Gözlerinize Güvenebilir misiniz?: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Üç yanılsama, aynı renklerin neden farklı görünebildiğini gösterir. Beyin parlaklığı, mutlak bir rengi tek başına okumak yerine çevredeki öğelere göre değerlendirir. Başlıca İngilizce noktaları: 1. Or are they? kesin sayılan bir iddiayı sorgulayan retorik bir dönüştür; öğrenen kişi şaşkınlık yaratıp dinleyiciyi ilk yargısını yeniden düşünmeye çağırabilir. 2. is not to ... but to bir amacı reddedip asıl amacı belirten dil bilgisi kalıbıdır; yanlış açıklama ile hedeflenen sonucu tek cümlede karşılaştırmayı sağlar. 3. takes advantage of mevcut bir koşulu etki üretmek için kullanmak anlamındaki eşdizimdir; burada birini haksızca sömürmek yerine nötr bir mekanizmayı anlatır.
Bu derste
Our perception of the world around us is strongly linked to our vision, Kalıp ifadeler
0:00Çevremizdeki dünyayı algılayışımız, görme duyumuzla yakından bağlantılıdır,
is strongly linked to: yakın bir bağlantı ifade etmek
Bu cümlede is strongly linked to, dünyayı algılayışımız ile görme duyumuz arasında bağlantı kurar. Aralarında yakın bir ilişki olduğu anlamına gelir ve strongly bu ilişkinin derecesini artırır. Yapı be + strongly linked to + isim veya isim öbeğidir. Bir ilişkiyi anlatır; ancak görmenin algının tek kaynağı olduğunu söylemez veya görmenin algıya doğrudan neden olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki yakından bağlantılı anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Sleep quality ____ mental health.
Cevabı göster
is strongly linked to
but how do you know what you're seeing is real? Dilbilgisi
0:03ama gördüğünüz şeyin gerçek olduğunu nereden biliyorsunuz?
isim yan cümleciği olarak what you're seeing
what you're seeing, gördüğün şey anlamına gelen ve isim gibi işlev gören bir what yan cümleciğidir. Burada what, the thing ve that görevlerini birlikte üstlenir: yan cümleciği başlatır ve seeing fiilinin nesnesidir. Daha büyük yapı olan what you're seeing is real içinde what yan cümleciğinin tamamı is real yapısının öznesidir. Bildirme cümlesi söz dizimini koruduğu için ayrı bir soru değildir.
Alıştırma
Cümleyi söylediğin şey anlamına gelen bir what yan cümleciğiyle tamamlayın: I can't believe ____.
Cevabı göster
what you said
Take for example these two gray rectangular columns, Anlatım akışı
0:07Örneğin şu iki gri dikdörtgen sütunu ele alalım,
Take for example: belirli bir örneği sunmak
Take for example, dinleyiciden belirli bir örneği ele almasını isteyen bir söylem işaretidir. Burada take, “fiziksel olarak yerden almak” değil, “değerlendirmek” anlamına gelir; tanıtılan örnek bu iki gri dikdörtgen sütundur. Bu ifade, bilgiyi genel bir düşünceden somut bir kanıta veya açıklayıcı örneğe taşır. İngilizcede örneğin take ile for example arasına yerleştirildiği Take X, for example kalıbı da yaygındır; söylem işlevi aynıdır.
Alıştırma
Belirli bir örneği tanıtmak için dersteki üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: To see how color can improve safety, ____ the bicycle helmet: its bright surface is easy for drivers to notice.
Cevabı göster
Take for example
both of which are: iki şey hakkında bilgi eklemek
both of which are dizisi, daha önce sözü edilen iki gri dikdörtgen sütuna gönderme yapan kısıtlayıcı olmayan bir ilgi yan tümcesi başlatır. Both, eklenen bilginin iki sütunun ikisi için de geçerli olduğunu gösterir; which ilgi zamiridir ve are çoğul gönderimle uyumludur. Yeniden kullanılabilir kalıp “çoğul ad öbeği + virgül + both of which + çoğul fiil” biçimindedir. Bu yan tümce, hangi adların kastedildiğini belirlemek yerine ek bilgi verir.
Alıştırma
Bir bilgiyi iki öğenin ikisine de bağlayan resmî ilgi yapısıyla cümleyi tamamlayın: The lab has two scanners, ____ currently offline.
Cevabı göster
both of which are
Önceki iddiayı sorgulayan eksiltili soru Or are they?
'Or are they?', önceki iddiaya gönderme yapan kısa ve eksiltili bir sorudur. Burada they iki sütunu belirtir; are ise are different shades of gray ifadesinin yerine geçer. Kesin bir ifadenin hemen ardından kullanıldığında bu soru, o kesinliği geri çeker ve dinleyiciyi iddiayı yeniden düşünmeye çağırır. Başka bir seçenek sunmaz; bir ters köşe ve merak yaratır.
Alıştırma
'These two files are identical. Or are they?' cümlesinde 'Or are they?' ne yapar?
- Dosyaların aynı olduğu iddiasını sorgular.
- Aynı dosyalara ilişkin ikinci bir örnek ekler.
- Dosyaların aynı olduğunu doğrular.
Cevabı göster
Dosyaların aynı olduğu iddiasını sorgular.
Keşfedilen bir sonucu açıklayan It turns out that
'It turns out that', gözlem, kontrol veya sonraki olaylar sonucunda açıklığa kavuşan bir gerçeği aktarır. Genellikle sonucun insanların beklediğinden farklı olduğunu gösterir. It biçimsel bir öznedir; asıl gerçek ise that yan cümlesinde yer alır: they're the exact same. Buradaki turn out, bir şeyin keşfedilmesi veya öyle olduğunun kanıtlanması anlamına gelir; fiziksel olarak dönüp çıkmak anlamında değildir.
Alıştırma
Keşfedilen ve beklenmedik bir gerçeği aktaran ifadeyle cümleyi tamamlayın: We thought Maya was abroad. ____ she was working next door.
Cevabı göster
It turns out that
the exact same: tamamen aynı olmayı vurgulama
The exact same, yalnızca çok benzer değil, tamamen aynı demektir. Burada same, bağlamdan anlaşılan color ya da shade sözcüğünün yerini tutar; konuşan kişi iki renk arasında hiçbir fark olmadığını söyler. Bu yaygın konuşma kalıbında exact, same ifadesini güçlendirir. Sözcükleri ayrı ayrı çevirmek yerine, kalıbı aynılığı güçlü biçimde belirten bir bütün olarak anlayın.
Alıştırma
“Tamamen aynı” anlamındaki vurgulu ifadeyle cümleyi tamamlayın: I checked both measurements, and they are ____.
Cevabı göster
the exact same
your eyes refuse to see them as the same. Dilbilgisi
0:18gözleriniz onları aynı renkte görmeyi reddediyor.
And yet: beklentiye ters düşen bir sonucu belirtme
And yet, önceki bilginin oluşturduğu beklentiyle çelişen bir gerçeği tanıtır. And, anlatımı ileri taşırken yet dinleyiciye “buna rağmen bu şaşırtıcı sonuç hâlâ geçerlidir” mesajını verir. Burada yanılsamayı bilmek, renklerin aynı olduğunu fark etmeyi kolaylaştırmalıdır; ancak algı yine de direnmektedir. Bu nedenle yet bir karşıtlık işaretidir; not yet içindeki zaman anlamını taşımaz.
Alıştırma
İkinci gerçeğin birinciye rağmen şaşırtıcı olduğunu en iyi hangi bağlaç vurgular? The instructions were clear. _____, several people misunderstood them.
- For example
- As a result
- And yet
Cevabı göster
And yet
even after knowing: beklentinin aksine değişmeden kalan sonuç
Even after + -ing, bir eylem gerçekleşmiş olmasına rağmen beklenen değişimin yine de ortaya çıkmadığını anlatır. Bu cümlede gözlemci etkinin bir yanılsama olduğunu zaten bilir; fakat bu bilgi iki bölgenin aynı görünmesini sağlamaz. -ing yan cümlesinin örtük öznesi ana cümlenin bakış açısıyla aynıdır: bilen kişi, gözleri sonucu hâlâ kabul etmeyen kişidir. even tüm after öbeğini güçlendirir ve “zaten biliyor olmasına rağmen” anlamı katar; yalnızca knowing'i niteleyen ayrı bir “hatta bilmek” eylemi değildir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için even after ve learn fiilinin -ing biçimini kullanın: ____ the truth, Nina still felt worried.
Cevabı göster
Even after learning
see them as the same: see + nesne + as + tümleç
see + nesne + as + tümleç yapısı, nesneyi belirli bir kimliğe ya da niteliğe sahip olarak algılamak, değerlendirmek veya sınıflandırmak anlamına gelir. Bu cümlede them nesne, the same ise tümleçtir: gözler iki şeyi özdeş olarak sunmaz. Burada see yalnızca gözle bir şeyi fark etmek anlamına gelmez. Bu yapı see a plan as risky örneğinde olduğu gibi zihinsel bir değerlendirme de anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi see + nesne + as + tümleç yapısıyla tamamlayın: Although their colors differ, I ____ both signs ____ equally clear.
Cevabı göster
see · as
Introducing colors produces the same result. Dilbilgisi
0:21Renkler eklendiğinde de sonuç değişmiyor.
-ing yan cümlesi öznesi olarak Introducing colors
“Introducing colors”, “produces” fiilinin öznesi olarak görev yapan bir -ing yan cümlesidir. Renk ekleme eylemini adlandırır ve bu eylemi, sonucu açıklanan konu hâline getirir. Bir cümlenin başındaki -ing biçimi kendiliğinden şimdiki zamanın süreklilik yapısı olmaz. Buradaki çekimli fiil “produces” olduğu için “introducing” isim benzeri bir özne görevi görür. Bu yapı, bir eylemin veya sürecin hangi sonuca yol açtığını belirtmek için kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi “read before bed” ifadesinin -ing özne biçimiyle tamamlayın: ____ helps me relax.
Cevabı göster
Reading before bed
no trick photography or editing effects have been applied. Dilbilgisi
0:24hiçbir çekim hilesi veya kurgu efekti kullanılmadı.
Güçlü bir güvence olarak I promise
“I promise”, ardından gelen olgusal iddiayı güçlendiren kişisel bir güvencedir. Konuşan kişi gelecekte yapacağı bir eylem için söz vermek yerine, dinleyiciden hiçbir çekim hilesi veya kurgu efekti kullanılmadığına inanmasını ister. “I promise” bu şekilde eksiksiz bir ifadeye eşlik ettiğinde “I assure you” gibi işlev görebilir. Çoğu zaman konuşanın şüphe beklediğini ve şaşırtıcı ya da inanılması güç bir iddianın doğruluğuna kişisel olarak kefil olduğunu gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede “I promise”, geleceğe yönelik bir taahhütte bulunmak yerine şimdiki bir olgu hakkındaki iddiayı güçlendirmek için kullanılmıştır?
- I promised that I would lock the door.
- I promise to lock the door before I leave.
- I promise, the door is already locked.
Cevabı göster
I promise, the door is already locked.
have been applied: edilgen present perfect
Have been applied, present perfect zamanın edilgen biçimidir: have + been + past participle. Çoğul özne trick photography or editing effects eylemden etkilenir; applied burada görüntülere bir işlemin “uygulanması veya eklenmesi” anlamındadır. Bu biçim şu ana kadarki durumu anlatır: bu tür teknikler kullanılmamıştır. Edilgen yapı, bunları kullanmış olabilecek kişiyi belirtmez ve odağı görüntülere yapılan işleme ve şimdiki sonuca verir.
Alıştırma
İnceleme raporunu apply fiilinin edilgen present perfect biçimiyle tamamlayın: Since the last inspection, no extra filters ____ to these images.
Cevabı göster
have been applied
look up: bilgi araştırmak
Bu cümlede look up, Munker-White yanılsaması hakkında bir başvuru kaynağından bilgi aramak anlamına gelir. Arama bir internet sitesi, sözlük, veri tabanı veya benzer bir kaynakta yapılabilir; kelimenin gerçek anlamıyla başını kaldırıp bakmak demek değildir. Ayrılabilir bir phrasal verb olduğu için nesnesi ifadenin tamamından sonra veya iki parçasının arasında bulunabilir. Bu yapı look up ifadesini adlar, terimler, bilgiler, adresler ve başka tür bilgiler için kullanmayı mümkün kılar.
Alıştırma
Cümleyi look up ve it zamirini doğru sıraya koyarak tamamlayın: I don't know what 'opaque' means, so I'll ____.
Cevabı göster
look it up
Munker-White yanılsaması
Munker-White yanılsaması, bir renk algısı etkisinin yerleşik adıdır: Fiziksel olarak tamamen aynı renkte olan alanlar, çevrelerindeki renk deseni ve düzenleme nedeniyle farklı görünebilir. Burada bu ad, videodaki örneği gerçek ve araştırılabilir bir optik yanılsamayla ilişkilendirir. White, yerleşik adın bir parçasıdır; etkilenen rengin beyaz olması gerektiği ya da etkinin bir kamera filtresi olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Munker-White yanılsaması neyi tanımlar?
- Tüm çizgili nesnelerin aslında aynı renkte olduğunu söyleyen bir kural
- Beyaz nesneleri otomatik olarak aydınlatan bir kamera filtresi
- Çevredeki desenin fiziksel olarak aynı renkleri farklı gösterdiği bir renk yanılsamasının yerleşik adı
Cevabı göster
Çevredeki desenin fiziksel olarak aynı renkleri farklı gösterdiği bir renk yanılsamasının yerleşik adı
“Karşılaşmak veya keşfetmek” anlamında come across
come across many more examples ifadesinde come across, “karşılaşmak veya keşfetmek” anlamına gelir. Bir şeyin fiziksel olarak karşı tarafına geçme hareketini değil, arama sırasında örneklerin karşınıza çıkmasını anlatır. Bu keşif yine de bilinçli bir etkinliğin içinde gerçekleşebilir: Konuyu kasıtlı olarak araştırabilir, fakat süreç içinde belirli örneklerle tesadüfen karşılaşabilirsiniz. İfade çoğu zaman belirli keşfin önceden planlanmadığını hissettirir.
Alıştırma
Cümleyi come across ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: While sorting a drawer, I ____ an old concert ticket.
Cevabı göster
came across
and you can see that the colors are the exact same.
0:33ve renklerin tamamen aynı olduğunu göreceksiniz.
A similar effect can be seen with this checkerboard illusion. Anlatım akışı
0:36Benzer bir etkiyi bu dama tahtası yanılsamasında da görebilirsiniz.
A similar effect can be seen: paralel kanıt sunma
Edilgen A similar effect can be seen kalıbı, yeni örneği daha önce ele alınan bir etkiyle ilişkilendirerek ikinci bir örnek sunar. A similar effect başa getirilip konu yapılırken gözlemcinin kim olduğu belirtilmez. Geçiş ifadesi olarak dinleyiciyi önceki gözlemi yeni bir örneğe taşımaya ve ortak bir sonuç aramaya yönlendirir. Burada similar sözcüğü effect için geçerlidir; bütün görsel ayrıntıların veya mekanizmanın aynı olduğunu göstermez.
Alıştırma
“A similar effect can be seen” bu cümlede ne işe yarıyor?
- İki yanılsamanın tamamen aynı görsel deseni ve mekanizmayı kullandığını kanıtlar.
- Benzer bir sonucu olan başka bir örnek sunar ve etkiyi konu olarak önde tutar.
- Dama tahtasını gözlemleyen kişiyi belirtir.
Cevabı göster
Benzer bir sonucu olan başka bir örnek sunar ve etkiyi konu olarak önde tutar.
Tile A clearly seems darker than Tile B, Dilbilgisi
0:39A karesi açıkça B karesinden daha koyu görünüyor,
seems darker than Tile B: bir görünüşü aktarma
seems darker than Tile B ifadesinde seem, ardından karşılaştırma sıfatı darker ve than öbeği gelen bir bağlayıcı fiildir. Yapı şöyledir: özne + seem + karşılaştırma sıfatı + than + karşılaştırılan öğe. Bu kalıp doğrulanmış bir gerçeği değil, bir izlenimi bildirir. Clearly izlenimin ne kadar güçlü göründüğünü vurgular; ancak seems, görünüşün yanıltıcı olabileceği ihtimalini korur.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için seem + tall sözcüğünün karşılaştırma biçimi + than kullanın: From this angle, the blue tower ____ the gray one, but the measurements may tell a different story.
Cevabı göster
seems taller than
“you know better by now, right?”: ortak öğrenmeyi hatırlatma ve şakacı biçimde onay isteme
“you know better by now”, dinleyicinin önceki deneyiminden zaten ders çıkardığını ve artık ilk görsel izlenime güvenmemesi gerektiğini varsayar. Buradaki “know better” bağlama bağlıdır: yalnızca daha fazla bilgi sahibi olmak değil, görünüşün yanıltıcı olabileceğini anlamak demektir. Sondaki “right?” dinleyiciyi bu ortak dersi doğrulamaya çağırır. Böylece düz bir şekilde dinleyicinin yanıldığını söylemek yerine düzeltme daha şakacı ve iş birliğine açık duyulur.
Alıştırma
Konuşan kişi bu cümlede “you know better by now, right?” ile öncelikle ne yapıyor?
- Dinleyicinin konuşandan daha fazla bilgiye sahip olduğunu kabul eder.
- Karelere bakmanın yasak olduğunu bildirir.
- Dinleyicinin deneyimden ders çıkardığını varsayar ve şakacı biçimde onay ister.
Cevabı göster
Dinleyicinin deneyimden ders çıkardığını varsayar ve şakacı biçimde onay ister.
Güçlü bir ödünleme için “Even though”
“Even though”, gerçek bir engeli veya beklentiye aykırı bir gerçeği kabul eden bir ödünleme yan cümlesi başlatır: gözler karelerin renklerinin aynı olduğunu algılayamaz. Ana cümle, bu engele rağmen sonucun hâlâ geçerli olduğunu söyler. Yapı even though + özne + fiil, ana cümle şeklindedir. İlişki neden değil, ödünlemedir.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrenilen iki kelimelik ödünleme bağlacıyla tamamlayın: “____ the road was icy, the bus arrived on time.”
Cevabı göster
Even though
When I remove ..., the tiles will be ...: when ile geleceğe yönelik zaman yan cümleleri
Bu cümlede when, gelecekteki bir eylemle ilgili zaman yan cümlesini başlatır. Kaldırma eylemi henüz gerçekleşmemiş olsa da İngilizcede bu yan cümlede geniş zaman biçimi remove kullanılır. Ana cümle, daha sonra ortaya çıkacak sonucu will be ile verir. Yeniden kullanılabilir kalıp When + geniş zaman, ... will + fiilin yalın hâli şeklindedir; bu tür gelecek zaman yan cümlelerinde When + will kullanılmaz.
Alıştırma
Gelecek zaman yan cümlesi için open fiilinin doğru biçimiyle cümleyi tamamlayın: When she ____ the box, everyone will see the gift.
Cevabı göster
opens
What's going on here?: gözlemden açıklamaya geçiş
Bu açıklamada What's going on here?, şaşırtıcı görsel sonucu araştırılacak bir sonraki soruya dönüştürür. Buradaki here yalnızca fiziksel bir konumu değil, “bu durumda” veya “bu olguda” anlamını taşır. Bilgiyi düzenleyen bir söylem hamlesi olarak bu soru, sonucu gözlemlemekten onun nedenini veya mekanizmasını açıklamaya geçiş yapar. Sunumu yapan kişi soruyu retorik olarak sorup ardından yanıtını verebilir.
Alıştırma
Şaşırtıcı bir sonuç gösterdikten sonra sunucu "What's going on here?" diye soruyor. Büyük olasılıkla ne yapıyor?
- Bir nesnenin fiziksel konumunu sormak.
- Gözlemden nedenin açıklamasına geçmek.
- İzleyicilerin gösterinin devam etmesini isteyip istemediğini sormak.
Cevabı göster
Gözlemden nedenin açıklamasına geçmek.
The truth is that scientists don't fully understand this phenomenon, Notlar
0:52Gerçek şu ki bilim insanları bu olguyu tam olarak anlamıyor
don't fully understand: eksiksiz anlamayı olumsuzlamak
don't fully understand ifadesinde not, don't sözcüğünün içindedir ve fully understand bütününü etkiler. İfade, anlayışın eksik olduğu anlamına gelir: bilim insanları bazı şeyleri biliyor olabilir, ancak önemli boşluklar sürmektedir. Bu ifade, “hiçbir biçimde anlamamak” demek değildir. don't fully + fiil kalıbı, eylemi veya bilgiyi bütünüyle reddetmek yerine bir iddianın derecesini ihtiyatlı biçimde sınırlar.
Alıştırma
Talimatların bir bölümünü anlıyorsunuz, ancak birkaç adım hâlâ net değil. Hangi cümle durumunuzu en doğru biçimde anlatır?
- I fully understand the instructions.
- I don't fully understand the instructions.
- I don't understand the instructions at all.
Cevabı göster
I don't fully understand the instructions.
and there are many complex biological and neurological factors taking place. Kelime
0:55ve burada birçok karmaşık biyolojik ve nörolojik etken rol oynuyor.
The truth is that: bir varsayımı düzelten gerçeği sunmak
The truth is that, ardından gelen yan cümleyi konuşanın dinleyicinin yüzleşmesini istediği gerçek durum olarak sunar. Burada önemli gerçeğin, mevcut bilimsel anlayışın sınırları olduğunu gösterir. Yan cümleyi doğrudan söylemekle karşılaştırıldığında bu kalıp, mesajı olası bir varsayımı düzelten bilgi olarak düzenler. Vurgu katar, ancak sonraki iddiayı tartışılmaz ve nihai bir gerçek hâline getirmez.
Alıştırma
Konuşan, dinleyicilerin olayın zaten kanıtlandığı yönündeki varsayımını düzeltmek istiyor. Hangi cümle bu düzeltmeyi en açık biçimde gösterir?
- We still need more evidence.
- Do we still need more evidence?
- The truth is that we still need more evidence.
Cevabı göster
The truth is that we still need more evidence.
Biyolojik ve nörolojik etkenler: iki kapsam düzeyi
Biological daha geniş kapsamlı bir sıfattır; canlı organizmalar ve vücuttaki yaşamsal süreçlerle ilgilidir. Neurological ise daha dardır; beyin dâhil olmak üzere özellikle sinir sistemiyle ilgilidir. Cümle, iki sıfatı and ile birleştirerek ilgili etkenlerin birden fazla düzeyde bulunduğunu gösterir. Sözcükleri tamamen eş anlamlı yapmaz ve belirli bir tıbbi mekanizma tanımlamaz.
Alıştırma
Altyazıdaki cümlede biological and neurological factors neyi ifade ediyor?
- Biological ve neurological sözcüklerini kapsamları tamamen aynı olan eş anlamlılar olarak ele alır.
- Doğrulanmış tek bir tıbbi mekanizmayı belirtir.
- Geniş biyolojik düzeydeki ve daha özel sinir sistemi düzeyindeki etkileri kapsar.
Cevabı göster
Geniş biyolojik düzeydeki ve daha özel sinir sistemi düzeyindeki etkileri kapsar.
our brains judge color and brightness in context. Kelime
1:00beynimiz renk ve parlaklığı bağlama göre değerlendiriyor.
Sonuç belirteci olarak Ultimately,
Burada Ultimately açıklamayı düzenler: Daha önceki sınırlamalar ve karmaşıklıklar kabul edildikten sonra hâlâ geçerli olan temel sonucu sunar. “Önemli olan her şey hesaba katıldığında” veya “en temel düzeyde” anlamına gelir. Bu cümlede zaman bakımından en son gerçekleşen bir olayı anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümlede başlangıçtaki sözcük, bir listedeki son maddeyi veya ileride doğru hâle gelecek bir şeyi değil, çeşitli karmaşıklıklar değerlendirildikten sonraki ana sonucu ifade eder?
- Finally, the solution depends on how much time we have.
- Eventually, the solution depends on how much time we have.
- Ultimately, the solution depends on how much time we have.
Cevabı göster
Ultimately, the solution depends on how much time we have.
renk ve parlaklığı bağlam içinde değerlendirmek
Burada judge, “değerlendirmek” veya “belirlemek” anlamına gelen bir fiildir; mahkemede görev yapan “yargıç” anlamındaki isim değildir ve ahlaki eleştiri de ifade etmez. color and brightness nesneleri, beynin neyi değerlendirdiğini gösterir. In context, bu değerlendirmenin çevredeki görsel bilgileri kullandığı anlamına gelir. Cümle, algının göreceli olduğunu söyler: Çevre değiştiğinde aynı görsel sinyal farklı şekilde yorumlanabilir.
Alıştırma
“our brains judge color and brightness in context” ifadesini en iyi hangi cümle açıklar?
- Beyin, çevredeki görsel bilgileri kullanarak renk ve parlaklığı değerlendirir.
- Bir yargıç, renklerin ve parlaklığın hukuken kabul edilebilir olup olmadığına karar verir.
- Beyin, yakındaki hiçbir şeyden etkilenmeden renk ve parlaklığı ölçer.
Cevabı göster
Beyin, çevredeki görsel bilgileri kullanarak renk ve parlaklığı değerlendirir.
our brains compare the surrounding environment
1:03beynimiz gördüklerini çevredeki unsurlarla karşılaştırarak
In other words ile bir düşünceyi yeniden ifade etmek
Cümlenin başındaki In other words, devamındaki bölümün önceki düşünceyi yeniden ifade ettiğini belirtir. Dinleyiciye iki cümleyi ayrı iddialar olarak değil, aynı noktanın iki farklı anlatımı olarak ilişkilendirmesini söyler. Bir açıklamayı daha açık, basit veya anlaşılır hâle getirmek için kullanılır. Tek başına “bu nedenle” anlamına gelmez; yeniden ifade etme, bir sonuç ya da çıkarım sunmakla aynı şey değildir.
Alıştırma
Yeniden ifade etmeyi açıkça belirten üç kelimelik bağlaçla İngilizce cümleyi tamamlayın: The route is pedestrian-only. ____, cars are not allowed on it.
Cevabı göster
In other words
Açık amaç belirteci olarak in order to
In order to bir amaç belirtir. Beynimizin yaptığı eylemi—çevredeki ortamı karşılaştırmayı—bu eylemin hizmet ettiği sonuçla, yani algımızı oluşturmakla ilişkilendirir. Yapı in order to + fiilin yalın hâlidir; burada yalın fiil create sözcüğüdür. Tek başına to kullanımına göre in order to amacı daha açık biçimde gösterir. Bu, açık işaretin bir eylemin neden yapıldığını anlamaya yardımcı olduğu uzun açıklamalarda özellikle yararlıdır.
Alıştırma
Cümleyi üç sözcüklü açık amaç belirteciyle tamamlayın: The researcher repeated the test ____ check the result.
Cevabı göster
in order to
Açıklayıcı bir ek olarak or eyes in this case
or eyes in this case ifadesi, cümleye eklenmiş bir açıklamadır. Buradaki or, birbiriyle yarışan iki seçenek sunmaz; geniş anlamlı our senses ifadesini mevcut tartışma için daha özel biçimde yeniden söyler: konuşmacı burada gözleri kasteder. ‘Geniş terim, or + daha özel ifade + in this case’ kalıbı, konuşmacının cümlenin akışını kesmeden kapsamı daraltmasını veya düzeltmesini sağlar. Virgüller açıklamanın ara bilgi olduğunu gösterir.
Alıştırma
or eyes in this case cümlede ne yapıyor?
- Dinleyiciden duyular ile gözler arasında seçim yapmasını ister.
- our senses ifadesini ilgili örnek olan gözlerle sınırlar.
- Gözlerin duyularla ilgisiz olduğunu söyler.
Cevabı göster
our senses ifadesini ilgili örnek olan gözlerle sınırlar.
or physical property of our external reality,
1:12ya da dış gerçekliğimize ait fiziksel bir özellik sunmak değil,
absolute color: bağlamdan bağımsız renk
Burada absolute color, çevredeki renklerden, ışıktan veya diğer karşılaştırma koşullarından bağımsız olarak belirlenebilecek sabit bir renk değeri anlamına gelir. Absolute, yoğunluğu ya da kesinliği değil, bir referanstan bağımsız olmayı anlatır. Cümle, görmenin dış gerçeklikle ilgili bu tür bağlamdan bağımsız bir ölçümü bize doğrudan sunduğu düşüncesini reddeder. Daha genel olarak bilimsel veya soyut dilde absolute, kendi başına var olduğu kabul edilen bir değeri niteleyebilir.
Alıştırma
Örnekte absolute color ne anlama geliyor?
- Herkesin güzel bulduğu bir renk
- Alışılmadık derecede canlı veya yoğun bir renk
- Çevredeki koşullardan bağımsız kabul edilen bir renk değeri
Cevabı göster
Çevredeki koşullardan bağımsız kabul edilen bir renk değeri
but to interpret what we see as efficiently as possible Dilbilgisi
1:15gördüklerimizi olabildiğince verimli biçimde yorumlayarak
as efficiently as possible: mümkün olduğunca verimli bir şekilde
as + adverb + as possible kalıbı, bir eylemin koşulların izin verdiği en yüksek derecede yapılması anlamına gelir. Burada efficiently, interpret fiilini niteler; dolayısıyla ifade, görsel sistemin görüleni pratikte mümkün olan en yüksek verimlilikle yorumladığını anlatır. Farklı bir azami hedef belirtmek için efficiently yerine başka bir zarf koyabilirsiniz: as quickly as possible, as accurately as possible veya as carefully as possible. Possible, koşulların koyduğu sınırı gösterir; eylemin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğinin belirsiz olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
İngilizce cümleyi, koşulların izin verdiği en yüksek derecede anlamına gelen ve efficiently ile kurulan dört kelimelik kalıpla tamamlayın: Please process the requests ____.
Cevabı göster
as efficiently as possible
in order to interact with our environment most appropriately.
1:18çevremizle mümkün olan en uygun şekilde etkileşim kurmamızı sağlamaktır.
is not to ... but to: bir amacı başka bir amaçla değiştirmek
is not to ... but to ... amaçla ilgili bir düşünceyi düzeltmek için paralel iki to mastarı kullanır. is not to önce öne sürülen amacı reddeder; but to ise gerçek ya da daha doğru amacı karşıtlığın odağı olarak sunar. Burada duyuların mutlak bir fiziksel ölçüm sağladığı düşüncesi reddedilirken, gördüklerimizi verimli biçimde yorumlamak duyuların gerçek işlevi olarak gösterilir. not yalnızca ilk amacı olumsuzlar. İkinci mastar ek bir amaç değildir; reddedilen açıklamanın yerini alır. Bu kalıp bir hedefi, işlevi veya niyeti yeniden tanımlamak için kullanışlıdır: X is not to A, but to B.
Alıştırma
Cümleyi eşleşen amaç yapısıyla tamamlayın: The goal of the workshop ____ give you every answer, ____ teach you how to find answers.
Cevabı göster
is not to · but to
provide someone with something: alıcının önce geldiği kalıp
Provide someone with something, birine bir şey sağlamak veya bir şeyi onun kullanımına sunmak anlamına gelen standart bir fiil kalıbıdır. provide us with an absolute color ifadesinde us alıcıdır; an absolute color or physical property ise sağlanacak şeydir. Sıralama provide + alıcı + with + şey biçimindedir. Alıcı doğrudan provide’dan sonra geliyorsa sağlanan şeyden önce with kullanılmalıdır: provide students with books.
Alıştırma
Cümleyi, alıcının önce geldiği provide kalıbının gerektirdiği edatla tamamlayın: The clinic provides patients ____ clear instructions.
Cevabı göster
with
The tile illusion takes advantage of this phenomenon. Kalıp ifadeler
1:21Kare yanılsaması bu olgudan yararlanır.
takes advantage of: var olan bir olgudan yararlanmak
Bu cümlede takes advantage of, “yararlı bir etki oluşturmak için var olan bir özellikten veya koşuldan yararlanır” anlamına gelir. Karo yanılsaması görsel bir olguyu kullanır; kimseyi kandırmaz veya haksızlığa uğratmaz. take advantage of + şey veya fırsat yapısı, çoğu zaman zaten mevcut olan bir şeyi etkili biçimde kullanmak anlamına gelir.
Alıştırma
Örnekte takes advantage of ne anlama geliyor?
- bir etki oluşturmak için olgudan yararlanır
- olgunun gerçekleşmesini engeller
- kişisel çıkarı için birini kandırır
Cevabı göster
bir etki oluşturmak için olgudan yararlanır
Our brains know that shadows make objects look darker. Dilbilgisi
1:24Beynimiz gölgelerin nesneleri daha koyu gösterdiğini bilir.
make objects look darker: make + nesne + fiilin yalın hâli
Burada make bir neden-sonuç ilişkisi kurar: shadows nedendir, objects etkilenen şeydir ve look, to almayan yalın fiildir. Kalıp make + nesne + fiilin yalın hâli biçimindedir. Look darker, nesnenin gerçek renginin değişmesini değil, görünüşteki bir değişimi anlatır. Bu kalıp, bir koşulun bir şeyin belli bir şekilde görünmesine veya davranmasına nasıl yol açtığını açıklamak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi look fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The new lamp makes the room ____ brighter.
Cevabı göster
look
the brain compensates by interpreting the tile as being lighter than it appears Dilbilgisi
1:28beyin, kareyi göründüğünden daha açık renkli olarak yorumlayıp bunu telafi eder
compensates by interpreting: compensate by + V-ing
“Compensates,” bir sorunu azaltmak veya dengelemek için ayarlama yapmak anlamına gelir. Bu cümlede beyin, gölgenin karartıcı etkisini otomatik olarak düzeltir. compensate by + V-ing kalıbında “by,” telafinin yöntemini tanıtır. “Interpreting,” beynin nasıl telafi yaptığını belirtir; buradaki “by” bir son tarih ifade etmez.
Alıştırma
Cümleyi “by” ve “increase” fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: “When the screen is too dim, the app compensates ____ the contrast.”
Cevabı göster
by increasing
Sonucu belirtmek için As a result, kullanımı
“As a result,” dinleyiciye sıradaki düşüncenin az önce açıklanan durumun bir sonucu olduğunu bildirir. Bu cümlede beynin telafi edici yorumu, gölgenin karoyu daha koyu göstermesi nedeniyle gerçekleşir. Bu ifade neden-sonuç zincirini düzenler: önce neden veya durum verilir, ardından sonuçtan önce “As a result,” kullanılır. İfadenin kendisi nedeni tanıtmaz.
Alıştırma
Neden-sonuç zincirini doğru tamamlayan bağlayıcıyı seçin: “The roads were covered in ice. _____ the school closed for the day.”
- Because
- As a result,
- In addition,
- However,
Cevabı göster
As a result,
Take ... away: bir şeyi kaldırmak veya yok etmek
take the shadow away ifadesinde take ... away, bir şeyi bulunduğu yerden kaldırmak veya yok etmek anlamına gelir. Buradaki sonuç, gölgenin artık görüntüde bulunmamasıdır; birinin gölgeyi belirtilen başka bir yere taşıması değildir. Take away ayrılabilir bir öbek fiildir: isim olan nesne take ile away arasına veya away’den sonra gelebilir (take the shadow away / take away the shadow). Zamir ise mutlaka araya gelmelidir: take it away denir, take away it denmez.
Alıştırma
Gömlekte bir leke var. take away ve it zamirini kullanarak cümleyi tamamlayın: “This cleaner should ____.”
Cevabı göster
take it away
Perhaps the most blatant example is this gradient. Kelime
1:34Belki de en bariz örnek bu renk geçişidir.
Perhaps the most blatant example: blatant sözcüğünün gücü ve tonu
Blatant, görmezden gelmesi zor veya imkânsız olacak kadar açık anlamına gelir. Perhaps the most blatant example ifadesinde bu sözcük, renk geçişini en açık ve görülmesi en kolay örnek olarak gösterir. Sözcük genellikle a blatant lie örneğinde olduğu gibi kötü, uygunsuz veya dürüst olmayan bir şeyin açıkça yapıldığını ima eder. Burada bu olağan eleştiri tonu yumuşatılmıştır: blatant görsel açıklık için daha geniş bir anlamda kullanılır, perhaps ise en üstünlük bildiren yargıyı daha az kesin hâle getirir.
Alıştırma
Hangi durum blatant için en uygundur?
- Herhangi bir hoşnutsuzluk içermeyen, kolay görülen bir çıkış işareti.
- Fark edilmemesi imkânsız olan, açıkça dürüst olmayan bir iddia.
- Neredeyse hiç kimsenin fark edemeyeceği küçücük bir ayrıntı.
Cevabı göster
Fark edilmemesi imkânsız olan, açıkça dürüst olmayan bir iddia.
Remove the background gradient and it becomes obvious. Dilbilgisi
1:39Arka plandaki renk geçişini kaldırınca bu açıkça görülüyor.
Remove ... and it becomes obvious: emir cümlesi + and + sonuç
Burada Remove ... bir emir cümlesidir: izleyiciye bir eylem yapmasını söyler. and’den sonraki cümle, bu eylemin sonucunu verir. Emir cümlesi + and + bildirme cümlesi kalıbı, “ilk şeyi yaparsanız ikinci şey olur” anlamına gelebilir. And, birbiriyle ilgisiz iki olayı değil, koşul gibi işleyen bir eylemi sonucuna bağlar. Burada renk geçişini kaldırmanın, çubuğun tek ve değişmeyen bir renge sahip olduğunu görmeyi kolaylaştırdığı anlatılır.
Alıştırma
İlk eylemi sonuca bağlayan sözcükle cümleyi tamamlayın: Press the green button, ____ the door opens.
Cevabı göster
and
the darkness of the background has affected our perception of the bar's color. Kalıp ifadeler
1:43arka planın koyuluğu, çubuğun rengini algılayışımızı etkiledi.
Tekrarlanan bir örüntüyü gösteren Once again
Once again, dinleyiciye aynı örüntünün bir kez daha ortaya çıktığını söyler. Önceki örneklere gönderme yapar ve yeni örneği onlara bağlar. Burada kimseden bir eylemi tekrarlaması istenmez. Arka planın, daha önce olduğu gibi renk algısını yeniden etkilediği belirtilir.
Alıştırma
Bir öğretmen, ilk deneyle aynı sonucu veren ikinci bir deney gösterdi. Hangi başlangıç yeni sonucu önceki sonuçla en iyi şekilde ilişkilendirir?
- For the first time, the warm water dissolved the sugar faster.
- Once again, the warm water dissolved the sugar faster.
- Without warning, the warm water dissolved the sugar faster.
Cevabı göster
Once again, the warm water dissolved the sugar faster.
affect someone's perception of something: birinin bir şeye dair algısını etkilemek
Bu cümlede affected our perception of, “bir şeyi görme veya değerlendirme biçimimizi değiştirdi ya da etkiledi” anlamına gelir. Arka planın karanlığı etkileyen faktör, çubuğun rengi ise algılanan şeydir. Kalıp X affects someone's perception of Y şeklindedir. X etkileyen faktörü, someone algılayan kişiyi, Y ise algılanan veya değerlendirilen şeyi belirtir. Bu kalıp, Y'nin kendisinin gerçekten değiştiğini söylemeden bağlamın bir şeyin görünüşünü veya anlaşılma biçimini nasıl değiştirdiğini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadenin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The dark wall ____ the artwork's brightness.
Cevabı göster
affected our perception of
Our perception is relative: algımız görecelidir
Burada relative, bir referans noktasına, çevredeki bağlama veya karşılaştırmaya bağlı olmak anlamına gelir. Görsel değerlendirmemizin bağlamdan bağımsız, sabit bir okuması yoktur; aynı renk farklı arka planlarda farklı görünebilir. X is relative kalıbı, X'in koşullara göre değiştiğini belirtir. Referans zaten açık değilse relative to ile adlandırılır: Size is relative to the objects around it.
Alıştırma
“Our perception is relative” cümlesinde relative ne anlama gelir?
- Bir aile üyesini ifade eder.
- Daha az önemlidir.
- Bağlama ve karşılaştırmaya bağlıdır.
Cevabı göster
Bağlama ve karşılaştırmaya bağlıdır.
Peki, gözlerine hâlâ güveniyor musun?
Bu soru, dinleyiciler kanıtları gördükten sonra daha önce ortaya atılan fikre geri döner. So sonuca gelindiğini gösterir; still ise dinleyicilerin önceki güveninin yeni öğrendiklerinden sonra da sürüp sürmediğini sorar. Bu, herkesten yüksek sesle yes ya da no demesini isteyen bir soru değil, düşünmeye yönelten bir sorudur. Sonda temel bir soruyu tekrarlamak, birkaç örneği akılda kalıcı tek bir meselede toplar ve dinleyicileri inandıkları şeyi yeniden değerlendirmeye çağırır.
Alıştırma
Bir konuşmacı üç görsel yanılsama gösterdikten sonra "So, do you still trust your eyes?" diyerek bitiriyor. Bu sorunun temel işlevi nedir?
- Dinleyicilerden görme yetilerinin tıbben sağlıklı olup olmadığını bildirmelerini istemek
- Kanıtlardan sonra dinleyicileri önceki bir inancı yeniden değerlendirmeye çağırmak
- Göz bakımı hakkında yeni bir konu başlatmak
Cevabı göster
Kanıtlardan sonra dinleyicileri önceki bir inancı yeniden değerlendirmeye çağırmak
burning question: cevabını çok merak ettiğin soru
Burada a burning question, önemli, acil veya özellikle ilginç geldiği için birinin cevabını çok istediği soru anlamına gelir. Burning mecazidir: soru gerçekten yanmıyordur ve fiziksel bir tehlike olması gerekmez. Bu kapanış davetinde ifade, söze enerji katar ve izleyicileri en çok merak ettikleri soruyu göndermeye teşvik eder. a burning question ve my/the burning question yaygın kalıplardır.
Alıştırma
“Cevabını çok istediğin bir soru” anlamına gelen İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: What's your ____?
Cevabı göster
burning question
question you want answered: want + nesne + past participle
question you want answered ifadesinde question, want fiilinden sonra nesne olarak anlaşılır ve answered eyleminden etkilenir. Düşürülmüş ilgi zamiri eklendiğinde a question that you want answered elde edilir; anlamı a question that you want someone to answer ifadesine yakındır. want + nesne + past participle kalıbı, eylemi kimin yapacağını belirtmeden nesne için istenen sonuca odaklanır: want the question answered.
Alıştırma
Fotoğrafçıda dosya var. want + nesne + past participle yapısını kullanmak için isteği print fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: We want the team photo ____ before noon.
Cevabı göster
printed
Ask it in the comments or on Facebook and Twitter
1:53Sorunuzu yorumlarda ya da Facebook ve Twitter'da bize iletin
and subscribe for more weekly science videos.
1:56ve her hafta yeni bilim videoları izlemek için abone olun.