ABD'de insanlara “Ne iş yapıyorsun?” diye sormak: İngilizce çalışma notları
Ariannita la Gringa
Video özeti: Cincinnati röportajları meslekleri, görevleri, çalışma saatlerini, deneyimleri ve saatlik, sabit ya da komisyona bağlı ödemeyi karşılaştırıyor. Kısa notlar Amerikan iş terimlerini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. "for a living" — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: yaşam tarzını değil mesleği sorun; iş veya gelir hakkında doğal konuşun. 2. "If you don't mind me asking," — Konuşma edimbilimi ve tutum: özel maaş sorusunu yumuşatırken karşı tarafa reddetme hakkı bırakın. 3. "The more you sell, the more you earn." — Dilbilgisi ve cümle kalıpları: birlikte değişen iki miktarı bağlayıp kalıbı çaba, maliyet, performans veya sonuçlar için kullanın.
Bu derste
Hey everybody, it's Ariannita la Gringa and welcome back to my YouTube channel.
0:00Herkese merhaba, ben Ariannita la Gringa. YouTube kanalıma yeniden hoş geldiniz.
what they do for a living and how much they make each year. Kalıp ifadeler
0:09ne iş yaptıklarını ve yılda ne kadar kazandıklarını soracağım.
“Meslek olarak” anlamındaki “for a living”
what they do for a living ifadesinde for a living, “para kazanmak için yapılan iş olarak” anlamına gelir. do sözcüğünü, kişinin o anda ne yaptığını değil, mesleğini soran bir yapının parçası hâline getirir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp What do/does + kişi + do for a living? şeklindedir. Birinin ne iş yaptığını sormak için kullanılır.
Alıştırma
“Meslek olarak” anlamındaki sabit ifadeyi tamamlayın: What does your aunt do ____?
Cevabı göster
for a living
I work downtown at Divisions Maintenance Group
0:24Şehir merkezinde Divisions Maintenance Group'ta çalışıyorum
and I manage a book of business for various different clients Kelime
0:27ve çeşitli müşterilerden oluşan bir müşteri portföyünü yönetiyorum
Müşteri portföyü anlamındaki “a book of business”
Burada a book of business, bir uzmanın sorumlu olduğu müşteri, müşteri hesabı veya sözleşme grubudur. Manage a book of business, bu iş ilişkileriyle ilgilenmek ve onları geliştirmek anlamına gelir; book fiziksel bir kitap değildir. Bu ifade satış, sigorta, finans ve müşteri hizmetleri gibi işlerin müşterilere veya hesaplara göre düzenlendiği alanlarda yaygındır.
Alıştırma
“Maya manages a book of business for several companies,” cümlesinde a book of business ne anlama gelir?
- Sorumlu olduğu müşteri veya hesap grubu
- Satın almayı planladığı kitapların listesi
- Şirketlere nasıl faaliyet göstereceklerini öğreten basılı bir kitap
Cevabı göster
Sorumlu olduğu müşteri veya hesap grubu
and I help them with their facility maintenance.
0:32ve tesis bakımları konusunda onlara yardımcı oluyorum.
they want to find out your job and what you do for work.
0:37mesleğinizi ve iş olarak ne yaptığınızı öğrenmek isterler.
Probably my favorite part is just seeing my client's reaction
0:42Herhâlde en sevdiğim yanı, bir sorunlarını çözdüğümde
and I help them out with making sure their donut line is running. Notlar
0:52ve donut üretim hatlarının çalışır durumda kalmasına yardımcı oluyorum.
help them out: onlara yardım etmek
Help someone out, birine ihtiyaç duyduğu anda, genellikle bir görev veya sorun konusunda somut yardım sağlamak demektir. Buradaki yardım, donut üretim hattının düzgün çalışmasını sağlamaktır. Out sözcüğü help out öbek fiilinin bir parçasıdır; içeriden dışarı hareket etmek anlamına gelmez.
Alıştırma
‘Somut yardım vermek’ anlamındaki öbek fiili tamamlayın: You have a lot to finish, so let me help you ____.
Cevabı göster
out
making sure + yan cümle
Make sure + yan cümle, bir durumun doğru olduğunu kontrol etmek veya doğru olmasını sağlamak için harekete geçmek demektir. Sure’dan sonra gelen their donut line is running tam bir yan cümledir. Burada making kullanılmasının nedeni, with edatından sonra gelmesidir. Bu iş sorumluluğu bağlamında making sure, hattın çalışıp çalışmadığını yalnızca öğrenmek değil, çalışmaya devam etmesini sağlamak anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi make sure ifadesinin -ing biçimiyle tamamlayın: Lena helps with ____ every window is closed before the shop closes.
Cevabı göster
making sure
pushing like 70 hours: yüksek bir sayıya yakın gündelik tahmin
pushing like 70 hours ifadesindeki pushing, bir şeyi fiziksel olarak itmek değil, miktarın yüksek bir sayıya yaklaşması demektir. Konuşan kişi haftalık toplamın 70 saate yakın olduğunu söylüyor. Like, sayının resmî olmayan yaklaşık bir tahmin olduğunu gösterir. Bu iki sözcük birlikte konuşma diline özgü duyulur ve iş yükünün alışılmadık derecede ağır olduğunu da ima eder.
Alıştırma
Örnekteki pushing like 70 hours ne anlama geliyor?
- Haftalık toplamın yaklaşık 70 saate yakın olduğu gündelik biçimde tahmin ediliyor.
- Haftalık toplam 70 saati çoktan büyük ölçüde aşmıştır.
- Resmî bir kayda göre haftalık toplam tam olarak 70 saattir.
Cevabı göster
Haftalık toplamın yaklaşık 70 saate yakın olduğu gündelik biçimde tahmin ediliyor.
after hours: normal çalışma saatlerinin dışında
Burada after hours, bir iş yerinin veya hizmetin normal açık olduğu saatlerin dışı anlamına gelir. Ek işin ne zaman yapıldığını belirtir. Bu kalıplaşmış ifadede hours, geçen saatlerin sayısını değil, normal çalışma veya hizmet programını anlatır.
Alıştırma
“Normal iş saatlerinin dışında” anlamına gelen ifadeyle cümleyi tamamlayın: If the alarm goes off ____, call security.
Cevabı göster
after hours
tracking towards: mevcut ilerlemeye göre sonuç tahmin etmek
Burada tracking towards $115,000, mevcut hızın nihai sonucun yaklaşık 115.000 dolar olacağına işaret ettiği anlamına gelir. Konuşan kişi bu miktara henüz ulaşmamıştır. Mevcut veriler veya ilerleme, bir şeyin nereye gittiğini tahmin etmeyi sağladığında be tracking towards + hedef veya sonuç yapısını kullanın. Bu yapı tamamlanmış bir sonucu değil, gidişatı vurgular.
Alıştırma
Mevcut hızın gelecekteki bir sonuca işaret ettiğini anlatan bu dersteki iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: At our current pace, we are ____ 10,000 downloads this month.
Cevabı göster
tracking towards
I am a college football analyst for PFF here in Cincinnati.
1:12Burada, Cincinnati'deki PFF'te üniversite Amerikan futbolu analistiyim.
Getting to watch every college football game
1:17Tüm üniversite Amerikan futbolu maçlarını izleyebilmek
I write articles covering college football.
1:21Üniversite Amerikan futbolunu konu alan makaleler yazıyorum.
I wrote an article last fall about why Michael Penix should have won the Heisman. Notlar
1:25Geçen sonbaharda Michael Penix'in Heisman Ödülü'nü neden kazanması gerektiği hakkında bir makale yazdım.
should have won: geçmişteki bir sonucu değerlendirmek
Should have won ifadesinde should have + geçmiş zaman ortacı won, geçmiş hakkında bir değerlendirme bildirir. Konuşan kişi Michael Penix'in kazanmayı hak ettiğini düşünür, ancak Michael Penix kazanmamıştır. Bu tür geçmiş değerlendirmelerinde yapı, gerçek sonucu konuşanın daha iyi veya beklenen sonuç olarak gördüğü şeyden ayırır. Gerçekleşmemiş bir olaya işaret eder.
Alıştırma
Hangi cümle Lena'nın kazanmadığını, ancak konuşanın onun kazanmayı hak ettiğini düşündüğünü anlatır?
- Lena should have won the award.
- Lena must have won the award.
- Lena could win the award next year.
Cevabı göster
Lena should have won the award.
the Heisman: ABD üniversite futbolunda önemli bir bireysel ödül
The Heisman, the Heisman Trophy adının kısa biçimidir. Bu, ABD üniversite futbolunda öne çıkan bir oyuncuya her yıl verilen önemli bir ödüldür. Burada Michael Penix için "should have won the Heisman" denmesi, yazarın onun bu üst düzey bireysel ödülü hak ettiğine inandığı anlamına gelir. Heisman bir ödüldür; okul, takım veya maç değildir.
Alıştırma
Bu cümlede the Heisman neyi ifade ediyor?
- Bir üniversite futbolu takımı
- ABD üniversite futbolunda önemli bir bireysel ödül
- Bir şampiyonluk maçı
Cevabı göster
ABD üniversite futbolunda önemli bir bireysel ödül
and then he played really well, so that's probably my favorite article.
1:30ve sonra da çok iyi oynadı; bu yüzden herhâlde en sevdiğim makale o.
fall rolls around: bir mevsim yeniden geldiğinde
fall rolls around ifadesindeki roll around, “düzenli bir döngünün parçası olarak yeniden gelmek” anlamına gelir. Özne bir zaman dilimi veya tekrarlanan olaydır; rolls around ise fiil grubudur. Burada when fall rolls around, “sonbahar yeniden geldiğinde” demektir. Fiziksel olarak yuvarlanmayı anlatmaz ve sonbaharın aniden geldiğini düşündürmez.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “düzenli bir döngünün parçası olarak yeniden gelir” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: When summer ____, this pool gets crowded.
Cevabı göster
rolls around
“that's overtime” içindeki overtime kelimesinin iş anlamı
Burada overtime, normal çalışma saatlerinin dışında çalışılan süreyi anlatan bir iş terimidir; örneğin standart kırk saatlik çalışma haftasını aşan saatler gibi. “that's overtime” ifadesinde konuşan kişi, az önce sözü edilen işi veya saatleri fazla mesai olarak nitelendirir. “that's overtime” ifadesi “bu fazla mesai sayılır” anlamına gelir. Bir vardiyanın ne kadar sürdüğünü anlatmaz. Bu saatlere farklı bir ücret uygulanabilir, ancak overtime tek başına çalışılan süreyi belirtir; belirli bir ücret katsayısını belirtmez.
Alıştırma
“I worked overtime to finish the report” cümlesinde overtime ne anlama gelir?
- Berabere biten bir spor karşılaşmasındaki ek süre
- Normal çalışma saatlerinin dışında çalışılan ek saatler
- Yoğun bir haftadan sonra alınan izin
Cevabı göster
Normal çalışma saatlerinin dışında çalışılan ek saatler
time and a half, 1,5 kat ücret oranı
Time and a half, ücretle ilgili sabit bir ifadedir. İlgili saatler için normal ücretin bir buçuk katının ödenmesi anlamına gelir: normal saatlik ücret on dolarsa, bu saatler için saatlik ücret on beş dolar olur. Bu ifade zamanın uzunluğunu değil, ücret oranını anlatır. “overtime is time and a half” cümlesinde, fazla mesai saatlerinin nasıl ücretlendirildiği açıklanır.
Alıştırma
İngilizce cümleyi sabit ücret ifadesiyle tamamlayın: The policy says holiday shifts are paid at ____, meaning 1.5 times the regular rate.
Cevabı göster
time and a half
Gelir hakkında kısa bir yanıt olarak Not enough.
Burada Not enough., I do not earn enough. cümlesinin kısa hâlidir. Eksik sözcükler röportajı yapan kişinin sorusundan anlaşıldığı için konuşanın bunları tekrarlaması gerekmez. Konuşan kişi bir sayı vermek yerine kazancının istediği veya ihtiyaç duyduğu miktardan az olduğunu söyler. Bu kısa yanıt kuru bir mizah taşır; aynı zamanda memnuniyetsizliği gösterir ve kesin geliri açıklamaktan kaçınır.
Alıştırma
Bir arkadaşınız "How much sleep did you get last night?" diye soruyor. Siz "Not enough." diye yanıtlıyorsunuz. Yanıtınız ne anlama gelir?
- İstediğimden veya ihtiyaç duyduğumdan daha az uyudum.
- Soruyu anlamadım.
- Tam gerektiği kadar uyudum.
Cevabı göster
İstediğimden veya ihtiyaç duyduğumdan daha az uyudum.
What's the minimum you could earn if you just started out? Öbek fiiller
2:07İşe yeni başlayan biri en az ne kadar kazanabilir?
Kariyerin başlangıcını anlatan started out
Bu soruda started out, "kariyere başladı veya bir iş alanına girdi" anlamına gelir. Fazla deneyim edinmeden önceki en erken aşamayı anlatır. Start out bir etkinliğin veya yolculuğun başlangıcını da anlatabilir. Hangi başlangıcın kastedildiğini çevresindeki sözcükler belirler. Burada kazançla ilgili soru kariyer anlamını açıkça gösterir; fiziksel bir yerden ayrılmak kastedilmez.
Alıştırma
Cümleyi "erken bir aşamada başladı" anlamındaki öbek fiille tamamlayın: Maya ____ as a library assistant before becoming a manager.
Cevabı göster
started out
Restorandaki görev adı olarak server
Bu restoran bağlamında server, müşterilerin siparişlerini alan, yiyecek ve içecekleri getiren ve neye ihtiyaçları olduğunu kontrol eden görevli demektir. Server kelimesinin hangi anlamda kullanıldığını çevredeki durum gösterir. Burada bir bilgisayar sistemini değil, bir insanı belirtir; bu iş yalnızca tabak taşımaktan da ibaret değildir.
Alıştırma
Hangi durumda server, “I am a server” cümlesindekiyle aynı tür kişiyi anlatır?
- Bir restoran çalışanı masanın siparişini alıyor.
- Bir karşılama görevlisi misafirleri yerlerine götürüyor.
- Bir bilgisayar başka bilgisayarlara dosya gönderiyor.
Cevabı göster
Bir restoran çalışanı masanın siparişini alıyor.
I feel like it's such a wide variety of people Kalıp ifadeler
2:27Karşıma çok çeşitli insanlar çıkıyor
a wide variety of: birçok farklı türde
A wide variety of, “birçok farklı türde” anlamına gelir. A wide variety of people ifadesinde vurgu yalnızca insan sayısına değil, insanların birbirinden farklı tür veya geçmişlere sahip olmasına yapılır. Kalıp a wide variety of + isim şeklindedir. options gibi çoğul bir isimden veya music gibi normalde sayılmayan bir isimden önce gelebilir.
Alıştırma
Cümleyi a wide variety of ile tamamlayın: The science club tries ____ experiments.
Cevabı göster
a wide variety of
and I basically just take their food and drink order,
2:36ve temelde yiyecek ve içecek siparişlerini alıyorum,
chat it up with: canlı ve samimi sohbet
Chat it up with someone, biriyle canlı ve samimi bir sohbet başlatmak veya böyle bir sohbeti sürdürmek demektir. Burada konuşan kişi ciddi bir görüşmeyi değil, müşterilerle sıcak ve sosyal biçimde konuşmayı anlatıyor. Bu ifadede it belirli bir şeyi göstermez. Chat it up bir bütün olarak kullanılır; with ise konuşulan kişiyi tanıtır. Yalnızca chat with demeye kıyasla, samimi bir ortam yaratmak için daha fazla enerji veya çaba gösterildiğini düşündürür.
Alıştırma
'Biriyle canlı ve samimi biçimde konuşmak' anlamındaki dört sözcüklü gündelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: At the school picnic, my dad likes to ____ the other parents.
Cevabı göster
chat it up with
I'm not an octopus: yeterince eli olmamakla ilgili mizah
I'm not an octopus mizahi bir benzetmedir. Ahtapotun çok sayıda kolu vardır; bu yüzden konuşan kişi bu görüntüyü “Bütün bu işleri aynı anda yapacak kadar çok elim yok” demek için kullanır. Bu, kimliğiyle ilgili gerçek anlamlı bir açıklama değildir. Şaka, sıkıntıyı eğlenceli bir yakınmaya dönüştürür. Bu tür somut bir görüntü, yalnızca “Çok meşgulüm” demeden gerçek bir sınırı anlatabilir.
Alıştırma
Çok meşgul bir aşçı “I'm not an octopus.” diyor. Aslında ne anlatmak istiyor?
- Bir deniz hayvanıymışım gibi davranıyorum.
- Kimseyle konuşmak istemiyorum.
- Her şeyi aynı anda yapacak kadar çok elim yok.
Cevabı göster
Her şeyi aynı anda yapacak kadar çok elim yok.
20 million things at once ifadesindeki sayısal abartı
20 milyon sayısı gerçek bir sayı vermek için değil, bilerek abartmak için kullanılır. “Başa çıkılamayacak kadar çok şey” anlamına gelir. at once ifadesi, görevlerin aynı anda ilgi beklediğini de ekler. Çok büyük sayı ve at once birlikte, konuşanın bunalmış hissettiğini gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede 20 million things at once ne anlatıyor?
- Konuşan kişi aynı anda gereğinden fazla görevle uğraştığı için bunalmış hissediyor.
- Konuşan kişi tam olarak 20 milyon görev saydı.
- Konuşan kişi aynı anda 20 milyon görevi kolayca tamamlayabilir.
Cevabı göster
Konuşan kişi aynı anda gereğinden fazla görevle uğraştığı için bunalmış hissediyor.
if I was working ... it would be ... ile şimdiki zamana aykırı varsayım
Burada if I was working full-time, şimdiki gerçeklikten farklı bir durumu hayal eder: konuşan kişi şu anda tam zamanlı çalışmıyordur. Geçmiş zamanın sürerlik biçimi olan was working burada gerçekten yaşanmış geçmiş bir olayı anlatmaz; if sonrasındaki geçmiş biçim, şimdiki gerçekliğe mesafe koyar. it would be a lot more, hayal edilen sonucu verir. Yeniden kullanılabilecek kalıp if + geçmiş biçim, ... would + fiilin yalın hâlidir ve şimdiki zamanda gerçek olmayan ya da pek olası görünmeyen durumları anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle şu anda gerçek olmayan bir durumu hayal ediyor?
- If I work from home tomorrow, my morning will be calmer.
- If I was working from home, my mornings would be calmer.
- When I was working from home, my mornings were calmer.
Cevabı göster
If I was working from home, my mornings would be calmer.
that means you work around 30 to 40 hours a week
3:31bu, haftada yaklaşık 30 ila 40 saat çalıştığınız
and you often get benefits like health insurance and paid time off. Notlar
3:34ve çoğu zaman sağlık sigortası ve ücretli izin gibi yan haklardan yararlandığınız anlamına gelir.
Çalışan yan hakları anlamında benefits
İş bağlamında benefits, işverenin normal ücrete ek olarak sağladığı yan hakları ifade eder. Sağlık sigortası ve ücretli izin yaygın örneklerdir. Bir iş ilanında veya ücret görüşmesinde benefits ifadesini yalnızca işin genel iyi yönleri olarak değil, toplam çalışma paketinin bir parçası olarak anlayın.
Alıştırma
Hangi cümlede benefits, maaşa ek çalışan hakları anlamında kullanılmıştır?
- The position includes benefits such as health insurance and paid vacation.
- Regular exercise has many health benefits.
- The new schedule benefits the entire team.
Cevabı göster
The position includes benefits such as health insurance and paid vacation.
Paid Time Off (PTO): ücretli izin
Paid time off, çalışanın işten uzakta olduğu hâlde normal ücretini almaya devam ettiği zamanı ifade eder. İşverenin politikasına göre yıllık izin, hastalık izni veya kişisel izin günlerini kapsayabilir. Yaygın kısaltması PTO'dur. Bu ifade işyerindeki ücretli izin hakkının adıdır; işten sonraki boş zaman için ödeme yapılması anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi, ücretin devam ettiği izni anlatan üç kelimelik işyeri terimiyle tamamlayın: This job includes ten days of ____ each year.
Cevabı göster
paid time off
ring out customers: müşterilerin kasada ödemesini almak
Burada ring out customers, kasayı kullanarak müşterilerin siparişlerini ve ödemelerini işlemek ve ödeme işlemlerini tamamlamak anlamına gelir. Bu öbek fiilin tamamı hizmet işlerine özgü bir anlam taşır. Ring burada telefon etmek, out ise dışarı anlamına gelmez; müşteri, ödeme işlemi tamamlanan kişidir.
Alıştırma
Bir kafedeki iş bağlamında ring out customers ne anlama gelir?
- Kasada ödemelerini işleme almak
- Ayrıldıktan sonra onları telefonla aramak
- Onlardan dışarı çıkmalarını istemek
Cevabı göster
Kasada ödemelerini işleme almak
and make sure everybody's met with what they need.
3:55ve herkesin ihtiyacının karşılandığından emin oluyorum.
and just being able to make those connections with everybody.
4:02ve herkesle böyle bağlar kurabilmek.
is just a way of asking someone how much money they make.
4:20birine ne kadar para kazandığını sormanın bir yoludur.
paid by the hour: saatlik ücret almak
Paid by the hour, kazancın çalışılan saat sayısına göre hesaplandığı anlamına gelir. Ücret ödenen saat arttıkça toplam kazanç da genellikle artar. Yapı be + paid + by the hour şeklindedir. Burada by, ücretin hesaplanmasında kullanılan birimi gösterir; önce anlamına gelmez ve ödeme yöntemini belirtmez.
Alıştırma
Ücretin çalışılan her saat için hesaplandığını anlatan, by içeren dört sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: This weekend job is ____, so working six hours earns more than working three.
Cevabı göster
paid by the hour
Another way to get paid is with a salary
4:28Ödeme almanın başka bir yolu da sabit maaşlı çalışmaktır;
where you get paid the same amount every pay period, Kelime
4:31bu durumda her maaş döneminde aynı miktarda ödeme alırsınız,
pay period: maaş hesaplama dönemi
Pay period, bir işverenin çalışanın ücretini hesaplamak için kullandığı sabit zaman aralığıdır; örneğin bir hafta, iki hafta veya bir ay olabilir. Bu cümlede every, düzenli olarak tekrarlanan her maaş dönemini belirtir. Bu ifade, ücret hesabının kapsadığı süreyi anlatır; tek bir çalışma vardiyasını veya paranın kendisini anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi bordro terimiyle tamamlayın: The time covered by one paycheck is a ____.
Cevabı göster
pay period
no matter how many ...: sonuç aynı kalır
No matter how many + çoğul sayılabilen ad bir ödünleme anlatır: sayı değişebilir, ancak ana sonuç değişmez. Burada daha az veya daha çok saat çalışmak ödenen miktarı değiştirmez. How many normalde sayı sorar, fakat no matter ifadesinden sonra soru oluşturmaz. İfadenin bütünü “sayı ne olursa olsun” anlamına gelir.
Alıştırma
No matter how many yapısını kullanın: The entry fee stays the same, ____ friends come with you.
Cevabı göster
no matter how many
City of Cincinnati law enforcement. Kelime
4:40Cincinnati Belediyesi emniyet teşkilatında çalışıyorum.
law enforcement: yasaların uygulanması için resmî üst terim
Burada law enforcement, yasaların uygulanmasını sağlama işi ile bu işi yapan kamu kurumlarını ve görevlileri kapsayan resmî bir üst terimdir. Belirli bir yasayı fiziksel güç kullanarak zorla uygulatmak anlamına gelmez. City of Cincinnati law enforcement ifadesinde bu söz öbeği bir meslek alanını veya kurumu belirtir. Polisi ve bağlama göre yasal uygulama görevleri bulunan başka görevlileri ya da kurumları içerebilir.
Alıştırma
“Several law enforcement agencies worked together” cümlesinde law enforcement büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- İnsanları belirli bir yasaya uymaya fiziksel güçle zorlama eylemi
- Yasaları uygulamakla sorumlu kurumlar ve görevliler
- Yalnızca bir şehrin polis teşkilatı
Cevabı göster
Yasaları uygulamakla sorumlu kurumlar ve görevliler
you never know when you're going to get a lunch break.
4:48ne zaman öğle yemeği molası vereceğin hiç belli olmuyor.
You could be on a run for several hours Kelime
4:50Saatlerce bir çağrıya müdahale ediyor olabilirsin
on a run: polis çağrısı veya göreviyle meşgul olmak
Bu polislik bağlamında on a run, bildirilen bir çağrı, olay veya verilen görev için dışarıda çalışmak anlamına gelir. Burada run koşu egzersizini değil, tek bir iş görevini adlandırır. Bu ifade, polisin neden birkaç saat meşgul olabileceğini açıklar: müdahale bitene kadar o görevle ilgilenmeye devam eder. Diğer acil hizmet bağlamlarında da yönlendirilen bir yolculuk veya iş anlamına gelebilir.
Alıştırma
Polis işiyle ilgili bir konuşmada “The officer is on a run” büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Polis koşarak egzersiz yapıyor.
- Polis, bildirilen bir çağrı veya verilen görevle ilgileniyor.
- Polis, polisten kaçıyor.
Cevabı göster
Polis, bildirilen bir çağrı veya verilen görevle ilgileniyor.
a cheeseburger's going to be great when it's time to eat.
4:53Yemek vakti geldiğinde bir çizburger harika olacak.
it can kind of put you in a not a good space in your head.
5:03bu durum insanı zihnen kötü bir duruma sokabiliyor.
shift: planlanmış tek bir çalışma süresi
Burada shift, bir kişinin çalıştığı planlanmış tek bir zaman dilimi anlamına gelir. A shift is ... kalıbı, sözcüğün iş yaşamındaki bu anlamını tanımlar. Bir shift, daha geniş bir work schedule içindeki tek bir bölümdür. Yaygın kullanımlar arasında day shift, night shift ve work a shift bulunur.
Alıştırma
Planlanmış tek bir çalışma dilimini belirten iş yaşamı sözcüğüyle cümleyi tamamlayın: Lena starts her night ____ at 10 p.m.
Cevabı göster
shift
you might work from 11:00 p.m. to 7:00 a.m.
5:20gece 11.00'den sabah 7.00'ye kadar çalışabilirsiniz.
and we work five on three off for three weeks.
5:25ve üç hafta boyunca beş gün çalışıp üç gün izin yapıyoruz.
four on four off ... five on three off: tekrarlanan çalışma ve dinlenme döngüleri
Çalışma programını kısaca anlatan bu kullanımda sayı + on + sayı + off, tekrar eden bir çalışma ve dinlenme döngüsünü belirtir. İlk sayı aralıksız çalışılan gün sayısını, ikinci sayı ise aralıksız çalışılmayan gün sayısını gösterir. Burada four on four off, dört gün çalışıp dört gün izin yapmak; five on three off ise beş gün çalışıp üç gün izin yapmak anlamına gelir. Her sayıdan sonraki zaman birimi, bağlamdan anlaşıldığı için söylenmez. Bu cümlede birim gündür. for three weeks, her düzenin ne kadar sürdüğünü belirtir; on ve off sayılarını değiştirmez.
Alıştırma
Hangi çalışma düzeni art arda beş gün çalışıp ardından art arda üç gün izin yapmak anlamına gelir?
- five on three off
- three on five off
- five on five off
Cevabı göster
five on three off
If you don't mind me asking: hassas bir soruyu yumuşatan giriş ifadesi
If you don't mind me asking, kişisel veya fazla özel gelebilecek bir sorudan önce kullanılan nazik bir giriş ifadesidir. Yaklaşık olarak “Cevap vermek istemeyebileceğinizi biliyorum” anlamına gelir. Soruyu yumuşatır ancak konuşana otomatik olarak soru sorma izni vermez. Karşıdaki kişi yine de cevap vermeyi reddedebilir.
Alıştırma
Hangi giriş, karşıdaki kişinin kişisel bir soruyu cevaplamamayı seçebileceğini en iyi gösterir?
- You don't mind telling me your age.
- If you don't mind me asking, how old are you?
- Tell me how old you are.
Cevabı göster
If you don't mind me asking, how old are you?
the low six figures: altı haneli bir aralığın alt kısmındaki yaklaşık tutar
The low six figures, altı basamakla yazılan 100.000–999.999 arasındaki tutarların alt kısmını ifade eder. ABD'deki maaş bağlamında altı haneli tutarlar 100.000 dolardan başlar; bu yüzden ifade genellikle kesin bir maaş yerine 100.000 doların biraz üzerindeki yaklaşık bir tutarı anlatır. Low, altı haneli aralık içindeki konumu açıklar; gelirin genel olarak düşük olduğu anlamına gelmez. Bu ifade rakamı bilerek yaklaşık bırakır.
Alıştırma
Bir şirket, kesin tutarı vermeden bir projenin yaklaşık 120.000 dolara mal olacağını söylüyor. Hangi tanım en uygundur?
- the high five figures
- seven figures
- the low six figures
Cevabı göster
the low six figures
It's a way of saying they make a lot of money.
5:37Bu, çok para kazandığını söylemenin bir yoludur.
they top out maybe $80,000 with the City of Cincinnati. Öbek fiiller
5:43Cincinnati Belediyesi'nde maaşları en fazla 80.000 dolar civarına çıkar.
Top out: üst sınıra ulaşmak
Burada top out, beklenen veya izin verilen en yüksek seviyeye ulaşmak demektir. Maaş zamanla yaklaşık 80.000 dolara ulaşabilir. Bu, başlangıç maaşının 80.000 dolar olduğu anlamına gelmez. Yaygın yapı top out at + miktar veya değer şeklindedir. Yalnızca artışı değil, üst sınırı belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle 80.000 doların alınabilecek en yüksek maaş olduğunu söylüyor?
- The salary tops out at $80,000.
- The salary starts at $80,000.
- The salary increases from $80,000.
Cevabı göster
The salary tops out at $80,000.
Flexible scheduling: ayarlanabilir çalışma saatleri
Flexible scheduling, çalışanlara ne zaman çalışacaklarını seçme veya ayarlama konusunda belli bir alan tanıyan bir iş düzenlemesidir. Burada işle birlikte sunulan bir avantajdır. -ing biçimindeki scheduling ismi, vardiyaları planlama sürecini veya sistemini belirtir. Bu ifade belirli bir çizelgeyi değil, çalışma zamanının nasıl düzenlendiğini anlatır.
Alıştırma
Çalışanlara ne zaman çalışacakları konusunda belli bir seçim hakkı veren iş politikasını en iyi hangi ifade açıklar?
- flexible scheduling
- a fixed shift
- perfect attendance
Cevabı göster
flexible scheduling
On paper: Resmî Olarak Kaydedilen Rakam
Burada On paper, “resmî veya kaydedilmiş rakama göre” anlamına gelir. around 65k ifadesini kayıtlarda görünen rakam olarak sunar; bu rakam gerçek hayatta olanların tamamını göstermek zorunda değildir. Bu ifade, yazılı ya da beyan edilmiş bilgilerle gerçek koşullar arasında olası bir fark bulunduğunu gösterebilir. Durumun daha karmaşık olabileceğini düşündürür, ancak birinin gelir sakladığını veya yanlış bilgi verdiğini kanıtlamaz.
Alıştırma
“On paper, the shop made $60,000 last year.” cümlesinde On paper ne anlatır?
- Konuşan kişi gerçek toplamı hiçbir belirsizlik olmadan tam olarak biliyordur.
- Rakam, ayrı bir kâğıt yaprağının üzerine yazılmıştır.
- Bu, resmî olarak kaydedilen rakamdır ancak tüm durumu göstermeyebilir.
Cevabı göster
Bu, resmî olarak kaydedilen rakamdır ancak tüm durumu göstermeyebilir.
I'm just employed at Planet Fitness as a front desk employee.
6:28Planet Fitness'ta resepsiyon görevlisi olarak çalışıyorum.
The things that I love about working at Planet Fitness
6:31Planet Fitness'ta çalışmanın sevdiğim yanlarından biri,
I've always wanted to be more into the like the active lifestyle and things like that.
6:36Her zaman daha aktif bir yaşam tarzı benimsemek ve benzeri şeyler istemişimdir.
because I just started this job about like three months-ish ago, Kelime
6:47çünkü bu işe yaklaşık üç ay kadar önce başladım,
three months-ish: Yaklaşık Bir Süre İçin -ish Kullanımı
Gündelik dilde kullanılan -ish eki “yaklaşık” veya “aşağı yukarı” anlamına gelir. three months ifadesine eklendiğinde süreyi bir tahmine dönüştürür: three months-ish tam üç ay değil, yaklaşık üç ay demektir. Bu cümlede about, like ve -ish sayıyı daha az kesin hâle getirir. Hepsinin birlikte kullanılması ifadeyi özellikle gündelik ve kararsız gösterir; daha açık bir konuşmada genellikle tek bir yaklaşıklık ifadesi yeterlidir.
Alıştırma
Gündelik cümleyi “yaklaşık” anlamındaki ekle tamamla: We moved here three months-____ ago.
Cevabı göster
ish
an employer is legally allowed to pay their workers per hour.
6:58yasal olarak ödeyebileceği en düşük miktardır.
Minimum wage: yasal ücret alt sınırı
Minimum wage, bir işverenin ilgili yasaların kapsamındaki çalışanlara ödemesine izin verilen en düşük ücret oranıdır. Bu cümlede per hour, oranın saatlik olduğunu gösterir. Bu kural belirli bir yere ve zamana bağlıdır. Farklı ülkelerde, eyaletlerde, şehirlerde, tarihlerde ve iş türlerinde farklı oranlar veya kapsamlar olabilir; bu nedenle tek bir tutar her yerde geçerli kabul edilmemelidir.
Alıştırma
Hangi ifade minimum wage kavramını en iyi açıklar?
- Bir işverenin geçerli yasa kapsamındaki çalışanlara yasal olarak verebileceği en düşük saatlik ücret.
- Her çalışanın tüm temel yaşam giderlerini karşılamak için ihtiyaç duyduğu tutar.
- Bir çalışanın çok düşük bulduğu herhangi bir saatlik ücret.
Cevabı göster
Bir işverenin geçerli yasa kapsamındaki çalışanlara yasal olarak verebileceği en düşük saatlik ücret.
On call: iletişime geçildiğinde yanıt vermeye hazır
On call, biri iletişime geçtiğinde çalışmak veya yardım etmek üzere ulaşılabilir ve hazır olma zorunluluğunu ifade eder. Bu cümlede all the time, görevin sürekli olduğu izlenimini verir. Bu ifade mutlaka aktif olarak çalışmayı değil, ulaşılabilir olmayı anlatır. Bir mesaj veya çağrı yanıt gerektirene kadar kişi evde ya da başka bir yerde olabilir.
Alıştırma
Cümleyi, iletişime geçildiğinde yanıt vermeye hazır olmayı ifade eden iki kelimelik çalışma durumu ifadesiyle tamamlayın: The emergency technician is ____ tonight.
Cevabı göster
on call
a day off: işten tamamen uzak geçirilen bir gün
Bu cümlede a day off, konuşanın bütün gün çalışmak zorunda olmadığı bir günü ifade eder. Yapı have + a day off şeklindedir ve off, normal görevlerden uzak olmayı anlatır. Never ve really, böyle bir günün neredeyse hiç olmadığını vurgular. Buradaki off, bir cihazın kapalı olduğu veya konuşanın işten çıkarıldığı anlamına gelmez.
Alıştırma
İşten tamamen uzak geçirilen bir günü belirten hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: After working six days, I finally have ____ tomorrow.
Cevabı göster
a day off
A day off is a day when you do not have to work.
7:33İzin günü, çalışmak zorunda olmadığınız bir gündür.
It's a day you can spend doing whatever you want.
7:36İstediğiniz her şeyi yaparak geçirebileceğiniz bir gündür.
It fluctuates because I have a base salary and commission, Kelime
7:40Temel maaş ve komisyon aldığım için değişiyor,
a base salary and commission: sabit ücret ve değişken komisyon
Base salary, bir çalışanın ücretinin sabit ve ödenmesi garanti edilen kısmıdır. Commission ise satışlara veya ölçülebilen başka bir sonuca göre hesaplanan ek ücrettir. and ile bağlanan bu ifadeler, aynı ücret paketinin iki ayrı bölümünü belirtir. Bu nedenle konuşan kişi gelirin dalgalandığını söyler: temel ücret nispeten sabit kalırken komisyon artabilir veya azalabilir. Bu bağlamda commission, performansa dayalı ücret anlamındadır; kurul anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir iş a base salary and commission sunuyor. Bu hangi ücret planını anlatır?
- Sabit bir miktar ile satışlara veya sonuçlara bağlı ek ücret
- Sabit miktar olmadan yalnızca satışlara veya sonuçlara bağlı ücret
- Performansa dayalı hiçbir ödeme içermeyen tek bir sabit miktar
Cevabı göster
Sabit bir miktar ile satışlara veya sonuçlara bağlı ek ücret
live comfortably: rahat yaşamak
Burada live comfortably, temel giderler için sürekli kaygılanmadan keyifli ve güvenli bir günlük yaşam sürmeye yetecek paraya sahip olmak demektir. Bu ifade sabit bir gelir düzeyini değil, konuşanın kendi maddi durumunu nasıl yaşadığını anlatır. Mutlaka zengin olmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi dersteki iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: Our income is not huge, but we have enough to ____.
Cevabı göster
live comfortably
If someone was just starting out with event planning,
7:44Birisi etkinlik planlama işine yeni başlasa
I just am about to move to Guatemala in June Dilbilgisi
7:54haziranda Guatemala'ya taşınmak üzereyim
be about to + fiil: am about to move
am about to move ifadesinde be about to + fiilin yalın hâli yapısı, taşınmanın çok yakın bir gelecekte gerçekleşmesinin beklendiğini gösterir. be, özneye göre değişir: I am, she is, they are. Burada about “yaklaşık” anlamına gelmez. about to birlikte çalışan bir yapıdır ve move yalın hâlde kalır.
Alıştırma
Cümleyi be about to yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: The train doors are closing in a few seconds. We ____ leave the station.
Cevabı göster
are about to
I'm really excited to get to work with underprivileged communities Kelime
8:02İmkânları kısıtlı topluluklarla çalışacak olmak beni çok heyecanlandırıyor
underprivileged communities: anlamı ve saygılı kullanımı
Underprivileged communities, sosyal veya ekonomik koşullar nedeniyle kaynaklara, hizmetlere, maddi olanaklara, eğitime ya da fırsatlara daha az erişebilen insan gruplarını ifade eder. Underprivileged insanların zekâsını veya yeteneğini değil, topluluğun içinde bulunduğu koşulları anlatır. Bu cümlede ifade, konuşanın kimlerle çalışmak istediğini hizmet odaklı ve resmî bir dille belirtir. Özenli yazılarda geniş bir etiket kullanmak yerine sağlık hizmetlerine sınırlı erişim gibi belirli engeli açıklamak çoğu zaman daha nettir.
Alıştırma
Hangi cümle underprivileged communities ifadesini insanların daha az yetenekli olduğunu ima etmeden kullanır?
- The clinic calls every unfamiliar neighborhood an underprivileged community.
- The clinic works with underprivileged communities that have limited access to health care.
- The clinic works with underprivileged communities because the people have less ability.
Cevabı göster
The clinic works with underprivileged communities that have limited access to health care.
And then how many hours will you work each week in Guatemala?
8:11Peki Guatemala'da haftada kaç saat çalışacaksın?
when the doctors and med students are going down there,
8:15doktorlar ve tıp öğrencileri oraya gittiğinde
it'll be like more of a full-time job working in the clinic.
8:18klinikte çalışmak daha çok tam zamanlı bir iş gibi olacak.
host family: program kapsamında aile yanında konaklama
Host family, genellikle değişim öğrencisi, gönüllü veya program katılımcısı olan bir ziyaretçiyi belirli bir süre evinde yaşamaya kabul eden yerel ailedir. Aile oda, yemek ve günlük yaşamda destek sağlayabilir. Burada stay with the host family, konuşanın aileyi yalnızca ziyaret edeceği değil, programın bir parçası olarak onların evinde yaşayacağı anlamına gelir. Ev sahibi aile ile konuk arasında akrabalık olması gerekmez.
Alıştırma
Değişim katılımcısını evinde ağırlayan yerel aileyi belirten terimi kullanın: During my exchange, I stayed with ____ near my school.
Cevabı göster
a host family
a stipend: sabit bir destek ödemesi
Stipend; eğitim, araştırma, staj, gönüllülük veya bir projeye katılım sırasında kişiyi desteklemek için verilen sabit miktarda paradır. Bu cümlede Ava, günlük giderlerine yardımcı olacak bu ödemeyi alacaktır. Stipend genellikle katılımı destekler; çalışılan saatlere göre hesaplanan normal çalışan ücreti değildir. Bu ayrım, sözcüğü salary veya hourly wage olarak yanlış anlamanızı önler.
Alıştırma
“Ava is going to get a stipend” cümlesinde a stipend büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Çalıştığı saat sayısına göre hesaplanan normal ücret
- Daha sonra geri ödemesi gereken bir borç
- Katılımını ve yaşam giderlerini desteklemek için verilen sabit bir ödeme
Cevabı göster
Katılımını ve yaşam giderlerini desteklemek için verilen sabit bir ödeme
It will help cover costs if you're studying or working on a project. Kalıp ifadeler
8:34Okuyorsanız veya bir proje üzerinde çalışıyorsanız masrafları karşılamanıza yardımcı olur.
cover costs: giderleri karşılamaya katkıda bulunmak
Bu cümlede cover costs, giderleri ödemek için para sağlamak anlamına gelir. Cover burada gerçek anlamıyla kullanılmaz; stipend, eğitim veya proje çalışmasının gerektirdiği harcamaların ödenmesine yardımcı olur. Help cover costs ifadesi bütün giderlerin ödeneceğini garanti etmez. Tam ödeme kastedildiğinde all costs veya the full cost kullanın.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “giderlerin ödenmesine katkıda bulunmak” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The travel grant will help ____ for students attending the conference.
Cevabı göster
cover costs
we're a not-for-profit real estate investment firm. Kelime
8:52biz kâr amacı gütmeyen bir gayrimenkul yatırım kuruluşuyuz.
Bir kuruluşu tanımlayan not-for-profit
Burada not-for-profit, firmanın amacını açıklar: sahipleri için kâr elde etmek firmanın temel hedefi değildir. Bir gelir fazlası oluşursa bu para genellikle özel sahiplere kâr dağıtmak yerine kuruluşun çalışmalarını desteklemek için kullanılır. Bu ifade, firmanın gelir elde edemeyeceği, ücret alamayacağı veya gelir fazlası oluşturamayacağı anlamına gelmez. Kesin hukuki statü ve kurallar bölgeye göre değişebilir; bu nedenle ifade tek başına belirli bir hukuki kategori belirtmez.
Alıştırma
not-for-profit bir kuruluş ücret alıyor ve yılı giderlerinden daha fazla gelirle kapatıyor. Bu durum mutlaka bir çelişki midir?
- Hayır. Sahiplere kâr dağıtmak temel amacı değilse gelir elde edebilir veya gelir fazlası oluşturabilir.
- Evet. not-for-profit bir kuruluş para alamaz veya gelir fazlasına sahip olamaz.
Cevabı göster
Hayır. Sahiplere kâr dağıtmak temel amacı değilse gelir elde edebilir veya gelir fazlası oluşturabilir.
we basically help with like pre-development for things Kelime
8:55temelde bazı projelerin ön geliştirme çalışmalarına yardımcı oluyoruz;
Gayrimenkulde pre-development
Burada pre-development, bir gayrimenkul projesi tam geliştirme ve inşaat aşamasına geçmeden önce yapılan planlama ve hazırlığı ifade eder. Araştırma, saha incelemeleri, fizibilite kontrolleri, tasarım, finansman planları, izinler ve diğer erken dönem çalışmaları buna dâhil olabilir. Bu nedenle help with pre-development, inşaat işini doğrudan yapmak değil, projenin ilerlemeye hazır hâle gelmesine yardımcı olmak demektir. pre- ön eki, projenin daha erken bir aşamasını gösterir.
Alıştırma
Bir ekip inşaattan önce bir sahayı inceliyor, fizibiliteyi kontrol ediyor ve izin başvuruları hazırlıyor. Bu ne tür bir çalışmadır?
- Pre-development work
- Construction work
- Property management
Cevabı göster
Pre-development work
so that people who might not have the money to do so
8:57böylece bunu yapacak parası olmayan insanlar
I enjoy feeling like I'm making a difference Kalıp ifadeler
9:03Bir fark yarattığımı hissetmekten hoşlanıyorum
making a difference: anlamlı bir etki yaratmak
Bu cümlede making a difference, olumlu veya anlamlı bir etki yaratmak demektir. Konuşan kişi, yaptığı işin önemli olduğunu hissetmekten hoşlanıyor. Bu ifade etkinin ne kadar büyük olduğunu belirtmez; küçük bir iyileşmeyi de büyük bir değişimi de anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi bu derste öğrendiğiniz ve ‘olumlu bir etki yaratmak’ anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: One helpful teacher can ____ in a child's life.
Cevabı göster
make a difference
and like working with like saving historical buildings.
9:05ve tarihî binaları kurtarmaya yönelik çalışmaları seviyorum.
I wish my office had a window that I could look out of. Dilbilgisi
9:12keşke ofisimde dışarı bakabileceğim bir pencere olsaydı.
I wish ... had ...: şimdiyle ilgili bir dilek
I wish + simple past, şu anda gerçek olmayan bir durumla ilgili dileği anlatır. Buradaki had, ofisin şimdiki durumuyla ilgilidir: ofiste pencere yoktur ve konuşan kişi bir pencere olmasını ister. Geçmiş zaman biçimi, durumun gerçeklikten farklı olduğunu gösterir; ofiste geçmişte bir pencere olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Şu anda gerçek olmayan bir durumla ilgili dileği tamamlayın. have fiilinin doğru biçimini kullanın: I wish our town ____ a swimming pool.
Cevabı göster
had
because it's just a summer internship while I'm in graduate school.
9:21çünkü yüksek lisans yaparken bu sadece bir yaz stajı.
internship: mesleği öğrenmeye yönelik kısa süreli görev
Bu cümlede internship, bir kişinin bir alanı tanımasına ve gerçek deneyim kazanmasına yardımcı olan kısa süreli bir çalışma dönemini ifade eder. Onu “geçici bir iş gibi” tanımlamak sürekli olmadığını açıklar, ancak bu yalnızca basit bir benzetmedir. Temel nokta amaçtır: internship genellikle öğrenmenin veya bir mesleği keşfetmenin parçasıdır. Ücretli ya da ücretsiz olabilir; bu yüzden yalnızca süre veya ücret, bir görevi internship yapmaz.
Alıştırma
Hangi durum en iyi şekilde internship olarak tanımlanır?
- Bir ziyaretçi müzede bir saatlik tura katılır.
- Bir mağaza yalnızca yoğun olduğu için iki haftalığına ek bir kasiyer işe alır.
- Bir öğrenci mesleki deneyim kazanmak için sekiz hafta boyunca bir müze ekibiyle çalışır.
Cevabı göster
Bir öğrenci mesleki deneyim kazanmak için sekiz hafta boyunca bir müze ekibiyle çalışır.
where you learn about a certain field or industry.
9:27bu işte belirli bir alan veya sektör hakkında bilgi edinirsiniz.
try out a career: karar vermeden önce bir mesleği deneyimlemek
Burada try out a career, size uygun olup olmadığına karar vermeden önce o iş türünün bazı gerçek yönlerini deneyimlemek anlamına gelir. Sınava girmek veya o mesleği zaten seçmiş olmak anlamına gelmez. Kalıp try out + şey biçimindedir. Try out çoğu zaman bir şeyi sınırlı bir süre kullanmak, yapmak veya deneyimlemek ve ardından değerlendirmek anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki deyimsel fiille tamamlayın: Before choosing her major, Lena wants to ____ a career in engineering through a summer program.
Cevabı göster
try out
commit to it: uzun süreli bir bağlılık kararı vermek
Commit to it, o kariyeri sürdürmeye kesin olarak karar vermek ve gerektirdiği sürekli çabayı ve sorumluluğu kabul etmek demektir. Burada it, kariyeri ifade eder; commit ise yalnızca denemekle karşıtlık oluşturur. commit to something yapısında to bir edattır. Ardından isim, zamir veya -ing biçimi gelebilir: commit to a plan, commit to it, commit to practicing.
Alıştırma
Cümleyi “kesin ve devamlı bir karar vermek” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: We tried the club for one month, and now we are ready to ____ it for the whole year.
Cevabı göster
commit to
Try to keep it under 45: I öznesi düşürülmüş yanıt
Bu yanıtta Try to keep it under 45, I try to keep it under 45 ifadesinin kısaltılmış hâlidir. Konuşan kişi kendi haftalık çalışma saatini anlatır ve bu süreyi 45 saatin altında tutmaya çalıştığını söyler. İngilizcede çok gündelik yanıtlarda açıkça anlaşılan özne düşürülebilir. Konuşan kişinin kendi çalışma saatlerini soran önceki soru olmasa aynı sözler normalde başka birine ne yapacağını söyleyen bir talimat gibi görünür. Eksik I öznesini bağlam belirler.
Alıştırma
Bir konuşmada birine “How many hours do you work each week?” diye soruluyor. Kişi “Try to keep it under 45.” diye yanıt veriyor. Bu yanıt ne anlama gelir?
- Haftada 45 saatten az çalışmaya gayret ederim.
- Her hafta tam 45 saat çalışırım.
- Haftada 45 saatten az çalışmalısın.
Cevabı göster
Haftada 45 saatten az çalışmaya gayret ederim.
Kesin bir sınır olarak “I'm not going to answer that”
Buradaki that, konuşanın yıllık geliriyle ilgili önceki soruyu ifade eder. Cümle, bir mazeret veya ek ayrıntı sunmadan istenen bilginin verilmeyeceğini doğrudan söyler. Bu yapıda be going to yalnızca gelecek planını değil, şu anki bir kararı veya niyeti de anlatır. I'm not going to + fiil, bir şeyi yapmamaya karar verdiğinizi açıkça belirtmenin bir yoludur.
Alıştırma
Biri size ne kadar para kazandığınızı soruyor. Hangi cevap bu bilgiyi paylaşmayı açıkça reddeder?
- I'm not going to answer that.
- I don't know the answer.
- I'll answer that tomorrow.
Cevabı göster
I'm not going to answer that.
my job is running anything on the floor, Kelime
9:58benim işim çalışma alanındaki her şeyi yönetmek,
İş yerinde “on the floor”
Bir kahve dükkânında geçen bu cümlede on the floor, müşteri hizmetlerinin ve günlük işlerin yürütüldüğü ana alanda anlamına gelir. Konuşanın işi, bu alandaki aktif çalışmaları koordine etmektir. Burada floor, ayakların altındaki yüzeyi veya binanın bir katını değil, bir çalışma alanını adlandırır. Tam olarak hangi alan olduğu işletmeye ve bağlama göre değişir.
Alıştırma
Bir mağaza müdürü “We need two more employees on the floor.” diyor. Buradaki on the floor büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Mağazanın ana satış veya hizmet alanında
- Binanın farklı bir katında
- Yerde yatarak
Cevabı göster
Mağazanın ana satış veya hizmet alanında
just making sure everything runs smoothly and Kalıp ifadeler
10:02her şeyin sorunsuz ilerlediğinden emin olmak ve
runs smoothly: sorunsuz çalışmak veya ilerlemek
Bu cümlede runs, fiziksel olarak koşmak değil, “çalışmak” veya “ilerlemek” anlamındadır. Runs smoothly, kafenin işlerinin sorun ya da kesinti olmadan devam ettiğini anlatır. Daha genel olarak bu ifade, bir işleyişin veya etkinliğin önemli bir sorun çıkmadan kolay ve düzenli biçimde sürdüğünü gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede run smoothly, “sorunsuz çalışmak veya gerçekleşmek” anlamında kullanılmıştır?
- The new game runs smoothly on this tablet.
- Leo runs smoothly across the shiny floor.
- The blue paint runs smoothly down the wall.
Cevabı göster
The new game runs smoothly on this tablet.
I would say dealing with the downside of dealing with so many people. Kalıp ifadeler
10:10Bu kadar çok insanla uğraşmanın olumsuz yönü derdim.
the downside of: bir dezavantajı tanıtmak
The downside of something, bir şeyin olumsuz tarafı veya dezavantajı demektir. Burada ifade, çok sayıda insanla uğraşmanın zor kısmını anlatır. the downside of + isim veya -ing biçimi yapısını kullanın: the downside of this job; the downside of working late. Bu yapı, yararları da olabilecek bir seçeneği veya durumu değerlendirirken kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi doğru tamamlayan ve bir dezavantajı tanıtan ifadeyi seçin: _____ joining three clubs is that I have less free time.
- The upside of
- The downside of
- The purpose of
Cevabı göster
The downside of
You get like random people that think they can do whatever.
10:13Karşına, istediğini yapabileceğini sanan türlü türlü insan çıkıyor.
Each year is probably around $60,000 to $70,000.
10:20Yılda muhtemelen 60.000 ila 70.000 dolar civarında.
komisyona dayalı ücret
Commission-based, ücretin satış yaparak veya şirkete iş kazandırarak elde edilen komisyona bağlı olduğunu anlatır. Bu birleşik sıfat kazancın nasıl hesaplandığını gösterir; işin nerede yapıldığını değil. Ücretin tamamı komisyondan oluşabilir veya taban ücrete komisyon eklenebilir. Sonuçlar değişebildiği için tahmini yıllık kazanç garanti edilen sabit bir maaş değildir ve daha yüksek ya da daha düşük olabilir.
Alıştırma
Satış komisyonuna bağlı ücreti anlatan birleşik sıfatla cümleyi tamamlayın: This job has no fixed salary; it is ____.
Cevabı göster
commission-based
means your pay is directly tied to how much you sell Kalıp ifadeler
10:49ücretinizin ne kadar satış yaptığınıza
be directly tied to: doğrudan bağlı olmak
be tied to ifadesinde tied mecaz anlamdadır: bir şey başka bir şeyle bağlantılıdır veya ona bağlıdır. Yapı X is tied to Y şeklindedir. Directly bu bağlantıyı güçlendirir. Burada ücret miktarı satış sonuçlarına göre değişir; iki şey gerçek anlamda birbirine bağlanmış değildir ve mutlaka birbirine eşit olmaları gerekmez.
Alıştırma
Hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The bonus rises when team sales rise, so it is ____ team sales.
Cevabı göster
directly tied to
Ne kadar çok satarsan, o kadar çok kazanırsın
the + comparative ..., the + comparative ... kalıbı iki değişimi birbirine bağlar: bir miktar veya derece değiştiğinde diğeri de onunla birlikte değişir. Burada daha çok satış yapmak, daha çok kazanmakla bağlantılıdır. Her iki the de eşleşen yapının bir parçasıdır; bir ismin önündeki sıradan belirli artikel değildir. Cümle genel bir ilişkiyi anlatır; her ek satışın geliri tam olarak aynı miktarda artıracağını garanti etmez.
Alıştırma
more ve better kullanarak eşleşen karşılaştırma kalıbını tamamlayın: ____ you practice, ____ you become.
Cevabı göster
The more · the better
but now I'm a supervisor for Cincinnati Metro Transit.
11:01ama şimdi Cincinnati Metro Transit'te amir olarak çalışıyorum.
İşinden emekli olmak
Retire from + bir iş, görev, meslek veya kurum, çalışma hayatının o bölümünü resmen sona erdirmek anlamına gelir. Bu cümlede from his job, Calvin'in ayrıldığı işi belirtir. Bir işten emekli olmak, ücretli bütün işleri sonsuza kadar bırakmak anlamına gelmeyebilir. Bir kişi uzun süreli bir meslekten emekli olup daha sonra farklı bir işte çalışabilir.
Alıştırma
Cümleyi retire fiilinden sonra kullanılan edatla tamamlayın: After thirty years as a pilot, Nina retired ____ her job.
Cevabı göster
from
What does your day-to-day look like? ile günlük rutini sormak
Burada What does ... look like?, bir şeyin gözle nasıl göründüğünü değil, genellikle nasıl düzenlendiğini veya deneyimlendiğini sorar. Soru, bir rutinin temel bölümlerini anlatmaya davet eder. Your day-to-day, kişinin normal günlük işi veya rutini demektir. Cümlenin bütünü, tipik bir günde genellikle neler olduğuna dair pratik bir genel bakış ister.
Alıştırma
Bir rutinin nasıl düzenlendiğini soran ifadeyle soruyu tamamlayın: What does your day-to-day ____?
Cevabı göster
look like
I supervise the coaches that drive around the city, Kültür
11:17Şehirde çalışan otobüs şoförlerini denetliyorum,
Şehir içi ulaşımda the coaches
Şehir içi ulaşım dilinde coaches, spor antrenörlerini değil, büyük yolcu otobüslerini ifade edebilir. Ancak burada konuşmacı personelden söz ediyor ve sürdüklerini söylediği coaches grubunu denetliyor; dolayısıyla kastedilen, bu araçları kullanan kişilerdir. Buradaki the coaches, coach drivers veya bus operators için kullanılan, bağlama bağlı ve gevşek bir kısaltmadır.
Alıştırma
Bu toplu taşıma cümlesinde the coaches neyi ifade ediyor?
- Spor antrenörleri
- Otobüslerde yolculuk eden yolcular
- Toplu taşıma araçlarının şoförleri
Cevabı göster
Toplu taşıma araçlarının şoförleri
making sure we have a positive experience riding the Metro.
11:21ve Metro yolculuğunun olumlu bir deneyim olmasını sağlıyorum.
and being able to assist them to get to A and B.
11:28ve A noktasından B noktasına gitmelerine yardımcı olabilmek.
I'm primarily working on our digital messaging chatbot Genie right now
11:52Şu anda ağırlıklı olarak dijital mesajlaşma sohbet botumuz Genie üzerinde çalışıyorum
and so working a lot with our operations partners,
11:56bu yüzden operasyon ortaklarımızla yoğun şekilde çalışıyorum,
working a lot with our developers who work on the chatbot,
11:58sohbet botu üzerinde çalışan geliştiricilerimizle de çok çalışıyorum,
figuring out what the chatbot's going to say in various circumstances. Öbek fiiller
12:00ve sohbet botunun farklı durumlarda ne söyleyeceğini belirliyorum.
figuring out: düşünerek çözmek veya anlamak
Figure out; düşünerek, analiz ederek veya farklı yollar deneyerek bir şeyi anlamak, nasıl çalıştığını keşfetmek ya da bir sorunu çözmek demektir. Bu cümlede figuring out, sohbet botunun farklı durumlarda ne söyleyeceğine karar verme sürecini anlatır. Kalıp figure out + isim veya soru yan cümlesidir. Burada what the chatbot's going to say... soru yan cümlesi, üzerinde çalışılıp belirlenen şeyi gösterir.
Alıştırma
Cümleyi figure out ifadesinin -ing biçimiyle tamamlayın: Maya is ____ how to fix the robot.
Cevabı göster
figuring out
and I hope this video gives you a glimpse of what people do for a living Kalıp ifadeler
12:24ve umarım bu video size insanların ne iş yaptığına
gives you a glimpse of: kısa ve kısmi bir bakış sunmak
give someone a glimpse of something kalıbı, bir kişinin bir şeyin küçük, kısa ama anlamlı bir bölümünü görmesini veya anlamasını sağlamak demektir. Glimpse sınırlı bir bakış ifade eder; bu nedenle kalıp tam bir tablo sunma sözü vermez. Bu cümlede video, izleyicilere insanların yaptığı işler hakkında kısa bir giriş sunar. Kalıp gerçek anlamda kısa bir bakışı ya da buradaki gibi mecaz anlamda sınırlı bir anlayışı anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi give us a glimpse of ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The short studio tour ____ how animated films are made.
Cevabı göster
gave us a glimpse of