Kurgusal bir dünya nasıl inşa edilir? - Kate Messner: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
768 kelime 167 kel/dk

Video özeti: Bu ders, tutarlı fiziksel ve toplumsal kuralların kurmaca dünyaları neden inandırıcı kıldığını açıklar; ardından dünyanın geçmişini, kurallarını, gündelik yaşamını ve karakterlerle çatışmalar üzerindeki etkisini belirlemek için uygulanabilir bir süreç sunar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. No Quidditch match ends until the Golden Snitch is caught. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: No ... until ... yapısının sonraki bir olayı tamamlanmanın zorunlu koşulu hâline nasıl getirdiğini anlayın; bu kalıbı kuralları, son tarihleri ve zaman sınırlarını belirtirken kullanın. 2. human-made squiggles on a page — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Yazıyı basit çiziktirmeler gibi gösteren mizahi imgeyi fark edin ve bu görsel mecazın, okurun işaretleri anlamlı hikâyelere dönüştürmesi fikrini nasıl desteklediğini kavrayın. 3. shape the individuals who live in it? — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: shape fiilini insanlarla soyut anlamda kullanarak çevre, kültür, kurum veya kurmaca dünyanın kimliği, davranışı ve ortaya çıkabilecek çatışmaları nasıl etkilediğini açıklayın.

Bu derste

In J.R.R.'s world, Kültür

0:07

J.R.R. Tolkien'in dünyasında,

Kültür

J.R.R.'s world: bir yaratıcının kurgusal evreni

Burada J.R.R., J.R.R. Tolkien'ı ifade eder. İyelik yapısı J.R.R.'s world, Middle-earth ve onu çevreleyen daha geniş kurgu dâhil olmak üzere Tolkien'ın yarattığı kurgusal evren demektir; onun günlük sosyal çevresi ya da özel hayatı anlamına gelmez. Bir yaratıcının adını world ile kullanmak, o kişinin eserleriyle bağlantılı ortamı, karakterleri, tarihi ve kuralları kısaca belirtmenin bir yoludur. Bu yapı incelemelerde, yorumlarda ve kurgusal evren karşılaştırmalarında yaygındır.

Alıştırma

Bu cümlede J.R.R.'s world ne anlama geliyor?

  1. Tolkien'ın sahip olduğu gerçek bir ülke
  2. Tolkien'ın özel sosyal çevresi
  3. Tolkien'ın yarattığı kurgusal evren
Cevabı göster

Tolkien'ın yarattığı kurgusal evren

Gandalf is one of five wizards sent by the Valar Dilbilgisi

0:09

Gandalf, Valar tarafından gönderilen beş büyücüden biridir;

Dilbilgisi

one of five wizards: bir grubun tek bir üyesi

One of five wizards, beş büyücüden oluşan bir grubun bir üyesi demektir. Gandalf'ın tek büyücü olduğu anlamına gelmez. Kalıp one of + sayı veya belirleyici + çoğul sayılabilir isim şeklindedir. İsim tüm grubu adlandırdığı için wizard değil, çoğul wizards kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi dört İngilizce sözcükle tamamlayın: one of kullanın, 5 sayısını İngilizce sözcük olarak yazın ve wizard sözcüğünün çoğulunu kullanın. Mira is ____ who protect the valley.

Cevabı göster

one of five wizards

to guide the inhabitants of Middle-earth

0:12

Orta Dünya sakinlerine rehberlik etmesi için,

Dilbilgisi

sent by the Valar to guide: kısaltılmış bir edilgen niteleyici

sent by the Valar, five wizards ifadesini niteleyen geçmiş zaman ortaç grubudur. Valar’ın bu büyücüleri gönderdiği anlamına gelir ve five wizards who were sent by the Valar şeklinde açılabilir. to guide gönderilme amacını belirtir. Bu iki bölüm, göndereni ve görevi isimden sonra kısaltılmış biçimde verir; cümlenin temel fiili sent değil, is’tir.

Alıştırma

Hangi cümlede sent by ... to ... bir ismi niteleyen kısaltılmış yapı olarak kullanılmıştır?

  1. The engineers sent by the council to inspect the bridge arrived at noon.
  2. The council sent the engineers to inspect the bridge.
  3. The engineers were sent by the council to inspect the bridge.
Cevabı göster

The engineers sent by the council to inspect the bridge arrived at noon.

in their struggles against the dark force of Sauron.

0:14

Sauron'un karanlık gücüne karşı verdikleri mücadelede.

Gandalf's body was mortal,

0:17

Gandalf'ın bedeni ölümlüydü,

subject to the physical rules of Middle-earth, Kelime

0:19

Orta Dünya'nın fiziksel kurallarına tabiydi,

Kelime

subject to the physical rules: dış kısıtlamalara tabi

subject to the physical rules, “fiziksel kuralların yönetimine veya kısıtlamasına tabi” anlamına gelir. Gandalf’ın bedeninin o dünyanın yasaları içinde işlemek zorunda olduğunu belirtir. Burada subject, be subject to + isim yapısında bir sıfattır. Okul dersi veya bir cümlenin dil bilgisel öznesi anlamına gelmez.

Alıştırma

Duyuruyu, bu dersteki “bir şeyden etkilenebilir veya onunla sınırlanabilir” anlamındaki resmî ifadeyle tamamlayın: Outdoor events are ____ cancellation during severe weather.

Cevabı göster

subject to

but his spirit was immortal, Anlatım akışı

0:22

ama ruhu ölümsüzdü,

Anlatım akışı

but his spirit was immortal: but sonrasındaki temel karşıtlık

Bu cümlede but, bir özellikten onun karşıtına geçiş yapar: Gandalf'ın bedeni ölümlüyken ruhu ölümsüzdür. Özne de body'den spirit'e geçtiği için aynı şey hakkında çelişkili iki yargı yoktur; Gandalf'ın iki farklı yönü karşılaştırılır. but iki yan cümleyi bağladığında ikinci bölüm, ilk bölümün oluşturduğu izlenimi çoğu zaman düzeltir veya tersine çevirir. Burada but his spirit was immortal asıl noktayı taşır: Bedensel ölüm, ruhunun da ölebileceği anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede but aynı şekilde kullanılarak ikinci bölümün ilk bölümün oluşturduğu izlenimi tersine çevirmesi sağlanmıştır?

  1. The bag looked tiny because it was empty.
  2. The bag looked tiny, and it was made of leather.
  3. The bag looked tiny, but it held everything we needed.
Cevabı göster

The bag looked tiny, but it held everything we needed.

as seen when he died as Gandalf the Grey Notlar

0:24

Gri Gandalf olarak ölüp

and resurrected as Gandalf the White.

0:26

Ak Gandalf olarak dirildiğinde görüldüğü gibi.

Kalıp ifadeler

as seen: bir iddia için kanıt sunma

As seen, hemen önceki iddiayı destekleyen gözlemlenebilir bir örnek ya da kanıt sunar. Burada when yan cümlesinde anlatılan ölüm ve diriliş, Gandalf'ın ruhunun ölümsüz olduğuna kanıt olarak gösterilir. Bu ifade, as can be seen veya as is shown anlamına yakın, kısaltılmış bir edilgen yan cümledir. Genellikle as seen in + kaynak ya da as seen when + olay kalıplarında kullanılır; sözcük sözcük görülmüş olarak diye anlaşılmamalıdır.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki iki sözcüklü bağlayıcıyla tamamlayın: The new schedule reduced delays, ____ in last month's report.

Cevabı göster

as seen

Kültür

Gandalf the Grey ... Gandalf the White: tek karakter, değişen unvanlar

“Gandalf the Grey” ve “Gandalf the White”, iki farklı kişinin adı değil, aynı karakterin hikâyenin iki aşamasındaki unvanlarıdır. Burada Grey ve White yalnızca kıyafet rengini anlatmaz; karakterin unvanlarının bir parçasıdır. died as ... and resurrected as ... yapısındaki as, “... kimliğiyle veya rolüyle” anlamına gelir. Grey’den White’a geçiş, ölümden döndüğünde sahip olduğu yeni kimliği işaretler.

Alıştırma

Bu cümlede Gandalf the Grey ve Gandalf the White neyi temsil ediyor?

  1. Tesadüfen Gandalf adını paylaşan iki farklı karakter.
  2. Gandalf’ın kıyafetlerinin rengiyle ilgili sıradan açıklamalar.
  3. Aynı karakterin farklı aşamalardaki iki unvanı.
Cevabı göster

Aynı karakterin farklı aşamalardaki iki unvanı.

According to the Wachowski's script, Kalıp ifadeler

0:29

Wachowski kardeşlerin senaryosuna göre,

Kalıp ifadeler

According to ...: bilgi kaynağını belirtmek

According to + isim öbeği, ardından gelen bilginin kaynağını belirtir. Bu parçada kaynak senaryodur; bu yüzden sonraki iddia senaryoda belirtilen bir bilgi olarak sunulur. Bu ifade “aynı fikirde olmak” anlamına gelmez. Yalnızca bilginin nereden geldiğini söyler; konuşanın onu doğru kabul edip etmediğini göstermez.

Alıştırma

Hangi cümle, konuşanın kurala katıldığını söylemeden güvenlik kılavuzunu kuralın kaynağı olarak gösterir?

  1. I agree with the safety guide, so helmets are required.
  2. According to the safety guide, helmets are required.
  3. In my opinion, helmets are required.
Cevabı göster

According to the safety guide, helmets are required.

an awakened human only has to link up and hack the neon binary code of the Matrix Notlar

0:31

uyanmış bir insanın birkaç saniye içinde helikopter kullanmayı öğrenmesi için,

Kültür

an awakened human: Matrix'in gerçeğinin farkında olan insan

Matrix bağlamında an awakened human, gündelik gerçekliğin bir simülasyon olduğunu fark etmiş kişidir. Awakened yalnızca uykunun sona ermesini değil, farkındalıktaki bir değişimi anlatır. Bilim kurguda tanıdık sözcükler, eserin dünyasına özgü anlamlar kazanabilir. Awakened sözcüğünün fiziksel olarak uyanık olmayı mı yoksa gizli bir gerçeği kavramayı mı anlattığına öykünün kurallarına bakarak karar verin.

Alıştırma

Bu Matrix bağlamında an awakened human ne anlama gelir?

  1. Gündelik gerçekliğin bir simülasyon olduğunu keşfetmiş kişi.
  2. Matrix'teki bütün bilgisayarları yapmış kişi.
  3. Uykudan yeni kalkmış kişi.
Cevabı göster

Gündelik gerçekliğin bir simülasyon olduğunu keşfetmiş kişi.

Öbek fiiller

link up: bir sisteme bağlanmak

Burada link up, erişebilmek için Matrix sistemiyle bağlantı kurmak anlamına gelir. Bu bir öbek fiildir; up ifadenin bir parçasıdır ve yukarı doğru hareketi anlatmaz. Link up ayrıca insanlarla buluşmak veya birlikte hareket etmek anlamına da gelebilir. Ardından gelen edat çoğu zaman ilişkiyi gösterir: bir ağa bağlanmak için link up to a network, bir ekiple buluşmak veya koordinasyon kurmak için link up with a team denir. Bağlantı hedefinin Matrix olduğu bağlamdan anlaşıldığı için altyazıda bu hedef söylenmemiştir.

Alıştırma

Sistem bağlantısını anlatan link up to kalıbıyla cümleyi tamamlayın: After entering the password, the console can ____ the secure network.

Cevabı göster

link up to

to learn how to fly a helicopter in a matter of seconds. Kalıp ifadeler

0:37

Matrix'in neon ikili koduna bağlanıp onu hacklemesi yeterlidir.

Kalıp ifadeler

in a matter of seconds: yalnızca birkaç saniye sonra

Burada in a matter of seconds, “yalnızca birkaç saniye sonra” veya “yalnızca birkaç saniye harcayarak” anlamına gelir. Öğrenmenin normalde beklenenden çok daha hızlı gerçekleştiğini vurgular. Başka durumlara aktarılabilen yapı in a matter of + bir zaman süresidir: in a matter of minutes, in a matter of hours veya in a matter of days. Bu kalıp ifadede matter, ayrı olarak “konu” ya da “sorun” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “yalnızca birkaç saniye sonra” anlamındaki beş kelimelik hedef ifadeyle tamamlayın: After the alarm sounded, the room was empty ____.

Cevabı göster

in a matter of seconds

Or if you are the one, Kültür

0:41

Ya da eğer Seçilmiş Kişi iseniz,

or one of the ones,

0:43

ya da seçilmişlerden biriyseniz,

Kültür

the one: özel olarak seçilmiş tek kişi

Bu cümlede the one, bir sayısı veya yalnızca “o kişi” anlamına gelmez. Matrix'te kurtarıcıya benzer özel bir role sahip olduğuna inanılan tek kişiyi ifade eder. Belirli tanımlık the, hikâyenin içinde tanınan belirli bir kimliği işaret eder. Daha genel olarak kahramanlar veya kehanetler etrafında kurulan hikâyelerde the one, önemli bir görevi yerine getirmesi beklenen, özel olarak seçilmiş tek kişiyi anlatabilir. The One biçiminde büyük harfle yazılması, ifadenin resmî bir unvan olarak kullanıldığını çoğu zaman gösterir.

Alıştırma

Bu kahramanlık hikâyesi bağlamında the one büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Özel bir rolü yerine getirmesi için seçilmiş tek kişi.
  2. İkiden hemen önce gelen sayı.
  3. Bir grubun herhangi bir sıradan üyesi.
Cevabı göster

Özel bir rolü yerine getirmesi için seçilmiş tek kişi.

you don't even need a helicopter. Ton ve niyet

0:44

helikoptere ihtiyacınız bile yoktur.

Ton ve niyet

don't even need: gerekli olması beklenen bir şeye ihtiyaç duymamak

don't even need ifadesinde even olumsuzluğu güçlendirir. Helikopteri, dinleyenin gerekli olmasını bekleyebileceği bir şey olarak sunar, ardından bu beklentiyi boşa çıkarır: ona hiç gerek yoktur. don't even + fiilin yalın hâli kalıbı, çoğu zaman beklenen en temel şartın bile geçerli olmadığını vurgular. Buradaki ifade, nötr you don't need a helicopter cümlesinden daha güçlü, daha şakacı veya abartılıdır.

Alıştırma

You don't even need a helicopter cümlesinde even hangi ek anlamı verir?

  1. Bir helikopter normalde gerekli görünebilir, ancak ona hiç ihtiyaç yoktur.
  2. Konuşan kişi bir helikopterin mevcut olup olmadığından emin değildir.
  3. Yalnızca helikopterler gereklidir ve başka hiçbir şey işe yaramaz.
Cevabı göster

Bir helikopter normalde gerekli görünebilir, ancak ona hiç ihtiyaç yoktur.

You just need a cool pair of shades. Kelime

0:46

Sadece havalı bir çift güneş gözlüğüne ihtiyacınız var.

Kelime

a cool pair of shades: havalı bir güneş gözlüğü

Bu cümlede shades, sunglasses için kullanılan samimi bir sözcüktür; cool ise şık veya etkileyici anlamına gelir. İfade, modaya uygun ve kendinden emin bir görünüm veren güneş gözlüğünü anlatır. Shades bu anlamda çoğul olduğu için İngilizcede bir tanesi normalde a pair of ile sayılır: a pair of shades. Birden fazlası için two pairs of shades denir.

Alıştırma

Mia'nın bir güneş gözlüğü taktığını doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. Mia wore a pair of shades at the beach.
  2. Mia wore a pair of shade at the beach.
  3. Mia wore a shades at the beach.
Cevabı göster

Mia wore a pair of shades at the beach.

Cheshire Cats can juggle their own heads. Kültür

0:49

Cheshire Kedileri kendi kafalarıyla hokkabazlık yapabilirler.

Kültür

Cheshire Cats: Alice Harikalar Diyarında'daki Cheshire Kedisi'ne gönderme

Cheshire Cats, Alice Harikalar Diyarında'daki Cheshire Kedisi'ni ifade eder. Bu büyülü kedi, geride yalnızca gülümsemesi kalacak şekilde ortadan kaybolmasıyla ünlüdür. Çoğul biçim, bu tanınmış karakteri kurgusal bir dünyadaki canlı türü gibi ele alır. Buradaki ad edebî bir göndermedir; yalnızca Cheshire'dan gelen sıradan kedileri anlatmaz. Bu gönderme fark edildiğinde, imkânsız eylem bir fantezi dünyasının kurallarına uygun görünür.

Alıştırma

Bu cümlede Cheshire Cats esas olarak neyi ifade ediyor?

  1. Numara yapmak üzere eğitilen gerçek bir kedi ırkının bilimsel adı
  2. İngiltere'nin Cheshire bölgesinde yaşayan sıradan evcil kediler
  3. Alice Harikalar Diyarında ile ilişkili büyülü bir kedi karakteri
Cevabı göster

Alice Harikalar Diyarında ile ilişkili büyülü bir kedi karakteri

iPads are rudimentary.

0:52

iPad'ler ilkel kalır.

No Quidditch match ends until the Golden Snitch is caught. Dilbilgisi

0:54

Hiçbir Quidditch maçı Altın Snitch yakalanana kadar bitmez.

Dilbilgisi

No ... ends until ...: bitiş koşulunu belirtme

No + tekil isim + fiil ... until ... kalıbı, ana olayın until sonrasındaki olaydan önce gerçekleşemeyeceğini anlatır. Burada No bütün Quidditch maçlarını kapsar; until ise maçın bitmesi için gereken koşulu, yani Altın Snitch'in yakalanmasını belirtir. Bu nedenle maç, bu koşul gerçekleşmeden bitmez ve ancak koşul gerçekleştikten sonra bitebilir. Cümle, Snitch yakalandığında maçın başladığını söylemez.

Alıştırma

Güvenlik kuralını No ... until ... kalıbıyla tamamlayın: ____ train departs ____ all the doors are closed.

Cevabı göster

No · until

And the answer to the ultimate question of life, Kültür

0:58

Ve hayatın nihai sorusunun cevabı,

the universe,

1:01

evrenin,

and everything is most certainly 42.

1:02

ve her şeyin cevabı kesinlikle 42'dir.

Kültür

Cevap ... 42'dir: Otostopçunun Galaksi Rehberi göndermesi

Buradaki 42, Douglas Adams'ın bilim kurgu eseri Otostopçunun Galaksi Rehberi'ne yapılan bir göndermedir. Hikâyede bir süper bilgisayar, “Yaşam, Evren ve Her Şey Hakkındaki Nihai Soru”nun cevabı olarak 42'yi verir. Mizah, çok büyük bir felsefi sorunun tek başına hiçbir şeyi açıklamayan sıradan bir sayıyla eşleştirilmesinden doğar. Cümle bu kurgusal cevabı tanınmış bir popüler kültür göndermesi olarak kullanır; 42'yi gerçek bir bilimsel veya felsefi cevap olarak sunmaz.

Alıştırma

Cümle neden 42'yi yaşam, evren ve her şey hakkındaki nihai sorunun cevabı olarak adlandırıyor?

  1. Otostopçunun Galaksi Rehberi'ndeki ünlü bir espriye gönderme yapar.
  2. Evren hakkında bilimsel olarak kanıtlanmış bir gerçeği belirtir.
  3. Her kurgusal dünyada tam olarak 42 kural olduğu anlamına gelir.
Cevabı göster

Otostopçunun Galaksi Rehberi'ndeki ünlü bir espriye gönderme yapar.

Just like real life, Anlatım akışı

1:04

Tıpkı gerçek hayat gibi,

fictional worlds operate consistently within a spectrum of physical and societal rules. Kalıp ifadeler

1:06

kurgusal dünyalar bir dizi fiziksel ve toplumsal kural spektrumu içinde tutarlı bir şekilde işler.

Anlatım akışı

Just like real life: bir benzetmeyle başlamak

Just like real life ifadesi, bir karşılaştırma çerçevesi oluşturmak için en başta gelir. Önce tanıdık bir şey olan gerçek yaşamı gösterir, ardından ana cümle ortak özelliği belirtir: Hem gerçek dünya hem de kurgusal dünyalar kurallara göre işler. Bu giriş aynı zamanda açıklamayı düzenler. Tanıdık bir deneyimden kurgusal dünyalarla ilgili daha geniş bir iddiaya geçer; bu nedenle karşılaştırma gelişigüzel bir yorum değil, akıl yürütmenin bir parçasıdır. Yeniden kullanılabilecek kalıp, Just like + bir kişi, yer veya şey ile başlayıp benzerliği açıklayan ana ifadeyle devam etmektir.

Alıştırma

Hangi cümle Just like ... kullanarak önce tanıdık bir karşılaştırma sunuyor ve ardından ortak bir özelliği belirtiyor?

  1. Just like a real library, this digital archive needs a clear catalog.
  2. The digital archive looks like a real library in the photograph.
  3. Just after visiting a real library, I opened the digital archive.
Cevabı göster

Just like a real library, this digital archive needs a clear catalog.

Kalıp ifadeler

operate consistently within ... rules: bir kural çerçevesi içinde tutarlı biçimde işlemek

Operate consistently, farklı durumlarda aynı mantığa göre işlemek demektir. Within ... rules, bu işleyişi sınırlayan ve yönlendiren çerçeveyi belirtir; dolayısıyla ifade yalnızca 'kuralları olmak'tan fazlasını anlatır: dünya bu kurallara sürekli uyar. A spectrum of physical and societal rules ifadesinde spectrum, doğa yasalarını ve toplumsal gelenekleri kapsayan geniş bir aralık anlamındadır; gerçek bir ışık bandı değildir. Bu resmî kalıp, davranışı belirli bir çerçeve içinde kendi içinde tutarlı kalan her sistemi anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki hedef ifadeyle tamamlayın: A fair simulation should ____ a clear set of rules.

Cevabı göster

operate consistently within

That's what makes these intricate worlds believable, Dilbilgisi

1:11

Bu karmaşık dünyaları inandırıcı,

comprehensible, and worth exploring.

1:14

anlaşılır ve keşfetmeye değer kılan da budur.

Dilbilgisi

That's what makes ... + nesne + tümleç

That's what makes ... az önce söylenen bir düşünceye geri gönderme yapar ve onu ardından gelen sonucun temel nedeni olarak sunar. Burada that, dünyaların tutarlılığına gönderme yapar; anlamı 'Bu sonuçlara yol açan şey budur' şeklindedir. Makes sonrasında nesne + tümleç kullanılır: makes these intricate worlds believable, comprehensible, and worth exploring. Eş görevli üç tümleç de dünyaların sonuç olarak sahip olduğu nitelikleri anlatır.

Alıştırma

İkinci cümleyi, nedene geri gönderme yapan hedef kalıpla tamamlayın: The characters feel real. ____ the story memorable.

Cevabı göster

That's what makes

In real life,

1:17

Gerçek hayatta,

the law of gravity holds seven book sets of Harry Potter Kelime

1:18

yerçekimi kanunu, yedi kitaplık Harry Potter setlerini

to millions of bookshelves around the world.

1:21

dünyanın dört bir yanındaki milyonlarca kitap rafında tutar.

Kelime

the law of gravity: bilimsel bir doğa yasası

The law of gravity, yer çekiminin nesneleri nasıl etkilediğini açıklayan doğa kuralı anlamına gelir. Buradaki law, bir hükûmetin çıkardığı yasa değil, bilimsel bir ilkedir. Bu ifade, cümledeki düşünceyi gerçek dünyanın kurallarına bağlar: yer çekimi kitapların raflarda durmasını sağlar. Law, gravity gibi bilimsel bir konuyla kullanıldığında doğanın düzenli bir ilkesini ifade edebilir.

Alıştırma

Örnekteki the law of gravity ne anlama gelir?

  1. Kitapların nereye konacağını belirleyen bir okul kuralı.
  2. Yer çekiminin nesneleri nasıl etkilediğini açıklayan doğal bir ilke.
  3. Kitaplarla ilgili olarak hükûmetin çıkardığı bir yasa.
Cevabı göster

Yer çekiminin nesneleri nasıl etkilediğini açıklayan doğal bir ilke.

We know this to be true, Kalıp ifadeler

1:24

Bunun doğru olduğunu biliyoruz,

Kalıp ifadeler

know this to be true: know + nesne + to be + tümleç yapısı

Know this to be true, konuşanın bunun doğru olduğunu bildiği veya doğru kabul ettiği anlamına gelir. Yapı know + nesne + to be + tümleç şeklindedir: this nesnedir, true ise onu açıklayan tümleçtir. Anlamı know that this is true ifadesine yakındır. To be gereksiz bir dolgu değildir; nesneyi konuşanın kabul ettiği özellik veya kimlikle bağlar.

Alıştırma

Cümleyi bu parçaları aynen ve verilen sırayla kullanarak tamamlayın: know / the report / to be / accurate. After checking the evidence, we ____.

Cevabı göster

know the report to be accurate

but we also know that ever since J.K. typed the words wizard, wand, and Wingardium Leviosa, Dilbilgisi

1:26

ama J.K. büyücü, asa ve Wingardium Leviosa kelimelerini yazdığından beri,

Dilbilgisi

ever since J.K. typed: geçmişteki bir başlangıçtan süren sonuçlar

Ever since tek bir zaman ifadesi olarak kullanılır. Burada ever since J.K. typed, J.K.'nin bu kelimeleri yazmasını geçmişteki başlangıç noktası olarak gösterir ve sonucun o andan şimdiye ya da söz edilen sonraki zamana kadar sürdüğünü belirtir. Ever tüm bu zaman aralığını vurgular; burada tek başına “bir zamanlar” anlamına gelmez. ever since + yan cümle yapısında başlangıç olayında genellikle typed gibi simple past kullanılır. Sonuç günümüze kadar sürüyorsa ana cümlede, bu cümlenin sonraki bölümündeki has ceased gibi, çoğunlukla present perfect kullanılır.

Alıştırma

Geçmişte tamamlanmış bir başlangıç noktasını günümüzde devam eden bir duruma doğru biçimde bağlayan cümleyi seçin.

  1. Ever since Leo joined the team, he has practiced after school.
  2. Before Leo joined the team, he had practiced after school.
  3. When Leo joined the team, he practiced after school that day.
Cevabı göster

Ever since Leo joined the team, he has practiced after school.

that law of gravity has ceased to exist Kelime

1:33

bu yerçekimi kanununun

Kelime

has ceased to exist: artık var olmamak

Has ceased to exist, “artık var değil” ya da bir kural için “artık yürürlükte değil” anlamına gelir. Has ceased, present perfect yapısındadır; bu nedenle sona ermeyi tamamlanmış ve sonucu şimdi de geçerli olan bir değişim olarak sunar. Cease, stop fiilinden daha resmîdir ve cease to exist geçici bir duraklamayı değil, sona ermeyi belirtir. Bu cümledeki iddia eğlenceli ve mecazidir: gerçek yer çekimi yasası ortadan kalkmamıştır. Kastedilen, olağan yer çekiminin kurgusal büyü dünyasını artık her zamanki şekilde yönetmiyor gibi görünmesidir.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “artık var değil” anlamına gelen tam present perfect ifadeyle tamamlayın: The club ____, so it cannot accept new members.

Cevabı göster

has ceased to exist

on the trillions of pages resting between those bookends.

1:36

o kitap destekleri arasında duran trilyonlarca sayfa üzerinde var olmadığını da biliyoruz.

Authors of science fiction and fantasy literally build worlds. Deyimler

1:40

Bilim kurgu ve fantastik yazarlar kelimenin tam anlamıyla dünyalar inşa ederler.

Deyimler

literally build worlds: eksiksiz kurgusal dünyalar yaratmak

Burada build worlds; coğrafya, tarih, kültür ve kurallar gibi parçaları birbiriyle uyumlu, eksiksiz kurgusal dünyalar yaratmak demektir. Worlds, fiziksel gezegenleri değil, hayal edilmiş ortamları ifade eder. Literally, bunun yalnızca gevşek bir benzetme olmadığını vurgular: Hikâye anlatımında yazarlar bir dünyayı oluşturan kuralları ve bağlantılı ayrıntıları gerçekten yaratır. Build, inşa etme görüntüsünü korur ancak nesnesi hayalî bir ortamdır.

Alıştırma

"Fantasy authors literally build worlds," cümlesinde literally build worlds ne anlama gelir?

  1. Kendi kuralları ve ayrıntıları olan bağlantılı kurgusal ortamlar yaratırlar.
  2. Yalnızca binaları betimlerler.
  3. Gerçek gezegenleri fiziksel olarak inşa ederler.
Cevabı göster

Kendi kuralları ve ayrıntıları olan bağlantılı kurgusal ortamlar yaratırlar.

They make rules, maps, lineages, Kalıp ifadeler

1:44

Kurallar, haritalar, soylar,

languages, cultures, universes,

1:47

diller, kültürler, evrenler,

Kalıp ifadeler

make rules, maps, lineages, languages, cultures, universes: yaratılan sonuçlar için make

Burada make; yaratmak, tasarlamak veya oluşturmak anlamına gelir. Maps gibi somut sonuçları ve rules, languages, cultures ile bütün universes gibi soyut sonuçları doğrudan nesne olarak alabilir. Listedeki her isim için aynı make fiili geçerlidir. Bu dünya kurma bağlamında make rules, kurgusal dünyanın nasıl işlediğini belirlemek demektir; yalnızca gerçek hayatta kural ya da yasa çıkarmakla sınırlı değildir.

Alıştırma

Hangi cümle, kurgusal bir dünyanın bir parçasını yaratmayı make ile doğal biçimde anlatır?

  1. The writers did a language for the moon kingdom.
  2. The writers made a language for the moon kingdom.
  3. The writers made their homework before dinner.
Cevabı göster

The writers made a language for the moon kingdom.

alternate universes within universes,

1:50

evrenler içinde alternatif evrenler yaratırlar

and from those worlds sprout story after story after story. Anlatım akışı

1:53

ve o dünyalardan hikaye üstüne hikaye filizlenir.

Anlatım akışı

from those worlds sprout...: kaynağı öne alan devrik yapı ve ritmik tekrar

Kaynağı gösteren from those worlds öbeği cümlenin başına alınır. Ardından sprout fiili, öznesi olan story after story after story ifadesinden önce gelir. Bu belirgin ve anlatımsal diziliş, dünyaları başlangıç noktası yapar; yeni hikâyeler cümlede daha sonra karşımıza çıkar. Sprout sözcüğü gerçek anlamıyla bir bitkinin filizlenmeye başlamasını anlatır; burada ise hikâyelerin hayalî dünyalardan doğduğunu mecazen ifade eder. Story after story after story, çok sayıda hikâyenin art arda ortaya çıkması demektir; üç tekrar ritim yaratır, sayının tam olarak üç olduğunu söylemez.

Alıştırma

Bu cümlede sözcük dizilişi ve tekrarın temel işlevi nedir?

  1. Tam olarak üç hikâyenin gerçek bitkiler gibi büyüdüğünü söyler.
  2. Hikâyelerin dünyalara teker teker döndüğünü gösterir.
  3. Dünyaları kaynak olarak önce sunar, ardından birçok hikâyenin ortaya çıkmaya devam ettiğini vurgular.
Cevabı göster

Dünyaları kaynak olarak önce sunar, ardından birçok hikâyenin ortaya çıkmaya devam ettiğini vurgular.

When it's done well, Anlatım akışı

1:57

Bu iyi yapıldığında,

Anlatım akışı

When it's done well: sonuçtan önce koşulu belirlemek

When it's done well, cümlenin başına getirilmiş bir when yan cümlesidir. Ardından gelen iddianın hangi koşulda geçerli olduğunu belirler; böylece dinleyici önce sınırı, sonra sonucu duyar. Burada it, daha önce sözü edilen dünya kurma işine gönderme yapar. Is done well ise etkinliğin başarıyla gerçekleştirildiği anlamına gelen edilgen bir ifadedir. When burada koşula benzer bir anlam taşır: Belirli bir işin çoktan bittiğini söylemek yerine, işin iyi yapıldığı durumları tanıtır.

Alıştırma

When it's done well, burada bilgiyi düzenleme açısından ne iş yapıyor?

  1. Dünya kurma işinin çoktan sona erdiğini bildirir.
  2. Dünya kurma işinin tamamlandığı kesin zamanı verir.
  3. Sonraki iddiayı dünya kurma işinin başarılı olduğu durumlarla sınırlar.
Cevabı göster

Sonraki iddiayı dünya kurma işinin başarılı olduğu durumlarla sınırlar.

readers can understand fictional worlds and their rules

1:58

okuyucular kurgusal dünyaları ve onların kurallarını,

just as well as the characters that live in them do. Dilbilgisi

2:01

tıpkı o dünyalarda yaşayan karakterler kadar iyi anlayabilirler.

Dilbilgisi

just as well as ... do: eşit derece ve fiil öbeğinin yerine kullanım

just as well as, bir eylemin ne ölçüde iyi yapıldığını karşılaştırır: Okurlar, kurgusal dünyaları ve kurallarını karakterlerle aynı derecede iyi anlar. Well, understand fiilini niteler; karşılaştırılan şey dünyaların ya da karakterlerin kendisi değildir. Sondaki do, daha önce geçen understand fictional worlds and their rules fiil öbeğinin tamamının yerine geçer. Öznesi the characters that live in them ifadesidir ve them, fictional worlds ifadesine gönderme yapar. Do yeni bir eylem anlatmaz. X ... just as well as Y do/does/did kalıbı fiil öbeğinin tekrarlanmasını önler.

Alıştırma

Eşitlik karşılaştırmasını hedef ifadeyle tamamlayın ve understands the map ifadesini tekrarlamamak için bir yardımcı fiil kullanın: Nora understands the map ____ the guides ____.

Cevabı göster

just as well as · do

And sometimes,

2:04

Ve bazen,

just as well or even better than the reader understands the world outside of the book. Dilbilgisi

2:05

okuyucunun kitabın dışındaki dünyayı anladığından aynı ölçüde veya çok daha iyi bir şekilde.

Dilbilgisi

just as well or even better than: karşılaştırmayı kademeli olarak güçlendirme

just as well or even better than iki olası düzey kurar. Just as well, anlama derecesinin eşit olduğunu söyler; or even better than ise iddiayı daha yüksek bir dereceye taşır. Even, daha güçlü ve biraz şaşırtıcı olan bu yükselişi belirtir; better da well sözcüğünün karşılaştırma biçimidir. Bu satır, önceki düşünceyi sürdüren eksiltili bir parçadır; readers can understand fictional worlds düşüncesi anlaşılır durumdadır. Önce dinleyiciye anlama düzeylerinin eşit olduğu yönünde daha güvenli bir iddia sunar, sonra bunu okurların kurgusal bir dünyayı kitabın dışındaki dünyadan daha iyi anlayabilmesi olasılığıyla güçlendirir.

Alıştırma

Karşılaştırmayı eşit bir performanstan şaşırtıcı biçimde daha yüksek bir düzeye taşıyacak şekilde tamamlayın: Ava can explain the puzzle just as well as, or ____, her coach.

Cevabı göster

even better than

But how? Anlatım akışı

2:11

Ama nasıl?

Anlatım akışı

But how?: açıklamaya geçiren kısa bir soru

But how? bilerek kısa tutulmuş bir geçiş sorusudur. But, şaşırtıcı ya da inanması güç önceki bir iddiaya bağlanırken how bu iddiayı yöntem veya işleyiş hakkında bir soruya dönüştürür. Konuşmacı dinleyicilerden yanıt istemek yerine bu soruyu duraklamak, merak uyandırmak ve sonraki bölümün önceki iddianın nasıl mümkün olduğunu açıklayacağını göstermek için kullanır. Bu kalıp bilgiyi iddiadan açıklamaya taşır.

Alıştırma

Parçayı but + yöntemi soran soru sözcüğünden oluşan kısa geçişle tamamlayın: They say this glass can repair its own cracks. ____?

Cevabı göster

But how

How can human-made squiggles on a page Deyimler

2:12

Bir sayfa üzerindeki insan yapımı karalamalar nasıl

reflect lights into our eyes

2:15

gözlerimize ışık yansıtıp

Deyimler

human-made squiggles on a page: yazıya şakacı bir bakış

Human-made squiggles on a page ifadesi, yazıyı kelimenin tam anlamıyla insanların yaptığı kıvrımlı çizgiler olarak sunar. Burada squiggles, yalnızca şekil olarak görülen harfler ve sözcükler için şakacı ve biraz küçümseyici bir adlandırmadır. Konuşmacı sıradan metni yabancı ve fiziksel göstermek için yazının anlamını geçici olarak bir kenara bırakır. İşaretler hâlâ anlamlıdır; bu ifade görünür simgelerin okuyucunun zihnindeki fikirlere dönüşmesindeki şaşırtıcılığı vurgular.

Alıştırma

human-made squiggles on a page bu bölümde ne yapıyor?

  1. Bir basılı alfabe türünün resmî adını belirtir.
  2. Kâğıtta rastgele ve anlamsız bir hasar oluştuğunu söyler.
  3. Anlamlı yazıyı yalnızca görünür şekilleri üzerinden mizahi biçimde anlatır.
Cevabı göster

Anlamlı yazıyı yalnızca görünür şekilleri üzerinden mizahi biçimde anlatır.

that send signals to our brains Dilbilgisi

2:17

beynimize sinyaller göndererek,

Dilbilgisi

that send signals to our brains: bilgi zincirindeki bir ilgi cümleciği

That, önceki çoğul isim lights hakkında ek bilgi veren bir ilgi cümleciğini başlatır. Cümlecik içinde that öznedir, send ise fiildir: ışıklar beynimize sinyal gönderir. Bu bölüm yeni bir ana cümle başlatmaz. Uzun bir cümlede birden fazla ilgi cümleciği varsa her that cümleciğini açıkladığı isme bağlayın, ardından cümleciğin fiilini bulun. Böylece cümleyi birbiriyle ilgisiz ifadeler yerine bağlantılı bilgiler zinciri olarak takip edebilirsiniz.

Alıştırma

Uzun cümlede that send signals to our brains bölümünün görevi nedir?

  1. Önceki lights ismi hakkında bilgi ekleyen bir ilgi cümleciğidir.
  2. Birinin söylediği sözleri aynen aktarır.
  3. Önceki isimle ilgisi olmayan ayrı bir ana cümle başlatır.
Cevabı göster

Önceki lights ismi hakkında bilgi ekleyen bir ilgi cümleciğidir.

that we logically and emotionally decode as complex narratives Kalıp ifadeler

2:19

mantıksal ve duygusal olarak karmaşık anlatılar şeklinde çözdüğümüz,

Kalıp ifadeler

decode as complex narratives: decode A as B yapısı

decode A as B yapısında A, işlenen sinyal veya bilgidir; B ise bundan anlaşılan anlam ya da biçimdir. Bu cümlede A, önceki bağlamdan gelir: sinyalleri karmaşık anlatılar olarak çözümleriz. Decode yalnızca gizli şifreleri çözmek için kullanılmaz. Bir kişinin, beynin veya sistemin örüntülerden, sinyallerden ya da ipuçlarından anlam çıkarmasını da anlatabilir.

Alıştırma

decode A as B yapısını tamamlayın: The scanner decodes the black-and-white pattern ____ a product number.

Cevabı göster

as

that move us to fight, cry, sing, and think Kelime

2:23

bizi savaşmaya, ağlamaya, şarkı söylemeye ve düşünmeye sevk eden,

Kelime

move us to fight, cry, sing, and think: eylem ve duygu uyandırmak

Move someone to do something yapısında move, birini harekete geçecek kadar güçlü biçimde etkilemek veya ona ilham vermek anlamına gelir. Burada hikâyeler bizi savaşmaya, ağlamaya, şarkı söylemeye ve düşünmeye yöneltir; bizi başka bir yere taşımaz. Yapı move + kişi + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Ardından birkaç fiil geldiğinde tek bir to bütün listeyi başlatabilir: to fight, cry, sing, and think.

Alıştırma

Hangi cümlede move, “birine harekete geçmesi için ilham vermek” anlamındadır?

  1. The audience moved the chairs beside the wall.
  2. The staff moved the audience to the larger hall.
  3. The speech moved the audience to protect the old park.
Cevabı göster

The speech moved the audience to protect the old park.

that are strong enough not only to hold up a world Notlar

2:27

sadece yazar tarafından tamamen icat edilmiş

Öbek fiiller

hold up a world: bir dünyayı mecazi olarak ayakta tutmak

hold up a world ifadesinde hold up, desteklemek veya ayakta tutmak anlamına gelir. Nesne a world'dür, ancak destek mecazidir: Yazı ve hikâye, hayalî bir dünyanın tutarlı ve inandırıcı görünmesini sağlayacak kadar güçlüdür. Burada bir gezegeni gerçekten yukarı kaldırmaktan söz edilmiyor. Bu geçişli yapıda hold up'tan sonra gelen nesne, desteklenen şeydir.

Alıştırma

Hangi cümlede hold up, hayalî bir sistemi desteklemek veya ayakta tutmak anlamında kullanılmıştır?

  1. Heavy traffic held us up for an hour.
  2. The old tent held up during the storm.
  3. Consistent rules help hold up the story's imaginary world.
Cevabı göster

Consistent rules help hold up the story's imaginary world.

that is completely invented by the author,

2:30

bir dünyayı ayakta tutacak kadar güçlü olmakla kalmayıp,

but also to change the reader's perspective Kalıp ifadeler

2:33

aynı zamanda okuyucunun

Dilbilgisi

not only to hold up ... but also to change: ek vurguyla paralel düşünceler

Not only ... but also ... yapısı, ikisi de doğru olan iki düşünceyi birbirine bağlar. Buradaki iki sonuç to hold up a world ve to change the reader's perspective ifadeleridir; not only ilk sonucu geçersiz kılmaz veya reddetmez. İkinci bölüm, daha güçlü bir noktayı da ekler. Bağlanan bölümleri paralel tutun: burada iki taraf da to + fiilin yalın hâli yapısını kullanır ve not only to hold up ... but also to change ... ortaya çıkar.

Alıştırma

Paralel not only ... but also ... yapısını tamamlayın: The program was created ____ teach coding ____ build confidence.

Cevabı göster

not only to · but also to

on the real world

2:36

ancak son karalamaya ulaşıldığında devam eden gerçek dünya

Kalıp ifadeler

change someone's perspective on ...: bir konuya bakış biçimini değiştirmek

change someone's perspective on something, bir kişinin bir konuyu farklı biçimde görmesini veya anlamasını sağlamak demektir. Burada perspective, bakış açısı veya düşünme biçimidir; çizimdeki perspektif değildir. Yapı change + person's + perspective + on + topic şeklindedir. Altyazıda kişi the reader, konu ise the real world'dür.

Alıştırma

Hedef yapıyı standart edatıyla tamamlayın: The documentary changed my perspective ____ city life.

Cevabı göster

on

that resumes only when the final squiggle is reached.

2:38

hakkındaki bakış açısını değiştirebilecek hale gelebilir?

I'm not sure anyone knows the answer to that question. Ton ve niyet

2:42

Bu sorunun cevabını kimsenin bildiğinden emin değilim.

Ton ve niyet

I'm not sure anyone knows: bir iddiayı yumuşatmak

I'm not sure anyone knows ifadesinde konuşan kişi, güçlü bir iddiayı I'm not sure yapısının içine yerleştirir. Cevabı hiç kimsenin bilmediğini kesin olarak söylemek yerine, belki de kimsenin bilmediğini temkinli biçimde belirtir. Bu yumuşatma, başka bir olasılığa veya kısmi bir cevaba yer bırakır. Cevaptan emin olunmadığını gösterir; soruyu tartışmayı bırakma niyeti taşımaz.

Alıştırma

Hangi cümle aynı türde temkinli ve kesin olmayan bir iddia içerir?

  1. I'm not sure anyone has found a complete solution yet.
  2. I know for certain that nobody has found a solution.
  3. I don't want anyone to find a solution.
Cevabı göster

I'm not sure anyone has found a complete solution yet.

Yet, Anlatım akışı

2:45

Yine de,

fantastical fictional worlds are created every day

2:45

fantastik kurgusal dünyalar her gün yaratılıyor;

in our minds,

2:49

zihinlerimizde,

on computers,

2:49

bilgisayarlarda,

even on napkins at the restaurant down the street. Anlatım akışı

2:51

hatta sokağın aşağısındaki restoranın peçetelerinde bile.

Anlatım akışı

Yet,: cümle başında karşıtlık belirteci

Bu cümlenin başındaki Yet, ancak veya buna rağmen anlamına gelir. Önceki cümledeki belirsizliğe bağlanır ve beklenen sonuca ters düşen bir gerçeği sunar: kesin bir cevap olmasa bile insanlar her gün kurmaca dünyalar yaratmaya devam eder. Bir söylem belirteci olarak Yet, anlatımı çözülmemiş bir sorudan gözlemlenebilir uygulamaya taşır. Belirsizliğin eylemi engellemediğini göstererek düşünce akışını düzenler.

Alıştırma

Hangi seçenekte Yet cümle başında aynı karşıtlık işleviyle kullanılmıştır?

  1. Have you written the ending yet?
  2. We have not finished the painting yet.
  3. We do not fully understand creativity. Yet, people create remarkable art every day.
Cevabı göster

We do not fully understand creativity. Yet, people create remarkable art every day.

Anlatım akışı

even on napkins: listeyi şaşırtıcı, gündelik bir örnekle bitirmek

Even, listenin son öğesini önceki yer veya araçlardan daha şaşırtıcı bir örnek olarak işaretler. Zihinlerden ve bilgisayarlardan restoranda bulunan sıradan bir peçeteye geçiş, canlı ve somut bir ayrıntıyla giderek güçlenen bir sıralama oluşturur. Buradaki retorik vurgu peçetenin kendisinde değildir. Bu ayrıntı, daha büyük fikri dinleyiciye yakınlaştırır: yaratıcı çalışmalar her yerde, sıradan ve geçici bir yüzeyde bile başlayabilir.

Alıştırma

Listenin sonundaki even on napkins ifadesinin temel etkisi nedir?

  1. Listeyi beklenmedik derecede sıradan bir örnekle bitirerek yaratmaya başlamayı kolay gösterir.
  2. Peçeteleri kurmaca dünyalar yaratmak için tercih edilen profesyonel araç olarak gösterir.
  3. Konuyu yaratmadan uzaklaştırıp restoranın konumuna çevirir.
Cevabı göster

Listeyi beklenmedik derecede sıradan bir örnekle bitirerek yaratmaya başlamayı kolay gösterir.

The truth is, Anlatım akışı

2:54

Gerçek şu ki,

your imagination and a willingness to figuratively live in your own world Deyimler

2:54

hayal gücünüz ve mecazi olarak kendi dünyanızda yaşamaya istekli olmanız,

Deyimler

willingness to figuratively live in your own world: mecazi olarak kendi dünyanda yaşamaya istekli olma

“Willingness to do something”, bir şeyi yapmaya hazır ve istekli olmak demektir. Burada, hayal edilen bir dünyaya derinlemesine girmeyi seçme tutumunu anlatır. “Figuratively”, “live in your own world” ifadesini gerçek anlamıyla yorumlamamanız gerektiğini gösterir. Bu yaratıcı bağlamda ifade, gerçekten başka bir yere taşınmak ya da yalnızca gerçekliği görmezden gelmek değil, oluşturduğunuz kurmaca dünyaya dalmak şeklinde olumlu bir anlam taşır.

Alıştırma

Bu cümlede “figuratively live in your own world” ne anlama gelir?

  1. Kendi düşünceleriniz dışındaki hiçbir şeyi fark etmeyi reddetmek
  2. Hayal edilen bir dünyaya dalmaya istekli olmak
  3. Yalnızca size ait bir yere taşınmaya istekli olmak
Cevabı göster

Hayal edilen bir dünyaya dalmaya istekli olmak

are all you need to get started writing a novel. Kalıp ifadeler

2:59

bir roman yazmaya başlamanız için ihtiyacınız olan tek şeydir.

Anlatım akışı

The truth is: temel sonucu öne çıkarmak

The truth is, sonraki ifadeyi konuşanın temel ya da sadeleştirilmiş sonucu olarak öne çıkaran bir söylem belirtecidir. Burada dinleyicilerin, roman yazmaya yeni başlayan birinin nelere ihtiyacı olduğuna ilişkin iddiaya odaklanmasını sağlar. Bu ifade vurgu ve güven katar. Ancak tek başına iddianın nesnel olarak kanıtlandığı anlamına gelmez; tavsiye ve ikna dilinde çoğu zaman konuşanın asıl önemli gördüğü noktanın bu olduğunu belirtir.

Alıştırma

Örnekte The truth is ne işe yarıyor?

  1. Sonraki iddianın bilimsel olarak kanıtlandığını vaat eder.
  2. Sonraki iddianın konuşanın vurguladığı temel sonuç olduğunu belirtir.
  3. Başka bir kişiden yapılan alıntıyı tanıtır.
Cevabı göster

Sonraki iddianın konuşanın vurguladığı temel sonuç olduğunu belirtir.

Kalıp ifadeler

all you need to get started: başlamak için ihtiyacın olan her şey

“All you need to get started”, başlamak için gereken şeylerin tamamı anlamına gelir. Buradaki all, daha önce sözü edilen koşullara gönderme yapar ve onların yeterli olduğunu belirtir; “bütün insanlar” demek değildir. Yeniden kullanılabilecek kalıp “X is/are all you need to get started doing Y” şeklindedir. Tek bir şey için is, birden fazla şey için are kullanın. get started ifadesinden sonra etkinliği adlandırmak için -ing biçimi gelebilir: get started writing.

Alıştırma

Bu iki şeyin kodlama öğrenmeye başlamak için yeterli olduğunu hangi cümle doğal biçimde anlatır?

  1. A laptop and an internet connection are all you need for get started learning to code.
  2. A laptop and an internet connection are all you need to get started learning to code.
  3. A laptop and an internet connection are all you need to get started learn to code.
Cevabı göster

A laptop and an internet connection are all you need to get started learning to code.

I didn't dream up Hogwarts or the Star Wars cantina, Öbek fiiller

3:02

Hogwarts'ı veya Star Wars kantinasını ben hayal etmedim,

Öbek fiiller

dream up: hayal gücüyle yaratmak

Burada dream up, “hayal gücünü kullanarak bir şey icat etmek ya da yaratmak” demektir. Konuşan kişi, Hogwarts ve Star Wars kantinası gibi kurgusal yerleri kendisinin yaratmadığını söylüyor; uyurken rüyasında onları görmediğini anlatmıyor. Dream up, ayrılabilen bir öbek fiildir. İsim olan nesne tüm öbekten sonra gelebilir (dream up a story) ya da fiil ile parçacığın arasına girebilir (dream a story up). Zamir olan nesne genellikle ortaya gelir: dream it up.

Alıştırma

Derste geçen ve “hayal gücüyle yaratmak” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: Maya needs to ____ a surprising ending for her comic.

Cevabı göster

dream up

but I have written some science thrillers for kids and young adults. Kelime

3:05

ama çocuklar ve genç yetişkinler için bazı bilim kurgu gerilimleri yazdım.

Kelime

science thrillers for kids and young adults: tür ve hedef kitle

Science thrillers, kısa ve yoğun bir tür etiketidir. Science, bilimsel fikirlerin veya keşiflerin olay örgüsü için önemli olduğunu; thrillers ise hikâyeyi tehlike, merak ve gerilimin yönlendirdiğini gösterir. İfade yine de bilim ders kitaplarını değil, hikâyeleri anlatır. For kids and young adults, hedeflenen okurları belirtir. Yayıncılıkta young adult çoğunlukla ergen okurları hedefleyen YA pazarını adlandırır; burada yalnızca yaşı genç olan tüm yetişkinler anlamına gelmez.

Alıştırma

“science thrillers for kids and young adults” ifadesi en doğal biçimde neyi anlatır?

  1. Önemli bilimsel unsurlar içeren, merak ve gerilim dolu ve genç okurlar için yazılmış hikâyeler
  2. Otuz yaşın altındaki tüm yetişkinlerin biyografileri
  3. Yalnızca profesyonel araştırmacıların kullandığı bilimsel deney kılavuzları
Cevabı göster

Önemli bilimsel unsurlar içeren, merak ve gerilim dolu ve genç okurlar için yazılmış hikâyeler

Here are some questions and methods Anlatım akışı

3:09

İşte bu kitapların geçtiği dünyaları

I've used to help build the worlds in which those books take place. Öbek fiiller

3:11

inşa etmeye yardımcı olması için kullandığım bazı sorular ve yöntemler.

Anlatım akışı

Bir listeyi haber veren Here are some questions and methods

Here are some questions and methods, esas olarak bir şeyin nerede olduğunu söylemez. Buradaki Here are, konuşmacının birazdan sunacağı öğeleri, yani bir grup soru ve yöntemi tanıtır. Bir konuşma veya öğretici anlatımda Here are + çoğul isim öbeği bir düzenleme işareti görevi görür. Dinleyiciyi genel bir girişten listeye, örneklere ya da uygulanabilir adımlara geçirir. Tek bir öğe için Here is kullanılır.

Alıştırma

Bu cümlede Here are some questions and methods ne işe yarıyor?

  1. Önceki açıklamanın yanlış olduğunu söyler.
  2. Sırada soru ve yöntemlerden oluşan bir liste olduğunu bildirir.
  3. Konuşmacının yakınındaki soruları gösterir.
Cevabı göster

Sırada soru ve yöntemlerden oluşan bir liste olduğunu bildirir.

Öbek fiiller

take place: bir hikâyenin veya olayın geçtiği yer

take place, “gerçekleşmek” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir; bir etkinlik için “yapılmak” anlamı da taşır. Cümledeki the books take place in certain worlds, bu kitaplarda anlatılan hikâye ve olayların söz konusu hayalî dünyalarda geçtiği anlamına gelir. Bu ifade tek bir birim olarak anlaşılır; place, “alınan” bir nesne değildir. Ardından yer veya zaman gelebilir: take place in a city, on Friday ya da at noon.

Alıştırma

“Yapılmak” anlamına gelen kalıplaşmış ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The science fair will ____ in the school gym on Friday.

Cevabı göster

take place

I start with a basic place and time. Kalıp ifadeler

3:16

Temel bir mekan ve zaman ile başlıyorum.

Kalıp ifadeler

start with a basic place and time: temel bir yer ve zamanla başlamak

Start with + isim, bir şeyi bir sürecin ilk öğesi, malzemesi veya odak noktası olarak seçmek anlamına gelir. Burada temel bir yer ve zaman, konuşmacının bir dünya kurarken belirlediği ilk ayrıntılardır. Bu yapıda with, “birlikte” anlamına gelmez. Başlangıç noktasını gösterir: start with a question, start with the easiest task veya start with a basic idea.

Alıştırma

Cümleyi start with ile tamamlayın: When you plan a report, ____ a simple outline.

Cevabı göster

start with

Whether that's a fantasy world Dilbilgisi

3:18

İster fantastik bir dünya olsun

or a futuristic setting in the real world,

3:20

ister gerçek dünyada fütüristik bir ortam,

it's important to know where you are

3:22

nerede olduğunuzu

and whether you're working in the past, present, or future.

3:24

ve geçmişte mi, bugünde mi yoksa gelecekte mi çalıştığınızı bilmek önemlidir.

Dilbilgisi

Whether ... or ... ve dolaylı seçim bildiren whether

Başta kullanılan Whether A or B, iki olası ortam türünü ortaya koyar. Bu bağlamda yan cümlenin tamamı “hangisi doğru olursa olsun” anlamına gelir: ardından gelen öneri her iki durum için de geçerlidir. Sonraki whether yan cümlesi know fiilinin içeriğidir. Dinleyiciye doğrudan evet-hayır sorusu sormak yerine geçmiş, bugün veya gelecek arasından belirlenmesi gereken dolaylı bir seçim sunar. Her iki kullanımda da whether, belirli bir olasılıklar aralığını düzenler.

Alıştırma

Bu cümledeki iki whether yan cümlesinin görevleri nelerdir? Whether the lesson is online or in person, decide whether it will begin at nine or ten.

  1. İlki yönergenin her iki durumda da geçerli olduğunu, ikincisi ise karar verilecek bir saat seçimini belirtir.
  2. Her iki yan cümle de dinleyiciye doğrudan evet-hayır sorusu sorar.
  3. İlki bir neden verir, ikincisi ise zaten kesin olan bir zamanı belirtir.
Cevabı göster

İlki yönergenin her iki durumda da geçerli olduğunu, ikincisi ise karar verilecek bir saat seçimini belirtir.

I like to create a timeline showing how the world came to be. Kalıp ifadeler

3:28

Dünyanın nasıl oluştuğunu gösteren bir zaman çizelgesi oluşturmayı seviyorum.

Kalıp ifadeler

how the world came to be: dünyanın kökeni ve oluşumu

Burada come to be, var olmaya başlamak veya bugünkü biçimine doğru gelişmek anlamına gelir. how the world came to be ifadesindeki how, dünyanın kökeni ve gelişiminin arkasındaki nedenleri, olayları ve aşamaları sorar. Came, come fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Bu ifade bir yerden başka bir yere hareket etmeyi anlatmaz ve buraya gelip başka bir şeye dönüşmek anlamına gelmez. Dünyanın yalnızca var olduğunu söylemek yerine, oluşum sürecinin bir zaman çizelgesiyle açıklanmasını sağlar.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “var olmaya veya gelişmeye başladı” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The documentary explains how the village ____.

Cevabı göster

came to be

What past events have shaped the way it is now? Kalıp ifadeler

3:32

Geçmişteki hangi olaylar onu şu anki haline getirdi?

Kalıp ifadeler

have shaped the way it is now: geçmişin bugüne etkisi

Burada shape bir fiildir. Soyut anlamda kullanıldığında, bir şeyin nasıl geliştiğini ve hangi özellikleri kazandığını etkilemek demektir. The way it is now, onun şimdiki durumunu ifade eder; dolayısıyla vurgulanan bölüm, geçmişteki hangi olayların dünyanın bugünkü biçiminin oluşmasına katkıda bulunduğunu sorar. Have shaped, present perfect yapısındadır. Geçmişteki olayları bugün hâlâ görülebilen bir sonuca bağlar: geçmiş olaylar neden, bugünkü durum ise sonuçtur.

Alıştırma

Hangi cümlede shape, birinin gelişme veya düşünme biçimini etkilemek anlamında soyut olarak kullanılmıştır?

  1. Family traditions have shaped the way Mina celebrates holidays.
  2. The box has a square shape.
  3. The baker shaped the dough into a ball.
Cevabı göster

Family traditions have shaped the way Mina celebrates holidays.

Then I brainstorm answers to questions Kalıp ifadeler

3:35

Sonra sorulara cevap bulmak için beyin fırtınası yapıyorum;

that draw out the details of my fictional world. Öbek fiiller

3:37

kurgusal dünyamın ayrıntılarını ortaya çıkaran sorulara.

Kalıp ifadeler

brainstorm answers to questions: olası cevaplar üretmek

Brainstorm burada bir fiildir. Brainstorm answers to questions, genellikle hangilerinin en iyi olduğuna karar vermeden önce hızla çeşitli olası cevaplar üretmek demektir. Tek bir sabit doğru cevabı bulmayı değil, fikir üretme aşamasını anlatır. İsim kalıbı answer to a question şeklindedir; çoğulu answers to questions olur. Bu kullanım yaratıcı çalışmalar, öğrenme ve planlama için yararlıdır.

Alıştırma

Cümleyi brainstorm answers to questions ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: During science club, we ____ about ways to save water.

Cevabı göster

brainstormed answers to questions

Öbek fiiller

draw out the details: daha fazla bilgiyi ortaya çıkarmak

Draw out bir öbek fiildir. Burada draw out the details, henüz ifade edilmemiş ayrıntıları sorular veya yönlendirmeler yoluyla belirgin hâle getirmek demektir. Sorular bir resim çizmez; konuşan ya da düşünen kişinin bilgiyi açıklamasına ve geliştirmesine yardımcı olur. Cümlede that, questions sözcüğünü belirtir: sorular kurgusal dünyanın ayrıntılarını ortaya çıkarır. Yönlendirmenin daha fazla bilgi ortaya çıkardığı röportaj, ders ve tartışmalarda da aynı kalıp kullanılabilir.

Alıştırma

Bir röportajda draw out more details genellikle ne anlama gelir?

  1. Daha fazla bilginin ortaya çıkmasına yardım etmek için sorular veya yönlendirmeler kullanmak.
  2. Daha fazla bilgi aramadan röportajı uzatmak.
  3. Her küçük özelliği gösteren bir resim çizmek.
Cevabı göster

Daha fazla bilginin ortaya çıkmasına yardım etmek için sorular veya yönlendirmeler kullanmak.

What rules are in place here? Kalıp ifadeler

3:40

Burada hangi kurallar geçerli?

Kalıp ifadeler

rules are in place: kurallar oluşturulmuş ve şu anda geçerli

rules are in place, kuralların önceden oluşturulmuş ve şu anda geçerli olduğu anlamına gelir. Bu soruda rules are in place, hayalî dünyayı hangi kuralların yönettiğini sorar; place fiziksel bir konumu anlatmaz. be in place kalıbı sistemler, planlar, prosedürler ve güvenlik önlemleriyle de kullanılabilir. Bunların kurulmuş, hazır veya işler durumda olmasına odaklanır.

Alıştırma

Güvenlik önlemlerinin önceden oluşturulmuş ve etkin olduğunu göstermek için bu dersteki ifadeyle cümleyi tamamlayın: Several safety measures are ____ to protect visitors.

Cevabı göster

in place

This covers everything from laws of gravity, Dilbilgisi

3:42

Bu, yerçekimi kanunlarından,

or not,

3:45

veya yokluğundan,

to the rules of society

3:46

toplumun kurallarına

and the punishments for individuals who break them. Kelime

3:47

ve onları çiğneyen bireylerin cezalarına kadar her şeyi kapsar.

Dilbilgisi

covers everything from ... to ...: geniş bir aralığı göstermek

cover(s) everything from A to B kalıbı, A ve B'yi geniş bir aralığın iki ucu olarak kullanır. Konunun bu iki ucu ve aralarındaki ya da aralık boyunca uzanan birçok şeyi içerdiğini anlatır; burada from ve to bir yolculuğu veya hareketi belirtmez. Bu cümlede aralık, yer çekimi gibi fizik yasalarından toplum kurallarına uzanır. Araya eklenen or not, hayalî bir dünyada normal yer çekiminin bile bulunmayabileceğini söyleyerek olasılıkları genişletir.

Alıştırma

from ... to ... aralık yapısını tamamlayın: The festival offers everything ____ science workshops ____ live music.

Cevabı göster

from · to

Kelime

break them: kuralları ihlal etmek

break them ifadesindeki them, daha önce sözü edilen toplum kurallarına gönderme yapar. Break a rule veya break a law, fiziksel bir nesneye zarar vermek değil, bir kurala ya da yasaya uymamak veya onu ihlal etmek demektir. who break them ilgi cümleciği, hangi bireylerin ceza aldığını belirtir. Bu ifade kurallar, yasalar ve bunların sonuçları konuşulurken yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için break the rules ifadesini doğru biçimde kullanın: Anyone who ____ may be removed from the game.

Cevabı göster

breaks the rules

What kind of government does this world have? Kalıp ifadeler

3:51

Bu dünyanın nasıl bir yönetimi var?

Kalıp ifadeler

What kind of government: türünü sormak

What kind of + isim, bir şeyin hangi türe veya kategoriye ait olduğunu sorar. Burada sınıflandırılan isim government olduğundan, soru bu dünyanın ne tür bir yönetime sahip olduğunu sorar. Kind burada tür anlamında bir isimdir; nazik anlamındaki sıfat değildir. Geniş zamanda sıradan bir fiille soru kurarken What kind of + isim + do/does + özne + fiilin yalın hâli? yapısı kullanılır. this world tekil olduğu için does ... have kullanılır; does ... has kullanılmaz.

Alıştırma

Bir film türünü soran cümleyi What kind of kullanarak tamamlayın: ____ do you want to watch?

Cevabı göster

What kind of movie

Who has power and who doesn't? Anlatım akışı

3:53

Kim güç sahibi ve kim değil?

Anlatım akışı

Who has power and who doesn't?: iki parçalı bir karşıtlık

Bu soru, who has power ve who doesn't şeklindeki iki eşgüdümlü bölümle karşıtlık kurar. İkinci bölümdeki doesn't, does not have power anlamına gelir; böylece yinelenen sözler atılır. Bu kısa ve paralel yapı, bir şeyin nasıl dağıldığına, yani kimin dahil edilip kimin dışarıda bırakıldığına dikkat çeker. Burada power, karar verme, kaynakları kontrol etme veya başkalarını etkileme yönündeki toplumsal ya da siyasal güçtür. Elektrik veya fiziksel kuvvet anlamına gelmez.

Alıştırma

Acil durum planını kimin bildiğini ve kimin bilmediğini tüm sözleri yinelemeden doğal biçimde karşılaştıran soru hangisidir?

  1. Who knows the emergency plan and who doesn't?
  2. Who knows the emergency plan and who don't?
  3. Who knows the emergency plan and who doesn't knows it?
Cevabı göster

Who knows the emergency plan and who doesn't?

What do people believe in here? Öbek fiiller

3:56

Buradaki insanlar neye inanıyor?

Öbek fiiller

believe in: inanç, değerler ve güven

Bu soruda believe in, insanların hangi inançları, değerleri veya yol gösterici fikirleri benimsediğini ve yaşamında izlediğini sorar. Bildirme cümlesinde nesne in edatından sonra gelir: People believe in equality. Bu bir what sorusu olduğu için what başa geçer, in ise sonda kalır. Burada believe in ifadesini bir bütün olarak düşünün. in edatı, odağı bir sözün doğru olduğunu kabul etmekten inanç, güven veya bağlılık duymaya kaydırır.

Alıştırma

Bir topluluğun ortak değerlerini, inancını veya yol gösterici fikirlerini soran soru hangisidir?

  1. What do people in this town believe in?
  2. Who do people in this town believe?
  3. What do people in this town believe?
Cevabı göster

What do people in this town believe in?

And what does this society value most? Kelime

3:58

Ve bu toplum en çok neye değer veriyor?

Kelime

value most: en önemli görmek

Bu soruda value, “önemli görmek” veya “çok önem vermek” anlamında bir fiildir. Most, konuşanın toplumun fiyatını ya da sayısal bir değeri değil, en büyük önceliğini sorduğunu gösterir. What does + özne + value most? soru kalıbı, bir kişi veya grup için hangi ilkenin, hedefin ya da şeyin en önemli olduğunu sormak için kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle bir grubun en büyük önceliğini soruyor?

  1. What does your school value most?
  2. What is the value of your school?
  3. How much is your school valued at?
Cevabı göster

What does your school value most?

Then it's time to think about day-to-day life. Kalıp ifadeler

4:01

Sonra günlük hayat hakkında düşünme zamanı gelir.

Kalıp ifadeler

day-to-day life: rutin günlük yaşam

Day-to-day, “rutin, sıradan ve normal günlük yaşamın bir parçası olan” anlamına gelen birleşik bir sıfattır. day-to-day life, day-to-day work veya day-to-day operations örneklerinde olduğu gibi bir isimden önce gelir. Kısa çizgiler, day-to-day ifadesinin tek bir niteleme birimi olarak çalıştığını gösterir. Burada ifade, dikkati toplumla ilgili geniş fikirlerden insanların her gün nasıl yaşadığına ilişkin pratik ayrıntılara yöneltir.

Alıştırma

“Rutin ve normal günlük yaşamın bir parçası olan” anlamındaki, kısa çizgilerle bağlanmış üç parçalı sıfatı kullanın: Scheduling appointments is part of my ____ work.

Cevabı göster

day-to-day

What's the weather like in this world?

4:03

Bu dünyada hava nasıldır?

Where do the inhabitants live and work and go to school? Anlatım akışı

4:05

Sakinler nerede yaşar, çalışır ve okula gider?

Anlatım akışı

live and work and go to school: paralel eylemleri listelemek

live, work ve go to school fiilleri, ortak bir özneye, yani the inhabitants ifadesine bağlı üç paralel eylemdir. Baştaki soru sözcüğü where üç eylemin de yerini sorar: nerede yaşadıkları, nerede çalıştıkları ve nerede okula gittikleri. and sözcüğünün tekrarı, konuşulan soruya adım adım ilerleyen bir liste ritmi verir. Bu, gereksiz bir tekrar değil; dinleyicinin günlük yaşamın üç ayrı alanını tek tek düşünmesini sağlayan bir yapıdır.

Alıştırma

Hangi cümle tek bir ortak özne kullanır ve üç paralel etkinliği sunmak için and sözcüğünü tekrarlar?

  1. The center is a place where people can learn and work and meet their neighbors.
  2. The center is a place because people learn while their neighbors work.
  3. The center is a place where people can learn, but they are not allowed to work or meet their neighbors.
Cevabı göster

The center is a place where people can learn and work and meet their neighbors.

What do they eat and how do they play?

4:09

Ne yerler ve nasıl oynarlar?

How do they treat their young and their old? Kelime

4:11

Gençlerine ve yaşlılarına nasıl davranırlar?

Kelime

their young and their old: yaş gruplarını adlandıran sıfatlar

Burada young ve old insan gruplarını, yani o toplumdaki genç ve yaşlı insanları temsil eder. Dil bilgisi açısından bu sıfatlar isim öbeklerinin başı olarak kullanılır; bu nedenle people sözcüğünün açıkça söylenmesi gerekmez. Their, iki yaş grubunu konuşulan topluma bağlar. Dengeli olan bu ikili ifade, toplumun yaşamın iki ucundaki insanlara nasıl davrandığını karşılaştırmamızı sağlar.

Alıştırma

Hangi cümle young ve old sözcüklerini yaş gruplarını ifade etmek için doğal biçimde kullanır?

  1. A good society cares for a young and respects an old.
  2. A good society cares for its young and respects its old.
  3. A good society cares for young and respects old person.
Cevabı göster

A good society cares for its young and respects its old.

What relationships do they have with the animals and plants of the world?

4:13

Dünyanın hayvanları ve bitkileriyle nasıl ilişkileri var?

And what do those animals and plants look like?

4:17

Ve bu hayvanlar ve bitkiler neye benziyor?

What kind of technology exists?

4:20

Ne tür teknolojiler mevcut?

Transportation, communication, access to information? Kalıp ifadeler

4:23

Ulaşım, iletişim, bilgiye erişim?

Kalıp ifadeler

access to information: isim olan access sözcüğünden sonra to

Bu sıralamada access bir isimdir. Access to information, bilgi edinme ve kullanma fırsatı, olanağı veya hakkı demektir. to edatı access ile erişilebilen şeyi birbirine bağlar. Access to + isim kalıbını kullanın; have access to information ve provide access to information buna örnektir. access isim olduğunda to sözcüğünü atmayın.

Alıştırma

İsim öbeğini gerekli edatla tamamlayın: Everyone at the library has access ____ free online resources.

Cevabı göster

to

There's so much to think about. Ton ve niyet

4:27

Düşünecek o kadar çok şey var ki.

Ton ve niyet

There's so much to think about: özetlemek ve baskıyı hafifletmek

Uzun bir soru listesinden sonra There's so much to think about, bu soruları dikkate alınması gereken büyük bir miktar olarak özetler. So much yalnızca bilgi miktarını değil, düşünce veya içeriğin genel miktarını ifade eder. Bu cümle dinleyicinin duygularına da karşılık verir ve açıklamayı kısa bir süre yavaşlatır. Konuşmacı görevin büyük hissettirdiğini kabul ederek anlayışlı bir tavır sergiler ve devam etmeden önce dinleyiciye kısa bir düşünme arası verir.

Alıştırma

Birkaç zor seçeneği sıraladıktan sonra konuşmacı There's so much to think about. diyor. Bu cümle esas olarak ne yapar?

  1. Yalnızca bir seçeneğin önemli olduğunu söyler.
  2. Dikkate alınması gereken çok şey olduğunu kabul eder ve dinleyiciye kısa bir ara verir.
  3. Dinleyiciye düşünmeyi bırakmasını emreder.
Cevabı göster

Dikkate alınması gereken çok şey olduğunu kabul eder ve dinleyiciye kısa bir ara verir.

So,

4:29

Bu yüzden,

spend some time living in those tasks Kalıp ifadeler

4:29

biraz zamanınızı bu görevlerin

and the answers to those questions,

4:32

ve o soruların cevaplarının içinde yaşayarak geçirin;

Kalıp ifadeler

spend some time living in those tasks: bu görevlere zihnen dalarak zaman geçirmek

spend some time doing kalıbı, belirli bir süreyi bir etkinliğe ayırmak anlamına gelir. Bu nedenle spend some time ifadesinden sonra live veya to live değil, -ing biçimindeki living gelir. Buradaki living in those tasks, mekân düşüncesini kullanan yaratıcı bir benzetmedir. Dinleyiciden görevlerin içinde gerçekten yaşaması değil, dünya kurma görevlerine zihinsel olarak dalıp onları derinlemesine incelemesi istenir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için imagine fiilinin -ing biçimini kullanın: Spend some time ____ how each character would react.

Cevabı göster

imagining

and you're well on your way to building your own fictional world. Kalıp ifadeler

4:34

kendi kurgusal dünyanızı inşa etme yolunda emin adımlarla ilerliyor olacaksınız.

Kalıp ifadeler

you're well on your way to building: kurma yolunda epey ilerlemiş olmak

Be well on your way to doing something, hedef henüz tamamlanmamış olsa da o hedefe doğru şimdiden iyi bir ilerleme kaydedildiği anlamına gelir. Well, ilerlemenin güçlü veya umut verici olduğu duygusunu artırır. On your way to building ifadesinde to bir edattır; bu nedenle ardından -ing biçimindeki building gelir. Yolculuk görüntüsü genellikle mecazidir ve ifade sıkça birini teşvik etmek için kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için perform fiilinin doğru biçimini kullanın: After several rehearsals, you're well on your way to ____ the whole song.

Cevabı göster

performing

Once you know your world as well as you hope your reader will, Dilbilgisi

4:37

Dünyanızı okuyucunuzun bileceğini umduğunuz kadar iyi bildiğinizde,

Dilbilgisi

Once ... as well as: bir ön koşul ve eşit derece karşılaştırması

Once burada hem zaman hem de koşul bildiren bir yan cümleyi başlatır. “Koşul gerçekleştiğinde” ya da “-dığında” anlamına gelir; yani yazar önce kurgusal dünyayı derinlemesine tanımalı, ardından sonraki eyleme geçmelidir. “Bir kez” anlamında değildir. as well as kalıbı dereceyi karşılaştırır: know your world as well as you hope your reader will. will’den sonra, zaten anlaşıldığı için know your world bölümü düşürülmüştür. Tam karşılaştırma, gelecekteki okurun bu dünyayı ne kadar iyi bileceğiyle ilgilidir.

Alıştırma

Cümleyi Once ve as well as ile tamamlayın: ____ you know the safety rules ____ the coach does, you can lead the warm-up.

Cevabı göster

Once · as well as

set your characters free in it Deyimler

4:41

karakterlerinizi o dünyanın içinde serbest bırakın

Deyimler

set your characters free in it: yaratıcı bir metafor

Set + nesne + free, “nesneyi özgür hâle getirmek” anlamına gelir. Burada yaratıcı bir metafordur: Yazar, dünyayı kurduktan sonra her eylemi önceden belirlemek yerine hayalî kişilerin karakterlerine uygun seçimler yapmasına izin verir. In it ifadesindeki it, kurgusal dünyaya gönderme yapar. Karakterler, önceden kurulmuş bu ortamın içinde özgürce hareket eder ve eylemleriyle hikâyenin gelişmesine yardımcı olabilir.

Alıştırma

Bir yazarlık tavsiyesinde “Set your characters free in the world you created” ne anlama gelir?

  1. Karakterlerin gerçek bir hapishaneden kaçtığını yazmak.
  2. Karakterlerin o dünyanın kuralları içinde doğal biçimde hareket etmesine izin vermek.
  3. Karakterleri hikâyeden silmek.
Cevabı göster

Karakterlerin o dünyanın kuralları içinde doğal biçimde hareket etmesine izin vermek.

and see what happens.

4:43

ve ne olacağını görün.

And ask yourself, Anlatım akışı

4:44

Ve kendinize sorun,

Anlatım akışı

ask yourself: öz değerlendirmeyi başlatmak

Ask yourself, bir soruyu zihninizde kendinize yöneltip cevabı düşünmek anlamına gelir. Dönüşlülük zamiri yourself, dinleyenin hem soruyu soran hem de cevaplaması beklenen kişi olduğunu gösterir; başka birine soru sormanız istenmez. Buradaki emir yapısı, ardından gelecek soruları tanıtır. Tavsiyelerde, öğretici anlatımlarda ve konuşmalarda Ask yourself, ... açıklamadan öz değerlendirmeye geçildiğini gösteren bir düzenleme işaretidir.

Alıştırma

Dersi yansıtan öz değerlendirme ifadesiyle tavsiyeyi tamamlayın: ____ whether this plan supports your goal.

Cevabı göster

Ask yourself

how does this world you created

4:46

yarattığınız bu dünya,

shape the individuals who live in it? Kalıp ifadeler

4:48

içinde yaşayan bireyleri nasıl şekillendiriyor?

Kalıp ifadeler

shape the individuals who live in it: gelişimlerini etkilemek

Burada shape, insanların nasıl geliştiği; yani inançları, alışkanlıkları, karakterleri veya davranışları üzerinde güçlü ve kalıcı bir etki yaratmak anlamına gelir. Geçişli bir fiildir: yaratılan dünya, içinde yaşayan bireyleri etkiler; onların bedenlerinin dış hatlarını değiştirmez. Aktarılabilir kalıp X shapes Y biçimindedir: bir ortam, sistem veya deneyim, bir kişinin ya da grubun gelişimini zaman içinde etkileyebilir. Bu soruda this world X, the individuals ise Y'dir.

Alıştırma

Hangi cümlede shape, örnekteki gibi “birinin gelişimini etkilemek” anlamında kullanılmıştır?

  1. Please draw a shape around the answer.
  2. The artist can shape the clay into a bowl.
  3. School experiences can shape how children see themselves.
Cevabı göster

School experiences can shape how children see themselves.

And what kind of conflict is likely to emerge? Kalıp ifadeler

4:50

Ve nasıl bir çatışmanın ortaya çıkması muhtemel?

Kalıp ifadeler

conflict is likely to emerge: Olası bir gelişmeyi öngörmek

Be likely to + fiilin yalın hâli, bir şeyin kesin değil ama olası olduğunu söyler. Bu sorudaki conflict is likely to emerge, durumdan makul olarak ne tür bir çatışmanın gelişmesinin beklenebileceğini sorar. Emerge burada “ortaya çıkmak, var olmaya başlamak ya da fark edilir hâle gelmek” demektir. Çatışma, sorun, örüntü ve risk gibi soyut kavramlarla sık kullanılır ve appear sözcüğünden daha resmîdir.

Alıştırma

Hedef ifadeyi kullanarak öngörüyü tamamlayın: New challenges are ____ as the team grows.

Cevabı göster

likely to emerge

Answer those questions Dilbilgisi

4:53

Bu soruları cevaplayın

and you have your story.

4:55

ve artık hikayeniz hazır.

Dilbilgisi

Answer ... and ...: Emir ve ardından gelen sonuç

Cümle Imperative + and + result yapısını kullanır. Answer those questions yapılacak eylemi, and you have your story ise bunun ardından gelen sonucu belirtir. Burada and yalnızca eş düzeydeki iki fikri birbirine bağlamaz. Bir if-then ilişkisini kısaltır: Bu soruları yanıtlarsanız hikâyenizin temeli hazır olur. Bu kısa yapı önerilerde, yönergelerde ve ikna edici ifadelerde yaygındır.

Alıştırma

Eylem-sonuç yapısını tek sözcükle tamamlayın: Press the green button, ____ the screen will light up.

Cevabı göster

and

Good luck,

4:57

İyi şanslar,

future world-builder. Kelime

4:57

geleceğin dünya kurucusu.

Kelime

future world-builder: gelecekteki bir rolle cesaret veren doğrudan hitap

World-builder; yerleri, insanları, kuralları ve tarihiyle birlikte kurgusal bir dünya tasarlayıp geliştiren kişiyi anlatan birleşik bir isimdir. İnşaat işçisi anlamına gelmez. Good luck ifadesinden sonra gelen future world-builder, dinleyiciye doğrudan hitaptır: Konuşan kişi, dinleyiciyi gelecekte üstlenebileceği bir rolle adlandırır. Future + rol bildiren isim yapısı, dinleyiciyi o kişi olduğunu hayal etmeye çağırarak harekete geçmesi için cesaretlendirebilir.

Alıştırma

Konuşan kişi dinleyiciye future world-builder diyerek öncelikle ne yapıyor?

  1. Dinleyiciyi gelecekte kurgusal dünyalar yaratan biri olduğunu hayal etmeye teşvik eder.
  2. Dinleyiciye farklı ülkelerde gerçek binalar inşa edeceği bir iş teklif eder.
  3. Dinleyiciyi kurgusal ortamlar yaratmanın çok zor olduğu konusunda uyarır.
Cevabı göster

Dinleyiciyi gelecekte kurgusal dünyalar yaratan biri olduğunu hayal etmeye teşvik eder.