Çişinizi tutmak kötü bir şey mi? - Heba Shaheed: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
603 kelime 183 kel/dk

Video özeti: Video; mesane, sinirler, sfinkterler ve pelvik taban kaslarının idrarı nasıl depolayıp boşalttığını, sıkışma hissinin neden arttığını ve idrarı alışkanlık hâlinde tutmanın zamanla ağrıya, ani sıkışmaya veya idrar kaçırmaya nasıl katkıda bulunabileceğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Constantly trickling down from the kidneys is the yellowish liquid known as urine. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Özneyi daha sonra açıklayarak önce konumu veya sürmekte olan hareketi sunan devrik anlatım yapısını tanıyın; bilimsel süreçleri resmî ve odaklı biçimde tanıtmak için bu sıralamayı kullanın. 2. go on stretching, but only to a point. — Kalıplaşmış İfadeler ve Eşdizimler: go on doing yapısının süren bir süreci, only to a point ifadesinin ise bu sürecin sınırını anlattığını kavrayın; fiziksel kapasite, tolerans veya değişimden söz ederken ikisini birlikte kullanın. 3. not a great habit to hold your pee. — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Sağlıkla ilgili bir davranışı korkutucu olmadan caydıran hafifletilmiş olumsuz değerlendirmeyi fark edin ve ölçülü tavsiye verirken benzer bir yumuşatma kullanın.

Bu derste

It begins with a bit of discomfort and soon becomes a pressing sensation that's impossible to ignore. Kalıp ifadeler

0:06

Önce hafif bir rahatsızlıkla başlar ve çok geçmeden görmezden gelinemeyecek acil bir hisse dönüşür.

Kalıp ifadeler

a bit of discomfort: biraz rahatsızlık

Bu cümlede a bit of discomfort, hafif bir rahatsızlık derecesini ifade eder. A bit of anlatımı yumuşatır ve hissin başlangıçta hafif olduğunu gösterir. a bit of + isim yapısı, discomfort, trouble veya confusion gibi sayılamayan isimlerle sık kullanılır. Kesin bir ölçü değil, yaklaşık bir miktar ya da derece belirtir.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki "az miktarda" anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: We had ____ trouble opening the door.

Cevabı göster

a bit of

Kalıp ifadeler

pressing sensation that's impossible to ignore: görmezden gelinemeyen güçlü bir baskı hissi

Burada a pressing sensation, dikkat gerektiren güçlü bir baskı ya da aciliyet hissidir. Bu ifadede pressing acil bir işi anlatmaz; hissin ne kadar ısrarcı olduğunu anlatır. That's impossible to ignore, sensation sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciğidir. Sözcükler birlikte, hissi yalnızca pain diye adlandırmak yerine onun güçlü ve fark edilir hâle geldiğini gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede pressing sensation that's impossible to ignore ne anlama gelir?

  1. Dikkat gerektiren güçlü bir bedensel baskı ya da aciliyet hissi.
  2. Hemen tamamlanması gereken acil bir iş görevi.
  3. Fark edilmeden önce kaybolan hafif bir his.
Cevabı göster

Dikkat gerektiren güçlü bir bedensel baskı ya da aciliyet hissi.

Finally, it's all you can think about and out of sheer desperation you go on a hunt for a bathroom until Kalıp ifadeler

0:12

Sonunda tek düşünebildiğiniz şey bu olur ve sırf çaresizlikten kendinizi bir tuvalet arayışına atarsınız, ta ki

Kalıp ifadeler

all you can think about: aklında tek bir şey olması

All you can think about, tek bir şeyin dikkatinin neredeyse tamamını kapladığı anlamına gelir. Bu cümlede ihtiyaç o kadar güçlenmiştir ki diğer düşünceler geri plana itilir; ifade, düşünebildiğin her şeyin gerçek anlamda bir listesi değildir. Tekrar kullanılabilen kalıp X is all + kişi + can think about şeklindedir. Güçlü bir ihtiyacı, kaygıyı, heyecan verici bir olayı veya sürekli akla gelen bir hedefi anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, tek bir konunun konuşanın dikkatinin neredeyse tamamını kapladığını ifade eder?

  1. I cannot remember anything about the school play.
  2. The school play is all I can think about this week.
  3. I think about the school play once in a while.
Cevabı göster

The school play is all I can think about this week.

Kalıp ifadeler

out of sheer desperation: sırf çaresizlikten hareket etmek

Out of + duygu veya güdü, bir eylemin nedenini belirtir. Burada out of desperation, kişinin durumun acil olduğunu ve iyi bir seçenek kalmadığını düşündüğü için harekete geçtiği anlamına gelir. Sheer bu ifadede “tam” veya “başka hiçbir şey değil” anlamı veren bir güçlendiricidir. Bu nedenle out of sheer desperation, out of desperation ifadesinden daha güçlüdür. Burada sheer sözcüğünün “ince veya şeffaf” anlamı kullanılmaz.

Alıştırma

Hangi cümle, bir eyleme neden olan yoğun duyguyu belirtmek için out of sheer desperation ifadesini kullanır?

  1. With calm confidence, Maya called one number on the list.
  2. Out of sheer desperation, Maya called every number on the list.
  3. After the problem was solved, Maya threw the list away.
Cevabı göster

Out of sheer desperation, Maya called every number on the list.

Kalıp ifadeler

go on a hunt for a bathroom: tuvalet aramaya çıkmak

Burada go on a hunt for a bathroom, aktif biçimde tuvalet aramaya başlamak anlamına gelir. Hunt mecazidir; kimse gerçekten hayvan avlamıyor. go on a hunt for + isim kalıbı, arayışı küçük bir görev gibi gösterir. Genellikle aranan şeyin bulunmasının zor ya da acil olduğunu düşündürür. Yalnızca look for demekten daha canlıdır.

Alıştırma

Cümleyi canlı go on a hunt for ifadesiyle tamamlayın: After losing her passport, Maya went ____ it.

Cevabı göster

on a hunt for

ah

0:18

ah

Humans should urinate at least four to six times a day, Dilbilgisi

0:20

İnsanlar günde en az dört ila altı kez idrara çıkmalıdır,

Dilbilgisi

at least four to six times a day: asgari sıklık ve sayı aralığı

İfade üç bölümden oluşur: at least bir alt sınır belirtir, four to six sayısal bir aralık verir ve times a day günlük sıklığı gösterir. Bu cümlede at least, yalnızca four sözcüğünü nitelemek yerine günde dört ila altı kez önerisinin tamamını asgari bir referans olarak sunar. Bir alt sınır belirteci ile kapalı bir aralık tam olarak uyuşmaz; bu nedenle at least four to six times a day kesinlikten uzak duyulabilir. Kesin bilgi için aralık belirtirken four to six times a day, üst sınırı olmayan bir asgari değer belirtirken at least four times a day kullanın.

Alıştırma

Hangi cümle, ekipmanın her gün ikiden az olmayacak şekilde kontrol edilmesi gerektiğini ve bir üst sınır belirtilmediğini açıkça ifade eder?

  1. The equipment should be checked two to four times a day.
  2. The equipment should be checked at least two to four times a day.
  3. The equipment should be checked at least twice a day.
Cevabı göster

The equipment should be checked at least twice a day.

but occasionally the pressures of modern life forces us to clench and hold it in. Öbek fiiller

0:24

ancak bazen modern hayatın baskıları bizi kaslarımızı sıkmaya ve idrarımızı tutmaya zorlar.

Öbek fiiller

clench and hold it in: kasları sıkıp dürtüyü bastırmak

Clench and hold it in birbiriyle bağlantılı iki eylemi anlatır: ilgili kasları sıkmak ve ardından dürtünün dışarı çıkmasını engellemek. Buradaki it, önceki bağlamdan anlaşılan idrara çıkma ihtiyacını anlatır; bir yerde tutulan fiziksel bir nesne değildir. Daha genel olarak hold something in, bedensel bir ihtiyacın, duygunun, sesin veya sözlerin dışarı çıkmasını engellemek anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “tepkinin dışarı çıkmasını engellemek” anlamına gelen üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: I nearly laughed during the speech, but I managed to ____.

Cevabı göster

hold it in

How bad is this habit and how long can our bodies withstand it? Anlatım akışı

0:28

Bu alışkanlık ne kadar kötüdür ve vücutlarımız buna ne kadar dayanabilir?

Anlatım akışı

How bad ... and how long ...?: iki araştırma yönünü önceden göstermek

Cümle aynı anda iki araştırma yönü açar. How bad...? zararın derecesini, how long...? ise bedenin ne kadar süre dayanabileceğini sorar. Bu iki soru birlikte açıklamanın ele alacağı iki bölümü önceden gösterir ve izlemeye devam etmek için merak uyandırır. İkinci soruda withstand, baskı veya zarara yenilmeden dayanmak anlamına gelir. stand fiilinden ayrı bir fiildir ve doğrudan nesne alır: withstand it.

Alıştırma

Bu bilimsel açıklamada iki sorunun temel düzenleyici işlevi nedir?

  1. İki nihai sonuç verir.
  2. Açıklamanın yanıtlayacağı iki soruyu önceden gösterir.
  3. Konuyu zarardan tarihe çevirir.
Cevabı göster

Açıklamanın yanıtlayacağı iki soruyu önceden gösterir.

The answers lie in the workings of the bladder, Anlatım akışı

0:32

Cevaplar mesanenin işleyişinde yatmaktadır,

an oval pouch that sits inside the pelvis.

0:34

yani pelvisin içinde oturan oval bir kesenin.

Anlatım akışı

lie in the workings of: açıklamayı yanıtın kaynağına yönlendirmek

Burada lie in, fiziksel olarak bir şeyin içinde uzanmak değil, bir yerde bulunmak ya da kaynağı orada olmak anlamına gelir. Mesanenin nasıl çalıştığı anlaşıldığında yanıtlar bulunabilir. Bu kalıp açıklamayı düzenler: answer, cause, problem veya key gibi bir düşünceyi belirten sözcük lie in ifadesinden önce gelir. İncelenecek kaynak ya da alan ise ardından belirtilir. The workings of, bir organın, makinenin veya sistemin çalışma biçimi demektir.

Alıştırma

Cümleyi, bir yerde bulunmak anlamındaki lie in ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The key to fixing the leak ____ understanding how the valve works.

Cevabı göster

lies in

Surrounding this structure are several other organs that together make up the whole urinary system. Öbek fiiller

0:37

Bu yapıyı çevreleyen, birlikte tüm üriner sistemi oluşturan birkaç başka organ daha vardır.

Öbek fiiller

make up the whole urinary system: parçaların bir bütünü oluşturması

Burada make up, oluşturmak veya meydana getirmek anlamına gelir. Several other organs parçaları, the whole urinary system ise bu parçaların oluşturduğu bütünü belirtir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp “parçalar + make up + bütün” biçimindedir. Sistemlerin, grupların, malzemelerin ve oranların yapısını açıklarken sık kullanılır.

Alıştırma

Parçaların bütünü oluşturduğunu göstermek için make up kullanın: Two hydrogen atoms and one oxygen atom ____ a water molecule.

Cevabı göster

make up

Two kidneys,

0:43

İki böbrek,

two ureters,

0:44

iki üreter,

two urethral sphincters,

0:46

iki üretral sfinkter,

and a urethra.

0:47

ve bir üretra.

Constantly trickling down from the kidneys Dilbilgisi

0:49

Böbreklerden sürekli aşağı doğru damlayan şey

is the yellowish liquid known as urine.

0:52

idrar olarak bilinen sarımsı sıvıdır.

Dilbilgisi

Constantly trickling ... is ...: başa alınan -ing öbeğinden sonra devrik yapı

Constantly trickling down from the kidneys şeklindeki -ing öbeği cümlenin başına getirilmiştir. Bu öbek sıvının ne yaptığını ve nereden geldiğini anlatır; tek başına tam bir yan cümle değildir. Dil bilgisel özne, is fiilinden sonra gelen the yellowish liquid known as urine öbeğidir. Öznenin önce geldiği normal sıra şöyledir: The yellowish liquid known as urine is constantly trickling down from the kidneys. Betimlemeyi öne almak, açıklamanın önce süreci sunmasını ve ardından hareket eden şeyi tanıtmasını sağlar.

Alıştırma

Cümlenin dil bilgisel öznesi hangi sözcüklerdir?

  1. Constantly trickling down from the kidneys
  2. The kidneys
  3. The yellowish liquid known as urine
Cevabı göster

The yellowish liquid known as urine

The kidneys make urine from a mix of water and the body's waste products,

0:55

Böbrekler idrarı su ve vücudun atık maddelerinin bir karışımından oluşturur,

funneling the unwanted fluid into two muscular tubes called ureters. Kalıp ifadeler

0:58

bu istenmeyen sıvıyı üreter adı verilen iki kaslı tüpe aktarır.

Kalıp ifadeler

funnel the unwanted fluid into ...: funnel A into B kalıbı

Funnel A into B, A'yı B'ye doğru yönlendirmek ve B'nin içine aktarmak anlamına gelir; çoğu zaman birkaç olası yolun tek bir yolda toplanması fikrini taşır. Burada A, the unwanted fluid; B ise two muscular tubes öbeğidir. Funneling eyleminin örtük öznesi the kidneys ifadesidir. -ing öbeği, aynı sürecin parçası olarak böbreklerin sıvıya ne yaptığını ekler: sıvıyı üreterlere yönlendirirler. Funnel fiili gerçek bir huni kullanılmasını gerektirmez.

Alıştırma

Cümleyi funnel A into B kalıbındaki edatla tamamlayın: The website funnels customer questions ____ one support queue.

Cevabı göster

into

These carry it downward into the hollow organ known as the bladder.

1:03

Bunlar idrarı aşağıya, mesane olarak bilinen içi boş organa taşır.

This organ's muscular wall is made of tissue called detrusor muscle, Dilbilgisi

1:07

Bu organın kaslı duvarı, detrusor kası adı verilen bir dokudan yapılmıştır,

Dilbilgisi

is made of tissue called...: malzemeyi ve adını belirtmek

Bu cümlede is made of tissue, organ duvarının neyden oluştuğunu belirtir. Called detrusor muscle, tissue sözcüğünü niteleyen kısaltılmış bir edilgen yan cümledir; tissue that is called detrusor muscle, yani “detrusor kası adı verilen doku” anlamına gelir. X is made of Y called Z kalıbını önce bir malzeme veya bileşen olan Y’yi belirtmek, ardından onun Z adını vermek için kullanabilirsiniz. Burada called, “adı verilen” demektir; “telefonla aranan” anlamına gelmez.

Alıştırma

Adlandırma yapısını call fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Hair is made of a protein ____ keratin.

Cevabı göster

called

which relaxes as the bladder fills,

1:11

bu kas, mesane doldukça gevşer

allowing it to inflate like a balloon. Dilbilgisi

1:13

ve bir balon gibi şişmesine izin verir.

Dilbilgisi

allowing it to inflate: mümkün kılınan bir sonucu anlatmak

Allowing it to inflate like a balloon, önceki eylemin sonucunu ekler: kas gevşediğinde mesane genişleyebilir. It zamiri mesaneyi ifade eder. Bir ana cümlenin ardından allowing + object + to + verb kullanmak, bir nedeni veya sonucu mümkün kılan koşulu bu sonuca kısa ve açık biçimde bağlar. Burada allow, “izin vermek” değil, “mümkün kılmak” anlamındadır. Like a balloon, mesanenin nasıl genişlediğini anlatır.

Alıştırma

Allowing + object + to ile sonuç yapısını tamamlayın ve nesne olarak “pencere”yi kullanın: The new hinge folds flat, ____ open wider.

Cevabı göster

allowing the window to

As the bladder gets full,

1:16

Mesane dolduğunda,

the detrusor contracts.

1:18

detrusor kasılır.

The internal urethral sphincter automatically and involuntarily opens Kelime

1:19

İç üretral sfinkter otomatik ve istemsiz olarak açılır

Kelime

automatically and involuntarily: süreç ve bilinçli kontrol

Automatically bir sürecin nasıl işlediğini anlatır: süreç, birinin her adımı yönlendirmesine gerek kalmadan bir sistem veya mekanizma aracılığıyla gerçekleşir. Involuntarily ise bilinçli kontrolü anlatır: kişi yalnızca karar vererek hareketi başlatamaz veya durduramaz. Bu iki zarf birlikte kullanıldığında sfinkterin vücudun kendi mekanizmasıyla ve bilinçli kontrolün dışında açıldığı anlaşılır. İlki sürece, ikincisi kişinin iradesine odaklanır.

Alıştırma

Bu cümledeki hapşırmayı en iyi hangi sözcük anlatır? Although he tried to hold it back, he sneezed when dust entered his nose.

  1. involuntarily
  2. automatically
  3. unwillingly
Cevabı göster

involuntarily

and the urine is released.

1:23

ve idrar serbest bırakılır.

Whooshing downwards,

1:26

Aşağı doğru hızla akarak,

the fluid enters the urethra and stops short at the external urethral sphincter. Kalıp ifadeler

1:27

sıvı üretraya girer ve dış üretral sfinkterde aniden durur.

Kalıp ifadeler

stops short at ...: hareketi bir sınırda sonlandırmak

Stop short at... yapısında stop short, bir noktada aniden durmak ve o noktanın ötesine devam etmemek anlamına gelir; at ise hareketin bittiği yeri veya sınırı belirtir. Burada sıvı dış üretral sfinktere ulaşır ve daha ileri gitmez. Short burada uzunluğu anlatmaz. İfadenin tamamı, hareketin devamını engelleyen bir sınırı veya engeli vurgular.

Alıştırma

Hangi cümle, fiziksel hareketin bir sınırda bittiğini göstermek için stop short at kullanır?

  1. The cyclist stopped at noon for lunch.
  2. The cyclist stopped short of entering the race.
  3. The cyclist stopped short at the closed gate.
Cevabı göster

The cyclist stopped short at the closed gate.

This works like a tap. Deyimler

1:31

Bu, bir musluk gibi çalışır.

Deyimler

“works like a tap”: işlev benzetmesi

Works like, bir şeyin işlevini başka bir şeyin işleviyle karşılaştırır. Burada sfinkter, sıvı akışını su musluğuna benzer biçimde kontrol eder. Benzetme görünüşle değil, çalışma biçimiyle ilgilidir. Bu cümlede tap, su akışını kontrol eden aygıt, yani “musluk” anlamındadır; hafifçe vurma ya da dokunma anlamında değildir.

Alıştırma

Bu bağlamda “This works like a tap” ne anlama gelir?

  1. Hafifçe vurma sesi çıkarır.
  2. Bir su musluğuyla tamamen aynı şekle sahiptir.
  3. Akışı bir su musluğuna benzer biçimde kontrol eder.
Cevabı göster

Akışı bir su musluğuna benzer biçimde kontrol eder.

When you want to delay urinating, Dilbilgisi

1:33

İdrara çıkmayı geciktirmek istediğinizde,

you keep the sphincter closed.

1:35

sfinkteri kapalı tutarsınız.

Dilbilgisi

“When ..., keep ... closed”: önce durum, sonra eylem

When ile başlayan sözler, ardından gelen eylemin geçerli olduğu zamanı veya durumu belirtir. Bu açılış bölümü bir when yan cümlesidir: cümle önce durumu, sonra buna karşılık gelen eylemi verir. Keep + nesne + sıfat, nesnenin o durumda kalmasını sağlamak anlamına gelir. Keep the sphincter closed, sfinkteri kapalı durumda tutmayı anlatır; yalnızca bir kez ve kısa süreliğine kapatma eylemini anlatmaz.

Alıştırma

Keep ve closed sözcükleriyle keep + nesne + sıfat yapısını tamamlayın: When you are not using the jar, ____ the lid ____.

Cevabı göster

keep · closed

When you want to release it,

1:36

Serbest bırakmak istediğinizde,

you can voluntarily open the flood gates. Deyimler

1:38

kapakları isteğe bağlı olarak açabilirsiniz.

Deyimler

open the flood gates: tutulmuş bir akışı serbest bırakmak

Open the flood gates, tutulmuş bir sıvının akabilmesi için bir engelin açılması görüntüsünü kullanır. Bu cümlede dış sfinkteri istemli olarak gevşetip idrar yapmaya başlamak anlamına gelir; ortada gerçek bir kapak yoktur. Mecazi olarak open the floodgates, duygular, bilgiler, talepler veya faaliyetler gibi çok miktarda şeyin ortaya çıkabilmesi ya da başlayabilmesi için bir sınırı kaldırmak demektir. Düzenlenmiş standart İngilizcede bu deyimdeki floodgates genellikle tek kelime olarak yazılır.

Alıştırma

Hangi cümlede open the floodgates, bir sınırın kaldırılmasının büyük bir akışa yol açtığını göstermek için mecazi anlamda kullanılmıştır?

  1. The new rule opened the floodgates to thousands of applications.
  2. The new rule reduced the number of applications to ten.
  3. The workers opened the floodgates to release water from the reservoir.
Cevabı göster

The new rule opened the floodgates to thousands of applications.

But how do you sense your bladder's fullness,

1:40

Ancak mesanenizin doluluğunu nasıl hissediyorsunuz da

so you know when to pee?

1:42

ne zaman çiş yapacağınızı biliyorsunuz?

Inside the layers of detrusor muscles are millions of stretch receptors Kelime

1:44

Detrusor kaslarının katmanlarının içinde milyonlarca gerilme reseptörü bulunur

Kelime

stretch receptors: stretch, temel isim olan receptors sözcüğünü niteler

Stretch receptors bir birleşik isimdir. Temel isim receptors sözcüğüdür; yani anlatılan şeylerin ne olduğunu bu sözcük belirtir. Stretch ise bunların hangi değişime tepki verdiğini gösterir: dokunun gerilmesi veya genişlemesi. Burada mesane duvarının ne kadar gerildiğini algılayan reseptörler anlamına gelir. İngilizce bilimsel terimlerde son isim çoğunlukla temel kategoriyi verir, önceki isim ise işlevi veya nesneyi daraltır. Burada stretch bir isim niteleyicisidir; gerinme emri değildir.

Alıştırma

Bu cümlede stretch receptors ne anlama gelir?

  1. Birine gerinmesini söyleyen talimatlar
  2. Gerilmeyi algılayan reseptörler
  3. Yakındaki dokuyu geren kaslar
Cevabı göster

Gerilmeyi algılayan reseptörler

that get triggered as the bladder fills. Kalıp ifadeler

1:48

ve bunlar mesane doldukça tetiklenir.

Kalıp ifadeler

get triggered as...: edilgen durum değişikliği ve eş zamanlı süreçler

get triggered ifadesinde get + geçmiş zaman ortacı edilgen bir yapı oluşturur: dışarıdan bir neden, öznenin tetiklenmiş duruma geçmesini sağlar. be triggered ile karşılaştırıldığında get edilgeni daha konuşma diline yakındır ve durum değişikliğini biraz daha fazla vurgular. Burada as, “bir şey olurken” veya “bir şey geliştikçe” anlamına gelir. İki süreci birbirine bağlar: mesane dolar ve tetiklenme bu süreç sırasında gerçekleşir. Bu cümlede “sıfatıyla” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi get ile kurulan edilgen ifadeyle ve gelişen iki süreci bağlayan sözcükle tamamlayın: The sensors ____ the tank fills.

Cevabı göster

get triggered as

They send signals along your nerves to the sacral region in your spinal cord. Kalıp ifadeler

1:50

Sinirleriniz boyunca omuriliğinizdeki sakral bölgeye sinyaller gönderirler.

Kalıp ifadeler

send signals along X to Y: güzergâh ve varış noktası

send signals along X to Y kalıbı süreci üç bölümle sunar: send signals eylemi adlandırır, along X güzergâhı, to Y ise varış noktasını belirtir. Örnekte güzergâh sinirleriniz, varış noktası ise omurilikteki sakral bölgedir. Along, sinyallerin sinirlerin izlediği yol boyunca ilerlediğini anlatır; yalnızca sinirlerin yakınında oldukları anlamına gelmez. Aynı kalıp bir kablo, ağ yolu veya biyolojik yol boyunca ilerleyen sinyalleri de anlatabilir.

Alıştırma

send signals along X to Y hedef kalıbını, önce güzergâhı sonra varış noktasını belirten edatı ekleyerek tamamlayın: The device sends signals ____ the cable ____ the control unit.

Cevabı göster

along · to

A reflex signal travels back to your bladder,

1:54

Mesanenize geri dönen bir refleks sinyali,

making the detrusor muscle contract slightly and increasing the bladder's pressure, Dilbilgisi

1:57

detrusor kasının hafifçe kasılmasına ve mesane basıncının artmasına neden olur,

so you're aware that it's filling up. Dilbilgisi

2:00

böylece mesanenin dolduğunu fark edersiniz.

Dilbilgisi

making... and increasing...: iki paralel sonucu anlatma

Making... ve increasing..., A reflex signal travels back to your bladder ana cümlesine bağlanan paralel iki -ing yan cümlesidir. Bu olayın iki sonucunu anlatırlar: sinyal detrüsör kasının hafifçe kasılmasını sağlar ve mesane basıncını artırır. İlk sonuçta make, make + nesne + fiilin yalın hâli kalıbını izler: making the detrusor muscle contract denir, to contract denmez. İkinci sonuçta increase + nesne kullanılır. İki fiilin de -ing biçiminde olması, bu bölümlerin yeni birer ana cümle olmadığını gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle sonuçları göstermek için paralel iki -ing yan cümlesini doğru kullanır?

  1. The signal returned, making the valve to close and increasing the pressure.
  2. The signal returned, making the valve close and increasing the pressure.
  3. The signal returned, made the valve close and increasing the pressure.
Cevabı göster

The signal returned, making the valve close and increasing the pressure.

Dilbilgisi

so you're aware that it's filling up: fark edebileceğiniz bir sonuç

Burada so, basınç artışının sonucunu gösterir: mesane basıncı yükseldiği için mesanenin dolmakta olduğunu fark edebilirsiniz. it's filling up içindeki it zamiri mesaneyi ifade eder. Be aware that + yan cümle, bir şeyin doğru olduğunu fark etmek veya bilmek anlamına gelir. Fill up, bir kabın yavaş yavaş dolmasını anlatır; is filling up ise bu süreci gerçekleşmekteyken gösterir.

Alıştırma

Bu bağlamda so you're aware that it's filling up ne anlama gelir?

  1. Sonuç olarak mesanenin yavaş yavaş dolduğunu fark edersiniz.
  2. Mesaneyi fark edersiniz çünkü mesane çoktan tamamen boşalmıştır.
  3. Sizin fark etmeniz mesanenin dolmaya başlamasına neden olur.
Cevabı göster

Sonuç olarak mesanenin yavaş yavaş dolduğunu fark edersiniz.

Simultaneously, the internal urethral sphincter opens.

2:02

Eş zamanlı olarak iç üretral sfinkter açılır.

This is called the micturition reflex. Kelime

2:06

Buna işeme refleksi denir.

Kelime

micturition reflex: işeme refleksinin resmî tıbbi adı

Micturition reflex, mesanenin boşaltılmasında rol alan otomatik sinir yanıtıdır. Micturition “işeme” anlamına gelir; dolayısıyla terimin tamamı, işemenin başlamasına ve eş güdümüne yardımcı olan refleksi belirtir. is called... yapısında bu ifade, açıklanan mekanizmaya ad verir. Birden fazla vücut sinyalini ve kas hareketini tek bir resmî tıp terimi altında toplar.

Alıştırma

Tıbbi bir açıklamada micturition reflex ifadesine en uygun tanım hangisidir?

  1. Mesanede ağrılı bir şişlik.
  2. Tuvalete gitme ihtiyacını anlatan günlük bir ad.
  3. İşemede rol alan otomatik bir sinir yanıtı.
Cevabı göster

İşemede rol alan otomatik bir sinir yanıtı.

The brain can counter it if it's not a good time to urinate Dilbilgisi

2:09

Eğer idrara çıkmak için uygun bir zaman değilse, beyin

by sending another signal to contract the external urethral sphincter.

2:11

dış üretral sfinkteri kasması için başka bir sinyal göndererek buna karşı koyabilir.

Dilbilgisi

counter it ... by sending another signal: başka bir sinyal göndererek etkisine karşı koymak

Burada counter, “bir şeye karşı koymak veya onun etkisini azaltmak” anlamına gelen bir fiildir; mağaza tezgâhı ya da sayma cihazı anlamındaki isim değildir. it zamiri önceki micturition reflex ifadesine gönderme yapar ve if yan cümlesi koşulu verir: işemek için uygun bir zaman olmadığında beyin bunu yapar. counter + nesne + by + -ing kalıbı, karşı koyma eylemini kullanılan yöntemle ilişkilendirir. By sending another signal, beynin reflekse nasıl karşı koyduğunu açıklar. Bu kalıp, bir sistemin bir etkiyi nasıl kontrol ettiğini veya bir soruna nasıl karşılık verdiğini açıklamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümle hem karşı koymayı hem de yöntemi göstermek için counter ... by -ing yapısını kullanıyor?

  1. The cooling system counters overheating by circulating cool air through the room.
  2. The cooling system notices overheating before circulating cool air through the room.
  3. The cooling system causes overheating by circulating cool air through the room.
Cevabı göster

The cooling system counters overheating by circulating cool air through the room.

With about 150 to 200 ml of urine inside of it,

2:16

İçinde yaklaşık 150 ila 200 ml idrar varken,

the bladder's muscular wall is stretched enough for you to sense that there's urine within. Dilbilgisi

2:20

mesanenin kaslı duvarı içeride idrar olduğunu hissetmeniz için yeterince gerilir.

Dilbilgisi

stretched enough for you to sense: enough for someone to do ile yeterli dereceyi anlatmak

Stretched enough for you to sense, sıfat veya geçmiş zaman ortacı + enough + for someone + to-infinitive kalıbını kullanır. Bir eşiğe ulaşıldığını gösterir: duvar, idrarı hissetmenizi sağlayacak derecede gerilmiştir. Enough, dereceyi sonuca bağlar; for you ise bu sonucu yaşayan kişiyi belirtir. Aynı kalıp, bir koşul birinin bir şey yapması için yeterli olduğunda da kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümlede sıfat + enough + for someone + to do kalıbı doğru kullanılmıştır?

  1. The instructions are enough clear for a child to follow.
  2. The instructions are clear enough for a child follow.
  3. The instructions are clear enough for a child to follow.
Cevabı göster

The instructions are clear enough for a child to follow.

At about 400 to 500 ml,

2:24

Yaklaşık 400 ila 500 ml'de,

the pressure becomes uncomfortable.

2:26

basınç rahatsız edici hale gelir.

The bladder can go on stretching, Kalıp ifadeler

2:28

Mesane genişlemeye devam edebilir,

but only to a point.

2:29

ancak sadece bir noktaya kadar.

Kalıp ifadeler

go on stretching, but only to a point: aynı süreç devam eder, ancak bir sınırı vardır

Go on stretching, aynı gerilme sürecinin devam edebileceği anlamına gelir. go on + -ing kalıbı, zaten gerçekleşmekte olan bir etkinliğin sürmesine odaklanır. Ancak only to a point bu ifadeyi sınırlar: süreç yalnızca belli bir dereceye kadar devam edebilir. Burada point fiziksel bir yer değil, soyut bir sınırdır.

Alıştırma

Cümleyi go on + -ing ve only to a point kullanarak tamamlayın: A rubber band can ____, but only ____.

Cevabı göster

go on stretching · to a point

Above 1,000 ml,

2:31

1.000 ml'nin üzerinde,

it may burst.

2:32

patlayabilir.

Most people would lose bladder control before this happens, Kalıp ifadeler

2:33

Çoğu insan bu olmadan önce mesane kontrolünü kaybeder,

Kalıp ifadeler

lose bladder control: idrar yapmayı kontrol edememek

Bu cümlede lose bladder control, idrarın vücuttan ne zaman çıkacağını kontrol edemez hâle gelmek anlamındadır. İstem dışı bir bedensel tepkiyi anlatır; buradaki control, bir kişi ya da şey üzerinde yetki sahibi olmayı değil, fiziksel bir işlevi kontrol etmeyi ifade eder. İfade, lose + isim öbeği yapısını izler: lose bladder control. Başka bağlamlarda lose control of veya lose control over daha genel bir kontrol kaybını anlatabilir, ancak bladder control özellikle idrar yapma kontrolünü belirtir.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: After the procedure, he temporarily ____.

Cevabı göster

lost bladder control

but in very rare cases,

2:36

ancak çok nadir durumlarda,

such as when a person can't sense the need to urinate,

2:37

örneğin bir kişi idrara çıkma ihtiyacını hissedemediğinde,

the pouch can rupture painfully,

2:40

kese acı verici bir şekilde yırtılabilir

requiring surgery to fix. Dilbilgisi

2:42

ve onarılması için ameliyat gerekebilir.

Dilbilgisi

requiring surgery to fix: sonuç eklemek

Bu cümlede requiring surgery to fix, ana ifadeden sonra eklenen -ing'li bir yan yapıdır. Ağrılı yırtılmanın sonucunu belirtir: oluşan hasar ameliyatı gerekli hâle getirir. Requiring, çekimli başka bir ana fiil değildir. Tamamlanmış ifade, requiring ... kalıbı özellikle tıbbi açıklamalarda, kaza anlatımlarında ve haberlerde bir sonucu kısa biçimde ekler. to fix ifadesinin nesnesi söylenmez; çünkü bağlam ameliyatın yırtılmayı veya hasarlı keseyi onaracağını açıkça gösterir.

Alıştırma

Sonucu göstermek için cümleyi require fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The flood damaged the bridge, ____ major repairs.

Cevabı göster

requiring

But under normal circumstances, Kalıp ifadeler

2:44

Ancak normal koşullar altında,

Kalıp ifadeler

But under normal circumstances: olağan duruma dönmek

Under normal circumstances, olağan koşullar geçerli olduğunda anlamına gelir. Ardından gelen ifadenin kapsamını sınırlar; böylece bunun her zaman geçerli bir söz değil, normal durumdaki genel düzen olduğu anlaşılır. Circumstances yalnızca fiziksel çevreyi değil, bir durumu etkileyen koşulların tümünü anlatır. Baştaki But, daha önce sözü edilen olağan dışı veya istisnai bir durumla karşıtlık kurar. But under normal circumstances bir bütün olarak açıklamayı genellikle olan şeye geri döndürür.

Alıştırma

Bir istisnayı olağan durumla karşılaştıran, bu dersteki dört sözcüklü geçiş ifadesiyle cümleyi tamamlayın: A storm can delay the ferry. ____, it arrives by noon.

Cevabı göster

But under normal circumstances

your decision to urinate stops the brain's signal to the external urethral sphincter,

2:46

idrara çıkma kararınız, beynin dış üretral sfinktere gönderdiği sinyali durdurur,

causing it to relax and the bladder to empty. Dilbilgisi

2:50

gevşemesine ve mesanenin boşalmasına neden olur.

Dilbilgisi

causing it to relax and the bladder to empty: bir neden, iki sonuç

causing... biçimindeki -ing yan cümlesi, virgülden önceki bütün eylemin sonucunu gösterir. cause + nesne + to-infinitive yapısını kullanır: cause it to relax ve cause the bladder to empty. İki sonuç causing sözcüğünü paylaşır, bu nedenle ikinci causing söylenmez: causing (it to relax) and (the bladder to empty). It, external urethral sphincter ifadesine, yani dış üretral sfinktere gönderme yapar. Empty burada fiildir ve mesanenin içindekileri kaybetmesi anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümle iki sonucu göstermek için causing + nesne + to-infinitive yapısını doğru kullanıyor?

  1. The valve opened, causing the pressure dropped and the water flowed.
  2. The valve opened, caused the pressure to drop and the water to flow.
  3. The valve opened, causing the pressure to drop and the water to flow.
Cevabı göster

The valve opened, causing the pressure to drop and the water to flow.

The external urethral sphincter is one of the muscles of the pelvic floor, Kelime

2:53

Dış üretral sfinkter pelvik taban kaslarından biridir

Kelime

pelvic floor: pelvisi alttan destekleyen taban

Pelvic floor, pelvisin alt kısmındaki kaslar ve destekleyici dokulardan oluşan katmanı ifade eden anatomik bir terimdir. Bu yapılar mesane gibi pelvik organları desteklemeye yardımcı olur. Buradaki floor, vücut yapısını anlatan bir benzetmedir: bu bölge destekleyici bir taban oluşturur. Bir odanın ya da binanın zemini anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede pelvic floor neyi ifade ediyor?

  1. Bir hastane binasının en alt katı
  2. Pelvisin alt kısmındaki kaslar ve ilgili dokular grubu
  3. Sırtın ortasından geçen bir kemik
Cevabı göster

Pelvisin alt kısmındaki kaslar ve ilgili dokular grubu

and it provides support to the urethra and bladder neck. Kalıp ifadeler

2:56

ve üretraya ve mesane boynuna destek sağlar.

Kalıp ifadeler

provide support to + isim: destekleme işlevini anlatmak

Provides support to the urethra and bladder neck ifadesinde support, vücut bölümlerini yerinde tutmaya yardımcı olan fiziksel desteği anlatan bir isimdir. To edatı, desteği alan bölümleri tanıtır. Başka durumlara aktarılabilen kalıp provide support to + isim şeklindedir. Bir vücut bölümünün, yapının veya sistemin işlevini anlatmanın resmî bir yoludur. Buradaki bladder neck, mesanenin üretrayla birleştiği alt bölüm olan mesane boynudur.

Alıştırma

Resmî işlev açıklamasını provide support to kalıbıyla tamamlayın: The frame ____ the heavy glass panels.

Cevabı göster

provides support to

It's lucky we have these pelvic floor muscles,

2:59

Ne mutlu ki bu pelvik taban kaslarına sahibiz,

because placing pressure on the system by coughing, Dilbilgisi

3:02

çünkü öksürmek suretiyle sisteme baskı yapmak,

sneezing, laughing, or jumping could cause bladder leakage.

3:04

hapşırmak, gülmek veya zıplamak mesanenin sızdırmasına neden olabilir.

Dilbilgisi

because + placing pressure on ... by -ing: neden ile yöntemi bağlamak

Because ile başlayan bu yan cümlede placing pressure on the system by coughing, sneezing, laughing, or jumping fiilimsi öbeği, could cause yapısının öznesidir. Risk oluşturan etkinliği adlandırır. Place pressure on something, bir şeyin kuvvet veya baskıya maruz kalmasını sağlamak demektir; mutlaka elle bastırmak anlamına gelmez. By + -ing, baskıyı oluşturan eylemi açıklar. Coughing; sneezing, laughing ve jumping ile devam eden listenin ilk ögesidir.

Alıştırma

Place pressure on ... by -ing kalıbındaki iki edatı tamamlayın: Placing pressure ____ your lower back ____ lifting with poor form can cause pain.

Cevabı göster

on · by

Instead,

3:08

Bunun yerine,

the pelvic floor muscles keep the region sealed until you're ready to go. Dilbilgisi

3:09

pelvik taban kasları, siz gitmeye hazır olana kadar bölgeyi kapalı tutar.

Dilbilgisi

keep the region sealed until ...: bir durumu sürdürmek

Keep the region sealed, keep + nesne + sıfat/geçmiş zaman ortacı yapısını izler. Kasların bölgenin kapalı kalmasını sağladığı anlamına gelir. Until, devam eden bu durumun sona erdiği noktayı belirtir. Burada ready to go, bağlama bağlı bir örtmecedir ve idrar yapmaya ya da tuvaleti kullanmaya hazır olmak anlamına gelir. Başka durumlarda ready to go genellikle ayrılmaya veya başlamaya hazır olmak demektir.

Alıştırma

Onu o zamana kadar kapalı ve mühürlü durumda tutmak anlamına gelen ifadeyi tamamlayın: The lid keeps the container ____ you are ready to open it.

Cevabı göster

sealed until

But holding it in for too long, Dilbilgisi

3:13

Ancak çok uzun süre tutmak,

forcing out your urine too fast,

3:15

idrarınızı çok hızlı çıkarmaya zorlamak,

or urinating without proper physical support may,

3:17

veya uygun fiziksel destek olmadan idrara çıkmak,

over time, weaken or overwork that muscular sling. Deyimler

3:19

zamanla bu kas askısını zayıflatabilir veya aşırı yorabilir.

Dilbilgisi

holding..., forcing... veya urinating... uzun bir sıralı özne olarak

holding it in for too long, forcing out your urine too fast ve urinating without proper physical support, virgüller ve or ile bağlanan üç -ing öbeğidir. Birlikte uzun ve eş görevli bir özne oluşturur, sonuca yol açabilecek davranışları sıralarlar. Temel yüklem may ile başlar: may ... weaken or overwork. But bu cümleyi önceki düşünceye bağlar. may sonrasındaki virgül cümleyi bitirmez; over time, iki temel fiilden önce araya giren bir zaman ifadesidir.

Alıştırma

Hangi cümlede üç paralel -ing öbeği birlikte özne olarak kullanılmış ve ardından temel yüklem gelmiştir?

  1. Skipping meals, sleeping too little, or working without breaks may reduce your energy.
  2. Skipping meals, sleep too little, or working without breaks may reduce your energy.
  3. Skip meals, sleeping too little, or work without breaks may reduce your energy.
Cevabı göster

Skipping meals, sleeping too little, or working without breaks may reduce your energy.

Deyimler

that muscular sling: pelvik taban kasları için destek askısı benzetmesi

That muscular sling, daha önce sözü edilen pelvik taban kaslarına yönelik bir benzetmedir. Sling, bir şeyi alttan destekleyen askı anlamına gelebilir; bu görüntü de kasları destekleyici bir katman olarak düşünmeyi kolaylaştırır. İşaret sözcüğü that, daha önce belirlenmiş yapıya geri gönderme yapar. Ayrı bir nesne tanıtmaz ve sling burada silah değil, destek askısı anlamındadır.

Alıştırma

Bu anatomi açıklamasında that muscular sling ne anlama gelir?

  1. Kasları taş atmak için kullanılan bir silaha benzetir.
  2. Pelvik taban kaslarını, yapıları alttan tutan bir desteğe benzetir.
  3. Vücudun içinde ipten yapılmış ayrı bir askının oluştuğunu söyler.
Cevabı göster

Pelvik taban kaslarını, yapıları alttan tutan bir desteğe benzetir.

That can lead to an overactive pelvic floor, Kalıp ifadeler

3:24

Bu durum aşırı aktif pelvik tabana,

bladder pain,

3:26

mesane ağrısına,

urgency,

3:27

sıkışma hissine,

or urinary incontinence.

3:28

veya idrar kaçırmaya yol açabilir.

Kalıp ifadeler

lead to + sonuçlar: olası sonuçları belirtmek

Lead to, “bir sonuca neden olmak” anlamına gelir. Bu cümlede can lead to, sağlıkla ilgili birkaç olası sonucu tanıtır. Can kesinlik değil olasılık bildirir; or ise bunların hepsinin aynı anda gerçekleşeceğini söylemeden olası sonuçları sıralar. lead to + sonuç yapısında to bir edattır. Ardından bir isim, isim öbeği veya -ing biçimi gelir. Örneğin lead to bladder pain ve lead to missing school.

Alıştırma

Notta yer alan iki sözcüklü ifadeyle neden-sonuç cümlesini tamamlayın: Skipping regular backups can ____ data loss.

Cevabı göster

lead to

So, in the interest of long-term health, Kalıp ifadeler

3:30

Yani, uzun vadeli sağlık adına,

Kalıp ifadeler

in the interest of long-term health: resmî bir gerekçe sunmak

In the interest of long-term health, “uzun vadeli sağlığı korumak veya ona fayda sağlamak amacıyla” demektir. Burada interest merak veya hoşlanma değil, yarar ya da esenlik anlamındadır. Cümlenin başına getirilen bu ifade, ardından gelen tavsiyenin gerekçesini açıklar. in the interest of + isim öbeği yapısı, bir kararın belirli bir amaç veya yarar gözetilerek alındığını söylemenin resmî bir yoludur.

Alıştırma

Kararın gerekçesini belirten resmî ifadeyi tamamlayın: ____ public safety, the bridge will remain closed.

Cevabı göster

In the interest of

it's not a great habit to hold your pee. Ton ve niyet

3:32

çişinizi tutmak iyi bir alışkanlık değildir.

Ton ve niyet

not a great habit to hold your pee: nazik bir uyarı

Bu cümlede not a great habit, yumuşatılmış olumsuz bir değerlendirmedir. Yalnızca alışkanlığın mükemmel olmadığını söylemez; bu davranışın tavsiye edilmediğini nazikçe anlatır. to hold your pee mastar öbeği, değerlendirilen davranışı belirtir. Hold your pee, idrar yapmayı ertelemek anlamına gelen gündelik ve samimi bir İngilizce ifadedir. It's not a great habit to + fiilin yalın hâli kalıbı, alışkanlığa dönüşebilecek bir davranışı nazikçe caydırmak için kullanılabilir.

Alıştırma

Konuşmacı şu cümleyle ne anlatıyor: It's not a great habit to stay up until 2 a.m. every night?

  1. Konuşmacı, davranışın kabul edilebilir ama etkileyici olmadığını düşünüyor.
  2. Konuşmacı, kişinin uyanık kalma becerisini övüyor.
  3. Konuşmacı, bunun düzenli bir davranış hâline getirilmemesini nazikçe öğütlüyor.
Cevabı göster

Konuşmacı, bunun düzenli bir davranış hâline getirilmemesini nazikçe öğütlüyor.

But in the short term, at least, Anlatım akışı

3:34

Ancak en azından kısa vadede,

your body and brain have got you covered. Deyimler

3:36

vücudunuz ve beyniniz sizi koruma altına almıştır.

Anlatım akışı

in the short term, at least: bir iddiayı zaman bakımından sınırlama

In the short term, ana iddiadan önce bir zaman sınırı belirler: güven veren açıklama yakın gelecek için geçerlidir, ancak sonrasında olacaklar için mutlaka geçerli değildir. At least, konuşmacının emin olduğu sınırlı alanın bu olduğunu gösterir. in the short term, at least birlikte kullanıldığında konuşmacı, olumlu iddiasını uzun vadeye taşımadan söyleyebilir. Burada at least tüm iddianın kapsamını daraltır; sayısal bir alt sınır belirtmez.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: In the short term, at least, the new schedule should work. Başlangıçtaki ifade ne işe yarıyor?

  1. Programın uzun zamandır zaten işlediğini söyler.
  2. Programın en az belirli bir saat boyunca işleyeceğini garanti eder.
  3. İddiayı yakın gelecekle sınırlar ve uzun vadeyi açık bırakır.
Cevabı göster

İddiayı yakın gelecekle sınırlar ve uzun vadeyi açık bırakır.

Deyimler

have got you covered: yardımın hazır olduğuna dair güvence

Have got you covered, birinin ya da bir şeyin yardım etmeye, seni korumaya veya bir ihtiyacınla ilgilenmeye hazır olduğunu anlatan gündelik bir deyimdir. Burada beden ve beyin, idrar yapma ihtiyacını kısa bir süre yönetebilen bir destek sistemi gibi sunulur. subject + have/has got + person + covered yapısında have got, have gibi çalışır. Covered sözcüğü gerçek anlamında değildir; tüm ifade, durumun kontrol altında olduğunu belirterek dinleyeni rahatlatır.

Alıştırma

‘İhtiyacın olan şeyi ben halledeceğim’ anlamındaki deyimle güvence cümlesini tamamlayın: You don't need to bring a charger; I've ____.

Cevabı göster

got you covered

So you can conveniently choose your moment of sweet release. Deyimler

3:38

Böylece o tatlı rahatlama anını uygun bir şekilde seçebilirsiniz.

Deyimler

your moment of sweet release: baskıdan kurtulmayı mizahi biçimde anlatmak

Your moment of sweet release burada, sonunda idrar yapıp rahatsız edici baskının ortadan kalktığı anı mizahi ve üstü kapalı biçimde anlatır. Sweet, şekerli demek değil, çok hoş ve tatmin edici demektir; release ise baskıdan ya da kısıtlamadan kurtulmayı ifade eder. Bu dramatik anlatım, sıradan bir bedensel işlevi görkemli ve eğlenceli gösterir. Daha genel olarak a moment of sweet release, gerginlikten hoş bir kurtuluş anını anlatabilir; ancak tam olarak neyden kurtulunduğunu çevredeki bağlam belirler.

Alıştırma

İdrarı kontrol etme bağlamında your moment of sweet release ne anlama gelir?

  1. Sonunda idrar yapıp baskının kaybolduğunu hissetmeyi mizahi biçimde anlatır.
  2. Bir şeyi hoş bir zamanda yayımlamayı ifade eder.
  3. Tatlı bir yiyecek için zaman seçmek anlamına gelir.
Cevabı göster

Sonunda idrar yapıp baskının kaybolduğunu hissetmeyi mizahi biçimde anlatır.