Zihninizde resimleri "görebilir" misiniz? Bazı insanlar göremiyor - Adam Zeman: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, afantazi ile hiperfantaziyi zihinsel imgeleme yelpazesinin iki ucu olarak ele alıyor. Göz bebeği ve beyin araştırmalarının bu deneyimleri nasıl incelediğini, istemli görselleştirmenin rüya imgelerinden neden farklı olduğunu ve imge canlılığının genler, bellek, duygusal tepkiler ve meslek eğilimleriyle olası ilişkisini açıklıyor; bu farklılıkların genellikle bir bozukluk sayılmadığını vurguluyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. inability to clearly visualize — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: inability to + fiil yapısının bir şeyi yapamama durumunu nasıl kısa bir ad öbeğine dönüştürdüğünü öğrenin. Afantazi tanıtılırken olduğu gibi, bir durumu tanımlamak veya kapasite sınırlamasını resmî ve açık biçimde özetlemek için kullanabilirsiniz. 2. is likely explained by — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Kesinlik iddiasında bulunmadan olası bir açıklama sunan edilgen yapıyı tanıyın. Bu kalıp, bilimsel akıl yürütmeyi takip etmenizi ve rüyadaki imgeler gibi gözlenen bir olguyu önerilen mekanizmayla ihtiyatlı biçimde ilişkilendirmenizi sağlar. 3. but rather intriguing variations — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: but rather ifadesinin ilk sınıflandırmayı reddedip yerine daha doğru bir bakış koyduğunu anlayın. İddiaları yeniden çerçeveleyebilir ve imgeleme uçları tedavi gerektiren bozukluklar değil, insan deneyimindeki farklılıklar olarak sunulduğunda konuşmacının tutumunu fark edebilirsiniz.
Bu derste
When reading Lewis Carroll's Alice's Adventures in Wonderland, Notlar
0:07Lewis Carroll'ın Alis Harikalar Diyarında kitabını okurken,
When reading: kısaltılmış zaman yan cümlesi
When reading ..., zaman bildiren yan cümlenin kısaltılmış biçimidir. Burada when most readers are reading ... biçiminde açılabilir. Kısaltılmış biçimde most readers öznesi ve are fiili atılmıştır. Bu ifade ana cümleye zaman ya da arka plan bilgisi verir; tek başına tamamlanmış bir ana cümle değildir. Kimin okuduğunun açık olması için reading eyleminin örtük öznesi normalde ana cümlenin öznesiyle aynı olmalıdır.
Alıştırma
Hangi cümlede when + -ing doğru kullanılmış ve örtük özne açıkça anlaşılmaktadır?
- When read a mystery novel, many readers look for hidden clues.
- When reading a mystery novel, hidden clues attract many readers.
- When reading a mystery novel, many readers look for hidden clues.
Cevabı göster
When reading a mystery novel, many readers look for hidden clues.
Alice's Adventures in Wonderland: Lewis Carroll'ın romanının adı
Alice's Adventures in Wonderland, Lewis Carroll'ın bir romanının İngilizce adıdır. Lewis Carroll's Alice's Adventures in Wonderland ifadesinde Lewis Carroll's yazarı belirtir; Alice's ise kitap adının bir parçasıdır. Wonderland hikâyedeki kurgusal dünyadır; gerçek bir ülke ya da coğrafi yer değildir. Bunun bir kitap adı olduğunu bilmek, daha sonra geçen Kupa Kraliçesi ve tuhaf kroket sahnesinin kitabın fantastik dünyasına ait olduğunu gösterir.
Alıştırma
Alice's Adventures in Wonderland burada neyi ifade ediyor?
- Lewis Carroll'ın bir romanının adıdır.
- Özel bir kroket karşılaşması türüdür.
- Gerçek bir ülkenin adıdır.
Cevabı göster
Lewis Carroll'ın bir romanının adıdır.
most readers visualize the Queen's croquet game play out in their heads. Notlar
0:10çoğu okuyucu Kraliçe'nin kroket oyununu zihninde canlandırır.
visualize: zihinde bir görüntü oluşturmak
Burada visualize, zihinde net bir görüntü oluşturmak anlamına gelir. Okurlar kroket oyununu gerçekten gözleriyle görmez; sözcükleri zihinsel bir görüntüye dönüştürürler. Görüntü gözlerinin önünde gerçekten bulunmayıp hayal edildiğinde visualize kullanılır. Bu görüntü bir hikâyeden, anıdan veya plandan gelebilir.
Alıştırma
Hangi cümlede visualize, zihinde bir görüntü oluşturmak anlamında kullanılmıştır?
- Mia learned the castle's name from a history book.
- Before drawing, Mia visualized the castle she wanted to create.
- Mia saw the castle when she looked through the classroom window.
Cevabı göster
Before drawing, Mia visualized the castle she wanted to create.
play out: olayların zaman içinde gelişmesi
Burada play out, olaylar dizisi hâlinde gelişmek veya ilerlemek anlamına gelir. Okurlar yalnızca tek bir donmuş görüntüyü değil, kroket oyununun tamamının zaman içinde gerçekleşmesini hayal eder. Buradaki play, bir oyuna katılmak şeklindeki gerçek anlamını taşımaz. Yaygın bir kalıp watch, see veya visualize + an event + play out biçimindedir. Sonuç henüz bilinmiyorsa bir durumun nasıl gelişeceğini sormak için how a situation will play out da kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi ‘zaman içinde gelişmek veya ilerlemek’ anlamındaki öbek fiille tamamlayın: No one knew how the debate would ____.
Cevabı göster
play out
in their heads: zihinde veya hayalde
Burada in their heads, zihinlerinde veya hayallerinde anlamına gelir. Okurlar zihinlerinde bir sahne oluşturur; başlarının içinde gerçekten bir olay yaşanmaz. Bu kalıpta iyelik sözcüğü kişiye göre değişir: in my head, in your head, in her head veya in their heads.
Alıştırma
Hangi cümlede in one's head zihinsel bir görüntüyü anlatır?
- Nina put the map in her backpack.
- After reading the map, Nina could see the whole route in her head.
- Nina balanced the folded map on her head.
Cevabı göster
After reading the map, Nina could see the whole route in her head.
all ridges and furrows: tüm yüzeye hakim çıkıntılar ve oluklar
Was all ridges and furrows, yüzeyi neredeyse tamamen uzun çıkıntılardan ve dar oluklardan oluşuyormuş gibi gösterir. Buradaki all genel izlenimi güçlendirir; yalnızca her ridge ve furrow öğesini saymaz. Betimleyici be + all + isim öbeği kalıbında, adı verilen özellikler bir şeyin görünüşüne veya dokusuna hakim olur. Ridge uzun ve yükselmiş bir bölüm, furrow ise uzun ve dar bir oluktur; ikisi birlikte engebeli bir görüntü oluşturur.
Alıştırma
Canlı bir betimleme oluşturmak için İngilizce cümleyi all, rocks ve holes ile tamamlayın: After the storm, the path was ____.
Cevabı göster
all rocks and holes
live hedgehogs ... live flamingos: live sözcüğünün “canlı” anlamı
live hedgehogs ve live flamingos ifadelerinde live, “canlı” veya “hayatta” anlamına gelen bir sıfattır. Cümle, hayvan biçimli sıradan araçlar değil, hayvanların kendilerinin top ve tokmak olarak kullanıldığını anlatır. İkinci bölümde tekrarlanan were fiili düşürülmüştür. Tam biçim the mallets were live flamingos olurdu. Bu kısa paralel yapı iki tuhaf betimlemeyi birbirine bağlar.
Alıştırma
İngilizce cümleyi dinleyin ve duyduğunuz cümlenin tamamını seçin. Hayvan adından önceki live /laɪv/ sözcüğüne odaklanın.
- The class saw a lively snake at the zoo.
- The class saw a live snake at the zoo.
- The class saw five snakes at the zoo.
Cevabı göster
The class saw a live snake at the zoo.
and the soldiers had to double themselves up Öbek fiiller
0:22ve askerler kemer oluşturmak için iki büklüm olup
double themselves up: vücudu iyice bükmek
Double themselves up, vücutlarını iyice bükmek veya katlamak demektir. Bu sahnede askerler kroket kemerlerini oluşturmak için vücut şekillerini değiştirir; double burada “sayısını iki katına çıkarmak” anlamına gelmez. Yapı double + dönüşlülük zamiri + up biçimindedir. Zamir özneyle uyum sağlar: I double myself up, she doubles herself up ve they double themselves up.
Alıştırma
Cümleyi double ... up ve doğru dönüşlülük zamiriyle tamamlayın: To fit through the narrow opening, Maya had to ____.
Cevabı göster
double herself up
and to stand on their hands and feet to make the arches.
0:24elleri ve ayakları üzerinde durmak zorundaydı.
such as the pattern of the hedgehog's quills Anlatım akışı
0:30veya Kraliçe'nin yüzündeki kızarıklık gibi
vivid details: net ve canlı ayrıntılar
Vivid details, zihinde çok net, belirgin ve neredeyse gerçekmiş gibi görünen ayrıntılar demektir. Bu cümlede ifade, parlak renkleri değil zihinsel bir görüntünün netliğini anlatır. Aynı fikir; tek tek özellikleri kolayca görülebilen veya hatırlanabilen anılar, rüyalar, betimlemeler ya da hayal edilen sahneler için de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi net ve neredeyse gerçek gibi görünen ayrıntılar anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Years later, Leo still remembered ____ of the storm, including the sound of rain on the roof.
Cevabı göster
vivid details
such as: genel bir kategorinin üyelerini örnek olarak tanıtmak
Such as, daha geniş bir kategorinin bir veya daha fazla belirli örneğini tanıtır. Bu cümlede vivid details kategoridir; the pattern of the hedgehog's quills ise bu kategorinin içindeki bir örnektir. Bu yapı, such as sonrasındaki bilginin yeni bir konu başlatmadığını, önceki fikri geliştirdiğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi bir kategoriden örnekler tanıtan iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Some nocturnal animals, ____ owls and bats, rely heavily on hearing.
Cevabı göster
such as
the flush of the Queen's face: yüzdeki kızarıklık
Bu ifadede flush, yüzde aniden beliren kızarıklık anlamındaki bir isimdir. Sıcak, egzersiz, öfke, utanma ya da heyecan nedeniyle ortaya çıkabilir. Vücutla ilgili of the Queen's face bağlamı bu anlamı belirler. Burada flush, bir şeyin içinden su geçirmek ya da tuvaletin sifonunu çekmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede flush, yüzdeki kızarıklık anlamında bir isim olarak kullanılmıştır?
- Please flush the toilet after you use it.
- The nurse will flush the tube with clean water.
- After the race, a flush spread across Maya's face.
Cevabı göster
After the race, a flush spread across Maya's face.
a small fraction of readers: okuyucuların küçük bir kısmı
A small fraction of readers, okuyucu grubunun tamamı içindeki küçük bir kısmı ifade eder. Burada fraction, hesaplanması gereken bir matematik sorusunu değil, bir grubun içindeki oranı belirtir. Kalıp, a small fraction of + grubun tamamını adlandıran bir isim öbeğidir. Bu kısmın bütüne göre küçük olduğunu vurgular; bu nedenle some readers ifadesinden daha kesindir, ancak net bir yüzde vermez.
Alıştırma
Cümleyi a small fraction of ile tamamlayın: Only ____ the volunteers had used the app before.
Cevabı göster
a small fraction of
drastically different: çok büyük bir fark
drastically different ifadesinde drastically, different sözcüğünü güçlü biçimde derecelendiren bir zarftır. İfade yalnızca “biraz farklı” değil, “çok büyük ölçüde veya temelden farklı” anlamına gelir. Burada bu küçük grubun deneyiminin çoğu okuyucunun deneyiminden belirgin biçimde farklı olduğu anlatılır. Aynı yapı sonuçlar, planlar, koşullar veya deneyimler arasındaki büyük farkları anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede büyük bir farkı anlatmak için drastically different doğal biçimde kullanılmıştır?
- The two plans are drastically different: one costs ten times as much as the other.
- The two cups are drastically different because one is one millimeter taller.
Cevabı göster
The two plans are drastically different: one costs ten times as much as the other.
within their heads they see absolutely nothing. Kelime
0:43zihinlerinde kesinlikle hiçbir şey görmezler.
As the scene plays out: eş zamanlı zaman çerçevesi
As the scene plays out, ana cümlenin zaman çerçevesini kuran ve as ile başlayan bir yan cümledir. Burada as, “-iken” veya “olduğu süre boyunca” anlamına gelir: sahne metinde gelişirken okuyucular aynı anda zihinlerinde hiçbir şey görmez. As bir neden de sunabilir, ancak bu yorum buradaki ilişkiye uymaz. Cümle aynı anda ilerleyen iki süreci yan yana getirir; birinin diğerine neden olduğunu söylemez.
Alıştırma
Hangi cümlede as, örnekteki gibi eş zamanlı bir zaman arka planı kurmak için kullanılmıştır?
- She works as a doctor.
- As the road was closed, we took another route.
- As the music played, the dancers entered the stage.
Cevabı göster
As the music played, the dancers entered the stage.
absolutely nothing: tam bir olumsuzluğu güçlendirmek
Bu cümlede absolutely, nothing sözcüğünü güçlendirir. Okurlar zayıf ya da bulanık bir zihinsel görüntü görmez; hiçbir görüntü görmezler. absolutely nothing kalıbı yokluğu tam ve vurgulu olarak sunar. Başka bağlamlarda, cümlenin konusuna göre hiçbir nesne, bilgi ya da sonuç olmadığını anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümle kutunun tamamen boş olduğunu söyler?
- When I opened the box, there was nothing unusual inside.
- When I opened the box, there was almost nothing inside.
- When I opened the box, there was absolutely nothing inside.
Cevabı göster
When I opened the box, there was absolutely nothing inside.
This inability to clearly visualize images in the mind's eye Notlar
0:47Zihin gözünde görüntüleri açıkça canlandıramama durumuna
inability to clearly visualize: yetenek eksikliğini anlatan isim yapısı
Inability to clearly visualize bir isim öbeğidir. inability to + fiilin yalın hâli kalıbı, o eylemi yapma yeteneğine sahip olmamak anlamına gelir. Burada clearly, visualize fiilini niteler; eksik olan yetenek zihinde net resimler oluşturabilmektir. inability bir isim olduğu için öbeğin tamamı özne veya nesne olabilir. Böylece cümle bu sınırlılığı tek bir düşünce olarak ele alabilir.
Alıştırma
Cümleyi yapma yeteneğinin bulunmaması anlamındaki isim yapısıyla tamamlayın: The report focuses on her ____ recognize familiar faces.
Cevabı göster
inability to
the mind's eye: zihindeki görüntüler
The mind's eye, fiziksel olarak önünüzde olmayan bir şeyi zihninizde canlandırma becerisini anlatan bir benzetmedir. Bu cümlede görüntüler gerçek bir gözle görülmez; içte, hayal edilen bir görüşte belirir. Yaygın yapı in one's mind's eye şeklindedir. İyelik ifadesi kişiye göre değişir: in my mind's eye, in her mind's eye ve benzeri.
Alıştırma
Hangi cümlede the mind's eye doğal biçimde kullanılmıştır?
- In her mind's eye, she could still see the house where she grew up.
- She wore glasses over her mind's eye.
- The doctor examined the mind's eye with a flashlight.
Cevabı göster
In her mind's eye, she could still see the house where she grew up.
is known as: bir ad veya terim tanıtma
Is known as, bir şey için kullanılan adı, etiketi, kimliği veya unvanı bildirir. Burada daha önce anlatılan yetersizliğe aphantasia terimini verir. Yapı be known as + ad veya unvan şeklindedir. be, özneye ve zamana göre değişir: is known as, are known as, was known as ve benzeri. Buradaki known, adlandırma yapısının bir parçasıdır; birini şahsen tanımak anlamına gelmez.
Alıştırma
Resmî adı tanıtan ifadeyle cümleyi tamamlayın: The process by which plants use light to make food ____ photosynthesis.
Cevabı göster
is known as
and it applies to around 4% of the world's population. Kalıp ifadeler
0:53ve bu durum dünya nüfusunun yaklaşık %4'ünü etkiler.
applies to around 4%: kapsam ve yaklaşık oran belirtmek
Burada applies to, “... için geçerli olmak”, “... etkilemek” veya “... kapsamak” anlamına gelir. it öznesi söz konusu olguyu, around 4% of the world's population ise ifadenin geçerli olduğu grubu belirtir. Buradaki apply, “başvuruda bulunmak” anlamında değildir. Around, 4% oranının kesin değil yaklaşık bir değer olduğunu gösterir. apply to + grup veya yüzde yapısı; bir durumun, kuralın ya da bulgunun kapsamını bildirirken kullanışlıdır.
Alıştırma
Rapor cümlesini tamamlamak için apply to ifadesini doğru biçimde kullanın: This description ____ around 4% of the children surveyed.
Cevabı göster
applies to
who asked study participants to visualize their breakfast table Kalıp ifadeler
1:01çalışmaya katılanlardan kahvaltı masalarını zihinlerinde canlandırmaları
was first characterized by: bilimsel olarak ilk betimlemeyi anlatmak
Bilimsel yazıda characterize, bir olguyu önemli özelliklerini belirleyip tanımlayarak betimlemek anlamına gelir. Yalnızca olgudan söz etmeye göre daha kesin ve resmîdir. Was first characterized by edilgen bir yapıdır. Olgu eylemden etkilenir, first bunun en eski resmî betimleme olduğunu gösterir ve by a psychologist bu işi yapan kişiyi belirtir. Psikoloğun olguya bir kişilik verdiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Bilim tarihi cümlesini “ilk kez ... tarafından betimlendi ve tanımlandı” anlamındaki edilgen ifadeyle tamamlayın: The condition ____ a neurologist in 1975.
Cevabı göster
was first characterized by
and then rate the vividness and color of this mental picture. Kelime
1:06ve sonra bu zihinsel resmin canlılığını ve rengini derecelendirmeleri istenmiştir.
asked study participants to visualize: ask + kişi + to + fiilin yalın hâli yapısı
ask + kişi + to + fiilin yalın hâli yapısı, bir kişinin başka birinden bir eylem yapmasını istemesi veya ona bunu yapmasını söylemesi anlamına gelir. Burada istekte bulunan araştırmacıdır; görselleştirme eylemini yapanlar ise çalışma katılımcılarıdır. Araştırma metinlerinde study participants, bir deney veya ankete katılan kişileri ifade eder. Bu yapı, araştırmacının verdiği talimatla katılımcıların yaptığı görevi ayırmanıza yardımcı olur.
Alıştırma
Cümleyi ask fiilinin geçmiş zamanı ve istenen eylemi başlatan sözcükle tamamlayın: The researcher ____ participants ____ describe the picture.
Cevabı göster
asked · to
rate the vividness: bir görüntünün ne kadar net hissedildiğini puanlamak
Burada rate, bir ölçeğe göre puan veya derece vermek anlamında kullanılan bir fiildir. Rate the vividness, zihinsel görüntünün ne kadar net, ayrıntılı veya gerçekçi göründüğünü puanlamak demektir. Bu işlem, araştırmacıların öznel bir deneyimi karşılaştırılabilir veriye dönüştürmesini sağlar. Bu cümlede rate, fiyat veya hız anlamına gelmez; bunlar room rate veya heart rate gibi ifadelerde görülen yaygın isim anlamlarıdır.
Alıştırma
Yönergeyi rate ve vividness ismini kullanarak tamamlayın: Please ____ of the image on a scale from one to five.
Cevabı göster
rate the vividness
He determined that mental imagery exists on a spectrum. Deyimler
1:10Psikolog, zihinsel imgelerin bir yelpazede var olduğunu belirlemiştir.
exists on a spectrum: kesintisiz bir derece aralığında değişmek
Burada exists on a spectrum, zihinsel imgelemenin yalnızca iki sabit gruba ayrılmadığını, kesintisiz bir aralık boyunca değiştiğini anlatır. Bazı insanlar zihinlerinde hiç görüntü oluşturamaz, bazıları çok canlı görüntüler oluşturur, birçok kişi de bu iki uç arasında yer alır. Spectrum burada mecazidir: ışık tayfını değil, birçok olası derece içeren bir aralığı ifade eder. X exists on a spectrum kalıbı, derecesi değişebilen bir özelliği, yeteneği veya deneyimi anlatabilir.
Alıştırma
Attention to detail exists on a spectrum cümlesi ne anlama gelir?
- İnsanların ayrıntılara dikkat etme düzeyi çok farklı olabilir.
- Ayrıntılara dikkat etmek bir görünür ışık türüdür.
- İnsanlar ya ayrıntılara dikkat eder ya da hiç etmez.
Cevabı göster
İnsanların ayrıntılara dikkat etme düzeyi çok farklı olabilir.
and at the other are people with hyperphantasia
1:17diğer uçta ise zihinsel imgeleri gerçeğe o kadar yakın olan
At one end ... at the other: karşıt iki ucu belirtmek
At one end ... at the other ... aynı aralığın karşıt iki ucunu sırayla sunar. İlk ifade bir grubun yerini gösterir; ikinci ifade ise onunla karşıt olan grubu tanıtır. Böylece iki uç arasında birçok ara durum olabileceğini korurken dinleyicinin bilginin nasıl düzenlendiğini takip etmesine yardım eder. Yer bildiren ifade başa geldiğinde bu cümlede konum devrikliği kullanılır: nötr People ... are at one end sırası yerine At one end are people ... denir. at the other ifadesinde end sözcüğü önceki bölümden anlaşıldığı için tekrar edilmez.
Alıştırma
Cümleyi standart iki uç kalıbıyla tamamlayın: On this experience scale, ____ are complete beginners, and ____ are experts.
Cevabı göster
at one end · at the other
so real (that) it rivals seeing: kullanılmayan sonuç bağlayıcısı
Vurgulanan bölüm so + sıfat + (that) + sonuç cümleciği yapısını kullanır. Zihinsel imgeler o kadar gerçektir ki gerçek görmeyle yarışabilir. Bu kısa cümlede that kullanılmamıştır, ancak sonuç ilişkisi değişmez. Burada rival, “kalite, güç veya etki bakımından denk olmak” anlamında bir fiildir. “Düşman olmak” anlamına gelmez; rivals seeing, zihinsel imgenin gerçek görsel algıyla karşılaştırılabilecek düzeyde olduğunu belirtir.
Alıştırma
Derece-sonuç cümlesini bir kelimeyle tamamlayın: The scene was ____ realistic I forgot it was animated.
Cevabı göster
so
And most people land somewhere in between these two extremes. Deyimler
1:24Çoğu insan ise bu iki aşırı ucun arasında bir yerde bulunur.
land somewhere in between: iki uç arasında belirsiz bir nokta
Land somewhere in between, soyut bir ölçeği anlatmak için fiziksel konum imgesini kullanır. Land “bir konuma gelmek”, somewhere in between ise “iki uç arasında kesin olarak belirtilmeyen bir noktada” demektir. Bu ifade, çoğu insanın iki uçtan herhangi birinde olmadığını gösterir; herkesin aynı orta noktada bulunduğunu söylemez. Görüşleri, yetenekleri, tercihleri veya dereceleri bir ölçek üzerinde düzenleyip anlatmak için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi, my view ile uyumlu olan land somewhere in between ifadesinin dört kelimelik biçimiyle tamamlayın: On the question of strict rules versus complete freedom, my view ____.
Cevabı göster
lands somewhere in between
isn't describing the same experience
1:30zihinsel imgeleme yapabilen biriyle aynı deneyimi yaşayıp da
as someone with mental imagery just in different terms? Kalıp ifadeler
1:32bunu sadece farklı terimlerle ifade etmediğini nereden biliyoruz?
how do we know if ...: kanıt gerektiren bir soru
how do we know if ... sınanması gereken bir olasılık ortaya koyar. Burada if, iki anlatımın aynı deneyime işaret edip etmediği sorusunu açar. Bu soru aynı zamanda savın akışını düzenler: anlatımlar arasındaki farkı belirtmekten, hangi kanıtların açıklamaları birbirinden ayırabileceğini sormaya geçer. Bu yüzden hemen verilecek basit bir bilgi istemekten çok bir araştırma sorusu ortaya koyar.
Alıştırma
how do we know if ... bu savda hangi işlevi görüyor?
- Dinleyicilere bir görüntüyü nasıl betimleyeceklerini öğretir.
- Olasılığın zaten kanıtlanmış olduğunu gösterir.
- Kanıtla sınanması gereken bir olasılık ortaya koyar.
Cevabı göster
Kanıtla sınanması gereken bir olasılık ortaya koyar.
in different terms: farklı sözcüklerle anlatmak
in different terms, farklı sözcükler, adlandırmalar veya bakış açıları kullanarak bir düşünceyi anlatmak demektir. Burada konuşmacı, iki kişinin aynı deneyimi yaşayıp bunu farklı biçimde anlatıyor olabileceğini öne sürer. Bu ifadede terms, bir düşünceyi anlatmak için kullanılan dil veya sözcüklerdir. Okul dönemleri ya da sözleşme koşulları anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede in different terms ne anlama geliyor?
- Aynı olabilecek bir deneyimi farklı sözcüklerle anlatmak.
- Bir anlaşmada farklı koşullara uymak.
- Öğretim yılının farklı dönemlerinde olmak.
Cevabı göster
Aynı olabilecek bir deneyimi farklı sözcüklerle anlatmak.
In other words, how does one objectively measure Anlatım akışı
1:35Başka bir deyişle, bir başkasının zihninde olup biteni
In other words: aynı düşünceyi yeniden ifade etme
In other words, konuşmacının aynı ana düşünceyi daha açık veya daha odaklı bir biçimde ifade edeceğini gösterir. Normalde ayrı bir konu ortaya atmaz. Burada bu ifade, önceki sorunu ölçümle ilgili bir soruya dönüştürür. Bu ifadeyi duyduğunuzda, ardından gelen kısmı önceki düşüncenin yeniden ifadesi veya açıklaması olarak değerlendirin.
Alıştırma
Konuşmacı az önce The route is shorter, so we will arrive earlier. dedi. Hangi devam cümlesi aynı düşünceyi yeniden ifade eder?
- On the other hand, the trip will take less time.
- In other words, the trip will take less time.
- For example, the trip will take less time.
Cevabı göster
In other words, the trip will take less time.
what's going on: mevcut bir durum veya süreç
What's going on, “ne oluyor” veya “mevcut durum nedir” anlamına gelir. Buradaki go on öbek fiili, bir hedefe doğru hareket etmek değil, “olmak” veya “gerçekleşmek” anlamındadır. In someone else's mind, sürecin gerçekleştiği yeri belirtir; dolayısıyla ifade, doğrudan görülemeyen zihinsel etkinliklere gönderme yapar. Aynı ifade bir sistemin, vücudun veya başka bir yerin içindeki süreçleri sormak için de kullanılabilir.
Alıştırma
Bir makine garip bir ses çıkarıyor ve bir bilim insanı içinde ne olduğunu öğrenmek istiyor. Hangi soru bu anlamı verir?
- Can you tell me what is on top of the machine?
- Can you tell me what's going on inside the machine?
- Can you tell me where the machine is going?
Cevabı göster
Can you tell me what's going on inside the machine?
In one study, scientists looked for clues in people's eyes. Kalıp ifadeler
1:41Bir çalışmada bilim insanları insanların gözlerinde ipuçları aradılar.
looked for clues: yararlı ipuçları aramak
“Looked for clues”, “bir şeyi açıklamaya veya keşfetmeye yardımcı olabilecek işaretleri aradılar” anlamına gelir. Bu araştırmada göz tepkileri, doğrudan gözlemlenemeyen bir süreci ortaya çıkarabilirdi. Bir ipucu araştırmacıları bir açıklamaya yöneltir, ancak kendiliğinden kesin kanıt sayılmaz.
Alıştırma
Bu cümlede “looked for clues” ne anlama gelir?
- Bir cevabı ortaya çıkarabilecek ayrıntıları görmezden geldiler.
- Çalışmaya başlamadan önce kesin kanıt buldular.
- Bir şeyi açıklamaya yardımcı olabilecek işaretleri aradılar.
Cevabı göster
Bir şeyi açıklamaya yardımcı olabilecek işaretleri aradılar.
or how the pupil automatically constricts in response to light. Kalıp ifadeler
1:50ya da gözbebeğinin ışığa tepki olarak nasıl otomatik daraldığını incelediler.
pupillary light reflexes: göz bebeğinin ışığa otomatik tepkileri
“Pupillary light reflexes”, göz bebeğinin ışığa verdiği otomatik tepkilerdir. Bu cümledeki temel tepki daralmadır: Işık göze ulaştığında göz bebeği küçülür. Bu bir refleks olduğu için bilinçli bir karar olmadan gerçekleşir. “Or” sözcüğünden sonraki bölüm, teknik terimi daha basit bir dille yeniden açıklar. Burada “or”, “başka bir deyişle” gibi çalışır; ayrı bir tepkiyi tanıtmaz.
Alıştırma
Bu cümlede “pupillary light reflexes” nedir?
- Işık göze girdiğinde göz bebeğinin otomatik olarak daralması.
- Parlak bir nesnenin zihinsel görüntüsü.
- Parlak ışıkta iki gözü de kapatmaya bilinçli olarak karar vermek.
Cevabı göster
Işık göze girdiğinde göz bebeğinin otomatik olarak daralması.
in response to light: bir uyarıcıya tepki verme
In response to + isim, bir eylemin veya değişimin bir uyarıcıya, olaya ya da duruma tepki olarak gerçekleştiğini gösterir. Burada light uyarıcıdır; göz bebeğinin daralması ise tepkidir. Response yalnızca sözlü veya yazılı bir cevap anlamına gelmez. Vücutta, makinede veya sistemde gerçekleşen fiziksel ya da otomatik bir değişikliği de anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi “bir şeye tepki olarak” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The alarm sounded ____ smoke.
Cevabı göster
in response to
Even just imagining that you are looking into a light Anlatım akışı
1:54Sadece bir ışığa baktığınızı hayal etmek bile
Even just imagining: yalnızca hayal etmek bile yeter
Even just, şaşırtıcı derecede küçük veya kolay bir koşulun sonuç üretmeye yettiğini vurgular. Konuşmacı gerçekten ışığa bakmanın gerekli olmadığını, yalnızca bunu hayal etmenin bile göz bebeğini daraltabileceğini belirtir. Burada imagining that you are looking into a light biçimindeki -ing yan cümlesinin tamamı cümlenin öznesidir; will cause ise sonucu bildirir. Even just kaldırılırsa cümle nedeni daha tarafsız biçimde anlatır ve “yalnızca bu bile yeter” vurgusu kaybolur.
Alıştırma
Cümleyi even + just + imagine fiilinin -ing biçimini kullanarak tamamlayın: ____ the steep slide made Ben feel nervous.
Cevabı göster
Even just imagining
“cause the pupil to narrow” ifadesinde cause + nesne + to-infinitive
Burada cause, cause + nesne + to-infinitive kalıbında kullanılan bir fiildir. Nesne the pupil ifadesidir; to narrow ise bu nesnede gerçekleşen değişimi belirtir. Bu kalıp bir nedeni sonucuna bağlar: ışığı hayal etmek, göz bebeğinin daralması sonucunu doğurur. Neyin etkilendiğini ve hangi değişimin gerçekleştiğini açıkça gösterdiği için özellikle bilimsel açıklamalarda yararlıdır.
Alıştırma
Cümleyi expand sözcüğünün doğru biçimiyle tamamlayın: Heat caused the metal ____.
Cevabı göster
to expand
or at least it will if you have mental imagery. Ton ve niyet
2:00veya en azından zihinsel imgeleriniz varsa bu gerçekleşir.
Temkinli bir düzeltme olarak “at least it will if ...”
Burada it, bir ışığa bakıldığını hayal etme eylemine gönderme yapar; will ise cause the pupil to narrow bölümünün tekrarlanmasını önler. it will birlikte, hayal edilen ışığın söz konusu etkiyi oluşturacağı anlamına gelir. if yan cümlesi you have mental imagery koşulunu ekler. At least, fazla genel duyulan bir iddianın hızla düzeltildiğini gösterir. Konuşmacı iddiayı tümüyle geri çekmez; onu koşulun geçerli olduğu kişilerle sınırlandırarak daha temkinli ve kesin hâle getirir.
Alıştırma
“at least it will if you have mental imagery” burada ne işe yarıyor?
- Önceki sonucu zihinsel imgeler oluşturabilen kişilerle sınırlandırır.
- Konuyu farklı bir deneye çevirir.
- Sonucun herkes için kesin olduğunu söyler.
Cevabı göster
Önceki sonucu zihinsel imgeler oluşturabilen kişilerle sınırlandırır.
don't constrict when imagining light. Dilbilgisi
2:05ışık hayal ettiklerinde daralmadığını buldular.
don't constrict when imagining light: ışığı hayal ederken daralmamak
Burada don't constrict, gözlerin—daha kesin olarak göz bebeklerinin—daralmadığı anlamına gelir. when imagining light ifadesi bu sonucun gerçekleştiği zamanı veya koşulu belirtir: ışığı zihinde canlandırma girişimi sırasında göz bebekleri daralmaz. When + -ing, kısaltılmış bir zaman yan tümcesidir. Bu bağlamda when imagining light, when the people with aphantasia are imagining light anlamındadır. Bu kişilerin hayal etmeyi denemediği anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi ifade örnekteki bulguyu en doğru şekilde açıklar?
- Afantazisi olan kişiler ışığı hayal etmeye çalışır, ancak bu girişim sırasında göz bebekleri daralmaz.
- Afantazisi olan kişiler gerçek ışık görür, bu nedenle göz bebekleri daralır.
- Afantazisi olan kişiler hayal etme görevine katılmaz.
Cevabı göster
Afantazisi olan kişiler ışığı hayal etmeye çalışır, ancak bu girişim sırasında göz bebekleri daralmaz.
Brain imaging studies may help decipher another perplexing phenomenon. Kelime
2:08Beyin görüntüleme çalışmaları, kafa karıştıran başka bir olguyu çözmeye yardımcı olabilir.
Brain imaging studies: beyin görüntüleme çalışmaları
Brain imaging studies, beynin görüntülerini ve ölçümlerini üretmek veya analiz etmek için teknoloji kullanan araştırmalardır. Beyin yapısını ya da beyin etkinliği örüntülerini inceleyebilirler; dolayısıyla bu ifade bilimsel bir yöntemi ve kanıt kaynağını adlandırır. Bu birleşik isimde brain neyin görüntülendiğini, imaging yöntemi belirtir; studies ise ana isimdir. Imaging, görüntü oluşturmak veya kaydetmek demektir. Zihinde bir şey oluşturma eylemi olan imagining ile aynı değildir.
Alıştırma
Hangi açıklama brain imaging studies ifadesini doğru biçimde açıklar?
- İnsanlara beyin çizmeyi öğreten sanat dersleri.
- Beynin yapısını veya etkinliğini incelemek için teknoloji kullanan araştırmalar.
- İnsanların yalnızca zihinlerinde resimler oluşturduğu araştırmalar.
Cevabı göster
Beynin yapısını veya etkinliğini incelemek için teknoloji kullanan araştırmalar.
decipher another perplexing phenomenon: kafa karıştırıcı başka bir olguyu çözmek
Burada decipher, anlaşılması zor bir şeyi çözmek veya açıklamak anlamına gelir; yalnızca şifre çözmek için kullanılmaz. Nesne olan another perplexing phenomenon, araştırmacıların hâlâ anlamakta zorlandığı, gözlemlenebilir başka bir olay veya olguyu belirtir. İfade resmî ve bilimsel bir tona sahiptir. Beyin görüntülemeyi olguyu anlaşılır kılabilecek bir araç olarak sunar ancak sorunun zaten çözüldüğünü söylemez.
Alıştırma
Hangi cümlede decipher, “karmaşık bir örüntüyü çözmek” anlamında doğal biçimde kullanılmıştır?
- The new evidence may help researchers decorate the unusual pattern.
- The new evidence may help researchers repeat the unusual pattern.
- The new evidence may help researchers decipher the unusual pattern.
Cevabı göster
The new evidence may help researchers decipher the unusual pattern.
People with aphantasia can see mental imagery when they dream.
2:13Afantazisi olan insanlar rüya gördüklerinde zihinsel imgeler görebilirler.
How this happens is likely explained by the contrasting ways Dilbilgisi
2:18Bunun nasıl gerçekleştiği, muhtemelen beynin bilinçli görselleştirme ile
the brain generates deliberate visualization versus dream imagery. Anlatım akışı
2:22rüya imgelerini üretme yollarının zıt olmasıyla açıklanabilir.
is likely explained by: temkinli bir edilgen açıklama
Bu cümlede How this happens açıklanan sorudur. Is likely explained by, by sonrasındaki bilginin olası sebep veya mekanizma olarak sunulduğunu belirtir. Bu edilgen yapıda özne, açıklanan şeydir. Likely güçlü bir olasılık bildirir, kanıtlanmışlık bildirmez. Böylece bilimsel metinler kanıta dayalı bir açıklama sunarken başka bir açıklamaya da yer bırakabilir.
Alıştırma
Hangi cümle doğru edilgen yapıyı kullanarak olası fakat kesin olmayan bir açıklama sunar?
- The lower score likely explains by the shorter study time.
- The lower score is definitely explained by the shorter study time.
- The lower score is likely explained by the shorter study time.
Cevabı göster
The lower score is likely explained by the shorter study time.
deliberate visualization versus dream imagery: versus ile karşıtlık kurmak
A versus B kalıbında versus iki şeyi doğrudan karşılaştırır. Burada bilinçli olarak bir görüntü oluşturmak ile rüyalarda ortaya çıkan imgeler karşılaştırılır; bir yarışmadan söz edilmez. Bu karşılaştırma açıklamayı iki kategoriye ayırır ve okuyucuyu bunların farklı oluşum süreçlerine ilişkin açıklamaya hazırlar.
Alıştırma
Örnek cümlede versus nasıl bir işlev görüyor?
- İki imge türünün tamamen aynı şekilde oluşturulduğunu söyler.
- deliberate visualization ile dream imagery ifadelerini açık bir karşılaştırmaya yerleştirir.
- deliberate visualization ifadesinin dream imagery ifadesini yendiğini anlatır.
Cevabı göster
deliberate visualization ile dream imagery ifadelerini açık bir karşılaştırmaya yerleştirir.
Typically, conjuring a mental image involves multiple brain regions Kelime
2:26Genellikle zihinsel bir imge yaratmak beyinde birden fazla bölgeyi kapsar
conjuring a mental image: zihinde bir görüntü canlandırmak
Burada conjuring a mental image, zihinde bir görüntünün ortaya çıkmasını sağlamak anlamına gelir. Conjure, bir şeyi sanki yoktan ortaya çıkıyormuş gibi canlı biçimde bilince getirme hissi katar. Bu ifade gerçek sihri, bir şeyi çağırmayı veya fiziksel bir görüntü oluşturmayı değil, hayal etme eylemini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi bu derste öğrendiğiniz ve “zihinde bir görüntü oluşturmak” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Before sketching, Leo practiced ____ of the finished treehouse.
Cevabı göster
conjuring a mental image
and is sometimes referred to as a top-down process. Notlar
2:31ve bu bazen yukarıdan aşağıya (top-down) bir süreç olarak adlandırılır.
be referred to as: bir ad veya terim tanıtmak
be referred to as + ad yapısında özneye bir ad veya etiket verilir: A is referred to as B, insanların A’ya “B” dediği anlamına gelir. Edilgen yapı, adlandıran kişilere değil, adlandırılan şeye odaklanır. Yapının tamamında hem to hem de as bulunur. Burada daha önce sözü edilen süreç, a top-down process teknik adını alır.
Alıştırma
Cümleyi “olarak adlandırılır” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: This learning method is ____ spaced repetition.
Cevabı göster
referred to as
a top-down process: üst düzey bilişin algıyı yönlendirmesi
Bilişsel bilimde a top-down process, üst düzey hedefler, bilgi, dikkat veya beklentilerle başlar ve bunları algıyı, belleği ya da diğer alt düzey işlemleri yönlendirmek için kullanır. Bu cümlede bilinçli zihinsel kontrol, bir görüntünün oluşumunda görev alan sistemleri harekete geçirmeye yardımcı olur. Top-down, bilgi işlemede etkinin yönünü açıklar. Bir şeyin beynin üst kısmından aşağıya doğru fiziksel olarak hareket ettiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Algıda hangi durum en iyi a top-down process olarak tanımlanır?
- Işık gözlerinize ulaşır ve nesne tanınmadan önce temel görsel özellikler algılanır.
- Bir sinyal fiziksel olarak beynin üst kısmından alt kısmına gider.
- Bulanık bir şeklin kedi olduğuna dair beklentiniz, ne gördüğünüzü düşündüğünüzü etkiler.
Cevabı göster
Bulanık bir şeklin kedi olduğuna dair beklentiniz, ne gördüğünüzü düşündüğünüzü etkiler.
First, actively trying to visualize an object Kalıp ifadeler
2:35İlk olarak, bilinçli şekilde bir nesneyi görselleştirmeye çalışmak
activates cognitive control regions of our brain.
2:38beynimizin bilişsel kontrol bölgelerini harekete geçirir.
actively trying to visualize: zihinsel bir görüntü oluşturmak için bilinçli çaba
actively trying to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir şeyi yapmak için bilinçli ve amaçlı bir çaba göstermeyi anlatır. Burada visualize, bir nesnenin görüntüsünü zihinde oluşturmak demektir. Actively önemlidir: kişi görüntünün kendiliğinden ortaya çıkmasını beklemek yerine onu bilinçli olarak oluşturmaya çalışır. Trying to çabayı anlatır; başarıyı garanti etmez.
Alıştırma
Hangi durum actively trying to visualize an object ifadesine en iyi uyar?
- Kişi nesnenin görüntüsünü oluşturmak için bilinçli bir çaba gösterir.
- Kişi hemen önündeki gerçek bir nesneyi doğrudan görür.
- Herhangi bir bilinçli çaba olmadan rüyada bir görüntü belirir.
Cevabı göster
Kişi nesnenin görüntüsünü oluşturmak için bilinçli bir çaba gösterir.
associated with memory and vision, creating a mental picture. Notlar
2:44ilişkili bölgelerdeki aktiviteyi yönlendirerek zihinsel bir resim oluşturur.
drives activity: etkinliğe neden olur veya onu uyarır
Bilimsel açıklamalarda drive + isim, bir sürece neden olmak veya onu güçlü biçimde desteklemek anlamına gelebilir. Burada This önceki etkinleşmeye gönderme yapar; drives activity ise bir aşamanın başka beyin bölgelerindeki sinirsel etkinliğe neden olduğunu veya onu uyardığını belirtir. Burada drive bir aracı sürmek veya kontrol etmek anlamına gelmez. Activity, düzenlenmiş bir etkinlik veya görev değil, beyin bölgelerinin çalışması anlamındadır.
Alıştırma
"The signal drives activity in another brain region," cümlesinde drives activity ne anlama gelir?
- O bölgedeki etkinliğe neden olur veya onu uyarır.
- Etkinliği etkilemeden gözlemler.
- Bölgenin içinde bir aracı kontrol eder.
Cevabı göster
O bölgedeki etkinliğe neden olur veya onu uyarır.
associated with: bir ilişkiyi göstermek
Associated with, “... ile ilişkili” veya “... ile bağlantılı” anlamına gelir. Daha geniş cümlede hafıza ve görmeyle ilişkisi olan beyin bölgelerini anlatır; associate burada insanların birbirleriyle görüşmesi anlamında değildir. Yaygın kalıp A is associated with B şeklindedir. Bir ismi açıklamak için associated with B ifadesi o isimden sonra da kullanılabilir. Bu ifade iki şeyi birbirine bağlar ancak aralarındaki ilişkinin tam olarak ne olduğunu söylemez.
Alıştırma
Hangi cümlede associated with bir ilişkiyi göstermek için doğru kullanılmıştır?
- Daily reading is associated to a larger vocabulary.
- Daily reading is associated from a larger vocabulary.
- Daily reading is associated with a larger vocabulary.
Cevabı göster
Daily reading is associated with a larger vocabulary.
creating a mental picture: -ing ile sonuç eklemek
Creating a mental picture, virgülden sonra gelen bir -ing öbeğidir. Önceki etkinliğin sonucunu ekler: bu etkinlik zihinsel bir görüntünün oluşmasını sağlar. Bu öbek önceki yan cümleye bağlıdır ve kendine ait yeni bir öznesi yoktur. Başka bir ana cümle değildir. Bu yapı genellikle “ve bunun sonucunda ... oluşturur” düşüncesini daha kısa biçimde anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede sonucu eklemek için virgül + -ing öbeği doğru kullanılmıştır?
- The two colors mix, create a new shade.
- The two colors mix, they creating a new shade.
- The two colors mix, creating a new shade.
Cevabı göster
The two colors mix, creating a new shade.
People with hyperphantasia tend to have stronger connections Kalıp ifadeler
2:49Hiperfantazisi olan insanların bu bölgeler arasındaki bağlantıları,
between these regions compared to those with aphantasia. Anlatım akışı
2:52afantazisi olanlara kıyasla daha güçlü olma eğilimindedir.
tend to have: kesin bir kural değil, genel bir eğilim
tend to + fiilin yalın hâli, genellikle doğru olan veya sık görülen bir durumu anlatır. Bu cümlede tend to have, grupta daha güçlü bağlantıların yaygın olduğunu belirtir; herkesin mutlaka bu bağlantılara sahip olduğunu söylemez. Bu ifade bilimsel bir iddiayı daha temkinli hâle getirir: istisnalara yer bırakarak grup düzeyindeki bir eğilimi aktarır. Burada have, to sonrasında kullanılan fiilin yalın hâlidir.
Alıştırma
Cümlede tend to have ne anlama geliyor?
- Gruptaki herkes kesinlikle daha güçlü bağlantılara sahiptir.
- Daha güçlü bağlantılar grupta genel olarak yaygındır, ancak istisnalar olabilir.
- Daha güçlü bağlantılar geçmişte yalnızca bir kez ortaya çıkmıştır.
Cevabı göster
Daha güçlü bağlantılar grupta genel olarak yaygındır, ancak istisnalar olabilir.
compared to those with aphantasia: karşılaştırma grubunu belirleme
compared to those with aphantasia, stronger connections için karşılaştırma ölçütünü belirtir. Cümle, hiperfantazisi olan kişilerle afantazisi olan kişileri karşılaştırır. Those, daha önce sözü edilen çoğul people adının yerine geçer. Bu nedenle those with aphantasia, people with aphantasia anlamına gelir. Böylece ikinci grup, people tekrarlanmadan belirtilir.
Alıştırma
children with ifadesini tekrarlamamak için those with kullanın: Children with pets were more active compared to ____ no pets.
Cevabı göster
those with
As for dreaming, many scientists believe Anlatım akışı
2:57Rüya görmeye gelince, birçok bilim insanı
As for dreaming: yeni bir konuya geçiş
As for dreaming, sıradaki konu olarak rüya görmeyi belirler. Konuşmacı, bilim insanlarının görüşünü vermeden önce tartışmanın artık rüyalara döndüğünü belirtir. As for + isim öbeği veya -ing biçimi, odağı değiştirerek bilgiyi düzenler. Neden, amaç veya zaman bildirmez.
Alıştırma
Örnekte As for dreaming ne işe yarar?
- Tartışmayı rüya görme konusuna geçirir.
- Rüyaların nedenini belirtir.
- Rüyaların ne zaman görüldüğünü söyler.
Cevabı göster
Tartışmayı rüya görme konusuna geçirir.
this imagery is produced by a different bottom-up pathway Kültür
2:59bu imgelerin farklı bir aşağıdan yukarıya (bottom-up) yol ile
a different bottom-up pathway: işleme yönü
Burada a different bottom-up pathway, rüya imgelerinin daha alt düzey sinirsel etkinlikten daha üst düzey bir zihinsel deneyime doğru geliştiği ayrı bir işleme yolu anlamına gelir. Bottom-up, fiziksel uzayda yukarı doğru hareketi değil, bilgi işlemenin yönünü belirtir. Different, bu yolu istemli görselleştirme için ele alınan top-down process ile karşılaştırır; o süreçte bir hedef veya niyet, neyin hayal edildiğini yönlendirir. Pathway gerçek bir yol değil, bir sinirsel işlem zinciri anlamındadır.
Alıştırma
Hangi açıklama bottom-up pathway ile en iyi eşleşir?
- Daha alt düzey etkinlik, daha üst düzey bir deneyime dönüşür.
- Bir imge beynin içinde fiziksel olarak yukarı hareket eder.
- Bilinçli bir hedef, süreci en baştan yönlendirir.
Cevabı göster
Daha alt düzey etkinlik, daha üst düzey bir deneyime dönüşür.
spontaneously activating visual and memory systems. Kelime
3:05görsel ve hafıza sistemlerini kendiliğinden uyararak üretildiğine inanıyor.
spontaneously activating: bilinçli kontrol olmadan etkinleşme
spontaneously activating ifadesinde spontaneously, activating sözcüğünü niteler. Beynin derinliklerindeki etkinlik, kişi bilinçli olarak karar vermeden veya bunu gerçekleştirmeye çalışmadan görsel ve bellek sistemlerini etkinleştirir. Bu sözcük, etkinleşmenin kasıtlı olarak kontrol edilmediğini anlatır. “Hemen” ya da “özensizce” anlamına gelmez; kendiliğinden gerçekleşen bir süreç zaman alabilir ve belirli bir düzen izleyebilir.
Alıştırma
Bu cümlede spontaneously activating ifadesine en uygun anlam hangisidir?
- olabildiğince hızlı etkinleşmek
- dikkatli ve kasıtlı bir çabayla etkinleşmek
- bilinçli bir karar olmadan etkinleşmek
Cevabı göster
bilinçli bir karar olmadan etkinleşmek
So, what causes the spectrum of mental imagery to develop? Anlatım akışı
3:10Peki zihinsel imgelem yelpazesinin gelişmesine ne sebep olur?
So, what causes ...?: nedenlere geçiş yapan soru
Bu soruda So, dinleyiciye sıradaki adımın önceki açıklamadan doğduğunu gösterir. What causes the spectrum of mental imagery to develop? ise bu yelpazeyi hangi etkenlerin oluşturduğunu veya şekillendirdiğini sorar. So, what causes ... bir bütün olarak anlatımı bir şeyin nasıl işlediğini açıklamaktan onun neden geliştiğini sormaya taşır. Buradaki So, konuşmayı düzenler; yalnızca anlamı olmayan bir dolgu sözcüğü değildir.
Alıştırma
Bir açıklamada So, what causes ... ne iş yapar?
- İlgisiz bir konu değişikliğini gösterir.
- Sorunun nihai cevabını verir.
- Önceki bilgiyi nedenlerle ilgili yeni bir soruya bağlar.
Cevabı göster
Önceki bilgiyi nedenlerle ilgili yeni bir soruya bağlar.
runs in families: ailevi bir eğilim
runs in families, bir durumun veya özelliğin aynı ailenin birden fazla üyesinde ya da nesiller boyunca görülmesi anlamına gelen, gerçek anlamı dışında kullanılan bir ifadedir. Bu cümlede afantazinin ailevi bir örüntü gösterdiği ve genetik bir etkisinin olabileceği anlatılıyor. Buradaki runs, “hızlı hareket eder” anlamına gelmez. İfade kesinlik değil, bir eğilim bildirir; her akrabada bu durumun bulunacağı ya da tek nedenin genler olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “akrabalarda daha sık görülmek” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: Migraines often ____.
Cevabı göster
run in families
suggesting that: kanıtı olası bir sonuca bağlamak
suggesting that, az önce belirtilen olgudan olası bir sonuç çıkarır. -ing ile kurulan yan cümlenin tamamı önceki ifadeyi açıklar: Afantazi ailelerde sık görüldüğü için bu örüntü, genlerin olası bir etkisine işaret eder. Burada suggest, “belirtmek” anlamındadır; “tavsiye vermek” anlamında değildir. Yeniden kullanılabilecek yapı şudur: kanıt, virgül + suggesting that + yan cümle. Bu yapı, sonucun makul olduğunu ancak kanıtlanmadığını gösterir. Bu cümlede may de sonucu daha temkinli hâle getirir.
Alıştırma
Kanıttan bir sonuç çıkarmak için suggesting that yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- The roads are wet, suggesting that it rained during the night.
- The roads are wet, suggesting us that it rained during the night.
- The roads are wet, suggesting to rain during the night.
Cevabı göster
The roads are wet, suggesting that it rained during the night.
Hayal gücü için bir metafor olarak your mental canvas
Bu cümlede your mental canvas, zihinsel görüntüleri oluşturup deneyimlediğiniz iç alanı anlatan bir metafordur. Bu “tuvalin” canlılığı, görüntülerin ne kadar net, ayrıntılı veya gerçeğe yakın hissedildiğini belirtir. Gerçek bir tuvalden ya da beynin fiziksel bir bölümünden söz edilmez. İfade, görsel hayal gücü denen soyut yeteneği görüntülerin bir tuvalde belirmesi gibi tanıdık bir resme dönüştürür.
Alıştırma
Cümlede your mental canvas ne anlama geliyor?
- bir kişinin görme yetisini ölçen cihaz
- zihinsel görüntülerin belirdiği hayali iç alan
- beynin içinde bulunan fiziksel bir yüzey
Cevabı göster
zihinsel görüntülerin belirdiği hayali iç alan
While most people with aphantasia have it their entire lives, Dilbilgisi
3:22Afantazisi olan çoğu insan bunu tüm hayatı boyunca yaşasa da,
Karşıtlık bildiren While most people ..., some people ...
While most people ..., some people ... bilgiyi çoğunlukta görülen bir durum ile ondan farklı olan daha küçük bir grup arasında böler. Burada çoğu kişi yaşamı boyunca afantaziye sahipken bazı kişilerde durum daha sonra gelişir. While burada although veya whereas sözcüklerine yakın bir anlamla ödünleme ya da karşıtlık sunar. “……olduğu sırada” anlamına gelmez; eşleşen most people ve some people ifadeleri karşılaştırmayı gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede while, çoğunluğu daha küçük bir grupla karşılaştırmak için kullanılmıştır?
- While most shops close at six, some stay open later.
- I read while the laundry was drying.
- While we were hiking, it began to rain.
Cevabı göster
While most shops close at six, some stay open later.
later in life: hayatın daha ileri bir döneminde
Later in life, “bir kişinin hayatının görece daha ileri bir döneminde” demektir. Burada durumun doğuştan var olmak yerine kişinin ilk yıllarından sonra gelişebileceğini anlatır. Bu göreceli bir zaman ifadesidir: bağlama göre yetişkinliği ya da daha ileri bir yaşı gösterebilir. Her zaman yaşlılık anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede later in life, “birinin hayatının görece daha ileri bir döneminde” anlamında kullanılmıştır?
- She became interested in astronomy for the rest of her life.
- She became interested in astronomy later in life.
- She became interested in astronomy later that evening.
Cevabı göster
She became interested in astronomy later in life.
often due to brain injury or psychological conditions. Kalıp ifadeler
3:28genellikle beyin travması veya psikolojik durumlar nedeniyle geliştirebilir.
due to + isim öbeği: neden belirtme
Due to, “nedeniyle” anlamına gelir ve bir durumun nedenini belirtir. Bu cümlede, brain injury or psychological conditions biçimindeki bağlı isim öbeği olası nedeni adlandırır. “Sonuç + due to + isim öbeği” kalıbını kullanın. Neden, kendi öznesi ve fiili olan tam bir yan cümleyse bunun yerine because kullanın: The game was canceled because it rained.
Alıştırma
Cümleyi doğal biçimde tamamlayan seçeneği bulun: The flight was delayed ___ thick fog.
- although
- because
- due to
Cevabı göster
due to
but rather intriguing variations in human experience. Anlatım akışı
3:37insan deneyiminin ilgi çekici çeşitlilikleri olarak kabul edilir.
aren't considered disorders: be considered + isim
Edilgen be considered + isim kalıbı, “o ismin belirttiği sınıfa sokulmak veya öyle görülmek” anlamına gelir. aren't considered disorders ifadesinde çoğul özne imagery extremes sınıflandırılan taraftır ve aren't bu sınıflandırmayı olumsuz yapar. Buradaki ifade olası bir varsayımı düzeltir: çoğu durumda zihinsel imgeleme yelpazesinin uçları tıbbi bozukluklar olarak sınıflandırılmaz. Tekil özneyle is/isn't considered, çoğul özneyle are/aren't considered kullanılır.
Alıştırma
Uzmanların bu farklılığı bir bozukluk olarak sınıflandırmadığını anlatmak için be considered + isim yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- The variation isn't considered a disorder.
- The variation doesn't consider a disorder.
- The variation isn't considering a disorder.
Cevabı göster
The variation isn't considered a disorder.
in need of treatment: in need of + isim
in need of + isim, “gerekli bir şeye ihtiyaç duymak veya ondan yoksun olmak” anlamına gelir. in need of treatment ifadesinde need, sabit edat öbeğinin içindeki bir isimdir ve of ihtiyaç duyulan şeyi tanıtır. Burada in need of treatment, disorders sözcüğünden sonra gelir ve konuşmacının bu zihinsel imgeleme uçlarının olmadığını söylediği bozukluk türünü açıklar: tedavi gerektiren bozukluklar. Bu öbek The roof is in need of repair. örneğindeki gibi be sonrasında da kullanılabilir.
Alıştırma
in need of ifadesinin ardından repair ismini getirerek cümleyi tamamlayın: The old bridge is ____.
Cevabı göster
in need of repair
but rather intriguing variations: önceki sınıflandırmanın yerine yenisini koymak
Burada but rather, olumsuz aren't considered ... ifadesinden sonra gelir ve önceki sınıflandırmanın yerine yenisini getirir. Yazar, disorders in need of treatment sınıflandırmasını reddedip bu uçları intriguing variations in human experience olarak yeniden çerçeveler. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp not A, but rather B şeklindedir. B, konuşanın daha doğru bulduğu açıklamadır; A'nın yanına eklenen başka bir öge değildir.
Alıştırma
Cümleyi not A, but rather B kalıbındaki düzeltme ifadesiyle tamamlayın: The redesign is not a setback, ____ an opportunity to improve.
Cevabı göster
but rather
those with a mind's eye: zihninde görüntü canlandırabilen insanlar
those with a mind's eye ifadesinde those, insanlar anlamına gelen bir zamirdir; with a mind's eye ise hangi insanların kastedildiğini belirtir. Bu yapı, ortak bir özelliği bir grubu adlandırmanın yolu hâline getirir. A mind's eye mecazi bir ifadedir. Fazladan fiziksel bir göz değil, hayal gücünde görüntüler oluşturma veya görme yeteneği anlamına gelir. Bu nedenle bütün ifade, zihninde görüntü oluşturabilen kişileri anlatır.
Alıştırma
those with a mind's eye burada ne anlama geliyor?
- zihinlerinde görüntüler oluşturabilen insanlar
- fiziksel görme yetisi olağanüstü keskin olan insanlar
- fazladan fiziksel bir gözü olan insanlar
Cevabı göster
zihinlerinde görüntüler oluşturabilen insanlar
the excitement of a thrilling story will cause them to sweat a little,
3:44heyecan verici bir hikayenin yarattığı heyecan
even if they don't notice it. Dilbilgisi
3:48fark etmeseler bile biraz terlemelerine neden olacaktır.
even if they don't notice it: farkında olmak sonucu değiştirmez
Even if, ana sonucun gerçekleşmesini engellemeyen olası bir koşul sunar. Kişiler bunun farkında olsun ya da olmasın, yine de biraz terler. Buradaki it, hafif terleme tepkisini ifade eder. Bu ifade, bedenin verdiği tepkiyi kişinin bilinçli olarak fark ettiği şeyden ayırır.
Alıştırma
Olası gecikmenin sonucu değiştirmeyeceğini anlatan iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ the bus is late, Mia will arrive before noon.
Cevabı göster
Even if
People with aphantasia, however, lack this sweat response, Anlatım akışı
3:50Ancak afantazisi olan insanlar bu terleme tepkisinden yoksundur,
presumably because it depends on the emotional effect Anlatım akışı
3:54çünkü bu durum muhtemelen olay örgüsünü hayal etmenin yarattığı
özneden sonra however: cümle düzeyinde karşıtlık işareti
However, bilginin farklı bir yöne döndüğünü gösterir: daha önce anlatılan kişiler terleme tepkisi gösterirken afantazisi olan kişiler göstermez. However özneden sonra gelse de yalnızca özneyi değil, tüm cümlenin anlamını yönlendirir. Virgüller, bunun cümlenin tamamına etki eden araya girmiş bir geçiş ifadesi olduğunu gösterir.
Alıştırma
Özneden sonra cümle düzeyinde karşıtlık belirtmek için boşluğa however yazın: Most desert plants need full sun. This fern, ____, grows best in shade.
Cevabı göster
however
presumably because: bir nedeni temkinli biçimde sunmak
Bu cümlede presumably because, afantazisi olan kişilerde terleme tepkisinin neden görülmediğine ilişkin önerilen nedeni sunar. Because neden-sonuç bağını kurarken presumably bu nedenin tamamen doğrulanmış bir bulgu değil, makul bir çıkarım olduğunu gösterir. Bu kullanım gözlemlenen sonucu, o sonuca getirilen temkinli açıklamadan ayırır. Bilimsel ve kanıta dayalı diğer metinlerde, yazarın kanıtların desteklediğinden daha kesin konuşmasını önler.
Alıştırma
Hangi cümle nedeni doğrulanmış bir gerçek yerine makul bir çıkarım olarak sunuyor?
- The device stopped working, presumably because the battery had overheated.
- The technician confirmed that the device stopped working because the battery had overheated.
- The device stopped working, and the battery definitely did not overheat.
Cevabı göster
The device stopped working, presumably because the battery had overheated.
that aphantasia may be protective against certain mental health disorders, Kalıp ifadeler
4:03afantazinin travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) gibi negatif imgelerle ilişkili
At the same time: dengeleyici bir nokta eklemek
Burada At the same time, öncelikle saat bakımından eş zamanlılığı bildiren bir ifade değil, söylemi düzenleyen bir bağlayıcıdır. Başka bir noktayı değerlendirmeye katar: Bir tepkinin bulunmadığını anlattıktan sonra konuşmacı, olası bir koruyucu etki ekler. Bu ifade dinleyiciye iki noktayı da birlikte düşünmesi gerektiğini gösterir. Farklı ve bazen karşıt bir yön ekleyerek açıklamayı çoğu zaman daha dengeli hâle getirir.
Alıştırma
Okuyun: Working from home can feel isolating. At the same time, it can give people more flexibility. Burada At the same time ne işe yarıyor?
- Az önce belirtilen dezavantajı dengeleyen bir avantaj ekler.
- Değişikliğin gerçekleştiği tarihi verir.
- İki olayın tam olarak aynı anda gerçekleştiğini söyler.
Cevabı göster
Az önce belirtilen dezavantajı dengeleyen bir avantaj ekler.
may be protective against: olası risk azalmasını ifade etmek
Be protective against + bir hastalık, zarar veya başka bir istenmeyen sonuç, “bunun riskini ya da etkisini azaltmaya yardımcı olmak” anlamına gelir. Bu cümlede afantazi, olası bir koruyucu etken olarak ele alınıyor; bir kişiyi etkin biçimde koruduğu söylenmiyor. May, iddiayı kesinlikten uzak tutar. Bilim insanları yalnızca bir olasılık öne sürüyor; afantazinin bu bozuklukları kesinlikle önlediğini veya tedavi ettiğini söylemiyorlar.
Alıştırma
Cümleyi may + be + protective + protective sonrasında gelen edattan oluşan dört kelimelik yapıyla tamamlayın: Wearing sunscreen ____ skin damage.
Cevabı göster
may be protective against
specifically those related to negative imagery, like PTSD, Kalıp ifadeler
4:08belirli ruh sağlığı bozukluklarına karşı koruyucu olabileceğini öne sürmüştür,
those related to negative imagery: çoğul bir adın yerini tutup kapsamını daraltmak
Those, daha önce geçen çoğul ad öbeği certain mental health disorders'ın yerini tutar; bu yüzden insanları değil, “bozuklukları” ifade eder. Çoğul ve sayılabilen bir adı tekrar etmemek için those bu şekilde kullanılır. Related to negative imagery, those sözcüğünden sonra gelen kısaltılmış bir ilgi yan cümlesidir. Gönderimi olumsuz zihinsel imgelerle ilişkili bozukluklarla sınırlar; açık biçimi those that are related to negative imagery olur.
Alıştırma
Hangi cümlede those ve ardından gelen niteleyici, daha önce geçen çoğul bir adın yerine doğru biçimde kullanılmıştır?
- The library has several study rooms, including that on the second floor.
- The library has several study rooms, including those on the second floor.
- The library has several study rooms, including they on the second floor.
Cevabı göster
The library has several study rooms, including those on the second floor.
though more research is needed: sonucun hâlâ belirsiz olduğunu belirtmek
Cümle sonundaki bu yan cümlede though, “ancak” anlamı taşır ve önceki iddiayı sınırlar. Fikir umut verici veya akla yatkın olabilir, ancak henüz kanıtlanmış bir sonuç değildir. More research is needed, mevcut kanıtların yeterli olmadığını belirtir. Bu tür temkinli bir sınırlama, bilimsel bir olasılığı yerleşik bir bulgudan ayırmaya yardımcı olur.
Alıştırma
Cümleyi dersteki temkinli ifadeyle tamamlayın: The first study looks promising, ____.
Cevabı göster
though more research is needed
recalling details like the food served at last year's holiday party Kalıp ifadeler
4:15Geçen yılki yılbaşı partisinde sunulan yemekler gibi ayrıntıları hatırlamak,
may not be as difficult for people with hyperphantasia Dilbilgisi
4:19hiperfantazisi olan insanlar için o kadar da zor olmayabilir;
recalling details: belirli bilgileri bilinçli olarak yeniden hatırlamak
Recall details, belirli bilgileri yeniden zihne getirmek anlamına gelen doğal bir eşdizimdir. Recall çoğu zaman bilinçli bir çabayı çağrıştırır ve remember sözcüğünden biraz daha resmîdir; bu nedenle bellek araştırmalarında, görüşmelerde, raporlarda ve öğrenme görevlerinde yaygındır. Burada recalling, recall fiilinin -ing biçimidir. Recalling details ile başlayan daha uzun ifade, may not be as difficult yapısının öznesidir.
Alıştırma
Hangi cümlede recall details doğal biçimde kullanılmıştır?
- The witness could recall to several important details.
- The witness could recall several important details.
- The witness could recall about several important details.
Cevabı göster
The witness could recall several important details.
may not be as difficult: dereceyi temkinli biçimde karşılaştırma
May not be as difficult ifadesinde may olasılık bildirirken not as + sıfat, bir karşılaştırma ölçütüne göre daha düşük bir dereceyi anlatır. Burada bu ayrıntıları hatırlamanın hiperfantaziye sahip kişiler için diğer insanlara ya da genel duruma kıyasla daha az zor olabileceği söyleniyor. Bu ifade, hatırlamanın kolay veya tamamen zahmetsiz olduğu anlamına gelmez. Yalnızca temkinli ve göreli bir değerlendirme yapar.
Alıştırma
May ve not as ... as yapısını kullanarak karşılaştırmayı tamamlayın: The second puzzle ____ the first one.
Cevabı göster
may not be as difficult as
as they tend to have a richer memory of past events Dilbilgisi
4:22çünkü geçmiş olaylara dair daha zengin bir hafızaya sahip olma
and can relive these experiences in greater detail. Kelime
4:25ve bu deneyimleri daha büyük ayrıntılarla yeniden yaşama eğilimindedirler.
as they tend to have: neden bildiren as
Burada as, because anlamındadır ve önceki cümledeki yargının nedenini açıklar. They, hiperfantaziye sahip kişileri ifade eder: Bu grup geçmiş olaylara ilişkin daha zengin anılara sahip olma eğiliminde olduğu için ayrıntıları hatırlamak onlar açısından daha az zor olabilir. Tend to + fiilin yalın hâli, istisnasız herkes için geçerli bir durumu değil, genel bir eğilimi anlatır. Bu nedenle as they tend to have, onlar genellikle sahip oldukları için demektir; sahip oldukları sırada veya sahip oldukları biçimde demek değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede as bir neden bildiriyor?
- She arranged the flowers as her teacher did.
- As the roads were icy, we drove slowly.
- As I opened the door, the phone rang.
Cevabı göster
As the roads were icy, we drove slowly.
relive these experiences: geçmişi zihinde yeniden yaşamak
Bu cümlede relive these experiences, geçmiş olayları zihinde yeniden yaşamak ve ayrıntılarıyla duygularını tekrar canlı biçimde hissetmek anlamına gelir. Bu, geçmişe gerçekten dönmek değil, zihinsel bir canlandırmadır. remember ile karşılaştırıldığında relive, kişinin kendini yeniden anının içindeymiş gibi hissetmesini daha güçlü biçimde ifade eder.
Alıştırma
"The old photos helped Ana relive her first day at school," İngilizce cümlesinde relive ne anlama gelir?
- Fiziksel olarak geçmişe dönüp olayı tekrarlamak
- Geçmişteki olayı zihninde canlı biçimde yeniden yaşamak
- Hiç yaşamadığı bir olay hakkında bilgi edinmek
Cevabı göster
Geçmişteki olayı zihninde canlı biçimde yeniden yaşamak
Differences in mental imagery may even influence your career choice. Anlatım akışı
4:29Zihinsel imgelerdeki farklılıklar kariyer seçiminizi bile etkileyebilir.
may even influence: şaşırtıcı bir olası etkiyi sunmak
May, etkinin kesin değil olası olduğunu gösterir. Even ise kariyer seçimini daha ileri giden ve belki şaşırtıcı bir sonuç olarak öne çıkarır. Bu nedenle may even influence, etkinin beklenenden daha geniş bir alana ulaşabileceğini belirtir. Bilgiyi düzenleyen bir geçiş olarak bu ifade, tartışmayı içsel deneyim farklılıklarından gerçek hayattaki bir karara taşır. Zihinsel imgelemenin birinin kariyerini belirlediğini iddia etmez.
Alıştırma
Bu derste geçen ve "olası, ayrıca şaşırtıcı biçimde daha ileri bir sonuç" anlamını veren iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: A small design change ____ improve the whole system.
Cevabı göster
may even
A survey of over 2,000 people found that those with aphantasia Anlatım akışı
4:342.000'den fazla kişiyle yapılan bir anket, afantazisi olanların
are more likely to work in STEM professions, Kalıp ifadeler
4:38STEM mesleklerinde (bilim, teknoloji, mühendislik, matematik) çalışma ihtimalinin daha yüksek olduğunu,
A survey of ... found that ...: anketin kaynağını ve sonucunu bildirmek
A survey of + grup ya da sayı + found that + yan cümle kalıbı bir anketi açık bir sırayla aktarır. A survey of over 2,000 people kanıtın kaynağını ve örneklem büyüklüğünü belirtir; found that ise sonucu tanıtır. Buradaki found, “bir nesneyi buldu” değil, “anket yoluyla ortaya çıkardı” anlamındadır. Bu kalıbı tanımak, kanıtın nasıl toplandığıyla anketin ne bildirdiğini birbirinden ayırmaya yardımcı olur.
Alıştırma
Anket bildirme kalıbını find fiilinin geçmiş zamanı ve that ile tamamlayın: A survey of 600 parents ____ most children preferred the shorter class.
Cevabı göster
found that
more likely to work in STEM professions: STEM mesleklerinde çalışma olasılığı daha yüksek
Be more likely to + fiilin yalın hâli, bir eylem veya sonucun bir grup ya da durum için diğerine göre daha yüksek olasılığa sahip olduğunu belirtir. Cümlede are more likely to work, söz konusu grubun bu alanlarda çalışma ihtimalinin daha yüksek olduğu anlamına gelir. Bu ifade bir eğilimi anlatır, kesinlik bildirmez. STEM; bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik anlamına gelir. Bu nedenle STEM professions, bu alanlarla ilgili mesleklerdir.
Alıştırma
Cümleyi be more likely to yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: Children who read every day ____ remember new words.
Cevabı göster
are more likely to
in the arts, media, and design.
4:45sanat, medya ve tasarım alanlarındaki işlere yönelme eğiliminde olduğunu buldu.
while people with hyperphantasia: zaman değil, karşıtlık
Burada while, odağı önce söz edilen afantazili kişilerden hiperfantazili kişilere kaydırır. İki grubun mesleki eğilimlerini yan yana getirerek aradaki farkı gösterir. Bu yapıda while yaklaşık olarak whereas ya da “buna karşılık” anlamındadır. Burada “... sırasında” anlamı taşımaz.
Alıştırma
Hangi cümlede while zamanı belirtmek yerine iki kişiyi karşılaştırmak için kullanılmıştır?
- Leah enjoys drawing, while her brother prefers soccer.
- Leah read a book while she waited for the bus.
- Leah smiled while the music was playing.
Cevabı göster
Leah enjoys drawing, while her brother prefers soccer.
gravitate towards jobs: belirli işlere doğal bir yönelim
Gravitate towards jobs mecaz anlamda kullanılır. Belirli iş türlerine doğal olarak ilgi duymak veya bu işlere yönelmek anlamına gelir; fiziksel yer çekimiyle ilgili değildir. Bu ifade, tek ve açıkça belirlenmiş bir karardan çok genel bir tercihi veya zamanla gelişen bir eğilimi anlatır. Bu cümledeki tend to, söylenenin herkes için geçerli bir gerçek değil, bir eğilim olduğunu gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede gravitate towards gelişen bir tercihi anlatmak için doğal biçimde kullanılmıştır?
- After trying several clubs, Omar began to choose towards the photography group.
- After trying several clubs, Omar began to gravitate the photography group.
- After trying several clubs, Omar began to gravitate towards the photography group.
Cevabı göster
After trying several clubs, Omar began to gravitate towards the photography group.
We may never be able to fully understand Dilbilgisi
4:48Başka birinin zihninde neler olup bittiğini
may never be able to: olası ve kalıcı bir sınır
“May never be able to + fiilin yalın hâli”, bir kişinin herhangi bir zamanda bir şeyi yapma yeteneğine veya fırsatına sahip olamama ihtimalini anlatır. May belirsizlik bildirir, never bütün zamanları kapsar, be able to ise bir şeyi yapabilme yeteneğini veya gerçek olanağını belirtir. Bu sözcükler birlikte kesinlik değil, temkinli bir yargı bildirir; ancak söz konusu olası sınır kalıcıdır. Burada yapı, başka bir insanın zihnini bütünüyle anlamanın her zaman yeteneğimizin ötesinde kalabileceğini ifade eder.
Alıştırma
Kalıcı bir sınırın mümkün olduğunu anlatan ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: We ____ know exactly what was lost in the fire.
Cevabı göster
may never be able to
The inner worlds: özel düşünceler ve duygular
“Inner worlds”, insanların görünmeyen düşüncelerini, duygularını, anılarını ve hayal güçlerini, yani her kişinin hayatı kendine özgü biçimde deneyimlemesini anlatan bir mecazdır. Bedenin içinde bulunan gerçek bir yer anlamına gelmez. Worlds sözcüğünün çoğul olması, her kişinin özel deneyimini ayrı bir “dünya” olarak gösterir. “Different from your own” ifadesindeki your own, “your own inner world” anlamına gelir; tekrarlanan isim öbeği kullanılmamıştır.
Alıştırma
Bu cümlede “The inner worlds” ne anlama geliyor?
- İnsanların özel düşünceleri, duyguları ve deneyimleri
- Bedenlerinin içindeki fiziksel alanlar
- Yaşadıkları ülkeler
Cevabı göster
İnsanların özel düşünceleri, duyguları ve deneyimleri
through critical thinking and problem solving. Kalıp ifadeler
5:01zihninizi her zaman keskinleştirebilirsiniz.
sharpen your mind: düşünmeyi daha etkili hâle getirmek
sharpen your mind, zihni daha keskin hâle gelebilen bir bıçak ağzı gibi ele alan bir mecazdır. Burada fiziksel olarak bir şeyi bilemek değil, pratik yoluyla düşünmeyi daha hızlı, açık ve etkili hâle getirmek anlamına gelir. sharpen + bir yetenek adı yapısı, sharpen your skills örneğinde olduğu gibi, o yeteneği kullanarak veya çalışarak geliştirmek demektir. Bu cümlede critical thinking ve problem solving, zihnin çalışma biçimini eğitmenin yolları olarak sunulur.
Alıştırma
Düşünme yeteneğini geliştirmeyi anlatan ders mecazıyla cümleyi tamamlayın: Daily logic games can ____.
Cevabı göster
sharpen your mind
critical thinking and problem solving: birbiriyle bağlantılı iki beceri
critical thinking; bilgiyi incelemek, kanıtları ve varsayımları kontrol etmek ve bir iddianın ya da akıl yürütme zincirinin güvenilir olup olmadığına karar vermek demektir. Olumsuz olmak veya insanları sürekli eleştirmek anlamına gelmez. problem solving, bir sorunu belirlemek ve uygulanabilir bir çözüm geliştirip denemek demektir. Dikkatli analiz etkili çözümler seçmeye yardımcı olduğu için bu iki isim öbeği sık sık birlikte kullanılır.
Alıştırma
critical thinking and problem solving ifadesini en iyi hangi açıklama karşılar?
- Bilgiyi sorgulamadan ezberlemek
- Her fikri eleştirmek ve harekete geçmeyi reddetmek
- Bilgiyi dikkatle incelemek ve uygulanabilir çözümler bulmak
Cevabı göster
Bilgiyi dikkatle incelemek ve uygulanabilir çözümler bulmak
learn by doing: yaparak öğrenmek
Learn by doing, yalnızca açıklamaları dinleyerek veya ezberleyerek değil, uygulamalı eylem ve deneyim yoluyla bilgi ya da beceri kazanmak demektir. learn by + -ing yapısında by yöntemi belirtir; doing ise aktif olarak denemeyi, oluşturmayı, çözmeyi veya pratik yapmayı temsil eder. Burada ifade, öğrenmenin gerçekleşme yolu olarak doğrudan katılımı gösterir. Bu kalıp learn by experimenting ve learn by making mistakes gibi ifadelerde de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi learn by doing ile tamamlayın: In this workshop, we build real robots and ____.
Cevabı göster
learn by doing
with thousands of interactive lessons in math, data analysis, Kalıp ifadeler
5:05programlama ve yapay zeka alanlarında binlerce etkileşimli dersle
interactive lessons: katılım gerektiren dersler
Interactive lessons, öğrencilerin dersin bir parçası olarak yanıt verdiği, seçim yaptığı, içerikle işlem yaptığı veya geri bildirim aldığı derslerdir. Interactive yalnızca materyalin ilgi çekici olduğunu değil, çift yönlü katılımı anlatır. Bu ürün açıklamasında ifade, öğrencilerin dersi yalnızca izlemek veya okumak yerine ders içeriğiyle aktif biçimde çalıştığını belirtir.
Alıştırma
Hangi durum interactive lessons ifadesini en iyi açıklar?
- Öğrenciler bir grafiği ayarlar ve sonucu hemen görür.
- Öğrenciler daha sonra okumak üzere bir kitap listesi alır.
- Öğrenciler yanıt vermeden kayıtlı bir dersi izler.
Cevabı göster
Öğrenciler bir grafiği ayarlar ve sonucu hemen görür.
Visit brilliant.org/teded for 30 days free Kalıp ifadeler
5:1030 günlük ücretsiz kullanım ve yıllık abonelikte %20 indirim için
30 days free ... 20% off: İki Promosyon Teklifi
“30 days free”, “free for 30 days” ifadesinin kısaltılmış promosyon biçimidir. İlk 30 gün ücret alınmadığı anlamına gelir. “20% off”, normal fiyattan %20 düşüldüğünü, dolayısıyla fiyatın ilk fiyatın %80'i olduğunu belirtir. Bu cümlede ücretsiz dönem hizmetin kullanımına, indirim ise yıllık aboneliğe uygulanır. İfadeler iki ayrı avantajı anlatır: erişimin ne kadar süre ücretsiz olduğu ve yıllık fiyatın ne kadar düştüğü.
Alıştırma
Hangi ifade iki teklifi de doğru şekilde açıklar?
- Hizmet sonsuza kadar ücretsizdir ve yıllık abonelik ilk fiyatının %20'sine mal olur.
- Hizmet 30 gün boyunca ek ücrete tabidir ve yıllık abonelik %20 daha pahalıdır.
- Hizmet 30 gün ücretsizdir ve yıllık abonelik ilk fiyatının %80'ine mal olur.
Cevabı göster
Hizmet 30 gün ücretsizdir ve yıllık abonelik ilk fiyatının %80'ine mal olur.