Zihninizde resimleri "görebilir" misiniz? Bazı insanlar göremiyor - Adam Zeman: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
719 kelime 150 kel/dk

Video özeti: Video, afantazi ile hiperfantaziyi zihinsel imgeleme yelpazesinin iki ucu olarak ele alıyor. Göz bebeği ve beyin araştırmalarının bu deneyimleri nasıl incelediğini, istemli görselleştirmenin rüya imgelerinden neden farklı olduğunu ve imge canlılığının genler, bellek, duygusal tepkiler ve meslek eğilimleriyle olası ilişkisini açıklıyor; bu farklılıkların genellikle bir bozukluk sayılmadığını vurguluyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. inability to clearly visualize — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: inability to + fiil yapısının bir şeyi yapamama durumunu nasıl kısa bir ad öbeğine dönüştürdüğünü öğrenin. Afantazi tanıtılırken olduğu gibi, bir durumu tanımlamak veya kapasite sınırlamasını resmî ve açık biçimde özetlemek için kullanabilirsiniz. 2. is likely explained by — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Kesinlik iddiasında bulunmadan olası bir açıklama sunan edilgen yapıyı tanıyın. Bu kalıp, bilimsel akıl yürütmeyi takip etmenizi ve rüyadaki imgeler gibi gözlenen bir olguyu önerilen mekanizmayla ihtiyatlı biçimde ilişkilendirmenizi sağlar. 3. but rather intriguing variations — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: but rather ifadesinin ilk sınıflandırmayı reddedip yerine daha doğru bir bakış koyduğunu anlayın. İddiaları yeniden çerçeveleyebilir ve imgeleme uçları tedavi gerektiren bozukluklar değil, insan deneyimindeki farklılıklar olarak sunulduğunda konuşmacının tutumunu fark edebilirsiniz.

Bu derste

When reading Lewis Carroll's Alice's Adventures in Wonderland, Notlar

0:07

Lewis Carroll'ın Alis Harikalar Diyarında kitabını okurken,

Dilbilgisi

When reading: kısaltılmış zaman yan cümlesi

When reading ..., zaman bildiren yan cümlenin kısaltılmış biçimidir. Burada when most readers are reading ... biçiminde açılabilir. Kısaltılmış biçimde most readers öznesi ve are fiili atılmıştır. Bu ifade ana cümleye zaman ya da arka plan bilgisi verir; tek başına tamamlanmış bir ana cümle değildir. Kimin okuduğunun açık olması için reading eyleminin örtük öznesi normalde ana cümlenin öznesiyle aynı olmalıdır.

Alıştırma

Hangi cümlede when + -ing doğru kullanılmış ve örtük özne açıkça anlaşılmaktadır?

  1. When read a mystery novel, many readers look for hidden clues.
  2. When reading a mystery novel, hidden clues attract many readers.
  3. When reading a mystery novel, many readers look for hidden clues.
Cevabı göster

When reading a mystery novel, many readers look for hidden clues.

Kültür

Alice's Adventures in Wonderland: Lewis Carroll'ın romanının adı

Alice's Adventures in Wonderland, Lewis Carroll'ın bir romanının İngilizce adıdır. Lewis Carroll's Alice's Adventures in Wonderland ifadesinde Lewis Carroll's yazarı belirtir; Alice's ise kitap adının bir parçasıdır. Wonderland hikâyedeki kurgusal dünyadır; gerçek bir ülke ya da coğrafi yer değildir. Bunun bir kitap adı olduğunu bilmek, daha sonra geçen Kupa Kraliçesi ve tuhaf kroket sahnesinin kitabın fantastik dünyasına ait olduğunu gösterir.

Alıştırma

Alice's Adventures in Wonderland burada neyi ifade ediyor?

  1. Lewis Carroll'ın bir romanının adıdır.
  2. Özel bir kroket karşılaşması türüdür.
  3. Gerçek bir ülkenin adıdır.
Cevabı göster

Lewis Carroll'ın bir romanının adıdır.

most readers visualize the Queen's croquet game play out in their heads. Notlar

0:10

çoğu okuyucu Kraliçe'nin kroket oyununu zihninde canlandırır.

Kelime

visualize: zihinde bir görüntü oluşturmak

Burada visualize, zihinde net bir görüntü oluşturmak anlamına gelir. Okurlar kroket oyununu gerçekten gözleriyle görmez; sözcükleri zihinsel bir görüntüye dönüştürürler. Görüntü gözlerinin önünde gerçekten bulunmayıp hayal edildiğinde visualize kullanılır. Bu görüntü bir hikâyeden, anıdan veya plandan gelebilir.

Alıştırma

Hangi cümlede visualize, zihinde bir görüntü oluşturmak anlamında kullanılmıştır?

  1. Mia learned the castle's name from a history book.
  2. Before drawing, Mia visualized the castle she wanted to create.
  3. Mia saw the castle when she looked through the classroom window.
Cevabı göster

Before drawing, Mia visualized the castle she wanted to create.

Öbek fiiller

play out: olayların zaman içinde gelişmesi

Burada play out, olaylar dizisi hâlinde gelişmek veya ilerlemek anlamına gelir. Okurlar yalnızca tek bir donmuş görüntüyü değil, kroket oyununun tamamının zaman içinde gerçekleşmesini hayal eder. Buradaki play, bir oyuna katılmak şeklindeki gerçek anlamını taşımaz. Yaygın bir kalıp watch, see veya visualize + an event + play out biçimindedir. Sonuç henüz bilinmiyorsa bir durumun nasıl gelişeceğini sormak için how a situation will play out da kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi ‘zaman içinde gelişmek veya ilerlemek’ anlamındaki öbek fiille tamamlayın: No one knew how the debate would ____.

Cevabı göster

play out

Kalıp ifadeler

in their heads: zihinde veya hayalde

Burada in their heads, zihinlerinde veya hayallerinde anlamına gelir. Okurlar zihinlerinde bir sahne oluşturur; başlarının içinde gerçekten bir olay yaşanmaz. Bu kalıpta iyelik sözcüğü kişiye göre değişir: in my head, in your head, in her head veya in their heads.

Alıştırma

Hangi cümlede in one's head zihinsel bir görüntüyü anlatır?

  1. Nina put the map in her backpack.
  2. After reading the map, Nina could see the whole route in her head.
  3. Nina balanced the folded map on her head.
Cevabı göster

After reading the map, Nina could see the whole route in her head.

It was all ridges and furrows. Kelime

0:16

Her yer tepecikler ve çukurlarla doluydu.

Kelime

all ridges and furrows: tüm yüzeye hakim çıkıntılar ve oluklar

Was all ridges and furrows, yüzeyi neredeyse tamamen uzun çıkıntılardan ve dar oluklardan oluşuyormuş gibi gösterir. Buradaki all genel izlenimi güçlendirir; yalnızca her ridge ve furrow öğesini saymaz. Betimleyici be + all + isim öbeği kalıbında, adı verilen özellikler bir şeyin görünüşüne veya dokusuna hakim olur. Ridge uzun ve yükselmiş bir bölüm, furrow ise uzun ve dar bir oluktur; ikisi birlikte engebeli bir görüntü oluşturur.

Alıştırma

Canlı bir betimleme oluşturmak için İngilizce cümleyi all, rocks ve holes ile tamamlayın: After the storm, the path was ____.

Cevabı göster

all rocks and holes

The balls were live hedgehogs, Kelime

0:18

Toplar canlı kirpiler,

the mallets live flamingos,

0:20

tokmaklar canlı flamingolardı

Kelime

live hedgehogs ... live flamingos: live sözcüğünün “canlı” anlamı

live hedgehogs ve live flamingos ifadelerinde live, “canlı” veya “hayatta” anlamına gelen bir sıfattır. Cümle, hayvan biçimli sıradan araçlar değil, hayvanların kendilerinin top ve tokmak olarak kullanıldığını anlatır. İkinci bölümde tekrarlanan were fiili düşürülmüştür. Tam biçim the mallets were live flamingos olurdu. Bu kısa paralel yapı iki tuhaf betimlemeyi birbirine bağlar.

Alıştırma

İngilizce cümleyi dinleyin ve duyduğunuz cümlenin tamamını seçin. Hayvan adından önceki live /laɪv/ sözcüğüne odaklanın.

  1. The class saw a lively snake at the zoo.
  2. The class saw a live snake at the zoo.
  3. The class saw five snakes at the zoo.
Cevabı göster

The class saw a live snake at the zoo.

and the soldiers had to double themselves up Öbek fiiller

0:22

ve askerler kemer oluşturmak için iki büklüm olup

Öbek fiiller

double themselves up: vücudu iyice bükmek

Double themselves up, vücutlarını iyice bükmek veya katlamak demektir. Bu sahnede askerler kroket kemerlerini oluşturmak için vücut şekillerini değiştirir; double burada “sayısını iki katına çıkarmak” anlamına gelmez. Yapı double + dönüşlülük zamiri + up biçimindedir. Zamir özneyle uyum sağlar: I double myself up, she doubles herself up ve they double themselves up.

Alıştırma

Cümleyi double ... up ve doğru dönüşlülük zamiriyle tamamlayın: To fit through the narrow opening, Maya had to ____.

Cevabı göster

double herself up

and to stand on their hands and feet to make the arches.

0:24

elleri ve ayakları üzerinde durmak zorundaydı.

A few might see vivid details Kalıp ifadeler

0:28

Birkaçı kirpi oklarının deseni

such as the pattern of the hedgehog's quills Anlatım akışı

0:30

veya Kraliçe'nin yüzündeki kızarıklık gibi

Kalıp ifadeler

vivid details: net ve canlı ayrıntılar

Vivid details, zihinde çok net, belirgin ve neredeyse gerçekmiş gibi görünen ayrıntılar demektir. Bu cümlede ifade, parlak renkleri değil zihinsel bir görüntünün netliğini anlatır. Aynı fikir; tek tek özellikleri kolayca görülebilen veya hatırlanabilen anılar, rüyalar, betimlemeler ya da hayal edilen sahneler için de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi net ve neredeyse gerçek gibi görünen ayrıntılar anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Years later, Leo still remembered ____ of the storm, including the sound of rain on the roof.

Cevabı göster

vivid details

Anlatım akışı

such as: genel bir kategorinin üyelerini örnek olarak tanıtmak

Such as, daha geniş bir kategorinin bir veya daha fazla belirli örneğini tanıtır. Bu cümlede vivid details kategoridir; the pattern of the hedgehog's quills ise bu kategorinin içindeki bir örnektir. Bu yapı, such as sonrasındaki bilginin yeni bir konu başlatmadığını, önceki fikri geliştirdiğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi bir kategoriden örnekler tanıtan iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Some nocturnal animals, ____ owls and bats, rely heavily on hearing.

Cevabı göster

such as

or the flush of the Queen's face. Kelime

0:33

canlı ayrıntıları görebilir.

Kelime

the flush of the Queen's face: yüzdeki kızarıklık

Bu ifadede flush, yüzde aniden beliren kızarıklık anlamındaki bir isimdir. Sıcak, egzersiz, öfke, utanma ya da heyecan nedeniyle ortaya çıkabilir. Vücutla ilgili of the Queen's face bağlamı bu anlamı belirler. Burada flush, bir şeyin içinden su geçirmek ya da tuvaletin sifonunu çekmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede flush, yüzdeki kızarıklık anlamında bir isim olarak kullanılmıştır?

  1. Please flush the toilet after you use it.
  2. The nurse will flush the tube with clean water.
  3. After the race, a flush spread across Maya's face.
Cevabı göster

After the race, a flush spread across Maya's face.

However, a small fraction of readers Kalıp ifadeler

0:35

Ancak okuyucuların küçük bir kısmı

have a drastically different experience. Kalıp ifadeler

0:37

tamamen farklı bir deneyim yaşar.

Kalıp ifadeler

a small fraction of readers: okuyucuların küçük bir kısmı

A small fraction of readers, okuyucu grubunun tamamı içindeki küçük bir kısmı ifade eder. Burada fraction, hesaplanması gereken bir matematik sorusunu değil, bir grubun içindeki oranı belirtir. Kalıp, a small fraction of + grubun tamamını adlandıran bir isim öbeğidir. Bu kısmın bütüne göre küçük olduğunu vurgular; bu nedenle some readers ifadesinden daha kesindir, ancak net bir yüzde vermez.

Alıştırma

Cümleyi a small fraction of ile tamamlayın: Only ____ the volunteers had used the app before.

Cevabı göster

a small fraction of

Kalıp ifadeler

drastically different: çok büyük bir fark

drastically different ifadesinde drastically, different sözcüğünü güçlü biçimde derecelendiren bir zarftır. İfade yalnızca “biraz farklı” değil, “çok büyük ölçüde veya temelden farklı” anlamına gelir. Burada bu küçük grubun deneyiminin çoğu okuyucunun deneyiminden belirgin biçimde farklı olduğu anlatılır. Aynı yapı sonuçlar, planlar, koşullar veya deneyimler arasındaki büyük farkları anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede büyük bir farkı anlatmak için drastically different doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The two plans are drastically different: one costs ten times as much as the other.
  2. The two cups are drastically different because one is one millimeter taller.
Cevabı göster

The two plans are drastically different: one costs ten times as much as the other.

As the scene plays out on the page, Dilbilgisi

0:41

Sayfada sahne akıp giderken,

within their heads they see absolutely nothing. Kelime

0:43

zihinlerinde kesinlikle hiçbir şey görmezler.

Dilbilgisi

As the scene plays out: eş zamanlı zaman çerçevesi

As the scene plays out, ana cümlenin zaman çerçevesini kuran ve as ile başlayan bir yan cümledir. Burada as, “-iken” veya “olduğu süre boyunca” anlamına gelir: sahne metinde gelişirken okuyucular aynı anda zihinlerinde hiçbir şey görmez. As bir neden de sunabilir, ancak bu yorum buradaki ilişkiye uymaz. Cümle aynı anda ilerleyen iki süreci yan yana getirir; birinin diğerine neden olduğunu söylemez.

Alıştırma

Hangi cümlede as, örnekteki gibi eş zamanlı bir zaman arka planı kurmak için kullanılmıştır?

  1. She works as a doctor.
  2. As the road was closed, we took another route.
  3. As the music played, the dancers entered the stage.
Cevabı göster

As the music played, the dancers entered the stage.

Kelime

absolutely nothing: tam bir olumsuzluğu güçlendirmek

Bu cümlede absolutely, nothing sözcüğünü güçlendirir. Okurlar zayıf ya da bulanık bir zihinsel görüntü görmez; hiçbir görüntü görmezler. absolutely nothing kalıbı yokluğu tam ve vurgulu olarak sunar. Başka bağlamlarda, cümlenin konusuna göre hiçbir nesne, bilgi ya da sonuç olmadığını anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümle kutunun tamamen boş olduğunu söyler?

  1. When I opened the box, there was nothing unusual inside.
  2. When I opened the box, there was almost nothing inside.
  3. When I opened the box, there was absolutely nothing inside.
Cevabı göster

When I opened the box, there was absolutely nothing inside.

This inability to clearly visualize images in the mind's eye Notlar

0:47

Zihin gözünde görüntüleri açıkça canlandıramama durumuna

Kalıp ifadeler

inability to clearly visualize: yetenek eksikliğini anlatan isim yapısı

Inability to clearly visualize bir isim öbeğidir. inability to + fiilin yalın hâli kalıbı, o eylemi yapma yeteneğine sahip olmamak anlamına gelir. Burada clearly, visualize fiilini niteler; eksik olan yetenek zihinde net resimler oluşturabilmektir. inability bir isim olduğu için öbeğin tamamı özne veya nesne olabilir. Böylece cümle bu sınırlılığı tek bir düşünce olarak ele alabilir.

Alıştırma

Cümleyi yapma yeteneğinin bulunmaması anlamındaki isim yapısıyla tamamlayın: The report focuses on her ____ recognize familiar faces.

Cevabı göster

inability to

Deyimler

the mind's eye: zihindeki görüntüler

The mind's eye, fiziksel olarak önünüzde olmayan bir şeyi zihninizde canlandırma becerisini anlatan bir benzetmedir. Bu cümlede görüntüler gerçek bir gözle görülmez; içte, hayal edilen bir görüşte belirir. Yaygın yapı in one's mind's eye şeklindedir. İyelik ifadesi kişiye göre değişir: in my mind's eye, in her mind's eye ve benzeri.

Alıştırma

Hangi cümlede the mind's eye doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. In her mind's eye, she could still see the house where she grew up.
  2. She wore glasses over her mind's eye.
  3. The doctor examined the mind's eye with a flashlight.
Cevabı göster

In her mind's eye, she could still see the house where she grew up.

is known as aphantasia Kalıp ifadeler

0:51

afantazi denir

Kalıp ifadeler

is known as: bir ad veya terim tanıtma

Is known as, bir şey için kullanılan adı, etiketi, kimliği veya unvanı bildirir. Burada daha önce anlatılan yetersizliğe aphantasia terimini verir. Yapı be known as + ad veya unvan şeklindedir. be, özneye ve zamana göre değişir: is known as, are known as, was known as ve benzeri. Buradaki known, adlandırma yapısının bir parçasıdır; birini şahsen tanımak anlamına gelmez.

Alıştırma

Resmî adı tanıtan ifadeyle cümleyi tamamlayın: The process by which plants use light to make food ____ photosynthesis.

Cevabı göster

is known as

and it applies to around 4% of the world's population. Kalıp ifadeler

0:53

ve bu durum dünya nüfusunun yaklaşık %4'ünü etkiler.

Kalıp ifadeler

applies to around 4%: kapsam ve yaklaşık oran belirtmek

Burada applies to, “... için geçerli olmak”, “... etkilemek” veya “... kapsamak” anlamına gelir. it öznesi söz konusu olguyu, around 4% of the world's population ise ifadenin geçerli olduğu grubu belirtir. Buradaki apply, “başvuruda bulunmak” anlamında değildir. Around, 4% oranının kesin değil yaklaşık bir değer olduğunu gösterir. apply to + grup veya yüzde yapısı; bir durumun, kuralın ya da bulgunun kapsamını bildirirken kullanışlıdır.

Alıştırma

Rapor cümlesini tamamlamak için apply to ifadesini doğru biçimde kullanın: This description ____ around 4% of the children surveyed.

Cevabı göster

applies to

It was first characterized by a psychologist in the 19th century Kelime

0:58

İlk olarak 19. yüzyılda bir psikolog tarafından tanımlanmış,

who asked study participants to visualize their breakfast table Kalıp ifadeler

1:01

çalışmaya katılanlardan kahvaltı masalarını zihinlerinde canlandırmaları

Kelime

was first characterized by: bilimsel olarak ilk betimlemeyi anlatmak

Bilimsel yazıda characterize, bir olguyu önemli özelliklerini belirleyip tanımlayarak betimlemek anlamına gelir. Yalnızca olgudan söz etmeye göre daha kesin ve resmîdir. Was first characterized by edilgen bir yapıdır. Olgu eylemden etkilenir, first bunun en eski resmî betimleme olduğunu gösterir ve by a psychologist bu işi yapan kişiyi belirtir. Psikoloğun olguya bir kişilik verdiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Bilim tarihi cümlesini “ilk kez ... tarafından betimlendi ve tanımlandı” anlamındaki edilgen ifadeyle tamamlayın: The condition ____ a neurologist in 1975.

Cevabı göster

was first characterized by

and then rate the vividness and color of this mental picture. Kelime

1:06

ve sonra bu zihinsel resmin canlılığını ve rengini derecelendirmeleri istenmiştir.

Kalıp ifadeler

asked study participants to visualize: ask + kişi + to + fiilin yalın hâli yapısı

ask + kişi + to + fiilin yalın hâli yapısı, bir kişinin başka birinden bir eylem yapmasını istemesi veya ona bunu yapmasını söylemesi anlamına gelir. Burada istekte bulunan araştırmacıdır; görselleştirme eylemini yapanlar ise çalışma katılımcılarıdır. Araştırma metinlerinde study participants, bir deney veya ankete katılan kişileri ifade eder. Bu yapı, araştırmacının verdiği talimatla katılımcıların yaptığı görevi ayırmanıza yardımcı olur.

Alıştırma

Cümleyi ask fiilinin geçmiş zamanı ve istenen eylemi başlatan sözcükle tamamlayın: The researcher ____ participants ____ describe the picture.

Cevabı göster

asked · to

Kelime

rate the vividness: bir görüntünün ne kadar net hissedildiğini puanlamak

Burada rate, bir ölçeğe göre puan veya derece vermek anlamında kullanılan bir fiildir. Rate the vividness, zihinsel görüntünün ne kadar net, ayrıntılı veya gerçekçi göründüğünü puanlamak demektir. Bu işlem, araştırmacıların öznel bir deneyimi karşılaştırılabilir veriye dönüştürmesini sağlar. Bu cümlede rate, fiyat veya hız anlamına gelmez; bunlar room rate veya heart rate gibi ifadelerde görülen yaygın isim anlamlarıdır.

Alıştırma

Yönergeyi rate ve vividness ismini kullanarak tamamlayın: Please ____ of the image on a scale from one to five.

Cevabı göster

rate the vividness

He determined that mental imagery exists on a spectrum. Deyimler

1:10

Psikolog, zihinsel imgelerin bir yelpazede var olduğunu belirlemiştir.

Deyimler

exists on a spectrum: kesintisiz bir derece aralığında değişmek

Burada exists on a spectrum, zihinsel imgelemenin yalnızca iki sabit gruba ayrılmadığını, kesintisiz bir aralık boyunca değiştiğini anlatır. Bazı insanlar zihinlerinde hiç görüntü oluşturamaz, bazıları çok canlı görüntüler oluşturur, birçok kişi de bu iki uç arasında yer alır. Spectrum burada mecazidir: ışık tayfını değil, birçok olası derece içeren bir aralığı ifade eder. X exists on a spectrum kalıbı, derecesi değişebilen bir özelliği, yeteneği veya deneyimi anlatabilir.

Alıştırma

Attention to detail exists on a spectrum cümlesi ne anlama gelir?

  1. İnsanların ayrıntılara dikkat etme düzeyi çok farklı olabilir.
  2. Ayrıntılara dikkat etmek bir görünür ışık türüdür.
  3. İnsanlar ya ayrıntılara dikkat eder ya da hiç etmez.
Cevabı göster

İnsanların ayrıntılara dikkat etme düzeyi çok farklı olabilir.

At one end are people with aphantasia Anlatım akışı

1:14

Bir uçta afantazisi olan insanlar,

and at the other are people with hyperphantasia

1:17

diğer uçta ise zihinsel imgeleri gerçeğe o kadar yakın olan

Anlatım akışı

At one end ... at the other: karşıt iki ucu belirtmek

At one end ... at the other ... aynı aralığın karşıt iki ucunu sırayla sunar. İlk ifade bir grubun yerini gösterir; ikinci ifade ise onunla karşıt olan grubu tanıtır. Böylece iki uç arasında birçok ara durum olabileceğini korurken dinleyicinin bilginin nasıl düzenlendiğini takip etmesine yardım eder. Yer bildiren ifade başa geldiğinde bu cümlede konum devrikliği kullanılır: nötr People ... are at one end sırası yerine At one end are people ... denir. at the other ifadesinde end sözcüğü önceki bölümden anlaşıldığı için tekrar edilmez.

Alıştırma

Cümleyi standart iki uç kalıbıyla tamamlayın: On this experience scale, ____ are complete beginners, and ____ are experts.

Cevabı göster

at one end · at the other

with imagery so real it rivals seeing. Dilbilgisi

1:20

hiperfantazi sahibi insanlar yer alır.

Dilbilgisi

so real (that) it rivals seeing: kullanılmayan sonuç bağlayıcısı

Vurgulanan bölüm so + sıfat + (that) + sonuç cümleciği yapısını kullanır. Zihinsel imgeler o kadar gerçektir ki gerçek görmeyle yarışabilir. Bu kısa cümlede that kullanılmamıştır, ancak sonuç ilişkisi değişmez. Burada rival, “kalite, güç veya etki bakımından denk olmak” anlamında bir fiildir. “Düşman olmak” anlamına gelmez; rivals seeing, zihinsel imgenin gerçek görsel algıyla karşılaştırılabilecek düzeyde olduğunu belirtir.

Alıştırma

Derece-sonuç cümlesini bir kelimeyle tamamlayın: The scene was ____ realistic I forgot it was animated.

Cevabı göster

so

And most people land somewhere in between these two extremes. Deyimler

1:24

Çoğu insan ise bu iki aşırı ucun arasında bir yerde bulunur.

Deyimler

land somewhere in between: iki uç arasında belirsiz bir nokta

Land somewhere in between, soyut bir ölçeği anlatmak için fiziksel konum imgesini kullanır. Land “bir konuma gelmek”, somewhere in between ise “iki uç arasında kesin olarak belirtilmeyen bir noktada” demektir. Bu ifade, çoğu insanın iki uçtan herhangi birinde olmadığını gösterir; herkesin aynı orta noktada bulunduğunu söylemez. Görüşleri, yetenekleri, tercihleri veya dereceleri bir ölçek üzerinde düzenleyip anlatmak için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi, my view ile uyumlu olan land somewhere in between ifadesinin dört kelimelik biçimiyle tamamlayın: On the question of strict rules versus complete freedom, my view ____.

Cevabı göster

lands somewhere in between

But how do we know if someone with aphantasia Anlatım akışı

1:27

Peki, afantazisi olan birinin,

isn't describing the same experience

1:30

zihinsel imgeleme yapabilen biriyle aynı deneyimi yaşayıp da

as someone with mental imagery just in different terms? Kalıp ifadeler

1:32

bunu sadece farklı terimlerle ifade etmediğini nereden biliyoruz?

Anlatım akışı

how do we know if ...: kanıt gerektiren bir soru

how do we know if ... sınanması gereken bir olasılık ortaya koyar. Burada if, iki anlatımın aynı deneyime işaret edip etmediği sorusunu açar. Bu soru aynı zamanda savın akışını düzenler: anlatımlar arasındaki farkı belirtmekten, hangi kanıtların açıklamaları birbirinden ayırabileceğini sormaya geçer. Bu yüzden hemen verilecek basit bir bilgi istemekten çok bir araştırma sorusu ortaya koyar.

Alıştırma

how do we know if ... bu savda hangi işlevi görüyor?

  1. Dinleyicilere bir görüntüyü nasıl betimleyeceklerini öğretir.
  2. Olasılığın zaten kanıtlanmış olduğunu gösterir.
  3. Kanıtla sınanması gereken bir olasılık ortaya koyar.
Cevabı göster

Kanıtla sınanması gereken bir olasılık ortaya koyar.

Kalıp ifadeler

in different terms: farklı sözcüklerle anlatmak

in different terms, farklı sözcükler, adlandırmalar veya bakış açıları kullanarak bir düşünceyi anlatmak demektir. Burada konuşmacı, iki kişinin aynı deneyimi yaşayıp bunu farklı biçimde anlatıyor olabileceğini öne sürer. Bu ifadede terms, bir düşünceyi anlatmak için kullanılan dil veya sözcüklerdir. Okul dönemleri ya da sözleşme koşulları anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede in different terms ne anlama geliyor?

  1. Aynı olabilecek bir deneyimi farklı sözcüklerle anlatmak.
  2. Bir anlaşmada farklı koşullara uymak.
  3. Öğretim yılının farklı dönemlerinde olmak.
Cevabı göster

Aynı olabilecek bir deneyimi farklı sözcüklerle anlatmak.

In other words, how does one objectively measure Anlatım akışı

1:35

Başka bir deyişle, bir başkasının zihninde olup biteni

Anlatım akışı

In other words: aynı düşünceyi yeniden ifade etme

In other words, konuşmacının aynı ana düşünceyi daha açık veya daha odaklı bir biçimde ifade edeceğini gösterir. Normalde ayrı bir konu ortaya atmaz. Burada bu ifade, önceki sorunu ölçümle ilgili bir soruya dönüştürür. Bu ifadeyi duyduğunuzda, ardından gelen kısmı önceki düşüncenin yeniden ifadesi veya açıklaması olarak değerlendirin.

Alıştırma

Konuşmacı az önce The route is shorter, so we will arrive earlier. dedi. Hangi devam cümlesi aynı düşünceyi yeniden ifade eder?

  1. On the other hand, the trip will take less time.
  2. In other words, the trip will take less time.
  3. For example, the trip will take less time.
Cevabı göster

In other words, the trip will take less time.

what's going on in someone else's mind? Kalıp ifadeler

1:38

objektif olarak nasıl ölçebiliriz?

Kalıp ifadeler

what's going on: mevcut bir durum veya süreç

What's going on, “ne oluyor” veya “mevcut durum nedir” anlamına gelir. Buradaki go on öbek fiili, bir hedefe doğru hareket etmek değil, “olmak” veya “gerçekleşmek” anlamındadır. In someone else's mind, sürecin gerçekleştiği yeri belirtir; dolayısıyla ifade, doğrudan görülemeyen zihinsel etkinliklere gönderme yapar. Aynı ifade bir sistemin, vücudun veya başka bir yerin içindeki süreçleri sormak için de kullanılabilir.

Alıştırma

Bir makine garip bir ses çıkarıyor ve bir bilim insanı içinde ne olduğunu öğrenmek istiyor. Hangi soru bu anlamı verir?

  1. Can you tell me what is on top of the machine?
  2. Can you tell me what's going on inside the machine?
  3. Can you tell me where the machine is going?
Cevabı göster

Can you tell me what's going on inside the machine?

In one study, scientists looked for clues in people's eyes. Kalıp ifadeler

1:41

Bir çalışmada bilim insanları insanların gözlerinde ipuçları aradılar.

Kalıp ifadeler

looked for clues: yararlı ipuçları aramak

“Looked for clues”, “bir şeyi açıklamaya veya keşfetmeye yardımcı olabilecek işaretleri aradılar” anlamına gelir. Bu araştırmada göz tepkileri, doğrudan gözlemlenemeyen bir süreci ortaya çıkarabilirdi. Bir ipucu araştırmacıları bir açıklamaya yöneltir, ancak kendiliğinden kesin kanıt sayılmaz.

Alıştırma

Bu cümlede “looked for clues” ne anlama gelir?

  1. Bir cevabı ortaya çıkarabilecek ayrıntıları görmezden geldiler.
  2. Çalışmaya başlamadan önce kesin kanıt buldular.
  3. Bir şeyi açıklamaya yardımcı olabilecek işaretleri aradılar.
Cevabı göster

Bir şeyi açıklamaya yardımcı olabilecek işaretleri aradılar.

They investigated differences in pupillary light reflexes Kelime

1:46

Gözbebeği ışık reflekslerindeki farklılıkları

or how the pupil automatically constricts in response to light. Kalıp ifadeler

1:50

ya da gözbebeğinin ışığa tepki olarak nasıl otomatik daraldığını incelediler.

Kelime

pupillary light reflexes: göz bebeğinin ışığa otomatik tepkileri

“Pupillary light reflexes”, göz bebeğinin ışığa verdiği otomatik tepkilerdir. Bu cümledeki temel tepki daralmadır: Işık göze ulaştığında göz bebeği küçülür. Bu bir refleks olduğu için bilinçli bir karar olmadan gerçekleşir. “Or” sözcüğünden sonraki bölüm, teknik terimi daha basit bir dille yeniden açıklar. Burada “or”, “başka bir deyişle” gibi çalışır; ayrı bir tepkiyi tanıtmaz.

Alıştırma

Bu cümlede “pupillary light reflexes” nedir?

  1. Işık göze girdiğinde göz bebeğinin otomatik olarak daralması.
  2. Parlak bir nesnenin zihinsel görüntüsü.
  3. Parlak ışıkta iki gözü de kapatmaya bilinçli olarak karar vermek.
Cevabı göster

Işık göze girdiğinde göz bebeğinin otomatik olarak daralması.

Kalıp ifadeler

in response to light: bir uyarıcıya tepki verme

In response to + isim, bir eylemin veya değişimin bir uyarıcıya, olaya ya da duruma tepki olarak gerçekleştiğini gösterir. Burada light uyarıcıdır; göz bebeğinin daralması ise tepkidir. Response yalnızca sözlü veya yazılı bir cevap anlamına gelmez. Vücutta, makinede veya sistemde gerçekleşen fiziksel ya da otomatik bir değişikliği de anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi “bir şeye tepki olarak” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The alarm sounded ____ smoke.

Cevabı göster

in response to

Even just imagining that you are looking into a light Anlatım akışı

1:54

Sadece bir ışığa baktığınızı hayal etmek bile

will cause the pupil to narrow Dilbilgisi

1:58

gözbebeğinin küçülmesine neden olur

Anlatım akışı

Even just imagining: yalnızca hayal etmek bile yeter

Even just, şaşırtıcı derecede küçük veya kolay bir koşulun sonuç üretmeye yettiğini vurgular. Konuşmacı gerçekten ışığa bakmanın gerekli olmadığını, yalnızca bunu hayal etmenin bile göz bebeğini daraltabileceğini belirtir. Burada imagining that you are looking into a light biçimindeki -ing yan cümlesinin tamamı cümlenin öznesidir; will cause ise sonucu bildirir. Even just kaldırılırsa cümle nedeni daha tarafsız biçimde anlatır ve “yalnızca bu bile yeter” vurgusu kaybolur.

Alıştırma

Cümleyi even + just + imagine fiilinin -ing biçimini kullanarak tamamlayın: ____ the steep slide made Ben feel nervous.

Cevabı göster

Even just imagining

Dilbilgisi

“cause the pupil to narrow” ifadesinde cause + nesne + to-infinitive

Burada cause, cause + nesne + to-infinitive kalıbında kullanılan bir fiildir. Nesne the pupil ifadesidir; to narrow ise bu nesnede gerçekleşen değişimi belirtir. Bu kalıp bir nedeni sonucuna bağlar: ışığı hayal etmek, göz bebeğinin daralması sonucunu doğurur. Neyin etkilendiğini ve hangi değişimin gerçekleştiğini açıkça gösterdiği için özellikle bilimsel açıklamalarda yararlıdır.

Alıştırma

Cümleyi expand sözcüğünün doğru biçimiyle tamamlayın: Heat caused the metal ____.

Cevabı göster

to expand

or at least it will if you have mental imagery. Ton ve niyet

2:00

veya en azından zihinsel imgeleriniz varsa bu gerçekleşir.

Ton ve niyet

Temkinli bir düzeltme olarak “at least it will if ...”

Burada it, bir ışığa bakıldığını hayal etme eylemine gönderme yapar; will ise cause the pupil to narrow bölümünün tekrarlanmasını önler. it will birlikte, hayal edilen ışığın söz konusu etkiyi oluşturacağı anlamına gelir. if yan cümlesi you have mental imagery koşulunu ekler. At least, fazla genel duyulan bir iddianın hızla düzeltildiğini gösterir. Konuşmacı iddiayı tümüyle geri çekmez; onu koşulun geçerli olduğu kişilerle sınırlandırarak daha temkinli ve kesin hâle getirir.

Alıştırma

“at least it will if you have mental imagery” burada ne işe yarıyor?

  1. Önceki sonucu zihinsel imgeler oluşturabilen kişilerle sınırlandırır.
  2. Konuyu farklı bir deneye çevirir.
  3. Sonucun herkes için kesin olduğunu söyler.
Cevabı göster

Önceki sonucu zihinsel imgeler oluşturabilen kişilerle sınırlandırır.

They found that the eyes of people with aphantasia

2:03

Afantazisi olan insanların gözlerinin

don't constrict when imagining light. Dilbilgisi

2:05

ışık hayal ettiklerinde daralmadığını buldular.

Dilbilgisi

don't constrict when imagining light: ışığı hayal ederken daralmamak

Burada don't constrict, gözlerin—daha kesin olarak göz bebeklerinin—daralmadığı anlamına gelir. when imagining light ifadesi bu sonucun gerçekleştiği zamanı veya koşulu belirtir: ışığı zihinde canlandırma girişimi sırasında göz bebekleri daralmaz. When + -ing, kısaltılmış bir zaman yan tümcesidir. Bu bağlamda when imagining light, when the people with aphantasia are imagining light anlamındadır. Bu kişilerin hayal etmeyi denemediği anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi ifade örnekteki bulguyu en doğru şekilde açıklar?

  1. Afantazisi olan kişiler ışığı hayal etmeye çalışır, ancak bu girişim sırasında göz bebekleri daralmaz.
  2. Afantazisi olan kişiler gerçek ışık görür, bu nedenle göz bebekleri daralır.
  3. Afantazisi olan kişiler hayal etme görevine katılmaz.
Cevabı göster

Afantazisi olan kişiler ışığı hayal etmeye çalışır, ancak bu girişim sırasında göz bebekleri daralmaz.

Brain imaging studies may help decipher another perplexing phenomenon. Kelime

2:08

Beyin görüntüleme çalışmaları, kafa karıştıran başka bir olguyu çözmeye yardımcı olabilir.

Kelime

Brain imaging studies: beyin görüntüleme çalışmaları

Brain imaging studies, beynin görüntülerini ve ölçümlerini üretmek veya analiz etmek için teknoloji kullanan araştırmalardır. Beyin yapısını ya da beyin etkinliği örüntülerini inceleyebilirler; dolayısıyla bu ifade bilimsel bir yöntemi ve kanıt kaynağını adlandırır. Bu birleşik isimde brain neyin görüntülendiğini, imaging yöntemi belirtir; studies ise ana isimdir. Imaging, görüntü oluşturmak veya kaydetmek demektir. Zihinde bir şey oluşturma eylemi olan imagining ile aynı değildir.

Alıştırma

Hangi açıklama brain imaging studies ifadesini doğru biçimde açıklar?

  1. İnsanlara beyin çizmeyi öğreten sanat dersleri.
  2. Beynin yapısını veya etkinliğini incelemek için teknoloji kullanan araştırmalar.
  3. İnsanların yalnızca zihinlerinde resimler oluşturduğu araştırmalar.
Cevabı göster

Beynin yapısını veya etkinliğini incelemek için teknoloji kullanan araştırmalar.

Kelime

decipher another perplexing phenomenon: kafa karıştırıcı başka bir olguyu çözmek

Burada decipher, anlaşılması zor bir şeyi çözmek veya açıklamak anlamına gelir; yalnızca şifre çözmek için kullanılmaz. Nesne olan another perplexing phenomenon, araştırmacıların hâlâ anlamakta zorlandığı, gözlemlenebilir başka bir olay veya olguyu belirtir. İfade resmî ve bilimsel bir tona sahiptir. Beyin görüntülemeyi olguyu anlaşılır kılabilecek bir araç olarak sunar ancak sorunun zaten çözüldüğünü söylemez.

Alıştırma

Hangi cümlede decipher, “karmaşık bir örüntüyü çözmek” anlamında doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The new evidence may help researchers decorate the unusual pattern.
  2. The new evidence may help researchers repeat the unusual pattern.
  3. The new evidence may help researchers decipher the unusual pattern.
Cevabı göster

The new evidence may help researchers decipher the unusual pattern.

People with aphantasia can see mental imagery when they dream.

2:13

Afantazisi olan insanlar rüya gördüklerinde zihinsel imgeler görebilirler.

How this happens is likely explained by the contrasting ways Dilbilgisi

2:18

Bunun nasıl gerçekleştiği, muhtemelen beynin bilinçli görselleştirme ile

the brain generates deliberate visualization versus dream imagery. Anlatım akışı

2:22

rüya imgelerini üretme yollarının zıt olmasıyla açıklanabilir.

Dilbilgisi

is likely explained by: temkinli bir edilgen açıklama

Bu cümlede How this happens açıklanan sorudur. Is likely explained by, by sonrasındaki bilginin olası sebep veya mekanizma olarak sunulduğunu belirtir. Bu edilgen yapıda özne, açıklanan şeydir. Likely güçlü bir olasılık bildirir, kanıtlanmışlık bildirmez. Böylece bilimsel metinler kanıta dayalı bir açıklama sunarken başka bir açıklamaya da yer bırakabilir.

Alıştırma

Hangi cümle doğru edilgen yapıyı kullanarak olası fakat kesin olmayan bir açıklama sunar?

  1. The lower score likely explains by the shorter study time.
  2. The lower score is definitely explained by the shorter study time.
  3. The lower score is likely explained by the shorter study time.
Cevabı göster

The lower score is likely explained by the shorter study time.

Anlatım akışı

deliberate visualization versus dream imagery: versus ile karşıtlık kurmak

A versus B kalıbında versus iki şeyi doğrudan karşılaştırır. Burada bilinçli olarak bir görüntü oluşturmak ile rüyalarda ortaya çıkan imgeler karşılaştırılır; bir yarışmadan söz edilmez. Bu karşılaştırma açıklamayı iki kategoriye ayırır ve okuyucuyu bunların farklı oluşum süreçlerine ilişkin açıklamaya hazırlar.

Alıştırma

Örnek cümlede versus nasıl bir işlev görüyor?

  1. İki imge türünün tamamen aynı şekilde oluşturulduğunu söyler.
  2. deliberate visualization ile dream imagery ifadelerini açık bir karşılaştırmaya yerleştirir.
  3. deliberate visualization ifadesinin dream imagery ifadesini yendiğini anlatır.
Cevabı göster

deliberate visualization ile dream imagery ifadelerini açık bir karşılaştırmaya yerleştirir.

Typically, conjuring a mental image involves multiple brain regions Kelime

2:26

Genellikle zihinsel bir imge yaratmak beyinde birden fazla bölgeyi kapsar

Kelime

conjuring a mental image: zihinde bir görüntü canlandırmak

Burada conjuring a mental image, zihinde bir görüntünün ortaya çıkmasını sağlamak anlamına gelir. Conjure, bir şeyi sanki yoktan ortaya çıkıyormuş gibi canlı biçimde bilince getirme hissi katar. Bu ifade gerçek sihri, bir şeyi çağırmayı veya fiziksel bir görüntü oluşturmayı değil, hayal etme eylemini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi bu derste öğrendiğiniz ve “zihinde bir görüntü oluşturmak” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Before sketching, Leo practiced ____ of the finished treehouse.

Cevabı göster

conjuring a mental image

and is sometimes referred to as a top-down process. Notlar

2:31

ve bu bazen yukarıdan aşağıya (top-down) bir süreç olarak adlandırılır.

Kalıp ifadeler

be referred to as: bir ad veya terim tanıtmak

be referred to as + ad yapısında özneye bir ad veya etiket verilir: A is referred to as B, insanların A’ya “B” dediği anlamına gelir. Edilgen yapı, adlandıran kişilere değil, adlandırılan şeye odaklanır. Yapının tamamında hem to hem de as bulunur. Burada daha önce sözü edilen süreç, a top-down process teknik adını alır.

Alıştırma

Cümleyi “olarak adlandırılır” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: This learning method is ____ spaced repetition.

Cevabı göster

referred to as

Kültür

a top-down process: üst düzey bilişin algıyı yönlendirmesi

Bilişsel bilimde a top-down process, üst düzey hedefler, bilgi, dikkat veya beklentilerle başlar ve bunları algıyı, belleği ya da diğer alt düzey işlemleri yönlendirmek için kullanır. Bu cümlede bilinçli zihinsel kontrol, bir görüntünün oluşumunda görev alan sistemleri harekete geçirmeye yardımcı olur. Top-down, bilgi işlemede etkinin yönünü açıklar. Bir şeyin beynin üst kısmından aşağıya doğru fiziksel olarak hareket ettiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Algıda hangi durum en iyi a top-down process olarak tanımlanır?

  1. Işık gözlerinize ulaşır ve nesne tanınmadan önce temel görsel özellikler algılanır.
  2. Bir sinyal fiziksel olarak beynin üst kısmından alt kısmına gider.
  3. Bulanık bir şeklin kedi olduğuna dair beklentiniz, ne gördüğünüzü düşündüğünüzü etkiler.
Cevabı göster

Bulanık bir şeklin kedi olduğuna dair beklentiniz, ne gördüğünüzü düşündüğünüzü etkiler.

First, actively trying to visualize an object Kalıp ifadeler

2:35

İlk olarak, bilinçli şekilde bir nesneyi görselleştirmeye çalışmak

activates cognitive control regions of our brain.

2:38

beynimizin bilişsel kontrol bölgelerini harekete geçirir.

Kalıp ifadeler

actively trying to visualize: zihinsel bir görüntü oluşturmak için bilinçli çaba

actively trying to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir şeyi yapmak için bilinçli ve amaçlı bir çaba göstermeyi anlatır. Burada visualize, bir nesnenin görüntüsünü zihinde oluşturmak demektir. Actively önemlidir: kişi görüntünün kendiliğinden ortaya çıkmasını beklemek yerine onu bilinçli olarak oluşturmaya çalışır. Trying to çabayı anlatır; başarıyı garanti etmez.

Alıştırma

Hangi durum actively trying to visualize an object ifadesine en iyi uyar?

  1. Kişi nesnenin görüntüsünü oluşturmak için bilinçli bir çaba gösterir.
  2. Kişi hemen önündeki gerçek bir nesneyi doğrudan görür.
  3. Herhangi bir bilinçli çaba olmadan rüyada bir görüntü belirir.
Cevabı göster

Kişi nesnenin görüntüsünü oluşturmak için bilinçli bir çaba gösterir.

This then drives activity in regions of the brain Kelime

2:41

Bu daha sonra beyinde hafıza ve görme ile

associated with memory and vision, creating a mental picture. Notlar

2:44

ilişkili bölgelerdeki aktiviteyi yönlendirerek zihinsel bir resim oluşturur.

Kelime

drives activity: etkinliğe neden olur veya onu uyarır

Bilimsel açıklamalarda drive + isim, bir sürece neden olmak veya onu güçlü biçimde desteklemek anlamına gelebilir. Burada This önceki etkinleşmeye gönderme yapar; drives activity ise bir aşamanın başka beyin bölgelerindeki sinirsel etkinliğe neden olduğunu veya onu uyardığını belirtir. Burada drive bir aracı sürmek veya kontrol etmek anlamına gelmez. Activity, düzenlenmiş bir etkinlik veya görev değil, beyin bölgelerinin çalışması anlamındadır.

Alıştırma

"The signal drives activity in another brain region," cümlesinde drives activity ne anlama gelir?

  1. O bölgedeki etkinliğe neden olur veya onu uyarır.
  2. Etkinliği etkilemeden gözlemler.
  3. Bölgenin içinde bir aracı kontrol eder.
Cevabı göster

O bölgedeki etkinliğe neden olur veya onu uyarır.

Kalıp ifadeler

associated with: bir ilişkiyi göstermek

Associated with, “... ile ilişkili” veya “... ile bağlantılı” anlamına gelir. Daha geniş cümlede hafıza ve görmeyle ilişkisi olan beyin bölgelerini anlatır; associate burada insanların birbirleriyle görüşmesi anlamında değildir. Yaygın kalıp A is associated with B şeklindedir. Bir ismi açıklamak için associated with B ifadesi o isimden sonra da kullanılabilir. Bu ifade iki şeyi birbirine bağlar ancak aralarındaki ilişkinin tam olarak ne olduğunu söylemez.

Alıştırma

Hangi cümlede associated with bir ilişkiyi göstermek için doğru kullanılmıştır?

  1. Daily reading is associated to a larger vocabulary.
  2. Daily reading is associated from a larger vocabulary.
  3. Daily reading is associated with a larger vocabulary.
Cevabı göster

Daily reading is associated with a larger vocabulary.

Dilbilgisi

creating a mental picture: -ing ile sonuç eklemek

Creating a mental picture, virgülden sonra gelen bir -ing öbeğidir. Önceki etkinliğin sonucunu ekler: bu etkinlik zihinsel bir görüntünün oluşmasını sağlar. Bu öbek önceki yan cümleye bağlıdır ve kendine ait yeni bir öznesi yoktur. Başka bir ana cümle değildir. Bu yapı genellikle “ve bunun sonucunda ... oluşturur” düşüncesini daha kısa biçimde anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede sonucu eklemek için virgül + -ing öbeği doğru kullanılmıştır?

  1. The two colors mix, create a new shade.
  2. The two colors mix, they creating a new shade.
  3. The two colors mix, creating a new shade.
Cevabı göster

The two colors mix, creating a new shade.

People with hyperphantasia tend to have stronger connections Kalıp ifadeler

2:49

Hiperfantazisi olan insanların bu bölgeler arasındaki bağlantıları,

between these regions compared to those with aphantasia. Anlatım akışı

2:52

afantazisi olanlara kıyasla daha güçlü olma eğilimindedir.

Kalıp ifadeler

tend to have: kesin bir kural değil, genel bir eğilim

tend to + fiilin yalın hâli, genellikle doğru olan veya sık görülen bir durumu anlatır. Bu cümlede tend to have, grupta daha güçlü bağlantıların yaygın olduğunu belirtir; herkesin mutlaka bu bağlantılara sahip olduğunu söylemez. Bu ifade bilimsel bir iddiayı daha temkinli hâle getirir: istisnalara yer bırakarak grup düzeyindeki bir eğilimi aktarır. Burada have, to sonrasında kullanılan fiilin yalın hâlidir.

Alıştırma

Cümlede tend to have ne anlama geliyor?

  1. Gruptaki herkes kesinlikle daha güçlü bağlantılara sahiptir.
  2. Daha güçlü bağlantılar grupta genel olarak yaygındır, ancak istisnalar olabilir.
  3. Daha güçlü bağlantılar geçmişte yalnızca bir kez ortaya çıkmıştır.
Cevabı göster

Daha güçlü bağlantılar grupta genel olarak yaygındır, ancak istisnalar olabilir.

Anlatım akışı

compared to those with aphantasia: karşılaştırma grubunu belirleme

compared to those with aphantasia, stronger connections için karşılaştırma ölçütünü belirtir. Cümle, hiperfantazisi olan kişilerle afantazisi olan kişileri karşılaştırır. Those, daha önce sözü edilen çoğul people adının yerine geçer. Bu nedenle those with aphantasia, people with aphantasia anlamına gelir. Böylece ikinci grup, people tekrarlanmadan belirtilir.

Alıştırma

children with ifadesini tekrarlamamak için those with kullanın: Children with pets were more active compared to ____ no pets.

Cevabı göster

those with

As for dreaming, many scientists believe Anlatım akışı

2:57

Rüya görmeye gelince, birçok bilim insanı

Anlatım akışı

As for dreaming: yeni bir konuya geçiş

As for dreaming, sıradaki konu olarak rüya görmeyi belirler. Konuşmacı, bilim insanlarının görüşünü vermeden önce tartışmanın artık rüyalara döndüğünü belirtir. As for + isim öbeği veya -ing biçimi, odağı değiştirerek bilgiyi düzenler. Neden, amaç veya zaman bildirmez.

Alıştırma

Örnekte As for dreaming ne işe yarar?

  1. Tartışmayı rüya görme konusuna geçirir.
  2. Rüyaların nedenini belirtir.
  3. Rüyaların ne zaman görüldüğünü söyler.
Cevabı göster

Tartışmayı rüya görme konusuna geçirir.

this imagery is produced by a different bottom-up pathway Kültür

2:59

bu imgelerin farklı bir aşağıdan yukarıya (bottom-up) yol ile

Kültür

a different bottom-up pathway: işleme yönü

Burada a different bottom-up pathway, rüya imgelerinin daha alt düzey sinirsel etkinlikten daha üst düzey bir zihinsel deneyime doğru geliştiği ayrı bir işleme yolu anlamına gelir. Bottom-up, fiziksel uzayda yukarı doğru hareketi değil, bilgi işlemenin yönünü belirtir. Different, bu yolu istemli görselleştirme için ele alınan top-down process ile karşılaştırır; o süreçte bir hedef veya niyet, neyin hayal edildiğini yönlendirir. Pathway gerçek bir yol değil, bir sinirsel işlem zinciri anlamındadır.

Alıştırma

Hangi açıklama bottom-up pathway ile en iyi eşleşir?

  1. Daha alt düzey etkinlik, daha üst düzey bir deneyime dönüşür.
  2. Bir imge beynin içinde fiziksel olarak yukarı hareket eder.
  3. Bilinçli bir hedef, süreci en baştan yönlendirir.
Cevabı göster

Daha alt düzey etkinlik, daha üst düzey bir deneyime dönüşür.

through activity deep in the brain,

3:03

beynin derinliklerindeki aktivite aracılığıyla

spontaneously activating visual and memory systems. Kelime

3:05

görsel ve hafıza sistemlerini kendiliğinden uyararak üretildiğine inanıyor.

Kelime

spontaneously activating: bilinçli kontrol olmadan etkinleşme

spontaneously activating ifadesinde spontaneously, activating sözcüğünü niteler. Beynin derinliklerindeki etkinlik, kişi bilinçli olarak karar vermeden veya bunu gerçekleştirmeye çalışmadan görsel ve bellek sistemlerini etkinleştirir. Bu sözcük, etkinleşmenin kasıtlı olarak kontrol edilmediğini anlatır. “Hemen” ya da “özensizce” anlamına gelmez; kendiliğinden gerçekleşen bir süreç zaman alabilir ve belirli bir düzen izleyebilir.

Alıştırma

Bu cümlede spontaneously activating ifadesine en uygun anlam hangisidir?

  1. olabildiğince hızlı etkinleşmek
  2. dikkatli ve kasıtlı bir çabayla etkinleşmek
  3. bilinçli bir karar olmadan etkinleşmek
Cevabı göster

bilinçli bir karar olmadan etkinleşmek

So, what causes the spectrum of mental imagery to develop? Anlatım akışı

3:10

Peki zihinsel imgelem yelpazesinin gelişmesine ne sebep olur?

Anlatım akışı

So, what causes ...?: nedenlere geçiş yapan soru

Bu soruda So, dinleyiciye sıradaki adımın önceki açıklamadan doğduğunu gösterir. What causes the spectrum of mental imagery to develop? ise bu yelpazeyi hangi etkenlerin oluşturduğunu veya şekillendirdiğini sorar. So, what causes ... bir bütün olarak anlatımı bir şeyin nasıl işlediğini açıklamaktan onun neden geliştiğini sormaya taşır. Buradaki So, konuşmayı düzenler; yalnızca anlamı olmayan bir dolgu sözcüğü değildir.

Alıştırma

Bir açıklamada So, what causes ... ne iş yapar?

  1. İlgisiz bir konu değişikliğini gösterir.
  2. Sorunun nihai cevabını verir.
  3. Önceki bilgiyi nedenlerle ilgili yeni bir soruya bağlar.
Cevabı göster

Önceki bilgiyi nedenlerle ilgili yeni bir soruya bağlar.

Aphantasia often runs in families, Deyimler

3:14

Afantazi genellikle ailelerde görülür,

Deyimler

runs in families: ailevi bir eğilim

runs in families, bir durumun veya özelliğin aynı ailenin birden fazla üyesinde ya da nesiller boyunca görülmesi anlamına gelen, gerçek anlamı dışında kullanılan bir ifadedir. Bu cümlede afantazinin ailevi bir örüntü gösterdiği ve genetik bir etkisinin olabileceği anlatılıyor. Buradaki runs, “hızlı hareket eder” anlamına gelmez. İfade kesinlik değil, bir eğilim bildirir; her akrabada bu durumun bulunacağı ya da tek nedenin genler olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “akrabalarda daha sık görülmek” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: Migraines often ____.

Cevabı göster

run in families

suggesting that the vividness of your mental canvas Notlar

3:17

bu da zihinsel tuvalinizin canlılığının

may be influenced by your genes.

3:20

genlerinizden etkilenebileceğini düşündürmektedir.

Dilbilgisi

suggesting that: kanıtı olası bir sonuca bağlamak

suggesting that, az önce belirtilen olgudan olası bir sonuç çıkarır. -ing ile kurulan yan cümlenin tamamı önceki ifadeyi açıklar: Afantazi ailelerde sık görüldüğü için bu örüntü, genlerin olası bir etkisine işaret eder. Burada suggest, “belirtmek” anlamındadır; “tavsiye vermek” anlamında değildir. Yeniden kullanılabilecek yapı şudur: kanıt, virgül + suggesting that + yan cümle. Bu yapı, sonucun makul olduğunu ancak kanıtlanmadığını gösterir. Bu cümlede may de sonucu daha temkinli hâle getirir.

Alıştırma

Kanıttan bir sonuç çıkarmak için suggesting that yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The roads are wet, suggesting that it rained during the night.
  2. The roads are wet, suggesting us that it rained during the night.
  3. The roads are wet, suggesting to rain during the night.
Cevabı göster

The roads are wet, suggesting that it rained during the night.

Deyimler

Hayal gücü için bir metafor olarak your mental canvas

Bu cümlede your mental canvas, zihinsel görüntüleri oluşturup deneyimlediğiniz iç alanı anlatan bir metafordur. Bu “tuvalin” canlılığı, görüntülerin ne kadar net, ayrıntılı veya gerçeğe yakın hissedildiğini belirtir. Gerçek bir tuvalden ya da beynin fiziksel bir bölümünden söz edilmez. İfade, görsel hayal gücü denen soyut yeteneği görüntülerin bir tuvalde belirmesi gibi tanıdık bir resme dönüştürür.

Alıştırma

Cümlede your mental canvas ne anlama geliyor?

  1. bir kişinin görme yetisini ölçen cihaz
  2. zihinsel görüntülerin belirdiği hayali iç alan
  3. beynin içinde bulunan fiziksel bir yüzey
Cevabı göster

zihinsel görüntülerin belirdiği hayali iç alan

While most people with aphantasia have it their entire lives, Dilbilgisi

3:22

Afantazisi olan çoğu insan bunu tüm hayatı boyunca yaşasa da,

some people can develop it later in life, Kalıp ifadeler

3:26

bazı insanlar bunu ilerleyen yaşlarda

Dilbilgisi

Karşıtlık bildiren While most people ..., some people ...

While most people ..., some people ... bilgiyi çoğunlukta görülen bir durum ile ondan farklı olan daha küçük bir grup arasında böler. Burada çoğu kişi yaşamı boyunca afantaziye sahipken bazı kişilerde durum daha sonra gelişir. While burada although veya whereas sözcüklerine yakın bir anlamla ödünleme ya da karşıtlık sunar. “……olduğu sırada” anlamına gelmez; eşleşen most people ve some people ifadeleri karşılaştırmayı gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede while, çoğunluğu daha küçük bir grupla karşılaştırmak için kullanılmıştır?

  1. While most shops close at six, some stay open later.
  2. I read while the laundry was drying.
  3. While we were hiking, it began to rain.
Cevabı göster

While most shops close at six, some stay open later.

Kalıp ifadeler

later in life: hayatın daha ileri bir döneminde

Later in life, “bir kişinin hayatının görece daha ileri bir döneminde” demektir. Burada durumun doğuştan var olmak yerine kişinin ilk yıllarından sonra gelişebileceğini anlatır. Bu göreceli bir zaman ifadesidir: bağlama göre yetişkinliği ya da daha ileri bir yaşı gösterebilir. Her zaman yaşlılık anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede later in life, “birinin hayatının görece daha ileri bir döneminde” anlamında kullanılmıştır?

  1. She became interested in astronomy for the rest of her life.
  2. She became interested in astronomy later in life.
  3. She became interested in astronomy later that evening.
Cevabı göster

She became interested in astronomy later in life.

often due to brain injury or psychological conditions. Kalıp ifadeler

3:28

genellikle beyin travması veya psikolojik durumlar nedeniyle geliştirebilir.

Kalıp ifadeler

due to + isim öbeği: neden belirtme

Due to, “nedeniyle” anlamına gelir ve bir durumun nedenini belirtir. Bu cümlede, brain injury or psychological conditions biçimindeki bağlı isim öbeği olası nedeni adlandırır. “Sonuç + due to + isim öbeği” kalıbını kullanın. Neden, kendi öznesi ve fiili olan tam bir yan cümleyse bunun yerine because kullanın: The game was canceled because it rained.

Alıştırma

Cümleyi doğal biçimde tamamlayan seçeneği bulun: The flight was delayed ___ thick fog.

  1. although
  2. because
  3. due to
Cevabı göster

due to

But in most cases, imagery extremes aren't considered disorders in need of treatment, Notlar

3:32

Ancak çoğu durumda, zihinsel imgeleme uçları tedavi edilmesi gereken bozukluklar değil,

but rather intriguing variations in human experience. Anlatım akışı

3:37

insan deneyiminin ilgi çekici çeşitlilikleri olarak kabul edilir.

Dilbilgisi

aren't considered disorders: be considered + isim

Edilgen be considered + isim kalıbı, “o ismin belirttiği sınıfa sokulmak veya öyle görülmek” anlamına gelir. aren't considered disorders ifadesinde çoğul özne imagery extremes sınıflandırılan taraftır ve aren't bu sınıflandırmayı olumsuz yapar. Buradaki ifade olası bir varsayımı düzeltir: çoğu durumda zihinsel imgeleme yelpazesinin uçları tıbbi bozukluklar olarak sınıflandırılmaz. Tekil özneyle is/isn't considered, çoğul özneyle are/aren't considered kullanılır.

Alıştırma

Uzmanların bu farklılığı bir bozukluk olarak sınıflandırmadığını anlatmak için be considered + isim yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The variation isn't considered a disorder.
  2. The variation doesn't consider a disorder.
  3. The variation isn't considering a disorder.
Cevabı göster

The variation isn't considered a disorder.

Kalıp ifadeler

in need of treatment: in need of + isim

in need of + isim, “gerekli bir şeye ihtiyaç duymak veya ondan yoksun olmak” anlamına gelir. in need of treatment ifadesinde need, sabit edat öbeğinin içindeki bir isimdir ve of ihtiyaç duyulan şeyi tanıtır. Burada in need of treatment, disorders sözcüğünden sonra gelir ve konuşmacının bu zihinsel imgeleme uçlarının olmadığını söylediği bozukluk türünü açıklar: tedavi gerektiren bozukluklar. Bu öbek The roof is in need of repair. örneğindeki gibi be sonrasında da kullanılabilir.

Alıştırma

in need of ifadesinin ardından repair ismini getirerek cümleyi tamamlayın: The old bridge is ____.

Cevabı göster

in need of repair

Anlatım akışı

but rather intriguing variations: önceki sınıflandırmanın yerine yenisini koymak

Burada but rather, olumsuz aren't considered ... ifadesinden sonra gelir ve önceki sınıflandırmanın yerine yenisini getirir. Yazar, disorders in need of treatment sınıflandırmasını reddedip bu uçları intriguing variations in human experience olarak yeniden çerçeveler. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp not A, but rather B şeklindedir. B, konuşanın daha doğru bulduğu açıklamadır; A'nın yanına eklenen başka bir öge değildir.

Alıştırma

Cümleyi not A, but rather B kalıbındaki düzeltme ifadesiyle tamamlayın: The redesign is not a setback, ____ an opportunity to improve.

Cevabı göster

but rather

For example, for those with a mind's eye, Deyimler

3:41

Örneğin, bir zihin gözü olan kişiler için

Deyimler

those with a mind's eye: zihninde görüntü canlandırabilen insanlar

those with a mind's eye ifadesinde those, insanlar anlamına gelen bir zamirdir; with a mind's eye ise hangi insanların kastedildiğini belirtir. Bu yapı, ortak bir özelliği bir grubu adlandırmanın yolu hâline getirir. A mind's eye mecazi bir ifadedir. Fazladan fiziksel bir göz değil, hayal gücünde görüntüler oluşturma veya görme yeteneği anlamına gelir. Bu nedenle bütün ifade, zihninde görüntü oluşturabilen kişileri anlatır.

Alıştırma

those with a mind's eye burada ne anlama geliyor?

  1. zihinlerinde görüntüler oluşturabilen insanlar
  2. fiziksel görme yetisi olağanüstü keskin olan insanlar
  3. fazladan fiziksel bir gözü olan insanlar
Cevabı göster

zihinlerinde görüntüler oluşturabilen insanlar

the excitement of a thrilling story will cause them to sweat a little,

3:44

heyecan verici bir hikayenin yarattığı heyecan

even if they don't notice it. Dilbilgisi

3:48

fark etmeseler bile biraz terlemelerine neden olacaktır.

Dilbilgisi

even if they don't notice it: farkında olmak sonucu değiştirmez

Even if, ana sonucun gerçekleşmesini engellemeyen olası bir koşul sunar. Kişiler bunun farkında olsun ya da olmasın, yine de biraz terler. Buradaki it, hafif terleme tepkisini ifade eder. Bu ifade, bedenin verdiği tepkiyi kişinin bilinçli olarak fark ettiği şeyden ayırır.

Alıştırma

Olası gecikmenin sonucu değiştirmeyeceğini anlatan iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ the bus is late, Mia will arrive before noon.

Cevabı göster

Even if

People with aphantasia, however, lack this sweat response, Anlatım akışı

3:50

Ancak afantazisi olan insanlar bu terleme tepkisinden yoksundur,

presumably because it depends on the emotional effect Anlatım akışı

3:54

çünkü bu durum muhtemelen olay örgüsünü hayal etmenin yarattığı

of imagining the storyline.

3:58

duygusal etkiye bağlıdır.

Anlatım akışı

özneden sonra however: cümle düzeyinde karşıtlık işareti

However, bilginin farklı bir yöne döndüğünü gösterir: daha önce anlatılan kişiler terleme tepkisi gösterirken afantazisi olan kişiler göstermez. However özneden sonra gelse de yalnızca özneyi değil, tüm cümlenin anlamını yönlendirir. Virgüller, bunun cümlenin tamamına etki eden araya girmiş bir geçiş ifadesi olduğunu gösterir.

Alıştırma

Özneden sonra cümle düzeyinde karşıtlık belirtmek için boşluğa however yazın: Most desert plants need full sun. This fern, ____, grows best in shade.

Cevabı göster

however

Anlatım akışı

presumably because: bir nedeni temkinli biçimde sunmak

Bu cümlede presumably because, afantazisi olan kişilerde terleme tepkisinin neden görülmediğine ilişkin önerilen nedeni sunar. Because neden-sonuç bağını kurarken presumably bu nedenin tamamen doğrulanmış bir bulgu değil, makul bir çıkarım olduğunu gösterir. Bu kullanım gözlemlenen sonucu, o sonuca getirilen temkinli açıklamadan ayırır. Bilimsel ve kanıta dayalı diğer metinlerde, yazarın kanıtların desteklediğinden daha kesin konuşmasını önler.

Alıştırma

Hangi cümle nedeni doğrulanmış bir gerçek yerine makul bir çıkarım olarak sunuyor?

  1. The device stopped working, presumably because the battery had overheated.
  2. The technician confirmed that the device stopped working because the battery had overheated.
  3. The device stopped working, and the battery definitely did not overheat.
Cevabı göster

The device stopped working, presumably because the battery had overheated.

At the same time, scientists have speculated Anlatım akışı

4:00

Aynı zamanda bilim insanları,

that aphantasia may be protective against certain mental health disorders, Kalıp ifadeler

4:03

afantazinin travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) gibi negatif imgelerle ilişkili

Anlatım akışı

At the same time: dengeleyici bir nokta eklemek

Burada At the same time, öncelikle saat bakımından eş zamanlılığı bildiren bir ifade değil, söylemi düzenleyen bir bağlayıcıdır. Başka bir noktayı değerlendirmeye katar: Bir tepkinin bulunmadığını anlattıktan sonra konuşmacı, olası bir koruyucu etki ekler. Bu ifade dinleyiciye iki noktayı da birlikte düşünmesi gerektiğini gösterir. Farklı ve bazen karşıt bir yön ekleyerek açıklamayı çoğu zaman daha dengeli hâle getirir.

Alıştırma

Okuyun: Working from home can feel isolating. At the same time, it can give people more flexibility. Burada At the same time ne işe yarıyor?

  1. Az önce belirtilen dezavantajı dengeleyen bir avantaj ekler.
  2. Değişikliğin gerçekleştiği tarihi verir.
  3. İki olayın tam olarak aynı anda gerçekleştiğini söyler.
Cevabı göster

Az önce belirtilen dezavantajı dengeleyen bir avantaj ekler.

Kalıp ifadeler

may be protective against: olası risk azalmasını ifade etmek

Be protective against + bir hastalık, zarar veya başka bir istenmeyen sonuç, “bunun riskini ya da etkisini azaltmaya yardımcı olmak” anlamına gelir. Bu cümlede afantazi, olası bir koruyucu etken olarak ele alınıyor; bir kişiyi etkin biçimde koruduğu söylenmiyor. May, iddiayı kesinlikten uzak tutar. Bilim insanları yalnızca bir olasılık öne sürüyor; afantazinin bu bozuklukları kesinlikle önlediğini veya tedavi ettiğini söylemiyorlar.

Alıştırma

Cümleyi may + be + protective + protective sonrasında gelen edattan oluşan dört kelimelik yapıyla tamamlayın: Wearing sunscreen ____ skin damage.

Cevabı göster

may be protective against

specifically those related to negative imagery, like PTSD, Kalıp ifadeler

4:08

belirli ruh sağlığı bozukluklarına karşı koruyucu olabileceğini öne sürmüştür,

Kalıp ifadeler

those related to negative imagery: çoğul bir adın yerini tutup kapsamını daraltmak

Those, daha önce geçen çoğul ad öbeği certain mental health disorders'ın yerini tutar; bu yüzden insanları değil, “bozuklukları” ifade eder. Çoğul ve sayılabilen bir adı tekrar etmemek için those bu şekilde kullanılır. Related to negative imagery, those sözcüğünden sonra gelen kısaltılmış bir ilgi yan cümlesidir. Gönderimi olumsuz zihinsel imgelerle ilişkili bozukluklarla sınırlar; açık biçimi those that are related to negative imagery olur.

Alıştırma

Hangi cümlede those ve ardından gelen niteleyici, daha önce geçen çoğul bir adın yerine doğru biçimde kullanılmıştır?

  1. The library has several study rooms, including that on the second floor.
  2. The library has several study rooms, including those on the second floor.
  3. The library has several study rooms, including they on the second floor.
Cevabı göster

The library has several study rooms, including those on the second floor.

though more research is needed. Ton ve niyet

4:12

yine de daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.

Ton ve niyet

though more research is needed: sonucun hâlâ belirsiz olduğunu belirtmek

Cümle sonundaki bu yan cümlede though, “ancak” anlamı taşır ve önceki iddiayı sınırlar. Fikir umut verici veya akla yatkın olabilir, ancak henüz kanıtlanmış bir sonuç değildir. More research is needed, mevcut kanıtların yeterli olmadığını belirtir. Bu tür temkinli bir sınırlama, bilimsel bir olasılığı yerleşik bir bulgudan ayırmaya yardımcı olur.

Alıştırma

Cümleyi dersteki temkinli ifadeyle tamamlayın: The first study looks promising, ____.

Cevabı göster

though more research is needed

recalling details like the food served at last year's holiday party Kalıp ifadeler

4:15

Geçen yılki yılbaşı partisinde sunulan yemekler gibi ayrıntıları hatırlamak,

may not be as difficult for people with hyperphantasia Dilbilgisi

4:19

hiperfantazisi olan insanlar için o kadar da zor olmayabilir;

Kalıp ifadeler

recalling details: belirli bilgileri bilinçli olarak yeniden hatırlamak

Recall details, belirli bilgileri yeniden zihne getirmek anlamına gelen doğal bir eşdizimdir. Recall çoğu zaman bilinçli bir çabayı çağrıştırır ve remember sözcüğünden biraz daha resmîdir; bu nedenle bellek araştırmalarında, görüşmelerde, raporlarda ve öğrenme görevlerinde yaygındır. Burada recalling, recall fiilinin -ing biçimidir. Recalling details ile başlayan daha uzun ifade, may not be as difficult yapısının öznesidir.

Alıştırma

Hangi cümlede recall details doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The witness could recall to several important details.
  2. The witness could recall several important details.
  3. The witness could recall about several important details.
Cevabı göster

The witness could recall several important details.

Dilbilgisi

may not be as difficult: dereceyi temkinli biçimde karşılaştırma

May not be as difficult ifadesinde may olasılık bildirirken not as + sıfat, bir karşılaştırma ölçütüne göre daha düşük bir dereceyi anlatır. Burada bu ayrıntıları hatırlamanın hiperfantaziye sahip kişiler için diğer insanlara ya da genel duruma kıyasla daha az zor olabileceği söyleniyor. Bu ifade, hatırlamanın kolay veya tamamen zahmetsiz olduğu anlamına gelmez. Yalnızca temkinli ve göreli bir değerlendirme yapar.

Alıştırma

May ve not as ... as yapısını kullanarak karşılaştırmayı tamamlayın: The second puzzle ____ the first one.

Cevabı göster

may not be as difficult as

as they tend to have a richer memory of past events Dilbilgisi

4:22

çünkü geçmiş olaylara dair daha zengin bir hafızaya sahip olma

and can relive these experiences in greater detail. Kelime

4:25

ve bu deneyimleri daha büyük ayrıntılarla yeniden yaşama eğilimindedirler.

Dilbilgisi

as they tend to have: neden bildiren as

Burada as, because anlamındadır ve önceki cümledeki yargının nedenini açıklar. They, hiperfantaziye sahip kişileri ifade eder: Bu grup geçmiş olaylara ilişkin daha zengin anılara sahip olma eğiliminde olduğu için ayrıntıları hatırlamak onlar açısından daha az zor olabilir. Tend to + fiilin yalın hâli, istisnasız herkes için geçerli bir durumu değil, genel bir eğilimi anlatır. Bu nedenle as they tend to have, onlar genellikle sahip oldukları için demektir; sahip oldukları sırada veya sahip oldukları biçimde demek değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede as bir neden bildiriyor?

  1. She arranged the flowers as her teacher did.
  2. As the roads were icy, we drove slowly.
  3. As I opened the door, the phone rang.
Cevabı göster

As the roads were icy, we drove slowly.

Kelime

relive these experiences: geçmişi zihinde yeniden yaşamak

Bu cümlede relive these experiences, geçmiş olayları zihinde yeniden yaşamak ve ayrıntılarıyla duygularını tekrar canlı biçimde hissetmek anlamına gelir. Bu, geçmişe gerçekten dönmek değil, zihinsel bir canlandırmadır. remember ile karşılaştırıldığında relive, kişinin kendini yeniden anının içindeymiş gibi hissetmesini daha güçlü biçimde ifade eder.

Alıştırma

"The old photos helped Ana relive her first day at school," İngilizce cümlesinde relive ne anlama gelir?

  1. Fiziksel olarak geçmişe dönüp olayı tekrarlamak
  2. Geçmişteki olayı zihninde canlı biçimde yeniden yaşamak
  3. Hiç yaşamadığı bir olay hakkında bilgi edinmek
Cevabı göster

Geçmişteki olayı zihninde canlı biçimde yeniden yaşamak

Differences in mental imagery may even influence your career choice. Anlatım akışı

4:29

Zihinsel imgelerdeki farklılıklar kariyer seçiminizi bile etkileyebilir.

Anlatım akışı

may even influence: şaşırtıcı bir olası etkiyi sunmak

May, etkinin kesin değil olası olduğunu gösterir. Even ise kariyer seçimini daha ileri giden ve belki şaşırtıcı bir sonuç olarak öne çıkarır. Bu nedenle may even influence, etkinin beklenenden daha geniş bir alana ulaşabileceğini belirtir. Bilgiyi düzenleyen bir geçiş olarak bu ifade, tartışmayı içsel deneyim farklılıklarından gerçek hayattaki bir karara taşır. Zihinsel imgelemenin birinin kariyerini belirlediğini iddia etmez.

Alıştırma

Bu derste geçen ve "olası, ayrıca şaşırtıcı biçimde daha ileri bir sonuç" anlamını veren iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: A small design change ____ improve the whole system.

Cevabı göster

may even

A survey of over 2,000 people found that those with aphantasia Anlatım akışı

4:34

2.000'den fazla kişiyle yapılan bir anket, afantazisi olanların

are more likely to work in STEM professions, Kalıp ifadeler

4:38

STEM mesleklerinde (bilim, teknoloji, mühendislik, matematik) çalışma ihtimalinin daha yüksek olduğunu,

Anlatım akışı

A survey of ... found that ...: anketin kaynağını ve sonucunu bildirmek

A survey of + grup ya da sayı + found that + yan cümle kalıbı bir anketi açık bir sırayla aktarır. A survey of over 2,000 people kanıtın kaynağını ve örneklem büyüklüğünü belirtir; found that ise sonucu tanıtır. Buradaki found, “bir nesneyi buldu” değil, “anket yoluyla ortaya çıkardı” anlamındadır. Bu kalıbı tanımak, kanıtın nasıl toplandığıyla anketin ne bildirdiğini birbirinden ayırmaya yardımcı olur.

Alıştırma

Anket bildirme kalıbını find fiilinin geçmiş zamanı ve that ile tamamlayın: A survey of 600 parents ____ most children preferred the shorter class.

Cevabı göster

found that

Kalıp ifadeler

more likely to work in STEM professions: STEM mesleklerinde çalışma olasılığı daha yüksek

Be more likely to + fiilin yalın hâli, bir eylem veya sonucun bir grup ya da durum için diğerine göre daha yüksek olasılığa sahip olduğunu belirtir. Cümlede are more likely to work, söz konusu grubun bu alanlarda çalışma ihtimalinin daha yüksek olduğu anlamına gelir. Bu ifade bir eğilimi anlatır, kesinlik bildirmez. STEM; bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik anlamına gelir. Bu nedenle STEM professions, bu alanlarla ilgili mesleklerdir.

Alıştırma

Cümleyi be more likely to yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: Children who read every day ____ remember new words.

Cevabı göster

are more likely to

while people with hyperphantasia tend to gravitate towards jobs Notlar

4:41

hiperfantazisi olan kişilerin ise

in the arts, media, and design.

4:45

sanat, medya ve tasarım alanlarındaki işlere yönelme eğiliminde olduğunu buldu.

Dilbilgisi

while people with hyperphantasia: zaman değil, karşıtlık

Burada while, odağı önce söz edilen afantazili kişilerden hiperfantazili kişilere kaydırır. İki grubun mesleki eğilimlerini yan yana getirerek aradaki farkı gösterir. Bu yapıda while yaklaşık olarak whereas ya da “buna karşılık” anlamındadır. Burada “... sırasında” anlamı taşımaz.

Alıştırma

Hangi cümlede while zamanı belirtmek yerine iki kişiyi karşılaştırmak için kullanılmıştır?

  1. Leah enjoys drawing, while her brother prefers soccer.
  2. Leah read a book while she waited for the bus.
  3. Leah smiled while the music was playing.
Cevabı göster

Leah enjoys drawing, while her brother prefers soccer.

Deyimler

gravitate towards jobs: belirli işlere doğal bir yönelim

Gravitate towards jobs mecaz anlamda kullanılır. Belirli iş türlerine doğal olarak ilgi duymak veya bu işlere yönelmek anlamına gelir; fiziksel yer çekimiyle ilgili değildir. Bu ifade, tek ve açıkça belirlenmiş bir karardan çok genel bir tercihi veya zamanla gelişen bir eğilimi anlatır. Bu cümledeki tend to, söylenenin herkes için geçerli bir gerçek değil, bir eğilim olduğunu gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede gravitate towards gelişen bir tercihi anlatmak için doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. After trying several clubs, Omar began to choose towards the photography group.
  2. After trying several clubs, Omar began to gravitate the photography group.
  3. After trying several clubs, Omar began to gravitate towards the photography group.
Cevabı göster

After trying several clubs, Omar began to gravitate towards the photography group.

We may never be able to fully understand Dilbilgisi

4:48

Başka birinin zihninde neler olup bittiğini

what's happening in another person's mind.

4:50

belki de hiçbir zaman tam olarak anlayamayabiliriz.

Dilbilgisi

may never be able to: olası ve kalıcı bir sınır

“May never be able to + fiilin yalın hâli”, bir kişinin herhangi bir zamanda bir şeyi yapma yeteneğine veya fırsatına sahip olamama ihtimalini anlatır. May belirsizlik bildirir, never bütün zamanları kapsar, be able to ise bir şeyi yapabilme yeteneğini veya gerçek olanağını belirtir. Bu sözcükler birlikte kesinlik değil, temkinli bir yargı bildirir; ancak söz konusu olası sınır kalıcıdır. Burada yapı, başka bir insanın zihnini bütünüyle anlamanın her zaman yeteneğimizin ötesinde kalabileceğini ifade eder.

Alıştırma

Kalıcı bir sınırın mümkün olduğunu anlatan ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: We ____ know exactly what was lost in the fire.

Cevabı göster

may never be able to

The inner worlds of those around you Deyimler

4:53

Çevrenizdekilerin iç dünyaları

might be quite different from your own.

4:55

sizinkinden oldukça farklı olabilir.

Deyimler

The inner worlds: özel düşünceler ve duygular

“Inner worlds”, insanların görünmeyen düşüncelerini, duygularını, anılarını ve hayal güçlerini, yani her kişinin hayatı kendine özgü biçimde deneyimlemesini anlatan bir mecazdır. Bedenin içinde bulunan gerçek bir yer anlamına gelmez. Worlds sözcüğünün çoğul olması, her kişinin özel deneyimini ayrı bir “dünya” olarak gösterir. “Different from your own” ifadesindeki your own, “your own inner world” anlamına gelir; tekrarlanan isim öbeği kullanılmamıştır.

Alıştırma

Bu cümlede “The inner worlds” ne anlama geliyor?

  1. İnsanların özel düşünceleri, duyguları ve deneyimleri
  2. Bedenlerinin içindeki fiziksel alanlar
  3. Yaşadıkları ülkeler
Cevabı göster

İnsanların özel düşünceleri, duyguları ve deneyimleri

But you can always sharpen your mind Deyimler

4:59

Ancak eleştirel düşünme ve problem çözme yoluyla

through critical thinking and problem solving. Kalıp ifadeler

5:01

zihninizi her zaman keskinleştirebilirsiniz.

Deyimler

sharpen your mind: düşünmeyi daha etkili hâle getirmek

sharpen your mind, zihni daha keskin hâle gelebilen bir bıçak ağzı gibi ele alan bir mecazdır. Burada fiziksel olarak bir şeyi bilemek değil, pratik yoluyla düşünmeyi daha hızlı, açık ve etkili hâle getirmek anlamına gelir. sharpen + bir yetenek adı yapısı, sharpen your skills örneğinde olduğu gibi, o yeteneği kullanarak veya çalışarak geliştirmek demektir. Bu cümlede critical thinking ve problem solving, zihnin çalışma biçimini eğitmenin yolları olarak sunulur.

Alıştırma

Düşünme yeteneğini geliştirmeyi anlatan ders mecazıyla cümleyi tamamlayın: Daily logic games can ____.

Cevabı göster

sharpen your mind

Kalıp ifadeler

critical thinking and problem solving: birbiriyle bağlantılı iki beceri

critical thinking; bilgiyi incelemek, kanıtları ve varsayımları kontrol etmek ve bir iddianın ya da akıl yürütme zincirinin güvenilir olup olmadığına karar vermek demektir. Olumsuz olmak veya insanları sürekli eleştirmek anlamına gelmez. problem solving, bir sorunu belirlemek ve uygulanabilir bir çözüm geliştirip denemek demektir. Dikkatli analiz etkili çözümler seçmeye yardımcı olduğu için bu iki isim öbeği sık sık birlikte kullanılır.

Alıştırma

critical thinking and problem solving ifadesini en iyi hangi açıklama karşılar?

  1. Bilgiyi sorgulamadan ezberlemek
  2. Her fikri eleştirmek ve harekete geçmeyi reddetmek
  3. Bilgiyi dikkatle incelemek ve uygulanabilir çözümler bulmak
Cevabı göster

Bilgiyi dikkatle incelemek ve uygulanabilir çözümler bulmak

Brilliant is where you learn by doing Kalıp ifadeler

5:03

Brilliant, matematik, veri analizi,

Kalıp ifadeler

learn by doing: yaparak öğrenmek

Learn by doing, yalnızca açıklamaları dinleyerek veya ezberleyerek değil, uygulamalı eylem ve deneyim yoluyla bilgi ya da beceri kazanmak demektir. learn by + -ing yapısında by yöntemi belirtir; doing ise aktif olarak denemeyi, oluşturmayı, çözmeyi veya pratik yapmayı temsil eder. Burada ifade, öğrenmenin gerçekleşme yolu olarak doğrudan katılımı gösterir. Bu kalıp learn by experimenting ve learn by making mistakes gibi ifadelerde de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi learn by doing ile tamamlayın: In this workshop, we build real robots and ____.

Cevabı göster

learn by doing

with thousands of interactive lessons in math, data analysis, Kalıp ifadeler

5:05

programlama ve yapay zeka alanlarında binlerce etkileşimli dersle

programming, and AI.

5:08

yaparak öğrendiğiniz yerdir.

Kalıp ifadeler

interactive lessons: katılım gerektiren dersler

Interactive lessons, öğrencilerin dersin bir parçası olarak yanıt verdiği, seçim yaptığı, içerikle işlem yaptığı veya geri bildirim aldığı derslerdir. Interactive yalnızca materyalin ilgi çekici olduğunu değil, çift yönlü katılımı anlatır. Bu ürün açıklamasında ifade, öğrencilerin dersi yalnızca izlemek veya okumak yerine ders içeriğiyle aktif biçimde çalıştığını belirtir.

Alıştırma

Hangi durum interactive lessons ifadesini en iyi açıklar?

  1. Öğrenciler bir grafiği ayarlar ve sonucu hemen görür.
  2. Öğrenciler daha sonra okumak üzere bir kitap listesi alır.
  3. Öğrenciler yanıt vermeden kayıtlı bir dersi izler.
Cevabı göster

Öğrenciler bir grafiği ayarlar ve sonucu hemen görür.

Visit brilliant.org/teded for 30 days free Kalıp ifadeler

5:10

30 günlük ücretsiz kullanım ve yıllık abonelikte %20 indirim için

and 20% off an annual subscription.

5:14

brilliant.org/teded adresini ziyaret edin.

Kalıp ifadeler

30 days free ... 20% off: İki Promosyon Teklifi

“30 days free”, “free for 30 days” ifadesinin kısaltılmış promosyon biçimidir. İlk 30 gün ücret alınmadığı anlamına gelir. “20% off”, normal fiyattan %20 düşüldüğünü, dolayısıyla fiyatın ilk fiyatın %80'i olduğunu belirtir. Bu cümlede ücretsiz dönem hizmetin kullanımına, indirim ise yıllık aboneliğe uygulanır. İfadeler iki ayrı avantajı anlatır: erişimin ne kadar süre ücretsiz olduğu ve yıllık fiyatın ne kadar düştüğü.

Alıştırma

Hangi ifade iki teklifi de doğru şekilde açıklar?

  1. Hizmet sonsuza kadar ücretsizdir ve yıllık abonelik ilk fiyatının %20'sine mal olur.
  2. Hizmet 30 gün boyunca ek ücrete tabidir ve yıllık abonelik %20 daha pahalıdır.
  3. Hizmet 30 gün ücretsizdir ve yıllık abonelik ilk fiyatının %80'ine mal olur.
Cevabı göster

Hizmet 30 gün ücretsizdir ve yıllık abonelik ilk fiyatının %80'ine mal olur.