building blocks, temel parçalar anlamında mecaz olarak kullanılmıştır?

  1. The truck delivered building blocks to the house.
  2. The child stacked the building blocks.
  3. Letters are the building blocks of words.
Cevabı göster

Letters are the building blocks of words.

And although the end result can sound quite complicated, Dilbilgisi

0:34

Ve nihai sonuç kulağa oldukça karmaşık gelse de,

the logic behind musical notes is actually pretty straightforward.

0:37

müzik notalarının arkasındaki mantık aslında oldukça basittir.

Dilbilgisi

although ...: ana noktadan önce verilen ödün

Although, konuşmacının karşıt olan ana noktayı vermeden önce kabul ettiği bir gerçeği tanıtır. Burada vurgulanan yan cümle, ortaya çıkan müziğin karmaşık gelebileceğini kabul eder; ana cümle ise odağı daha önemli olan “müzik notalarının mantığı basittir” düşüncesine taşır. Bu karşıtlığı düzenlemek için Although A, B kalıbını kullanın. A görünürdeki zorluğu veya şaşırtıcı gerçeği verirken B ana mesajı taşır.

Alıştırma

Hangi cümle karşıtlık kurmak için although sözcüğünü doğru kullanıyor?

  1. Although the machine looks complicated, but it is easy to use.
  2. Although the machine looks complicated, it is easy to use.
  3. Although the machine looks complicated, so it is easy to use.
Cevabı göster

Although the machine looks complicated, it is easy to use.

Let's take a look at the foundational elements to music notation Kalıp ifadeler

0:40

Müzik notasyonunun temel unsurlarına

and how they interact to create a work of art.

0:43

ve bunların bir sanat eseri yaratmak için nasıl etkileşime girdiğine bir göz atalım.

Kalıp ifadeler

Let's take a look at: sıradaki konuya geçiş yapmak

Let's take a look at + isim veya konu, “bunu inceleyelim ya da konuşalım” anlamına gelir. Bu cümlede yeni bir bölüm açar ve dinleyicilerin dikkatini müzik notasyonunun temel öğelerine yöneltir. Bu ifade mutlaka bir şeye fiziksel olarak kısaca bakmayı anlatmaz. Derslerde, öğretici içeriklerde ve sunumlarda genellikle konuşmacının bir şeyi açıklamak üzere olduğunu belirtir. let's ise geçişe samimi ve ortak bir ton verir.

Alıştırma

Hangi cümle dinleyicileri doğal bir şekilde sıradaki grafiğe odaklanmaya davet eder?

  1. Let's take at the next chart a look.
  2. Let's take a look at the next chart.
  3. Let's take a look the next chart.
Cevabı göster

Let's take a look at the next chart.

Music is written on five parallel lines that go across the page.

0:47

Müzik, sayfa boyunca uzanan beş paralel çizgi üzerine yazılır.

These five lines are called a staff, Kültür

0:51

Bu beş çizgiye dizek adı verilir

Kültür

a staff: müzikteki beş çizgili dizek

Müzik notasyonunda a staff, notaların ve diğer simgelerin yazıldığı beş yatay çizgiden ve bu çizgiler arasındaki dört boşluktan oluşan dizektir. Cümle bu müzik terimini tanımlıyor. Yakındaki five lines sözleri anlamı açıkça gösterir. Burada staff, bir çalışan grubu veya destek için kullanılan uzun bir değnek anlamına gelmez.

Alıştırma

“These five lines are called a staff,” cümlesinde staff ne anlama gelir?

  1. müzik yazmak için kullanılan beş çizgili dizek
  2. bir kuruluşta çalışan insanlardan oluşan grup
  3. destek için kullanılan uzun bir değnek
Cevabı göster

müzik yazmak için kullanılan beş çizgili dizek

and a staff operates on two axes, Kalıp ifadeler

0:54

ve bir dizek iki eksen üzerinde çalışır,

Kalıp ifadeler

operates on two axes: iki boyut kullanarak işlemek

Operates on two axes, bir sistemin bilgiyi düzenlemek için iki yön ya da boyut kullanarak işlediğini belirtir. Burada porte, koordinat sistemine benzeyen bir düzen olarak ele alınır: dikey ve yatay konumlar farklı bilgiler taşır. Buradaki axes, axis sözcüğünün çoğuludur. X operates on two axes yapısı, iki yönü farklı görevler taşıyan bir grafik, harita, arayüz ya da modeli de anlatabilir.

Alıştırma

Açıklamayı hedef ifadeyle tamamlayın: The chart uses a left-right direction and an up-down direction, so it ____.

Cevabı göster

operates on two axes

up and down and left to right.

0:56

yukarı ve aşağı ile soldan sağa.

The up and down axis tells the performer the pitch of the note, Kültür

0:59

Yukarı ve aşağı eksen, icracıya notanın perdesini

or what note to play,

1:02

veya hangi notayı çalacağını söyler,

Kültür

the pitch of the note: notanın ne kadar tiz ya da pes duyulduğu

Müzik ve ses bağlamında pitch, bir notanın tiz ya da pes duyulmasını sağlayan özellik, yani ses perdesidir. Bu cümlede portedeki dikey konum, icracıya hangi perdedeki sesi ya da hangi notayı çalacağını gösterir. Ses bağlamları dışında pitch başka anlamlara da gelir, ancak yakındaki note ve play sözcükleri burada müzik anlamını seçer.

Alıştırma

Müzik tanımını doğru terimle tamamlayın: The quality that makes a note sound high or low is called ____.

Cevabı göster

pitch

and the left to right axis tells the performer the rhythm of the note, Kültür

1:04

ve soldan sağa eksen, icracıya notanın ritmini,

or when to play it.

1:07

veya onu ne zaman çalacağını söyler.

Kültür

the rhythm of the note: notaların ne zaman gerçekleştiği

Bu cümlede the rhythm of the note, notanın zaman içindeki düzenini ifade eder: ne zaman başladığını ve daha geniş anlamda diğer notalara göre ne kadar sürdüğünü belirtir. or when to play it ifadesi temel fikri daha basit sözlerle yeniden anlatır. Burada rhythm, nota yazımının zaman boyutudur. İcracıya yalnızca genel bir ritim hissi değil, okuyup uygulayabileceği zaman bilgisi verir.

Alıştırma

Bir müzik dersinde rhythm, icracıya temel olarak neyi söyler?

  1. Notaların ne zaman gerçekleştiği ve ne kadar sürdüğü.
  2. Notaların ne kadar tiz veya pes duyulduğu.
  3. Notaların ne kadar yüksek sesle çalındığı.
Cevabı göster

Notaların ne zaman gerçekleştiği ve ne kadar sürdüğü.

Let's start with pitch.

1:09

Perde ile başlayalım.

To help us out, Kalıp ifadeler

1:11

Bize yardımcı olması için,

Kalıp ifadeler

To help us out: yararlı bir şeyi tanıtmak

To help us out, ardından gelecek şeyin amacını bildiren bir mastar öbeğidir: sıradaki araç, örnek veya gösterim, açıklamayı kolaylaştıracağı için tanıtılır. Help someone out, bir durumda o kişiye yararlı yardım sağlamak anlamına gelir. Buradaki out, “dışarı” anlamına gelmez ve ifade ciddi bir sorun olduğunu göstermez.

Alıştırma

Öğretici geçişini hedef ifadeyle tamamlayın: ____, the guide includes a simple diagram.

Cevabı göster

To help us out

we're going to use a piano,

1:11

bir piyano kullanacağız,

but this system works for pretty much any instrument you can think of. Kelime

1:13

ancak bu sistem aklınıza gelebilecek hemen hemen her enstrüman için işe yarar.

Kelime

pretty much: “neredeyse” anlamı

Pretty much konuşmada sık kullanılan ve “neredeyse” ya da “hemen hemen” anlamına gelen bir ifadedir. pretty much any instrument sözünde kapsamı çok genişletir, ancak hiç istisna olmadığını kesin olarak söylemez. Buradaki pretty, derece bildiren bir zarftır. “Güzel” anlamına gelmez.

Alıştırma

“Neredeyse” anlamına gelen iki sözcüklü konuşma ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The museum is ____ empty after closing time.

Cevabı göster

pretty much

In the Western music tradition, Kültür

1:17

Batı müziği geleneğinde,

pitches are named after the first seven letters of the alphabet, Kalıp ifadeler

1:18

perdeler alfabenin ilk yedi harfiyle adlandırılır,

Kalıp ifadeler

are named after: adını bir kaynaktan almak

Be named after, “birinin veya bir şeyin adını almak” ya da “adı birine veya bir şeye dayanmak” anlamına gelir. Burada are named after, geniş zamanda edilgen bir yapıdır: ses perdelerinin harf adları alfabenin ilk yedi harfinden gelir. Bu ifadede after, adın kaynağını veya örnek aldığı şeyi gösterir. Ad verme işleminin zaman bakımından daha sonra gerçekleştiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle bir binaya Dr. Lee’nin adının verildiğini söylüyor?

  1. The science center was named after Dr. Lee.
  2. Dr. Lee named the science center yesterday.
  3. The science center opened after Dr. Lee arrived.
Cevabı göster

The science center was named after Dr. Lee.

A, B, C, D, E, F, and G.

1:22

A, B, C, D, E, F ve G.

Kültür

In the Western music tradition: kapsamı belirlemek

Cümlenin başındaki In the Western music tradition ifadesi, ardından gelen açıklamanın kapsamını belirler. Ses perdelerinin A'dan G'ye kadar adlandırılmasının bu belirli kültürel ve müzikal sistem içinde açıklandığını gösterir. Buradaki Western, “batıya doğru” anlamına gelmez. Bu ifade, açıklamanın bütün müzik gelenekleri için geçerli evrensel bir kural gibi anlaşılmasını önler.

Alıştırma

Cümlenin başındaki In the Western music tradition ifadesi ne işe yarar?

  1. Bütün müzik kültürlerinin aynı ses perdesi adlarını kullandığını ileri sürer.
  2. A'dan G'ye adlandırmayla ilgili açıklamayı belirli bir müzik geleneğiyle sınırlar.
  3. Ses perdelerinin batıya doğru çalınması gerektiğini söyler.
Cevabı göster

A'dan G'ye adlandırmayla ilgili açıklamayı belirli bir müzik geleneğiyle sınırlar.

After that, the cycle repeats itself.

1:26

Bundan sonra döngü kendini tekrar eder.

A, B, C, D, E, F, G, A, B, C, D, E, F, G, and so on. Kalıp ifadeler

1:28

A, B, C, D, E, F, G, A, B, C, D, E, F, G vb.

Kalıp ifadeler

and so on: açık bir listeyi veya düzeni sürdürmek

And so on, dinleyici sırada ne geleceğini anlayabildiğinde bir listenin veya düzenin sonunda kullanılır. Burada A’dan G’ye kadar olan sıra zaten tekrarlanmıştır; dolayısıyla ifade aynı yedi harflik döngünün sürdüğünü belirtir. Bu ifade listeyi kapatır; dizideki başka bir öğe değildir.

Alıştırma

Konuşmacı açık bir düzene göre birkaç örnek verdikten sonra and so on dinleyiciye ne anlatır?

  1. Son öğe yalnızca bir kez tekrarlanmalıdır.
  2. So on, bir öğenin daha adıdır.
  3. Daha fazla öğe veya tekrar aynı açık düzene göre devam eder.
Cevabı göster

Daha fazla öğe veya tekrar aynı açık düzene göre devam eder.

But how do these pitches get their names?

1:33

Peki bu perdeler isimlerini nasıl alıyor?

Well, for example,

1:36

Şey, örneğin,

if you played an F and then played another F higher or lower on the piano, Dilbilgisi

1:37

piyanoda bir F çalar ve ardından daha tiz veya daha pes başka bir F çalarsanız,

you'd notice that they sound pretty similar compared to say a B.

1:41

diyelim ki bir B ile karşılaştırıldığında birbirlerine oldukça benzer ses çıkardıklarını fark edersiniz.

Dilbilgisi

Hayal edilen bir deney için if you played ... you'd notice

if + geçmiş zaman biçimi, would + fiilin yalın hâli kalıbı, dinleyenden bir deneyi ve gözlemlemesi beklenen sonucu hayal etmesini ister. Bu cümlede played varsayımsal eylemi kurar; you'd notice, you would notice ifadesinin kısaltmasıdır ve beklenen gözlemi sunar. Burada played biçimi eylemi geçmiş zamana yerleştirmez. Varsayımsal bir durumu belirtir. Bu kalıp, bir şeyi deneyen veya karşılaştıran kişinin neyi fark edeceğini açıklamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümle hayal edilen bir deneyi ve beklenen gözlemi doğal biçimde sunar?

  1. If you compared the two samples, you'd notice a small difference.
  2. When you compared the two samples, you noticed a small difference.
  3. If you compare the two samples, you'll notice a small difference.
Cevabı göster

If you compared the two samples, you'd notice a small difference.

Going back to the staff, Anlatım akışı

1:45

Dizeğe geri dönecek olursak,

Anlatım akışı

Going back to the staff ile ana konuya dönmek

Cümlenin başındaki Going back to the staff, önceki konuya dönüldüğünü gösteren bir işarettir. Dinleyiciye kısa bir açıklamanın veya örneğin bittiğini ve konuşmacının önceki konuya, yani nota portesine döndüğünü anlatır. Burada going back fiziksel bir geri dönüşü değil, konuşmanın akışındaki geri dönüşü anlatır. Yeniden kullanılabilen Going back to + konu kalıbı, fikirlerin nasıl düzenlendiğini takip etmeyi kolaylaştırır.

Alıştırma

Kısa bir örnekten sonra cümleyi dersteki konuya dönüş ifadesiyle tamamlayın: ____ our plan, what should we do first?

Cevabı göster

Going back to

every line and every space between two lines represents a separate pitch. Kelime

1:47

her çizgi ve iki çizgi arasındaki her boşluk ayrı bir perdeyi temsil eder.

Kelime

represents a separate pitch: simgeler ve bilgi

Burada represents, “gösterir” veya “karşılık gelir” anlamındadır. Porte üzerindeki her çizgi veya boşluk, farklı bir ses yüksekliğine karşılık gelen görünür bir konumdur. Separate, “diğerlerinden farklı” demektir; ses yüksekliklerinin birbirinden ayrı duran nesneler olduğu anlamına gelmez. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp A represents B şeklindedir: A bir simge, işaret, renk veya konumdur; B ise onun verdiği bilgidir. Bu anlam haritaları, grafikleri, matematiksel gösterimleri ve nota yazısını açıklarken kullanılır. Bir kişi veya grup adına konuşma anlamından farklıdır.

Alıştırma

Hangi cümlede represents, simge ile bilgi arasındaki aynı karşılık ilişkisini anlatır?

  1. These ten students represent half of the class.
  2. The red circle represents a closed station on this map.
  3. Ms. Chen represents her town at the meeting.
Cevabı göster

The red circle represents a closed station on this map.

If we put a note on one of these lines or in one of these spaces,

1:52

Eğer bu çizgilerden veya boşluklardan birine bir nota koyarsak,

we're telling a performer to play that pitch.

1:55

icracıya o perdeyi çalmasını söylemiş oluruz.

The higher up on the staff a note is placed, Dilbilgisi

1:57

Bir nota dizeğe ne kadar yükseğe yerleştirilirse,

the higher the pitch.

2:00

perde o kadar tiz olur.

Dilbilgisi

The higher..., the higher...: bağlantılı değişim

“the + comparative..., the + comparative...” kalıbı iki şeyin birlikte değiştiğini gösterir. Birincisi değiştikçe ikincisi de onunla birlikte değişir. Her bölüm the ile başlar ve ardından higher, more carefully veya fewer gibi bir karşılaştırma biçimi gelir. Bu cümlede ilk higher, notanın porte üzerindeki dikey konumunu; ikinci higher ise ses yüksekliğini anlatır. İlk bölüm değişen koşulu, ikinci bölüm de buna bağlı sonucu verir. İki karşılaştırma biçiminin aynı olması gerekmez.

Alıştırma

Hangi cümle, daha fazla pratik yaptıkça şarkının kolaylaştığını bu kalıpla doğru şekilde anlatır?

  1. The most you practice, the easiest the song becomes.
  2. More you practice, the song becomes easier.
  3. The more you practice, the easier the song becomes.
Cevabı göster

The more you practice, the easier the song becomes.

But there are obviously many, many more pitches than the nine that these lines and spaces give us.

2:01

Ancak açıkçası, bu çizgilerin ve boşlukların bize verdiği dokuzdan çok daha fazla perde vardır.

A grand piano,

2:06

Bir kuyruklu piyano,

for example,

2:07

örneğin,

can play 88 separate notes.

2:08

88 ayrı notayı çalabilir.

So, how do we condense 88 notes onto a single staff? Kelime

2:10

Peki, 88 notayı tek bir dizeğe nasıl sığdırırız?

Kelime

condense 88 notes onto a single staff: bilgiyi sınırlı alana sığdırmak

Burada condense, önemli olanı korurken çok miktardaki bilgiyi daha küçük bir alana veya daha kısa bir biçime sığdırmak demektir. Soru, 88 müzik notasının tek bir portede nasıl gösterilebileceğini soruyor; gazın sıvıya dönüşmesinden söz etmiyor. condense A onto B kalıbı, azaltılmış bilgiyi bir yüzeye veya görüntüleme alanına yerleştirmeye odaklanır. Sonuç daha küçük bir biçim ya da boyut olduğunda into yaygındır: condense a report into one page.

Alıştırma

Bilgiyi sınırlı bir alana sığdırmayı vurgulamak için condense sözcüğünü en iyi kullanan cümle hangisidir?

  1. We expanded the safety guide with more examples.
  2. We condensed the safety guide into one page.
  3. We sorted the safety guide by topic.
Cevabı göster

We condensed the safety guide into one page.

We use something called a clef. Kalıp ifadeler

2:13

Anahtar adı verilen bir şey kullanıyoruz.

Kalıp ifadeler

something called a clef: yeni bir terimi tanıtmak

something called + isim, dinleyicinin henüz bilmediği bir şeyin adını tanıtır. something called a clef, clef adı verilen bir şey demektir. Called burada something sözcüğünü açıklayan bir geçmiş zaman ortacıdır; telefon etti anlamındaki geçmiş zaman değildir. Bu kalıp, bilinmeyen bir terimi onun ne olduğunu veya ne işe yaradığını açıklamadan önce söylemenizi sağlar. Bu nedenle derslerde, gösterimlerde ve basit açıklamalarda yaygındır.

Alıştırma

Yeni bir terim tanıtmak için cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: We use ____ a barometer to measure air pressure.

Cevabı göster

something called

A clef is a weird-looking figure placed at the very beginning of the staff,

2:16

Anahtar, dizeğin en başına yerleştirilen tuhaf görünümlü bir şekildir

and it acts like a reference point Kalıp ifadeler

2:19

ve bir referans noktası gibi davranarak

Kalıp ifadeler

acts like a reference point: bir işlevi anlatmak

Bu cümlede acts like a reference point, “başka şeyleri karşılaştırırken kullanılabilecek bir kılavuz görevi görür” anlamına gelir. Anahtar, okuyucunun çizgi ve aralıkların notalarla nasıl bağlantılı olduğunu anlamasına yardım eder. Buradaki acts like bir işlevi anlatır; rol yapmak ya da taklit etmek anlamında değildir. Başka durumlarda da kullanılabilen A acts like B yapısı, A gerçekten B olmasa bile B’ye benzer şekilde çalıştığını belirtir.

Alıştırma

İlk işaretin diğer işaretlerin yerini bulmak için kılavuz olduğunu anlatan cümle hangisidir?

  1. The first marker acts like a reference point for the others.
  2. The first marker looks like a reference point for the others.
  3. The first marker points at the other markers.
Cevabı göster

The first marker acts like a reference point for the others.

telling you that a particular line or space

2:20

size belirli bir çizginin veya boşluğun

corresponds to a specific note on your instrument. Kalıp ifadeler

2:22

enstrümanınızdaki belirli bir notaya karşılık geldiğini söyler.

Kalıp ifadeler

corresponds to a specific note: bir eşleşmeyi göstermek

Bu cümlede corresponds to, “eşleşir veya bağlantılıdır” anlamına gelir. Özne bir çizgi ya da boşluktur; to a specific note ise onunla eşleşen öğeyi belirtir. Bir sistemdeki öğenin başka bir sistemdeki öğeyle nasıl eşleştiğini açıklarken A corresponds to B yapısını kullanın. Örneğin bir renk bir sıcaklıkla, bir kod da bir kategoriyle eşleşebilir. Buradaki correspond mesajlaşmak anlamına gelmez.

Alıştırma

“Eşleşir” anlamına gelen correspond to yapısının doğru biçimiyle cümleyi tamamlayın: Each color ____ a different temperature.

Cevabı göster

corresponds to

If we want to play notes that aren't on the staff,

2:25

Eğer dizekte olmayan notaları çalmak istersek,

we kind of cheat and draw extra little lines called ledger lines Notlar

2:27

biraz hile yapar ve ek çizgi adı verilen küçük ekstra çizgiler çizeriz

Kültür

ledger lines: porte dışındaki notalar için kısa çizgiler

Ledger lines, portenin üstüne veya altına eklenen kısa yatay çizgilerdir. Portenin kapsamını genişleterek daha tiz ya da daha pes notaların açıkça yazılmasını sağlarlar. Burada ledger, kalıplaşmış bir müzik teriminin parçasıdır. Mali kayıtların tutulduğu bir defter anlamına gelmez.

Alıştırma

Müzik terimini tamamlayın: Short extra lines used to write notes above or below the staff are called ____.

Cevabı göster

ledger lines

and place the notes on them.

2:31

ve notaları bunların üzerine yerleştiririz.

Ton ve niyet

kind of cheat: pratik bir çözümü şakayla anlatmak

Burada kind of cheat, birinin dürüst olmayan biçimde kural çiğnediği anlamına gelmez. Cheat, ek çizgiler kullanarak portenin normal sınırını aşmayı mizahi biçimde anlatan bir benzetmedir. Kind of, cheat ifadesini yumuşatır ve “bir bakıma” ya da “öyle de denebilir” anlamını katar. Böylece teknik açıklama ciddi bir suçlama yerine rahat ve samimi duyulur.

Alıştırma

Örnekte “we kind of cheat” ne anlama geliyor?

  1. Kazanmak için gizlice bir kuralı çiğniyoruz.
  2. Başka birinin müzik eserini kopyalıyoruz.
  3. Zararsız bir pratik çözüm kullanıyor ve bunu şaka yollu anlatıyoruz.
Cevabı göster

Zararsız bir pratik çözüm kullanıyor ve bunu şaka yollu anlatıyoruz.

If we have to draw so many ledger lines that it gets confusing, Dilbilgisi

2:33

Eğer kafa karıştıracak kadar çok ek çizgi çizmemiz gerekirse,

then we need to change to a different clef.

2:36

o zaman farklı bir anahtara geçmemiz gerekir.

Dilbilgisi

so many ... that ...: bir miktarın sonuca yol açması

so many + çoğul sayılabilen isim + that + yan cümle kalıbı, sayının that ile başlayan bölümdeki sonucu doğuracak kadar büyük olduğunu anlatır. Burada ek çizgilerin sayısı, notasyonu karışık hâle getirecek kadar fazladır. That burada sonucu başlatır. 'Şu' veya 'o' anlamındaki bir işaret sözcüğü değildir.

Alıştırma

Cümleyi so many ... that ile tamamlayın: The party had ____ guests ____ we ran out of chairs.

Cevabı göster

so many · that

As for telling a performer when to play the notes, Anlatım akışı

2:39

Bir icracıya notaları ne zaman çalacağını söyleme konusuna gelince,

Anlatım akışı

As for telling ...: ilişkili bir konuya geçiş

As for ilişkili bir konuyu tanıtır ve 'Şimdi bu yönü ele alalım' sinyali verir. Açıklama, yazılı müziğin ses yüksekliğini nasıl gösterdiğinden icracıya ne zaman çalacağını nasıl bildirdiğine geçer. As for sonrasındaki telling a performer when to play the notes sözleri bir -ing öbeği oluşturur. Vurgulanan bölümün tamamı sıradaki konuyu ortaya koyar; ana yargı değildir, bu nedenle açıklama sonrasında devam eder.

Alıştırma

As for ifadesini ilişkili bir konuya geçmek için doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The food is planned. As for choose the games, we can decide tomorrow.
  2. The food is planned. As the games, we can choose them tomorrow.
  3. The food is planned. As for the games, we can choose them tomorrow.
Cevabı göster

The food is planned. As for the games, we can choose them tomorrow.

two main elements control this,

2:42

bunu iki temel unsur kontrol eder,

the beat,

2:44

vuruş,

and the rhythm.

2:45

ve ritim.

The beat of a piece of music is,

2:46

Bir müzik parçasının vuruşu,

by itself, Kalıp ifadeler

2:48

kendi başına,

Kalıp ifadeler

by itself: bir şeyi tek başına ele almak

Bu cümlede by itself, “müziğin diğer bölümleri olmadan, tek başına ele alındığında” anlamına gelir. Vuruşu diğer unsurlardan ayırarak onun kendi başına nasıl olduğunu değerlendirmemizi sağlar. Bu ifade çoğu zaman bir karşılaştırmaya hazırlık yapar: Bir unsur tek başına basit görünebilir, ancak başka unsurlarla birleştiğinde farklı bir etki yaratabilir. Burada fiziksel bir konumu anlatmaz.

Alıştırma

Burada by itself ne anlama geliyor?

  1. Vuruş başka bir vuruşun yanında olduğunda
  2. Vuruş kendi kendini açtığında
  3. Vuruş tek başına ele alındığında
Cevabı göster

Vuruş tek başına ele alındığında

kind of boring.

2:48

biraz sıkıcıdır.

It sounds like this.

2:50

Kulağa böyle gelir.

Notice that it doesn't change.

2:54

Değişmediğine dikkat edin.

It just plugs along quite happily. Deyimler

2:55

Sadece mutlu mesut ilerler.

Deyimler

just plugs along quite happily: düzenli ve neşeli biçimde devam etmek

Burada plugs along, genellikle hızlı veya çarpıcı bir ilerleme olmadan “düzenli biçimde devam eder” anlamına gelir. Bu bir kişileştirmedir: Cümle, vuruşu sakin sakin ilerleyen bir insan gibi anlatır. Just, eylemin basit ve olaysız görünmesini sağlar. Quite happily ise hafif ve eğlenceli bir ton katar: Vuruş sorunsuz biçimde devam eder, ancak gerçekten mutlu hissetmez. Buradaki plug, “elektriğe bağlamak” anlamında değildir.

Alıştırma

Cümleyi plug along ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Even though it is old, the little fan keeps ____ all day.

Cevabı göster

plugging along

It can go slow

2:57

Yavaş gidebilir

or fast

3:00

veya hızlı

or whatever you like,

3:02

veya siz nasıl isterseniz,

really.

3:03

gerçekten.

The point is that,

3:04

Mesele şu ki,

just like the secondhand on a clock Anlatım akışı

3:05

tıpkı bir saatin saniye ibresinin

divides 1 minute into 60 seconds,

3:07

1 dakikayı 60 saniyeye bölmesi gibi,

with each second just as long as every other second, Dilbilgisi

3:09

ve her bir saniyenin diğer saniyelerle tam olarak aynı uzunlukta olması gibi,

the beat divides a piece of music Kalıp ifadeler

3:12

vuruş da bir müzik parçasını

into little fragments of time

3:14

zamanın küçük parçalarına böler

Kalıp ifadeler

divide A into B: bir bütünü parçalara ayırmak

Divide A into B, bir bütün olan A'yı ayırıp B ile belirtilen parçalara veya gruplara dönüştürmek demektir. Bu cümlede a piece of music bütündür, little fragments of time ise ortaya çıkan parçalardır. Into, hareket yönünü değil, bölme işleminin sonucunu belirtir. Aynı yapı görevler, zaman, gruplar ve parçalara ayrılabilen başka bütünler için de kullanılabilir.

Alıştırma

Bölme işleminin sonucunu gösteren sözcükle cümleyi tamamlayın: We divided the project ____ three stages.

Cevabı göster

into

that are all the same length.

3:15

ki bunların hepsi aynı uzunluktadır.

Anlatım akışı

just like the secondhand ...: bir benzetme kurmak

Burada just like, ana düşünceden önce tanıdık bir karşılaştırma sunar. Bir saatin saniye ibresi bir dakikayı eşit saniyelere böler; bu da dinleyiciyi vuruşun müziği eşit zaman birimlerine nasıl böldüğünü anlamaya hazırlar. Bu yapıyla karşılaştığınızda tanıdık örnek ile ana konu arasındaki ortak ilişkiyi bulun. Saat yeni bir konu değildir ve cümle, saat ile müziğin her yönden birbirine benzediğini söylemez.

Alıştırma

Hangi cümle yeni veya soyut bir düşünceyi açıklamak için açık bir benzetme kullanıyor?

  1. Just like a map helps you find your way through a city, an outline helps you find your way through a long report.
  2. An outline has sections, and a map has streets.
  3. Just like a map, because a long report can be difficult.
Cevabı göster

Just like a map helps you find your way through a city, an outline helps you find your way through a long report.

Dilbilgisi

just as long as ...: eşit dereceleri karşılaştırmak

just as + sıfat + as yapısı, iki kişinin veya şeyin bir özellik bakımından aynı derecede olduğunu belirtir. Bu cümlede özellik long sözcüğüyle ifade edilir: Her saniyenin süresi diğer tüm saniyelerle aynıdır. İlk as sıfattan önce gelir, ikinci as ise karşılaştırılan şeyi tanıtır. Just eşitliği vurgular; iki as karşılaştırma çerçevesini oluşturur.

Alıştırma

just as ... as yapısını ve important sıfatını kullanarak eşitlik karşılaştırmasını tamamlayın: This safety check is ____ the first one.

Cevabı göster

just as important as

Beats.

3:17

Vuruşlar.

With a steady beat as a foundation, Anlatım akışı

3:18

Temel olarak sabit bir vuruşla,

we can start adding rhythm to our pitches,

3:20

perdelerimize ritim eklemeye başlayabiliriz,

and that's when music really starts to happen. Deyimler

3:22

ve işte müzik o zaman gerçekten oluşmaya başlar.

Anlatım akışı

With X as a foundation: sonraki adımın temelini belirtmek

With X as a foundation, X'i temel dayanak veya başlangıç noktası olarak kullanmak demektir. Bu cümlede önce düzenli bir vuruş oluşturulur, ardından ses perdelerine ritim eklenebilir. Başa getirilen bu with ifadesi bilgiyi düzenler: Sonraki eylemin veya gelişmenin neye dayandığını önceden açıklar. X bilgi, beceri, kanıt veya daha önce yapılmış bir çalışma olabilir; yalnızca fiziksel bir temel olmak zorunda değildir.

Alıştırma

Basic vocabulary ifadesini sonraki adımın temeli olarak sunacak şekilde cümle başlangıcını tamamlayın: With basic vocabulary ____ a foundation, you can start reading short stories.

Cevabı göster

as

Deyimler

that's when music really starts to happen: müzik işte o zaman gerçekten şekillenmeye başlar

Burada that's when, değişimin fark edilir hâle geldiği anı gösterir. music really starts to happen, müziğin parçalarının bir araya gelmeye, müziğin canlanmaya ya da müzikal açıdan gerçekten ilgi çekici olmaya başladığını anlatır; yalnızca bir olayın meydana geldiğini söylemez. Günlük İngilizcede start to happen, gelişmekte olan bir etkinliğin parçaları amaçlanan etkiyi yaratmaya başladığında bu gelişmeyi olumlu değerlendirmek için kullanılabilir. Ortaya çıkan olumlu sonucun ne olduğu bağlamdan anlaşılır.

Alıştırma

“The lights are on, the band is playing, and the show is really starting to happen,” cümlesinde son bölüm ne anlama gelir?

  1. Gösteri şekillenmeye ve heyecan verici olmaya başlıyor.
  2. Gösteri başlamadan önce iptal edildi.
  3. Beklenmedik bir olay gösteriyi yarıda kesti.
Cevabı göster

Gösteri şekillenmeye ve heyecan verici olmaya başlıyor.

This is a quarter note.

3:25

Bu bir dörtlük notadır.

It's the most basic unit of rhythm,

3:27

Ritmin en temel birimidir,

and it's worth 1 beat. Kelime

3:28

ve değeri 1 vuruştur.

Kelime

it's worth 1 beat: be worth + miktar

be worth + miktar yapısında worth, bir şeyin bir sistem içinde ne kadar sayıldığını belirtir. Burada it's worth 1 beat, notanın ritmik değerinin bir vuruş olduğu anlamına gelir; fiyatından söz edilmez. Aynı yapı, This question is worth five points. örneğindeki gibi kurallarla belirlenen başka birimler için de kullanılır. Worth, be fiilinin bir biçiminden sonra gelir: is worth, are worth veya was worth.

Alıştırma

Cümleyi iki sözcüklü be worth yapısıyla tamamlayın: On this quiz, each gold star ____ two points.

Cevabı göster

is worth

This is a half note,

3:30

Bu bir ikilik notadır,

and it's worth 2 beats.

3:31

ve değeri 2 vuruştur.

This whole note here is worth 4 beats,

3:33

Buradaki bu birlik nota 4 vuruş değerindedir,

and these little guys are eighth notes Ton ve niyet

3:35

ve bu küçük olanlar sekizlik notalardır

worth half a beat each.

3:37

her biri yarım vuruş değerindedir.

Ton ve niyet

these little guys ile küçük nesneleri samimi biçimde adlandırmak

Bu cümlede these little guys ifadesi, ekrandaki küçük sekizlik nota işaretlerini gösterir. Burada guys “erkekler” anlamına gelmez; notaları küçük bir karakter grubuymuş gibi eğlenceli bir biçimde adlandırır. Bu samimi adlandırma açıklamayı daha sıcak kılar. Dinleyici, ifadenin hangi nesneleri anlattığını görüntüden veya önceki bağlamdan çıkarır.

Alıştırma

Günlük bir gösterimde biri iki küçük vidayı işaret ederek “These little guys hold the shelf in place.” diyor. Buradaki these little guys ne anlama gelir?

  1. İki küçük vida
  2. Rafın resmî teknik adı
  3. Rafı tutan iki oğlan
Cevabı göster

İki küçük vida

Great, you say. Anlatım akışı

3:39

Harika, diyorsunuz.

Anlatım akışı

Great, you say. ile dinleyicinin hayalî tepkisini verme

Great, you say. dinleyiciye hayalî bir cümle verir. Sunucu, gerçek bir izleyicinin kesinlikle söylediği sözleri aktarmıyordur; izleyicinin verebileceği bir tepkiyi onun yerine dile getiriyordur. Bu yöntem, tek yönlü açıklamayı kısa bir hayalî diyaloğa dönüştürür. Buradaki olumlu tepki, dinleyicinin sorabileceği bir sonraki soruya zemin hazırlar ve açıklamanın ilerlemesini sağlar.

Alıştırma

Bir eğitimde “But why, you ask?” ifadesinin temel görevi nedir?

  1. Her izleyicinin gerçekten sorduğu bir soruyu kaydeder.
  2. Dinleyiciye soru sormanın yasak olduğunu söyler.
  3. Konuşmacının yanıtlayabilmesi için dinleyicinin sorusunu hayal eder.
Cevabı göster

Konuşmacının yanıtlayabilmesi için dinleyicinin sorusunu hayal eder.

What does that mean?

3:40

Bu ne anlama geliyor?

You might have noticed that across the length of a staff, Ton ve niyet

3:42

Bir dizek boyunca,

Ton ve niyet

You might have noticed: dikkati nazikçe yöneltmek

Bu cümlede You might have noticed, dinleyicinin daha önce yapmış olabileceği bir gözlemi nazikçe konuya getirir. might have + geçmiş zaman ortacı yapısı, dinleyicinin bunu gerçekten fark edip etmediğini açık bırakır. Konuşmacı müzikle ilgili ayrıntının doğruluğundan şüphe etmiyor. Bu ifade dinleyiciye alan tanır ve açıklamadan önce dikkatini ayrıntıya doğal biçimde yöneltir.

Alıştırma

Bir eğitimde konuşmacı You might have noticed ifadesiyle ne yapıyor?

  1. Ayrıntının muhtemelen gerçek olmadığını söyler.
  2. Belirgin bir ayrıntıyı kaçırdıkları için dinleyicileri suçlar.
  3. Dinleyicilerin daha önce görmüş olabileceği bir ayrıntıya nazikçe odaklanmalarını sağlar.
Cevabı göster

Dinleyicilerin daha önce görmüş olabileceği bir ayrıntıya nazikçe odaklanmalarını sağlar.

there are little lines dividing it into small sections.

3:44

onu küçük bölümlere ayıran küçük çizgiler olduğunu fark etmiş olabilirsiniz.

These are bar lines,

3:47

Bunlar ölçü çizgileridir,

and we refer to each section as a bar. Kalıp ifadeler

3:48

ve her bir bölüme ölçü diyoruz.

Kalıp ifadeler

refer to X as Y: X'e bir ad vermek

Refer to X as Y, Y'yi X'in adı veya etiketi olarak kullanmak demektir. Kalıp refer to + X + as + Y şeklindedir. Bu cümlede X each section, Y ise a bar bölümüdür. Bu yapı, bir ders, alan veya kuruluş terimleri ya da kategorileri tanıtırken yaygın olarak kullanılır. Burada refer to, bir kaynağa başvurmak değil, bir şeyi adlandırmak anlamındadır.

Alıştırma

Cümleyi refer to X as Y kalıbıyla tamamlayın: Math teachers ____ a line marked with numbers ____ a number line.

Cevabı göster

refer to · as

At the beginning of a piece of music,

3:52

Bir müzik parçasının başında,

just after the clef,

3:53

anahtardan hemen sonra,

is something called the time signature, Kültür

3:54

ölçü sayısı denilen bir şey vardır,

Kültür

the time signature: her ölçüdeki vuruş düzeni

Bir time signature, yani ölçü işareti, genellikle notanın başına yakın bir yerde üst üste yazılmış iki sayı olarak gösterilir. Üstteki sayı her ölçüde kaç vuruş olduğunu, alttaki sayı ise hangi nota değerinin vuruş birimi olarak kullanıldığını gösterir. Bu müzik terimindeki signature, bir kişinin el yazısıyla attığı imza anlamına gelmez. Sabit bir terim olan time signature ifadesinin parçasıdır.

Alıştırma

Bir time signature işaretinin görevini en iyi hangi ifade açıklar?

  1. İcracıya her notayı yüksek sesle çalmasını söyler.
  2. Her ölçüdeki vuruşların nasıl düzenlendiğini gösterir.
  3. Notayı kimin imzaladığını gösterir.
Cevabı göster

Her ölçüdeki vuruşların nasıl düzenlendiğini gösterir.

which tells the performer how many beats are in each bar. Dilbilgisi

3:57

bu da icracıya her ölçüde kaç vuruş olduğunu söyler.

Dilbilgisi

how many beats are in each bar: dolaylı soru

how many beats are in each bar yan tümcesi, ölçü işaretinin icracıya verdiği bilgiyi ifade eder. tell + kişi yapısından sonra gelir ve dolaylı soru olarak görev yapar: tells the performer [how many beats are in each bar]. Bir sayı veya miktarı sormak için how many + çoğul isim kullanılır. Burada how many beats, are fiilinin öznesidir; bu yüzden dolaylı soru how many beats are in each bar şeklindedir. Bağımsız soru da How many beats are in each bar? olabilir. Soru ifadesi özne olduğu için görünen sözcük sırası aynıdır.

Alıştırma

how many ile doğru kurulmuş dolaylı soruyu içeren cümleyi seçin.

  1. The guide tells us how many rooms are on each floor.
  2. The guide tells us how many rooms are there on each floor.
  3. The guide tells us how many are rooms on each floor.
Cevabı göster

The guide tells us how many rooms are on each floor.

This says there are two beats in each bar.

4:00

Bu, her ölçüde iki vuruş olduğunu söylüyor.

This says there are three.

4:02

Bu üç vuruş olduğunu söylüyor.

This one four.

4:03

Bu ise dört.

And so on.

4:04

Ve böyle devam eder.

The bottom number tells us what kind of note is to be used as the basic unit for the beat. Dilbilgisi

4:05

Alttaki sayı, vuruş için temel birim olarak ne tür bir notanın kullanılacağını bize söyler.

Dilbilgisi

is to be used as: resmî olarak belirlenen bir işlev

be to + edilgen mastar yapısı, bir kuralın, planın veya talimatın gerektirdiği eylemi anlatır. is to be used as ifadesinde is to gerekliliği belirtir, be used edilgen yapıdadır ve as bir şeye verilen işlevi tanıtır. Burada belirli bir nota türüne vuruşun temel birimi olma görevinin verildiği anlatılır. Bu, gelecekteki kullanımla ilgili basit bir tahmin değil, kural niteliğinde bir açıklamadır.

Alıştırma

Resmî kuralı edilgen be to yapısıyla tamamlayın: This door ____ an emergency exit only.

Cevabı göster

is to be used as

One corresponds to a whole note,

4:10

Bir, birlik notaya karşılık gelir,

two to a half note,

4:12

iki ikilik notaya,

four to a quarter note,

4:14

dört dörtlük notaya,

and eight to an eighth note,

4:15

ve sekiz sekizlik notaya,

and so on.

4:16

ve böyle devam eder.

So, this time signature here

4:17

Yani, buradaki bu ölçü sayısı

tells us that there are four quarter notes in each bar.

4:19

bize her ölçüde dört tane dörtlük nota olduğunu söylüyor.

1, 2, 3, 4,

4:22

1, 2, 3, 4,

1, 2, 3, 4,

4:24

1, 2, 3, 4,

and so on.

4:25

ve böyle devam eder.

But like I said before, Anlatım akışı

4:27

Ancak daha önce de söylediğim gibi,

if we just stick to the beat, Öbek fiiller

4:28

eğer sadece vuruşa bağlı kalırsak,

it gets kind of boring.

4:29

biraz sıkıcı hale gelir.

Anlatım akışı

But like I said before: önceki bir noktaya dönmek

Like I said before, “daha önce söylediğim gibi” anlamına gelir. Dinleyiciyi konuşanın daha önce verdiği bilgiye geri götürür ve bu eski bilgiyi sonraki açıklamanın başlangıç noktası yapar. But, açıklamada bir karşıtlık veya yön değişikliği olduğunu gösterir. Buradaki like, “gibi” anlamındadır; “hoşlanmak” anlamında değildir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız tableti hemen açmayı öneriyor. Hangi cevap daha önce verilen bir talimata doğal biçimde geri döner?

  1. I like charging the tablet before class.
  2. I said it before I charged the tablet.
  3. But like I said before, we need to charge the tablet first.
Cevabı göster

But like I said before, we need to charge the tablet first.

Öbek fiiller

just stick to the beat: tek bir vuruş düzenini sürdürmek

Bu cümlede stick to the beat, ritmik çeşitlilik eklemeden aynı temel vuruşu izlemeyi sürdürmek demektir. Bu mecazi bir kullanımdır; herhangi bir şeyi fiziksel olarak başka bir şeye yapıştırmak anlamına gelmez. just sözcüğü seçimi yalnızca bu yaklaşımla sınırlar. Farklı durumlarda da kullanılabilen stick to + isim yapısı; bir planı, kuralı, konuyu, programı, bütçeyi veya yöntemi izlemeyi sürdürmek ya da ondan sapmamak anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki “izlemeyi sürdürmek” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: We agreed on these steps, so let's ____ the plan.

Cevabı göster

stick to

So, we'll replace some quarter notes with different rhythms.

4:31

Bu yüzden, bazı dörtlük notaları farklı ritimlerle değiştireceğiz.

Notice that even though the number of notes in each bar has changed, Dilbilgisi

4:35

Her ölçüdeki nota sayısı değişse bile,

the total number of beats in each bar hasn't.

4:38

her ölçüdeki toplam vuruş sayısının değişmediğine dikkat edin.

Dilbilgisi

even though ... has changed, ... hasn't: ödünleyici karşıtlık ve söylenmeyen sözcükler

Even though bir ödünleme ilişkisi kurar. İlk yan cümle nota sayısının değiştiğini kabul eder; sonraki cümle ise buna karşıt ve beklenmedik olabilecek gerçeği, yani toplam vuruş sayısının değişmediğini verir. Farklı durumlarda da kullanılabilen even though + yan cümle, ana cümle yapısı, A doğru olsa da B'nin hâlâ doğru olduğu anlamına gelir. Sondaki hasn't, hasn't changed anlamındadır. Eksik sözcük önceki yan cümleden açıkça anlaşılabiliyorsa İngilizcede bir yardımcı fiilden sonra tekrarlanan geçmiş zaman ortacı söylenmeyebilir.

Alıştırma

Hangi cümle even though yapısını doğru kullanır ve tekrarlanan changed sözcüğünü söylemez?

  1. Even though the route has changed, the destination hasn't.
  2. Despite the route has changed, the destination hasn't.
  3. Even though the route has changed, but the destination hasn't.
Cevabı göster

Even though the route has changed, the destination hasn't.

So,

4:42

Yani,

what does our musical creation sound like?

4:43

müzik eserimiz kulağa nasıl geliyor?

Sounds okay,

4:48

Kulağa iyi geliyor,

but maybe a bit thin, right? Ton ve niyet

4:49

ama belki biraz cılız, değil mi?

Ton ve niyet

but maybe a bit thin, right?: Olumsuz bir değerlendirmeyi yumuşatmak

Bu cümlede thin sesi tanımlar: ses yeterince dolgun veya zengin değildir. Bir nesnenin fiziksel olarak ince olduğu anlamına gelmez. But, olumlu bir yorumun ardından küçük bir çekince getirir. Maybe belirsizlik gösterir, a bit eleştirinin gücünü azaltır ve right? dinleyiciyi katılmaya ya da yanıt vermeye davet eder. Birlikte kullanıldıklarında hafif olumsuz bir görüşün daha az sert duyulmasını sağlarlar.

Alıştırma

Hangi cümle hafif bir eleştiri yapıp dinleyiciyi yanıt vermeye davet eder?

  1. The track sounds good, but maybe the drums are a bit thin, right?
  2. The track sounds good, but the drums are definitely too thin.
  3. The track sounds good, and the drums are full and rich.
Cevabı göster

The track sounds good, but maybe the drums are a bit thin, right?

Let's add another instrument with its own pitch and rhythm.

4:51

Kendi perdesi ve ritmi olan başka bir enstrüman daha ekleyelim.

Now, it's sounding like music.

4:54

İşte şimdi müziğe benzedi.

Sure, it takes some practice to get used to reading it quickly Dilbilgisi

4:57

Elbette, notayı hızlı okumaya alışmak

Dilbilgisi

get used to reading it quickly: get used to + -ing biçimi

'Get used to reading it quickly', başlangıçta yabancı gelen bir şeyi hızlı okumaya zamanla alışmak demektir. Bu cümlede 'it', müzik notasyonunu ifade eder. 'Get used to' yapısındaki 'to' bir edattır. Bu nedenle ardından bir eylem geldiğinde -ing biçimi kullanılır: 'get used to reading' doğrudur, 'get used to read' değildir. Ardından isim de gelebilir: 'get used to the new schedule'.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için read fiilinin doğru biçimini kullanın: Leo is getting used to ____ sheet music.

Cevabı göster

reading

and playing what we see on our instrument,

5:00

ve gördüğümüzü enstrümanımızda çalmak için biraz pratik yapmak gerekir,

Dilbilgisi

it takes some practice to...: Bir etkinliğin ne gerektirdiğini söylemek

It takes + bir kaynak ya da koşul + to do something kalıbı, eylem için o kaynak veya koşulun gerekli olduğunu belirtir. Burada gereken unsur some practice, eylemi belirten bölüm ise to get used to... ifadesidir. It, biçimsel bir öznedir; bir kişiyi veya nesneyi göstermez. Aynı yapıyı koruyarak some practice yerine time, effort veya patience kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Pratik gerektiğini belirten sabit kalıpla cümleyi tamamlayın: ____ play the song smoothly.

Cevabı göster

It takes some practice to

but with a bit of time and patience, Kalıp ifadeler

5:02

ancak biraz zaman ve sabırla,

you could be the next Beethoven Deyimler

5:04

bir sonraki Beethoven

or Justin Bieber.

5:06

veya Justin Bieber olabilirsiniz.

Kalıp ifadeler

with a bit of time and patience: koşul sunarak cesaretlendirme

'With a bit of time and patience', 'sürece biraz zaman verir ve sabırlı kalırsan' anlamına gelir. Buradaki 'with', olumlu sonucu mümkün kılmak için gereken koşulları sunar; fiziksel olarak birlikte olmayı anlatmaz. Sonuçtan önce kullanıldığında bu ifade, tavsiyeyi doğrudan bir emir yerine nazik bir teşvike dönüştürür. 'A bit of', miktarı kesin olmayan az bir ölçüyü belirtir ve mesaja hafif, rahatlatıcı bir ton verir.

Alıştırma

Dersteki ifadeyle teşvik cümlesini tamamlayın: ____, you'll get better at riding your bike.

Cevabı göster

With a bit of time and patience

Deyimler

the next Beethoven or Justin Bieber: başarı ölçütü olarak ünlü bir kişi

the next + ünlü bir kişinin adı kalıbı, “o kişiye benzer düzeyde başarıya veya etkiye ulaşabilecek yeni biri” anlamına gelir. Birinin gerçekten o ünlü kişiye dönüşmesi demek değildir. Burada Beethoven ve Justin Bieber müzik alanındaki başarı için referans noktalarıdır. could sözcüğü sonucu bir olasılık olarak gösterir; bu nedenle cümle bir vaat değil, şakacı bir teşviktir.

Alıştırma

Maya gençler kategorisinde bir tenis şampiyonluğu daha kazanınca antrenörü şaka yaparak “You could be the next Serena Williams.” dedi. Antrenör ne demek istedi?

  1. Maya yakında Serena Williams ile kesinlikle tanışacaktır.
  2. Maya çok başarılı bir tenisçi olabilir.
  3. Maya yasal olarak adını Serena Williams yapmalıdır.
Cevabı göster

Maya çok başarılı bir tenisçi olabilir.