Tek bir NASA görüntüsü onlarca hikayeyi nasıl anlatıyor: İngilizce çalışma notları
neo
Video özeti: Gece uydu görüntüsü; nüfus, savaş, deniz kuralları, siyasi bölünmeler ve tarihin aydınlık ve karanlık desenler oluşturduğunu gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “so bright that” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: güçlü bir dereceyi sonucuna bağlayarak ayrı kentlerin neden tek bir ışık alanı gibi göründüğünü açıklayın. 2. “bringing to light” — Deyimler ve mecazlı ifadeler: gizli bir şeyi açığa çıkarma anlamını ve gerçek ışıklara göndermesini anlayarak benzer söz oyunlarını fark edin. 3. “stand in stark contrast to” — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: zıt bölgeleri, koşulları, verileri veya savları güçlü ve resmî biçimde karşılaştırın.
Bu derste
How much can a single picture tell us about ourselves? Anlatım akışı
0:06Tek bir fotoğraf bize kendimiz hakkında ne kadar şey anlatabilir?
Tek bir resim bize kendimiz hakkında ne kadar şey anlatabilir?
Bu açılış sorusu, tek bir resmin kendimiz hakkında ne kadar bilgi veya ne ölçüde bilgi ortaya çıkarabileceğini sorar. How much, resmin bize bir şey söyleyip söyleyemeyeceğini değil, miktarı ya da dereceyi sorar. Burada dikkat çeken retorik bir soru işlevi görür. Konuşmacı, açıklamanın yanıtlayacağı ana soruyu ortaya koyar; böylece dinleyiciden hemen bir sayı vermesini istemek yerine onu dinlemeye devam etmeye yönlendirir.
Alıştırma
Bir konuşmacı şu soruyla başlıyor: “How much can a map of city noise tell us about daily life?” Bu sorunun temel işlevi nedir?
- Haritanın yararlı bilgi içermediğini kanıtlamak
- Dinleyiciden kesin bir sayı istemek
- Konuşmacının inceleyeceği bir konuyu tanıtmak
Cevabı göster
Konuşmacının inceleyeceği bir konuyu tanıtmak
This is a composite image of several satellite photos.
0:12Bu, birkaç uydu fotoğrafından oluşan birleşik bir görüntüdür.
It can help us better understand the current developments and conflicts underway. Kelime
0:16Mevcut gelişmeleri ve devam eden çatışmaları daha iyi anlamamıza yardımcı olabilir.
Sürmekte olan gelişmeler ve çatışmalar
Underway, “devam eden” veya “başlamış ve hâlen gerçekleşmekte olan” anlamına gelir. developments and conflicts underway ifadesinde, bağlantılı developments ve conflicts isimlerinden sonra gelir ve ikisini de niteler. Buradaki developments, mutlaka inşaat projelerini değil, değişimleri veya gelişmekte olan durumları ifade eder. Bu nedenle ifade, hâlen gelişmekte olan durumlara ve devam eden çatışmalara işaret eder.
Alıştırma
Cümleyi “devam eden” anlamındaki hedef sözcükle tamamlayın: The report describes several negotiations ____.
Cevabı göster
underway
The amount of light pollution is most severe in heavily populated areas,
0:25Işık kirliliğinin miktarı en çok nüfusun yoğun olduğu bölgelerde
as well as in regions of high prosperity. Kalıp ifadeler
0:30ve aynı zamanda refah seviyesi yüksek bölgelerde şiddetlidir.
Başka bir ilgili öge eklemek için “as well as”
Bu cümlede as well as, ışık kirliliğinin şiddetli olduğu yerleri belirten iki in öbeğini bağlar. “Ve ayrıca” anlamındadır: Yoğun nüfuslu alanlara refah düzeyi yüksek bölgeler de eklenir. Bu ifade çoğu zaman ikinci ögeyi ek bilgi olarak sunarken ilk ögeyi ana başlangıç noktası olarak bırakır. Burada bir şeyi “aynı derecede iyi” yapma karşılaştırması yoktur.
Alıştırma
Videodaki cümlede as well as hangi işlevi görüyor?
- Refahın nüfus artışına neden olduğunu gösterir.
- Refah düzeyi yüksek bölgeleri başka bir yer türü olarak ekler.
- Refah içindeki bölgelerin nüfuslu alanlar kadar iyi olduğunu söyler.
Cevabı göster
Refah düzeyi yüksek bölgeleri başka bir yer türü olarak ekler.
In Europe, the Benelux region and the densely populated Po-Valley
0:33Avrupa'da Benelüks bölgesi ve yoğun nüfuslu Po Vadisi
are so bright that the individual towns blend into one big sea of light. Notlar
0:37o kadar parlaktır ki tek tek kasabalar birleşerek büyük bir ışık denizine dönüşür.
Derece ve sonuç bildiren “so bright that”
so + adjective + that kalıbı, bir derecenin sonuç doğuracak kadar güçlü olduğunu gösterir. So bright aşırı parlaklık derecesini verir; that ile başlayan yan cümle ise bunun sonucunda ne olduğunu anlatır. Burada kasabalar o kadar parlaktır ki ayrı ışıkları birleşiyormuş gibi görünür. Bu kalıpta so, “bu nedenle” değil, “o derece” anlamındadır.
Alıştırma
so + adjective + that kalıbını ve bright sözcüğünü kullanarak cümleyi tamamlayın: The screen was ____ I had to look away.
Cevabı göster
so bright that
blend into: ayrı şeylerin tek bir bütün hâline gelmesi
Bu cümlede blend into, farklı kasabaların ışıklarının artık ayrı görünmeyip tek ve kesintisiz bir bütün gibi görünmesi demektir. Into, ortaya çıkan sonucu belirtir: one big sea of light. Kullanışlı kalıp şöyledir: birkaç şey + blend into + tek bir sonuç. Bu kalıp mutlaka fiziksel bir karışımı değil, görünüşte veya algıda meydana gelen bir değişimi anlatır.
Alıştırma
Cümleyi, nottaki “görsel olarak birleşip tek bir sonuç oluşturmak” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: From far away, the small islands seem to ____ one dark shape.
Cevabı göster
blend into
one big sea of light: geniş bir ışık alanını anlatan benzetme
Sea of light bir benzetmedir. Çok geniş ve kesintisiz bir ışık alanını deniz yüzeyine benzeterek ışıkların ne kadar büyük bir alanı kapladığını ve tek tek ayırt edilmelerinin ne kadar zor olduğunu vurgular. Ortada gerçek bir deniz yoktur. Yeniden kullanılabilen a sea of + isim kalıbı, görüş alanını dolduran çok büyük bir miktar veya sayı anlamına gelir; a sea of faces ve a sea of green örneklerinde olduğu gibi. Buradaki one big, bütün ışıkların tek bir geniş alan gibi göründüğü fikrini güçlendirir.
Alıştırma
Cümleyi notta geçen üç sözcüklü benzetmeyle tamamlayın: When the stage lights came on, the actor saw ____ smiling faces.
Cevabı göster
a sea of
the extraction of oil creates bright lights from the flaring of gas. Kültür
0:46petrol çıkarımı sırasında gazın yakılmasıyla parlak ışıklar oluşur.
petrol çıkarımında flaring of gas
Bu cümlede flaring of gas, petrol çıkarımı sırasında açığa çıkan gazın bilinçli olarak yakılması anlamına gelir. Görüntüdeki parlak ışığı bu alev oluşturur. Bu ifade bir aydınlatma sistemini veya Güneş parlamasını değil, endüstriyel bir işlemi adlandırır. Enerji üretiminde gaz; toplanamadığında, depolanamadığında veya kullanılamadığında çoğu zaman yakılır.
Alıştırma
Bu cümlede "flaring of gas" neyi anlatıyor?
- Petrol çıkarımı sırasında fazla gazın yakılması
- Sahadaki sıradan lambalara gazla enerji sağlanması
- Güneş’ten gelen bir enerji patlaması
Cevabı göster
Petrol çıkarımı sırasında fazla gazın yakılması
And in Africa, you can trace the path of the Nile River, Kalıp ifadeler
0:51Ve Afrika'da, Nil Nehri'nin izini sürebilirsiniz;
trace the path of: ipuçlarından bir rotayı takip etmek
Burada trace the path of, görünür ipuçlarını izleyerek bir şeyin takip ettiği rotayı belirlemek anlamına gelir. Nil boyunca görülen ışıklar, gece görüntüsünde nehrin akış yönünün fark edilmesini sağlar. trace the path of + isim kalıbı, rota doğrudan belirtilmediğinde ancak çizgilerden, görüntülerden, izlerden, kayıtlardan veya başka kanıtlardan çıkarılabildiğinde kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi “rotayı belirlemek için ipuçlarını takip etmek” anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: Satellite images helped scientists ____ the storm across the ocean.
Cevabı göster
trace the path of
which as the lifeline of Egypt, attracts civilization and is filled with commercial boats. Deyimler
0:54Mısır'ın can damarı olarak medeniyeti çeken ve ticari teknelerle dolu olan bir nehir.
Mısır'ın can damarı
the lifeline of Egypt ifadesindeki lifeline, bir yerin hayatta kalması ve günlük işleyişi için vazgeçilmez olan bir şeyi anlatan mecazdır. Nil; insanları, medeniyeti ve ticareti desteklediği için bu ifade onun sadece yararlı değil, hayati olduğunu vurgular. the lifeline of Egypt yapısı, Nil ile Mısır arasındaki ilişkiyi adlandırır; gerçek bir çizgiden söz etmez. Bir şeye lifeline demek, onu kaybetmenin yaşamı veya işleyişi ciddi biçimde aksatacağını belirtir.
Alıştırma
the lifeline of Egypt ifadesinde lifeline burada ne anlama geliyor?
- Güvenlik veya kurtarma için kullanılan gerçek bir halat
- Mısır'daki acil durum telefon hattı
- Mısır halkının ve faaliyetlerinin sürmesini sağlayan hayati destek
Cevabı göster
Mısır halkının ve faaliyetlerinin sürmesini sağlayan hayati destek
In the mostly uninhabited regions of Western Australia,
1:02Batı Avustralya'nın büyük ölçüde ıssız olan bölgelerinde,
the satellites could even capture lights from wildfires that occurred over a span of 22 days. Kalıp ifadeler
1:05uydular 22 gün boyunca süren orman yangınlarının ışıklarını bile yakalayabilmiştir.
22 günlük bir zaman aralığı boyunca
over a span of 22 days, bir şeyin gerçekleştiği, gözlemlendiği veya ölçüldüğü zaman aralığını belirtir. Span, bu dönemin tamamının uzunluğuna odaklanır; bu nedenle ifade, uydu gözlemlerinin 22 günü kapsadığını anlatır. İfade kapsanan dönemi açıklar, ancak tek bir olayın kesintisiz sürdüğünü zorunlu olarak göstermez. Burada orman yangınları bu zaman aralığında meydana gelmiş ve birleştirilmiş görüntüler onların ışıklarını gösterebilmiştir; cümle tek bir yangının 22 gün boyunca yandığını söylemez.
Alıştırma
Doğru mu yanlış mı: The satellites could even capture lights from wildfires that occurred over a span of 22 days cümlesindeki ifade, tek bir orman yangınının 22 gün boyunca kesintisiz yandığı anlamına gelir.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
And in Asia, the Indian subcontinent is clearly standing out. Öbek fiiller
1:12Ve Asya'da, Hindistan alt kıtası açıkça göze çarpmaktadır.
standing out: kolayca fark edilmek
Standing out, bir kişinin veya şeyin çevresindekilerden açıkça farklı olduğu için kolayca fark edilmesi demektir. Burada Hint alt kıtası, görüntüdeki diğer bölgelere göre görsel olarak öne çıkıyor. Stand out bir öbek fiildir; kişinin duruşunu anlatmaz. Görünüşü, performansı veya dikkat çeken herhangi bir özelliği anlatabilir.
Alıştırma
“Kolayca fark edilmek” anlamındaki öbek fiilin -ing biçimiyle cümleyi tamamlayın: Among the plain gray backpacks, the bright orange one is ____.
Cevabı göster
standing out
Nearly 20% of the planet's population lives here.
1:17Gezegen nüfusunun neredeyse %20'si burada yaşamaktadır.
And the rapid population and economic growth can be seen Dilbilgisi
1:21Hızlı nüfus ve ekonomik büyüme,
by comparing the area from how it looked in 2012 and then again in 2016.
1:24bölgenin 2012'deki görünümü ile 2016'daki halini karşılaştırarak görülebilir.
can be seen by comparing: yöntemi göstermek
can be seen by comparing ifadesinde can be seen, edilgen bir kiplik yapısıdır: can + be + geçmiş zaman ortacı. Özne, gözlem yapan kişi değil, gözlemlenebilir hâle gelen sonuç veya değişimdir. by comparing, bu gözleme ulaşmak için kullanılan yöntemi açıklar. by edatından sonra compare, -ing biçimini alır: by comparing. Bu yapı, rapor ve açıklamalarda kanıt sunmak için kullanışlıdır: X can be seen by doing Y.
Alıştırma
Cümleyi can be seen by comparing edilgen yapısıyla tamamlayın: The change in the river's width ____ the two maps.
Cevabı göster
can be seen by comparing
However, it's just as interesting to look at the regions where there is no light. Anlatım akışı
1:31Ancak ışığın olmadığı bölgelere bakmak da bir o kadar ilginçtir.
However, it's just as interesting to look at ...: eşit derecede ilgi çekici bir bakış açısına geçmek
However, önceki açıklamayla bir karşıtlık kurar ve dikkati farklı bir bölge grubuna yöneltir. just as interesting to look at kalıbı, bu yeni bakış açısının önceki kadar ilgi çekici olduğunu belirtir. Karşılaştırılan unsur bağlamdan anlaşılır; böylece ifade, iki gözlemi birbirine karşıt ama incelenmeye eşit ölçüde değer olarak düzenler.
Alıştırma
"However, it's just as interesting to look at ..." bölümündeki vurgulanan ifade ne yapıyor?
- Önceki konunun konuşulmaya değmediği sonucuna varır.
- Işık olmamasının nedenini açıklar.
- Karşıt bir konuya geçer ve bu konunun eşit ölçüde dikkate değer olduğunu söyler.
Cevabı göster
Karşıt bir konuya geçer ve bu konunun eşit ölçüde dikkate değer olduğunu söyler.
The Syrian Civil War, which has wiped out hundreds of thousands of lives, Öbek fiiller
1:40Yüz binlerce insanın hayatını yok eden Suriye İç Savaşı,
Wiped out: büyük çaplı yıkım veya ölüm
Bu cümlede wiped out, çok büyük sayıda insanın ölümüne neden oldu anlamına gelir. Kaybı küçük bir azalma değil, yıkıcı bir sonuç olarak gösteren çok güçlü bir öbek fiildir. Daha genel olarak wipe out + nesne, hedefin tamamını veya çok büyük bir bölümünü yok etmek anlamına gelir. Nesne bir zamirse zamiri fiille parçacığın arasına yerleştirin: wipe them out.
Alıştırma
wipe out öbek fiilini doğru geçmiş zaman biçiminde kullanın: The sudden heat wave almost ____ the coral colony.
Cevabı göster
wiped out
electrical grid: birbirine bağlı elektrik ağı
Electrical grid, elektriği santrallerden iletim ve dağıtım hatları aracılığıyla kullanıcılara taşıyan bağlantılı sistemi ifade eder. Bu cümlede çatışmalar nedeniyle bu ağın yalnızca bir kısmı çalışabilmektedir. Grid burada kareli bir desen ya da tek bir elektrikli cihaz değil, bir altyapı ağı anlamındadır.
Alıştırma
Bir fırtına bölgedeki trafo merkezlerine ve iletim hatlarına zarar verdi. Birbirine bağlı bu altyapıyı en iyi hangi ifade adlandırır?
- electricity bill
- power supply
- electrical grid
Cevabı göster
electrical grid
The Old Town has been a UNESCO World Heritage Site since 1986. Kültür
2:03Eski Şehir, 1986 yılından beri UNESCO Dünya Mirası Listesi'ndedir.
UNESCO World Heritage Site: resmî bir unvan
UNESCO World Heritage Site, olağanüstü kültürel veya doğal değere sahip olduğu için UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne resmen kaydedilmiş bir yerdir. Bu cümlede bu unvan, Eski Şehir'e resmen tanınmış uluslararası bir statü verir. Yerin yalnızca eski, güzel veya turistler arasında popüler olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Unvanın kullanımını değerlendirin: "This cafe opened last year, so it is a UNESCO World Heritage Site." Bu kullanım doğru mu?
- Doğru kullanım
- Yanlış kullanım
Cevabı göster
Yanlış kullanım
But the war has almost completely destroyed the historic city.
2:08Ancak savaş bu tarihi şehri neredeyse tamamen yok etti.
The darkening can also be observed in Raqqa,
2:16Bu kararma, terörist İslam Devleti'nin uzun süre fiili başkenti olarak hareket eden
which has long acted as the de facto capital of the terrorist Islamic State. Kelime
2:18Rakka'da da gözlemlenebilir.
de facto capital: fiilî başkent
“De facto capital”, herhangi bir yasa veya resmî karar tarafından başkent ilan edilmese bile uygulamada ana güç merkezi olarak işleyen bir yeri ifade eder. Burada ifade, yalnızca büyük veya önemli bir şehri değil, örgütün gerçek komuta merkezini belirtir. Daha genel olarak de facto, fiilî durum ile resmen tanınan durum arasında karşıtlık kurar.
Alıştırma
Resmen belirlenmemiş olmasına rağmen başkent rolünü üstlenen bir yer için kullanılan iki kelimelik İngilizce terimle cümleyi tamamlayın: “No law names Harbor City as the capital, but the government works there, so it is the ____.”
Cevabı göster
de facto capital
When we see a city darken in these images,
2:23Bu görüntülerde bir şehrin karardığını gördüğümüzde,
it shows the annihilation of a place and its history
2:26bu bir yerin ve onun tarihinin yok oluşunu
and ultimately the end of many human lives.
2:29ve nihayetinde birçok insan hayatının sonunu gösterir.
These black pixels in such an image can say a lot more than the lit ones. Deyimler
2:38Böyle bir görüntüdeki bu siyah pikseller aydınlık olanlardan çok daha fazlasını anlatabilir.
can say a lot more than ifadesinin mecaz anlamı
pixels özne olduğunda “say” mecaz anlamda kullanılır: “sesli konuşmak” değil, “iletmek, ortaya çıkarmak veya kanıt sunmak” anlamına gelir. İnsanlar görüntülerden, verilerden, gerçeklerden ve ayrıntılardan bilgi çıkarabildiğinde bunların bir şey “say” ettiği söylenebilir. “A lot more than” bir karşılaştırma kurar. Burada siyah alanlar hasarı veya elektrik kaybını gösterebilir; dolayısıyla cümle, bunların aydınlık piksellerden daha fazla yararlı bilgi taşıdığını belirtir.
Alıştırma
“The empty shelves can say a lot more than the store's advertisements,” cümlesinde can say a lot more than ne anlama gelir?
- reklamlardaki sözcükleri aynen tekrarlayabilirler
- reklamlardan gerçekten daha yüksek sesle konuşabilirler
- reklamlardan çok daha fazla bilgi ortaya çıkarabilirler
Cevabı göster
reklamlardan çok daha fazla bilgi ortaya çıkarabilirler
This also applies to the Korean Peninsula. Kalıp ifadeler
2:44Bu durum Kore Yarımadası için de geçerlidir.
This also applies to: önceki bir noktayı yeni bir duruma genişletmek
Bu cümlede This, tek bir nesneye veya ayrıntıya değil, az önce belirtilen gözlemin ya da sonucun tamamına gönderme yapar. İfade, önceki fikri yeniden işaret eder. Also applies to the Korean Peninsula, aynı gözlemin yeni bir durum için de geçerli olduğunu belirtir. Yeniden kullanılabilen This also applies to + isim kalıbı, bir kuralı, açıklamayı veya sonucu tekrar etmeden başka bir duruma genişletmeyi sağlar.
Alıştırma
İkinci cümleyi dersteki kalıbın aynısıyla tamamlayın: All visitors must wear a badge. ____ contractors.
Cevabı göster
This also applies to
While ..., ...: iki durumu karşılaştırmak
Burada While bir durumu tanıtır ve onu ana cümledeki durumla karşılaştırır. ‘Oysa’ veya ‘buna karşılık’ anlamındadır; ‘olduğu sırada’ anlamında değildir. While + yan cümle, ana cümle yapısı birbiriyle eşleşen iki konuyu yan yana koyar: Güney Kore ile Kuzey Kore ve parlak biçimde aydınlatılmış olmak ile neredeyse tamamen karanlık olmak. Bu paralel yapı karşıtlığı kolayca görmeyi sağlar.
Alıştırma
Hangi cümlede while zaman yerine karşıtlık ifade eder?
- While the blue bag is cheap, the black bag is more durable.
- Please wait here while I check the schedule.
- While I was packing the bags, the taxi arrived.
Cevabı göster
While the blue bag is cheap, the black bag is more durable.
The metropolitan area around the capital of the South, Seoul,
2:53Güney'in başkenti Seul çevresindeki metropol bölgesi,
The population density here is twice that of New York City Dilbilgisi
2:59Buradaki nüfus yoğunluğu New York'un iki katı
Karşılaştırmalarda that of
that of ifadesinin iki kullanımında da that, daha önce geçen tekil isim öbeği population density'nin yerini tutar. Bu nedenle twice that of New York City, New York'un nüfus yoğunluğunun iki katı demektir; aynı yapı Rome için de geçerlidir. That şehrin kendisini veya toplam nüfusunu ifade etmez. Bu yapı, population density ifadesini tekrarlamadan karşılaştırmanın iki tarafını paralel tutar. Of yapının bir parçasıdır: that of ifadesinden sonra, özelliği karşılaştırılan diğer yeri, kişiyi veya şeyi belirten bir isim gelir.
Alıştırma
Tekrarlanan tekil isim temperature yerine karşılaştırma ifadesini kullanın: The temperature in Room A is lower than ____ Room B.
Cevabı göster
that of
Also, the waters surrounding Korea are brightly lit from the numerous fishing boats off the coast.
3:06Ayrıca Kore'yi çevreleyen sular, açık denizdeki sayısız balıkçı teknesinden dolayı parlak bir şekilde aydınlanmıştır.
According to the UN Convention on the Law of the Sea, Kültür
3:12BM Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne göre,
Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi
Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi, denizdeki faaliyetleri düzenleyen uluslararası bir antlaşma ve hukuki çerçevedir. Deniz alanları ile ülkelerin hak ve yükümlülüklerine ilişkin kurallar koyar; deniz kaynaklarını kullanma hakları da buna dahildir. Burada Sözleşme'nin adının verilmesi, daha sonra anlatılan sınırların ve balıkçılık düzenlemelerinin hukuki temelini tanıtır. Bu, genel BM önerileri değil, resmî bir antlaşmadır.
Alıştırma
Burada UN Convention on the Law of the Sea başlığı neyi ifade ediyor?
- Parklarda balık tutmayla ilgili yerel bir şehir kuralı
- Ülkelerin denizdeki hakları ve faaliyetleri için hukuki kurallar belirleyen uluslararası bir antlaşma
- Okyanus yolculuğuna çıkan kişiler için isteğe bağlı gezi tavsiyeleri
Cevabı göster
Ülkelerin denizdeki hakları ve faaliyetleri için hukuki kurallar belirleyen uluslararası bir antlaşma
there are clear rules for how far off the coast a country may exploit its resources. Kelime
3:14bir ülkenin kaynaklarını kıyıdan ne kadar uzakta kullanabileceğine dair net kurallar vardır.
exploit its resources: tarafsız teknik kullanım
Burada exploit, doğal kaynakları pratik veya ekonomik yarar sağlamak için geliştirmek ve kullanmak anlamına gelir. Hukuk, coğrafya ve ekonomi bağlamlarında yaygın olan tarafsız ve teknik bir kullanımdır; birine haksız davranmak anlamına gelmek zorunda değildir. may exploit ifadesi, kuralların bir ülkeye bunu yapma izni verdiğini, ancak bu iznin yalnızca belirlenmiş bir alan içinde geçerli olduğunu anlatır. exploit fiilinin nesnesi anlamı belirlemeye yardım eder: resources ile genellikle kullanma veya geliştirme, people ile ise insanlardan haksız biçimde yararlanma anlamına gelir.
Alıştırma
"A country may exploit its resources," cümlesinde exploit büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Doğal kaynakları geliştirmek ve kullanmak
- Kaynakları diğer ülkelerden saklamak
- Ülkenin işçilerine haksız davranmak
Cevabı göster
Doğal kaynakları geliştirmek ve kullanmak
Additionally, there are several agreements between countries that regulate fishing.
3:19Buna ek olarak, ülkeler arasında balıkçılığı düzenleyen çeşitli anlaşmalar bulunmaktadır.
This creates odd shapes and perfectly straight lines,
3:24Bu durum garip şekiller ve mükemmel düz çizgiler yaratarak,
bringing to light the absurdity of dividing our planet into arbitrary legal zones. Deyimler
3:28gezegenimizi keyfi yasal bölgelere ayırmanın saçmalığını gün yüzüne çıkarıyor.
bringing to light: gizli olanı ortaya çıkarmak
Bring something to light, gizli olan veya fark edilmesi zor bir gerçeği, sorunu ya da düzeni ortaya çıkarmak anlamına gelir. Buradaki -ing yapısı, şekillerin ve çizgilerin sonucunu açıklar: bunlar saçmalığın görülmesini kolaylaştırır. Yaygın yapı bring + nesne + to light şeklindedir. Nesne uzunsa bringing to light the absurdity... örneğinde olduğu gibi tüm deyimden sonra gelebilir. Görünen ışıklar da sınır desenlerini gerçek anlamda görünür kılar; bu nedenle light hem gerçek hem mecaz anlamda kullanılır. Deyimin temel anlamı yine de “ortaya çıkarmak”tır.
Alıştırma
Cümleyi “ortaya çıkarmak” anlamındaki deyimin doğru biçimiyle tamamlayın: The investigation is ____ evidence that was previously hidden.
Cevabı göster
bringing to light
All these lights from South Korea and the waters that surround it
3:34Güney Kore'den ve onu çevreleyen sulardan gelen tüm bu ışıklar
stand in stark contrast to the north, Kalıp ifadeler
3:37sadece Kuzey Kore'nin başkenti Pyongyang'ın biraz öne çıktığı
stand in stark contrast to: çarpıcı bir fark göstermek
Stand in stark contrast to, “bir şeyden çok açık ve dikkat çekici biçimde farklı olmak” demektir. Bu cümlede Güney Kore ve çevresindeki parlak ışıklar, kuzeydeki karanlıkla güçlü bir görsel karşıtlık oluşturur. Stark, contrast sözcüğünü güçlendirir; birinin nasıl ayakta durduğunu anlatmaz. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp A stands in stark contrast to B şeklindedir. Stand, özneye göre stands biçimini alır ve karşılaştırılan öğeden önce to kullanılır.
Alıştırma
stand in stark contrast to kalıbını kullanarak fiili doğru biçime getirin: The calm opening scene ____ the chaotic ending.
Cevabı göster
stands in stark contrast to
where only the North Korean capital Pyongyang stands out a bit.
3:39kuzeyle tam bir tezat oluşturuyor.
North Korea's energy infrastructure is obsolete,
3:44Kuzey Kore'nin enerji altyapısı modası geçmiş durumda,
much of what happens in the north remains in the dark. Deyimler
3:51kuzeyde olan bitenin büyük bir kısmı karanlıkta kalıyor.
remains in the dark: gerçek ve mecaz anlamlar
Burada remains in the dark iki düzeyde işler. Gerçek anlamıyla kuzey, çok az ışık göründüğü için karanlık görünür. Mecaz anlamıyla in the dark, “bilinmeyen veya anlaşılmayan” demektir; dolayısıyla orada olanların çoğu dışarıdakilerden hâlâ gizlidir. Remain, bu durumun devam ettiğini gösterir. Bir kişi bir konu hakkında remain in the dark about durumunda olabilir; bu, o konu hakkında hâlâ bilgi sahibi olmadığı anlamına gelir. Bir gerçek veya olay remain in the dark olabilir; bu da onun hâlâ bilinmediği veya gizli kaldığı anlamına gelir.
Alıştırma
"Although the report was released, residents remain in the dark about the cause," cümlesinde remain in the dark ne anlama gelir?
- Gece dışarıda ayakta duruyorlar.
- Bütün ışıkları kapattılar.
- Nedeni hâlâ bilmiyorlar.
Cevabı göster
Nedeni hâlâ bilmiyorlar.
the DMZ: Kore Askerden Arındırılmış Bölgesi
Burada the DMZ, Kuzey Kore ile Güney Kore'yi ayıran sınır bölgesi olan Kore Askerden Arındırılmış Bölgesi'ni ifade eder. the tanımlığı, belirli ve iyi bilinen bu bölgeden söz edildiğini gösterir. Adında demilitarized geçmesine rağmen bu, bölgede askerî varlık veya güvenlik olmadığı anlamına gelmez. Burası sıkı şekilde korunan bir sınır bölgesidir; bu nedenle sınır çizgisi bu kadar net görünür.
Alıştırma
Bu cümlede the DMZ neyi ifade ediyor?
- Kuzey Kore ile Güney Kore'yi ayıran, sıkı korunan askerden arındırılmış bölge
- İller arasındaki sıradan bir idari sınır
- Güvenlik gücü veya askerî kısıtlama bulunmayan bir alan
Cevabı göster
Kuzey Kore ile Güney Kore'yi ayıran, sıkı korunan askerden arındırılmış bölge
This image may be the most impressive illustration of how big the impact Dilbilgisi
4:04Bu görüntü, 70 yılı aşkın bir bölünmüşlüğün etkisinin
of more than 70 years of division are.
4:08ne kadar büyük olduğunun en etkileyici göstergesi olabilir.
how big the impact ... is: impact ile özne-fiil uyumu
Bu yan cümle how + adjective + subject + verb kalıbını kullanır: how big the impact ... is. illustration of ifadesinden sonra cümle içine yerleştirildiği için özne fiilden önce gelir; how big is the impact? şeklindeki soru sırası kullanılmaz. Uyumu belirlemek için özne ad öbeğinin ana sözcüğünü bulun. Ana sözcük tekil isim impact'tir. of more than 70 years of division ifadesi yalnızca impact'i niteler; bu nedenle yakındaki çoğul years fiili çoğul yapmaz. Standart İngilizcede are yerine is kullanılmalıdır.
Alıştırma
Cümleyi be fiilinin geniş zaman biçimiyle tamamlayın: The report shows how big the impact of five years of drought ____.
Cevabı göster
is
But the map also teaches us the long-lasting impacts such separations can have, Dilbilgisi
4:14Ancak harita bize aynı zamanda bu tür ayrılıkların,
impacts such separations can have ifadesinde atılan that
impacts such separations can have ifadesinde impacts, such separations can have yan cümleciğinin nitelediği isimdir. Bu yan cümlecikte such separations, can have yapısının öznesidir; have fiilinin anlaşılmakla birlikte söylenmeyen nesnesi ise impacts sözcüğüdür. Tam biçim impacts that such separations can have şeklindedir. that, ilgi cümleciğinde nesne olduğu için atılabilir. İlgi zamiri özne olsaydı normalde atılamazdı.
Alıştırma
impacts such separations can have yapısını doğru açıklayan seçenek hangisidir?
- impacts ismi, such separations ifadesini doğrudan nesne olarak alır.
- Such separations, can have yapısının öznesidir; atılan that ise have fiilinin nesnesidir.
- Such separations, impacts sözcüğünün başka bir adıdır.
Cevabı göster
Such separations, can have yapısının öznesidir; atılan that ise have fiilinin nesnesidir.
even those that have already been overcome.
4:18üstesinden gelinmiş olanların bile, yaratabileceği uzun süreli etkileri öğretiyor.
At the time of the Cold War, Germany was separated into East and West,
4:22Soğuk Savaş döneminde Almanya Doğu ve Batı olarak ikiye ayrılmıştı,
And as a result of that, its city lights still appear in two different colors. Anlatım akışı
4:28Ve bunun bir sonucu olarak, şehrin ışıkları hala iki farklı renkte görünüyor.
as a result of that: nedeni sonuca bağlamak
As a result of that, az önce sözü edilen duruma gönderme yapar ve onu neden olarak belirtir. Virgülden sonraki yan cümle sonucu verir: şehrin ışıkları hâlâ iki farklı renkte görünür. Bu ifade, cümleler veya yan cümleler arasında neden-sonuç ilişkisini açıkça düzenler. as a result of + isim veya zamir yapısında of sözcüğünden sonraki bölüm nedeni belirtir; that ise daha önce anlatılan bütün bir olayı veya durumu özetleyebilir.
Alıştırma
Neden bağlayıcısını doğru tamamlayan sözcüğü seçin: The storm damaged the bridge. As a result ___ that, the road was closed.
- in
- of
- from
Cevabı göster
of
The western part of the city was cut off from the rest of West Germany Öbek fiiller
4:33Şehrin batı kısmı Batı Almanya'nın geri kalanından kopmuştu
cut off from: bağlantının engellenmesi veya kopması
Bu cümlede was cut off from, şehrin batı kısmının Batı Almanya'nın ana topraklarından coğrafi ve siyasi olarak ayrı olduğunu anlatır. From, ayrı kalınan yeri belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen edilgen yapı be cut off from + isim şeklindedir. Erişim, ulaşım, iletişim, tedarik veya temasın engellenmesini ya da kaybolmasını anlatır; bir şeyin fiziksel olarak kesilmesi anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi cut off ile kurulan hedef ifadeyle tamamlayın: After the only phone tower failed, the island was ____ emergency services.
Cevabı göster
cut off from
and relied on gas lamps because it wanted to be independent Öbek fiiller
4:37ve olası bir elektrik kesintisinden bağımsız olmak istediği için
relied on: gerekli bir kaynağa bağımlı olmak
Relied on, bağımlıydı veya güveniyordu anlamına gelir. Burada şehrin batı kısmı, tamamen elektrik kaynağına bağlı kalmak yerine ihtiyaç duyduğu aydınlatma kaynağı olarak gaz lambalarını kullanıyordu. Temel yapı rely on + kişi, şey veya sistem şeklindedir. On zorunludur ve yardım, destek ya da işleyişin sürmesini sağlayan kaynağı belirtir.
Alıştırma
Rely fiilini doğru geçmiş zaman biçimi ve zorunlu edatıyla kullanın: When the electricity failed, the clinic ____ a backup generator.
Cevabı göster
relied on
Although Germany has been reunited since 1990, Dilbilgisi
4:42Almanya 1990'dan beri birleşmiş olmasına
and this separation has been overcome for more than a quarter of a century,
4:45ve bu ayrılık çeyrek asırdan fazla bir süre önce aşılmış olmasına rağmen,
Although ... it can still be seen: süren beklenmedik bir sonuç
Although, normalde karşıt sonucu beklememize yol açacak bir arka plan sunar. Burada Almanya'nın yeniden birleşmesi ve ayrılığın aşılmış olması bu beklentiyi oluşturur; ana cümle ise eski bölünmenin izinin görünür kaldığını söyler. Still ana cümleye aittir ve bu değişikliklere rağmen sonucun sürdüğünü vurgular. Yeniden kullanılabilen kalıp Although + yan cümle, özne + still + fiil şeklindedir.
Alıştırma
Hangi cümle karşıtlık kurmak için although, beklenmedik ve süren sonucu belirtmek için de still sözcüğünü doğru kullanır?
- Although the museum reopened years ago, but signs of the fire are still visible.
- Although the museum reopened years ago, signs of the fire still visible.
- Although the museum reopened years ago, signs of the fire are still visible.
Cevabı göster
Although the museum reopened years ago, signs of the fire are still visible.
has been reunited since 1990: edilgen present perfect
Has been reunited, edilgen present perfect yapısıdır: has + been + geçmiş zaman ortacı reunited. Germany eylemi yapan değil, eylemden etkilenen öznedir; bu nedenle ifade, parçaları kimin birleştirdiğinden çok değişmiş duruma odaklanır. Since 1990 başlangıç noktasını verir ve geçmişteki yeniden birleşmeyi ve sonucunu bugüne bağlar. Bu yapı, Almanya'yı 1990'dan konuşma anına kadar yeniden birleşmiş durumda gösterir.
Alıştırma
Cümleyi reunite fiilinin edilgen present perfect biçimiyle tamamlayın: The family ____ since the border reopened.
Cevabı göster
has been reunited
points to: kanıttan bir sonuca işaret etmek
Burada points to, “gösterir” veya “... için kanıt sunar” anlamına gelir. Görsel, küresel zorluklarla ilgili bir sonucu destekleyen bilgi olarak kullanılır; fiziksel olarak parmakla bir yer gösterilmez. Bu yapıda özne çoğu zaman bir kanıt veya belirtidir. Bir görsel, grafik, araştırma, olgu, ipucu ya da eğilim; bir sonucu, nedeni veya çıkarımı göstermek için point to ifadesinin öznesi olabilir.
Alıştırma
Bu cümlede points to ne anlama geliyor?
- Görsel fiziksel olarak bir parmağı dünyaya doğru yöneltiyor.
- Görsel, küresel zorluklara ilişkin kanıt sunuyor.
- Görsel, nüfus artışının etkilerini gizliyor.
Cevabı göster
Görsel, küresel zorluklara ilişkin kanıt sunuyor.
challenges posed by: kısaltılmış edilgen ilgi yan cümlesi
challenges posed by the steadily increasing world population ifadesinde posed by ..., challenges sözcüğünü niteleyen bir geçmiş zaman ortacı grubudur. “... tarafından yaratılan veya ortaya çıkarılan zorluklar” anlamına gelir. Bu, kısaltılmış bir edilgen ilgi yan cümlesidir: challenges posed by X = challenges that are posed by X. Challenges eylemden etkilenen şey olduğu, X ise onu yaratan kaynağı belirttiği için edilgen biçim kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi, edilgen bir niteleyici oluşturan ve kaynağı belirten iki sözcüklü pose biçimiyle tamamlayın: The city is planning for the risks ____ rising sea levels.
Cevabı göster
posed by
And while man-made borders cannot be seen during the day,
4:58İnsan yapımı sınırlar gündüzleri görülemezken,
the lines of political origin become apparent at night, Kalıp ifadeler
5:02siyasi kökenli çizgiler geceleri belirginleşiyor,
become apparent: gizliyken belirgin hâle gelmek
Bu cümlede become apparent, “açıkça görülmeye veya anlaşılmaya başlamak” anlamına gelir. Sınır çizgileri başlangıçta belirgin değildir, ancak gece koşulları onları görünür hâle getirir. become + adjective yapısı bir durum değişikliğini anlatır. Buradaki apparent, “açık veya fark edilebilir” anlamındadır; an apparent contradiction gibi ifadelerdeki “öyle görünse de doğru olmayabilir” anlamında değildir.
Alıştırma
Cümleyi become apparent ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After we cleaned the old photograph, a second face ____.
Cevabı göster
became apparent
but appear all the more absurd and artificial. Kalıp ifadeler
5:04ama bir o kadar da saçma ve yapay görünüyor.
all the more: daha yüksek dereceyi vurgulamak
All the more, “daha da yüksek bir derecede” anlamına gelir ve çoğunlukla nedeni daha önce belirtilmiş ya da bağlamdan anlaşılmıştır. Burada çizgilerin gece görülmesi, onların daha da saçma ve yapay görünmesine neden olur. Bu ifade açık bir than karşılaştırma cümlesi olmadan bir sıfatı veya zarfı niteleyebilir: all the more absurd, all the more surprising, all the more carefully. Karşılaştırmayı bağlam sağlar.
Alıştırma
Yüksek fiyatın kötü manzaranın özellikle hayal kırıklığı yaratmasının nedeni olduğunu en iyi hangi ifade vurgular? The tickets were expensive, so their poor view was ___ disappointing.
- all at once
- no longer
- all the more
- even less
Cevabı göster
all the more
When viewed during daylight, the human influence on our planet is less obvious, Dilbilgisi
5:07Gün ışığında bakıldığında insanın gezegenimiz üzerindeki etkisi daha az belirgindir,
When viewed during daylight: kısaltılmış edilgen zaman yan cümlesi
When viewed during daylight, edilgen bir zaman yan cümlesinin kısaltılmış biçimidir. Tam biçimi when it is viewed during daylight şeklindedir: it öznesi ve be fiilinin is biçimi atılır; geriye when + geçmiş zaman ortacı kalır. Buradaki it, gündüz vakti bakılan ve söz konusu edilen gezegeni veya küresel görüntüyü belirtir. Viewed edilgendir; dolayısıyla ifade, bakan insanları değil, görülen nesneyi anlatır. Atılan özne, ana cümleden veya bağlamdan kolayca anlaşılabilmelidir.
Alıştırma
Kısaltılmış edilgen yan cümleyi tamamlamak için When + view fiilinin geçmiş zaman ortacını kullanın: ____ from above, the river looks like a silver ribbon.
Cevabı göster
When viewed
social divides and political strife: toplumsal bölünmeler ve siyasi çatışmalar
Social divides, bir toplumdaki gruplar arasında bulunan ve genellikle servet, kimlik, bölge veya fırsatlara dayanan derin ayrılıkları belirtir. Buradaki divides bir fiil değil, çoğul isimdir. Political strife, siyaset alanındaki ciddi ve çoğu zaman uzun süren çatışmayı belirtir. Bu ifadeler birlikte hem toplumsal ayrılığı hem de siyasi mücadeleyi anlatır; strife, sıradan bir görüş ayrılığından çok daha güçlü ve resmîdir.
Alıştırma
Hangi durum social divides and political strife ifadesiyle en iyi biçimde açıklanır?
- İki arkadaş hangi filmi izleyecekleri konusunda kibarca farklı görüş belirtmektedir.
- Bir sınıf, fen projesinde birlikte çalışmaktadır.
- Bir ülke düşman toplumsal gruplara ayrılmıştır ve siyasi gruplar iktidar için mücadele etmektedir.
Cevabı göster
Bir ülke düşman toplumsal gruplara ayrılmıştır ve siyasi gruplar iktidar için mücadele etmektedir.