Yetişkinler Hız Treninden Düşme Tehlikesi Geçiren Kıza Sıkıca Tutundu: İngilizce çalışma notları
Inside Edition
Video özeti: Mamba'da bir kızın güvenlik düzeneği çözülür; iki yolcu onu tutar ve ardından resmî açıklama gelir. İngilizce noktaları: 1. "anything but." - Deyimler ve mecazlı ifadeler: Worlds of Fun adının vaat ettiği eğlenceyi tersine çevirir; gün eğlenceli değildir, istisna sayılmaz. 2. "out of an abundance of caution." - Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: doğrulanmış risk olmadan önlem almanın resmî gerekçesidir; sorun bulunmadığı söylenirken kemer değişimini açıklar. 3. "I just did what I hope that anybody else would do." - Konuşma edimbilimi ve tutum: just ve herkesin aynısını yapacağı düşüncesi kahramanlığı küçültür, övgüyü alçakgönüllülükle reddeder ve ortak ahlakı onaylar.
Bu derste
but on this day, it was anything but. Deyimler
0:03ama o gün eğlenceyle uzaktan yakından ilgisi yoktu.
Cümle sonundaki anything but: kesinlikle değil
Bu cümlede anything but, “kesinlikle değil” veya “hiç de öyle değil” anlamına gelir. Eksik bırakılan tanım parkın adından anlaşılır: o gün anything but fun, yani hiç eğlenceli değildi. be anything but + sıfat veya isim öbeği kalıbı, beklenen bir tanımı güçlü biçimde reddeder. Anything but ancak atlanan fikir önceki bağlamdan açıkça anlaşılıyorsa cümle sonunda bırakılabilir; burada ayrıca Worlds of Fun adına ironik bir terslik kazandırır.
Alıştırma
Beklenen tanımı güçlü biçimde reddeden ifadeyle cümleyi tamamlayın: The supposedly relaxing trip was ____ peaceful.
Cevabı göster
anything but
A couple was on a roller coaster when they heard blood-curdling screams. Deyimler
0:05Bir çift hız trenindeyken kan donduran çığlıklar duydu.
blood-curdling screams: aşırı dehşet ifade eden çığlıklar
Blood-curdling, “son derece korkutucu” veya “dehşet verici” anlamına gelen mecazi bir bileşik sıfattır. screams sözcüğünün korku etkisini güçlendirir; herhangi birinin kanında gerçek bir fiziksel değişimi anlatmaz. Bu bağlamda blood-curdling, izleyiciye çığlıkları hız trenindeki sıradan heyecan çığlıkları olarak değil, dehşet işaretleri olarak yorumlamasını söyler. Aynı sıfat yoğun korku yaratan sesleri, hikâyeleri veya deneyimleri de niteleyebilir.
Alıştırma
Bu cümlede blood-curdling ne anlama gelir: “A blood-curdling howl came from the dark hallway.”?
- Son derece korkutucu
- Sıradan ve neşeli
- Kanda gerçek bir değişime yol açan
Cevabı göster
Son derece korkutucu
after they say her seat belt came undone. Öbek fiiller
0:12anlattıklarına göre kızın emniyet kemeri açılmıştı.
came undone: artık bağlı veya sabit olmamak
Bu cümlede came undone, emniyet kemerinin artık güvenli biçimde takılı olmadığını, takılı durumdan açıldığını veya kurtulduğunu belirtir. Come burada konuşana doğru hareketi değil, bir durum değişikliğini ifade eden fiildir. come/came undone kalıbı özellikle ayakkabı bağı, düğüm ve kayış gibi bağlanmış, iliklenmiş veya başka biçimde sabitlenmiş şeyler için kullanışlıdır. Özne bir insan olduğunda farklı ve mecazi bir anlam taşıyabilir, ancak burada o anlamda değildir.
Alıştırma
Cümleyi “artık bağlı değildi” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: During the hike, the knot securing the tent ____, so we tied it again.
Cevabı göster
came undone
As Steven Fabian reports, they ended up clinging on to her Notlar
0:16Steven Fabian'ın haberine göre, sonunda kızı sımsıkı tuttular
As Steven Fabian reports: haber aktarımına geçiş işareti
Burada As Steven Fabian reports, haber dilinde çerçeve kuran bir ifadedir. As + muhabir veya kaynak + bildirme fiili kalıbı, ardından gelen bilgiyi o kişinin haberine bağlar ve çoğu zaman muhabirin bölümüne geçildiğini bildirir. Buradaki As yaklaşık olarak “bildirdiği veya açıkladığı üzere” anlamındadır; “çünkü” anlamına gelmez. Bu açılış ifadesini tanımak, dinleyicinin sunucunun girişini sonraki haber katmanından ayırmasına yardımcı olur.
Alıştırma
Bu haber cümlesinin başındaki “As Steven Fabian reports,” ifadesi ne işe yarar?
- Steven Fabian'ın haberciliğini başka bir muhabirin çalışmasıyla karşılaştırır.
- Haberin Steven Fabian yüzünden gerçekleştiğini söyler.
- Ardından gelen bilgiyi Steven Fabian'ın haberine bağlar ve haberde geçiş yapıldığını belirtir.
Cevabı göster
Ardından gelen bilgiyi Steven Fabian'ın haberine bağlar ve haberde geçiş yapıldığını belirtir.
end up + -ing: ended up clinging
End up + -ing, bir eylemi bir dizi olayın sonunda ortaya çıkan sonuç olarak anlatır; bu sonuç çoğu zaman plansız veya beklenmediktir. Buradaki ended up clinging, baştan böyle yapmayı amaçlamadıklarını, durumun sonunda ona tutunmak zorunda kaldıklarını gösterir. End up sonrasında, ortaya çıkan eylemi belirtmek için fiilin -ing biçimi kullanılır: end up doing something. Bu yapı yalnızca eylemin ne zaman olduğunu değil, durumun nasıl sonuçlandığını vurgular.
Alıştırma
Cümleyi end up ve walk sözcüklerinin doğru biçimleriyle tamamlayın: We took the wrong trail and ____ for two extra hours.
Cevabı göster
ended up walking
cling on to + nesne: clinging on to her
Cling on to someone or something, bir kişiye ya da nesneye çok sıkı tutunup bırakmamaya çalışmak demektir. Buradaki clinging on to her, eylemi sürekli ve acil gösterir: ona yalnızca dokunmuyor, güvenliği için onu sıkıca tutuyorlar. Kalıp cling on to + kişi veya nesne şeklindedir. her nesnesi, kimi sıkıca tuttuklarını belirtir.
Alıştırma
Cümleyi cling on to ifadesinin -ing biçimiyle tamamlayın: The ladder was shaking, so Nina kept ____ the side rail.
Cevabı göster
clinging on to
came to a stop: durma noktasına gelmek
Come to a stop, bir aracın, makinenin, eğlence aracının veya devam eden bir sürecin artık hareket etmediği ya da devam etmediği noktaya ulaşmasını anlatan kalıplaşmış bir fiil öbeğidir. Bu cümlede geçmiş zaman biçimi olan came, hareketin son noktasını gösterir. Burada stop sayılabilen bir isimdir; bu yüzden came to a stop ifadesinde a artikeli gerekir. Bu ifade hareketten durma durumuna geçişi vurgular; yalnızca stopped demek sonucu daha doğrudan bildirir.
Alıştırma
Bu dersteki, “yavaş yavaş durma noktasına ulaştı” anlamındaki kalıpla cümleyi tamamlayın: As the elevator slowed, it ____.
Cevabı göster
came to a stop
You can see the fear etched on their faces. Deyimler
0:21Yüzlerine kazınmış korkuyu görebilirsiniz.
fear etched on their faces: korkunun yüzlerine kazınması
fear etched on their faces ifadesinde geçmiş zaman ortacı olan etched, canlı bir sıfat gibi kullanılır. Yüz ifadeleri korkuyu o kadar açık gösterir ki korku sanki yüzlerine kalıcı olarak kazınmış gibi görünür. Tam cümlede fear etched on their faces bir isim öbeğidir. Etched on their faces, fear that is etched on their faces anlamındaki kısaltılmış bir ilgi cümleciği gibi görev yapar. Bu görsel bir mecazdır; derilerinin gerçekten oyulduğunu söylemez.
Alıştırma
You can see the fear etched on their faces cümlesinde etched, korkunun yüz ifadelerinde açıkça görüldüğü anlamına gelir; derilerinin gerçekten oyulduğu anlamına gelmez. Doğru mu, Yanlış mı seçin.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Doğru
A real-life nightmare is unfolding on this roller coaster. Anlatım akışı
0:24Bu hız treninde gerçek bir kâbus yaşanıyor.
“A real-life nightmare is unfolding”: haberlerde dramatik çerçeveleme
“Real-life nightmare”, korkunç veya felaket gibi hissedilen gerçek bir durum için kullanılan bir benzetmedir; birinin rüya gördüğü anlamına gelmez. Olgusal ayrıntılardan önce duygusal yorumu öne çıkarır. Süreklilik bildiren “is unfolding”, olayı tamamlanmış bir hadise olarak değil, izleyicinin önünde aşamalar hâlinde gelişen bir durum olarak sunar. Bu iki seçim birlikte haberi gerilimi giderek artan bir sahne şeklinde düzenler; bu, haberlerde yaygın bir dramatik çerçevelemedir.
Alıştırma
“A real-life nightmare is unfolding on this roller coaster.” ifadesi nasıl bir etki yaratıyor?
- Birinin hız treninde uyuyakalıp rüya görmeye başladığını bildiriyor.
- Hız trenlerinin nasıl çalıştığına ilişkin tarafsız bir teknik açıklama veriyor.
- Gerçek bir kazayı izleyicinin önünde gelişen korkutucu bir durum olarak çerçeveliyor.
Cevabı göster
Gerçek bir kazayı izleyicinin önünde gelişen korkutucu bir durum olarak çerçeveliyor.
“let out this blood-curdling scream”: kan donduran bir çığlık atmak
“Let out this blood-curdling scream” ifadesindeki “let out”, özellikle ani bir fiziksel tepki olarak bir ses çıkarmak anlamına gelir. Nesne, ses bildiren “scream” sözcüğüdür; onun herhangi bir şeyin dışarı çıkmasına izin verdiği anlamına gelmez. “Let out + a/an + ses bildiren isim” kalıbı “cry”, “sigh”, “laugh”, “cheer” veya “roar” ile de kullanılabilir. “Blood-curdling”, “scream” sözcüğünü, duyulması dehşet verici bir ses olarak niteleyip güçlendirir ve tepkiyi canlı ve aşırı gösterir.
Alıştırma
“Aniden bir ses çıkardı” anlamındaki hedef iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: When the lights went out, Maya ____ a scream.
Cevabı göster
let out
in danger of being swept: edilgen -ing biçimiyle risk anlatımı
In danger of, zarar veya başka bir istenmeyen sonucun gerçekleşmesine yönelik gerçek bir olasılığı ifade eder. of sözcüğünden sonra bir isim ya da -ing biçimi gelir. Buradaki being swept, edilgen bir -ing biçimidir: eylemi kız yapmaz, eylem kıza uygulanır. in danger of being + geçmiş zaman ortacı kalıbı, risk altındaki kişi veya nesnenin bir eyleme maruz kalabileceğini anlatmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Teknenin eyleme maruz kalabileceğini göstermek için cümleyi hedef yapıyla tamamlayın: During the storm, the small boat was ____ out to sea.
Cevabı göster
in danger of being swept
and those two adults are hanging on to her for dear life. Notlar
0:36o iki yetişkin de onu can havliyle tutuyor.
hanging on to her: sıkıca tutup bırakmamak
Hang on to someone or something, bir kişiyi ya da nesneyi sıkıca tutmak ve bırakmamak anlamına gelir. hanging on to her ifadesindeki sürerlik biçimi, araç hareket ederken yetişkinlerin kızı tutmaya devam ettiğini gösterir. Nesne to sözcüğünden sonra gelir: hang on to + kişi veya nesne. Aynı öbek fiil, bir eşyayı, fırsatı ya da inancı elinde tutmaya devam etmek anlamında da kullanılabilir.
Alıştırma
Yönergeyi hedef öbek fiille tamamlayın: The train may jolt as it starts, so ____ the handrail.
Cevabı göster
hang on to
for dear life: can havliyle tutunmak
Bu cümlede for dear life, “gerçek bir tehlike varmış gibi var gücüyle ve umutsuzca” anlamına gelir. hanging on eylemini yalnızca sıkıca tutunmaktan çok daha güçlü ve acil gösterir. Bu bir deyimdir: dear burada “son derece değerli”, life ise korunmaya çalışılan yaşamdır. İfade genellikle hold on, cling, grip veya run gibi eylemlerden sonra gelir; burada dear ne birine “sevgili” diye seslenir ne de “pahalı” anlamındadır.
Alıştırma
Cümleyi, for ile başlayan ve “tehlike nedeniyle var gücüyle” anlamına gelen üç kelimelik kalıplaşmış deyimle tamamlayın: During the sudden drop, Leo gripped the safety bar ____.
Cevabı göster
for dear life
I had kind of looped my arm underneath the extremely loose lap bar. Notlar
0:40Son derece gevşek olan bel hizasındaki güvenlik barının altına kolumu dolamıştım.
Bir eylemden önce belirsizlik katan kind of
Burada kind of, looped fiilinden önce gelen konuşma diline özgü bir yumuşatma ifadesidir. Konuşanın kolunun konumu kabaca bu tarife benziyordu; hareketin tam veya dikkatle planlanmış olduğu söylenmiyor. Bu kullanım, tam olarak gözde canlandırılması zor bir şeyi hatırlarken veya anlatırken konuşanın fazla kesin görünmesini önler. Eylemin tarifini değiştirir; eylemin hangi kategoriye ait olduğunu sormaz.
Alıştırma
“I kind of moved the chair closer,” cümlesinde kind of ne anlatır?
- Konuşan kişi sandalyeyi nazikçe hareket ettirdi.
- Konuşan kişi bir sandalye türünü adlandırıyor.
- Hareket kesin değil, yaklaşık olarak tarif ediliyor.
Cevabı göster
Hareket kesin değil, yaklaşık olarak tarif ediliyor.
lap bar: kucağın üzerinden geçen eğlence tesisi güvenlik bariyeri
Lap bar, eğlence tesisi koltuğundaki sert güvenlik bariyeridir. Genellikle yolcunun kucağının veya üst bacaklarının üzerinden kapanarak yolcuyu koltuğunda sabitler. Bu cümlede konuşan kişi, bariyer aşırı gevşek olduğu için kızın güvende kalmasına yardımcı olmak amacıyla kolunu bariyerin altına dolamıştır. Buradaki bar, eğlence tesisinin güvenlik sistemindeki bir parçadır; sıradan bir korkuluk ya da içki servisi yapılan bir yer değildir.
Alıştırma
Eğlence parkında görevli, her yolcunun kalçalarının üzerinden geçen dolgulu sabitleme düzeneğinin ne olduğunu kontrol etti. En uygun İngilizce ifadeyi boşluğa yazın: At the amusement park, the operator checked that the padded restraint across each rider's thighs was a ____.
Cevabı göster
lap bar
death grip: korkudan aşırı sıkı tutuş
Death grip, genellikle korku, heyecan veya tehlike hissi nedeniyle bir şeyi ya da birini aşırı sıkı tutmayı anlatan gayriresmî bir isim öbeğidir. Bu, kelimenin tam anlamıyla ölüme yol açan bir tutuş değildir; canlı ve abartılı bir ifadedir. have a death grip on someone yapısında on, tutulan kişiyi veya şeyi gösterir. Burada kızın arkadaşına büyük bir güçle sıkıca sarıldığını anlatır.
Alıştırma
death grip hangi cümlede doğal biçimde kullanılmıştır?
- The frightened child had a light touch on the railing.
- The frightened child looked at the railing from a distance.
- The frightened child had a death grip on the railing.
Cevabı göster
The frightened child had a death grip on the railing.
at Worlds of Fun in Kansas City, Missouri.
0:55Missouri eyaletinin Kansas City kentindeki Worlds of Fun'da yaşandığını söylüyor.
Were you communicating with the young girl while this was all going on? Öbek fiiller
0:57Tüm bunlar olurken genç kızla iletişim kuruyor muydunuz?
“gerçekleşiyor olmak” anlamındaki “going on”
Burada “going on”, bir şeyin “olması” veya “gerçekleşmesi” anlamına gelir. Konuşmacı, olay sırasında yaşanmakta olan her şeyi soruyor. “while this was all going on” yapısında “this” durumu belirtir; “all” ise farklı olay ve sorunları devam eden tek bir arka plan olarak bir araya getirir.
Alıştırma
“while this was all going on” ifadesinde “going on” ne anlama gelir?
- gerçekleşiyor olmak
- konuşmaya devam etmek
- fiziksel olarak ilerlemek
Cevabı göster
gerçekleşiyor olmak
Anlatıda zaman belirteci olarak “At one point”
“At one point”, daha uzun bir olayın içindeki zamanı belirtilmemiş tek bir anı seçer. Konuşmacının kesin bir zaman vermeden o anda olanlara odaklanmasını sağlar. Cümlenin başında kullanıldığında, sıradaki bilginin hikâyedeki önemli bir adım veya değişiklik olduğunu belirtir. Burada anlatım, olayın genelinden ilerleme kaydedilen belirli bir ana geçer.
Alıştırma
Altyazıdaki “At one point” ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Belirli bir fiziksel konumda
- Konuşmacının konuştuğu tam anda
- Daha uzun olay sırasında zamanı belirtilmemiş bir anda
Cevabı göster
Daha uzun olay sırasında zamanı belirtilmemiş bir anda
you know, to kind of make eye contact with me, Kalıp ifadeler
1:03benimle biraz göz teması kurmasını sağlayabildim
Make eye contact with someone: biriyle göz teması kurmak
“make eye contact with me” ifadesinde make eye contact with someone, iki kişinin bakışlarının buluşmasını sağlayacak şekilde bakmak anlamındaki standart eşdizimdir. Burada konuşmacı, kızın dikkatini verdiğini kontrol etmek ve onu rahatlatmak için kendisiyle göz teması kurmasını istiyor. Yapı make + eye contact + with + kişi şeklindedir. Eye contact bu ifadede normalde sayılamaz, bu yüzden önüne a getirilmez: make eye contact denir, make an eye contact denmez.
Alıştırma
Cümleyi “karşılıklı göz teması kurmak” anlamındaki standart eşdizimle tamamlayın: During the interview, try to ____ the interviewer while you answer.
Cevabı göster
make eye contact with
and I just said to her, "Look, I've got you. Ton ve niyet
1:05ve ona şöyle dedim: “Bak, seni tutuyorum.
Güvence vermek için I've got you
Bu kurtarma bağlamında I've got you, “seni tutuyorum veya destekliyorum ve düşmene izin vermeyeceğim” anlamına gelir. Bu, fiziksel güvenlik konusunda anında verilen bir güvencedir; karşıdaki kişiye sahip olunduğunu söylemez. İfadenin tam etkisi bağlamdan gelir. Biri tehlikedeyken veya dengesini kaybederken bu ifade, “seni sağlam biçimde tutuyorum” gerçeğini “benimle güvendesin” biçimindeki koruma sözüyle birleştirebilir.
Alıştırma
Bir tırmanıcı kayar, ancak arkadaşı güvenlik ipini sıkıca tutarak “I've got you.” der. İfade burada ne anlama gelir?
- Sen bana aitsin.
- Seni tutuyor veya destekliyorum ve güvende kalmanı sağlayacağım.
- Söylediğin görüşü anlıyorum.
Cevabı göster
Seni tutuyor veya destekliyorum ve güvende kalmanı sağlayacağım.
We're going to get through the entire ride. Öbek fiiller
1:09Bu yolculuğun sonuna kadar dayanacağız.
get through the entire ride.: tüm yolculuğu atlatmak
Burada get through, zor bir şeye dayanmak ve onun sonuna ulaşmak anlamına gelir. Get through ifadesinin nesnesi the entire ride olduğundan konuşan kişi, herkesin bu yolculuk bitene kadar dayanacağını söylüyor. Bu öbek fiil, zor bir dönemi, olayı veya görevi tamamlamayı başardığımızı anlatmak için kullanılır. Bu cümlede fiziksel bir geçitten geçmek anlamında değildir.
Alıştırma
Yolculuk korkutucu, ama yakında bitecek. Senin ve diğerlerinin sonuna kadar dayanacağını anlatan cümle hangisi?
- We're going to go through a doorway.
- We're going to get through to the operator.
- We're going to get through the entire ride.
Cevabı göster
We're going to get through the entire ride.
I'm not going to let you go.: seni bırakmayacağıma dair kesin söz
Bu cümlede I'm not going to + fiilin yalın hâli, sıradan bir gelecek tahmini değil, şu anda verilmiş kesin bir niyeti veya sözü ifade eder. Eylem hemen gerçekleştiği için bu bağlılık kararlı ve güven verici duyulur. Let you go, seni bırakmak veya seni tutmayı bırakmak demektir. Burada anlamı gerçek ve fizikseldir. Başka bağlamlarda aynı ifade birinin gitmesine izin vermek, bir çalışanı işten çıkarmak veya bir ilişkiyi bitirmek anlamına gelebilir; ancak bu cümlede bu anlamlar geçerli değildir.
Alıştırma
Tehlikeli bir yolculuk sırasında korkmuş bir çocuğu güvenli şekilde tutuyorsunuz. Çocuğu bırakmayacağınıza dair kesin bir söz veren cümle hangisidir?
- I'm not going to let you win.
- I'm not going to let you go.
- I'm not going to leave you.
Cevabı göster
I'm not going to let you go.
The terrifying ordeal lasted around 2 minutes Kelime
1:14Bu dehşet verici olay yaklaşık iki dakika sürdü
terrifying ordeal: uzun süren korkunç bir çile
terrifying ordeal, yalnızca korkutucu tek bir anı değil, korku ve sıkıntının sürdüğü zorlu bir deneyimi anlatır. Ordeal, nötr experience kelimesinden daha güçlüdür; yaşanan şeyi acı verici, tehlikeli veya duygusal açıdan yıpratıcı gösterir. Terrifying ise korkunun derecesini açıkça belirtir. Bu cümlede ifade, yaklaşık iki dakikayı tek ve kesintisiz bir çile olarak özetler. Odak, her anı tek tek saymak değil, kişinin katlandığı bütün deneyimdir.
Alıştırma
Hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The long evacuation became a ____ for the residents.
Cevabı göster
terrifying ordeal
She was in just sheer panic even after getting off the ride. Notlar
1:18Kız araçtan indikten sonra bile hâlâ büyük panik içindeydi.
sheer panic: tamamen bunaltıcı korku
sheer panic, tamamen bunaltıcı bir korku anlamına gelir. Burada sheer, soyut bir isim olan panic kelimesinin önünde derecelendirme yapar ve korkunun onun tepkilerini bütünüyle ele geçirdiğini gösterir; yalnızca biraz korktuğunu anlatmaz. in sheer panic ifadesi, onun hareket ettiği ruh hâlini anlatır. Eğlence aracından inmek acil durumdan uzaklaşmasını sağlamıştır, ancak cümle paniğin hemen geçmediğini belirtir.
Alıştırma
Tamamen bunaltıcı bir korkuyu gösteren ifadeyi seçin: When the fire alarm rang, the shoppers rushed outside in ____.
- sheer panic
- mild curiosity
- quiet confidence
Cevabı göster
sheer panic
lunapark aletinden indikten sonra bile
even after + -ing, bitmiş bir olayla sonrasında devam eden bir durumu bağlar ve beklenmedik karşıtlığı vurgular. Burada lunapark aletinden inmek normalde korkuyu bitirmeliydi, ama kız indikten sonra da aşırı panik hâlindeydi. Buradaki temel anlam tekrarlanan bir eylem ya da even kelimesinin “çift sayı” anlamı değildir. Anlam, beklenenin tersine durumun devam etmesidir.
Alıştırma
Bir etkinlik bittikten sonra bir duygunun beklenmedik biçimde devam ettiğini hangi cümle gösterir?
- She was in sheer panic even after getting off the ride.
- She got off the ride before the panic started.
- She felt calm after getting off the ride.
Cevabı göster
She was in sheer panic even after getting off the ride.
lunapark aletinden inmek
Get off the ride, bir lunapark aletine bindikten sonra ondan inmek anlamına gelen bir phrasal verb yapısıdır. Get off, ride kelimesini üzerinde oturulan veya binilerek kullanılan bir şey olarak ele alır; yani aletin üzerindeyken ondan aşağı inmeyi anlatır. Bu cümlede getting off the ride, kızın fiziksel olarak lunapark aletinden ayrılmasını anlatır. Panikten kurtulmak ya da cezadan kaçmak anlamına gelmez; bunlar get off yapısının farklı kullanımlarıdır.
Alıştırma
Bir lunapark aleti durduktan sonra ondan inmeyi doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- We got out of the ride after it stopped.
- We got on the ride after it stopped.
- We got off the ride after it stopped.
Cevabı göster
We got off the ride after it stopped.
Following the incident, a state safety inspection was conducted Notlar
1:23Olayın ardından eyalet yetkilileri bir güvenlik denetimi gerçekleştirdi
Following the incident: resmî bir zaman geçişi
Burada Following the incident, “olaydan sonra” anlamına gelir. following edatı, ana olayın zamanını belirleyen bir isim öbeği getirir; birinin olayı fiziksel olarak takip ettiği anlamına gelmez. İfadenin cümlenin başında kullanılması, resmî bir raporu olayın kendisinden daha sonra olanlara taşır. Virgül, başlangıçtaki zaman çerçevesinin bittiğini gösterir; ana cümle de bir sonraki gelişmeyi verir.
Alıştırma
“Sonrasında” anlamına gelen hedef zaman bağlayıcısıyla resmî rapor cümlesini tamamlayın: “____ the data breach, the bank reset all staff passwords.”
Cevabı göster
Following
inspection was conducted: resmî raporlarda kullanılan edilgen ifade
Conduct an inspection, “düzenli ve planlı bir denetim gerçekleştirmek” anlamına gelen resmî bir eşdizimdir. Bu cümlede conduct, müzik yönetmekle ilgili anlamında kullanılmaz. Edilgen was conducted biçimi denetimi odak noktası yapar ve denetimi kimin gerçekleştirdiğini belirtmez. Bir rapor, işlemi yapan kurum veya kişilerden çok resmî eyleme önem verdiğinde bu yapı yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
Resmî edilgen raporu conduct fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: “A safety inspection ____ after the alarm.”
Cevabı göster
was conducted
reportedly: Bilginin dolaylı kaynağını belirtmek
Reportedly, bilginin bir rapordan veya başka bir kişinin aktarımından geldiğini belirten bir cümle zarfıdır. Burada emniyet kemerleriyle ilgili bulguyu, konuşanın bizzat doğruladığı bir gerçek olarak değil, dolaylı bir kaynaktan gelen bilgi olarak sunar. Bu kelime bulgunun yanlış olduğu anlamına gelmez. Kaynakla konuşan kişi arasındaki mesafeyi gösterir; konuşan iddiayı aktarır ama onu doğrudan garanti etmez.
Alıştırma
Bu cümlede reportedly neyi belirtir? Bilginin... olduğunu belirtir.
- bir rapordan veya başka bir kaynaktan geldiğini ve konuşan kişi tarafından doğrudan doğrulanmış olarak sunulmadığını
- konuşan kişinin bizzat doğruladığı bir gerçek olduğunu
- herkes hemfikir olduğu için kesin olduğunu
- kesinlikle yanlış olduğunu
Cevabı göster
bir rapordan veya başka bir kaynaktan geldiğini ve konuşan kişi tarafından doğrudan doğrulanmış olarak sunulmadığını
The park says no issues were found, Anlatım akışı
1:32Park yönetimi herhangi bir sorun bulunmadığını söylüyor,
but 18 lap belts were replaced out of an abundance of caution. Kalıp ifadeler
1:34ancak ihtiyaten 18 bel emniyet kemeri değiştirildi.
no issues were found, but 18 lap belts were replaced: Karşıtlık kurmak
Edilgen yapıdaki no issues were found, sorunları kimin bulduğunu belirtmeden resmî bir sonucu sunar. Ardından but, bu sonucu başka bir olguya bağlar: 18 lap belts were replaced. Bu bağlaç cümleyi bir karşıtlık etrafında düzenler: resmî olarak hiçbir sorun bulunmamıştır, ancak ekipman yine de değiştirilmiştir. Açıklanan sonuçla tedbir amaçlı işlem arasındaki farkı öne çıkarır; parkın yalan söylediğini doğrudan söylemez.
Alıştırma
Bu cümlede but ne yapıyor? The park says no issues were found, but 18 lap belts were replaced.
- Resmî bulgu ile gerçekleştirilen eylem arasındaki karşıtlığı vurguluyor.
- Parkın sorun bulduğunu kabul ettiğini gösteriyor.
- Kemerlerin neden değiştirildiğini açıklıyor.
- İki eylemi zaman sırasına koyuyor.
Cevabı göster
Resmî bulgu ile gerçekleştirilen eylem arasındaki karşıtlığı vurguluyor.
out of an abundance of caution: anlamı ve kullanımı
Out of an abundance of caution, doğrulanmış bir tehlike olmasa bile özellikle dikkatli olmak için ek bir güvenlik adımı atmak anlamına gelir. Bu cümlede ifade, parkın kemerleri neden değiştirdiğini açıklar; parkın bir kusur bulduğunu söylemez. Bu ifade, yapılan eylemin nedeninin tedbirli davranmak olduğunu gösterir. Abundance, gereken asgari düzeyden daha fazla ihtiyat anlamı katar. Bu nedenle ifade çoğu zaman bir önleyici kararı, ortada kesinlikle bir sorun olduğunun kanıtı olarak değil, sağduyulu bir seçim olarak sunar.
Alıştırma
Şirket, herhangi bir arıza doğrulanmamış olmasına rağmen tüm şarj cihazlarını değiştirdi. Bu kararı en iyi açıklayan ifade hangisidir?
- to reduce the number of inspections
- out of an abundance of caution
- because a fault had been confirmed
Cevabı göster
out of an abundance of caution
the ride is equipped with a multi-layered restraint system, Kalıp ifadeler
1:41aracın çok katmanlı bir güvenlik sabitleme sistemiyle donatıldığını
is equipped with + isim: bir donanımı tanımlamak
Is equipped with, bir nesnenin tasarımının veya sağlanan donanımının parçası olarak belirli bir araca, özelliğe ya da sisteme sahip olduğunu anlatan edilgen bir yapıdır. Bu cümlede, eğlence aracının güvenlik donanımının bir parçası olarak çok katmanlı bir sabitleme sistemine sahip olduğu anlatılır. Bu yapı, sistemi kimin kurduğuna veya kimin kullandığına değil, eğlence aracına ve onun güvenlik donanımına odaklanır. Tasarlanmış bir özelliği veya donanım düzenini resmî biçimde açıklamak için kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle bir cihazın sahip olduğu özelliği belirtmek için is equipped with kullanır?
- The drone is equipped with a thermal camera.
- The drone is equipped to detect heat.
- The drone has a thermal camera.
Cevabı göster
The drone is equipped with a thermal camera.
since the initial concern was raised. Kalıp ifadeler
1:45hem de ilk endişenin dile getirildiği günden beri.
has operated safely since the initial concern was raised: ilk endişe dile getirildiğinden beri güvenli şekilde işletiliyor
Has operated, operate fiilinin İngilizcedeki present perfect biçimidir. Since ile kullanıldığında geçmişteki bir başlangıç noktasını şimdiye bağlar: özne, endişe dile getirildiğinde güvenli şekilde çalışmaya başlamış ve bunu şimdiye kadar sürdürmüştür. Since the initial concern was raised başlangıç olayını belirtir; safely ise çalışmanın nasıl gerçekleştiğini açıklar. Cümle günümüze kadar uzanan bir güvenlik geçmişi bildirir. Bu başlangıç noktasından önce de güvenli olduğunu söylemez.
Alıştırma
Geçmişte başlayıp şimdiye kadar süren bir güvenlik geçmişini bildiren cümleyi seçin.
- The shuttle has operated safely since its last inspection.
- The shuttle operates safely on weekday mornings.
- The shuttle operated safely during yesterday's test.
Cevabı göster
The shuttle has operated safely since its last inspection.
concern was raised.: bir endişe dile getirildi
Raise a concern, bir endişeyi veya olası bir sorunu birinin dikkatine sunmak anlamına gelir. Profesyonel ve resmî iletişimde kullanılan yerleşik bir birlikteliktir; bu nedenle say a concern doğal bir alternatif değildir. Concern was raised ifadesinde edilgen yapı concern sözcüğünü odağa alır ve bunu dile getiren kişiyi belirtmez. İfade, güvenlik sorununun gündeme getirildiğini söyler; endişenin doğru olduğunun kanıtlandığını söylemez.
Alıştırma
Olası bir sorunun gündeme getirildiğini bildirmek için concern was raised edilgen ifadesini kullanan cümleyi seçin.
- The safety meeting caused more concern.
- People expressed concern during the safety meeting.
- A concern was raised during the safety meeting.
Cevabı göster
A concern was raised during the safety meeting.
Matthew Miller is a ride safety expert.
1:48Matthew Miller, eğlence araçları güvenliği konusunda uzman.
Bir hız treni kategorisi olarak hyper coaster
Buradaki hyper coaster, birinin aşırı hareketli olduğunu anlatmaz; hız treni sektöründe kullanılan bir kategoridir. Genellikle yüksekliği veya düşüşü yaklaşık 200 fit ya da daha fazla olan, tam devreli çok büyük bir hız trenini ifade eder. Mamba’ya hyper coaster denmesi önce aracın sınıfını belirtir; ardından verilen yükseklik ve hız değerleri neden bu sınıfa girdiğini gösterir.
Alıştırma
Bir eğlence parkında, şu cümledeki hyper coaster ne anlama gelir: “Falcon Rush is a hyper coaster with a 210-foot drop.”?
- Yalnızca çok enerjik yolcular için tasarlanmış bir hız treni
- Yüksekliğe dayalı bir kategorideki büyük hız treni
- Özellikle heyecan verici hissettiren herhangi bir hız treni
Cevabı göster
Yüksekliğe dayalı bir kategorideki büyük hız treni
By the way, Chris Evans is also the name of the actor Notlar
1:59Bu arada Chris Evans, aynı zamanda
Bir ara yorum sunmak için By the way
By the way, dinleyiciye konuyla bağlantılı ancak temel olmayan bir yorumun geleceğini bildiren bir söylem belirtecidir. Önceki noktaya kanıt eklemek yerine dikkati geçici olarak ana çizgiden uzaklaştırır. Burada ana haberden sonra gelen daha hafif bir ara yorumu işaretler. Başka bağlamlarda ek bir bilgi vermek veya daha gevşek bağlantılı bir konuya geçmek için kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, bağlantılı fakat temel olmayan bir ara yorumu sunmak için doğal bir geçiş kullanıyor?
- Therefore, the library must stay open until nine.
- By the way, the library stays open until nine.
- Anyway, let's return to the budget.
Cevabı göster
By the way, the library stays open until nine.
who plays Captain America in the Marvel movies.
2:02Marvel filmlerinde Kaptan Amerika'yı canlandıran aktörün adı.
Chris Evans, Captain America ve Marvel filmleri
Captain America, Marvel'ın kurgusal bir süper kahramanıdır. Marvel filmlerinde bu karakteri aktör Chris Evans canlandırır. Bu haberdeki Chris Evans farklı bir kişidir: tesadüfen aynı adı taşıyan sıradan bir yolcu. Aktörden söz edilmesi bir şakaya zemin hazırlar; yolcunun kurtarma eylemi bir süper kahramanın yapacağı şeye benzetilir.
Alıştırma
Konuşmacı Chris Evans'ı neden Captain America ve Marvel filmleriyle ilişkilendiriyor?
- Yolcunun rol aldığı bir Captain America filmini belirlemek için
- Yolcunun Marvel filmlerindeki aktör olduğunu söylemek için
- Yolcunun kurtarma eylemini bir süper kahramanın yaptıklarına benzeten bir şakaya zemin hazırlamak için
Cevabı göster
Yolcunun kurtarma eylemini bir süper kahramanın yaptıklarına benzeten bir şakaya zemin hazırlamak için
Are you the real Captain America or what? Ton ve niyet
2:05Yoksa gerçek Kaptan Amerika siz misiniz?
Soru sonundaki or what?
Burada or what? gerçekten başka bir seçenek istemez. Are you the real Captain America? sorusunun sonuna eklenince soruyu abartılı bir tepkiye dönüştürür: konuşmacı, Chris'in kurtarma davranışının bir süper kahramana yakıştığını şakayla ima eder. Genel olarak soru sonundaki or what?, dinleyicinin açık seçenekler arasından seçim yapmasını değil, güçlü biçimde ima edilen bir fikre tepki vermesini ister. Şaşkınlık, inanmama veya meydan okuma tonu katabilir.
Alıştırma
Yakın bir arkadaşınız üç ağır kutuyu birden taşır. Gülümseyip “Are you a superhero or what?” dersiniz. Bu, “or what?” ifadesinin şakacı bir hayranlık için doğal bir kullanımıdır.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Doğru
I just did what I hope that anybody else would do. Notlar
2:09sadece başkasının da aynı durumda yapacağını umduğum şeyi yaptım.
Konuşmada kendini düzeltme işareti olarak I mean,
Bu cümlede “I mean”, konuşurken kişinin kendi sözünü düzeltmesini gösteren bir işarettir. Konuşmacı duraksayıp yarım bir başlangıç yaptıktan sonra o başlangıcı bırakmak ve yanıtına daha açık biçimde yeniden başlamak için bu ifadeyi kullanır. Burada “I mean”, önceki sözcüklerin tanımını açıklamaz. Konuşmada “söylediğimi yeniden başlatayım veya düzelteyim” anlamında bir yön değişikliği işareti olabilir; bu yüzden ardından düşüncenin değişip değişmediğini dinleyin.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: “I was going to— I mean, I can finish it tonight.” I mean burada ne yapıyor?
- finish sözcüğünü tanımlar.
- Görevin az önce tamamlandığını belirtir.
- Konuşmacının düşüncesini yeniden başlatıp düzeltir.
Cevabı göster
Konuşmacının düşüncesini yeniden başlatıp düzeltir.
“I just did what I hope that anybody else would do.” cümlesindeki alçakgönüllülük
Burada “just”, “yalnızca” veya “bundan fazlası değil” anlamına gelir; “az önce” demek değildir. Yapılan eylemi olağanüstü değil, sıradan gösterir. “what I hope that anybody else would do” yan cümlesi, eylemi ortak bir düzgün davranış ölçüsü içine yerleştirir. “I hope”, konuşmacının diğer insanlar hakkındaki kesinliğini yumuşatır; cümlenin bütünü dikkati kişisel kahramanlıktan uzaklaştırır ve davranışı herkesin yapması gereken bir şey olarak sunar.
Alıştırma
Konuşmacı “I just did what I hope that anybody else would do” cümlesindeki “just” ile nasıl bir etki yaratıyor?
- Eylemi kahramanca değil, sıradan bir davranış olarak sunmak.
- Eylemin yalnızca bir an önce gerçekleştiğini söylemek.
- Başka hiç kimsenin harekete geçmek istemediğini iddia etmek.
Cevabı göster
Eylemi kahramanca değil, sıradan bir davranış olarak sunmak.
what I hope that anybody else would do: öncülü kendi içinde olan ilgi yan cümlesi
Burada what, öncülü kendi içinde bulunan what I hope that anybody else would do ilgi yan cümlesini başlatır. Yan cümlenin tamamı “başka herhangi bir kişinin yapmasını umduğum şey veya eylem” anlamına gelir ve did fiilinin nesnesidir. What zaten the thing that düşüncesini içerdiği için burada soru sözcüğü değildir. Yan cümlenin içinde I hope, that anybody else would do içerik yan cümlesini alır. Would, varsayılan benzer bir durumda başka bir kişinin yapacağı eylemi gösterir. Bu söyleyiş, konuşanın kendi davranışını aynı tür durumda herkesin izlemesini umduğu bir ölçüt olarak sunar. Genel olarak bu yapıda what + yan cümle, “... olan şey veya şeyler” anlamını ayrı bir öncül olmadan isim görevli tek bir birimde toplar.
Alıştırma
Cümleyi the thing that, yani “... olan şey” anlamındaki tek bir kaynaşmış ilgi sözcüğüyle tamamlayın: Maya chose ____ she believed the team would need.
Cevabı göster
what