ABD'de insanlara “Ne iş yapıyorsun?” diye sormak: İngilizce çalışma notları

Ariannita la Gringa

Öğrenme zorluğu
2.489 kelime 226 kel/dk

Video özeti: Cincinnati röportajları meslekleri, görevleri, çalışma saatlerini, deneyimleri ve saatlik, sabit ya da komisyona bağlı ödemeyi karşılaştırıyor. Kısa notlar Amerikan iş terimlerini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. "for a living" — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: yaşam tarzını değil mesleği sorun; iş veya gelir hakkında doğal konuşun. 2. "If you don't mind me asking," — Konuşma edimbilimi ve tutum: özel maaş sorusunu yumuşatırken karşı tarafa reddetme hakkı bırakın. 3. "The more you sell, the more you earn." — Dilbilgisi ve cümle kalıpları: birlikte değişen iki miktarı bağlayıp kalıbı çaba, maliyet, performans veya sonuçlar için kullanın.

Bu derste

Hey everybody, it's Ariannita la Gringa and welcome back to my YouTube channel.

0:00

Herkese merhaba, ben Ariannita la Gringa. YouTube kanalıma yeniden hoş geldiniz.

In today's video,

0:05

Bugünkü videoda,

I will ask people around Cincinnati, Ohio

0:06

Ohio'nun Cincinnati şehrindeki insanlara

what they do for a living and how much they make each year. Kalıp ifadeler

0:09

ne iş yaptıklarını ve yılda ne kadar kazandıklarını soracağım.

Kalıp ifadeler

“Meslek olarak” anlamındaki “for a living”

what they do for a living ifadesinde for a living, “para kazanmak için yapılan iş olarak” anlamına gelir. do sözcüğünü, kişinin o anda ne yaptığını değil, mesleğini soran bir yapının parçası hâline getirir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp What do/does + kişi + do for a living? şeklindedir. Birinin ne iş yaptığını sormak için kullanılır.

Alıştırma

“Meslek olarak” anlamındaki sabit ifadeyi tamamlayın: What does your aunt do ____?

Cevabı göster

for a living

Let's go.

0:12

Hadi başlayalım.

Hi, what's your name?

0:20

Merhaba, adın ne?

My name's Austin.

0:21

Benim adım Austin.

Hi Austin,

0:22

Merhaba Austin,

what do you do for a living?

0:23

ne iş yapıyorsun?

I work downtown at Divisions Maintenance Group

0:24

Şehir merkezinde Divisions Maintenance Group'ta çalışıyorum

and I manage a book of business for various different clients Kelime

0:27

ve çeşitli müşterilerden oluşan bir müşteri portföyünü yönetiyorum

Kelime

Müşteri portföyü anlamındaki “a book of business”

Burada a book of business, bir uzmanın sorumlu olduğu müşteri, müşteri hesabı veya sözleşme grubudur. Manage a book of business, bu iş ilişkileriyle ilgilenmek ve onları geliştirmek anlamına gelir; book fiziksel bir kitap değildir. Bu ifade satış, sigorta, finans ve müşteri hizmetleri gibi işlerin müşterilere veya hesaplara göre düzenlendiği alanlarda yaygındır.

Alıştırma

“Maya manages a book of business for several companies,” cümlesinde a book of business ne anlama gelir?

  1. Sorumlu olduğu müşteri veya hesap grubu
  2. Satın almayı planladığı kitapların listesi
  3. Şirketlere nasıl faaliyet göstereceklerini öğreten basılı bir kitap
Cevabı göster

Sorumlu olduğu müşteri veya hesap grubu

and I help them with their facility maintenance.

0:32

ve tesis bakımları konusunda onlara yardımcı oluyorum.

When Americans ask,

0:34

Amerikalılar,

what do you do for a living,

0:35

“Ne iş yapıyorsun?” diye sorduklarında,

they want to find out your job and what you do for work.

0:37

mesleğinizi ve iş olarak ne yaptığınızı öğrenmek isterler.

What's your favorite part about your job?

0:40

İşinin en sevdiğin yanı ne?

Probably my favorite part is just seeing my client's reaction

0:42

Herhâlde en sevdiğim yanı, bir sorunlarını çözdüğümde

when I solve a problem for them.

0:45

müşterilerimin tepkisini görmek.

And then what kind of projects do you work on?

0:47

Peki ne tür projeler üzerinde çalışıyorsun?

Well, right now,

0:49

Şey, şu anda

I won't say the name,

0:50

adını söylemeyeceğim

but I work for a donut company

0:50

ama bir donut şirketi için çalışıyorum

and I help them out with making sure their donut line is running. Notlar

0:52

ve donut üretim hatlarının çalışır durumda kalmasına yardımcı oluyorum.

Öbek fiiller

help them out: onlara yardım etmek

Help someone out, birine ihtiyaç duyduğu anda, genellikle bir görev veya sorun konusunda somut yardım sağlamak demektir. Buradaki yardım, donut üretim hattının düzgün çalışmasını sağlamaktır. Out sözcüğü help out öbek fiilinin bir parçasıdır; içeriden dışarı hareket etmek anlamına gelmez.

Alıştırma

‘Somut yardım vermek’ anlamındaki öbek fiili tamamlayın: You have a lot to finish, so let me help you ____.

Cevabı göster

out

Dilbilgisi

making sure + yan cümle

Make sure + yan cümle, bir durumun doğru olduğunu kontrol etmek veya doğru olmasını sağlamak için harekete geçmek demektir. Sure’dan sonra gelen their donut line is running tam bir yan cümledir. Burada making kullanılmasının nedeni, with edatından sonra gelmesidir. Bu iş sorumluluğu bağlamında making sure, hattın çalışıp çalışmadığını yalnızca öğrenmek değil, çalışmaya devam etmesini sağlamak anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi make sure ifadesinin -ing biçimiyle tamamlayın: Lena helps with ____ every window is closed before the shop closes.

Cevabı göster

making sure

How many hours do you work each week?

0:55

Haftada kaç saat çalışıyorsun?

I'm pushing like 70 hours per week right now. Kelime

0:57

Şu sıralar haftada 70 saate yaklaşıyorum.

Kelime

pushing like 70 hours: yüksek bir sayıya yakın gündelik tahmin

pushing like 70 hours ifadesindeki pushing, bir şeyi fiziksel olarak itmek değil, miktarın yüksek bir sayıya yaklaşması demektir. Konuşan kişi haftalık toplamın 70 saate yakın olduğunu söylüyor. Like, sayının resmî olmayan yaklaşık bir tahmin olduğunu gösterir. Bu iki sözcük birlikte konuşma diline özgü duyulur ve iş yükünün alışılmadık derecede ağır olduğunu da ima eder.

Alıştırma

Örnekteki pushing like 70 hours ne anlama geliyor?

  1. Haftalık toplamın yaklaşık 70 saate yakın olduğu gündelik biçimde tahmin ediliyor.
  2. Haftalık toplam 70 saati çoktan büyük ölçüde aşmıştır.
  3. Resmî bir kayda göre haftalık toplam tam olarak 70 saattir.
Cevabı göster

Haftalık toplamın yaklaşık 70 saate yakın olduğu gündelik biçimde tahmin ediliyor.

It's a lot after hours. Kelime

1:00

Normal mesai saatleri dışında da çok çalışıyorum.

Kelime

after hours: normal çalışma saatlerinin dışında

Burada after hours, bir iş yerinin veya hizmetin normal açık olduğu saatlerin dışı anlamına gelir. Ek işin ne zaman yapıldığını belirtir. Bu kalıplaşmış ifadede hours, geçen saatlerin sayısını değil, normal çalışma veya hizmet programını anlatır.

Alıştırma

“Normal iş saatlerinin dışında” anlamına gelen ifadeyle cümleyi tamamlayın: If the alarm goes off ____, call security.

Cevabı göster

after hours

Sounds like you work a lot.

1:01

Anlaşılan çok çalışıyorsun.

And then how much do you earn each year?

1:02

Peki yılda ne kadar kazanıyorsun?

Right now,

1:04

Şu anda

I'm tracking towards $115,000. Kalıp ifadeler

1:04

yıllık 115.000 dolara doğru gidiyorum.

Kalıp ifadeler

tracking towards: mevcut ilerlemeye göre sonuç tahmin etmek

Burada tracking towards $115,000, mevcut hızın nihai sonucun yaklaşık 115.000 dolar olacağına işaret ettiği anlamına gelir. Konuşan kişi bu miktara henüz ulaşmamıştır. Mevcut veriler veya ilerleme, bir şeyin nereye gittiğini tahmin etmeyi sağladığında be tracking towards + hedef veya sonuç yapısını kullanın. Bu yapı tamamlanmış bir sonucu değil, gidişatı vurgular.

Alıştırma

Mevcut hızın gelecekteki bir sonuca işaret ettiğini anlatan bu dersteki iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: At our current pace, we are ____ 10,000 downloads this month.

Cevabı göster

tracking towards

Hi, what's your name?

1:06

Merhaba, adın ne?

Mitch Kaiser.

1:07

Mitch Kaiser.

Hi Mitch,

1:08

Merhaba Mitch,

what do you do for a living?

1:08

ne iş yapıyorsun?

I work for Pro Football Focus.

1:10

Pro Football Focus'ta çalışıyorum.

I am a college football analyst for PFF here in Cincinnati.

1:12

Burada, Cincinnati'deki PFF'te üniversite Amerikan futbolu analistiyim.

What's your favorite part about your job?

1:15

İşinin en sevdiğin yanı ne?

Getting to watch every college football game

1:17

Tüm üniversite Amerikan futbolu maçlarını izleyebilmek

and then write about it later on.

1:19

ve sonrasında onlar hakkında yazmak.

I write articles covering college football.

1:21

Üniversite Amerikan futbolunu konu alan makaleler yazıyorum.

And what's your favorite article you've written?

1:23

Yazdığın en sevdiğin makale hangisi?

I wrote an article last fall about why Michael Penix should have won the Heisman. Notlar

1:25

Geçen sonbaharda Michael Penix'in Heisman Ödülü'nü neden kazanması gerektiği hakkında bir makale yazdım.

Dilbilgisi

should have won: geçmişteki bir sonucu değerlendirmek

Should have won ifadesinde should have + geçmiş zaman ortacı won, geçmiş hakkında bir değerlendirme bildirir. Konuşan kişi Michael Penix'in kazanmayı hak ettiğini düşünür, ancak Michael Penix kazanmamıştır. Bu tür geçmiş değerlendirmelerinde yapı, gerçek sonucu konuşanın daha iyi veya beklenen sonuç olarak gördüğü şeyden ayırır. Gerçekleşmemiş bir olaya işaret eder.

Alıştırma

Hangi cümle Lena'nın kazanmadığını, ancak konuşanın onun kazanmayı hak ettiğini düşündüğünü anlatır?

  1. Lena should have won the award.
  2. Lena must have won the award.
  3. Lena could win the award next year.
Cevabı göster

Lena should have won the award.

Kültür

the Heisman: ABD üniversite futbolunda önemli bir bireysel ödül

The Heisman, the Heisman Trophy adının kısa biçimidir. Bu, ABD üniversite futbolunda öne çıkan bir oyuncuya her yıl verilen önemli bir ödüldür. Burada Michael Penix için "should have won the Heisman" denmesi, yazarın onun bu üst düzey bireysel ödülü hak ettiğine inandığı anlamına gelir. Heisman bir ödüldür; okul, takım veya maç değildir.

Alıştırma

Bu cümlede the Heisman neyi ifade ediyor?

  1. Bir üniversite futbolu takımı
  2. ABD üniversite futbolunda önemli bir bireysel ödül
  3. Bir şampiyonluk maçı
Cevabı göster

ABD üniversite futbolunda önemli bir bireysel ödül

I was pretty happy about it

1:28

O makaleden oldukça memnundum

and then he played really well, so that's probably my favorite article.

1:30

ve sonra da çok iyi oynadı; bu yüzden herhâlde en sevdiğim makale o.

How many hours a week do you work?

1:32

Haftada kaç saat çalışıyorsun?

40,

1:34

40 saat,

sometimes more in the season.

1:35

sezon içinde bazen daha fazla.

Summertimes you get probably less than 40

1:36

Yazları muhtemelen 40 saatten az çalışıyorum

because it's off season

1:39

çünkü sezon dışında oluyoruz

and then when fall rolls around, Deyimler

1:40

ve sonbahar geldiğinde

Deyimler

fall rolls around: bir mevsim yeniden geldiğinde

fall rolls around ifadesindeki roll around, “düzenli bir döngünün parçası olarak yeniden gelmek” anlamına gelir. Özne bir zaman dilimi veya tekrarlanan olaydır; rolls around ise fiil grubudur. Burada when fall rolls around, “sonbahar yeniden geldiğinde” demektir. Fiziksel olarak yuvarlanmayı anlatmaz ve sonbaharın aniden geldiğini düşündürmez.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “düzenli bir döngünün parçası olarak yeniden gelir” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: When summer ____, this pool gets crowded.

Cevabı göster

rolls around

probably like 60 hours some weeks.

1:41

bazı haftalar muhtemelen 60 saat civarı çalışıyorum.

In the US,

1:43

ABD'de

a standard work week is 40 hours,

1:44

standart çalışma haftası 40 saattir;

usually 8 hours a day,

1:47

genellikle günde 8 saat,

5 days a week.

1:49

haftada 5 gün.

If you work more than 40 hours,

1:50

40 saatten fazla çalışırsanız

that's overtime Kelime

1:51

bu, fazla mesai sayılır

Kelime

“that's overtime” içindeki overtime kelimesinin iş anlamı

Burada overtime, normal çalışma saatlerinin dışında çalışılan süreyi anlatan bir iş terimidir; örneğin standart kırk saatlik çalışma haftasını aşan saatler gibi. “that's overtime” ifadesinde konuşan kişi, az önce sözü edilen işi veya saatleri fazla mesai olarak nitelendirir. “that's overtime” ifadesi “bu fazla mesai sayılır” anlamına gelir. Bir vardiyanın ne kadar sürdüğünü anlatmaz. Bu saatlere farklı bir ücret uygulanabilir, ancak overtime tek başına çalışılan süreyi belirtir; belirli bir ücret katsayısını belirtmez.

Alıştırma

“I worked overtime to finish the report” cümlesinde overtime ne anlama gelir?

  1. Berabere biten bir spor karşılaşmasındaki ek süre
  2. Normal çalışma saatlerinin dışında çalışılan ek saatler
  3. Yoğun bir haftadan sonra alınan izin
Cevabı göster

Normal çalışma saatlerinin dışında çalışılan ek saatler

and you get paid extra.

1:52

ve ek ücret alırsınız.

For example,

1:54

Örneğin,

if you make $10 an hour,

1:55

saatte 10 dolar kazanıyorsanız

overtime is time and a half, Kelime

1:57

fazla mesai ücreti normal ücretin bir buçuk katıdır;

Kelime

time and a half, 1,5 kat ücret oranı

Time and a half, ücretle ilgili sabit bir ifadedir. İlgili saatler için normal ücretin bir buçuk katının ödenmesi anlamına gelir: normal saatlik ücret on dolarsa, bu saatler için saatlik ücret on beş dolar olur. Bu ifade zamanın uzunluğunu değil, ücret oranını anlatır. “overtime is time and a half” cümlesinde, fazla mesai saatlerinin nasıl ücretlendirildiği açıklanır.

Alıştırma

İngilizce cümleyi sabit ücret ifadesiyle tamamlayın: The policy says holiday shifts are paid at ____, meaning 1.5 times the regular rate.

Cevabı göster

time and a half

so for every hour worked over 40,

1:58

yani 40 saatin üzerindeki her çalışma saati için

you'd make $15.

2:00

15 dolar kazanırsınız.

How much do you earn each year?

2:02

Yılda ne kadar kazanıyorsun?

Not enough. Ton ve niyet

2:03

Yeterince değil.

Ton ve niyet

Gelir hakkında kısa bir yanıt olarak Not enough.

Burada Not enough., I do not earn enough. cümlesinin kısa hâlidir. Eksik sözcükler röportajı yapan kişinin sorusundan anlaşıldığı için konuşanın bunları tekrarlaması gerekmez. Konuşan kişi bir sayı vermek yerine kazancının istediği veya ihtiyaç duyduğu miktardan az olduğunu söyler. Bu kısa yanıt kuru bir mizah taşır; aynı zamanda memnuniyetsizliği gösterir ve kesin geliri açıklamaktan kaçınır.

Alıştırma

Bir arkadaşınız "How much sleep did you get last night?" diye soruyor. Siz "Not enough." diye yanıtlıyorsunuz. Yanıtınız ne anlama gelir?

  1. İstediğimden veya ihtiyaç duyduğumdan daha az uyudum.
  2. Soruyu anlamadım.
  3. Tam gerektiği kadar uyudum.
Cevabı göster

İstediğimden veya ihtiyaç duyduğumdan daha az uyudum.

Not enough.

2:05

Yeterince değil.

I'm going to say that.

2:06

Öyle diyeyim.

What's the minimum you could earn if you just started out? Öbek fiiller

2:07

İşe yeni başlayan biri en az ne kadar kazanabilir?

Öbek fiiller

Kariyerin başlangıcını anlatan started out

Bu soruda started out, "kariyere başladı veya bir iş alanına girdi" anlamına gelir. Fazla deneyim edinmeden önceki en erken aşamayı anlatır. Start out bir etkinliğin veya yolculuğun başlangıcını da anlatabilir. Hangi başlangıcın kastedildiğini çevresindeki sözcükler belirler. Burada kazançla ilgili soru kariyer anlamını açıkça gösterir; fiziksel bir yerden ayrılmak kastedilmez.

Alıştırma

Cümleyi "erken bir aşamada başladı" anlamındaki öbek fiille tamamlayın: Maya ____ as a library assistant before becoming a manager.

Cevabı göster

started out

Probably like 30k would be the minimum,

2:10

Muhtemelen en düşük 30 bin dolar civarı olurdu,

like the lowest.

2:12

yani en dip seviye.

I make a little more than that,

2:14

Ben bundan biraz daha fazla kazanıyorum

but not great, you know.

2:15

ama yine de pek iyi değil, biliyorsun.

Hi, what's your name?

2:16

Merhaba, adın ne?

Hi, my name's Katie.

2:17

Merhaba, benim adım Katie.

Hi Katie,

2:18

Merhaba Katie,

what do you do for a living?

2:19

ne iş yapıyorsun?

I am a server. Kelime

2:20

Garsonum.

Kelime

Restorandaki görev adı olarak server

Bu restoran bağlamında server, müşterilerin siparişlerini alan, yiyecek ve içecekleri getiren ve neye ihtiyaçları olduğunu kontrol eden görevli demektir. Server kelimesinin hangi anlamda kullanıldığını çevredeki durum gösterir. Burada bir bilgisayar sistemini değil, bir insanı belirtir; bu iş yalnızca tabak taşımaktan da ibaret değildir.

Alıştırma

Hangi durumda server, “I am a server” cümlesindekiyle aynı tür kişiyi anlatır?

  1. Bir restoran çalışanı masanın siparişini alıyor.
  2. Bir karşılama görevlisi misafirleri yerlerine götürüyor.
  3. Bir bilgisayar başka bilgisayarlara dosya gönderiyor.
Cevabı göster

Bir restoran çalışanı masanın siparişini alıyor.

And what's your favorite part about your job?

2:21

Peki işinin en sevdiğin yanı ne?

I meet so many cool people,

2:23

Çok fazla harika insanla tanışıyorum,

especially being downtown.

2:25

özellikle de şehir merkezinde olduğumuz için.

I feel like it's such a wide variety of people Kalıp ifadeler

2:27

Karşıma çok çeşitli insanlar çıkıyor

Kalıp ifadeler

a wide variety of: birçok farklı türde

A wide variety of, “birçok farklı türde” anlamına gelir. A wide variety of people ifadesinde vurgu yalnızca insan sayısına değil, insanların birbirinden farklı tür veya geçmişlere sahip olmasına yapılır. Kalıp a wide variety of + isim şeklindedir. options gibi çoğul bir isimden veya music gibi normalde sayılmayan bir isimden önce gelebilir.

Alıştırma

Cümleyi a wide variety of ile tamamlayın: The science club tries ____ experiments.

Cevabı göster

a wide variety of

that I get

2:29

diyebilirim

and it's just really cool

2:30

ve gerçekten çok güzel

to to meet so many different kinds of people.

2:31

bu kadar farklı türden insanla tanışmak.

What do you do every day for your job?

2:32

İşin için her gün ne yapıyorsun?

I go around,

2:34

Masaların arasında dolaşıyorum,

I get tables

2:35

masalarla ilgileniyorum

and I basically just take their food and drink order,

2:36

ve temelde yiyecek ve içecek siparişlerini alıyorum,

chat it up with them Öbek fiiller

2:39

onlarla sohbet ediyorum

Öbek fiiller

chat it up with: canlı ve samimi sohbet

Chat it up with someone, biriyle canlı ve samimi bir sohbet başlatmak veya böyle bir sohbeti sürdürmek demektir. Burada konuşan kişi ciddi bir görüşmeyi değil, müşterilerle sıcak ve sosyal biçimde konuşmayı anlatıyor. Bu ifadede it belirli bir şeyi göstermez. Chat it up bir bütün olarak kullanılır; with ise konuşulan kişiyi tanıtır. Yalnızca chat with demeye kıyasla, samimi bir ortam yaratmak için daha fazla enerji veya çaba gösterildiğini düşündürür.

Alıştırma

'Biriyle canlı ve samimi biçimde konuşmak' anlamındaki dört sözcüklü gündelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: At the school picnic, my dad likes to ____ the other parents.

Cevabı göster

chat it up with

and have a good time,

2:40

ve keyifli vakit geçiriyorum,

do anything they need,

2:42

neye ihtiyaçları varsa yapıyorum,

fill up their waters,

2:42

sularını dolduruyorum,

keep them happy.

2:43

onları memnun ediyorum.

And then what's your least favorite part about your job?

2:45

Peki işinin en sevmediğin yanı ne?

Sometimes it gets really overwhelming.

2:47

Bazen gerçekten bunaltıcı olabiliyor.

I love to multitask,

2:49

Aynı anda birçok işle uğraşmayı seviyorum

but sometimes it's like I'm not an octopus. Deyimler

2:50

ama bazen, sonuçta ahtapot değilim.

Deyimler

I'm not an octopus: yeterince eli olmamakla ilgili mizah

I'm not an octopus mizahi bir benzetmedir. Ahtapotun çok sayıda kolu vardır; bu yüzden konuşan kişi bu görüntüyü “Bütün bu işleri aynı anda yapacak kadar çok elim yok” demek için kullanır. Bu, kimliğiyle ilgili gerçek anlamlı bir açıklama değildir. Şaka, sıkıntıyı eğlenceli bir yakınmaya dönüştürür. Bu tür somut bir görüntü, yalnızca “Çok meşgulüm” demeden gerçek bir sınırı anlatabilir.

Alıştırma

Çok meşgul bir aşçı “I'm not an octopus.” diyor. Aslında ne anlatmak istiyor?

  1. Bir deniz hayvanıymışım gibi davranıyorum.
  2. Kimseyle konuşmak istemiyorum.
  3. Her şeyi aynı anda yapacak kadar çok elim yok.
Cevabı göster

Her şeyi aynı anda yapacak kadar çok elim yok.

It's hard to do 20 million things at once, Anlatım akışı

2:53

Aynı anda 20 milyon şey yapmak zor,

Anlatım akışı

20 million things at once ifadesindeki sayısal abartı

20 milyon sayısı gerçek bir sayı vermek için değil, bilerek abartmak için kullanılır. “Başa çıkılamayacak kadar çok şey” anlamına gelir. at once ifadesi, görevlerin aynı anda ilgi beklediğini de ekler. Çok büyük sayı ve at once birlikte, konuşanın bunalmış hissettiğini gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede 20 million things at once ne anlatıyor?

  1. Konuşan kişi aynı anda gereğinden fazla görevle uğraştığı için bunalmış hissediyor.
  2. Konuşan kişi tam olarak 20 milyon görev saydı.
  3. Konuşan kişi aynı anda 20 milyon görevi kolayca tamamlayabilir.
Cevabı göster

Konuşan kişi aynı anda gereğinden fazla görevle uğraştığı için bunalmış hissediyor.

but that's not always all the time.

2:56

ama bu durum her zaman yaşanmıyor.

That's really busy days

2:57

Bunlar gerçekten yoğun günler oluyor

and get you overwhelmed and for sure.

2:59

ve insanı kesinlikle bunaltıyor.

How many hours each week do you work?

3:00

Haftada kaç saat çalışıyorsun?

Right now,

3:02

Şu anda

I'm doing about 40.

3:02

yaklaşık 40 saat çalışıyorum.

During the school year,

3:04

Okul döneminde

I do like 25, 30,

3:05

25-30 saat kadar çalışıyorum,

so a few days a week.

3:07

yani haftada birkaç gün.

Okay, so you're a student as well?

3:08

Tamam, yani aynı zamanda öğrencisin?

Yeah.

3:09

Evet.

What do you study?

3:10

Ne okuyorsun?

Um. speech pathology.

3:10

Şey... dil ve konuşma terapisi.

I just graduated.

3:12

Yeni mezun oldum.

Yeah.

3:13

Evet.

Congrats.

3:13

Tebrikler.

And then how much do you earn each year?

3:14

Peki yılda ne kadar kazanıyorsun?

Each year,

3:16

Yıllık olarak,

I think if I was working full-time, Dilbilgisi

3:16

sanırım tam zamanlı çalışsaydım

it would be a lot more,

3:18

çok daha fazla olurdu

Dilbilgisi

if I was working ... it would be ... ile şimdiki zamana aykırı varsayım

Burada if I was working full-time, şimdiki gerçeklikten farklı bir durumu hayal eder: konuşan kişi şu anda tam zamanlı çalışmıyordur. Geçmiş zamanın sürerlik biçimi olan was working burada gerçekten yaşanmış geçmiş bir olayı anlatmaz; if sonrasındaki geçmiş biçim, şimdiki gerçekliğe mesafe koyar. it would be a lot more, hayal edilen sonucu verir. Yeniden kullanılabilecek kalıp if + geçmiş biçim, ... would + fiilin yalın hâlidir ve şimdiki zamanda gerçek olmayan ya da pek olası görünmeyen durumları anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle şu anda gerçek olmayan bir durumu hayal ediyor?

  1. If I work from home tomorrow, my morning will be calmer.
  2. If I was working from home, my mornings would be calmer.
  3. When I was working from home, my mornings were calmer.
Cevabı göster

If I was working from home, my mornings would be calmer.

but I think this year it was like $25,000,

3:19

ama sanırım bu yıl 25.000 dolar civarındaydı,

22,000, 25,000

3:24

22.000-25.000 dolar;

and that's with full-time in the summer

3:26

buna yazın tam zamanlı

and then part-time during the school year.

3:27

ve okul döneminde yarı zamanlı çalışmam dâhil.

If you work full-time,

3:29

Tam zamanlı çalışıyorsanız

that means you work around 30 to 40 hours a week

3:31

bu, haftada yaklaşık 30 ila 40 saat çalıştığınız

and you often get benefits like health insurance and paid time off. Notlar

3:34

ve çoğu zaman sağlık sigortası ve ücretli izin gibi yan haklardan yararlandığınız anlamına gelir.

Kelime

Çalışan yan hakları anlamında benefits

İş bağlamında benefits, işverenin normal ücrete ek olarak sağladığı yan hakları ifade eder. Sağlık sigortası ve ücretli izin yaygın örneklerdir. Bir iş ilanında veya ücret görüşmesinde benefits ifadesini yalnızca işin genel iyi yönleri olarak değil, toplam çalışma paketinin bir parçası olarak anlayın.

Alıştırma

Hangi cümlede benefits, maaşa ek çalışan hakları anlamında kullanılmıştır?

  1. The position includes benefits such as health insurance and paid vacation.
  2. Regular exercise has many health benefits.
  3. The new schedule benefits the entire team.
Cevabı göster

The position includes benefits such as health insurance and paid vacation.

Kalıp ifadeler

Paid Time Off (PTO): ücretli izin

Paid time off, çalışanın işten uzakta olduğu hâlde normal ücretini almaya devam ettiği zamanı ifade eder. İşverenin politikasına göre yıllık izin, hastalık izni veya kişisel izin günlerini kapsayabilir. Yaygın kısaltması PTO'dur. Bu ifade işyerindeki ücretli izin hakkının adıdır; işten sonraki boş zaman için ödeme yapılması anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi, ücretin devam ettiği izni anlatan üç kelimelik işyeri terimiyle tamamlayın: This job includes ten days of ____ each year.

Cevabı göster

paid time off

Katie works part-time,

3:38

Katie yarı zamanlı çalışıyor;

so she works fewer hours,

3:39

bu yüzden daha az saat çalışıyor,

usually 20 hours or less a week.

3:41

genellikle haftada 20 saat veya daha az.

Hi, what's your name?

3:43

Merhaba, adın ne?

Hi, my name's Cameron.

3:44

Merhaba, benim adım Cameron.

Hi Cameron,

3:45

Merhaba Cameron,

what do you do for a living?

3:46

ne iş yapıyorsun?

Currently,

3:47

Şu anda

I work here at Starbucks at 580.

3:48

buradaki 580 numaralı Starbucks şubesinde çalışıyorum.

And what do you do for your job?

3:50

Peki iş olarak ne yapıyorsun?

I am a barista.

3:51

Baristayım.

I make coffees,

3:52

Kahve hazırlıyorum,

do food here,

3:54

burada yiyecekleri hazırlıyorum,

ring out customers Öbek fiiller

3:55

müşterilerin ödemelerini alıyorum

Öbek fiiller

ring out customers: müşterilerin kasada ödemesini almak

Burada ring out customers, kasayı kullanarak müşterilerin siparişlerini ve ödemelerini işlemek ve ödeme işlemlerini tamamlamak anlamına gelir. Bu öbek fiilin tamamı hizmet işlerine özgü bir anlam taşır. Ring burada telefon etmek, out ise dışarı anlamına gelmez; müşteri, ödeme işlemi tamamlanan kişidir.

Alıştırma

Bir kafedeki iş bağlamında ring out customers ne anlama gelir?

  1. Kasada ödemelerini işleme almak
  2. Ayrıldıktan sonra onları telefonla aramak
  3. Onlardan dışarı çıkmalarını istemek
Cevabı göster

Kasada ödemelerini işleme almak

and make sure everybody's met with what they need.

3:55

ve herkesin ihtiyacının karşılandığından emin oluyorum.

What's your favorite part about your job?

3:57

İşinin en sevdiğin yanı ne?

Connecting with the customers for sure.

3:59

Kesinlikle müşterilerle bağ kurmak.

Getting to know people as they come in

4:01

İçeri geldikçe insanları tanımak

and just being able to make those connections with everybody.

4:02

ve herkesle böyle bağlar kurabilmek.

And then what's the least favorite part about your job?

4:05

Peki işinin en sevmediğin yanı ne?

I'm going to hit it with a little comedic joke.

4:07

Biraz esprili bir yanıt vereyim.

I would say dishes.

4:09

Bulaşıklar derdim.

Dishes?

4:10

Bulaşıklar mı?

Yeah.

4:10

Evet.

How many hours do you work each week?

4:11

Haftada kaç saat çalışıyorsun?

I work about 30 to 35 hours a week.

4:13

Haftada yaklaşık 30 ila 35 saat çalışıyorum.

How much do you earn?

4:15

Ne kadar kazanıyorsun?

Right now,

4:16

Şu anda

I'm currently making $16.75 an hour.

4:16

saatte 16,75 dolar kazanıyorum.

How much do you earn

4:19

“Ne kadar kazanıyorsun?”

is just a way of asking someone how much money they make.

4:20

birine ne kadar para kazandığını sormanın bir yoludur.

Also, Cameron gets paid by the hour, Kalıp ifadeler

4:24

Ayrıca Cameron'a saatlik ücret ödeniyor;

Kalıp ifadeler

paid by the hour: saatlik ücret almak

Paid by the hour, kazancın çalışılan saat sayısına göre hesaplandığı anlamına gelir. Ücret ödenen saat arttıkça toplam kazanç da genellikle artar. Yapı be + paid + by the hour şeklindedir. Burada by, ücretin hesaplanmasında kullanılan birimi gösterir; önce anlamına gelmez ve ödeme yöntemini belirtmez.

Alıştırma

Ücretin çalışılan her saat için hesaplandığını anlatan, by içeren dört sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: This weekend job is ____, so working six hours earns more than working three.

Cevabı göster

paid by the hour

so he earns more if he works more hours.

4:26

yani daha fazla saat çalışırsa daha çok kazanıyor.

Another way to get paid is with a salary

4:28

Ödeme almanın başka bir yolu da sabit maaşlı çalışmaktır;

where you get paid the same amount every pay period, Kelime

4:31

bu durumda her maaş döneminde aynı miktarda ödeme alırsınız,

Kelime

pay period: maaş hesaplama dönemi

Pay period, bir işverenin çalışanın ücretini hesaplamak için kullandığı sabit zaman aralığıdır; örneğin bir hafta, iki hafta veya bir ay olabilir. Bu cümlede every, düzenli olarak tekrarlanan her maaş dönemini belirtir. Bu ifade, ücret hesabının kapsadığı süreyi anlatır; tek bir çalışma vardiyasını veya paranın kendisini anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi bordro terimiyle tamamlayın: The time covered by one paycheck is a ____.

Cevabı göster

pay period

no matter how many hours you work. Dilbilgisi

4:34

kaç saat çalıştığınız fark etmez.

Dilbilgisi

no matter how many ...: sonuç aynı kalır

No matter how many + çoğul sayılabilen ad bir ödünleme anlatır: sayı değişebilir, ancak ana sonuç değişmez. Burada daha az veya daha çok saat çalışmak ödenen miktarı değiştirmez. How many normalde sayı sorar, fakat no matter ifadesinden sonra soru oluşturmaz. İfadenin bütünü “sayı ne olursa olsun” anlamına gelir.

Alıştırma

No matter how many yapısını kullanın: The entry fee stays the same, ____ friends come with you.

Cevabı göster

no matter how many

Hi, what's your name?

4:36

Merhaba, adın ne?

Orlando Smith.

4:37

Orlando Smith.

Hi Orlando,

4:38

Merhaba Orlando,

what do you do for a living?

4:39

ne iş yapıyorsun?

City of Cincinnati law enforcement. Kelime

4:40

Cincinnati Belediyesi emniyet teşkilatında çalışıyorum.

Kelime

law enforcement: yasaların uygulanması için resmî üst terim

Burada law enforcement, yasaların uygulanmasını sağlama işi ile bu işi yapan kamu kurumlarını ve görevlileri kapsayan resmî bir üst terimdir. Belirli bir yasayı fiziksel güç kullanarak zorla uygulatmak anlamına gelmez. City of Cincinnati law enforcement ifadesinde bu söz öbeği bir meslek alanını veya kurumu belirtir. Polisi ve bağlama göre yasal uygulama görevleri bulunan başka görevlileri ya da kurumları içerebilir.

Alıştırma

“Several law enforcement agencies worked together” cümlesinde law enforcement büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. İnsanları belirli bir yasaya uymaya fiziksel güçle zorlama eylemi
  2. Yasaları uygulamakla sorumlu kurumlar ve görevliler
  3. Yalnızca bir şehrin polis teşkilatı
Cevabı göster

Yasaları uygulamakla sorumlu kurumlar ve görevliler

And then what's your favorite part about your job?

4:42

Peki işinin en sevdiğin yanı ne?

Favorite part,

4:44

En sevdiğim yanı,

lunchtime.

4:45

öğle yemeği vakti.

Lunchtime is good.

4:46

Öğle yemeği iyidir.

Because we do so much,

4:47

Çünkü o kadar çok şey yapıyoruz ki

you never know when you're going to get a lunch break.

4:48

ne zaman öğle yemeği molası vereceğin hiç belli olmuyor.

Exactly.

4:50

Kesinlikle.

You could be on a run for several hours Kelime

4:50

Saatlerce bir çağrıya müdahale ediyor olabilirsin

Kelime

on a run: polis çağrısı veya göreviyle meşgul olmak

Bu polislik bağlamında on a run, bildirilen bir çağrı, olay veya verilen görev için dışarıda çalışmak anlamına gelir. Burada run koşu egzersizini değil, tek bir iş görevini adlandırır. Bu ifade, polisin neden birkaç saat meşgul olabileceğini açıklar: müdahale bitene kadar o görevle ilgilenmeye devam eder. Diğer acil hizmet bağlamlarında da yönlendirilen bir yolculuk veya iş anlamına gelebilir.

Alıştırma

Polis işiyle ilgili bir konuşmada “The officer is on a run” büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Polis koşarak egzersiz yapıyor.
  2. Polis, bildirilen bir çağrı veya verilen görevle ilgileniyor.
  3. Polis, polisten kaçıyor.
Cevabı göster

Polis, bildirilen bir çağrı veya verilen görevle ilgileniyor.

and you're standing there thinking,

4:52

ve orada durup şöyle düşünürsün:

a cheeseburger's going to be great when it's time to eat.

4:53

Yemek vakti geldiğinde bir çizburger harika olacak.

What's your least favorite part about your job?

4:56

İşinin en sevmediğin yanı ne?

Oh man,

4:59

Aman,

I think seeing so many victims.

4:59

sanırım bu kadar çok mağdur görmek.

I think we see so many victims of crimes

5:01

Sanırım o kadar çok suç mağduru görüyoruz ki

it can kind of put you in a not a good space in your head.

5:03

bu durum insanı zihnen kötü bir duruma sokabiliyor.

And then how many hours do you work each week?

5:06

Peki haftada kaç saat çalışıyorsun?

I do 10-hour a day.

5:08

Günde 10 saat çalışıyorum.

We do 10 hour shifts.

5:09

10 saatlik vardiyalarda çalışıyoruz.

A shift is a set period of time Kelime

5:10

Vardiya, işinizde çalıştığınız

Kelime

shift: planlanmış tek bir çalışma süresi

Burada shift, bir kişinin çalıştığı planlanmış tek bir zaman dilimi anlamına gelir. A shift is ... kalıbı, sözcüğün iş yaşamındaki bu anlamını tanımlar. Bir shift, daha geniş bir work schedule içindeki tek bir bölümdür. Yaygın kullanımlar arasında day shift, night shift ve work a shift bulunur.

Alıştırma

Planlanmış tek bir çalışma dilimini belirten iş yaşamı sözcüğüyle cümleyi tamamlayın: Lena starts her night ____ at 10 p.m.

Cevabı göster

shift

that you work at your job.

5:13

belirli bir zaman dilimidir.

For example,

5:14

Örneğin,

if you work day shift,

5:15

gündüz vardiyasında çalışıyorsanız

you might work from 9:00 a.m. to 5:00 p.m.

5:16

sabah 9.00'dan akşam 5.00'e kadar çalışabilirsiniz.

and if you work night shift,

5:19

Gece vardiyasında çalışıyorsanız da

you might work from 11:00 p.m. to 7:00 a.m.

5:20

gece 11.00'den sabah 7.00'ye kadar çalışabilirsiniz.

We work four on four off for three weeks Kelime

5:23

Üç hafta boyunca dört gün çalışıp dört gün izin yapıyoruz

and we work five on three off for three weeks.

5:25

ve üç hafta boyunca beş gün çalışıp üç gün izin yapıyoruz.

Kelime

four on four off ... five on three off: tekrarlanan çalışma ve dinlenme döngüleri

Çalışma programını kısaca anlatan bu kullanımda sayı + on + sayı + off, tekrar eden bir çalışma ve dinlenme döngüsünü belirtir. İlk sayı aralıksız çalışılan gün sayısını, ikinci sayı ise aralıksız çalışılmayan gün sayısını gösterir. Burada four on four off, dört gün çalışıp dört gün izin yapmak; five on three off ise beş gün çalışıp üç gün izin yapmak anlamına gelir. Her sayıdan sonraki zaman birimi, bağlamdan anlaşıldığı için söylenmez. Bu cümlede birim gündür. for three weeks, her düzenin ne kadar sürdüğünü belirtir; on ve off sayılarını değiştirmez.

Alıştırma

Hangi çalışma düzeni art arda beş gün çalışıp ardından art arda üç gün izin yapmak anlamına gelir?

  1. five on three off
  2. three on five off
  3. five on five off
Cevabı göster

five on three off

If you don't mind me asking, Ton ve niyet

5:28

Sormamda sakınca yoksa,

Ton ve niyet

If you don't mind me asking: hassas bir soruyu yumuşatan giriş ifadesi

If you don't mind me asking, kişisel veya fazla özel gelebilecek bir sorudan önce kullanılan nazik bir giriş ifadesidir. Yaklaşık olarak “Cevap vermek istemeyebileceğinizi biliyorum” anlamına gelir. Soruyu yumuşatır ancak konuşana otomatik olarak soru sorma izni vermez. Karşıdaki kişi yine de cevap vermeyi reddedebilir.

Alıştırma

Hangi giriş, karşıdaki kişinin kişisel bir soruyu cevaplamamayı seçebileceğini en iyi gösterir?

  1. You don't mind telling me your age.
  2. If you don't mind me asking, how old are you?
  3. Tell me how old you are.
Cevabı göster

If you don't mind me asking, how old are you?

how much do you earn every year?

5:29

yılda ne kadar kazanıyorsun?

I make around the low six figures. Kelime

5:30

Yılda 100.000 doların biraz üzerinde kazanıyorum.

Kelime

the low six figures: altı haneli bir aralığın alt kısmındaki yaklaşık tutar

The low six figures, altı basamakla yazılan 100.000–999.999 arasındaki tutarların alt kısmını ifade eder. ABD'deki maaş bağlamında altı haneli tutarlar 100.000 dolardan başlar; bu yüzden ifade genellikle kesin bir maaş yerine 100.000 doların biraz üzerindeki yaklaşık bir tutarı anlatır. Low, altı haneli aralık içindeki konumu açıklar; gelirin genel olarak düşük olduğu anlamına gelmez. Bu ifade rakamı bilerek yaklaşık bırakır.

Alıştırma

Bir şirket, kesin tutarı vermeden bir projenin yaklaşık 120.000 dolara mal olacağını söylüyor. Hangi tanım en uygundur?

  1. the high five figures
  2. seven figures
  3. the low six figures
Cevabı göster

the low six figures

Six figures means someone

5:33

Altı haneli kazanç demek, birinin

makes more than $100,000 a year.

5:34

yılda 100.000 dolardan fazla kazandığı anlamına gelir.

It's a way of saying they make a lot of money.

5:37

Bu, çok para kazandığını söylemenin bir yoludur.

And then if someone was just starting out,

5:39

Peki biri işe yeni başlıyor olsaydı

how much would they make as a police officer?

5:41

polis memuru olarak ne kadar kazanırdı?

Uh,

5:43

Ee,

they top out maybe $80,000 with the City of Cincinnati. Öbek fiiller

5:43

Cincinnati Belediyesi'nde maaşları en fazla 80.000 dolar civarına çıkar.

Öbek fiiller

Top out: üst sınıra ulaşmak

Burada top out, beklenen veya izin verilen en yüksek seviyeye ulaşmak demektir. Maaş zamanla yaklaşık 80.000 dolara ulaşabilir. Bu, başlangıç maaşının 80.000 dolar olduğu anlamına gelmez. Yaygın yapı top out at + miktar veya değer şeklindedir. Yalnızca artışı değil, üst sınırı belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle 80.000 doların alınabilecek en yüksek maaş olduğunu söylüyor?

  1. The salary tops out at $80,000.
  2. The salary starts at $80,000.
  3. The salary increases from $80,000.
Cevabı göster

The salary tops out at $80,000.

Well, thank you so much Orlando.

5:46

Pekâlâ, çok teşekkürler Orlando.

Nice to meet you.

5:47

Tanıştığımıza memnun oldum.

Thank you.

5:48

Teşekkür ederim.

It's a pleasure.

5:48

Benim için zevkti.

Hi, what's your name?

5:57

Merhaba, adın ne?

I'm Jacob.

5:58

Ben Jacob.

Hi Jacob,

5:59

Merhaba Jacob,

what do you do for a living?

5:59

ne iş yapıyorsun?

I am a bartender

6:01

Barmenim

and I work private dining events.

6:02

ve özel yemekli etkinliklerde çalışıyorum.

What's your favorite part about your job?

6:03

İşinin en sevdiğin yanı ne?

My favorite part about my job

6:05

İşimin en sevdiğim yanı,

is the flexible scheduling that it comes with. Kalıp ifadeler

6:07

sunduğu esnek çalışma programı.

Kalıp ifadeler

Flexible scheduling: ayarlanabilir çalışma saatleri

Flexible scheduling, çalışanlara ne zaman çalışacaklarını seçme veya ayarlama konusunda belli bir alan tanıyan bir iş düzenlemesidir. Burada işle birlikte sunulan bir avantajdır. -ing biçimindeki scheduling ismi, vardiyaları planlama sürecini veya sistemini belirtir. Bu ifade belirli bir çizelgeyi değil, çalışma zamanının nasıl düzenlendiğini anlatır.

Alıştırma

Çalışanlara ne zaman çalışacakları konusunda belli bir seçim hakkı veren iş politikasını en iyi hangi ifade açıklar?

  1. flexible scheduling
  2. a fixed shift
  3. perfect attendance
Cevabı göster

flexible scheduling

How many hours do you work each week?

6:10

Haftada kaç saat çalışıyorsun?

Anywhere between 25 and 35.

6:12

25 ila 35 saat arasında.

What is the least favorite part about your job?

6:14

İşinin en sevmediğin yanı ne?

Late nights

6:16

Geç saatlere kadar çalışmak

and the occasional rude customer.

6:18

ve arada bir kaba bir müşteriyle karşılaşmak.

How much do you earn each year?

6:20

Yılda ne kadar kazanıyorsun?

On paper, Deyimler

6:21

Kâğıt üzerinde,

around 65k.

6:22

yaklaşık 65 bin dolar.

Deyimler

On paper: Resmî Olarak Kaydedilen Rakam

Burada On paper, “resmî veya kaydedilmiş rakama göre” anlamına gelir. around 65k ifadesini kayıtlarda görünen rakam olarak sunar; bu rakam gerçek hayatta olanların tamamını göstermek zorunda değildir. Bu ifade, yazılı ya da beyan edilmiş bilgilerle gerçek koşullar arasında olası bir fark bulunduğunu gösterebilir. Durumun daha karmaşık olabileceğini düşündürür, ancak birinin gelir sakladığını veya yanlış bilgi verdiğini kanıtlamaz.

Alıştırma

“On paper, the shop made $60,000 last year.” cümlesinde On paper ne anlatır?

  1. Konuşan kişi gerçek toplamı hiçbir belirsizlik olmadan tam olarak biliyordur.
  2. Rakam, ayrı bir kâğıt yaprağının üzerine yazılmıştır.
  3. Bu, resmî olarak kaydedilen rakamdır ancak tüm durumu göstermeyebilir.
Cevabı göster

Bu, resmî olarak kaydedilen rakamdır ancak tüm durumu göstermeyebilir.

Hi, what's your name?

6:24

Merhaba, adın ne?

Hi, my name's Emilio.

6:25

Merhaba, benim adım Emilio.

What do you do for a living?

6:26

Ne iş yapıyorsun?

Currently,

6:27

Şu anda

I'm just employed at Planet Fitness as a front desk employee.

6:28

Planet Fitness'ta resepsiyon görevlisi olarak çalışıyorum.

The things that I love about working at Planet Fitness

6:31

Planet Fitness'ta çalışmanın sevdiğim yanlarından biri,

is that it gives me a free membership.

6:34

bana ücretsiz üyelik vermesi.

I've always wanted to be more into the like the active lifestyle and things like that.

6:36

Her zaman daha aktif bir yaşam tarzı benimsemek ve benzeri şeyler istemişimdir.

How many hours do you work each week?

6:39

Haftada kaç saat çalışıyorsun?

I think the typical work week,

6:41

Sanırım normal bir çalışma haftası

about 40 hours,

6:43

yaklaşık 40 saat,

I think.

6:44

diye düşünüyorum.

How much do you earn each year?

6:45

Yılda ne kadar kazanıyorsun?

I actually don't know

6:46

Aslında bilmiyorum

because I just started this job about like three months-ish ago, Kelime

6:47

çünkü bu işe yaklaşık üç ay kadar önce başladım,

Kelime

three months-ish: Yaklaşık Bir Süre İçin -ish Kullanımı

Gündelik dilde kullanılan -ish eki “yaklaşık” veya “aşağı yukarı” anlamına gelir. three months ifadesine eklendiğinde süreyi bir tahmine dönüştürür: three months-ish tam üç ay değil, yaklaşık üç ay demektir. Bu cümlede about, like ve -ish sayıyı daha az kesin hâle getirir. Hepsinin birlikte kullanılması ifadeyi özellikle gündelik ve kararsız gösterir; daha açık bir konuşmada genellikle tek bir yaklaşıklık ifadesi yeterlidir.

Alıştırma

Gündelik cümleyi “yaklaşık” anlamındaki ekle tamamla: We moved here three months-____ ago.

Cevabı göster

ish

three to four months ago,

6:51

üç-dört ay önce,

so I I haven't done the calculations,

6:52

dolayısıyla hesabını henüz yapmadım

but it is about minimum wage.

6:54

ama asgari ücret civarında.

Minimum wage is the lowest amount of money Kültür

6:56

Asgari ücret, bir işverenin çalışanlarına saat başına

an employer is legally allowed to pay their workers per hour.

6:58

yasal olarak ödeyebileceği en düşük miktardır.

Kültür

Minimum wage: yasal ücret alt sınırı

Minimum wage, bir işverenin ilgili yasaların kapsamındaki çalışanlara ödemesine izin verilen en düşük ücret oranıdır. Bu cümlede per hour, oranın saatlik olduğunu gösterir. Bu kural belirli bir yere ve zamana bağlıdır. Farklı ülkelerde, eyaletlerde, şehirlerde, tarihlerde ve iş türlerinde farklı oranlar veya kapsamlar olabilir; bu nedenle tek bir tutar her yerde geçerli kabul edilmemelidir.

Alıştırma

Hangi ifade minimum wage kavramını en iyi açıklar?

  1. Bir işverenin geçerli yasa kapsamındaki çalışanlara yasal olarak verebileceği en düşük saatlik ücret.
  2. Her çalışanın tüm temel yaşam giderlerini karşılamak için ihtiyaç duyduğu tutar.
  3. Bir çalışanın çok düşük bulduğu herhangi bir saatlik ücret.
Cevabı göster

Bir işverenin geçerli yasa kapsamındaki çalışanlara yasal olarak verebileceği en düşük saatlik ücret.

How much is a minimum wage right now?

7:02

Şu anda asgari ücret ne kadar?

It's about like $10 an hour.

7:04

Saatte 10 dolar civarında.

Hi, what's your name?

7:06

Merhaba, adın ne?

Brandy.

7:07

Brandy.

Hi Brandy,

7:08

Merhaba Brandy,

what do you do for a living?

7:08

ne iş yapıyorsun?

I am a venue manager

7:10

Mekân yöneticisi

and event planner.

7:11

ve etkinlik planlayıcısıyım.

What's your favorite part about your job?

7:12

İşinin en sevdiğin yanı ne?

There are a lot,

7:14

Birçok yanı var,

but getting able to plan people's special day,

7:15

ama insanların özel günlerini planlayabilmek,

their wedding,

7:17

düğünlerini,

their events,

7:17

etkinliklerini,

birthday parties,

7:18

doğum günü partilerini;

that's probably my favorite thing.

7:19

herhâlde en sevdiğim şey bu.

What's your favorite thing to plan?

7:20

Planlamayı en sevdiğin şey ne?

I would say weddings.

7:22

Düğünler derdim.

And then what's your least favorite part about your job?

7:22

Peki işinin en sevmediğin yanı ne?

I'm on call all the time, Kelime

7:25

Sürekli çağrıya hazır olmam gerekiyor,

Kelime

On call: iletişime geçildiğinde yanıt vermeye hazır

On call, biri iletişime geçtiğinde çalışmak veya yardım etmek üzere ulaşılabilir ve hazır olma zorunluluğunu ifade eder. Bu cümlede all the time, görevin sürekli olduğu izlenimini verir. Bu ifade mutlaka aktif olarak çalışmayı değil, ulaşılabilir olmayı anlatır. Bir mesaj veya çağrı yanıt gerektirene kadar kişi evde ya da başka bir yerde olabilir.

Alıştırma

Cümleyi, iletişime geçildiğinde yanıt vermeye hazır olmayı ifade eden iki kelimelik çalışma durumu ifadesiyle tamamlayın: The emergency technician is ____ tonight.

Cevabı göster

on call

so I never have a day off really. Kalıp ifadeler

7:26

bu yüzden aslında hiç izin günüm olmuyor.

Kalıp ifadeler

a day off: işten tamamen uzak geçirilen bir gün

Bu cümlede a day off, konuşanın bütün gün çalışmak zorunda olmadığı bir günü ifade eder. Yapı have + a day off şeklindedir ve off, normal görevlerden uzak olmayı anlatır. Never ve really, böyle bir günün neredeyse hiç olmadığını vurgular. Buradaki off, bir cihazın kapalı olduğu veya konuşanın işten çıkarıldığı anlamına gelmez.

Alıştırma

İşten tamamen uzak geçirilen bir günü belirten hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: After working six days, I finally have ____ tomorrow.

Cevabı göster

a day off

I'm always answering emails,

7:28

Sürekli e-postaları yanıtlıyorum,

phone calls,

7:30

telefonlara bakıyorum,

text messages,

7:30

mesajlara cevap veriyorum

dealing with brides.

7:31

ve gelinlerle ilgileniyorum.

A day off is a day when you do not have to work.

7:33

İzin günü, çalışmak zorunda olmadığınız bir gündür.

It's a day you can spend doing whatever you want.

7:36

İstediğiniz her şeyi yaparak geçirebileceğiniz bir gündür.

How much do you make each year?

7:39

Yılda ne kadar kazanıyorsun?

It fluctuates because I have a base salary and commission, Kelime

7:40

Temel maaş ve komisyon aldığım için değişiyor,

Kelime

a base salary and commission: sabit ücret ve değişken komisyon

Base salary, bir çalışanın ücretinin sabit ve ödenmesi garanti edilen kısmıdır. Commission ise satışlara veya ölçülebilen başka bir sonuca göre hesaplanan ek ücrettir. and ile bağlanan bu ifadeler, aynı ücret paketinin iki ayrı bölümünü belirtir. Bu nedenle konuşan kişi gelirin dalgalandığını söyler: temel ücret nispeten sabit kalırken komisyon artabilir veya azalabilir. Bu bağlamda commission, performansa dayalı ücret anlamındadır; kurul anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir iş a base salary and commission sunuyor. Bu hangi ücret planını anlatır?

  1. Sabit bir miktar ile satışlara veya sonuçlara bağlı ek ücret
  2. Sabit miktar olmadan yalnızca satışlara veya sonuçlara bağlı ücret
  3. Performansa dayalı hiçbir ödeme içermeyen tek bir sabit miktar
Cevabı göster

Sabit bir miktar ile satışlara veya sonuçlara bağlı ek ücret

but I live comfortably. Kalıp ifadeler

7:43

ama rahat yaşıyorum.

Kalıp ifadeler

live comfortably: rahat yaşamak

Burada live comfortably, temel giderler için sürekli kaygılanmadan keyifli ve güvenli bir günlük yaşam sürmeye yetecek paraya sahip olmak demektir. Bu ifade sabit bir gelir düzeyini değil, konuşanın kendi maddi durumunu nasıl yaşadığını anlatır. Mutlaka zengin olmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi dersteki iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: Our income is not huge, but we have enough to ____.

Cevabı göster

live comfortably

If someone was just starting out with event planning,

7:44

Birisi etkinlik planlama işine yeni başlasa

how much would they normally make?

7:47

normalde ne kadar kazanırdı?

Probably 50,000 a year.

7:48

Muhtemelen yılda 50.000 dolar.

Yeah.

7:50

Evet.

Hi, what's your name?

7:50

Merhaba, adın ne?

I'm Ava.

7:51

Ben Ava.

Hi Ava,

7:52

Merhaba Ava,

what do you do for a living?

7:53

ne iş yapıyorsun?

So,

7:54

Yani,

I just am about to move to Guatemala in June Dilbilgisi

7:54

haziranda Guatemala'ya taşınmak üzereyim

Dilbilgisi

be about to + fiil: am about to move

am about to move ifadesinde be about to + fiilin yalın hâli yapısı, taşınmanın çok yakın bir gelecekte gerçekleşmesinin beklendiğini gösterir. be, özneye göre değişir: I am, she is, they are. Burada about “yaklaşık” anlamına gelmez. about to birlikte çalışan bir yapıdır ve move yalın hâlde kalır.

Alıştırma

Cümleyi be about to yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: The train doors are closing in a few seconds. We ____ leave the station.

Cevabı göster

are about to

and I'm going to be working for a medical clinic

7:57

ve bir sağlık kliniğinde çalışacağım

through University of Cincinnati.

7:59

Cincinnati Üniversitesi aracılığıyla.

What will be your favorite part about the job?

8:01

İşin en sevdiğin yanı ne olacak?

I'm really excited to get to work with underprivileged communities Kelime

8:02

İmkânları kısıtlı topluluklarla çalışacak olmak beni çok heyecanlandırıyor

Kelime

underprivileged communities: anlamı ve saygılı kullanımı

Underprivileged communities, sosyal veya ekonomik koşullar nedeniyle kaynaklara, hizmetlere, maddi olanaklara, eğitime ya da fırsatlara daha az erişebilen insan gruplarını ifade eder. Underprivileged insanların zekâsını veya yeteneğini değil, topluluğun içinde bulunduğu koşulları anlatır. Bu cümlede ifade, konuşanın kimlerle çalışmak istediğini hizmet odaklı ve resmî bir dille belirtir. Özenli yazılarda geniş bir etiket kullanmak yerine sağlık hizmetlerine sınırlı erişim gibi belirli engeli açıklamak çoğu zaman daha nettir.

Alıştırma

Hangi cümle underprivileged communities ifadesini insanların daha az yetenekli olduğunu ima etmeden kullanır?

  1. The clinic calls every unfamiliar neighborhood an underprivileged community.
  2. The clinic works with underprivileged communities that have limited access to health care.
  3. The clinic works with underprivileged communities because the people have less ability.
Cevabı göster

The clinic works with underprivileged communities that have limited access to health care.

in like a medical setting

8:05

özellikle de tıbbi bir ortamda

and I hope to go to medical school.

8:07

ve tıp fakültesine gitmeyi umuyorum.

That's amazing.

8:09

Bu harika.

And do you speak Spanish?

8:09

Peki İspanyolca biliyor musun?

Yes,

8:10

Evet,

I do.

8:11

biliyorum.

And then how many hours will you work each week in Guatemala?

8:11

Peki Guatemala'da haftada kaç saat çalışacaksın?

It

8:14

Bu,

depends. So,

8:14

duruma göre değişir. Yani,

when the doctors and med students are going down there,

8:15

doktorlar ve tıp öğrencileri oraya gittiğinde

it'll be like more of a full-time job working in the clinic.

8:18

klinikte çalışmak daha çok tam zamanlı bir iş gibi olacak.

How much will you earn each week?

8:21

Haftada ne kadar kazanacaksın?

It's pretty much a volunteer job.

8:22

Neredeyse tamamen gönüllü bir iş.

I make very little money.

8:23

Çok az para kazanıyorum.

It's pretty much volunteer,

8:24

Temelde gönüllü bir iş,

but I have some good stipends for food

8:25

ama yemek için iyi bir ödenek alıyorum

and I'll stay with the host family. Kültür

8:27

ve beni ağırlayan bir ailenin yanında kalacağım.

Kültür

host family: program kapsamında aile yanında konaklama

Host family, genellikle değişim öğrencisi, gönüllü veya program katılımcısı olan bir ziyaretçiyi belirli bir süre evinde yaşamaya kabul eden yerel ailedir. Aile oda, yemek ve günlük yaşamda destek sağlayabilir. Burada stay with the host family, konuşanın aileyi yalnızca ziyaret edeceği değil, programın bir parçası olarak onların evinde yaşayacağı anlamına gelir. Ev sahibi aile ile konuk arasında akrabalık olması gerekmez.

Alıştırma

Değişim katılımcısını evinde ağırlayan yerel aileyi belirten terimi kullanın: During my exchange, I stayed with ____ near my school.

Cevabı göster

a host family

Ava is going to get a stipend. Kelime

8:29

Ava bir ödenek alacak.

Kelime

a stipend: sabit bir destek ödemesi

Stipend; eğitim, araştırma, staj, gönüllülük veya bir projeye katılım sırasında kişiyi desteklemek için verilen sabit miktarda paradır. Bu cümlede Ava, günlük giderlerine yardımcı olacak bu ödemeyi alacaktır. Stipend genellikle katılımı destekler; çalışılan saatlere göre hesaplanan normal çalışan ücreti değildir. Bu ayrım, sözcüğü salary veya hourly wage olarak yanlış anlamanızı önler.

Alıştırma

“Ava is going to get a stipend” cümlesinde a stipend büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Çalıştığı saat sayısına göre hesaplanan normal ücret
  2. Daha sonra geri ödemesi gereken bir borç
  3. Katılımını ve yaşam giderlerini desteklemek için verilen sabit bir ödeme
Cevabı göster

Katılımını ve yaşam giderlerini desteklemek için verilen sabit bir ödeme

A stipend is like a little bit of extra money.

8:31

Ödenek, küçük bir miktar ek para gibidir.

It will help cover costs if you're studying or working on a project. Kalıp ifadeler

8:34

Okuyorsanız veya bir proje üzerinde çalışıyorsanız masrafları karşılamanıza yardımcı olur.

Kalıp ifadeler

cover costs: giderleri karşılamaya katkıda bulunmak

Bu cümlede cover costs, giderleri ödemek için para sağlamak anlamına gelir. Cover burada gerçek anlamıyla kullanılmaz; stipend, eğitim veya proje çalışmasının gerektirdiği harcamaların ödenmesine yardımcı olur. Help cover costs ifadesi bütün giderlerin ödeneceğini garanti etmez. Tam ödeme kastedildiğinde all costs veya the full cost kullanın.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “giderlerin ödenmesine katkıda bulunmak” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The travel grant will help ____ for students attending the conference.

Cevabı göster

cover costs

A stipend might cover basic needs

8:38

Ödenek, temel ihtiyaçları karşılayabilir;

like rent,

8:40

kira,

food,

8:41

yiyecek

and utilities.

8:41

ve elektrik, su gibi faturalar.

That's amazing.

8:42

Bu harika.

Well, thank you so much.

8:43

Pekâlâ, çok teşekkürler.

Hi, what's your name?

8:44

Merhaba, adın ne?

Allison.

8:45

Allison.

What do you do for a living?

8:46

Ne iş yapıyorsun?

I am currently an intern at the Catalytic Fund

8:47

Şu anda Catalytic Fund'da stajyerim.

in Northern Kentucky.

8:49

Kuzey Kentucky'de.

What kind of work do you do?

8:51

Ne tür işler yapıyorsun?

So,

8:52

Yani,

we're a not-for-profit real estate investment firm. Kelime

8:52

biz kâr amacı gütmeyen bir gayrimenkul yatırım kuruluşuyuz.

Kelime

Bir kuruluşu tanımlayan not-for-profit

Burada not-for-profit, firmanın amacını açıklar: sahipleri için kâr elde etmek firmanın temel hedefi değildir. Bir gelir fazlası oluşursa bu para genellikle özel sahiplere kâr dağıtmak yerine kuruluşun çalışmalarını desteklemek için kullanılır. Bu ifade, firmanın gelir elde edemeyeceği, ücret alamayacağı veya gelir fazlası oluşturamayacağı anlamına gelmez. Kesin hukuki statü ve kurallar bölgeye göre değişebilir; bu nedenle ifade tek başına belirli bir hukuki kategori belirtmez.

Alıştırma

not-for-profit bir kuruluş ücret alıyor ve yılı giderlerinden daha fazla gelirle kapatıyor. Bu durum mutlaka bir çelişki midir?

  1. Hayır. Sahiplere kâr dağıtmak temel amacı değilse gelir elde edebilir veya gelir fazlası oluşturabilir.
  2. Evet. not-for-profit bir kuruluş para alamaz veya gelir fazlasına sahip olamaz.
Cevabı göster

Hayır. Sahiplere kâr dağıtmak temel amacı değilse gelir elde edebilir veya gelir fazlası oluşturabilir.

So,

8:55

Yani,

we basically help with like pre-development for things Kelime

8:55

temelde bazı projelerin ön geliştirme çalışmalarına yardımcı oluyoruz;

Kelime

Gayrimenkulde pre-development

Burada pre-development, bir gayrimenkul projesi tam geliştirme ve inşaat aşamasına geçmeden önce yapılan planlama ve hazırlığı ifade eder. Araştırma, saha incelemeleri, fizibilite kontrolleri, tasarım, finansman planları, izinler ve diğer erken dönem çalışmaları buna dâhil olabilir. Bu nedenle help with pre-development, inşaat işini doğrudan yapmak değil, projenin ilerlemeye hazır hâle gelmesine yardımcı olmak demektir. pre- ön eki, projenin daha erken bir aşamasını gösterir.

Alıştırma

Bir ekip inşaattan önce bir sahayı inceliyor, fizibiliteyi kontrol ediyor ve izin başvuruları hazırlıyor. Bu ne tür bir çalışmadır?

  1. Pre-development work
  2. Construction work
  3. Property management
Cevabı göster

Pre-development work

so that people who might not have the money to do so

8:57

böylece bunu yapacak parası olmayan insanlar

can build pretty buildings.

9:00

güzel binalar inşa edebiliyor.

What's your favorite part about the job?

9:01

İşinin en sevdiğin yanı ne?

I enjoy feeling like I'm making a difference Kalıp ifadeler

9:03

Bir fark yarattığımı hissetmekten hoşlanıyorum

Kalıp ifadeler

making a difference: anlamlı bir etki yaratmak

Bu cümlede making a difference, olumlu veya anlamlı bir etki yaratmak demektir. Konuşan kişi, yaptığı işin önemli olduğunu hissetmekten hoşlanıyor. Bu ifade etkinin ne kadar büyük olduğunu belirtmez; küçük bir iyileşmeyi de büyük bir değişimi de anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi bu derste öğrendiğiniz ve ‘olumlu bir etki yaratmak’ anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: One helpful teacher can ____ in a child's life.

Cevabı göster

make a difference

and like working with like saving historical buildings.

9:05

ve tarihî binaları kurtarmaya yönelik çalışmaları seviyorum.

What's the least favorite part about your job?

9:08

İşinin en sevmediğin yanı ne?

My office doesn't have a window.

9:10

Ofisimde pencere yok.

So,

9:12

Yani,

I wish my office had a window that I could look out of. Dilbilgisi

9:12

keşke ofisimde dışarı bakabileceğim bir pencere olsaydı.

Dilbilgisi

I wish ... had ...: şimdiyle ilgili bir dilek

I wish + simple past, şu anda gerçek olmayan bir durumla ilgili dileği anlatır. Buradaki had, ofisin şimdiki durumuyla ilgilidir: ofiste pencere yoktur ve konuşan kişi bir pencere olmasını ister. Geçmiş zaman biçimi, durumun gerçeklikten farklı olduğunu gösterir; ofiste geçmişte bir pencere olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Şu anda gerçek olmayan bir durumla ilgili dileği tamamlayın. have fiilinin doğru biçimini kullanın: I wish our town ____ a swimming pool.

Cevabı göster

had

How many hours do you work each week?

9:14

Haftada kaç saat çalışıyorsun?

Between 35 and 40.

9:16

35 ila 40 saat arasında.

How much do you earn each year?

9:17

Yılda ne kadar kazanıyorsun?

Currently,

9:19

Şu anda

I make $17 an hour

9:20

saatte 17 dolar kazanıyorum

because it's just a summer internship while I'm in graduate school.

9:21

çünkü yüksek lisans yaparken bu sadece bir yaz stajı.

Okay.

9:23

Tamam.

An internship is like a temporary job Kelime

9:24

Staj, geçici bir iş gibidir;

Kelime

internship: mesleği öğrenmeye yönelik kısa süreli görev

Bu cümlede internship, bir kişinin bir alanı tanımasına ve gerçek deneyim kazanmasına yardımcı olan kısa süreli bir çalışma dönemini ifade eder. Onu “geçici bir iş gibi” tanımlamak sürekli olmadığını açıklar, ancak bu yalnızca basit bir benzetmedir. Temel nokta amaçtır: internship genellikle öğrenmenin veya bir mesleği keşfetmenin parçasıdır. Ücretli ya da ücretsiz olabilir; bu yüzden yalnızca süre veya ücret, bir görevi internship yapmaz.

Alıştırma

Hangi durum en iyi şekilde internship olarak tanımlanır?

  1. Bir ziyaretçi müzede bir saatlik tura katılır.
  2. Bir mağaza yalnızca yoğun olduğu için iki haftalığına ek bir kasiyer işe alır.
  3. Bir öğrenci mesleki deneyim kazanmak için sekiz hafta boyunca bir müze ekibiyle çalışır.
Cevabı göster

Bir öğrenci mesleki deneyim kazanmak için sekiz hafta boyunca bir müze ekibiyle çalışır.

where you learn about a certain field or industry.

9:27

bu işte belirli bir alan veya sektör hakkında bilgi edinirsiniz.

Think of it as a chance to try out a Öbek fiiller

9:29

Bunu, kesin karar vermeden önce bir

career before you commit to it. Öbek fiiller

9:31

mesleği deneme fırsatı olarak düşünün.

Öbek fiiller

try out a career: karar vermeden önce bir mesleği deneyimlemek

Burada try out a career, size uygun olup olmadığına karar vermeden önce o iş türünün bazı gerçek yönlerini deneyimlemek anlamına gelir. Sınava girmek veya o mesleği zaten seçmiş olmak anlamına gelmez. Kalıp try out + şey biçimindedir. Try out çoğu zaman bir şeyi sınırlı bir süre kullanmak, yapmak veya deneyimlemek ve ardından değerlendirmek anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki deyimsel fiille tamamlayın: Before choosing her major, Lena wants to ____ a career in engineering through a summer program.

Cevabı göster

try out

Öbek fiiller

commit to it: uzun süreli bir bağlılık kararı vermek

Commit to it, o kariyeri sürdürmeye kesin olarak karar vermek ve gerektirdiği sürekli çabayı ve sorumluluğu kabul etmek demektir. Burada it, kariyeri ifade eder; commit ise yalnızca denemekle karşıtlık oluşturur. commit to something yapısında to bir edattır. Ardından isim, zamir veya -ing biçimi gelebilir: commit to a plan, commit to it, commit to practicing.

Alıştırma

Cümleyi “kesin ve devamlı bir karar vermek” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: We tried the club for one month, and now we are ready to ____ it for the whole year.

Cevabı göster

commit to

Hi, what's your name?

9:33

Merhaba, adın ne?

Joe Nickel.

9:34

Joe Nickel.

What do you do for a living?

9:35

Ne iş yapıyorsun?

I'm an urban designer

9:36

Kentsel tasarımcı

and city planner.

9:37

ve şehir planlamacısıyım.

What do you like most about your job?

9:38

İşinin en çok hangi yanını seviyorsun?

I love being able to work with people

9:40

İnsanlarla birlikte çalışabilmeyi seviyorum;

to change and improve their neighborhoods,

9:41

onların mahallelerini değiştirip iyileştirmek,

their cities,

9:43

şehirlerini,

their towns,

9:45

kasabalarını geliştirmek hoşuma gidiyor.

and I like drawing.

9:46

Bir de çizim yapmayı seviyorum.

How many hours do you work each week?

9:46

Haftada kaç saat çalışıyorsun?

Try to keep it under 45. Ton ve niyet

9:48

45 saati geçmemeye çalışıyorum.

Ton ve niyet

Try to keep it under 45: I öznesi düşürülmüş yanıt

Bu yanıtta Try to keep it under 45, I try to keep it under 45 ifadesinin kısaltılmış hâlidir. Konuşan kişi kendi haftalık çalışma saatini anlatır ve bu süreyi 45 saatin altında tutmaya çalıştığını söyler. İngilizcede çok gündelik yanıtlarda açıkça anlaşılan özne düşürülebilir. Konuşan kişinin kendi çalışma saatlerini soran önceki soru olmasa aynı sözler normalde başka birine ne yapacağını söyleyen bir talimat gibi görünür. Eksik I öznesini bağlam belirler.

Alıştırma

Bir konuşmada birine “How many hours do you work each week?” diye soruluyor. Kişi “Try to keep it under 45.” diye yanıt veriyor. Bu yanıt ne anlama gelir?

  1. Haftada 45 saatten az çalışmaya gayret ederim.
  2. Her hafta tam 45 saat çalışırım.
  3. Haftada 45 saatten az çalışmalısın.
Cevabı göster

Haftada 45 saatten az çalışmaya gayret ederim.

How much do you earn every year?

9:50

Yılda ne kadar kazanıyorsun?

I'm not going to answer that. Ton ve niyet

9:51

Buna cevap vermeyeceğim.

Ton ve niyet

Kesin bir sınır olarak “I'm not going to answer that”

Buradaki that, konuşanın yıllık geliriyle ilgili önceki soruyu ifade eder. Cümle, bir mazeret veya ek ayrıntı sunmadan istenen bilginin verilmeyeceğini doğrudan söyler. Bu yapıda be going to yalnızca gelecek planını değil, şu anki bir kararı veya niyeti de anlatır. I'm not going to + fiil, bir şeyi yapmamaya karar verdiğinizi açıkça belirtmenin bir yoludur.

Alıştırma

Biri size ne kadar para kazandığınızı soruyor. Hangi cevap bu bilgiyi paylaşmayı açıkça reddeder?

  1. I'm not going to answer that.
  2. I don't know the answer.
  3. I'll answer that tomorrow.
Cevabı göster

I'm not going to answer that.

Hi, what's your name?

9:52

Merhaba, adın ne?

Hi,

9:53

Merhaba,

I'm Alex.

9:53

ben Alex.

What do you do for a living?

9:54

Ne iş yapıyorsun?

So,

9:55

Yani,

I'm a shift supervisor at Starbucks.

9:55

Starbucks'ta vardiya sorumlusuyum.

What do you do for your job?

9:57

İş olarak ne yapıyorsun?

So,

9:58

Yani,

my job is running anything on the floor, Kelime

9:58

benim işim çalışma alanındaki her şeyi yönetmek,

Kelime

İş yerinde “on the floor”

Bir kahve dükkânında geçen bu cümlede on the floor, müşteri hizmetlerinin ve günlük işlerin yürütüldüğü ana alanda anlamına gelir. Konuşanın işi, bu alandaki aktif çalışmaları koordine etmektir. Burada floor, ayakların altındaki yüzeyi veya binanın bir katını değil, bir çalışma alanını adlandırır. Tam olarak hangi alan olduğu işletmeye ve bağlama göre değişir.

Alıştırma

Bir mağaza müdürü “We need two more employees on the floor.” diyor. Buradaki on the floor büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Mağazanın ana satış veya hizmet alanında
  2. Binanın farklı bir katında
  3. Yerde yatarak
Cevabı göster

Mağazanın ana satış veya hizmet alanında

just making sure everyone's making drinks,

10:00

herkesin içecek hazırladığından emin olmak,

just making sure everything runs smoothly and Kalıp ifadeler

10:02

her şeyin sorunsuz ilerlediğinden emin olmak ve

Kalıp ifadeler

runs smoothly: sorunsuz çalışmak veya ilerlemek

Bu cümlede runs, fiziksel olarak koşmak değil, “çalışmak” veya “ilerlemek” anlamındadır. Runs smoothly, kafenin işlerinin sorun ya da kesinti olmadan devam ettiğini anlatır. Daha genel olarak bu ifade, bir işleyişin veya etkinliğin önemli bir sorun çıkmadan kolay ve düzenli biçimde sürdüğünü gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede run smoothly, “sorunsuz çalışmak veya gerçekleşmek” anlamında kullanılmıştır?

  1. The new game runs smoothly on this tablet.
  2. Leo runs smoothly across the shiny floor.
  3. The blue paint runs smoothly down the wall.
Cevabı göster

The new game runs smoothly on this tablet.

making sure the day-to-day stuff works well.

10:04

günlük işlerin düzgün yürümesini sağlamak.

What do you like about your job?

10:05

İşinle ilgili neyi seviyorsun?

I love being able to see different people.

10:06

Farklı insanlarla karşılaşabilmeyi seviyorum.

What's the least favorite part about your job?

10:08

İşinin en sevmediğin yanı ne?

I would say dealing with the downside of dealing with so many people. Kalıp ifadeler

10:10

Bu kadar çok insanla uğraşmanın olumsuz yönü derdim.

Kalıp ifadeler

the downside of: bir dezavantajı tanıtmak

The downside of something, bir şeyin olumsuz tarafı veya dezavantajı demektir. Burada ifade, çok sayıda insanla uğraşmanın zor kısmını anlatır. the downside of + isim veya -ing biçimi yapısını kullanın: the downside of this job; the downside of working late. Bu yapı, yararları da olabilecek bir seçeneği veya durumu değerlendirirken kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi doğru tamamlayan ve bir dezavantajı tanıtan ifadeyi seçin: _____ joining three clubs is that I have less free time.

  1. The upside of
  2. The downside of
  3. The purpose of
Cevabı göster

The downside of

You get like random people that think they can do whatever.

10:13

Karşına, istediğini yapabileceğini sanan türlü türlü insan çıkıyor.

How many hours do you work each week?

10:15

Haftada kaç saat çalışıyorsun?

So,

10:17

Yani,

I work around 40 hours each week.

10:17

haftada yaklaşık 40 saat çalışıyorum.

How much do you earn each week or each year?

10:18

Haftada veya yılda ne kadar kazanıyorsun?

Each year is probably around $60,000 to $70,000.

10:20

Yılda muhtemelen 60.000 ila 70.000 dolar civarında.

Hi, what's your name?

10:23

Merhaba, adın ne?

Hi, my name's Kyle.

10:24

Merhaba, benim adım Kyle.

What do you do for a living?

10:24

Ne iş yapıyorsun?

I just started a new job in sales in Tampa,

10:26

Tampa'da satış alanında yeni bir işe girdim,

so I start in about two weeks.

10:28

yaklaşık iki hafta sonra başlayacağım.

And what kind of job do you have?

10:29

Peki ne tür bir işin var?

So,

10:30

Yani,

I work in the elevator industry.

10:30

asansör sektöründe çalışıyorum.

So,

10:32

Yani,

I'm working as a sales trainee.

10:32

satış uzmanı adayı olarak çalışıyorum.

What's your favorite part about your job?

10:33

İşinin en sevdiğin yanı ne?

I just like the environment,

10:35

Sadece ortamı

the job flexibility.

10:36

ve işin esnekliğini seviyorum.

How many hours will you work each week?

10:37

Haftada kaç saat çalışacaksın?

So,

10:39

Yani,

I typically work full-time,

10:39

genellikle tam zamanlı çalışacağım;

so I'll be in the office 5 days a week,

10:40

dolayısıyla haftada 5 gün ofiste olacağım,

8 hours a day.

10:42

günde 8 saat.

How much will you earn?

10:42

Ne kadar kazanacaksın?

So,

10:43

Yani,

I'll be around $95,000 my first year,

10:43

ilk yılımda yaklaşık 95.000 dolar kazanacağım,

hopefully.

10:45

umarım.

It's commission-based, Kelime

10:46

Kazancım komisyona dayalı,

so it could be above that,

10:47

dolayısıyla bunun üstünde

below that.

10:48

ya da altında olabilir.

Kelime

komisyona dayalı ücret

Commission-based, ücretin satış yaparak veya şirkete iş kazandırarak elde edilen komisyona bağlı olduğunu anlatır. Bu birleşik sıfat kazancın nasıl hesaplandığını gösterir; işin nerede yapıldığını değil. Ücretin tamamı komisyondan oluşabilir veya taban ücrete komisyon eklenebilir. Sonuçlar değişebildiği için tahmini yıllık kazanç garanti edilen sabit bir maaş değildir ve daha yüksek ya da daha düşük olabilir.

Alıştırma

Satış komisyonuna bağlı ücreti anlatan birleşik sıfatla cümleyi tamamlayın: This job has no fixed salary; it is ____.

Cevabı göster

commission-based

A commission-based job

10:48

Komisyona dayalı bir iş,

means your pay is directly tied to how much you sell Kalıp ifadeler

10:49

ücretinizin ne kadar satış yaptığınıza

Kalıp ifadeler

be directly tied to: doğrudan bağlı olmak

be tied to ifadesinde tied mecaz anlamdadır: bir şey başka bir şeyle bağlantılıdır veya ona bağlıdır. Yapı X is tied to Y şeklindedir. Directly bu bağlantıyı güçlendirir. Burada ücret miktarı satış sonuçlarına göre değişir; iki şey gerçek anlamda birbirine bağlanmış değildir ve mutlaka birbirine eşit olmaları gerekmez.

Alıştırma

Hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The bonus rises when team sales rise, so it is ____ team sales.

Cevabı göster

directly tied to

or how well you perform.

10:52

veya ne kadar başarılı olduğunuza doğrudan bağlı olduğu bir iştir.

The more you sell, Dilbilgisi

10:54

Ne kadar çok satarsanız

the more you earn.

10:55

o kadar çok kazanırsınız.

Dilbilgisi

Ne kadar çok satarsan, o kadar çok kazanırsın

the + comparative ..., the + comparative ... kalıbı iki değişimi birbirine bağlar: bir miktar veya derece değiştiğinde diğeri de onunla birlikte değişir. Burada daha çok satış yapmak, daha çok kazanmakla bağlantılıdır. Her iki the de eşleşen yapının bir parçasıdır; bir ismin önündeki sıradan belirli artikel değildir. Cümle genel bir ilişkiyi anlatır; her ek satışın geliri tam olarak aynı miktarda artıracağını garanti etmez.

Alıştırma

more ve better kullanarak eşleşen karşılaştırma kalıbını tamamlayın: ____ you practice, ____ you become.

Cevabı göster

The more · the better

Hi, what's your name?

10:56

Merhaba, adın ne?

My name's Calvin Johnson.

10:57

Benim adım Calvin Johnson.

What do you do for a living?

10:58

Ne iş yapıyorsun?

Well,

10:59

Şey,

I'm a retired Cincinnati police sergeant,

10:59

Cincinnati polis teşkilatından emekli bir çavuşum

but now I'm a supervisor for Cincinnati Metro Transit.

11:01

ama şimdi Cincinnati Metro Transit'te amir olarak çalışıyorum.

Calvin retired from his job, Kalıp ifadeler

11:04

Calvin işinden emekli oldu,

Kalıp ifadeler

İşinden emekli olmak

Retire from + bir iş, görev, meslek veya kurum, çalışma hayatının o bölümünü resmen sona erdirmek anlamına gelir. Bu cümlede from his job, Calvin'in ayrıldığı işi belirtir. Bir işten emekli olmak, ücretli bütün işleri sonsuza kadar bırakmak anlamına gelmeyebilir. Bir kişi uzun süreli bir meslekten emekli olup daha sonra farklı bir işte çalışabilir.

Alıştırma

Cümleyi retire fiilinden sonra kullanılan edatla tamamlayın: After thirty years as a pilot, Nina retired ____ her job.

Cevabı göster

from

so he's not working full-time anymore.

11:05

dolayısıyla artık tam zamanlı çalışmıyor.

Most people retire around 65,

11:07

Çoğu insan 65 yaş civarında emekli olur

but people can retire earlier

11:10

ama insanlar farklı nedenlerle daha erken

or later for different reasons.

11:12

veya daha geç emekli olabilir.

What do you normally do for work?

11:14

Normalde işte ne yapıyorsun?

Like,

11:15

Yani,

what does your day-to-day look like? Kalıp ifadeler

11:15

günlük işlerin nasıl geçiyor?

Kalıp ifadeler

What does your day-to-day look like? ile günlük rutini sormak

Burada What does ... look like?, bir şeyin gözle nasıl göründüğünü değil, genellikle nasıl düzenlendiğini veya deneyimlendiğini sorar. Soru, bir rutinin temel bölümlerini anlatmaya davet eder. Your day-to-day, kişinin normal günlük işi veya rutini demektir. Cümlenin bütünü, tipik bir günde genellikle neler olduğuna dair pratik bir genel bakış ister.

Alıştırma

Bir rutinin nasıl düzenlendiğini soran ifadeyle soruyu tamamlayın: What does your day-to-day ____?

Cevabı göster

look like

I supervise the coaches that drive around the city, Kültür

11:17

Şehirde çalışan otobüs şoförlerini denetliyorum,

Kültür

Şehir içi ulaşımda the coaches

Şehir içi ulaşım dilinde coaches, spor antrenörlerini değil, büyük yolcu otobüslerini ifade edebilir. Ancak burada konuşmacı personelden söz ediyor ve sürdüklerini söylediği coaches grubunu denetliyor; dolayısıyla kastedilen, bu araçları kullanan kişilerdir. Buradaki the coaches, coach drivers veya bus operators için kullanılan, bağlama bağlı ve gevşek bir kısaltmadır.

Alıştırma

Bu toplu taşıma cümlesinde the coaches neyi ifade ediyor?

  1. Spor antrenörleri
  2. Otobüslerde yolculuk eden yolcular
  3. Toplu taşıma araçlarının şoförleri
Cevabı göster

Toplu taşıma araçlarının şoförleri

make sure they're safe,

11:19

güvenli şekilde araç kullandıklarından,

getting there on time,

11:20

duraklara zamanında vardıklarından

making sure we have a positive experience riding the Metro.

11:21

ve Metro yolculuğunun olumlu bir deneyim olmasını sağlıyorum.

What's your favorite part about your job?

11:24

İşinin en sevdiğin yanı ne?

The people,

11:26

İnsanlar;

interacting with people

11:27

insanlarla etkileşim kurmak

and being able to assist them to get to A and B.

11:28

ve A noktasından B noktasına gitmelerine yardımcı olabilmek.

And least favorite part about your job?

11:30

Peki işinin en sevmediğin yanı?

Probably the hours right now.

11:32

Muhtemelen şimdiki çalışma saatlerim.

I work 8:00 at night to 4:00 in the morning.

11:33

Gece 8.00'den sabah 4.00'e kadar çalışıyorum.

How many hours do you work each week in total?

11:34

Haftada toplam kaç saat çalışıyorsun?

Uh,

11:37

Ee,

40 hours a week.

11:37

haftada 40 saat.

How much do you earn each year?

11:38

Yılda ne kadar kazanıyorsun?

Approximately about $80,000.

11:39

Yaklaşık 80.000 dolar.

Hi, what's your name?

11:41

Merhaba, adın ne?

My name's Evan Hunter.

11:41

Benim adım Evan Hunter.

What do you do for a living?

11:43

Ne iş yapıyorsun?

I'm a data scientist at Fifth Third Bank.

11:44

Fifth Third Bank'ta veri bilimciyim.

What's your favorite part about your job?

11:46

İşinin en sevdiğin yanı ne?

I honestly really love my coworkers.

11:48

Açıkçası iş arkadaşlarımı gerçekten çok seviyorum.

We have a lot of great people I work with.

11:49

Birlikte çalıştığım çok iyi insanlar var.

What kind of projects do you work on?

11:51

Ne tür projeler üzerinde çalışıyorsun?

I'm primarily working on our digital messaging chatbot Genie right now

11:52

Şu anda ağırlıklı olarak dijital mesajlaşma sohbet botumuz Genie üzerinde çalışıyorum

and so working a lot with our operations partners,

11:56

bu yüzden operasyon ortaklarımızla yoğun şekilde çalışıyorum,

working a lot with our developers who work on the chatbot,

11:58

sohbet botu üzerinde çalışan geliştiricilerimizle de çok çalışıyorum,

figuring out what the chatbot's going to say in various circumstances. Öbek fiiller

12:00

ve sohbet botunun farklı durumlarda ne söyleyeceğini belirliyorum.

Öbek fiiller

figuring out: düşünerek çözmek veya anlamak

Figure out; düşünerek, analiz ederek veya farklı yollar deneyerek bir şeyi anlamak, nasıl çalıştığını keşfetmek ya da bir sorunu çözmek demektir. Bu cümlede figuring out, sohbet botunun farklı durumlarda ne söyleyeceğine karar verme sürecini anlatır. Kalıp figure out + isim veya soru yan cümlesidir. Burada what the chatbot's going to say... soru yan cümlesi, üzerinde çalışılıp belirlenen şeyi gösterir.

Alıştırma

Cümleyi figure out ifadesinin -ing biçimiyle tamamlayın: Maya is ____ how to fix the robot.

Cevabı göster

figuring out

How many hours do you work each week?

12:03

Haftada kaç saat çalışıyorsun?

40,

12:05

40,

50,

12:05

50,

somewhere in there.

12:06

o civarda.

Not too many.

12:06

Çok fazla değil.

I don't work as much as many people do.

12:07

Çoğu insan kadar çok çalışmıyorum.

Okay everybody,

12:21

Tamam millet,

I hope you guys enjoyed this video

12:22

umarım bu videoyu beğenmişsinizdir

and I hope this video gives you a glimpse of what people do for a living Kalıp ifadeler

12:24

ve umarım bu video size insanların ne iş yaptığına

Kalıp ifadeler

gives you a glimpse of: kısa ve kısmi bir bakış sunmak

give someone a glimpse of something kalıbı, bir kişinin bir şeyin küçük, kısa ama anlamlı bir bölümünü görmesini veya anlamasını sağlamak demektir. Glimpse sınırlı bir bakış ifade eder; bu nedenle kalıp tam bir tablo sunma sözü vermez. Bu cümlede video, izleyicilere insanların yaptığı işler hakkında kısa bir giriş sunar. Kalıp gerçek anlamda kısa bir bakışı ya da buradaki gibi mecaz anlamda sınırlı bir anlayışı anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi give us a glimpse of ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The short studio tour ____ how animated films are made.

Cevabı göster

gave us a glimpse of

and how much they earn each year.

12:28

ve yılda ne kadar kazandığına dair bir fikir vermiştir.

Go ahead and give me a like,

12:30

Videoyu beğenmeyi,

subscribe,

12:32

kanala abone olmayı unutmayın;

and I'll see you guys next week.

12:32

gelecek hafta görüşürüz.

Bye.

12:34

Hoşça kalın.