Evliliğin tarihi - Alex Gendler: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bu tarihsel inceleme, evliliğin toprak, miras ve otoriteyle bağlantılı bir düzenden sevgi ve hayat arkadaşlığını öne çıkaran bir ideale dönüşmesini anlatırken biçim ve anlamlarının toplumun yapısı ile değerlerine göre değişmeye devam ettiğini gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. when in fact — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik. Konuşmacının evrenselmiş gibi görünen bir iddiayı karşıt kanıtlarla düzelttiği anı bildiren bu işareti tanıyın. İfade, evlilik hakkındaki zamansız gerçekler gibi duyulan sözlerden tarih ve kültürler arasındaki büyük farklılıkların gerçekliğine geçişi izlemenizi sağlar. 2. the tables were turned, — Deyimler ve mecazi ifadeler. Bunun masaların gerçekten devrilmesi değil, alışılmış durumun tersine dönmesi anlamına geldiğini kavrayın. Burada birden fazla eşi olan erkeklerden söz edildikten sonra bir kadının birden fazla kocaya sahip olabildiği toplumları tanıtır; benzer rol ve durum değişimlerini anlatmak için de kullanılabilir. 3. it might help to keep in mind that — Konuşma edimbilimi ve tutum. Buyurgan görünmeden yol gösterici bir düşünce sunmak için bu nazik kalıbı kullanın. Sonuç bölümünde toplumun evliliği biçimlendirdiği fikrini dinleyicinin kabul etmesi gereken bir emir olarak değil, günümüzdeki tartışmalara yardımcı olacak bir bakış açısı olarak ortaya koyar.
Bu derste
There have been many different things written and said about marriage, Dilbilgisi
0:07Evlilik hakkında, yazılıp söylenen birçok farklı şey vardır;
There have been ... written and said: bugüne kadar biriken tartışmaları özetlemek
There have been, varlık bildiren there be yapısının present perfect biçimidir. Çok sayıda yorum veya düşünceyi geçmişten bugüne birikmiş içerik olarak sunar; bunları üreten kişilere odaklanmaz. Written and said, things sözcüğünü niteleyen kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir: things that have been written and said. Bu ortaçlar cümlenin ana fiili değildir; things, yazma ya da konuşma eylemini yapan değil, iletilen içeriktir.
Alıştırma
Vurgulanan yapının anlamına en uygun yorum hangisidir?
- Şeylerin kendileri yazıp konuşmaktadır.
- Birçok yorum ve düşünce zaman içinde yazılı ve sözlü olarak birikmiştir.
- İnsanlar konu hakkında yazıp konuşmaya ancak gelecekte başlayacaktır.
Cevabı göster
Birçok yorum ve düşünce zaman içinde yazılı ve sözlü olarak birikmiştir.
from the sweetly inspirational to the hilariously cynical. Anlatım akışı
0:10Tatlı ve ilham verici olanından tutun da, gülünç derecede alaycı olanına kadar.
from the sweetly inspirational to the hilariously cynical: iki uçla bütün bir aralığı göstermek
From ... to ..., birbirine karşıt iki uç noktayı bir aralığın iki yanına yerleştirir. Burada evlilik hakkındaki yorumları düzenler ve tonlarının sıcak biçimde cesaret verenden komik derecede güvensiz veya kuşkucu olana kadar uzandığını gösterir. İki kaynağı belirtmez veya zaman sırası anlatmaz. The sweetly inspirational ve the hilariously cynical ifadeleri kategori etiketi olarak kullanılır. Comments veya things written and said gibi tekrarlanan bir isim, bağlamdan anlaşılır.
Alıştırma
Aralığın iki uç noktasını belirtmek için cümleyi from ... to ... ile tamamlayın: The reviews ranged ____ wildly enthusiastic ____ sharply critical.
Cevabı göster
from · to
But what many of them have in common is that they sound like they express a universal and timeless truth, Notlar
0:15Ancak birçoğunun ortak noktası, evrensel ve zamansız bir gerçeği ifade ediyormuş gibi görünmeleridir,
what many of them have in common is that: ortak bir özelliği belirtmek
what many of them have in common yan cümlesi, “birçoğunun paylaştığı özellik” anlamına gelir. Kaynaşmış bir ilgi yan cümlesidir ve is’in öznesi olarak görev yapar. Burada what bir soru sormaz. is’ten sonraki that yan cümlesi ortak özelliğin ne olduğunu belirtir. What ... have in common is that ... kalıbını, birkaç fikir, nesne veya durumun paylaştığı bir noktayı özetlemek için kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi ortak özelliği belirten ifadeyle tamamlayın: What the three proposals ____ is that they all reduce waste.
Cevabı göster
have in common
a universal and timeless truth: geniş kapsamlı ve otoriter duyulmak
a universal and timeless truth ad öbeği, herkes veya her yer için doğru olduğu sunulan (universal) ve farklı çağlarda da doğru kalmaya devam eden (timeless) bir iddiayı anlatır. Bu ifade, iddiaya geniş kapsamlı ve otoriter bir hava verir. Ancak cümlede bunların yalnızca böyle bir gerçeği ifade ediyormuş gibi duyulduğu söylenir; konuşmacı bu izlenimi anlatır, iddianın doğru olduğunu onaylamaz.
Alıştırma
Bu cümlede a universal and timeless truth ifadesinin kullanımına en uygun yorum hangisidir?
- Konuşmacı iddiaların evrensel olduğunu kanıtladı.
- İddialar geniş ölçüde ve çağlar boyunca geçerliymiş gibi duyuluyor, ancak konuşmacı bunların doğru olduğunu onaylamıyor.
- İddialar yalnızca tek bir tarihsel dönemde doğruydu.
Cevabı göster
İddialar geniş ölçüde ve çağlar boyunca geçerliymiş gibi duyuluyor, ancak konuşmacı bunların doğru olduğunu onaylamıyor.
when in fact nearly everything about marriage, from its main purpose to the kinds of relationships it covers, Anlatım akışı
0:20oysa aslında evlilikle ilgili hemen hemen her şey; temel amacından kapsadığı ilişki türlerine,
to the rights and responsibilities involved, has varied greatly between different eras, cultures, and social classes. Kalıp ifadeler
0:27ve içerdiği hak ve sorumluluklara kadar, farklı çağlar, kültürler ve sosyal sınıflar arasında büyük farklılıklar göstermiştir.
when in fact: doğru görünen bir izlenimi düzeltmek
Bu cümlede when in fact bir zaman belirtmez. “Ama aslında” anlamına gelir ve sonraki yan cümlenin önceki yan cümlenin oluşturduğu izlenimi düzelttiğini gösterir. Fikirler evrensel ve zamansızmış gibi duyulur; when in fact sonrasındaki yan cümle ise evliliğin değiştiği yönündeki karşıt gerçeği verir. Açıklama ve tartışmalarda bu bağlayıcı, ardından gelen gerçeğe göre ilk izlenimi yeniden değerlendirmeniz gerektiğini gösterir.
Alıştırma
when ile başlayan ve ilk izlenimi düzelten üç kelimelik bağlayıcıyı yazın: The plan seemed cheap, ____ it cost more than the original proposal.
Cevabı göster
when in fact
from ... to ... to ...: nearly everything ifadesinin kapsamını genişletmek
Burada from ... to ... to ..., nearly everything about marriage ifadesini üç alana açar: evliliğin amacı, kapsadığı ilişkiler ve ilgili haklar ile sorumluluklar. From aralığı başlatır ve her to aynı aralığa başka bir alan ekler; buradaki to sözcükleri edattır, mastar işareti değildir. Virgüllerle ayrılmış bu aralığın tamamı araya eklenmiş bir açıklamadır. Bu kısmı bir kenara bıraktığınızda cümlenin iskeleti görülür: nearly everything about marriage ... has varied greatly.
Alıştırma
Virgüllerle ayrılan from ... to ... to ... genişletmesini bir kenara bırakırsanız geriye hangi ana cümle kalır?
- different eras have varied social classes
- its main purpose covers the relationships involved
- nearly everything about marriage has varied greatly
Cevabı göster
nearly everything about marriage has varied greatly
rights and responsibilities involved: ilgili haklar ve sorumluluklar
Rights and responsibilities hukuk, kurumlar ve ilişkilerle ilgili bağlamlarda sık kullanılan bir ikilidir. Bir kişinin sahip olduğu haklarla yapması beklenen veya zorunlu olan görevleri birlikte ifade eder. Involved burada isim öbeğinden sonra gelir ve bu unsurların düzenlemeye dâhil olduğu veya düzenlemeyle bağlantılı olduğu anlamına gelir. Hem rights hem de responsibilities sözcüklerini niteler; katılan kişileri anlatmaz.
Alıştırma
Örnekte rights and responsibilities involved ne anlama geliyor?
- İnsanların sahip olduğu haklar ile düzenleme kapsamında yerine getirmeleri beklenen veya zorunlu olan yükümlülükler
- Hangi hakların var olduğuna karar vermekten sorumlu kişiler
- Bir olaya bizzat katılan kişilerin hakları
Cevabı göster
İnsanların sahip olduğu haklar ile düzenleme kapsamında yerine getirmeleri beklenen veya zorunlu olan yükümlülükler
So let's take a quick look at the evolution of marriage. Kalıp ifadeler
0:34O halde gelin evliliğin evrimine kısaca bir göz atalım.
take a quick look at: kısaca göz atmak
Take a quick look at, bir şeyi kısaca incelemek veya değerlendirmek anlamına gelir. At sözcüğünden sonra fiziksel bir nesne, veri veya soyut bir konu gelebilir; bu nedenle look burada mutlaka bir şeye gerçekten gözle bakmak anlamına gelmez. Let's take a quick look at ... aynı zamanda bir geçiş ifadesidir: dinleyiciyi sonraki konuya odaklanmaya davet eder ve gelecek bölümün ayrıntılı bir analiz değil, kısa bir genel bakış olduğunu belirtir.
Alıştırma
take a look at kalıbını kullanıp kısa bir inceleme anlamı veren quick sözcüğünü ekleyerek geçiş cümlesini tamamlayın: Before we discuss the details, let's ____ the survey results.
Cevabı göster
take a quick look at
Pair bonding and raising children is as old as humanity itself. Deyimler
0:37Çift olmak ve çocuk yetiştirmek insanlığın kendisi kadar eskidir.
as old as humanity itself: eskiliği güçlü biçimde vurgulayan karşılaştırma
“As old as humanity itself”, as + adjective + as karşılaştırma kalıbını kullanır. Çift bağı kurmanın ve çocuk yetiştirmenin geçmişini insanlığın geçmişiyle karşılaştırarak bu davranışların son derece uzun zamandır var olduğunu anlatır. Bu karşılaştırma retoriktir; kesin bir tarih vermez. itself, humanity sözcüğünü vurgular ve ifadeyi yalnızca very old demekten daha güçlü ve canlı hâle getirir.
Alıştırma
Hedef ifadeyle retorik karşılaştırmayı tamamlayın: The human urge to create art may be ____.
Cevabı göster
as old as humanity itself
With the rise of sedentary agricultural societies about 10,000 years ago, Anlatım akışı
0:41Yaklaşık 10.000 yıl önce yerleşik tarım toplumlarının yükselişiyle birlikte,
marriage was also a way of securing rights to land and property Kelime
0:46evlilik aynı zamanda toprak ve mülkiyet haklarını güvence altına almanın da bir yolu haline geldi
With the rise of ...: değişim için arka plan oluşturmak
With the rise of ..., ana cümleden önce gelerek arka planı hazırlayan bir edat öbeğidir. Bir gelişme ortaya çıkarken veya önem kazanırken başka bir değişimin yaşandığını anlatır. Burada sedentary agricultural societies, kalıcı yerleşimlere dayalı tarım toplumlarını ifade eder. Yaklaşık 10.000 yıl önceki yükselişleri önce sunulur; böylece evlilikle ilgili sonraki açıklama bu daha geniş toplumsal değişimin bir parçası olarak anlaşılır. Buradaki with, “biriyle veya bir şeyle birlikte” anlamına gelmez. İki gelişmeyi birbirine bağlar, ancak doğrudan nedenselliği because kadar güçlü ifade etmez.
Alıştırma
Arka plan kalıbını hedef sözcüklerle tamamlayın: With ____ electric vehicles, cities began adding more charging stations.
Cevabı göster
the rise of
by designating children born under certain circumstances as rightful heirs. Notlar
0:50çünkü belirli koşullar altında doğan çocukları yasal mirasçı olarak belirliyordu.
a way of securing rights to land and property: fiil olarak secure
Bu cümlede secure bir fiildir. Securing rights, söz konusu hakları elde etmek ya da resmî olarak tanınıp korunmalarını sağlamak demektir. Rights to land and property, arazi ve mülkle ilgili yasal hakları veya yetkileri ifade eder; “doğru arazi ve mülk” anlamına gelmez. a way of + -ing kalıbı, bir şeyin hangi yöntemle gerçekleştirildiğini belirtir. Bu nedenle ifade, evliliği mülkiyet haklarının oluşturulmasına veya güvence altına alınmasına yardım eden bir toplumsal kurum olarak sunar.
Alıştırma
Cümlede “securing rights to land and property” ne anlama geliyor?
- arazi ve mülkü fiziksel hasardan korumak
- arazi ve mülkün doğru olduğunu kanıtlamak
- arazi ve mülk üzerindeki yasal hakları elde etmek veya güvence altına almak
Cevabı göster
arazi ve mülk üzerindeki yasal hakları elde etmek veya güvence altına almak
children born under certain circumstances: kısaltılmış ilgi cümleciği
Born under certain circumstances, hangi çocukların kastedildiğini belirtmek için children sözcüğünden sonra gelen bir geçmiş zaman ortacı grubudur. children who were born under certain circumstances şeklinde açılabilir. Buradaki certain circumstances, bağlamdaki toplumun veya hukuk sisteminin tanıdığı belirli koşulları ifade eder. Bu yapı kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir: ilgi zamiri ve be fiilinin bir biçimi atılır. Born, cümlenin bu bölümündeki temel eylemi anlatmaz; bu eylem designating sözcüğüyle ifade edilir. Kısaltılmış cümlecik, tanımlayıcı bilgiyi ad öbeğinin içine sıkıştırır ve hukuk, tarih ve açıklama metinlerinde yaygındır.
Alıştırma
Hangi tam ilgi cümleciği “children born under certain circumstances” ile aynı yapıya ve anlama sahiptir?
- children who were born under certain circumstances
- children who born under certain circumstances
- children who gave birth under certain circumstances
Cevabı göster
children who were born under certain circumstances
rightful heirs: meşru miras hakkına sahip kişiler
Bu cümlede heirs, başka bir kişi öldükten sonra mal, unvan veya makam devralma hakkına sahip kişileri ifade eder. Rightful, bu kişilerin talebinin ilgili yasa, kural veya kabul edilmiş toplumsal düzene göre meşru görüldüğünü belirtir. Bu resmî belirleme bağlamında rightful heirs, miras konusunda geçerli bir hakka sahip olduğu kabul edilen kişiler demektir. Rightful yalnızca olgusal olarak doğru anlamına gelmez.
Alıştırma
Mirasla ilgili bir konuşmada rightful heirs en doğrudan ne anlama gelir?
- miras konusunda meşru bir hakka sahip olduğu kabul edilen kişiler
- başkasının malını yönetmek üzere işe alınan kişiler
- olgusal olarak doğru bir seçim yapan kişiler
Cevabı göster
miras konusunda meşru bir hakka sahip olduğu kabul edilen kişiler
As these societies became larger and more complex, Anlatım akışı
0:54Bu toplumlar büyüyüp daha karmaşık hale geldikçe,
marriage became not just a matter between individuals and families, Dilbilgisi
0:57evlilik sadece bireyler ve aileler arasında bir mesele olmaktan çıkıp,
but also an official institution governed by religious and civil authorities. Kelime
1:01aynı zamanda dini ve sivil otoriteler tarafından yönetilen resmi bir kurum haline geldi.
As ... became ...: zaman içinde paralel değişimleri çerçevelemek
As these societies became larger and more complex bölümünde as, değişmekte olan bir arka plan sunar: toplumların büyüklüğü ve karmaşıklığı artarken ana cümlede anlatılan evlilikle ilgili değişim de gelişmiştir. As A changed, B changed kalıbı bilgiyi zaman içinde birlikte ilerleyen iki bağlantılı gelişme olarak düzenler. Buradaki as, “süreç devam ederken” veya “…… oldukça” anlamındadır; “…… gibi” anlamına gelmez. Ayrıca neden-sonuç ilişkisini because kadar açık biçimde ifade etmez.
Alıştırma
Cümlenin başındaki as yan cümlesi ne işe yarar?
- Toplumların evliliğe benzediğini söyler.
- Yalnızca evlilik zaten resmî bir kurum olduğu için toplumun değiştiğini belirtir.
- Toplumun büyümesini ve karmaşıklaşmasını, evlilikteki değişimin gelişen arka planı olarak sunar.
Cevabı göster
Toplumun büyümesini ve karmaşıklaşmasını, evlilikteki değişimin gelişen arka planı olarak sunar.
not just ... but also ...: daha geniş ikinci bir nokta eklemek
Not just A, but also B, A'yı doğru bir nokta olarak sunar ve buna B'yi ekler; A'nın yerini almaz veya onu geçersiz kılmaz. Bu cümlede evlilik önce bireyler ve aileler arasındaki bir mesele, ardından daha geniş bir çerçevede resmî bir kurum olarak sunulur. Vurgulanan iki bölüm de became fiilinden sonra gelen isim öbekleridir: a matter ... ve an official institution. A ile B'yi dil bilgisi bakımından paralel tutmak, kapsamın genişlemesini izlemeyi kolaylaştırır.
Alıştırma
Cümleyi not just ... but also ile tamamlayın: The park is ____ a place to exercise, ____ a habitat for wildlife.
Cevabı göster
not just · but also
governed by religious and civil authorities: kurala dayalı denetim
Burada governed by, kurallara ve bir yetkeye tabi olmak anlamına gelir. Dinî makamlar ile dinî olmayan kamu makamları olan sivil makamlar resmî çerçeveyi belirler; bu ifade, onların her günlük işi yürüttüğü anlamına gelmez. Governed by religious and civil authorities, an official institution ifadesinden sonra gelen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Institution sözcüğünü yönetilen unsur, authorities sözcüğünü ise denetimin kaynağı olarak gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle, gizlilik yasalarının veri toplama kurallarını belirlediğini ancak günlük işleyişi yürüttüğünü söylemediğini ifade eder?
- Data collection governs privacy laws.
- Data collection is managed by privacy laws.
- Data collection is governed by privacy laws.
Cevabı göster
Data collection is governed by privacy laws.
And it was already well established by 2100 BC, Kalıp ifadeler
1:06Ve MÖ 2100 yıllarına gelindiğinde çoktan sağlam bir şekilde yerleşmişti;
already well established: zaten sağlam biçimde yerleşmiş
Bu cümlede well established, evlilik kurumunun zaten sağlam biçimde yerleşmiş ve geniş ölçüde kabul görmüş olduğu anlamına gelir. Established burada kurumun durumunu anlatır; birinin şirket veya kuruluş kurmakta olduğu anlamına gelmez. Already, by 2100 BC ile birlikte en geç hangi zamana kadar bu duruma ulaşıldığını gösterir: kurum, MÖ 2100'den daha geç olmamak üzere bu duruma gelmişti. Tam olarak o yıl ilk kez ortaya çıktığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi, sağlam biçimde yerleşmiş ve kabul görmüş anlamına gelen iki sözcüklük ifadeyle tamamlayın: By 2005, the program was already ____.
Cevabı göster
well established
when the earliest surviving written laws in the Mesopotamian Code of Ur-Nammu provided many specifics governing marriage, Notlar
1:10Mezopotamya'daki Ur-Nammu Kanunları'nda günümüze ulaşan en eski yazılı kanunlar, evliliği düzenleyen birçok özel hüküm içeriyordu;
earliest surviving written laws: günümüze ulaşan en eski yazılı yasalar
Burada surviving, geçmişten günümüze hâlâ var olan veya korunmuş anlamına gelir. Bir olaydan sağ kurtulan insanları değil, yazılı yasaları niteler. İfadenin tamamı, metinleri korunmuş olanlar arasındaki en eski yazılı yasalar anlamına gelir. Daha eski yasalar kaybolmuş olabileceği için bunların tarihte yazılan ilk yasalar olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
earliest surviving written laws ifadesine en uygun anlam hangisidir?
- Metinleri hâlâ korunmuş olan en eski yazılı yasalar
- Hayatta kalan kişilerle ilgili yazılı yasalar
- Herhangi bir kayıt kalıp kalmadığına bakılmaksızın tarihte yazılan ilk yasalar
Cevabı göster
Metinleri hâlâ korunmuş olan en eski yazılı yasalar
Mesopotamian Code of Ur-Nammu: erken dönem bir hukuk metni
Mesopotamian Code of Ur-Nammu, hükümdar Ur-Nammu ile ilişkilendirilen, Antik Mezopotamya’ya ait erken dönem bir hukuk metnidir. Buradaki Code, bilgisayar komutlarını değil, düzenli biçimde derlenmiş bir yasalar bütününü ifade eder. Bu cümlede böylesine eski bir yazılı kanunun adının verilmesi tarihsel kanıt sağlar: evlilik o dönemde ayrıntılı ve resmî kurallarla zaten düzenleniyordu. Dolayısıyla bu ad, konuşmacının evliliğin hukuken düzenlenmesinin uzun bir geçmişi olduğu yönündeki genel görüşünü destekler.
Alıştırma
Mesopotamian Code of Ur-Nammu adında Code ne anlama gelir?
- Düzenli biçimde derlenmiş yasalar bütünü
- Bilgisayar için yazılmış komutlar
- Mesajları gizlemeye yarayan gizli bir sistem
Cevabı göster
Düzenli biçimde derlenmiş yasalar bütünü
from punishments for adultery to the legal status of children born to slaves. Kelime
1:17zinaya verilen cezalardan tutun da, kölelerden doğan çocukların yasal statüsüne kadar.
legal status of children born to slaves: hukuki konum ve ebeveynlik
Legal status ifadesindeki status, bir kişinin hukuk tarafından resmen tanınan konumunu veya sınıflandırmasını ve bunun sonucunda gördüğü hukuki muameleyi ifade eder. Sağlık veya ruh hâli gibi geçici bir durumu ifade etmez. Geçmiş zaman ortacı içeren born to slaves ifadesi children sözcüğünü niteler. Born to + kişi veya grup, anne babanın kim olduğunu belirtir: burada köleleştirilmiş kişilerden doğan çocuklar kastedilir. to, anne babanın kim olduğunu gösterir; birinin yararı için doğmak anlamına gelmez.
Alıştırma
legal status of children born to slaves ifadesinin doğru yorumu hangisidir?
- Anne babası köleleştirilmiş olan çocukların geçici fiziksel durumu
- Anne babası köleleştirilmiş olan çocukların hukuk tarafından resmen tanınan konumu
- Köleleştirilmiş kişilere hizmet etmek amacıyla doğan çocukların hukuki konumu
Cevabı göster
Anne babası köleleştirilmiş olan çocukların hukuk tarafından resmen tanınan konumu
and even today less than a quarter of the world's hundreds of different cultures prohibit it. Dilbilgisi
1:27ve bugün bile dünyadaki yüzlerce farklı kültürün sadece dörtte birinden azı bunu yasaklıyor.
some form of multiple simultaneous marriage: eş zamanlı çoklu evlilik biçimlerini temkinli biçimde genelleme
some form of ... bütün örneklerin aynı kurallara sahip olduğunu ileri sürmeden geniş bir kategori sunar. Burada kültürel açıdan farklı çeşitli düzenlemeleri tek başlıkta toplarken tam alt türü açık bırakır. multiple simultaneous marriage aynı zaman diliminde birden fazla evlilik ilişkisinin bulunması demektir. Belirleyici sözcük simultaneous'tır: peş peşe gerçekleşen birkaç evliliği anlatmaz.
Alıştırma
Cümledeki some form of multiple simultaneous marriage ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Bir kişi birkaç kez art arda evlenir, ancak aynı anda hiçbir zaman birden fazla evliliği olmaz.
- Her kültür tamamen aynı tek bir evlilik düzenini izler.
- Farklı kültürler, aynı anda birden fazla evlilik ilişkisi içeren farklı düzenlemelere izin verebilir.
Cevabı göster
Farklı kültürler, aynı anda birden fazla evlilik ilişkisi içeren farklı düzenlemelere izin verebilir.
less than a quarter: dörtte birden az
Less than a quarter dörtte birden, yani %25'ten düşük bir oranı ifade eder. Tam olarak %25'i kapsamaz. Yaygın kalıp less than a quarter of + grup veya miktar şeklindedir. Bu cümlede quarter bir kesri ifade eder; on beş dakika veya yirmi beş sentlik madeni para anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle oranın %25'in altında olduğunu söylüyor?
- More than three quarters of the annual budget was spent on travel.
- Exactly a quarter of the annual budget was spent on travel.
- Less than a quarter of the annual budget was spent on travel.
Cevabı göster
Less than a quarter of the annual budget was spent on travel.
But just because something was allowed doesn't mean it was always possible. Dilbilgisi
1:32Ancak bir şeye izin verilmesi, onun her zaman mümkün olduğu anlamına gelmez.
just because ... doesn't mean ...: otomatik bir sonucu reddetmek
just because A doesn't mean B yapısı, A olgusunun B sonucunu otomatik olarak kanıtladığı düşüncesini reddeder. Burada bir şeye izin verilmiş olması, onun uygulamada mümkün olacağını garanti etmiyordu. Bu kalıp A'nın doğru olabileceğini kabul eder; yalnızca A'dan B'ye varılan sonucu sorgular. Just, tek başına bu olgunun yeterli olmadığı anlamını katar.
Alıştırma
Cümleyi just because A doesn't mean B kalıbıyla tamamlayın: ____ the class is online ____ it is easy.
Cevabı göster
Just because · doesn't mean
Demographic realities, as well as the link between marriage and wealth, Kelime
1:36Demografik gerçeklerin yanı sıra evlilik ile zenginlik arasındaki bağlantı,
Demographic realities: nesnel nüfus koşulları
Demographic realities, bir nüfusun büyüklüğü ve yapısının oluşturduğu yaş dağılımı, cinsiyet oranı, hane sayısı ve türleri gibi nesnel koşulları ifade eder. Realities, genel olarak gerçek hayattan değil, somut kısıtlamalardan söz edildiğini vurgular. Bu cümlede ifade, bir uygulamaya izin verilse bile pratikte mümkün olan şeyleri sınırlayabilecek nüfus koşullarını adlandırır.
Alıştırma
Bu bağlamda demographic realities neyi ifade eder?
- Bir nüfusun büyüklüğü ve yapısının oluşturduğu nesnel koşullar
- Bir kişinin özel umutları ve duyguları
- Günlük hayatın zor olabileceğine dair genel düşünce
Cevabı göster
Bir nüfusun büyüklüğü ve yapısının oluşturduğu nesnel koşullar
meant that even though rulers and elites in ancient Mesopotamia, Egypt, and Israel had multiple concubines or wives, Notlar
1:40antik Mezopotamya, Mısır ve İsrail'deki yöneticiler ve seçkinlerin birden fazla cariyesi veya eşi olmasına rağmen,
multiple concubines or wives: farklı tarihsel statüler
Bu tarihsel bağlamda wives, toplumun resmî evlilik sistemi aracılığıyla eş olarak tanınan kadınları ifade eder. Concubines ise hukuki veya toplumsal konumu genellikle eşlerinkinden farklı ve çoğu zaman daha düşük olan uzun süreli kadın partnerlerdir; kesin haklar kültüre ve döneme göre değişiyordu. concubines or wives ifadesinde multiple, iki çoğul ismi de niteler. İfade, partnerler concubines ya da wives olarak sınıflandırılmış olsun, birden fazla partner bulunduğunu anlatır; concubine sözcüğünü wife sözcüğünün sıradan bir eş anlamlısı olarak kullanmaz.
Alıştırma
Bu tarihsel cümlede multiple concubines or wives ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- İfade, farklı hukuki veya toplumsal statü kategorilerine ait olabilen partnerleri kapsar.
- İfade, concubine sözcüğünü evli olmayan herhangi bir modern partner için tarafsız bir sözcük olarak kullanır.
- İfade, concubine ile wife statüsünün her zaman tamamen aynı olduğunu söyler.
Cevabı göster
İfade, farklı hukuki veya toplumsal statü kategorilerine ait olabilen partnerleri kapsar.
most commoners could only afford one or two,
1:47halk tabakasından çoğu kişinin sadece bir veya iki eşe bakabilmesi anlamına geliyordu,
tending towards monogamy in practice. Kelime
1:50bu da uygulamada tek eşliliğe doğru bir eğilim yaratıyordu.
even though: karşıtlık içeren arka planı belirtmek
Even though, beklenenden farklı bir sonuç düşündürebilecek bir gerçeği sunan karşıtlık bildiren bir yan cümlecik başlatır. Ardından ana cümle, buna rağmen geçerli olan asıl noktayı verir. Burada hükümdarlar ve seçkinlerle ilgili gerçek, kabul edilen arka plan bilgisidir. Ana iddia most commoners ile başlar: seçkinlerde böyle bir uygulama olsa da sıradan insanlar genellikle yalnızca bir ya da iki partneri geçindirebiliyordu. Uzun bir cümleyi okurken even though yan cümleciğini sonuç değil, arka plan olarak değerlendirin.
Alıştırma
even though ifadesinin doğru kullanıldığı cümleyi seçin.
- Even though the bus was crowded, Maya found a seat.
- Even though of the crowded bus, Maya found a seat.
- Despite the bus was crowded, Maya found a seat.
Cevabı göster
Even though the bus was crowded, Maya found a seat.
tending towards ... in practice: mutlak bir kural değil, gerçek bir eğilim
tending towards monogamy, tek eşli olmaya doğru genel bir yönelimi veya eğilimi anlatır. Herkesin tek eşliliği benimsediğini ya da bu yönelimin tamamlandığını iddia etmez. in practice, dikkati bir kuralın veya teorinin neye izin verdiğinden gerçekte ne olduğuna çevirir. İfade bir bütün olarak, ilke düzeyinde başka düzenlemeler mümkün olsa bile gerçek davranışların genel olarak tek eşliliğe yöneldiğini söyler.
Alıştırma
Hangi cümle, resmî olarak birkaç seçeneğin mümkün olduğunu ancak gerçek davranışların bunlardan birine doğru genel bir eğilim gösterdiğini anlatır?
- The rules allow several formats, but in practice most teams are tending towards shorter reports.
- The rules require every team to use a short report without exception.
- The rules discuss shorter reports as a possibility, but no one knows what teams actually do.
Cevabı göster
The rules allow several formats, but in practice most teams are tending towards shorter reports.
In other places, the tables were turned, and a woman could have multiple husbands, Deyimler
1:53Diğer bazı yerlerde ise durum tam tersiydi ve bir kadının birden fazla kocası olabiliyordu,
the tables were turned: roller veya koşullar tersine döndü
the tables were turned, daha önceki bir düzenin, rolün veya üstünlük dengesinin tersine döndüğünü anlatan bir deyimdir. Mobilyaların hareket ettirilmesini anlatmaz. Burada, az önce ele alınan kalıbın tersine döndüğünü gösterir: bir erkeğin birden fazla eşi olması yerine, bir kadın birden fazla kocaya sahip olabiliyordu. Edilgen yapı, değişikliğe kimin yol açtığından çok değişen duruma odaklanır.
Alıştırma
Hangi cümlede the tables were turned, önceki üstünlüğün veya durumun tersine döndüğünü anlatır?
- The tables were turned upside down so the workers could repair their legs.
- At first, the larger company had all the power, but after the court ruling, the tables were turned.
- We turned the tables toward the window before dinner.
Cevabı göster
At first, the larger company had all the power, but after the court ruling, the tables were turned.
kept the small amount of fertile land from being constantly divided into new households. Dilbilgisi
2:02o az miktardaki verimli toprağın sürekli olarak yeni hanelere bölünmesini engelliyorlardı.
all brothers in a family marrying the same woman: kardeş poliandrisi
Bu ifade kardeş poliandrisini anlatır: aynı aileden erkek kardeşler aynı kadınla evlenir. Buradaki brothers, dini bir kardeşliğin üyelerini değil, aynı ailedeki erkek kardeşleri ifade eder. Cümlede bu düzen, verimli toprağın sınırlı olmasıyla ilişkilendirilir. Kardeşlerin tek bir hanede kalması, her kardeşin ayrı bir hane kurması durumunda yaşanacak tekrarlanan toprak bölünmelerini azaltır.
Alıştırma
Bu cümlede vurgulanan ifade neyi anlatıyor?
- Aynı aileden erkek kardeşlerin aynı kadınla evlenmesi
- Dini bir kardeşliğin üyelerinin birlikte yaşaması
- Akraba olmayan erkeklerin ayrı haneler kurması
Cevabı göster
Aynı aileden erkek kardeşlerin aynı kadınla evlenmesi
kept ... from being constantly divided: edilgen bir olayı önlemek
keep + nesne + from + -ing, nesnenin bir şey yapmasını veya bir eyleme maruz kalmasını engellemek anlamına gelir. keep fiilinin geçmiş zaman biçimi kept'tir. Nesne eyleme maruz kalıyorsa from being + geçmiş zaman ortacı kullanılır. Burada bölünecek şey verimli topraktır; bu nedenle from being constantly divided edilgen yapıdadır. Bu kalıpta from, engellenen sonucu belirtir; kaynak bildirmez.
Alıştırma
Cümleyi keep fiilinin geçmiş zamanı ve damage fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: The waterproof case ____ the camera ____ in the storm.
Cevabı göster
kept · from being damaged
Marriages could vary not only in the number of people they involved, Dilbilgisi
2:07Evlilikler yalnızca dahil olan kişi sayısı bakımından değil,
but the types of people as well.
2:10aynı zamanda kişilerin türleri bakımından da farklılık gösterebiliyordu.
not only in ... but ... as well: ikinci bir boyut eklemek
not only ... but ... as well iki paralel bilgiyi birbirine bağlar ve ikisinin de geçerli olduğunu belirtir. Burada ilk boyut bir evlilikteki kişi sayısı, ikinci boyut ise dahil olan kişilerin türleridir. İki bölüm de "hangi bakımdan değişebilir?" sorusuna cevap verir. the types of people ifadesinden önce in tekrarlanmasa da edatın iki bölüm için de geçerli olduğu anlaşılır. Tam ve açık paralel kalıp vary not only in A, but in B as well biçimindedir.
Alıştırma
İki in öbeğini paralel tutarak cümleyi not only ... but ... as well ile tamamlayın: The two plans differ ____ cost ____ timing ____.
Cevabı göster
not only in · but in · as well
Although the names and laws for such arrangements may have differed,
2:12Bu tür düzenlemelerin isimleri ve yasaları farklılık göstermiş olsa da,
publicly recognized same-sex unions have popped up in various civilizations throughout history. Notlar
2:15kamuya açık bir şekilde tanınan eşcinsel birliktelikler, tarih boyunca çeşitli medeniyetlerde ortaya çıkmıştır.
publicly recognized same-sex unions: kamusal olarak tanınan eşcinsel partner ilişkileri
Bu isim öbeğinde unions, aynı cinsiyetten kişiler arasındaki kalıcı partner ilişkilerini veya resmî olarak tanımlanmış birliktelikleri ifade eder. İşçi sendikaları anlamına gelmez. Same-sex, unions sözcüğünü nitelerken publicly recognized bu ilişkilerin toplumsal ya da kurumsal konumunu açıklar. Publicly recognized, ilişkilerin özel hayatın ötesinde bir şekilde tanınmış olduğunu belirtir. İfade bilinçli olarak geniş kapsamlıdır: Tek başına her toplumun bunları evlilik olarak adlandırdığını veya modern medeni evlilikle aynı yasal hakları verdiğini söylemez.
Alıştırma
Bu cümlede publicly recognized same-sex unions ifadesine en uygun anlam hangisidir?
- Daha geniş topluluktan gizlenen özel ilişkiler
- Kamusal, toplumsal veya kurumsal bir biçimde tanınan eşcinsel partner ilişkileri
- Tüm üyeleri aynı cinsiyetten olan işçi sendikaları
Cevabı göster
Kamusal, toplumsal veya kurumsal bir biçimde tanınan eşcinsel partner ilişkileri
popped up: aniden veya farklı yerlerde ortaya çıkmak
Pop up, genellikle beklenmedik biçimde veya zaman içinde farklı yerlerde “ortaya çıkmak” anlamına gelen bir öbek fiildir. Burada have popped up, kamuoyu tarafından tanınan birlikteliklerin tarih boyunca farklı uygarlıklarda görüldüğünü anlatır; yukarı doğru bir hareketi ifade etmez. İfade bir bütün olarak tek anlam taşır; up burada ayrı bir yön bildirmez. Nötr appear fiiliyle karşılaştırıldığında pop up daha konuşma diline yakın ve daha canlıdır.
Alıştırma
Cümleyi pop up öbek fiilinin present perfect biçimiyle tamamlayın: Over the past month, several new food stalls have ____ near the park.
Cevabı göster
popped up
Mesopotamian prayers included blessings for such couples,
2:21Mezopotamya duaları bu tür çiftler için kutsamalar içeriyordu,
while Native American two-spirit individuals had relationships with both sexes. Kültür
2:25ve Kızılderililerin "İki Ruhlu" bireyleri ise her iki cinsiyetle de ilişki yaşıyordu.
Native American two-spirit individuals: belirli bir kültüre özgü kimlik
Two-Spirit, Kuzey Amerika’daki bazı Yerli kişilerin kullandığı, belirli bir kültürel bağlama özgü çağdaş bir İngilizce şemsiye terimdir. Ulusa ve topluluğa göre toplumsal cinsiyet, cinsellik, sosyal veya törensel roller ve manevi geleneklerle ilişkili olabilir; anlamı her yerde aynı değildir. Bu isim öbeğinde Native American kültürel bağlamı belirler, two-spirit ise individuals sözcüğünü niteler. Öbeğin bütünü, bu bağlamda kendini Two-Spirit olarak tanımlayan kişilere gönderme yapar. Sözcüğü sözcüğüne “iki ruhu olan insanlar” anlamına gelmez ve tüm gey, biseksüel, trans veya ikili cinsiyet sistemi dışında olan kişiler için genel bir etiket değildir. İngilizce Two-Spirit terimi 1990’da pan-Yerli bir şemsiye terim olarak benimsendi; ancak belirli ulusların kendilerine ait daha eski kavramları ve sözcükleri vardır. Tarihsel özetlerde bunu, bütün toplulukların aynı kategoriyi kullandığının kanıtı olarak değil, geniş bir modern etiket olarak değerlendirin.
Alıştırma
Şu iddiayı değerlendirin: “Two-Spirit, ikili cinsiyet sistemi dışında olmanın evrensel bir eş anlamlısıdır ve her kültürde aynı biçimde kullanılabilir.”
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
The first instances of such arrangements actually being called marriage come from Rome,
2:30Bu tür düzenlemelerin gerçekten evlilik olarak adlandırıldığı ilk örnekler Roma'dan gelmektedir;
where the emperors Nero and Elagabalus both married men in public ceremonies,
2:34burada imparatorlar Nero ve Elagabalus, halka açık törenlerle erkeklerle evlenmişlerdi,
with the practice being explicitly banned in 342 AD. Dilbilgisi
2:39ancak bu uygulama MS 342 yılında açıkça yasaklandı.
with the practice being explicitly banned: edilgen bir durum eklemek
with + isim + being + geçmiş zaman ortacı kalıbı, ana ifadeye edilgen bir durum, arka plan bilgisi veya sonuç ekler. İsim, eyleme maruz kalan ögedir: burada yasaklanan şey the practice ifadesidir. Buradaki with, bir şeyi kullanmak anlamına gelmez. being explicitly banned içinde being + geçmiş zaman ortacı, yasaklamayı ek bilgi içindeki edilgen bir olay olarak sunar. with ile başlayan bölümün tamamı ek bilgidir ve cümlenin temel çekimli yüklemi değildir; explicitly, uygulamanın yalnızca hoş karşılanmadığını değil, yasağın açıkça belirtildiğini gösterir.
Alıştırma
Parantez içindeki sözcükleri kullanarak cümleyi with + isim + being + geçmiş zaman ortacı yapısıyla tamamlayın: The launch continued, ____. (the final checks / complete)
Cevabı göster
with the final checks being completed
But similar traditions survived well into the Christian era, Kalıp ifadeler
2:43Ancak benzer gelenekler Hristiyanlık dönemine kadar da varlığını sürdürdü;
survived well into the Christian era: başlangıçtan çok sonrasına kadar sürmek
Burada survive, ölümden kurtulmak değil, varlığını sürdürmek anlamındadır. Gelenekler, âdetler, kurumlar ve fikirler kullanılmaya veya hatırlanmaya devam ettiğinde survive fiiliyle anlatılabilir. well into + bir dönem kalıbı, o dönemin başlangıcından çok daha sonrasına kadar anlamına gelir. Dolayısıyla survived well into the Christian era, benzer geleneklerin yalnızca Hristiyanlık çağının başlangıcına kadar değil, bu çağ başladıktan sonra da önemli bir süre devam ettiğini anlatır.
Alıştırma
Başlangıcından çok daha sonrasına kadar anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The old rule remained in force for decades after 1900. It survived ____ the twentieth century.
Cevabı göster
well into
such as adelphopoiesis, or brother-making, in Orthodox churches, Kültür
2:46Ortodoks kiliselerinde kardeşlik yemini olan "adelphopoiesis"
adelphopoiesis, or brother-making: açıklayıcı or
Adelphopoiesis, burada Ortodoks Hristiyan gelenekleriyle ilişkilendirilen tarihsel bir ayinin adıdır. or brother-making sözleri açıklayıcı bir ara söz oluşturur: or burada iki seçenek arasında tercih değil, “yani” veya “diğer adıyla” anlamına gelir. “Az bilinen terim, or tanıdık açıklama,” kalıbıyla karşılaştığınızda temel fikri anlamak için or sonrasındaki sözlerden yararlanabilirsiniz. Buradaki brother-making yalnızca sade bir açıklamadır; tek başına bu ayinin modern evlilikle aynı olduğunu göstermez.
Alıştırma
Hangi cümlede or, kendisinden önce gelen az bilinen adı açıklamak için kullanılmıştır?
- Leave now, or you will miss the bus.
- You may order tea or coffee.
- The axolotl, or Mexican walking fish, lives in water.
Cevabı göster
The axolotl, or Mexican walking fish, lives in water.
and even an actual marriage between two men recorded in 1061 at a small chapel in Spain.
2:50ve hatta 1061 yılında İspanya'daki küçük bir şapelde iki erkek arasında kaydedilen gerçek bir evlilik gibi.
Nor was marriage even necessarily between two living people. Dilbilgisi
2:57Evlilik ille de yaşayan iki insan arasında olmak zorunda değildi.
Nor was marriage ...: cümle başındaki Nor ile devrik yapı
Nor, daha önceki olumsuz bir ifadeden sonra ikinci bir olumsuz noktayı başlatır. Burada “evlilik de mutlaka yaşayan iki kişi arasında olmak zorunda değildi” anlamına gelir. Even vurgu ekler: görünüşte temel olan bu koşul bile garanti değildi. Nor olumsuz anlam taşıyıp cümlenin başında bulunduğu için özne ile yardımcı fiil devrik sıraya girer: was, marriage sözcüğünden önce gelir. Kullanılabilir kalıp Nor + yardımcı fiil/be/modal + özne + cümlenin geri kalanıdır.
Alıştırma
Cümle başındaki Nor devrik yapısını tamamlamak için was ve it sözcüklerini doğru sıraya koyun: The first proposal wasn't practical. Nor ____ affordable.
Cevabı göster
was it
Ghost marriages, where either the bride or groom were deceased, Kültür
3:01Gelin veya damadın vefat etmiş olduğu hayalet evlilikler,
Ghost marriages: vefat etmiş bir gelin ya da damadın yer aldığı evlilik düzenlemeleri
Bu tarihsel bağlamda ghost marriages terimi, ölmüş bir gelin ya da damadın yer aldığı evlilik düzenlemeleriyle ilgili bir geleneği ifade eder. Ghost, kültürel terimin bir parçasıdır; bir hayaletin kendi başına düğün yaptığı anlamına gelmez. where either the bride or groom were deceased yan cümlesi, terimi anlamak için gereken asgari arka planı verir. Bu adla anılan gelenekler yere ve döneme göre değişmiştir; dolayısıyla cümle, her yerde aynı olan tek bir ritüeli değil, belirli bir düzenleme türünü tanımlar.
Alıştırma
Tarihsel bir metinde ghost marriage burada ne anlama gelir?
- Yalnızca hayaletlerin katıldığı kurgusal bir düğün.
- Ölmüş bir gelin ya da damadın yer aldığı bir evlilik düzenlemesi.
- İnsanların bir hayaletten korktuğu için iptal edilen bir düğün.
Cevabı göster
Ölmüş bir gelin ya da damadın yer aldığı bir evlilik düzenlemesi.
were conducted in China to continue family lineages or appease restless spirits. Kelime
3:04aile soyunu sürdürmek veya huzursuz ruhları yatıştırmak için Çin'de uygulanıyordu.
continue family lineages: aile soylarını sürdürmek
continue family lineages ifadesi, soy çizgilerini kuşaklar boyunca devam ettirmek demektir. Lineage, insanları ortak atalardan gelen soy bağıyla birbirine bağlar; bu nedenle yalnızca bugün aynı evde yaşayanları değil, kuşaklar arası bir aile soyunu anlatır. to continue family lineages mastar öbeğinde continue geçişli bir fiildir ve family lineages onun nesnesidir. Bu öbek, evliliklerin gerçekleştirilme amaçlarından birini belirtir.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The historical account says the custom was intended to ____.
Cevabı göster
continue family lineages
appease restless spirits: huzur bulamayan ruhları yatıştırmak
Bu cümlede appease restless spirits, “rahat edemediğine inanılan ölülerin ruhlarını yatıştırmak” anlamına gelir. Appease; öfkeyi, huzursuzluğu veya tehdit olarak algılanan bir şeyi azaltmak için harekete geçmeyi anlatır. Restless ise bu ruhların huzur içinde olmadığını belirtir. Bu ifade, törenlerin amaçlarından birini, yani bu ruhlara huzur vermeyi açıklar. Buradaki spirits, hayaletler veya ölülerin ruhları demektir; ruh hâlleri, tutumlar ya da enerjik insanlar anlamına gelmez.
Alıştırma
Halk inanışları bağlamında “appease restless spirits” ne anlama gelir?
- başarılı aile üyelerini onurlandırmak
- rahat edemediğine inanılan ölülerin ruhlarını yatıştırmak
- enerjik insanları eğlendirmek
Cevabı göster
rahat edemediğine inanılan ölülerin ruhlarını yatıştırmak
And some tribes in Sudan maintained similar practices.
3:09Ve Sudan'daki bazı kabileler de benzer uygulamaları sürdürüyordu.
Despite all these differences: bütün bu farklılıklara rağmen
Despite all these differences, ödünleme bildiren bir geçiş ifadesidir. Önce daha önce ele alınan farklılıkları kabul eder, ardından sıradaki düşüncenin bunlara rağmen yine de doğru veya önemli olacağını belirtir. Bir açıklamada dinleyiciyi karşıtlıklar listesinden ortak bir özelliğe ya da sonuca yönlendirir. Burada despite bir edattır ve all these differences onu tamamlayan isim öbeğidir. Despite sözcüğünden sonra bir isim öbeği veya -ing biçimi kullanın; özne ve yüklem içeren tam bir yan cümleden önce although ya da even though kullanın.
Alıştırma
Hangi cümlede ödünleme bildirmek için despite doğru kullanılmıştır?
- Despite they had different backgrounds, they agreed on the main goal.
- Despite their different backgrounds, they agreed on the main goal.
- Despite of their different backgrounds, they agreed on the main goal.
Cevabı göster
Despite their different backgrounds, they agreed on the main goal.
a lot of marriages throughout history did have one thing in common. Dilbilgisi
3:14tarih boyunca yapılan birçok evliliğin ortak bir noktası vardı.
did have: geçmişteki bir gerçeği vurgulayan did
did have yapısında did, vurgu sağlayan yardımcı fiildir. Farklılıklara dikkat çekildikten sonra, bu evliliklerin gerçekten ortak bir özelliğe sahip olduğu gerçeğini kesin biçimde doğrular. Yapı did + fiilin yalın hâlidir. Geçmiş zamanı did taşıdığı için fiil had değil, have olarak kalır. Bu ek vurgu olmadan tarafsız biçim had one thing in common olurdu.
Alıştırma
Cümleyi have fiilinin vurgulu geçmiş biçimiyle tamamlayın: Although the hotel was basic, it ____ a great view.
Cevabı göster
did have
With crucial matters like property and reproduction at stake, Deyimler
3:18Mülkiyet ve üreme gibi hayati meseleler söz konusu olduğundan,
at stake: önemli çıkarların söz konusu veya risk altında olması
At stake, önemli bir çıkarın veya sonucun söz konusu olduğunu ve gelişmelere bağlı olarak ciddi biçimde etkilenebileceğini anlatan bir deyimdir. Çoğu zaman kayıp ya da zarar ihtimali içerir. Burada mülkiyet ve üreme, evlilik düzenlemelerinden etkilenen önemli çıkarlardır; stake fiziksel bir kazık anlamına gelmez. with + isim + at stake yapısı, sonraki ifadeye aciliyet kazandıran koşulu sunar: bu meselelerin ciddi sonuçları vardır. X is at stake de yaygın bir yapıdır.
Alıştırma
Bu cümlede at stake ne anlama geliyor? If the talks fail, thousands of jobs will be at stake.
- Bu işler zaten kalıcı olarak güvence altına alınmıştır.
- Bu işler kaybedilebilir veya ciddi biçimde etkilenebilir.
- Bu işler toprağa tahta kazıklar çakmayı gerektirir.
Cevabı göster
Bu işler kaybedilebilir veya ciddi biçimde etkilenebilir.
they were way too important to depend on young love. Dilbilgisi
3:22gençlerin aşkına bel bağlanamayacak kadar önemliydiler.
way too important to depend on: aşırı derece bir eylemi engeller
Burada too + sıfat + to-mastar yapısı, bir özelliğin derecesinin to sonrasındaki eylemi uygunsuz veya olanaksız kılacak kadar yüksek olduğunu anlatır. They were way too important to depend on young love, bu meselelerin öneminin, onları gençlik aşkına dayandırmayı kabul edilemez hâle getirdiği anlamına gelir. Way, too sözcüğünü güçlendirir ve kabul edilebilir düzeyin çok ötesinde olduğuna dair vurgulu bir yargı oluşturur. Cümle, önemli düzenlemeleri gençlik aşkına dayandırmanın güvenilirliğini sorgular; gençlik aşkının var olmadığını söylemez.
Alıştırma
Cümleyi vurgulu way too ... to ... yapısıyla tamamlayın: This suitcase is ____ heavy ____ carry upstairs alone.
Cevabı göster
way too · to
matches were often made by families or rulers. Kelime
3:27evlilikler genellikle aileler veya yöneticiler tarafından ayarlanıyordu.
matches were often made: ayarlanmış evlilik eşleşmeleri
Bu evlilik bağlamında matches, spor karşılaşmaları veya ateş yakmak için kullanılan kibritler değil, evlilik eşleşmeleri ya da önerilen birliktelikler anlamına gelir. To make a match, iki kişiyi olası eşler olarak bir araya getirmektir. Matches were often made edilgen yapıdadır: eşleştirmeler eylemden etkilenir, by families or rulers ise bunları ayarlayanları belirtir. Bu ifade, çiftin kendi seçiminden çok dışarıdan uygulanan denetimi öne çıkarır.
Alıştırma
“Several matches were made by the two royal families,” cümlesinde matches sözcüğü büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Ateş yakmak için üretilen küçük çubuklar
- İnsanlar arasında ayarlanan evlilik eşleşmeleri
- Ailelerin ev sahipliği yaptığı spor karşılaşmaları
Cevabı göster
İnsanlar arasında ayarlanan evlilik eşleşmeleri
But even for commoners who had some degree of choice,
3:30Ancak belirli bir seçme özgürlüğüne sahip sıradan halk için bile,
The modern idea of marriage as being mainly about love and companionship Dilbilgisi
3:35Evliliğin temel olarak aşk ve yoldaşlık üzerine kurulu olduğuna dair modern düşünce,
only emerged in the last couple of centuries. Kelime
3:39ancak son birkaç yüzyılda ortaya çıkmıştır.
X’i the idea of X as being mainly about Y ile çerçevelemek
the idea of marriage as being mainly about love and companionship ifadesinde of marriage düşüncenin konusunu belirtir; as being mainly about... ise evliliğin nasıl anlaşıldığını gösterir: sevgi ve hayat arkadaşlığı evliliğin merkezinde sunulur. Kullanılabilecek kalıp the idea/view of X as being (mainly) about Y şeklindedir. being, X’i tanımlayan as yapısının bir parçasıdır; anlamsız bir dolgu sözcüğü değildir.
Alıştırma
Cümleyi hedef çerçeveleme kalıbıyla tamamlayın: The view of education ____ preparing people for work can be too narrow.
Cevabı göster
as being mainly about
only emerged in the last couple of centuries: yakın bir kökeni vurgulamak
Burada emerged, bir düşüncenin “ortaya çıktığını veya yerleştiğini” anlatır. only bu gelişmenin geç bir dönemde gerçekleştiğini vurgular: düşüncenin bu biçimi çok daha önceden yerleşmiş değildi. the last couple of centuries, bugüne kadar uzanan yakın dönemi, genellikle yaklaşık son iki yüzyılı ifade eder. Kesinlik aranmayan kullanımda a couple of yaklaşık bir sayı belirtebilir. last, bir şey sona ermeden önceki “son yüzyıllar” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle bir uygulamanın yalnızca yakın bir dönemde ortaya çıktığını doğal biçimde ifade eder?
- The practice emerged for the last few decades.
- The practice only finished in the last few decades.
- The practice only emerged in the last few decades.
Cevabı göster
The practice only emerged in the last few decades.
With industrialization, urbanization, and the growth of the middle class, Anlatım akışı
3:42Sanayileşme, kentleşme ve orta sınıfın büyümesiyle birlikte,
With industrialization, urbanization, and the growth of the middle class: arka plan koşullarını sunmak
Cümle başındaki With + isim öbeği kalıbı; sanayileşme, kentleşme ve orta sınıfın büyümesini arka plan koşulları olarak bir araya getirir. Burada with, “bu değişimler geliştikçe” ya da “bu değişimlerin oluşturduğu bağlamda” anlamına gelir; “ve” demek değildir. Öbek virgülle bittiği için okura ardından sonucu bildiren bir ana cümle geleceğini gösterir. Tarihsel değişim açıklamalarında önce arka planı kurmanın kısa bir yoludur; ancak tek başına her etkenin sonucu doğrudan yarattığını iddia etmez.
Alıştırma
Hangi cümle, sonucu bildirmeden önce genel bir değişimi çerçevelemek için cümle başındaki with öbeğini doğru kullanır?
- With online learning grew, more courses became widely available.
- With was the growth of online learning, more courses became available.
- With the growth of online learning, more courses became widely available.
Cevabı göster
With the growth of online learning, more courses became widely available.
more people became independent from large extended families Kalıp ifadeler
3:46daha fazla insan geniş ve büyük ailelerinden bağımsız hale geldi
independent from large extended families: geniş aileye bağımlı olmamak
Bu cümlede independent from large extended families, ekonomik destek ve günlük yaşamın düzenlenmesi için geniş bir akraba ağına artık bağımlı olmamak anlamına gelir. Buradaki bağımsızlık pratik ve toplumsaldır; bütün akrabalarla iletişimi kesmek anlamına gelmez. Bir extended family, anne-baba ve çocukların yanı sıra büyükanne ve büyükbabaları, amcaları, dayıları, halaları, teyzeleri ve kuzenleri de kapsar. Extended, fiziksel olarak uzatılmış bir aileyi değil, daha geniş bir akraba ağını anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede independent from large extended families ne anlama gelir?
- Bütün akrabalarıyla konuşmayı kalıcı olarak bıraktılar.
- Günlük yaşam ve ekonomik destek için artık geniş bir akraba ağına bağımlı değillerdi.
- Fiziksel olarak uzatılmış evlere taşındılar.
Cevabı göster
Günlük yaşam ve ekonomik destek için artık geniş bir akraba ağına bağımlı değillerdi.
and were able to support a new household on their own. Kalıp ifadeler
3:50ve tek başlarına yeni bir evi geçindirebilecek duruma geldiler.
support a new household on their own: yeni bir haneyi kendi başına geçindirmek
Burada support a new household, yeni kurulmuş bir aile biriminin yaşayabilmesi için yeterli para ve kaynağı sağlamak demektir. Household, birlikte yaşayan ve günlük masrafları paylaşan kişileri ifade eder; binanın kendisini değil. On their own, geniş aileye veya başka insanlara bağımlı olmadan demektir. Bu bağlamda support, yalnızca duygusal destek değil, esas olarak maddi ve pratik geçim desteğidir.
Alıştırma
Bu cümlede support a new household on their own ne anlama gelir?
- Başka bir yerde yaşarken bir aileye duygusal destek vermek
- Yeni yapılmış bir evi yardım almadan fiziksel olarak ayakta tutmak
- Başka insanlara bağımlı olmadan yeni bir aile biriminin ihtiyaçlarını karşılamak
Cevabı göster
Başka insanlara bağımlı olmadan yeni bir aile biriminin ihtiyaçlarını karşılamak
Encouraged by new ideas from the Enlightenment, Kültür
3:52Aydınlanma döneminin yeni fikirleriyle cesaretlenen
new ideas from the Enlightenment: Aydınlanma Çağı'ndan gelen yeni fikirler
Burada the Enlightenment, aklı, bireysel hakları ve insanların mutluluğu arayabileceği düşüncesini vurgulayan Avrupa'daki Aydınlanma düşünce hareketini ifade eder. Genel anlamdaki kişisel ya da ruhsal aydınlanmayı anlatmaz. Girişteki ifade, ardından gelen ana cümlenin öznesinin bu fikirlerden etkilendiğini belirtir. Böylece daha sonra bireysel mutluluk ve kişisel amaçlara odaklanılmasını anlamak için gereken tarihsel arka planı sağlar.
Alıştırma
Bu cümlede the Enlightenment neyi ifade eder?
- Bir kişinin özel bir sorunu aniden anlaması
- Evleri daha aydınlık yapan yeni bir sistem
- Aklı ve bireysel hakları vurgulayan Avrupalı bir düşünce hareketi
Cevabı göster
Aklı ve bireysel hakları vurgulayan Avrupalı bir düşünce hareketi
people began to focus on individual happiness and pursuits, Dilbilgisi
3:55insanlar, bireysel mutluluklarına ve arayışlarına odaklanmaya başladılar,
focus on A rather than B: B yerine A'ya odaklanmak
focus on A rather than B kalıbı, A'yı temel ilgi veya öncelik olarak, B'yi ise daha az vurgulanan alternatif olarak sunar. Burada A individual happiness and pursuits, B ise familial duty or wealth and status ifadesidir; dolayısıyla cümle, değerlerin kişisel amaçlara doğru kaydığını anlatır. rather than eşit önemde ikinci bir nokta eklemez. İki taraf arasında karşıtlık kurar; bu karşıtlık, bu cümledeki isim öbekleri gibi iki taraf da paralel biçimde kurulduğunda daha açık olur.
Alıştırma
Bir seçeneğin diğerine göre öncelikli olduğunu göstermek için focus on A rather than B kalıbını doğru kullanan cümle hangisidir?
- The course focuses practical skills rather than on test scores.
- The course focuses on practical skills rather than test scores.
- The course focuses on practical skills instead test scores.
Cevabı göster
The course focuses on practical skills rather than test scores.
at least some of the time: bir genellemeyi temkinli biçimde sınırlamak
At least some of the time, önceki iddiayı temkinli biçimde sınırlayan bir ifadedir. İddianın en azından bazı durumlarda geçerli olduğunu söyler, ancak bunun ne sıklıkta geçerli olduğunu açık bırakır; konuşan kişi bunun her zaman doğru olduğunu iddia etmez. Sona yerleştirildiğinde ana fikri geri çekmeden geniş bir ifadenin kesinlik gücünü azaltır. İstisnaların olası olduğu karmaşık toplumsal davranışları anlatırken özellikle kullanışlıdır.
Alıştırma
Konuşan kişi geniş kapsamlı bir iddianın ardından at least some of the time ifadesini ekliyor. Bu ifade genellikle ne yapar?
- İfadeyi, ne sıklıkta doğru olduğuna ilişkin bir soruya dönüştürür.
- İddianın istisnasız biçimde her zaman doğru olduğunu belirtir.
- İddianın en azından bazı durumlarda doğru olduğunu, ancak her zaman doğru olduğunun söylenmediğini belirtir.
Cevabı göster
İddianın en azından bazı durumlarda doğru olduğunu, ancak her zaman doğru olduğunun söylenmediğini belirtir.
And this focus on individual happiness soon led to other transformations, Kalıp ifadeler
4:03Ve bireysel mutluluğa odaklanan bu yaklaşım çok geçmeden diğer dönüşümlere yol açtı,
such as easing restrictions on divorce and more people marrying at a later age. Kalıp ifadeler
4:07örneğin boşanma kısıtlamalarının gevşetilmesi ve daha fazla insanın ileri yaşlarda evlenmesi gibi.
led to other transformations: neden ile sonucu bağlamak
Bu cümlede led to other transformations, “başka büyük dönüşümlere neden oldu” anlamına gelir. Bireysel mutluluğa verilen önem nedendir; daha sonra ortaya çıkan toplumsal değişimler ise sonuçlardır. Led, lead fiilinin geçmiş zaman biçimidir. lead to + isim öbeği veya -ing biçimi, bir nedeni sonucuna bağlar. Transformation genellikle küçük bir düzenlemeyi değil; bir sistemde, yapıda veya düşünme biçiminde önemli bir değişimi anlatır.
Alıştırma
Cümleyi lead to ifadesinin geçmiş biçimiyle tamamlayın: The new safety rules ____ fewer accidents.
Cevabı göster
led to
easing restrictions on divorce: kuralları daha az katı hâle getirmek
Bu cümlede easing restrictions on divorce, boşanmayla ilgili yasal veya kurumsal sınırlamaları daha az katı hâle getirmek anlamına gelir. Ease burada fiildir; restrictions on divorce ise hangi alandaki sınırlamaların azaltıldığını belirtir. Yeniden kullanılabilecek kalıp ease restrictions on + faaliyet veya konudur. Kuralların katılığının azaltılmasını anlatır; kısıtlamaların tamamen kaldırıldığı anlamına gelmek zorunda değildir.
Alıştırma
Cümleyi ease restrictions on ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The city plans to ____ street performances.
Cevabı göster
ease restrictions on
marrying at a later age: daha ileri bir yaşta evlenmeyi anlatmak
More people marrying at a later age, geçmişte alışılmış olana göre daha ileri bir yaşta evlenen insanların oranının arttığı anlamına gelir. Karşılaştırma noktası önceki bir kuşak, daha eski bir dönem veya beklenen bir yaşam evresi olabilir. At a later age, later sözcüğünün yaşa işaret ettiğini açıkça belirtir. Bu yüzden demografik ve toplumsal eğilimleri anlatırken özellikle nettir. Marry later da doğaldır, ancak neye göre daha geç olduğu bağlama daha fazla bağlıdır.
Alıştırma
Hangi cümle tipik evlenme yaşındaki artışı açıkça anlatır?
- Compared with earlier generations, more adults are marrying at a later age.
- Compared with earlier generations, more adults are marrying at a later date after changing their plans.
- Compared with earlier generations, more adults are marrying later in the evening.
Cevabı göster
Compared with earlier generations, more adults are marrying at a later age.
So as we continue to debate the role and definition of marriage in the modern world, Anlatım akışı
4:12Bu yüzden, modern dünyada evliliğin rolünü ve tanımını tartışmaya devam ederken,
So as we continue to debate: önceki tartışmayı güncel bir konuya bağlamak
So as we continue to debate... yapısında So ve as farklı görevler üstlenir. So önceki tartışmaya dönüp onun günümüzdeki önemine geçildiğini gösterir. As we continue to debate... ise sıradaki ana düşünce için devam eden durumu kurar: tartışma henüz bitmemiştir. as ile başlayan bölüm, cümlenin başında kullanılan bir yan cümledir ve sondaki virgül, ardından bir ana cümle gelmesi gerektiğini gösterir. Burada as, while veya when anlamındadır; karşılaştırma yapmaz.
Alıştırma
So as we continue to debate... burada söylem açısından ne işe yarar?
- Önceki içeriği devam eden bir konuya bağlar ve sonuç niteliğindeki ana düşünceye hazırlık yapar.
- Konuşmacının evliliği tanımlamak amacıyla tartışmaya devam ettiğini açıklar.
- İki tartışmayı karşılaştırarak güçlerinin tamamen aynı olduğunu gösterir.
Cevabı göster
Önceki içeriği devam eden bir konuya bağlar ve sonuç niteliğindeki ana düşünceye hazırlık yapar.
it might help to keep in mind that marriage has always been shaped by society, Notlar
4:17evliliğin her zaman toplum tarafından şekillendirildiğini unutmamak faydalı olabilir,
it might help to keep in mind that: nazikçe hatırlatma
it might help to keep in mind that ... kalıbı, dinleyiciden sonraki noktayı dikkate almasını nazikçe ister. that'ten sonraki yan cümle, akılda tutulacak bilgiyi verir. Burada might, sonraki ifadenin doğruluğundan şüphe edildiğini göstermez; önerinin tonunu yumuşatır. Konuşmacı doğrudan emir vermeden dinleyiciyi bir sonuca yönlendirir.
Alıştırma
Gerçeğin kendisinin şüpheli olduğunu ima etmeden nazikçe hatırlatma yapan cümleyi seçin.
- It might not be true that one survey tells the whole story.
- It might help to keep in mind that one survey does not tell the whole story.
- You must remember that one survey does not tell the whole story.
Cevabı göster
It might help to keep in mind that one survey does not tell the whole story.
marriage has always been shaped by society: edilgen present perfect
Marriage has always been shaped by society, edilgen present perfect yapısını kullanır: has + always + been + fiilin üçüncü hâli. Toplumun şekillendirici etkisini geçmişten bugüne uzanan uzun süreli bir etki olarak sunar; always ise ilgili tarih boyunca bunun sürekli geçerli olduğunu vurgular. Edilgen yapı marriage sözcüğünü odağa alır, by society ise etkinin kaynağını belirtir. Shaped burada mecazidir: toplum, evliliğin nasıl düzenlendiğini ve anlaşıldığını etkilemiştir; fiziksel şeklini değiştirmemiştir.
Alıştırma
Kamu eğitiminin uzun bir süre boyunca toplumsal değişimden etkilendiğini ve bu etkinin günümüze kadar sürdüğünü doğru biçimde anlatan cümleyi seçin.
- Public education has long been shaped by social change.
- Public education was long been shaped by social change.
- Public education has long shaped by social change.
Cevabı göster
Public education has long been shaped by social change.
and as a society's structure, values, and goals change over time, Dilbilgisi
4:21ve bir toplumun yapısı, değerleri ve hedefleri zaman içinde değiştikçe,
its ideas of marriage will continue to change along with them.
4:24evlilik hakkındaki düşünceleri de onlarla birlikte değişmeye devam edecektir.
As ... change over time, ... will continue to change along with them yapısı
Bu cümlede as, “eğer” değil, “değiştikçe” ya da “değişimle birlikte” anlamındadır. Süregelen bir arka plan değişimini anlatır: toplumun yapısı, değerleri ve hedefleri zamanla değişmektedir. Will continue to change, ikinci eğilimin zaten yaşandığını ve devam etmesinin beklendiğini belirtir. Along with them, ikinci eğilimi ilk değişim grubuna bağlar; them, structure, values, and goals ifadelerine gönderme yapar. Yeniden kullanılabilecek kalıp As A changes over time, B will continue to change along with it şeklindedir; A birden fazla şeyi belirtiyorsa them kullanılır.
Alıştırma
City transport is already evolving. Sonraki cümleyi As ... change over time, ... will continue to change along with them kalıbını aynen kullanarak tamamlayın: ____ energy prices, technology, and public needs change over time, city transport ____ change along with them.
Cevabı göster
As · will continue to